HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADÎ GELİŞME

Tarih 02 Haziran 2009

HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADÎ GELİŞME
Polonya’nın hayat seviyesi, 1950′den beri yükselmesine rağmen, hâlâ düşüktür: A.B.D.’dekinden beş kat, Fransa veya Batı Almanya’nınkinden yaklaşık olarak yarı ya­rıya az. Bunun sebebi Polonya’nın savaş­tan önce azgelişmiş ve çok sanayileşmemiş bir ülke olmasıdır, öte yandan ülke, İkin­ci Dünya savaşının kökünden sarstığı eko­nomisini (ülkenin yüzde 38′inin yıkılması) yeniden kalkındırmak için dev çabalara girişmişti. Üstelik toprak değişiklikleri ye yeni kazanılan batı illerindeki halkın kitle halinde nakli, iktisadî durumu bir süre için karıştırdı. Böylesine güç bir durumu düzeltmek, iktisadî hayatı yeniden canlan­dırmak için Polonya üç yıllık (1947-1949) bir plan hazırladı. Eldeki gelir kaynakları­nın büyük kısmı ekonominin ulaşım, mesken ve madenler gibi hayatî kesimlerinin kalkınmasına harcandı: imalât sanayiinde önce, nispeten önemsiz yatırımlarla çabuk sonuç alınabilecek en az zarar görmüş te­sisler onarıldı.

Savaşı takip eden ilk yıllarda millî gelir kaynakları dış yardımlarla ta­mamlandı: yalnız 1946 yılında, UNRRA’nın yardımı millî gelirin yaklaşık olarak yüzde ll’ini temsil ediyordu. Aynı şekilde, S.S.C.B.’nin Polonya’ya verdiği kredilerin 100 milyon dolarlık kısmı, öncelikle ithali gereken ürünlerin satın alınmasında kulla­nıldı. Bu kalkınma döneminin sonunda, planın başlıca hedeflerine ulaşıldı: tarım üretimi savaştan önce ulaştığı miktarın yak­laşık olarak yüzde 80′ini buldu ve kişi ba­şına üretim 1939 öncesinin hemen hemen eşiti oldu. Fakat millî ekonomi hâlâ den­gesizdi; bu dengesizlik yeni bir sanayi üre­timi yeteneğinin hızla kurulmasını hedef alan altı yıllık (1950-1955) planla da düzen­lenemedi. Planın hedefine çok geçmeden ulaşıldı; fakat, makine sanayiinde, meta­lürjide ve kimya sanayiinde çok büyük ge­lişmelere karşılık inşaat malzemesi, yakıt ve enerji yönünden beslenmenin yetersizliği, ekonominin geri kalan kesimlerini sürekli olarak frenledi; ayrıca, tarım üretimi plan döneminin sonunda, 1949-1950 yılları ortalamasını pek az geçebildi. Ağır sanayiye öncelik tanınması, gerçek hayat seviyesinde alçalmağa yol açtı ve bu alçalma sanayi işçilerini durumlarını düzeltmek için kaçak iş yapmağa yönelterek üretimi önemli öl­çüde baltaladı. Tarım verimi de, hükümetin zora başvurarak uyguladığı tarımsal kolek-tifleşme siyaseti yüzünden zayıflamaktaydı. Halktan istenen fedakârlıklar çok ağırdı; hedeflere ulaşabilmek için hayat seviyesi ihmal edilmişti. Bu yüzden 1956-1960 döne­mi için öngörülen yeni beş yıllık planın, halkın tepkilerini göz önünde tutmak amacıyle çok kısa zamanda yeniden gözden ge­çirilmesi gerekti. Tarım alanında, köyler­deki mecburî kolektifleştirme siyasetinden vaz geçildi; bununla birlikte, bütün modern­leştirme çabalarına (sunî gübre kullanıl­ması, makineleşme, elektriklendirme) rağ­men tarım polonya ekonomisinin zayıf nok­tası olarak kaldı. İktisadî faaliyetin öteki kesimlerinde 1956-1960 beş yıllık planının başlıca özelliği mesken yapımına ve sosyal hizmetlere ayrılan yatırımların artırılmasıdır. Plan aynı zamanda sanayideki denge­sizliği düzeltme kaygısını da yansıtır ve dar boğazların (kömür madenleri; elektrik ve inşaat malzemesi) açılmasına önem verilmiştir. Plan döneminin sonunda, sanayi ve tarım üretimindeki gelişme millî hasılanın yüzde 40 oranında artmasını sağladı. Bu­nunla birlikte, alınan tedbirlerin sanayi üre­timini toplu olarak artırmasına rağmen ekonomi uyumlu bir şekilde gelişmiyordu. Gerçekten de, planın tamamıyle uygulan­ması, hattâ ağır sanayi işletmelerinin ço­ğunda aşılması, ancak tüketim maddeleri alanında tespit edilmiş amaçların ihmaliyle gerçekleşebildi. Polonya ekonomisinin ge­lişmesini sınırlayan temel etken, enerji ke­siminin yetersizliğiydi. 1956-1960 Arası sa­nayi üretiminin yüzde 59,6 oranında art­masına karşılık, kömür üretimi ancak yüz­de 13,8 oranında gelişebilmişti; ayrıca, elektrik tesislerinin gücü, elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamağa yetmiyordu. 1961″de Polonya ikinci beş yıllık planı uygulamağa girişti: sanayi üretimi yüzde 52 artırılacak, maden kömürü ve çelik üretimi 9,3 mil­yon tona yükseltilecek, makine sanayii üre­timi yüzde 75 oranında, kimya sanayii de iki kat artacaktı. Tarım üretiminde ise, o günkü seviyesine oranla yüzde 22 yük­selme olacaktı. Gerçek ortalama ücretin ve halk gelirinin yüzde 23 artırılması, şehir­lerde bir milyon sekiz yüz bin, köylerde ise dokuz yüz elli bin mesken yapılması tasarlandı. Bu planı gerçekleştirmek için, üretimin çeşitli dallarında büyük yatırım­lar öngörüldü. İktisadî .gelişme, ticaret bi­lançosunun dengelenmesine, özellikle besin maddelerinin ve tarım ürünlerinin ihracatını artırmaya bağlandı, bu artış ise dışarıdan, özellikle S.S.C.B.’den ithal edilen mallara bağlı temel sanayilerin düzenli bir şekilde çalışabilmesi için tarımın daha geniş ölçü­de geliştirilmesine dayanmaktadır.

• Son durum. Beş yıllık (1961-1965) planın hedeflerine ancak kısmen ulaşılabildi. Bek­lenen yüzde 40 oranına karşılık millî gelir ancak yüzde 33 arttı. Buna sebep, faal nü­fus artışının, planda öngörülen oranı aşmasıdır (7,7 milyon yerine 8,2 milyon işçi); beklenen yüzde 40′a karşılık üretimdeki ar­tış ancak yüzde 28′dir. ücret yükseltilme­si planda yılda yüzde 4,6 olarak öngörül­müşken, ancak yüzde 1,6′ya ulaşabildi. İk­tisadî gelişme hızı da eşit olmadı: 1962 ve 1963′te üretim orta derecede, 1961 ve 1964′te ise yüksekti; 1965 üretimi ise yeterliydi. Kalkınma sanayi kesiminin gelişmesine bağ­lıdır: toplanan sanayi üretimi, dallara gö­re değişen bir artışla beklenen yüzdeyi bi­raz aştı (yüzde 50 yerine yüzde 50,9). Do­natım malları üretimi öngörülen hedefi yüz­de 3,1 aştı; tüketim malları üretimi ise hedefin ancak yüzde 97,5′ine ulaştı. Ta­rım yavaş bir şekilde gelişti ve beklenen yüzde 4,4′e karşılık ancak yüzde 2,8′e ulaş­tı. Ticaret bilançosundaki açık, planın son yıllarında azaltıldı (hattâ 1964′te biraz ka­zanca geçti). 1960′ta yürürlüğe giren pla­nın hedefleri daha mütevazidir. öngörülen millî gelir artış oranı yılda ancak yüzde 3,7′dir. Tüketim mallarının arz ve talebi arasındaki dengesizliğin azaltılması gerekir.

Sayısı günden güne artan birçok eşyanın üretim seviyesi serbest bırakıldı. İşletmeler­de ücretlerin tespiti konusunda daha büyük serbestlik tanınırken verimlilik hesabı bir iyiye gidiş ölçüsü kabul edildi. Bu çeşitli tedbirler ekonominin oldukça liberalle ştiril-diğini ortaya koyar; bu liberalleşme daha önceki ağır sanayii geliştirme dönemine oranla hayat seviyesini daha hızlı yükseltme isteğinin sonucudur.

• Üretim. 1965′te tarım, yarısından çoğu sanayi kesimi tarafından sağlanan maddî üretime ancak yüzde 23 oranında (1960′ta yüzde 26) katılıyordu. 1961-1965 Planı sıra­sında henüz faal nüfusun yaklaşık olarak üçte birini (sanayideki gibi) istihdam eden tarımda, buğday ve şeker pancarı üretimiy­le sığır ve domuz yetiştiriciliği gelişirken patates üretimi aynı kaldı, yulaf ve çavdar üretimi geriledi. Balıkçılık günden güne gelişmektedir. Besin maddeleri üretimi mil­lî ihtiyacı karşılamağa henüz yetmez ve Polonya hâlâ yılda 1,5-2,5 Mt buğday ithal etmek zorundadır.
Sanayide imalât metalürjisi, kimya sanayii ve elektrik üretimi en çabuk gelişen dallar­dır. İmalât metalürjisindeki gelişme (özel­likle gemi yapımı) kısmen demir-çelik tesis­lerinin gelişmesine bağlıdır (plan süresi içinde çelik üretimi 6,7′den 9 Mt’a çıktı). Kimya sanayii «Dostluk» boru hattıyle bes­lenen Plock petrol rafinerisinin inşaatıyle desteklendi. Elektrik üretimi 29′dan 44 tW/saate çıktı.1 Maden sanayiinde, üretimi 104′ten 119 Mt’a yükselen Silezya kömür iş­letmeleri hâlâ birinci plandadır.
• Ticaret. Dış ticaret 1961-1965 planı sü­resinde yüzde 60′tan çok arttı. İhracatta sanayi ürünlerinin payı 1965′te yüzde 40′a yükseldi. Ancak bu ürünlerin hemen hemen hepsi başka sosyalist ülkelere sevk edilir ve kapitalist ülkelerle mübadelenin serbest­leştirilmesi, ticaret siyasetinin başlıca amaçlarından biridir.
• Hayat seviyesi. Hayat seviyesi ortala­ması sosyalist Avrupa’nın sınırlı çerçevesi içinde bile henüz oldukça düşüktür. Kişi başına düşen ortafama gelir 1967′de 500 do­lar olarak hesaplandı. 120 Kişiye bir araba, 15 kişiye bir televizyon, 1,5 kişiye bir oda düşer. Sosyal alanda durum daha iyidir (900′den az kişiye bir doktor) ve temel sa­nayi ürünlerini kullanma imkânı Batı Av­rupa’dakine yakındır: kişi başına 400 kg’dan fazla çelik ve 150 kW/saat elektrik. Hayat şartlarının düzelmesi sanayi kesimi­nin çeşitli dallara ayrılmasına ve buna pa­ralel olarak tarım verimliliğinin artırılma­sına (sanayinin ihtiyacı olan önemli ölçüde işçiyi serbest bırakır) bağlıdır.

02 Haziran 2009 saat 02 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADÎ GELİŞME hakkında bilgi içermektedir.|