RADYOASTRONOMİ
Tarih 18 Haziran 2009
RADYOASTRONOMİ i. (fr. radio-astronomie). Evrenin, birkaç milimetreden aşağı yukarı 20 m’ye kadar uzanan dalga boyları bölgesinde, yani görülebilir ışımaların çok daha ötesinde gözlemlenmesini konu alan bilim.
— ANSİKL. Büyük dalga boyları üzerinden yapılan radyoastronomi gözlemleri, yer atmosferindeki bulutlar tarafından pek az engellendiği, yıldızlararası maddelerden yayılan bulutsular tarafından hiç engellenmediği için, hem gündüz, hem gece çok elverişli şartlar altında gerçekleştirilebilir. Yıldızlararası bulutsular, yoğunluklarının çok az (santimetre küpte 1 ilâ 3 atom; bu atomların büyük bir kısmı da, klasik tayfölçümü metotlarıyle anlaşılmayan nötür hidrojen atomlarıdır) olmasına rağmen, yıldızlar üstünde yapılan kadir ve tayf gözlemlerini bozar. «Astronominin 1 numaralı düşmanı» diye adlandırılmaları da bu yüzdendir. Oysa, Hertz cinsinden dalgalar bu bulutsuların arasından geçmekle kalmaz, ayrıca bulutsuların varlığını da haber verir; bulutsuları meydana getiren nötür hidrojen atomları, 21,105 sm’lik dalga boyuna tekabül eden çok ender, çok kısa sürede ve çok çabuk kaybolan, ancak modern radyoteleskop’larla meydana çıkarıJabilen çok belirsiz bir iç geçişe konu olur. Hattâ bu geçişlerin gözlemlendiği dalga boyları büyük bir kesinlikle gözlemlenebilir: gözlem değeri ile teorik değer arasındaki fark, gözlemlenen bulutun radyal hızını verir; buradan da bulutun uzaydaki konumu bulunur (Gökada’nın dönme şartları bugün çok iyi bilinmektedir).
Böylece, Gökada’mızın bu bulutsuları taşıyan kollarının ilk haritası çizilebildi. Radycastronomide kullanılabilecek dalga boyları, bir yandan 6 ilâ 8 mm genişliğinde su buharı ve oksijen soğurma şeritlerinin bulunması, öte yandan yer atmosferinin çok yüksek kısımlarında iyonosferi meydana getiren birçok iyonlaşmış tabakanın bulunmasıyle sınırlanmıştır. Elektromagnetik dalgaların iyonlaşmış bir atmosferde kırılma şartları, Ecdes tarafından incelendi, bu astronom, gelen dalgaların bir sınır frekansı olduğunu ve bu frekansın altında tam yansıma’nın meydana geldiğini ispatladı. Bu sınır frekans, geçilen ortamın elektron yağunluğuyle (birim hacimdeki elektron sayısı) orantılıdır. Böylece, iyonosfer için 15 MHz’lik (dalga boyu 20 m) bir sınır frekans elde edildi. Bu değerin ötesinde iyonosfer soğurucu olur.
Bu özellik, bütün iyonlaşmış atmosfer ve özellikle Güneş’i çevreleyen çeşitli tabakalar (ışıkküre, alçak ve yüksek atmosfer, Güneş tacının iç ve dış kısmı) için geçerlidir. Bunlardan her birinin ayrı bir sınır frekansı vardır. Kirchhoff ilkesine göre bir gaz tabakası ancak soğurabileceği ışınımları yayabilir. Demek ki bu tabakalardan her birinin azalan elektron yoğunluğuna, artan kritik dalga boyları tekabül eder. Böylece radyoastronomi, Güneş’i çevreleyen çeşitli tabakaların «derinliğine keşfi» için çok yararlı bir çare bulmuş olur: santimetre cinsinden dalgalar ışıkküreye tekabül ettiğine göre, dekametre cinsinden dalgalar da Güneş’in dış tacına tekabül eder. Bu iki sınır arasında, çeşitli yeryüzü olaylarına (radyotelegraf dalgalarının yayılması, magnetik fırtınalar, kutup ışıkları v.b.) çok büyük etki yapan ve çok çeşitli tipleri bulunan farklı Güneş püskürtü’leri (Doppler-Fizeau olayıyle hızları ölçülerek) izlenebilir.
Buna karşılık, alıcı âletlerin ayırma gücü, alınan ışınımların dalga uzunluğuyle ters orantılı olduğu için, büyük dalga boylarının kullanılması önemli sakıncalar doğurur. Demek ki, optik dalga boyları ile Hertz dalga boylan arasında, bir milyon basamağından bir katsayı vardır. Bu duruma uygun âletler yapılamayacağına göre, gözlem için, bir kilometreden daha fazla aralıklarla dizilmiş
birçok aliciyle uygulanan girişim metoduna başvurulur. Böyle bir sitemin ayırma gücü (gözlenen dalga boylarına göre değişir) çapı, iki uç alıcı arasındaki uzaklık kadar olan bir tek alıcı âletin ayırma gücüne eşittir. Fakat normal olarak böyle bir sistemin yararlı alıcı yüzeyi, hiç bir zaman basit âletlerin yüzeyleri toplamına eşit değildir. Bk.RADYOTELESKOP.
Evrenden gelen Hertz dalgaları için birçok yayın mekanizması vardır. Çoğu zaman verici cismin yüzeyindeki taneciklerin çalkantısından ve bu taneciklerin birbirine çarpmasından meydana gelen «ısı dalgaları» söz konusudur. Rayleigh’ın bulduğu klasik bir fizik formülü, bu durumda verici yüzeyin sıcaklığını, yayının alındığı dalga boyuna bağlı olarak ve alma şiddetini gözönünde bulundurarak hesaplama imkânı verir: bu da radyo astronomi gözlemlerinin optik gözlemlere bir üstünlüğüdür.
Isı dalgalarına dayanmayan yayın şekilleri arasında şunlar sayılabilir:
1. daha yukarıda sözünü ettiğimiz nötür hidrojen atomlarının yaydığı şeritlerin ve 21,105 sm’ye eşit dalga boylarının gözlenmesi;
2. oldukça şiddetli bir magnetik alandan geçen ve bu alanın kuvvet çizgileri etrafında helis şeklinde dolanan elektron fışkırmalarının yarattığı «cayromagnetik» yayın;
3. hızı, ışık hızının belli bir kesrine kadar varan elektronlar tarafından, benzer durumlarda «senkrotron etkisiyle» yaratılan yayınlar v.b. Günlük hareket sonucu bir radyokaynak batıdan doğuya doğru kayarken, sabit bir girişimölçerden alman işaretler, bütün alıcı âletlerde karşılaşılan fon gürültüsüyle aynı cinstendir. Büyük girişimölçerlerin ve bazı hassas alıcıların kullanılması, bu işaretlerin çok büyütülmesini ve fon gürültüsünden ayrılmasını sağlar. (L)
18 Haziran 2009 saat 18 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa RADYOASTRONOMİ hakkında bilgi içermektedir.|