REFERANDUM
Tarih 26 Haziran 2009
REFERANDUM i. (fr. referendum’dan). Siyaset ve Huk. Siyasî iktidar tarafından alınan bir kararın idare edilenler tarafından kabul edilip edilmediğini ortaya koyan halkoyuna başvurma usulü.
— ANSİKL. Halkın doğrudan doğruya yönetime katılması iki şekilde olabilir. Birinde (buna «dolaysız demokrasi» adı verilir), vatandaşlar, belirli zamanlarda, siyasî ve idarî kararlara katılmak üzere genel kurul halinde toplanırlar. Eskiçağ sitelerinde bu kurul, gerçek bir hükümet organı ödevi görürdü ama site halkının yalnız bir kısmı vatandaş sayılıyordu.
İsviçre’nin üç kantonunda (Glaris, Appenzell, Unterwald) ve bazı amerikan komünlerinde, yılda bir kez toplanan genel kurulun görevi ancak yöneticileri denetlemekten ibarettir. Halkın yönetime katılmasının ikinci şeklinde ise (buna «yarı dolaysız demokrasi» denir) seçmenlerin görevi, basit temsilî rejimde olduğu gibi, temslicileri seçmekten ibaret değildir; seçmenler, günlük dilde çok zaman referandum ortak adı altında birbirine karıştırılan çeşitli ve değişik usullerle, gerek yasama yetkisine, gerek anayasa yapma yetkisine katılmış olurlar.
Bu çeşitli usuller şunlardır: .
• Halk vetosu. Kanun, parlamento tarafından hazırlanır ve yürürlüğe konmadan önce halka bildirilir. O zaman seçmenlerin bir dilekçe verme hakkı vardır; eğer kanuna karşı olanlar yeterince imza toplayabilirlere, bu kanunun onaylanması veya kaldırılması konusunda bir referanduma başvurulur; eğer referandum yapılması lehinde kullanılmış oylar yetersiz ise, kanun onaylanmış sayılır. Böyle bir sistem Fransız ihtilâlinden sonra, Yıl I’in «Montagnarde» Anayasasınca öngörülmüştü. Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri, mahallî anayasalarında bu sisteme yer vermişlerdir.
• Seçme. Hükümet, seçmenlere birkaç çözüm yolu sunar, seçmenler bunlar arasından birini seçerler. Meselâ 21 ekim 1945′te hükümet, Fransızlara şunu sormuştu:
a) aynı gün seçtikleri meclis, yeni bir anayasa hazırlamakla görevli bir kurucu meclis mi olacak, yoksa 1875 Anayasası kanunları çerçevesinde (senato o zaman iki ay içinde seçilirdi) çalışan bir milletvekilleri meclisi mi olacak;
b) bu meclis bir kurucu meclis ise, yetkileri sınırsız mı olacak, yoksa ek bir geçici anayasa mı yürürlüğe konacak?
• Anayasal referandum. Yeni anayasalar veya anayasa tadili tasarıları seçmenlere sunulur. Fransa’da birkaç anayasa için bu yola başvuruldu.
İsviçre’de, anayasal referandum, gerek federal alanda, gerek kantonlar alanında, mecburîdir.
• Yasama referandumu. Hükümet ve parlamento, organik veya alelade bir kanun teklif veya tasarısını halkın onayına sunar. 1952 Fransız Anayasası toplantılar süresince hükümetin veya iki meclisin, resmî gazetede yayınlanan teklifini referanduma sunma hakkını cumhurbaşkanına verir.
Ancak bunların, amme yetkilerinin teşkilâtlanmasına ilişkin veya Anayasaya aykırı olmamakla birlikte, kurumların çalışmasında aksaklıklar yaratması muhtemel bir devletlerarası antlaşmanın onaylanmasıyle ilgili kanun teklifleri olması gerekir. Burada sınırlı konular üstünde ihtiyarî bir referandum söz konusu demektir.
Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri ihtiyarî referandum, bazıları ise mecburî referandum usulünü uygular.
İsviçre’de, yasama referandumu, federal alanda ihtiyarîdir (30 000 vatandaşın veya 8 kanton hükümetinin talebi gerekir). Ama bütçe, malî kanunlar ve üyelerin mutlak çoğunluğuyle meclislerin âcil kararını aldıkları kanunlar için referanduma gidilemez. Kantonlar alanında ise bazen mecburî, bazen ihtiyarîdir.
• Danışmak referandum. Resmî makamlar, seçmenleri danışmalı bir referanduma da çağırabilirler. 1852 Fransız Anayasasının bu tür bir istişareyi öngördüğü anlaşılıyorsa da, bu yola hiç başvurulmamıştır.
• Halk teşebbüsü. Vatandaşların teşebbüsüne katılma hakkına bu ad verilir. Burada, kaleme alınmış bir kanun teklifi üstünde veya ilân edilmiş bir reform konusunda belirli sayıda imza toplamak söz konusudur (yazılı teşebbüs). Dilekçe kanunî sayıda imzayı toplayabildiği zaman (İsviçre’de federal kanunlar için 50 000) gerçek bir referanduma gidilir.
Bazı anayasalar (İsviçre, Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri) bir dolaysız teşebbüs öngörürler; bu yolla kabul edilen tasarı, kanun hükmündedir.
Bazı anayasalar (Kuzey Amerika’nın çeşitli eyaletleri) ise, dolaylı teşebbüsü öngörürler. Bu durumda teklif veya reform bildirisi parlamentoya sunulur; parlamento onaylar veya reddeder; bazı hallerde, parlamentonun kabul ettiği metin yeniden bir yasama referandumuna sunulur.
İsviçre’de, federal işlerde, halk teşebbüsü ancak Anayasa konusunda işe karışabilir. Bu sınırlamanın sakıncası, Anayasaya, amme yetkilerinin teşkilâtlanmasını hiç bir surette ilgilendirmeyen tedbirlerin sokulmasıdır. Kantonlarda ise, halk teşebbüsü, gerek Anayasa alanında, gerekse yasama alanında uygulanır.
* Referandum – hakemlik. İki savaş arasında yürürlüğe giren bazı avrupa anayasaları, yürütme kuvveti ile yasama kuvveti arasındaki anlaşmazlılkarda hakemliği reform aracılığıyle halka tevdi etmeyi öngörmüştür. General de Gaulle’ün de 1958 Anayasasını bu açıdan yorumladığı söylenebilir. Referandumun demokratik niteliği reddedilemez. Çünkü halka, bu yolla, bazı kararların alınmasına doğrudan doğruya katılma imkânı sağlanır (Duguit, seçmen kitlesinin şu veya bu kanun tasarısı üstünde fikir beyan ederken yetenekli temsilciler seçmek istediği zamankinden daha isabetli davrandığını öne sürer).
Ama buna karşılık referandum, bir yandan muhafazakâr niteliği dolayısıyle (İsviçre’de reform tasarılarının çoğu statükoyu korumak üzere reddedilmiştir) ve öte yandan da seçmenin çok zaman referandum kavramıyle plebisit kavramını birbirine karıştırıp metnin kendisinden çok kendisine bu metni sunan ve işbaşında bulunan devlet adamını göz önünde tutarak oy kullanması sebebiyle kınanmıştır.
• Türkiye’de 1961 Anayasası tasarısı, Kurucu meclis tarafından hazırlandıktan sonra halkoyuna sunuldu. Milletlerarası hukuk dışında yurt içinde ilk olarak başvurulan bu referandum, 28 mart 1961 tarihli ve 283 sayılı, Anayasanın Halkoyuna Sunulması Hakkında kanun hükümlerine uyularak yapıldı. Anayasa tasarısının halkoyuna sunulması Kurucu Meclis Teşkili Hakkında kanunla öngörülmüş, hattâ yine bu kanunla, referandum sonucunda Anayasanın reddi halinde, her 100 000 nüfus için bir üye hesabiyle ve yeni seçim kanunu hükümlerine göre yeni bir Temsilciler meclisinin seçileceği ve bu suretle yeni bir tasarı daha hazırlanacağı belirtilmişti.
Referandumu düzenleyen kanuna göre, seçme yeterliği bulunan her vatandaş, seçmen kütüğüne kayıtlı olmak şartıyle halkoyuna katılabilecekti. Anayasayı kabul eden seçmenler, üzerinde «evet», kabul etmeyenler de üzerinde «hayır» yazılı pusulaları kullandılar. Bu oy pusulaları değişik renklerde yapıldı. Seçim kurulu, Anayasanın halkoyuna sunulmasında uygulanacak esasları ayrıca açıklamıştı.
Bu açıklamaya göre, kendilerine oy verme gününe kadar seçme yeteneğini kaybettiğine dair yetkili mercilerden resmî belge gelmiş bulunanlar, seçmen kütüğünde yazılı olsalar bile oy veremeyeceklerdi. Oy verme süresi saat 8′den 17′ye kadardı. Seçim çevresi, seçim bölgesi ve sandık bölgeleriyle propaganda, araçların sağlanması, sandık kurulu üyelerinin ant içmeleri, görev ve yetkileriyle oy verme yeri, oy verme sırasındaki işler konusunda genel seçim kuralları uygulandı. Referandumda kullanılan oy pusulaları 7×10 sm ölçüsünde, 24 puntoluk harflerle beyaz renktekilerin üzerine «evet», açık kırmızı renktekilerin üzerine de «hayır» yazılmak suretiyle hazırlanmıştı.
Bu pusulaların içine konulacağı zarflar, ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mühürleriyle mühürlendi. Seçmen, çift mühürlü zarflardan birini aldıktan sonra kapalı oy verme yerine gidecek ve burada bulunan «evet» veya «hayır» ibaresini taşıyan pusulalardan dilediğini bu zarfa koyarak zarfın ağzını bizzat kapattıktan sonra, eliyle sandığa atacaktı. Her iki pusulanın da bulunduğu zarflar geçersiz sayıldı. Bir zarfta aynı renkte birden fazla oy pusulası çıktığı takdirde bu, bir oy sayıldı.
O tarihte Türkiye’nin nüfusu 27 818 248 idi ve bunun 18 992 740′ı köy ve bucaklarda, 8 825 508′i de şehirlerde yaşamaktaydı. Seçmen sayısı da şöyle tespit edilmişti: köy ve bucaklarda
8 693 465 (yüzde 45,8), şehirlerde 4 054 436 (yüzde 45,9); toplam 12 747 901 (yüzde 45,8). Referandum 15 temmuz 1961 günü yapıldı. Köy ve bucaklarda 42 256, şehirlerde 13 793 sandıkta oy kullanıldı. Sayım sonunda köy ve bucaklarda 7 245 158 (yüzde 83,3), şehirlerde ise 3 075 593 (yüzde 79,9) kişinin oy kullandığı anlaşıldı.
Geçerli oyların sayısı şöyleydi: köy ve bucaklarda 7 215 101 (yüzde 60,5), şehirlerde 3 066 935 (yüzde 64,7). Anayasa geçerli oyların yüzde 61,7’siyle onaylanmış oldu, oy sahiplerinin yüzde 38,3′ü de Anayasaya «hayır» dedi. Bu suretle referanduma sunulan 1961 Anayasası 9 temmuz 1961 günü 3 934 370 hayır oyuna karşı 6 348 191 evet oyuyle kabul edildi. (LM)
26 Haziran 2009 saat 26 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa REFERANDUM hakkında bilgi içermektedir.|