RADAR

Tarih 17 Haziran 2009

RADAR i. (ing. RAdİO Detection And Ranging’in kısaltması). Elektron. Radyoelek­trik dalgalarının bir engel üzerine çarpıp geri dönmesiyle o engelin konumunu ve uzaklığını belirleyen cihaz.
(Bk. ANSiKL.) || Gözetleme radarı, hava savunması için ka­raya yerleştirilmiş radar.
(Bk. ANSiKL.) || Topçu veya atış radarı, elektronik bir hesaplayıcı ile birleşmiş olan ve topçu atışlarını düzenlemeğe yarayan radar. Bk. AN­SiKL,

— ANSiKL. • Tarihçe. Radar’ın ilkesini daha 1911′de amerikalı Hugo Gernsback Ralph 124 C 41 + adlı romanında anlatmıştı. 1928′de Pierre David, uçakların yerini bul­mak için bir elektromagnetik sistem, pro­jesi hazırladı ve bunu 1934′te Bourget’de başarıyle uyguladı. Bu âletler, 5 000 m yük­seltiye kadar geçen bütün uçakları haber veriyordu. Başka bir fransız araştırmacısı, Maurice Ponte, 1930′da çok yüksek fre­kansta kuvvetli elektrik titreşimleri yayın­layan ve çok kısa dalga üreten, radarın ana parçası magnetron’u buldu.

Henri Gutton ile işbirliği yaparak, elektromagnetik deteksiyon cihazlarını geliştirdi; bu âletler­den biri, 1935′te, bir engelin yaklaştığını bildirerek çarpışmayı önlemek için Normandie gemisine yerleştirildi, İkinci Dünya savaşı başında Watson – Watt yönetiminde ingiliz teknisyenleri, radar tekniğini daha geliştirerek düşman uçaklarını tespit etme amacı güden birçok istasyon kurdular. Bu merkezler, İngiltere muharebesinde kesin bir rol oynadı. Savaştan sonra radar, de­nizcilik ve havacılık alanlarında yaygın­laştı.
• Tasvir. Radar, çok dar ve çok kısa sü­reli bir demet halinde yayınlanan radyo­elektrik dalgaların engele çarptıktan son­ra yansıyarak vericiye dönmesi ilkesine da­yanır. Dalgaların gidiş geliş süresinin (ışık hızıyle) bilinmesi, engelin uzaklığını hesap­lamak imkânı verir. Engelin yönü, dalga­ların yayınlanmasına ve alınmasına yara­yan antenin o andaki konumuyle anlaşılır. Bu cihaz, yön verilebilen ortak antenli bir alıcı ile bir verici ve genellikle katodik bir osiloskoptan meydana gelen ve sonuçları veren bir göstergeden başka bir şey değil­dir. İlk radarlar metre cinsinden dalgalar üstünden çalışırdı; sonra desimetre cinsin­den dalgalara geçildi, şimdi ise çoğu za­man santimetre cinsinden dalgalar kulla­nılır. Dalgalar ne kadar kısa olursa dar bir demet haline getirilmesi o derece kolay­laşır ve dar bir yansıtma yüzü olan küçük engellerin bulunmasına daha elverişli olur. Dalgalar, çok kısa zamanlı (mikrosaniye-nin kesri) ve yüksek güçlü (birçok megawat) empülsiyonlar halinde yayınlanır. Yön verici bir anten (parabcloyit reflektör) dal­gaları engele doğru gönderir. Aynı za­manda empülsiyon osiloskopun zaman ayarını, yani katot ışınının çıkışını sağlar, özel bir düzenek kısa’süreli yayın sırasında alı­cının duyarlığını minimuma indirir; bunun amacı, aşırı bir enerji yüklenmesinden âle­ti korumaktır.

Engelden yansıyan dalgalar antene geldiği zaman alıcı, bu dalgaları maksimum duyarlıkla alır ve osiloskop ek­ranı üzerinde spotun sapması veya parlak­lığın artışı şeklinde görülür. Ekranda taramayı başlatan yayın anı ile yankının alın­ma anı arasında spotun katettiği yol, en­gelin uzaklığını gösterir. Yansıyan dalgayı alan antenin yönü engelin doğrultusunu verir. Gözetleme radarlarında, ufkun bütün azimutlarını tarayan dönel antenler veya büyük açılı antenler kullanılır.

Eğer katodik tüpün taraması kutupsal ko­ordinatlara göre oluyorsa, spotun art ar­da çizdiği yarıçaplar antenle aynı açı al­tında yöneldiğinden, ekran üzerinde, mer­kezde bulunan bir gözlemcinin görebileceği bütün engeller ortaya çıkar. Ekran merke­zine göre uzaklıklar, engelin radara olan gerçek uzaklığına tekabül eder. Bu tür ci­hazlar havaalanlarında kullanılır.

• Bellibaşlı kullanımları: Radarlar en ke­sif siste bile gemilerin çarpışmalarını ön­ler, doğrudan doğruya görüş olmadan, li­man ve dar kanalların girişlerinde ma­nevra yapma imkânı verir.
Radarlar aynı zamanda hava trafiğinin kont­rol ve düzenlenmesinde kullanılan başlıca araçtır. Havaalanına yerleştirilen radarlar uçakları belli bir arazide yüzlerce kilomet­re uzaklıklara kadar (bölgesel kontrol) ini­şe geçerken veya kalkerken (yaklaşma kont­rolü) kontrol eder. Radarların düz hat ola­rak ulaşabileceği yayın alanı çok büyük­tür. Ay’ın ve sonra da Mars gezegeninin incelenmesinde başarıyle kullanıldı. Ancak bunun için, yayımda çok yüksek bir güç, zayıf yankıları alışta da büyük bir duyarlık gerekmiştir.

• Askerî uygulamalar. Radarın hava sa­vunmasında kullanılması ikinci Dünya sa­vaşında başladı. Bombardıman uçaklarının gittikçe artan hızı karşısında, alarm ver­mede geç kalmıyor ve hava savunması et­kisini kaybediyordu; düşman uçakları sesle veya gözle keşfedildiği zaman genellikle iş işten geçmiş oluyor ve avcı uçakları an­cak bombardıman bittikten sonra müdaha­le edebiliyordu. Havada düşman uçakları­nı zamanında avlayabilmek için daha ke­sin ve uzaktayken keşfetmek gerekti. İngil­tere’de radar adını alan elektromagnetik deteksiyonun, 1939-1940 arasında alarm süre­sini kısaltmada büyük yardımı oldu. Ra­darın, hava şartları ne olursa olsun daha iyi ve daha uzağı görebilmesi yüzünden eski hava gözetleme sistemleri çok değiş­ti. Radarın gelişmesinde, askerî uygula­maların büyük payı olmuştur. Radara bü­yük bir hassasiyet sağlayan santimetre cin­sinden dalgaların 1942′de bulunması, 1943′te Almanların Atlantik’teki denizaltı hü­cumunu Sonuçsuz bıraktı; çünkü peris­kop ve snorkeller artık görülebiliyordu.
Aynı dalga demetinin yankısındaki frekans farkının (Doppler-Fizeau etkisi) ölçülme­si sonucunda hareket eden bir cismin hızını tespit etme imkânı bulundu ve 1944′te V1′lere karşı başarılı bir savunma yapılabildi. Daha sonraları da, radar füzeleri hazırla­nabildi ve radar dalgalarını bozan parazit yayınlarını önleme imkânı bulundu. Ra­darın gelişmesi o kadar geniş imkânlar sağ­ladı ki, her belirli iş için ayrı bir radar tipi yapmak gerekti. Havacılıkta ana radar uzayın bir bölgesinin gerçek ve tam gö­rüntüsünü verir, buna karşılık sekonder radar, ekranı üzerinde, İFF kumandalı (ingiliz İ.F.F. sistemi: İdentification Friend or Foe) uçakları gösterir ve böylece dost uçaklar izlenip ayırt edilebilir. Ayrı­ca askerî havacılık da, kendi ihtiyaçları için çeşitli tipte radarlar kullanır; yaklaş­tırıcı radarlar, inişi kolaylaştırmak için kul­lanılır; uçuş, bombardıman ve atış radar­ları, ister yerde, ister uçaklarda olsun mü­rettebata görmeden ve büyük bir kesinlikle görevlerini yerine getirme imkânı sağlar. Güdümlü mermi alanındaki bütün buluş­lar bu yeni tekniğin gelişmesine dayanır. Kara ordusuna radar, yer gözetleme ve topçu radarlarının yapımıyle girmiştir; 1962′de yer gözetleme radarları, 30 ile 40 km ara­sında, hareketli engelleri (taşıt, insan top­luluğu) tespit etme imkânı vermiştir.
Topçu radarları (tip AN/MPQ 10 veya Cotal) düşman topçusunun yerini tespit eder ve kendi topçusunun mermi yörüngelerini iz­leyerek atışları düzenler. Bununla birlikte, radarlar ancak 20°’lik bir atış açısından sonra etkili olabildiği için, daha çok mer­minin yükseliş yörüngesini tespit ederek havan toplarının mevzilerini bulmada kul­lanılır. Uçaksavar topçu radarları, hedefi, sürekli olarak nişangâhta tutup izler ve top­çuya yalnız mermi sürüp ateşleme görevi kalır.

Radarın başarısı sürekli çalışmasına (her mevsimde gece ve gündüz) ve teorik. ola­rak etkili olduğu alanın sonsuzluğuna da­yanır. Bununla birlikte bugüne kadar ra­darın engelleri aşmasına, yani dolaysız gö­rüşten kurtulmasına imkân bulunamadığı için, radarın burada kullanım alanı çok dar­dır ve alçaktan uçan uçaklara karşı etkisi yoktur. Meselâ 1961′de bir amerikan F 104 avcı uçağı radarlar tarafından görülmeden Amerika’yı boydan boya geçebilmiştir. (L)

17 Haziran 2009 saat 17 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa RADAR hakkında bilgi içermektedir.|