RESİM veya RESM
Tarih 29 Haziran 2009
RESİM veya RESM i. (ar. resm). örnek olarak alınmış herhangi bir şeyin karakalem veya boya ile kâğıt v.b. bir yüzey üstüne çıkarılmış biçimi: Sonra kiliselerde görülen azizlerin resimlerine benzer bir hal aldı (H. R. Gürpınar).
Duvarlarda kıymetli, açık saçık resimler asılıydı (Ömer Seyfeddin). Yorulduğumuz vakit ben, resim yapmağa başlıyorum (R. N. Güntekin). || Bir nesnenin veya yerin fotoğraf makinesi aracılığıyle bu iş için hazırlanmış bir kâğıda alınmış şekli, fotoğraf: Albümün yaprakları içinden gözlerime bakarak gülümseyen bu resim, Kâmran’ın resmiydi (R. N. Güntekin). Hayır, dedi, ben gençlik resimlerimden hiçbirini saklamam. Her sabah aynada nasılsam, oyum! (F. R. Atay). || Yazma, çizme, boyama sanatı: Resim öğretmeni. Resim dersi, || Tören, alay. merasim: Geçit resmi. || Resim müzesi. Bk. PîNAKOTEK. || Resim sergisi, her türlü resimlerin ve özellikle yağlıboya tabloların sergilendiği yer.
— ÇEŞ. DEY. Resim almak (çekmek veya çıkarmak), fotoğraf makinesiyle bir şeyin şeklini kâğıda geçirmek. || Resim gibi, çok güzel, çok hoş v.b. anlamında kullanılır: Resim gibi kız. \\ (…)nın resmidir, «(…»nın olacağı kesin ve bellidir» anlamında kullanılır: Bir kere sevdaya tutulmaya gör // Ateşlere yandığının resmidir (C. S. Tarancı). Çalışmamakta ısrar edersen, sınıfta kaldığının resmidir.
— Esk. Eser, iz, nişan. || Şekil: Haç resmi, Mührü Süleyman resmi || Âdet, usul, tavır. || Tarz, üslûp. || Plan, taslak. || Devlete ait iş, davranış, söz. || Resmi âli, padişahların cuma namazına gidiş ve gelişinde veya Hırkai Saadeti ziyareti sırasında yapılan tören. || Resmi geçit, geçit töreni. || Resmi kadim, eski usul. || Resmi küşad (veya iftitah), açılış töreni. || Resmi müsennem, profilden alınmış veya yapılmış resim. || Resmi selâm (veya tazim), askerî protokolün gereklerine göre yapılan selâm merasimi.
— Farklar psikol. Dört resim testi, Van Lennep tarafından meydana getirilen ve T. A.T. testine benzeyen yansıtmalı test. Bk. ansikl.
— Folk. Halk resimleri. Bk. ansikl.
— G. santl. Bk. ansikl.
— Huk. Bir işin yapılması sebebiyle idare tarafından kişilerden alman vergi cinsinden bir para: Gümrük resmi. Belediye resmi. Rıhtım resmi. Levha resmi. (Bk. ansikl.) || Resim ve harç muafiyeti, resim veya harca bağlı hizmetlerden yararlananların, özel durumları sebebiyle resim ve harç verme yükümlülüğü dışında bırakılmaları durumu. (Bk. ansikl.) ||
— Esk, Resmi kısmet, terekenin vereselerine dağıtılması karşılığında alınan vergi. (Mirasın paylaştırılmasıyle kassam denilen memurlar uğraşırlardı. Kassam teşkilâtının olmadığı yerlerde bu işi kadı ve naipler yapardı. Resmi kısmet yüzde 0,15 ile yüzde 0,30 arasında değişirdi. Her kadılıkta bir kassam defteri vardı, ölenin terekesi kassam tarafından bu deftere geçirilir ve her birinin değeri altına yazılırdı, ölenin cenaze masraflarıyle kassamın alacağı düşünüldükten sonra kalan, şer’î kanuna göre vârislere verilirdi.) || Resmi Kısmet kanunu, Osmanlı imparatorluğunda ölen kimselerin geride bıraktıkları mal, eşya ve paralarından alınacak olan, resmi kısmetin kimler tarafından tahsil edileceğini düzenleyen kanun. (Bk. ansikl.) // Resmi kitabet, kadılar tarafından alınan vergi. (XVII. yy.da bu vergi kadılar için 20, hademeler için 5 akçeydi.) || Resmi nişan (veya resmi berat), tayini yapılan kadılardan alınan vergi. (Kadı ve mevalî tayinlerinde, kendilerine tayinlerini, kaza ve salâhiyetlerini bildiren ve padişahın tuğrasını taşıyan bir belge verilirdi [tuğra çekme parası olarak da bir resim alınırdı].) // Resmi sicil, kadıların sicil defterlerine kaydettikleri mektuplardan aldıkları vergi. (Kadıların belirli maaşları yoktu; geçimlerini, baktıkları dava veya kendilerine yapılan müracaatlardan aldıkları vergilerle sağlarlardı. Resmi sicilin miktarı 2-7 akçe arasında değişirdi. Buna sicil akçesi de denirdi.)
— İda. Resmi âdi, ulufe gününden başka günlerdeki elçi kabul töreni. || Resmi tahlif, devlet memurlarının işe başlarken yemin töreni. (Başta sadrazam olmak üzere vükelâ ve devlet adamlarının sadakat yemini etmeleri sultan Abdülmecid devrinde başladı [1850]. Taşra memurları da idare meclisi önünde yemin ederdi.)
— Mal. Esk. Resmi ağıl, koyun, keçi v.b. küçükbaş hayvanlar vergisi. (XVI. yy.da üç yüz koyundan beş akçe vergi alınırdı.) || Resmi arus, evlenen erkeklerden alınan düğün vergisi. (Erkeğin evlendiği kızsa altmış akçe, dulsa veya gayri müslim kızsa otuz akçe, gayri müslim dulsa on beş akçe vergi alınırdı. Bunu tımar, zeamet ve has sahipleri alırdı. Tımar sistemiyle birlikte bu vergi de kaldırıldı.) || Resmi âsiyab, değirmen vergisi. (Bir yıl sürekli işleyen değirmenlerden altmış; altı ay işleyenlerden otuz; üç ay işleyenlerden on beş akçe alınırdı. Tanzimattan sonra bu vergi kaldırıldı.) // Resmi badiheva, tımar usulünün yürürlükte olduğu dönemde ekili arazisi olmayan ve ticaretle uğraşan gayri müslimlerden alınan vergi. (Evlilerden yılda iki, bekârlardan altı akçe alınırdı.
Tanzimattan sonra kaldırıldı. Resmi raiyet ve resmi mücerred de denirdi.) || Resmi bennâk, tımar sahiplerinin gayri müslimlerden aldıkları vergi, (iki çeşitti: ekinli bennâk, caba bennâk. Ekinli bennâk, elindeki arazisi yarım çiftten az olanlardan, caba bennâk ise toprağı olmayan ve ticaretle uğraşan gayri müslimlerden alınırdı. Vergi yılda iki akçeydi. Tanzimattan sonra kaldırıldı.) || Resmi bidat, gümrüğe gelen eşyadan gümrük vergisinden ayrı olarak alınan vergi. (Tanzimattan sonra kaldırıldı.) || Resmi çift, arazi vergilerinden biri. (iki öküzle işlenebilecek arazi demekti.
Bu vergi, en az yirmi iki, en çok elli yedi akçeydi. Tanzimattan sonra kaldırıldı. Çift akçesi de denirdi.) || Resmi çift bozan, çiftliği bırakarak başka iş yapanlardan alınan vergi, (Vergi, bütün çift, yarım çift ve ondan az arazideki çiftin bozulmasına göre değişirdi. Bütün çift için üç yüz yarım çift için yüz elli, daha az arazi için yetmiş beş akçe alınırdı. Tanzimattan sonra kaldırıldı.) || Resmi ganem, koyun vergisi. (XVI. yy.da iki koyun veya keçiden bir akçe alınırdı. Tanzimattan sonra, ağnam resmi adını aldı.) || Resmi güvara, turfanda meyve sebze vergisi. (Gügeri memuru adı verilen, bir memur tarafından toplanırdı.) // Resmi hınzır, domuz vergisi. (Hıristiyanların beslediği domuzlardan her biri için yılda dörder para vergi alınırdı.
Gayrimüslimlerin isteğiyle kaldırıldı [1779]. Domuz sahiplerinin bu işten fazla kâr etmeleri üzerine yeniden alınmağa başlandı. Tanzimattan sonra tekrar kaldırıldı.) || Resmi nize, üç voynuktan meydana gelen gönder’in her yıl mart ayında hazineye ödediği vergi. (Resmi nize altı akçeydi. Sefere giden voy-nuklar altı akçe, ötekiler beş akçe öderlerdi.) || Resmi tapu, devlet arazisi üzerinde yapılan bina, koru, harman yeri gibi ziraattan alıkonulan topraklardan alınan vergi. (Verimli araziden elli akçe, daha az verimli yerden de yirmi akçe alınırdı. Tanzimattan sonra bu tür yerlerden bedeli öşür ve mukaatai zemin adı altında vergi almamağa başlandı.)
— Mat. Bk. Görüntü.
— Tasav. Resim hırkası, mevlevîlerin giydiği, bedeni geniş hırka. (Mevlevi, bu hırkayı üç gün sır olduktan sonra tarikat şeyhinin huzuruna çıkınca giyer.)
— Teknol. Çizgisel resim, sanayiyle ilgili nesnelerin veya süslemelerin çizimine yarayan teknik resim. (Bk. ansikl.) || Geometrik resim, bir nesnenin geometrik orantılarını yansıtan resim. || Gölgeli resim, gölgelerle aydınlık kısımların iyice belirtildiği resim. || Grafik resim, bilimsel konularda uygulanan ve kesitleri, düzlemleri v.b. gösteren resim. || iki renk resim, renkli kâğıt üzerine yapılan ve aydınlık bölgeleri beyaz kalemle belirten resim. || Lavili resim, çini mürekkeple gölge vurulan veya suluboya ile renklendirilen resim. || Makine resmi veya sanayi resmi, çizgi veya lavi ile yapılan ve makineleri, makine parçalarını v.b. göstermeğe yarayan resim. || Meslek resmî, teknik resim kurallarının belirli bir meslek dalında (marangozluk, topografya v.b.) uygulanması.
|| Mimarî resim, teknik resim kurallarına göre bir binanın planını, en ve boy kesitini gösteren resim. || Modelli resim, canlı bir modeli veya gerçek bir peyzajı örnek. alarak yapılan resim. || ölçülü resim veya ölçülü kroki, cetvel veya pergel kullanmadan yapılan ve bir nesneyi gerçekte olduğu gibi gösteren, ayrıca da o nesneyi meydana getiren bütün parçaların ölçüsünü veren ve bu parçaların nasıl biraraya getirileceklerini belirten resim. (Bu tür resimde nesnenin biri yatay öbürü düşey iki düzlem üzerindeki izdüşümleri gösterilir; düşey düzlemdeki izdüşümüne boy, yatay düzlemdeki izdüşümüne de en kesit denir; bazen nesnenin başka kesitleri de gösterilir ve bunun için de nesne belirli birtakım düzlemlere göre bölünür.) || Serbest elle resim, cetvelsiz ve pergelsiz olarak büyük bir serbestlikle yapılan bina, makine resmi. || Taklit resim, çeşitli figürlerin, manzaraların ve süslemelerin çizilebilmesi için akademelerde öğretilen resim. || Teknik resim, sanayide, makine veya her çeşit imalât parçasının tam ve hatasız olarak yapılabilmesi için, çizimi yapan mühendis ile imalâtı yapacak işçiler arasında anlaşmayı sağlayan, standart ve normlardan yararlanan resim. || Üç renk resim, XVIII. yy.da kullanılan ve renkli kâğıt üzerine yapılan bir çeşit pastel. (Aydınlık noktalar beyaz kalemle boyanır, ten rengi ise sanginle verilir.)
— Ansikl. Farklar psikol. Dört resim testi, dört tane renkli resimden meydana gelir. Birinci resimde, bir masa çevresinde, biri oturmuş, öteki ayakta duran iki insan görülür; ikinci resimde, sadece, bir odanın ortasında bulunan bir yatak vardır; üçüncü resimde, bir lamba direğine yaslanmış bir adam bulunmaktadır; dördüncü resimde ise, bir tenis sahası görülür; kadınlı erkekli oyuncular oynamakta, bazı kişiler de, oturmuş oyunu seyretmektedir. Teste tabi tutulan denek, bu dört resmi istediği sıraya göre düzenleyebilir, ama resimlerin dördünü de kullanmak zorundadır. Denekten istenen şey, bu resimlere bakarak bir baş kahraman seçmesi, tek bir hikâye meydana getirmesi ve bu hikâyeyi yazılı olarak açıklamasıdır. Yapılacak yorumlama önce hikâyenin konusu ve resimlerin ilişkisi üstünde durur.
Deneklerin büyük bir kısmının ileri sürdükleri temalar, gerçeğe iyi bir intibak gösterildiğine işaret olarak kabul edilir. Hikâyenin biçim bakımından analizi, deneğin anlattığı konuya karşı takındığı tavrı ele alır: denek, bu hikâyeye birtakım ahlâkî düşünceler katıyor mu? Deneğin kullandığı üslûp ve kelime hazinesi seçme midir, yoksa rasgele mi? Denek, hangi resmi hikâyenin başlangıcı, hangisini bitimi olarak kabul etmiştir? Hikâye, aynı zamanda, deneğin sentez yapma kabiliyetini de incelemeyi sağlar. Bu husus, T.A. T.’de ele alınmamaktadır. Dört resim testi, T.A.T.’ye oranla, uygulanması daha kolay ve daha süratli olan bir testtir; ama T.A.T. kadar zengin değildir.
— Folk. önceleri folklorun bir parçası sayılan halk resimleri, bugün sanat tarihinin önemli bir dalı oldu. Halk resmi, okumamış veya az okumuş bir toplumun sanatıdır. Taşbaskısı hikâye resimleri imzasızdır; duvar resimlerinde ise bazen imzaya rastlanır. Bu resimler bugün modern sanata kaynak olmakta ve eskiye oranla daha fazla ilgi görmektedir. Çoğu hayalden yapılmış olan bu resimler, ilkel bir özellik taşır. Perspektif ve oranlar, gerçek dışında kalır. Bazen üç katlı bir köşk insan boyunu geçmez, bazen de gözyaşından denizler ve içinde gemiler görülür.
Halk resimleri halk masallarına uygun, halkın anlayabileceği, sevebileceği resimlerdir.
Bunları sekiz bölüme ayırmak mümkündür:
1. kahvehane resimleri; 2. kitap resimleri (çoğunlukla âşık hikâyelerinde); 3. dinî resimler;
4. tılsım resimleri; 5. yazıyle yapılmış resimler; 6. yazıyle tabiat resimleri (Ah Minelaşk gibi);
7. cam altı resimleri; 8. deri üzerine yapılmış karagöz resimleri.
1. Kahvehane resimleri çeşitli özellikler gösterir. Osmanlılar döneminde memurların gittiği kahvehanelerde zamanın siyasetini yansıtan resimler vardı. Bunlar arasında ikinci Meşrutiyetin ilânıyle (1908) ilgili olarak, Enver ve Niyazi Beylerin timsali hürriyet ve maderi hürriyet’i zincirlerinden çözmesi, Hareket ordusu, saçı sakalı birbirine karışmış Namık Kemal, Fatih’in atını denize sürmesi, Yavuz Sultan Selim’in palabıyıklı resmi, Sultan Reşad, padişah tuğraları, Ahırkapı feneri, Kâğıthane Göksu mesiresi en çok görülen resim konularıydı. Âşık ve esnaf kahvehaneleri Anadolu’dan gelen gariplerle dolardı. Halife Ali’nin resimleri, billûruâzam (yüce billur), Hayber kalesi, Kan kalesi, Veysel Karanî’nin develeri, yarısı insan, yarısı yılan olan ve taht üzerinde oturmuş olarak tasvir edilen Şahmeran’ın resimleri bu kahvehaneleri süslerdi. Kıyı kahvehanelerinin de kendine göre gelenekleri vardı. Bunların hepsinde gesimleri bulunurdu. Nuh’un üç ambarlı gemisi, Mahmudiye (devrin en büyük gemisi), Izzeddin ve Sultaniye vapurları, kıyıda denizkızı, gemiciler, tanınmış kabadayılar, tulumbacılar v.d.
Acem çayhaneleri denilen yerlerde görülen resimler öteki kahvehanelerdekinden çok farklı bir resim sergisini andırırdı. Bunlar istanbul’a yerleşmiş azerbaycanlı türklerin yaptığı mitolojik resimlerle doluydu. Zaloğlu Rüstem’in Dev sefit ile mücadelesi; Behram’ın ejderhayı kovalaması; Hamza pehlivanın Kafdağı’nı devirmesi; korkunç yüzlü, boynuzlu iskender ile Zülkarneyn; arslanları zapteden Danyal, ince elbisesi altından çıplak vücudu görülen Şirin gibi.
2. Kitap resimlerinde başta taşbaskısı hikâyeler olmak üzere tarihî ve dinî konulara yer verilir. Âşık kitaplarında en çok Ferhat ile Şirin, Leylâ ile Mecnun, Elif ile Mahmud, Varaka ile Gülşah, Kerem ile Aslı, Şah ismail ile Arabüzengi, Köroğlu ile Selma, Âşık Garip ile Şah Sanem, Hüsrev ile Gülşah Bânu, Derdiyok ile Zülfüsiyah, Âşık Ömer, Şâpur Çelebi, Seyfülmülûk resimli olarak görünürler.
3. Dinî konulara giren halife Ali kitapları ile dinî – destanî Battal Gazi kitaplarında az sayıda resme rastlanılır. Bu arada Nasreddin Hoca hikâyelerinin de resimli olanları vardır. Dinî resimlerin başında canlı varlıklara yer verilmeyen Mekke, Medine resimleri gelir. Bunlar Kur’an sayfalarında, camilerde ve birçok yerde görülür. Marifetname ve Muhammediye’nin birçok sayfası resimlidir. Başta islâm inançlarını özetleyen Eşkâli Heyeti islâm levhası içinde cennet, havzı kevser, kalemi alâ, levhi mahfuz, tubâ, israfil suru, âraf; yine bu levhanın orta kısmında kürsü, mizan, sırat, bunun altında cehennem, zakkum ağacı gelir. Burada insanlar yuvarlaklar halinde temsil edilir. Beyaz halkalar müslü-manlar, siyahlar kâfirlerdir. Bazı kutsal kişilerin yüzlerinde nikap (örtü) görülür.
4. Tılsım resimleri, bazen islâm dininin yasakladığı tılsım ve sihrin yerine geçer ve halk arasında çok tutulur. Halk resim sanatının en önemli, gelişmeye en uygun tarafı budur. Nazara karşı göz ve el resimleri, büyü için yapılan kargacık burgacık şekiller, bugün de halk arasında ilgi görmektedir. Büyü yapmada, olduğu gibi büyü bozmada da resimlerden yararlanılır. Bayezid II devrinde şöhret kazanmış olan Uzun Firdevsî’nin Davetname’sinde sihire, tılsıma ve resimlere pek çok yer verilmiştir. (Bk. cilt III, DAVETNAME renkli sayfası.) Sevgiliye kavuşmak için yapılan tılsım resimleri, halk sanatının hayalgücüne dayanan en güzel örnekleridir.
5. Yazıyle yapılmış resimler, özellikle dinî konulardadır. Altı, kelimei tevhid, üstü minarelerle meydana gelen yazı-resimler, bazen kesme kâğıtla yapılır. Bu şekilde yazı – resim kuşlar, arslanlar, kandiller, gemiler, «maşallah»lı ibrikler çoktur. Yazıyle yapılmış Ashabı kehfler, aynı zamanda uğur getirici levhalardır. Bunların güvercinli o-lanlarına Nuh’un Gemisi adı verilir.
6. Yazıyle yapılmış tabiat resimlerinin en güzel örneği Ah Minelaşk tabloları, manzarayle birleşmiş yazı – resimlerdir. Aşkı temsil eden bu resimler dükkânlara, gergef ile işlenmişleri evlere asılırdı.
7. Cam altı resimleri, halk resimleri arasında önemli bir yer tutar ve bugün de (bozulmuş bir şekilde) görülür. Konuları camiler, ibrikler, Süleyman peygamberin mührü v.b.dir. Bunlar cam üzerine siyah çizgilerle yapılır, araları renkli yaldızlarla doldurulur. Sır altı çiniler gibi bu cam altı resimler de olağanüstü parlaklıktadır. Resimler doğrudan doğruya cama yapıldığından kırılıp. parçalanma tehlikesi vardır. Bu yüzden halk resimlerinin bu çeşitleri nadirdir. Bu resim tarzı dekoratif ve dinî bir özellik taşır.
8. Karagöz resimleri halk sanatının en zengin bölümünü meydana getirir. Oyuna başlamadan önce süslü, havuzlu köşkler, bahçeler perdeye konur. Buna göstermelik denir. Resimler saydamlaştırılmış deve derisine yapılır. Bunların bir özelliği de önemli bir kıyafet tarihi niteliğinde olmasıdır.
— G. santl. Altamira veya Lascaux mağaralarından da anlaşıldığı gibi, duvar resmi, tarihöncesi çağlara kadar uzanır. Kullanılan en eski boyayıcı maddeler, yağ veya reçine ile ezilmiş çeşitli renkte topraklar, kireçleşmiş kemiklerdi. Bütün eski âkdeniz ve uzakdoğu kavimleri, ince alçı sıvalı duvarlara yaptıkları resimlerde, daha sonra eklenen lâciverttaşı mavisi ve bakır yeşiliyle birlikte bu temel boyayıcı maddeleri kullandılar. Eski Mısır ve Girit’te, koyu bir çizgiyle çevrelenmiş bu tür dekoratif eserlerden pek çok örneğe rastlanır. Yontulmuş kamışların uzun bir süre kullanılmasından sonra, hayvan kılından yâpilmiş firçâlâr ortaya çıktı. Mısır da, tahta veya panoya yapıştırılmış ve ince alçı ile hazırlanmış tuval üzerine portre yapma sanatı doğdu. Aynı devrede renkleri sabitleştiren ve koruyan balmumlu resimlere rastlanır.
Pompei freskleri, mumlu resmin bilgi ve hüner isteyen bir çeşididir; çok ince ve kuru bir sıva üzerine, tutkallı boyalar birbiri üzerine kat kat vurulmuş, parlatılmış, verniklenmiş ve mumlanmıştır; resimler, dayanıklık ve tazeliklerini bu işleme borçludur.
Bu usul, italya’da Giotto ve daha sonra rönesans sanatçıları tarafından parlak bir şekilde temsil edilen gerçek freskten farklıdır. Freskte, yanmış kireç ve ince kumdan meydana gelen taze sıva üzerine yumuşak fırçalar ve sulandırılmış boyalarla resim yapılır. Hazırlanmış harcın yüzeyi, kurumağa başlamadan işlenebilecek genişlikte olmalıdır. Bu bakımdan, büyük bir el çabukluğu ve ustalık isteyen fresk, kurudukça hafifleyen çok ince renk armonileri yaratma imkânını sağlar. Sıvanın derinliğine tespit edilen bir renk, açıkhavaya dayanabilir.
Freskte genellikle şu renkler kullanılır; Saint-Jean beyazı, sarı aşı-boyası, yanmış ve tabiî siena toprağı, Van Dyck kırmızı-kestanesi ve kestanesi, mars moru, kobalt mavisi, zümrüt yeşili, bakır yeşili, yeşil toprak, fildişi siyahı, balık siyahı veya duman siyahı, koyu toprak. Giotto ve Gozzoli hiç bir zaman taslak kullanmazlardı. Sanatçıların freski yapmadan önce, resimlerini kâğıda çekmek, çizgileri iğneyle delmek, sonra da üzerinden kömür tozu geçirerek resmi sıvaya aktarma alışkanlığı daha sonraları ortaya çıkmıştır. Fresk rötuşa imkân vermediğinden, taslak kullanmak, işi büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. XVI. yy.da İtalya’da astarın hazırlanmasında yer alan yumurtalı ve tutkallı boya zamanla, yerini inceltici olarak kullanılan çeşitli yağlara bıraktı. Pigmentleri, arap zamkı ve gliserin ile karıştırılan guvaş ve suluboya gibi su ile karıştırılan boyalar genellikle eskislerde çok işe yarar.
Ortaçağda, kola ve ince alçıyle hazırlanmış tahta panolar üzerine de çok resim yapılırdı; ama tahtanın çatlamak gibi bir sakıncası olduğundan, XVII. yy.dan itibaren tuval tercih edilmeğe başlandı. Keten tuval, kenevir tuvalden üstündür; daha kabaca olan hint keneviri, tiyatro dekoruna uygun düşer; çok delikli olan pamuk tuval ise iyi değildir, İsorel, kaim karton, hattâ kâğıt, yağlıboya için elverişlidir.
Bir çerçeveye gerilen veya duvara tespit edilen tuvale kola ile alçı veya tebeşir, karıştırılarak sürülür; bu ilk tabaka emici olduğundan, ponzalandıktan sonra üzerine bir kat beziryağı ile saf veya hafif renkli üstübeç çekmek gerekir. Kuruma süresi en azından altı aydır.
Birçok ressam, tablonun genel tonunu daha çabuk elde edecek şekilde önceden boyanmış bir zemin üzerinde çalışır. El Greco gri fon üzerinde, Velasquez ise kolalanmış tuval üzerinde (sadece, İçki İçenler’i aşıboyası zemin üzerine yapmıştır) çalışırlardı. Carlos IV ve Ailesinin Portresi’nin hazırlıklarında görüldüğü gibi Goya, kavuniçi tonu tercih ederdi. Nicolas Poussin oldukça koyu kırmızı bir aşıboyası kullanırdı; resimlerin zamanla kararmış olması bu yüzdendir.
Açık aşıboyaları, hafif griler veya saf beyaz, daha fazla tercih edilen renklerdir. Günümüzde ressamlar, malzemelerini kendileri hazırlamaktan vaz geçmişlerdir. Piyasada iki katlı olarak hazırlanmış, çok güzel keten tuvaller bulunur. Boyalar, XIX. yy.ın başlarından beri sınaî olarak hazırlanır. Eski atelyelerde çırakların bütün vaktini alan ezme işi de böylece tarihe karışmıştır.
Palet oldukça geniş olmalıdır. Yassı ve yumuşak fırçalar boy boydur, ama ayrıntıları belirtmek için ince bir kalem fırçası da bulundurulmalıdır. Çok sık kullanılan beyaz boya paletin ortasına sıkılır; bir yana sıcak renkler, öteki yana soğuk renkler konur. On kadar renk yeterlidir: beyaz, siyah, sarı, tabiî ve yanmış siena toprağı, karinen kırmızı, vermiyon (zincifre), limon sarısı, prusya mavisi, zümrüt yeşili (emeraude yeşili).
Bunlar bir boya çanağı içinde sadece terebantinle veya ketenyağı veya haşhaş yâğıyle karıştırılarak inceltilebilir. Verniklerin amacı, resmi korumak ve ona bir parlaklık vermektir. Ancak verniklerin zamanla ve ışığın etkisiyle sararmak gibi bir sakıncaları olduğunu unutmamalıdır. Renklerine göre, bir tabloyu, verniklenmeden önce, altı ay veya bir yıl kurumağa bırakmak doğrudur. Bu arada, rötuş verniğine başvurulur. Bu vernik, donuklukları giderir, birkaç dakikada kurur, ama dayanıklı değildir.
• Resim pazarı. Sanat eserlerinin açık arttırmayle satılması usulü M.ö. 146′dan beri vardı. Meselâ L. Mummius’un Eski Yunan’dan getirdiği ganimet böyle satılmıştı. Romalılar da kral Attalos’un satın almak istediği bir tabloyu bu yoldan elde ettiler. Roma’da, değer biçici olarak görev yapan tellâllar vardı. Fransa’da ise, bu işle görevlendirilmiş olan kimselerin yerini XVI. yy.da yeminli muhamminler aldı. Açık arttırmalı büyük satışlar özellikle XVIII. yy.dan itibaren başladı. Bu satışlar için, meraklıları ve bu işin ticaretini yapan kimseleri çekmek amacıyle resimli broşürler bastırılırdı. Tablo alım satımıyle uğraşan kimseler daha sonraki tarihlerde ortaya çıktı. Resim satışında geleneksel usul, ressamın atelyesinden aracısız olarak halka satıştı. Bu arada, daha XVI. yy.dan itibaren Anvers’te, sanat eserlerinin satışı için, Wael’ler, du Jon, de Bruyn, Musson ve özellikle de daha sonraları Avusturya’da şube açacak olan Forchoudt’lar gibi milletlerarası büyük firmalar kuruldu. O devirde belçikalı birçok ressam yalnız ihracat için çalışıyordu.
Bu alışverişlerde aracı olarak çalışanlardan biri de Rubens’ti. Fransa’da XVIII. yy.da en büyük tablo tacirleri, Watteau’nun yakın dostu Gersaint, Mariette ve Lebrun’dü. Paris’te tablo ticaretinin merkezi Notre-Dame köprüsüydü. Ama bu ticaret asıl XIX. yy.ın sonunda bütün dünyaya yayıldı. ilk tablo tacirleri Union Artistique (Sanatçılar birliği), Georges Petit, Durand-Ruel, Sagot, Diot, Tempelae-re, Salvator Meyer, Bernheim’lar ve Paul Rosenberg ile modern resmin gelişmesinde büyük bif rolü olan ve bu işe 1892′ye doğru başlayan Ambroise Vollard’dı. Ayrıca Squlîe – Tanguy’in, Blot’nun, Wildenstein’in, Londra’da Ackerman ile Barnett ve Sotheby’nin, Amerika’da da Duveen, Samuel-son, Brummer ve Seligmann’ın adları özellikle anılmağa değer.
— Huk. Resim, idarenin gözetim ve denetimi altında yapılan bir iş, bir eylem sebebiyle kişilerden alınan park olduğu için vergi cinsinden sayılır ve belli bir iş, hizmet dolayısıyle alınır. Eğlence yerlerinden, buraların denetimi görevini yapan belediyenin aldığı resim gibi. Kanunkoyucu bazı faaliyetler veya bazı kuruluşları resim verme yükümlülüğü dışında tutmuştur. Resimler, idarece görülen hizmetler dolayısıyle alındığından, hizmetler gibi çok çeşitlidir. Türkiye’de alınan resimlerin bellibaşlıları şunlardır: damga resmi, deniz ve kara ulaşım ataçları resimleri, elektrik üretim resmi, hal resmi, hayvan alım satım resmi, ilân resmi, ruhsat resmi, süt köpeği resmi, taşocağı resmi, temizleme ve aydınlatma resmi, işgaliye resmi.
• Resim ve harç muafiyeti. Resim verme yükümlülüğü türk hukuk mevzuatında dağınık bir şekilde düzenlenmiştir. Harçlar kanunu hangi hizmetlerden, kimlerin harç bakımından muaf tutulacaklarını belirtmiştir. Kamu hizmetlerini yürüten bazı kuruluşların da resim ve harçlardan muaf olduğunu belirten özel hükümler vardır. Meselâ posta, telgraf ve telefon hizmetleri dolayısıyle kimlerden resim ve harç alınmayacağı ilgili kanunda gösterilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri kanununa göre adlî müzaheretten yararlananlar yargılama harçlarından muaf tutulurlar. Genellikle, kamu yararına hizmet eden Kızılay, Çocuk Esirgeme kurumu gibi kuruluşlar bu muafiyetten yararlanır.
XVI. yy.a ait olan Resmi Kısmet kanunu’na göre;
a. sefere giden sipahiler, emekliye ayrılan sipahiler ve bunlarm nikâhlı karılarının resmi
kısmetleri ile;
b. askerî sınıftan sayılan kadılar, müderrisler, şeyhülislâm dairesinde ve vakıf işlerinde çalışanların resmi kısmetleri kazaskerler tarafından tahsil edilirdi;
c. padişah beratıyle doğancı olanlar herhangi bir kimseye bağlı değillerse askerî sınıftan sayıldıkları için resmi kısmetleri mahallî kadılar tarafından;
ç. çeşitli memuriyetlerde üç veya daha fazla akçe gündelikle çalışanların resmi kısmetleri de kazaskerler tarafından;
d. yörük, cambaz, tatar ve voynuklarm resmi kısmetleri ise kazasker kassamları tarafından tahsil edilirdi.
— Teknol. Çizgisel resim deyince, temel, tasarı ve analitik geometri şekillerinin çizimi, bir, iki veya üç noktalı perspektifler, mimarî ve makine resimleri ve topografya çizimleri anlaşılır. Bu gibi resimlerde düz cetvel, T cetvel, gönyeler, pistole, pergel, dubıdesimetre, iletki, tirlin, kalemucu, karakalem, çini mürekkebi, bazı boyalar, fırça, silgi v.b. kullanılır.
Resme başlamadan önce, bütün uzunluk, yükseklik veya kalınlıkların hesaplanmasını sağlayacak bir ölçek kararlaştırılır, ölçekler, güdülen amaca ve çizilecek nesnelerin boyutlarına göre seçilir. Bu hazırlıklar tamamlanınca resim tüm ve doğru olarak kalemle çizilir, sonra üzerinden mürekkeple geçilir.
Resimler ikiye ayrılır: kimi çizgiyle yapılır ve bunlardan sadece yukarıdaki şartlara uygun olmaları beklenir; görüntü resmi diyebileceğimiz öteki resimlerde, perspektif gibi çok daha karmaşık kurallara uymak gerekir ve çeşitli gölge oyunlarıyle eşyanın kabarıklığı gösterilir. Ayrıca ressamın izdüşümlerini, dolayısıyle de tasarı geometriyi iyi bilmesi lazimdir.
Teknoloji alanında kullanılan resim teknikleri arasında, cetvel ve gönye ile çizilen resimlerden başka bir de hiç bir araç kullanmadan yapılan ve cisimlerin biçim ve çevrelerini serbestçe çizmeğe dayanan bir resim tekniği daha vardır. Bu tür resimlere kroki adı verilir. Mimari resim’in bir biçimi de, kroki tekniğiyle yapılan süsleme resmi’dir. Genellikle fantaziye ve sadece sanat kabiliyetine dayanan bu tür resim, mürekkepli kalemle yapılır ve teknik resimden tamamıyle ayrı bir tekniğe dayanır.
Topografya çizimleri için, plan çıkarma ve düzeçleme konusunda bilgili olmak gerekir. Uzman bir ressam, bu teknikle arazinin genel görünümünü verebilir, düzeç eğrileri veya taramalarla toprağın engebelerini gösterebilir. Böyle bir resmi başarıyle yapabilmek için elin cetvelsiz çalışmaya yatkın olması ve arazideki herhangi bir engebeyi belirtebilecek kadar renk farklarından yararlanmayı bilmek lâzımdır.
Çizgisel resim ayrıca sanatçılar tarafından, bir binayı tam perspektifine oturtmak ve tablolarındaki çeşitli planlar arasında uygun bir orantı kurmak için kullanılır. Bu durumda resim tümüyle grafiktir ve sadece tasarı geometri kurallarına dayanır. Optik mercekler, tam yansıtmalı prizmalar ve düzlem aynalar üstünde yapılan araştırmalar, teknik resim için yararlı birtakım âletlerin icat edilmesine imkân vermiştir: karanlık oda, aydınlık oda v.b. gibi adlar alan bu âletler sayesinde ressama düşen tek şey, resmini çizeceği nesnenin görüntüsü üzerinden kalemle geçmektir; başka birtakım âletler (pantograf v.b.) sayesinde de, orijinal resim mekanik olarak istenilen oranda küçültülür veya büyültülür.
+ Sıf. Esk. Resmî. (ML)
29 Haziran 2009 saat 29 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa RESİM veya RESM hakkında bilgi içermektedir.|