REŞİK

Tarih 29 Haziran 2009

REŞİK sıf. (ar. reştk). Esk. Uzun boylu ve vücudu biçimli (erkek). [M]

REŞİH i. (ar. reşih). Esk. Ter. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REŞİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REKTOÜRETRAL

Tarih 27 Haziran 2009

REKTOÜRETRAL sıf. ve i. (fr. rectouretral). Anat. Siyek büzgenkasıyle göden ara­sında bulunan küçük bir kasa denir. (Sadece erkekte bulunur.) [L]

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REKTOÜRETRAL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Persian

Tarih 27 Haziran 2009

Persiankiwi: Twitter devrimcisi İranlı.
Persian Farsça Ad:
Kökeni İran olan kimse.
Farsça:
[1] İran’ın resmi dili.
[2] Hint-Avrupa dil ailesinin, Hint-İran dil grubuna ait İran Dilleri alt grubunda yer alan dil.

Persian (İran Kedisi)

Temel Özellikleri
Tartışmasız ilk tercih edilen ev kedisi olan Persian, aileye ve dostluğa olan tüm düşkünlüğü ve zekası ile tanınır. Ancak bakımı oldukça dikkat gerektirir.

Görünüş ve Vücut Yapısı
Yüzünün etkileyici geniş ve yuvarlak kafasının kemik yapısı tamamen yuvarlaktır. Belirgin bir girintisi olan basık burnu kısa ve kalkıktır. Gözler iri, yuvarlak ve kabarıktır.

Uçları yuvarlak hafifçe öne eğik kulakları ufaktır ve alt tarafları fazla geniş değildir. Kulaklarının alçak oturuşu kafasının yuvarlaklığını bozmaz.

Bedeni alçak ve güçlü, asla kaba sayılmayacak bir tıknazlıktadır. Kemikleri ve kütlesi ona bir armağan gibidir. Kasları neredeyse abartıya kaçacak bir biçimde yapılıdır.

Dört ayağı da kısa ve kalındır, ön ayakları düz iner. Sırtı muntazamdır, iri patileri yuvarlak ve sıkıdır. Parmakları birbirine yakındır. Kuyruk uzun olmamakla beraber gövdenin uzunluğuna uygundur. Uzun, sık ve canlı tüyleri gövdeden aşağıya akıyormuş gibi kabarık durur. Omuzlar dahil tüm beden boyunda yelelenen ve oradan aşağı göğsü ve ön ayakları kaplayan uzun kürk gibi tüylerle kaplıdır. Pati altlarında ve kulak içlerinde dolgun fırçaya benzeyen tüyler vardır.

Tüy Bakımı
Her gün muntazaman fırçalanması şarttır. çok fazla sindirilmemiş tüyler bağırsak problemlerine yol açabilir. Yumuşak bir fırçayla ve yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır. Eğer şartlar başka türlüsünü gerektirmiyorsa mümkün olduğunca kuru şampuan kullanılması gerekir.

Kökeni
İran kedilerinin uzun tüylü Türk Ankara kedilerinden geldiği sanılmaktadır. Her iki cins de doğulu kediler olarak tanınır. Eski İran kedilerinin Ankara kedileriyle daha yoğun ve yünsü tüylü olmalarının dışında çok az farklılıkları vardı.

İran kedileri Avrupalılar tarafından tüylerinden ötürü beğenilerek yetiştirildiler ve tüm uzun tüylü kedi yarışmalarının vazgeçilmez galipleri oldular. İran kedisinin süregelen ısrarlı yetiştirilmesi sonucunda sarsılmaz yerleri olan İngiliz ve Amerikan Shorthair’ler bile kendi ana vatanlarında tahtlarını kaybettiler.
Örnekler:
tırmık, 3 yaşında, erkek, İran Kedisi (Persian).
shagy, 4 yaşında, erkek, İran Kedisi (Persian)
lokum, 4 aylık, dişi, İran Kedisi (Persian)
süleyman 2 yaşında, erkek, İran Kedisi (Persian)
İran Kedisi (Persian)
Tartışmasız ilk tercih edilen ev kedisi olan Persian, aileye ve dostluğa olan tüm düşkünlüğü ve zekası ile tanınır. Ancak bakımı oldukça dikkat gerektirir..
… kedi almaya niyetlenenlerin ilk baktığı, ancak bedava bulmanın imkansıza yakın olduğu bir kedi türüdür. yavru olanlar pethoplarda 250 $- 400 $ arası fiyatlara alıcı bulur. saf bir ırk değildir, ankara kedisi ve himayala kedisinin çiftleşmesi ile ortaya çıkmıştır. dediğim gibi şirinlikleri ile kedi almaya niyet edenleri hemen cezbeder ancak bir tane edinmeden önce defalarca düşünülmelidir. zira iran kedileri bakımı en zor kedilerdendir. gözleri ve kulaklarında sorunlar yaşamakla birlikte, yoğun tüy bakımı isterler ve pek çoğunun mama seçtiği görünmüştür. ayrıca uzun tüylerinden dolayı kendini temizlemesi zordur ve tüylerine yapışan kakalar önemli bir problem olur. sağırlık tıpkı kökenleri olan ankara kedileri gibi yaygın olmayan bir hastalıktır. bilindiği gibi sağırlık daha çok çift göz renkli van kedilerinde görünür. nispeten sorunsuz bir türü olan chinchilla, nadir ve aşırı güzel bir kedidir. ..

…Total ve Shell petrol firmalarının LNG Persian ve Pars projelerinden çekildikleri takdirde İran Gaz Sıvılaştırma Firması`nın söz konusu projelerin uygulamasında yer alabileceğini ve bununla ilgili olarak tüm hazırlıkları tamamladığını ilan etti……

Persian Gulf(İran Körfezi)
….Geçen hafta kutlanan Persian Gulf (İran Körfezi) gününde konuşan İran lideri Ayetullah Ali Hamaney`in danışmanı Ali Akbar Velayeti, `Doğru duruşumuzda ısrar etmeliyiz. Bu oyunların iptal edilmesine yol açsa bile duruşumuzu değiştirmeyeceğiz.` dedi……

…İsim değişikliği talebinin bölge istikrarına zarar verdiğini söyleyen İran meclis başkanı Ali Laricani, `Araplar bu büyük Körfez`in adını değiştirerek kendileri için faydasız girişimlerde bulunuyorlar.` dedi…..

Persiankiwi

Twitter devrimcisi İranlı, Tüm dünya İran’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra olanları canlı yayın gibi aktaran Twitter müptelası, kim ve ne olduğu bilinmeyen bilgisayar tutkunu.

İlgili Haberler:

Ben şu anda öldürülüyorum!
23.06.2009 / 13:43:35
Tüm dünya İran’da olanları an be an Twitter’dan öğreniyor. Peki Twitter ne biliyor musunuz?
İran´da seçimlerden sonra ülke karıştı. Hergün protesto gösterileri oluyor, onlarca kişi hayatını kaybediyor. Reforcular ayakta… Ancak İran hala eski İran; ülkede gazeteciler hala yoğun baskı altında. Yabancı gazetecilere boykot var. Seçimler biter bitmez İran´dan çıkarıldılar. Ülkede kalmayı

başaranlar da kelle koltukta, fısıltıyla haber yapabiliyorlar. Ama tüm dünya orada yaşananları anında öğreniyor. Peki bu nasıl oluyor?

Cevap Fransız Liberation Gazetesi´nin manşetinde gizli: İran´da; Twitter devrimi mi? Belki de dünyada ilk kez bir internet sitesi belki de bir ülkenin kaderini değiştirecek.

Peki nedir bu Twitter?

www.twitter.com aynı facebook gibi bir sosyal iletişim ağı. Ancak bu sayfada tek bir soruya cevap veriyorsunuz. “What are you doing? – Şu anda ne yapıyorsun?” Ve bu soruya sadece 140 karakterle cevap verme şansınız var.

İlk anda bu uygulama insana saçma geliyor. “Kim benim ne yapmak istediğimle ilgilenir ki? Ya da banane hiç tanımadığım birinin yaptıklarından?” diyebilirsiniz. Bunu dedirtecek mesajlar da az değil. Çünkü twitter başlarda “Şu anda yatıyorum, duruyorum, tuvalete gidiyorum gibi mesajlarla” doluydu.

ÜNLÜLER DE TWİTTER´DA
Ancak gün geçtikçe bu ilginç ağın kullanıcıları da değişti. Birçok şirket, web sitesi ve ünlüler burada o anda ne yaptıklarını milyonlara duyurdu. “A şirketi şu anda x ürününü piyasaya sundu” gibi iletilerde gözle görülür bir artış oldu. Beğendiğiniz müzisyenler yeni albümlerini, konserlerini ya da sahne programlarını ilk kez twitter´la duyurdular. Hatta Martha Stewart köpeğinin bir propan patlamasında öldüğünü yine Twitter´dan duyurdu.

Asthon Kutcher karısı Demi Moore´un bikinili fotoğraflarını yine Twitter´da yayınladı. Amerika´nın en ünlü talk showcusu Oprah Winfrey de ilk ´twit´ini canlı yayında yazdı. Türkiye´den de Sertap Erener ve Demir Demirkan twitter üyesi…

İRAN´DAN GELEN SON MESAJDA ÖLÜM VAR

Cep telefonuyla internete girmek yaygınlaştıkça Twitter´ın kullanımı da boyut değiştirdi. Moldova´da protestocular Twitter sayesinde bir araya gelip ülkeyi salladılar. Çin´deki depremi de ilk duyuran yine bir Twitter kullanıcısı oldu. Gazze savaşından Hollanda´daki THY uçağının düşüşüne kadar birçok olay ilk olarak Twitter´da yer aldı. Hem de resimleriyle… Yani twitter üyesi herkes bir nevi gönüllü muhabir diyebiliriz.

AHMEDİNEJAD TWİTTER´I ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR

Şimdi de aynı şey İran için geçerli. Musavi yanlıları seçimin başından beri Twitter sayesinde bir araya gelip örgütleniyorlar. Seçimden sonra da aynı örgütlülüğü böyle sürdürüyorlar. Tabii tüm dünya da bu şekilde İran´da olup bitenlerden anında haberdar oluyor. Öyle ki 16 Haziran´daki server bakımı İran´daki genel seçimle aynı güne denk gelince ABD dışişleri bakanlığının ricasıyla şirket bakımı erteledi.
Ahmedinejad yönetimi protestocuları meydanlarda durdurmaya çalışırken, bir yandan da Twitter´ı ´susturmak´ için internet bağlantılarını engellemeye çalışıyor.

İran´dan gelen mesajlarda özellikle tek bir kullanıcı dikkat çekiyor. Persiankiwi ülkedeki son durumu anında dünyaya geçen gönüllü bir muhabir gibi çalışıyor. Haberi hazırlarken bile onun girdiği mesajlara yetişemedik. Persiankiwi´nin mesajlarını http://twitter.com/persiankiwi adresinden okuyabilirsiniz. Veya buraya tıalayınız >Persiankiwi Twitter

İşte Persiankiwi ‘nin son mesajları: Haber: http://www.habercinim.com
Dışişleri bakanlığına giden bütün yollar ve ara sokaklar güvenlik güçlerince kapatıldı.

Tahran´daki durum bugün çok karışık. Yolların çoğu kapatılmış durumda.

(Etemad Melli gazetesine saldırıldı.)

(Hapishalerdeki birçok özgürlükçü liderin açlık grevine başladığı söyleniyor. )

(Hamaney bu cuma yeniden vaaz verecek)

(Nobel ödüllü avukat Şirin Ebadi ´protestocuları öldürenlerin hepsini dava edeceğim)

(Allahu Ekber ve Rahmetullah- Barış size bağlı, bize destek veren herkese teşekkürler. )

(Eğer sokaklara çıkıp protesto etmekten korkuyorsanız, kan verin! Bu bile çok büyük yardım olacak.)

(Eğer milislerden birini görürseniz onları öldürmeyin, onlara kardeşiniz gibi davranın. )

DSL bağlantısını şu anda kesmek zorundayız. Çünkü bilgisayarın sahipleri gelmek üzere. Ama her zaman bağlantı kuracak bir yol bulacağız.

İran halkı gün bugündür. Bu yeni bir başlangıçtır. Umut ediyoruz ve hazırlanıyoruz.

Hükümet güçleri protestolara cevap olarak elektriği kestiler. Şu anda yemek pişirmek için bile evlere gaz girişi yapılamıyor.

Yiyecek kıtlığı başlayacak. Nakliye durduruldu. Bankalarda para sıkıntısı var.

Twitter devrimcisi İranlı’ya ne oldu

Emre KIZILKAYA 26 Haziran 2009
Twitter devrimcisi İranlı’ya ne oldu

Hürriyet:

Hürriyet’in, basına sıkı bir sansür uygulanan Tahran’daki haber kaynaklarından biri de, “Persiankiwi” takma adıyla internetten “canlı yayın” yapan cesur bir İranlı’ydı. Dünya basınının da yakından takip ettiği Twitter devrimcisi, önceki akşam “Bir arkadaşımı aldılar, işkence yapacaklar” dediği son mesajlarından sonra kayboldu.

DÜNYANIN dört bir yanında, aralarında dev basın kuruluşlarının da bulunduğu 37 bin abonesi olan tek kişilik bir medya ordusu…

“Mikro-mesajlaşma” temalı sosyal internet sitesi Twitter’ın İranlı kullanıcısı “Persiankiwi” (İranlı Kivi), işte böyle biri. Persiankiwi, Tahran’daki sokak olaylarının 12 gün önce başlamasından, önceki gün hükümetin artan baskılarıyla büyük ölçüde bastırılmasına dek, siteye tam 823 kısa mesaj gönderdi.

Esrarengiz Musevici

Persiankiwi’nin olay yerinden attığı bu mesajlar, aralarında Hürriyet’in de bulunduğu abonelerine, SMS ve eposta yoluyla anında iletiliyordu. Dehşeti birinci ağzından anlatan mesajlardaki bilgiler, geç de olsa hep doğrulanıyordu. Ajanslar, Persiankiwi’nin aktardığı bilgileri saatler sonra, bazen aynen haberleştiriyorlardı. Oysa Persiankiwi’nin erkek mi, kadın mı olduğu bile bilinmiyor.
Öldü mü, saklanıyor mu

Protestoların göbeğindeki bu “yurttaş gazeteci”, önceki akşam sustu. Twitter’da endişeli bir bekleyiş var. “Tammnesia” adlı kullanıcı “Hayatından endişe ediyorum” diyor.

Son mesajları, tutuklanmış veya öldürülmüş olabileceği şüphesini doğursa da, “Şu anda Baharistan civarında saklanıyor ve internet bağlantısı yok” iddiası da mevcut.

Son mesajları:

’Şehitleri hatırlayın Allahüekber’

PERSIANKIWI’nin önceki gün yazdığı son mesajlar şöyle:

Saat 16.15: Az önce Baharistan Meydanı’ndaydım. Bugün durum felaket. İnsanları hayvan gibi dövüyorlar. Kolu bacağı kırılmış, kafası yarılmış çok kişi gördüm. Savaş gibi.

Saat 17.34: Bütün dükkanlar kapalı. Kaçacak yer yok. İnsanları her yerde helikopterle takip ediyorlar.

Saat 18.12: Telefon hatlarını kullanıp internet kullanıcılarını buldukları söyleniyor. Şimdi buradan gitmem lazım.

Saat 18.22: Lalezar Meydanı da Baharistan gibi. İnanılmaz. Her yerde ölüler var.

Saat 18:42: Şimdi gitmeliyiz. İnternete ne zaman ulaşırım bilmiyorum. Birimizi aldılar, işkence yapacaklar, isim söyletmeye çalışacaklar. Hızlı hareket etmemiz şart.

Saat 18:52: Allahım, sen herşeyin yaratıcısısın ve herşey sana dönecek. Allahüekber.

’En önemli’ gazeteciden Obama’ya soru

LOS Angeles Times’dan El Cezire’ye, AFP’den Sky News’e, Daily Telegraph’dan MSNBC’ye kadar sayısız medya kuruluşu, Persiankiwi’nin Tahran’dan verdiği haberlerden yararlandı. Amerikalı gazeteci Spencer Ackerman, “Persiankiwi şu anda dünyanın en önemli gazetecisi” diye yazdı.

İhanet olmaz mı

Meçhul Twitter’cı, dolaylı yoldan bile olsa ABD Başkanı Barack Obama’ya kadar ulaştı. Persiankiwi, Amerikalı blog yazarı aracılığıyla Obama’ya basın toplantısında “Ahmedinejad’ın zaferini tanımanız, İranlı protestoculara ihanet olmaz mı” diye sordu./_np/7263/8277263.jpg

Seçim bitti geçim mesajı

Seçim sonuçlarına ilişkin tartışmalar sürerken, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, dün Tahran’ın güneyinde petrokimya tesisi açtı.

İran’ın ÖSS’si
Türbanlarını gevşetme mücadelesi veren birçok genç kız, protestolara ara verip, haremlik-selamlık salonlarda üniversite giriş sınavına katıldı.

Tahran’dan son gelişmeler

Prof’lara büyük gözaltı

AKADEMİK GÖZDAĞI:

Seçimi kaybeden aday Mir Hüseyin Musevi ile önceki gece bir araya gelen 70 üniversite profesörünün birkaç saatliğine gözaltına alındığı iddia edildi. Hükümet iddiayı yalanladı. 100 milletvekili, son gelişmeler nedeniyle Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın zafer kutlamasına katılmayacaklarını açıkladı.

WSJ’DEN ANKARA’YA:

Wall Street Journal Gazetesi, “Mahmud’ un Arkadaşları” başlıklı makalede, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ı eleştirdi. “Kanaat” bölümündeki yazıda, Ankara hükümetinin İran’daki seçimin hemen ardından Ahmedinejad’ı kutlamasının büyük bir hata olduğu iddia edildi.
—–
Persiankiwi neden sustu
Dünya basınının yakından takip ettiği Twitter devrimcisi İranlı ortadan kayboldu.

İlgili Kelimeler: RAPAKİVİ i. (fr. rapakiwi)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Persian hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REFİĞ (Halit)

Tarih 26 Haziran 2009

REFİĞ (Halit), türk filim yönetmeni ve si­nema yazarı (İzmir 1934).

Şişli Terakki li­sesini bitirdi. Bir süre İstanbul Amerikan kolejinde okudu. 1956′dan itibaren dergi ve gazetelerde filim tenkitleri yazdı. Nijat özön ile birlikte Sinema dergisini yayım­ladı (1956). Filimlerde senaryocu ve yönet­men yardımcısı olarak çalıştı. 1960′ta yö­netmenliğe başladı.

Başlıca filimleri: Ya­sak Aşk (1960); Şehirdeki Yabancı (1963); Gurbet Kuşları (1964); Haremde Dört Ka­dın (1965); Erkek ve Dişi (1966); Bir Türke Gönül Verdim (1970). Sinema üstüne yaz­dığı yazıların bir kısmını Ulusal Sinema Kavgası adlı kitapta topladı (1971). [M]

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REFİĞ (Halit) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REDİNGOT

Tarih 25 Haziran 2009

REDİNGOT i. (ing. riding, at üstünde gitme ve coat, giyecek > ridingcoat’tan). Kruvaze, bele oturan, bol ve geniş etekli arkası yırtmaçlı uzun erkek ceketi: Maarif Müdürü, redingotunu ilikleyerek kapıdan fırladı (R.N. Güntekin).

— ANSiKL. Kıyf. Redingot, siyah veya gri şayaktan yapılır. Yaka, klasik biçimdedir. Göğüs iki düğmeyle iliklenir. Sağ ve sol tarafta, iki süs düğmesi vardır. Aynı ku­maştan pantolonla giyilir. Yelek, beyaz ve­ya devetüyü rengindedir. Frenk gömleğinin yaka ve göğsü kolalıdır. Plastron veya tek düğümlü kravat takılır. Kravata genellik­le mücevherli bir kravat iğnesi iliştirilir.

— Tar. XVII. yy.ın sonuna doğru bazı ingiliz centilmenleri, ata binmek için, ön­den düğmeli, yakalı, arkasında ve yanla­rında yırtmaçları olan bol bir palto giy­meğe başladılar. Redingot adı verilen bu giyecek 1725′e doğru ingiltere’den kıta Av­rupa’sına geçerek özellikle buzlu ve yağmurlu havalarda giyildi. Yine aynı devir­de redingot subay kaputu olarak da kulla­nılmağa başlandı. Fransa’da Restorasyon devrinde krallık muhafızları da redingot giyerdi. Redingot, birçok değişiklik geçir­dikten sonra, yeniden, kruvaze, uzun etek­li ve yakalı bir sivil elbise oldu ve XX. yy.ın ilk otuz yılı içinde kullanıldı.

Tür­kiye’de Abdülhamid II devrinden (1876 -1909) sonra, istanbulin yerine giyilmeğe başlandı. Cumhuriyet döneminin ilk yılla­rında modaydı. Bir ara resmî tören elbisesi olarak kabul edildi. Kısa bir süre sonra bırakıldı. (LM)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REDİNGOT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RECÜLİYET

Tarih 25 Haziran 2009

RECÜLİYET i. (ar. recül’âm recüliyyet).

Esk. Erkeklik, erkek olma: Ta şu kadar çocuk iken vakar-ı recüliyete muhalif gör­düğü …
(H. Z. Uşakhgil). [M]

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECÜLİYET hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RECÜL

Tarih 25 Haziran 2009

RECÜL i. (ar. recül). Esk. Yetişkin, olgun erkek.

|| Bir işin ehli olan kimse: işin recülleri kimlerse çıksın orta yere // Ne var, ne yok bilelim, hiç değilse bir kere (M. Â. Ersoy). || Recül-i devlet, devletin ilerigelenlerinden her biri: Bu cümlenin sulh komisyonu âzasından bir recül-i devlet tara­fından sarf edilmiş bulunması cidden teem­mül ve istiğraba şayan idi (Atatürk).
— Tasav. Recülü hassa, tanrısal yetenek­lerle donandığı sanılan kimseler. (Bunların adlarının Âdem’in kalbi üzerinde görüldü­ğü ve kendilerinin de onun vârisi oldukları söylenir.) [M]

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECÜL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RECİM veya RECM

Tarih 25 Haziran 2009

RECİM veya RECM i. (ar. recm). Esk. Taşlama, taşa tutma. // Atılan taş. || La­netleme.

— Huk. esk. Zina eden erkek veya kadı-nın suçu, dört (erkek) görgü tanığının beyanlarıyle kesin olarak ortaya çıktıktan sonra, taşlayarak öldürme cezası.

— ANSİKL. Recim cezasına çarptırılan ka­dınsa göğsüne kadar yere gömülür, er­kekse ayakta tutulur, avuça sığacak büyüklükte taşlarla taşlanarak öldürülür. Bu işlem bir meydanda ve halkın gözü ö-nünde yapılır. Zina ikrar ile belirlenmişse ilk taşı hükmü veren hâkim atar; tanıkla­rın beyanlarıyle belirlenmişse suçluyu ilk defa tanıklar taşlar, sonra bunlara halk da katılır.

Tanıklardan herhangi biri bu taşlamaya katılmazsa yalan yere tanıklık ettiği anlaşılır ve derhal cezanın uygulan­ması durdurulur. Bu yüzden recmin tanık­lar önünde uygulanması zorunludur. Has­talığı yüzünden taş atacak gücü olmayan tanık yerine, bu işi onun önünde hâkim ya­par. Suçlu öldürüldükten sonra normal ce­naze töreni yapılır; çünkü zina suçunu iş­leyen kimse Müslümanlıktan çıkmış değil­dir. Recim cezasını hüküm veren hâkim uygular. Hâkim ölmüş veya istifa etmiş­se recim, halefi tarafından uygulanamaz. Cezanın uygulanması başka bir hâkimden talimat (kitabülkazi) ile de istenemez.

* Sıf. Esk. Taşlanmış, taşlanarak öldürül­müş. || [Şeytan için] Taşlanarak kovulmuş, lanetlenmiş. (M)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECİM veya RECM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAZUMOVSKİY (Aleksey Grigoryeviç)

Tarih 24 Haziran 2009

RAZUMOVSKİY (Aleksey Grigoryeviç), rus saray adamı (Çernigov, Ukrayna 1709-Petersburg 1771). imparatorluk şapelinde kantordu, Büyük Petro’nun kızı Yelizaveta’nın dikkatini çekti.

Razumovskiy Yeli-zaveta’ya çariçe olması için yardım etti. Mabeyinci, kont ve tümgeneral olan Razumovskiy siyasete karışmak istemedi. — Erkek kardeşi KİRiLL (1728-Baturin 1803), Yelizaveta’nın yeğenlerinden biriyle evlen­di, kont unvanını aldı, yirmi iki yaşında Petersburg Bilimler akademisi başkanlığına getirildi; son Ukrayna atamanı oldu (1750 -1764). [L]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAZUMOVSKİY (Aleksey Grigoryeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAKKAS

Tarih 20 Haziran 2009

RAKKAS i. (ar. rakş’tan rakkas). Sar­kaç: Artık Osman ona bu arapça ayet­lerin manalarını sormuyor. Kızın sesinde saat rakkası gibi vuran âhenge hayran (H. E. Adıvar).
O gecenin sessizliği içinde rak­kasın çıkardığı o muntazam «tak tuk»lar gündüzünkinden birkaç derece daha büyü­müş gibi işitiliyordu (H. R. Gürpınar). || Esk. Dans eden erkek, köçek.
— Fiz. Esk. Sarkaç. (M)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAKKAS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMAZAN bayramı

Tarih 20 Haziran 2009

RAMAZAN bayramı, müslümanlarm oruç ayı olan ramazanın bitiminde 3 gün kutla­nan bayram.
Ramazan bayramı, Hicretin ikinci yılın­dan sonra kutlanmağa başlandı. Bu bay­ramda yapılması gereken bütün törenler ve ibadetler (bayram namazı) Hz. Muhammed tarafından düzenlendi. İlk Rama­zan bayramiyle ilgili işlemler de onun ta­rafından yapıldı. Bayram, ramazan ayının son günü olan arefeden sonra başlar ve üç gün sürer. Bu süre içinde bütün resmî ku­rumlar tatile girer. Sabah ezanınından sonra bayram namazı kılınır. Bayram namazını yalnız erkekler kılar. Namazın bitmesiyle bayrama girilir.
Ramazan bayramının üç ay­rı özelliği vardır:
1. müslümanlar zekât gö­revini bu bayramda yerine getirir;
2. müslü­manlar arasında karşılıklı görüşme, barışma ve birbirini ziyaret etme ve hediyeleşme adettir;
3. müslümanlar bu bayramda, özel­likle bayram namazından sonra yakınlarının kabirlerini ziyaret ederler.
Ramazan bayra­mı oruç süresinin bitmesi dolayisiyle yapı­lan bir tören niteliğindedir. Bu bayramda, ziyaretçilere şeker sunmak töresi yerleşmiş bir gelenek olduğu için bayrama, Şeker bay­ramı da denir. Ramazan ayında olduğu gibi, Ramazan bayramında das yoksullara yardım etmek; hastaları, kimsesizleri, çocukları se­vindirmek; sadaka ve zekât vermek gerekli­dir. Bayramın önemli özelliklerinden biri de büyüklerin küçüklere hediyeler vermesi, hiç değilse bir mendil armağan ederek gönül al­masıdır. Yaş bakımından küçük olanların, büyükleri ziyaret etmeleri gereklidir. Rama­zan ayında geceleri aydınlatılan ibadet yer­leri, bayram süresince de aydınlatılır. Ra­mazanın son haftasında bayrama hazırlık olarak evler temizlenir, bayramlık elbiseler dikilir.
Anadolu köylerinde, Ramazan bayra­mında şenlikler düzenlenir; davul, zurna, ke­mence gibi yerli çalgılar çalınır, halk oyun­ları oynanır. Bazı yerlerde bayramda yoksul­lara yemek yedirilir. Şehirlerde, özellikle askerî birliklerin bulunduğu bölgelerde bay­ramın gelişi topla bildirilir; bayram günleri­nin belli saatlerinde (genellikle namaz va­kitleri) top atılır. Bayram yerlerinde ço­cuklar için salıncaklar, atlıkarıncalar v.b. eğlenceleriyle lunaparklar kurulur. Bazı Anadolu kasabalarında, halk tarafından ge­ce eğlenceleri, küçük fener alayları dü­zenlenir. Osmanlı imparatorluğunda, dev­let düzeni, islâm dini kurallarına dayan­dığı için Ramazan bayramı da resmî bir bayram olarak kutlanırdı. Geceleri fener alayları, şenlikler düzenlenir, geçit tören­leri yapılırdı. Devlet büyükleri rütbe sı­rasına göre padişahın huzuruna çıkar ve bayram tebriklerini bildirirlerdi. Cumhu­riyetin ilânından sonra (1923) Ramazan bayramı resmî bayramlar arasına sokulma­dı, ama bayram günleri resmî tatil olarak kabul edildi. Bir dinî bayram olarak kaldı. Bugün, şeriata göre yönetilen bazı islâm ül­kelerinde Ramazan bayramı devletin resmî bayramı olarak kutlanır. (M)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMAZAN bayramı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAKİP veya RAKİB

Tarih 20 Haziran 2009

RAKİP veya RAKİB sıf. ve i. (ar. rekâbet’ten rakîb). Herhangi bir işte, bir yarışta, birbirini geçmeğe çalışan, aynı şeyi elde et­mek için uğraşan (kimselerden her biri): Rabia’nın kalbinde onun tek rakibi Vehbi Dede’nin tesiri îdi (H. E. Adıvar). Lâkin at-pazarlarında daima karşısına çıkan bir raki­bi vardı (Ömer Seyfeddin).

—Esk. Aynı kadını seven (erkeklerden her’ biri): Rakip değilim ki aranı bozam // Yadlara düğmeni çöz uğrun uğrun (Karacaoğlan). Hem bana artık rakip göziyle bakma. Ben Matmazel Anjel’in üzerine çoktan su içtim (H. R. Gür­pınar). // Bekçi, (Görüp gözeten) Tanrı. // Rakip olmak, aynı şeyi veya kimseyi el­de etmek için bir başkasıyle yarışmak: Karacaoğlan söyler biz de varalım // Kimler rakip olmuş biz de görelim (Karacaoğlan).
— DEY. Rakip çıkmak, rakip olarak ortaya çıkmak.
+ Rakiban çoğl. i. Esk. Rakipler.
+ Rakibe sıf. ve i. Birbirine rakip olan kadınlardan her biri: Bu iki kız onun nazarın­da birer rakibe, onu böyle elinden ümitle­rini ala ala öldürecek birer düşman idi
(H. Z. Uşaklıgil).
♦ Rakiplik i. Birbirine rakip olma: Çünkü iyiler onlarla rakiplik etmeğe tenezzül etmez (F. R. Atay). [M]

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAKİP veya RAKİB hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİSİN Büyük (Jacques)

Tarih 20 Haziran 2009

RAİSİN Büyük (Jacques), fransız oyun­cusu, dram yazarı ve müzikçisi (Chaorce, Champagne 1653 – Paris 1702). Babası ve kardeşleriyle birlikte Paris’te «Petits Comedieus Dauphius» topluluğunu kurdu. 1684 -1694 Arasında Comedie-Française’de çalış­tı. Bu tiyatroda dört eseri temsil edildi. Bunların en ünlüsü Le Faux Gascon’dur (Sahte Gaskonyalı) [1688]. —- Erkek kar­deşi JEAN – BAPTİSTE. Küçük Raisin de­nir (Troyes 1655′e doğr. – öl. 1693), Hötel de Bourgogne ve Guenegaud tiyatrolarında çalıştı. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİSİN Büyük (Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİF

Tarih 19 Haziran 2009

RAİF sıf. (ar. re>fet’ten râ’f). Esk. Mer­hamet eden, acıyan. || İ. Erkek adı.
♦ Raife sıf. Esk. Raif’in dişili. || i. Kadın adı. (M)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİF hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAHMİ

Tarih 19 Haziran 2009

RAHMİ sıf. (ar. rahm’dan rahmi). Esk. Merhametle ilgili. || İ. [Rahmi olarak] Erkek adı.
♦ Rahmiye sıf. Esk. Rahmi’nin dişili. || İ. Kadın adı. (m)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAHMİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİMOND IV

Tarih 19 Haziran 2009

RAİMOND IV, Raimond de Saint-Gilles denir
(Toulouse 1042-Trablus 1105), Toulou­se kontu (1093-1105). Daha Saint-Gilles kon­tu olduğu sıralarda ona, kuzini Berthe’ten Rouergue, Nîmes ve Narbonne kontluklarıyle Gothiya markiliği (1065) miras kaldı; topraklarına Gevaudan, Agde, Beziers’i ve U-zes ülkesini de kattı; kendi kızını Raimond’un lehine mirastan yoksun bırakan erkek kardeşi Guillaume IV ölünce Toulouse kon­tu oldu.
Toulouse devleti böylece kesin top­rak bütünlüğünü kazandı. Fakat, ispanya’da müslümanlığa karşı yapılan bir sefere (Tudela önünde başarısızlığa uğradı, 1087) ka­tıldıktan sonra, Urbanus II’nin çağırışına (Clermon konsili 1095) ilk cevap veren o ol­du. Bir daha Batı’ya dönmemeğe ant içtiği için Toulouse kontluğunu oğlu Berttrand’a bıraktı. Güney Fransızları ordusunun ku­mandanı olan Raimond IV, Pr övence’tan ayrıldı (ekim 1096) ve papalık orta elçisi Ademar de Monteil ile birlikte Kuzey italya, Dalmaçya kıyısı ve Makedonya üzerinden istanbul’a geldi (nisan sonu, 1097). Haçlılar içinde yalnız Raimond, Aleksios I Komne­nos’a vasallık yemininde bulunmayı reddet­ti. İznik (Nikaia) [haziran 1097], Eskişehir (Doryleion) [temmuz 1097] ve Antakya (An-tiokheia) [haziran 1098] kuşatmalarında ve çatışmalarında önemli payı oldu.
Antakya’­da, Musul Atabeki tarafından öbür haçlılar­la birlikte kuşatılan Raimond de Saint-Gil­les, şehrin kurtuluşunda kesin bir rol oyna­mak ve şehri elde etmek için (1098), Provence’li bir köylü olan Pierre Barthelemy’nin «kutsal mızrak»! bulmasından yararlandı. Fakat, çetin bir tartışmadan sonra, Sicilyalı Bohemond bunu ele geçirdi. Buna kızan Ra­imond, Bizans imparatoruna yanaştı ve Ku­düs’e yürümek isteyen haçlılar kitlesinin ba­şına geçmeden önce, Trablus emirliğine kar­şı birçok sefere girişti (1098 sonu-1099 ni­sanı). Şehrin alınmasında yardımı dokundu (temmuz 1099), fakat Godefroi de Bouillon’un lehine, isa Peygamber’in mezar eminliğinden uzaklaştırıldı.

Raimond de Saint-Gil­les, Askalon önünde G. de Bouillon’a yardım ettikten sonra, İstanbul’a gitti ve Lombard’-îardan kurulu yardımcı kuvvetlerin basma geçti, fakat Ankara (Ankyra) ile Amasya arasında yenildi (temmuz-ağustos 1101). Tancrede’in esiri oldu (1102), kaçtı ve Cenova filolarının desteğiyle Tarsus’u (nisan 1102) ve Gibelet’yi (1104) aldı, fakat Trablus ku­şatmasında (1105) öldü. Ama ölmeden önce, evlilik dışı oğlu Bertrand’ın gelecekte ke­sinlikle kuracağı (1109-1112) Trablus kont­luğunun temellerini atmış bulunuyordu. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİMOND IV hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Halikarnassos

Tarih 08 Mayıs 2009

Halikarnassos, Bodrum’un antik çağlardaki ismi. Dor Birliği’nin altı üyesinden biri olan Halikarnassos ve yöresinin yerli halkı Lelegler ve Karialılar’dır.

Müsgebi ve Çömlekçi’de ortaya çıkan mezarlar ve buluntuları bölgede Miken kültürü ile çağdaş bir yerleşim olduğunu göstermektedir.

M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında Lydia egemenliğinde olan şehir daha sonra Perslerin egemenliği altına girmiştir. Persler kendilerine yakın yerli bir aile olan Halikarnassos’lu Lygdamis ailesini kenti yönetmesi için görevlendirmişlerdir. M.Ö. 387’de Karia satraplığının Mylasa’da oturan Hekatomnos’a geçtiği bilinmektedir. Hekatomnos’un oğlu Maussolos M.Ö. 377’de Karia satrapı olmuş ve merkezi Mylasa’dan Halikarnassos’a taşımıştır.

Maussolos öldükten sonra II. Artemisia yönetime gelmiştir. Büyük İskender şehri kuşattığında yönetimde Orontobates vardı. İskender, Alinda Kraliçesi Ada’yı bütün Karia bölgesinin hâkimi yapmıştır. İskender’den sonra II. Ptolemaios’un hâkimiyeti altına giren Halikarnassos Roma döneminde Rodos yönetimine verilmişse de bağımsız kabul edilmiştir. M.Ö. 1. yüzyılda korsanların akınları yüzünden fakirleşen kentin yeniden canlanması Augustus zamanıdır. M.S. 4. yüzyılda Roma eyaletleri düzenlenirken Karia ayrı bir eyalet, Halikarnassos metropolisi Aphrodisias olan bu eyalete bağlı bir şehir olmuştur.

Şehir 11. yüzyılda Türklerin eline geçmiş, toprakları içinde kalmıştır. 1402 yılında Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilen şehrin, eski Dor akropolünün olduğu yerde kale inşa edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’u almasına kadar şövalyelerin elinde kalmıştır.

Halikarnassos’ta 1857 yılında Newton tarafından bulunarak frizleri Londra’daki British Museum’a taşınan Maussoleion, dünyanın yedi harikasından biri olarak tanımlanmaktadır. Maussoleion, Maussolos için karısı II. Artemisia tarafından yaptırılan bir mezar anıtıdır. Bugün sadece temel izleri ile frizlerinden bir parça kalmıştır.

Halikarnassos’taki görülebilen diğer kalıntılar ise; yer yer poligonal ve rektagonal tekniğin kullanıldığı surlar ile Roma Çağı tiyatrosudur.

Halikarnas Balıkçısı (d. 17 Nisan 1890, Girit – ö. 13 Ekim 1973, İzmir), asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan, Bodrum’a olan aşkı ile tanınan ünlü Türk roman ve hikâye yazarı.

Abdülhamit devri sadrazamlarından Cevat Paşa’nın yeğeni, valilik ve ordu kumandanlığı yapan Şakir Paşa’nın oğludur. İlk öğrenimini Büyükada’da, orta ve liseyi 1907′de Robert Kolej’de tamamladı. Denizci olmak istemesine rağmen ailesinin ısrarı ile İngiltere’ye gitti. Londra ve Oxford Üniversitelerinde Çağdaş Tarih öğrenimi gördü. İstanbul’a dönünce gazete ve dergilerde yazıları çıkmaya başladı. Aile içi bir sorundan ötürü babası Mehmet Şakir Paşa’yı öldürdüğü için yargılandı ve kısa bir süre (3 yıl kadar) hapis yattı.

1925′te kurulan İstiklal Mahkemeleri’ni yeren 13 Nisan 1925 tarihli “Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler” başlıklı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkum edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey’in önerisiyle kalbentlikle Bodrum’a sürüldü. 3 yıl süren cezası 1924′te sona erdi. Cezasının son yarısını İstanbul’da tamamladıktan sonra, çok sevdiği insanları ve doğal güzellikleriyle kaynaştığı Bodrum’dan uzak kalamadı ve Bodrum’a yeniden dönüp yaklaşık 25 yıl kaldı. Bodrum’un antik çağdaki adı olan Halikarnas’ı mahlas olarak benimsedi. Bodrum’da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı. 1947′de taşındığı İzmir’de yazarlık ve turist rehberliği yaptı. 13 Eylül 1973′te İzmir’de vefat etti. Vasiyeti üzerine Bodrum’a gömüldü.

Edebi Hayatı

1926′dan sonra deniz hikâyeleriyle tanındı. Konularını Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi kıyı ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan çıkardı. İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin elinde olan balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitologya hazinesinden güçlenerek, denize karşı sonsuz bir hayranlıktan gelen şiirli, yer yer aksayan, ama sürükleyip götüren bir anlatımla hikâye ve romana geçirdi.

Yazı ve düşünceleriyle Azra Erhat gibi döneminin önemli aydınlarını etkilemiş bir kişi olarak, çeşitli dillerden yüz kadar da kitap çevirmiş olan ve kendi eserlerinin sonraki baskıları yapılagelen Halikarnas Balıkçısı’na Kültür Bakanlığınca 1971 Devlet Kültür Armağanı verilmiştir.

Geniş bibliyografyası Yeni Yayınlar dergisinin Ekim 1974 sayısındadır. Bütün Eserleri Bilgi Yayınevi’nce toplanıp yayımlanmaktadır.

Cevat Şakir Bodrum’da yaşadığı dönemde arkadaşları ile ilk Mavi Yolculuk fikirini ve uygulamasını gerçekleştirmişlerdir. Bu mavi yolculuklarda yanlarına aldıkları şeyler: Peynir, su, istanköy peksimeti, tütün ve rakı idi. Mavi yolculukta gazete okumaz radyo dinlemezlerdi. Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemektir. Haftalarca denizde kalınır sadece acil ihtiyaçları temin etmek için karaya çıkılırdı. Oysa ki bugün yapılan mavi yolculuklarda her türlü lüks mevcuttur. Bu yolcuklar yazarın edebî eserlerini de büyük oranda etkilemiştir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Halikarnas Balıkçısı

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Halikarnassos hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENAY GONİ (Antonio)

Tarih 08 Mayıs 2009

PENAY GONİ (Antonio), ispanyol müzik tenkitçisi (San Sebastian 1846 – Madrid 1896). Wagner’in eserlerini yaydı. Müzikli komediyi Savundu. Çeşitli dergilerde yazılar yazdı: Artey Patriotismo (Sanat ve Vatanseverlik), La Obra Maestra de Verdi, Carlos Gounod (Verdi’nin Şaheseri; Charles Gouncd). 1878′de İmpresiones Musicales (Müzik üstüne İzlenimler) başlığı altında bir tenkit serisi yayımladı. En önemli eseri, La , Opera Espanola y la Musica Dra-matica en Espana en el Siglo XIX (İspanyol Operası ve XIX. yy.da İspanya’da Dramatik Müzik) [1881]. (m)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENAY GONİ (Antonio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENAUD (Alphonse)

Tarih 08 Mayıs 2009

PENAUD (Alphonse), fransız mucidi (Paris 1950 – ay.y. 1880). Deniz okuluna girdi, fakat birdenbire felç oldu, denizciliği bırakmak zorunda kaldı. Havacılıkla ilgilendi, bu alanın öncülerinden biri oldu. İncelemelerinde kapanan iniş takımlarını, kollu dümeni, ok şeklindeki kanatlan ve Sonradan uçaklarda kullanılan birçok ilkeyi ileri sürdü.
Kauçuktan, küçük motorlar yaptı, hücum açısı ve kuyruğun emniyeti üstünde durarak, uçağın kararlılık şartlarını aydınlattı. 1874′te birkaç metre uçabilen küçük bir mekanik kuş yaptı, uzun ve gövdesi genişleyebilen kablo ile bağlı balon projesini ortaya attı. 1876′da, havalanmayı başaran ilk uçakların özelliklerine benzeyen pervaneli biı âletin patentini aldı. Projelerini gerçekleştirmek için kendisine yardım edecek kimseler bulamadı. Otuz yaşında intihar etti. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENAUD (Alphonse) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENAS, PENATES

Tarih 08 Mayıs 2009

PENAS körfezi, Şili’de (Aysen eyaleti) körfez, Büyük Okyanus kıyısında, kuzeyde Taitao, güneyde Guayaneco yarımadaları arasında. Çok girintili ve çıkıntılı olan kıyısı, birçok koy ve kanalla yanlıdır. Başlıca adası, Javier adaşıdır. (m)

PENATES çoğl. i. (penus, evin iç kısmından «erzak» anlamında lat. k.). Esk. Romalılar ve Etrüsklerde aile ocağını koruyan tanrılar. || Bu tanrıların heykelleri.

— ANSiKL. Penates’ler başlangıçta, teldo-labın iki tanrısı ve bütün evin koruyucularıydı. Aile ocağını koruyan tanrılardan sayıldıkları için onlar gibi birer ev tanrı-sıydılar. Ağaçtan, kilden, mumdan veya fudisinden yapılan heykelleri atrium’da ö-bür ev tanrılarının bulunduğu yere yerleştirilirdi, önlerine yemekler konur, bazı günler de kurbanlar sunulurdu. — Ayrıca, devletin koruyucusu olan kamu penatesleri de vardı. Bunlara, özel mihraplarının (penum) bulunduğu, Roma’daki Vesta tapmağında tapılırdı. Çoğu zaman, paraların üzerinde, başında bir örtü bulunan ihtiyarlar biçiminde, resimlerine rastlanırdı. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENAS, PENATES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENARROYA-PUEBLONUEVO

Tarih 08 Mayıs 2009

PENARROYA-PUEBLONUEVO, İspanya’da (Cordoba ili) şehir, Sierra Morena’nın kenarında; 27 200 nüf. önemli kömür yatakları sayesinde şehirde sanayi gelişmiştir; dökümhaneler, kurşun rafinerileri, süper fosfatlar, kâğıt fabrikaları. (L) PENARTH, Büyük Britanya’da liman şehri, Galler ülkesinin güney kıyısında (Glamorganshire), Cardiff’in güneyinde; 20 900 nüf. Sayfiye merkezi. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENARROYA-PUEBLONUEVO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENANG

Tarih 08 Mayıs 2009

PENANG, esk. Prince of Wales, Malezya’da (Petıang eyaleti) ads, Malakka boğazında; Malezya yarımadasından ve Penang eyaletinin karadaki kısmından Penang boğazı ile ayrılır; 227 km2; 262 700 nüf. Yükseltisi 900 m’yi bulan ve kauçuk ağacı çiftlikleri kurulmuş ormanlarla kaplı olan yüksek tepeler, adanın en canlı kısmı olan kıyı ovalarına hâkimdir; pirinç ve hindistancevizi tarımı, balıkçılık. Karabiber, karanfil ve hindistancevizi başlıca ticaret ürünleridir. Başlıca şehri, George Town. (L)

PENANG, Malezya’da eyalet, Malakka boğazı kıyısında; iki kısımdan meydana gelir. Penang adası ve ona bağlı küçük adalar; kuzeyde, doğuda ve güneyde Kedah eyaletiyle sınırlı olan kara parçası; 1036 km2; 642 200 nüf. Merkezi, George Town. Tepelerdeki büyük tarım işletmelerinde kauçuk üretimi, kıyı ovalarında pirinç ve hindistancevizi yetiştiriciliği başlıca tarım faaliyetidir. Sanayi Butterworth’da ve özellikle George Town’da toplanmıştır.

— Tar. 1786′da Kedah sultanının izniyle İngilizler tarafından işgal edilen Penang, 1800′de bir ingiliz himaye bölgesi haline getirildi; 1826′da Straits Settiements’e girdi. Straits Settlements’ın dağılmasından (1946) sonra Penang Malezya federasyonuna katıldı (1948). [L]

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENANG hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELSENEER (Paul)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELSENEER (Paul), belçikalı zooloji bilgini (Brüksel 1863-ay.y. 1945). Brüksel’de okudu, Lille’de Giard’ın, Londra’da Lankester’in derslerini takip etti. Belçika yükseköğrenim kurumlarından uzak tutulduğu için, 1929′a kadar Gand öğretmen okulunda kimya okuttu. Yumuşakçalar üstünde incelemeler yaptı ve bu konuda birçok eser yazdı. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELSENEER (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELOUSE, PELOUZE

Tarih 08 Mayıs 2009

PELOUSE (Leon Germain), fransız ressamı (Pierrelaye, Seine-et-Oise 1838-ay.y. 1891). lle-de-France ve Normandiya manzaralarını canlandıran tablolarıyle tanınır {Orman içi, Louvre). [L]

PELOUZE (Theophile Jules), fransız kimyacısı ve fizikçisi (Valognes 1807-Paris 1867). 1836′da Almanya’ya gitti. Orada Liebig ile çalıştı. Daha sonra College de France’ta Thenard’m yerini aldı. Petrollerin bileşimini inceledi. Bütün organik asitlerin sentezini sağlayan genel bir tepkimeye dayanarak hidrosiyanik asitten formik asit elde etti. 1834′te nitrilleri buldu ve 1836′da gliserinin bir alkol olduğunu ispatladı. 1839′da, Geliş ile birlikte bütirik asit mayalanmasını keşfetti. Fremy ile birlikte Traite de Chimie Analytique (Analitik Kimya İncelemesi) [1847-1850] adlı bir eser yayımladı. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELOUSE, PELOUZE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELOR, PELORİA, PELORİTANİ, PELORİZM

Tarih 08 Mayıs 2009

PELOR i. İskorpitgillerden kemikli balık; Hint okyanusunda bulunur. (L)

PELORİ i. (yun. peloros, ucube’den fr. pelorie). Bot. Normal yapısı birbakışımlı olan bir çiçek tacının aktinomorf olması. (Yüksükotu, nevruzotu gibi bitkilerde peloriye rastlanır.) [L]

PELORİA çoğl. i. (yun. k.). Esk. Yun. Zeus Pelorios (dev Zeus) onuruna yapılan Tesalya şenlikleri. (Şölen sırasında efendilerle köleler arasında fark gözetilmezdi.) [L]

PELORİTANİ, italya’da kütle. Sicilya’da, adanın kuzeybatısında, Akdeniz kıyısındaki Calava burnu ile Taormina yakınındaki Sant’Andrea burnu arasında. Billûrlu kayalardan meydana gelen ve kenar kısımları ikinci zaman kalkerleriyle örtülü olan kütle çok vahşî görünüşlüdür; geniş ve düz vadiler üzerinde yüzey şekilleri ansızın yükselir; yamaçlar hemen tamamıyle çıplaktır. (L)

PELORİZM i. (yun. peloros, ucube’den fr. pelorisme). Çiçekleri birbakışımlı olan bazı bitkilerde aktinomorf çiçeklerin belirmesi. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELOR, PELORİA, PELORİTANİ, PELORİZM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELOPS

Tarih 08 Mayıs 2009

PELOPS. Yun. mit. Peloponnesos’a adını veren kahraman, Frigya kralı Tantalos’un oğlu. Babası onu parçalara bölerek bir ziyafette tanrılara sundu. Zeus Pelops’u diriltti ve Demeter’in yediği omuzunun yerine fudisinden bir omuz verdi; Pelbps Elis’ten Pisa’ya gitti. Burada, kral Oinomaos, kızı Hippodamea ile evlenmek isteyenleri araba yarışına çağırıyor ve yenerek öldürüyordu. Pelops, Poseidondan aldığı bir kanatlı at veya Oinomaos’un arabacısının yardımıyle yarışı kazandı, Hippodameia’nm babasını öldürerek onunla evlendi ve kral oldu. Manisa (Sipylos) dağının bir çukurunda Pelops’un tahtı, Elis Olympia’sındaki Altis adlı kutsal koruda da mezarının bulunduğu söyleniyordu. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELOPS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLİOT (Paul)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLİOT (Paul), fransız sinoloğu (Paris 1878-ay.y. 1945). Hanoi’de, Uzakdoğu Fransız okulunda cince profesörlüğü yaptı (1901), Orta Asya’da arkeolojik keşiflerle görevlendirildi (1906-1909); VI. ve XI. yy.-dan kalma cince, tibetçe, türkçe, sogdca ve ibranice metinler buldu. College de France’ta profesör (1911) ve Societe Asiatique başkanı (1936) oldu. Başlıca eserleri: Les Grottes de Tuenhuang (Tuenhuang Mağaraları) [1920-1924], Jades Archaiques de la Chine (Çin’de Eski Yeşim Taşları) [1925], La Mission Pelliot en Asie Centrale (Orta Asya’da Pelliot Misyonu) [1924], Les Mongols et la Papaute (Moğollar ve Papalık) [1922-1923]. (L)

Soğdca:
Soğdca Orta Asya’da Soğdların kullandıkları Hint-Avrupa dil ailesine bağlı, İran kökenli antik bir dil.

9′ncu yüzyıla kadar ipek yolu üzerinde konuşulan en önemli dil olmuş olan Soğdca, Soğdların gitgide daha çok Türklerin arasında kalmaları ve Türkçe konuşmaya başlamaları ile önemini kaybetmiş ve hatta sonunda tamamen kaybolmuştur. Türkçe konuşan Soğdlar Türklere karışıp bunların arasında eriyip gitmişlerdir.

Günümüzde bu dilin en son kalıntıları oldukları düşünülen, Afganistanın bazı dağ köylerinde, çok az insan tarafından konuşulan Soğdcaya benzer bir dil vardır. Afganistan ve Tacikistan’ın yüksek yaylalarında Soğd diline yakın bazı diller halen yaşamaktadır. Ancak 10.yy.’dan itibaren Anadolu’ya Türk ve Moğollar’ın önünden gelerek yerleşen Soğd kabilelerinden bazıları dillerini kısmen sürdürmektedirler. Kars, Ankara(Haymana), Adapazarı(Akyazı) Soğdca’nın yaşadığı bilinen son varislerinin yerleşim yerleridir.

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİOT (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLİ, PELLİONELLA, PELLİONİA

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLİ dağı veya PİLLİ dağı, Van gölü gündeyinde Güneydoğu Toroslar’ın yüksek bir doruğu; yüksl. 3 060 m. (M)

PELLİONELLA i. Kurtçuk iken kürkleri ve postları kemiren güve. (ilmî adı Vinea pel-lionella. Güvegillerden.) [L]

PELLİONİA i. Guzelyapraklı sürüngen ot. (Isırgangillerden.)
— ANSiKL. Pellionia’mn çiçekleri iki evcikli, yaprakları kısa bir sapın ucunda çifttir. Asya’nın tropikal bölgelerinde yirmi beş kadar türü yetişir. Çinhindi’nde yetişen iki türü limonluklarda sarmaşık gibi yetiştirilir. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİ, PELLİONELLA, PELLİONİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLİCO (Silvio)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLİCO (Silvio), italyan yazarı (Saluzzo 1789-Torino 1854). Oldukça sıkı bir din eğitimi gördü, fakat Lyon’da kaldığı sırada akılcı ve liberal fikirlere yöneldi. Milano’ya dönünce Monti ve Foscolo ile ilişki kurdu. Birkaç başarısız trajedi yazdı. Yurtseverlik duygularını işleyen Francesca da Rimini (1815) adlı eseriyle ün kazandı.
Zengin bir ailenin yanında eğitmen oldu. Madam de Stael, Schlegel, Thorvaldsen ve Francesca da Rimini’yi İngilizceye çeviren Byron ile tanıştı. Milano’da çıkan İl Conciliatore gazetesinde romantizm üstüne birkaç makale yazdı. Carbonaro olabilmek için hangi şartları yerine getirmek gerektiğini soran bir mektubu postaya vermek ihtiyatsızlığında bulundu. Bu yüzden tutuklandı ve ölüm cezasına çarptırıldı (1820). 1822′de cezası on beş yıl ağır hapse çevrildi. Bu cezayı Spielberg’teki Brno hapishanesinde çekti. 1830′da aftan yararlandı, Torino’ya yerleşti. Le Mie PrigionVyi (Hapisteki Hayatım) [1832] yayımladı. Hapiste çektiği acıları dile getiren eserde, gençliğindeki hıristiyan inançlarına döndüğünü açıklar. O zamandan sonra liberal hareketler ve yurtseverlik hareketlerine karışmadı. Hayatının son yıllarında, Torino’da marki Barolo’nun yanında kütüphane memuru olarak çalıştı. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİCO (Silvio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLİCAN, PELLİCİER

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLİCAN. Bk. KURSCNER (Conrad). PELLİCER (Carlos), meksikalı şair (Mexico 1899). özellikle Villa Hermosa’da Venta parkını kurarak önemli müze faaliyetlerinde bulundu. Gerçeküstücülüğün etkisiyle tropikal dünyaya, kolomböncesi efsanelere yöneldi (Colores en el Mar y Otros Poemas [Denizin üstündeki Renkler ve Başka Hikâyeler], 1921; Practica de Vuelo [Uçmağa Çalışmak], 1956; Con Palabras y Fuego [Kelimeler ve Ateşler], 1963). [L]

PELLİCİER veya PELLİSSİER (Guillau-me), fransız rahip ve diplomatı (Manguio 1490′a doğr. Montferrand, Montpellier 1568). Maguelonne piskoposu (1529) idi. François I tarafından önemli görüşmeleri yürütmekle görevlendirildi: Cambrai antlaşması (1529), geleceğin Henri H’sinin Catherine de M6dicis ile evlendirilmesi (1533). Venedik’te elçilik yaptı (1540-1542). Sonra piskoposluğuna döndü. Geniş kültürü, liberalizmi, dünya hayatına bağlılığı, Rabelais’yi koruması, Protestanlara karşı hoşgörülü davranmasıyla örnek bir hümanist din adamıydı

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİCAN, PELLİCİER hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLİA, PELLİBRANCHİATA

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLİA i. Ağaçların üzerinde çok görülen yapraklı ciğeryosunu. (L)

PELLİBRANCHİATA çoğl. i. Arttansolun gaçlı yumuşakçalar grubu; elysia’lar gibi sahici solungacı ve sırt kabarcığı bulunmayan, solunumunu bütün vücut yüzeyini saran kirpiklerle yapan yumuşakçaları kapsar. (Bu küçük grup böylece hem tectibranchiata, hem de nudibranchiata grubundan ayrılır.) [L]

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİA, PELLİBRANCHİATA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLEW (Edward)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLEW (Edward), birinci Exmoueth kontu, ingiliz amirali (Dover 1757-Teign-mouth, Devonshire 1833). önce Amerika savaşında, sonra Devrim ve İmparatorluk Fransa’sı ile yapılan savaşlarda yararlık gösterdi. 1816′da Cezayir’e yapılan bir seferi başarıyle yönetti. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEW (Edward) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLETİER

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLETİER (Bertrand), fransız kimyacı ve eczacısı (Bayonne 1761 – Paris 1797). 1795′-te £cole Polytechnique’te profesör oldu. Fosfor, metal fosfürleri, sabun yapımı v.b. konularda araştırmalar yaptı. (L)
PELLETİER (Pierre Joseph), fransız eczacısı (Paris 1788 – Clichy-la-Garenne, Seine 1842). Bertrand Pelletier’nin oğlu. Paris Yüksek Eczacılık okulunda tabiat tarihi profesörü (1825). önce reçineleri inceledi, 1817′de ipeka kökünden daha sonra «emetin» adiyle tanınan kusturucu maddeyi elde etti. Kolesterol üstündeki çalışmaları, Caventon ile verimli bir işbirîiğin başlangıcı oldu. Onunla birlikte striknin’i (1818), brusin’i (1819), veratrin’i, sevadik asiti ve kinin’i (1820) keşfetti. «Modern tedavinin en büyük keşfi» diye adlandırılan bü son keşfin ardından kinin sülfat’ın yapım usulünü buldu. 1832′de, J. Pelletier afyondan narsein ve tebain elde etti. (L)

PELLETİER (Wilfred), kanadalı orkestra yöneticisi (Montreal 1896). 1914′te Quebec eyaleti Avrupa ödülünü kazanarak Paris’e gitti. Burada İsidore Philipp, Marcel Ro-usseau, Charles Marie Widor ve Camille Bellaigue’den müzik dersi aldı. 1917′de Ne w York Metropolitan operasında yardımcı orkestra yöneticisi, 1932′de de yönetici oldu. özellikle fransız ve italyan eserleri üstünde uzmanlaştı. Ayrıca Metropolitan operasının Montreal, Chicago ve San Fran-cisco’da verdiği açıkhava konserlerini yönetti. (M)

PELLETİER – VOLMeRANGES (Benoit), fransız oyun yazarı (Orleans 1756-Paris 1824). önce aktörlük yaptı, sonra oyunlar yazdı: Le Devoir et la Nature (ödev ve Tabiat) [1797, dram]; Le Mariage du Capucin (Kapüsen’in Evlenmesi) [1798, komedi]; Clemence et JValdemar (1801, dram); Les Freres â l’Epreuve (Kardeşler Sınavda) [1806, komedi]; La Comtesse de Narbonne ou le Fils Vengeur (Narbonne Kontesi veya öç Alan Oğul) [1816, melodram]. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLETİER hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLETAN

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLETAN (Camille), fransız siyaset adamı (Paris 1846 • ay.y. 1915). Eugene Pel-letan’m oğlu. La J us tice gazetesinin başyazarı (1880) ve radikal milletvekili (1881-1912) oldu. J. Ferry’nin sömürge siyasetiyle, Boulanger’cilikle mücadele etti. Combes kabinesinde denizcilik bakanı (haziran 1902) oldu; Kiliseye karşı tutumu, deniz kuvvetlerine demokratik bir sistem getirmek ve görenekleri sarsmak isteği, sağ kanadın şiddetli tenkitlerine ve kabinenin düşmesine (ocak 1905) yol açtı. Sosyalistlerle birleşme ve Kilise ile Devletin ayrılması konusunda etken bir rol oynadı. Senatör oldu (1912). Başlıca eserleri: Associations Ouvrieres dans le Passe (Geçmişte İşçi Birlikleri) [1874]; Le Comite Central et la Commune (Merkez Komitesi ve Komün) [1879]. (L)

PELLETAN (Eugene), fransız siyaset adamı (Saint-Palais-sur-Mer 1813 – Paris 1884). La Presse’de Girardin ile beraber çalıştı (1837). Sürekli gelişme teorisini ortaya attı (La Profession de Foi âu XIXe Siecle [XIX. yy. İnanç Bildirisi], 1852). Milletvekili oldu (1863-1870). İmparatorlukla kıyasıya mücadele etti. Tribüne adlı gazetenin başyazarlığını yaptı (1868). Millî Savunma hükümetinde millî eğitim bakanlığına getirildi; milletvekili (1871), Radikal partiden senatör seçildi (1876); daha sonra daimî senatör oldu (1884). Eserleri: Les Droits de l’Homme (insan Hakları) [1888]; La Femme du XJXC Siecle (XIX. yy. Kadını) [1869]; Dieu est-il Mort? (Tanrı öldü mü?) [1883]. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLETAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLERİN,

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLERİN (Jean), fransız şairi (Pontc-harra, İşere 1895 – Le Châtetard 1921). Lirizmle alayı ustaca kaynaştıran şiirlerinin çoğu ölümünden sonra, Le Bouquet tnutile (Gereksiz Demet) [1933] adiyle yayımlandı. Fantezisi okulun başlıca temsilcilerindendir.

PELLERİN (Jean – Victor), fransız yazarı (Paris 1889). Yazdığı birçok tiyatro eseri Gaston Baty tarafından sahneye kondu: T ete de Rechange (Yedek Kafa) [1926]; Cris des Coeurs (Gönül Çığlıkları) [1928]; Terrain Vague (Boş Arsa) [1931]. Ayrıca şiir kitapları yayımladı: Ailleurs (Başka Bir Yerde) [1959]; Miel et Fiel (Bal ve Zehir) [1962]; Pour et Contre (Lehte ve Aleyhte) [1967]. (L)

PELLERİN (Joseph), fransız nümismatı (Marly-le-Roi 1684 – Paris 1782). Sikkeler üstünde incelemeler yaptı ve 32 500 ender parça topladı. Koleksiyonunu Louis XVI’-ya sattı. Recueil des Medailles des Rois, Peuples et V ille s (Kral, Halk ve Şehir Madalyaları Koleksiyonu) [1762-1778] adiı bir eser yazdı. (l)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLERİN, hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLEGRİNO

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLEGRİNO (MONTE), italya’da doruk, Sicilya’da, kuzeyde Palermo ovasına ve Palermc şehrine hâkimdir; yükseklik 606 m. (L)

PELLEGRİNO de’ Pellegrini. Bk. TİBALDl (Pellegrino ve Domenico).

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRİNO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLEGRİNİ

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLEGRİNİ (Domenico), italyan müzik-çisi (XVII. yy.). Gitar virtüözüydü; bu çalgı için bir müzik kitabı yayımladı (1650); ses ve çalgı için parçalar besteledi. (M)

PELLEGRİNİ (Domenico), italyan ressamı (Galilere Veneta 1759 – Roma 1840). Venedik akademisinde L. Gallina’nın öğrencisiydi. Portrede A. Longhi’nin yolunda yürüdü. A. Canova tarafından himaye edilen Pellegrini, Roma’da D. Corri’nin yanında bilgini arttırdı. Birçok yolculuk yaptı: Paris’e, Londra’ya (1792-1803) gitti. Londra’da Fr. Bartolozzi tarafından himaye edildi ve ingiliz portre ressamlarının üslûbunda birçok portre yaptı. Daha sonra Lizbon, Venedik, Napoli ve 1820′den sonra da Roma’ya gitti. (M)

PELLEGRİNİ (Ferdinando), italyan müzikçisi (Napoli 1715′e doğr. – XVIII. yy. sonları). Klavsenciydi. 1750-1760 Arasında Paris ve Londra’da konserler verdi. Klavsen için, 1754-1768 arasında yayımlanan, birçok parça besteledi. (M)

PELLEGRİNİ (Giovanni Antonio), italyan ressamı (Venedik 1675 – ay.y. 1741). Venedik, Paris, Londra. Dresden ve Viyana’da yaşadı. Londra’da (1708-1712) Akademi Yönetim kuruluna katıldı. Dresden’de seçici prensin hizmetinde bulundu. Alegorik resim ve portreler (Augsburg müzesi) yaptı; öbür eserleri: Hamlet’in Annesi (Cenova); Hebe (Roma, San Luca akademisi). [L]

PELLEGRİNİ (Vincenzc), italyan müzikçisi (Pesaro XVI. yy.ın ikinci yarısı – Milano 1636). Milano katedralinde kapella yöneticiliği yaptı (1611-1631). Selefi Giulio Cesare Gabussi’nin bestelerini derledi, daha sonra buna kendi besteleri ile bazı mi-lanolu müzikçilerin eserlerini ekleyerek 4 kitap halinde yayımladı: Pontificalia Amb-rosianae Ecclesiae ad Vesperas. Ayrıca org için on üç şarkı fatte alla francese (1599), dinî eserler: 4 ve 5 sesli sekiz missa (1603), on Magnificat (1613), motetler ve Litaniae Ambrosianae et Romanae adı altında kilise duaları besteledi. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRİNİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLİZZİ (Camillo)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLİZZİ (Camillo), italyan edebiyatçısı sosyologu (doğ. Collegno 1896). Londra üniversitesinde 1920-1939 arasında ital-ır.ca profesörüydü, 1939-1943 arasında da Messina ve Floransa üniversitelerinde genel terlet doktrini (bu öğretiye sonradan faşizm gretisî adı verildi) dersleri verdi. 1948′de Frransa Üniversitesi Sosyoloji kürsüsüne çeçti. Ayrıca italyan ve ingiliz edebiyatiyle uğraştı. Başlıca eserleri: Le Lettere 1ta-iume del Nostro Secolo (Çağdaş İtalyan E-ftci /atı) [1929]; İl Teatro İnglese (İngiliz ratrosu) [1933]; Una Rivoluzione Manca-Başansız bir Devrim) [1948]; Simbolo e etâ (Sembol ve Toplum) [1950]; La De-crazia e la Politica di Massa (Demokra-re Kitle Siyaseti) [1952]; Discussion sans _ •; landage (Pazarlıksız Tartışma) [1956]; ::al;an Sociology in Our Century (Çağdaş riyam Sosyolojisi ,[1957]. (M)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİZZİ (Camillo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLEGRİNİ (Carlos),

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLEGRİNİ (Carlos), arjantinli siyaset adamı (Buenos Aires 1848 – ay.y. 1906). Bir italyan göçmeninin oğlu. Savaş bakanı (1880-1885). senatör (1881), başkan yardımcısı (1886), sonra cumhurbaşkanı oldu.(1890-1892). Maliyeyi sağlamlaştırdı ve Millî bankayı kurdu (1891).

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRİNİ (Carlos), hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLEGRİNİ (Carlo)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLEGRİNİ (Carlo), ingiliz karikatürcüsü (Capua, İtalya 1839 – Londra 1889). Babasının Capua’da toprakları vardı, annesi Medici’lerdendi. Babasından kalan serveti tükettikten senra Garibaldi’nin ordusuna katıldı. Volturno ve Capua’da savaştı. 1864′te İngiltere’ye gitti ve karikatürcülüğe başladı. 1863 Ocağından ölümüne kadar, başta Disraeli’nin olmak üzere, yüzlerce kişinin karikatürünü Vanity Fair’ât «Singe» (daha sonra «Ape») imzasıyla yayımladı.

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRİNİ (Carlo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLEGRA

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLEGRA i. (lat. pellis, deri ve yun. agra, yakalama > fr. pellagre’dan). Tıp. Derinin açık kısımlarında eritemli döküntüler, sinir ve mide  bağırsak bozukluklarıyle kendini belli eden ve vitaminsizlikten ileri gelen genel hastalık.

— ANSiK. Pellegra özellikle ilkbaharda ortaya çıkar. Yüzde, boyunda ve ellerde kaşıntılı eritemler görülür; eritemli plakalar su keseleriyle kaplanır, sonra kurur; deri pullanıp dökülür. Deri olaylarıyle beraber sindirim bozuklukları (kırmızı dil, aftlı stama-tit, gastrit belirtileri, ishal) ve akıl bozuklukları ortaya çıkar. Hastalık çok zaman müzmin bir gelişme ile ilkbaharda ve yazın artışlar gösterir (güneşle temasın rolü). Tek belirtili şekillerine çok rastlanır. Pellegra PP vitamini veya nikotinik amit yokluğuna bağlı bir hastalıktır; hayvansal protein azlığından ileri gelir. PP vitamini ile tedavi çok etkili sonuçlar verir. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLE (Maurice Cesar Joseph)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLE (Maurice Cesar Joseph), fransız generali (Douai 1863-Toulon 1924). Ecoie Polytechnique’in topçu bölümünü bitirdi. Berlin’de askerî ataşelik yaptı (1911). İdarî işler âmiri (1914) ve Joffre’un yanında yardımcı general (1915) oldu. 1917′de 15. kolorduya komuta etti. 1918 Martındaki alman saldırısında düşmana Oise yolunu kapayarak yararlık gösterdi. Savaştan sonra, Çekoslovakya’ya gönderilen fransız askerî kuruluna başkanlık etti (1919) ve İstanbul’da Fransa Yüksek komiserliği yaptı (1920). 23 Nisan 1923′te başlayan Lozan konferansının ikinci devresine fransız delegesi olarak katıldı. (L)

Pelleas et Melisande, beş perde ve on üç tabloluk müzikli dram. Librettosu Maeter-linck’in bir eserinden alınan bu dramı Debussy besteledi. İlk defa Messager yönetiminde Mary Garden, Jean Perier, H. Duf-rane ve F. Vieuille’ün katılmasıyle Opera Comiqu,e’te temsil edildi. Orta yaşlı senyör Golaud, zarif Melisande ile evlenir. Üvey kardeşi Pelleas genç kadına âşık olur. Kuşkulanan Golaud, kıskançlıktan Pelleas’ı öldürürken Melisande’m da ölümüne sebep olur. Olayın üstü kapalı bir biçimde gelişmesi, karşılıklı recitativo biçimindeki dramatik şarkının sürekli olarak duyulması, tek ve toplu söylenen şarkı bulunmayışı, senfonik unsurun silinmesi, orkestrada leitmotiv’in ve beş tonlu gamın kullanılması bu müzikli eserin başlıca özellikleridir. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLE (Maurice Cesar Joseph) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLAN (Alfred)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLAN (Alfred), kanadalı ressam (Quebec 1905). önceleri gerçekçiydi sonra gitgide kübizme ve gerçeküstücülüğe yöneldi. Montreal’e yerleşti, tiyatro dekorları ve döşemecilik maketleri yaptı. Parçalı şekillerin ve parlak renklerin bir fışkırması olatak nitelenen eserleri Quebec Eyalet müzesi, Ottavva Millî galerisi ve Paris Art Moderne müzesi koleksiyonlarında yer alır. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLAN (Alfred) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELL A, PELLA, PELLAEA

Tarih 08 Mayıs 2009

PELL A i. (isp. k.). Metalürji Yapısında, ağırlığının üçte ikisi kadar civa bulunan gümüş malgaması. (L)

PELLA. Esk. coğ. Filistin’de (Peraia) şehir, M.ö. IV. yy.a doğru Petra yakınında kuruldu. Kudüslü hıristiyanlar M.ö. 70 kuşatmasından kısa süre önce buraya sığındılar. (L)

PELLA. Esk. coğ. Makedonya’da şehir, Emathia’da, M.ö. yaklaşık olarak 400′-den 168′e kadar Makedonya krallığının başkentiydi; senra bir roma kolonisi haline geldi. Birkaç yıkıntı. (L)

PELLA, Yunanistan’da il, Makedonya’da; 133 100 nüf. Merkezi Edessa. (L)

PELLAEA i. Orta ve Güney Amerika’da kuıak bölgelerde yetişen eğreltiotu. Birçok türü (Pellaea falcata, P. viridis, P. rotun-difolia) süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilir. (Eğreltiotugillerden.) [L]

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELL A, PELLA, PELLAEA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELL (John)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELL (John), ingiliz matematikçisi (Southwick, Sussex 1611 – Londra 1685). Cambridge üniversitesine bağlı Trinity kolejinde okudu. 1630′da buradan mezun oldu. 1643-1646 Arasında Amsterdam’da, 1646-1652 arasında da Breda’da matematik öğretmenliği yaptı. 1654-1658 Arasında Oliver Cromwell’in temsilcisi olarak İsviçre’nin Protestan kantonlarında bulundu. Daha sonra İngiliz kilisesinde görev aldı: 1661′de Fobbing’de, Essex bölge papazı, 1663′te de yine Essex’te Laindon papazı oldu. Bu iki görevi de ölümüne kadar sürdürdü.

Pell özellikle İngiltere’de (bölme) işaretini ortaya atmakla ve Pell denklemini (x2 — Dy2 = 1; burada D, kare olmayan herhangi bir integral’dir) kurmakla tanındı. Thomas Branker, Rhonius’un, bu denklemin yer aldığı, Algebra adlı eserini çevirmişti; bu tercümenin düzeltilmiş baskısını PelJ yayımladığı için (1668) denkleme onun adı verildi. Pell ayrıca matematik ve astronomi konularında da birçok eser yayımladı. Matematik alanındaki incelemelerinin elyazması metinleri British museum’dadır.

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELL (John) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELİT

Tarih 08 Mayıs 2009

PELİT i. (yun. pelos, kil’den fr. pelite). Çok küçük taneli (çapı birkaç mikron) kırıntılı tortul kaya. (Organik çamur veya balçıktan meydana gelene tutturulmamış pelit denir; ayrıca tutturulmuş pelit veya asıl pelit de vardır. Bazı pelitler glokonilidir.) [L]

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELISSİER (Aimable Jean Jacques)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELISSİER (Aimable Jean Jacques), Malakoff dükü, Fransa mareşali (Maromme 1794 – Cezayir 1864). 1815′te Ren ordusunda ilk defa savaşa katıldıktan sonra Cezayir’de hizmet gördü. Birinci Kabiliye sefer t ne kumanda etti. Bu seferde 1852′de Laghouat’yı zaptetti. Kırım savaşında I. Kolordu kumandanıydı. Mayıs 1855′te Canrobert’in yerine Kırım’daki fransız ordusunun başına geçti ve Malakoff tabyasını ele geçirmek başarısını gösterdi. Bu başarı, mareşalliğe yükselmesini ve dük unvanını almasını sağladı. 1858′de Londra büyükelçisi oldu. 1860′-ta Cezayir valiliğine tayin edildi, ölünceye kadar bu görevde kaldı. —Kardeşi PHiLiPPE (Vouges, Cöte-d’Or 1812-Paris 1887). 1861′de general oldu ve Paris kuşatmasında kuzey bölge topçusuna kumanda etti. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELISSİER (Aimable Jean Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELİNDABA, PELİON

Tarih 08 Mayıs 2009

PELİNDABA, Güney Afrika’da (Transvaal) yer, Pretoria yakınında, 1965′te hizmete giren nükleer reaktör. (L)

PELİON, yun. Peleion, yaygın şekliyle Pilio, Yunanistan’da kütle, Tesalya’nın güneydoğusunda, Volos körfeziyie Ege denizi arasında; 1 651 m. Doruklarından birinde Eskiçağda Zeus Akraios tapınağı vardı; altındaki mağara mitolojiye göre Kheiron’un inidir. Devler tanrılara karşı giriştikleri savaşta Olympos’a tırmanabilmek için Pelion’un üstüne Ossa’yı yerleştirdiler. Kentauroslar burada oturdu. Thetis ve Peleus burada evlendi ve Argonautlar buradan yola çıktılar. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELİNDABA, PELİON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELİKÜL, PELETİYERİN

Tarih 08 Mayıs 2009

PELETİYERİN i. (fr. pelletierine). Eczc. Tanret tarafından nar ağacının (Punica gra-natum) kök kabuğundan saf olarak elde edilen alkaloit.

— ANSİKL. Eczc. Peletiyerin sülfat, peletiyerin ve izopeletiyerin sülfatlarının karışımı.
anaları tarafından yarı sindirilmiş hazır besinlerle beslenir. (L)

PELİKÜL i. (fr. pellicule). Bk. FİLİM. PELİN i. Çok acı ve keskin kokulu otsu bitki; boş topraklarda, kumsallarda, kayalıklarda tabiî olarak yetişir; ayrıca bahçelerde ve saksılarda yetiştirilir, büyük pelin (Artemisia absinthum) ve küçük pelin (A. pontica) diye iki türü vardır. (Bileşikgillerden.) [M]

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELİKÜL, PELETİYERİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELETIER

Tarih 08 Mayıs 2009

PELETİER (Jacques), fransız bilgini ve yazarı (Le Mans 1517 – Paris 1582). Mans piskoposu, Rene du Bellay’in sekreteriydi. Sonra Bayeux kolejinin yöneticiliğine getirildi, tıp okudu, hekimlik yaptı, öldüğünde Mans kolejinin yöneticisiydi. Dialogue de l’OrtograpHe’ta (İmlâ Diyalogu) fransız imlâsını fonetik imlâ olarak yenileştirmeğe çalıştı. Art Poctigue d’Horace’ı (Horatius’-un Şiir Sanatı) [1545] manzum olarak Fransızcaya çevirdi. Bunu Art Poetiçue Français (Fransız Şiir Sanatı) [1555] adlı eseri takip etti. Kolay anlaşılır bir şairdi, fakat fazla incelik taraf lısıydı. Yayımladığı eserler: Les Oeuvres Poetiçues (Şiirler) [1547] ince bir tabiat duygusuyle ilgi çeker; VAmour des Amours (Sevgilerin Sevgisi) [1555] ve devamı olan UUranie (Petrarca tarzı şiirlerle bilimsel şiirlerin karışımı); La Savoie (1572); Les Louanges (övgüler) [1581] ve matematik kitapları. 1547′de dü Bellay ve Ronsard ile tanıştı. Ronsard, önce G. Des Autels’e ayırdığı yeri J. Peletier’ye vererek, onu Pl&ade topluluğuna aldı (1555). [L]

Jacques Peletier (French poet)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELETIER hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELESENK

Tarih 08 Mayıs 2009

PELESENK i. (ar. belesân’dan). Dalbergia*nın Amerika’da yetişen çeşitli türlerinden elde edilen değerli kereste. (Bk. ANSiKL.) |] Türlü bitkilerden çıkarılan kokulu reçine.

— DEY. (Bir şeyi) Diline pelesenk etmek, o şeyi sık sık söylemek.

— ANSiKL. Pelesenk’leı genel olarak brezilya pelesengi ve Honduras pelesengi diye ikiye ayrılır. Birincisi, Dalbergia nigra, D. Cubilquitzensis, D. Spruceana gibi türlerden elde edilir. Değişik renklerde (kahverengi, mor veya esmer, hattâ vişne çürüğü), ağır, sert, kaplamacılıkta çok makbul sayılan, mobilya, fırça, bıçak sapı yapımında ve tornacılıkta kullanılan bir kerestedir. Mobilyacılıkta XVIII. yy.dan itibaren kullanılmağa başlandı ve XIX. yy.ın bronz işlemeli mobilyalarında moda haline geldi. Honduras pelesengi, diğer adiyle rosewood Honduras veya nagaed wood (A.B.D.) D. Stewensonii’ûtn elde edilir. Oldukça kaba, fakat işlenince güzelleşen bir kerestedir; mobilyacılıkta ve lavtacılıkta kullanılır; ama ihracatı öbürüne göre çok düşüktür. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELESENK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELERİN DE MARİCOURT

Tarih 08 Mayıs 2009

PELERİN DE MARİCOURT (Pierre EE), fransız filozofu (XIII. yy.da Maricourt’da doğdu). Paris’te Roger Baccn’un hocasıydı. Mıknatıs konusunda önemli bir mektubu (Epistola de Magnete) vardır. Sigu de Fousancourt adında birine yazdığı ve ilk olarak 1558′de yayımlanan bu mektupta, magnetizmanın ve deneysel metodun temellerini atar. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELERİN DE MARİCOURT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELERİN

Tarih 08 Mayıs 2009

PELERİN i. (fr. pelerine’ten). Omuzlardan aşağıya doğru inen, geniş, kolsuz ve çoğunlukla kapüşonlu bir çeşit giyecek, üstlük: Ama bana da İSİ ermin’in resmin-deki gibi kukuletalı bir pelerin giydireceksiniz (Kemal Tahir). Çarşaflarının etekleri dar, pelerinleri kısa, inik peçeleri inceydi (H. E. Adıvar).

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELERİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Ansiklopedi Başlıklar

Tarih 07 Mayıs 2009

İyibilen Ansiklopedisi iyi bilen yazarları tarafından çeşitli güvenilir kaynaklardan derlenerek hazırlanmaktadır. Özgür, bağımsız, ücretsiz, bir web ansiklopedisidir.  Sürekli büyümekte yeni bilgiler, resim, video ve haritalar eklenmektedir. Lütfen telif hakları ve genel ahlak kurallarına aykırı bir durum gördüğünüzde bizimle irtibata geçiniz.

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ansiklopedi Başlıklar hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELENG

Tarih 07 Mayıs 2009

PELENG i. (fars. k.). Esk. Kaplan. || Peleng âheng, kaplan gibi.

♦ Pelengâne zf. Esk. Kaplan gibi: Sığmamış sadr-ı pelengânene kalb-i şirin i Yetmemiş kudretine şöhret-i âlem-gırin (Tevfik Fikret).

♦ Pelengî sıf. Esk. Çizgili ve benekli (şey). (M)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELENG hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELEMİR

Tarih 07 Mayıs 2009

PELEMİR i. Tarlalarda yetişen, sarı, beyaz, mavi veya mor çiçekli büyük bitki. (İlmî adı Cephalaria syriaca. Tarakotugillerden.)

— ANSiKL. Pelemir’ler bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir; dayanıklı bir bitki olduğundan, bahçenin, devamlı bakım istemeyen köşelerine dikilir. (E)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEMİR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELEMANS (Willem)

Tarih 07 Mayıs 2009

PELEMANS (Willem), belçikalı besteci (Anvers 1901). Lirik eserler (Le Petit Soldat de Plomb [Küçük Kurşun Asker], 1945; Le Combat de la Vierge et du Diahle [Bakire İle Şeytan'ın Çatışması], 1949; De Mannen van Smeerop, 1963), bir bale, yedi senfoni, iki piyano konçertosu (1945, 1950), bir keman konçertosu (1945), bir oratoryo (1929), oda müziği, on altı piyano sonatı besteledi. (E)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEMANS (Willem) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELEİA, PELEİAS, Pelekamon

Tarih 07 Mayıs 2009

PELEİA. Esk. coğ. Anadolu’da (Karia bölgesi) şehir. Eski yazarların verdikleri bilgilere göre, M.ö. 452-451 ve M.ö. 428-427 yılları arasında Attike – Delos Deniz birliği listelerinde adı geçtiğinden, bu birliğe üye olduğu kabul edilir. Paton ve Myres, Bodrum (HalikarnaSsos) şehrinin kuzeybatısında Türkmen dağı üzerinde yer alan küçük bir Lelegler (Leleges) yerleşmesinin yakınındaki Pelen adını taşıyan yeri eski Peleia olarak kabul ederler. (M)

PELEİAS’LAR çoğl. i. (yun. k.). Dodone’de Zeus kehanet yerindeki rahibelere verilen ad. (L)

Pelekamon (Maltepe) savaşı, bizans imparatoru Andronikos III Palaiologos ile Orhan Beyin kuvvetleri arasında yapılan (mayıs 1329) savaş. Andronikos, Orhan Gazi tarafından kuşatılan İznik (Nikaia) şehrini kurtarmak için Pelekamon’a gelerek, Orhan Bey’in kardeşi Pazarlu Bey kumandasındaki türk kuvvetleriyle savaştı; fakat yenilerek İstanbul’a döndü. Bizans ordusu paniğe kapılarak bozuldu; birçok rum soylusu öldü. (M)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEİA, PELEİAS, Pelekamon hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELEE dağı

Tarih 07 Mayıs 2009

PELEE dağı, Martinik’te volkanik doruk, adanın kuzey ucunda; 1 397 m. Pelee dağı 1792′de ve 1851-1852 yılları arasında birkaç defa püskürdü, nisan 1902′de yeniden canlandı ve 8 mayısta toprak üzerinde yuvarlanarak giden «kızgın bir bulut» Saint Piere’i yıktı. Hemen hemen katı haldeki lavların birikmesiyle doruk üzerinde meydana gelen sivri çıkıntılı kubbede kısa süre sonra çöktü. 1929-1932 Arası tekrar patlayan yanardağ gene kızgın bulutlar çıkardı ve eski doruktan 100 m kadar yüksek bir kubbe meydana geldi. Saint-Vincent kükürt ocağı ile Orta Amerika’daki bazı yanardağlarda da aynı zamanda püskürmeler kaydedildi.

— Jeolojik. Pelee tipi yanardağ püskürmesi, hemen hemen katı halde bulunan ve hızla katılaşma özelliği gösteren lavın yer kabuğu içine sokulmasıyle nitelenen, lav yığınları ve şiddetli patlamalarla kızgın bulutlar oluşturan yanardağ püskürme tiplerinden biri. (Buharlar saydamsız ve koyu renklidir; volkan aygıtında kratersiz bir lav yığını vardır; bazen, Pelee dağında olduğu gibi, sivri bir lav doruğu da oluşur.) [L]

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEE dağı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELE

Tarih 07 Mayıs 2009

PELE i. (fars. k.). Esk. Terazi kefesi. || Merdiven basamağı. || Çark dişi. (M)

PELE (Edson AranteS do nasçimento,demir)

PELE A i. Güney afrika antilobu. (Keçi antilop veya kaya antilobu da denen Pelea capreolus [Boer'ler rehbok derler] dağ keçisine benzeyen bir antiloptur; kılları boz ve yün gibi yumuşak, kulakları iridir. Dağlık bölgelerde yaşar.) [L]

PELECANOIDES i. Siyah ve beyaz tüylü, tıknaz gövdeli küçük dalgıç kuşu; güney denizlerinde yaşar. (Pelecanoides’ler kanatlan zayıf olduğu için az uçar, fakat kolayca suya dalabilir. Fırtınakuşları takımının pelecanoididae familyasından.) [L]

PELECiNUS i. Zoolv Tropikal Amerika’da yaşayan çok uzun karınlı ichneumon. (Zarkanatlıların ichneumonidae familyasından.) [E]

PELECYPHORA i. Mamillaria’ya yakın kaktüs cinsi. (Meksika asıllı Pelecyphora aselliphormis limonluklarda süs bitkisi olarak yetiştirilir.) [E]

PELECYPODA çoğl. i. BAŞSIZLAR, IKl-ÇENETLİLER veya YASSISOLUNGAÇLILAR da denen yumuşakçalar sınıfı. (E)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELCL (Frantişek Martin)

Tarih 07 Mayıs 2009

PELCL (Frantişek Martin), bohemyalı tarihçi ve filolog (Ruchnov 1734 – Prag 1801). 1792′de Prag üniversitesinde çek dili ve edebiyatı profesörüydü. XVIII. yy.ın en önemli bohemyalı tarihçiler indendir. Kurzgefasste Geschichte der Böhmen (özetlenmiş Bohemya Tarihi) [1774] adlı eseri, Pa-lacky’ye kadar bohemya tarihi üstüne en iyi eser olarak kaldı. Karel IV (1783-1784) ve Venceslav (1788-1790) üstüne monografiler de yayımladı. J. Dobrovsky ile birlikte Scriptores Rerum Bohemicarum (Bohemya Krallığı Yazarları) [1783-1784] adlı tarihî kaynaklarla ilgili eserin yayımlanmasında çalıştı. Ayrıca, 1457-1798 arasında çıkan çekçe kitapların bir katalogunu ve Dobrovsky ile birlikte Bohemya Dili GramerVm (1795) hazırladı. (M)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELCL (Frantişek Martin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELAYO

Tarih 07 Mayıs 2009

PELAYO I (öl. Cangas 737), Asturia kralı. Asturia’ya sığınan Vizigotlar tarafından kral Seçildi, Covadonga’da Arapları yendi (718). Bu olay, «Reconquista»nın (yeniden fetih) başlangıcı sayılır. Birçok ispanyol yazarı, özellikle Lope de Vega (El Ultimo Goto [Sonuncu Got]) ve G. M. de Jovel-lanos, Pelayo’nun zaferi üstüne eserler verdiler. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELAYO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELAT

Tarih 07 Mayıs 2009

PELAT dağı, Fransa’da Güney Alpleri’nde (Basses-Alpes idare bölgesi) doruk, Allos geçiti ile Cayolle geçiti arasında; 3 053 m. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELAT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELAVICINO veya PALLAVICINO

Tarih 07 Mayıs 2009

PELAVICINO veya PALLAVICINO

(Oberto, — markisi), italyan savaş adamı (Piacenza – öl. Gisalecchio, Pontremoli 1269). 1236′da Piacenza’dan sürgün edildi, Lunigiana’ya imparator naibi tayin edildi, kendine bağlı bir ordu meydana getirdi ve Cremona’da başhâkim (1250), sonra Del-la Torre ile birlikte Milano ortak senyörü (1260) oldu. Ele geçirdiği birçok şehri ölümünden önce kaybetti. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELAVICINO veya PALLAVICINO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELASGİOTİS, PELASGOS

Tarih 07 Mayıs 2009

PELASGİOTİS. Esk. coğ. Tesalya’da bölge, Peneios vadisinin güneyinde. (M) PELASGOS. Yun. mit. PelaSgos’lara adını veren kahraman. Arkadia’lılara göre Zeus ile Niobe’nin, Argos’lulara göre de Triopas ile Soisis’in oğlu. (L)

PELASGOS’LAR yun. Pelasgoi. Esk. coğ. Eskiçağ insanlarına göre, Yunanistan’da ve komşu ülkelerde (Karia, Girit, Sicilya, Güney İtalya, Etruria) Yunanlıların gelmesinden önce yaşayan ilkel halk. Terim uzun süre Yunanlılardan önceki halkları ve Ho-meros’tan önceki Yunan medeniyetini belirtmek için kullanıldı. Aslında Pelasgos’-ların, özellikle Tesalya’nın bir kısmında yaşayan halk olduğu sanılır.

— Leng. Pelasgos dili. Bazı çağdaş dilbilimciler (Georgiev, van VVindekens, Carnoy) tarafından, Ege bölgesinde helen devrinden önce konuşulan bir dile verilen isim. Yunanca’ya alt tabaka dili görevi yapan bu dil, yer isimlerinde ve mitolojideki özel isimlerde birçok iz bıraktı. (Pelasgoi, ön-hint-avrupa dili olarak kabul edilir; bu dil ile kelt ve italik dillerden önce konuşulan diller arasında bağlantı kurulmağa çalışıldı, özellikle özel, isimlerin etmoloji yorumlarına baş vuran bu sistem çok tartışılmıştır.) [L]

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELASGİOTİS, PELASGOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELARGONİK

Tarih 07 Mayıs 2009

PELARGONİK sıf. (fr. pelargonigue). Kim. Pelargonium roseum’un yapraklarında bulunan, CH3 (CH2)7C02H formülündeki bir yağ asidi için kullanılır. Eşanh NORMAL NONîLÎK, NONANOYİK.

— ANSiKL. Pelargonik asit, hint yağının damıtma ürünü olan undesilenik asidin sodyum hidroksitle eritilmesinden veya oleik asidin permanganatla yükseltgenmesinden elde edilir.

Pelargonik asit 254° C’ta kaynar; 12,5° C’ta ergir ve billûrlaşabilir. Etil esteri, iyi cins konyaklara koku vermekte kullanılan ve 227° C’ta kaynayan bir sıvıdır. (L)

PELASGİA. Eski coğrafya. Kıta Yunanistanı’nın, Peloponneso’un ve Midilli adasının ilk adı; bu bölgelerde Pelasgoslar yaşardı. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELARGONİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEKKANEN (Toivo)

Tarih 07 Mayıs 2009

PEKKANEN (Toivo), fince yazan finlandiyalı yazar (Kotka 1902-Kopenhag 1957). Metalürji işçisiydi; 1927′de roman yazmağa başladı ve 1932′de yayımladığı sosyal bir romanla ün kazandı: Tehtaan Varjossa (Fabrika Gölgesinde). O zamandan bu yana yazdıkları arasında Chmisten Kevat (Baharda İnsanlar) [1935], bir işçi grevinin romanı o-lan Muşta Hurmio (Finlandiya’nın Kıyılarında) [1938] anılmağa değer. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKKANEN (Toivo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEKİT, PEKİTME, PEKİTMEK

Tarih 07 Mayıs 2009

PEKİT i. (pekitmek’teri). Heyk. Ayrı bir parçayı gerek sürekli olarak, gerek heykel yerine yerleştirilinceye kadar desteklemek İçin bir eserde bırakılan mermer veya taş çıkıntısı. (M)

PEKİTME i. (pekitmekten pekit-me). Sağlamlaştırma, kuvvetlendirme.

— Mim. Pekitme ayağı, payanda, destek, dayak.(M)

PEKİTMEK geçi. f. (esk. türk. bekitmekten). Sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek, sertleştirmek. Esk. Tekit etmek. (M)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKİT, PEKİTME, PEKİTMEK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEKİŞMEK, PEKİŞTİRME,

Tarih 07 Mayıs 2009

PEKİŞMEK geçz. f. (esk. türk. bekişmek’ten). Sert ve katı hale gelmek, sertleşmek, sağlamlaşmak. |j Sıkışmak, tıkanmak.

Pekiştirmek geçi. f. Katılaştırmak, sertleştirmek. j| Sağlamlaştırmak. Esk. Tahkim etmek. (M)

PEKİŞTİRME i. (pekiştirmek’ten pekiştirme). Sağlamlaştırma, sertleştirme. |J Sıkıştırma, tıkama.

— Bayınd. Bk. ANS1KL.

— Dil bil. Pekiştirme ünlüsü, pekiştirmeli kelimelerde anlamı kuvvetlendirmek için ortaya çıkan ünlü. (Güp-e-gündüz örneğindeki e ünlüsü gibi.)

— ANSıKL. Bayınd. Ağırlık barajlarım, zemine derinlemesine gömülmüş Ön gerilmeli gergilerle pekiştirme tekniği, ilk defa Che-urfas barajında Andre Coyne tarafından uygulandı. Bu gergiler, barajda ve temel kayasında açılmış bir delik içine yerleştirilen, çok dayanıklı paralel çelik tellerden meydana gelmiştir. Gergiler, önce kaya içine enjekte edilen bir şerbetin donmasıyle kayaya bağlanır, sonra barajın tepe tacına dayanan hidrolik krikolarla gerilir. Daha sonra, kablonun başı tutturulur ve kablonun geçtiği delik katılaşan bir şerbetle doldurularak blokaj gerçekleştirilir. Korsika’daki Tol-la barajı gibi, önce çok ince olarak yapılan bazı kemer barajlar, sonradan mansap tarafından inşa edilen kalın bir kemerle pekiştirilmiştir. (ML)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKİŞMEK, PEKİŞTİRME, hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEKİNUA

Tarih 07 Mayıs 2009

PEKİNUA i. (Pekin’den fr. pekinois). Zootekn. Cüce epanyöller grubundan süs köpeği. (Menşei çok eskilere varan Pekinua Î860′ta Çin’den İngiltere’ye getirildi; şimdi pek çok ülkeye yayılmış durumdadır. Başı iri, kafatası yassı, burnu çok kısa, gözleri çıkık, kulakları sarkık ve saçaklıdır; değişik renkte pek çok çeşidi vardır; bunlar evlerde beslenen sevimli köpeklerdir.) [L]

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKİNUA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEKİN Ördeği

Tarih 07 Mayıs 2009

PEKİN Ördeği, çin asıllı ördek ırkı. (Başta Amerika olmak üzere her tarafta yaygındır. Amerika’da hem çiftliklerde, hem de özel yetiştirme yerlerinde büyük ölçüde yetiştirilir. Pekin ördeği kükürt sarısı renginde, dik duruşlu, dayanıklı, iri bir ördektir; eti’ ve yumurtası için yetiştirilir.) [L]

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKİN Ördeği hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEK

Tarih 07 Mayıs 2009

PEK sıf. (esk. türk. bek, kuvvetli, sıkı’-dan). Sert, katı, sıkı: Hangi taş pekse, hemen vurmaya baksın başım (M. A. Ersoy). || Sağlam, dayanıklı. || Zf. Gereken, beklenen veya alışılmış olandan çok: Sahibi, pek sevimli, pek tatlı, pek güleryüzlü bir İranlı idi (Y.Z. Ortaç). Birbirlerini pek sevmişler, pek anlaşmışlar (N. Araz). Hattâ Eda hanımın sesine pek benziyordu (H.R. Gürpınar).

— ÇEŞ. DEY. Pek başlı, inatçı. || Pek canlı, dayanıklı. || Pek gözlü, cesur, atılgan. |j Pek söylemek, yüksek sesle konuşmak. Kırıcı ve sert bir şekilde konuşmak. j| Pek tut-

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEJMÜRDE,PEJUH

Tarih 07 Mayıs 2009

PEJMÜRDE sıf. (fars. k.). Eski püskü, yırtık: ikinci defasında pejmürde kılıklı bir a-damcağız yanlarında idi (A.H, Tanpınar). || Perişan, dağınık: Beni kötrüm ve boş muhitimde I M er ar e timle unut; çünkü leng ü pejmürde I Nazarlarım seni maziye çekmek ister (Tevfik Fikret). || Solmuş: Pejmürde çiçeklere hitabeler (H. Z. Uşaklı-gil).

— Esk. Pejmürde-hal, üstü başı perişan olan. || Pejmürde-kıyafet, kıyafeti pejmürde olan. j| Pejmürderuy, solgun yüzlü. (M)

PEJORATİF sıf. ve i. (fr. pejoratif). Kendi anlamından ayrı olarak kötü bir anlamı da olan (kelime): Velet, ukalâ v.b. gibi. E-şanl. YERMELİ. (M)

PEJUH i. (fars. pejühiden, sormak’tan pe-jüh). Esk. Araştırma.

Pejuhende sıf. Esk. Gizli şeyleri araştırmayı seven. (M)

PEJVİN sıf. (fars. pejvîn). Esk. Çirkin. II Kirli, pis. (M)

PEK sıf. (esk. türk. bek, kuvvetli, sıkı’-dan). Sert, katı, sıkı: Hangi taş pekse, hemen vurmaya baksın başım (M. A. Ersoy). || Sağlam, dayanıklı. || Zf. Gereken, beklenen veya alışılmış olandan çok: Sahibi, pek sevimli, pek tatlı, pek güleryüzlü bir İranlı idi (Y.Z. Ortaç). Birbirlerini pek sevmişler, pek anlaşmışlar (N. Araz). Hattâ Eda hanımın sesine pek benziyordu (H.R. Gürpınar).

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEJMÜRDE,PEJUH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Peixoto

Tarih 07 Mayıs 2009

Peixoto, Brezilya’da (Minas Gerais) yer, Rio Grande kıyısında. 110 km uzunlukta bir alanı kaplayan ve 4 milyon metre küp-lük bir hazne meydana getiren önemli baraj. Hidroelektrik santral. (L)

PEİXOTO (Floriano), brezilyalı mareşal ve devlet başkanı (Maceio, Alagoas 1842— Rio de Janeiro 1895). 1889′da, Pedro II’-yi ülkeden uzaklaştıran devrim sırasında generaldi, sonra harbiye nazırı, Kurucu mecliste milletvekili ve cumhurbaşkanı yardımcısı oldu (1891). Fonseca’nın başarısız hükümet darbesi üzerine cumhurbaşkanı seçildi (1891), Î894′e kadar süren bu görev döneminde Sık sık patlak veren ayaklanmaları bastırmak zorunda kaldı. (L)

PEiXOTO (Julio Afranio), brezilyalı yazar (Lehzois, Bahia 1876 – Rio de Janeiro 1947). Bahia eyaletinin bölgesel romanasıydı; A Esfinge (1911), Bugrinha (1922) v.b. romanlarında modernizm’e karşı olduğu görülür. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Peixoto hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİTHON

Tarih 07 Mayıs 2009

PEİTHON, Büyük İskender’in generallerinden (öl. M.ö. 316). iskender’in ölümünden sonra Media’yı yönetti ve Antigonos tarafından öldürüldü. — Büyük iskender’in subaylarından (öl. Gara M.ö. 312). Hindistan satrabı oldu. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİTHON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİSİSTRATOS

Tarih 07 Mayıs 2009

PEİSİSTRATOS, atinalı tiran (M.ö. 600-527). Hayat hikâyesi efsanelerle karışıktır. Megarahları yendi ve Diakreia veya Diak-ria çoban ve oduncularının meydana getirdiği halkçı dağ partisinin başına geçti.

Diktatör olmasından korkan Solon’un muhalefetine rağmen kişisel bir muhafız birliği kurdu. Buna dayanarak 560′ta Akropo-lis’i ve iktidarı ele geçirmeyi başardı. Bir veya iki sürgün devresinin dışında iktidarı elinde tuttu ve siyasî düşmanlarının çokluğuna rağmen bu iktidarı gitgide sağlamlaştırmayı başardı. Solon’un sosyal reformlarını muhafaza etti, soylulardan müsadere edilen sürülmemiş topraklan dağıtarak araziyi parçalara ayırdı, zeytinciliği teşvik etti. Trakya ve Çanakkale’ye (Hellespontos) uzandı, Troas’ta Yenişehir’i (Sigeion) işgal etti ve öteki tiranları destekledi. Düşmanlarının geçimsizliklerinden yararlanmasını bildi ve hattâ evlenme yoiuyîe bir süre için Alkmeon’cularla uzlaştı. Kuvvet kullanarak çeşitli hizipleri ortadan kaldırdı ve Atina, onun uranlığı sırasında ilk vergi sistemi ve altın çağını yaşadı, başkent oldu, vergi sistemi ve sağlam maliyesi sayesinde çeşitli anıtlara (Enneakrunos, Hekatompedon, Olympieion, Eleusis Telesterion’a) kavuştu, ayrıca Peisistratos Homeros devrinin bütün eserlerini biraraya getirerek şehirde ilk genel kütüphaneyi açtı. Peisistratos zamanında bayramlar, şenlikler göz kamaştırıcı bir şekilde yapılırdı. Oğulları (Hippias ve Hip-parkhos) babalarının eserini devam ettiremediler. Peisistratos’un başlattığı kalkınmayı tamamlayan, VI, yy.ın sonunda Kleisthenes oldu. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİSİSTRATOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRESKİOPSİS, PEİRİTHUS, PEİSANDROS, PEİSİDİA

Tarih 07 Mayıs 2009

PEİRESKİOPSİS i. Yapraklarını dökmeyen kaktüs. (Meksika asıllı Peireskiopsis spathulata, peireskia gibi yetiştirilen bir ağaçcıktır.) [L]

PEİRİTHUS veya PEİRİTHOOS lat. Pirithous. Yun. mit. Tesalyalı kahraman, Zeus’un veya lksionos’un oğlu, Lapithes’lerin başlıca önderlerinden biri ve Theseus’un dostuydu. Kentauros’ların karşı koymasına rağmen, Hippodameia ile evlenmeyi başardı; ama. düğününde şiddetli bir çatışma Kentauros’larla Lapithes’leri karşı karşıya getirdi. Theseus ile birlikte Cehennem’e gitti. (L)

PEİSANDROS, rodoslu yunan destan şairi (M.ö. VII. veya VI. yy.). Herakles’in yaptıklarını anlatan büyük bir destan yazdı: Herakleia. Bu eserden bazı parçalar kalmıştır. (l)

PEİSİDİA. Esk. coğ. Anadolu’da (Frigya-Pisidia sınır bölgesinde) şehir. Hoyran gölünün kuzeyindeki Gündanlı’da bulunan bir yazıtta adına rastlanır. Henüz bir araştırma yapılmamakla birlikte şehrin Hoyran gölünün batısındaki Pisa’da yer aldığı sanılıyor. (M)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRESKİOPSİS, PEİRİTHUS, PEİSANDROS, PEİSİDİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRESC (Nicolas Claude FABRt de)

Tarih 07 Mayıs 2009

PEİRESC (Nicolas Claude FABRt de), fransız bilgini (Belgentier, Provence 1580 -Aixen-Provence 1637). Astronomiyle ilgilendi, Orion bulutsusunu buldu ve Ay’ın haritasını yapmağa çalıştı. (L)

PEİRESKİA i. (Nicolas Claude Fabri de Peiresc’in adından). Güney Amerika’da ve Antiller’de yetişen kaktüs. (Peireskia acu-leata [Barbades frenküzümü] limonluklarda süs için yetiştirilir. Peireskiopsis gibi bunun da gerçek yaprakları vardır.) [l]

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRESC (Nicolas Claude FABRt de) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Peirene çeşmesi

Tarih 07 Mayıs 2009

Peirene çeşmesi. Esk. Yun. Eskiden Akrokorinthos’un tepesinden fışkıran kaynak. Kayanın alt yanından da Aşağı Peirene a-kardı. Korinthosiular bu kaynağı Akhe-loos’un kızı ve bir tanrıça olarak kabul ettiler. Pegagos buradan su içmişti. Aşağıdaki kaynak Arkaik çağda Herodes Atticus tarafından düzenlendi ve superileri çeşmesiy-le süslendi. Bu kaynaktan bugün de su akmaktadır. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Peirene çeşmesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRE CARDENAL

Tarih 06 Mayıs 2009

PEİRE CARDENAL, trubadur (Le Puy 1210′a doğr. – öl. XIII. yy. sonlarına doğr.). Ortaçağın en aydın ahlâkçılarından ve en sert yergi şairlerinden biriydi. Günümüze kadar kalan yetmişe yakın sirventes’inde, fransız zulmüne ve ahlâksız din adamlarına şiddetle çatar. (L)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRE CARDENAL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRCE (James Mills)

Tarih 06 Mayıs 2009

PEİRCE (James Mills), amerikalı matematikçi (Cambridge, Massachusetts 1834 – öl. 1906). 1853′te Harvard’ı bitirdi. 1861′de bu üniversitenin Matematik bölümünde yardımcı profesör olarak çalışmağa başladı. 1869′da profesör oldu. Başlıca eserleri: Texbook of Analytic Geometry (Analitik Geometri Dersleri) [1857], Three and Four Place Tables of Logarithmic and Trigono-metric Functions (Logaritmik ve Trigonometrik Fonksiyonların Üç ve Dört Haneli Cetvelleri) [1871]; The Element s of Loğa-, rithms (Logaritmanın Unsurları) [1874]; Mathematical Tables, Chiefly to Four Fi-gures (Dört Rakamlı Matematik Cetveller) [1879]. (M)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRCE (James Mills) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRCE (George James)

Tarih 06 Mayıs 2009

PEİRCE (George James), amerikalı botanikçi (Manila, Filipin adaları 1868). 1890′-da Harvard’daki Lawrence Bilim okulunu bitirdi. 1897-1900 Arasında yardımcı profesör, 1900′den sonra da profesör oldu. 1910-1911 Arasında Adalet bakanlığının özel memuru olarak dumanın bitkiler üzerindeki etkisini araştırdı. Textbook of Plant Physi-ology (Bitki Fizyolojisi Ders Kitabı) [1903] ve Physiology of Plants (Bitki Fizyolojisi) [1925] gibi eserleri vardır. (M)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRCE (George James) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRCE (Charles Sanders)

Tarih 06 Mayıs 2009

PEİRCE (Charles Sanders), amerikan filozofu ve bilgini (Cambridge, Massachusetts 1839 – Milford, Pennsylvania 1914). özellikle kimya ve mekanik bilimlerle uğraştı. Harvard üniversitesinde (1903) ve Lowell enstitüsünde (1903-1904) öğretim görevlisi oldu. Babası Benjamin Peirce’in Linear Associative Algebra’sim (Katılmalı Çizgisel Cebir) büyük ölçüde genişleterek bastırdı (1882), John Hopkins üniversitesi üyelerinin Studies in Logis’ini (Mantık İncelemeleri) yayımladı (1889). Fikirlerimizi Nasıl Anlaşılır Hale Getirmeli? başlıklı bir makalesi (1878) pragmatizmin doğuşuna vol açtı. (L)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRCE (Charles Sanders) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRCE (Benjamin)

Tarih 06 Mayıs 2009

PEİRCE (Benjamin), amerikalı matematikçi (Salem, Massachusetts 1809 – Cambridge, Massachusetts 1880). 1883′te matematik ve tabiat felsefesi profesörü oldu. 1842′-de Perkins kürsüsünde matematik ve astronomi dersleri vermeğe başladı, ölümüne kadar da bu görevde kaldı. 1867-1874. Arasında A.B.D. Kıyı Araştırmaları derneğinin başkanlığını yaptı; 1870′teki güneş tutulmasını incelemek üzere, Sicilya’ya bir inceleme gezisi düzenledi. 1855′te Albany’de, Dudley rasathanesinin kurulmasına yardım etti. Harvard’taki rasathane de onun ça-balarıyle kuruldu, üniversitelerde alışılmışın dışında birçok matematik kitabı hazırladı, öğretim metotlarını olumlu yönde etkiledi. Astronomi ve matematik konularındaki makaleleri bilim açısından son derece değerlidir: Analytic Mechanics (Analitik Mekanik) [1855]; Linear Associative Algebra (Katılmalı Çizgisel Cebir) [1870]. (M)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRCE (Benjamin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİNE

Tarih 06 Mayıs 2009

PEİNE, Almanya’da (Batı Almanya, Aşağı Saksonya) şehir, Hannover ile Braunsch-weig arasında, Mittellandkanaî kıyısında; 29 700 nüf. Bir demir madeni yatağı yakınında küçük demir sanayii merkezi. Ayakkabı sanayii. (L)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİNE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİPİNG

Tarih 06 Mayıs 2009

PEİPİNG veya PEYPİNG («kuzey barışı»), Guomingdang hükümetinin Çin’in başkentini Nankin’e naklettiği dönemde (1928 -1949) Pekin’e verdiği ad. (L) PEİRAİUS. Bk. PİRE.

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİPİNG hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHRİZ

Tarih 06 Mayıs 2009

PEHRİZ i. Bk. PERHİZ. PEİGNfi (Paul), fransız generali (Paris 1841 – ay.y. 1919). fecole Polytechnique’i bitirdi. 1870-1871 Savaşlarına katıldı ve Metz’in teslimine karşı bir protesto hareketine önayak oldu. Saint-Cyr okulunda topografya öğretmenliği yaptı (1873-1876). Adını taşıyan portatif bir pusula icat etti. Sonra, topçuluk alanında çeşitli teknik ilerlemelere öncülük etti ve özellikle demiryolu topçu birliklerinin kurulmasında önemli rol oynadı. (L)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHRİZ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHPEH, PEHPEHLEMEK

Tarih 06 Mayıs 2009

PEHPEH tini. (fars. pehpeh). Alay yollu kullanılan beğenme ve övgü sözü. (M)

PEHPEHLEMEK geçi. f. (pehpeh’den peh-peh-le-mek). Bir kimseyi yüzüne karşı övmek. Bk. POHPOHLAMAK. (M)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHPEH, PEHPEHLEMEK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHLÜ

Tarih 06 Mayıs 2009

PEHLÜ i. (fars. pehlü). Esk. Yan taraf: Mader vererek sana nevale ! Pehlûsunu etmiyor mu sana baliş (Muallim Naci). |j Pehlû-be-pehlû, yan yâna. j| Pehlû-büzürg, yanında çok kimseler bulunan, soylu kişi. |J Pehlû-dar, yardımcı. (M) PEHN veya PEHNA sıf. (fars, pehn, pehnâ). Esk. Enli, geniş: Uyur fikr-i beşer, tıfl-ı muazzeb I Uyur hatta şu pehna-yı mü-kevkeb (Tevfik Fikret). Bir resm ederdi teşkil gayet bülend ü pehna (Recaizade Ekrem). JJ i. Genişlik, enlilik. J| Pehna-ver, geniş. Soluk. (M)

06 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHLÜ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHLİVAN

Tarih 05 Mayıs 2009

PEHLİVAN i. (fars. pehlevân’âan). Güreşçi: Daha ziyade güreş meydanından çekildikten sonra, kendini yemeğe içmeğe veren bir pehlivan eskisine benziyordu (H. E. A-dıvar). önce bir Yahya Efendiye, bir de pehlivana bakarak: «Hangi cüssen ile güreşeceksin”?» diye ima etmek istemiş (N. Araz). || Mec. Iriyarı ve güçlü kimse. |j Pehlivanlar kahvesi, eski güreşçilerin devam ettiği kahvelere verilen ad. || Pehlivan tekkesi, güreş talimhanesi. || Pehlivan yakısı, sert yakı.

— DEY. Yalancı pehlivan. Bk. YALANCI.

— Ask. Esk. Ok atmakta usta olan kemankeş. (Eskiden yapılan ok atımı eğitimlerinde başarı göstererek usta olanlara pehlivan denirdi.)

Pehlivanane zf. Esk. Pehlivan gibi. || Mec. Yiğitçesine.

Pehlivanı i. Esk. Pehlivanlık. (M)

PEHLİVAN (Nusrettin ebu Cafer Muhammed), azerbaycan atabeki (öl. Rey 1186). Atabek lldeniz’in oğlu. Üvey ağabeyi olan Arslan Şahın başa geçmesi sırasında çıkan mücadelelerde Selçuklu beylerini yenerek büyük ün kazandı (1160). Bir süre sonra Meraga emîri Arslan Aba’nın desteğiyle yeniden ayaklanan selçuklu beyleri Pehlivan’ ın kumandasındaki orduyu yendiler (1161). Fakat bu yenilgi Arslan Şahın ve Pehli-van’ın durumunu sarsmadı. Rey hâkimi İnanç Beyin harizmşah hükümdarı II Arslan’ın yanına kaçması üzerine Rey şehri Pehlivan’a verildi (1167). Bir yıl sonra Arslan Aba yeniden isyan etti; fakat Pehlivan’a gene yenildi. Gürcistan’a akınlarda bulunan Pehlivan, lldeniz’in ölümü üzerine Nahçivan’a giderek atabek oldu (1175). Arslan Şah onun atabekliğini kabul etmedi ve Arran ile Azerbaycan’ı onun elinden almak için harekete geçti. Fakat yolda hastalandı ve geri döndü. Kısa bir süre sonra öldü (1177). Pehlivan onun yerine oğlu Tuğrul’u tahta geçirdi. Arslan Şahın kardeşi Muhammed, Tuğrul üstüne yürüdü; fakat Pehlivan tarafından yenilgiye uğratıldı ve atabek Zengi’ye sığındı. Pehlivan, Zengi’ den Muhammed’in kendisine teslimini istedi. Zengi tek başına onunla savaşmayı göze alamadığı için Muhammed’i teslim etti. Muhammedi Sedcihan kalesine kapatıldı ve o-rada öldü. Bu sırada Cezire ve Kuzey Ana-dolu Saîâhaddin Eyyubî’nin eline geçti (1182). Pehlivan, onun bir gün seiçuklu ülkesine saldıracağını düşünerek savunma hazırlıklarına girişti. Bu sırada hastalanarak öldü, (M)

PEHLİVANİYE, Osmanlı devleti zamanında (XV. yy.) Niğde’ye verilen ad. Bk. niğde. [M]

PEHLİVANKÖY, Marmara bölgesinde (Ergene bölümü, Kırklareli ili) ilçe merkezi kasaba; 3 155 nüf. (1970). 11 merkezinin 64 km güneyinde, düz bir kesimde kurulmuştur. 1958′de üçe merkezi oldu. Yeni işletmeye açılan ve Yunanistan topraklarından geçmeden Edirne’ye ulaşan bir demiryolu Pehlivanköy’den geçer, — Pehlivanköy ilçesi, 8 198 nüf. (1970); 114 km2; tek bucak içinde 8 köy. Tahıl, şeker pancarı, ayçiçeği, kavun ve karpuz üretimi. (M)

PEHLİVANLIK i. (pehlivan’dan pehlivanlık). Pehlivan olma hali, güreşçilik, ij Mec. Güçlülük. (M)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHLİVAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHLEVI (Rıza Şah)

Tarih 05 Mayıs 2009

PEHLEVI (Rıza Şah), İran şahı (Savad Kûh, Mazenderan 1878-Johannesburg, Güney Afrika 1944). Babası subaydı. 23 Yaşında bir kazak tugayına katıldı. O zamanlar Rıza Han adiyle anılıyordu. Kısa zamanda yüksek rütbelere terfi etti. 1921′de bir kazak alayını İran hükümetine karşı ayaklandırdı ve başkent Tahran’ı ele geçirerek yeni kurulan hükümette savaş bakanı oldu. 1923′-te başbakanlığa getirildi, ama asıl yönetim de kendi elindeydi. Kaçar hanedanının son temsilcisi Ahmed Şahı (Ahmed Mirza) sürgüne yolladı. 16 Aralık 1925′te Rıza Han, Rıza Şah Pehlevi adiyle tahta çıktı. Bundan sonraki 16 yıl içinde İran’ı sanayileştirmek ve modernleştirmek için çok çalıştı. Ama toprak köylüsünü yoksul durumdan kurtaramadığı gibi, ülkesini de tam bir diktatör gibi yönetti. Kabile şeflerinin ayaklanmalarını bastırdı; laik kanunlar çıkardı; yıllık gelirini arttırdı; kadınların çeşitli haklar elde etmelerini ve daha ileri bir öğrenim görmelerini sağladı; Trans-lran demiryolunu yaptırdı. İkinci Dünya savaşında alman örneğine dayanan bir siyaset takip etmesi, sovyet ve ingiliz birliklerinin İran’ı işgal etmesine yol açtı. 16 Eylül 1941′de, oğlu Muhammed Rıza Şah Pehlevi lehine, tahtından feragat etmek zorunda bırakıldı. Sürgünde öldü. (M)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHLEVI (Rıza Şah) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHLEVİ (Muhammed Rıza Şah)

Tarih 05 Mayıs 2009

PEHLEVİ (Muhammed Rıza Şah), İran şahı (Tahran 1919). Rıza Şah Pehlevi’nin en büyük oğlu. Asıl adı Şapur Muham-med’dir. İsviçre’de ve Tahran Subay kolejinde okudu. Ayrıca babası tarafından bir yönetici olarak yetiştirildi. 1941′de İran’ın Ruslar ve ingilizler tarafından işgali sonunda, Rıza Şah tahttan inmek zorunda bırakılınca, 21 yaşındaki Şapur Muhammed, aynı yılın 27 eylülünde Muhammed Rıza Şah adiyle tahta çıktı. İkinci Dünya savaşında müttefiklerin bazı konferanslarına katıldı. Savaştan sonraki dönemde sık sık batı ülkelerini ziyaret etti. Hür dünya düşüncesini savunuyordu ve komünizme karşıydı, 1946′da Tebriz’e iran birlikleri sokarak bölgede kurulan sovyet taraftan «muhtar» devletlerin yıkılmasına yol açtı. Rıza Şahın temelini attığı demokratik hükümet şekli de savaştan sonra yeniden canlandı. 1952′de başbakan Dr. Muhammed Musaddık yetkilerini genişletti ve şahı gözden düşürücü bazı eylemlere girişti, ülkenin siyasî ve iktisadî bir buhrana sürüklenmesi üzerine şah 13 ağustos 1953′te Musad-dık’ı azleden bir ferman çıkardı, kendisi de Roma’ya kaçtı. Monarşi taraftarları Musaddık rejimini devirdikten sonra yurda dönen şah (22 ağustos) büyük bir törenle karşılandı. Bundan sonra yönetime daha dolaysız bir biçimde katıldı. Bazı sosyal ve iktisadî reformlar yaptı. Topraksız köylülere hazine topraklarının bir kısmını dağıttı. İran geleneklerinin erkek vârise verdikleri önem, şahın özel hayatını etkiledi: 1948′de Mısır kralı Faruk’un kızkardeşi prenses Fevziye’den erkek çocuğu olmadığı için dokuz yıllık bir evlilikten sonra ayrıldı. (Fevziye’den yalnız bir kızı olmuştu.) Bundan sonra hem iran hem alman kanı taşıyan Süreyya isfendiyari ile evlendi (1951-1958), fakat çocukları olmadı. 1959′d a Şah, Farah Diba ile evlendi. Bu evlilikten 31 ekim 1960′ ta bir erkek çocuk dünyaya geldi. Daha sonra üç çocuğu daha oldu. Şah, 1960′tan bu yana birtakım iktisadî, sosyal reformlar ve eğitim reformları yaparak iktidarını sağlamlaştırdı (okuma-yazma siyaseti). 1965 Nisanında bir suikastten kurtuldu. Fransa ve sosyalist ülkelere yakınlaşmak suretiyle A.B.D.’ye karşı oldukça bağımsız bir siyaset takip etti. 1965 Eylülünde, Tahran’da cehalete karşı bir dünya konferansı düzenledi. 1967′de veliaht sahibi İran hükümdarlarına verilen şehinşah unvanını kazandı. 1971′de düzenlediği bir törenle İran devletinin kuruluşunun 2500. yıldönümü kutlandı. (ML)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHLEVİ (Muhammed Rıza Şah) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHLEVİ

Tarih 05 Mayıs 2009

PEHLEVİ i. (fars. pehlev, şehir’den peh-levî, şehirli). İran’da Isfahan ve dolayları halkına verilen ad. || Bu halkın konuştuğu dil.

— Leng. Pehlevi dili, aram alfabesinden alınan bir yarıyle yazılan, Orta Farsça veya Parthçaya verilen ad.

Leng. Pehlevi dili, hint-avrupa dillerindendir. Bugünkü Farsçanın ana kaynağıdır. Sasanîler zamanında bütün kâtipler bu dili kullanır, sikkelerin üzerine çekilen ibareler bu dille yazılırdı. Zerdüşt dininde yapılan bütün törenlerde bu dil konuşulurdu. Pehlevî dilini, eskiden parth denen İranlılar (Farslar, Parslar) bu dili konuştukları için buna parth dili de denirdi, islâm dininin iran’da yerleşmesinden sonra pehlevî dili birtakım değişikliklere uğradı. Zerdüşt dinine bağlı toplulukların bu dille yazılı edebiyat ürünleri vardır. Pehîevî yazısı çok belirsiz olduğundan Par-sîler kolaylık olması için genellikle pehlevî dilindeki metinleri daha açık yazılarla yeniden yazdılar: avesta yazısıyle yapılan transkripsiyona pazand veya pazend denir; iran alfabesiyle yazılan transkripsîyonuyse parsı diye nitelenir.

Sıf. İran’da Rıza Şah tarafından kurulmuş olan hanedanla ilgili. (LM)

PEHLEVI veya BENDER PEHLEVI, esk. Enzeli, İran’da (V. eyalet) liman şehri, Hazar denizi kıyısında; 37 500 nüf. Pehlevi hem bir deniz üssü, hem bir sayfiye yeri, hem de havyar elde edilen bir balıkçı merkezidir. Reşt’e bağlı olan ticareti S.S.C.B. ile yapılır. (L)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHLEVİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEHENGIR

Tarih 05 Mayıs 2009

PEHENGIR i. (fars, pehngtr’dm) Marang. Tahtanın enini düzeltmeğe yarayan doğramacı âleti. (Ağacı inceltmede kullanılan çıkrıkçı aracına da bu ad verilir. Mehengir, pelengir de denir.) [M]

PEHLE i. (fars. pehlü’dan). Esk. Yan, yan taraf.

— Taşçılık. Mezar sandukalarının yan taraflarındaki taşlara verilen ad. (Mezarların üzerine konulan taşların ölçüsünde, kapak taşından daha büyük, yassı ve kalın taşlara da «pehle» denir.) [M]

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEHENGIR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEGU YOMA

Tarih 05 Mayıs 2009

PEGU YOMA, Birmanya’da kütle, lıava-di ile Sittang arasında. Meşe ormanlarıyle kaplı olan Pegu Yoma, bugünkü görünüşünü bir kıvrılma ve daha sonraki bir tektonik gençleşme sonunda kazandı; gençleşme sonunda meydana gelen çoğu yanardağın (Popa dağı, yaklş. 1 500 m) kraterinde göller vardır. Kuzeybatıda petrol, Wuntha bölgesinde yeşim taşı çıkarılır. (L)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEGU YOMA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEGUY (Charles)

Tarih 05 Mayıs 2009

PEGUY (Charles), fransız yazarı (Orleans 1873-Villeroy, Neufmontiersles-Meaux yakınları, Seine-et-Marne 1914), Bir marangozun oğluydu. Babasını çok küçükken kaybetti. İlkokulda öğretmenlerin dikkatini çekti. Orlöans lisesinde burslu olarak okudu. Yüksek öğretmen okulunda (ficole Normale Superieure) Bergson’un derslerini izledi. Jaures’e cephe aldı, Cahiers de la Quinzaine’i kurdu ve bu dergide bilimsel sosyalizme, Jaures’in «politik acı» sosyalizmine ve özellikle de Sorbonne üniversitesinde hâkim olan pozitivist ve laik düşünceye karşı savaş açtı. 1905 Olayları ve Almanlarla Fransızlar arasında gittikçe artan çatışma ihtimali karşısında Barres’inkini hatırlatan bir milliyetçiliği benimsedi. Bir yandan da Bergson’un etkisiyle kalıplaşmış düşüncelere karşı mücadele ediyordu. Yaradılıştan mistik olan PĞguy, 1908′de Katolikliği kabul etti. 5 Eylül 1914′te Marne karşı saldırısının başlarında vurularak öldü. Eserleri sistematik bir tahlilden çok sürekli şekilde tekrarlanan bir düşünceye dayanır; XX. yy.ın ilk yıllarında fransız spi-ritüalizminin yeniden doğuşunu temsil eder. Bazen yanlış yansıtılan etkisi ölümünden sonra daha sürekli bir biçimde kendini duyurdu; özellikle Emmanuel Mounier’yi etkiledi. Eserlerinin tümü önce Cahiers de la Quinzaine’de yayımlandı. Politik ve sosyal konulara değinen Siîuations (Durumlar) [1906-1907] ve ölümünden sonra yayımlanan Clio’da. yazar aydın çevreye çatar. Dreyfus’çülükten Hıristiyanlığa geçişini Nötre Jeunesse (Gençliğimiz) [1910] ve Victor Marie, Comte Fugo’da. (1911) ele alır ve savunur. Hayatının son döneminde yazdığı en anlamlı eserler Note sur M. Bergson et la Philosophie Bergsonienne (Bergson ve Bergson Felsefesi Üstüne Notlar) [1914], Note Conjointe sur Af. Descartes et La Philosophie C’artesienne’dir (Descartes ve Felsefesi Üstüne Tek Not). 1909-1913 Arasında yazdığı manzum eserleri Le Porche du Myst&re de la Deuxieme Vertu (İkinci Erdemin Sır Kapısı) [1911], Le Mystere des Saints tnnocents (Aziz Innocentius’lar Mis-teri) [1912], La Tapisserie de Sainte Ge-nevikve et de Jeanne d’Arc (Azize Genevie-ve ve Jeanne d’Arc Duvar Halısı) [1912], La Tapisserie De Notre-Dame (Notre-Da-me Duvar Halısı) [1913], Eve’dh (Havva) [1913]. Le Mystere De La Charite De Jeanne d’Arc (Jeanne d’Arc’ın iyilikseverliğinin Sırrı) [1910] adlı manzum dramı, ilk dramı olan Jeanne d’Arc ile, Peguy’nin mistisizminin en geçerli örnekleridir. Hümanist kültürle yetişmiş bir polemikçi olan Peguy’nin üslûbu latin yazarlığının dengeli üslûbunu, Corneille ve Hugo’nun uyumlu mısralarını hatırlatır. (LM)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEGUY (Charles) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEGOUD (Adolphe)

Tarih 05 Mayıs 2009

PEGOUD (Adolphe), fransız pilotu (Mont-ferrat, İşere 1889 – Petit – Croix, Belfort yakınları 1915). 19 Ağustos 1913′te, uçağını terk ederek paraşütle Versailles yakınındaki Chateaufort havaalanına indi. Aynı yılın 1 eylülünde uçağı ile ilk «luping» hareketini yaptı ve ertesi gün Buc’te bunu herkesin önünde tekrarladı. 1914 Savaşma istihkâm pilotu olarak katıldı. Bir hava çarpışmasında öldü. (L)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEGOUD (Adolphe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEGU

Tarih 05 Mayıs 2009

PEGU, İndonezya’da eski bağımsız devlet, Aşağı Birmanya’da; merkezi Pegu (esk. sanskritçe adı Hamsavati) şehriydi. VI. yy.da kurulan şehir, Mon krallığının başkentiydi; krallığı 1057′de Pagan’dan gelen Birmanya kralı Anoratha işgal etti; XIII. yy. sonundan 1539′a kadar ülke Tayland’ın hâkimiyeti altında kaldı. XVI. yy.dan sonra Avrupalıların (Portekizliler) keşfettiği Pegu, XVIII. yy.a kadar birmanyalı Tau-gu hanedanının (Aîompra tarafından yıkıldı, 1757) merkezi oldu. Birmanyalılara karşı her an ayaklanmaya hazır bir mon kültür merkezi olarak kalan Pegu, 1852′de ingiliz hâkimiyetini kabul etti. (L)

PEGU, Birmanya’da şehir, Pegu ırmağı kıyısında; 21 700 nüf. Pegu, buddha’cıların önemli bir hac yeridir. Şehirdeki birçok pagodadan, tepesinde Ti denen bir çeşit yaldızlı şemsiye bulunan piramit biçimindeki Şvemavdav pagodasına büyük önem verilir. (L)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEGU hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEGOMYİA

Tarih 05 Mayıs 2009

PEGOMYİA i. Kurtçuk iken yaprakları oyan sinek. (Pegomyia bicolor kuzukulağına zarar verir; P. Hyoscyaml pancara saldırır. Kısaduyargalı siklorof sineklerin muscidae familyasından.) [L]

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEGOMYİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEGNITZ

Tarih 05 Mayıs 2009

PEGNITZ, Güney Almanya’da ırmak, Franken Jüra’sından doğar, Nürnberg’i sular ve Fürth’te Rednitz ile karışır; oradan, Regnitz adını alarak Main’e kavuşur (sol kıyı); 85 km. Bu durum yeni bir kapmanın sonucudur, çünkü eskiden Regnitz Main’e kavuşmayarak Altmühl’e ve Tuna’ya doğru akardı. (L)

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEGNITZ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Sonraki sayfa »