PONCİRUS

Tarih 04 Haziran 2009

PONCİRUS i. Sedefotugillerden bir bit­kinin cins adı (Poncirus trifoliata). [Poncirus'un anayurdu Güney Çin'dir. Başlıca özelliği yapraklarının üçlü oluşudur. Pon­cirus turunçgillerle kolayca melezleşir. Bo­tanik bakımdan çok değişik şekil alabilen bir bitkidir. Bahçecilikte büyük ilgi gö­rür; aşılamada anaç olarak kullanıldığı gi­bi çit veya süs bitkisi olarak da kullanılır.] (L)

04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PONCİRUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POMATİASİDAE

Tarih 03 Haziran 2009

POMATİASİDAE çoğl. i. öndensolungaçlı, karındanbacaklı yumuşakçalar familya­sı. (Tebeşir devşrinde beliren bu yumuşak­çalar dünyanın hemen bütün bölgelerinde bulunur, taşların ve bitki kırıntılarının al­tında yaşar.
Başlıca cinsi: pomatias veya cyclostoma). [L]

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POMATİASİDAE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLYSTİCUM

Tarih 03 Haziran 2009

POLYSTİCUM i. Her tarafta yetişen «er­kek eğreltiotu»nun ilmî adı; bu eğreltiotu’nun köksapı solucan düşürücüdür. (Bitkinin erkekliği sadece adındadır.) [L]

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLYSTİCUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLYPOGON

Tarih 03 Haziran 2009

POLYPOGON i. Nemli kumsallarda yetişen sürüngen köksaplı, bir veya çokyıllık otsu bitki: (Çok tüylü başağından dolayı bazen süs bitkisi olarak yetiştirilir. (Buğdaygiller­den.) [L]

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLYPOGON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLYMNİA

Tarih 03 Haziran 2009

POLYMNİA i. Karşıt ve saplı yapraklı ağaççık veya otsu bitki; çiçekleri sapın ucunda toplu bulunur; ortadaki çiçekler fir­firi renkte, kenarlara dizili dilsi çiçekler ise sarıdır. (Polymnia edulis, patatesin ye­rini tutsun diye sebze olarak yetiştirilmeğe çalışıldıysa da başarılı olmadı. Bileşikgil­lerden.) [L]

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLYMNİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLYBOTRİA

Tarih 03 Haziran 2009

POLYBOTRİA i. Dryopteris’i andıran ve tropikal bölgelerde yetişen eğreltiotu. (Polybotria osmundacea Amerika’da yetişen çok güzel tırmanıcı bir bitkidir.) [L]

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLYBOTRİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİTALAM

Tarih 02 Haziran 2009

POLİTALAM sıf. (fr. polythalame). Bitki hast. Ayrı ayrı birçok kurtçuk bölmesinden oluşan içi oyuklu mazılara denir. (L)

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİTALAM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİNGUİCULA

Tarih 02 Haziran 2009

PİNGUİCULA i. Bataklık ve turbalık yer­lerde yetişen rozet çiçekli bitki. (Utriculariaceae familyasından.)

— ANSiKL. Pinguicula, kalın yapraklı, çok yıllık bir bitkidir. Avrupa ve kuzey Ame­rika’nın bataklık bölgelerinde beş on türü bulunur. Bayağı pinguicula’nın içinde ital­yan Alpleri’nde peynir mayası olarak kul­lanılan bir madde vardır. (L)

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİNGUİCULA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİPLOİTLİK

Tarih 01 Haziran 2009

POLİPLOİTLİK i. (fr. polyplo’idie’den). Biyol. Kromozomların toplam sayısında 2 n diploit sayıdan 3 n, 4 n, 5 n, 6 n…’e ka­dar varan çokluk; genomlarının sayısı tek (3 n, 5 n) olanlara perissoploit, çift (4 n, 6 n) olanlara artiyoploit denir; 3 n’li can­lılara triploit, 4 n, 5 n, 6 n’lilere tetraploit pentaploit, heksaploit adı verilir.

— ANSİKL. Poliploitlik bitkilerde çok, hay­vanlarda ise azdır. Poliploit hücreler dip­loit hücrelerden, diploit hücreler de haploit hücrelerden daha büyüktür. Çoğu za­man poliploit hücreli organizmalar da dip­loit hücreli organizmalardan daha büyük olur. Bununla beraber zorunlu olarak dai­ma vücut büyüklüğünü gerektirmez. Polip­loitlik, bitkilere büyüklükten başka bir de iklim şartlarındaki aşırılıklara karşı koy­ma direnci sağlar. Svalbard’daki kapalıtohumluların yüzde 80′i poliplottir. Polip­loitlik hayvanlarda çok seyrek görülür. Bö­ceklerde (sirkesineği, ipekböceği, bazı düz ve kınkanatlılar), tritonlarda, kabuklularda (artemia, tespihböceği, trichoniscus) ve yersolucanında rastlanır.
Poliploitlik, hücre bölünmesinde çeşitli se­beplerden ileri gelen bir anormalliğin so­nucudur. Bölünme sırasında ağan evreden (anafaz) sonra bölünme tamamlanmaz, iki yavru hücre birleşip kaynaşır. Travma, aşı, özellikle mitoz bölünmeyi dur­durucu kolşisin veya benzeri maddeler kul­lanılarak sunî poliploitlik sağlanabilir. Kol­şisin kullanılarak çeşitli bitkilerde polip­loitlik sağlanmıştır. Hayvanlarda ise iyi so­nuç almak daha zordur.

Dörtlüden fazla poliploitlik çoğu zaman elverişsiz olur: cüceliğe, geç çiçek açmaya, döl veriminin azalmasına yol açar. Kısır triploitler tohumsuz üretme yoluyle elde edilebilir. Kısır bir poliploitte, döl verimi­ni yeniden sağlayan ayarlayıcı bir süreç te­sadüfen ortaya çıkabilir. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİPLOİTLİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİNEZYALI

Tarih 01 Haziran 2009

POLİNEZYALI i. (Polinezya’dan polinez-ya-lı). Polinezya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

— ANSiKL. Antropol. ve Etnol. Ada ve takımadalarının çokluğuna rağmen, Polinezya’da polinezya ırkı denen ve hayli homogen bir insan soyu yaşar. Bu yerliler, esmer tenli, uzun boylu, vücut ölçüleri avrupalılarınkini andıran, brakisefal, ince yüz­lü, düz veya kıvırcık saçlı insanlardır, Ba­zı antropologlar onları sarı ırktan, bazıları da beyaz ırktan ve özellikle beyaz ırkın Akdeniz’de yaşayan grubundan sayarlar. Menşeleri meselesi de, ortaya atılan bir­çok teoriye rağmen belirsizdir. Bazı kim­seler Malezyalılarla yakınlıkları olduğunu ve Mikronezya veya Melanezya yoluyle Gü­neydoğu Asya’dan geldiklerini öne sürerler. Kimine göre de Hindistan’dan, Eski İran dünyasından veya Japonya’dan gelmişler­dir. Thor Heyerdahl, balsa tahtasından yapılmış Kon-Tiki adındaki bir salın üzerinde Peru ile Tuamotu kıyıları arasında yaptığı bir gezinin sonuçlarına dayanarak amerika asıllı oldukları sonucuna varmıştır. Çok iyi denizci olan Polinezyalılar, iki uçlu tek kürekle çekilen oyma kayıklarla kabi­leler halinde yer değiştirirlerdi.

Eskiden, kademeli ve karmaşık bir toplum teşkilât­ları, tabiatın gücü mana’ya. dayanan bir dinleri vardı. Tanrıları için marae deni­len, dev boyutlu tapmaklar kurmuşlardı. Balıkçılık yapar, patates, hindistancevizi v.b. yetiştirirlerdi. Barınakları, özellikle bitkisel maddelerden yapılmış ve ancak belirli işler için kullanılan dikdörtgen veya yuvarlak bölmelerden meydana gelirdi. Av­rupalılarla temasa başladıktan sonra Polinezyalıların çoğu Hıristiyanlığı kabul etti. Beyazların törelerini, yaşayış tarzlarını be­nimseyerek, kabile teşkilâtlarını ve gele­neksel yiyecek iktisatlarını terkettiler. Bu arada yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldiler; savaşlar, çocuk katliamı ve kıt­lıklar nüfusun azalmasına yol açtı. XIX. yy.daki sömürgeleşmeyle bu azalma daha da belirli bir hal aldı. XX. yy. başlarında misyonerlerin ve idarecilerin çabalarıyle du­rum düzeldi, üstelik nüfus yeniden artmağa başladı. Bk. POLİNEZYA. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİNEZYALI hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİFAJ

Tarih 01 Haziran 2009

POLİFAJ sıf. (fr. polyphage). Biyol. De­ğişik cinsten birçok bitkide asalak veya çü­rükçül olarak yaşayıp beslenebilen orga­nizmalara denir. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİFAJ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİMELEA

Tarih 01 Haziran 2009

PİMELEA i. Thymeleaceae familyasından ağaççık; Okyanusya’da yetişir.

— ANSiKL. Pimelea, her zaman yapraklı bir ağaççıktır; çiçekleri yaprakların dibin­den çıkar veya sapın ucunda bileşik başak durumunda bulunur. Okyanusya’da seksen kadar türü yetişir; bunların bir kısmı pem­be veya beyaz çiçeklerinden dolayı limon­luklarda, hattâ bahçelerde süs bitkisi ola­rak yetiştirilir. Başlıca türleri: Pimelea longiflora (bürümsüz), P. linifolia, P. suaveolens. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİMELEA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİMPİNELLA

Tarih 01 Haziran 2009

PİMPİNELLA i. Bir türünden (Pimpinella anisum) yeşil anason elde edilen otsu bitki. (Maydanozgillerden.) [L]

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİMPİNELLA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİMENTA

Tarih 01 Haziran 2009

PİMENTA i. Amerika’nın tropikal bölgelerinde yetişen ve bahar elde edilen bitki. (Mersingillerden.)

— ANSiKL. Acı biber de denilen pimenta acris, büyük karşıt yapraklı bir ağaçtır. Meyvesi bezelye iriliğinde, erguvanı kırmızı renkte, keskin ve hoş kokuludur; kurutulmuşu bahar olarak kullanılır. Antiller’de yapraklarından alkollü bir içki yapılır. Pimenta officinalis, yukarıdakinden biraz daha büyük bir ağaçtır ve her tarafı kokuludur. Meyvelerinin kokusu ve tadı tarçın, karanfil, karabiber ve hindistancevizinin tadına ve kokusuna benzediği için pimenta’lara da «bahar» denir. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİMENTA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLOSELLA

Tarih 31 Mayıs 2009

PİLOSELLA i. Bot. Hieracium’un bir türü (Hieracium pilosella). [L]

Hieracium: Bileşikgillerden bitki cinsi. Çok yıllık otsu bitkidir. Üzeri yün görünüşünde yıldız yıldız tüycüklerle kaplıdır. Genellikle sarı olan çiçekleri kiremit dizisi halindeki bir bürgü içinde toplu bulunur. Meyvesi kirli beyaz renkte bir sorgucun üstündedir.
Tüylü yapraklarından dolayı<> denilen Hieracium pilosella en yaygın olanıdır. Bunun kökü çignenirse tükürük çoğalır. Susuzluk giderir.
Altın hieracium (H.aurantiacum) Alp dağlarında yetişir. Firfiriye çalan turuncu çiçeklerinden dolayı bahçelerde yetiştirilir.

Hieracium artvinense (Woronow & Zahn) Juxip Asteraceae familyasından, 60-70 cm boyunda, çok yıllık otsu bir bitki türüdür. Temmuz – Ağustos aylarında çiçeklenir. Endemik olan tür dünyada yalnız Artvin’de ibreli (iğne yapraklı) ormanlarda yaşar.

31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOSELLA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLEA

Tarih 31 Mayıs 2009

PİLEA i. Sıcak ülkelerde yetişen bitki. (Isırgangillerden.)

— ANSîKL. Pilea, almaşık yapraklı, erkek ve dişi çiçekli otsu bir bitkidir; tropikal ül­kelerde yetişir. Havai fişek otu denen Pilea muscosa’ya. limonluklarda çok rastlanır; çi­çekleri açılırken, özellikle suya batırılırsa birdenbire çiçektozlarını fırlatır. Annam’ da yetişen Pilea Cadieri de çok güzel bir süs bitkisidir. (L)

31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLEA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLABI

Tarih 30 Mayıs 2009

POLABI, Çekoslovakya’da coğrafî bölge, Almanya’da Elbe adını alan Labe ırmağı­nın yukarı çığırında. Güneydoğu-kuzeybatı yönünde ve Pardubice’den Litomerice’ye kadar uzunluğu yaklaşık olarak 150 km olan büyük bir ovadır; Lausitz tepeleriyle Batı Bohemya yaylalarının kenarı arasında en geniş yeri 70 km’yi bulur. Polabi, Bohem­ya havzasının jeoloji bakımından en çok zarar görmüş bölgesidir. Burada ikinci ve üçüncü zaman tortulları oldukça ince ta­bakalar halinde kalmıştır. Balçıkla kaplı olan bu topraklarda büyük ölçüde tarım yapılır (buğday, şeker pancarı, yemlik bit­ki, yağlı bitkiler, tütün, şerbetçi otu, mey­ve ağaçları).

Polabi’nin köyleri, kasabaları ve küçük şehirleri, Belçika ovasının mer­kezleri gibi, tarım yönünden olduğu kadar sanayi açısından da canlı merkezlerdir. Besin sanayii veya tarım malzemesi fabrikalarının yanı sıra metalürji fabrikaları, makine yapımı (sanayi âletleri, elektrik malzemesi, tezgâhlar), dokuma, kimya ürünleri fabrikaları, mobilya fabrikaları v.b. kurulmuştur. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLABI hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POİTOU

Tarih 30 Mayıs 2009

POİTOU, Fransa’da eski il; kuzeyde Bretagne, Anjou, Touraine, doğuda Berry ve la Marche, güneyde Saintonge ve Aunis arasında; toprakları Vienne, Deux-Sevres ve Vendee idare bölgelerini ve Haute-Vienne, Charente ve Charente-Maritime idare böl­gelerinin küçük bir kısmını içine alır.

• Coğrafya. Poitou coğrafî bakımdan çe­şitli bölgelere ayrılır: 1. Poitou eşiği, ikin­ci zaman topraklarından oluşan bir ova­dır; Paris havzasını Akitanya havzasına bağlar ve Armorik masifini Massif Cent­ral’dan ayırır. Touraine bağları ve Chrente bölgeleri arasında bir tahıl bölgesidir;
2. batıya doğru uzanan kalkerli Fonterayle-Comte ovası ve kıyıda Poitou bataklığı, alüvyonların doldurduğu bir üçüncü za­man körfezidir; bura’da sebze ve yemlik bitki yetiştirilir;
3. Armorik masifinin bir parçası olan Vendee’nin billûrlu toprakla­rı, kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uza­nır. Koruluk bir bölgedir, köy ekonomisine buğday ve sığır yetiştiriciliğiyle tereyağı kooperatifleri hâkimdir; kıyıda gerçek bir polder olan Breton bataklığı’nda tahıl ve sebze tarımı yapılır; hayvan yetiştirilir. Yumuşak iklimli Noirmoutier adası yoğun bir şekilde işletilir (km2′ye 130 nüf.).
— Poitou-Charentes bölgesel seçim çevresi, Charente, Charente-Maritime, Deux-Semes ve Vienne idare bölgelerini içine alır.

• Tarih. Bölgenin ilk halkı olan Pictav’-ar, M.Ö. 56′da Romalılara boyun eğdiler. V. yy.da Vizigotların işgal ettiği bölgeyi, Vouille savaşından (507) sonra Franklar aldı. Clavis vârisleri arasında bölüşülen Poitou, Birinci Akitanya düklüğü zamanın­da (VII. yy. sonu 768) birleştirildi ve Rannoux (839-867) Poitiers kontları sülâlesini kurdu. Poitou, 1137′de Fransa hanedanına geçti, 1152′de Henry II Plantagenet ile in­giliz hâkimiyetine girdi. Fransa kralı Louis VIII tarafından tekrar fethedilen bölgede XIII. yy.da ingiltere kralı Henry III’ün desteklediği mahallî soylular monarşiyle çatıştı; ama Henry III’ün yenilmesiyle kral­lık otoritesi tekrar sağlandı. Yüzyıl savaş­larından çok zarar gören Poitou, ingiltere’­ye bırakıldı (Bretigny antlaşması, 1360), sonra Fransızlar tarafından geri alındı (1369-1378) ve Charles VII zamanında Fran­sa tahtına bağlandı. XII. ve XIII. yy.dan sonra bataklık, fundalık ve ormanlarda bir­çok ıslah çalışması yapıldı ve topraklar soyluların elinde toplandı. XVI. yy.da fi­yatların yükselmesi, paranın satın alma gücünün azalması enflasyona yol açtı. La Rochelle limanında ticaretin çok canlı olmasına karşılık (XIII. yy.), sanayi çok geç bir ta­rihte kurulabildi.
— Leng. Poitou lehçesi, Poitou’da konu­şulan oil dili lehçesi. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİTOU hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POGOSTEMON

Tarih 30 Mayıs 2009

POGOSTEMON i. Başak çiçekli otsu bitki; Asya ve Okyanusya’nın tropikal bölgelerin­de yetişir. (Pogostemon patchouli’den la­vantacılıkta kullanılan bir yağ elde edilir. Ballıbabagillerden.) [L]

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POGOSTEMON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODOSTEMUM veya PODOSTEMON

Tarih 30 Mayıs 2009

PODOSTEMUM veya PODOSTEMON i.
Almaşık yapraklı su bitkisi; tropikal böl­gelerdeki nehirlerde yetişir. {Podostemaceae familyasının örnek tipi.) [L]

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODOSTEMUM veya PODOSTEMON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODOSTEMACEAE

Tarih 30 Mayıs 2009

PODOSTEMACEAE çoğl. i. Üst yumurtalıklı taçsız çiçekli ikiçenekli bitkiler familyası. (Podostemales takımının tek familyasıdır ve kayınlarla ısırganlar arasında yer alır.)

-— ANSiKL. Podostemaceae familyasındaki bitkiler erdişi veya bireşeyli çiçekli otsu bitkilerdir. Çiçekleri tek tek olabileceği gi­bi değişik kümeler halinde de olabilir. Bun­ların başlıca özelliği embriyonlarının besidokusuz ve erkek organlarının pek çok oluşudur. Amerika, Asya ve Madagaskar’da hızlı akan sularda yaygın yüz yirmi türü bilinmektedir; sular içinde kayalara tutunarak yetişir. Familya kırk üç cinse ay­rılır. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODOSTEMACEAE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODOSPERMUM

Tarih 30 Mayıs 2009

PODOSPERMUM i. Yeşil veya beyazımsı otsu bitki; ekilmemiş yerlerde, çoğunlukla bağlarda yetişir. (Bileşikgillerden.) [L]

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODOSPERMUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODOPHYLLUM

Tarih 30 Mayıs 2009

PODOPHYLLUM i. Çotuğu köksaplı, çok yıllık otsu bitki; Amerika, Himalaya ve Çin’de yetişir. (Kuzey Amerika’da bulunan Podophyllum peltatum nemli yerlerde yetiş­tirilir. Meyveleri yenir; köksapı ise, içinde­ki podofilin’den dolayı etkin bir müshil olarak eczacılıkta kullanılır. Berberidacae familyasından.) [L]

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODOPHYLLUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODOCARPOXYLON

Tarih 30 Mayıs 2009

PODOCARPOXYLON i. Paleobot. özel­likleri bugünkü podocarpus’u andıran fosil bitki. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODOCARPOXYLON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODACHAENİUM

Tarih 30 Mayıs 2009

PODACHAENİUM i. Büyük karşıt yap­raklı, büyük salkımlar halinde sarı ve beyaz çiçekli ağaç veya ağaççık; anayurdu Amerika’dır; bazıları süs bitkisi olarak ye­tiştirilir. (İlmî adı Podachaenium panicıılatum. Bileşikgillerden.) [L]

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODACHAENİUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCARDİE

Tarih 29 Mayıs 2009

PİCARDİE, Fransa’nın kuzeyinde eski il; Somme ve Aisne idare bölgelerinin büyük kısmını, Pasde-Calais kıyı bölgesini ve gü­neyde Oise idare bölgesinin bir kısmını içine alırdı. (Aisne, Oise ve Somme idare bölgelerini kapsayan bölgesel bir seçim çev­resine adını verdi.)
• Coğrafya. Picardie yüzey şekilleri ve ekonomisi bakımından birbirinden farklı üç bölgeye ayrılır:

1. vadilerle yanlı bir yayla. Bu yayla büyük kısmı çakmaktaşlı kil tabakalarıyle örtülü tebeşir çağı tebeşirlerinden meydana gelir; çoğunlukla kalın bir balçık tabakasıyle kaplı olduğundan Fransa’nın tahıl ve şeker pancarı yetiştiren başlıca bölgelerinden bi­ridir. Daha Galya-Roma çağında, sonra da manastır rahiplerinin etkisiyle XI. ve XII. yy.da, geniş tarlalar açılmıştı. XIX. yy.dan beri Picardie’nin bu kısmında ince tarım uygulanır. Yemlik bitki tarımının genişle­mesi, hayvancılığın gelişmesine yol açmış, tarım büyük ölçüde makineleştirilmiştir. Bölgedeki tarım işletmeleri orta büyüklük­tedir (30-40 hektar);

2. yaylayı yaran Somme ırmağıyle kolları­nın vadileri. Başlıca şehirlerin kurulduğu vadiler, geniş, derin ve çok yağışlıdır. Ir­maklar ağır ve düzenli bir şekilde akar. Va­di tabanlarındaki eski ticaret merkezlerine (Amiens, Saint-Quentin) geleneksel dokuma sanayii yerleşmiştir;

3. kıyı bölgesi, kıyı şeritlerinin meydana gelmesi sonucunda dolan bir bölgedir. Pi­cardie, alçak alanların akaçlanmasından sonra genellikle çayırlar, hattâ buğday ve tahıl üretilen alanlar haline getirildi. Say­fiye merkezleri kuruldu (Berek, Le Touquet).

• Tarih. Roma çağında bölge, Gallia Belgica’nın bir parçasıydı. Daha Ortaçağda çoğu din adamları olan güçlü derebeylerineline geçti (Saint Riquier, Saint-Valery ve Corbio abeyi’leri). Bölgenin zenginliğine ko­şan birçok flaman kolon, özellikle Somme vadisinde önemli bir kumaş sanayiini kur­dular; bu durum zengin ve canlı bir burju­vazinin meydana gelmesine yol açtı. Burjuvazi XII. yy.da kurulan komünleri (Noyan, Saint-Quenti», Amiens, Ham, Corbie, Abbeville v.b.) büyük ölçüde zenginleştirdi. Philippe Auguste zamanında Picardie, Amiens ve Vermandois «baillie»lerine bölün­dü. XII. ve XIV. yy.da yavaş yavaş krallık topraklarına katılan bölge Yüzyıl savaşla­rında ingiltere ve Fransa kralları arasında çekişmelere yol açtı; ingilizler Somme şe­hirlerini Bourgogne düküne verdiler (1435 ve 1465). Atak Charles’ın ölümünde (1477), Louis XI’in işgal ettiği bölgeyi Maximilian, Arras antlaşmasıyle Fransa’ya bıraktı (1482). 1659′a kadar Picardie bir sınır böl­gesi olarak kaldı ve birçok defa (1557, 1595, 1636) ispanyollar tarafından istilâ edildi. XVI. yy. başında kurulan Picardie askerî valiliğinin sınırları, derebeylik dönemi Picardie’sinden daha küçüktü. İdarî ve ma­lî açıdan Picardie ikiye (Amiens ve Soissons) bölünmüştü. Stratejik önemi yüzünden Birinci ve İkinci Dünya savaşları zamanın­da tekrar bir savaş alanı haline geldi.

• Picardie lehçesi, Picardie ve Belçika Hainaut’sunun bir bölümünde konuşulan oîl dili lehçesi. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCARDİE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYTALOS,PHYTEUMA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYTALOS. Yun. mit. İncir bahçelerini gözeten Attikeli kahraman. (L)
PHYTEUMA i. Çançiçeğigillerden yenen bir bitki. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYTALOS,PHYTEUMA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYSOSTİGMA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYSOSTİGMA i. Baklagillerden, Tropi­kal Afrika’da yetişen bir tür (Physostigma venenosum); sarmaşıcı saplı, almaşık yap­raklı, tırmanıcı, çokyıllık bir bitkidir; kan kırmızısı rengindeki çiçeklerden kalabar baklası çıkar. (Kalabar baklasından teda­vide sık sık kullanılan, «eserin» adlı bir alkaloit elde edilir.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYSOSTİGMA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYSOSTEGİA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYSOSTEGİA i. Bazen çok büyük ola­bilen (1,2 m) çokyıllık otsu bitki; çiçekleri sapın ucunda büyük başaklar halinde bulunur ve güzel firfiri kırmızı veya pembe renkte olur. Kuzey amerika asıllı bazı tür­leri tanınmakta, bunların bir kısmı Av­rupa’da hafif topraklarda süs bitkisi ola­rak yetiştirilmektedir. Ballıbabagillerden.)(L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYSOSTEGİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYSOSPERMUM

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYSOSPERMUM i. Beyaz çiçekli, ince saplı otsu bitki; boyu 1 m’yi bulur, nemli yerlerde yetişir. (Maydanozgillerden.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYSOSPERMUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYSOCAULUS

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYSOCAULUS i. Boyu 1 m’yi bulan ot­su bitki; oldukça seyrek rastlanan beyaz çiçekli, kalın köklü bir bitkidir; Avrupa’nın güneyinde gölgelik yerlerde bulunur. (Maydanozgillerden.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYSOCAULUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYSOCALYMNA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYSOCALYMNA i. Brezilya’da yetişen kınaağacıgillerden bir bitkinin cins adı (Physocalymna scaberrimum). [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYSOCALYMNA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYSİANTHUS

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYSİANTHUS i. Çiçeklerinde böcekleri yakalama tertibatı bulunan tırmanıcı bitki. (Tohumları ipekligillerden.) (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYSİANTHUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYSALİS

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYSALİS i. (yun. physalis, sidik torba­sı). Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bitki. (Patlıcangillerden.)
— ANSİKL. Physalis alkekengi (bk. GÜ­VEYFENERi) toprağı kireçli bağlarda gö­rülür. Ph. Peruviana tropikal bölgelerde yetiştirilir, ambar renginde ve kiraz bü­yüklüğünde meyveler verir; meyvenin çok hoş ekşi-tatlı bir tadı vardır. Ph. pubescens de gene meyvesi için yetiştirilir. Ayrıca, physalisler yarı saydam, turuncu çanaklı çiçeklerinden dolayı süs bitkisi olarak çok beğenilir. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYSALİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYTOMETRA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYTOMETRA i. Üst kanatlarında yaldız­lı veya gümüşi benekler bulunan kızıl sarı veya gri renkli gece kelebeği; alçak bitki­nler üzerinde yaşayan kurtçuğu genellikle za­rarlıdır. (Pulkanatlıların noctuidae familya­sından.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYTOMETRA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLODOCE

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLODOCE i. Bot. Kutup bölgelerinde altı türü bulunan, fundagillerden bitki cin­si; çoğu zaman bryanthus cinsiyle karıştı­rılır. (Birçok türü, bahçelerde yetiştirilir: Phyllodoce caerulea, Ph. empetriformis v. b.)
— Zool. Çokkıllı gezgin solucan. (Gövdesi pek çok halkadan oluşan bu solucanın ayakları az gelişmiştir; sırt ve karın tarafın­dan yaprak biçiminde yassı uzantılar bulu­nur.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLODOCE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLANTHUS

Tarih 28 Mayıs 2009

PHYLLANTHUS i. Mirobalan’ın elde edil­diği bitki. (Sütleğengillerden.)
— ANSİKL. Phyllanthus’lar almaşık yap­raklı ağaç veya ağaççıklardır. Yaprakların ayası iyice yassı, kenarları düzdür; çiçekleri yaprakların koltuğundan çıkar; her çiçekte üç çanak yaprak, üç de serbest erkek organ bulunur. Bütün tropikal bölgelerde yetişen dört yüzden fazla türü vardır. Birçoğu li­monluklarda yetiştirilir: Phyllanthus angustifolius, Ph. speciosus, Ph. pulcher, Ph. acidus. Ph. emblica’nın meyveleri (mirobalan fazla tanen taşıdığı için sanayide kulla­nılır; ayrıca yenebilir de. Ph. acidus (veya distichus) Asya ve Malezya’da yetişir, mey­vesi de yenir (tahiti kirazı). [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLANTHUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHUOPSİS

Tarih 28 Mayıs 2009

PHUOPSİS i. Toplu çalı halinde ince göv­deli, karşıt veya halka yapraklı çokyıllık otsu bitki; anayurdu Kafkasya’dır; çok hoş görünen pembe çiçeklerinden dolayı park kenarlarında yetiştirilir. (Kökboyasıgillerden.) [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHUOPSİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHRYNİUM

Tarih 28 Mayıs 2009

PHRYNİUM i. İndonezya ve Malezya’da yetişen büyük boylu, çokyıllık bitki; yap­rakları kınlıdır: çiçekleri yan tarafta sapsız bir topak halinde bulunur. (Tropikal ülke­lerin nemli bölgelerinde yetişir; marantaceae familyasından.) [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHRYNİUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHRYGANEA

Tarih 28 Mayıs 2009

PHRYGANEA i. (yun. phryganon, küçük tahta’dan lat. k.). Gece kelebeğine benze­yen ve kanatları tüylü, donuk renkli bö­cek. (Phryganeidae familyasından olan bö­ceklerin hepsine phryganea denir.)
— ANSiKL. Phryganea’nın. kurtçukları de­relerde veya göllerde gelişir, suyun altında, üzerine kavkı parçaları, bitki kırıntıları ya­pışık bir kundak içinde sürüklenir gider. İçindeki böcek çıktıktan sonra orta yerde kalan kundaklar birike birike büyük yığın­lar meydana getirir (üçüncü zamana ait phryganea veya indusia kalkerleri). Kanat açıklığı 6 sm’yi bulan phryganea grandis, yazın küçük göllerin kıyılarında çok görü­lür. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHRYGANEA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHREATİA

Tarih 28 Mayıs 2009

PHREATİA i. Asya ve Okyanusya’nın tro­pikal bölgelerinde yetişen küçücük orkide; çok küçük başak çiçekli otsu bir bitkidir.(L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHREATİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHRAGMİTES

Tarih 28 Mayıs 2009

PHRAGMİTES i. Âdi sazın (Arundo phragmites) ilmî cins adı: bataklıklarda ve hendeklerde yetişen büyük saplı, sivri yap­raklı, esmer mor çiçekli bir bitkidir. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHRAGMİTES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHORMİUM

Tarih 28 Mayıs 2009

PHORMİUM i. Zambakgillerden lif bitkisi.
— ANSiKL. Phormium’lar besin toplamış şişkin köklü, çokyıllık büyük ve güzel bit­kilerdir; yaprakları dipten çepeçevre veya yelpaze şeklinde çıkar; çiçekleri büyük ve sarıdır. Yeni Zelanda’da yetişir. En yaygın türü Phormium tenax veya yeni zelanda keteni’dir, bunun boyu 1-2 m’yi bulan yapraklarından çok dayanıklı lifler elde edilir; es­kiden bunlardan mükemmel ipler ve çok in­ce dokumalar yapılırdı. Fakat phormium lifleri çabuk bozulduğundan, kullanılmak­tan vaz geçildi. Phormium zayıf topraklar­da yetişir; kuma gömülerek üstü yosunlarla örtülen tohumlarla kolayca yayılır. Phor­mium coolzianum ve Ph. Hoolzeri türleri oldukça dayanıklı süs bitkisi olarak yetiş­tirilir. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHORMİUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLADELPHİA,Philadelphia konvansiyonu,Philadelphia müzeleri,

Tarih 28 Mayıs 2009

PHİLADELPHİA, A.B.D.’de (Pennsylvania) şehir, 2 002 500 nüf. Philadelphia, Schuylkill ile Delavvare’in kavuşmasıyle olu­şan yarımada üzerinde kuruldu; ırmak de­rinliğinin fazla olması, denizden uzaklığına rağmen (160 km) büyük bir liman kurulma­sına yol açtı. 41 Milyon tonajla Houston ve New York’tan sonra A.B.D.’nin üçüncü limanı olan bu limandan maden filizi, pet­rol, şeker, yün, yağ bitkileri ithal edilir, kömür, tahıl, sanayi ürünleri (rafine şeker, makine eşyaları) satılır. Ağır sanayi yakın bir tarihte büyük ölçüde gelişti; petrol tas­fiyesi, demir sanayii, kimyasal ürünler. En önemli sanayiler imalât sanayileri ve tüke­tim sanayiidir: dokumacılık, konfeksiyon, makine (otomobil, vagon, lokomotif) sana­yii, gemi yapımı, ecza malzemeleri. Bu ik­tisadî gücü sayesinde şehir A.B.D.’nin üçün­cü malî merkezi haline geldi. Planlarını Penn’in çizdiği eski şehir çekirdeği bugün de iş merkezidir. Doğuda, Delaware boyunca, liman yakınında ve batıda Schuylkill bo­yunca sanayi ve işçi semtleri uzanır. İlk hücreyi meydana getiren yarımadanın öte­sinde de sanayi ve konut semtleri vardır: bunlar Delaware boyunca (West Philadel­phia, Manayunk, German-town) ve ırmağın doğusunda (Camden) uzanan şehre bağlı es­ki köylerdir.
• Tarih. Philadelphia, William Penn tara­fından (1682) kuruldu ve düzenlendi. Quaker’lerin yerleştiği modern bir şehir oldu. Şehre Alman ve İskoçlar da yerleştiler. XVIII. yy.da büyük ölçüde genişleyen ve sömürgenin fikir merkezi haline gelen şe­hirde ilk dergi 1741′de, ilk gazete de 1784′te yayımlandı. Phiiadelphia’da o zamandan kalma birçok anıt ve güzel konak vardır. Şehir başkaldırma hareketinde önemli rol oynadı ve 1774 ile 1775′teki ilk kongreler burada toplandı; Bağımsızlık bildirisi (4 temmuz 1776) burada imzalandı. 1790-1800 Arası A.B.D.’nin başkenti olan Philadelp­hia, XIX. yy.da köleciliğe karşı, puritan ve muhafazakâr bir şehir haline geldi. (L)
Philadelphia konvansiyonu, on üç A.B.D. eyaletinin meclislerini temsil eden ve 65 temsilciden meydana gelen kurucu meclis; oturumlara 55 temsilci katıldı. Başkanı George Washington, sekreteri Jackson olan ve üyeleri arasında Franklin, Madison ve Robert Morris bulunan konvansiyon, 27 eylül 1787′de A.B.D. anayasasını hazırladı; ancak 41 temsilcinin onayladığı bu anayasa 4 mart 1789′da New York kongresinde im­zalandı. Uzak görüşlü olan meclis, küçük eyaletlerin çıkarlarına saygı gösteren (her birinin iki senatörü olacaktı) uzlaştırıcı bir anayasa hazırlamayı başardı. Ayrıca kuzey ve güney eyaletlerine denge sağlayıcı bazı üstünlükler tanındı: güney eyaletleri mec­liste zencilerin sayısının üçte ikisi göz önün­de tutularak temsil edilecekti, iktisadî alanda da buna benzer bir dengeleme uygu­landı: kuzey eyaletleri köleliğin kaldırılma­sını, güney eyaletleri ise ticaret ve sanayiyi talimata bağlayan seyrüsefer kanunlarının kaldırılmasını istemekten vaz geçecekti. (L)
Philadelphia müzeleri, PENNSYLVANiA GÜZEL SANATLAR AKADEMİSl’nde yüz yılı aşkın bir zamandır beîîibaşîı amerikalı res­samların eserleri sergilenir. Oldukça zengin Olan PHİLADELPHİA SANAT MÜZESİ’nde sayısız roman ve gotik eser (Fransa, İtal­ya), seramik koleksiyonlar, demir eşya, in­ce marangozluk işleri, ısfahan fayansları ve halıları, çin yeşim taşları bulunmaktadır. Resim galerilerinde ilk italyan ressamlarının eserlerinden XIX. yy. ressamlarının eserle­rine kadar çeşitli tablolar sergilenir (Giot-lo. Botticelli, Bosch, Van Eyck, Van der Weyden, Rubens, Rembrandt, Poussin, Delacroix, Corot, Daumier, Courbet, Cezanne). PENNSYLVANİA ÜNİVERSİTESİ MÜZESİ, Mısır, Filistin, Yunanistan, Roma, Af­rika ve Meksika heykel ve eşyalarıyle Sa­rat müzesini tamamlar. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLADELPHİA,Philadelphia konvansiyonu,Philadelphia müzeleri, hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHELYPAE

Tarih 28 Mayıs 2009

PHELYPAE i. Mavimsi ve mor çiçekli asalak bitki. Kenevir, tütün gibi çeşitli bit­kiler üzerinde yaşar ve büyük zarar verir. (Canavarotugillerden.) [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHELYPAE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHELLANDRİUM,PHELLODENDRON

Tarih 28 Mayıs 2009

PHELLANDRİUM i. Çok zehirli bir bitki olan Oenanthe phellandhum’un ilmî cins adı. (L)
PHELLODENDRON i. Mantar elde edilen ağaç; anayurdu Asya’dır; birçok türü süs ağacı olarak yetiştirilir: Phellodendron amurense, Ph. sachalinense, Ph. Japonicum, Ph. Lavallei. Ph. amurense’den elde edilen mantar linoleum yapımında kullanılabilir. (Sedefotugillerden.) [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHELLANDRİUM,PHELLODENDRON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHANOS veya OTHONOİ,PHAN RANG,PHAON,PHAONİA

Tarih 28 Mayıs 2009

PHANOS (veya OTHONOİ), ton denizin­de yunan adası, Korfu’nun kuzeybatısında; 750 nüf. (L)
PHAN RANG. Bk. FAN RANG.
PHAN-THİET. Bk. FAN THİET
PHAON. Yun. mit. Midilli’li (Lesbos) ır­mak salcısı. Afrodit’in verdiği merhemle güzelleşti ve Sappho’yu kendine âşık etti. (L)
PHAONİA i. Kurtçuğu bozulmuş bitkisel maddelerde gelişen sinek. (Kısaduyargalı sikloraf Sineklerin muscidae familyasından. (M)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHANOS veya OTHONOİ,PHAN RANG,PHAON,PHAONİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHAGNALON

Tarih 27 Mayıs 2009

PHAGNALON i. Sarı çiçekli, çokyıllık otsu bitki; Akdeniz bölgesinde kayalıkların yeya duvarların üzerinde biter. (Birleşikgillerden.) [L]

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHAGNALON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHACELİA

Tarih 27 Mayıs 2009

PHACELİA i. Tüysü almaşık yapraklı bir yıllık otsu bitki: Tropikal Amerika’nın sı­cak ve ılıman bölgelerinde yetişir. (Çiçek­leri güzel mavi, bazıları keten grisi rengin­de, yaprakları parçalı ve çok güzel görü­nüşlüdür. Yüzden fazla türü vardır; bun­ların birçoğu çiçeklerinin güzelliğinden do­layı Avrupa’da limonluklarda yetiştirilir: Phacelia viscida, Ph. Withlavia, Hydrophyîlaceae familyasından.) [L]

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHACELİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHACA

Tarih 27 Mayıs 2009

PHACA i. Çakırdikene benzeyen çok yaygın bitki; çiçekleri tek tek bileşik şemsiye durumludur; bazı türlerinden zamk elde edilir; Asya’da yetişir. (Fasulyegillerden.)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHACA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Ph

Tarih 27 Mayıs 2009

Ph, fosfor’un eski kimyasal sembolü. (L)
ph, aydınlanma birimi fot’un sembolü. (L)
pH [peaş] i. (p, potansiyel ve H, hidrojen). Kim. Sulu bir elektrolit çözeltisinin asit, nötür veya baz özelliği taşıdığını kolay ve kesin olarak belirtmek için Sörensen tara­fından ortaya atılan işaret.
— ANSîKL. Kim. Saf su, az da olsa, H+ ve OH— iyonlarına ayrılmıştır; meselâ 23 C’ta, H+ iyonları; [H+-] ile OH- iyon­ları: [OH—] şeklinde derişmelerin, suyun «iyon çarpımı» denilen çarpımı, [H+]. [OH-] = 10-14′tür; buradan, [H+] = [OH-] = 10-7 litrede iyongram bulunur. Bu çar­pım, asit veya bazların seyreltik sulu çözeltilerinde de aynı değerdedir; fakat, bir asit çözeltisinde [H+] iyonları [OH-] iyon­larından daha fazla, bir baz çözeltisin­de de bunun tam tersidir; meselâ, hidroklorik asidin bir desinormal (N /10) çözelti­sinde, yaklaşık olarak [H+] = 10-1, sod­yum hidroksidin N/10′luk çözeltisinde ise [OH-] = 10-1, yani [H+] = 10-13′tür. Sörensen, elektrolit çözeltilerini H+ iyon­larının derişikliği açısından nitelemek için, logaritmik bir işaretleme sistemi kullanma­nın daha elverişli olduğunu öne sürdü; ni­tekim pH = colog10 [H+] şeklinde gös­terilir. Bu ifadeye göre, 23° C’ta, saf su­yun pH’1- 7′ye, HC1′ün N/10′luk çözeltisinin pH’1/ 1′e, NaOH’ın N/10′luk çözeltisininki de 13′e eşittir. Daha genel bir şekilde, bir çözelti için [H+] = a. 10-n ise, pH = n
— log10 a olur. Çok basit olan bu işaret­leme büyük faydalar sağlar; meselâ 23° C’ta pH 7, nötürlük pH’ı, yani saf su veya kuvvetli baz ve kuvvetli asit tuzları gibi [H+] = [OH-] olan çözeltilerin pH’ıdır; 7′den küçük bir pH asit çözeltilerini, 7′den büyük olan bir pH da baz çözeltilerini be­lirtir; pH miktarı hem asit veya bazın cin­sine, hem de bunların çözelti içindeki derişikliğine bağlıdır. Böylece, kimyada, bi­yolojide v.b. belli bir dönüşümün gözlene­bildiği alan kesin ve basit bir şekilde be­lirlenebilir.
Demek ki bir sulu çözeltinin pH’ını deneysel olarak belirlemek büyük bir önem taşır. Bu belirlemede başlıca iki metot uygulanır: 1. çabuk, fakat daha az kesin sonuçlar veren renkölçme metoduyle; bu metot, çözeltiye batırılan renkli bir göstergenin renk deği­şimlerini incelemeğe dayanır, rengin dönü­şüm noktası aranılan pH’1 verir; 2. kesin so­nuçlar veren, fakat daha çok malzeme ge­rektiren elektrometri metoduyle; bir elektrometre yardımıyle, iki sivili bir pilin elektromotor kuvveti ölçülür; bu sıvılardan biri incelenecek çözelti, öbürü de pH’1 sıfır olan bir karşılaştırma çözeltisidir; bu çözel­tilerin içine platin kaplı iki elektrot dal­dırılır ve elektrotların çevresinden gaz ha­linde hidrojen dolaştırılır. Nernst’in bul­duğu bir formüle göre pilin elektromotor kuvveti bulunur:

formul1

veya [H+]o = 1 olduğunu göre, e volt = 0,058 2 pH bulunur.
Kalomelli elektrotlara bağlanmış cam elekt­rotlar veya kinhidronlu elektrotlar kullan­mak daha elverişlidir; bu usulde sonucun kesinliği, pH biriminin yaklaşık olarak yüzde veya iki yüzde biri kadardır.
— Bot. Çeşitli bitki türlerinden her biri, pH’1 birbirine oldukça yakın iki değer ara­sında bulunan topraklarda ancak yaşaya­bilir. Bulundukları pH bölgesine göre bit­kileri çok asitsever (4-5: kartal eğreltiotu, funda, rhododendron), orta asitsever (5-6), .az asitsever (6-6,5); nötür (6,5-7,5) ve baz-sever (7,5′in üstünde: filbahar, yer orki­deleri, şimşir, potentilla) diye sınıflandırabiliriz.
— Fiz. ve Biyol, tç ortam olarak düşünü­len normal kanda hafif bir alkali tepkimesi vardır ve pH’ı belirli olarak 7′ye eşittir. Alkalilik artarsa pH büyür, asitlik artarsa pH küçülür; ama pH’ın artma veya eksil­mesi küçüktür, aksi halde organizma ölüm tehlikesiyle karşılaşır. Asit-baz dengesini korumak için asit fazlalığını doyuracak bir alkali yedeklenmesi gereklidir. Bu yedeklenme özellikle sodyum tuzları ve amonyaklı bileşikler şeklindedir. Alkali yedek­lenmesi arttığı zaman tetanide olduğu gibi alkaloz görülür; pH küçülür ve 6,8′in al­tına düşerse şeker hastalığında veya per­hiz komalarında olduğu gibi asidoz görü­lür. Bundan dolayı kandaki pH değişim­leri fizyoloji ve patolojide çok önemlidir; bununla beraber ölçülmesi nazik bir iştir ve genellikle klinikte alkali yedeklenmesinin ölçülmesiyle yerinilir. Oysa sidik, tükürük, dölyolu mukusundaki pH’ın ölçülmesi ko­laydır ve sık sık baş vurulan bir işlemdir.
— Toprak bil. Toprakların pH’ını bilmek, en başta toprağın tipini anlamak ve iş­lenme şeklini tayin etmek imkânmı verir. Bundan toprağın şimdiki asitlik derecesi ve H iyonlarının yoğunluğuna göre emici bi-i e siklerin doyma derecesi anlaşılır. Topra­ğın pH’1 3,5 ile 9,5 arasında değişir; bazı batak topraklarınki birinci rakama yakla­şır, kurak bölgelerdeki alkali topraklarınki ise ikinci rakamı bulur. Fakat ılıman ik­lim bölgelerinde 4,5 pH en düşük derece (çam ormanlarındaki podzollu topraklar), 8,5 pH ise en çok kireçli toprakların de­recesidir. pH bitki örtüsünün, topraktaki madensel bileşiklerin etkisi altında yer yer değiştiği gibi, toprağı arındıran iklim şartlarının durumuna göre bölgesel olarak da değişir. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ph hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PFEFFER (Wilhelm)

Tarih 27 Mayıs 2009

PFEFFER (Wilhelm), alman tabiat bilgini (Grebenstein, Kassel yakınları 1845-Leipzig 1920). 1871′de Marburg’da batonik doçenti, 1873′te Bonn’da yardımcı profesör, 1877′de Masel’de profesör oldu. Bu tarihten sonra, Tübingen üniversitesinde botanik dersleri okuttu (1878) ve Leipzig Üniversitesi Bota­nik enstitüsü müdürlüğüne getirildi (1887). Aynı zamanda Saksonya krallığının özel da­nışmanı oldu. Bikti embriyolojisi ve fizyolojisi üstüne birçok inceleme yaptı. Gözenek­li kapların çeperlerine kimyasal usullerle sunî zarlar yerleştirerek, sıvı eriyiklerin ge­çişme basınçlarını ölçtü (Pfeffer hücresi). En önemli eseri: Pflanzenphysiologie (Bitki Fizyolojisi) [2 cilt, 1881-1904]. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PFEFFER (Wilhelm) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PFAFFİA,PFAFFIKON

Tarih 27 Mayıs 2009

PFAFFİA i. Brezilya’da yetişen karşıt yap­raklı otsu bitki; yaprakları genellikle kınalı, çiçekleri dalların ucunda başak veya sal­kım halindedir. (Horozibiğigillerden.) [L]
PFAFFIKON, İsviçre’de (Zürich kantonu) kasaba, Pfaffiker See kıyısında; 5 900 nüf. Kabloculuk. Yünlü dokumacılık. Basımevi. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PFAFFİA,PFAFFIKON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEYOTL,PEYPUS gölü

Tarih 27 Mayıs 2009

PEYOTL i. (aztekçe k.). Meksika’nın dağ­lık bölgelerinde dar bir alanda yetişen di­kensiz kaktüs türü (Echinocactus Williamsii).
— ANSiKL. Peyotl 15, 20 sm uzunluğunda silindirimsi gövdeli, üzeri ince tüylerle kaplı küçük bir bitkidir; uç kısmı yuvarlak, çiçek­leri pembe ve tek tektir. Peyotl kutsal bir bitkidir; toplanırken uzun bir tören ve bü­yük eğlenceler yapılır. Peyotl ya taze ola­rak ya da yuvarlak dilimler halinde kesilip güneşte kurutularak kullanılır; bunun ver­diği sarhoşluk agav rakısının sarhoşluğuna benzer. Peyotl’un içinde pek çok alkaloit bulunur (meskalin, anhalonidin, anhalonin,lofoforin. peyotlin, anhalamin); bunlardan bir kısmı omuriliği uyarır, bir kısmı yürek atışını ve solunumu yavaşlatır, sonuncular da beyin merkezlerinde değişikliklere sebep olur. 0,50 – 0,70 gr meskalini sindirim yoluyle almakla sağlanan sarhoşluk zehir et­kisi bakımından esrar sarhoşluğuna, ruhsal bakımdansa şizofreniye benzer. Fakat bu­nun sağladığı en ilgi çekici ruh hali renk­li sanrılardır. Onun için yerliler peyotl’a «gözleri büyüleyen bitki» adını vermişlerdir. Meksika ve A.B.D.’de bu bitkinin kullanıl­ması yasaktır. (L) PEYPUS gölü. Bk. cudsk GöLü.

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEYOTL,PEYPUS gölü hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEYGAMBERAĞACI,PEYGAMBERÇİÇEĞİ

Tarih 27 Mayıs 2009

PEYGAMBERAĞACI blş. i. Guaiacum türlerinden ikisine verilen ad (Guaiacum officmale ve G.Sanctum). [L]
PEYGAMBERÇİÇEĞİ blş. i. Mavi çiçekli kantarona verilen ad (Centaurea cynus); Buğday tarlalarında çok görülür. / Aynı bitkinin çiçeği. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEYGAMBERAĞACI,PEYGAMBERÇİÇEĞİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETUNYA

Tarih 27 Mayıs 2009

PETUNYA i. (lat. petunia). Amerika asıl­lı süs bitkisi. (Patlıcangillerden.)
— ANSiKL. Petunya’nın süs bitkisi olarak yetiştirilen çeşitleri: kokulu petunya (Pe­tunia nyctaginiflord), mor çiçekli petunya (P. violacea), büyük çiçekli petunya (P. superbissima) ve melez petunyalar. P. pendula pencere ve balkonları süslemekte kul­lanılır. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETUNYA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİEMONTE

Tarih 26 Mayıs 2009

PİEMONTE, İtalya yarımadasında bölge; batıda ve kuzeyde Alp’ler, doğuda Maggio-re gölü, Ticiiîo, Po ve Scrivia ırmakları, güneyde Liguria Apenninleri arasında; 25 397 km2; 3 914 250 nüf. Bölgede altı il var­dır: Alessandria, Asti, Cuneo, Novara, Torino ve VerceUi.
Coğrafya. Piemonte’nin görünüşü çok çeşitlidir. Arazinin üçte biri dağlıktır ve Alp yayı, ovanın yanmasında yükselen te­peleri karlarla kaplı geniş bir amfiteatr meydana getirerek bölgeyi kuşatır. Alp dağlarının en yüksek dorukları buradadır:
Viso dağı (3 841 m), Grand Parodiso (4 061 m), Mont Bİanc (4 807 m), Cervin dağı (4 478 m), Rose dağı (4 633 m). Bu küt­leler kenarları dik vadilerle ayrılır: Stura di Demonte vadisi Larche boğazına doğ­ru, Dora Baltsa nmki (Aosta vadisi) San Bernardo’ya doğru ve Toce’ninki Simplon’a doğru yükselir. Alp yayı güneye doğru Li­guria Apenninleri’nin kireçli kütleleriyle devam eder. Po ırmağının güneyinde, marnlı ve kumlu üçüncü zaman toprakları, ır­makla Tanaro arasında Montferrato tepelerini, Tanaro ile Bornida arasında da Langhe tepelerini meydana* getirir; yüksel­tiler 400-900 m arasında değişir. Piernonte ovası oldukça dar bir alanı kaplar; dör­düncü zaman birikintileri ve ırmak alüv­yonlarından meydana gelir; toprakları kumlu ve killidir. Irmaklar Po. ırmağı çev­resinde bir yaprağın damarları gibi uzanır: Po’nun başlıca kolları iki Doire ve Ta-naro’dur. Bölgede kara iklimi hüküm sü­rer; yağışlar boldur (700-1 350 mm). Pie­rnonte tabiî bakımdan çok verimli değil­dir; bununla birlikte yüzyıldan beri devam eden çalışmalar küçük çiftliklere bölünen ve geliştirilmiş bir sulamadan (Chivasso ya­kınında Po’dan başlayan, Galliate’nin öte­sinde Ticino nehrine ulaşan ve 110 000 hek­tarın sulanmasını sağlayan Cavour kanalı) yararlanan toprağı verimli hale getirmiştir. Tarım çok çeşitlidir: tahıllar arasında çav­dar ve pirinç başlıca yeri tutar; çavdar dağda üretilir; pirinç Piemonte’nin başlıca tarım üretimidir; özellikle Novara ve Vercelli ovalarında yetiştirilir; işçilerin ço­ğu kadındır. Buğday (pirinçle almaşmalı olarak) ve mısır da üretilir. Yemlik bitki tarımı, çok fazla olmayan hayvanların bes­lenmesini Sağlar. Hemen her yerde üzüm yetiştirilir, fakat en çok tepeler bölgesinde ve özellikle Montferrato’da Alessandria ve Asti illerinde (asti şarabı ve vermutu dün­yaca meşhurdur) yaygındır; üretim çok çe­şitlidir: kırmızı ve beyaz, sek veı tatlı şa­raplar. Piernonte, İtalya’da Apulia’dan son­ra ikinci şarap üreticiyidir. Dağda yoğun­laşan köy meskenleri tepelerde ve ovada dağınıktır; tepelerde ve ovada birçok aile, binaları merkezî bir avlunun çevresinde toplanan büyük çiftlikler olan «cascina»larda yaşar. Alp’ler Piernonte ekonomisinde çok önemli rol oynar; dağlardaki birçok hidroelektrik tesis bölgede sanayinin geliş­mesine yol açmıştır. Toce, Dora’lar ve Ti­cino vadiler indeki birçok santral, elektrik akımını ovanın başlıca şehir merkezlerine gönderir. En eski sanayi faaliyeti dokuma­cılıktır; ipekçiliğin yerini günden güne Su­nî elyaf almaktadır; yün, Biella ile dolay­larının başlıca gelir kaynağıdır; pamuk sa­nayii, erkeklerin ağır sanayi kollarında ça­lıştığı ve kadın işçinin bol olduğu kesim­lerde toplanır: Torino çevresinde, Stura di Lanzo ve Dora Riparia vadilerinde. Meta­lürji sanayii, elektrik üretilen vadilerde ve Aosta vadisinde Cogne demir filizi yatakları yakınında yerleşmiştir. Torino, italyan oto­mobil sanayiinin büyük merkezidir: şehir­deki fabrikalarda 65 000 kişi çalışır ve millî hasılanın beşte dördü elde edilir. Manzara ve kaynaklarının çeşitliliği, halkının çalış­kanlığı ve sınaî zenginliği Piernonte’yi, Lombardia’dan sonra İtalya’nın ikinci ik­tisadî bölgesi haline getirmiştir.

Tarih. Roma imparatorluğu devrinde Transpadana ve Liguria’ya katıldıktan son­ra, bugünkü Piernonte bölgesi, Odoaker’in (476-493), sonra Theodorich’in (493-526) eli­ne geçti ve 555′te Bizanslılar tarafından iş­gal edildi. Lombardia’hlann bölgeyi böldü­ğü kontluklar (İvrea, Torino, Vercelli, As­ti, Novara, Bredulus ve Anriate kontlukla­rı) Franklar zamanında düklük haline ge­tirildi. IX. yy.da güvensizlik arttığından (müslümanların ve macarların akınları) «ül­ke», İvrea markisinin yönetimi altında top­landı (X. yy); sonra yeniden asıl İvrea Torino ve Liguria marklıklarına bölündü (950′ye doğru). XI. yy.da Torino markisi Oderic Manfred, İvrea marklığına hâkimi­yetini kabul ettirdi. Kızı Adelaide, Savoia’lı Odon ile evlendi, fakat ölümünden sonra (1091) Piernonte (komünlerin kurulmasını geciktiren birçok derebey kaynaşıyordu) Savoia sülâlesinin elinden çıktı. Sülâlenin bölgeyi yeniden ele geçirmeğe çalıştığı XII. yy.da ve XIII. yy. başında «Piernonte» adı ilk defa kullanıldı (1240′a doğru); Alp dağ­larının eteğindeki halk için bu ad Saluce, Pignerol ve Coire arazilerini, İtalyanlar için ise Pavia’nın batısındaki bölgeyi belir­tiyordu. Sonradan Piernonte adı, Savoia hanedanının bölgede ele geçirdiği toprak­ların hepsini ifade etti ve Piernonte tarihi XIII. ve XIV. yy.dan sonra Savoia hanedanınınkiyle karıştı. Bk. SAVOİA hanedanı eyaletleri.
— Leng. Piernonte lehçesi, Piernonte ilin­de konuşulan Galya-Lombardia öbeğinden italyan lehçesi.
— ANS1KL. Piernonte lehçesi’nde vurgulu ünlü sistemi genellikle oldukça kapalıdır: latin [a]sı birinci grup fiillerin mastarların­da (parler, ital. parlare) kapanır ve [e] olur; kısa [e], açık [e] haline gelir ve bazı durum­larda kapalı [e]ye, hattâ [i]ye ipe ve fe, ital. piede, fiele) dönüşür; tekilinde açık [e]yi muhafaza eden martel (ital. martelö) keli­mesinin çoğulu martei (kapalı e ile) ve yerel olarak marti’dir; latince kısa [o]nun diftong­laşması serbest ve hattâ kapalı hecede eğer son ünlü bir [i] veya [o] ise [ce]; ama öteki hallerde açık [o] ince}, arsincel, gcep, grces, ital. nuovo, usignuolo, gobbo, grosso veya grossi; goba, groso’nun yanı sıra ital. gobba, grossa) verdi; latince uzun [e] ve uzun [o], [i] veya [ei] ve [u] verir (giva, meis, fiur; ital. gleba, mese, fiore). Bun­dan başka, öbür galya-italya lehçeleri gibi piernonte lehçesinde de latin uzun [m]sun­dan gelen [ü] sesine rastlanır (füs, ital. fuso). Son ünlüler (a hariç) genellikle dü­şer. Son hecesi düşmüş eski proparoksitonu kelimeler daima [w] ile biter (pentu, cardu; ital. pettine, cardine). İki ünlü ara­sındaki ünsüzler sürekli bir zayıflama eği­limi gösterir: [c], önce [g], sonra yod (i, ü veya ce ile yan yana olduğu zaman yu­muşar: braje, spia, sür fce; ital. brache, spiga, scure fuoco) verir; [t] düşer (vı, santhia; ital. vite, Sant’Agata); [p] ise [v] verir (rava, siula veya sigula; ital. rapa, cipolla); [v] bazen düşer; bazı yerlerde ise yerini boğazsı g’ye bırakır). [i] ve [e] önünde [c], daima titreşimsiz ıslıklı OJye (sarvel; ital. cervello) dönüşürken aynı du­rumda g bazı bölgelerde titreşimli ıslıklıya, bazılarında ise şırlamalı seslere dönüşür; [3l Üe) ve [d$] (di). [L]

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİEMONTE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCRİDİUM

Tarih 26 Mayıs 2009

PİCRİDİUM i. Reichardia picroides adlı bitkinin diğer adı. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCRİDİUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Petrolün kaynağı

Tarih 26 Mayıs 2009

Petrolün kaynağı
Petrolün hammaddesinin, sularda yaşayan, denizlerde, denizkulaklarında veya ırmak ağızlarının kıyıya yakın kısımlarında çoğa­lan hayvansal veya bitkisel canlı organiz­ma (amipler, yosunlar, çok küçük hayvan­cıklar v.b.). artıklarından meydana geldiği sanılır; gerçekten de petrol ancak tortul arazilerde bulunur. Bu organik madde dibe çökeldikçe yavaş yavaş tortu tabakalarıyle kaplanır ve gittikçe daha derine gömülerek zamanla hidrokarbon haline dönüşür. En yeni teorilere göre bu dönüşüm, önceleri hava ile yaşar bakterilerin, sonra da daha uzun bir süre, havasız yaşar bakterilerin etkisiyle meydana gelmiştir. Dönüşüm sı­rasında, kükürt, oksijen ve azot, hidrokar­bonlar ve organik artıklarla karışmış uçu­cu bileşikler hailinde açığa çıkmıştır. Tortu tabaka ile karışan bu ürünler, taba­kanın ağırlığıyle katılaşan ve «ana kaya» denen bir olayla, kumtaşları ve kireçtaşları izleyen jeolojik devirde ise petrol, «göç» denen bir olayla, kumtaşları ve kireştaşları gibi daha gözenekli ve daha geçirgen ka­yalar ile kumlar tarafından emilerek yer değiştirmiş ve «depo kayalar» denilen bu­günkü petrol yataklarını oluşturmuştur (bk. şekil 1). Petrol göçünün sebepleri henüz ye­terince açıklanamamıştır; şistler içinde sı­vı hidrokarbonların bulunmasını, uzun süre, üst üste yığılan tortu tabakalarmın ağırlı­ğına bağlayarak açıklama yoluna gidildi; fakat bu mekanizma, hidrokarbonların bazı elektrolitik koloidal çözeltilerde erimesi ve belki de kil etkisiyle katalizi sonucunda fizikokimyasal bir olayla birlikte gelişebilir. Böylece petrol, erimiş ürünler halinde, yer­altı sularıyle gözenekli kayalara doğıu ile­tilir. Petrolde az miktarda bulunan kü­kürtten, azottan, vanadyumdan ve diğer başka madenlerden türeyen sayısız bileşi­ğin ve hatla asfalt gibi, damıtılamayan ağır petrol ürününün kaynağı hakkında ileri sü­rülen varsayımlar ne olursa olsun bir tah­minden ileri gitmez.

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Petrolün kaynağı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

inorganik petrokimya

Tarih 26 Mayıs 2009

inorganik petrokimya
Yakın zamanda petrokimya bu yeni alana doğru kaymış ve eski usulleri gölgede bı­rakacak kadar ilerlemiştir. Nitekim, kükürt gitgide, yeteri kadar kükürtlü hidrojen kap­sayan rafineri gazından veya tabiî gazdan üretilmektedir. Karbon siyahı tabiî gazdan yılda 1 milyon ton kadar çıkarılır; bunun yüzde 95′i kauçuk yapımında kullanılır. Günümüzde petrol rafinerilerinden katali­tik reforming ile önemli miktarda hidrojen üretilir ve bu hidrojenden çeşitli hidrojenleme işlemlerinde yararlanılır. Hidrojen, ayrıca, tabiî gazdan, su buharı eşliğinde veya doğrudan doğruya termik ayrışma ile elde edilir. Bu değerli element yeni mad­delerin senteziyle gitgide önem kazanmak­tadır: yıllık üretimi sadece A.B.D.’de 5 milyon tonu bulan amonyak, oksijen eşli­ğinden metanla birleşerek hidrojen siyanür verir; hidrojen siyanür, etilen veya aseti­lenle birleşerek akrilonitril üretiminde kullanılır; Fischer-Tropsch senteziyle (çinko oksitli bir katalizör eşliğinde, hidrojen ve karbon monoksit) veya tabiî gazın kısmî yükseltgenmesiyle metanol elde edilir; metanolden, çeşitli uygulamaları olan formal­dehit veya formol üretilir; nihayet «okso» sentezi (kobaltlı bir katalizör eşliğinde hid­rojen, karbon monoksit ve olefin) alkolleri, aldehitleri ve ketonları verir. Böylece petrokimya klasik organik kimya­ya bağlanır; aradaki fark, yeraltından pet­rol veya tabiî gaz şeklinde çıkarılan hidro­karbonun hammadde olarak kullanılması­dır.

— Sanay. Petrokimya, çok çeşitli madde­lerin üretimiyle ilgilenen çok önemli bir sa­nayi dalı olduğu için, büyük sanayi sektör­lerinin şüphesiz hiç birine nasip olmayan hızlı bir gelişme gösterdi, ilk zamanlar kim­ya sanayii, işlenmiş ürünler verebilmek için hayvansal ve bitkisel kaynaklı hammadde­lerden, daha sonra da maden cevherlerinden ve kömürden yararlandı. Sentez usullerinin, özellikle 1913′te amonyak sentezi usulünün Keşfedilmesinden sonra kimya, hidrokar­bonlarla ilgilenmeğe başladı. Bugün petrol, kimya maddeleri üretiminin ağırlık olarak üçte birini, değer olarak da üçte ikisini kar­şılamakta ve bu oranlar günden güne art­maktadır. Bu artışı açıklayabilmek için, bir­çok organik maddenin sentez yoluyle elde edilmesinde maliyet fiyatının, hayvansal ve­ya bitkisel kaynaklara dayanan klasik üre-imdekinden çok daha düşük olduğunu be­lirtmek yeter. Meselâ, birçok ülkede resmî makamlar tarımı korumak eğiliminde olma­saydı, âdi etil alkol veya etanol, artık uzun zamandan beri bitkisel alkollerin (pancar, şarap v.b.) damıtılmasıyle değil de petrol ürünlerinden elde edilecekti. Eğer petrokim­yanın, sülfürik asit sanayii gibi en önemli klasik kimya sanayiini besleyen kükürt üretimiyle birleştiğini, eskiden yalnız kokhanelerde alt ürün olarak elde edilen aromatik hidrokarbonların (benzen, tolüen, ksilen) bugün petrol rafinerilerinde hızlı bir tempo ile üretildiğini, yalnız kimya sanayii­nin petrolden çıkarılan temel ürünleri kul­lanmakla kalmayıp taşkömür sanayiinin de rafinerilerdeki usulleri uyguladığını, gazha­neler ve petrol işletmeleriyle birleşerek or­tak fabrikalar kurduğunu da eklersek, artık «karbon kimyası»nın karşısında olan bir petrokimyadan sözedilemez. Bugün petro­kimya terimi, yalnız yakıt değil kimya sa­nayiinde hammadde olarak kullanılan kim­yasal maddelerin de üretildiği petrol rafi­nerilerinde veya tabiî gaz işleyen fabrika­larda uygulanan kimyasal işlemler ile me­totlar için kullanılır. Petrokimyanın temel üretim maddeleri olefinler (etilen, propilen), aromatik hidrokarbonlar ve amonyak­tır.
• Türkiye’de. Türkiye’de petrokimya sana­yiiyle ilgili çalışmalar PETKîM tarafından yürütülür. Bk. PETKIM. (LM)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa inorganik petrokimya hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETROCALLİS

Tarih 26 Mayıs 2009

PETROCALLİS i. Sürüngen saplı, pembe veya mor çiçekli otsu bitki; kayalıklarda yetişir. (Turpgillerden.) [L]
PETROCOPTİS i. Pireneler bölgesinde ka­yalıklarda yetişen ince saplı, talkım çiçek­li, çokyıllık bitki. (Karanfilgillerden.) [L]

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETROCALLİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLLYREA

Tarih 26 Mayıs 2009

PHİLLYREA i. Süs bitkisi olarak kullanı­lan ağaççık; küçük, sarımtırak beyaz veya yeşilimsi beyaz renkte çiçekleri, kışın düş­meyen sert yaprakları vardır. (Zeytingiller­den.) [L]

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLLYREA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETALOSTEMON

Tarih 23 Mayıs 2009

PETALOSTEMON i. Tüysü yapraklı otsu bitki; çiçekleri yaprakların tam karşısında sık başak durumunda toplu olur; Kuzey Amerika’da yetişir. (Fasulyegillerden.) [L]

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETALOSTEMON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERSEİT veya PERSEİTOL

Tarih 21 Mayıs 2009

PERSEİT veya PERSEİTOL i. (fr. per-seite veya perseitol). Kim. Formülü CHa OH(CHOH)5CH2OH olan heptalkol; dekstrojir türü 187°C’ta ergir ve Laurus persea bitkisinde bulunur

21 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERSEİT veya PERSEİTOL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERROTTET (G.-Samuel)

Tarih 21 Mayıs 2009

PERROTTET (G.-Samuel), fransız botanikçisi ve gezgini (1793-1860). Cayenne’ye ve Bourbon adasına yeni getirilen bitkileri çevre iklimine alıştırdı. Eseri: Catalogue Raisonne des Plantes İntroduites dans les Colonies Françaises de Bourbon ou de Ca-yenne et de Celles Rapportees Vivantes des Mers d’Asie et de la Guyane (Fransız Sömürgeleri Bourbon ve Cayenne’e Getirilen Bitkilerle Asya Denizleri ve Guyana’dan Canlı Olarak Getirilen Bitkilerin Katalogu) [1824]. (L)

21 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERROTTET (G.-Samuel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERROT (Emile Constant)

Tarih 21 Mayıs 2009

PERROT (Emile Constant), fransız eczacısı (Marcilly-sur-Seine, Marne 1867-Paris 1951). Paris Eczacılık fakültesinde farmakoloji profesörlüğü yaptı (1902). Gerek Fransa’da, gerek Afrika’da bitkilerin yayılması ve iklime uygun hale getirilmesi, bitki fizyolojisi ve uygulamalı botanik konularındaki çalışmalara öncülük etti. 1899′dan 1942′ye kadar kurucusu olduğu Bulletin des Sciences Pharmacologiaues’i (Farmakolojik Bilimler Bülteni) yönetti. Eserleri: Matieres

Premieres Usuelles du Regne Vegûtal (Bitkiler Âleminde Faydalı İlkel Maddeler) [1943-1944]; Plantes Medicinales de France (Fransa’nın Tıbbî Bitkileri) [1944] ve bir Manuel de Phytopharmacie (Fitofarmasi Elkitabı) [1949-1950]. (L)

21 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERROT (Emile Constant) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERONOSPORALES

Tarih 20 Mayıs 2009

PERONOSPORALES çoğl. i. Oomycetes grubundan mantarlar takımı. (Bitkilerde mildiyu ve beyaz pas gibi hastalıklar yapan bir sürü asalak mantar bu takımdandır.)

— ANSiKL. Peronosporales takımındaki mantarlar eşeysiz olarak zoosporanjlarla çoğalır; çevre şartlarına göre bu zoosporanjlardan ya zoosporlar veya doğrudan doğruya miselyumlar oluşur. Eşeyli üreme ise gametlerle sağlanır. (L)

20 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERONOSPORALES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERON (François)

Tarih 20 Mayıs 2009

PERON (François), fransız tabiat bilgini (Cerilly 1775 – ay.y. 1810). 1800′de Güney yarımkürede yapılacak bir bilimsel inceleme gezisiyle görevlendirildi. Kırk bir ay süren bu gezi sonunda 100 000′e yakın hayvan ve bitki topladı. Bunların arasında, o , güne kadar bilinmeyen 2 500′den fazla örnek vardı. Ayrıca bu konuda birçok eser yazdı. En tanınmış eseri, Darwin’in de yararlandığı Voyage aux Terres Australes’dir (Güney Topraklarına Gezi).

20 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERON (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERMİYEN

Tarih 19 Mayıs 2009

PERMİYEN sıf. ve i. (Perm şehrinden fr. permien). Jeol1. Paleozoik çağın son dönemine denir.

— ANSiKL. Jeol. Permiyen, Karbon çağıyle Triyas çağı arasında yer alır ve 210 ile 190 milyon yıl arasında uzanır. Bu dönemde meydana gelen çok önemli buzullaşma izlerine Güney Amerika, Güney Afrika, Kongo, Madagaskar, Hindistan ve Avustralya’da rastlanır; favnaîar ve floralar karbon çağında olduğundan tür yönünden 5-10 defa daha fakirdir. Batı ve Orta Avrupa’da Permiyen çöl ve denizkulağı (kumtaşları ve şistler) fasiyesleri (bunlara «kırmızı kumtaşlar» adı verilir; kırmızı kumtaşlar, Almanya’da geniş yüzeyler kaplar ve tuz, alçıtaşı gibi buharlaşma ürünleriyle bir arada bulunur) kapsayan karasal oluşuklar tarafından temsil edilir. Permiyenin sonunda bir iç deniz kuzey Almanya ve İngiltere’yi kaplamıştı: dolomitti kireçtaşların nitelediği «Zechstein denizi». Gerçekten deniz kökenli permiyen oluşuklar Rusya’da gelişti. Permiyen sistem üç kata bölünür; aşağıdan yukarıya doğru otoniyen, saksoniyen ve tur enfiyen.

9 Favna. Sürüngenlerde büyük bir gelişme dikkati çeker. Yeni Zelanda’da yaşayan bugünkü hatteria’nın ceddi palechatteria’-ya rastlanır. Autun şistlerinde soyu tükenmiş zırhlıbaşlıîar grubundan olan ikiyaşayışlılan protriton petrolei ve aetinodon temsil eder; aetinodon küçük bir timsaha benzer. Balık olarak özellikle heteroserk ganoyitler görülür. Böcekler boldur; trilobitler phillipsia cinsiyle son bulur. Kafadanbacaklılar boldur; gerçek ammonitler görülmeğe başlar.

• Flora. Belirli özelikleri olan permiyen florası Karbonifer florasından aynin ve triyasik florasına bağlanır. Eğreİtiotîarına (Permiyen’e özgü calipteris cinsi ile glossopteris cinsi), 1 epidode n c. ronl a r a, düz kabuklu sigillariaya rastlanır. Açıktohumlulardan, bugünkü araucariaların ceddi Walchia cinsi Permiyen’e özgü bitkidir. (L)

19 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERMİYEN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERİGLASİYER

Tarih 15 Mayıs 2009

PERİGLASİYER sıf. (fr. periglaciaire). Jeomorfol. Buzulların çevresinde yer alan bölgelerle ilgili: Periglasiyer kuşak, periglasiyer kat.

— ansikl. 1909′da polonyalı Lozinski ta­rafından önerilen periglasiyer terimi eleştirildiyse de kapsadığı olayların yerelliğini belirgin şekilde belirtmesi sayesinde benim­sendi: periglasiyer kat, dağlık yerlerde sü­rekli kar sınırının hemen altına kadar uza­nır; periglasiyer kuşak, yükseltisi fazla fa­kat donmamış bölümleri kapsar. Periglasiyer bölgelerin biçimlenmesi üç olay dizisiyle nitelenir:
1° parçalanma etkeni olarak (bk. don aşındırması) donma olayının ağır basan etkisi (bitki örtüsü seyrekleştikçe bu etki artar ve donma ve çözülme nöbet­leşmesi daha sık meydana gelebilir), don aşındırması, yamaçların şekillenmesini ko­laylaştıran balçık tanecikleri kapsayan bir­çok tutturulmamış döküntü oluşturur;
2° don oynatmasının önemli rolü; don oy­natması yalnız özel mikro biçimleri (çokgen­ler, çizikli topraklar, çelenkler, küçük kıv­rımlar, kama biçimli yarıklar) oluşturmakla kalmaz aynı zamanda yamaçlardaki dökün­tülerin genel soliflüksiyon biçiminde yoğun olarak yer değiştirmesine de yol açar;
3° Biyokimya etkilerinin zayıflığı; çünkü periglasiyer kuşağın büyük bir bölümü bit­ki örtüsünden yoksundur ve tundralarda bitki kalıntılarının bozuşması çok yavaştır. Bu olaylar, yamaçların hızla biçimlenmesi­ne imkân verir; don oynatması ile toprak akmasının (soliflüksiyon) düzenli olarak meydana geldiği yerlerde yamaçlar, üst ke­simde dışbükeyli (döküntülerin harekete geç­tiği alın), aşağı kesimde ise içbükeyli (ya­maç eteğinde döküntülerin birikmesi) bir profil halini alır; ortalama eğim, soliflüksiyonu etkileyen don oynaması tanelerinin bü­yüklüğüne bağlıdır. Çamurlu unsurların bol olduğu yerlerde eğim çok azalabilir: 2-5° ara­sı; çamurlu unsurların bulunmadığı yerlerde ise toprak akması meydana gelmez. Bu du­rumlarda yamacı başka etkenler oluşturur: eğim yeterliyse çekim döküntüleri; selinti (Grönland kumlarında oluşan badlands’ler). Yüzey şekli, don parçalanması biçim­lerine bağlıdır; bu durum başka morfoklimatik kuşaklarınkinden çok farklı bir aşın­manın rol oynamasına yol açar; meselâ, Svalbard’da donma etkisiyle parçalanmayan alçıtaşı, kireçtaşlarının yanında sert kaya görevi yapar.

Periglasiyer yüzey şeklinde çeşitli iklim tiplerinin etkisi vardır. Birçok yerde soğuk, perjelisolun gelişmesine imkân vermeyecek kadar şiddetlidir; perjelisol, toprak akması­nı kolaylaştırır ve sel halinde akmayı en­geller; çünkü mollisol suyunu yavaş yavaş kaybeder. Bu bölgelerde donma ve çözülme nöbetleşmesi mollisolün bütün kalınlığı bo­yunca yıllık bir ritim kazanır. Bu nöbetleş­me, kayaları büyük ölçüde parçalar ve bü­yük kaya bloklarının kopmasına yol açabi­lir. Dağlarda ve kutuplardaki bazı yüksel­tisi az okyanus bölgelerinde (izlanda) per­jelisol meydana gelmez ve donma ile çözül­me günlük ritimler kazanır. Dağlarda, eği­min fazla olması don çözülmesiyle oluşan sel halindeki akışı destekler ve morfojeneze bazı kutup bölgelerinde (Grönland’ın batı kısmı) görülen bir sel kolunun katıl­masını sağlar.
Periglasiyer etkiler deniz seviyesi üstündeki toprakların yaklaşık olarak yüzde 15′inde görülür; ama bu etkiler Dördüncü zamanın soğuk dönemlerinde orta enlemlerdeki buz tutmamış toprakların hemen bütününde ken­dini gösterir. Yüzey şeklinde bu etkilerin başlıca özelliklerine rastlamak mümkündür. Tutturulmuş kayaları don parçalanmasıyle yerlerinden oynatan, bir soliflüksiyon ge­reçleri tabakası yayan periglasiyer etkiler günümüzdeki birçok araziyi oluşturdu. (l)

15 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİGLASİYER hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERİANT

Tarih 15 Mayıs 2009

PERİANT i. (fr. perianthe). Çiçeği saran, çanak ve tacı meydana getiren kısımların tümü; çiçek çevresi.

— ANSiKL. Periant, çiçekliğin üzerinde bulunan, erkek ve dişi organdan başka bütün kısımları içerir. Genellikle iç içe iki halka halindedir: birinci halkaya «çanak» denir; burası yapraklar gibi yeşil parçalardan (çanak yaprakları) meydana gelir. İkinci halkaya «taç» denir; tacı meydana getiren yapraklar (taç yaprakları) daha büyük ve çeşitli renkte olur. Fakat birçeneklilerde taç ve çanak birbirine çok benzer. Gülgillerde çanağın dışında ikinci bir çanakçık daha vardır. Taçsızlarda taç bulunmaz (özellikle orman ağaçlarının çoğu böyledir). Nergiste tacın dışında ikinci bir taç daha bulunur. Gülde ise iç içe birçok taç yer alır (katmerli gül). Periant bazı bitkilerde hiç olmayabilir de. Çiçek yaprağı periant sayılmaz, çünkü hem her çiçekte ancak bir tane olur, hem de çiçek sapının tepesinde değil, dibinde bulunur. (L)

15 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİANT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERGOLA

Tarih 14 Mayıs 2009

PERGOLA i. («çardak» anlamında ital. k.). Tırmanıcı bitkilere destek olmak üzere, düzgün aralıklarla dikilmiş tahta direkler ve kafesli kirişlerden yapılan bir çeşit çar­dak. (L)

PERGOLA, İtalya’da komün, Marche’de (Pesaro ili), Apennin dağlarının eteğinde; 11 300 nüf. Kükürt madenleri. Dokuma ve kimya sanayii. Deri işçiliği. (L)

14 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERGOLA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEPLİS

Tarih 12 Mayıs 2009

PEPLİS i. Küçük çiçekli biryıllık bitki; Avrupa ve Kuzey Afrika’da yetişir. (Kınaağacıgillerden.)
— ANS1KL. Peplis portula’mn çiçekleri yeşilimsi veya pembemsi beyazdır. Bataklık ve nemli yerlerde yetişir. Bazı ülkelerde salata olarak yenir. (L)

Karaağaçgiller (Ulmaceae), ağaç çeşitliliği içerisinde süt içermeyen, dioik ağaçları kapsayan bir çiçekli bitki cinslerinin yer aldığı bir bitki familyasıdır.

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEPLİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENZIG (Otto)

Tarih 12 Mayıs 2009

PENZIG (Otto), prusyah botanikçi (1856 -Cenova 1929). 1886′dan sonra Cenova üniversitesinde botanik dersleri verdi. Mantarlarla ilgili birçok önemli çalışma, narenciyeler üstüne geniş bir araştırma yaptı. Flora Popolara İtaliano (İtalya Florası) [2 cilt, 1924] adlı kitapta, İtalya’daki birçok bitkinin halk dilindeki karşılığını (çeşitli lehçelerde) derledi. En ünlü eseri: Pflanzentera-tologie (Bitki Teratolojisi) [1890-1894; 2. baskı 1921-1922]. (M)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENZIG (Otto) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENTSTEMON

Tarih 12 Mayıs 2009

PENTSTEMON i. Güney Amerika’da yüz kadar türü bulunan bitki cinsi (Sıracagillerden.)

— ANSiKL. Pentstemon’laı karşıt yapraklı, sap ucunda seyrek veya koni biçiminde sık salkım çiçekli otsu veya dibi odunsu bitkilerdir. Çoğu öbeklerde veya tarh kenarlarında süs bitkisi olarak yetiştirilir; ılıman ve soğuk bölgelerde kışı limonluklarda geçirtmek uygun olur. Pentstemon Hartwegii’-nin çiçekleri güzel kan kırmızısı rengindedir; melezleme yoluyle bunun pek çok çeşidi üretilmiştir. Başlıca türleri: P. barbatus, P. Menziesii, P. campanulatus, P. cobaea. (L)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENTSTEMON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENTOXYLON, PENTOZAN, PENTOZ

Tarih 12 Mayıs 2009

PENTOXYLON i. Paleobot. Pentoxyleae familyasının örnek cinsi. (Gövdesinde belirgin beş odun çeper görülür. Pentoxylon Sah-nii’mn bütün kısımları, Hindistan’da Bihar’da Jüra tabakasında bulunmuştur.) [L]

PENTOZ i. (fr. pentose). Kim. Yapısında dört alkol grubu bulunan ozların genel adı.

— ANSiKL. Formülü CH2OH—(CHOH)s—CHO olan en basit aldehitik pentozlar veya aldopentozlar optik bakımdan aktiftir; ikişer ikişer enantiyomorf olmak üzere sekiz izomer şekilde bulunurlar: arabinozlar, ksilozlar, liksozlar ve ribozlar. Apiyoz ve homologları (ramnoz) gibi, zincir şekilleri dallı olan pentozlar da vardır. Formülü CH2OH—(CHOH)2—CO—CH2OH olan en basit ketonik pentozlar veya ketopentozlar ikişer ikişer birbirinin optik bakımdan tersi olan dört şekilde bulunur: d – ve l- arabülozlar; d – ve / – riboketozlar. Pentozlar indirgendir. Kendilerine tekabül eden pentitleri vererek sodyum malgamasıyla indirgenirler.

Aldopentozlar nitrik asitle yükseltgenerek tetrol asitlerini verir. (L)

PENTOZAN i. (fr. pentosanne). Kim. Birçok pentozun su kaybederek birleşmesinden elde edilen bileşikler sınıfı. (Araban, ksilan gibi başlıca pentozanlar bitkisel zamklarda bulunur.) [L]

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENTOXYLON, PENTOZAN, PENTOZ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENTİCTON, PENTİYOFEN, PENTİYOFEN, PENTITOL

Tarih 12 Mayıs 2009

PENTİCTON, Kanada’da (İngiliz Kolombiyası) şehir, Okanagan gölünün güneyinde; 12 000 nüf. Tarım merkezi (meyve). [L]

PENTITOL veya PENTİT i. (fr. pentitol veya pentite). Kim. Bileşiminde beş alkol fonksiyonu bulunan bileşiklerin genel adı.

— ANSiKL. En basit pentitol’lerin formülü CH2OH—(CHOH)s- CH2OH’dır. İzomerlerinin stereokimyasal bir yapısı vardır. Teorik olarak, hepsi bilinen, dört izomerinin bulunduğu kabul edilir. İkisi optik bakımdan etkindir; d- ve l-arabit, diğer ikisi ise optik bakımdan etkisizdir: ksilit ve adonit. Kendilerine tekabül eden pentoz’larm indir-genmesiyle elde edilirler. Yalnız, adonit’e tabiatta (Adonis vernalis bitkisinde) rastlanır.

Ramnit, altı karbon atomlu (Ce) bir pentittir. Tatlı olan bu maddeler katı veya şurup kıvamında sıvılardır. (L)

PENTİYOFEN i. (fr. penthiobarbitaî). Eczc. Etilmetilbütiltiyobarbitürik asidin kısa adı. Bu asidin sodyum tuzu, yüzde 5′lik çözelti halinde, yaklaşık olarak 1 gr’lık dozlarda, damar içine şırınga edilerek, kısa süreli genel anestezilerde kullanılır. (L)

PENTİYOFEN i. (fr. penthiofene). Kim. Piran’la aynı yapıya sahip, kükürtlü heterosiklik bileşik; pirandaki oksijen atomu yerine kükürt atomu geçmiştir. (Formülü CsHeS olan bu bileşik serbest olarak elde edilememiştir, fakat bazı türevleri bilinir.) [Eşanl. T i YAP i HAN.] (L)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENTİCTON, PENTİYOFEN, PENTİYOFEN, PENTITOL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENTAPTERYGİUM, PENTARAPHİA, PENT ARKHOS, PENTAS

Tarih 11 Mayıs 2009

PENTAPTERYGİUM i. Asya’da yetişen konuk bitki. (İyi akaçlanmış funda toprağında yetiştirilebilir. Başlıca türleri: Pen-taperygium rugosum, P. Serpans, Fundagillerden.) [l]

PENTARAPHİA i. Sıcak ülkelerde yetişen güzel ağaç; birçok türü, kalabalık kırmızı çiçeklerinden dolayı limonluklarda yetiştirilir. (Gesneriaceae familyasından.) [L]

PENT ARKHOS i. (yun. k.). Kartaca pertaıkhia’sının üyesi. (l)

PENTAROMB1K sıf. (fr. pentarhombiçue Beş paralelkenar yüzü olan. (L)

PENTAS i. Bileşik talkım çiçekli ot m dip kısmı odunlu otsu bitki. (En çok bilinen türleri Güney Afrika’da ve Madagaskar’da yetişir. Pentas carnea [P. lance: . ta] süs bitkisi olarak limonluklarda yetiş: rilir. Kökboyasıgillerden.) [l]

11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENTAPTERYGİUM, PENTARAPHİA, PENT ARKHOS, PENTAS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENNISETUM

Tarih 11 Mayıs 2009

PENNISETUM i. Buğdaygillerden, Arjan­tin’de yetişen bitki.
— ANSîK. Pennisetum, basit saplı veya dallı, düz yapraklı bir bitkidir; çiçekle: uçlarında dağınık veya salkım halinde çoklu çıkar. Arjantin’de yetişen Penniseruf latifoîium bazen 2 m yüksekliğinde gûzel, demetler meydana getirir. Bütün sıcak bölgelerde yetişen aşağı yukarı kırk türü vardır. Pennisetum americanum (amerikinımsı) biryıllık bir bitkidir; sapı silindirik ve tüylü, boyu 1-3 m arasındadır; yaprakları uzun, geniş ve tüylü, başağı diktir Ana yurdu Afrika’dır. Sıcak ve kuru bölgede yetiştirilir. Lapa gibi pişirilip yenen çok lezzetlidir. Çapraz döllenen bu biti pek çok çeşidi vardır; gayet iyi kardeşleri Mali’de çoğu zaman hint darısı ile nöbetleşe yetiştirilir, bu ekim nöbetine paczi yerfıstığı ve bir kısım sebzeler de katılırlar on beş yıllık ekim sırası düzenlenir.

11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENNISETUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEMPHİX, PEMPHREDON, PENA, PENAEUS

Tarih 10 Mayıs 2009

PEMPHİX i. Triyas tabakasında bulun ar maerura takımından on ayaklı yumuşakça. (L)

PEMPHREDON i. Ağaçlarda yuva yapa siyah yaban arısı. (Pemphredon lugub^ yavrularını zarkanatlı küçük böceklerle, ö-zellikle bitki bitleriyle besler. Zarkans larm sphegidae familyasından.) [L] PENA i. ispanyolca «kaya, kayaç» anlamına gelen ve bazen bir dağ sistemini irde eden kelime. (I<)

PENA i. (ital. penna). Denize. Pena yekeni, hafif düşey serenlere sarılan ve direğin üstüne kandilisa halatı veya çember leriyle kaldırılabilen üçgen yelken. (Bu donanım yarış kotralarında ve harp gemilerinin kiklerinde kullanılır.) [L] PENA i. (lat. penna, telek’ten). Mızrar (M)

PENAEUS i. Paleont. ikinci zamana ait bütün tabakalarda oldukça yaygın on ayaklı kabuklu hayvan. (L)

PENAFİEL, İspanya’da şehir, Castilla la Vieja’da (Valladolid ili), Duero ile Duraton’un kavşağında; 5 200 nüf. Ispanyol prensi don Juan Manuel’in şatosunun kalıntıları (XIV. yy). Eski San Pablo manastırının ispanyol-arap üslûbunda büyük kilisesi. Şarapçılık. (L) PENAFİEL, Portekiz’de (Porto idare bölümü) kasaba, Sousa ile Tamega arasındaki bir tepede; 6 000 nüf. Maden suları. (L

10 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEMPHİX, PEMPHREDON, PENA, PENAEUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENCAP

Tarih 08 Mayıs 2009

PENCAP veya PENCAB, Hindistan ve Pakistan’da bölge; kuzeyde Himalaya, batıda Salt Range ve lndus, güneyde Tar çölü, doğuda yüksek Ganj ovasıyle sınırlıdır.

• Coğrafya. Pencap «Beş ırmak» ülkesidir. Cihlam, Çenab, Ravi, Satlec ve Beas adlı bu beş ırmak, geniş bir dağ eteği ovası meydana getirmiş ve alüvyon tabakasını, taraçaları yaran geniş vâdi şeritleriyle oymuştur. Suyun büyük kısmını Himalaya’ daki kar ve buzların erimesi sağlar, Bengal’den her yıl muson yağmurları gelmez ve kışın batıda hava basıncının düşmesi bol yağışa yetmez. Bu iklim şartlarını, Büyük İskender zamanında geniş alanları kaplayan tabiî bitki örtüsünün bozulması (seyrek ağaçlı akasya ve bodur palmiye ormanları) daha da kötüleştirmişti. Kenar kısımları çorak olan bu topraklarda tarım faaliyeti sulamaya bağlıdır. Bilinen ilk sulama çalışmaları 1359′da moğol imparatorlarının emriyle başlatılmıştı; 1859′dan sonra İngilizler sistemli bir sulama planı uyguladılar. Bugün ırmak sularının beşte dördü, barajlarla sulama şebekesine yöneltilmiştir; su dağıtımı elli yıldan beri bol tahıl (buğday, ikinci derecede de darı ve mısır), pamuk ve şekerkamışı yetiştirmeğe imkân verir. Nüfus büyük ölçüde artmıştır: 1891′de nüfusu 60 300 kişi olan Lyall-pur idare bölümünün nüfusu 1951′de 2 157 000′e yükselmişti. Pencap’ın demiryoluyle Karaçi’ye bağlanması şehrin ve limanın gelişmesinde başlıca rolü oynamıştır. Geleneksel el sanatlarının özellikle Lahor’ da (Pakistan), Amritsar’da ve Cullundur’da (Hindistan) hâlâ çok faal olmasına rağmen, Pakistan’da (Lahor, Sialkot, Multan, Ra-valpindi’de) ve Hindistan’da (Ludhiana ve Amritsar) modern fabrikalar da kuruldu. Ama Pencap, 1947′de Hindistan ile Pakistan arasında bölünmesinden büyük zarar gördü; kadroların ve arazi sahiplerinin büyük kısmı Batı Pencap’tan Hindistan’a geçtiler; Batı Pencap’a çok yoksul göçmenler akın etti. Pencap’ın Pakistan bölümündeki suları toplayan barajların çoğu Hindistan’a verilen Doğu Pencap topraklarındadır. Bununla birlikte başlıca anlaşmazlıklar sınır antlaşmalarıyle çözümlenmiştir. —

Pencap eyaleti (Hindistan), 122 831 km2; 20 298 000 nüf.; merkezi, Çandigarh.

• Tarih. Daha M.ö. III. binyılda gelişen Pencap (Harappa’nın bulguları), Yunan ve Roma çağında, özellikle sanat açısından Yunanlıların etkisinde kaldı. Ülke uzun süre çeşitli arî klanlar arasında bölüşüldü. İstilâcıların geçiş bölgesi olması, müstahkem şehir ve kasabalar kurulmasına yöl açtı; sırasıyle Hunların (VII. yy.), Türklerin (XI. yy.) ve Afganlıların geçtiği bölgede Afganlılar Müslümanlığı yaydılar: mezhepleri XV. yy.da ortaya çıkan Sikhî-ler, Moğol imparatorluğu çöktükten sonra (XVIII. yy.) bir konfederasyonlar grubu kurdular. Lahor’a yerleşen Sikhîlerin başlıca önderi Rancit Singh, İngilizlerle dostça geçindi (1809), sağlam bir idare ve askerî düzen kurarak durumunu sağlamlaştırdı, ölümünden kısa süre sonra (1839) taht kavgaları ve İngilizlerin müdahalesiyle Pencap, İngiliz Hindistan şirketinin eline geçti (Sikhîler savaşı, 1846 ve 1849). 1937′den sonra bağımsız bir eyalet haline gelen Pencap, 1947′de Hindistan (Doğu Pencap) ile Pakistan arasında bölüşüldü. 1956′-da kurulan Pencap eyaleti (Hindistan) bir bakanlar kurulu ve bir vali tarafından yönetilir; bir meclis ve bir konseyden meydana gelen bir parlamentosu vardır.

• Güzel sanatlar. Pencap’ın sanat bakımından geçmişi Cilâlıtaş devrine dayanır (Sohan «kültürü»); «lndus medeniyeti» denen medeniyetle (M.ö. 3500-1880 dolaylan) bölgede Mezopotamya medeniyetine benzeyen bir medeniyet gelişti. Sonradan Perslerin Akamanış imparatorluğuna katılan (M.ö. VI.-IV. yy.) bölge, Büyük İskender’in akınından sonra (M.ö. 326-325) Hint-Yunanlılar tarafından işgal edildi. Coğrafî durumu yüzünden sık sık istilâ edilen bölge, önce Kusana imparatorluğuna (M.ö. II. yy., M.S. II. yy.), sonra Gupta imparatorluğuna katıldı (IV. yy.). 775′ten sonra müslümanlarm işgal ettiği ilk hint toprağıdır. 1021′de Gazneliler, 1517′de Babur tarafından fethedildi. Sanatı bu çeşitli dönemleri yansıtır; gelişmiş olan minyatür sanatı, özellikle sikhî okulu tarafından temsil edilir. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENCAP hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELOR, PELORİA, PELORİTANİ, PELORİZM

Tarih 08 Mayıs 2009

PELOR i. İskorpitgillerden kemikli balık; Hint okyanusunda bulunur. (L)

PELORİ i. (yun. peloros, ucube’den fr. pelorie). Bot. Normal yapısı birbakışımlı olan bir çiçek tacının aktinomorf olması. (Yüksükotu, nevruzotu gibi bitkilerde peloriye rastlanır.) [L]

PELORİA çoğl. i. (yun. k.). Esk. Yun. Zeus Pelorios (dev Zeus) onuruna yapılan Tesalya şenlikleri. (Şölen sırasında efendilerle köleler arasında fark gözetilmezdi.) [L]

PELORİTANİ, italya’da kütle. Sicilya’da, adanın kuzeybatısında, Akdeniz kıyısındaki Calava burnu ile Taormina yakınındaki Sant’Andrea burnu arasında. Billûrlu kayalardan meydana gelen ve kenar kısımları ikinci zaman kalkerleriyle örtülü olan kütle çok vahşî görünüşlüdür; geniş ve düz vadiler üzerinde yüzey şekilleri ansızın yükselir; yamaçlar hemen tamamıyle çıplaktır. (L)

PELORİZM i. (yun. peloros, ucube’den fr. pelorisme). Çiçekleri birbakışımlı olan bazı bitkilerde aktinomorf çiçeklerin belirmesi. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELOR, PELORİA, PELORİTANİ, PELORİZM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELL A, PELLA, PELLAEA

Tarih 08 Mayıs 2009

PELL A i. (isp. k.). Metalürji Yapısında, ağırlığının üçte ikisi kadar civa bulunan gümüş malgaması. (L)

PELLA. Esk. coğ. Filistin’de (Peraia) şehir, M.ö. IV. yy.a doğru Petra yakınında kuruldu. Kudüslü hıristiyanlar M.ö. 70 kuşatmasından kısa süre önce buraya sığındılar. (L)

PELLA. Esk. coğ. Makedonya’da şehir, Emathia’da, M.ö. yaklaşık olarak 400′-den 168′e kadar Makedonya krallığının başkentiydi; senra bir roma kolonisi haline geldi. Birkaç yıkıntı. (L)

PELLA, Yunanistan’da il, Makedonya’da; 133 100 nüf. Merkezi Edessa. (L)

PELLAEA i. Orta ve Güney Amerika’da kuıak bölgelerde yetişen eğreltiotu. Birçok türü (Pellaea falcata, P. viridis, P. rotun-difolia) süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilir. (Eğreltiotugillerden.) [L]

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELL A, PELLA, PELLAEA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELİKÜL, PELETİYERİN

Tarih 08 Mayıs 2009

PELETİYERİN i. (fr. pelletierine). Eczc. Tanret tarafından nar ağacının (Punica gra-natum) kök kabuğundan saf olarak elde edilen alkaloit.

— ANSİKL. Eczc. Peletiyerin sülfat, peletiyerin ve izopeletiyerin sülfatlarının karışımı.
anaları tarafından yarı sindirilmiş hazır besinlerle beslenir. (L)

PELİKÜL i. (fr. pellicule). Bk. FİLİM. PELİN i. Çok acı ve keskin kokulu otsu bitki; boş topraklarda, kumsallarda, kayalıklarda tabiî olarak yetişir; ayrıca bahçelerde ve saksılarda yetiştirilir, büyük pelin (Artemisia absinthum) ve küçük pelin (A. pontica) diye iki türü vardır. (Bileşikgillerden.) [M]

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELİKÜL, PELETİYERİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELESENK

Tarih 08 Mayıs 2009

PELESENK i. (ar. belesân’dan). Dalbergia*nın Amerika’da yetişen çeşitli türlerinden elde edilen değerli kereste. (Bk. ANSiKL.) |] Türlü bitkilerden çıkarılan kokulu reçine.

— DEY. (Bir şeyi) Diline pelesenk etmek, o şeyi sık sık söylemek.

— ANSiKL. Pelesenk’leı genel olarak brezilya pelesengi ve Honduras pelesengi diye ikiye ayrılır. Birincisi, Dalbergia nigra, D. Cubilquitzensis, D. Spruceana gibi türlerden elde edilir. Değişik renklerde (kahverengi, mor veya esmer, hattâ vişne çürüğü), ağır, sert, kaplamacılıkta çok makbul sayılan, mobilya, fırça, bıçak sapı yapımında ve tornacılıkta kullanılan bir kerestedir. Mobilyacılıkta XVIII. yy.dan itibaren kullanılmağa başlandı ve XIX. yy.ın bronz işlemeli mobilyalarında moda haline geldi. Honduras pelesengi, diğer adiyle rosewood Honduras veya nagaed wood (A.B.D.) D. Stewensonii’ûtn elde edilir. Oldukça kaba, fakat işlenince güzelleşen bir kerestedir; mobilyacılıkta ve lavtacılıkta kullanılır; ama ihracatı öbürüne göre çok düşüktür. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELESENK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELEMİR

Tarih 07 Mayıs 2009

PELEMİR i. Tarlalarda yetişen, sarı, beyaz, mavi veya mor çiçekli büyük bitki. (İlmî adı Cephalaria syriaca. Tarakotugillerden.)

— ANSiKL. Pelemir’ler bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir; dayanıklı bir bitki olduğundan, bahçenin, devamlı bakım istemeyen köşelerine dikilir. (E)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEMİR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELE

Tarih 07 Mayıs 2009

PELE i. (fars. k.). Esk. Terazi kefesi. || Merdiven basamağı. || Çark dişi. (M)

PELE (Edson AranteS do nasçimento,demir)

PELE A i. Güney afrika antilobu. (Keçi antilop veya kaya antilobu da denen Pelea capreolus [Boer'ler rehbok derler] dağ keçisine benzeyen bir antiloptur; kılları boz ve yün gibi yumuşak, kulakları iridir. Dağlık bölgelerde yaşar.) [L]

PELECANOIDES i. Siyah ve beyaz tüylü, tıknaz gövdeli küçük dalgıç kuşu; güney denizlerinde yaşar. (Pelecanoides’ler kanatlan zayıf olduğu için az uçar, fakat kolayca suya dalabilir. Fırtınakuşları takımının pelecanoididae familyasından.) [L]

PELECiNUS i. Zoolv Tropikal Amerika’da yaşayan çok uzun karınlı ichneumon. (Zarkanatlıların ichneumonidae familyasından.) [E]

PELECYPHORA i. Mamillaria’ya yakın kaktüs cinsi. (Meksika asıllı Pelecyphora aselliphormis limonluklarda süs bitkisi olarak yetiştirilir.) [E]

PELECYPODA çoğl. i. BAŞSIZLAR, IKl-ÇENETLİLER veya YASSISOLUNGAÇLILAR da denen yumuşakçalar sınıfı. (E)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRCE (George James)

Tarih 06 Mayıs 2009

PEİRCE (George James), amerikalı botanikçi (Manila, Filipin adaları 1868). 1890′-da Harvard’daki Lawrence Bilim okulunu bitirdi. 1897-1900 Arasında yardımcı profesör, 1900′den sonra da profesör oldu. 1910-1911 Arasında Adalet bakanlığının özel memuru olarak dumanın bitkiler üzerindeki etkisini araştırdı. Textbook of Plant Physi-ology (Bitki Fizyolojisi Ders Kitabı) [1903] ve Physiology of Plants (Bitki Fizyolojisi) [1925] gibi eserleri vardır. (M)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRCE (George James) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEDOGENEZ

Tarih 01 Mayıs 2009

PEDOGENEZ i. (yun. pedon, toprak ve genesis, kuşak > fr. pedogenese’den). Top­rakların oluşum ve evrim tarzı.
— ANSİKL. Pedogenez, genellikle, pedokli-maksa yönelen ilerleyici bir evrimdir. Bu evrimin başlıca dönemleri, kayaların ayrış­ması ve bozuşmasından meydana gelen ilk toprak unsurlarının bitki örtüsü etkisiyle oluşması, organik madde oranının artma-sıyle toprağın kalınlaşması ve su etkisiyle çeşitli unsurların yer değiştirmesidir (bu durum toprak düzeyinin özel biçimler al­masına yol açar). Bazen üst tabakaları sü-pürerek bir gençleşme meydana getiren a-şmdırma etkileriyle, bazen insanın yüzey şeklini etkilemesiyle (ormanın tahrip edil­mesi, orman alanının küçülmesi ve bir lan-dın oluşması) ekolojik şartlar değişir ve pe-dogenezde gerileyici bir dönem başlar. Pe­dogenez, pedolojinin başlıca konusudur. (L)

01 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEDOGENEZ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEDİLANTHUS

Tarih 30 Nisan 2009

PEDİLANTHUS i. Antillerde yetişen şifalı bitki. (Sütleğengillerden.) — ANSÎKL. Pedilanthus’un dallı ağaççık şeklinde otuz kadar türü vardır. Bunların yaprakları kısa saplı, almaşık, basit ve et­lidir; yaprakların dibinde iki tane şişkin bez bulunur. Çiçekler dalların ucunda kır­mızı bürgüler içindedir. Pedilanthus tithy-maloides Antillerde vc Güney Amerika’da yetişir. Bunun kökünden kusturucu bir mad­de elde edilir. Bitki Saint Domingo ipeka­sı adiyle bilinir. (L)

30 Nisan 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEDİLANTHUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEKTİN

Tarih 28 Nisan 2009

PEKTİN i. (yun. pektos, pelte gibi’den fr. pectine). Bitkiler âleminde, özellikle bazı meyvelerin özsuyunda çok rastlanan pel-temsi madde.
— ANSİKL. Pektin’leı molekül ağırlığı yüksek olan glüsitlerdir; hidroliz olunca pentozan, galaktan ve metil alkole ayrılır. Pektin en çok kuru elmadan elde edilir. Meyve suyu sanayiinde pektinin pelteleşme gücü azaltılmağa çalışılır; bunun için peklini kısmen olsun durultucu enzimlerle hidrolizlemek gerekir; reçel yapımında ise tersine pektinin pelteleştirici niteliğinden yararlanılır. Yiyecek sanayii dışında pektin eczacılıkta (merhem ve macunları koyultmak için), hekimlikte (hemostatik olarak ve mide-bağırsak bozukluklarını düzeltmek için), kola yapımında ve çeliğe su vermekte kullanılır. (L)

28 Nisan 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKTİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Sinpaş Aqua City 2010

Tarih 07 Nisan 2009


Sinpaş Aqua City 2010′da 115 bin TL’ye peşinatsız devrim!

Sinpaş Aqua City 2010′da 115 bin TL’ye peşinatsız devrim!
Gayrimenkul sektörünün öncü şirketi Sinpaş GYO, İstanbul Avrupa Kültür Başkenti İstanbul vizyonuyla geliştirdiği Aqua City 2010’a start veriyor. Projenin 30 ay içerisinde tamamlanması hedefleniyor

Tarihin en göz alıcı medeniyetlerine ev sahipliği yapan su, şimdi de Sinpaş GYO’nun yeni projesiyle yeniden yorumlanıyor. Gayrimenkul sektörünün öncü kuruluşu Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’nın Çekmeköy Bölgesinde, Şile Otoyolu aksında projelendirdiği Aqua City 2010’la İstanbul’un merkezinde, göl kenarında ayrıcalıklı bir yaşam alanı yaratılıyor. Aqua City 2010 Projesi’nin 1. etabı 4 Nisan 2009 itibariyle satışa sunuluyor. İstanbul’da Bosphorus City ve Lagün, Bursa’da Ottomanors Mahallesi ile yoluna devam eden gayrimenkul sektörünün öncü kuruluşu Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, Aqua City 2010 Projesi’nin tanıtım toplantısını Aqua City 2010’un satış ofisinde yaptı. Toplantıya, Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik, Sinpaş GYO Pazarlama ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Seba Gacemer ve Satış Müdürü Cüneyd Dişkaya ev sahipliği yaptı.
İnşaat sektöründeki küçülme ekonomiyi hızla aşağıya çekiyor…
Küresel ekonomik krizin en çok etkilediği sektörlerden birinin inşaat sektörü olduğunu söyleyen Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik; “Ekonomimize 2000 yılından itibaren şöyle bir bakarsak; Gayri Safi Yurtiçi Hâsılada 2001 krizinde -%5,70 küçülme, 2002 yılında ise +%6,16 büyüme görüyoruz. Aynı dönemde inşaat sektörüne bakacak olursak; 2001 yılında -%17,43 küçülme, 2002 yılında da +%13,91 büyüme göze çarpıyor. İnşaat sektöründeki büyüme veya küçülmelerdeki tepkiler tüm ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Büyük oranda inşaat sektörünün küçülmesi ülkedeki diğer sektörlerden daha hızlı ekonomiyi aşağıya çekiyor. 2008 yılında da buna benzer karakteristik özellikler görüyoruz. 2008 yılının 1. çeyreğinde, 2007’nin aynı dönemi dikkate alındığında, %7 büyürken, 2008’in son çeyreğinde %6 küçülmeyle ortalamada % 1,06 büyüme görülüyor. Aynı dönemde inşaat sektörü de 1. çeyrekte %3, son çeyrekte %13, ortalamada da % 7,63 küçülme yaşandı. Bu hızlı küçülmelere baktığımızda dünyada ilk üçe giren ülkelerden bir olduğumuz söyleniyor ancak, bunun nedeninin bir önceki dönemde hızlı büyümemizden kaynaklandığı göz ardı ediliyor” diye konuştu.
23 projede yaklaşık 2 milyon metrekare inşaat yapıp 11.328 konut üreteceğiz…
Özgün konut projeleriyle bulunduğu bölgelerin yaşam kalitesini ve yatırım değerini yükselten projeler ürettiklerine dikkat çeken Çelik, Aqua City 2010 ile İstanbul’un geleceğine dokunduklarını belirtti.

Çelik, Sinpaş GYO’nun elindeki tüm projeleri değerlendirerek önümüzdeki 4 yıllık süreçte yapılacak projelerin iş planlarının yapıldığını kaydetti.
Çelik şöyle konuştu:“Yaptığımız bu planlarla gerek devlete, gerek sektöre, gerekse de istihdama ne kadar katkımız olduğunu hesapladık. Bu hesaplara göre önümüzdeki dönemde toplam 23 projenin stardını verdik. Bu 23 projede yaklaşık 2 milyon metrekare inşaat yapıp, 11,328 adet konut üreteceğiz.”
Sinpaş GYO olarak bu 23 proje için KDV dahil 2.6 milyar TL harcama yapacaklarını ifade eden Çelik, bu miktarın Türkiye’deki ilk 5 büyük şehrin yıllık bütçelerinden daha fazla olduğuna dikkat çekti. Bu projede 4 yılda toplam 11.185 kişinin istihdam edileceğini belirten Çelik şunları söyledi:
“Projelerimizde çalışacak 11,185 kişi için 195 milyon TL SGK primi, yaklaşık 100 milyon TL stopaj, 380 milyon TL KDV olmak üzere devlete 675 milyon TL kaynak oluşturacağız. 11,185 mişilik istihdama sigorta ve vergileri hariç 380 milyon TL ödenecek ve ortalama bir ailenin 4 kişi olduğunu kabul edersek 45 bin kişinin geçimine kaynak sağlayacağız.”
Yeni bir su medeniyeti inşa ediyoruz…
Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik, Aqua City 2010 Projesi’yle birlikte 2010 yılında kültür başkenti olan İstanbul’a yeni ve modern bir su medeniyeti armağan edeceklerini söyledi. Henüz satışa çıkmadan, tanıtım günleri kapsamında özel müşteri grubuna 150 konut satıldığını, yoğun ilgiden memnun olduklarını ve Sinpaş GYO’nun diğer projelerinde olduğu gibi Aqua City 2010’unda da farklı ve özgün bir konseptle projelendirildiğini belirten Çelik, “Aqua City 2010 projemize çok güveniyoruz. Projemizin konsepti ve uygun ödeme koşulları yaşanan bu sıkıntılı dönemde ev sahibi olmak isteyenler için büyük avantajlar sunuyor. 1. etabında 495 konut bulunan projemizde henüz satışa çıkmadan özel müşteri grubumuza kısa sürede gerçekleştirdiğimiz 150 konut satışı da bunun bir göstergesidir. Yoğun ilginin devamını bekliyoruz” dedi.
Aqua City 2010’un özelliklerinden bahseden Sinpaş GYO Pazarlama ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Seba Gacemer, Aqua City 2010’u, modern mimarisi, suyla zenginleştirilmiş zengin peyzajıyla Çekmeköy bölgesinin “en lüks konut projesi” olarak konumlandırdıklarını belirterek, projede yer alan evlerin tümünün göl manzarası görecek şekilde tasarlandığına dikkat çekti. Gacemer, sosyal yaşam olanakları çok renkli olan projede müşterilerin en çok ilgisini çeken özelliklerden birinin, gölün üzerindeki mini konser adası olduğunu, bu sayede göl kenarından, hatta evlerden etkinlik izlemenin mümkün olacağını belirtti. Gacemer, Aqua City 2010’da da, Sinpaş GYO’nun diğer projelerinde olduğu gibi göl üzerinde kayıklarla dolaşabileceğini ve komşu ziyaretlerine kayıklarla gidilebileceğini söyledi.

Aqua City 2010’da satışa çıkmadan yapılan 150 konutun satışına değinen Gacemer, “Şu anda satın alanlar bizi yakından tanıyan ve Sinpaş projelerinden ev alan müşterilerimiz, yaşayan projelerimizdeki 2. el değerlerini tecrübe etmiş ve onların referansıyla gelen bir kitle. Biz bu yoğun ilgiyi müşteri sadakat programlarımıza, müşteri beklenti ve ihtiyaçlarını iyi analiz etmemize ve müşteri nezdindeki Sinpaş GYO markasına olan güvene bağlıyoruz. Şu anda projemizde oturmak için ev alanların oranı % 78, yatırım için ev alanlar ise %22. Bu da projemizin yatırım değerinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor” dedi.

Peşinatsız Devrim…

Sinpaş GYO olarak daha önce sundukları cazip ödeme planlarına bir yenisini daha eklediklerini vurgulayan Gacemer şöyle konuştu;

“ ‘Lüks konut projelerimizden avantajlı ev alma imkânı’ misyonu ile oluşturduğumuz yeni ödeme planı ile müşterilerin çekincelerini ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Bildiğiniz üzere şu anda gündemde tüketici açısından en büyük çekince piyasalardaki belirsizlik. Bunu aşmak adına Sinpaş GYO olarak bankalarla özel anlaşmalar yaptık.. Şu anda piyasada konut kredi oranları % 1,40 seviyelerinde iken bu özel anlaşmalar sayesinde kredi oranımızı %0.99’a kadar çekebildik. Bununla birlikte yeni ödeme planımızda özellikle tüketicilerin çekincelerini giderecek olan ‘’Peşinatsız Devrim’’ kampanyamızı uygulamaya başladık. Müşterilerimiz bu yeni ödeme planı ile 3 ay sonra evlerinin satış bedelinin sadece % 5’ini, 12 ay sonra % 10’unu, 24 ay sonra da %15’ini bize ödüyor. Evlerini alma kararı ile birlikte taksitlerini sabitleyerek bakiyeyi anlaşmalı bankalar vasıtasıyla kredilendiriyoruz. Böylelikle alıcı tasarruflarına dokunmadan, peşinat ödemeksizin, sabit taksit ve ara ödemeler ile ev sahibi olabiliyor. Bu ödeme planıyla 36 aydan 72 aya % 0,72’den % 1,04 ‘e kadar değişen cazip kredi seçenekleri sunuyoruz. Bu imkanlardan faydalanarak ev sahibi olmak isteyenlerin önünü olabildiğince açtığımızı umuyor, son bir haftada gördüğümüz ilgiyle bunun somut sinyallerini aldığımızı düşünüyoruz.”
Toplantıda konuşan Aqua City 2010 Proje Satış Müdürü Cüneyd Dişkaya, projeyi ziyaret eden her üç kişiden birinin konut almaya karar verdiğini belirterek, Aqua City 2010’dan konut alanların genel olarak yaşamak için ev satın aldığını ve bu durumun projenin hem yaşam değerini hem de yatırım değerini yükselttiğini söyledi. Dişkaya, “ Projemizdeki 1+1 evler 115 bin ile 208 bin TL, 2+1 evler 195 bin ile 304 bin TL, 3+1 evler 254 bin ile 526 bin TL, 4+1 evler de 432 bin ile 798 bin TL arasında fiyatlarla satışa sunuluyor. Müşterilerimizin konut alma kararında etkili olan en önemli üç unsur ise Sinpaş GYO projelerine duyulan güven, projenin yer aldığı bölgenin gelişmekte olan popüler bir lokasyonda olması ve ödeme kolaylıkları” dedi
Tüm evler göl manzaralı…
İstanbul Çekmeköy Bölgesinde projelendirilen Aqua City 2010’da evler, isimlerini Antik Çağ Anadolu’sunda kurulmuş ve yaşamlarını su kenarında sürdürmüş medeniyetlerden alıyor. Likya, Kayra ve Frigya Evleri Aqua City 2010’da modern mimari ile yeniden yorumlanıyor. 1+ 1’den 4 + 1’e kadar 64 farklı daire seçeneğiyle toplam 1.118 konuttan oluşan projede tüm evlerin ana yaşam alanları yaz kış yeşil kalan özel peyzaj ile oluşturulan iç bahçe içerisinde bulunan göle bakacak.
Misya Kulüp : Sağlık, mutluluk ve enerjinin merkezi
Eşsiz göl manzarası ve özel peyzajı ile yeşille mavinin bütünleştiği ayrıcalıklı bir yaşam sunan Aqua City 2010’da, aynı zamanda zengin bir sosyal yaşam sunuluyor. Gölün içerisine doğru bir gemi güvertesi şeklinde uzanan Misya Kulüp bulunuyor. Misya Kulüp bulunan kapalı yüzme havuzu skylight teknolojisi ile 365 gün gün güneşlenme imkanı sunacak. Misya Kulup’ün 3 cephesinde maksimum manzara sağlamak amacıyla özel tasarlanmış tavandan yere kadar geniş cam yüzeyler bulunuyor. Fitness & spa merkezi pilates/yoga salonlarında bir yandan sporunuzu yaparken bir yandan gölü izleyebiliyorsunuz. Misya Kulup kapalı spor salonunda 12 ay basketbol oynayabilecek , açık tenis kortunda sevdiklerinizle keyifli maçlar yapabileceksiniz. Misya Kulup’te ayrıca havuz bar, kafeterya, ve sağlık birimi bulunuyor.
İster göl kenarından ister evden konser keyfi…
Aqua City 2010 sakinleri, göl içerisinde sandallarla dolaşabilecekler. Ayrıca gölün ortasında oluşturulan gösteri amfisinde düzenlenecek konserleri, ister göl kenarından isterse evlerinden izleyebilecekler. İç bahçe içerisindeki göl geceleri özel ışıklandırmasıyla sitede dev bir aydınlatma işlevi görecek.

Özel Peyzaj…
Aqua City 2010 projesinin en önemli özelliklerinden biri de özel olarak tasarlanan ve özel bitkilerden oluşan peyzajı. Proje bu özel peyzaj sayesinde yaz-kış yeşil kalacak. Projenin peyzajında yarı transparan görüntüsüyle dikkat çeken ve yaz kış yapraklarını dökmeyen Ginko biloba (Mabet ağacı), Prunus serrulata (Japon kirazı), Malus floribunda (Süs elması), Cercis siliquastrum (Erguvan), Huş ağacı, Kayın ağacı, Quercus Rubra ( Kızıl meşe) gibi birçok özel bitki kullanılacak. Aqua City 2010’da su alanı çevresinde peyzaj süprizleri taşıyan ve yer yer meydanlaşan yaya dolaşım sistemleri ve kumsal bitkilerinde oluşan yüzen iskeleler bulunuyor. Ayrıca yemyeşil koru alanından göle uzanan yalı bahçeleri, koru bahçeleri ile evlerin önünde uzanan Manzara Bahçeleri, Olimpik Park, Kumsal Park, Kültür Park gibi tematik parklar, su üzerinde yürüme hissi veren Macera Köprüsü, gölün içerisine doğru uzanan bitki iskeleleri bu özel peyzajın sadece bir bölümü.
Trafiksiz medeniyet …
Aqua City 2010 sakinleri araçlarını iki farklı girişten blokların altında yer alan kapalı otoparklara ve proje çevresinde konumlandırılan açık otoparklara bırakabilecekler. Böylece oto dolaşım yolu dışında yaşam alanlarında araç trafiğiyle karşılaşmayacaklar. Proje içerisinde geniş yürüyüş yolları, engelliler için çözümler ve bisiklet parkuları yer alıyor.
Aqua City Çarşı
Hem ihtiyaçlarınız hem de eğlenceniz için Aqua City Çarşı gerek Aqua City 2010’da yaşayanların, gerekse bölgedeki insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayacakları mini bir street mall olarak tasarlandı.
Aqua City 2010 sakinleri Aqua City Çarşı’da şarküteri, kuru temizleme, lostra, terzi, eczane ve çeşitli dükkanlarla günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecekler. Aqua City Çarşı ‘da ayrıca farklı konseptlerde pastane, kafe ve restoranlar bulunuyor.

Sinpaş GYO, İstanbul Sarıgazi’de Nisan başında şatışlara başlayacağı Aquacity2010 projesi toplam bin 115 konuttan oluşuyor. Öntalep toplamaya başlayan Sinpaş GYO, ilk etapta 495 konutu satışa sunacak. 495 konut için 800′ün üzerinde ön talepte bulunulan projedehenüz satışa çıkmadan özel müşteri grubuna 100 daire satıldı. Sinpaş GYO Genel Müdür Yardımcısı Seba Gacemer’in “Krize yönelik fiyat politikası oluşturduk” dediği Aquacity2010′da dairelerin metrekare fiyatları bin 900 ile 2 bin 250 Tl arasında değişiyor.

Daire tipi Daire büyüklüğü (m2) Fiyat aralığı (TL)
1+1 59,24 – 81,66 144 bin – 320 bin
2+1 95,45 – 121 216 bin 700 – 245 bin 400
3+1 131,36 – 203 311 bin 500 – 582 bin 900
4+1 209,96 – 233,95 490 bin 700 – 637 bin 900


Aqua City 2010’a rekor talep
Gayrimenkul sektöründe hizmet veren Sinpaş GYO, yeni projesi Aqua City 2010’da henüz satışa çıkmadan, özel müşteri grubuna bir günde 100 konut sattı.
Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik

ntvmsnbc
Güncelleme: 01:48 TSİ 26 Mart. 2009 Perşembe

İSTANBUL – Sinpaş’ın Çekmeköy Bölgesi’nde, Şile Otoyolu arkasında projelendirdiği yeni su medeniyeti Aqua City 2010 Nisan ayında satışa çıkıyor. Birinci etabında 495 konutun bulunduğu Aqua City 2010 Projesi’nde Sinpaş GYO’nun özel müşteri grubuna bir gün içinde 100 konut satışı yapıldı. Özel tanıtım günleri bu hafta sonu bitiyor.

Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik, bu yoğun ilgiden çok memnun olduklarını söyledi.

Sinpaş GYO olarak diğer tüm projelerde olduğu Aqua City 2010’un da farklı ve çok özel olduğunu belirten Çelik, “Aqua City 2010 projemize çok güveniyoruz. Projemizin konsepti ve uygun ödeme koşulları yaşanan bu sıkıntılı dönemde ev sahibi olmak isteyenler için büyük avantajlar sunuyor. Henüz satışa çıkmadan özel müşteri grubumuza bir günde gerçekleştirdiğimiz 100 konut satışı da bunun bir göstergesidir. Yoğun ilginin devamını bekliyoruz” dedi.

** Yorumlar:
- bu fiyatların düşük oldugunu dununen sınpaş ve dıger gruplar hakıkaten komık gelıyor.hıc kımse emlak fıyatlarını acık acık konusmasada bu krızde cok daha fazla etkıleneceklerıde cok ortada.bu fıyatların cooook daha altında fıyatlara daıre satacaklar.en cok kızdıgım sey ıse hala ucuz dıye kampanya hazırlayıp bızı aptal yerıne koyuyorlar ya hazmedemıyorum

- Hakikaten çok ucuzmuş Biz ailece 50 tane aldık. Çok memnunuz.
Toptan alınca ucuza geldi.
Sizde toptan alın ucuza gelsin.
Çok ucuz çoook.

Bu projeyi yapan da bunu fırsat proje
diye gazeteye çıkaranında aklına yazık.
Naıl olsa 100 tane satmışsınız.
Ne gerek var haber yapmaya. Nasıl olsa satılıyor.
Emlak piyasası irkilip kendine gelmeli!
Para kazanmayı bilmeyenler proje yapar ise böyle oluyor ne yazık ki…

- bu fiyatlar ucuzsa biz de uzaylıyız. eğer bizler bu fiyatlara ev alabilseydik zaten kriz bize uğramazdı .
-yelda arkadasa tamamen katılmakla bırlıkte;bu satıslar gercekten rekor kırıyorsa kımse bu ulkede krız var deyıp basbakanı elestırmesın;ben ve esım ıyı bırere ıste calısmamıza karsın buralardan ev almamız cok zor;alan kısılerı cok merak edıyorum aslında??? bızım gıbı maaslı olmamaları lazım.
- Burdan ev alanları merak eden arkadaşa sesleniyorum..evet eşimle beraber maaşlı çalışıyorum.Üniversite bitiminden itibaren geçen 8 senede kazanımlarımızı biriktirerek böyle bir yatırıma girdik.Ve burdan ev aldık…kıskanma nolur çalış seninde olur..ee birazda yürek ister böyle yatırımlar..
- aslına bakarsanız kapiş kapiş gidiyor, satış görevlileri birbirlerinin evlerine saldırıyor satmak için. ve gerçektende 20 tane alanlar var.kriz orta direği fakirleştirirken zengini daha zengin ediyor. ama eğer biraz paranız varsa 2 sene içinde parasını 2 ye katlayacak bir proje.

07 Nisan 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Sinpaş Aqua City 2010 hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

« Önceki sayfa