PORTOFERRAİO

Tarih 06 Haziran 2009

PORTOFERRAİO, İtalya’da şehir, Toscana’da (Livorno ili), Elbe adasının merkezi ve başlıca limanı; 10 300 nüf. Medici’ler tarafından XVI. yy.da tahkim edilen ve imtiyazlar verilen bu kasaba gelişti ve XVII. yy.da şehir halini aldı. Napolyon, mayıs 1814-26 şubat 1815 arası burada kal­dı. Adanın kuzey kıyısındaki limanından Piombino’ya demir yüklenir. (L)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTOFERRAİO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTO ALEGRE

Tarih 06 Haziran 2009

PORTO ALEGRE, Güney Brezilya’da şe­hir, Rio Grande do Sul eyaletinin mer­kezi, Guaiba kıyısında, gölün (lagoa dos Patos) ve deniz seferinin son noktasında; 401 000 nüf. Şehir 1742′de kuruldu. 1850′den sonra alman göçmenler sayesinde tica­ret gelişti. Halkın iç kısımlara sızması ve demiryolu şebekesinin genişletilmesiyle Por­to Alegre’nin faaliyet alanı genişledi ve şehir Güney Brezilya’nın büyük ticaret yer­lerinden biri haline geldi, iki dünya savaşı sanayileşmeyi geliştirdi: besin ve dokuma (yün) sanayii, çeşitli metalürji, mobilya, deri, sigara imalâtı. Şehrin yerini Guaiba kıyılarının granitli tepeleri sınırlar; 50-150 m yüksekliğinde olan bu tepeler Policia ve Teresopolis gibi çevre semtlerinde 275 m’yi bulur. Tepeler arasında küçük derelerin aktığı vadilerden anayollar geçer. Limanın gerisinde, büyük ticaret, kısmen alüvyonlardan kazanılan alçak şehirde toplanmıştır; merkezdeki caddeler dardır; kenarlarında modern yapılar yükselir, Borges de Medeiros caddesi merkez caddelerini limana ve şehrin geri kalan kısmına bağlar, Guaiba ve kollarının kıyısında fabrikalar ve mes­ken semtleri uzanır. Varlıklı sınıfın otur­duğu semtler tepelerde veya akarsular kı­yısındaki kumsallardadır. (L)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTO ALEGRE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORT KEMBLA

Tarih 06 Haziran 2009

PORT KEMBLA, Avustralya’da (Yeni Gü­ney Galler) liman şehri; 4 500 nüf. Demir-çelik sanayii merkezi. Bakır rafinerisi. (L)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORT KEMBLA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORT HEDLAND

Tarih 06 Haziran 2009

PORT HEDLAND, Avustralya’da (Batı Avustralya) liman şehri, devletin kuzeyin­de. Şehrin doğusunda demir yatağı. (L)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORT HEDLAND hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORT HARCOURT

Tarih 06 Haziran 2009

PORT HARCOURT, Nijerya’da (Doğu böl­gesi) liman şehri, Bonny ırmağı kıyısında, Nijer deltasının kolu; 72 000 nüf. Demir­yolu hattının başlangıç noktası olan lima­nından palmiye yağı, Enugu bölgesinde çı­karılan maden kömürü ve Bauçi yaylasında çıkarılan kasiterit ihraç edilir. Petrol ra­finerisi. Alüminyum haddehanesi. Otomo­bil lastikleri. (L)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORT HARCOURT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTEKİZ HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADÎ GELİŞME

Tarih 05 Haziran 2009

PORTEKİZ HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADÎ GELİŞME
Kişi başına millî gelirin 1952′den beri art­masına karşılık (yıllara göre yüzde 1-6), Portekizlilerin hayat seviyesi kişi başına yılda 300 dolarla (1965) Avrupa’nın en düşüklerinden biridir;

Yunanlılarınkiyle eşit, İspanyollarınkinden biraz yüksek, Fransız-larınkinden 3-4 defa az. Otuz yıldan beri olağanüstü bir para istikrarından yararla­nan Portekiz, önemli bir döviz rezervine sahiptir; bunun sonucu olarak kamu hiz­metleri seviyesi, özellikle hastahane ve okullar alanında tartışılmaz bir şekilde yük­seldi; çeşitli alanlarda (şehircilik, mesken, elektrik ve inşaat, gemi yapımı) gelişme­ler oldu. Bununla beraber, bu başarılar ik­tisadî gelişmenin yavaşlığını gizleyemez. Portekiz ekonomisinin iki temel özelliği, gelirlerdeki büyük eşitsizlik ve ülkenin güney ile kuzeyi arasındaki dengesizliktir. Gerçekten de Portekiz’de orta köylü sı­nıfı yoktur. Hiç yatırım yapmayan büyük mülk sahiplerinin yanı sıra, yılın bir kıs­mında iş bulamayan ve hayat şartları çok kötü olan bir tarım proletaryası vardır.

Ama kırlarda işçi sayısının hızla artması ve nüfut fazlalığının büyük kısmını temsil etmesi (yılda yaklş. 100 000 kişi, yani yüz­de 1-2), bu fazlalığın yarısından çoğunun göç etmesine rağmen oldukça ciddî bir me­seleye yol açmıştır. Tam işsizlik düşüktür, ama tarım işçilerinin eksik istihdamı önem­lidir ve iş prodüktivitesinin düşüklüğüne eklenir. Kuzeydeki aşırı kalabalık bölgelerle, güneydeki büyük toprak bölgeleri arasındaki eşitsizliği yumuşatabilecek gibi görünen toprak reformu bugüne kadaı par­ça parça çözümlenebilen ciddî bir mesele­dir. Sanayi gelişmesi hammadde ve ser­maye eksikliğinin sıkıntısını çeker ve ül­kenin iç iktisadî yapısına bağlı bazı engellerle karşılaşır: satın alma gücünün düşüklüğü yüzünden daha da artan iç pazar darlığı; yatırımdan çok tasarruf ve spekü­lasyon eğilimi fazlalığının ortaya koyduğu iktisadî teşebbüs anlayışının fazla gelişme­miş olması; kısa vadeli krediye ağırlık veren bir bankacılık sisteminin kötü işleme­si; aşırı uzmanlaşmış dış ticaretin nazikliği, öte yandan işçilerin teknik yetişmesini sağ­lama ihtiyacı ve okuryazar olmamaya kar­şı savaş da (7 yaşından büyük olanların yüzde 40′ı okuma yazma bilmez) hızla çö­zülmesi gereken meselelerdir.

• Son durum. İkinci plan (1959-1964) dö­neminde ve geçici değerlendirme planının (1965-1967) başlangıcında, özellikle 1959-1965 arasında iktisadî durum hızla gelişti
(millî üretim artışının yıllık oranı yüzde 7′ye ulaştı); bununla birlikte 1965′in son aylarında gelişme yavaşladı (1966′da yüz­de 5′ten az), iktisadî kalkınma sanayi ke­siminin gelişmesine bağlıydı; iç üretim oluş­ması payı 1960′ta yüzde 40 iken 1965′te yüz­de 45′e yükselen toplam sanayi üretimi, 1960-1966 arası yüzde 50 arttı. Temel me­talürji ve imalât metalürjisi en hızlı geli­şen dallardır. Sanayide 1960′tan beri en büyük kuruluş, 1966′da 300 000 ton kadar çelik üreten Lizbon yakınındaki Seixal demir-çelik tesisidir. Elektrik üretimi 1960-1966 arası 3,2′den 5,6 tW/saate yükseldi. Kalay ve tungsten yetersizliği, kömür, lin­yit ve demir çıkarımının gelişmemesi, ma­den sanayiinde gerilemeye yol açtı. Hâlâ faal nüfusun yüzde 35′ini istihdam eden, ama 1965′teki iç üretiminin ancak beşte, birini karşılayabilen tarım kesiminde ge­lişme yavaştır. Yalnız üzüm üretimi bugü­ne kadar görülmemiş ölçüde artarak 1962′de 15 Mhl’yi, 1965′te 14,5 Mhl’yi aştı. Alentejo’da sulama işlerine devam edilmekte­dir.

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTEKİZ HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADÎ GELİŞME hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTEKİZ COĞRAFYA

Tarih 05 Haziran 2009

PORTEKİZ COĞRAFYA

Fizikî coğrafya

Yüzey şekilleri. Portekiz’in yüzey şekil­leri Iber mesetası tabanının kenarından meydana gelir; bu taban Tajo’nun iki kıyı­sında çok farklıdır. Irmağın güneyindeki tekdüze Alentojo ovalarının yükseltisi 400 m’yi hiç geçmez. Bu ovalar ispanyol Est-remadurası peneplenini batıya doğru devam ettirir ve ağır ağır, Atlas okyanusu kena­rındaki alçak kıyılar yönünde, üçüncü za­man toprak dalgasının altına süzülür. Bu bölgeler ancak çok yüksek olmayan fay sarplıkları (Vigueira ve Ossa serraları) ve kenarlarında yükselen bazı kalıntı şekille­riyle (güneybatıda Grandola ve Carcal ser­raları, kuzeydoğuda serra de Sao Mamede) engebelidir. Güneye doğru, batı-doğu yönünde uzanan Algarve, şistli Malhao serralanndan ve siyenitli serra de Monchique çıkıntısından meydana gelir. Kalkerli bir tepeler şeriti alçak ve kumlu güney kıyı bölgesine geçişi sağlar.
Tajo’nun kuzeyinde eski taban çok daha yüksektir ve büyük kırıklarla doludur. En yüksek engebeler Vuga le Tajo arasında uzanan ve kuzeydoğu-güneydoğu yönünü takip eden horst’lardır. Bu horst’lar Mer­kezî Iber cordillerasının ucudur (serra de Estrala, 1 981 m; Serra de Gardunha 1 224 m). Kuzeye doğru, Mondego hendeğinin ötesinde yükseltiler 1 500 m’yi aşmaz; ama yüzey şekillerinin parçalanmışlığı devam eder. Duero’nun kuzeyinde horst’lar Marao (1 419 m), Padrela ve Barnes serralarını meydana getirir. Kuzey-kuzeybatı,
güney-güneydoğu yönünde uzanan büyük bir en­gebe, Atlas okyanusuna doğru bu dağlık bütünü keser, Duero halicinin kuzeyinde kıyı şeritini meydana getirir, sonra güney­batıda kıyı ovaları yanında yükselir.
Estremadura’da küçük kalkerli veya püskü­rük kütleler ortaya çıkar: Aire, Montejunto, Sintra ve Arrabida dağları. Portekiz toprakları altındaki büyük par­çalanmalar bugün hâlâ devam eder. özellikle Aşağı Tajo bölgesi ve Algarve kı­yısı henüz yerleşmemiştir; bu bölgeler bir­çok depremden (özellikle 1755′te) zarar gör­müştür.

• iklim. Portekiz’de akdeniz iklimi hü­küm sürer: yazlar kuraktır. Ama denizin yakınlığı bu kuraklığın uzun sürmesini ön­ler ve özellikle kışın düşen toplam yağış miktarını çoğaltır. Yağmurlar kuzeyden gü­neye ve batıdan doğuya doğru azalır. Ku­zeyde Minho ve Beira Alta engebeleri 2 500 mm’ye yakın yağış alır. Daha koruntulu olan iç bölgede yağışlar daha azdır (Alto Duero’da 600 mm). Güney ovalarında ku­raklık artar. Kıyı bölgesinde okyanus et­kisi sıcaklığı düzenler. Trasos-Montes’de kışlar uzun ve serttir; Iç Alentejo yazın sağanak halinde yağışlar alır.
• Bitki örtüsü. İlkel bitki örtüsü hemen tamamıyle ortadan kalkmıştır. Kuzeybatı­daki yağışlı bölgede yapraklarını döken me­şelerle, yapraklarını dökmeyen akdeniz meşeleri (mantar meşesi ve lusitaina meşesi) birarada görülür; bunlar 700 metreden da­ha yükseklerde görülmez. Tepeler funda­lıklarla örtülüdür, ülkenin geri kalan kıs­mı, genellikle «garrigue» veya maki halini almış tipik akdeniz ormanıyle örtülüdür. Mantar meşesi daha çok kıyıda, yeşil me­şe iç bölgede yetişir. Kumsallar, gözün ala­bildiğine uzanan çam ormanlarıyle kaplı­dır.
• Hidrografya. Iber yarımadasındaki bir­çok büyük ırmağın aşağı çığırları Porte­kiz’dedir. Kuzeyde Minho, güneyde Gua-diana ırmakları sınır sayılmıştır, ülkenin kuzeyindeki yüksek engebeleri dar boğaz­larla aşan Duero’nun beslenmesi oldukça düzensizdir. Tajo’nun eğintileri çok daha yumuşaktır; ama aşırı etiyajların etkisi al­tındadır. Duero’nun Portekiz’deki kolları, Mondego şebekesi ve Tajo’nun kuzey kı­yıdan aldığı kollar önemli hidroelektrik te­sislerinin kurulmasına elverişlidir.

iktisadî ve beşerî coğrafya

* Nüfus. Portekiz’de nüfus yoğunluğu km2′ye 99 kişidir. Sanayii bu kadar az gelişmiş bir ülke için yüksek sayılabilecek bus ra­kam, son zamanlardaki nüfus artışının sonucudur. 1527′de yapılan ilk sayımda nü­fus Roma çağındakini aşmıyordu. XVI. yy.da denizaşırı macera hevesi, birçok kişi­nin ülkeden göçmesine ve gerçek bir nü­fus seyrelmesine yol açtı. Yüz yıldır nü­fusun büyük ölçüde çoğalmasının yanı sıra birçok kişi ülkeden göçtü (1910′da 80 000 kişi); bu hareket bugün yavaşlamaktadır. Göçmenler özellikle Brezilya’ya, Venezuela’ya ve Afrika’daki illere (özellikle An­gola) gider.

Şehirler gelişmelerine rağmen, nüfusun an­cak dörtte birini barındırır. Minhao ve Mondego arasında aşırı ölçüde yoğun olan (bazı conselho’laıda km2′yeı 200 kişi) kır nüfusu, Estremadura’da kalabalıktır (km2′ye 60-150 kişi); doğu kısımda ve Algarve’de seyrekleşir. Ama en ıssız alanlar Alen­tejo ve Ribatejo’dadır (km2′ye 25 kişi). Nü­fus dağılımının bu eşitsizliği, toprağa yer­leşme evreleri, tarım sistemleri ve mülki­yet rejimiyle bağıntılıdır.

• Tarım ve köy hayatı. Minho portekiz köy hayatının en orijinal beşiğidir. Toprak çok küçük parseliere ayrılmış, evler geniş bir alana yayılmıştır; çeşitli ince tarım yapan nüfus çok yoğundur: mısır, patates, tırmanıcı asma ve meyve ağaçları birarada yetiştirilir. Kalabalık sığır sürüleri, sulak çayırlarda otlatılır. Nüfusun artmasıyle bu kır ekonomisi
Trasos-Montes havzalarına doğru uzanmış, güneye ise, daha «yeniden fetih» zamanında Beira ve Estre-madura yoluyle girmiş ve o kalabalık böl­gelere yerleşmişti. Buna karşılık, yetiştiri­ciliğin ağıt baslığı yüksek doğu bölgeleri­ne pek yayılmadı. Hemen hemen ıssız de­nilebilecek bölgelerde «yeniden fetih» ha­reketinden sonra geniş ölçüde işletilen bü­yük mülklerkuruldu.
«Latifundia»lar, işçi­lerini büyük tarım işçisi köylerinden toplar. Bu bölgelerde kaba tahıl tarımı yapılır, zeytin ağaçları ve koyun yetiştirilir. Şehir burjuvazisinin sermaye yatırımı bu büyük mülklerin kuzeye doğru Güney Estremadura ve Beira’da genişlemesine imkân verdi. Daha yoğun bir nüfusun çok küçük top­raklarda tahıl, meyve ve sebze yetiştirdiği Algarve’yi ayrı incelemek gerekir. Ama bu­rada da yarıcılık yaygındır. Tarım üretimi, hızlı gelişmesine rağmen, her zaman halkın ihtiyacına karşılık ver­mez. Buğday ithalâtı, azalmakla beraber, büsbütün kesilmemiştir. Ülkenin güneyinde başlıca besin mısırdır. Vuga, Moncıego, Tajo ve Sado vadilerinde çeltik tarlaları günden güne yayılır. Zeytinlikler yüz yılda üç kat artmış ve zeytinyağı üretimi ihtiya­cı karşılamağa başlamıştır. Şarapçılık önemli bir yer tutar: hafif şaraplar (kuzeybatıda vinho verde), Estremadura’da kır­mızı şaraplar, Porto ve Madera’da kalite şaraplar. Bu üretimin pazarlanması eko­nominin bugünkü en büyük meselelerinden biridir.

• Sanayi. Günden güne bir sanayi kolu haline gelmekte olan balıkçılık yavaş yavaş birkaç büyük limanda, önemli konserve fabrikalarını besleyen birkaç armatör şir­ketin elinde toplandı. Kıyı sularında sar-dalya, Algarve açıklarında ten balığı, Newfoundland setlerinde morina avlanır. Bu­nunla birlikte halkın beslenmesinde temel rol oynayan morinanın, tutulan miktar ihtiyacı karşılamağa yetmediğinden, ithal edil­mesi gerekir; işçi ücretlerinin düşüklüğü Portekiz’in konservelerini dış ülkede ko­layca pazarlamasına imkân verir. Sanayi yavaş gelişmektedir. Sermayeler, özellikle yabancı sermayeler yalnız maden yataklarına, özellikle demirsiz madenlere (kurşun, gümüş, tungsten) yatırılır. Ama yalnız Sao Domingos ve Aljustrel bakır yataklarıyle Beira kalay yatakları sürekli bir işletmenin masraflarını karşılayacak güçte­dir. Bragança yakınındaki Moncorvo de­mir madeni kısa süre önce kapatıldı. Çö­zülmesi gereken en önemli meselelerden biri enerji kaynakları meselesidir. Yeter­siz maden kömürü rezervleri (Porto’nun kuzeyinde Sao Pedro da Cova yatakları) henüz az ölçüde işletilir ve ithalât zorunludur, ülkenin kuzeyindeki akarsuların hid­roelektrik donatımına geç bir tarihte başlanmıştır; Duero üzerindeki Picote tesisi 180 000 kW/saat üretir. Hiç bir ağır metalürji tesisinin bulunmaması ve imalât me­talürjisinin azlığı, dış ticaret bilançosundaki açığı günden güne artırır, önemli tek sanayi dokumacılıktır: Estrela dolaylarında yün, Minho ve Lizbon’da pamuk. Serma­ye azlığı, sanayinin gelişmesini frenler.

• Ticaret. Ticaret bilançosu devamlı ola­rak açık verir. Portekiz, maden ürünleri, bazı tarım ürünleri (şarap, mantar) ve ba­lık konserveleri ihraç eder; fakat porto şarabını pazarlamada büyük güçlüklerle karşılaşır. Son zamanlarda tarım kesimine harcanan çaba sonucunda, ithalâtta besin maddelerinin payı azaltılmıştır; fakat ha­sadın dönem dönem azalması bu durumu sık sık tehlikeye düşürür. Ayrıca devlet, yakacak ve metalürji maddelerini de dışarı­dan almak zorundadır. Sanayi makineleri ithali de, geçici olarak, ticaret bilançosu açığını artırmaktadır.

1960-1965 Arası ithalât kuvertürü oranı yüz­de 50-60 arasında değişti. Bu açık, göç­menlerin denizaşırı ülkelerden gönderdikle­ri paralar, denizaşırı toprakların (Angola ve Mozambik) bilanço fazlaları ve özellikle turizmden elde edilen gelirlerle (Algarve’nin değerlendirilmesi) kapatılır. Turizm ge­lirleri (1965′te 1,5 milyon turist) toplam ih­racat tutarının yüzde 15′ine eşittir. 1965′te mamul madde ithalâtın yüzde 60′mı, ihra­catın da hemen hemen eşit miktarını mey­dana getirmekteydi. Sırasıyle İngiltere, Fe­deral Almanya ve A.B.D., Portekiz’in ti­caret yaptığı başlıca ülkelerdir.

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTEKİZ COĞRAFYA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTATİF

Tarih 05 Haziran 2009

PORTATİF sıf. (potter, taşımak’tan fr. k.). Kolayca taşınabilen; katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen: Bugün de eksikliğini bildikleri bu dört portatif karyolayı yollamışlardı (Ş. S. Aydemir). Portatif radyo. | Sökülerek taşman ve başka yerde takılarak eski haline getirilebilen: Portatif ev.
— Ask. Portatif kazma, çıkarılabilen demir kısmı sapına dikey olan, bir tarafı kazma, öteki tarafı çapa teşkil eden, piyadenin por­tatif âleti olarak kullanılan kazma. || Por­tatif kürek, Birinci Dünya savaşından beri piyadenin kullandığı kısa saplı, kare biçi­minde küçük kürek.
— Müz. Portatif org, XVI. yy.a kadar çok revaçta olan küçük çalgı; bir kayışla vücu­da asılır, sol kalça üzerine oturtulurdu; bir yandan sol el çalgının arkasına yerleştiril­miş körüğü çalıştırırken sağ el klavyede parçayı çalardı, (önceleri bir, daha sonra iki takımborulu olan orglar XII. yy .dan sonra kilise şarkılarını desteklemeleri bakı­mından, XV. yy.dan itibaren de derebeylerin müzik ihtiyaçlarını karşılamaları amacıyle çok aranılan bir çalgı olmuştu.) [LM]

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTATİF hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Port-Arthur kuşatması

Tarih 05 Haziran 2009

Port-Arthur kuşatması (1904-1905). 8 Şu­bat 1904′te Port-Arthur’de Japonların üç rus gemisini batırması rus-japon savaşının patlak vermesine sebep oldu. Demir atma yeri, Japon donanmasmın ablukası altın­daydı. Stoessel’in rus garnizonu, Talien li­manına çıkarma yapan general Oku ve Nogi’nin japon birlikleri tarafından kuşatıl­mıştı. Filonun 14 nisan (amiral Makarov’un ölümü) ve 10 ağustosta yaptığı çıkış teşeb­büsleri başarısızlıkla sonuçlanınca, denizci­ler savunmaya geçtiler. Fakat 15 aralıkta demir atma yeri yakınındaki 203 rakımlı te­penin ele geçirilmesi, filoyu kendi kendini batırmağa ve garnizonu, 50 000 japonun ha­yatına mal olan bir direnmeden sonra, 2 ocak 1905′te teslim olmağa zorladı. (L)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Port-Arthur kuşatması hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORT – ARTHUR

Tarih 05 Haziran 2009

PORT – ARTHUR, çince LİU – Şûn, jap. Ryucun, Kuzeydoğu Çin’de (Liaoning) şehir, Dalien (Dairen) ve Kin’i de içine alan Liuda şehir gruplaşmasının bir kısmıdır; 126 000 nüf. Liaodung yarımadasının ucunda, PoHay körfezinin ağzında kurulan limanı, st­ratejik bakımdan çok önemlidir. Japonlar 1894′te limanı ele geçir dilerse de, 1895′te ge­ri vermek zorunda kaldılar. 27 Mart 1898 antlaşmasıyle Port-Arthur, Ruslara kiralan­dı. Ruslar bölgeyi tahkim ettiler; ama 1905′te yenilince Japonlara bıraktılar; ayrıca ya­rımadayı Mançurya’ya bağlayan demiryo­lunu Japonlara vermek zorunda kaldılar. 1945′te Port-Arhur, Çin ve Sovyet karma yönetimine verildi. 1954′te S.S.C.B., Çin le­hine haklarından vaz geçti. (L)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORT – ARTHUR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTADOWN

Tarih 05 Haziran 2009

PORTADOWN, Büyük Britanya’da (Kuzey İrlanda, Armagh idare bölümü) şehir, Bann ırmağı kıyısında, Lough Neagh’in güneyin­de; 18 600 nüf. Demiryolu merkezi. Doku­ma (keten dokuma) ve besin (un fabrikaları, konservecilik) sanayii. Dökümevleri. Çanak çömlek yapımı. (L)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTADOWN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORSUN

Tarih 05 Haziran 2009

PORSUN i. Porsun sınıfı, gemilerde halat, filika, motor, direk, matafora, iskeleler, yelken, ırgat işleri ve demirlerle ilgili işlerle yükümlü olan ve erlerle assubay kıdemli başçavuş, başçavuş, üstçavuş ve çavuşlardan meydana gelen uzman sınıf. (L)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORSUN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORSELEN

Tarih 05 Haziran 2009

PORSELEN i. (ital. porcellana, dişi domu­zun [porca] ferci biçiminde kabuk’tan fr. porcelaine). Seram. Genellikle beyaz, aşın camiaştırılmış, inceltilince yarı saydamlaşan, çoğunlukla renksiz ve saydam sırla kaplı, ince ve sıkı bir hamurdan yapılmış seramik parça. (Bk. ANSiKL.) || Laboratuvar porseleni, yumuşama derecesinin yüksek olması için feldispat oranı düşük tutulan ısı farklarına dayanıklı olan, bu sayede de özel amaçlarla, genellikle laboratuvar malze­mesi yapımında kullanılabilen sert porselen. || Feldispatlı porselen, hamuru genellikle yüz­de 50 kaolin, yüzde 25 ile 30 arasında feldis­pat, yüzde 20 ile 25 arasında kuvars karışı­mından meydana gelen sert porselen. (ÇİN PORSELENİ de denir.) | Fritli porselen, kum, soda, tuz, şap ve alçıtaşı karışımın­dan meydana gelen bir frit sayesinde camlaşan ve yumuşama derecesine kadar pişirilen porselen. (Bugün ancak tarihî bakımdan bir önemi vardır.) || Fosfatlı porselen, eritici olarak, kemik külü halinde ve yüksek oran­larda kalsiyum fosfat karıştırılmış bir ha­murdan yapılan yumuşak porselen. || Sıhhî tesisat porseleni, sıhhî tesisat yapımında kullanılan, sert porselenden daha az camiaş­tırılmış ve daha gözenekli porselen. || Yalıtkan porselen, yüksek veya alçak gerilim için yalıtkan olarak kullanılan, feldispattan yapılmış sert porselen.
— Camc. Reaumur porseleni, çok yavaş so­ğutularak elde edilen, porselen taklidi do­nuk beyaz cam (XVIII. yy.).
— Diş cerr. Porselen, odontostomatolojide protez yapımında kullanılır: inlaylar, köprü üzerine takılan dişler, hareketli protezler, giydirme kuronlar porselenden yapılabilir. (Porselen tabiî bir diş görünüşündedir ve normal bir çiğneme sağlar.)
— Zool. Sıcak denizlerin kıyılarında yaşa­yan, kavkısı porselenli, karındanbacaklı yu­muşakça; kavkısındaki son sarım bütün öteki sarımları örter. (Cypreidae familyasının örnek tipi.)
Bk. ANSİKL.
— ANSİKL. Seram.
• Teknoloji. Porselen, 2-3 mm kalınlığa kadar yan saydamdır; yo­ğunluğu 2,20′nin üstünde, suyu emme özel­liği yüzde 0,5′in altındadır. Hamur, özlü (yağlı) bir madde (kaolin), mümkün olduğu kadar demirsiz bir pekleştirici (kuvars, çak­maktaşı) ile bir eritici’den (feldispat, kalsi­yum fosfat veya sunî bir frit) meydana ge­lir.
Seramikçilik bakımından, pişmesi için ge­rekli ısı derecelerine göre, iki tür porselen vardır: sert porselen 1 400° c’ta, yumuşak porselen 1 250° C’ta pişer. Sert porselen hamuru önce 1 000° C civarında fırınlanır (yarı pişim) ve sırlanmağa elverişli hale ge­tirilir. Parça sırlandıktan sonra, 1 400° C’­ta yeniden pişirilir ve sır üstü boyalarla süs­lemeler yapılırsa, üçüncü kere alçak sıcak­lıkta fırınlanır. Pişmiş hamur ortalama yüz­de 25 müllit billurları ve yüzde 75 camlaşmış bir maddeden meydana gelir. Sırsız, sa­rımsı porselene bisküvi veya tam pişim de­nir. Yumuşak hamur 1 250°C’ta pişirilir ve yarı saydam bir bisküvi elde edilir. Camlaşmış maddesi, demirli yabancı maddeler­den ileri gelebilecek lekeleri hafifleten bir silikofosfat karışımıdır. Sırlanmış parça 1 000°C civarında yeniden fırınlanır.

• Tarihçe. Porseleni, yeşim taşını taklit et­meğe çalışan Çinliler keşfetti. O zamanki fırınlarda elde edilebilecek sıcaklığın yavaş yavaş yükseltilmesiyle porselen tekniği de gittikçe gelişti. Efsaneye göre porselenin bu­lunması M.ö. IV. binyıla rastlar. Bununla birlikte Çin’de kesinlikle bilinen ilk imalât­haneler M.S. VI. yy .dan kalmadır. İlk çöm­lekler alçak derecede pişirilirdi ve yüksek derecede seramikleri (gre ve porselen) veya dzı’lar yapılabildi (tao); M. ö. II binyılda 1 000° C’a varıldı. Gerçek porselen için çok saf kaolin ve sırlanmış halde ikinci pişirme için en az 1 300° C’a ulaşan bir sıcaklık ge­rekir (kömür bu imkânı vermiştir). İlk ger­çek porselenler Toug devrinde (M.S. 618 -907) yapıldı; Sung devri (960-1280) ile Yûen devrinde (1280-1368) porselen en olgun şek­lini buldu. King-dı-cın (Kingsi), çin porseleninin merkezi haline geldi. Yüksek derece renkleri (kobalt mavisi, bakır kır­mızısı) ve alçak derece emayları porselen üzerinde çok değişik süslemeler yapma im­kânı verdi. Koryo hanedanı devrinde (918-1392), kaliteli seramik yapımında Çin ile rekabet eden Kore yoluyle porselen Japon­ya’ya girdi ve koreli çömlekçilerin XVII. yy. başlarında, Arita civarında kaolin ya­takları bulmalarından sonra, Japonya’da da yapılmağa başlandı. Kakiemon ailesi, Ja­ponya’da alçak derece renklerini kullandı.

Hollandalılar, Avrupa’da çok tutulan aşırı süslemeli iri parçalar yaptılar. Günümüzde, Japonya’da en önemli seramik merkezleri Arita ve Seto’dur (Nagoya yakınlarında). Küçük Asya’da yaygın olan çin porselen­lerinin örneklerinin Avrupa’da tanınmasına şüphesiz ki haçlı seferleri sebep olmuştur. Daha sonra, XIII. yy.ın sonunda, Marco Polo sayesinde porselen hamuru hakkında az da olsa bir bilgi edinildi. Çin porseleni­ni taklit etmek isteyenlerin başarısızlığa uğ­ramalarına sebep, porseleni uzun süre cam­sı bir maden sanmalarıydı (meselâ 1470 yılma doğru Venedik’te yapılan ilk denemeler). Ca-millo da Urbino (öl. 1576), 1587′de Pisa’ya taşman büyük bir Floransa imalâthanesinde çalışan Bernardo Buontalenti (1536 – 1608) denemelere devam ettiler; Vicenza’da çıkan beyaz bir toprağı kullandıkları için, ancak yu­muşak hamur
(1 100° C ile 1 150° C arasın­daki ilk pişimden ve barbotin sürüldükten sonra 1 050° C ile
1 100° C civarında ikinci pişimi yapılan kum, kuvars, güherçile, de­niz tuzu, şap ve kaymak taşı tozu karışımı hamur ile sert porselen arası bir porselen elde edebiliyorlardı; dekorlar
(çiçek, hayvan), kobalt veya manganez mavisiyle be­lirtiliyordu. 1553′e doğru Portekiz acentalarının açılması, misyonların çoğalması (özellikle 1580′den sonra), Doğu Hint şirketleri­nin kurulması (1600 yılında ingiliz, 1602 yı­lında hollanda ve 1604′te fransız) porselenin Avrupa’da çok tutulmasının başlıca sebebi oldu; o devirde Avrupa’nın en büyük por­selen ithal merkezi Amsterdam idi.

Bu ara­da Fransa’da yumuşak hamur sanayii, fa­yans sanayiiyle birlikte gelişerek Avrupa’­nın bir kısmına yayıldı: Tournai, Alcora, Marieberg, İtalya v.b. Bu fritli porselen XVII. yy. sonlarında Fransa’da Claude Reverent (1664′de imalât imtiyazını almıştı), Rouen’li Louis Poterat (1693′te imtiyaz aldı) ve Chicaneau ailesi (Saint-Cloud 1702) ta­rafından çok geliştirilmişti.

1725 Yılında Chantilly imalâthanesi kuruldu; burada Ciquaire Cirou, «Kakiemon»u taklit etti; aynı imalâthaneden ayrılan Dubois kardeşler 1738′de Vincennes imalâthanesini açtılar. Mennecy Sceaux, Bourgla-Reine, Crepyen -Valois gibi birçok imalâthane Paris yakın­larına yerleşti; 1756 yılında Sevres’e nakle­dilen Vincennes imalâthanesinde sert por­selen yapılmağa başlandı.

Bu imalâthane başarısını, Boucher ve Fakonet gibi heykel­tıraş ve dekoratörlere borçluydu.
Taşrada Hannong ailesi 1719 yılında Stras-bourg’da bir imalâthane kurdu, fakat Vin­cennes tekeli yüzünden Frankthal’e göç et­ti, 1768′de tekrar yurda döndü. XVIII. yy. da Orleans, Arras, Marsilya ve Limoges’da fabrikalar kuruldu. Avrupa’nın öteki ül­kelerinde sert porselen üstünde çalışan baş­lıca sanatçılar arasında, Milano’m rahip Manfredo Settala (1600 -1680), ingiliz Dwight (1636-1703) ve Francis Place (doğ. York 1650), hollandalı Aelbregt de Keizer sayılabilir. İlk sert porseleni ya­panın Saksonya’lı, Walter Von Tschirnhaus (1651-1708) olduğu sanılmaktadır. Johann Friedrich Böttger adlı simyacının (1682 -1719), 1707′de bir porselen imalâthanesi kur­duran Saksonya seçicisi ve Polonya kralı August II’nin desteğiyle sert porselen yaptı­ğı kesinlikle bilinmektedir. Daha sonra 1710 yılında Meissen imalâthanesi kuruldu.

Bu imalâthanede, Saksonya’lı fabrikacı Schnorr’un 1698′de, San Andıes’de bulduğu ilk kaolin yatağından çıkarılan toprak kulla­nılıyor, dolayısıyle de üretimde bir gelişme olmuyordu, imalât çok gizli tutuluyor, fa­kat porselen hamurunun formülü yavaş ya­vaş bütün Almanya’ya yayılıyordu: 1718′de Viyana’da, 1750′de Höchst, 1753′te Nymp-henburg ve daha birçok şehirde porselen fabrikaları kuruldu. Süsleme tekniği de ay­nı şekilde gizli tutulurdu. Meissen’de en ta­nınmış sanatçılar, emaycı Johann Gregor Höroldt (1696-1775) ve heykeltıraş Kândler (1750′den önce) idi. 1735′e kadar çin por­selenleri taklit ediliyordu, 1740′a doğru çi­çek motifleri hâkim oldu; üretim 1750′ye doğru en yüksek seviyesini buldu ve 1756 yılında da gerileme devrine girdi.

1748′de Meissen’den ayrılan Viyana imalâthanesi, heykelci Niedermayer’in mitolojik heykelcik­leri sayesinde, 1760 sıralarında Avrupa’da büyük üne kavuştu; bu imalâthane 1778′e doğru modelci Anton Grassi’nin, 1784′ten sonra ise Konrad Von Sorgenthal’in eserleriyle ününü korudu. Bu arada, Nymphenburg’da Bustelli’nin 1760 yılına doğru yaptığı Commedia dell’arte figürlerini saymak yerinde olur. XVII. yy.da kurulan imalât­hanelerin hemen hepsi XIX. yy.da kapan­dı. 1830 Yılında Berlin’de, değişik kalın­lıklarda yarı saydam porselen işleyen litofani tekniği bulundu.

Avrupa’nın bellibaşlı porselen merkezleri olarak şunlar sayılabilir: İsveç’te Marie-berg (Stockholm karşısındaki Kunrgsholm adasında, 1758); Danimarka’da Kopenhag (Krallık imalâthanesi, 1775); Hollanda’da Amsterdam yakınındaki Weesp (1757), Oud-Loosdrecht (1774-1782) ve Ouder-Amstel (1782); Belçika’da Tournai (1751), Schaerbeek’teki Monplaisir (1786) ve Etterbeek (1787); İsviçre’de Zürich yakınlarındaki Schoren (1763) ve Nyon (1781); Rusya’da 1745′ten sonra kurulan Moskova Krallık imalât­hanesi; Portekiz’de, 1773′te bir kaolin ya­tağının bulunmasından sonra kurulmuş Vista Alegre (1824); Robert Hancock’un 1755′te «transfert painting» süsleme tekniğini bulduğu ve W. Cookworthy’nin 1768 yılında kaolinli hamurun bileşimini tek başına keşf­ettiği İngiltere’de ise çok sayıda porselen merkezi vardı: Chelsea, Derby, Bow, Lowertoft, Lougton Hail, Bristol, Worcester, Liverpool, Plymouth, Rockingham v.b.;

İtalya’nın başlıca imalâthaneleri ise, Vene­dik (1720), Le Nove (1761), kısa süre çalış­mış olmakla birlikte yumuşak hamj$r bakı­mından önemli olan Treviso, hâlâ” çalışan Doccia (1737), Capodimonte ve Napoli Krallık imalâthaneleri (1740), Portici, Tori-no, Vinovo, Roma imalâthaneleridir. Carlo IIl’ün 1754 yılında Sicilya krallığından vaz geçmesi üzerine, Capodimonte imalâthanesi Madrid’e taşınarak, Buen Retiro krallık imalâthanesi adını aldı ve bütün salonlar porselenle süslenmeğe başlandı. Diğer bir krallık imalâthanesi 1817 yılında Moncloa’da kuruldu; Valencia yakınlarında Alcora’da 1751′den beri frit yapılıyordu; 1851 yılında ise Limoges’dan ayrılan Baignol, Pasajes’te bir imalâthane kurdu.

Çin porseleni avrupa porseleninden pek farklı değildir. Hamurundaki kaolin miktarı çok düşüktür, bir tek pişim yapılır ve bi­leşimdeki kalsiyum yüzünden yeşilimsi renk alır; daldırma yoluyle değil de püskürtme yoluyle sırlanır. Avrupa porseleninde feldispata göre kaolin oranının yüksek olması, bu porselenin yüksek derecelere dayanmasını ve uzun ömürlü olmasını sağlar.

• Türkiye’de porselen sanayii son yıllarda gelişme gösterdi. Bugün şu müesseselerin modern tesislerinde porselen yapılmaktadır: Sümerbank Yıldız Porselen Sanayii müesse­sesi (1962), Sümerbank Yarımca Porselen, Seramik ve Çini Sanayii müessesesi (1968), İstanbul Porselen Sanayii müessesesi (1963).

— Zool. «Porselen»ler bombeli oval kavkılı hayvanlardır; kavkı ağzı, dişli kenarında uzun ve dar bir yarık şeklindedir. Parlak, sağlam ve cilâlı olan kavkısı genellikle deği­şik ve dilim dilim renklidir. Kaplanpostu porselen (Cypraea tigris) kızıl sarı veya pembemsi renkte, esmer harelidir, Hint okyanusunda çok bulunur. (LM)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORSELEN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORFİRİN

Tarih 05 Haziran 2009

PORFİRİN i. (fr. porphyrine). Kim. Porfirindeki sekiz dış hidrojen atomunun sekiz kökle ornatılmasından türeyen heterosiklik bileşiklerin genel adı.
— ANSîKL. Kim. Porfirindi çok kararlı bileşiklerdir; madenî tuzlan (magnezyum, demir, bakır), klorofil, hemoglobin gibi ta­biî pigmentlerin protit olmayan kısımlarını meydana getirir. Karmaşık görünüşlerine rağmen, birçok tabiî porfirin sentetik olarak elde edilmiştir.
— Biyokim. Hemoglobin’in prostetik grubu, demirini kaybederse bir porfirin olur. (Bir porfirinle iki değerli bir demirin birleşme­sinden doğan cisim bir «hem»’dir. Porfirinler solunum olaylarında önemli bir rol oynar. Ayrıca, bu cisimlerin metabolizma­sında bir bozukluk olduğu zaman hasta sidiğinde de porfirin bulunabilir. Bk. PORFIRîA. (L)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORFİRİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİOMBİNO

Tarih 05 Haziran 2009

PİOMBİNO, italya’da şehir, Toscana’da (Liverno ili), Piombino körfezi kıyısında; 35 500 nüf. XIV. yy.dan kalma kilise. Elbe (Elba) adasından çıkarılan demir filiziyle besle­nen önemli demir sanayii. Limanından El­be’ye düzenli vapur seferleri yapılır.

— Tar. Pisa başpiskoposlarının mülkü olan Piombino, Galeazzo Visconti tarafından Gherardo d’Appiani’ye bırakıldı (1399) ve im­parator Rudolf II tarafından (1594) prens­lik haline getirilerek lacopo VII Appiani’ye verildi; Ludovisi’lere (1634), sonra Boncompagni’lere (1706) geçti. Floransa antlaşmasıyle (28 mart 1801) Piombino prensliğini ele geçiren Iki Sicilya kralı, şehri Fransa’ya bı­raktı; Fransa 26 ağustos 1802′de Piombino’ yu resmen ilhak etti. Napolyon, şehri Lucca prensliğiyle birlikte imparatorluk fief’i ola­rak kızkardeşi Felice Bacciochi’ye verdi (mart 1805). Toscana ile birleşmesinden son­ra (mayıs 1808) Piombino, Toscana büyük düşesi olan Elisa’nın yönetimi altında Ak­deniz idare bölgesine katıldı; Viyana kong­resinde (1815) Toscana’nın avusturyalı bü­yük düküne geri verildi. (l)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİOMBİNO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTEKİZCE

Tarih 05 Haziran 2009

PORTEKİZCE i. Portekiz’de konuşulan dil.
— ANSiKL. Leng. Genel bilgiler. Hıristi­yanların İberik yarımadasını Moritanyalı­lardan alması yarımadadaki bütün diller gibi Portekizce’nin tarihini de büyük ölçü­de etkiledi.
(Bk. BECONOUiSTA.) Porte­kizce coğrafya ve dil açısından galicia leh­çesine dayanır. Tarihî şartlar yarımadanın bütün batı kıyılarına yayılan bu dil öbeği­nin ikiye bölünerek iki ayrı ülkede konuşulmasına yol açtı. (Bk. PORTEKİZ.) Doğu -batı yönünde gelişen hıristiyan fetihlerinin çeşitli evreleri galicia lehçesi ile Portekizceyi içine alan dil bölgesinin lehçelere ayrıl­masına sebep oldu. Genellikle üç öbek ayırt edilir: kuzeyde Galicia ve Entre-Douro-e-Minho ile TrasosMontes; ortada Beira; güneyde Estremadura, Alentejo ve Algarve ağızları. Ayrıca Ispanya-Portekiz sınırı bo­yunca bazı bölgelerde de, belli bir lehçe öbeğine sokulması çok güç olan karma ağız­lar konuşulur.
• Avrupa Portekizcesi.
a) Fonetik, ünlü sistemi, şiddet vurgusunun yerine bağlıdır. Aynı fonem vurgulu olduğu zaman başka (açık, kuvvetli tipte), vurgusuz olduğu za­man başka söylenir (daha kapalı, zayıf tip­te). Meselâ dorme (dorm okunur) dormir (durmir okunur) ile, fâlo (konuşuyorum, falu okunur) ise falar (follar okunur) ile karşıtlaşır. Bundan başka, birçok genizsi ünlüden meydana gelen bir diziyle genizsi [i] (port. fim) ve genizsi [u] (port. um) var­dır. Castilla dilinde meydana gelenden fark­lı olarak, Portekizce açık veya kapalı ün­lü tınılarına dayanan ses karşıtlıklarına yer verir; meselâ avo «büyük baba», avo «büyük anne» ile karşıtlaşır v.b. Ünsüz sistemi de çok zengindir (castilla dilinde bulunmayan ş, j, z, v sesleri Portekizce’de vardır). Tarihsel gelişme sonucu iki ünlü arasındaki [l] ve [n]‘nin düşmesi dilde önemli evrimlerin oluşmasına yol açtı
(la = castilla dilinde lana; ceu = castilla di­linde cielo).

b) Morfoloji ve sözdizimi. Diminütif iç-ekler (sevgi belirten) ve geliştirme ekleri (kö­tü anlam getirenler) çok kullanılır (amigodan amig-alh-aç-o, casa’dan, cas-inh-ot-a v.b.). İyelik zamiri genellikle tanım edatıy-le birlikte kullanılır (a sua pena, onun kale­mi). Şahıs zamirleri ve bazı fiil biçimleri bireşimlere girdikleri zaman bozuşur (nos + os = no — los; falar + o = falâ-lo) İki olmak fiili vardır: ser (ayrılmazlık nite­liği için) ve estar; birleşik zamanların yar­dımcı fiili ise ter’dir. Gelecek zaman ve şart kipi eski castilla dilinde olduğu gibi yardımcı zamiri iç-ek olarak alır
(dir Iho — emos = dir [dizer] + Ihe + o + e-mos, «biz onu ona söyleyeceğiz»). Latince bildirme kipinin plusquoperfectum’u mu­hafaza edilmiştir (tivera, onun vardı). Mas­tarın çok kullanılan şahıslı bir çekimi var­dır (dizerem — «söylemek, onlara», «onların söyleme eylemi», sem o sabermos — «biz, o-nu bilmeden»).
c) Sözlük. Portekizce kelime hazinesinin büyük kısmı Latince’den gelir; ama bunun yanı sıra Arapça (alferes, «süvari sancakta­rı»; alcachöfra, «dikenli demir engel»), germen dilleri (orgulho, «gurur»; albergar, «konuk etmek»; roubar, «aşırmak»), İtal­yanca (embaixada, «elçilik»; pilöto, «pilot»), Fransızca (pajem «hizmetkâr»; detalhar, «parçalara ayırmak»), Amerikanca (tapio-ca; tocaio, «adaş») ve Asya’daki sömürge­lerden gelme kelimelere de (charuto, «pu­ro» [Hindistan], leaue «yelpaze» [Japonya]) rastlanır.
d) İmlâ. Portekizce’de bir imlâ meselesi or­taya çıkar. İmlâyı birleştirmek (diftonglar, yazı vurgulan; çift ünsüzler v.b.) için Portekiz ile Brezilya arasında birçok an­laşma yapıldı ve imlâ sözlükleri yayımlan­dı.

• Avrupa dışında konuşulan Portekizce,
a) Portekizce Avrupa dışında en yaygın ola­rak Brezilya’da konuşulur. Portekizce, Bre­zilya’da anavatanda olduğundan daha açık seçik olarak telaffuz edilir ve brezilya te­laffuzu daha çok castilla lehçesininkine benzer (ünlüler vurgusuz oldukları zaman çok hafif bir tını değişikliğine uğrar); dif­tongların telaffuzunda bazı farklar, keli­me sonundaki .s’lerde değişme eğilimi (bu durum tek biçimde birleşme yolunda olan fiil çekim eklerini büyük ölçüde etkiler) ve kelime sonundaki r’lerde yumuşama gö­ze çarpar. Kelime sırasında (meselâ, para eu ver, para mim ver olur). Kelime ha­zinesinde birçok özellik görülür. Portekiz­ce comboio, «tren»e karşılık brezilya dili trem verir; Portekiz’de «tereyağı» anlamı­na gelen manteriga Brezilya’da «sıvı yağ»ı belirtir. Birçok kelimeye ise yalnız Bre­zilya’da rastlanır: o cangaceiro, «haydut»; defuntear, «öldürmek» v.b. b) Madere, Açores ve Afrika kıtasının başka bölgelerinde konuşulan Portekizce, güney portekiz ağızlarına bağlanır, ama güney portekiz ağızlarıyle Afrika Portekiz­cesi arasında özellikle telaffuz alanında bazı farklar vardır. Hindistan Portekizcesi (Seylan, Goa, Diu v.b.) diftongların sayı­sını azaltma, Ih’ı y’ye dönüştürme eğilimi gösterir ve morfosentaks bakımından alt tabaka dillerinin etkisinde kalır; bu durum Macao ve Malezya’da da görülür. (L)
PORTEKİZ DOĞU AFRİKASI. Bk. MO­ZAMBİK.
PORTEKİZ GİNESİ. Bk. GİNE (POBTE-Kiz — si).

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTEKİZCE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POPE (Franklin Leonard)

Tarih 04 Haziran 2009

POPE (Franklin Leonard), amerikalı mü­hendis (1847-New York 1895). 1870′te Thomas Edison ile birlikte çalıştı ve büyük merkezlerde, özellikle borsada otomatik baskı ile para kurunu bildiren tek telli tel­graf kaydedicisini buldu. İki yıl sonra A.B.D.’nin en önemli demiryollarında kullanılan bir elektrik işaret sistemi keşfetti. Demir­yollarının teknik servisi ve ona bağlı telgraf işleriyle ilgilendi. Laboratuvarında kendi icadı olan yüksek güçte bir makineyi işle­tirken cereyana kapılıp öldü. (L)

04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POPE (Franklin Leonard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PONTOS-EUKSEİNOS

Tarih 04 Haziran 2009

PONTOS-EUKSEİNOS, lat. Pontus Euxinus, Esk. coğ. Karadeniz. (Pontos kral­lığı adını buradan aldı.) Bu sisli ve çoğun­lukla dalgalı denizden (zıt anlamlı Eukseinos «konuksever» adını almadan önce Akseinos «konuksevmez») korkmalarına rağ­men Karia’lılar ve Akhalar daha M.ö. X. yy.da Asya kıyılarındaki altın ve demir ma­denlerini işlettiler (Argonaut’lar efsanesi). Pontos-Euxseinos, ton balığı avcılığı, buğ­dayı, av hayvanları ve madenleriyle Yunan­lıları çekti; fakat ilk ticaret acentaları M. ö. VIII. yy. sonundaki iskit istilâsıyle mahvoldu. Bundan sonra Miletoslular Pontos-Eukseinos kıyılarında çeşitli ticaret acen­taları kurdular. Buralarda esir, post, buğ­day, amber ve değerli madenlerle Rodos, Sisam (Samos) ve Miletos’tan gelen şarap, yağ ve çanak çömlek değiş tokuş edilirdi. M.ö. V. yy.da deniz hâkimiyeti önce Atina’­ya Peloponnesos savaşlarından sonra da Bosporos Kimmeros krallığına geçti. Yu­nan ticaret acentaları M. S. III. yy.a kadar zenginliğini korudu. (Bk. Karadeniz.) [L]

04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PONTOS-EUKSEİNOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Polonya’dan Türkiye’ye İhracat

Tarih 03 Haziran 2009

POLONYA’DA YABANCI YATIRIM ORANI:
“DEĞERLENDİRME”

Yabancı firmaların geçtiğimiz yıl yani 2006′da Polonya’ya rekor düzeyde yatırım yapmış olmalarına karşın, yatırım tutarı kişi başına vurulduğunda, ör. Çek Cumhuriyeti ve Macaristan gibi bölgemizin başka ülkelerine göre hala sönük kalındı.

Polonya gittikçe daha fazla dış yatırım alıyor. Başta LCD ekranlar olmak üzere elektronik cihaz üretiminde yavaş yavaş bir üretim devine dönüşüyoruz. Toshiba, Funai, Sharp, LG Philips ya da Dell gibi dünya devleri Polonya’da fabrikalar kuruyorlar. Bunu da otomobil, yakıt ya besin sektörleri için yapılan (özellikle Toyota, Bridgestone, Shell ya da Carlsberg şirketleri tarafından) yapılan yatırımlar izliyor. Bu şirketler, binlerce yeni iş yeri yaratırken, yeni teknolojilerin Polonya’ya akarılmasına da etki ediyorlar. Onlar sayesinde ekonomi daha çabuk gelişiyor. Yabancı konsorsiyumlar, 2006 yılı sonuna kadar Polonya’da yaklaşık 180 milyar Dolar yatırım yaptılar. Bu, kişi başına 2,8 bin Dolar’ı aşkın bir yatırım demek. Ancak bu rakam, sıradan bir Çek vatandaşı için 6,3 bin Dolar’ın, bir Macar içinse 6,7 bin Dolar’ın üzerinde gerçekleşiyor.

Geçen yıl, Polonya için bir rekor yılı oldu; Polonya Merkez Bankası’nın ilk verilerine göre yatırımlar 14,7 milyar Dolar’a erişti. Bu rakam, geçen yıla göre 5 milyar Dolar’ın üzerinde bir artış demek.
Polonya şirketlerinin yurtdışındaki doğrudan yatırımları da artıyor. 2006 yılında 4,3 milyar Dolarlık dış yatırımla rekor bir rakam yakalandı. Bu rakamda, Litvanya’nın Mozejki rafinerisinin PKN Orlen tarafından 2, 34 milyar Dolara alınmasının büyük payı var. Peki, yabancı şirketleri Polonya’ya çeken şey ne? Dünya Bankası’nın Polonyalı iktisatçılarından Leszek Kasek’e göre, sanayide çalışma verimliliğinin dinamik gelişimi, talep piyasasının büyüklüğü ve Avrupa şartlarına göre hala ucuz olmayı sürdüren iş gücü, bu çekiciliğin nedenleri. Yurtdışı yatırımlar, sadece ekonominin modernleşmesine etki etmekle kalmıyor, ama aynı zamanda Polonya’nın dış ticaretini de şekillendiriyorlar.

Yabancı sermayeli şirketlerin Polonya’nın ithalatında ve ihracatında %60′ı aşan payları var. Özellikle onlar sayesinde ticaret çabuk gelişiyor. Polonya Merkez Bankası verilerine göre, Polonya’da faaliyet sürdüren şirketler geçtiğimiz yıl (2005 yılına göre %19,8′lik bir artışla) 93 milyar Dolarlık mal ihracı gerçekleştirmişler. Aynı dönemde ithalat yaklaşık 97 milyar Dolar artarak bir önceki yıla göre %21,5 daha fazla olarak gerçekleşmiş.

http://www.ankara.polemb.net

Ticaret, ekonomi ve yatırım konularında işbirliğinin durumu
(seviyesi, dinamiği, yapısı ve bilançosu)

Polonya’da Gümrük Giriş ve Çıkış Beyannamelerindeki verilere göre hazırlanan istatistiki bilgiler doğrultusunda, Türkiye ile karşılıklı ticari cirolar aşağıdaki şekildedir (yıllardaki ihracat ve ithalat tutarlarının değişiklikleri yüzde olarak ve 1999 yılındaki değerler baz alınarak hesaplanmıştır):

(milyon ABD Dolari)

Yıllar

1999

%

2000

%

2001

%

2002

%

İhracat

84,4

100

132,9

157,4

138,0

163,5

255,3

302,0

İthalat

193,6

100

215,8

111,4

399,1

206,1

629,3

325,0

Toplam

278,0

100

348,7

125,4

537,1

193,2

884,6

318,2

Fark

-109,2

x

-83,0

x

-261,1

x

-374,0

x

T.C Devlet İstatistik Enstitüsü ‘nün verilerine göre ise karşılıklı ticari cirolar aşağıda gibidir :

Yıllar

1999

2000

2001

2002

Polonya’dan Türkiye’ye İhracat

81,2

163,9

168,1

244,2

Polonya’nın Türkiye’den İthalatı

219,6

173,4

240,7

340,5

Toplam

300,0

337,3

408,8

584,7

Fark

-138,4

-10,0

-72,6

-96,0

Yukarıdaki bilgilere göre Polonya ve Türk istatistikleri arasında ciddi farklar mevcuttur. Türk istatistikleri Polonya’ya ihracatı düşük göstermektedir. Dokuma ürünleri gibi kalemlerde yaklaşık 100 milyon ABD Doları tutarında ihracat gösterilmiş, Polonya istatistiklerine göre ise bu ürünlerin ithalatı 222 milyon ABD Doları tutarında kaydedilmiştir. Motorlu araç kaleminde Türk verileri 90 milyon ABD Doları tutarında ihracat gösterilmekte, Polonya istatistiklerinde ise bu tutar 156 milyon ABD Dolarıdır.

Bu farklar, Türk mallarının Polonya gümrük sahasına üçüncü ülkeler (örneğin Almanya veya İtalya) üzerinden girebilme ihtimalinden dolayı kısmen açıklanabilir.

2002 yılında karşılıklı ticaret hacminde önemli artış kaydedilmiştir. 2001 yılına göre Polonya’nın ihracatı % 85, ithalatı ise % 57′ye yakın oranda büyümüştür.

2002 yılında Polonya’nın Türkiye’ye ihracatındaki başlıca ürünler
(bir önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırma)

No.

PCN
kodu

Ürün adı

2002
İhracat
mln USD

İhracat
dinamiği
%

İhracattaki
payı
%

1

8540

Sıcak ve soğuk katotlu elektronik lambalar, fotoseller, vakumlu lambalar, vs.

90,635

164,9

35,50

2

8905

Fener gemileri, itfaiye gemileri, yüzen vinç, dok, platform

23,963

9,38

3

2701

Taş kömürü, briketler ve kömürden mamul diğer yakıtlar

14,556

241,3

5,70

4

8539

Flamalı ampul ve lambalar, far setleri, ultraviole ve infrared ışın kaynakları

6,745

123,8

2,64

5

7216

Alaşımsız çelikten köşebent ve profiller

5,564

582,2

2,18

6

8212

Usturalar, tıraş makineleri, jiletler (yarı mamul şeritler halinde olanlar dahil)

5,472

102,1

2,14

7

4804

Kükürtlü, kaplamasız kağıt ve mukavva, rulo ve tabaka halinde, 4802. veya 4803. maddedekiler hariç

5,092

214,9

1,99

8

4011

Araç dış lastikleri, yeni

4,306

120,3

1,69

9

3904

PVC ve diğer klorlu alkenler, basit formlarda

4,145

327,6

1,62

10

8708

Motorlu araçların parça ve aksamları, 8701 – 8705′e göre

3,819

80,6

1,50

11

7308

9406. madde hariç konstrüksiyonlar ve çelik konstrüksiyonların parçaları

3,672

832,7

1,44

12

8503

Sadece 8501. ve 8502. Maddelerdeki makineler için parçalar

3,445

1,35

13

7204

Çelik ve demir döküm hurda ve atıkları, ve onların tekrar eritmede kullanılan kaplar

3,362

1,32

14

3902

Basit formlarda propilen veya diğer alkenlerin polimerleri

3,129

139,8

1,23

15

8408

Kendinden ateşlemeli akaryakıt motorları

2,419

111,0

0,95

16

3214

Camcı macunu, reçine esaslı macunlar, boyacılıkta kullanılan dolgu malzemeleri ve diğerleri

2,222

261,6

0,87

17

3105

Nitrat, fosfor veya potasyum arasından iki veya üçünü içeren mineral ve kimyasal gübreler

2,194

0,86

18

8413

Ölçüm cihazı olan olmayan sıvı için pompalar,sıvı için liftler

2,008

223,7

0,79

2002 yılında Polonya’nın Türkiye’den ithalatındaki başlıca ürünler
(bir önceki yılın aynı dönemi = %100)

No.

PCN
kodu

Ürün adı

2002
İthalat
mln USD

İthalat
dinamiği
%

İthalattaki
Payı
%

1

8703

Motorlu araçlar, binek, binek-yük araçları (8702. maddedekiler hariç) ve yarış araçları 104,147 160,3 16,55
2

8528

TV yayını için alıcı cihazlar, monitör ve video projektörleri 27,543 129,5 4,38
3

8413

Ölçüm cihazı olan veya olmayan sıvı için pompalar, sıvı için liftler 26,442 4,20
4

2401

İşlenmemiş tütün, tütün atıkları 23,873 272,4 3,79
5

5209

Pamuk oranı % 85 ve daha fazla olan ve ağırlığı 200g/m2′den fazla olan pamuklu kumaşlar 23,242 106,4 3,69
6

5801

Kaplamalı ve şenil kumaşlar, 5802. ve 5806. maddeler hariç 16,758 324,8 2,66
7

6110

Örme kumaştan bluzlar, kazaklar, hırkalar, yelekler vs. 16,714 216,1 2,66
8

6204

Bayan ve kız çocuğu için giyim eşyaları, takımlar, ceketler, elbiseler, etekler ve pantolonlar 15,170 221,6 2,41
9

6109

Örme kumaştan her türlü tişört, atlet 13,466 218,0 2,14
10

8708

Motorlu araçların parça ve aksamları, 8701 – 8705′e göre 13,312 156,7 2,12
11

3401

Sabun ve sabun olarak kullanılan organik, yüzeysel aktif maddeler, sabun içeren kağıtlar vs. 12,928 112,5 2,05
12

5509

Sentetik elyaftan iplik (dikiş ipliği hariç), perakende satış amaçlı olmayan 12,288 420,0 1,95
13

0805

Taze veya kurutulmuş narenciye meyveleri 11,110 115,2 1,77
14

8504

Elektrik transformatörleri, redresörler ve benzerleri, ikaz cihazları 11,043 156,1 1,75
15

5407

Sentetik elyaf ipliğinden kumaş, 5404. maddedeki malzemeden yapılan kumaşlar dahil 10,459 139,0 1,66
16

8702

Sürücü dahil on veya daha fazla kişinin taşınması için motorlu araçlar 10,322 129,5 1,64
17

0802

Taze veya kurutulmuş kabuklu yemiş, 0801. maddedekiler hariç 9,806 120,0 1,56

http://www.ankara.polemb.net

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Polonya’dan Türkiye’ye İhracat hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLONYA (Küçük)

Tarih 03 Haziran 2009

POLONYA (Küçük), polca Malopolska, Polonya’da coğrafî bölge, Krakow ile Var­şova arasında, Vistül’ün çizdiği büyük kıv­rımın iç kısmında. Küçük Polonya engebe­li bir bölgedir ve çoğu yeri ormanlarla kaplıdır; Swietokrzyskie («Kutsal haç») kütlesi denen (Lysica doruğunda 611 m) küçük bir hersinyen kütle ile, birbirine bağ­lanan bir yaylalar bütününü içine alır; yay­lalar Swietokrzyskie kütlesiyle Yukarı Silezya’daki hersinyen tümsek arasında tortul bir havza meydana getirir. Bu bölgede önemli maden kaynakları vardır: Swietokrzyskie kütlesi kenarında ve Czestochowa bölgesinde demir madeni; Yukarı Silezya’nın kömürlü topraklarına hâkim olan Krakow Jürası’nda çinko ve kurşun maden­leri. Yaylalardaki verimli topraklarda buğ­day, çavdar ve patates yetiştirilir. Hayvan­cılık gelişmiştir. Polonya’nın iç kısmında pek büyük şehirler yoktur: kalabalık şe­hirler kenar kesimlerde Lodz ve Krakow’dadır. (L)

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLONYA (Küçük) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLONYA SİNEMA

Tarih 03 Haziran 2009

POLONYA SİNEMA

Polonya sineması, İkinci Dünya savaşın­dan sonra güç bir dönem geçirdi. Savaşta birçok tiyatro ve sinema salonunun yanı sıra filim stüdyoları da yıkılmıştı. Bunun­la beraber daha 1947′de bu stüdyoların ye­niden yapımı için faaliyete geçildi ve Lodz’da bir yüksek sinema okulu kuruldu. Ama yine de yıllık filim sayısında önemli bir artış görülmedi (1947′de 2, 1949′da 3, 1952′de 4, 1954′te 10 filim). Kalıplaşmış bir konuya ve basit bir ideolojiye dayanan bu dönemdeki eserlerin herhangi bir sanat id­diası yoktur. Ama buna rağmen dikkati çeken birkaç kişi sayılabilir:

Leonard Bucakosvki, Jerzy Zarzycki, Jan Rybkowski ve özellikle Auchwitz toplama kampla­rını ele alan etkili bir röportaj filmi yapa­rak milletlerarası bir başarı kazanan Wanda Jakubouvska (Ostatni Etap [Son Durak], 1948); önce ordu sinema stüdyoları yönet­meni, sonra Devlet Filim Polski (Polonya filimi) müdürü olan ve daha sonra da re­jisörlüğe dönerek Ulica Graniczna (Sınır Sokağı) [1948] ve Mlodos Szopina (Chopin’in Gençliği) [1952] adlı filimleri çeviren Alexander Ford. 1954-1956 Döneminde filimcilik alanında büyük bir değişiklik ol­du. Devlet, sinema sanatının bütün so­rumluluğunu çeşitli üretim grupları meyda­na getiren rejisör ve senaryocular derne­ğine bıraktı. Yıllık filim sayısı arttı (1957′de 16 filim) ve genç istidatların gelişme­sine elverişli bir ortam hazırlandı. Bu sa­natçılar, Polonya sinemasının milletlerara­sı alanda önem kazanmasını sağladılar. Alexander Ford, Piatkaz UIici Barskiej (Barşka Sokağının Beş Çocuğu); Jerzy Kawalerowicz, Celuloza (Hatıralar Gecesi) [1954]; Andrzej Wajda, Pokolenie (Genç Kuşaklar) [1955]; Andrzej Munk, Czelowiek Na Torze (Demiryolu Üstündeki Adam) [1966] adlı filimleriyle kişiliklerini belirten eserler verdiler. Bu eserlerde gerçekçi ve eleştirici bir hava dikkati çeker. Ama bu gerçekçilik çoğunlukla karamsar bir ro­mantizmin ağır bastığı filimlerin yapılmasına da yol açtı. Ayrıca, bu filimlerde, iş­gal sırasında Polonyalıların derinden deri­ne etkisini duyduğu ahlâkî ve psikolojik meseleler de büyük bir içtenlikle ele alın­mıştı. Yararsız, ama zorunlu kahramanlık, kişilerin kavrayamadığı, ama sonuçlarına katlanmak zorunda kaldıkları kuru tarih mantığı, kendi milleti içinde yerini bulama­yan insanın dramı bu filimlerin başlıca temalarıdır. Bu konuları, komşu sosyalist cumhuriyetlerin sinema sanatları üstünde özellikle etki yapmış olan dört yönetmen başarılı bir biçimde ele aldılar: Jerzy Kawalerowicz Cien (Gölge) [1956] ve Prawdziwy Koniec Vielkiej Vojny (Büyük Sa­vaşın Âdil Sonucu) [1957] adlı filimlerinden sonra Pociag’ı (Gece Treni) ve gerçek estetik nitelikler taşıyan Meleklerin Joanna Anası’nı (Matka Joanna Od Aniotow) [1961], üslûbu çoğunlukla barok bir anla­tımcılığa yakın olan taşkın mizaçlı Andr­zej Wajda Kanal (Kanal) [1957], Küller ve Elmas (Popiol i Diament) [1958], Lotna (Lotna) [1959], Suçsuz Büyücüler (Niewinni Czarodzieje) [1960] ve Samson’u (Samson), Andrzej Munk Eroica (1957), Satılık Kan (1959) ve tamamlayamadığı Paşazerka (Yolcu) [1961], milletlerarası alanda daha az tanınmış olan Wojciech Has Pozegnania (Vedalar) [1958], Wsyolniz Pokoş (Or­tak Oda) [1959] ve Razotanie (Güle Güle Gençlik) [1961] adlı eserleri verdiler.

Bu arada başka genç yöneticiler de ortaya çıktı. Bunlar arasında, alaycı ve iğneleyi­ci bir üslûpla çeşitli kısa filimler ve Su­daki Bıçak (Nozw Wodzie) [1962] adlı uzun metrajlı bir filim çevirdikten sonra mesleğine Fransa ve İngiltere’de devam eden Roman Polanski; Ostatni Dzien Lata (Yazın Son Günü) [1958] adlı orta uzunluk­ta şaşırtıcı bir filimle işe başlayan ve sonra Zadnazki (Kıyamet Günü) [1962] ve Salto’yu (1963) çeviren romancı Tadeusz Konwicki; Kimse Çağırmıyor (1960), Tren­de Panik (1961), Sessizlik (1964) adlı filimleri yapan Kazimierz Kutz ile Czeslavv Petelsk, Janusz Morgenstern ve Stanislav Rozewicz yer alır. Ne var ki, bu dönemden sonra Polonya sinemasının bir duraklama devrine girdiği ve öncülüğü Çekoslovak ve Macar sinemalarına kaptırdığı söylenebilir. Alexander Ford’dan (Toton Şövalyeleri [Krzyzacy], 1960) sonra Andrzej Wajda (Küller) ve Jerzy Kawalerowicz (Firavun [Faraon], 1965) büyük tarihî konuları ele aldılar. Buna karşılık Wojciech Has, Potocki’nin eserinden alınan Zaragoza’da Bulunan Elyazması (Rekopis Zmaleziony W Saragossie) [1964] adlı şaşırtıcı bir eseri sinemaya başarıyla uyguladı. Yeni yetişen­ler arasında ise, Jerzy Skolimowski, tedir­gin, düzensiz ve saldırgan bir sinema anlayışıyle ilgi çekmeyi başardı (Terk, 1965; Engel, 1966; Harekât, 1967).

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLONYA SİNEMA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLONYA GÜZEL SANATLAR

Tarih 03 Haziran 2009

POLONYA GÜZEL SANATLAR
Başlangıç

İçinde yontulmuş ve oyulmuş taşlar bulu­nan Okiennik ve Maszyce mağaraları Paleolitik çağdan kalmadır. Neolitik çağla bir­likte tarımsal hayat başlar ve Polonya da­ha o zamandan büyük medeniyet göçlerinin bir çeşit kavşak noktası, haline gelir. İçin­de megalitik çağ vazoları (Borkow, Pienazkowa), silâhlar (üç-Haç tepesi), şerit biçimi süslemeli vazolar bulunan höyükler, Asya (Doğu) ve Vikingler (Kuzey) etkilerinin çakıstığını gösterir. Tunç çağında, bu sanat batıya geçer (Hallstatt medeniyeti); amber ticareti ülkeyi zenginleştirdi; süslü silâhlar, altından yapılmış eşya (Kobiernice’nin kılıcı), taçlar, kelt paraları (Oswiecim), toka­lar ve mücevherler bu zenginliği belirtir. Çağımızın başlangıcında İskitler ülkeye hayvan biçimli süslemeyi, IV. yy.da da Hunlar ve Sarmatlar bozkır sanatının üs­lûbunu ve geometrik süslemeleri getirdi­ler. Bu arada, Podolya’daki tunç bir el, Pomorze’deki taş figürü, Wroclaw’daki iş­lemeli gümüş vazo da akdeniz etkisini belirtir. Sarmat üslûbu zamanla helen ka­rakterini aldı. 1930′dan beri yapılan ka­zılar polonya protohistoryası konusunda bilgi edinmeyi sağladı: Pivvonice’de cam ku­palar (V. yy.), demir mahmuzlar (VI. yy.), vazolar, tornada çekildiği anlaşılan ve biraz doğu etkisini taşıyan çanaklar. Ahşap yapı­lar X. yy.dan kalmadır. XI. yy.da, bu yapı kirişlerinin birbirine demir kancalarla bağ­landığı görülür. Gniezno’da (800-950) subasmanlar taştandır.

Roman sanatı
Polonya 966′da Hıristiyanlığı kabul etti. Ro­man sanatı öncesi kapellaları (dairesel planlı, taştan) gitgide daha çok görülmeğe başladı. En ünlü kapelîa Krakovv’da Wawel’deki değirmi yapıdır (X. yy.). Bu yapı tipi, XIV. yy.a kadar sürdü. XII. yy.dan itibaren de tahkimli kiliseler ortaya çıktı. Bu kiliselerin planı, çapraz sahınlar, anakapılarda kare biçimli burçlar ve komşu şato ile bağlantılı balkonlarla zenginleşti. Wawel’deki Sw. Leonard yeraltı mezarı bir istisna’dir. Tahkimli kiliselerin arasında, XII. yüzyıldan, Opatow, Kruszvvica, Krakow’daki Sw. Andrej, İnowroclaw, Tum ve Plock kiliseleri sayılabilir. Ayrıca, yuvarlak kuleli küçük köy kiliseleri de vardır. Cîteaux tarikatının üyeleri üslûplarını Jedrzjov (XII. yy.), Sulejow (XIII. yy.) ve Wachock’a getirdiler. Merkezî bizans planı (Wislica) bazen roman planiyle birleşir (Strzelno, Halicz).

Heykelcilik fransız etkisinde kaldı: CzerwinSk, Tum, Wroclaw’daki Sw. Maria -Magdalena (XII. yy.) kiliselerinin ana ka­pıları, Stronsk kilisesinin alınlık tablasın­da canayarlar, Wysocice kilisesinde ise taht üzerinde bir İsa temsil edilmiştir. Heykel­ler âyin çerçevesinde gösterilir: Goslice (XIII. yy.). Mezar taşları, XIII. yy.’da geometrik süslemeli (Cîteaux tarikatının Wachock’taki kilisesi), XIV. yy.da da oyma şeklindedir. Plock ve Gniezno katedralle­rinin dikkate değer tunçtan kapıları vardı (Plock katedralininkiler bugün S.S.C.B.’de­dir.).

Resim yalnız minyatürlerle temsil edilir; is­lav tipi figürlerin batılı unsurlarla birarada işlenmiş olduğu görülür: Tyniec Âyin Dua­ları Kitabı (XI. yy.), benediktin rahibi Leopard’ın Âyin Duaları Kitabı (XII. yy.) (Plock sarayı), Azize Edwige Efsanesi (XIV. yy.). Ciltçilik sanatında, çok ince oymalı fildişi levhalar görülür (Lwow’daki İsa’­nın Çarmıha Gerilişi, XV. yy. başı). Ku­yumculuk da (altın, savatlı veya mineli gü­müş) önemlidir: bu alanda Kujawy (X. yy.) ile Mazovya’lı Konrad’ın kilise vazosu ve kutsal çanağı sayılabilir. Dinî süslemeler arasında, en çok beğenilen eser aziz Stanislaw’ın mitra’sıdır (XIII. yy.).

Gotik sanat

Tarikatların yayılmasıyle ülkeye sivri tonoz girdi (Sulejov/, 1232; Tyniec, 1250) ve gotik tarzın yayılması barok çağına kadar sürdü. Tuğla ve moloz taşının kullanılması da Krakow üslûbunu ortaya çıkardı: dayanma ke­merlerinin yerini içteki gömme ayakları destekleyen ve çatıda çıkıntı yapan dayan­ma ayakları aldı (Krakow’daki Bogurodzica, XIV. yy.). Ayrıca kiliselerde de çok zaman üç, bazen iki şahın (Wislica), kare biçimli bir koro yeri ve iki mihraplı bir çap­raz şahın vardır. XIV. yy., Wilno’daki (Vilnius) Azize Anna kilisesiyle alevli gotik tarzının tipik bir örneğini ortaya koyar. Kuzeyde, Malbork ve Torun’da toton şöval­yelerinin etkisi görülür.

Merkezi ayaklı kili­selere Krakow’da (Swietokrzyski kilisesi, XIV. yy.) rastlanır. Galiçya’da ahşap, melez ağacından) yapılar çoktur (Drohobycz, Osiek, Rabka, XV. yy.). Bu yapıların bazı­ları fresklerle süslüdür (Debno, Libusza). Ahşap meskenlerin her birinde bir peristilyum vardır. Krakow’lu Piotr ve Czypser’ler gibi bazı ustaların adları günümüze ka­dar gelmiştir, «inşaatçı kral» denen kral Büyük Kazimierz de birçok yapı ve tahki­mat yaptırmıştı. XIII. yy. heykeltıraşlığın­da, çiçek ve geometrik desen biçiminde ro­man üslûbu süslemeler muhafaza edildi. XIV. yy.da, Avignon ve Prag aracılığıyle italya etkisini duyurmağa başladı. Mezarlar gerçek birer anıt haline geldi (Gniezno ve Krakow’daki kral mezarları). Ayrıca Krakow’da birçok atelye açıldı ve sanatçı­lar Bakire Meryem’i tasvir etmeğe başladı­lar (Wislica, XIII. yy.; Kruzlowa, XIV. yy.); boyalı kabartmalı geleneksel ahşap oy­macılığı yeni bir gelişme gösterdi (Wawel’deki üç kanatlı Kutsal Teslis tablosu, XV. yy.). Wit Stwosz’un (1445′e doğr.-1533) Krakow Bogurodzica’sı (Meryem) bu sanatın bir doruğudur ve daha sonraki yüzyıllarda büyük etkisi olmuştur. Resimde Krakow okulu (XIV. yy.da Krakow’lu Mikolaj ta­rafından kurulmuş olan lonca) hâkimdir. Ardından, Wroclaw, Poznan ve daha son­ra Lwow’da, gerçekçilikle ruhanîlik karışı­mı tipik bir polonya sanatı gelişti.
XV. yy.a kadar, 8 ince çizgilerle yapılan ve hafifçe boyanan minyatür ön plandaki yerini mu­hafaza etti. Duvar resimciliği ise italyan etkisindeydi (Krakow katedrali, Gniezno’lu Sw. Jan, Czchow). Bu resim tarzının yanı şıra gerçekçi bir resim anlayışı da gelişti ve tarihî resmin ortaya çıkmasına yol açtı. Ayrıca, Rutenya yoluyle gelen bir bizans etkisi de vardı (Czesto-chowa Meryemi, Sandomierz katedralinin freskleri, Lublin’deki Kutsal Teslis kiliseciğinin freskleri). XV. yy.da italyan etkisi arttı (Krakow fraasiskenlerinin freskleri). XIV. yy.dan itiba­ren pano üzerine yapılan resimler (Modzentyn ve Olkusz’taki üç kanatlı tablolar), zemini önceleri yaldızlı (Tuchow, Tum Meryem’leri), sonra manzaralı olan zengin süslemeli gerçekçi figürlerle Krakovv üslû­bunu olgunlaştırdı. Ülkede ayrıca tahta veya bakır üstüne gravür, vitray sanatı, telkari altın işlemeciliği, minecilik ve kilise nakış­çılığı alanında başarılı eserler verildi.

Rönesans

Rönesans Macaristan yoluyle Polonya’ya ulaştı; 1518′de, Zygmunt I, italyan Bona Sforza ile evlendi. Ortaçağdan kalma Wawel şatosu (Krakow) Francesco da Firenze tarafından İtalyan tarzında yeniden inşa edildi; sonra, Bartolomeo Berecci, kated­rale, Rönesans’ın en değerli eserlerinden bi­ri olan ve içinde Zygmunt’ların mezarları bulunan kapellayı ekledi; bu üslûp başka şatolarda da (Baranow, Krasiczyn, Pieskowa, Skala ve Brzeg) taklit edilai. Berecci 1530′da Krakow katedralinde merkezî bir plan üstüne, kubbeli ve ışık bacali Zygmunt kapellasını inşa etti. Senyörler XVII. yy.a kadar bu kapellayı taklit ettirdiler. Eski yapılar modernleştirildi ve çatılarına dam katları eklendi. Polonya rönesansınm özel­liği olan bu değişiklik (Poznan, Zamosc, Tarnovv ve Sandomierz’in sıra kemerli be­lediye binaları, Krakow, Lwow, Jaroslaw, Kazimierznad-Wisla ve Gdansk’taki evler) Volhinya ve Litvanya’yı, Slovakya’yı, Ma­caristan’ı, hattâ isveç’i etkiledi. Bu arada Mazovya ve Podlahya da gotik tarza bağlı kaldılar. Dinî mimarî bizans üslûbuyle kaynaşan bu üsluptan yalnız özellikle süsle­meyle ilgili bazı unsurlar aldı.

Meselâ yunan-roma âyin usulünü uygulayan kiliseler­de italyan etkisi doğu tarzı kubbelerle birarada görülür. Heykelcilik ülkede geçici bir süre için bulunan italyan sanatçılarının etkisindeydi. Rönesans motifleri, Waweldeki kral mezarlarına işlendi (yüzyılın sonun­da bu motiflerde yapmacık hâkim olacak­tır). Bu arada ülkeye bir flaman etkisi gir­di. Millî özellik, ancak, gotik gelenekle Wit Stwosz etkisinin birleştiği şehir mezarların­da ve ağaç heykelciliğinde kaldı.

Resim ih­tiyacını lirizmle yergili natüralizmin (B. Behem’in Codex’i ve E. Ciolek’in Papalık Âyin Kitabı) birleştiği Krakow minyatürleri karşılaşıyordu. Duvar resimlerinde (Mogila’da Stanislaw Samostrzelnik’in eserleri) ve bazen zemini yine yaldızlı olan mihrap panolarında da aynı anlayış hâkimdi. Bu panoları, Zygmunt I, Albrecht’in erkek kar­deşi Hans Dürer’e yaptırmıştı. Bundan son­ra da millî nitelik kaybolmağa yüz tuttu. Portre sanatı, ağaç üzerine gravür veya oy­ma resim, Marcin Marciniec (kutsal kalın­tılar mahfazası, 1504) ya da Blanc kardeşle­rin kuyumculuk alanındaki bazı çalışmaları da bu devirde görülür. Heykeltıraşlar ara­sında, Urzedow’lu Jan Michalowicz, Santi Gucci ve J.M. Padovân sayılabilir. Poznan’lı Erazm Kamyn, Pierre Remy’nin Limoges’dan getirdiği mineyi arabesk desenlerle doldurarak süslemeler yaptı. Dökümcülük sanatının tenkitçileri Baldner ve Bochwicz’dır. Ayrıca birçok atelyede seramik (Slawkow) ve cam (Urzec) işleriyle gömme veya kakma süslemeli ev eşyaları yapıldı.

Barok ve rokoko

Barok üslûbu Polonya’nın imarında XVIII. yy .m yarısına kadar kendini kabul ettirdi. Bu dönemde, Hansa birliğine bağlı şehirle­rin germen sanatını benimseyen kuzey böl­gesinin dışında, bütün ülkede italyan etki­si hâkim oldu. Bundan dolayı da, bu dönem boyunca, latin haçı biçiminde ve kubbesi bu haçın iki kolunun kesiştiği noktada yük­selen kiliseler yapıldı (Krakow’da Sw. Piotri-Pawel). İsveç istilasından sonra Bernin’in ve Borromini’nin üslûpları ağır bastı. Taşrada üslûp sadeleşti; planları çokgen (Klimontow), elips veya daire biçimli, çift kuleli (Witt’li Jan’m yaptığı Lwow dominikenleri kilisesi ile Moszynski’nin eseri olan Tarnopol kilisesi) kiliseler yapıldı. Bu arada bazı saraylar ve şatolar da inşa edildi (Wilanow sarayı ve Varşova’da Kra-sinski’lerin sarayı). Sonunda da fransız et­kisinin izlerini taşıyan rokoko tarzı belirdi (1745′te Lwow’da yapılmış olan ortodoks kilisesi Sw. Jerzy, Varşova’da Bielinski’lerin Pod Blacha sarayı, Kielce piskoposluk sarayı).

italyan sanatçıları bu yapıları heykeller ve yalancı mermer süslemelerle doldurdular. Bu arada Georges Diberthoi adında bir fransız 1600′e doğru, eserleriyle dikkati çek­ti. Bu dönemin en ünlü sanatçıları Kielce’de A. Fraczkiewicz (XVI. yy. sonu), Lwow’da Polejowski, Krakow’da P. Kornecki ve Varşova’da da Brühl sarayının bazı figürle­rini yapmış olan Seibel’dir. XVII. Yüzyıl resminde iki akım görüldü: flaman etkisi Gdansk yoluyle girdi; italyan etkisi de (ital­yan Donebella polonyalı sanatçılar yetiştirdi) kendini kabul ettirdi. En iyi polonya okulu Boguszewski’nin temsil ettiği poznan resim okuluydu. Bazı polonyalı ressamlar da ülkelerinden ayrılarak çeşitli yerlere gitti­ler. Meselâ Martin Teofil Tirol’e, Lubienieccy kardeşler Hollanda’ya, gravürcü Ziarnko Paris’te yerleşti. Yüzyılın sonuna doğru Paris ve Hollanda’da kaldıktan son­ra yurduna dönen Aleksander Tretko (veya Trzycki) sarayın ressamı oldu.

Gravürcülük de, flaman tarzını (Hondfus) bırakarak millî ve tarihî bir üslûba yönel­di (Gdansk’lı Falck).

Polonya krallarının fransız kadınlarıyle ev­lenmesi fransız etkisini artırdı ve bu etki Dresden’de oturan sakson hanedanıyle ken­dini kabul ettirdi. Louis de Sylvestre Lwow’da ve doğu bölgelerinde çalışıyordu; Louis Marteau da tutulan bir portreciydi. Bu arada Szymon Czechovvicz (1689-1775) ve onun Smuglevvicz ve Golembiovvski gibi öğ­rencileri tarafından bir polonya okulu ku­ruldu. Tadeusz Konicz (1733-1793) din ko­nularını işleyen bir ressamdı ve Mengs’in çömeziydi. Marie-Antoinette’in resmini ya­pan Kucharski (1741-1820) ile Chodovviecki (1726-1801) adlı ressamlar meslek hayatla­rını Nürnberg, Paris ve Berlin’de sürdürür­ken, saraya italyan ressamları çağrıldı: Canaletto Polonya saraylarını süsledi. Mobil­yacılık XVII. yy.da Gdansk’ta, XVIII. yy.-da Kielce ve Kolbuszovva’da; çinicilik Telechow ve Lubartow’da; porselencilik Korzec, Baranovv ve Belwedere krallık akade­misinde gelişti.

XIX. yüzyıl
Polonya’nın paylaşılmasından önce, kral, Stanislaw-August sanatçıların koruyucusu olarak tanınmıştı. Adı da XVIII. yy. sonu mimarî üslubuna verildi. Kral, krallık sara­yının planlarını fransız Victor Louis’ye yap­tırdı ve sarayın yapımında Fontana’yı, Merlini’yi, Kamsetzer’i çalıştırdı. XV. yy. po­lonya ahşap mimarîsinde kullanılan peristilyum’a da yer verilerek Polonya’ya uyarlanmış bir fransız klasikçiliğine dönüşen bu tarz, ülkede bir süre tutundu (Varşova’da Lazienski, Behvedere ve Krolikarnia saray­ları). XVIII. yy.m sonuyle XIX. yy.ın başın­da Polonya’da klasik okulun başlıca temsil­cileri S.B. Zug (1733-1807), S. Zawadzki (1743-1806), W. Gucevvicz (1753-1798), J. Ku-bicki (1759-1833) ve A. Corazzi’dir (1792-1877). Ayrıca, yeni gotik bir seçmeciliğin yanı sıra rönesans tarzından da ilham alı­nıyordu. Yüzyılın sonunda, «Zakopane üs­lûbu» millî gelenekten yararlanmağa yönel­di. Yeni kral sarayını süslemek için heykeltıraş Andre Lebrun ile Regulski’ye, da­ha sonra da italyanlara baş vuruldu, ülkeye 1820′de gelen danimarkalı Thorvaldsen de klasikçiliği kabul ettirdi ve öğrenciler yetiş­tirdi: Tatarkiewicz (1798-1854), Sosnowski. Brodzki (1825-1904). Ülkede fransız (Guyski [1841-1893], Wladyslaw Oleszczynski [180S-1866], Pıoszynski [1860-1906]) ve italyan (Ceptowski [1801-1841]) etkileriyle millî ger­çekçilik (Gadomski [1834-1911], Rygter [1841 -1919], Welonski [1849-1931]), Nazaren oku­lu ve yeni Rönesans hareketi (Madeyski [1862-1939], Godebski [1835-1900] aynı zamanda yazıyor ve birbirlerini etkiliyordu. Ayaklanmalardan sonra da, Polonya dışın­da yeni bir millî sanat uyandı.

XVIII. yy .ın sonunda prens Adam Czartoryski, fransız Norblin de La Gourdaine’i ge­tirtti. Polonya’da otuz iki yıl kalan La Gourdaine Polonya resim okulunu kurdu. Bu okulun başlıca temsilcileri, Orlowski (1777-1834), Plonski (1783-1812), Brodovvski (1784-1832), Marcin Zaleski (1796-1877), Glovvacki ve Lowowlu gravürcü Piwarski (1795-1859) ve Piotr Michalovvski’dir (1801-1855) Bu arada, klasik, yeni-klasik ve nazaren akımları da ortaya çıktı. Paris’te çalışan polonyalı resamlar arasında, Wankowicz, Horace Vernet’nin öğrencisi Suchodolski (1795 -1875), Rodakowski (1829-1894) ve gravürcü Antoni Oleszczynski (1794-1879) sayılabilir. Germen etkisini reddederek milliyetçiliğe güç veren dönem XIX. yy.ın ikinci yarısı oldu. Bu dönemde başlıca iki okul vardır: en önemli sanatçıları Jan Matejko (1838-M893) ile Jacek Malczewski (1855-1929) ve ressam, desenci, süslemeci, cam ressamı, gravürcü ve şair Stanislavv Wyspianski’nin (1869-1907) temsil ettikleri Krakow okulu ile önceleri izlenimci olan Aleksander Gierymski (1850-1901), J. Chelmonski (1849-1914), Juliusz Kossak (1824-1899), S. Wit-kievvicz (1851-1915) ve J. Szermentowski’nin (1833-1876) temsil etikleri Varşova gerçekçi okulu.

XX. yüzyıl
Mimarî, Czeslaw Przybylski (1880-1936) ile yalın ve özentisiz bir üslûba kavuştu (Var­şova tiyatrosu [1913]); sonra Maczenski (1878-1961), Szyszko-Bohusz (1883 – 1948), Tobvinski (1888-1951) ile yine klasikçiliğe döndü. «Genç Polonya» topluluğu yabancı üslûplardan ilham aldı: Czajkovvski (1925 Paris Süsleme Sanatları sergisindeki Polon­ya pavyonu), Lagowski ve Golinski (Poznan, 1929), O. Sosnovvski (1880-1939), B. Pniewski (doğ. 1897), J. Ryniewiecki (doğ. 1908) ve M. Nowicki (1910-1950). Aynı eği­limler İkinci Dünya savaşından sonra da görüldü. Ama bir süre, S.S.C.B.’den gelen sosyalist gerçekçilik kendini kabul ettirdi. Sonra da bireycilik ve dışarıdan gelen etki­ler yeniden ağır bastı. 1956′da Varşova’da toplanan polonyalı mimarlar, hafif dolgu maddeleriyle yapılmış büyük mamul malze­me kullanmağa dayanan yeni bir inşaat usulünü benimsediler. Polonya devletinin bininci yıldönümünde bu metotla bin okul, hastahaneler, idare ve sanayi binaları inşa edildi, özellikle Szczecin, Gdynia, Gdansk,

Elblag, Nowa Huta, Lublin, Katowice,Wroclaw şehirlerinde aynı tarz meskenler yapıldı, acenteler kuruldu. Bu dönemin seçkin mimarları arasında B. Lisowski («Yüz balkonlu ev», Krakow’da), Z. Karpinski, S. Bienkunski (Büyük Varşova oteli), O. Hansen, K. L. Tomaszewski sayı­labilir.

Heykelcilikte Dunikowski (doğ. 1875) dev­rinin en başta gelen sanatçısıdır. Wittig (1879-1941) klasik geleneği temsil eder. Zamoyski (doğ. 1893) kübizmden ilham aldı. Szczepkowski (doğ. 1878) köylü sanatına ve ağaç heykeltıraşlığına dönüşün temsilcisi­dir. Sembolizmin başlıca temsilcisi Biegas, soyut sanatmki de Alina Slesinska’dır. Hey­kelciler, A. Slesinska (doğ. 1926) anlatımcı­lık ve gerçeküstücülük geleneklerini bağdaş­tırır; A. Szapocznikow (doğ. 1926), kimi zaman Rodin’in, kimi zaman da dadacılığın etkisindedir; T. 0lszewski (doğ. 1918), S. Lisowski (doğ. 1918) ve T. Lodzian (doğ. 1920) soyut çalışırlar.

Resimde, 1897′de orijinal bir izlenimcilik, Falat (1853-1929), Wyczolkowski (1852-1936), Mehoffer (1869-1946), Tetmajer (1862-1923) ve Pankiewicz’in (1867-1940) katıldıkları «Sztuka» (Sanat) grubunun kurulmasına yol açtı. Cezanne’ın, daha sonra da Renoir’ın yolunu izleyen bu topluluk Kisling, Mondza’in, Rubczak, Zawadowski gibi ressamları Paris’e çekti ve 1925′te Paris’te «Polonya Villa Medicis’i»nin kurulmasına yol açtı. Gottlieb, Makowski ve Marcoussis de bu topluluğa katıldılar, 1917′de «Sztuka» top­luluğuna tepki olarak «Şekilciler», ardından da, 1922′ye doğru, halk temalarına bağlı olan «Rytm» derneği kuruldu. Bu derneğin üyeleri arasında ressam Eugeniusz Zak (1884 -1926), gravürcü Wladyslaw Skoczylas (1883-1934) ve heykeltıraş Henryk Kuna (1879 -1945) vardı. 1924′e doğru da kübistler ve aşırı eğilimlerin taraftarları «Blok» derne­ğinde biraraya geldi.

İkinci Dünya savaşın­dan sonra resmî sanat sosyalist gerçekçi eğilimlerin hâkimiyeti altına girdi. 1955′ten beri, Wladyslaw Strzeminski’nin (1893-1952) öncüsü olduğu soyut sanat, Kantor, Jarema Gierowski, Stazewski, Nowosielski gibi bir­çok sanatçının ilgisini çekti. Ama Majewski, Aryka Madeyska, Tchorzewski, Kurka gibi başkaları gerçekle ilişkilerini muhafaza et­tiler. Ressamlar, soyut sanattan gerçeküstü­cülüğe kadar çeşitli akımlardan yararlandı­lar. Bunlar arasında T. Kantor (doğ. 1915), T. Brzozowski (doğ. 1918), J. Lebenstein (doğ. 1930), K. Mikulski (doğ. 1918), S. Gierowski (doğ. 1925) gibi değişik eğilimli ressamlar vardır.

Küçük sanatlarda, folklor özelliğindeki «Zakopane» üslûbu bütün teknikleri etkiledi. Bazı okullar, süsleme sanatları ve bölgesel sanat müzeleri çoğaldı ve buralarda gele­neksel geometrik unsurlar, giyecekler, dö­şeme eşyaları, çanak ve çömlekler veya cam eşyalar çoğaltılarak halkın ilham kaynak­ları biraraya getirildi.

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLONYA GÜZEL SANATLAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADÎ GELİŞME

Tarih 02 Haziran 2009

HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADÎ GELİŞME
Polonya’nın hayat seviyesi, 1950′den beri yükselmesine rağmen, hâlâ düşüktür: A.B.D.’dekinden beş kat, Fransa veya Batı Almanya’nınkinden yaklaşık olarak yarı ya­rıya az. Bunun sebebi Polonya’nın savaş­tan önce azgelişmiş ve çok sanayileşmemiş bir ülke olmasıdır, öte yandan ülke, İkin­ci Dünya savaşının kökünden sarstığı eko­nomisini (ülkenin yüzde 38′inin yıkılması) yeniden kalkındırmak için dev çabalara girişmişti. Üstelik toprak değişiklikleri ye yeni kazanılan batı illerindeki halkın kitle halinde nakli, iktisadî durumu bir süre için karıştırdı. Böylesine güç bir durumu düzeltmek, iktisadî hayatı yeniden canlan­dırmak için Polonya üç yıllık (1947-1949) bir plan hazırladı. Eldeki gelir kaynakları­nın büyük kısmı ekonominin ulaşım, mesken ve madenler gibi hayatî kesimlerinin kalkınmasına harcandı: imalât sanayiinde önce, nispeten önemsiz yatırımlarla çabuk sonuç alınabilecek en az zarar görmüş te­sisler onarıldı.

Savaşı takip eden ilk yıllarda millî gelir kaynakları dış yardımlarla ta­mamlandı: yalnız 1946 yılında, UNRRA’nın yardımı millî gelirin yaklaşık olarak yüzde ll’ini temsil ediyordu. Aynı şekilde, S.S.C.B.’nin Polonya’ya verdiği kredilerin 100 milyon dolarlık kısmı, öncelikle ithali gereken ürünlerin satın alınmasında kulla­nıldı. Bu kalkınma döneminin sonunda, planın başlıca hedeflerine ulaşıldı: tarım üretimi savaştan önce ulaştığı miktarın yak­laşık olarak yüzde 80′ini buldu ve kişi ba­şına üretim 1939 öncesinin hemen hemen eşiti oldu. Fakat millî ekonomi hâlâ den­gesizdi; bu dengesizlik yeni bir sanayi üre­timi yeteneğinin hızla kurulmasını hedef alan altı yıllık (1950-1955) planla da düzen­lenemedi. Planın hedefine çok geçmeden ulaşıldı; fakat, makine sanayiinde, meta­lürjide ve kimya sanayiinde çok büyük ge­lişmelere karşılık inşaat malzemesi, yakıt ve enerji yönünden beslenmenin yetersizliği, ekonominin geri kalan kesimlerini sürekli olarak frenledi; ayrıca, tarım üretimi plan döneminin sonunda, 1949-1950 yılları ortalamasını pek az geçebildi. Ağır sanayiye öncelik tanınması, gerçek hayat seviyesinde alçalmağa yol açtı ve bu alçalma sanayi işçilerini durumlarını düzeltmek için kaçak iş yapmağa yönelterek üretimi önemli öl­çüde baltaladı. Tarım verimi de, hükümetin zora başvurarak uyguladığı tarımsal kolek-tifleşme siyaseti yüzünden zayıflamaktaydı. Halktan istenen fedakârlıklar çok ağırdı; hedeflere ulaşabilmek için hayat seviyesi ihmal edilmişti. Bu yüzden 1956-1960 döne­mi için öngörülen yeni beş yıllık planın, halkın tepkilerini göz önünde tutmak amacıyle çok kısa zamanda yeniden gözden ge­çirilmesi gerekti. Tarım alanında, köyler­deki mecburî kolektifleştirme siyasetinden vaz geçildi; bununla birlikte, bütün modern­leştirme çabalarına (sunî gübre kullanıl­ması, makineleşme, elektriklendirme) rağ­men tarım polonya ekonomisinin zayıf nok­tası olarak kaldı. İktisadî faaliyetin öteki kesimlerinde 1956-1960 beş yıllık planının başlıca özelliği mesken yapımına ve sosyal hizmetlere ayrılan yatırımların artırılmasıdır. Plan aynı zamanda sanayideki denge­sizliği düzeltme kaygısını da yansıtır ve dar boğazların (kömür madenleri; elektrik ve inşaat malzemesi) açılmasına önem verilmiştir. Plan döneminin sonunda, sanayi ve tarım üretimindeki gelişme millî hasılanın yüzde 40 oranında artmasını sağladı. Bu­nunla birlikte, alınan tedbirlerin sanayi üre­timini toplu olarak artırmasına rağmen ekonomi uyumlu bir şekilde gelişmiyordu. Gerçekten de, planın tamamıyle uygulan­ması, hattâ ağır sanayi işletmelerinin ço­ğunda aşılması, ancak tüketim maddeleri alanında tespit edilmiş amaçların ihmaliyle gerçekleşebildi. Polonya ekonomisinin ge­lişmesini sınırlayan temel etken, enerji ke­siminin yetersizliğiydi. 1956-1960 Arası sa­nayi üretiminin yüzde 59,6 oranında art­masına karşılık, kömür üretimi ancak yüz­de 13,8 oranında gelişebilmişti; ayrıca, elektrik tesislerinin gücü, elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamağa yetmiyordu. 1961″de Polonya ikinci beş yıllık planı uygulamağa girişti: sanayi üretimi yüzde 52 artırılacak, maden kömürü ve çelik üretimi 9,3 mil­yon tona yükseltilecek, makine sanayii üre­timi yüzde 75 oranında, kimya sanayii de iki kat artacaktı. Tarım üretiminde ise, o günkü seviyesine oranla yüzde 22 yük­selme olacaktı. Gerçek ortalama ücretin ve halk gelirinin yüzde 23 artırılması, şehir­lerde bir milyon sekiz yüz bin, köylerde ise dokuz yüz elli bin mesken yapılması tasarlandı. Bu planı gerçekleştirmek için, üretimin çeşitli dallarında büyük yatırım­lar öngörüldü. İktisadî .gelişme, ticaret bi­lançosunun dengelenmesine, özellikle besin maddelerinin ve tarım ürünlerinin ihracatını artırmaya bağlandı, bu artış ise dışarıdan, özellikle S.S.C.B.’den ithal edilen mallara bağlı temel sanayilerin düzenli bir şekilde çalışabilmesi için tarımın daha geniş ölçü­de geliştirilmesine dayanmaktadır.

• Son durum. Beş yıllık (1961-1965) planın hedeflerine ancak kısmen ulaşılabildi. Bek­lenen yüzde 40 oranına karşılık millî gelir ancak yüzde 33 arttı. Buna sebep, faal nü­fus artışının, planda öngörülen oranı aşmasıdır (7,7 milyon yerine 8,2 milyon işçi); beklenen yüzde 40′a karşılık üretimdeki ar­tış ancak yüzde 28′dir. ücret yükseltilme­si planda yılda yüzde 4,6 olarak öngörül­müşken, ancak yüzde 1,6′ya ulaşabildi. İk­tisadî gelişme hızı da eşit olmadı: 1962 ve 1963′te üretim orta derecede, 1961 ve 1964′te ise yüksekti; 1965 üretimi ise yeterliydi. Kalkınma sanayi kesiminin gelişmesine bağ­lıdır: toplanan sanayi üretimi, dallara gö­re değişen bir artışla beklenen yüzdeyi bi­raz aştı (yüzde 50 yerine yüzde 50,9). Do­natım malları üretimi öngörülen hedefi yüz­de 3,1 aştı; tüketim malları üretimi ise hedefin ancak yüzde 97,5′ine ulaştı. Ta­rım yavaş bir şekilde gelişti ve beklenen yüzde 4,4′e karşılık ancak yüzde 2,8′e ulaş­tı. Ticaret bilançosundaki açık, planın son yıllarında azaltıldı (hattâ 1964′te biraz ka­zanca geçti). 1960′ta yürürlüğe giren pla­nın hedefleri daha mütevazidir. öngörülen millî gelir artış oranı yılda ancak yüzde 3,7′dir. Tüketim mallarının arz ve talebi arasındaki dengesizliğin azaltılması gerekir.

Sayısı günden güne artan birçok eşyanın üretim seviyesi serbest bırakıldı. İşletmeler­de ücretlerin tespiti konusunda daha büyük serbestlik tanınırken verimlilik hesabı bir iyiye gidiş ölçüsü kabul edildi. Bu çeşitli tedbirler ekonominin oldukça liberalle ştiril-diğini ortaya koyar; bu liberalleşme daha önceki ağır sanayii geliştirme dönemine oranla hayat seviyesini daha hızlı yükseltme isteğinin sonucudur.

• Üretim. 1965′te tarım, yarısından çoğu sanayi kesimi tarafından sağlanan maddî üretime ancak yüzde 23 oranında (1960′ta yüzde 26) katılıyordu. 1961-1965 Planı sıra­sında henüz faal nüfusun yaklaşık olarak üçte birini (sanayideki gibi) istihdam eden tarımda, buğday ve şeker pancarı üretimiy­le sığır ve domuz yetiştiriciliği gelişirken patates üretimi aynı kaldı, yulaf ve çavdar üretimi geriledi. Balıkçılık günden güne gelişmektedir. Besin maddeleri üretimi mil­lî ihtiyacı karşılamağa henüz yetmez ve Polonya hâlâ yılda 1,5-2,5 Mt buğday ithal etmek zorundadır.
Sanayide imalât metalürjisi, kimya sanayii ve elektrik üretimi en çabuk gelişen dallar­dır. İmalât metalürjisindeki gelişme (özel­likle gemi yapımı) kısmen demir-çelik tesis­lerinin gelişmesine bağlıdır (plan süresi içinde çelik üretimi 6,7′den 9 Mt’a çıktı). Kimya sanayii «Dostluk» boru hattıyle bes­lenen Plock petrol rafinerisinin inşaatıyle desteklendi. Elektrik üretimi 29′dan 44 tW/saate çıktı.1 Maden sanayiinde, üretimi 104′ten 119 Mt’a yükselen Silezya kömür iş­letmeleri hâlâ birinci plandadır.
• Ticaret. Dış ticaret 1961-1965 planı sü­resinde yüzde 60′tan çok arttı. İhracatta sanayi ürünlerinin payı 1965′te yüzde 40′a yükseldi. Ancak bu ürünlerin hemen hemen hepsi başka sosyalist ülkelere sevk edilir ve kapitalist ülkelerle mübadelenin serbest­leştirilmesi, ticaret siyasetinin başlıca amaçlarından biridir.
• Hayat seviyesi. Hayat seviyesi ortala­ması sosyalist Avrupa’nın sınırlı çerçevesi içinde bile henüz oldukça düşüktür. Kişi başına düşen ortafama gelir 1967′de 500 do­lar olarak hesaplandı. 120 Kişiye bir araba, 15 kişiye bir televizyon, 1,5 kişiye bir oda düşer. Sosyal alanda durum daha iyidir (900′den az kişiye bir doktor) ve temel sa­nayi ürünlerini kullanma imkânı Batı Av­rupa’dakine yakındır: kişi başına 400 kg’dan fazla çelik ve 150 kW/saat elektrik. Hayat şartlarının düzelmesi sanayi kesimi­nin çeşitli dallara ayrılmasına ve buna pa­ralel olarak tarım verimliliğinin artırılma­sına (sanayinin ihtiyacı olan önemli ölçüde işçiyi serbest bırakır) bağlıdır.

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADÎ GELİŞME hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLONYA COĞRAFYA

Tarih 02 Haziran 2009

POLONYA COĞRAFYA

Bölgesel coğrafya
Dağlık bir kütle görünüşünde olan Polon­ya, kara iklimi hüküm süren bir ovalar ül­kesidir. Varşova’da sıcaklıklar üç ay 0°C’ın altındadır; yılda 70-100 gün don olur. Kış boyunca kar uzun süre kalkmaz ve ül­kenin büyük kısmındaki ırmak ve göller buz tutar. Uzun ve sert kışa karşılık dört ay süren (15 mayıstan eylül başına kadar) yaz mevsiminde, sıcaklık ortalaması 15°C’tır. Bununla birlikte yıllık sıcaklık fark­ları 23°C’ı geçmez. Büyük tabiî bölgeleri, ülkenin her yerinde hemen hemen aynı olan iklimden çok, tekdüze olmasına rağ­men yüzey şekilleri ve toprakların cinsi birbirinden ayırır: güney bölgeleri, Merkez veya Büyük Polonya, kuzey (Pomorze ve Mazurya).
• Güney Polonya. Güney Polonya en fark­lı bölgedir: güneydoğuda Batı Karpatlar’ın kenarı ve güneybatıda Bohemya kütlesinin kenarı ayırt edilir. Polonya Karpatları ve önülkeleri Dniester’in kaynaklarıyle Moravya kapısı arasında 400 km boyunca uzanır. Sınırı Yukarı Tatralar’ın (1 499 m) doru­ğu takip eder. önde, Tatralar ile Yu­karı Vistül (Wisla) havzası arasında Beskidler’in kumtaşlı dorukları (1 500-1 725 m) uzanır. Karpat dağlarının kuzeyinde Yu­karı Vistül «koridoru», Vistül ile San’ın kavşak bölgesinde geniş bir havza şeklini alır. Daha ötedeki yaylalar ve tepeler böl­gesi, Batı Avrupa hersinyen kütleleri ve havzalarının uzantısıdır. Yüzey şekillerin­de pek çelişme yoktur: yükseltiler, Gory Swietokrzzyskie (veya Lysogory) kütlesi ile Vistül veya Odra vadileri arasında 611 m’den 150 m’ye düşer. Ama jeoloji katları­nın farklılaşmasının yanı sıra, maden kay­nakları çok çeşitlidir. Küçük Polonya yay­lalarında demir filizi (Kielce), kurşun ve çinko vardır. Birinci zamandan kalma Yu­karı Silezya tümseği Avrupa’nın en büyük kömür havzalarından birini (Ruhr’a eşit büyüklükte) kapsar. Polonya’nın güneyba­tısı Orta ve Aşağı Silezya ile Bohemya «dörtgeni»nin doğu kenarına (Südetler, 1 500 m; Karkonosze, 1 603 m) karışır. Billûrlu kütlelerde çeşitli maden filizi yatakları var­dır; Walbrzych bölgesi önemli bir kömür havzasını kapsar. Ovanın verimlilik derecesi yer yer değişir: yüksek verimli en iyi top­raklar Aşağı Silezya topraklarıdır.

• Orta Polonya. Polonya’nın ortasında de­nizden Pomorze {Pomeranya) ve Mazurya yükseklikleri dizisiyle ayrılan ovalar yer alır. Odra yönünde Warta ve kolları tarafın’dan akaçlananlar, Kujawy’leri ve Yukarı Polonya’yı meydana getirir. Vistül’ün orta havzası Mazovya’ya (Mazowzse) tekabül eder. Bütün, kumlu ve toprakları asitli şe­ritlerle batı-doğu yönünde uzanan uzun çöküntüler anlaşmasından meydana gelir; Dördüncü zamandan kalma buzul ön­cesi olukları olan bu çöküntüler (Pradoliny, alm. Vrstrom taler) sonradan kuzeye sapan çeşitli akarsular tarafından akaçlanır: en güneydeki çöküntüyü Bug, Vistül, W ar­ta, Odra ve Obra aşar; en kuzeydekinden ise Vistül’ün orta çığırı, Noteç ve Aşağı Warta geçer. Bu mecralar ağır topraklardan oluşan, akaçlanması güç, çoğunlukla bataklıklar, turba yatakları ve ormanlarla örtülü bölgelerdir.
Tarım bakımından güney ovalarından da­ha az verimli olmasına rağmen Orta Polon­ya gene de bir tahıl tarımı (özellikle çav­dar) ve hayvancılık bölgesidir.

• Kuzey Polonya. Kuzey Polonya sert ik­limli bir bölgedir; buzultaş birikintilerinden oluşan ve yüzey şekilleri çok karmaşık iki tepeler dizisini içine alır; özellikle Aşağı Vistül’ün doğusunda birçok göl uzanır. Od­ra ve Vistül arasında bu tepeler Pomorze’yi oluşturur, Vistül ve S.S.C.B. sınırı arasında ise Mazurya adını taşır. Odra ve Vistül’ün aşağı vadileri bu tepeler bölge­sini kesen yapısal çöküntüleri kapsar; çö­küntülerin herbiri bir koyla sona erer: bir yanda Szczecin ve Pomeranya koyları; öte yanda Gdansk koyu. Bu koylar liman yer­leridir. Barınağı olmayan Pomeranya kıyı­sında yalnız balıkçılık yapılır.

Beşerî coğrafya
Bugünkü toprak sınırları içinde Polonya’­da hemen hiç azınlık yoktur. Doğu sınırı, 1919′da Polonya’ya katılan Litvanyahları, Beyaz Rusları ve Ukraynalıları S.S.C.B.’de bıraktı. S.S.C.B.’ye geri verilen bölgelerdeki Polonyalı azınlıklar, Polonya’ya göçtü. Ba­tı topraklarındaki Almanlar Almanya’ya gönderildi. Cieszyn (Teschen) şehri ve ida­re bölümü Çekoslovakya ile paylaşılmıştır. Polonya iki dünya savaşı arasında ekono­misine oranla çok kalabalık ülkeydi; bu­gün elindeki işçiler, ekonominin modernleştirilmesinin yüklediği görevleri yerine getir­mesine güçlükle yeter, ülke savaştan çok büyük zarar görmüştür. Savaşta 123 000 as­ker ve 521 000 kişi öldü. Çoğu eski Polon­ya’nın yahudi halkını meydana getiren 5 384 000 kişi toplama kamplarında can ver­di. Ayrıca geniş bir sanayileşme çabası kapsayan yeni dinamik ekonomi, büyük işçi kütlelerine ihtiyaç gösterdi. 1938′de 1 mil­yon kişiden az olmasına karşılık sanayi bu­gün 5 milyon işçi istihdam eder. Okul sü­resi uzatılmıştır. Bu yüzden Polonya daha önceki dönemde göçmek zorunda kalan halklarını geri çağırmaktadır; bugün özel­likle Fransa’da birkaç yüz bin polonyalı yaşar. Doğum oranının yüksekliği sayesinde hızla çoğalan nüfus, bölgelere eşit bir şekilde dağılmaz.
Yukarı Silezya’da, Varşo­va bölgesinde ve Wroclaw bölgesinde geli­şen ağır sanayi, en yoğun nüfuslu bölge­lerden gelen kır halkını çeker. En kalaba­lık bölgelerde kurulan yeni sanayi tesisleri (özellikle hafif sanayi), mahallî işçi faz­lasını istihdam eder. Ama hâlâ çok kala­balık olan güney bölgeleriyle, orta ve ku­zeydeki işçi bulmanın çok zor olduğu bazı bölgeler çelişir. Batı illerinde alman halkın yerine Polonyalıların yerleştirilmesi çok ça­buk gerçekleştirildi: iki yıldan kısa süre içinde bu bölgeler ekonominin ihtiyacına uygun bir halka kavuştu.

iktisadî coğrafya
• Enerji kaynakları ve ilk maddeler. Po­lonya maden kaynakları bakımından zen­gindir: maden kömürü bakımından Avru­pa’da İngiltere’den sonra Almanya ile eşit seviyede üçüncüdür, önemi eşit olmayan iki havza işletilmektedir: yıllık üretimi 95 milyon ton olan Yukarı Silezya havzası; yılda 5 milyon ton üreten Walbrzych hav­zası (Aşağı Silezya). Linyit yatakları önem­lidir (Aşağı Silezya’da, Turoszow’da). ül­kenin güneydoğusunda, Rzeszow bölgesinde küçük bir petrol yatağı işletilir. Küçük Po­lonya ovasındaki tortul demir filizi yatak­ları (300 milyon ton) Kielce ve Czestochowa’da işletilir. Silezya’da Karbon çağı topraklarının yüzeyindeki triyas tabakası çinko, kurşun, gümüş filizleri ve piritleri kapsar. Gory Swietokrzyskie kütlesi çevre­sinde ve Aşağı Silezya’da küçük bakır ya­takları dağınıktır.
Polonya tuz bakımından da zengindir. Bü­yük Polonya’da birçok yerde ve güneyde Krakow yakınında çok eski Wieliczka ma­denleri işletilir, Ayrıca Tarnobrzeg’de kü­kürt çıkarılır.

• Sanayi. Yılda 10 milyonlarca ton kömür ihraç edebilen ve bu sayede ekonomisinin gelişmesi için gerekli ürünleri veya üretim araçlarını satın alabilen Polonya, on yıl­dan kısa süre içinde modern bir sanayi ekonomisi kurmayı başardı. Sanayide ve inşaatta istihdam edilen işçilerin oranı yüz­de 53,5′tir. 7 Milyon tona yakın çelik üre­timi; her çeşit sanayi âleti (bu arada has­sas makineler, kamyon ve otomobiller, de­miryolu malzemesi, tarım makineleri v.b.) üreten çok çeşitli metalürjinin temelidir. Yeni sanayi tesisleri kurulması, savaş sıra­sında yıkılan şehir ve yapıların yeniden in­şa edilmesi, inşaat sanayiinin gelişmesine yol açtı. Kimya sanayii de çok çeşitli dal­larda gelişti: karbon ve klor kimyası; ısı­ya karşı tepki gösteren maddeler; sunî el­yaf ve plastik maddeler yapımı; boya mad­deleri ve lake üretimi. Hafif sanayi, do­kumacılık (600 milyon m pamuklu kumaş, 100 milyon m ipekli kumaş; naylon; sunî ipek), çok ihracat yapan kereste ve kâ­ğıt sanayii ve birçok besin sanayii tesisiyle .temsil edilir. Eski sanayi merkezleri Yu­karı Silezya, Varşova, Wroclaw, Gdansk, Szczecin ve Poznan (metalürji sanayii) ile Lodz (pamuk işlenmesi) idi. Ama bugün sanayi faaliyeti günden güne yayılmakta­dır: Krakow, banliyösü Nowa Huta ile yeni bir ağır metalürji merkezi haline gelmek­tedir; Lublin’de otomobil imal edilir; sana­yi Bialystok gibi eski küçük kır şehirlerine taşmaktadır. Bu yüzden büyük bir elektriklendirme çabasına girilmiştir.

• Tarım. Bir sanayi ülkesi haline gelmekle birlikte Polonya hâlâ büyük bir tarım mad­deleri üreticisidir. İklimin sertliği ve orta ile kuzey bölge topraklarının yoksulluğu, özen isteyen tarımların yapılmasına imkân vermez.
Polonya tarımı bir nicelik tarımıdır: 70 milyon kental çavdar; 23 milyon kental buğday; 24 milyon kental yulaf; 378 mil­yon kental patates; 102 milyon kental şe­ker pancarı, keten, kenevir ve kolza. Hay­vancılığa İkinci Dünya savaşından sonra yeniden girişildi: 10 milyon baş kadar sığır, 2 milyon davar, 3 milyon at, 9 700 000 domuz v.b. Kurtuluştan hemen sonra ya­pılan toprak reformu feodal tipte büyük mülkleri ortadan kaldırdı: işlenebilir top­raklarda kişi başına mülkiyet sınırı 50 hektardır; en az yarısı otlak ve orman olan topraklarda ise 100 hektardır.

1955′te ülke­de 9 076 üretim kooperatifi, 66 300 çiftlik veya devlet tarım işletmesi vardı. Ama 1960′ta 1 668 tarım üretim kooperatifi ve 5 734 devlet çiftliği kaldı. Bugün 19 641 000 hektar toprak (toplamın yüzde 63′ü), özel mülk sahiplerince işlenir; kişisel işletme sahiplerinin kurduğu 23 135 tarım çevresinin -hedefi, tarım üretimini artırmak ve iyileş­tirmektir. Ayrıca 500′den çok makine ve traktör merkezi, işletmecilere malzeme ki­ralar ve bakımını yapar.

• Şehirler. Sanayileşmenin hızla gelişmesi ve bunun sonucu olarak işçilerin yoğunlaş­ması, toplam nüfusa oranla şehir nüfusunu artırdı. Başlıca sanayi merkezleri olan bü­yük şehirler büyük önem kazandı. Ağır sa­nayi bölgesi Yukarı Silezya, istatistik bü­yüklüğüne ulaşamamakla birlikte Rheinland’a oranlanabilecek gerçek bir şehir nebulasıdır. On iki kadar merkez, başlıca şehirleri Katowice, Chorzov, Zabrze, Glivvice ve Bytom olan devamlı bir yerleşme mer­kezi meydana getirir. Krakow, yeni banliyö­sü Nowa Huta ile birlikte yarım milyona yaklaşır: bu sayıyı Lodz’daki büyük doku­ma merkezleri aşar. Batıda büyük Wroclaw ve Poznan şehirlerinin nüfusları 400 000 kişiden çoktur, iki büyük liman Gdansk ve Szczecin’in nüfusları 250 000′in üstünde­dir. Ayrıca başkent Varşova’da ilgi çekici bir yeniden inşa denemesi yapılmıştır.

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLONYA COĞRAFYA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİMİGNİT

Tarih 01 Haziran 2009

POLİMİGNİT i. (önek poli ve yun. mignyesthai, karıştırmak > fr. polymignite’ten). Miner. Tabiî kalsiyum, demir, toryum, ser­yum ve itriyum, titanozirkonat; Norveç’te eleolitli siyenitler içinde bulunur. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİMİGNİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİKSEN

Tarih 01 Haziran 2009

POLİKSEN sıf. (önek poli ve yun. ksenos, misafir’den fr. polyxene). Miner. Poliksen platin, diğer madenlerle (rodyum, ruten­yum, iridyum, osmiyum, paladyum, demir, bakır ve manganez) alaşım halinde birleş­miş ham platin. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİKSEN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİGENETİK,POLİGENİ,POLİGENİZM

Tarih 01 Haziran 2009

POLİGENETİK sıf. (fr. poly genetique’ten). Kim. Kullanılan mordana göre farklı renk­ler veren boyarmaddeler için kullanılır: Kökboyası polijenetik bir boyarmaddedir; demirle mor ve alüminyumla kırmızı bir lak verir. (L)
POLİGENİ i. (fr. polygenie). Biyol. Bk. ÇOK genlilik.
POLİGENİZM i. fr. polygenisme’den). Antropol. Bk. ÇOK köklülük.

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİGENETİK,POLİGENİ,POLİGENİZM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POGRADEC veya POGRADECİ

Tarih 30 Mayıs 2009

POGRADEC veya POGRADECİ, Arna­vutluk’ta şehir, Ohrid gölünün güney kıyısında. Bir yandan Elbasan ve Tiran’a, öbür yandan da Korçe’ye karayoluyle bağlıdır. Demir filizi. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POGRADEC veya POGRADECİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODZOL

Tarih 30 Mayıs 2009

PODZOL i. (rusça k.). Nemli ve soğuk ılı­man iklimlere has toprak.
— ansikl. Pedoloji. Podzol profili, yal­nız silis kapsayan küllü bir tabaka ile ni­telenir. Oluşum etkenleri çeşitlidir; bu et­kenler podzolların yerleşme düzenini açık­lar. Kuzey ülkelerinde (Kuzey Rusya, is­kandinavya, Kanada) başlıca etken soğuk­tur: çok yavaş ayrışmaya ve organik maddelerin asitleşmesine sebep olan soğuk, şid­detli bir kimyasal bozuşma süreci meyda­na getirir. Ilıman iklimlerde ana kayaya bağlı etkenler belirleyici olur; en tipik podzollara, kumlar ve kumtaşları üzerinde rast­lanır. Bütün bölgelerde podzol, ham hu­mus oluşturan bir bitki örtüsüne bağlıdır.
Podzolun tipik profili yukarıdan aşağıya doğru şöyledir: 1. tam ayrışmamış bitkiler­den meydana gelen kalın, lifli, siyah orga­nik tabaka; bu tabakanın altında ise hu­mus kapsayan mineralli ince bir tabaka yer alır;
2. evrim derecesine göre kalınlığı değişen, dokusu küllü, beyazımsı gri renk­li alüvyonlu tabaka; 3. genellikle iki taba­kaya (bir yanda humuslu siyah bir tabaka, öte yanda, genellikle yumrulaşmış, demirli tabaka) ayrılan yığışım tabakası. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODZOL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCASSO (Pablo RUiZ),

Tarih 29 Mayıs 2009

PİCASSO (Pablo RUiZ), ispanyol ressamı (Malağa 1881). XX. yy. resim sanatının en büyük temsilcisidir. Malagalı Jose Ruiz Blasco ve Maria de la Paz Picasso Echevarria’nın üç çocuğundan en büyüğü ve tek oğulları.
Mütevazı çiçek ve lokanta tabloları yapar fakat aynı zamanda, resim öğretmeni ve Malağa müzesi müdürü olan babası, Picasso’yu genç yaşta eğitti. Ayrıca aile dost. ressam Antonio Munoz Degrain de kendi­siyle ilgilendi.

Babasının 1891′de La Coruna’da «Da Guarda» enstitüsüne resim öğretmeni tayin edilmesi üzerine Picasso ailesi oraya yerleş­ti. Picasso La Coruna’da öğrenimini sürdür­mekle beraber, daha çok, babasının eğitici öğütleri altında resim yapmağa ve desen çizmeğe devam etti.
Picasso’nun La Coruna’da yaptığı tablolar arasında, bir şemsiyeci dükkânında sergile­diği Yaşlı Çift (Malağa müzesi), Takkeli Adam ve Çıplak Ayaklı Kız (ikisi de sa­natçının özel koleksiyonunda) sayılmağa değer. 1895 Eylülü sonunda, babası, şehrin Güzel Sanatlar akademisinde desen profe­sörlüğüne tayin edilince Picasso da ailesiyle birlikte Barcelona’ya taşındı.

1896′da, ilk Şaraplı Ekmek Âyini adlı tablosuyle (Barcelona, Picasso müzesi) Barcelona Güzel Sanatlar sergisine katıldı. Bir yıl sonra, Bilim ve İyilikseverlik adlı tablosuyle (Barcelona, Picasso müzesi) Madrid Millî sergisinde şeref mansiyonu aldı. Er­tesi yıl aynı sergide, Aragon Gelenekleri adlı tablosuyle, aynı ödülü yeniden kazan­dı. 1897′de, ailesi tarafından öğrenimine de­vam etmesi için, Madrid’deki Güzel Sanat­lar okuluna gönderilen Picasso, dersleri ta­kip etmek yerine, Prado müzesinde dolaşı­yordu. Haziran 1898′de kızıla tutuldu; Bar­celona’ya döndü, oradan Horta de San Juan’a (Tarragona) geçerek nekahet devre­sini meslektaşı ve katalonyalı arkadaşı Ma-nuel Pallares’in evinde geçirdi. Orada yap­tığı eserlerde de görüldüğü gibi, bu dönem­de, titizlikle bağlı olduğu akademik ilkeler­den sıyrıldı. Uzun süre Horta’da kaldı, ni­san 1899′da Barcelona’ya döndü, gece ha­yatına karıştı. «Els quatre gats» birahanesi­nin modernist çevresine katıldı. 1900′de b« birahanede ressam, şair, yazar ve sanatçı arkadaşlarının karakalem, suluboya veya pastelle yapılmış portrelerinden meydana gelen bir sergi açtı. Aynı yılın ekim ayın­da, Casagemas ve Pallares ile birlikte ilk defa Paris’e giderek Montmartre’da, İsidro Nonell’in kendisine verdiği stüdyoya yer­leşti.

Picasso Paris’te kaldığı ilk üç ay süresince birçok resim yaptı: La Gallette Değirmen ve Peçeli Kadın (ikisi de New York’ta, özel koleksiyon), Mavi Balerin (Fransa, özel koleksiyon), Kucaklaşma (Moskova, Puşkir müzesi). Casagemas ile birlikte 1900 sonun­da Barcelona’ya dönerek Malaga’ya gitti îer ve ocak ortalarında ayrıldılar. Casage­mas Paris’e dönüşünden sonra intihar etti Picasso ise Madrid’e gitti.

Orada, katalonyalı yazar Francisco de A. Soler ile birlikte, genç sanatçılar için günlük Arte Joven dergisini kurdu. Mayıs’ta Bar celona’ya dönerek, pastellerden meydana gelen eserlerini Pares salonunda sergiledi Sergiden sonra, ikinci Paris gezisini yaptı basklı ressam Francisco İturrino ile birlik­te, Vollard galerisinde bir sergi açtı. Bu arada Lautrec’in etkisindeki en önemli eserlerini yaptı. Yeniden Barcelona’ya uğra­dı, ekim 1902′de Sebastian Junyer ile birlik­le Paris’e döndü. Şair Max Jacob ile tanıştı.

İki sanatçı birlikte son derece fakir bir hayat sürdüler, öyle ki Picasso, ısınmak için. birçok desenini yakmak zorunda kalı­yordu. Picasso’nun «mavi dönem»i bu sıra­larda başlar ve Barcelona’da devam eder 11903-1904); Bira Bardağı, Jaima Sabartes’in portresi (Puşkin müzesi), Deniz Kıyısında Yoksul İnsanlar (Washington Millî galerisi), İhtiyar Gitarcı (Chicago Sanat, enstitüsü). Hayat (Cleveland müzesi) bu döneme ait eserlerdir. Picasso nisan 1904′te temelli olarak Fransa’ya yerleşti. Kuyumcu ve se­ramikçi Paco Durrio aracılığıyle çeşitli ül­kelerden gelme sanatçıların birleştiği «Le bateau-lavoir» topluluğuna katıldı. Bu topluluk Paris okulu denen sanat anla­yışının başlangıcını ve çekirdeğini meydana getirir. Picasso, kasım 1904′te içlerinde Kaoul Dufy ve Francis Picabia’nın da bu­lunduğu altı ressamla birlikte Berthe Weill galerisinde eserlerini sergiledi. 1905 Yazında Hollanda’ya yaptığı kısa bir geziden sonra üslûbunu değiştirerek, «pembe dönem»ine başladı. Bu dönemde çoğunlukla sirk dün­yasının kişilerini işledi: Top Oynayan Ak­robatlar (Puşkin müzesi); Cambaz Ailesi (Washington Millî galerisi). Paris’te yaşayan iki amerikalı (Gertrud ve Leo Stein) ve. rus Sçukin, Picasso’nun eserlerini toplayan ilk koleksiyonculardır.

Ressam, 1906 yazını, Gosol’da (Pireneler) ilk sevgilisi Fernande Olivier ile birlikte geçirdi. Bu kadın daha sonra Picasso y sus Amigos (Picasso ve Dostları) [1933] adlı eserinde o yılları büyük bir gerçeklikle can­landırmıştır. Picasso Gosol’da yaptığı Ek­mekçi Kadın’da (Philadelphia müzesi) bi­çim ve hacimleri geometrik çizgilerle ver­meğe başladı. Avignon’lu Genç Kızlar (New York Modern Sanat müzesi) ise «kübizm öncesi dönem»e ulaşır. Bu dönemde sanatçı, Cezanne’dan, eski ispanyol sanatından ve zenci maskelerinden etkilenir. Avignonlu Genç Kızlar tablosundaki değişik anlayış ve teknik, çağdaş resmin bir dönüm noktasıdır.

Bu değişiklik Malraux’nun da belirttiği gibi «sanat tarihini değiştirecek nitelikte» idi. Picasso ve Braque tarafından tamamıyle geliştirilen kübizm 1909 yazında, Picasso’­nun Fernande ve Pallares ile Horta’ya git­mesi sırasında başladı. Orada Horta’da Fabrika ve Fernande (New York Modern Sanat müzesi) adlı eserlerini yaptı. Bundan sonra Picasso’nun «analitik kübizm» döne­mi başlar. Şekiller karışık bir sistemle ge­ometrik olarak açılır, parçalanır ve boşluk­la birleşir. Bu üslûbu en iyi belirten eser­ler 1910′da yaptığı Ambroise Vollard’ın (Puşkin müzesi, Moskova), Wilhelm Uhde’nin (Penrose koleksiyonu, Londra) ve Kahnweiler’in (Chicago Sanat enstitüsü) portre­leridir. Aynı yıl Derain ile gittiği Cadaques’te ve 1911 yazında, Manolo, Hugue Braque ve Juan Gris ile birlikte bulunduğu Ceret’de yaptığı bazı peyzajlar da bu türe aittir.

Picasso bir yıl sonra, Avignon ve Sorgues’da sevgilisi Marcelle Humbert (Eva) ile kaldığı sırada, sentetik kübizme başladı, yapıştırma kâğıtlardan meydana gelen ilk eserlerini burada yaptı. Biçimlerin analizi konusundaki buluşları da gene bu devreye rastlar: sanatçı, renklerini zenginleştirmiş ve konuya daha fazla önem vermeğe başlamış­tır. 1920-1930 Arasında Picasso’nun kübizm anlayışı yeni ve değişik üslûplara da yol açtı: 1914′te «rokoko kübizm», 1923′te «yu­varlak kübizm». 1915-1925 Arasında «klasik dönem» başlar. Bu dönemde, bir yanda şe­killerin anıtsal bir anlayışla işlenişi ve abartıcı bir üslûp {Çeşmebaşında Üç Kadın [New York Modern Sanat müzesi]), öte yanda, kişilerin daha sevimli ve daha sakin bir yorumu göze çarpar, ana ve çocuk re­simleri, palyaçolar, âşıklar belirir (Palyaço, Picasso müzesi, Barcelona). Babasının öl­düğü 1913 yazını Picasso, kübizmin merkezi haline gelen Ceret’de geçirdi. O dönemin en ünlü eseri olan Tarladaki Kadın adlı tablosunu orada yaptı. 1914′te savaş patlak verdiği sırada Braque, Derain ve Marcelle Humbert ile birlikte Avignon’daydı. Şubat 1917′de Jean Cocteau ile birlikte Roma’ya giderek Parade balesinin dekor ve kostüm­lerini hazırladı. Bu gezi sırasında, Napoli ve Pompei’yi ziyaret ederek, Diaghilev top­luluğunda balerin olan Olga Koklova ile tanıştı. Barcelona ve Madrid’e yaptığı bir geziden sonra, 1918 ortalarında bu balerinle evlendi.
Yedi yıl boyunca Diaghilev ile işbirliği yap­tı. De Falla’nın Üç Köşeli Şapka’sı, Stravinskiy’in Pulcinella’sı, Milhaud’nun Mavi T ren’i için dekor ve kostümler hazırladı. Bu ikinci eserin perdesi için, Kumsalda Ko­şan iki Kadın (özel koleksiyonu) adlı eseri­nin büyük boyda bir reprodüksiyonunu yaptı. Fontainebleau’da kaldığı sırada, üç Müzikçi adlı iki tuvaline çalıştı. İlki Phila­delphia müzesinde, diğeri New York Mo­dern Sanat müzesinde oîna bu eserler, kü­bizmin son safhalarını yansıtır. Picasso’nun bundan sonraki eserleri yeni-klasik anlayışta, yani «Pompei dönemine» aittir: Oturan Kadın [Tate gallery, Lond­ra); Yunanlı Kadın (Paris, özel koleksiyon); Pan'ın Flütü; oğlunu model olarak al­dığı Pablo ve Palyaço Pablo (ikisi de özel koleksiyonunda). 1924'ten itibaren Picasso gerçeküstücü akıma katılır ve sanatında ye­ni bir geçiş dönemi belirir.

Londra'da Tate gallery'deki Dans ve sa­natçının özel koleksiyonunda bulunan Gi­tar, gerçeküstücü çabalarının ürünü olarak kabul edilebilir. Gitar tablosuyle çağdaş resme çuval ile çivi de girmeğe başlar. Pi­casso bu eserlerle, 1925'te ilk grup sergisi­ne katıldı. 1927'de Balzac'ın Le Chef d'Oeuvre inconnu (Meçhul Şaheser), 1931'de Ovidius'un Metamorphosis, 1937'de Buffon'un Scienses Naturelles (Tabiî Bilimler) ve 1958'de Pepe-Hillo'nun La Tauromaquid (Boğa Güreşi) kitapları için ofortlar hazırla­dı. Bunu takip eden yıllarda, daha önce 1901'de Barcelona'da Oturmuş Kadın adlı eseriyle başladığı heykelciliğe döndü: Kadın Başı (1908); Julio Gonzâlez ile birlikte yap­tığı demir heykeller (1929); Boisgeloup'taki büyük heykeller (1930). Aynı yıl Olga'nın Portresi (1918) ile Carnegie ödülünü ka­zandı. Koyunlu Adam (1950, Vallauris) ve Keçi (1951) adlı eserleri de önemli heykellerindendir. 1934'te ispanya'ya son seyaha­tini yaptı (San Sebastian, Madrid, Toledo, El Escorial, Barcelona). Bu arada karısın­dan ayrılması yüzünden, bir kriz geçirerek "resimden uzaklaştı. Şiirler (1935) ve çeşitli yazılar yazdı.

Bunlardan en ünlüsü Le Desir Attrape par la Queu (Ucundan Yaka­lanan Arzu) [1944] adlı oyunudur. Bu eser Paris’te özel olarak temsil edildi. Albert Camus ve J.P. Sartre gibi kişiler de irtica­len oyunculuk yaptılar. Picasso, 1936 yı­lının baharında, yeniden resme döndü. Bu arada birlikte yaşadığı Marie ThSrese Walter’den Maya adlı bir kızı oldu. İspanyol İç savaşı patlak verince Cumhuriyet hükü­meti tarafından Prado Müzesi müdürlüğüne getirildi. Alman hava kuvvetlerinin Guernica’yı yıkmasını konu alan büyük bir kom­pozisyon yaptı (New York Modern Sanat müzesi). 1937′de Milletlerarası Paris sergi­sinde İspanyol pavyonunda sergilenen bu eser, Picasso’nun sanatının doruğu olarak kabul edilir. Guernica ile birlikte, yoğun ve tüyler ürpertici bir dramatizmde eserler yapmağa başladı. Bunlar özellikle «Dora Maar» dizisini meydana getiren ve hayatına karışan diğer kadınların adlarını taşıyan eserleridir. 1939′da sanatçının annesi öldü. Picasso, savaş başlangıcında Antil adalarındadır. Bir yıl sonra Paris’e geçti, işgal boyunca orada kaldı. Bu arada vermiş ol­duğu eserlerden çoğu ve özellikle Kuş Yi­yen Kedi (New York, özel koleksiyon), öküz Başlı Natürmort (1924, Kunstsamm-lung, Düsseldorf) ve Şafak (Paris Art Mo­derne müzesi) o yılların gerilimlerini ve kaygılarını yansıtır.

Savaş sonunda, 1944′te Komünist partiye yazıldı ve ilk defa, resmî bir fransız ser­gisine katıldı. O yıl açılan «Kurtuluş ser­gisine yetmiş beş tablo ve beş heykel gönderdi. 1945′te Litografiye merak sardı ve altı ay içinde iki yüz kadar eser ver­di. 1946′da, Françoise Gilot ile yaşamağa başladı. Dört ay süreyle, Grimaldi’lerin Antibes’deki saraylarında resim yaptı. Ora­ya emanet bıraktığı eserlerle, ilk Picasso müzesi meydana geldi. 1947′de, Vallauris’teki Madoura fabrikasında seramikle ilgi­lendi. Bu arada eski bir şapel için Savaş ve Barış adlı iki büyük kompozisyon ha­zırladı. Bundan sonraki iki yıl içinde çe­şitli ülkelere (Polonya, İtalya, İngiltere) geziler yaparak dünya barış kongrelerine katıldı. Barış kongrelerinin manifestoların­da Picasso’nun ünlü «Güvercin»i yayım­landı. 1953′te Cİaude (1947) ve Paloma (1949) adlı çocuklarının anası Françoise Gilot’dan ayrıldı. Jacqueline Roque ile ev­lendi (1958). Aynı yıl, Paris’teki Unesco binası için ikaros’un Düşüşü konulu duvar resmini yaptı. 1961′de, Güney Fransa’da çeşitli yerlerde yaşadıktan sonra, Mougins’e yerleşti ve orada yorulmak bilmeden çalış­tı. Son yıllarda eski ressamlara ait konu­larla uğraktı ve bunlar üzerinde çeşitleme­ler yaptı: 1950′de Courbet’den Sen Kıyı­sında Genç Kızlar, 1954′te Delacroix’dan Cezayirli Kadınlar, 1961′de Manet’den Kır­da Öğle Yemeği. Bu arada 1957′de, Velazquez’in Las Meninas adlı tablosundan 44 tuval hazırlayarak bu eserleri Barcelona’daki Picasso müzesine bıraktı. 1963′te açılan bu müzeye, ayrıca, 1970′te, bini aşkın eser verdi. Bunların arasında, 1917′de rus baleleriyle birlikte Barcelona’da bulunduğu devirden kalma resimler, çeşitli tablalar, desenler, gravürler v.b. vardır. Picasso’nun eserleri dünyanın dört bir yanında sergile­nir, özellikle 1939′da New York Modern Sa­nat müzesinin açtığı sergi, onun A.B.D.’de de kabul edildiğini gösterdi. Bundan sonra, Roma, Milano, Sao Paulo, Köln, Tokyo v.b.de de sergileri açıldı. Bu ser­gilerin en büyüğü ve en muhteşemi, 1966′da Paris’te seksen beşinci doğum yıldö­nümünü kutlamak için açılan sergi oldu. 1971 Yılı sonunda da Louvre’da eserleri sergilendi. Picasso, sanatçı olarak çağdaş­ları için, XX. yy. resim dehasını temsil eder. (M)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCASSO (Pablo RUiZ), hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİA UAK

Tarih 29 Mayıs 2009

PİA UAK, fr. Pia Ovac, Vietnam’da (Ku­zey Vietnam) kütle, Cao Bang’ın kuzeyinde; yaklş. 1 930 m. Kalay, tungsten ve titanlı demir madenleri. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİA UAK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PINARHİSAR

Tarih 29 Mayıs 2009

PINARHİSAR, Marmara bölgesinde (Istıranca bölümü, Kırklareli ili) ilçe merkezi kasaba: 8 988 nüf. (1970). Istıranca dağları­nın güney eteklerinde; yüksl. 190 m. Kasa­banın kurulduğu kesim, hafif dalgalı düz­lükler halindedir. Doğu-batı doğrultulu Vize-Kırklareli yoluyle güney-kuzey doğrultu­lu Lüleburgaz-Demirköy yolunun kesişme noktasındadır. Yakınında çimento fabrikası. Pınarhisar ilçesi, 581 km2; 24 816 nüf. (1970). Tek bucak; 16 köy. Tahıl, ayçiçeği; şeker pancarı, ilçe sınırları içinde linyit yatakları. (M)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PINARHİSAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PILIPIRTI

Tarih 29 Mayıs 2009

PILIPIRTI blş. i. Eski püskü ve işe yara­maz eşya için kullanılır: Gündüzleri pılıpırtıları duvar diplerine istif edilen diğer yorgan, yatakların üzerlerine atarlardı (Ş.S. Aydemir). (Alay ve küçümseme yollu olarak) Eşya: Pılıpırtısını toplayıp gitti. (M)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PILIPIRTI hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PIHTILAŞMA

Tarih 29 Mayıs 2009

PIHTILAŞMA i. (pıhtılaşmak’tan pıhtı-laş-ma). Pıhtılaşmak eylemi, sıvı halden pıh­tı haline geçme.
— Biyokim. Fiziksel (ısı) veya kimyasal (asit, alkol, madensel tuz) bir etkenin koloi­dal eriyik halindeki bir maddeye etki yapa­rak onun katılaşmasına ve topaklaşmasına yol açması: Sıcaklık, asit ortamda protein­lerin pıhtılaşmasına yol açar.

Fizyol. Kanın pıhtılaşması. Bk. ANSiKL.
— Ted. Pıhtılaşmayı önleyici ilâçlar, kanın pıhtılaşmasını geciktiren veya önleyen mad­deler. Bk. ANSİKL.
— ANSiKL. Biyokim. Koloidal bir madde, içinde bulunduğu sıvıdan pıhtılaşma yoluyle ayrılabilir. Sıcaklık, soğukluk, buharlaşma, yabancı maddeler v.b. bu ayrılmayı sağlaya­bilir. (Pıhtılaşmanın, su kaybetmeden ileri geldiği sanılmaktadır. Pıhtılaşma flokülasyondan farklıdır, çünkü madde bir daha es­ki haline dönemez.)
Liyofil koloidal eriyikler, koloidi şişirmeyecek cinsten bir sıvı eklenmek suretiyle pıhtılaştırılır. Meselâ jelatinin veya arap zam­kının sudaki eriyiği alkol eklenerek pıhtılaştırılır; kauçuğun benzendeki eriyiği ase­ton eklenerek pıhtılaştırılır v.b. Akışkan lifoyob koloit eriyikler az miktar­da madensel tuz ilâvesiyle pıhtılaştırılır; li­yofil kolitler içinse çok daha yüksek mik­tarda tuz eklemek gerekir. Kullanılan ma­densel tuzların verdiği iyonların birleşme de­ğeri ne kadar yüksekse, tuz o kadar fazla etkili olur. Kalsiyumla baryum, sodyum ve­ya potasyumdan, alüminyumla demir kalsiyumdan, altınla platin alüminyumdan çok daha etkilidir v.b.
Pıhtılaşma yavaşsa, meselâ bu işlemi sağla­mak için gerekli elektrolitin dozu azıcık aşılmışsa, genellikle pıhtılaşmadan önce flokülasyon olur.
— Fizyol. Kanın pıhtılaşması. Damarların dışında, bir yara ile veya herhangi bir ya­bancı yüzeyle temasa gelen kan pıhtılaşır. Pıhtılaşma, plazma proteinlerinden biri olan fibrinojenin fibrin haline dönüşmesinden ileri gelir. Pıhtı aşağı yukarı bir saat sonra büzülür, içindeki serumu dışarı atar; serum üste çıkar; pıhtı, alyuvarlarla akyuvarları tutan bir fibrin ağından meydana gelir; serum ise fibrinojensiz kan plazmasıdır. Pıhtılaşma nazariyesi (1905′te Morawitz ta­rafından ortaya atıldı). Kan plazmasında protrombin denilen özel bir protein bulu­nur. Bu protein trombin’in etkisiz bir öncüsüdür. Protrombin iyonlaşmış kalsiyumla ve trombokinaz denilen hücre enzimiyle kar­şılaşınca trombine dönüşür. Trombin’in et­kisi altında fibrinojen, fibrin haline gelir. Morawitz’in nazariyesi hemen herkesçe ka­bul edilir. Anlaşmazlık, trombin’in, özellik­le protrombin’in etki sekiliyle ilgilidir. Fibrinojeri’in fibrine dönüşmesi tahlille anlaşı­lamamaktadır.
Kanın pıhtılaşması için kalsiyum miktarının belirli bir seviyede bulunması şarttır. Kal­siyumun yokluğu veya fazlalığı pıhtılaşmayı önler. Protrombin’in karaciğerde sentezi için K vitamini gereklidir. K vitamininden yoksun olarak beslenen bir pilicin kanında protrombin bulunmadığı ispatlanmıştır. Protrombin miktarı belirli bir oranın altı­na düştüğü zaman kanama meydana gelir. Bazı maddeler kanın pıhtılaşmasını engel­ler veya geciktirir. Bunlara pıhtılaşmayı ön­leyici madde denir; en önemlilerinden biri heparindir. Heparin bütün organlardan, özellikle akciğer ve karaciğerden elde edi­lebilir. Pıhtılaşma zamanı, belirli şartlar al­tında (kap, sıcaklık v.b.) pıhtılaşmaya yete­cek kadar fibrinin meydana gelebilmesi için geçen zamandır. Kanda, akışkanlık ile pıhtılaşma gücü arasındaki dengeyi koru­yan etmenler (antitromboplastin, antitrombin) bulunur. Pıhtılaşma gücünün artması (pıhtılaşma zamanının kısalması) trombozlara sebep olur. Bu durum flebit ve arterit vakalarında görülür. Pıhtılaşabilme yeter­sizliği (pıhtılaşma zamanının uzaması) ya K vitamini yokluğuna veya karaciğer hastalığı­na bağlı bir protrombin yetersizliğinden ve­ya hemofilinin fizyopatolojik temeli olan tromboplastin’in serbest hale geçememesin­den ileri gelir.
— Ted. Pıhtılaşmayı önleyici ilâçlar, hepa­rin ve K antivitaminidir. Bunlar, iyice be­lirli durumlarda verilmelidir ve ağır ihtilâtlarla karşılaşmak tehlikesi bulunduğu için, tim altında bulundurulmalıdır.
—Heparinin in vivo ve in vitro etki gösteren bir maddedir; heparin trombinin ve tromboplastinin etkisi yok edici nitelik taşıdığın­dan kanın pıhtılaşmasını değiştirir. Etkisi çabuk ve kısadır; pıhtılaşma testleri ve trombin zamanının ölçülmesiyle etki şek­li ayarlanabilir. Kanama halinde, en etkili antidot, damar yoluyle şırınga edilen protamin sülfat’tır.
—K antivitaminleri iki çeşittir: kumarinli ilâçlar ve indandion türevleri. Bunlar nor­mal pıhtılaşma için gerekli dört protein’in (faktör II [protrombin], faktör VII [pro­konvertin], faktör IX [antihemofilik B] ve faktör X [Stuartj) sentezine engel olarak dolaylı yoldan in vivo etki yapar. Bu ilâç­ların hepsi K I antivitamini gibi etki gös­terir. İlâcın etki hızı ile süresi, önce ilâcın yapısına, sonra sindirim yoluyle emilme hı­zına ve metabolizmasına, nihayet hastanın durumuna bağlıdır: karaciğer hücresi ye­tersizliği, K I vitamini yokluğu bunların etkisini artırır ve kullanılmamalarını gerek­tirir. Pıhtılaşmayı önleyici ilâcın birikmesi­ne ve tehlikeli hale gelmesine sebep olabi­lecek bir böbrek yetersizliği de bu ilâçlar bakımından sakıncalıdır. Tedavide kullanı­lan başlıca kumarinli ilâçlar şunlardır: bikamasetat defil, asenokumarol, dikumarol, dikumoksan, varfarin v.b. İndandion’un en önemli türevi fenindiondur.
Bu ilâçlara genellikle iyi dayanılır. En kor­kulu durum, ilâcın fazla verilmesinden ve­ya birikmesinden ileri gelen kanamalardır. Bundan ötürü pıhtılaşma ve özellikle protrombin miktarı devamlı kontrol edilmeli­dir.
Âcil durumlarda içinde faktör II, VII, IX, X bulunan derişik pıhtılaştırıcı bir madde (P.P.S.B.) damara şırınga edilerek prot-rombin miktarı normal hale getirilebilir; bu maddeye protrombin, prokonvertin, Stuart faktörü ve antihemofilik B kelimeleri­nin karşılığı olarak «P.P.S.B.» denir. In vivo etki gösteren pıhtılaşmayı önleyici ilâçların (heparin, dikumarol türev­leri) kullanılması trombozlu hastalıkların, özellikle flebitlerin seyrini tamamen değiş­tirmiştir. Eskiden flebit tedavisinde hasta 20 ilâ 40 gün hareketsiz bırakılırdı; doğum ve ameliyatlardan sonra, bazı lokal (varisli ülser) veya genel (tifo) hastalık hallerinde pıhtılaşmayı önleyici ilâçlar verilerek hastanın çabuk hareket ettirilmesi pıhtı oluşu­munu önler. Pıhtılaşmayı önleyici ilâçlar bazı ayak arteritlerinde, hattâ miyokard enfarktüsünde başanyle kullanılır. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PIHTILAŞMA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİKAP

Tarih 28 Mayıs 2009

PİKAP i. (ing. to pick-up, toplamak’tan). Elektrik gerilimleriyle kaydedilmiş ses tit­reşimlerini yaymağa yarayan elektrikli plak okuyucusu. Bk. ansikl.
— Oto. Küçük kamyon, kamyonet.

— ansikl. Elektroakust. Bir pikap, sa­bit bir eksen etrafında dönen ve yukarıya doğru kaldırılabilen bir kol ile bu kolun ucuna tespit edilen bir kafa’dan meydana gelir. Kolun desteklediği ve yön verdiği ka­fanın bir okuma iğnesi vardır. Bu iğne ön­celeri çelikten yapılır ve eskiyince değiş­tirilirdi; bugün ise, küre biçiminde yontul­muş elmas veya safir iğneler kullanılır. Okuma iğnesi plağın iz oyuğuna oturur; plak döndükçe pikabın kafası plak çevresinden merkeze doğru yavaş yavaş yer değiştirir; bu sırada izlerdeki dalgalanmalar, okuma iğnesini titretir, iğne de bu titreşimleri ken­disini taşıyan hareketli organa iletir. Elektromagnetik pikapta hareketli organ, yu­muşak demirden yapılmış bir armatürden meydana gelir; bu armatür, sargılarında bir indükleme elektromotor kuvveti meydana gelen bir elektromıknatısın önüne yerleş­tirilmiştir. Bir elektrostatik pikapta hare­ketli organ, sığası değişken hale getirilmiş bir kondansatörün armatürlerinden biridir. Bir piezoelektrik pikabın hareketli organı, bir Seignette tuzu billur veya daha başka bir piezoelektrik madde billuru üzerine de­ğişken bir basınç uygular; bu da billurun yüzlerinde elektromotor kuvvetler doğurur. Nihayet, bir elektrodinamik pikapta ise, hareketli organ güçlü bir sürekli mıknatısın demir aralığına yerleştirilen bir titreşim bobininden meydana gelir; bu sürekli mık­natıs bobinde indükleme akımları doğu­rur. Stereofonik* plaklar için kullanılan pikap kafalarında, hareketli organın hare­keti iki dikgen bileşene göre, «sağ» ve «sol» kanallara tekabül eden titreşimleri ayıra­cak şekilde analiz edilir. Pikabın sağla­dığı gerilimler zayıf olduğundan hoparlöre verilmeden önce yükseltilmelidir. Bir pi­kabın plak üzerindeki basıncı çok zayıf (5 ile 15 gr) olmalıdır; aksi halde plak kısa zamanda yıpranır. Tozların ve plağın aşın­dırıcı etkisiyle körelen okuma iğnesi, belli bir zaman sonra değiştirilmelidir.
Modern bir pikap üç, hattâ dört vitesli bir motorla donatılmıştır. Bu motor daki­kada 78 devirli eski plakları ve dakikada 45, 33 1/3 ve 16 devirli, kayıt süresi uzun, yeni plakları dinleme imkânı verir. Oku­ma kolunun ucunda, iki safir veya elmasla donatılı bir kafa vardır. Bu elmaslardan biri eski plakları öbürü mikrosiyon plak­ları dinlemek için kullanılır. Bir yükselteci ve bir veya daha çok hoparlörü bulunan pikap elektrofon* adını alır. (l)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİKAP hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİK

Tarih 28 Mayıs 2009

PİK i. (ing. pig, demir külçesi). Metalürji. Dökme* demir, font: Pik boru.

— Bayınd. Lağım temizlemede kullanılan âlet, biçim olarak lağımın enine kesitine benzeyen, hareketli bir vanadan meydana gelir. (Bu vananın lağıma yerleştirilmesi, gelen suyun seviyesini hayli yükseltir. Su, vananın alt kısmındaki bir delikten geçer­ken, suyun içindeki çeşitli maddelerde ufa­lanarak, akıntıya karışır. Ayrıca, su sevi­yesinin değişmesi, âletin kendi kendine ilerlemesini sağlar.) [lm]

PİJUH i. (fars. pijüh). Esk. Araştırma. Bk. pejuh. (m)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUONİT

Tarih 28 Mayıs 2009

PUONİT i. (Minnesota’da Pigeon Point bölgesinin adından fr. pigeonite). Mineral. Tabiî magnezyum, demir ve kalsiyum sili­kat; piroksenler grubundandır, diopsit’e benzer. (l)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUONİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİGMENTLİ

Tarih 27 Mayıs 2009

PİGMENTLİ sıf. (fr. pigment’ten pigmen. lî). Patol. Pigmentli urlar, içinde pigmer bulunan urlar (melanik urlar v.b.).
Pig­mentli siroz, doğuştan gelen (genotipik) veya sonradan olan metabolizma hastalığı bu hastalıkta, iç organlarda demir birikir deri melanin ve demirle renklenir, gizli bir siroz oluşur ve geç meydana çıkan şeker diyabet görülür. Bk. HEMOKROMATOZ. i

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİGMENTLİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİGMENT

Tarih 27 Mayıs 2009

PİGMENT i. (lat. pigmentum, boya maddesi’nden fr. k.). Biyokim. İçinde bulun­duğu dokuları renklendiren ve genellikle protit yapısında olan çeşitli maddelere ve­rilen ad. Bk. ANSiKL.
— Bot. Bitkisel pigmentler. Bk. ANSiKL.
— Res. Kullanılan asıltı ortamlarında eri­meyen veya boyayıcı nitelikleri ya da yük­sek örtme özelliği sebebiyle, korumak ve­ya süslemek amacıyle yapılan boya ve sı­vaları hazırlamakta kullanılan kuru, çoğu zaman ince toz halindeki madde.
Sert­leştirilmiş pigment, içine sertleştirici mad­de katılmış pigment.
Bileşik pigment, içine, sırf teknik sebeplerle bazı sertleştirici veya yardımcı maddeler eklenmiş pigment.
Madenî pigment, genellikle mekanik, çok nadir olarak da kimyasal bir usulle elde edilen ve koruma (aşınmaya, yenmeye karşı) veya süsleme (tunç rengi vermek) boyalarında kullanılan maden veya alaşım kaynaklı pigment.
Pigment macunu, pig­mentlerin bazı ezme sıvılarıyle karıştırıl­masından elde edilen macun.
— ANSİKL. Biyokim. Pigment’ler, bitki ve­ya hayvan dokularında erimiş halde, yahut billûrlaşmış veya şekilsiz tanecikler halin­de bulunur. Pigmentlerin biyolojik rolü ço­ğu zaman bilinmemektedir: meselâ deride ve saçlarda bulunan melanin, bitkilerin renkli kısımlarında bulunan antosiyanin bunlar arasındadır. Buna karşılık, bazı pig­mentlerin ne işe yaradığı bilinmektedir: meselâ bitkilerde yeşil pigment, yani klo­rofil, kandaki kırmızı pigment, yani he­moglobin ve türevleri, öd ve sidik pigment­leri bu arada sayılabilir. Pigmentlerin bir­çoğu solunum içinde, yani oksijen taşımada rol oynar; bu nitelik, moleküllerinde bir metalin bulunmasından ileri gelir: bu me­tal, hemoglobin için demir, klorofil için magnezyum, kabuklardaki hemosiyanini i-çin bakırdır v.b.

— Bot. Bitkisel pigmentler. Bitkilerde, ce ğişik renkler veren pigmentler bulur Bunlar arasında baş yeri klorofil alır; üstü yapılı bitkilerin ve bunlar aracılığıyle ha] vanların beslenmesinde klorofil baş rolü oynar. Gene bitkilerde bulunan ksanto: bazı kuru yapraklara ve karotene sarı re» gi verir. Suyosunlarında klorofilin yanı sı­ra fikoeritrin (kırmızı suyosunlan), fikc • santin (esmer suyosunlan), fikosiyanin (rr vi suyosunlan) gibi pigmentler de bulunur; bu pigmentler, yeşil bitkinin faydalar dığı ışıktan farklı dalga uzunluğu olan di­ğer ışınlarla gelen ışık enerjisini soğurma imkânını verir. Çiçeklerin rengi ise kofa larda genellikle eriyik olarak bulunan pig­mentlerden (antosiyanin) ileri gelir ve ba­ların rengi ortamın asit derecesine göre değişir. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİGMENT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİETERMARİTZBUMG

Tarih 27 Mayıs 2009

PİETERMARİTZBUMG, Güney Afrika cumhuriyetinde şehir, Natal’in başkenti Umsunduzi ırmağı kıyısında; 128 600 nu: 1838′de Kap’tan gelen Boer’lerin kurduğ„ şehirde çeşitli sanayi tesisleri açıldı: maki­ne, deri, kauçuk, inşaat malzemesi. Alümin­yum fabrikası. Şehir aynı zamanda da öne­li bir demiryolu ve ticaret merkezidir. (l)

PİETARSAARİ. Bk. JAKOBSTAD.

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİETERMARİTZBUMG hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Pfeiffer basili,Pfeiffer olayı

Tarih 27 Mayıs 2009

Pfeiffer basili. Mikrobiyol. Pfeiffer’in 1892′de bulduğu mikroorganizma (Pfeiffer bunu grup (veya enflüenza) mikrobu sanı­yordu. Bu mikrop ince yapılı ve hareket­siz, Gram negatif bir kokobasildir; ancak hemoglobin veya demir tuzu bulunan or­tamlarda çoğalabilir. Gribin bir virüsten ileri geldiği anlaşıldığı için bu basil artık grup mikrobu sayılmamaktadır.)[L]
Pfeiffer olayı. Mikrobiyol. Bağışıklık ka­zanmış tavşan veya kobaya bazı mikroplar (koleravibriyonu, tifo basili v.b.) karın yoluyle aşılandığı zaman, akyuvarlar işe ka­rışmadan bu mikropların vücut tarafından imha edilmesi. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pfeiffer basili,Pfeiffer olayı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCOTİT

Tarih 27 Mayıs 2009

PİCOTİT i. (fr. bilgini Picot de La Peyrouse’un adından fr. picotite). Miner. Ta­biî magnezyum (demir), alüminyum (krom) oksit; siyah renkli bir spinel çeşididir. (l)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCOTİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEYRE (Joseph)

Tarih 27 Mayıs 2009

PEYRE (Joseph), fransız mimarı (Paris 1730 – Choisy-le-Roi 1785). Krallık binaları müdürü ve Mimarlık akademisi üyesi oldu (1767). De Wailly ile birlikte, sonradan «Odeon» adını alan Theâtre Français’yi yaptı (1779-1782). Kardeşi ve öğrencisi ANTOİNE, Genç denir (Paris 1739 – ay.y. 1823). Koblenz’teki Trier Seçici’sinin sarayı­nı yaptı (1779-1786). Oğlu ANTOiNE da (Paris 1770 – ay.y. 1848) kendisi gibi mi­mardı. 1800′de Gaîte tiyatrosunu yaparken ilk olarak demir çatma kullandı. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEYRE (Joseph) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİEMONTİT

Tarih 26 Mayıs 2009

PİEMONTİT i. (fr. piemontite). Miner. Hidratlı tabiî demir, alüminyum, manganez ve kalsiyum silikat; Piemonte’de bulunur. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİEMONTİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİEMONTE

Tarih 26 Mayıs 2009

PİEMONTE, İtalya yarımadasında bölge; batıda ve kuzeyde Alp’ler, doğuda Maggio-re gölü, Ticiiîo, Po ve Scrivia ırmakları, güneyde Liguria Apenninleri arasında; 25 397 km2; 3 914 250 nüf. Bölgede altı il var­dır: Alessandria, Asti, Cuneo, Novara, Torino ve VerceUi.
Coğrafya. Piemonte’nin görünüşü çok çeşitlidir. Arazinin üçte biri dağlıktır ve Alp yayı, ovanın yanmasında yükselen te­peleri karlarla kaplı geniş bir amfiteatr meydana getirerek bölgeyi kuşatır. Alp dağlarının en yüksek dorukları buradadır:
Viso dağı (3 841 m), Grand Parodiso (4 061 m), Mont Bİanc (4 807 m), Cervin dağı (4 478 m), Rose dağı (4 633 m). Bu küt­leler kenarları dik vadilerle ayrılır: Stura di Demonte vadisi Larche boğazına doğ­ru, Dora Baltsa nmki (Aosta vadisi) San Bernardo’ya doğru ve Toce’ninki Simplon’a doğru yükselir. Alp yayı güneye doğru Li­guria Apenninleri’nin kireçli kütleleriyle devam eder. Po ırmağının güneyinde, marnlı ve kumlu üçüncü zaman toprakları, ır­makla Tanaro arasında Montferrato tepelerini, Tanaro ile Bornida arasında da Langhe tepelerini meydana* getirir; yüksel­tiler 400-900 m arasında değişir. Piernonte ovası oldukça dar bir alanı kaplar; dör­düncü zaman birikintileri ve ırmak alüv­yonlarından meydana gelir; toprakları kumlu ve killidir. Irmaklar Po. ırmağı çev­resinde bir yaprağın damarları gibi uzanır: Po’nun başlıca kolları iki Doire ve Ta-naro’dur. Bölgede kara iklimi hüküm sü­rer; yağışlar boldur (700-1 350 mm). Pie­rnonte tabiî bakımdan çok verimli değil­dir; bununla birlikte yüzyıldan beri devam eden çalışmalar küçük çiftliklere bölünen ve geliştirilmiş bir sulamadan (Chivasso ya­kınında Po’dan başlayan, Galliate’nin öte­sinde Ticino nehrine ulaşan ve 110 000 hek­tarın sulanmasını sağlayan Cavour kanalı) yararlanan toprağı verimli hale getirmiştir. Tarım çok çeşitlidir: tahıllar arasında çav­dar ve pirinç başlıca yeri tutar; çavdar dağda üretilir; pirinç Piemonte’nin başlıca tarım üretimidir; özellikle Novara ve Vercelli ovalarında yetiştirilir; işçilerin ço­ğu kadındır. Buğday (pirinçle almaşmalı olarak) ve mısır da üretilir. Yemlik bitki tarımı, çok fazla olmayan hayvanların bes­lenmesini Sağlar. Hemen her yerde üzüm yetiştirilir, fakat en çok tepeler bölgesinde ve özellikle Montferrato’da Alessandria ve Asti illerinde (asti şarabı ve vermutu dün­yaca meşhurdur) yaygındır; üretim çok çe­şitlidir: kırmızı ve beyaz, sek veı tatlı şa­raplar. Piernonte, İtalya’da Apulia’dan son­ra ikinci şarap üreticiyidir. Dağda yoğun­laşan köy meskenleri tepelerde ve ovada dağınıktır; tepelerde ve ovada birçok aile, binaları merkezî bir avlunun çevresinde toplanan büyük çiftlikler olan «cascina»larda yaşar. Alp’ler Piernonte ekonomisinde çok önemli rol oynar; dağlardaki birçok hidroelektrik tesis bölgede sanayinin geliş­mesine yol açmıştır. Toce, Dora’lar ve Ti­cino vadiler indeki birçok santral, elektrik akımını ovanın başlıca şehir merkezlerine gönderir. En eski sanayi faaliyeti dokuma­cılıktır; ipekçiliğin yerini günden güne Su­nî elyaf almaktadır; yün, Biella ile dolay­larının başlıca gelir kaynağıdır; pamuk sa­nayii, erkeklerin ağır sanayi kollarında ça­lıştığı ve kadın işçinin bol olduğu kesim­lerde toplanır: Torino çevresinde, Stura di Lanzo ve Dora Riparia vadilerinde. Meta­lürji sanayii, elektrik üretilen vadilerde ve Aosta vadisinde Cogne demir filizi yatakları yakınında yerleşmiştir. Torino, italyan oto­mobil sanayiinin büyük merkezidir: şehir­deki fabrikalarda 65 000 kişi çalışır ve millî hasılanın beşte dördü elde edilir. Manzara ve kaynaklarının çeşitliliği, halkının çalış­kanlığı ve sınaî zenginliği Piernonte’yi, Lombardia’dan sonra İtalya’nın ikinci ik­tisadî bölgesi haline getirmiştir.

Tarih. Roma imparatorluğu devrinde Transpadana ve Liguria’ya katıldıktan son­ra, bugünkü Piernonte bölgesi, Odoaker’in (476-493), sonra Theodorich’in (493-526) eli­ne geçti ve 555′te Bizanslılar tarafından iş­gal edildi. Lombardia’hlann bölgeyi böldü­ğü kontluklar (İvrea, Torino, Vercelli, As­ti, Novara, Bredulus ve Anriate kontlukla­rı) Franklar zamanında düklük haline ge­tirildi. IX. yy.da güvensizlik arttığından (müslümanların ve macarların akınları) «ül­ke», İvrea markisinin yönetimi altında top­landı (X. yy); sonra yeniden asıl İvrea Torino ve Liguria marklıklarına bölündü (950′ye doğru). XI. yy.da Torino markisi Oderic Manfred, İvrea marklığına hâkimi­yetini kabul ettirdi. Kızı Adelaide, Savoia’lı Odon ile evlendi, fakat ölümünden sonra (1091) Piernonte (komünlerin kurulmasını geciktiren birçok derebey kaynaşıyordu) Savoia sülâlesinin elinden çıktı. Sülâlenin bölgeyi yeniden ele geçirmeğe çalıştığı XII. yy.da ve XIII. yy. başında «Piernonte» adı ilk defa kullanıldı (1240′a doğru); Alp dağ­larının eteğindeki halk için bu ad Saluce, Pignerol ve Coire arazilerini, İtalyanlar için ise Pavia’nın batısındaki bölgeyi belir­tiyordu. Sonradan Piernonte adı, Savoia hanedanının bölgede ele geçirdiği toprak­ların hepsini ifade etti ve Piernonte tarihi XIII. ve XIV. yy.dan sonra Savoia hanedanınınkiyle karıştı. Bk. SAVOİA hanedanı eyaletleri.
— Leng. Piernonte lehçesi, Piernonte ilin­de konuşulan Galya-Lombardia öbeğinden italyan lehçesi.
— ANS1KL. Piernonte lehçesi’nde vurgulu ünlü sistemi genellikle oldukça kapalıdır: latin [a]sı birinci grup fiillerin mastarların­da (parler, ital. parlare) kapanır ve [e] olur; kısa [e], açık [e] haline gelir ve bazı durum­larda kapalı [e]ye, hattâ [i]ye ipe ve fe, ital. piede, fiele) dönüşür; tekilinde açık [e]yi muhafaza eden martel (ital. martelö) keli­mesinin çoğulu martei (kapalı e ile) ve yerel olarak marti’dir; latince kısa [o]nun diftong­laşması serbest ve hattâ kapalı hecede eğer son ünlü bir [i] veya [o] ise [ce]; ama öteki hallerde açık [o] ince}, arsincel, gcep, grces, ital. nuovo, usignuolo, gobbo, grosso veya grossi; goba, groso’nun yanı sıra ital. gobba, grossa) verdi; latince uzun [e] ve uzun [o], [i] veya [ei] ve [u] verir (giva, meis, fiur; ital. gleba, mese, fiore). Bun­dan başka, öbür galya-italya lehçeleri gibi piernonte lehçesinde de latin uzun [m]sun­dan gelen [ü] sesine rastlanır (füs, ital. fuso). Son ünlüler (a hariç) genellikle dü­şer. Son hecesi düşmüş eski proparoksitonu kelimeler daima [w] ile biter (pentu, cardu; ital. pettine, cardine). İki ünlü ara­sındaki ünsüzler sürekli bir zayıflama eği­limi gösterir: [c], önce [g], sonra yod (i, ü veya ce ile yan yana olduğu zaman yu­muşar: braje, spia, sür fce; ital. brache, spiga, scure fuoco) verir; [t] düşer (vı, santhia; ital. vite, Sant’Agata); [p] ise [v] verir (rava, siula veya sigula; ital. rapa, cipolla); [v] bazen düşer; bazı yerlerde ise yerini boğazsı g’ye bırakır). [i] ve [e] önünde [c], daima titreşimsiz ıslıklı OJye (sarvel; ital. cervello) dönüşürken aynı du­rumda g bazı bölgelerde titreşimli ıslıklıya, bazılarında ise şırlamalı seslere dönüşür; [3l Üe) ve [d$] (di). [L]

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİEMONTE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Petrol sanayii

Tarih 26 Mayıs 2009

Petrol sanayii
Yuda bitümü gibi petrol aflörmanları, Es­kiçağdan beri, eczacılıkta veya kaba yağla­mada kullanılmak için işletilmiştir. Daha XVIII. yy.da Rusya ve Alsace’ta petrol da­mıtıldığı halde, gerçek petrol sanayii 1859′da TitusvilleMe (Pennsylvania), Drake tarafın­dan açılan ilk petrol kuyusuyle başladı. Teknik gelişmenin bunu izleyen büyük aşamaları şöyle sıralanabilir: 1860-1885, gazyağı devri; diğer damıtma ürünleri henüz uygulama alanına girmemiş­tir;
1885-1900, petrol yağlarının, sanayide ve evlerde yağlama yağı olarak kullanılan bit­kisel yağların yerini alması;
1900-1914, benzin devri; otomobilin yaygın­laşması yeni petrol bölgelerinin bulunması­nı ve işletilmesini gerektirdi; 1914-1930, sürekli damıtma, ısıl cracking iş­lemlerinin ortaya çıktığı, fuel’lerin kulla­nıldığı devir;
1930-1940, ısıl reforming ve eriticiyle işleme usullerinin uygulandığı devir; bu usuller ürünlerin kalitesini arttırmıştır.
1940′tan günümüze kadar, katalizörler yardımıyle rafinaj işleminin ve petrokimyanın doğması.
Petrol sanayiinin yüzyıllık tarihi, petrol­den elde edilen işlenmiş ürün sayısının, kalite ve miktarı olarak sürekli bir artış gösterdiğini ortaya koyar; Batı Avrupa’da kişi başına yılda 500 kg petrol ürünü tü­ketildiği halde, A.B.D.’de bu miktar 2 500 kg’ı bulur.
• Araştırma ve arazinin incelenmesi. Pet­rol araştırmalarına yön veren tek kesin bilgi, petrolün yalnız tortul havzalarda bu­lunmasıdır. Petrol yatakları bakımından o güne kadar incelenmemiş bir arazide pet­rol aranacağı zaman, havzanın tortul yapı­sını belirleyebilmek için yüzeyin jeolojik durumunu dikkatle incelemek ve sızıntı olup olmadığını araştırmak gerekir; daha sonra yüzeyde ve toprak yüzeyine yakm yerlerde ya yerçekiminin veya tabiî magnetizmanın, ya da sunî olarak yaratılan es­nek dalgaların ölçülmesini hedef tutan jeo­fizik araştırmalara başvurulur; çünkü bu büyüklükler toprak altındaki tabakaların yapısına göre değiştiğinden arazi hakkında bilgi verir. Magnetik metot ile kayaların mık­natıslanma özelliklerinde ve kalıcı mıkna­tıslanma değerlerinde meydana gelen de­ğişikliklere bağlı olan yer magnetik alanı­nın distorsiyonları kaydedilir. Tortul ara­ziler genellikle magnetik olmadığı için, bu araştırma özellikle tabanın, eski yanardağ kayalarının incelenmesini sağlar. Uçakla yapılan magnetik alan ölçümleri, çok ge­niş bölgelerin rölövesinin çıkarılmasını ve önemli yapı aykırılıklarının tespit edilmesini sağlar. Bu araştırmalarda kullanılan uçağın altında, Yer’in magnetik alanının vektörüne göre otomatik olarak yönelen ve Yer magnetik alanının toplam şiddetini öl­çen bir cihaz bulunur.
Yerçekimi metodu’yla, değişik yoğunlukta­ki tortul kayaların etkisiyle Yer’in çekim alanında meydana gelen değişimler ölçü­lür. Pratikte, yerçekimi ivmesinin g değer­lerini birbiriyle karşılaştırmak yeterlidir; bu karşılaştırma «gravimetre» denen kü­çük bir burulma terazisiyle yapılır.
Sismik metot’ta, patlayıcı maddelerle yara­tılan sunî dalga alanı meydana getirilir; bu alanın yayılması, toprak altındaki tabakala­rın esnekliğine bağlıdır. Toprak yüzeyine yer­leştirilen detektörler, kırılarak (kayalar ta­rafından kırılan ve incelenen kayaların de­rinliğinden çok daha büyük mesafeleri aşa­rak geri dönen dalgalar) veya yansıyarak (sismograflar empülsiyon yayma bölgesine daha fazla yaklaştırıldığında, çeşitli tabakalar tarafından peş peşe yansıtılan dalga­lar) geri dönen empülsiyonları kaydeder. Diğer bütün usuller arasında, yapı aykırılık­larının muhtemel konumu üzerine en fazla bilgi veren bu usuldür, fakat, araştırmanın en emin yolu yine de kuyu açmadır. Yal­nız, maliyetinin çok yüksek olması (en ucuz kuyularda 50 000 ile 100 000 dolar, «wild-cat» tipi kuyular için 1 milyon dolar) jeofizik metotların daha çok kullanılmasına yol açar.
• Kuyu açma, kontrol ve üretime başla­ma. Petrol kuyuları, «matkap ucu» deni­len bir âletin döndürülmesiyle «rotary» me­toduna göre açılır; bu usul, darbeli sonda veya darbeli kuyu açma usulünün yerini ta­mamen almıştır. Matkap ucu, iç içe geçerek vidalanan sondaj çubuklarına bağlıdır; son­da çubuğu bir Dizel motoruyle veya ender olarak bir buhar makinesiye çalıştırılır. Bununla beraber, kuyu dibine indirilen dö­ner bir cihaz da (elektrik motoru veya hid­rolik türbin) matkabı döndürebilir. Türbin­le kuyu açma denemeleri çok başarılı sonuçlar vermiş ve bu yeni usul S.S.C.B.’de oldukça yaygınlaşmıştır. Kullanılan metot ne olursa olsun, tahkimat borularının ve delgi çubuklarının kuyuya yerleştirilmesi için «derrick» denen bir kule gerekir. Yu­muşak bir arazide âletin dönme hızı da­kikada 500 devire çıkabilir ve saatte bir­kaç metre ilerler; fakat sert bir kayaya rastlandığı zaman hız dakikada 30 devire, ilerleme ise 15 sm’ye düşer ve matkap ucu birkaç saat içinde tamamen aşınabilir. Bu durumda, bütün boru dizisini, bocurgat ve makaralı palanga yardımıyle yukarıya çekerek matkap ucunu değiştirmek gerekir. Bu fırsattan yararlanarak, kuyunun içine, hem delme sırasında, hem de petrol fışkırdığı zaman kuyu çeperlerini destekleye­cek bir boru sistemi döşenir ve çimentoy­la sağlamlaştırılır. Bu boruların çapı kuyu dibine doğru küçülür ve kuyu açma işlemi gitgide daha küçük bir matkap ucuyle yü­rütülür; böylece kuyu, 200 m’ye kadar 38 sm, 1 200 m’ye kadar 28 sm, 2 000 m’ye kadar 20 sm, daha sonra da 15 sm çapında kademeli bir görünüş kazanır. Kuyu açma tekniğinde kaydedilen çok önemli bir geliş­me de, kuyu dibine akıtılan sondaj çamur­larının en iyi şekilde değerlendirilmesi ol­muştur; bu çamurlar, kuyu içindeki kaya parçalarını dışarı atmağa ve petrol bulun­duğu zaman, yatak basıncını dengeleyerek fışkırma tehlikesini azaltmağa yarar. Yo­ğunluğu ve başka özellikleri dikkatli bir şekilde incelenen çamur, pompalar yardimiyle, kuyu açma borularının içinden kuyu dibine gönderilir ve kuyu çeperiyle boru arasındaki halka şeklinde boşluktan yer­yüzüne çıkar; burada toplanarak süzülür ve yeniden kuyuya gönderilir. Çamur için­den toplanan artıkların analizi, jeologa, kuyu açılan arazi hakkında fikir verir; fa­kat gerektiğinde incelemek için, özel bir matkap ucuyle araziden silindir şeklinde bir eşantiyon, «karot» kesilerek çıkarılabi­lir. Petrol arazileri okyanusların altında da uzanır ve denizde kuyu açma usulleri, son on yılda büyük bir hızla gelişmiştir; der­rick ve bütün kuyu açma malzemesi bir sal üzerine veya su derin değilse, bir platform üzerine yerleştirilir. «Off shore» denen bu kuyu açma usulü tabiî ki karada yapılan­ları daha pahalıya mal olur; fakat petrol yataklarının, özellikle A.B.D.’dekilerin git­gide kuruması, petrolü karalardan çok açık denizlerde arama zorunluğunu doğurmuş pek yakında binlerce metre derinlikteki okyanuslarda kuyu açarak petrole rastlanacağı ümit edilmektedir.

• Petrol yataklarının en verimli şekilde işletilmesi ve üretim. Açılan kuyu bir petrol yatağına ulaştığı zaman, hidrokarbonların varlığı, çamur ve artıklarda rastlanan petrol veya gazla belli olur ve kuyunun işletilmesine karar verilir; o zaman, bir üretim sütunu petrol yatağına kadar indirilir ve kuyunun başına, değişik boyutlu vanalarla kuyunun üretim debisini ayarlarlamağa yarayan rakorlar yerleştirilir; bu bütüne Verimi arttırmak için, ikinci üretim metotları kullanılarak (kuyudan çıkan gazın yeniden kuyuya gönderilmesi, petrolün bulunduğu oluşumun altına basınç altında supüskürtmesi) basıncı aynı seviyede tutmak gerekir.Böylece, hidrokarbonların yaklaşık olarak yarısı çıkarılabilir; verimli usullerle çıkarılamayan diğer yarısı da yatak içinde kalır.
*Petrolün ve tabii gazın nakli. Petrol alanları,çogu zaman kullanma yerlerinden çok uzakta bulunur; bu yüzden petrolü ra­finerilere iletmek için, kuyudan en yakın yükleme limanlarına kadar uzanan pipeline’lar günden güne daha büyükleri yapı­lan tankerler kullanmak gerekir; günümüz­de 150 000 t’luk akaryakıt gemileri servise konmuştur. Hava şartlarının bozuk olması veya bazı imkânsızlıklar yüzünden seyrüse­ferde doğacak aksaklıkları karşılamak için gereken stoklar, yükleme ve boşaltma li­manlarındaki depolarda yapılır. Kuveyt’teki dünyanın en büyük deposu, yakaşık olarak 100 000 m3 kapasitededir. Tabiî gaz uzun zaman yalnız pipeline’larla iletildi; fakat «metan gemisi» denen ve düşük sıcaklıkta sıvılaştırılmış gaz taşıyan özel gemilerin ser­vise konması, nakliyatın ucuza mal olmasını ve gazın daha rahat nakledilmesini sağladı.
• Rafinaj. Hem belirli nitelikte ürünler elde etmek, hem de elde edilen değişik da­mıtma ürünlerini en verimli şekilde kullan­mak için, hammadde, «rafinaj» adı altında toplanan bazı işlemlerden ve dönüşümler­den geçirilir.
Bir laboratuvar analizi, önce ham petrol­den elde edilebilecek işlenmiş ürünlerin miktarı ve kalitesi hakkında bilgi verir; bu­har basıncının yüksek olması petrolde gaz­ların bulunduğunu, viskozite ve yoğunlu­ğun fazla olması da, benzin oranının dü­şük veya parafin ile bitüm oranının yük­sek olduğunu gösterir. Daha sonra ya­pılan damıtma denemeleri, ayrımsal damıt­ma ürünlerinin toplanmasını ve analizini sağlar; ürünler, bütün rafinaj işlemlerinin küçük ölçeklerde yapıldığı «pilot tesisler»de tam olarak incelenir; bu rafinaj işlemleri üç grupta toplanır: karmaşık hidrokarbon karışımlarının ayrılması istenmeyen ele­mentlerin ayrılması; yeni maddelerin sen­tezi. Gerçekten de petrolün kimyasal yapı­sı çok değişkendir: sadece her yatağa göre değişen dört temel hidrokarbonun (para­finler, olefinler, naftenik ve aromatik hid­rokarbonlar) oranına değil, kısmen veya tamamen giderilmesi gereken çeşitli mad­delerin (gaz, kükürt [kükürtlü hidrojen ve merkaptan gibi bileşikleriyle oranı yüzde 3'e kadar çıkabilir], az veya çok tuzlu su, oksijenli ve azotlu bileşikler, eser halinde madenler v.b.) oranına da bağlıdır. İşleme usulleri, katalizörler, sıcaklıklar, ba­sınçlar, karışım oranlan ve diğer işlem şart­ları, ticarî ve iktisadî incelemelerle elde edi­len verilere (işlenecek ham petrolün ve elde edilecek işlenmiş ürünlerin niceliği ve niteli­ği) göre seçildiği için, başlıca iki tip rafi­neri usulü ayırt edilir: en çok kullanılan ürünlerin (yakıtlar) üretildiği rafineri usul­leri ve bunlardan başka yağlama yağlan, parafinler, bitümler gibi ikinci dereceden maddelerin üretildiği rafineri usulleri. Rafinajın temel işlemi, sürekli ayrım­sal damıtmadır, önceden 360°C’a kadar ısıtılan ham petrol, hafif ürünlerin ay­rıldığı bir veya birkaç tablalı sütuna gön­derilir; hafif ürünler damıtma kuleleri­nin baş kısımlarında damıtılarak yoğun­la ştırılır; ara ürünler yan kısımlardan, ar­tıklar ise kulelerin dibinden alınır. Bu ilk damıtmadan elde edilen ham ürünlerin, satışa çıkarılmadan önce mutlaka arıtılma­sı ve işlenmesi gerekir. Ham petrolden da­mıtılan hafif benzinlerin kararlı hale geti­rilmesi, yani bileşimindeki bütan ve pıo-panın giderilmesi, daha sonra da aşındırıcı ve kötü kokulu kükürtlü bileşikleri yok eden bir katalizör veya ayıraç yardımıyle temizlenmesi gerekir.
Ağır benzinler, patlamalı motorlarda kulla­nılmak üzere reforming işleminden geçiril­melidir. Bu işlem, 500° C’ta ve 35 kg/sm2′lik bir basınç altında, bir platin katalizör eşliğinde yapıiır; hidrojen açığa çıkan ti­pik bir tepkime sırasında, düşük kaliteli naftenler aromatik hidrokarbonlara dönü­şür. Bu tepkimeye, diğer tepkimeler, özel­likle kükürt giderme tepkimeleri eşlik eder ve sıkıştırma oranı yüksek motorlarda kul­lanılan, oktan indisi yüksek süperyakıt el­de edilir.
Uçak benzinleri, gaz halindeki hidrokar­bonlardan sentez yoluyle elde edilir. «Alkilasyon» adı verilen bu işlemde, katali­zör olarak sülfürik asit veya hidroflüorik asit kullanılır ve sadece, çok büyük bazı rafinerilerde uygulanır. Yakıtların kalitesi,en son kurşun tetraetil ve diğer bazı katıl­ma ürünleri ilâve ederek arttırılır.
Gazyağı, ham petrolün damıtılmasıyle elde edilen ürünler içinde, uzun süre, en çok kul­lanılanı oldu; elektrikle aydınlanmanın ge­nelleşmesinden önce fitilli lambalarda yakıt olarak kullanılıyor ve petrolden elde edildiği için bu lambalara kısaca «petrol lambası» de­niyordu. Gazyağı, lambalardan başka soba yakıtı olarak da çok kullanılır. Çabuk tu­tuşmasına yol açan benzinin gazyağına ka­rışmasını bir dereceye kadar önlemek için, gazyağının parlama noktası 40° C’ı geçme­melidir. İşlenmemiş gazyağlarında, gazyağını isli yapan aromatik hidrokarbonlar bu­lunur ve bunların, sülfürik asitli, kükürt dioksitîi özel rafinaj işlemlerinden veya diğer aromatik hidrokarbonları giderme iş­leminden geçirilmesi gerekir. Gazyağının günümüzdeki en önemli uygulama alanların­dan biri de, reaktör yakıtı veya tepkili uçaklarda özel yakıt olarak kullanılmasıdır. Hızlı Dizel motorlarının yakıtı olan gazoil, katalitik hidrojenleme işlemiyle kükürtten temizlenmelidir. Ham petrolde benzinden daha fazla kükürt varsa, 500° C’ta, ko­balt – molibden’li bir katalizör eşliğinde cracking işleminden geçirilebilir; böylece elde edilen benzin yüksek kalitelidir. Crac­king ve damıtma işlemlerinin ağır artıkları, sanayide ve evlerde ısıtma için kullanılan “fuel-oilleri veya ağır mazotları meydana getirir.
Ağır ürünler (yağlar, parafinler ve bitüm­ler), ilk ayrımsal damıtma artığının vakum altında damıtılmasıyle ve bu artığın vakum altında asfalt giderme işleminden geçiril­mesiyle elde edilir.
Bileşimlerindeki kararsız ve aromatik bile­şiklerin çıkarılması için bu maddelerin bir eritici (fenol veya fürfürol) yardımıyle işlen­mesi, sonra da döner tamburlar üzerinde, —20°C’ta filtre edilerek parafin giderme iş­leminden geçirilmesi gerekir. Parafin’in ve parafindeki petrol mumlarının ayrılması, propan veya keton gibi bir eriticiyle kolay-laştırılır; ayırma işleminden sonra, 200°C’ta, soğurucu killer yardımıyle yağın rengi açılır. Bazı rafinerilerde, yağlama yağlarının elde edilmesi veya renginin açılması yerine, ka­talitik hidrojenleme işlemi uygulanır. Çatı ve yol kaplamalarında kullanılan bitüm’ler, eritici vazifesi gören propanla çökeltiîen değişik miktardaki asfaltın katılmasından sonra, vakum altında yapılan damıtmanın artığı olarak elde edilir. Bazı rafineriler­de, ağır ürünlerin ayrılması, kauçuk, mü­rekkep ve elektrot üretiminde kullanılan petrol koku’na. kadar sürdürülür.
• işlenmiş ürünlerin dağıtımı. Rafineriler­den çıkar perol ürünleri, sadece diğer sa­nayi kollarını beslemekle (gaz, fuel-oil, ter­mik santrallar da, demir-çelik sanayiinde ve şebekelerde kullanılan diğer yakıtlar, kim­yasal maddelerin üretiminde hammadde olarak kullanılan gaz ve benzin) kalmaz, ülkedeki sınaî ve özel kuruluşların ihtiya­cını da karşılar. «Dağıtım» adı altında top­lanan stoklama, kalite kontrolü, satış ve alıcıya teslim işlemleri, evlerde büyük öl­çüde kullanılan bütan, çeşitli benzinler, ya­kıtlar fuel-oil, motor yağları gibi ürünler ağır bastığı için, çok güçlü bir ticarî ve teknik teşkilâtlanma gerektirir. Dağıtım şekli, rafinerilerin bulunduğu yere de bağ­lıdır. Başlangıçta, rafinerilerin üretim yer­lerinde kurulması (Pensylvania, Kafkasya, Romanya, İran) ve işlenmiş ürünlerin denizyoluyle kıyılardaki depolara nakledil­mesi daha ucuza mal oluyordu. Fransa, büyük limanlarında (Dunkerque, Le Havre, Rouen, Bordeaux, Sete ve Berre gölü) petrol rafinerisi kuran ülkelerin ilkidir. Pipe-line tekniğinde ki ilerlemeler, bu çeşit petrol nakliyatı ile denizyollanyle yapılan nakliyat arasında rekabete yol açtı ve bu­nun sonucu, büyük tüketim merkezlerinde rafineriler kurulmağa taşlandı; nitekim, kı­ta Avrupa’sının petrol ihtiyacı, AVilhelms-haven, Rotterdam, Lavera ve Genes’den ge­len pipeline’larla beslenen, Renanie, Alsace, Bavyera ve İsviçre’deki yeni rafineri­lerle karşılanmaktadır.
Rafinerilerden çıkan ürünlerin kamyon veya vagonlarla nakledilmesi ve bu ürünlerden bazılarının nakledilebilir hale getirilmesi için, biçok ara stoklama deposu kullanılır; nitekim propan ve bütan büyük alıcılara konteynerlerle, küçük tüketicilere ise tüp­lerle teslim edilir; yağlama yağları fıçılarda veya bidonlarda, bitümler fıçılarda veya çantalarda, parafinler karton kutularda, özel benzinler bidonlarda veya bazen cerikan’larda satılır. Buna karşılık fuel-oil gibi yakıtlar alıcıya tankerlerle teslim edilir; benzin ve mazotun büyük bir kısmı kara yollarındaki servis istasyonlarında satılır; uçak yakıtları ve reaktör yakıtları havaalan­larındaki depolara teslim edilir, buradan da tankerlerle uçaklara doldurulur; bazı büyük havaalanları, ucunda bir dağıtım ağzı bulunan yeraltı şebekeleriyle donatılmıştır. Gemilerin mazot yakıt ikmali, limanlarda fuel-oil ve mazot depolarından yapılır. Kı­yılardaki depolar tankerlerle, diğer depo­lar da kamyonlarla, demiryolu veya pipe-line’larla rafineriler tarafından beslenir.
• Petrolle ilgili sanayiler. Petrol sanayii, bir kısmı petrol şirketleri tarafından denet­lenen, deniz ve nehir donanımı, pipe-line’la nakliyat, tabiî gaz sanayii, petrokimya* gi­bi çeşitli yan kuruluşlarla tamamlanır.

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Petrol sanayii hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHOENİX

Tarih 26 Mayıs 2009

PHOENİX, A.B.D.’de şehir, Arizona’nın merkezi, Salt River’in Roosevelt barajından sonra suladığı bir vahada; 439 200 nüf. Gü­ney kıtaaşar karayolu üzerinde olması ve önemli bir maden ve tarım bölgesinin orta­sında bulunması sayesinde ticaret ve sanayi (demirsiz madenler ve dokuma sanayii) hızla gelişmiştir. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHOENİX hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHNOM DEK

Tarih 26 Mayıs 2009

PHNOM DEK, Kamboç’ta (Kompong Thom ili) yer. Yüksek kapsamlı demir filizi ocak­ları. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHNOM DEK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETANGE

Tarih 23 Mayıs 2009

PETANGE, Lüksemburg büyük düklüğün­de (Esch Alzette kantonu) şehir, Esch Alzette’in kuzeybatısında; 11 200 nüf. Demir madenleri. (L)

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETANGE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEŞ

Tarih 23 Mayıs 2009

PEŞ i. (fars. pes’ten). Arka: Peşinde gangsterler mi var? Nedir bu hal? (R. H. Karay). Osman hep gözüne, gönlüne hoş gelen şeylerin peşinde (H. E. Adıvar).
Peş peşe, art arda.
— çeş. dey. Peşi sıra, arkasından, ardın­dan: Yetişir koştum aşkın peşi sıra I Bitirdi beni bu içki, bu kumar (C. S. Tarancı). Birtakım insanların peşi sıra mahalle içle­rinde bir sinemaya gitti (S. F. Abasıyanık).
[...] Peşinde, devamlı istenilen, takip edi­len şeyi belirtir: Beni kıskandılar. Zannet­tiler ki şöhret peşinde geziyorum (Ömer Seyfeddin). Müslüman Araplar arasında bir Arap halifeliği hükümeti peşinde olanlar vardı (F. R. Atay).
Peşinde dolaşmak (veya gezmek), bir kimsenin arkasını bı­rakmamak: Kitabım hakkında o kadar iyi şeyler yazan, beni dünyaya tanıtan, günlerce peşimde dolaşan Van Humbert’in … (A.H. Tanpınar).
Peşinde (veya peşinden) koş­mak, bir işi, bir şeyi veya bir kimseyi elde etmeğe çalışmak: Oyundan ve zevkten baş­ka bir şey peşinde koşanlardan değilim (F. R. Atay). Elle tutulmaz, gözle görülmez bir sevgilinin peşinden yıllarca koştu (Y. K. Karaosmanoğlu).
Peşinden gelmek, bir kimsenin arkası sıra gelmek: Gelin ey bü­tün çocuklar, peşimden I Geçelim karan­lıklarda şehri (C.S. Tarancı).

(Birinin) Peşinden gitmek, bir kimseyi takip etmek.
Peşinden sürüklemek, bir kimsenin ar­kasından gelmesini sağlamak; cezbetmek: Giyiniş, oturuş, yemek ve zevklerinde, in­gilizler yavaş’ yavaş bütün gemi halkını peşlerinden sürüklediler (F.R. Atay).

Pe­şinden yürümek, bir kimsenin ardı sıra git­mek, ona uymak: Bu ülkeler her zaman, hattâ kendi hayatlarına mal olsa da, kendi peşlerinden yürüyecek milyonları kolayca buluyorlar (Ş.S. Aydemir).
Peşine düş­mek, birini veya bir işi takip etmek: Fare sıçan peşine düşmekten eğleniyorsa keyfi bi­lir (N. Ataç).
Peşine takılmak, bir kim­senin ardından ayrılmamak: Akşamları kız gelsin, bana bir şeyler okusun. Sakın o so­lucan anası peşine takılmasın ha (H.E. Adı­var).
Peşine takmak, bir kimseyi ardından sürüklemek, beraberinde götürmek: Zurna­lar şehrin ahalisini takmış peşine … (M. Â. Ersoy). Sonra bir arabaya binerek tek başına iş adamına gitti ve onu da peşine takarak ‘ Beyoğlunun en iyi terzilerini zi­yaret etti (A.H. Tanpınar).
Peşini bırak­mak (bırakmamak), bir kimseyi veya şeyi takip etmekten vaz geçmek (vaz geçmemek): Haberin önemini kavrayan arkadaş, bunu duyunca peşini bırakır mı sanıyorsun (S.F. Abasıyanık). Beni o kadar sevdiler ki te­neffüste bile peşimi bırakmıyorlar (R. N. Güntekin). [M]

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEŞ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERU

Tarih 22 Mayıs 2009

PERU i. Bk. pero.

PERU, Güney Amerika’da devlet, Büyük Büyük Okyanus kıyısında; 1 285 215 km2; 12 012 000 nüf. Başkenti, Lima (1 716 000 nüf.). Başlıca şehirleri: Calloa (161 300 nüf.); Arequipa (156 700 nüf.); Trujillo (100 100 nüf.), Chiclayo (86 900 nüf.); Cuzco (78 300 nüf.); İquitos (58 200 nüf.).

COĞRAFYA Fizikî coğrafya

• Yüzey şekilleri. Peru’nun yüzey şekilleri üç büyük bölgeye ayrılır: Andîar, Amazon bölgesi, kıyı bölgesi.

1. Merkezde Andlar, arazinin üçte birini içine alır. Hemen her yerinde başlıca üç unsura rastlanır: 4 000 m yükseltiye doğru puna veya pampa denen yüksek alanlar, 5 000 m’den yukarıda çoğu 6 000 m’yi aşan ve eskiden sanıldığı gibi düğümler değil, basamaklar meydana getirerek kuzeybatıdan güneydoğuya uzanan kalıntı engebeleri, Amazon şebekesine bağlı akarsular (Urubamba, Apurimac, Mantaro, Huallaga, Maranon) tarafından aşıldığı halde başları çoğunlukla Büyük Okyanus’a yakın olan dar ve derin vadiler.

And dağlarının en geniş kısmı Güney Peru’dadır. Bu bölgede üç kısım ayırt edilir:

Huancayo Andları’nı, Abancay’ı Cuzco ve Carabaya’yı kapsayan doğu cordillera; Titicaca gölüne doğru çoğunlukla bazaltlar ve volkan külleriyle örtülü olan (Bolivya sınırı dışında) ve büyük ölçüde yarılan punalar; Chachani (6 035 m), Misti (5 842 m), Tutucapa (5 780 m) gibi yanardağların bulunduğu batı cordillerası. Orta ve Kuzey Peru’da, Andlar kıyı bölgesinden uzaklaşır; kütle özelliği taşıyan dağlar kalıntı engebeleridir: Huayhuash cordilleralan; Huascaran dağında yükseltisi 6 768 m’yi bulan ve güzel buzulların yer aldığı cordillera filanca, Serra Negra (5 000 m). Ekvador sınırına yaklaştıkça Cajamarca Andları’nda genel yükselti azalır ve boğazların yüksekliği 2 500 m’yi aşmaz. Puna alanlarının yerini Mantaro’nun doğduğu Junin pampası ve Rio Santo’nun başladığı Conocacha pampası gibi yüksek bataklık ovalar alır.

2. Andların doğusunda Peru Amazon bölgesi (Amazonas) uzanır; Rio dağeteğiyle bir alüvyon ovasından meydana gelen bu geniş bölgedeki ırmakların başlıcaları (Ucayali, Maranon ve Rio Napo) önandlar’dan çıktıkları boğazlar ve çağlayanlardan sonra (Maranon kıyısında, 150 m yükseltide Pongo de Manseriche) genişler. Peru Amazon bölgesi, ülke topraklarının yarısını içine alır. Bk. AMAZON.

3. Kıyı bölgesi, bir dolma ovasında veya Chincha ile Canete arasında yükseltisi 170 m’yi bulan konglomera yarlarından meydana gelir, Batı Andlar ile temas bölgesi, ancak Pisco ile Narca arasında yüksektir.

• Peru İklim ve bitki örtüsü. Başlıca iklim olayı kıyı ile Amazon bölgesi arasındaki bakışımsızlıktır. Dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan kıyıda sıcaklık farkları çok düşüktür: Lima’da on dokuz yılda yıllık yağış ortalaması 37 mm’dir. Bu çok az yağışlar gökyüzünü kışın örten buharların (garva) yoğunlaşmasının sonucu olan ince yağmurlar halinde düşer; bununla birlikte yükseltisi 500 m’yi geçen tepelerde (paranalar) seyrek otların yetişmesine imkân verir. Kıyı bölgesi, Batı Andlar’dan inen sel sularının ağzındaki vahalarla yer yer kesilen bir taş ve kum çölüdür. Buna karşılık Peru Amazon bölgesi bol yağış alır (ovada 3 m’den çok): bu yağışlar ve ekvator bölgesinin aşırı sıcaklığı montana denen ve yapraklarını dökmeyen sık bir ormanın yetişmesine imkân vermiştir. Montana adı, teşmil yoluyle bütün bölgeyi de ifade eder. Doğu Andlar’ın yamaçlarında orman seyrekleşir: burası otlu bozkırlar ve çalılarla örtülü ceja da montana bölgesidir. Doğu sierralarda yükselti sıcaklığın düşmesine yol açar. Cuzco’da yıllık sıcaklık ortalaması 20°C, en yüksek sıcaklık 26°C ve en düşük sıcaklık —5°C’tır. Mayıs Kasım aylarında yağış düşmez ve yağışlar aralık-nisan ayları arasında toplanır. Yağışlar yükseltiyle birlikte azalır: kuzeyde yıllık yağış ortalaması 900 mm, güneyde ise 300 mm’dir; ancak sert ve ender bir otun yetiştiği punalar çöllerle örtülüdür. Ağaçlar yalnız vadilerde ortaya çıkar (salkım söğüde benzeyen molle ahlat ağacı). Dikenli ağaçsılar ve cereus katlarıyle (3 800 – 1 500 m yükselti arasında) Batı And punalarından kıyı çöllerine geçilir. Buzullar ve daimî karlar yüksek kalıntı engebelerinde toplanmıştır ve 4 500 m’nin altına pek ender iner. Cordillera Blanca’nın adını buzullardan almasına karşılık, Misti’-de, yükseltisine rağmen, daimî karlar yoktur.

PERU Beşeri coğrafya

Peru, eski kızılderili medeniyetlerinin ülkesidir. Halkın çoğu hâlâ quechua ve aymara dillerini konuşur. Nüfusta kızılderililerin oranı yüksektir: bütün ülkede yüzde 47, Sierra’da yüzde 80. Melezlerin sayısı da hemen hemen aynıdır ve şehirlerde özellikle Lima’da yaşayan safkan beyazların sayısı ancak 600 000′dir. ülkede hâlâ 40 000 asyalı (özellikle cinli) ve 30 000′den az zenci yaşar. Hızla çoğalan nüfus son kırk yılda iki kat kadar artmıştır. Doğum oranının binde 30′dan çok, ölüm oranının ise binde 8,2′den az olduğu sanılır. Ortalama nüfus yoğunluğu km2′de 8,1 kişidir. Ama, Sierra’-daki yoğun nüfuslu vadilerle Puna’nın ve Amazon ormanmdaki birbirine uzak toplulukların nüfusu çok farklıdır. Peru’nun öteden beri bir köylü ülkesi olmasına karşılık şehir nüfusu zaman zaman tehlikeli bir ritimle artar. Bunun sebebi, Kızılderililerin yoksulluk yüzünden dağlardan kaçmasıdır: 1925′te 250 000 kişi olan Lima’nın nüfusu bugün Calles limanıyle birlikte bir milyonu aşar. öbür Peru şehirleri çoğunlukla sanayinin az ölçüde geliştiği büyük tarım pazarlarıdır: şekerkamışı ve pirinç tarlalarıyle Trujillo ve Chiclayo, vahasıyle Arequipa, pamuk tarlalarıyle Ica ve Piura, güzel tarlalarıyle Cuzco. Bununla birlikte yeraltı kaynaklarının işletilmesi Andlar’da, Cerro de Pasco ve La Oroya, Tacna (bakır), Chimbote (çelik fabrikası) gibi şehir çekirdeklerinin kurulmasına yol açmıştır. Büyük Okyanus kıyısında Bolivya’nın limanı olan Mollendo, Peru’nun Amazon kıyısındaki limanı tquitos ve Titicaca gölünün limanı Puno’da ulaşım sayesinde sanayi gelişmiştir.

Peru iktisadî coğrafya

• Tarım ve balıkçılık. Tabiî bölgelerin çeşitliliği üretimin ve kır faaliyetlerinin büyük ölçüde çeşitlenmesine imkân verdi: Amazon bölgesinde kerestecilik, tropikal ürünler tarımı (pirinç, mısır, manyoka, yerfıstığı, şekerkamışı, pamuk, kahve, kakao, çay), akdeniz ve ılıman iklim bitkileri (buğday, arpa, asma, zeytin, mercimek, bakla, fasulye), patatesin ağır bastığı And bitkileri tarımı. Ama çoraklık sulamayı gerektirir ve tarımı devamlı olarak kuraklık tehdit eder. Amazon ırmaklarının sularını kıyıya ulaştırmak için büyük çalışmalar tasarlanmıştır. Sömürgecilerden kalma büyük mülkler veya tersine bazı sulak bölgelerde toprakların aşırı derecede parçalanmış olması genellikle çok yoksul olan kızılderili köylülerin hayat seviyesinin yükselmesini engeller. Dağlardaki geniş alanların teknik bakımdan çoğunlukla geri olmasına karşılık, kıyılardaki daha modern büyük çiftliklerde şekerkamışı ve pamuk yetiştirilir; kimyevî gübre ile tohum seçimi Mısır elyafına benzer bir pamuk üretilmesine imkân vermiştir. İhracat bitkileri tarımının gelişmesi, besin tarımıyle atbaşı yürümez: oysa beslenecek insan sayısı günden güne artmaktadır. Et üretimi ülke ihtiyacını karşılamağa yetmez. Bununla birlikte And sürüleri (koyun, lama, vicuro, alpaka) yün ihracatına imkân verir. Peru doğudaki sıcak ve yağışlı bölgelerin değerlendirilmesini (Tingo Mario yerleşme merkezi) desteklemektedir. Ayrıca Büyük Okyanus’un soğuk sularında büyük ölçüde balıkçılık yapılır. Ton balığı avcılığının teşkilâtlandırılması, hamsi setlerinin yakın bir tarihten beri büyük ölçüde işletilmesi ve büyük tesisler inşa edilmesi Peru’nun birkaç yıl içinde yabancı sermaye ve teknisyenler yardımıyle dünyada balıkçılığının en gelişmiş olduğu devletlerden biri haline gelmesine imkân verdi. 1960-1965 Arası gayrısafi millî hasıla, yılda yüzde 6 oranında arttı; ama hızlı nüfus artışı bu oranı yaklaşık olarak yüzde 3,5′e düşürdü. Bu ilerlemenin başlıca sebebi, Jbalık unu sanayiinin gelişmesidir. 1960-1964 Arasında, tutulan balık miktarı 3,6′dan 9,1 Mt’a çıktı ve Peru dünyada birinci sıraya yükseldi (1966′da 8,8 Mt). Bir toprak reformu başlatılarak 60 000′den çok köylüye toprak verildi.

• Madenler. Yeraltı kaynaklarının işletilmesi Peru ekonomisinin sağlam olmayan dengesini sağlar. Sömürge dönemindeki altın ve gümüş, özellikle XIX. yy .da işletilen guano, bugün ikinci plana düşmesine rağmen hâlâ önemlidir. Peru dünyanın dördüncü gümüş üreticisidir; guano hâlâ kıyıdaki çorak adalarda elde edilir. Demirsiz madenler üretimi önemlidir: kurşun, bakır (La Oroya’da işlenir), Cerro de Pasco bölgesinde çinko daha az ölçüde çıkarılır ama ticarî önemi büyük olan vanadyum, bizmut, antimon, tungster, molibden, kadmiyum, uranyum, manganez. Demir filizi üretimi hızla gelişmektedir: 1953′ten beri işletilen Marcona yatağı; Lima’nın güneyinde Acari madenleri; zengin filizlerin bulunduğu ve Japonların ilgilendiği güneydeki Chala limanı yakınında yataklar. Peru Maden bankası yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesini destekler ve yabancı şirketlere (başlıcaları amerikan şirketleri) arama ve işletme imtiyazları verir. Madenlerin dağlarda, çoğunlukla 3 500 m’den yüksekte olması, bunların işletilmesini güçleştirir ve masrafları artırır.

• Enerji kaynakları. Peru enerji” sıkıntısı çeker: Ancak idare bölgesinde, Santa vadisinde ve Arequipa ile Tuna arasında, maden kömürü üretimi 160 000 tonu pek az geçer; hidroelektrik üretimi çorak iklim, akarsuların sel rejimi ve Andlar’ın yüksek eğimi yüzünden sınırlıdır; bununla birlikte petrolün katkısı önemlidir: en verimli yataklar kıyı bölgesinin kuzeyindedir: Lobitos ve Negritos (bir ingiliz şirketi tarafından işletilir), Talara (Standart Oil’un kolu olan bir şirket), Zorritos (devlet şirketi) petrol merkezleri. Amazon yamacında Amerikan-Peru şirketinin üretimi artmaktadır. Aynı zamanda And dağeteğinde araştırmalar yoğunlaşmakta ve Manaus’ta (Brezilya) inşa edilecek rafineriye ham petrol sevkıyatı tasarlanmaktadır.

PERU için Machupiccu’da harabeleri önem arzetmektedir. Andların en yüksek zirvelerinden Salcantay ‘dır.

• Sanayi. Peru’da sanayi son yıllarda gelişti. Geleneksel besin ve dokuma sanayii (Lima, Cuzco, Arequipa) dökümcülük, çinko, bakır ve kurşun tasfiyesinin yanı sıra modern sanayiye ve temel donatıma yönelmiştir (Chimbote Çelik fabrikası). Gelişen kimya sanayii, gübre, patlayıcı madde, ecza ve antikriptogam malzemesi, sunî dokuma üretir. Ayrıca seramik, sıcağa dayanıklı maddeler oto lastiği fabrikaları kurulmuştur.

Peru’da sanayide en büyük gelişme, üretimi üçte iki artan demir çıkarımında oldu (1966′da 5,3 Mt); petrol üretimi daha ağır gelişmesine rağmen 1966′da 3 Mt’u geçti. Bakır, kurşun, çinko, değerli madenler, 1960′-tan sonra en yüksek seviyesine ulaştı; kurşun, özellikle de çinko üretiminin bir kısmı yerinde değerlendirilmeğe başladı.

• Ulaşım. Hükümetin sürekli çabalarına rağmen ulaşım yolları ağı henüz yetersizdir. 4 000 km’yi aşan demiryollarının çoğu özel şirketlerindir (başlıcası bir kanada şirketi); hatların çoğu 1951′den sonra And şehirleriyle maden merkezlerini kıyı limanlarına bağlamak için inşa edildi ve inşaat sırasında dünyanın en yüksek seviye farklarıyle karşılaşıldı. Başlıca hatlar Lima’yı Cerro de Pasco ve Huancayo’ya bağlar; Çuzco, Puna, Arequipa ye Mollendo’ya bağlanmıştır. En iyi karayolu, Büyük Okyanus kıyısını takip eden Panamerika karayoludur. Devam eden inşaatlarla karayolları And yamacına doğru uzatılmaktadır; And yamacında ırmak ulaşımı da düzenlenmektedir (tquitos limanı). Ayrıca hava ulaşımı hem milletlerarası (Lima havalimanının donatılması), hem de mahallî rol oynar. Başlıca limanlar Talara (petrol ihracatı), Paita ve Pisco (pamuk), San Juan (Marcona’nm demiri), Bolivya dış ticaretine katkıda bulunan Chimbote, Mollendo ve Matarani, donatımı çok modern olan ve çeşitli malların mübadelesi yapılan Callao’dur.

• Dış ticaret. Peru’nun dış ticareti, hâlâ hammadde ihracatıyle sanayi ürünleri ithalâtına dayanır. Maden filizi, maden ve tropikal ürünlere (pamuk, şekerkamışı) yönelen ihracat oldukça çeşitlidir. Besin ürünleri ve yeni sanayiler için gerekli donatım mallarını ithal etme zorunluğu ticaret ?çığını artırmış, peru parasını zayıflatmıştır. Latin Amerika’da Peru’nun özelliği serbest mübadeleci siyaseti ve dış yatırımları geniş ölçüde kabul etmesidir.

Genellikle tek tip üretime dayanan nispî refahın sağlam temellere oturtulmadığı 1965′te balık unu ihracatındaki gerilemeyle ortaya kondu; pamuk ve şeker fiyatlarının düşmesi durumu daha da ciddîleştirdi. Balıkçılığın gelişmesi 1960′tan sonra, eskiden beri hep açık veren ticaret bilançosunu dengelemeğe imkân vermişti. Bu sanayinin gerilemesi ihracatta duraklamaya yol açtı; oysa ithalat artmağa devam ediyordu. Ticarî bilanço 1965′te yeniden açık verdi, aynı yıl altın ve döviz rezervlerinin yarısı eridi. Durum güç çözülür bir hal aldı; çünkü ihracatta beklenen yeni gelişme 1959-1964 dönemindeki kadar hızlı olmadı (o dönemdeki olağanüstü artış henüz dizginlenemeyen bir enflasyona yol açmıştı). Latin Amerika serbest mübadele bölgesinin kurulması (1960-1961) 1960-1964 arası öteki tiye devletlerle ticareti iki kat. artırchysa da, 1966′da A.B.D. hâlâ Peru’nun ticaret yaptığı başlıca ülkeydi (ithalâtın yüzde 37’si, ihracatın yüzde 35′i).

TARİH

ilk medeniyetler

En eski medeniyetin kuzey kıyıdaki Huaca Prieta medeniyeti olduğu (M.ö. 1500′e doğru) sanılır: M.ö. 1000′e doğru ortaya çıkan mısır ve seramik, kıyıda Viru ve Chavin (yaklaşık olarak M.S. 300′den 600′e), Mochicas (Moche anıtları) ve Nozca (M.S. 500′e doğru) kültürlerinin gelişmesine yardım etti. Sonra büyük siteler çağı başladı: yaylada Aymaraların Tiahuanaco sitesi, kıyıda Chimaların başkenti Chanchan (M.S. 1200′e doğru). Bütün bu medeniyetlerin ortak özelliği mısır ve patates tarımı, lama yetiştiriciliği, bakır, tunç ve altın metalürjisidir: ayrıca hepsi yazıları olmadığından hatıra bırakmak için quipu kullanırlardı. 1200′e doğru tnkalar Güneş sülâlesi Cuzco vadisi Quechua’larında hüküm sürmeğe başladı: XV. yy.da Viracocha İnka, Pachacutec, Tunas, Yupanqui ve Huayna Capac zamanında 5° kuzey enlemi ile 37° güney enlemi arasındaki And yayları ve kıyı halklarının hepsine hâkimiyetini kabul ettirdi, özellikle mimarîsi (bk. cuzco, machupicchu) ve idarî kurumlarıyle ilgi çeken inka medeniyeti boyun eğdirdiği bütün halklara silinmez damgasını vurdu.

ispanyol fethi ve hâkimiyeti

Devletini iki oğlu Atahualpa (Quito) ve Huascar (Cazco) arasında bölüştüren Huayna Capac’ın ölümünde (1525′e doğru), iç savaş İnka imparatorluğuna büyük zarar verdi. Panama İspanyolları, Balboa’dan beri, daha güneyde altın bakımından zengin bir ülke bulunduğunu biliyorlardı ve bazıları kıyı bölgesini keşfe gitmişlerdi. Bu serüvencilerden Francisco Pizarro, Kari V tarafından henüz fethedilmemiş olan Yeni Castilla’nın genel valiliği ve başkumandanlığına tayin edildi (1529). Atahualpa’nın kardeşini öldürttüğü (1532) sırada inka topraklarına ayak basmıştı (1531). Pizarro birkaç asker ile İnka’yı tutukladı ve boğdurdu (1533 ağustosu); İspanyollar Cuzco’yu ve hazinelerini ele geçirirken ülkeyi Pizarro’dan sonra onun tayin ettiği kukla valiler yönetti. İnka Manco Capac II ayaklandı, genel valinin kardeşini büyük şehirde kuşattı (1533-1536) sonra ormanlara çekildi. İnka imparatorluğunun candamarını Cajamarca ortadan kaldırdı ve yenilenler ya kendilerini öldürerek veya İspanyolları çekmiş olan hazineleri tahrip ederek direndiler. Birbirlerine düşman olan Pizarro ve arkadaşları (bk. almagro) 1538-1542 arası ortadan kalktılar.

1542′de Kari V «Yeni yasalara çıkarttı ve bunların uygulanması için Peru Kral naipliğini kurdu; sınırsız bir arazi olan bu naiplik Güney Amerika’da devam eden fethin hareket üssü olarak yararlanıldı: ilk genel vali Blasco Nunez Vela, 1543′te, kıyı yakınında Pizarro tarafından kurulan (1535) ve 1542′de bfr audiencia merkezi olan Lima’ya yerleşti. Genel valiye bir meclis (Real acuerdo) ve yerlerini 1582′de sekiz mültezimin aldığı il valileri (corregidoreler) yardım ediyordu. Canete markisi genel vali (1556-1561) Andres Hurtado de Mendora’nın hazırladığı sömürge sistemini Francisco de Toledo (1563-1581) inka örneğini kopya ederek teşkilâtlandırdı: bu sistem tarım toplulukları halinde biraraya toplanmış olan kızılderililerin sömürülmesine dayanıyordu: toplulukların bazıları kendilerini sömüren bir ispanyol yöneticinin vesayeti altındaydı (encomienda’laı); öbürleri kabilenin kamu yetkisine ve mita’ya (Inkaların kurduğu angarya sistemi) karşı borçluydular (çoğu bu yüzden Lima’ya ve kıyı bölgelerine kaçtı). Kızılderilileri paganlıktan kurtararak hıristiyan kültürüne bağlamak (Juli cizvit misyonu) ve orijinalliklerini muhafaza etmek için (Kari II’nin Recopilacion de las Ley es do indias’ı çıkarması [1680]) rahipler büyük çaba harcadılar, inka kralı Tupac Amaru I’in (öl. 1571) ve 1780′de Tupac Amaru II’nin (öl. 1781) isyanlarının da gösterdiği gibi inka klanı toplum yapısında ağırlığını uzun Süre muhafaza etti. İspanyol kolonları And yaylalarında zeytin, buğday ve üzüm yetiştirmeğe başladılar; kıyıda kurdukları şekerkamışı işletmelerinde çalıştırmak için zenci köleler getirdiler: boyalar, mobilyalar, dinî süslemeler, meksika dokumaları v.b. satın aldılar. Ama Peru’nun başlıca zenginliği yeraltı kaynaklarıydı. Huancavelica civa madeni sayesinde Meksika’da (1567), sonra Peru’da (1572′de veya en geç (1585′te) gümüş malgamasına başlandı. 1545′te bulunan Potosi gümüş madeni XVIII.yy.a kadar dünya üretimine hâkim oldu ve Callao de Lima’dan Panama (başlıca yol) ve Tehuantepec kıstaklarına (Huatulca, XVI.yy.dan sonra da Novidad limanlan) doğru giden ticarî akınların büyük kısmını besledi. İspanya’nın ve bütün Avrupa’nın ekonomisini bozan bu para, sömürge toplumunu zenginleştirdi: Peru’da şehirler, barok üslûbunda kiliseler ve bir üniversite (1551′de Lima’da San Marcos üniversitesi) inşa edildi; ayrıca ülkenin lüks eşya ithalâtı günden güne ar­tıyordu.
Ama bu refah dönemi uzun sürmedi; Potosi’nin gümüş üretimi, 1610-1630 arası en yüksek seviyesine eriştikten sonra, işletme­nin teknik yetersizliği ve kızılderili halkın mita’nın uygulanmadığı kıyıya, tarım işlet­meler ine ve şehirlere (özellikle Lima) kaç­ması yüzünden çöktü: ücretli işçi sınıfının doğması bu süreci engellemedi; zaten nüfus da XVII. yy., sonuna kadar büyük ölçüde azaldı. XVIII. yy.da nüfus yeniden art­mağa başladı, ama Potosi tekrar kalkma­madır bunda, ispanya ile Büyük Okyanus ve Panama kıstağı aracılığıyle kurulan iliş­kilerin kesilmesi ve ispanya ile tek bağlantının uzun ve tehlikeli Buenos Aires yo­lundan başka bir bağlantının bulunmaması büyük bir rol oynadı. Avrupa ile bağlantı­ları kesilen, birbirinden iyice uzak ve her birinde ayrı bir hayat tarzı gelişen coğrafî birimlerden kurulur ve aslında bütün Gü­ney Amerika’yı içine alan yedi audencia’ya (Panama, Santa Fe de Bogota, Quita, Li­ma, Charcas, Şili ve Buenos Aires) bölün­müş büyük Peru Genel valiliği yavaş yavaş bugünkü sınırlarına yerleşti. Tierra Firma veya Yeni Granada (1718) Genel valiliği 1739′da kesinlikle teşkilâtlanarak Peru’dan bugünkü Venezuela, Kolombiya ve Ekvador’u aldı; 1776′da La Plata Genel valiliğin (Arjantin, Uruguay, Paraguay) kurulmasıyle Peru Charcas audienca’sım (Yukarı Pe­ru, bugünkü Bolivya) bile kaybetti. Ayrıca 1778′de kurulan Şili Genel valiliği Lima’­ya karşı oldukça muhtardı ve ticaret ser­bestisinin ilânı (1778) ispanyol sınırlarını tehlikeye düşürerek bağımsızlığı hazırladı.
Peru’ nun Kurtuluşu ve Siyasî bağımsızlık
Kral naibi J.F. Abascal (1804-1816), Kreollere ispanyol hâkimiyetini kolaylıkla kabul ettirdi ve isyan eden arjantin ordusunu püs­kürttü. Ama Cadiz ayaklanmasından (1820) sonra, San Martin, Arjantinli ve Şilililerin başında hücuma geçti, ayaklanan Lima’ya girdi, Peru’nun bağımsızlığını ilân ederek «Koruyucu» unvanını aldı (28 temmuz 1821); ama Bolivar ile Guayakuil’de görüştükten (temmuz 1822) sonra 1822 eylülünde bu un­vandan vaz geçti. Kurtarıcı adı verilen Bo­livar ordusu (eylül 1823) ispanyol ordusunu kesinlikle yok etti (Junin ve Ayacucho 1824): son ispanyol garnizonu (Callao gar­nizonu) 1826 ocağında teslim oldu. Ama topluma hâlâ beyaz azınlık, büyük mülk sahipleri ve kilise hâkimdi. Daha o tarih: e siyasî kargaşa başladı; Bolivar’m ülke; kaderine terk etmesinden (eylül 1826) er­ce iki yıl içinde iki cumhurbaşkanı değişi: Peru’da birçok pronunciamento ve Anaya­sa değişikliği olurken XIX. yy. Avrupa siyasî belâgatinin altında CaudillolariK şahsî rekabetleri gizleniyordu.
Aşağı ve Yukarı Peru arasındaki gelenek­sel bağlar, mareşal Santa Cruz’un bir Peru-Bolivya konfederasyonu kurmasına (1836 imkân verdi: bu birliği şili ordusu dağıttı (1839). iki defa cumhurbaşkanı seçilen Ramon Castilla (1845-1851 ve 1855-1862), dik­tatörlüğünü kabul ettirdi, kızılderililerder. vergi alınmasını ve zencilerin köleliğini kal­dırdı, millî ekonomiyi geliştirdi: avrupa sermayelerinin guano ve güherçile işletme­leriyle ilgilenmesi, ülkeye çok kötü şartlar altında yaşayan cinli işçiler getirilmesin: başlattı (1849′dan sonra). Bir borç meselesi ispanyol donanmasının guano bakımından zengin olan Chinehar adalarını işgal etme­sine (1864), sonra Callao’yu topa tutmasına yol açtı (1866); sonunda ispanya sömür­geyi yeniden fethetme hevesinden vaz geç­mek zorunda kaldı. Tarapuca güherçilelerinin yol açtığı Pasifik savaşında, Şili, Bo­livya (1879-1881) ve Peru’yu (1879-1883) yen­di. Peru, Tarapaca ilini Şili’ye bıraktı. Şi­li Tacna ve Arica’nın öbür illerini de işgal ederek, plebisit yapılıncaya kadar on yn elinde tuttu. Aslında mesele ancak 1929′ d a Şili’nin Tacna’yı iade etmesi ve Arica’y: muhafaza etmesiyle çözüldü. Brezilya (1909 ve Kolombiya ile daha az önemli sınır ça­tışmaları çözüldü (Leticia trapeze’nin bıra­kılması, 1934); buna karşılık, Ekvador ile anlaşmazlık (Maranon’un kuzeyindeki böl­ge) Peru’nun anlaşmazlık konusu amazon arazilerinin büyük kısmında hâkimiyetin: onaylayan Rio de Janeiro antlaşmasına (1942) rağmen henüz gerçekten çözümlenememiştir.
Pasifik savaşı ve Şili işgali yüzünden iflâs eden Peru, devletin yönetimini askerlere (general Iglesias, sonra Caceres [1886-1890 ve 1894-1895]), maliye ve ekonominin yöne­timini ise bir avrupa konsorsiyumuna (Peruvian Corporation) bıraktı. Maden işletme­si (altın, gümüş, bakır, çinko, petrol), XX. yy. başında yeniden gelişti. 1908-1912, sonra 1919-1930 arası cumhurbaşkanı seçilen A.B. Leguia, Birinci Dünya savaşından sonra şiddet yerine rüşveti tercih eden ve büyük iktisadî buhran sırasında ortadan kalkan bir diktatörlük kurdu. V.R. Haya de la Torre tarafından 1924′te Paris’te kurulan ve 1933′te kanun dışı ilân edilen marksist eğilimli ve A.B.D. düşmanı A.P.R.A. (Alienza Popular Revolucionaria Americana [Amerikan Devrimci Halk birliği]) ülkede yeni bir siyasî kuvvet oldu. Manuel Prado Ugarteche’nin (1939-1945) başkan­lığı sırasında temel hürriyetler yeniden or­taya çıktı. L. Bustamente y Rivero’nun cumhurbaşkanlığı sırasında (1945-1948) A. P.R.A.’nm siyasete katılmasını ve bir hü­kümet darbesi denemesini (1948), iktidarı general M.A. Odria’ya veren bir Pronun-ciamiento takip etti; M.A. Odria, A.P.R. A.’yı ve Komünist partisini kanun dışı ilân etti (1948) ve cumhurbaşkanı seçildi (1950-1956). 1956 Seçimlerinin serbestçe yapılma­sı «apriste»lerin ve liberallerin M. Prado Ugartache’yi yeniden cumhurbaşkanı seç­melerine (şubat 1960) imkân verdi. Haziran 1962′de, başkanlık seçimleri sonuçları, A. P.R.A. Kurucusu Haya de la Torre lehine gibi göründü. Günden güne basit bir «reformizm»e yönelen Torre’nin durumunun de­vamlı olarak gerilemesine rağmen, ordu vadenin yaklaşmasından kaygılandı ve dar­beye baş vurdu: general Ricardo Perez Godoy seçimleri iptal etti ve geçici bir askeri hükümet kurdu. Haziran 1963′te, yeni se­çimler sonucunda Halk Hareketi partisinin adayı olan ve hıristiyan demokratlara da­yanan liberal Belaunde Terry başkan se­çildi. Fakat sosyal reformlar sınırlı kaldı. Yönetici çevrelerin dağlı köylülerle pek il­gilenmemesi, Castro’yu örnek tutarak si­lâhlı mücadeleyi genişletmeğe çabalayan ger iller o hareketlerinin gelişmesine yol aç­tı, özellikle, M.I.R. (Movimiento de la îzquierda Revolucionaria [Devrimci Sol hare­keti]), 1965′ten sonra birçok çete kurdu: hareketin kurucularından avukat Luis de la Puente Uceda, aynı yıl savaşırken öldü ve hükümet çevreleri âsilerin yok edildiğini açıkladı.
Gerilla faaliyetinin önlenmesi üzerine hü­kümetçe temmuz 1965′te kaldırılan anayasal haklar iade edildi (1966). 3 Ekim 1968′de başkan Belaımde Terry bir askerî hükümet darbesiyle devrilerek Buenos Aires’e sürül­dü. Darbeyi takip eden günlerde birtakım öğrenci hareketleri patlak verdi. Askerî dar­be hareketini yöneten genelkurmay başkanı general Juan Velasco Alvarado, başkan, ge­neral Ernesto Montagne ise başbakan oldu; askerlerden meydana gelen 12 kişilik bir hü­kümet kuruldu. Yeni hükümet, önceki an­laşmaları iptal ederek ülke petrolleri ve şe­ker plantasyonları devletleştirdi. Toprak reformunun gerçekleştirilmesi doğrultusun­dan köklü tedbirler alındı. Petrol şirketleri­nin devletleştirilmesi, dolayısıyle A.B.D.’-nin Peru ile olan anlaşmazlığı devam eder­ken, Peru hükümetinin ülke karasularını 200 mile çıkarma konusundaki kararını uy­gulaması iki ülke arasındaki ilişkileri büs­bütün gerginleştirdi. Peru askerî hükümeti sanayi kesiminde de köklü reform ve devlet­leştirme tedbirlerine girişti. Peru’da 31 mayıs 1970′te meydana gelen bü­yük deprem 50 000 kişinin ölümüyle sonuç­landı; 800 000 kişi açıkta kaldı.

Pizarro ile Atahualpa’nın Cajamarca’da karşılanması (1532) The de Bry’ın gravürü Cabinet des Estampes, Paris.

AN AY AS A
1933 Anayasasında birçok defa değişiklik yapıldı. Okuma yazma bilen erkek ve ka­dınlar (1956′dan beri) seçmendir (21-60 yaş arası oy kullanma mecburîdir). Cumhurbaş­kanı, iki başkan yardımcısıyle birlikte altı yıl için seçilir, yürütme gücünü elinde tu­tar; meclislere karşı sorumlu olan on iki bakan vardır. Devlet güvenliği gerektirdi­ğinde cumhurbaşkanı hürriyetlerin tamamı­nı veya bir kısmını kaldırabilir ve sınırı kanunla tespit edilen olağanüstü yetkiler alır. Yasama gücü tek dereceli genel oy sistemiyle altı yıl için seçilen senato (53 üyeli) ve millet meclisindedir (182 üye). Ülke bir vali tarafından idare edilen 24 idare bölgesi ile illere (onlar da idare böl­gelerine) bölünmüştür, ilke olarak belediye meclisleri seçimle iş başına gelir. Kızılderili topluluklarına kanunî haklar tanınmıştır.
GÜZEL SANATLAR
Kolomböncesi eski peru sanatı Güney Ame­rika’nın en önemli sanatıdır ve Inka im­paratorluğunun bütünlüğü sağlamasından önce çeşitli bölgelerde gelişen farklı medeniyetlerin sonucudur. (Bk. KOLOMBÖNCE­Sİ.) Fetihten sonra Peru, ispanyol barok sanatının bir eyaleti haline geldi: ama yerli sanatçıların etkisi ve katkısı, bu sanata eski sanatları hatırlatan hayalî süsleme temalarıyle orijinal bir görünüş kazandırdı. Başlıca anıtlar Cuzco katedrali ve Pamata kilise sidir. XVI. ve XVII. yy .da Cuz­co’da gelişen bir resim okulundan inka ilerigelenlerinin portreleri, dinî tablolar ve inka sembollerinin hıristiyan temalarına ka­rıştığı eserler kalmıştır. XVII. ve XVIII. yy.da bol altın kullanan şatafatlı süsleme sanatı oymalarla süslü koltuklar, kumaş­lar, çerçeveler bıraktı. Halk sanatı, sera­miklerde, giyeceklerde ve dinî eşyalarda ispanyol sanatı ile kolomböncesi sanatı kay­naştırır. XIX.yy. ressamlarından Jose Gilde Casho portreler, F. Laso, L. Merino ve F. Fierro halk hayatından sahneler bıraktı­lar.
EDEBİYAT
Kolomböncesi edebiyat için bk. İNKA İM­PARATORLUĞU; sömürge döneminin edebî faaliyeti için bk. İSPANYOLCA.
• Şiir. XVIII. yy.ın mirasçısı olan hiciv şairleri Felipe Pardo y Aliağa (1806-1868) ve Manuel Asensio Segura’dan (1805-1871) sonra, romantik nesli şu şairler temsil eder: Lamartine hayranı Jose Arnaldo Marquez (1830-1904): ağıtlar yazan Carlos Augusto Saloverri (1831-1890); V. Hugo’nun etki­sinde kalan Clemente Althaus (1835-1881); daha çek nesirleriyle tanınan Ricardo Palma (1833-1919), millî edebiyatı ispanyol ge­leneklerinden kur!atmağa çalışan Manuel Gonzalez Prada (1844-1918). Ama Peru’da modernciliğin gerçek önderi, Ruben Dario’ nun çömezinden çok rakibi olan epik ve romantik şair Jose Santos Chocano’dur (1875-1934): has Santas (Kutsal öfkeler), Alma America, Epopeya de los Libertadores (Kurtarıcıların Destanı) güçlü ve coş­kun bir lirizmle kaleme alınmıştır. Aynı ne­silde ı Jose Maria Eguren (1882-1942) daha ahenkli bir şiirin yaratıcısıdır. Bu iki usta­nın açtığı yolu şu şairler takip etti: şeh­vetli ve umutsuz şair Victor Vallejo (1895-1938); fütürizmden geçtikten sonra yumu­şayan ama hâlâ Güney Amerika’da edebî bağımsızlık hareketinin başlıca temsilcilerin­den olan Alberto Hidalgo (doğ. 1893). Çağdaş Peru edebiyatının başlıca özelliği halk ruhunu ve modern iktisadî gelişmenin ortaya koyduğu toplum meselelerini anlat­ma kaygısmdadır.
ispanyol tç savaşının yürekten sarstığı Cesar Valleionun (1892-1938) ölümünden son­ra Cesar Mor o (1904-1956), Xavier Abril idce. 1905). Enrique Pena Barrenchea (doğ. 1905), Emilic Adolfo Westphalen (doğ. 1911), Martın Adan (doğ. 1918) sayesinde şairler avrupa edebiyat okul ve araştırma­larını yakından takip ettiler. Ama Julio Garrido Malaver (doğ. 1909), Felipe Arias Larreta (1910-1955) ve Mario Florian’ın (doğ. 1917) sanatı, siyasî amaçlarla dolu militan bir lirizmdir. Jorge Eduardo Eielson (doğ. 1922), Javier Sologuren (doğ. 1922), Sebastian Salazar Bondy (1924-1965), Washington Delgado (doğ. 1926), Leopoldo Chariarse (doğ. 1928), Alberto Escobar (doğ. 1929) ve Pablo Guevara (doğ. 1930) ile, yeni neslin bir kısmı yalnız estetik amaçlara yönelirken, Gustavo Valcarceî (doğ. 1921), Alejandro Romualdo Valle (doğ. 1926), Juan Gonzalo Rose (doğ. 1928) ve Manuel Scorza (doğ. 1929) geleneksel yoldan ayrılmadılar.
• Roman. Romances Historicos del Peru’­nun ve Helenc’in Dostları romanının ya­zarı Fernando Casos’tan (1828-1882) sonra ispanyol-amerika edebiyatının en iyi hika­yecilerinden biri olan Ricardo Palma (1833-1919) gelir; Peru Gelenekleri adlı eserinde fıkralar ve efsanelerle ülkesinin bütün geç­mişini canlandırır. Paralvillo ve Sisebuto yazarı Guiterrez de Quintarilla (1858-1935) ve iki kadın romancı onu örnek almıştır: çok güzel bir psikolojik roman (Blanco Sol) yaza a Mercedes Cabello de Corbonero (1852-1909) kızılderili meselesini ilk ola­rak ele alan Yuvasız Kuşlar romanının ya­zarı Clorinda Mateo de Turner (1854-1909).
• Tugsten adlı romanında ülkesinin sosyal meseleleriyle uğraşan Victor Vallejo ve Abraham Valdelomar (1887-1919) ile peru ro­manı yeni bir çığıra girdi. Enrique Lopez Albujar’m (doğ. 1872) çok iyi bir hikayeci olmasına rağmen, peru hikâyesi en mükem­mel şeklini Ventura Garcia Calderon ile (1887-1959) buldu: Akbabanın İntikamı, ölüm Tehlikesi, Kan Rengi’nde, kızılderililer ve melezler büyük bir ustalık ve trajik bir anlayışla canlandırılmıştır. Aynı zaman­da çok zarif şiirler de (Cantilenas) yazan Ventura Garcia Calderon’u, Lois Valcarceî (doğ. 1891), Aurora Caceres (doğ. 1880) ve Tanrısız Halk romanında kızılderili mesele­sine eğilen Cesar Falcon örnek aldılar. Ama kızıldenülerin en ateşli savunucusu Ci­ro Alegria’dır (doğ. 1909).
Yerli edebiyat geleneğinde, çağdaş roman­cı Ciro Alegria (1909-1967) ve Jose Maria Arguedas’ın (doğ. 1911) eserleri hâkimdir. Bu yazarların etkisi, Arturic Demetrio Hernandez (doğ. 1903), Jose Diez Canseco (1904-1949), Francisco Vega Seminario (doğ. 1903) Fernando Romero (doğ. 1908) ve Francisco lzquierdo Rios’un (doğ. 1910), hikâye ve anlatılarında görülür. Eleodero Vaıgas Vicuna (doğ. 1924), Carlos Zavaleta (doğ. 1928), Julio Ramon Riberro (doğ. 1929), Enrique Congrains Martin (doğ. 1932), Mario Vargas Lİosa (doğ. 1936) gibi genç romancılar daha çok gerçekçi konu­lara yönelmekte ve ingiliz-amerikan anla­tım tekniklerinden ilham almaktadır.
• Deneme. Şair Manuel Gonzalez Prada aynı zamanda da bağımsız düşünceli atak bir polemikçidir: Serbest Sayfalar ve Sa­vaş Saatleri adlı denemeleri yüce bir dü­şünceyi yansıtır. Hikayeci Ventura’nın kar­deşi Francisco Garcia Calderon (1833-1953), Latin Amerika Demokrasileri, Kaygılı Av­rupa ve Yeni Almanya Anlayışı adlı eser­leriyle Latin Amerika’da siyasî düşüncenin temsilcisidir. Luis Alberto Sanchez (doğ. 1900), ispanyol-amerika düşünce hareketin­de kitaplarıyle önemli rol oynadı:

Amerika’da Kültür Hayatı ve Tutkusu, La­tin Amerika Yaşıyor mu? Bu son eserde bütün kıtanın etnik meselelerini inceler ve bu meselelerin çeşitli ırkların kaynaşmasıyle çözüleceğini söyler.
• Tiyatro. XIX. yy.dâki gelişmeden sonra peru tiyatrosunda sadece Juan Rio s (doğ. 1914) ve Enrique Solari Sfayne’dan (doğ. 1918) söz edilebilir.
Edebî tenkit alanında, E. Nunez (doğ. 1908), Alberto Tauro (doğ. 1914), Augusto Tamayo Vargas (doğ. 1914): Jorge Puccinelîi (doğ. 1920), Manuel Suarez Miravaî (doğ. 1922) ile çok başarılı eserler veril­mektedir. (l)

PERU akıntısı. Bk. humboldt akıntısı.

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERU hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERON (Juan Domingo)

Tarih 20 Mayıs 2009

PERON (Juan Domingo), arjantinli siyaset adamı (Lobos, Buenos Aires 1895). Albaylığa yükseldi (1941), haziran 1943 Askerî hükümet darbesine katıldı. Farrell’in savaş bakanı yardımcısı oldu. Çalışma bakanlığını da üzerine aldı (1944), hemen sonra da başkan yardımcılığına getirildi. Gömleksizler (des-camisados) ve sendikalar tarafından desteklendi, 9 ekim 1945′te tutuklandı, ama Eva Duarte’nin yönettiği adamları tarafından kurtarıldı (17 ekim).

Peron 21 ekimde Eva ile evlendi. Başkan seçilince (24 şubat 1946) «adaletçülik»i gerçekleştirmek istedi; bu, işçilerin korunması, sosyal adalet, güdümcülük ve onun deyimiyle, kapitalizmle komünizm arasında «üçüncü yol»du. Mart 1949 Anayasası ile 1951′de yeniden başkan seçilme imkânını sağladı ve generalliğe getirildi (1950). Kilit noktalarına adamlarını yerleştirdi, La Prensa’yı kendi gazetesi haline getirdi ve bir polis diktatörlüğü kurdu. Ekonomik alanda danışmanının tavsiyelerine uyarak büyük toprakları kamulaştırdı (1946-1949), toprakların ıslahına girişti, Merkez bankasını, demiryollarını ve dış ticareti millileştirdi, pezo’yu devalüe etti, dış borçları ödedi, bir devlet ticaret filosu kurdu ve İngiltere, Fransa, Şili. Bolivya, Paraguay ve Ekvator ile ticaret antlaşmaları imzaladı. Beş yıllık bir sanayileşme planını uygulamağa başladı (1947). Ama kredi bulabilmek için çiftçileri devlete çok düşük fiyatla mal satmağa zorladı, sonra da bu malları büyük kârlarla ihraç etti. Bunun üzerine çiftçiler üretimi düşürdüler ve tahıl ithal etmek gerekti. Peron’un 11 kasım 1951′de yeniden seçilmesinden sonra hazırlanan ikinci ekonomik planda tarıma önem verildi ve kapılar yabancı sermayeye, özellikle amerikan sermayesine açıldı. Sosyal alanda, karısının yardımıyle «işçi aksiyonerliği»ni kurdu ve altmış yaşından yukarı olan işçilere emeklilik hakkı tanıdı. Dış siyasette, dünya blokları arasında tarafsızlık siyasetini benimsedi, Kore savaşı sırasında müttefiklere yalnız erzak vermekle yetindi. Bir Latin Amerika federasyonu kurulmasını ve İspanya ile yakınlaşmayı tasarladı. Kilise ile çatıştı (boşanmanın kabulü, 1954; dinin devletten ayrılması, 1955), Buenos Aires piskopos yardımcısına işten el çektirdiği için afaroz edildi (haziran 1955), ordu ile de çatıştı; 19 eylül 1955 ayaklanmasında yerini general Lonardi’ye bırakarak istifa etmek zorunda kaldı. Sırasıyle Nikaragua, Venezuela, Dominik cumhuriyetine, sonra da İspanya’ya sığındı. Arjantin’deki taraftarları Adaletçi Ulusal Haıeket’i kurdular (mayıs 1958) ve bu teşkilât 1962 seçimlerinde gücünü ortaya koydu. 2 Aralık 1964′te Rio de Janeiro’ya bir uçakla döndü; fakat aynı gün hükümet yetkilileri tarafından İspanya’ya geri gönderildi. İspanya hükümeti, bir daha siyasî faaliyette bulunmaması şartıyle Peron’a tekrar siyasî iltica hakkı tanıdı. Arjantin’de mart 1965′te yapılan seçimlerde Peron’cular büyük başarı sağladılar. 1971 Eylülünde Peron, karısı Eva Duarte Peron’un İtalya’ya gömülmüş olans mumyalanmış cesedini Arjantin hükümetinden istedi ve Madrid’de evinin yakınında bir mezarlığa gömdürdü. (L)

20 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERON (Juan Domingo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERMALLOY

Tarih 19 Mayıs 2009

PERMALLOY i. (tes. edil. ad; ing. perm [eable], geçirgen ve alloy, alaşım’dan). Magnetik  nitelikleri için kullanılan bir nikel (yüzde 78) ve demir (yüzde 22) alaşımının ticarî adı.

— ANSiKL. Permalîoy, yüksek magnetik geçirgenliği (zayıf magnetik alanlarda, aşağı yukarı saf demirinkinin 50 katı), zayıf histerezisi ve gideren kuvvetinin azlığıyle nitelenir. Bu özellikleri yüzünden permalîoy, birçok elektromagnetik âlette ve özellikle deniz altı kablolarında kullanılır. Yeni bir demir-nikel alaşımı olan supermalloy permalloydan daha üstün nitelikler taşır. (L)

19 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERMALLOY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERM

Tarih 19 Mayıs 2009

PERM, 1940-1957 arası Molotov, S.S.C.B.’-de şehir, Kama ırmağı kıyısında, Kamges hidroelektrik istasyonunun büyük hazne barajının aşağısında; 628 000 nüf. Şehir XVIII. yy.da bakır işletmesi sayesinde gelişti. Eski tahta ve maden sanayiinin yanı sıra, bugün, ikinci Baku bölgesinde çıkarılan petrolü işleyen rafineriler ve yakında-

ki petrol bölgeleri için gerekli makineleri yapan fabrikalar kurulmuştur, önemli uçak motoru fabrikası.

—- Yakınında demir filizi işletmesi. (L)

19 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERKLORETAN, PERKLORİL, PERKLOROBENZEN, PERKLORÜR

Tarih 18 Mayıs 2009

PERKLORETAN i. (fr. perchlorethane). Kim. Eşanl. HEKSAKLORETAN.

PERKLORİL i. (fr. perchloryle). Kim. Katyon rolü oynayabilen CÎOs köküne verilen ad. (L)

PERKLOROBENZEN i. (fr. perchloroben-zene). Kim. Eşanl. HEKSAKLOROBENZEN.

PERKLORÜR L (fr. perchlorure). Bileşimlerinde mümkün olduğu kadar çok klor bulunan klorürlerin eski adı: Demir perklorürün FeCls günümüzdeki adı «demir III klorür»dür. (E)

18 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERKLORETAN, PERKLORİL, PERKLOROBENZEN, PERKLORÜR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERİŞAN

Tarih 18 Mayıs 2009

PERİŞAN sıf. (fars. perişan). Dağılmış bir halde olan, dağınık, düzensiz, karmakarışık: Aşiyan-ı mürg-i dil zülf-i perişanındadır I Kande olsam ey peri gönlüm senin yanındadır (Fuzuli). Uykum perişandı. İspritizmacılar hemen hemen bütün vaktimi alıyordu (A. H. Tanpmar). Aklına doğru dürüst bir cümle gelmiyor ve perişan kelimeler dudaklarından teker teker dökülüyordu (Sabahattin Ali).

Acınacak bir halde olan, zavallı: Bunun kucağına göğsü bağrı açık perişan bir kadın yaslanmıştı (Ş. S. Aydemir). Biraz evvel o kadar telâşlı ve perişan görünen kadıncağız, bu son vazife karşısında hayret verici bir sükûn ve tahammül gösteriyordu (R. N. Güntekin).

Perişan etmek, dağıtmak, düzenini bozmak: Bu fırkayı Hendek önünde perişan edip dağıttık. Çoğunu esir aldık. Çoğu da öldü (S. Kocagöz). Zavallı ve acınacak bir duruma sokmak: Yok şimdi ki bizi perişan eder I Ölmek sabrı (F.H. Dağlarca).

Perişan olmak, dağılmak, düzenini kaybetmek. Acınacak bir hale düşmek: Etmeyin, sonra sokaklarda perişan olurum (M. Â. Ersoy).

— Esk. Perişan hal, zavallı, düşkün bir halde olan.

Perişan hatır, zihin dağınıklığı.

Perişanlık i. Dağınıklık, düzensizlik.

Zavallılık, acınacak hal: İçimde, buraya ilk geldiğim gece bile duymadığım bir perişanlık var (Y. K. Karaosmanoğlu). [m]

PERİŞANI i. (fars. pertşan’dan perişanı). Esk. Perişanlık.

Kıyafet. Esk. Subaşı, şehir kadısı kethüdası gibi alt derecedeki memurların giydikleri başlık. (Divan günlerinde sadrazama refakat eden satırbaşısı sorguçtu perişanı giyer, satırlar ise ruzi merre sarık Sararlardı. (m)

18 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİŞAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERGEL, PERGELLEMEK

Tarih 14 Mayıs 2009

PERGEL i. (fars. per gür, pergâVûm). Birer uçlarından eklemlenmiş iki koldan meydana gelen çizim veya ölçü âleti.

—DEYim. Pergelleri açmak. Tekiz. Geniş adımlarla yürümek.
— Büro. Elips pergeli, elipsler çizmeğe ya­rayan pergel.
Nokta pergeli, başparmak ile işaret parmağı arasında tutulan bir sap yardımıyle döndürülen ve çok küçük dai­reler çizmeğe yarayan küçük pergel.
Oran pergeli, normal pergele benzeyen, fakat kollarının yerinde taksimatlı cetveller bulu­nan âlet.
ölçek pergeli, normal pergeldeki mafsal yerine, kolları üzerinde gidip gelen bir sıkıştırma vidasıyle donatılmış dört kol­lu pergel. (Böylece, kolların birbirlerine gö­re uzunluklarını aynı oranda değiştirerek, verilen uzaklıklarla, istenen oranda uzak­lıklar alınabilir.)
Uzunluk pergeli, iki ko­lu basit birer uçla biten ve daireler çizmek­ten çok, uzunlukları aktarmağa yarayan pergel.
Yaylı pergel, ucu bir yay üzerine yerleştirilmiş nokta pergeli.
— G. santl. Üç kollu pergel, heykeltıraşla­rın ölçü almak ve bir uzunluğu aktarmak için kullandıkları, birbirleriyle eklemli üç kolu olan pergel.
— Mat. Pergel geometrisi, yalnız pergel yardımıyle çözülebilecek problemlerle uğra­şan geometri dalı.
Pergel ve cetvel geo­metrisi, yalnız cetvel ve pergel yardımıyle çözülebilecek problemlerle uğraşan geomet­ri dalı: İlkçağın geometricileri, bir küpün iki katını alma, bir açıyı üçe bölme, daireyi kareleştirme gibi problemleri cetvel ve per­gel geometrisi çerçevesinde çözmek için bo­şuna çaba gösterdiler.
— Metrol. Çeşitli meslek dallarında ölçü almak içi kullanılan âlet.
Çubuklu per­gel, sivri ucu ve çizicisi yatay bir çubuk üzerinde kayan pergel.
Taşçı pergeli, birer uçlarından birbirine eklemlenmiş, öbür uç­ları ise sivri birer demirle biten iki cetvel­den meydana gelen âlet. (Taşçılar bunu dik çıkmak ve ayrıntıları çizmek için kullanır­lar.)
Yaylı pergel, bir yay lamasıyle bir­leştirilmiş iki koldan meydana gelen âlet. (Bu iki kol arasındaki açıklık, bir geri ge­tirme vidasıyle sabit tutulur.)
— Şapkacılık. Şapkacı pergeli, şapkacıların şapka ölçülerini almak için kullandıkları numaralı pergel.
— Teknol. Sabit pergel, sabit uçlu iki kolu olan ve tomrukları ölçmekte kullanılan âlet. (LM)

PERGEL (lat. Circinus), güney yarıkürede Erboğa ile üçgen arasında bulunan takım­yıldız. Bu takımyıldızın en parlak yıldızı an­cak 3,4 kadirdendir. (L)

PERGELLEMEK geçi. f. {pergel’den per-gel-le-mek). Bir şeyi pergelle ölçmek.
Mec. Bütün ayrıntılanyle düşünmek, tasar­lamak. (M)

14 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERGEL, PERGELLEMEK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERDE

Tarih 13 Mayıs 2009

PERDE i. (fars. k.). Bir açıklığın önüne, görüşü veya ışığı engellemek veya bir şeyi gizlemek için gerilen örtü: Gözleri yemek masasından yarı inik perdelere kaydı (S.F. Abasıyanık). Neler saklıyor perdeleri I Garip ve çiçeklerle süslenmiş (F. H. Dağlarca). Salonu bir perde ikiye bölüyordu. (Bk. ANSiKL. Mobl. bölümü.)

Mec. Bir şeyi görmeye engel olan veya iki şeyi birbirinden ayıran engel: Işığın eşya üzerinde bir örtü olduğunu, eşya ile bizim aramızda bir perde olduğunu sanıyoruz (N. Ataç).

— çeş. dey. Perde arkası, bir şeyin görünürde olmayan, gizli yanları,
Perde arkasına (veya arkasında) gizlenmek, başkalarını öne sürüp gizlice onları yönetmek, ortaya çıkmamak: Çünkü, efendileri ortalıkta yok. Perde arkasına gizleniyorlar (S. Kocagöz).

Perde çekmek, (bir şeyin önüne) perde germek. Gizlemek, örtmek: Perde çek çehreme hicran günü ey kanlu sirişk I Ki gözüm görmeye ol mehlikadan gayrı (Fuzuli).

Perdelerini açmak, bir tiyatronun yeni mevsimde temsillere başladığını belirtir.

Perde ve sahne, sinema ve tiyatro,

Perdesi yırtık (veya sıyrık), utanmazca davranışlar yapan kimse,

Beyaz perde, sinema.

Demir perde. Bk. demirperde.

Gözlerinden perde kalkmak, gerçekleri görmeğe başlamak.

— Esk. Namus, iffet. \\ Perde-i iffet, [özellikle kadınlar için] namus.

Perde-i namus, şeref, itibar. ||. Perde-i nilgûn, gökyüzü.

Perde-ber-endaz, utanmayı bırakan. Perde-berendaz

Perde-gî («iyice örtünmüş»), namuslu kadın. Perdegi.

Perde-gîyan, namuslu kadınlar. Perdegiyen

Perde-kâr, perde ile örtülen yer. Perdekar.

Perde-keş, perde çeken. Engel olan. Perdekeş

Perde-nişin, inzivaya çekilerek yaşayan. Evinden dışarıya çıkmayan namuslu kadın. Perdenişin.

Perde-puş, perdeyi çeken. Sır saklayan,.Perdepuş,

Perde-şinas, şarkı söyleyen.Perdeşinas.

— Ask. Kıtalarının büyük kısmına veya başka manevralara ait hareketleri maskelemek üzere kumandanlık tarafından meydana getirilen hafif ve devingen savunma hattı: Bir yöne karşı bir kıta perdesi meydana getirmek.

— Bot. Körpe iken bazı mantarların sapını ve şapkasını saran zarsı örtü. (Şapka genişleyip sap uzayınca bu perde yırtılır, sapın dibini bir çeşit kın gibi sarar; bazı mantarlarda da şapkanın üzerinde pul pul kalır.)

Konuk orkidelerde köklerin dışını saran, yağmur ve sisten su almasını sağlayan, içi hava ile dolu, gümüşî kül renginde dış doku.

Perde metodu. (Bk. ANSiKL.)

Bakteri perdesi, bazı bakterilerin dışını saran ve sıvıların yüzeyinde sürekli bir örtü meydana getiren jelatinsi kılıf.

— Denize. Gemilerin ana güvertesi altındaki kısmı enine ve boyuna bölmelere ayıran düşey bölme. (Bk. BÖLME.) \\ Perde güvertesi, su geçirmez perdelerin son bulduğu en üst devamlı güverte. (Su geçmez bölmeler teknenin dibiyle bu güverte arasındadır.)

Perde kapısı, su geçirmez perde üzerine açılmış su geçmez kapı.

Perde kaplaması, gemilerde taşınan yüklerin saçla temasını önlemek için perdelerin ambarlara bakan yüzüne yapılan ağaç kaplama. (Perde tirizi de denir.)

Perde takviyesi, su geçirmez perdeleri takviye etmek için perde saçları üzerine belirli aralıklarla tespit edilen çelik profiller.
Arzani perde, geminin enine doğrultusunda yapılan perde.

Glend perdesi, şaftın gemi bünyesinden çıktığı sınırda yatak içine alındığı kovanın ön kısmının bağlandığı perde.

Kazan perdesi, kazan dairesini sınırlayan baş ve kıç perdelerden biri.

Kıç perde, bir bölmede geminin geri yönündeki perde.

Makine perdesi, makine dairesini komşu bölmelerden ayıran baş veya kıç perdelerden biri. (Genellikle baş taraftakine makine ön perdesi, kıç taraftakine makine arka perdesi denir.)

Oluklu perde, oluklandırılmış çelik levhalardan yapılmış perde.

— Dil bil. Bk. TİTREM.

— Ed. Esk. Gökyüzü.

— Fizyoî. Perde yüksekliği, seslerin sıklığına, frekansına bağlı olan işitme niteliği.

— Havc. Hız yüzünden ortaya çıkan fizyolojik bozuklukların bütünü. Bk. ANS1KL.

— İnş. Tahta perde, tahtaların yan yana çakılmasıyle yapılan bölme.
Perde duvar, çelik veya betonarme karkas bir yapıda döşemeleri taşımayan dış duvar. (Perde duvarın görevi içeri ve dışarıyı ayırmak, bazen de ışığın geçişine engel olmaktır. Perde duvarlar, döşemelerin ayrık istinat noktalarına dayandığı binalarda kullanılır. Karkas üzerine uygulanan, hafif ve yalıtkan olan perde duvarlar genellikle prefabrikedir. Bu duvarlarda malzeme olarak cam, çelik, alüminyum, ahşap, plastik maddeler v.b. kullanılır.). İnşaat tabiri.

— Kıyf. Esk. Yüze örtülen şey, peçe.

— Metalürji. Alev perdesi, kontrollü kavisi olan bir metalürji fırınının giriş kısmında meydana gelen alevli gaz ağı. (Alev perdesi, koruyucu bir ekran meydana getirerek kontrollü havada çalışan bir fırının içine hava girişini önler.)

— Mus. Makam.

Tambur, lavta, bağlama, mandolin gibi bazı mızraplı sazların saplarına, belirli sesleri vermek ve işaret etmek üzere bağlanan bağlar. || Sesin tizlik ve pestliği: Yüksek perdeden veya alçak perdeden söylemek. Yüksek veya alçak perdeden başlamak. || Ses: Dügâh perdesi, segah perdesi, neva perdesi. Bk. ANSîKL.

— Oto. Tekerlek perdesi, tekerleği yan taraftan örterek çamurun girmesini önleyen ve taşıta süs olarak takılan saç parçası.

— Patol. Perde inmek (veya gelmek). Halk dili. Gözde katarakt olmak.

— Plast. malzeme. Dökümden sonra eşek-senli iki mil veya iki levhayı ya da bir levha ile kalıbın buna karşı gelen çeperini ayıran ve sonra bir delik veya bir kanal açmak için kesilen genellikle ince (milimetrenin onda biri) zar.

— Sine. ve Foto. Perdeye aktarmak, bir e-seri filme almak. || Peyaz perde. Bk. BEYAZ perde.

Büyük perde. Bk. ANSİKL.

- Elektrolüminesan perde, büyük televizyon görüntülerini verebilen perde; bundan sinema salonlarında televizyon göstermede yararlanılır.
Portre perdesi, uygun tir çerçeveye yerleştirilen siyah veya beyaz renkte bezden disk. (Bu disk çekim sırasında ışık etkilerini ayarlamak amacıyle ışık kaynağıyle nesne arasına uygun bir şekilde yerleştirilir.)

— Temş. santl. Karagöz oyununda görüntülerin yansıtıldığı ince kumaştan beyaz yüzey.

Perde kurmak, karagöz oyununa başlamak. .

— Teşk. tar. Perde çavuşu, bazı devlet dairelerinin kapısında duran görevli asker. (Resmî dairelerin kapısına perde asılırdı. Buradaki görevli, çavuş rütbesinde olurdu. Bu yüzden, bunlara perde çavuşu denirdi. Perde çavuşu daireye görüşmeğe gelenlerle devlet görevlilerine [daha çok vali ve kumandan] aracılık yapardı.)

— Tiyat. Sahneyi seyirciye açan ve kapayan örtü,

Bir oyunun, perdenin açılmasıyle başlayıp, kapanmasiyle biten bölümlerinden her biri. (Bk. ANSİKL.)

Teşm. yol. Bir perde, iki perde v.b., bir perdelik oyun, iki perdelik oyun v.b.

— Zır. Ağaç perdesi, süs amacıyle veya tarımsal faydası düşünülerek, sunî olarak meydana getirilen değişik uzunlukta ve dar (birkaç metre ile 200 m) ağaç dizisi. Bk. ANSİKL.

— Zool. Parmaklan birbirine bitiştiren zar. (Hayvan ve canlılar için kullanılır. Örnek ördeklerde parmak araları perdelidir.

— ANSİKL. Bot. Perde metodu. Renkli perdeler, bazı ışın gruplarını geçirmediğinden çeşitli ışık ışınımlarının rolünü anlamak için fotosentez incelemelerinde kullanılır. Bu çeşit perdeler ya renkli camlarla, ya da çift katlı bir camın iki çeperi arasına renkli bir sıvı konarak elde edilir. Bk. KLOROFİL.

— Havc. Perde ikiye ayrılır: siyah perde ve kırmızı perde. Başkoltuk yönünde 4 g’-den büyük bir ivmeden sonra beyni beslemeğe yeterli gücü bulamaz ve bu yüzden beyne giden kan yavaş yavaş azalır. Pilotun gözlerine, kansızlık sebebiyle görüşü azaltan siyah bir perde iner. Bu bozukluk geçicidir ve ivmenin azalmasıyle hemen kaybolur. Kırmızı peıde, baş-koltuk yönünde çok büyük bir ivmeyle karşılaşan pilotun gözlerine iner. Siyah perdenin aksine kırmızı perde, kanın beyin bölgesine hücum etmesinden ileri gelir. Bu bozukluk siyah perdeye oranla çok daha ağır sonuçlar doğurur; çünkü kanın beyne hücumu beyin damarlarında patlamaya yol açabilir. Bundan dolayı bu etki ivme ile birlikte kaybolmaz. Bu kötü etkileri önlemek için «g elbise» adı verilen uçuş elbisesi geliştirilmiştir.

— Mobl. Pencere perdelerinin kullanılışı Eskiçağa kadar çıkar. Perdeler, kapı ve pencere kasalarının kötü kapanışlarını gizlemek amacıyle kullanılırdı. Günümüzde saydam tüller ve pencereyi kaplayan az veya çok geniş kumaşlar perde adını taşır. Perdeler genellikle devingendir; asılı veya takılı olduğu ip, ray v.b.nin üzerinde kayarak yer değiştirir. Bazı perdeler ise sabittir. Ama bir açıklığı tam olarak kapamayan bu perdeler daha çok ev dekorasyonu için estetik görüntü ve süs amacıyle kullanılır. Dekorasyon aksesuarı olarak perde yüzyıllar boyunca değişik şekil ve niteliklerde dekor olmuşlardır.

Türkler, uzun süre pencerelere tahta kafesler koyarak hem ışık ayarlamasını, hem evlerin içinin görünmemesini sağladılar. Kafesli pencerelerin içine konan perdeler sadece süs amacıyle yapılıyordu. Bu perdeler el tezgâhlarında ince bezden dokunurdu. Büyük evlerde pencere kenarlarından yere kadar inen ince, çatma perdeler geçerliydi. Kadife, hereke ipeklileri ve ağır yünlü kumaşlardan içi astarlı kalın perdeler kullanılırdı. Türk evlerinde, kapı perdeleri de, pencere perdeleri kadar önemliydi. Bu perdeler daha çok odaların sıcak tutulması amacıyle asılır; kilimden, keçeden bazen de deriden olurdu.

— Mus. 24 Eşit olmayan aralıklı türk dizisinde bulunan ve üst üste 12 tam dörtlü ile 11 tam beşli alınmak suretiyle doğrudan doğruya tabiattan elde edilen perdeler şunlardır:

— Sine. Büyük perde. Sinema, televizyonun küçük görüntülerine karşı mücadele edebilmek için tabanı 22 m genişliğinde olan büyük veya geniş perde sistemini benimsedi. Bu konuda çeşitli usuller uygulayan birçok grup vardır; bunlardan biri de hıristiyan anamorfozuyle ilgili incelemeler üstüne kurulmuş olan ve sinemaskopu, sinepanoramik’i ve diyaliskopu kapsayan gruptur. Bir başka grup da (vistavizyon) yatay şekilde geçen 35 mm’lik negatif standart filim kullanmaktadır. Nihayet Todd-AO perde sisteminde de saniyede 30 kere geçen 65 mm’lik filim kullanılır.

— Tiyat. Eski Yunanlılarda oyun perdelere bölünmezdi ve çeşitli olaylar araya girer, bunlar da koro ile birbirine bağlanırdı.

Perde önce, Romalılarda bir sahne oyununun tamamı ve Yunanlıların «drama» kelimesinin karşılığı anlamında kullanıldı; daha sonra da bugünkü anlamını kazandı. Klasik oyunlarda genellikle 5 perde vardı. Komedilerle dramlarda perde sayısı değişirdi. Bazı oyunlar «gün»lere, bazıları da «tablo» denen daha küçük bölümlere, ayrıca her perde de «sahne»lere bölünürdü.

— Zır. Ağaç perdesi, kurutucu rüzgârlara karşı bir engeldir; dik yamaçlarda sel yarıntıları açılmasını azaltır; ağaçların terlemesi havanın nem oranını yükseltir; nemin artması ağaçlardaki buharlaşmayı azaltır. 1948′den beri. Don steplerinde ve Aşağı Volga’da sistemli şekilde ağaç perdeleri meydana getirilmekte ve bu kurak bölgeler verimli topraklar haline dönüştürülmektedir.

♦ Perde perde zf. Azar azar: Şahinde’nin perde perde yükselen sesinin yanında… (Sabahattin Ali). Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta ! Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta… (Ahmet Hâşim). [LM]

13 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERDE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERÇİN

Tarih 12 Mayıs 2009

PERÇİN i. (fars. perçin) Teknol. Bir ucu, «perçin başı» denilen konik veya yarım küre biçiminde bir şişkinlikte biten silindir şeklinde çubuk; oldukça ince parçaları, sökülmeyecek şekilde birleştirmekte kullanılır.

Perçin çekici, perçin çakmakta kullanılan çekiç.

Perçin keskisi, perçinleri sökmek için kullanılan âlet.

Perçin kesme, başlarını keserek perçinleri sökme.

Çatal perçin, gövdesi altta kıvrılan iki kola ayrılmış perçin.

Gizli perçin, başı konik bir deliğe gömülen perçin.

Kapsül perçin, birbiri içine girerek kenetlenecek şekilde erkek ve dişi iki parçadan meydana gelen içi oyuk perçin.

Patlamalı perçin, oyuk kısmına yerleştirilmiş bir patlayıcı maddenin etkisiyle çakılan perçin.

Vidalı perçindik parçayı, bu parçalar üzerinde açılmış deliklere vidalanarak birleştiren perçin.

Yarık perçin, çakılacağı zaman düzelmesi için gövdesinde bir yarık bulunan bombe başlı perçin.

— ANSiKL. Teknol. Perçin, yumuşak çelik veya demirin dışında, bakır, alüminyum gibi madenlerden ve alaşımlarından, may-şordan ve hattâ değerli madenlerden (altın, gümüş, elektrik kontakları için platin) yapılabilir. Perçinleme sırasında birleştirilecek parçalar üzerindeki delikler üst üste getirilir ve perçin sokulur. Sonra perçin gövdesinin alttan çıkan kısmı bastırılır ve uzunluğu, gövde çapının 1,3 ile 1,7 katı o-lacak ve şişkin bir baş meydana getirecek şekilde çekiçle dövülür. Böylece parçalar birbirine sımsıkı bağlanmış olur. Böyle bir birleştirme, ancak perçin başlarından birini keskiyle kopararak sökülebilir. Çapı 10 mm’ye kadar olan çelik perçinler soğukta vurulur; 10 ile 30 mm’liklerde perçin 800 ile 900° C’ta akkor hale getirilerek sıcakta çalışılır. Perçin başı küçük bir örs üzerine konur ve perçin çıkıntısına mekanik olarak yaklaşan içi oyuk bir kalıp veya perçin çekici, bu çıkıntıyı ezerek bir baş meydana getirir Bu işlem sırasında, birleştirilecek parçalar bir presle iyice sıkılır. Çekme kuvveti uygulanacak parçalarda kullanılan perçin, bu parçaları sabitleştirir ve birbiri üzerinde kaymalarını önler. Perçin gövdesi, birleştirilecek levhaların kalınlığını a-şan kısmı ezildiğinde bir baş meydana getirecek kadar uzun olmalıdır. Hesaplarda, perçinin mm2 başına 6 kg’lık bir zorlamaya dayanması gerektiği kabul edilir. Perçinler, birleştirdiği levha sayısına (iki veya daha ;ok) göre bir veya daha çok kesitli ola-büir. Çelik çatılar, depolar, gemi inşaatı v.b. gibi çeşitli birleştirmeler için, genellikle demirden başka madenlerden yapılan çok çeşitli perçin tipleri vardır. Kaim gövdeli çaplanmış perçin çok kullanılır. Çatal per-özellikle önceden delinmiş olmayan di-renci zayıf parçalar (karton, kumaş, keçe, deri v.b.) için kullanılır. Malzemenin içinden geçtikten sonra, perçinin gövdesini cydana getiren iki kol kıvrılır. Kapsül perçin, basınçla iç içe giren, birbirinin aynı iki parçadan (biri erkek, biri dişi) meydana gelir. bunlarda ezmek ve bir baş meydana getirmek gereksizdir. Patlamalı perçin’de gövdenin uç kısmı oyuktur; buraya, tespit rda patlayacak bir madde doldurulmustur. Bu perçinler çekiç kullanma ihtiıcını ortadan kaldırır, daha çok uçak inşaatlarda. el veya âletin kolayca erişemediği yerde kullanılır.

♦ Percinli sıf. Perçin yapılarak sağlamlamlaştırılmış. (lm)

PERÇİNLEME i. (perçinlemek’ten perçinleme). İki parçayı, birinin ucunu öbürün üstüne veya ucuna yuva içinde ezerek birleştirme işlemi. Çeşitli elemanları perçinlerle birleştirme işlemi. (Perçinleme yerine, genellikle oksijen elektrik kaynağı ve özel uygulamalarda, özellikle uçak yapımında yapıştırma uygulanır.) [l]

PERÇİNLEMEK geçi. f. (perçin den perçinlemek). Bir bağıntıyı perçinle tutturarak. Bir çivinin, bir perçinin v.b. birileşecek parçanın öbür yüzünden çıkan ucunu döverek yassıltmak.

İki veya daha çok elemanı, karşılıklı kısımlarını birbiri üzerinde ezerek birleştirmek.

Mec. Sağlamlaştırmak, bağlamak: Münkesir kalbini im çiçeklerin özleriyle perçinle (A.H. Müftüoğlu).

— Denize. Ahşap teknelerin çeşitli parçalarını perçinlerle birbirine bağlamak. + Perçinlenmek edilg. f. Perçinlemek işi-

ne konu olmak.

# Perçinleşmek geçz. f. Mec. Sıkı sıkıya bağlamak, sağlamlaşmak. (ml)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERÇİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEPTÎT

Tarih 12 Mayıs 2009

PEPTÎT i. (fr. peptide’den). Biyokim. Az amino asidin birleşmesiyle oluşan veya sentetik bileşik; amino asitler ki bağ, bir molekülün amin grubu komşu molekülün karboksil grubu arasında su kaybı ile sağlanır (peptit bağı).

PEPT(O), yun. peptos, sindirilmiş’ten alı-mn ve birkaç kelimenin bileşimine giren un

PEPTOGEN sıf. ve i. (fr. peptogene’deri). Fizyol. Mide özsuyunun salgılanmasını koran ve artıran maddelere denir. (L) [>N i. (fr. peptone). Biyokim. ve Eczc. Bir protid'in, bir enzim etkisiyle kısaca hidroliz olması sonucunda oluşan poüpeptit.

ANSiKL. Biyokim. Bk. PEPTiT ve PROTiT.

— Eczc, Etten elde edilen pankreas peptonu ve fibrinden elde edilen pepsin peptonu üâç olarak bulunur; bunlar ağız yoluyle zayıflığa karşı kullanıldığı gibi alerjik hastalıklarda duyarlık azaltıcı olarak da kullanılır. İyot veya diğer bir kısım metallerle birleşince daha az zararlı organik bileşikler meydana getirdiğinden diğer ilâçlarda destek olarak kullanılır (iyotlu pepton, demir ve civa peptonat). [L]

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEPTÎT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEON, PEORİA, PEOTA

Tarih 12 Mayıs 2009

PEON i. (lat. pedes, piyade’den isp. k.). Orta Amerika veya Güney Amerika’da köylü, tarım işçisi. (Peon’un yaşama şartları Ortaçağda Avrupa’daki serflerin yaşama şartlarına benzerdi.) — Ask. Kızılderili piyade eri. (L)

PEORİA, A.B.D.’de (Illinois) şehir, 111i-nois’nin orta çığın kıyısında; 103 200 nüf. Bir maden kömürü havzası yakınında ve bir tarım bölgesinde ırmak limanı. Sanayi merkezi: demir fabrikası, metalürji (tarım makineleri), kimya ve besin sanayii. (L)

PEOTA i. (ital. k.). Adriya denizinde kullanılan çok hafif büyük gondol. (L)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEON, PEORİA, PEOTA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENTLAND

Tarih 12 Mayıs 2009

PENTLAND (Barbara), kanadalı kadın besteci (Winnipeg 1912). Toronto ve Vancouver’de dersler verdi; bir tiyatro aksiyonu (The Lake [Göl], 1954), dört senfoni (1948— 1959), Boccherini’nin bir temi üstüne orkestra çeşitlemeleri (1948), keman ve org için konçertolar, oda müziği, piyano parçalan besteledi. (L)

PENTLAND FİRTH, İngiltere kıyılarında boğaz,İskoçya ile Orkney adaları arasında; 10-12 km genişlikte. (L)

PENTLANDIT i. (ingiliz kâşifi J.B. Pent-land’m adından). Miner. Tabiî demir ve nikel sülfür; kübik sistemde billurlaşır ve önemli bir nikel cevheri olarak işletilir. (L)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENTLAND hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENCERE

Tarih 11 Mayıs 2009

PENCERE i. (fars. k.). Binaları aydınlatmağa ve gerektiğinde havalandırmağa yarayan, duvarda bırakılan bir açıta yerleştirilmiş cam ve çerçeveden meydana gelen bütün. Pencere Çeşitleri. (Bk. ANSiKL. inş. bölümü.) \\ Pencere dişi, duvardaki girinti ve çıkıntıları sabit çerçeve (telöre) üzerine taşımasını önlemek için pencerenin üst kirişine ve söve dikmelerine verilen çıkıntı. || Pencere eteği, pencere ile döşemenin arasında kalan kısım. || Pencere kanadı, sabit veya menteşe yardımıyle açılıp kapanan pencere elemanı. || Bileşik pencere, sövelerle ayrılan, yan yana veya üst üste yerleştirilmiş (benzer veya değişik yapıda) birçok sabit ya da hareketli çerçeveden meydana gelen pencere. || Çiçek penceresi, çiçek yetiştirmek ve bahçe zevkini salona getirmek için özel olarak yapılmış pencere. || Çift pencere, pencere boşluğuna arka arkaya yerleştirilmiş iki pencere. |l Düşey eksenli döner pencere, herhangi bir düşey eksen etrafında dönerek açılan bir veya yan yana konmuş birçok çerçevesi bulunan pencere. || Düşey sürme pencere, düşey öteleme hareketiyle açılan bir veya üst üste konmuş birçok çerçeveden meydana gelen pencere. || Katlanır (akordiyon) pencere, düşey dönme ve yatay öteleme hareketiyle bir akordiyon körüğü gibi açılan çok kanatlı pencere. || Madenî pencere, malzemesi alüminyum ve profile demir olan pencere. || Yatay eksenli döner pencere, herhangi bir yatay eksen etrafında dönerek açılan, bir veya üst üste konmuş birçok çerçevesi bulunan pencere. (Bu dönme ekseni, genellikle, çerçevenin ağırlık merkezinden geçen yatay eksenle çakışır.) || Yatay sürme pencere, yatay öteleme hareketiyle açılan bir veya yan yana yerleştirilmiş birçok çerçeveden meydana gelen pencere.

— ÇEŞ. DEY. Bakılacak yüze pencere bırakmak. Halk dili. İleride yeniden konuşmak gerekeceği düşüncesiyle bir kimse ile yapılan kavga veya tartışmada, ağır sözler söylememeğe ve elden geldiğince az kırıcı olmağa çalışmak. ||.’[....] ya açılan pencere, [...] hakkında aydınlatıcı bilgi veren, [...] [...] dan aktarılan yeni bir görüş açısı ihtiva eden fikir, eser v.b. yi belirtmek için kullanılır.
— Anatomi. Kulakzarı boşluğunun iç çeperinde bulunan iki açıklığa verilen ad. Bk.
ANSİKL.
—■ Kıyafet. Bir giyeceğin üstünde geniş yırtmaç veya delik biçimindeki açıklık.
— Mimari. Pencere tertibi, bir binanın cephesinde pencerelerin dağılış biçimi. || Sağır pencere, duvarda herhangi bir delik açmaksızın yalnız oyma ve kabartmalar yaparak meydana getirilen ve karşıdan bakıldığında pencere izlenimi veren mimarî süs. (Eski mimarî yapılarda görülür.)

— ANSİKL. Anatomi. Kulakzarı pencereleri,kulakzarı boşluğunu içkulakla birleştiren ve ince birer zarla örtülü iki deliktir; oval pencere sesleri, kemikçilerden iç dalıza iletir, yuvarlak pencere hava titreşimlerini, kulakzarı boşluğundan salyangoz borusuna geçilir.

— inşaat. ve Mimari. Bir pencere’yi meydana getiren başlıca kısımlaı şunlardır: telöre denen ve pencere kanatlarını duvara bağlayan sabit kasa; dayanak veya açıtın alt kısmı; etek veya dayanağm altındaki ince duvar; aynanın arkasında kasanın söve yuvası olan lamba; ve bazı durumlarda şev, yani lambayı duvarın iç yüzüne kadar uzatan kısım. (Bk. ÇERÇEVE.) Pencerenin büyüklüğü ve çerçeve bölmeleri, binanın mimarîsine uygun olarak yapılır, imar yönetmeliği, pencerelerin toplam alanının, o-danın döşeme alanının onda birinden az olmamasını gerekli kılar. Bugün yapılan binalarda büyük ve bol pencere yapılmasına dikkat edilmektedir.

Pencere yapımında dikkat edilecek ilk nokta, odanın döşemesiyle pencere arasındaki yüksekliktir. Bu, binanın veya odanın kullanılacağı işe göre değişir. Meselâ, oturma odalarında 78-90 sm, mutfakta 125 sm, bürolarda 100 sm v.b. s

Kanatlan duvara bağlayan telöre, çam, meşe, dişbudak gibi ağaçlardan yapılır. Belli ölçülerde lamba açılarak hazır duruma getirilen telöre, duvar boşluğunda bulunan tuğla dişine oturtulur. Boş kalan kenarlar katranlı kâğıtla doldurularak üzeri sıvanır. Bütün telörelerin alt başlıkları su geçirmez şekilde yapılır; sızıntıyı önlemek için telöre önündeki kasaya denizlik denen bir oluk açılır, buraya biriken su, kurşun veya çinko boru geçirilmiş küçük çapta deliklerden dışarı akar. Ahşap duvarlarda telöre yerine, kapılarda olduğu gibi, kasa yapılarak alt başlığı ve üst kısmı çinko ile kapatılır. Yağmur sularının içeri sızmasını önlemek için uç kısmın altına yarım yuvarlak kiniş açılır.

Açıta yerleştirilmiş iki pencereden meydana gelen çift pencereler”e soğuk bölgelerde ihtiyaç duyulur; kasaya bağlanışına göre, açılıp kapanma durumları değişiktir. Sürme pencereler ise daha çok büro penceresi olarak kullanılır. Bunlar, makara veya kızak düzeniyle serbest bir kanal içinde hareket ederek yatay veya düşey doğrultuda açılıp kapanırlar. Yatay doğrultuda hareket eden sürme pencereler iki veya üç kanatlı olabilir. Düşey doğrultuda açılıp kapanan sürme pencerelerin bazı tipleri makara ve karşı ağırlık yardımıyle hareket eder ve dengeli olarak her yükseklikte durabilir. Döner pencereler, ekseninin yatay veya düşey oluşuna göre iki gruba ayrılır. Düşey eksenli döner pencereler tek veya iki kanatlı, yatay eksenli döner pencereler tek kanatlı yapılır; kanatlar bir kayıtla ortasından bölünür. Her iki pencerede de kanatlar açılınca, yarısı içeride yarısı dışarıda kalır. Dönme hareketi yanlara takılan millerle sağlanır. Telöresi ve kanatları demir veya alüminyumdan yapılan madenî pencereler büyük iş hanı, otel v.b. gibi binalar için uygundur. Kullanılan lama, köşebent ve demir doğramaların paslanmasını önlemek için yüzeylerine yağlı boya sürülür. Bugün daha çok, hafif olan alüminyum malzeme kullanılır. Madenî pencerelerin de çift, sürme, döner v.b. tipleri yapılabilir.

• Türklerde. Türk mimarîsinde pencereler biri düz atkılı, öteki kemerli olmak üzere iki türlü yapılır. Kemerli pencereler daire yaylı veya sivri kemerli olur. Daire yaylı kemer pencereler ancak kubbe kasnaklarında ve bazı küçük pencerelerde kullanılır. Bunlar planın iç düzenine göre gerekli görülen yerlere açılır. Cephelerde simetri meydana getirmemek için gereksiz pencereler açılmaz. Pencerelerin simetrik olmadan ışık ihtiyacına göre açılmaları bazen o cephelere pitoresk bir görünüş verir. Fakat içi, ev gibi odalara bölünmeyen, büyük bir mekân meydana getiren camilerin pencereleri, kemer düzenine uymak gereğinden dolayı genellikle simetrik olarak yapılır. Büyük kagir yapılarda duvarların taşıyıcı gücünü azaltmamak için pencereler destek kemerli kısımlar içine alınır, bunların üzerlerine büyük bir ağırlık bindirilmez; binanın ağırlığı pencere kemeri üzerindeki destek kemerine yüklenir. Osmanlı devrinde içeriye fazla ışık girmesini sağlamak amacıyle binaların bahçe ve avlu taraflarına çok sayıda pencere açıldı. Ancak cami gibi ibadetle ilgili binalarda kışın sıcaklığı, yazın serinliği koruyabilmek için çok pencere açılmasından kaçınıldı. Bu pencerelerin zemine yakın olanları camiyi havalandırmak için açılır kapanır durumda olduğundan kemerli yapılmaz. Daha yük-sektekiler açılmadığından kemerli olur, nakışlı camlarla süslenirdi. Dörtgen biçimli alt pencerelerin geçme ve oymalı alt ke-penklerinin dış taraflarında parmaklıklar vardır. Duvarların kalın oluşu yüzünden nakışlı camların dış tarafında bir boşluk meydana gelir. Bu boşluğun meydana getirdiği gölge, güneşin durumuna göre cephenin mimarîsini değiştireceği için cephenin yüzeyi ile bir seviyede olmak üzere pencereye camlı ikinci bir alçı çerçeve geçirilirdi. Reyzen denilen bu alçı pencerelerin sade camlı olan dıştakilerine dıştık ve nakışlı camlarla süslü olan içtekilerine içlik adı verilir. Pencerelere takılan renkli camlar bina içinde mimarî bir süsleme meydana getirir.
— Tar. Prag’daki pencereden atma olayları. 30 Temmuz 1419′da Hus’çu savaşın başlangıcında Wenceslas’ın yedi katolik danışmanı, halk tarafından belediye sarayının penceresinden dışarı atıldı. Daha çok tanınan ikinci pencereden atma olayı, Otuz-yıl savaşının işareti olan olaydır; 23 mayıs 1618 günü Thurn kontunun yönetimindeki bohemyalı protestan asiller, Hradçin’de (kral sarayı) dört vali yardımcısının toplantı halinde bulundukları salona girdiler. Slawata ve Martinic adlı iki vali yardımcısı ile Fabricius adlı kâtibi şatonun hendeğine attılar. Bunlardan biri ağır yaralandı, ötekiler bir gübre yığını üzerine düştüklerinden yaralanarak kaçtılar. Bu olay Almanya’da Karşı Reformcular tarafından rejim unsuru olarak kullanıldı.

11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENCERE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENÇE

Tarih 11 Mayıs 2009

PENÇE i. (fars. penc, beş’ten pençe). Esk. Pençe. || Pence-iâfitab (veyahurşid), güneşten yayılan ışınlar. || Pence-i âhen-destane, demir gibi el. || Pence-i çenar, çınar yaprağı. j| Pence der pençe, kuvvet denemesinde parmakları birbirine kenetleme. || Pence-i duzdîde, iran takvimine göre artık beş gün. [j Pence-i elmas (veya pulâd), kuvvet deneyen sporcuların çelik elleri. ||Pence-i igtisab, gasp etmenin pençesi. || Pence-zen, el uzatan, saldıran; imza atan.

— Bot. Esk. Pencei girye, salkım ,söğüt. || Pencei meryem. Bk. BUHURUMERYEM.

— Tasav. ve santl. Pencei Âli Aba. Bk. PENÇE. (M)

11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENÇE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEMATANG SİANTAR

Tarih 10 Mayıs 2009

PEMATANG SİANTAR, Endonezya’da şehir, Sumatra adasının kuzeyinde (Deli bölgesi); 65 600 nüf. Medan demiryolunun son istasyonu ve bir ticaret merkezi olan şehirde, geniş bir tarım bölgesinin ürünleri toplanır ve ihraç edilir: kauçuk, palmiye yağı, tütün, sisal, çay. (L)

10 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEMATANG SİANTAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENCAP

Tarih 08 Mayıs 2009

PENCAP veya PENCAB, Hindistan ve Pakistan’da bölge; kuzeyde Himalaya, batıda Salt Range ve lndus, güneyde Tar çölü, doğuda yüksek Ganj ovasıyle sınırlıdır.

• Coğrafya. Pencap «Beş ırmak» ülkesidir. Cihlam, Çenab, Ravi, Satlec ve Beas adlı bu beş ırmak, geniş bir dağ eteği ovası meydana getirmiş ve alüvyon tabakasını, taraçaları yaran geniş vâdi şeritleriyle oymuştur. Suyun büyük kısmını Himalaya’ daki kar ve buzların erimesi sağlar, Bengal’den her yıl muson yağmurları gelmez ve kışın batıda hava basıncının düşmesi bol yağışa yetmez. Bu iklim şartlarını, Büyük İskender zamanında geniş alanları kaplayan tabiî bitki örtüsünün bozulması (seyrek ağaçlı akasya ve bodur palmiye ormanları) daha da kötüleştirmişti. Kenar kısımları çorak olan bu topraklarda tarım faaliyeti sulamaya bağlıdır. Bilinen ilk sulama çalışmaları 1359′da moğol imparatorlarının emriyle başlatılmıştı; 1859′dan sonra İngilizler sistemli bir sulama planı uyguladılar. Bugün ırmak sularının beşte dördü, barajlarla sulama şebekesine yöneltilmiştir; su dağıtımı elli yıldan beri bol tahıl (buğday, ikinci derecede de darı ve mısır), pamuk ve şekerkamışı yetiştirmeğe imkân verir. Nüfus büyük ölçüde artmıştır: 1891′de nüfusu 60 300 kişi olan Lyall-pur idare bölümünün nüfusu 1951′de 2 157 000′e yükselmişti. Pencap’ın demiryoluyle Karaçi’ye bağlanması şehrin ve limanın gelişmesinde başlıca rolü oynamıştır. Geleneksel el sanatlarının özellikle Lahor’ da (Pakistan), Amritsar’da ve Cullundur’da (Hindistan) hâlâ çok faal olmasına rağmen, Pakistan’da (Lahor, Sialkot, Multan, Ra-valpindi’de) ve Hindistan’da (Ludhiana ve Amritsar) modern fabrikalar da kuruldu. Ama Pencap, 1947′de Hindistan ile Pakistan arasında bölünmesinden büyük zarar gördü; kadroların ve arazi sahiplerinin büyük kısmı Batı Pencap’tan Hindistan’a geçtiler; Batı Pencap’a çok yoksul göçmenler akın etti. Pencap’ın Pakistan bölümündeki suları toplayan barajların çoğu Hindistan’a verilen Doğu Pencap topraklarındadır. Bununla birlikte başlıca anlaşmazlıklar sınır antlaşmalarıyle çözümlenmiştir. —

Pencap eyaleti (Hindistan), 122 831 km2; 20 298 000 nüf.; merkezi, Çandigarh.

• Tarih. Daha M.ö. III. binyılda gelişen Pencap (Harappa’nın bulguları), Yunan ve Roma çağında, özellikle sanat açısından Yunanlıların etkisinde kaldı. Ülke uzun süre çeşitli arî klanlar arasında bölüşüldü. İstilâcıların geçiş bölgesi olması, müstahkem şehir ve kasabalar kurulmasına yöl açtı; sırasıyle Hunların (VII. yy.), Türklerin (XI. yy.) ve Afganlıların geçtiği bölgede Afganlılar Müslümanlığı yaydılar: mezhepleri XV. yy.da ortaya çıkan Sikhî-ler, Moğol imparatorluğu çöktükten sonra (XVIII. yy.) bir konfederasyonlar grubu kurdular. Lahor’a yerleşen Sikhîlerin başlıca önderi Rancit Singh, İngilizlerle dostça geçindi (1809), sağlam bir idare ve askerî düzen kurarak durumunu sağlamlaştırdı, ölümünden kısa süre sonra (1839) taht kavgaları ve İngilizlerin müdahalesiyle Pencap, İngiliz Hindistan şirketinin eline geçti (Sikhîler savaşı, 1846 ve 1849). 1937′den sonra bağımsız bir eyalet haline gelen Pencap, 1947′de Hindistan (Doğu Pencap) ile Pakistan arasında bölüşüldü. 1956′-da kurulan Pencap eyaleti (Hindistan) bir bakanlar kurulu ve bir vali tarafından yönetilir; bir meclis ve bir konseyden meydana gelen bir parlamentosu vardır.

• Güzel sanatlar. Pencap’ın sanat bakımından geçmişi Cilâlıtaş devrine dayanır (Sohan «kültürü»); «lndus medeniyeti» denen medeniyetle (M.ö. 3500-1880 dolaylan) bölgede Mezopotamya medeniyetine benzeyen bir medeniyet gelişti. Sonradan Perslerin Akamanış imparatorluğuna katılan (M.ö. VI.-IV. yy.) bölge, Büyük İskender’in akınından sonra (M.ö. 326-325) Hint-Yunanlılar tarafından işgal edildi. Coğrafî durumu yüzünden sık sık istilâ edilen bölge, önce Kusana imparatorluğuna (M.ö. II. yy., M.S. II. yy.), sonra Gupta imparatorluğuna katıldı (IV. yy.). 775′ten sonra müslümanlarm işgal ettiği ilk hint toprağıdır. 1021′de Gazneliler, 1517′de Babur tarafından fethedildi. Sanatı bu çeşitli dönemleri yansıtır; gelişmiş olan minyatür sanatı, özellikle sikhî okulu tarafından temsil edilir. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENCAP hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELE

Tarih 07 Mayıs 2009

PELE i. (fars. k.). Esk. Terazi kefesi. || Merdiven basamağı. || Çark dişi. (M)

PELE (Edson AranteS do nasçimento,demir)

PELE A i. Güney afrika antilobu. (Keçi antilop veya kaya antilobu da denen Pelea capreolus [Boer'ler rehbok derler] dağ keçisine benzeyen bir antiloptur; kılları boz ve yün gibi yumuşak, kulakları iridir. Dağlık bölgelerde yaşar.) [L]

PELECANOIDES i. Siyah ve beyaz tüylü, tıknaz gövdeli küçük dalgıç kuşu; güney denizlerinde yaşar. (Pelecanoides’ler kanatlan zayıf olduğu için az uçar, fakat kolayca suya dalabilir. Fırtınakuşları takımının pelecanoididae familyasından.) [L]

PELECiNUS i. Zoolv Tropikal Amerika’da yaşayan çok uzun karınlı ichneumon. (Zarkanatlıların ichneumonidae familyasından.) [E]

PELECYPHORA i. Mamillaria’ya yakın kaktüs cinsi. (Meksika asıllı Pelecyphora aselliphormis limonluklarda süs bitkisi olarak yetiştirilir.) [E]

PELECYPODA çoğl. i. BAŞSIZLAR, IKl-ÇENETLİLER veya YASSISOLUNGAÇLILAR da denen yumuşakçalar sınıfı. (E)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİNE

Tarih 06 Mayıs 2009

PEİNE, Almanya’da (Batı Almanya, Aşağı Saksonya) şehir, Hannover ile Braunsch-weig arasında, Mittellandkanaî kıyısında; 29 700 nüf. Bir demir madeni yatağı yakınında küçük demir sanayii merkezi. Ayakkabı sanayii. (L)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİNE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHRİZ

Tarih 06 Mayıs 2009

PEHRİZ i. Bk. PERHİZ. PEİGNfi (Paul), fransız generali (Paris 1841 – ay.y. 1919). fecole Polytechnique’i bitirdi. 1870-1871 Savaşlarına katıldı ve Metz’in teslimine karşı bir protesto hareketine önayak oldu. Saint-Cyr okulunda topografya öğretmenliği yaptı (1873-1876). Adını taşıyan portatif bir pusula icat etti. Sonra, topçuluk alanında çeşitli teknik ilerlemelere öncülük etti ve özellikle demiryolu topçu birliklerinin kurulmasında önemli rol oynadı. (L)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHRİZ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHLİVAN

Tarih 05 Mayıs 2009

PEHLİVAN i. (fars. pehlevân’âan). Güreşçi: Daha ziyade güreş meydanından çekildikten sonra, kendini yemeğe içmeğe veren bir pehlivan eskisine benziyordu (H. E. A-dıvar). önce bir Yahya Efendiye, bir de pehlivana bakarak: «Hangi cüssen ile güreşeceksin”?» diye ima etmek istemiş (N. Araz). || Mec. Iriyarı ve güçlü kimse. |j Pehlivanlar kahvesi, eski güreşçilerin devam ettiği kahvelere verilen ad. || Pehlivan tekkesi, güreş talimhanesi. || Pehlivan yakısı, sert yakı.

— DEY. Yalancı pehlivan. Bk. YALANCI.

— Ask. Esk. Ok atmakta usta olan kemankeş. (Eskiden yapılan ok atımı eğitimlerinde başarı göstererek usta olanlara pehlivan denirdi.)

Pehlivanane zf. Esk. Pehlivan gibi. || Mec. Yiğitçesine.

Pehlivanı i. Esk. Pehlivanlık. (M)

PEHLİVAN (Nusrettin ebu Cafer Muhammed), azerbaycan atabeki (öl. Rey 1186). Atabek lldeniz’in oğlu. Üvey ağabeyi olan Arslan Şahın başa geçmesi sırasında çıkan mücadelelerde Selçuklu beylerini yenerek büyük ün kazandı (1160). Bir süre sonra Meraga emîri Arslan Aba’nın desteğiyle yeniden ayaklanan selçuklu beyleri Pehlivan’ ın kumandasındaki orduyu yendiler (1161). Fakat bu yenilgi Arslan Şahın ve Pehli-van’ın durumunu sarsmadı. Rey hâkimi İnanç Beyin harizmşah hükümdarı II Arslan’ın yanına kaçması üzerine Rey şehri Pehlivan’a verildi (1167). Bir yıl sonra Arslan Aba yeniden isyan etti; fakat Pehlivan’a gene yenildi. Gürcistan’a akınlarda bulunan Pehlivan, lldeniz’in ölümü üzerine Nahçivan’a giderek atabek oldu (1175). Arslan Şah onun atabekliğini kabul etmedi ve Arran ile Azerbaycan’ı onun elinden almak için harekete geçti. Fakat yolda hastalandı ve geri döndü. Kısa bir süre sonra öldü (1177). Pehlivan onun yerine oğlu Tuğrul’u tahta geçirdi. Arslan Şahın kardeşi Muhammed, Tuğrul üstüne yürüdü; fakat Pehlivan tarafından yenilgiye uğratıldı ve atabek Zengi’ye sığındı. Pehlivan, Zengi’ den Muhammed’in kendisine teslimini istedi. Zengi tek başına onunla savaşmayı göze alamadığı için Muhammed’i teslim etti. Muhammedi Sedcihan kalesine kapatıldı ve o-rada öldü. Bu sırada Cezire ve Kuzey Ana-dolu Saîâhaddin Eyyubî’nin eline geçti (1182). Pehlivan, onun bir gün seiçuklu ülkesine saldıracağını düşünerek savunma hazırlıklarına girişti. Bu sırada hastalanarak öldü, (M)

PEHLİVANİYE, Osmanlı devleti zamanında (XV. yy.) Niğde’ye verilen ad. Bk. niğde. [M]

PEHLİVANKÖY, Marmara bölgesinde (Ergene bölümü, Kırklareli ili) ilçe merkezi kasaba; 3 155 nüf. (1970). 11 merkezinin 64 km güneyinde, düz bir kesimde kurulmuştur. 1958′de üçe merkezi oldu. Yeni işletmeye açılan ve Yunanistan topraklarından geçmeden Edirne’ye ulaşan bir demiryolu Pehlivanköy’den geçer, — Pehlivanköy ilçesi, 8 198 nüf. (1970); 114 km2; tek bucak içinde 8 köy. Tahıl, şeker pancarı, ayçiçeği, kavun ve karpuz üretimi. (M)

PEHLİVANLIK i. (pehlivan’dan pehlivanlık). Pehlivan olma hali, güreşçilik, ij Mec. Güçlülük. (M)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHLİVAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHLEVI (Rıza Şah)

Tarih 05 Mayıs 2009

PEHLEVI (Rıza Şah), İran şahı (Savad Kûh, Mazenderan 1878-Johannesburg, Güney Afrika 1944). Babası subaydı. 23 Yaşında bir kazak tugayına katıldı. O zamanlar Rıza Han adiyle anılıyordu. Kısa zamanda yüksek rütbelere terfi etti. 1921′de bir kazak alayını İran hükümetine karşı ayaklandırdı ve başkent Tahran’ı ele geçirerek yeni kurulan hükümette savaş bakanı oldu. 1923′-te başbakanlığa getirildi, ama asıl yönetim de kendi elindeydi. Kaçar hanedanının son temsilcisi Ahmed Şahı (Ahmed Mirza) sürgüne yolladı. 16 Aralık 1925′te Rıza Han, Rıza Şah Pehlevi adiyle tahta çıktı. Bundan sonraki 16 yıl içinde İran’ı sanayileştirmek ve modernleştirmek için çok çalıştı. Ama toprak köylüsünü yoksul durumdan kurtaramadığı gibi, ülkesini de tam bir diktatör gibi yönetti. Kabile şeflerinin ayaklanmalarını bastırdı; laik kanunlar çıkardı; yıllık gelirini arttırdı; kadınların çeşitli haklar elde etmelerini ve daha ileri bir öğrenim görmelerini sağladı; Trans-lran demiryolunu yaptırdı. İkinci Dünya savaşında alman örneğine dayanan bir siyaset takip etmesi, sovyet ve ingiliz birliklerinin İran’ı işgal etmesine yol açtı. 16 Eylül 1941′de, oğlu Muhammed Rıza Şah Pehlevi lehine, tahtından feragat etmek zorunda bırakıldı. Sürgünde öldü. (M)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHLEVI (Rıza Şah) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Çeşitli İlanlar

Tarih 03 Mayıs 2009

81423 5010 BİR eğitim firmasının AVRUPA ve Anadolu YAKASINDAKİ şubelerinde maaş + PRIM+yol+yemek ile ÇALIŞACAK papme ve Mime ANKETÖRLER ARANMAKTADIR randevu için: 02122939723 05.04.2003
81424 5010 DENEYİMLİ Deneyimsiz, Bay Bayan Anketörler alınacaktır. 02122962156 02122259238 05.04.2003
81425 5030 ASP Bilen Web tasarımcısı, Delphi’de program geliştirebilen profesyonel elemanlar aranmaktadır. 02122279984 05.04.2003
81426 5030 ASP, Grafikerlik, Autocad, Web Kursları 02122139700 05.04.2003
81427 5030 ASP, Grafikerlik, Bilgisayar, Web, Muhasebekursları 02122917202 05.04.2003
81428 5030 BAHÇELİEVLER civarından Bilgisayar Kullanabilen Bayan 02126445854 05.04.2003
81429 5030 BAYRAKÇIDA çalışacak Corel ve Freehand kullanabilen bay, bayan bilgisayarcı aranıyor. Günay Bayrak imalat 02122320432 05.04.2003
81430 5030 BİLGİSAYAR firmasına tecrübeli satış elemanı 02164181144 05.04.2003
81431 5030 BİLGİSAYAR, Grafikerlik, Web kursları 02125701351 05.04.2003
81432 5030 BİLİŞİM Sektörü’nde çalışacak elemanlar alınacaktır. (Büyükçekmece Avcılar) 02128528439 05.04.2003
81433 5030 FOLYO kesim bilen eleman aranıyor. 02125122895 05.04.2003
81434 5030 GRAFİKER PHOTOSHOP, Freehand, web tasarımı PROGRAMLARINDA deneyimli MATBAA takibinide yapabilecek 05444630069 05.04.2003
81435 5030 REKLAM Ajansına grafiker aranıyor. CV Faks: 02122115857 05.04.2003
81436 5030 WORD ve Excell’i iyi kullanabilen bilgisayar operatörü aranıyor. 02122253575 05.04.2003
81437 5040 ACELE Çocuklarınıza, ev işlerinize, hastalarınıza yatılı gündüzlü yardımcılar Artıdan 02164186970 05.04.2003
81438 5040 ACELE çocuklarınıza, yaşlılarınıza, hastalarınıza referanslı bakıcılar 02164890149 05.04.2003
81439 5040 ACELE hastalara, çocuklara, evişlerine, yardımcılar, villalara eşler, Emre’den 02123569003 02123569004 05.04.2003
81440 5040 ACELE Yatılı Çocuk Bakıcısı aranıyor 02128533183 05.04.2003
81441 5040 ACİL Ataşehirde evişlerine çocuk bakımı yatılı bayanlar YILDIZ DANIŞMANLIK 02164562079 05.04.2003
81442 5040 AİLELERİNİZE, yaslılarınıza yatılı Bayanlar, Bakırköy’deyiz 02124661126 05.04.2003
81443 5040 ATAŞEHIR Danışmanlıktan evişlerinize, çocuklarınıza, hastalarınıza türk, yabancı yardımcılar 02164561554 05.04.2003
81444 5040 BAKICILAR, dadılar gönderilir. Referanslı, yatılı, gündüzlü Eminden Mecidiyeköy deyiz. 05448105951 05.04.2003
81445 5040 BİZİM danışmanlık güvencesiyle hastalarınıza, çocuklarınıza bakıcılar 02128533588 05.04.2003
81446 5040 ÇOCUK Bakıcısı Aranıyor 02125390697 05.04.2003
81447 5040 ÇOCUK bakımından ve evişlerinden anlayan yatılı bayan aranıyor. Tepecik Yolu Sk. Alkent Karşısı Demet Ap. No:48 D:1 Etiler 02123582521 02123582522 05.04.2003
81448 5040 EUROPE Plustan çocuk bakıcıları, hastabakıcılar 02124662193 02124662194 05.04.2003
81449 5040 EVIŞLERINDE yatılı çalışacak bayan elemanlar. 02122964844 05427474754 05.04.2003
81450 5040 EVİM Danışmanlıktan evişlerinize, çocuklarınıza, hastalarınıza, yaşlılarınıza, yatılı, gündüzlü, referanslı elemanlar temin edilir. 02128823350 05.04.2003
81451 5040 EVİMDE çocuk bakarım Beylikdüzü 02128530773 05.04.2003
81452 5040 EVİŞLERİNE yatılı yardımcı bayan 02164785583 05.04.2003
81453 5040 EVİŞLERİNE, çocuk bakımına, yatılı elemanlar 02164140294 02163487045 05.04.2003
81454 5040 NETADAN Referanslı Bakıcılar, Yardımcılar 02126546324 05.04.2003
81455 5040 SARMAŞIK’TAN çocuklarınıza dadılar, hasta yaşlılarınıza bakıcılar, ev işyerlerinize eleman temin edilir. 05359763313 02128533198 05.04.2003
81456 5040 SPASTIK özürlü çocuğa bakacak yatılı bayan aranıyor. Müracaat: Gül Hanım 02125206838 05.04.2003
81457 5040 YATILI 20 35 arası Moldovyalı, Ukraynalıbayanlar 02123569005 05.04.2003
81458 5040 YATILI 30 Yaşı aşmamış deneyimli dadılar aranıyor. 02123278253 02123278254 05.04.2003
81459 5050 DERSANEMIZE branş öğretmenleri ve sekreter alınacaktır. 02125900126 05364861488 05.04.2003
81460 5050 DERSHANEYE %10 hisse alabilecek, Branş Öğretmeni, 05354698644 05.04.2003
81461 5060 ARÇELİK Yetkili Servisine teknisyen 02164891960 02164891961 05.04.2003
81462 5060 AUTOCAD 2000 programında elektrik tesisatı çizebilen tecrübeli eleman aranıyor. 02122104736 05.04.2003
81463 5060 AVRUPA Yakasında oturan elektrikçiler aranıyor. 02163883155 05.04.2003
81464 5060 AYDINLATMA ürünleri imalatına tecrübeli ustalar. 02122199237 05.04.2003
81465 5060 BAYAN elektrik teknisyeni elektrik meslek yüksek okulu mezunu eleman alınacaktır. 05444072403 05.04.2003
81466 5060 BAYAN Elektrik Teknisyeni, Elektrik Meslek Yüksek Okulu mezunu eleman alınacaktır. C.V Faks: 02126643333 05.04.2003
81467 5060 BEŞİKTAŞ Etectrolüx servisine klima ve beyaz eşya ustası 02122360955 05.04.2003
81468 5060 BEYAZ Eşya Tamirinden anlayan Teknisyen aranıyor 02125919405 05.04.2003
81469 5060 DENEYİMLİ Elektrik tesisatçıları aranıyor. Beylikdüzü 05365191927 05.04.2003
81470 5060 ELEKTRİK teknisyeni aranıyor. 02164415858 02163708684 05.04.2003
81471 5060 ELEKTRİK Teknisyeni; Şile’deki konut şantiyemizde kadrolu ve yatılı 300 Milyon+ SSK+ Yemek. 02126639650 05.04.2003
81472 5060 ELEKTRİKÇİ usta ve kalfası aranıyor. 02126750402 05324134022 05.04.2003
81473 5060 ELEKTRİKÇİLER MAKİNA panosundan anlayan deneyimli 02124818073 05.04.2003
81474 5060 ELEKTRİKÇİYE Kalfa aranıyor. 02126527359 05.04.2003
81475 5060 ELEKTRİKÇİYE usta ve kalfa aranıyor 02122494677 05.04.2003
81476 5060 KLİMA Ustaları aranıyor. Anadolu Yakasından. 02165214600 05.04.2003
81477 5060 MASLAKTA bulunan işyerimize; TEKNİK Lise yada E.M Lisesini bitirmiş, SÜRÜCÜLÜKTE deneyimli MAKİNE ELEKTRİKÇİSİ KALIP Ustası (Metal Kesim ve Sıvama) işlerinde deneyimli TORNACI ALINACAKTIR. 02122761716 02122761736 05.04.2003
81478 5060 MESLEK lisesi mezunu Elektrik bakımcısı Fabrika deneyimli Tel: 02128753595 02128753597 05.04.2003
81479 5060 OTO elektrik ve alarm ustası aranıyor 05358881575 05.04.2003
81480 5060 OTO elektrik ve alarmdan anlayan ustalar+ (sosyal haklar) 02126156480 05324346466 05.04.2003
81481 5060 PRINTER ustaları aranıyor. Mecidiyeköy 02122120664 02122120735 05.04.2003
81482 5080 50,000,000TL Yevmiyeyle bayan garsonlar aranıyor, kalacak yer 02323699901 05.04.2003
81483 5080 ACELE bay bayan servis elemanları 02163396000 05.04.2003
81484 5080 ACELE garsonluk yapabilecek bayanlar aranıyor, kalacak yer yemek ücretsizdir. 02323693711 05357424807 05.04.2003
81485 5080 ACİL 5 yıldızlı oteller için ekstra garsonlar 02126632713 05.04.2003
81486 5080 ALTUNİZADE de lokantaya bulaşıkçı, paket servis elemanı 02164743486 05.04.2003
81487 5080 ATAKÖY’DE Cafe çay bahçesinde çalışacak bay, bayan 02125597071 05.04.2003
81488 5080 BAKIRKÖY civarında oturan tecrübeli komi 02125713427 05.04.2003
81489 5080 BALIK restaurantımıza tecrübeli referanslı garsonlar komiler 02164929813 02163186701 05.04.2003
81490 5080 CAFETERYA’DA çalışacak genç, kat garson alınacaktır. Harbiye 05446553453 05.04.2003
81491 5080 DOLGUN ücretle barda servise çıkacak hostes garson bayanlar. 05443883842 05.04.2003
81492 5080 DOLGUN ücretli bay bayan Mutfak Servis elemanları 05422582823 05.04.2003
81493 5080 DÖNERDEN Anlayan Tabldot Aşçısı ve Yardımcısı 02125446224 05.04.2003
81494 5080 EKSTRA garsonlar aranıyor. 02122672899 05.04.2003
81495 5080 MASLAK ta kebap salonuna komi 02122763310 05.04.2003
81496 5080 RESTAURANTIMIZA bayan Garsonlar 250 Milyon+ SSK 02163601076 05.04.2003
81497 5080 SİRKECİDEKİ Restoranla komi 02125132076 05.04.2003
81498 5090 ACELEgüvenlikçiler. 05448253241 05.04.2003
81499 5090 ATATÜRK Havalimanındaki firmamıza Avrupa yakası ikametli 2030 yaşlarında askerliğini tamamlamış lise mezunu güvenlik personelleri 05333506608 05.04.2003
81500 5090 BEYKOZ ve Civarında oturan 1.80 boylarında Güvenlik Elemanları 02128729555 05.04.2003
81501 5090 GENÇ emekliler, Küçükçekmece, avcılar, Beylikdüzü civarındaoturuyorsanız 240,000,000+ 60,000,000+ yemek imkanlarıyla güvenlik görevlisi olarak çalıştırılmak üzere müracaat: 02164570029 05.04.2003
81502 5090 GÜVENLİK elemanı Ayazağa Ciyak Sitesinde 02122893087 05.04.2003
81503 5090 GÜVENLİK elemanları alınacaktır. Şirinevler, Beylikdüzü, Yenibosna civarında oturanlar tercih edilir. 02124522529 02124522734 05.04.2003
81504 5090 TREN yolu istikametinde, Samandıra civarında oturan güvenlik elemanları 02164677850 05.04.2003
81505 5090 YUKARIDUDULLU imes sanayi sitesine yakın oturan genç emekliler aranıyor. 02126605890 05.04.2003
81506 5120 500 Milyon aylıkla Kalfalar. 02125552348 05.04.2003
81507 5120 ACELE Bahçeşehir’e manikürcüler aranıyor. Tel: 02126696230 05.04.2003
81508 5120 ACELE bayan kuaförüne genç yardımcılar. Soyak Yenişehir. 02165330865 02165330866 05.04.2003
81509 5120 ACELE çırak ve yardımcılar aranıyor. 02122899292 05.04.2003
81510 5120 ACELE Kalfa ve yardımcı aranıyor. 02165723701 05.04.2003
81511 5120 ACELE kendine güvenen Manikürcü makyöz; 02164919412 05.04.2003
81512 5120 ACELE Manikürcü aranıyor Bahçelievler 02125572908 05.04.2003
81513 5120 ACELE Manikürcüler, Kalfalar, Yardımcılar 02125308555 05.04.2003
81514 5120 ACIBADEM bayan kuaförüne kalfalar, yardımcılar. 02165451744 05.04.2003
81515 5120 ACİL manikürcü ve yardımcı Leydi Kuaföre 02122134859 05.04.2003
81516 5120 BAKIRKÖY e makyajdan anlayan manikürcü, kalfa, yardımcılar. 02125722911 05.04.2003
81517 5120 BAY, bayan kuaförüne kalfa, yardımcı aranıyor. 02128531364 05.04.2003
81518 5120 BAYAN kalfa, manikürcü aranıyor Babçelievler 02126437596 05.04.2003
81519 5120 BAYAN kuaförüne acele kalfa 02166127528 05.04.2003
81520 5120 BAYAN Kuaförüne Bay Bayan Eleman Aranıyor 02126744729 05.04.2003
81521 5120 BAYAN kuaförüne bayan eleman Haznedar 02125550377 05.04.2003
81522 5120 BAYAN kuaförüne kalfa 02163522557 05.04.2003
81523 5120 BAYAN kuaförüne kalfa, yardımcı, çırak 02164633903 05.04.2003
81524 5120 BAYAN Kuaförüne Manikürcü ve Yardımcı aranıyor. 02125606094 05.04.2003
81525 5120 BAYAN kuaförüne manikürcü ye yardımcılar aranmaktadır. Ücret dolgundur. 02163410555 02163415308 05.04.2003
81526 5120 BAYAN Kuaförüne Ustalar 30 üstü 02128825252 05.04.2003
81527 5120 CADDEBOSTAN Erdem Kramer Erkek Kuaförüne manikürcü, yardımcı, kasiyer, 02163634911 05.04.2003
81528 5120 CADDEBOSTAN’daki Güzellik salonuna müşterili kuaför kalfa 02163550502 05.04.2003
81529 5120 CERRAHPAŞA dabayan kuaförüne baybayan eleman aranıyor. 02126335663 05.04.2003
81530 5120 ÇEKMEKÖY’ DE bayan kuaförüne kalfalar, föncüler 05336333546 05.04.2003
81531 5120 ÇIRAK ve yardımcı (Ataköy) 02126617756 05.04.2003
81532 5120 ÇOK acil manikürcü genç kalfalar Florya 02126628889 05.04.2003
81533 5120 DOLGUN Ücretle acele profesyonel Manikürcü Bahçelievler 02124420356 05.04.2003
81534 5120 ERKEK Kuaför Salonuna Manikürcü 02128638734 05.04.2003
81535 5120 ERKEK kuaförüne deneyimli manikürcü Babçelievler 02125557449 05.04.2003
81536 5120 ERKEK kuaförüne kalfa Elmalıkent sitesi Ümraniye 05425117609 05.04.2003
81537 5120 ERKEK kuaförüne kalfa Mecidiyeköy 02122673170 05.04.2003
81538 5120 ERKEK kuaförüne Kalfa, Çırak Ataköy 02125606900 05.04.2003
81539 5120 ETİLER de Güzellik Salonuna Manikürist+ yardımcıaranıyor. 02123582522 05.04.2003
81540 5120 HAVALİMANINDAKİ bayan kuaförüne kalfalar, çıraklar 02124654414 05.04.2003
81541 5120 İLHAN Ayhan Kuaföre deneyimli Manikürcü aranıyor. Moda 02163468275 05.04.2003
81542 5120 KEMERBURGAZ’DA bayan kuaföre kalfa (Mecidiyeköy, Şişli, Çağlayan, Kağıthane, Alibeyköy de oturan tercihimizdir) 02123602806 05.04.2003
81543 5120 KIZILTOPRAK’da tecrübeli Manikürcü, föncü, yardımcı 02164493904 05.04.2003
81544 5120 KUAFÖRE kalfa ve manikürcü aranıyor 02163603974 05.04.2003
81545 5120 KUAFÖRE Kompleci Bayanlar, Esenyurt 02125963031 05.04.2003
81546 5120 KUAFÖRE manikürcü ve kalfa aranıyor. 02122731318 05.04.2003
81547 5120 MANİKÜRCÜ 500 Milyon maaş+ SSK+ yemek 02164783389 05.04.2003
81548 5120 MANİKÜRCÜLER, Bay Bayan kalfalar yardımcılar aranıyor. 02124162823 05.04.2003
81549 5120 MANİKÜRCÜYE süper şartlar Beşiktaş 02122581545 05.04.2003
81550 5120 NIŞANTAŞI’nda açılacak kuaför salonuna, kalfa, yardımcı, manikürcü. 02123510945 05.04.2003
81551 5120 PROFESYONEL kalfalar Merter 02125022962 05.04.2003
81552 5120 SAC’tan anlayan Komple Manikürcü Fatih 02125316879 05.04.2003
81553 5120 TECRÜBELİ kalfalar. Aylık gelir 500 Milyon 02163473075 05.04.2003
81554 5120 ULUS’TA erkek kuaförüne manikürcü bayan aranıyor. 02122873916 02122574873 05.04.2003
81555 5120 ÜSKÜDAR Seval Estetiğe Manikürist aranıyor. 02164950010 05.04.2003
81556 5130 KARGO ANT Kargo yurtiçinde acentelikler verilecektir 03124199095 05.04.2003
81557 5140 ESENYURT’ TAKİ fabrikamıza tecrübeli oluklu kutu, koli slatör ustaları 02126722902 05.04.2003
81558 5140 GRAFIKER aranıyor.Fax: 02126594786 05.04.2003
81559 5140 SERIGRAF ustası aranıyor. 02164284545 05.04.2003
81560 5140 SERIGRAFÇI, Frekansçı, Pedalcı, Gezer kesimci 02126375383 05.04.2003
81561 5140 SERİGRAF DA çalışacak ragleci ve çırak aranıyor. Bağcılar 02124365741 05.04.2003
81562 5140 SERİGRAF elemanları aranıyor. 02126673769 05.04.2003
81563 5150 ALÜMİNYUM GİYDİRME cephede projeden imalata kadar sorumlu, AUTOCAD ve ofis programlan™ kullanabilen, 3 yıl tecrübeli Mimar alınacaktır. TEL: 02163110040 05.04.2003
81564 5150 AUTOCAT bilen bayan tekniker. Büyükçekmece Fax: 02128638109 05.04.2003
81565 5150 BAYMAK Şişli Plaza için Emek inşaat bayan bay Satış Mühendisi/ Tekniker ve Montaj ustası arıyor. 02122342702 02122341590 05.04.2003
81566 5150 DOĞALGAZ firmasına makine mühendisiaranıyor. 02122620155 05.04.2003
81567 5150 DOĞALGAZ malzemeleri pazarlamasında çalışacak ehliyetli makine mühendisi 02124512500 05.04.2003
81568 5150 ENCODER Sayıcı bilgisi olan ingilizce bilen satış pazarlama deneyimli mühendis Faks: 02122445156 05.04.2003
81569 5150 MAKİNA imalatında çalışacak Konstrüktör, Talaşlı imalat bilgisine tam vakıf elemanlar Pendik 02165953074 05.04.2003
81570 5150 ŞANTİYEDE inşaat şirketlerinde çalışmış, ön muhasebeden anlayan, inşaat Teknikeri alınacaktır. 02122942917 05.04.2003
81571 5150 TAKIM Arkadaşı inşaat Mühendisi Mimar Fax: 02164469177 05.04.2003
81572 5160 BÖLGE Müdürlüğümüzde Mobilya Sevkıyatında ve Montajında çalışacak ehliyetli elemanlar aranmaktadır ikitelli ve Çevresi tercihtir. 02126751372 05.04.2003
81573 5160 CİLACI ustaları aranıyor. Servis+ yemek 02127484412 05.04.2003
81574 5160 CİLACI ve cilacı kalfaları aranıyor. 02164516561 05.04.2003
81575 5160 DEMİR doğrama ustası ve çelik kapı kaplamacısı aranıyor. 02125022481 05.04.2003
81576 5160 KOLTUK döşemesine Usta, Kalfalar aranıyor. 02126750222 05.04.2003
81577 5160 MOBİLYA ve marangoz ustaları aranıyor 02163420144 05.04.2003
81578 5160 MOBİLYA, Mermer Ustaları, Çıraklar ikitelli civan 02124861761 05.04.2003
81579 5160 MOBİLYACI kalfası aranıyor. 02125533733 05053305838 05.04.2003
81580 5160 MOBİLYACI ve cilacı yardımcıları aranıyor, ikitelli civarından 02126750382 05.04.2003
81581 5160 OFİS mobilyaya kaplama cila ustası ve mobilya ustası aranıyor. 02126783737 05337453001 05.04.2003
81582 5160 TECRÜBELİ mobilya ustaları alınacaktır. Güngören 02126444302 05.04.2003
81583 5170 BAYRAMPAŞA Megacenter’deki işyerimize lise mezunu bayan önmuhasebe elemanı 02126408859 05.04.2003
81584 5170 BİLGİSAYARLI muhasebe uzmanı yetiştirme programı, forwin tabanlı, logo, Eta, Micro, Link+ iş garantili 02125437575 05.04.2003
81585 5170 DENEYİMLİ bay bayan muhasebe elemanı. Eyüp 02125451383 05.04.2003
81586 5170 DENEYİMLİ bayan ön muhasebe elemanı 02125283253 05.04.2003
81587 5170 ETA programını bilen lise mezunu bayan 02126569110 05.04.2003
81588 5170 İÇ Çamaşır ihracatında deneyimli muhasebeci. 02126559170 05.04.2003
81589 5170 LOGO kullanabilen beyanname, yevmiye kaydı, diğer resmi işlemleri yapabilecek büroya muhasebe elemanı Çapa 02125853468 05.04.2003
81590 5170 LOGO LKS bilen 20 25 yaşlarında, ön muhasebeye bayan Merter 02125399851 05.04.2003
81591 5170 MALI müşavirlik bürosuna tecrübeli bayan 02124820301 05.04.2003
81592 5170 MALI müşavirlik şirketine Üniversite mezunu, deneyimli, muhasebe şefi, elemanları Fax: 02122227682 05.04.2003
81593 5170 MERTER’DEKI firmamıza Eta kullanabilen tecrübeli bayan Ön Muhasebe Elemanı aranıyor. 02126775348 05.04.2003
81594 5170 MUHASEBE bürosuna deneyimli bayan eleman 05323251521 02164613110 05.04.2003
81595 5170 MUHASEBE ve telefona bakacak deneyimli bayan 02126373117 05.04.2003
81596 5170 MUHASEBECİ LKS bilen, tekdüzen hesap planına hakim, TİCARET lisesi mezunu 20 30 yaş arası BAYAN muhasebeci aranıyor. RESİMLİ CV ile şahsen başvurulacaktır. Bayrampaşa TEL: 02126134120 02125773061 05.04.2003
81597 5170 ÖN muhasebe bilen bayan eIeman 02164196198 05.04.2003
81598 5170 ÖN muhasebe elemanı aranıyor. 02164415858 02163708684 05.04.2003
81599 5170 ÖN muhasebe ve ihracatta tecrübeli Micro programı kullanabilen, tercihen ingilizce bilen bayan eleman aranmaktadır 02125392910 02125392911 05.04.2003
81600 5170 ÖN Muhasebe Word Excel! bilen bayan CV Fax: 02163867451 05.04.2003
81601 5170 ÖN Muhasebede çalışacak Referans verebilecek eleman alınacaktır. 02126595643 05.04.2003
81602 5170 ÖN muhasebeden anlayan bayan eleman 02122835185 02122843018 05.04.2003
81603 5170 PENDİK Kaynarca civarında Word, Excel! kullanan Ön Muhasebe bilen tecrübeli bayan eleman alınacaktır. 02164912066 05.04.2003
81604 5170 ŞİRKETİMİZE ingilizce bilen ön muhasebeci 02125139737 05.04.2003
81605 5170 Şişli TEKSTİL ön muhasebesinde deneyimli Eta bilen bay aranıyor 02126413232 05.04.2003
81607 5170 TİCARET Lisesi mezunu eleman Fatih 02126310501 05.04.2003
81609 5170 TURİZM Firmasının Ön Muhasebesine deneyimli, ingilizce bilen bayan eleman. Faks: 02125119417 05.04.2003
81610 5170 VEGA ve Eta bilen bayan muhasebeci (Ahmet Bey) 02126713775 05.04.2003
81611 5200 KAPORTACI,boyacı aranıyor. 05427202637 05.04.2003
81612 5200 KAPORTACI, Boyacı aranıyor. 02123209897 05.04.2003
81613 5200 KAPORTACI, boyacı, motorcu, elektrikçi ustaları aranıyor. 02125565534 05.04.2003
81614 5200 MEKANİKustası aranıyor. 02125587175 05359703212 05.04.2003
81615 5200 MEKANİKÇİ, oto elektrikçisi aranıyor. 02125076750 05.04.2003
81616 5200 MITSUBISHI, Hyundai servisine mekanı, oto elektrikçisi ve oto boyacısı 02163749848 05.04.2003
81617 5200 OTO boyacı kaportacı ustası aranıyor. 02126112946 05.04.2003
81618 5200 OTO boyacı ustası aranıyor. 02125316529 05.04.2003
81619 5200 OTO döşeme ustaları aranıyor. 02125515584 02124529805 05.04.2003
81620 5200 OTO döşemeci aranıyor. 02125491807 05.04.2003
81621 5200 OTO kuaförden anlıyan yıkamacı aranıyor, (İçerenköy) 02165757138 05.04.2003
81622 5200 OTO kuaförüne yıkamada tecrübeli elemanlar Beşiktaş 02123278216 05.04.2003
81623 5200 OTO tamir ustası (Ahmet Bey) 02126713775 02126713776 05.04.2003
81624 5200 OTO yağlamacı yıkamacı alınacak. 02163121265 05.04.2003
81625 5200 OTO yıkama eleman ve gece bekçisiZeytinburnu 02124167287 05.04.2003
81626 5200 OTO yıkamacıları, yemek yatılı 02122569611 05.04.2003
81627 5200 OTO Yıkamaya Tecrübeli Elemanlaralınacaktır 02122160838 05.04.2003
81628 5200 OTOMOTİV PEUGEOT yetkili servisine, MEKANİKELEKTRİK KAPORTA ustaları.araç yıkama elemanı TERCİHEN Endüstri Meslek Lisesi mezunu YETKİLİ servis.tecrübesi olan ASKERLİĞİNİ yapmış.elemanlar aranmaktadır. TEL: 02126150725 05.04.2003
81631 5200 TECRÜBELİ oto yıkamaya eleman 02165663989 05.04.2003
81632 5200 TECRÜBELİ Yıkamacılar yatacak yer verilir. 02126436162 05.04.2003
81633 5200 TOFAŞ Servisine elektrikçi ustası aranıyor. 02125496565 05.04.2003
81634 5200 TÜRKELİOto’ya kaportacı, boyacı, elektrikçi, mekanikçi aranıyor. 02126682737 05.04.2003
81635 5200 YAGLAMACIYıkamacı aranıyor 02163476925 05.04.2003
81636 5200 YETKİLİ SERVİSE KONUSUNDA tecrübeli SERVİS danışmanı HASAR danışmanı YEDEK parça elemanı alınacaktır ATAŞEHİR 02165724202 05.04.2003
81637 5210 ACELE deneyimli ferforje satış elemanı aranıyor 02163657013 05.04.2003
81638 5210 ACELE istanbul içi ve dışına bay bayan pazarlama elemanları. Çalışacak (şoförlü minibüsler) kiralık 02125553431 02125553467 05.04.2003
81639 5210 AKTİF SATIŞ deneyimi olan elemanlar alınacaktır. ANADOLU ve Avrupa yakası’nda TÜRKİYE’DE yeni piyasaya sürülen teknolojik bir ürün için YÜKEK gelirle çalışacak, KENDİNE güvenen, bay bayan MAAŞ+prim 05444072403 05.04.2003
81640 5210 ALKOLLÜ Alkolsüz içecek dağıtımına eleman, 02122206826 05.04.2003
81641 5210 ANKETÖR olarak satış ekibine destekli çalışabilecek, 18/ 25 yaş arası A.Ö.F. Üniversite öğrencileri alınacaktır. 02164996090 05.04.2003
81642 5210 AYLIK 430,000,000 ücretle aktif satış temsilcileri aranıyor. 02125431185 05.04.2003
81643 5210 BAKKAL piyasası olan teminat verebilecek pazarlamacı. 02163899333 05.04.2003
81644 5210 BİLGİSAYAR firmamızın satış departmanına prezentable müşteri temsilcisi bayan eleman alınacaktır. Mecidiyeköy. Fax: 02122138252 05.04.2003
81645 5210 BİLGİSAYAR firmasına tecrübeli kurumsal satış elemanı 02122745454 05.04.2003
81646 5210 BOYA ve izolasyon malzemesi tanıtım ve pazarlamasında deneyimli prezantabl bay veya bayan elemanlar alınacaktır 02163776242 02164518934 05.04.2003
81647 5210 DENEYİMLİ bay bayan satış elemanları 02124332231 05.04.2003
81648 5210 DENEYİMLİ bay, bayan satış elemanlar 02124332261 05.04.2003
81649 5210 DENEYİMLİ şoför plasiyer aranıyor. Gaziosmanpaşa Küçükköycivarıtercihimizdir. 02126185048 05.04.2003
81650 5210 DETERJAN Piyasasında tecrübeli Satıcılar aranmaktadır. 02125022675 05365877694 05.04.2003
81651 5210 DETERJAN ve kozmetik, sektöründe tecrübeli bay, bayan pazarlama elemanları alınacaktır 05445055983 05.04.2003
81652 5210 DİKSİYONU düzgün bayan mağaza satış elemanı (Koza davetiye) 02163307404 05.04.2003
81653 5210 GIDA Firmasına Plasiyer ve Şoför Alınacaktır. Bayrampaşa 02124372898 05.04.2003
81654 5210 GIDA piyasasında çalışacak araçlı plasiyerler aranıyor. 02124328414 05.04.2003
81655 5210 HAZIR Yemek Konusunda Ekip Sorumluluğu alabilecek bay bayan Müşteri Temsilcileri. 02126568719 05.04.2003
81656 5210 İNŞAAT Sektöründe deneyimli maaş+ primle çalışacak pazarlamacılar aranıyor. 02163065770 05.04.2003
81657 5210 İTHAL içecek meşrubat pazarlamasında tecrübeli prezantabl bay bayan temsilciler alınacaktır. 02163394483 05.04.2003
81658 5210 KİMYASALLAR Konusunda çalışacak Bayan Satış Danışmanlarıalınacaktır 02122105286 05.04.2003
81659 5210 KURYE Şirketimize Portföyü olan Bayan Satış Sorumluları 02123208493 05.04.2003
81660 5210 LEVENT Metrocity alışveriş merkezinde çalışacak satış temsilcileri alınacaktır. Faks: 02163555699 05.04.2003
81661 5210 MAAŞLA çalışacak bay bayan satış elemanları 02164491319 05.04.2003
81662 5210 MAĞAZALARIMIZA tecrübeli bayan kasiyer ve satış sorumluları alınacaktır. 02124463947 05.04.2003
81663 5210 MALTEPE’DEKİ firmamıza bay, bayan satış temsilcileri sekreter aranıyor. 02164426837 05.04.2003
81664 5210 MÜŞTERİ Temsilcisi, Restaurantımıza fiziği ve diksiyonu düzgün bayan müşteri temsilcisi arıyoruz. (Halkalı Sefaköy1kitelli civarı tercihtir.) 02126750604 02126750605 05.04.2003
81665 5210 NESTLE Anadolu yakası distribütörlüğüne bay bayan satış elemanı ve tüccar plasiyer alınacaktır. 02165677048 05.04.2003
81666 5210 PARTTIME, full tıme personeller üniversite öğrencileri. 02123560238 05.04.2003
81667 5210 PAZARLAMA organizasyonuna satış temsilcileri ve grup yöneticileri 02123207216 02123207217 05.04.2003
81668 5210 PAZARLAMACI toptancıların dikkatine kazançlı bir mamulün satışını yapmak istermisiniz 05427118588 05.04.2003
81669 5210 PAZARLAMADA çalışacak bay bayan eleman 02626424147 05.04.2003
81670 5210 PLASTİK Banyo Aksesuarları satışında deneyimli, Aksaray, Karaköy, Anadolu’da portföyü olan pazarlamacı alınacaktır. 02125445428 05.04.2003
81671 5210 POLO Gıda’ya istoç yakınlarından B ehliyetli bay bayan sıcak satış elemanları 02126593105 05.04.2003
81672 5210 SARIGAZI Arçelik bayiisine bayan satış elemanı 02164298043 05.04.2003
81673 5210 SATIŞ Elemanları Üniversite mezunu ev tekstili ürünleri pazarlayan firmamıza 02124472733 05.04.2003
81674 5210 TABLDOTA Pazarlamacı aranıyor 02126733738 05.04.2003
81675 5210 TANITIM cihazları üreten firmada pazarlama sorumluları adayların 25 yaş üzeri diksiyonu düzgün, sektörde deneyimli olmalarıtercihtir. 02163478038 05.04.2003
81676 5210 TURDA çalışacak bay, bayan, evli çiftler aranıyor. Kalacak yer mevcuttur. 02163493576 05357278436 05.04.2003
81677 5210 VAROLAN işinize ilave günde 2 saatinizi ayırarak gelirinize gelir katmak için iş imkanı sunuyoruz, pelin görüşelim. Randevu için: 02165731814 05.04.2003
81678 5210 YANGIN söndürme cihazlarında çalışacak pazarlamacılar 02126523707 05.04.2003
81679 5210 YEMEK fabrikasına pazarlamacı eleman alınacaktır 02126970729 05.04.2003
81680 5210 YEMEK Firmasına Satış Sorumlusu Bayrampaşa 02125658162 05.04.2003
81681 5210 YOĞURT piyasasında deneyimli, müşteri portföyü olan, Plasiyerler aranıyor. 02127165222 05.04.2003
81682 5210 YÜKSEKOKUL mezunu ön muhasebe bilgisayar bilen diksiyonu düzgün bayan satış temsilcileri CV’nizi 02163659892 05.04.2003
81683 5220 BAYAN Diş Hekimi aranıyor. Ümraniye 02165238480 05.04.2003
81684 5220 BAYAN RADYOLOG ARANIYOR. Ücret tatminkardır 05444887172 05.04.2003
81685 5220 CORUM, psikolog, çocuk gelişimci, ücret dolgun 05426059011 05.04.2003
81686 5220 DANIŞMANLIK firmasına psikolog, psikiyatrisler aranıyor 02122978293 05.04.2003
81688 5220 ECZANE’YE bayan eleman aranıyor. Büyükçekmece 02128630422 05.04.2003
81689 5220 GECE çalışacak staf bebek hemşiresi aranıyor. 02126328554 05.04.2003
81690 5220 JİNEKOLOG PEDİATRİSİ UZMANLAR tam gün çalışacak NEVŞEHİR 05427415017 05.04.2003
81691 5220 KOCAEÜTJEKİ özel eğitim merkezimize Fizyoterapist, Psikolog, çocuk gelişimi uzmanları, özel eğitimci alınacaktır. Ücret dolgundur 05423035437 05.04.2003
81692 5220 MERKEZİMİZE temmuzda başlamak üzere, çocuk gelişim öğretmeni, psikolog, özel eğitim öğretmeni ve fizyoterapist alınacaktır 05422366975 05.04.2003
81693 5220 ÖZEL Hayat Hastanesi’ne, üroloji uzmanı, kadın hastalıkları uzmanı, K.B.B. ve pratisyen hekim, tıbbı dokümantasyon alınacaktır 02425124251 02425121455 05.04.2003
81694 5220 RADYOLOJİ merkezine MR BT rapor sekreteri aranmaktadır. 02125299193 05.04.2003
81695 5220 SAĞLIK merkezine deneyimli, iyi derecede bilgisayar bilen, prezantabl Tıbbi Sekreter, 02163028519 05.04.2003
81696 5220 SUNGUR Medikale Bayan elemanlar 02163454238 05.04.2003
81697 5230 ACELE sekreter alınacaktır Pendik 02163544486 05.04.2003
81698 5230 ACİL santrale ve mağazamıza tecrübeli bayan eleman Yenibosna 02126535386 05.04.2003
81699 5230 AJANSIMIZA KONUŞMASINA ve giyimine ÖZEN gösteren bayan SEKRETERaranıyor. 05444630069 05.04.2003
81700 5230 ATAŞEHİR civarından sekreter 02164565230 05.04.2003
81701 5230 AVCILAR’ DA oturan Galeriye bayan sekreter alınacaktır. 02126947302 05.04.2003
81702 5230 AVUKAT Bürosuna sekreter 02125879728 05.04.2003
81703 5230 AYGAZ bayide çalışacak ön muhasebeden bilgisayardan anlayan telefona bakacak bayan eleman 02122119092 05.04.2003
81704 5230 BAYAN sekreter aranıyor. 02122703076 05.04.2003
81705 5230 BAYAN sekreter aranıyor. Yakacık 02163098941 05.04.2003
81706 5230 BAYAN sekreter Yakacık 02163099924 05.04.2003
81707 5230 BÜRO’YA Bayan Sekreter Aranıyor 02125830376 05.04.2003
81708 5230 İNŞAAT firmasına ingilizce, Internet bilen bayan 02125734599 05.04.2003
81709 5230 İYİ derecede Office programı kullanabilen diksiyonu düzgün bayan eleman. CV için Fax: 02125495754 02125495752 05.04.2003
81710 5230 LALELI’ DEKİ mağazamıza muhasebe bilen 18 25 yaşlarında aktif bayan sekreter 02125174083 05.04.2003
81711 5230 LALELİ de emlakçıya sekreter aranıyor. 05427755585 05.04.2003
81712 5230 LİSE (Ticaret mezunu tercihimizdir) Bayan 02126567021 05326376749 05.04.2003
81713 5230 MALTEPE civarında oturan sekreter aranıyor. 02163704859 05.04.2003
81714 5230 MATBAADA çalışacak sekreter aranıyor. Taşocağı Cad. Eryılmaz iş merkezi No:15/ B Çağlayan 02122913506 02122913508 05.04.2003
81715 5230 MECİDİYEKÖY de telefona bakacak bayan 05448253241 05.04.2003
81716 5230 MERTER’DEKİişyerimize sekreter aranıyor. 02126374517 05.04.2003
81717 5230 MOBİLYA mağazasına deneyimli bayan satış elemanı Eyüp 02125768401 05.04.2003
81718 5230 OFİS içerisinde çalışabilecek bayan elemanlar. 02123278930 05.04.2003
81719 5230 OFİS Programlarında iyi kullanabilen santral operatörü 02124810000 05.04.2003
81720 5230 OSMANBEY’DEKİ avukatlık bürosuna sekreter alınacaktır. 02122199897 05.04.2003
81721 5230 ÖNMUHASEBE Bilen Sekreter 02126373125 05.04.2003
81722 5230 PERSONEL taşıma şirketine Word 6×0611 bilen bayan 02128750303 05.04.2003
81723 5230 PEUGEOT servisimize bilgisayar bilen, diksiyonu düzgün bayan eleman 02163873838 02163873839 05.04.2003
81724 5230 ŞİRKETİMİZE Bilgisayar bilen Bayan sekreter. 02122447697 05.04.2003
81725 5230 ŞİRKETİMİZE özgüven sahibi yoğun telefon görüşmelerini yönetebilecek bayan sekreter alınacaktır. 02125587804 05.04.2003
81726 5230 ŞİRKETİMİZİN bünyesinde çalışacak tecrübeli, bilgisayar bilen Santral Operatörü aranmaktadır. Halkalı Cad. No:157 Kat:4 Sefaköy Tetik Turizm (Can Bey) 02125998721 05.04.2003
81727 5230 TECRÜBELİ sekreter aranmaktadır. 02126129975 05.04.2003
81728 5230 TEKSTİL firmamıza tecrübeli bayan sekreter. 02124891846 05.04.2003
81729 5230 TEKSTİL firmasına bayan sekreter Merter 02126373493 05.04.2003
81730 5230 TELEFON’A Bakacak Bayan Bayrampaşa 02125637427 02125641145 05.04.2003
81732 5230 TELEFONA bakacak bayan sekreter 02163380687 05.04.2003
81733 5230 TELEFONA bakacak bayan sekreter aranıyor. 02124155751 05.04.2003
81734 5230 TELEFONA bakacak lise mezunu bilgisayardan anlayan bayan aranıyor. 02126493551 05.04.2003
81735 5230 TEMEL Otomotiv’de çalışacak bayan sekreter. Avcılar Parseller 02126906019 05.04.2003
81736 5240 RAY Sigorta Acentesine Portföyü) Bay Bayan 02126320094 05.04.2003
81737 5240 SERVİS ve Sigorta şirketimize yetenekli elemanlar veya ortak Maaş+ Prim 02126378865 05.04.2003
81738 5240 SİGORTA, prezantabl, ofis içi bayan 02163263052 05.04.2003
81739 5250 AS 600 şoförü Kaynarca civarında 02163376732 05.04.2003
81740 5250 Avrupa Yakası LPG’II otosuyla şoförler. 02125568374 05.04.2003
81741 5250 BEŞİKTAŞ civarından E sınıfı ehliyetli şoför 02163162130 05.04.2003
81742 5250 E Ehliyetli ağır vasıta şoförü 02125578212 05.04.2003
81743 5250 E sınıfı ehliyetli Şoför alınacaktır. Net maaş: 300 Milyon+ SSK 02126711864 05.04.2003
81744 5250 E sınıfı şoför lise mezunu 28 35 yaş arası 02125629720 05.04.2003
81746 5250 EMEKLİ .şoför aranıyor. 02125086896 05.04.2003
81747 5250 EN az lise mezunu, bekar, 30 yaşını aşmamış, Alaşehir civarında şahsi işlere yardımcı mesai 09.0022:00 Özgeçmişle müracaatlarınız Sibel Hanım’a 02125194402 05.04.2003
81748 5250 GAZETEMİZE askerliğini yapmış arabalı şoför 02124528232 05.04.2003
81749 5250 GÜNGÖRENDE oturan şoför aranıyor. 02125386881 05.04.2003
81750 5250 GÜVENLİK ve Makam şoförlüğü yapabilecek, referans verebilecek elemanaranıyor.Tel 02124460100 05.04.2003
81751 5250 KOCAELİ ve civarında çalışacak plasiyer şoförler alınacaktır. 02125570131 02125570134 05.04.2003
81752 5250 LPG’Lİ aracıyla çalışacak şoförler aranıyor. Tel: 02125729047 05.04.2003
81753 5250 MASLAK’TAKİ paket servisimize A2 Ehliyetli motorcular alınacaktır. 02122854343 05.04.2003
81754 5250 SU işinde çalışacak eleman, şoför 02126606063 05.04.2003
81755 5250 ŞOFÖR aranıyor. Topkapı, Fatih, Eyüp, Fındıkzade* oturanlar tercih edilir. 02128751590 05.04.2003
81756 5250 UN pazarlamada tecrübeli E sınıfı ehliyetli teminat verebilecek şoför 02166115415 05.04.2003
81757 5250 UZUN yol tecrübeli, sabıka kayıtsız, E sınıfı ehliyetli şoför 02124933946 05.04.2003
81758 5250 ÜSKÜDAR’DA oturan servis aracında çalışacak emekli şoför 02163880888 05.04.2003
81759 5260 2. SINIF model makineci aranıyor. 02122447735 05.04.2003
81760 5260 ACELE 400 Milyon maaşla makineciler aranıyor. Yemek+ SSK Dudullu 02163654044 05.04.2003
81761 5260 ACELE bayan pantolonda çalışacak makineciler alınacaktır. Esenler 02126106767 05.04.2003
81762 5260 ACELE beş iplik overlokçular 350,000,000+ SSK+ yemek+ yol parası Bakırköy 02125830031 05.04.2003
81763 5260 ACELE ihracat Firmasına: Kompleci, Reçmeci, Singerci, Overlokçu, son kontrolcüler, ortacılar aranıyor. Bağcılar Özşahinler SSK+ Yemek+ Servis 02124357973 05.04.2003
81764 5260 ACELE ilik düğme, çıt çıt, pontereze çıraklar ve Ustalar, Güngören 02125627322 05.04.2003
81765 5260 ACELE montta singerciler+ kompleciler+ gözlü ilikçiler+ kalite kontrolcüler aranıyor. Avcılar 02126907342 05.04.2003
81766 5260 ACELE ütücü ve kalite kontrolcüler alınacaktır. Sefaköy 02125798493 05.04.2003
81767 5260 ACEMİ bayan elemanlar alınacaktır. 02125033360 05.04.2003
81768 5260 ACİL penye ihracatı firmasına singerci, reşmeci Küçükköy (Gazi mahallesine Servis) 02125374413 05.04.2003
81769 5260 ACK. birinci sınıf makineciler 375 Milyon ikinci sınıf makineciler 300 Milyon overlokçular 300 Milyon kalite kontrolcüler 250 Milyon Ara ütücüler 225 Milyon elişiciler 180 Milyon Anadolu deneyimi olan pazarlamacı aranıyor. Maaş+ Prim Daisy Collectio 02165231481 02165231584 05.04.2003
81770 5260 ARA ütücü, son ütücü, overlokçu, ortacı Kadıköy 02163276380 05.04.2003
81771 5260 ATÖLYEMİZE imalat müdürü aranıyor. SSK+ yemekle yol 02126395973 05.04.2003
81772 5260 AYGÜN Tekstil’de toptanda 10.500.000 nevresim takımları 05436439897 05.04.2003
81773 5260 AYHAN Tekstil’de çalışacak bay, bayan makineciler, overlokçular, çift iğneciler, kollucular, kalite kontrolcüler, ortacılar 02165217245 05.04.2003
81774 5260 AZIZOĞLU Tekstil; Dokuma ihracat Yapan Firmamıza Konusunda en az 5 yıl deneyimli, Gerber, Asisyt Operatörleri. Başvurular Gizli Tutulacaktır. CV Faks: 02125043384 05.04.2003
81775 5260 BANİ TEKSTİL İHRACAT Firmasına muhasebe ELEMANI, Modelist yardımcısı MODEL Makineci, Singerci, OVERLOKÇU, Reçmeci, Güvenlik GÖREVLİSİ alınacaktır. Şahsen BAŞVURULMASI rica olunur. Avcılar. 02126948789 05.04.2003
81776 5260 BARCO Tekstil’e ikitelli Halkalı civarında oturan Tastif ve baskıda çalışacak bayan eleman Yemek+Servis +SSK mevcuttur. 02126934630 05.04.2003
81777 5260 BARUDA Nakış Makinelerinde Çalışacak Deneyimli Makineciler Alınacaktır. Esenyurt 02125964619 05.04.2003
81778 5260 BAY ve bayan usta makineciler, overlokçular 02164811264 05.04.2003
81779 5260 BAYAN Giyiminde tecrübeli bayan modelist aranıyor. 02126135643 05.04.2003
81780 5260 BAYAN işinde Çalışacak Makineciler 02125633484 05.04.2003
81781 5260 BAYAN işinde usta makineciler aranıyor. Ödeme haftalık 02126406649 05.04.2003
81782 5260 BİRİNCİ, ikinci sınıf makineciler, Parça başı usta makineciler alınacaktır. Bostancı 02165722787 05.04.2003
81783 5260 ÇORAP ihracatında tecrübeli kar ortağı Fax: 02125240627 05.04.2003
81784 5260 ÇORAP makinesinde çalışacakMakineciler alınacaktır. 02124241217 05.04.2003
81785 5260 DALİ TEKSTİL’E FASON takipçiler, makineciler TASNİFÇİLER, kalite kontrol elemanları, MODEL makineciler aranıyor. YEMEK+ SSK+ yol 02166119256 05.04.2003
81786 5260 DEMKA TEKSTİL REÇMECİLER, overlokçular, singerciler KALİTE kontrolcüler, ütü paketçiler alınacaktır. YEMEK+ yol+ SSK Ücret dolgundur. 02126675113 05.04.2003
81787 5260 DENEYİMLİ Ustabaşı aranıyor. (Kadrosuyla Birlikte) 02124456302 05.04.2003
81788 5260 DENEYİMLİ, son ütücü, kalite kontrolcü, paketlemeciler alınacaktır Güneşli 02126559716 05.04.2003
81789 5260 DILAY Tekstil’e bayan iç çamaşırında çalışacak reçmeciler, overlokçular, singerciler, kontrolcüler, ortacılar 02126909312 05.04.2003
81790 5260 DOLGUN ücretle Haramidere’deki ihracat firmamıza overlokçu, singerci, reçmeci, kompleciler alınacaktır. yemek+ SSK+ servis 02125829995 05.04.2003
81791 5260 DURAS TEKSTİL Kot yıkama FABRİKASINDA çalışacak deneyimli KİMYA Mühendisi, Kimyasalda ÇALIŞACAK, ustalar ve yıkamada DENEYİMLİ vardiye amiri ve Usta Makineciler ALINACAKTIR. 02125382114 02125376479 05.04.2003
81792 5260 EKİCİ TASARIMCI’nın yanına planlama, ORGANİZASYON, aksesuar işlerine yardımcı EN az lise mezunu ELEMAN 02124368670 02124342988 05.04.2003
81794 5260 EMPAŞ Emprimeye bilgisayarda çizim yapacak tecrübeli desinatörler 02124891727 05.04.2003
81795 5260 FERMUAR Fabrikamıza: imalat ve Personele bakacak idareci, Sekreterler, Pazarlama elemanları alınacaktır. 02125539442 05.04.2003
81796 5260 FİRMAMIZA 300 Milyona Kalite kontrolcüler, Temizlemecileralınacaktır. 02126782512 05.04.2003
81797 5260 FİRMAMIZA Bayan Sekreter Alınacaktır 02126406312 05.04.2003
81798 5260 FİRMAMIZIN dikimhanesine bayan fasoncu alınacaktır Bağcılar 02124624452 05.04.2003
81799 5260 FLORYA’DAKİ tekstil firmamıza iyi derecede ingilizce bilen bayan eleman. 02125527386 02126395692 05.04.2003
81800 5260 GİZEM TEKSTİL’E deneyimli imalat Müdürleri Ustabaşları alınacaktır. 02163924347 05.04.2003
81801 5260 GÖMLEK de Ustabaşı, Makineciler ilikçiler Aranıyor Gaziosmanpaşa 02126147669 05.04.2003
81802 5260 GÖMLEK’TE çalışacak usta makineciler ve overlokçular (ÜcretDolgundur.) 02122956023 05.04.2003
81803 5260 İHRACAT YAPAN Firmamıza; SON Ötücüler, Kalite Kontrolcüler, PAKETLEMECİLER, Temizlemeciler, Asortici, TASNIFÇILER Aranıyor.: 02124744655 05.04.2003
81804 5260 İHRACATTA çalışacak Deneyimli Modelistler 02126683323 02126684176 05.04.2003
81805 5260 KATİ İHRACATTA çalışacak REÇMECİ, overlokçu, singerci KALİTE kontrolcüler alınacaktır. ESENLER, Altınşehir^ servis MEVCUTTUR. Halkalı 02126938513 05.04.2003
81806 5260 KONFEKSİYON atölyesine, makineciler, overlokçular, usta, acemi elemanlar aranıyor. Bağcılar civarı. 02124355555 02125072516 05.04.2003
81807 5260 KONFEKSİYONA Bay, Bayan Kar Ortağı aranıyor 05366886096 05.04.2003
81808 5260 KONFEKSİYONA overlokçu, düz makineci, reçmeci, ortacı elemanlar SSK+ yol Bağcılar 02125209818 02125209319 05.04.2003
81809 5260 KONFEKSİYONA usta makineciler 02165658671 05.04.2003
81810 5260 KOTTAçalışacak modelist model makineciler aranıyor. 02124307231 05.04.2003
81811 5260 KOTTA deneyimli ütü paket şefleri, modelistler alınacaktır Mahmutbey Güneşli Bağcılar Civarı 02124464110 05.04.2003
81812 5260 KÜÇÜKBAKKALKÖY’DEKİ şirketimizesekreter 02165721512 05.04.2003
81813 5260 LEKE JEANS’E TOPTAN satış departmanına YETİŞTİRİLMEK Üzere BAYAN satış elemanları 2030 yaş arası tercihtir 02125020001 02125561198 05.04.2003
81814 5260 MAKASTAR ve yardımcıları alınacaktır iç piyasa için penye tecrübeli 02125560851 05.04.2003
81815 5260 MODEL makineciler, reçmeciler aranıyor. 02122110663 05323664849 05.04.2003
81816 5260 MODELHANE MODELHANE şefi MODELİST İHRACAT Firmamıza ÖRME Kumaşta 5 yıl deneyimli CAN Tekstil 02126577862 05.04.2003
81817 5260 NAKIŞ ve süzenede çalışacak elemanlar ve acemi bayanlar 02126125642 05.04.2003
81818 5260 NAKIŞTA çalışacak Usta Makineciler aranıyor 02126445423 05.04.2003
81819 5260 NUR TEKSTİL İHRACAT firmasına penyede deneyimli, FASON takipçisi aranmaktadır. BAYRAMPAŞA civarında oturanlar tercih edilir. 02125775317 05.04.2003
81820 5260 NURHAK TEKSTİL e overlokçu, singerci, paketlemeciler 02166316420 05.04.2003
81821 5260 OMEX International Export firmasına çok iyi derecede ingilizce bilen yurtdışına çıkma problemi olmayan, müşteri portföyü olan, dokuma grubunda deneyimli bayan personel alınacaktır. 0,212.432 20 30 02124322031 05.04.2003
81822 5260 ORA Tekstil’e dokumada çalışacak 1 .sınıf makineciler, overlokçular, k.kontrolcüler Bostancı 02165757687 02165757688 05.04.2003
81823 5260 OSCAR Trikoya usta remayözcüler, Singer bilen overlokçular aranıyor. Merter 02125048078 05.04.2003
81824 5260 OVERLOKÇULAR, reçmeciler, el isçileri. Haznedar, Güngören, Bağcılar civarında oturanlar. 02125067501 05.04.2003
81825 5260 ÖRME DENEYİMLİ Fason Takipçisi ve Ütücüler (bay) PAKETLEMEDE (bayan) alınacaktır. İŞYERİMİZ Güneşli’dedir. 02125159343 05.04.2003
81826 5260 PANTALONDA ve montta 125 Milyon haftalıkla çalışacak makineciler 02126542042 02126542046 05.04.2003
81827 5260 PANTOLONDA 30 makinelik parkura ustabaşı alınacaktır. Ümraniye 02166319180 05.04.2003
81828 5260 PENYE imalatı Yapan Firmamıza Modelist ve Model Makineciler alınacaktır, işyeri Merter 02125390645 05.04.2003
81829 5260 PENYEDE çalışacak Dikiş bilgisi olan kalite kontrol şefleri, bant şefleri, reçmeciler, singerciler, overlokçular, kalite kontrolcüler Ötücüler aranıyor. ikitelli 0,212.693 38 606933861 PENYEDE çalışacak overlokçular, reşmeciler, singerciler alınacaktır. Ü 02126180264 05.04.2003
81830 5260 PENYEDE çalışacak usta overlokçu reçmeci ve singerciler aranıyor ücret dolgundur 02125683701 05.04.2003
81831 5260 PENYE’DE ÇALIŞACAK usta singerciler, overlokçular KOMPLECİLERaranıyor. Net maaş 350 400 450+ yemek+ SSK YEŞİLPINAR, Küçükköy, Sultançiftliği ESENTEPE, Beşyüzevler, Atışalanı, Esenler’e SERVİS vardır. 02126419222 05.04.2003
81832 5260 PENYEDE çalışacak Ustabaşı yardımcısı,500 Milyon 550 Milyon’a Reçmeci, Overlokçu, Kalite kontrolcü, aranıyor. Yerimiz Bağcılardadır. 02126348376 05.04.2003
81833 5260 REMAYÖZCÜLER, Ötücüler, makastar, ortacılar alınacaktır. 02164221555 05.04.2003
81834 5260 ŞOFÖREKVA Tekstil’e dokumada model dikebilecek bay bayan ön muhasebe tutabilecek bayan eleman. 02124893231 05.04.2003
81835 5260 TRİKO da deneyimli kalite kontrolcü aranmaktadır. 02126129975 05.04.2003
81836 5260 TRİKO İHRACAT FİRMASINA SHIMA Bilgisayar Desencileri USTA Dokumacılar REMAYÖZCÜLER Aranı TEL: AAYOZCULER Aranıyor. .: 02126936626 05.04.2003
81837 5260 TRİKOCA STOLL Makineci (Erkek) BAYAN Overlokçu, singerci, MAKASTAR, Remayöz yardımcısı, BAYAN Ustabaşı aranıyor. Maslak 02122898060 05.04.2003
81838 5260 TRİKODA kotoncu 2199 makinecisi aranıyor. Yenibosna 02124525786 05.04.2003
81839 5260 TRİKODA Remayözcü, Overlokçu, Ütücü aranıyor 02122327931 05.04.2003
81840 5260 TRİKOYA kalite kontrolcüler, remayözcü ve makastar aranıyor. Çamlıkahve 02125060952 05.04.2003
81841 5260 USTA ve yardımcı remayözcü, ortacı, overlokçu 02126124075 05.04.2003
81842 5260 USTABAŞI İHRACATTA deneyimli 120 kişilik EKİBİ yönetebilecek 02124329615 05.04.2003
81843 5260 UZUNOĞLU TEKSTİLE MAKİNACI, overlokçu. Net 500 Milyon sekreter 02163658087 05.04.2003
81844 5260 ÜSKÜDAR Ünalan Mahallesindeki Penye Atölyesine vasıflı vasıfsız işçiler alınacaktır. Yemek+ Servis 02163177390 05.04.2003
81845 5260 ÜTÜCÜLER, kontrolcüler, paketlemeciler alınacaktır. Üçyüzlü, Güngören, Bağcılar çevresi 02125624672 05.04.2003
81846 5260 YAZ Sport, ütü paketlemede çalışacak eleman ve bayan aşçı aranıyor Bağcılar’da oturanlar tercih edilir 02126341144 05.04.2003
81847 5260 YENİBOSNA’DAKİ firmamıza kotta deneyimli makastarlar alınacaktır 02124526095 05.04.2003
81848 5260 YUVARLAK örmeye makineciler aranıyor Güneşli 02126568690 05.04.2003
81849 5260 ZEYTİNBURNU’NDA bilgisayara ve telefona bakacak 2335 yaş arası Lise mezunu, diksiyonu düzgün bayan sekreter 05323259892 02124151325 05.04.2003
81850 5270 SPOR salonuna modern temizlik elemanı 02164119132 05.04.2003
81851 5270 TECRÜBELİ cam temizleme elemanıalınacaktır. 02125173709 05.04.2003
81852 5270 TEMİZLİK ve çay işlerine bakacak bayanlar 02124891727 05.04.2003
81853 5270 TEMİZLİK yapabilecek bayan 02124773738 05.04.2003
81854 5270 TEMİZLİK, yemek için 30 35 yaşlarında bayan 02122107074 05.04.2003
81855 5270 YEMEK, çay ve temizlik işlerine bayan Merter 02125078679 05.04.2003
81856 5270 YERLİ yabancı yatılı bayan aranıyor. 02164250152 02164252858 05.04.2003
81857 5270 ZEYTİNBURNU civarında oturan temizlikçi bayan 02163364433 05.04.2003
81858 5280 ACELE Beyoğlu’nda pastaneye deneyimlitezgahtar 02122927798 05.04.2003
81859 5280 BAYAN tezgahtarlar. Kadıköy 02163300515 05.04.2003
81860 5280 BEYOĞLU’NDAKİ mağazaya prezantabl bay bayan tezgahtar 02122495601 05.04.2003
81861 5280 GAZİOSMANPAŞA’DAKİ Giyim Mağazasına bayan tezgahtarlar 02126373893 05.04.2003
81862 5280 HAVALİMANINDA Gümüş reyonunda çalışacak tecrübeli bayan tezgahtar 02126630663 05.04.2003
81863 5280 PASTANEMİZE Bay Bayan Tezgahtarlar alınacaktır 02125292867 05.04.2003
81864 5280 PAŞABAHÇEYE bayan tezgahtar alınacaktır. Şirinevler 02124518686 05.04.2003
81865 5280 ŞARKÜTERİ’ye bay tezgahtar aranıyor. Küçükçekmece 02124255656 05.04.2003
81866 5290 ACELE Metal kesme, sıvama kalıpçısı. 02125229429 05.04.2003
81867 5290 E.M.L. Torna mezunu montajda çalışacak, askerliğini yapmış elemanlar Pendik 02165953074 05.04.2003
81868 5290 FREZECİ, Tornacı, Kaynakçı tecrübeli Ustalar. Yatacak yer, yemek vardır. 02125495201 05.04.2003
81869 5290 KALIPÇI, Tornacı ve Kaynakçı aranıyor. 4.Levent: 02122841516 05.04.2003
81870 5290 MAKINA imalatında çalışacak deneyimli tornacı ve frezeci aranıyor. 02125655338 05.04.2003
81871 5290 MAKINA Kalıp imalatında CNC frezeci,frezeci, montajcılar 02125546966 05.04.2003
81872 5290 MAKİNEMontaj Teknikeri, Tornacı ikitelli 02124860257 05.04.2003
81873 5290 MESLEK Lisesi mezunu askerliğini yapmış takım bilemede çalışacak elemanlar. 02126713523 05.04.2003
81874 5290 TERÜBELİ Tornacı ve Frezeciler Alınacaktır. Beylikdüzü 02128737656 05.04.2003
81875 5290 TORNA tesviye mezunları alınacaktır. Esenyurt 02126722779 05.04.2003
81877 5290 TORNACI aranıyor. Dudullu Sarıgazi civarında oturanlar tercihimizdir. 02164999110 02164999076 05.04.2003
81878 5290 TORNACI, Frezeci Kalfa, Çırak 02125448787 05.04.2003
81879 5290 TORNACILAR ARANIYOR.Topkapı 02124818073 05.04.2003
81880 5300 KAPADOKYA’DA satılık otel 05323228605 05.04.2003
81881 5500 ABBATE Merter Mağazamıza Bayan Satış elemanları aranmaktadır. 02125020109 05.04.2003
81882 5500 ACELE arabasıyla uyku seti satabilecek elemanlar aranıyor. Ücret dolgundur. 02125720551 05.04.2003
81883 5500 ACELE çocuk bakıcıları, stand hostesleri, sekreterler 02123569003 02123569005 05.04.2003
81884 5500 ACELE çocuk bakıcısı (yatılı yabancı olabilir) 02128533589 05.04.2003
81885 5500 ACELE dizilere reklamlara, deneyimsizler Cem Ajans 02125431744 05.04.2003
81886 5500 ACELE firmamızın çeşitli departmanına çalışacak bay bayan eleman alınacaktır. Net: 250 Milyon 02163448534 05.04.2003
81887 5500 ACELE polyesterci ustalar, İçerenköy’e 05353075919 05.04.2003
81888 5500 ACELE Yatılı Hastabakıcısı aranıyor 02128533180 05.04.2003
81889 5500 ACELE yeni açılan firmamıza 16 25 yaş arası bay, bayan elemanlar aranıyor. Anadolu yakası, servis+ yemek vardır. 02165746958 05.04.2003
81890 5500 ACELE yufkacı aranıyor. 02164941597 05.04.2003
81891 5500 ACELE, televizyon dizilerinde oynayacak yeni yüzler aranıyor, kayıt ücretsizdir, müracaat. Güz ajans 02122885689 02163431843 05.04.2003
81892 5500 ACİL elektrik kaynakçısı aranıyor. Unkapanı 02125277932 05.04.2003
81893 5500 ACİL ELEMAN ARANIYOR ASYA ve Avrupa yakalarında FUARLARDA çalışacak hostesler MARKETLERDE çalışabilecek bayan promosyon elemanları arıyoruz. AVRUPA Tel: 02122447276 05.04.2003
81894 5500 ACİL Restauranta bayan garson 02163452803 05.04.2003
81895 5500 AİLEMİZE yardımcı yatılı genç bayan 02163729617 05.04.2003
81896 5500 AJANSIMIZA bay bayan çocuk oyuncu manken fotomodeller aranıyor. 02125720979 02125708517 05.04.2003
81897 5500 AJANSIMIZA MANKEN, fotomodel, oyuncu adayları aranıyor. 02125704324 05.04.2003
81898 5500 AKATLARda yüzme havuzu şirketine bayan 02123519859 05.04.2003
81899 5500 AKŞAMLARI kendi arabasıyla çalışacak maaşlı Kartal, Toros, Minibüsler aranıyor. 02126416315 05.04.2003
81900 5500 ALANYA’DA çalışacak tecrübeli cep telefonu tamircileri alınacaktır. 05466270297 05.04.2003
81901 5500 ALTINVARAK çerçeve işinde yetiştirilmek üzere bayan eleman alınacaktır. 02164660867 05.04.2003
81902 5500 ALTUNİZADE’DE CAFETERYADA çalışacak BAY bayan genç servis elemanları TEL. 02165729095 02165729096 05.04.2003
81903 5500 ALÜMİNYUM ve duşakabin ustaları aranıyor. 02124512461 05.04.2003
81904 5500 ANADOLU Yakasında oturan, benzin istasyonuna deneyimli müdür 02125138921 05.04.2003
81905 5500 ANAOKULU öğretmeni aranıyor. Şirinevler tercihimizdir. 02126371520 05.04.2003
81906 5500 BAYAN kasiyer, bilgi işlem elemanları 02122334322 05.04.2003
81907 5500 BAYAN Satış Elemanı alınacaktır. Osmanbey Hediye 0yuncak Dünyası 02122321317 05.04.2003
81908 5500 BAYAN Spor hocası aranıyor. Esenler 02126115675 05.04.2003
81909 5500 BEŞİKTAŞ’TAKİ işyerimize bay bayan elemanlar 250 Milyon+ yol 02122273698 02122273476 05.04.2003
81910 5500 BEYLIKDÜZÜNDEKI Lokantamızda çalışacak Bulaşıkçı ve Garson aranıyor 02128750831 05.04.2003
81911 5500 BİLARDO ve Cafe’ye kasiyer aranıyor. 02126110855 05.04.2003
81912 5500 BİLGİSAYAR, ingilizce bilen eleman aranıyor. 02125882392 05.04.2003
81913 5500 BİLGİSAYARDANDaktilodan anlayan eleman 02124662654 05.04.2003
81914 5500 BOSTANCI Civarından Temizlik çay işlerine genç bayan 02164451453 05.04.2003
81915 5500 BÖREKÇİYE hamurcu alınacaktır. 02163121638 05.04.2003
81916 5500 BROŞÜR dağıtacak elemanlar 02124511012 05.04.2003
81917 5500 BÜFEDE çalışmak üzere vasıfsız eleman Zeytinburnu Yedikuletercihimizdir. 02125469298 05.04.2003
81918 5500 BÜFEYE elemanlar alınacaktır. 02163461084 05.04.2003
81919 5500 BÜRO içinde çay yemek işlerine bayan 02163413433 02164923087 05.04.2003
81920 5500 Büyükçekmece/ Beylikdüzü ULUSLARARASI Nakliye firmamıza Lehçe (Polakca) konuşan eleman 02165769827 05.04.2003
81921 5500 BÜYÜKKALE Hipermarkete kasiyer Merter Babçelievler 02124817626 02124817627 05.04.2003
81922 5500 CAFETERYA’ YA bay bayan garson 02164288240 05.04.2003
81923 5500 CAM ve Alüminyum ustası aranıyor. 02126422424 05.04.2003
81924 5500 ÇAĞLAYANDAKİ işyeri için Elektronik Teknisyen ve Alüminyum ustası aranıyor. Tel: 02122343406 05.04.2003
81925 5500 ÇAMLICA bizim markete deneyimli kasap aranıyor. 02164435512 05.04.2003
81926 5500 ÇATALCADA villa işlerine yatılı bayan 02163496303 05323610168 05.04.2003
81927 5500 ÇAY ve temizlik işlerine bakacak Merter civarında oturan bayan 02125064850 05.04.2003
81928 5500 ÇELİK çatı demir doğram ve şantiye imalatı, imalat ve montaj perfoje’de çalışacak vasıflı eleman aranıyor. (Yatılı) Müracaat: 02163327473 05323459097 05.04.2003
81929 5500 ÇELİK kapı elemanı Çelik bölümüne tecrübeli Y.Dudullu/ Ümraniye 02164203846 05.04.2003
81930 5500 ÇELİK Konstrtiksiyonda tecrübeli oto ehliyeti 35 yaşlarında ciddi, disiplinli, sorumluluk alabilen imalat ve montaj müdürü. 02127891676 02127893466 05.04.2003
81931 5500 ÇEVİRİ büromuza deneyimli Türkçe Rusça çevirmen arıyoruz. 02122118535 05.04.2003
81932 5500 DEMİR doğramacı ferforjeci Merter 02125021053 05.04.2003
81933 5500 DEMİR doğramacılar aranıyor. 05326360119 05.04.2003
81934 5500 DENEYİMLİ iş makinaları kaynakçısı aranıyor. Avrupa yakasında oturanlartercihimizdir. 02125951389 05.04.2003
81935 5500 DENEYİMLİ Jeofizik mühendisi elektromanyetik ve sismikle analiz yapabilen eleman 02164189511 05.04.2003
81936 5500 DENEYİMLİ Mutfakçı Ustaları ve Argon Kaynakçıları aranıyor 02122534200 05.04.2003
81937 5500 DERSHANEYE; Lise mezunu Eğitim Danışmanları 02126328364 05.04.2003
81938 5500 DİZİLER ACELE Kurtlar Vadisi, Ekmek Teknesi HAYAT Bağları, deneyimsiz oyuncular 02125720277 05.04.2003
81939 5500 DOGALGAZ kaynakçısı aranıyor. Maaşlı 05337434786 05.04.2003
81940 5500 DOGALGAZ Ustaları tecrübeli, 02163909939 05.04.2003
81941 5500 DÖNERCI aranıyor. Esenler Otogar’da acil 02126580358 05.04.2003
81942 5500 DUŞKABİN montajını bilen, arabalı arabasız elemanlar aranıyor. 02126426345 05.04.2003
81944 5500 EGE’DE GÖL kenarındaki turistik işletmemizde çalıştırılmak üzere iyi Almanca bilen, 35 yaşını geçmemiş Maitre’de Hotel (Müşteri Temsilcisi) aranmaktadır.Tel: 05335741928 05.04.2003
81945 5500 ELEKTRİK kaynakçısı aranıyor. 02125491824 05.04.2003
81946 5500 ELEMANLAR BAYRAMPAŞA, ikitelli, Altınşehir CİVARINDA Oturan ELEKTROSTATİK Toz Boya Ustası, METAL Enjeksiyon Ustası, VE yardımcı elemanları ZAMAK Kalıpçı ve KALFALARI aranmaktadır. 02126911243 02126911244 05.04.2003
81947 5500 EMEKLİ deneyimli tahsilatçılar maaş+ prim 02163458373 05.04.2003
81948 5500 EML mezunu montajda çalışacak elemanlar ikitelli 02124861769 05.04.2003
81949 5500 ESENYURTTA oturan vasıfsızelemanlaralınacaktır. 02126724642 02126724678 05.04.2003
81950 5500 ETİLER’DEKİ ajans, danışmanlık, emlak işlerine ortak bayan aranıyor. 02122942917 05.04.2003
81951 5500 EVişlerine yatılıbayan 02125757304 05054100991 05.04.2003
81952 5500 EVİŞLERİNDE ve Hasta Bakabilecek Yardımcı Bayan 250 Milyon Maaş Esenken! 02126725054 05.04.2003
81953 5500 FASTFOOD Restauranta poğaça, börek, pastacı, baklavacı ustaları aranıyor. 02126590696 05.04.2003
81954 5500 FATİH DE 20 30 yaşlarında bayan eleman aranıyor. 02126313649 05.04.2003
81955 5500 FİRMAMIZA Bayan Muhasebeci ve Sekreter Aranıyor. Beylikdüzü 02128763414 05.04.2003
81956 5500 FİRMAMIZDA çalışacak bayan kasiyer ve ön muhasebe elemanı alınacaktır. Müracaatlar www.al.com.tr 02122934131 05.04.2003
81957 5500 FİRMAMIZDA çalışmak üzere rovelverci ve oto boyacısı ar anıyor. 02125266754 05.04.2003
81958 5500 FOTOĞRAFÇI yabay bayan elemanlar 02124510880 05.04.2003
81959 5500 FOTOĞRAFÇIYA bilgisayar bilen bayan elemanlar Alibeyköy 02126267376 05.04.2003
81960 5500 FUAR hostesleri aranıyor. Rouge Ajans 02125830376 05.04.2003
81961 5500 GAZALTI kaynakçıları aranıyor. Habipler 02125953192 05.04.2003
81962 5500 GENÇ ehliyetli boyacı Libadiye 02164280124 05.04.2003
81963 5500 GENÇ EMEKLİLER SENELERDİR edindiğiniz iş tecrübesini, GENİŞ çevrenizi, SAĞLAM insani ilişkilerinizi, SERMAYESİZ, KENDİ işinizde, DEĞERLENDİRMEK isterseniz BİZE hemen başvurun. FAX: 02123141639 05.04.2003
81964 5500 GİRESUN Samsun istikametine bayan hostesler aranıyor, maaş: 420,000,000+ yemek 02126582805 05.04.2003
81965 5500 GÖÇMENLİK başvurunuzu, dil eğitiminizi aracısız yapınız. 05426132668 05.04.2003
81966 5500 GÜMRÜKLEME şirketine Evrim kullanabilen ihracatta deneyimli eleman 02126378500 05.04.2003
81967 5500 GÜMRÜKLERDE iş takibi yapacak eleman 02164727901 05.04.2003
81968 5500 GÜMÜŞ Banyosuna Elemanlar aranıyor. 02125175871 05.04.2003
81969 5500 GÜNEŞLİ Bağcılar’da oturan temizlikçi bayan 02124893120 05.04.2003
81970 5500 GÜNGÖREN civarında oturan ofisboy aranıyor 02125113188 05.04.2003
81971 5500 GÜNLÜK 20 Milyon’a full+time bayan anketörler. 02122747780 05.04.2003
81972 5500 HABIBLERDE’KI işyerlinize Tornacı aranıyor. 02125954604 02125954605 05.04.2003
81973 5500 HALKLA ilişkileri iyi, kendine güvenen, kendi kazancını kendi belirleyebilen bayan elemanlar aranıyor CV Faks: 02163481510 02163481514 05.04.2003
81974 5500 HARAMİDERE Total benzin istasyonunda çalışacak vasıfsız elemanlar 02124225865 02124225866 05.04.2003
81975 5500 HARİTA teknikeri, bayan muhasebeci 02163801390 05324716204 05.04.2003
81976 5500 HAYATINDA başarı, kariyer, ekonomik özgürlük isteyen sorumluluk sahibi ciddi kişilere iş fırsatı 05444701011 05.04.2003
81977 5500 HERKESİN kendi patronu olduğu bir işte çalışmak istermisiniz? 05443881233 05.04.2003
81978 5500 HİPERMARKETE şarküterici, kasap aranıyor Bağcılar 02124291702 05.04.2003
81979 5500 IKlTELLI’deki işyerimize Plastik kalıbında tecrübeli Meslek Lise mezunu elemanlar aranıyor. 02126711825 05325567868 05.04.2003
81980 5500 IŞIK kasa: oto boyacı kalfası. SSK+ Yemek Maltepe 02165891505 05.04.2003
81981 5500 İNTERNET Cafeye eleman aranıyor. 02125184888 05.04.2003
81982 5500 İSTANBUL genelinde broşür dağıtacak elemanlar Günlük 13 Milyon 02164786410 05.04.2003
81983 5500 İSTANBUL’DA açılacak olan zihinsel özürlü çocuklar rehabilitasyon merkezine sorumlu müdüraranmaktadır. 05424171530 05.04.2003
81984 5500 İSTANBUL’DA çalışacak çelik kapı presçileri ve ustaları 02126933799 05.04.2003
81985 5500 İŞ merkezlerinden reklam, kartvizit siparişleri alabilecek giyimine özenli baylar, bayanlar 02124510162 05.04.2003
81986 5500 İŞLETME mezunu (gıda sektöründe deneyimli) aranıyor. 02122958227 05.04.2003
81987 5500 KADIKÖYDE oturan Gazete dağıtımında gece çalışacak tecrübeli eleman. 02164185588 05.04.2003
81988 5500 KALIPÇI ŞİRKETİMİZİN kalıphane bölümünde çalışacak 30 yaşını geçmemiş, KALIP ve Teknik Resim bilgisi olan elemanlar aranmaktadır. MÜRACAAT edeceklerin şahsen başvurmaları gerekmektedir. AKSA Otomotiv ORGANİZE Sanayi Bölgesi Tormak Sanayi Sitesi J Blok No: 02125495732 05.04.2003
81989 5500 KARTAL civarında vasıfsız bayanelemanlar. 02163742389 05.04.2003
81990 5500 KASAP aranıyor Sarıyer Sanpaome marketleri 02122718844 05.04.2003
81991 5500 KAYNAKÇI aranıyor. Samandıra civarında oturanlar tercihimizdir. 02163207204 05.04.2003
81992 5500 KAYNAKÇILAR DOLGUN ücretle makine montajında çalışacak ASKERLİĞİNİ yapmış E.M.L mezunları aranıyor. TEL: 02127714020 05.04.2003
81993 5500 KESİM ve büküm ustaları alınacaktır. Beylikdüzü 02128752150 05.04.2003
81994 5500 KLİMA montaj+ tamirinden anlayan elemanlar 02122741538 05.04.2003
81995 5500 KOZMETİK sektöründe satış deneyimi olan satış temsilcileri aranmaktadır. 02126124325 05.04.2003
81996 5500 KUMAŞ üzerine serigrafik baskı yapabilecek eleman aranıyor. 02165733313 05.04.2003
81997 5500 KUYUMCU Fabrikasına Fotoğrafçı ve Vardiyalı çalışabilecek Telerozyon operatörü aranıyor 02126373910 02126373865 05.04.2003
81998 5500 KÜÇÜKBAKKALKÖY’DEKI mağazamızda çalışacak tecrübeli şarküterici ve kasap 02165232940 02165751683 05.04.2003
81999 5500 LİSE MEZUNU ELEMANLAR ASKERLİĞİNİ yapmış, 30 yaşını aşmamış, AVCILAR Büyükçekmece Hadımköy ESENYURT civarında oturan, ERKEK elemanlar alınacaktır. MITHATPAŞA Cad. Hakan iş merkezi N0:2 Kat:7 Şirinevler LİSE mezunu bayan eleman alınacaktır. 02125506542 05.04.2003
82000 5500 MARKETİMİZDE anons yapacak deneyimli bayan eleman alınacaktır. Bahçelievler. 02125567803 05.04.2003
82001 5500 MARKETİMİZE bayan kasiyer, bayan ara reyoncu, bayan aşçı alınacaktır. Uppa Center Bakırköy 02126605326 05.04.2003
82002 5500 MARKETİMİZE Deneyimli Bay Manavcı Deneyimli Bayan Reyoncu Şirinevler 02124512062 05.04.2003
82003 5500 MARKETTE çalışacak Kartal Soğanlık civarı oturan deneyimli eleman alınacak, 02164523758 02164523759 05.04.2003
82004 5500 MARKETTE çalışacak kasiyer, reyoncu, aşçı ve güvenlik alınacaktır. Beşyüzevler 02125352225 05.04.2003
82005 5500 MEKANİKTE ve elektronik terazi montajında çalışacak askerliğini yapmış elemanlar aranıyor. 02165274394 05.04.2003
82006 5500 OKMEYDANI civarında oturan bayan kasiyer ve B Sınıfı ehliyetli şoför aranıyor. 02122224861 02122224862 05.04.2003
82007 5500 OTO müzik sistemi konusunda tecrübeli elemanlar. Bağcılar Güngören Sanayi Sitesi 15. Blok No:7 02126165777 05.04.2003
82008 5500 OTO yedek parçada yetiştirilmek üzere 20 23 yaş arası bilgisayar bilen kefilli ehliyetli eleman aranıyor 02122544522 05.04.2003
82009 5500 OTOMOBİL bayisine diksiyonu düzgün, prezantabl, Ümraniye çevresinde oturan bayan 02166326170 05.04.2003
82010 5500 SEFAKÖY civarında oturan işyerinde mutfağa bakabilecek bayan aranıyor 02126241561 05.04.2003
82011 5500 SERİGRAFİ ustası, oto boyacısı aranıyor. 02163354837 05.04.2003
82012 5500 SHOW dünyasına atraksiyon sanatçıları, stand hostesleri, özel yetenekli kişiler aranıyor. 02122447628 05.04.2003
82013 5500 ŞARKÜTERİYE genç servis elemanı, bayan kasiyer, ikbal 05326127140 05.04.2003
82014 5500 ŞİR.NAS CATERING KONUSUNDA En az 5 yıl deneyimli İŞLETME Müdürü, tecrübeli GIDA Mühendisi, sekreter ÖN muhasebeye bayan, MÜŞTERİ temsilcileri aranıyor. 02124891638 05.04.2003
82015 5500 ŞİRKETİMİZE tecrübeli temizlikçi bayan alınacaktır. Zeytinburnu Kocamustafapaşa Şehremini civan 02125477168 02125472624 05.04.2003
82016 5500 ŞİRKETİMİZİN reklam departmanına bay bayan 02165232965 05553636219 05.04.2003
82017 5500 ŞİŞLİ deki Restaurant a lokantalarda çalışmış tecrübeli bayan aşçı yardımcısı 02122407229 02122478367 05.04.2003
82018 5500 TABELA sektörüne deneyimli işletme müdürü 02163169396 05.04.2003
82019 5500 TABELACIDA çalışacak bay bayan elemanlar alınacaktır. 02125046709 05.04.2003
82020 5500 TABELACIYA bilgisayarda kesim yapabilecek deneyimli bay 05357241793 05.04.2003
82021 5500 TABLDOT’A sıcak, soğuk tatlı, döner yapabilen deneyimli aşçıbaşı alınacaktır 02122224709 05.04.2003
82022 5500 TALAŞLI imalatta tecrübeli kesme sıvama kalıpçısı ikitelli 05324336866 05.04.2003
82023 5500 TECRÜBELİ bayan çay servis elemanları aranmaktadır 02165761068 05.04.2003
82024 5500 TECRÜBELİ CNC Torna operatörü, Egzantirik Presci ve depocu alınacaktır. 02163654279 02163654296 05.04.2003
82025 5500 TECRÜBELİ Klima ve Montaj Ustaları, Jeneratör Ustası ve SekreterAlınacaktır 02126710755 05.04.2003
82026 5500 TECRÜBELİ Soğuk meze ustası, pide ve lahmacun ustası aranıyor. 02122850400 05.04.2003
82027 5500 TEKNİK servis elemanları alınacaktır, istoç’daki su arıtma cihazları servisimiz için, teknik lise mezunu, tercihen beyaz eşya servisinde çalışmış 02126597361 05.04.2003
82028 5500 TEKNİSYENLER KAYNAK, ince Saç ve ABKANDişinde tecrübeli. 05356532606 05.04.2003
82029 5500 TEKSTİL parça boya ve kot yıkama fabrikasına tecrübeli boyama ve yıkama ustaları aranıyor. Esenyurt: 02126727242 02126724678 05.04.2003
82030 5500 TEKSTİL Şirketine; Personel ve İdari işlerinde genç emekli Subay Astsubay Merter Fax: 02126371623 05.04.2003
82031 5500 TELSİM Abone merkezine bayan eleman 02122936567 05.04.2003
82032 5500 TOPÇULAR Civarında oturan bayan aşçı aranıyor. 02126744627 05.04.2003
82033 5500 YEMEK Fabrikasına ahçı yardımcısı şoför LKS bilen sekreter aranmaktadır. 02122819008 05.04.2003
82034 5500 YEMEK Fabrikasına Gıda Mühendisi ve Servis Elemanları alınacaktır. 02126204962 05.04.2003
82035 5500 YEMEK fabrikasına pazarlamacı, aşçı alınacaktır. Ümraniye 02164995027 05.04.2003
82036 5500 YENİ açılacak simit evine çaycı, garson, tezgahtar elemanlar alınacaktır. 02125708336 05.04.2003
82037 5500 YEPYENİ iş endüstrisiyle, cazip gelir fırsatı, evden, ofisten çalışma imkanı, 18 ciddi kişi arıyoruz 05444191257 05.04.2003
82038 5500 YURTDIŞI yazışmalarını takip edebil

03 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Çeşitli İlanlar hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

« Önceki sayfa