RAST
Tarih 23 Haziran 2009
RAST i. (fars. rast). Rastlama, tesadüf. Uygunluk, başarı. || Rast gelinmek, (herhangi bir kimse için) rast gelmek, karşılaşmak:
Fakat gülüşü alaycı mıydı? Yoksa sadece bir tanıdığa beklenmeyen bir arıda rast gelindiği vakitki gülüşlerden biri miydi? (Y.K.Karaosmanoğlu). || Rast gelmek, ummadığı halde karşılaşmak, tesadüf etmek: Ağabeyim şimdi burada idi. Gideli beş dakika oldu, rast gelemeâin mi?
(Ahmed Rasim).
Raif Beye rast geldi, konuşarak yürümeğe başladılar (M.Ş. Esendal). Bir geyik sürüsüne rast geldiler (A.H. Müftüoğlu). Payına düşmek: En büyük parça bana rast geldi. Ulaşmak, isabet etmek: Attığı kursun hayvana rast gelmedi. (Eşanl. rastlamak.) || Rast getirmek, aranan bir şeyi veya kimseyi tesadüfen bulmak.
Bir kolayını bulmak: O sırada Abdullah İbni Zübeyr, Cırcırh rast getirip öldürdü ve bahse konulan kızını esir etti (Cevdet Paşa). Kollamak: iyi zamanını rast getirirsen olur. isabet etmesini, ulaşmasını sağlamak: Attığı oku rast getiremedi. || Rast gitmek, (iş, olay v.b. için) uygun gitmek, istenildiği gibi olmak: Sizin anlayacağınız, isimiz rast gitmeğe başladı (B. Felek). [M]
23 Haziran 2009 saat 23 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa RAST hakkında bilgi içermektedir.|