PİLS (İsidore)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLS (İsidore), fransız ressamı (Paris 1813-Douarnenez 1875). 1838′de Roma ödülünü âldı. Tarihî konularda resimler yaptı. Daha sonra fransız ordusuyle Kırım’a gitti. Başlıca eserleri: Rouget de Vtsle, Dietrîch’in Evinde İlk Defa «Marseillaise»i Söylerken (1849 Louvre); Paris Manzaraları (Carnavalet müzesi). Birçok taşra müzesinde eserleri vardır. (l)
PİLSEN. Bk. PLZEN.
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLS (İsidore) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLMAR
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLMAR, yun. Pilomarion, Ege denizinde Midilli adasının güney kıyısında kasaba. Osmanlı devrinde Midilli sancağının bir kaza merkeziydi. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLMAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİMELİA
Tarih 31 Mayıs 2009
PİMELİA i. Oldukça büyük boylu, genellikle siyah renkli, dikenli elitralı böcek. (Pimelia bipunetata Akdeniz kıyılarında yaşar. Kınkanatlıların tenebrionidae familyasından.) [L]
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİMELİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLSBURY (Walter Bowers)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLSBURY (Walter Bowers), amerikalı psikolog (Burlington, Iowa 1872-Ann Ar-bor, Michigan 1960). Oskaloosa’da (Towa) Pehn kolejinde okudu. 1892′de Nebraska üniversitesini bitirdi. 1896′da Cornell üniversitesinde felsefe doktorasını verdi. 1895 -1896 Arasında aynı üniversitede psikoloji asistanlığı yaptı. Daha sonra Michigan üniversitesine geçti. 1879-1900 Arasında öğretim üyesi, 1900-1905 arasında asistan, 1905 -1910 arasında felsefe doçenti ve psikoloji laboratuvarı yöneticisi, 1910′da profesör, 1929-1942 arasında da Psikoloji bölümü başkanı oldu. Başlıca eserleri: Attention (Dikkat) [1908]; Psychology of Reasoning (Mantık Psikolojisi) [1910]; Essentials of Psychology of Reasoning (Mantık Psikolojisinin Esasları) [1910]; Essentials of Psychology (Psikolojinin Esasları) [1911]; Fundamen-tals of Psychology (Psikolojinin Temelleri) [1916]; Psychology of Nationality and tnter-nationalism (Milliyetçilik Psikolojisi ve Beynelmilelcilik) [1919]; Education as the Psychologist Sees it (Psikolog Gözüyle Eğitim) [1925]; History of Psychology (Psikoloji Tarihi) [1929] ve Psychology of Memory (Hafıza Psikolojisi) [1938]. (m)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLSBURY (Walter Bowers) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLNİTZ
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLNİTZ, Almanya’da köy, Saksonya’da, Elbe kıyısında. Saksonya sülâlesinin yazlık merkezi olan şehrin şatosunda 1791′de imparator Leopold II ile Prusya kralı Friedrich Wilhelm II görüştüler. (L)
PİLLİ dağı. Bk. pellî daği.
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLNİTZ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLSENİT
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLSENİT i. (fr. pilsenite). Miner. Tabiî bizmut tellürür. (l)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLSENİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLPAYE
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLPAYE blş. i. (fars. pil, fil ve paye, basamak’tan pil-pâye). Mim. Esk. Kemerli ve kubbeli binalardaki filayağı denilen sütun. Bk. filayağı. (m)
PİLPAY. Bk. BiDPAY.
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLPAYE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLOTY (Kari VON)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLOTY (Kari VON), alman ressamı (Münih 1826-Ambach 1886). Litograf Ferdinand Piloty’nin (1786-1844) oğlu ve öğrencisi. Alman tarihinden ve özellikle Wallenstein’ın hayatından çeşitli temaları işledi. Münih akademisinin müdürüydü (1874). özellikle Münih’te muhafaza edilen eserlerinde idealizm ve gerçekçi gözlem birarada görülür. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOTY (Kari VON) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLOTY (Ferdinand)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLOTY (Ferdinand), alman ressamı (Münih 1828-ay.y. 1895). Münih akademisinde okuduktan sonra, kardeşi Kari von Piloty ile birlikte resim çalışmalarına devam etti. Kardeşinin, özellikle teknik ve renk bakımından etkisinde kaldı. Tarihî fresklerinin bir kısmı Münih’teki Nationalmuseum tarafından sipariş edilmişti. Münih’teki Maximilianeum için yağlıboya bir tablo yaptı, öbür ünlü eserleri arasında Sir Thomas More Cezaevinde, Raffaello Hasta Yatağında, Württemberg Kontu Eberhardt Oğlunun Cesedi Yanında, Süleyman’ın Adaleti sayılabilir. Ayrıca Schiller’in Glocke’si (Çan) ve Shakespeare gallery için desenler çizdi. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOTY (Ferdinand) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLOT
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLOT i. (fr. pilote). Havc. Bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimse. (Bk. ANSiKL.)
Pilot brövesi. Bk. BRÖVE.
Deneme pilotu, yeni bir hava taşıtının performansını ve direncini, genellikle tehlikeli olabilecek uçuşlar sırasında denemekle görevli pilot.
Hat pilotu, ticarî hatta çalışan bir uçağın yönetimiyle görevli pilot. Kaptan pilot (veya baş pilot), büyük yolcu veya kargo uçaklarında, uçağın yönetiminden sorumlu olan, en tecrübeli ve en kıdemli pilot, (öbürlerine ikinci pilot ve yedek pilot denir.)
Otomatik pilot, mürettebatın müdahalesi olmaksızın bir hava taşıtının yönetimini sağlayan, genellikle cayroskopik düzen.
— DEY. Pilot olmak. Argo. Sarhoş olmak.
— Denize. Boğazlarda, sınırlı kara sularında veya limanlarda, gemilere kılavuzluk eden uzman kaptan.
— ANSİKL. Havc. İlk türk pilotları, 1911 yılında Paris’te B16not Havacılık okulunda uçuş öğrenimi gören süvari üsteğmeni Fesa Bey ile istihkâm teğmeni Yusuf Kenan Bey’dir (bk. HAVACILIK). 1912′de Yeşilköy Hava mektebi pilot yetiştirmeğe başladı. Teğmen Nuri Beyin Edirne’den İstanbul’a yaptığı uçuş (1912), türk pilotlarının ilk uzun mesafe uçuşudur. 1914′te düzenlenen Istanbul Kahire seferinde Taberiye gölü yakınlarında kazaya uğrayan üsteğmen Fethi Bey, Hayfa’da kazaya uğrayan teğmen Nuri Bey pilotluk mesleğinin ilk şehitleridir. Kurtuluş savaşında türk pilotları yüzbaşı Fazıl Beyin kumandasında hizmet gördüler. Cumhuriyet döneminde İzmir’de Hava okulu kuruldu (bk. HAVA HARP OKULU). Türk Hava kurumuna bağlı Türk Kuşu eğitim programı, sivil havacılıkta pilot eğitimine yardımcı oldu.
♦ Sıf. «Yöneten, kılavuzluk eden, deneme mahiyetinde olan» anlamıyle sıfat tamlamalarında kullanılır.
Pilot bölge, devletin vehalkın ortak çalışmasıyle, kalkınma hareketi kolaylaştırılacak ve çevresinin kalkınmasına örnek olabilecek nitelikte bölge. (Tıp, tarım, şehircilik v.b. alanlardaki uygulamalar için seçilen pilot bölgelerdeki çalışmalar, belli süreler içinde gerçekleştirilir. Pilot bölgeye bağlı alanda bu çalışmalar göz önünde tutulur.)
— Dy. Pilot değnek, tek hatlı bir yola girerken makinistlere verilen özel biçimli değnek. (Her kesimde ancak bir tane pilot değnek bulunduğu için, aynı anda iki makiniste birden vermek imkânsızdır; böylece tek hatlı yol üzerinde trenlerin karşılaşması veya çarpışması önlenmiş olur.)
— Pedag. Yeni pedagoji metotlarının uygulandığı bir öğretim kurumu için kullanılır: Pilot sınıf. (lm)
PİLOTLUK i. (pilot’tan pilotluk). Pilot olma hali; pilotun görevi.
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLERSDORF (Franz von,-— baronu)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLERSDORF (Franz von,-— baronu), avusturyalı siyaset adamı (Brünn 1786-Viyana 1862). 1805′ten sonra maliye danışmanlığına, 1832′de saray şansölyeliğine, 1848 Viyana devriminden sonra İçişleri bakanlığına ve meclis başkanlığına getirildi. Nisan 1848′de bir anayasa hazırladı ve bu anayasaya kendi adı verildi. Belçika anayasası örneği üstüne yapılan bu anayasa, monarşik bir iktidarı ve monarşinin macar olmayan ülkelerinde iki meclis kurulmasını öngörüyordu. 1848 Temmuzunda istifa etti ve bir süre siyasî hayattan uzaklaştı, sonra Riechsrat üyesi oldu (1861). [M]
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLERSDORF (Franz von,-— baronu) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLEMENT (Jean)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLEMENT (Jean), fransız ressamı (Lyon 1728-ay.y. 1808). Geniş bir hayal gücü ve fantezi eğilimi olan Pillement, günlük hayat sahneleri, çiçekler ve peyzajlar, suluboya resimler ve gravürler yaptı, özellikle karakalem desenleri ve guvaşlarıyle ün kazandı. Avrupa ülkelerinin çoğunu dolaştı, uzun süre Polonya’da ve İngiltere’de kaldı; Polonya kralı ve kraliçe Marie Antoinette’ in ressamı unvanlarını aldı. Birçok fransız müzesinde ve Madrid ile Floransa müzelerinde eserleri vardır. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLEMENT (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLEMENT (Georges)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLEMENT (Georges), fransız yazan (Mayet 1898). Şiir ve romanlardan başka ispanyolcadan veya Amerika İspanyolcasından roman tercümeleri yayımladı, özellikle eski anıtların korunmasıyle ilgilenen bir sanat tarihçisiydi. Yayımladığı eserler: Destruction de Paris (Paris’in Mahvoluşu) [1941]; Saccage de la France (Fransa’daki Kargaşa) [1943]; Def ense et lllustration d’ Avignon (Avignon’un Korunması ve Güzelleştirilmesi) [1946]; Demeures Parisiennes en Peru (Tehlikede Olan Paris Meskenleri) [1948]; La France tnconnue (Bilinmeyen Fransa) [1955-1960]. Ayrıca sanat konularında ve dış ülkeler üstüne denemeler yayımladı: L’italie tnconnue (Bilinmeyen İtalya) [1962-1964]; Le Portugal tncon-nu (Bilinmeyen Portekiz) [1965]; La Yougoslavie tnconnue ‘Bilinmeyen Yugoslavya) [1967]. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLEMENT (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLE (Henri)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLE (Henri), fransız ressamı. (Essömessur-Marne, Aisne 1844-Paris 1897). Birçok tarihî ve günlük hayattan tablo yaptı (1870 Paris Kuşatmasında Belediye Kantini [Carnavalet müzesi]). Ayrıca Don Kişot, Roman Comique, Perrault’nun Hikâyeleri, Victor Hugo ve Alfred de Musset’nin eserlerini resimledi. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLE (Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLATİ
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLATİ, polonyalı ressamlar ailesi (XIX.yy.); henryk (Varşova 1832-ay.y. 1894), konularını günlük hayattan alan tablolar, kitap resimleri ve karikatürler yaptı;
—kardeşi ksawery (Varşova 1843 – Zakopane 1902), özellikle kitap resimledi;
—GUSTAvv (Varşova 1874-ay.y. 1931), Ksawery’nin oğlu; manzara resimleri ile konusunu folklordan alan tablolar yaptı. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLATİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLAT (lon)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLAT (lon), romanyalı yazar (Bükreş 1891-ay.y. 1945). önce fransız sembolizminin etkisinde kaldı, sonra rumen geleneğine vaklaştı. Başlıca eserleri: Visari Pagane (Pagan Rüyalar) [1912]; Gradina intre Ziduri (Duvarlar Arkasındaki Bahçe) [1919-1920]; Pe Argeş in Sus (Argeş Kıyısında) [1923]; Florica (1927); Tram Pierdut (Kayıp Sahil) [1937]: Umbra Timpului (Zamanın Gölgesi) [1940]. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLAT (lon) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLİS kütlesi
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLİS kütlesi, Macaristan Vac dirseğinde (Macaristan) Tuna’ya hâkim tepeler; 757 m. Kuzeyde Estergon’a bakan kütlenin güney uzantısı Buda dağlarıdır. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLİS kütlesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLOSELLA
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLOSELLA i. Bot. Hieracium’un bir türü (Hieracium pilosella). [L]
Hieracium: Bileşikgillerden bitki cinsi. Çok yıllık otsu bitkidir. Üzeri yün görünüşünde yıldız yıldız tüycüklerle kaplıdır. Genellikle sarı olan çiçekleri kiremit dizisi halindeki bir bürgü içinde toplu bulunur. Meyvesi kirli beyaz renkte bir sorgucun üstündedir.
Tüylü yapraklarından dolayı<
Altın hieracium (H.aurantiacum) Alp dağlarında yetişir. Firfiriye çalan turuncu çiçeklerinden dolayı bahçelerde yetiştirilir.
Hieracium artvinense (Woronow & Zahn) Juxip Asteraceae familyasından, 60-70 cm boyunda, çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Temmuz – Ağustos aylarında çiçeklenir. Endemik olan tür dünyada yalnız Artvin’de ibreli (iğne yapraklı) ormanlarda yaşar.
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOSELLA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLOR
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLOR i. (fr. pylore). Tıp. Bk. MİDE kapısı.
PİLOREKTOMİ i. (fr. pylorectomie). Mide kapısının kesilip çıkarılması. (L)
PİLORİZM i. (fr. pylorisme). Mide kapısının kasınmak büzülme hareketi; genellikle, mide mukozasının yakınındaki ülserleş-meler bu harekete sebep olur. (L)
PİLOROPLASTİ i. (fr. pyloroplastie). Daralmış mide kapısından yiyeceklerin geçmesini sağlamak amacıyle yapılan cerrahî müdahale. (L)
PİLOROSPAZM i. (fr. pyloraspasme). Mide kapısı spazmı. (L)
PİLOROTOMİ i. (fr. pylorotomie). Cerr. Mide kapısının yarılması. (Bu terim daha çok, süt çocuklarında görülür; mide kapısı darlığını gidermek amacıyle uygulanan mukoza dışı pilorotomi için kullanılır.) [l]
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLONA
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLONA, İspanya’da (Asturias, Oviedo ili) şehir; 15 900 nüf. (l)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLONA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLON (Germain)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLON (Germain), fransız heykeltıraşı (Paris 1537′ye doğr. – ay.y. 1590). Babası heykeltıraştı. Yirmi yaşındayken sarayda görev aldı; Saint-Denis’de François I’in mezarını süsledi.
1561′de Henri II’nin yüreğini taşıyan Üç Güzel adındaki heykel topluluğunu yaptı (Louvre). 1565′ten 1570′e kadar Saint-Denis’de ünlü heykeltıraş Francesco Primaticcio’nun yönetiminde Valois’ların yeni kilisesindeki heykellerin yapımında çalıştı. Burada isa’nın Mezardan Çıkışı’m (Louvre), dua eder durumda heykeller ve yatar durumda iki mermer heykel yaptı. Bu resmî heykeltıraşlık görevinin yanı sıra (1568′den beri kralın heykeltıraşıydı), portreci olarak da çalıştı. Bu türdeki şaheseri Birague’du (1583-1585) [Louvre]. Bundan başka Valentine Balbiani (Louvre) anıtıyle, Jean de Morvillier’nm (Orl6ans müzesi) büstü anılabilir. Ayrıca, Assisi’li Aziz Francesco’nun Vücudu Dağlanırken (Saint-Jean-Saint-François kilisesi, Paris) ve Le Mans’daki Notre-Dame-de-la-Couture’de bulunan Meryem adlı heykelleri de yaptı. Azize Genevieve’in kemiklerinin bulunduğu sandukanın altındaki Erdemler (Louvre) adlı eserin de onun olduğu sanılır. 1572′de Darphane genel denetçiliğine tayin edilen Pilon, 1575′e doğru çok güzel bir dizi bronz madalyon yaptı. Pilon en büyük fransız heykeltıraşlarından biri olarak kabul edilir. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLON (Germain) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLON
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLON i. (yun. pylön, büyük kapı > fr. pylöne). Radyotek. Yalıtkan bir destek üzerine oturulmuş ve yalıtkan tellerle tutturulmuş, madenî iskeletli düşey bir kuleden meydana gelen verici anten. (Bu tip antenle, feyding olayı oldukça azaltılabilir.) [L]
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLOKARPİN
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLOKARPİN i. (fr. pilocarpine). Eczc. Jaborandi {Pilocarpus pennatifolius) yapraklarında bulunan alkaloit.
— ANSiKL. Pilokarpin, atropin’in fizyolojik karşıtıdır; salgıları arttırır, kalbi yavaşlatır ve miyozis meydana getirir. İçten tedavide, klorhidrat veya hidrat tuzu halinde, terletici olarak kullanılır; erişkinlere 0,5 mg’lık dozda verilir, özellikle göz hekimliğinde, içinde yüzde 1 veya 2 oranında pilokarpin bulunan merhemler veya sulu göz damlaları kullanılır. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOKARPİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLİÇ
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLİÇ i. (lat. pullus > pulli’den). Tavuğun küçüğü; erginliğe varmamış tavuk veya horoz: Alıcı kuş, kabahati yokken, piliçleri parçalar (Ziya Paşa). Keski piliç gibi yumurtadan çıksak (H. E. Adıvar).
— DEY. Piliç gibi. Tekiz. Genç ve sevimli (kız).
— Mutf. Tavuk yavrusunun birkaç haftalığına civciv, üç dört aylığına körpe piliç (yarka) [450-600 gr], daha yaşlısına piliç (600 -900 gr); yaz sonunu bulanlara besili piliç (1 000-1 800 gr) veya kart piliç (1 800-2 000 gr) denir, iyi bir pilicin eti gevrek ve yumuşaktır; iki yanından parmakla bastırıldığı zaman göğüs kemiği etten ayrılır; bacakları, ırkına göre siyah veya beyaz, mahmuzu daha yeni oluşmuş gibi kısa, derisi düz ve beyaz, kuyruk çıkıntısı beyaz veya hafif pembedir, üzerinde sırta kadar uzanan bir yağ topağı bulunur. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLİÇ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLİCA
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLİCA, Polonya’da ırmak, Büyük Polonya bölgesinde; 342 km. Pilica ırmağı Tomaszow Mazowiecki’den geçer, sonra kuzeydoğuya kıvrılarak Varşova’nın yukarı kesiminde Vistül’e ulaşır. (L)
PİLİ i. (fr. p/f den). Bk. PLî.
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLİCA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Pilgrim’s Progress
Tarih 31 Mayıs 2009
Pilgrim’s Progress (THE) [Hacının Gezisi], John Bünyan’ın alegorik romanı (1678 ve 1684). Yazar, rasyonalizme ve törelerin bozulmasına karşı çıkmayı amaçladığı bu eserinde Yıkım Sitesi’nden Gök Sitesi’ne giden Christian’ın tehlikeli yolculuğunu anlatır. Christian insan ruhunun kurtuluşu uğruna çaba harcayan dindar kişinin sembolüdür. Gök Sitesi’nin kapısı, hiç bir insan kaleminin tasvir edemeyeceği bir manzara üzerine bir an aralanır, sonra çabucak kapanır. Romanın, birincisi kadar güçlü olmayan ikinci bölümünde, Christian’a ulaşmak için, karısıyle çocuklarının Gök Sitesi’ne yolculuğu anlatılır. (LM)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pilgrim’s Progress hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Pilgrim Fathers
Tarih 31 Mayıs 2009
Pilgrim Fathers, 1620′de Amerika’da Plymouth’a (Massachusetts) yerleşen ilk kolonlara verilen ad. Küçük bir kısmı Leiden (Hollanda) kilisesine, büyük bir kısmı ise İngiltere kilisesine bağlıydı, önceleri Saints veya For e fathers diye adlandırılan bu kolonlara 1793′te Pilgrims, sonra 1820′de Pilgrim Fathers adı verildi. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pilgrim Fathers hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLGRAM
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLGRAM (Anton), alman mimarı ve heykeltıraşı (Brünn 1460-Viyana 1515). Geç Gotik çağ ile Rönesans arasındaki geçiş döneminin sanatçısıdır. Brünn’de, bugün kaybolmuş olan yahudi kapısını yaptı (1508); Münih’te Nazionalmuseum’daki Çarmıhtan indirilme adlı grubu (1496) ve Viyana’daki Sankt Stephan kilisesi vaiz kürsüsü (1515) için yaptığı çok zengin plastik süslemeleri önemlidir. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLGRAM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLEVER
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLEVER blş. i. (fars. pîle-ver). Esk. Çerçi.
♦ Pileverî i. Esk. Çerçilik. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLEVER hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLEUS
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLEUS i. (lat. k.). Esk. Klas. çağ. Hem Yunanlılarda (pilos), hem de Romalılarda çok kullanılan koni biçiminde hasır başlık. (Bununla beraber pileus Romalılarda azatlıların başlıca simgesi ve bazı rahiplerin alâmeti oldu.) [L]
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLEUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLNYAK (Boris Andreyeviç VOGAU)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLNYAK (Boris Andreyeviç VOGAU, Bo-ris—denir), rus yazarı (Mojaysk 1894-1935′-te kayboldu). Voîga’daki alman kolonlarından gelen bir veterinerin oğludur. İlk romanlarında (Golıy God [Çıplak Yıl], 1922) devrim hareketini, Rusya’yı batı boyunduruğundan kurtarmağa yönelmiş kör bir kuvvet olarak gösterdi. Makineyi yücelten (Maşinıy i Volki [Makineler ve Kurtlar], 1924) ve beş yıllık planı anlatan (Volga Vpadayet v Kaspiyskoye More [Volga Hazar Denizine Dökülür], 1930) eserler yazdı. 1935 Temizlik hareketinde gözden düştü ve iz bırakmadan kayboldu. 1940′a doğru Ural dağlarında kurşuna dizildiği sanılıyor. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLNYAK (Boris Andreyeviç VOGAU) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLETROMBOZ
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLETROMBOZ i. (yun. pyle, kapı ve tromboz’dan fr. pylethrombose). Patol. Kapı toplardamarının trombozu. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLETROMBOZ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLO (Cari Gustaf)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLO (Cari Gustaf), isveçli ressam (Run-tana, İsveç 1711-Stockholm 1793). 1740′tan sonra portre ressamı olarak Kopenhag’da ün kazandı. 1748′de bu şehrin akademisine profesör tayin edildi. 1772′de İsveç’e döndü, 1777′de Stockholm akademisi müdürü oldu. Fransız etkisinde bir portre ressamıdır; eserlerinin bazılarında romantik öncesi hava sezilir. Pilo’nun eserleri daha çok Stockholm müzesindedir. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLO (Cari Gustaf) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLET GOL AZ (Marcel-Edouard)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLET GOL AZ (Marcel-Edouard), isviçreli siyaset adamı (Cossanay, Vaud 1889). Avukattı; Vaud kantonu Büyük meclisinde milletvekili (1921), millî danışman (1925), içişleri bakanlığı kısım şefi (1928), sonra posta ve trenyolları müdürü, Konfederasyon başkanı (1938 ve 1940) oldu. 1940′ta G. Motta’nın yerine siyasî kısma geçti ve İkinci Dünya savaşında isviçre dış siyasetini yönetti. 1944′te siyasî hayattan çekildi. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLET GOL AZ (Marcel-Edouard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLES (Roger DE)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLES (Roger DE), fransız ressamı, yazarı ve diplomatı (Clamecy 1635-Paris 1709). Yazdığı birçok denemede fikirlerini ve görüşlerini geliştirdi: Conversations sur la Connaissance de la Peinture (Resim Bilgisi Üstüne Konuşmalar) [1677], Une Dissestation sur les Öuvrages des Plus Fameux Peintres (En ünlü Ressamların Eserleri Üstüne incelemeler) [1681], Cour de Peinture par Principes (İlkelerle Resim Dersi) [1708]. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLES (Roger DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLOCERUS
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLOCERUS i. Son derece tüylü kaktüs.
— ANSiKL. Pilocereus’un boyu bazen 6-8 m’yi bulur; çiçeklik kısmında çok uzun tüyler göze çarpar. Amerika’nın tropikal bölgelerinde pek çok türü yetişir. Pilocoreus çoğu zaman cephalocereus’larla karıştırılır; ama gelişmesi sırasında göze çarpan meyveleriyle ondan ayrılır.
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOCERUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLO
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLO—, yun. pilos, şapka’dan alınan ve bazı kelimelerin bileşimine giren unsur. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLSBURY (Harry N.)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLSBURY (Harry N.), amerikalı satranç oyuncusu (Somerville, Massachusetts 1872-Philadelphia, Pennsylvania 1906). 1895′te İngiltere’de yapılan Hastings Milletlerarası satranç turnuvasında şampiyon oldu. 1858′-den beri bu unvanı kazanan ilk amerikalıydı. 1898′de Viyana’daki milletlerarası karşılaşmada Tarrasch ile berabere kaldı, 1899′-da ikinciliği Janowsky ve Maroczy ile paylaştı. 1901′de Amerika’da, Buffalo’da yapılan turnuvada birinci oldu. Bunu takip eden milletlerarası yarışmalara şeref yarışmacısı sıfatıyle katıldı. 1897′de J.W. Showalter’ı yenerek Amerika şampiyonluğunu kazandı. Ayrıca, aynı anda 22 oyuncuya karşı gözleri bağlı oynayıp ve oyunların çoğunu kazanarak bu alanda bir rekor kırdı. Aynı zamanda çok usta bir dama oyuncusuydu. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLSBURY (Harry N.) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLLON (François)
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLLON (François), fransız filozofu (Fontaines, Yonne 1830-Paris 1914). 1848 Devriminde, ateşli bir cumhuriyetçiydi. 2 Aralık 1851 hükümet darbesinden sonra Paris’e gitti, tıp okudu. 1858-1864 Arasında P. Larousse’un L’Ecole Normale’inde, 1865-1871 Arasında da Grand Dictionnaire Üniversel du XIX’ Siecle’de (XIX. yy. Evrensel Büyük Lügati) çalıştı. 1867′de Renouvier ile L’Annee Philosophiçue’i (Felsefe Yıllığı) kurdu. 1890′da Pillon, Renouvier ve Dauriac ile beraber L’Annee Philosophique’i yeniden yayımlamağa başladı. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLON (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLGRİM
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLGRİM, Passau piskoposu (X. yy.). Soylu bir alman ailesindendi. Otto H’nin isteği üzerine piskopos oldu (971) ve Bavyera dükü Heinrich II’ye karşı yapılan savaşta Otto II’nin yanında yer aldı. ihtiraslıydı, eski devirlerde bir Passau başpiskoposluğunun varlığını sahte belgeler yoluyle ispatlamağa kalkıştı. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLGRİM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLENTUM
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLENTUM i. (lat. k.). Esk. Rom. Dört tekerlekli, zengin süslemeli asma araba, (önceleri yalnız papazlar ve romalı kadınların bayram günlerinde kullandıkları bu araba, daha sonra günlük hayata girdi.) [L]
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLENTUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLEFLEBİT
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLEFLEBİT i. (yun. pule, kapı ve phleps, phlebos, toplardamar’dan fr. pylephlebite). Patol. Kapı toplardamarının iltihabı. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLEFLEBİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLEA
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLEA i. Sıcak ülkelerde yetişen bitki. (Isırgangillerden.)
— ANSîKL. Pilea, almaşık yapraklı, erkek ve dişi çiçekli otsu bir bitkidir; tropikal ülkelerde yetişir. Havai fişek otu denen Pilea muscosa’ya. limonluklarda çok rastlanır; çiçekleri açılırken, özellikle suya batırılırsa birdenbire çiçektozlarını fırlatır. Annam’ da yetişen Pilea Cadieri de çok güzel bir süs bitkisidir. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLEA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLE
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLE i. (fars. pile). Esk. ipek kozası.
Kirm-i pile, ipekböceği. (M)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PÎLCOMAYO
Tarih 31 Mayıs 2009
PÎLCOMAYO, Güney Amerika’da ırmak, Paraguay ırmağının kolu (sağ kıyı); Sucre şehri yakınında Bolivya Andları’ndan doğar; 2 500 km. Çığırının büyük kısmı, yarı çorak Chaco’dadır. Yıllık taşkınları iki kıyısındaki toprakları (Canado) verimli hale getirir; sulama düzenlenirse ırmağın geçtiği bölgeler zenginleşecektir. Arjantin ile Paraguay arasında sınır çizer. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PÎLCOMAYO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLBARİT
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLBARİT i. (fr. pilbarite). Miner. Bileşiminde kurşun ve uranyum bulunan hidratlı torlanit çeşidi; torogumit’in bozunmasıyle meydana gelir. (L)
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLBARİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLBAN
Tarih 31 Mayıs 2009
PİLBAN blş. i. (fars. pil, fil ve ban, bakan’dan pil-bân). Esk. Fil bakıcısı, fillere bakan kimse.
Fil sürücüsü. (M) Filler
31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLBAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Pilavlık
Tarih 30 Mayıs 2009
Pilavlık sıf. Pilav yapmağa elverişli olan: Pilavlık pirinç. (M)
Pilavlık Pirinç Seçimi
Güzel ve lezzetli bir pilav yaparken, yıllanmamış, fakat çok da taze olmayan, nem ve küf kokusu bulunmayan taşsız ve böceksiz temiz pirinç seçilmelidir. Satın alırken pirincin önce cinsi ve su çekme oranı hakkında fikir edinmelidir. Piyasada çeşitli adlar altında satılan pirinçlerden pilav için elverişli olanlarından bazıları şunlardır:
1. Baldo (parlak, beyaz renkli, şeffaf taneli)
2. Bersani (parlak, beyaz renkli, şeffaf taneli)
3. Violin (kısa ve dolgun taneli)
Cinsi ve özellikleri hakkında yeterli bilgi edinemediğimiz pirinci kullanmadan önce, su çekme oranını denemeniz yararlı olacaktır. Pirinci önceden tecrübe etmiş olmanız, pişireceğiniz pilavın kalitesi için önemlidir.
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pilavlık hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLAV
Tarih 30 Mayıs 2009
PİLAV i. (fars. pulâv, pîlev’den). Mutf. Genellikle pirinçten yapılan bir yemek. (Bulgur, kuskus v.b. ile de yapılır ve yapıldığı maddeye göre adlandırılır.): Yusuf tekrar mutfağa dönünce ocağın kenarında bir tencere bulgur pilavı durduğunu gördü (Sabahattin Ali). O zaman kalkacak, kuzu kızartacak, pilav pişirecekti (H.E. Adıvar).
Bulgur pilavı. Bk. BULGUR.
iç pilav, ciğer parçaları, fıstık, üzüm, karabiber ve çeşitli baharatla yapılan pilav türü. (Saray pilavı da denir.)
Kuskus pilavı. Bk. KUSKUS.
Meyhane pilavı, bulgur, acı biber ve domatesle yapılan bir pilav türü.
Yörük pilavı, kekik v.b. kokulu dağ otları ilâvesiyle yapılan pilav türü.
— DEY. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın, bir işte bıkmadan, yorulmadan sonuna kadar direnileceğini belirtmek için kullanılır.
— ANSiKL. Pilav yapıldığı malzemeye göre adlandırılır (pirinç pilavı, bulgur pilavı, kuskus pilavı). Bulgur pilavı daha ucuza malolduğundan Anadolu’nun birçok bölgesinde pirinç pilavına tercih edilir. Kuskus pilavı ise genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygındır.
Türkiye’de sofraya en sonra pilav getirilmesi gelenek halini almıştır. Bu yüzden, bu yemeğe bazı yerlerde «söz kesen» de denir. Taneleri lapalaşmamış, pişkin pirinç pilavı makbuldür. Çok taze pirinçten iyi pilav yapılmaz. Pirincin en az altı ay beklemiş olması gerekir. Pirinç pilavı pişiriminde genellikle ölçü şudur: 1 ölçü pirinç, 1,5-2 ölçü su (et suyu, tavuk suyu v.b.) 1,5 yemek kaşığı tereyağı, nebatî yağ veya zeytinyağı, 1,5. çay kaşığı tuz. Pirinç pilavı, süzme, sallama, kavurma, haşlama denilen yollarla pişirilir. En yaygını haşlamadır. Bu yolla pirinç pilavı şöyle yapılır: ayıklanmış, yıkanmış, durulanmış pirinç yarım saat sıcak suda bekletilir. Bir tencereye ölçüyle su, tuz ve yağ konur. Kaynayınca pirinç tencereye boşaltılır, önce orta, sonra hafif ateşte suyu çekilir. Pirincin kabarması için tencere kapağı, temiz bir bez veya kâğıtla örtülür, böylelikle pirincin demlenmesi sağlanır. Bu durumda 15 dakika dinlendirilir. Pilav su oranını iyi dengeleyebilmek için genellikle suya katılmış pirincin ortasına bir kaşık diklemesine batırılır. Kaşık, dik durumda kalabiliyorsa kıvam iyidir. Süzme yoluyle pirinç pilavı yapılırken önce pirinç ayrı bir kapta kaynatılır, sonra yağ ve tuzla karıştırılarak demlenir. Kavurma yoluyle pilav yapımında ise önce pirinç taneleri yağda pembeleşinceye kadar kavrulur, üzerine kaynar su dökülür ve demlenir. Sallama ise, haşlama yoluyle pilav yapımına benzer, ancak pirinç birdenbire değil, yavaş yavaş kaynar suyun içine katılır, bir süre kaşıkla karıştırılır ve demlenmeğe bırakılır. Pilavın domatesli, bezelyeli, mercimekli, havuçlu, etli, patlıcanlı, nohutlu, fasulyeli, karidesli, hamsili v.d. çeşitleri de yapılır.
—Folk. Tekkelerde pilav, belli günlerde ve bazı özel törenlerde yapılır. Mevleviler ve bektaşîler için pilav kutsal bir yemek sayılır. Pirden el alarak tarikata kabul edilen bir can, çilesini doldurduktan sonra, aşçı dedenin yönetimi altında düzenlenen yemeğe katılır. Bir özel toplantı ve tören niteliği taşıyan bu yemeğin amacı birlikte pilav yiyerek birlik olmaktır. Tekkede sofra kurulduktan sonra gelenek üzere hazırlanan yemekler yenir, en sonra büyük bir tepsi içinde özel olarak pişirilen pilav gelir. Başta şeyh, herkesin derece ve kıdemine göre dizildiği sofrada, önce şeyh pilavı kaşıklar, onun ardından herkes yemeğe başlar. Bu arada su içen olursa öteki canlar, kimseye hakkı geçmesin diye, onun suyu bitirmesini beklerler. Bektaşî ve mevlevîlerde olduğu gibi, öteki tarikatlarda da pilav yeme geleneği vardır. Haftanın belli günlerinde pilav pişirme, ona özel bir kutsallık yükleme yalnız bu iki tarikatta vardır. Bu geleneği yeniçeri, loncalar ve ahiler de sürdürdüler, imaretlerde, yoksullara, kimsesizlere, gurbetçilere, misafirlere haftanın belli günlerinde pilav *yedirilirdi. Ayrıca medrese öğrencilerine de belli günlerde pilav verilirdi. Anadolu’da, özellikle hıdrellezde, yaz aylarında, belli günlerde yapılan derneklerde kırlara çıkılır, eğlenceler düzenlenir, bu eğlencelerde kesilen koyunun içine pirinç doldurulur. Tandır denen ve toprağın içinde yapılan ocaklarda pişirilir. Sonra büyük bir tahta veya sofranın (bazen sininin) üzerine konan koyun parçalanır, etler, içindeki pilava katılarak yenir. Bu pilavlar bugün, başta Doğu Karadeniz bölgesi olmak üzere, Anadolu’nun birçok yerinde pişirilir. Ramazan ayında, haftanın birkaç günü pilav pişirme geleneği vardır. Daha çok hoşaf veya şerbetle yenen bu pilav, misafirlerin iftara çağırıldığı zamanlarda pişirilir. Eskiden, sarayda, zengin konaklarında, sünnî tarikatlara bağlı tekkelerde düzenlenen iftar sofralarında pilav bulunurdu. Düğünlerde ve kına gecelerinde de pilav ve zerde pişirilir. Oğlan evine gidenlere horoz suyu ile pişirilen pilav yedirilirdi. Bu pilav bazen nohut, bazen kavrulmuş arpa veya tel şehriye karıştırılarak süslenirdi. Bir iftar davetinde Fatih’in sadrazamı Mahmud Paşanın, padişahın da bulunduğu sofraya içinde altından yapılmış nohutlar bulunan pilavı sunduğu anlatılır.
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLAV hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLATUS dağı
Tarih 30 Mayıs 2009
PİLATUS dağı, İsviçre’de kalkerli kütle, Dört Kanton gölüne ve Luzern’e hâkimdir, «isviçre» aşma örtülerinden meydana gelir; 2 132 m. Kancalı bir demiryolu hattı doruğa kadar uzanır. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLATUS dağı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLATUS (Pontius)
Tarih 30 Mayıs 2009
PİLATUS (Pontius), romalı genel vali (M. S. I. yy.), 26 – 36 arasında Suriye valiliği denetiminde Filistin genel valiliği yaptı. Yahudi Philo’ya göre gaddar bir kimseydi, özellikle isa’nın yargılanmasındaki rolüyle tanınır. Vicdan azabı ile imparatorun gözünden düşme korkusu arasında bocalayarak bu görevi Celile eyaleti genel valisi Herodes’e yüklemeğe çalıştı. Ama sonra isa’yı kırbaçlatıp başına dikenli taç giydirerek halkın karşısına çıkarttı. Halk isa’nın öldürülmesini isteyince, Pilatus sorumlu olmayacağını belirtmek için ellerini yıkadı ve kendi karısının araya girmesine rağmen, isa’ya işkence ettirdi. Hıristiyan din yazarları bu kadını «Claudia Procula» diye anarlar.
Pilatus’un ölümü hakkında çeşitli söylentiler vardır: Roma’da feci bir şekilde öldürüldüğü, gözden düşeıek Galya’daki Vienne’e sürgün edildiği (öl. 39′-larda), Hıristiyanlığı kabul ettiği ve Neron zamanında işkenceyle öldürüldüğü söylenir (Kıptî kilisesi Pilatus’u aziz sayar). Nikodemos’un doğruluğu şüpheli İncil’in© Açta Pilati (Pilatus Beratı) adı verilir. Bu incil, Pilatus’un Küfürlü Beratım karşılık olarak yazıldığı için bu şekilde adlandırılmış olabilir. Küfürlü berat ise, Eusebius’a göre IV. yy. başlarında yayımlanmıştır. Açta PilatVmrı birinci bölümü, isa’nm hâkimi olan Pilatus’u temize çıkarmağa yönelmiştir. Bazı elyazmalarında buna İsa’nın ölümü üstüne Tiberius’un, Herodes’in ve Pilatus’un yazdığı mektuplar da eklenmiştir.
— ikonogı. Pilatus’un ellerini yıkama sahnesi, Junius Bassus’uıı lahti üzerinde (Vatikan), Sant Apollinare Nuovo’daki (Ravenna) bir mozaikte, Naumburg’daki kabartmalı mimberde (XIII. yy.), Duccio’nun yaptığı Siena Maestâ’sı üzerinde ve Honthorst (Londra) ile Rembrandt’ın (Londra) resimlerinde canlandırılmıştır. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLATUS (Pontius) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLATTE (Leon)
Tarih 30 Mayıs 2009
PİLATTE (Leon), fransız protestan rahibi ve gazetecisi (Vendöme 1822-Nice 1893). Protestanlığa geçerek hür kiliseler vaizi ve pastörü oldu. Nice’de Le Phare du Littoral (Kıyı Feneri) ve L’independant des Alpes Maritimes (Alpes Maritimes Bağımsız Dergisi) gazeteleriyle, hiç bir kiliseye bağlı olmayan, yalnız incil’den ilham aldığını ileri süren bir Protestanlığı savunan UEglise Libre (Hür Kilise) dergisinin kurucusudur. Calvin’in başlıca eserlerini yeniden yayımladı. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLATTE (Leon) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLÂTRE DE ROZİER (Jean François)
Tarih 30 Mayıs 2009
PİLÂTRE DE ROZİER (Jean François), fransız eczacısı ve havacısı (Metz 1756-Wimereux 1785). Reims’te fizik ve kimya profesörüydü. Birçok kimyasal madde ve bu arada pirofor’u buldu. Gazları inceledi ve bir solunum maskesi icat etti. Memoire sur les Gaz (Gazlar Üstüne inceleme) adlı bir muhtıra kaleme aldı. Balonculuğun ilk yıllarından itibaren havacılıkla ilgilendi. Arlandes markisiyle birlikte, Louis XVI’-dan, Paris’te yapılan bir Montgolfier balonuyle ilk hava yolculuğuna çıkma iznini aldı. 21 Kasım 1783′te La Muette şatosundan kalkan iki havacı, yirmi beş dakika havada kaldıktan ve 1000 metreden daha yükseğe çıktıktan sonra, Butteaux Cailles yakınında yere indiler. Pilâtre de Rozier, yardımcısı Romain ile birlikte, 15 haziran 1785′te Pas de Calais’yi geçmeğe çalışırken balonda çıkan bir yangında öldü. Bu denemede, iki balondan yararlanmıştı: üstteki balon hidrojenle doluydu, ötekinde ise ısınarak genleşen hava vardı. Araç, 400-500 metre yüksekliğe ulaşınca, dış örtü yırtıldı; Boulogne’un 5 km uzağındaki Croy kulesi yakınına düştü. Havacıların ikisi de hemen öldü. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLÂTRE DE ROZİER (Jean François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAROİT
Tarih 30 Mayıs 2009
POLAROİT i. (tes. edil. ad). Opt. Geçirdiği ışığı polaran saydam yaprak.
— Foto. Duyar tabakaların çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi.
— ANSiKL. Foto. Fotoğrafları çok kısa bir süre içinde hazırlama metodu 1948′de, o güne kadar polarıcı filtreler yapımıyle tanınmış bir şirketin başkanı olan Dr. Edwin H. Land tarafından bulundu. Polaroit sistemi, duyar tabakanın poz verilmemiş kısımlarını, duyar tabakayla kontak halindeki bir destek üzerine koyu bir izhar maddesiyle «aktarma» ilkesine dayanır. Böylece siyah-beyaz için 15 saniyede, renkli için (1963′ten beri Polacolor’la [tes. edil. marka]) 60 saniyede bir pozitif elde edilir. 20′den fazla değişik makine, radyografi, fotomakrografi, fotomikrografi, sanayi fotoğrafı veya portre gibi çeşitli alanlarda enstantane pozitifler elde etme imkânı sağlar. Bu usulü sadece bir amatör merakı olarak ele almamak gerekir. Klasik emülsiyonların yanı sıra, çeşitli tipte emülsiyonlar (kızılaltı için, çizgili veya sürekli oylumlu diyapozitifler yapımı, asilofotografik kayıt) yapılmıştır. Başka tip de, hem bir pozitif, hem de daha sonraki baskılarda kullanılabilecek bir negatif elde etmeğe imkân verir.
10 X 12,5 sm’lik filimler, bu formadaki bütün makinelerde kullanılabilir. Amatörler arasında çok yayılan 6X8 sm’lik bir makine 1966′da piyasaya çıkarılmıştır.
— Ort. Polaroit yaprak, yapısına paralel eksenli çok küçük herapatit billurları (kinin iyodosülfat) katılan saydam sentetik bir reçineden (meselâ asetilselüloz) yapılır. Böyle bir yaprak, hamuru tam katılaşmadan önce haddeleyerek veya bir elektrik ya da magnetik alanın etkisinde bırakılarak elde edilir. Yaprak ışık karşısında tek bir billur gibi davranır, fakat boyutları pratikte sınırsızdır. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAROİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAROGBAM
Tarih 30 Mayıs 2009
POLAROGBAM i. (fr. polarogramme). Kim. Akım şiddetinin değerini, bir polarografi ölçüsüyle ilgili kutuplanma gerilimine göre veren eğri. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAROGBAM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAROGRAFİ
Tarih 30 Mayıs 2009
POLAROGRAFİ i. (fr. polarographie). Kim. Madenlerin tuzlu çözeltilerde analiz metodu; 1922′de Heyrovski tarafından bulunan bu metot, elektroliz içindeki kutuplanma geriliminin ölçülmesine dayanır.
— ANSiKL. Kim. Bir elektrolizde, bir elektroda, meselâ katoda bağlı akım yoğunluğu, elektrotlar arasında uygulanan potansiyel farkına göre değişir; kutuplanma eğrisi bu değişimi gösterir. Bu eğrinin biçimi birçok etkene bağlıdır. Çok küçük boyutlu bir katodun (mikrokatot) kullanıldığı ve elektrolit çalkalanmasının önlendiği özel durumlarda uygulanan potansiyel farkı arttığı zaman kutuplanma limit im akım yoğunluğuyle (yayınma akımı) belirlenen bir biçim alır. Akım, mikrokatoda, boşalan iyonların bu elektrot yakınındaki derişme değeri hızlı bir elektroliz tarafından hemen hemen sıfıra düşürüldüğü için, bu şekilde sınırlanır. Bu andan itibaren, çökelti hızını yani i değerini, çözeltinin geriye kalan iyonlarının yayınma hızı verir; bu yayınma hızı prensip olarak çözeltinin iyon derişikliğiyle orantılıdır. Burada, elektrotlar arasında uygulanan potansiyel farkı yüzünden meydana gelen elektrik alanının etkisiyle iyonların yer değiştirmesi değil de derişme gradyanının sürüklediği iyon yayınımı söz konusudur. Elektrolite, deney şartlarında incelenen elektrolit gibi elektrolize uğramayan, KCI gibi bir destek elektrolit fazla miktarda karıştırılırsa, incelenen iyonlar için yayınım akımına oranla bu yer değiştirme akımı ihmal edilebilir. Böylece elektrotlar dışında, çözeltinin hemen her noktasında, akım, destek elektrolitle iletilir; bununla birlikte aynı akım, elektrotlarda sadece elektrolize uğramış iyonlar tarafından taşınır.
Polarografide bu ilkeler uygulanır: bir polarograf, içinde elektrolit bulunan A kabından meydana gelir; kabın düz ve geniş olan alt kısmı anot olarak kullanılan civa ile kaplıdır; mikrokatot, bir B ampulünün kılcal alt ucunda meydana gelen bir civa damlasından oluşur; potansiyometrik bir tertibat, bazı sınırlar çerçevesinde elektrotlar arasındaki potansiyel farkını değiştirmeğe imkân verir; fakat ampermetre ve voltmetrenin aynı anda okunmasıyle, nokta halinde kutuplanma eğrisini çizmek mümkündür; uygulamada bu eğriyi çizecek bir kaydedici tertibattan faydalanmak daha elverişlidir.
Akımın hızlı çıkış bölgesi ile onu takip eden bir yatay çizgiden meydana gelen, belli bir iyonun kutuplanma eğrisine polarografi dalgası denir. Bu dalganın karakteristik değerleri şunlardır: iyon derişmesiyle orantılı limit akım; akımın hızlı çıkış bölgesine ve aynı zamanda eğrinin eğimine tekabül eden yarım-dalga potansiyeli; bu potansiyelin redoks sisteminin karakteristiği olduğu ispat edilir; redoks sistemindeki yükseltgenme, mikrokatot üzerine boşalan iyonlardan, indirgenme ise iyon boşalmasından meydana gelir.
Polarografinin çok önemli uygulamaları arasında özellikle şunlar sayılabilir: bir iyonun yarım-dalga potansiyeliyle özdeşlenmesi ve bir çözeltinin iyon derişmesinin limit akımla ölçülmesi. Nitelik ve nicelik bakımından metot tek bir tuz veya çözelti halindeki bir karışıma uygulanabilir. Bu sonuncu halde kutuplanma eğrisi, birbirini izleyen kat kat dalgalardan meydana gelir. Ayrıca kimyasal kinetikte, organik ve inorganik kimyada da polarografinin birçok uygulaması vardır; polarografi bazı tepkime mekanizmalarının düzenlenmesine ve bazı kimyasal bağ tiplerinin tespit edilmesine de yardım eder. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAROGRAFİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAROGRAF
Tarih 30 Mayıs 2009
POLAROGRAF i. (fr. polar ographe). Metrol. Analiz yapılacak bir sıvı içine yerleştirilmiş iki elektrot arasına belirli bir gerilim uygulandığında, geçen akımı ölçen elektrik âleti. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAROGRAF hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLARMAK
Tarih 30 Mayıs 2009
POLARMAK geçi. f. (yun. polein, döndürmek [polarma üstüne ilk gözlemler, çiftkırıcı bir billuru kendi üzerinde döndürerek yapıldığı için bu adı alır] > ing. po-lar’dan). Optik polarmadan geçirmek: I-şık ışınlarını polarmak. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLARMAK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLARMA
Tarih 30 Mayıs 2009
POLARMA i. (ing. polar’dan). Opt. Yayılma doğrultularının çevresindeki ışık titreşimlerinin yönüyle ilgili ışık olaylarını belirtmeğe yarayan terim. || Polarma açısı, polarmanın tam olması için gerekli gelme açısı. || Polarma düzlemi, polarılmış ışıkta ışık titreşimlerinin doğrultusunu belirleyen düzlem. |] Dönmeli magnetik polarma, bir magnetik alanın etkisi altında polarma düzleminin dönmesi. || Optik polarma, bazı şartlarda yansımış veya kırılmış olan ve artık yansımayan veya kırılmayan ışığın uğradığı değişim.
— Nükl. Dinamik polarma, çekirdek spinleri üzerinde deneyler yapma imkânı veren metot; bu metotta, çekirdek spinleri elektron spinleriyle etkileştirilerek magnetik bir alana yöneltilir. Bk.ANSİKL.
— Telekom. Dalgaların polarma düzlemi, Hertz dalgalarının elektrik ve magnetik bileşenlerinin bulunduğu düzlem. Bu düzlem genellikle dalgaların yayılma doğrultusuna diktir.)
— ANSiKL. Opt. Doğrudan doğruya bir kaynaktan gelen (meselâ Güneş veya bir alev) ışığa «tabiî ışık» denir. Bu ışık bir ayna üzerinde yansıtılır ve gelme açısı değiştirilmeden ayna döndürülürse, bütün açıklık açılarında ışığın şiddetinde bir değişme olmaz. Fakat yansıma ve kırılmadan sonra tabiî ışık polarma’ya uğrar ve elde ettiği yeni özelliklere polarma olayları denir. Yansımayle polarmayı meydana getirmek için en çok kullanılan cihaz Biot âletidir; bu âlet, madenî bir borunun iki ucuna yerleştirilen isli camdan iki ayna (polarıcı ve analizleyici) şeklindedir. İkinci ayna, borunun eksenine göre eğimi sabit kalmak şaıtıyle döndürülürse, yansıyan ışının şiddetinin, bir dönme süresi içinde iki maksimum ve iki minimumdan geçerek değiştiği görülür. Tam sönme olması için. gelen ışın, «Brewster gelme açısı» denen bir açı altında birinci ayna üzerine düşmelidir. Polarıcının ve analizleyicinin polarma düzlemleri arasında bir s açısı bulunduğu zaman, çıkan ışının şiddeti l’e cos25 oranında küçülür (Malus kanunu). Polarma açısının tanjantı, maddenin kırılma indisine eşittir (Brewster kanunu).
Basit kırılma, ışığı kısmen polarır. Bir ışm paralelyüzlü bir camlama dizisinden geçtikten sonra bir analizleyici üstüne (ayna veya çiftkırıcı prizma) düşürülerek büyük ölçüde söndürülebilir. Polarmayı incelemek için fizikçiler çoğunlukla çiftkırılmaya başvurur ve özellikle Nicol veya Foucault prizmalarını kullanırlar. Bugün genellikle ince bir tabakaya katılmış (polaroit filim) dikroik maddelerden de (polarılmış iki ışıktan birini geçirip diğerini soğuran) yararlanılır. Renkser (kromatik) polarma denince, bir analizleyenle polarılmış ışıkta gözlenen billûrlu ince lamların aldığı ilgi çekici renkler anlaşılır. Arago bu olayları, bir polarlayan ve çiftkırıcı analizleyen arasına, eksenine dik yontulmuş bir kuvarsı koyarak görülen dönel polarma ile birlikte keşfetti. Biot ise şu kanunları ortaya koydu: «polarma düzleminin dönmesi billurun kalınlığıyle orantılı olarak değişir; dönme bazen sağa, bazen sola doğru olur.» O günden bu güne, kuvars gibi döndürme gücü olan birçok katı, sıvı veya gaz madde bulunmuştur; bu maddelerin döndürme gücü, polarimetre ve sakarimetrelerle ölçülür.
Polarma olaylarına çok sık rastlanır: mavi göğün ışığı, suyun, camın yansıttığı ışık polarılmıştır ve bazı şartlarda polarıcı gözlükler kullanılarak yansıma azaltılabilir.
• Dairesel polarma. Dairesel olarak polarılmış bir ışığın özelliği, sabit modüllü fakat yayılma doğrultusu çevresinde düzgün bir hareketle dönen bir titreşim vektörüdür (elektrik alanı). Bu ışık, doğrusal bir polarıcı ve bir çeyrek dalga lamıyle meydana getirilebilir (ve söndürülebilir). Tabiî ışığın özelliklerini açıklamak için Fresnel, bu ışıkta, ışık ışınına dik olan titreşimlerin, doğrultusu sürekli olarak değişen bir düzlem içinde meydana geldiğini farzediyordu. Bir polarıcının etkisi, titreşimleri belirli bir düzlemde yönlendirmektir. Kabul edilegelen tanımlamaya göre polarma düzlemi, ışını polarmış olan billurun ana kesit düzlemidir. Maxwell teorisinde bu düzlem, elektromagnetik dalgadaki elektrik titreşimlerinin düzlemine diktir.
• Dönmeli magnetik polarma. Faraday, güçlü bir elektromıknatısın kolları arasına yerleştirilen saydam bir cismin, geçici olarak döndürme gücü kazandığını keşfetmişti. Verdet bu olayın kanununu açıkladı: «Polarılmış homogen bir ışık ışınında dönme, magnetik alanda aşılan kalınlığa, ışık ışınının doğrultusu ile kuvvet çizgilerinin yaptığı açının kosinüsüne ve cismin cinsine bağlı bir katsayıya (Verdet sabiti) göre değişir.»
— Nükl. Bir atom çekirdeğinin spini varsa magnetik momenti de vardır; fakat bu momentin M değeri her zaman çok küçüktür. Atom çok zayıf bir H magnetik alanında bulunuyorsa, MH çarpımına eşit olan bağıl etkileşme enerjisi çok küçüktür, normal sıcaklıktaki ısısal çalkalanma enerjisinden de sonsuz derecede küçük olur. Dolayısıyle, Boltzmann kanununa göre magnetik momentin ve spinin yönelecekleri çeşitli doğrultular hemen hemen aynı ihtimal dahilindedir; yani bütün çekirdeklerin magnetik momentlerinin bileşkesi uygulamada sıfırdır ve gene uygulamada nükleer magnetizma gözlenemez.
Fakat bazı olaylarda bu duruma bir çare bulunabilir; bunun için, ele alman örnekte, elektron kaynaklı ve incelenen çekirdek spinleriyle önemli etkileşmeleri olan başka atomların bulunması şarttır. Elektron spinlerin durumu elektronik rezonansla değiştirilir ve mevcut etkileşme sayesinde, çekirdek spinlerinin durumunda da bir değişme meydana gelir.
Isıyle gevşeme daima, elektron ve çekirdek spinlerini ilk durumlarına getirmek eğilimindedir; fakat elektronik rezonansın etkisi sürekliyse dinamik bir denge kurulur; bu dengede çekirdek spinlerinin büyük bir kısmı yönlenmiş veya polarılmıştır.
Dinamik polarma, zayıf bir magnetik alanda nükleer magnetik rezonansın gözlenmesine imkân verir ve çift rezonanslı deneyler dizisinden biridir. Sanayide dinamik polarma, zayıf magnetik alanların (Yer magnetik alanı) hassasiyetle ölçülmesine yarayan magnetometrelerin yapımında kullanılır. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLARMA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLARİTE,POLARİZASYON
Tarih 30 Mayıs 2009
POLARİTE i. (fr. pöle, kutup’tan polari-te). Elektr. Bir elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan nitelik. (L)
POLARİZASYON i. (fr. polarisation). Elektr. Bk. KUTUPLANMA.
— Opt. Bk. POLARMA. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLARİTE,POLARİZASYON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLARİSKOP
Tarih 30 Mayıs 2009
POLARİSKOP i. (fr. polariscope). Opt. Bir ışığın tabiî veya polarılmış olup olmadığını belirlemeğe yarayan âlet.
— Teknol. Gerek dış kuvvetlerden ileri gelen, gerek cam, sentetik reçine, pleksiglas v.b. gibi renkli veya renksiz çift kırıcı ve saydam bir maddeden yapılmış eşyalarda tavlama sonucu doğan iç gerilmeleri ölçen âlet.
— ANSİKL. Opt. Arago polariskopu, bir ucunda mika veya alçı taşından bir lamın, öbüründe çiftkırıcı bir analizliyenin bulunduğu bir borudan meydana gelir. Âlet tabiî bir ışık aldığı zaman iki beyaz görüntü belirir; ışık demeti polarılmışsa, iki görüntü tamamlayıcı renkler almış gibi görünür. Savart, Duboscq v.d. nin de ayrı ayrı polariskopları vardır. Polariskoplar incelenen parçalardaki gerilmelerin nitel olarak yerini belirlemeğe yarar. Ayrıca, çekme, sıkıştırma veya gerilmelerin yönünü belirlemeyi ve bir denkleştirici veya çift kırılmalı bir mastar ilâvesiyle bu gerilmelerin değerini yaklaşık olarak ölçmeyi sağlar. Polariskop, elektrik lambaları, elektron lambaları, cam veya diğer saydam ve çiftkırıcı maddeden dökülmüş parçaları yapanlar tarafından kullanılır, bu âlet sayesinde, zamanla eşyanın kırılmasına veya şekil değiştirmesine yol açabilecek iç gerilimler tespit edilir. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLARİSKOP hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Polaris
Tarih 30 Mayıs 2009
Polaris, amerikan yapımı, balistik, stratejik güdümlü deniz-kara füzesi. Nükleer denizaltıların silâhı olan ve nükleer veya termonükleer başlıkla donatılan bu füze, klasik bir denizaltıdan ve hattâ bir gemiden dahi atılabilir. İlk defa 1960′ta dalış halindeki denizaltıda denemesi yapıldı; o tarihten sonra geliştirilerek başlangıçta 2 000 km olan menzili 1967′de 4 000 km’ye çıkarıldı. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Polaris hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLARMETRİ
Tarih 30 Mayıs 2009
POLARMETRİ i. (fr. polarimetrie). Opt. Polarma düzleminde «etkin» maddelerden geçerken meydana gelen dönmenin ölçülmesi. (Polarimetri bazı eriyiklerin [meselâ şeker eriyiği] yoğunluğunu belirlemekte kullanılır.) [L]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLARMETRİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLARİMETRE
Tarih 30 Mayıs 2009
POLARİMETRE i. (fr. polarimetre’den). Opt. Bir ışık ışınında polarılmış ışık oranını veya polarma düzleminin dönmesini ölçmeğe yarayan âlet.
— ANSiKL. Paralelyüzlü birçok ayna dizisi kısmen polarılmış bir ışık ışınının polarmasını giderebilir; polarmayı giderme gücü, lamların gelen ışık demetine göre eğikliğine bağlıdır. Bu optik olaya dayanarak Arago, bir ayna dizisinden meydana gelen bir polarimetre yaptı; bu âletteki taksimatlı çember, ayna dizisinin eğikliğini gösterir. Göz merceğini taşıyan külahta, optik eksenleri dik bir kuvars, dışbükey bir mercek ve spattan yapılmış bir eşkenar paralelyüz bulunur. Çemberin taksimatları, Malus kanununa dayanan bir metotla tespit edilir. Işının diziyi hangi açı altında geçtikten sonra tabiî hale geldiği bulunarak, belli bir demetteki polarılmış ışık oranı belirlenir. Cornu, Arago’nun bu âletini, gelen ışını bir diyaframla sınırlayıp ışığı bir Wollaston prizması üstüne düşürerek geliştirdi. Bk. SAKARİMETRE. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLARİMETRE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLARGI,POLARICI,POLARILMIŞ
Tarih 30 Mayıs 2009
POLARGI i. (polarmak’tan polar-gı). Opt. Eşanl. POLARICI.
POLARICI i. ve sıf. (polarmak’tan polar-ıcı). Opt. Işığı polarmağa yarayan âlet. Eşanl. POLARGI. (L)
POLARILMIŞ sıf. (polarmak > polarılmak’tan). Opt. Polarmaya uğramış: Pola-rılmış ışık. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLARGI,POLARICI,POLARILMIŞ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAR
Tarih 30 Mayıs 2009
POLAR sıf. (ing. k.). Kim. Uzaktan yaptığı etki bir elektrik dipolünün etkisine benzeyen molekül için kullanılır.
— ANSiKL. Kim. Bir molekül, artı yüklü bir çekirdek çevresinde bu çekirdeğin etkisiyle dolanan eksi yüklerden oluşmuş atomlardan meydana gelir; bu yüklerin dağılımı, artı yükler merkezinin eksi yükler merkeziyle çakışmasını sağlayabilecek bir simetride olursa, bu moleküle polar olmayan molekül denir. Soy gazların, hidrojenin, azotun molekülü bu türdendir. Aksi halde moleküle polar denir (su ve diğer birçok madde); bu durumda molekülün iki kutuplu bir elektrik momenti vardır. Bu moment toplam artı yükün yük merkezleri arasındaki mesafeyle çarpımına eşittir. Polarlaşma iyon halindeki bileşiklerde çok fazladır; meselâ NaCl billuru Na ve Cl iyonlarının birleşmesinden meydana gelir; NaCl bütününde mutlak değer bakımından elektronunkine eşit iki yük birbirinden 2,8 X 10-8 sm mesafede bulunur; iki kutuplu elektrik momenti de 13,50 X 10-8 C.G.S.’dir (13,5 Debye birimi). Bu değerler genellikle polar moleküllerde daha küçüktür; bununla birlikte maddenin özelliklerinde, elektrik sabiti ve iyonlaşma gücü gibi önemli bir rol oynar. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLANSKİ (Roman)
Tarih 30 Mayıs 2009
POLANSKİ (Roman), polonyalı sinema yöneticisi (Paris 1933). Sinemacılığa oyuncu olarak başladı, özellikle Andrzej Wajda’nın filimlerinde rol aldı (Pokolenie [Bir Kız Konuştu], 1954; Lotna, 1959; Suçsuz Büyücüler [Niewinni Czarodzieje] 1960), Lodz Sinema enstitüsünün derslerini izledikten sonra yöneticiliğe geçti. Birkaç kısa süreli filimle (İki Erkek ve Bir Dolap, 1957; Şişman ve Zayıf, 1960; Memeliler, 1962) dikkati çekti, 1962′de gerçekleştirdiği ilk uzun filmi Sudaki Bıçak (Noz w Wodzie) ile polonyalı genç sinema yapımcıları arasında kendine önemli bir yer sağladı. Sonra İngiltere’de Tiksinti (1964), Çıkmaz (1967) Katil Vampirler (1967) adlı filimleri çevirdi. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLANSKİ (Roman) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAN’LAR
Tarih 30 Mayıs 2009
POLAN’LAR, Polonya ovasına yerleşen eski İslav kabilesi, IX. -X. yy.da Polonya devletinin ilk teşkilâtlanma yuvalarından biriydi. Yerleşmiş çiftçiler olan Polan’ların başkenti Gniezno idi; Piast’lar sülâlesi bu kabiledendi. Tarihleri efsanelerle karışmıştır. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAN’LAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLANİEC
Tarih 30 Mayıs 2009
POLANİEC, Polonya’da (Kielce voyvodalığı) kasaba Czarna kıyısında. Kosciuszko köylülere durumlarının düzeltileceğini açıklayan ünlü bildirisini burada okumuştu (7 mayıs 1794). [L]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLANİEC hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Poland-China
Tarih 30 Mayıs 2009
Poland-China, A.B.D.’de türetilen domuz ırkı. (Çeşitli çaprazlamalar sonucunda elde edilen bu domuzlar siyah renkli ve yer yer beyaz beneklidir; çabuk yetiştiği ve kolayca semirdiği için A.B.D.’de çok makbul tutulur.) [L]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Poland-China hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLANCO kardeşler
Tarih 30 Mayıs 2009
POLANCO kardeşler, XVII. yy.da yaşamış, adları FRANCİSCO (öl. 1651) ve MiGUEL olan iki ispanyol ressamı. Zurbaran’ın öğrencisiydiler, ustalarının üslûbunu benimsediler ve birçoğu Sevilla’da bulunan dinî eserler yaptılar (Angel de la Guarda kilisesinde, Azize Theresa Vecit Halinde; San Esteban kilisesinde, Aziz Stephanus’un Şehit Olması; müzede muhafaza edilen Havariler). [L]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLANCO kardeşler hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAKİÜRİ
Tarih 30 Mayıs 2009
POLAKİÜRİ i. (yun. pollakis, sık ve urein, işeme’den fr. pollakiurie). Patol. Sık sık ve az miktarda sidik çıkarma şeklinde işeme bozukluğu.
— ANSiKL. Polakiüri’nin, poliüri ile beraber olması şart değildir, hattâ yirmi dört saatte çıkarılan sidik miktarı çoğu zaman normalin altındadır, iki çeşit polakiüri görülür: gündüz polakiürisi, işeme sayısı ancak altıyı aştığı zaman patolojik sayılabilir ve bunun belirli fizyolojik sebepleri (bol içecek ve sidik söktürücü maddeler kullanılması v.b.) olabilir; gece polakiürisi, işeme üçten fazla ise, her zaman patolojiktir. Polakiüri sidik yolları enfeksiyonlarında (sistit, piyelonefrit, böbrek tüberkülozu), taşlı hastalıklarda, kadında gebelik sırasında, erkekte siyek daralmasında ve prostat hastalıklarında görülür. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAKİÜRİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAK
Tarih 30 Mayıs 2009
POLAK i. (fr. polaque). Polonya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse: Bu bapta sual irad olunur olunmaz koca polakın haline bir tahavvül gelerek… (Ahmed Midhat).
— Tar. XVIII. yy.da Fransa hizmetinde çalışan polonyalı süvari. (Polak’lar millî kıyafetlerini giyerlerdi. Silâhları da, çekiç, balta [marteau d'armes] ve palaydı. 1632′de Castelnaudary muharebesinde kısmen yok edildiler.) [LM]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLA DE LAViANA
Tarih 30 Mayıs 2009
POLA DE LAViANA, ispanya’da (Asturia, Oviedo ili) şehir, Nalon ırmağı kıyısında; 12 500 nüf. Maden kömürü ve bakır madenleri. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLA DE LAViANA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAÇEK (Karel)
Tarih 30 Mayıs 2009
POLAÇEK (Karel), çek yazarı (Rychnov nad Kneznou 1892-Oswiecim [Auschwitz] kampı 1944). Hikâye ve romanlarında canlı ve insancıl bir mizahla Çekoslovakya’daki küçük burjuva yaşayışını anlattı (Povidky israelskeho Vyznani [israil Dininden Hikâyeler], 1926; Dum na Predmesti [Banliyödeki Ev], 1927; Muzi v Offsidu [Oyun Dışı İnsanlar], 1913; Hostinec «U Kamenneho Stolu» [«Taş Masa» Lokantası], 1931). Nazi toplama kampında öldü. (M)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAÇEK (Karel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLACK (Jan
Tarih 30 Mayıs 2009
POLACK (Jan), polonya asıllı alman ressamı (öl. Münih 1519). 1482′den itibaren Münih’te çalıştı. Hareketli biçimlere ve kıvrıntılara dayanan desenleri Nürnberg ve Münih müzelerindedir (Weihenstephan Mihrap Arkalığı, 1484-1485; Peterskdrche’nin Mihrap Arkalığı, Çarmıha Geriliş, 1942). [L]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLACK (Jan hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Polacca,POLACCO (Vittorio)
Tarih 30 Mayıs 2009
Polacca (alla). Müz. Bk. alla polacca.
POLACCO (Vittorio), italyan hukukçusu (Padova 1859-Roma 1926). Modena (1887-1888), Padova (1888-1918) ve Roma (1918′den sonra) üniversitelerinde medenî hukuk dersleri verdi; krallık senatörü oldu. Eserleri, araştırma titizliği, düşünce sağlamlığı ve tarafsız lenkitleriyle dikkati çeker. Senatör olarak, hukuk reformunda (yurttaşlık, hakları, savaş zararlarının tazmini ve, evlât edinme) önemli rol oynadı.
Başlıca eserleri: Trattato delle Obbligazioni (Borçlar Hukuku inceleme Kitabı) [1898]; Delle Successioni (Miras Hakkında) [1923-1924]; Transazione (Borç Akdi) [1921]; Possesso (Mülkiyet) [1922]. (M)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Polacca,POLACCO (Vittorio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLABLAR
Tarih 30 Mayıs 2009
POLABLAR. Tar. Büyük akınlar zamanında Odra ve Elbe (labe) arasında yaşayan batı islav kabileleri topluluğu. Obodritleri de içlerine alan Polablar, X. – XII. yy. arası sürekli olarak Almanlarla savaştılar: bir kısmı öldürüldü, geri kalanlar yavaş yavaş germenleşti. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLABLAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLABI
Tarih 30 Mayıs 2009
POLABI, Çekoslovakya’da coğrafî bölge, Almanya’da Elbe adını alan Labe ırmağının yukarı çığırında. Güneydoğu-kuzeybatı yönünde ve Pardubice’den Litomerice’ye kadar uzunluğu yaklaşık olarak 150 km olan büyük bir ovadır; Lausitz tepeleriyle Batı Bohemya yaylalarının kenarı arasında en geniş yeri 70 km’yi bulur. Polabi, Bohemya havzasının jeoloji bakımından en çok zarar görmüş bölgesidir. Burada ikinci ve üçüncü zaman tortulları oldukça ince tabakalar halinde kalmıştır. Balçıkla kaplı olan bu topraklarda büyük ölçüde tarım yapılır (buğday, şeker pancarı, yemlik bitki, yağlı bitkiler, tütün, şerbetçi otu, meyve ağaçları).
Polabi’nin köyleri, kasabaları ve küçük şehirleri, Belçika ovasının merkezleri gibi, tarım yönünden olduğu kadar sanayi açısından da canlı merkezlerdir. Besin sanayii veya tarım malzemesi fabrikalarının yanı sıra metalürji fabrikaları, makine yapımı (sanayi âletleri, elektrik malzemesi, tezgâhlar), dokuma, kimya ürünleri fabrikaları, mobilya fabrikaları v.b. kurulmuştur. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLABI hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLABCA
Tarih 30 Mayıs 2009
POLABCA i. (Polab’dan Polab-ca). Leng. Batı islav öbeğinden dil; eskiden Elbe’nin (Labe’nin) aşağı çığırı kıyılarında, merkezi Lüchow olan bölgede konuşulurdu.
— ANSİKL. Polabca, Lehçe, Sorapça ve kaşub diliyle aynı öbektendir. XVIII. yy.a kadar konuşuldu ve Almanca hâkim olunca ortadan kalktı. Bu dilden yalnız küçük metinler ve kelimeler kalmıştır. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLABCA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POL (Wincenty)
Tarih 30 Mayıs 2009
POL (Wincenty), polonyalı şair (Lublin yakınları 1807-Krakow 1872). Birçok tarihî manzum roman yazdı: Mohort (1855) v.b. Krakow üniversitesinde profesörlük yaptı Coğrafya ile ilgili önemli incelemeleri vardır. (L)
POLA. Bk. pula.
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POL (Wincenty) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POKROVSK,POKROVSKY (Mihail Nikolayeviç)
Tarih 30 Mayıs 2009
POKROVSK. Coğ. Bk. ENGELS.
POKROVSKY (Mihail Nikolayeviç), rus tarihçisi (Moskova 1868-ay.y. 1932). 1905′te bolşevik partisine üye oldu. 1908-1917 Arasında sürgünde yaşadı, özellikle «tarih alanındaki bilimsel araştırmalarda marks’çılenin’ci ilkenin benimsenmesi için çalıştı.
Başlıca eserleri: Oçerk Istorii Russkoy Kulturıy (Rus Kültür Tarihi Üstüne Deneme) [1923]; Russkaya istoriya s Drevneyşih Vremyon (Eski Çağlarda Rus Tarihi) [5 cilt, 1924-1925]; Marksism i Osobennosti Istoriçeskogo Razvitiya Rossii (Marks’çı-lık ve Rusya’nın Tarihsel Gelişmesinde Görülen özellikler) [1925]; Borba Klassov i Russkaya istoriçeskaya Literatura (Sınıf Mücadelesi ve Tarihsel Rus Edebiyatı) [1927]; İstoriçeskaya Nauka i Borba Klassov (Tarihsel Bilim ve Sınıf Mücadelesi) [1935]. (M)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POKROVSK,POKROVSKY (Mihail Nikolayeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PO KİU-YÎ
Tarih 30 Mayıs 2009
PO KİU-YÎ, çinli şair (Hsin-tcheng 772-Lo-yang 846). Sanatını metotlu olarak toplumsal amaçlar için kullandı. Şiirlerinin en ünlüleri konuşma diliyle yazılmıştır ve heyecanlı bir şekilde çağdaş toplumu tenkit eder. Po Kiu-yi ölmeden önce büyük ün kazanmıştı. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PO KİU-YÎ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POKER
Tarih 30 Mayıs 2009
POKER i. (ing. k.). Amerika’da ortaya çıkan iskambil oyunu. || Poker kâğıdı, dört kişi tarafından oynanan poker’in otuz iki kâğıtlık destesi. || Amerikan pokeri, elli iki kâğıtla ve açık olarak oynanan poker. (Açık poker de denir.)
— ANSİKL. Poker’in iki kişiden yedi kişiye kadar oyuncusu olan türleri vardır. Dört kişiyle oynanan poker destesinde otuz iki kâğıt bulunur: değer sırasına (büyükten küçüğe) göre as, ruva, dam, vale, onlu, dokuzlu, sekizli, yedili. Yalnız kent veya floş ruvayalde as; yediliden küçük sayılır. Kupanın en değerli renk sayıldığı oyunda sırasıyle karo, maça, sinek gelir. Eldeki beş kâğıtla meydana getirilen dizilerin küçükten büyüğe doğru değer sırası şöyledir:
1. per: aynı cins iki kâğıt;
2. döper: ayrı cins iki kâğıttan ikişer tane (iki as ile birlikte iki dam [döper as] gibi);
3. kent: değişik renklerde değer sırasına göre beşli dizi (yedi, sekiz, dokuz, on, vale gibi);
4. üç: aynı cins üç kâğıt (üç as gibi);
5. ful: bir cinsten üç, başka bir cinsten iki kâğıt (üç as ve iki yedili [ful as] gibi);
6. renk: aynı renkte sırasız beş kâğıttan meydana gelen dizi (kupanın yedilisi, sekizlisi, onlusu, damı, ruvası gibi);
7. kare: aynı cins dört kâğıt (dört as [kare as] gibi);
8. floş: aynı renkten, sıralı beş kâğıt (kupanın yedilisi, sekizlisi, dokuzlusu, onlusu, valesi gibi); 9. floş ruvayal: aynı renkten as, ruva, dam, vale ve onludan meydana gelen dizi (poker oyununun en büyük kâğıdıdır).
Bazı ülkelerde oynanan pokerde kare yedi, floş ruvayalden büyük kabul edilir. Oyuna kâğıt çekerek başlanır; oyuncular masada soldan sağa doğru çektikleri kagıdın büyüklük sırasına göre otururlar. Böylece en büyük kâğıdı çekenin sağma, v en küçük kâğıdı çeken düşer. Kâğıt dağıtımına, en büyük kâğıdı çeken oyuncu, soldan sağa doğru kâğıtları birer birer dağıtarak başlar. Her elde, kâğıt dağıtmadan önce, serbest turlar, turlar veya kare turları yapılıyorsa yalnız kâğıt dağıtan; tur bağlanırken merdiven (eskalye) ve gelgelde ise oyuncuların hepsi, ortaya eşit miktarlarda fiş veya para sürer. Her elin başında ortaya konulan bu miktara pot denir. Oyunculara beşer kâğıt dağıtıldıktan sonra konuşma başlar. Kâğıt dağıtanın solundaki oyuncudan başlayarak oyunculardan elinde en az iki ruva, iki as veya değer sırası daha büyük kâğıtlar bulunan, oyunu «uvertür» veya «açık» diyerek açar. Elinde oyunu açabilecek kâğıdı bulunmayan «pas» diyerek, konuşma sırasını solundaki oyuncuya bırakır. Bütün oyuncuların pas geçmesi halinde yerdeki pot kalır: kâğıt bir sonraki oyuncu tarafından dağıtılarak yeni bir ele geçilir. Oyun açılırsa, oyunu açan oyuncu, genellikle yerdeki pot kadar fiş veya parayı ortaya sürer. Oyuna girdiklerini belirten oyuncular da aynı hareketi tekrar ederek ortaya pot miktarını sürerler (sadece oyunu açan oyunda kalırsa yerdeki miktarı alır ve kâğıt tekrar yeni bir el için dağıtılmağa başlanır.)
Kâğıt dağıtan, oyuncuların elden çıkardıkları kâğıtların yerine aynı miktarda kâğıt dağıtır. Oyuncular önce, ıskartalarını atarlar; sonra yeni kâğıtlarını alırlar. Oyunun açılışında, oyuna girişte veya kâğıt aldıktan sonra oyuncular, istedikleri kadar artırma (rölans) yapabilirler. (Artırmanın son haddi her oyuncunun önündeki oyun başında belirli bir miktar [kav] olmakla birlikte, genellikle oyun dışındaki kavının tamamı olan rest’i kadar olabilir; isteyen oyuncu oyun içinde el aralarında, kâğıt dağıtılmadan önce istediği kadar daha kav alabilir. Bazı büyük poker partilerinde, bir oyuncu, öteki oyuncular tarafından kabul edildiği takdirde, her türlü gayrimenkul tapusu ve paraya çevrilebilen her türlü eşya açıktan oyun içine sokulabilir.) Konuşmadan sonra eller açılır ve kâğıdı en büyük olan oyuncu yere sürülmüş para veya fişlerin tamamını alır. Rest çekilmişse restleşenlerden kâğıdı daha küçük olanlar, karşıdaki oyuncunun önündeki miktarı karşılayacak kadar önündeki para veya fişlerden verirler. (Dışarıdan herhangi bir şey oyuna sürülmediyse sadece önündeki kadarını verir), önünde parası azalan ve el başında hepsini yere sürerek «pota katılan» oyuncunun durumuna tapi denir. Tapinin oyun açma hakkı yoktur; kâğıdı, oyuna katılan oyuncular arasında en büyük kâğıtsa sadece yere pot olarak konulan miktarı alır. Oyuna giren oyuncular tarafından sürülen para veya fişleri ise ikinci büyük kâğıdı çıkaran oyuncu kazanır. (Oyuna, öteki oyuncuların sürdüğü kadar para süremeyen oyuncu da bir çeşit tapidir, kâğıdı üstünse Öteki oyuncuların her birinden sürdükleri miktarlardan sadece kendi sürdüğü kadarını alır, geri kalanıyse ikinci büyük kâğıdın sahibi alır.) Bir poker partisi iki şekilde oynanır: birincisi belirli bir süre içinde, bir saat v.b. gibi; ikinci şekil ise oyunun kurallarını (tur, gelgel, merdiven, kare turları) uygulayarak oynanır.
• Açık poker veya amerikan pokeri, dört veya altı kişiyle oynanır. Dört kişiyle oynanıldığında otuz iki kâğıtlık normal poker kâğıdı, daha fazla kişiyle oynanırsa elli iki kâğıtlık normal deste kullanılır. Poker kurallarına göre oynanan oyunda, kâğıt dizi değerleri (küçükten büyüğe) şöyledir: per, döper, üç, kent, floş, ful, kare, floş ruvayal. Oynanış şeklinin pokerden farklılığı şudur: bir kâğıt kapalı, sonrakiler açık olarak dağıtılır, her kâğıt dağıtılışında artırma hakkı vardır. Beş kâğıt dağıtıldıktan sonra kâğıt değiştirilemez ve oyunda kalanların arasında en büyük dizinin sahibi ortadaki para veya fişleri alır. (Bu oyuna duguduk da denir.)
♦ Pokerci i. Poker oyuncusu. (M)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POKER hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POJAREVATS,POJARSKİY (Dmitriy)
Tarih 30 Mayıs 2009
POJAREVATS. Bk. PASABOFÇA.
POJARSKİY (Dmitriy), rus milliyetçisi (1578-1642). Polonya birliklerinin geri püskürtülmesinde ve Romanov hanedanının tahta çıkışında (1612) büyük rol oynadı. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POJAREVATS,POJARSKİY (Dmitriy) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİZAT (Alfred)
Tarih 30 Mayıs 2009
POİZAT (Alfred), fransız tiyatro yazarı ve şairi (Roussillon, İşere 1863-Marsilya 1936). önce yunan oyunlarından manzum uyarlamalar yaptı. Electre (1905), Antigone (1909), Sophonisbe (1910), Meleagre et Atalante (1911), tnes de Castro (1912), Sainte Cecile (Azize Caecilia) [1918] adlı eserleri ile eski trajedi tarzının canlanmasına yol açtı. Poizat, antik yunan medeniyetiyle katolik geleneğine bağlı bir hümanistti. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİZAT (Alfred) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİVİLLİER (Georges)
Tarih 30 Mayıs 2009
POİVİLLİER (Georges), fransız mühendisi (Drache, indre-et-Loire 1892). Topografya ve fotogrametri okuttu. Havadan stereoskopik fotogrametri çalışmalarında kullanılacak birçok âlet yaparak adını duyurdu. Daha öğrenciyken, birleştirilmiş iki hava fotoğrafından ve stereoskip görüşten yararlanarak harita çıkarma problemini çözümleyen ilk âletinin ilkelerini tasarladı (1919). [L]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİVİLLİER (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİTOU
Tarih 30 Mayıs 2009
POİTOU, Fransa’da eski il; kuzeyde Bretagne, Anjou, Touraine, doğuda Berry ve la Marche, güneyde Saintonge ve Aunis arasında; toprakları Vienne, Deux-Sevres ve Vendee idare bölgelerini ve Haute-Vienne, Charente ve Charente-Maritime idare bölgelerinin küçük bir kısmını içine alır.
• Coğrafya. Poitou coğrafî bakımdan çeşitli bölgelere ayrılır: 1. Poitou eşiği, ikinci zaman topraklarından oluşan bir ovadır; Paris havzasını Akitanya havzasına bağlar ve Armorik masifini Massif Central’dan ayırır. Touraine bağları ve Chrente bölgeleri arasında bir tahıl bölgesidir;
2. batıya doğru uzanan kalkerli Fonterayle-Comte ovası ve kıyıda Poitou bataklığı, alüvyonların doldurduğu bir üçüncü zaman körfezidir; bura’da sebze ve yemlik bitki yetiştirilir;
3. Armorik masifinin bir parçası olan Vendee’nin billûrlu toprakları, kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanır. Koruluk bir bölgedir, köy ekonomisine buğday ve sığır yetiştiriciliğiyle tereyağı kooperatifleri hâkimdir; kıyıda gerçek bir polder olan Breton bataklığı’nda tahıl ve sebze tarımı yapılır; hayvan yetiştirilir. Yumuşak iklimli Noirmoutier adası yoğun bir şekilde işletilir (km2′ye 130 nüf.).
— Poitou-Charentes bölgesel seçim çevresi, Charente, Charente-Maritime, Deux-Semes ve Vienne idare bölgelerini içine alır.
• Tarih. Bölgenin ilk halkı olan Pictav’-ar, M.Ö. 56′da Romalılara boyun eğdiler. V. yy.da Vizigotların işgal ettiği bölgeyi, Vouille savaşından (507) sonra Franklar aldı. Clavis vârisleri arasında bölüşülen Poitou, Birinci Akitanya düklüğü zamanında (VII. yy. sonu 768) birleştirildi ve Rannoux (839-867) Poitiers kontları sülâlesini kurdu. Poitou, 1137′de Fransa hanedanına geçti, 1152′de Henry II Plantagenet ile ingiliz hâkimiyetine girdi. Fransa kralı Louis VIII tarafından tekrar fethedilen bölgede XIII. yy.da ingiltere kralı Henry III’ün desteklediği mahallî soylular monarşiyle çatıştı; ama Henry III’ün yenilmesiyle krallık otoritesi tekrar sağlandı. Yüzyıl savaşlarından çok zarar gören Poitou, ingiltere’ye bırakıldı (Bretigny antlaşması, 1360), sonra Fransızlar tarafından geri alındı (1369-1378) ve Charles VII zamanında Fransa tahtına bağlandı. XII. ve XIII. yy.dan sonra bataklık, fundalık ve ormanlarda birçok ıslah çalışması yapıldı ve topraklar soyluların elinde toplandı. XVI. yy.da fiyatların yükselmesi, paranın satın alma gücünün azalması enflasyona yol açtı. La Rochelle limanında ticaretin çok canlı olmasına karşılık (XIII. yy.), sanayi çok geç bir tarihte kurulabildi.
— Leng. Poitou lehçesi, Poitou’da konuşulan oil dili lehçesi. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİTOU hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Poitiers savaşı
Tarih 30 Mayıs 2009
Poitiers savaşı, fransız-ingiliz savaşı. Kara Prens Edward, kendisini kovalayan ve sayı bakımından çok üstün olan fransız ordusunu bu savaşta yendi (19 eylül 1356). Kara Prens, fransız artçı kuvvetini püskürttükten sonra (La Chaboterie, 17 eylül), bir mütarekeden yararlanarak (18 eylül) süvari kuvvetlerinin kolayca ulaşamayacağı Maupertius yaylasına yerleşti. 19 Eylülde fransız ordusundan üç birlik birbiri ardı-sıra hücuma geçmişti. Atlarınndan inmek zorunda kalan şövalyeler, daha hafif silâhları olan, bundan dolayı da daha esnek bir biçimde savaşabilen düşmanlarının karşısında zayıf duruma düştüler. Böylece de İngilizler, zırhlarının ağırlığı yüzünden kendilerini korumak imkânını bile bulamayan Fransızları ağır bir yenilgiye uğrattılar. Bu bozgun ingilizleri hücuma teşvik etti ve kaçmayı reddeden Fransa kralı iyi Jean ile oğlu Atak Philippe düşmanın sayıca üstünlüğü karşısında teslim olmak zorunda kaldılar. Bozgun ve kralın esir düşmesi, Fransa’nın toprak kaybetmesine (Bretigny ön görüşmeleri ve Calais antlaşması), bunun sonucu olarak da Fransa’da büyük karışıklıklara yol açtı. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Poitiers savaşı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Poitiers savaşı
Tarih 30 Mayıs 2009
Poitiers savaşı, Charles Martel’in müslümanlar karşısında kazandığı zafer (732). İspanya’nın arap valisi Abdurrahman bin Abdullah el-Gafiki, arap ordusunun başına geçerek Tours şehrine kadar uzayan akınlar yaptı; Akitanya’yı yakıp yıktı. Akitanya dükü Eudes, Charles Martel’den yardım istedi. Bunun üzerine Saint-Hilaire de Poitiers’yi ateşe veren müslümanlar şehir yakınlarında, başında Charles Martel’in bulunduğu frank ordusuyle karşılaştılar. Abdurrahman, frank ordusuna hücum etti; fakat Yemen ve Kays taraftarlarının rekabetleri yüzünden Araplar iyi savaşmadılar; frank ordusunun çelik baltalarına karşı koyamayarak ertesi gün ordugâhlarını terk ettiler. Bu arada Abdurrahman ordusunun başında savaşırken alnına isabet eden bir kargı ile öldü. Franklar müslüman ordugâhını ele geçirerek yağma ettiler; Akitanya müslümanlardan boşaltıldı; Charles’a bu zaferinden dolayı Martel (Çekiç) lakabı verildi; müslümanların Batı’daki nüfuzları kırıldı. Charles Martel, gittikçe artan etkisiyle, Eudes’e baş eğdirdi; fakat bu savaş müslümanların Ispanya’daki nüfuzlarını kırmadı; nitekim Charlemagne’ın ordularını Pireneler’de yenmeyi başardılar (778). [ML]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Poitiers savaşı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİTİERS kontları ailesi
Tarih 30 Mayıs 2009
POİTİERS kontları ailesi, Rannoux’nun (839-866) soyundan gelen fransız kont ailesi. Rannoux II’den (889) itibaren bu aile Auvergne (Akitanya dükü Dindar Guillaume) ve Toulouse (Raimond III Pons) kontlarının isteklerine rağmen, Akitanya düklüğünü Guillaume X’un ölümüne kadar elinde tuttu. Guillaume, düklüğü kızı Alienor ile kocası Fransa kralı Louis VII’ye vasiyetle bırakmıştı. Guillaume X’un küçük kardeşi Raimond I de Poitiers, Antakya prensi oldu (1136-1149). Çocuklar evlenme yoluyle Kudüs, Kıbrıs, Kilikya, Ermeniye’de ve Baybars tarafından 1268′de ele geçirilinceye kadar Antakya’da hâkimiyetlerini sürdürdüler. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİTİERS kontları ailesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİTİERS
Tarih 30 Mayıs 2009
POİTİERS, Fransa’da, Vienne idare bölgesinin merkezi, Yukarı Poitou’da, Paris’e 340 km uzaklıkta; 66 222 nüf. Üniversite. Şehir Clain ırmağının bir menderesi ve Boivre ırmağının vadisiyle sınırlı olan sarp bir burunda kurulmuştur; burun dar bir şeritle (la Tranchee) yaylaya bağlıdır. Sanayi gelişmiştir: metalürji (dökümevi, kazancılık, makine yapımı), basımevi, elekrik malzemesi yapımı, yağlıboya fabrikası, kahve kavurma, tuhafiyecilik, işlemecilik, ayakkabı yapımı deri sanayii, bıçkıhane, parke fabrikası. — idare çevresi. 140 000 nüf.
• Tarih. Aziz Hilarius (öl. 367′ye doğr.) ve Fortunatus’un (öl. 600′e doğr.) piskoposluk yaptıkları önemli bir piskoposluğun merkezi olan şehir, manastırları (Saint-Hilaire; Azize Radegonde’un kurduğu Sainte-Croix) ve kiliseleri (Saint-Jean) sayesinde Galya’nın büyük din merkezlerinden biri haline geldi. 732′de Arapların hücum ettiği Poitiers’yi Norman’lar birçok defa yağmaladılar (IX. yy.). Kontla piskopos arasında çekişmelere yol açan şehre Henri II Plantagenât, 1173-1178 arasında Rouen yasasını örnek alan bir «komün şart»ı tanıdı, önce roman, sonra gotik üslûbunda kiliselerle donatılan şehirde Berry dükü de birçok anıt yaptırdı. 1360′ta İngiltere’ye bırakılan, Guesclin tarafmdan geri alman (1372) şehir, Yüzyıl savaşının sonunda veliaht Charles’ın merkezi oldu: Charles burada meclisini (1423-1426) toplayarak Jean d’Arc’ı yargılattı. 1431′de de bir üniversite inşa ettirdi. Coligny kumandasında Protestanların kuşattıkları (1569) ama alamadıkları Poitiers, Poitou krallık müfettişliğinin merkezi oldu (1654-1789) ve o tarihten sonra, üç idare bölgesine parçalanarak yönetim görevlerinden bir kısmının alındığı Fransız devrimine kadar, taşranın başkenti oldu.
Bk. POİTOU. zanmasma katkıda bulundu. (L)
• Güzel sanatlar. Köklü bir şekilde romalılaştırılan (Güzel Sanatlar müzesinde Minerva heykeli) ve çok erken bir tarihte Hıristiyanlığı benimseyen Poitiers’de romaöncesi sanattan iki önemli örnek vardır: Saint-Jean vaftiz yeri ile Dunes yeraltı mezarlığı (IV. – VII. yy.). Bir kontluk, piskoposluk ve manastır şehri olan Poitiers’de, roman üslûbunda pek çok anıt yer alır: Saint-Hilairele-Grand (XI.-XII. yy.), Notre-Damela-Grande (XII. yy.dan kalma cephe), Sainte Rodegonde (XI.-XIII. yy.) ve Saint-Jean de Montierneuf (XI.-XIV. yy.) kiliseleri. Gotik üslûbunda kontlar sarayının büyük salonu (divanhane) ve Saint-Pierre katedrali (XII. ve XIII. yy.dan vitraylar), anjou tarzına yakındır. Jean de Berry’nin ve burjuvazinin sanatseverliği XIV., XV. ve XVI, yy.larda sivil mimarîde güzel eserlerin yaratılmasına imkân verdi; Klasik dönem şehirde karşı reform sanatı (lisenin iç kilisesi) ve kraliyet müfettişi Blossac’ın şehircilik çalışmalarıyle (Blossac parkı, XVIII. yy.) temsil edilir. (L)
POİTİERS (Diane DE). Bk. DİANE
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİTİERS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİTİER (Sidney)
Tarih 30 Mayıs 2009
POİTİER (Sidney), amerikalı zenci sinema oyuncusu (Miami, Florida 1924). önce, American Negro theater’da oynanan birçok piyeste rol aldı. 1950′de From Whom Cometh My Help (Uşağımı Kim Yolladı) filmiyle sinemaya girdi. Daha çok, ırk çatışmalarını konu alan «tezli» filimlerde oynadı: İnsan Araları (Something of the Value) [1954]. 1963′te çevirdiği Lillies of the Field’daki (Tarladaki Zambaklar) oyunuyle, 1964′te Akademi’nin en iyi oyuncu ödülünü kazanan ilk zenci oldu. öbür filimleri: Cry, the Beloved Country (Ağla, Sevgili Memleket) [1952], The Blackboard Jungle (Kara Ağaçlar Ormanı) [1955], Kader Bağlayınca (The Defiant Ones) [1957; bu filimle New York Filim tenkitçileri ödülünü aldı], A Raisin in the Sun (Güneşte Yetişen üzümler) [1960; bu filimde 1959'da Broadvvay tiyatrosunda yarattığı rolü oynadı], Uzun Gemiler (The Long Ships) [1963], Diablo’da Düello (Duell at Diablo) [1965], Sevgili Arkadaşım (A Patch of Blue) [1965], Sevgili Hocamız (To Sir With Love) [1967] ve Gecenin Sıcağında (tn the Heat of the Night) [1967], Beklenmeyen Misafir (Guess Who’s Corning to Diner) [1967] sayılabilir. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİTİER (Sidney) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİTEVİN (Guillaume),
Tarih 30 Mayıs 2009
POİTEVİN (Guillaume), fransız bestecisi (Arles 1630′a doğr. – Aixen-Provence 1706). Otuz beş yıl boyunca Aix’teki Saint-Sauveur kilisesinin korosunda çalıştı. Campra, Gilles, Gabassol, Pellegrin, Belissen ve Blanchard’ı yetiştirdi. Poitevin’in bestelediği mîssaların ancak birkaç bölümü bugüne kadar gelebilmiştir. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİTEVİN (Guillaume), hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİTEVİN (Alphonse)
Tarih 30 Mayıs 2009
POİTEVİN (Alphonse), fransız kimyacısı (Conflanssur-Anille, Sarthe 1819-ay. y. 1882). Ecole Çentrale’de okudu sonra Lyon’da kimyasal maddeler imal eden bir fabrikada çalıştı. Bütün hayatı boyunca fotoğrafçılık ve fototipografya üstüne araştırmalar yaptı. Bozulmayan kopyalar çıkarmak için, bikromat jelatinin özelliklerinden ilk yararlanan ve fotokolografiyi bulan odur. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİTEVİN (Alphonse) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİTEAU (Alexandre)
Tarih 30 Mayıs 2009
POİTEAU (Alexandre), fransız botanikçisi ve bahçe uzmanı (Ambleny, Soissons yakınları 1766-Paris 1850). önce Museum’da görev aldı. Birçok inceleme gezisine çıktı. Eserleri: Histoire Naturelle des Orangers (Portakal Ağaçlarının Tabiî Tarihi) [1818-1820]; Pomologie Française (Fransız Elmaları) [1838 ve sonra]. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİTEAU (Alexandre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİSSY
Tarih 30 Mayıs 2009
POİSSY, Fransa’da, Seine-et-Oise idarebölgesinde Saint – Germain – en – Laye idare çevresi) kanton merkezi, Saint-Germain ormanı kıyısında, Sen’in sol kıyısında, Saint-Germain’in kuzeybatısında; 28 616 nüf. Kilise (XIII. yy. – XVI. yy.) Cezaevi. Poissy bir sayfiye ve özellikle büyük bir sanayi merkezidir. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİSSY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİSSON (Jeanne Antoinette)
Tarih 30 Mayıs 2009
POİSSON (Jeanne Antoinette). Bk. POM-PADOUR (marquise DE).
POİSSON (Nicolas Joseph), fransız oratorium rahibi (Paris 1637 – Lyon 1710). Oratorium tarikatına girdi (1660), papaz oldu (1663). Descartes felsefesine bağlandı ve filozofun Traite de la Mecanique et l’Abrege de Musique (Mekanik Ders Kitabı ve Genel Müzik Kitabı) [1668] adlı eserini bastırdı, yine Descartes’ın metodu üstüne bir açıklama (Commentaire sur la Metho-de) yayımladı (1671). [L]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİSSON (Jeanne Antoinette) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİSSON (Denis)
Tarih 30 Mayıs 2009
POİSSON (Denis), fransız matematikçisi (Pithiviers 1781 – Paris 1840). On dokuz yaşında Ecole Poİytechnique’i bitirir bitirmez öğretmenliğe başladı. Ecole Polytechnique’te önceleri Fourier’nin yedeğiydi, 1806′da profesör oldu; 1809′da da Paris fen fakültesi profesörlüğüne getirildi. 1837′de Yüksek meclis üyeliğine yükseldi. Aynı yıl üniversitenin Krallık konseyine çağrıldı, bütün Fransa okullarındaki matematik programını düzenlemekle görevlendirildi. Birçok eser yazdı; bunlar matematik analiz (saf matematikçi olmayı tamamen reddederek, bu bilimi büyük ölçüde zenginleştirdi), ihtimaller hesabı, gök mekaniği, kılcallık, esneklik ve matematik fizik konularını kapsar. Laplace’ın gözde öğrencisi olan Poisson, çekim teorisini geliştirdi, çekici kütlelerin içinde bulunan bir nokta için Newton potansiyelinin ifadesini belirledi. Memoire sur la Theorie du Magnetisme (Magnetizma Teorisi üstüne Muhtıra) [1824] adlı eserinde özellikle etki ile mıknatıslanmayı tanımlayarak, magnetizma olayının açıklanmasına büyük katkıda bulundu. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİSSON (Denis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİSSANT (Thibault)
Tarih 30 Mayıs 2009
POİSSANT (Thibault), fransız heykeltıraşı (Estreesles Crecy 1605 – Paris 1668). N. Blasset’nin, sonra da J. Sarazin’in öğrencisi oldu. özellikle Louvre ve Tuileries ile Vaux ve Versailles’da çalıştı. Moulins’de, Henri II de Montmorency’nin mezarı için İman ve Umut adlı figürleri yaptı. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİSSANT (Thibault) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|