PERSPEKTİF

Tarih 22 Mayıs 2009

PERSPEKTİF i. (fr. perspeetive’den). Eşyanın veya nesnelerin uzaktan görünüşü. — G. santl. Basamaklı perspektif, primitiflerin ve uzakdogu ressamlarının kullandığı perspektif. (Derinlik yüksekliğe aktarılmıştır; dolayısıyle planlar basamaklar halinde yükselir.)
Değişik açılı perspektif, nesneleri, bakan gözün değişik konumlarına göre gösteren perspektif.

Duygusal perspektif veya duygu perspektifi, düz veya belirli biçimde eğri çizgileri pek bulunmayan nesnelerin resmini yaparken, be­lirli kurallara göre değil de serbestçe ya­pılan perspektif.
Estetik perspektif, plas­tik sanatlara uygulanan perspektif.
— Mat. Nesneleri bir yüzey üzerine gö­rüldükleri gibi çizmeğe yarayan teknik. (Bk. ANSiKL.)
Aksonometrik perspektif, çizilecek nesnenin, dik bir karşılaştırma sisteminin üç eksenine göre eğikliği deği­şen bir düzlem üzerindeki dik izdüşümü.
Eş ölçülü perspektif, gösterme düzlemi, üç karşılaştırma eksenine aynı eğiklikte olan, aksonometrik perspektif.

Eğik pers­pektif, çizilecek nesnenin bir düzlem üzerindeki eğik izdüşümü. (Bu izdüşüm cismi, belirli bir yönde sonsuza kadar uzak­laşan bir gözün gördüğü şekilde verir, bu durumda uzaydaki paralel çizgiler levhada paralel olarak gösterilir.)

Merkezi pers­pektif, konu olarak alman nesnenin, göz­lemcinin gözünden levhaya çizilen merkezî izdüşümü. (KONİK PERSPEKTİF veya ÇİZGiSEL PERSPEKTİF de denir.)

Stereoskopik perspektif. Bk. STEREOSKOP!.
— Şehirc. Düz bir çizgi halinde uzanan ana­yol.
— ANSiKLL. Mat. ve G. santl. • Perspek­tifin ilkeleri. Perspektifte nesnelerin çizil­diği yüzey, genellikle düzlem ve düşey­dir. Bazen bu düzlem yüzey eğik (bazı mimarî resimler) veya yatay (tavan resim­leri) olur; silindir biçiminde (panoramalar) ve küresel de (kubbeler) olabilir. Geometri bakımından perspektif, üç temel elemanı o-lan konik bir izdüşümdür: çizilecek nesne, levha ve seyirci. Düzlem, düşey ve saydam olduğu tasarlanan levha, nesne ile seyirci arasındadır; Seyirci bir düşey doğru ve bir tek göz olarak düşünülür, yer denilen ya­tay bir düzlem üzerinde durur. Işık ışın­ları, levhaya aktarılacak noktalardan çı­kan doğrular olarak ele alınır. O halde bir noktanın perspektifi, bu noktadan çı­kıp Seyircinin gözünden geçen ışık ışınının levha ile kesiştiği nokta olacaktır.
Bir nesnenin perspektifi (şekil 1), nesneye teğet ve tepesi göz olan konik bir yüzeyin levha ile arakesitidir. Nesnenin görünen çev­resinin perspektifini veren bu kesitle iç nok­taların perspektifini birleştirmek gerekir. Levha, kendisine dik ve gözden geçen biri yatay, öbürü düşey iki düzlemle kesilirse (şekil 2), UU’ ufuk çizgisi ile DD’ ana düşey elde edilir; bu iki doğrunun kesiş­me noktası N ana nokta’sim verir. Yerin levha ile arakesiti YÇ yer çizgisi’dit. Ana işin G gözünü N noktasıyle birleştiren doğru parçasıdır ve bunun ölçümü ana uzaklık’ı verir. Levhaya paralel bir doğ­ruya «alın doğrusu» denir; bu doğrunun perspektifi kendisine paraleldir. Levhayı kesen bir doğruya «kaçan doğru» denir. (şekil 3). Bu doğrunun levhayı kestiği nok­taya doğrunun levhadaki izi denir. Bir doğrunun kaçış noktası bu doğruya göz­den çizilen paralelin levhayı kestiği nok­tayı bularak elde edilir. Bir doğrunun perspektifi, levhadaki izi ile kaçış noktasını birleştirerek gösterilir.
• Bu ilkelerden çıkan sonuçlar. Birbirine paralel olan doğruların kaçış noktası ay­nıdır. Yatay doğruların kaçış noktası UU’ ufuk çizgisi üzerinde bulunur. Levhaya dik doğruların kaçış noktaları N ana noktasın­dadır. Levha ile 45°’lik açı yapan yatay doğruların kaçış noktası UZ ve UZ’ uzak­lıktaki noktalardadır (bu noktalar, GN ana uzaklığını, N noktasının her iki yanı­na uzatarak elde edilir). Bir düzlem, levhaya paralel ise buna «alın düzlemi» denir; bu düzlemin konumu, UZ ana uzaklığı ile gözün alını düzleminden UZ
uzaklığı olan A arasındaki •- oranıyle ” A “gösterilir; buna alın düzleminin ölçeği denir. Bir «kaçan düzlem» levhayı kesen düzlem­dir; bunun levha ile kesişmesine düzlemin levhadaki izi denir; yer ile arakesiti de düzlemin yer izi’ni verir. Verilen düzleme (kaçış düzlemine) gözden paralel düzlem çizilirse, bu düzlemin levha ile arakesitine düzlemin kaçış çizgisi denir. Bu çizgi, düz­lemdeki bütün doğruların kaçış noktalarının geometrik yeridir. Perspektifte bir düzlem, ya yer izinin perspektifi ve levhadaki izi­nin perspektifi, ya da yer izinin perspek­tifi ve kaçış çizgisinin perspektifiyle tanımlanır; ikinci usul daha çok kullanılır. Birbirine paralel bütün düzlemlerin kaçış çizgisi aynıdır; yatay düzlemlerin kaçış çiz­gisini UU’ ufuk çizgisi verir. Levhaya dik düşey düzlemlerin kaçış çizgileri DD’ ana düşeyidir. Levhaya dik bütün düzlem­lerin (uç düzlemleri) kaçış çizgileri N nok­tasından geçer*
Yerin bir noktasının perspektifi. Burada kullanılan metot, tasarı geometrinin izdü­şümlerinden yararlanır. Şu halde, nokta­nın a, levhanın YÇ, gözün G yatay izdü­şümleri verilir; YGÇ optik açısının 37°’yi geçmemesi gerekir; sonra YÇ’ye aa dik­mesi inilir, YÇ ile 45°’lik bir açı yapan al ve N ana noktasının yatay izdüşümünü göstermek üzere YÇ’ye dik olan GN çi­zilir. Uzaklık noktalarının UZ ve UZ’ ya­tay izdüşümleri, UZN = UZ’ N = NG alı­narak elde edilir.
Sonra düşey izdüşümleri gösterilir: a’, N’ ve tasarı geometrinin xy yer çizgisinden belli bir u uzaklığındaki UU’ ufuk çizgisi, öte yandan ilk taslağı çizmek üzere, ya­tay bir doğru üzerinde YÇ uzunluğu alı­narak levhanın hazırlığına girişilir; levha­nın yan kenarları, ÇX ve YX’ dikmeleri çıkılarak elde edilir. Sonra u ufuk yük­sekliği alınarak UU’ gösterilir ve yatay iz­düşümün ÇN doğru parçası taslak üzerin­de UN’ye taşınır. UZ ve UZ’ noktaları GN = UZN UZ’N çizilerek elde edi­lir. Ça ve Çl apsisleri aynı şekilde taslak üzerine geçirilir, aa’ noktasının perspekti­fini elde etmek için, aa’nın levhadaki a izi N kaçış noktasıyle, 1 izi de la doğru­sunun UZ kaçış noktasıyle birleştirilir. Bu iki doğrunun kesişme noktası, aâ noktası­nın perspektifi a”‘yü verir.
• Yüksekliklerin perspektifi. aa”nün üs­tüne (bk. Dik İzdüşüm) AV = m yük­sekliğini taşımak için, taslak üzerinde ÇM = m alınıp MN ile ÇN birleştirilir. Sıra ile a”n yatay doğrusu, np düşey doğrusu, pA” yatay doğrusu ve A”a” düşey doğ­rusu çizilir. Aranan yükseklik, perspektif­te AV yüksekliği olur, çünkü Pn ve A” a” düşey doğrularının perspektifle kısai-mış olduğu göz önünde tutulmak şartıyle MÇ — m — Nn = A’V'dür.
• Ana uzaklığın indirgenmesi. UZ ve UZ”-nün taslak dışma çıktığı tespit edilir; çi­zimi taslağın sınırlarına getirmek için NUZ veya NUZ’ ana aza kliği üçte birine indi­rilir, aynı işlem al doğru parçasına da uygulanır. (NUZ’nin ilk üçte biri solda, al’-in ilk üçte biri de Sağda bulunur.)
a/3 ve D/3 noktalarını birleştirerek a” nok­tası elde edilir.
• Levhanın büyütülmesi. Elde edilen pers­pektifler tasarı geometrinin izdüşümlerin­den daha küçük olduğundan, levhanın bü­yütülmesi gerekir. Yandaki örnekte, üç kat büyütme yapılmıştır. Ana uzaklık da üç kat büyütülüp, sonra bunun üçte biri alındığından (çizimleri büyük levha içine düşürmek için) bu uzaklık değişmez; kü­çük levhanın UZ ve UZ’ noktaları, büyük levhadaki noktaların üçte bire indirgen­miş halini gösterir. Ayrıca desenin mer­kezini sıkışıklıktan kurtarmak için, 45°’lik doğruların çizimlerini çerçevenin kenarları­na kadar uzatmak gerekir. Bunun için, a” noktasını belirlemek yerine, n’ye teka­bül eden nr noktası belirlenir; fakat NUZ küçük levhanın uzaklığına tekabül ettiğin­den, al’in üç katı alınacağına C’l” = al = Çl’ alınması gerekir, a’” noktası a’N ile n”deki yatay doğrunun arakesitinde bulu­nur. Yükseklik Ç’M’ =.. 3ÇM = 3 m’dir. Bu yüksekliği a”"de almak için, n’p’ dü­şeyini çıkmak ye p”deki yatay doğruyu çiz­mek yeterlidir: bunun a”" de ki düşeyle arakesiti, A”nün A”"deki perspektifini verir. Bu durumda, uzaydaki AA’ noktasının konumu, üç koordinat eksenine getirilmiş olur ve bunlara ölçekler denir: Ç’Y’ ge­nişlik ölçeği, Ç’N derinlik ölçeği, Ç’M’ yükseklik ölçeği. Uzaydaki bir noktanın perspektifinin çizilmesi bilinirse, herhangi bir düzlem şeklin veya hacmin perspekti­fini çizmek de kolaylaşır. Düzgün olma­yan şekiller geometrik şekillerle çerçeve­lenir ve bu geometrik şekillerin perspekti­fi alınarak düzgün olmayan şekillerin pers­pektifleri kolaylıkla çizilir.
Estetik perspektif. Sanatçılar, oldum olası geometrik perspektif kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalmamışlardır; bu türden ser­bestliklere aykırılık denir. Optik aykırılık’laı çok sık görülür. Gerçek­ten de bir resmin önünde yer değiştirdiği­miz zaman ona değişik açılar altında bak­mak zorunda kalırız. Sanatçının şekilleri, Sabit ve bir tek görüş noktasının Seçimine dayanan geometrik perspektif kuralı uya­rınca çizmesi, resimde bazı kusurlu şekil­lerin bulunduğu duygusunu doğurabilir. Bu bakımdan meselâ, Raffaello’nun Atina Okulu adlı tablosunda Zerdüşt’ün tuttuğu kü­re, seyirci hangi noktadan bakarsa baksın tam bir yuvarlak olarak görülür; aynı şe­kilde Kana Şöleni’nde sütunların üst kıs­mını veren çizgiler, kompozisyonun sağın­da ve solunda bir kaçış noktasına yakla­şır, fakat matematik bakımmdan bu nokta çok yüksekte seçilmiştir. Tasvirî aykırılıklar, sanatçıya, nesnenin göz­le görülen biçimine, zihnindeki görüntü­leri katma imkânı verir: meselâ mısır sa­natında olduğu gibi kısmen önden, kıs­men yandan veya kübistlerin, Picasso’nun tablolarında ve ayrıca çocukların içgüdü­sel resimlerinde olduğu gibi hem önden, hem yandan gösterilmiş figürler. Estetik aykırılıklar, sanatçıya, şekil bakı­mından birbirine eş ve uyumlu bir düzen içinde yerleştirilmiş figürlerle, uzay ger­çeğini keyfî olarak ifade etme imkânı ve­rir: meselâ, Raffaello’nun Atina Okulu’ndü, biçimde aynı fakat, kompozisyon içinde uzaklaştıkça küçülerek tekrarlanmış kemer­le rdeki kurala aykırılık. Sanatçı, tablonun genel kompozisyondaki dengeyi bozabile­ceği düşüncesiyle, bazı kaçış çizgilerinin yönünü değiştirmiştir. Bazı alın çizgilerin­den itibarî ve çok sayıda değişik kaçış noktasını belirtmek için kaçış çizgileri ola­rak yararlanmıştır.
Aynı aykırılıklar heykeltıraşlık ve mimarî­de de görülür; ister yakından, ister uzak­tan görülecek şekilde veya bir alınlığı, bir afrizi süslemek için yapılsın, bir heykel veya bir alçak kabartma, biçim, oylum ve hacim düzenlemesi bakımından büyük ay­rılıklar gösterecektir; yunan revaklarının çoğunda bütün sütunlar birbirinin tam eşi değildir; özellikle sol veya sağ uçtaki sü­tunlar, güneşin doğrudan doğruya vurdu­ğu yüzeyi daha dar gösterdiğini hesapla­yan mimarlar tarafından bile bile öteki­lerden daha kalın yontulmuştur. (L)

22 Mayıs 2009 saat 22 Mayıs 2009 de hazırlanan bu sayfa PERSPEKTİF hakkında bilgi içermektedir.|