PSİKOLENGÜİSTİK
Tarih 12 Haziran 2009
PSİKOLENGÜİSTİK i. (fr. psycholinguis-tique). Dille ilgili olayları psikolojik görünümleri içinde inceleyen bilim.
— ANSiKL. Saussure’den beri modern dilbilime «dil» ile «söz» arasındaki ayırım hâkimdir. Dil, sosyal bir grubun üyeleri arasında alınıp verilen bütün sözlü bildirilerin gücül toplamına uygun bir sistemi belirtir. Söz, gerçekleştirilmiş sözlü bildirilerin, yani davranışlardan doğan dil olguları’nın somut çokluğunu belirtir. Dilbilim’in konusu dil ile dilin bölümlerinin (gramer, sözlük v.b.) ve işleyiş kurallarının incelenmesidir. Psikolengüistik in konusu, sözlü bildirilerin bazı görünümleriyle konuşanların ruhsal ö-zellikleri arasında bağlar aramaktır.
• Tarih. Dilbilimin tarihi eskidir ama psikolengüistik bilim olarak yeni ortaya çıktı: basılan bir eserde (Osgood ve Sebeok’un terim olarak ilk defa Amerika’da 1954′te yönetiminde yayımlanan Psycholinguistics) kullanıldı. Bilim dalları arasında ortaklaşa bir çalışma ile yazılan eser, yapısal dilbilimin metotlu ve nazarî bilgileriyle davranış psikolojisini birleştirmeğe çalışır. Eserde bildirim nazariyesi gibi bazı dış katkıların da «nemi büyük oldu. Dilbilimcilerle psikologların işbirliği, birçok güçlük yenildikten sonra sağlanabildi. İlk anlarda modern dilbilim kendi alanını biçimsel bir analiz olarak sınırladı ve dilin kullanılmasını sağlayan zihnî fonksiyonları psikologlarla tartışmayı konusu dışında saydı. Bu yüzden dilbilim, fonetik ve semantik gibi zihnî fonksiyonlarla da ilgili özel bilim dallarını bünyesine katmakta kararsızlık geçirdi. Diğer yandan bilimsel psikoloji özel söz davranışlarını, uzun zaman tanım veya deney yönünden inceledi ve dilbilim sisteminin bütününü kapsayan bir modele inmedi; onun için psikoloji, bu sistemin kullanılışıyle ilgili tümel edinme ve bozulma şekillerini (çocuğun dili, patolojik dil) anlamakta güçlük çekti. İki tarafın karşılaştığı bu güçlükler bilgi nazariyesi konusunda diyaloglara yol açtı ve çeşitli uygulamalardan doğan somut meseleler sonuç olarak iki bilimin kaynaşmasını ve psikolengüistiğin ortaya çıkmasını sağladı. Psikolengüistiğin bellibaşlı kurucuları arasında G.A. Miller, Osgood, Luria, Skinner ve Novrer sayılabilir.
• Psikolengüistiğin meseleleri. Psikolengüistiğin geniş ve durmadan da genişleyen bir alanı vardır; burada, karşılaşılan meseleler için geçici bir sınıflama söz konusudur:
1. genel meseleler. İnsan (erişkin ve normal) söz yeteneklerini (bir dili anlama ve konuşma yetenekleri) bir yandan aldığı bildirileri anlayarak ve yorumlayarak, bir yandan da gönderdiği bildirileri seçerek nasıl kullanır? İlkel düzeyden (fonetik) karışık sözdizimine kadar bu yeteneklerin nitelikleri tanımlanlamağa ve açıklanmağa çalışılmaktadır. Bunların algı, bellek, zekâ ve bilgi süreçleriyle ilgileri incelenmekte, konuşanın, tüm kişiliğine, o andaki güdülenmelerine ve bildirişme şartlarına (karşıdaki insanları, maddî bir konuyu, bir bildirişme kanalını kapsar) bağlı olan çeşitli tip «söz davranışları» içinde, bunları nasıl kullandığı araştırılmaktadır.
Bu incelemelerde: a) kişinin, hangi süreçlerle, konuşmaya ve konuşma unsurlarına bir «anlam» verdiği;
b) kelimeleri birleştirme süreçleri ve «söz alışkanlıkları»;
c) dilin bazı istatistik görünümlerinin psikolojik temelleri, özel bir dikkat konusu olmaktadır;
2. genetik meseleler. Her şeyden önce normal çocuğun, anadilini öğrenmesiyle ilgili meselelere önem verilir. Bir yandan, fonetik ve fonem yönünden ve morfoloji, sentaks, kelime hazinesi alanındaki edinmelerin gelişimi incelenir, bir yandan da bu çeşitli edinmeleri bütünleyen ve genel psikolojik gelişme (psikomotor, zihinsel, duygusal) «evreter»ine bağlı olan «evreler»in nitelikleri belirlenmeğe çalışılır. Araştırmalar şu yönlerde gelişmektedir:
a) şartlandırma ve yeğinleşme süreçlerini ön plana alan ilk öğrenme psikolojisi;
b) söz edinmelerini, simgesel güdüm ile önce somut sonra biçimsel eylem yapılarına bağlayan Piaget genetik psikolojisi.
Diğer özel genetik meseleler ilk öğrenme ile ilgilidir:
a) «ikinci dil» ve ikidillilik; b) okuma ve yazma; c) sağır çocukların dili v.b.;
3. patolojik meseleler. Bunlar, yapı, etyo-loji ve evrim bakımından çeşitli «dil bo-zuklukları»yle ilgilidir. Bu bozuklukların bazıları belli ve organik sebeplere dayanmayan genel kişilik bozuklukları (basit karakter güçlüklerinden psikoza kadar gidebilen) bazıları da, işitme, boğumlama eksiklikleri veya sinir bozukluklarıyle ilgilidir (bu son hal, meselâ afaziler ve bunamalar daha çok «nörolongüistik» alanına girer). Aynı zamanda, hastaların veya çocukların dilleri gibi «normal» dil olaylarına uymayan durumlar için yapısal tanım modelleri çıkarılmağa çalışılmakta, dilbilimcilerin «normal» sistemdeki bildiri şekillerini ortaya çıkarmak için yaptıkları bu inceleme genelleştirilmektedir.
• Uygulamalar. Psikolengüistik daha şimdiden «normal» pedagoji, «özel» pedagoji (geri zekâlı ve sakat çocuklar), yeniden eğitme, yabancı dil öğretimi, sözlü haberleşme teknolojisi, reklam ve haberleşme işleri gibi alanlarda başarıyle uygulanmaktadır. Bu uygulamaların bazıları «uygulamalı dil-bilim»’in alanına girer.
• Komşu alanlar. Psikolengüistiğin sınırında bulunan, ama onun kesin tanımına uymayan alanlar şunlardır:
1. konuşanların görünüş, afekt ve davranış belirteçleri olarak alman sözlü özel bildirilerdeki «içerik»in analizi (bu analiz, yukarıdaki görünüş, afekt ve davranışlarla ilgili varsayımlar ortaya atan klinik psikolojisinden ve sosyal psikolojiden ayrı düşünülemez);
2. insan ve hayvanlarda sözsüz bildiri davranışlarının (meselâ hareketlerle yapılanların) incelenmesi (bu davranışlar’ın. incelenmesi semiyolojiye girer; inceleme sözsüz bildirilerin sistem’ine uygun olmalıdır). [L]
12 Haziran 2009 saat 12 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa PSİKOLENGÜİSTİK hakkında bilgi içermektedir.|