REDOKS
Tarih 25 Haziran 2009
REDOKS i. (ing. red’ uction], indirgeme ve ox[idation], yükseltgeme ‘den, redox).
Kim. Yükseltgen bir maddenin indirgen bir madde üzerine yaptığı kimyasal etki; bu etki, hem indirgenin yükseltgenmesi, hem de yükseltgenin indirgenmesi şeklinde ortaya çıkar. || Redoks çifti, nötür bir atom ile iyonlaşmış aynı atomdan veya aynı atomu kapsayan biri indirgen öbürü yükseltgen iki iyondan meydana gelen atom veya iyon çifti; bu atomlar veya iyonlar, elektron alışverişiyle tersinir olarak birbirlerine dönüşürler. || Redoks potansiyeli. Bk. rH
— ANSiKL. Kim. Yükseltgenlerin ve indirgenlerin gücü. Belli bir yükseltgen, genel olarak bütün indirgenleri yükseltgeyemez: çözelti halindeki brom, bir iyodürü iyot halinde yükseltger, fakat bir klorürü klor halinde yükseltgeme gücü yoktur; tam tersine burada klor bromürlerden brom açığa çıkarır; klor, iyottan ve bromdan daha güçlü bir yükseltgendir; buna karşılık meselâ I iyonu, CI – iyonundan daha güçlü bir indirgendir. Tepkimelerin sonuçlarını önceden bilmek için, yükseltgenleri ve indirgenleri güçlerine göre sınıflandırmak gerekir, bunun için de redoks çiftleri’ni ele almak faydalıdır: böylece, elektronların işe karıştığı yarı-tepkimelerle gösterilen sistemleri belirtmek ve bunlar arasındaki redoks tepkimelerini ayırt etmek mümkün olur; meselâ, çözelti halindeki
2 Fe3+ + Sn2 + -> 2 Fe2 + + Sn4 +
tepkimesi,
2 Fe3+ + 2 e -> 2 Fe2 +
ile
Sn2+ -> Sn4+ + 2e-
tepkimelerinin sonucu olarak düşünülebilir ve bu redoks sistemlerini genellikle dengeli kabul ederek, tepkimeye tekabül eden redoks çiftleri
Fe2+ > < Fe3+ + e- ‘ve Sn2+ > < Sn4 + + 2e- şeklinde, yani, indirgeme > < yükseltgeme + n e – şeklinde yazılabilir; çünkü, demir III iyonu kalay II iyonuyle indirgenirse, demir II iyonu da, meselâ, klor (CI > < CI + e-) ile yükseltgenebilir. Yükseltgenleri ve indirgenleri güçlerine göre sınıflandırmakla redoks çiftlerinin düzenli bir listesi en basit şekilde hazırlanmış olur. Bu liste, tamamıyle kimyasal verilere göre düzenlenebilir, fakat aslında elektrot potansiyeli kavramına dayanarak redoks çiftlerinin nicel bir sınıflandırmasını veren piller teorisine başvurmak çok daha uygun olur. Elektrokimyasal piller, redoks tepkimeleriyle çalışan akım üreteçleridir. Meselâ, Daniell pilini ele alalım: Zn / ZnSO4 // CuSO4/Cu; pil akım üretmeğe başladığı zaman elektronlar, pilin dışında, çinkodan bakıra doğru yol alır; öyleyse elektronların pilin içinde de bakırdan çinkoya doğru akmaları gerekir; bu eletkron akışı, iyonlarla ve elektrotların uçlarındaki alışverişle sağlanır: pozitif elektrot (Cu), bir Cu2+ iyonuna iki elektron vererek bu iyonu Cu atomuna dönüştürür; bu bakır atomu da elektrot üzerine çökelir: Cu2 + + 2e- -> Cu; aynı anda negatif elektrot (Zn), bir Zn atomunun Zn2+ iyonuna dönüşmesinden arta kalan iki elektronu alır ve çinko atomu çözelti haline geçer:
Zn -> Zn2+ +2e-
Burada incelediğimiz piller, özellikle Daniell pili tersinirdir; yani, pilin devresi dışına yerleştirilmiş bir üreteçle akım yönünün bir miktar değiştirilmesi, elektrotlardaki kimyasal olayların ters yönde gelişmesine yol açar: böylece bakır çözünür, çinko ise elektrotta birikir. Dış üretecin elektromotor kuvveti hiç akım dolaşmayacak değerde ise, her elektrodun çevresinde denge meydana gelir:
Cu > < Cu2+ +2e- ve Zn > < Zn2+ +2e- ; bu denge durumları, yukarıda sözü edilen redoks çiftleriyle gösterilir. Bir pil, genellikle redoks dengelerinin kurulduğu iki bölümden (iki yarım pilden) veya iki elektrottan meydana gelir. Bu dengelerin türü çok çeşitlidir ve farklı elektrot tiplerine tekabül eder; elektrotlar şu şekilde sınıflandırılabilir: 1. Katyon elektrodu. Tuzlarından birinin çözeltisine daldırılmış bir madenden meydana gelir; meselâ: Zn / Zn SO4; redoks dengesi M > < Mn+ + ne- şeklinde yazılır; indirgenmiş kimyasal madde, doğrudan doğruya madenin kendisidir; 2. Gazlı elektrot. En önemlisi hidrojenli elektrottur; parçalı, gözenekli, siyah platinle kaplanmış bir platin lamadan (platinle kaplanmış platin lama) meydana gelen elektrot, bir asit çözeltisine (HC1) yarıya kadar daldırılır ve 1 atmosferlik hidrojenle temas ettirilir; Jekabül eden redoks çifti 1/2 H2 > < H+ +e- ‘dir; hidrojenin basıncı 1 atmosfer ve H+I = 1 yani pH=0 olursa, elektrot’a «normal» denir; 3. Anyon elektrodu. En önemlilerinden biri kalomelli elektrottur; çok az çözünür bir tuz olan kalomel (civa-I klorür Hg2Cl») ile temas halindeki civadan meydan gelir; kalomel de bir KCI çözeltisine temas eder. Bu elektroda tekabül eden redoks çifti 2Hg +2 Cl > < Hg2Cl2 + 2e- ‘dir; diğer bir örnek de gümüş klorürlü elektrottur; 4. Asıl redeks elektrodu. Belli bir redoks dengesi olan bir çözeltiye daldırılmış etkilenmeyen bir madenden (platin) meydana gelir; ör. demir II ve demir III tuzu, Fe2 + > < Fe 3+ + e-; asit permanganat ve manganez II tuzu. Mn04- + 8H+ > < Mn2 + +4H20+5 e- Elektronların çözeltiye veya dış devreye doğru hareket etmesini sağlayan madenî elektrot, redoks dengesinn de şu veya bu doğrultuya göre yer değiştirmesini sağlar. Bir elektrot, hangi tipten oluısa olsun, belirli şartlarda, madenî elektrot ile içine dal-dınldığı çözelti arasındaki belli bir potansiyel farkıyla nitelenir: «mutlak elektrot gerilimi» denen E=Vmaden — V çözelti. Termodinamik görünüşü doğrulayan ve Nernst’in bulduğu formülü genelleştiren bir formül E bağıntısını verir: çözeltideki redoks dengesinin, m1A1 + m2A2 +…> < n1B1 + n2B2 + ….+ ne-
şeklindeki kimyasal bir denklemle (burada
A1, A2, … B1, B2, ….. çözeltideki redoks dengesinde rol oynayan iyon veya molekül türleridir) ifade edildiği genel durumda
![]()
olur. Bu formülde R, tükel gazların mole bağlı olan sabiti; T, Kelvin derecesi; F, fara day (96 500 coulomb); Log bir Neper logaritmasıdır. Sayısal değerlere ve ondalık logaritmaya (log) geçilince, 25°C’ta

olur. Meselâ, IA1|, A1 türünün çözelti içindeki etkinliğidir; çok seyreltik çözeltilerde bu büyüklük molariteyle karışır ve derişiklik ne kadar fazla olursa molariteden o kadar uzaklaşır. Eo, ayrı ayrı ele alınan her elektrot için, teoriyle belirlenemeyen bir sabittir (verilen T ve p değeri için); Eo (normal elektrot geriiimi»dir: bu, bütün etkinlikler birime eşit olduğu zaman, E’nin aldığı değerdir. E ve Eo deneysel olarak ölçülemez; çünkü bir potansiyel faikı ancak iki elektrot arasında ölçülebilir, yani çözeltiler arasında bir elektrik teması sağlayacak şekilde (normal olarak bir KCI çözeltisiyle) iki yarım pili birleştirmek gerekir, böyle yapmakla da bir pil elde edilmiş olur.
Bu potansiyel farkının ölçümü için, sırasıyle her yarım pile, karşılaştırma elektrodu olarak seçilmiş bir yarım pil bağlanır ve Eo yaklaşık bir sabitle ölçülür; bu sabit bilinmemekle beraber bütün elektrotlar için aynıdır. Eo’ın bu şekilde ölçülen değeri, karşılaştırma elektroduna göre sıfırdır. Uzlaşma yoluyle seçilmiş karşılaştırma elektrodu, yukarıda tarif edildiği gibi normal bir hidrojenli elektrottur. Deneylerde, bu ölçmeleri, hidrojenli elektrottan daha kullanışlı olan ve hidrojenli elektroda oranla gerilimi kesin olarak bilinen ikinci bir karşılaştırma elektrodu tercih edilir; bu ikinci karşılaştırma elektrodu genellikle kalomelli elektrottur; 25°C’ta ve kalomelle temas eden KC1 çözeltisi doymuş ise, normal hidrojenli elektroda göre bu elektrodun normal gerilimi,
Eo = + 0,245 volttur. Böylece, herhangi bir yarım pilin volt cinsinden Eo değeri
E0(H2) = Eo(Hg) + 0,245
olacaktır. Her yarım pil için Eo’ın ölçülmesi (ki çoğu zaman güçtür) aşağıdaki tabloda kısmen gösterilen ve normal gerilimler ölçeği (veya normal elektrot ya da redoks potansiyelleri) denen bir listenin hazırlanmasını sağlar. Bu ölçek özellikle, her biri tuzlarından birinin çözeltisiyle temas eden çeşitli madenlerin normal elektrot gerilimlerini verir; bu şekilde elde edilen sınıflandırma, pek tabiîdir ki bir madenin iyon haline geçme eğilimiyle, yani az veya çok elektropozitif olma özelliğiyle veya indirgenliğiyle sıkı bir ilişki halindedir.
Meselâ, redoks çifti madenlerin redoks çiftine benzeyen hidrojen, bir maden olmadığı halde bu listede yer alabilmektedir; listede hidrojenin üstünde bulunan madenler, hidrojenden daha elektropozitiftir. Madenlerin elektrot gerilimlerinin bilinmesi, kullanılan çeşitli pillerin elektromotor küvetlerini yaklaşık olarak hesaplamak imkânı verir:
meselâ. Daniell pili Zn/ZnS04; Cu S04/ Cu için elektromotor kuvvet, açık devredeki potansiyel farkına eşittir; bu da
(VCu – Vcus04) + (VcuS04 — VZnSO4) + (VznS04 — VZn)
cebirsel toplamına eşit olur; gözenekli kap i-çinde birbirine değen çözeltiler arasındaki
Vcuso4 — VznSo4, potansiyel farkı bilinmez; fakat çok zayıf olduğunu düşünmemiz için çeşitli sebepler vardır; bu potansiyel farkı ihmal edilirse, pilin elektromotor kuvveti
e — (Vcu — VcuS04) — (Vzn — VzS04)
olur; yani, bakır ve çinkonun elektrot gerilimleri farkına (cebirsel fark) eşit olur; normal gerilimler yardımıyîe yaklaşık sonuç elde edilir: e := 0,34 — (—0,76) = 1,10 volt; sonucun pozitif olması, bu pilde bakırın pozitif kutup olduğunu gösterir. Bu liste ayrıca, «bir madenin başka bir madenle yer değiştirme» tepkimeleri denen kimyasal redoks tepkimelerinin yönünü önceden bilmek imkânı da verir. Meselâ, bir bakır II tuzu çözeltisine daldırılan demir lama hemen bakırla kaplanır; aynı anda demir, Fe2 + iyonları halinde çözeltiye karışır.
Kimyasal tepkime Fe + Cu2+ -> Fe2+ + Cu şeklinde yazılır; bu, bakırdan daha indirgen olan demirin, bakır II iyonlarını indirgeyerek onları madenî bakır haline getirdiği ve çözeltide bu bakır iyonlarının yerini aldığı bir redoks tepkimesidir. Demek ki prensip olarak, bu çeşit tepkimeler yukarıdaki listeye göre önceden anlaşılabilir: bir maden, listede kendisinin altında sıralanan bütün ö-bür madenleri açığa çıkarır; bu durum, kendisinin üstünde yer alan madenler tarafından açığa çıkarılabilen (sudan veya asit çözeltilerden) hidrojen için de geçerlidir.
Ayrıca, bir madenin elektrot geriliminin, diğer etkenlerin yanı sıra, çözeltideki maden iyonlarının derişikliğine de bağlı olduğunu kesinlikle belirtmek gerekir. Yukarıda verilen genel formülün bir katyon elektroduna uygulanması,
![]()
formülünü verir; burada / Mn+ /, çözeltideki maden iyonlarının etkinliğidir; formül Nerst (1890) tarafından hazırlanmıştır. Buradan özellikle şu sonuca varılır: iyonlarıyle temas halinde bulunan ve sadece maden iyonlarının derişikliği ve dolayısıyle etkinliği bakımından birbirinden farklı olan, aynı madenden yapılmış iki yarım pilin birleştirilmesiyle bir tek pil yapılabilir:

ve (a2) iki yarım pildeki maden iyonlarının etkinliğidir. Bu şekilde elde edilen ve «derişmeli (veya yoğunlaşmalı) piller» denilen pillerin elektromotor kuvveti genellikle çok düşüktür (birkaç santivolt kadar). Bu derişmeli pillerin özel bir şekli de, pH’1
(pH= —log /H+/ ) farklı çözeltilerin kullanıldığı hidıojenli elektrotlardan meydana gelen yarım pillerdir. Bunlardan biri normal hidrojenli elektrot ise, öbürü pH’1 bilinmeyen bir çözeltidir; pilin elektromotor kuvveti, 25°C’ta, e =0,059 pH formülüyle verilir ve bunun ölçülmesi, çözeltinin pH’ını hesaplamak imkânı sağlar; bu, pH’ların elektrometrik ölçü ilkesidir; bu usul, laboratuvarlarda ve sanayide çok kullanılır. Pratik yapımı için, derişmeli bir pilin, elektromotor kuvvetinde büyük bir değişiklik yapılmadıkça yeterli akım üretmeyeceğini bilmek gerekir: bu elektromotor kuvvetin, ya karşılaştırma metoduyle (kesin ve ideal olan bu metodun tek sakıncası çok vakit almasıdır) ya da bir voltmetreyle ölçülmesi gerekir. Yalnız voltmetrenin hassasiyeti yapılacak ölçmelere göre ayarlanmalıdır: bunun için genellikle bir milivoltmetre kullanılır; bu âletin iç direnci çok büyük olmalıdır (en az 1010Q). Yükseltici elektronik voltmetre bütün bu aranan şartlara cevap verir; doğrudan okumalı pH-metre’lerde genellikle bu âlet kullanılır; bu tip pH-metre’ler ise, çok hassas ve kullanışlı olduğundan pratikte çok tercih edilir ve yapımları sırasında volt cinsinden değil de pH birimleri cinsinden derecelenir.
Kutuplarındaki potansiyel farkının ölçüldüğü pil, içinde birkaç santimetre küp kadar pH’1 bilinmeyen çözeltinin bulunduğu küçük bir kaptan meydana gelir; bu çözeltiye şunlar daldırılır:
Karşılaştırma elektrodu (dış), kolaylık açısından gerekli olan ikinci bir karşılaştırma elektrodudur ve doymuş KC1 çözeltisiyle temas eden kalomelli elektrottan meydana gelir;
gösterici elektrot; birçok çeşidi vardır, fakat en çok kullanılanı cam elektrottur, alt tarafına küçük bir ampul yerleştirilmiş, yalnız H+ iyonlarını geçiren yumuşak camdan yapılmış, çok ince çeperli bir tüpten meydana gelir; bu ampulün içinde, tüpe yerleştirilmiş kalomelli elektroda değen ve bir karşılaştırma elektrodu (iç) meydana getiren bir HC1 N/10 çözeltisi vardır; uçları elektronik voltmetreye bağlanan bu sistem, şöyle bir şema ile gösterilebilir:

Bir cam elektrot kullanmakla, aşağı yukarı 12 pH’a kadar, 0,01 pH birimlik hassasiyetle ölçme yapılabilir; bu pH’ın daha üstünde yani daha bazik çözeltilerde alkali iyonları (Na+ veya Li+) bulunduğu için hata oranı artar.
Daha genel bir şekilde, yukarıda verilen redoks potansiyeleri listesi, redoks çiftlerinin kesin olarak sınıflandırılmasını ve redoks tepkimelerinin önceden bilinmesini sağlar;
msl., Sn2+ > < Sn4+ + 2e- ve Hg2/2+ > < 2 Hg2+ + 2e gibi iki redoks çifti olsun; Pt/Sn2+, Sn*4+ : Hg2/2+, Hg2+ /Pt pili, dışarıdaki bir devreye, Sn2+ iyonlarının yükseltgeneceği ve Hg2+ iyonlarının indirgeneceği bir yönde kendiliğinden akım verirse, Sn2+ + 2Hg2+ -> Sn4+ + Hg2/2+ tepkimesi gerçekleşebilir, yani kalay II iyonu civa II iyonunu indirger; kalay iyonlarından kopan elektronların civa iyonlarına geçmesi için, pil dışındaki akımın civalı yarım pilden kalaylı yarım pile doğru yol alması, yani, civalı yarım pil -> kalaylı yarım pil doğrultusunda hesaplanan elektromotor kuvvetin pozitif olması gerekir;
böylece e = + 0,91 — (+0,15) = + 0,76 volt elde edilir. Zaten, deneyde de görülebileceği gibi, civa II iyonunun kalay II iyonu tarafından indirgenmesinin bir civa I tuzunun oluşumunu engellemediği, fakat tepkimenin element halinde civa meydana gelene kadar sürdüğü önceden kolayca anlaşılabilir.
Bu arada, daha kesin bir şekilde söylemek gerekirse, elektrot gerilimleri çeşitli etkenlere ve özellikle indirgenmiş şekil ile yük-seltgenmiş şeklin derişikliğine bağlıdır: bu iurum, sadece elektrotların normal gerilimlerinden çıkarılan şematik sonuçlan (özellikle ele alınan redoks çiftlerinde bu gerilimler birbirinden çok az farklı olduğu zaman) değiştirebilecek niteliktedir; bu durumda tepkime tam olmayacağı için kimyasal denge kurulabilir.
Nihayet bazı redoks çiftlerinde, elektrot geriliminin, çözeltideki H+ iyonlarının derişikliğine, yani pH’ına, az veya çok asitli olmasına bağlı olduğu görülür: Mn2+ +4H2O > < MnO4 + 8H+ +5e- denkleminin tekabül ettiği redoks çiftinde durum böyledir ve bazı şartlarda, permanganat iyonunun yükseltgen özelliğini ifade eder. Bu yükseltgenliği niteleyen elektrot gerilimi


yazılabilir; bu da, pH’ın, permanganat iyonunun yükseltgen özelliği üzerindeki etkisini açıklar.
— Biyol. Redoks olayları, bitki ve hayvan metabolizmasında önemli bir rol oynar; meselâ hücre Solunumunda pek çok redoks tepkimesi işe karışır. (L)
25 Haziran 2009 saat 25 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa REDOKS hakkında bilgi içermektedir.|