RESMÎ
Tarih 29 Haziran 2009
RESMÎ sıf. (ar. resm’den resmî). Kaynağını hükümetten veya yetkili yerden alan: Çünkü resmî makam ve sıfatım buna mani oluyordu (Atatürk).
Bundan on beş sene evvel, memleketimizde yanyana iki lisan yaşıyordu. Bunlardan birincisi, resmî bir kıymete malikti (Ziya Gökalp). || Devletin olan, devlete ait: Rica ederim. Hakaret oluyor! Resmî bir dairede… (Kemal Tahir). // Devletin öngördüğü usullere uygun olarak yapılan: Resmî muamele. Resmî müracaat. // Senli benli olmayan, ciddî, teklifli: Kamuran hemen hemen resmî bir tavırla hafifçe eğildi (R.N. Güntekin). Sakindi, nazikti. Fakat tavrı her zamandan ziyade resmiydi (H.E. Adıvar). || Merasimli bir biçimde yapılan: Resmî karşılama. \\ Resmî elbise, üniforma. || Resmî karşılama, usul ve gereklerine uygun olarak, törenle karşılama.
— Esk. Resim, yazı veya çizgiye ait olan. || Gayri resmî, devlete ait olmayan. || Nim resmî, yarı resmî.
— Dil bil. Resmî dil, bir ülkede kanunla kabul edilmiş olan dil: Türkçe, Türkiye’nin resmî dilidir.
— Huk. Resmî bilirkişi. Bk. BİLİRKİŞİ. || Resmî defter tutma, talep üzerine, terekenin aktif pasiflerinin yazıldığı bir defterin resmî bir makam tarafından düzenlenmesi. (Bk. ANSiKL.) // Resmî evrakta sahtekârlık. Bk. SAHTEKÂRLIK. || Resmî senet, kanunun yetkili kıldığı bir resmî makam tarafından düzenlenen senet. (Bk. SENET.) || Resmî sicil. Bk. SiCİL.// Resmî şekil, yetkili resmî organ tarafından gerçekleştirilen şekil. (Bk. ŞEKİL.) || Resmî tasfiye, miras bırakanın terekesinin resmî bir yolla tasfiye edildikten ve bütün borçlar ödendikten sonra geriye kalan aktifin mirasçılara verilmesi. (Bk. ANSiKL.) || Resmî vasiyetname, kanunun yetkili kıldığı bir makam tarafından belirli şekillere uyularak düzenlenen vasiyetname. Bk. VASİYETNAME.
— ANSiKL. Huk. Resmî defter tutma. Karışık durumda olan bir tereke karşısında mirasçı güç duruma düşebilir. Gerçek durumun anlaşılması kolay olmadığı için, mirası kabul edecek olursa, aktiften çok borç altına girmesi; reddetme halinde ise aktif daha çoksa zarara uğraması ihtimali vardır.Böyle durumlar için kanun mirasçıya bir imkân tanımıştır, bu da tereke için resmî defter tutma’dır.
Mirasın resmî defterinin tutulması mirasçıya iki imkân verir:
1. tereke hakkında açık bir fikir sahibi olur;
2, mirası, tutulan deftere göre kabul ederek, tereke borçlarında sorumluluğunu bir dereceye kadar sınırlar.
Resmî defter tutma, mirasçıların isteği üzerine yapılır. Bunun istisnası, devletin mirasçı olması halidir. Devletin mirasçı olması halinde, terekenin defteri bir talep söz konusu olmaksızın, kendiliğinden tutulur. Resmî defter tutma talebinde bulunmanın süresi bir aydır. Ancak ret süresinin geçmemiş olması lâzımdır. (Bk. MiRAS’ın reddi.) Talep, miras bırakanın son ikametgâhı hâkimine, yazılı veya sözlü olarak yapılır. Talep üzerine, terekenin aktif ve pasiflerini gösteren bir müfredat cetveli hazırlanır.” Miras bırakanın, alacak ve borçluları belli bir süre içinde deftere kayıt olmak için davet edilir. Bu süre, ilândan itibaren bir aydır ve bu süre içinde kaydı yaptırmayan alacaklıların kusurları varsa hakları sona erer.
Resmî defter tutma işlemi yapılırken, çok zorunlu olan idarî işlemler dışında kalan işlemler yapılmaz. Aynı şekilde tereke borçları için mirasçılar aleyhine takibat yapılamaz. Acele olanlar dışında kalan davalar da talik edilir. Son olarak, gerek tereke lehine, gerek tereke aleyhine olan zamanaşımı durur. Resmî defter tutma süresi sona erdikten sonra mirasçılardan her biri karar vermeğe çağrılır. Bu karar verme süresi bir aydır. Ancak hâkim, gerekli olan hallerde müddeti uzatabilir. Mirasçı mirası, tutulan defter gereğince kabul edecek olursa, deftere yazılı olan borçlardan kayıtsız şartsız sorumlu olur. Alacaklının kusuruyle deftere geçirilmemiş olan tereke borcu sona erer. Deftere geçmemede alacaklının kusuru yoksa, o zaman mirasçı bu borçlardan ancak terekeden kendisine düşen pay ile sorumlu olur.
• Kural olarak miras bırakanın ölümü halinde, onun malvarlığı mirasçıların, malvarlığına karışır ve mirasçılar bir yandan bu malvarlığını kazanırken diğer yandan da miras bırakanın borçlarından sorumlu olur. Resmî tasfiye bu karışmayı önler. Bu halde tereke, mirasçıların malvarlıklarına karışmadan, ayrı olarak resmî bir yolla tasfiye edilir ve ancak bu tasfiye sonucu terekede bir aktif kalırsa bu, mirasçılara verilir. Bunun sonucu olarak da, mirasçı, miras bırakanın borçlarından kişisel malvarlığıyle sorumlu olmaz. Alacaklılar, alacaklarını ancak terekeden alabilirler.
Resmî tasfiye talebinde bulunabilecek olan kimseler şunlardır: 1. mirasçılar; 2. miras bırakanın alacaklıları. Alacaklıların resmî tasfiye isteğinde bulunabilmeleri için iki şartın gerçekleşmesi gereklidir. Bu şartlardan birincisi, alacaklıların alacaklarını elde edememelerine ilişkin ciddî sebeplere dayanan şüphelerinin bulunmasıdır, ikinci şart ise, alacaklıların mirasçılara başvurmalarına rağmen kendilerine borcun ödenmemiş veya teminat gösterilmemiş olmasıdır.
Mirasçı ve alacaklılar dışında, mirasçının alacaklıları veya vasiyet alacaklılarının resmî tasfiye talebinde bulunmağa hakları yoktur. Resmî tasfiye talebinin, kural olarak ret süresi içinde, yani üç aylık bir zaman içinde yapılması gerekir. Resmî tasfiye talebi, resmî defter tutmadan sonra ileri sürülmekteyse, süresi bir aydır. Ancak, mirasçılardan biri tarafından ileri sürülen resmî tasfiye talebinin geçerli olabilmesi için, diğer mirasçılardan hiç birinin mirası kabul etmemiş olması gereklidir. Resmî tasfiye talebi, alacaklılar tarafından ileri sürülmekteyse yukarıda açıklanan kural işlemez. Mirasçılar mirası kabul etmiş olsalar bile yine alacaklının talebi kabul edilir. Mirasçılar resmî tasfiyeye engel olmak istiyorlarsa, o zaman tek yol, alacaklının alacağını ödemektir.
Resmî tasfiye, sulh hâkimi tarafından yapılır. Ancak hâkim bunu kendi denetimi altında başka bir kimseye de yaptırabilir. Resmî tasfiyeye karar verilince önce durum alacaklı ve borçlulara ilân edilir ve terekenin defteri tutulur. Resmî tasfiye iki yolla yapılabilir: alelade tasfiye veya iflâs hükümlerine göre tasfiye. Normal yol alelade tasfiye yoludur, iflâs yoluyle tasfiyeye, terekenin aktifinin borçlar] karşılamağa yetmemesi halinde başvurulur. Normal tasfiyede, miras bırakanın alacakları tahsil edilir, borçları ödenir ve yapılmış olan vasiyetleri mahkemece yerine getirilir. Tereke mallarının borçların ödenmesi için paraya çevrilmesi gerekiyorsa, menkul ve gayrimenkul mallarda takip edilecek usul farklıdır.
Menkul malların paraya çevrilmesinde açık arttırma usulüne başvurulması esastır. Ancak mirasçılar anlaşarak, pazarlıkla satışa gidebilirler. Gay-rımenkuller yönünden ise, esas olan İcra ve İflâs kanunu hükümlerine uyulmasıdır. Şayet mirasçılar, pazarlıkla satış veya ihtiyarî açık arttırma yoluna başvurulması üstünde anlaşacak olurlarsa, tasfiye memuru durumu hâkime bildirir. Sulh hâkimi, bu türlü satışın sonucunda borçların tamamen karşılanamayacağı ve açık arttırma ile satış halinde daha fazla bir karşılık elde edileceği kanaatinde olursa, mirasçıların aksine olan anlaşmalarına rağmen, açık arttırma yoluna başvurabilir. Resmi tasfiye tamamlandıktan sonra geriye bir aktif kalmaktaysa, bu aktif mirasçılara verilir. Mirasçılar bu mallar üstünde mirasın açıldığı andan itibaren başlamak üzere iştirak halinde malik olurlar.
♦ Resmîlik i. Resmî olma hali.
♦ Resmiye sıf. Esk. Resmî’nin dişili. || Ha-i resmiye, eski yazıda kelime sonunda a,e sesi veren he harfi. || Suret-i resmiyede, resmî olarak. (M)
RESMİ AHMED EFENDİ. Bk. AHMED RESMÎ EFENDİ.
29 Haziran 2009 saat 29 Haziran 2009 de hazırlanan bu sayfa RESMÎ hakkında bilgi içermektedir.|