REKABET veya RAKABET

Tarih 27 Haziran 2009

REKABET veya RAKABET i. (ar. rakb’dan rekabet). Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme: Kendi güzelliğine, ze­kâ ve tecrübesine güvendiği için, etrafı­na topladığı kızların ve kadınların rekabe­tinden korkmuyordu (Vâ-Nû).

Aralarında rekabet, haset, çekememezlîk gibi ihtiras­lar bulunduğu için bizzat münevverler de birbirlerini sevemezlerdi (Ziya Gökalp). || Kıskançlık: Rekabet hissiyle ikisinden bi­rinin veya ikisinin Melâhat’ı kışkırtmaya kalkışmalarından korkuyordu (H.R. Gür­pınar). || Esk. Gözleme, gözetleme. || Re­kabet etmek, birbiriyle yarışmak: Samsun’­da Hindi-Çini pirinci, Merzifon pirincine rekabet ederdi (Ş. S. Aydemir). Hava meh­tapla rekabet eden bir füsun gibiydi
(A.Ş. Hisar).

— Biyol. ve Fizyol. Yaşama rekabeti, ya­şamak için mücadele, tabiî ayıklanma. Bk.ANSİKL.
— Huk. Aynı mesleği yapanların, faaliyet gösterdikleri iş alanında, birbirlerinden da­ha fazla müşteri elde etmek için kanun sınırları içinde gösterdikleri çaba. [| Gay­ri kanunî rekabet, aldatıcı hareket veya iyi niyet kurallarına aykırı başka şekiller­le iktisadî rekabetin kötüye kullanılması
(Bk. HAKSIZ rekabet.) || Kanunî rekabet yasağı, kanunun belirli durumlarda, belirli kimselerin birbirleriyle rekabet etmelerini yasaklaması. (Bk. ANSİKL.) || Rekabet ya­sağı sözleşmesi, işçiyle işveren arasında yapılan ve işçinin, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işverenle rekabette bu­lunmayacağına ilişkin sözleşme. Bk. AN­SİKL.

— ikt. özellikle daha iyi fiyat, nitelik ve görünüş gibi yollardan yararlanarak daha çok satış yapmak isteyen ticaret adamları ve kurumları arasındaki çıkar çekişmesi. (Bk. ANSİKL.) || Serbest rekabet rejimi, ö-zel işletmeler kurmanın serbest olduğu ve resmî makamların ancak iktisat kanunları­nın serbest uygulanışını teminat altında tutmak için müdahalede bulundukları rejim.

— ANSİKL. Kanunî rekabet yasağı ile ka­nun, belirli kişilerin birbirleriyle rekabet etmelerini, aralarındaki ilişkiye aykırı gö­rerek yasaklamıştır: gezici tüccar memur­larının ticarî işletmeyle rekabette bulun­ması, adî şirkette ortakların birbirleriyle rekabete girişmeleri gibi. Belirli durumlarda da, aynı konudaki işle ortaklardan birinin uğraşması, bazı hakları kaybetme­sine sebep olur. Meselâ, bir komandit şir­ket ortağı, ortaklık konusu işle meşgul olursa, ortaklığın defterlerini inceleme hak­kını kaybeder. Kanunî rekabet yasağı, ki­şiler arasındaki ilişki devam ettikçe var­dır, ilişki sona erince rekabet yasağı da sona erer. Ancak, tarafların bir sözleşmeyle bu yasağı devam ettirmeleri mümkündür.

• Rekabet yasağı sözleşmesi, kanunî re­kabet yasağının aksine, kişiler arasındaki ilişki bittikten sonra, rekabet yapılmama­sını gerektirir. Bu sözleşme, bağımsız bir şekilde yapılabileceği gibi, başka bir sözleş­meye konulan bir hükümle de gerçekleştiri­lebilir. Rekabet yasağı sözleşmesi, Borçlar kanununda sadece işçi ve işveren yönünden düzenlenmiştir. Bu sözleşmenin geçerli olması için, yazılı şekilde yapılması gerekir. Sözleşmeyle sadece işçi, rekabet yapmama borcu altına giriyorsa, onun imzası yeterli­dir. Buna karşılık işveren de bir karşılık ödüyorsa, her ikisinin imzası aranır.

Re­kabet yasağı yapan işçinin reşit olması ge­rekir; kanunî mümessili bile, onun adına rekabet yasağı sözleşmesi yapamaz. Ancak, reşit mahcur bir kişiyse onun adına, kanu­nî mümessili, rekabet yasağı anlaşması ya­pabilir. İşverenin, sözleşme yapılırken önemli bir çıkarı yoksa, sözleşme hüküm­süz olur; işverenin başlangıçtaki çıkarı so­na erdiği zaman, yasak da ortadan kalkar.
Borçlar kn. md. 348'e göre bu önemli çı­karlar şunlardır:
1. işçinin işinin niteliği sonucu işverenin müşterilerini tanıması, iş sırlarını öğrenmesi;
2. işçinin bu bilgilerden yararlanarak rekabette bulunması halinde işverenin açıkça görülecek derecede zarara uğrayabilmesi. Ayrıca, rekabet yasağı söz­leşmesi, yer ve zaman yönünden işçi ama­cına uygun olmalıdır; yani, işçinin, iktisadî gelişmesini tehlikeye sokmamalıdır.

Rekabet yasağının kararlaştırılması halin­de işçi, kendi adına, iş sahibiyle rekabet sayılacak bir işi yapamayacağı gibi, rakip bir işletmeye de herhangi bir sıfatla gire­mez, işçi bu şarta aykırı harekette bulu­nursa, işveren bu sebsple uğradığı zararın tazminini ister.

Rekabet yasağı şu durum­larda sona erer:
1. sürenin dolması. Reka­bet yasağı bir süreyle sınırlıysa, bu süre­nin dolmasıyle sona erer;
2. işverenin, re­kabet yasağının devamında bir çıkarının kalmaması;
3. taraflardan birinin kusuru sonucu öteki tarafın sözleşmeyi feshetmesi. Bu durumda kusursuz olan taraf sözleşme­yi fesh etmekle tazminat ödemek zorunda kalmaz.

— Biyol. ve Fizyol. Yaşama rekabeti. Tabi­atta canlılar sayılarını hızla artırmağa ça­lışır. Yaşama alanının ve besin miktarının sınırlı oluşu yüzünden bir miktar yumur­tanın, genç veya yetişkin canlının yok ol­ması gerekir. Yok olma sebepleri ise deği­şiktir. Bir bahçede yetiştirilen bitkiler yaşamak için mücadele hakkında basit bilgi verebilir. Yaşama için rekabet bitkiler arasında bir döllenme rekabetine yol açar. Aynı çevrede yetişen ve aynı ihtiyaçları duyan iki bitkiden döllenmeğe en elverişli olan, elverişli olmayanın yerini otomatikman alacaktır.

—■ İkt. «Mükemmel» bir rekabet rejimi üs­tüne oturtulmuş bir iktisadî hayat mode­li kurmayı amaç edinen klasik okulun yap­tığı analizlerden sonra, bu konuyu işleyen­ler, rekabet kavramının sınırlarını kesinlikle belirtmeğe gayret ettiler. Bu yazarlar ger­çeğe, mükemmel rekabetin teorik ve soyut şemasından çok daha yakın olan çeşitli rekabet durumlarını ele aldılar. Ama bu durumda, devletin veya özel üretici grup­larının iktisadî hayata müdahale etmeyiş­lerinden doğan bir rejim veya özel ve res­mî nizamnamelerin yokluğu olarak düşü­nülen rekabetten hayli uzaklaşılmış oluyor­du. «Mükemmel» rekabet'in uygulanabil­mesi için, başlıca üç özellik gereklidir: atomik olma, akışkanlık ve piyasanın ta­mamen berrak olması veya reklam; yani, piyasanın tüm unsurlarının alıcı ve satıcı tarafından ayrıntılı olarak bilinmesi.

Böy­le bir rekabet modeli, gerçeğe hiç bir za­man uymamıştır. Sade «atomik olma» şartı yerine getirildiğinde, bazı yazarlar, bu tip rekabete, katıksız rekabet adı verirler ve bu rekabetin mükemmel rekabete karşıt ol­duğunu söylerler. Fakat bu iki tipin ikisi de, çeşitli satıcıların piyasaya arzettikleri mallarda tam bir eşitlik ve benzeyişin bu­lunması şartına dayanır. Klasik yazarlar, mükemmel rekabete birçok: üstünlük atfe­derler ve bu rekabet şeklinin, arz ve ta­lebin serbestçe hareketi ve fiyatlar aracılığıyle, üretim ve tüketimi dengede tutabi­leceğini ileri sürerler. Ayrıca, teknik iler­lemeye önayak olacağını ve üretim mali­yetleri düşmesini zorunlu olarak izleyen satış fiyatları düşmesi yoluyle tüketiciye de fayda sallayacağını söylerler. XIX. ve XX. yy.lardaki buhranlar, yükselme istidadındaki fiyatları dondurma eğilimi gibi ger­çekler, yukarıdaki iyimser görüşü doğrula yacak mahiyette değildir.

XIX.yy. sonlarından beri ekonomilerin ya­pısını etkileyen derin değişiklikler, özellik­le toplaşma ve bütünleşme olgularının da yardımıyle, çok sayıdaki işletmeler arasın­daki klasik rekabet yerine, atomik olma, akıcı olma ve reklam şartlarının artık hiç bir anlam taşımadığı bir «az sayıdakiler arasında rekabet» (W. Fellner) durumu ya­rattı. Ayrıca, satışa arz edilen ürünler ara­sındaki farklılaşma da iyice belirginleşti. Böylece J. Robinson (The Economics of İmperfect Competition [Mükemmel Olma­yan Rekabet Ekonomisi], 1933) ve E. Chamberlin’in (La Theorie de la Concurrence Monopolistique [Tekelci Rekabet Teorisi], 1933) çalışmalarıyle gün ışığına kavuşturu­lan «mükemmel olmayan» rekabet ve te­kelci rekabet kavramları ortaya çıktı.

Pi­yasanın kusursuz olmayışı, giderek normal bir durum gibi görülmeğe başlandı ve so­mut piyasaların ifadesi olan oligopol iliş­kilerin incelenmesi, iktisadî analizi, katık­sız veya mükemmel rekabetin soyut ilişki­leri konusunda yapılan analizlerin yerini aldı.

• Mükemmel olmayan rekabet, alıcıların tamamen rekabet davranışı içinde bulun­madığı bir piyasanın durumudur. Bu re­kabet tekelci rekabetle sık sık karıştırılır. Gerçekte, iki tip arasında esaslı bir teorik fark vardır: mükemmel olmayan rekabet atomik olma, akıcı olma ve reklam şartlarını tam olarak yerine getirmez, ama için­de tekelci unsur da bulunmaz; daha çok alıcıların rekabet davranışı göstermemesi­nin sonucudur. Burada önemli unsur talep ve alıcı olduğu halde, tekelci rekabet, sa­tıcıların malları farklılaştırmaları sonucu o-larak arzda ortaya çıkan tekel unsurlarına dayanır.

Tekelci rekabet, hem rekabet, hem de tekel unsurlarını kapsayan bir piyasanın duru­mudur.
Bu durumda, piyasa rekabetçi olduğu ve çok sayıda satıcıyı kapsadığı halde, bu sa­tıcıların farklı mallar arz edebilmesinden dolayı tekelci unsurlar ortaya çıkabilir. Gerçekten de, satıcılar aynı türden, ama tamamıyle birbirinin benzeri olmayan malları alıcılara arz ederlerse, bu durumda her satıcı kendi sattığı mal üstünde bir çe­şit tekel kurmuş demektir. «Herhangi bir derecede bir farklılaşma varsa, her satı­cının kendi malı üstünde mutlak bir tekeli vardır. Ama her satıcı, şu veya bu ölçüde mükemmel olmayan ikame mallarının re­kabeti ile de karşı karşıyadır»
(E. Chamberlin). [LM]

27 Haziran 2009 saat 27 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa REKABET veya RAKABET hakkında bilgi içermektedir.|