PUSULA veya PUSLA

Tarih 15 Haziran 2009

PUSULA veya PUSLA i. (ital. bussola, kü­çük kutu’dan). Magnetik. Mıknatıslanma­yan bir maddeden yapılmış, ortasında, uç­ları daima Yer’in magnetik kutuplarına yönelerek kuzey doğrultusunu gösteren mıkna­tıslanmış bir ibre bulunan kutu; ibre, bir eksen üzerinde serbestçe döner veya hüküm­süz bir ipliğin ucuna asılmıştır: Pusula, uzun deniz seferlerinin yapılabilmesine im­kân verdi.
(Bk. ANSİKL.) || Eğitim pusulası, yatay bir eksen üzerine yerleştirilen ve mag­netik eğilimi, yani bulunulan bölgedeki Yer magnetik alanının doğrultusuyle ufuk ara­sındaki açıyı ölçmeğe yarayan mıknatıslan­mış ibre. || Magnetik değişim pusulası, bü­tün bir gün boyunca mıknatıslı ibrenin küçük oynamalarını gösteren âlet. (İbrenin oynamaları, magnetik çalkalanma günlerin­de çok daha büyük olabilir.) || Sapma pu­sulası, herhangi bir yerdeki sapmayı, yani magnetik meridyenin coğrafî meridyenle yaptığı değişken açıyı ölçen klasik pusula.
— DEY. Pusulayı şaşırmak, güç bir durum karşısında ne yapacağını bilememek: —Pey­gamberimiz kimdir? deyince, onlar da pu­sulayı şaşırdılar (Ş. S. Aydemir).
— Denize, ve Havc. Bütün doğrultuları magnetik kuzey doğrultusuna göre değer­lendirmeğe yarayan âlet. (Magnetik kuzey ile gerçek kuzey veya coğrafî kuzey ara­sında, sapma açısı denilen bir açı bulunur; harita üzerinde işaretlenen bu açı yardımıyle pilot veya kaptan, uçağının veya gemisinin gidiş yönünü tayin edebilir.)
[Bk. ANSİKL.] || Pusula dolabı veya sehpası, içine pusula, mıknatıs çubuklar ve pusulayı aydınlatan lambaların konulduğu silindir biçiminde dolap, (üzerinde pusulayı su, toz v.b.den korumağa yarayan meşin bir kılıf vardır.) || Pusula feneri, eski pusulalarda, pusula dolabının içindeki fener. || Pusula kartı, pusula kadranına yapıştırılan, yüzeyi otuz iki bölüme ayrılmış yuvarlak kart. (Pusula gülü de denir.) || Açıklık pusulası, magnetik güney açısını (açıklık) belirlemek için Güneş’in veya herhangi bir gökcismi­nin yerini tayin eden pusula.
(KERTERİZ PUSULASI da denir.) || Cayro pusula veya cayroskopik pusula. Bk. CAYROPUSULA. || Elektronik pusula, magnetik pusula ile oto­matik pilot arasında röle görevi yapan elektronik donatım. || El pusulası, deniz ge­zintilerinde, amatör denizcilerin kerteriz yapmak için kullandığı kenarına bir sap takılmış pusula. || Sivili pusula, pusula kartının salınımlarını önlemek için, kabında su ve alkol karışımı bulunan pusula. Bk. ANSİKL.
— İda. Esk. Pusula odası, Şeyhülislâm dairesine bağlı Fetvahanedeki üç kalemden bi­ri. (Burada fetva, isteyenlerin istekleri ya­zılırdı; müracaat edenler, bu yazıyle modaya giderek fetvayı yazılı veya ağızdan dinler­lerdi.)
— Ansikl. Magnetik. Pusula, Yer magnetik alanının doğrultusunu gösterecek şekil­de yerleştirilmiş mıknatıslı bir ibreden baş­ka bir şey değildir. Hareketli bir mıknatısla yapılmış elektromagnetik ölçü âletleri de bu adla anılır. Mıknatısın kutuplanma özelliği­ni ve Yer’in mıknatıs üstündeki yönlendirici etkisini ilk fark eden Çinliler oldu: M. ö. 120 yıllarına doğru yazılmış Cung Vey lügatinde bu olayların ifadesine rastlanır; cinli denizciler VII.-VIII. yy.larda mıknatıs­lı iğneyi kullandılar. Pusulanın kullanılışını Çinlilerden öğrenen Araplar da Avrupa’ya yaydılar. 1180 Yılına doğru yazılmış bir şiirde, «denizcilerin yoldaşı» çirkin kara bir taştan söz edilir. Yine o devirde yaşamış bir yazarın açıkladığına göre, bu «denizci­lerin yoldaşı», yarısına kadar su dolu bir cam kap çine konmuş mıknatıslı bir iğne­dir: iki saman çöpü üzerinde yüzen bu iğ­neye kalamit adı verilmiştir,
Gerçek pusulanın hikâyesi kesinlikle bilinmi­yor; bununla birlikte 1294′te Saint-Nicolas gemisinin demirbaş defterinde calamita cum apparitibus suis ve bir bussula de ligno kay­dına rastlanmıştır; bu da, pusula kelimesi­nin sicilya dilinden geldiğini gösterir. Rüzgârgülüyle birlikte, eksiksiz ilk pusulanın 1483′te portekizli Ferranda tarafından ya­pıldığı sanılır.

Eğilim pusulası. Mıknatıslanmış bir iğne, ağırlık merkezi çevresinde ve magnetik meridyen düzlemi içinde serbestçe hare­ket ederse, ufukla, eğilim açısı denilen bir açı yapacak şekilde bir doğrultu alır; bu açıyı ölçmeğe yarayan bütün âlet­lere eğilim pusulası denir. Eğilim açısı­nı ilk gözleyen ingiliz fizikçisi Robert Norman’dır (XVI. yy.). Eğilim pusulasında mıknatıslanmış iğnenin ağırlık merkezinden bir eksen geçer; bu eksen, ayrıtları aynı yatay düzlem içinde olan iki prizma üze­rine oturtulmuştur. Eğilim iğnesi magnetik meridyen düzleminin doğrultusunu verir; eğilim açısını hemen okuyabilmek için eğilim iğnesinin ekseni bu düzleme dik konuma ge­tirilir. Fakat âlet kendi kendine yeterlidir: gerçekten, herhangi bir magnetik açıklıkta gözlemi yapılan görünür eğilim açısı i, yukarıkine dik magnetik açıklıkta okunan eği­lim açısı i” ve gerçek eğilim açısı i ile gösterilirse,

cotg2 i = cotg2 + cotg2 i” bağıntısı elde edilir.

Sapma pusulası. Yatay bir düzlem içinde hareket eden mıknatıslanmış bir iğnenin kuzey-güney
doğrultusunu tam almadığını ilk defa sezen, belki de, Kristof Kolomb olmuştur. Bugünkü sapma pusulaları mag­netik teodolit veya pusulalı teodolitler türü­ne girer. Bk. magnetometre. Topografya pusulası. Uçları taksimatlı bir çember üzerinde hareket eden mıknatıslan­mış yatay iğne, dikdörtgen bir kutuya yer­leştirilmiştir. Kutunun yan tarafında, taksi­matlı çemberin bir çapma paralel bir dür­bün veya iki düşey çizgi vardır; bu çaptan başlanarak taksimat okunur. Bu cihaz ara­zide köşesi ulaşılmayan bir noktada olduğu zaman bir BAC açısını ölçmeğe yarar.

Yandaki şekil, gözlemi yapılacak ve ölçü­lecek FO’G ile DOE açılarını göstermekte­dir: BAC açısı bunların farkına eşittir. Ha-ritacılıkta çok yararlı taşınabilir aletler yapılmıştır.
Elektromagnetik ölçü âletleri. Bazı elekt­romagnetik ölçü âletleri de pusula adı al­tında anılır. Bu âletlerde, akımın mıknatıs­lar üstündeki etkisi esas alınmıştır ve bu âletler özellikle akım şiddetini ölçer. Akım geçen yassı bir bobin halinde, düşey bir çerçeve düşünelim; merkezinde mıknatıslanmış yatay bir iğne bulunsun; bu çerçeve­nin düzlemi magnetik meridyen düzlemiyle çakışırsa, iğne denge halinde olur; fakat akım geçtiğinde, Yer’in magnetik alanına dik bir alan doğurur; birbirine dik bu iki alanın bileşke alanı etkisinde kalan iğne bir a açısı kadar sapar; a açısı ile i akım şiddeti arasında
Gi = Bo tga
bağıntısı vardır; Bo Yer magnetik alanının yatay bileşeninin değerini, G âletin bir sa­bitini gösterir. Çerçeve a yarıçapında, çem­ber biçiminde, sarım sayısı n olan bir bobinse ve iğne bunun merkezine yerleştiril­mişse, hesaplar bağıntısının bulunduğunu gösterir; bu ba­ğıntıdan
i = _1o7 Boa_ tga
2x
çıkarılır.

i’nin değerini bulmak için a’nın ölçülmesi yeterlidir.
Tanjantlar pusulası, Pouillet tarafından bu­lunmuş ve Gaugain tarafından geliştirilmiş­tir. Bu âletle yukarıdaki formül doğrudan doğruya uygulanabilir. Hareketli mıknatıslı galvanometre, çok gelişmiş, bir tanjantlar pusulasıdır.
— Denize, ve Havc. Pusula, ahşap bir ayak içindeki kadrana asılı, üzeri camla kapatıl­mış bir kaptan meydana gelir. Bu kabın or­tasında, düşey olarak yerleştirilmiş, sivri uçlu bir mil bulunur; bu milin üzerine de bir sapan oturtulmuştur. Sapan, alüminyum­dan yapılmış hareketli bir halkayı taşır; halkanın üzerine bir pusula kartı yapıştırıl­mıştır; karta da, ipek ipliklerle, birbirine paralel birçok mıknatıslı iğneden meydana gelen magnetik bir düzenek asılır. Geminin yalpalaması ve baş vurması, pusula kartının sönümlenmesi uzun süren salmımlara sebep olur.

Sivili pusula, sözü edilen bu sakıncayı ön­ler. Bu pusulanın magnetik düzeni, pusula kartının yapışık olduğu alüminyum bir dis­ke bağlı iki büyük mıknatıstan meydana ge­lir. Şamandıralarla donatılan bu disk, nor­mal pusuladaki gibi bir sapanla pusula ka­bının ortasındaki düşey mil üzerine yerleş­tirilmiştir; kabın içi, pusula kartının salı-nımlarını kısa sürede sönümleyen bir su ve alkol karışımıyle doldurulur. Şamandırala­rın görevi, mil üzerindeki sapanın mile sür­tünmesini bir dereceye kadar önlemek için pusulanın ağırlığını hafifletmektir. Ahşap bir gemide bu tür pusulalar magnetik ku­zeyi gösterir. Çelik gemiler Yer’in magne­tik alanının şiddetini ve yönünü büyük öl­çüde değiştirir; bu yüzden geminin bazı ko­numlarında pusulayı kullanılmaz hale geti­ren önemli sapmalar doğar. Onun için ge­minin demir kısımlarının etkisini, pusulanın çevresine uygun şekilde yerleştirilen kompansatörlerle giderme yolları aranır. (L)

15 Haziran 2009 saat 15 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa PUSULA veya PUSLA hakkında bilgi içermektedir.|