RABELAİS (François)

Tarih 17 Haziran 2009

RABELAİS (François), fransız yazarı (La Deviniere, Chinon yakını 1494′e doğr. – Pa­ris 1553). Babası Chinon krallık mahkeme­sinde avukattı.
Rabelais, 1520′de Fontenayle-Comte’daki Puy-Saint-Martin manastırın­da kaldı. Burada Pierre Amy ile Yunanca çalışıyor, o arada da Guillaume Bude ile mektuplaşıyordu. Papa Clemens VII’nin iz­niyle, 1524-1525′te benedikten tarikatına gir­di. Burada fikir çalışmaları için elverişli bir sığınak bulacağını umuyordu. Manastırın başrahibiyle Poitou ve Perigord’u, sonra da Liguge’yi ziyaret etti.
1527 Başlarında papazlıktan ayrıldı, en ünlü üniversite şehirlerini dolaştı ve 17 eylül 1530′da Montpellier Tıp fakültesine yazıldı, burada büyük bir ün kazandı. Para sıkıntı­sı yüzünden, Lyon’a giderek, henüz doktor unvanını almamış olduğu halde Pont-du-Rhöne hastahanesinde hekimliğe başladı. Bir fikir ve yayın merkezi olan bu şehirde 1532′de Hippokrates’in AphorismoVsini (öz­lü Sözler), sonra da büyük eserinin ilk kita­bı olan Horribles et Epouvantables Faits et Prouesses du tres Renomme Pantagruel’i (Çok ünlü Pantagruel’in Korkunç ve ürkütücü Marifetleri ve Kahramanlıkları), ya­yımladı. Yeni koruyucusu Paris piskoposu ve diplomat Jean du Bellay, Roma’ya görev­li giderken Rabelais’yi de hekim olarak ya­nında götürdü.
Rabelais, Lyon’a dönüşün­de, Pantagruel’in gördüğü ilgiden cesaret alarak, ekim 1534′te Vie tnestimable du Grand Gargantua, Pere de Pantagruel’i (Pantagruel’in Babası Koca Gargantua’nın Paha Biçilmez Hayatî) çıkardı. 1535′te Lyon’dan ayrılarak Jean du Bellây ile yeniden İtal­ya’ya gitti fakat bu arada Lyon’daki görevi­ne son verilmişti; kardinal Saint-Maur- les -Foses Piskoposluk meclisinde ona bir üye­lik maaşı bağladı.

Bundan sonraki on yılını (1536-1546) Rabe­lais hekimlik yaparak ve maceralı bir hayat sürerek geçirdi. 1597′de Montpellier’de dok­tor unvanını aldı, sonra kralın çevresine ka­bul edildi ve resmî bir şahsiyet oldu. Kar­dinalin kardeşi Guillaume du Bellay, Piemonte’ye gittiği sırada (1540), Rabelais he­kim olarak onun yanında bulundu. Langey senyörünün ölümünden sonra, Krallık divanına danışman tayin edildi ve Poitou’ya yer­leşti. 1546 Başlarında Tiers Livre des Faicts et Dicte Heroigues du Noble Pantagruel’i (Asil PantagrueJ’in Kahramanca İşleri ve Sözlerinin üçüncü Kitabı) Navarra kraliçe­si Marguerite’e armağan etti. Sorbonne, bu kitabın «çeşitli sapık görüşlerle dolu» oldu­ğunu öne sürdü ve önceki eserleri gibi bu eserini de suçladı. Rabelais, Metz’e kaçarak, yeni bir görevle Roma’ya gönderilen Jean du Bellay’ye katıldı. Lyon’dan geçerken Quart Livre de Pantagruel’i (Pantagruel’in Dördüncü Kitabı) yayımlattı (1548).

Bu ese­rin devamı ancak 1552′de çıktı. Rabelais, ha­yatının son iki yılında, Du Bellay’nin koruyuculuğu sayesinde Meudon’da papazlık yaptı. Bu neşeli papaz, vaktinin çoğunu Pa­ris’te geçiriyor ve sık sık «sağlık cenneti» adını verdiği Saint-Maur-les-Fosses’ye gidi­yordu, ölümünden dokuz yıl sonra, Cinguieme Livre de Pantagruel’in (Pantagruel’in Beşinci Kitabı) ilk bölümleri Ulsle Sonantc adiyle yayımlandı. Bu eserin tamamı 1564′te Lyon’da çıkmıştı. Yazarın ölümünden sonra yayımlanan bu kitabın gerçekliği üstünde şüpheler belirdi. Ancak eser, Rabelais’ye maledilebilecek bir çaptadır. Ronsard, Ra­belais’yi kendini içkiye vermiş ayyaş olarak tanıtır. Hakkında söylenenler, onun gerçek kişiliğini uzun süre gölgelemiştir. Rabelais XVII. ve XVIII. yy.da da okunmuştur. Oy­sa, o sıralarda rönesans eserleri gerektiği gibi değerlendirilmiyordu. Bundan ötürü bu çağlarda Rabelais’nin sadece açık saçık an­latımına önem verildi. Onu «fransız edebi­yatının yaratıcısı» sayarak gerçek yerine oturtan Chateaubriand’dır.

Rabelais’de, XVI. yy.ın ilk yarısındaki hümanistlere özgü, doy­mak bilmeyen bir öğrenme isteği vardı. Gar­gantua’sı ve Pantagruel’i zamanın bütün bü­yük meselelerini alaycı bir biçimde dile getirmek için kullandığı birer araçtır. Rabe­lais, okurundan, eserindeki «özlü ilik»i çı­karmasını ve fanteziler ardındaki derin dü­şünceye varmasını bekler. Bu düşüncenin te­mel özelliği, ortaçağ zihniyetine karşı bir tepki olmasıdır: Rabelais, Hıristiyanlığın inr san bedenini hor görmesinden ve bâtıl inançlardan nefret eder, eserinin her satırın­da insan yaratılışına ve insanlığı ileri götü­recek olan bilime inancını belirtir. Kiliseye, skolastiğe, geleneksel eğitim metotlarına say­gısızlığı reformların bir an önce uygulan­masını istemesindendir; ustası saydığı Erasmus gibi, Rabelais’yi de hiç biı kilise tut­mamış, katoliklerce protestan dostu, protestanlarca da dinsiz sayılmıştı.

Gerçekte Rabelais, hiç bir kapıya kul olamayacak kadar düşünce hürriyetine bağlıdır: insanoğlunun türlü çılgınlıklarını hoş görmek ve derin bir iç huzura kavuşmak için başvuru­lacak tek kaynak onca akıldı. Kahkaha, onun elinde, hayal kırıklığının tek ilâcı ol­muş, Theleme manastırının alınlığına yazdığı vecizeyle de, sağduyuya beslediği güveni belirtmişti.
Hikayeci olarak Rabelais, her şeyden önce eşsiztir usta, eşine az rastlanır bir kelime cambazıdır; ele aldığı her tipi canlandırma yı gözümüzün önünden gitmeyecek ayrıntı­ları bulup yerine oturtmayıbilir. Güldürme sanatının bütün inceliklerinden, bütün imkanlarından yararlanmakta ustadır: hele ön­sözlerinde ve halk hikâyelerindeki kelime cümbüşü insanı âdeta sarhoş eder.

Çağının toplumunu, bıyık altından gülerek gözümü­zün önüne seriverir ve ölümsüz tipler yara­tır (Panurge, Picrochole, Bridoie v.b.). Hic­vinde kin değil, candan bir kahkaha, ince bir mizah ve coşkun bir neşe vardır. Bunca zamandıı bunca insanı büyüleyebilmesinin sırrını, gerçek ile hayali, kaba saba şakalar ile en ince mizahı bağdaştırmasında arama­lıdır, öyle ki, onun deyimiyle «ayak takımı» da, «en seçkin aydınları» da bu eserde ara­dıklarını bulabilirler. (L)

17 Haziran 2009 saat 17 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa RABELAİS (François) hakkında bilgi içermektedir.|