PEŞ
Tarih 23 Mayıs 2009
PEŞ i. (fars. pes’ten). Arka: Peşinde gangsterler mi var? Nedir bu hal? (R. H. Karay). Osman hep gözüne, gönlüne hoş gelen şeylerin peşinde (H. E. Adıvar).
Peş peşe, art arda.
— çeş. dey. Peşi sıra, arkasından, ardından: Yetişir koştum aşkın peşi sıra I Bitirdi beni bu içki, bu kumar (C. S. Tarancı). Birtakım insanların peşi sıra mahalle içlerinde bir sinemaya gitti (S. F. Abasıyanık).
[...] Peşinde, devamlı istenilen, takip edilen şeyi belirtir: Beni kıskandılar. Zannettiler ki şöhret peşinde geziyorum (Ömer Seyfeddin). Müslüman Araplar arasında bir Arap halifeliği hükümeti peşinde olanlar vardı (F. R. Atay).
Peşinde dolaşmak (veya gezmek), bir kimsenin arkasını bırakmamak: Kitabım hakkında o kadar iyi şeyler yazan, beni dünyaya tanıtan, günlerce peşimde dolaşan Van Humbert’in … (A.H. Tanpınar).
Peşinde (veya peşinden) koşmak, bir işi, bir şeyi veya bir kimseyi elde etmeğe çalışmak: Oyundan ve zevkten başka bir şey peşinde koşanlardan değilim (F. R. Atay). Elle tutulmaz, gözle görülmez bir sevgilinin peşinden yıllarca koştu (Y. K. Karaosmanoğlu).
Peşinden gelmek, bir kimsenin arkası sıra gelmek: Gelin ey bütün çocuklar, peşimden I Geçelim karanlıklarda şehri (C.S. Tarancı).
(Birinin) Peşinden gitmek, bir kimseyi takip etmek.
Peşinden sürüklemek, bir kimsenin arkasından gelmesini sağlamak; cezbetmek: Giyiniş, oturuş, yemek ve zevklerinde, ingilizler yavaş’ yavaş bütün gemi halkını peşlerinden sürüklediler (F.R. Atay).
Peşinden yürümek, bir kimsenin ardı sıra gitmek, ona uymak: Bu ülkeler her zaman, hattâ kendi hayatlarına mal olsa da, kendi peşlerinden yürüyecek milyonları kolayca buluyorlar (Ş.S. Aydemir).
Peşine düşmek, birini veya bir işi takip etmek: Fare sıçan peşine düşmekten eğleniyorsa keyfi bilir (N. Ataç).
Peşine takılmak, bir kimsenin ardından ayrılmamak: Akşamları kız gelsin, bana bir şeyler okusun. Sakın o solucan anası peşine takılmasın ha (H.E. Adıvar).
Peşine takmak, bir kimseyi ardından sürüklemek, beraberinde götürmek: Zurnalar şehrin ahalisini takmış peşine … (M. Â. Ersoy). Sonra bir arabaya binerek tek başına iş adamına gitti ve onu da peşine takarak ‘ Beyoğlunun en iyi terzilerini ziyaret etti (A.H. Tanpınar).
Peşini bırakmak (bırakmamak), bir kimseyi veya şeyi takip etmekten vaz geçmek (vaz geçmemek): Haberin önemini kavrayan arkadaş, bunu duyunca peşini bırakır mı sanıyorsun (S.F. Abasıyanık). Beni o kadar sevdiler ki teneffüste bile peşimi bırakmıyorlar (R. N. Güntekin). [M]
23 Mayıs 2009 saat 23 Mayıs 2009 de hazırlanan bu sayfa PEŞ hakkında bilgi içermektedir.|