PÜR

Tarih 15 Haziran 2009

PÜR sıf. (fars. k.). Esk. «Dolu, çok, sa­hip» anlamlarıyle bileşik sıfatlar yapar. || Pür-âhenk, çok ahenkli: Saf, pürâhenk bir çocuk sesi sordu. (H. Z. Uşaklıgil). || Pür-âmal, emellerle dolu. || Pür-ateş, ateş dolu. || Pür-azamet, çok azametli. || Pür-bad, çok rüzgârlı. Mec. Kibirli. || Pür-bar, yük­lü. Meyvesi çok (ağaç). || Pür-cuş, coşku dolu: Havada mevcelenir sanihat-ı kudsi-yen I Riyah, ruhumu pürcuş eden, mekâ-lindir (M.Â. Ersoy). ||

Pür-çin, çok karı­şık bükülmüş. || Pür-feyz, çok bol, bolluk dolu. || Pür-dil, yürekli, cesur. || Pür-di-lân, cesur kimseler. || Pür-fer, parlak, ay­dınlık. || Pür-gû, çok konuşan: Pür-gubar, toz dolu: Buhara benzetilir bir yeşil saadet­tir // Gülümseyen ovanın vech-i pürgubarın-da
(Tevfik Fikret). Mec. Kırılmış, çok in­cinmiş. || Pür-hayal, hulyalı. || Pür-hayat, hayat dolu, canlı. || Pür-hiddet (pür-gazap, pür-gayz veya pür-tehevvür), kız­gın, çok kızmış: Sa’d ise oraya pürhiddet olarak çıka geldi (Cevdet Paşa). || Pür-hun, kanlı, kan içinde:
Rastgeldiği şeye çarpı­yor, yaralıyor, yaralanıyor, nihayet nefesi kesilinceye kadar müzmahil ve pürhun kalı­yor (Cenab Şahabeddin). |J Pür-huzur, hu­zur içinde, huzur dolu. || Pür-ıstıfa, seçilmiş, ayrılmış: Anın için hükümet müdafaâtı benim yazılarımın haricinde kalır, ben o bil­diğiniz nezih ve pürıstıfa can ve vicdanım ile bir teşebbüsü hayırhahıde bulunayım de­dim (Atatürk). // Pür-maharet, hünerli, çok usta. || Pür-melâl (veya pür-teessür), üzün­tülü, sıkıntılı: Gülzar pürmelâl ise, bülbül lal ise (Yahya Kemal). || Pür-neşe, çok ne­şeli, neşe dolu. || Pür-nur, nurlu, nur için­de: Her yer karanlık // Pürnur o mevki (Abdülhak Hâmid). || Pür-sihhat, sıhhat do­lu. || Pür-sürud, şarkı söyleyen, nağmeli: Bütün bu kafile efradı pürsürud-ı sürür I Yarıp önünde duran halkı muttasıl gidiyor (M. Â. Ersoy).
|| Pür-sürur, sevinç dolu: Lâmia, ne kadar pürsürur, gülmek için ya­ratılmış (H. Z. Uşaklıgil). || Pür-şevk, çok şevkli, çok heyecanlı. || Pür-şule, pırıl pırıl: Zeki nazarlarının hande-i kebudiyle I Tenev­vür eyleyen ecfanı sanki pürşule (Tevfik Fikret). || Pür-taravet, gençlik dolu, çok taze: Getirir gözlere âfak-ı sabah // Pürta-ravet, yeni bir mey-i nigâh (Cenab Şaha­beddin). [M]

15 Haziran 2009 saat 15 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa PÜR hakkında bilgi içermektedir.|