REŞİD MEVLÂ BİN ŞERİF

Tarih 29 Haziran 2009

REŞİD MEVLÂ BİN ŞERİF, Ali soyundan gelen Fas sultanı (1630-1672). Şerifler dev­letinde saltanat süren sülâlenin gerçek ku­rucusudur.

Güney Fas’ta, Tafilalt’ta doğ­du. Ataları olan Sicilmase’deki Hasanî Şurefa burada parlak bir zaviye kurdular ve zamanla önem kazandılar. Etkileri Sadi’­ler soyunun çöküşü üzerine daha da arttı. Bunun üzerine Tafilalt şerifleri (Şurefa), kısa sürede, kuzeydeki geniş sahayı ele ge­çirdiler. Zaviye yöneticisinin büyük oğlu olan Mevlâ Muhammed 1640′ta aynı si­yasî amaçlarla hareket eden Tazarvalt’ta İlig zaviyesi murabıtı Ali Ebu Hassun’u yendi, hükümdar oldu. Genellikle Do­ğu Fas’ta hâkimiyet kurdu. 1653′te babası Mevlâ Şerifin ölümü üzerine Mevlâ Reşid, kardeşine güvenemedi, zaviyesini terk etti. önce, rakip olan Dila zaviyesine, sonra Azru’ya ve Fas’a gitti. Doğu Fas’ta çok sa­yıda taraftar buldu.

Beni Snassen kabile­sinden iyi kabul gördü. Dâr İbni Meşal’da zengin bir yahudiyi öldürerek emlâkine el-koydu. Çevredeki halka kuvvetli etkisi ol­du. 1664′te büyük Angad kabilesinin idaresini aldı. Vacda’da gerçek hükümdar olarak yaşamağa başladı. Kardeşi Muhammed Re­şid ile yaptığı savaşta kardeşi ölünce, onun kalan kuvvetleri kendi tarafına geçti. Böylece kolayca Taze’yi ele geçirdi. Fas’ı tehdit etti, aile yurdu olan Tafilalt’ı takvi­ye etti. Fransızlar ve İngilizlere ticaret ser­bestliği veren Rif hâkiminin elinden, bu li­manı ele geçirdi.

Reşid, henüz hâkimiyetini tanımayan Kuzey Fas’ın merkezi Fas şehri­ne karşı da harekete geçti. Kuşatılan şehir 1666 haziranında alındı. Şehrin hâkimi Dureydî kaçtı. Reşid, şehrin ilerigelenlerine karşı şiddetli davrandı. Halk kendisini sul­tan olarak tanıdı. Sonra hâkimiyetini batı ve güneye doğru genişletmeğe başladı. Kasrül Kebir, Meknes ve Tetuan’ı ele geçirdi. 1668′de Batnül Rumman yakınında, Dila za­viyesi şeyhi Muhammed Hacc’ı yendi. Böl­gesini tahrip etti. Aynı yıl Marakeş’i ele ge­çirdi. 1670′te Sus’a bir sefer yaptı. Tarudant ile llig kaleleri de alındı. Fas’a dönüşünde bütün Fas’ın hâkimi olarak kar­şılandı. Yeğenlerinden biri taht üstünde hak ileri sürdüğü için 1671′de Marakeş’e gitti. Bu şehirde bir kaza sonucu öldü. Marakeş’te gömüldü, sonra mezarı Fas’a nakledildi.

Yerine kardeşi Mevlâ İsmail geçti. Mevlâ Reşid, kısa süren hükümdarlığı sırasında büyük başarılar kazandı. Yaptırdığı önemli eserleri içinde, Urgancılar medresesi, Re­sif köprüsü, Fas’ın yakınmda Vadi Sebu üzerindeki 9 kemerli köprü vardır. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REŞİD MEVLÂ BİN ŞERİF hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESTOUT veya RETOUT

Tarih 29 Haziran 2009

RESTOUT veya RETOUT, fransız ressam ailesi.

Başlıca üyeleri: eustache (Caen 1655-öl.1743). Ardennes manastırının bir kubbesini resimledi, Mondaye manastırı ki­lisesinin ve Saint-Jean de Falaise manastı­rının dekorasyonunu yaptı; — jean II (Rouen 1692-Paris 1768), Jean-Baptiste Jouvenet’nin yeğeni ve öğrencisi.
Resim ,akade­misine profesör (1733) ve müdür oldu (1760). Tablolarında daha çok mitolojik ve dinî konuları işledi (İsa’nın İnmeli bir Hastayı İyi Edişi, Anania Ellerini Aziz Paulus’un Basına Koyarken [Paris, Louvre]); — jean BERNAED (Paris 1732-ay.y. 1797), Jean II’nin oğlu. 1758′de Roma Büyük ödülünü ka­zandı.
Jüpiter ile Mercurius, Philomen ve Baucis’in Sofrasında (Tours Müzesi) adlı tablosu sayesinde 1769′da Akademiye üye seçildi. Devrim sırasında Güzel Sanatlar Ge­nel komisyonu başkanı oldu. Aziz Bruno Çölde Dua Ederken adlı tablosu Louvre müzesindedir. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESTOUT veya RETOUT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESTİF (veya RETİF) DE LA BRETONNE

Tarih 29 Haziran 2009

RESTİF (veya RETİF) DE LA BRETONNE (Nicolas restif, — denir), fransız yazarı (Auxerrois 1734-Paris 1806).

Bourgogne’lu bir çiftçinin oğluydu. Paris’te matbaa işçisi ve sahibi oldu. 1767′den itibaren taşra hayatını ve Paris şehrine karşı tutkusunu dile getiren romanlar yazmağa başladı.

Başlıca eserleri şunlardır: Lucile ou les Progres de la Vertu (Lucile veya Erdemin Gelişmesi) [1768], Le Paysan Perverti ou les Dangers de la Ville (Baştan Çıkan Köylü veya Şehir Hayatının Tehlikeleri) [1775], şaheseri sayılan Babamın Hayatı (La Vie de Mon Pere) [1779], kendi hayatını anlattığı Monsieur Nicolas ou le Coeur Humain Devoile (Bay Nicolas veya Sırrını Açığa Vu­ran Gönül) [1794-1797], Le Pornographe (Açık Saçık Şeyler Yazan) [1769], Le Glos-sographe (Sözlükçü) [1773], L’Andrographe (Hünsaların Hayatını Anlatan Yazar) [1782]. Restif de La Bretonne daha sonra îdees Singulieres (Acayip Düşünceler) adı altın­da toplanan bu son üç eserde atılgan bir ıslahatçı, insanları seven bir kimse olarak dikkati çeker. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESTİF (veya RETİF) DE LA BRETONNE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESPİGHİ (Ottorino)

Tarih 29 Haziran 2009

RESPİGHİ (Ottorino), italyan bestecisi (Bologna 1879-Roma 1936). Bologna’da Martucci’den, Petersburg’da Rimskiy-Korsakov’dan, Berlin’de Max Bruch’tan ders gördü.

Roma konservatuvarında beste öğretmenliği (1923) ve müdürlük (1923-1925) yaptı, daha sonra Santa Cecilia akademisinin Yüksek Bestecilik kursunun başına geçirildi. Ro­ma manzaralarından veya sanat eserlerinden ilham alarak yazdığı senfonik şiirlerinde, fransız izlenimcilerinin, rus bestecilerinin ve Strauss’un etkisinde kaldı. Arkaik mü­ziğe düşkündü, plenşan’ı örnek alarak yaz­dığı da oldu. Çok sayıdaki eserleri arasın­da ses müziği olarak, şarkı ve piyano için elli kadar melodi (Nebbie, Nevicata, Stornellatrice [1906]; Liriche, 4 Rispetti Toscani, [1914]; Deita Silvane), şarkı ve or­kestra için melodiler, korolu eserler (La Primavera [İlkbahar], 1923; 4 Canzoni Scozzesi, 1926; Landa per la Nativita del Signore [İsa'nın Doğuşu İçin Şükran], 1931) var­dır.

Oda müziği türünde re majör bir dört­lü (1907) ve Quartetto Dorico, piyano ve ke­man için si minör bir sonat (1916-1917), 3 Preludi Sopra Melodie Gregoirane per Piano (Gregoryen Melodileri İçin Üç Piyano Prelüdü) [1921] yazdı. Senfonik eserleri: Le Fontane di Roma (Roma Çeşmeleri) [1916] adlı senfonik şiir, Antiche Danze e Arie per Liuto adlı üç seri (1918, 1923, 1932), keman ve orkestra için Gregoryen Konçertosu (1921), i Pini di Roma (Roma’nın Çamları) adlı senfonik şiir, piyano ve orkestra için Concerto in Modo Misolidio (1925), Vetrate di Chiesa (senfonik şiir, 1926 -1927), Trittico Botticelliano (1927), Gli Uc-celli (Kuşlar) [süit, 1928], Feste Romane (Roma Şenlikleri) [senfonik şiir, 1928], piya­no ve orkestra için Toccata, impressioni Brasiliane (Brezilya’dan İzlenimler) [1931] adlı senfonik şiir, Metamorphoseon XII Modi (tema ve çeşitlemeler, 1931), son ola­rak piyano ve oda orkestrası için bir Con­certo a Cinque (1934),

Respighi ayrıca dra­matik eserler de besteledi: Re Enzo (Kral Enzo) [operakomik, 1905], Semirama (lirik trajedi, 1910), La Boutique Fantasque (Rossini’nin temaları üstüne bale, 1917-1918), Belfagor (müzikli komedi, 1923), La Campana Sommersa (opera, 1927), Belkıs (koreografik eylem, 1932), Maria Egiziaca (dinî tiyatro 1932), La Fiamma (Alev) [1934] ve Lucrezia (1937) operaları. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESPİGHİ (Ottorino) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESNAİS (Alain)

Tarih 29 Haziran 2009

RESNAİS (Alain), fransız filim yönetmeni (Vannes 1922). Paris Sinema yüksekoku­lunda okudu.

Birçok kısa filim çekti: Van Gogh (1948); Gauguin (1950); Guernica (Ro-bert Hessens ile birlikte, 1950); Les Statues Meurent Aussi (Heykeller de Ölür) [Chris Marker ile birlikte,1951]; Nuit et Brouillard (Gece ve SrSj [1956]; Toute la Memoire du Monde (Dünyanın Bütün Belleği) [1956]; Le Mystere de l’Atelier 15 (15 Nu­maralı Atelyenin Esrarı) [Chris Marker ile birlikte, 1957]; Le Chant du Styrene (Styrene’in Şarkısı) [1958]. 1959′da yaptığı ilk uzun filmi Hiroşima Sevgilim (Hiroshima Mon Amour) ile genç nesil sinemacılarının en ünlüleri arasında yer aldı.

öbür filimleri: Marienbad’da . Geçen yıl (L’Annee Derniere â Marienbad) [1961]; Savaş Bitti (La Guerre est Finie) [1965]; Je t’aime, je t’aime (Seni Seviyorum) [1967]. (L)

RESNELİ NİYAZİ BEY. Bk. NİYAZİ BEY Resneli.

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESNAİS (Alain) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESMİ MUSTAFA EFENDİ

Tarih 29 Haziran 2009

RESMİ MUSTAFA EFENDİ, türk tarih­çisi (XVIII.-XIX. yy.).

Memiş Paşanın di­van kâtipliğini yaptı. Fransızların Mısır is­tilâsı ve Akkâ kuşatmaları hakkında Vekayiname adlı bir eseri vardır. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESMİ MUSTAFA EFENDİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESAL (Henri)

Tarih 29 Haziran 2009

RESAL (Henri), fransız mühendisi ve ma­tematikçisi (Plombieres 1828 – Annemasse 1896).

Daha Ecole Polytechnique’te öğren­ciyken, konik dişlilerde ve sonsuz vida­daki sürtünmenin incelenmesinde integral hesabın uygulanması üstüne ilk inceleme ya­zısını kaleme aldı. Besançon Maden kuru­munda mühendis oldu, jeolojik harita üs­tünde çalıştı. 1855′te bu şehrin fen fakültesinde ve daha sonra Ecole Polytechnique’te mekanik okuttu (1872); Maden oku­lunda inşaat dersleri verdi. Mekaniğin bü­tün dalları üstünde çalıştı.

Theorie sur la Rotation des Corps (Cisimlerin Dönmesi Üstüne Teori) adlı eserinde, dönel katı cisimlerin hareketiyle ilgili temel problem­leri, özel bir hareketli eksenler sistemin­den yararlanarak hemen hiç hesaba baş­vurmadan çözümledi. Mekaniğe, bir katı cismin bağıl hareket denklemlerini kur­mak imkânı veren bileşik açısal ivme kav­ramını kazandırdı. Aylıca yuvarlanma ha­reketi, yuvarlanma yüzeyleri ve eğrileriyle ilgili bir teori ileri sürdü. (L)

RESALET i. Bk. RİSALET.

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESAL (Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOUVİN (Pierre)

Tarih 29 Haziran 2009

RENOUVİN (Pierre), fransız tarihçisi (Pa­ris 1893). Eski bir muharip olarak 1914 Sa­vaşının kaynakları üstünde araştırmalar yap­tı:

Les Origines immediates de la Guerre de 1914 (1914 Savaşının Dolaysız Kay­nakları) [1925]. Savaşın daha uzak kay­naklarını, sonradan 1926′dan 1939′a ka­dar Camille Bloch ile birlikte yönettiği Revue d’Histoire de la Guerre Mondia-le’de (Dünya Savaşı Tarihi Dergisi) [17 cilt], Crise Economique et la Premiere Guerre Mondiale’âe (İktisadî Kriz ve Bi­rinci Dünya Savaşı) [«Peuples et Civili-sations»], cilt XIX, 1934] ve başka yazarlarla birlikte yazdığı Paix Armee et la Grande Guerre (Silâhlı Barış ve Büyük Savaş) [«Cilio», cilt IX, 2; 1939] adlı eserlerinde incele­di.

Milletlerarası ilişkilerde uzmanlaştı. öbür eserleri: La Question d’Extreme-Orient, 1840-1940 (Uzakdoğu Meselesi, 1840-1940) [1946] ve Histoire des Relations İnternati-onales (Milletlerarası İlişkiler Tarihi) [cilt, 1953-1958]. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOUVİN (Pierre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOUVİER (Charles)

Tarih 29 Haziran 2009

RENOUVİER (Charles), fransız filozofu (Montpellier 1815-Prades 1903). Fransız ye­ni eleştirimciliğinin başlıca temsilcisi. Leibniz ve Kant’ın büyük ölçüde etkisinde kal­dı.

Başlıca eserleri: Essais de Critique Ge­nerale (Genel Eleştiri Denemeleri)
[1854 -1864], Uchronie (1857), Philosophie Analytique de L’Histoire (Tarihin Analitik Fel­sefesi) [1896], La Nouvelle Monadologie (Yeni Monadoloji) [1899], Histoire et Solu-tion des Problemes Metaphysiques (Meta­fizik Meselelerin Tarihi ve Çözümü) [1901], Le Personnalisme (Kişicilik) [1903]. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOUVİER (Charles) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Rethondes mütarekeleri

Tarih 29 Haziran 2009

Rethondes mütarekeleri, Rethondes ga­rının yakınında, Compiegne ormanında, bir demiryolu vagonunun içinde iki önemli mü­tareke imzalanmıştır.

Müttefikler ile Al­manlar arasında 1 ekim 1918′de imzalanan birinci mütareke ile Birinci Dünya savaşı fiilen sona ermiş oldu. Müttefiklerin yüce savaş konseyi tarafından 4 ekim günü Versailles’da kararlaştırılan mütareke şartları 8 ekimde Almanlara bildirildi. Mütareke Versailles antlaşmasının imzalanmasına (28 ha­ziran 1919) kadar yenilendi.

— 22 Hazi­ran 1940′ta imzalanan ikinci mütareke kısa bir savaştan sonra yenik düşen Fransa’­nın Almanya’ya başvurması üzerine yapıl­dı. Mareşal Petain 17 haziranda mütareke istemeğe karar vermişti. General Kuntziger’in başkanlığındaki fransız heyeti, 1918 mütarekesinin imzalandığı yerde bir tren vagonunda 21 haziran günü Hitler tarafından kabul edildi. Ateşkesme tarihi’ olarak da 25 haziran günü seçildi; bu geciktirmeye sebep daha önce Roma’nın yakınındaki İncisa ali Olgiata’da İtalya ile mütarekenin imzalanmasına imkân vermekti. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rethondes mütarekeleri hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RETH (Alfred)

Tarih 29 Haziran 2009

RETH (Alfred), macar asıllı fransız ressa­mı (Budapeşte 1884-Paris 1966). 1905′te Pa­ris’e yerleşti.

Orada Jacques-Emile Blanche’ın öğrencisi oldu, kübizmle, sonra soyut sanatla uğraştı, boyalarına kum, kömür to­zu, yumurta kabuğu karıştırarak yeni mal­zeme elde etme yollarım aradı. Art Moderne müzesinde eseri vardır (Hubin Res­toranı, 1912). [L]

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RETH (Alfred) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Rendu – Osler hastalığı

Tarih 27 Haziran 2009

Rendu – Osler hastalığı, kan damarların­daki bir anomaliye bağlı irsî hastalık; klinik olarak kanamalar (çoğunlukla burun kanamaları), anatomik olarak deri ve mukozalardaki kılcal damar ve damarcıkların genişlemesiyle (telanjiyektazi) belirir. (Has­talığın adı fransız hekimi Henri Rendu [1844-1902] ile ingiliz hekimi William Os­ler’den [1849-1919] gelir.) [L]

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rendu – Osler hastalığı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOİR (Jean)

Tarih 27 Haziran 2009

RENOİR (Jean), fransız filim yönetmeni (Paris 1894), Auguste Renoir’ın oğlu, Pier­re Renoir’ın kardeşi.

Bir süre seramikçilik yaptı. 1924′te yönetmenliğini Albert Dieu-donne’nin yaptığı Une Vie Sans Joie (Ne­şesiz Hayat) adlı filmin senaryosunu yazdı. Aynı yıl ilk filmini çevirdi: La Fille de l’Eau (Su Kızı). Bu tarihten sonra çeşitli türde filim çevirdi: Nana (1926); La Petite Marchande d’Altumettes (Kibritçi Kız) [1928]; La Chienne (Dişi Köpek) [1931]; La Nuit du Carrcfour (Yol Kavşağındaki G’ece) [1932]; Tonİ (1934); Le Crime de M. Lange (M. Lange’ın Cinayeti) [1935]; Ayaktakımı (Les Bas-Fonds) [1936]; Kır Gezintisi (Une Parti de Campagne) [1937] ve aynı yıl şahe­seri sayılan Harp Esirleri (La Grande İllusion); Hayvanlaşan İnsan (La Bâte Huma-in) [1938]; Karısı ve Âşığı (La Regle du Jeu) [1939].

İtalya’da başladığı Tosca’yı bitiremeden, 1940′ta Hollywood’a gitti. Ora­da çevirdiği filimlerin en iyisi The Souther-ner’dir (Güneyli Adam) [1945]. Hindistan’­da, Rüya Gibi Geçti (The River) [1951] ve italya’da Altın Araba (La Carrosse d’Or) [1952] adlı filimleri yönetti. Fransa’ya dön­dü ve orada French-Cancan (1955), Elena et Les Hommes (E1ena ve Erkekler) [1956], Kırda Kahvaltı (Le Dgjeuner sur l’Herbe) [1959], Le Caporal £pingle (1962), Dr. Cordelier’nin Vastveinamesi (Le Testament du Dr. Cordelier) [1963] adlı filimleri çekti. Eserlerinde, şekilden çok içgüdüye önem verir. Yerine göre gerçekçi, alaycı, şair ve yerici olduğu için onu herhangi bir akıma mal etmek güçtür. 1966′da sinemayı bir süre için bırakarak edebiyatla ilgilendi ve Les Cahiers du Capitaine Georges (Kaptan Ge­orges’un Hatıra Defteri) adlı eseri yayım­ladı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOİR (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOİR (Claude)

Tarih 27 Haziran 2009

RENOİR (Claude), fransız kamera yönet­meni (Paris 1913), oyuncu Pierre Renoir’ın oğlu ve Jean Renoir’ın-yeğeni. 1934′ten beri kendini en iyi görüntü yönetmenlerinden (özellikle renkli) biri olarak kabul ettirdi.

Birçok önemli filmin çekimine katıldı; bun­lardan bazıları: Toni (1934); Kır Gezintisi (Une Partie de Campagne) [1936]; Rüya Gi­bi Geçti (The River) [1951]; Altın Araba (Le Carrosse d’Or) [1952] (dördü de Jean Renoir’ın); M. Cloche’un, Monsieur Vincent’ı (1947); A. Astruc’un Bir Hayat’ı Une Vie) [1958]; R. Vadim’in Et Mourir de Plaisir’i (1960). [L]

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOİR (Claude) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOİR (Auguste)

Tarih 27 Haziran 2009

RENOİR (Auguste), fransız ressamı (Limoges 1841-Cagnes-sur-Mer 1919). 1844′te Pa­ris’e yerleşmiş bir terzinin oğlu.

Daha ço­cukluğunda Louvre’a gidiyor ve özellikle heykel salonlarını geziyordu. On üç yaşında, Temple sokağında bir porselen süslemecisinin yanına çırak olarak girdi; sonra yelpaze­leri resimleyen bir atelyede çalıştı; büyük bir ustalıkla, XVIII. yy. taklidi resimler yaptı. Ressam olmağa karar verince, kazan­cından artırdığı paralarla Güzel Sanatlar okuluna yazıldı (1862). Gleyre’in atelyesinde Monet, Sisley ve Bazille ile tanıştı, Cezanne, Pissarro ve Guillaumin ile dost oldu. 1863′te Esmiralda adlı eseri Salon’a kabul edildi (Renoir sonradan bu tablosunu parçalamıştır). Aynı yıl, Reddedilmişler Salonunda sergilenen Manet’nin resimleri karşı­sında büyük bir hayranlık duydu.

Renoir ve arkadaşları, Corot’nun, Courbet’nin, Millet’nin resimlerini de beğeniyorlardı; izle­nimci anlayışa uygun olarak açık havada resim yapmak üzere Fontainebleau ormanı­na gittiler. Renoir burada, Chailly-en-Biere’de Diaz’ın öğütlerinden yararlandı. 1864 Salonuna kabul edilmemesine karşılık tablo­ları 1865 Salonunda sergilendi; sonra 1866′da yine geri çevrildi. Renoir, Manet’nin çev­resinde biraraya gelen ve akademiye karşı olan gençlerin buluştuğu Guerbois kahvesindeki akşam toplantılarına devam ediyordu.

İlk desteği, Manet le birlikte kendisini de atelyesinde barındıran Bazille’den gördü. 1867′de Frederic Bazille’in Portresi’ni (Lo-uvre) ve Courbet’nin Sen Kıyısında Genç Kadınlar adlı tablosunun etkisiyle Avcı Di-ana’yı yaptı ve bu eseri de Salon’a alınmadı. Buna karşılık Şemsiyeli Lise’i 1868′de kabul edildi. Bu resim, Duranty ile Castagnary’-nin ilgisini çekti. Zola, Renoir’ın konularını içinde yaşadığı çağdan almasını ve Sen kı­yısındaki Grenouilere’âe kayıkçıları ve suya girenleri açık havada gösteren aydınlık figürler yapmasını beğenerek Renoir’a «aktüaliteci» adını verdi. 1870′te Salon’a kabul edilen Pınarda Yıkanan Kadın ve Cezayirli Kadın adlı tablolarında Renoir’in Delacroix’ya artan hayranlığının izleri görülür.

Salon tarafından bir daha reddedilince, 1874′te, Ressam, Heykeltıraş, Mimar, Gravürcü ve Desenciler Anonim ortaklığının birinci sergisine katıldı. Bu dernek üyeleri kısa zamanda «izlenimci grup» adını aldı. Renoir’ın sergiye verdiği resimlerden, özel­likle La Loge (Courtauld koleksiyonu, Tate gallery) adlı tablosu anılmağa değer. Re­noir bu grupta, manzara resminden çok fi­gürle ilgilenenler arasında yer alıyor ve fır­çayı lekeler meydana getirecek biçimde sür­mekten çok, boyayı ince ve saydam taba­kalar halinde üst üste koyarak çalışıyordu.

1875′te Drouot konağında eserlerini satışa çıkarttı ama pek alıcı bulamadı. Bu başa­rısızlığına karşılık Victor Choquet ile Ge­orges Charpentier’den destek gördü. Bir ya­yınevi sahibi olan Charpentier’nin Grenelle sokağındaki salonu o devirde, Paris’in seçkin kişilerinin, Zola, Daudet ve Goncourt’ların çevresinde biraraya geldikleri yer­di. Marguerite Charpentier’nin koruduğu Renoir 1876′dan sonra düzenli olarak Sa­lon’a kabul edildi. Burada 1878′de Bayan Charpentier ve Çocuklarının Portresi (Met­ropolitan Museum, New York) tablosunu sergiledi.

Gortot sokağında kiraladığı bah­çede La Galette Değirmeni adlı tablosunu (Louvre) bu dönemde yaptı. 1876′da on beş tablosuyle izlenimci grubun ikinci sergisi­ne, sonra 1877 sergisine, son olarak da ara­larında Kayıkçıların Öğle Yemeği de (Phi­lips Memorial gallery, Washington) bulunan yirmi dört tablo ile 1882 sergisine katıldı. 1879′da Cezayire gitti; Paris’te doktor Gachet ile tanıştı; Chatou’da, Croissy’de, Sen kıyılarında resimler yaptı. 1881′de Aline Charigot ile evlendi.
Bir süre Guernesey’de oturdu. Sonra ital­ya’ya gitti (1882) ve bu gezisi sanatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Napoli müze­sinde Pompei resimlerini inceledi.

Paler­mo’da Richard Wagher’in Portresi’ni (Opera kütüphanesi, Paris) yaptı. Piero Della Francesca, Benozzo Gozzoli ve Raffaello’nun e-serleri karşısında bir öğrenci hayranlığına kapılarak «İzlenimciliğin sonuna kadar git­miştim; ama ne yağlıboya’yı, ne de desen yapmayı bilmediğimi anlıyorum» dedi. Cennini’nin Trattato della Pittura (Resim Üs­tüne İnceleme) adlı kitabını elinden düşürmüyordu. Bu kitabın 1911′deki fransızcasına yazdığı önsöz Renoir’ın tek teorik yazısıdır. Bundan sonra, aktüaliteci»liği bırakarak klasik bir ressam olmak istedi.
O zamana kadar eserlerinde yer almayan çıplak kadın artık başlıca tema’sı oldu; paletindeki renkleri azaltarak toprak boyalarını ve kobalt mavisini kullanmağa başladı, insan ve eşya­nın çevre çizgilerini daha belirgin hale ge­tirdi, daima açık havada resim yapmayı bı­raktı. Kısa süren bu dönemdeki şaheseri Suda Yıkanan Kadınlardır (1883-1885, Carroll S. Tyson koleksyonu, Philadelpiha).

Üslûbunun kesin biçimini alması için gerekli olan bu çetin ve azimli arayış döneminden sonra, mizacına da uygun gelen çekici konu­lara el attı; «tatlı ve hafif» resimler yap­mağa başladı. 1884′te La Rochelle’de, La Roche-Guyon’da, Varengeville’de, Essoyes da çalıştı; 1885′te İspanya’ya gitti; orada Velazquez’in tablolarını gördükten sonra bu ressamı Greco’dan da, Tiziano’dan da üs­tün buldu. Burant-Ruel sayesinde, Brüksel’­de, Londra’da, New-York’ta ilk büyük ba­şarılarını elde etti.

1888′de Martigues’e gi­derek Cezanne ile buluştu. Montmartre’a (Château des Brouillards) yerleştiği 1890 yı­lında «sedefli» denilen dönemi başlar; bu dönemde yaptığı resimlerde, şekillere belli belirsiz bir kabarıklık vermek için, uzun fır­ça darbeleriyle renkleri hafifçe birbirine karıştırıyordu. 1891′den itibaren her yıl Gü­ney Fransa’ya (Tamaris-sur-Mer, Cassis, Marsilya, Miramar, Nimes, Rhöne vadisi) gitmeğe başladı. Cagnes’da ağır bir romatiz­maya tutuldu (1899). Burada satın aldığı (1901) malikânesinden ancak her yaz Esso-yes’ya gitmek için ayrılıyordu. Essoyes, ka­rısının çocukluk arkadaşı Gabrielle Renard’ın memleketiydi. Bu kadın çocuklarına dadılık ettiği gibi evin idaresini de eline aldı; aynı zamanda, güzel ve dolgun vücuduyle Renoir’ın son yıllarındaki tablolarına (kır­mızı ve yaldızlı renklerin gittikçe hâkim olduğu dönem) modellik etti. Ambroise Vollard 1894′te Renoir’a maddî yönden destek oldu; ama sanatçı rahat bir hayata ancak 1907′de kavuşabildi.

1910′dan sonra Renoir ancak koltuk değneğiyle yürüyebiliyordu; 1912′de fırçasını başparmağı ile işaret par­mağı arasına bağlamak zorunda kaldı. 1914′te, eserleri daha o hayattayken Louvre mü­zesine alındı (isaacs de Camondo koleksi­yonu). Ayrıca 1918′de Mme Georges Charpentier’nin küçük portresi de aynı müze için devlet tarafından satın alındı. Auguste Guenot, Renoir’ın ölümsüzleştirdiği kadın tiplerine uygun düşen birkaç heykel yaptı. Bu eserlerini Renoir’ın desenlerini örnek alarak ve sanatçının nezaretinde çalışarak gerçekleştirdi. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOİR (Auguste) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Ren muharebesi

Tarih 27 Haziran 2009

Ren muharebesi, İkinci Dünya savaşının son muharebesine verilen ad. Bu çarpışma­da, müttefik birlikleri mart – nisan 1945′te Ren nehrini aşarak Almanya’nın içlerine girdiler.

Ren nehrinin sol kıyısına hâkim durumdaki (bk. SiEGFRİED hattı) mütte­fikler, 90 tümen
(61′ amerikan, 13′ü ingiliz, 5′i kanada, 10′u fransız, 1′i polonya tüme­ni) olan kuvvetleriyle, hiç ara vermeksizin, nehri geçme teşebbüslerine giriştiler. 23 Martta general Patton, Oppenheim’da neh­ri baskınla geçti ve hemen doğuya doğru i-lerleyerek Frankfurt ile Wiesbaden’i zaptet­ti
(29 mart). Bu iki köprübaşı tarafından desteklenen başkumandanlık, saldırısının ağırlık merkezini, alman ordusu tarafından henüz sağlam bir şekilde tutulmakta olan Aşağı Ren üstüne yöneltti.

Wesel’in doğu­sunda bir hava indirmesiyle desteklenen bu harekât, Montgomery’nin emri altında 21. Ordular grubu (I. Kanada, II. İngiliz, IX. Amerikan orduları) tarafından sevk ve ida­re edildi. Montgomery, 24 martta büyük bir başarı ile Duisburg yakınından saldırıya geç­ti ve kuzeyden Ruhr nehrini aştı (Münster’-in zaptı, 2 nisan). Ren nehrinin yukarı kıs­mını 26 martta Worms’ta general Patch, 31 martta da Karlsruhe’nin (4 nisanda Fransız­lar tarafından ele geçirildi) batısında Philippsburg’da general de Lattre aştı; sonra da bu iki ordu Tuna’ya doğru yön değiştirdi.

Bu arada Hodges ile Patton da Mafburg’u geçiyor ve Kassel’e yaklaşıyorlardı. Eisenhower, düşmanı daha ilerilere kadar takip etmeden önce Ruhr’daki alman tümen­lerini tasfiye etmek istedi; bu tümenler 2 ni­sanda Lippstadt’ta I. (Hodges) ve IX. (Simpson) Amerikan orduları tarafından çevrildi. 18 Nisanda sanayi bölgesindeki bütün mu­kavemet kırılmıştı. Almanya’nın içerilerine dalma görevi general Bradley’e verildi. IX., III. ve I. Amerikan ordularıyle Bradley, Le-ipzig istikametinde hemen saldırıya geçti. 4 Nisanda Kassel, 13 nisanda Jena zaptedildi; ayın 11′inde Simpson emrindeki kuvvetler Magdeburg yakınında Elbe nehrine ulaştı; 14 nisanda Patton’ın kıtaları Leipzig’i ele geçirdikten sonra, emir üzerine Muide hiza­sında durdu; 18 nisanda bu kuvvetler Prag’a 90 km mesafedeki Pîzen’e vardı, ama Sov­yetlerle yapılan antlaşma sonunda geri çekil­di. Sovyet birlikleri Patton kıtalarıyle 25 ni­sanda Elbe üzerinde Torgau’da birleşti.

Kuzeyde, Hollanda’daki alman kuvvetlerini (Blaskovitz) yok etmeyi Kanadalılara bıra­kan Montgomery, Bremer’i zaptetti ve 3 ma­yısta Wismar’da Sovyetlerle irtibat: kurdu. Hamburg 4 mayısta teslim oldu. Güneyde, alman mukavemeti daha kuvvetliydi. Bu di­renmenin önce Pfarzheim-Würzburg hattı üzerinde Patch ve de Lattre kuvvetleri tara­fından kırılması gerekiyordu. Patch 19 ni­sanda Nürnberg’e, 30 nisanda Münih’e gir­di. Alman direnmesini Freudenstadt’ta bo­zan de Lattre, sol kanadını 22 nisanda dü­şen Stuttgart’a, sağ kanadını; da isviçre sı­nırına (Konstanz), Tuna’ya (Ulm, 24 nisan) ve Avusturya’ya (Vorarlberg) doğru saldırıya geçirdi. 4 Mayısta Brenner geçidini aşan Patch İtalya’daki müttefik kuvvetleriyle birleşti; general Leclerc de Berehtesgaden’i işgal etti. Aynı gün, Danimarka, Hollanda ve Westfalen’deki alman orduları Lüneburg sözleşmesiyle teslim oldu: bu durum, alman ordusunun 7 mayısta Reims’te ve 8 mayısta Berlin’de kayıtsız şartsız teslim olmasına yol açtı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ren muharebesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENDA (Mustafa Abdülhalik)

Tarih 27 Haziran 2009

RENDA (Mustafa Abdülhalik), türk dev­let adamı (Yanya 1881-İstanbul 1948). Rendazade Aslan Efendinin oğlu.

İlköğrenimini ve ortaöğreniminin bir kısmını Yanya’da yaptı. İstanbul’da Mülkiye idadisini ve Mülkiye mektebini bitirdi (1903). Rodos ida­disinde matematik ve fransızca öğretmen­liği, Cezairi Bahri Sefid ve Yanya vilâyetleri maiyet memurlukları, Tepedelen, Meçova, Payan, Delvine kaymakamlığı, Siirt muta­sarrıflığı, Bitlis, Kastamonu ve Halep valili­ği yaptı. Dahiliye müsteşarlığına tayin edil­di.

Bursa valiliğine getirildi; fakat oraya git­meden azledildi. Birinci Dünya savaşı so­nunda Malta’ya gönderildi. Buradan dönü­sünde önce iktisat, sonra dahiliye müsteşar­lığına tayin edildi. Dahiliye müsteşarlığına ek olarak Konya valiliğine gönderildi, izmir valisi oldu. İzmir’de bulunduğu sırada mil­letvekili seçildi. Maliye (1924); millî müda­faa vekili oldu (1927).

Ticaret, nafıa, bahri­ye, sıhhiye, iktisat vekilliklerine vekâlet et­ti. 1934′te C.H.P. Meclis grubu reis vekili ve ertesi yıl Büyük Millet meclis başkanlığı­na seçildi. Reisicumhur vekilliği yaptı (1939). 1946′da B.M.M. başkanlığından ayrıldı. Ay­nı yıl Hasan Saka kabinesine devlet bakanı olarak girdi. 1948′de istifa etti. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENDA (Mustafa Abdülhalik) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Renault (REGİE NATİONALE DES USİNES)

Tarih 27 Haziran 2009

Renault (REGİE NATİONALE DES USİNES) [Renault Fabrikaları Millî rejisi]. 16 Ocak 1945 kararnamesiyle kurulmuş fransız tesi­si.

Bu kararnameyle, Marcel ve Louis Re­nault’nun kurduğu Renault fabrikaları mil­lileştirildi. Bu millileştirme, Louis Renault’nun özel mülkiyetindeki hisse senetleri­ne elkoyma ve işletmenin reji haline getiril­mesi yoluyle gerçekleştirildi. Tesisin faaliyet alanı, özel otomobil, kamyon ve traktör yapımından demiryolu ve denizcilik malze­mesi üretimine kadar uzanır (bu arada, özel çelik, boya ve tezgâh makine de yapılmak­tadır).

Renault fabrikalarının ana tesisi Billancourt’dadır. Rejinin, Fransa dışında çe­şitli sınaî ve ticarî kuruluşları vardır. Tür­kiye’de OYAK (Ordu Yardımlaşma kurumu) ile Yapı ve Kredi bankasının yer aldığı ortaklar grubuyle işbirliği yapılmıştır. Bursa’daki Oyak – Renault fabrikalarında 1971′den itibaren «.Renault 12» binek otomobili yapılmaktadır. 1972′de Statlon-Wagon ti­pinin yapımına başlanmıştır. (LM)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Renault (REGİE NATİONALE DES USİNES) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAULT (Michel)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAULT (Michel), fransız dansçısı (Pa­ris 1927). 1946′dan 1959′a kadar Paris ope­rasında yıldız dansçı olarak çalıştı.

Klasik balenin başlıcalarında (Giselle) oynadı; ye­niden temsil edilen birçok eserde (Le Chevalier et la Damoiselle [Şövalye ve Genç Kız], Sylvia) rol aldı; birçok ilk temsilde (Mirages [Seraplar], 1947; Etudes [1952]; Romeo ve Juliet [1955]; La Dame â la Licorne [Boynuzlu At ve Kadın], 1959) sahne­ye çıktı.
Paris operasından ayrıldıktan son­ra, Liane Dayde ile birlikte çeşitli ülkelerin (S.S.C.B., 1960) sahnelerinde dans etti. [L]

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAULT (Michel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAULT (Lotus)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAULT (Lotus), fransız sanayicisi (Paris 1877-ay.y. 1944). 1898 Ekiminde Billancourt’daki küçük bir atelyede ilk otomobilini ken­di eliyle yaptı ve ona üç tekerlekli bir taşıt­tan söküp aldığı 1,75 BG’de bir Dion-Bouton motoru taktı.

Kardeşi MARCEL’in (Boulogne-Billancourt 1882-Bourgde-Vay, Payre komünü, Vienne 1903) isteği üzerine küçük seriler halinde ufak arabalar yapmağa karar verdi; 1899′da priz direk kutusunun ve ayçatallı vites şanzımanının patentini aldı. Bu arada, ufak arabalar yapmak amacıyle Billancourt’da küçük Renult Kardeşler fabrika­sı kurulmuştu. Madrid Otomobil yarışında kardeşi Marcel kaza sonucu ölünce, Louis Renault, fabrikasını genişletmek için ya­rışları bırakmağa karar verdi.

Bu konuda öteki kardeşi FERNAND (1865-1909), kendi­sine yardımcı oldu. Birinci Dünya savaşında fabrikaları uçak ve cephane imaline yö­neldi. 1918′de emin ve kullanışlı olan hafif Renault tankları’nı yapmayı başardı. Barış­la birlikte, Renault yeniden otomobil yapı­mına başladı; Boulogne-Billancourt tesisle­rinin sanayi gücünü arttırmağa devam etti ve bir süre sonra bu tesisler, «devlet içinde devlet» sözüne hak verdirecek bir duruma geldi. Louis Renault, diretken zekâsıyle (500′ün üstünde patent bıraktı) yeni iş alan­larına sürekli olarak el attı; özellikle tarım makineleri üstünde çok çalıştı; denizcilik ve sanayi tesisleri kurdu ve ağır vasıtalar için dizel motorları yaptı.
Louis Renault, işgalde Almanlar hesabına çalışmakla suçlandırıldı, kendini savuna-madan öldü ve bütün fabrikaları millileş­tirildi. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAULT (Lotus) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAULT (Bernard)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAULT (Bernard), fransız paleobotanikçisi (Autun 1836 – Paris 1904). Kendisin­den önce bilinmeyen bütün fosil bitki grup­larını (bctryopteridae, sphenophyleae, cycadoxyleae, calamariaceae v.b.) tanımladı.

1879′da Structure Comparee de Quelques Tiges de la Flore Carbonifere (Karbon Çağı Florasına Ait Birkaç Bitki Sapının Karşılaş­tırmalı Yapısı) adlı tezini yayımladı. A. Brongniart ile birlikte, fosil bitkilerden cordaites’te yumurtacıkların önünde çiçek­tozu odacığı bulunduğunu ortaya çıkardı, özellikle Commentry, Autun ve Epinac bölgelerindeki fosil flora ve yakacak olarak kullanılan fosil mikroorganizmalar üstünde çalıştı. Cours de Boîanique Fossile (Fosil Botanik Dersleri) adlı bir eser yayımladı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAULT (Bernard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Renaudot-Theophraste ödülü

Tarih 27 Haziran 2009

Renaudot-Theophraste ödülü, 1925′te bir edebiyat tenkitçileri (Gaston Picard, Georges Charensol ve P. Demartres) grubu tarafından kurulan ödül.

Fransız gazetecili­ğinin kurucusu sayılan Renaudot’nun adını alan bu ödül 1926′dan beri her yıl Goncourt armağanı ile aynı zamanda, bir roman, bir anlatı, bir masal veya hikâye derleme­si yazarına verilir. Her ne kadar, hiç bir para bağışı tapılmazsa da çok tutulan; de­ğerli yazarlara verilen bir ödüldür. (L>)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Renaudot-Theophraste ödülü hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAUDOT (Theophraste)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAUDOT (Theophraste), fransız hekimi ve gazetecisi (Loudun 1586 – Paris 1653). 1612′de kralın doktoru oldu.

Halk sağlığı ile ilgilendi ve bir dispanser kurdu. 1631′de La Gazette’i çıkardı. Bu gazetede, siyasî haberler ve Paris’te geçen olaylar yer alı­yordu. Daha sonra 1635′te Mercure Fran-çais’nin yönetimini ele aldı. (M)

RENAUD LE VİEUX. Bk. LE VİEUX (Renaud).

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUDOT (Theophraste) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAUDİN (Jean François)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAUDİN (Jean François), fransız ami­rali (Saint-Martin-du-Gua, Saintonge 1750-ay.y. 1809).

1793′te albay oldu. 1 Haziran 1794 savaşında Vengeur kalyonu kumanda­nıydı. Bu savaşta İngilizlere esir düştü. Memleketine döndükten sonra (ekim 1794) tuğamiralliğe yükseldi.
1799′da Napoli De­niz kuvvetlerinin kumandanlığını yaptı. 1801′de Atlantik limanları müfettişi oldu ve emekliye ayrıldığı 1805′e kadar bu görevde kaldı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUDİN (Jean François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAUDET (Augustin)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAUDET (Augustin), fransız tarihçisi (Paris 1880 – ay.y. 1958).

Bordeaux Edebi­yat fakültesinde (1919-1937), Sorbonne’da (1937-1946), Ecole des Hautes Etudes’de (1942-1951) ve College de France’ta (1946 -1951) profesörlük yaptı.
Erasmus, Machiavelli ve Dante üstüne birçok eser yazdı. Humanisme et Renaissance (Hümanizm ve Rönesans) [1958] adlı eseri ölümünden az önce yayımlandı. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUDET (Augustin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Renaud (veya Renaut) de Montauban

Tarih 27 Haziran 2009

Renaud (veya Renaut) de Montauban, Doon de Mayence çevrimine ait XII. yy. fransız «chanson de geste»i. Eserde dük Aymes de Dordone’un dört oğlu (Dört Aymon Oğlu da denir) olan Renaud, Alard, Guichard ve Richard’a karşı Charlemagne’ın mücadelesi anlatılır. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Renaud (veya Renaut) de Montauban hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAU D’ELİÇAGARAY (veya ELİSSA-GARAY)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAU D’ELİÇAGARAY (veya ELİSSA-GARAY) [Bernard], Küçük Renau veya Deniz şairi denir, fransız askerî mühendisi (Armendarits, Bearn 1652 – Pougues 1719), Büyük amiral kont de Vermandois ile bir­likte çalıştı (1679), matematik formüllere göre gemi inşasını kabul ettirdi, bombalı galyotları icat etti ve bunları Cezayir (1682) ile Cenova’ya (1683) karşı kullandı.

Nord’daki mevkilerin tahkiminde Vauban’a yar­dım etti. Philippsburg (1688), Mons (1691) ve Namur (1692) kuşatmalarını yönetti. Theorie de la Manoeuvre des Vaisseaux (Gemilerin Manevrası Üstüne Teori) [1689] adlı bir eser yazdı. Bahriye genel müfettişi oldu; ispanya hizmetinde çalıştı (1705-1710). (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAU D’ELİÇAGARAY (veya ELİSSA-GARAY) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAUD (Madeleine)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAUD (Madeleine), fransız kadın oyun­cu (Paris 1900). 1921-1946 Arasında Comedie Française’de çalıştı.
1947′de kocası J. L. Barrault ile birlikte, kendi adlarını ta­şıyan topluluğu kurdu.

Başlıca oyunları: Montherlant’dan ölü Kraliçe (La Reine Morte) [1942]; Claudel’den Le Soulier de Satin (Saten Ayakkabı) [1943], Mauriac’dan Les Mal-Aimes (Sevilmeyenler) [1945]; S. Beckett’den Oh! les Beaux Jours! (Ah. Mutlu Günler!) [1963], Marguerites Duras’dan Bütün Gün Ağaçlarda (Des Journees Entieres Dans les Arbres) [1966]. Marivaux’nun komedilerini eşsiz bir incelikle yo­rumladı.

Ayrıca birçok filim çevirdi: La Maternelle (Ana Okulu) [1933]: Le Ciel Esi â Vous (Gök Sizindir) [1943]; Le Plai­sir (Zevk) [1951] v.b. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUD (Madeleine) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENARD (Georges)

Tarih 27 Haziran 2009

RENARD (Georges), fransız tarihçisi ve yazarı (Amillis Saine-et-Marne 1847-Paris 1930).

Paris komününe katıldı, İsviçre’ye sığındı. Sonra Fransa’ya döndü. Sırasıyle Monge okulunda, Conservatoire National des Arts et Metiers’de ders verdi. 1907′de College de France’ta Emek Tarihi kürsü­süne getirildi.

Başlıca eserleri: La Republi-que de 1848 (1848 Cumhuriyeti) [1906];
G-. Weulersse ile birlikte yazdığı Le Travail dans l’Europe Moderne (Çağdaş Avrupa’­da Emek) [1920]; Le Travail dans la Prehistoire (Tarihöncesinde Emek) [1928]. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENARD (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENARD (Charles)

Tarih 27 Haziran 2009

RENARD (Charles), fransız subayı ve as­kerî mühendisi (Damblain, Vosges 1847 -Meudon 1905). İstihkâm subayıydı; 1875′ten itibaren balonculukla uğraştı.

Havadan daha ağır araçlar üstünde önemle durdu, aerodinamik ve dikey uçuş gibi konularla ilgili birçok inceleme yayımladı. Gözetle­me balonu ve güdümlü balon tekniğinden başka, hızlı ve yüksek randımanlı buhar kazanlarının, çok sayıda römorku çeken motorlu bir yol aracının yapımında başarı gösterdi. Kendi adını taşıyan bir sayı se­risi buldu. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENARD (Charles) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Renan Müdafaanamesi

Tarih 27 Haziran 2009

Renan Müdafaanamesi, Namık Kemal’in polemik kitabı (ilk basım 1910, istanbul; yeni basım Prof. M. F. Köprülü, 1962).

Ünlü fransız filozofu Ernest Renan’ın «İs­lâmiyet ve Bilgi» adlı nutku birçok islâm düşünürü gibi Namık Kemal’i de etkiledi. Renan, bu nutkunda, islâmiyetin gelişmeyi ve ilerlemeyi yok eden ve bilime engel olan bir din olduğunu ileri sürdü. Renan Müdafaanamesi, Namık Kemal’in deyişiyle, «bu hitabeye karşı kesin delilleri içine alan bir reddiyedir ki islâmiyetin yüce şanını, mantık ve şeriatın aydınlık delilleriyle yük­seltir». (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Renan Müdafaanamesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAN (Ernest)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAN (Ernest), fransız yazarı (Treguier 1823 – Paris 1892). Beş yaşında babasını kaybetti. Annesi ve ablası tarafından yetiş­tirildi. Çeşitli din okullarında okudu. Saint-Sulpice kolejinde îbranîce öğrendi.

Al­man düşüncesinden etkilenerek katolik i-nancından koptu. 1845′te papazlıktan ay­rıldı. Felsefenin yanı sıra, filoloji çalışma ve araştırmalarını da sürdürdü. 1847′de Essai Historique et Theorigue sur les Langues Semitiques (Samî Dilleri üstüne Ta­rihî ve Nazarî Deneme) adlı eseriyle Volney ödülünü kazandı. 1848 Devriminden büyük ölçüde etkilendi. Jules Simon’un yönettiği La Liberte de Penser (Düşünme Hürriyeti) adlı gazetede yazılar yazmağa başladı.

İnsanlığı ilgilendiren büyük mese­lelerin ancak liberal bir bilim yoluyla çö­zümlenebileceğini ispatlamak amacıyle Avenir de la Science (Bilimin Geleceği) adlı eseri yazdı. Bu eser, ancak 1890′da ki­tap olarak yayımlandı. 1850′de Bibliotheque Nationale’deki süryanîce elyazmalarını sınıflandırmakla görevlendirildi. Revue des Deux Mondes ve Journal des Debats’da. yazılar yazdı. 1852′de Averroes et Averro-isme (İbni Rüşt ve İbni Rüşt’çülük) konu­lu teziyle doktorasını verdi. 1860′ta ablasıyle birlikte, arkeolojik bir görevle Suri­ye’ye gitti. 1861′de ablasının ölümü üzerine yalnız olarak yurda döndü; göreviyle ilgili çok geniş temel bilgiler ve ilgi çekici ör­nekler dışında, isa’nın Hayatı (Vie de Jesus) adlı eserinin müsveddelerini de getir­di; bu eser, yirmi yıllık çalışmalarının bü­yük bir kısmını kapsayan Histoire des Origines du Christianisme’in (Hıristiyanlık Menşelerinin Tarihi) ilk cildidir. Renan, 1862′de College de France’ın îbranîce kür­süsüne getirildi. Ama daha ilk dersinde, isa’dan «eşsiz bir adam» olarak söz etme­si gürültülere yol açtı.

Dersleri önce erte­lendi, sonra da bütün bütün kaldırıldı. Renan’ın edebiyat çevrelerine girmesi bu sıralara rastlar. 1863′te yayımlanan İsa’nın Hayatı’nda. isa’yı tenkitçi tarih metotlarıyle incelediği için yeni tepkilere yol açtı! 1864′te eserine devam edebilmek için Mı­sır’a, Anadolu’ya ve Yunanistan’a gitti. 1869′da siyasete atılmayı denedi. Savaş sı­rasında Prusya prensi Friedrich ile barış konusunda görüşmeğe çalıştı. Savaştan son­ra yeniden College de France’taki kürsüsü­ne dönerek, ülkesinde düşünce ve ahlâk alanını kapsayan bir reform üstünde çalış­malara başladı. 1883′te College de France’­ın müdürü oldu.
Hayatının son yıllarında Origines adlı eserini Histoire du Peuple d’israel (İsrail Milletinin Tarihi) ile tamam­lamağa çalıştı ve Drames Philosophiques’i (Felsefî Dramlar) yazdı.

Renan’ın öbür eserleri: Histoire Generale et Systeme Compare des Langues Semitigues (Samî Dillerinin Karşılaştırmalı Sistemi ve Genel Tarihi) [1885]; Essais de Morale et de Critigue (Ahlâk ve Tenkit Denemeleri) [1859]; Questions Contemporaines (Çağdaş Meseleler) [1868]; Dialogues et Fragments Philosophiques (Felsefî Diyalog ve Yazıt­lar) [1876]; Drames Philosophiques (Felsefî Dramlar) [Caliban, l'Eau de Jouvence (Gençlik Suyu), Le Pretre de Nemi (Nemi Rahibi), Abbesse de Jouarre (Jouarre Ra­hibesi)] (1886); Çocukluk ve Gençlik Hatı­raları (Souvenirs d’Enfance et de Jeunesse) [1883], Feuilles Detachees (Kopuk Sayfa­lar) [1892]. Renan, kiliseden kopmakla birlikte, en büyük önemi manevî değerlere verdi, insanlığın ilerlemesi konusunda bü­tün varlığıyle liberal bilime ve tenkitçi dü­şünceye bağlandı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAN (Ernest) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMY (Josephe)

Tarih 27 Haziran 2009

REMY (Josephe), fransız balık üreticisi (La-Bresse, Remiramont yakınları 1804-Öl. 1855).
Balıklarda dölenme olayını gözlemledi ve sunî dölleme usullerini buldu. Böylece balık üreticiliğini pratik bir bilim haline getirdi. (L)

REMZ i. Bk. REMİZ.

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMY (Josephe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMUSAT

Tarih 27 Haziran 2009

REMUSAT (Charles François Marie, — kontu), fransız siyaset adamı (Paris 1797 -ay.y. 1875), Aguste Laurent’ın oğlu.

Libe­ral milletvekili (1830-1847) ve içişleri ba­kanı (mart-ekim 1840) oldu. ikinci cumhuri­yeti (1848) savundu; 2 aralık 1851′den sonra sürgün edildi ve ancak 1859′da genel af çı­kınca geri dönebildi. Thiers kabinesinde dış­işleri bakanlığına getirildi (1871); işgal al­tındaki toprakların kurtarılmasına çalıştı (mart 1873 antlaşması).
Ama Paris’te Barodet karşısında seçimleri kaybedince çekildi (mayıs 1873). Sonra Haute-Garonne’dan mil­letvekili seçildi, 1875 Anayasa kanunlarının hazırlanmasına katıldı. Birçok tarih ve fel­sefe eseri yayımladı. Hatıraları (Memoires) 1958′den itibaren yayımlanmağa başlandı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMUSAT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMOUCHAMPS (Eduard)

Tarih 27 Haziran 2009

REMOUCHAMPS (Eduard), belçikalı yazar (Liege 1836-Grivegnee [Liege] 1900).

Eser­lerini vallon diliyle kaleme aldı. Birçok ti­yatro eseri yanında: Tatî l’Periqui (Peru­kacı Tati) [1385] adlı üç perdelik, manzum, yarı komedi, yarı vodvil eseriyle ün kazan­dı. Wallonie’de olağanüstü bir ilgiyle kar­şılanan bu eser, yerli tiyatronun ve hatt walion lehçesinin canlanmasına yol açtı.
— Oğlu JOSEPH MAURiCE, avukat ve siyaset adamı (Liege 1877-ay.y. 1939). 1912′de, Liege’de Wallon müzesini ve Jules Destree ile birlikte, Wallonie’nin siyasî haklarını ve Belçika’daki fransız kültürünü korumak amacıyle Wallon derneğini kurdu. Belçika’­daki dil meselesi üstüne birçok çalışma ya­yımladı ve 1921′den 1925′e kadar Liberal partinin temsilcisi olarak senatoda bulundu. (L)

REMS i. (ar. rems). Esk. Mezar. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMOUCHAMPS (Eduard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RELJKOVİÇ (Matija Antun)

Tarih 27 Haziran 2009

RELJKOVİÇ (Matija Antun), hırvat şairi (Svinjar, Slavonya 1732-Vinkovci 1798).

Avusturya ordusunda subaydı. Yediyıl savaş­ları sırasında esir düştü. Prusya’da esir kal­dığı yılları okuyarak geçirdi ve Fransızca öğrendi. Serbest bırakıldıktan sonra, 1761′de Dresden’de büyük başarı kazanan Satir adlı öğretici bir şiir yazdı. Ayrıca Fabule’ler (Hayvan Masalları), bir dilbilgisi kitabı ve bir lügat yayımladı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RELJKOVİÇ (Matija Antun) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REJİM

Tarih 27 Haziran 2009

REJİM i. (lat. regimen, yönetmek eylemi’nden fr. reğime). Yönetme, düzenleme tar­zı, düzen.

— Coğ. Akarsu debisinin geçirdiği deği­şikliklerin tümü. Bk. ANSİKL.
— Diyetetik. Rejim veya yemek rejimi, sağ­lığı korumak veya düzeltmek amacıyle uygulanan beslenme düzeni. (Bk. ANSiKL.) || Rejim yapmak, zayıflamak veya sağlık du­rumunu düzeltmek amacıyle yalnız dokto­run belirlediği yiyecekleri yemek.

— Fiz. Bir akışkanın, düzenleyici şartları göz önünde tutarak ifade edilen debisi.
— Huk. Belli bir konuya ilişkin kanunlar topluluğu. // Ceza infaz rejimi, hürriyeti önleyici veya kısıtlayıcı cezaların uygulan­masını düzenlemek amacıyle konmuş ku­rallar topluluğu. (Amacı, her şeyden önce mahkûmun ıslahıdır.) || idarî rejim, idarî işlem ve eylemlerin özel hukukun uygulanma alanı dışında tutulması ve bu faaliyet­leri denetleyecek makamların adlî merci­lerden tamamen ayrılması. (Bk. ANSiKL.) || Mal rejimi, karı kocanın mallarının hu­kukî statüsünü belirleyen kurallar toplu­luğu. (Bk. MAL rejimleri.)

— Meteorol. Yağış rejimi. Bk. YAĞMUR. || Sinoptik rejim, havanın, bütün bir dola­şım tipi süresince devam eden özellikleri­nin tümü. (İki çeşit sinoptik rejim vardır: antisiklon rejimi ve siklon rejimi. Tedirgin­lik akımlarının kaynağına göre, batı reji­mi, kuzeybatı rejimi, güney rejimi v.b. de­nir.)

— Ormanc. Orman rejimi, orman idaresin­ce ormanlara uygulanan kuralların tümü.
— Petr. Bir rafinaj tesisinin sürekli çalış­ma düzeni: Otomatik ayarlamalar sayesin­de tesis ünitelerinin çoğu, uzun süre gece ve gündüz rejimde kalabilir.
— Sağ. Sağlık rejimi, yabancı ülkelerde hüküm süren hastalıkların bir ülke veya bölgeye yayılmasını önlemek için alman tedbirlerin tümü.
— Siyasî kuruluşlar. Hükümet yapısı veya şekli: Cumhuriyet rejimi. Monarşi rejimi. Parlamenter rejim. Başkanlık rejimi.
— Sosyal mevzuat. Toprak rejimi, genel rejim, özel rejimler. Bk. Sosyal GÜVEN­LİK.

— Teknol. Bir makinenin normal durum­da çalışma şekli. || Bir motorun dönme hızı. || Maksimum rejim, bir motorun et­kin gücünü ortaya koyan rejim. (Sürtünen parçaların aşırı derecede ısınacağını göz önünde tutarak, ancak olağanüstü durum­larda kullanılmalıdır.) || Yüksek verim re­jimi, bir makinenin, bir motorun v.b., az bir tüketim ve önemsiz bir aşınma ile yük­sek bir verim sağlayabildiği rejim.

— Vergi huk. Gümrük rejimi, millî güm­rük sistemini karakterize eden tedbirlerin tümü. (İthal veya ihraç edilen malların tabi olacağı çeşitli hukukî ve idarî durum­ları tespit etmek üzere konulan hükümle­rin tümü. gümrük rejimidir. Belli muame­lelere veya belli bölgelere uygulanan özel gümrük rejimleri, umumî gümrük rejimi’nin karşıtıdır.)

— ANSİKL. Coğ. Irmak rejimleri mevsim­lere göre değişmelerinden, yani suyun bol­luğu veya azlığından çok, yıllık ortalama beslenmesindeki eşitsizliklerle nitelenir. Yıl­lık ortalama beslenme için bk. POTAMOLOJİ.

*Basit rejimler. Basit rejimlerin aylık or­talamalarında tek bir kabarma mevsimi ve tek bir alçalma mevsimi görülür; bu du­rum çoğunlukla akarsuyun yüksekliğinin tespiti için tek bir etkenin büyük ölçüde ağır basmasını ihtiva eder. Böylece, hav­zasının altıda biri veya daha fazlası buzlarla örtülü yüzeylerden meydana gelen ırmaklar, buzul rejimi’ne uyar; suyun kar halinde (daha sonra buz halinde) depo­lanması sonucunda en soğuk altı veya ye­di ay boyunca düşük debiler gözlemlenir; sıcak mevsim ortasında kar ve buz erime­si, temmuz ve ağustosta gözlemlenen top­lam azamî ortalamaya yol açar («ultra bu­zul» tipi); bu ortalama şubat, hattâ mart toplam minimum ortalamasının on beş -yüz katıdır.

Chamonix’te Arve, Yukarı Aar ve kolları, Alp Rhöne’u ve kolları bu tip ırmaklardır. Dağ kar rejimi’nde de (Yu­karı isere, Arc, Alp Ren’i v.b.) süreç ay­nıdır, ama yükseltinin daha az olması sayesinde suların alçalma dönemi biraz da­ha az uzun sürer ve beslenme daha faz­ladır; azamî ortalama haziranda başlar. Ova kar rejim’nde, S.S.C.B. ve Kanada’-da (Volga, Dnieper, Obi, Saint-Laurent’in kolları v.b.) yükseltilerin nispî tekdüzeli­ği erimenin daha erken ve çok daha hız­lı olmasına yol açar. Aylık en yüksek kat­sayı (enleme ve doymaya göre nisan veya mayısta) modüllerde ve kış alçak sularında alp rejimlerinden daha ağır basar, ikinci bir minimumun sebebi buharlaşmadır.

Okyanus yağmur rejimi’nde başlıca özellik (Sen, Orne, Meuse, Vienne, Aşağı Loire, Thames v.b.), tarihlerdeki ve en yüksek suların bolluğundaki düzensizliktir. Bunun­la beraber buharlaşma eşitsizliği yağış eşit­sizliğinden daha büyük rol oynar ve olduk­ça uzun yılları kapsayan gözlemler, toplam azamî ortalamanın ocak veya şubat ayla­rında olduğunu ortaya koyar. Musonlu ve­ya musonsuz saf tropikal yağmur rejimi’nin (Yukarı Nijer, Senegal, Mavi Nil, hin
distan ve birmanya akarsuları, Kızılnehir, Parana ve Güney Amerika’daki öbür ır­maklar) ise başlıca özelliği tersine yaz mevsimindeki kabarık suların düzenliliği­dir; bu düzenlilik kış mevsiminde yağış ol­mamasının veya çok az olmasının yol aç­tığı etiyajlarla çelişir.

• Karmaşık rejimler. Birçok mevsimlik rejim en az iki etkenin birbirini izleyen ve az çok karışık etkilerini taşır; bu et­kenlerin her biri sırasıyle bolluk ve az­lıktan sorumludur. Yükseltinin 2 000 – 2 500 m’yi bulduğu Kuzey Fransız ön Alpleri’nde (Fiers, Guiers, Bournes) karların eri­mesi ve yağmurların meydana getirdiği de­reler, kaynaklara doğru toplam önceliğin nisan veya mayıs ortalamasında olmasına yol açar; kar birikmesi kış ortasındaki top­lam ortalamaları net bir şekilde düşürür.

Düzensiz sonbahar yağışları kasım veya aralık ayında ikinci bir ortalama maksi­muma sebep olur; buharlaşma ağustos ve­ya eylülde ikinci bir minimuma yol açar (aşağı çığırlarda): bu rejime kar – yağmur rejimi denir. Güney Alpler’de yaz etiyajı kuvvetlenmeğe başlar; akdeniz iklimi ya­ğışlarının sonucu olan sonbahardaki ikinci kabarma, nisan-mayıs arasında yarı – kar maksimumuna yaklaşır. Kar geçiş rejimi’nde karmaşıklık biraz da­ha azdır: mayıs veya haziranda maksimum, kış ortasında kar birikmesinin sebep oldu­ğu bir minimum, sonbaharda hafif bir ikin­ci kabarma veya mevsim eşiği. Breda, Goffre, Arly (2 800 – 3 200 m arasındaki alp özelliğinde dağlar) ve Pireneler’de veya çı­kışlarında Yukarı Garonne, Yukarı Adour, Ariege bu rejime uyar. Akdeniz Alp bölgelerinde de Fanaro, Torino’da Po ve yukarı kolları, Ticino, Adda, Tagliamento v.b. kar geçiş rejimli ırmaklardır.

Bu rejimin karşıtı olan ve Jüralar’da (Ain, Yukarı Doubs, Orbe, Birse), Vosges dağlarında (Yukarı Moselle), Massif Central’da (Dordogne, Loire, Allier, Tarn, Yukarı Lot) rastlanan kar-yağmur rejimi özellikle yağmurların ve mevsimlik buharlaşma eşit­sizliklerinin etkisindedir. Bununla birlikte kar birikmesi, ocak ve şubat debilerini bi­raz azaltır; erime, nisan (kaynaklara doğ­ru) veya mart ortalamalarını biraz yüksel­tir. Akdeniz kesimlerinde (Ardeche, Herault, Gardons), düzensiz büyük kabarma­ların sonucu olan kasım ayı ortalama de­bileri mart-nisan aylarındaki ortalama debiden yüksektir.
Havzaları çeşitli bölgele­re yayılan ırmakların başlıca özelliği re­jimlerinin çok daha karmaşık olmasıdır; çünkü kollar veya kol grupları gerek yü­zey şekillerinin gerek iklimin etkisiyle ana ırmağa, çeşitli mevsimlik rejimlere bağlı sular getirir; bunun sonucu olarak ana ır­mağın rejimi de yukarı kesimden aşağı ke­sime büyük ölçüde değişebilir. Meselâ Rhone ve Ren ırmaklarının rejimleri kaynak­larında çok basittir: Rhöne buzul rejimine, Ren dağ kar rejimine bağlıdır. Alp kolları da benzer özellikler taşır. Ama Ren, Alpler’den çıkınca Basel’de kar-buzul özel­liklerini muhafaza etmekle beraber (Büyük Asalp göllerini geçişin önemli ölçüde azalt­tığı mevsim orlalamalaıı değişmeleri), he­men hemen yaz aylarındaki kadar yüksek soğuk mevsim kabarmalarının etkisinde kal­mağa başlar ve sonra ancak yağmur veya okyanus-yağmur rejiminde kollar alır.

Mo­selle ile birleşmesinden sonra aralık-mart debileri, daha az düzenli mayıs-haziran ka­barık sularına eşit olur ve Ruhr ile Lippe’-in aşağı kesiminde net bir şekilde bu de­bileri aşar. Rhöne ise temmuz ayı maksi­mum ortalamasıyle buzul özelliğini muha­faza eder, ama debiler kış mevsiminde nis­peten daha yüksek hale gelir. Sonra Saone kış debilerinin daha yüksek hale gel­mesine imkân verir.

Kar geçiş rejimine uyan isere’de ortalama üstünlük mayıs ve haziran aylarındaki erime debilerindedir; daha aşağı kesimde ilkbahar ortalamaları üstünlüğünü muhafaza eder, ama mayıs ve hazirandakine oranla nisan debisi gelişir; sonbahar kabarması yavaş yavaş olur. Nil’in rejiminin görünüşü çok basittir; Hartum’dan itibaren (Mavi Nil ile kavşak) tropi­kal yağmur tipindedir. Gerçekte ise, Ha­beşistan’daki yaz kabarık suları ve kış al­çak suları öyle şiddetlidir ki, yukarı hav­zadaki büyük göllerinde dengelediği ekva­tor tipinde hidrolojiyi tamamıyle maskeler.

— Diyetetik. Sağlıklı bir insanda rejim yi­yecek ihtiyacıyle orantılı olmalıdır; yiye­cek ihtiyacı ise yaşa, fizyolojik duruma, yaşama tarzına, bedenî etkinliğe göre de­ğişir. Meselâ bebekler, çocuklar, gençler, çalışmayan yetişkinler, ağır işçiler, ihti­yarlar, gebe kadınlar v.b. için ayrı re­jim uygulanabilir. Yemek rejiminde gün­lük tayin besin dengesi ve vitamin ihtiya­cından başka yemeklerin sayısı, bileşimi ve günde kaç öğün verileceği de önemlidir. Çeşitli ülkelerde uygulanan yemek rejim­lerinin çok değişik oluşu tarım kaynak­ları, mevsimler, etnik grupların dini ve gelenekleriyle ilgilidir; bu çeşitlilik insan­ların çok değişik yemek rejimleriyle ya­şayabileceğini gösterir, ama yemek reji­minin insanların davranışını ve ruhî duru­munu etkilediği, buna karşılık onların da yemek rejiminden etkilendiği bir gerçektir.

• Hastalıklara gelince, rejim, büyük öl­çüde koruyucu ve tedavi edici rol oynar. Her patolojik durum, hattâ her hasta için, özel bir rejim tespit etmek doğru olur; ye­mek rejimi verilecek yiyeceklerin cins ve miktarını gösterir; buna göre rejimler çe­şitlere ayrılır:
1. toplam kaloriyi sınırlandıran rejimler (pletora, şişmanlık, selülit kalp hastalık­ları);
2. bazı yiyecekleri sınırlandıran veya kal­dıran rejimler; meselâ madeni tuzlar (tuz­suz, potasyumsuz v.b. rejimler) [nefritler­de]; glüsitler (diyabetlilerde); lipitler (hiper kolesterolemi, arterioskleroz, hiperlipemi, karaciğer hastalıkları, asetonemi v.b. protitler (kanda azotun çoğaldığı durumlar [üremi] ve özellikle böbrek hastalıkları [bit­ki veya süt-bitki rejimleri]) duruma göre sınırlandırılır veya tamamen kaldırılır. Bir yiyecek grubunun yasaklanması toplam ka­loride bir sınırlandırmayı gerektirmiyoısa, izin verilen besinler artırılarak yasaklanan besinlerin eksikliği giderilir.
Bununla be­raber birkaç grubun birden yasaklandığı durumlar da sık görülür; bu gibi durum­larda çok karışık problemlerle karşılaşı­lır; meselâ, glüsitlerin azaltıldığı diyabet­lilerde eğer protein birikimi de varsa, protitlerin de azaltılması gerekir;

3. bazı yiyecek gruplarının artırılmasını ge­rektiren rejimler; meselâ madde kaybı hal­lerinde, bazı yaraların iyileştirilmesinde, karaciğer hastalıklarında protitleri artır­mak, çocuklarda görülen asetonemilerde glüsitleri artırmak gerekir;
4. aşırı beslenme rejimleri’nde ise hastaya normal ihtiyacının üstünde yiyecek verilir. Bu suretle dokuları onarmak, zayıflığı gi­dermek, su kaybını önlemek mümkün olur. (Sindirim bozukluğuna, çeşitli metaboliz­malarda ağır aksaklığa sebep olmamak için bütün bu rejimler çok iyi düzenlenmek ister.)

— Huk. idarî rejim. Devletin idarî faa­liyetlerini, bu faaliyetlere ilişkin işlem ve eylemleri iki türlü düzenlemek mümkün­dür. Bunlar, ya kişiler gibi ancak adlî mer­ciler aracılığıyle denetlenip, uygulanabile­cek ve özel hukuka tabi tutulacak, ya da kamu hukukuna tabi olacak ve alınacak kararların hüküm doğurması için, karşı ta­rafın rızası veya adlî mercilerin araya gir­mesi gerekmeyecektir. Türkiye, Fransa gi­bi idarî rejim veya icraî idare adı verilen ikinci şekli kabul etmiştir. İdarî rejim, devlet içinde idarî hizmet ve faaliyetle­rin bir bütün olarak İdare adını alan bir teşkilâta verilmesine dayanır.

Nitekim Türk anayasası, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ilkesini koymuştur. Bu bütünün, yürütme görevi içinde özel bir fonksiyonu, zabıta kuvvetlerinin merkezî­leşmesinden doğan ve devletin hizmetle­rinin çoğalmasıyle yaygınlaşarak kullanılan bir kamu kudreti vardır. Böylece idarî re­jimin uygulandığı ülkelerde, idare makam­ları, adlî merciler karşısında bir hareket serbestliğine sahip olur. İdare, gerekli ic­raî ve kesin kararları alarak, belli kural­lar çerçevesinde kendi araç ve personeliyle bunları gerçekleştirir.

Kamu hizmetlerinin aksamadan görülebilmesi, genel ihtiyaçla­rın karşılanması ancak bu suretle etkili bir şekilde karşılanabilmektedir. Bir kişi, bir alacağını ancak mahkeme yoluyle ve icra aracılığıyle tahsil etme imkânına sahipken, idare, kamu alacağı niteliğindeki alacak­larını doğrudan doğruya tahsil edebilir. Türk pozitif hukukunda idarî rejimin yer alması 1868 yılında Şûrayı Devlet’in kurulmasıyle mümkün olmuştur. Bunun se­bebi de Tanzimat döneminde birçok hu­kukî müessesenin Fransa’dan alınmasıdır. Bk. DANIŞTAY. (LM)

REJİSÖR i. (fr. râgisseur). Sine. ve Tiyat. Bk. YÖNETMEN.

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REJİM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REJANE

Tarih 27 Haziran 2009

REJANE (Gabrielle REJU, — denir), fransız kadın oyuncu (Paris 1856 – ay.y. 1920).

1875′te Vaudeville tiyatrosunda sahneye çık­tı. Pek çok modern dram ve komedinin başarısında büyük payı oldu. Rejane tiyat­rosu adını alan Nouveau Theâtre’a geçti. Sinemada Alsace filmiyle ün kazandı ve J. Richepin’in Miarka’sini çevirirken öldü. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REJANE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Reinhart koleksiyonu (Oskar —)

Tarih 27 Haziran 2009

Reinhart koleksiyonu (Oskar —), 1910′da sanayici Oskar Reinhart’ın Wmterthur’da toplamağa başladığı önemli yağlıboya resim koleksiyonu.

Bu koleksiyonda, isviç­reli (Niklaus Manuel’den Hodler’e), ital­yan (Bassano’dan Tintoretto’ya), alman (Cranach, Holbein, Grünewald), kuzeyli (Gerard David, Bruegel, Rembrandt, Ru-bens) ve özellikle fransız ressamlarının (Chardin, watteau, Gericault, Delacroix, Ingres, Corot, Courbet, Daumier, büyük izlenimciler, Touiouse-Lautrec v.b.) eserleri yer alır. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reinhart koleksiyonu (Oskar —) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNHARDT (Django)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNHARDT (Django), fransız caz gitar­cısı (Liberchies, Belçika 1910 – Fontainebleau 1953). St. Grapelly ile birlikte «Hot Club de France» beşlisini kurdu (1934). Bir­çok beste yaptı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNHARDT (Django) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNACH (Thedore)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNACH (Thedore), fransız tarihçisi ve nümismatı (Sainl-Germain-en-Laye 1860 -Paris 1928). Savoie milletvekili (1906-1914), College de France’ta eski paralar profe­sörü (1924) oldu.

Eserleri arasında Histoi­re des tsraelites (Yahudilerin Tarihi) [1885], Mithridate (1890), L’Histoire par les Monnaies (Paralarla Tarih) [1902], Recueil Ge­neral des Monnaies d’Asie Mineure (Ana­dolu Paralan Üstüne Genel Derleme) [Babelon ile birlikte, 1904], La Musique Grec-que (Yunan Müziği) [1926] vardır. La Revue des Etudes Grecques (1888-1967) ve La Gazette’ın (1909) yayımını yönetti. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Thedore) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNACH (Salomon)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNACH (Salomon), fransız arkeoloji ve filoloji uzmanı (Saint-Germain-en-Laye, Pa­ris yakınları 1858 – Boulogne 1932), Joseph Reinach’ın kardeşi.

Yunanistan, Afrika ve Anadolu’da çeşitli arkeoloji heyetlerine ka­tıldı; Fransa’da birçok idarî görevde bu­lundu. Büyük bir eski klasik çağ uzmanı olan Reinach, Fransa’da bu tür çalışmala­ra bilginlerin dikkatini çekti, eski yunan ve doğu dinlerini karşılaştırmalı olarak in­celeme metodunu ortaya koydu.

İlgi çe­kici eserleri arasında, eskiçağ sanatının iko­nografi dökümlerinden başka, şunlar sa­yılabilir: Voyage Archeologique en Grece et en Asie Mineure (Yunanistan ve Ana­dolu’da Arkeolojik Gezi) [1888], Atlas Arc-heologiçue de la Tunisie (Tunus’un Arke­oloji Atlası) [1892], Apollo: Histoire Ge­nerale des Arts Plastiques (Apollo: Plas­tik Sanatlar Genel Tarihi) [1904], Repertoire des Peintures Grecgues et Romaines (Yunan ve Roma Resimleri Dökümü) [1922] v.b. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Salomon) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNACH (Joseph)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNACH (Joseph), fransız siyaset adamı (Paris 1856 – ay.y. 1921). Avukattı. Gambetta kabinesinde görev aldı (1881).

Mil­letvekili (1889-1898; 1906-1914) seçildi. Drey­fus davasını savundu. Histoire de l’Affaîre Dreyfus (Dreyfus Olayının Tarihi) [7 cilt, 1901-1911] adlı bir eser yazdı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Joseph) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNACH (Adolphe)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNACH (Adolphe), fransız arkeologu (Paris 1887 – Ardenne’lerde 1914), Joseph Reinach’ın oğlu. Atina Fransız okulunun üyesi oldu,(1909-1911). Yunanistan’da ve Mısır’da çeşitli kazılar yaptı.

Başka eser­leri: Fouilles a Coptos (Coptos’ta Kazılar) [R. Weill ile, 1910], Atthis, Histoire de l’Etat Athenien (Atthis, Atina Devletinin Tarihi) [1912], L’Origine du Thyrse (Thyrsos’un Menşei) [1812], Portraits Greco -Egyptiens (Yunan – Mısır Portreleri) [ölü­münden sonra yayımlandı, 1914]. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Adolphe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNA (Manuel)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNA (Manuel), ispanyol şairi (Puente Genil 1855 – ay.y. 1906). Andantes y Alegros (Serseri ve Şen) [1877] ve Cromos y Acuarelas (Renkler ve Suluboyalar) [1878] adlı
ilk şiir kitaplarında Nunez de Arce’nin etkisi görülür.
Sonra, fransız Parnasse şair­lerinin etkisi altında şiirlerinde plastiğe ve müziğe önem verdi.

Başlıca eserleri: La Vida inquieta (Huzursuz Hayat)[1894], La Cancion de las Estrellas (Yıldızların Şar­kısı) [1895], Poemas Paganos (Din Dışı Şiirler) [1896], Robles de la Selva Pagana (Pagan Ormanındaki Bodur Meşe) [1896], El Jardin de los Poetas (Şiirler Bahçesi) [1899]. Reina, modernizm akımının İspan-ya’daki öncülerinden sayılmaktadır. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNA (Manuel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİMS

Tarih 27 Haziran 2009

REİMS, Fransa’da Marne idare bölgesin­de idare çevresi merkezi, Champagne’ın ku­zeyinde, İlede-France yamacı yakınların­da; 160 000 (banliyölerle birlikte
175 000′e yakın) nüf.

Üniversite. Dokumacılık (yün işçiliği) merkezi, Champagne şarapları ya­pımı, demircilik, elektrik malzemesi, maki­ne sanayii, camcılık v.b. önemli bir tica­ret merkezi.

• Tarih. Galyalı Remi’lerin başkenti olan eski Durocortorum şehri (bugün Reims), roma hâkimiyeti sırasında Gallia Belgica’nın merkezi oldu ve Belçika yolu üzerin­de önemli bir konak yeri haline geldi. 290′da bir piskoposluk merkeziydi. Aziz Remi’nin piskoposluğu sırasında Clovis, Hıristiyanlığı burada kabul etti; Fransa kral­ları, bu olaydan sonra bu şehirde taç giy­meğe başladılar; 1548′de bir üniversite ku­ruldu. Birinci ve İkinci Dünya savaşların­da şehir, bombardımanlardan büyük zarar gördü.

• Askerî tarih. Belçika ile Bourgogne ve Paris ile Lorraine arasındaki ulaşım yol­larının kavşak noktasında olan Reims he­men her devirde askerî açıdan önemli rol oynamıştır. 1 Eylül 1914′te Almanlar ta­rafından işgal edilen şehir, 13 eylülde Fran­sızlar tarafından geri alındı ve o tarihten itibaren Fransa sınırları içinde kalmakla beraber çeşitli savaşlara sahne oldu. Ge­neral Eisenhower ve müttefik genelkurmay başkanları, 7 mayıs 1945′te alman generali Jodl’un teslim olma teklifini burada ka­bul ettiler.

• Güzel sanatlar. Şehirde Roma devrin­den kalma birçok kalıntı vardır. Bunlar arasında «Mars kapısı» adı verilen bir za­fer takı ile bir amfiteatr sayılabilir. Reims’te Ortaçağdan kalma en eski kilise Saint-Remi’dir. Ayrıca, büyük bir kısmı XIII. yy.da yapılmış, ama birçok değişikliğe uğ­ramış ve Birinci Dünya savaşında çok za­rar görmüş olan Saint-Jacques kilisesini de anmak gerekir Şehrin katedrali ise, Ortaçağdan kalma en ilgi çekici binadır.

1211′de eski bir karolenj tapınağının ka­lıntıları üzerine inşa edilen bu katedralin yapımı ancak XIII. yy. sonuna doğru ta­mamlanabildi. Yapımında çalışan ustala­rın adları katedralin içindeki bir labirent­te yazılıdır: Jean d’Orbais, Bernard de Soissons ve ana cepheyi yapan Robert de Coucy. Çeşitli atelyelerde yapılmış olan ve katedralin dış kısmını süsleyen heykel grupları (Tebşir, Meryem’in Ziyareti, Mer­yem’in Kiliseye Takdim Yortusu; Gülüm­seyen Melek, Havva, «Philippe Auguste» adlı kral) gotik fransız sanatının en güzel örneklerindendir. Koro yerinin vitrayları XIII. yy.dan kalmadır. Reims, müzelerinin zenginliği bakımından da önemli bir şehir­dir. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİMS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENİE (Henriette)

Tarih 27 Haziran 2009

RENİE (Henriette), fransız arpçısı ve bes­tecisi (Paris 1875-ay.y. 1956). 1885′te, Pa­ris konservatuvarının arp sınıfını birinci­likle bitirdi; Th. Dubois ve Lenepveu’den beste dersleri aldı. Arp için birçok eser (Efsane, Muziplerin Dansı, Balad) ve bir konçerto besteledi. Olağanüstü bir arp vir­tüozuydu. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENİE (Henriette) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENE I İyi

Tarih 27 Haziran 2009

RENE I İyi (Angers 1409 – Aixen-Proven­ce 1480), Anjou dükü, Provence kontu (1434-1480), Bar’ın fiilî dükü (1430-1480), Lor­raine dükü (1431-1453), Napoli’nin fiilî (1438-1442), Sicilya’nın resmî (1434-1480), Ku­düs’ün itibarî kralı.

Sicilya kralı Luigi II ile Yolanda d’Aragon’un ikinci oğludur. 9 Ya­şında öksüz kaldı. Lorraine dükü Charles II’nin kızı İsabelle ile evlendi (1420). Kar­dinal Louis de Bar ve Lor raine dükü ta­rafında büyütüldü, kardinalin (1430) ve dükün (1431) yerine tahta çıktı. Ama Lorraine’de tahta çıkışı erkek vâris Antoine de Vaudemont tarafından tanınmadı. An­toine, Bulgneville’de Rene’yi yendi (tem­muz 1431). İyi Philippe’in esiri olan Re­ne, oğlu Jean ve Louis’nin rehine ola­rak gönderilmesi sayesinde, serbest bıra­kıldı (Louis on yedi yaşındayken öldü 1432).

İmparator Sigismund von Luxemburg, Ba-sel’de, Rene’nin Lorraine dükü unvanını tanıdı (1434), Bundan memnun kalmayan iyi Philippe, Rene’yi tekrar hapsetti (1435). Fidye karşılığında serbest bırakılan Rene (1437) Anjou ile Provence’ı ziyaret etti. Kardeşi Louis III’ün (öl. 1434) vârisi ola­rak Napoli’ye yerleşti (1438). Ama Alfonso de Aragon’un saldırısına uğradı; kendi başkentinde aylarca kuşatılmış olarak kal­dı (1441), Napoli’yi düşmanına bıraktı, krallığından sadece unvanını muhafaza ederek Fransa’ya döndü. (1442).

Charles VII’nin dostu olan Rene, fransız-ingiliz ilişkilerinde etkili bir rol oynadı (Tours müzakereleri, kızı Marguerite’in İn­giltere kralı Henry VI ile evlenmesi 1445); sonra, Fransa kralının yanında, kaybettiği eyaletlerin fethi harekâtına katıldı. İsabelle’in ölümünde Lorraine düklüğünü Giovanni de Calabria’ya devretti (1453) ve Bar düklüğünün yönetimini damadı
Ferry II de Lorraine-Vaudemont’a bıraktı (1456). ikin­ci evlenmesini Jeanne de Laval ile yaptı; siyaseti bırakarak kendini edebiyat ve sa­nat çalışmalarına verdi.

Didaktik veya ah­lâkî nesir eserleri, mensur ve manzum ro­manlar ve şiirler yazdı. Bunlarda Ortaça­ğın aristokrat geleneği dile gelir. Kral Rene’nin sarayı sanatçı ve bilginlerle do­luydu. 1471′de Provence’a yerleşti, bu kont­luğun iktisadî gelişmesinden azamî fayda sağlamağa çalıştı. Louis XI, Bar ve An­jou düklüklerini zaptedince, Rene” I, ancak kendisine vâris olarak Lorraine dükü Re­ne II’yi değil de yeğeni charles du Maine’i seçerek buraları geri alabildi (1474). Talihsiz bir eylem adamı olan Rene d’An­jou babacan bir hükümdar («İyi Yürekli Kral Rene»), uyanık bir bilim ve sanat koruyucusu olarak ün kazandı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENE I İyi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Reichshoffen hücumları

Tarih 26 Haziran 2009

Reichshoffen hücumları, 6 ağustos 1870′te yapılan süvari hücumlarına yanlış olarak verilen ad; bu hücumların amacı Froesch-willer muharebesinde Mac Mahon’un emriy­le, fransız kıtalarını Prusya veliahtının ku­mandasındaki kuvvetlerin çemberinden kur­tarmaktı.

Bu hücumlardan biri general Michel kumandasındaki zırhlı süvari tugayı tara­fından aslında Morsbronn üstüne yapıldı ve general, kuvvetlerinin üçte ikisini kaybetti; öbür hücumu general Bonnemain kuman­dasında zırhlı süvari tümeni (4 alay) yaptı ve Elsasshausen’da alman bataryaları tara­fından imha edildi. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reichshoffen hücumları hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİCHA (Anton)

Tarih 26 Haziran 2009

REİCHA (Anton), çek asıllı fransız müziği bestecisi ve nazariyecisi (Prag 1770-Paris 1836), çek viyolonselcisi ve bestecisi Joseph Reicha’nın (Klattau 1746-Bonn 1795) yeğe­ni.

Amcasının yardımıyla seçici prensin or­kestrasına flütçü olarak girdi. Beethoven, aynı orkestrada alto çalıyordu. 1794′te Ham­burg’da ilk operasını yazdı: Oubaldi ou les Français en Egypte (Oubaldi veya Fransız-lar Mısır’da). Sonra Paris’e gitti, Haydn ile birlikte çalıştığı, Albrechtsbergen ve Salieri ile dostluk kurduğu Viyana’da yaşadı (1802-1808). Daha sonra Paris’te yerleşti; 1829′da fransız uyruğuna geçti.

Üflemeli çalgılar için 26 beşli’iyi iyi karşılandı ve Paris Konservatuvarı kontrapunto ve füg profesörlü­ğüne getirilmesini sağladı (1818). Müzik eği­timi ve nazariyatı konusunda birçok kitap yazdı: Etudes ou Theories Pour le Piano-forte, Dirigees d’une Maniere Nouvelle (Ye­ni Metotla Yürütülen Piyano-Forte İncele­meleri ve Nazariyeleri) [1800], Traite de Melodie Abstraction Faite de Ses Rapports avec l’Harmonie (Armoni ile İlişkilerini Göz önünde Tutmadan Melodi İncelemesi) [1814],
Cours de Composition Musicale ou Traite Complet et Raisonne d’Harmonie Pratique (Müzik Besteleme Dersleri veya Pratik Armoni Dersleri) [1818], Traite de Haute Composition Musicale (Yüksek Bes­te Dersleri) [1824-1826], L’Art du Compositeur Dramatique ou Cours Complet de Com­position Vocale (Opera Bestecisinin Sanatı veya Ses Eserleri İçin Beste Dersleri) [1833]. Peüt Traite d’Harmonie (Armoni Dersleri Elkitabı). Bilgisi, tekniği ve bilimi, Liszt, Berlioz, Franck ve Gounod gibi ünlü beste­cilerin kendisinden ders almasına yol açtı. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCHA (Anton) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNİER (Mathurin

Tarih 26 Haziran 2009

REGNİER (Mathurin), fransız şairi (Chart-res 1573 – Rouen 1613).

Düzensiz bir hayat sürdü. Tam sarayın resmî şairi olacağı sı­rada öldü. Regnier, Fransa’da gerçekçi hi­civ türünün yaratıcısıdır. Hicivlerinin yanı­sıra, üç mektubu, beş elejisi ve birçok şii-ri vardır. Satire â Rapin (Rapin’e Hiciv) adlı eserinde Malherbe’e karşı serbest il­ham ve fanteziyi savunmuştur. (M)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNİER (Mathurin hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNİER (Edme)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNİER (Edme), fransız mühendisi (Semur-en-Auxois 1751 – Paris 1825).

Büyük Devrim sırasında Halk Kurtuluş komitesi­nin portatif silâhlar yapımı müfettişi oldu Topçu müzesini kurdu. Barut kuvvetini ölç­meğe yarayan bir deney kabı ve özellikle dinamometreyi icat etti. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNİER (Edme) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNİER (Adolphe)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNİER (Adolphe), fransız dilbilimcisi ve şarkiyatçısı (Mainz 1804 – Fontainebleau 1884).

Etudes sur l’İdiome des «Vedas» et les Origines de la Langue Sanscrite («Veda»larda Deyimler ve Sanskrit Dili­nin Menşeleri Üstüne İncelemeler) [1885] adlı eseriyle tanınır. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNİER (Adolphe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNAULT (Victor)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNAULT (Victor), fransız fizikçisi ve kimyacısı (Aachen 1810 – Paris 1878). Ecole Polytechnique’te ve Madencilik okulun­da öğrenim gördü.

1840′ta, Gay-Lussac’tan sonra Ecole Polytechnique’te kimya profesörlüğü yaptı. Ertesi yıl, College de France’ın Fizik kürsüsüne geçti. 1847′de maden ocakları başmühendisliğine, 1854′te de Sevres yapımevinin müdürlüğüne geti­rildi.

Eserleri, özellikle, verilen ölçülerin son de­rece kesin olması bakımından önemlidir. Başlıca çalışmaları: akışkanlar statiğinin (sıkıştırılabilme ve genleşme) incelenmesi; doyurucu su buharı basıncının, buharlaşma ısısının, gazların ısınma ısısının, civada mutlak genleşmenin, gaz ve buhar yoğun­luklarının, sesin havada yayılma hızının ölçülmesi. Kimya alanında, alkaloitleri in­celedi ve etilenin klorlu ornatma türevle­rini elde etti. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAULT (Victor) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNAUDİN (Thomas)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNAUDİN (Thomas), fransız heykeltıraşı (Moulins 1627 – Paris 1706).

François Anguier’in öğrencisiydi. Henri II de Mont-morency’nin Mezarı’nın (Moulins lisesi) yapımında hocasına yardım etti. özellikle Versailles’da, Girardon ile birlikte, Apollon’un Yıkanması (Thetys mağarası) adlı heykel grubunun yapımında çalıştı. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAUDİN (Thomas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNAUD (Paul)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNAUD (Paul), fransız şarkiyatçısı (Mantoche, Haute-Saöne 1838 – ay.y. 1910). Lyon üniversitesinde profesördü (1879).

Eserleri; La Rhetorigue Sanscrite (Sanskrit Belagatı) [1884]; Le Rig-Veda et les Ori-gines de la Mythologie tndo-Europeenne (Rig-Veda ve Hint-Avrupa Mitolojisinin Menşeleri) [1892]; Les Premieres Formes de la Religion et de la Tradition dans Vİn­de et la Grece (Hindistan ve Yunanistan’­da Din ve Geleneğin ilk Biçimleri) [1894] v.b. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAUD (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNARD (Jean-François)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNARD (Jean-François), fransız oyun yazarı (Paris 1655 – Grillon şatosu, Dour-dan yakınları 1709).

1678′de korsanlar ta­rafından kaçırılarak Cezayir’e götürüldü. 1681′de serbest bırakıldı. 1683′te Paris’e döndü. Birçok komedi yazdı. Bunların ara­sında Le Joueur (Kumarbaz) [1696], Les Menechmes (ikizler) [1705] ve Miras Peşin­de (Le Legataire Üniversel) [1708] sayıla­bilir. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNARD (Jean-François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGGİANİ (Serge)

Tarih 26 Haziran 2009

REGGİANİ (Serge), italyan asıllı fransız tiyatro ve sinema oyuncusu (Reggio nell’ Emilia 1922).

1959′da J.P. Sartre’ın Altona Mahpusları (Les Sequestres d’Altona) oyu­nundaki başrolle büyük bir başarı kazandı. Sinemada Le Carrefour des Enfants Per­duş (Kaybolmuş Çocuklar Kavşağı) [L. Joannon'un, 1943], Manon (H.G. Clouzot’nun, 1948), Verona Âşıkları (Les Amants de Verone) [A. Cayatte'ın, 1948], Halka (La Ronde) [M. Ophuls'un, 1950], Altın Horoz (Casque d’Or) [J. Becker'in, 1951], Le Doulos (J.P. Melville’in, 1962), Leo­par (11 Gattopardo) [L. Visconti'nin, 1962]
adlı filimlerde dikkati çekti. 1966′da şar­kıcılığa başladı. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGGİANİ (Serge) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Regensburg diyeti

Tarih 26 Haziran 2009

Regensburg diyeti, 1630′da haziran ekim ayları arasında Regensburg’da toplanan im­paratorluk diyeti, fransız temsilcisi rahip Joseph seçici prenslerin Ferdinand II’ye güvenini sarstı, Ferdinand II de oğlunu Roma kralı seçtirmedi.

Fransa, Mantova dukalıklarını Nevers düküne verdirdi. Ra­hip Joseph imparatorla barış imzaladı. Bu diyetle Fransa Avrupa’da üstünlük kurma­ğa başladı. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Regensburg diyeti hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGAUD (Claudius)

Tarih 26 Haziran 2009

REGAUD (Claudius), fransız hekimi (Lyon 1870 -Paris 1941).
X ışınlarının ve radyu­mun canlı dokular üstündeki etkisini ve radyasyonla tedavideki yerini inceledi. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGAUD (Claudius) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Reform

Tarih 26 Haziran 2009

Reform, XVI. y.da Avrupa’nın büyük bir bölümünü papaların hâkimiyetinden çıka­ran ve protestan kiliselerinin kurulmasına yol açan dinî hareket.

XV. yy.ın sonunda, hıristiyan kiliselerince istenen dinî ve ahlâkî reform, birtakım vaizler tarafından başla­tılmıştı. Ne var ki Roma, dünyevî nüfuz siyasetinden caymadığı gibi yüksek kilise makamlarına tayin yapma sistemini de dü­zeltmeğe yanaşmıyordu. Halk derin bir hu­zursuzluk içindeydi ve bütün aydınlar bu duruma bir çözüm yolu bulunmasını istiyor­lardı. Erasmus’un eserleriyle, Kutsal Kitap üstünde filoloji incelemeleri başlamış, dinî inanç ve kurumların tenkidine girişilmişti.

10 Kasım 1483′te Saksonya’nın Eisleben şehrinde doğan Augustinus rahibi Martin Luther, uzun süren bir vicdan bunalımın­dan sonra, Aziz Paulus’un «Romalılara Mektup»unda, insanın manevî kurtuluşunu doğrudan doğruya iman’a bağlayan bir me­tin buldu. Bu metin bütün protestan kilise­leri için bir ilahiyat, bir ahlâk ve bir mis­tisizm kaynağı olacaktı. Johannes Tetzel’in yönetimindeki Dominiken rahipleri Sakson­ya’da gürültülü bir kampanya ile, papa Leo X’un San Pietro kilisesinin yeniden yapıl­ması için gereken maddî imkânları sağla­mak amacıyle satışa çıkardığı endüljans’lara müşteri toplamağa çalışırlarken, Luther, Wittenberg üniversitesinde kendi iman dok­trinini okutmağa başlamıştı bile. 31 Ekim 1517′de, endüljans’ların dayandığı ülkeye ve fiilî uygulamaya karşı doksan beş tez ilân etti.

Ama henüz papaya başkaldırmış değildi. Bu tutumundan doğacak devrimci so­nuçları, iki yıl içinde, yavaş yavaş geliştire­cekti. Sonunda, haziran 1519′da, Leipzig’de ilâhiyatçı Johann Eck’e karşı, Kutsal Ki­tap araştırmalarında tek otoritenin, serbest­çe kullanılan kişisel yargı olduğunu açıkla­dı.
Luther’in protestosu katolik dünyasında büyük bir yankı uyandırmıştı. İbranî dili uzmanı Johann Reuchlin’in yeğeni Melan-chthon gibi birçok genç ilâhiyatçı Luther’i destekliyordu; Ulrich von Hutten ona Rheinland ve Schwaben şövalyelerinin desteğini vaat etti. Erasmus da, Saksonya seçicisinin himayesini sağlamıştı. Bunun üzerine Luther 1520 haziranıyle eylülü arasında yayımladığı üç başlıca eserinde doktrinini açıkladı.

Dok­trinin anahatları şunlardı: evrensel ruhanîlik ilkesi, kutsal sırların üçe indirilmesi, kişi vicdanının hürriyete kavuşması ve aynı za­manda din bütünlüğü, kilise ve siyasî disip­lin zorunluğu. Luther, aralık 1520′de, ken­disini afaroz eden Leo X’un kararnamesini Wittenberg’de alenen yaktı. Ocak 1521′de imparator tarafından Worms diyetine çağrıl­dı ve fikirlerini cesaretle savundu. Sakson­ya seçicisi kendisine Wartburg’da inzivaya çekilebileceği bir yer sağladı. Luther orada «Reform»un eline bir silâh vermek için Kut­sal Kitap’ı Almancaya çevirmeğe koyuldu.

Luther’in Wittenberg’deki en ateşli taraftarı olan Andreas Karlstadt, bunun üzerine ra­hiplerin yemin mecburiyetini kaldırdı, din adamlarının da evlenebileceğini ilân etti ve kutsal resimlere tapınmaya son verdi. Missa âyini bir «kurban» olmaktan çıktı ve bir anma töreni haline geldi. Wartburg’dan dönen Luther bu oldubittileri onayladı. Da­ha o zamandan, doktrinlere sansür koyma fikrini benimsemeğe başlamıştı; nitekim faz­la radikal bulduğu Karlstadt’ı Saksonya’dan çıkarttı; eyalet içinde, tapınma âyinleri ve papazları olmayan dinî topluluklar kurmağa kalkışan Thomas Münzer Mülhausen’e sı­ğınmak zorunda kaldı.

1524′ten beri, Güney Almanya’da, Münzer tarafından kışkırtılan bir köylü ihtilâli gelişiyordu. Luther, prens­leri bu ihtilâli bastırmağa teşvik etti; o sı­ralarda bir «Devlet kilisesi» fikrini benimsemeğe başlamıştı. İmparator ve katoliklerle mücadelesinde prenslerin yardımına muhtaçtı. 1528′den beri devlet adına kilise­leri denetleyen «ziyaretçiler» de çok geç­meden bir çeşit yeni piskoposluk kurdular. Karlstadt’ın görüşü, İsviçre’de ve Ren hav­zasında kabul edilmeğe başlanmıştı. Antik hümanizme bağlı olan ve isviçre’den paralı asker alınmasına karşı gelmesiyle tanınan Uhich Zwingli, Luther’in çağrısına uydu ve tasarladığı reformlar gereğince 1525′te Zürich’te, 1528′de Bern’de Kutsal sırları reddetti ve litürjiyi çok sadeleştirdi. 1529′da Basel’de Oecoîampade, katoliklere ve hattâ Roma’ya sadık kalan Erasmus’a karşı Zvvingli mezhebini yaydı.

Bu mezhebi, Strassburg’ta da, 1524′te Martin Bucer kabul ettirmişti.
Kilise mülkünün el değiştirmesinde çıkar gö­ren alman prensleri Luther reformunu des­tekliyordu. 1525′te katolikler Dessau’da bir savunma birliği kurunca, Saksonya seçicisi ile Hessen İandgrafı Philipp, buna karşılık, Gotha’da bir «İncil birliği»nin başına geçti­ler (1526). Güney almanya şehirlerindeki Zvvingli taraftarları ise bu birliğin dışında bırakıldı. Avrupa siyasetinin papadan uzak­laştırdığı imparator, 1526′da devletlere ken­di sınırları içinde din meselesini istedikleri gibi çözümlemek yetkisini vermişti; ama papayı yendikten sonra bu tavizlerini in­kâr etti (1529).

Reform taraftarları bu tu­tumu «protesto» ettikleri için, bağlı olduk­ları kiliselere «protestan» adı verildi. 1529′da Marburg’da Luther ile Zvvingli arasında yapılan uzlaşma teşebbüsü sonuç vermedi. Ama imparator, fransız ve türk tehlikesi karşısında, 21 haziran 1530′da topladığı Augsburg diyetinde, Reform taraftarlarıyle Roma taraftarlarını birleştirmeğe çalıştı. Melalanchthon çok önemli tavizler verdi; ama ne zwingli’ciler ne de katolikler anlaş­maya hazır değildi. Sonunda Luther’in sab­rı taştı ve gürültülü tartışmaların ardından ilişkiler kesildi.

Mart 1531′de, Luther’in re­formunu kabul eden prensler ve şehirler Smalkalde birliğini kurdu. Zwingli’nin ölü­münden sonra (11 ekim 1531), taraftarları 25 mayıs 1536′da Luther ile Witenberg uzlaş­masını yaptılar. 1532′de Smalkalde birliğinin Fransa ile yaptığı ittifak karşısında impara­tor daha ılımlı bir siyaset benimsemek zo­runda kaldı. 1525 Köylü ihtilâlinin bir de­vamı olan ayaklanma, yani Strassburg’tan Amsterdam ve Münster’e kadar papazsız ve prenssiz bir toplum kurmak ve yetiş­kinlerin vaftiz edilmesini’ öngören bir ki­lise meydana getirmek amacında birleşen anabatistlerin ayaklanması karşısında, re­formcularla katolikler bir an için birleş­tiler.

Bir prenslik ordusu Münster’e girerek korkunç misilleme hareketlerinde bulundu. Ancak imparatorun Luther ve Zwingli ta­raftarlarını Roma ile uzlaştırmak için har­cadığı bütün çabalar (Hagenau ve Worms görüşmeleri ve 1541 Regensburg diyeti) ilâ­hiyatçıların inatçı tutumu yüzünden sonuç vermedi.

• Reform imparatorluk sınırlarını aşmağa başlıyordu. Anvers’te, Luther’in ilk yazılan 1518′den itibaren okunmağa başlanmıştı. Brüksel’de Marguerite d’Autriche’in hükü­meti danışma için Erasmus’u ve bazı erasmus’çulan çağırdı. Ama 1520 ile 1531 ara­sında imparator emirnameleri, Kiliseden ayrılanların ölüm cezasına çarptırılacağını ilân ederek hiç olmazsa görünüşte başarı sağladı. Ne var ki, yine de anabatist pro­pagandasının önü alınamamıştı. O sırada İsveç’te kral Gustaf I Vasa, İsveç’i Dani­marka boyunduruğundan kurtarıyor (1523), itibarını kaybetmiş bir papaz sınıfının mülk­lerini kamulaştırıyor ve 1529′dan itibaren de millî monarşiye sıkıca bağımılı resmî bir luther’ci kilise kurmağa çalışıyordu.

Dani­marka’da kral Christian II bir ihtilâlle dev­rilmiş, Friedrich I, Luther’ciliği resmî din haline getirmişti. Kısa bir süre sonra, Fri­edrich Iin tahtta hak iddia eden bir katoliği yenmesi Norveç’in protestan olmasına yol açtı (1537). İngiltere’de, kral Henry VIII, nazır Thomas Wolsey’in yardımıyle, aslında Luther’ciliğe kesinlikle karşı çıkan bir disiplin reformuna girişmişti. Ama Henry VIII, Kari V’in teyzesi olan karısı Catherine of Aragon ile evliliğinin bozulmasını isti­yordu. Papa ise, imparatorun etkisi dolayısıyle, bu evliliği bozmadı. Bunun üzerine, kralın danışmanı Cromwell, 11 şubat 1531′de, kiliseyi tahta bağımlı kılan bir tasarıyı parlamentodan geçirdi. Oysa nazır Thomas Mora sapkınlığı ezmeğe devam ediyor­du.

Cambridge’li bir ilâhiyatçı olan Thomas Cranmer, kralı papaya rağmen boşan­mağa teşvik etti. Sonunda, Henry VIII, 11 temmuz 1533′te Anne Boleyn ile evlenince papa tarafından afaroz edildi. Ocak 1534′te de anglikan sapkınlığının yerleşmesine yol açan eylemler başladı. Katolik birliğini sa­vunanlar, en ünlüleri Thomas More olan birçok kurban verdi. 1537′de ilân edilen Book of Ârticles, içinde yine de birçok katoliklik unsuru bulunan bir Protestanlık or­taya koyuyordu. İskandinavya’da olduğu gibi, İngiliz Protestanlığında da, kilise yö­neticilerinin kademeleşmesi muhafaza edil­di. Kilise mülkleri satışa çıkarıldı ve 1539′da ilân edilen 6 maddelik kararnameyle, sapkınlıkların kovuşturulması için engizis­yon usullerinin uygulanması öngörüldü.
Bu arada, Fransa kilisesinde de derin deği­şiklikler başlıyordu. Jacques Lefevre d’Etaples, 1521′de, Meaux piskoposu Guillaume tarafından bölgesindeki reform çalışmaları­na katılmağa çağrıldı ve ilk iş olarak da Yeni Ahit’i Fransızcaya çevirmeğe başladı. Bu arada tapınma usullerinde de sadeleşme­ye gidiliyordu.

Lyon ve Meaux’da, reform propagandası sosyal bir nitelik kazanmağa başlamıştı. 1525 Pavia yenilgisinde kralın esir düşmesinden sonra naip Luisa di Savoia bir süre sapkınlığı bastırma siyaseti güttü. Lefevre d’Etaples, Strassburg’a sığınmak zo­runda kaldı. Dört yıl sonra, Louis de Berquin’in ölüme mahkûm edilmesi Luther ve Zwingli propagandasını durdurdu. Kral François I, siyaset gereği papa. Clemens VII’ye yaklaşmıştı. 1534′te reform taraftar­ları propaganda afişleri asmağa başlayınca, Fransa hükümeti kıyıma geçti.

• Lefevre’in öğrencisi olan ve İsviçre’ye sığınan Guillaume Farel, Neuchâteld’e bir zwingli kilisesi ve faal bir propaganda mer­kezi kurmayı başarmıştı. 1535′te ise, Savoia dükünün ve piskoposunun boyunduruğundan kurtulan Cenevre’ye reform hareketini ge­tirdi. Bu arada,
1 kasım 1533′te fakültelerin açılışı dolayısıyle rektör Nicolas Cop’u reformcu bir konuşma yapmağa teşvik eden Jean Calvin Basel’e sığınarak orada Oecolampade’ın doktrinini benimsedikten sonra 1536 martında İnstitution de la Religion Chretienne (Hıristiyan Dinî Kurumu) adlı kitabını yayımladı.

Calvin’in otoritesi, 1536 sonundan beri Farel’in ısrarı üzerine kaldığı Cenevre’de yayılıyordu. Calvin, Saint-Pierre vaizi olarak, institution Chretienne’i fransızca bir ilmihal biçiminde özetle­di. 10 Kasım 1536′da Farel, her yurttaş için zorunlu olan iman düsturunu açıkladı. Ama bu çeşit bir kısıtlamayı ne liberal burjuva sınıfı, ne cumhuriyet topraklarına sığınmış anabatistler, ne de Kutsal Kitap’ın serbest yorumu sonucunda Arianus’çuluğa ve tabiî dine varan rasyonalist ilâhiyatçılar kabul ediyordu. Güçlü bir muhalefet, 23 nisan 1537′de alınan ve 26 mayıs 1538′de onaylanan bir kararla Farel ile.

Calvin’in sürgün edil­melerine yol açtı. Calvin, Strassburg’da Fransız Mültecileri kilisesini yeniden kurdu ve Hagenau’da, Worrns’ta, Regensburg’ta, iuther’cilerin Roma ile uzlaşmaması için mücadele etti. 1540 Seçimlerinde Protestan­ların kazanması Calvin’in 13 eylül 1541′de muzaffer olarak dönmesini sağladı. 20 Ka­sım 1541′de yayımlanan Orâonnances Ecclesiatiqueslerle hıristiyan reformu kesin­leşti. Bu reforma uygun olarak kilise, kişilerin ve devlet memurlarının tutumu­nu denetleyen bir kurul tarafından yöne­tiliyordu. Muhalefet liderleri sürüldü ve­ya ölümle cezalandırıldı. Aragon’lu bir doktor olan ve Teslis’i inkâr ederek bü­tün hıristiyan kiliselerini öfkelendiren Miguel Servet (Christianismi Restitutio, 1553) Calvin tarafından katolik engizisyonuna ihbar edildi.

Hapisten kaçarak Cenevre’­ye sığman Servet tutuklandı ve 28 ekim 1553′te yakıldı. Bu gaddarlığın uyandırdığı kızgınlık uzun süre yatışmadı. Ama Calvin konseylerde, fransız mültecilerinden de des­tek gören sağlam bir çoğunluğa dayanıyor­du. 1559′da Cenevre’de kurulan ve Theodore Beze’in yönetiminde bulunan Cenevre akademisi, Avrupa’nın en yüksek protestan okulu oldu. Wittenberg’in yapamadığını şimdi Cenevre başarıyordu. Yani şehir, mi­litan Protestanlığın merkezi olmuştu. Kari V’in baskı siyaseti sonucunda Hollanda ve özellikle de Anvers’te gerileyen Protestan­lığı Calvin’cilik yeniden canlandırdı.

İngil­tere’de ise Henry VIII’in 28 ocak 1547′de ölmesinden sonra Calvin’cilik ikinci bir re­formun ilham kaynağı oldu. Edward VI’nın henüz bir çocuk olmasından istifade eden Somerset ve daha sonra da Warwick, Cranmer’in yardımıyle, papazların evlenmemesi­ni öngören hükmü ve kilise sunaklarını kal­dırdılar ve sadece dinî görevlerde bir kademeleşmeyi kabul ettiler. Prayer Book’un (Dua Kitabı) 1549 ve 1552′de yayımlanan iki ayrı metni dua ve tapınmada birlik kurul­masını sağladı. Kral François I’in saltanatı­nın son yıllarındaki kovuşturmalara ve sert kararnamelere rağmen Calvin’cilik krallığın hemen hemen bütün eyaletlerinde protestan kiliseleri kuruyordu. Ayrıca, Calvin’in üç delegesinin huzurunda mayıs 1559′da Pa­ris’te ilk Sinod toplandı.

Bu arada, daha sonraları Karşı Reform adıyle anılacak olan hareket de teşkilâtlanı­yordu. Bu hareket, gücünü, bazı küçük sap­kın topluluklarının kolayca yok edildiği İs­panya’dan ve İtalya’dan alıyordu. Ama Ro­ma başlangıçta bazı hayal kırıklıklarına uğ­radı. 1545-1548 Arasında, Trento konsilinin ilk toplantıları Papalık kurumunda derin de­ğişiklikler yapılması konusunu pek önemsememişti. Ayrıca, ne imparator ne de Fran­sa kralı, konsilin kararlarını kabul etme­mişti. Protestan kiliseleri temsilcilerinin is­temeyerek ve çok geç çağrıldıkları yeni görüşmelerse 1551′de başladı ve 28 nisan 1552′de savaşın taşlamasıyle yarıda kaldı.

18 Şubat 1546′da Luther öldüğü zaman. Karşı Reform, Lutherci’liğin yok olacağı umuduna kapıldı. Saksonya dükü Moritz’in yenilgisinden sonra Mühiberg’de galip gelen Kari V, 19 mayıs 1547′de Wittenberg’e gir­mişti. Ama imparator, Roma’nın beklediği tavizleri vermek istemedi. Augsburg’da ya­pılan bir antlaşma Protestanların temel hür­riyetlerini ortadan kaldırmakla birlikte Trento konsilinin kararlarını da uygulatma­dı. 1552′de Saksonyalı Moritz imparatorluk davasını terk etti ve savaş yeniden başladı. 3 Ekim 1555′te imzalanan Augsburg antlaşmasıyle de imparatorluğun sınırları içinde protestan kilise ve devletlerin varlığı res­men kabul ediliyor ve her yurttaşın kendi devletinin dinini kabul etmek zorunda ol­duğu belirtiliyordu. O sırada Protestanlık Almanya’nın üçte ikisine hâkim olmuş, Bo­hemya’yı ele geçirmiş ve etkisini kısmen Avusturya, Macaristan ve Polonya’ya da yaymıştı.

Reformun henüz iyice yaygın bir duruma gelmediği ingiltere’de katolikler, 3 ağustos 1553′te Henry VlII’in büyük kızı Mary Tudor’un tahta çıkışını sevinç gösterileriyle karşıladılar. Mary Tudor, kardinal Pole ile anlaşarak, İngiltere krallığını Papalık ile uzlaştırmak için çaba göstermeğe başladı. Oğlu Philipp’i kraliçeyle evlendirmiş olan imparatorun aracılığıyle, papa Julius III, ki­lisenin kamulaştırılmış malları üstünde hak iddiasından vaz geçti ve parlamento 30 ka­sım 1554′te ingiltere’nin yeniden katolik ki­lisesine döndüğünü ilân etti. Bundan sonra girişilen kıyımda, Anglikan kilisesi, başta Cramer olmak üzere 277 kurban verdi. Ama 17 kasım 1558′de Mary Tudor ve kardinal Pole öldüler.

Henry VIII ile Anne Boleyn’in kızı Elizabeth, ingiltere kraliçesi oldu. Katoliklikten nefret eden Elizabeth için din bir hükümet aracından başka şey değildi. Babasının reformunu Edward VI’nın refor­muna tercih ediyor ve Calvin’ciliğin getirdiği cumhuriyetçi kurumlardan da hoşlanmıyor­du. Üç karanameyle, tahtın kilise üstündeki hâkimiyetini yeniden kurdu. 1552 Tarihli Prayer Book (Dua Kitabı) bazı değişiklik­lerle yeniden yürürlüğe girdi, ingiltere’de «Tanrı çocuklarının katkısız serbestliğini» arayan küçük topluluklar belirmeğe başla­mıştı.

Roma, Elizabeth’e karşı İskoçya’nın yardımına güvenebilirdi. Ama John Knox’un ateşli dinî konuşmaları, kişizadelerin düş­manlığı ve halkın hoşnutsuzluğu çok geç­meden kuzeyde de tamamıyle cumhuriyetçi ve piskopossuz bir kilisenin gelişmesine yol açtı.

Fransız Protestanları arasında, krala bağlı subaylar, İtalya ve Fransa’da savaşmış kim­seler ve en yüksek ailelerden bazı kişiler yer almağa başlamıştı. O zamana kadar sa­dece dinî nitelik taşıyan bu topluluk askerî bir kimlik kazanıyordu. Mayıs 1558′de, Preaux-Clercs’de 4 000 kişi, silâhlı kimselerin refakatinde, ilâhiler okuyarak Sen nehri boyunca yürüyüşe geçti. Kral Henri II durumdan kuşkulandı. Guise düklerinin kardeşi olan Lorraine kardinali 1550′den beri Cizvitleri Paris’e kabul etmişti. 1555 Ara­lık ayında Roma’da papa Paulus IV ile yap­tığı görüşmeler sırasında Calvin’cilikle der­hal mücadeleye girişmeğe söz vermiş, Roma engizisyonunun Fransa’ya yerleşmesini de memnuniyetle kabul etmişti. 3 Nisan 1559′da imzalanan Cateau-Cambresis antlaşmasiyle, altmış beş yıldan beri süregelen İtalya savaşları ispanya lehine sonuca bağlandı ve iki krallık din sapkınlarına karşı uzlaşma­ya vardı.

Henri II Cenevre veya ingiltere’ye karşı bir haçlı seferi düzenlemek istiyordu. 2 Haziran 1559′da Ecouen’da imzalanan ye­ni bir kararname, Protestanlara kaçmak veya ayaklanmaktan başka bir çare bırak­madı. Paris parlamentosundan dört danış­man Bastille’e hapsedilmişti. 10 Temmuzda kralın bir kaza sonucu ölümü, Fransa’da din savaşlarının başlamasını ancak üç yıl geciktirebildi. Bk. PROTESTANLIK. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reform hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REFERANDUM

Tarih 26 Haziran 2009

REFERANDUM i. (fr. referendum’dan). Siyaset ve Huk. Siyasî iktidar tarafından alınan bir kararın idare edilenler tarafın­dan kabul edilip edilmediğini ortaya ko­yan halkoyuna başvurma usulü.

— ANSİKL. Halkın doğrudan doğruya yö­netime katılması iki şekilde olabilir. Birin­de (buna «dolaysız demokrasi» adı verilir), vatandaşlar, belirli zamanlarda, siyasî ve idarî kararlara katılmak üzere genel ku­rul halinde toplanırlar. Eskiçağ sitelerinde bu kurul, gerçek bir hükümet organı öde­vi görürdü ama site halkının yalnız bir kısmı vatandaş sayılıyordu.

İsviçre’nin üç kantonunda (Glaris, Appenzell, Unterwald) ve bazı amerikan komünlerinde, yılda bir kez toplanan genel kurulun görevi ancak yöneticileri denetlemekten ibarettir. Hal­kın yönetime katılmasının ikinci şeklinde ise (buna «yarı dolaysız demokrasi» denir) seçmenlerin görevi, basit temsilî rejimde olduğu gibi, temslicileri seçmekten ibaret değildir; seçmenler, günlük dilde çok zaman referandum ortak adı altında birbiri­ne karıştırılan çeşitli ve değişik usullerle, gerek yasama yetkisine, gerek anayasa yap­ma yetkisine katılmış olurlar.

Bu çeşitli usuller şunlardır: .
• Halk vetosu. Kanun, parlamento tara­fından hazırlanır ve yürürlüğe konmadan önce halka bildirilir. O zaman seçmenle­rin bir dilekçe verme hakkı vardır; eğer kanuna karşı olanlar yeterince imza top­layabilirlere, bu kanunun onaylanması ve­ya kaldırılması konusunda bir referanduma başvurulur; eğer referandum yapılması le­hinde kullanılmış oylar yetersiz ise, kanun onaylanmış sayılır. Böyle bir sistem Fran­sız ihtilâlinden sonra, Yıl I’in «Montagnarde» Anayasasınca öngörülmüştü. Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri, mahallî anayasalarında bu sisteme yer vermişler­dir.

• Seçme. Hükümet, seçmenlere birkaç çö­züm yolu sunar, seçmenler bunlar arasın­dan birini seçerler. Meselâ 21 ekim 1945′te hükümet, Fransızlara şunu sormuştu:

a) aynı gün seçtikleri meclis, yeni bir ana­yasa hazırlamakla görevli bir kurucu mec­lis mi olacak, yoksa 1875 Anayasası ka­nunları çerçevesinde (senato o zaman iki ay içinde seçilirdi) çalışan bir milletvekilleri meclisi mi olacak;
b) bu meclis bir kurucu meclis ise, yetkileri sınırsız mı ola­cak, yoksa ek bir geçici anayasa mı yü­rürlüğe konacak?

• Anayasal referandum. Yeni anayasalar veya anayasa tadili tasarıları seçmenlere sunulur. Fransa’da birkaç anayasa için bu yola başvuruldu.
İsviçre’de, anayasal referandum, gerek fe­deral alanda, gerek kantonlar alanında, mecburîdir.

• Yasama referandumu. Hükümet ve par­lamento, organik veya alelade bir kanun teklif veya tasarısını halkın onayına su­nar. 1952 Fransız Anayasası toplantılar sü­resince hükümetin veya iki meclisin, res­mî gazetede yayınlanan teklifini referan­duma sunma hakkını cumhurbaşkanına ve­rir.
Ancak bunların, amme yetkilerinin teş­kilâtlanmasına ilişkin veya Anayasaya ay­kırı olmamakla birlikte, kurumların çalış­masında aksaklıklar yaratması muhtemel bir devletlerarası antlaşmanın onaylanmasıyle ilgili kanun teklifleri olması gerekir. Burada sınırlı konular üstünde ihtiyarî bir referandum söz konusu demektir.

Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri ihtiyarî referandum, bazıları ise mecburî referan­dum usulünü uygular.
İsviçre’de, yasama referandumu, federal alanda ihtiyarîdir (30 000 vatandaşın veya 8 kanton hükümetinin talebi gerekir). Ama bütçe, malî kanunlar ve üyelerin mutlak çoğunluğuyle meclislerin âcil kararını al­dıkları kanunlar için referanduma gidile­mez. Kantonlar alanında ise bazen mec­burî, bazen ihtiyarîdir.

• Danışmak referandum. Resmî makam­lar, seçmenleri danışmalı bir referanduma da çağırabilirler. 1852 Fransız Anayasası­nın bu tür bir istişareyi öngördüğü anlaşılıyorsa da, bu yola hiç başvurulmamıştır.

• Halk teşebbüsü. Vatandaşların teşeb­büsüne katılma hakkına bu ad verilir. Bu­rada, kaleme alınmış bir kanun teklifi üs­tünde veya ilân edilmiş bir reform konu­sunda belirli sayıda imza toplamak söz ko­nusudur (yazılı teşebbüs). Dilekçe kanunî sayıda imzayı toplayabildiği zaman (İsviç­re’de federal kanunlar için 50 000) gerçek bir referanduma gidilir.
Bazı anayasalar (İsviçre, Kuzey Amerika’­nın bazı eyaletleri) bir dolaysız teşebbüs öngörürler; bu yolla kabul edilen tasarı, kanun hükmündedir.

Bazı anayasalar (Ku­zey Amerika’nın çeşitli eyaletleri) ise, do­laylı teşebbüsü öngörürler. Bu durumda teklif veya reform bildirisi parlamentoya su­nulur; parlamento onaylar veya reddeder; bazı hallerde, parlamentonun kabul ettiği metin yeniden bir yasama referandumuna sunulur.
İsviçre’de, federal işlerde, halk teşebbüsü ancak Anayasa konusunda işe karışabilir. Bu sınırlamanın sakıncası, Anayasaya, am­me yetkilerinin teşkilâtlanmasını hiç bir surette ilgilendirmeyen tedbirlerin sokulma­sıdır. Kantonlarda ise, halk teşebbüsü, ge­rek Anayasa alanında, gerekse yasama ala­nında uygulanır.

* Referandum – hakemlik. İki savaş ara­sında yürürlüğe giren bazı avrupa anaya­saları, yürütme kuvveti ile yasama kuv­veti arasındaki anlaşmazlılkarda hakemliği reform aracılığıyle halka tevdi etmeyi ön­görmüştür. General de Gaulle’ün de 1958 Anayasasını bu açıdan yorumladığı söyle­nebilir. Referandumun demokratik niteliği reddedilemez. Çünkü halka, bu yolla, bazı kararların alınmasına doğrudan doğruya katılma imkânı sağlanır (Duguit, seçmen kitlesinin şu veya bu kanun tasarısı üstün­de fikir beyan ederken yetenekli temsil­ciler seçmek istediği zamankinden daha isabetli davrandığını öne sürer).

Ama buna karşılık referandum, bir yandan muhafaza­kâr niteliği dolayısıyle (İsviçre’de reform tasarılarının çoğu statükoyu korumak üze­re reddedilmiştir) ve öte yandan da seç­menin çok zaman referandum kavramıyle plebisit kavramını birbirine karıştırıp met­nin kendisinden çok kendisine bu metni sunan ve işbaşında bulunan devlet ada­mını göz önünde tutarak oy kullanması sebebiyle kınanmıştır.

• Türkiye’de 1961 Anayasası tasarısı, Ku­rucu meclis tarafından hazırlandıktan son­ra halkoyuna sunuldu. Milletlerarası hukuk dışında yurt içinde ilk olarak başvu­rulan bu referandum, 28 mart 1961 tarihli ve 283 sayılı, Anayasanın Halkoyuna Su­nulması Hakkında kanun hükümlerine uyularak yapıldı. Anayasa tasarısının halkoyu­na sunulması Kurucu Meclis Teşkili Hak­kında kanunla öngörülmüş, hattâ yine bu kanunla, referandum sonucunda Anayasa­nın reddi halinde, her 100 000 nüfus için bir üye hesabiyle ve yeni seçim kanunu hükümlerine göre yeni bir Temsilciler mec­lisinin seçileceği ve bu suretle yeni bir ta­sarı daha hazırlanacağı belirtilmişti.

Referandumu düzenleyen kanuna göre, seçme yeterliği bulunan her vatandaş, seçmen kütüğüne kayıtlı olmak şartıyle halkoyuna katılabilecekti. Anayasayı kabul eden seç­menler, üzerinde «evet», kabul etmeyenler de üzerinde «hayır» yazılı pusulaları kullan­dılar. Bu oy pusulaları değişik renklerde yapıldı. Seçim kurulu, Anayasanın halko­yuna sunulmasında uygulanacak esasları ay­rıca açıklamıştı.

Bu açıklamaya göre, ken­dilerine oy verme gününe kadar seçme yeteneğini kaybettiğine dair yetkili merci­lerden resmî belge gelmiş bulunanlar, seç­men kütüğünde yazılı olsalar bile oy vere­meyeceklerdi. Oy verme süresi saat 8′den 17′ye kadardı. Seçim çevresi, seçim bölgesi ve sandık bölgeleriyle propaganda, araç­ların sağlanması, sandık kurulu üyelerinin ant içmeleri, görev ve yetkileriyle oy ver­me yeri, oy verme sırasındaki işler konu­sunda genel seçim kuralları uygulandı. Re­ferandumda kullanılan oy pusulaları 7×10 sm ölçüsünde, 24 puntoluk harflerle beyaz renktekilerin üzerine «evet», açık kırmızı renktekilerin üzerine de «hayır» yazılmak suretiyle hazırlanmıştı.

Bu pusulaların içi­ne konulacağı zarflar, ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mühürleriyle mühürlendi. Seçmen, çift mühürlü zarflardan birini al­dıktan sonra kapalı oy verme yerine gide­cek ve burada bulunan «evet» veya «hayır» ibaresini taşıyan pusulalardan dilediğini bu zarfa koyarak zarfın ağzını bizzat kapat­tıktan sonra, eliyle sandığa atacaktı. Her iki pusulanın da bulunduğu zarflar geçer­siz sayıldı. Bir zarfta aynı renkte birden fazla oy pusulası çıktığı takdirde bu, bir oy sayıldı.

O tarihte Türkiye’nin nüfusu 27 818 248 idi ve bunun 18 992 740′ı köy ve bucaklarda, 8 825 508′i de şehirlerde yaşamaktaydı. Seç­men sayısı da şöyle tespit edilmişti: köy ve bucaklarda
8 693 465 (yüzde 45,8), şe­hirlerde 4 054 436 (yüzde 45,9); toplam 12 747 901 (yüzde 45,8). Referandum 15 tem­muz 1961 günü yapıldı. Köy ve bucaklar­da 42 256, şehirlerde 13 793 sandıkta oy kullanıldı. Sayım sonunda köy ve bucak­larda 7 245 158 (yüzde 83,3), şehirlerde ise 3 075 593 (yüzde 79,9) kişinin oy kullan­dığı anlaşıldı.

Geçerli oyların sayısı şöy­leydi: köy ve bucaklarda 7 215 101 (yüzde 60,5), şehirlerde 3 066 935 (yüzde 64,7). Ana­yasa geçerli oyların yüzde 61,7’siyle onay­lanmış oldu, oy sahiplerinin yüzde 38,3′ü de Anayasaya «hayır» dedi. Bu suretle re­feranduma sunulan 1961 Anayasası 9 tem­muz 1961 günü 3 934 370 hayır oyuna karşı 6 348 191 evet oyuyle kabul edildi. (LM)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REFERANDUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Reconquista

Tarih 25 Haziran 2009

Reconquista, hıristiyanların, müslümaniarm elindeki İspanya’yı yeniden fethetmelerini belirtmek için tarihçilerin kullandığı ispan­yolca kelime.

Reconquista başlangıçta çok yavaş gelişti. Daha sonraları, her mevsimde tekrarlanan ve değişik sonuçlar veren a-kınlar (algarada) halini aldı, (Bu arada, meselâ 1064′te, Barbastro’ya kadar başarıyle ilerleyen bir akıncı birliği, yağmadan ve şehrin hareminde geçirdikleri eğlenceli saatlerden sonra baskına uğrayarak öldürül­düler.)

Bütün bu çabalar hıristiyanların sü­rekli olarak savaşa hazır durumda bulunma­sını ve henüz birbirinden kopamamış hıristiyan krallıklarında erken sayılabilecek bir millî bilincin uyanmasını gerektiriyordu. Reconquista, bu hıristiyan ülkeleriyle Avru­pa’nın öbür krallıkları arasında bir bağ ku­rulmasına da yaradı. Hıristiyanlık dünyası­nın uç eyaleti olan İberik yarımadası, Fran­sa’nın dört yanından koşup gelen şövalye­lerle doldu: Charlemagne’ın şövalyeleri, is­panya ordularına katılan Franklar ve XI. yy.da düzenlenen fransız haçlı seferlerinin kumandanları (Gui Geoffroi, Guillaume de Montreuil).
Rahipler de yardımda bulundu­lar. Bunlar, Compostela yoluyle gelerek ma­nastırlarını Aragon ve Castilla’da kuran ve yeniden ele geçirilen şehirlere piskopos sağ­layan Cluny rahipleriydi (XII. yy.da yerle­rini Citeaux rahiplerine bıraktılar). XII.yy.da ortaya millî askerî tarikatlar da çıktı: sayıları çok az olduğu için Calatrava’yı terk eden Templier tarikatı rahiplerinin yerine burayı korumak amacıyle kurulan calatrava tarikatı; önceleri hacıların korunması için kurulmuş olan santiago tarikatı ve alcan-tara tarikatı gibi.
Bu arada, İberik yarıma­dasındaki müslümaniarın durumu da fetih-çiler için elverişli bir ortam yaratmıştı. Kur-tuba halifeliğinin parçalanmasıyla (1031) or­taya çıkan ve çok zaman birbirleriyle çeki­şen Taifes müslüman hükümdarlıklarının kuvvetleri bu çekişmeler yüzünden dağılıyor­du. Toledo ve Badajoz hükümdarlıkları Se-villa krallığıyle mücadele etmek zorunda oldukları için kuvvetlerini biraraya getirerek hıristiyanlara tam manasıyle karşı koyacak değillerdi.

Hıristiyan prensleri, bu krallık­lardan birini diğerine karşı destekleyerek aralarındaki anlaşmazlıkları körüklüyor, ki­mine metbuluklarını kabul ettiriyor, kimin­den de haraç alıyorlardı. Reconquista’yı, Fransa’ya yaklaşmış ve bir başına kalmış olan Navarra’dan (Calahorra’nın alınması [1045]) çok Aragon’un ve özellikle Castilla’nın eseri saymak gerekir (Toledo kra­lının [1062] ve Sevilla’nın baş eğmesi [1063]). Fernando I, Valencia’ya 1065′te ulaştı ve hemen geri çekilmek zorunda kaldı. Alfonso VI Toledo’yu 1085′te yıl­larca süren bir savaş sonunda ele geçir­di, ispanya müslümanlarının kötü duru­mu, Fas’tan gelen Murabıtların müdaha­lesiyle (Yusuf bin Taşfin, 1086) yeniden, düzeldi: Murabıtlar Sagrajas’ta, (Zalaca) Al­fonso VI’yı yendiler. Hıristiyan orduları, büyük bir düzensizlik içinde geri çekilerek ancak Fransa’dan yeni takviyelerin gelme­siyle toparlanabildi.

Bundan sonra akınlar yeniden başladı ve Elcid 1094′te Valencia’­ya kadar ilerledi. Murabıt saldırısı devam etti ve hattâ 1114′te Barcelona’yı bile tehli­keli duruma düşürdü. Ama Murabıtlar sa­vaş güçlerini çok kısa bir sürede tükettikleri için bu başarıların arkası gelmedi. XII. yy.m ortasında yarımada yeniden fethedilmek ü-zere gibiydi. Muvahhidlerin gelişi ülkenin tü­müyle hıristiyanların eline geçmesini yeni­den geciktirdi. XIII. yy.ın başında ise, Cas-tilla ile Aragon’un tam bir anlaşmaya varmaları ve Leon birlikleri dışında bütün or­duların birleşmesi kesin sonuç veren Las Navas de Tolosa çarpışmasına (1212) yol açtı.

1238′de Jaime I’de Aragon, Balear adaları ile Valencia’yı aldı: Castilîa’lı Fernando III 1236′da Cordoba’yı, 1246′da Jaen’i, 1248′de de Sevilla’yı işgal etti. 1249′da Portekiz Algarva’yı ilhak etti. Bundan sonra, 1492′de Granada krallığının düşüşüyle Reconquista son buldu. Ama bu olay, arkasında, Iberik yarımadasında varlığını uzun zaman sürdü­recek izler bırakacaktı: tarikat mülklerinin yol açtığı latifundia meseleleri, kuzey ile güney arasındaki çıkar farkları ve değişik ruh hali, güneydeki halk geleneklerinde gö­rülen islâmî kalıntılar ve ispanyol ruhunun sürekli bir özelliği olmamasına rağmen, iç çekişmeler olduğu kadar denizaşırı fetihlere de yol açan bir haçlı zihniyeti. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reconquista hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RECAMiER (Julie BERNARD, Madame—)

Tarih 25 Haziran 2009

RECAMiER (Julie BERNARD, Madame—), fransız soylu kadını
(Lyon 1777-Paris 1849).

Lyon’da bankacı olan babası, 1784′te bakan Calonne’un himayesiyle Paris’e yerleşti. Ma­dame Recamier 1793′te kendinden çok yaş­lı olan bankacı Recamier ile evlendi. Kocası 1798′de Necker konağını satın alınca, Ma­dame Recamier, Madame de Stael ile tanıştı.

Konsüllük devrinde çevresinde sayıları gitgi­de artan bir hayranlar topluluğu meydana geldi. Bu topluluğun en önemli kişileri, Adrien ve Mathieu de Montmorency, Lucien Bonaparte, Moreau ve Bernadotte’tu. Çok güzel bir kadın olan Madame Recamier, kendisine âşık etiği kimselerin fazla ileri gitmelerine izin vermez, ama cesaretlerini de büsbütün kırmazdı. Kocasının işleri ters gi­dince Coppet’ye, Madame de Stael’in yanı­na çekildi.

Orada tanıştığı Prusya prensi August’u elde etmeyi başardı. Boşanmağa kalktı, kocası önce razı oldu, sonra vaz geç­ti. Kendisini muhaliflere yakın olmakla suç­layan imparator tarafından Paris’ten sürü­lünce, kocasının ailesine sığındı. 1814-1815′te Benjamin Constant ile yakınlık kurdu. Res-torasyon’un başlarında kocası ikinci defa büyük para kaybına uğradı; bunun üzerine Madame Recamier Abbayeaux-Bois’ya çe­kildi (1819) ve Chateaubriand ile ilişki kur­du. Ballanche ve Jean-Jacques Ampere gibi yakın dostlarının devam ettiği salonunu Chateaubriand’a tapılan, bir mabet haline getirdi. Souvenirs (Hatıralar) ve Correspon-dances’ını (Yazışmalar) yeğeni Amelie Cyyoct (Madame Charles Lenormant) yayım­ladı (1859). [L]

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECAMiER (Julie BERNARD, Madame—) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RECAİZADE MAHMUD EKREM

Tarih 25 Haziran 2009

RECAİZADE MAHMUD EKREM, türk şairi ve yazarı (İstanbul 1847-ay.y. 1914).

Tanzimat devri yazar ve bilginlerinden Takvimhane nazırı ve Meclisi Vâlâ üyesi Re­cai Efendinin oğlu, Ercüment Ekrem Talu’nun babası. Beyazıt rüştiyesi ile Mek­tebi İrfaniye’yi bitirdi. Harbiye idadisine girdi (1858); sağlığı bozulduğu ve matema­tikten çok edebiyata ilgi duyduğu için bu o-kuldan ayrıldı. Hariciye Nezareti Mektubî kalemine girdi (1862).

Vergi İdarei Umumi­ye kaleminde (1866), Esham Muhasebei Mü­himine odasında çalıştı. Şûrayı Devlet’te muavin (1868) oldu: Nafıa (1869) ve Tanzi­mat (1872) dairelerinde görev aldı. Tanzimat dairesi başmuavini oldu (1873). Şûrayı Dev­let üyeliğine getirildi (1877). Galatasaray sultanîsi ve Mülkiye mektebinde edebiyat öğretmenliği yaptı (1880-1887). Temyiz Mah­kemesi üyeliği ve Tanzimat dairesi reisliğin­de (1898) bulundu.

Trablusgarp’a italyan saldırısını önlemek için inceleme yapmak üzere gönderilen kurula katıldı. Evkaf ve Ma­arif nazırlıkları yaptı (1908). Ayan üyeli­ğinde bulundu (1908-1914). Edebiyatla ilgili çalışmalarına divan edebi­yatı yolunda şiirler yazarak başladı. Namık Kemal ile tanışması sanat anlayışında yeni­leşme imkânı yarattı. Namık Kemal Avru­pa’ya gittikten sonra onun yerine Tasvir-i Efkâr’a makaleler yazdı (1867). Şûrayı Dev­let’te muavinlik görevi alınca gazeteciliği bıraktı (1868).

İlk şiir kitabı Nağme-i Seher’i (Seher Nağ­mesi) 1871′de yayımladı. İki yıl sonra Yadigâr-ı Şebab (Gençlik Yadigârı) adlı şiir ki­tabı çıktı. 1890′da Zemzeme (Tatlı Sesler) a-dını taşıyan şiir kitaplarını birbirini izleyen ciltler halinde çıkarmağa başladı (I. kısım: 1883; II. kısım: 1884; III. kısım: 1885). III. Zemzeme ve Takdir-i Elhan (Nağmelerin Değerlendirilmesi) [1886] çıktığı zaman, es­ki edebiyat anlayışını savunanlarla giriştiği tartışmalar, geniş yankılar uyandırdı ve ancak hükümetin işe karışmasıyle kapatıldı. Recaizade Ekrem’in bu sıralarda yayımladığı tenkit yazıları bilgi ve akılla temellenmesi, gerçeğin araştırılmasını amaç edinmesiyle dikkati çekti.

Recaizade Ekrem, 1886′da Servetifünun dergisi çevresinde toplanan Tevfik Fikret, Cenab Şahabeddin, Halit Ziya (Uşaklıgil) gibi çağının genç yazarlarını destekleyerek biçim ve öz bakımından batı edebiyatı an­layışına bağlanan Edebiyatı Cedide hareke­tinin gelişmesine yardımcı oldu. Konuşma dilinden uzaklaşan ve titizlikle seçilmiş bir kelime kadrosunu, tabiat manzaraları ve hü­zünlü duyguların özenli bir işçilikle anlatıl­masında kullanan Zemzeme I – III’teki şi­irleri, edebiyatı cedide şiirinin etkilendiği kaynakların başında gelir. Recaizade Ekrem, şiirleri ve tenkit yazıla-rıyle divan şiiri geleneğinin ve doğu-islâm düşüncesine bağlı eski edebiyat anlayışının bütünüyle değişmesini sağladı. Şiirin şekil bakımından gelişimine imkân hazırladı.

Di­van şiirinde olduğu gibi, yazılışı birbirine benzeyen kelimelerin değil, ancak sesi ben­zeyen kelimelerin kafiye yapabileceğini, baş­ka bir deyişle kafiyenin göz için değil kulak için olduğunu edebiyat dünyasına benimset­ti. Şiirlerinde tabiat ve sevgiye yer verdi. Metafizik meselelerle ilgili olarak ölüm teması {Yakacıkta Bir Mezarlık Âlemi, Ta­hassür, Ah Nejad v.d. şiirleri) üstünde geniş ölçüde durdu.

Tefekkür (1888), Pejmürde (1894), Nejad Ek­rem (genç yaşta ölen oğlu için yazılmıştır) [1914] kitaplarındaki mensur şiirleriyle nesir dilinin gelişmesine yardımcı oldu. Muhsin Bey yahut Şairliğin Hazin Bir Ne­ticesi (1889) adlı eserinden başlayarak ro­man alanında da çalışmalar yaptı. Bu türdeki en başarılı eseri batı medeniyetinin eksik kavranmasını ve yalnız biçim yönünden tak­lidini yeren Araba Sevdası’dır (1889). Konularını bir fransız hikâyesinden (Afife Anjelik [1870]), bir fransız romanından (Atala [1873]), bir masaldan (Çok Bilen Çok Yanılır [1914]) alan oyunları da vardır.

Edebiyat tarihi ve tenkit alanındaki çalışma­ları arasında bazı şairlerin hayatlarını ve sa­natlarının özelliklerini anlatan Kudemadan Birkaç Şair (1889), genç yazarların kitapla­rına yazdığı sunuş yazılarını toplayan Takrizat (övgüler) [1898], yeni edebiyat anlayı­şının ilkelerini tanıtan edebiyat bilgileri ki­tabı Talim-i Edebiyat (1882) yer alır. Fransızcadan manzum ve mensur bazı tercümelerini Naçiz (Değersiz) [1885] adı altın­da yayımladı. Chateaubriand’ın Atala’sını (1871) ve Silvio Pellico’nun hatıralarını an­latan eserini de (Meprizon Tercümesi) [1875] Türkçeye çevirdi. (-> Bibliyo.) [M]

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECAİZADE MAHMUD EKREM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REBOUD (Paul)

Tarih 25 Haziran 2009

REBOUD (Paul), fransız iktisatçısı (1864 -Grenoble 1954). Grenoble Hukuk fakülte­sinin dekanı oldu. Precis d’Economie Politique (İktisat Elkitabı) adlı bir eseri var­dır. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REBOUD (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REBER (Napoleon Henri)

Tarih 25 Haziran 2009

REBER (Napoleon Henri), fransız beste­cisi (Mulhouse 1807-Paris 1880).

Paris konservatuvarında armoni, sonra beste ders­leri verdi (1862), bir Traite d’Harmonie (Armoni Ders Kitabı) yazdı. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REBER (Napoleon Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REBEL

Tarih 25 Haziran 2009

REBEL, bütün üyeleri saray kapellasında çalışan fransız müzikci ailesi
(XVII. ve XVIII. yy.).

En ünlü üyeleri: JEAN FERRY (Paris 1661-ay.y. 1747). Babası Jean’ın ve Lully’nin eğitimi altında yetişti. Couperin’den sonraki ilk fransız sonat bestecileri, arasında yer aldı. 1700′de Paris operasına girdi, önce küçük koroyu çalıştırmakla işe başladı, 1717′de orkestranın başına geçti.

Kapellanın senfoniciliğine getirildi. Koreografili senfonileri başarı kazandı; çalgı için yazdığı eserler: Keman Parçaları (1705), Kapris (1711), Boutade (1712), Dans’ın Tip­leri (1715), Dans Tanrıçası (1720), Kır Zevkleri (1734), Hava, Ateş, Toprak, Su (1737);

— FRANÇOİS, besteci (Paris 1701-ay.y. 1775), Jean Ferry’nin oğlu. 1714′ten sonra Paris operasında çalışmağa başla­dı, 1726′da Concert Spirituel’de Francoeur ile birlikte keman düo’ları icra etti; Opera­nın yöneticisi oldu, 1749′da kralın müzik işleri yöneticiliğine getirildi. Francoeur’ün yardımıyle otuzdan çok oyun sahneledi: Dardanus, Les İndes Galantes v.b. Bir Te Deum ve bir De Profundis besteledi. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REBEL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REAYA

Tarih 25 Haziran 2009

REAYA i. (ar. ra’yye’den re<âyâ, otlatılan hayvan sürüsü).

Esk. Bir hükümdarın yönetimi altında bulunan halk: Gadrede reayasına vali-i eyalet // Dünyada ve ukbada ne zillet, ne rezalet! (Ziya Pa­şa). Padişah Allah'ın vekili olarak bu top­rakları reayasına kiracı gibi vermiştir (Ke­mal Tahir). // Osmanlı imparatorluğunda müslüman olmayan tebaa: Hıristiyanlar Os­manlı devrinde gerçi reaya muamelesi gör­mekten şikâyetçidirler (F.R. Atay). // Teşm. yol. Hıristiyan (Zt. BERAYA.) || Terfih-i reaya, tebaanın refahını sağlama.

— ANSİKL. Teşk. tar. Başlangıçta, Osman­lı devletinin yönetimi altında bulunan müs­lüman ve hıristiyan, bütün halk topluluk­larına, yönetilen, hükümete bağlı olan topluluk anlamında reaya deniyordu. Son­raları halk, müslim ve gayrı müslim diye ayrılınca, gayri müslim adı altında toplanan bütün tebaaya reaya adı verildi, is­lâm dininin doğuşundan bir süre sonra, cizye denen özel bir vergi vermekle gö­revli olan ve islâm dininden başka bir dine bağlı bulunanlara ehli zimmet ve­ya zimmi denmeğe başlandı.'

Gayri müs­lim olan bu topluluğun verdiği vergiye kar­şılık bütün haklarının, can, mal ve mes­ken güvenliğinin sağlanması devlete bıra­kılıyordu. Devlet ödedikleri vergiden dola­yı, yönetimi altında bulunan bütün gayri müslimlerin hayatını korumakla görevliydi, islâm devletinin yönetimi altında bulunan gayri müslimlerle cizye karşılığı ilk anlaş­mayı Hz. Muhammed yaptı. Bu anlaşma gereğince devlet, reayanın (gayri müslim­lerin) bütün haklarını koruyacak; onların can, mal, ırz ve mesken güvenliğini sağ­layacak; inançlarında, ibadetlerinde onla­rı serbest bırakacak; buna karşılık onlar da devlete cizye vereceklerdi. Hz. Muhammed'in ölümünden sonra, Dört Halife ve daha sonra Halid bin Velid devrinde, gayri müslimlerle (reaya) yeni anlaşmalar yapıldı.

Hz. Muhammed'in koyduğu an­laşma hükümleri yürürlükte kaldı ve du­ruma göre bunlara bazı yeni maddeler ek­lendi. Yeni alınan ülkelerdeki gayri müs-limlere ve onların rahiplerine iyi davranıldı; inançlarına, geleneklerine, ibadetle­rine, sanat, ticaret yapmalarına engel olun­madı; yalnız, verecekleri cizyenin zamanı, miktarı belirtildi, bununla ilgili anlaşma­lar yapıldı. Savaşla girilen bir gayri müs­lim ülkesindeki halk barış isterse onlarla anlaşma yapılır, alınacak vergi (cizye) bir hükme bağlandıktan sonra gayri müslimler devletin yönetimi altına girerdi.

Ver­giler, reayanın sayısına ve malî durumu­na göre düzenlenirdi. Vergiyle ilgili anlaşmalarda gayri müslimlerin devlet ta­rafından her türlü saldırı ve haksızlığa kar­şı korunma gerekçesi özel bir madde olarak yer alırdı. Cizyeyi vermeyen gayri müs­limler, islâm devleti tarafından korunmaz, hayat ve malları güven altına alınmazdı. Hz. Muhammed'in kurduğu bir gelenek ge­reğince yeni ele geçirilen bir gayri müs­lim ülkesinde halka, önce anlaşma yap­mak için üç şart gösterilirdi.

Bunlar: Müs­lümanlığı, savaşı veya cizyeyi kabul etmek­ti. Müslümanlığı kabul edenler cizye vermezlerdi. Savaşı kabul edenler savaş ku­rallarına göre işlem görürdü. Cizye denen özel vergi ödemeyi kabullenenler de devle­tin yönetimi altına girer, reaya sayılırdı. Cizye vermeyen gayri müslimlerin hayat­ları, mal ve mesken güvenliği devlet tara­fından sağlanmazdı. Buna karşılık, müslümanlar yapılan anlaşmaların gereğini ye­rine getirmezlerse reaya da vergi vermezdi. Halife Ömer devrinde, reayadan alınan vergi belli bir düzene konuldu, bazı kurallara bağlandı.

Buna göre, zenginler her yıl 48, orta durumda olanlar 24, yoksullar ise 12 dirhem gümüş cizye vermekle yükümlüydü. Ancak, bu miktarlar da dondurulmadı; dev­rin şartlarına göre, karşılıklı anlaşmalarla değiştirildi. Halifelik Emevilere geçtikten sonra, devletle reaya arasındaki ilişkiler eskisi gibi sürdürüldü. Ancak, devlet gi­derlerinin çokluğu ileri sürülerek, bazen cizyenin artırıldığı, ağırlaştırıldığı oldu. Bu­nun üzerine, reaya ile devlet yöneticileri ve hâkim sınıflar arasında bazı geçimsiz­likler ortaya çıktı. Reaya, emevî halifele­rinin aşırı masraflarından, gereksiz giderle­rinden yakınmağa, Hz» Muhammed ve Dört Halifenin yolundan gidilmediğini ileri sürme­ğe başladı. Bütün bunlara karşılık, önemli ve devlet düzenini sarsıcı bir olay çıkarmadıkları sürece reayaya fazla baskı yapılmadı.

Emevîler, reayadan yalnız cizye almakla yetinme­diler; onlara devlet işlerinde resmî görev­ler de verdiler. Hesap ve yazı işleri bilen gayri müslimler Divanda görev alırlardı. Bu durum, devletle reaya, özellikle müslümaniarla gayri müslimler arasında bir yakınlaşmanın, devlet düzeninde eşit işlem görmenin açık bir belirtisi sayılıyordu. Bu yüzden, devlet dairelerinde görev almak için, reaya çocukları arasında hesap, yazı ve tercüme işlerini görebilecek nitelikte bir eğitim ve öğretim düzeni uygulanıyordu. Bunun sonucu, Emevîler devrinde birçok gay­ri müslim yazar, bilgin, hekim yetişti. Ab­basîler devrinde de reaya ve müslümanlar arasındaki ilişkiler eskisi gibi sürdürüldü, Hz. Muhammed ve Dört Halife devrinde kurulan geleneğe uyuldu, Cizye, onların düzenlediği şartlar altında toplandı.

Bazen, devletin giderlerindeki durum gereğince, ciz­yenin miktarında değişiklikler yapıldı. Abbasîler devrinde ve onlardan sonra gelişen müslüman fetihleri sonucu reayanın sayısı çoğaldı. Alınan uzak ülkelerde reaya ile, müslümanlar, özellikle devlet yöneticileri arasında yeni yeni cizye anlaşmaları ya­pıldı, iran, Mısır, Kuzey Afrika, ispanya gibi ülkelerde kurulan islâm devletleri bu vergi usulünü sürdürdü; reaya ve müslüman halk ilişkilerini devrin ihtiyaçlarına göre dü­zenledi.
Anadolu, Selçuklular tarafından alındıktan sonra islâm devletlerinde uygulanan ver­gi usulü aşağı yukarı olduğu gibi benim­sendi. Reaya, vergisini ödediği sürece, bü­tün din ve dünya işlerinde bağımsız bıra­kıldı. Onların özel yaşayışlarına, öğretim ve eğitimlerine, ibadetlerine, gelenek ve göreneklerine dokunulmadı.

Osmanlı devletinde de, cizye usulü olduğu gibi bırakıldı. Yeni alman ülkelerde islâm di­nini kabul etmeyenler vergiye bağlanarak yerlerinde bırakıldı. Bunların mal, can ve mesken dokunulmazlıkları, inanç ve ibadet bağımsızlıkları devlet tarafından güven altı­na alındı. Osmanlı devletinin tebaası duru­munda olan reaya askere alınmıyordu. Re­aya ile müslümanlar arasında, hukuk yö­nünden ayrılık yoktu. Bütün ayrılık, reaya­dan alınan cizye idi. Osmanlı devletinde, zaman zaman, reayadan avarız akçesi de­nen özel bir vergi daha alınırdı, öşür, de­ğirmen vergisi, ağnam v.b. vergiler konu­sunda müslümanîarla reaya sınıfı eşit işlem görürdü. Reayadan alınan cizye, Halife Ömer devrinde olduğu gibi, edna (dü­şük), evsat (orta), ala (yüksek), diye üçe ayrılırdı.

Edna, yoksullardan, evsat, ma­lî durumu orta derecede olanlardan, ala ise zenginlerden alınırdı. Osmanlı dev­letinde, bazı padişahlar, zaman zaman bazı yeni vergiler koydular. Savaş sıra­sında, savaş giderlerinin, ordu masrafla­rının çoğalması üzerine Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman avarız akçesi toplamayı belli bir kurala bağladı­lar, önceleri geçici nitelikte olan bu vergi sonraları emlâk vergilerine eklenerek sabit bir vergi durumuna getirildi. Reayadan, yapım işlerinde çalıştırmak yoluyle yarar­lanıldığı gibi, Yeniçeri ocağına asker ye­tiştirmek amacıyle özel bir eğitim ve öğ­retimden geçirilmek üzere çocuklar da alınırdı. Ayrıca, bunlar arasından isteyerek sipahi olanlar, köprü yapımında çalıştırı­lanlar, ordunun ulaştırma işlerinde görev alanlar davardı.

Yeniçeri ocağına alman re­aya çocukları islâm dini kurallarına göre eğitim ve Öğretim görür; içlerinden yetenek­li olanlar devlet ve ordu görevlerinde en yüksek basamaklara kadar çıkarlardı. Ay­rıca kürekçilik, yol onarımı gibi işlerde çalışanlar vergi ödemekten kurtulur, gün­delik de alırlardı. Divanda saklanan reaya defterleri otuz yılda bir «tahrir» yapıla­rak tutulur, sonra hükümet merkezine gönderilirdi. Bir süre, Yavuz Sultan Selim, reayadan «peksimet bahası» olarak avarız akçesi topladı. Bunu toplarken de, vergi ö-demekle görevli kimselerin malî durumlarının göz önünde tutulmasını, ödeyemeye­cekleri bir miktarın toplanması yoluna gidilmemesini buyurdu.

Osmanlı devletinde, reayadan hizmeti görülenlere tımar veri­lir, bu tımarı kazanmak isteyenler sipahi yazılır, böylece vergiden kurtulurlardı. Yal­nız, reayadan olan herkes, istediği zaman sipahi olamaz, tımar alamazdı. Bu konuda uygulanan bazı kurallar vardı. Atadan, ba­badan devlete hizmeti geçmiş olanlar seçi­lirdi. Bu usul, vergi vermekten kurtulmak için, herkesin sipahi yazılması sonucu dev­let hazinesinin gelir kaynaklarından yok­sun kalmasını önlemek içindi. Kanunî Sul­tan Süleyman, özel bir kanunla reayadan alınması gereken vergileri sınıflandırdı. Sonra Ahmed I tarafından yeniden düzen­lenen ve uygulanan Reaya kanunu uzun zaman yürürlükte kaldı.
Osmanlı devleti­nin iç kurumlarında, yönetim düzeninde görülen sarsıntılar sonucu, reaya ile olan ilişkilerde de bazı aksaklıklar ortaya çıktı. Reayadan vergi toplamakla görevli kim­seler, bazen aşırı davranışlarda bulundu­lar; reayadan fazla vergi alma yoluna gi­derek, devletle reaya arasındaki bağların gevşemesine, birtakım geçimsizliklerin doğ­masına yol açtılar, özellikle Murad III devrinde içkilerden vergi alınma yoluna gidilince reaya, durumundan yakınmağa başladı. Çünkü Osmanlı devletinde, içki­yi yapan ve satanlar, daha çok reayadan olan gayri müslimlerdi.

Reaya, Murad III'ün içkiden ayrı bir vergi alınmamasını ve bunun cizyeye eklenmesini istedi. Bunun üzerine yeni bir kanunla reayaya uygulanan vergi, zenginden 45, orta du­rumda olanlardan 30, yoksullardan 15 ak­çe olarak düzenlendi. Bu yeni vergi, böl­gelerin durumuna göre de değişiyordu. Reayadan alınan bu cizye, sonraları bede­li askerî adını aldı. Tanzimat döneminde de reaya, eski durumunu korudu. Müslü­manlarla reaya arasındaki ayrılıklar devle­tin koyduğu bazı kanunlarla sürdürüldü. An­cak, İkinci Meşrutiyetten (1908) sonra, rea­yadan da asker alınmağa başlandı.

Bunun sonucu olarak bedeli askerî adı verilen cizye de kaldırıldı. Reaya ile müslüman halk arasında ayrılık zaman zaman yumuşadı; bütün devlet dairelerinde, okullarda, askerlikte reayadan olanlarla müslümanlara eşit işlem yapılma gereği konuldu.

Fatih Sultan Mehmed tarafından, Osman­lı devleti sınırları içinde reayaya tanınan bütün haklar İkinci Meşrutiyete kadar sür­dü. Bu uzun dönem içinde reaya, din, eğitim, öğretim, ibadet ve geleneklerinde serbest bırakıldı. Osmanlı bilim kurumla­rının yanı sıra, reayanın da geliştirdiği özel öğretim ve eğitim kuruluşları vardı. Buralarda da deneysel bilimler alanında, özellikle tıp, kimya ve matematikten bir­çok bilgin araştırıcı yetişti.

Sanatlarda, özellikle mimarîde başarılı sanatçılar yetişti. Tanzimat'tan sonra açılan osmanlı öğretim kurumlarının çoğunda reaya çocukları, da­ha çok yabancı dil ve deneysel bilimlerle ilgili derslerde öğretmenlik görevlerine ge­tirildi. Bunlara elçiliklerde, saraylarda ter­cümanlık, yabancı devletler nezdinde elçi­lik görevleri verildi. Askerlik alanında yapılan yeniliklerde reayadan yetişen uz­manlardan da faydalanıldı. Reaya, baş­langıçtan beri kendisine tanınan hakla­ra dayanarak, Osmanlı devleti sınırla­rı içinde özel din okulları, öğretim ku­rumları, ibadethaneler açtı.

Tanzimat'tan sonra azınlıklar kendi dillerinde öğretim ve eğitim yapan, ilkokuldan liseye kadar, özel okullar açtılar. Bunlar arasında fransızca, ingilizce, almanca, italyanca, rumca, ibranîce, ermenice öğretim yapan özel okullar vardır. Reaya, devletle olan ilişkile­rinde, kamu düzeninde genel yasalara, din ve inançlarıyle ilgili konularda ise bağ­lı bulundukları din kurumlarının koyduğu özel kanunlara uymak zorundaydı. Tanzi­mat'tan sonra reayaya tanınan yeni haklar, İkinci Meşrutiyette genişletildi ve bu hak­lara yenileri eklendi. Bu yeni haklar, 1912'de reaya tarafından kötüye kullanıldı.
Osmanlı devletinin paylaşılmasını öngören bazı avrupa devletleri ve onların Türkiye'­deki temsilcileri, reayanın haksızlıklara uğ­radığını, haklarının avrupa devletlerince korunması gereğini ileri sürdüler. Bu se­beple Osmanlı devletinin iç işlerine karış­mağa başladılar. Birinci Dünya savaşın­da reaya, Osmanlı devleti içinde daha geniş ölçüde bölücü çalışmalara girişti; dev­letin genel düzenini sarsıcı, bölücü birta­kım haklar istedi.

Savaş yılları süresince de Osmanlılar aleyhinde çalıştı. İzmir ve is­tanbul illerinde, Karadeniz kıyılarında dev­letin bütünlüğünü yıkıcı eylemlere girişti. Reaya arasında bağımsızlık isteyenler, Osmanlı devleti toprakları üstünde, özellik­le Anadolu'da ayrı birer devlet kurmak için gizli gizli çalışanlar oldu. Birinci Dün­ya savaşından sonra Türkiye cumhuriyeti kurulunca (1923) Türkiye toprakları üzerin­de bulunan bütün insanlar, Türkiye Cum­huriyeti vatandaşı olarak kabul edildi.

Os­manlı imparatorluğunun baştan beri, kendi toprakları üstünde ayrı bir topluluk olarak koruduğu reaya ile müslümanlar arasındaki ayrılık ortadan kaldırıldı. Türkiye cumhu­riyeti uyrukluğunda olan bütün yurttaşlar kanun karşısında, vergi düzeninde, öğre­tim, eğitim ve din kurumlarında, askerlik alanında, adliye işlerinde eşitliğe kavuştu­ruldu; özel imtiyazlar ortadan kaldırıldı. (-> Bibliyo.) [M]

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REAYA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REAUMUR (Rene’ Antoine ferhault de)

Tarih 25 Haziran 2009

REAUMUR (Rene’ Antoine ferhault de), fransız fizikçisi ve tabiat bilgini
(La Rochelle 1683 – Saint-Julien du-Terroux 1757).

Daha yirmi yaşındayken birçok geo­metri incelemesi yayımladı. Çok geçme­den Bilimler akademisi tarafından Deseription des Divers Arts et Metlers (Çeşitli Sanatların ve Mesleklerin Tasviri) adlı ya­yımı yönetmekle görevlendirildi.

1730′a doğ­ru yaptığı ve 0-80 dereceye bölünmüş al­kollü termometreyle adını duyurdu. Demir alaşımlarıyle ilgili araştırmaları daha önem­lidir: dökme demiri, maden veya oksit ha­linde demir katarak, çelik haline dönüştür­meyi başardı; L’Art de Convertir le Fer Forge en Acier et l’Art d’Adoucir le Fer Fondu (Dövme Demiri Çeliğe Dönüştür­me ve Ergimiş Demiri Sertleştirme Sanatı) [1722] adlı eserinde çeliğin semantasyonunu ve tavlanmasını İnceledi.

Madenlerin tel haline gelebilme özellikleri, kablo telleri­nin direnci ve demirin mıknatıslanması üstünde çalıştı. 1722′de, madenlerin bileşimi­ni incelemek için mikroskoptan yararlan­mayı öne sürdü ve böylece metalografinin temelini attı. «Reaumur porseleni» adiyle bilinen buzlu camı keşfetti. Tabiat bilim­leriyle de ilgilendi ve ilk olarak omurga­sızların yaşama şartlarını inceledi. Memoi-res Pour Servir a l’Histoire des tnsectes (Böcekler Tarihi İçin Yardımcı İnceleme­ler) [1734-1742] adlı eseri büyük bir önem taşır.

Bu çalışmaları dolayısıyle ona XVIII. YÜZYIL PLiNiUS’U adı verildi.
Başlıca eser­leri: Examen de la Soie des Araignees (örümcek Ağlarının İncelenmesi) [1710], Sur l’Art de Faire Eclore et d’Alever en Toute Saison des Oiseaux Domestiques (Her Mevsimde Evcil Kuşları Üretme ve Bakım Sanatı Üstüne) [1749]. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REAUMUR (Rene’ Antoine ferhault de) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REAU (Louis)

Tarih 25 Haziran 2009

REAU (Louis), fransız sanat tarihçisi (Poitiers 1881 – Paris 1961).
Nancy (1908-1911) ve Paris (1938-1951) fakültelerinde sanat ta­rihi okuttu.

Başlıca eserleri: Histoire de l’Expansion de l’Art Français (Fransız Sa­natının Yayılış Tarihi) [1924-1933], Histoire de la Peinture Française au XVIII. s. (XVIII. yy.da Fransız Resim Tarihi) [1925] , L’ Europe Française au Siecle des Lumieres (Aydınlık Çağında Fransız Avrupası) [1938], L’Art Russe (Rus Sanatı) [1946], L’Art Roumain (Rumen Sanatı) [1946],

La Rayonnement de Paris au XVIII6 Siecle et I’Histoire de la Peinture au Moyen Age: Miniature (XVIII. yy.da Kültür Merkezi Paris ve Ortaçağda Resim Tarihi: Minya­tür) [1946], Encyclopâdie de l’Art (Sanat Ansiklopedisi) [1951], İconographie de l’Art Chretien (Hıristiyan Sanatının İkonografyası) [1955]. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REAU (Louis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REATTU (Jacques)

Tarih 25 Haziran 2009

REATTU (Jacques), fransız ressamı (Arles 1760 – ay.y. 1833). 1791′de Roma ödü­lünü kazandı.

1793′te Marsilya’ya gitti, bu­rada Grand-Theâtre’ın süslemelerini yap­tı (1818). Beaucaire kilisesini Aziz Paulus’un Hayat Hikâyesi adlı tablolarla süsledi (1828). 1822′de, Arles’da, Saint-Gilles manastırını satın aldı ve bu manastırı, ko­leksiyonları ve eserleriyle birlikte doğduğu şehre bıraktı, 1868′den beri bu manastır «Reattu müzesi» adını taşımaktadır. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REATTU (Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REALİST

Tarih 25 Haziran 2009

REALİST sıf. (fr. realiste). Gerçekçi: Lâ­kin o, dar, sert ve realist köylü mantığıyle bu sergüzeştin mânâsını anlayabilecek mi? (Y. K. Karaosmanoğlu).

Araya menfaatlerimiz girmeyince hadiseleri [...] daha rea­list bir gözle görmeğe [...] ve yorumlamağa başlarız (A. H. Tanpınar).

* Sıf. ve i. Ed. ve G. santl. Gerçekçilik akımından yana olan: Akif, Mahalle kah­vesi ile, Küfesi ile, Seyfi Babası ile ve bunlara benzer manzumeleriyle bir realist sairdir (Y. Z. Ortaç). Fransız realistleri. (M)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REALİST hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Reader’s Digest

Tarih 25 Haziran 2009

Reader’s Digest, 1922′de New York yakı­nındaki Pleasantville’de De Witte-Lila Bell Wallace çifti tarafından kurulmuş amerikan yayım ortaklığı.

Dünya basınında çıkan ma­kalelerin özetlenmiş derlemelerini yayımla­yan, Reader’s Digest adında aylık bir der­gisi vardır. 1929′da bu derginin tirajı 109 000′di ve yalnız Amerika’da satılıyordu. 1939′da ingiltere’de, 1940′ta ise İspanya ve Por­tekiz’de de satılmağa başlandı. 1945′ten son­ra, A.B.D.’de 11 milyon basılan Reader’s Digest’ın yabancı ülkelerdeki çeşitli baskı­larının sayısı otuz bire çıktı ve bu baskı­ların toplam tirajı 7 500 000′e yükseldi. Bun­ların arasında en önemlisi, 1947′den beri çı­kan fransızca Selection’dur. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reader’s Digest hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAZİLLY (İsaac DE)

Tarih 24 Haziran 2009

RAZİLLY (İsaac DE), fransız sömürgecisi (Chinon yakınları 1587-La Heve, Acadie, 1635).

Hıristiyan esirlerin serbest bırakıl­masını Sale korsanlarıyle görüşmekle gö­revlendirildi, hapse atıldı (1624), sonra tah­liye edildi. Richelieu’ye, Fas’ta ticaret ve din serbestisinin tanınmasını sağlayan bir sefer teklif etti (1629-1630). 1626 Tarihli bir muhtırada kardinale «bütün okyanuslar için bir ticaret kumpanyası» kurulmasını telkin etti, Saint-Germain (1632) antlaşmasıyle geri verilen Acadie’yi tekrar işgale gönderildi ve oraya vali tayin edildi; çiftçi göndermek için Compagnie de la Nouvelle France’ı kurdu.

Nicolas Denys’nin, Menou d’Aulnay’in ve bazı rahiplerin yardımlarıyle, sömürgeleş­tirme işini, memleketi derebeyliklere, dere­beylikleri de otuzar hektarlık çiftliklere bö­lerek, Saint-Laurent sahillerine kadar ge­liştirdi. Port-Royal’in yerine La Heve lima­nını kurdu. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAZİLLY (İsaac DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYNE (Michel)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYNE (Michel), fransız dansçısı, bale yöneticisi ve koreografı (Vincenne 1924).

Monte-Carlo operasından ve Cuevas mar­kisinin büyük balesinden yıldız dansçı ola­rak Paris operasına geçti, 1962′de Opera-Comique’in bale yöneticisi oldu. Koreograf olarak Reflets (Yansımalar) [1963] balesini düzenledi, Rameau’nun Zoroastre opera-bale’sini (1964) ve Fındıkkıran’ın kısaltıl­mamış düzenlemesini sahneledi (1965). [L]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNE (Michel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Raynaud hastalığı

Tarih 24 Haziran 2009

Raynaud hastalığı, bir veya birkaç par­makta kan dolaşımının geçici olarak durmasından meydana gelen hastalık.

Bu hal, bir veya birkaç parmağın son boğumlarında ölü parmağını andırır bir soluklukla beli­rir. Tam bir lokal senkop olan bu hal nor­male dönerken önce şiddetli bir kırmızılık, bazen morarma (siyanoz devresi), lokal ısı­nın artması ve yanma duyumu görülür.
Soğukla temas hastalığı azdırır; genellikle iyiye doğru giden bu hastalık, bazen ya­vaş yavaş birçok el ve ayak parmağına ya­yılabilir ve çok nadir vakalarda sınırlı bir kangrene yol açabilir. Lezyonlar genellikle bakışıktır. Hastalık, fransız hekimi Maurice Raynaud’nun (1834-1881) adiyle anılır.
(L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Raynaud hastalığı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYNAUD (Ernest)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYNAUD (Ernest), fransız şairi (Paris 1864 – ay.y. 1936).

Edebiyat hayatına de­kadanların estetiğine uygun olan Le Signe (İşaret) adlı kitabiyle atıldı (1877). 1891′de roman okulunun kuruluşuna katıldı. 1900′de Sagittaire dergisini yayımladı. En iyi şiirlerini La Couronne des Jours (Günle­rin Tacı) [1905] adlı kitabında topladı. La Melee Symboliste (Sembolist Çatışma) [1918, 1921, 1925] adlı edebî hatıraları kayda de­ğer. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNAUD (Ernest) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYNAL (Paul)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYNAL (Paul), fransız tiyatro yazarı (Narbonne 1885). Le Maître de son Coeur (Kalbinin Efendisi) [1920], Au Soleil de l’İnstinct (İçgüdünün Güneşinde) [1932] gi­bi psikolojik dramlardan başka.

Birinci Dünya savaşının askerler ve siviller ara­sında yarattığı ahlâk meselelerini cesaretle ele alan oyunlar yazdı: Le Tombeau sous l’Arc de Triomphe (Zafer Anıtı’nın Altın­daki Mezar) [1924], La Francerie (1933), Le Materiel Humain (insan Malzemesi) [1948].
Eserleri, tartışmalara yol açtı. İki tarihî dramı vardır: Napoleon Unigue (Tek Napolyon) [1937],
A Souffert sous Ponce-Pilate (Pontius Pilatus Zamanında Acı Çek­ti) [1939]. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNAL (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYNAL (Guillaume)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYNAL (Guillaume), fransız tarihçisi ve filozofu (Saint-Geniez d’Olt 1713 – Paris 1796). Rahip oldu, sonra felsefe ve tarihe merak sarınca rahiplikten ayrıldı. Helvetius, d’Holbach ve Mme Geoffrin’in sa­lonlarına devam etti.

Histoire du Stathou-derat (Stathouder’liğin Tarihi) [1748], His­toire du Parlement d’Angleterre (İngiltere Paılamentosunun Tarihi) [1748] adlı eser­leri yayımladı. Büyük eseri Histoire Philosophique et Politique des Etablissement et du Commerce des Europeens dans les deux indes (İki Hindistan’da Avrupalıların Kurum ve Ticaretinin Felsefî ve Siyasî Ta­rihçesi) [1770'te gizlice yayımlandı] ömürgeci devletlerin siyasetine, rahipler sınıfı­na, Engizisyona karşı çıktı.

Bir yandan eseri yasaklanırken, bir yandan da hakkın­da parlamento tarafından tutuklama ka­rarı alınan rahip Raynal, önce Friedrich II’nin, sonra Katerina II’nin yanına kaçtı. 1787′de Fransa’ya dönme izni aldı ve Toulon’a, Malouet’nin yanma yerleşti, fitats generaux’ya seçildi, fakat yaşı çok ileri olduğu için, Malouet lehine milletvekilliğinden çekildi. 31 Mayıs 1791′de Meclis’e bir mektup yazarak devrimci şiddet hare­ketlerini kınadı. Terör günlerinde saklandı, 1795′te Enstitü üyesi oldu, fakat göreve baş-layamadan öldü. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNAL (Guillaume) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYMOND (Fulgence)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYMOND (Fulgence), fransız hekimi (Saint-Christophe 1842 – Planche şatosu, Vienne 1910).

1878′de hastahaneler hekimi, 1880′de agreje profesör ve hocası Charcot’nun ölümünden sonra da Sinir Has­talıkları kliniği profesörü oldu. özellikle sinir ve akıl hastalıkları üstünde çalıştı.

Başlıca eserleri: Etudes Anatomiques, Physiologiques et Cliniques de l’Hemichoree, de l’Hemianesthesie et des Tremblements Symptomatiques (Hemikore, Hemianestezi ve Belirti Titremeleri Üstüne Anatomik, Fizyolojik ve Klinik İncelemeler) [1874], Atrophies Musculaires et Maladies Amyotrophiques (Kas Atrofileri ve Amyotrofik Hastalıklar) [1889], Clinique des Maladies du Systeme Nerveux (Sinir Sistemi Hasta­lıkları Kliniği) [1894-1903]. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYMOND (Fulgence) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYET (Oliver)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYET (Oliver), fransız arkeologu (Cairou, Lot 1848 – Paris 1887). Miletos ve Didymeion’de kazılar yaptı ve Tanagra se­ramiklerini tanıttı.

Başlıca eserleri: L’Architecture İonique en İonie (İonia’da lon Mimarîsi) (1877], Milet et le Golfe Latmique (Miletos ve Latnios Körfezi) [1877-1885], Monuments de l’Art Antiçue (Antik Sanat Anıtları) [1879-1883]. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYET (Oliver) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYET (Jacqueline)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYET (Jacqueline), fransız kadın dansçı (Paris 1936).

1946′da Paris operasına girdi, 1956′da birinci dansçı oldu, 1961′de Giselle’in yeni temsilinde yıldız dansçılığa yükseldi. Birçok opera temsilinde oynadı (Hop-Frog, 1953; Turangalia, 1960; Webern Opus 5, 1966 v.b.). Dış ülkelerde de tanındı. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYET (Jacqueline) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYET (Georges)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYET (Georges), fransız astronomu (Bordeaux 1839 – Floirac, Bordeaux yakınları 1906).

Paris rasathanesi müdürüydü (1863). Marsilya, sonra Bordeaux Fen fakültele­rinde astronomi dersleri verdi. Floirac ra­sathanesini kurdu ve yönetti (1879-1906). C. Wolf ile birlikte, Kuğu takımyıldızında, birbirine çok yakın üç küçük yıldız buldu. Bu yıldızlara Wolf-Rayet yıldızları denir. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYET (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAVENSBRÜCK

Tarih 24 Haziran 2009

RAVENSBRÜCK, Mecklemburg’da yer, Berlin’e 80 km uzaklıkta. 1934′te burada, Himmler’in özel bir malikânesinde kadın­lar için bir toplama kampı kuruldu.

Her ülkeden 115 000 sürgün, komandolarda ça­lışmaya gitmeden veya Jugendlager’de («gençlik kampı») öldürülmeden önce bu kamptan geçtiler. Polonyalı kadınlar («tavşanlar») üstünde tıbbî denemeler ya­pıldı. 10 000 Fransız sürgün kadından sa­dece 3 000′i (300′ü İsveç yoluyle), kont Bernadotte’un milletlerarası Kızıl Haç adı­na yaptığı teşebbüsler sonucunda vatanla­rına dönebildi. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVENSBRÜCK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Ravenna muharebesi

Tarih 24 Haziran 2009

Ravenna muharebesi, ordusu germen im­paratorluğu ve Ferrara dükalığı birliklerinin katılmasıyle büyüyen Gaston de Foix ku­mandasında fransız ordusunun ispanya ve papalık askerlerinden meydana gelen ordu­ya karşı kazandığı zafer (11 nisan 1512).

Fransız ordusunun genç kumandanı bu sa­vaşta düşmanlarını yok etmeyi veya dağıt­mayı başardı, fakat savaş sırasında öldü. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ravenna muharebesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAVENNA

Tarih 24 Haziran 2009

RAVENNA, İtalya’da şehir, Emilia’da, il idare merkezi, Adriya denizi yakınında; 115 500 nüf.

Eskiden zengin bir deniz tica­ret merkezi olan Ravenna, denize uzaklığı yüzünden önemini kaybetti. Şeker rafineri­leri. Dokumacılık (jüt). Petrol rafinerileri; kimya sanayii (gübre). Tabiî gaz işletmesi. Corsini kanal-limanı oldukça canlıdır.
— Yakınında, deniz kıyısında Marina di Ra­venna şehrin sayfiye merkezidir; buraya Dante ve Byron’ın şiirlerinde dile getir­dikleri San Vitale çam ormanından geçe­rek ulaşılır.
—Ravenna ili, 329 600 nüf. Lamone ırmağı boyunca, Apennin dağla­rının kenarında ve Adriya denizi kıyısın­daki alçak ovalarda uzanır. Gelir kaynak­ları tarıma dayanır: ovada tahıl ve kene­vir; dağlık bölgede üzüm ve mısır. Sanayi faaliyeti tarıma bağlıdır (şeker rafinerile­ri, gübre fabrikaları). Tuzlu bataklıklar.

• Tarih. Umbria’lıların kurduğu Raven­na, III. yy.da Roma ile ittifak yaptı; Ro­malılar Ariminum yolu üzerindeki şehrin stratejik konumundan yararlandılar. Rubico ırmağının aşılmasından önce Sezar’ın genel karargâhı (M.ö. 53-50) olan şehrin bir ön limanı vardı: Roma impara­torluğunun iki büyük donanmasından biri­nin demirli olduğu Classis (Fossa Augıtsta).

Şehir M.S. II. yy.da Flaminia’nın, IV. yy.da da Emilia’nın başkenti oldu. 402′de imparator Honorius, Ravenna’yı bataklık­larla çevrili olması ve Doğu ile deniz bağ­lantılarının kolaylığı sebebiyle Batı Roma imparatorluğunun merkezi haline getirdi; Stilicho’yu bu şehirde idam ettirdi (408). Çok uzun bir kuşatmadan sonra Odoaker şehri Ostrogot kralı Theodorich’e teslim etti (şubat 493) ve bir ziyafet sırasında bu­rada onun tarafından öldürtüldü (mart 493). Ostrogotlar devrinde hükümdarın ikamet merkezi olan şehir Belisarius’un bizans orduları tarafından işgal edildi (ma­yıs 540) ve İtalya eyaletinin başkenti ha­line getirildi.

İmparatorluk başkenti oldu­ğu için papanın otoritesinden kurtulduğu­nu iddia eden ve «Trescapitali» kavgasına katılan Ravenna, Lombardia’nın tehdidi karşısında Roma’nın hâkimiyetini kabul et­mek zorunda kaldı (568), fakat, 595′e ka­dar pallium’dan geniş ölçüde yararlanmak istedi; Bizans imparatoru Mauricius şeh­rin savunmasını 584′ten sonra devamlı olarak şehirde oturan bir eksark’a (patricius et exarchus) verdi. Eksarklığı içten ve dıştan kemiren karışıklıklardan yararlanan Ravenna piskoposu, imparator Konstantos’tan hürriyet fermanı aldı (663); ama fermanı Konstantinos’un yerine geçen Konstantinos IV iptal etti (681).

Şehir son­radan İstanbul patriğinin eşitlik iddiaları­na karşı papa Sergius I’i desteklediği için (şehir milislerinin ayaklanması; VII. yy. sonu), özelikle de bir gasıpı tanıdığı (695-705) için lustinianos’un emriyle Sicilya ku­mandanı tarafından yağmalandı (709 veya 710); bunun üzerine yeni eksark loannes Rizokopos, 710) öldürüldü ve şehir ba­ğımsız bir devlet halinde teşkilâtlandı; im­parator Philippikos Vartan’a boyun eğ­dikten sonra (712) bile milis kuvvetini mu­hafaza etti. Classis’in Liutprando tarafın­dan geçici olarak işgaliyle bir başına ka­lan Ravenna’yı bu Lombard kralı üç yıl süreyle kuşattı ve halefi Aistolf aldı (751).

Bunun üzerine Kısa Pepin, şehri papaya vermeyi kararlaştırarak (754 ve 756) Aistolf’u şehri ve eksarklığı terk etmek zo­runda bıraktı. Bologna’nın gelişmesinden önce roma hukuku eğitim merkezi olan Ravenna, İtalya krallığına geçti (889). Uzun süre, şehirde Germania krallarına sa­dık kaldıktan sonra aristokratik bir şehir haline geldi (XII. yy.) ve imparatorlukla­ra karşı Romagna ve Marche şehirleri birliğini kurdu (1198). Friedrich II tarafın­dan işgal edildikten (1240) sonra Polenta’ların derebeylik yönetimine boyun eğdi (1275-1441). Kanalların kumla dolması limanının gerilemesine yol açtı.

XIII. yy.da Venediklilerin iktisadî kontrolü altına gi­ren şehir, 1449-1509 arası Venedikliler tarafından işgal edildi, sonra Papalığa geri verildi. 1512 Savaşı sırasında yağmalanan şehir, sıtma salgını sonucunda ıssızlaştı. Fransızların 1797′de papadan aldıkları Ra­venna, Csalpina cumhuriyetine (1792), İtalya cumhuriyetine (1802) ve İtalya kral­lığına (1805) katıldı, 1815′te papaya geri verildi. 1859 Haziranında ayaklandı ve bir referandum sonucunda Piemonte’ye katıl­dı (mart 1860).
• Güzel sanatlar. Ravenna’da bir amfi­teatr, surlar ve bir porta Aurea (Claudius zamanından) ve Trajanus zamanından kal­ma bir su kemeri vardır. Müzede birçok roma kabartması bulunur. Şehirde ayrıca Bizanslılardan kalma birçok anıt vardır: 424′te Gala Placidia tarafından yaptırılan ve XI., XIII. ve XIV. yy.da (Giotto’nun duvar resimleri) onarılan San Giovanni Evangelista kilisesi, Sant’Agorta Maggiore kilisesi (V. yy.), eski bir roma hamamı o-lan ve V. yy.da yenilenen San Giovanni in Fonte vaftiz yeri (X. yy.dan kalma silindir biçimi kule), VI. yy.dan kalma kabartma çinilerle kaplı sekizgen planlı bir yapı olan San Vitale bazilikası, Dello Spirito Santo kilisesi ve Ari’ler vaftiz yeri, IX. yy.dan kalma San Francesco çan kulesi ve eğik «torre del Publico».
Şehrin dışında da anıt­lar vardır: Theodorich’in inşa ettirdiğ Sant’-Opollinare Nuovo (V. yy.dan kalma çini­ler). «Palazzo teodorico» sarayı; yekpare taştan kubbesi olan «Rotonda» veya Theodorich’in mezarı (520), XI. yy.dan kalma Santa Maria in Porto Fuori (Giotto oku­lunun freskleri), 594′te inşa edilen, XII. yy. dan kalma birçok çini kapsayan üç sahınlı Sant’Apollinare in Classe kilisesi, Palazzo Comunale (XV. yy.), 1483′te Pietro Soîari’-nin tamamladığı Dante’nin mezarı, XVIII. yy.dan kalma katedral, Eski Eserler müzesi (Galla Placidia’nın mezarı). Güzel Sanatlar akademisi (Madonna’lar), Classense kütüp­hanesi. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVENNA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAVEL (Maurice)

Tarih 24 Haziran 2009

RAVEL (Maurice), fransız bestecisi (Ciboure 1875-Paris 1937).

Paris konservatuvarında Anthiome, Ch.de Beriot, Pessard, Gedalge ve Faure’nin öğrencisiydi. Katıldığı birçok yarışma arasında yalnızca Roma ikincilik ödülünü kazandı. Daha çok Paris’te yaşadı. Birinci Dünya savaşında asker oldu. 1920′de Montford-l’Amaury’de yerleşti, Avrupa ve Amerika’yı dolaştı (1928). 1933′e doğru bir beyin kanaması geçirdi, son çare ola­rak ameliyata başvurulduysa da kurtarıla­madı.

Doğuştan müzikçi olan Ravel benim­sediği her tarzda ustalığını ortaya koydu; bu arada, en orijinal ifadesi çalgı müziği ala­nında belirdi. Ravel, Wagner hayranlığına kapılmadı, Bayreuth’deki çeşitli tartışmalara da hiç katılmadı. Habanera adlı eseriyle da­ha 1895′te gerçek kişiliğini bulduğunu ortaya koydu. Chabrier gibi, melodi çizgisine ve akorların uyuşumlu bir şekilde birbirini izle­mesine dikkat ederek eski fransız klavsencilerinin ve lavtacılarının geleneğini sürdürdü. En katı akademiciliği, en aşırı cüretlerle bir­leştirerek her türlü taklitten uzak kaldı. Ravel Chabrier ve Rus bestecilerinden çok Saint-Saens, hattâ Liszt’e yakındır.

Bütün sa­natına hâkim olan melodi anlayışı onu ma­kam düzenini kullanmağa yöneltti. Müzik dili alanında gösterdiği cüret ve buluşlara, lirik ve senfonik eserlerinden çok önce, piyano eserlerinde rastlanır. Habanera, Noctuelles (Miroirs), Gaspard de la Nuit, Les Valses Nobles et Sentimentales (Soylu ve Duygulu Valsler) bu yolda birer aşamadır. Ravel’in yaratıcı gücü hiç bir zaman teknik düzeniyle bozulmadı.

Ravel’in ses için yaz­dığı eserler, ayrı ayrı yayımlanmış 22 melodi ve derlemelerden meydana gelir: şar­kı ve orkestra için Şehrazat (Tristan Kling-sor, 1903), Histoires Naturelles (J. Renard, 1906), Stephane Mallarme’nin Üç Şiiri (or­kestra ve şarkı için, 1913), Madagaskar Şarkıları (ses ve çalgılar için, Parny, 1925, 1926), Don Kişot Dulcinea’da (P. Mo-rand, 1932). Bunlara üç uyumlu melodi derlemesini (Beş Yunan Halk Melodisi [1907], Dört Halk Şarkısı [1910], İki İbranî Melodisi [1914] ve a cappelîa karışık koro için Üç Şarkı’yı [M. Ravel, 1915]) eklemek gerekir.

Çalgı için bestelediği eserler: piyano için, Habanera (iki piyano için, 1895), Menuet Antiçue (1895), Pavane pour une İnfante Defunte (ölmüş Bir İnfanta İçin Pavan) [1899], Jeux d’Eaux (Fıskiyeler) [1901], Sonatine (1905), Miroirs (1905), Ma Mere l’Oye (dört elle piyano için, 1908), Gaspard de la Nuit (1908), Valses Nobles et Sentimentales (1911), Le Tombeau de Couperin (Coupe-rin’in Mezarı) [1917], iki piyano konçerto­su (1931) [ikincisi yalnız sol içindir].

Oda müziği alanındaki eserleri: yaylı çal­gılar için fa’lı dörtlü (1902-1903), İntroduction et Allegro (flüt, klarinet ve yaylı çal­gılar eşliğinde arp için, 1905-1906), piyano, keman ve viyolonsel için la üçlüsü (1914), iki sonat, keman ve piyano için bir rap­sodi, Çigan (1924); senfonik müziği: İspanyol Rapsodisi (orkestra için, 1907), Vals (1919-1920), Bolero (1928). Tiyatro eserleri, lirik tiyatro (L’Heure Espagnole [Franc-Nohain], 1907; l’Enfant et les Sortileges [Çocuk ve Büyücüler], Gö­lette 1920-1925) ve baleler (Daphnis ve Chloe [1909-1912] ve dört elle piyanonun or­kestra aktarması olan Ma Mere VOye [1912]) olmak üzere iki bölüme ayrılır. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVEL (Maurice) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAVAİSSON-MOLLİEN (Felix LACHER)

Tarih 24 Haziran 2009

RAVAİSSON-MOLLİEN (Felix LACHER), fransız filozofu ve arkeologu (Namur 1813

— Paris 1900). 1837′de Essai sur la Metaphy-sique d’Aristote (Aristoteles’in Metafiziği Üstüne bir Deneme) adlı eseri için Mic-helet ile birlikte Berlin Manevî bilimler akademisi ödülünü kazandı.
Bu denemeyi ikinci bir ciltle tamamlayarak 1846′da ya­yımladı. 1838′de doktor ve Rennes fakültesine profesör, 1859-1888 arasında yüksek öğretim genel müfettişi oldu.

Başlıca eser­leri: L’Habitude (Alışkanlık) [1839] adlı te­zi (bu tez bütün bir Aristoteles metafiziği­ni kapsar); Rapport sur le Stoicisme (Sto-isizm Üzerine Açıklama) [1868]; bir arke­oloji eseri: la Venüs de Milo (Milo Ve­nüs’ü) [1871]; Morale et Metaphysiçue (Ah­lâk ve Metafizik) [1893]. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVAİSSON-MOLLİEN (Felix LACHER) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAUH (Frederic)

Tarih 24 Haziran 2009

RAUH (Frederic), fransız filozofu ve ahlâk­çısı (İsere, Saint Martinle-Vinoux, Isere 1861-Paris 1909).

Edebiyat doktoru oldu (1890). Toulouse Edebiyat fakültesine pro­fesör, ficole Normale’e ve Paris Edebiyat fakültesine öğretim görevlisi tayin edildi.

Başlıca eserleri: Essai sur le Fondement Metaphysigue de la Morale (Ahlâkın Meta­fizik Temeli Konusunda Deneme) [1890]; De la Methode dans a Psychologie des Senti-ments (Duygular Psikolojisinde Metot üs­tüne) [1898]; Psychologie Appliquee â l’Education (Eğitime Uygulanan Psikoloji) [1900, G. Revalut d'Allonnes ile birlikte]; Experience Morale (Ahlâkî Deney) [1903]. Rauh’a göre, sosyoloji ile törelerin metafiziği arasında, pozitif ve bilimsel bir ahlâka yer vardır. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUH (Frederic) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAUGEL (Felix)

Tarih 24 Haziran 2009

RAUGEL (Felix), fransız orkestra yöneticisi ve müzik bilgini (Saint-Quentin 1881).

V.d’İndy, Albert Roussel ve Henri Libert’den ders gördü. Sırasıyle, Saint-Eustache (1910-1928). Saint-Honore-d’Eylau (1928-1940) kili­selerinde kapella yöneticiliği, Fransız rad­yosunda koro şefliği (1934-1947), Hândel derneğinde (1909-1914), Reims Filarmoni der­neğinde orkestra yöneticiliği yaptı. «Musicieus Celebres» adlı yayını yönetti.

Bu seride Orgcular (1923), Palestrina (1930) adlı eser­leri çıktı. Ayrıca, Koro Şarkısı (1948), Oratoryo (1949) adlı kitaplarla org tarihi üstüne eserler, XVI., XVII. yy. bestecilerinin org parçalarından meydana gelen üç derleme, Buxtehude, Lully, Steffani, Brossard, Delalande’ın vokal eserlerini yayımladı. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUGEL (Felix) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATTİGAN (Terence Mervyn)

Tarih 24 Haziran 2009

RATTİGAN (Terence Mervyn), ingiliz oyun yazarı (Londra 1911). Oxford’da oku­du, sonra Londra’ya gitti, French Without Tears (Gözleri Yaşsız Fransızlar) [1936] ad­lı farsıyle büyük başarı kazandı.

İkinci Dün­ya savaşında yazdığı romantik savaş dramı Flare Path (Işıklı Yol) [1942] ve While the Sun Shines (Güneş Işıldarken) [1943] adlı komedisi Londra’da büyük ilgi gördü, öbür eserleri: Love in tdleness (Aylaklıkta Aşk) [1944], Sonuna Kadar (The Winslow Boy) [1946], The Browning Version (Browning Tercümesi) [1948], Derin Mavi Deniz (The Deep Blue Sea) [1952], Ayrı Masalar (Se-parate Tables) [1954], Uyuyan Prens (The Sleeping Prince) [1954]. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATTİGAN (Terence Mervyn) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATIB EFENDİ (Ebubekir)

Tarih 24 Haziran 2009

RATIB EFENDİ (Ebubekir), türk devlet adamı (Tosya 1747-Rodos 1798). Amedî odasına girdi.

Selim III’ün şehzadeliğinde ona yazı hocalığı yaptı. Selim III’ün Fran­sa kralıyle mektuplaşmasını sağladı. Ziştovi (bugün Sviştov) barışından sonra Avus­turya’ya elçi olarak gönderildi (1791). Avusturya’nın askerî, sosyal ve iktisadî ku­rumlarını inceleyerek görüşlerini padişaha bir sefaretname şeklinde sundu.
Viyana dönüşünden sonra reisülküttap oldu (1792). Fransa’dan uzman subaylar getirtti. Fransızların Mısır’a saldırısı üzerine Rodos’a sürüldü ve orada boğduruldu. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATIB EFENDİ (Ebubekir) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATEAU (Aguste)

Tarih 24 Haziran 2009

RATEAU (Aguste), fransız mühendisi (Royan 1863-Neuilly-sur-Seine 1930). Akışkanla­rın (hava, su, buhar) motris gücü ve bu akışkanların itme gücünden yararlanan, «turbo-makine» adını verdiği makinelerle ilgi­lendi.

Çalışmalarının tümünü Traite des Turbomachines (Turbo – makineler Üstüne inceleme) [1898-1900] adlı eserinde topladı. 1900′den itibaren buhar türbinlerinin çalış­masını inceleyerek, buharın tam genleşme­sini sağlayacak bir boru profili ortaya attı. 1901′de, kendi adını taşıyan çok hücreli etki türbinini keşfetti.
Ayrıca, kademeli çarklı bir çeşit türbokompresör, yüksek debili sant­rifüj tulumbalar, maden ocaklarının hava­landırılması için özel vantilatörler yaptı. Türbinlerin küçük basınç düşmeleriyle çalışabilmesi özelliğine dayanarak, bir fabrika­daki bütün makinelerin egzos dumanlarını bir akümülatörde toplamayı ve bu artık enerjiyle «karmaşık türbin» denen düşük ba­sınç türbinlerini çalıştırmayı düşündü; böy­lece özellikle maden işletmelerinde büyük bir tasarruf sağladı.

Sayısız buluşları ara­sında özellikle bir türbokompresör çok önemlidir; uçak motorunun egzos gazlarıyle çalışan cihaz motora basınçlı hava basar ve böylece yükseltide hava basıncının azalması sonucu motor gücünün düşmesini ön­ler. Bu yeni teknik ilk defa Birinci Dünya savaşında uygulandı; sonra, özellikle deniz­cilikte itme ve demiryollarında çekme gü­cü veren içten yanmalı motorlarda kulla­nıldı. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATEAU (Aguste) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAZTSVETNİKOV (Asen)

Tarih 24 Haziran 2009

RAZTSVETNİKOV (Asen), bulgar lirik şai­ri (Draganovo 1887-Sofya 1951). önceleri devrimci ve toplumcu konulardan ilham alan (Jertveni Kladi [Kurbanlıklar], 1925) şa­ir, sonraları inzivaya çekilerek melodili mısralarla bulgar hayatını anlatmağa baş­ladı: Planinski Veçeri (Dağ Geceleri) [1934]; Stihotvoreniya (Şiirler) [1945]. Bir tiyatro eseri (Podviget [Savaş Başarısı], 1946) yazdı. Ayrıca İngilizce, Fransızca ve Almancadan tercümeler yaptı. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAZTSVETNİKOV (Asen) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RASTATT

Tarih 23 Haziran 2009

RASTATT, Almanya’da (Batı Almanya, Baden-Württemberg) şehir, Murg ırmağı kıyısında; 24 000 nüf. Yapımına 1697′de baş­lanan şato. Kereste ve mobilya sanayii. Bira fabrikası. Makine yapımı. Elektronik fabrikası.

—- Tar. Fransızların yaktığı (1689) Rastatt, markgraf Badenli Ludwig-Wilhelm tarafın­dan yeniden inşa ettirildikten sonra 1771′e kadar başkent olarak kaldı. Moreau, arşüdük Karl’ı burada yendi (temmuz 1796). Bir hisar haline getirilen (1840-1892) şehir konfederasyon’a karşı ayaklanan Badenlileri yenen prusya birliklerinin eline geçti. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASTATT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RASPAİL (François Vincent)

Tarih 23 Haziran 2009

RASPAİL (François Vincent), fransız siya­set ve bilim adamı
(Carpentras, Vaucluse 1794-Arcueil, Paris 1878).

Cumhuriyetçi fi­kirleri benimsedi; Babylone sokağındaki bir kışlanın ele geçirilmesi sırasında yaralandı (temmuz 1830). Kendisine nişan ve­rildi, ama kralın teklif ettiği fahrî görev­leri kabul etmedi. Tersine cumhuriyetçi ku­ruluşları destekledi ve hattâ bu tür kuru­luşlardan biri olan Halk Dostları derneği­nin başkanı oldu. Fakat derneğinin ilerigelenleriyle birlikte tutuklanarak mahkûm edildi (1832).
Bundan sonra hayatının bü­yük bir kısmını hapiste veya sürgünde ge­çirdi, ama yine de siyasî ve bilimsel çalış­malarını sürdürmeyi başardı. 25 Şubat 1848′de Paris’te Belediye sarayında cumhuriyeti ilk olarak o ilân etti; Ami du Peuple gaze­tesini kurdu. Geçici hükümeti, siyasî ve sosyal meselelerle yeterince uğraşmamakla suçladı.

1849 Nisan’ında, 15 mayıs 1848 olaylarına katıldığı için altı yıl hapse mah­kûm edildi; bu mahkûmiyeti sürgüne çevril­di ve Belçika’ya yerleşti. 1859′da affa uğra­dı, 1863′te Fransa’ya döndü ve cumhuri­yetçi milletvekili seçildi (1869-1870; 1876-, 1878). Kimya ve tıpla ilgilendi ve bu konularda halkın anlıyabileceği dilde birçok eser yayımladı: Le Medecin des Familles (Ailelerin Hekimi) [1843], Manuel de la Sante (Sağlık El Kitabı) [1846]. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASPAİL (François Vincent) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAPP (Jean,—kontu)

Tarih 23 Haziran 2009

RAPP (Jean,—kontu), fransız generali (Colmar 1772-Rheimveler, Baden 1821). Desaix’nin yaveriydi (1796-1800), Konsüllük Muhafız birliğindeki memlûklara kumanda etti (1801). 1805′te Atlı Humbaracılar Muhafız birliğinin kumandan yardımcısı oldu.

Austerlitz’te prens Repnin’i esir aldı. Danzig valisi (1807) oldu, 1809′da kont unvanını aldı. Fakat im­paratorun boşanmasına karşı çıktığı için Danzig’e sürüldü. Moskova ve Berezina savaşlarında yararlık gösterdi (1812). Sonra Danzig’i savundu (ocak 1813-ocak 1814). Rusya’da esir düştü. 1814′te memleketine döndü, önce Yüzgün döneminde Bourbon’ların safında yer aldı, sonra Napolyon’a ka­tıldı. Ren ordusuna kumanda etti. Bu ordu ile Strasbourg’ta düşman tarafından çevril­di. Wildenstein’daki (İsviçre) şatosunda bir süre yaşadıktan sonra Fransa’ya döndü (1817), Yüksek meclis üyesi (1819) ve saray mabeyincisi (1820) oldu. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAPP (Jean,—kontu) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAPİN (Nicolas)

Tarih 23 Haziran 2009

RAPİN (Nicolas), fransız şairi (Fontenayle-Comte 1535′e doğr.-Poitiers 1608). Paris parlamentosunda avukattı, sonra büyük devlet memuriyetlerinde bulundu. Henri de Navarre’ın tarafını tuttu. 1594′te Ağır Ceza yargıcı oldu. Gerek Reform’a, gerek Birlik’e karşı olan, dürüst bir hâkimdi. Satire Menippee’nin belli başlı yazarlarındandır, ölümünden sonra dostları Oeuvres latines et française (Latince ve Fransızca Eserler) [1610] adlı eserini yayımladılar. Ariosto’nun Orlando Furioso’sunu (Çılgın Orlando) se­kizer mısralık kıtalar halinde Fransızcaya çevirdi (1579). [L]

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAPİN (Nicolas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Rapallo konferansı

Tarih 23 Haziran 2009

Rapallo konferansı, Caporetto bozgunun­dan sonra fransız, ingiliz ve italyan gene­ralleri ve bakanları arasında 6 ve 7 ka­sım 1917′de Rapello’da toplanan konfe­rans. Temsilciler tek sorumlu olarak ka­lan başkumandanların tasarılarını bağdaş­tırmak için Versailles’da toplanacak bir yüksek savaş konseyi kurdular. Her ülke­den iki üyenin katıldığı bu konseye bir kurmay heyeti yardımcı oluyordu. Konfe­ransı ayın 8′inde yapılan Peschiera konfe­ransı izledi. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rapallo konferansı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Sonraki sayfa »