RADİKALİZM

Tarih 17 Haziran 2009

RADİKALİZM i. (ing. radicalism’den). Si­yaset. Büyük Britanya’da ve bazı ülkelerde, geçmişteki kurumlardan tamamıyle kurtul­mak amacını güdenlerin düşünce tarzını ve öğretisini belirten terim. Bk. ansikl.
— Fels. Bilgi alanındaki çağrışımcılıkla ik­tisat ve siyaset alanındaki liberalizmi kay­naştıran felsefî, siyasî ve iktisadî öğretile­rin genel adı. (özellikle, Beutham, James ve J. Stuart Mili tarafından temsil edilir.)
— ansikl. Siyaset. • Büyük Britanya’da, «radikal» sıfatı whig’ler, sonra da onların yerini alan liberaller arasında en kararlı reformcuları belirtmek için kullanıldı. Te­rim, aralarında, kurulu düzene ve özellikle monarşi ile kiliseye karşı belirli bir düş­manlıktan başka hiç bir ortak yan bulunmayan çeşitli eğilimleri karşılar. İlk radi­kalizm, George III devrinde onun otoriter siyasetine tepki olarak Wilkes meselesi sı­rasında ortaya çıktı. Amerika savaşı pat­lak verince, ayaklanan kolonları tutan ra­dikaller Cartwright’ın çevresinde toplana­rak, bir parlamento reformunun gerekliliği üstünde ısrarla durmağa başladılar. Fran­sız devrimi, Paine’in yazılarıyle destekle­nen ve Fox tarafından hoşgörüyle izlenen yeni bir hareketin doğmasına yol açtı. Ar­tık sosyal kaygıları da yansıtan siyasî ta­lepler daha şiddetlendi ve hükümetin sert tepkilerine yol açtı (1795).

1815′ten sonra, Birleşik krallığın yeni şartlara ayak uyduramayışı yüzünden içine düştüğü buhran, ra­dikalizmi yeniden canlandırdı. Bentham’ın çırakları olan faydacı filozofların etkisi al­tında radikalizm yepyeni bir şekil aldı. Li­beral burjuvazinin ön saflarında bulunan radikaller, seçim reformu için canlabaşla çalıştılar ve sonunda istediklerini elde etti­ler (1832). Ama 1834 tarihli Yoksullar Hak­kındaki kanunun hazırlanmasına katılma­ları ve çartizme karşı çekimser davranışları onları halkın gözünden düşürdü. Radi­kalizm, 1867 seçim reformu sırasında, tek­rar ortaya çıktı ve bu tarihten itibaren halka gitgide daha çok dönük bir nitelik kazandı. Bundan dolayı, 1874 ile 1892′de Avam kamarasına seçilen tradeunions (sen­dika) üyeleri, kendilerini «radikal» olarak adlandırdılar.
Victoria çağı sonundaki bu radikalizmin sözcülüğünü J. Chamberlain yaptı ve emperyalist «mesihçilik» manisiy­le modası geçmiş sayılan iktisadî libera­lizme karşı duyduğu küçümsemeyi bu akı­ma aşıladı. Bir yandan siyasî reformların tamamlanması, öte yandan bir sosyalist partinin kurulması, XX. yy. başlarında radikalizmin ortadan kalkmasına yol açtı.

• Birleşik Amerika’da, radikalizm terimi, çeşitli siyasî aşırılıkları belirtmek için kul­lanıldı: böylece köleleri hürriyete kavuş­turma işinde Lincoln’u pek ılımlı bularak köklü tedbirler yoluyle «Güneyin yeniden kurulması» amacını güden ve köleliğin kal­dırılmasından yana olan Blaine, Stevens, Sumner gibi kimselere (bunlar kuzeydoğu sanayicilerinin temsilcileriydi) ve kuzeydo­ğu kapitalizmine karşı çıkan tarımsal ve sosyal reform taraftarlarının hepsine «ra­dikal» dendi.

• isviçre’de, katolik kilisesinin siyaset ala­nında ağır basmak istemesine karşı çıkan Radikal parti, 1830′dan sonra gelişti; mer­keziyetçiliğe yönelen 1848 ve 1874 Anaya­sa reformlarının hazırlanmasına yardımcı cldu ve Millî mecliste çok uzun bir süre mutlak çoğunluğu elinde tuttu.

• Fransa’da, «radikal» sözü Louis Philippe zamanında ortaya çıktı ve Ledru-Rollin’in çevresinde toplanan cumhuriyetçileri (1834) belirtmek için kullanıldı. Radikal hareketin başlıca hedefi, Fransız devrimi mirasını tam anlamıyle geliştirmek, laikliği ve kişi haklarını garantileyen bir demokratik cum­huriyet kurmak ve sosyalist tipte bir plan­lamayı gerçekleştirmekti. Sivrilmiş kişiler (Gambetta, Clemenceau, Pelletan), bu akım çevresinde toplanarak, parlamento grupları meydana getirdiler.

ilk tutarlı radikal kabine ancak birkaç ay (1895-1896) dayanabildi. Dreyfus olayının yarattığı kargaşalık ve çeşitli cumhuriyetçi ve radikal kişilerin yeniden gruplaşması, Radikal Cumhuriyetçi ve Radikal Sosyalist partinin kurulmasına yol açtı. Bu teşkilât daha çok, Radikal parti olarak tanındı (1901). Bu tarihten Birinci Dünya savaşına kadar Radikal parti ülkenin en önemli partisiydi. 1902 ile 1914 arasında çeşitli hü­kümetlerin yönetimini üstüne aldı.

Sosyalist parti yüzünden işçi sınıfının des­teğini kaybeden Radikal parti, gitgide «orta»ya kaydı. Partinin getirdiği başlıca ye­nilikler laik bir öğretimin gerçekleştirilme­si ve devletle kilisenin birbirinden ayrılması olmuştu (1905). Birinci Dünya savaşından sonra sola doğru bir dönüş yapan Radi­kal parti, çeşitli koalisyonların vaz geçil­mez bir unsuru haline geldi.
Sol kanatları yönetememesi üzerine (1924-1926), 1932′den sonra yeniden teşkilâtlan­dırılan ve Halk cephesinin sağ kanadını meydana getiren parti (1936-1938) ılımlı­larla birlikte hükümette tekrar görev al­mayı başardı (1938-1940). Vichy rejimi sı­rasında bölünen radikaller, III. Cumhuriyetin kurumlarına bağlı olduklarını açıkla­dılar; ama kamuoyu 1940 bozgununun sorumluluğunu III. Cumhuriyete yüklediği için 1945 seçimlerinde büyük kayıplara uğradı­lar. Ortanın solundaki partilerle bağlarını yeniden kuran radikal parti, 1948′den iti­baren «üçüncü kuvvet» haline geldi ve ki­liseye karşı takındığı sert tavırdan vaz geçmek zorunda kaldı. Partiyi ılımlı bir yönetim altında (E. Faure) ya da solcu bir doğrultuda (Mendes – France) gençleştirme hareketi başarısızlıkla sonuçlandı. General de Gaulle’ün başa geçmesiyle bir kere da­ha bölünen parti, F. Gaillard ve M. Faure gibi radikalizmin liberal yanma daha çok bağlı olan kişilerin eline geçti.
• ispanya’da, liberalizmin belirmesiyle, ra­dikalizme benzeyen görüşler de ortaya çık­mıştı. Ama «radikal» teriminin tam anla­mıyle belli gruplara verilmesi ancak 1868 ile 1874 arası dönemde gerçekleşti. XIX. yy.ın ortalarından itibaren, Demokrat par­tinin ortaya çıkmasıyle, radikalizmin hedefleri (demokratik kurumlara bağlılık, kişisel hürriyetlerin garanti altına alınma­sı, genel seçim, cumhuriyetçi formüllerin ortaya konması, sosyalist tipte bir plan­lamanın gerçekleştirilmesi) bizzat bu parti ve ilericilerin sol kanatları tarafından sa­vunuldu.
1868 Devrimiyle bu terim, ispanyol siyasî hayatına yerleşti ve Prim tarafından, kraliyetçi demokratları tanımlamak için kul­lanıldı. Ama bir radikal parti ancak Amadeo I’in krallığı sırasında kurulabildi. 1872 Seçimlerinden önce, Ruiz Zorrilla, Radikal (veya Demokrat Radikal) partiyi, kendi taraftarlarını ve eski demokratları biraraya getirerek kurdu. Eski demokratlar arasın­da Marcos ve Rivero gibi gişiler vardı. Bun­lar cumhuriyetçi görüşleri savunuyorlardı. Ağustos 1872 seçimleri sonucunda radikal­ler ezici bir çoğunluk sağladılar ve Martos’un liderliğinde, parlamento mücadelele­rine etkili bir biçimde katıldılar. Daha son­ra cumhuriyetçi rejimden yavaş yavaş ayrılarak muhafazakâr güçlerle aynı paralele geldiler. Ama XIX. yy. sonlarından itiba­ren, yeniden toparlanmağa çalıştılar.
L”erroux’nun kişiliğine sıkı sıkıya bağlı bir radikal partinin kurulması ancak 1908′de mümkün oldu. Onun yönetimi altında, Ra­dikal parti, küçük burjuvalarla bir kısım proletarya tarafından desteklendi. Daha sonra, halk kütlelerinin gözünden düştü ve radikaller, işçi sınıfını etkileri altı­na, alma niyetinden vaz geçerek kütlele­ri etkilemeyen fesatçı ve tertipçi bir si­yaset güttüler. Siyasetlerini, kişi hürriyet­lerinin savunulması, devletin kiliseden ay­rılması, laik eğitim sisteminin gerçekleş­tirilmesi, küçük toprak sahiplerinin ve şehirde yaşayan orta sınıfı savunacak ted­birlerin alınması gibi ilkelere dayandır­mışlardı. Diktatörlük sırasında, parti çe­şitli başkaldırma teşebbüslerine katıldı ve San Sebastian antlaşmasının imzalanma­sında önemli bir rol oynadı. 1929′da, Ra­dikal Sosyalist partinin kurulmasıyle, Ra­dikal parti içinde bir bölünme oldu. Ra­dikaller haziran 1931 seçimlerinde büyük başarı elde ettiler ve sosyalistlerden sonra ikinci önemli parti durumuna geçtiler.
Sosyalistlerle solcu cumhuriyetçiler birleşe­rek Sol bloku meydana getirdikleri zaman Lerroux ve partisi sağa doğru keskin bir dönüş yaptı. 1933 Seçimlerinde Radikal parti çoğunluğu sağladı ve 1933 ile 1935 arasında hükümetin başına geçti. Lerroux ile radikaller, gittikçe daha gerici bir tutumu benimsediler (toprak karşı reformu, kilise siyaseti, seçim sistemini yeni baştan düzenlemeğe teşebbüs) ve bundan ötürü partinin prestijini kaybetmesine sebep ol­dular. Parti de bu yüzden yıkıldı. Bu yıkılış, karaborsa ve Nombela skandallarının ortaya çıkmasıyle kesinleşti. Çün­kü bunlara karışmış kimselerin çoğun­luğu, Radikal partinin ilerigelenleriydi. Martinez Barrio yönetiminde partiden ay­rılan bir grup bu kargaşalıktan sıyrılabilmiş, şubat 1936 seçimlerinde, «Union Republicana» (Cumhuriyetçi birlik) adı altın­da 39 milletvekili çıkarmıştı. Bu olaylar sonunda Radikal parti fiilen ortadan kalk­mış oldu.
• Latin Amerika’da radikalizm taraftarı siyasî toplulukların teşkilâtlandırılması, XX.yy.ın sonuna rastlar ve liberalizmin muhafazakâr eğilimlerine tepki olarak ken­dini gösterir.
Şili Radikal partisi, 1888′de bu ad altında teşkilâtlandırıldı. Bu parti, 1857′de muhafa­zakârlarla birleşmeye karşı olan liberal bir grubun bölünmesinden doğmuş ve art arda gelen liberal koalisyonların bir unsuru ol­muştu. Alessandri’nin sağcı siyaseti (1920-1924) ve daha da solda yer alarak orta sı­nıfın desteğini kazanan teşkilâtların (De­mokrat parti) ortaya çıkması, radikallerin siyasetlerinde bir dönüş yapmalarına yol açtı. Böylece radikaller, işçi partilerinin halk cephesi çizgisine yaklaşmışlardı. Bu siyaset, Aguirre Cerda’yı cumhurbaşkanlı­ğına getirdi. Fakat partinin yeni siyaseti sağ kanat tarafından hiç bir şekilde kabul edilmemişti. Bu durum 1941′de, iktidarın sağ kanat adayı Juan Antonio Rios’a geç­mesine yol açtı. Rios’un cumhurbaşkanlığın­dan itibaren ve özellikle halefi Gonzales Videla (o da radikal bir sağcıydı) devrinde (1946-1951) halk cephesi rejimi yozlaşarak yeni muhafazakâr bir tutum benimsedi ve Amerika’nın desteklediği soğuk harp siya­setinden yana çıktı. Ama sonunda halk cephesi parçalandı ve cepheyi meydana ge­tiren partiler kanun dışı ilân edildi. Şili radikalizmi bundan sonra kendini bir merkez gruplaşması olarak tanıtmak istedi. Ama başarılı olamadı. Halk üstündeki et­kisini yavaş yavaş kaybederek sonunda fır­satçı bir siyaset takip etti. Bundan ötürü, 1964′te Frei’nin Hıristiyan-Demokrat partisi­ni, 1970′te de Allende’nin Sosyalist partisini destekledi. Arjantin’deki Medenî Radikal birlik, 1891′de kuruldu ve 1916′da Yrigoyen’in seçilmesiyle iktidarı ele geçirdi.

İleri sürdüğü siyasî reform programı saye­sinde halk kitlelerinin desteğini kazandı. Partinin tutarlı olmayan yapısı, yani bir yandan Buenos Aires orta sınıfının etkisi, öte yandan oligarşik grup liderlerinin ha­kimiyetindeki bir kadro tarafından yönetil­mesi, Yrigoyen’in arjantin siyasî bünyesinde gerçek bir değişiklik yapabilmesini en­gelledi. Buna karşılık, radikalizmin muha­fazakâr tabanı, 1919′daki «kanlı hafta» ve patagonyalı rençberlerin 1921′deki grevi gi­bi olaylar dolayısıyle kendini açığa vur­muş ve ağır bastırma tedbirlerinin alınma­sına yol açmıştı. Alvear’ın cumhurbaşkan­lığı sırasında, kişileri putlaştırmağa karşı olanlar, oligarşiye daha yakın kanatları biraraya topladı. Bundan kuvvet alan grup, Yrigoyen’den ayrıldı ve onu aşırı demago­jiyle suçladı. Bu ayrılmadan en fazla Yrigoyen faydalandı; 1928 seçimlerinde kendini tam bir halk taraftarı olarak ileri sürdü ve adaylığını koydu.
Ancak, 1930′daki askerî darbe Yrigoyen ta­raftarlarının bu sola dönüşlerini boşa çı­kardı. Bir süre taraf tutmayan yrigoyen’ciler (1930-1934 arası) parlamento muhale­fet grubu olarak yeni rejime katılma ka­rarı aldılar. Peron devrinde, radikalizm et­kisini daha da kaybetti. Yeni bölünmeler ortaya çıktı. Halkçı radikallerle görünürde daha solda olan uzlaşmaz radikaller birbi­rinden ayrıldı.
Bunlardan ikinci grup Frondizi vasıtasıyle peron’cu kütleleri kendine çekmeğe çalış­tı. Bu arada sanayi burjuvazisiyle A.B.D. kapitalizminin desteğini kazanmayı da amaç edindi. Frondizi, 1963′te, uzlaşmaz radikalizmi terk ederek Movimiento de ingegracion y Desarrollo’yu (Birleşme ve Ge­lişme Hareketi) kurdu. (ML)

17 Haziran 2009 saat 17 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa RADİKALİZM hakkında bilgi içermektedir.|