REŞİD RIZA

Tarih 29 Haziran 2009

REŞİD RIZA, müslüman reformcu (Trabulusşam yakınları, Lübnan 1865-öl. 1935).

Tasavvuf etkisinde kaldı, Salafiya hareketi­ni başlattı ve eski islâm geleneğini savun­du. Kahire’de büyük islâm dergisi al-Manâr’ı (Fener) [1898] yayımladı. Osmanlıla­ra karşı ayaklanan milliyetçi arapların da­vasını benimsedi ve Faysal I’in Suriye kra­lı olduğunu (1920) ilân eden kongreye başkanlık etti.
İslâmlığın modern dünyaya ayak uydurmasını istiyordu (bilgili din adamlarınm yetiştirilmesi, çokevliliğin ya­saklanması, kadınlara medenî hakların ta­nınması). Devlet yönetimi, Reşid Rıza’ya göre, din adamlarından meydana gelen bir danışma meclisine ve sünnî halifeliğe da­yanmalıdır. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REŞİD RIZA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REŞİD AKİF PAŞA (Mustafa Salih)

Tarih 29 Haziran 2009

REŞİD AKİF PAŞA (Mustafa Salih), türk devlet adamı (Yanya 1863 – İstanbul 1920).

Şûrayı Devlet başkanlarından vezir Mehmed Âkif Paşanın oğlu. Bir süre Ga­latasaray’da okudu. Arapça, Fransızca ve Farsça öğrendi.

Âmedî kalemine me­mur oldu (1883). Şûrayı Devlet üyeliğine (1895), Mülkiye dairesi azalığına tayin edil­di. Sivas valiliğine (1902), İkinci Meşruti­yetin ilânı (1908) üzerine dahiliye nazırlığı­na getirildi. Hastalığı dolayısıyle bu göre­ve başlayamadı; istifa etti. Ayan azası (1909) ve Şûrayı Devlet reisi (1918) oldu. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REŞİD AKİF PAŞA (Mustafa Salih) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESTOUT veya RETOUT

Tarih 29 Haziran 2009

RESTOUT veya RETOUT, fransız ressam ailesi.

Başlıca üyeleri: eustache (Caen 1655-öl.1743). Ardennes manastırının bir kubbesini resimledi, Mondaye manastırı ki­lisesinin ve Saint-Jean de Falaise manastı­rının dekorasyonunu yaptı; — jean II (Rouen 1692-Paris 1768), Jean-Baptiste Jouvenet’nin yeğeni ve öğrencisi.
Resim ,akade­misine profesör (1733) ve müdür oldu (1760). Tablolarında daha çok mitolojik ve dinî konuları işledi (İsa’nın İnmeli bir Hastayı İyi Edişi, Anania Ellerini Aziz Paulus’un Basına Koyarken [Paris, Louvre]); — jean BERNAED (Paris 1732-ay.y. 1797), Jean II’nin oğlu. 1758′de Roma Büyük ödülünü ka­zandı.
Jüpiter ile Mercurius, Philomen ve Baucis’in Sofrasında (Tours Müzesi) adlı tablosu sayesinde 1769′da Akademiye üye seçildi. Devrim sırasında Güzel Sanatlar Ge­nel komisyonu başkanı oldu. Aziz Bruno Çölde Dua Ederken adlı tablosu Louvre müzesindedir. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESTOUT veya RETOUT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RE’S

Tarih 29 Haziran 2009

RE’S i. (ar. re>s). Esk. Baş, kafa: Ey re’s-i füruburde ki ak pak fakat iğrenç (Tevfik Fikret). || Başkan, reis. || Başlangıç. || Tepe, uç. || Koyun, keçi v.b. hayvan. || Re’s-i cebel, dağın en yüksek noktası. || Re’s-i kâr. Bk. RE’SİKÂR. || Re’s-ül-hikmeti mahafetullah (veya mahabbetullah), hikmetin başı Tanrı korkusu veya Tanrı sevgisidir. || Re’sülmal.
Bk. RE’SüLMAL. || Alerre’s, başüstüne. || Maskat-i-re’s, bir kimsenin doğduğu yer, vatan.

— Anat. Esk. Baş.
— Bot. Esk. Bitkilerin uç noktası.
— Coğ. Esk. Burun.
— Mat. Esk. Geometrik cisimlerin tepesi. // Re’s-i mahrut, piramitin tepesi.

— Takvim. Esk. Re’si seneî efrenciye («Av­rupa yılının başı»), 1 Ocak. // Re’si senei hicriye («hicrî yılının başı»), 1 muharrem. || Re’si senei maliye («malî yıl başı»), 1 mart. || Re’si senei milâdieye («milâdî yı­lının başı»), 1 ocak veya 14 ocak. || Re’si senei rumiye («rumî yılının başı»), 1 ocak, 14 ocak veya 1 mart. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RE’S hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Rethondes mütarekeleri

Tarih 29 Haziran 2009

Rethondes mütarekeleri, Rethondes ga­rının yakınında, Compiegne ormanında, bir demiryolu vagonunun içinde iki önemli mü­tareke imzalanmıştır.

Müttefikler ile Al­manlar arasında 1 ekim 1918′de imzalanan birinci mütareke ile Birinci Dünya savaşı fiilen sona ermiş oldu. Müttefiklerin yüce savaş konseyi tarafından 4 ekim günü Versailles’da kararlaştırılan mütareke şartları 8 ekimde Almanlara bildirildi. Mütareke Versailles antlaşmasının imzalanmasına (28 ha­ziran 1919) kadar yenilendi.

— 22 Hazi­ran 1940′ta imzalanan ikinci mütareke kısa bir savaştan sonra yenik düşen Fransa’­nın Almanya’ya başvurması üzerine yapıl­dı. Mareşal Petain 17 haziranda mütareke istemeğe karar vermişti. General Kuntziger’in başkanlığındaki fransız heyeti, 1918 mütarekesinin imzalandığı yerde bir tren vagonunda 21 haziran günü Hitler tarafından kabul edildi. Ateşkesme tarihi’ olarak da 25 haziran günü seçildi; bu geciktirmeye sebep daha önce Roma’nın yakınındaki İncisa ali Olgiata’da İtalya ile mütarekenin imzalanmasına imkân vermekti. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rethondes mütarekeleri hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENNER (Kari)

Tarih 27 Haziran 2009

RENNER (Kari), avusturyalı siyaset ada­mı (Untertannowitz, Moravya 1870-Viyana 1950). Sosyal-demokrat milletvekili seçildi (1907).

Millî Meclis tarafından seçilen Yürütme komisyonuna başkanlık etti (kasım 1918). Şansölye oldu (kasım 1918-haziran 1920), Saint-Germain barış görüşmelerinde ülkesini temsil etti ve sosyal-demokratlârla sosyal-hıristiyanlardan meydana gelen bir koalisyon hükümeti kurdu. Millî Meclis başkanlığına seçildi (nisan 1931-mart 1933). ön­celeri Anschluss taraftarıyken, nazi propagandasından sonra bu tutumundan vaz geç­ti.
Sosyalistlere karşı girişilen Dollfuss ha­rekâtı sırasında (şubat 1934) tutuklandı, al­man işgalinde gizlendi. Nisan 1945′te tekrar şansölye oldu, bir koalisyon hükümeti kur­du ve aynı yılın aralık ayında cumhurbaş­kanlığına seçildi. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENNER (Kari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENDULİC (Lothar)

Tarih 27 Haziran 2009

RENDULİC (Lothar), alman generali (Wiener – Neustadt 1887).

Avusturya – Macaris­tan ordusunda subaylık yaptı. Bu orduda Birinci Dünya savaşına katıldı, 1935′te al­bay rütbesiyle Avusturya genelkurmayında görev aldı, Paris’te askerî ataşe oldu. 1938′de alman ordusuna girdi ve Viyana’daki 17. Kolordunun kurmay başkanlığına ge­tirildi. 1940′ta bir tümene kurnanda etti, 1941-1943 arasında Sovyet cephesinde sa­vaştı, daha sonra Balkanlar’ın batı kesi­mindeki alman ve hırvat kuvvetlerinin ba­şına getirildi.

1944′t.e, Dietl’in yerine Finlandiya’daki 20. Ordunun basına geçti ve 1945 yılının ocak ayından mayısına kadar, sırasiyle, Doğu Prusya Ordular grubuna, Courlande Ordular grubuna ve Avusturya’­nın, savunmasıyle görevli Güney Ordular grubuna kumanda etti. 7 Mayısta Patton emrindeki amerikan kuvvetlerine teslim ol­du. 1951′de serbest bırakıldı. 1954′te, Gekâmpft, Geseigt, Geschlagen (Savaştı, Ka­zandı, Yenildi) başlığı altında hatıralarını yayımladı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENDULİC (Lothar) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENDA (Mustafa Abdülhalik)

Tarih 27 Haziran 2009

RENDA (Mustafa Abdülhalik), türk dev­let adamı (Yanya 1881-İstanbul 1948). Rendazade Aslan Efendinin oğlu.

İlköğrenimini ve ortaöğreniminin bir kısmını Yanya’da yaptı. İstanbul’da Mülkiye idadisini ve Mülkiye mektebini bitirdi (1903). Rodos ida­disinde matematik ve fransızca öğretmen­liği, Cezairi Bahri Sefid ve Yanya vilâyetleri maiyet memurlukları, Tepedelen, Meçova, Payan, Delvine kaymakamlığı, Siirt muta­sarrıflığı, Bitlis, Kastamonu ve Halep valili­ği yaptı. Dahiliye müsteşarlığına tayin edil­di.

Bursa valiliğine getirildi; fakat oraya git­meden azledildi. Birinci Dünya savaşı so­nunda Malta’ya gönderildi. Buradan dönü­sünde önce iktisat, sonra dahiliye müsteşar­lığına tayin edildi. Dahiliye müsteşarlığına ek olarak Konya valiliğine gönderildi, izmir valisi oldu. İzmir’de bulunduğu sırada mil­letvekili seçildi. Maliye (1924); millî müda­faa vekili oldu (1927).

Ticaret, nafıa, bahri­ye, sıhhiye, iktisat vekilliklerine vekâlet et­ti. 1934′te C.H.P. Meclis grubu reis vekili ve ertesi yıl Büyük Millet meclis başkanlığı­na seçildi. Reisicumhur vekilliği yaptı (1939). 1946′da B.M.M. başkanlığından ayrıldı. Ay­nı yıl Hasan Saka kabinesine devlet bakanı olarak girdi. 1948′de istifa etti. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENDA (Mustafa Abdülhalik) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RELANDER (Lauri Kristian)

Tarih 27 Haziran 2009

RELANDER (Lauri Kristian), finlandiyah siyaset adamı (Kurkijoki, Karelya 1883-Helsinki 1942).

1910′da milletvekili seçildi, mec­lis başkanı (1919) ve Stahlberg’den sonra cumhurbaşkanı
(mart 1925-1931) oldu. Lapua hareketini destekledi. 1931′de yerine Svinhufvud geçti, (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RELANDER (Lauri Kristian) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REJ (Mikolaj)

Tarih 27 Haziran 2009

REJ (Mikolaj), polonyalı yazar (Zorawno, Dniester üzerinde 1505 – öl. 1569). Kral Zygmunt I’in, kraliçe Bona Sforza’nın ve kendisini 1561′de krallık sekreterliğine tayin eden Zygmunt August’ün gözüne girdi.

Aşı­rı bir calvin’ci oldu. Şiirleri ve düz ya­zıları millî edebiyatın yaratıcısı sayılma­sına yol açtı. En önemli eseri, Zwierciadlo albo Zywot Poezciwego Czlowieka’dır (Ay­na veya Namuslu Bir İnsanın Hayatı) [1568]. Bu kitabında eski Polonya törelerinin can­lı bir tablosunu çizer, öbür kitapları: Wi-zerunek Wlasny Zywota Czlowieka Poc-zciwego (Namuslu Bir İnsanın Portresi) [1558], Krotka Rozprawa Miedzy Trzema Osobami, Panem, Wojtem i Plebanem (Bir Senyör, Bir Belediye Başkanı ve Bir Pa­paz Arasında Küçük Tartışma) [1543]. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REJ (Mikolaj) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİTZENSTEİN (Sigismund VON)

Tarih 27 Haziran 2009

REİTZENSTEİN (Sigismund VON), alman siyaset adamı (Nemmersdorf, Bayreuth 1766 – Karlsruhe 1847).

Baden büyük düklüğünün hizmetine girdi (1788′den sonra). Fransa ile antlaşma yapılmasını savundu; 1802 antlaşmasıyle Baden’e yeni topraklar kazan­dırdı. Devlet bakanı oldu (1808); Baden’i, Napolyon’a karşı kurulan koalisyona sok­tu (1813) ve Viyana kongresinde Baden devletinin bütünlüğünü korumayı başardı.
1818′e kadar kongre temsilciliği görevinde kaldı, sonra büyük düklüğün Bakanlar ku­rulu başkanı oldu (1832-1842) ve liberal­leri tutmayan bir siyaset uyguladı. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİTZENSTEİN (Sigismund VON) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİSLİK

Tarih 27 Haziran 2009

REİSLİK i. (reis’ten reis-lik). Reis olma hali, bir topluluğa veya bir kuruluşa baş­kanlık etme: Bununla dördüncü cemiyetin reisliği olacak. Daha İttihat ve Terakki za­manından beri bu böyle gidiyor (A. H. Tanpınar). || Mahkeme başkanlığı, hâkim­lik. || Halk dili. Küçük gemi kaptanlığı.
(M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİSLİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİSİCUMHUR

Tarih 27 Haziran 2009

REİSİCUMHUR blş. i. (ar. reris ve cumhur’dan fars. taml. reis-i cumhur). Esk. Cumhurbaşkanı. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİSİCUMHUR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİS

Tarih 27 Haziran 2009

REİS i. (ar. res’ten re’ls). Esk. Başkan: Yalnız kendisi İlhan namıyle bunların reisi mevkine geçerdi (Ziya Gökalp).

Bir kar­deşinin karısı Hıdiv ailesinden geliyordu, öbürününki bilmem hangi Kafkas kabilesi­nin reisinin kızıydı (A. H. Tanpınar). işte bu Jön Türklerden birîsi benim! Ben on­ların reisiyim
(Ömer Seyfeddin).

— Esk. Reis-i kabile, kabile reisi. Reis-i vükelâ, başbakan.
— Denize. Bir balıkçı kayığı veya teknesi­ne kumanda eden kişi. // Esk. Osmanlı donanmasında gemi kaptanına verilen ad. (Koca reis de denir.) [XVII. yy.a kadar osmanlı deniz ümerası bu adla anılırdı. XVIII. yy. başlarından itibaren bunun ye­rine kaptan denilmeğe başlandı.] || Reis gediği, reisliğe tayin edilmek üzere aday olarak seçilmiş denizci. (Kapudanei hüma­yunla, kalyonlar mürettebatı arasından se­çilirdi.) Reisi padişah, baştardai hüma­yun reislerine verilen ad. || Reisi paşa, kaptanpaşa gemisinin reisi.

— Tasav. Nakşibendî tarikatında yüksek sesle zikredenlerin («cehrî») toplandıkları tekkelerde ayakta yapılan âyini yöneten kimse. («Devir» adı verilen bu törende birtakım özel rakslar yapılır, bunların bir düzen içinde yürütülmesi reis tarafından sağlanırdı. Tekke musikisini de bilen bu görevliler zakirbaşının ve zâkirlerin oku­dukları ilâhilere uygun olarak zikri düzenler, duruma göre ağırlaştırır, tizleştirir ve genel ahengi sağlarlardı.)

— Teşk. tar. Reisül-küttâb (veya reis efen­di). Bk. REİSÜLKÜTTAP. || Reisül musevvidin, Şeyhülislâmlık dairesinin büyük me­murlarından biri. (Reisül musevvidin, Fet­vahanede çalışırdı; maiyetinde muhtelif müsevvidler bulunurdu. Müsevvidler, istenilen fetvaları fetva kitaplarından çıkarırlar ve kaleme alarak fetva eminine sunarlardı.) || Reisül ulema, Rumeli kazaskerliği yapanların en kıdemlilerine verilen unvan. (Bu unvan, ihtiyarlık veya bilimsel yete­neği değil, meslekte olan kıdemi gösterir­di. Yalnız bir paye olan bu unvanın maaş ve ödeneği yoktu.) [M]

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNA BARRİOS (Jose Maria)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNA BARRİOS (Jose Maria), guatemalalı siyaset adamı (San Marcos 1853 – Gua­temala 1898).

Başkan Justo Rufino Barrios’un yeğeniydi. Liberal partiye girdi. 1892′de başkan seçildi, meclisi kapattı (1893). Diktatör olarak hüküm sürdü. Laiklik, kızılderililerin hürriyeti ve eğitim konuların­da birtakım tedbirler aldı.
Mayıs 1894′te iktidardan çekildi. 1897′de yeniden iktida­ra geldi. İktidar süresini 1902′ye kadar uzat­mak istediyse de, halktan alınan vergile­rin ağırlığı yüzünden patlak veren bir ayak­lanma sırasında öldürüldü. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNA BARRİOS (Jose Maria) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİMS

Tarih 27 Haziran 2009

REİMS, Fransa’da Marne idare bölgesin­de idare çevresi merkezi, Champagne’ın ku­zeyinde, İlede-France yamacı yakınların­da; 160 000 (banliyölerle birlikte
175 000′e yakın) nüf.

Üniversite. Dokumacılık (yün işçiliği) merkezi, Champagne şarapları ya­pımı, demircilik, elektrik malzemesi, maki­ne sanayii, camcılık v.b. önemli bir tica­ret merkezi.

• Tarih. Galyalı Remi’lerin başkenti olan eski Durocortorum şehri (bugün Reims), roma hâkimiyeti sırasında Gallia Belgica’nın merkezi oldu ve Belçika yolu üzerin­de önemli bir konak yeri haline geldi. 290′da bir piskoposluk merkeziydi. Aziz Remi’nin piskoposluğu sırasında Clovis, Hıristiyanlığı burada kabul etti; Fransa kral­ları, bu olaydan sonra bu şehirde taç giy­meğe başladılar; 1548′de bir üniversite ku­ruldu. Birinci ve İkinci Dünya savaşların­da şehir, bombardımanlardan büyük zarar gördü.

• Askerî tarih. Belçika ile Bourgogne ve Paris ile Lorraine arasındaki ulaşım yol­larının kavşak noktasında olan Reims he­men her devirde askerî açıdan önemli rol oynamıştır. 1 Eylül 1914′te Almanlar ta­rafından işgal edilen şehir, 13 eylülde Fran­sızlar tarafından geri alındı ve o tarihten itibaren Fransa sınırları içinde kalmakla beraber çeşitli savaşlara sahne oldu. Ge­neral Eisenhower ve müttefik genelkurmay başkanları, 7 mayıs 1945′te alman generali Jodl’un teslim olma teklifini burada ka­bul ettiler.

• Güzel sanatlar. Şehirde Roma devrin­den kalma birçok kalıntı vardır. Bunlar arasında «Mars kapısı» adı verilen bir za­fer takı ile bir amfiteatr sayılabilir. Reims’te Ortaçağdan kalma en eski kilise Saint-Remi’dir. Ayrıca, büyük bir kısmı XIII. yy.da yapılmış, ama birçok değişikliğe uğ­ramış ve Birinci Dünya savaşında çok za­rar görmüş olan Saint-Jacques kilisesini de anmak gerekir Şehrin katedrali ise, Ortaçağdan kalma en ilgi çekici binadır.

1211′de eski bir karolenj tapınağının ka­lıntıları üzerine inşa edilen bu katedralin yapımı ancak XIII. yy. sonuna doğru ta­mamlanabildi. Yapımında çalışan ustala­rın adları katedralin içindeki bir labirent­te yazılıdır: Jean d’Orbais, Bernard de Soissons ve ana cepheyi yapan Robert de Coucy. Çeşitli atelyelerde yapılmış olan ve katedralin dış kısmını süsleyen heykel grupları (Tebşir, Meryem’in Ziyareti, Mer­yem’in Kiliseye Takdim Yortusu; Gülüm­seyen Melek, Havva, «Philippe Auguste» adlı kral) gotik fransız sanatının en güzel örneklerindendir. Koro yerinin vitrayları XIII. yy.dan kalmadır. Reims, müzelerinin zenginliği bakımından da önemli bir şehir­dir. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİMS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİCHSKAMMERGERİCHT

Tarih 26 Haziran 2009

REİCHSKAMMERGERİCHT i. («impara­torluk adalet divanı» anlamında alm. k.). 1495′te Maximilian I tarafından kurulan imparatorluk mahkemesi. (Roma hukuku­na ve kilise hukukuna dayanan bu mahke­me, sözü geçen hukukların Almanya’da ya­yılmasında önemli rol oynadı; 2 başkanı, 16 başkan yardımcısı, 30 vekili ve 12 avu­katı vardı. Frankfurt-am-Main’da, sonra Speyer’de [1527] ve Wetzlar’da [1693] top­landı.) [L]

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCHSKAMMERGERİCHT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİCHENAU (Walter von)

Tarih 26 Haziran 2009

REİCHENAU (Walter von), alman ma­reşali (Karlsruhe 1884-Rus cephesinde 1942). Bir büyükelçinin oğlu.

Birinci Dünya sa­vaşında Prusya Süvari Muhafızı tümenin­de hizmet gördü. 1930′da Königsberg’de Blomberg’in kurmay başkanı oldu, çok geçmeden Savunma bakanlığına çağrıldı ve silâhlı kuvvetlerin koordinasyonu ile gö­revli yeni Wehrmachtamt servisini yönetti. 1935′te yerine Keitel geçti. 1938′de Leipzig Bölgeler grubu kumandanlığına getirildi. Ordunun nazi rejimine bağlanmasından ya­naydı.

Kendisini çok seven Hitler tarafın­dan Polonya ve Fransa’da ordu kuman­danlığına tayin edildi. Temmuz 1940′ta mareşalliğe yükseltildi. 1941′de Doğu cep­hesinde bir orduya kumanda etti. Sonra aynı yılın aralık ayında Rundstedt’in ye­rine Güney Orduları grubunun başına ge­tirildi. Kısa bir süre sonra kalp krizinden öldü. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCHENAU (Walter von) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Regensburg diyeti kararı

Tarih 26 Haziran 2009

Regensburg diyeti kararı, Kutsal Roma Germen imparatorluğunun parçalanmasına yol açan karar (1803).

Luneville antlaş­ması (1801), Ren’in sol kıyısında malları­nı kaybetmiş alman prenslerine tazminat vermeyi öngörüyordu. Müzakereler Paris’­te Napolyon ile ilgililerce satın alınan Talleyrand tarafından yürütüldü. Fransa’da hazırlanan karar, 24 mart 1803′te Regens­burg diyeti tarafından onaylandı ve 27 ni­sanda imparator Franz II de bunu imza­ladı.

Bu karar katolik prenslerini Protestanla­rın yararına olarak zayıflatıyordu. Alman devletlerinin sayısı iyice azalmıştı. Serbest şehirlerin sayısı 51′den 6′ya (Bremen, Ham­burg, Lübeck, Nürnberg, Augsburg ve Frankfurt) indirildi ve yüz yıllık kilise prenslikleri laikleştirildi. Artık yalnız bir tek kilise seçicisi vardı, o da Regensburg’a nakledilen Mainz seçicisiydi. «İmparator­luk başşansölyesi» ve «Diyet başkanı», un­vanlarını taşıyordu. (Bk. DALBERG.)

Bu karardan en çok yararlanan Paderborn, Hildesheim, Erfurt ve kısmen de Münster piskoposluklarıyle genişleyen Prusya> Jülich, Zweibrücken ve Rheinland – Pfaiz’a karşılık Freising piskoposluğu ile Passau piskoposluğunun bir kısmını alan Bavye­ra; Ren’in sağ kıyısında Basel, Strasburg Speyer piskoposluklarıyle serbest Mannheim ve Heidelberg şehirlerini alan Baden prensliği idi. Toscana dukası Salzburg ve Eichstatt piskoposluklarını, Hanover’li Georg III Osnabrück’ü, Avusturya, Trento, Brixen piskoposluklarını ve Passau pisko­posluğunun bir kısmını aldı.
Baden-Württemberg ve Hessen-Kassel’in protestan prensleri için yeni seçicilikler kuruldu ve bu da Seçiciler meclisinde beş katoliğe kar­şı Protestanların sayısını altıya çıkardı; böylece Prensler meclisinde Protestanların oy sayısı 54′e karşı 70′e çıktı. Böylece, Almanya’da Avusturya etkisi Fransa’nın yararına olarak geriliyordu. Regensburg ka­rarı, fiilen Kutsal imparatorluğun sonunu gösteriyordu. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Regensburg diyeti kararı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REFERANDUM

Tarih 26 Haziran 2009

REFERANDUM i. (fr. referendum’dan). Siyaset ve Huk. Siyasî iktidar tarafından alınan bir kararın idare edilenler tarafın­dan kabul edilip edilmediğini ortaya ko­yan halkoyuna başvurma usulü.

— ANSİKL. Halkın doğrudan doğruya yö­netime katılması iki şekilde olabilir. Birin­de (buna «dolaysız demokrasi» adı verilir), vatandaşlar, belirli zamanlarda, siyasî ve idarî kararlara katılmak üzere genel ku­rul halinde toplanırlar. Eskiçağ sitelerinde bu kurul, gerçek bir hükümet organı öde­vi görürdü ama site halkının yalnız bir kısmı vatandaş sayılıyordu.

İsviçre’nin üç kantonunda (Glaris, Appenzell, Unterwald) ve bazı amerikan komünlerinde, yılda bir kez toplanan genel kurulun görevi ancak yöneticileri denetlemekten ibarettir. Hal­kın yönetime katılmasının ikinci şeklinde ise (buna «yarı dolaysız demokrasi» denir) seçmenlerin görevi, basit temsilî rejimde olduğu gibi, temslicileri seçmekten ibaret değildir; seçmenler, günlük dilde çok zaman referandum ortak adı altında birbiri­ne karıştırılan çeşitli ve değişik usullerle, gerek yasama yetkisine, gerek anayasa yap­ma yetkisine katılmış olurlar.

Bu çeşitli usuller şunlardır: .
• Halk vetosu. Kanun, parlamento tara­fından hazırlanır ve yürürlüğe konmadan önce halka bildirilir. O zaman seçmenle­rin bir dilekçe verme hakkı vardır; eğer kanuna karşı olanlar yeterince imza top­layabilirlere, bu kanunun onaylanması ve­ya kaldırılması konusunda bir referanduma başvurulur; eğer referandum yapılması le­hinde kullanılmış oylar yetersiz ise, kanun onaylanmış sayılır. Böyle bir sistem Fran­sız ihtilâlinden sonra, Yıl I’in «Montagnarde» Anayasasınca öngörülmüştü. Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri, mahallî anayasalarında bu sisteme yer vermişler­dir.

• Seçme. Hükümet, seçmenlere birkaç çö­züm yolu sunar, seçmenler bunlar arasın­dan birini seçerler. Meselâ 21 ekim 1945′te hükümet, Fransızlara şunu sormuştu:

a) aynı gün seçtikleri meclis, yeni bir ana­yasa hazırlamakla görevli bir kurucu mec­lis mi olacak, yoksa 1875 Anayasası ka­nunları çerçevesinde (senato o zaman iki ay içinde seçilirdi) çalışan bir milletvekilleri meclisi mi olacak;
b) bu meclis bir kurucu meclis ise, yetkileri sınırsız mı ola­cak, yoksa ek bir geçici anayasa mı yü­rürlüğe konacak?

• Anayasal referandum. Yeni anayasalar veya anayasa tadili tasarıları seçmenlere sunulur. Fransa’da birkaç anayasa için bu yola başvuruldu.
İsviçre’de, anayasal referandum, gerek fe­deral alanda, gerek kantonlar alanında, mecburîdir.

• Yasama referandumu. Hükümet ve par­lamento, organik veya alelade bir kanun teklif veya tasarısını halkın onayına su­nar. 1952 Fransız Anayasası toplantılar sü­resince hükümetin veya iki meclisin, res­mî gazetede yayınlanan teklifini referan­duma sunma hakkını cumhurbaşkanına ve­rir.
Ancak bunların, amme yetkilerinin teş­kilâtlanmasına ilişkin veya Anayasaya ay­kırı olmamakla birlikte, kurumların çalış­masında aksaklıklar yaratması muhtemel bir devletlerarası antlaşmanın onaylanmasıyle ilgili kanun teklifleri olması gerekir. Burada sınırlı konular üstünde ihtiyarî bir referandum söz konusu demektir.

Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri ihtiyarî referandum, bazıları ise mecburî referan­dum usulünü uygular.
İsviçre’de, yasama referandumu, federal alanda ihtiyarîdir (30 000 vatandaşın veya 8 kanton hükümetinin talebi gerekir). Ama bütçe, malî kanunlar ve üyelerin mutlak çoğunluğuyle meclislerin âcil kararını al­dıkları kanunlar için referanduma gidile­mez. Kantonlar alanında ise bazen mec­burî, bazen ihtiyarîdir.

• Danışmak referandum. Resmî makam­lar, seçmenleri danışmalı bir referanduma da çağırabilirler. 1852 Fransız Anayasası­nın bu tür bir istişareyi öngördüğü anlaşılıyorsa da, bu yola hiç başvurulmamıştır.

• Halk teşebbüsü. Vatandaşların teşeb­büsüne katılma hakkına bu ad verilir. Bu­rada, kaleme alınmış bir kanun teklifi üs­tünde veya ilân edilmiş bir reform konu­sunda belirli sayıda imza toplamak söz ko­nusudur (yazılı teşebbüs). Dilekçe kanunî sayıda imzayı toplayabildiği zaman (İsviç­re’de federal kanunlar için 50 000) gerçek bir referanduma gidilir.
Bazı anayasalar (İsviçre, Kuzey Amerika’­nın bazı eyaletleri) bir dolaysız teşebbüs öngörürler; bu yolla kabul edilen tasarı, kanun hükmündedir.

Bazı anayasalar (Ku­zey Amerika’nın çeşitli eyaletleri) ise, do­laylı teşebbüsü öngörürler. Bu durumda teklif veya reform bildirisi parlamentoya su­nulur; parlamento onaylar veya reddeder; bazı hallerde, parlamentonun kabul ettiği metin yeniden bir yasama referandumuna sunulur.
İsviçre’de, federal işlerde, halk teşebbüsü ancak Anayasa konusunda işe karışabilir. Bu sınırlamanın sakıncası, Anayasaya, am­me yetkilerinin teşkilâtlanmasını hiç bir surette ilgilendirmeyen tedbirlerin sokulma­sıdır. Kantonlarda ise, halk teşebbüsü, ge­rek Anayasa alanında, gerekse yasama ala­nında uygulanır.

* Referandum – hakemlik. İki savaş ara­sında yürürlüğe giren bazı avrupa anaya­saları, yürütme kuvveti ile yasama kuv­veti arasındaki anlaşmazlılkarda hakemliği reform aracılığıyle halka tevdi etmeyi ön­görmüştür. General de Gaulle’ün de 1958 Anayasasını bu açıdan yorumladığı söyle­nebilir. Referandumun demokratik niteliği reddedilemez. Çünkü halka, bu yolla, bazı kararların alınmasına doğrudan doğruya katılma imkânı sağlanır (Duguit, seçmen kitlesinin şu veya bu kanun tasarısı üstün­de fikir beyan ederken yetenekli temsil­ciler seçmek istediği zamankinden daha isabetli davrandığını öne sürer).

Ama buna karşılık referandum, bir yandan muhafaza­kâr niteliği dolayısıyle (İsviçre’de reform tasarılarının çoğu statükoyu korumak üze­re reddedilmiştir) ve öte yandan da seç­menin çok zaman referandum kavramıyle plebisit kavramını birbirine karıştırıp met­nin kendisinden çok kendisine bu metni sunan ve işbaşında bulunan devlet ada­mını göz önünde tutarak oy kullanması sebebiyle kınanmıştır.

• Türkiye’de 1961 Anayasası tasarısı, Ku­rucu meclis tarafından hazırlandıktan son­ra halkoyuna sunuldu. Milletlerarası hukuk dışında yurt içinde ilk olarak başvu­rulan bu referandum, 28 mart 1961 tarihli ve 283 sayılı, Anayasanın Halkoyuna Su­nulması Hakkında kanun hükümlerine uyularak yapıldı. Anayasa tasarısının halkoyu­na sunulması Kurucu Meclis Teşkili Hak­kında kanunla öngörülmüş, hattâ yine bu kanunla, referandum sonucunda Anayasa­nın reddi halinde, her 100 000 nüfus için bir üye hesabiyle ve yeni seçim kanunu hükümlerine göre yeni bir Temsilciler mec­lisinin seçileceği ve bu suretle yeni bir ta­sarı daha hazırlanacağı belirtilmişti.

Referandumu düzenleyen kanuna göre, seçme yeterliği bulunan her vatandaş, seçmen kütüğüne kayıtlı olmak şartıyle halkoyuna katılabilecekti. Anayasayı kabul eden seç­menler, üzerinde «evet», kabul etmeyenler de üzerinde «hayır» yazılı pusulaları kullan­dılar. Bu oy pusulaları değişik renklerde yapıldı. Seçim kurulu, Anayasanın halko­yuna sunulmasında uygulanacak esasları ay­rıca açıklamıştı.

Bu açıklamaya göre, ken­dilerine oy verme gününe kadar seçme yeteneğini kaybettiğine dair yetkili merci­lerden resmî belge gelmiş bulunanlar, seç­men kütüğünde yazılı olsalar bile oy vere­meyeceklerdi. Oy verme süresi saat 8′den 17′ye kadardı. Seçim çevresi, seçim bölgesi ve sandık bölgeleriyle propaganda, araç­ların sağlanması, sandık kurulu üyelerinin ant içmeleri, görev ve yetkileriyle oy ver­me yeri, oy verme sırasındaki işler konu­sunda genel seçim kuralları uygulandı. Re­ferandumda kullanılan oy pusulaları 7×10 sm ölçüsünde, 24 puntoluk harflerle beyaz renktekilerin üzerine «evet», açık kırmızı renktekilerin üzerine de «hayır» yazılmak suretiyle hazırlanmıştı.

Bu pusulaların içi­ne konulacağı zarflar, ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mühürleriyle mühürlendi. Seçmen, çift mühürlü zarflardan birini al­dıktan sonra kapalı oy verme yerine gide­cek ve burada bulunan «evet» veya «hayır» ibaresini taşıyan pusulalardan dilediğini bu zarfa koyarak zarfın ağzını bizzat kapat­tıktan sonra, eliyle sandığa atacaktı. Her iki pusulanın da bulunduğu zarflar geçer­siz sayıldı. Bir zarfta aynı renkte birden fazla oy pusulası çıktığı takdirde bu, bir oy sayıldı.

O tarihte Türkiye’nin nüfusu 27 818 248 idi ve bunun 18 992 740′ı köy ve bucaklarda, 8 825 508′i de şehirlerde yaşamaktaydı. Seç­men sayısı da şöyle tespit edilmişti: köy ve bucaklarda
8 693 465 (yüzde 45,8), şe­hirlerde 4 054 436 (yüzde 45,9); toplam 12 747 901 (yüzde 45,8). Referandum 15 tem­muz 1961 günü yapıldı. Köy ve bucaklar­da 42 256, şehirlerde 13 793 sandıkta oy kullanıldı. Sayım sonunda köy ve bucak­larda 7 245 158 (yüzde 83,3), şehirlerde ise 3 075 593 (yüzde 79,9) kişinin oy kullan­dığı anlaşıldı.

Geçerli oyların sayısı şöy­leydi: köy ve bucaklarda 7 215 101 (yüzde 60,5), şehirlerde 3 066 935 (yüzde 64,7). Ana­yasa geçerli oyların yüzde 61,7’siyle onay­lanmış oldu, oy sahiplerinin yüzde 38,3′ü de Anayasaya «hayır» dedi. Bu suretle re­feranduma sunulan 1961 Anayasası 9 tem­muz 1961 günü 3 934 370 hayır oyuna karşı 6 348 191 evet oyuyle kabul edildi. (LM)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REFERANDUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REDİ (Francesco)

Tarih 25 Haziran 2009

REDİ (Francesco), italyan bilim adamı ve yazarı (Arezzo 1626-Pisa 1698). Tıp ve felsefe doktorası yaptı (1647).

Bütün bilim dalları­nı inceledi; başta klasik diller olmak üzere birçok dil öğrendi. Günümüzdeki roman dilleri ve lehçebilim çalışmalarının öncüsüdür. Crusca akademisine başkan oldu. Vocabolario’ya büyük katkılarda bulundu (bu arada yabancı metinlerden aktarmalar da yaptı). Bugün Lavenziana’da bulunan de­ğerli bir kütüphane meydana getirdi. Ferdinando II ile Cosimo III’ün «başhekimi»ydi; büyük dukalık sarayında ve Accademia del Cimento’da çeşitli «tabiî deneyler» yaptı.

Ti­tiz bir gözlemci ve başarılı bir deneyci olan Redi, en güç biyoloji meselelerini ele aldı. Böcek nesillerinin kendiliğinden oluştuğu­nu öne süren eski efsaneyi yıktı; sineklerin, kokmuş etler üstüne başka sineklerin yu­murta bırakması sonucunda ortaya çıktığını ispatladı (1668). Ayrıca insan vücudundaki asalak kurtlar ve birçok hayvan üstüne ilk geniş ve metotlu araştırmayı yapan bilgin de Redi’dir; bundan dolayı parazitoloji (1684) biliminin kurucusu sayılır. Redi’nin küçük eserlerinden birçoğunda çok önemli gözlem­ler vardır (engerek yılanının zehiri [1664], çeşitli bitkilerin külünden elde edilmiş su­dan çıkarılan sunî tuzlar v.b.).

Hekim ola­rak da büyük ün ve servet kazandı. Consulti adlı eserinden gözlem ve deneye daya­nan bir metot ortaya koydu. İlmî yazı­ları, mükemmel bir üslûp ve arı bir dille yazılmıştır. Consulti ve öbür eserleri edebî yönden büyük önem taşır. Bacco in Toscana (Bacchus Toscana’da) adlı ünlü dithy-rambos’u, Bacchus’un tattığı çeşitli şarap­ların övgüsünü yapar. Kitap, kapsadığı şiir­lerin mükemmelliği, dil ve veznin ustalığı sayesinde ün kazandı. Redi, od’lar, küçük şarkılar, bürlesk şiirler ve soneler de yazdı. Ayrıca Lettere Famigliari (Samimî Mektup­lar) adlı bir eseri vardır. (M)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REDİ (Francesco) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Rebecca Riots

Tarih 25 Haziran 2009

Rebecca Riots, 1843′te Galler ülkesini karıştıran olaylara verilen ad.

Kışkırtıcıla­rın çoğu kadın kılığına girmiş olduğu için başkanları «Rebecca» adını almıştı. Ayaklanmanın sebebi, köylülerin sefaleti, «Poor Laws» (Yoksullar kanunu) reformu ve workhouse’ların (işevleri) kurulmasıydı. (L)

REBECQUE (Benjamin CONSTANT DE). Bk. CONSTANT DE REBECQUE.

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rebecca Riots hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REAGAN (Ronald Wilson)

Tarih 25 Haziran 2009

REAGAN (Ronald Wilson), amerikalı si­nema oyuncusu ve siyaset adamı (Tampico, İllinois 1911).

Elliye yakın filim çevirdi (1937-1942 ve 1945-1964), Hollywood’daki oyuncuların en güçlü sendikası olan Sereen Actors Guild’ın başkanlığını yaptı (1947-1952 ve 1959-1960). John Birch society ile yakın dostluk kurdu. Kasım 1966′da Kali­forniya valisi seçildi. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REAGAN (Ronald Wilson) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Razgrad hadisesi

Tarih 24 Haziran 2009

Razgrad hadisesi, istanbul’da meydana ge­len öğrenci olayı (20 nisan 1933).

Bulgaris­tan’da Türklerin yaşadığı Razgrad kasaba­sındaki türk mezarlığı, Rodna Zaştita (Va­tan Savunması) adlı bir kuruluşa bağlı Bul­garlar tarafından tahrip edildi (17 nisan 1933). Olay, kısa süre içinde Türkiye’de du­yuldu. Gençler, M.T.T.B.’nin yöneteceği bir protesto mitinginin hazırlığına giriştiler. An­cak miting müracaatı resmî makamlarca ka­bul edilmedi.

Bir grup genç Bulgar konso­losluğunun önünde toplandı (nisan 1933). Çoğunluğu darülfünun öğrencisi olan toplu­lukta M.T.T.B. başkanı Tevfik İleri, Cihat Baban, Lebit Yurtoğlu vardı. Konsolosluk önünde Tevfik İleri’nin yaptığı konuş­madan sonra öğrenciler Feriköy’deki Bulgar mezarlığına yürüyerek, buraya bir çelenk bıraktılar. Resmî makamlar, olaya adı karı­şan 80 kadar öğrenciyi gözaltına aldı. Bun­lardan 23′ü tutuklandı. Altı gün sonra ser­best bırakılan öğrenciler, yargılanmaları so­nucu aftan yaralandılar. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Razgrad hadisesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYLEİGH

Tarih 24 Haziran 2009

RAYLEİGH (John William STRUTT, üçün­cü —baronu), ingiliz fizikçisi (Langford Grove 1842-Witham, Essex 1919).

Cambridge üniversitesinde okudu. 1879′da, Maxwell’den sonra aynı üniversitenin fizik profesörü ol­du ve 1887′ye kadar bu görevde kaldı. O tarihte, Tyndall’den boşalan Tabiat Felse­fesi kürsüsünü yönetmek için Londra Kral­lık enstitüsüne çağrıldı. 1905′te Royal Society başkanlığına, 1908′de Cambridge üni­versitesi şansölyeliğine, 1910′da da Paris Bi­limler akademisi yabancı üyeliğine seçildi.

Lord Rayleigh, fiziğin bütün dallarında ilgi çekici eserler verdi. Tek moleküllü ince elektron tabakalarını inceleyerek, bazı mo­leküllerin boyutlarını belirledi ve Avogadro sayısının değerini hesapladı (1892). Sıvıların yüzeyindeki duraklı dalgaları, ince lamların titreşimini, kılcallık olayını ve yüzey geri­limlerini inceledi. Gazların yoğunluklarını kesinlikle belirledikten sonra, Ramsay ile birlikte argon’u keşfetti. Işığın dağılması ve gökyüzünün rengi üstüne yaptığı ünlü araş­tırmaları da anılmağa değer. Lord Rayleigh’ın kaleme aldığı monografiler, Cambrid­ge üniversitesinin yayımladığı «Scientific Papers»ta çıktı (1904 Nobel Fizik ödülü). [L]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYLEİGH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAVAİLLAC (François)

Tarih 24 Haziran 2009

RAVAİLLAC (François), fransız suikastçi-si (Touvra, Charente 1578 – Paris 1610). İlkokul öğretmeniydi. Sonra citeaux rahip­leri manastırına girdi, garip hareketleri yü­zünden buradan kovuldu.

Kralın öldürülme­sini haklı gösteren yazıların etkisiyle Pa­ris’e gitti. Avusturya ile ilişkisini kesmeğe hazırlanan Henri IV’ü öldürmek için bir bıçak çaldı. Günah çıkardıktan sonra Ferronnerie sokağından Arsenal’e giden kralın arabasını takip etti. Yolu tıkayan arabanın sebep olduğu karışıklıktan yararlandı, kra­la hücum ederek bıçağını göğsünün yan ta­rafına iki defa sapladı; kral. o anda öldü. Başkan Harlay’ın yönettiği davalarda Ravaillac suç ortakları olmadığını söyledi.

Bunu işkenceler yapılırken de tekrarladı. Tek başına hareket ettiğine ant içtikten sonra papaz tarafından günahları çıkarıldı. Kollarından ve ayaklarından atlara bağla­nıp parçalatıldı (27 mayıs). [L]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVAİLLAC (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAUF YEKTA BEY

Tarih 24 Haziran 2009

RAUF YEKTA BEY, türk müzikologu, bes­tecisi ve neyzen (İstanbul 1871 – ay.y. 1935).

Ahmed Arif Beyin oğlu. Mahmudiye rüştiye­si ve Lisan mektebini bitirdi. Zekâi Dede’den musiki, Salih Zeki’den fizik dersleri aldı. Tambur ve ney çalmakta ustaydı. Ba­bıâli kalemlerinde çalıktı. Divanı Hüma­yun beylikçi muavinliğinden emekliye ay­rıldı. İstanbul konservatuvarı kurulmadan önce Dârülelhan adını taşıyan musiki oku­lunda alaturka musikisi nazariyatı ve tarihi dersi verdi. Ney öğretmenliği yaptı.

Konservatuvarda öğretmen olarak çalıştı. Bu­rada Alaturka şubesi kaldırıldıktan sonra kurulan Eski Eserleri Tasnif ve Tespit he­yeti başkanlığında görev aldı. Konservatuvarda bir kütüphane kurulmasını sağladı. Şehbal dergisi ve İkdam gazetesinde musi­kiyle ilgili birçok yazısı yayımlandı. Doğu musiki tarihi ve türk musikisi nazariyatıyle ilgili olarak küçük risaleler çıkardı.

Bunlar­dan ancak Zekâi Dede, ismail Dede Efendi ve Hoca Abdülkadir Meragî ile ilgili olan­lar yayımlanabildi (1900). Rauf Yekta Bey Yenikapı mevlevîhanesinin son neyzenbaşısıydı. Bestelediği eserler arasında Yegâh Mevlevi Âyini; Tahir Buselik Kâr’ı, dört Peşrev’i, dört Saz Semaîsi; Nakış Beste’si; üç Ağır Semai’si, bir ilâhi’si bir Tekbir’i', dört Mars’ı, bir Fantezi’si ve dört Şarkı’sı bugüne kalmıştır. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUF YEKTA BEY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAUF PAŞA (Şerif Mehmed)

Tarih 24 Haziran 2009

RAUF PAŞA (Şerif Mehmed), türk devlet adamı (İstanbul 1838-ay.y. 1923).

Bosna va­lisi Osman Şerif Paşanın oğlu. öğrenimini özel hocalardan gördü, iki yıl Paris’te oku­du. Dönüşünde Babıâli Tercüme kalemin­de devlet hizmetine girdi. Çeşitli kaymakam­lık ve mutasarrıflıklarda bulundu. Uzun sü­re Kudüs mutasarrıfı olarak kaldıktan sonra Beyrut, Bitlis, Elazığ, Suriye, Erzurum ve Selanik’te valilik ve ikinci Meşrutiyet’ten sonra birkaç gün İstanbul şehreminliği yap­tı.
Daha sonra Halep ve İzmir valiliklerine gönderildi. Tevfik Paşa kabinesinde on beş gün kadar dahiliye nazırlığında bulundu. Mısır’a fevkalâde komiser tayin edildi. Bu­radan dönüşünde Şûrayı Devlete, daha son­ra Ayan meclisine başkan oldu. (m)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUF PAŞA (Şerif Mehmed) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATTAZZİ

Tarih 24 Haziran 2009

RATTAZZİ (Urbano, — kontu), italyan si­yaset adamı (Alessandria 1808-Frosinone 1873).

Avukattı. Hukuk profesörü oldu. Torino parlamentosuna seçildi (1848), burada Merkez solu yönetti. Eğitim ve adalet ba­kanlığı yaptı ve hükümeti Avusturya ile mütarekeyi bozmağa teşvik etti (mart 1849). Meclis başkanı (1852) olarak Cavour’a Connubio koalisyonu içinde Merkez solun des­teğini sağladı.
Adalet bakanı oldu (1853). İç­işleri bakanıyken (1855-1858) Cavour ile bo­zuştu. La Marmora kabinesinde yeniden görev aldı (1859-1860). Başbakan olunca (mart-aralık 1862) Garibaldi’yi Güney İtal­ya’da harekete geçmeğe teşvik etti ve onun Aspromonted’e esir düşmesi üzerine istifa etmek zorunda kaldı.
Ricasoli’nin yerini al­dı (nisan-ekim 1867). Garibaldi’yi tekrar Roma’ya karşı kışkırttı ve Mentana savaşı ari­fesinde çekildi. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATTAZZİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATHENAU (Walther)

Tarih 24 Haziran 2009

RATHENAU (Walther), alman siyaset adamı (Berlin 1867 – ay.y. 1922), A.E.G. şir­keti müdürü Emil Rathenau’nun oğlu.

Son­radan babasının yerine geçti. Birinci Dün­ya savaşında Hammaddeler ofisine başkan, kalkınma bakanı (mayıs-ekim 1921) oldu ve Loucheur ile, tazminatların kısmen aynî olarak ödenmesiyle ilgili Wiesbaden anlaş­masını görüştü. 31 Ocak 1922′de dışişleri ba­kanlığına getirildi, Cenova konferansında (nisan-mayıs) Almanya’yı temsil etti ve Çiçerin ile Rapallo antlaşmasını imzaladı.

Müttefiklerle tekrar iktisadî ilişkiler ku­rulmasını salık veren ve sanayide sosyali­zasyonu gerçekleştirmek isteyen bu büyük yahudi sanayici, milliyetçilerin ve yahudi aleyhtarlarının düşmanlığını üstüne çekti. Meçhul kimseler tarafından öldürüldü. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATHENAU (Walther) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATAJ (Maciej)

Tarih 24 Haziran 2009

RATAJ (Maciej), polonyah siyaset adamı (1884 – Polmiry, Varşova yakınları 1940). Köylü partisi lideriydi. Millî Eğitim ba­kanı (1921 – 1922), Diyet meclisi başkanı (1922 – 1928) oldu.

Pilsudski’nin hükümet darbesinden sonra (1926) birkaç hafta cum­hurbaşkanlığı yaptı. Polonya’nın işgal edil­diği ilk günlerde Almanlar tarafından kur­şuna dizildi. (L) .

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATAJ (Maciej) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAZUMOVSKİY (Aleksey Grigoryeviç)

Tarih 24 Haziran 2009

RAZUMOVSKİY (Aleksey Grigoryeviç), rus saray adamı (Çernigov, Ukrayna 1709-Petersburg 1771). imparatorluk şapelinde kantordu, Büyük Petro’nun kızı Yelizaveta’nın dikkatini çekti.

Razumovskiy Yeli-zaveta’ya çariçe olması için yardım etti. Mabeyinci, kont ve tümgeneral olan Razumovskiy siyasete karışmak istemedi. — Erkek kardeşi KİRiLL (1728-Baturin 1803), Yelizaveta’nın yeğenlerinden biriyle evlen­di, kont unvanını aldı, yirmi iki yaşında Petersburg Bilimler akademisi başkanlığına getirildi; son Ukrayna atamanı oldu (1750 -1764). [L]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAZUMOVSKİY (Aleksey Grigoryeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RASPUTİN (Grigoriy Yefimoviç)

Tarih 23 Haziran 2009

RASPUTİN (Grigoriy Yefimoviç), rus ma­ceracısı (Pokrovskoye, Tobolsk yakınları 1872- Petrograd 1916).

Okuma yazma bilme­yen bu köylü asıllı keşiş, keramet sahibi olarak tanınması ve çevirdiği entrikalar sa­yesinde, 1905′ten itibaren çariçe Aleksandra Fyodorovna’nın güvenini kazandı. Daha 1907′de, çariçenin etkisi altında olan güç­süz Nikolay II, bu sefih adama körükörüne bağlandı. Gerek Nikolay, gerek çari­çe, Rasputin’e, hemofiliye yakalanan çareviç Aleksey’in kurtarıcısı gözüyle bakıyor­lardı. Bu durumdan yararlanan Rasputin, kendine düşman olanları saraydan attırmak ve onların yerine para karşılığında hima­yesi altına aldığı kimseleri getirmek için hükümdarların halkla bütün ilişkilerini kes­ti.
Birinci Dünya savaşı başlarında Rusya’­nın içine düştüğü nazik durum, şubat 1916′da Stürmer’i meclis başkanlığına zorla kabul ettiren Rasputin’in, hükümdarlar üstündeki vesayetini dayanılmaz hale soktu. Raspu­tin’in bu müdahalesi, Duma başkanı Rodzyanko, saray mareşali Voyeykov ve ana imparatoriçe tarafından resmen açıklandı. Nikolay II, Rasputin’e olan güvenini hâlâ kaybetmemişti. Rasputin çarın iki akrabası (prens Yusupov ve büyük dük Dmitriy) ve bir sağcı milletvekili (Purişkeviç) tarafın­dan öldürüldü. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASPUTİN (Grigoriy Yefimoviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RASPAİL (François Vincent)

Tarih 23 Haziran 2009

RASPAİL (François Vincent), fransız siya­set ve bilim adamı
(Carpentras, Vaucluse 1794-Arcueil, Paris 1878).

Cumhuriyetçi fi­kirleri benimsedi; Babylone sokağındaki bir kışlanın ele geçirilmesi sırasında yaralandı (temmuz 1830). Kendisine nişan ve­rildi, ama kralın teklif ettiği fahrî görev­leri kabul etmedi. Tersine cumhuriyetçi ku­ruluşları destekledi ve hattâ bu tür kuru­luşlardan biri olan Halk Dostları derneği­nin başkanı oldu. Fakat derneğinin ilerigelenleriyle birlikte tutuklanarak mahkûm edildi (1832).
Bundan sonra hayatının bü­yük bir kısmını hapiste veya sürgünde ge­çirdi, ama yine de siyasî ve bilimsel çalış­malarını sürdürmeyi başardı. 25 Şubat 1848′de Paris’te Belediye sarayında cumhuriyeti ilk olarak o ilân etti; Ami du Peuple gaze­tesini kurdu. Geçici hükümeti, siyasî ve sosyal meselelerle yeterince uğraşmamakla suçladı.

1849 Nisan’ında, 15 mayıs 1848 olaylarına katıldığı için altı yıl hapse mah­kûm edildi; bu mahkûmiyeti sürgüne çevril­di ve Belçika’ya yerleşti. 1859′da affa uğra­dı, 1863′te Fransa’ya döndü ve cumhuri­yetçi milletvekili seçildi (1869-1870; 1876-, 1878). Kimya ve tıpla ilgilendi ve bu konularda halkın anlıyabileceği dilde birçok eser yayımladı: Le Medecin des Familles (Ailelerin Hekimi) [1843], Manuel de la Sante (Sağlık El Kitabı) [1846]. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASPAİL (François Vincent) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RASMUSSEN (Knud)

Tarih 23 Haziran 2009

RASMUSSEN (Knud), danimarkalı kutup kâşifi (Jakobshavn 1879-Kopenhag 1933).

Mylius-Erichsen’in seferine katıldı, sonra Grönland’ın kuzeyinde bir etnografya se­ferine başkanlık etti (1906-1908). 1912′den itibaren Thula istasyonundan hareket ede­rek, aynı yollardan Amerikan Arktiğine yapılan beş seferi düzenledi veya yönetti. Araştırmalarını Bering boğazına kadar iler­letti. Kuzey Amerika Eskimolarının yaşa­yış ve medeniyetlerini inceledi. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASMUSSEN (Knud) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAPPAPORT (Emil Stanislaw)

Tarih 23 Haziran 2009

RAPPAPORT (Emil Stanislaw), polonyalı hukukçu (Varşova 1877-Lodz 1965). Avu­katlık, profesörlük ve hâkimlik yaptı. Yük­sek mahkeme hâkimliğine getirildi. 1927′de çeşitli devletlerin ceza hukuklarında bir bir­lik sağlamak amacıyle Varşova’da toplanan ilk milletlerarası konferansa başkanlık etti. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAPPAPORT (Emil Stanislaw) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANGOON

Tarih 22 Haziran 2009

RANGOON, Birmanya’nın başkenti ve Pegu idare bölümünün merkezi, Rangoon ır­mağı kıyısında, Martaban körfezine 34 km uzaklıkta; 737 000 nüf. Ülkenin en büyük şehri ve başlıca limanı olan Rangoon, Bir­manya demiryolu ağının merkezidir. Tersa­neler; bıçkıhaneler; çeltik fabrikaları.
• Tarih. Modern şehrin gerisinde pirinç tar­laları ve mangrov bataklıklarıyle örtülü ge­niş deltanın tek tepesi yükselir. Daha Tarih öncesinde yerleşilen şehirde M.S. ilk yüzyıllarda önemli bir buddha tapınağı (bugün Şve Dagon pagodası) kuruldu, O ta­rihte çok küçük olan şehrin adı Asitnagora Paukkaravati idi; Ortaçağda, Aşağı Birmanya’ya hâkim oîan Mon kralları zama­nında Okkala adını aldı. Şehrin geçmişiyle ilgili ük tarihî kayıt 1372′de Hanthavaddi kralı Binya U’nun ziyaretini anlatır.
Yavaş yavaş güneye doğru inen birmanyalı fatih Alompra (Alaungpaya) Mon ha­nedanınım yendi ve 1755′te ele geçirdiği Okkala’ya (Dagon) «savaşın sonu» anlamı­na gelen «Yangon» adını verdi. Eski pagoda’nın yanında gelişen şehir, kral Bagyidav zamanında (1819-1837) kıyıya doğru kaydı, çevresi tahkim edildi. 1824′te İngilizler ta­rafından işgal edilen şehir iki yıl sonra Birmanyalılara geçti. Fakat İngilizler 1852′de burayı yeniden ele geçirdiler ve 90 yıl sü­reyle hâkimiyetleri altında tuttular.
Rangoon’daki bütün eski evler bambudandı; İn­gilizler Asya’da hiç rastlanmayan, düzgün planlı, sokakları birbirini dik açılarla kesen modern bir şehir kurdular; büyük blok apartmanlar inşa ettiler; anacaddeleri Şu­le Pagoda’sına bağladılar. Ticarî bir antrepo ve ingiliz idaresinin merkezi haline gelen yeni şehir hızla gelişti: 1871′de Birmanya kralı Mandalay’dan Şve Dgon Pagoda’sına altın bir hti (şemsiye-taç) yolladı. 1882′den sonra Belediye meclisinin üçte ikisi seçimle işbaşına gelmeğe başladı. 1922′de çıkan Be­lediye kanunu ile Ragoon muhtar bir şehir haline geldi.
XIX. yy.in sonuna doğru Rangoon’un et­nik yapısında büyük bir değişiklik oldu.

Hint sermayelerinin ve işçilerinin şehre akın etmesiyle yerli halk ancak varoşlarda tutunabildi. Zenginlik ve bereket yılları olan 1920′lerde hintli akını en yüksek nok­tasına ulaştı. 1931 Sayımına göre 400 415 kişi olan toplam nüfusun (şehir sınırları içinde) 212 929′u hintliydi. Bu arada şehirde çeşitli kurumlar gelişti. 1920′de ku­rulan Rangoon üniversitesine inya yakının­daki kırlık bölgede 1 600 km2′lik bir alan eklendi, önce üniversite koleji ile Judson koleji sonra mühendislik, tıp ve öğretmen okulları inşa edildi.
Gelişme dönemini bir durgunluk ve sana­yide huzursuzluk dönemi izledi. 1931′de hint aleyhtarı birçok kanlı ayaklanma patlak verdi. 1942 Martında Rangoon Japonların eline geçince hintlilerin çoğu kaçtı ve ge­ri dönmedi, ikinci Dünya savaşında müt­tefikler tarafından bombalanan şehrin deniz cephesinde büyük yıkıntılar oldu. 3 Ma­yıs 1945′te geri dönen ingiliz-hint birlikleri harap bir şehirle karşılaştılar: yıkılan dok­ları eski haline getirmek için büyük çaba sarfedildi. 1947′de savaş öncesinde yüklenen mal oranının ancak yüzde 40′ına ulaşıla­bildi.
• Bağımsızlık sonrası. 1948′de Birmanya’­nın bağımsızlığa kavuşmasından sonra ülke­de birçok ayaklanma oldu; hattâ Rangoon bir süre için hükümet denetimindeki tek şehirdi. 1950′ye kadar gerilemeğe devam eden ticaret o tarihten sonra kalkındıysa da şehir eski ticarî önemini kazanamadı. Bu­nun sebeplerinden biri kıyı sularının taraklanmaması ve ırmakların bakımsızlığıdır. Nitekim büyük gemiler Rangoon ırmağına giremez.

Hükümet sosyalist ilkelere uygun millî bir kalkınma siyaseti uygulamakta­dır; bu kalkınma programı başkent çevre­sinde yoğunlaşmıştır. Devlet yatırımıyle kurulan iki dokuma, bir çelik, bir de ecza fabrikası henüz masrafını çıkarmamıştır. Bu arada yakılıp yıkılan bölgeden göçenler, şe­hir nüfusunu büyük ölçüde artırdı. 1958 Eylül-ekiminde yapılan hükümet darbesiyle Birmanya’da ordu yönetime elkoydu. Avnı yılın aralığında şehir muhtariyetine son verildi ve albay Tun Şeyn şehir yönetici­liğine tayin edildi. Tun Şeyn’in başkanlı­ğında şehri temizlemek ve göçmenleri şehir sınırları dışındaki yeni yerleşme bölgeleri­ne aktarmak için büyük çabalar harcandı. 1962′de ordu yeniden yönetime elkoyunca, tek protesto üniversite öğrencilerinden gel­di, öğrenci gösterileri, aynı yılın temmuz ayında 17 öğrencinin vurulması ve öğrenci­ler Birliği binasının yıkılmasıyle bastırıl­dı. Şehirde 1967 haziranında çin aleyhtarı kanlı gösteriler yapıldı; birçok çinli öldü­rüldü. Çin elçiliğine ve çinlilere ait evler ve dükkânlara saldırılar oldu. (M)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANGOON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANDOLPH (Asa Philip)

Tarih 22 Haziran 2009

RANDOLPH (Asa Philip), amerikalı işçi lideri (Crescent City, Florida 1889). Metodizm mezhebine bağlı bir rahibin oğlu.
1917′de radikal bir zenci gazetesi olan Messenger’ı (Haberci) yayımladı: bu gazetede zencileri işçi birliklerine katılmağa çağırı­yor, beyaz ve zenci işçiler arasında daya­nışma kurulmasını istiyordu. 1930′larda, zenci, liberal ve işçi gruplarının koalisyo­nundan meydana gelen Ulusal Zenci kong­resinin başkanlığını yaptı. 1941′de, sana­yiciler, zencilerin yurt savunmasında çalıştırılmasını reddedince, Randolph, protesto amacıyle Washington üstüne kitle halinde bir yürüyüş düzenledi.
1947′de de silâhlı kuvvetlerde ırk ayrılığını önlemek amacıy­le düzenlenen hareketin başına geçti. Ame­rikan İşçi federasyonu (AFL – C.İ.O.) baş­kan yardımcılığına getirildi (1957). 1963′te,” Washington üstüne kitle halinde İş ve özgürlük yürüyüşünü yönetti. Bu, A.B.D. tarihinde o güne kadar yapılan en büyük yürüyüştü. 1966′da medenî haklar üstüne düzenlenen Beyaz Saray konferansı fahrî başkanlığına seçildi. «Kara iktidar» (Black Power) görüşüne karşı çıkarak, bazı zen­ci liderleriyle bunu belirten bir bildiri ya­yımladı (1967). [LM]

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANDOLPH (Asa Philip) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMUS

Tarih 22 Haziran 2009

RAMUS (Pierre DE LA RAMeE, daha çok latince — adiyle tanınır), fransız hümanisti, matematikçisi ve filozofu (Cuts, Vermandois 1515-Paris 1572). İflâs etmiş bir kişizadenin oğluydu; gündüzleri Navarre kole­jinde uşaklık ederek, geceleri de okuyarak edebiyat doktoru oldu.
Aristoteles’i yeren iki eser yazdı: Dialeciicae Partitiones ve Aristotelicae Animadversiones (1543). Sorbonne, bu eserlere tepki gösterdi ve kral konseyi Ramus’u mahkûm etti. Ama 1545′te Presles kolejinin başkanı ona kendi ye­rine geçmesini teklif etti; 1547′de Henri II Sorbonne’un kararını geçersiz saydı ve Ramus 1515′de Lorraine kardinali sayesinde krallık kolejinde
(College de France) kürsü sahibi oldu. Böylece Colîege de France’a tayin edilen ilk matematik profesörü oluyordu. Poissy kolokyumundan sonra (1561) Ramus, reform hareketine katıldı ve kürsüsünden ayrılmak zorunda kaldı. Amboise barışının ardından görevine döndü (1563-1567). 1568′de Almanya’ya bir yolcu­luk yaptı. Saint-Germain barışından (1570) sonra Paris’e döndü. Düşmanı Charpentier’nin kiralık kaatilleri tarafından, Saint-Barthelemy katliamı sırasında Presles kole­jinde öldürüldü. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMSAY (sir Bertram Home)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMSAY (sir Bertram Home), ingiliz amirali (Middlesex, Hampton Court 1833 -Fransa 1945). Parlak bir meslek hayatından sonra 1938′de Anavatan donanması kur­may başkanıyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.
1939′da, savaşın başlamasından kısa bir süre önce yeniden hizmete çağırıldı; Do­ver boğazının savunmasıyle görevlendirildi ve Dunkerque’in tahliyesini yönetti. Mütte­fiklerin 1942 Kuzey Afrika çıkarması sıra­sında, akdeniz ingiliz donanması kumandanı amiral Cunningham’ın yardımcısıydı. Ertesi yıl Normandiya çıkarmasmı yapacak deniz kuvvetlerinin kumandanlığına tayin edildiy­se de çok geçmeden bir uçak kazasında öldü. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMSAY (sir Bertram Home) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMGOOLAM (sir Seewoosagur)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMGOOLAM (sir Seewoosagur), mori-tanyalı devlet adamı; 1900′de doğdu. 1958′de Port-Louis belediye başkanı, 1961′de başba­kan oldu. 7 Ağustos 1967 seçimlerini kazandı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMGOOLAM (sir Seewoosagur) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMEK (Rudolf)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMEK (Rudolf), avusturyalı siyaset ada­mı (Teschen 1881-Viyana 1941). Avukat ve Sosyal – Hıristiyan parti üyesi, Avusturya Millî meclisinde vekil (1919), Renner hükümetinde (1919-1920) adalet bakanlığı ikinci sekreteri (1919-1920), Maryr’ın ikinci hükümetinde içişleri bakanı (1921), Büyük Al­manlar ile yapılan koalisyon hükümetinde federal şansölye (1924-1926) oldu; devlet me­murlarının grev tehditleri üzerine istifa et­ti. 1930′dan sonra Avusturya Millî meclisi başkan yardımcılığına getirildi ve 1934′te meclisin son toplantısını yönetti. (M)

RAMESES. Bk. BAMSES

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMEK (Rudolf) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANKOVİÇ (Aleksandar)

Tarih 22 Haziran 2009

RANKOVİÇ (Aleksandar), yugoslav siya­set adamı (doğ. 1909). Komünist partisi militanlarındandı. 1929-1935 Arasında hapis yattı. 1941′de Gestapo tarafından tutuklan­dı. Tito ile birlikte düşmana karşı savaştı. 1946.-1953 Arasında içişleri bakanı oldu. U. D.B.A. (Devlet Güvenliği müdürlüğü) giz­li polis teşkilâtının başına getirildi. Fe­deral hükümet başkan yardımcısı oldu. Sovyetler’in Macaristan’a müdahalesini kı­nadı (1957), sovyet siyasetini şiddetle tenkit etti. 1963-1966 Arasında cumhurbaşkanı yardımcılığında bulundu. 4 Temmuz 1966′da görevinden alındı. 4 Ekimde de Yu­goslav Komünist partisinden çıkarıldı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANKOVİÇ (Aleksandar) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMADİER (Paul)

Tarih 20 Haziran 2009

RAMADİER (Paul), fransız siyaset adamı (La Rochelle 1888 – Rodez 1961). Sosyalist milletvekili (1928), Sosyalist ve Cumhuri­yetçi birliğin milletvekili (1933) ve çalışma bakanı (1938) oldu. Vichy’de, yetkilerin ma­reşal Petain’e verilmesi aleyhine oy kul­landı (10 temmuz 1940). Danışma meclisi üyeliğine ve kıtlık sırasında beslenme ba­kanlığım (kasım 1944 – mayıs 1945) getirildi. Sosyalist milletvekili seçildi, başba­kanlık yaptı (ocak-kasım 1947).
Devlet ba­kanı (temmuz 1948) ve millî savunma ba­kanı (eylül 1948 – ekim 1949) oldu. Mil­letlerarası Çalışma bürosu yönetim kurulu­na başkanlık etti (1952-1955). 1956′da par­lamentoya döndü, maliye bakanlığına ge­tirildi (şubat 1956 – mayıs 1957). [L]

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMADİER (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAKOVSKİ (Kristian Georgiyeviç)

Tarih 20 Haziran 2009

RAKOVSKİ (Kristian Georgiyeviç), bul­gar asıllı sovyet siyaset adamı (Kotel 1873 -S.S.C.B. toplama kampında 1941 veya 1953). ikinci Balkan savaşından (1913) sonra Romanya’ya yerleşti; Fransa’da tıp okudu. Romanya’ya dönünce Sosyalist partiye yeni bir düzen verdi ve 1916′da tutuklandı. Şu­bat devriminden sonra serbest bırakıldı; bolşevik lideri oldu ve Ukrayna Halk Ko­miserleri konseyi başkanlığına getirildi (1919). S.S.C.B.’yi Londra’da (1923-1925) ve Paris’te (1925-1927) temsil etti; daha son­ra partiden çıkarıldı (1927) ve troçki’ci ol­duğu iddiası ile Sovyet Orta Asyası’na sü­rüldü. 1934′te yeniden partiye kabul edildiy­se de, 1938′de tekrar kürek cezasına çarptı­rıldı. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAKOVSKİ (Kristian Georgiyeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAKOSİ (Matyas)

Tarih 20 Haziran 2009

RAKOSİ (Matyas), macar siyaset adam,(Ada 1892-Moskova 1963). Sosyal-demokrat parti üyesiydi (1919); Macaristan Sovyet Cumhuriyeti Ticaret bakanlığı halk komi­seri yardımcısı oldu (1919); Avusturya’ya, oradan Moskovaya göç etti.
Kominter de sekreterlik görevi aldı (1921-1924); gizli ko­münist partisi teşkilâtını yönetmek üzere Macaristana döndü (aralık 1924). önce 1925′te, sonra da 1919′daki faaliyetlerinden ötürü 1933′te tutuklandı ve mahkûm edildi. 1940′ta serbest bırakılınca Sovyetler birliğine gitti ve 1945 ocak ayında sovyet birliklerinin ma­caristana girmesi üzerine tekrar yurduna döndü. Macar Komünist partisinin genel sekreteri, Konsey ikinci başkanı (1945) ve Macar İşçi partisinin genel sekreteri oldu (1948). Halk demokrasisi rejimi ve halk cep­hesi kurucularından biridir. 1952 Ağusto­sundan 1953 temmuzuna kadar başbakan­lık yaptı ve 1953′ten itibaren Macar İşçi partisinin birinci sekreterliğinde bulundu. 1956 Temmuzunda birinci sekreterlik göre­vinden alındı ve Sovyetler birliğine gitti. 1962′de Macar Sosyalist İşçi partisinden çıkarıldı. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAKOSİ (Matyas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİFFEİSEN (Friedrich Wilhelm)

Tarih 19 Haziran 2009

RAİFFEİSEN (Friedrich Wilhelm), alman maliyecisi (Hanım an der Sieg 1818-Neuwied 1888). Çeşitli kasabaların belediye başkanlı­ğında bulundu. Küçük çiftçilerin karşılaştıkları zorlukları yakından gördü ve ilk tarım kredi yardımlaşma kurumlarını kur­du. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİFFEİSEN (Friedrich Wilhelm) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAGUİN (Eugene)

Tarih 19 Haziran 2009

RAGUİN (Eugene), fransız jeologu (Paris 1900). Paris Maden okulunda profesörlük yaptı, Jeoloji Harita dairesi müdürü ve Fransız Jeokimya derneğinin ilk başkanı oldu.

Başlıca eserleri: Geoiogie Âppliguee (Uygulamalı Jeoloji) [1934]; Geoiogie du Granite (Granitin Jeolojisi) 1946]. RAGUSA, İtalya’da şehir, Sicilya’da, il idare merkezi, irminio vadisine hâkim bir tepe üzerinde; 57 300 nüf. Şehir iki ayrı çekirdekten meydana gelir: daha eski olan Ragusa ibla’da XVIII. yy.dan kalma sa­raylar ve kiliseler vardır; daha aşağıda olan bu eski şehir, çok büyük bir merdivenle düzgün planlı modern şehre (XVIII. yy.-dan kalma katedral) bağlıdır. Ragusa önem­li bir tarım pazarıdır; petrol rafinerisi, — Ragusa ili, 247 200 nüf. özellikle tepeler­den meydana gelen şehir, Sicilya’nın gü­neydoğu kısmında, Akdeniz kıyısında uzanır. Kıyı ovası bağlar ve turunçgil bahçe­leriyle kaplıdır. İç kısımdaki tepelerde hayvancılık yapılır. Petrol yatakları işlet­mesi. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGUİN (Eugene) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Ragna Rokkr veya Ragnarok

Tarih 19 Haziran 2009

Ragna Rokkr veya Ragnarok (ragna rok, «tanrıların son kaderi»), izlanda asıllı is­kandinav kozmogoni efsanesi. Kuzeylilerin, dünyanın sonu hakkındaki inançlarını gös­terir.
Edda ile kelt ve pers mitolojileriyle bazı benzerlikleri vardır. Volüspa’ya göre, Loki, tanrılar âleminin muhafızı Hennard’ı elde eder ve yarı tanrılar ile başkanı bu­lunduğu kötü ruhlarla birlikte, tanrılara sal­dırır: kurt Fenris, Surt ve yılan Midgar, Odin’i, Freyr’i ve Thor’u öldürürler, Gü­neş söner, dünya denize gömülür, tanrılar­la insanlar yok olur ve gökten yıldızlar dü­şer. Fakat Dünya tekrar su yüzüne çıkar ve hayat yeniden doğar. Bu efsanede hıris-tiyan geleneklerinin etkisi görülür. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ragna Rokkr veya Ragnarok hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADZİWİLL

Tarih 18 Haziran 2009

RADZİWİLL, litvanya asıllı polonyalı ai­le. Başlıca üyeleri: MiKOLAJ (öl. 1466), Litvanya büyük dükü Wladislaw ile bir­likte vaftiz edildi (1386).

Grodno starostu idi. Grunwald’de töton şövalyelerine kar­şı savaştı (temmuz 1410); —MiKOLAJ, Amor Poloniae denir (1470-1522), Wilno pfaltz’ı ve Litvanya şansölyesi, Kutsal İmparator­luk prensi (1515). —jerzy, litvanya ata­manı (1480-1541), Ruslara karşı giriştiği ha­reketler üzerine mareşalliğe yükseltildi; —barbara (1520-1551), öncekinin kızı, voyvoda Gasztold’un dul karısı. Polonya kralı Zygmunt August ile evlendi (1547); —mikolaj Rudy («kızıl») [1512-1588], Protestanlığı kabul etti. Moskovalıları yenilgi­ye uğrattı; —MiKOLAJ Czarny («kara») [1515-1565], imparator tarafından Nieswiez prensliğine tayin edildi, İncil’i Lehçeye çe­virtti;

—MİKOLAJ KRZYSZTOF (1549-1816), öncekinin oğlu. Katolikliğe döndü. Kutsal toprakları ziyaret etti. Kudüs Yolculuğu adlı Latince bir eser yazdı (1601), Henri de Valois’yı destekledi. Fransa’ya giderek onunla buluştu (1573); —janusz (1579-1620), 1606 Ayaklanmasında Zebrzydowski ile bir­likte Zygmunt III’e karşı geldi;
—janusz (1612-1655), Litvanya atamanı. Litvanya’nın muhtariyeti için İsveç kralı Karl-Gustaf ile mücadele etti; —boguslaw (1620-1669), Otuzyıl savaşlarına İsveçlilerin sa­fında katıldı; —karol stanîslaw (1734-1790), Litvanya valisiydi. Poniatowski’lerle mücadele ettiği ve Stanislavv II’ye karşı Radom* konfederasyonunu hazırladığı için mallarına elkondu; —ANTONi henryk (1775-1883), Friedrich II’nin yeğeni. Hohenzollern’lerden bir kadınla evlendiği için Poznan valiliğine getirildi.

—MiCHAL HiERONİM (1778-1850), Kosciuszko ayaklan­masına katıldı, Ruslara karşı çarpışan po-lonya kuvvetlerine kumanda etti (1830-1831); —FERDYNAND (1834-1926), Prusya Senyörler meclisi üyesi ve Reichstag’da Po­lonya grubu başkanıydı (1874-1918); —ja­nusz KSAWERY (1880-Varşova 1967), önce­kinin oğlu, alman taraftarı Steczkowski kabinesinde dışişleri bakanı (1917-1918) ve Muhafazakâr partiden milletvekili oldu (1926). Pilsudski ile ittifak yaptı. İkinci Dünya savaşında Rusya’ya sürüldü. 1946′da yurduna geri döndü. (L)

18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADZİWİLL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAGIB PAŞA Koca

Tarih 18 Haziran 2009

RAGIB PAŞA Koca, türk devlet adamı ve şairi (istanbul 1699-ay.y. 1763). Defterhane kâtiplerinden Şevki Mustafa Efendinin oğlu. Medrese öğrenimi gördü, Defterhane kale­mine devam etti.
İran savaşları sırasında alınan toprakların deftere kaydı işi için Revan valisi Ârifî Paşanın mektupçusu oldu (1724). Tebriz seraskeri Köprülüzade Abdullah Pa­şa ile Hekimoğlu Ali Paşanın hizmetinde bulundu. Bir yıl Revan defterdarlığı yaptık­tan sonra, istanbul’a döndü (1729). Riyaset vekâleti payesiyle, Hemedan eyaletinin tı­mar ve zeametini yeniden düzenlemeğe gitti. 1730′da defterdarlık göreviyle Bağdat’a gön­derildi. İran savaşı sırasında Nadir Şah ile yapılan görüşmelere delege olarak katıldı. 1733′te Nadir Şah’ın Bağdat’ı kuşatmasından sonra, istanbul’a çağırılarak, maliye tezkireciliğine getirildi. Erzurum seraskeri Ahmed Paşanın yanına ordu defterdarı ve rei-sülküttap vekili olarak verildi (1736). Nadir Şah tarafından İstanbul’a gönderilen elçiler­le yapılacak görüşmelere katılmak üzere, İstanbul’a çağırıldı.

Cizye muhasebeciliğiyle görevlendirildi. Sadrazam mektupçuluğu ma­kamına yükseltilerek, Avusturya ve Rusya delegeleriyle yapılacak görüşmeler için roisülküttap Mustafa Efendinin başkanlığında­ki heyetle Nemirove’ye (Nemirov) gönderil­di. Belgrad seferi ve antlaşması (1739) sırala­rında büyük yararlığı görülen Ragıb Efen­di, 1741 şubatında reisülküttaplığa yüksel­tildi. 1744′te, vezirlik payesiyîe Mısır valiligine gönderildi. 5 Yıl kadar süren bu gö­revi sırasında, kölemen beylerini ortadan kaldırarak, ülkede bir süre güvenliği sağla­dı. 1748′de, kubbe vezirliği ve nişancılıkla İstanbul’a çağrıldı, daha yoldayken, kendi­sine aydın muhassılîığı, malikâne olarak ve­rildi. Sayda, Rıkka ve Halep valiliklerin­de bulundu. Şam valiliğine tayin edilmesin­den birkaç gün sonra, istanbul’a gelerek sadrazam oldu; kendisi için tehlikeli olabi­lecek kişileri İstanbul’dan uzaklaştırdı. Hayatının sonuna kadar sadrazamlıkta kal­dı. Ragıb Paşa, yabancı devletlere karşı başarılı bir barış siyaseti güttü.
Avusturya, Fransa ve Rusya’nın saldırılarına uğrayan Prusya kralı Friedrich II, Osmanlı devleti­nin askerî yardımını kazanmağa çalıştı. Fa­kat Ragıb Paşa, askerî anlaşma yerine bir ticaret antlaşması imzalamakla yetin­di (29 mart 1761). Bir yandan da, Avusturya’yı baskı altında tuttu. Ragıb Pa­şanın divan edebiyatı geleneğini sürdüren şiirleri, mensur yazıları, bilimsel makale­leri vardır. Çoğu gazel türünde olan şi­irleri tasavvuf ve felsefe konularını işler. Dili bazen ağır ve ağdalı, bazen kolay an­laşılır niteliktedir. Gazellerinde halk deyim­leri, atasözleri, özdeyişleri geniş yer tutar. Bazı beyit ve mısraları atasözleri arasına girdi. Şiirde, bazen divan edebiyatı geleneği dışına çıkarak, tasvir ve anlatımdan çok, anlama ve mantık kurallarına göre düşün­meye önem verir. Bilim konularını işleyen mensur yazılarının çoğu çağının anlayışına uygun olarak Arapçadır. Bazı yazıları dev­let işleriyle ilgilidir.
Eserleri: Telhisat (özetlemeler); Fethiye-i Belgrad (Belgrad’ın Alınışı); Münşeat (Mektuplar); Sefinetül-Ragıb (Ragıb’ın Gemisi); Dîvan. (-> Bibliyo.) [M]

18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGIB PAŞA Koca hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADİKALİZM

Tarih 17 Haziran 2009

RADİKALİZM i. (ing. radicalism’den). Si­yaset. Büyük Britanya’da ve bazı ülkelerde, geçmişteki kurumlardan tamamıyle kurtul­mak amacını güdenlerin düşünce tarzını ve öğretisini belirten terim. Bk. ansikl.
— Fels. Bilgi alanındaki çağrışımcılıkla ik­tisat ve siyaset alanındaki liberalizmi kay­naştıran felsefî, siyasî ve iktisadî öğretile­rin genel adı. (özellikle, Beutham, James ve J. Stuart Mili tarafından temsil edilir.)
— ansikl. Siyaset. • Büyük Britanya’da, «radikal» sıfatı whig’ler, sonra da onların yerini alan liberaller arasında en kararlı reformcuları belirtmek için kullanıldı. Te­rim, aralarında, kurulu düzene ve özellikle monarşi ile kiliseye karşı belirli bir düş­manlıktan başka hiç bir ortak yan bulunmayan çeşitli eğilimleri karşılar. İlk radi­kalizm, George III devrinde onun otoriter siyasetine tepki olarak Wilkes meselesi sı­rasında ortaya çıktı. Amerika savaşı pat­lak verince, ayaklanan kolonları tutan ra­dikaller Cartwright’ın çevresinde toplana­rak, bir parlamento reformunun gerekliliği üstünde ısrarla durmağa başladılar. Fran­sız devrimi, Paine’in yazılarıyle destekle­nen ve Fox tarafından hoşgörüyle izlenen yeni bir hareketin doğmasına yol açtı. Ar­tık sosyal kaygıları da yansıtan siyasî ta­lepler daha şiddetlendi ve hükümetin sert tepkilerine yol açtı (1795).

1815′ten sonra, Birleşik krallığın yeni şartlara ayak uyduramayışı yüzünden içine düştüğü buhran, ra­dikalizmi yeniden canlandırdı. Bentham’ın çırakları olan faydacı filozofların etkisi al­tında radikalizm yepyeni bir şekil aldı. Li­beral burjuvazinin ön saflarında bulunan radikaller, seçim reformu için canlabaşla çalıştılar ve sonunda istediklerini elde etti­ler (1832). Ama 1834 tarihli Yoksullar Hak­kındaki kanunun hazırlanmasına katılma­ları ve çartizme karşı çekimser davranışları onları halkın gözünden düşürdü. Radi­kalizm, 1867 seçim reformu sırasında, tek­rar ortaya çıktı ve bu tarihten itibaren halka gitgide daha çok dönük bir nitelik kazandı. Bundan dolayı, 1874 ile 1892′de Avam kamarasına seçilen tradeunions (sen­dika) üyeleri, kendilerini «radikal» olarak adlandırdılar.
Victoria çağı sonundaki bu radikalizmin sözcülüğünü J. Chamberlain yaptı ve emperyalist «mesihçilik» manisiy­le modası geçmiş sayılan iktisadî libera­lizme karşı duyduğu küçümsemeyi bu akı­ma aşıladı. Bir yandan siyasî reformların tamamlanması, öte yandan bir sosyalist partinin kurulması, XX. yy. başlarında radikalizmin ortadan kalkmasına yol açtı.

• Birleşik Amerika’da, radikalizm terimi, çeşitli siyasî aşırılıkları belirtmek için kul­lanıldı: böylece köleleri hürriyete kavuş­turma işinde Lincoln’u pek ılımlı bularak köklü tedbirler yoluyle «Güneyin yeniden kurulması» amacını güden ve köleliğin kal­dırılmasından yana olan Blaine, Stevens, Sumner gibi kimselere (bunlar kuzeydoğu sanayicilerinin temsilcileriydi) ve kuzeydo­ğu kapitalizmine karşı çıkan tarımsal ve sosyal reform taraftarlarının hepsine «ra­dikal» dendi.

• isviçre’de, katolik kilisesinin siyaset ala­nında ağır basmak istemesine karşı çıkan Radikal parti, 1830′dan sonra gelişti; mer­keziyetçiliğe yönelen 1848 ve 1874 Anaya­sa reformlarının hazırlanmasına yardımcı cldu ve Millî mecliste çok uzun bir süre mutlak çoğunluğu elinde tuttu.

• Fransa’da, «radikal» sözü Louis Philippe zamanında ortaya çıktı ve Ledru-Rollin’in çevresinde toplanan cumhuriyetçileri (1834) belirtmek için kullanıldı. Radikal hareketin başlıca hedefi, Fransız devrimi mirasını tam anlamıyle geliştirmek, laikliği ve kişi haklarını garantileyen bir demokratik cum­huriyet kurmak ve sosyalist tipte bir plan­lamayı gerçekleştirmekti. Sivrilmiş kişiler (Gambetta, Clemenceau, Pelletan), bu akım çevresinde toplanarak, parlamento grupları meydana getirdiler.

ilk tutarlı radikal kabine ancak birkaç ay (1895-1896) dayanabildi. Dreyfus olayının yarattığı kargaşalık ve çeşitli cumhuriyetçi ve radikal kişilerin yeniden gruplaşması, Radikal Cumhuriyetçi ve Radikal Sosyalist partinin kurulmasına yol açtı. Bu teşkilât daha çok, Radikal parti olarak tanındı (1901). Bu tarihten Birinci Dünya savaşına kadar Radikal parti ülkenin en önemli partisiydi. 1902 ile 1914 arasında çeşitli hü­kümetlerin yönetimini üstüne aldı.

Sosyalist parti yüzünden işçi sınıfının des­teğini kaybeden Radikal parti, gitgide «orta»ya kaydı. Partinin getirdiği başlıca ye­nilikler laik bir öğretimin gerçekleştirilme­si ve devletle kilisenin birbirinden ayrılması olmuştu (1905). Birinci Dünya savaşından sonra sola doğru bir dönüş yapan Radi­kal parti, çeşitli koalisyonların vaz geçil­mez bir unsuru haline geldi.
Sol kanatları yönetememesi üzerine (1924-1926), 1932′den sonra yeniden teşkilâtlan­dırılan ve Halk cephesinin sağ kanadını meydana getiren parti (1936-1938) ılımlı­larla birlikte hükümette tekrar görev al­mayı başardı (1938-1940). Vichy rejimi sı­rasında bölünen radikaller, III. Cumhuriyetin kurumlarına bağlı olduklarını açıkla­dılar; ama kamuoyu 1940 bozgununun sorumluluğunu III. Cumhuriyete yüklediği için 1945 seçimlerinde büyük kayıplara uğradı­lar. Ortanın solundaki partilerle bağlarını yeniden kuran radikal parti, 1948′den iti­baren «üçüncü kuvvet» haline geldi ve ki­liseye karşı takındığı sert tavırdan vaz geçmek zorunda kaldı. Partiyi ılımlı bir yönetim altında (E. Faure) ya da solcu bir doğrultuda (Mendes – France) gençleştirme hareketi başarısızlıkla sonuçlandı. General de Gaulle’ün başa geçmesiyle bir kere da­ha bölünen parti, F. Gaillard ve M. Faure gibi radikalizmin liberal yanma daha çok bağlı olan kişilerin eline geçti.
• ispanya’da, liberalizmin belirmesiyle, ra­dikalizme benzeyen görüşler de ortaya çık­mıştı. Ama «radikal» teriminin tam anla­mıyle belli gruplara verilmesi ancak 1868 ile 1874 arası dönemde gerçekleşti. XIX. yy.ın ortalarından itibaren, Demokrat par­tinin ortaya çıkmasıyle, radikalizmin hedefleri (demokratik kurumlara bağlılık, kişisel hürriyetlerin garanti altına alınma­sı, genel seçim, cumhuriyetçi formüllerin ortaya konması, sosyalist tipte bir plan­lamanın gerçekleştirilmesi) bizzat bu parti ve ilericilerin sol kanatları tarafından sa­vunuldu.
1868 Devrimiyle bu terim, ispanyol siyasî hayatına yerleşti ve Prim tarafından, kraliyetçi demokratları tanımlamak için kul­lanıldı. Ama bir radikal parti ancak Amadeo I’in krallığı sırasında kurulabildi. 1872 Seçimlerinden önce, Ruiz Zorrilla, Radikal (veya Demokrat Radikal) partiyi, kendi taraftarlarını ve eski demokratları biraraya getirerek kurdu. Eski demokratlar arasın­da Marcos ve Rivero gibi gişiler vardı. Bun­lar cumhuriyetçi görüşleri savunuyorlardı. Ağustos 1872 seçimleri sonucunda radikal­ler ezici bir çoğunluk sağladılar ve Martos’un liderliğinde, parlamento mücadelele­rine etkili bir biçimde katıldılar. Daha son­ra cumhuriyetçi rejimden yavaş yavaş ayrılarak muhafazakâr güçlerle aynı paralele geldiler. Ama XIX. yy. sonlarından itiba­ren, yeniden toparlanmağa çalıştılar.
L”erroux’nun kişiliğine sıkı sıkıya bağlı bir radikal partinin kurulması ancak 1908′de mümkün oldu. Onun yönetimi altında, Ra­dikal parti, küçük burjuvalarla bir kısım proletarya tarafından desteklendi. Daha sonra, halk kütlelerinin gözünden düştü ve radikaller, işçi sınıfını etkileri altı­na, alma niyetinden vaz geçerek kütlele­ri etkilemeyen fesatçı ve tertipçi bir si­yaset güttüler. Siyasetlerini, kişi hürriyet­lerinin savunulması, devletin kiliseden ay­rılması, laik eğitim sisteminin gerçekleş­tirilmesi, küçük toprak sahiplerinin ve şehirde yaşayan orta sınıfı savunacak ted­birlerin alınması gibi ilkelere dayandır­mışlardı. Diktatörlük sırasında, parti çe­şitli başkaldırma teşebbüslerine katıldı ve San Sebastian antlaşmasının imzalanma­sında önemli bir rol oynadı. 1929′da, Ra­dikal Sosyalist partinin kurulmasıyle, Ra­dikal parti içinde bir bölünme oldu. Ra­dikaller haziran 1931 seçimlerinde büyük başarı elde ettiler ve sosyalistlerden sonra ikinci önemli parti durumuna geçtiler.
Sosyalistlerle solcu cumhuriyetçiler birleşe­rek Sol bloku meydana getirdikleri zaman Lerroux ve partisi sağa doğru keskin bir dönüş yaptı. 1933 Seçimlerinde Radikal parti çoğunluğu sağladı ve 1933 ile 1935 arasında hükümetin başına geçti. Lerroux ile radikaller, gittikçe daha gerici bir tutumu benimsediler (toprak karşı reformu, kilise siyaseti, seçim sistemini yeni baştan düzenlemeğe teşebbüs) ve bundan ötürü partinin prestijini kaybetmesine sebep ol­dular. Parti de bu yüzden yıkıldı. Bu yıkılış, karaborsa ve Nombela skandallarının ortaya çıkmasıyle kesinleşti. Çün­kü bunlara karışmış kimselerin çoğun­luğu, Radikal partinin ilerigelenleriydi. Martinez Barrio yönetiminde partiden ay­rılan bir grup bu kargaşalıktan sıyrılabilmiş, şubat 1936 seçimlerinde, «Union Republicana» (Cumhuriyetçi birlik) adı altın­da 39 milletvekili çıkarmıştı. Bu olaylar sonunda Radikal parti fiilen ortadan kalk­mış oldu.
• Latin Amerika’da radikalizm taraftarı siyasî toplulukların teşkilâtlandırılması, XX.yy.ın sonuna rastlar ve liberalizmin muhafazakâr eğilimlerine tepki olarak ken­dini gösterir.
Şili Radikal partisi, 1888′de bu ad altında teşkilâtlandırıldı. Bu parti, 1857′de muhafa­zakârlarla birleşmeye karşı olan liberal bir grubun bölünmesinden doğmuş ve art arda gelen liberal koalisyonların bir unsuru ol­muştu. Alessandri’nin sağcı siyaseti (1920-1924) ve daha da solda yer alarak orta sı­nıfın desteğini kazanan teşkilâtların (De­mokrat parti) ortaya çıkması, radikallerin siyasetlerinde bir dönüş yapmalarına yol açtı. Böylece radikaller, işçi partilerinin halk cephesi çizgisine yaklaşmışlardı. Bu siyaset, Aguirre Cerda’yı cumhurbaşkanlı­ğına getirdi. Fakat partinin yeni siyaseti sağ kanat tarafından hiç bir şekilde kabul edilmemişti. Bu durum 1941′de, iktidarın sağ kanat adayı Juan Antonio Rios’a geç­mesine yol açtı. Rios’un cumhurbaşkanlığın­dan itibaren ve özellikle halefi Gonzales Videla (o da radikal bir sağcıydı) devrinde (1946-1951) halk cephesi rejimi yozlaşarak yeni muhafazakâr bir tutum benimsedi ve Amerika’nın desteklediği soğuk harp siya­setinden yana çıktı. Ama sonunda halk cephesi parçalandı ve cepheyi meydana ge­tiren partiler kanun dışı ilân edildi. Şili radikalizmi bundan sonra kendini bir merkez gruplaşması olarak tanıtmak istedi. Ama başarılı olamadı. Halk üstündeki et­kisini yavaş yavaş kaybederek sonunda fır­satçı bir siyaset takip etti. Bundan ötürü, 1964′te Frei’nin Hıristiyan-Demokrat partisi­ni, 1970′te de Allende’nin Sosyalist partisini destekledi. Arjantin’deki Medenî Radikal birlik, 1891′de kuruldu ve 1916′da Yrigoyen’in seçilmesiyle iktidarı ele geçirdi.

İleri sürdüğü siyasî reform programı saye­sinde halk kitlelerinin desteğini kazandı. Partinin tutarlı olmayan yapısı, yani bir yandan Buenos Aires orta sınıfının etkisi, öte yandan oligarşik grup liderlerinin ha­kimiyetindeki bir kadro tarafından yönetil­mesi, Yrigoyen’in arjantin siyasî bünyesinde gerçek bir değişiklik yapabilmesini en­gelledi. Buna karşılık, radikalizmin muha­fazakâr tabanı, 1919′daki «kanlı hafta» ve patagonyalı rençberlerin 1921′deki grevi gi­bi olaylar dolayısıyle kendini açığa vur­muş ve ağır bastırma tedbirlerinin alınma­sına yol açmıştı. Alvear’ın cumhurbaşkan­lığı sırasında, kişileri putlaştırmağa karşı olanlar, oligarşiye daha yakın kanatları biraraya topladı. Bundan kuvvet alan grup, Yrigoyen’den ayrıldı ve onu aşırı demago­jiyle suçladı. Bu ayrılmadan en fazla Yrigoyen faydalandı; 1928 seçimlerinde kendini tam bir halk taraftarı olarak ileri sürdü ve adaylığını koydu.
Ancak, 1930′daki askerî darbe Yrigoyen ta­raftarlarının bu sola dönüşlerini boşa çı­kardı. Bir süre taraf tutmayan yrigoyen’ciler (1930-1934 arası) parlamento muhale­fet grubu olarak yeni rejime katılma ka­rarı aldılar. Peron devrinde, radikalizm et­kisini daha da kaybetti. Yeni bölünmeler ortaya çıktı. Halkçı radikallerle görünürde daha solda olan uzlaşmaz radikaller birbi­rinden ayrıldı.
Bunlardan ikinci grup Frondizi vasıtasıyle peron’cu kütleleri kendine çekmeğe çalış­tı. Bu arada sanayi burjuvazisiyle A.B.D. kapitalizminin desteğini kazanmayı da amaç edindi. Frondizi, 1963′te, uzlaşmaz radikalizmi terk ederek Movimiento de ingegracion y Desarrollo’yu (Birleşme ve Ge­lişme Hareketi) kurdu. (ML)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADİKALİZM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADHAKRİŞNAN (Sarvepalli)

Tarih 17 Haziran 2009

RADHAKRİŞNAN (Sarvepalli), hintli siya­set adamı (Tiruttani, Madras 1888). Madras’ta felsefe profesörlüğü yaptı.
Oxford’da, Karşılaştırmalı Din Tarihi kürsüsüne geti­rildi (1926). Hindistan’a dönüşünde Kalküta’da öğretime devam etti (1930). Sonra yine Oxford’a (1936) gitti, Doğu Dilleri kürsüsü profesörlüğüne tayin edildi. Benares üniversitesi rektörü (1939) oldu, Unesco’da Hint delegasyonunu yönetti (1946-1952). Sovyet Rusya elçiliği yaptı (1949-1951), 1952′de Hindistan cumhurbaşkanı yar­dımcısı, 1962′de cumhurbaşkanı oldu.
Tagor ve Gandhi’nin düşüncelerine yakın olan gö­rüşlerini The Hindu View of Life (Hinduların Hayat Görüşü) [1927], Religion and Society (Din ve Toplum) [1947], East and West (Doğu ve Batı) [1956] adlı eserlerin­de dile getirdi. 1967′ye kadar cumhurbaş­kanlığı görevinde bulundu. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADHAKRİŞNAN (Sarvepalli) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADFORD (Arthur)

Tarih 17 Haziran 2009

RADFORD (Arthur), amerikalı amiral (Chi­cago 1898). On altı yaşında Annapolis De­niz Harp okuluna girdi, daha 1920′de uçak gemilerinde ihtisas yaptı.
Bu tip gemilerin en kuvvetli savunucularmdan biri oldu. 1943′te Pasifik’te bir uçak gemileri filosu kumandanlığı yaptı ve japon filosunun yok edilmesinde büyük payı oldu. Savaştan son­ra, deniz ve hava kuvvetlerinin yönetimiyle ilgili mücadeleye bütün gücüyle katıldı. 1949′da Pasifik donanması kumandanı ola­rak Kore savaşında önemli bir rol oynadı. Bradley’den sonra, Amerikan Genelkurmay Başkanları komitesinin başına getirildi (1953 -1957). [L]

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADFORD (Arthur) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RACZKİEWİCZ (Wladyslaw)

Tarih 17 Haziran 2009

RACZKİEWİCZ (Wladyslaw), polonyalı avukat ve siyaset adamı (Minsk yakınları 1885-Ruthin, Galler ülkesi 1947). 1921-1935 Arasında 4 defa içişleri bakanlığına getiril­di, senato mareşali seçildi (1930-1935), önce Angers’de (1939), sonra da Londra’da (1940) sürgündeki polonyalılarca kurulan Polonya cumhuriyetinin başkanı oldu. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RACZKİEWİCZ (Wladyslaw) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RACPUTLAR

Tarih 17 Haziran 2009

RACPUTLAR, Hindistan’da eski Kşatriya’lar soyundan geldiği ileri sürülen bir topluluk. Brahman dinine bağlı, soylu ve savaşçı bir sınıf meydana getiren Racputlar, yabancı (Çauhan, Çalukya, Gurcara v.d.) ve yerli (Raştrakuta, Racputana v.d.) gruplara ayrılır.

Destanlara göre Racputlar üç bölümden meydana gelir: Suracbansi (Güneş ırkı), Çandrabansi (Ay ırkı), Agni Kula (Ateş grubu). Agni Kula Racputlarının Güney Racputana’da, Ebu dağı çevresinde Ateş çukuru adı verilen bölge­de meydana geldikleri kabul edilir. Yaban­cı Racputların Gurcara Pratihara yöneti­minde Kanavc’ı ele geçirerek 800 yılların­da Kuzey Hindistan’a hâkim oldukları ileri sürülmektedir. Eski Hindistan’da Kşatriyaların ortadan kalkmasından sonra Orta Asya’dan gelen akınlar sonunda Yüehçi, Huna gibi yabancı topluluklar hindulaşarak Racput unvanıyle Kşatriyaların yerini aldı. Sonradan yerli kabilelerin başkanları­na da bu ad verildi.

Gurcara Pratiharaların Hindistan’da en büyük kuvveti mey­dana getirdiği dönem, Racput devletleri­nin kendi aralarındaki şiddetli mücadele­lerle geçti. Bu karışıklık müslümanların Hindistan’ı ele geçirmesini kolaylaştırdı. Muhammed Guri zamanında Racput sülâ­leleri etkisiz duruma getirildi. Delhi ve Kanavc’dan sürülen Racputlar, Racputa­na’da bir kuvvet meydana getirerek islâm akınlarına karşı mücadele ettiler. Fakat Delhi sultanlarıyle birlikte Gucerat ve Malva gibi bağımsız islâm devletlerinin baskısıyle karşılaştılar. Babur’un istilâsın­dan (1527) önce Kuzey Hindistan’da bir Racput devleti kurulmuştu. Evrengzib za­manında hâkimiyetlerine tamamen son ve­rilen Racputlar XIX. yy. başında ingiliz hi­mayesine girdi. 1931′de sayıları
10 milyon kadardı. Bugün Hindistan’ın bazı kesimle­rinde Müslümanlığı kabul etmişlerdir. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RACPUTLAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Raci ve Maune kuyusu olaylar

Tarih 17 Haziran 2009

Raci ve Maune kuyusu olayları, medineli müslümanlara karşı, müşrik arap kabielerinin düzenlediği iki suikast olayına ve­rilen ad.
Raci olayı hicretin dördüncü yı­lının sefer ayında (temmuz 625) meydana geldi. Adal ve Kare kabilelerinin ilerigelenlerinden bazıları Uhud savaşından kısa bir süre sonra Medine’ye gelerek
Hz. Muhammed’den, kendilerine islâmiyeti öğretecek kimseler göndermesini istediler.
Hz. Mu-hammed’in gönderdiği on kişi Mekke ya­kınında Raci denilen yerde tuzağa düşü­rüldü.

Çarpışmada yedisi öldürüldü; üçü de kurtuluş akçesi karşılığı hayatlarını ba­ğışlamağa söz veren Huzeyl kabile men­suplarına teslim edildi. Mekke’ye doğru yo­la çıkarılan üç müslüman esirden biri yol­da kaçmağa çalıştıysa da başaramadı, öl­dürüldü, öteki iki müslüman esir Mek­ke’ye götürülerek Mekke’li müşriklerin elinde bulunan Huzeyl’li iki esirle değiş­tirildi. Mekke’li müşrikler, bu iki müslü­man esiri çeşitli işkencelerle öldürdüler. Bundan çok kısa bir süre sonra Maune kuyusu olayı meydana geldi. Kilab ka­bilesinden Ebu Bera, Medine’ye gelerek Hz. Muhammed’den kendilerine islâmiyeti öğretecek kimselerin gönderilmesini istedi. Hz. Muhammed önce tereddüt ettiyse de Ebu Bera’nın kesin teminat vermesi üzerine razı oldu. Fakat gönderilen kırk (veya yetmiş) kişilik topluluk Maune kuyusu yakı­nında Amr bin Tufeyl başkanlığındaki Amr kabilesinin saldırısına uğradı. Çarpışma so­nucu müslümanlardan yalnız Amr bin ümeyye adlı bir sahabe kurtulabildi. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Raci ve Maune kuyusu olaylar hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABEL (Ernst)

Tarih 17 Haziran 2009

RABEL (Ernst), avusturyalı hukukçu (Vi­yana 1874 – Zürich 1955). Leipzig (1904-1960), Basel (1906-1910), Kiel (1910-1911), Göttingen (1911-1916), Münih (1916-1926), Berlin (1926′dan sonra) üniversitelerinde profesörlük yaptı; Milletlerarası Karşılaştırmalı Hukuk derneğine başkanlık etti (1925). Berlin’de Kaiser Wilhelm Gesellac-haft Milletlerarası ve Yabancı özel Hukuk enstitüsüne müdür oldu. Eski hukuk, özel devletler hukuku ve karşılaştırmalı hukuk konularında önemli incelemeleri vardır.

Baş­lıca eserleri: Unmöglichkeit der Leistung (Randımanın imkânsızlığı) [1904 - 1909]; Grundzüge des Römischen Privatrechts (Ro­ma özel Hukukunun İlkeleri) [1914]; Die Papyrusurkunden der öffentlichen Bibliothek zu Basel (Basel Kütüphanesindeki Pa­pirüs Belgeleri) [1917]; Rechtsverglechung und Internationale Rechtsprechung (Karşı­laştırmalı Hukuk ve Milletlerarası Hukuk Dili) [1927]; Die Erbrechtsheorie Bonfantes (1930); Katagraphe (1934); Erbengemein-sehaft und Gewahrleistung: Rechtsvergleichende Bemerkungen zu den Neuen Gaius Fragm. (1935); Das Recht des Warenkaufs (Ticaret Hukuku) [1936] v.b. E. Levy ile birlikte lndex interpolationum Quae in İustiniani Digestis İnesse Dicuntur’u hazırla­dı. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABEL (Ernst) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QVİGSTAD (Just Knud)

Tarih 17 Haziran 2009

QVİGSTAD (Just Knud), norveçli eğitim­ci ve filolog (Lyngen 1853). Christiania üni­versitesinde okudu. 1883-1909 Arasında Tromsö Yüksek öğretmen okulu rektörü oldu. Etnografya, fin-ugur dilleri ve lapon ırkları üstüne birçok eser yayımladı. W. Konow’un başkanlığı sırasında (1909 – 1912) millî eğitim bakanı oldu. 1912′de bu gö­revinden ayrılarak Tromsö yüksekokulu rektörlüğüne döndü. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QVİGSTAD (Just Knud) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİSLİNG (Vidkun)

Tarih 17 Haziran 2009

QUİSLİNG (Vidkun), norveçli siyaset adamı (Fyredal, Telemark 1887 – Oslo 1945). Finlandiya’da askerî ataşe olarak bulundu (1918). 1921 Kıtlığında, Milletler Cemiyeti tarafından Nansen ile birlikte Rusya’nın iaşesiyle görevlendirildi. Savaş bakanlığına getirildi (1931-1933), nazi eğilimli Millî par­tiyi kurdu. Alman istilâsından sonra silâh­sızlanma komiseri, sonra da (şubat 1942) hükümet başkanı oldu. Kurtuluş’ta idam edildi. Adı «düşmanla işbirlikçi»liğin sembolü haline geldi. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİSLİNG (Vidkun) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Quirinale sarayı

Tarih 17 Haziran 2009

Quirinale sarayı, Roma’da saray. Yapı­mı 1574′te Flaminio Ponzio’nun planlarına göre başladı, mimar Mascherino ve D. Fontana tarafından tamamlandı; saray, ön­ce Maderno, sonra da Bernini ve Ferdinando Fuga tarafından genişletildi. Büyük avlusu üç taraftan kırk dört direkli bir revakla çevrilidir. Cepheyi meydana geti­ren dördüncü taraf, dor üslûbundadır ve bir saatle süslenmiştir. Dipteki merdiven, Melozzo da Forli’nin freskleriyle, Regia salonu Giovanni Lanfranco ve Carlo Saraceni’nin freskleriyle süslüdür. Sarayın ar­kasında, içinde Fuga’nın yaptığı küçük ta­pmağın bulunduğu geniş bahçeler uzanır. Eskiden papaların, sonra da kralın (1870) yazlık yerleri olan Quirinale bugün, cum­hurbaşkanının yazlık sarayıdır. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Quirinale sarayı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADOVİÇ (Andrija)

Tarih 17 Haziran 2009

RADOVİÇ (Andrija), yugoslav siyaset adamı (Martiniçi, Karadağ 1872-Belgrad 1947).
Torino Askerî akademisinde okudu. Karadağ Milliyetçi partisine girdi. 1906′da maliye bakanı oldu. 1907′de meclis başkan­lığına seçilince, prens Nikola ile anlaşmaz­lığa düştü ve yurt dışına kaçtı. Aynı yıl Çetine’ye döndü ve 16 yıl hapse mahkûm edildi. Affedildikten (1913) sonra, yeniden maliye bakanı (1915) ve meclis başkanı ol­du. Kral Nikola ile ilişkilerini kesti ve Ka­radağ’ın Yugoslavya’ya verilmesine çalıştı. 1919-1920 Barış konferansında Güney İslavlarını temsil etti. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADOVİÇ (Andrija) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Radom konfederasyonu

Tarih 17 Haziran 2009

Radom konfederasyonu, 1767′de, Polonya milletinin hürriyetini korumak isteyen bin­lerce polonya soylusunu biraraya getiren konfederasyon. Hukuken prens K.S. Radziwill’in başkanlığında toplanan bu konfede­rasyonu aslında Rusya’nın Polonya elçisi N. Repnin yönetti ve machiavelli’ci davranışlanyle konfederasyonu, ülkenin Rusya’­nın kölesi haline gelmesi yolunda âlet ola­rak kullandı. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Radom konfederasyonu hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUEİPO DE LLANO Y SİERRA (Gonzalo)

Tarih 16 Haziran 2009

QUEİPO DE LLANO Y SİERRA (Gonzalo), ispanyol generali (Tordesillas 1875 -Gambada, Sevilla yakınları 1951). ispanyol-Amerikan savaşma katıldı ve Fas’ta hizmet gördü.

Cumhuriyetçi görüşleri benimsediği için Primo de Rivera’nın diktatörlüğüne karşı çıktı. Görevinden alındı; 1928′de bir ayaklanmaya kalkıştı. Paris’e sığındı ve ispanya’ya ancak 1931′de cumhuriyet kurulduğu zaman döndü; cumhurbaşkanı Alcala Zamora’nın askerî kabine şefi oldu. 1936′daki milliyetçi ayaklanmada önemli bir rol oynadı, atak bîr saldırıyle Sevilla’yı ve sonra Malaga’yı zaptetti (1937). Radyo yaymlarıyle düşman üstünde psikolojik etki yaratmağa çalıştı ve bu sebeple general RADİO lakabını aldı. Daha sonra, Madrid’­de kalmış olan milliyetçi elemanlarla ba­ğıntı kurdu. İç savaştan sonra İtalya’daki ispanyol Askerî heyetini yönetti (1939-1942). [L]

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEİPO DE LLANO Y SİERRA (Gonzalo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUARESMİO (Francesco)

Tarih 16 Haziran 2009

QUARESMİO (Francesco), italyan şarki­yatçısı (Lodi 1583-Milano 1656). Fransisken tarikatına girdi. Kutsal Topraklar’a başkan­lık etti (1618-1619). 1625′te yeniden Kudüs’e gitti. Kudüs’ten Filippo IV’e mektup yaza­rak isa peygamberin mezarının müslümanların elinden kurtarılmasını istedi. Yakın­doğu ve Küçük Asya’da uzun gezilere çıktı.
Başlıca eseri: Historica, Theologica et Moralis Terrae Sanctae Elucidatio
(2 cilt, 1639). [M]

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUARESMİO (Francesco) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUADROS (Jânio)

Tarih 16 Haziran 2009

QUADROS (Jânio), brezilyalı devlet ada­mı (Campo Grande, Mato Grosso 1917). 1951′de Sao Paulo eyaletinden milletvekili seçildi.
Devlet dairelerindeki ahlâk bozukluğuyle mücadeleye dayanan siyasî yenilen­me hareketine girişti. 1954-1958 Arasında Sao Paulo eyaleti valisi oldu ve nüfuzu iyice arttı. Cumhurbaşkanlığına adaylığını koydu. Amblemi bir süpürgeydi. 1960 Eki­minde, Kubitschek’in desteklediği mareşal Lott’u 170 000 oyla geride bırakarak bü­yük bir başarı kazandı. 31 Ocak 1961′de göreve başladı. Fakat aldığı düzensiz ted­birler, iktisadî durumu düzeltemedi ve enf­lasyonu önleyemedi. S.S.C.B. ile Küba’ya yakınlaşma siyaseti tepkiyle karşılandı. Komünizme karşı hoşgörülü davranmakla suçlandı. 23 Ağustos 1961′de «gözlemci kuv­vetlerin baskısını öne sürerek birden istifa etti. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUADROS (Jânio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUEZON CİTY

Tarih 16 Haziran 2009

QUEZON CİTY, Filipinler’in merkezi, Ma­nila’nın kuzeydoğusunda; 135 000 nüf. 1948′de kurulan Quezon City, adını Filipinler cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı Manuel Quezon’dan aldı. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEZON CİTY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUEZON (Manuel)

Tarih 16 Haziran 2009

QUEZON (Manuel), filipinli siyaset adamı (Baler, Tayabas 1878 – Saranac Lake, New York 1944). Amerika’ya karşı bas gösteren ayaklanmaya katıldı (1899). 1905′te Tayabas eyaleti valisi, 1907′de milletvekili oldu. «Partido Nacionalista»yı kurdu ve Jones Act’in çıkmasını sağladı (1916). Bu me­tinle bağımsızlık vaat ediliyor ve bir parla­mento kuruluyordu. Quezon, senato başka­nı oldu (1916), Filipinler’in derece derece kurtulması yolunda mücadeleye girişti. 17 Eylül 1935′te, büyük yetki ile yeni devletin başkanlığına getirildi. 1941de yeniden se­çildi, Japonlardan kaçmak zorunda kaldı, Amerika’da geçici bir hükümet kurdu. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEZON (Manuel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUESNAY DE BEAUREPAİRE (Jules)

Tarih 16 Haziran 2009

QUESNAY DE BEAUREPAİRE (Jules), fransız hâkimi (Saumur 1838- – Vitrai sous-Laigle, Orne 1923). Paris istinaf mahkemesi başhâkimi oldu (1889), general Boulanger’ye yüklenen suçla ilgili karşı iddianameyi hazırladı, Panama yöneticilerine karşı ko­vuşturma raporunu kaleme aldı (1892), yargıtay başkanı oldu (1893). Dreyfus olayı nın incelenmesi sırasında arkadaşlarıyle ay­nı fikirde olmadığından Dreyfus’ü tutan­larla mücadele etmek için görevinden ayrıl­dı (1899). [L]

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUESNAY DE BEAUREPAİRE (Jules) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUEROL GAVALDA (Miguel)

Tarih 16 Haziran 2009

QUEROL GAVALDA (Miguel), ispanyol bestecisi ve müzik bilgini (Ulldecona, Tarragona ili 1912). Barcelona üniversitesinde müzik tarihi dersi verdi, ispanyol Müzikoloji enstitüsünde yönetim başkanıdır (1946). İki bale, bir oratoryo (Montserrat’da Kış,1936), ses müziği olarak şiirler, mezmurlar, missa’lar, madrigal’ler, yaylı çalgılar için dörtlüler, sonatlar, elli melodi besteledi. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEROL GAVALDA (Miguel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUTTKAMER (Robert VON)

Tarih 15 Haziran 2009

PUTTKAMER (Robert VON), prusyalı si­yaset adamı (Frankfurt-an-der-Oder 1828 -Karzin, Pomeranya 1900). Reichstag’da mu­hafazakâr milletvekili (1873) ve Silezya yük­sek başkanı (1877) oldu. Prusya kültür ve eğitim bakanı olarak Falk’ın yerine geçti (1879); Kultukampf dolayısıyle patlak ve­ren kavgaları yatıştırdı. Prusya içişleri ba­kanı oldu (1881-1888) ama Friedrich III ta­rafından gözden düşürüldü. (L)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUTTKAMER (Robert VON) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUTNİK (Radomir)

Tarih 15 Haziran 2009

PUTNİK (Radomir). sırp generali (Kragujevac 1847-Nice 1917). 1903′te general, 1906′da harbiye bakanı oldu.
Sırp ordusunu kurdu ve Balkan savaşları sırasında bu orduya kumanda etti (1912-1913); 1914′te prens Aleksandar’ın kurmay başkanı oldu; Şabac (ağustos), Valyejo (eylül) ve Rudnik (ara­lık) zaferlerinde büyük rol oynadı. 1915′te, yerinden kalkamayacak derecede hasta ol­masına rağmen, Adriyatik’e doğru yapılan geri çekilmeyi yönetti. Sonra hizmetten ayrılmak zorunda kaldı. Kemikleri 1926′da Belgrad’a götürüldü. (L)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUTNİK (Radomir) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUSSORT (Henri)

Tarih 15 Haziran 2009

PUSSORT (Henri), fransiz hukukçusu (1615 -Paris 1697), Danıştay üyesiydi. Yeğeni Colbert tarafından kurulan Adalet şûrasında, Fouquet’ye karşı düşmanca tutumu ile dik­kati çekti (1664). Birçok komisyona başkan­lık etti. «iKiNCî COLBERT» diye anılırdı; yüksek adalet mercilerini ve derebeylik mahkemelerini şiddetle tenkit etti. Mütevellilerin mallarına elkonulmasına taraftar­dı. (L)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUSSORT (Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUNTA DEL ESTE

Tarih 13 Haziran 2009

PUNTA DEL ESTE, Uruguay’da şehir. Atlas okyanusu kıyısında, Maldonado yakı­nında; 6 500 nüf. 17 Ağustos 1961′de Ame­rika Devletleri teşkilâtı (OEA) üyeleri bu­rada «İlerleme ittifakı»nın temelini atan bir antlaşma imzaladılar.
31 Ocak 1962′de OEA dışişleri bakanlarının yaptığı toplantıda Kü­ba teşkilâttan çıkarıldı.
12-14 Nisan 1967′de OEA devletleri başkanları başkan John­son ile burada toplandılar; genellikle latin amerika devletleri, A.B.D.’den uzaklaşarak birbirlerine yaklaştı, Vietnam savaşında
A. B.D.’ye yardım etmeğe yanaşmadı ve Latin Amerika’da yıkıcı faaliyet gösteren si­lâhlı kuvvetlere karşı mücadelenin tek mer­kezden yönetilmesi teşkilâtlandırılamadı. Ama iktisadî kararlar alındı; bu kararlar 1970′ten sonra bir ortak pazar yaratılma­sını, döviz ithalini çoğaltmak için gerekli çabaları, köylerdeki hayat şartlarının modernleştirilmesini, eğitimin teşvikini, sağlık programlarının düzenlenmesini ve askerî masrafların kısıtlanmasını öngörüyordu. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUNTA DEL ESTE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Pulur veya Sakyol

Tarih 13 Haziran 2009

Pulur veya Sakyol. Arkeol. Tunceli’nin Çemişkezek ilçesine bağlı Pulur köyünün kuzeybatısında höyük. H.Z. Koşay başkan­lığındaki heyet tarafından ilk araştırmalara 1968′de başlandı. Yüksekliği 11 m’dir; tabii bir tepeyle birlikte 16 m’ye varır. Höyükte tepeden itibaren 11 mimarî kat tespit edil­di. I.-IV. Katlar çok harap olmuştur. V. Katta 14 odalı bir yapı ile bir silo (ekin kuyusu) çıkarıldı; VI – VII. katlarda da silolar bulundu. VIII. Yapı katında sağ­lam yapılarla birlikte mezara rastlandı. Yan­gın geçirmiş olan IX. katta idoller, X. kat­ta bir ocak ve çevresinde öğütme taşları, hamur yaymağa yarayan leğenler v.b. eşya bulundu. Burası maden çağlarının ilk de­virlerinde rastlanan bir çeşit mutfaktır. XI. Yapı katında araları bir kerpiç duvarla ay­rılmış iki odada iki tapmak meydana çıka­rıldı ve heykel olarak da keman biçiminde bereket tanrıçasını ve eşini temsil eden kü­çük idoller ele geçirildi. Bunların benzer­lerine İğdır’ın kuzeyinde rastlandı. Tapı­nağın benzerine Beycesultan’da XIV., XV. ve XVI. katlarda rastlanıldığı için bu yapılar Eski Bronz II devrine (M.Ö. 3700-2900) ait olabilir. Pulur’da iki çeşit seramik görülür. I.-VIII. Katlarda beyaz hamurlu, üzeri koyu kahverengi, kırmızı geometrik çizgilerle süslenmiş, çift renkli çanak çöm­lek bulundu. Siyah astarlı, Karaz tipi çanak çömlekse bütün yapı katlarında vardır. Malatya Gelinciktepe’de benzerleri bulunan ve M.ö. 3000′e ait olan bej renkli sera­miğin Keban’”a has yerli Hurri-Subartuların atalarına ait olup olmadığı kesin olarak bilinmez. 1969 ve 1970 yılları çalışmalarında höyüğün bütün yüzeyi ana kayaya kadar kazıdı. 1971 Çalışmalarında yine höyük ala­nında yer yer sondajlar yapıldı ve eski bronz çağ mezarlığı arandı. (M)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pulur veya Sakyol hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUEBLO’LAR

Tarih 13 Haziran 2009

PUEBLO’LAR, A.B.D.’nin güneybatısında (New-Mexico, Colorado ve Arizona) kızılderili halk; bağımsız köyler halinde bö­lünen başlıca kabileleri (Hopi’ler, Zuni’ler) iki bin yıla yakın süredir birbirinin üze­rinde çekik katlar halinde yükselen taş ev­ler yaparlar. Mısır yetiştirme bölgesinde yaşayan tarımcı topluluklardır; el tezgâh­larında pamuk dokur ve kıvrımlı elbiseler giyerler. Geometrik desenli çömlekleri ilgi çekicidir. Seçimle işbaşına gelen başkanlar tarafından rahip sınıfının yardımıyle yöne­tilen her köy, siyasî ve dinî bir birimdir. Pueblo toplumunda totemci klanlarla dinî tarikatlar birarada yaşar. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUEBLO’LAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PTT

Tarih 13 Haziran 2009

PTT (Posta, Telgraf ve Telefon işletmesi’nin kısaltılmış adı), posta, telgraf ve te­lefon hizmetlerini yürütmek amacıyle, özel kanuna göre kurulmuş (1953), idarî muh­tariyeti olan, Ulaştırma bakanlığına bağlı iktisadî devlet teşekkülü. Görevleri: açık ve kapalı mektup ve haberleşme kartları­nı taşımak, dağıtmak; telli ve telsiz tele­fon ve telgraf hizmetlerini yapmak; her türlü basılı kâğıtları, ticaret eşyası örnek­lerini, küçük paketleri, fonopost maddele­rini, iş kâğıtlarını, posta kolilerini, tebliğ evrakını yerine ulaştırmak; posta bonola­rını, ödemeli posta maddelerini, posta ve telgraf havalelerini alıp vermek; posta çek­leri, posta seyahat çekleri, posta biriktir­me sandığıyle ilgili işlemleri yapmak; tel­siz telefon alıcıları için ruhsatname ve mil­letlerarası telsizci şahadetnamesi vermek. Kuruluşun merkez teşkilâtı, genel müdürün başkanlığında iki teşkilât üyesiyle Maliye ve Ulaştırma bakanlıkları temsilcilerinden meydana gelir. Genel müdürün iki yardım­cısı vardır.

Danışma birimleri: Araştırma ve Geliştir­me Kurulu başkanlığı; Tetkik Kurulu baş­kanlığı; Hukuk müşavirliği; Teftiş Kurulu başkanlığı; Savunma sekreterliği. Esas bi­rimler: posta hizmetlerinin yürütülmesi, pos­ta cihazlarının dağılımı, yeni merkezler açıl­ması, posta pullarının basımı, posta hatla­rının tespit işlerinden sorumlu Posta Dai­resi başkanlığı; telekomünikasyon işlerine bakan, telefon rehberlerinin hazırlanmasını Sağlayan Telgraf ve Telefon Dairesi baş­kanlığı; telekomünikasyon işlerinin proje, ihale, bakım yönleriyle ilgilenen Teknik İşler Dairesi başkanlığı; Yapı İşleri Dai­resi başkanlığı; NATO altyapı kurumlarıyle uğraşan NATO Dairesi başkanlığı. Yar­dımcı birimler: Genel sekreterlik, Perso­nel Dairesi başkanlığı, Muhasebe ve Ma­liye Dairesi başkanlığı, Malzeme Dairesi başkanlığı, Sağlık Yardım Sandığı müdürlüğü.
Teşkilâtın 16 bölge müdürlüğü (Adana, Af­yon, Ankara, Balıkesir, Çankırı, Diyarba­kır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, istanbul, İzmir, Konya, Samsun, Sivas, Trabzon, Van), 883 merkezi, 1 133 şubesi, 1 039 acen­teli, 3 140 pul satıcılığı, 3 telefon başmü­dürlüğü (Ankara, İstanbul, izmir);
2 depo müdürlüğü (Ankara, istanbul), 1 atelye mü­dürlüğü (Ankara), 1 araştırma laboratuvarı (istanbul) vardır. (M)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PTT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PTOLEMAİOS V Epiphanes

Tarih 13 Haziran 2009

PTOLEMAİOS V Epiphanes («Ünlü») [M. ö. 210/209'a doğr. - 181], Ptolemaios IV Philopator’un oğlu, Mısır kralı (204/203-181). Bakan SosibioS ile Agathokles, halkın Sü­rekli ısrarı karşısında, bir süre önce kat­ledilen annesinin ölümünü açıklamak zo­runda, kalınca, Ptolemaios V, iktidara geç­ti. Sosibios öldü, Agathokles de İskende­riye’lilerin bir ayaklanması sırasında öl­dürüldü. 201 Sıralarında, Marcus Lepidus’un başkanlığındaki Romalı bir elçiler he­yetini kabul etti. 200 veya 198′de Panion’da Koile Syria’yı kaybetti. 197′de ergin çağa ulaşınca Menfis’te taç giydi. Fakat Âristomenes, Sonra Argos’lu Polykrates na­ip olarak devlet yönetiminde ona yardım ettiler. Saray erkânı sınıflar halinde teş­kilâtlandı (akrabalar, ilk dostlar, dostlar v.b.). Yukarı Mısır’da ve Delta’da (Abydos, Lykopolis) yerlilerin çıkardığı isyan­lar kanlı bir şekilde bastırıldı, düzen an­cak 184′te sağlanabildi. Bu arada saray, geleneksel dini (Rosette taşı) destekleyerek mısırlı rahipler Sınıfını kazanmağa çalı­şıyordu. Dış sömürgelerini yavaş yavaş fetheden Antiokhos, yine de Ptolemaios’un müttefiki olduğunu ileri sürüyordu. Anti­okhos, kızı Kleopatra’yı Ptolemaios’a ver­di. Kleopatra’nın gerek Koile Syria’nın ödemek zorunda olduğu vergi kalıntılarını, gerek malî gelirleri çeyiz olarak aldığı sanılıyor. Roma, Antiokhos III’e karşı savaşta, Ptolemaios V’in silâhlı müdahale­sini kabul etmedi. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PTOLEMAİOS V Epiphanes hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRZYBOS (Julian)

Tarih 12 Haziran 2009

PRZYBOS (Julian), polonyalı şair (Gwoznica, Silezya 1901). Şiirde kapalılık görü­şünü benimseyen Przybos, vezin ve kelime­lerde birtakım garip oyunlara girişti ve 1925′ten sonra avangard polonya şiirinin öncüleri arasına girdi (Sruby 1925; Wglab Las [Ormanların Derinliklerinde], 1932; Miejsce na Zlemi [Dünyada bir Yer], 1945; Najmniej Slow [Sözün En Kısası], 1955), İkinci Dünya savaşından ve Polonya’nın kurtuluşundan sonra Polonya Yazarları derneği başkanı, haftalık Odrodzenie dergisi­nin yazarı, İsviçre’nin Polonya büyükelçisi (1951-1955) ve Jagiello kütüphanesi yöneti­cisi oldu. Şiirlerinden başka, tarihî yazılar, edebiyat ile sanat nazariyeleri üstüne maka­leler de yazdı. (M)

12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRZYBOS (Julian) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRYTANİS

Tarih 12 Haziran 2009

PRYTANİS i. (yun. k.). Esk. Yun. Birçok yunan sitesinde başhâkim. || Atina’da onda bir yıllık bir dönem için bule’nin sürekli ko­misyonunu meydana getiren bir kabilenin elli delegesinden (bule’nin onda biıi) her birine verilen ad. (Prytanis’ler Prytanaeion’da, aralarından kura ile seçilen ve her gün yenilenen bir epistatos’un başkanlığın­da toplanır ve hükümetin yürürlükteki ya­salarını yerine getirirlerdi: polis kuvvetleri­nin yönetilmesi, elçilerin kabulü, meclis­lerin toplantıya çağırılması. Görevlerinin kısa süreli olması, şüpheci Atina demok­rasisi için bir garantiydi.) [L]

12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRYTANİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRUSYA Genel tarih

Tarih 12 Haziran 2009

PRUSYA Genel tarih

• ilk yıllar. Vistül ile Neman arasındaki Prusya topraklarına ilkin bir baltık halkı olan Prusyalılar veya Boruslar yerleşti; bunları Oliva rahipleri (Oliva’lı Christian. 1215′te ilk Prusya piskoposu) ve Polonyalı­lar boş yere hıristiyanlaştırmağa uğraştılar.

Yenilen Mazovyalı Konrad, töton şövalye­lerinden yardım istedi (1225). İmparator ve papanın desteklediği, alman, polonyalı, çek v.d. haçlılardan da yardım gören Tötonlar, Kulm (Chelmno) bölgesinde üslenerek güç bir fethe başladılar (1228); Prusyalıları zor­la hıristiyanlaştırdılar, çoğunu kılıçtan ge­çirdiler ve topraklarına elkoyarak alman kolonlara dağıttılar. 1260′a doğru Mazurya gölleri dışında ülkenin hemen her yerini ele geçiren toton şövalyeleri, 1265-1295 yıllarında Prusyalıların isyanlarını kesinlikle bastırdı­lar.Kolonlar tahıl üretimiyle zenginleştiler; bu tahılı Danzig (Gdansk), Elbing (Elblag), Torun v.b. şehirlerin tacirleri ihraç ediyor­du; şehirlerin hepsi Hansa’ya katılmış ve Magdeburg ile Lübeck yasaları uyarınca kendi kendilerini yönetme hakkını elde et­mişti.

Ama toton tarikatı şövalyeleriyle iliş­kiler kısa süre içinde gerginleşti ve Totonların merkezi Marienburg’a nakledildi (1309). Köylüler, soylular ve özellikle alman tacirler tarikat başkanlarını ülkeyi mutlaka hükümdarlar gibi yönetmek ve sayılarını artırmak için günden güne daha çok yaban­cı asker çağırmakla suçluyorlardı. Zaten to­ton tarikatı Brandenburg’a yaklaşmak ve tehlikeli Polonya-Litvanya birleşmesine (1386) karşı denge unsuru olmak için Pomerelya ve Danzig’i ilhak ederek (Kalisz anlaşması 1343), ve Neumark’ı satın alarak (1402) hâ­kimiyetini yaymıştı. Tötonlar birliği kurmak için Polonya’ya savaş açtılar, fakat 1410′da Grunwald’de (Tannenborg), «Lucertole» bir­liğini kuran soylu ve burjuva tebaaları (sonradan Marienwerder birliğini kurdular [1440]) tarafından savaş Sırasında yüzüstü bı­rakılınca yenildiler.

Tötonların isteğine uy­gun olarak imparator Friedrich, Marien-werder birliğini dağıttı (1453); bunun üzeri­ne soylular ve şehirler, Polonya kralı Kazimierz IV’ün desteğiyle ayaklandı; Kazimierz bu ikinci savaştan sonra Doğu Prus­ya’nın kendisine bırakılmasını sağladı ve ta­rikata Polonya’nın metbuluğunu kabul et­tirdi (Torun anlaşması, 1466). O tarihten sonra köylüler, şehir burjuvazisi ve toprak Sahibi soylular arasındaki dayanışma çözül­düğünden Tötonlar kesinlikle gerilemeğe başladılar. Hansa’nın gücünü kaybetmesin­den (XV. yy.) ve tahıl fiyatlarının yüksel­mesinden (XVI. yy) yararlanan soylular ön­ce XIV. yy.daki salgın ve kıtlıklar ile XV. yy. savaşları sonucunda boş kalan toprak­ları ele geçirdiler; Sonra köylülerin toprak­larına el atarak köylüleri XVI. yy.da toprak kölesi haline getirdiler.

O tarihten sonra be­dava işçi çalıştıran toprak sahibi soylular tahıllarını çok düşük fiyatla, ama dolgun kârlarla Batı Avrupa’ya Sattılar; hattâ üre­tim ve kazancı çoğaltmak için ülkeye yeni­den kolon yerleştirmeğe başladılar.

• Prusya düklüğü. Üçüncü bir savaş (1519-1521) sonunda Toton tarikatı başkanı Bran­denburg’lu Albrecht, Prusya’nın laik ve soydan geçen; bir düklük haline getirilmesini sağladı; düklük doğrudan doğruya Polon­ya tacına bağlı bir fief’ti (Krakow, 1525). Hohenzollern sülâlesinden Brandenburg’lu Albrecht, Prusya dükü oldu (1525-1568), Luther reformunu benimsedi, tarikat başka­nı unvanından vaz geçti ve tarikatın mülk­lerini laikleştirdi.

Albrecht devletini yeniden teşkilâtlandırma­yı denedi; ama illerin yönetiminde Tötonla­rın koyduğu taksimatı değiştirmedi. Ayrıca soylulara ve şehir burjuvazisine Lanstande’de (bu iki sosyal sınıfın denetlediği meclis) vergi miktarını tayin etmek hakkını tanıdı. Ama hükümette yabancılara önemli yerler vermesinden hoşnut olmayan soylu ve bur­juvalar, Polonya kralına başvurdular; kra­lın yaptığı soruşturma sonucunda subayların sayısı sınırlandı. Albrecht Friedrich (1568-1618), Polonya ve Brandenburg seçici prensi Joachim II ile yaptığı görüşmeler Sonucun­da hüküm süren sülâle söndüğü takdirde Prusya düklüğünün Joachim II’ye geçmesini kabul etti (1569). Joachim II (1573), Polonya düklüğünün yönetimini önce Ansbach markgrafı Georg-Friedrich’e (1577-1613), sonra Brandenburg maıkgraflarına verdi.

Böyle­ce seçici prens Johann Sigismund, Prusya dükü oldu (1618-1619). Düklük ve Seçici prenslik kurumları resmen muhafaza edildi ve Polonya’nın desteklediği il hükümetleri, boyun eğmeleri karşılığında, her hükümdar değişmesinde yeni yeni tavizler kopardılar; Hohenzollern’ler illeri Otuzyıl savaşına sürükleyince istekler daha da arttı. Aciz se­çici prens Georg-Wilheln (1619-1640), ül­kesi için isveç Vasa’ları (Gustaf II Adolf, 1611-1632) ve Polonya arasındaki (Zygmunt III, 1587-1632) çekişmelere seyirci kaldıktan sonra, isveç Vasa’larına katılmayı kabul etti. Bununla birlikte oğlu ve vârisi Friedrich-Wilhelm I (1640-1688), Doğu Pomeranya (Kamien piskoposluğu dahil) ile Minden, Halberstadt ve Magdeburg piskoposlukla­rının kendisine bırakılmasını sağladı (Vest-falya anlaşmaları, 1648); sonra Polonya-isveç savaşına (1655-1660) katılmasına karşılık, Prusya’yı Polonya metbuluğundan kurtardı (Wehlau, 1657) ve bu düklük üstünde kendi otoritesini kabul ettirdi (Oliva, 1660). Prus­ya o tarihten sonra Brandenburg devletine katıldı ve bu devlete bağlı eyaletler arasın­da Hohenzollern’lerin rakipsiz bir hâkimi­yet kurdukları tek ülke oldu.

• Prusya devletinin doğması. Bu başarılara rağmen yeni devletin durumu nazikti: Neman-Ren arasında çok dağınık, savaşlarla yakılıp yıkılmış ve ıssızlaşmış topraklar; Prusyalı luther’ciler ile Rheinland bölge­sindeki katolikler ve calvin’ciler arasındaki çekişmeler; özellikle doğudaki Junker’lerle (soylu mülk sahipleri) toprak kölesi köylü­ler arasındaki Sosyal gerilim. İl meclislerinin (Landstande) düzenli vergiler ödemeyi red­dettiği (1662 ve 1667) Prusya’da, imtiyazlar tehlikeli ve güçlüydü.

Büyük seçici prens, siyasetini kabul ettirebilmek için asker gön­dermek (1662) ve il meclislerine ülkenin yö­netiminde görev alacak Brandenburg’lu memurların bulunmasını kabul ettirmek zorun­da kaldı. Bu sonuç ancak Friedrich – Wilhelm’in kurduğu modern ordunun desteğiy­le sağlanabildi; bu ordunun bakımı; için de birçok vergi kondu, idarî reformun, me­murlar kadrosunun, pazarcılığa yönelmiş bir ekonominin, yeni kurulan donanmalın (1688 de 12 gemi), Afrika Brandenburg şirketinin (merkezi Königsberg’de) ve çağrılan yabancı teknisyenlerin (1683′ten sonra fransız Protes­tanları) güçlü bir devlet haline getirdiği Brandenburg-Prusya, bu gücünü İsveçlileri Fehrbellin’de yenip (1675) Riga’ya kadar kovalayarak (1678 sonu) ortaya koydu. Louis XIV’ü büyük seçici prense yaklaşmağa yönelten (1681 gizli antlaşması) bu askerî güç, Friedrich III’te krallığını ilân etme is­teği uyandırdı. Ama bunun için imparatorun ve büyük devletlerin onayı gerekiyordu.

Prusya ordusu Louis XIV’e karşı Avustur­ya imparatorunun emrine verildi (1689 -> 1697) ve imparator, İspanya Veraset Savaşına katılmasını sağlamak için Prusya hüküm­ran düklüğünü krallık haline getirmeğe ka­rar verdi (1700). Friedrich Königsberg’de tö­renlerle taç giyerek (18 ocak 1701) Friedrich I adını aldı (1701-1713) ve Fransa’ya karşı savaşa katıldı; ama İsveç’e karşı savaşta önce tarafsız kaldı (1710).

• Prusya askerî devletinin kurulması (1713-1740). «Çavuş-kral» denen Friedrich-Wilhelm I, isveç’in ön Pomeranya, Stettin (Szczecyn) ve Odra’nın ağızlarını kendisine bırakmasını sağladıktan (Stockholm antlaşma­sı, 21 ocak 1720) sonra, bütün gücünü ordu ve idareye dayandırdı; orduyu devletin te­mel direği haline getirdi, hükümdarlığı bo­yunca bütün çabalarını ordu için harcadı ve ordunun bakımını şahsî gelirleriyle karşı­ladı.

Yoksul toprak Sahibi soyluların aile­lerinden gelen, Kadetler okulunda parasız yetiştirilen (Berlin, 1722) subaylar, devletin en yüksek sınıfı haline geldi. Ordunun yan­sı askerî kantonlardan (1665 kanton Sistemi) toplanıyor, yarısını ise paralı askerler mey­dana getiriyordu. Bu ordu mekanizmasının büyük harcamalar gerektirmesine rağmen sı­kı bir tasarruf siyaseti ve sağlam bir vergi sistemi (imtiyaz ve muafiyetlerin kaldirılması) sayesinde tasarruf yapıldı. Buna pa­ralel olarak kral ülke içi yerleşme harekeketine de hız verdi; 1709-1710 vebasının kı­rıp geçirdiği Prusya düklüğüne 17 000 Salz-burg’lu yerleştirdi (1732). Memurlarına na­musluluk ve mutlak disiplin anlayışı kazan­dıran Friedrich-Wilhelm’in yönetimi kusur­suzdu; ülkeyi maliye, Savaş ve topraklar yü­ce direktuvarının yardım ettiği kabinesi yardımıyle yönetiyordu ve bakanlar ancak birer yürütme görevlisiydi.

• Prusya’nın büyük bir devlet haline gel­mesi (1740-1786). Prusya ordusu Friedrich II’nin elinde eşsiz bir kudret aracı oldu. Avusturya’dan Silezya’nın alınması, Berlin antlaşmasında imzalandı (1742) ve Dresden’de onaylandı (1745). Fransa, Avusturya ve Rusya’ya karşı bir kuvvet denemesi olan Ye­diyi! savaşlarını Prusya büyük güçlüklere ve ağır kayıplara (kısa Süre içinde yeni kolon­lar getirilmesiyle telâfi edildi) rağmen ka­zandı (Rossbach, kasım 1757; Leuthen ara­lık, 1757; Hubertsburg anlaşması, 1763). Fri­edrich, Avusturya ve Rusya’ya kabul ettir­diği Polonya’nın ilk bölüşülmesiyle Batı Prusya veya Polonya Prusyası’nı ele geçire­rek (1772) ve Prusya ile Brandenburg’u top­rak bakımından birleştirerek Junker’lere iktisadî menfaatler sağladı.

O tarihten son­ra devamlı olarak imparatora karşı Alman­ya’nın meselelerine müdahale etti; imparato­run Bavyera’yı ilhak etmesini engelledi (1778-1779) ve birleşmiş alman prensleri­nin (Fürstenbund) yardımıyle Almanya’da Hohenzollern’lerin yerini almağa çalıştı (1765). O tarihte 160 000-200 000 kişilik da­imî bir ordusu, 55 milyonluk hazinesi, 22 milyonluk geliri vardı; üstelik çoğu XIX. yy.da Hıristiyanlığı kabul eden saray yahudilerinden de (bankacı, ordu müteahhidi v.b.) malî yardım görüyordu (bu yardım Prusya’nın 1812′de yahudilere hürriyetler tanımasını kısmen açıklar). Ama köylerde top­rak köleliği rejiminin devam etmesi, şehir­lerdeki katı lonca rejimi ve Soyluların dev­lette önemli rol oynamaması sosyal ge­lişmeyi köstekliyordu. Friedrich II, babası­nın mutlakıyet idaresini daha da sağlam­laştırdı; ama rejiminin dış görünüşünü filo­zofça düşüncelerini uygulayarak yumuşattı: din hürriyeti, adlî reform, Prusya hukuku­nun derlenmesi (1774), idare ve adaletin ay­rılması. Bütün dikkatini iktisadî gelişmeye toplayarak bataklıkların tarla haline getiril­mesini ve iskânını, Emden ve Swinemünde limanlarının düzenlenmesini ve ticarî ge­lişmeyi (A.B.D. ile ticaret anlaşması, 1785) destekledi.

• Prusya devletinin gerilemesi ve yeniden doğması (1786-1815). Friedrich II’nin ese­ri kısa süre içinde yeğeni Friedrich -Wilhelm II’nin (1786-1797) beceriksizliği yüzün­den bozuldu. İdareyi bir gözdeler kabine­sine bırakan Friedrich-Wilhelm II, din ve fikir hürriyetini kaldırdı, devlet hâzinesini saçıp Savurdu, prusya ordularını menfaat sağlamayan serüvenlere sürükledi (Felemenk 1787, Valmy 1792) ve Sonunda orduyu İngil­tere’ye kiraladı. Gelir kaynakları tükenin­ce, Fransa’ya Kuzey Almanya’nın tarafsızlaştırılmasını sağlayan Basel antlaşmasını (1795) imzaladı. O tarihten sonra eyaletlerini Polonya’nın zararına genişletmekle uğraş­tı (1793 ve 1795 bölüşmesi). Prusya’nın o tarihte yüzölçümü 300 000 km2′yi, nüfusu ise 8 700 000 kişiyi bulmuştu; ama ülke borç içindeydi, ordusu zayıflamıştı, idarî teşkilâtı bozulmuştu.

Friedrich-Wilhelm III, gerile­menin önünü almağa çalıştı. Aşırılıkları azaltarak malî durumu düzeltti; ama yaşlı kadrolarını muhafaza ettiği orduda reform yapmadı. Fransa’ya karşı elverişli bir tutum takınması sayesinde Almanya’da birkaç top­rak kazandı (1803); Napolyon, Kleve, Ans­bach ve Neuchâtel’e karşılık Prusya’ya Hannover’i verdi (Schönbrunn, 15 aralık 1805) . Fakat Ren konfederasyonunun kurul­ması Prusya’yı Rusya ile ittifaka sürükledi; Napolyon’a bir ültimatom gönderen Prus­ya’nın ordusu ezildi (Jena, Auerstedt, 14 ekim 1806), Berlin işgal edildi
(27 ekim 1806) , Tilsit antlaşmasıyle (1807) Prusya, topraklarının yarısını kaybetti; savaş tazminatlarını ödeyemeyen krallık işgal edildi ve Fransızların metbuu haline geldi.

Ama ba­rış yapılır yapılmaz, kral reformlara girişti ve Fransız devriminin yaydığı hürriyetleri ta­nıdı: Stein toprak köleliğini kaldırdı (9 ekim 1807) ve köylüler kralın şahsî mülkü olarak işledikleri topraklara sahip oldular. Bu reformlar kamuoyunda önemli gelişme­lere yol açtı ve 1810′da kurulan Berlin üni­versitesi, Fichte’nin etkisiyle alman milli­yetçiliğinin ocağı haline geldi. Scharahorst ve Gneisenau, kadroları tasfiye ederek, ta­limatnameleri yeniden hazırlayarak, ordu re­formuna giriştiler. Ama Stein’ın entrikala­rını haber alan Napolyon, onun görevden alınmasını sağladı (1808) ve ordu mevcudu­nu 42 000 kişi olarak sınırladı. Bununla birlikle 1810′da Hardenberg, Stein’ın eseri­ni yeniden ele aldı; malî imtiyazları kaldır­dı, kilisenin mallarına elkoydu, sanayi hürriyetini ilân etti, gençleri askerî eğitimden geçirerek (krümperler sistemi), orduyu ço­ğaltma yasağını işlemez hale soktu.

Prusya, Almanya’nın ayaklanmasında kesin rol oy­nayacak hale gelmişti. General Yorck’un Tauroggen’de bozguna uğraması (30 aralık 1812) ayaklanmaya işaret oldu. Doğu Prus­ya ayaklandı; kral topyekûn seferberlik i-lân ederek Fransa’ya savaş açtı (17 mart 1813) . 278 000 kişilik ordusuyle Avusturya’­yı koalisyona sürükledi.
Bu çaba ve fedakârlıklar Viyana kongre­siyle mükâfatlandırıldı (1814-1815). Prusya yeniden kurularak Saksonya’nın kuzey ya­rısı, Westfalen ve Rheinland’ı aldı; bir german devleti haline gelmişti ve Almanya’nın en zengin bölgelerini içine alıyordu.

• Almanya’da Prusya hâkimiyeti (1815 -1870). 1814′te girişilen idarî reformla krallık illere bölündü; iller de idare bölümleri ve çevrelerine ayrılıyordu. Yönetim, devlet kançılarının başkanlık ettiği bir meclisteydi. Prusya’nın yönetimi altında Zollvere’in (1834), öbür kuzey alman devletleriyle birleşmeyi hazırladı. Bununla birlikte kralın vaat ettiği anayasa Kutsal İttifak’ın etkisiy­le çıkarılmadı: üniversite derneklerine (Burschenschalten) kötü davranıldı.

Eski prusya ailelerinden meydana gelen soylular, Friedrich II’den beri devleti yönetiyor ve yerlerini yüksaltmekte olan burjuvaziye çok ağır bırakıyorlardı; öyle ki, XX. yy. başında Prusya’nın gücünün iki temel direği olan or­du ve bürokrasinin kilit noktaları hâlâ soy­luların elindeydi. Luther’ci kiliselerin bir­leşmesine ve devlet tarafından yönetilen bir kilise haline getirilmesine muhalefet eden Köln ve Poznan piskoposları tutuklandı. Daha liberal olan Friedrich Wilhelm IV (1840-1861), piskoposları serbest bıraktı ve genel af ilân etti (1844). Kamuoyunun baskı­sı karşısında temsilî meclise benzer bir meclis kurdu: Berlin «Birleşmiş Landtag’ı» (1847).

Berlin’deki 1848 ayaklanmasından bunalınca, bir kurucu meclis topladı ve li­beral bir anayasa çıkardı (1849). Ama Frankfurt parlamentosunda, Avusturya’nın dışta bırakılacağı bir Almanya’yı hâkimi­yeti altına almağa cüret edemedi; Avustur­ya kendi ülkesinde düzeni sağladıktan son­ra Friedrich’i bu yoldaki bütün denemele­rinden vaz geçmek zorunda bıraktı (Olmütz, 1850). Bunun üzerine Muhafazakâr parti ile luther’ci kilisenin Prusya devletini yönet­meğe başlaması, Hıristiyanlığın halkın gö­zünden düşmesine ve alman birliğini ger­çekleştirmeyi hedef alan Real Politik’in ha­zırlanmasına yol açtı. İki meclisten meydana gelen bir parlamento (senyörler meclisi [Herrenhaus] büyük mülk sahiplerini temsil ediyordu; ikinci meclis sınıflar Sistemine göre seçiliyordu) kuran 31 Ocak 1850 Ana­yasasını kabul ettikten sonra Friedrich -Wilhelm IV, Avusturya’nın tutumunun et­kisi altında kalarak yeniden bir tepki siya­setine döndü; fakat bir delilik buhranı ge­çirerek naipliği kardeşine bıraktı; kardeşi Wilhelm I adiyle hüküm sürdü (1861-1888).

Güçlü bir monarşi taraftarı olan yeni hü­kümdar, Roon’un 1860′ta sunduğu askerî reform projesini (üç yıl silâhlı hizmet; ihti­yat hizmeti süresinin artırılması, kadroların ve askerî bütçenin çoğaltılması) destekle­di. Yeni kralın iktidara çağırdığı Bismarck, bütçenin parlamentoda oylanmasına son ver­di ve dış siyaseti muhalefete aldırış etmeden yürüttü. Gücünü Düklükler savaşında de­nedikten sonra Avusturya’yı Sadowa’da ezdi ve 1866 seçimlerinde başarı kazandı. Prusya, Schleswig, Holstein, Hannover, Hessen Seçici prensliği, Hessen-Nassau ve Frank­furt’u ilhak etti. Kuzey Almanya konfede­rasyonuna giren öbür devletleri kontrolü altına aldı ve güney almanya devletlerini askerî ittifaklarla kendine bağladı. 1870 Sa­vaşı Bismarck’a alman birliğini gerçekleştir­mek imkânını verdi: Prusya kralı Versailles’da (1871), Almanya imparatoru ilân edilerek taç giydi.

• Prusya’nın sonu. Prusya’nın son yılları krallığın askeri teşkilâtını aktardığı Alman­ya’nınkiyle karışır. Bismarck aynı zaman­da hem imparatorluk kançıları, hem de Prusya başbakanıydı. Yeteneği ve otoritesi sayesinde, Reichstag (genel oyla Seçiliyor­du ve nispeten soldaydı) ile Landtag’ın (sınıflar seçim sistemi gereğince kendiliğin­den muhafazakârdı) birbirine ters kararlar almasının ortaya koyduğu nazik meseleleri çözebildi.

Prusya’nın, imparatorluk işlerini yöneten prusyalı personele ve kilit böl­geleri Prusya’da olan iktisadî güce daya­nan önceliği, Almanya’yı Birinci Dünya savaşına sürükledi. Bu yüzden bozgun ve 1918 Devrimi en çok Prusya’ya zarar ver­di; Almanya’dan ayrılan toprakların hepsi prusya toprağıydı. Sosyalistlerin etkisiyle de­mokratik bir anayasa çıkarıldı; bu ana­yasaya göre güç, meclis başkanını (sosyal demokrat Braun [1920-1932]) seçen Landtag aracılığıyle halktaydı. 1933-1935 Bir­leşme kanunlarıyle nasyonal sosyalizm, mil­let hükümranlığını yavaş yavaş Reich’a ak­tardı. Prusya o tarihten sonra pratikte or­tadan kalktı ve 1945 çözülmesiyle kesinlik­le yok oldu. Gücünü sağlayan toprakla­rın büyük kısmı, S.S.C.B. veya Polonya’­ya verildi; gerisi Doğu ve Batı Almanya’yı meydana getiren çeşitli Lander’ler ara­sında bölüştürüldü (1947). Milletlerarası kontrol kurulu Prusya devletinin sembolik dağıtılmasını ilân eden bir kanun çıkarın­ca Prusya’nın adı bile haritalardan silindi.

Osmanlı-Prusya ilişkileri

Prusya ile Osmanlı devleti arasında diplo­matik ilişkiler, XVIII. yy. başlarına kadar uzanır. 1718′de sadrazam Tevkiî Mehmed Pa­şa, Osmanlı devletinin Avusturya savaşla rıyle uğraştığı sırada, Prusya kralı Fried­rich Wilhelm I’e bir dostluk mektubu gön­derdi. 1720 Yılında Prusya kralı, Jurgowski adlı memurunu at satın almak için İs­tanbul’a gönderdi. 1739′da Friedrich Wilhelm, Mahmud I’e gönderdiği bir mektubunda Prusya’nın, imparatorun ordusuna asker toplamak mecburiyetinde olduğu hal­de iki yıldan beri bunu yapamadığını bil­diriyor ve Osmanlı devletiyle Prusya ara­sında bir ticaret anlaşması imzalanmasını teklif ediyordu.

Prusya’nın bu teklifinden bir sonuç çıkmamakla birlikte Osmanlı devletiyle Prusya krallığı arasındaki ilişki­ler kesilmedi, özellikle Yediyıl savaşları (1756-1763) başladıktan sonra ilişkiler da­ha da sıklaştı. Prusya kralı Friedrich II, Rusya, Avusturya ve Fransa’nın saldırısına uğrayınca Osmanlı devletiyle askerî bir an­laşma yapmak istedi. Bu amaçla, Adolf von Rexin adındaki elçisini İstanbul’a gön­derdi.
Prusya’nın teklifi sadrazam Ragıb Paşanın başkanlığında toplanan divan ta­rafından incelendi. Rusya ve Avusturya ile harbi gerektirecek bir durum olmadığı için kabul edilmedi; fakat bu ittifak teklifi ke­sin olarak da reddedilmedi. Elçiye verilen cevapta askerî ittifakın daha uygun bir za­mana bırakılması, şimdilik bir ticaret anlaşmasıyle yetinilmesi gerektiği bildirildi. Prusya ile bir ticaret anlaşması imzalandı (1761) Friedrich 1762′de rus çarı olan Pet-ro III ile anlaşarak rus cephesindeki savaşlara son verdi ve Osmanlı devletiyle Avusturya’ya karşı bir anlaşma yapmak istedi. Kesin olarak barış taraftarı olan sadrazam Ragıb Paşa bunu da kabul et­medi. Ahmed Resmî Efendi bu sırada Ber­lin’e gönderildi (1764). Osmanlı – Avustur­ya – Rusya savaşları sırasında (1787-1792), Osmanlı-Prusya ittifakı için yeniden teşeb­büse geçildi.

Rus-Avusturya ittifakı karşı­sında yalnız kaldığını anlayan Prusya, hem bu iki devlete karşı kendi güvenliğini sağ­lamak, hem de Osmanlı devletinin kendi­siyle yapacağı bir ittifakı bu iki devlete karşı bir tehdit vasıtası olarak kullanmak için, Osmanlı devletine Avusturya ve Rus­ya’ya karşı bir ittifak teklif etti. Bu teklif Osmanlı devleti tarafından kabul edildi. 5 Maddelik bir antlaşma meydana getirildi (1 şubat 1790). Bu antlaşma gereğince Avusturya ve Rusya, Tuna’yı geçerek neh­rin güneyindeki osmanlı topraklarına saldırırsa, Prusya bu iki devlete savaş aça­cak, Osmanlı devleti çıkarlarına uygun bir barış yapana kadar savaşa devam edecek­ti. Buna karşılık Osmanlı devleti yapıla­cak barış antlaşmasında Avusturya’nın Le­histan’dan almış olduğu Galiçya’nın tekrar Lehlilere verilmesine çalışacaktı.

Antlaş­manın ikinci maddesinde 1761 yılında im­zalanmış olan ticaret anlaşmasının yürürlükte olduğu tasdik ediliyor; Osmanlı dev­leti, Akdeniz’de gidip gelen prusya ticaret gemilerinin kuzey afrika korsanlarına karşı korunmasını taahhüt ediyordu. Antlaşma­nın üçüncü maddesi gereğince Osmanlı devleti Avusturya ve Rusya ile barış yapmadıkça Prusya da bu iki devletle barış yapmayacaktı. Buna karşılık Prusya, Le­histan ve İsveç; Rusya ve Avusturya ile barış yapmadıkça, Osmanlı devleti de bu iki devletle barış yapamayacaktı. Antlaşma­nın dördüncü maddesinde barış antlaşma­sından sonra Prusya, Osmanlı devletinin toprak bütünlüğüne kefil oluyor, barıştan sonra Rusya ve Avusturya, Osmanlı dev­letine savaş açarsa, bu iki devlete savaş açmayı taahhüt ediyordu. Yine bu mad­dede Fransa ve İngiltere’nin osmanlı top­rakları üstünde sahip olduğu haklara Prusya’nın da sahip olması şart koşuluyor­du. Prusya bu antlaşma gereğince Avus­turya sınırına askerî kuvvetler gönderdi.

Osmanlı devleti de Prusya’nın isteği üzerine kendisi için tehlikeli olan rus cep­hesine küçük birlikler göndererek asıl bü­yük ordusunu Avusturya sınırına şevketti. Antlaşmanın imzasından sonra Avusturya ve Prusya kralları Reichenbach’da buluşa­rak Avusturya ve Osmanlı devleti arasında savaştan önceki sınır üstünden barış ya­pılmasına karar verdiler (1790). Prusya, Os­manlı devletinin bu isteğine rağmen Rusya’­ya savaş açmaktan çekindi. Selim III’ün Prusya’nın Rusya’ya savaş açmasını sağlamak amacıyle Berlin’e gönderdiği Ahmed Azmi Efendinin çalışmaları bir sonuç ver­medi. Prusya, Osmanlı devletiyle olan ant­laşmasını bir tehdit aracı olarak kullandı. 1793′te Avusturya ile Rusya’nın Lehistan’ı taksiminden kendisi için pay çıkardı. Baltık kıyısındaki Danzig ve Thorn limanları ile çevresindeki toprakları aldı. Selim III zamanında Osmanlı devleti Berlin’de de­vamlı elçilik kurdu (1793). Mahmud II ye­niçeri ocağını kaldırdıktan sonra Prusya’­dan başta Moltke olmak üzere pek çok uzman subayı yeni osmanlı ordusunun yetiştirilmesi için getirtti.

Askeri tarih

Prusya ordusunu, XVII. ve XVIII. yy.da devletlerini kurmanın tek şartı olarak gö­ren Hohenzollern’ler meydana getirdiler. Ordunun yaratıcısı, oğluna 30 000 kişilik daimî bir ordu (alman devletleri arasında en kuvvetli ordu) miras bırakan Friedrich-Wilhelm idi (1640-1688). Ama bu orduya sonradan modern alman ordusunun benim­sediği temel özellikleri, «çavuş-kral» Friedrich Wilhelm I (1713-1740) ve Friedrich II (1740-1786) kazandırdı. Friedrich I, 1733′te mecburî askerlik hizmeti (her alay be­lirli bir «kanton»dan toplanıyordu) koya­rak ve birlikleri sert bir disiplin ve talime (drill) tabi tutarak ordunun temelini kur­du; bu arada da iktisat ve etkililik ilkeleri altında yönetimi kontrol eden sıkı bir ida­re (Heeresverwaltung) kuruldu. Ordu 1713′te 40 000 kişiyken, 1740′ta 83 000′e yüksel­di.

Bu yüksek nitelikli araca Friedrich II, ay­nı zamanda hem bir devlet doktrini hem bir savaş doktrini hazırlayarak bir düşün­ce kazandırdı; siyaset ve stratejiyi sıkıca birbirine bağlayan bu doktrinler, daha son­ra haleflerini (Bismarck, Moltke, Schlieffen, Seeckt, Hitler) aynı zekâ yapısı ve tek bir eylem isteğinde birleştirdi. 200 000 Ki­şiyi bulan Friedrich II’nin ordusu, zafer­leri ve metotlarının yaygınlaşması (eğik düzen; prusya tarzı eğitim) sayesinde Av­rupa’nın başlıca askerî gücü haline geldi. Friedrich II’nin ölümünden sonra şaşkın­lığa düşen ordu, gerileyerek Jena’da çök­tü (1806) ve Tilsit barışıyle mevcudu 42 000 kişiye indirildi.

Fakat bu felâket büyük bir gelişmenin başlangıcı oldu; 1807′de Or­du Reformu komisyonunun başına getiri­len Scharnhorst’un hırslı yönetimi altında, bir vatansever subaylar grubu Napolyon’a karşı savaşı yeniden başlatmayı sağlayacak imkânları yaratmağa çalıştı. 1808′de Savaş bakanlığı ve Genelkurmay kuruldu; aktif birlikler altı bölgesel tümende toplanıyor­du ve yedeklerin hızla silâh altına çağrıl­ması (krümperler sistemi) sayesinde kolay­ca savaşa hazır hale geliyordu. Boyen’in (savaş bakanı, 1848) ve Gneisenau’nun yö­netimi altında, prusya ordusu 1813-1814 kurtuluş savaşında büyük rol oynadı. 1815′ten sonra bu çabaya ara verilmeden devam edildi: eski tümenlerin yerini 8 bölgesel ko­lordu aldı; yalnız muhafız alayı askerleri bütün krallıktan toplanıyordu. Otuz yıla çıkarılan askerî hizmet dönemi, muvazzaf alaylar ve kolordulara tugaylar halinde dağıtılmış Landwehr ile orduyu kurmağa im­kân verdi.

Ama başlıca reform subayla­rın ve kumanda heyetinin yetiştirilmesinde yapıldı. Ordu, devlet ve halk arasındaki birliği sağlam temellere dayandırmak iste­yen Scharnhorst’un dileği uyarınca subay­lar artık soylular arasından olduğu kadar, burjuvalardan da seçiliyordu. Okulların ve birliklerin verdiği bilgilerde Friedrich geleneği, çağın yeni değerleriyle birleştirildi ve Napolyon’un seferleri Fransa’da değil de Prusya’da inceden inceye öğrenildi. Yara­tıcı düşüncenin bu yenilenmesinde başlıca ad Clausewitz’dir; Clausewitz, Vom Kriege (Savaş üstüne) [1832] adlı meşhur kitabiy­le bütün çağdaş askerlik düşüncesini et­kiledi. Ders verdiği Harp okulu ve Grol-man’ın «ordunun üst kademesinin yetiştirildiği okul» diye nitelediği Genelkurmay bu alanda kesin rol oynadı. Grolman’ın görevden ayrılmasından sonra sırasıyle Müffling (1820-1828), Grauseneck (1829-1848), Reyher (1848-1857) ve Moltke (1857-1888) tarafından yönetilen Genelkurmay ordunun fikrî hazırlanmasıyle ilgili her şeyi üstüne aldı; ordunun yönetimi Genelkurmaya (Generalstab) verildi. Doğrudan doğruya Ge­nelkurmay başkanlığına bağlı olan üyele­ri orduya tevazu (sloganları «Mehr sein als scheinen», «Göründüğünden fazla olmak» kaldı), teşebbüs ve sorumluluk anlayışından oluşan bir düşünce birliği kazandırdı; bu düşünce bütün savaşlarda kesinlikle orta­ya kondu.

Bismarck iktidara geldiğinde Friedrich II’­nin siyasetini yeniden ele alınca, Moltke ona ender bulunur bir yardımcı oldu. Or­du yeniden geliştirildi; bu gelişmeyi ba­kan olan Roon, şansölye ile parlamento arasında ciddî bir mücadeleden sonra ger­çekleştirdi (1882). 1830-1848 Arası beklenileni vermemiş olan Landwehr’in birlik­leri yerine orduyu mütecanis ve iyi talim­li dokuz kolordu haline getiren yeni bir­likler kurdu; bu arada Dreyse tüfekleri ve namlu dibinden doldurulan yivli Krupp topları sayesinde donatım da modernleş­tirilmişti. Bismarck bu 350 000 kişilik or­du ile isteklerini Sadowa’da (1866) Avus­turya’ya kabul ettirdi.

Bundan sonraki il­haklar sonunda Prusya, kuvvetlerine üç kolordu daha ekledi ve Bismarck ile Moltke’nin kurnazlığı sayesinde 1867′de gizli askerî antlaşmalarla bir yıl önce yendiği alman devletlerinin hemen hepsini kendine bağladı. Alman devletleri 1870′te Prusya’­nın emrine üç kolordu (bir Saksonya, iki Bavyera’dan) ve üç tümen (bir Hessen, bir Württemberg, bir Baden’den) verdiler. Gerek askerî bakımdan (Moltke’nin Fran­sa’ya karşı 500 000′den çok askerli bir or­dusu vardı), gerek Prusya kumandasının önceliğini onayladığı için siyasî bakımdan, bu yardım kesin sonuç verdi. Sefer başa-rıyle sonuçlanınca Prusya ve Moltke’nin hâkimiyeti altında ama müttefiklerin hâlâ canlı askerî geleneklerine de saygı göste­rilerek II. Reich ordusu kuruldu. 1871′de kurulan bu ordu «alman ordusu» adlı ilk ordudur. Bk. ALMANYA Askeri tarih bölü­mü. (LM)

12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRUSYA Genel tarih hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PROVENZALE (Francesco)

Tarih 11 Haziran 2009

PROVENZALE (Francesco), italyan beste­cisi (Napoli 1627-ay.y. U04). Matio Sabi-no’nun öğrencisiydi. Amuınziata manastırın­da orgculuk yaptı, yeni tarz «melodram» ile ilgilendi, ilk eseri Cloridea’yı 1660′ta çal­dırdı. Scarlatti’nin yardımcılığını yapmak ve o bulunmadığı veya hasta olduğu gün­lerde yerini almak şartıyle Krallık kapellasının fahrî başkanlığına getirildi (1690). 1663′te Santa Maria di Loreto konservatuvarında öğretmenliğe başladı; gördüğü ilgi karşısında öğrencilerinin sayısını 150′de sınırlamak ge­rekti. 1674′te Santa Maria di Loreto konser vatuvarındaki görevinden çekilerek, Pieta dei Turchini konservatuvarına geçti ve öğ-retmeniğini 1701′e kadar başarıyle sürdürdü. Düşünüşü ve metodu ölümünden sonra da Napoli konservatuvarlarmda uzun süre ön planda yer aldı.
Eserleri: La Vittotia Fuggitiva (1653); Cloridea; İl Martirio de San Gennaro (1664); Bisalva o Vero Offendere Chi Piu s’ama (1667); İl Schiavo di Sua Moglie (1671); La Fenice d’Avila (dinî ope­ra, 1672); La Colomba Ferita (1673); La Stellidaura Vendicata (1674); Chi Tal Nasce, Tat Vive, o Vero l’ Alessandro Bala (1677). (L)

11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROVENZALE (Francesco) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PROVENCE Tarih

Tarih 11 Haziran 2009

PROVENCE Tarih

Phokaia’lılar M. ö. VI. yy.da Massaliaryı (Marsilya) kurdukları sırada Ligürler de Rhöne’un doğusunda Akdeniz kıyısına yer­leştiler; Massalia gerek doğrudan doğruya, gerek ticaret acenteleri aracılığıyle yerli­ler arasında yunan asıllı bir tarım (bağcılık, zeytinlikler) ve sanayiyi (çanak çömlek ya­pımı) yaydı. Keltler, Ligürlerle karıştılar (M.ö. IV.-III. yy.). Galya’da bir koalisyon kurulması (125-121), Romalıları ülkeyi işgal etmeğe teşvik etti (salyen kalesi Entromont’un yıkılması; Aix’in kurulması 122); bu iş­galin hedefi, İspanya’ya geçişi kolaylaştırmaktı (via Domitia’nın inşası). İlk Alp ötesi eyalet (Provincia Romana) meydana geldi ve bölgeye adını verdi:
Provence. Son­radan Narbonnensis (Narbonne’un kurul­ması, 118) adını alan bu eyalete Tötonların yenilmesinden (Aix, 102) ve barışın sağlan­masından (90-83) sonra tüccarlar ve şöval­yeler akın etti. Marsilya’ya boyun eğdirilmesinden sonra (49) Sezar emekli askerlerini Arles, Bezieıs ve Frejus’e yerleştirdi; Augustus da, Orange, Vienne, Avignon v.b. kolonilerini kurarak eyaletin yasasını tespit etti. Alp kesimi (Alp e s-M arıt ime s) impara­torun yetkisi altına verildi; bölgenin geri kalan kısmı senato eyaleti haline getirildi ve bir vali ile bir meclis (her ikisi de Narbonne’da [Narbonnensis]) tarafından yöne­tilmeğe başlandı. İlk barbar akınlarından sonra (M.S. 250′ye doğr.) Narbonnensis iki­ye bölündü; Rhöne’un doğusundaki kısım (Alpes Maritimes buraya bağlıydı) Viennoise adını aldı (293-305). Yeni barbar akınları ön­ce Viennoise’ın doğusunda ikinci bir Nar­bonnensis kurulmasını (381), sonra Galyalar valisinin Treves’den Arles’e çekilmesini ge­rektirdi. Arles, Batı imparatorluğunun de­vamı boyunca (395-476), Vizigotlara direndi. Batı Roma imparatorluğu yıkılınca bölgenin güneyini Vizigotlar, kuzeyini ise Burgondlar işgal ettiler. Vizigotların Vouills’de bozguna uğramasından (507) sonra yerlerini Ostrogotlar aldı; sonra Franklar Provence’ı krallık­larına kattılar (536). Bourgogne krallığına bağlanan Provence, muhtariyetini bir ölçü­de korudu; ama Araplar Septimania bölge­sini işgal edince (VIII. yy.) Charles Mart el Arapların tarafını tutan Provence’lılara bo­yun eğdirdi (736-739). Martel’in birliklerinin yakıp yıktığı Provence, Karolenjler zamanın­da büyük ölçüde geriledi. Verdun antlaşmasıyle (843) Lothar’a geçen eyalette, oğlu Kari ilk Provence krallığını (855-363) kur­du. Mirasçılar arasındaki on beş yıl süren mücadeleden sonra Kel Charles’ın kayınbi­raderi Boson, Bourgogne ve Provence kralı seçildi (879); Boson’un ölümünden sonra birçok defa el değiştiren eyalette, 947′de Bourgogne-Provence krallığı kuruldu. Bura­nın hükümdarı Konrad, Arles, Apt ve Avignon’da üç kontluk kurarak yönetimi elinde topladı. Bu sayede Boson’un oğlu Guillaume, derebeylere hâkimiyetini kabul ettire­rek, kıyıya yerleşmiş olan Arapları ülkeden çıkardı; şehirlerde ticaretin yeniden başla­ması sayesinde burjuvazi gelişmeğe başladı. Bourgogne Provence krallığı imparatora ge­çene kadar (1032) Guillaume’un sülâlesi iktidarı elinde tuttu. Toprakların kadın vâris­ler elinde bölünmesini önlemek için 1112′de Gevaudan’lı Beauce ile evlenen Barcelona kontu Ramon Berenguer III ve Toulouse kontu Alphonse Jourdain 1125′te Provence’ı bölüştüler. Berenguer III, Rhöne, Durance, Alpler ve deniz arasında kalan toprakları (kontluk), Alphonse Jourdain ise Rhöne’un batısındaki kısmı (markilik) aldı. Baux de­rebeyleri (Baux savaşları, 1142-1162), Forcalquier kontları ve Toulouse kontlarıyle çatışan katalonyalı Provence kontları, din adamlarının desteğini sağladılar; savaşı kazanınca evlilik yoluyle Forcalquier kontlu­ğunu ele geçirdiler (1196). Kontların Toulon’da ve Balear adalarında müslümanlarla savaştıkları sırada, doğu ticaretiyle zengin­leşen burjuvalar birçok hürriyet elde ettiler. Tutumları kont Ramon Berenguer IV’ü (1209-1245) kontluğu yeniden teşkilâtlandır­mağa şevketti. Berenguer IV, Provence’ı «baillie»liklere (adalet görevlisi) böldü; ken­dinden öncekilerin siyasetinden vaz geçti ve Fransa ile ilişki kurdu (1235′e doğr). ölümü üzerine yerine damadı Anjou’lu Charles geçti (1246-1285); sık sık yurt dışına çıkmak zorunda kalan Charles, Provence’ta katalan asıllı bir senechal tarafından yönetilen ger­çek bir merkezî hükümet kurdu; senechal’e bir kurul yardım ediyordu; Charles iki yeni «baillie» kurdu ve Baux derebeylerinin des­teklediği bir komün isyanından yararlanarak konsüllüklerin yerine «viguerie»leri (hâkim) getirdi (1251-1262). Ramon Berenguer IV-ün ustaca maliye siyasetiyle biriken bütçe fazlası, Charles I’in İtalya’da, özellikle Na­poli’de (1266) bir ittifak ve fetih siyasetine girişmesine imkân verdi. Ama Sicilya kat­liamı (1282) ertesinde, Napoli Deniz savaşında Charles I’in bozguna uğramasından sonra, oğlu Charles II’nin (1285-1309) fid­yesini ödemek için ilk Provence meclisleri toplandı (1286) ve vergi işleri düzenlendi. Provence’ın zenginliği, Sicilya’nın ve Akka’-yı müslümanların almasından (1291) sonra doğu ticaretinin kaybedilmesinden, Ara-gon’a karşı savaştan ve korsanlardan büyük zarar gördü. ülke o tarihte halkının üçte ikiye yakınını kaybetti. Kra­liçe Jeanne I, Anjou’lunun (1343 – 1382) siyaseti, şirketlerin (1357-1358), Aragon çe­telerinin (1361) ve fransız çetelerinin (1365-1369) akınları durumu daha da ağırlaştır­dı. Jeanne I’in evlat edindiği (1380) Anjou’­lu Louis I’in (1383-1384) ölümünden sonra dul karısı, Nice, Puget-Theniers, Lantosque vadisi ve Barcelonette’i Savoia’ya bıraktı. Vârisleri Louis II (1384-1417) ve Louis III (1417-1434), Napoli’yi yeniden ele geçirmek için giriştikleri seferler yüzünden hazineyi boşalttılar. Rene (1434-1450) Napoli’yi kesinlikle kaybetti ve barış yeniden sağlanın­ca Provence’ın iktisadî kalkınmasına katkı­da bulundu. Yerine geçen yeğeni Maine’li Charles (öl. 1480) ölürken Provence’ı Fran­sa kralı Louis XI’e miras bıraktı. Fransa kralı bir barış ve birliği sağlama siyaseti güttü. Fransız-lspanyol savaşları sırasında François I’in isviçreli ve alman birlikleri, Provence’a («Valdo’culuğu» ve Luther’ciliği soktular (1545). Aix parlamentosu sapkınlı­ğa savaş açtı ve «valdo’cular» ezildi (1545). Din savaşı sırasında katolikler «Ligue» (birlik) adı altında birleşirken Protestanlar krala ve «siyasetçilere» yanaştılar (1584). Ligue başkanı Cassaubc (1591-1596), Marsil­ya’da zorbalığını sürdürürken vali, Proven­ce’ın ortasına ve güneyine hâkimdi. Aix parlamentosu, Henri IV’ün mezhep de­ğiştirmesinden sonra tanıdı (1594). Her üç yılda bir toplanan meclisler vergi kanunları çıkarmada çekimser davrandığından, 1639′dan sonra toplanmağa çağrılmadılar; yerleri­ni kralın iktidarını destekleyen bir komün­ler genel meclisi aldı; bu mecliste Aix konsülleri, Provence’ın savunucusuydu. Bir dilekçe meclisi kurulması ve üye­lerine parlamento başkanı ve danışmanı olma imkânı tanınması (1647) soyluların is­yanına yol açtı; isyanı Mazarin’in Provence valiliğine tayin ettiği Merceur dükü bastır­dı (1652-1653). Marsilya’ya boyun eğdirilme-sinden sonra (mart 1660), Provence’ı krali­yet idaresi yönetti.

XVIII. yy.da kral birliklerinin avusturyalı istilâcıları püskürttükleri (1707-1746) ve ve­banın Provence’ı kırıp geçirdiği (1720) sı­rada, Provence’lı korsanlar bir yağma hare­ketine giriştiler. Paris parlamentosu gibi Aix parlamentosu da Jansenius’çuluk lehine mücadele etti ve civzitlerin suçla­narak sürgün edilmesinde önemli rol oynadı (1764). Maupeou tarafından kaldırı­lan (1771) Aix parlamentosu yeniden toplan­dıktan sonra (1775) siyasetle ancak ikinci derecede rol oynadı, imtiyazlılar 1770′ten itibaren Provence meclislerinin toplanma­sını istediler; ama komünlerin genel meclis­lerine çoğunluk vermeyi ve vergilerde yeni bir dağılım yapmayı kabul etmediler. Bunun üzerine halk imtiyazlılara karşı şiddet hareketlerine girişince, imtiyazlılar muafi­yetlerinden hemen vazgeçtiler. 1789 Etats generaux seçimlerinde seçilen iki Provence’lı-nın devrimin yönetiminde kesin etkisi oldu. Aix ve Marsilya’da Mirabeau; Paris’te, Sieyes. Provence üç idare bölgesine bölündü (26 şubat-4 mart 1790): Bouches-du-Rhöne, Var ve Basses-Alpes idare bölgeleri: bu bö­lünmeyle Provence’ın son siyasî imtiyazları da ortadan kalktı.

— Leng. Provence dili teriminin dilbilimde iki kullanımı vardır: geniş anlamıyle oc dili lehçeleri bütününü ve özellikle eski proven­ce dilini veya trubadurların dilini, dar anla­mıyle de bugün Eski Provence, Nice kont­luğu, Venaissin kontluğu, Dauphine’nin gü­neyi ve Nîmes ile Uzes idare çevrelerini kap­sayan topraklar üzerinde konuşulan dili belirtir. Şüphesiz bu iki anlamlılık biraz rahatsız edicidir; bazı dilbilimciler, provence dili teriminin geniş anlamını belirtmek için Oc’tan türeyen Oksitan kelimesini kullan­dılar; ama bu kelime de iki anlamlıdır, çün­kü günümüzde oc dili lehçelerinin tümü için ortak bir dil kurmak isteyen ve trubadur­ların imlâsını kullanan bir grup modern ya­zar (özellikle languedoc lehçesiyle yazanlar) tarafından Özel bir anlamda ele alınır.

Dar anlamıyle provence dilinin en azından dört değişik biçimi vardır: Rhöne’un her iki kı­yısında konuşulan rhâne lehçesi; Martigues ve Marsilya’dan Cannes’a ve Apt’tan Draguignan’a kadar uzanan kıyı lehçesi; nice lehçesi ve Forcalquer ile Castellane ve Sisteron ile Allos arasında oknuşulan gap leh­çesi; buna Yukarı Alpler’de konuşulan alp provence lehçesi de eklenebilir; bir geçiş lehçesi sayılan bu lehçe, fransız-provence lehçesi özellikleri kapsayan gap lehçesinin değişik bir biçimidir. Bü lehçelerin her biri­nin değişik biçimleri vardır: lehçesel parça­lanma çok yaygındır ama farklar yalnız fo­netikte görülür; lehçelerin kelime hazinesi, morfolojisi ve sözdizimi ortaktır; yalnız, nice lehçesinin bu konuda ayrıcalık gösterdiği söylenebilir; çünkü 3388′de Provence’ın geri kalan bölümüyle bağlarını koparan ve bu yüzden özel bir evrim geçirerek birçok eski biçimi muhafaza eden bu lehçe, kendine has bir görünüm kazanmıştır. Bu lehçelerden rhâne lehçesi, Mistral ve çö­mezleri (Felibrige okulundan şairler) saye­sinde edebiyat dili oldu ve çok zengin bir edebiyatın ifade aracı haline geldi. Mistral, Aubanel, Roumanille,
J. d’Arbaud, V. Bernard’ın eserleri milletlerarası bir üne ulaştı. Provence dili, Mistral’den önce de sürekli ve çoğunlukla başarılı olarak yazılmıştı; XVI. yy.da Bellaud de la Bellaudiere, XVII. ve XVIII. yy.da Brueys, Zerbin, T. Gros, J.de Cabanes, XIX. yy.da marsilyalı şarkı yazarı Victor Gelu tarafından işlendi. (L)

11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROVENCE Tarih hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PROUVE (Jean)

Tarih 11 Haziran 2009

PROUVE (Jean), fransız mimarı (Nancy 1901), Victor Prouve’nin oğlu. 1923′te kendi hesabına bir atelye açarak iç ve dış parmak­lıklar, mağaza kepenkleri, madenî mobilya ve doğrama işleri yaptı. Le Corbusier ve Mallet-Stevens’in dikkatini çekti; Beaudouin ve Lods ile çalıştı (Clichy halkevi, Buc Hava kulübü, Fransa’da katlanmış çelik saç­tan ilk perde duvar örneği). 1944′te Nancy belediye başkanı, sonra Danışma kurulu üyesi seçildi. Yenilikten yana olan mimar­lara yardım etti: Paris’te İnşaat federasyonu binası (1949), Lille Enternasyonal fuarı bina­sı (1950-1951), Eordeaux İtfaiyeciler kışlası (1951) v.b. özellikle Meudon’da evler yaptı (1950), standartlaştırmaya başvurmak ve hafif alaşımlar kullanmak suretiyle yapı iş­lerinin sanayileştirilmesinde büyük rol oy­nadı. Nancy’deki evi (1954), üslûbunun en belirgin yanını ortaya koyar: ana iskelet, kat­lanmış saçtan yapılmış açık bir kesonlar sis­teminden kurulmuştur; yanları, zemine otu­ran beton döşeme taşlarına gömülü profil­lere uygun şekilde yapılmıştır; katlanmış saçtan bir kiriş, alüminyum kasalardan mey­dana gelen çatıyı taşır, örtü, çelik strüktürlü ahşap panolarla sağlanmıştır. (L)

11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROUVE (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PROTOKOL

Tarih 11 Haziran 2009

PROTOKOL i. (fr. protocole). Bazı tören ve durumlarda uyulması zorunlu kuralların genel adı.
— Cerr. Ameliyat protokolü, her ameliyat için önceden ayarlanmış bir plan uyarınca operatörün birbiri ardından yaptığı hare­ketlerin tümü. || Yapılan işlemlerin tutanağı.
— Devi. huk. Bir antlaşmadan sonra, bazı durumları tespit etmek için benimsenen hü­kümler. || Siyası protokol, devletlerin iliş­kilerinde gözetilmesi âdet olan ve gözetil­memesi tahkir sayılabilen nezaket kuralla­rının tümü. Bk. ANSiKL.
— Psikol. Bir test uygulamasının tam tas­viri.
—ANSiKL. Devi. huk. Siyasi protokol, pren­sip olarak hükümdarlara ve devlet başkan­larına tanınan «kraliyet şerefleri»ni kapsar. Diplomatik protokol, Viyana Kongresinde [1815] düzenlenmiş ve diplomatik Sorumlu­ları sınıflara ayırmış; her sınıfın içinde, iti­matnamelerin sunuluş tarihine göre öncelik hakkının tespit edileceği karar altına alın­mıştır. Deniz protokolü ise şartlara göre ve özellikle mevcut deniz kuvvetleri kuman­danlarının rütbelerine göre değişen farklı sayıda top atışından ibarettir. (LM)

11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROTOKOL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PROTİÇ (Stojan)

Tarih 11 Haziran 2009

PROTİÇ (Stojan), yugoslavyalı siyaset ada­mı (Kruşevac 1857 – Belgrad 1923). Ra­dikal milletvekili seçildi (1887). 1888 ve 1903 Anayasalarının hazırlanmasına katkı­da bulundu, içişleri (1903-1907 ve 1912-1914) ve maliye bakanlıklarında bulundu (1909-1912 ve 1917-1918). Yugoslavya’nın birliği konusunda Korfu bildirisine Paşiç ile ka­tıldı (20 haziran 1917). Sırbistan, Hırva­tistan ve Slovenya krallığının ilk kabinesi­ni kurdu (aralık 1918 – ağustos 1919) ve toprak reformunu gerçekleştirdi. Yeniden hükümet başkanı oldu (şubat-mart 1920). Hırvatlara imtiyaz verilmesini kabul et­meyen Paşiç ile ilgisini gesti. Federal prog­ramlı Bağımsız Radikal grubu kurdu ve Radikal dergisini çıkardı. (L)

11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROTİÇ (Stojan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PROEDROS

Tarih 10 Haziran 2009

PROEDROS i. (pro, ön ve edra, kürsü, koltuk’tan «başkan» anlamında yun. k.). Esk. Yun. Bir meclisin başkanı. || Atina’­da M.ö. 378-377′den itibaren, Beşyüzler mec­lisinde, devletin yürütme ve yargılama yet­kisini temsil eden 50 üyenin (Prytaneis) dı­şından seçilen ve dokuz boyun temsilcisi olan dokuz kişinin unvanı. (Proedros’ları Prytaneis’ler arasından, bir gün için devlet işlerine nezaret etme sırası gelmiş olan epistates seçerdi; bunlar sitenin kamu meselelerini tartışan Ekklesia’ya ve Beşyüzler meclisi olan Bule’ye başkanlık ederdi.)
— Bizans tar. Senato başkanı. (Bu unvan, 963′te Nikephoros II Phokas tarafından, ilk defa olmak üzere, Basileios Lekapenos’a ve­rildi; daha XI. yy.da bütün itibarını kay­betti.) [L]

10 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROEDROS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRİENE

Tarih 09 Haziran 2009

PRİENE, bugün. Güllübahçe. Esk. coğ. Anadolu’da (Karia bölgesi) Samsun (Mykale) dağının güney yamacında şehir. Strabon’a göre öteki adı Kadme’dır. Teleoneia kalesinin bulunduğu dik bir kayalığın altında yer alır. Eski yazarlar Priene den, kara şehri olarak söz ederler. Bugün Eski Menderes tepesi adını taşıyan Akro-polis’in eteğinde akan Büyük Menderes (Maiandros) ırmağının kollarından bin, es­ki devirlerde Naulochos limanına kadar kü­çük kayıklar ve çatanalar için trafiğe elve­rişliydi. Priene adının Yunanöncesı devre kadar indiği ve Praisos Priansos gibi Girit adalarının, Priene ile ilişkili olduğu sanılı­yor. Antik belgelere göre, Priene şehrinin kurucuları lon’lar ile karışmış Thebar’lılerdi ve başlarında Peneleos’un oğlu Phılotas ile Neleus’un oğlu Aipytos vardı. Şehrin ku­ruluşunun M.Ö. 2000′e kadar gittiği sanılır. Arkaik devre ait şehrin, bugünkü yerden daha içerilerde, Miletos’un yakınlarında ku­rulmuş olduğu sanılıyor. M.Ö. 645 yıllarında Lydia krallığının baş­kenti Sardeis’in düşüşünden sonra Priene, Trer’lerin ve Kimmer’lerin lideri Lygdamis tarafından ele geçirildi. Ancak bu sefer, ge­çici bir yağma niteliğinde olduğundan kısa süre sonra şehir, istilâdan kurtuldu; sonra da Lydia kralı Ardys tarafından ele geçirildi. Priene’deki Lydia hâkimiyetinin ne kadar sürdüğü bilinmiyor.

Şehrin, Kroisos devrin­de de Lydia krallığının hâkimiyetinde oldu­ğu kesindir. Herodotos ve Pausanias’a gö­re, Keyhüsrev’in kumandanı Media’lı Mazares M.Ö. 545 veya 544 yıllarında şehri tah­rip etti ve halkını köle yaptı, lonia şehirlerinin M.Ö. 499′da Perslere isyan etme­siyle başlayan lonia ihtilâline ve M.ö. 494′te lonia ihtilâline son veren Lade savaşına Priene de 12 gemiyle katıldı. Bu savaştan sonra Miletos, Priene ve birçok ion şehri, tapınaklar ve kutsal yerlerle birlikte yakı­lıp yıkıldı. M. ö. 353′te Karia satrapı Mausolos’un ölümünden sonra Priene’nin yeniden inşa edildiği M.ö. 334′te de Büyük İskender’in şehre geldiği sanılıyor. M.ö. 283 veya 282 yılında Sisam (Samos) ile Pri­ene arasında bir sınır olayı sonucunda çı­kan anlaşmazlıkta Lysimakhos araya gire­rek iki tarafı uzlaştırdı ve Dryussa’yı Priene’lilere, Batinetis’i ise Samos’lulara ver­di. M.ö. 246′da Selefkilere ait olan şehir Laodikeia savaşı sonucunda Ptolemaios’ların eline geçtiyse de M.ö. 196′da tekrar selefki hâkimiyetine girdi. Kısa bir süre sonra, Priene ile Samos arasında yeni bir anlaşmazlık başgösterdi. Rodosluların hakemliğiyle Priene, Karion ile Dryussa’yı elinde tuttu. M.ö. 188′de Manlius Volso, Küçük Asya’daki ilişkileri düzenleyince, Pri­ene ve Samos, Romalıların bağımsız mütte­fiki olmayı kabul etti.

M.ö. 155′te Kappa-dokia kralı Ariarathes V ile Bergama kralı Attalos II, Priene’ye karşı savaş açtı. M.ö. 133′te Bergama kralı Attalos II ölünce top­raklarını Roma’ya vasiyet etti ve Priene de roma hâkimiyeti altına girdi. Roma devrin­de şehir sayısız savaş gördü, Augustus za­manında düzenli bir duruma geldi. Bu sıra­larda Büyük Menderes ırmağının taşıdığı alüvyonlarla, deniz devamlı olarak şehirden uzaklaştığı için Priene’nin önemi de gittikçe azalıyordu. Bizans devrinde Priene, Andronikos II Palaiologos’a kadar bir piskopos­luk merkeziydi. Yazılı belgeler ve arkeolojik kalıntılar, şehirde, bizans yönetimi sı­rasında (XIII. yy.a kadar) yerleşme olduğu­nu ve bu tarihten sonra tamamen terk edil­diğini gösterir.

• Arkeolojik kazılar ve araştırmalar. Şehir ilk defa 1673′te İzmir’den gelen ingiliz tüc­carları tarafından tespit edildi. 1894′te Ber­lin Müzeleri Eski Eserler bölümü müdürü R. Kekule” von Stradcnitz ve Kari Human şehri birlikte ziyaret ederek arkeolojik bir araştırma yapmağa karar verdiler. 1895′te K. Human ilk kazıya başladıysa da, anî ölümü sonucunda kazı başkanlığına Theoder Wiegand getirildi. Bu çalışmalar 1899′da so­na erdi.
Şehir, Hippodamos planı veya «ızgara plan» adı verilen bir plana göre yapılmıştır; yol­lar ve caddeler düzgün ve dik bir şekilde birbirlerini keser. Athena tapınağı, agora ve resmî yapılar şehrin merkezinde yer alır. Doğu-batı yönünde uzanan 6 yol, şehri düzgün parçalara böler. Bu yollardan en önemlisi agoranın yanından geçen Batı Kapı yolu (şehrin batı surlarında bir kapıya ulaşır), kayalık bîr arazinin oyuimasıyle ya­pılmıştır. Tiyatro yolunun, doğu ve batıda yer alan iki kapıyı birbirine bağladığı doğu­daki kapının da şehrin ana kapısı olduğu sanılıyor. Bu kapıdan çıkan bir yol da Magnisa’ya (Menderes Magnesia’sı), oradan da ülkenin içlerine kadar uzanıyordu. Ka­pının iç tarafında bulunan ve kenarları yu­varlak duvarlar tarafından kapatılmış olan avlu, kapıyı kırarak giren düşmanı yeniden geri püskürtmek için bir tuzak vazifesini görüyordu. Güneydeki Batı kapısı da ana kapı kadar önemliydi. Doğuda, Kaynaklar kapısı adı verilen önemli bir giriş daha var­dır. Şehrin kuzey-güney yönünde uzanan eksenlerinde çok eğimli yollar yer alır. Bü­yük bir kısmı merdivenlerden meydana ge­len bu yollar şehir ulaşımını büyük ölçüde etkiliyordu. Yatay ve dikey eksenler tara­fından sınırlandırılmış olan ev bloklarının (insulae) boyutları 47,20 X 35,40 m idi; her birinin üzerinde genellikle 4 ev vardı. Şehir akropolisi ve aşağı şehir arasındaki surlar kesintilidir. Yüksekte kurulmuş olan akropolisin yeri savunmaya elverişlidir. Akropolis üzerinde 10 kulenin bulunmasına kar­şılık, çok daha uzun olan şehir surları üze­rinde 16 kule vardır. Güneyde, stadionun yakınlarında testere biçiminde olan surlar, şehrin güneyinden gelen saldırılara karşı ba­şarılı bir şekilde savunulmasını sağlıyordu. Surlarda özellikle Bizans çağında bazı de­ğişiklikler ve onarımlar yapıldı. Şehrin nekropclis’leri hakkında fazla bilgi yoktur. Yal­nız doğudaki nekropolis’in önemli olduğu tespit edilmiştir.

Tapınak (Athena polias tapınağı). Şehrin en hâkim noktasında, kayalık bir teras üze­rindedir. Vitruvius’a göre, ünlü mimarPyt-heus tarafından yapıldı (M.Ö. IV yy.). Şeh­rin en önemli ve aynı zamanda en eski yapı­sıdır. Tapınak doğu-batı yönünde inşa edil­miş olduğundan, şehir planının bu yapının çevresinde geliştirildiği sanılıyor. Her ba­kımdan klasik bir yapı elan Athena tapınağı küçük asya-ion düzeninde ve 6 X 11 sütunlu peripteros planlı bir yapıdır. Uzun ve kısa taraflarındaki sütun sayısının birbiriyle oranı, klasik dor tapmağı etkisini gösterir. Tapınağın yapımı sırasında kullanılan ve esas ölçü olan «ayak» 29,4 sm’lik attike aya­ğıdır. Tapınak, içindeki kült tasviri ve kai­desinde bulunan sikkelere göre, Kappado-kia kralı Orophernes tarafından adanmıştı. Pausanias da bu kült tasvirinden söz eder. Tespit edilen kalıntılara göre, Athena’nın heykelinin mermerden ve Nike’nin kanat­larının altın suyuna batırılmış tunçtan ya­pıldığı ve ünlü heykeltıraş Pheidias’ın Part-henon tapmağı için yaptığı Athena Parthenos heykelinin kopyası olduğu anlaşıldı. Athena tapmağının dışında bir de sunak vardır; Priene’nin yeniden kuruluşu sıra­sında yapıldığı ve büyük Bergama sunağı tipinde olduğu sanılıyor. Athena Polias ta­pmağında ve sunağın baş tabanı üzerinde, roma imparatoru Augustus devrine ait, At­hena ve imparator için yazılmış bir adak yazıtı vardır.

Zeus veya Asklepios kutsal alanı. Agoranın doğusunda, kare planlı, kuzey ve güneyi ga­lerili bir alandır. Tapınak 8,50 X 13,50 m boyutlarındadır. Girişinde ion düzeninde 4 sütun vardır. Bunun dışında tapınak hakkın­da fazla bilgi yoktur; ilk defa M.Ö. 330′da yapımına başlandığı kabul edilir. Demeter kutsal alanı. Demeter tapmağının M.Ö. II.yy.dan önce, doğu ucundaki suna­ğın ise daha geç bir devirde yapıldığı sanı­lır.

Mısır tanrıları kutsal alanı. Tiyatro ve At­hena caddeleri arasında bir teras üzerinde­dir. Burada ele geçirilen III. yy.a ait yazıt­lara göre alan Serapis, Osiris, isis, Anubis ve Harpokrates gibi mısır tanrılarına adanmıştır. Bu alanda uzunluğu 14,60 m, genişliği de bunun yarısı kadar olan büyük bir sunak vardır. Alanın kuzeybatı köşesindeki propylaion ile, batı duvarı kenarındaki galerinin, daha geç devirlerde yapıldığı sanılıyor. M. S. III. yy.di Böyle bir kutsal alanın yapıl­ması, Ptölemaios III Euergetes’in Laodike-ia savaşından sonra mısır hâkimiyetini Ege bölgesine de yaymak istemesi ve bu yüzden Küçük Asya’nın batı kıyılarındaki stratejik mevkilerde yerleşmesiyle açıklanır. Meclis binası ve Prytaneion. Meclis, agora­nın kuzeydoğu köşesindeki kutsal stoanın doğu uzantısında yer alır. 20,25 X 21,06 m boyutiarındadır. Priene’nin en iyi korunmuş yapılarındandır. Binanın içinde üç tarafın­da çatıya doğru gittikçe yükselen oturma sı­raları, tam ortada da mermerden yapılmış ve çevresi kabartmalarla süslü, dört köşe bir sunak bulunur. Bu yapının bir «ekklesia» olması da mümkündür; fakat, Miletos’taki benzeri yapı ile karşılaştırılarak bu yapının bir «bulcuterion» olduğu genellikle kabul edilir. Prytaneion’un varlığı bir ya­zıttan öğrenildi. Bu yapı bir roma yapısının altında kalmıştır.
Agora ve kutsal stoa. Agora, kuzeyden kut­sal stoa ile sınırlandııılmıştır ve şehrin mer­kezinde yer alır. Şehrin planlanmasında, çı­kış noktası olarak agoranın alınmış olması da mümkündür. Pausanias’ın sözünü ettiği agora, tipik bir ion agorasını gösterir. Agorayı kuzeyden sınırlayan «kutsal stoa», agorayı çevreleyen galerilerin içinde en önemlisidir. M. Ö. III. yy .da daha eski bir ya­pının onarımı ve genişletilmesi sonucu mey­dana gelmiş olduğu sanılıyor. Bir teras üzerinde bulunan stoa 116 m uzunluğundadır ve 3 basamakla çıkılır. Mimarî bakımdan burada dor ve ion biçimlerinin birbiriyle karıştırıldığı görülür. Cephedeki 49 sütunun başlıkları dor düzenindedir ve gövdeleri üzerinde 20 adet yiv vardır. İç kısımda 24 adet ion sütunu yer alır. ön kısımdakilere göre daha aralıklı ve yüksek olan bu sütun­ların gövdelerinin alt kısımlarında yiv yok­tur. Arkeologlara göre, sütunların üzerinds ahşap bir semeıdam vardır. «Kutsal stoa» adının ilk defa Mithridates zamanında ve­rildiği sanılıyor.
Tiyatro. En önemli ve ilgi çekici yapıların taşında gelir. M.ö. 332-331 veya 331-330 yıllarına ait ve Apellis adına yazılmış şeref yazıtında, bir tiyatrodan söz edildiği için, Priene tiyatrosunun bu yıllar içinde yapıldığı sanılıyor. Çok düzgün bir şehir planının içine, 5 000 kişilik oturma yeri olan bir tiyatronun yerleştirilmesi vardır; fakat Priene’li mimarlar bu güçlüğü yenerek tiyat­royu agoranın kuzeyine yerleştirmişlerdir. Seyirci kademeleri bir yamacın içine oyula­rak yapılmıştır. Orkestra bölümü sıkıştırıl­mış topraktır.
Gymnasion’lar ve Stadion. Yukarı ve aşağı olmak üzere iki gymnasion vardır. Yukarı gymnasion, tiyatro ile meclis binası arasın­dadır. Buradaki araştırmalar yetersiz oldu­ğundan bu yapılar hakkında fazla bilgi yok­tur. Şehrin güneyindeki Aşağı gymnasion da­ha iyi bilinir. Aşağı gymnasionun sütunlu avlusu, doğu-batı uzantısında 34,35 m, kuzey-güney uzantısında
35,11 m uzunluğun­da Stadion, Priene’deki öteki yapılar gibi yüzyıllar boyunca değişikliklere uğramış­tır; 191 m uzunluğunda olduğu sanılıyor. Evler. Priene’deki tapınak, tiyatro, agora v.b. yapılar çok gelişmiş olduğu halde ev­ler çok az gelişmiştir. Şehirde ancak geç devirlere ait 4 adet peristilli ev ortaya çı­karıldı. Priene’deki evlerde prostaslı oikos (girişi stoalı ev) tipi yaygındır.

Wiegand, bu evlerde megaron tipinin etkileri olduğunu ileri sürer. Mykenai tarihöncesi evleriyle prie­ne evleri arasında ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir. Şehirde bugün en iyi durumda bulunan ev, tiyatro caddesinin kenarında, Athena tapı­nağının yanındadır. Bu ev, megarotı tipi bir yapının daha geç tir devirde, peristilli bir ev olaıak değiştirilmesi sonucu ortaya çık­mıştır. Evin, yalnız kadınlara, hemen yakı­nındaki başka bir evin de erkeklere ait ol­duğu sanılıyor. Ortaya çıkarılan başka iki ev de aynı zamanda tapınak olarak kulla­nıldığı için ilgi çekicidir. Bu evlerden biri, ele geçirilen buluntulara göre tanrıça Kybele’ye adanmıştı, ötekinin de «Kutsal ev» adım taşıdığı tespit edidi. Evlerin yapı mal­zemesi ve tekniği çok basittir. Duvarları ge­nellikle çamur harçla tutturulmuş kırma tas­lardan veya kerpiç tuğlalardan yapılmıştır. İç yüzleri alçıyle sıvanmıştır. Pencereler çok az ve belki de çok yüksektedir.

Bizans yapıları,Andronikos ll Palaıologos devrine kadar bir piskoposluk meıkezi olan şehirde, İsaakios I Angelos ile Aleksios III Angelos devirlerinde selçuk ve osmanlı teh­likesine karşı bazı yapılar inşa edildi. Mese­lâ, Zeus tapınağının yanındaki küçük şato­nun bu devirde yapıldığı kabul edilir. Başka bir bızans yapısı da, tiyatronun yakınındaki 600 kişilik piskopos kilisesidir; bunun, VI. yy.da yapıldığı sanılıyor. (-»Bibliyo.) [M]

09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRİENE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRETORİUS (Marthinus Wessel)

Tarih 09 Haziran 2009

PRETORİUS (Marthinus Wessel), güney afrikalı siyaset adamı (Graaff Reinet, Kap 1819 – Potchefstroom 1901), Andries Wilhelmus Jacobus Pretorius’un oğlu. Orange ile Transvaal’in birleşmesi için çalıştıysa da başaramadı, 1860′ta Orange başkanlığın­dan ayrılarak, Transvaal başkanlığına geç­ti (1863). Vaal’in kuzeyindeki elmaslı ara­ziler konusunda Natal valisinin hakemliği­ne başvurdu. Boer’lerin öfkelenmesi, onu istifa etmek zorunda bıraktı (kasım 1871). 1879′da, 1877′de Natal’e ilhak edilen Trans­vaal’in tekrar bağımsızlığa kavuşması yo­lunda hazırlıklara girişti. Joubert ve Kruger ile birlikte bir triumvirlik kurdu (1880), Laing’s Neck ve Majuba Hill zaferlerinden sonra Transvaal’e geniş ölçüde muhtariyet kazandırdı (1881). Bundan sonra yerini Kruger’e bıraktı. (L)

09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRETORİUS (Marthinus Wessel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRENS

Tarih 09 Haziran 2009

PRENS i. (lat. princeps, birinci’den fr. prince). Hükümdar veya hükümdar ailesinden olan erkek: Nermin Bey itiraz etti: — Nasıl prens oluyorsunuz? Ceddiniz lord imiş! (Ömer Seyfeddin). Oranın oteline her zaman [...] Avrupa aristokrasisinden, prenslerden, kont, marki ve baronlardan birkaçı davetlidirler (F. R. Atay). || Bazı ülkelerde en yüksek soyluluk unvanı. // Bir prensliğin başında bulunan kimse: Monaco prensi.

— Tar. Bk. ANSiKL. || Eski Roma’da birin­ci ve ikinci yüzyıllarda imparatora verilen ad.
(Bk. PRİNCEPS.) || Derebeylik çağın­da yetkisini doğrudan doğruya imparator­dan alan kimse. || XII. yy.dan sonra hü­kümdardan bu unvanı alan ve asker sınıfının bütün ayrıcalıklarından yararlanan kimse. (Bk. ANSiKL.) || Soydan prens, iktidardaki hanedandan olan prens. (Evlenebilmesi için ailenin başı sayılan hükümdardan izin al­ması gerekir.) || Vâris prens, tahtın intikal edeceği prens, veliaht. (Çeşitli ülkelerde ayrı ayrı terimlerle [meselâ Fransa'da Dauphin, Almanya'da Kronprinz, İngiltere'de Prince of Wales (Galler prensi), İspanya'da Asturia prensi] anılan vâris prenslere hu­kukî ve malî birçok imtiyaz tanınır.) // Konsor prensi. Bk. KONSOR. || Büyük prens, Ortaçağ Rusya’sında Riyurikoviç ailesinin yaşça en büyük olan prenslerinin unvanı. (Bk. ANSİKL.) || imparatorluk prensi, Eugene Louis Napoleon Bonaparte. // Meşrulaştırılmış prensler, Fransa krallarının,’ baba­ları tarafından evlât olarak tanınmış evlen­me dışı çocukları (meselâ Louis XIV’ün Madame de Montespan’dan olan çocukları). II Kara Prens, İngiltere kralı Edward III’ün oğlu Galler prensi Edward’ın lakabı. // Prensler birliği.
Bk. FüRSTENBUND. || Ost prensi. Bk. OST.

— ANSiKL. Tar. Geç İmparatorluk sonun­da kaybolan prens unvanı, Ortaçağda bir küçük devletin hükümdarını belirtmek için latinee şekliyle ortaya çıktı: 774′te Benevento’nun Lombardia’lı dukası Arici Pavia mo­narşisinin yıkılmasıyle bağımsızlığa kavuşur kavuşmaz princeps unvanını aldı. Ardından, Benevento prensliğinin parçalanması (IX. yy.) üzerine de,
XI. – XII. yy.larda Capua ve Salerno prenslikleri kuruldu ve bunlar da Roberto Guiscardo’nun norman hane­danı tarafından ilhak edildi. Hıristiyan doğuya bu unvanı götürenler her halde Normanlardı: Antakya (Antiokheia) prensliği (1098-1268), Celile veya Teberiye prenslik­leri. İtalya’da Ortaçağın sonundan itibaren prenslik unvanları çoğalmağa başladı (Ro­ma, Napoli ve Sicilya prensleri). Almanya’da prens (Fürst) önceleri; dük, markgraf, saray kontu unvanlarını alan bir görevliydi. Prenslik veraset hakkını ancak XII. yy.da kazandı. 1180′den sonra da, imparatorluk kançılarlığı, prens unvanını yal­nız, doğrudan doğruya imparatora bağlı ve İmparatorluk Diyanet meclisinde (Reich-stag) hazır bulunmakla yükümlü derebeylik soyluları için tanıdı. Bu kimselerin sayısı gitgide arttı ve sonunda da Altın Mühürlü fermanla, içlerinden yalnız yedi tanesine imparatoru seçmek hakkı tanındı. Bunun üzerine, imparatorluğun basit prensleri Reichstag’da artık İkinci curia’nın (meclisin ikinci dereceden olan topluluğu) üyelerini meydana getirdiler. XVI. yy.ın başında otuz kadar kilise prensi (başpiskoposlar, pis­koposlar, başrahipler ve tarikat başkanları) ve altmış kadar laik prens vardı. Zaten geniş olan prens muhtariyeti, Vestfalya ant­laşmalarından da (1648) anlaşılacağı gibi XVII. yy.da daha da arttı.
1803 İmparatorluk fermanıyle bütün dinî prenslikler laikleştirildi, nihayet 1806′da imparatorluğun kalkmasıyle birlikte Alman­ya’da prenslik unvanı da kullanılmaz ol­du. Fransa’da Charles V soydan prensler sınıfını ihdas etti. Devrimin 1790′da kaldır­dığı bütün unvanları Napolyon 1808′de tek­rar koydu. Bütün yüksek mevkilerde bulu­nanlara ve birkaç mareşale prens unvanı verdi ve prenslik unvanını soyluluk unvan­larının en büyüğü saydı. Rusya’da Kiev prensi Vladimir’in (1015) çocukları prens unvanını alarak, memleketi aralarında bö­lüştüler. İçlerinden birini de büyük prens unvanıyle başa geçirdiler. Bu durum ilke­nin aşırı derecede parçalanmasına yol açtı­ğından, Moskova büyük prensleri küçük prenslere metbuluklannı kabul ettirerek Rusya’yı eski birliğine kavuşturdular. Kor­kunç İvan ve Büyük Petro gibi otokrasi peşinde koşan çarların tutmadığı prensler yavaş yavaş bütün siyasî etkilerini kaybettiler. (LM)
Prens, Macchiavelli’nin eseri. Bk. PRiNCiPE (il).

09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRENS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PREBİSCH (Raul)

Tarih 09 Haziran 2009

PREBİSCH (Raul), arjantinli iktisatçı (doğ. 1901). Buenos Aires üniversitesinde iktisat okuttu (1925). Maliye bakanlığı sekreter yardımcısı, sonra Merkez bankası başkanı (1935-1943) oldu. Latin Amerika İktisat ko­misyonu genel sekreterliğine getirildi (1948-1962), UNCTAD’ın genel sekreterliğini yaptı

(1964-1969). İleri ülkelerle geri kalmış ül­keler arasındaki açığın önlenmesi için, hammaddelerin dünya piyasasında millet­lerarası seviyede teşkilâtlandırılmasını tav­siye etti.
Başlıca eserleri: introduccion a Keynes (Keynes’e Giriş) [1960]; Hacia una Dinamica del Desarrollo Latinoamericano (Latin Amerika’nın Gelişmesinde Dinamiz­me Doğru) [1963]; Nueva Politica Comercial Para el Desarrollo (Gelişme İçin Yeni Ticaret Siyaseti) [1969]; Los Obstaculos del Mercado Comun Latinoamericano (Latin Amerika Ortak Pazarının Karşılaştığı En­geller) [1967]. (M)

09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PREBİSCH (Raul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRİNCETON

Tarih 09 Haziran 2009

PRİNCETON, A.B.D.’de (New Jersey) şe­hir, Trenton’un 15 km kuzey doğusunda; 12 200 nüf. 1746′da New Jersey koleji olarak kurulan, 1756′da Princeton’a nakledilen, 1896′da üniversite olan ve uzun süre «New Jersey koleji» diye bilinen özel üniversite, üniversitede genel bir eğitim gören öğren­ciler sonra yavaş yavaş on beş yüksek okul­da ihtisas yaparlar. 1902-1910 Arası üniver­sitenin başkanı olan W. Wilson küçük top­luluklar halinde eğitim sistemini ilk olarak burada başlattı. Okulun geniş bir kütüpha­nesi (1 250 000 cilt) ve 1889′da açılan bir ankeoloji müzesi vardır, üniversite XX. yy.da büyük önem kazandı; Matematik ve Fizik bölümü, dünya çapında isim yaptı; Einstein ömrünün sonuna doğru burada ders verdi. (L)

09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRİNCETON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRASAD (Racendra)

Tarih 08 Haziran 2009

PRASAD (Racendra), hintli siyaset adamı (1884 – Patna 1962). Kongre partisi genel sekreteri (1922) oldu, birkaç defa hapse atıldı. Tarım bakanı (1946-1947), Kurucu meclis başkanı (1946-1950) oldu, 1950 ile 1957′de iki kere cumhurbaşkanı seçildi. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRASAD (Racendra) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Prag islav Birliği kongresi

Tarih 08 Haziran 2009

Prag islav Birliği kongresi (2-26 haziran 1848), Palacky başkanlığında toplanan ve Habsburg imparatorluğu içinde veya dışın­da yaşayan islavların 343 delegesini biraraya getiren kongre: delegelerin büyük çoğun­luğunu çekler ve Slovaklar (256) teşkil edi­yordu; güney islavları, polonyalılar, rus­lar (Bakunin) azınlıktaydı. Hâkimiyeti al­tında oldukları çeşitli hükümetlerin tek­lif ettiği şartları tartışan delegeler, özel­likle Frankfurt parlamentosunun tutumu­nu (Büyük Almanya siyaseti) protesto etti­ler; çünkü Avusturya monarşisinin İslavla­rın çoğunlukta olacağı federal bir devlet ha­line getirilmesini, Almanlara oranla azınlık­ta olacakları bir Büyük Almanya kurulma­sına tercih ediyorlardı. Palacky’yi avrupa halkları için bir bildiri hazırlamakla görevlendirdiler, fakat şehirde patlak veren dev­rimci kargaşalıklar (16 haziran), kongrenin dağılmasına yol açtı. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Prag islav Birliği kongresi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Prag antlaşması

Tarih 08 Haziran 2009

Prag antlaşması (16 aralık-1921), bir yan­dan başkan Masaryk ve bakan Beneş, öte yandan başkan Hainisch ve şansölye Schober arasında imzalanan Avusturya-Çekoslovakya dostluk antlaşması. 1921 Nisanında imzalanan iktisadî sözleşmeleri onaylayan bu antlaşmada, iki ülke, Trianon ve Saint-Germain antlaşmalarına kesinlikle uymayı ve birbirlerini diplomasi açısından sürekli olarak desteklemeyi taahhüt ediyordu; ayrı­ca üçüncü bir ülkeyle çatışma halinde bir­birlerine karşı tarafsız kalacaklardı. 1922′de beş yıl için imzalanan bu antlaşma ye­nilenmedi. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Prag antlaşması hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRAG çekçe Praha

Tarih 08 Haziran 2009

PRAG çekçe Praha, Çekoslovakya’nınbaşkenti, Bohemya’nın merkez kesiminde, Vltava kıyısında, ırmağın Elbe (Labe) ile kavuştuğu yerin yukarısında; 1 030 330 nüf. Üniversite.
• Coğrafya ve güzel sanatlar. Prag, Vltava vadisindeki küçük bir çanakta, ırmağın Polabi ve asıl Labe’ye ulaşmak için boğaz­lara girmeden önce menderesler çizerek akışının ağırlaştığı yerde kuruldu. Kraliyet şeh­ri olarak, Vltava’nın sol kıyısında, bir çeşit resmî şehir olan ve içinde surla çev­rili büyük bir katedral (XIV. yy.da Aras’lı Mathien ve P. Parler tarafından inşa edildi; Aziz Jan Nepomuklu’nun mezarı), saray ve saraya ait askerî ve idarî yapılar bulunan Hradçany’den itibaren geliş­ti. Aşağıda set set kiliseler ve genellik­le italyan mimarlarının eserleri olan Mala Strana semtinin sarayları sıralanır. Mala Strana, azizlerin heykelleriyle süslü Karel köprüsüyle (XIV. yy.) eski tacirler şeh­rine bağlanır; burada eskiden çeklerin tüc­car mahalleleri, alman semti Havel ve getto yer alırdı. Şehrin ırmağın sağ kı­yısındaki bu kısmı, Stare Mesto («eski şehir») adını taşır. Gerçekten sivil ve di­nî anıtları, dar sokakları ve sık mesken adalarıyle eski bir şehrin bütün özellik­lerine sahiptir. Başlıca anıtları İkinci Dün­ya savaşında kısmen yıkılan Belediye sa­rayı (mekanik saat), Havel kilisesi, Tynsky kilisesi ve eski kervansaraydır. Modern çağ­da dev kapılar açılan surlar eskiden Hrad-çany, Mala Strana ve Stare Mesto’nun meydana getirdiği bütünü çevrelerdi. Şehrin bu eski sınırı bugün kolayca göz önüne ge­tirilebilir: nitekim Na Prikope ve Narodni Trida ana caddelerini takip eder. XVIII. yy.da, Stare Mesto’nın ötesinde, başlangıç­ta bir çeşit geniş panayır yeri olan büyük Vaclavkse namesti’nin (Vaclavkse meydanı) çevresinde yeni semtler kuruldu. Böylece Kari IV’ün XIV. yy.da inşa ettirdiği Nove Mesto («yeni şehir») gelişti. Ama bu geniş­lemelere rağmen Prag’ın nüfusu 1850′de an­cak 150 000 kişiydi. İlk sanayi tesislerinin kurulması ortaya yoksul ve kasvetli semt­lerin çıkmasına yol açtı: özellikle Vlatava’nın büyük menderesinin sağ kıyısında Karlin semtinde kısa süre içinde un fabrikaları, se­pi yerleri, bira ve içki fabrikaları, iplikhane ve dokumahaneler, küçük makine ateîyeleri, mobilya fabrikaları kuruldu. Aynı dönemde şehrin yukarısında, ırmağın sol kıyısında Smichov sanayi semti gelişti. Bu arada, ırmağın sağ kıyısına hâkim olan yumuşak eğimli yamaçta, Çesky Brod ve Brno yol­ları boyunca mesken semtleri kuruluyor­du.
XX. yy. başında ve ilk Çekoslovak cumhu­riyeti döneminde şehir büyük ölçüde gelişti. Gerçekten o tarihte Prag çok büyük bir sa­nayi şehri haline geldi: yeni kurulan fab­rikalar ilk sanayi tesisleriyle oranlanamayacak kadar büyüktü. Eski şehrin aşağı kesi­minde, ırmağın menderesinin içbükey kısmını kapsayan büyük bir batı-doğu çöküntüsündeki serbest alanlara el atıldı: burada
Bubeneç ve Holeşovice semtleri kuruldu; Vlatava’nın küçük bir kolu olan ve büyük ölçüde çamurla dolan Rokytka’nın vadisinde Vysoçany ve Hloubetin semtleri inşa edildi, Bir yan kanalla Vltava ve Labe’ye bağlanan bir ırmak limanı (Bubeneç menderesinin alçak taraçalannın iç kısmında) düzenle­nerek sanayi bögesinin ulaşım imkânları genişletildi. Sanayi bölgesi Karlin semtini genişletip, şehrin Prag çanağını sınırlayan yamaçların eteğindeki kuzey kısmını da içine alarak, büyük bir bütün meydana getirdi. Bu bölgede önemli metalürji tesisleri; vagon ve sanayi makineleri fabrikaları, otomobil ve motor fabrikaları toplandı. Bubeneç’in menderesinde ve Holeşovice’de ise kimya ve besin sanayii tesisleri yer aldı. 1921′de şehrin yeniden bağımsız bir devletin başkenti olması ve sanayinin gelişmesi nüfus artışını hızlandırdı. Nüfus 1913′e doğru yarım mil­yondan azken, 1936′da bir milyona yaklaştı. Bunun üzerine şehrin bütünü için bir plan yapılmaksızın, semtler çevresinde en çeşitli şehircilik ve inşaat denemelerine girişildi. Şehrin doğusu özellikle büyük yapılarla do­lu semtlerden meydana gelir; bu semtler gü­neye doğru, Karel üniversitesinin enstitü ve laboratuvarları çevresindeki Vyşehrad’da da uzanır. Sol kıyıda, Hradçany’nin kuzeyinde XX. yy. başında yeni sanayiciler ve tacirler sınıfının oturduğu özenle yapılmış binalar­dan meydana gelen bir semt kuruldu; ku­zeydoğuya doğru bu semtten, meşhur Prag fuarı çevresindeki orta sınıfların oturduğu semte geçilir.

Şehir büyümeğe devam etmektedir: eski şeh­rin batısındaki Beyaz dağa (Bila Hora) ka­dar tırmanan karayolları boyunca genişle­mektedir. Başkent, Kobylisy’ye doğru Prag çanağının kuzey yamaçlarına da tırmanır; güneyde eski banliyöleri Libus ve Kunratice’ye ulaşır. Bugün başlıca hedefi şehir merkezinin düzenlenmesi olan bir şehir pla­nı uygulanmaktadır.

• Tarih. Ticarî olduğu kadar stratejik ko­numu da önemli olan Prag, Prensmyl’lerin iki şatosu (Hradçany ve Vyşehrad) çevresin­de, ırmağın her iki kıyısında gelişti; ırma­ğın geçit veren yerleri yakınında birçok ta­cir ve zanatçı (yahudi, italyan, fransız, ama özellikle alman) yerleşti. Bunlar daha X. yy.dan itibaren nispî muhtariyetler elde etti­ler; ama Prag’ın şehir derecesine yükseltil­mesini ancak şehre Nürnberg hakkını tanı­yan (1232-1235) Venceslav (Vaclav) I zama­nında sağlayabildiler. Bu eski şehir (Stare Mesto), Venceslav (Vaclav) I’in şansölyesi Eberhard tarafından inşa ettirilen yeni bir merkezle birleşti ve surlarla çevrildi (1253). 1257′de eski şehir halkıyle devam eden çatış­maların önünü alabilmek için Ottokar II yalnız alman kolonlar için yeni bir merkez (Mala Strana veya «küçük şehir») kurdu; kolonlara Magdeburg hakkı tanmdı ve muh­tar bir komün haline gelmeleri onaylandı (1338). XIV. yy.da birçok manastır kurulan ve çok zenginleşen Prag’ı Kari IV (1336-1378) imparatorluğun başkenti haline ge­tirdi (1344) ve çek milliyetçiliğinin mer­kezi olan üniversiteyi kurdu (1348). Vyşeh­rad çevresindeki köylerin birleştirilmesiy­le kurulan, çeklerin yerleştirildiği üçün­cü bir yeni şehir de (Nove Mesto) mil­liyetçiliği destekliyordu. Bir süre için Çek­lerin ülkeye kesinlikle hâkim olmasını sağ­layan Jan Hus taraftarlarının savaşı sı­rasında kızışan milliyet çatışmaları, Jîrji Podebrady zamanında yeniden başladı. Bu­nunla birlikte 1518′de tek bir komün ha­linde birleşen şehir, Habsburg’lar zamanın­da, Ferdinand I’in otoritesine karşı patlak veren isyandan sonra (1547) başkentini Viyana’ya nakletmesiyle önemini kaybetti, öm­rünü Prag’da geçiren Rudolf II’nin (1583-1610) büyük ilgisi sayesinde şehir yeni­den milletlerarası önemini kazandıysa da, yeni bir almanlaştırma denemesi açık bir is­yana yol açtı (23 mayıs 1618). Bila Hora sa­vaşını takip eden sert bastırma hareketiyle Prag, bir il haline getirildi. Dinî baskıdan kaçan iki bin burjuva ailesi göçtü; birçok defa yabancılar tarafından işgal edilen şe­hir (Saksonlar, 1631-1632; İsveçliler 1634, 1639 ve 1648), ancak XVII. yy. sonunda ve XVIII. yy.da
(barok çağ) yeniden canlan­dı. 1558′den beri krallık şehri olan Hrad­çany, öbür üç siteyle eşit haklara sahip olan dördüncü bir site haline getirildi (1756). Ama Josef II, dört siteyi tek bir komün ha­linde birleştirdi (1784). XIX. yy.da çek köy­lülerinin büyük ölçüde şehre göçmesine yol açan sanayileşmenin yanı sıra Bohemya soylularının mahallî fikir hayatına gösterdik­leri büyük ilgi sayesinde milliyetçi hareket yeniden canlandı. Windischgraetz’in 1548′de şiddetli bir şekilde bastırdığı milliyetçi hareketin (islav birliği toplantısından sonra ayaklanmalar) 1861 seçimlerinde, başarı gös­termesi, kısa süre sonra tamamıyle Çekle­rin elinde olan bir idare ve öğretim kurulmasına imkân verdi. Prusyalılar tarafından kuşatılan (1866) ve kendi adını taşıyan ba­rıştan sonra (ağustos 1866) Prag, modern­leşmeğe, sanayileşmeğe ve XX. yy.da çek milliyetçiliğini yönetmeğe devam etti. Çe­koslovakya’nın bağımsızlığı burada ilân edildi (28 ekim 1918) ve 14 kasım 1918′de Habsburg’ların tanınmadığını bildiren ve Tomaş Masaryk’i Çekoslovak cumhuriyeti­nin başkanı ilân eden devrimci millet mec­lisi burada toplandı. Birinci Dünya savaşından sonra kurulan Çekoslovakya’nın başkenti olan, fikir ve sanat merkezi haline gelen şehri, Hitler’in Çekoslovakya’yı par­çalamasından sonra 14 mart 1939′da Wehrmacht işgal etti. İkinci Dünya savaşı so­nunda Patton kumandasındaki A.B.D. bir­likleri hükümetlerinin emri üzerine şehre 90 km uzakta olan Plzen bölgesinde durdu­lar. Konyev kumandasında Dresden’den ve Malinovskiy kumandasında Viyana’dan ge­len sovyet birlikleri 6 mayıs 1945′te Prag’­da birleşti. (Bk. ALMANYA-RUSYA SAVAŞI.) 1948 Şubatında Prag’da yapılan hükümet darbesiyle idareyi bir komünist hükümet ele geçirdi. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRAG çekçe Praha hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRAETOR

Tarih 08 Haziran 2009

PRAETOR i. (lat. k.). Rom. tar. Roma’da hâkimlik yapan veya Roma imparatorluğunda bir ili yöneten yüksek görevli. Bk. ANSİKL.
— Ask. Praetor birlikleri, önce praetor, daha sonra da imparatoru muhafaza et­mekle görevli askerler. Bk. ANSİKL.
— ANSİKL. M.ö. 367′de ihdas edilen ve hukuk davalarına bakan praetor, konsül­lerin bazı görevlerini devralarak yükle­rini hafifletmiş oluyordu. Praetorlar, Halk meclisi (comitiae centuriatae’ler) tarafından seçilir, pleb sınıfından olabilir, Roma’da oturur ve şehir praetoru adiyle anılırdı. M.ö. 243′ten itibaren yanına yardımcı ola­rak, yabancılar arasındaki uyuşmazlıkları yargılamakla görevli bir gezici praetor ve­rildi. Daha sonraları ise, ağır ceza dava­larının hâkim kurullarına başkanlık etmek amacıyle illerde de praetor’luklar ihdas edildi, imparatorluk döneminde toplam olarak on sekiz praetor vardı. Görevleri, aralarında, senato kararlarına uygun ola­rak ve kura ile bölüşürlerdi. Hem hâkim, hem de yasamacı olan praetor, göreve başladığı zaman, uyacağı hukuk kurallarını kapsayan bir yönetmelik (edictum praetoris) ilân ederdi. Praetorluk hukukunun kaynağı bu yönetmeliklerdir. Yargılama ile ilgili bu görevlerinden başka, praetor kon­sülün yokluğunda onun yetkilerini de alır, senatoyu toplantıya çağırır. Halk mecli­sine başkanlık eder, görevinden ayrıldık­tan sonra da propraetor sıfatıyle bir ili yönetirdi. M.S. III. yy.da şehir valileri ve vigilia’lann yetkileri arttı, buna karşı­lık praetor’ların yetkileri azaldı. Bu görev, senato üyeliğine ve taşra illerinin kuman­danlıklarına geçmeyi sağladığı için cursus honorum’da önemli bir dönem noktası ol­muştur.
— Ask. Cumhuriyet döneminde bir gene­ralin, İmparatorluk döneminde de impara­torun muhafız birliği olan praetorianus bir­liklerinin Roma’da Quirinalis tepesinde dai­mî bir ordugâhı vardı (les castra praetoria). O zamanlar bu birliğin nüfuzu pek büyüktü. Birliğin büyük ailelerin çocuklarından meydana gelen mevcudu (9, daha sonraları ise 10 bölük halinde) birkaç bin kişiyi bulurdu. Bu birlik, imparator seçi­minde gitgide daha önemli bir rol oynaya­rak istediği kimseyi imparator ilân etmeğe veya hoşuna gitmeyen imparatoru öldürme­ğe, dolgun bir donativum vermeyi kabul edene imparatorluk vaat etmeğe başladı. Her zaman birtakım istekleri olan ve praetorlukların güçlü başkanlarının kumanda­sında bulunan bu imtiyazlı birlikler sevil­mezdi. Septimus Severus bu birliklerden kurtulmak isteyerek silâhlarını ellerinden aldı ve onları Roma’nın dışına sürdü. Ama daha sonra da aynı birlikleri taşralılarla yeniden kurmak zorunda kaldı. 312 Yı­lında Constantinus, başka bir muhafız bir­liği olan protectores’in yararına praetorianus’ların görevine kesin olarak son verdi. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRAETOR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRADO Y UGARTECHE (Manuel)

Tarih 08 Haziran 2009

PRADO Y UGARTECHE (Manuel), peru­lu siyaset adamı (Lima 1889 – Suresnes 1967). San Marcos üniversitesinde mate­matik profesörlüğü (1915-1919) yaptı, 1919-1921 arasında milletvekili seçildi. 1939-1945 Arasında cumhurbaşkanlığı yaptı; 1956′da yeniden başkan seçildi, ama 1962′de ikti­dardan düşürüldü. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRADO Y UGARTECHE (Manuel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRADO (Mariana İgnacio)

Tarih 08 Haziran 2009

PRADO (Mariana İgnacio), perulu gene­ral ve siyaset adamı (Huânuco 1826 – Pa­ris 1901). Cumhurbaşkanlarından Echenique’ye (1854) ve Pezet’ye (1865) karşı ya­pılan ayaklanmalara katıldı. Diktatör olun­ca (1865), Şili ile birleşti ve Japonya’ya savaş açtı. 1868′de devrildi, Şili’ye sığındı, oraya büyükelçi tayin edildikten sonra memleketine döndü, kendisini meşru yol­dan cumhurbaşkanı seçtirdi (ağustos 1876). Pasifik savaşının ilk başarısızlıkları ve Pierola’nın ayaklanması onu A.B.D.’ye kaç­mak zorunda bıraktı (aralık 1879). Yurdu­na ancak 1886′da dönebildi. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRADO (Mariana İgnacio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POZZO Dİ BORGO (Charles Andre)

Tarih 08 Haziran 2009

POZZO Dİ BORGO (Charles Andre), korsikalı soylu (Alate, Ajaccio yakınları 1764-Paris 1842). Yasama meclisinde milletve­kiliydi. Savaş bildirisi üzerine raporu ka­leme aldı (nisan 1792). Korsika belediye başkanı oldu, Paoli’nin tarafını tuttu. İn­giliz kral naibinin devlet bakanlığına geti­rildi ve Fransızların dönüşünde onunla birlikte Londra’ya kaçtı (1796). Aleksandr’ın hizmetine girdi, Rusya sarayında Napolyon’un siyasetine karşı çıktı; bir süre gözden düştü (1807), İngiltere’ye gitti, İs­veçli Bernadotte’un yanında görev aldı. Rusya’ya döndü, generalliğe yükseldi (1813). Fransız geçici hükümetinde komiserlik yap­tı (nisan 1814). Louis XVIII’e anayasayı kabul etmesini öğütledi. Viyana kongresi­ne katıldı, sonra Rusya’nın Paris elçiliğine tayin edildi (1815-1834), Bourbon’ların say­dığı bir danışmandı, onları çara yakınlaş­tırmağa çalıştı. Çarın Londra elçisi oldu (1834-1839). Correspondance Diplomatique’i (Diplomatik Mektuplaşmalar) 1897′de ya­yımlandı. (L)

08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POZZO Dİ BORGO (Charles Andre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Sonraki sayfa »