REMBRANDT

Tarih 29 Haziran 2009

REMBRANDT (Rembrandt Harmenszoon VAN RİJN, — denir), hollandalı ressam ve gravürcü (Leiden 1606-Amsterdam 1669).

Ba­bası değirmenci, anası bir fırıncı kızıydı. Çok dindar olan ana, oğlunu her gün yük­sek sesle incil’den parçalar okuyarak yetiş­tirdi. Rembrandt Latin okuluna gönderildi, 1620′de Leiden üniversitesine yazıldı; fakat küçük yaştan beri resme büyük bir eğilimi vardı. Zayıf bünyesi yüzünden babasının ye­rini alamayacağı anlaşılınca, ressam ve gra­vürcü olarak Leiden’de Jacob Van Swanenburg’un (1620-1623) sonra Amsterdam’da Pieter Lastman’ın (Caravaggio’ya hayrandı) [1623-1624] ve Jacop Pîjnas’ın yanına gön­derildi.

1625′te Leiden’e dönerek tek başına çalışmağa başladı. Babasının ölümünden sonra (1630) kesin olarak Amsterdam’a yer­leşti.
Rembrandt’ın ününü sağlayan ilk önemli Eseri Doktor Tulp’un Anatomi Dersi’dir (1632). Amsterdam’da, Van Uylenburgh adlı zengin bir tacirin evinde kalıyordu. Bu tacirin Friesland sarayında danışman olan babası Rembrandt’m estamplarından bir kıs­mını bastırmıştı. Van Uylenburgh’un Saskia adlı bir de kızkardeşi vardı. Yakınlarının karşı koymalarına rağmen Saskia 1634′te Rembrandt ile evlendi. Valinin himayesi al­tında geçen sekiz yıllık maddî ve manevî başarılar, parlak bir hayat ve mutlu bir ev­lilik süresince Saskia’nın güzelliği ve zerafeti ressamın başlıca tema’sı oldu (çeşitli desenler, gravürler, yağlıboyalar). Ama ara­ya üzüntüler de girdi: 1636, 1638 ve 1640′ta ilk 3 çocuğunun ölümü; 1640′ta Rembrandt’ın annesinin ölümü, 1642′de Saskia da ölün­ce Rembrandt 1641′de doğan oğlu Titus ile yalnız kaldı.

O sırada çok para kazanıyor­du. Jodenbreestraat’taki evi her çeşit değer­li sanat eşyasıyle doluydu (Raffaello, Van Eyck ve Giorgione’den yağlıboya tablolar; antika mermerler; Dürer, Cranach, Callot, Rubens ve Mantegna’dan gravürler; Bruegel’den desenler, iran minyatürleri, Saskia’ya giydirmekten zevk aldığı için ipeklileri; mücevherler ve altın zincirler, porselenler, silâhlar, tabiî veya egzotik ilgi çekici eşya, değerli mobilyalar).

Rembrandt borsa oyunlarına giriyor ve hesapsız para harcıyor­du. Saskia’nın Ölümü sırasında bitirdiği Ge­ce Devriyesi adlı tablo ısmarlayanlar tara­fından beğenilmedi; bu, portre geleneğinden kopan kolektif bir portreydi: ciddî bir poz alarak hareketsiz şekilde dizilmiş kişiler ye­rine etkili ve yaşanmış bir sokak sahnesi. Şaşkına dönen halk bile tabloyu beğenmedi. Satışlar seyrekleşti. İşsiz kalan Rembrandt tefecilere başvurmak zorunda kaldı. Hindistan’a deniz nakliyatı yapmayı denediyse de başarı sağlayamadı. Bu malî güçlüklere, Titus’un sütannesinin, aleyhine açtığı rezalet yaratan bir davanın sıkıntısı da eklendi.

1645′te Hendrickje Stoffels adlı yirmi beş yaşındaki bir köylü kızını hizmetçi olarak yanma aldı. Oğlunun geleceğini güvenlik al­tına almak isteyen Saskia’nın bıraktığı vasi­yetin bazı önleyici maddeleri olmasaydı Rembrandt hiç kuşkusuz bu kızla evlenecek­ti. Zaten Menno Simonnis’in anabatist mez­hebine girmesiyle bozulan ünü, bu kızı ha­yatına sokmasıyle daha da zarar gördü. Hendrickje Stoffels’i çıplak olarak gösteren Batşeba Yıkanırken adlı tablo ahlâksızlıkla suçlandı. Bu arada doğan Corneila adlı kız­ları 1654′te küçük yaşta öldü. Rembrandt’ın, devrin büyük kişileri yerine, model ola­rak ihtiyarları, yoksul insanları, komedi sa­natçılarını ve hattâ zencileri alması da ayrı­ca hoş karşılanmıyordu. 1656′da ikinci Ana­tomi Dersi’ni yaptığında alacaklıları harekete geçti; 1657′de mallarının envanterini çıkarttılar; bu da iflâs ve bütün mallarının açık artırmaya çıkarılmasıyle sonuçlandı. Rembrandt bir han odasına sığındı. Sonra Hendrickje ve Titus ile beraber Amster­dam’da Portekizliler sinagogu yakınında Rozengracht yahudi mahallesine yerleşti.

Ba­sit bir evde oturuyor, küçük çapta gravür, yağlıboya tablo ve enteresan eşya ticareti yapıyorlardı. Bu sırada ingiltere’de Yorkshire bölgesinde Hull’a birkaç aylık bir gezi yapan Rembrandt Amsterdam’a dönerek Kumaşçı Loncaları adlı tablosunu çizdi. Bu arada belediye binası için yaptığı Julius Civilis’e Suikast adlı tablosu reddedildi. 1662′de Hendrickje Stoffels’in ölümüyle kesin bir mutsuzluğa düştü; Hendrickje ressama re­sim sanatının yarattığı, gerçekten heyecan veren güzel kadın tiplerinden birini ilham etmiş ve ona muhtaç olduğu bağlılık ve iyi­likle destek olmuştu. Onun ölümünden son­ra yedi yıl daha yaşadı.

Birlikte çalıştığı Ti­tus dışında herkes tarafından terk edilmişti. Ondan bir yıl önce de Titus öldü. Bütün dünya müzelerinde Rembrandt’ın yüzlerce tablosu muhafaza edilmektedir. Louvre’da yirmiden fazla resmi vardır.

Bunlar arasında en ünlüleri: Düşünen Filozof (1633), Kenarsız Bir Şapka ve Altın Bir Zin­cir Takmış Rembrandt’m Portresi (1634), Melek Rafael Tobiaş’tan Ayrılırken (1637), Kutsal Aile (1640), Emvas Hacıları ve İyi Yürekli Samiriyeli (1648), Hendrickje Stof­fels’in Portresi (1652′ye doğr.), Batşeba Yı­kanırken (1654), Derisi Yüzülmüş öküz (1655), Yaşlı Adam Portresi (1660), Aziz Matta (1661). Rembrandt’m öbür önemli e-serleri arasında, Amsterdam’da Rijksmuseum’daki (Gece Devriyesi, Kumaşçı Loncala­rı, Profesör Jean Dayman’ın Anatomi Dersi, Nişanlı Yahudi Kızı), Berlin müzesindeki (Altın Miğferli Adam), Dresden müzesinde­ki (Ressam, Karısı Saskia ile); La Haye’de Rijksmuseum’daki (Rembrandt’m Annesi, Doktor Tulp’un Anatomi Dersi), Ermitaj müzesindeki (ibrahim’in Oğlunu Kurban Edişi, Haçın İndirilişi, isa ile Samiriyeli Kadın), Londra National gaîlery’deki {ilerlemiş Yaşta Sanatçı) tabloları sayılabilir.

En son gravür katoloğunda (1955) 299′u ger­çek, 98′i de şüpheli 397 eser vardır. Bu gra­vürlerin hemen hepsi Paris’te Bibliotheque Nationale’in Cabinet des Estampes bölü­münde toplanmıştır. Rambrandt gelmiş geç­miş ofort’çulann en büyüğü sayılır. Leiden’de yirmi yaşından beri gravür yapıyordu. Resam asıl üslûbunu 1653′ten sonra buldu. Resim ve gravürleri, üslûp gelişmesi ve seç­tiği konular . bakımından birbirine paralel­dir. Burada, hayatındaki gibi dört dönem göze çarpar: gençlik; Saskia ile mutlulu­ğu, acılarla dolu olgunluk; son.

Tevrat ve İncil’den ilham almadığı zaman (bütün kut­sal tarih’i resimlediği söylenir) gerek çevresinden, gerek kendinden (kendi portrele­rinden altmış ikisi bilinirse de bunların yüzü aştığı sanılır) yararlanarak insanı tasvir et­miş ve onun sırrını çözmeğe çalışmıştır, ön­celeri eşya ve canlıları bütün fizik gerçek­leri içinde çizdi, daha sonra ışık-gölge oyun­ları ve eşsiz tekniği (özellikle desenleri şaşır­tıcı bir modern anlayış içindedir) ile, iç dünya gerçeğini yansıtan görünüşü duygu­lu bir yoğunlulukla dile getirmeyi başardı. Rembrandt’ın Jodenbreestraat’taki evi 1906′da müze haline getirildi. (L)

29 Haziran 2009 saat 29 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa REMBRANDT hakkında bilgi içermektedir.|