RENOİR (Auguste)
Tarih 27 Haziran 2009
RENOİR (Auguste), fransız ressamı (Limoges 1841-Cagnes-sur-Mer 1919). 1844′te Paris’e yerleşmiş bir terzinin oğlu.
Daha çocukluğunda Louvre’a gidiyor ve özellikle heykel salonlarını geziyordu. On üç yaşında, Temple sokağında bir porselen süslemecisinin yanına çırak olarak girdi; sonra yelpazeleri resimleyen bir atelyede çalıştı; büyük bir ustalıkla, XVIII. yy. taklidi resimler yaptı. Ressam olmağa karar verince, kazancından artırdığı paralarla Güzel Sanatlar okuluna yazıldı (1862). Gleyre’in atelyesinde Monet, Sisley ve Bazille ile tanıştı, Cezanne, Pissarro ve Guillaumin ile dost oldu. 1863′te Esmiralda adlı eseri Salon’a kabul edildi (Renoir sonradan bu tablosunu parçalamıştır). Aynı yıl, Reddedilmişler Salonunda sergilenen Manet’nin resimleri karşısında büyük bir hayranlık duydu.
Renoir ve arkadaşları, Corot’nun, Courbet’nin, Millet’nin resimlerini de beğeniyorlardı; izlenimci anlayışa uygun olarak açık havada resim yapmak üzere Fontainebleau ormanına gittiler. Renoir burada, Chailly-en-Biere’de Diaz’ın öğütlerinden yararlandı. 1864 Salonuna kabul edilmemesine karşılık tabloları 1865 Salonunda sergilendi; sonra 1866′da yine geri çevrildi. Renoir, Manet’nin çevresinde biraraya gelen ve akademiye karşı olan gençlerin buluştuğu Guerbois kahvesindeki akşam toplantılarına devam ediyordu.
İlk desteği, Manet le birlikte kendisini de atelyesinde barındıran Bazille’den gördü. 1867′de Frederic Bazille’in Portresi’ni (Lo-uvre) ve Courbet’nin Sen Kıyısında Genç Kadınlar adlı tablosunun etkisiyle Avcı Di-ana’yı yaptı ve bu eseri de Salon’a alınmadı. Buna karşılık Şemsiyeli Lise’i 1868′de kabul edildi. Bu resim, Duranty ile Castagnary’-nin ilgisini çekti. Zola, Renoir’ın konularını içinde yaşadığı çağdan almasını ve Sen kıyısındaki Grenouilere’âe kayıkçıları ve suya girenleri açık havada gösteren aydınlık figürler yapmasını beğenerek Renoir’a «aktüaliteci» adını verdi. 1870′te Salon’a kabul edilen Pınarda Yıkanan Kadın ve Cezayirli Kadın adlı tablolarında Renoir’in Delacroix’ya artan hayranlığının izleri görülür.
Salon tarafından bir daha reddedilince, 1874′te, Ressam, Heykeltıraş, Mimar, Gravürcü ve Desenciler Anonim ortaklığının birinci sergisine katıldı. Bu dernek üyeleri kısa zamanda «izlenimci grup» adını aldı. Renoir’ın sergiye verdiği resimlerden, özellikle La Loge (Courtauld koleksiyonu, Tate gallery) adlı tablosu anılmağa değer. Renoir bu grupta, manzara resminden çok figürle ilgilenenler arasında yer alıyor ve fırçayı lekeler meydana getirecek biçimde sürmekten çok, boyayı ince ve saydam tabakalar halinde üst üste koyarak çalışıyordu.
1875′te Drouot konağında eserlerini satışa çıkarttı ama pek alıcı bulamadı. Bu başarısızlığına karşılık Victor Choquet ile Georges Charpentier’den destek gördü. Bir yayınevi sahibi olan Charpentier’nin Grenelle sokağındaki salonu o devirde, Paris’in seçkin kişilerinin, Zola, Daudet ve Goncourt’ların çevresinde biraraya geldikleri yerdi. Marguerite Charpentier’nin koruduğu Renoir 1876′dan sonra düzenli olarak Salon’a kabul edildi. Burada 1878′de Bayan Charpentier ve Çocuklarının Portresi (Metropolitan Museum, New York) tablosunu sergiledi.
Gortot sokağında kiraladığı bahçede La Galette Değirmeni adlı tablosunu (Louvre) bu dönemde yaptı. 1876′da on beş tablosuyle izlenimci grubun ikinci sergisine, sonra 1877 sergisine, son olarak da aralarında Kayıkçıların Öğle Yemeği de (Philips Memorial gallery, Washington) bulunan yirmi dört tablo ile 1882 sergisine katıldı. 1879′da Cezayire gitti; Paris’te doktor Gachet ile tanıştı; Chatou’da, Croissy’de, Sen kıyılarında resimler yaptı. 1881′de Aline Charigot ile evlendi.
Bir süre Guernesey’de oturdu. Sonra italya’ya gitti (1882) ve bu gezisi sanatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Napoli müzesinde Pompei resimlerini inceledi.
Palermo’da Richard Wagher’in Portresi’ni (Opera kütüphanesi, Paris) yaptı. Piero Della Francesca, Benozzo Gozzoli ve Raffaello’nun e-serleri karşısında bir öğrenci hayranlığına kapılarak «İzlenimciliğin sonuna kadar gitmiştim; ama ne yağlıboya’yı, ne de desen yapmayı bilmediğimi anlıyorum» dedi. Cennini’nin Trattato della Pittura (Resim Üstüne İnceleme) adlı kitabını elinden düşürmüyordu. Bu kitabın 1911′deki fransızcasına yazdığı önsöz Renoir’ın tek teorik yazısıdır. Bundan sonra, aktüaliteci»liği bırakarak klasik bir ressam olmak istedi.
O zamana kadar eserlerinde yer almayan çıplak kadın artık başlıca tema’sı oldu; paletindeki renkleri azaltarak toprak boyalarını ve kobalt mavisini kullanmağa başladı, insan ve eşyanın çevre çizgilerini daha belirgin hale getirdi, daima açık havada resim yapmayı bıraktı. Kısa süren bu dönemdeki şaheseri Suda Yıkanan Kadınlardır (1883-1885, Carroll S. Tyson koleksyonu, Philadelpiha).
Üslûbunun kesin biçimini alması için gerekli olan bu çetin ve azimli arayış döneminden sonra, mizacına da uygun gelen çekici konulara el attı; «tatlı ve hafif» resimler yapmağa başladı. 1884′te La Rochelle’de, La Roche-Guyon’da, Varengeville’de, Essoyes da çalıştı; 1885′te İspanya’ya gitti; orada Velazquez’in tablolarını gördükten sonra bu ressamı Greco’dan da, Tiziano’dan da üstün buldu. Burant-Ruel sayesinde, Brüksel’de, Londra’da, New-York’ta ilk büyük başarılarını elde etti.
1888′de Martigues’e giderek Cezanne ile buluştu. Montmartre’a (Château des Brouillards) yerleştiği 1890 yılında «sedefli» denilen dönemi başlar; bu dönemde yaptığı resimlerde, şekillere belli belirsiz bir kabarıklık vermek için, uzun fırça darbeleriyle renkleri hafifçe birbirine karıştırıyordu. 1891′den itibaren her yıl Güney Fransa’ya (Tamaris-sur-Mer, Cassis, Marsilya, Miramar, Nimes, Rhöne vadisi) gitmeğe başladı. Cagnes’da ağır bir romatizmaya tutuldu (1899). Burada satın aldığı (1901) malikânesinden ancak her yaz Esso-yes’ya gitmek için ayrılıyordu. Essoyes, karısının çocukluk arkadaşı Gabrielle Renard’ın memleketiydi. Bu kadın çocuklarına dadılık ettiği gibi evin idaresini de eline aldı; aynı zamanda, güzel ve dolgun vücuduyle Renoir’ın son yıllarındaki tablolarına (kırmızı ve yaldızlı renklerin gittikçe hâkim olduğu dönem) modellik etti. Ambroise Vollard 1894′te Renoir’a maddî yönden destek oldu; ama sanatçı rahat bir hayata ancak 1907′de kavuşabildi.
1910′dan sonra Renoir ancak koltuk değneğiyle yürüyebiliyordu; 1912′de fırçasını başparmağı ile işaret parmağı arasına bağlamak zorunda kaldı. 1914′te, eserleri daha o hayattayken Louvre müzesine alındı (isaacs de Camondo koleksiyonu). Ayrıca 1918′de Mme Georges Charpentier’nin küçük portresi de aynı müze için devlet tarafından satın alındı. Auguste Guenot, Renoir’ın ölümsüzleştirdiği kadın tiplerine uygun düşen birkaç heykel yaptı. Bu eserlerini Renoir’ın desenlerini örnek alarak ve sanatçının nezaretinde çalışarak gerçekleştirdi. (L)
27 Haziran 2009 saat 27 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa RENOİR (Auguste) hakkında bilgi içermektedir.|