REİS
Tarih 27 Haziran 2009
REİS i. (ar. res’ten re’ls). Esk. Başkan: Yalnız kendisi İlhan namıyle bunların reisi mevkine geçerdi (Ziya Gökalp).
Bir kardeşinin karısı Hıdiv ailesinden geliyordu, öbürününki bilmem hangi Kafkas kabilesinin reisinin kızıydı (A. H. Tanpınar). işte bu Jön Türklerden birîsi benim! Ben onların reisiyim
(Ömer Seyfeddin).
— Esk. Reis-i kabile, kabile reisi. Reis-i vükelâ, başbakan.
— Denize. Bir balıkçı kayığı veya teknesine kumanda eden kişi. // Esk. Osmanlı donanmasında gemi kaptanına verilen ad. (Koca reis de denir.) [XVII. yy.a kadar osmanlı deniz ümerası bu adla anılırdı. XVIII. yy. başlarından itibaren bunun yerine kaptan denilmeğe başlandı.] || Reis gediği, reisliğe tayin edilmek üzere aday olarak seçilmiş denizci. (Kapudanei hümayunla, kalyonlar mürettebatı arasından seçilirdi.) Reisi padişah, baştardai hümayun reislerine verilen ad. || Reisi paşa, kaptanpaşa gemisinin reisi.
— Tasav. Nakşibendî tarikatında yüksek sesle zikredenlerin («cehrî») toplandıkları tekkelerde ayakta yapılan âyini yöneten kimse. («Devir» adı verilen bu törende birtakım özel rakslar yapılır, bunların bir düzen içinde yürütülmesi reis tarafından sağlanırdı. Tekke musikisini de bilen bu görevliler zakirbaşının ve zâkirlerin okudukları ilâhilere uygun olarak zikri düzenler, duruma göre ağırlaştırır, tizleştirir ve genel ahengi sağlarlardı.)
— Teşk. tar. Reisül-küttâb (veya reis efendi). Bk. REİSÜLKÜTTAP. || Reisül musevvidin, Şeyhülislâmlık dairesinin büyük memurlarından biri. (Reisül musevvidin, Fetvahanede çalışırdı; maiyetinde muhtelif müsevvidler bulunurdu. Müsevvidler, istenilen fetvaları fetva kitaplarından çıkarırlar ve kaleme alarak fetva eminine sunarlardı.) || Reisül ulema, Rumeli kazaskerliği yapanların en kıdemlilerine verilen unvan. (Bu unvan, ihtiyarlık veya bilimsel yeteneği değil, meslekte olan kıdemi gösterirdi. Yalnız bir paye olan bu unvanın maaş ve ödeneği yoktu.) [M]
27 Haziran 2009 saat 27 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa REİS hakkında bilgi içermektedir.|