PSİKOSOMATİK

Tarih 12 Haziran 2009

PSİKOSOMATİK sıf. (fr. psychosomatique). Tıp. ve Psikiyatr. Hem organik, hem ruhsal alanla ilgili olan: Organik psikozlar psikosomatik hekimlik alanına girer.
— ANSÎKL. Psikosomatik hekimlik hastayı organizmasının tümüyle incelemeğe çalışır; konusu, bilinçli ve bilinçsiz ruhsal hayat ile organik belirtiler, yani hastalıklar arasın­daki derin ilişkileri incelemektir. Psikoso­matik hekimlikte, başlangıcından bugüne kadar çeşitli akımlar görülür:
— alman psikosomatik okulu, antropolojik bir hekimliğe yönelir;

— anglosakson okulu, psikanalizle davranış­çılık arasında yer alır;
— rus okulu, beyin-içorganlar nazariyesine dayanarak hastalığı, uyarma veya inhibisyon belirtilerindeki dengesizliğe indirgeme­ğe çalışır;
— fransız okulu, hastalıkları düpedüz ruh­sal bir oluşum sayar.
Psikosomatik sözü, bedenî ve ruhî ifade ve işaretlerin birleşmesinden doğan palolojik bir bütün halindeki fonksiyonel belirtiler için kullanılabilir. Olaylar uzun süreli ve düzenli bir tepki şeklindeyse psikosomatik hastalıklar söz konusudur. Yani hastanın ki­şisel tepkisnden ileri gelen uzun süreli patolo­jik belirtiler veya gerçek hastalıklar (egzama, astma, mide ülseri, verem) psikosomatiktir. Bu bakımdan hastalığı insancıl bir görüş­le ele alan, ruhsal sıkıntıları ve bedenî tepkileri araştıran hekim, hastalıkların kli­nik belirtilerini ve insan ruhuna yön veren ruhsal olayları tam anlamıyle tanımalıdır. Hastanın psikolojik yönden ele almışı onun tam bir biyografisini ortaya koymayı ve bireyi etkilemiş olan psikolojik, sosyal ve organik olayları tarih sırasıyle ortaya çıkarmayı öngören kesin bir tekniği gerek­tirir (J. Delay). Mide ve bağırsak hasta­lıkları alanında meselâ yutak hareketsizli­ği, sindirimsizlik gibi bazı rahatsızlıkların oluşumunda ruhsal etmenlerin rol oynadığı uzun zamandan beri bilinmektedir. Psikoso­matik hastalıkların en tipik örneği mide-onikiparmak bağırsağı ülseridir. Ruhsal etmener İkinci Dünya savaşından beri, özel­likle son yıllarda büyük ölçüde araştırma konusu oldu. Ruhsal gerilimin mide mu­kozası üstündeki yankısı, ruhsal etmenlerle mukoza ülserleri arasındaki ilişkiler bütün bilginlerin dikkatini çekti. Fransa’da bu ilişkiler özellikle A. Lambling ve çalışma ar­kadaşları tarafından incelendi. Kalınbağır­sak hastalıkları alanında yapılan araştırma­lar hastanın psikolojik yapısıyle büyük ap­tese çıkması arasındaki yakın ilişkileri or­taya koydu. Meselâ bazı hallerde kabızlık veya ishal gibi bazı belirtiler nevrozların, ruhsal bakımdan olgunlaşmamanın veya psikolojik bakımdan en zayıf durumda bulunulan anın ifadesidir. Kanamalı göden koliti en tipik psikosomatik hastalıklardan biridir. Bu durumda hastalık, bireyin tü­müyle olgunlaşmamış olduğunu gösterir. Onun için bu gibi hastaların tıbbî bir ekip tarafından tedavi edilmesi gerekir. Meselâ yukarıda sözü geçen hallerde, mide-bağırsak uzmanlarıyle psikiyatri uzmanları belirtile­re bakarak hastalık etmeninin önemini ve belirtilerin, organizmanın psikosomatik bü­tünlüğüne ne dereceye kadar bağlı bulun­duğunu ortaya çıkarmalıdır. Solunum yol­ları hastalıklarından astma bu bakımdan pek çok araştırmaya konu oldu. Astmayı psikosomatik bakımdan inceleyen bilginle­re göre heyecanlar alerjenlerin gücünü ar­tırır, hattâ astmanın belki tek sebebidir. Ast­ma, güvensizlik duyan bireyin bir çeşit savunma aracı ve bazı hallerde, hastanın anasıyle anlaşmazlığının bir ifadesi olabilir. Bazı kalp ve kalp damarları hastalıkların­da (atardamar hipertansiyonu, göğüs anji­ni) bedenî ve ruhî olayların birlikte oyna­dığı rol pek iyi bilinmektedir. Sedef has­talığı, kurdeşen, özellikle egzama gibi bir kısım deri hastalıklarında ruhsal etmenle­rin oynadığı rol de aynı şekilde çok iyi bilinmektedir. Astmada olduğu gibi egza­mada da «krizler», yani hastalığın gittikçe artması, hastanın ruhsal bunalımını açığa vuran belirtilerdir. Deri «koruyucu» bir un­sur olduğundan, ruhsal gerilimlere karşı bireyin savunmasına yardım eder; fakat bir durum çok dramatik yaşanmışsa bu ruhsal gerilim, ifadesini deri rahatsızlıklarında bu­lan patolojik bir değer kazanır.

Daha başka birtakım hastalıklar da psiko­somatik problemler yaratabilir: bazı kadın hastalıkları, romatizmalar, içsalgı bozuk­lukları, göz, burun-kulak-boğaz hastalıkları, baş ağrıları v.b. gibi. Bir bakıma denebi­lir ki bütün hastalıklar psikosomatiktir ve mademki bazı hastalıklar için bunu kabul ediyoruz, bütün ötekiler için de kabul et­mek gerekir. Psikosomatik hekimlik bede­nî belirtiler arasındaki derece farklarını ortaya çıkarmağa çalışmakta ve hastanın kişiliğinin incelenmesiyle ilgili teknikler psikiyatri ve klinik psikoloji alanındaki ilerlemeler sayesinde birkaç yıldan beri git­tikçe daha çok gelişmektedir. Fakat biraz yukarıda sözü edilen hastalıklar, bedenî ve ruhî görünüşler arasındaki bağlantıyı tespit bakımından diğerlerine göre daha belirgin ve daha tipik hastalıklardır. Bu çeşit has­talıkların tedavisi, gayet tabiî, organik bo­zukluklarla ruhsal bozuklukların tedavisinden ibarettir. Gevşeme psikoterapisi, uyku kürü v.b. gibi bazı psikoterapiler bu bakımdan çok etkili olabilir. Duruma göre psikoterapik tedavi, bedenî rahatsızlıkların ağırlığı karşısında sadece bir destek olabi­leceği gibi birinci planda bir tedavi de ola­bilir. (L)

12 Haziran 2009 saat 12 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa PSİKOSOMATİK hakkında bilgi içermektedir.|