Pön savaşları

Tarih 08 Haziran 2009

Pön savaşları, M. ö. 264 ile 146 arasında Roma ile Kanaca arasındaki savaşlara ve­rilen ad.
• Birinci Pön savaşının M.ö. 264′e kadarki menşeleri. Roma, önce Campania’daki yu­nan siteleri, sonra da Büyük Yunanistan si­teleri üstünde nüfuzunu yaydığı sırada du­rumu sarsılmış olan Kartaca (V. yy.), Ati­na’nın deniz hâkimiyetini kaybetmesi üzerine Doğu Akdeniz’in kendisine yeniden açıl­ması ve Ptolemaios’iar yönetimindeki Mısır ile iktisadî ilişki kurması (IV. yy.) sonucun­da eski dinamizmini yeniden kazanmakta idi. Himera’da uğradıkları bozgundan (480) beri Sicilya’nın batısına çekilmiş olan Kartacalılar, tahıl üretimini denetimleri altında bulundurmak amacıyle bütün adaya hâkim olmayı tasarlıyorlardı. Pyrros’un giriştiği seferin başarısızlıkla sonuçlanmasından son­ra da Osklardan olan Mamortinus’un (osk soyundan ücretli askerler) çağrısı üzerine Messina’ya yerleştiler. Mamortinus’lar şehri kısa bir süre önce ele geçirmişlerdi. Ama burada, Romalıların müttefiki Syrakusai’li Hieron’un tehdidi altındaydılar. Syrakusai’­li Hieron 269′da onları yenilgiye uğratmıştı. Kartacalıların, Messina boğazını kapatmak ve Sicilya’yı tekellerine almak tehdidinde bulunmaları Güney İtalya Yunanlılarının çı­karlarına dokunuyordu; bu durum Roma’yi da, Kartaca ile imzaladığı antlaşmalara (306 ve 279-278) rağmen, konfederasyonun sağ­lamlığını korumak amacıyle adaya müdaha­le etmek zorunda bıraktı ve Kartaca’nın tahakkümünden usanan Mamertinus’lar sa­yesinde Roma, M.ö. 264′te Messina’yr işgal etti.
• Birinci Pön savaşı (264-241). Messina’daki kolonilerini ve boğaz üstündeki kontrol haklarını kabul ettirmekten başka düşünce­leri olmayan Romalılar Syrakusai’li Hieron ile ittifak kurduktan (263) ve Agrigento’yu ele geçirdikten (262) sonra Kartacalıları tec­rit ettiler. Ama denizlere hâkim olan düş­manlarına boyun eğdirtemeyince, bütün ada­yı ele geçirmenin zorunlu olduğunu anladı­lar ve bu iş için müttefiklerine 150 gemilik ilk roma donanmasını yaptırdılar. Bu donan­ma 260′ta corvus’un (karga) sayesinde Mylae’de önemli bir deniz savaşı kazandı. Ar­dından, 256′da, Kartaca’ya Afrika’da saldı­rarak Sicilya’yı bırakmasını sağlamak ama­cıyle ikinci bir denemeye girişildi ve 256 ya­zında Eknomon’da kartaca donanmasına önemlı kayıplar verdirdikten sonra 256-255′te Afrika’ya çıkan Regulus, Clupea’yı ele ge­çirdi, Kartaca’nın nüfuzunu sarstı (Numidia’lıların ayaklanması), ama yenildi ve Xantippus’un para ile tuttuğu yunanlı asker­lere esir düştü, öte yandan, kartaca donan­masını Hermaion burnunda bozguna uğra­tan roma donanması da Camarina açıkların­da battı. Bunun üzerine Roma yeniden Si­cilya’yı ele geçirmeğe çalıştı ve 255-254′te 220 parça gemi yaptıktan sonra Panormus’u aldı. Ama 253 yılında Lucania’da Palinurum burnundaki ikinci bir deniz kazasında bu donanma da battı. Roma bundan sonra, an­cak 250 yılında yeni bir donanma ile Lilybaeum ve Drepanum’u ablukaya aldıysa da kartaca donanmasının kuşatılanlara yiyecek sağlaması ve Drepanum önünde roma gemi­lerinin bir kısmını batırması, bu teşebbüsün de başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açtı.. Romalılar bu abluka sırasında kartaca do­nanmasının batırdığı gemilerden başka za­rarlara da uğramış ve kalan gemilerini de Camarina’da bir fırtınada kaybetmişlerdi (249). Ama Kartaca bu elverişli durumdan yararlanmayı bilemedi ve Hannon’un teşvi­kiyle, Afrika’yı fethe yönelerek Sicilya’da sadece Drepanum ile Lilybaeum’u savun­makla yetindi (Hamilkar Barkas’ın Heirkte ve Eryks dağlarındaki direnme hareketi). Bundan dolayı Roma, 243 yılında büyük bir çaba göstererek 200 parça gemi donatınca, Kartaca gafil avlanmış oldu ve Drepanum ile Lilybaeum’u savunamadığı gibi, donan­masının da Aegates adalarında bozguna uğ­ramasını önleyemedi; sonuç olarak on yılda 3 200 talent ödemek, Sicilya’yı ve Aegates adalarıyle Lipari adalarını terk etmek zorun­da kaldı (241 tarihli barış antlaşması).

*Birinci Pön savaşından İkinci Pön savaşı­na (241-219). Savaşı kazanan Roma, kartaca donanmasını Kartaca’ya bırakıyor, ama Korsika ın Sardinya’yı ele geçirerek (238-237) Batı Akdeniz’deki üstünlüğünü sağla­mış oluyordu. Buysa, 241 tarihli antlaşmaya aykırıydı ve az daha yeni bir çatışmaya yol açacaktı. Çünkü, Kartaca’nın bu konudaki savaşçı tutumu karşısında Roma Kartaca’yı yeni bir savaşla tehdit etmiş ve onu hem bu oldubittiyi kabul etmek, hem de 1 200 talent’lik yeni bir tazminat vermek zorunda bırakmıştı. Roma, böylelikle de Birinci Pön savaşının yol açtığı pek büyük insan ve pa­ra kaybını çarçabuk telâfi etmiş, aynı zamanda da, kazandığı zafer sayesinde, zarar­ları şüphesiz kendi zararlarından çok daha büyük olan müttefiklerin ayaklanma ihtima­lini önlemiş oluyordu. Bitkin düşen ve ikti­sadî çöküntü içinde bulunan Kartaca ise, paralaıım ödeyemediği ücretli askerlerinin başkaldırmasına göğüs germek (241-237) ve yeni gelir kaynakları bulmak zorunda kal­dı. Barkas’larla birlikte, 237′den itibaren, İspanya’da yeni bir imparatorluk kurmağa kalkıştı. Bu imparatorluk, insan ve maddî kaynaklarıyle Gades (Cadiz), Hamilkar Bar­kas’ın kurduğu Alicante (237-229/228) ve Hasdrubal’in kurduğu Carthagen (228-221) gibi önemli üsler sayesinde Akdeniz’de ye­niden hâkim olabilecekti, önceleri, Karta­ca’nın Sicilya’dan uzaklaşarak kendi çıkan bulunmayan İspanya’ya yönelmesinden pek hoşnut olan Roma, zamanla Kartaca’nın yeniden artan gücünden tedirginlik duymağa başladı. Bunun üzerine Kartaca genişleme sınırını Ebro nehri olarak tespit etti (226 antlaşması). Bundan sonra da iki ülke ara­sında savaş artık kaçınılmaz bir duruma gel­di: Saguntum olayı bir savaş vesilesi oldu. Roma’nın müttefiki olan ve Ebro’nun güne­yinde bulunan Saguntum, 219′da Hannibal tarafından zaptedildi. O sırada İllyria’da meşgul olan Roma geç harekete geçti ve görünüşü kurtarmak için, Kartaca’ya ka­bulü imkânsız bir ültimatom gönderdi. Hannibal’in teslimini ve Saguntum’un da geri verilmesini isteyen bu ültimatom üzerine iki taraf arasında savaş çıktı.

• İkinci Pön savaşı (M.ö. 218-201). Savaş ilân edildiği zaman nüfusu muhtemelen Kartaca’nınkine eşit, ordusu daha kalabalık olan ve yedek kuvvetlere sahip bulunan, üs­telik denizlerde de durumu üstün görünen Roma, Aemilii’lerle birlikte saldırıya geçerek, düşmanı en güçlü olduğu İspanya ve Afrika’da vurmayı düşündü. Kartaca’nın gü­cüne güvenen, ama donanması olmayan Hannibal ise Roma’yı İtalya’da yenilgiye uğratarak kazanacağı başarılarla Roma im­paratorluğunun İtalya’daki nüfuzunu orta­dan kaldırmak, böylece de İtalya yarımada­sında yaşayan halkların bağımsızlık ve hür­riyet isteklerini kamçılamak istiyordu. Bu­nun için, 218 ilkbaharında İspanya’nın sa­vunmasını kardeşi Hasdrubal’e bırakarak, Alpler üzerinden İtalya’ya doğru yola çık­tı. Bu yolculuk beş ay sürdü ve sonun­da iberlerle Numidia’lılardan meydana ge­len ve otuz yedi fille takviye edilmiş olan ordusu Kuzey İtalya’ya vardı. Bu­rada kısa bir süre içinde roma konsül­leri P. Cornelius Scipio ile Tiberius Sempronius Longus’a karşı kazandığı zafer­ler (Ticinum, Trebia, 218) sayesinde (Sal­yalıların desteğini kazandı ve Cisalpina’yı denetimi altına aldı. 217 İlkbaharından itibaren de, Galyalılarla takviye edilmiş olan kartaca ordusu, Apenninler’i aşarak konsül Flaminius’un ordusuna bir baskın yaptı ve Trasimenus gölünün kuzey kıyısın­da onu bozguna uğrattı. Bu sırada, Roma’da seferberlik ilân edilmişti. Ama bir kuşat­ma için gerekli araç ve gereçleri olmadığı için Hannibal, Roma’ya yürümedi; buğday ve yem bakımından zengin olan Piccnum ile Apulia bölgelerine geçti. Bu sırada da Ro­ma’nın müttefiklerine hoş görünmeğe çalı­şarak bir yandan karşı tarafta çözülmeler yaratmağa, bir yandan da Makedonyalı Philippos V’in yardımını sağlamağa çalışıyordu. Ama karşı tarafta bir çözülme olmadı. Çün­kü Hannibal’in Galyalılarla ittifakı İtal­yanları korkuya düşürmüştü. Ayrıca, comice centuriate’ler tarafından diktatör seçilmiş olan Fabius Maximus Cunctator da, savaştan kaçınmakla beraber, Kartacalıların ardın­dan ayrılmıyor, böylece de Roma’nın varlı­ğını korumuş oluyordu. Kartacalıların İs­panya ilt bağlan da kesilmiş durumdaydı. Çünkü Publius Cornelius Scipio’nun ku­mandasındaki bir roma ordusu Ebro ile Terragona nehirlerinin ağızlarını denetim al­tında tutuyor ve Hasdrubal’in harekete geç­mesine engel oluyordu. Ama yine de, Ro­ma senatosunun sabırsızlığı ve sanıldığına göre, senatör Paulus Aemilius’un aykırı dü­şüncede olmasına rağmen yeni konsül C, Terentius Varro’nun, Fabius tarafından ileri sürülen ve düşmanı oyalayarak uygun za­manı kollamaya dayanan savaş kurnazlığını doğru bulmaması, Hannibal’in 2 ağustos 216 günü Cannes muharebesinde roma ordusunu ezmesine yol açtı. Bu yenilgi sonunda Roma konfederasyonu parçalanmağa başladı. Böy­lece, bazı Apulia’lılar, Samnit’ler, Lucania’lılar, Bruttium’lular Capua (216 sonbaharı), soma da Tarentum, Metapontum, Thurioi ve Herakleia (213-212) Hannibal ile bir­leştiler. Hannibal de, o sırada Makedon­yalı Philippos V ile görüşerek, Roma’­nın müttefiki Syrakusai’li Hieron’un ölümünden (215 sonu) sonra Sicilya’da da bazı destekler elde etmekteydi. Ama, Ro­ma’nın çevresindeki Etruria, Ombria ve Latium Roma’ya bağlı kaldı. Güneydeki öbür yunan siteleri ise kararsızdı. Aslın­da Hannibal, Güney İtalya’da abluka al­tında ve takviyeden yoksun
(kati kuvvetler İspanya, Sicilya ve Korsika’daki savaş­larda kullanılmaktaydı) haldeydi.

Romalı­lar bir yandan Adriyatik’e hâkim olduk­ları, öte yandan da İlliria’da karşısına bazı engeller çıkardıklan için (Birinci Makedon­ya savaşı), Hannibal, Philippos V’ten de doğrudan doğruya bir yardım göremeyecek durumdaydı. Roma’ya yürüyormuş gibi ya­parak bir şaşırtma hareketine başvurmasına rağmen, 211′de Romalıların Capua’yı geri al­malarını önleyemedi. İtalya’nın dışında, kartaca orduları İspanya’da son ve çok önemli bir başarı kazandıktan (211′de roma ordusunun yok edilmesi ve bu ordunun ku­mandanları Publius ile Cneius Cornelius Scipio’nun ölmesi) kısa bir süre sonra bü­tün cephelerde savunma durumuna geçmek zorunda kaldılar. Sicilya’da, Kartaca’nın yardımından yoksun kalan Syrakusai, Arkhimedes’in sağladığı mancınıklara rağmen M. ö. 211′de konsül M. Claudius Marcellus ta­rafından saldırıyle ele geçirildi. İspanya’da ise, Genç Cornelius Scipio, 209 başında Carthagena’yı ele geçirdi, Ama Hasdrubal’in, Pireneler’in batı geçitlerinden kaçarak İtalya’ya geçmesini önleyemedi. Sonunda da, Hasdrubal M.ö. 207′de, Metaureus kıyı­larında C. Claudius Nero tarafından usta bir manevra ile yenilerek öldürüldü. Altık kesinlikle yalnız kalmış olan Hannibal de, Bruttium’a çekildi, 205′te Lclcroi’yi terk et­ti ve ancak Corotone çevresinde tutunabildi. Bu durumda Romalıların ülkeye yeniden sahip olmalarını kabul etmek ve 206′da İlipa’da kazandıkları zaferden sonra İspanya’­nın da tamamıyle ellerine geçmesine razı ol­mak zorunda kaldı. Barkas imparatorlu­ğunun yok olmasından sonra ve Hanni­bal’in diğer kardeşi Magon’un Liguria’da yeni bir köprübaşı kurmasına rağmen (205-203) Scipio, savaşı Afrika’da sürdür­mek konusunda senatodan yetki aldı. Bu­nun üzerine de 204′te Afrika’ya çıktı ve Massyli’lerin kralı Syphax’a (numidialı bir başka prens) karşı Massyli’lerin kralı nu­midialı prens Masinissa ile birleşti ve Kar­taca’nın müttefiki olan bu prensi esir al­dı. Bunun üzerine, Kartaca 203 sonbaha­rında Magon ile Hannibal’i geri çağırmak zorunda kaldı. Sonunda, 202 sonba­harında Zama’da Hannibal’i yenen Scipio, bir barış antlaşması kabul ettirmeyi başara­bildi. Bu antlaşmaya göre Kartaca, İspan­ya’yı geri veriyor, fillerini ve (on gemisi dı­şındaki) bütün donanmasını teslim ediyor, yıllık taksitler halinde elli taksitte 10 000 talent vergi ödemeyi ve roma halkının rızası olmadan hiç bir savaşa girişmemeyi ta­ahhüt ediyordu. Bu durum, Kartaca’yı top­rakları, Syphax’ın ve Cirta şehrinin de katılmasıyle genişlemiş ve Roma ile ittifak kurmuş olan Masinissa’nın muhtemel saldı­rılarına karşı savunmasız bırakmış oluyor­du (M.ö. 201). Dış siyasetinde Roma’ya ba­ğımlı duruma gelen ve elinde yalnız Afrika’daki topraklar kalmış olan Kartaca, bu durumda artık büyük devlet olmaktan çık­mış ve yerini de İspanya ile Afrika’nın hâ­kimi, Doğu Akdeniz’de egemen Roma’ya bı­rakmış oluyordu. Kuşkusu yine de yatışma­mış oları Roma, Kartaca’dan, ülkesinin top­lumsal yapısını değiştirmeğe çalrşan Hanni­bal’in sürgüne gönderilmesini istedi (195) ve Afrika’da yeni bir tehlike baş gösterir gös­termez bu şehrin yerle bir edilmesini karar­laştırdı.

* Üçüncü Pön savaşı (149-146). 153′e doğ­du, Kartaca’nın Afrika’daki topraklarında sağladığı bolluk karşısında şaşkınlığa düşen Cato korkuya kapıldı ve Kartaca’nın yıkıl­ması gerektiği sonucuna vardı. (Sık sık, Delenda est Carthago [Kartaca'yı yerle bir etmek gerekir] dediği ileri sürülmektedir.) Kartaca ile Masinissa arasında sık sık çıkan çatışmaların Kartaca’yı Massinissa’ya karşı M.ö. 201 tarihli antlaşmaya ay­kırı olarak silâhlanmak zorunda bırak­ması, yeni bir savaş vesilesi oldu. Bu sa­vaş, Kartaca’nın bir afrika devleti tara­fından ele geçirilerek kendi çıkarına uy­gun bir afrika gücü haline getirilmesinden çekinen Roma’nın işine geliyordu. Böylece 149-146 arasında üçüncü Pön savaşı çıkmış oldu. Bu savaş sırasında Romalılar iki yıl boyunca yaptıkları sürekli saldırılardan bir sonuç alamayınca, kuşatmanın yönetimini Scipio Aemilianus’a bıraktılar. O da, ülke­nin ovalık bölümünü elinde tutan kartaca birliklerini bozguna uğrattı ve Kartacalıların kıskaçtan kurtulmak amacıyle gösterdik­leri kahramanca çabalara (donanmanın ab­luka altında bulunduğu limandan çıkmasını sağlamak için kazılan kanal) rağmen şehrin kara ve denizle bağlantısını kesti. Sonun­da, Byrsa tepesi on günlük bir kuşatmadan sonra düştü ve hayatta kalan son Kartacalılar Eşmun tapınağının yıkıntıları altında can verdiler. Bundan sonra, Kartaca yerle bir edildi, toprağı lanetlendi, şehrin yeniden kurulması yasaklandı ve toprakları da sena­tonun karanyle kazıları fossa regia’nın sınırları içine alındı. Böylece, Pön savaşları, birçok defa rakibini yenilgiye uğratabilecek kadar zorlamış olan Kartaca’nın, bütün ça­balarına rağmen, yok edilmesiyle sonuçlan­mış oluyordu. Kartaca’nın bazı önderlerinin yeteneksizliği, Barkas ve Hannon aileleri arasındaki rekabet, paralı askerlerin ordu içindeki aşırı derecede önemli rolü, İkinci Pön savaşı sırasında donanmanın şaşılacak kadar güçsüz oluşu v.b. sebepler, bu devle­tin, kazanması mümkün olabilecek bir savaştan yenik çıkmasına yol açmıştı.

• Pön savaşlarının sonuçları. Pön savaşla­rı, Kartaca’nın yok olması dışında, birçok önemli Sonuç daha doğurdu. Bu sonuçlar kı­saca şöyle özetlenebilir: Roma’nın ve İtalya’nın nüfus yoğunluğunun azalması; işlen­mekte olan bazı toprakların yeniden işlen­meyen toprak haline gelmesi; küçük toprak Sahiplerinin elinde bulunan topraklarına, nobilitas tarafından düşük fiyatlarla satın alınması veya ager publicus topraklarının düşük ücretlerle kiralanması yoluyle geniş latifundia’iar (ağaç ve özellikle yoğun bir biçimde sığır yetiştirilmesi) kurulması ve yi­ne bu kimselerin yabancı illerdeki kazançlı işletmelerle zenginleşmesi; bunun yanı sıra, ordulara donatım Sağlayarak ve vergi top­layarak, şövalyelerin servet yapması; küçük toprak sahiplerinin de katılmasıyle şehir plebleri sayısının artması ve bu sınıfın yok­sullaşması; savaş sırasında yasama görevini halk meclislerine önem vermeyerek çoğu za­man tek başına yürüten Senatonun güçlen­mesi, cursus honorum’a değer verilmemesi ve zafer kazanan generallere aşırı bir say­gınlık sağlanması (meselâ Afrikalı Scipio) sonucunda roma demokrasisinin bozulması; gelenek ve göreneklerin (gösteriş merakı), dinin (Hannibal’in zafer kazanmasını önle­mek amacıyle Roma’ya Cybele kültünün so­kulması) ve siyasetin doğululaşması. Bu doğululaşma, yönetimini ele almayı umdukları yeni iller bulmak amacıyle Senatörlerin ve haraca bağlayacakları yeni iller veya ka­zançlı işler peşinde koşan şövalyelerin Batı Akdeniz’de hâkim durumda olan Roma’yı, doğuda sonu belli olmayan bir yayılmaya sürüklemek istemelerinin sonucuydu. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pön savaşları hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POZNAN eyaleti

Tarih 08 Haziran 2009

POZNAN eyaleti, eski Prusya’da (Alman­ya) eyalet, doğuda eskiden parçası olduğu Polonya ile sınırlıdır.
Büyük Polonya’nın temeli olan Poznan’a XVIII. yy.dan sonra alınanların kütle ha­linde göçmesi eyaletin iktisadi gelişmesin­de büyük rol oynadı. Polonya’nın parça­lanmaları sırasında eyalet yavaş yavaş Prusya’ya bağlandı (1772-1793-1795). Tilsit antlaşmasından sonra Napolyon eyaletin büyük kısmını Varşova büyük düklüğüne kattı (1807). Viyana kongresiyle Poznan’ı geri alan Prusya, Posen büyük düklüğü ha­line getirdi (1815). Askerî vali prens Radziwill’in yönetimi sırasında Poznan olduk­ça muhtariyet kazandı. Yönetim ve eğitimi germenleştirme siyasetinin yanı sıra, 1830 ayaklanmasından sonra eyalet başkanı Flottwell alman kolonlar yerleştirmeğe başladı. 1843′te Posen’de, Fransa’ya göçen Polon­yalılarla bağlantılı olarak Prusya Polonyası’nı ayaklandırmak ve isyanı bütün kral­lığa yaymak amacını güden gizli bir Mer­kezî komite kuruldu.

Hareketin başına Mieroslavski geçti (1846); ama tutuklandı (1846) ve ölüm cezasına çarpıldı (aralık 1847); ancak hüküm infaz edilmedi. .Ber­lin devrimi sonucunda serbest bırakılınca
(mart 1848), Poznan’daki Polonya Bağım­sızlık hareketinin yönetimini üstüne aldı ve bir Millî Polonya komitesi kurdu; dük­lüğe bağlı almanlar bu gelişmeden yana ol­duklarını açıkladılar
(Emil Brachvogel’in bildirisi, 22 mart); ama Berlin hükümeti Prusya’da düzeni yeniden sağladıktan son­ra hareketi ezdi (mayıs 1848). Polonyalı milletvekillerinin itirazlarına rağmen Posen büyük düklüğünü Kuzey Almanya kon­federasyonuna katan Bismarck, Almancayı okullarda bile mecburî dil haline getirerek ve kiliseyle uzlaşması sonucunda Ledochowiski’nin yerine Poznan başpiskoposluğu­na bir alman kardinali tayin ettirerek (1886) Kulturkampf çerçevesi içinde Prusya siya­setini almanlaştırma hareketini yeniden ele aldı. Polonya topraklarını ele geçirmeyi de denedi (Kolonileştirme komisyonu, 1886), ama başarı sağlayamadı; Polonyalılar bu denemeye Toprak bankasını kurarak (1888) ve Almanların Polonyalılardan satın aldığı topraklardan çok daha fazlasını alman kolonlardan satın alan kredi şirketleri ya­ratarak karşılık verdiler. Doğu Marklıkları şirketi XX. yy.da toprak satın alışlarına yeniden başladı; Bülow ise Almancayı okul­larda mecburî dil haline getiren (1901), Po­lonyalıların toprak satın almasını yasakla­yan (1904) ve toprak sahiplerinin mülkleri­ne elkonmasına izin veren (1908) kanunlar çıkarttı. Bu polonyalı aleyhtarı siyaseti bir yandan kilise ve soyluların, öte yandan köylülerin ve şehirlerde meydana gelen orta sınıfın el ele vermesi başarısızlığa uğ­rattı; toprakların satın alınması için şir­ketler kuruldu, öğrencilerin grevi gibi (1906) gösteriler yapıldı. 1918′de Poznan eyaleti silâhlı bir ayaklanma hazırladı. Poznan şehrinde toplanan diyetin seçtiği
«Yüksek Halk kongresi» adı verilen geçici hükümet 27 aralıkta Almanları Poznan’dan kovdu. Haziran 1919 Versailles antlaşmasıyle ba­tıda dar bir arazi şeridi dışında Poznan bü­yük düklüğü Polonya’ya verildi. 1939′da tekrar Almanlar tarafından işgal edilen eyalet, 1945′te Oder-Neisse hattına kadar Po­lonya’ya geri verildi. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POZNAN eyaleti hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POZANTI

Tarih 08 Haziran 2009

POZANTI, Akdeniz bölgesinde (Doğu ke­sim, Adana ili) ilçe merkezi kasaba; 3 675 nüf. (1970). İç Anadolu’yu Suriye’ye bağla­yan önemli yol üzerinde; yüksl. 860 m. Anadolu-Bağdat demiryolu üzerinde istas­yonu vardır. Pozantı, 1954′ten beri ilçe mer­kezidir. Daha önceleri Karaisalı ilçesinde bir bucak merkeziydi.
— Tar. Bütün tarih devirleri boyunca önemini kaybetmeyen bir yol üzerinde bulu­nan Pozantı, İlkçağda Podandos adını ta­şıdı. VII. yy.da başlayan müslüman akınlarıyle bölgenin askerî önemi daha çok art­tı. Arap kaynaklarında Badandûn olarak ge­çen Pozantı, abbasî halifesi Memun’un öldüğü yerdir (833). Pozantı çayı uzun za­man abbasî-bizans sınırını meydana getirdi. Haçlı seferleri sırasında Bothentrot (Bodendron, Butrentum), XVI. yy.da Poscht-zeschy ve Sultanhanı (Evliya Çelebi’de) ad­larını taşıdı. Pozantı’nın önemi XX. yy.da Bağdat demiryolu inşaatı sırasında yeniden arttı. Milli Mücadele yıllarında, Adana’yı işgal eden Fransızlara karşı girişilen hare­ketlerde rol aynadı. — Pozantı ilçesi, 772 km2; 13 496 nüf. (1970). Merkez ve Kamışlı bucakları; 16 köy. Ormancılık, meyvecilik. (M)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POZANTI hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POYNİNGS (sir Edward)

Tarih 08 Haziran 2009

POYNİNGS (sir Edward), ingiliz siyaset adamı ve askeri (1459-1521). Babası Lancaster taraftarı olduğu için Fransa’ya sığınmak zorunda kaldı, orada Henry of Richmond’a bağlandı. Henry VII onu Calais valiliğine getirdi (1493), daha sonra lord-milletvekili olarak İrlanda’ya yolladı (1494). Poynings, mahallî yönetimi ingilizleştirmek için çok çaba harcadı. İrlanda parlamentosuna, da­ha çok «Poynings kanunları» adiyle tanınan ve 1782′de yürürlükten kaldırılıncaya kadar İrlanda mevzuatını İngiltere’ninkilere bağlı kılan «Drogheda yasaları»nı onaylattı (ara­lık 1494). Perkin Warbeck’i Waterford’da yendi ve adadan sürdü. Sonra ingiltere’ye döndü (1496). Henry VII ve Henry VIII dev­rinde birçok askerî ve siyasî görevde bulun­du. Kutsal Birlik’in kurulması ile ilgili mü­zakerelere katıldı (1513). [L]

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POYNİNGS (sir Edward) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POYLAK

Tarih 08 Haziran 2009

POYLAK i. Teşk. tar. Osmanlılarda hem bekçi hem de asker niteliğindeki görev­li. (XIX. yy.da sayılan 4 000 kadardı. Bek­çi asker olarak orduya alınır, kendilerine hazineden ayrıca para ödenmezdi.) [M]

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POYLAK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİR AHMED

Tarih 07 Haziran 2009

PİR AHMED, Karaman beyi (XV. yy. son­ları). Karaman beyi İbrahim Beyin, Murad II’nin kızkardeşinden doğan oğlu.

Fatih Sultan Mehmed zamanında bir süre Karaman beyliğinde bulundu. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey ile yaptığı sa­vaşta yenildi. Osmanlı devletine karşı bazı direnişlere katıldı. Bunun üzerine Gedik Ahmed Paşa, Pir Ahmed’in üstüne asker gönderdi. Menan kalesinde kuşatılan Pir Ah­med bir süre karşı koydu; sonra, kendini kaleden aşağıya atarak intihar etti. (M)

07 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİR AHMED hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Potemkin, rusça Potyomkin

Tarih 06 Haziran 2009

Potemkin, rusça Potyomkin, Karadeniz Rus Krallık filosuna bağlı zırhlı. Gemide yemeklerin kötülüğü yüzünden bir ayaklan­ma olmuştu. Deniz eri Matyuşenko’nun elebaşılığını yaptığı ayaklanmada birçok su­bay öldürüldü; mürettebat gemiyi askerî bir­liklerin grev halindeki işçilerle çarpıştığı Odessa’ya götürdü (27-28 haziran 1905 gece­si). Orada ihtilâlciler denizcilerden şehri işgal etmelerini istediler. Denizciler ise, ha­rekete geçmek için Sivastopol filosunun gel­mesini bekliyordu. Ama umutları boşa çıktı, filo onlara katılmadı. Buna karşılık, Svya­toy Georgiy zırhlısındaki denizcilerin tutu­mundan ve ayaklanmanın yayılmasından korkan subaylar da Potemkin’e saldırmayı göze alamadılar. Bunun üzerine Potemkin Köstence’ye gitti; hükümet tutuklanmaya­cakları konusunda söz vererek denizcilerin teslim olmalarını istedi. Mürettebat önce bu teklifi kabul etmedi. Ama Feodosiya’da bir ikmal teşebbüsünden sonra Köstence’de rumen makamlarına teslim oldular (ağustos). Çarın ordu üstündeki otoritesini kesin bir şekilde sarsan bu ayaklanma, Sovyet hükü­meti zamanında Ayzenştayn tarafından «Po­temkin Zırhlısı» (Bronenosets «Potyomkin») adiyle filme alındı (1925). [L]

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Potemkin, rusça Potyomkin hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POTAPENKO (Gennadij)

Tarih 06 Haziran 2009

POTAPENKO (Gennadij), rus fizikçisi (Kımry 1894). Moskova Askerî akademisinde (1927-1932), sonra California İnstitute of Technology’de (1932) fizik profesörü oldu. 1938′de amerikan uyrukluğuna geçti. Çok kısa dalgalar, astronomi meseleleri (güneş tacı, paralaksın belirlenmesi) v.b. üstüne araştırmalar yaptı. (M)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POTAPENKO (Gennadij) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POSTUMUS (Marcus Cassianus Latinus)

Tarih 06 Haziran 2009

POSTUMUS (Marcus Cassianus Latinus) [öl. M.S. 268], romalı-zorba, Otuz Tiran’­dan biri. Yiğit bir askerdi, Gallienus ta­rafından Ren’i savunmakla görevlendirildi. Gallienus’un oğlu Saloninus’u öldürttü, ken­dini Galya’nın romalı imparatoru ilân et­ti (258-268′e doğr.). Galya, Germania, Bre-tagne ve İspanya’yı hâkimiyeti altında bir­leştirdi. GERMANiCUS MAXiMüS unvanını, sonra BESTİTUTOB GALLîARUM sıfatını al­dı. Galya’yı, bolluğa kavuşturdu; fakat ne Roma’yı almağa, ne de Galya’yı Roma’dan ayırmağa kalkıştı. Generallerinden Laelianus ayaklanıp imparatorluğunu ilân edin­ce, Postumus onu Mainz’te kuşattı ve şe­hirle birlikte ele geçirdi, fakat şehrin yağ­ma edilmesine izin vermediği için asker­ler tarafından öldürüldü. (L)
POSTÜLA i. (fr. postulat). Mant. Bk. POS­TULAT.
POŞA. Coğ. Bk. BOSA.

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POSTUMUS (Marcus Cassianus Latinus) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POSADNİK

Tarih 06 Haziran 2009

POSADNİK i. Tar. XV. yy.a kadar Novgorod ve Pskov cumhuriyetlerindeki yüksek askerî şef. (Bu şef halk tarafından se­çilir ve prensten hemen sonra gelirdi.) [L]

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POSADNİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTSMOUTH

Tarih 06 Haziran 2009

PORTSMOUTH, İngitere’de (Hampshire) liman şehri, Spithead kanalının kıyısında, Wight adasının karşısında; 215 200 nüf. Portsmouth, Henry VIII zamanında bir üs haline geldi ve askerî önemi o günden son­ra devamlı olarak arttı, ikinci Dünya sa­vaşında bombardımanlardan zarar gördü. 1944 Haziranında Fransa seferine katılan birliklerin gemilere bindiği başlıca liman­lardan biriydi. Porstmouth aslında dört merkezden meydana gelir: Portsmouth Harbour kıyısındaki Portsea, tersaneler dışın­da, büyük dokların bulunduğu Royal Dockyard’ı, askerî tersaneyi, deniz kolejini, bir deniz müzesini içine alır; daha güneyde, Spithead kıyısında, Portsmouth Harbour’un ağzındaki Old Portsmouth’ta. XII. yy.dan kalma bir kilise ve XIII. yy.dan kalma Royal Garnison Church vardır; doğuya doğru varlıklı sınıfın oturduğu Southsea’de güzel bir kumsal uzanır; kuzeye doğru Landport yer alır. (L)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTSMOUTH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Porto Riko Tarih

Tarih 06 Haziran 2009

Porto Riko Tarih
Aravak yerlilerinin yaşadığı adayı Kolomb bularak San Juan Bautista adını verdi (1493). Yol arkadaşlarından Ponce de Leon, «Porto Rico» adını verdiği (1508) bir koy kıyısında üç yıl sonra San Juan’ı kurdu (1511). Savaşlar ve aşırı derecede iktisadî sömürü sonucunda hızla azalan yerli işçi­lerin yerine 1518′den sonra altın (kısa sü­re sonra tükendi) çıkarımında, tütün ve şekerkamışı tarımında çalıştırılmak üzere zenci köleler getirildi. Çiftlikleri sık sık Karayipler tarafından yakılıp yıkılan Porto Riko, denizcilikte ileri ülkeleri cezbetti. İngiliz Drake, San Juan’ı yağmaladıktan sonra yenildiyse de (1595), vatandaşı lord Cumberland adayı işgal etti (1598); Hollan­dalılar da San Juan’ı kuşattılar (1625). Bu yüzden Porto Riko XVII. yy.da bir ka­çakçılık merkezi haline geldi. Durumu dü­zeltilen ada (1778 ve 1804 ispanyol reform­ları) kölelerin ihtilâl teşebbüsüne (1819) ve başkaldırmasına (1815) rağmen XIX. yy. başında İspanyol Amerikası’ndaki kurtuluş savaşına katılmadı, ispanya’ya karşı yeni bir isyan, köleliğin kaldırılmasıyle (1873) sonuçlandı ve ispanya – Amerika savaşının arefesinde (1898) Porto Riko’ya muhtariyet tanındı. Yenilen İspanya, Porto Riko’yu A. B.D.’ye bıraktı (Paris antlaşması, 10 ara­lık 1898). önce askerî kontrol altında olan adaya 1900′de A.B.D.’li bir vali ve bir yürütme kurulu gönderildi. Jones Act kanunuyle Porto Rikolulara A.B.D. vatan­daşlığı tanındı ve temsilci rejim kuruldu (1917). İkinci Dünya savaşı sırasında Pa­nama kanalının savunmasını sağlayan önemli bir hava ve deniz üssü olan Porto Riko’ya, kendi valisini seçme hakkı veril­di (1948); porto rikolu devlet adamları ik­tidara gelmeğe başladı (J. T. Pinero, 1946; Luis Munoz Marin, 1948), bu arada ame­rikan aleyhtarı bir hareket kargaşalıklar çı­kardı.

Bunlar, 1952′de tanınan hakları yetersiz bularak geniş hareketlere giriştiler (1954). 1964′te yapılan seçimlerde 16 yıl yöneti­cilik yapmış olan Munoz Marin’in yerine Sanchez Vilella seçildi. Her iki yönetici de iktidar partisi olan Halkçı Demokrat partidendi.
23 Temmuz 1967′de yapılan halk oylama­sında, seçmenlerin yüzde 60′ı, adanın ba­ğımsız bir devlet veya A.B.D.’nin 51. eya­leti olması şıklarını reddederek eski idarî durumunun (A.B.D.’ye bağlı serbest dev­let) korunması yolunda oy verdi.

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Porto Riko Tarih hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POTUR

Tarih 06 Haziran 2009

POTUR i. (pot, kumaşın kabarıkça duran ye-ri’nden). Dizkapağına kadar geniş olarak inen ve alt kısmı dar bir çeşit pantolon: Aya­ğında bir aba potur, sırtında yamalı bir asker ceketi vardı (R.N. Güntekin). İşlemeli poturu, sırmalı cepkeni, fesine sardığı oya, vakitli olduğunu, iyi giyinmeye özen­diğini gösteriyordu (Kemal Tahir). j| Bu­ruşuk yer.// Sıf. Kıvrımlı, potlu.
— ANSİKL. Kıyf. Esk. Potur, kırmalı, bu­ruşuk (potlu) olduğundan bu adla anılırdı, ön tarafı pantolona benzer, şalvar gibi kırmalı olan arkası bir körük biçimindedir ve dizlerin hizasına kadar sarkar. Dizkapaklarından aşağısı baldıra yapışacak şe­kilde dardır. Eskiden büyük şehirlerde de giyilen poturun kaynağı Anadolu’dur. Bugün Doğu ve Orta Anadolu bölgelerinde, özellikle köylerde giyilir. Osmanlılarda daha çok XVIII. yy.dan sonra potur yaygın bir giyecek oldu. (M)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POTUR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Potsdam konferansı

Tarih 06 Haziran 2009

Potsdam konferansı, Almanya’ya karşı sa­vaşmış Uç büyük devlet temsilcilerinin (S. S.C.B.’yi Stalin ve Molotov, A.B.D.’yi Tru­man ile Byrnes; İngiltere’yi Churchill ile Eden, sonra da Attlee ile Bevin temsil et­ti) katılmasıyle Potsdam’da Cecilienhof’ta toplanan (17 temmuz-2 ağustos 1945) kon­ferans. Amacı zaferin ortaya çıkardığı me­seleleri çözmekti. İngiltere’deki seçimler sebebiyle (25 temmuz) verilen aradan son­ra, konferans Churchill’in yerine Attlee’nin katılmasıyle yeniden başladı (28 temmuz). Almanya ve peykleriyle yapılacak antlaş­maları hazırlamak üzere «beş büyüklersin dışişleri bakanlarından meydana gelecek bir konseyin (Fransa ve Çin dahil) kurulması kararı alındı. Bu kararda, ancak Alman­ya’nın teslimine katılmış olan devletlerin konseyde yer alabileceği şartı kabul edil­diği için, Çin’in alınmaması gerekiyordu. Antlaşma hazırlanırken, bir yandan da, Al­manya’nın askerî işgali, silahsızlandırılması, nazilerden temizlenmesi, savaş suçlularının yargılanması, ülkenin iktisadî kontrolü ve donanmasının galip devletlere teslimi, mer­keziyetçilikten çıkarılması. Doğu Prusya’nın S.S.C.B. (Königsberg’i ilhak ediyordu) ile Polonya arasında bölünmesi, Oder-Neisse çizgisinin doğusunda kalan ülkelerin, «geçici olarak» Polonya tarafından işgali, S.S.C.B.’nin alacağı savaş tazminatınm bir kısmını kendi işgal bölgesinden sağlayabil­mesi ve Avusturya’nın antlaşma dışı bıra­kılması öngörülüyordu. Stalin’in Libya üs­tünde manda ve Boğazlar’da kontrol hakkı isteği reddedildi. Churchill’in batılıları çe­viren bir «demir perde»den söz ettiği bu görüşmeler sırasında Bulgaristan ve Roman­ya konusunda da bazı güçlükler ortaya çık­tı. Sonunda, Potsdam bildirisi ile (26 tem­muz) Japonya’nın kayıtsız şartsız teslim olmasını isteyen ingiliz-amerikan ültimato­muna S.S.C.B. de katıldı. (L)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Potsdam konferansı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTEKİZ EDEBİYAT

Tarih 05 Haziran 2009

PORTEKİZ EDEBİYAT
• Başlangıçtan XV. yy.a kadar. Portekiz edebiyatı başlangıcından beri bağımsız ol­muştur. Bunu, ülkenin dil bakımından muh­tar bir durumda oluşunun yanı sıra ta­rihiyle de kolayca açıklamak mümkündür. Hattâ daha da ileri giderek XV. yy.ın ba­sına kadar iberik yarımadasında Galicia ve Portekiz cancioneiro’lanmhkinĞen baş­ka şiir dili olmadığını da belirtmeden geç­memek gerekir. Fransız edebiyatının etki­sine rağmen bu cancioneiro’ların yapı ve biçim bakımından vardığı orijinallik, At­las okyanusu kıyılarının havasını yansıtan ve yer yer iç burkucu bir üslûba bürünen catiga’larda olanca gücüyle görülür.

Daha sonraki tarihlere rastlayan ve daha kararsız olan nesrin ortaya çıkışı ise özel­likle manastırların ve üniversitelerin geliş­mesine ve Saray hümanizmine bağlıdır. Bu mensur edebiyatın başlıca örnekleri, «soy kütüğü defterleri», «soydan kişiler defter­leri», breton çevrimini sürdüren romanlar ve Aviz hanedanı prenslerinin didaktik nesirleridir. Bu didaktik eserlerin arasında da kral Duarte’nin Leal Conselheiro’su (Dürüst Danışman) ile Coimbra dükü Pedrc’nun Tratado de Virtuosa Bemfeitoria’sı (Er­demli iyilikseverlik Kitabı) özellikle anıl­mağa değer.
• ön klasik devir, ön klasik edebiyatın Aljubarrota muharebesi (1385) ile Manuel I arası dönem boyunca bütün XV. yy.ı kapsayan gelişmesi portekiz emperyalizmi­nin başlangıcıyle atbaşı gider. Dolayısıyle de «milliyetçi burjuva» niteliğindeki bu ye­ni bilincin kendini en yetkin biçimde ta­rihçilerde ve özellikle de bunların en de­ğerlisi olan Fernao Lopes’te (1380-1459) gös­termiş olmasına şaşmamak gerekir. Lopes, halefleri Gomes Eanes de Zurara (1410-1474) ve Rui de Pina (1440′a doğr. – 1520′ye doğr.) ile, malzeme (tarihî kronikler ve keşifler), metot ve kesinlik bakımından ortak yanlara sahip olmakla beraber usta­lık ve kavrayış bakımından onlardan çok üstündür.

Lirik olmak özelliğini hiç bir zaman yitir­meyen şiir, Garcia de Resende’nin (1470′e doğr. – 1536) iki yüz elliyi aşkın şairin eserlerini kapsayan Canciortneiro Geral’i (1516) sayesinde bilinir. Halktan çok sara­ya bağlı olan bu şiir yapmacıklı dili ve alegorilere geniş yer vermesi bakımından günlük olayların büsbütün dışındadır; fa­kat dinî bir Stoa’cılığa bağlılığı, belgesel değeri ve biçim ustalığı bakımından sağlam bir geleneğe dayandığı ve klasik edebiya­tın öncüsü olduğu inkâr edilemez. Avrupa Rönesansının Portekiz’e yerleşme­ğe başladığı bu dönem bir yandan Ortaça­ğın etkisini taşıyan bir iberya geleneğine bir yandan da fetih isteğinin ağır bastığı bir hümanizme dayanır. Yüzyılın başında iberya geleneği daha çok roman ve tiyatroda görülür. Joao de Barros (1496-1570), Diego Mendes de Vasconcelos; (1523-1599) ve özellikle de Palmeirim de inglaterra adlı eseriyle Francisco de Morais (1500-1572), Amadis’in etkisinde ka­larak belirli bir tarzın yerleşmesini ve tu­tunmasını sağladılar. Fakat asıl hizmetle­ri bir Bernardim Ribeiro’nun (1500-1552) Ortaçağ ile romantizmi birbirine bağlayan bir Cristovao de Sousa Falcao’nun (1518-1557′ye doğr.) lirik nesirlerine götüren yo­lu açmak oldu. Tiyatro alanında da Jorge Ferreira de Vasconcelos (1515-1585′ten ön­ce) oldukça ılımlı bir pikaro geleneğini takip ederek hümanist komedinin sunî çer­çevesini kırarken, Gil Vicente de (1470′e doğr. – 1536′ya doğr.) gerçek bir yaratıcı olduğunu gösterdi. Vicente’nin çok çeşitli eseri lirizmi ve halka dayanması bakımın­dan kendisiyle boy ölçüşebilecek taklitçi­lerin çıkmasına imkân veremezdi. Fakat auto türünü en olgun şekline vardırarak klasik İspanya’nın comedia’sını hazırlamış oldu. Klasisizmin ikinci unsuru olan hü­manizm ile ülkeyi rönesans Avrupası’na bağladı, Damiao de Gois (1502-1574), Gouviea’lar (Andre, 1497 – 1548; Antonio 1505-1566) gibi Gerasmuscular, prenses Dona Maria’nın (1521-1577) çevresi bu evrensel­liğin başlıca tanıkları olduğu kadar da ge­rek şiir alanındaki devrimin gerek lirizmde italy anlaşmanın belirtileridir. Bu devrin gözde şairleri Francisco Sa de Miranda (1485′e doğr. – 1558), Antonio de Ferreira (1528-1569), Pedro de Andrade Caminha (1540-1594) ve Diogo Bernardes’tir (1530′a doğr. – 1605).
Avrupa’nın etkisinde kalmakla beraber Por­tekiz hümanizminin Avrupa’da yepyeni bir bilime yol açtığı ve bilimsel devrimi ger­çekleştirdiği de inkâr edilemez. Bu akı­mın öncüleri arasında Pedro Nunez (1492-1577′ye doğr.) gibi kozmografyacıların, Gar­cia de Orta (1490′a doğr – 1570) gibi bo­tanikçilerin yabancı ülkelerin tanınmasın­da büyük bir rol oynayan Mendes Pinto’yu (1509-1583), imparatorluğun haşmetini gözler önüne seren ve Portekiz’in Titus Livus’u sayabileceğimiz Joao de Barros’un (1496-1570) çevresinde toplanan Diego de Couto (1542-1616), Fernao Lopes de Castanheda (öl. 1559), Gaspar Correia (öl. 1560) gibi tarihçileri sayabiliriz. Bütün bu kişilerin arasında sanatçı kişili­ği en üstün olan Luiz de Camoes’ti (1524-1580). Asker, saray adamı, seyyah ve şair Camoes 1572′de imparatorluğun ve mille­tin son döneminde çıkan Os Lusiades adlı eserinde gelenekçi, hümanist ve fetihçi yüz­yılın büyük bir sentezini yaptı.

• Portekiz baroku (1580-1706). ispanya ile siyasî birleşme, ülkenin 1640′ta yeniden ba­ğımsız oluşundan sonra bile dil ve ideo­loji bakımından zaman zaman tehlikeli ola­bilen bir kaynaşmaya yol açtı. Bundan dolayı da, portekiz edebiyatının en sağlam değerleri, hemen hemen her alanda bu kay­naşma akımına karşı cephe alarak başa­rıya ulaştı. Jeronimo Corte Real (1535-1588), Gâbriel Pereira de Castro (1571-1632), Bras Garcia de Mascarenhas (1595-1656) ve Francisco Sa de Meneses (1600′e doğr. – 1664) ile destan türü olduğu yerde sayarken Fenix Renascida (Dirilen Phoenix) şairlerinin ispanya etkisini taşıyan yap­macıklı fakat çok büyük bir ustalığa da­yanan eserleri, Violante do Ceu (1601-1693) ve Madalena da Gloria (1672-1759) gibi rahibelerin derin duygulu ve mistik şiir­lerine yol açtı. Bu devirdeki diğer büyük şairler arasında renkli ve canlı bir üslûbu olan brezilyalı Gregorio de Matos (1623 veya 1633-1696) ve ahlâkçı şiirler yazan Francisco Rodriguez Lobo’yu (1580-1625′e doğr.) anmak gerekir.
Nesir ise vakayiname türünde, değerleri tartışmalı olmakla birlikte, Bernardo de Brito (1569-1617) ve Antonio Brandao (1584-1637) gibi kimselerle altın çağını yaşıyor­du. Ahlâkçı edebiyatta başta P. Manuel Bernades (1664-1710) olmak üzere Joao Lucena (1550-1600), Luis de Sousa (1555-1632) ve Jacinto Freire de Andrade (1597-1657) dikkati çeker.

Bu devri gereğince yansıtabilecek en önem­li iki yazardan biri, coşkun vaızcı ve yol gösterici mektuplarıyle dikkati çeken An­tonio Vieira (1608-1697) ile şair ve tarihçi, siyasetçi ve ahlâkçı hem ispanyol hem de Portekizli olan, İberya yarımadasının bütün çelişmelerini eserlerinde yansıtan Francis­co Manuel de Melo’dur (1611-1667).

• Aydınlanma çağı (1706-1816). Portekiz dehası, Ispanya’daki taht kavgaları dola­yısıyle daha da kesin bir nitelik kazanan bağımsızlıktan yararlanarak, zamanın ihtiyaçlarını karşılamak ve bu iş için de ilk olarak fransız etkisine açılmak imkânını buldu. Gelenekçilerin ve pombal’cilerin kar­şıt yönlere çekmeğe çalıştıkları edebiyat dünyası her şeyden önce pombal’cilerin sa­vunduğu ansiklopedi zihniyetinin etkisinde kaldı (Tarih akademisi, 1720; Üniversite’nin reformu, 1772). Aynı etki Luis Anto­nio Verney’in (1713-1792) pedagojik eserlerinde, Oliveira şövalyesinin (1702 – 1783) veya Antonio Nunes Ribeiro Sanches’in (1699-1782) çeşitli çalışmalarında görülür. Pombalin siyasetinin de desteklediği akılcı, laikleştirici ve yenilikçi eğilim 1756′dan iti­baren şiirde de ağır basmağa başladı: Do­mingo dos Reis Quita’nın (1728-1770) pas­toral lirizmi, Pedro Antonio Correia Garçao (1724-1772) ile Manuel de Figueiredo’nun (1725-1801) «yeni tiyatro»su, Antonio Diniş da Cruz e Silva’nın (1731-1799) hiciv­leri; yerli kaynaklardan beslenen Minas o-kuluna bağlı Jose de Santa Rita Durao (1717′ye doğr. – 1784), Claudio Manuel da Costa (1729-1789), Jose Basilio da Gama (1740-1795), Tomas Antonio Gonzaga (1744-1810); eski edebiyata karşı cephe alan ve hürriyet özlemini çeken Francisco Manu­el do Nascİmento (1734-1819) ve Manuel Maria Barbosa (1765-1805); romantizmin öncüsü sayabileceğimiz Alorna markizi v.b.

• XIX. yy. (1816-1910). Iberik yarımada­sındaki savaşlar ve krallık yönetiminin uzun süren can çekişmesi: portekiz roman­tizminin doğmasına yol açtı. öbür ülkelerdekinden çok daha geç bir tarihe rast­layan ve gerek aşırı milliyetçiliğiyle gerek hürriyetçi yanıyle dikkati çeken bu akım aynı zamanda bir orta yol hareketiydi. Temsilcileri üç kişidir: dokunaklı ve zarif lirizmiyle, gerek ele aldığı konular gerek kazandığı başarı bakımından oyunları ger­çekten milli olan ve eserleri savunduğu siyasî görüşün izlerini taşıyan Almeida Garrett (1799-1854); tarihî konulan işlemek konusundaki başarısı kadar da bu konu­larda bilgili olan Alexandre Herculano (1810-1877) ve romantizmin katılaşmasını ve kalıplaşmasını temsil eden şair Antonio Feliciano de Castilho (1800-1875). Roman­tizmin hemen ardından da, bağımsızlar adıyle ve romantizmin gerçekçiliğe bağlan­masını sağlayan yazarlar geldi. Bunlar ro­manda Luis Augusto Rebelo da Silva (1822 -1871) ile Julio Diniş (1839-1871), şiir ve tiyatro alanında da Joao de Lemos (1819-1889), Antonio Augusto Soares de Passos (1826-1860), Jose da Silva Mendes Leal (1818-1886), Tomas Ribeiro (1831-1901) ve Raimundo Antonio de Bulhao Pato’dur (1829-1912). Bu tablonun içinde, ayrı ola­rak belirtilmesi gereken iki ad vardır: eserleri son derece duru ve duygulu olan şair Joao de Deus Ramos (1830-1896) ve Sue’den hareket ederek Balzac’a kadar va­ran Castelo Branco (1825-1890). Ama yi­ne de, bunların hepsinden önemli olan akım, Coimbra okuludur. 1860 Yıllarında çıkmış olan ve pek çok yanıyle de yerini aldığı romantizm akımını andıran bu hare­ketin başlangıcı 1848′e dayanır. Bundan dolayı da, yüzyılın sonunun habercisi sa­yılabilecek olan bu anlayış Hugo, Proudhon, Quinet, Comte ve Hegel’e dayanarak edebiyatı aşan bir meseleyi ele alır: bu mesele, bir burjuva devriminin başarısızlığı karşısında uyanan millî bilinç meselesidir. Böylece de, toplumcu anlayışa yakın, gerçekçi ve kozmopolit bir yeni-romantizmin ortaya çıkmasına yol açarak, gerçek siya­sî etkinliği ne olursa olsun, devrin Por­tekiz’inde büyük eserler yazılmasına yol açtı: öncü ve tenkitçi Teofilo Braga’nın (1843-1924) anıtsal ve tartışmalı eseri; bu­nalımları ve aydınlık zekâsıyle büyük şair olduğunu ispat eden Antero Tarquinio de Quental’ın (1842-1891) şiirleri; gerçekçi ro­manın büyük ustası olan Jose Maria Eça de Queiros’un (1845-1900) romanları; eşsiz üslûpçu ve polemikçi Jose Duarte Ramalho Ortigao’nun (1836-1915) denemeleri; yepyeni fikirler getiren dâhi tarihçi Joaquim Pedro de Oliveira Martins’in (1845-1894) incelemeleri.

Mücadeleci şiirleriyle, Abilio Guerra Jun-queiro (1850-1923) ve Antonio Duarte Gomes Leal (1849-1921) ile büyük hikayeci Jose Valentim Fialho de Almeida (1857-1911) ise doğrudan doğruya bugünün me­selelerini ele alan yazarlardır.

• XX. yy. Son elli yıl içinde edebiyat ala­nında görülen gelişme cumhuriyetin kurul­ması (1910), ülkenin Birinci Dünya sava­şına katılması ve Salazar diktatörlüğünün yol açtığı kargaşalıklara bağlıdır. Bu ede­biyatın özelliği Portekiz’in diğer avrupa ülkelerinden kopmasına karşı cephe alma­sıdır: parnas’çı Antonio Candido Gonçalves Crespo (1846-1883) ve Jose Joaquim Cesario Verde (1855-1886) ile sembolizmin büyük ustası olan Eugenio de Castro (1869-1944). Bu devrin öteki yazarları arasında Antonio Nobre (1867-1900), Teixeira de Pascoasis (1878-1952), Antonio Sardinha (1888-1925), Camillo Pessanha (1867-1926), Jose Regio (doğ. 1901), Miguel Torga (doğ. 1907), Adolfo Casais Monteiro (doğ. 1908) ve özellikle de bir Fernando Antonio de Seabra Pessoa (1888-1935) sayılabilir. Bu arada, Antonio Patricio (1878-1930) ile Ju-lio Dantas’ın (doğ. 1876) pek değişik seviyelerdeki eserlerle çağdaş tiyatroyu tem­sil etmelerinin yanı sıra, roman ve dene­me alanlarında da, uzun bir natüralist dönemden sonra, çeşitli yazarlar kendini gös­terdi: Aquilino Ribeiro (doğ. 1885), Jose Maria Ferreira de Castro (doğ. 1898), Fer­nando Gonçalves Namora (doğ. 1919). Tenkit alanında Jose Leite de Vasconcelos (1858-1941), Reinaldo dos Santos (doğ. 1880), Jaime Zuzarte Cortesao (doğ. 1884), Fidelino de Figueiredo (doğ. 1889) ve An­tonio Jose Saraiva (doğ. 1917) üstünde du­rulabilir.

• Şiir. Cadernos de Poesia dergisinin çev­resinde toplanan sairlerin (Jorge de Sena [doğ. 1919], Natercia Freire [doğ. 1920], Eugenio de Andrade [doğ. 1923]) insansı tepkisinden ve gerçeküstücülüğün (Antonio Pedro [1906-1966], Alvaro de Campos, Mario Cesariny de Vasconcelos, Alexandre O’-Neill [doğ. 1924], Antonio Ramos Rosa [doğ. 1924], Jose Terra [doğ. 1928]) ortaya çıkmasından sonra şiir, Tavola Redonda (1950-1954) grubuyle Ortaçağın «cancioneiros» kaynaklarına ve geleneksel lirizme dön­dü: Antonio Couto Viana (doğ. 1923), Sebastiao da Gama (1924-1952), Luis Macedo (doğ. 1925), Fernanda Botelho (doğ.k1926), Alberto Lacerda (doğ. 1928). Bu yenilik Lusitania Brezilya ilhamını meydana çıkaran Carlos Lemonde de Macedo (doğ. 1921) ile metafizk ve din meseleleriyle uğra­şan Joao Maia (doğ. 1923), Vitor Matos e Sa (doğ. 1926), Ruy Bello’nun (doğ. 1933) eserlerinde devam etti. Reinaldo Ferreira (1922-1959) ile Cristovam de Pavia (doğ. 1933), «psişik araştırmalar» kaygısı gözetir­ken yeni şiir, Antonio Gedeao (doğ. 1906), Herberto Helder (doğ. 1930), Maria Alberta Meneres (doğ. 1930), Luiza Nete Jorge (doğ. 1939) ve Ernesto Melo e Castro ile «deneysel» olmağa yöneldi.
• Nesir. Portekiz nesrinde, İkinci Dünya savaşından sonra belirmeğe başlayan özel­likler son on yıl içinde arttı. Eça de Queiros gerçekçiliğinin mirası olan, toplumun tenkitli çözümü Jose Rodrigues Mugieis (doğ. 1902) ve Joaquim Paço de Arcos’un (doğ. 1908) eserine konu olmakla beraber, Proust tarzındaki iç özlem Jose Osorio de Oliveira (1900-1964), Domingos Monteiro (doğ. 1903), Pereira Gomes (1909-1949), Alves Redol (değ. 1911), Luis Forjaz Trigueiros (doğ. 1915) üstünde kendini duyurur. Bununla birlikte bölgesel gelenek Tomas de Figueiredo (doğ. 1901) ve Vitorino Nemesio (doğ. 1901) ile devam eder. Fakat yeni ro­mancılar okulu, fransız varoluşçuluğundan özelikle Albert Camus’nün fikir ve estetiğin­den etkilenir: Vergilio Ferreira (doğ. 1914) ve Urbano Tavares Rodrigues (doğ. 1926). Tenkit bugün Joao Gaspar Simoes (doğ. 1903), Delfim Santos (1908-1966), Oscar Lopes (doğ. 1918), Alvaro Ribeiro, Jose Marinho ve Joao Ameal ile özel bir canlılık kazanır.

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTEKİZ EDEBİYAT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTEKİZ TARİH

Tarih 05 Haziran 2009

PORTEKİZ TARİH
Portekiz milletinden önce
Ülkeye tarihin başlangıcında Kartacalılarla yakınlığı olan kabileler yerleşti (M.ö. III. yy.); bu kabilelerin başlıcası, II. yy. boyunca ve I. yy.ın ortasına kadar Ro­malılarla savaşan Lusitania’lılardır. Augustus’un kurduğu Lusitania eyaletinin sınır­ları Portekiz’in bugünkü sınırlarından ol­dukça farklıydı. Eyalet V. yy.da Alanlar ve Süevler, daha sonra da Vizigotlar ta­rafından işgal edildi. 711′de başlayan müslüman hâkimiyetini, Porto bölgesini işgal eden Asturia kralı Alfonso III (869-910) ve Duero ile Mondego arasındaki toprakları alan (1064) Castilla kralı Fernando I sarstılar.

ortekiz krallığının kuruluşu, Bourgogne hanedanı
Tajo’ya sefere çıkan Leon kralı Alfonso VI, Portekiz kontluğu’nu (Porto bölgesi) evlilik dışı kızı Teresa’nın kocası Bourgogne’lu Henri’ye verdi; böylece bu arazi aynı lehçenin konuşulduğu Galicia’dan ve yarımadanın geri kalan kısmından sunî olarak ayrıldı (1097); Henri, Braga’yı piskoposluk haline getirerek (1104), Porte­kiz’i dinî alanda Castilla’nın hâkimiyetin­den kurtardı; ama müslümanların Lizbon ve Santarem’i işgal etmelerini engelleyeme­di, ölümünde (1114) karısı Teresa iktidarı ele geçirdi ve üvey kızkardeşi Castilla kra­liçesi Urraca ile savaştı. Castilla’da Urraca zamanındaki karışıklıklar, kontluğun Castilla’ya bağımlılık ilişkilerini gevşetti. Kraliçenin Galicia’lı kont Fernando Peres de Trava ile sevişmesine ve metbu olarak Castilla’lı Alfonso VII’ye başvurmasına kı­zan soylu sınıf, Henri’nin oğlu Alfonso I Henriques (1128-1185) yönetiminde ayak­landı. Alfonso I, Castilla’lıları Guimaraes yakınında, Sao Mamede’de ezdi (1128), Portekiz’i fiilî bağımsızlığa kavuşturdu, «Portekizliler kralı» unvanını aldı (1139) ve birkaç ay sonra müslümanları Ourique’de yendi (1139); 1143′te önce papanın, son­ra imparator Alfonso VII’nin (Castilla kralı) metbuluğunu kabul ederek kendini Portekiz kralı olarak ilân ettirdi.

Portekiz, müslümanları çekilmeğe zorlaya­rak güneye doğru genişlemeğe devam etti. Coimbra’yı başkenti haline getiren, Mon­dego ve Tajo arasına templier ve hospitalier tarikatı şövalyelerini yerleştiren Al­fonso I Henriques, 1147′de Sintra, Santa-rem ve Lizbon’u aldı, 1158-1166 arası Alentejo’yu işgal etti. Kısa süre içinde portekizlileşen ispanyol santiago ve calatrava tarikatlarına dayanan ve müslümanları gü­neyden uzaklaştırmak için Kudüs’e giden haçlıları yolundan saptıran halefleri, fetih seferlerine devam ettiler. Aslında, Alfon­so II’nin (1211-1223) portekizli birliklerinin katıldığı Muvahhidîlerin Los Navas de Tolosa bozgunundan (1212) sonra hızlanan fe­tih, Alfonso III zamanında (1248-1279), Algarve’nin almmasıyle tamamlandı (1249). Müslümanların ve yahudilerin 1497′ye ka­dar yaşamağa devam ettiği fethedilen top­raklar, yalnız kuzeyden gelen ve porto leh­çesini yayan kolonlar tarafından değil, ge­rek laik, gerek din adamı yabancılar ta­rafından da değerlendirilmeğe başlandı, özellikle Sancho I zamanında (1185-1211) gelen birçok göçmen daha önceki derebey­liklere bağımlı olmayan merkezlerde top­landı ve hükümdardan imtiyaz fermanları elde etti.

Portekiz’in XII. yy. ortasında toprak bütünlüğünün tamamlanması anaya­sal kurumların tamamlanmasıyle aynı ta­rihte gerçekleşti; XI. yy.dan beri soydan geçen monarşi, iktidarın fiilî hâkimiydi; ama kralın Vizigotlar zamanındaki seçim­le işbaşına gelme dönemini hatırlatan hal­kın onayı usulünün uygulanması, corteslerin kurulmasıyle sonuçlandı; bilinen ilk cortes’ler henüz sadece rahip ve soylu sı­nıfının temsil edildiği (1212) ve portekiz ka­nunlarının ilk unsurlarını hazırlayan Coimbra cortes’leridir. O tarihe kadar kral­lık otoritesi ancak çok zengin rahip sını­fının imtiyazlarıyle ve topraklarında yargı­lama yetkisini ve vergi toplama hakkını el­de eden soylu sınıfın birkaç imtiyazıyle sınırlıydı; kralın yetkisi, en güçlü unsur­ları yıllık belirli bir askerlik hizmetiyle yükümlü olan ve savaş zamanında önceden tespit edilmiş miktarda asker vermek zorunda olan etkili bir derebeylik sisteminin kadroları arasına sızmıştı. Ama derebeyli­ğin ve rahip sınıfının gelişmesi Alfonso II’yi kaygılandırdı; Alfonso, babasının kan­çıları Juliao’nun yardımıyle bütün mülki­yet unvanlarını kontrol ettirerek (inquiroçoes) ve amortizaçao ile rahip sınıfının gayrimenkul sabihi olmasını yasaklayarak derebeyliğe ilk darbeyi vurdu. Fakat Sanc­ho II’nin (1223-1248) yeteneksizliği ve bu­nun yol açtığı anarşi, rahiplerin ilerigelenlerinin papaya başvurarak Sancho’nun taht­tan indirilmesini ve yerine kardeşi Alfon­so III’ün getirilmesini istemelerine sebep oldu; Boulogne kontesiyle evli olan Al­fonso III tahta çıkmasına karşılık kilisenin haklarına saygı göstermeğe söz vere­cekti (Paris antlaşması, 1245). ülkenin ku­zeyine çekilen Sancho, Castilla’nın desteği­ne rağmen sonunda Toledo’ya sığınmak zorunda kaldı (1298).
Bunun üzerine Alfon­so III Portekiz kralı ilân edildi; ama Pa­ris antlaşmasının maddelerini uygulamayı reddetti ve rahip sınıfının haklarını da­ha da kısmakla kalmayarak Leiria cortes’inde (1254) ilk olarak şehirlerin temsil edilmesine izin verme yoluyle derebeylerin XIII. yy. başında kazandıkları imtiyazları kaldırmak için burjuvalara dayandı. Bu yeni sosyal sınıfın
«kraliyet curie’sine» (görev­leri ayrılmağa başlamıştı ve en iyi öğrenim görmüş üyeleri
[kanun adamları] kralın imti­yazlılara karşı hazırlanan ordenoçoes’leri uygulamasına yardım ediyorlardı) girme­sine imkân verdi. Coimbra üniversitesini kuran (1290-1308) ve porto lehçesini millî dil haline getiren Deniş zamanında (1279-1325), krallık yetkilerini artırma siyaseti burjuvazi tarafından desteklendi; buna kar­şılık burjuvazinin iktisadî faaliyetleri teş­vik edildi. XII. yy.dan sonra portekizli tüccarlar, Brugge ve Londra’ya giderek, balık, tuz, şeker, yağ, deri sattılar. Denis’in vârisleri eserini devam ettirdiler. Alfonso IV (1325-1357) ve Pedro I, özel­likle soylu sınıfın imtiyazlarını kısarak ve papalık kararnamelerinin kralın onaylama­sı olmadan yayımlanmasını yasaklayarak adaleti yeniden teşkilâtlandırdılar.

Ayrıca ülkenin denizaşırı genişleme siyaseti Fernando I (1367-1383) zamanında güçlendi; hükümdar XIV. yy.da, Avrupa’nın öbür ülkeleri gibi Portekiz’de de patlak veren iktisadî buhranı atlatmak için, armatörlere kraliyet ormanlarının kerestelerini bedel­siz vermeğe, ama sigorta sistemini besle­mek için gemilerin yüklerinden vergi alma­ğa karar verdi; ayrıca, işletilmeyen toprak­lara elkoyma kararını alarak mülk sahip­lerini tarlalarını ekmeğe zorladı (1875) ve aylakları zorla çalıştırdı.

Aviz sülâlesi ve deniz hâkimiyeti
Fernando’nun ölümünde tek kızı Beatriz’-in Fransa’nın müttefiki Castilla’lı Juan I ile nişanlı olması, tehlikeli bir veraset buhranına yol açtı; bu buhran sırasında Castilla hanedanının tahta çıkmasına taraftar olan soylularla, millî bir prensin yetkisi altında Portekiz’in bağımsızlığını koruma­ğa kararlı olan burjuvazi açıkça çatıştı (1383-1385). Yüzyıl savaşları Iberik yarım­adasını da etkileyince, ingiltere, Portekiz tahtına Pedro I’in evlilik dışı oğlu ve Fer­nando’nun üvey kardeşi olan aviz tarikatı başkanı Juan’m geçmesini destekledi; Co­imbra cortes’leri bu adaylığı onayladı (1385). Juan I ve başkumandanı Nuno Alvares Pereira, Castilla’lıları Aljubarrota’da ingiliz paralı askerlerinin yardımıyle ye­nerek (1385) Portekiz’in bağımsızlığını sağ­lamlaştırdılar; bağımsızlık 1411′de Castilla ile imzalanan barışla ve İngiltere ile yapılan ittifakla onaylandı;
Juan I’in 1387′de Lancaster’li Philippa ile evlenmesi İn­giltere ile yapılan ittifakı daha da pekiş­tirdi.

Buhran yeni kralın, cortes’lerde ağır basmağa başlayan burjuvalara dayanarak soyluların isteklerini sınırlamasına imkân verdi. Cortes’in yetkileri XV. yy.da Alfon­so V’in saltanatı başında naip Coimbra dükü Pedro’nun teklifi üzerine çıkarılan «Alfonso kararnameleri» ile belirlendi.
Portekizliler yeni topraklar keşfine ve iş­letilmesine Joao I zamanında (1385-1433) başladılar; ama bu işletmelerin tarihini mil­liyetçi efsaneler gölgelemiştir. Bütün bir milletin çabasını yansıtan XV. yy.daki teh­likeli yolculuklar uzun bir bilimsel araştır­ma (Alfonso X ile İber Yahudilerinin astronomi cetvelleri) dönemi ve gemi yapımının gelişmesi (kıç dümeni; 1439-1440′ta ilk kadırganın yapılması) sayesinde gerçek­leştirildi. Bu çalışmalar, önemi çağlara gö­re değişen birçok sebeple açıklanır: Por­tekiz’in nispî kalabalıklığı; kıtada güçlü Castilla’nın zararına bir genişleme siyaseti gütmenin imkânsızlığı; buğday, balık, deri ve boya maddesi sıkıntısının artması; şe­kerkamışı tarımına uygun yeni ülkelerin araştırılması; Algarve’de kurulan şeker değirmenleri için zenci köle ihtiyacı; batı ile mübadeleleri güçleştiren altın sıkıntısı.

Yö­netici sınıflar çok değişik teşebbüslere gi­rişmelerine rağmen başlangıçta anlaşmış gi­bi görünüyorlardı. İktisadî buhranın iflâs ettirdiği şövalyeler Fas’ta Septe limanını işgal ettiler (1415); burjuvalar Madera ta­kımadalarının (1418′den sonra) ve Asor adalarının (1432′den sonra) sömürgeleştirilmesini ve altın ülkesine ulaşmak amacıyle Afrika kıyılarının keşfini teşkilâtlandırdı­lar; Bojador burnu aşıldı (1434)) ve Rio de Oro’ya ulaşıldı (1436). Kral Edoardo’nun güçsüzlüğünden (1433-1438) yararlanan soy­lular, Fas’a savaş açılmasını kabul ettirdi­ler. Tanca önündeki bozgun (1437) ve kral Alfonso V’in (1438-1481) henüz ergen olmaması Coimbra dükü Pedro’yu ön plana geçirdi; cortes, naipliği yengesi kraliçe Aragon’lu Eleonora yerine (1440) Pedro’ya ver­di. Pedro, burjuvaların çok işine yarayan barış içinde genişleme siyasetini yönetti; Madera ve Asor adaları önce buğday tarla­ları, sonra şekerkamışı işletmeleriyle ör­tüldü; gezginler Sahra kıyısını aştılar ve daha elverişli ticaret ilişkileri kurdukları zenciler ülkesine ulaştılar; 1447′de ilk por­tekiz altın lirası cruzado basıldı. Ama de­rebeylerin kışkırttığı genç kralın tutumu yüzünden naip isyan etti ve Alfarrobeira’-da öldürüldü (1449);
o tarihten sonra, o gü­ne kadar yapılan işler, bu kavgaya karış­mamak ihtiyatlılığını gösteren kardeşi Henrique’ye (Gemici denir) mal edildi. Fas’a karşı tekrar savaş açılarak Alcazarseguer (1438), Tanca ve Arzila (1471), Safi (1508), Azemmuz, Mazagan alındı; buna karşılık Castilla’lılar bu sefer Magrıp’a doğru de­ğil doğuya doğru (Oran ve Tlemsen böl­gesi) yayılmağa başladılar. Ama güneyle ticaret öyle kazançlıydı ki (altın, köle, fil­dişi, zamk), yalnız özel teşebbüsün bile sür­dürülmesine yetiyordu. 1469′da bu ticaret Fernao Gomes’te yılda 200 000 reis öden­mesi ve her yıl kıyıda Sierra Leone’nin ötesinde 400 km’nin işletilmesi şartıyle sağlamlaştırıldı. 1474′te bu imtiyaz, tacın vârisi prens Joao’ya geçti. Krallığın artık iki hedefi vardı: Batı’daki toprakları ve adaları taramak; Afrika’nın güneyinden Hindistan’a bir denizyolu bulmak. Batı’da 1456′ya doğru bulunan Cabo Verde adaları ve Asor adaları Portekizlilerin Newfoundland ve Brezilya kıyılarına (bu yolculuklardan yararlanan Kolomb’dan önce) yaptıkları yolculukların hareket üssü oldu. Afrikada 1471′de yapılan yolculukla Sao Tome ve Annobon (Ano Bom) bulundu ve ekvator aşıldı.
Kendinden önceki krallar gibi, Castilla’nın güçlenmesinden çekinen kral Alfonso V, son yıllarında Henrique IV’ün (öl. 1474) gelecekteki vârisi Castilla’­lı Juana ile evlenerek (1455) bu krallıkta söz sahibi olmağa çalıştı. Oğlu Joao II (1481-1495) soyluları sindirmeğe karar vere­rek Braganza (1483) ve Viseu (1484) dükle­rini idam ettirdi, keşif seferlerini ve bu­lunan toprakların işletilmesini teşkilâtlan­dırdı. Diego de Azembuja Gine’de (bugün Gana) sonraki seferlerin iskelesi haline ge­len Sao Jorge de Mina kalesini kurdu (1482). 1482′den sonra Diego Cam, Zaire’ye (Kon­go) ve Angola’da Santa Maria burnuna portekizli padroes’ler (topraklara elkonulduğunu gösteren kolonlar) yerleştirdi. Pero da Covilha, Hindistan’a çıktı ve Ha­beşistan’a gitti, Bartolemau Dias, Fırtına­lar burnunu (bugün ümit burnu), Hint okyanusunu buldu (1487). Ama Portekiz kralının gemi vermeyi reddettiği Kolomb, Castilla kralı hesabına yaptığı ilk yolculuktan (1492-1493) dönerek Hindistan’a batı yo­lundan ulaştığını bildirdi. Joao II, doğu yolunun üstünlüğüne inanmağa devam ettiy­se de papa Alexander 1493′te bir fermanla Portekiz’in denizlerde sefer hakkını Ca­bo Verde adalarının 400 km doğusundan geçen bir hatla sınırladı; ama esrarlı Batı adaları hayalinden vaz geçmeyen Porte­kiz, sınırı Cabo Verde adasının 1 480 km batısına naklettirdi (Tordesillas antlaşması, 1494). Talihli Manuel I zamanında (1495-1521), Vasco da Gama o tarihe kadar uzakdoğu ticaretini elinde tutan müslüman tacirlerin engellemelerine rağmen Hindis­tan’a ilk olarak denizden gitmeyi başardı.

Gemi ve toplarının üstünlüğünden yararla­nan Portekizliler müslümanların ticaretini iflâs ettirdiler ve birkaç yıl içinde boğaz­lardaki kaleleri ele geçirerek Hint okya­nusuna hâkim oldular: Vasco da Gama Kalküta’yı topa tuttu (1502); Koçin, Cannanore ve Quiloa genel valiliğine tayin edilen Francisco de Almeida, Afrika kıyısın­da kaleler inşa ettirdi, mısır donanması­nı Diu’da batırdı (1508); Albuquerque 1507 -1515 arasında Socatora, Maskat, Goa, Malakka ve Hürmüz’ü ele geçirdi. 1509′da Malakka’ya varan Portekizliler baharatın daha doğudaki Molük adalarından geldiği­ni öğrenerek 1512′ye doğru orada bir ti­caret acentası (Amboina) kurdular. Macellan’ın bütün çabalarına rağmen (1521), takımadaları Zaragoza antlaşmasından son­ra Portekiz ele geçirdi (1529). Portekiz­liler Asya imparatorlukları ve pazarları­nın keşfini Siyam, Kamboç, Day Viet ve Çin’e (1514 veya 1517) ayak basarak ta­mamladılar (Makao’nun Portekiz’e bırakıl­ması 1557) ve Japonya’ya ulaştılar (1557). O tarihten sonra «kıta ve kıtaötesi Porte­kiz kralı, Afrika’da, Gine senyörü, Habe­şistan, İran, Arabistan ticaretinin, fethinin ve seferinin hâkimi» unvanını taşıyan ve Goa’da bir genel valiyle temsil edilen hü­kümdar bu keşiflerin kârını kendine ayır­mayı düşünüyordu; uzak deniz ticaretinin kontrolünü bir rejiye bıraktı: Casa da Gui­nea; reji 1452-1483 arası Casa da Guinea e Mina adını aldıktan sonra 1499′da Casa da İndia e da Guinea şirketine katıldı. Filolar halinde birleşen gemiler Lizbon’­dan Paskalya yortusunda yola çıkıyor ve muson sayesinde eylül ayında Kaliküt, Ko­çin veya Goa’ya ulaşıyordu; bu limanlar­dan kalkan başka gemiler, Malakka ve Ternate’ye gidip baharat yüklüyor, sonra da başka gemiler bu baharatı Japonya, Çin ve iran’a götürüyor, o arada da avrupa tekniğinin son buluşlarını (saat, arkebüz, top), Lizbon’da kurulan metalürji sa­nayiinin ürünlerini o ülkelere taşıyorlardı. Filo geri dönüşte Portekiz kralına asya ba­haratını, adaların şekerini ve zenci köle­ler getiriyordu.

Portekiz’in denizler ötesin­de kalelerden başka toprakları yoktu. Ama Portekizlilerin faaliyeti sadece ticarî de­ğildi; cizvitlerin misyon faaliyeti ve yerli­lerin zorla hıristiyanlaştırılması Uzakdoğu’da birçok hıristiyan topluluğunun kurul­masıyle sonuçlandı ve Çin ile Japonya’nın hıristiyanlaştırılmasını hazırladı; avrupa medeniyeti Portekizliler aracılığıyle Kongo krallığından Japon imparatorluğuna kadar, değişik çevrelere sızdı.

Yolculukların uzunluğu, deniz kazaları, do­nanmaların yarıya yakınını yok eden türklerin hücumları, asker ve tayfalara ödenen ücretler, gelen ürünlerin Avrupa’da yeni­den dağıtımını yapan Anvers’lilerin ve hansalıların istekleri, Portekiz kralının kârını çok azaltıyordu. XVI. yy. başındaki ilk coşkunluk geçtikten sonra Lizbon sarayı Uzakdoğu ile ilgisini gevşetti, Fas’taki topraklarını bırakmağa (Tanca, Septe, Azemmur ve Mazagan dışında) başladı ve daha yakındaki Atlas okyanusuna döndü. He­men hemen bir portekiz tekeli haline gelen şekerkamışını yetiştirmek için adalar (Madera, Asor, Cabo Verde, Sao Tome ada­ları) kâfi gelmiyordu; buna karşılık Ped­ro Alvares Cabral’in 1500′de Portekiz top­rağı ilân ettiği «Brezilya ormanı» şekerkamışı tarımı için çok büyük imkânlar sağ­layabilecekti. Brezilya’yı fransız korsanla­rına kaptırmak istemeyen Joao III’ün em­ri üzerine Martim Afonso de Sousa, Sao Vicente’den başlayarak ülkeyi sömürgeleş­tirmeğe koyuldu (1532). Brezilya’daki plan­tasyonlar Gine’deki, sonra XVI. yy.ın ikin­ci yarısında Angola’daki köle ticaret acentalarına yeni imkânlar sağladı; köle tica­reti yapan tek ülke olan Portekiz, koloni­lerini ve İspanyol Amerikası’nı köleyle doldurarak uzakdoğu ticareti için gerekli pa­rayı sağladı. Ekonominin yanı sıra hamle yapan fikir ve sanat hayatı Joao III (1521-1557) zamanında en parlak dönemini ya­şadı; papadan, cizvitlerin Portekiz’e yerleş­mesi (Evora’da üniversitelerini kurdular) iznini alan kral, Lizbon üniversitesini de Coimbra’ya nakletti (1537). Ressam Nuno Gonçalves’in koruyucusu hümanist Alfonso V (1438-1481) sayesinde kültür, afrika ve asya medeniyetinin etkisiyle gelişti (Manuel üslûbu). Camoes’in Os Lusiadas’ı Vas­co da Gama’nın başarılarını dile getirir. Reform’un hemen hemen hiç etkisinde kal­mayan fakat büyük bir papaz sıkıntısı çe­ken din, Cizvitler ve yahudilerle Hıristiyan­lığı benimsemek istemeyen müslümanları yakmak isteyen Engizisyon ile hâkimiyetini sürdürüyordu.

ispanya ile birleşme (1580-1640)
öteden beri Castilla’nın genişlemesinden çekinen Portekiz kralları evlenmeler yoluyle iki sülâlenin kendi lehlerine birleş­mesini hazırlamışlardı. Ama önce Aviz sü­lâlesi söndü: hâlâ haçlı seferlerine çıkmayı hayal eden kral Sebastiao (1557-1578), Alkaçar-Quivir’de Faslılar karşısında bozgu­na uğradıktan sonra ortadan kayboldu. Ai­lenin son temsilcisi olan halefi kardinal Henrique 1580 ocağında öldü. Crato baş­piskoposu dom Antonio’nun hak iddiasına rağmen, portekizli prenseslerin oğlu ve to­runu olan ispanya kralı Felipe II’nin or­dusu Portekiz’i ele geçirdi ve Felipe II Santarem’de kral ilân edildi. Aslında iki taç sadece tek kralın şahsında birleştiğin­den ilhak tam değildi ve Felipe II Porte­kiz’in hürriyetlerine saygı göstermeğe söz vermişti.

Daha sonra, ispanya’ya kin du­yan Portekizliler bu 1580 yılını mutsuzluk­larının başlangıcı ve ülkenin gerilemesinin onaylanması saydılar. Gerçekteyse, küçük krallıkta hayat eskisi gibi devam ediyordu; hattâ Portekiz halkı bu birleşme sayesinde ispanyol sömürgelerine sızıyor ve bu sömürgeleri kendi lehine işletebiliyordu. Ne var ki bir süre sonra şartlar değişti: Abbas zamanında İran’ın kalkınması, Hindis­tan’da moğol imparatorluğunun kurulması ve Japonya’da çoğunluğun yerleşmesi, Por­tekizlilerin bu ülkelere eskisi gibi söz ge­çirmelerine imkân bırakmadı. Felipe II, Lizbon baharat pazarını ayaklanan Hollan­dalılara, düşmanı İngilizlere kapatınca, uzakdoğu yolculuğuna çıkan kuzeyli gemi­ciler Portekizlilerin yanıbaşına yerleşerek baharat ticareti tekelini Portekizlilere bı­rakmadılar. Asyalı hükümdarlar, İngilizler ve özellikle Hollandalılar yavaş yavaş uzun bir hat boyunca birbirini takip eden Portekiz acentalarına bir bir elkoymağa başladılar; bununla beraber Portekizlilerin kaybı ancak 1640′tan sonra ispanyol do­nanmasının himayesi ortadan kalkınca çok büyük oldu. Birleşme döneminde Portekiz’­in zararı sadece Doğu’da ancak Molük adalarındaki tekelinin bölüşülmesi, Amboina (1605) ile Hürmüz’ün (1622) kaybı ve Japonya pazarlarının kapatılmasıydı. 1642′ye kadar Makao-Manila-Acapulco-Veracruz-Sevilla yolu sayesinde Uzakdoğu ile ilişkilerini muhafaza edebildi.

Brezilya’nın sömürülmesi ve Portekiz
Hollandalılar Brezilya’ya (1630), Afrika kö­le acentalıklarına (Sao Tome, Sao Paolo de Luanda) [1641] yerleşince, Portekizliler bu durumun sorumluluğunu İspanya’ya yük­lediler. Sonra da Katalonya’da patlak ve­ren isyanı fırsat bilerek ve Fransa başba­kanı Richelieu’nün dolaylı desteğinden ya­rarlanarak 1640′ta ayaklandılar, bazı hü­kümet üyelerini (bu arada Vasconcelos) öldürdüler ve Braganza dükünü Joao IV adiyle (1640-1656) kral ilân ettiler. Hollan­dalıları önce Afrika’daki ticaret merkez­lerinden (1643-1648), sonra Lizbon sarayı lehine ayaklanan Brezilya’dan (1657) çıkar­mayı başardılar, buna karşılık Asya’daki birçok mevkii kaybettiler (Malakka [1641], Maskat [1650'ye doğr.]; Tidore [1657]; Koçin [1663]; Seylan [1638-1658].

Portekiz mo­narşisi Tanca, Azemmur ve Bombay’ı ken­disini Hollandalılara karşı koruyan ingilizlere bıraktı. Uzun ve masraflı bir savaştan sonra portekiz soylularının önemli bir ke­siminin desteğine rağmen ispanya, yeniden fethetmeyi başaramadığı, hattâ bazen ordu­larının istilâsı altında kaldığı komşu devle­tin bağımsızlığını Septe’nin kendine bırakıl­ması karşılığında (Lizbon antlaşması, 1668′-de imzalandı) kabul etmek zorunda kaldı. Portekiz o tarihten sonra ispanyol kültü­ründen uzaklaştı: castilla-portekiz dilleri­nin birarada kullanılması ortadan kalktı; önce fransız edebiyatının, sonra fransız fel­sefesinin etkisi arttı. Tehlikeli bir monarşi buhranı (1667′de Alfonso VI’nın [1656-1683] Asor dağlarına sürülmesi; Pedro II’nin ön­ce naiplik [1667-1683], sonra krallık döne­mi [1683-1706]) ve bir Colbert’cilik dene­mesinden sonra Portekiz, iktisadî bakım­dan ingiltere’ye bağlandı: İspanyol veraset savaşı dolayısıyle (Pedro II önce Anjou’lu Philippe, sonra arşidük Kari lehine savaşa müdahale etti ve Madrid’i bir süre işgal altında tuttu [1705]) imzalanan lord Methuen antlaşmasıyle (1703), madera ve por­to şarapları ingiliz pazarına ayrıldı; buna karşılık ingiltere, artık sadece tek tip üzüm tarımıyle uğraşacak olan Portekiz’de, yünlü kumaş ve buğdaylarını serbestçe sa­tabilecek ve Brezilya ticaretine iştirak edecekti.

Ayrıca Hindistan’da, Doğu Afrika’da, Zan-zibar’da, Mombasa’da (1698) ticaret acentalarını (1698), Batı Afrika’da bazı ada­ları (Annabon, Fernando Poo, 1778) terkeden, Fas’ı elden çıkaran (Mazagan, 1769), millî ekonomiyi canlandırmaktan vaz geçen Portekiz monarşisi, Tordesillas antlaşması ile ispanya’ya verilen toprakları terkederek batıya uzanan Amerikan sömürgesini işletmeğe koyuldu. 1696′da Minas Gerais’te bulunan altın (XVIII. yy.da Portekiz’e 983 ton sevkedildi), elmas ticareti (1728′de Diamantina kuruldu) sağlayacağı gelir ba­kımından, Antiller’in gelişmesiyle Porte­kiz’in tekelini kaybettiği, ama hâlâ çok sayıda zenci köleye ihtiyaç duyan şeker, tütün ve kakao ticaretinden daha üstün­dü. Ayrıca Brezilya ispanyol sömürgeleriyle kaçakçılığa dayanan ticaretin sürdü­rülmesine imkân verdiği için Portekiz rio de la Plata bölgesindeki Sacramento böl­gesini elden çıkarmamakta direniyordu. Bu kale sonunda 1778′de, XVIII. yy.da Porte­kiz’in istemeden sürüklendiği birçok ispanyol-ingiliz savaşından biri sırasında kay­bedildi.

Joao V’in (1706-1750) oğlu Jose (1750-1797), 1770′te Pombal markiliğine yükseltilecek olan Carvalho e Melo’yu hükümetin başına getirdi. Sert bir polis rejimini uygulayan ve bir çeşit aydın zorbalık denemesine gi­rişen Pombal, Kilisenin Portekiz üstündeki hâkimiyetini azalttı; derebeylerini sindirdi ve cizvitleri uzaklaştırdı, manastırları ka­pattı; Lizbon’un 1755 depreminden sonra yeniden kurulmasını sağlayan Brezilya’nın altını, Lizbon ile Brezilya arasında nakli­yat yapan imtiyazlı şirketlerin kalkınması, Alto Duero Şarap şirketinin, dokuma sa­nayiinin v.b. kalkınmasına harcandı. Ama Pombal, Portekiz’i iktisadî bağımsızlığa ka­vuşturmayı başaramadı. Jose’nin kızı ve vâ­risi Maria I’in (1777-1816) tahta çıkar çık­maz bakanı görevinden almasıyle birlikte reform anlayışı ve Fransa’nın edebî etkisi ortadan kalktı; 1792′de bunayan kraliçe­nin yerine oğlu (sonradan Joao VI adım aldı) geçti. Portekiz 1793′te Devrim Fransası’na savaş açtı.
Fransızların bütün ısrar­larına rağmen, ispanya, ingiliz ticaretinin üssü olduğu için, Portekiz’i işgale yanaş­madı. Bunun üzerine 1807′de fransız gene­rali Junot, Lizbon’a girdi. O arada kral ailesi bir gemiyle Rio de Janeiro’ya kaç­mıştı. Portekizliler mayıs-haziran 1808′de fransız işgalcilere karşı ayaklandılar. Por­tekiz’e ayak basan Wellesley (1 ağustos 1808), Junot’yu Sintra’da teslim aldı (30 ağustos 1808). Kadrosu ingiliz subaylarla takviye edilen portekiz ordusu güçlü Torres Vedras tabyalarının arkasında Fran­sa’ya karşı savaşa karıştı. Soult (1809) ve Massena’nın (1810-1811) hücumlarının ba­şarısızlıkla sonuçlanmasından sonra, Por­tekiz Fransızlardan kesinlikle kurtuldu.

Portekiz’in gerilemesi
Bir krallık haline getirilen Brezilya’da kal­mayı tercih eden Joao VI (1816-1826), Por­tekiz hükümetinin yönetimini naibe ve or­du kumandanı general Beresford’a bırak­tı, ispanya’yı örnek alan Porto’da bir as­kerî ayaklanma mutlakıyetçi rejimi devirdi (ağustos 1820). 1821′de toplanan cortes’ler, Engizisyon’a son verdiler ve kralın ül­keye dönmesini istediler. Lizbon’a dönen ve liberal bir anayasa çıkaran (eylül 1822) Joao VI, liberallerin oyuncağı oldu. Cortes’lerin beceriksiz tutumundan yararlanan Joao VI’nın oğlu Pedro kendini Brezilya kralı ilân etti. Joao VI’nın ikinci oğlu Miguel, mutlakıyet idaresinin yeniden ku­rulmasında babasına yardımcı oldu; ama Joao VI, Canning’in öğüdü üzerine elde ettiği zaferden yararlanmağa kalkışmadı ve 1825′te Brezilya’nın bağımsızlığını kabul et­ti. Hükümdar ölünce, Brezilya kralı Pedro I (Portekiz kralı Pedro IV), yedi yaşında­ki kızı Maria II’yi kraliçe ilân ederek da­yısı Miguel’e nişanladı; sonra 1826 Anayasasıyle Portekiz’e iki meclisli bir rejim tanıdı. Canning’in himaye ettiği genç kra­liçeyi uzaklaştıran (1828) Miguel, kendini kral ilân etti ve korkunç bir baskı rejimi kurdu, ama 1830 Devriminde taraftarlarının desteğini kaybetti. Pedro I, Brezilya’dan ayrıldı (1831), Miguel’e karşı ayaklanan Asor adalarına gitti, sonra Porto’ya geçti (1832); Lizbon’a dönünce (1833), Dörtlü ittifaka Miguel’in kovulmasını kabul ettirdi; Miguel, Evora Monte’de teslim oldu (1834). 1826 Anayasası yeniden yürürlüğe kondu, dinî tarikatlar kaldırıldı, siyasî hayat iki rakip parti etrafında düzenlendi: bir yanda ılımlı anayasacılar; öte yanda da 1822 Ana­yasasının uygulanmasını isteyen eylülcüler. Kamuoyu meseleyle ilgilenmeyince her gru­bun kendi tarafına çekmeğe çalıştığı ordu sık sık ayaklanmağa başladı, birçok hü­kümet darbesine yol açan siyasî çatışmayı yalnız ingiliz etkisi yumuşatabiliyordu. 1852′de çok az vergi verenlere de seçmenlik hakkı tanıyan tek dereceli bir seçim sistemi­nin kabul edilmesi Portekiz’de seçmenle­rin sayısını yüzde 25′e yükseltti; oysa ülke halkının yüzde 80′i okuma yazma bilmi­yordu. Parlamento rejimi bir gösterişten ibaretti: seçimleri, krallığı destekleyen ve yönetici sınıfları (yüksek din adamları, subaylar, büyük mülk sahipleri) hoşnut et­mek zorunda olan hükümet hazırlıyordu.

Kamu yatırımlarının kötü yönetilmesi ik­tisadî gelişmeyi yavaşlattı. Kral Pedro V (1853-1861) ve Luis zamanında (1861-1869), birkaç reform yapıldı: kilise mallarının sa­tışa çıkarılması; sömürgelerde köleliğin kaldırılması; Medenî kanunun kabulü (1867). Kamuoyu bütçeyi büyük ölçüde aksatma­sına rağmen sömürgelere bağlı kaldı. Liz­bon Coğrafya derneği, hükümeti Afrika’nın bölünmesinde Portekiz’in haklarını sa­vunmağa davet etti. Serpa Pinto gibi de­ğerli subaylar 1877′den sonra Angola ile Mozambik arasındaki bölgeleri keşfe çık­tılar. Ama Portekiz, Leopoldo II’nin Kon­go’da giriştiği harekâtla karşılaştı ve Ber­lin kongresinden de (1885) ancak sağ kı­yıdaki iki kasabayı koparabildi. Bunun ardından Kap’tan Kahire’ye kadar ingilte­re’ye bağlı bir hat kurmak isteyen Cecil Rhodes’un teşebbüsleri başladı ve Nyassa’daki bir isyan dolayısıyle İngiltere’nin verdiği ültimatom karşısında Portekiz, Afrika’daki iki sömürgesini birbirine bağlamaktan vaz geçmek zorunda kaldı (1891). Carlos I zamanında (1889-1908), monarşi bütçe sıkıntılarını artıran ve cumhuriyetçi propagandayı kolaylaştıran israfıyle halkın gözünden düştü. Memleketin geri kalmış­lığı soyut ve kişisel siyasî ihtirasları daha da kamçılıyordu. Joao Franco’nun bir dik­tatörlük kurmasına (1906-1908) ses çıkar­mayan kral, büyük oğlu ile birlikte sokak or­tasında vuruldu. İkinci oğlu Manuel II (1908 -1910), otoriter rejimden vaz geçti ve bir hükümet darbesiyle devrildi; darbe, cum­huriyetçilerin işine yarayan papaz düşman­lığının patlak vermesine yol açtı; 4 ekim 1910′da ayaklanan cumhuriyetçiler 5 ekim­de cumhuriyeti ilân ettiler. Devrimci eği­limli sendikalar ve çoğunluktaki kralcılar arasında sıkışıp kalan ve kamuoyu tarafından pek desteklenmeyen aydın cumhu­riyetçiler kısa süre sonra otoriter metot­lara başvurmak zorunda kaldılar. Bir ku­rucu meclis, tarikatları dağıttı, kilise ile devlet arasındaki bağları kopardı, askerlik yoklaması ve laik mecburî eğitim sistem­lerini koydu, grev hakkını tanıdı. Tam mâ-nâsıyle demokratik olan 1911 Anayasası iş­leyemez hale gelmişti; kralcı ayaklanma­lar (özellikle Porto’da 1919), askerî şiddet tedbirlerinin yanı sıra hükümet istikrarsız­lığı, 1919-1926 arası 20 kadar ayaklanmaya ve 40 kadar hükümet değişikliğine yol aç­tı. Birinci Dünya savaşı sırasında, 1914 eylülünde portekiz sömürgelerine hücum eden Almanya 9 mart 1916′da Portekiz’e savaş ilân etti. Savaş sırasında, müttefik­lerin safında yer alması Portekiz’e küçük Kionga idare bölümünden başka bir şey kazandırmadı.

Birlikçi korporatif cumhuriyet
1926 Mayısında general Gomes da Costa, Braga garnizonunu ayaklandırarak parla­mento rejimini devirdi; kısa süre sonra Go-mes’in ayağını kaydıran general Oscar Car-mona, 1928 nisanında cumhurbaşkanı seçil­dikten sonra, ölümüne kadar (1951′de) ye­di yılda bir sürekli olarak tekrar seçildi. 1928′de başkan Carmona’nın maliye ba­kanlığına getirdiği profesör Salazar 1932′de meclis başkanı oldu.
Salazar, anayasası 1933′te yürürlüğe giren yeni rejimin en kuvvetli adamıydı. Millî İş kanunu (1933) işçileri millî sendikalara yazılmağa zorladı; işverenler gremıVlara (korporasyonlar) bağlandı. 1934′te grev ya­saklandı. Para meseleleri uzmanı olan Sa­lazar, bütün gücünü bütçeyi dengeleştirmeğe harcadı ve 1928′de bunu başardı. Por­tekiz ile Vatikan’ı barıştıran yeni devlet, dış siyasette ölçülü davranmağa dikkat et­ti. İspanya iç savaşında Franco’dan yana olduğunu belirtti, İkinci Dünya savaşının başında tarafsız kaldı, sonra da Büyük Bri­tanya (1943) ve A.B.D.’nin (1944), Atlas okyanusunu denetlemek için Asor adala­rından yararlanmalarına izin verdi. Savaş sonrasında huzursuzluk arttı. 1949′da hü­kümet serbest seçimlerin yapılacağını ilân etti, ama Carmona’ya karşı çıkarılan kuk­la bir aday önce büyük bir faaliyet gös­terdi, fakat kampanyasının baltalandığını ileri sürerek seçimden önce çekildi. Aynı olay 1951′de, ölen Carmona’nın yerine ge­neral Francisco Higino Craveiro Lopes ge­çince tekrarlandı; resmî aday amiral Americo Tomas’m seçildiği 1958 seçimlerinde muhalefet adayı general Humberto Delgado oyların yüzde 25′ini topladı. Delgado 1959 ocağında Brezilya konsolosluğuna sı­ğındı, sonra yurt dışına kaçtı. Porto pis­koposu A. Ferreira Gomes’in Portekiz’e dönmesi yasaklandı (şubat 1960). O tarih­te Delgado ile ilişki kuran yüzbaşı Galvao’nun Santa Maria gemisine elkoyması bütün dünyanın dikkatini Portekiz rejimine çekti. 13 Nisan 1961′de Salazar üç bakanın istifa ettiğini ve kurmay başkanı ile iki askerî bölge kumandanının görevlerin­den alındığını açıkladı. 1 Ocak 1962′de Beja’da patlak veren bir ayaklanma hemen bastırıldı; 1962 mayısında yeni ayaklanma­lar oldu.
Çok geniş sömürgeleri olan Portekiz bu yönde de güçlüklerle karşılaştı. Hindis­tan, Portekiz sömürgelerinin (Goa, Diu. Damao) kendisine iadesi için görüşme tek­lifinde bulundu, fakat Portekiz bu teklifi resmen reddetti (1953); 1955′te iki ülke ara­sında diplomatik ilişkiler kesildi. 17 Ara­lık 1961′de hint birlikleri Portekiz sömür­gelerini işgal ettiler; direnme kısa süre içinde kesildi. 1955′ten beri Birleşmiş Mil­letler teşkilâtı üyesi olan Portekiz, 1961 şubatında ayaklanmalar olan Angola ko­nusunda milletlerarası kurulun kendisine karşı karar almasını önleyemedi. Bugünkü siyasetin başlıca özelliği denizaşı­rı bölgelerdeki (Angola ve özellikle Mozambik) bağımsızlık hareketlerine karşı, Portekiz hükümetinin tutumunun sertleşmesidir. Bütçenin yüzde 40′ı, millî savun­maya ayrılır, öte yandan askerlik hizmeti süresi on sekiz aydan dört yıla çıkarıl­mıştır ve gençlerin yurt dışına göçmesi kontrola bağlıdır. Birleşmiş Milletler teşkilâtının Güvenlik konseyi portekiz sömür­gelerinin kendi kaderlerini kendileri tayin etme hakkı üstünde dururken, Lizbon bu sömürgelerin birer «denizaşırı il» olduğu için doğrudan doğruya kendi yargı siste­mine bağlı olduğunu savunmaktadır. Bu tutum afrika devletlerinin çoğunu Portekiz aleyhine çevirdi.

içte, Salazar hükümeti korporasyoncu ve^ birlikçidir; özellikle her türlü komünist ve­ya ilerici harekete karşı bir siyaset güder. Başkanlık seçimleri 25 temmuz 1965′te ya­pıldı. Tek aday bir önceki dönemin baş­kanı ve Uniao Nacional’in adayı amiral Americo Tomas idi. 13 Karşı oy ve 16 çekimser oya karşı 556 oyla yedi yıl için tekrar seçildi. Portekiz Millî Kurtuluş cep­hesi başkanı Humberto Delgado’nun öldü­rülmesi, siyasî atmosferi gerginleştirdi, öte yandan yeni Millet meclisi seçimleri (130 üye) yaklaşıyordu. Hıristiyan demokratla­rın desteksizlik yüzünden seçim mücadele­sine katılmaktan vaz geçmesine karşılık, başlıca muhalefet partisi olan Demokratik ve Sosyal Eylem partisi aday göstermeğe karar verdi. Ama hükümete seçim süresi boyunca basın sansürünün kaldırılmasını kabul ettiremeyince adaylarını çekti (18 ekim). 7 Kasımda 130 milletvekili tek lis­teden (Uniao Nacional adayları) seçildi; halkın yüzde 25′i sandık başına gitmedi. 28 Mayıs 1966′da başkan Salazar, hükü­metten ayrılmama kararını açıkladı.

• Sel felâketi. 26 Kasım 1967′de Lizbon dolaylan büyük bir sel felâketine uğradı. 1775 Yılındaki depremden bu yana Porte­kiz’in uğradığı en büyük tabiî felâket sa­yılan sellerde 464 kişi öldü, binlerce insan da evsiz kaldı. Şiddetli yağmurların Tajo nehri ve kollarını taşırması sebebiyle mey­dana gelen sellerden en çok zarar gören bölge Lizbon’un 29 km kuzeyindeki Quintas köyü oldu.
• Salazar’ın hastalanması. 1932 Yılından beri başbakan olan Dr. Salazar, 6 eylül 1968′de beyinde bir kan pıhtılaşması se­bebiyle hastahaneye kaldırıldı. O yaz Estoril’deki yazlık evinde koltuktan düşerek ba­şını şiddetle yere çarpmış olan Salazar, bir süreden beri şiddetli baş ağrılarından rahatsızdı. Lizbon’daki Kızılhaç hastahanesinde bir ameliyat geçirdikten sonra sağ­lık durumu iyileşirken, 16 eylülde bir beyin kanamasıyle komaya girdi.

Salazar’ın komaya girmesi, Portekiz’de bir anayasa krizine sebep oldu. Portekiz ana­yasası başbakanın ancak ölüm, istifa veya azledilme halinde yenilenebileceği konu­sunda emredici bir hüküm taşıdığından, Sa­lazar’m işbaşından uzaklaştırılması önemli bir mesele haline gelmişti. 13 Kişilik Devlet konseyi cumhurbaşkanı amiral Tomas’ın başkanlığında toplanarak durumu görüştü. Bu arada hastahaneden, Dr. Salazar’ın ya­rı felçli durumda bulunduğu ve şuuruna hemen de hiç malik olmadığı açıklandı. Ülkenin daha uzun bir süre başbakansız kalmaması gerekçesiyle amiral Tomas, as­ker ve sivil liderlerle yaptığı müzakereler­den sonra, anayasal yetkilerini kullanarak Dr. Salazar’ı görevden azletmek zorunda kaldığını açıkladı. Amiral Tomas, başba­kanlığa prof. Marcelo Jose Das Neves Caetano’yu tayin ettiğini bildirdi. Prof. Caetano başkanlığında kurulan yeni hükümetin, Dr. Salazar yönetimine göre daha liberal bir siyaset güdeceği intibaını veren ilk kararlarından biri, muhalefet lideri Dr. Mario Soares’in serbest bırakılması ol­du. Sosyalist ve demokrat muhalefetin li­deri general Delgado’nun esrarengiz şartlar altında öldürülmesinden sonra, onun en yakın arkadaşı ve avukatı olan Dr. Soares, 15 mart 1968′de, kendisine hiç bir suç isnat edilmeden, bizzat Dr. Salazar’ın emriyle tu­tuklanmış ve Sao Tome adasına sürgüne gönderilmişti.

Yeni hükümet bir yıl sonra, 26 ekim 1969′-da Millet meclisi seçimlerinin yapılmasına da karar verdi. 1968′in yaz aylarında mu­halefet, hükümetin izin verdiği ölçüde, fa­aliyet gösterdi.
16-18 Mayıs 1968′de Avei-ro’da toplanan İkinci Cumhuriyetçi kongre (ilki 1957′de) bir beyanname kabul etti. Sos­yalistlerden ilerici katoliklere kadar de­mokrat muhalefete mensup çeşitli grupları temsil eden İkinci Cumhuriyetçi kongrenin beyannamesinde hükümetten, söz ve düşünce hürriyetinin tanınması, bütün siyasî mah­kûmların affedilmesi, siyasî görüşlerinden dolayı işten atılanların görevlerine iadesi, toplanma hürriyetinin tanınması ve mille­tin temsilcilerini serbestçe seçebilmesini sağ­layacak bir seçim kanununun hazırlanması istendi.
Vaat edilen tarihte yapılan Millet meclisi seçimlerini Dr. Caetano’nun iktidar partisi olan Uniao Nacional partisi, meclis­teki 130 sandalyenin hepsini almak suretiy­le kazandı. 1 Aralık 1969′da toplanan ye­ni meclisi açış konuşmasında devlet başka­nı amiral Tomas, anayasanın değiştirilmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Böyle­ce hükümetin, muhalefet tarafından öne sürülen istekleri olumsuz karşıladığı belir­tilmiş oluyordu.

• Salazar’ın ölümü ve son gelişmeler. Por­tekiz eski başbakanı Dr. Antonio De Oliviera Salazar, 16 eylül 1968′den beri koma­da bulunduğu hastahanede öldü (27 temmuz 1970). Salazar’ın cenazesi Lizbon’da XV. yy.dan kalma Sao Jeronimo manas­tırında katafalka kondu; 30 temmuzda da doğduğu köy olan Santa Comba Dao’ya gö­müldü.

1970 Ağustosunda hükümet muhalefete kar­şı yeniden sert bir tavır aldı. 1968′de Sao Tome adasındaki sürgünlük cezası kaldırı­lan Dr. Mario Soares, Avrupa ve A.B.D.’ye yaptığı geziler sırasında hükümeti tenkit ettiği gerekçesiyle, ülkeyi terk etmek veya tevkif edilmek şıklarından birini seçmek zorunda bırakıldı. Buna karşılık bir süre sonra hükümet, anayasayı değiştiren bazı
önemli kanunlar çıkardı. Bunlardan biri, basın hürriyetinin kısıtlanması devam et­mekle birlikte sansürün kaldırılmasıyle il­giliydi, öte yandan 1971 ekiminde hükü­met Ekonomik ve Sosyal Kalkınma cemiye­ti adiyle kurulan cemiyetin faaliyet göster­mesine izin verdi.
Bir muhalefet partisinin çekirdeğini meydana getirecek şekilde ku­rulmuş olan bu cemiyete izin verilmesi, hükümet siyasetinde yeni bir yumuşama belirtisi olarak yorumlandı.

1971 Sonu Portekiz’de meşru muhalefet imkânlarını araştıran demokrat aydın grup­larının dışında, silâhlı gerilla faaliyeti gös­teren gruplar türedi. «Silâhlı Devrimci Ey­lem» adını taşıyan bu gizli teşkilât, Liz­bon Merkez postahanesini bombalama, Lük-semburg’daki Portekiz büyükelçiliğini ba­sarak pasaport ve resmî mühürleri çalma, Angola’ya silâh götüren gemi kargosunu tahrip gibi çeşitli tedhişçi faaliyete giriş­ti. Bu gizli tedhiş teşkilâtı, amacının ül­kedeki faşist diktatörlüğü devirmek, Angola ve Portekiz’in denizaşırı topraklarında yü­rütülen sömürgeci savaşa ve ülkedeki em­peryalist hâkimiyete son vermek olduğunu belirtti; hükümet, olağanüstü durum ilân etti.

Osmanlı – Portekiz ilişkileri
XV. yy.ın ikinci yansında Memlûk sul­tanlığı, Mısır ve Suriye yoluyle Batı’ya gön­derilen hint mallarından alınan vergileri ağırlaştırdı, yeni liman vergileri koydu, Por­tekiz’in ticaret hayatı bu yüzden büyük bir buhranla karşılaştı. Transit vergilerinin ağırlığı Portekizlileri Hindistan’a giden yeni bir deniz yolu arama zorunda bıraktı. Por­tekiz denizcisi Vasco da Gama, arap deniz­cisi İbni Macid’in kılavuzluğuyle Hindis­tan’a giden denizyolunu buldu (1497). Por­tekizliler, Hindistan kıyılarına yerleşti­ler. Böylece, Memlûk sultanlığı, en önemli gelir kaynağından yoksun kaldı.

Portekiz­lilerin yeni hindistan donanması kumanda­nı Afonso Albuquerque, Maskat ve Horfe-kân’a saldırarak Hürmüz’ü aldı ve Fars körfezini kapattı. Portekiz kralı Manuel, Hindistan’daki müslümanlara baskı yapma­ğa başladı. Ticaret gemilerine güçlükler çı­kardı. Bunun üzerine Kızıldeniz’deki Moha, Cidde, Kuseyr limanlarıyle ticarî ilişkileri olan Gucerat ve Kambay gibi hükümetler, Mısır Memlûk sultanından yardım istemek için Kahire’ye elçiler gönderdiler. Memlûk sultanı Kansu Gavri de, Mekke’nin limanı sayılan Benderi Cidde’yi sur ve burçlarla sağlamlaştırdı; müslümanların koruyucusu olarak deniz kumandanı Emîr Hüseyin ve magrıplı Hoca Nureddin emrinde bulunan bir memlûk donanmasını Portekizliler üstüne gönderdi. Gucerat’taki Diu valisi Melik İyaz’ın kürekli gemilerden kurulu donanmasıyle birleşen memlûk donanması, Albuquerque’in oğlu Lorenzo kumandasındaki portekiz donanmasını 1508′de Hindistan’ın Şaul limanında yendi; fakat hemen harekete geçen genel vali Albuquerque, 1509′da Diu limanında yatan memlûklu donanmasına baskın yaptı; Melik lyas savaştan çekildiği için onları yenilgiye uğrattı. Kuvvetli bir portekiz donanması Benderi Aden’i tehdit etmeğe başladı. Süveyş’te güçlü bir donan­ma kurmanın gereğine inanan Kansu Gavri, osmanlı padişahı Bayezid II’ye başvurarak ondan anadölu leventlerini Memlûk sultan­lığının yardımına göndermesini, kereste, demîr, halat gibi gemi yapımı için gerekli malzeme ile top, barut gibi ateşli silâhlar istedi. Bayezid II yardım kafilesini yo­la çıkardı. Bu kafile Alaiye (Alanya) yö­resinde Rodos (Saint – Jean de Hospitalier) şövalyelerinin baskınına uğradı; fakat anadö­lu leventleri Süveyş’e gitmeyi başardılar. Memlûklu yazarı ibni iyas, Selman Reis ku­mandasında Süveyş’e giden 1000 denizci türk ve Portekizlilere karşı girişilen hazırlık­lar hakkında bilgi verir. Benderi Cidde beyi Emîr Hüseyin ve türk denizcilerinin çabalarıyle 20 gemilik bir donanma kuran Selman Reis, 1515′te Portekizlilere karşı se­fere çıktı. Bu seferde yenilen Selman Reis ile Emîr Hüseyin, ertesi yıl 22 gurâb ve iki kalyondan kurulu bir donanma ile Ben­deri Aden’i kuşattılar, fakat başarı kazana­madılar ve Benderi Cidde’ye döndüler; ge­milerinden bir kısmı Süveyş’e gönderildi. Bu sırada Mısır’ın Yavuz Sultan Selim tarafından alındığını Öğrenen Selman Reis, bu durumdan yararlanarak Benderi Cidde’ye saldıran Lopo Soares de Albergaria kuman­dasındaki portekiz donanmasını yenilgiye uğrattı. Sonra Kahire’ye giderek, burada bulunan Yavuz’un hizmetine girdi. Yavuz’­un ölümünden sonra Benderi Cidde sancak­beyi Hüseyin el -Turkî ile birlikte Yemen’e gitti. Zebid’i ele geçirdikten sonra Kahire’de bulunan Makbul İbrahim Paşanın ya­nına gitti ve ona Hint seferinin yararlı ola­cağını bildirerek Hindistan’ın bellibaşlı mer­kezleriyle portekiz kuvvetlerinin durumunu gösteren bir lâyiha verdi.

Doğu ticareti­nin önemiyle Osmanlı devletine sağladığı çı­karları değerlendiren İbrahim Paşa, bu lâyiha üzerine, eski memlûk donanmasının dü­zenlenmesi görevini Selman Reis’e verdi. Selman Reis denizci Hayreddin Beyle bir­likte baharat ticaretinin merkezi olan Yemen’i aldı (1527). Osmanlılar böylece, Por­tekizlilerin Kızıldeniz’de ticaret merkezleri kurma çabalarını önlediler. 1524 Tarihli Mısır kanunnamesinden anlaşıldığına göre, baharat ticareti Osmanlılar çıkarına gelişiyordu. Ancak Selman Reis’in Hayreddin Bey tarafından öldürülmesi, bu çalışmayı aksattı; yeğeni Bayramoğlu Mustafa, Hay­reddin Beyi öldürerek kendisine bağlı türk denizcileriyle birlikte Gucerat hükümetinin (hint kaynaklarına göre Rumî Nasır Han) hizmetine girdi ve Diu kalesinin Portekiz­lilere karşı savunulmasında başarı sağladı (1531).

• Hint seferi. Gucerat hükümdarı Bahadır Şah, 1535′te Delhi sultanı Hümayun Şah ile yaptığı savaşta yenilerek Diu kalesine sığın­dı. Hümayun Şaha karşı Goa’daki Portekiz valisiyle anlaştı. Portekizliler de Diu lima­nına hâkim tepede bir kale yaptırarak lima­nı denetimleri altına aldılar. Bunun üzerine hatasını anlayan Bahadır Şah, Portekizlileri Diu’dan çıkarmak amacıyle Kanunî Sultan Süleyman’a başvurdu ve bir ihtiyat tedbiri olmak üzere de hazinelerini Mekke’de gü­ven altına aldırdı. Kanunî de Hindistan ile Akdeniz arasındaki güvenliği sağlamak ama­cıyle, doğu ticaretini ellerinde bulunduran ve Kızıldeniz’de serbestçe dolaşan Portekizlilere karşı harekete karar verdi. Doğu müslümanlarının koruyucusu olarak Mısır valisi Hadım Süleyman Paşaya Süveyş’te cenovalı mühen­disler yönetiminde bir donanma yaptırmasını emretti. Bu hazırlık arasında Bahadır Şahın öldürüldüğü öğrenilince Mekke’de bulunan hazinesi İstanbul’a gönderildi. Mısır vali­si Hadım Süleyman Paşa, 13 haziran 1538′de 20 000 kişi ve 74 gemiden meydana gelen bir donanma ile Süveyş’ten yola çıktı. Kameran ve Babülmendeb’i geçerek Benderi Aden ö-nüne geldi; Portekizliler ile işbirliği yapan Âmir bin Davud’u astırdıktan sonra 4 ey­lül 1538′de Gucerat kıyılarına geldi. Gokalat (Benderi Türk) ve Kat adlarındaki iki kaleyi alarak eylül başlarında Diu kalesini ku­şattı. 20 Gün süren kuşatma sırasında, Por­tekizliler bütün güçleriyle karşı koydular; osmanlı ordusunda kıtlık çıktı. Yeni Guce­rat hükümdarı Mahmud III’ün Portekizliler tarafını tutarak Osmanlılara yiyecek sağla­maması, sıkıntının artmasına yol açtı. As­ker, gemilerine çekildi. Bunun üzerine Ha­dım Süleyman Paşa kuşatmayı kaldırarak Yemen’e döndü. Ertesi yıl bir portekiz filo­su, Kızıldeniz’e girdi ve Süveyş’e kadar ilerledi; fakat Osmanlıların karşı koyması ü-zerineı geri dönmek zorunda kaldı. Bundan sonra, Hindistan hedef tutularak, Portekizlilere karşı girişilen deniz sefer­leri, Batı’daki önemli olaylar yüzünden ba­şarısızlıkla sonuçlandı. Kitabı Bahriye ya­zarı ünlü denizci Pirî Reis’in 1552′de bir donanma ile Süveyş’ten hareket ederek ön­ce Benderi Aden’i, sonra da Hürmüz kale­sini Portekizlilerden almak üzere giriştiği hazırlık, Basra beylerbeyi Kubad Paşanın olumsuz tutumu yüzünden sonuç vermedi. Pirî Reis, üç gemiyle Süveyş’e kaçmak zo­runda kaldı; merkezden gelen emir üzerine Mısır valisi tarafından öldürüldü (1552). Er­tesi yıl Pirî Reis’in yerine hint donanması kumandanlığına getirilen Murad Reis de, Hürmüz boğazı yakınlarında Portekizlilerle yaptığı deniz savaşında yenilince Basra’ya çekildi (1553). Hint seferiyle görevlendirilen galatah kâtip Şeydi Ali Reis, 1554′te, 15 ka­dırgadan kurulu bir donanmayı Süveyş’e ge­tirmek üzere harekete geçti; fakat 9 ağus­tosta Hcrfekân ve 25 ağustosta Maskat önünde portekiz donanma siyle yaptığı deniz savaşlarında yenildi; savaştan kalan kadır­galarla yoluna devam ederken fırtınaya tutul­du. Gucerat kıyılarına sürüklendi ve Demen limanı önüne geldiği sırada kadırgalarından üç tanesi karaya oturdu; geri kalan 6 kadırgayı Surat limanına götüren Şeydi Ali Reis, tayfalarından isteyenleri Gucerat hü­kümeti hizmetine girmekte serbest bıraka­rak, onunla birlikte gelen 50 kişiyle karadan yola çıktı ve dört yıllık bir yolculuktan son­ra Türkiye’ye döndü (mayıs 1557). 1559′da Lahsa beylerbeyi Mustafa Paşanın Bahreyn adasına yaptığı bir sefer de, Portekizlilerin işe karışmaları yüzünden, başarısızlığa uğ­radı.

Osmanlı devleti, asya müslüman devletlerine karşı takip ettiği siyasete uygun olarak Portekizlilere karşı yardım isteyenlerin yanın­da yer aldı. Kanunî devrinde Osmanlı dev­letinden yardım isteyen Sumatra’daki Açe hükümdarı Sultan Alâeddin’i desteklemek amacıyle İskenderiye kaptanı Kurdoğlu Hı­zır Bey kumandasında top ve tüfek gibi ateşli silâhlarla dolu 19 kadırgadan kurulu bir osmanlı donaması 1569′da Sumatra’ya gönderildi. Donanma ile giden türk topçu ustaları, Sumatralılara top dökmesini ve Portekizlilere karşı savaşma kurallarını öğrettiler. Bunların bir kısmı yerlilerle evlene­rek Sumatra’da kaldı. Bu arada Portekizli­lere karşı girişilen seferlerde uğranılan ye­nilgilerin sebeplerini araştıran Osmanlı dev­leti, Kızıldeniz’e uygun gemiler yaptırdı ve Akdeniz donamasının bu denize geçirilmesi­ni sağlamak için Süveyş kanalının açılması görüşü üstünde durdu. Kanal için bir plan hazırlandı; fakat bu plan bir musevî tarafından çalınarak ispanya’ya kaçırıldı.

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTEKİZ TARİH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİPE-LİNE

Tarih 05 Haziran 2009

PİPE-LİNE [payplayn] i. (ing. pipe, boru ve line, hat). Akışkanların uzak mesafelere, nakledilmesinde kullanılan uzun boru hattı.

— ansikl. Pipe-line’lar, gazların (tabiî gaz, sınaî gaz, basınçlı hava),; sıvıların (ham petrol, rafine edilmiş ürünler, su, süt) ve akıcı hale getirilmiş katıların (katalizörler, toz kömür) naklinde kullanılır. Bu nakil hattı, kaynakla uç uca birleştirilen ve ya toprak yüzeyine, ya da sonradan dolduru­lacak hendekler içine yerleştirilen borular­dan (genellikle çelik borulardan) meydana gelir. Boruların çapı, çoğu zaman 80 sm kadardır.
Pipe-line’lar, önce, ülkenin iç kısmında­ki yataklardan çıkarılan ham petrolün ra­finerilere veya tanker yükleme limanları­na, daha sonra da, büyük bir tüketime ce­vap veren işlenmiş ürünlerin (benzin, gasoil, ender olarak fuel-oil) rafinerilerden sanayi merkezlerine nakledilmesini sağlar. İlk pipe-line’lardan biri Karadeniz’de, Ba­kü ile Batum arasında döşendi. Dünyanın en geniş pipe-line şebekesine sahip olan A.B.D.’de pipe-line’lar, ham petrolü ve ürünlerini binlerce kilometre mesafeye ka­dar ulaştırarak, mevsimlik ürün talepleri­ne, nakliye fiyatlarına göre sanayide düzen­leyici bir rol oynar.
Ortadoğu’daki pipe-line’lar, İran, Irak ve Arabistan petrollerini Basra körfezine veya Akdeniz’e taşır; Arabistan ötesi pipe-line (T.A.P. line), tankerlerin Süveyş kanalı. Kızıldeniz ve Hint okyanusunda uzun se­ferler yapmasını önler. Fransa’da, Paris bölgesini, Aşağı Sen’deki rafinerilerden iti­baren, çift yollu bir pipe-line besler. Mil­letlerarası bir pipe-line da, Ren havzasını Marsilya yakınındaki petrol limanlarından besler.
Askerî taşıtları besleyen yakıt pipe-line’ları ise, hava birlikleri ve modern motorlu birlikler için vaz geçilmeyecek kadar önemli­dir; meselâ, 1944′te Müttefiklerin Norman-diya ve Provence çıkarmaları sırasında, Manş denizinin dibine döşenen borularla, cephe ile ingiltere arasında doğrudan doğ­ruya bağlantı sağlanabilmiştir.
Bugün en ucuz enerji kaynağı olan tabiî gaz ulaşımı için A.B.D.’de, bütün kıtayı kate-den büyük bir pipe-line şebekesi kurulmuş­tur. Cezayir’de, Hasi R’MePden çıkarılan tabiî gaz, kıyı bölgelerine kadar (Arzev) iletilir. Avrupa’da tabiî gaz, Kuzey İtalya pipe-line’larıyle nakledilir; Fransa’nın gü­neybatısındaki Lacq gazı, Lyon’a Paris böl­gesine ve Nantes’a kadar çeşitli bölgelere gönderilir. Eğer hattın geçtiği yerlerdeki seviye farkları çok fazlaysa, pipe-line bo­yunca ve eşit aralıklarla, pompalardan ve­ya kompresörlerden meydana gelen aşın basınç istasyonları veya «boosting»ler ku­rulur. Varış yerindeki depoya pipe-line «terminal»i denir.
Toprak altına gömülecek pipe-line’ların ya­pımı sırasında, toprağın kaldırılması, hen­deklerin açılması, boruların yerleştirilmesi ve kaynak yapılması, bataklık derelerden hattın geçirilebilmesi için güçlü makineler gerekir. Aşınmaya karşı sarma makinele­riyle borulara sarılan kauçuklu veya kat­ranlı bezler kullanılır. Temizleme işi, özel kapaklardan boru içine sokulan kazıyıcı­larla yapılır.
Pipe-line tekniğindeki son aşamalar, bu sis­temin, kıtalararası enerji nakliyatında en ucuz şekil olmasını sağladı. Bugün, çapı 1 m’yi aşan binlerce kilometre uzunluğunda hatlar yapılmaktadır. Büyük bir ham pet­rol pipe-line’ı, aynı miktardaki enerjiyi, yüksek gerilimli elektrik hatlarındaki mali­yet fiyatının onda birine ve en güçlü yük trenlerininkinin beşte birine nakletmektedir. Pipe-line’lar, ham petrol nakledenler, işlen­miş ürün ve tabiî gaz nakledenler şeklinde de sınıflandırılır.
• Ham petrol pipe-line’ları. 1960′tan bu yana Avrupa, büyük tonajlı tankerlerin gi­rebildiği geniş limanlardan başlayarak, iç bölgelerdeki rafinerileri besleyen bir pipe-line şebekesiyle kaplandı.
— Güney-Avrupa pipe-line‘ı, Lavera lima­nından (Bouches-du-Rhöne) ve Fos yakı­nındaki terminalden başlar. 860 mm çapın­daki pipe-line Rhöne vadisini aşar, Jüra ve Alsace’tan geçerek fransız bölgesinde 760 km yol alır, sonra daha küçük çaplı bir boruyle Ren-Tuna hattından ingolstadt’a (Bavyera) kadar uzanır. Bu hatta, her biri 1 800 kW’lık yedi pompalama istasyonu bu­lunur. Yılda 35 milyon ton petrol nakleden hat, başlangıçta Strasbourg’daki iki rafine­ri ile Karlsruhe’deki iki rafineriyi beslemek için tasarlanmıştı; sonra yavaş yavaş Lyon, Neuchâtel (İsviçre), Lorraine ve Saar, Pfalz ve Bavyera’dan da talepler çoğaldı.
— Orta Avrupa pipe-line’ı, Cenova’dan başlayarak Milano, İsviçre ve Bavyera’daki rafineleri besler. Boru çapı ortalama 500 mm, kapasitesi de yılda 10 milyon tondur. Bu hattın bir özelliği de Büyük Sankt-Bernhard tünelinden geçerek Alp dağlarını aşmasıdır.
— Rotterdam-Ruhr pipe-line‘ı, Rotterdam’-dan başlayarak 300 km’lik bir yol yaptık­tan sonra Köln bölgesine ulaşır. Ortalama çapı 600 mm, yıllık kapasitesi 15 milyon tondur.
— Kuzeybatı Almanya pipe-line‘ı, Wilhel-mshaven’dan başlayarak Wesel ile Köln a-rasında Ren vadisindeki yedi rafineriyi bes­ler. Çapı 700 mm, yıllık kapasitesi 22 mil­yon tondur.
Alpötesi pipe-line, 760 mm çapındadır ve Trieste’den başlayarak Bavyera ile Avusturya’yı besler.
— Dostluk pipe-line’ı Avrupa’nın en önem­li şebekesidir. Binlerce kilometre uzunlu­ğundaki bu hat, Ural ile Yukarı Volga arasında bulunan ve «ikinci Baku» denen petrol alanını, Polonya, Macaristan, Çe­koslovakya ve Doğu Almanya’daki rafi­nerilere bağlar. Son olarak, Sahra petro­lünü Cezayir (Arzev, Bugil), Tunus (La Skhira ve Libya kıyılarına ulaştıran hamu petrol pipe-line’larından da bahsetmek ge­rekir.
— Türkiye’de de, Batman bölgesinden İs­kenderun limanma kadar uzanan bir ham petrol pipe-line’ı döşenmiştir.
• işlenmiş ürün pipe-line’ları. Avrupa’daki bu tür pipe-line’lar arasıda en önemlisi, yılda 20 milyon ton kapasitesi olan Le Havre-Paris arasındaki üç hattır. İşlenmiş ürün nakliyatının en önemli başarısı, her türlü şartlarda işletme güvenliği olması ve uçak benzinlerinden hafif yakıtlara kadar, taşınan ürünler arasmda en ufak bir karışmaya meydan vermemesidir. Ayrıca, şu hatlar da inşa veya tasarı halindedir: İngiltere’de, Liverpool-Londra ve Southampton-Londra arası; Fransa’da, Lav6ra-Lyon-Dijon arası (Cenevre’ye doğru ayrılan bir dal ile) ve belki, Dunkerque-Lille arası. Almanya da, hidrokarbon trafiğini azaltmak için, Ren nehri boyunca pipe-line’lar kurmayı tasar­lamıştır.
Sanayi açısından pipe-line’lar o kadar ö-nemlidir ki, uzun mesafelerde, boruları ya­lıtmak ve yeniden ısıtmak gerektiği için ma­liyetin artmasına rağmen, fuel-oü’ler ve di­ğer ağır ürünler için pipe-line yapımına başlanmıştır. Yeniden ısıtma, hat boyun­ca belirli aralıklarla yerleştirilen buharlı ısıtıcılar ve pipe-line’ın içine veya dışına yerleştirilen ısıya dayanıklı kablolarla yapı­labilir.
Tabiî gaz pipe-line’lan. Nakliye işi, kay­nakları genellikle sanayi merkezlerinden çok uzakta bulunan tabiî gaz sanayiinin ana meselelerinden biridir. Bk. gaz. (lm)

Doğal gaz hattı, petrol boru hattı, petrol nakliyet, doğalgaz boru,

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİPE-LİNE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORLİER (Juan Diaz)

Tarih 05 Haziran 2009

PORLİER (Juan Diaz), El Marquesito de­nir, ispanyol generali (La Çoruna 1775-ay. y. 1815). Asturias eyaleti gerillalarındandı (1808), liberal fikirleri yüzünden hapsedildi (1814). Daha sonra Galicia’da askerî bir ayaklanmayı kışkırttı, ölüme mahkûm oldu ve cezası infaz edildi. (L)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORLİER (Juan Diaz) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POPOCATEPETL

Tarih 05 Haziran 2009

POPOCATEPETL, Meksika’da başlıca ya­nardağ tepelerinden biri, Anahuac’ın gü­neydoğusunda, Mexico’ya 60 km uzaklık­la; 5 452 m. Dasit, andezit ve hornblend’li andezit’ten meydana gelen büyük bir küt­ledir: bazaltlar, dar çatlaklardan koninin eteğine akmıştır. Volkanın faal dönemin­den kalma izlerin hepsi kaybolmuştur. Kra­terin dibindeki gölün yerini daire biçimin­de bir çukurla çevrili bir kubbe aldı.
Konideki hiç erimeyen karlar, 4 000 m’ye kadar iner. Daha aşağılarda dağ otlakları ve sık çam ormanları uzanır. Kütlede bir­çok kükürt ocağı işletilir. Popocatepetl, bugün sönmüş olan İxtâccihuatl ile çifte yanardağ meydana getirir.
— Dağcılık. Tepeye ilk olarak 1520′de tır­manıldı. Cortes’in emri üzerine, yanına do­kuz ispanyol askeri ve birçok kızılderiliyi alan Diego de Ordas doruğa ulaştı. 1520′deki bu tırmanış, Himalayalar’daki ilk fe­tihlere kadar yüzyıllar boyunca bir rekor olarak kaldı. (L)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POPOCATEPETL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİOLA (Caselli, Alessandro)

Tarih 05 Haziran 2009

PİOLA (Caselli, Alessandro), italyan tu­ğamirali (Alessandria 1825-Torino 1910). 1860′ta Cavour’un izniyle görevinden ayrıl­dı ve Garibaldi tarafından Sicilya Deniz kuvvetlerini yönetmekle görevlendirildi, ital­yan deniz kuvvetlerine dönünce tuğamiralli­ğe yükseltildi. 1848-1849 Seferine, Kırım (1855-1856) ve lıalya seferine (1860-1861 ve 1866) katıldı. (m)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİOLA (Caselli, Alessandro) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PONTE (Maurice)

Tarih 04 Haziran 2009

PONTE (Maurice), fransız bilgini ve sana­yicisi (Voiron 1902). 1929′da telsiz telgraf genel kumpanyası için bir araştırma laboratuvarı kurmakla görevlendirildi. Magnetronu geliştirdi ve bu sayede, 1935′te Normandie gemisinin üzerine ilk desimetrik ra­dar kuruldu. 1940′ta ingiliz askerî makam­larına, devresi bukleli sargılı ve oksit katotlu yeni bir tip magnetron verdi. Mütte­fik kuvvetlerin araştırma servislerine çok büyük yardımı dokunan bu magnetron, modern radarların yapımına yol açan boşluklu magnetronların hareket noktası oldu. (L)

04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PONTE (Maurice) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POMPEİUS (Cneius Magnus)

Tarih 04 Haziran 2009

POMPEİUS (Cneius Magnus), româlı ge­neral ve devlet adamı
(M.ö.106-Pelusio M.ö. 48). Pompeius Strabo’nun oğlu. Picenum’lu güçlü ve soylu bir aileden gelmeydi; muhafazakârlara katıldı; başlangıç­ta galip gelen Marius’a karşı senatoyu ye­niden güçlendirmeğe çalışan Sulla’yı tut­tu. Marius’un, Sicilya’ya (Papirius Carbo) ve Afrika’ya (Domitius Ahenobarbus, Hiarbas) [81] sığınan taraftarlarını yendi, ön­ce kendi askerleri, sonra da Sulla tarafın­dan «imparator» unvanıye selâmlandı ve büyük bir zafer töreniyle karşılandı (79). Diktatör ölünce, onun eserini Lepidus’a karşı savunmağa devam etti (77); öte yan­dan, askerlerini dağıtmadı ve onlardan, se­natonun ispanya yönetimini kendisine bı­rakmasını sağlamak için yararlandı (77-71). Burada, Sertorius’un katlinden ve Perpenna’nın ölümünden sonra muhalefet yüzün­den ortaya çıkan sıkıntıları yok etmeyi ba­şardı (72). Spartacus’un son köle çetesini yendikten sonra italya’da düzeni sağlayan kişi olarak ortaya çıktı (71) ve ünü halk arasında daha çok yaygınlaştı. Halka ve kıtalarına dayanarak, Crassus ile birlikte konsül oldu (70). Sonra, isteklerine engel olan Sulla’nın eserini yıkmak için Crassus ile birlikte çalıştı.

Halktan ve şövalyeler­den destek görerek, monarşik ve olağanüs­tü yetkiler elde etti. Gabinia kanunu (67), Pompeius’a, buğday ticaretini felce uğra­tan ve Roma’yı aç bırakan korsanları Akdeniz’den temizleme görevini verdi. Roma’ya ve âşarcılara refah sağlayan kesin başarısı Pompeius’a büyük bir ün kazan­dırdı (67 sonbaharı) ve Doğu savaşının ku­mandasının ona verilmesine yol açtı. Do­ğuda şövalyeleri kontrol etmek isteyen Lucullus, onların düşmanlığını üstüne çek­mişti (Manilia kanunu, 66). Kudretinin do­ruğunda bulunan ve mutlak bir monark olan Pompeius, Roma’da Sezar tarafından desteklendi ve artık gücü tükenmiş olan Mithridates’i Pontus’tan kovdu. Sonra Anadolu’nun geri kalan kısmını (Ermeniye, 66; Suriye, 64) ele geçirdi ve Akdeniz’in bütün doğu kıyılarını hâkimiyeti altına al­dı (Fenike, Kudüs krallığı, 63); bu arada müttefikleri olan şövalyelerin çıkarlarını da unutmadı (Karadeniz ve Hazar denizi üzerinden Hindistan’a gidilmesi [65]; Ne­batiler ülkesi üstünden, Basra körfezin­den Kızıldeniz’e giden ticaret yolunun [Si­na, 63] kontrolünün ele geçirilmesi). Mithridates’in ölümüyle (63) askerî harekâtı so­na erdi. Pompeius, artık romalılaşan As­ya’yı, tutarlı ve sağlam esaslara dayanan bir idarî temel üstünde yeniden teşkilâtlan­dırmağa uğraştı; eyaletleri takviye etti (Ki­likya’ya Lykaonia, Pamphylia ve Frigya’yı Girit-Kirene eyaletine de Bithynia ve Suriye-Filistin’i kattı), Roma’nın himaye­sindeki civar krallıkları böldü (Galatia, Kappadokia, Ermeniye, Kolkhis).

Her tarafta barış ve sükûn sağlayan ve imparatorluğun yönetimini romalı şövalye­lere bırakan Pompeius aralık 62′de Brindisi’ye çıktı. Eşsiz bir kahraman, ama za­yıf bir siyasetçiydi; itibarına güvenerek, or­dusunu dağıtmaktan çekinmedi, ispanya’daki zaferi ününü daha da arttırdığından Sezar onunla uzlaşma yoluna gitti ve «Bi­rinci triumvirlik»te (Crassus ile beraber, 60) işbirliği yaptılar. Sezar, konsüllüğe ge­çince Pompeius’un kararlarını onayladı ve onun emrinde çalışmış eski askerlere top­raklar verdi. Antlaşmanın yenilenmesiyle (Lucca, 56) yanı sıra Roma dünyası üçü arasında paylaşılınca (Galya Sezar’a, doğu ülkeleri Crassus’e, Roma ve ispanya Pompeius’a verildi), Pompeius, Sezar ve Crassus’un ayrılması üzerine Roma’nın tek hâ­kimi oldu. Halkın sonsuz sevgisini kazan­mıştı; ülkeni tek konsülü olunca da (52) önce senatonun kararlarına uymak ister gibi göründü; bundan cesaret alan Senato Sezar’a karşı açıktan açığa düşmanca bir siyaset gütmeğe başladı. Bundan böyle se­natonun savunucusu olan Pompeius, Roma’dan çıktı ve Brindisi yoluyle» Sezar’ı Galya’daki üstlerinden uzağa çekmeğe ça­lıştı. Pharsalos’ta yenildi (9 ağustos 48), Mı­sır’a kaçtı; Sezar peşini bırakmadı. Pom­peius, Pelusio şehrinde karaya çıkarken Ptolemeaios’un görevlileri tarafından öldü­rüldü. Ptolemeaios, onun başını Sezar’a gönderdi, Çalışkanlığı, enerjisi ve sağduyu­su sayesinde sevilen bir kumandan ve başa­rılı bir yönetici olan Pompeius, demokratik geleneğin karşılaştığı engellerden yararlan­masını bildi; bu engelleri, olağanüstü yet­kiler kazanmak amacıyle kullandı. Böylece Sezar’lara ve Octavius’lara umut kapısı aç­tı. Ama gerekli reformları anlayamadığı ve siyasî topluluklar konusunda yeterince bilgi edinmediği için, Sezar’ın dehasıyle boy öl­çüşemedi. (L)

04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POMPEİUS (Cneius Magnus) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POMOERİUM veya POMERİUM

Tarih 03 Haziran 2009

POMOERİUM veya POMERÎUM (post, sonra veya pone, arkasında ve murus, duvar’dan lat. k.). Rom. tar. Roma şehrini sembolik bir şekilde belirleyen kutsal çizgi.
— ANSiKL. Pomoerium, bir sitenin sınırla­rını kutsal bir çizgiyle belirlemeğe dayanan, etrüsk asıllı, eski bir dinî törenden gelir. Başlangıçta bu sınır, ekilip biçilmesine ve üstüne bina yapılmasına izin verilmeyen, kenarları surlarla çevrili yasak bir alanı belirtirdi. Pomoerium aynı zamanda, çevre­si bu şekilde sınırlanmış olan siteyi kutsal bir bölge, silâhlı birliklerin ve mezarların varlığıyle bozulmamış bir dinî törenler çev­resi haline de getirirdi. Liktorlar buraya gelince baltalarını fascellus’larından çıkar­mak zorundaydılar. Zafer töreni dışında hiç kimse buraya savaş kıyafetiyle giremez, yüz kişilik halk meclisleri de pomoerium’un ancak dışında toplanabilirdi.

M. ö. 88 yılın­da, Sulla devrinde, askerlerin pomoerium’u aşarak içeri girmeleri gerçek bir hükümet darbesi oldu. Pomoerium’un belirlediği alan, aslında sitenin ve hattâ surların kapsa­dığı alandan daha küçüktü. İmparatorluk devrinde, bu alanın şehre uygun duruma ge­tirilmesi için pomoerium’da bazı değişiklik­ler yapıldı. İmparatorluk devrinde, özellik­le Augustus, Claudius ve Vespasianus’un hükümdarlıkları sırasında bu alanın geniş­letilmesi için ne gibi tedbirlerin alındığı meçhuldür. Ama bu sınırın, bazıları günü­müze kalan bir sıra stütunla belirtildiği bi­linmektedir. (L)

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POMOERİUM veya POMERİUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Polonya-Sovyet savaşı

Tarih 03 Haziran 2009

Polonya-Sovyet savaşı, 1920′de Polonya ile Sovyet Rusya arasında çıkan ve Riga antlaşmasında Polonya-Sovyetler birliği sı­nırının tespitine yol açan savaş. Versailles antlaşması Polonya’nın bağımsız­lığını tanımış, fakat sınırlarından bir kesimi tam olarak tespit etmemişti. Galiçya ve Silezya’da savaştıktan sonra Pilsudski, Rus ve Polonya devletlerinin yalnız Curzon hattıyle ayrıldıkları doğuya yöneldi. Ağustos 1919′da Minsk’i işgal etti, nisıan 1920′de de Ukrayna’ya girdi; Petlyura ile yaptığı bir anlaşma sonunda da 7 mayısta Kiev’i ele geçirdi. Haziranda Kamenev, Tuhaçevskiy ve Yegorov kumandasındaki Sovyet kuvvet­leri Borisov ve Jitomir yönünde saldırıya geçti. Sürekli bir cephenin yokluğu ve Po­lonyalıların bir karşı saldırısına rağmen Budyonyi kumandasındaki kızıl süvari bir­likleri Polonyalıları Kiev’i boşaltmak (10 haziran) ve güneyde Sikorski kumandasın­daki V. Polonya ordusunu güç şartlar altın­da geri çekilmek zorunda bıraktı. Bu sırada Kızılordu kuzeyde geniş bir çevirme hare­ketine girişmişti. 2 Temmuzda Tuhaçevskiy ünlü günlük emrini verdi; «Dünya yangını’nın yolu Polonya’nın cesedi üstünden geçi­yor». Temmuzda Polonyalılar Wilno, Grodno, Brest – Litovsk ve Bialystok şehirlerini kaybetti. 4 Ağustosta Budyonyi, Kowel’i ele geçirdi, sonra Galiçya’ya girdi.

Bu sıra­da Soldau’ya ulaşan Tuhaçevskiy de Varşo­va’yı tehdit etmeğe başlamıştı. Bu durum, Londra ve Paris’te büyük bir heyecanın doğmasına yol açtı. Bu devletler Polonya’­ya Weygand’ın başkanlığında bir fransız -ingiliz heyeti gönderdiler (24 temmuz). Weygand’ın kumandan ve teşkilâtçı olarak edin­diği tecrübelerden yararlanan Polonya da­ha sonra onu askerî danışman olarak gö­revlendirdi. Weygand, fransız heyetinde ge­neral Henrys tarafından yönetilen iki yüz fransız subayını savaş meydanında hemen harekete geçmeyi ve haber toplamayı gerek­tiren bütün noktalarda görevlendirdi. Weygand ile anlaşma halinde olan Pilsudski, kuvvetlerini Varşova üstüne geri çekti, bir yedek orduyle karşı saldırı hazırlığına giriş­ti. Bu saldırı 12 ağustosta başkent dolay­larında başladı; şehrin banliyösündeki Praga mevkii Rusların ateşi altındaydı. Haller ve Sikorski düşman kuvvetlerini olduğu yer­de tespit ederken, Pilsudski kumandasındaki IV. Polonya ordusu tarafından girişilen bü­yük bir harekât Sovyetler’in geri hatlarını kesti, Bug ve Neman nehirlerine kadar ulaş­tı. Zaferi kazanan Polonyalılar 18 ağustos­ta Bialystok’a, 19 ağustosta da Rovno’ya girdiler. 12 Ekimde imzalanan bir ateşkes antlaşmasından sonra 18 mart 1921′deki Ri­ga antlaşması Polonya ile Sovyetler birliği arasındaki ilişkilerin normale dönmesini sağ­ladı. (L)

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Polonya-Sovyet savaşı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Polonya seferleri.

Tarih 03 Haziran 2009

Polonya seferleri.

Birinci Dünya savaşı. 20 Ağustos 1914′ten sonra arşidük Friedrich kumandasındaki iki avusturya-macaristan or­dusu Bug ve Vistül arasından rus sınırını aşarak Lublin ve Komarow üzerine yürüme­ğe başladı. Ama 26 ağustosta rus ordusunun güney kanadı saldırıya geçti. Tarnopol ve Lwow’u ele geçirdi. 28 Ağustosta Przemysl’i kuşattı ve Silezya’yı tehdit ederek geri çekil­mekte olan Avusturyalıları Karpatlar boğa­zına ve Wisloka boğazına kadar sürdü. Bu­nun üzerine Avusturyalılar Almanlardan yardım istedi. Hindenburg Silezya’da yeni kurulan IX. Ordunun başında 28 eylülde İvangorod (Deblin) yönünde bir karşı sal­dırıya geçti. Ama çok geçmeden 60 rus tü­meni tarafından girişilen genel bir saldırıy­la karşılaştı. Hindenburg 27 ekimde Vistül’den Warta üstüne çekilmek zorunda kaldı. Reich sınırlarını korumak amacıyle Doğu cephesi başkumandanlığına getirilen Hin­denburg, 12 kasımda, IX. Mackensen ordusuyle Lodz yönünde Ruslara yandan saldı­rıya geçti ve birlikleri sarılmak tehlikesin­den güçlükle kurtulabildi. Lodz’un düşmesi (5 aralık) askerî harekâta son verdi Ye Wloclawek-Tarnopol cephesinde çarpışmalar durdu. 1914 Seferi kesin bir so­nuç alınmadan sona erdi.
Ruslar düşman­larını iyice sıkıştırıyorlardı, ama Hinden­burg ile Ludendorff’un, Tannenberg’de oldu­ğu gibi yaptıkları ustaca manevralar saye­sinde Almanya istilâ edilmekten kurtuldu. 1915′te, Alman Yüksek kumandanlığı hare­kâtın ana hedefi olarak tekrar Polonya’yı seçti
(bk. Birinci DÜNYA SAVAŞI); genel ka­rargâh Pszczyna’ya (Pless) [Yukarı Silezya] yerleşti. Hindenburg, Augustow üstüne yap­tığı ve Doğu Prusya’yı kurtaran başarılı sal­dırısından sonra, Mackensen’in emri üzeri­ne Seeckt’in kurmaylığını yaptığı ve rus cephesinin yarılması işiyle görevlendirilen 18 tümenlik bir ordu kurdu. 2 Mayısta, Gorlice’ye karşı her yönden harekâta geçti ve Galiçya’yı yeniden ele geçirdi. Kısa bir sü­re sonra güneydeki Mackensen ile kuzeyde­ki Gallwitz, Varşova çıkıntısına karşı aynı zamanda saldırıya geçtiler. Ruslar ağustos­ta başkenti boşaltmak zorunda kaldı. Batı cephesinin (Artois ve Champagne’da fransız saldırıları) ihtiyaçları ve Sırbistan seferi­nin hazırlıkları dolayısıyle baskı hafifledi. Ama 13 temmuzda Galhvitz, Rusları Przasnysz’ye ve 17 temmuzda da Narew’e sürdü. 30 Temmuzda Almanlar Vistül’ü yukarıdan aştı ve geri çekilen rus ordularını Lublin ile Brest’e doğru sürdüler. Bununla birlikte, ağustos sonuna doğru, Borisov’da Berezina’ya ulaşan alman süvarisinin çabalarına rağmen cephe bir daha 1917 yılına kadar bozulmayacak şekilde Mitau – Smorgonie -Pinsk – Gzernowitz (Çernovtsıy) hattı üze­rinde kaldı. Bu sefer Ruslara çok büyük kayıplara mal oldu (900 000 esir). Durumdan sorumlu tutulan ve gözden düşen büyük dük Nikolay Kafkasya cephesine gönderil­di. Ama Polonya’yı ele geçiren Almanlar, Rusları kendi sınırlarından 500 km içeri sürdülerse de onları yok etmeyi başarama­dılar.

İkinci Dünya savaşı. 1939 Seferi. Eylülün birinci günü sabah saat 5′te Wehrmacht savaş ilân etmeden Polonya’ya girdi. Luft-waffe, ikiye ayrılan 2 700 uçağıyle şehirleri bombalamağa başladı ve savaşa ağırlığını koydu. İki ordu grubuna bölünmüş olan (kuzeyde Bock; güneyde Rundstedt) ve aşağı yukarı 1 500 000 kişiden meydana gelen 7’si zırhlı 70 alman tümenine karşı Polonya, 2 000 km uzunluğunda bir cepheyi savunmak zorunda olan ve 600 uçakla desteklenen 750 000 kişilik bir orduyu cepheye sürdü. Yıldı­rım savaşının en yetkin örneği olan alman manevrasının amacı Vistül’ün batısında bu­lunan polonya kuvvetlerini yandan çevirmek­ti. Pomeranya ile Doğu Prusya yolunu açan Bock, Danzig koridorunu çevirdi, Narew’e ulaştı (6 eylül), Bug’u geçti (10 eylül) ve Rundstedt’in kuvvetleriyle birleştiği Varşova önlerine geldi. Bu sırada Rundstedt’in ku­mandasındaki ordular da Warta’yı geçmiş, 6 eylülde Krakow’u, 8 eylülde de Lodz’u ele geçirerek başkentin kapılarına dayanmış­tı.

Bu kuvvetler 16 eylülde San sınırlarına u-laştı ve Przemysl’i ele geçirdi. Bütün cephe boyunca Polonyalılar büyük bir tank sava­şının yapıldığı Kutno ve Varşova’ya doğru geri çekildiler. Rydz-Smigly’nin Bug-Vistül San hattı üzerinde durumu düzeltmek için giriştiği teşebbüsler de 12 eylülde başarısız­lıkla sonuçlandı. Buna karşılık 14 eylülden beri düşman kuvvetler tarafından tamamen sarılmış olan Varşova garnizonu umutsuz­ca direnmeğe devam etti. Biolystok ve Lwow’a doğru ileri hareketlerine devam eden Bock ve Rundstedt kuvvetleri 16 eylülde birleşti. Artık Wehrmacht’m bütün işi, Modlin, Varşova, Zamosc, Gdynia ve Lwow’da çevrilmiş olan polonya kuvvetlerini yok etmekten ibaretti. Bu sırada Kızılordu Doğu Polonya’ya girdi ve 22 ile 28 eylül anlaşmalarıyle tespit edilen bir sınır hattı üzerinde alman kuvvetleriyle buluştu.

Almanlar Ruslara bırakılan Lwow ile Bialystok’u derhal boşalttılar, 18 eylülde Polon­ya hükümetiyle Yüksek Kumanda heyeti bir­kaç birlikle Romanya’ya geçti. 1944 Yazı saldırısı sırasında sovyet kuvvetleri Doğu Polonya’ya, sonra Vistül’e ulaştı. Lublin’in düşmesi Rusya’nın 21 temmuzda Polon­ya’da Chelm’de geçici bir hükümet kurma­sını sağladı. Rus ilerleyişi 1 ağustosta Var­şova’da general Bor Komorovvski tarafından yönetilen polonyalı yurtseverlerin topluca ayaklanmasına yol açtı. Ama Almanların varşova halkına uyguladıkları korkunç bas­kıya rağmen Rokosovskiy kumandasındaki sovyet ordusu 4 ağustosta Wehramcht ta­rafından tamamen yakılıp yıkılan başkent yönünde giriştiği saldırıya 4 ağustosta son verdi. Rokosovskiy, Jukov ve Konyev em­rindeki üç sovyet ordusu ancak 12 ocak 1945′te Vistül’e ulaşarak Polonya’da genel bir saldırıya geçti. Varşova’yı (17 ocak), Krakovv’u (18 ocak), Lodz ve Kutno’yu (19 ocak), Poznan’ı (27 ocak) ele geçirdi. Torun’un düşmesinden sonra da 1 şubatta Almanlar hemen hemen bütün Polonya top­raklarından çıkarılmıştı. (L)

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Polonya seferleri. hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLO

Tarih 02 Haziran 2009

POLO i. (tibetçe pulu, top’tan ing. k.). Spor. Topu, ucu tokmak biçimi uzun bir sopa ile vurarak rakip kaleye sokmağa da­yanan ve ata binerek yapılan spor. Esanl. çevgân veya ÇEVGEN.

— Kıyf. Uzun kollu, devrik yakalı spor gömleği.

— ANSiKL. Spor. Polo, 275 m uzunluğun­da, 140 m genişliğinde çimen bir sahada, at üzerinde, genel olarak dörder kişilik iki takım arasında oynanır. Her oyuncunun elinde 1,30 m uzunluğunda bir özel sopa bu­lunur. Hakem, çim sahada karşılıklı yerle­rini alan iki takımın arasına tahta bir top (8,5 sm çapında, 121 ile 135 gr ağırlığında) atar. Takımlardan biri, 7,5 m genişliğindeki rakip kaleye topu sokmayı başarırsa, bir sa­yı veya bir gol kazanır. Oyun her biri en fazla sekiz dakika süren, sekiz devre olarak oynanır. Oyuncuların atlarını değiş­tirebilmeleri için devre sonlarında üçer da­kikalık ara verilir. Polo oynamak için, özel­likle bu spor dalında yetiştirilmiş kısa boylu midilli atları kullanılır. (Asya asıllı bir oyun olan polo çok eski zamanlarda İran’­da, Hindistan sınırı boyunda oynanırdı.) 1871′de Hindistan’dan dönen ingiliz asker­leri tarafından İngiltere’ye getirildi. Polo­nun kuralları Hurlingham-Club tarafından konmuştur. İngiliz Milletler topluluğunda ve Arjantin’de çok yaygındır. (L)
POLO (Marco). Bk. MAKCO POLO.

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİTRAVMATİZE

Tarih 02 Haziran 2009

POLİTRAVMATİZE sıf. ve i. (fr. poly-traumatise). Aynı kaza sırasında birçok ye­rinden yara bere almış yaralı.
— ansikl. Sivil veya askerî facialar, özel­likle trafik kazaları çeşitli yerlerinden trav­maya maruz kalan bir ağır yaralılar katego­risini meydana getirmiştir: politravmatize’ler. ölü gibi görünen bu yaralıların lezyonları üç sebepten ileri gelir: doğrudan doğru­ya şok, iç organların kendi boşluklarında savrulması ve omurga ekseninin anormal kıvrılması. En ağır lezyonlar, başta, göğüste ve karında bulunur; bazıları gözle görülür; fakat vücudun içerisinde, derinde olanları da hesaba katmak gerekir. Gövdedeki bu lezyonlarla birlikte kol ve bacaklarda da lezyonlar olabilir ve şok durumunu ağırlaş­tırarak hayatî görevleri tehlikeye sokabilir. Bu gibi yaralanmalarda ilkyardım büyük önem taşır; özellikle yaralıların kaza ye­rinden hırpalanmadan çıkarılarak hastahaneye yollanması ölümden kurtulma imkâ­nını artırır. Gerçekten, bu gibi yaralıların yüzde 60′ı kazadan sonra bir saat içinde ölür. Bu yaralılar özel merkezlerde tedavi edilmelidir; cerrahî bir müdahaleye girişme­den önce ağır yaralıların canlandırılması için geniş maddî imkânlara ve yetişmiş uz­man personele ihtiyaç vardır. (L)

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİTRAVMATİZE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİNG DI-HUAY

Tarih 02 Haziran 2009

PİNG DI-HUAY, cinli asker ve siyaset adamı (Çao-çan, Hu-Nan 1898). Çin Komü­nist partisi üyesi (1923) ve Kızılordunun başta gelen yöneticilerinden biri oldu. Uzun Yürüyüş sırasında (1934-1935), Çin-Japon harbinde (1937-1945) ve Güneybatı Çin topraklarını işgal ettiği üçüncü Çin iç sava­şında (1946-1949) Çu Teh’in yardımcısıydı. 1950′de, Kore’deki çin birliklerine kumanda etti; bu savaşa son veren Panmunjom an­laşmalarını Çin adına o imzaladı (temmuz 1953). Millî Savunma bakanı ve başbakan yardımcısı (1954), Partinin Siyasî büro üye­si (1955) oldu, aynı yıl rütbesi mareşalliğe yükseltildi. Lu-Çan’daki (ağustos 1959) Mer­kez komitesi toplantısından sonra, Millî Sa­vunma bakanlığına, onun yerine Lin Piao getirildi. 1966 Ocak ayında ise tutuklandığı bildirildi. Sovyet örneğine uygun bir ordu kuruluşundan yanaydı; Lin Piao tarafından girişilen, ordunun alabildiğine siyasîleştirilmesi hareketine karşı durmuş olduğu sanı­lır. (L)

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİNG DI-HUAY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Polis teşkilâtı

Tarih 01 Haziran 2009

Polis teşkilâtı (Mîlletlerarasi ağir ce­za), daha çok interpol (önceleri teşki­lâtın telgraf adresiydi) adiyle bilinen bu teş­kilât, aşağı yukarı 90 ülkede şubesi olan ağır ceza polis kuvvetlerinin milletlerarası suçlarla mücadelede birlikte çalışmasını kolaylaştırmak amacıyle kurulmuştur. Teş­kilâtın yönetim merkezi (genel sekreterlik) Paris’tedir ve en büyük yetkilisi olan genel kurulda her yıl başka bir başkentte toplanır. Komünist ülkeler dışında (Yugoslavya ha­riç) hemen bütün batı dünyası ülkelerini kapsayan bu teşkilâtın amaçlan şunlardır:

1. üye ülkelerin bütün ağır ceza polis ma­kamları arasında ve bu ülkelerin kanun sı­nırları içinde karşılıklı yardımı sağlamak ve geliştirmek;
2. sıradan suçların önlenmesi ev ortadan kaldırılmasına etkili bir şekilde katkıda bulunmak üzere kuruluşlar meyda­na getirmek ve geliştirmektir. Interpol’ün siyasî, askerî, dinî ve ırkçı faaliyetlerde bu­lunması kesinlikle yasaktır.

Radyo, televizyon ve sinema, Interpol’ü hal­ka, bütün dünyada ülkeden ülkeye dolaşa­rak, istediği yerde tutuklamalar yapabilen ajanlara sahip esrarengiz bir milletlerarası ağır ceza soruşturma kuvveti olarak tanıt­mıştır. Oysa bu tanıtma gerçeğe uymaz. Çün­kü dünyadaki ülkeler değişik kanun sis­temlerine sahip bağımsız devletlerdir, ay­rıca bu devletlerin ceza kanunları ve da­valara bakma usulleri esas itibariyle birbi­rinden farklıdır. Hiç bir bağımsız devlet, yabancı bir teşkilâtın, kendi polis teşkilâ­tına karışmasını veya kanunlarını hiçe say­masını kabul etmez. Ağır Ceza Polis teşkilâ­tının elindeki başlıca silâh her ülkede ça­lışabilen bir polis ajanı değil, suçluları iade anlaşmasıdır. Interpol’ün uğraştığı kimse, başlıca üç kategoride ele alınabilir.

Bu ka­tegorilerin birincisi millî sınırları aşar ve çeşitli ülkelerde suç işleyen kimseleri kap­sar. (Meselâ, altın ve uyuşturucu madde kaçakçıları gibi.) İkinci kategoride ise, ya­bancı ülkelere gitmeyen, ama işledikleri suçlarla bu ülkeleri etkileyenler yer alır. (Meselâ, kalpazanlar.) Nitekim, Londra’da yaşayan bir kimse sahte dolar basarak A. B.D.’yi de ilgilendiren bir suç işleyebilir. Bir ülkede suç işleyerek yakalanmak korkusuyle diğer bir ülkeye kaçan kimseler ise üçüncü kategoriyi meydana getirir. (Me­selâ, bir adam Paris’te suç işler ve iki saat sonra Londra’da olabilir.) Interpol’ün genel kurulu, teşkilatın siyasetini denetler, üyeliğe kabul konusunda olumlu veya olumsuz ka­rarlar alır, yürütme komitesini seçer ve bü­tün ülkelerin polis teşkilâtlarıyle ilgili ko­nuları tartışır. Yürütme komitesinin dokuz üyesi vardır (bir başkan, iki başkan yardım­cısı ve altı üye). Başkan dört yıl, diğer üye­ler ise üç yıl için göreve seçilirler. Komite­nin görevleri, genel kurul kararlarının uygu­lanmasına nezaret etmek, kurulun yıllık top­lantısı için gündem hazırlamak ve bir ba­kıma genel sekreterliği denetlemektir. Genel sekreterlik, özellikle fransız polis teş­kilâtı subaylarından meydana gelir. Başın­da, Interpol’ün günlük çalışmalarını denet­leyen bir genel sekreter bulunur. En önemli görevlerinden biri, haberleri derlemek, kaydetmek, incelemek ve yaymaktır. Bu iş, suç araştırmasında önemli bir yer tutar. Ge­nel sekreterliğin başlıca bölümlerinden bi­ri, bu işi merkezden yöneten milletlerarası bir bürodur. Genet sekreterliğin bir kayıt bürosu vardır. Milletlerarası suçluları, özellikleri, suç ortakları ve çalışma tarzları hakkında üye ülkeler polisinin verdiği bil­giler bu büroda toplanır. Bu bilgiler ilgili ülkelere radyo-telsizle ve bazı gizli bildiri­lerle iletilir.

İnterpol’ün özel bir telsiz şebekesi vardır. Bu şebekenin merkezî kontrol istasyonu Pa­ris’in hemen dışında kurulmuştur ve Londra, Tel-Aviv, Yafa, Stockholm ve Rio de Janeiro gibi birbirinden çok uzak yerlerdeki istasyonlara bağlantılıdır. Ayrıca, mesajla­rın şifrelenmesinde de özel bir kod kulla­nılır.

Bu gizli bildiriler dört çeşittir. Birincisi ia­de işleminin başlayabilmesi için sanığın gö­zaltına alınmasını ister. İkincisi, suçlu ve çalışma tarzı hakkındaki bilgileri bu kimse­nin geçici olarak kalabileceği ülkelerin po­lisine bildirir. Üçüncüsü, kişilerle değil, de­ğerli eşyalarla ilgilenir. Suçun işlendiği ül­kede çalındığı sanılan mücevherler veya sa­nat eserleri konusunda bilgi verir. Dördüncüsü ise kimliği tespit edilmeyen ceset­lerle ilgilidir ve bu kimselerin kimliklerini bulmak amacını güder. Genel sekreterliğin Lahaye’de, sahtekârlık ve kalpazanlık dai­resi adında bir şubesi de vardır. Ayrıca, ti­ye ülkelerin her birinde, bu ülkelerdeki po­lis teşkilâtının genel sekreterlikle veya öbür üye ülkelerin polis teşkilâtıyle haber­leşmesini sağlayacak bir haberleşme bürosu vardır. Bu büro Millî Merkezî büro (Natio­nal Central bureau) [N.C.B.] adiyle bilinir. Birleşik Krallık ve sömürgelerinin N.C.B.’si Londra’da, New Scotland Yard’daki Met­ropolitan Polis merkezinde kurulmuştur. A. B.D.’ninki de Washington’dadır. İnterpol çalışmalarına Avrupa’da 1923′te başladı. Bu şaşırtıcı bir olay değildir, çünkü birçok avrupa ülkesi ortak sınırlara sahipti.

Bu yüzden, meselâ Belçika’da suç işleyen bir suçlu, bir saat içinde öbür dört ülkeden birinde olabilirdi. Uçak yolculuğu, öbür ül­kelere kaçma fırsatlarını geniş ölçüde art­tırdı. Birinci Dünya savaşından sonra suç­larda büyük bir artış görüldü. Bu suçlardan en çok zarar gören ülkelerden biri Avustur­ya oldu. Bundan dolayı da Viyana Polis idaresi başkanı Johann Schober 1923′te, öbür ülkelerin ağır ceza polis temsilcilerini biraraya toplamak için hükümetin desteğini sağladı. 20 Ülkenin temsilcileri karşılaştıkla­rı meseleleri tartıştılar ve böylece Milletler­arası ağır ceza polis komisyonu kuruldu. Teşkilâtın ilk merkezi Viyana ve ilk başka­nı da Schober oldu. 1923′ten 1938′e kadar komisyon hayli gelişti.

1938′de naziler Avusturya’yı ve böylece İnterpol’ü de ele geçirdiler; teşkilâttaki bütün belgeler Berlin’e götürüldü. İkinci Dünya savaşının patlak vermesi teşkilâtın faaliyet­lerine ara verdi. Savaştan sonra, Belçika Adalet bakanlığının polis teşkilâtı genel mü­fettişi Florent Louwage, milletlerarası suç­larda yeniden bir artış olacağını anladı. Dört devletin işgali altında bulunan Avus­turya artık merkez olamazdı. Ayrıca Bel­çika da bu sorumluluğu yüklenemezdi. Ama Fransa hükümeti, Interpole yönetim mer­kezinin Paris olmasını teklif etti. Ayrıca bu yönetim merkezinde fransız polis me­murlarından kurulu bir genel sekreterlik bulunacaktı. Bu teklif büyük bir memnuniyetle kabul edildi. Böylelikle İnterpol, Louwage’ın başkanlığında ve dört kişilik bir yürütme komitesiyle yeniden kuruldu. Ama savaş öncesi belgelerin kaybolması ve­ya tahrip edilmesi dolayısıyle Interpol’ün yeniden teşkilâtlandırılması gerekiyordu. İnterpol gelişti ve 1940 yılında 19 olan üye ülke sayısı 1955′te 55′e çıktı. 1955′te genel kurul modern ve eksiksiz bir tüzük meyda­na getirmeğe karar verdi. 1956′da kabul edilen bu tüzükle teşkilât Milletlerarası Ağır Ceza Polis teşkilâtı adnı aldı. Teşki­lâttaki gelişmeler devam etti ve 1960′tan sonraki yıllarda üye ülkelerin sayısı 90′a çıktı, özellikle 1960-1961 yıllarında bağım­sızlığını kazanan birçok ülkenin katılmasıyle üye sayısı önemli ölçüde arttı. (M)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Polis teşkilâtı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİS,Polislik

Tarih 01 Haziran 2009

POLİS i. (yun. politeia > lat. politia’dan fr. poliçe). Şehirde kamu düzeni, huzur ve güvenliğini sağlayan teşkilât, kolluk: Mese­leyi polise aksettirdiğime üzülüyorum (R.H. Karay). || Bu teşkilâtın görevli memuru, kollukçu: Genç bir polis isimlerimizi yaz­dı (F. R. Atay). Karşısında duran polise de: — Hanımları yerlerine götür… (Ahmed Rasim). || Polis hafiyesi, suç sayılan işi ve­ya bu işi yapan kimseyi araştırıp meydana çıkarmakla görevlendirilmiş kimse, detektif.
— Ask. Askerî polis, ordu mallarını koru­mak, suçları önlemek, düzen ve asayişi sağ­lamak, suçluları tutuklamakla görevli as­kerlere verilen ad. (Askerî polis, daha çok, başta A.B.D. olmak üzere, bazı yabancı or­dularda bulunur. Türk Silâhlı kuvvetlerinde bu görevi Askeri inzibat teşkilâtı görür.)
— Denize. Gemi polisi, gemi mürettebatının disiplinini sağlamakla görevli polis âmiri. (Türk Deniz kuvvetlerinde bu görevden ge­mi ikinci kumandanı sorumludur; subay, assubay ve erlerden bu göreve ayrılanlarla bu işi yürütür.)
— Ed. Polis romanı (veya oyunu), bir suçlu­yu bulmak veya tespit etmek amacıyle yapı­lan soruçturmayı konu alan roman, oyun. Bk. ANSiKL.
— İda. huk. Bir ülkenin sükûn, güvenlik, sağlık ve düzenini sağlamak ve korumak amacıyle idare tarafından alman ve yürütü­lüp gerçekleştirilmesi birtakım müeyyide­lerle sağlanan genel ve kişisel tedbirlerin ve bu amaçla yerine getirilen hizmetlerin tümünü ifade eden terim.

(Bk. ANSiKL.) || Genel zabıta memuru. Bk. ANSiKL. || Polis âmiri. Bk. EMNİYET âmiri. \\ Polis komi­seri.
Bk. KOMiSER. || Polis nezareti altına alma. Bk. EMNİYET {Emniyeti Umumiye Nezareti).

— Tar. Bk. ANSîKL.
— ANSiKL. Ed. Tarihçiler, geçmişte birçok polis romanı örneği bulurlar: bedevî evsanelerinde ve birçok ülkenin folklorunda, bir suçluyu bulmak için ustaca ve kurnazca yol­lara baş vurulduğu görülür. Sophokles’in Kral Oidipus’u bir cinayetin soruşturması­dır. Gerçekte polis romanı, ancak roman, modern batı edebî türü olarak kendini ka­bul ettirdiği ve toplumun karmaşıklığı en az onun kadar karmaşık bir güvenlik teşkilâ­tının kurulmasını gerektirdiği zaman orta­ya çıktı.

Gerçek «polis romanı» Edgar A. Poe ile baş­ladı, işitilmedik Hikâyelerim (The Tale of Grotesque) birçoğunda bu türün bazı kural­ları görülür: The Mystery of Marie Roget (Marie Röget’nin Esrarı); Morg Sokağı Ci­nayeti (The Murders in the Rue Morgue). Polis romanı önceleri klasik bir soruşturma romanıydı: bir cinayet işlenmiştir, bir polis hafiyesi oıtaya çıkar ve ipuçlarını yorumlayarak, cinayetin nasıl işlendiğini tasarlaya­rak suçluyu bulur. Edgar A. Poe’dan hemen sonra akla gelen ilk isim Sherlcck Hclmes’in yaratıcısı Conan Doyle’dur. Ayrıca, çe­şitli ülkelerden, Van Dine, Ellery Queen, Carter Dickson (John Dickson Carr da de­nir), Helen Mac Cloy; Agatha Christie ve Gaston Leroux gibi yazarlar sayılabilir. Şunu da belirtelim ki polis romanı hiç bir zaman basit bir soruşturma olarak kalma­mış, başka unsurlara da yer vermiştir: me­selâ Conan Doyle’un Kızıl Leke’smde (A Stody in Scarlet), kitabın hemen hemen ya­rısı Holmes ortaya çıkıncaya kadar sadece basit bir macera romanıdır.

Maurice Leblanc (Arşene Lupin’in yaratıcı­sı), Marcel Allain ile Pierre Souvestıe (Fan-tomas), Edgar Wallace, Leslie Charteris (le Saint), E.S. Gardner adiyle de bilinen A.A. Fair (detektif avukat Perry Mason tipinin yaratıcısı), Jacques Decrest, Boileau ile Narcejac ve Q. Patrick’in eserleri ve sayısız kahramanlara yer veren (Fu-Mançu, Charlie Chan, Misler Moto) bölümlü anglosakson romanları, klasik macera romanlarına da­ha yakın eserlerdir. Bu eserlerde gene de soruşturmaya yer verilmiştir, fakat asıl bü­yük yeri macera ve yabancı ülkelerin tas­viri tutar; bazen de roman her şeyden önce psikolojiye dayanır. Bu roman türünün ma­cera romanına yakın bir başka çeşidi de casusluk romanıdır (Eric Ambler, Peter Gheyney, Pierre Nord, Jean Bruce, A.L. Dominique). Polis romanının gelişmesi, aynı örnek üstüne kurulmuş entikaların anlatımı­na büyük bir kuruluk getirdi ve polis roma­nı yenileşmek için sağduyunun kolay kolay kabul edemeyeceği durumları ele almağa başladı. Mahut «kapalı yer meselesi»ni (sım­sıkı kapalı bir odada öldürülen bir adam) çözümleme yolları belirli ve sınırlıdır ve bir yazarın yeni çözüm yolları araştırayım derken saçmalığa düşmesi işten bile değil­dir. Bu konuda yapılan en verimli yenilik, dehşet ve olağanüstü olayların polis roma­nına katılmasıdır: bu alanda Maurice Renard’ı, Frederic Brown’u, Richard Matheson’ı, Carter Dickson’ı ve Helen Mac Cloy u sayabiliriz. Leo Malet, Mickey Spilîane, William İrish, Raymon Marshall da (James Hadley Chase de denir) bu kategoriye sokulabilir.
Yavaş yavaş polis romanı iyi yürekli hafiye ve kötü ruhlu cani kalıbından sıyrıldı. Ci­nayeti ve polis soruşturmasını günlük ger­çek çerçevesine alarak olağanüstülükten kurtardı ve soyal tasviri ön plana aldı. Bu­nun ahlâka aykırı bir yanı olduğunu söy­lemek doğru değildir: hafiyeler artık birer melek olmasalar bile (o sıralar amerikan romanının genel tutumu olan tarafsız tasvir), yazarın toplum karşısındaki ahlâkçı tutu­munu ortaya koyar. Bu türde en güçlü eser­leri verenler Dashieli Hammett, Raymond Chardler, R. Burnett, James Cain, Horace Mac Coy, Chester Himes gibi amerikalı ya­zarlardır.
öte yandan, polis romanı türünün bir baş­ka çeşidi de, hafif ve mizahî polis romanı­dır. Ama bu alanda başarılı eserler (P. G. Woodhouse, Carter Brown, Linda Grier-son, bazı eserlerinde Craig Rise, hattâ ba­zen de Carter Dickson) çok azdır.
Çok satılan polis romanlarının sosyolojik önemi tartışma götürmez. Fakat bu roman­ların edebî değeri de küçümsenemez: «res­mî» tenkit bu tür kitaplarla ilgilenmediği için, yayımlanan bir sürü eser arasında en kalitelilerini bulup çıkarmak okuyucuya dü­şer. Böylelikle okuyucu Peter Cheyney’in büyük başarı kazanan çok sayıdaki eseri arasında bazı ince, fantastik ve nükteli hikâyelere rastlamak mümkündür.

Polis romanının, gelişmesi sırasında, «edebî» denilen bazı unsurlarla zenginleşmesi­ne karşılık bazı büyük yazarların da polis romanları yazdıklarını unutmamak gere­kir. Gerçi bazı amerikalı yazarlar (Vera Caspary, O. Henry, Ben Hecht ya da James Cain v.b.) için bu çok olağan bir şeydir, ama Dostoyevski (Suç ve Ceza), G. K. Chesterton (Father Brown [Brown Baba]), G. Bernanos (Bir Cinayet [Un Crime]), A. Arnoux (Reveries d’un Policier Amateur [Amatör Bir Polisin Hayalleri]), Graham Greene (Brighton Rock [Brighton Kayası]), W. Faulkner (Kutsal Sığmak [Sanctuary]), J.L. Borges (La Muerle y la Brujuala [ölüm ve Pusula]), A. Robbe Grillet’nin de (Les Göm­me s) polis romanı yazdıkları söylenebilir. Bu tür edebiyatta gerek polis romanlarından uyarlama, gerek orijinal konulara dayanan tiyatro eserleri de vardır (J. B. Priestley’in Bir Komiser Geldi’si [An tnspecıor Calls]). Birçok polis romanı sinemaya da aktarıldı. Hattâ yazılan orijnal senaryolara dayanan filimler de vardır. Bu konuda, gerilim usta­sı A.Hitchcock’un filimleriyle H. G. Clouzot’nun bazı filimleri sayılabilir.

— İda. huk. Polis, kökü Yunanca olan bir terimdir. Site devletlerin bütün kamu hizmetlerini ifade ederken zaman­la anlamı daralmış ve maddî düzenin sağ­lanmasına indirgenmiştir. Bu anlamıyle po­lis, zabıta ile eşanlamdadır. (Bk. idarî zabıta.) Ancak günümüzde zabıtanın özel şekillerinin de ortaya çıkması, iktisadî ve hattâ estetik konularda da zabıta faaliyet­lerine girişilmesi karşısında polis kavramı­nın tekrar genişlemeğe başladığı söylenebi­lir. Bk. EMNİYET.

• Polis terimi Türkiye’de ve genellikle halk arasında, fonksiyonel değil organik bir anlam taşımaktadır, özellikle genel kol­luk, yani zabıta görevi yapan kişilere po­lis denir. Trafik polisi, sivil polis deyimle­riyle genel zabıta memurları ifade edilir. Polis Vazife ve Selâhiyetleri Hakkındaki kanuna göre, polis şu durumlarda silâh kul­lanır: 1. kendini savunmak için; 2. başka­sına yapılan ve başka türlü önlenmesi müm­kün olmayan tecavüzlerde; 3. yakalanmış olan zanlı veya bir yere şevki polise bırakılmış zanlı yahut mahkûmun kaçması veya polise saldırması halinde; 4. korumağa me­mur edildiği yer veya kişilere yahut kara­kola yapılan ve başka türlü önlenemeyen tecavüzlerde; 5. ağır bir suç için arama ya­pılan yerden çıkıp kaçan ve dur emrine uymayan kimselere karşı; 6. ağır bir suç­tan dolayı aranan zanlının yakalanması için başka imkân yoksa; 7. görevi sırasın­da silâhlı karşı koyma halinde; 8. toplu karşı koyma halinde; 9. devlet faaliyetleri­ne silâhlı karşı koyma halinde.

— Tar. Bir insan topluluğunun varlığı ve bu topluluk için çıkarılan kanunlar, asayişin muhafazasını ve kanunlara saygı gösteril­mesini sağlamakla görevli bir zabıta kuvve­tinin meydana getirilmesini zorunlu kılar. Bu, bütün medeniyetlerde böyle olmuştur. Yine bütün medeniyetlerde de, yürütme, ya­sama ve yargılama gücü başlangıçta aynı yüksek görevlinin kişiliğinde toplanmış ve zabıta, önceleri sadece yargılama gücünün bir alt bölümünü meydana getirmiştir.
Meselâ Firavunlar devrinde Mısır’da da, ülkedeki 42 bölgenin başında hem yöne­tici, hem de hâkim olarak bulunan 42 nomarkhos’un her birinin yanında, güvenlik görevlisi, sorgu hâkimi ve cellât olarak gö­rev yapan bir çeşit polis şefi vardı. Sınırlar­da askerî karakollar jandarma görevi yapar­dı. Aynı devirde, Çin’de büyük şehirlerde her sokak için ayrı bir güvenlik görevlisi vardı. Bu görevli, bölgesinin sınırları için’ de oturanların listesini çıkarmak, bu kim­selere kanunların gereklerini hatırlatmak ve şüpheli kişileri gözetlemekle yükümlüydü, inka imparatorluğunda, on ailelik her toplu­luk bir mayok’un sürekli gözetimi altında bulundurulur ve bu denetim herkesin işini düzgün bir biçimde yapmasından başlayarak bir evdeki doğum olaylarının sıklık derece­sine kadar uzanan geniş bir alanı kapsardı. Bu kimselerin görevlerini iyi yapmaları bazı denetimciler tarafından gözaltında tutulur, ayrıca o denetimciler de, bu uygulama ko­nusundaki düşünceleri, görevlilerin yeterince çaba, gösterip göstermediklerini ve bu ko­nuda verilen hükümleri öğrenmeğe çalışan, gezici ve en beklenmedik zamanlarda an­sızın ortaya çıkan gizli görevliler tarafından denetlenirdi.

Eski Yunanlılar, her ay kura ile ve bir aylık süre için görev yapmak üzere, güvenlik ted­birlerinin uygulanmasını sağlamakla yüküm­lü bir poliarkhos seçerlerdi. Poliarkhosların yardımcıları da, sürekli olarak o gö­revde bulunan, gelenek ve göreneklere uyulmasını, kamu güvenliğinin bozulmama­sını sağlamak, çarşı ve pazarları denetle­mek ve buralarda kullanılan tartıların doğruluğunu araştırmakla görevli nomophylakhos’lardı (kanun koruyucu). Nomophylakhos’ların küçük suçlar işleyenleri falakaya çekmek veya para cezasına çarptırmak için halkan vardı. Ama büyük suç işleyenleri âmirlerine teslim etmek zorundaydılar. Roma’da kral Numa, düzenin sağlanması­nı, trafiğin güvenliğini, yangın söndürme iş­leri ve yolların bakımını aedilislere vermiş­ti. Bu kurum daha sonra Latium’a, oradan da Roma eyalet şehirlerine geçti. Fakat seçimle iş başına getirildikleri için yetkileri­ni rahatlıkla kullanmaktan çekinen bu me­murların yetersizliğine bir çare bulmak için imparator Auguslus bunların sayısını azalttığı gibi yetkilerini de kıstı ve Roma’­da ve 35 fersahlık çevresinde bütün emniyet yetkilerine sahip olan bir şehir emniyet müdürlüğü (praefectus Urbis) kurdu. Bu so­rumlunun yanına da, başkentin 14 mahalle­sinin her biri için bir tane olmak üzere 14 yardımcı (curatores Urbis) verdi. Hâkim cübbesi giyen bu curator’lar yardımcılarıy­la birlikte kendi bölgelerine göz kulak olur, meyhaneleri denetler, suçluları kovuş­turur, dükkânları teftiş eder ve bir felâket sırasında gerekli yardım teşkilâtını düzenler­di.

Sokak güvenliği, gündüz 424 stationarii (her biri bir bina blokundan sorumlu olan polis memurları) tarafından sağlamdı; geceleri ise yedi kola ayrılan 1 000 vigilia çeşitli saatler­de devriye gezer, yangınları haber verir ve gereğinde, düzeni bozmağa kalkışanları yola getirirdi, imparatorluğun başlıca şehirlerin­de kurulan bu teşkilât (Lutetia’da daha 270′te bir emniyet müdürü vardı), bu düzeni uygulamak şöyle dursun anlamaktan bile âciz olan barbarların doluşmasıyle işleyemez hale geldi. Dolayısıyle anarşi alabildiğine arttı, devlet otoritesi dağıldı ve eski usule uyularak idare, yargılama ve yürütme güç­leri tekrar bir tek kişide toplandı.

• Osmanlılarda ilk zabıta teşkilâtı yeniçeri teşkilâtıyle birlikte kuruldu (1360). Bu teş­kilât, yeniçeri ağasının ermindeydi ve baş­lıca görevi de hükümet merkezinin güven­liğini ve asayişini sağlamaktı. Teşkilâtın, salma çuhadarı, salma neferleri (sivil me­murlar), subaşı, kolbaşı, vezir baştebdili> kullukçu zabiti, kullukçu çavuşu gibi bö­lümleri ve kademeleri vardı. Bu kuruluş Yeniçeri teşkilâtıyle birlikte ortadan kal­dırıldı (1826). Yerine İstanbul’da Asakiri Muntazamai Mansure ve Asakiri Muntazamai Hassa teşkilâtı görevlendirildi (1826).Hizmet, Ihtisap nezaretince yürütü­lüyor, eyaletlerde de sipahiler aynı görevi yapıyordu. Anadolu ve Rumeli eyaletlerin­de güvenliğin sağlanması işi bir süre Asa­kiri Redife’ye verildi (1834). İlk defa ay­rıntılı bir nizamname hazırlanarak Zaptiye teşkilâtı meydana, getirildi (1845). Ertesi yıl bu kuruluş Zaptiye müşiriyeti seviyesine çı­karıldı (1846). Aynı yıl güvenlik işleri ye­niden düzenlendi ve polis teşkilâtı yeni ku­rulan Zaptiye nezaretine bağlandı. Zaptiye müşiriyeti emrindeki Asakiri Zaptiye kuv­vetleri de jandarma görevi yapmak üzere seraskerliğin bir bölümü durumuna getiril­di. 1907′de 167 maddelik bir polis nizam­namesi çıkarıldı. 1913′te yürürlüğe konu­lan ikinci bir nizamnameyle polisin görev, yetki ve teşkilâtında ıslahat yapıldı. 22. VII. 1909′da uygulanmağa başlanan istanbul Vilâyeti ve Emniyeti Umumiye Teşkilâtına Da­ir kanun ileı Zaptiye nezaretinin görevleri bu yeni umum müdürlüğe verildi. istanbul Emniyeti Umumiye müdürlüğü 1923′e kadar işbaşında kaldı.
Kurtuluş savaşından son­ra istanbul’daki bu umum müdürlük kaldı­rılarak, Ankara’da Emniyet Umum müdür­lüğüne bağlı vilâyet polis müdürlükleri ku­ruldu (24. III. 1923). Teşkilâta ve mesleğe yeni bir düzen verilmesi düşüncesiyle 2049 Sayılı kanun çıkarıldı (30. VI. 1932). Bu kanunla polis, üniformalı ve üniformasız olarak ikiye ayrıldı, üniformalı polis atlı ve piyade bölümlerinde toplandı. Görev ve yetkilerin yeniden düzenlenmesi amacıyle 2559 Sayılı kanun çıkarıldı (4. VI. 1934). Teş­kilât 3201 Sayılı ve 1937 tarihli Emniyet Teşkilâtı kanunuyle yeniden düzenlendi ve Emniyet Genel müdürlüğü kuruldu.
Bk. Emniyet Genel Müdürlüğü.

♦ Polislik i. Polisin görevi. || Polis gibi davranan. (LM)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİS,Polislik hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİNEZYA

Tarih 01 Haziran 2009

POLİNEZYA (fransız —Sı), Polinezya’nın çeşitli takımadalarını içine alan denizaşırı fransız toprağı; 4 000 km2; 84 550 nüf. İda­re merkezi, Papeete. Cemiyet adalarını (Ta­hiti ve ona bağlı adalar), Tuamotu adaları ile Gambier, Marquises, Australes adalarını ve Clipperton adacığını içine alır. Bütün, okyanusun ortasında, 7° 51′ ve 27° 40′ güney enlemleriyle 134° ve 155° batı boylamları arasında, 4 milyon kilometre karelik bir alana yayılmıştır.
• Coğrafya. Adalar volkanik (Cemiyet, Marquises, Australes adaları) veya mercan asıllıdır (Tuamotu). İklim tropikaldir, fakat enleme göre çok değişiktir.
Polinezya asıllı ada halkının (Maoriler) he­men hepsi Hıristiyanlığı kabul etmiştir (üçte ikisi protestan); ticaretin büyük kısmı Sayı­sı 7 000′i bulan cinlilerin elindedir. Ayrıca,pek çok da melez vardır. Hastalıklara karşı daha iyi korunan Tahiti’nin nüfusu bugün hızla gelişmektedir. Beş yılda yüzde 16 artan nüfusun yansından çoğu yirmi yaşından aşağı gençlerdir. Başlıca gelir kaynakları yumrular tarımı, balıkçılık ve özellikle hin­distancevizi yetiştiriciliğidir: yılda 25 000 ton üretilen hindistancevizi büyük bir gelir kaynağıdır. Cemiyet adalarında vanilya ye­tiştirilir; Tuamotu adasında sedef toplanır. Makatea’da işletilen fosfat madenleri bugün tükenmiştir, önemli hiç bir sanayi yoktur. Ticarette başlıca alıcı olan Fransa, ithalât­ta yakın ülkelerle (Avustralya, Yeni Zelan­da, A.B.D.) rekabet halindedir. Başkent Pa­peete dünyanın her tarafına deniz ve hava hatlarıyle bağlıdır, yeni havaalanı büyük bir uğrak yeridir, öbür adalarla ticaret goeletlerle yapılır.
• Hayat seviyesi ve iktisadî gelişme. Hin­distancevizi ihracatı ve özellikle tahiti fos­fatlarının işletilmesi, Fransız Polinezyası’nda hayat seviyesini oldukça yükseltti (Afri­ka ülkelerinin çoğundan yüksek). Un, şeker, şarap, konsantre süt, tütün v.b. tüketiminin artması, petrol ve çimentonun daha çok kul­lanılması da bunu gösterir; bununla birlikte tarım veya maden ürünlerinin ihracatına, da­yanan iktisadî durum sağlam değildir; ham maden filizi ve tarım ürünleri Satıcısı bütün ülkeler gibi bu maddelerin dünya pazarında­ki fiyat değişikliklerine bağımlıdır. Bu na­zik durumu düzeltecek çarelerin çok sınırlı olmasına karşılık nüfusun hızla artması me­seleyi daha da ciddîleştirir. Bugünkü başlı­ca gelir kaynaklan artmaktan çok azalma eğilimi göstermektedir. Tarım açısından hindistancevizi ağaçları yaşlanmakta ve ye­ni ağaçlar dikme ritmi yetersiz kalmakta­dır. Yalnız en zengin sanayi tarımlanndaki (kahve, kakao, karabiber, ihraç meyveleri, parfüm elde edilen çiçekler) gelişmesi, hek­tar başına daha yüksek bir üretim ve gelir sağlayarak gerçek bir düzelme yaratabilir. Makatea’daki fosfat yatağı tükendiği için mesele sanayi açısından da çok ciddîdir. Yıl­dan yıla istekleri artan bölgesel bütçenin masraflarını karşılamak için pek çok kim­se turizme bel bağlamıştır; bu alanda Poli­nezya’nın birçok kozu vardır: haklı olarak «Büyük Okyanus’un İncisi» adı verilen Ta­hiti’nin güzelliği, okyanusun güney kısmında çeşitli kıtalara (Amerika, Avustralya, Asya) eşit uzaklıkta bulunması.

• Tarih. Fransız donanması, iskeleler kur­mak veya misyonerlerin telkin ettiği himaye isteklerini cevaplandırmak için XIX. yy.da Fransız Okyanusya tesislerini, 1957′den sonra da Fransız Polinezyası’nı meydana getirdi. Daha 1859-1860′ta ayrılan Yeni Kaledonya’nın dışında bu topluluk, Marquises ve Tuamotu adalarını (1842), 1843′ten sonra Tahiti ve ona bağlı adaları (Moorea, Aust­rales adaları), Gambier adalarını (1844), Clipperton (1858) ve Rüzgâraltı adalarını (1887) kapsar. Yüzyılın sonunda her ada veya takımadada, himayenin yerini doğru­dan doğruya yönetim aldı. Eylül 1940′ta Hür Fransa safına geçen Fransız Okyanusya te­sisleri Büyük Okyanus taburuna büyük öl­çüde asker verdi. 24 Mart 1945′ten sonra fransız vatandaşı olan yerliler, Fransızların yanı sıra Temsilciler meclisinin ve fransız asıllıların Paris’teki temsilcilerinin (1 mil­letvekili, 1 senatör, 1 Fransız birliği danışmanı) seçimine katılır. 1958 Referandumu ve 1959 Fransız anayasasıyle Fransız Po-linezyası bir denizaşırı fransız toprağı hali­ne getirilmiştir.
1967 Meclis seçimlerinde Te Ea Api (Yeni Ses) partisi 10 milletvekili ve koalisyon or­tağı U.N.R. (Tahiti birliği) 7 milletvekili çı­kararak öbür grupları (13 milletvekili) geç­tiler. Bağımsız cumhuriyetçi milletvekili F. Sanford’un yönettiği Te Ea Api partisi, iç muhtariyet taraftarıdır. Tam bağımsızlık ta­raftarları gerilemektedir. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİNEZYA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİN

Tarih 01 Haziran 2009

POLİN (Pierre Paul marsales, denir), fransız şarkıcısı (Paris 1863- La Frette-sur-Seine 1927). Concert de la Pepiniere’de ça­lışmağa başladı, sonra Eden-Concert ve Alkazar’da çalıştı. Champignol Malgre lui’de (1892) oynadıktan sonra Cafeconcert’lerde saf asker rollerinde hayli başarı elde etti.
Başlıca şarkıları: La Grosse Julie (Şişko Julie); Mademoiselle Rose, Ma Tonguinoise (Benim Tonkin’lim); Cheri! (Sevgilim!) [1898]; Les Deux Visages (İki Çehre) [1909]; La Bonne Maison (Tam Aranılan Ev) [1912]; Le Grand-Duc (Büyük Dük) [1921]. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİİMİT

Tarih 01 Haziran 2009

POLİİMİT i. (fr. polyimide’den). Plast. mad. Bir aromatik tetrakarboksilik dianhidrit ile bir aromatik diamin arasındaki tep­kimeden elde edilen reçine.

—• ANSiKL. Poliimit’lerin çok elverişli bir­takım özellikleri vardır: 400°C’a kadar me­kanik niteliklerini kaybetmezler, çekilme katsayıları küçük, gazlara karşı geçirgen­likleri çok azdır. Bu özelliklerinden dolayı askerî alanda ve uzay cihazlarının yapımın­da kullanılır. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİİMİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLEVOY (Nikolay Alekseyeviç)

Tarih 01 Haziran 2009

POLEVOY (Nikolay Alekseyeviç), rus ya­zarı ve tarihçisi (Irkutsk 1796 – Petersburg 1846). önce Alman felsefesi, sonra V. Cousin ile batı romantizminin etkisinde kaldı. 1825′te Moskovskiy Telgrafı (Moskova Tel­grafı) kurdu, bu gazete 1834′te kapatıldı. Polevoy, gazetesindeki yazılarıyle Rusya’­da edebî tenkidi başlattı.
Eserleri: İstoriya Russkogo Naroda (Rus Halkının Tarihi) [1829-1833]; «Rus Edebiyatı Denemeleri» (1839), «Bir Rus Askerinin Anlattıkları» (1834) adlı töre romanı, v.b. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLEVOY (Nikolay Alekseyeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLEMARKHOS

Tarih 01 Haziran 2009

POLEMARKHOS i. (yun. k.). Esk. Yun. Ordu başkumandanı. (Atina’da, dokuz arkhondan biriydi. Kısa zamanda askerî sıfat­larını kaybetti: M.ö. V. yy.da yalnız göç­menlerle yabancıların hukukî meselelerine bakan bir hâkim oldu.) [L]

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLEMARKHOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLEJAYEV (Aleksandr İvanoviç)

Tarih 01 Haziran 2009

POLEJAYEV (Aleksandr İvanoviç), rus şairi (Ruzayevka, Penza ili 1804 – Moskova 1838). Saşka adlı şiirindeki bazı mısralar Nikolay I’ kızdırdı, er olarak askere alın­dı (1826), sonra Kafkasya’ya sürüldü (1829 – 1833). ilk kitabını 1832′de yayımladı. Bu­nu Kalyan (1833), Harp (1838) ve Nekahet Saatleri (1842) adlı eserleri izledi. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLEJAYEV (Aleksandr İvanoviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLE

Tarih 01 Haziran 2009

POLE, soyluluk unvanını kral Richard II devrinde kazanmış, zengin bir ingiliz ta­cir ailesinin lakabı. Ailenin kurucusu Hull şehrine yerleşerek zengin olan WiLLiAM ATTE POLE’dur (öl. 1329′a doğr.). — İkinci oglu sir WİLLİAM ATTE POLE (öl. 1366), hükümete büyük ölçüde borç para verdi, Hull’un ilk belediye başkanı oldu, şövalye­lik ve mührühas lordluğu payesini aldı. Oğulları ise ticaret hayatını bırakarak asker­lik mesleğine girdiler. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLATKAN (Saim)

Tarih 01 Haziran 2009

POLATKAN (Saim), türk binicisi (Malat­ya 1907). öğrenimini askerî okullarda yaptı. 1932′de teğmen olduğu sırada Türk Millî Binicilik ekibine alındı. Aynı yıl Nice’de yapılan milletlerarası müsabakalarda Kıs­met adlı atiyle ikinciliği kazandı. Atatürk, kendisine Çankaya isimli bir at armağan etti. 1935 Aachen konkurhipiklerinde «Ren mükâfatı», 1938 Nice konkurhipiklerinde «Polonya Ordusu mükâfatı» ve Varşova konkurhipiklerinde de «Millî mükâfat»ı ka­zandı. 1938 Roma konkurhipiklerinde «Mussolini kupası»nı kazanan türk ekibinde yer aldı. Son olarak 1948 Londra Olimpiyat oyunlarına katıldı. Uzun süre Binicilik fe­derasyonu başkanlığı yaptı. (M)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLATKAN (Saim) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLUM

Tarih 01 Haziran 2009

PİLUM i. (lat. k.). Sil. Mızrak veya atış silâhı olarak kullanılan sivri uçlu bir çeşit ağır kargı. (Samnitler’den alındığı sanılır. Pilum, romalı lejyon askerlerinin saldırı si­lâhlarından biriydi.) [L]

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLSUDSKİ (Jozef)

Tarih 01 Haziran 2009

PİLSUDSKİ (Jozef), polonyalı mareşal ve devlet başkanı (Zulowo, Lityanya 1867-Varşova 1935). Harkov’da tıp öğrencisiyken beş yıl için Sibirya’ya sürgün edildi. Dönüşünde (1892) Polonya Sosyalist par­tisi saflarında mücadeleye girişti. Lodz’ta tutuklandı (1899) ve Petersburg’a gönderil­di. Kaçarak Krakow’a sığındı. 1904-1905 Rus devrimi sırasında Polonya’da tedhişçi hareketleri yönetti. Bir süre sonra her ça­reye baş vurarak Polonya’ya bağımsızlı­ğını kazandırmak isteyen Sosyalist partisi­nin devrimci kolunu kurdu ve «bağımsızlık taraftarı» gönüllüleri teşkilâtlandırdı. 6 A-ğustos 1914′te, müttefiklerin safında sava­şacak olan Polonya lejyonlarını kurdu. İ916′da Avusturyalılar ve Almanlar tara­fından kurulan Polonya peyk devletinde As­kerî daire şefi oldu, Avusturyalılar ve Al­manlar, Rus devriminin yol açtığı kaynaş­ma sırasında onu Magdeburg’da hapse at­tılar (22 temmuz 1917). Pilsudski, 10 ka­sım 1918′de Varşova’ya döndü, Naiplik konseyi tarafından kendisine diktatör yetkisi verildi ve şubat 1919′da ilk Polonya Diyet meclisi tarafından devlet başkanı ve baş­kumandan olarak yetkileri kabul edildi. 1920′de mareşal oldu; bolçeviklere karşı açılan savaşta harekâtı yönetti ve Kiev’in işgalini gerçekleştiremedi, sonra general Weygand başkanlığındaki fransız askerî heyetinin yardımıyle Varşova surları önün­de durumu yeniden düzeltti (bk. polonya-sovyet savaşı). 1922′de siyaset hayatından ayrıldı, fakat 1926′da bir askerî hükü­met darbesi yaparak iktidarı yeniden ele geçirdi. Gerek hükümet başkanı, gerek sa­vaş bakanı olarak ölümüne kadar Polon­ya’nın gerçek hâkimi oldu. Parlamentonun etkisini kısarak ordunun, radikal ve mu­hafazakâr siyasî çevrelerin desteği ile mem­leketi yönetti. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLSUDSKİ (Jozef) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POİNCARE (Raymond)

Tarih 30 Mayıs 2009

POİNCARE (Raymond), fransız devlet adamı (Barle-Duc 1860-Paris 1934). Henri Poincare’nin kuzeni. Milletvekili (1887-1903), senatör (1903-1913) seçildi ve çeşitli bakanlık görevlerinde (1893-1895 ve 1906) bulundu, Başbakan (1912-1913) oldu. Al­manya’ya karşı sert bir siyaset güttü ve Üçlü Ittifak’ın sağlamlaştırılması için ça­lıştı (Rusya yolculuğu, temmuz 1914); iç işlerinde kara ve deniz ordularını güçlendir­di, barışçı hareketleri bastırdı, Clemenceau’yu ve radikal çoğunluğunu kendisine düşman eden yeni bir seçim kanununu ka­bul ettirdi. Cumhurbaşkanının yetkilerini genişletmekten yanaydı, bu amaçla 1913′te kendini cumhurbaşkanlığına seçtirdi.
1914 Temmuzundan itibaren, «Fransa kutsal bir­liğinin tek önderi oldu. Askerî yenilgiler­den sonra durumu düzeltmek için Clemenceau’yu hükümetin başına getirdi (kasım 1917), fakat, Clemenceau’nun mütareke fik­rine boşuna karşı koymağa çalıştığı gibi, Rheinland bölgesinin işgalinden ve Ren kı­yılarında bir müttefiklerarası kuvvet bulun­durma tasarısından vaz geçmek zorunda kaldı. Cumhurbaşkanlığının son dönemin­de Alsace Lorraine’in Fransa’ya katılma­sını sağladı. Tekrar Senato’ya döndü (1920), harp tazminatı komisyonunun başkanlığına seçildi, fakat tam tazminat teklifi redde­dilince komisyondan ayrıldı, Briand hükümetini düşürdü (1922), hükümet kurmak­la görevlendirildi (1922-1924). Lloyd George ile anlaşamadığı için Türkiye’de güç durumda olan İngilizleri yalnız bıraktı (3 eylül 1922) ve Almanya’nın moratorium hakkını reddetti, tazminatın ödenmesinin geciktiğini görerek Ruhr’u işgal ettirdi ve Ren bölgesindeki ayrılıkçılığın gelişmesine yol açtı (eylül 1923). Alman hükümeti iş­gali kabul edince Poincare bu zaferden yararlanmayarak yeniden müttefiklere ka­tıldı (bk. DAWES planı).

Fransa’nın içinde bulunduğu malî güçlükler dolayısıyle siya­setini’değiştirdi. Ama bu güçlüklerin baskısıyle yeni vergiler kabul ettirmesi, seçim­ler arefesinde, Sollar kartelini meydana ge­tiren muhaliflerinin başarısını sağladı (ma­yıs 1924) ve istifasına sebep oldu (1 haziran). Malî buhran sırasında (23 temmuz 1926) kamuoyunun isteğiyle yeniden baş­bakanlığa gelen Poincare (23 temmuz 1926) «Millî Birlik» kabinesi adı verilen kabineyi kurdu. Bu kabinede dışişleri bakanlığını Briand’a bırakmış, maliye bakanlığını ise kendisi almıştı. Ülkenin ve parlamentonun büyük ölçüde desteğini sağlayarak malî si­yasetini uygulamak için tam yetki aldı (31 temmuz 1926).

Yeni vergiler koydu, harca­malarda kısıntıya gitti, bir amortisman sandığı kurdu ve özellikle yeniden güveni sağlayarak, 25 haziran 1928′de, 1914′tekinin beşte bir değeriyle frankın değerini korumayı başardı; böylece yabancı sermayenin dönmesini ve Banque de France’taki altın ihtiyatının eski halini almasını sağladı. Ra­dikaller Angers kongresinden sonra (ka­sım 1928) hükümetten çekildiler. Bunun üzerine Poincare, merkez ve sağ partilerine dayanan.bir kabine kurarak maliye bakan­lığını Henri Chemn’a (11 kasım 1928) bı­raktı. Ama hastalığı dolayısıyle istifa et­mek zorunda kaldı (27 temmuz 1929) ve bundan sonra da siyasetten tamamıyle çekilerek, 1926′dan itibaren, Au Service de la France (Fransa’nın Hizmetinde) adiyle ya­yımlanan hatıralarını yazmağa devam etti. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİNCARE (Raymond) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POE (Edgar Allan)

Tarih 30 Mayıs 2009

POE (Edgar Allan), amerikalı yazar (Bos­ton 1809 – Baltimore 1849). Gezgin tiyatro oyuncusu olan ana-babası sefalet içindeydi; iki yaşında öksüz kalan Edgar’ı Richmond’lu tarım işletmecisi John Allan hi­mayesine aldı ve öğrenimi için hiç bir fe­dakârlıktan kaçınmadı. 1815-1825 Yılları arasında Edgar, onu evlât edinen aileyle birlikte İngiltere’ye gitti ve öğrenimine Londra’da devam etti. 1825′te Richmond’a döndü, ama kötü davranışları yüzünden Virginia üniversitesinde bir yıldan fazla barınamadı (1826).
John Allan onu kendi işyerine aldıysa da, Edgar orada da durma­yarak kaçtı. Orduya girdi (1827), West Point Askerî okuluna kaydolmayı başardı, ama disiplinsizlik yüzünden kovuldu (1831). O zaman zengin olmanın yollarını aramak üzere New York’a gitti; ilgi uyandırma­yan küçük bir şiir kitabından sonra yaz­mağa başladığı hikâyelerle dikkati çekti. Dul ve fakir halası Maria Clemm’in ya­nma sığındığı Baltimore’a yerleşti, 1835′ten başlayarak, Richmond’da çıkan Sout­hern Literary Messenger dergisine yazı göndermeğe ara vermedi; çalışmağa ve yoksulluğa alışıyor, ama bu arada, ilha­mını ve gerçeği unutmanın çaresini gittik­çe artan bir tutkuyle içkide arıyordu. He­nüz on dört yaşında olan yeğeni Virginia Clemm ile evlendi (1836); 1837′de New York’a yerleştiler. The Narrative of Arthur Gordon Pym (Arthur Gbrdon Pym’in Hikâyesi) o yıl, sonra 1840′ta, daha önce gazetelerde çıkmış hikâyeler derlemesi ola­rak İşitilmedik Hikâyelerim (Tales of the Grote’sque and Arabesque) birinci cildi ya­yımlandı. Ertesi yıllarda Edgar Poe’nun çeşitli dergilerle ilişkisi, ardı gelmeyen huy­suzlukları ve alkol krizleri yüzünden çok düzensiz oldu. İşitilmedik Hikâyeler’in yeni bir cildi 1845′te yayımlandı, The Raven-(Karga) adlı şiiri de bu yılın eseridir. Genç karısı 1847′de öldü. ümitsiz ve hastaydı, delirium tremens krizleri geçiriyordu; birara kendini toparlayacak gibi oldu, yaşlı ve zengin bir kadınla evlenmek üzereydi ki, Baltimore’da bir sabah onu, geceyi ge­çirdiği meyhanenin kapısında can çekişir buldular.

Poe’nun dehası hayatına benzer; alabildiği­ne sıkıntılı, acılı ve dokunaklıdır. Muhay­yilesi cehennemi konulardan kurtulamaz ve o, duyduğu dehşet ürperişini okuyucuya iletmekte benzersizdir. Oysa Poe, Eureka’da (1848) ve The Poetic Principle’de (Şii­rin İlkeleri) belirdiği üzere, romantizmin lirik boşalışlarına karşıdır; ilhama güvenmez ve şaire sadece Güzeli arama ihtiya­cının yol göstermesi gerektiğine inanır. Çağdaşlarınca anlaşılmayan bu eser Baudelaire’i derinden etkileyecek ve Poe’yu, Fransa’ya ve Avrupa’ya tercümeleriyle o tanıtacak; The Raven adlı şiiri ise Fransızcaya Mallarme’nin kalemiyle kazandırı­lacaktır. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POE (Edgar Allan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODEWİLS (Philipp)

Tarih 30 Mayıs 2009

PODEWİLS (Philipp), alman askerî teknis­yeni (Amberg 1809-ay.y. 1885). Alman or­dusunda general oldu. Lindner tüfeğinden hareket ederek yeni bir tüfeğin projesini çizdi ve bu yeni silâh Bavyera ordusunda kullanıldı. (M)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODEWİLS (Philipp) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİL

Tarih 29 Mayıs 2009

PİL i. (fr. pile). Elektr. Kimyasal bir tep­kime sırasında açığa çıkan enerjiyi, doğ­rudan doğruya elektrik enerjisine dönüş­türen sistem. (Bk. ANSiKL.)

Gazlı pil. Bk. GAZ.
Güneş pili, güneş ışınlarını alarak elektrik akımı üreten, silisyumlu fotodiyot bataryası. (Yapma uydularda ener­ji kaynağı olarak kullanılır.) [Bk. ANSiKL.]
Kuru pil, elektroliti durgun olan pil.
ölçek pil, elektromotor kuvveti ölçmeğe ya­rayan pil: Weston ölçek pili.
Termoeelektrik pil, değişik cinsten iki . iletkenin, uçları ikişer ikişer birbirine değecek şe­kilde birleştirilmesiyle meydana gelen sis­tem; iletkenlerin değme noktalarında, sı­caklık farkına bağlı olarak bir elektromo­tor kuvvet meydana gelir.
Volta pili, bir sıvıya veya ayrı ayrı sıvılara batırılmış iki elektrottan meydana gelen ve bir elektro­motor kuvvet üreten sistem. (Volta pili, bugünkü elektrik pillerinin kaynağıdır.)
Yakıtlı pil, bir yakıtın yanmasından doğan kimyasal enerjiyi doğrudan doğruya elekt­rik enerjisine dönüştüren cihaz. Bk. AN­SİKL.
— Kim. Hidroelektrik piller teorisi. Bk. REDOKS.
— Nükl. Atom pili veya nükleer reaktör, atom fisyonundan yararlanan enerji kay­nağı. (Bk. ANSiKL.)
Yenileyici pil, uran­yum 235 (veya plütonyum) tüketiminden doğan açığın, uranyum 238′deki nötronların yakalanma siyle oluşan plütonyumla denge­lendiği özel atom pili. (Yenileyici piller, yakıt bakımından büyük bir tasarruf sağla­dığı için çok ilgi çekicidir. Yakıt yenilen­mesinde, toryum yoluyle uranyum 233 olu­şumundan da yararlanılır.)
elektrik pilleri
— ANSiKL. Elektr. Bir hidroelektrik pil, aralarında bakışımsız (iki elektrodu ayrı) bir voltametre bulunan bir iletkenler zin­cirinden meydana gelir. İlk pili Volta yap­mıştır (1800); bu pil, hafif asitli su emdi­rilmiş çuha veya karton rondelalarla bir­birinden yalıtılan, yuvarlak bakır ve çinko levhalar dizisinden meydana gelmişti. Son bakır levha son çinko levhaya bağlandığın­da madenî telden akım geçiyordu. Bu pilin sakıncalarını (asitli suyun sızarak kısa dev­re yapması) gidermek için Cruikshank, asitli su dolu bir çanak içine yatırılmış bir pilden meydana gelen çanaklı pil’i yaptı. 1826′da Becquerel, akım verildiği zaman bu pillerin elektromotor kuvvetinde mey­dana gelen azalmayı, dokunma yerlerin­deki bir değişikliğe, özellikle pozitif elekt­rot üzerinde elektroliz sonucu hidrojen ka­barcıkları birikmesine bağlayarak açıkladı. Elektrotlardaki bu kutuplaşmayı azaltmak için, hidrojen birikintilerini dağıtacak ok­sitleyiciler katmak gerekir. Bunun için, sıvı (kromik asit, potasyum bikromat, nitrik asit) ve katı (kurşun dioksit veya manganez dioksit) kutuplaşma önleyici maddeler ka­tılmış piller yapıldı. Poggendorff 1842′de potasyum bikromath pil’i tasarladı; bu pil, sırasıyle Grenct, Ducretet ve Trouve tara­fından geliştirildi. Bikromath pilin klasik tipi şöyle yapılmıştı: pozitif kutup vazifesi gören karni kömüründen iki levha, negatif kutup vazifesi gören bir çinko lamanın iki yanına yerleştirilmişti; üçü birden, potas­yum bikromatm asit çözeltisi içine daldı­rılıyordu. Madenî levha çözeltiye daldırılır daldırılmaz, şu tepkimeler sonucu akım meydana geliyordu: bir potasyum ve krom çift sülfatı oluşurken, tepkimede açığa çı­kan oksijen hidrojenle birleşerek kutuplaş­mayı önler. Elektromotor kuvveti 2 V olan bu pillerin debisi oldukça yüksektir. Bunsen pili’nde (1842), kutuplaşma önleyici olarak nitrik asit kullanılır. Kutuplaşma ön­leyicisi bir tek katı maddeden meydana ge­len piller arasında en kullanışlısı Leclanche pili’dir (1868); amonyum klorür eriyiği içine daldırılan bir çinko çubuk negatif kutup görevi yapar; ortada gözenekli bir kap veya bezden bir torba bulunur; bunun içine karni kömüründen bir çubuk (pozitif kutup) konup etrafına basınçla manganez dioksit doldurulur; elektromotor kuvveti 1,5 V olan bu pil, düşük şiddette akım üre­tir. Zil, telefon gibi kesik akımlı işlerde kullanılan bu pil Fery tarafından geliştiril­miştir. Fery pili’nde, bir çinko levhadan meydana gelen negatif elektrot kabın di­bine yatay olarak konur; pozitif elektrot, katalizör görevi yapan gözenekli kömürden yapılmıştır; elektrolit yine amonyum klorür çözeltisidir; sıvının üst kısmında eriyen ha­vanın oksijeni, kutuplaşma önleyici rolü oynar. Aynı ilkeyle, soğurucu (odun tala­şı) veya jelatinli bir maddeyle elektroliti durgun hale getirilen ve cep fenerlerinde kullanılan kuru pirler yapılır. Ayrıca, iki sivili kutuplaşmayan piller ger­çekleştirilmiştir; bu pillerde elektrotlar iki ayrı madenden yapılmıştır ve her biri ya­pıldığı maden tuzunun eriyiği içine daldı­rılır. Bu tür pillerden ilki 1836′da ortaya çıkan Daniell pili’din çinko sülfat; eriyiği bulunan bir kaba bir çinko çubuğu (nega­tif kutup) batırılır; bu kap içine konan gö­zenekli bir başka kapta doymuş bakır sül­fat eriyiğine batırılmış bakır bir silindir (pozitif kutup) vardır. Bu pil, 1,08 V’luk bir elektromotor kuvvet verir. Derişmeli (yoğunlaşmalı) piller de kutup­laşmayan pillerdendir; her iki elektrot da aynı madenden yapılır ve her biri bu ma­den tuzunun farklı derişiklikte eriyiklerine batırılır. Elektromotor kuvvet, eriyiklerin derişiklik derecesine bağlıdır; pil akım ve­rirken daha az derişik eriyikte bulunan elektrot (negatif kutup) erir; pozitif kutbu meydana getiren öbür elektrotun kütlesi, içinde bulunduğu daha derişik eriyik zara­rına artar; böylece her iki eriyiğin deri­şiklik derecesi eşit hale gelir. Gazlı piller’de (Grove, Gaugain, Zeuger) [Bk. GAZ, ANSiKL. Teknol bölümü.] elekt­rotlara gaz emdirilmiş ve bu elektrotlar ba­sınçlı bir gaz içine yerleştirilmiştir. Eri­yiklerin pH’ı derişmeli pillerden türeyen pillerle ölçülebilir (bunların elektrotları hidrojen içine konmuş platin levhalardan meydana gelir; iki levha, H+iyonu bakı­mından farklı derişiklikte iki eriyiğe batırı­lır). Bir pilin, elektromotor kuvvet, di­renç gibi sabitleri geleneksel metotlarla öl­çülebilir. Karşı koyma metodunda, Daniell pili, Lamiter Clark pili, JVeston pili gibi kutuplaşmayan ölçek pillere başvurulur; Weston pilinde, sodyum malgaması (nega­tif kutup), kadmiyum sülfat ve elektromo­tor kuvveti 2ü°C’ta 1,01830 V olan civa sülfat (pozitif kutup) bulunur.
meteoroloji uydusu Tiros Güneş Pilleri
Piller teorisi. Helmholtz tersinir piller için termodinamik bir teori tasarladı; bu teori, pil içinde meydana gelen enerji alış­verişine dayanır. Pillerin elektromotor kuv­vetinin, her elektrodun içinde bulunduğu eriyikle dokunma yüzeyinde, elektrottan eri­yiğe ve eriyikten elektroda iyonların geçme­sine dayandığı kabul edilerek, iyon teori­leri kurmak (Nernst) mümkün olmuştur. Elektromotor kuvvetleri düşük (1 V sevi­yesinde) ve dirençleri fazla (1 ohm seviye­sinde) olduğu için, piller zayıf güçte üre­teçlerdir; pilleri seri veya paralel bağlaya­rak bataryalar yapılabilir. Verdikleri enerji çok pahalıdır (bir dinamonun enerjisinden en az yirmi kat daha pahalı). En büyük avantajları taşınabilir olmalarıdır. Piller, tele­fonda, telgrafta, zillerde ve cep lambaların­da kullanılır; bunların yerine çoğu zaman akümülatörler tercih edilir. Ayrıca, elekt­roliz olayları meydana gelmeyen bazı üre­teçlere de «pil» denir: termoelektrik piller, fotoelektrik piller gibi. Yakıtlı p/Z’lerde, elektroliz olayındaki dö­nüşümün tersi meydana gelir. Bu piller, ha­reketli parçaları olmayan, verimi yüksek, sessiz ve bir bütün halinde üreteçlerdir. Çoğunda yakıt olarak hidrojen kullanılır; fa­kat hidrokarbonlarla, metanol, amonyak ve metollerle çalışan çeşitli örnekler de var­dır. Ancak bu pillerin yapımında daima güçlüklerle karşılaşılır.
Güneş pillerinin çalışma ilkesi, transistörlerin ilkesine benzer. Bu piller, yarı iletken cisimlerin monokristallerinden mey­dana gelir. Meselâ, iki bölgeye ayrılmış bir silisyum levha kullanılabilir: bu bölgeler­den biri ışık alır ve yabancı madde olarak bor taşır, yani P tipindendir; N tipinden olan ikinci bölgede ise yabancı madde ola­rak fosfor atomları vardır; P bölgesine gelen fotonlar silisyum atomlarına çarparak elektronları koparır; bu elektronlar, bütün yerleri tutulmuş olan N bölgesine giremez ve P tabakasında kalarak boşlukları dol­durur. Bu olayın sonucu olarak, iki bölge arasında 0,56 V’luk bir potansiyel farkı şeklinde ortaya çıkan bir elektron denge­sizliği meydana gelir. N bölgesine madenî bir levha, P bölgesine bir halka yapıştırı­larak bu potansiyel farkı toplanır. Bu şe­kilde düzenlenen güneş pillerinin verimi, yüzde 15 gibi yüksek bir seviyeye ulaşır, fa­kat maliyet fiyatlarının yüksekliği yüzünden henüz kullanmağa elverişli değildir.
— Nükleer. Atom pili. Bir uranyum veya plü­tonyum çekirdeğinin fisyonu sırasında bü­yük miktarda enerji açığa çıkar. Ayrıca yeni fisyonlara yol açabilecek birçok nöt­ron yayılır. Böylece zincirleme bir tepki­me doğar. Bu tepkime kontrol edilebilecek kadar ağır gelişirse bir atom pili elde edi­lir. eneda serbest kalan enerji ısı şek­linde açığa çıkar ve bir akışkanın (gaz, sıvı veya ergimiş maden) dolaşımıyle ısı pil­den alınır. Pillerin çok değişik tipleri var­dır. Meselâ bazı pillerde nötronlar, yavaş­latıldıktan sonra (ağır su veya grafitle), bazılarında da hızını kaybetmeden kullanı­lır. Fisyona uğrayan madde, tabiî uran­yum, plütonyum veya tabiî uranyumdan da­ha iyi özellikleri olan uranyum 233 ve uranyum 235 gibi izotoplar olabilir. Meselâ bir uranyum 235 çekirdeğinin fisyonu sıra­sında ortalama 2,5 nötron yayılır. Bunlar hızlı nötronlardır ve bir kısmı yeni fisyon­lara yol açar. Fakat genellikle bunların sayısı (büyük tedbirlerle saf uranyum 235′-in kullanılması dışında) çok düşüktür. Bu yüzden, uranyumun fisyonunun etkin süre­sini uzatmak için, nötronları yavaşlatma yollan aranır; bu amaçla uranyum, hafif çekirdekli bir ortam (su, ağır su, berilyum, grafit) içinde yayılır. Yavaşlatma sırasında nötronlar, pil malzemesinde, özellikle uran­yum 238 içinde yakalanarak kaybolur. Nöt­ronların bir kısmı da pilin dışına çıkar. Bu yüzden, zincirleme tepkimeyi meydana ge­tirmek için bir nötronu korumak güçleşir. Bu koruma için şu şartlar gereklidir:
1. nötronların pil dışına kaçışını azaltan ve «kritik hacim» denilen minimum bir ha­cim;
2. fazla miktarda nötron soğuran bazı ele­mentlerden (bor, hafniyum v.b.) temizlen­miş ve «nükleer saflık» denilen çok yüksek saflık derecesine getirilmiş malzemeler;
3. uranyum ve yavaşlatıcının en uygun şe­kilde yerleştirilmesi;
4. pili saran ve kaçacak nötronların bir kısmının çarparak geri dönmesini sağlayan, genellikle grafitten yapılmış bir reflektör. Bu şartlar, tabiî uranyum yerine 235 izo­topu veya plütonyumla zenginleştirilmiş uranyum kullanılırsa daha basitleşir; çünkü bu durumda nötron fazlalığı ve reaktiflik daha büyüktür. Pil, içine konan ve nöt­ronları soğuran bir maddeyle kontrol edilir. Bu alanda en çok kullanılan madde kad­miyumdur. Bu kontrol, fisyonda nötronların bir kısmının belli bir gecikmeyle (gecik­meli nötronlar) yayılmasına bağlıdır. Ge­ciken nötronların sayısı, bütün fisyon nöt­ronlarının yüzde birinden azdır; fakat reak­tiflik yeterince zayıfsa, nötronların 1 da­kikaya ulaşan gecikmelerinin kadmiyum kontrol çubuğunun yer değiştirmesiyle kü­çük reaktiflik değişimini dengeleyebilmesi için bu sayı yeterlidir.
• Atom pillerinin kullanılması. İlk atom pilleri, plütonyum üretmek için yapılmıştı. Plütonyum, uranyum 238′den bir nötron alarak meydana gelir. Bu madde ile atom bombası yapılabilir ve zaten ilk defa bu alanda kullanılmıştır. Plütonyum ayrıca, büyük bir reaktiflik taşıyan ve ikincil pil denilen yeni pillerin yapımında kullanıla­bilir; fakat kısa bir süre sonra pillerin kul­lanma alanları genişlemiştir. Radyoaktif izotopların hazırlanması. Tıpta, biyolojide v.b. kullanılan bu maddeler, ge­nellikle kararlı bir elementi pil içinde belli bir süre ışımaya tutarak elde edilir. Mese­lâ kobalt 60, kütle numarası 59 olan klasik madenî kobaltı ışımaya tutarak üretilir. Işımadan faydalanma. Pil, özellikle nötron bakımından çok yoğun bir ışıma kaynağıdır; bunlardan, fizik, teknoloji, biyoloji deney­lerinde yararlanılır. Meselâ fizikte yavaş­latılmış nötron*lar, katıların magnetik ya­pısını incelemekte kullanılır, öbür deney­ler, yoğun ışımaya tutulan malzemenin tepkisini incelemek amacını güder. Gerçek­ten birçok madde bu ışımanın etkisiyle önemli dönüşümlere uğrayan fiziksel ve me­kanik özellikler taşır. Bu olayın incelen­mesi, daha güçlü pillerin yapımı bakımın­dan önemlidir. Biyolojide, ışımaların yol açabileceği değşinimler incelenir; fakat pil­lerin temel uygulama alanı enerji üreti­midir. 1939′da birkaç fizikçinin dikkatini çeken bu üretim şekli, ancak 1954′ten son­ra gerçekleşmiştir. Bu enerji, gerek bir atom motorunun, gerek elektrik üreten sa­bit bir tesisin çalıştırılmasında kullanılır. Bir atom santralının çalışma ilkesi basit­tir: bir akışkan (gaz, sıvı, ergimiş maden) fisyonla yüksek bir sıcaklığa ulaşmış uranyum içinde dolaştırılır. Bu şekilde ısı­nan akışkan, ısı değiştiricilerinden geçer ve orada birkaç yüz derece sıcaklıkta su bu­harı üretir. Bu buhar, kömürle çalışan ter­mik santraldaki gibi kullanılır. Bu teknik en kolay olanıdır, fakat dünyanın her ya­nında, verimi daha yüksek başka tip santralların kurulmasına çalışılmaktadır. Mese­lâ Amerika’da yavaşlatıcı olarak sudan fay­dalanan bir pilin kullanılması düşünülmek­tedir. Bu su, pilin çalışması sırasında kay­namağa başlar ve elde edilen buhar doğru­dan doğruya bir türbini çalıştırmak için kullanılır. Çeşitli ülkelerde başka ilkeler de incelenmektedir (meselâ asıltı halinde dolaştırılan uranyumla yapılmış pil)-. 1 gr uranyum fisyonunun 3 ton kömürün yanmasıyle elde edilen enerjiyi verdiği bilinir­se, atom enerjisinin olağanüstü imkânları kolayca anlaşılır.
Teknisyenlerin amaçlarından biri, uran­yumun mümkün olduğu kadar fazla kısmı­nın fisyona uğrayabileceği piller yapmaktır, atom pili Tabiî uranyumdan faydalanan bir pilde uranyumun yalnız çok küçük bir kısmı kul­lanılabilmektedir. Gerçekten yalnız uranyum 235 (yüzkırkta bir kısmı) doğrudan doğruya zincirleme tepkimeye girer. Uygun miktarda kullanılınca zincirleme tepkime durur. Pi­lin ömrü, uranyum 238 içinde nötron yakalanması sonucunda meydana gelen plütonyumla uzatılır; fakat nötronları soğuran bazı fisyon ürünlerinin etkisiyle doğan pil zehirlenmesi, uranyumdan fay­dalanma oranını düşürür. Bununla birlikte gerçekten uranyumun büyük kısmını kulla­nacak pillerin yapılması mümkün görül­mektedir. Bunun için yenileyici piller de­nilen ikincil pillerde, uranyum 235 veya da­ha elverişli olan uranyum 233 veya plüton­yumla (primer pil denilen pil de toryumdan elde edilir) zenginleştirilmiş uranyum kul­lanılır. Bugün bir atom santralıyle sağlanan elektriğin fiyatı küçük çapta geleneksel te­sislerden sağlanan elektriğe göre daha yük­sektir. Fakat yeryüzü, geleneksel yakıtlar­dan çok daha büyük rezervleri olan yeni bir enerji kaynağına kavuşmuştur. Gerçek­ten fisyonla elde edilecek enerji rezervle­rinin kömürden ve diğer fosil yakıtlardan çıkarılan enerji kaynaklarından yirmi beş defa fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bir atom motoru aynı ilkelere göre çalışır. Personeli ışımaya karşı korumak için atom pilini çok büyük bir İcap içine yerleştirmek gerektiğinden, atom motoru ancak büyük boyutlu taşıtlarda kullanılabilir; bu yüzden otomobillerde kullanılması mümkün görül­memektedir. A.B.D.’de atom denizaltıları (Nautilus) ve Rusya’da bir buzkıran ya­pılmıştır. Atom motorunun ilgi çekici yön­lerinden biri, taşıtın çok uzun süre yakıt ikmali yapmadan gidebilmesini sağlaması ve denizaltılarda yakıt artığı bırakmamasıdır.
• Tarihçe. Fisyon, 1938′de alman Hahn ve Strassman tarafından keşfedildi. Bu yeni olay, Fransa’da Halban, Joliot-Curie, Kowarski, F. Perrin ekibi, ingiltere’de Frisch, Amerika’da Feımi tarafından incelendi. Da­ha 1939′da fransız ekibi, nötronların fisyon sırasında yayıldığını ve sayılarının bir zin­cirleme tepkime doğurmağa yeterli oldu­ğunu ispatladı. Bir ağır su ve uranyum bü­tünü içinde zincirleme bir tepkime mey­dana getirmek için planlar yapıldı. Bu ça­lışmalar 1940 haziranında kesildi. Ameri­ka’da Fermi, 2 aralık 1942′de Chicago’da ilk atom pilini yaptı. Bu pil 50 ton uran­yum ve 500 ton grafit yığını halindeydi. Bu deneyin başarıya ulaşması Amerika hükü­metini askerî amaçlarla nükleer araştırma­lara çok büyük ölçüde maddî imkân sağ­lamağa yöneltti. Plütonyum üretmek için düşünülen piller Hanford’da yapıldı. Bu ilk plütonyum, atom bombası yapımında kullanıldı, ikinci Dünya savaşından sonra, büyük ülkeler (Amerika, Rusya, İngiltere ve Fransa) atom enerjisini geliştirme prog­ramları hazırladı. Birkaç kW gücündeki de­ney pilini daha güçlü yeni deney pilleri iz­ledi. 1955′te Amerika’da bir atom denizaltısının ve Rusya’da küçük bir elektrik sant­ralının (5 000 kW) çalışmağa başlamasıyle enerji üretimine geçildi; sonra ingiltere’de 1956′da yaklaşık olarak 500 000 kW gücün­de bir santral kuruldu. 1940′tan sonra çe­şitli ülkelerde çalışmalara devam edildi. 1955′te toplanan Cenevre konferansında, bütün ülkelerin bilim adamları aldıkları so­nuçları tartıştılar. Bu konferans, barışçı amaçlarla kullanılacak atom enerjisi devri­ni açtı. 19567da Birleşmiş Milletler bünye­sinde bir Milletlerarası Atom ajansı kurul­du.

+ Pilli sıf. Pili olan, pille çalışan: Ben önde, Nezir arkada, çamurlu yoldan, yağ­mur yiye yiye elimdeki pilli fenerin ışığın­da yürüyoruz (R.H. Karay). Pilli radyo. (LM)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCARDİE

Tarih 29 Mayıs 2009

PİCARDİE, Fransa’nın kuzeyinde eski il; Somme ve Aisne idare bölgelerinin büyük kısmını, Pasde-Calais kıyı bölgesini ve gü­neyde Oise idare bölgesinin bir kısmını içine alırdı. (Aisne, Oise ve Somme idare bölgelerini kapsayan bölgesel bir seçim çev­resine adını verdi.)
• Coğrafya. Picardie yüzey şekilleri ve ekonomisi bakımından birbirinden farklı üç bölgeye ayrılır:

1. vadilerle yanlı bir yayla. Bu yayla büyük kısmı çakmaktaşlı kil tabakalarıyle örtülü tebeşir çağı tebeşirlerinden meydana gelir; çoğunlukla kalın bir balçık tabakasıyle kaplı olduğundan Fransa’nın tahıl ve şeker pancarı yetiştiren başlıca bölgelerinden bi­ridir. Daha Galya-Roma çağında, sonra da manastır rahiplerinin etkisiyle XI. ve XII. yy.da, geniş tarlalar açılmıştı. XIX. yy.dan beri Picardie’nin bu kısmında ince tarım uygulanır. Yemlik bitki tarımının genişle­mesi, hayvancılığın gelişmesine yol açmış, tarım büyük ölçüde makineleştirilmiştir. Bölgedeki tarım işletmeleri orta büyüklük­tedir (30-40 hektar);

2. yaylayı yaran Somme ırmağıyle kolları­nın vadileri. Başlıca şehirlerin kurulduğu vadiler, geniş, derin ve çok yağışlıdır. Ir­maklar ağır ve düzenli bir şekilde akar. Va­di tabanlarındaki eski ticaret merkezlerine (Amiens, Saint-Quentin) geleneksel dokuma sanayii yerleşmiştir;

3. kıyı bölgesi, kıyı şeritlerinin meydana gelmesi sonucunda dolan bir bölgedir. Pi­cardie, alçak alanların akaçlanmasından sonra genellikle çayırlar, hattâ buğday ve tahıl üretilen alanlar haline getirildi. Say­fiye merkezleri kuruldu (Berek, Le Touquet).

• Tarih. Roma çağında bölge, Gallia Belgica’nın bir parçasıydı. Daha Ortaçağda çoğu din adamları olan güçlü derebeylerineline geçti (Saint Riquier, Saint-Valery ve Corbio abeyi’leri). Bölgenin zenginliğine ko­şan birçok flaman kolon, özellikle Somme vadisinde önemli bir kumaş sanayiini kur­dular; bu durum zengin ve canlı bir burju­vazinin meydana gelmesine yol açtı. Burjuvazi XII. yy.da kurulan komünleri (Noyan, Saint-Quenti», Amiens, Ham, Corbie, Abbeville v.b.) büyük ölçüde zenginleştirdi. Philippe Auguste zamanında Picardie, Amiens ve Vermandois «baillie»lerine bölün­dü. XII. ve XIV. yy.da yavaş yavaş krallık topraklarına katılan bölge Yüzyıl savaşla­rında ingiltere ve Fransa kralları arasında çekişmelere yol açtı; ingilizler Somme şe­hirlerini Bourgogne düküne verdiler (1435 ve 1465). Atak Charles’ın ölümünde (1477), Louis XI’in işgal ettiği bölgeyi Maximilian, Arras antlaşmasıyle Fransa’ya bıraktı (1482). 1659′a kadar Picardie bir sınır böl­gesi olarak kaldı ve birçok defa (1557, 1595, 1636) ispanyollar tarafından istilâ edildi. XVI. yy. başında kurulan Picardie askerî valiliğinin sınırları, derebeylik dönemi Picardie’sinden daha küçüktü. İdarî ve ma­lî açıdan Picardie ikiye (Amiens ve Soissons) bölünmüştü. Stratejik önemi yüzünden Birinci ve İkinci Dünya savaşları zamanın­da tekrar bir savaş alanı haline geldi.

• Picardie lehçesi, Picardie ve Belçika Hainaut’sunun bir bölümünde konuşulan oîl dili lehçesi. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCARDİE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PING DI-HUAY

Tarih 29 Mayıs 2009

PING DI-HUAY, cinli asker ve siyaset adamı (Şaoşan, Hunan 1898). Çin Komünist partisi üyesi (1923); Kızılordu’nun başlıca kumandanlarından biri. Uzun yürüyüş (1934-1935), Çin-Japon savaşı (1937-1945) ve Gü­neydoğu Çin’i zaptettiği üçüncü Çin İç savaşında (1946-1949) CU Dı’nın yardımcısı ol­du. 1950′de Kore’deki Çin birliğine ku­manda etti, bu savaşa son veren (temmuz-1953) Panmunjon antlaşmalarını Çin adı­na imzaladı. 1954′te millî savunma bakanı ve başkan yardımcısı, 1955′te partinin si­yasî Büro üyesi oldu, aynı yıl mareşalliğe yükseltildi. Merkez komitesinin Luşan’daki toplantısından sonra (ağustos 1959) millî savunma bakanlığından alındı ve yerine Lin Piao getirildi. Ocak 1966′da tutuklandığı bildirildi. Sovyet örneği bir ordunun kurul­masından yanaydı ve Lin Piao’nun, çin or­dusunu siyasete aşırı derecede karıştırmak istemesine karşı çıkmıştı. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PING DI-HUAY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHU THO

Tarih 28 Mayıs 2009

PHU THO, Vietnam’da (Kuzey Vietnam) şehir, Kızılnehir kıyısında, il idare merke­zi; 5 325 nüf. Askerî tersane, Phu Tho ili; 351 700 nüf, Tonkin ovasının batı kısmında uzanır. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHU THO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHOKİON

Tarih 28 Mayıs 2009

PHOKİON, atinalı strategos ve devlet adamı (M.ö. 402′ye doğr.- Atina 318). Eflatun’un öğrencisi, Ksenokrates’in arkada­şıydı; iyi bir asker ve soylu partinin başta gelenlerindendi; sadeliği ve yiğitliğiyle sivril­di Khabrias’ın yönetiminde Naksos çarpışma­sına (376) ve «Sosyal savaş»a katıldı. 350′de Eğriboz’u (Euboia) Makedonyalılara karşı korudu. 340′ta Bizans’ın (Byzantion) Geli­bolu yarımadasına yerleşen Makedonyalıları kovmasına yardım etti. Her ne pahasına olursa olsun barıştan yana (kendisine «nu­tukların baltası» diyen Demosthenes’e kar­şı) olduğu ve Makedonyannın himayesini anarşiye tercih ettiği için bu devletle anlaş­ma yoluna gitti, iskender ölünce (323), ayaklanmamayı öğütledi. Lamia savaşından sonra Antipatros’un ağır şartlarını hafiflet­ti. Atina’daki makedonya garnizonunu geri çekmek söz konusu olduğu zaman, makedonyalı vali Kikanoru destekledi. Demok­ratik hükümetin yeniden kurulması ve sürgündekilerin dönmesi üzerine baldıran zehiri içmeğe mahkûm edildi.
— İkonogr. Phokion’un ölümü, Poussin 1648′de Cerisier için yaptığı iki tabloya ko­nu oldu: Phokion’un Cenaze Töreni ve Pho­kion’un Külleri (özel koleksiyon ve Louvre). [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHOKİON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLİDOR

Tarih 28 Mayıs 2009

PHİLİDOR, XVII. ve XVIII. yy.larda ya­şamış fransız müzikçi ailesinin lakabı. Aile­nin asıl soyadı Danican’dı. —JEAN (1620′-ye doğr.-1679), birkaç dans havası beste­ledi; sarayın resmî orkestrasında fifre, tiz krummhorn ve donanma trompeti çalgıcısıydı.
—Oğlu ANDRE (öl. Dreux 1730), sara­yın resmî ve özel orkestralarında krumm­horn, trompet, obua ve tenor krummhorn çalgıcısıydı. Ordu için marşlar besteledi; opera – baleler (Le Canal de Versailles [Versailles Yolu], 1687; La Princesse de Crete [Girit Prensesi]), divertimento’lar (Le Mariage de La Couture Avec la Grosse Cathos [La Couture'ün Şişko Cathos ile Ev­lenmesi], 1688), maskarad’lar (Savgialıların Maskarad’ı, Çin Kralı [1700]), çalgılı müzik eserleri (Trompet ve Timpani Parçaları [1685]. iki Basviyol, Bas Keman ve Bas için Parçalar, [1700]) yazdı. Kralın Müzik kü­tüphanesinde görev aldı ve XVI. yy.ın ba­şından beri sarayda çalman eski eserleri
derledi; bu parçaların yalnız bir kısmı gü­nümüze kalmıştır. —JACQUES (Paris 1657-Versailles 1708), Jean’ın oğlu, sarayın Büyük orkestrasında fifre, krummhorn, daha sonra donanma trompeti çaldı (1679-1697); kralın özel kemancısı oldu, sarayın küçük orkestra­sında da obua, pes trompet ve kornet çal­dı. Marşlar ve kadril havaları besteledi. — Alexandre (doğ. Paris 1660), Jacques’m kardeşi ve françois (Versailles 1689-ay.y. 1717), Andre’nin oğlu, bas krummhorn ve donanma trompeti çalgıcısıydılar; François, Yan Flüt için Parçalar besteledi (1716-1718). —anne (1681 – Paris 1728), Andre’nin oğ­lu, sarayın Büyük orkestrasında obua ve keman çaldı. Bir Yan Flüt, Gagalı Flüt, Keman ve Obua için Parçalar Kitabı (1712) yayımladı, ayrıca bir Te Deum ve pastoraller besteledi; Tuileries sarayının ruhanî konserlerini başlattı (1725). —FRANÇOİS ANDRE (Dreux 1726-Londra 1795), François’nın kardeşi; çok genç yaşta kralın Versail­les kapellasında görev aldı. Campra ile bes­te çalıştı. Dünyanın en üstün satranç oyun­cusu olarak ün kazandı ve özellikle bu sı­fatla, Hollanda, Almanya ve İngiltere’ye gitti. Analyse du Jeu des Echecs (Satrancın Analizi) adlı bir kitap yazdı. Kralın kapel­lasında yöneticilik elde etmeğe çalıştı, bu amaçla Lauda Jerusalem (1754) adlı bir bü­yük motet icra ettirdi, fakat pek beğenilme­di. 1759′da tiyatroya yöneldi, birçok opera­komik besteledi, bunlar arasında Blaise le Savetier (Ayakkabıcı Blaise), L’Huître et les Plaideurs (İstiridye ve Savunucular) [1759], Le Quiproquo (Yanlış Teşhis) [1759], Le Soldat Magicien (Sihirbaz Asker) [1760], Le Jardinier et le Seigneur (Bahçıvan ve Efendisi) [1761], Le Marechal-Ferrant (Nal­bant) [1761], Sanço Pança Adada (1762), Le Bûcheron ou les Trois Souhaits (Oduncu veya Üç Dilek) [1763], T om Jones (1765), L’Amant Deguise (Maskeli Âşık) [1769], La Nouvelle Ecole des Femmes (Yeni Kadın­lar Okulu) [1770], Le Bon Fils (Hayırlı Ev­lât) [1773], Les Femmes Vengees (öcü Alı­nan Kadınlar) [1775], Le Puits d’Amour (Aşk Kuyusu) [1779], La Belle Esclave (Gü­zel Esire) [1787], le Mari Comme.İl Les Fa-udrait Tous (örnek Koca) [1788] sayılabilir. Ayrıca birkaç lirik trajedi (Persee, [1780], Temistokles, [1786]), Horatius’un metni üs­tüne XVIII. yy.ın tek din dışı oratoryosu Carmen Saeculare’yı (1779), bir Requiem, bir Te Deum, bir İngiliz Od’u, bir Modülasyon Sanatı (obua, keman, bas için dört­lü) ve arietta’lar yazdı. Devrimden yana olmasına rağmen, Londra’da oturması, ken­disinin göçmenler listesine girmesine ve ay­lığının kesilmesine yol açtı. Dram duygusu ve bestelerindeki özel anlatımıyle zamanın­da öncü bir rol oynadı. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLİDOR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLESİA,PHİLETAİROS

Tarih 28 Mayıs 2009

PHİLESİA i. Görünüşü şimşiri andıran ağaççık; Şili’de ve Ateş Ülkesi’nde yetişir. (Philesia buxifolia çok güzel koyu kırmızı çiçeklerinden dolayı bahçelerde yetiştirilir. Zambakgillerden.) [L]
PHİLETAİROS yunanlı siyaset adamı (öl. M.ö. 263 / 262). Lysimakhos savaş hazine­sini ona emanet etmişti. Philetairos Seleukos ile ittifak yaparak hem hazineye, hem de kale ile askerî birliklere el koydu. Kral unvanını almamakla birlikte, Antiokhos I’in sözde metbuluğu altında bağımsız yaşadı. Lysimakhos’un hazinesinden 9 000 talanton’u ustalıkla kullanarak gerçek bir devlet kur­mayı başardı. Evlât edindiği yeğeni Attalos, ancak küçük yaşta bir çocuk (geleceğin At­talos I’i) bırakarak ölünce, Philetairos dev­letini, öbür yeğeni Eumenes I’e bıraktı. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLESİA,PHİLETAİROS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHARSALOS

Tarih 28 Mayıs 2009

PHARSALOS, Yunanistan’da şehir, Tesalya’da (Larissa idare bölümü), Larissa’nın güneyinde; 5 800 nüf. Bölgede krom ma­denleri.
— Tar. Sezar buıada Pompeius’a karşı bü­yük bir zafer kazandı (M.ö. 48). Pompeius’un romalı genç aristokratları Sezar’ın eğitimli askerleri karşısında tutunamadılar. Pompeius Mısır’a kaçtı ve orada kral Ptolemaios’un emriyle öldürüldü. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHARSALOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHARNAKES

Tarih 28 Mayıs 2009

PHARNAKES, Bosporcs kralı (M.ö. 97-M.ö. 47), Mithridates Eupator’un oğlu. M.ö. 63′te tahta çıktı; krallığı en geniş sınırlarına ulaştırdı.

M.Ö. 48′de kuvvetli bir orduyle Anadolu’ya girdi, Kolkhis Ar­mania ve Samsun’u (Amisos) ele geçirdi, halkını kılıçtan geçirdi. Bu Sırada kendi kumandanlarından Asandros’un isyanıyle göç duruma düştü; fakat Sezar’a karşı bazı başarılar elde etti.

Zile (Zela) savaşında Sezar tarafından bozguna uğratılınca 1000 kadar atlısıyle Sinop’a (Sinope) kaçmak zorunda kaldı. Askerlerinin karşı gelmesine rağmen, atları öldürterek deniz yoluyle Taurike’ye (Kırım) geçti; bu arada Sarmat ve iskitlerin yardımıyle Pantikapaion (Kerç) ve Theodosia (Kafkas) şehirlerini ele geçir­di. Bu başarısına rağmen kumandanının is­yanına engel olamadı ve Asandros ile yap­tığı bir meydan savaşı sırasında öldürüldü. (M)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHARNAKES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİETREMENT (Charles Alexandre)

Tarih 27 Mayıs 2009

PİETREMENT (Charles Alexandre), fran­sız veterineri ve zooloji. bilgini (Esternav 1826 – Paris 1906). 1843-1847 Arasında Alfort Askerî okulunda okudu; Fransa’da, Ceza­yir’de ve Suriye’de hizmet gördü; 1870′te esir düştü. 1875′te emekliye ayrıldı. Atın menşei, paleontolojisi ve av köpeği hakkın­da birçok inceleme yazdı. Les Origines du Cheval Domestique (Evcil Atın Menşeleri) [1870] adlı eserini Les Chevaux dans les Temps Prenhistoriques et Historiçues (Ta­rih ve Tarihöncesi Zamanlarda At) [1883] adiyle baştan sona yenileyerek yazdı. (l)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİETREMENT (Charles Alexandre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHALERA

Tarih 27 Mayıs 2009

PHALERA i. Esk. Rom. Romalı askerle­re madalya olarak verilen yuvarlak plaka.
— ANSiKL. Phalera’lar önceleri at koşumu­na süs olaıak konurdu, sonraları askerlere madalya diye verilmeğe başlandı, onlar da bunu zırhlarının üzerinde taşıdılar. Roma’ya Etrüskler tarafından getirildi; yuvarlak ve düz olan phalera’ların ortasında çıkın­tılı bir düğme veya zengin süsler (bir aslan veya Medusa başı gibi) bulunurdu. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHALERA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PFEİFFER (Richard)

Tarih 27 Mayıs 2009

PFEİFFER (Richard), alman hekimi (Zduny, Poznan 1858-öL 1945). Berlin’de okudu, 1880′de askerî hekim, 1887′de binbaşı ve 1888′de Koch enstitüsünde asistan oldu. Tavşan koksidiyozu, kolera ve tifüs mik­ropları üstüne incelemelerde bulundu. 1892′de. enfülianzanın özgül mikrobu sandığı bir mikrop keşfetti Doçent, sonra Bulaşıcı Hastalıklar enstitüsü yöneticisi oldu; 1909-1925 yıllan arasında da Breslau üniversite­sinde profesörlük yaptı. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PFEİFFER (Richard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PFEİFFER (Ludwig Georg Kari)

Tarih 27 Mayıs 2009

PFEİFFER (Ludwig Georg Kari), alman hekimi ve tabiat bilgini (Kassel 1805-ay.y. 1877). Askerî hekimdi. Polonya ve Alman­ya’da çalıştı. Pratik hekimlik, botanik, zoo­loji ile ilgili yazılarının yanı sıra gezi notla­rı da yayımladı. (m)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PFEİFFER (Ludwig Georg Kari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PFEFFEL (Gottlieb Konrad)

Tarih 27 Mayıs 2009

PFEFFEL (Gottlieb Konrad), Alsace’lı ya­zar (Colmar 1736-ay.y. 1809). 1757′de kör oldu, edebiyata yöneldi ve askerlik sanatı üstüne incelemeler yaptı. 1773′te, protestan gençleri için, Colmar’da bir askerî okul kurdu. 1803′te Napolyon tarafından Colmar Ruhanî meclisi üyeliğine getirildi. Başlıca eserleri: Fabeln (Masallar) [1783]; Alsace halk şarkısı haline gelen Die Tabakspfeife (Pipo). Fabeln und Poetische Erzahlungen (Masallar ve Manzum Hikâyeler) [1810-1812] adlı eseri ölümünden sonra yayım­landı. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PFEFFEL (Gottlieb Konrad) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİEROLA (Nicolas DE)

Tarih 27 Mayıs 2009

PİEROLA (Nicolas DE), perulu siyaset adamı (Camana 1839-Lima 1913). Avukattı; Albay Prado kaçınca (aralık 1879) dik­tatörlüğünü ilân etti. Peru’nun Bolivya ile birlikte Şili’ye karşı yaptığı savaşı sürdür­mek istedi; yenilince ordu tarafından dev­rildi ve A.B.D.’ye sığındı. Sonra yeniden cumhurbaşkanı oldu (1895-1899); tuz vergi­sini koyarak ve altın para sistemine dönerek maliyeyi düzeltti, tek dereceli seçim siste­mini kabul ettirdi ve askerlik hizmetini mecburî kıldı. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİEROLA (Nicolas DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETTY (sir William)

Tarih 27 Mayıs 2009

PETTY (sir William), ingiliz hekimi ve ik­tisatçısı (Romsey, Hampshire 1623-Londra 1687). Oxford üniversitesinde anatomi pro­fesörüydü; Irlanda’daki ingiliz askerî birlik­lerinin hekimi (1652) oldu. Değerli bir ista­tistikçiydi; önce Cromwell’in sonra Charles II’nin danışmanlığına getirildi. 1654-1655 Arasında İrlanda’da elkonulan toprakların dağıtımı konusunda büyük bir soruşturma yaptı ve bu toprakları yeni bir kadastro te­meline göre düzenledi. Merkantilistlere kar­şı bir çeşit ticaret hürriyetini savundu ve fiyatların, üretimin gerektirdiği emekle be­lirlendiğini ortaya koydu. Royal society’nin ilk üyelerinden biriydi. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETTY (sir William) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİERİ (Mario)

Tarih 26 Mayıs 2009

PİERİ (Mario), italyan matematikçisi (Luoca 1860-Pieve di Compito, Lucca 1913). To­rino Askerî akademisinde, Catania ve Parma üniversitelerinde geometri dersleri verdi Geometriyle ilgili birkaç araştırmadan son ra, G. Peano ve okulunun etkisiyle mate­matiğin temelleri üstüne tenkit araştırmalar yaptı ve birçok değerli inceleme yazısı ya­yımladı. (M)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİERİ (Mario) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETROKREPOST

Tarih 26 Mayıs 2009

PETROKREPOST, esk. Schlüsselburg,S.S.B.C.’de şehir, Leningrad bölgesinde, Ladoga gölünün kıyısında, Neva ırmağının göle döküldüğü yerde. 1328′de, Novgorod prensinin inşa ettirerek Oreşek («fındık») adını verdiği kalesiyle meşhur olan şehir, XVII. yy.da Ruslarla İsveçliler arasında çekişmelere yol açtı. 1702′de, Büyük Petro, burayı kesinlikle ele geçirerek Schlüs­selburg adını verdi. İsveçlilerin yenilmesin­den sonra askerî önemini kaybeden kale, cezaevi haline getirildi (1905′e kadar siyasî suçlular oraya kapatılırdı), 1917′de müze ol­du.
8 Eylül 1941′de von Leep kumandasındaki al­man ordularının şehri almasıyle Wehrmacht’ın istilâsı tamamlandı. Sovyet ordusu 12 şubat 1943′te şehri alarak başkenti kesin­likle kurtardı. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETROKREPOST hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETRO I

Tarih 26 Mayıs 2009

PETRO I (Pyotr Velikiy ALEKSEYEViÇ, Büyük — denir), rusça Pyotr Velikiy (Moskova 1672 – Saint – Petersburg 1725), Rusya imparatoru (1682 – 1725). Çar Aleksey’in, ikinci karısı Nataliya Narıyşkina’dan olan oğlu. Petro, babası ölünce, çarın ilk karısı Mariya Miloslavskaya’nın oğulla­rı tarafından Kremlin’den uzaklaştırıldı (1676).

Gençliği, Preobrajenskoye’de ve Moskova yakınlarındaki Semyonovskoye’de geçti. Fyodor III ölünce (nisan 1682) Petro, Moskova patriğinin ve Boyarların desteğiy­le çar ilân edildi; fakat Miloslavskaya ta­raftarları, strelets’lerden (streltsıy) yardım görerek bir darbe yaptılar: Petro’nun yanı sıra Ivan V de çar oldu; naipliği ise üvey kızkardeşleri Sofiya aldı (mayıs 1682). Sofiya Petro’yu köyüne gönderdi. Bu köyde Petro yoksul bir hayat sürdü, çok basit bir öğrenim gördü. Sık sık yabancılar Sloboda’sına gidiyor, zanaatkarların işleriyle il­gileniyor, Hollandalılardan bilimleri (mimar Timmermans) ve gemiciliği (dülger Brandt), yabancı askerlerden askerlik sanatını öğre­niyor, savaş oyunları (kuşatma ve muhare­be tatbikatları) düzenliyordu.
Ayrıca, eğlen­mesi için model bir kale yapıldı. Petro ken­disine oyuncak askerler yaptırdı. Bunları örnek alarak 1687′de Preobrajenskiy ve Selmyonovskiy adlı muhafız alaylarını kur­du. Daha sonra bunlar yeni rus ordusunun çekirdeğini meydana getirecekti. Sloboda’da gelecekteki kılavuzu isviçreli François Lefort, ingiliz Patrick Gordon ve daha son­ra metresi olan Anna Mons ile dostluk kur­du; bütün hayatı boyunca unutamadığı genç­lik zevk ve eğlencelerini burada tattı. So­fiya tarafından öldürülmekle tehdit edilen Petro, önce yakınlarını uzaklaştırdı, sonra da Sofiya’yı bir manastıra kapattırdı (1689). Annesi ölünce (1694), Rusya’nın tek hâki­mi oldu, ordusunu ve inşa ettirdiği donan­masını hem maddî, hem de manevî yönden güçlendirdi.

İkinci Viyana kuşatmasından sonra türklere karşı kurulan ittifaka girdi. Kuvvetlerini Don nehri kıyısında bir türk kalesi olan Azak üstüne sürdü; topçu birlik­lerinin yıkamadığı (1695) kale, 95 gün dayan­dı, fakat sonunda kendiliğinden teslim oldu (1696). Bu olaydan sonra Petro, her şeyi tanımak, öğrenmek maksadıyle Avrupa’yı do­laştı (1697 – 1698). Kimliğini gizleyerek el altından gemi inşaatı uzmanlarıyle anlaştı, bizzat kendi bir işçi gibi Hollanda tersane­lerinde çalıştı. Petro 14 temmuz 1700′de Os­manlılarla Karlofça muahedesini tamamla­yan İstanbul antlaşmasını yaparak Friedrich III ile, daha sonra, isveç’e karşı yapılacak bir ittifakın esaslarını koymak üzere, Da­nimarka ve Polonya krallarıyle görüşmelere girişti. Fakat dönüşte, strelets’lerin (strelt­sıy) ayaklanmasıyle karşılaştı. Şiddetle bastırabildiği bu ayaklanma (1698) ona, Rusya’daki durumunun sarsıntıda olduğunu gösterdi; dışta, Türkiye’nin hâkimiyeti altın­da bulunan Azak denizine çıkabildi. Oysa asıl amacı Karadeniz’e ve Boğazlar’a açıla­bilmekti (istanbul antlaşması, 1700). Po­lonya ve Danimarka krallarıyle ittifaka gi­ren (gizli Preobrajenskoye antlaşması 1699) Petro, İsveç’e saldırdı. Fakat iyi hazırlan­mamış ve donatılmamış birlikleri Kari XII tarafından Narva önünde bozguna uğratıl­dı (19 kasım 1700).
Bu yıkımın etkisiyle Petro, Rusya’daki bütün kaynakları hare­kete geçirdi. Manastırların çanlarını bile eritip, top döktürerek 200 000 kişilik (bun­ların yarısı, özellikle Estonya ve Litvanya üstüne yapılan harekât sırasında ölecektir) bir ordu meydana getirdi; askerî harcama­lar için (bütçenin yüzde 95′i) ağır vergiler koydu, Onega ve Ladoga gölleri bölgesinde maden sanayiini geliştirdi, top ve gemi ya­pımında kullanılacak teknik kadroyu meydana getirmek için yabancı uzmanlar (Saksonlardan) çağırdı. İngriya’yı, Estonya’yı, Livonya’yı ele geçirdi; Neva nehri üstünde Petersburg (Petrograd) şehrini kurdu. Hal­kı çalışmağa zorladı (1703), her soyluya en aşağı iki katlı bir ev yapma mecburiyetini koydu. Baltık denizinde köprü başı olan bu liman, dış ülkelerle yapılan ticaretin merkezi Arhangelsk’in yerini alacaktı; Petro 1706′da bu yeni şehri Moskova’ya ve Ladoga gölüne bağlayacak olan kanalları yaptırttı; bu son çalışmalar general Münnich’in sorumlulu­ğuna verildi. Halktan istenen fedakârlıklar, sık ve bastırılması güç ayaklanmalara (ya­bancılara karşı Astrahan ayaklanması [1705];
Güneydoğu [1707] ve Don Kazakla­rının isyanları [1708]) sebep oldu. Ama bu fedakârlıklar semeresini de verdi: iyi dona­tılmış ve savaşa hazırlıklı bir orduya sahip olan Petro, Kari XII’yi kış ortasında Rus­ya içlerine doğru çekti ve Poltava’da kralın ordusunu ağır yenilgiye uğrattı (1709). Po­lonya’da August II’yi krallığa yerlestirtti ve kendini Polonya hükümdarıyle Diyet meclisi arasında arabulucu olarak kabul ettirdi (1716).

Filvaki Prut’ta Baltacı Mehmed Paşa emrindeki Türk kuvvetlerine yeni­lerek (1711) Azak kalesini kaybettiyse de, Baltık’taki yayılma siyasetini yürüttü: Danimarka’daki boğazları ele geçirmek için is­veç ile yakınlaşmayı (Görtz) bile kabul etti, böylece onun Norveç’i ele geçirmesine göz yumacaktı. Bu siyaseti başarıya ulaştırmak için Fransa’nın ve Birleşik Eyaletlerin des­teğini sağlamağa çalıştı ve bu maksatla ikinci Avrupa gezisine çıktı (1717). Fakat, Büyük Petro’nun çabalarını engellemek için isveç ile çarın eski müttefikleri arasındaki barış antlaşmalarının (1719-1720) sonuçlan­masına yardımcı olan İngiltere yüzünden, başarısızlığa uğradı.

İngiltere’nin amacı bu ülkeleri Petro’ya karşı bir güçbirliği içinde toplamaktı. Böylece rus-isveç görüşmeleri hiç bir sonuç elde edilmeden kesildi (eylül 1719); ama Petro Baltık’taki fetihlerini (Livonya, Estonya, Karelya’nın bir kısmı, ösel adası, Ingriya) Nystad antlaşmasıyle (10 eylül 1721) korudu. Dış tehlikeler uzak­laştırılınca Petro, batılılarda gördüğü yeni­likleri gerçekleştirmeğe koyuldu. İyi düzen­lenmiş bir ordu ve polis teşkilâtı sayesinde, bunları zorla kabul ettirme yolunu tuttu. «Genel yarar» için çalışan, soyut hayaller­den çok, pratik uygulamalara değer veren bu kendi kendini yetiştirmiş devlet adamı­nın kişisel bir doktrini yoktu; siyasetinin un­surlarını yabancı danışmanların (ingiliz, al­man v.b.) raporlarından sağlardı.

Bizans’ın ve Fransa’nın mutlakçı ilkeleri kadar Prus­ya ve isveç’in pratik tecrübelerinden ilham alarak, devlet teşkilâtını temelden değiş­tirdi: imparatorluğu askerî ve malî bakımdan bütünlüğü olan sekiz idare bölgesine, onları da kırk üç vilâyete ve ilçelere böldü; zirvede, kendine yardımcı olacak özel bir şansölyelik kurdu (1700); daha sonra, gide­rek bu ilk kuruluşun yerini alacak, idarî ve malî işleyişi denetleyecek ve yokluğu sıra­sında çarm görevlerini yüklenecek dokuz ki­şilik bir senato meydana getirdi (1711); çe­şitli dinî kademeler için (bunlardan biri olan Svyatoy Sinod [Kutsal Sinod] Moskova patrikliğinin yerini aldı, rahip ve papazları çarın temsilcisi olan Svyatoy Sinod yöneti­cisinin denetimi altına soktu), yönetici ye­tiştiren yüksek din okulları açtı. Petro kişi başına götürü bir vergi koydu. Bu verginin ağırlığı köylülere yükletildi; imparatorluk hazinesine giren verginin toplanması işi de senyörlere verildi. Aynı şekilde hür veya serf, bütün köylülerin topraklarını terk et­meleri yasaklandı.
Rusya’nın baş taciri ola­rak Petro, Nerçinsk antlaşmasından (1689) beri, Moğolistan’da (1698) serbestçe geliş­mekte olan ticareti destekledi, hattâ iran pazarlarından da (ticaret antlaşması [1715]; Derbent’in [1722] ve Baku’nun [1723] ele geçirilmesi; Hazar denizinin doğusundaki [Dağıstan ve Şirvan] ve güneyindeki vilâyet­lerin Rusya’ya bırakılması [Petersburg ant­laşması, 1723]) yararlanmayı tasarladı. Ay­rıca sanayinin doğmasına yardımcı oldu (özellikle Ural bölgesindeki imtiyazlı fabri­kaların kurulması), önce himayeci bir ikti­sat siyaseti güttü; 1714′ten sonra mübade­leyi yavaş yavaş serbest bıraktı. Aynı yıl başkenti, dış ticaretin büyük bir kısmının yürütüldüğü Petersburg’a taşıdı. Avrupa’daki ilk gezisinden beri reformlar yapmak istiyordu; ama bunlar topluma batılı bir görünüş vermek isteyen zorlama ve şekilci reformlardı (1698′de erkeklerin sakal bırak­masının, kadınların peçe, uzun elbise, terem giymesinin yasaklanması; fransız ve macar biçimi elbiselerin giyilmesi, tütün kullanılması ve Jülyen takviminin kabulü). Soylular atalarından kalan topraklarını tek bir mirasçıya bırakacaklardı; böylece, işletmelerin verimliliği düşmeyecek öte yan­dan soyluların öbür çocukları ticaret (asil­lerin bazı mesleklerde çalışması yasağının kaldırılması) ve devlet hizmetleri (asillere üç türlü hizmet imkânı veren çin teşkilâtı; bu hizmetler askerî, sivil hizmetler ve sa­ray hizmetleriydi; bazı kademelerin [1722] dışında, bu hizmetler miras yoluyle geçemi­yordu) için serbest kalacaklardı. Devlet hizmetinde çalışanların yetişmesi için, te­mel öğretimini matematiğe dayandıran ilk ve orta dereceli okullar, yüksekokullar vardı.

Petro bunları mühendislik, topçuluk ve denizcilik okullarıyle tamamladı. Vergi­lendirme sisteminde, şehir halkını iki sınıfa ayırdı. Köylüleri soylu mülk sahiplerinin iradesine terk ederek serfliği destekledi. Ya­bancılardan ve uzmanlardan aldığı eğitime çok bağlı kalan Petro sık sık yanıldı; âdet­leri ve dini hedef alan reformları kadar, se­fahatle geçen hayatı ve yabancılara tanıdığı üstünlük, rus halkının millî ve dinî tepkile­riyle karşılaştı. Petro’nun kabasabalığı yü­zünden bir kat daha artan bu genel düşman­lık duygusunu çareviç Aleksey de paylaşı­yordu; muhalefeti yürüten eski rus aristokrasisi, 1715′ten sonra, umutlarını ona bağla­mıştı. Bir komploya karışmakla suçlanan Aleksey babasının emriyle işkenceye uğradı ve 1718′de öldü. Nystad anlaşmasından (1721) sonra senatonun kendisine verdiği «Rusya imparatoru» payesine ve ikinci yol­culuğunda (1717) büyük itibar görmesine rağmen, Petro, iktidarının son yıllarında eserinin yıkılmasından korkmağa başlamış­tı. Gerçekte ise bu eser yaşamağa devam etti; çünkü çar ustaca davranmış, çin’i ku­rarak, devlet görevlisi soyluların çıkarıylc devletin çıkarını birbirine bağlamıştı. Dev­letin yok olması bu sınıf için de ölüme mah­kumiyet demekti. Zaten Büyük Petro bütün geriye dönüş tehlikelerini yok etmek için, çarın kendi vârisini kendi tayin etmesine (1721 fermanı) karar vermişti; böylece eski Rusya’nın geleneklerine dönmekten yana olan vârisler safdışı kalacaktı.

— Ikonogr. Nikitin, çarın portresini yaptı (Büyük Petro ölüm Döşeğinde, Leningrad). Petersburg’da birini Carlo Rastrelli’nin, öbüriinü Katerina II’nin isteği üzerine Falconet’nin yaptığı’, at üzerinde iki heykeli var­dır. (L)

PETRO BEY. Bk. MAVROMiKHALiS (Petros).

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETRO I hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETRINİ (Antonio)

Tarih 26 Mayıs 2009

PETRINİ (Antonio), italyan asıllı mimar (Trento 1624 – Würzburg 1701). 1650′den sonra Würzburg’a yerleşti, piskopos-prenslerin saray mimarı oldu. Mainz’de, Bamberg’de Paderborn’da barok üslûpta birçok kilise yaptı. En önemli eseri Würzburg’daki benediktin manastırıdır. Askerî mimariyle de ilgilendi; bu alanda Vauban’ı örnek aldı. Würzburg’daki piskoposluk sarayı (tadilât­tan önceki), Seehof, Veitshöchheim ve Weinheim (Pfalz) şatoları da onun eseridir. Ayrıca Heidelberg şatosunu onarttı. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETRINİ (Antonio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHOKAS

Tarih 26 Mayıs 2009

PHOKAS (öl. 610), Bizans imparatoru (602-610). Lejyon kumandanıydı. Bir askerî ayaklanma sonunda iktidara geçti. İmparator Maurikios’un boynunu vurdurdu. Hüküm­darlığı zamanında pers istilâları ve içeride ardı arkası gelmeyen suikastler oldu. 610′da Herakleios tarafından tahttan indirildi ve halk tarafından linç edildi. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHOKAS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLOTİS

Tarih 26 Mayıs 2009

PHİLOTİS, romalı kadın köle (öl. M. ö. 441). Romalılar Latinlerle savaş halindeydi. Philotis, kendisi gibi köle kadınları topla­yarak düşman ordugâhına gitti ve Latin as­kerlerini baştan çıkardı. Eğlencenin tam or­tasında, bir huruç harekati yapan Romalı­lar sarhoş düşman askerlerini kılıçtan ge­çirdiler. Bu olayı anmak üzere Nonas Caprotines şölenlerini düzenlemek bir âdet ha­lini almıştı. Bu şölenlerde köle kızlar bü­yük bir serbestlikle hareket ederlerdi. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLOTİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLOMELOS

Tarih 26 Mayıs 2009

PHİLOMELOS, Phokis’li general (öl. Parnassos M.ö. 355). Hemşehrilerini Amfiktionia konseyine karşı ayaklandırarak Kutsal savaşa girişti. Delphoi hazinesini yağma et­ti ve kendine paralı askerler tuttu; fakat kı­sa bir süre sonra yenildi ve öldürüldü. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLOMELOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLİPPUS Arap

Tarih 25 Mayıs 2009

PHİLİPPUS Arap (Maıcus Julius PH LîPPUS) [Idumaea Edom 204-Verona 2–Roma imparatoru (244-249), Gordianus III devrinde praetorluk varisiydi; onu askerle­rine öldürterek yerine geçti (244). Perslerle: pek elverişli sayılamayacak bir barış im­zaladı ve Roma şehrinin birinci kurulum yılını törenlerle kutladı (248). Tuna lejyoalan tarafından imparator ilân edilen Dt cius’a yenildi ve öldürüldü. Oğlu Phillipus’u önce sezar, sonra da augustus ilân et­mişti. (L)

25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLİPPUS Arap hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Philippoi savaşı

Tarih 25 Mayıs 2009

Philippoi savaşı (M.ö. 42), Sezar’ın ölümünden sonra Brutus ve Cassius Makedonya’ya sığındılar, Antonius ve Octavius ile Philippoi ovasında karşılaştılar. Daha ilk çarpışmada Antonius’un askerleri Cassius’un ordugâhını ele geçirdi; Brutus’un askerleri ise Octavius’un ordusunu püskürterek düşman ordugâhını aldı; Cassius intihar etti. Birkaç gün sonraki ikinci karşılaşmada da Brutus yenildi ve askerlerinin savaşmaktan vaz geçmesi üzerine kendini öldürdü. (l)

25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Philippoi savaşı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLİPPİKOS

Tarih 25 Mayıs 2009

PHİLİPPİKOS VAiftTAN (Vardan ??), yun. Bardanes, ermeni asıllı Bizans imparatoru (711-713). Gelibolu’da isyan çıkararak (710) lustinianos Rinometos’u devirdi ama imparatorluğu savunmayı başaramadı. Bulgarlar İstanbul’a kadar ilerlediler, Araplar da Küçük Asya’yı işgal ettiler. Ateşli bir monotelit olan Philippikos, bu doktrini benimseyenleri destekledi. Bir askerî ayaklanma sonunda tahttan indirildi. (l)

25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLİPPİKOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETÖFİ (Sandor)

Tarih 25 Mayıs 2009

PETÖFİ (Sandor), macar şairi (Kiskörüs 1823 – Segevar [bugün Şigişoara] 1849). Okul disiplininden bıkarak önce gezici tiyat­ro oyuncusu, sonra asker oldu; ülkeyi şiir­ler yazarak yaya dolaştı ve yeniden öğreni­me başladı. Başkente ulaşınca Vörösmarty’in desteğiyle ilk şiir kitabını yayımladı (1844). İçinde, A Helyseg Kalapacsa (Köyün Çe­kici) adlı manzumenin de yer aldığı bu ilk derleme büyük bir başarı kazandı; bunu diğer eserleri (Cipruslombok Etelka Sirjarol [Servi Yapraklan], Szerelem Gyönegyei [Aşk İncileri], Bulutlar) takip etti. Ro­mantik coşkunluğu, içtenliği ve genellikle halk şarkılarından yararlanması macar şiirine yeni bir ufuk açtı, 1847′de Jukia Szendrey ile evlendi. Yazdığı millî marşla (Talpra, Magyar [Kalk, Macar]) halkın heyecanını uyandırarak macar devrimini başlatan (15 mart 1848) Petöfi’dir.
Kurtu­luş savaşına gönüllü olarak katıldığı sıra­da, general Bern şairin hayatını kurtarmak için onu kamp yardımcısı seçti; ama Petöfi, ileri hatlarda savaşmak istedi ve Feheregyhaza’da kahramanca öldü. En ünlü lirik şiirleri: Egy Gondolat Bant Engemet (Beni Bir Düşünce Üzüyor); Szeptember Vegen (Eylül Sonunda); Sana ne Ad Ver­meli?; Kışın Puszta; Dört öküzlü Araba; Tisza; Hüzünlü Sonbahar Rüzgârı; Nemzeti Dal (Millî Marş); Bay Paul Pato; Titre Çalılık v.b. Bundan başka tercüme­leri, iki tiyatro oyunu, manzum hikâye­leri, epik şiirleri (Az Apostol [Havari]) vardır. Janos Vitez (Kahraman Janos) [1845] adlı şiirinden yararlanarak perili bir oyun yapıldı (müziği Kacsoh’un) ve bu eser 1904′ te büyük ün kazandı. Petöfi hem macar romantizminin en önemli yazarı, hem de millî bir kahramandır. (L)

25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETÖFİ (Sandor) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETAR KARAYORGİVİÇ

Tarih 23 Mayıs 2009

PET AR I KARAYORGİVİÇ (Belgrad 1844 -ay.y. 1921), Sırbistan (1903-1918), daha son­ra da Sırp, Hırvat ve Slovenlerin kralı (1918 -1921), Prens Aleksandar’ın oğlu ve Kara Yorgi’nin torunu; babasının iktidardan düş­mesiyle biten devrim (1858) sonunda sür­gün edildi. Cenevre’de, sonra da Fransa’­da yaşadı. Saint-Cyr Askerî okulunu bitir­dikten sonra fransız ordusunda görev aldı (1870-1871), daha sonra Bosna-Hersek’in Türklere karşı giriştiği ayaklanma hareke­tine katıldı (1875). Karadağ prensi Nikola’nın büyük kızı Zorka ile evlendi (1883), ondan üç çocuğu oldu. Kral Aleksandar Obrenoviç’in öldürülmesinden sonra (1903), iktidara getirilen Petar I, özel görevlisi Paşiç ile parlamenter bir rejim kurdu ve ülke­sini Avusturya’nın hâkimiyetinden kurtar­mak için Rusya ya dayandı. Her iki Balkan savaşını zaferle bitiren Petar, Avusturya is­tilâsına karşı koydu (1914) ve ordusunun ba­şından ayrılmamak için yönetimi naipliğe getirdiği oğluna bıraktı. Sırp, hırvat ve Slo­ven kralı ilân edildi (1918); Belgrad’a ağır hasta olarak döndü (1919); naiplik görevini oğluna bıraktı. (L)

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETAR KARAYORGİVİÇ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETAİN (Philippe)

Tarih 23 Mayıs 2009

PeTAİN (Philippe), Fransa mareşali ve fransız devlet adamı (Cauchy-â-la-Tour 1856-Yeu adası 1951). Bir köylü ailedendi; 1878′de ^Saint-Cyr askerî okulunu bitirdi. Harp okulunda 1901-1907 arasında yardım­cı öğretmen, 1908-1910 arasında da asıl öğ­retmen olarak piyade eğitimi dersi verdi. Joffre tarafından 31 ağustos 1914′te tuğgene­ralliğe, Marne Meydan muharebesindeki ba­şarılarından sonra tümgeneralliğe yükseltil­di. Ekimde 33. Kolordu kumandanlığına tayin edildi. Artois’da yararlığı dokundu (ma­yıs 1915). 21 Haziran 1915′ten sonra 2. Or­dunun başına geçen Petain, eylülde Champagne taarruzuna katıldı. 1916′da Verdun’-de on ay süren ısrarlı savunma sırasında üs­tün askerî niteliklerini gösterdi. 1 Mayıs 1916′da Merkez Ordular grubu kumandanı,
15 mayıs 1917′de Nivelle’in yerine başkuman­danlığa getirildi. 19 Kasım 1918′de Fransa mareşalliğine yükseltilen Petain, 1925′te Fas’a çağırıldı; Rif bölgesinde Abdülkerim’in çı­kardığı ayaklanma ile tehlikeye giren askerî durumu düzeltti. 1931′e kadar Yüksek Harp konseyi ikinci başkanlığı ve ordu genel mü­fettişliği, 1931-1934 arasında yurtiçi. hava savunma müfettişliği yaptı. 6 Şubat 1934 olayları sonunda Doumergue onu savaş ba­kanlığına getirdi; bu görev Petain’i siyasî hayata soktu. 1939′da Franco’nun yanında Fransa’nın İspanya büyükelçisi oldu; ma­yıs 1940′taki yenilgilerden sonra Paul Rey-naud hükümetinde başbakan yardımcılığına,
16 haziranda başbakanlığa getirildi. Alman­larla mütareke imzaladıktan sonra, 10 tem­muzda Vichy’de toplanan Millet meclisi Petain’i 11 temmuzda Fransa devlet baş­kanı seçti. Laval’in uyguladığı kayıtsız şart­sız işbirliği siyasetini kabul etmemesine rağ­men (13 aralık 1941′de Laval’i başbakan­lıktan uzaklaştırıp, yerine Darlan’ı getirdi), Londra’daki hür fransızların sert tepkisiyle karşılaştı. Aşırı işbirlikçilerin kendinden koptuğu, alman makamlarının da bir türlü güvenemediği Petain 85 yaşının da verdiği kararsızlık içinde, bocaladı durdu; Fransa tarihinin bu kara günlerinde nazî siyasetine âlet olmaktan kendini kurtaramadı. Nazi yetkilileri, Laval’in görevine dönmesini sağ­ladılar (18 nisan 1942). öbür işbirlikçiler gibi yurdunu terk etmeğe yanaşmayan ve 20 ağustos 1944′te amiral Auphan’ı De Ga-ulle ile Müttefik kumandanlığı yanında ken­di temsilcisi olarak görevlendiren Petain, Almanlar tarafından zorla Vichy’den kaçı­rıldı. Sigmaringen’de F. Brinon’un kurma­ğa çalıştığı kukla hükümetin kendi adını kullanmasını reddetti. Nisan 1945′te İsviç­re’ye geçmeyi başardı ve hâkimlerin önüne çıkmak üzere kendiliğinden Fransa’ya dön­dü. Yüce Divanda yargılandı; idama mah­kûm edildi (14 ağustos 1945). Cezası mü­ebbet hapse çevrildi. (L)

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETAİN (Philippe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PESCENNİUS NİGER (Caius)

Tarih 23 Mayıs 2009

PESCENNİUS NİGER (Caius), romalı ge­neral (Aquinum 135-140′a doğr. – Euphrates [bugün FıratJ üzerinde 194). Didius Julianus’un tahta geçişi sırasında Suriye vahşiydi (193); askerleri onu da Antakya’­da imparator ilân ettiler. Oysa Septimus Severus Tuna’da imparatordu. Uzun süren bir savaştan sonra Septimus onu yenilgiye uğrattı (tssos, 194) ve öldürttü. (l)

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PESCENNİUS NİGER (Caius) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERVIZ EFENDİ

Tarih 22 Mayıs 2009

PERVIZ EFENDİ, türk devlet adamı (XVI. yy. ortaları). Nişancı Abdi Beyin ve Frenk ibrahim Paşanın kölesi. İbni Kemal’den ders gördü. Müderris oldu. Bağdat, Halep, Şam, Mısır ve Edirne kadılığı yaptı. İs­tanbul kadısı, Anadolu kazaskeri (1560) ve Mekke kadısı oldu (1576). istanbul’da bir medrese yaptırdı. (m)

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERVIZ EFENDİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERU

Tarih 22 Mayıs 2009

PERU i. Bk. pero.

PERU, Güney Amerika’da devlet, Büyük Büyük Okyanus kıyısında; 1 285 215 km2; 12 012 000 nüf. Başkenti, Lima (1 716 000 nüf.). Başlıca şehirleri: Calloa (161 300 nüf.); Arequipa (156 700 nüf.); Trujillo (100 100 nüf.), Chiclayo (86 900 nüf.); Cuzco (78 300 nüf.); İquitos (58 200 nüf.).

COĞRAFYA Fizikî coğrafya

• Yüzey şekilleri. Peru’nun yüzey şekilleri üç büyük bölgeye ayrılır: Andîar, Amazon bölgesi, kıyı bölgesi.

1. Merkezde Andlar, arazinin üçte birini içine alır. Hemen her yerinde başlıca üç unsura rastlanır: 4 000 m yükseltiye doğru puna veya pampa denen yüksek alanlar, 5 000 m’den yukarıda çoğu 6 000 m’yi aşan ve eskiden sanıldığı gibi düğümler değil, basamaklar meydana getirerek kuzeybatıdan güneydoğuya uzanan kalıntı engebeleri, Amazon şebekesine bağlı akarsular (Urubamba, Apurimac, Mantaro, Huallaga, Maranon) tarafından aşıldığı halde başları çoğunlukla Büyük Okyanus’a yakın olan dar ve derin vadiler.

And dağlarının en geniş kısmı Güney Peru’dadır. Bu bölgede üç kısım ayırt edilir:

Huancayo Andları’nı, Abancay’ı Cuzco ve Carabaya’yı kapsayan doğu cordillera; Titicaca gölüne doğru çoğunlukla bazaltlar ve volkan külleriyle örtülü olan (Bolivya sınırı dışında) ve büyük ölçüde yarılan punalar; Chachani (6 035 m), Misti (5 842 m), Tutucapa (5 780 m) gibi yanardağların bulunduğu batı cordillerası. Orta ve Kuzey Peru’da, Andlar kıyı bölgesinden uzaklaşır; kütle özelliği taşıyan dağlar kalıntı engebeleridir: Huayhuash cordilleralan; Huascaran dağında yükseltisi 6 768 m’yi bulan ve güzel buzulların yer aldığı cordillera filanca, Serra Negra (5 000 m). Ekvador sınırına yaklaştıkça Cajamarca Andları’nda genel yükselti azalır ve boğazların yüksekliği 2 500 m’yi aşmaz. Puna alanlarının yerini Mantaro’nun doğduğu Junin pampası ve Rio Santo’nun başladığı Conocacha pampası gibi yüksek bataklık ovalar alır.

2. Andların doğusunda Peru Amazon bölgesi (Amazonas) uzanır; Rio dağeteğiyle bir alüvyon ovasından meydana gelen bu geniş bölgedeki ırmakların başlıcaları (Ucayali, Maranon ve Rio Napo) önandlar’dan çıktıkları boğazlar ve çağlayanlardan sonra (Maranon kıyısında, 150 m yükseltide Pongo de Manseriche) genişler. Peru Amazon bölgesi, ülke topraklarının yarısını içine alır. Bk. AMAZON.

3. Kıyı bölgesi, bir dolma ovasında veya Chincha ile Canete arasında yükseltisi 170 m’yi bulan konglomera yarlarından meydana gelir, Batı Andlar ile temas bölgesi, ancak Pisco ile Narca arasında yüksektir.

• Peru İklim ve bitki örtüsü. Başlıca iklim olayı kıyı ile Amazon bölgesi arasındaki bakışımsızlıktır. Dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan kıyıda sıcaklık farkları çok düşüktür: Lima’da on dokuz yılda yıllık yağış ortalaması 37 mm’dir. Bu çok az yağışlar gökyüzünü kışın örten buharların (garva) yoğunlaşmasının sonucu olan ince yağmurlar halinde düşer; bununla birlikte yükseltisi 500 m’yi geçen tepelerde (paranalar) seyrek otların yetişmesine imkân verir. Kıyı bölgesi, Batı Andlar’dan inen sel sularının ağzındaki vahalarla yer yer kesilen bir taş ve kum çölüdür. Buna karşılık Peru Amazon bölgesi bol yağış alır (ovada 3 m’den çok): bu yağışlar ve ekvator bölgesinin aşırı sıcaklığı montana denen ve yapraklarını dökmeyen sık bir ormanın yetişmesine imkân vermiştir. Montana adı, teşmil yoluyle bütün bölgeyi de ifade eder. Doğu Andlar’ın yamaçlarında orman seyrekleşir: burası otlu bozkırlar ve çalılarla örtülü ceja da montana bölgesidir. Doğu sierralarda yükselti sıcaklığın düşmesine yol açar. Cuzco’da yıllık sıcaklık ortalaması 20°C, en yüksek sıcaklık 26°C ve en düşük sıcaklık —5°C’tır. Mayıs Kasım aylarında yağış düşmez ve yağışlar aralık-nisan ayları arasında toplanır. Yağışlar yükseltiyle birlikte azalır: kuzeyde yıllık yağış ortalaması 900 mm, güneyde ise 300 mm’dir; ancak sert ve ender bir otun yetiştiği punalar çöllerle örtülüdür. Ağaçlar yalnız vadilerde ortaya çıkar (salkım söğüde benzeyen molle ahlat ağacı). Dikenli ağaçsılar ve cereus katlarıyle (3 800 – 1 500 m yükselti arasında) Batı And punalarından kıyı çöllerine geçilir. Buzullar ve daimî karlar yüksek kalıntı engebelerinde toplanmıştır ve 4 500 m’nin altına pek ender iner. Cordillera Blanca’nın adını buzullardan almasına karşılık, Misti’-de, yükseltisine rağmen, daimî karlar yoktur.

PERU Beşeri coğrafya

Peru, eski kızılderili medeniyetlerinin ülkesidir. Halkın çoğu hâlâ quechua ve aymara dillerini konuşur. Nüfusta kızılderililerin oranı yüksektir: bütün ülkede yüzde 47, Sierra’da yüzde 80. Melezlerin sayısı da hemen hemen aynıdır ve şehirlerde özellikle Lima’da yaşayan safkan beyazların sayısı ancak 600 000′dir. ülkede hâlâ 40 000 asyalı (özellikle cinli) ve 30 000′den az zenci yaşar. Hızla çoğalan nüfus son kırk yılda iki kat kadar artmıştır. Doğum oranının binde 30′dan çok, ölüm oranının ise binde 8,2′den az olduğu sanılır. Ortalama nüfus yoğunluğu km2′de 8,1 kişidir. Ama, Sierra’-daki yoğun nüfuslu vadilerle Puna’nın ve Amazon ormanmdaki birbirine uzak toplulukların nüfusu çok farklıdır. Peru’nun öteden beri bir köylü ülkesi olmasına karşılık şehir nüfusu zaman zaman tehlikeli bir ritimle artar. Bunun sebebi, Kızılderililerin yoksulluk yüzünden dağlardan kaçmasıdır: 1925′te 250 000 kişi olan Lima’nın nüfusu bugün Calles limanıyle birlikte bir milyonu aşar. öbür Peru şehirleri çoğunlukla sanayinin az ölçüde geliştiği büyük tarım pazarlarıdır: şekerkamışı ve pirinç tarlalarıyle Trujillo ve Chiclayo, vahasıyle Arequipa, pamuk tarlalarıyle Ica ve Piura, güzel tarlalarıyle Cuzco. Bununla birlikte yeraltı kaynaklarının işletilmesi Andlar’da, Cerro de Pasco ve La Oroya, Tacna (bakır), Chimbote (çelik fabrikası) gibi şehir çekirdeklerinin kurulmasına yol açmıştır. Büyük Okyanus kıyısında Bolivya’nın limanı olan Mollendo, Peru’nun Amazon kıyısındaki limanı tquitos ve Titicaca gölünün limanı Puno’da ulaşım sayesinde sanayi gelişmiştir.

Peru iktisadî coğrafya

• Tarım ve balıkçılık. Tabiî bölgelerin çeşitliliği üretimin ve kır faaliyetlerinin büyük ölçüde çeşitlenmesine imkân verdi: Amazon bölgesinde kerestecilik, tropikal ürünler tarımı (pirinç, mısır, manyoka, yerfıstığı, şekerkamışı, pamuk, kahve, kakao, çay), akdeniz ve ılıman iklim bitkileri (buğday, arpa, asma, zeytin, mercimek, bakla, fasulye), patatesin ağır bastığı And bitkileri tarımı. Ama çoraklık sulamayı gerektirir ve tarımı devamlı olarak kuraklık tehdit eder. Amazon ırmaklarının sularını kıyıya ulaştırmak için büyük çalışmalar tasarlanmıştır. Sömürgecilerden kalma büyük mülkler veya tersine bazı sulak bölgelerde toprakların aşırı derecede parçalanmış olması genellikle çok yoksul olan kızılderili köylülerin hayat seviyesinin yükselmesini engeller. Dağlardaki geniş alanların teknik bakımdan çoğunlukla geri olmasına karşılık, kıyılardaki daha modern büyük çiftliklerde şekerkamışı ve pamuk yetiştirilir; kimyevî gübre ile tohum seçimi Mısır elyafına benzer bir pamuk üretilmesine imkân vermiştir. İhracat bitkileri tarımının gelişmesi, besin tarımıyle atbaşı yürümez: oysa beslenecek insan sayısı günden güne artmaktadır. Et üretimi ülke ihtiyacını karşılamağa yetmez. Bununla birlikte And sürüleri (koyun, lama, vicuro, alpaka) yün ihracatına imkân verir. Peru doğudaki sıcak ve yağışlı bölgelerin değerlendirilmesini (Tingo Mario yerleşme merkezi) desteklemektedir. Ayrıca Büyük Okyanus’un soğuk sularında büyük ölçüde balıkçılık yapılır. Ton balığı avcılığının teşkilâtlandırılması, hamsi setlerinin yakın bir tarihten beri büyük ölçüde işletilmesi ve büyük tesisler inşa edilmesi Peru’nun birkaç yıl içinde yabancı sermaye ve teknisyenler yardımıyle dünyada balıkçılığının en gelişmiş olduğu devletlerden biri haline gelmesine imkân verdi. 1960-1965 Arası gayrısafi millî hasıla, yılda yüzde 6 oranında arttı; ama hızlı nüfus artışı bu oranı yaklaşık olarak yüzde 3,5′e düşürdü. Bu ilerlemenin başlıca sebebi, Jbalık unu sanayiinin gelişmesidir. 1960-1964 Arasında, tutulan balık miktarı 3,6′dan 9,1 Mt’a çıktı ve Peru dünyada birinci sıraya yükseldi (1966′da 8,8 Mt). Bir toprak reformu başlatılarak 60 000′den çok köylüye toprak verildi.

• Madenler. Yeraltı kaynaklarının işletilmesi Peru ekonomisinin sağlam olmayan dengesini sağlar. Sömürge dönemindeki altın ve gümüş, özellikle XIX. yy .da işletilen guano, bugün ikinci plana düşmesine rağmen hâlâ önemlidir. Peru dünyanın dördüncü gümüş üreticisidir; guano hâlâ kıyıdaki çorak adalarda elde edilir. Demirsiz madenler üretimi önemlidir: kurşun, bakır (La Oroya’da işlenir), Cerro de Pasco bölgesinde çinko daha az ölçüde çıkarılır ama ticarî önemi büyük olan vanadyum, bizmut, antimon, tungster, molibden, kadmiyum, uranyum, manganez. Demir filizi üretimi hızla gelişmektedir: 1953′ten beri işletilen Marcona yatağı; Lima’nın güneyinde Acari madenleri; zengin filizlerin bulunduğu ve Japonların ilgilendiği güneydeki Chala limanı yakınında yataklar. Peru Maden bankası yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesini destekler ve yabancı şirketlere (başlıcaları amerikan şirketleri) arama ve işletme imtiyazları verir. Madenlerin dağlarda, çoğunlukla 3 500 m’den yüksekte olması, bunların işletilmesini güçleştirir ve masrafları artırır.

• Enerji kaynakları. Peru enerji” sıkıntısı çeker: Ancak idare bölgesinde, Santa vadisinde ve Arequipa ile Tuna arasında, maden kömürü üretimi 160 000 tonu pek az geçer; hidroelektrik üretimi çorak iklim, akarsuların sel rejimi ve Andlar’ın yüksek eğimi yüzünden sınırlıdır; bununla birlikte petrolün katkısı önemlidir: en verimli yataklar kıyı bölgesinin kuzeyindedir: Lobitos ve Negritos (bir ingiliz şirketi tarafından işletilir), Talara (Standart Oil’un kolu olan bir şirket), Zorritos (devlet şirketi) petrol merkezleri. Amazon yamacında Amerikan-Peru şirketinin üretimi artmaktadır. Aynı zamanda And dağeteğinde araştırmalar yoğunlaşmakta ve Manaus’ta (Brezilya) inşa edilecek rafineriye ham petrol sevkıyatı tasarlanmaktadır.

PERU için Machupiccu’da harabeleri önem arzetmektedir. Andların en yüksek zirvelerinden Salcantay ‘dır.

• Sanayi. Peru’da sanayi son yıllarda gelişti. Geleneksel besin ve dokuma sanayii (Lima, Cuzco, Arequipa) dökümcülük, çinko, bakır ve kurşun tasfiyesinin yanı sıra modern sanayiye ve temel donatıma yönelmiştir (Chimbote Çelik fabrikası). Gelişen kimya sanayii, gübre, patlayıcı madde, ecza ve antikriptogam malzemesi, sunî dokuma üretir. Ayrıca seramik, sıcağa dayanıklı maddeler oto lastiği fabrikaları kurulmuştur.

Peru’da sanayide en büyük gelişme, üretimi üçte iki artan demir çıkarımında oldu (1966′da 5,3 Mt); petrol üretimi daha ağır gelişmesine rağmen 1966′da 3 Mt’u geçti. Bakır, kurşun, çinko, değerli madenler, 1960′-tan sonra en yüksek seviyesine ulaştı; kurşun, özellikle de çinko üretiminin bir kısmı yerinde değerlendirilmeğe başladı.

• Ulaşım. Hükümetin sürekli çabalarına rağmen ulaşım yolları ağı henüz yetersizdir. 4 000 km’yi aşan demiryollarının çoğu özel şirketlerindir (başlıcası bir kanada şirketi); hatların çoğu 1951′den sonra And şehirleriyle maden merkezlerini kıyı limanlarına bağlamak için inşa edildi ve inşaat sırasında dünyanın en yüksek seviye farklarıyle karşılaşıldı. Başlıca hatlar Lima’yı Cerro de Pasco ve Huancayo’ya bağlar; Çuzco, Puna, Arequipa ye Mollendo’ya bağlanmıştır. En iyi karayolu, Büyük Okyanus kıyısını takip eden Panamerika karayoludur. Devam eden inşaatlarla karayolları And yamacına doğru uzatılmaktadır; And yamacında ırmak ulaşımı da düzenlenmektedir (tquitos limanı). Ayrıca hava ulaşımı hem milletlerarası (Lima havalimanının donatılması), hem de mahallî rol oynar. Başlıca limanlar Talara (petrol ihracatı), Paita ve Pisco (pamuk), San Juan (Marcona’nm demiri), Bolivya dış ticaretine katkıda bulunan Chimbote, Mollendo ve Matarani, donatımı çok modern olan ve çeşitli malların mübadelesi yapılan Callao’dur.

• Dış ticaret. Peru’nun dış ticareti, hâlâ hammadde ihracatıyle sanayi ürünleri ithalâtına dayanır. Maden filizi, maden ve tropikal ürünlere (pamuk, şekerkamışı) yönelen ihracat oldukça çeşitlidir. Besin ürünleri ve yeni sanayiler için gerekli donatım mallarını ithal etme zorunluğu ticaret ?çığını artırmış, peru parasını zayıflatmıştır. Latin Amerika’da Peru’nun özelliği serbest mübadeleci siyaseti ve dış yatırımları geniş ölçüde kabul etmesidir.

Genellikle tek tip üretime dayanan nispî refahın sağlam temellere oturtulmadığı 1965′te balık unu ihracatındaki gerilemeyle ortaya kondu; pamuk ve şeker fiyatlarının düşmesi durumu daha da ciddîleştirdi. Balıkçılığın gelişmesi 1960′tan sonra, eskiden beri hep açık veren ticaret bilançosunu dengelemeğe imkân vermişti. Bu sanayinin gerilemesi ihracatta duraklamaya yol açtı; oysa ithalat artmağa devam ediyordu. Ticarî bilanço 1965′te yeniden açık verdi, aynı yıl altın ve döviz rezervlerinin yarısı eridi. Durum güç çözülür bir hal aldı; çünkü ihracatta beklenen yeni gelişme 1959-1964 dönemindeki kadar hızlı olmadı (o dönemdeki olağanüstü artış henüz dizginlenemeyen bir enflasyona yol açmıştı). Latin Amerika serbest mübadele bölgesinin kurulması (1960-1961) 1960-1964 arası öteki tiye devletlerle ticareti iki kat. artırchysa da, 1966′da A.B.D. hâlâ Peru’nun ticaret yaptığı başlıca ülkeydi (ithalâtın yüzde 37’si, ihracatın yüzde 35′i).

TARİH

ilk medeniyetler

En eski medeniyetin kuzey kıyıdaki Huaca Prieta medeniyeti olduğu (M.ö. 1500′e doğru) sanılır: M.ö. 1000′e doğru ortaya çıkan mısır ve seramik, kıyıda Viru ve Chavin (yaklaşık olarak M.S. 300′den 600′e), Mochicas (Moche anıtları) ve Nozca (M.S. 500′e doğru) kültürlerinin gelişmesine yardım etti. Sonra büyük siteler çağı başladı: yaylada Aymaraların Tiahuanaco sitesi, kıyıda Chimaların başkenti Chanchan (M.S. 1200′e doğru). Bütün bu medeniyetlerin ortak özelliği mısır ve patates tarımı, lama yetiştiriciliği, bakır, tunç ve altın metalürjisidir: ayrıca hepsi yazıları olmadığından hatıra bırakmak için quipu kullanırlardı. 1200′e doğru tnkalar Güneş sülâlesi Cuzco vadisi Quechua’larında hüküm sürmeğe başladı: XV. yy.da Viracocha İnka, Pachacutec, Tunas, Yupanqui ve Huayna Capac zamanında 5° kuzey enlemi ile 37° güney enlemi arasındaki And yayları ve kıyı halklarının hepsine hâkimiyetini kabul ettirdi, özellikle mimarîsi (bk. cuzco, machupicchu) ve idarî kurumlarıyle ilgi çeken inka medeniyeti boyun eğdirdiği bütün halklara silinmez damgasını vurdu.

ispanyol fethi ve hâkimiyeti

Devletini iki oğlu Atahualpa (Quito) ve Huascar (Cazco) arasında bölüştüren Huayna Capac’ın ölümünde (1525′e doğru), iç savaş İnka imparatorluğuna büyük zarar verdi. Panama İspanyolları, Balboa’dan beri, daha güneyde altın bakımından zengin bir ülke bulunduğunu biliyorlardı ve bazıları kıyı bölgesini keşfe gitmişlerdi. Bu serüvencilerden Francisco Pizarro, Kari V tarafından henüz fethedilmemiş olan Yeni Castilla’nın genel valiliği ve başkumandanlığına tayin edildi (1529). Atahualpa’nın kardeşini öldürttüğü (1532) sırada inka topraklarına ayak basmıştı (1531). Pizarro birkaç asker ile İnka’yı tutukladı ve boğdurdu (1533 ağustosu); İspanyollar Cuzco’yu ve hazinelerini ele geçirirken ülkeyi Pizarro’dan sonra onun tayin ettiği kukla valiler yönetti. İnka Manco Capac II ayaklandı, genel valinin kardeşini büyük şehirde kuşattı (1533-1536) sonra ormanlara çekildi. İnka imparatorluğunun candamarını Cajamarca ortadan kaldırdı ve yenilenler ya kendilerini öldürerek veya İspanyolları çekmiş olan hazineleri tahrip ederek direndiler. Birbirlerine düşman olan Pizarro ve arkadaşları (bk. almagro) 1538-1542 arası ortadan kalktılar.

1542′de Kari V «Yeni yasalara çıkarttı ve bunların uygulanması için Peru Kral naipliğini kurdu; sınırsız bir arazi olan bu naiplik Güney Amerika’da devam eden fethin hareket üssü olarak yararlanıldı: ilk genel vali Blasco Nunez Vela, 1543′te, kıyı yakınında Pizarro tarafından kurulan (1535) ve 1542′de bfr audiencia merkezi olan Lima’ya yerleşti. Genel valiye bir meclis (Real acuerdo) ve yerlerini 1582′de sekiz mültezimin aldığı il valileri (corregidoreler) yardım ediyordu. Canete markisi genel vali (1556-1561) Andres Hurtado de Mendora’nın hazırladığı sömürge sistemini Francisco de Toledo (1563-1581) inka örneğini kopya ederek teşkilâtlandırdı: bu sistem tarım toplulukları halinde biraraya toplanmış olan kızılderililerin sömürülmesine dayanıyordu: toplulukların bazıları kendilerini sömüren bir ispanyol yöneticinin vesayeti altındaydı (encomienda’laı); öbürleri kabilenin kamu yetkisine ve mita’ya (Inkaların kurduğu angarya sistemi) karşı borçluydular (çoğu bu yüzden Lima’ya ve kıyı bölgelerine kaçtı). Kızılderilileri paganlıktan kurtararak hıristiyan kültürüne bağlamak (Juli cizvit misyonu) ve orijinalliklerini muhafaza etmek için (Kari II’nin Recopilacion de las Ley es do indias’ı çıkarması [1680]) rahipler büyük çaba harcadılar, inka kralı Tupac Amaru I’in (öl. 1571) ve 1780′de Tupac Amaru II’nin (öl. 1781) isyanlarının da gösterdiği gibi inka klanı toplum yapısında ağırlığını uzun Süre muhafaza etti. İspanyol kolonları And yaylalarında zeytin, buğday ve üzüm yetiştirmeğe başladılar; kıyıda kurdukları şekerkamışı işletmelerinde çalıştırmak için zenci köleler getirdiler: boyalar, mobilyalar, dinî süslemeler, meksika dokumaları v.b. satın aldılar. Ama Peru’nun başlıca zenginliği yeraltı kaynaklarıydı. Huancavelica civa madeni sayesinde Meksika’da (1567), sonra Peru’da (1572′de veya en geç (1585′te) gümüş malgamasına başlandı. 1545′te bulunan Potosi gümüş madeni XVIII.yy.a kadar dünya üretimine hâkim oldu ve Callao de Lima’dan Panama (başlıca yol) ve Tehuantepec kıstaklarına (Huatulca, XVI.yy.dan sonra da Novidad limanlan) doğru giden ticarî akınların büyük kısmını besledi. İspanya’nın ve bütün Avrupa’nın ekonomisini bozan bu para, sömürge toplumunu zenginleştirdi: Peru’da şehirler, barok üslûbunda kiliseler ve bir üniversite (1551′de Lima’da San Marcos üniversitesi) inşa edildi; ayrıca ülkenin lüks eşya ithalâtı günden güne ar­tıyordu.
Ama bu refah dönemi uzun sürmedi; Potosi’nin gümüş üretimi, 1610-1630 arası en yüksek seviyesine eriştikten sonra, işletme­nin teknik yetersizliği ve kızılderili halkın mita’nın uygulanmadığı kıyıya, tarım işlet­meler ine ve şehirlere (özellikle Lima) kaç­ması yüzünden çöktü: ücretli işçi sınıfının doğması bu süreci engellemedi; zaten nüfus da XVII. yy., sonuna kadar büyük ölçüde azaldı. XVIII. yy.da nüfus yeniden art­mağa başladı, ama Potosi tekrar kalkma­madır bunda, ispanya ile Büyük Okyanus ve Panama kıstağı aracılığıyle kurulan iliş­kilerin kesilmesi ve ispanya ile tek bağlantının uzun ve tehlikeli Buenos Aires yo­lundan başka bir bağlantının bulunmaması büyük bir rol oynadı. Avrupa ile bağlantı­ları kesilen, birbirinden iyice uzak ve her birinde ayrı bir hayat tarzı gelişen coğrafî birimlerden kurulur ve aslında bütün Gü­ney Amerika’yı içine alan yedi audencia’ya (Panama, Santa Fe de Bogota, Quita, Li­ma, Charcas, Şili ve Buenos Aires) bölün­müş büyük Peru Genel valiliği yavaş yavaş bugünkü sınırlarına yerleşti. Tierra Firma veya Yeni Granada (1718) Genel valiliği 1739′da kesinlikle teşkilâtlanarak Peru’dan bugünkü Venezuela, Kolombiya ve Ekvador’u aldı; 1776′da La Plata Genel valiliğin (Arjantin, Uruguay, Paraguay) kurulmasıyle Peru Charcas audienca’sım (Yukarı Pe­ru, bugünkü Bolivya) bile kaybetti. Ayrıca 1778′de kurulan Şili Genel valiliği Lima’­ya karşı oldukça muhtardı ve ticaret ser­bestisinin ilânı (1778) ispanyol sınırlarını tehlikeye düşürerek bağımsızlığı hazırladı.
Peru’ nun Kurtuluşu ve Siyasî bağımsızlık
Kral naibi J.F. Abascal (1804-1816), Kreollere ispanyol hâkimiyetini kolaylıkla kabul ettirdi ve isyan eden arjantin ordusunu püs­kürttü. Ama Cadiz ayaklanmasından (1820) sonra, San Martin, Arjantinli ve Şilililerin başında hücuma geçti, ayaklanan Lima’ya girdi, Peru’nun bağımsızlığını ilân ederek «Koruyucu» unvanını aldı (28 temmuz 1821); ama Bolivar ile Guayakuil’de görüştükten (temmuz 1822) sonra 1822 eylülünde bu un­vandan vaz geçti. Kurtarıcı adı verilen Bo­livar ordusu (eylül 1823) ispanyol ordusunu kesinlikle yok etti (Junin ve Ayacucho 1824): son ispanyol garnizonu (Callao gar­nizonu) 1826 ocağında teslim oldu. Ama topluma hâlâ beyaz azınlık, büyük mülk sahipleri ve kilise hâkimdi. Daha o tarih: e siyasî kargaşa başladı; Bolivar’m ülke; kaderine terk etmesinden (eylül 1826) er­ce iki yıl içinde iki cumhurbaşkanı değişi: Peru’da birçok pronunciamento ve Anaya­sa değişikliği olurken XIX. yy. Avrupa siyasî belâgatinin altında CaudillolariK şahsî rekabetleri gizleniyordu.
Aşağı ve Yukarı Peru arasındaki gelenek­sel bağlar, mareşal Santa Cruz’un bir Peru-Bolivya konfederasyonu kurmasına (1836 imkân verdi: bu birliği şili ordusu dağıttı (1839). iki defa cumhurbaşkanı seçilen Ramon Castilla (1845-1851 ve 1855-1862), dik­tatörlüğünü kabul ettirdi, kızılderililerder. vergi alınmasını ve zencilerin köleliğini kal­dırdı, millî ekonomiyi geliştirdi: avrupa sermayelerinin guano ve güherçile işletme­leriyle ilgilenmesi, ülkeye çok kötü şartlar altında yaşayan cinli işçiler getirilmesin: başlattı (1849′dan sonra). Bir borç meselesi ispanyol donanmasının guano bakımından zengin olan Chinehar adalarını işgal etme­sine (1864), sonra Callao’yu topa tutmasına yol açtı (1866); sonunda ispanya sömür­geyi yeniden fethetme hevesinden vaz geç­mek zorunda kaldı. Tarapuca güherçilelerinin yol açtığı Pasifik savaşında, Şili, Bo­livya (1879-1881) ve Peru’yu (1879-1883) yen­di. Peru, Tarapaca ilini Şili’ye bıraktı. Şi­li Tacna ve Arica’nın öbür illerini de işgal ederek, plebisit yapılıncaya kadar on yn elinde tuttu. Aslında mesele ancak 1929′ d a Şili’nin Tacna’yı iade etmesi ve Arica’y: muhafaza etmesiyle çözüldü. Brezilya (1909 ve Kolombiya ile daha az önemli sınır ça­tışmaları çözüldü (Leticia trapeze’nin bıra­kılması, 1934); buna karşılık, Ekvador ile anlaşmazlık (Maranon’un kuzeyindeki böl­ge) Peru’nun anlaşmazlık konusu amazon arazilerinin büyük kısmında hâkimiyetin: onaylayan Rio de Janeiro antlaşmasına (1942) rağmen henüz gerçekten çözümlenememiştir.
Pasifik savaşı ve Şili işgali yüzünden iflâs eden Peru, devletin yönetimini askerlere (general Iglesias, sonra Caceres [1886-1890 ve 1894-1895]), maliye ve ekonominin yöne­timini ise bir avrupa konsorsiyumuna (Peruvian Corporation) bıraktı. Maden işletme­si (altın, gümüş, bakır, çinko, petrol), XX. yy. başında yeniden gelişti. 1908-1912, sonra 1919-1930 arası cumhurbaşkanı seçilen A.B. Leguia, Birinci Dünya savaşından sonra şiddet yerine rüşveti tercih eden ve büyük iktisadî buhran sırasında ortadan kalkan bir diktatörlük kurdu. V.R. Haya de la Torre tarafından 1924′te Paris’te kurulan ve 1933′te kanun dışı ilân edilen marksist eğilimli ve A.B.D. düşmanı A.P.R.A. (Alienza Popular Revolucionaria Americana [Amerikan Devrimci Halk birliği]) ülkede yeni bir siyasî kuvvet oldu. Manuel Prado Ugarteche’nin (1939-1945) başkan­lığı sırasında temel hürriyetler yeniden or­taya çıktı. L. Bustamente y Rivero’nun cumhurbaşkanlığı sırasında (1945-1948) A. P.R.A.’nm siyasete katılmasını ve bir hü­kümet darbesi denemesini (1948), iktidarı general M.A. Odria’ya veren bir Pronun-ciamiento takip etti; M.A. Odria, A.P.R. A.’yı ve Komünist partisini kanun dışı ilân etti (1948) ve cumhurbaşkanı seçildi (1950-1956). 1956 Seçimlerinin serbestçe yapılma­sı «apriste»lerin ve liberallerin M. Prado Ugartache’yi yeniden cumhurbaşkanı seç­melerine (şubat 1960) imkân verdi. Haziran 1962′de, başkanlık seçimleri sonuçları, A. P.R.A. Kurucusu Haya de la Torre lehine gibi göründü. Günden güne basit bir «reformizm»e yönelen Torre’nin durumunun de­vamlı olarak gerilemesine rağmen, ordu vadenin yaklaşmasından kaygılandı ve dar­beye baş vurdu: general Ricardo Perez Godoy seçimleri iptal etti ve geçici bir askeri hükümet kurdu. Haziran 1963′te, yeni se­çimler sonucunda Halk Hareketi partisinin adayı olan ve hıristiyan demokratlara da­yanan liberal Belaunde Terry başkan se­çildi. Fakat sosyal reformlar sınırlı kaldı. Yönetici çevrelerin dağlı köylülerle pek il­gilenmemesi, Castro’yu örnek tutarak si­lâhlı mücadeleyi genişletmeğe çabalayan ger iller o hareketlerinin gelişmesine yol aç­tı, özellikle, M.I.R. (Movimiento de la îzquierda Revolucionaria [Devrimci Sol hare­keti]), 1965′ten sonra birçok çete kurdu: hareketin kurucularından avukat Luis de la Puente Uceda, aynı yıl savaşırken öldü ve hükümet çevreleri âsilerin yok edildiğini açıkladı.
Gerilla faaliyetinin önlenmesi üzerine hü­kümetçe temmuz 1965′te kaldırılan anayasal haklar iade edildi (1966). 3 Ekim 1968′de başkan Belaımde Terry bir askerî hükümet darbesiyle devrilerek Buenos Aires’e sürül­dü. Darbeyi takip eden günlerde birtakım öğrenci hareketleri patlak verdi. Askerî dar­be hareketini yöneten genelkurmay başkanı general Juan Velasco Alvarado, başkan, ge­neral Ernesto Montagne ise başbakan oldu; askerlerden meydana gelen 12 kişilik bir hü­kümet kuruldu. Yeni hükümet, önceki an­laşmaları iptal ederek ülke petrolleri ve şe­ker plantasyonları devletleştirdi. Toprak reformunun gerçekleştirilmesi doğrultusun­dan köklü tedbirler alındı. Petrol şirketleri­nin devletleştirilmesi, dolayısıyle A.B.D.’-nin Peru ile olan anlaşmazlığı devam eder­ken, Peru hükümetinin ülke karasularını 200 mile çıkarma konusundaki kararını uy­gulaması iki ülke arasındaki ilişkileri büs­bütün gerginleştirdi. Peru askerî hükümeti sanayi kesiminde de köklü reform ve devlet­leştirme tedbirlerine girişti. Peru’da 31 mayıs 1970′te meydana gelen bü­yük deprem 50 000 kişinin ölümüyle sonuç­landı; 800 000 kişi açıkta kaldı.

Pizarro ile Atahualpa’nın Cajamarca’da karşılanması (1532) The de Bry’ın gravürü Cabinet des Estampes, Paris.

AN AY AS A
1933 Anayasasında birçok defa değişiklik yapıldı. Okuma yazma bilen erkek ve ka­dınlar (1956′dan beri) seçmendir (21-60 yaş arası oy kullanma mecburîdir). Cumhurbaş­kanı, iki başkan yardımcısıyle birlikte altı yıl için seçilir, yürütme gücünü elinde tu­tar; meclislere karşı sorumlu olan on iki bakan vardır. Devlet güvenliği gerektirdi­ğinde cumhurbaşkanı hürriyetlerin tamamı­nı veya bir kısmını kaldırabilir ve sınırı kanunla tespit edilen olağanüstü yetkiler alır. Yasama gücü tek dereceli genel oy sistemiyle altı yıl için seçilen senato (53 üyeli) ve millet meclisindedir (182 üye). Ülke bir vali tarafından idare edilen 24 idare bölgesi ile illere (onlar da idare böl­gelerine) bölünmüştür, ilke olarak belediye meclisleri seçimle iş başına gelir. Kızılderili topluluklarına kanunî haklar tanınmıştır.
GÜZEL SANATLAR
Kolomböncesi eski peru sanatı Güney Ame­rika’nın en önemli sanatıdır ve Inka im­paratorluğunun bütünlüğü sağlamasından önce çeşitli bölgelerde gelişen farklı medeniyetlerin sonucudur. (Bk. KOLOMBÖNCE­Sİ.) Fetihten sonra Peru, ispanyol barok sanatının bir eyaleti haline geldi: ama yerli sanatçıların etkisi ve katkısı, bu sanata eski sanatları hatırlatan hayalî süsleme temalarıyle orijinal bir görünüş kazandırdı. Başlıca anıtlar Cuzco katedrali ve Pamata kilise sidir. XVI. ve XVII. yy .da Cuz­co’da gelişen bir resim okulundan inka ilerigelenlerinin portreleri, dinî tablolar ve inka sembollerinin hıristiyan temalarına ka­rıştığı eserler kalmıştır. XVII. ve XVIII. yy.da bol altın kullanan şatafatlı süsleme sanatı oymalarla süslü koltuklar, kumaş­lar, çerçeveler bıraktı. Halk sanatı, sera­miklerde, giyeceklerde ve dinî eşyalarda ispanyol sanatı ile kolomböncesi sanatı kay­naştırır. XIX.yy. ressamlarından Jose Gilde Casho portreler, F. Laso, L. Merino ve F. Fierro halk hayatından sahneler bıraktı­lar.
EDEBİYAT
Kolomböncesi edebiyat için bk. İNKA İM­PARATORLUĞU; sömürge döneminin edebî faaliyeti için bk. İSPANYOLCA.
• Şiir. XVIII. yy.ın mirasçısı olan hiciv şairleri Felipe Pardo y Aliağa (1806-1868) ve Manuel Asensio Segura’dan (1805-1871) sonra, romantik nesli şu şairler temsil eder: Lamartine hayranı Jose Arnaldo Marquez (1830-1904): ağıtlar yazan Carlos Augusto Saloverri (1831-1890); V. Hugo’nun etki­sinde kalan Clemente Althaus (1835-1881); daha çek nesirleriyle tanınan Ricardo Palma (1833-1919), millî edebiyatı ispanyol ge­leneklerinden kur!atmağa çalışan Manuel Gonzalez Prada (1844-1918). Ama Peru’da modernciliğin gerçek önderi, Ruben Dario’ nun çömezinden çok rakibi olan epik ve romantik şair Jose Santos Chocano’dur (1875-1934): has Santas (Kutsal öfkeler), Alma America, Epopeya de los Libertadores (Kurtarıcıların Destanı) güçlü ve coş­kun bir lirizmle kaleme alınmıştır. Aynı ne­silde ı Jose Maria Eguren (1882-1942) daha ahenkli bir şiirin yaratıcısıdır. Bu iki usta­nın açtığı yolu şu şairler takip etti: şeh­vetli ve umutsuz şair Victor Vallejo (1895-1938); fütürizmden geçtikten sonra yumu­şayan ama hâlâ Güney Amerika’da edebî bağımsızlık hareketinin başlıca temsilcilerin­den olan Alberto Hidalgo (doğ. 1893). Çağdaş Peru edebiyatının başlıca özelliği halk ruhunu ve modern iktisadî gelişmenin ortaya koyduğu toplum meselelerini anlat­ma kaygısmdadır.
ispanyol tç savaşının yürekten sarstığı Cesar Valleionun (1892-1938) ölümünden son­ra Cesar Mor o (1904-1956), Xavier Abril idce. 1905). Enrique Pena Barrenchea (doğ. 1905), Emilic Adolfo Westphalen (doğ. 1911), Martın Adan (doğ. 1918) sayesinde şairler avrupa edebiyat okul ve araştırma­larını yakından takip ettiler. Ama Julio Garrido Malaver (doğ. 1909), Felipe Arias Larreta (1910-1955) ve Mario Florian’ın (doğ. 1917) sanatı, siyasî amaçlarla dolu militan bir lirizmdir. Jorge Eduardo Eielson (doğ. 1922), Javier Sologuren (doğ. 1922), Sebastian Salazar Bondy (1924-1965), Washington Delgado (doğ. 1926), Leopoldo Chariarse (doğ. 1928), Alberto Escobar (doğ. 1929) ve Pablo Guevara (doğ. 1930) ile, yeni neslin bir kısmı yalnız estetik amaçlara yönelirken, Gustavo Valcarceî (doğ. 1921), Alejandro Romualdo Valle (doğ. 1926), Juan Gonzalo Rose (doğ. 1928) ve Manuel Scorza (doğ. 1929) geleneksel yoldan ayrılmadılar.
• Roman. Romances Historicos del Peru’­nun ve Helenc’in Dostları romanının ya­zarı Fernando Casos’tan (1828-1882) sonra ispanyol-amerika edebiyatının en iyi hika­yecilerinden biri olan Ricardo Palma (1833-1919) gelir; Peru Gelenekleri adlı eserinde fıkralar ve efsanelerle ülkesinin bütün geç­mişini canlandırır. Paralvillo ve Sisebuto yazarı Guiterrez de Quintarilla (1858-1935) ve iki kadın romancı onu örnek almıştır: çok güzel bir psikolojik roman (Blanco Sol) yaza a Mercedes Cabello de Corbonero (1852-1909) kızılderili meselesini ilk ola­rak ele alan Yuvasız Kuşlar romanının ya­zarı Clorinda Mateo de Turner (1854-1909).
• Tugsten adlı romanında ülkesinin sosyal meseleleriyle uğraşan Victor Vallejo ve Abraham Valdelomar (1887-1919) ile peru ro­manı yeni bir çığıra girdi. Enrique Lopez Albujar’m (doğ. 1872) çok iyi bir hikayeci olmasına rağmen, peru hikâyesi en mükem­mel şeklini Ventura Garcia Calderon ile (1887-1959) buldu: Akbabanın İntikamı, ölüm Tehlikesi, Kan Rengi’nde, kızılderililer ve melezler büyük bir ustalık ve trajik bir anlayışla canlandırılmıştır. Aynı zaman­da çok zarif şiirler de (Cantilenas) yazan Ventura Garcia Calderon’u, Lois Valcarceî (doğ. 1891), Aurora Caceres (doğ. 1880) ve Tanrısız Halk romanında kızılderili mesele­sine eğilen Cesar Falcon örnek aldılar. Ama kızıldenülerin en ateşli savunucusu Ci­ro Alegria’dır (doğ. 1909).
Yerli edebiyat geleneğinde, çağdaş roman­cı Ciro Alegria (1909-1967) ve Jose Maria Arguedas’ın (doğ. 1911) eserleri hâkimdir. Bu yazarların etkisi, Arturic Demetrio Hernandez (doğ. 1903), Jose Diez Canseco (1904-1949), Francisco Vega Seminario (doğ. 1903) Fernando Romero (doğ. 1908) ve Francisco lzquierdo Rios’un (doğ. 1910), hikâye ve anlatılarında görülür. Eleodero Vaıgas Vicuna (doğ. 1924), Carlos Zavaleta (doğ. 1928), Julio Ramon Riberro (doğ. 1929), Enrique Congrains Martin (doğ. 1932), Mario Vargas Lİosa (doğ. 1936) gibi genç romancılar daha çok gerçekçi konu­lara yönelmekte ve ingiliz-amerikan anla­tım tekniklerinden ilham almaktadır.
• Deneme. Şair Manuel Gonzalez Prada aynı zamanda da bağımsız düşünceli atak bir polemikçidir: Serbest Sayfalar ve Sa­vaş Saatleri adlı denemeleri yüce bir dü­şünceyi yansıtır. Hikayeci Ventura’nın kar­deşi Francisco Garcia Calderon (1833-1953), Latin Amerika Demokrasileri, Kaygılı Av­rupa ve Yeni Almanya Anlayışı adlı eser­leriyle Latin Amerika’da siyasî düşüncenin temsilcisidir. Luis Alberto Sanchez (doğ. 1900), ispanyol-amerika düşünce hareketin­de kitaplarıyle önemli rol oynadı:

Amerika’da Kültür Hayatı ve Tutkusu, La­tin Amerika Yaşıyor mu? Bu son eserde bütün kıtanın etnik meselelerini inceler ve bu meselelerin çeşitli ırkların kaynaşmasıyle çözüleceğini söyler.
• Tiyatro. XIX. yy.dâki gelişmeden sonra peru tiyatrosunda sadece Juan Rio s (doğ. 1914) ve Enrique Solari Sfayne’dan (doğ. 1918) söz edilebilir.
Edebî tenkit alanında, E. Nunez (doğ. 1908), Alberto Tauro (doğ. 1914), Augusto Tamayo Vargas (doğ. 1914): Jorge Puccinelîi (doğ. 1920), Manuel Suarez Miravaî (doğ. 1922) ile çok başarılı eserler veril­mektedir. (l)

PERU akıntısı. Bk. humboldt akıntısı.

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERU hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERTİNAX

Tarih 22 Mayıs 2009

PERTİNAX (Publius Helvius) [Alba Pom-peia, Liguria 126 - Roma 193], Roma imparatoru (192). Azatlı bir kölenin oğlu olan Pertinax başarılı bir askerdi. Konsül (192), Roma valisi oldu. Roma’yı Commodus’un elinden alan (193) isyancılar tarafından imparator seçildi, üç ay süren hükümdarlığı sırasında Comodus’un mallarını satışa çıkardı, Devlet maliyesini düzeltti; fakat muhafız erleri tarafından öldürüldü. (L)

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERTİNAX hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERTH

Tarih 22 Mayıs 2009

PERTH, Avustıalya’da şehir, Batı Avustralya eyaletinin merkezi, Swan River’in halici kıyısında; 431 000 nüf. Şehir 1829′da. kurulan bir askerî karakol çevresinde gelişti. Başlangıçta, Doğu Avustralya’nın kalabalık bölgelerine binlerce kilometre uzakta olduğu için çok sıkıntı çeken şehir, XIX. yy .da altın bulunması ve Swanland’da tarım ve hayvancılığın gelişmesi sayesinde genişledi. Bugün Swan ırmağı boyunca uzanan parklarıyle güzel bir şehirdir. Ticaret gelişmiştir, ama sanayi özellikle Perth’in 20 km batısındaki Fremantle limanı yakınında toplanmıştır. Petrol rafinerisi. (L)

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERTH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERSONALES

Tarih 21 Mayıs 2009

PERSONALES veya PERSONATAE çoğl.

i. Bot. Bk. MASKELİLER. PERSONEL i. (fr. personnel). Bir hizmet veya kuruluşun görevlileri; bir işyerinde çalışanların tümü.

Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan ve faaliyete çeşitli derecelerde katılan gerçek kişiler. Bk. ANSÎKL. Huk. ve İşletmec. bölümü.

— Ask. Personel hizmetleri, askerî birliklerde çeşitli konulardaki çalışmalarla ilgili hizmetler. Bk. ANSÎKL.

— Huk. Personel dairesi. Bk. Devlet PERSONEL DAiRESî.

Personel kanunu, görevlerinin özelliği olan bazı memurlar (hâkimler, silâhlı kuvvet mensupları gibi) dışında kalan bütün devlet memurlarının hukukî statüsünü düzenleyen kanuna verilen genel ad; resmî adiyle Devlet Memurları kanunu (sayı 657).

Personel reformu, personel rejiminin genel idarî reform açısından yeniden ele alınmasını, böylece kamu hizmetlerinin daha rasyonel ve etkili kılınmasını sağlayacak insan unsurunun, yeterli nitelik ve yaşama seviyesine kavuşturulmasını amaç edinen düzenleme çalışmaları.

Personel rejimi, başta devlet memurları olmak üzere, çeşitli kamu personelinin hukukî statülerini, malî, iktisadî ve sosyal haklarını, yükümlülüklerini ve diğer özlük işlerini düzenleyen hükümler. (Türkiye’de, üniversite öğretim üye ve yardımcıları, hâkimler ve askerler gibi, görevleri gereği ayrı bir personel rejimine bağlı memurlar da vardır. Bunların dışında, genel olarak personel rejimini, Devlet Memurları kanunu düzenler.)

— ANSÎKL. Ask. Personel hizmetleri, genellikle, personel muhasebesini yapmak, tayin ve nakil işleri, eğitim, kurs, personel kayıtlarının tutulması, personel raporlarının denetimi, birleştirilmesi ve ilgili makamlara ulaştırılması gibi görevlerdir. Personel hizmetlerinde ayrı bir önemi olan özlük işleri de emeklilik, istifa, ihraç, tart, tekrar askere alma, uzatma, ölüm, nişan ve taltifler, nakil, izin, kimlik kartları, güvenlik belgeleri v.b. işlemlerin düzenle yürütülmesidir. Bunlar dışında personel hizmetlerine, «özel hizmetler» olarak nitelendirilen şu hizmetler de katılır: askerî birlikler için yeterli eğlence, moral ve refah hizmetlerinin sağlanması, spor ve eğlenceyle ilgili programların hazırlanması; çeşitli eğlence çalışmalarının denetlenmesi, özel ihtiyaç maddelerinin sağlanması ve dağıtımının denetlenmesi; ordu dinlenme kampları ve bölgelerinin kurulması. Bunlardan başka, mahkeme hükümlerinin uygulanması, askerî personelin sivillerle ilişkilerini düzenlemek; savaş esirlerinin toplanması, korunması ve bunlardan faydalanma; disiplin ve tahliye işleri de personel hizmetlerinden sayılır.

—» Huk. Personel, genel olarak her kuruluş ve hizmette çalışanları kapsayan bir terimdir. Ancak, personel kanunu, personel rejimi, personel reformu gibi ifadelerde görüldüğü üzere bu terim yaygın olarak kamu personeli anlamıyle kullanılır, özel şeklinde çalışan kimselere.daha çok’işçi* ve müstahdem* denilmektedir. Bu anlamıyle personel, «çeşitli devlet faaliyetlerinin ve kamu hizmetlerinin gerektirdiği gerçek kişilerin tümü» demektir. Devlet ve öteki kamu kuruluşları aslında birer tüzel kişilik^ olduğundan, kararların alınması ve uygulanması gerçek kişiler eliyle yürütülür. Bu gerçek kişilerin tümüne personel adı verilmekle birlikte, hepsi aynı hukukî statü içinde değildir. Genel olarak kamu personeli dörde ayrılır: 1. kamu hizmetleri ve bu hizmetlerin kadrolarıyle kaynaşmış, aslî ve sürekli nitelikteki memurlar (bk. memur); 2. kanunların açık hükümlerine dayanılarak idarenin tek taraflı işlemleriyle ve gerekiyorsa zor kullanarak hizmete aldığı mükellefler (bk. mükellef); 3. kamu hizmetlerinin görülmesini sağlamak için, devamlı hizmet kadrolarına girmeden geçici ve arızî olarak, idare hesabına kişisel faaliyette bulunan ve yardımcı denilen kişiler; 4. özellikle il özel idareleri ve belediyelerde, seçim sonucu görev alan üyeler; bu genel ayrım, Devlet Memurları kanununa bağlı kurumlar bakı? mından değişmekte ve memur, sözleşmeli personel ve yevmiyeli personel şeklinde yeni bir kamu personeli ayrımı yapılmaktadır.

— İşletmec. İşletmede personel, işletmenin verimliliği, üretkenliği ve hizmetlerin gecikmeden yapılması bakımlarındna en önemli unsurdur. Bunun için, işletmenin genel amacma uygun personel seçimi, bu personelin âdil, ahenkli ve verimli bir şekilde çalıştırılması işletmecilik bakımından büyük önem taşır.

İşletmeler için personel seçimi genellikle personel servisince yapılır. İlke, işe en uygun kişiyi bulmaktır. Meslekî nitelik isteyen işlere, bu niteliği taşıyanlar seçilir. Belirli meslekî bilgiyi gerektirmeyen işler için seçim, iş arayanlar açısından bazı meseleler ortaya çıkarır; kişinin, kendisine uygun gelecek ve benimseyeceği meslek veya işte çalışmasını sağlamak yolları aranır. Buna «meslekî yöneltim» denir; bu yöneltim psikoteknik veya sanayi psikolojisi aracılığıyle gerçekleştirilir. Elle çalışma söz konusu ise, kişiyi işe alıştırmak veya kabiliyetlerini anlamak için, psikoteknik laboratuvarlarında uygulanan testlere baş vurulur. Diğer ülkelerde geniş uygulama alanı olan psikoteknik, Türkiye’de İ.E.T.T., T.C.D.D. işletmelerinde kullanılmaktadır. İşletmeler, bünyeleri için gerekli işleri, iş değerlendirmesi yaparak tespit ederler. İş değerlendirmesi görevlerin sınıflandırılmasıyle başlar. Her işin, bir diğer işe göre nispî değeri tespit edilir. Bu işlem yapılırken nicel, nicel olmayan ve her ikisini birleştiren metotlar kullanılır. Nicel olmayan metotların başında hiyerarşik sınıflandırma ve sıralama (Tranking sistem) metodu gelir. Bu metotta işler, önem sırasına göre sınıflandırılır. Görevler veya işler önceden yapılmış olan çözümlerden çıkan bilgilerin ışığı altında karşılaştırmaya tabi tutulur ve basit olarak tanımlanır. Uygulamada sıra sınıflandırılması işlerin ikili olarak karşılaştırılması gibi metotlar kullanılır. Bu değerlendirme basittir, ama belirli sonuç vermez ve daha çok öteki usullerle bulunan sonuçların kontroluna yarar. Nicel olmayan diğer bir metot, kategorilere göre sınıflandırmadır. Çeşitli görevleri içine alan belirli sayıda kategoriyi tanımlayan bu metot, sıralama metodu ilkelerini benimser.

Nicel olan ve etkenlere dayanan metotlar da iki türlüdür: etken karşılaştırma metodu (factor comparaison system) ve puan sistemi (points system). Puan sisteminde, işin gerektirdiği etkenler, ustalık (öğretim, tecrübe ve yaratıcılık), çaba (bedenî, zihnî), sorumluluk diye sıralanır. Bunlar önemlerine göre derecelendirilir. Her derecenin bir puanı olur ve her iş için gerekli yüzde puan cranı belirtilir. Puan sisteminin eksikliğini gidermek amacıyle, Eugene J. Benge’in geliştirdiği, etken karşılaştırma metodu uygulanır. Puan sisteminden farklı olarak burada anahtar işleri seçilir ve puan birimi yerine para birimi kullanılır. Her iki metodu içine alan metot ise temel istidat metodudur; göz önüne alınan işi düzenli ve doğru yapmak için gerekli istidat, yetenek ve temel bilgilerin değerlendirilmesi esasına dayanır. İşletme böyle bir değerlendirmeden soma çalıştırdığı personele vereceği ücretleri tayin eder. Görevi yapabilecek yetenekteki adaylar mülakat ve test ertesi işe alınır. Rahat bir atmosfer içinde yapılan mülakat, adaya işi tanıtma ve işletmeye de adayı tanıma fırsatını verir. Test de, gerek psikolojik, gerek psikoteknik usullerle yapılır ve personel olarak istihdam edilecekleri tanımağa ve onun özelliklerini ortaya çıkarmağa yarar. Kişi işe alındıktan sonra da, onun işletme amaçlarına uygun olaıak çalışması, etkin ve verimli olması için gerekli tedbirlerin alınması yöneticiye düşer. (M)

Personel dairesi (başbakanlık devlet), devlet kurumlarının personel rejimlerini ülkenin malî, iktisadî ve sosyal gereklerine göre düzenlemek, bu düzeni hukukî esaslar içinde yürütmek üzere kurulmuş, Başbakanlığa bağlı devlet dairesi (kuruluşu 1960). Görevleri: genel personel kayıtlarını tutmak; personel rejimiyle ilgili kanun, tüzük, yönetmelik tasarılarını hazırlamak; memur ve hizmetlilerin yükümlülüklerini tespit etmek, bunları gruplandırmak suretiyle aynı mahiyetteki işler için ücret eşitliği sağlamak; kadro unvanlarını standart duruma getirmek, memur ve hizmetli kadrolarının hizmet gereklerine uygun seviyede olmasını sağlamak; kurumlara personel alınması, bu personelin terfii konularında ehliyet şartlarını tespit etmek; maaş ve ücretlerde iktisadî ve sosyal şartların gerektirdiği düzenlemeleri hazırlamak, dış seyahat ve görevlerde uygulanacak ödemeleri tayin etmek; personelin yetiştirilmesi ve daha yüksek kadrolara hazırlanması için gerekli usul ve araçları tespit etmek; inzibatî ceza sisteminin dengeli ve eşitlik prensibi içinde işlemesini ve uygulanmasını takip etmee*. Teşkilâtın başkanı, Maliye, Millî Savunma, Millî Eğitim bakanlıklarıyle Yüksek , Denetleme kurulundan seçilmiş beş kişilik Devlet Personel heyeti’nin de başkanıdır. Esas birimler: teknik ve idarî kısımların âmiri olan genel sekreter; hizmetleri ve personeli sınıflandıran, personel ve kadro unvanlarını standartlaştırma işleriyle meşgul olan sınıflandırma şubesi; kadro isteklerini inceleyen, kadroların rasycnelleştirilmesini takip eden ve dairenin bütçe işlerine bakan Kadrolar ve Personel Sınıfları şubesi; personelin hizmet şartlanyie ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, kararname çalışmalarını yapan Hukukî Statüler şubesi; hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim faaliyetini düzenleyen Eğitim şubesi; sosyal haklarla ilgili konuları inceleyen ve statüleri tespit eden Sosyal Haklar şubesi; çeşitli kurumlara alınacak personelin sınav şartlarını koyan ve dairece yapılması gerekli sınavları yapan Personel Tedariki İmtihanlar şubesi. Yardımcı birim idarî şubedir. (M)

21 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERSONALES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERSEUS

Tarih 21 Mayıs 2009

PERSEUS (M.ö. 212′ye doğr.-Alba Fucens 166), son Makedonya kralı (179-168). Evlilik dışı bir çocuk olmakla beraber babası Philippos V tarafından tahtın mirasçısı seçildi. Bu yüzden Romalıların gözdesi üvey kardeşi Demetrios ona düşman oldu. Babaları 181′de Deme trios’u öldürttü. Perseus, Philippos Vten sonra tahta çıktı. Romalılara karşı öç alma hazırlıklarına girişti. Yunanistan’da ve Doğuda genç krala duyulan yakınlığın arttığını gören senato ona savaş ilân etti (172-171). Askerî bakımdan zayıflığını bilen ve içinde bir barışma umudu taşıyan Perseus beceriksiz romalı generaller karşısında savunmada kaldı. Ama usta Paulus Aemilius, 22 haziran 168′de güçsüz Makedonya ordusunu Pydna’da (Makedonya) yok etti. Herkes tarafından ihanete uğrayan Perseus Semendirek’e (Samothrake) sığındı, sonra da düşmana teslim oldu. Perseus, Paulus Aemilius’un zafer töreninde hazır bulunduktan sonra hürriyetine kavuşmadan öldü. (L)

21 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERSEUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERSEPOLİS,

Tarih 21 Mayıs 2009

PERSEPOLİS, esk. Parsa. Esk. coğ. Pers imparatorluğunun başkentlerinden biri; M. ö. VI. yy. sonunda kral Dara tarafından kuruldu, oğlu Kserkses ile Artakserses I tarafından genişletildi. İskender, şehri M.ö. 331′de yaktırdı. Kral sitesinin kurulduğu meydan Dara’nın, Kserkses’in saraylarını ve kabul salonlarını (Tahtı Cemşid veya apadana) kapsıyordu. Bu düzlüğe, kenarları kabartmalarla süslü iki burma merdivenle ulaşılıyordu. Kserkses’in taht odası yüz sütunluydu. Yirmi metre kadar olan sütun gövdelerinin tepelerinde, bazıları insan başlı boğa göğüsleriyle süslü 2 m’den yüksek sütun başlıkları vardı. Dara’nın kabul salonu, 10 000 kişiyi alabilecek büyüklükteydi. Sarayı ise yontulmuş ve kapıların üzerinde Mısır silme oluklarıyle süslenmiş taş bloklardan yapılmıştı. Bu taş blokların ancak birkaçı bugüne kalmıştır. Krallık ambarını ve cephaneliği kapsadığı için «Hazine» denen yerde, çok renkli alçıyle kaplı tahta sütunları olan, dört revaklı bir avlu vardı. Bu yapıların duvarları, sıra sıra insanları gösteren alçak kabartmalarla süslüdür. Persler ve Medler, askerler ve haraç taşıyan hamallar. (L)

21 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERSEPOLİS, hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERON (Juan Domingo)

Tarih 20 Mayıs 2009

PERON (Juan Domingo), arjantinli siyaset adamı (Lobos, Buenos Aires 1895). Albaylığa yükseldi (1941), haziran 1943 Askerî hükümet darbesine katıldı. Farrell’in savaş bakanı yardımcısı oldu. Çalışma bakanlığını da üzerine aldı (1944), hemen sonra da başkan yardımcılığına getirildi. Gömleksizler (des-camisados) ve sendikalar tarafından desteklendi, 9 ekim 1945′te tutuklandı, ama Eva Duarte’nin yönettiği adamları tarafından kurtarıldı (17 ekim).

Peron 21 ekimde Eva ile evlendi. Başkan seçilince (24 şubat 1946) «adaletçülik»i gerçekleştirmek istedi; bu, işçilerin korunması, sosyal adalet, güdümcülük ve onun deyimiyle, kapitalizmle komünizm arasında «üçüncü yol»du. Mart 1949 Anayasası ile 1951′de yeniden başkan seçilme imkânını sağladı ve generalliğe getirildi (1950). Kilit noktalarına adamlarını yerleştirdi, La Prensa’yı kendi gazetesi haline getirdi ve bir polis diktatörlüğü kurdu. Ekonomik alanda danışmanının tavsiyelerine uyarak büyük toprakları kamulaştırdı (1946-1949), toprakların ıslahına girişti, Merkez bankasını, demiryollarını ve dış ticareti millileştirdi, pezo’yu devalüe etti, dış borçları ödedi, bir devlet ticaret filosu kurdu ve İngiltere, Fransa, Şili. Bolivya, Paraguay ve Ekvator ile ticaret antlaşmaları imzaladı. Beş yıllık bir sanayileşme planını uygulamağa başladı (1947). Ama kredi bulabilmek için çiftçileri devlete çok düşük fiyatla mal satmağa zorladı, sonra da bu malları büyük kârlarla ihraç etti. Bunun üzerine çiftçiler üretimi düşürdüler ve tahıl ithal etmek gerekti. Peron’un 11 kasım 1951′de yeniden seçilmesinden sonra hazırlanan ikinci ekonomik planda tarıma önem verildi ve kapılar yabancı sermayeye, özellikle amerikan sermayesine açıldı. Sosyal alanda, karısının yardımıyle «işçi aksiyonerliği»ni kurdu ve altmış yaşından yukarı olan işçilere emeklilik hakkı tanıdı. Dış siyasette, dünya blokları arasında tarafsızlık siyasetini benimsedi, Kore savaşı sırasında müttefiklere yalnız erzak vermekle yetindi. Bir Latin Amerika federasyonu kurulmasını ve İspanya ile yakınlaşmayı tasarladı. Kilise ile çatıştı (boşanmanın kabulü, 1954; dinin devletten ayrılması, 1955), Buenos Aires piskopos yardımcısına işten el çektirdiği için afaroz edildi (haziran 1955), ordu ile de çatıştı; 19 eylül 1955 ayaklanmasında yerini general Lonardi’ye bırakarak istifa etmek zorunda kaldı. Sırasıyle Nikaragua, Venezuela, Dominik cumhuriyetine, sonra da İspanya’ya sığındı. Arjantin’deki taraftarları Adaletçi Ulusal Haıeket’i kurdular (mayıs 1958) ve bu teşkilât 1962 seçimlerinde gücünü ortaya koydu. 2 Aralık 1964′te Rio de Janeiro’ya bir uçakla döndü; fakat aynı gün hükümet yetkilileri tarafından İspanya’ya geri gönderildi. İspanya hükümeti, bir daha siyasî faaliyette bulunmaması şartıyle Peron’a tekrar siyasî iltica hakkı tanıdı. Arjantin’de mart 1965′te yapılan seçimlerde Peron’cular büyük başarı sağladılar. 1971 Eylülünde Peron, karısı Eva Duarte Peron’un İtalya’ya gömülmüş olans mumyalanmış cesedini Arjantin hükümetinden istedi ve Madrid’de evinin yakınında bir mezarlığa gömdürdü. (L)

20 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERON (Juan Domingo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERİOİKOS

Tarih 17 Mayıs 2009

PERİOİKOS i. (peri, çevre ve oikein, oturmak’tan yun. k.). Esk. Yun. Fethedilen bir ülkede yaşayan kişi; köle ile yurttaş arası bir sınıftandı.

— ANSİKL. Lakonia, Girit, Aıgolis ve Tesalya’da perioikos’lardan söz edilir. Lakonia’dakilerin Dorlar tarafından hâkimiyet altına alınmış Akhaia’hlar olduğu sanılır. Bunlar çiftçi, zanaatçı ve tacirdi. İsparta’nın hâkimiyeti altındaki toprakların çevresindeki zengin kasabalarda yaşarlardı. Toprak edinmekte ve devretmekte serbesttiler, yerli muhtar kuruluşları vardı; fakat siyasî bakımdan İsparta Harmostes’leri tarafından sıkı bir şekilde göz altında bulundurulurlardı. Vergi vermek ve askerlik yapmak zorundaydılar. M.ö. V. yy.dan itibaren sık sık ayaklandılar ve Roma tarafından boyunduruktan kurtarıldılar. O zaman Eleuthero -Lakones (hür Lakonyalılar) konfederasyonunu kurdular. (L)

17 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİOİKOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERİKLES

Tarih 15 Mayıs 2009

PERİKLES, atinalı kumandan ve devlet adamı (M. ö. 495′e doğr. -Atina 429).

De­mokratların başkanı olan Ksanthippos ile Alkmeon Agariste’nin oğlu. öğretmenleri Urlalı (Klazomenai) Anaksagoras, Oa’lı Damon ve Elea’îı Zenon’un etkisiyle yüksek ideallere bağlandı. Otuz yaşma doğru siya­sete atıldı; demokrat partinin başı Ephialtes ile birlikte aristokrat Kimon’u mahke­meye verdi (463) ve Aeropagos’a karşı açı­lan mücadeleye katıldı.

Ephialtes’in öldü­rülmesinden sonra demokratların başına ge­çen Perikles, 443-429 arasında en azından on beş defa kamu görevlisi seçilerek devleti yönetti; Atina’daki siyaseti demokratlaştırmağa çalıştı, Aıkhon’luğu bütün yurttaşlara açık tuttu, kura usulünü yaygınlaştırarak birçok kamu görevine uyguladı, Bule üye­lerine, prytanis’lere, arkhon’lara, heliantes’lere, yurttaşlara ve köylerdeki oikoslara ödenekler (misthos) bağladı, fakirlerin tiyat­rolara parasız girmelerini sağladı; bununla beraber ekklesia’nın oturumlarına katılan yurttaşlara ödenek vermedi ve bu mecli­sin, yürürlükteki kanunlara aykırı düşen kararlarını iptal etmek üzere «kanuna ay­kırılık» dâvaları açtırdı. Atinalılarla Korinthos’u, Aigina’yı, İsparta’yı ve müttefik­lerini, Boitia’Iıları, Persleri (459-446) karşı karşıya getiren çatışmalarda, çok kere, ama özellikle 454′ten sonra, askerî harekâtı yö­neten Perikles (Sikyon’a karşı girişilen ba­şarılı sefer), uzun bir süre, sonuna kadar savaşı savundu. Fakat Perslerle yapılan Kallias barışından (449) ve İsparta ile ya­pılan Otuzyıl barışından (446) sonra, hâ­lâ bağımsız kalan yunan siteleri üzerin­de Atina’nın egemenliğini, barışçı metot­larla, kültür alanında gerçekleştirdiği başa­rıların sağladığı üstünlükle kurmağa çalıştı. (Bk. PANHELENİZM.)

Perikles, Miletos’lu mimar Hippodamos’u, Abdera’lı filozof Protagoras’ı ve tarihçi Bodrum’lu (Halikarnassos) Herodotos’u Atina’ya getirdi; bu şehir, «Perikles yüzyılı»nda uygarlığın do­ruğuna ulaştı. Yunanistan’ın Atina dışında­ki sitelerinden hiç biri, heykeltıraş Pheidias’ın Akropolis’teki çalışmaları, Sophokles ile Euripides’in tiyatrodaki başarıları, so­fistlerin ve Sokrates’in dersleri ve Aspasia’nın başında bulunduğu klüple boy ölçüşebi­lecek bir sanat ve düşünce düzeyine ulaş­mamıştı. Melesias’ın sınır dışı edilen oğlu aristokrat Thukydides’in (443′e doğr.) sis­temli muhalefetinden kurtulan Perikles’e OLYMPOS’LU lakabı verildi, yurdu, bütün yurttaşlara yiyecek ve iş sağlayan örnek bir demokrasi durumuna getirdi, büyük bir bayındırlık programını yürürlüğe koydu: Pire’nin kalelerle çevrilmesi, fazladan 100 kadırga inşası, Akropolis tesisleri, Attike’deki anıtlar. Atina konfederasyonu hazine­sinden para çekerek yaptığı bu büyük har­camalar ve yurdunun güvenliği için duydu­ğu kaygı sonucunda Perikles, Atina’nın müt­tefikleri üzerindeki egemenliğini sağlamlaş­tırdı; bu amaçla daha 448-447′den başlaya­rak Gelibolu yarımadasında Eğriboz’da ve Adalarda, Klerukhia sistemini geliştirdi.

Bunlar müttefiklerin ağırına gidiyordu ama, çok kere de, onlar için barbarlara karşı değerli bir koruyucu oluyordu (Tabya in­şası). Perikles Delos birliğinden ayrılan (haziran 446) Euboia’nın bağımsızlık istek­lerini kırdı, Trakya’daki Brea’da bir koloni kurdu. Panhelen’ci bir amaç güttüğü için, daha 444-443′te, İtalya’nın güneyinde Thonrioi kolonisinin kurulmasıyle sonuçlanan seferi hazırladı, ayrıca Sisam’lılarm ayak­lanmasını (440-439) bastırdı ve bunlara zor­la demokratik bir hükümet kabul ettirdi. 437′de güçlü bir donanmanın başına geçe­rek, Atina’nın buğday ve balık ihtiyacını sağladığı bu bölgelerde devletin gücünü du­yurmak için Karadeniz’i baştan başa dolaş­tı: şüphesiz onur öncülüğü ile Hagnon Trakya’yı kontrol etmek üzere Amphipolis’i kurması da (436) İsparta ile çatışmayı önceden sezen Perikles buna karşı Atina seferini hazırladı: Korkyra’yı Korinthos’a karşı destekledi (433); Korinthos’tan ve İs­parta’dan yardım isteyen Potidaia tarafın­dan girişilen ayaklanmayı bastırmaya giriş­ti.

Megara’lılara Attike pazarlarını ve kon­federasyon limanlarını yasaklayan ve bu yüzden Peloponnesos savaşlarının çıkması­na (431) sebep olan kararnameyi hazırla­tan da Perikles olmalıdır. Bununla beraber bu büyük adam, gittikçe kuvvetlenen bir muhalefetle karşılaşmağa başlamıştı: kişi­sel düşmanları, hayal kırıklığına uğramış iktidar heveslileri, Kleon gibi sabırsız em­peryalistler ve sürgünden dönen Thukydi­des’in çevresinde toplanan Oligarkhos’lar bu muhalefet cephesini meydana getiriyor­du. Pheidias ve Anaksagoras gibi dostları­nın, hattâ Miletos’lu Aspasia’nm (Perik­les’in nikâhlı karısından ayrıldıktan sonra evine yerleştirdiği parlak zekâlı kadın) aleyhine dâvalar açıldı. Bununla beraber halk, Perikles’e daima güven duyuyordu:

Atina, Perikles’in savaş planını benimseye­rek, daha savaşın başında Atina surlarının ardına çekildi. 430 Yazında Perikles, Epidauros bölgesini yakıp yıktı, ama Atina’da veba salgını başlamıştı. O kış, Peloponne­sos savaşında ölenlerin onuruna ünlü ce­naze söylevini verdi. Halkın umutsuzluğun­dan yararlanan düşmanları, kendisine tes­lim olunan gizli ödeneğin hesabını vereme­diği için Perikles’i 50 talanton para ceza­sına çarptırdılar. Durumun kötüye gittiğini gören Atinalılar’ın, 429 ilkbaharında ye­niden kumandanlığa seçtikleri Perikles ve­baya yakalanarak öldü (eylül 429). [L]

15 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİKLES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERGE

Tarih 14 Mayıs 2009

PERGE. Esk. coğ. Bugün Murtma, Anado­lu’da (Pamphylia bölgesi) şehir. Eski yazar­lardan yalnız Skylaks, Perge’nin Lykia böl­gesi sınırları içine girdiğini söyler. Şehir stratejik bir yerde kurulmuştu; şehrin akropolis’inin hemen yanından geçen Karasu ır­mağının (Kestros veya Kaustros) Aksu kolu, taşıtların işlemesine elverişliydi ve denizle bağlantıyı sağlıyordu. Büyük bir kıyı yolu, Side’den başlayıp Perge (Murtına) ve Attaleia (Antalya) şehirleri üzerinden geçerek ülkenin içlerine kadar uzanıyordu. Şehrin adı Yunanca değildir; yerli bir Anadolu di-PERGE linden gelir.

Eski yazarlar şehre ilk defa, tiyatro özellikle Argolis’ten ve Lakedaimon’dan gelen Yunanlıların yerleştiğini bildirirler. Perge kazıları şehrin efsanevî kurucuları­nın Mopsos ve Kalkhas olduğunu gösterdi. Şehrin adına ilk defa M. ö. IV. yy.da rast­lanır. M. ö. 334′te Büyük İskender’in seferi sırasında Makedonyalıların Perge’den geç­tiğini kaynaklar bildirir. Şehrin Ptolemaiosların hâkimiyeti zamanındaki durumu karanlıktı. Polybios’a göre, M. ö. 218′de Akhaios’un kumandanı Garsyeris, Selge üzerine yapacağı saldırı için Perge’den Pam­phylia ve Pisidia bölgeleri şehirlerine elçi­ler göndererek yardım isteğinde bulundu. Buna göre, o dönemde Perge, Selefkilerin elinde bulunuyordu. Yine Polybios’a göre, Büyük Antiokhos tarafından Perge’ye tayin edilen kumandan, kralından emir aldıktan sonra şehri Manlius Vulso’ya teslim etti. Bundan sonra şehir Bergama’nın hâkimiye­ti altına girdi. M. ö. II. yy.da veya II. yy. ile I. yy. arasında şehrin zor günler geçir­diği sanılıyor. Cicero’nun verdiği bilgilere göre M. ö. 80 veya 79 yılında Pergeli hekim Artemidoros’un yol gösterdiği Verres, şe­hirdeki Artemis tapmağını yağma etti. Per­ge ve çevresinde Roma imparatorlarına ait sayısız şeref yazıtı tespit edildi. Bu yazıt­lar imparator Caligula, Claudius, Trajanus, Hadrianus ve Gordianus’a aittir. Şeh­rin yetiştirdiği ünlü kişiler şunlardır: Myron’un oğlu hekim Asklepiades, Vale-rus Elektos, Kallikles’in oğlu Sofist Varus, Zoilos ve Arkhimedes’in öğrencisi matema­tikçi Apollonios. Perge şehrinde kutsanmış olan tanrıların başında Artemis Pergaia ge­lir, Perge Artemis’nin çok eski kökenli yer­li bir tanrıça olduğu ve sonraları yunan Artemisi ile kaynaştığı sanılıyor. Eski yazar­lara göre Artemis Pergaia’nın şehirde ol­dukça büyük bir tapınağı vardı. Perge ti­yatrosunda bir yer de Artemis rahibesine ayrılmıştı. Şehirde ele geçen sikkelere göre Perge’de ayrıca şu tanrılar da kutsanıyor­du: Zeus, Apollon, Athena, Hephaistos, Hermes, Afrodit, Asklepios, Dionysos, Serapis, Harpokrates, Pan, Hekate, Nike, Themis, Tykhe ve Herakles. Ayrıca, Roma imparatorluk kültlerinin de olduğu bilini­yor. Şehir, Anadolu’nun en eski Hıristiyan­lık merkezlerinden bindir. Hierokles’e göre Perge, Syllion (Yanköy) ile birleştikten sonra Pamphylia eyaletinin dinî metropolisi oldu.

• Arkeolojik araştırma ve kazılar. Perge ha­rabeleri hakkında ilk önemli bilgileri veren gezgin ve yazarlar şunlardır: Leake, Texier, Ritter, Hirschfeld, Fellows, Schörnborn, Pourtales, Tremaux, Lanckoronski, Fabricius, Paribeni, Romanelli, Pace ve Viale. Bu yazarların hepsi Perge harabelerini ye­rinde ziyaret ederek anıtlar hakkında bilgi vermişlerdir. En eski Perge yerleşmesi, çev­resine oranla oldukça yüksek olan ve an­cak güneyden çıkılabilen 50 m yüksekliğin­de bir dağ üzerinde kurulmuştur. Tepenin eteğine çok sonra yerleşme oldu. Şehirdeki ilk sistemli araştırma ve kazı 1949′da A. M. Mansel’in başkanlığında yapılmağa başlandı. Uzun bir aradan sonra 1953-1957 arasında yeniden ele alındı. 1967′den sonra kazılar sistematik olarak her yıl devam ediyor. Bu kazılarda şehrin biri Helenistik, öteki Geç Antik çağa ait iki kapısı, Helenistik kapının gerisindeki oval avlu ve üç gözlü tak, şeh­rin belkemiği olan 20 m genişliğindeki di­rekli caddenin büyük bir kısmı, caddenin sonunda yer alan anıtsal bir çeşme binası ve şehrin 1 km kadar güneyinde dor düze­ninde erken Helenistik döneme ait bir tapı­nak ortaya çıkarıldı. Ayrıca kazılarda Per­ge’nin hayırsever kişileri de tanındı. Bun­lardan en önemlisi Plancia* Mağna’dır. Bu kadın, imparator Hadrianus zamanında (M. S. 120-121), askerî önemini kaybeden He­lenistik kapının gerisindeki oval avluyu bir şeref avlusu haline getirdi, avlunun yan du­varlarındaki hücre sayısını da arttırarak, buraları tanrı ve Perge’nin efsanevî kuru­cularının (Mopsos, Kalkhas) heykeîleriyle süsledi. Ayrıca, oval avlunun gerisindeki üç gözlü ve iki katlı tak şeklinde bir kapı yaptırdı; bu kapıya Nerva’dan Hadrianus’a kadar gelen imparatorlar, imparatoriçeler ve onların yakın akrabalarının heykellerini koydurdu. Plancia’nm yaptığı bu büyük bağışlardan dolayı Perge halkı, belediye meclisleri (demos ve boule) ve senatosu (gerusias) bu kadın için çeşitli yerlerde hey­keller diktirdiler; heykellerin kaideleri üzerine de bu kadına verilen unvanları ve gö­revleri yazdılar. Yazıtların bazılarında şeh­rin kızı olarak da gösterilir, bu unvan an­cak şehre büyük iyilikleri dokunmuş ka­dınlara veriliyordu. Bu yazıtlarda Plancia, bir şehir devleti içinde en yüksek mülkî memur olan «demiurgos» olarak da geçer; bu görev aslında sadece erkeklere verilirdi. Ayrıca, baş tanrıça Artemis Pergaia’nın ra­hibesi, tanrılar anasının ömür boyunca ra­hibesi ve imparator kültünün de başrahibesiydi. Perge’de yapılan kazılar sırasında bu ünlü kadının heykelleri de ele geçti. (-> Bibliyo.) [M

14 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERGE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEREKOP

Tarih 14 Mayıs 2009

PEREKOP, S.S.C.B.’de kasaba, adını Kırım yarımadasını Ukrayna ovasına bağlayan kıstağa vermiştir.

— Tar. Eski bir yunan kolonisi (Tophros) olan, Ortaçağda Tozla adını alan kasaba, ancak XVI. yy.da Kırım hanının bir kule yaptırmasından sonra biraz önem kazandı. 1736′da ve 1738-1771′de Rusların işgaline uğradı, 1783′te kesinlikle Rus çarlığına katıldı ve Perekop adını aldı. Kırım’ın girişine hâkim olan Perekop kıstağı önemli askerî rol oynadı: kasım 1920′de Vrangel’in birlikleri burada Kızılorduya yenildi; ekim 1941′-de Almanların aştığı kıstağı 1944 nisanında Tolbuhin zorladı. (l)

Pere Lanchaise mezarlığı, Doğu mezarlığı da denen Paris mezarlığı (44 hektara yakın), şehrin kuzeydoğusunda koruluk bir tepe ü-zerinde kurulmuştur. La Fontaine, Moliere, Chopin, Musset, Balzac ve Auguste Comte gibi birçok ünlü kişi bu mezarlığa gömülmüştür. (L)

14 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEREKOP hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERDE

Tarih 13 Mayıs 2009

PERDE i. (fars. k.). Bir açıklığın önüne, görüşü veya ışığı engellemek veya bir şeyi gizlemek için gerilen örtü: Gözleri yemek masasından yarı inik perdelere kaydı (S.F. Abasıyanık). Neler saklıyor perdeleri I Garip ve çiçeklerle süslenmiş (F. H. Dağlarca). Salonu bir perde ikiye bölüyordu. (Bk. ANSiKL. Mobl. bölümü.)

Mec. Bir şeyi görmeye engel olan veya iki şeyi birbirinden ayıran engel: Işığın eşya üzerinde bir örtü olduğunu, eşya ile bizim aramızda bir perde olduğunu sanıyoruz (N. Ataç).

— çeş. dey. Perde arkası, bir şeyin görünürde olmayan, gizli yanları,
Perde arkasına (veya arkasında) gizlenmek, başkalarını öne sürüp gizlice onları yönetmek, ortaya çıkmamak: Çünkü, efendileri ortalıkta yok. Perde arkasına gizleniyorlar (S. Kocagöz).

Perde çekmek, (bir şeyin önüne) perde germek. Gizlemek, örtmek: Perde çek çehreme hicran günü ey kanlu sirişk I Ki gözüm görmeye ol mehlikadan gayrı (Fuzuli).

Perdelerini açmak, bir tiyatronun yeni mevsimde temsillere başladığını belirtir.

Perde ve sahne, sinema ve tiyatro,

Perdesi yırtık (veya sıyrık), utanmazca davranışlar yapan kimse,

Beyaz perde, sinema.

Demir perde. Bk. demirperde.

Gözlerinden perde kalkmak, gerçekleri görmeğe başlamak.

— Esk. Namus, iffet. \\ Perde-i iffet, [özellikle kadınlar için] namus.

Perde-i namus, şeref, itibar. ||. Perde-i nilgûn, gökyüzü.

Perde-ber-endaz, utanmayı bırakan. Perde-berendaz

Perde-gî («iyice örtünmüş»), namuslu kadın. Perdegi.

Perde-gîyan, namuslu kadınlar. Perdegiyen

Perde-kâr, perde ile örtülen yer. Perdekar.

Perde-keş, perde çeken. Engel olan. Perdekeş

Perde-nişin, inzivaya çekilerek yaşayan. Evinden dışarıya çıkmayan namuslu kadın. Perdenişin.

Perde-puş, perdeyi çeken. Sır saklayan,.Perdepuş,

Perde-şinas, şarkı söyleyen.Perdeşinas.

— Ask. Kıtalarının büyük kısmına veya başka manevralara ait hareketleri maskelemek üzere kumandanlık tarafından meydana getirilen hafif ve devingen savunma hattı: Bir yöne karşı bir kıta perdesi meydana getirmek.

— Bot. Körpe iken bazı mantarların sapını ve şapkasını saran zarsı örtü. (Şapka genişleyip sap uzayınca bu perde yırtılır, sapın dibini bir çeşit kın gibi sarar; bazı mantarlarda da şapkanın üzerinde pul pul kalır.)

Konuk orkidelerde köklerin dışını saran, yağmur ve sisten su almasını sağlayan, içi hava ile dolu, gümüşî kül renginde dış doku.

Perde metodu. (Bk. ANSiKL.)

Bakteri perdesi, bazı bakterilerin dışını saran ve sıvıların yüzeyinde sürekli bir örtü meydana getiren jelatinsi kılıf.

— Denize. Gemilerin ana güvertesi altındaki kısmı enine ve boyuna bölmelere ayıran düşey bölme. (Bk. BÖLME.) \\ Perde güvertesi, su geçirmez perdelerin son bulduğu en üst devamlı güverte. (Su geçmez bölmeler teknenin dibiyle bu güverte arasındadır.)

Perde kapısı, su geçirmez perde üzerine açılmış su geçmez kapı.

Perde kaplaması, gemilerde taşınan yüklerin saçla temasını önlemek için perdelerin ambarlara bakan yüzüne yapılan ağaç kaplama. (Perde tirizi de denir.)

Perde takviyesi, su geçirmez perdeleri takviye etmek için perde saçları üzerine belirli aralıklarla tespit edilen çelik profiller.
Arzani perde, geminin enine doğrultusunda yapılan perde.

Glend perdesi, şaftın gemi bünyesinden çıktığı sınırda yatak içine alındığı kovanın ön kısmının bağlandığı perde.

Kazan perdesi, kazan dairesini sınırlayan baş ve kıç perdelerden biri.

Kıç perde, bir bölmede geminin geri yönündeki perde.

Makine perdesi, makine dairesini komşu bölmelerden ayıran baş veya kıç perdelerden biri. (Genellikle baş taraftakine makine ön perdesi, kıç taraftakine makine arka perdesi denir.)

Oluklu perde, oluklandırılmış çelik levhalardan yapılmış perde.

— Dil bil. Bk. TİTREM.

— Ed. Esk. Gökyüzü.

— Fizyoî. Perde yüksekliği, seslerin sıklığına, frekansına bağlı olan işitme niteliği.

— Havc. Hız yüzünden ortaya çıkan fizyolojik bozuklukların bütünü. Bk. ANS1KL.

— İnş. Tahta perde, tahtaların yan yana çakılmasıyle yapılan bölme.
Perde duvar, çelik veya betonarme karkas bir yapıda döşemeleri taşımayan dış duvar. (Perde duvarın görevi içeri ve dışarıyı ayırmak, bazen de ışığın geçişine engel olmaktır. Perde duvarlar, döşemelerin ayrık istinat noktalarına dayandığı binalarda kullanılır. Karkas üzerine uygulanan, hafif ve yalıtkan olan perde duvarlar genellikle prefabrikedir. Bu duvarlarda malzeme olarak cam, çelik, alüminyum, ahşap, plastik maddeler v.b. kullanılır.). İnşaat tabiri.

— Kıyf. Esk. Yüze örtülen şey, peçe.

— Metalürji. Alev perdesi, kontrollü kavisi olan bir metalürji fırınının giriş kısmında meydana gelen alevli gaz ağı. (Alev perdesi, koruyucu bir ekran meydana getirerek kontrollü havada çalışan bir fırının içine hava girişini önler.)

— Mus. Makam.

Tambur, lavta, bağlama, mandolin gibi bazı mızraplı sazların saplarına, belirli sesleri vermek ve işaret etmek üzere bağlanan bağlar. || Sesin tizlik ve pestliği: Yüksek perdeden veya alçak perdeden söylemek. Yüksek veya alçak perdeden başlamak. || Ses: Dügâh perdesi, segah perdesi, neva perdesi. Bk. ANSîKL.

— Oto. Tekerlek perdesi, tekerleği yan taraftan örterek çamurun girmesini önleyen ve taşıta süs olarak takılan saç parçası.

— Patol. Perde inmek (veya gelmek). Halk dili. Gözde katarakt olmak.

— Plast. malzeme. Dökümden sonra eşek-senli iki mil veya iki levhayı ya da bir levha ile kalıbın buna karşı gelen çeperini ayıran ve sonra bir delik veya bir kanal açmak için kesilen genellikle ince (milimetrenin onda biri) zar.

— Sine. ve Foto. Perdeye aktarmak, bir e-seri filme almak. || Peyaz perde. Bk. BEYAZ perde.

Büyük perde. Bk. ANSİKL.

- Elektrolüminesan perde, büyük televizyon görüntülerini verebilen perde; bundan sinema salonlarında televizyon göstermede yararlanılır.
Portre perdesi, uygun tir çerçeveye yerleştirilen siyah veya beyaz renkte bezden disk. (Bu disk çekim sırasında ışık etkilerini ayarlamak amacıyle ışık kaynağıyle nesne arasına uygun bir şekilde yerleştirilir.)

— Temş. santl. Karagöz oyununda görüntülerin yansıtıldığı ince kumaştan beyaz yüzey.

Perde kurmak, karagöz oyununa başlamak. .

— Teşk. tar. Perde çavuşu, bazı devlet dairelerinin kapısında duran görevli asker. (Resmî dairelerin kapısına perde asılırdı. Buradaki görevli, çavuş rütbesinde olurdu. Bu yüzden, bunlara perde çavuşu denirdi. Perde çavuşu daireye görüşmeğe gelenlerle devlet görevlilerine [daha çok vali ve kumandan] aracılık yapardı.)

— Tiyat. Sahneyi seyirciye açan ve kapayan örtü,

Bir oyunun, perdenin açılmasıyle başlayıp, kapanmasiyle biten bölümlerinden her biri. (Bk. ANSİKL.)

Teşm. yol. Bir perde, iki perde v.b., bir perdelik oyun, iki perdelik oyun v.b.

— Zır. Ağaç perdesi, süs amacıyle veya tarımsal faydası düşünülerek, sunî olarak meydana getirilen değişik uzunlukta ve dar (birkaç metre ile 200 m) ağaç dizisi. Bk. ANSİKL.

— Zool. Parmaklan birbirine bitiştiren zar. (Hayvan ve canlılar için kullanılır. Örnek ördeklerde parmak araları perdelidir.

— ANSİKL. Bot. Perde metodu. Renkli perdeler, bazı ışın gruplarını geçirmediğinden çeşitli ışık ışınımlarının rolünü anlamak için fotosentez incelemelerinde kullanılır. Bu çeşit perdeler ya renkli camlarla, ya da çift katlı bir camın iki çeperi arasına renkli bir sıvı konarak elde edilir. Bk. KLOROFİL.

— Havc. Perde ikiye ayrılır: siyah perde ve kırmızı perde. Başkoltuk yönünde 4 g’-den büyük bir ivmeden sonra beyni beslemeğe yeterli gücü bulamaz ve bu yüzden beyne giden kan yavaş yavaş azalır. Pilotun gözlerine, kansızlık sebebiyle görüşü azaltan siyah bir perde iner. Bu bozukluk geçicidir ve ivmenin azalmasıyle hemen kaybolur. Kırmızı peıde, baş-koltuk yönünde çok büyük bir ivmeyle karşılaşan pilotun gözlerine iner. Siyah perdenin aksine kırmızı perde, kanın beyin bölgesine hücum etmesinden ileri gelir. Bu bozukluk siyah perdeye oranla çok daha ağır sonuçlar doğurur; çünkü kanın beyne hücumu beyin damarlarında patlamaya yol açabilir. Bundan dolayı bu etki ivme ile birlikte kaybolmaz. Bu kötü etkileri önlemek için «g elbise» adı verilen uçuş elbisesi geliştirilmiştir.

— Mobl. Pencere perdelerinin kullanılışı Eskiçağa kadar çıkar. Perdeler, kapı ve pencere kasalarının kötü kapanışlarını gizlemek amacıyle kullanılırdı. Günümüzde saydam tüller ve pencereyi kaplayan az veya çok geniş kumaşlar perde adını taşır. Perdeler genellikle devingendir; asılı veya takılı olduğu ip, ray v.b.nin üzerinde kayarak yer değiştirir. Bazı perdeler ise sabittir. Ama bir açıklığı tam olarak kapamayan bu perdeler daha çok ev dekorasyonu için estetik görüntü ve süs amacıyle kullanılır. Dekorasyon aksesuarı olarak perde yüzyıllar boyunca değişik şekil ve niteliklerde dekor olmuşlardır.

Türkler, uzun süre pencerelere tahta kafesler koyarak hem ışık ayarlamasını, hem evlerin içinin görünmemesini sağladılar. Kafesli pencerelerin içine konan perdeler sadece süs amacıyle yapılıyordu. Bu perdeler el tezgâhlarında ince bezden dokunurdu. Büyük evlerde pencere kenarlarından yere kadar inen ince, çatma perdeler geçerliydi. Kadife, hereke ipeklileri ve ağır yünlü kumaşlardan içi astarlı kalın perdeler kullanılırdı. Türk evlerinde, kapı perdeleri de, pencere perdeleri kadar önemliydi. Bu perdeler daha çok odaların sıcak tutulması amacıyle asılır; kilimden, keçeden bazen de deriden olurdu.

— Mus. 24 Eşit olmayan aralıklı türk dizisinde bulunan ve üst üste 12 tam dörtlü ile 11 tam beşli alınmak suretiyle doğrudan doğruya tabiattan elde edilen perdeler şunlardır:

— Sine. Büyük perde. Sinema, televizyonun küçük görüntülerine karşı mücadele edebilmek için tabanı 22 m genişliğinde olan büyük veya geniş perde sistemini benimsedi. Bu konuda çeşitli usuller uygulayan birçok grup vardır; bunlardan biri de hıristiyan anamorfozuyle ilgili incelemeler üstüne kurulmuş olan ve sinemaskopu, sinepanoramik’i ve diyaliskopu kapsayan gruptur. Bir başka grup da (vistavizyon) yatay şekilde geçen 35 mm’lik negatif standart filim kullanmaktadır. Nihayet Todd-AO perde sisteminde de saniyede 30 kere geçen 65 mm’lik filim kullanılır.

— Tiyat. Eski Yunanlılarda oyun perdelere bölünmezdi ve çeşitli olaylar araya girer, bunlar da koro ile birbirine bağlanırdı.

Perde önce, Romalılarda bir sahne oyununun tamamı ve Yunanlıların «drama» kelimesinin karşılığı anlamında kullanıldı; daha sonra da bugünkü anlamını kazandı. Klasik oyunlarda genellikle 5 perde vardı. Komedilerle dramlarda perde sayısı değişirdi. Bazı oyunlar «gün»lere, bazıları da «tablo» denen daha küçük bölümlere, ayrıca her perde de «sahne»lere bölünürdü.

— Zır. Ağaç perdesi, kurutucu rüzgârlara karşı bir engeldir; dik yamaçlarda sel yarıntıları açılmasını azaltır; ağaçların terlemesi havanın nem oranını yükseltir; nemin artması ağaçlardaki buharlaşmayı azaltır. 1948′den beri. Don steplerinde ve Aşağı Volga’da sistemli şekilde ağaç perdeleri meydana getirilmekte ve bu kurak bölgeler verimli topraklar haline dönüştürülmektedir.

♦ Perde perde zf. Azar azar: Şahinde’nin perde perde yükselen sesinin yanında… (Sabahattin Ali). Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta ! Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta… (Ahmet Hâşim). [LM]

13 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERDE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERCZEL

Tarih 12 Mayıs 2009

PERCZEL (Moric), macar generali (Bonyhad, Tolna 1811-ay.y. 1899). Askerî mühendisti, 1840′ta ordudan ayrıldı ve Reichstag’a milletvekili seçildi. 1847′de sol kanadın sözcülüğünü yaptı. 1848 Devrimi sırasında gönüllülerden kurulu bir birliğin başına geçti ve Jelaçic emrindeki hırvat kıtalarını Ozora’da yenilgiye uğrattı. Kendisi de yenilince düzenli macar ordusuna katıldı, kısa bir süre sonra bu ordunun başına Bern geçince oradan ayrıldı (1849). Tisza ırmağının gerilerine püskürtüldü. Görgey tarafından görevinden uzaklaştırıldıysa da yeniden on bin asker topladı. Demlinski ile birleşti ve Tamışvar’da yararlık gösterdi. Macar yenilgisinden sonra Türkiye’ye, sonra Londra’ya (1851), oradan da Paris’e kaçtı ve 1867′de Macaristan’a döndü, milletvekili seçildi.

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERCZEL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Perceval

Tarih 12 Mayıs 2009

Perceval veya Conte du Graal («Perceval veya Graal’in Masalı»). Chretien de Troyes’nin masalı (1182′ye doğr.). Şairin son eseridir ve tamamlanmamıştır. Anası onu şövalyelik hayatının tehlikelerinden uzaklaştırmak için yoksulluk ve cehalet içinde büyütmüş olmasına rağmen, Perceval kendini askerlik sanatına verir. Arthuı’ün şatosuna varır ve şövalyeliğin kanunlarını öğrenir. Maceraları sırasında Günahkâr kralın şatosuna varır. Graal âyininde hazır bulunur, fakat garip tören hakkında bilgi istemek cesaretini gösteremez. Şatodan ayrıldıktan sonra da Graal’in hatırası aklından çıkmaz; kendisine yapılan birçok uyarmadan, soru sormaması yüzünden gerçeğe varamadığını ve Günahkâr kralı felâketten kurtaramadığını anlar. Chretien de Troyes’un romanı burada biter, fakat Perceval, Graal çevrimindeki bütün eserlerde yeniden görülür. Alman şairi “VVolfram von Esehen-bach, Parzival adlı eserinde fransız şiirinin konusunu işlemiştir: fakat Graal’in karşısında Perceval gibi susmakla yetinen Parzival keşiş Trevrizent’in vaızlarını dinleyerek gerçeği sezinler ve günahkâr krala onu kurtaracak soruyu sorar. R. “VVagner, Parsi-fal adlı eserini “VVolfram von Eschenbach’-ın şiirinden ilham alarak yaratmıştır. (L)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Perceval hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERAKENDE, PERAKENDECİ

Tarih 12 Mayıs 2009

PERAKENDE sıf. (fars. perâgenden, dağıtmak’tan peragende > perakende). Bir malı, tüketicinin ihtiyaçlarına göre, teker teker veya sadece birkaç parça halinde satmaya dayanan (satış biçimi): Perakende satış. \\ Bu şekilde alınan veya satılan: Perakende mal. (Zt. TOPTAN.) || Esk. Düzenli olmayan, dağınık, perişan.
— Esk. Perakende-dil (veya hatır), üzüntülü gönül. j| Perakendegû, saçma sapan konuşan.
— Huk. Bk. SATIŞ.
I. Ask. Esk. Hastalık ve başka sebepler yüzünden kıtalarından geriye kalan asker.
— Denize. Esk. Savaş gemilerinde yardımcı ve özel hizmetlerde kullanılan emireri, yazıcı, kumanyacı, aşçı, terzi, salon ve büfe görevlisi ve terzi neferler için kullanılan genel terim. || Perakende bölüğü, büyük gemilerde perakende erlerinden kurulu bölük.
— Mal. Esk. Borç ve alacaklıların kaydedildiği defter. (ML)

PERAKENDECİ sıf. ve i. (perakende’den perakendeci). Malını küçük miktarlar veya parçalar halinde satan (tacir). [Zt. TOPTANCI.] || Perakendeci esnaf, alıcının istediği kadaı ufak miktarlarda mal satan esnaf.

♦ Perakendecilik i. Perakende yoluyle yapılan alışveriş. (M)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERAKENDE, PERAKENDECİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENULA, PENUTİA, PENZA

Tarih 12 Mayıs 2009

PENULA i. (lat. paenueV’dan). Esk. Rom. Askerlerle yolcuların giydiği kısa, kalın ve kolsuz palto. (L)

PENUTİA’LAR, Kaliforniya, Oregon, 1daho ve Britanya Kolombiyası’na dağılmış, aynı dil ailesinden kızılderili kabilelerinin tümü. (Penutia’lar ya ortadan kaldırılmış veya belli yerlerde toplanmıştır.) [L]

PEN YUVAR i. (fr. peignoir). Bk. SABAHLIK.

PENZA, S.S.C.B.’de şehir, Moskova’nın güneydoğusunda; 296 000 nüf. Şehir Volga ırmağının kolu olan Sura ırmağı kıyısında ve Don’a kavuşan Hoper ırmağının kaynağı yakınında kurulmuştur. Dokuma (yün) sanayii. Çeşitli metalürji. (L)

PENZA, S.S.C.B.’de şehir, Moskova’nın güneydoğusunda; 296 000 nüf. Şehir, Volga’nın kolu Sura kıyısında ve Don’da son bulan Hoper’in kaynağı yakınındadır. Selüloz Ye kâğıt. Dokuma (yün). Çeşitli metalürji. (L)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENULA, PENUTİA, PENZA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Pentagon

Tarih 11 Mayıs 2009

Pentagon, Amerika Birleşik devletlerinin Millî Savunma bakanlığı ile Genel Kurmay başkanlığının genel adı. Washington’da, Savunma bakanlığı servislerinin 1942′den beri bulunduğu binanın adı, şeklinden (beşkenar) gelir. (L)

Arlington (Virjinya), Washington, D.C. sınırında bulunmaktadır.
ABD’deki askeri işlerle ilgili tüm resmi kurumlar, Pentagon kapsamında ele alınır.
Adını Washington’da üstlendiği binanın biçiminden alır. 1941 ile 1943 yılları arasında inşa edilen ve içiçe geçen beş tane beşgenden (pentagon,yunanca’da beşgen demektir.) oluşan bina 34.000 m²’lik alan ve 4.000 m²’yi aşkın kullanım alanıyla dünyanın en büyük resmi daire binalarından biridir.

wikipedia pentagon

11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pentagon hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENÇİKÇİ

Tarih 11 Mayıs 2009

PENÇİKÇİ i. (pençik’ten pençikçi). Teşk. tar. Savaşlarda ve akınlarda askerler tarafından elde edilen esirler için, esir sahibinden belli bir vergi veya yakaladığı esirlerin «beşte biri»ni hükümet adına alan kimse. (Pençü yekçi de denir.) [Pençikçiler, devlet adına elkonulan esirleri bir deftere yazar, akıncı kumandanıyle birlikte mühürler ve devlet merkezine gönderirlerdi. Bu defterlere esirlerin eski adlarıyle birlikte babalarının adları ve dış görünüşleri yazılırdı.]

Pençikçi başı, savaşlarda ele geçirilen esirlerin beşte birini ve öteki esirler için de gereken vergiyi toplamakla görevli pençikçilerin başı. (M)

PENÇIKLI sıf. {pençik’ten pençikli). Esk. Pençik denilen senetle satılmış (köle). — Mal. Pençikli kul, pençik resmi ödenmiş olan ve esirciler tarafından satılan esirler verilen ad. (M)

11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENÇİKÇİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEMBROKE,

Tarih 10 Mayıs 2009

PEMBROKE, Kahada’da (Ontario) şehir, Ottawa ırmağının meydana getirdiği Al-lumette gölü kıyısında; 15 500 nüf. Hidroelektrik tesis. Bıçkıhaneler. Kâğıt hamuru ve kâğıt. Kibrit. Elektrik malzemesi. Dokumacılık. (L)

PEMBROKE, Büyük Britanya’da şehir, Galler ülkesinin güneydoğusunda, Milford Haven körfezi kıyısında; 12 700 nüf. XIII. yy.dan kalma bir şatonun yıkıntıları. Yakınında Pembroke Dock askerî limanı; tersane. (L)

PEMBROKE (Richard DE CLARE, ikinci — kontu), genel olarak Strongbow («kuvvetli yay») denir (öl. 1176), birinci Pembroke kontu GiLBERT Fin oğlu Henry II zamanında Galler’de güç durumda kaldı. Leinster kralı Dermöt MacMurrough, 1166′-da ingiltere kralından yardım isteyip asker toplamağa başlayınca, Richard bu fırsattan yararlanmayı düşündü. 1170′te Fitzs-tephen ve Fitzgerald’in peşinden irlanda’da karaya çıktı; Leinster’i zaptetti, Dermot’un kızıyle evlendi ve kralın ölümünden sonra 1171′de Leinster tahtına oturdu. Fakat aynı yıl normandiyalı korsanlardan korkan Henry II, irlanda’ya müdahale etti. Richard kendisinin krala bağlı olduğunu kabul ederek, onun ve temsilcisi hâkim Lacy’-nin otoritesine boyun eğdi. (E)

10 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEMBROKE, hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENCAP

Tarih 08 Mayıs 2009

PENCAP veya PENCAB, Hindistan ve Pakistan’da bölge; kuzeyde Himalaya, batıda Salt Range ve lndus, güneyde Tar çölü, doğuda yüksek Ganj ovasıyle sınırlıdır.

• Coğrafya. Pencap «Beş ırmak» ülkesidir. Cihlam, Çenab, Ravi, Satlec ve Beas adlı bu beş ırmak, geniş bir dağ eteği ovası meydana getirmiş ve alüvyon tabakasını, taraçaları yaran geniş vâdi şeritleriyle oymuştur. Suyun büyük kısmını Himalaya’ daki kar ve buzların erimesi sağlar, Bengal’den her yıl muson yağmurları gelmez ve kışın batıda hava basıncının düşmesi bol yağışa yetmez. Bu iklim şartlarını, Büyük İskender zamanında geniş alanları kaplayan tabiî bitki örtüsünün bozulması (seyrek ağaçlı akasya ve bodur palmiye ormanları) daha da kötüleştirmişti. Kenar kısımları çorak olan bu topraklarda tarım faaliyeti sulamaya bağlıdır. Bilinen ilk sulama çalışmaları 1359′da moğol imparatorlarının emriyle başlatılmıştı; 1859′dan sonra İngilizler sistemli bir sulama planı uyguladılar. Bugün ırmak sularının beşte dördü, barajlarla sulama şebekesine yöneltilmiştir; su dağıtımı elli yıldan beri bol tahıl (buğday, ikinci derecede de darı ve mısır), pamuk ve şekerkamışı yetiştirmeğe imkân verir. Nüfus büyük ölçüde artmıştır: 1891′de nüfusu 60 300 kişi olan Lyall-pur idare bölümünün nüfusu 1951′de 2 157 000′e yükselmişti. Pencap’ın demiryoluyle Karaçi’ye bağlanması şehrin ve limanın gelişmesinde başlıca rolü oynamıştır. Geleneksel el sanatlarının özellikle Lahor’ da (Pakistan), Amritsar’da ve Cullundur’da (Hindistan) hâlâ çok faal olmasına rağmen, Pakistan’da (Lahor, Sialkot, Multan, Ra-valpindi’de) ve Hindistan’da (Ludhiana ve Amritsar) modern fabrikalar da kuruldu. Ama Pencap, 1947′de Hindistan ile Pakistan arasında bölünmesinden büyük zarar gördü; kadroların ve arazi sahiplerinin büyük kısmı Batı Pencap’tan Hindistan’a geçtiler; Batı Pencap’a çok yoksul göçmenler akın etti. Pencap’ın Pakistan bölümündeki suları toplayan barajların çoğu Hindistan’a verilen Doğu Pencap topraklarındadır. Bununla birlikte başlıca anlaşmazlıklar sınır antlaşmalarıyle çözümlenmiştir. —

Pencap eyaleti (Hindistan), 122 831 km2; 20 298 000 nüf.; merkezi, Çandigarh.

• Tarih. Daha M.ö. III. binyılda gelişen Pencap (Harappa’nın bulguları), Yunan ve Roma çağında, özellikle sanat açısından Yunanlıların etkisinde kaldı. Ülke uzun süre çeşitli arî klanlar arasında bölüşüldü. İstilâcıların geçiş bölgesi olması, müstahkem şehir ve kasabalar kurulmasına yöl açtı; sırasıyle Hunların (VII. yy.), Türklerin (XI. yy.) ve Afganlıların geçtiği bölgede Afganlılar Müslümanlığı yaydılar: mezhepleri XV. yy.da ortaya çıkan Sikhî-ler, Moğol imparatorluğu çöktükten sonra (XVIII. yy.) bir konfederasyonlar grubu kurdular. Lahor’a yerleşen Sikhîlerin başlıca önderi Rancit Singh, İngilizlerle dostça geçindi (1809), sağlam bir idare ve askerî düzen kurarak durumunu sağlamlaştırdı, ölümünden kısa süre sonra (1839) taht kavgaları ve İngilizlerin müdahalesiyle Pencap, İngiliz Hindistan şirketinin eline geçti (Sikhîler savaşı, 1846 ve 1849). 1937′den sonra bağımsız bir eyalet haline gelen Pencap, 1947′de Hindistan (Doğu Pencap) ile Pakistan arasında bölüşüldü. 1956′-da kurulan Pencap eyaleti (Hindistan) bir bakanlar kurulu ve bir vali tarafından yönetilir; bir meclis ve bir konseyden meydana gelen bir parlamentosu vardır.

• Güzel sanatlar. Pencap’ın sanat bakımından geçmişi Cilâlıtaş devrine dayanır (Sohan «kültürü»); «lndus medeniyeti» denen medeniyetle (M.ö. 3500-1880 dolaylan) bölgede Mezopotamya medeniyetine benzeyen bir medeniyet gelişti. Sonradan Perslerin Akamanış imparatorluğuna katılan (M.ö. VI.-IV. yy.) bölge, Büyük İskender’in akınından sonra (M.ö. 326-325) Hint-Yunanlılar tarafından işgal edildi. Coğrafî durumu yüzünden sık sık istilâ edilen bölge, önce Kusana imparatorluğuna (M.ö. II. yy., M.S. II. yy.), sonra Gupta imparatorluğuna katıldı (IV. yy.). 775′ten sonra müslümanlarm işgal ettiği ilk hint toprağıdır. 1021′de Gazneliler, 1517′de Babur tarafından fethedildi. Sanatı bu çeşitli dönemleri yansıtır; gelişmiş olan minyatür sanatı, özellikle sikhî okulu tarafından temsil edilir. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENCAP hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLE (Maurice Cesar Joseph)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLE (Maurice Cesar Joseph), fransız generali (Douai 1863-Toulon 1924). Ecoie Polytechnique’in topçu bölümünü bitirdi. Berlin’de askerî ataşelik yaptı (1911). İdarî işler âmiri (1914) ve Joffre’un yanında yardımcı general (1915) oldu. 1917′de 15. kolorduya komuta etti. 1918 Martındaki alman saldırısında düşmana Oise yolunu kapayarak yararlık gösterdi. Savaştan sonra, Çekoslovakya’ya gönderilen fransız askerî kuruluna başkanlık etti (1919) ve İstanbul’da Fransa Yüksek komiserliği yaptı (1920). 23 Nisan 1923′te başlayan Lozan konferansının ikinci devresine fransız delegesi olarak katıldı. (L)

Pelleas et Melisande, beş perde ve on üç tabloluk müzikli dram. Librettosu Maeter-linck’in bir eserinden alınan bu dramı Debussy besteledi. İlk defa Messager yönetiminde Mary Garden, Jean Perier, H. Duf-rane ve F. Vieuille’ün katılmasıyle Opera Comiqu,e’te temsil edildi. Orta yaşlı senyör Golaud, zarif Melisande ile evlenir. Üvey kardeşi Pelleas genç kadına âşık olur. Kuşkulanan Golaud, kıskançlıktan Pelleas’ı öldürürken Melisande’m da ölümüne sebep olur. Olayın üstü kapalı bir biçimde gelişmesi, karşılıklı recitativo biçimindeki dramatik şarkının sürekli olarak duyulması, tek ve toplu söylenen şarkı bulunmayışı, senfonik unsurun silinmesi, orkestrada leitmotiv’in ve beş tonlu gamın kullanılması bu müzikli eserin başlıca özellikleridir. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLE (Maurice Cesar Joseph) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELEMANS (Willem)

Tarih 07 Mayıs 2009

PELEMANS (Willem), belçikalı besteci (Anvers 1901). Lirik eserler (Le Petit Soldat de Plomb [Küçük Kurşun Asker], 1945; Le Combat de la Vierge et du Diahle [Bakire İle Şeytan'ın Çatışması], 1949; De Mannen van Smeerop, 1963), bir bale, yedi senfoni, iki piyano konçertosu (1945, 1950), bir keman konçertosu (1945), bir oratoryo (1929), oda müziği, on altı piyano sonatı besteledi. (E)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEMANS (Willem) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Çeşitli İlanlar

Tarih 03 Mayıs 2009

81423 5010 BİR eğitim firmasının AVRUPA ve Anadolu YAKASINDAKİ şubelerinde maaş + PRIM+yol+yemek ile ÇALIŞACAK papme ve Mime ANKETÖRLER ARANMAKTADIR randevu için: 02122939723 05.04.2003
81424 5010 DENEYİMLİ Deneyimsiz, Bay Bayan Anketörler alınacaktır. 02122962156 02122259238 05.04.2003
81425 5030 ASP Bilen Web tasarımcısı, Delphi’de program geliştirebilen profesyonel elemanlar aranmaktadır. 02122279984 05.04.2003
81426 5030 ASP, Grafikerlik, Autocad, Web Kursları 02122139700 05.04.2003
81427 5030 ASP, Grafikerlik, Bilgisayar, Web, Muhasebekursları 02122917202 05.04.2003
81428 5030 BAHÇELİEVLER civarından Bilgisayar Kullanabilen Bayan 02126445854 05.04.2003
81429 5030 BAYRAKÇIDA çalışacak Corel ve Freehand kullanabilen bay, bayan bilgisayarcı aranıyor. Günay Bayrak imalat 02122320432 05.04.2003
81430 5030 BİLGİSAYAR firmasına tecrübeli satış elemanı 02164181144 05.04.2003
81431 5030 BİLGİSAYAR, Grafikerlik, Web kursları 02125701351 05.04.2003
81432 5030 BİLİŞİM Sektörü’nde çalışacak elemanlar alınacaktır. (Büyükçekmece Avcılar) 02128528439 05.04.2003
81433 5030 FOLYO kesim bilen eleman aranıyor. 02125122895 05.04.2003
81434 5030 GRAFİKER PHOTOSHOP, Freehand, web tasarımı PROGRAMLARINDA deneyimli MATBAA takibinide yapabilecek 05444630069 05.04.2003
81435 5030 REKLAM Ajansına grafiker aranıyor. CV Faks: 02122115857 05.04.2003
81436 5030 WORD ve Excell’i iyi kullanabilen bilgisayar operatörü aranıyor. 02122253575 05.04.2003
81437 5040 ACELE Çocuklarınıza, ev işlerinize, hastalarınıza yatılı gündüzlü yardımcılar Artıdan 02164186970 05.04.2003
81438 5040 ACELE çocuklarınıza, yaşlılarınıza, hastalarınıza referanslı bakıcılar 02164890149 05.04.2003
81439 5040 ACELE hastalara, çocuklara, evişlerine, yardımcılar, villalara eşler, Emre’den 02123569003 02123569004 05.04.2003
81440 5040 ACELE Yatılı Çocuk Bakıcısı aranıyor 02128533183 05.04.2003
81441 5040 ACİL Ataşehirde evişlerine çocuk bakımı yatılı bayanlar YILDIZ DANIŞMANLIK 02164562079 05.04.2003
81442 5040 AİLELERİNİZE, yaslılarınıza yatılı Bayanlar, Bakırköy’deyiz 02124661126 05.04.2003
81443 5040 ATAŞEHIR Danışmanlıktan evişlerinize, çocuklarınıza, hastalarınıza türk, yabancı yardımcılar 02164561554 05.04.2003
81444 5040 BAKICILAR, dadılar gönderilir. Referanslı, yatılı, gündüzlü Eminden Mecidiyeköy deyiz. 05448105951 05.04.2003
81445 5040 BİZİM danışmanlık güvencesiyle hastalarınıza, çocuklarınıza bakıcılar 02128533588 05.04.2003
81446 5040 ÇOCUK Bakıcısı Aranıyor 02125390697 05.04.2003
81447 5040 ÇOCUK bakımından ve evişlerinden anlayan yatılı bayan aranıyor. Tepecik Yolu Sk. Alkent Karşısı Demet Ap. No:48 D:1 Etiler 02123582521 02123582522 05.04.2003
81448 5040 EUROPE Plustan çocuk bakıcıları, hastabakıcılar 02124662193 02124662194 05.04.2003
81449 5040 EVIŞLERINDE yatılı çalışacak bayan elemanlar. 02122964844 05427474754 05.04.2003
81450 5040 EVİM Danışmanlıktan evişlerinize, çocuklarınıza, hastalarınıza, yaşlılarınıza, yatılı, gündüzlü, referanslı elemanlar temin edilir. 02128823350 05.04.2003
81451 5040 EVİMDE çocuk bakarım Beylikdüzü 02128530773 05.04.2003
81452 5040 EVİŞLERİNE yatılı yardımcı bayan 02164785583 05.04.2003
81453 5040 EVİŞLERİNE, çocuk bakımına, yatılı elemanlar 02164140294 02163487045 05.04.2003
81454 5040 NETADAN Referanslı Bakıcılar, Yardımcılar 02126546324 05.04.2003
81455 5040 SARMAŞIK’TAN çocuklarınıza dadılar, hasta yaşlılarınıza bakıcılar, ev işyerlerinize eleman temin edilir. 05359763313 02128533198 05.04.2003
81456 5040 SPASTIK özürlü çocuğa bakacak yatılı bayan aranıyor. Müracaat: Gül Hanım 02125206838 05.04.2003
81457 5040 YATILI 20 35 arası Moldovyalı, Ukraynalıbayanlar 02123569005 05.04.2003
81458 5040 YATILI 30 Yaşı aşmamış deneyimli dadılar aranıyor. 02123278253 02123278254 05.04.2003
81459 5050 DERSANEMIZE branş öğretmenleri ve sekreter alınacaktır. 02125900126 05364861488 05.04.2003
81460 5050 DERSHANEYE %10 hisse alabilecek, Branş Öğretmeni, 05354698644 05.04.2003
81461 5060 ARÇELİK Yetkili Servisine teknisyen 02164891960 02164891961 05.04.2003
81462 5060 AUTOCAD 2000 programında elektrik tesisatı çizebilen tecrübeli eleman aranıyor. 02122104736 05.04.2003
81463 5060 AVRUPA Yakasında oturan elektrikçiler aranıyor. 02163883155 05.04.2003
81464 5060 AYDINLATMA ürünleri imalatına tecrübeli ustalar. 02122199237 05.04.2003
81465 5060 BAYAN elektrik teknisyeni elektrik meslek yüksek okulu mezunu eleman alınacaktır. 05444072403 05.04.2003
81466 5060 BAYAN Elektrik Teknisyeni, Elektrik Meslek Yüksek Okulu mezunu eleman alınacaktır. C.V Faks: 02126643333 05.04.2003
81467 5060 BEŞİKTAŞ Etectrolüx servisine klima ve beyaz eşya ustası 02122360955 05.04.2003
81468 5060 BEYAZ Eşya Tamirinden anlayan Teknisyen aranıyor 02125919405 05.04.2003
81469 5060 DENEYİMLİ Elektrik tesisatçıları aranıyor. Beylikdüzü 05365191927 05.04.2003
81470 5060 ELEKTRİK teknisyeni aranıyor. 02164415858 02163708684 05.04.2003
81471 5060 ELEKTRİK Teknisyeni; Şile’deki konut şantiyemizde kadrolu ve yatılı 300 Milyon+ SSK+ Yemek. 02126639650 05.04.2003
81472 5060 ELEKTRİKÇİ usta ve kalfası aranıyor. 02126750402 05324134022 05.04.2003
81473 5060 ELEKTRİKÇİLER MAKİNA panosundan anlayan deneyimli 02124818073 05.04.2003
81474 5060 ELEKTRİKÇİYE Kalfa aranıyor. 02126527359 05.04.2003
81475 5060 ELEKTRİKÇİYE usta ve kalfa aranıyor 02122494677 05.04.2003
81476 5060 KLİMA Ustaları aranıyor. Anadolu Yakasından. 02165214600 05.04.2003
81477 5060 MASLAKTA bulunan işyerimize; TEKNİK Lise yada E.M Lisesini bitirmiş, SÜRÜCÜLÜKTE deneyimli MAKİNE ELEKTRİKÇİSİ KALIP Ustası (Metal Kesim ve Sıvama) işlerinde deneyimli TORNACI ALINACAKTIR. 02122761716 02122761736 05.04.2003
81478 5060 MESLEK lisesi mezunu Elektrik bakımcısı Fabrika deneyimli Tel: 02128753595 02128753597 05.04.2003
81479 5060 OTO elektrik ve alarm ustası aranıyor 05358881575 05.04.2003
81480 5060 OTO elektrik ve alarmdan anlayan ustalar+ (sosyal haklar) 02126156480 05324346466 05.04.2003
81481 5060 PRINTER ustaları aranıyor. Mecidiyeköy 02122120664 02122120735 05.04.2003
81482 5080 50,000,000TL Yevmiyeyle bayan garsonlar aranıyor, kalacak yer 02323699901 05.04.2003
81483 5080 ACELE bay bayan servis elemanları 02163396000 05.04.2003
81484 5080 ACELE garsonluk yapabilecek bayanlar aranıyor, kalacak yer yemek ücretsizdir. 02323693711 05357424807 05.04.2003
81485 5080 ACİL 5 yıldızlı oteller için ekstra garsonlar 02126632713 05.04.2003
81486 5080 ALTUNİZADE de lokantaya bulaşıkçı, paket servis elemanı 02164743486 05.04.2003
81487 5080 ATAKÖY’DE Cafe çay bahçesinde çalışacak bay, bayan 02125597071 05.04.2003
81488 5080 BAKIRKÖY civarında oturan tecrübeli komi 02125713427 05.04.2003
81489 5080 BALIK restaurantımıza tecrübeli referanslı garsonlar komiler 02164929813 02163186701 05.04.2003
81490 5080 CAFETERYA’DA çalışacak genç, kat garson alınacaktır. Harbiye 05446553453 05.04.2003
81491 5080 DOLGUN ücretle barda servise çıkacak hostes garson bayanlar. 05443883842 05.04.2003
81492 5080 DOLGUN ücretli bay bayan Mutfak Servis elemanları 05422582823 05.04.2003
81493 5080 DÖNERDEN Anlayan Tabldot Aşçısı ve Yardımcısı 02125446224 05.04.2003
81494 5080 EKSTRA garsonlar aranıyor. 02122672899 05.04.2003
81495 5080 MASLAK ta kebap salonuna komi 02122763310 05.04.2003
81496 5080 RESTAURANTIMIZA bayan Garsonlar 250 Milyon+ SSK 02163601076 05.04.2003
81497 5080 SİRKECİDEKİ Restoranla komi 02125132076 05.04.2003
81498 5090 ACELEgüvenlikçiler. 05448253241 05.04.2003
81499 5090 ATATÜRK Havalimanındaki firmamıza Avrupa yakası ikametli 2030 yaşlarında askerliğini tamamlamış lise mezunu güvenlik personelleri 05333506608 05.04.2003
81500 5090 BEYKOZ ve Civarında oturan 1.80 boylarında Güvenlik Elemanları 02128729555 05.04.2003
81501 5090 GENÇ emekliler, Küçükçekmece, avcılar, Beylikdüzü civarındaoturuyorsanız 240,000,000+ 60,000,000+ yemek imkanlarıyla güvenlik görevlisi olarak çalıştırılmak üzere müracaat: 02164570029 05.04.2003
81502 5090 GÜVENLİK elemanı Ayazağa Ciyak Sitesinde 02122893087 05.04.2003
81503 5090 GÜVENLİK elemanları alınacaktır. Şirinevler, Beylikdüzü, Yenibosna civarında oturanlar tercih edilir. 02124522529 02124522734 05.04.2003
81504 5090 TREN yolu istikametinde, Samandıra civarında oturan güvenlik elemanları 02164677850 05.04.2003
81505 5090 YUKARIDUDULLU imes sanayi sitesine yakın oturan genç emekliler aranıyor. 02126605890 05.04.2003
81506 5120 500 Milyon aylıkla Kalfalar. 02125552348 05.04.2003
81507 5120 ACELE Bahçeşehir’e manikürcüler aranıyor. Tel: 02126696230 05.04.2003
81508 5120 ACELE bayan kuaförüne genç yardımcılar. Soyak Yenişehir. 02165330865 02165330866 05.04.2003
81509 5120 ACELE çırak ve yardımcılar aranıyor. 02122899292 05.04.2003
81510 5120 ACELE Kalfa ve yardımcı aranıyor. 02165723701 05.04.2003
81511 5120 ACELE kendine güvenen Manikürcü makyöz; 02164919412 05.04.2003
81512 5120 ACELE Manikürcü aranıyor Bahçelievler 02125572908 05.04.2003
81513 5120 ACELE Manikürcüler, Kalfalar, Yardımcılar 02125308555 05.04.2003
81514 5120 ACIBADEM bayan kuaförüne kalfalar, yardımcılar. 02165451744 05.04.2003
81515 5120 ACİL manikürcü ve yardımcı Leydi Kuaföre 02122134859 05.04.2003
81516 5120 BAKIRKÖY e makyajdan anlayan manikürcü, kalfa, yardımcılar. 02125722911 05.04.2003
81517 5120 BAY, bayan kuaförüne kalfa, yardımcı aranıyor. 02128531364 05.04.2003
81518 5120 BAYAN kalfa, manikürcü aranıyor Babçelievler 02126437596 05.04.2003
81519 5120 BAYAN kuaförüne acele kalfa 02166127528 05.04.2003
81520 5120 BAYAN Kuaförüne Bay Bayan Eleman Aranıyor 02126744729 05.04.2003
81521 5120 BAYAN kuaförüne bayan eleman Haznedar 02125550377 05.04.2003
81522 5120 BAYAN kuaförüne kalfa 02163522557 05.04.2003
81523 5120 BAYAN kuaförüne kalfa, yardımcı, çırak 02164633903 05.04.2003
81524 5120 BAYAN Kuaförüne Manikürcü ve Yardımcı aranıyor. 02125606094 05.04.2003
81525 5120 BAYAN kuaförüne manikürcü ye yardımcılar aranmaktadır. Ücret dolgundur. 02163410555 02163415308 05.04.2003
81526 5120 BAYAN Kuaförüne Ustalar 30 üstü 02128825252 05.04.2003
81527 5120 CADDEBOSTAN Erdem Kramer Erkek Kuaförüne manikürcü, yardımcı, kasiyer, 02163634911 05.04.2003
81528 5120 CADDEBOSTAN’daki Güzellik salonuna müşterili kuaför kalfa 02163550502 05.04.2003
81529 5120 CERRAHPAŞA dabayan kuaförüne baybayan eleman aranıyor. 02126335663 05.04.2003
81530 5120 ÇEKMEKÖY’ DE bayan kuaförüne kalfalar, föncüler 05336333546 05.04.2003
81531 5120 ÇIRAK ve yardımcı (Ataköy) 02126617756 05.04.2003
81532 5120 ÇOK acil manikürcü genç kalfalar Florya 02126628889 05.04.2003
81533 5120 DOLGUN Ücretle acele profesyonel Manikürcü Bahçelievler 02124420356 05.04.2003
81534 5120 ERKEK Kuaför Salonuna Manikürcü 02128638734 05.04.2003
81535 5120 ERKEK kuaförüne deneyimli manikürcü Babçelievler 02125557449 05.04.2003
81536 5120 ERKEK kuaförüne kalfa Elmalıkent sitesi Ümraniye 05425117609 05.04.2003
81537 5120 ERKEK kuaförüne kalfa Mecidiyeköy 02122673170 05.04.2003
81538 5120 ERKEK kuaförüne Kalfa, Çırak Ataköy 02125606900 05.04.2003
81539 5120 ETİLER de Güzellik Salonuna Manikürist+ yardımcıaranıyor. 02123582522 05.04.2003
81540 5120 HAVALİMANINDAKİ bayan kuaförüne kalfalar, çıraklar 02124654414 05.04.2003
81541 5120 İLHAN Ayhan Kuaföre deneyimli Manikürcü aranıyor. Moda 02163468275 05.04.2003
81542 5120 KEMERBURGAZ’DA bayan kuaföre kalfa (Mecidiyeköy, Şişli, Çağlayan, Kağıthane, Alibeyköy de oturan tercihimizdir) 02123602806 05.04.2003
81543 5120 KIZILTOPRAK’da tecrübeli Manikürcü, föncü, yardımcı 02164493904 05.04.2003
81544 5120 KUAFÖRE kalfa ve manikürcü aranıyor 02163603974 05.04.2003
81545 5120 KUAFÖRE Kompleci Bayanlar, Esenyurt 02125963031 05.04.2003
81546 5120 KUAFÖRE manikürcü ve kalfa aranıyor. 02122731318 05.04.2003
81547 5120 MANİKÜRCÜ 500 Milyon maaş+ SSK+ yemek 02164783389 05.04.2003
81548 5120 MANİKÜRCÜLER, Bay Bayan kalfalar yardımcılar aranıyor. 02124162823 05.04.2003
81549 5120 MANİKÜRCÜYE süper şartlar Beşiktaş 02122581545 05.04.2003
81550 5120 NIŞANTAŞI’nda açılacak kuaför salonuna, kalfa, yardımcı, manikürcü. 02123510945 05.04.2003
81551 5120 PROFESYONEL kalfalar Merter 02125022962 05.04.2003
81552 5120 SAC’tan anlayan Komple Manikürcü Fatih 02125316879 05.04.2003
81553 5120 TECRÜBELİ kalfalar. Aylık gelir 500 Milyon 02163473075 05.04.2003
81554 5120 ULUS’TA erkek kuaförüne manikürcü bayan aranıyor. 02122873916 02122574873 05.04.2003
81555 5120 ÜSKÜDAR Seval Estetiğe Manikürist aranıyor. 02164950010 05.04.2003
81556 5130 KARGO ANT Kargo yurtiçinde acentelikler verilecektir 03124199095 05.04.2003
81557 5140 ESENYURT’ TAKİ fabrikamıza tecrübeli oluklu kutu, koli slatör ustaları 02126722902 05.04.2003
81558 5140 GRAFIKER aranıyor.Fax: 02126594786 05.04.2003
81559 5140 SERIGRAF ustası aranıyor. 02164284545 05.04.2003
81560 5140 SERIGRAFÇI, Frekansçı, Pedalcı, Gezer kesimci 02126375383 05.04.2003
81561 5140 SERİGRAF DA çalışacak ragleci ve çırak aranıyor. Bağcılar 02124365741 05.04.2003
81562 5140 SERİGRAF elemanları aranıyor. 02126673769 05.04.2003
81563 5150 ALÜMİNYUM GİYDİRME cephede projeden imalata kadar sorumlu, AUTOCAD ve ofis programlan™ kullanabilen, 3 yıl tecrübeli Mimar alınacaktır. TEL: 02163110040 05.04.2003
81564 5150 AUTOCAT bilen bayan tekniker. Büyükçekmece Fax: 02128638109 05.04.2003
81565 5150 BAYMAK Şişli Plaza için Emek inşaat bayan bay Satış Mühendisi/ Tekniker ve Montaj ustası arıyor. 02122342702 02122341590 05.04.2003
81566 5150 DOĞALGAZ firmasına makine mühendisiaranıyor. 02122620155 05.04.2003
81567 5150 DOĞALGAZ malzemeleri pazarlamasında çalışacak ehliyetli makine mühendisi 02124512500 05.04.2003
81568 5150 ENCODER Sayıcı bilgisi olan ingilizce bilen satış pazarlama deneyimli mühendis Faks: 02122445156 05.04.2003
81569 5150 MAKİNA imalatında çalışacak Konstrüktör, Talaşlı imalat bilgisine tam vakıf elemanlar Pendik 02165953074 05.04.2003
81570 5150 ŞANTİYEDE inşaat şirketlerinde çalışmış, ön muhasebeden anlayan, inşaat Teknikeri alınacaktır. 02122942917 05.04.2003
81571 5150 TAKIM Arkadaşı inşaat Mühendisi Mimar Fax: 02164469177 05.04.2003
81572 5160 BÖLGE Müdürlüğümüzde Mobilya Sevkıyatında ve Montajında çalışacak ehliyetli elemanlar aranmaktadır ikitelli ve Çevresi tercihtir. 02126751372 05.04.2003
81573 5160 CİLACI ustaları aranıyor. Servis+ yemek 02127484412 05.04.2003
81574 5160 CİLACI ve cilacı kalfaları aranıyor. 02164516561 05.04.2003
81575 5160 DEMİR doğrama ustası ve çelik kapı kaplamacısı aranıyor. 02125022481 05.04.2003
81576 5160 KOLTUK döşemesine Usta, Kalfalar aranıyor. 02126750222 05.04.2003
81577 5160 MOBİLYA ve marangoz ustaları aranıyor 02163420144 05.04.2003
81578 5160 MOBİLYA, Mermer Ustaları, Çıraklar ikitelli civan 02124861761 05.04.2003
81579 5160 MOBİLYACI kalfası aranıyor. 02125533733 05053305838 05.04.2003
81580 5160 MOBİLYACI ve cilacı yardımcıları aranıyor, ikitelli civarından 02126750382 05.04.2003
81581 5160 OFİS mobilyaya kaplama cila ustası ve mobilya ustası aranıyor. 02126783737 05337453001 05.04.2003
81582 5160 TECRÜBELİ mobilya ustaları alınacaktır. Güngören 02126444302 05.04.2003
81583 5170 BAYRAMPAŞA Megacenter’deki işyerimize lise mezunu bayan önmuhasebe elemanı 02126408859 05.04.2003
81584 5170 BİLGİSAYARLI muhasebe uzmanı yetiştirme programı, forwin tabanlı, logo, Eta, Micro, Link+ iş garantili 02125437575 05.04.2003
81585 5170 DENEYİMLİ bay bayan muhasebe elemanı. Eyüp 02125451383 05.04.2003
81586 5170 DENEYİMLİ bayan ön muhasebe elemanı 02125283253 05.04.2003
81587 5170 ETA programını bilen lise mezunu bayan 02126569110 05.04.2003
81588 5170 İÇ Çamaşır ihracatında deneyimli muhasebeci. 02126559170 05.04.2003
81589 5170 LOGO kullanabilen beyanname, yevmiye kaydı, diğer resmi işlemleri yapabilecek büroya muhasebe elemanı Çapa 02125853468 05.04.2003
81590 5170 LOGO LKS bilen 20 25 yaşlarında, ön muhasebeye bayan Merter 02125399851 05.04.2003
81591 5170 MALI müşavirlik bürosuna tecrübeli bayan 02124820301 05.04.2003
81592 5170 MALI müşavirlik şirketine Üniversite mezunu, deneyimli, muhasebe şefi, elemanları Fax: 02122227682 05.04.2003
81593 5170 MERTER’DEKI firmamıza Eta kullanabilen tecrübeli bayan Ön Muhasebe Elemanı aranıyor. 02126775348 05.04.2003
81594 5170 MUHASEBE bürosuna deneyimli bayan eleman 05323251521 02164613110 05.04.2003
81595 5170 MUHASEBE ve telefona bakacak deneyimli bayan 02126373117 05.04.2003
81596 5170 MUHASEBECİ LKS bilen, tekdüzen hesap planına hakim, TİCARET lisesi mezunu 20 30 yaş arası BAYAN muhasebeci aranıyor. RESİMLİ CV ile şahsen başvurulacaktır. Bayrampaşa TEL: 02126134120 02125773061 05.04.2003
81597 5170 ÖN muhasebe bilen bayan eIeman 02164196198 05.04.2003
81598 5170 ÖN muhasebe elemanı aranıyor. 02164415858 02163708684 05.04.2003
81599 5170 ÖN muhasebe ve ihracatta tecrübeli Micro programı kullanabilen, tercihen ingilizce bilen bayan eleman aranmaktadır 02125392910 02125392911 05.04.2003
81600 5170 ÖN Muhasebe Word Excel! bilen bayan CV Fax: 02163867451 05.04.2003
81601 5170 ÖN Muhasebede çalışacak Referans verebilecek eleman alınacaktır. 02126595643 05.04.2003
81602 5170 ÖN muhasebeden anlayan bayan eleman 02122835185 02122843018 05.04.2003
81603 5170 PENDİK Kaynarca civarında Word, Excel! kullanan Ön Muhasebe bilen tecrübeli bayan eleman alınacaktır. 02164912066 05.04.2003
81604 5170 ŞİRKETİMİZE ingilizce bilen ön muhasebeci 02125139737 05.04.2003
81605 5170 Şişli TEKSTİL ön muhasebesinde deneyimli Eta bilen bay aranıyor 02126413232 05.04.2003
81607 5170 TİCARET Lisesi mezunu eleman Fatih 02126310501 05.04.2003
81609 5170 TURİZM Firmasının Ön Muhasebesine deneyimli, ingilizce bilen bayan eleman. Faks: 02125119417 05.04.2003
81610 5170 VEGA ve Eta bilen bayan muhasebeci (Ahmet Bey) 02126713775 05.04.2003
81611 5200 KAPORTACI,boyacı aranıyor. 05427202637 05.04.2003
81612 5200 KAPORTACI, Boyacı aranıyor. 02123209897 05.04.2003
81613 5200 KAPORTACI, boyacı, motorcu, elektrikçi ustaları aranıyor. 02125565534 05.04.2003
81614 5200 MEKANİKustası aranıyor. 02125587175 05359703212 05.04.2003
81615 5200 MEKANİKÇİ, oto elektrikçisi aranıyor. 02125076750 05.04.2003
81616 5200 MITSUBISHI, Hyundai servisine mekanı, oto elektrikçisi ve oto boyacısı 02163749848 05.04.2003
81617 5200 OTO boyacı kaportacı ustası aranıyor. 02126112946 05.04.2003
81618 5200 OTO boyacı ustası aranıyor. 02125316529 05.04.2003
81619 5200 OTO döşeme ustaları aranıyor. 02125515584 02124529805 05.04.2003
81620 5200 OTO döşemeci aranıyor. 02125491807 05.04.2003
81621 5200 OTO kuaförden anlıyan yıkamacı aranıyor, (İçerenköy) 02165757138 05.04.2003
81622 5200 OTO kuaförüne yıkamada tecrübeli elemanlar Beşiktaş 02123278216 05.04.2003
81623 5200 OTO tamir ustası (Ahmet Bey) 02126713775 02126713776 05.04.2003
81624 5200 OTO yağlamacı yıkamacı alınacak. 02163121265 05.04.2003
81625 5200 OTO yıkama eleman ve gece bekçisiZeytinburnu 02124167287 05.04.2003
81626 5200 OTO yıkamacıları, yemek yatılı 02122569611 05.04.2003
81627 5200 OTO Yıkamaya Tecrübeli Elemanlaralınacaktır 02122160838 05.04.2003
81628 5200 OTOMOTİV PEUGEOT yetkili servisine, MEKANİKELEKTRİK KAPORTA ustaları.araç yıkama elemanı TERCİHEN Endüstri Meslek Lisesi mezunu YETKİLİ servis.tecrübesi olan ASKERLİĞİNİ yapmış.elemanlar aranmaktadır. TEL: 02126150725 05.04.2003
81631 5200 TECRÜBELİ oto yıkamaya eleman 02165663989 05.04.2003
81632 5200 TECRÜBELİ Yıkamacılar yatacak yer verilir. 02126436162 05.04.2003
81633 5200 TOFAŞ Servisine elektrikçi ustası aranıyor. 02125496565 05.04.2003
81634 5200 TÜRKELİOto’ya kaportacı, boyacı, elektrikçi, mekanikçi aranıyor. 02126682737 05.04.2003
81635 5200 YAGLAMACIYıkamacı aranıyor 02163476925 05.04.2003
81636 5200 YETKİLİ SERVİSE KONUSUNDA tecrübeli SERVİS danışmanı HASAR danışmanı YEDEK parça elemanı alınacaktır ATAŞEHİR 02165724202 05.04.2003
81637 5210 ACELE deneyimli ferforje satış elemanı aranıyor 02163657013 05.04.2003
81638 5210 ACELE istanbul içi ve dışına bay bayan pazarlama elemanları. Çalışacak (şoförlü minibüsler) kiralık 02125553431 02125553467 05.04.2003
81639 5210 AKTİF SATIŞ deneyimi olan elemanlar alınacaktır. ANADOLU ve Avrupa yakası’nda TÜRKİYE’DE yeni piyasaya sürülen teknolojik bir ürün için YÜKEK gelirle çalışacak, KENDİNE güvenen, bay bayan MAAŞ+prim 05444072403 05.04.2003
81640 5210 ALKOLLÜ Alkolsüz içecek dağıtımına eleman, 02122206826 05.04.2003
81641 5210 ANKETÖR olarak satış ekibine destekli çalışabilecek, 18/ 25 yaş arası A.Ö.F. Üniversite öğrencileri alınacaktır. 02164996090 05.04.2003
81642 5210 AYLIK 430,000,000 ücretle aktif satış temsilcileri aranıyor. 02125431185 05.04.2003
81643 5210 BAKKAL piyasası olan teminat verebilecek pazarlamacı. 02163899333 05.04.2003
81644 5210 BİLGİSAYAR firmamızın satış departmanına prezentable müşteri temsilcisi bayan eleman alınacaktır. Mecidiyeköy. Fax: 02122138252 05.04.2003
81645 5210 BİLGİSAYAR firmasına tecrübeli kurumsal satış elemanı 02122745454 05.04.2003
81646 5210 BOYA ve izolasyon malzemesi tanıtım ve pazarlamasında deneyimli prezantabl bay veya bayan elemanlar alınacaktır 02163776242 02164518934 05.04.2003
81647 5210 DENEYİMLİ bay bayan satış elemanları 02124332231 05.04.2003
81648 5210 DENEYİMLİ bay, bayan satış elemanlar 02124332261 05.04.2003
81649 5210 DENEYİMLİ şoför plasiyer aranıyor. Gaziosmanpaşa Küçükköycivarıtercihimizdir. 02126185048 05.04.2003
81650 5210 DETERJAN Piyasasında tecrübeli Satıcılar aranmaktadır. 02125022675 05365877694 05.04.2003
81651 5210 DETERJAN ve kozmetik, sektöründe tecrübeli bay, bayan pazarlama elemanları alınacaktır 05445055983 05.04.2003
81652 5210 DİKSİYONU düzgün bayan mağaza satış elemanı (Koza davetiye) 02163307404 05.04.2003
81653 5210 GIDA Firmasına Plasiyer ve Şoför Alınacaktır. Bayrampaşa 02124372898 05.04.2003
81654 5210 GIDA piyasasında çalışacak araçlı plasiyerler aranıyor. 02124328414 05.04.2003
81655 5210 HAZIR Yemek Konusunda Ekip Sorumluluğu alabilecek bay bayan Müşteri Temsilcileri. 02126568719 05.04.2003
81656 5210 İNŞAAT Sektöründe deneyimli maaş+ primle çalışacak pazarlamacılar aranıyor. 02163065770 05.04.2003
81657 5210 İTHAL içecek meşrubat pazarlamasında tecrübeli prezantabl bay bayan temsilciler alınacaktır. 02163394483 05.04.2003
81658 5210 KİMYASALLAR Konusunda çalışacak Bayan Satış Danışmanlarıalınacaktır 02122105286 05.04.2003
81659 5210 KURYE Şirketimize Portföyü olan Bayan Satış Sorumluları 02123208493 05.04.2003
81660 5210 LEVENT Metrocity alışveriş merkezinde çalışacak satış temsilcileri alınacaktır. Faks: 02163555699 05.04.2003
81661 5210 MAAŞLA çalışacak bay bayan satış elemanları 02164491319 05.04.2003
81662 5210 MAĞAZALARIMIZA tecrübeli bayan kasiyer ve satış sorumluları alınacaktır. 02124463947 05.04.2003
81663 5210 MALTEPE’DEKİ firmamıza bay, bayan satış temsilcileri sekreter aranıyor. 02164426837 05.04.2003
81664 5210 MÜŞTERİ Temsilcisi, Restaurantımıza fiziği ve diksiyonu düzgün bayan müşteri temsilcisi arıyoruz. (Halkalı Sefaköy1kitelli civarı tercihtir.) 02126750604 02126750605 05.04.2003
81665 5210 NESTLE Anadolu yakası distribütörlüğüne bay bayan satış elemanı ve tüccar plasiyer alınacaktır. 02165677048 05.04.2003
81666 5210 PARTTIME, full tıme personeller üniversite öğrencileri. 02123560238 05.04.2003
81667 5210 PAZARLAMA organizasyonuna satış temsilcileri ve grup yöneticileri 02123207216 02123207217 05.04.2003
81668 5210 PAZARLAMACI toptancıların dikkatine kazançlı bir mamulün satışını yapmak istermisiniz 05427118588 05.04.2003
81669 5210 PAZARLAMADA çalışacak bay bayan eleman 02626424147 05.04.2003
81670 5210 PLASTİK Banyo Aksesuarları satışında deneyimli, Aksaray, Karaköy, Anadolu’da portföyü olan pazarlamacı alınacaktır. 02125445428 05.04.2003
81671 5210 POLO Gıda’ya istoç yakınlarından B ehliyetli bay bayan sıcak satış elemanları 02126593105 05.04.2003
81672 5210 SARIGAZI Arçelik bayiisine bayan satış elemanı 02164298043 05.04.2003
81673 5210 SATIŞ Elemanları Üniversite mezunu ev tekstili ürünleri pazarlayan firmamıza 02124472733 05.04.2003
81674 5210 TABLDOTA Pazarlamacı aranıyor 02126733738 05.04.2003
81675 5210 TANITIM cihazları üreten firmada pazarlama sorumluları adayların 25 yaş üzeri diksiyonu düzgün, sektörde deneyimli olmalarıtercihtir. 02163478038 05.04.2003
81676 5210 TURDA çalışacak bay, bayan, evli çiftler aranıyor. Kalacak yer mevcuttur. 02163493576 05357278436 05.04.2003
81677 5210 VAROLAN işinize ilave günde 2 saatinizi ayırarak gelirinize gelir katmak için iş imkanı sunuyoruz, pelin görüşelim. Randevu için: 02165731814 05.04.2003
81678 5210 YANGIN söndürme cihazlarında çalışacak pazarlamacılar 02126523707 05.04.2003
81679 5210 YEMEK fabrikasına pazarlamacı eleman alınacaktır 02126970729 05.04.2003
81680 5210 YEMEK Firmasına Satış Sorumlusu Bayrampaşa 02125658162 05.04.2003
81681 5210 YOĞURT piyasasında deneyimli, müşteri portföyü olan, Plasiyerler aranıyor. 02127165222 05.04.2003
81682 5210 YÜKSEKOKUL mezunu ön muhasebe bilgisayar bilen diksiyonu düzgün bayan satış temsilcileri CV’nizi 02163659892 05.04.2003
81683 5220 BAYAN Diş Hekimi aranıyor. Ümraniye 02165238480 05.04.2003
81684 5220 BAYAN RADYOLOG ARANIYOR. Ücret tatminkardır 05444887172 05.04.2003
81685 5220 CORUM, psikolog, çocuk gelişimci, ücret dolgun 05426059011 05.04.2003
81686 5220 DANIŞMANLIK firmasına psikolog, psikiyatrisler aranıyor 02122978293 05.04.2003
81688 5220 ECZANE’YE bayan eleman aranıyor. Büyükçekmece 02128630422 05.04.2003
81689 5220 GECE çalışacak staf bebek hemşiresi aranıyor. 02126328554 05.04.2003
81690 5220 JİNEKOLOG PEDİATRİSİ UZMANLAR tam gün çalışacak NEVŞEHİR 05427415017 05.04.2003
81691 5220 KOCAEÜTJEKİ özel eğitim merkezimize Fizyoterapist, Psikolog, çocuk gelişimi uzmanları, özel eğitimci alınacaktır. Ücret dolgundur 05423035437 05.04.2003
81692 5220 MERKEZİMİZE temmuzda başlamak üzere, çocuk gelişim öğretmeni, psikolog, özel eğitim öğretmeni ve fizyoterapist alınacaktır 05422366975 05.04.2003
81693 5220 ÖZEL Hayat Hastanesi’ne, üroloji uzmanı, kadın hastalıkları uzmanı, K.B.B. ve pratisyen hekim, tıbbı dokümantasyon alınacaktır 02425124251 02425121455 05.04.2003
81694 5220 RADYOLOJİ merkezine MR BT rapor sekreteri aranmaktadır. 02125299193 05.04.2003
81695 5220 SAĞLIK merkezine deneyimli, iyi derecede bilgisayar bilen, prezantabl Tıbbi Sekreter, 02163028519 05.04.2003
81696 5220 SUNGUR Medikale Bayan elemanlar 02163454238 05.04.2003
81697 5230 ACELE sekreter alınacaktır Pendik 02163544486 05.04.2003
81698 5230 ACİL santrale ve mağazamıza tecrübeli bayan eleman Yenibosna 02126535386 05.04.2003
81699 5230 AJANSIMIZA KONUŞMASINA ve giyimine ÖZEN gösteren bayan SEKRETERaranıyor. 05444630069 05.04.2003
81700 5230 ATAŞEHİR civarından sekreter 02164565230 05.04.2003
81701 5230 AVCILAR’ DA oturan Galeriye bayan sekreter alınacaktır. 02126947302 05.04.2003
81702 5230 AVUKAT Bürosuna sekreter 02125879728 05.04.2003
81703 5230 AYGAZ bayide çalışacak ön muhasebeden bilgisayardan anlayan telefona bakacak bayan eleman 02122119092 05.04.2003
81704 5230 BAYAN sekreter aranıyor. 02122703076 05.04.2003
81705 5230 BAYAN sekreter aranıyor. Yakacık 02163098941 05.04.2003
81706 5230 BAYAN sekreter Yakacık 02163099924 05.04.2003
81707 5230 BÜRO’YA Bayan Sekreter Aranıyor 02125830376 05.04.2003
81708 5230 İNŞAAT firmasına ingilizce, Internet bilen bayan 02125734599 05.04.2003
81709 5230 İYİ derecede Office programı kullanabilen diksiyonu düzgün bayan eleman. CV için Fax: 02125495754 02125495752 05.04.2003
81710 5230 LALELI’ DEKİ mağazamıza muhasebe bilen 18 25 yaşlarında aktif bayan sekreter 02125174083 05.04.2003
81711 5230 LALELİ de emlakçıya sekreter aranıyor. 05427755585 05.04.2003
81712 5230 LİSE (Ticaret mezunu tercihimizdir) Bayan 02126567021 05326376749 05.04.2003
81713 5230 MALTEPE civarında oturan sekreter aranıyor. 02163704859 05.04.2003
81714 5230 MATBAADA çalışacak sekreter aranıyor. Taşocağı Cad. Eryılmaz iş merkezi No:15/ B Çağlayan 02122913506 02122913508 05.04.2003
81715 5230 MECİDİYEKÖY de telefona bakacak bayan 05448253241 05.04.2003
81716 5230 MERTER’DEKİişyerimize sekreter aranıyor. 02126374517 05.04.2003
81717 5230 MOBİLYA mağazasına deneyimli bayan satış elemanı Eyüp 02125768401 05.04.2003
81718 5230 OFİS içerisinde çalışabilecek bayan elemanlar. 02123278930 05.04.2003
81719 5230 OFİS Programlarında iyi kullanabilen santral operatörü 02124810000 05.04.2003
81720 5230 OSMANBEY’DEKİ avukatlık bürosuna sekreter alınacaktır. 02122199897 05.04.2003
81721 5230 ÖNMUHASEBE Bilen Sekreter 02126373125 05.04.2003
81722 5230 PERSONEL taşıma şirketine Word 6×0611 bilen bayan 02128750303 05.04.2003
81723 5230 PEUGEOT servisimize bilgisayar bilen, diksiyonu düzgün bayan eleman 02163873838 02163873839 05.04.2003
81724 5230 ŞİRKETİMİZE Bilgisayar bilen Bayan sekreter. 02122447697 05.04.2003
81725 5230 ŞİRKETİMİZE özgüven sahibi yoğun telefon görüşmelerini yönetebilecek bayan sekreter alınacaktır. 02125587804 05.04.2003
81726 5230 ŞİRKETİMİZİN bünyesinde çalışacak tecrübeli, bilgisayar bilen Santral Operatörü aranmaktadır. Halkalı Cad. No:157 Kat:4 Sefaköy Tetik Turizm (Can Bey) 02125998721 05.04.2003
81727 5230 TECRÜBELİ sekreter aranmaktadır. 02126129975 05.04.2003
81728 5230 TEKSTİL firmamıza tecrübeli bayan sekreter. 02124891846 05.04.2003
81729 5230 TEKSTİL firmasına bayan sekreter Merter 02126373493 05.04.2003
81730 5230 TELEFON’A Bakacak Bayan Bayrampaşa 02125637427 02125641145 05.04.2003
81732 5230 TELEFONA bakacak bayan sekreter 02163380687 05.04.2003
81733 5230 TELEFONA bakacak bayan sekreter aranıyor. 02124155751 05.04.2003
81734 5230 TELEFONA bakacak lise mezunu bilgisayardan anlayan bayan aranıyor. 02126493551 05.04.2003
81735 5230 TEMEL Otomotiv’de çalışacak bayan sekreter. Avcılar Parseller 02126906019 05.04.2003
81736 5240 RAY Sigorta Acentesine Portföyü) Bay Bayan 02126320094 05.04.2003
81737 5240 SERVİS ve Sigorta şirketimize yetenekli elemanlar veya ortak Maaş+ Prim 02126378865 05.04.2003
81738 5240 SİGORTA, prezantabl, ofis içi bayan 02163263052 05.04.2003
81739 5250 AS 600 şoförü Kaynarca civarında 02163376732 05.04.2003
81740 5250 Avrupa Yakası LPG’II otosuyla şoförler. 02125568374 05.04.2003
81741 5250 BEŞİKTAŞ civarından E sınıfı ehliyetli şoför 02163162130 05.04.2003
81742 5250 E Ehliyetli ağır vasıta şoförü 02125578212 05.04.2003
81743 5250 E sınıfı ehliyetli Şoför alınacaktır. Net maaş: 300 Milyon+ SSK 02126711864 05.04.2003
81744 5250 E sınıfı şoför lise mezunu 28 35 yaş arası 02125629720 05.04.2003
81746 5250 EMEKLİ .şoför aranıyor. 02125086896 05.04.2003
81747 5250 EN az lise mezunu, bekar, 30 yaşını aşmamış, Alaşehir civarında şahsi işlere yardımcı mesai 09.0022:00 Özgeçmişle müracaatlarınız Sibel Hanım’a 02125194402 05.04.2003
81748 5250 GAZETEMİZE askerliğini yapmış arabalı şoför 02124528232 05.04.2003
81749 5250 GÜNGÖRENDE oturan şoför aranıyor. 02125386881 05.04.2003
81750 5250 GÜVENLİK ve Makam şoförlüğü yapabilecek, referans verebilecek elemanaranıyor.Tel 02124460100 05.04.2003
81751 5250 KOCAELİ ve civarında çalışacak plasiyer şoförler alınacaktır. 02125570131 02125570134 05.04.2003
81752 5250 LPG’Lİ aracıyla çalışacak şoförler aranıyor. Tel: 02125729047 05.04.2003
81753 5250 MASLAK’TAKİ paket servisimize A2 Ehliyetli motorcular alınacaktır. 02122854343 05.04.2003
81754 5250 SU işinde çalışacak eleman, şoför 02126606063 05.04.2003
81755 5250 ŞOFÖR aranıyor. Topkapı, Fatih, Eyüp, Fındıkzade* oturanlar tercih edilir. 02128751590 05.04.2003
81756 5250 UN pazarlamada tecrübeli E sınıfı ehliyetli teminat verebilecek şoför 02166115415 05.04.2003
81757 5250 UZUN yol tecrübeli, sabıka kayıtsız, E sınıfı ehliyetli şoför 02124933946 05.04.2003
81758 5250 ÜSKÜDAR’DA oturan servis aracında çalışacak emekli şoför 02163880888 05.04.2003
81759 5260 2. SINIF model makineci aranıyor. 02122447735 05.04.2003
81760 5260 ACELE 400 Milyon maaşla makineciler aranıyor. Yemek+ SSK Dudullu 02163654044 05.04.2003
81761 5260 ACELE bayan pantolonda çalışacak makineciler alınacaktır. Esenler 02126106767 05.04.2003
81762 5260 ACELE beş iplik overlokçular 350,000,000+ SSK+ yemek+ yol parası Bakırköy 02125830031 05.04.2003
81763 5260 ACELE ihracat Firmasına: Kompleci, Reçmeci, Singerci, Overlokçu, son kontrolcüler, ortacılar aranıyor. Bağcılar Özşahinler SSK+ Yemek+ Servis 02124357973 05.04.2003
81764 5260 ACELE ilik düğme, çıt çıt, pontereze çıraklar ve Ustalar, Güngören 02125627322 05.04.2003
81765 5260 ACELE montta singerciler+ kompleciler+ gözlü ilikçiler+ kalite kontrolcüler aranıyor. Avcılar 02126907342 05.04.2003
81766 5260 ACELE ütücü ve kalite kontrolcüler alınacaktır. Sefaköy 02125798493 05.04.2003
81767 5260 ACEMİ bayan elemanlar alınacaktır. 02125033360 05.04.2003
81768 5260 ACİL penye ihracatı firmasına singerci, reşmeci Küçükköy (Gazi mahallesine Servis) 02125374413 05.04.2003
81769 5260 ACK. birinci sınıf makineciler 375 Milyon ikinci sınıf makineciler 300 Milyon overlokçular 300 Milyon kalite kontrolcüler 250 Milyon Ara ütücüler 225 Milyon elişiciler 180 Milyon Anadolu deneyimi olan pazarlamacı aranıyor. Maaş+ Prim Daisy Collectio 02165231481 02165231584 05.04.2003
81770 5260 ARA ütücü, son ütücü, overlokçu, ortacı Kadıköy 02163276380 05.04.2003
81771 5260 ATÖLYEMİZE imalat müdürü aranıyor. SSK+ yemekle yol 02126395973 05.04.2003
81772 5260 AYGÜN Tekstil’de toptanda 10.500.000 nevresim takımları 05436439897 05.04.2003
81773 5260 AYHAN Tekstil’de çalışacak bay, bayan makineciler, overlokçular, çift iğneciler, kollucular, kalite kontrolcüler, ortacılar 02165217245 05.04.2003
81774 5260 AZIZOĞLU Tekstil; Dokuma ihracat Yapan Firmamıza Konusunda en az 5 yıl deneyimli, Gerber, Asisyt Operatörleri. Başvurular Gizli Tutulacaktır. CV Faks: 02125043384 05.04.2003
81775 5260 BANİ TEKSTİL İHRACAT Firmasına muhasebe ELEMANI, Modelist yardımcısı MODEL Makineci, Singerci, OVERLOKÇU, Reçmeci, Güvenlik GÖREVLİSİ alınacaktır. Şahsen BAŞVURULMASI rica olunur. Avcılar. 02126948789 05.04.2003
81776 5260 BARCO Tekstil’e ikitelli Halkalı civarında oturan Tastif ve baskıda çalışacak bayan eleman Yemek+Servis +SSK mevcuttur. 02126934630 05.04.2003
81777 5260 BARUDA Nakış Makinelerinde Çalışacak Deneyimli Makineciler Alınacaktır. Esenyurt 02125964619 05.04.2003
81778 5260 BAY ve bayan usta makineciler, overlokçular 02164811264 05.04.2003
81779 5260 BAYAN Giyiminde tecrübeli bayan modelist aranıyor. 02126135643 05.04.2003
81780 5260 BAYAN işinde Çalışacak Makineciler 02125633484 05.04.2003
81781 5260 BAYAN işinde usta makineciler aranıyor. Ödeme haftalık 02126406649 05.04.2003
81782 5260 BİRİNCİ, ikinci sınıf makineciler, Parça başı usta makineciler alınacaktır. Bostancı 02165722787 05.04.2003
81783 5260 ÇORAP ihracatında tecrübeli kar ortağı Fax: 02125240627 05.04.2003
81784 5260 ÇORAP makinesinde çalışacakMakineciler alınacaktır. 02124241217 05.04.2003
81785 5260 DALİ TEKSTİL’E FASON takipçiler, makineciler TASNİFÇİLER, kalite kontrol elemanları, MODEL makineciler aranıyor. YEMEK+ SSK+ yol 02166119256 05.04.2003
81786 5260 DEMKA TEKSTİL REÇMECİLER, overlokçular, singerciler KALİTE kontrolcüler, ütü paketçiler alınacaktır. YEMEK+ yol+ SSK Ücret dolgundur. 02126675113 05.04.2003
81787 5260 DENEYİMLİ Ustabaşı aranıyor. (Kadrosuyla Birlikte) 02124456302 05.04.2003
81788 5260 DENEYİMLİ, son ütücü, kalite kontrolcü, paketlemeciler alınacaktır Güneşli 02126559716 05.04.2003
81789 5260 DILAY Tekstil’e bayan iç çamaşırında çalışacak reçmeciler, overlokçular, singerciler, kontrolcüler, ortacılar 02126909312 05.04.2003
81790 5260 DOLGUN ücretle Haramidere’deki ihracat firmamıza overlokçu, singerci, reçmeci, kompleciler alınacaktır. yemek+ SSK+ servis 02125829995 05.04.2003
81791 5260 DURAS TEKSTİL Kot yıkama FABRİKASINDA çalışacak deneyimli KİMYA Mühendisi, Kimyasalda ÇALIŞACAK, ustalar ve yıkamada DENEYİMLİ vardiye amiri ve Usta Makineciler ALINACAKTIR. 02125382114 02125376479 05.04.2003
81792 5260 EKİCİ TASARIMCI’nın yanına planlama, ORGANİZASYON, aksesuar işlerine yardımcı EN az lise mezunu ELEMAN 02124368670 02124342988 05.04.2003
81794 5260 EMPAŞ Emprimeye bilgisayarda çizim yapacak tecrübeli desinatörler 02124891727 05.04.2003
81795 5260 FERMUAR Fabrikamıza: imalat ve Personele bakacak idareci, Sekreterler, Pazarlama elemanları alınacaktır. 02125539442 05.04.2003
81796 5260 FİRMAMIZA 300 Milyona Kalite kontrolcüler, Temizlemecileralınacaktır. 02126782512 05.04.2003
81797 5260 FİRMAMIZA Bayan Sekreter Alınacaktır 02126406312 05.04.2003
81798 5260 FİRMAMIZIN dikimhanesine bayan fasoncu alınacaktır Bağcılar 02124624452 05.04.2003
81799 5260 FLORYA’DAKİ tekstil firmamıza iyi derecede ingilizce bilen bayan eleman. 02125527386 02126395692 05.04.2003
81800 5260 GİZEM TEKSTİL’E deneyimli imalat Müdürleri Ustabaşları alınacaktır. 02163924347 05.04.2003
81801 5260 GÖMLEK de Ustabaşı, Makineciler ilikçiler Aranıyor Gaziosmanpaşa 02126147669 05.04.2003
81802 5260 GÖMLEK’TE çalışacak usta makineciler ve overlokçular (ÜcretDolgundur.) 02122956023 05.04.2003
81803 5260 İHRACAT YAPAN Firmamıza; SON Ötücüler, Kalite Kontrolcüler, PAKETLEMECİLER, Temizlemeciler, Asortici, TASNIFÇILER Aranıyor.: 02124744655 05.04.2003
81804 5260 İHRACATTA çalışacak Deneyimli Modelistler 02126683323 02126684176 05.04.2003
81805 5260 KATİ İHRACATTA çalışacak REÇMECİ, overlokçu, singerci KALİTE kontrolcüler alınacaktır. ESENLER, Altınşehir^ servis MEVCUTTUR. Halkalı 02126938513 05.04.2003
81806 5260 KONFEKSİYON atölyesine, makineciler, overlokçular, usta, acemi elemanlar aranıyor. Bağcılar civarı. 02124355555 02125072516 05.04.2003
81807 5260 KONFEKSİYONA Bay, Bayan Kar Ortağı aranıyor 05366886096 05.04.2003
81808 5260 KONFEKSİYONA overlokçu, düz makineci, reçmeci, ortacı elemanlar SSK+ yol Bağcılar 02125209818 02125209319 05.04.2003
81809 5260 KONFEKSİYONA usta makineciler 02165658671 05.04.2003
81810 5260 KOTTAçalışacak modelist model makineciler aranıyor. 02124307231 05.04.2003
81811 5260 KOTTA deneyimli ütü paket şefleri, modelistler alınacaktır Mahmutbey Güneşli Bağcılar Civarı 02124464110 05.04.2003
81812 5260 KÜÇÜKBAKKALKÖY’DEKİ şirketimizesekreter 02165721512 05.04.2003
81813 5260 LEKE JEANS’E TOPTAN satış departmanına YETİŞTİRİLMEK Üzere BAYAN satış elemanları 2030 yaş arası tercihtir 02125020001 02125561198 05.04.2003
81814 5260 MAKASTAR ve yardımcıları alınacaktır iç piyasa için penye tecrübeli 02125560851 05.04.2003
81815 5260 MODEL makineciler, reçmeciler aranıyor. 02122110663 05323664849 05.04.2003
81816 5260 MODELHANE MODELHANE şefi MODELİST İHRACAT Firmamıza ÖRME Kumaşta 5 yıl deneyimli CAN Tekstil 02126577862 05.04.2003
81817 5260 NAKIŞ ve süzenede çalışacak elemanlar ve acemi bayanlar 02126125642 05.04.2003
81818 5260 NAKIŞTA çalışacak Usta Makineciler aranıyor 02126445423 05.04.2003
81819 5260 NUR TEKSTİL İHRACAT firmasına penyede deneyimli, FASON takipçisi aranmaktadır. BAYRAMPAŞA civarında oturanlar tercih edilir. 02125775317 05.04.2003
81820 5260 NURHAK TEKSTİL e overlokçu, singerci, paketlemeciler 02166316420 05.04.2003
81821 5260 OMEX International Export firmasına çok iyi derecede ingilizce bilen yurtdışına çıkma problemi olmayan, müşteri portföyü olan, dokuma grubunda deneyimli bayan personel alınacaktır. 0,212.432 20 30 02124322031 05.04.2003
81822 5260 ORA Tekstil’e dokumada çalışacak 1 .sınıf makineciler, overlokçular, k.kontrolcüler Bostancı 02165757687 02165757688 05.04.2003
81823 5260 OSCAR Trikoya usta remayözcüler, Singer bilen overlokçular aranıyor. Merter 02125048078 05.04.2003
81824 5260 OVERLOKÇULAR, reçmeciler, el isçileri. Haznedar, Güngören, Bağcılar civarında oturanlar. 02125067501 05.04.2003
81825 5260 ÖRME DENEYİMLİ Fason Takipçisi ve Ütücüler (bay) PAKETLEMEDE (bayan) alınacaktır. İŞYERİMİZ Güneşli’dedir. 02125159343 05.04.2003
81826 5260 PANTALONDA ve montta 125 Milyon haftalıkla çalışacak makineciler 02126542042 02126542046 05.04.2003
81827 5260 PANTOLONDA 30 makinelik parkura ustabaşı alınacaktır. Ümraniye 02166319180 05.04.2003
81828 5260 PENYE imalatı Yapan Firmamıza Modelist ve Model Makineciler alınacaktır, işyeri Merter 02125390645 05.04.2003
81829 5260 PENYEDE çalışacak Dikiş bilgisi olan kalite kontrol şefleri, bant şefleri, reçmeciler, singerciler, overlokçular, kalite kontrolcüler Ötücüler aranıyor. ikitelli 0,212.693 38 606933861 PENYEDE çalışacak overlokçular, reşmeciler, singerciler alınacaktır. Ü 02126180264 05.04.2003
81830 5260 PENYEDE çalışacak usta overlokçu reçmeci ve singerciler aranıyor ücret dolgundur 02125683701 05.04.2003
81831 5260 PENYE’DE ÇALIŞACAK usta singerciler, overlokçular KOMPLECİLERaranıyor. Net maaş 350 400 450+ yemek+ SSK YEŞİLPINAR, Küçükköy, Sultançiftliği ESENTEPE, Beşyüzevler, Atışalanı, Esenler’e SERVİS vardır. 02126419222 05.04.2003
81832 5260 PENYEDE çalışacak Ustabaşı yardımcısı,500 Milyon 550 Milyon’a Reçmeci, Overlokçu, Kalite kontrolcü, aranıyor. Yerimiz Bağcılardadır. 02126348376 05.04.2003
81833 5260 REMAYÖZCÜLER, Ötücüler, makastar, ortacılar alınacaktır. 02164221555 05.04.2003
81834 5260 ŞOFÖREKVA Tekstil’e dokumada model dikebilecek bay bayan ön muhasebe tutabilecek bayan eleman. 02124893231 05.04.2003
81835 5260 TRİKO da deneyimli kalite kontrolcü aranmaktadır. 02126129975 05.04.2003
81836 5260 TRİKO İHRACAT FİRMASINA SHIMA Bilgisayar Desencileri USTA Dokumacılar REMAYÖZCÜLER Aranı TEL: AAYOZCULER Aranıyor. .: 02126936626 05.04.2003
81837 5260 TRİKOCA STOLL Makineci (Erkek) BAYAN Overlokçu, singerci, MAKASTAR, Remayöz yardımcısı, BAYAN Ustabaşı aranıyor. Maslak 02122898060 05.04.2003
81838 5260 TRİKODA kotoncu 2199 makinecisi aranıyor. Yenibosna 02124525786 05.04.2003
81839 5260 TRİKODA Remayözcü, Overlokçu, Ütücü aranıyor 02122327931 05.04.2003
81840 5260 TRİKOYA kalite kontrolcüler, remayözcü ve makastar aranıyor. Çamlıkahve 02125060952 05.04.2003
81841 5260 USTA ve yardımcı remayözcü, ortacı, overlokçu 02126124075 05.04.2003
81842 5260 USTABAŞI İHRACATTA deneyimli 120 kişilik EKİBİ yönetebilecek 02124329615 05.04.2003
81843 5260 UZUNOĞLU TEKSTİLE MAKİNACI, overlokçu. Net 500 Milyon sekreter 02163658087 05.04.2003
81844 5260 ÜSKÜDAR Ünalan Mahallesindeki Penye Atölyesine vasıflı vasıfsız işçiler alınacaktır. Yemek+ Servis 02163177390 05.04.2003
81845 5260 ÜTÜCÜLER, kontrolcüler, paketlemeciler alınacaktır. Üçyüzlü, Güngören, Bağcılar çevresi 02125624672 05.04.2003
81846 5260 YAZ Sport, ütü paketlemede çalışacak eleman ve bayan aşçı aranıyor Bağcılar’da oturanlar tercih edilir 02126341144 05.04.2003
81847 5260 YENİBOSNA’DAKİ firmamıza kotta deneyimli makastarlar alınacaktır 02124526095 05.04.2003
81848 5260 YUVARLAK örmeye makineciler aranıyor Güneşli 02126568690 05.04.2003
81849 5260 ZEYTİNBURNU’NDA bilgisayara ve telefona bakacak 2335 yaş arası Lise mezunu, diksiyonu düzgün bayan sekreter 05323259892 02124151325 05.04.2003
81850 5270 SPOR salonuna modern temizlik elemanı 02164119132 05.04.2003
81851 5270 TECRÜBELİ cam temizleme elemanıalınacaktır. 02125173709 05.04.2003
81852 5270 TEMİZLİK ve çay işlerine bakacak bayanlar 02124891727 05.04.2003
81853 5270 TEMİZLİK yapabilecek bayan 02124773738 05.04.2003
81854 5270 TEMİZLİK, yemek için 30 35 yaşlarında bayan 02122107074 05.04.2003
81855 5270 YEMEK, çay ve temizlik işlerine bayan Merter 02125078679 05.04.2003
81856 5270 YERLİ yabancı yatılı bayan aranıyor. 02164250152 02164252858 05.04.2003
81857 5270 ZEYTİNBURNU civarında oturan temizlikçi bayan 02163364433 05.04.2003
81858 5280 ACELE Beyoğlu’nda pastaneye deneyimlitezgahtar 02122927798 05.04.2003
81859 5280 BAYAN tezgahtarlar. Kadıköy 02163300515 05.04.2003
81860 5280 BEYOĞLU’NDAKİ mağazaya prezantabl bay bayan tezgahtar 02122495601 05.04.2003
81861 5280 GAZİOSMANPAŞA’DAKİ Giyim Mağazasına bayan tezgahtarlar 02126373893 05.04.2003
81862 5280 HAVALİMANINDA Gümüş reyonunda çalışacak tecrübeli bayan tezgahtar 02126630663 05.04.2003
81863 5280 PASTANEMİZE Bay Bayan Tezgahtarlar alınacaktır 02125292867 05.04.2003
81864 5280 PAŞABAHÇEYE bayan tezgahtar alınacaktır. Şirinevler 02124518686 05.04.2003
81865 5280 ŞARKÜTERİ’ye bay tezgahtar aranıyor. Küçükçekmece 02124255656 05.04.2003
81866 5290 ACELE Metal kesme, sıvama kalıpçısı. 02125229429 05.04.2003
81867 5290 E.M.L. Torna mezunu montajda çalışacak, askerliğini yapmış elemanlar Pendik 02165953074 05.04.2003
81868 5290 FREZECİ, Tornacı, Kaynakçı tecrübeli Ustalar. Yatacak yer, yemek vardır. 02125495201 05.04.2003
81869 5290 KALIPÇI, Tornacı ve Kaynakçı aranıyor. 4.Levent: 02122841516 05.04.2003
81870 5290 MAKINA imalatında çalışacak deneyimli tornacı ve frezeci aranıyor. 02125655338 05.04.2003
81871 5290 MAKINA Kalıp imalatında CNC frezeci,frezeci, montajcılar 02125546966 05.04.2003
81872 5290 MAKİNEMontaj Teknikeri, Tornacı ikitelli 02124860257 05.04.2003
81873 5290 MESLEK Lisesi mezunu askerliğini yapmış takım bilemede çalışacak elemanlar. 02126713523 05.04.2003
81874 5290 TERÜBELİ Tornacı ve Frezeciler Alınacaktır. Beylikdüzü 02128737656 05.04.2003
81875 5290 TORNA tesviye mezunları alınacaktır. Esenyurt 02126722779 05.04.2003
81877 5290 TORNACI aranıyor. Dudullu Sarıgazi civarında oturanlar tercihimizdir. 02164999110 02164999076 05.04.2003
81878 5290 TORNACI, Frezeci Kalfa, Çırak 02125448787 05.04.2003
81879 5290 TORNACILAR ARANIYOR.Topkapı 02124818073 05.04.2003
81880 5300 KAPADOKYA’DA satılık otel 05323228605 05.04.2003
81881 5500 ABBATE Merter Mağazamıza Bayan Satış elemanları aranmaktadır. 02125020109 05.04.2003
81882 5500 ACELE arabasıyla uyku seti satabilecek elemanlar aranıyor. Ücret dolgundur. 02125720551 05.04.2003
81883 5500 ACELE çocuk bakıcıları, stand hostesleri, sekreterler 02123569003 02123569005 05.04.2003
81884 5500 ACELE çocuk bakıcısı (yatılı yabancı olabilir) 02128533589 05.04.2003
81885 5500 ACELE dizilere reklamlara, deneyimsizler Cem Ajans 02125431744 05.04.2003
81886 5500 ACELE firmamızın çeşitli departmanına çalışacak bay bayan eleman alınacaktır. Net: 250 Milyon 02163448534 05.04.2003
81887 5500 ACELE polyesterci ustalar, İçerenköy’e 05353075919 05.04.2003
81888 5500 ACELE Yatılı Hastabakıcısı aranıyor 02128533180 05.04.2003
81889 5500 ACELE yeni açılan firmamıza 16 25 yaş arası bay, bayan elemanlar aranıyor. Anadolu yakası, servis+ yemek vardır. 02165746958 05.04.2003
81890 5500 ACELE yufkacı aranıyor. 02164941597 05.04.2003
81891 5500 ACELE, televizyon dizilerinde oynayacak yeni yüzler aranıyor, kayıt ücretsizdir, müracaat. Güz ajans 02122885689 02163431843 05.04.2003
81892 5500 ACİL elektrik kaynakçısı aranıyor. Unkapanı 02125277932 05.04.2003
81893 5500 ACİL ELEMAN ARANIYOR ASYA ve Avrupa yakalarında FUARLARDA çalışacak hostesler MARKETLERDE çalışabilecek bayan promosyon elemanları arıyoruz. AVRUPA Tel: 02122447276 05.04.2003
81894 5500 ACİL Restauranta bayan garson 02163452803 05.04.2003
81895 5500 AİLEMİZE yardımcı yatılı genç bayan 02163729617 05.04.2003
81896 5500 AJANSIMIZA bay bayan çocuk oyuncu manken fotomodeller aranıyor. 02125720979 02125708517 05.04.2003
81897 5500 AJANSIMIZA MANKEN, fotomodel, oyuncu adayları aranıyor. 02125704324 05.04.2003
81898 5500 AKATLARda yüzme havuzu şirketine bayan 02123519859 05.04.2003
81899 5500 AKŞAMLARI kendi arabasıyla çalışacak maaşlı Kartal, Toros, Minibüsler aranıyor. 02126416315 05.04.2003
81900 5500 ALANYA’DA çalışacak tecrübeli cep telefonu tamircileri alınacaktır. 05466270297 05.04.2003
81901 5500 ALTINVARAK çerçeve işinde yetiştirilmek üzere bayan eleman alınacaktır. 02164660867 05.04.2003
81902 5500 ALTUNİZADE’DE CAFETERYADA çalışacak BAY bayan genç servis elemanları TEL. 02165729095 02165729096 05.04.2003
81903 5500 ALÜMİNYUM ve duşakabin ustaları aranıyor. 02124512461 05.04.2003
81904 5500 ANADOLU Yakasında oturan, benzin istasyonuna deneyimli müdür 02125138921 05.04.2003
81905 5500 ANAOKULU öğretmeni aranıyor. Şirinevler tercihimizdir. 02126371520 05.04.2003
81906 5500 BAYAN kasiyer, bilgi işlem elemanları 02122334322 05.04.2003
81907 5500 BAYAN Satış Elemanı alınacaktır. Osmanbey Hediye 0yuncak Dünyası 02122321317 05.04.2003
81908 5500 BAYAN Spor hocası aranıyor. Esenler 02126115675 05.04.2003
81909 5500 BEŞİKTAŞ’TAKİ işyerimize bay bayan elemanlar 250 Milyon+ yol 02122273698 02122273476 05.04.2003
81910 5500 BEYLIKDÜZÜNDEKI Lokantamızda çalışacak Bulaşıkçı ve Garson aranıyor 02128750831 05.04.2003
81911 5500 BİLARDO ve Cafe’ye kasiyer aranıyor. 02126110855 05.04.2003
81912 5500 BİLGİSAYAR, ingilizce bilen eleman aranıyor. 02125882392 05.04.2003
81913 5500 BİLGİSAYARDANDaktilodan anlayan eleman 02124662654 05.04.2003
81914 5500 BOSTANCI Civarından Temizlik çay işlerine genç bayan 02164451453 05.04.2003
81915 5500 BÖREKÇİYE hamurcu alınacaktır. 02163121638 05.04.2003
81916 5500 BROŞÜR dağıtacak elemanlar 02124511012 05.04.2003
81917 5500 BÜFEDE çalışmak üzere vasıfsız eleman Zeytinburnu Yedikuletercihimizdir. 02125469298 05.04.2003
81918 5500 BÜFEYE elemanlar alınacaktır. 02163461084 05.04.2003
81919 5500 BÜRO içinde çay yemek işlerine bayan 02163413433 02164923087 05.04.2003
81920 5500 Büyükçekmece/ Beylikdüzü ULUSLARARASI Nakliye firmamıza Lehçe (Polakca) konuşan eleman 02165769827 05.04.2003
81921 5500 BÜYÜKKALE Hipermarkete kasiyer Merter Babçelievler 02124817626 02124817627 05.04.2003
81922 5500 CAFETERYA’ YA bay bayan garson 02164288240 05.04.2003
81923 5500 CAM ve Alüminyum ustası aranıyor. 02126422424 05.04.2003
81924 5500 ÇAĞLAYANDAKİ işyeri için Elektronik Teknisyen ve Alüminyum ustası aranıyor. Tel: 02122343406 05.04.2003
81925 5500 ÇAMLICA bizim markete deneyimli kasap aranıyor. 02164435512 05.04.2003
81926 5500 ÇATALCADA villa işlerine yatılı bayan 02163496303 05323610168 05.04.2003
81927 5500 ÇAY ve temizlik işlerine bakacak Merter civarında oturan bayan 02125064850 05.04.2003
81928 5500 ÇELİK çatı demir doğram ve şantiye imalatı, imalat ve montaj perfoje’de çalışacak vasıflı eleman aranıyor. (Yatılı) Müracaat: 02163327473 05323459097 05.04.2003
81929 5500 ÇELİK kapı elemanı Çelik bölümüne tecrübeli Y.Dudullu/ Ümraniye 02164203846 05.04.2003
81930 5500 ÇELİK Konstrtiksiyonda tecrübeli oto ehliyeti 35 yaşlarında ciddi, disiplinli, sorumluluk alabilen imalat ve montaj müdürü. 02127891676 02127893466 05.04.2003
81931 5500 ÇEVİRİ büromuza deneyimli Türkçe Rusça çevirmen arıyoruz. 02122118535 05.04.2003
81932 5500 DEMİR doğramacı ferforjeci Merter 02125021053 05.04.2003
81933 5500 DEMİR doğramacılar aranıyor. 05326360119 05.04.2003
81934 5500 DENEYİMLİ iş makinaları kaynakçısı aranıyor. Avrupa yakasında oturanlartercihimizdir. 02125951389 05.04.2003
81935 5500 DENEYİMLİ Jeofizik mühendisi elektromanyetik ve sismikle analiz yapabilen eleman 02164189511 05.04.2003
81936 5500 DENEYİMLİ Mutfakçı Ustaları ve Argon Kaynakçıları aranıyor 02122534200 05.04.2003
81937 5500 DERSHANEYE; Lise mezunu Eğitim Danışmanları 02126328364 05.04.2003
81938 5500 DİZİLER ACELE Kurtlar Vadisi, Ekmek Teknesi HAYAT Bağları, deneyimsiz oyuncular 02125720277 05.04.2003
81939 5500 DOGALGAZ kaynakçısı aranıyor. Maaşlı 05337434786 05.04.2003
81940 5500 DOGALGAZ Ustaları tecrübeli, 02163909939 05.04.2003
81941 5500 DÖNERCI aranıyor. Esenler Otogar’da acil 02126580358 05.04.2003
81942 5500 DUŞKABİN montajını bilen, arabalı arabasız elemanlar aranıyor. 02126426345 05.04.2003
81944 5500 EGE’DE GÖL kenarındaki turistik işletmemizde çalıştırılmak üzere iyi Almanca bilen, 35 yaşını geçmemiş Maitre’de Hotel (Müşteri Temsilcisi) aranmaktadır.Tel: 05335741928 05.04.2003
81945 5500 ELEKTRİK kaynakçısı aranıyor. 02125491824 05.04.2003
81946 5500 ELEMANLAR BAYRAMPAŞA, ikitelli, Altınşehir CİVARINDA Oturan ELEKTROSTATİK Toz Boya Ustası, METAL Enjeksiyon Ustası, VE yardımcı elemanları ZAMAK Kalıpçı ve KALFALARI aranmaktadır. 02126911243 02126911244 05.04.2003
81947 5500 EMEKLİ deneyimli tahsilatçılar maaş+ prim 02163458373 05.04.2003
81948 5500 EML mezunu montajda çalışacak elemanlar ikitelli 02124861769 05.04.2003
81949 5500 ESENYURTTA oturan vasıfsızelemanlaralınacaktır. 02126724642 02126724678 05.04.2003
81950 5500 ETİLER’DEKİ ajans, danışmanlık, emlak işlerine ortak bayan aranıyor. 02122942917 05.04.2003
81951 5500 EVişlerine yatılıbayan 02125757304 05054100991 05.04.2003
81952 5500 EVİŞLERİNDE ve Hasta Bakabilecek Yardımcı Bayan 250 Milyon Maaş Esenken! 02126725054 05.04.2003
81953 5500 FASTFOOD Restauranta poğaça, börek, pastacı, baklavacı ustaları aranıyor. 02126590696 05.04.2003
81954 5500 FATİH DE 20 30 yaşlarında bayan eleman aranıyor. 02126313649 05.04.2003
81955 5500 FİRMAMIZA Bayan Muhasebeci ve Sekreter Aranıyor. Beylikdüzü 02128763414 05.04.2003
81956 5500 FİRMAMIZDA çalışacak bayan kasiyer ve ön muhasebe elemanı alınacaktır. Müracaatlar www.al.com.tr 02122934131 05.04.2003
81957 5500 FİRMAMIZDA çalışmak üzere rovelverci ve oto boyacısı ar anıyor. 02125266754 05.04.2003
81958 5500 FOTOĞRAFÇI yabay bayan elemanlar 02124510880 05.04.2003
81959 5500 FOTOĞRAFÇIYA bilgisayar bilen bayan elemanlar Alibeyköy 02126267376 05.04.2003
81960 5500 FUAR hostesleri aranıyor. Rouge Ajans 02125830376 05.04.2003
81961 5500 GAZALTI kaynakçıları aranıyor. Habipler 02125953192 05.04.2003
81962 5500 GENÇ ehliyetli boyacı Libadiye 02164280124 05.04.2003
81963 5500 GENÇ EMEKLİLER SENELERDİR edindiğiniz iş tecrübesini, GENİŞ çevrenizi, SAĞLAM insani ilişkilerinizi, SERMAYESİZ, KENDİ işinizde, DEĞERLENDİRMEK isterseniz BİZE hemen başvurun. FAX: 02123141639 05.04.2003
81964 5500 GİRESUN Samsun istikametine bayan hostesler aranıyor, maaş: 420,000,000+ yemek 02126582805 05.04.2003
81965 5500 GÖÇMENLİK başvurunuzu, dil eğitiminizi aracısız yapınız. 05426132668 05.04.2003
81966 5500 GÜMRÜKLEME şirketine Evrim kullanabilen ihracatta deneyimli eleman 02126378500 05.04.2003
81967 5500 GÜMRÜKLERDE iş takibi yapacak eleman 02164727901 05.04.2003
81968 5500 GÜMÜŞ Banyosuna Elemanlar aranıyor. 02125175871 05.04.2003
81969 5500 GÜNEŞLİ Bağcılar’da oturan temizlikçi bayan 02124893120 05.04.2003
81970 5500 GÜNGÖREN civarında oturan ofisboy aranıyor 02125113188 05.04.2003
81971 5500 GÜNLÜK 20 Milyon’a full+time bayan anketörler. 02122747780 05.04.2003
81972 5500 HABIBLERDE’KI işyerlinize Tornacı aranıyor. 02125954604 02125954605 05.04.2003
81973 5500 HALKLA ilişkileri iyi, kendine güvenen, kendi kazancını kendi belirleyebilen bayan elemanlar aranıyor CV Faks: 02163481510 02163481514 05.04.2003
81974 5500 HARAMİDERE Total benzin istasyonunda çalışacak vasıfsız elemanlar 02124225865 02124225866 05.04.2003
81975 5500 HARİTA teknikeri, bayan muhasebeci 02163801390 05324716204 05.04.2003
81976 5500 HAYATINDA başarı, kariyer, ekonomik özgürlük isteyen sorumluluk sahibi ciddi kişilere iş fırsatı 05444701011 05.04.2003
81977 5500 HERKESİN kendi patronu olduğu bir işte çalışmak istermisiniz? 05443881233 05.04.2003
81978 5500 HİPERMARKETE şarküterici, kasap aranıyor Bağcılar 02124291702 05.04.2003
81979 5500 IKlTELLI’deki işyerimize Plastik kalıbında tecrübeli Meslek Lise mezunu elemanlar aranıyor. 02126711825 05325567868 05.04.2003
81980 5500 IŞIK kasa: oto boyacı kalfası. SSK+ Yemek Maltepe 02165891505 05.04.2003
81981 5500 İNTERNET Cafeye eleman aranıyor. 02125184888 05.04.2003
81982 5500 İSTANBUL genelinde broşür dağıtacak elemanlar Günlük 13 Milyon 02164786410 05.04.2003
81983 5500 İSTANBUL’DA açılacak olan zihinsel özürlü çocuklar rehabilitasyon merkezine sorumlu müdüraranmaktadır. 05424171530 05.04.2003
81984 5500 İSTANBUL’DA çalışacak çelik kapı presçileri ve ustaları 02126933799 05.04.2003
81985 5500 İŞ merkezlerinden reklam, kartvizit siparişleri alabilecek giyimine özenli baylar, bayanlar 02124510162 05.04.2003
81986 5500 İŞLETME mezunu (gıda sektöründe deneyimli) aranıyor. 02122958227 05.04.2003
81987 5500 KADIKÖYDE oturan Gazete dağıtımında gece çalışacak tecrübeli eleman. 02164185588 05.04.2003
81988 5500 KALIPÇI ŞİRKETİMİZİN kalıphane bölümünde çalışacak 30 yaşını geçmemiş, KALIP ve Teknik Resim bilgisi olan elemanlar aranmaktadır. MÜRACAAT edeceklerin şahsen başvurmaları gerekmektedir. AKSA Otomotiv ORGANİZE Sanayi Bölgesi Tormak Sanayi Sitesi J Blok No: 02125495732 05.04.2003
81989 5500 KARTAL civarında vasıfsız bayanelemanlar. 02163742389 05.04.2003
81990 5500 KASAP aranıyor Sarıyer Sanpaome marketleri 02122718844 05.04.2003
81991 5500 KAYNAKÇI aranıyor. Samandıra civarında oturanlar tercihimizdir. 02163207204 05.04.2003
81992 5500 KAYNAKÇILAR DOLGUN ücretle makine montajında çalışacak ASKERLİĞİNİ yapmış E.M.L mezunları aranıyor. TEL: 02127714020 05.04.2003
81993 5500 KESİM ve büküm ustaları alınacaktır. Beylikdüzü 02128752150 05.04.2003
81994 5500 KLİMA montaj+ tamirinden anlayan elemanlar 02122741538 05.04.2003
81995 5500 KOZMETİK sektöründe satış deneyimi olan satış temsilcileri aranmaktadır. 02126124325 05.04.2003
81996 5500 KUMAŞ üzerine serigrafik baskı yapabilecek eleman aranıyor. 02165733313 05.04.2003
81997 5500 KUYUMCU Fabrikasına Fotoğrafçı ve Vardiyalı çalışabilecek Telerozyon operatörü aranıyor 02126373910 02126373865 05.04.2003
81998 5500 KÜÇÜKBAKKALKÖY’DEKI mağazamızda çalışacak tecrübeli şarküterici ve kasap 02165232940 02165751683 05.04.2003
81999 5500 LİSE MEZUNU ELEMANLAR ASKERLİĞİNİ yapmış, 30 yaşını aşmamış, AVCILAR Büyükçekmece Hadımköy ESENYURT civarında oturan, ERKEK elemanlar alınacaktır. MITHATPAŞA Cad. Hakan iş merkezi N0:2 Kat:7 Şirinevler LİSE mezunu bayan eleman alınacaktır. 02125506542 05.04.2003
82000 5500 MARKETİMİZDE anons yapacak deneyimli bayan eleman alınacaktır. Bahçelievler. 02125567803 05.04.2003
82001 5500 MARKETİMİZE bayan kasiyer, bayan ara reyoncu, bayan aşçı alınacaktır. Uppa Center Bakırköy 02126605326 05.04.2003
82002 5500 MARKETİMİZE Deneyimli Bay Manavcı Deneyimli Bayan Reyoncu Şirinevler 02124512062 05.04.2003
82003 5500 MARKETTE çalışacak Kartal Soğanlık civarı oturan deneyimli eleman alınacak, 02164523758 02164523759 05.04.2003
82004 5500 MARKETTE çalışacak kasiyer, reyoncu, aşçı ve güvenlik alınacaktır. Beşyüzevler 02125352225 05.04.2003
82005 5500 MEKANİKTE ve elektronik terazi montajında çalışacak askerliğini yapmış elemanlar aranıyor. 02165274394 05.04.2003
82006 5500 OKMEYDANI civarında oturan bayan kasiyer ve B Sınıfı ehliyetli şoför aranıyor. 02122224861 02122224862 05.04.2003
82007 5500 OTO müzik sistemi konusunda tecrübeli elemanlar. Bağcılar Güngören Sanayi Sitesi 15. Blok No:7 02126165777 05.04.2003
82008 5500 OTO yedek parçada yetiştirilmek üzere 20 23 yaş arası bilgisayar bilen kefilli ehliyetli eleman aranıyor 02122544522 05.04.2003
82009 5500 OTOMOBİL bayisine diksiyonu düzgün, prezantabl, Ümraniye çevresinde oturan bayan 02166326170 05.04.2003
82010 5500 SEFAKÖY civarında oturan işyerinde mutfağa bakabilecek bayan aranıyor 02126241561 05.04.2003
82011 5500 SERİGRAFİ ustası, oto boyacısı aranıyor. 02163354837 05.04.2003
82012 5500 SHOW dünyasına atraksiyon sanatçıları, stand hostesleri, özel yetenekli kişiler aranıyor. 02122447628 05.04.2003
82013 5500 ŞARKÜTERİYE genç servis elemanı, bayan kasiyer, ikbal 05326127140 05.04.2003
82014 5500 ŞİR.NAS CATERING KONUSUNDA En az 5 yıl deneyimli İŞLETME Müdürü, tecrübeli GIDA Mühendisi, sekreter ÖN muhasebeye bayan, MÜŞTERİ temsilcileri aranıyor. 02124891638 05.04.2003
82015 5500 ŞİRKETİMİZE tecrübeli temizlikçi bayan alınacaktır. Zeytinburnu Kocamustafapaşa Şehremini civan 02125477168 02125472624 05.04.2003
82016 5500 ŞİRKETİMİZİN reklam departmanına bay bayan 02165232965 05553636219 05.04.2003
82017 5500 ŞİŞLİ deki Restaurant a lokantalarda çalışmış tecrübeli bayan aşçı yardımcısı 02122407229 02122478367 05.04.2003
82018 5500 TABELA sektörüne deneyimli işletme müdürü 02163169396 05.04.2003
82019 5500 TABELACIDA çalışacak bay bayan elemanlar alınacaktır. 02125046709 05.04.2003
82020 5500 TABELACIYA bilgisayarda kesim yapabilecek deneyimli bay 05357241793 05.04.2003
82021 5500 TABLDOT’A sıcak, soğuk tatlı, döner yapabilen deneyimli aşçıbaşı alınacaktır 02122224709 05.04.2003
82022 5500 TALAŞLI imalatta tecrübeli kesme sıvama kalıpçısı ikitelli 05324336866 05.04.2003
82023 5500 TECRÜBELİ bayan çay servis elemanları aranmaktadır 02165761068 05.04.2003
82024 5500 TECRÜBELİ CNC Torna operatörü, Egzantirik Presci ve depocu alınacaktır. 02163654279 02163654296 05.04.2003
82025 5500 TECRÜBELİ Klima ve Montaj Ustaları, Jeneratör Ustası ve SekreterAlınacaktır 02126710755 05.04.2003
82026 5500 TECRÜBELİ Soğuk meze ustası, pide ve lahmacun ustası aranıyor. 02122850400 05.04.2003
82027 5500 TEKNİK servis elemanları alınacaktır, istoç’daki su arıtma cihazları servisimiz için, teknik lise mezunu, tercihen beyaz eşya servisinde çalışmış 02126597361 05.04.2003
82028 5500 TEKNİSYENLER KAYNAK, ince Saç ve ABKANDişinde tecrübeli. 05356532606 05.04.2003
82029 5500 TEKSTİL parça boya ve kot yıkama fabrikasına tecrübeli boyama ve yıkama ustaları aranıyor. Esenyurt: 02126727242 02126724678 05.04.2003
82030 5500 TEKSTİL Şirketine; Personel ve İdari işlerinde genç emekli Subay Astsubay Merter Fax: 02126371623 05.04.2003
82031 5500 TELSİM Abone merkezine bayan eleman 02122936567 05.04.2003
82032 5500 TOPÇULAR Civarında oturan bayan aşçı aranıyor. 02126744627 05.04.2003
82033 5500 YEMEK Fabrikasına ahçı yardımcısı şoför LKS bilen sekreter aranmaktadır. 02122819008 05.04.2003
82034 5500 YEMEK Fabrikasına Gıda Mühendisi ve Servis Elemanları alınacaktır. 02126204962 05.04.2003
82035 5500 YEMEK fabrikasına pazarlamacı, aşçı alınacaktır. Ümraniye 02164995027 05.04.2003
82036 5500 YENİ açılacak simit evine çaycı, garson, tezgahtar elemanlar alınacaktır. 02125708336 05.04.2003
82037 5500 YEPYENİ iş endüstrisiyle, cazip gelir fırsatı, evden, ofisten çalışma imkanı, 18 ciddi kişi arıyoruz 05444191257 05.04.2003
82038 5500 YURTDIŞI yazışmalarını takip edebil

03 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Çeşitli İlanlar hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Eleman İlanları

Tarih 03 Mayıs 2009

ÇOCUK BAKIM
ACELE ağır yataklarınıza, felçli yaşlılarınıza bakıcılar Bostancıdayız 0.216.361 89 75-0.216.361 8982
ACELE ağır yatalaklarınıza, felçli yaşlılarınıza bakıcılar Bostancıdayız. 0.216.384 1611-0.216.4106504-0.216.3618982-0.533.3496451
ACELE As’tan bayan elemanlar gönder~ir 0.216.463 46 26-0.21 6.4643836-0.216.4643837-0.542.5955893
ACELE Çocuklarınıza, Hastalarınıza, Ev işlerinize Bayanlar Villalarınıza Eşler Utkandan 0.212.2933711
ACELE çocuklarınıza, hastalarınıza, evişlerinize elemanlar Kafkasyalı 0.216.346 4115-0.216.34681 93
ACIL; Yatılı- gündüzlü Türk-yabancı bayan elemanlar; ikiz bebek bakıcıları aranıyor. Kardelen Danışmanlık: 0.216.3463620-0.216.346 3670
ÇOCUKLARINIZA hastalarınıza, evişlerinize yatılı, gündüzlü, güvenilir elemanlar.0.212.8635059-0.536.567 5652
ÇOCUKLARİNIZA. Evişlerinize, Hastalarınıza, Temizliğe, Bayanlar: 0.212.881 91 38
ÇOCUKLARİNİZA, Hastalarınıza, Evişlerinize, Bayanlar Taşkın’dan 0.212.243 01 03-0.533.6263023
MARMARADAN Çocuklarınıza, Hastalarınıza, Evişlerinize Yardımcılar 0.216.4149012
NETA’ dan referanslı bakıcılar, Yardımcılar0212.6546324-0212.654 6330
TUNA’dan referanslı, deneyimli bakıcılar 0.216.4565011-0.216.4565012
BERKAY’DAN UZUN vadede kaliteli hizmet arıyorsanız HER yaş çocuğa KARDELEN YATILI, gündüzlü, referanslı, I güvenilir, FARKIMIZ özen ve tecrübemiz BAKICILAR dadılar, ablalar, EVLERİNZE tecrübeli bayanlar VİLLALARINIZA deneyimli yabancı elemanlar 800000000′dan, 400000000′a hazır işler, hazır elemanlar MECİDİYEKÖY 2122125226
YATILI çocuk Bakıcıları, Ablalar, Evişlerinde Yaşlılara bayanlar, GUVENLIR aileler yanında 500000000 750000000 ve ustu maaşlarla 2122134838
25 yaşındaki kızıma bakacak, evişlerine yardımcı olacak yatılı bayan 02122871002
ACELE ağır yatalak hastalarınıza, 0 6 yaş çocuklarınıza güvenilir bakıcılar Afta’dan 021634888 09
AİLEYE evişlerinde yardımcı olmak üzere, 30 yaşını geçmemiş, referans ve kefil verebilecek, Anadolu yakasında oturan, iş günlerinde akşama kadar çalışacak bayan 02165744616
ASRIN Güvencesiyle; Ev işlerine çocuk bakımına villalara yabancı yerli esler temin edilir 02122802179
AVRASYA BEBEKLERİNİZE bakıcılar EVİŞLERİNİZE referanslı yardımcılar AUPAIRLERE kaçırılmayacak fırsatlar 02163609296
AVRUPA gelişimi mezunları, EBEKLERINİZE ablalar, bakıcılar, PROFESYOIL güvenilir dadılar, EVİŞLERİNİZE referanslı tecrübeli, YATIU gündüzlü elemanlar, YAŞULARINIZA, hastalarınıza bakıcılar, PIZA referanslı çiftler, TELEFON: 02122596944
BEST UZUN vadede kaliteli hizmet orsanız BAKICILAR hemşireler HASTALARINIZA şefkatli refakatçiler sağlıkçılar EVLERİNİZE aşçı, ev işçisi bay bayan VİLLALARINIZA karı koca sekreter, özel şoför BEŞİKTAS 0212236 7666
COCUĞUNUZA bakarım yatısız 05462665648
ÇOCUKLARINIZA dadılar, bakıcılar BEBEKLERİNİZE anne yardımcıları EVIŞLERİNİZE referanslı bayanlar VILLALARINIZA çocuksuz çiftler HASTALAR yaşlılarınıza bakıcılar ŞİRKETLERE, Ofislere elemanlar 250, 300$ maaşla MOLDOVYA’ lı Türk elemanlara GARANTIJ hazır işler TIGAR: Adresimiz: Fahrettin Kerim Gökay Caddesi Çemenzar Numaral74Göztepe 021656753 95
ÇOCUKLARINIZA güvenilir ablalar bakıcılar Else 0216310 5023
ISTANBUL DANIŞMANLIK gelişimi mezunları ÇOCUKLARINIZA bakıcılar, dadılar ablalar EVIŞLERINIZE yatılı, gündüzlü, tecrübeli yardımcı HASTALARIMZA, yaşlılarınıza, hemşireler bakıcılar VILLALARINIZA referanslı 02164149155
EĞİTİM
AUPAIR Amerika’da İngiltere’de ücretsiz İngilizce, Atılım’la Avustralya’da Kanada’da Malta’da ekonomik dil okulları 03124180224
AUPAIR İngiltere’den aracısız 02122278630
AUPAIR’ Iik, İngiltere’de, Avustralya’ca uygun dil okulları 02122245945
AUPAİR baylara bayanlara İngiltere’de hazır aileler Oxford güvencesiyle beklemeden 02164189197
AUPAİR, İngiltere, ABD 02122361181
ELEKTRİK/ELEKTRONİK
ELEKTRİK teknisyenler. Bilgisayar/ Data kablolama’da tecrübeli. Doğuş Bilgisayar Çağlayan 0212.222 8989
ELEKTRONİK Teknisyenler alınacaktır. Güngören 0212.6444838-0532.7434239
EM.L elektrik bölümü mezunları alınacaktır. 0.212.320 2000
PLC programı bilen, pano döşeyebilen elektrikçiler alınacaktır. 0.212.5037355
TECRÜBELİ fotokopi tamircisi aranıyor. 0.212.2178915-0.532.3506868
USTALAR alınacaktır. 0.212.561 2374
YETIŞTİRİLMEK üzere Elektrik, Elektronik mezunları 0212.292 0798
GÜVENLİK
ALIŞVERİŞ merkezine Şişli, Mecidiyeköy civarı tecrübeli güvenlikler 0.216.414 8566
ANADOLU Avrupa yakası part-time fuIl-time tecrübeli güvenlikler 0.216.414 8566
ATAKOY Bakırköy civan tecrübeli güvenlikler 0.216.4148566
MATBAA
MAŞALİ ve Gestetner’ e kalfa Maltepe 0.216.3053013
PHOTOSHOP ve Freehand kullanabilen PC ve Mac sistemine hakim grafiker. email: roll®rollreklam.com 0212.295 4814 Faks:0212.2954813
MİMAR MÜHENDİS
AUTOCAD 3D-Max kursları www. bt-eğitim.com 0.212.241 7241
AUTOCAD kullanabilen mutfak satışında tecrübeli mimar alınacaktır 0.212.661 9727
AUTOCAD, 3DMax kursları 0.212.5701351 AUTOCAD, 3Dmax kursları 0216.3462606 -0.212.5701880
DOGALGAZDA tecrübeli makine mühendisi aranıyor.C.212.2620155
HALI mağazasına tecrübeli bayan iç Mimar aranıyor 0.212.6321695
KARTAL’ daki elektronik firmamıza satın alma ve lSO belgelendirme işleri ehliyetli mühendisler. 0.216.3878720
KUAFÖR
ACİL Manikürcü, Salon Vip 0.216.384 5616
ATAŞEHİR’ deki City Kuaför’e kalfa ve manikürcü aranıyor. 0216.4558246
AYCO Kuaför’e katta, manikürcü aranıyor. 0.212.2964032
BAY bayan föncüler Part-time komple ağdacılar Kocasinan 0212.5158976
BAYAN kuaförüne kalfa- manikürcü 0.216.325 97 31-0.216.4747614
BAYAN kuaförüne; Bay- bayan yardımcılar ve çıraklar 0.21 2.268 0101
BULGURLU’ daki erkek kuaförüne kalfa aranıyor. 0216.4127600
DOLGUN maaşla deneyimli manikürcü ve kalfa aranıyor. A~Z saç tasarımı 0.216.368 2245
ERKEK kuaförüne deneyimli kalfa aranıyor 0.216.4285404 ERKEK Kuaförüne tecrübeli kalfa 0.212.2475542 Nişantaşı
ESA Kuaför’e tecrübeli manikürcü Caddebostan 0.216.467 2843
GÜZELLİK Salonuna Manikür, Pedikürcü aranıyor.0.216.317.56.09
GÜZELLİK Salonuna yüzdelikli kuaför aranıyor. 0.216.3522316
İÇERENKOY’de bayan kuaförüne ortak, kalfa ve yardımcı aranıyor 0.216.573 0422
İŞİNDE uzman manikürcüler kalfalar aletli epilasyoncular Merter 0212.6428205
KALFA manikürcü, yardımcı ve aletleriyle çalışacak estetisyen aranıyor. 0.212.5329043
KALFA ve manikürcü aranıyor. Şenel Kuaför 0212.252 1134
KARTAL Aligür kuaföre kalfa aranıyor.0.216.309 9855
KUAFÖRE kalfa, yardımcı, çırak aranıyor. 0.212.2951130
KUAFÖRE Manikürcü 0.216.3389867
KUAFÖRE Yardımcı, Çırak aranıyor.Acıbadem 0.216.3259686
MİM bay bayan bölümüne manikürcüler0.216.455 9473-0.216.4559474
MOBİLYA
ACELE ; makineciler, kaynakçılar. 0.216.5274973-0.216.3642002
ACTIVE Mobilya Modoko mağazamıza satışta tecrübeli bay, bayan eleman.0.216.364 2153
CILA işçilik (götürü) 0212.6746598
DOŞEMECİ ustası ve yardımcısı aranıyor 0.212.6307732
DOŞEMECILER dolgun [ücret+ yemek+ SSK-t- servis 0.216.4666296
FABRİKAMİZA iskeletçi usta ve kalfa aranıyor.0.216.3137300
FENSY Mobilyaya Kattalar aranıyor. 0212.541 9022 Sefaköy
Gebze’deki fabrikamız için mobilyacılar, cilacılar ve montajcılar (Götürü) aranmaktadır SSK-t- servis+ yemek+ yatak 0216.326 43 29-30
KALİFİYE Koltuk Döşeme Usta ve Kalfaları aranıyor. Yemek+ SSK. Erdoğan Turgut Mobilya. Okmeydanı 0212.256 7272
KALİFİYE Koltuk iskeletçisi aranıyor. Okmeydanı 0212.256 7272
MARANGOZ ustası ve dolap ustası aranıyor.0.212.2895701
MOBİLYA ustası alınacak. Sultançiftliği civarı0212.6196500
SUNTALAM- Laminat çalışacak Usta- Kalfa 0.216.3998838
MUHASEBE
A.NETTEN Bilgisayarlı Muhasebe kursları + iş imkanları 0.212.2250780-0.212.225 7516
AAC’den ücretsiz bilgisayarlı muhasebe kursları iş imkanı 0.212.2528020 Taksim Kadıköy
BAYAN Muhasebe Elemanı aranıyor. 0.212.278 86 28-0.212.3240116
BEYUKDÜZÜ civarında bilgisayar ve ön muhasebesi olan bayan eleman 0.212.8754755
UĞUR Balkuv Tiko Bomonti’ye muhasebe de bilen santralci 0.212.2466076-0.212.2466077
ULUSLARARASI Nakliye firmasına Almanca bilen bayan eleman 0.216.4287907
WORD- Excel bilen yoğun telefon trafiğini idare edebilecek sekreter aranıyor.0.212.624 7070
YÖNETİCİ Sekreteri Beylikdüzü CV Fax: 0212.8753597 30
SEKRETER Bakırköy 0212.571 5378
MİMAR MÜHENDİS
AUTOCAD 3D-Max kursları www. bt-egitim.com 0.212.241 7241
AUTOCAD kullanabilen mutfak satışında tecrübeli mimar alınacaktır 0.212.661 9727
AUTOCAD, 3DMax kurslar 0.212.5701351 AUTOCAD, 3Dmax kursları 0216.3462606-0.212.5701880
DOGALGAZDA tecrübeli makine mühendisi aranıyor.C.212.2620155
HALI mağazasına tecrübeli bayan iç Mimar aranıyor 0.212.6321695
KARTAL’DAKİ elektronik firmamıza satınalma ve lSO belgelendirme işleri ehliyetli mühendisler. 0.216.3878720
MAKİNA MÜHENDİS GIDA Makine İmalatından anlaya uzman Makine Mühendisi aranıyor 0.212.225 3240
TECRÜBELİ makina teknik ressamı 0.212.6830450-53 YABANCİ dil bilen satış konusunda deneyimli bayan iç mimarlar aranıyor 0.532.2862221
AUTOCAD 3D-Max kursları www. bt-egitim.com 0.212.241 7241
AUTOCAD kullanabilen mutfak satışında tecrübeli mimar alınacaktır 0.212.661 9727
AUTOCAD, 3DMax kursları 0.212.5701351 AUTOCAD, 3Dmax kursları 0216.3462606-0.212.5701880
DOGALGAZDA tecrübeli makina mühendisi aranıyor.C.212.2620155
HALI mağazasına tecrübeli bayan iç Mimar aranıyor 0.212.6321695
KARTAL’DAKİ elektronik firmamıza satınalma ve lSO belgelendirme işleri ehliyetli mühendisler. 0.216.3878720
MAKİNA MÜHENDİSİ GIDA Makina İmalatından anlaya UZMAN Makina Mühendisi aranıyor0.212.225 3240
TECRÜBELİ makina teknik ressamı 0.212.6830450-53 YABANCİ dil bilen satış konusunda deneyimli bayan iç mimarlar aranıyor 0.532.2862221
SİGORTA
HAYAT Sigortası pazarlamasında deneyimli, kendi ekibini kurmak, yönetmek isteyenler, bizi arayın 0212.6744929
SİGORTA acenteliğimizin profesyonel satış kadrosuna yetiştirilmek üzere bay- bayan elemanlar 0.212.6768000
SİGORTA Acentemizde aktif olarak (Maaş+ prim) çalışacak hırslı takım arkadaşlar arıyoruz. 0212.6744929
SİGORTA sektöründe pimle satış elemanı 0.216.33391 88
SİGORTACILIĞI meslek e-dinmek isteyip, acentelik kuramayanlar Gelin portföyünüzü acenteliğimizde birlikte değerlendirelim. 0212.6744929
SAĞLIK
10 Hat HASTANEYE COCUK DOKTORLARI YENİ Doğan yoğun bakım deneyimli COCUK hastalıkları uzmanları 2126153838
12 MERKEZİMİZDE partime çalışacak Fizyoterapist aranmaktadır 2164492611
12 MERTER ve Gaziosmanpaşa’daki muayenehanelerimizde pat t time çalışacak diş doktorları 021250749 61
ORTOPEDI Uzmanı, Özel Hastanede çalışacak 05337258555
ECZA Deposuna genç elemanlar Millet Cad No:11 Aksaray ECZACI aranıyor 02126722696
ECZACI aranıyor 05362283588
Eczacıya 15 Milyar 05324415879
ECZANEDE çalışmak üzere güzellik uzmanı 02122345617
GÖZ doktoru 11:00 190 arası Ümraniye ve Üsküdar 02165216646
GÖZ DOKTORU 1500 19:30 saatlerinde MED Lens, KOZYATAGI 02164688442
Göz doktoru ünite İle aranıyor 0542647 0379
GÖZ Uzmanı Özel Hastanede çalışacak 053325 8555
GÖZ, Nöbetçi doktor, nöbetçi diş 02126433101
HASTANEMIZE staff dahiliye uzmanı, staff genel cerrahi uzmanı, sertifikalı diyaliz hemşireleri ve ameliyathane hemşiresi aranmaktadır 05334315606
HASTANEYE ful time veya pakt time ortopedi uzmanı ve anestezi reanimasyon uzmanı aranmaktadır 0212549 6340
HASTANEYE tam gün yoğun bakım deneyimli çocuk hastalıkları uzmanı 0216574 1000
HASTANEYE Anestezi Teknisyeni Aranıyor 0212489 08 00
Nöbetçi Doktor ve Diş Hekimi: 02124465138
KLİNİĞE hemşire deneyimli 02164140573
İZMİTTE Bulunan Rehabilitasyon merkezimize fizyoterapist, Sosyal hizmet özel eğitim uzman[arı alınacaktır 05424171530
İZMİT’ teki diyaliz merkezimize sertifikalı pratisyen hekim aranmaktadır 0262321 4187
KIZILAY Üsküdar Tıp merkezinde tam gün çalışacak fizik ortopedi doktorları aranmaktadır Müracaatların Üsküdar Halk Caddesi No15 adresine yazılı olarak Yanılması Tel: 0216492719
TIP Doktoru, çok iyi derecede İngilizce bilen, çok iyi düzeyde bilgisayar kullanalı tam gün mesai yapabilecek uluslararası kongre organizasyonunda çalışacak, pratisyen tıp doktoru aranmaktadır 05423127978
MANAVGAT Özel Bilgi hastanesine Kadın doğum uzmanı bayan dahiliye uzmanı Yabancı dil bilen ve pratisyen hakim Yabancı dil bilen aranıyor 024275337 37Faks: 753 50D6 MERKEZIMİZDE partime çalışacak diyet uzmanı aranmaktadır 0216449 2611
MR merkezini işletecek ortak doktor aranıyor İstanbul 0532261 0459
MUAYENEHANEYE Bayan Dış Hekimi 0212679 72 42
NÖBETCİ Çocuk Doktoru Kalan Tıp Merkezine, 0212425 1500
ÖZEL Bahat Halk hastanesine, tamgün Dahiliye ve KBB uzmanı aranıyor 02126490080
ÖZEL Eğitim ve Rehabilitasyon merkezine Sosyal hizmet uzmanı, fizyoterapist,psikolog aranıyor ÖZEL Halkalı Kent Hastanesi’nde çalışmak üzere DERMATOLOJİ uzmanı EBE hemşire aranmaktadır MURACAAT: 02124712000
ÖZEL Hastaneye Diş Hekimi yardımcısı alınacaktır 02122700022
ÖZEL Hastaneye stajyer kadın doğum uzmanı kardiyoloji uzmanı 0212619 7639
ÖZEL Volkswagen servisine boyacı kalfası 02164283060
ÖZM kliniğe yeni mezun hemşire 02126295734
YEŞİLYURT Polikliniğine diş hekimi aranıyor 0212573 31 8
PEKEL’den Acele yatılı Bakım aranıyor 600 Milyon: 02126603479
POLİKLİİĞİMİZDE çalışmak üzere, Biyokimya uzmanı aranmaktadır 02627438490
POLİKLİNİGE Hemşire, Doktor, Nöbetçi Diş Hekimi: 0212562 8698
POUKLİNIĞE part time bayan jinekolog aranıyor 05326142012
POLİKKİNİĞİMİZE nöbetçi diş hekimi aranmaktadır 02165675212
PSİKOLOG aranıyor Psikoteknik değerlendirmede çalıştırılacak 05322724779
SAĞLIK kabinine ortak doktor hemşire veya sağlık memuru 0532722 1512
SAĞLIK kuruluna uygun şartlarla ortopedi göz psikiyatri 0532596 3325
SAĞLIK sektörüne yetiştirilmek üzere bayan eleman 02125345998
ŞOFÖR
ÇÖP kamyonlarına şoförler ve çöpçüler aranıyor.0.212.4661589-0.212.4661590
E sınıfı şoför aranıyor. 0212.510 91 69
HADIMKÖY’deki fabrikamıza panelvanla sevkıyat yapabilecek tecrübeli şoförler 0.212.7712929
İKITELLİ’ DE tüpçüye E sınıfı ehliyetli 30 yaşını aşmamış şoför aranıyor 0212.5490007-0212.5490008
MIKSER Şoförü ve Pompacı, tecrübeli (Hereke, Tuzla, Şekerpınar, Kaynarca, civarından)0.216.5930167-0216.4451536
TEZGAHTAR
DÖRTEL tekstil fabrika satış mağazamıza bayan satış ele-mani alınacaktır. Güneşli civan tercihimizdir. 0.212.655 8831-0.212.6553576
HASİRCİLAR Giyim Mağazamıza satış elemanlar alınacaktır. Başvuruların birebir yapılması rica olunur. E-5 Karayolu üzeri Hasırcılar eşmerkezi Carrefour karşısı Haramidere 0.212.8750011
KURUYEMİŞ toptancısında çalışacak tecrübeli bay tezgahtar Rami 0.212.5630550
MOBİLYA Mağazası’na deneyimli Bayan Tezgahtar 0212.6795677
PASTANEYE deneyimli tezgahtar. 0216.3369750
TÜL- perde işinde çalışacak genç, dinamik, tecrübeli elemanlar Sultanbeyli 0216.3988954
TORNACI
ACİL otomat- rovelver- taşlama ve CNC elemanları alınacaktır 0.212.54941 71
CAD/CAM programını iyi kullanabilen elemanlar alınacaktır 0212.6981900/179
GENÇ Tornacılar 0.212.549 8376
GÜNEŞLİ- İkitelli civarında oturan tornacı alınacaktır. 0212.5495782-4 hat
KALIPÇI ve Tornacı aranıyor 0.212.2841516 4.Levent
KESME kalıpçısına, kalıpçı yardımcısı aranıyor. Meslek lisesi Autocad bilen tercih edilir.0.212.501 7658
METAL Form kalıpçıları ve kalıp hane sorumlusu aranıyor.0212.6137982
TECROBELİ acele tornacı aranıyor ikitelli 0212.5491252
TESVİYE ve matkapta çalışacak elemanlar 0.212.652 5264 TORNA tesviye mezunu elemanlar alınacaktır. Esenyurt 0.212.6722779
TORNACİ alınacak M.S.L mezunu İkitelli. 0.212.4854682
TORNACİ aranıyor Tuzla civarı 0.216.591 03 52-0.216.591 0353
TORNACILAR TECRÜBELİ Frezeciler Hidrolikçiler, Tesviyeciler Bayrampaşa 0.212.5670824
ÇEŞİTLİ ELEMAN
ACELE büro içinde çalışacak 18-40 yaş arası elemanlar alınacaktır 0.212.660 90 95-0.212.660 9096
ACIBADEM’DE evimizde çalışacak yatılı bayan 0216.3266294
ALTİNŞEHIR Ayakkabı fabrikasına yetiştirilmek üzere lise mezunu gençler ve çaycı aranıyor 0212.6783331-3 Hat
ANAOKULUNA bayan aşçı, temizlikçi Haznedar.212.539 5905
ANAOKULUNUN yemek işlerini yapacak görgülü ev hanımı 0.216.3172206
ARÇELİK servisine deneyimli Klimacı, Soğutmacı ve teknisyenler aranıyor.0.212.251 5353
ARIYORUZ Türkiye’de önde gelen holdingimizin çeşitli departmanılarında ofis içinde görevlendirilecek en az Lise mezunu bay- bayan eleman 0.212.624 25 69-0.212.6240253
AVCILAR LC.WAİKİKİ mağazası için tecrübeli SATIŞ elemanları ve GÜVENLİK eleman alınacaktır MÜRACAAT Pazartesi- Çarşamba şahsen E-5 Karayolu üzeri Ambarı kavşağı 0.532.781 0992
HAVAYOLLARİNA hostes yetiştirecek eğitimci hostesler 0.216.4182270-0.212.6604597
HİDROLİK ve Eksantrik Presçiler aranıyor. 0212.691 1042
HIZLI klavyesi olan eleman. Rami 0212.4179398
İÇERENKÖY cıvanda kıraathaneye garson aranıyor 0.216.5756250
IDEMİMAR çizim programı kullanabilen eleman aranıyor.0.212.6370330
İHLAS Holding A.Ş.’ye ihtiyaçtan dolayı lise mezunu bay-bayan elemanlar 0212.5322421
KADİKOY’ DEKİ büromuza Bayan Eleman, 0.216.4147411
KALORİFER ve tesisat ustalar aranıyor 0.216.3324983
KARİTİNG pistinde çalışmak üzere gençler alınacaktır. 0.216.4597039
KAYNAKCİLAR (gazaptı), presçiler ve yardımcı elemanlar alınacaktır.Tel:0212.642 3480
KAZANCİLAR, elektrikçiler, Sıhhi Tesisatçılar, Bakımcılar 0212.5774629
KITAPEVINE’ en az lise mezunu 18- 25 yaş arası Bayan Satış eleman, ve Bayan Sekreter aranıyor: 0.212.660 98 22-23
İHRACAT Firmamıza tecrübeli, Modelist ve Makinacılar aranıyor Üçyüzlü, Bağcılar Tabya, İkitelli’de oturanlar tercihimizdir. 0.212.508 9213-5089214
İHRACAT firmasına model makineci, makastar yardımcısı, pastalcı ve metocu aranmaktadır. Güngören Tel:0.212.5393686-0.212.5393688 CV Fax: 0212.5077078
İHRACAT firmasına penyede deneyimli modelistler 0212.6493833
İHRACAT firmasına remayözcüler remayöz yardımcıları aracılar, makastar Topkapı 0212.5017334
ACELE bluzcu parçabaşı yada 400.000.000 maaşlı makineciler, beş iplik overlokçular 300.000.000 SSK+ yemek+yol parası Bakırköy 0212.5830031
ACELE Örme kumaşta erkek ağırlıklı çalışabilecek Modelistler aranıyor.0212.5021216
İHRACAT ve imalatçı firmamıza konusunda deneyimli,KUMAŞ planlamacısı aksesuar planlamacısı, BASKI- nakış takipçisi ve çaycı alınacaktır. İŞYERİ- Avcılar- Esenyurt’da dır, 0.212.6207233-3hat
ACELE usta singerciler aranıyor. Yenibosna 0.212.452 1631
ADEN TEKSTİL konusunda ihracat yapan firmamıza ÜTÜCÜLER KALİTE kontrolcüler PAKETLEMECİLER ASORTİCİLER METOCULAR TASNİFCILER ALINACAKTIR FAIİH Caddesi Yüksel Sokak No:11MERTER 0.212.6373005
KONTROLCO temizlemeci ve ütücüler aranıyor 0.212.4343474
AKSESUAR KONFEKSİYON yan malzemelerinde bilgili, MÜŞTERİ ilişkilerinde deneyimli BAYAN eleman. Küçük köy civarı 0.212.5383947
KRAL TEKSTİLE ORME Konfeksiyonda İNGİLİZCE bilen PLANLAMA yapabilecek MÜŞTERİ temsilcileri AYLIK 80 ton kumaş takip organizasyonunu yapabilecek ORME ve boyada deneyimli elemanlar 0212.430 79 39- Faks: 0212.4307950
AKSESUAR planlamasına üniversiteli bayan. 0.212.6370308 Merter
AKSU Tekstil’e parça boyada çalışmış deneyimli kimya mühendisi, laborant müşteri temsilcisi ve usta alınacaktır.0.212.6911558-0212.6911559
BARCO TEKSTİL fabrikasına ustabaşı REÇMECİ overlokçu, singerci 0.212.6934630-6972781
BAYAN Terzisine genç kız yardımcı aranıyor.0.216.3637110-0.533.5606021
KUMAŞ Firmasına Kalite kontrole ve kartala bölümüne Erkek Elemanlar. 0212.5570064 Pbx
KUMAŞ kesimhanesine iş bağlantısı yapacak elemanlar 0.212.4200610-0.532.2727479
MAKASTAR aranıyor Çocuk giyimde çalışacak 0212.6746301
MAKASTAR, makastar yardımcısı, fason takipçisi alınacaktır. 0.212.2242774
MARS Tekstil’de çalışacak Modelist ve Kesimci aranıyor.0212.63902 36-6390283
MERTER ve Güngören’den konfeksiyonda çalışacak elemanlar alınacaktır 0.212.6378340
MODEL Makinacılar, usta seçmeciler lason takipçiler ve ortacılar aranıyor.0.212.211 0663 Şahsen başvurmaları rica olunur.
BRODE FABRİKASINA Esenler civarından USTA Makinacılar, kopukçular NAKİŞÇILAR, Teknisyenler 0532311 9640
BAŞLANGIÇ:250.000.000 Net Maaş+ SSK+ Yemek TEL:0212.6159210-0212.6159265
TIR şoförleri.0.212.4769484-0.216.311 9843
VİNÇ kullanacak operatör Şoför 0.21 2.279 7437
VİNÇLI taşımacılıkta çalışmış şoför aranıyor Bayrampaşa civarından 021256351 63
VİNÇLİ taşımacılıkta çalışmış şoför aranıyor B.paşa civarında02125635163
TEKSTİL KONFEKSİYON
SELDUR NAKIŞ’A TASNIF ve kalite Kontrolcüler NAKİŞ temizlemeciler ON muhasebeden anlayan BAYAN sekreter alınacaktır. BAĞCILAR, Güngören, Esenler civan tercihimizdir. 0.212.5073485-3 hat
SİTİLIST
DOKUMA dış giyimde tecrübeli STİLİST aranıyor. Tel:0.212.6303689-0.212.6303690 CV için Fax 0.212.4747398
TEKSTİL firmamıza deneyimli model makinacı alınacaktır Tel: 0.216.311 08 8W 14 hat
TERZI’DE çalışacak ceketçi, pantoloncu aranıyor.0.216.36661 01
TRİKO’YA Modelist ve Yardımcısı, CMS ustası, Remayözcü.Ümraniye.0.216.3351262
TRİKO ihracat Firmasına;ÜTÜCÜ STOLL Makineci ORME ve Konfeksiyon bölümüne; USTABAŞİ ARANIYOR.0.212.2898014/0.212.289 8015
TOL perde dikiminde tecrübeli usta makineci modelci alınacaktır. 0.212.5124041
YİL-TEM TRİKO’YA İHRACATTA deneyimli iş regolesini ayarlayabilecek INSAN ilişkilen düzgün KONFEKSİYON Şefi alınacaktır. 0.212.544 4378
YUVARLAK Örgü Malünasında deneyimli Usta aranıyor.:0.212.6376968
3 Nakış Makinasına tut iş sağlayacak %20 kar ortağı aranıyor. 0212.50661 04
TEMİZLİK
AVCILAR, Beylikdüzü civarında oturan temizlik elemanları, 0.216.3462302
BAKİHKOYDEKİ Ofisimize bayan Temizlik elemanı alınacaktır 0212.6602260
ÇAĞLAYAN’DAKİ Şirketimize çay ve temizlik işleri yapacak bayan eleman 0212.2954814
SİRKECİ civarında oturan akşam temizlik personeli 0.212.6740619
ÇEŞİTLİ ELEMAN
A.Ş FABRIKAMIZİN çeşitli departmanlarında VASIFLİ vasıfsız bay bayan elemanlar 3 sekreter 2 Muhasebe Bilgisayar konusunda tecrübesi olan elemanlar. SSK+ Yol+ Yemek TEL: 0.212.639 03 82- 0.21 2.5527937-0.216.5237868
A.ŞSICAK Satış Konusunda deneyimli BAY bayan elemanlar BAYAN grup şefleri alınacaktır.500.000.000 ön avans ödenip SATIŞLARDA %15 prim YATACAK yer mevcuttur.0.212.5527893-0.212.451 4817
ACELE320.000.000+ SSK+ yol+ yemek güvencesiyle BÜRO içinde çalışacak 18-40 yaş arası YETIŞTIRILMEK üzere BAY bayan elemanlar alınacaktır PAZARLAMAYLA ilgimiz yoktur CUMARTESİ pazar tatildir. 0.212.5832580-0.212.5436329-0.212.660 2914
ACELE DOLGUN ücret yol+ yemek+ SSK FIRMAMIZİN yeni açılan DEĞİŞİK departmanlarında çalışacak 15 bay, 20 bayan satış elemanı 3 sekreter alınacaktır: MERKEZ: Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi Gediz Sok No:25 Kat:2 Şirinevler ŞUBE: Alemdağ Caddesi No:85 Kat:3 Barış Ticaret Ümraniye (Yapı kredi Bankası yanı)
BUTİK SUAT’A ÜMRANİYE’DEKİ giyim mağazamıza ASGARİ 5 yıl deneyimli, MAĞAZA Müdürü MODA ve Ümraniye’deki işyerimize 23-30 yaş arası EN az 5 yıl deneyimli SORUMLULUK alabilecek BAYAN Satış elemanlar alınacaktır.İLANIMIZ 15 gün geçerlidir.0.216.4180968-0.216.3168664
COŞKUN tabildota acele aşçı ve aşçı yardımcısı 0.212.5442278
DEMİR Doğramada çalışacak eleman aranıyor.0.212.6399257-0.532.6236729
DOĞALGAZ firmasına tesisatçı aranıyor. 0.212.259 8446-0.532.4346122
DOĞALGAZ tesisatı için taşeronlar alınacaktır. 0212.2239513
ELEKTRİK panosu sac bölümünde çalışacak elemanlar alınacaktır. 0212.671 0290
ENDÜSTRİYEL mutfak ustaları, kalfaları, dolgun ücretle 0.212.2898660
ENJEKSİYON makinalarında çalışacak bay bayan elemanlar alınacaktır 4levent cıvan 0.212.2703397
EVDE Hasta bakacak Hemşire aranıyor. 0.21 2.256 66 33-0.532.2122947
EVİŞLERİNE yatılı veya yatısız bayan 0.21 2.327 1864-0.212.3271865-0.533.723 95 33
FABRİKAMIZA mekanik tamir bakım ustası aranıyor.0212.4351740
FABRİKAYA montajcı, presçi, şoför alınacaktır. Güngören 0212.502 1039
GAZALTI Ve Oksijen kaynağı yapacak Eleman:0.212.5589020
GENÇ prezantabl internette sörf yapabilen, İngilizce bilen üniversite mezunu bayan 0.212.3207068-3207069
GÜVENLİK kameralarımızın tanıtımını yapacak elemanlar 0.216.4186380
HADIMKOY ’deki fabrikamıza teknik lise mezunu, üretim bakımda çalışacak elemanlar 0.212.771 2929
HAVAYOLLARINA HOSTES (uçucu- yer) HAREKAT memuru operation TICKETING (IATA- UFTAA) BAYAN, Bay adaylar yetiştirilecektir BAKIR K OY 0.212.660 6290-0.212.660 6291KADIKÖY 0.216.418 22 70-418 22 71 DUHA Havacılık Kursu HAVACILIKTA Uzman Kuruluş
KURYE Firmasına deneyimli yaya kuryeler. Maaş+ Prim 0212.2253575
MAĞAZA müdürü; bayan giyimde tecrübeli. Avcılar 0.212.5672812/13
MARKET deneyimli kasaplar ve güvenlik elemanları 0216.411 0472
MATBAA’YA Lise mezunu Elemanlar aranıyor.0212.6124835-6124359
MONTAJA sanat okulu metal mezunu elemanlar 02126133798
MONTAJA sanat okulu mezunu elemanlar 02126133798
MONTAJDA çalışacak bayan elemanlar alınacaktır 4.Levent civarı 0.212.2703397
OTO Galerisinde çalışacak temizlik elemanı, ehliyetli tercihimizdir. 0212.6947301
PARFÜMERİDE çalışacak Bostancı civarında oturan bayan eleman aranıyor 0216.4636210
PASLANMAZ çelik metal pazarlamasında tecrübeli pazarlama Müdürü, Satış Temsilciler alınacaktır 0.212.5124041
PAZARLAMA TERCİHEN Pazarlama veya İktisat mezunu TAKIM çalışmasını bilen ve uyum sağlayabilecek DEGİŞIMCİ ve gelişimci SEYAHAT engeli bulunmayan İKNA kabiliyeti yüksek EN az3 yıl deneyimli BAY pazarlamacılar alınacaktır
MODELİST
DENEYİMLİ bay Modelist ve stilist alınacaktır (Çocuk giyiminde tecrübeli olmaları tercih nedenidir)0.212-634 4242
PERDE mağazasına satışlarda tecrübeli Tezgahtar Montajcı alınacaktır. 0.212.5124041 PI~A imalatına vasıfsız bayan elemanlar 0212.6343315
PLASTİK Kalıp Ustası tecrübeli İkitelli- Beşyüzevler 0212.549 6549
RESTORANİMIZA Dönerci ustası ve servis elemanı alınacaktır. İkbal! Mecidiyeköy 0212.3477188- 2748913
SANTRALE bakabilecek İngilizce bilen lise mezunu bayan eleman. İngilizce bilen Endüstri Mühendisi.Tel:0.216.377 24 80 Faks:0.216.3770252
SİNEMAYA makinist yetiştirilmek üzere eleman aranıyor. Bahçelievler 0.212.441 21 93
ŞİRKETİMIZ departmanlarında yetiştirilecek asgari lise mezunu personel alımı yapılacaklır0.212.652 2942
ŞİRKETİMIZDE yetiştirilip yetki alabilecek bay, bayan 0.282.2602688-0.282.260 2833
ŞİRKETİMİZ bilgisayar teknik servis elemanı aranıyor.0212.6793847
ŞÖFÖRLÜĞÜ olan PVC montaj ustası 0212.2790616

HAVAYOLLARI
HAVAYOLLARINA hostes yetiştirecek eğitimci hostesler 0.216.4182270-0.212.6604597
HIDROLİK ve Eksantrik Presçiler aranıyor. 0212.691 1042
Hızlı klavyesi olan eleman. Rami 02l2.4179398
IÇERENKOY civanında kıraathaneye garson aranıyor 0216.5756250
İDEMİMAR çizim programı kullanabilen eleman aranıyor.0.212.6370330
IHLAS Holding A.Ş.’ye ihtiyaçtan dolayı lise mezunu bay-bayan elemanlar 0212.532 2421
KADIKÖY’DEKİ büromuza Bayan Eleman, 0216.4147411
KALORIFER ve tesisat ustaları aranıyor 0.216.3324983
KARTING pistinde çalışmak üzere gençler alınacaktır.0.216.4597039
KAYNAKCILAR (gazaltı), presçiler ve yardımcı elemanlar alınacaktır Tel:0212.642 3480
~KAZANCİLAR, elektrikçiler Sıhhi Tesisatçılar, Bakımcılar0212.5774629
KİTAPEVİNE en az lise mezunu 18- 25 yaş arası Bayan Satış elemanı ve Bayan Sekreter aranıyor. 0212.660 98 22-23
TABELA ustaları ve kalfaları aranıyor: 0.212.506 9714
TABELACI ustası, yardımcılar aranıyor. Yenibosna 0.212.4510340
TECRÜBELİ Pideci, aşçılar aranıyor: Akmerkez Yoldaş bey 0.536.8575742
TESİSAT Ustaları 35 yaşını aşmamış, askerliği yapmış, yoğun seyahat programına uyabilecek elemanlar. Mür:0.212.6563019 Faks:0212.6563004
TESİSATÇI, Kalfa Çıraklar aranıyor Erenköy 0216.4117148
TOPKAPI civarında oturan şoför, tornacılar frezeciler, makina teknisyenleri ve meslek lisesi mezunu elektrik teknisyenleri 0.212.6711561
VİDA imalatında çalışacak tecrübeli elemanlar alınacaktır: Vidasan Ltd. Şti.0212.5654828-0212.6131218
YEMEK- çay yapacak bayan eleman 0212.5498370
ZEYTİNBURNU ‘nda kafeteryada çalışacak bayan kasiyer, aşçı, garson- komi0.212.547270819/11/2002 11:51
HUKUK Bürosunda çalışacak Maliye Finans konularında bilgili yöneticilik vasfı olan bay Muhasebe Müdürü aranmaktadır.0212.5701708-0212 5704007
İNGİLİZCE bilen bilgisayar ve ön muhasebe bilgisine sahip bayan büro elemanı Dale Ltd. 0212.3568228
İTHALAT firmasına eta, excel, word ‘de 5 yıl deneyimli bayan. Bahçelievler 0212.441 5276
m derecede bilgisayar bilen muhasebeci.216.411 3454
KONUSUNDA Lider Kurumumuza eleman alınacaktır; 1- İ.İ.E-İthalat İhracat Elemanı 2-MM- Maliyet Muhasebe Elemanı -YÜKSEK OKUL mezunu, -ASKERLIKLE ilişkisi olmayan, -EN az 3 yıl deneyimli -YABANCIDİL tercih sebebidir. (21 11.2002 tarihine kadar 0.216.3129030 No’lu faksa gönderilmesi gerekmektedir).
KUAFÖR
METTA erkek kuaförüne eleman aranıyor. Bakırköy 02125831520
PROFESYONEL solaryum merkezinin kuaför departmanı işletmeye verilecektir.02163305845 02164493810
MUHASEBE
KONUSUNDA örgün eğitim almış 30 yaşını aşmamış, Logo, Gold , insan kaynakları programlarında ve şirket muhasebesinde deneyimli erkek adaylar Faks:02165757900 doruk140@mynet.com
LKS-2 ORTAMINDA Sipariş Alım Üretim Satışa yönelik muhasebe tutabilecek DENEYİMLİ yüksek okul mezunu bayan BAŞVURULARIN C.V. ile yapılması rica olunur. SAHRAYICEDİT Tel:0.216.385 1325/ Faks:0216.3601195 email:grafik@berkmatbaa.com
MERTER merkez ofisimize Logo, Excel bilen Bayan, 0212.481 0476

MİMAR MÜHENDİS
AUTOCAD kullanabilen, Pencere konusunda deneyimli, ehliyetli, satış tecrübesi olan Mimar aranmaktadır. Fax: 0216.3073114
AUTOCAD kullanmasını bilen makina bölümü mezunu bayan teknik ressam aranıyor.0212.4852052
AVRUPA ve Anadolu Yakasındaki showroomlarımızda çalışacak İngilizce bilen 25- 35 yaşlarında bay bayan İç Mimar aranmaktaktadır. 0216.3501918
BAYAN, Şirketler Grubuna Autocad bilen, proje çizebilen, İngilizce bilen makina mühendisleri işyeri Teşvikiye 02122276270
ELEKTRONİK MÜHENDİSİ ELEKTRONİK malzeme ithalatı yapan firmamızın satış Departmanında görevlendirilmek üzere ASKERLIKLE ilişkisi olmayan OTO ehliyetli SEYAHATA engeli olmayan INGİLİZCE ve bilgisayar çok iyi derecede biten adayların resimli CV ‘lerini 22.112002 tarihine kadar kesifinfo@turk.net adresine göndermeleri rica olunur.

GEMKOM A.Ş’ de çalışmak üzere, mimarlar alınacaktır. CV’leriniz için Fax:0216.4468191
İNGİLİZCE bilen İnşaat mühendisi ve Çelik- Betonarme deneyimli, Autocad Uzmanı inşaat teknikeri. consult@orientresearch.com
YI Derecede Aluplan kullanabilen mimarlar aranıyor.0212.66341 66
KALORİFER ve doğalgaz işinde çalışacak tecrübeli Makina Mühendisi aranıyor.0212.564 2916
KARTAL’DAKİ elektronik firmamıza satınalma ve İSO belgelendirme işlerine ehliyetli mühendisler, 0216.387 87 20
ÇOCUK BAKICISI
EROĞLU HİZMETİYLE AİLELERE yatılı gündüzlü güvenlik tecrübeli çocuk bakıcıları, dadılar, ablalar, EV İŞLERİNİZE referanslı bayanlar YALILARINIZA hastalarınıza bakıcılar VİLLALARINIZA tecrübeli karı-kocalar İNGİLİZCE Türkçe bilen yabancılar GÜVENİLİR deneyimli referanslı hazır eleman hazır işler MECİDİYEKÖY:0212.2134838-02122134839-02122136078 BAKIRKÖY:02126601510-0212.6601511
ISTANBUL DANIŞMANLIK ÇOCUK gelişimi mezunlar COCUKLARINİZA bakıcılar, dadılar ablalar EVİŞLERİNİZE yatılı gündüzlü, tecrübeli yardımcılar HASTALARINIZA, yaşlılarınıza hemşireler bakıcılar VİLLALARINIZA referanslı çiftler BAĞDAT Cad. No:132/3 FENERYOLU 0216.4149155-0.216.4149156-0216.3369756
EL VAN GÜVENCEMİZLE uzun vadede DOGRU hizmet bebeklerinize DADILAR, bakıcılar çocuklarınıza REFERANSLI ablalar, evişlerinize GÜNDÜZLÜ, yatılı yardımcılar HASTALARINIZA, yaşlılarınıza, hemşireler HASTABAKICILAR villalarınıza referanslı çiftler 0.216.3864236-0216.360 42 23 Erenköy0.2125877845-0212.58785 99 Aksaray
LALE DANIŞMANUK Güvencesiyle HASTALARİNIZA, yaşlılarınıza, HEMŞİREL.ER, refakatçiler,COCUKLARINIZA bakıcılar, DADILAR, ablalar EVLERİŞLERİNİZE tecrübeli, YATILI gündüzlü elemanlar, VİLLALARINIZA referanslı çiftler. 0.212 2819642-0.212.281 9643
DASE AİLELERE çok geniş PERSONEL portföyümüzle YATILI gündüzlü ÇOCUK bakıcıları, dadılar EVİŞLERİNİZE tecrübeli referanslı bayanlar HASTALARINIZIN, yaşlılarınızın bakımları HAZIR elemanlar- hazır işler 0216.4143412-0216.3309135
KARDELEN FARKIMIZ özen ve Tecrübemiz YATILI gündüzlü güvenilir, REFERANSLI çocuk bakıcıları, (İKİZ bebelerinize dadılar, EVİŞLERİNİZE tecrübeli yardımcılar, YAŞLILARINIZA- hastalarınıza şefkatli, BİLİNÇLİ hastabakıcılar hemşireler.KADIKÖY: 0.216.3463620-0216.34636 70
YATILI, lise mezunu, referanslı ilkokul çocuğuna ablalık yapabilecek evişlerine yardımcı bayan. Dolgun ücret+ hafta sonu tatil 0.212.6630236- 0.532281 6390
SAĞLIK
DİŞ Teknisyeni Porselen altyapı elemanı 0216.3377616
ERE Hemşire Diş Tabibi, Yönetici Kliniğe 0.532.60073 11-0.212.4160608
FİZİK tedavi ve CP merkezinde çalıştırılmak üzere fizyoterapist, özel eğilim uzmanı ve psikolog aranıyor. 0.53224452 62~ 04122288196-97
FİZYOTERAPIST ARANIYOR. 0.532.5142050 Gaziantep.
HASTANEMİZE full time dahiliye uzmanı alınacaktır. 05422602347 -
HASTANEMİZE KARDİOLOJİ Uzmanı, bayan Halkla İlişkiler uzmanı VE Resepsiyonistler alınacaktır. 0212.5039240

03 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Eleman İlanları hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Zalim PEDRO

Tarih 03 Mayıs 2009

PEDRO Zalim (Burgos 1334 – Montiel 1369), Castilla ve Leon kralı (1350-1369). Alfonso XI ile Portekizli Maria’nın oğlu. önce Blanca de Borbon ile evlendi (1335). Avila ve Salamanca başpiskoposlarına bu evliliği geçersiz ilân ettirdikten sonra, Juana de Castro ile evlendi (1354). Çok geçmeden onu da bıraktı. 1362 Baharında, Sevilla meclisine 1352′den beri metresi olan Maria de Padilla (öl. 1361) ile gizlice evlendiğini bildirdi ve ondan olan çocuklarını tanıdı: Alfonso (1359-1362), Beatriz, Cons-tanza ve Isabel tahta vâris oldular. Hükümdarlığı, Castilla tarihinin en ilgi çekici dönemlerinden biri sayılır. Siyasî-as-kerî tarih bakımından bu yılların en büyük meselesi, Castilla’nın Yüzyıl savaşları sırasında Fransa ve ingiltere ile ittifak yapmasıdır. Bu görünüşün arkasında saklanan gerçek, Pedro’nun iktisadî alanda kazandığı zaferdir. Sanayinin ve ticaretin tarımdan üstün olduğunu^ anladı, bu alanlara yönelmek üzere program yaptı. Toplumsal alanda, Castilla’da derebeylik devrine son vermeyi öngördü. Yaptığı program, Katolik Krallar tarafından ancak yüz elli yıl sonra yarım yamalak gerçekleştirilebildi. Soylu sınıfı iktisadî iktidarı elde tuttu, fakat siyasî tekelini kaybetti. Castilla’nın, yalnız hayvancılığa ve tarıma dayanan iktisadî yapısı değişmedi.

Babası Alfonso XI’in ölümünden (27 mart 1350) sonra tahta çıkan Pedro, karahumma salgınının iktisadî ve toplumsal sonuçlarıyle mücadele etmek zorunda kaldı: üretimin düşmesi, fiyatların ve ücretlerin artışı, yollarda baş gösteren güvensizlik v.b. Bu yüzden 1351′de Valladolid meclisini topladı, fiyatları ve ücretleri tespit etti. Çalışma zorunluğunu ilân etti, eşkıyalığa karşı savaşabilmek için kanunlar çıkardı, soyluların isteklerini sınırlamak istedi, krallığın maliyesini yeniden teşkilâtlandırmak üzere bir vergi talimatı çıkardı, bu göstergede belediyelerin kazançlarını ve ödemelerini ayrıntılı biçimde dökerek, onları vergiye bağladı. Böylece birçok soylunun imtiyazları ortadan kalktı ve soylular hukuk dışı gelirlerden yoksun kaldılar.

Bu tedbirler, iktisadî nitelikte olmakla beraber, açık bir siyasî tutumu da dile getiriyordu: artık kral her şeye hâkim demekti. Bu bakımdan Valladolid meclisiyle İngiltere’deki işçilerin statüsü (1350), kara-hummadan sonra Aragon kralı Pedro (Aut-’ las Malavi) IV tarafından konan Aragon kanunlanyle şubat 1351′de çıkan fransız kanunları arasında bağıntı kurmak gerekir. Karahummanın yol açtığı kötü durumdan önce krallar, tüm krallık kadrosu adına kanunlar çıkarır, muafiyeti olan senyörleri hesaba kalmazlardı. Alfonso XI’e boyun eğen castilla soyluları Pedro I’in hükümdarlığının başlarında siyasî ve iktisadî durumlarını düzeltmek istediler. Ancak toplumsal baskı grubu olarak hareket etmek için gerekli birlikten yoksundular. Kendi adına hareket eden bir iki senyör dışında, kimse kralı etkileyemedi. Castilla’nın dış siyaseti konusunda aralarında hemen anlaşmazlık başgösterdi. Juan Alfonso de Albu-querque ile kralın yeğeni Fernando de Aragon, İngilizlerle anlaşmaktan yanaydılar; Enrique, Tello ve Fadrique de Trastamara (Pedro’nun kardeşleri) Fransa’ya yaklaşıyorlardı, ama kral senyörler yönetimine karşı çıkarak, kendi hâkimiyetini kurmak isteyince, hepsi birleşti. Yenik düşen senyörler (1353), ya krala tabi oldular ya da ülkeyi terk ettiler. Kral, yönetim kadrosuna burjuvaları ve hukukçuları getirtti. Ama soylular ümitlerini kesmemişlerdi, başkaldırmak için fırsat kolluyorlardı. Bu fırsat 1356 Aragon-Castilla savaşında ortaya çıktı. Savaş, siyasî (yarımadada hegemonya kurmak için mücadele) ve iktisadî (Ceneviz rekabetiyle karşılaşan Aragon ticaretinin savunulması) sebepler yüzünden patlak verdi. Askerî yönden Castilla’nın üstünlüğü eziciydi. Ancak Aragon kralı Pedro IV-ün diplomatik ustalığıyle durum değişti. 1353′te soyluların yenilgisinden sonra, Fransa’ya sığınan Enrique de Trastamara, Aragon kralı tarafından ücretli askerlerden meydana gelen ordusuyle birlikte kiralandı, böylece Önemli askerî takviye sağlandı. Ayrıca, Castilla’nın içişleri de hayli karışıktı: çünkü soylular yaşlı krala karşı gelme eğilimindeydiler. Dış tehlike ve içteki kararsızlık Zalim Pedro’yu zıvanadan çıkardı. Sonunda castilla soylularına karşı kanlı bir zulüm hareketine girişti ve kendisine bağlı kalan son dostlarının desteğini de kaybetti. Enrique, Pedro I gibi duygularına kapılmadı, durumdan yararlanmayı bildi. Kendini Castilla kralı ilân ettirdi, fransız soylularının desteğini sağladı (1366). Fransız soyluları bu işte çıkar görüyorlar, bölgelerinde bulunan ve kolayca eşkıya çetelerine dönüşen ücretli askerlerden kurtulmak, ingiltere’ye karşı tekrar savaşa başlamak için denizde Castilla’nın desteğini sağlamak istiyorlardı. Enrique, ayrıca, Granada’daki vergi ödeyen, maliyecilik, idarecilik ve tüccarlık yapan müslüman-larla yahudilerin Pedro I’e destek olmalarından faydalanarak, iktidar kavgasını kutsal savaşa dönüştürmeyi başardı. Böylece Fransa ücretli askerlerini verecek, Aragon papası ile Enrique’in kendisine Murcia’yı verme vaadine güvenen Aragon kralı da tasarının malî yönünü yükleneceklerdi. Pedro I, tehlikeyi karşılayabilmek için ingilizlerle Navaralılara başvurmak zorunda kaldı. Ancak bunların istediği karşılık (birine Vizcaya, ötekine de G’uipuzcoa verilecekti), gücünü bu ticaret bölgelerinden alan krala fazla ağır geldi. Müttefikleri tarafından terk edilen Pedro I, 1369′da Montiel’de öldürüldü ve Castilla’nın iktisadî ve toplumsal yapısını temelden değiştirmeğe kalkışan ilk kişi böylece göçmüş oldu. (M)

03 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Zalim PEDRO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEDRO III

Tarih 02 Mayıs 2009

PEDRO III (Lizbon 1717-ay.y. 1786), Portekiz kralı (1777-1786). Kral Joao V ile Manana d’Austria’nın oğlu; kardeşi kral Jos6 Fin kiziyle evlendi (1760) ve tahtı onunla paylaştı. Pedro III ile karısı Maria I, Pom-bal’ı 1777′de iktidardan uzaklaştırdılar. (L)

PEDRO III Büyük (1239-Villafranca del Panades, Barcelona 1285), Aragon (1276-1285) ve Sicilya (P1ETRO I adiyle) kralı, Jaime I’in oğlu. 1246′da Sicilya kralı Man-fredo’nun kızı Constanza Stauffen ile evlendi (1262). Manfredo ölünce (1266) karısı ona 50 000 altın ons’luk bir çeyiz getirdi. O da karısına Sicilya kraliçesi unvanını verdi. O andan itibaren Charles d’Anjou’-nun bütün hasımlarına vc kurbanlarına (Konrad V, Roger de Lluria) destek oldu. Bir deniz imparatorluğu kurmak istediği için kardeşi Jaime de Mallorca’ya metbulu-ğunu kabul ettirdi (Perpignan antlaşması, 1279). Vespri Siciliani’den sonra (30 mart 1282) Sicilya’ya geçti, Palermo kralı tacını giydi (1 eylül). Papa Martinus IV, karşısına düşmanlar çıkarttı ve onu afaroz etti. Calabria’da Anjou’lularla çarpıştı. Amirali Roger de Lluria Charles d’Anjou’nun oğlu Topal Charles’i esir aldı. Felipe II kuzenini desteklemek için Aragon’a girdi, Gerona’-yı kuşattı, fakat Pedro IH’ün filosu deniz ulaşımını kestiği için Perpignan’a çekilmek zorunda kaldı. Pedro III Sicilya’nın tek hâkimi oldu, bu adayı Güney İtalya’dan ayırarak İki-Sicilya krallığını kurdu. (L) PEDRO IV (Portekiz 1429-Granollers 1466), Portekiz başkumandanı, Katalanların kralı (1464-1466). Coimbra dükü Pedro ile Urgel kontu Jaime’nin kızı İsabel’in oğlu. On altı yaşında, babası Portekiz naibiyken Pedro. Avis başkumandanı ve hâkimi tayin e-dildi. Babasının düşmesi ve 1440′ta ölmesinden sonra birkaç yıl (1449-1456) Castil-la’da yaşamak zorunda kaldı. Orada, Al-varo de Luna, Santillana markisi ve Juan de Mena ile dostluk kurdu. 1456′da servet ve unvanlarını geri aldı. 1463′te Katalanların Juan Il’ye karşı başkaldırmaları üzerine Jaime de Urgel’in yeğeni olması dola-yisiyle kendisine taht teklif edildi. İki yıl süreyle Juan Il’ye karşı mücadeleye devam etti, ama kesin bir zafere ulaşamadı. Calaf bozgunu (1465) ve Cervera’nın kaybedilme-siyle katalan otoritelerinin gözünden düştü, güçsüzlük, despotluk ve askerler arasında taraf tutmakla suçlandı. Veremden öldü. Aynı zamanda bir edebiyatçı olan Pedro IV’ün eserleri arasında Satıra de Felice e infelice Vida (Mutlu ve Mutsuz Hayatın Yergisi), Menosprecio del Mundo (Dünyayı Küçümseme) ve Tragedia de la Reina İsabel (Kraliçe İsabel’in Trajedisi) sayılabilir. (M)

02 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEDRO III hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

« Önceki sayfa