REŞİD MEVLÂ BİN ŞERİF
Tarih 29 Haziran 2009
REŞİD MEVLÂ BİN ŞERİF, Ali soyundan gelen Fas sultanı (1630-1672). Şerifler devletinde saltanat süren sülâlenin gerçek kurucusudur.
Güney Fas’ta, Tafilalt’ta doğdu. Ataları olan Sicilmase’deki Hasanî Şurefa burada parlak bir zaviye kurdular ve zamanla önem kazandılar. Etkileri Sadi’ler soyunun çöküşü üzerine daha da arttı. Bunun üzerine Tafilalt şerifleri (Şurefa), kısa sürede, kuzeydeki geniş sahayı ele geçirdiler. Zaviye yöneticisinin büyük oğlu olan Mevlâ Muhammed 1640′ta aynı siyasî amaçlarla hareket eden Tazarvalt’ta İlig zaviyesi murabıtı Ali Ebu Hassun’u yendi, hükümdar oldu. Genellikle Doğu Fas’ta hâkimiyet kurdu. 1653′te babası Mevlâ Şerifin ölümü üzerine Mevlâ Reşid, kardeşine güvenemedi, zaviyesini terk etti. önce, rakip olan Dila zaviyesine, sonra Azru’ya ve Fas’a gitti. Doğu Fas’ta çok sayıda taraftar buldu.
Beni Snassen kabilesinden iyi kabul gördü. Dâr İbni Meşal’da zengin bir yahudiyi öldürerek emlâkine el-koydu. Çevredeki halka kuvvetli etkisi oldu. 1664′te büyük Angad kabilesinin idaresini aldı. Vacda’da gerçek hükümdar olarak yaşamağa başladı. Kardeşi Muhammed Reşid ile yaptığı savaşta kardeşi ölünce, onun kalan kuvvetleri kendi tarafına geçti. Böylece kolayca Taze’yi ele geçirdi. Fas’ı tehdit etti, aile yurdu olan Tafilalt’ı takviye etti. Fransızlar ve İngilizlere ticaret serbestliği veren Rif hâkiminin elinden, bu limanı ele geçirdi.
Reşid, henüz hâkimiyetini tanımayan Kuzey Fas’ın merkezi Fas şehrine karşı da harekete geçti. Kuşatılan şehir 1666 haziranında alındı. Şehrin hâkimi Dureydî kaçtı. Reşid, şehrin ilerigelenlerine karşı şiddetli davrandı. Halk kendisini sultan olarak tanıdı. Sonra hâkimiyetini batı ve güneye doğru genişletmeğe başladı. Kasrül Kebir, Meknes ve Tetuan’ı ele geçirdi. 1668′de Batnül Rumman yakınında, Dila zaviyesi şeyhi Muhammed Hacc’ı yendi. Bölgesini tahrip etti. Aynı yıl Marakeş’i ele geçirdi. 1670′te Sus’a bir sefer yaptı. Tarudant ile llig kaleleri de alındı. Fas’a dönüşünde bütün Fas’ın hâkimi olarak karşılandı. Yeğenlerinden biri taht üstünde hak ileri sürdüğü için 1671′de Marakeş’e gitti. Bu şehirde bir kaza sonucu öldü. Marakeş’te gömüldü, sonra mezarı Fas’a nakledildi.
Yerine kardeşi Mevlâ İsmail geçti. Mevlâ Reşid, kısa süren hükümdarlığı sırasında büyük başarılar kazandı. Yaptırdığı önemli eserleri içinde, Urgancılar medresesi, Resif köprüsü, Fas’ın yakınmda Vadi Sebu üzerindeki 9 kemerli köprü vardır. (M)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REŞİD MEVLÂ BİN ŞERİF hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RESTOUT veya RETOUT
Tarih 29 Haziran 2009
RESTOUT veya RETOUT, fransız ressam ailesi.
Başlıca üyeleri: eustache (Caen 1655-öl.1743). Ardennes manastırının bir kubbesini resimledi, Mondaye manastırı kilisesinin ve Saint-Jean de Falaise manastırının dekorasyonunu yaptı; — jean II (Rouen 1692-Paris 1768), Jean-Baptiste Jouvenet’nin yeğeni ve öğrencisi.
Resim ,akademisine profesör (1733) ve müdür oldu (1760). Tablolarında daha çok mitolojik ve dinî konuları işledi (İsa’nın İnmeli bir Hastayı İyi Edişi, Anania Ellerini Aziz Paulus’un Basına Koyarken [Paris, Louvre]); — jean BERNAED (Paris 1732-ay.y. 1797), Jean II’nin oğlu. 1758′de Roma Büyük ödülünü kazandı.
Jüpiter ile Mercurius, Philomen ve Baucis’in Sofrasında (Tours Müzesi) adlı tablosu sayesinde 1769′da Akademiye üye seçildi. Devrim sırasında Güzel Sanatlar Genel komisyonu başkanı oldu. Aziz Bruno Çölde Dua Ederken adlı tablosu Louvre müzesindedir. (L)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESTOUT veya RETOUT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RESTİF (veya RETİF) DE LA BRETONNE
Tarih 29 Haziran 2009
RESTİF (veya RETİF) DE LA BRETONNE (Nicolas restif, — denir), fransız yazarı (Auxerrois 1734-Paris 1806).
Bourgogne’lu bir çiftçinin oğluydu. Paris’te matbaa işçisi ve sahibi oldu. 1767′den itibaren taşra hayatını ve Paris şehrine karşı tutkusunu dile getiren romanlar yazmağa başladı.
Başlıca eserleri şunlardır: Lucile ou les Progres de la Vertu (Lucile veya Erdemin Gelişmesi) [1768], Le Paysan Perverti ou les Dangers de la Ville (Baştan Çıkan Köylü veya Şehir Hayatının Tehlikeleri) [1775], şaheseri sayılan Babamın Hayatı (La Vie de Mon Pere) [1779], kendi hayatını anlattığı Monsieur Nicolas ou le Coeur Humain Devoile (Bay Nicolas veya Sırrını Açığa Vuran Gönül) [1794-1797], Le Pornographe (Açık Saçık Şeyler Yazan) [1769], Le Glos-sographe (Sözlükçü) [1773], L’Andrographe (Hünsaların Hayatını Anlatan Yazar) [1782]. Restif de La Bretonne daha sonra îdees Singulieres (Acayip Düşünceler) adı altında toplanan bu son üç eserde atılgan bir ıslahatçı, insanları seven bir kimse olarak dikkati çeker. (L)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESTİF (veya RETİF) DE LA BRETONNE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RESPİGHİ (Ottorino)
Tarih 29 Haziran 2009
RESPİGHİ (Ottorino), italyan bestecisi (Bologna 1879-Roma 1936). Bologna’da Martucci’den, Petersburg’da Rimskiy-Korsakov’dan, Berlin’de Max Bruch’tan ders gördü.
Roma konservatuvarında beste öğretmenliği (1923) ve müdürlük (1923-1925) yaptı, daha sonra Santa Cecilia akademisinin Yüksek Bestecilik kursunun başına geçirildi. Roma manzaralarından veya sanat eserlerinden ilham alarak yazdığı senfonik şiirlerinde, fransız izlenimcilerinin, rus bestecilerinin ve Strauss’un etkisinde kaldı. Arkaik müziğe düşkündü, plenşan’ı örnek alarak yazdığı da oldu. Çok sayıdaki eserleri arasında ses müziği olarak, şarkı ve piyano için elli kadar melodi (Nebbie, Nevicata, Stornellatrice [1906]; Liriche, 4 Rispetti Toscani, [1914]; Deita Silvane), şarkı ve orkestra için melodiler, korolu eserler (La Primavera [İlkbahar], 1923; 4 Canzoni Scozzesi, 1926; Landa per la Nativita del Signore [İsa'nın Doğuşu İçin Şükran], 1931) vardır.
Oda müziği türünde re majör bir dörtlü (1907) ve Quartetto Dorico, piyano ve keman için si minör bir sonat (1916-1917), 3 Preludi Sopra Melodie Gregoirane per Piano (Gregoryen Melodileri İçin Üç Piyano Prelüdü) [1921] yazdı. Senfonik eserleri: Le Fontane di Roma (Roma Çeşmeleri) [1916] adlı senfonik şiir, Antiche Danze e Arie per Liuto adlı üç seri (1918, 1923, 1932), keman ve orkestra için Gregoryen Konçertosu (1921), i Pini di Roma (Roma’nın Çamları) adlı senfonik şiir, piyano ve orkestra için Concerto in Modo Misolidio (1925), Vetrate di Chiesa (senfonik şiir, 1926 -1927), Trittico Botticelliano (1927), Gli Uc-celli (Kuşlar) [süit, 1928], Feste Romane (Roma Şenlikleri) [senfonik şiir, 1928], piyano ve orkestra için Toccata, impressioni Brasiliane (Brezilya’dan İzlenimler) [1931] adlı senfonik şiir, Metamorphoseon XII Modi (tema ve çeşitlemeler, 1931), son olarak piyano ve oda orkestrası için bir Concerto a Cinque (1934),
Respighi ayrıca dramatik eserler de besteledi: Re Enzo (Kral Enzo) [operakomik, 1905], Semirama (lirik trajedi, 1910), La Boutique Fantasque (Rossini’nin temaları üstüne bale, 1917-1918), Belfagor (müzikli komedi, 1923), La Campana Sommersa (opera, 1927), Belkıs (koreografik eylem, 1932), Maria Egiziaca (dinî tiyatro 1932), La Fiamma (Alev) [1934] ve Lucrezia (1937) operaları. (L)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESPİGHİ (Ottorino) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RESNAİS (Alain)
Tarih 29 Haziran 2009
RESNAİS (Alain), fransız filim yönetmeni (Vannes 1922). Paris Sinema yüksekokulunda okudu.
Birçok kısa filim çekti: Van Gogh (1948); Gauguin (1950); Guernica (Ro-bert Hessens ile birlikte, 1950); Les Statues Meurent Aussi (Heykeller de Ölür) [Chris Marker ile birlikte,1951]; Nuit et Brouillard (Gece ve SrSj [1956]; Toute la Memoire du Monde (Dünyanın Bütün Belleği) [1956]; Le Mystere de l’Atelier 15 (15 Numaralı Atelyenin Esrarı) [Chris Marker ile birlikte, 1957]; Le Chant du Styrene (Styrene’in Şarkısı) [1958]. 1959′da yaptığı ilk uzun filmi Hiroşima Sevgilim (Hiroshima Mon Amour) ile genç nesil sinemacılarının en ünlüleri arasında yer aldı.
öbür filimleri: Marienbad’da . Geçen yıl (L’Annee Derniere â Marienbad) [1961]; Savaş Bitti (La Guerre est Finie) [1965]; Je t’aime, je t’aime (Seni Seviyorum) [1967]. (L)
RESNELİ NİYAZİ BEY. Bk. NİYAZİ BEY Resneli.
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESNAİS (Alain) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RESMİ MUSTAFA EFENDİ
Tarih 29 Haziran 2009
RESMİ MUSTAFA EFENDİ, türk tarihçisi (XVIII.-XIX. yy.).
Memiş Paşanın divan kâtipliğini yaptı. Fransızların Mısır istilâsı ve Akkâ kuşatmaları hakkında Vekayiname adlı bir eseri vardır. (M)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESMİ MUSTAFA EFENDİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RESAL (Henri)
Tarih 29 Haziran 2009
RESAL (Henri), fransız mühendisi ve matematikçisi (Plombieres 1828 – Annemasse 1896).
Daha Ecole Polytechnique’te öğrenciyken, konik dişlilerde ve sonsuz vidadaki sürtünmenin incelenmesinde integral hesabın uygulanması üstüne ilk inceleme yazısını kaleme aldı. Besançon Maden kurumunda mühendis oldu, jeolojik harita üstünde çalıştı. 1855′te bu şehrin fen fakültesinde ve daha sonra Ecole Polytechnique’te mekanik okuttu (1872); Maden okulunda inşaat dersleri verdi. Mekaniğin bütün dalları üstünde çalıştı.
Theorie sur la Rotation des Corps (Cisimlerin Dönmesi Üstüne Teori) adlı eserinde, dönel katı cisimlerin hareketiyle ilgili temel problemleri, özel bir hareketli eksenler sisteminden yararlanarak hemen hiç hesaba başvurmadan çözümledi. Mekaniğe, bir katı cismin bağıl hareket denklemlerini kurmak imkânı veren bileşik açısal ivme kavramını kazandırdı. Aylıca yuvarlanma hareketi, yuvarlanma yüzeyleri ve eğrileriyle ilgili bir teori ileri sürdü. (L)
RESALET i. Bk. RİSALET.
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESAL (Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENOUVİN (Pierre)
Tarih 29 Haziran 2009
RENOUVİN (Pierre), fransız tarihçisi (Paris 1893). Eski bir muharip olarak 1914 Savaşının kaynakları üstünde araştırmalar yaptı:
Les Origines immediates de la Guerre de 1914 (1914 Savaşının Dolaysız Kaynakları) [1925]. Savaşın daha uzak kaynaklarını, sonradan 1926′dan 1939′a kadar Camille Bloch ile birlikte yönettiği Revue d’Histoire de la Guerre Mondia-le’de (Dünya Savaşı Tarihi Dergisi) [17 cilt], Crise Economique et la Premiere Guerre Mondiale’âe (İktisadî Kriz ve Birinci Dünya Savaşı) [«Peuples et Civili-sations»], cilt XIX, 1934] ve başka yazarlarla birlikte yazdığı Paix Armee et la Grande Guerre (Silâhlı Barış ve Büyük Savaş) [«Cilio», cilt IX, 2; 1939] adlı eserlerinde inceledi.
Milletlerarası ilişkilerde uzmanlaştı. öbür eserleri: La Question d’Extreme-Orient, 1840-1940 (Uzakdoğu Meselesi, 1840-1940) [1946] ve Histoire des Relations İnternati-onales (Milletlerarası İlişkiler Tarihi) [cilt, 1953-1958]. (L)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOUVİN (Pierre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENOUVİER (Charles)
Tarih 29 Haziran 2009
RENOUVİER (Charles), fransız filozofu (Montpellier 1815-Prades 1903). Fransız yeni eleştirimciliğinin başlıca temsilcisi. Leibniz ve Kant’ın büyük ölçüde etkisinde kaldı.
Başlıca eserleri: Essais de Critique Generale (Genel Eleştiri Denemeleri)
[1854 -1864], Uchronie (1857), Philosophie Analytique de L’Histoire (Tarihin Analitik Felsefesi) [1896], La Nouvelle Monadologie (Yeni Monadoloji) [1899], Histoire et Solu-tion des Problemes Metaphysiques (Metafizik Meselelerin Tarihi ve Çözümü) [1901], Le Personnalisme (Kişicilik) [1903]. (M)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOUVİER (Charles) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Rethondes mütarekeleri
Tarih 29 Haziran 2009
Rethondes mütarekeleri, Rethondes garının yakınında, Compiegne ormanında, bir demiryolu vagonunun içinde iki önemli mütareke imzalanmıştır.
Müttefikler ile Almanlar arasında 1 ekim 1918′de imzalanan birinci mütareke ile Birinci Dünya savaşı fiilen sona ermiş oldu. Müttefiklerin yüce savaş konseyi tarafından 4 ekim günü Versailles’da kararlaştırılan mütareke şartları 8 ekimde Almanlara bildirildi. Mütareke Versailles antlaşmasının imzalanmasına (28 haziran 1919) kadar yenilendi.
— 22 Haziran 1940′ta imzalanan ikinci mütareke kısa bir savaştan sonra yenik düşen Fransa’nın Almanya’ya başvurması üzerine yapıldı. Mareşal Petain 17 haziranda mütareke istemeğe karar vermişti. General Kuntziger’in başkanlığındaki fransız heyeti, 1918 mütarekesinin imzalandığı yerde bir tren vagonunda 21 haziran günü Hitler tarafından kabul edildi. Ateşkesme tarihi’ olarak da 25 haziran günü seçildi; bu geciktirmeye sebep daha önce Roma’nın yakınındaki İncisa ali Olgiata’da İtalya ile mütarekenin imzalanmasına imkân vermekti. (M)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rethondes mütarekeleri hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RETH (Alfred)
Tarih 29 Haziran 2009
RETH (Alfred), macar asıllı fransız ressamı (Budapeşte 1884-Paris 1966). 1905′te Paris’e yerleşti.
Orada Jacques-Emile Blanche’ın öğrencisi oldu, kübizmle, sonra soyut sanatla uğraştı, boyalarına kum, kömür tozu, yumurta kabuğu karıştırarak yeni malzeme elde etme yollarım aradı. Art Moderne müzesinde eseri vardır (Hubin Restoranı, 1912). [L]
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RETH (Alfred) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Rendu – Osler hastalığı
Tarih 27 Haziran 2009
Rendu – Osler hastalığı, kan damarlarındaki bir anomaliye bağlı irsî hastalık; klinik olarak kanamalar (çoğunlukla burun kanamaları), anatomik olarak deri ve mukozalardaki kılcal damar ve damarcıkların genişlemesiyle (telanjiyektazi) belirir. (Hastalığın adı fransız hekimi Henri Rendu [1844-1902] ile ingiliz hekimi William Osler’den [1849-1919] gelir.) [L]
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rendu – Osler hastalığı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENOİR (Jean)
Tarih 27 Haziran 2009
RENOİR (Jean), fransız filim yönetmeni (Paris 1894), Auguste Renoir’ın oğlu, Pierre Renoir’ın kardeşi.
Bir süre seramikçilik yaptı. 1924′te yönetmenliğini Albert Dieu-donne’nin yaptığı Une Vie Sans Joie (Neşesiz Hayat) adlı filmin senaryosunu yazdı. Aynı yıl ilk filmini çevirdi: La Fille de l’Eau (Su Kızı). Bu tarihten sonra çeşitli türde filim çevirdi: Nana (1926); La Petite Marchande d’Altumettes (Kibritçi Kız) [1928]; La Chienne (Dişi Köpek) [1931]; La Nuit du Carrcfour (Yol Kavşağındaki G’ece) [1932]; Tonİ (1934); Le Crime de M. Lange (M. Lange’ın Cinayeti) [1935]; Ayaktakımı (Les Bas-Fonds) [1936]; Kır Gezintisi (Une Parti de Campagne) [1937] ve aynı yıl şaheseri sayılan Harp Esirleri (La Grande İllusion); Hayvanlaşan İnsan (La Bâte Huma-in) [1938]; Karısı ve Âşığı (La Regle du Jeu) [1939].
İtalya’da başladığı Tosca’yı bitiremeden, 1940′ta Hollywood’a gitti. Orada çevirdiği filimlerin en iyisi The Souther-ner’dir (Güneyli Adam) [1945]. Hindistan’da, Rüya Gibi Geçti (The River) [1951] ve italya’da Altın Araba (La Carrosse d’Or) [1952] adlı filimleri yönetti. Fransa’ya döndü ve orada French-Cancan (1955), Elena et Les Hommes (E1ena ve Erkekler) [1956], Kırda Kahvaltı (Le Dgjeuner sur l’Herbe) [1959], Le Caporal £pingle (1962), Dr. Cordelier’nin Vastveinamesi (Le Testament du Dr. Cordelier) [1963] adlı filimleri çekti. Eserlerinde, şekilden çok içgüdüye önem verir. Yerine göre gerçekçi, alaycı, şair ve yerici olduğu için onu herhangi bir akıma mal etmek güçtür. 1966′da sinemayı bir süre için bırakarak edebiyatla ilgilendi ve Les Cahiers du Capitaine Georges (Kaptan Georges’un Hatıra Defteri) adlı eseri yayımladı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOİR (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENOİR (Claude)
Tarih 27 Haziran 2009
RENOİR (Claude), fransız kamera yönetmeni (Paris 1913), oyuncu Pierre Renoir’ın oğlu ve Jean Renoir’ın-yeğeni. 1934′ten beri kendini en iyi görüntü yönetmenlerinden (özellikle renkli) biri olarak kabul ettirdi.
Birçok önemli filmin çekimine katıldı; bunlardan bazıları: Toni (1934); Kır Gezintisi (Une Partie de Campagne) [1936]; Rüya Gibi Geçti (The River) [1951]; Altın Araba (Le Carrosse d’Or) [1952] (dördü de Jean Renoir’ın); M. Cloche’un, Monsieur Vincent’ı (1947); A. Astruc’un Bir Hayat’ı Une Vie) [1958]; R. Vadim’in Et Mourir de Plaisir’i (1960). [L]
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOİR (Claude) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENOİR (Auguste)
Tarih 27 Haziran 2009
RENOİR (Auguste), fransız ressamı (Limoges 1841-Cagnes-sur-Mer 1919). 1844′te Paris’e yerleşmiş bir terzinin oğlu.
Daha çocukluğunda Louvre’a gidiyor ve özellikle heykel salonlarını geziyordu. On üç yaşında, Temple sokağında bir porselen süslemecisinin yanına çırak olarak girdi; sonra yelpazeleri resimleyen bir atelyede çalıştı; büyük bir ustalıkla, XVIII. yy. taklidi resimler yaptı. Ressam olmağa karar verince, kazancından artırdığı paralarla Güzel Sanatlar okuluna yazıldı (1862). Gleyre’in atelyesinde Monet, Sisley ve Bazille ile tanıştı, Cezanne, Pissarro ve Guillaumin ile dost oldu. 1863′te Esmiralda adlı eseri Salon’a kabul edildi (Renoir sonradan bu tablosunu parçalamıştır). Aynı yıl, Reddedilmişler Salonunda sergilenen Manet’nin resimleri karşısında büyük bir hayranlık duydu.
Renoir ve arkadaşları, Corot’nun, Courbet’nin, Millet’nin resimlerini de beğeniyorlardı; izlenimci anlayışa uygun olarak açık havada resim yapmak üzere Fontainebleau ormanına gittiler. Renoir burada, Chailly-en-Biere’de Diaz’ın öğütlerinden yararlandı. 1864 Salonuna kabul edilmemesine karşılık tabloları 1865 Salonunda sergilendi; sonra 1866′da yine geri çevrildi. Renoir, Manet’nin çevresinde biraraya gelen ve akademiye karşı olan gençlerin buluştuğu Guerbois kahvesindeki akşam toplantılarına devam ediyordu.
İlk desteği, Manet le birlikte kendisini de atelyesinde barındıran Bazille’den gördü. 1867′de Frederic Bazille’in Portresi’ni (Lo-uvre) ve Courbet’nin Sen Kıyısında Genç Kadınlar adlı tablosunun etkisiyle Avcı Di-ana’yı yaptı ve bu eseri de Salon’a alınmadı. Buna karşılık Şemsiyeli Lise’i 1868′de kabul edildi. Bu resim, Duranty ile Castagnary’-nin ilgisini çekti. Zola, Renoir’ın konularını içinde yaşadığı çağdan almasını ve Sen kıyısındaki Grenouilere’âe kayıkçıları ve suya girenleri açık havada gösteren aydınlık figürler yapmasını beğenerek Renoir’a «aktüaliteci» adını verdi. 1870′te Salon’a kabul edilen Pınarda Yıkanan Kadın ve Cezayirli Kadın adlı tablolarında Renoir’in Delacroix’ya artan hayranlığının izleri görülür.
Salon tarafından bir daha reddedilince, 1874′te, Ressam, Heykeltıraş, Mimar, Gravürcü ve Desenciler Anonim ortaklığının birinci sergisine katıldı. Bu dernek üyeleri kısa zamanda «izlenimci grup» adını aldı. Renoir’ın sergiye verdiği resimlerden, özellikle La Loge (Courtauld koleksiyonu, Tate gallery) adlı tablosu anılmağa değer. Renoir bu grupta, manzara resminden çok figürle ilgilenenler arasında yer alıyor ve fırçayı lekeler meydana getirecek biçimde sürmekten çok, boyayı ince ve saydam tabakalar halinde üst üste koyarak çalışıyordu.
1875′te Drouot konağında eserlerini satışa çıkarttı ama pek alıcı bulamadı. Bu başarısızlığına karşılık Victor Choquet ile Georges Charpentier’den destek gördü. Bir yayınevi sahibi olan Charpentier’nin Grenelle sokağındaki salonu o devirde, Paris’in seçkin kişilerinin, Zola, Daudet ve Goncourt’ların çevresinde biraraya geldikleri yerdi. Marguerite Charpentier’nin koruduğu Renoir 1876′dan sonra düzenli olarak Salon’a kabul edildi. Burada 1878′de Bayan Charpentier ve Çocuklarının Portresi (Metropolitan Museum, New York) tablosunu sergiledi.
Gortot sokağında kiraladığı bahçede La Galette Değirmeni adlı tablosunu (Louvre) bu dönemde yaptı. 1876′da on beş tablosuyle izlenimci grubun ikinci sergisine, sonra 1877 sergisine, son olarak da aralarında Kayıkçıların Öğle Yemeği de (Philips Memorial gallery, Washington) bulunan yirmi dört tablo ile 1882 sergisine katıldı. 1879′da Cezayire gitti; Paris’te doktor Gachet ile tanıştı; Chatou’da, Croissy’de, Sen kıyılarında resimler yaptı. 1881′de Aline Charigot ile evlendi.
Bir süre Guernesey’de oturdu. Sonra italya’ya gitti (1882) ve bu gezisi sanatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Napoli müzesinde Pompei resimlerini inceledi.
Palermo’da Richard Wagher’in Portresi’ni (Opera kütüphanesi, Paris) yaptı. Piero Della Francesca, Benozzo Gozzoli ve Raffaello’nun e-serleri karşısında bir öğrenci hayranlığına kapılarak «İzlenimciliğin sonuna kadar gitmiştim; ama ne yağlıboya’yı, ne de desen yapmayı bilmediğimi anlıyorum» dedi. Cennini’nin Trattato della Pittura (Resim Üstüne İnceleme) adlı kitabını elinden düşürmüyordu. Bu kitabın 1911′deki fransızcasına yazdığı önsöz Renoir’ın tek teorik yazısıdır. Bundan sonra, aktüaliteci»liği bırakarak klasik bir ressam olmak istedi.
O zamana kadar eserlerinde yer almayan çıplak kadın artık başlıca tema’sı oldu; paletindeki renkleri azaltarak toprak boyalarını ve kobalt mavisini kullanmağa başladı, insan ve eşyanın çevre çizgilerini daha belirgin hale getirdi, daima açık havada resim yapmayı bıraktı. Kısa süren bu dönemdeki şaheseri Suda Yıkanan Kadınlardır (1883-1885, Carroll S. Tyson koleksyonu, Philadelpiha).
Üslûbunun kesin biçimini alması için gerekli olan bu çetin ve azimli arayış döneminden sonra, mizacına da uygun gelen çekici konulara el attı; «tatlı ve hafif» resimler yapmağa başladı. 1884′te La Rochelle’de, La Roche-Guyon’da, Varengeville’de, Essoyes da çalıştı; 1885′te İspanya’ya gitti; orada Velazquez’in tablolarını gördükten sonra bu ressamı Greco’dan da, Tiziano’dan da üstün buldu. Burant-Ruel sayesinde, Brüksel’de, Londra’da, New-York’ta ilk büyük başarılarını elde etti.
1888′de Martigues’e giderek Cezanne ile buluştu. Montmartre’a (Château des Brouillards) yerleştiği 1890 yılında «sedefli» denilen dönemi başlar; bu dönemde yaptığı resimlerde, şekillere belli belirsiz bir kabarıklık vermek için, uzun fırça darbeleriyle renkleri hafifçe birbirine karıştırıyordu. 1891′den itibaren her yıl Güney Fransa’ya (Tamaris-sur-Mer, Cassis, Marsilya, Miramar, Nimes, Rhöne vadisi) gitmeğe başladı. Cagnes’da ağır bir romatizmaya tutuldu (1899). Burada satın aldığı (1901) malikânesinden ancak her yaz Esso-yes’ya gitmek için ayrılıyordu. Essoyes, karısının çocukluk arkadaşı Gabrielle Renard’ın memleketiydi. Bu kadın çocuklarına dadılık ettiği gibi evin idaresini de eline aldı; aynı zamanda, güzel ve dolgun vücuduyle Renoir’ın son yıllarındaki tablolarına (kırmızı ve yaldızlı renklerin gittikçe hâkim olduğu dönem) modellik etti. Ambroise Vollard 1894′te Renoir’a maddî yönden destek oldu; ama sanatçı rahat bir hayata ancak 1907′de kavuşabildi.
1910′dan sonra Renoir ancak koltuk değneğiyle yürüyebiliyordu; 1912′de fırçasını başparmağı ile işaret parmağı arasına bağlamak zorunda kaldı. 1914′te, eserleri daha o hayattayken Louvre müzesine alındı (isaacs de Camondo koleksiyonu). Ayrıca 1918′de Mme Georges Charpentier’nin küçük portresi de aynı müze için devlet tarafından satın alındı. Auguste Guenot, Renoir’ın ölümsüzleştirdiği kadın tiplerine uygun düşen birkaç heykel yaptı. Bu eserlerini Renoir’ın desenlerini örnek alarak ve sanatçının nezaretinde çalışarak gerçekleştirdi. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOİR (Auguste) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Ren muharebesi
Tarih 27 Haziran 2009
Ren muharebesi, İkinci Dünya savaşının son muharebesine verilen ad. Bu çarpışmada, müttefik birlikleri mart – nisan 1945′te Ren nehrini aşarak Almanya’nın içlerine girdiler.
Ren nehrinin sol kıyısına hâkim durumdaki (bk. SiEGFRİED hattı) müttefikler, 90 tümen
(61′ amerikan, 13′ü ingiliz, 5′i kanada, 10′u fransız, 1′i polonya tümeni) olan kuvvetleriyle, hiç ara vermeksizin, nehri geçme teşebbüslerine giriştiler. 23 Martta general Patton, Oppenheim’da nehri baskınla geçti ve hemen doğuya doğru i-lerleyerek Frankfurt ile Wiesbaden’i zaptetti
(29 mart). Bu iki köprübaşı tarafından desteklenen başkumandanlık, saldırısının ağırlık merkezini, alman ordusu tarafından henüz sağlam bir şekilde tutulmakta olan Aşağı Ren üstüne yöneltti.
Wesel’in doğusunda bir hava indirmesiyle desteklenen bu harekât, Montgomery’nin emri altında 21. Ordular grubu (I. Kanada, II. İngiliz, IX. Amerikan orduları) tarafından sevk ve idare edildi. Montgomery, 24 martta büyük bir başarı ile Duisburg yakınından saldırıya geçti ve kuzeyden Ruhr nehrini aştı (Münster’-in zaptı, 2 nisan). Ren nehrinin yukarı kısmını 26 martta Worms’ta general Patch, 31 martta da Karlsruhe’nin (4 nisanda Fransızlar tarafından ele geçirildi) batısında Philippsburg’da general de Lattre aştı; sonra da bu iki ordu Tuna’ya doğru yön değiştirdi.
Bu arada Hodges ile Patton da Mafburg’u geçiyor ve Kassel’e yaklaşıyorlardı. Eisenhower, düşmanı daha ilerilere kadar takip etmeden önce Ruhr’daki alman tümenlerini tasfiye etmek istedi; bu tümenler 2 nisanda Lippstadt’ta I. (Hodges) ve IX. (Simpson) Amerikan orduları tarafından çevrildi. 18 Nisanda sanayi bölgesindeki bütün mukavemet kırılmıştı. Almanya’nın içerilerine dalma görevi general Bradley’e verildi. IX., III. ve I. Amerikan ordularıyle Bradley, Le-ipzig istikametinde hemen saldırıya geçti. 4 Nisanda Kassel, 13 nisanda Jena zaptedildi; ayın 11′inde Simpson emrindeki kuvvetler Magdeburg yakınında Elbe nehrine ulaştı; 14 nisanda Patton’ın kıtaları Leipzig’i ele geçirdikten sonra, emir üzerine Muide hizasında durdu; 18 nisanda bu kuvvetler Prag’a 90 km mesafedeki Pîzen’e vardı, ama Sovyetlerle yapılan antlaşma sonunda geri çekildi. Sovyet birlikleri Patton kıtalarıyle 25 nisanda Elbe üzerinde Torgau’da birleşti.
Kuzeyde, Hollanda’daki alman kuvvetlerini (Blaskovitz) yok etmeyi Kanadalılara bırakan Montgomery, Bremer’i zaptetti ve 3 mayısta Wismar’da Sovyetlerle irtibat: kurdu. Hamburg 4 mayısta teslim oldu. Güneyde, alman mukavemeti daha kuvvetliydi. Bu direnmenin önce Pfarzheim-Würzburg hattı üzerinde Patch ve de Lattre kuvvetleri tarafından kırılması gerekiyordu. Patch 19 nisanda Nürnberg’e, 30 nisanda Münih’e girdi. Alman direnmesini Freudenstadt’ta bozan de Lattre, sol kanadını 22 nisanda düşen Stuttgart’a, sağ kanadını; da isviçre sınırına (Konstanz), Tuna’ya (Ulm, 24 nisan) ve Avusturya’ya (Vorarlberg) doğru saldırıya geçirdi. 4 Mayısta Brenner geçidini aşan Patch İtalya’daki müttefik kuvvetleriyle birleşti; general Leclerc de Berehtesgaden’i işgal etti. Aynı gün, Danimarka, Hollanda ve Westfalen’deki alman orduları Lüneburg sözleşmesiyle teslim oldu: bu durum, alman ordusunun 7 mayısta Reims’te ve 8 mayısta Berlin’de kayıtsız şartsız teslim olmasına yol açtı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ren muharebesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENDA (Mustafa Abdülhalik)
Tarih 27 Haziran 2009
RENDA (Mustafa Abdülhalik), türk devlet adamı (Yanya 1881-İstanbul 1948). Rendazade Aslan Efendinin oğlu.
İlköğrenimini ve ortaöğreniminin bir kısmını Yanya’da yaptı. İstanbul’da Mülkiye idadisini ve Mülkiye mektebini bitirdi (1903). Rodos idadisinde matematik ve fransızca öğretmenliği, Cezairi Bahri Sefid ve Yanya vilâyetleri maiyet memurlukları, Tepedelen, Meçova, Payan, Delvine kaymakamlığı, Siirt mutasarrıflığı, Bitlis, Kastamonu ve Halep valiliği yaptı. Dahiliye müsteşarlığına tayin edildi.
Bursa valiliğine getirildi; fakat oraya gitmeden azledildi. Birinci Dünya savaşı sonunda Malta’ya gönderildi. Buradan dönüsünde önce iktisat, sonra dahiliye müsteşarlığına tayin edildi. Dahiliye müsteşarlığına ek olarak Konya valiliğine gönderildi, izmir valisi oldu. İzmir’de bulunduğu sırada milletvekili seçildi. Maliye (1924); millî müdafaa vekili oldu (1927).
Ticaret, nafıa, bahriye, sıhhiye, iktisat vekilliklerine vekâlet etti. 1934′te C.H.P. Meclis grubu reis vekili ve ertesi yıl Büyük Millet meclis başkanlığına seçildi. Reisicumhur vekilliği yaptı (1939). 1946′da B.M.M. başkanlığından ayrıldı. Aynı yıl Hasan Saka kabinesine devlet bakanı olarak girdi. 1948′de istifa etti. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENDA (Mustafa Abdülhalik) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Renault (REGİE NATİONALE DES USİNES)
Tarih 27 Haziran 2009
Renault (REGİE NATİONALE DES USİNES) [Renault Fabrikaları Millî rejisi]. 16 Ocak 1945 kararnamesiyle kurulmuş fransız tesisi.
Bu kararnameyle, Marcel ve Louis Renault’nun kurduğu Renault fabrikaları millileştirildi. Bu millileştirme, Louis Renault’nun özel mülkiyetindeki hisse senetlerine elkoyma ve işletmenin reji haline getirilmesi yoluyle gerçekleştirildi. Tesisin faaliyet alanı, özel otomobil, kamyon ve traktör yapımından demiryolu ve denizcilik malzemesi üretimine kadar uzanır (bu arada, özel çelik, boya ve tezgâh makine de yapılmaktadır).
Renault fabrikalarının ana tesisi Billancourt’dadır. Rejinin, Fransa dışında çeşitli sınaî ve ticarî kuruluşları vardır. Türkiye’de OYAK (Ordu Yardımlaşma kurumu) ile Yapı ve Kredi bankasının yer aldığı ortaklar grubuyle işbirliği yapılmıştır. Bursa’daki Oyak – Renault fabrikalarında 1971′den itibaren «.Renault 12» binek otomobili yapılmaktadır. 1972′de Statlon-Wagon tipinin yapımına başlanmıştır. (LM)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Renault (REGİE NATİONALE DES USİNES) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENAULT (Michel)
Tarih 27 Haziran 2009
RENAULT (Michel), fransız dansçısı (Paris 1927). 1946′dan 1959′a kadar Paris operasında yıldız dansçı olarak çalıştı.
Klasik balenin başlıcalarında (Giselle) oynadı; yeniden temsil edilen birçok eserde (Le Chevalier et la Damoiselle [Şövalye ve Genç Kız], Sylvia) rol aldı; birçok ilk temsilde (Mirages [Seraplar], 1947; Etudes [1952]; Romeo ve Juliet [1955]; La Dame â la Licorne [Boynuzlu At ve Kadın], 1959) sahneye çıktı.
Paris operasından ayrıldıktan sonra, Liane Dayde ile birlikte çeşitli ülkelerin (S.S.C.B., 1960) sahnelerinde dans etti. [L]
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAULT (Michel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENAULT (Lotus)
Tarih 27 Haziran 2009
RENAULT (Lotus), fransız sanayicisi (Paris 1877-ay.y. 1944). 1898 Ekiminde Billancourt’daki küçük bir atelyede ilk otomobilini kendi eliyle yaptı ve ona üç tekerlekli bir taşıttan söküp aldığı 1,75 BG’de bir Dion-Bouton motoru taktı.
Kardeşi MARCEL’in (Boulogne-Billancourt 1882-Bourgde-Vay, Payre komünü, Vienne 1903) isteği üzerine küçük seriler halinde ufak arabalar yapmağa karar verdi; 1899′da priz direk kutusunun ve ayçatallı vites şanzımanının patentini aldı. Bu arada, ufak arabalar yapmak amacıyle Billancourt’da küçük Renult Kardeşler fabrikası kurulmuştu. Madrid Otomobil yarışında kardeşi Marcel kaza sonucu ölünce, Louis Renault, fabrikasını genişletmek için yarışları bırakmağa karar verdi.
Bu konuda öteki kardeşi FERNAND (1865-1909), kendisine yardımcı oldu. Birinci Dünya savaşında fabrikaları uçak ve cephane imaline yöneldi. 1918′de emin ve kullanışlı olan hafif Renault tankları’nı yapmayı başardı. Barışla birlikte, Renault yeniden otomobil yapımına başladı; Boulogne-Billancourt tesislerinin sanayi gücünü arttırmağa devam etti ve bir süre sonra bu tesisler, «devlet içinde devlet» sözüne hak verdirecek bir duruma geldi. Louis Renault, diretken zekâsıyle (500′ün üstünde patent bıraktı) yeni iş alanlarına sürekli olarak el attı; özellikle tarım makineleri üstünde çok çalıştı; denizcilik ve sanayi tesisleri kurdu ve ağır vasıtalar için dizel motorları yaptı.
Louis Renault, işgalde Almanlar hesabına çalışmakla suçlandırıldı, kendini savuna-madan öldü ve bütün fabrikaları millileştirildi. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAULT (Lotus) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENAULT (Bernard)
Tarih 27 Haziran 2009
RENAULT (Bernard), fransız paleobotanikçisi (Autun 1836 – Paris 1904). Kendisinden önce bilinmeyen bütün fosil bitki gruplarını (bctryopteridae, sphenophyleae, cycadoxyleae, calamariaceae v.b.) tanımladı.
1879′da Structure Comparee de Quelques Tiges de la Flore Carbonifere (Karbon Çağı Florasına Ait Birkaç Bitki Sapının Karşılaştırmalı Yapısı) adlı tezini yayımladı. A. Brongniart ile birlikte, fosil bitkilerden cordaites’te yumurtacıkların önünde çiçektozu odacığı bulunduğunu ortaya çıkardı, özellikle Commentry, Autun ve Epinac bölgelerindeki fosil flora ve yakacak olarak kullanılan fosil mikroorganizmalar üstünde çalıştı. Cours de Boîanique Fossile (Fosil Botanik Dersleri) adlı bir eser yayımladı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAULT (Bernard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Renaudot-Theophraste ödülü
Tarih 27 Haziran 2009
Renaudot-Theophraste ödülü, 1925′te bir edebiyat tenkitçileri (Gaston Picard, Georges Charensol ve P. Demartres) grubu tarafından kurulan ödül.
Fransız gazeteciliğinin kurucusu sayılan Renaudot’nun adını alan bu ödül 1926′dan beri her yıl Goncourt armağanı ile aynı zamanda, bir roman, bir anlatı, bir masal veya hikâye derlemesi yazarına verilir. Her ne kadar, hiç bir para bağışı tapılmazsa da çok tutulan; değerli yazarlara verilen bir ödüldür. (L>)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Renaudot-Theophraste ödülü hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENAUDOT (Theophraste)
Tarih 27 Haziran 2009
RENAUDOT (Theophraste), fransız hekimi ve gazetecisi (Loudun 1586 – Paris 1653). 1612′de kralın doktoru oldu.
Halk sağlığı ile ilgilendi ve bir dispanser kurdu. 1631′de La Gazette’i çıkardı. Bu gazetede, siyasî haberler ve Paris’te geçen olaylar yer alıyordu. Daha sonra 1635′te Mercure Fran-çais’nin yönetimini ele aldı. (M)
RENAUD LE VİEUX. Bk. LE VİEUX (Renaud).
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUDOT (Theophraste) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENAUDİN (Jean François)
Tarih 27 Haziran 2009
RENAUDİN (Jean François), fransız amirali (Saint-Martin-du-Gua, Saintonge 1750-ay.y. 1809).
1793′te albay oldu. 1 Haziran 1794 savaşında Vengeur kalyonu kumandanıydı. Bu savaşta İngilizlere esir düştü. Memleketine döndükten sonra (ekim 1794) tuğamiralliğe yükseldi.
1799′da Napoli Deniz kuvvetlerinin kumandanlığını yaptı. 1801′de Atlantik limanları müfettişi oldu ve emekliye ayrıldığı 1805′e kadar bu görevde kaldı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUDİN (Jean François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENAUDET (Augustin)
Tarih 27 Haziran 2009
RENAUDET (Augustin), fransız tarihçisi (Paris 1880 – ay.y. 1958).
Bordeaux Edebiyat fakültesinde (1919-1937), Sorbonne’da (1937-1946), Ecole des Hautes Etudes’de (1942-1951) ve College de France’ta (1946 -1951) profesörlük yaptı.
Erasmus, Machiavelli ve Dante üstüne birçok eser yazdı. Humanisme et Renaissance (Hümanizm ve Rönesans) [1958] adlı eseri ölümünden az önce yayımlandı. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUDET (Augustin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Renaud (veya Renaut) de Montauban
Tarih 27 Haziran 2009
Renaud (veya Renaut) de Montauban, Doon de Mayence çevrimine ait XII. yy. fransız «chanson de geste»i. Eserde dük Aymes de Dordone’un dört oğlu (Dört Aymon Oğlu da denir) olan Renaud, Alard, Guichard ve Richard’a karşı Charlemagne’ın mücadelesi anlatılır. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Renaud (veya Renaut) de Montauban hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENAU D’ELİÇAGARAY (veya ELİSSA-GARAY)
Tarih 27 Haziran 2009
RENAU D’ELİÇAGARAY (veya ELİSSA-GARAY) [Bernard], Küçük Renau veya Deniz şairi denir, fransız askerî mühendisi (Armendarits, Bearn 1652 – Pougues 1719), Büyük amiral kont de Vermandois ile birlikte çalıştı (1679), matematik formüllere göre gemi inşasını kabul ettirdi, bombalı galyotları icat etti ve bunları Cezayir (1682) ile Cenova’ya (1683) karşı kullandı.
Nord’daki mevkilerin tahkiminde Vauban’a yardım etti. Philippsburg (1688), Mons (1691) ve Namur (1692) kuşatmalarını yönetti. Theorie de la Manoeuvre des Vaisseaux (Gemilerin Manevrası Üstüne Teori) [1689] adlı bir eser yazdı. Bahriye genel müfettişi oldu; ispanya hizmetinde çalıştı (1705-1710). (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAU D’ELİÇAGARAY (veya ELİSSA-GARAY) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENAUD (Madeleine)
Tarih 27 Haziran 2009
RENAUD (Madeleine), fransız kadın oyuncu (Paris 1900). 1921-1946 Arasında Comedie Française’de çalıştı.
1947′de kocası J. L. Barrault ile birlikte, kendi adlarını taşıyan topluluğu kurdu.
Başlıca oyunları: Montherlant’dan ölü Kraliçe (La Reine Morte) [1942]; Claudel’den Le Soulier de Satin (Saten Ayakkabı) [1943], Mauriac’dan Les Mal-Aimes (Sevilmeyenler) [1945]; S. Beckett’den Oh! les Beaux Jours! (Ah. Mutlu Günler!) [1963], Marguerites Duras’dan Bütün Gün Ağaçlarda (Des Journees Entieres Dans les Arbres) [1966]. Marivaux’nun komedilerini eşsiz bir incelikle yorumladı.
Ayrıca birçok filim çevirdi: La Maternelle (Ana Okulu) [1933]: Le Ciel Esi â Vous (Gök Sizindir) [1943]; Le Plaisir (Zevk) [1951] v.b. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUD (Madeleine) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENARD (Georges)
Tarih 27 Haziran 2009
RENARD (Georges), fransız tarihçisi ve yazarı (Amillis Saine-et-Marne 1847-Paris 1930).
Paris komününe katıldı, İsviçre’ye sığındı. Sonra Fransa’ya döndü. Sırasıyle Monge okulunda, Conservatoire National des Arts et Metiers’de ders verdi. 1907′de College de France’ta Emek Tarihi kürsüsüne getirildi.
Başlıca eserleri: La Republi-que de 1848 (1848 Cumhuriyeti) [1906];
G-. Weulersse ile birlikte yazdığı Le Travail dans l’Europe Moderne (Çağdaş Avrupa’da Emek) [1920]; Le Travail dans la Prehistoire (Tarihöncesinde Emek) [1928]. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENARD (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENARD (Charles)
Tarih 27 Haziran 2009
RENARD (Charles), fransız subayı ve askerî mühendisi (Damblain, Vosges 1847 -Meudon 1905). İstihkâm subayıydı; 1875′ten itibaren balonculukla uğraştı.
Havadan daha ağır araçlar üstünde önemle durdu, aerodinamik ve dikey uçuş gibi konularla ilgili birçok inceleme yayımladı. Gözetleme balonu ve güdümlü balon tekniğinden başka, hızlı ve yüksek randımanlı buhar kazanlarının, çok sayıda römorku çeken motorlu bir yol aracının yapımında başarı gösterdi. Kendi adını taşıyan bir sayı serisi buldu. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENARD (Charles) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Renan Müdafaanamesi
Tarih 27 Haziran 2009
Renan Müdafaanamesi, Namık Kemal’in polemik kitabı (ilk basım 1910, istanbul; yeni basım Prof. M. F. Köprülü, 1962).
Ünlü fransız filozofu Ernest Renan’ın «İslâmiyet ve Bilgi» adlı nutku birçok islâm düşünürü gibi Namık Kemal’i de etkiledi. Renan, bu nutkunda, islâmiyetin gelişmeyi ve ilerlemeyi yok eden ve bilime engel olan bir din olduğunu ileri sürdü. Renan Müdafaanamesi, Namık Kemal’in deyişiyle, «bu hitabeye karşı kesin delilleri içine alan bir reddiyedir ki islâmiyetin yüce şanını, mantık ve şeriatın aydınlık delilleriyle yükseltir». (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Renan Müdafaanamesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENAN (Ernest)
Tarih 27 Haziran 2009
RENAN (Ernest), fransız yazarı (Treguier 1823 – Paris 1892). Beş yaşında babasını kaybetti. Annesi ve ablası tarafından yetiştirildi. Çeşitli din okullarında okudu. Saint-Sulpice kolejinde îbranîce öğrendi.
Alman düşüncesinden etkilenerek katolik i-nancından koptu. 1845′te papazlıktan ayrıldı. Felsefenin yanı sıra, filoloji çalışma ve araştırmalarını da sürdürdü. 1847′de Essai Historique et Theorigue sur les Langues Semitiques (Samî Dilleri üstüne Tarihî ve Nazarî Deneme) adlı eseriyle Volney ödülünü kazandı. 1848 Devriminden büyük ölçüde etkilendi. Jules Simon’un yönettiği La Liberte de Penser (Düşünme Hürriyeti) adlı gazetede yazılar yazmağa başladı.
İnsanlığı ilgilendiren büyük meselelerin ancak liberal bir bilim yoluyla çözümlenebileceğini ispatlamak amacıyle Avenir de la Science (Bilimin Geleceği) adlı eseri yazdı. Bu eser, ancak 1890′da kitap olarak yayımlandı. 1850′de Bibliotheque Nationale’deki süryanîce elyazmalarını sınıflandırmakla görevlendirildi. Revue des Deux Mondes ve Journal des Debats’da. yazılar yazdı. 1852′de Averroes et Averro-isme (İbni Rüşt ve İbni Rüşt’çülük) konulu teziyle doktorasını verdi. 1860′ta ablasıyle birlikte, arkeolojik bir görevle Suriye’ye gitti. 1861′de ablasının ölümü üzerine yalnız olarak yurda döndü; göreviyle ilgili çok geniş temel bilgiler ve ilgi çekici örnekler dışında, isa’nın Hayatı (Vie de Jesus) adlı eserinin müsveddelerini de getirdi; bu eser, yirmi yıllık çalışmalarının büyük bir kısmını kapsayan Histoire des Origines du Christianisme’in (Hıristiyanlık Menşelerinin Tarihi) ilk cildidir. Renan, 1862′de College de France’ın îbranîce kürsüsüne getirildi. Ama daha ilk dersinde, isa’dan «eşsiz bir adam» olarak söz etmesi gürültülere yol açtı.
Dersleri önce ertelendi, sonra da bütün bütün kaldırıldı. Renan’ın edebiyat çevrelerine girmesi bu sıralara rastlar. 1863′te yayımlanan İsa’nın Hayatı’nda. isa’yı tenkitçi tarih metotlarıyle incelediği için yeni tepkilere yol açtı! 1864′te eserine devam edebilmek için Mısır’a, Anadolu’ya ve Yunanistan’a gitti. 1869′da siyasete atılmayı denedi. Savaş sırasında Prusya prensi Friedrich ile barış konusunda görüşmeğe çalıştı. Savaştan sonra yeniden College de France’taki kürsüsüne dönerek, ülkesinde düşünce ve ahlâk alanını kapsayan bir reform üstünde çalışmalara başladı. 1883′te College de France’ın müdürü oldu.
Hayatının son yıllarında Origines adlı eserini Histoire du Peuple d’israel (İsrail Milletinin Tarihi) ile tamamlamağa çalıştı ve Drames Philosophiques’i (Felsefî Dramlar) yazdı.
Renan’ın öbür eserleri: Histoire Generale et Systeme Compare des Langues Semitigues (Samî Dillerinin Karşılaştırmalı Sistemi ve Genel Tarihi) [1885]; Essais de Morale et de Critigue (Ahlâk ve Tenkit Denemeleri) [1859]; Questions Contemporaines (Çağdaş Meseleler) [1868]; Dialogues et Fragments Philosophiques (Felsefî Diyalog ve Yazıtlar) [1876]; Drames Philosophiques (Felsefî Dramlar) [Caliban, l'Eau de Jouvence (Gençlik Suyu), Le Pretre de Nemi (Nemi Rahibi), Abbesse de Jouarre (Jouarre Rahibesi)] (1886); Çocukluk ve Gençlik Hatıraları (Souvenirs d’Enfance et de Jeunesse) [1883], Feuilles Detachees (Kopuk Sayfalar) [1892]. Renan, kiliseden kopmakla birlikte, en büyük önemi manevî değerlere verdi, insanlığın ilerlemesi konusunda bütün varlığıyle liberal bilime ve tenkitçi düşünceye bağlandı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAN (Ernest) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REMY (Josephe)
Tarih 27 Haziran 2009
REMY (Josephe), fransız balık üreticisi (La-Bresse, Remiramont yakınları 1804-Öl. 1855).
Balıklarda dölenme olayını gözlemledi ve sunî dölleme usullerini buldu. Böylece balık üreticiliğini pratik bir bilim haline getirdi. (L)
REMZ i. Bk. REMİZ.
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMY (Josephe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REMUSAT
Tarih 27 Haziran 2009
REMUSAT (Charles François Marie, — kontu), fransız siyaset adamı (Paris 1797 -ay.y. 1875), Aguste Laurent’ın oğlu.
Liberal milletvekili (1830-1847) ve içişleri bakanı (mart-ekim 1840) oldu. ikinci cumhuriyeti (1848) savundu; 2 aralık 1851′den sonra sürgün edildi ve ancak 1859′da genel af çıkınca geri dönebildi. Thiers kabinesinde dışişleri bakanlığına getirildi (1871); işgal altındaki toprakların kurtarılmasına çalıştı (mart 1873 antlaşması).
Ama Paris’te Barodet karşısında seçimleri kaybedince çekildi (mayıs 1873). Sonra Haute-Garonne’dan milletvekili seçildi, 1875 Anayasa kanunlarının hazırlanmasına katıldı. Birçok tarih ve felsefe eseri yayımladı. Hatıraları (Memoires) 1958′den itibaren yayımlanmağa başlandı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMUSAT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REMOUCHAMPS (Eduard)
Tarih 27 Haziran 2009
REMOUCHAMPS (Eduard), belçikalı yazar (Liege 1836-Grivegnee [Liege] 1900).
Eserlerini vallon diliyle kaleme aldı. Birçok tiyatro eseri yanında: Tatî l’Periqui (Perukacı Tati) [1385] adlı üç perdelik, manzum, yarı komedi, yarı vodvil eseriyle ün kazandı. Wallonie’de olağanüstü bir ilgiyle karşılanan bu eser, yerli tiyatronun ve hatt walion lehçesinin canlanmasına yol açtı.
— Oğlu JOSEPH MAURiCE, avukat ve siyaset adamı (Liege 1877-ay.y. 1939). 1912′de, Liege’de Wallon müzesini ve Jules Destree ile birlikte, Wallonie’nin siyasî haklarını ve Belçika’daki fransız kültürünü korumak amacıyle Wallon derneğini kurdu. Belçika’daki dil meselesi üstüne birçok çalışma yayımladı ve 1921′den 1925′e kadar Liberal partinin temsilcisi olarak senatoda bulundu. (L)
REMS i. (ar. rems). Esk. Mezar. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMOUCHAMPS (Eduard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RELJKOVİÇ (Matija Antun)
Tarih 27 Haziran 2009
RELJKOVİÇ (Matija Antun), hırvat şairi (Svinjar, Slavonya 1732-Vinkovci 1798).
Avusturya ordusunda subaydı. Yediyıl savaşları sırasında esir düştü. Prusya’da esir kaldığı yılları okuyarak geçirdi ve Fransızca öğrendi. Serbest bırakıldıktan sonra, 1761′de Dresden’de büyük başarı kazanan Satir adlı öğretici bir şiir yazdı. Ayrıca Fabule’ler (Hayvan Masalları), bir dilbilgisi kitabı ve bir lügat yayımladı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RELJKOVİÇ (Matija Antun) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REJİM
Tarih 27 Haziran 2009
REJİM i. (lat. regimen, yönetmek eylemi’nden fr. reğime). Yönetme, düzenleme tarzı, düzen.
— Coğ. Akarsu debisinin geçirdiği değişikliklerin tümü. Bk. ANSİKL.
— Diyetetik. Rejim veya yemek rejimi, sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyle uygulanan beslenme düzeni. (Bk. ANSiKL.) || Rejim yapmak, zayıflamak veya sağlık durumunu düzeltmek amacıyle yalnız doktorun belirlediği yiyecekleri yemek.
— Fiz. Bir akışkanın, düzenleyici şartları göz önünde tutarak ifade edilen debisi.
— Huk. Belli bir konuya ilişkin kanunlar topluluğu. // Ceza infaz rejimi, hürriyeti önleyici veya kısıtlayıcı cezaların uygulanmasını düzenlemek amacıyle konmuş kurallar topluluğu. (Amacı, her şeyden önce mahkûmun ıslahıdır.) || idarî rejim, idarî işlem ve eylemlerin özel hukukun uygulanma alanı dışında tutulması ve bu faaliyetleri denetleyecek makamların adlî mercilerden tamamen ayrılması. (Bk. ANSiKL.) || Mal rejimi, karı kocanın mallarının hukukî statüsünü belirleyen kurallar topluluğu. (Bk. MAL rejimleri.)
— Meteorol. Yağış rejimi. Bk. YAĞMUR. || Sinoptik rejim, havanın, bütün bir dolaşım tipi süresince devam eden özelliklerinin tümü. (İki çeşit sinoptik rejim vardır: antisiklon rejimi ve siklon rejimi. Tedirginlik akımlarının kaynağına göre, batı rejimi, kuzeybatı rejimi, güney rejimi v.b. denir.)
— Ormanc. Orman rejimi, orman idaresince ormanlara uygulanan kuralların tümü.
— Petr. Bir rafinaj tesisinin sürekli çalışma düzeni: Otomatik ayarlamalar sayesinde tesis ünitelerinin çoğu, uzun süre gece ve gündüz rejimde kalabilir.
— Sağ. Sağlık rejimi, yabancı ülkelerde hüküm süren hastalıkların bir ülke veya bölgeye yayılmasını önlemek için alman tedbirlerin tümü.
— Siyasî kuruluşlar. Hükümet yapısı veya şekli: Cumhuriyet rejimi. Monarşi rejimi. Parlamenter rejim. Başkanlık rejimi.
— Sosyal mevzuat. Toprak rejimi, genel rejim, özel rejimler. Bk. Sosyal GÜVENLİK.
— Teknol. Bir makinenin normal durumda çalışma şekli. || Bir motorun dönme hızı. || Maksimum rejim, bir motorun etkin gücünü ortaya koyan rejim. (Sürtünen parçaların aşırı derecede ısınacağını göz önünde tutarak, ancak olağanüstü durumlarda kullanılmalıdır.) || Yüksek verim rejimi, bir makinenin, bir motorun v.b., az bir tüketim ve önemsiz bir aşınma ile yüksek bir verim sağlayabildiği rejim.
— Vergi huk. Gümrük rejimi, millî gümrük sistemini karakterize eden tedbirlerin tümü. (İthal veya ihraç edilen malların tabi olacağı çeşitli hukukî ve idarî durumları tespit etmek üzere konulan hükümlerin tümü. gümrük rejimidir. Belli muamelelere veya belli bölgelere uygulanan özel gümrük rejimleri, umumî gümrük rejimi’nin karşıtıdır.)
— ANSİKL. Coğ. Irmak rejimleri mevsimlere göre değişmelerinden, yani suyun bolluğu veya azlığından çok, yıllık ortalama beslenmesindeki eşitsizliklerle nitelenir. Yıllık ortalama beslenme için bk. POTAMOLOJİ.
*Basit rejimler. Basit rejimlerin aylık ortalamalarında tek bir kabarma mevsimi ve tek bir alçalma mevsimi görülür; bu durum çoğunlukla akarsuyun yüksekliğinin tespiti için tek bir etkenin büyük ölçüde ağır basmasını ihtiva eder. Böylece, havzasının altıda biri veya daha fazlası buzlarla örtülü yüzeylerden meydana gelen ırmaklar, buzul rejimi’ne uyar; suyun kar halinde (daha sonra buz halinde) depolanması sonucunda en soğuk altı veya yedi ay boyunca düşük debiler gözlemlenir; sıcak mevsim ortasında kar ve buz erimesi, temmuz ve ağustosta gözlemlenen toplam azamî ortalamaya yol açar («ultra buzul» tipi); bu ortalama şubat, hattâ mart toplam minimum ortalamasının on beş -yüz katıdır.
Chamonix’te Arve, Yukarı Aar ve kolları, Alp Rhöne’u ve kolları bu tip ırmaklardır. Dağ kar rejimi’nde de (Yukarı isere, Arc, Alp Ren’i v.b.) süreç aynıdır, ama yükseltinin daha az olması sayesinde suların alçalma dönemi biraz daha az uzun sürer ve beslenme daha fazladır; azamî ortalama haziranda başlar. Ova kar rejim’nde, S.S.C.B. ve Kanada’-da (Volga, Dnieper, Obi, Saint-Laurent’in kolları v.b.) yükseltilerin nispî tekdüzeliği erimenin daha erken ve çok daha hızlı olmasına yol açar. Aylık en yüksek katsayı (enleme ve doymaya göre nisan veya mayısta) modüllerde ve kış alçak sularında alp rejimlerinden daha ağır basar, ikinci bir minimumun sebebi buharlaşmadır.
Okyanus yağmur rejimi’nde başlıca özellik (Sen, Orne, Meuse, Vienne, Aşağı Loire, Thames v.b.), tarihlerdeki ve en yüksek suların bolluğundaki düzensizliktir. Bununla beraber buharlaşma eşitsizliği yağış eşitsizliğinden daha büyük rol oynar ve oldukça uzun yılları kapsayan gözlemler, toplam azamî ortalamanın ocak veya şubat aylarında olduğunu ortaya koyar. Musonlu veya musonsuz saf tropikal yağmur rejimi’nin (Yukarı Nijer, Senegal, Mavi Nil, hin
distan ve birmanya akarsuları, Kızılnehir, Parana ve Güney Amerika’daki öbür ırmaklar) ise başlıca özelliği tersine yaz mevsimindeki kabarık suların düzenliliğidir; bu düzenlilik kış mevsiminde yağış olmamasının veya çok az olmasının yol açtığı etiyajlarla çelişir.
• Karmaşık rejimler. Birçok mevsimlik rejim en az iki etkenin birbirini izleyen ve az çok karışık etkilerini taşır; bu etkenlerin her biri sırasıyle bolluk ve azlıktan sorumludur. Yükseltinin 2 000 – 2 500 m’yi bulduğu Kuzey Fransız ön Alpleri’nde (Fiers, Guiers, Bournes) karların erimesi ve yağmurların meydana getirdiği dereler, kaynaklara doğru toplam önceliğin nisan veya mayıs ortalamasında olmasına yol açar; kar birikmesi kış ortasındaki toplam ortalamaları net bir şekilde düşürür.
Düzensiz sonbahar yağışları kasım veya aralık ayında ikinci bir ortalama maksimuma sebep olur; buharlaşma ağustos veya eylülde ikinci bir minimuma yol açar (aşağı çığırlarda): bu rejime kar – yağmur rejimi denir. Güney Alpler’de yaz etiyajı kuvvetlenmeğe başlar; akdeniz iklimi yağışlarının sonucu olan sonbahardaki ikinci kabarma, nisan-mayıs arasında yarı – kar maksimumuna yaklaşır. Kar geçiş rejimi’nde karmaşıklık biraz daha azdır: mayıs veya haziranda maksimum, kış ortasında kar birikmesinin sebep olduğu bir minimum, sonbaharda hafif bir ikinci kabarma veya mevsim eşiği. Breda, Goffre, Arly (2 800 – 3 200 m arasındaki alp özelliğinde dağlar) ve Pireneler’de veya çıkışlarında Yukarı Garonne, Yukarı Adour, Ariege bu rejime uyar. Akdeniz Alp bölgelerinde de Fanaro, Torino’da Po ve yukarı kolları, Ticino, Adda, Tagliamento v.b. kar geçiş rejimli ırmaklardır.
Bu rejimin karşıtı olan ve Jüralar’da (Ain, Yukarı Doubs, Orbe, Birse), Vosges dağlarında (Yukarı Moselle), Massif Central’da (Dordogne, Loire, Allier, Tarn, Yukarı Lot) rastlanan kar-yağmur rejimi özellikle yağmurların ve mevsimlik buharlaşma eşitsizliklerinin etkisindedir. Bununla birlikte kar birikmesi, ocak ve şubat debilerini biraz azaltır; erime, nisan (kaynaklara doğru) veya mart ortalamalarını biraz yükseltir. Akdeniz kesimlerinde (Ardeche, Herault, Gardons), düzensiz büyük kabarmaların sonucu olan kasım ayı ortalama debileri mart-nisan aylarındaki ortalama debiden yüksektir.
Havzaları çeşitli bölgelere yayılan ırmakların başlıca özelliği rejimlerinin çok daha karmaşık olmasıdır; çünkü kollar veya kol grupları gerek yüzey şekillerinin gerek iklimin etkisiyle ana ırmağa, çeşitli mevsimlik rejimlere bağlı sular getirir; bunun sonucu olarak ana ırmağın rejimi de yukarı kesimden aşağı kesime büyük ölçüde değişebilir. Meselâ Rhone ve Ren ırmaklarının rejimleri kaynaklarında çok basittir: Rhöne buzul rejimine, Ren dağ kar rejimine bağlıdır. Alp kolları da benzer özellikler taşır. Ama Ren, Alpler’den çıkınca Basel’de kar-buzul özelliklerini muhafaza etmekle beraber (Büyük Asalp göllerini geçişin önemli ölçüde azalttığı mevsim orlalamalaıı değişmeleri), hemen hemen yaz aylarındaki kadar yüksek soğuk mevsim kabarmalarının etkisinde kalmağa başlar ve sonra ancak yağmur veya okyanus-yağmur rejiminde kollar alır.
Moselle ile birleşmesinden sonra aralık-mart debileri, daha az düzenli mayıs-haziran kabarık sularına eşit olur ve Ruhr ile Lippe’-in aşağı kesiminde net bir şekilde bu debileri aşar. Rhöne ise temmuz ayı maksimum ortalamasıyle buzul özelliğini muhafaza eder, ama debiler kış mevsiminde nispeten daha yüksek hale gelir. Sonra Saone kış debilerinin daha yüksek hale gelmesine imkân verir.
Kar geçiş rejimine uyan isere’de ortalama üstünlük mayıs ve haziran aylarındaki erime debilerindedir; daha aşağı kesimde ilkbahar ortalamaları üstünlüğünü muhafaza eder, ama mayıs ve hazirandakine oranla nisan debisi gelişir; sonbahar kabarması yavaş yavaş olur. Nil’in rejiminin görünüşü çok basittir; Hartum’dan itibaren (Mavi Nil ile kavşak) tropikal yağmur tipindedir. Gerçekte ise, Habeşistan’daki yaz kabarık suları ve kış alçak suları öyle şiddetlidir ki, yukarı havzadaki büyük göllerinde dengelediği ekvator tipinde hidrolojiyi tamamıyle maskeler.
— Diyetetik. Sağlıklı bir insanda rejim yiyecek ihtiyacıyle orantılı olmalıdır; yiyecek ihtiyacı ise yaşa, fizyolojik duruma, yaşama tarzına, bedenî etkinliğe göre değişir. Meselâ bebekler, çocuklar, gençler, çalışmayan yetişkinler, ağır işçiler, ihtiyarlar, gebe kadınlar v.b. için ayrı rejim uygulanabilir. Yemek rejiminde günlük tayin besin dengesi ve vitamin ihtiyacından başka yemeklerin sayısı, bileşimi ve günde kaç öğün verileceği de önemlidir. Çeşitli ülkelerde uygulanan yemek rejimlerinin çok değişik oluşu tarım kaynakları, mevsimler, etnik grupların dini ve gelenekleriyle ilgilidir; bu çeşitlilik insanların çok değişik yemek rejimleriyle yaşayabileceğini gösterir, ama yemek rejiminin insanların davranışını ve ruhî durumunu etkilediği, buna karşılık onların da yemek rejiminden etkilendiği bir gerçektir.
• Hastalıklara gelince, rejim, büyük ölçüde koruyucu ve tedavi edici rol oynar. Her patolojik durum, hattâ her hasta için, özel bir rejim tespit etmek doğru olur; yemek rejimi verilecek yiyeceklerin cins ve miktarını gösterir; buna göre rejimler çeşitlere ayrılır:
1. toplam kaloriyi sınırlandıran rejimler (pletora, şişmanlık, selülit kalp hastalıkları);
2. bazı yiyecekleri sınırlandıran veya kaldıran rejimler; meselâ madeni tuzlar (tuzsuz, potasyumsuz v.b. rejimler) [nefritlerde]; glüsitler (diyabetlilerde); lipitler (hiper kolesterolemi, arterioskleroz, hiperlipemi, karaciğer hastalıkları, asetonemi v.b. protitler (kanda azotun çoğaldığı durumlar [üremi] ve özellikle böbrek hastalıkları [bitki veya süt-bitki rejimleri]) duruma göre sınırlandırılır veya tamamen kaldırılır. Bir yiyecek grubunun yasaklanması toplam kaloride bir sınırlandırmayı gerektirmiyoısa, izin verilen besinler artırılarak yasaklanan besinlerin eksikliği giderilir.
Bununla beraber birkaç grubun birden yasaklandığı durumlar da sık görülür; bu gibi durumlarda çok karışık problemlerle karşılaşılır; meselâ, glüsitlerin azaltıldığı diyabetlilerde eğer protein birikimi de varsa, protitlerin de azaltılması gerekir;
3. bazı yiyecek gruplarının artırılmasını gerektiren rejimler; meselâ madde kaybı hallerinde, bazı yaraların iyileştirilmesinde, karaciğer hastalıklarında protitleri artırmak, çocuklarda görülen asetonemilerde glüsitleri artırmak gerekir;
4. aşırı beslenme rejimleri’nde ise hastaya normal ihtiyacının üstünde yiyecek verilir. Bu suretle dokuları onarmak, zayıflığı gidermek, su kaybını önlemek mümkün olur. (Sindirim bozukluğuna, çeşitli metabolizmalarda ağır aksaklığa sebep olmamak için bütün bu rejimler çok iyi düzenlenmek ister.)
— Huk. idarî rejim. Devletin idarî faaliyetlerini, bu faaliyetlere ilişkin işlem ve eylemleri iki türlü düzenlemek mümkündür. Bunlar, ya kişiler gibi ancak adlî merciler aracılığıyle denetlenip, uygulanabilecek ve özel hukuka tabi tutulacak, ya da kamu hukukuna tabi olacak ve alınacak kararların hüküm doğurması için, karşı tarafın rızası veya adlî mercilerin araya girmesi gerekmeyecektir. Türkiye, Fransa gibi idarî rejim veya icraî idare adı verilen ikinci şekli kabul etmiştir. İdarî rejim, devlet içinde idarî hizmet ve faaliyetlerin bir bütün olarak İdare adını alan bir teşkilâta verilmesine dayanır.
Nitekim Türk anayasası, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ilkesini koymuştur. Bu bütünün, yürütme görevi içinde özel bir fonksiyonu, zabıta kuvvetlerinin merkezîleşmesinden doğan ve devletin hizmetlerinin çoğalmasıyle yaygınlaşarak kullanılan bir kamu kudreti vardır. Böylece idarî rejimin uygulandığı ülkelerde, idare makamları, adlî merciler karşısında bir hareket serbestliğine sahip olur. İdare, gerekli icraî ve kesin kararları alarak, belli kurallar çerçevesinde kendi araç ve personeliyle bunları gerçekleştirir.
Kamu hizmetlerinin aksamadan görülebilmesi, genel ihtiyaçların karşılanması ancak bu suretle etkili bir şekilde karşılanabilmektedir. Bir kişi, bir alacağını ancak mahkeme yoluyle ve icra aracılığıyle tahsil etme imkânına sahipken, idare, kamu alacağı niteliğindeki alacaklarını doğrudan doğruya tahsil edebilir. Türk pozitif hukukunda idarî rejimin yer alması 1868 yılında Şûrayı Devlet’in kurulmasıyle mümkün olmuştur. Bunun sebebi de Tanzimat döneminde birçok hukukî müessesenin Fransa’dan alınmasıdır. Bk. DANIŞTAY. (LM)
REJİSÖR i. (fr. râgisseur). Sine. ve Tiyat. Bk. YÖNETMEN.
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REJİM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REJANE
Tarih 27 Haziran 2009
REJANE (Gabrielle REJU, — denir), fransız kadın oyuncu (Paris 1856 – ay.y. 1920).
1875′te Vaudeville tiyatrosunda sahneye çıktı. Pek çok modern dram ve komedinin başarısında büyük payı oldu. Rejane tiyatrosu adını alan Nouveau Theâtre’a geçti. Sinemada Alsace filmiyle ün kazandı ve J. Richepin’in Miarka’sini çevirirken öldü. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REJANE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Reinhart koleksiyonu (Oskar —)
Tarih 27 Haziran 2009
Reinhart koleksiyonu (Oskar —), 1910′da sanayici Oskar Reinhart’ın Wmterthur’da toplamağa başladığı önemli yağlıboya resim koleksiyonu.
Bu koleksiyonda, isviçreli (Niklaus Manuel’den Hodler’e), italyan (Bassano’dan Tintoretto’ya), alman (Cranach, Holbein, Grünewald), kuzeyli (Gerard David, Bruegel, Rembrandt, Ru-bens) ve özellikle fransız ressamlarının (Chardin, watteau, Gericault, Delacroix, Ingres, Corot, Courbet, Daumier, büyük izlenimciler, Touiouse-Lautrec v.b.) eserleri yer alır. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reinhart koleksiyonu (Oskar —) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİNHARDT (Django)
Tarih 27 Haziran 2009
REİNHARDT (Django), fransız caz gitarcısı (Liberchies, Belçika 1910 – Fontainebleau 1953). St. Grapelly ile birlikte «Hot Club de France» beşlisini kurdu (1934). Birçok beste yaptı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNHARDT (Django) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİNACH (Thedore)
Tarih 27 Haziran 2009
REİNACH (Thedore), fransız tarihçisi ve nümismatı (Sainl-Germain-en-Laye 1860 -Paris 1928). Savoie milletvekili (1906-1914), College de France’ta eski paralar profesörü (1924) oldu.
Eserleri arasında Histoire des tsraelites (Yahudilerin Tarihi) [1885], Mithridate (1890), L’Histoire par les Monnaies (Paralarla Tarih) [1902], Recueil General des Monnaies d’Asie Mineure (Anadolu Paralan Üstüne Genel Derleme) [Babelon ile birlikte, 1904], La Musique Grec-que (Yunan Müziği) [1926] vardır. La Revue des Etudes Grecques (1888-1967) ve La Gazette’ın (1909) yayımını yönetti. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Thedore) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİNACH (Salomon)
Tarih 27 Haziran 2009
REİNACH (Salomon), fransız arkeoloji ve filoloji uzmanı (Saint-Germain-en-Laye, Paris yakınları 1858 – Boulogne 1932), Joseph Reinach’ın kardeşi.
Yunanistan, Afrika ve Anadolu’da çeşitli arkeoloji heyetlerine katıldı; Fransa’da birçok idarî görevde bulundu. Büyük bir eski klasik çağ uzmanı olan Reinach, Fransa’da bu tür çalışmalara bilginlerin dikkatini çekti, eski yunan ve doğu dinlerini karşılaştırmalı olarak inceleme metodunu ortaya koydu.
İlgi çekici eserleri arasında, eskiçağ sanatının ikonografi dökümlerinden başka, şunlar sayılabilir: Voyage Archeologique en Grece et en Asie Mineure (Yunanistan ve Anadolu’da Arkeolojik Gezi) [1888], Atlas Arc-heologiçue de la Tunisie (Tunus’un Arkeoloji Atlası) [1892], Apollo: Histoire Generale des Arts Plastiques (Apollo: Plastik Sanatlar Genel Tarihi) [1904], Repertoire des Peintures Grecgues et Romaines (Yunan ve Roma Resimleri Dökümü) [1922] v.b. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Salomon) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİNACH (Joseph)
Tarih 27 Haziran 2009
REİNACH (Joseph), fransız siyaset adamı (Paris 1856 – ay.y. 1921). Avukattı. Gambetta kabinesinde görev aldı (1881).
Milletvekili (1889-1898; 1906-1914) seçildi. Dreyfus davasını savundu. Histoire de l’Affaîre Dreyfus (Dreyfus Olayının Tarihi) [7 cilt, 1901-1911] adlı bir eser yazdı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Joseph) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİNACH (Adolphe)
Tarih 27 Haziran 2009
REİNACH (Adolphe), fransız arkeologu (Paris 1887 – Ardenne’lerde 1914), Joseph Reinach’ın oğlu. Atina Fransız okulunun üyesi oldu,(1909-1911). Yunanistan’da ve Mısır’da çeşitli kazılar yaptı.
Başka eserleri: Fouilles a Coptos (Coptos’ta Kazılar) [R. Weill ile, 1910], Atthis, Histoire de l’Etat Athenien (Atthis, Atina Devletinin Tarihi) [1912], L’Origine du Thyrse (Thyrsos’un Menşei) [1812], Portraits Greco -Egyptiens (Yunan – Mısır Portreleri) [ölümünden sonra yayımlandı, 1914]. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Adolphe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİNA (Manuel)
Tarih 27 Haziran 2009
REİNA (Manuel), ispanyol şairi (Puente Genil 1855 – ay.y. 1906). Andantes y Alegros (Serseri ve Şen) [1877] ve Cromos y Acuarelas (Renkler ve Suluboyalar) [1878] adlı
ilk şiir kitaplarında Nunez de Arce’nin etkisi görülür.
Sonra, fransız Parnasse şairlerinin etkisi altında şiirlerinde plastiğe ve müziğe önem verdi.
Başlıca eserleri: La Vida inquieta (Huzursuz Hayat)[1894], La Cancion de las Estrellas (Yıldızların Şarkısı) [1895], Poemas Paganos (Din Dışı Şiirler) [1896], Robles de la Selva Pagana (Pagan Ormanındaki Bodur Meşe) [1896], El Jardin de los Poetas (Şiirler Bahçesi) [1899]. Reina, modernizm akımının İspan-ya’daki öncülerinden sayılmaktadır. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNA (Manuel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİMS
Tarih 27 Haziran 2009
REİMS, Fransa’da Marne idare bölgesinde idare çevresi merkezi, Champagne’ın kuzeyinde, İlede-France yamacı yakınlarında; 160 000 (banliyölerle birlikte
175 000′e yakın) nüf.
Üniversite. Dokumacılık (yün işçiliği) merkezi, Champagne şarapları yapımı, demircilik, elektrik malzemesi, makine sanayii, camcılık v.b. önemli bir ticaret merkezi.
• Tarih. Galyalı Remi’lerin başkenti olan eski Durocortorum şehri (bugün Reims), roma hâkimiyeti sırasında Gallia Belgica’nın merkezi oldu ve Belçika yolu üzerinde önemli bir konak yeri haline geldi. 290′da bir piskoposluk merkeziydi. Aziz Remi’nin piskoposluğu sırasında Clovis, Hıristiyanlığı burada kabul etti; Fransa kralları, bu olaydan sonra bu şehirde taç giymeğe başladılar; 1548′de bir üniversite kuruldu. Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında şehir, bombardımanlardan büyük zarar gördü.
• Askerî tarih. Belçika ile Bourgogne ve Paris ile Lorraine arasındaki ulaşım yollarının kavşak noktasında olan Reims hemen her devirde askerî açıdan önemli rol oynamıştır. 1 Eylül 1914′te Almanlar tarafından işgal edilen şehir, 13 eylülde Fransızlar tarafından geri alındı ve o tarihten itibaren Fransa sınırları içinde kalmakla beraber çeşitli savaşlara sahne oldu. General Eisenhower ve müttefik genelkurmay başkanları, 7 mayıs 1945′te alman generali Jodl’un teslim olma teklifini burada kabul ettiler.
• Güzel sanatlar. Şehirde Roma devrinden kalma birçok kalıntı vardır. Bunlar arasında «Mars kapısı» adı verilen bir zafer takı ile bir amfiteatr sayılabilir. Reims’te Ortaçağdan kalma en eski kilise Saint-Remi’dir. Ayrıca, büyük bir kısmı XIII. yy.da yapılmış, ama birçok değişikliğe uğramış ve Birinci Dünya savaşında çok zarar görmüş olan Saint-Jacques kilisesini de anmak gerekir Şehrin katedrali ise, Ortaçağdan kalma en ilgi çekici binadır.
1211′de eski bir karolenj tapınağının kalıntıları üzerine inşa edilen bu katedralin yapımı ancak XIII. yy. sonuna doğru tamamlanabildi. Yapımında çalışan ustaların adları katedralin içindeki bir labirentte yazılıdır: Jean d’Orbais, Bernard de Soissons ve ana cepheyi yapan Robert de Coucy. Çeşitli atelyelerde yapılmış olan ve katedralin dış kısmını süsleyen heykel grupları (Tebşir, Meryem’in Ziyareti, Meryem’in Kiliseye Takdim Yortusu; Gülümseyen Melek, Havva, «Philippe Auguste» adlı kral) gotik fransız sanatının en güzel örneklerindendir. Koro yerinin vitrayları XIII. yy.dan kalmadır. Reims, müzelerinin zenginliği bakımından da önemli bir şehirdir. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİMS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENİE (Henriette)
Tarih 27 Haziran 2009
RENİE (Henriette), fransız arpçısı ve bestecisi (Paris 1875-ay.y. 1956). 1885′te, Paris konservatuvarının arp sınıfını birincilikle bitirdi; Th. Dubois ve Lenepveu’den beste dersleri aldı. Arp için birçok eser (Efsane, Muziplerin Dansı, Balad) ve bir konçerto besteledi. Olağanüstü bir arp virtüozuydu. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENİE (Henriette) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENE I İyi
Tarih 27 Haziran 2009
RENE I İyi (Angers 1409 – Aixen-Provence 1480), Anjou dükü, Provence kontu (1434-1480), Bar’ın fiilî dükü (1430-1480), Lorraine dükü (1431-1453), Napoli’nin fiilî (1438-1442), Sicilya’nın resmî (1434-1480), Kudüs’ün itibarî kralı.
Sicilya kralı Luigi II ile Yolanda d’Aragon’un ikinci oğludur. 9 Yaşında öksüz kaldı. Lorraine dükü Charles II’nin kızı İsabelle ile evlendi (1420). Kardinal Louis de Bar ve Lor raine dükü tarafında büyütüldü, kardinalin (1430) ve dükün (1431) yerine tahta çıktı. Ama Lorraine’de tahta çıkışı erkek vâris Antoine de Vaudemont tarafından tanınmadı. Antoine, Bulgneville’de Rene’yi yendi (temmuz 1431). İyi Philippe’in esiri olan Rene, oğlu Jean ve Louis’nin rehine olarak gönderilmesi sayesinde, serbest bırakıldı (Louis on yedi yaşındayken öldü 1432).
İmparator Sigismund von Luxemburg, Ba-sel’de, Rene’nin Lorraine dükü unvanını tanıdı (1434), Bundan memnun kalmayan iyi Philippe, Rene’yi tekrar hapsetti (1435). Fidye karşılığında serbest bırakılan Rene (1437) Anjou ile Provence’ı ziyaret etti. Kardeşi Louis III’ün (öl. 1434) vârisi olarak Napoli’ye yerleşti (1438). Ama Alfonso de Aragon’un saldırısına uğradı; kendi başkentinde aylarca kuşatılmış olarak kaldı (1441), Napoli’yi düşmanına bıraktı, krallığından sadece unvanını muhafaza ederek Fransa’ya döndü. (1442).
Charles VII’nin dostu olan Rene, fransız-ingiliz ilişkilerinde etkili bir rol oynadı (Tours müzakereleri, kızı Marguerite’in İngiltere kralı Henry VI ile evlenmesi 1445); sonra, Fransa kralının yanında, kaybettiği eyaletlerin fethi harekâtına katıldı. İsabelle’in ölümünde Lorraine düklüğünü Giovanni de Calabria’ya devretti (1453) ve Bar düklüğünün yönetimini damadı
Ferry II de Lorraine-Vaudemont’a bıraktı (1456). ikinci evlenmesini Jeanne de Laval ile yaptı; siyaseti bırakarak kendini edebiyat ve sanat çalışmalarına verdi.
Didaktik veya ahlâkî nesir eserleri, mensur ve manzum romanlar ve şiirler yazdı. Bunlarda Ortaçağın aristokrat geleneği dile gelir. Kral Rene’nin sarayı sanatçı ve bilginlerle doluydu. 1471′de Provence’a yerleşti, bu kontluğun iktisadî gelişmesinden azamî fayda sağlamağa çalıştı. Louis XI, Bar ve Anjou düklüklerini zaptedince, Rene” I, ancak kendisine vâris olarak Lorraine dükü Rene II’yi değil de yeğeni charles du Maine’i seçerek buraları geri alabildi (1474). Talihsiz bir eylem adamı olan Rene d’Anjou babacan bir hükümdar («İyi Yürekli Kral Rene»), uyanık bir bilim ve sanat koruyucusu olarak ün kazandı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENE I İyi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Reichshoffen hücumları
Tarih 26 Haziran 2009
Reichshoffen hücumları, 6 ağustos 1870′te yapılan süvari hücumlarına yanlış olarak verilen ad; bu hücumların amacı Froesch-willer muharebesinde Mac Mahon’un emriyle, fransız kıtalarını Prusya veliahtının kumandasındaki kuvvetlerin çemberinden kurtarmaktı.
Bu hücumlardan biri general Michel kumandasındaki zırhlı süvari tugayı tarafından aslında Morsbronn üstüne yapıldı ve general, kuvvetlerinin üçte ikisini kaybetti; öbür hücumu general Bonnemain kumandasında zırhlı süvari tümeni (4 alay) yaptı ve Elsasshausen’da alman bataryaları tarafından imha edildi. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reichshoffen hücumları hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİCHA (Anton)
Tarih 26 Haziran 2009
REİCHA (Anton), çek asıllı fransız müziği bestecisi ve nazariyecisi (Prag 1770-Paris 1836), çek viyolonselcisi ve bestecisi Joseph Reicha’nın (Klattau 1746-Bonn 1795) yeğeni.
Amcasının yardımıyla seçici prensin orkestrasına flütçü olarak girdi. Beethoven, aynı orkestrada alto çalıyordu. 1794′te Hamburg’da ilk operasını yazdı: Oubaldi ou les Français en Egypte (Oubaldi veya Fransız-lar Mısır’da). Sonra Paris’e gitti, Haydn ile birlikte çalıştığı, Albrechtsbergen ve Salieri ile dostluk kurduğu Viyana’da yaşadı (1802-1808). Daha sonra Paris’te yerleşti; 1829′da fransız uyruğuna geçti.
Üflemeli çalgılar için 26 beşli’iyi iyi karşılandı ve Paris Konservatuvarı kontrapunto ve füg profesörlüğüne getirilmesini sağladı (1818). Müzik eğitimi ve nazariyatı konusunda birçok kitap yazdı: Etudes ou Theories Pour le Piano-forte, Dirigees d’une Maniere Nouvelle (Yeni Metotla Yürütülen Piyano-Forte İncelemeleri ve Nazariyeleri) [1800], Traite de Melodie Abstraction Faite de Ses Rapports avec l’Harmonie (Armoni ile İlişkilerini Göz önünde Tutmadan Melodi İncelemesi) [1814],
Cours de Composition Musicale ou Traite Complet et Raisonne d’Harmonie Pratique (Müzik Besteleme Dersleri veya Pratik Armoni Dersleri) [1818], Traite de Haute Composition Musicale (Yüksek Beste Dersleri) [1824-1826], L’Art du Compositeur Dramatique ou Cours Complet de Composition Vocale (Opera Bestecisinin Sanatı veya Ses Eserleri İçin Beste Dersleri) [1833]. Peüt Traite d’Harmonie (Armoni Dersleri Elkitabı). Bilgisi, tekniği ve bilimi, Liszt, Berlioz, Franck ve Gounod gibi ünlü bestecilerin kendisinden ders almasına yol açtı. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCHA (Anton) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGNİER (Mathurin
Tarih 26 Haziran 2009
REGNİER (Mathurin), fransız şairi (Chart-res 1573 – Rouen 1613).
Düzensiz bir hayat sürdü. Tam sarayın resmî şairi olacağı sırada öldü. Regnier, Fransa’da gerçekçi hiciv türünün yaratıcısıdır. Hicivlerinin yanısıra, üç mektubu, beş elejisi ve birçok şii-ri vardır. Satire â Rapin (Rapin’e Hiciv) adlı eserinde Malherbe’e karşı serbest ilham ve fanteziyi savunmuştur. (M)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNİER (Mathurin hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGNİER (Edme)
Tarih 26 Haziran 2009
REGNİER (Edme), fransız mühendisi (Semur-en-Auxois 1751 – Paris 1825).
Büyük Devrim sırasında Halk Kurtuluş komitesinin portatif silâhlar yapımı müfettişi oldu Topçu müzesini kurdu. Barut kuvvetini ölçmeğe yarayan bir deney kabı ve özellikle dinamometreyi icat etti. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNİER (Edme) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGNİER (Adolphe)
Tarih 26 Haziran 2009
REGNİER (Adolphe), fransız dilbilimcisi ve şarkiyatçısı (Mainz 1804 – Fontainebleau 1884).
Etudes sur l’İdiome des «Vedas» et les Origines de la Langue Sanscrite («Veda»larda Deyimler ve Sanskrit Dilinin Menşeleri Üstüne İncelemeler) [1885] adlı eseriyle tanınır. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNİER (Adolphe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGNAULT (Victor)
Tarih 26 Haziran 2009
REGNAULT (Victor), fransız fizikçisi ve kimyacısı (Aachen 1810 – Paris 1878). Ecole Polytechnique’te ve Madencilik okulunda öğrenim gördü.
1840′ta, Gay-Lussac’tan sonra Ecole Polytechnique’te kimya profesörlüğü yaptı. Ertesi yıl, College de France’ın Fizik kürsüsüne geçti. 1847′de maden ocakları başmühendisliğine, 1854′te de Sevres yapımevinin müdürlüğüne getirildi.
Eserleri, özellikle, verilen ölçülerin son derece kesin olması bakımından önemlidir. Başlıca çalışmaları: akışkanlar statiğinin (sıkıştırılabilme ve genleşme) incelenmesi; doyurucu su buharı basıncının, buharlaşma ısısının, gazların ısınma ısısının, civada mutlak genleşmenin, gaz ve buhar yoğunluklarının, sesin havada yayılma hızının ölçülmesi. Kimya alanında, alkaloitleri inceledi ve etilenin klorlu ornatma türevlerini elde etti. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAULT (Victor) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGNAUDİN (Thomas)
Tarih 26 Haziran 2009
REGNAUDİN (Thomas), fransız heykeltıraşı (Moulins 1627 – Paris 1706).
François Anguier’in öğrencisiydi. Henri II de Mont-morency’nin Mezarı’nın (Moulins lisesi) yapımında hocasına yardım etti. özellikle Versailles’da, Girardon ile birlikte, Apollon’un Yıkanması (Thetys mağarası) adlı heykel grubunun yapımında çalıştı. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAUDİN (Thomas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGNAUD (Paul)
Tarih 26 Haziran 2009
REGNAUD (Paul), fransız şarkiyatçısı (Mantoche, Haute-Saöne 1838 – ay.y. 1910). Lyon üniversitesinde profesördü (1879).
Eserleri; La Rhetorigue Sanscrite (Sanskrit Belagatı) [1884]; Le Rig-Veda et les Ori-gines de la Mythologie tndo-Europeenne (Rig-Veda ve Hint-Avrupa Mitolojisinin Menşeleri) [1892]; Les Premieres Formes de la Religion et de la Tradition dans Vİnde et la Grece (Hindistan ve Yunanistan’da Din ve Geleneğin ilk Biçimleri) [1894] v.b. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAUD (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGNARD (Jean-François)
Tarih 26 Haziran 2009
REGNARD (Jean-François), fransız oyun yazarı (Paris 1655 – Grillon şatosu, Dour-dan yakınları 1709).
1678′de korsanlar tarafından kaçırılarak Cezayir’e götürüldü. 1681′de serbest bırakıldı. 1683′te Paris’e döndü. Birçok komedi yazdı. Bunların arasında Le Joueur (Kumarbaz) [1696], Les Menechmes (ikizler) [1705] ve Miras Peşinde (Le Legataire Üniversel) [1708] sayılabilir. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNARD (Jean-François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGGİANİ (Serge)
Tarih 26 Haziran 2009
REGGİANİ (Serge), italyan asıllı fransız tiyatro ve sinema oyuncusu (Reggio nell’ Emilia 1922).
1959′da J.P. Sartre’ın Altona Mahpusları (Les Sequestres d’Altona) oyunundaki başrolle büyük bir başarı kazandı. Sinemada Le Carrefour des Enfants Perduş (Kaybolmuş Çocuklar Kavşağı) [L. Joannon'un, 1943], Manon (H.G. Clouzot’nun, 1948), Verona Âşıkları (Les Amants de Verone) [A. Cayatte'ın, 1948], Halka (La Ronde) [M. Ophuls'un, 1950], Altın Horoz (Casque d’Or) [J. Becker'in, 1951], Le Doulos (J.P. Melville’in, 1962), Leopar (11 Gattopardo) [L. Visconti'nin, 1962]
adlı filimlerde dikkati çekti. 1966′da şarkıcılığa başladı. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGGİANİ (Serge) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Regensburg diyeti
Tarih 26 Haziran 2009
Regensburg diyeti, 1630′da haziran ekim ayları arasında Regensburg’da toplanan imparatorluk diyeti, fransız temsilcisi rahip Joseph seçici prenslerin Ferdinand II’ye güvenini sarstı, Ferdinand II de oğlunu Roma kralı seçtirmedi.
Fransa, Mantova dukalıklarını Nevers düküne verdirdi. Rahip Joseph imparatorla barış imzaladı. Bu diyetle Fransa Avrupa’da üstünlük kurmağa başladı. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Regensburg diyeti hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGAUD (Claudius)
Tarih 26 Haziran 2009
REGAUD (Claudius), fransız hekimi (Lyon 1870 -Paris 1941).
X ışınlarının ve radyumun canlı dokular üstündeki etkisini ve radyasyonla tedavideki yerini inceledi. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGAUD (Claudius) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Reform
Tarih 26 Haziran 2009
Reform, XVI. y.da Avrupa’nın büyük bir bölümünü papaların hâkimiyetinden çıkaran ve protestan kiliselerinin kurulmasına yol açan dinî hareket.
XV. yy.ın sonunda, hıristiyan kiliselerince istenen dinî ve ahlâkî reform, birtakım vaizler tarafından başlatılmıştı. Ne var ki Roma, dünyevî nüfuz siyasetinden caymadığı gibi yüksek kilise makamlarına tayin yapma sistemini de düzeltmeğe yanaşmıyordu. Halk derin bir huzursuzluk içindeydi ve bütün aydınlar bu duruma bir çözüm yolu bulunmasını istiyorlardı. Erasmus’un eserleriyle, Kutsal Kitap üstünde filoloji incelemeleri başlamış, dinî inanç ve kurumların tenkidine girişilmişti.
10 Kasım 1483′te Saksonya’nın Eisleben şehrinde doğan Augustinus rahibi Martin Luther, uzun süren bir vicdan bunalımından sonra, Aziz Paulus’un «Romalılara Mektup»unda, insanın manevî kurtuluşunu doğrudan doğruya iman’a bağlayan bir metin buldu. Bu metin bütün protestan kiliseleri için bir ilahiyat, bir ahlâk ve bir mistisizm kaynağı olacaktı. Johannes Tetzel’in yönetimindeki Dominiken rahipleri Saksonya’da gürültülü bir kampanya ile, papa Leo X’un San Pietro kilisesinin yeniden yapılması için gereken maddî imkânları sağlamak amacıyle satışa çıkardığı endüljans’lara müşteri toplamağa çalışırlarken, Luther, Wittenberg üniversitesinde kendi iman doktrinini okutmağa başlamıştı bile. 31 Ekim 1517′de, endüljans’ların dayandığı ülkeye ve fiilî uygulamaya karşı doksan beş tez ilân etti.
Ama henüz papaya başkaldırmış değildi. Bu tutumundan doğacak devrimci sonuçları, iki yıl içinde, yavaş yavaş geliştirecekti. Sonunda, haziran 1519′da, Leipzig’de ilâhiyatçı Johann Eck’e karşı, Kutsal Kitap araştırmalarında tek otoritenin, serbestçe kullanılan kişisel yargı olduğunu açıkladı.
Luther’in protestosu katolik dünyasında büyük bir yankı uyandırmıştı. İbranî dili uzmanı Johann Reuchlin’in yeğeni Melan-chthon gibi birçok genç ilâhiyatçı Luther’i destekliyordu; Ulrich von Hutten ona Rheinland ve Schwaben şövalyelerinin desteğini vaat etti. Erasmus da, Saksonya seçicisinin himayesini sağlamıştı. Bunun üzerine Luther 1520 haziranıyle eylülü arasında yayımladığı üç başlıca eserinde doktrinini açıkladı.
Doktrinin anahatları şunlardı: evrensel ruhanîlik ilkesi, kutsal sırların üçe indirilmesi, kişi vicdanının hürriyete kavuşması ve aynı zamanda din bütünlüğü, kilise ve siyasî disiplin zorunluğu. Luther, aralık 1520′de, kendisini afaroz eden Leo X’un kararnamesini Wittenberg’de alenen yaktı. Ocak 1521′de imparator tarafından Worms diyetine çağrıldı ve fikirlerini cesaretle savundu. Saksonya seçicisi kendisine Wartburg’da inzivaya çekilebileceği bir yer sağladı. Luther orada «Reform»un eline bir silâh vermek için Kutsal Kitap’ı Almancaya çevirmeğe koyuldu.
Luther’in Wittenberg’deki en ateşli taraftarı olan Andreas Karlstadt, bunun üzerine rahiplerin yemin mecburiyetini kaldırdı, din adamlarının da evlenebileceğini ilân etti ve kutsal resimlere tapınmaya son verdi. Missa âyini bir «kurban» olmaktan çıktı ve bir anma töreni haline geldi. Wartburg’dan dönen Luther bu oldubittileri onayladı. Daha o zamandan, doktrinlere sansür koyma fikrini benimsemeğe başlamıştı; nitekim fazla radikal bulduğu Karlstadt’ı Saksonya’dan çıkarttı; eyalet içinde, tapınma âyinleri ve papazları olmayan dinî topluluklar kurmağa kalkışan Thomas Münzer Mülhausen’e sığınmak zorunda kaldı.
1524′ten beri, Güney Almanya’da, Münzer tarafından kışkırtılan bir köylü ihtilâli gelişiyordu. Luther, prensleri bu ihtilâli bastırmağa teşvik etti; o sıralarda bir «Devlet kilisesi» fikrini benimsemeğe başlamıştı. İmparator ve katoliklerle mücadelesinde prenslerin yardımına muhtaçtı. 1528′den beri devlet adına kiliseleri denetleyen «ziyaretçiler» de çok geçmeden bir çeşit yeni piskoposluk kurdular. Karlstadt’ın görüşü, İsviçre’de ve Ren havzasında kabul edilmeğe başlanmıştı. Antik hümanizme bağlı olan ve isviçre’den paralı asker alınmasına karşı gelmesiyle tanınan Uhich Zwingli, Luther’in çağrısına uydu ve tasarladığı reformlar gereğince 1525′te Zürich’te, 1528′de Bern’de Kutsal sırları reddetti ve litürjiyi çok sadeleştirdi. 1529′da Basel’de Oecoîampade, katoliklere ve hattâ Roma’ya sadık kalan Erasmus’a karşı Zvvingli mezhebini yaydı.
Bu mezhebi, Strassburg’ta da, 1524′te Martin Bucer kabul ettirmişti.
Kilise mülkünün el değiştirmesinde çıkar gören alman prensleri Luther reformunu destekliyordu. 1525′te katolikler Dessau’da bir savunma birliği kurunca, Saksonya seçicisi ile Hessen İandgrafı Philipp, buna karşılık, Gotha’da bir «İncil birliği»nin başına geçtiler (1526). Güney almanya şehirlerindeki Zvvingli taraftarları ise bu birliğin dışında bırakıldı. Avrupa siyasetinin papadan uzaklaştırdığı imparator, 1526′da devletlere kendi sınırları içinde din meselesini istedikleri gibi çözümlemek yetkisini vermişti; ama papayı yendikten sonra bu tavizlerini inkâr etti (1529).
Reform taraftarları bu tutumu «protesto» ettikleri için, bağlı oldukları kiliselere «protestan» adı verildi. 1529′da Marburg’da Luther ile Zvvingli arasında yapılan uzlaşma teşebbüsü sonuç vermedi. Ama imparator, fransız ve türk tehlikesi karşısında, 21 haziran 1530′da topladığı Augsburg diyetinde, Reform taraftarlarıyle Roma taraftarlarını birleştirmeğe çalıştı. Melalanchthon çok önemli tavizler verdi; ama ne zwingli’ciler ne de katolikler anlaşmaya hazır değildi. Sonunda Luther’in sabrı taştı ve gürültülü tartışmaların ardından ilişkiler kesildi.
Mart 1531′de, Luther’in reformunu kabul eden prensler ve şehirler Smalkalde birliğini kurdu. Zwingli’nin ölümünden sonra (11 ekim 1531), taraftarları 25 mayıs 1536′da Luther ile Witenberg uzlaşmasını yaptılar. 1532′de Smalkalde birliğinin Fransa ile yaptığı ittifak karşısında imparator daha ılımlı bir siyaset benimsemek zorunda kaldı. 1525 Köylü ihtilâlinin bir devamı olan ayaklanma, yani Strassburg’tan Amsterdam ve Münster’e kadar papazsız ve prenssiz bir toplum kurmak ve yetişkinlerin vaftiz edilmesini’ öngören bir kilise meydana getirmek amacında birleşen anabatistlerin ayaklanması karşısında, reformcularla katolikler bir an için birleştiler.
Bir prenslik ordusu Münster’e girerek korkunç misilleme hareketlerinde bulundu. Ancak imparatorun Luther ve Zwingli taraftarlarını Roma ile uzlaştırmak için harcadığı bütün çabalar (Hagenau ve Worms görüşmeleri ve 1541 Regensburg diyeti) ilâhiyatçıların inatçı tutumu yüzünden sonuç vermedi.
• Reform imparatorluk sınırlarını aşmağa başlıyordu. Anvers’te, Luther’in ilk yazılan 1518′den itibaren okunmağa başlanmıştı. Brüksel’de Marguerite d’Autriche’in hükümeti danışma için Erasmus’u ve bazı erasmus’çulan çağırdı. Ama 1520 ile 1531 arasında imparator emirnameleri, Kiliseden ayrılanların ölüm cezasına çarptırılacağını ilân ederek hiç olmazsa görünüşte başarı sağladı. Ne var ki, yine de anabatist propagandasının önü alınamamıştı. O sırada İsveç’te kral Gustaf I Vasa, İsveç’i Danimarka boyunduruğundan kurtarıyor (1523), itibarını kaybetmiş bir papaz sınıfının mülklerini kamulaştırıyor ve 1529′dan itibaren de millî monarşiye sıkıca bağımılı resmî bir luther’ci kilise kurmağa çalışıyordu.
Danimarka’da kral Christian II bir ihtilâlle devrilmiş, Friedrich I, Luther’ciliği resmî din haline getirmişti. Kısa bir süre sonra, Friedrich Iin tahtta hak iddia eden bir katoliği yenmesi Norveç’in protestan olmasına yol açtı (1537). İngiltere’de, kral Henry VIII, nazır Thomas Wolsey’in yardımıyle, aslında Luther’ciliğe kesinlikle karşı çıkan bir disiplin reformuna girişmişti. Ama Henry VIII, Kari V’in teyzesi olan karısı Catherine of Aragon ile evliliğinin bozulmasını istiyordu. Papa ise, imparatorun etkisi dolayısıyle, bu evliliği bozmadı. Bunun üzerine, kralın danışmanı Cromwell, 11 şubat 1531′de, kiliseyi tahta bağımlı kılan bir tasarıyı parlamentodan geçirdi. Oysa nazır Thomas Mora sapkınlığı ezmeğe devam ediyordu.
Cambridge’li bir ilâhiyatçı olan Thomas Cranmer, kralı papaya rağmen boşanmağa teşvik etti. Sonunda, Henry VIII, 11 temmuz 1533′te Anne Boleyn ile evlenince papa tarafından afaroz edildi. Ocak 1534′te de anglikan sapkınlığının yerleşmesine yol açan eylemler başladı. Katolik birliğini savunanlar, en ünlüleri Thomas More olan birçok kurban verdi. 1537′de ilân edilen Book of Ârticles, içinde yine de birçok katoliklik unsuru bulunan bir Protestanlık ortaya koyuyordu. İskandinavya’da olduğu gibi, İngiliz Protestanlığında da, kilise yöneticilerinin kademeleşmesi muhafaza edildi. Kilise mülkleri satışa çıkarıldı ve 1539′da ilân edilen 6 maddelik kararnameyle, sapkınlıkların kovuşturulması için engizisyon usullerinin uygulanması öngörüldü.
Bu arada, Fransa kilisesinde de derin değişiklikler başlıyordu. Jacques Lefevre d’Etaples, 1521′de, Meaux piskoposu Guillaume tarafından bölgesindeki reform çalışmalarına katılmağa çağrıldı ve ilk iş olarak da Yeni Ahit’i Fransızcaya çevirmeğe başladı. Bu arada tapınma usullerinde de sadeleşmeye gidiliyordu.
Lyon ve Meaux’da, reform propagandası sosyal bir nitelik kazanmağa başlamıştı. 1525 Pavia yenilgisinde kralın esir düşmesinden sonra naip Luisa di Savoia bir süre sapkınlığı bastırma siyaseti güttü. Lefevre d’Etaples, Strassburg’a sığınmak zorunda kaldı. Dört yıl sonra, Louis de Berquin’in ölüme mahkûm edilmesi Luther ve Zwingli propagandasını durdurdu. Kral François I, siyaset gereği papa. Clemens VII’ye yaklaşmıştı. 1534′te reform taraftarları propaganda afişleri asmağa başlayınca, Fransa hükümeti kıyıma geçti.
• Lefevre’in öğrencisi olan ve İsviçre’ye sığınan Guillaume Farel, Neuchâteld’e bir zwingli kilisesi ve faal bir propaganda merkezi kurmayı başarmıştı. 1535′te ise, Savoia dükünün ve piskoposunun boyunduruğundan kurtulan Cenevre’ye reform hareketini getirdi. Bu arada,
1 kasım 1533′te fakültelerin açılışı dolayısıyle rektör Nicolas Cop’u reformcu bir konuşma yapmağa teşvik eden Jean Calvin Basel’e sığınarak orada Oecolampade’ın doktrinini benimsedikten sonra 1536 martında İnstitution de la Religion Chretienne (Hıristiyan Dinî Kurumu) adlı kitabını yayımladı.
Calvin’in otoritesi, 1536 sonundan beri Farel’in ısrarı üzerine kaldığı Cenevre’de yayılıyordu. Calvin, Saint-Pierre vaizi olarak, institution Chretienne’i fransızca bir ilmihal biçiminde özetledi. 10 Kasım 1536′da Farel, her yurttaş için zorunlu olan iman düsturunu açıkladı. Ama bu çeşit bir kısıtlamayı ne liberal burjuva sınıfı, ne cumhuriyet topraklarına sığınmış anabatistler, ne de Kutsal Kitap’ın serbest yorumu sonucunda Arianus’çuluğa ve tabiî dine varan rasyonalist ilâhiyatçılar kabul ediyordu. Güçlü bir muhalefet, 23 nisan 1537′de alınan ve 26 mayıs 1538′de onaylanan bir kararla Farel ile.
Calvin’in sürgün edilmelerine yol açtı. Calvin, Strassburg’da Fransız Mültecileri kilisesini yeniden kurdu ve Hagenau’da, Worrns’ta, Regensburg’ta, iuther’cilerin Roma ile uzlaşmaması için mücadele etti. 1540 Seçimlerinde Protestanların kazanması Calvin’in 13 eylül 1541′de muzaffer olarak dönmesini sağladı. 20 Kasım 1541′de yayımlanan Orâonnances Ecclesiatiqueslerle hıristiyan reformu kesinleşti. Bu reforma uygun olarak kilise, kişilerin ve devlet memurlarının tutumunu denetleyen bir kurul tarafından yönetiliyordu. Muhalefet liderleri sürüldü veya ölümle cezalandırıldı. Aragon’lu bir doktor olan ve Teslis’i inkâr ederek bütün hıristiyan kiliselerini öfkelendiren Miguel Servet (Christianismi Restitutio, 1553) Calvin tarafından katolik engizisyonuna ihbar edildi.
Hapisten kaçarak Cenevre’ye sığman Servet tutuklandı ve 28 ekim 1553′te yakıldı. Bu gaddarlığın uyandırdığı kızgınlık uzun süre yatışmadı. Ama Calvin konseylerde, fransız mültecilerinden de destek gören sağlam bir çoğunluğa dayanıyordu. 1559′da Cenevre’de kurulan ve Theodore Beze’in yönetiminde bulunan Cenevre akademisi, Avrupa’nın en yüksek protestan okulu oldu. Wittenberg’in yapamadığını şimdi Cenevre başarıyordu. Yani şehir, militan Protestanlığın merkezi olmuştu. Kari V’in baskı siyaseti sonucunda Hollanda ve özellikle de Anvers’te gerileyen Protestanlığı Calvin’cilik yeniden canlandırdı.
İngiltere’de ise Henry VIII’in 28 ocak 1547′de ölmesinden sonra Calvin’cilik ikinci bir reformun ilham kaynağı oldu. Edward VI’nın henüz bir çocuk olmasından istifade eden Somerset ve daha sonra da Warwick, Cranmer’in yardımıyle, papazların evlenmemesini öngören hükmü ve kilise sunaklarını kaldırdılar ve sadece dinî görevlerde bir kademeleşmeyi kabul ettiler. Prayer Book’un (Dua Kitabı) 1549 ve 1552′de yayımlanan iki ayrı metni dua ve tapınmada birlik kurulmasını sağladı. Kral François I’in saltanatının son yıllarındaki kovuşturmalara ve sert kararnamelere rağmen Calvin’cilik krallığın hemen hemen bütün eyaletlerinde protestan kiliseleri kuruyordu. Ayrıca, Calvin’in üç delegesinin huzurunda mayıs 1559′da Paris’te ilk Sinod toplandı.
Bu arada, daha sonraları Karşı Reform adıyle anılacak olan hareket de teşkilâtlanıyordu. Bu hareket, gücünü, bazı küçük sapkın topluluklarının kolayca yok edildiği İspanya’dan ve İtalya’dan alıyordu. Ama Roma başlangıçta bazı hayal kırıklıklarına uğradı. 1545-1548 Arasında, Trento konsilinin ilk toplantıları Papalık kurumunda derin değişiklikler yapılması konusunu pek önemsememişti. Ayrıca, ne imparator ne de Fransa kralı, konsilin kararlarını kabul etmemişti. Protestan kiliseleri temsilcilerinin istemeyerek ve çok geç çağrıldıkları yeni görüşmelerse 1551′de başladı ve 28 nisan 1552′de savaşın taşlamasıyle yarıda kaldı.
18 Şubat 1546′da Luther öldüğü zaman. Karşı Reform, Lutherci’liğin yok olacağı umuduna kapıldı. Saksonya dükü Moritz’in yenilgisinden sonra Mühiberg’de galip gelen Kari V, 19 mayıs 1547′de Wittenberg’e girmişti. Ama imparator, Roma’nın beklediği tavizleri vermek istemedi. Augsburg’da yapılan bir antlaşma Protestanların temel hürriyetlerini ortadan kaldırmakla birlikte Trento konsilinin kararlarını da uygulatmadı. 1552′de Saksonyalı Moritz imparatorluk davasını terk etti ve savaş yeniden başladı. 3 Ekim 1555′te imzalanan Augsburg antlaşmasıyle de imparatorluğun sınırları içinde protestan kilise ve devletlerin varlığı resmen kabul ediliyor ve her yurttaşın kendi devletinin dinini kabul etmek zorunda olduğu belirtiliyordu. O sırada Protestanlık Almanya’nın üçte ikisine hâkim olmuş, Bohemya’yı ele geçirmiş ve etkisini kısmen Avusturya, Macaristan ve Polonya’ya da yaymıştı.
Reformun henüz iyice yaygın bir duruma gelmediği ingiltere’de katolikler, 3 ağustos 1553′te Henry VlII’in büyük kızı Mary Tudor’un tahta çıkışını sevinç gösterileriyle karşıladılar. Mary Tudor, kardinal Pole ile anlaşarak, İngiltere krallığını Papalık ile uzlaştırmak için çaba göstermeğe başladı. Oğlu Philipp’i kraliçeyle evlendirmiş olan imparatorun aracılığıyle, papa Julius III, kilisenin kamulaştırılmış malları üstünde hak iddiasından vaz geçti ve parlamento 30 kasım 1554′te ingiltere’nin yeniden katolik kilisesine döndüğünü ilân etti. Bundan sonra girişilen kıyımda, Anglikan kilisesi, başta Cramer olmak üzere 277 kurban verdi. Ama 17 kasım 1558′de Mary Tudor ve kardinal Pole öldüler.
Henry VIII ile Anne Boleyn’in kızı Elizabeth, ingiltere kraliçesi oldu. Katoliklikten nefret eden Elizabeth için din bir hükümet aracından başka şey değildi. Babasının reformunu Edward VI’nın reformuna tercih ediyor ve Calvin’ciliğin getirdiği cumhuriyetçi kurumlardan da hoşlanmıyordu. Üç karanameyle, tahtın kilise üstündeki hâkimiyetini yeniden kurdu. 1552 Tarihli Prayer Book (Dua Kitabı) bazı değişikliklerle yeniden yürürlüğe girdi, ingiltere’de «Tanrı çocuklarının katkısız serbestliğini» arayan küçük topluluklar belirmeğe başlamıştı.
Roma, Elizabeth’e karşı İskoçya’nın yardımına güvenebilirdi. Ama John Knox’un ateşli dinî konuşmaları, kişizadelerin düşmanlığı ve halkın hoşnutsuzluğu çok geçmeden kuzeyde de tamamıyle cumhuriyetçi ve piskopossuz bir kilisenin gelişmesine yol açtı.
Fransız Protestanları arasında, krala bağlı subaylar, İtalya ve Fransa’da savaşmış kimseler ve en yüksek ailelerden bazı kişiler yer almağa başlamıştı. O zamana kadar sadece dinî nitelik taşıyan bu topluluk askerî bir kimlik kazanıyordu. Mayıs 1558′de, Preaux-Clercs’de 4 000 kişi, silâhlı kimselerin refakatinde, ilâhiler okuyarak Sen nehri boyunca yürüyüşe geçti. Kral Henri II durumdan kuşkulandı. Guise düklerinin kardeşi olan Lorraine kardinali 1550′den beri Cizvitleri Paris’e kabul etmişti. 1555 Aralık ayında Roma’da papa Paulus IV ile yaptığı görüşmeler sırasında Calvin’cilikle derhal mücadeleye girişmeğe söz vermiş, Roma engizisyonunun Fransa’ya yerleşmesini de memnuniyetle kabul etmişti. 3 Nisan 1559′da imzalanan Cateau-Cambresis antlaşmasiyle, altmış beş yıldan beri süregelen İtalya savaşları ispanya lehine sonuca bağlandı ve iki krallık din sapkınlarına karşı uzlaşmaya vardı.
Henri II Cenevre veya ingiltere’ye karşı bir haçlı seferi düzenlemek istiyordu. 2 Haziran 1559′da Ecouen’da imzalanan yeni bir kararname, Protestanlara kaçmak veya ayaklanmaktan başka bir çare bırakmadı. Paris parlamentosundan dört danışman Bastille’e hapsedilmişti. 10 Temmuzda kralın bir kaza sonucu ölümü, Fransa’da din savaşlarının başlamasını ancak üç yıl geciktirebildi. Bk. PROTESTANLIK. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reform hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REFERANDUM
Tarih 26 Haziran 2009
REFERANDUM i. (fr. referendum’dan). Siyaset ve Huk. Siyasî iktidar tarafından alınan bir kararın idare edilenler tarafından kabul edilip edilmediğini ortaya koyan halkoyuna başvurma usulü.
— ANSİKL. Halkın doğrudan doğruya yönetime katılması iki şekilde olabilir. Birinde (buna «dolaysız demokrasi» adı verilir), vatandaşlar, belirli zamanlarda, siyasî ve idarî kararlara katılmak üzere genel kurul halinde toplanırlar. Eskiçağ sitelerinde bu kurul, gerçek bir hükümet organı ödevi görürdü ama site halkının yalnız bir kısmı vatandaş sayılıyordu.
İsviçre’nin üç kantonunda (Glaris, Appenzell, Unterwald) ve bazı amerikan komünlerinde, yılda bir kez toplanan genel kurulun görevi ancak yöneticileri denetlemekten ibarettir. Halkın yönetime katılmasının ikinci şeklinde ise (buna «yarı dolaysız demokrasi» denir) seçmenlerin görevi, basit temsilî rejimde olduğu gibi, temslicileri seçmekten ibaret değildir; seçmenler, günlük dilde çok zaman referandum ortak adı altında birbirine karıştırılan çeşitli ve değişik usullerle, gerek yasama yetkisine, gerek anayasa yapma yetkisine katılmış olurlar.
Bu çeşitli usuller şunlardır: .
• Halk vetosu. Kanun, parlamento tarafından hazırlanır ve yürürlüğe konmadan önce halka bildirilir. O zaman seçmenlerin bir dilekçe verme hakkı vardır; eğer kanuna karşı olanlar yeterince imza toplayabilirlere, bu kanunun onaylanması veya kaldırılması konusunda bir referanduma başvurulur; eğer referandum yapılması lehinde kullanılmış oylar yetersiz ise, kanun onaylanmış sayılır. Böyle bir sistem Fransız ihtilâlinden sonra, Yıl I’in «Montagnarde» Anayasasınca öngörülmüştü. Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri, mahallî anayasalarında bu sisteme yer vermişlerdir.
• Seçme. Hükümet, seçmenlere birkaç çözüm yolu sunar, seçmenler bunlar arasından birini seçerler. Meselâ 21 ekim 1945′te hükümet, Fransızlara şunu sormuştu:
a) aynı gün seçtikleri meclis, yeni bir anayasa hazırlamakla görevli bir kurucu meclis mi olacak, yoksa 1875 Anayasası kanunları çerçevesinde (senato o zaman iki ay içinde seçilirdi) çalışan bir milletvekilleri meclisi mi olacak;
b) bu meclis bir kurucu meclis ise, yetkileri sınırsız mı olacak, yoksa ek bir geçici anayasa mı yürürlüğe konacak?
• Anayasal referandum. Yeni anayasalar veya anayasa tadili tasarıları seçmenlere sunulur. Fransa’da birkaç anayasa için bu yola başvuruldu.
İsviçre’de, anayasal referandum, gerek federal alanda, gerek kantonlar alanında, mecburîdir.
• Yasama referandumu. Hükümet ve parlamento, organik veya alelade bir kanun teklif veya tasarısını halkın onayına sunar. 1952 Fransız Anayasası toplantılar süresince hükümetin veya iki meclisin, resmî gazetede yayınlanan teklifini referanduma sunma hakkını cumhurbaşkanına verir.
Ancak bunların, amme yetkilerinin teşkilâtlanmasına ilişkin veya Anayasaya aykırı olmamakla birlikte, kurumların çalışmasında aksaklıklar yaratması muhtemel bir devletlerarası antlaşmanın onaylanmasıyle ilgili kanun teklifleri olması gerekir. Burada sınırlı konular üstünde ihtiyarî bir referandum söz konusu demektir.
Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri ihtiyarî referandum, bazıları ise mecburî referandum usulünü uygular.
İsviçre’de, yasama referandumu, federal alanda ihtiyarîdir (30 000 vatandaşın veya 8 kanton hükümetinin talebi gerekir). Ama bütçe, malî kanunlar ve üyelerin mutlak çoğunluğuyle meclislerin âcil kararını aldıkları kanunlar için referanduma gidilemez. Kantonlar alanında ise bazen mecburî, bazen ihtiyarîdir.
• Danışmak referandum. Resmî makamlar, seçmenleri danışmalı bir referanduma da çağırabilirler. 1852 Fransız Anayasasının bu tür bir istişareyi öngördüğü anlaşılıyorsa da, bu yola hiç başvurulmamıştır.
• Halk teşebbüsü. Vatandaşların teşebbüsüne katılma hakkına bu ad verilir. Burada, kaleme alınmış bir kanun teklifi üstünde veya ilân edilmiş bir reform konusunda belirli sayıda imza toplamak söz konusudur (yazılı teşebbüs). Dilekçe kanunî sayıda imzayı toplayabildiği zaman (İsviçre’de federal kanunlar için 50 000) gerçek bir referanduma gidilir.
Bazı anayasalar (İsviçre, Kuzey Amerika’nın bazı eyaletleri) bir dolaysız teşebbüs öngörürler; bu yolla kabul edilen tasarı, kanun hükmündedir.
Bazı anayasalar (Kuzey Amerika’nın çeşitli eyaletleri) ise, dolaylı teşebbüsü öngörürler. Bu durumda teklif veya reform bildirisi parlamentoya sunulur; parlamento onaylar veya reddeder; bazı hallerde, parlamentonun kabul ettiği metin yeniden bir yasama referandumuna sunulur.
İsviçre’de, federal işlerde, halk teşebbüsü ancak Anayasa konusunda işe karışabilir. Bu sınırlamanın sakıncası, Anayasaya, amme yetkilerinin teşkilâtlanmasını hiç bir surette ilgilendirmeyen tedbirlerin sokulmasıdır. Kantonlarda ise, halk teşebbüsü, gerek Anayasa alanında, gerekse yasama alanında uygulanır.
* Referandum – hakemlik. İki savaş arasında yürürlüğe giren bazı avrupa anayasaları, yürütme kuvveti ile yasama kuvveti arasındaki anlaşmazlılkarda hakemliği reform aracılığıyle halka tevdi etmeyi öngörmüştür. General de Gaulle’ün de 1958 Anayasasını bu açıdan yorumladığı söylenebilir. Referandumun demokratik niteliği reddedilemez. Çünkü halka, bu yolla, bazı kararların alınmasına doğrudan doğruya katılma imkânı sağlanır (Duguit, seçmen kitlesinin şu veya bu kanun tasarısı üstünde fikir beyan ederken yetenekli temsilciler seçmek istediği zamankinden daha isabetli davrandığını öne sürer).
Ama buna karşılık referandum, bir yandan muhafazakâr niteliği dolayısıyle (İsviçre’de reform tasarılarının çoğu statükoyu korumak üzere reddedilmiştir) ve öte yandan da seçmenin çok zaman referandum kavramıyle plebisit kavramını birbirine karıştırıp metnin kendisinden çok kendisine bu metni sunan ve işbaşında bulunan devlet adamını göz önünde tutarak oy kullanması sebebiyle kınanmıştır.
• Türkiye’de 1961 Anayasası tasarısı, Kurucu meclis tarafından hazırlandıktan sonra halkoyuna sunuldu. Milletlerarası hukuk dışında yurt içinde ilk olarak başvurulan bu referandum, 28 mart 1961 tarihli ve 283 sayılı, Anayasanın Halkoyuna Sunulması Hakkında kanun hükümlerine uyularak yapıldı. Anayasa tasarısının halkoyuna sunulması Kurucu Meclis Teşkili Hakkında kanunla öngörülmüş, hattâ yine bu kanunla, referandum sonucunda Anayasanın reddi halinde, her 100 000 nüfus için bir üye hesabiyle ve yeni seçim kanunu hükümlerine göre yeni bir Temsilciler meclisinin seçileceği ve bu suretle yeni bir tasarı daha hazırlanacağı belirtilmişti.
Referandumu düzenleyen kanuna göre, seçme yeterliği bulunan her vatandaş, seçmen kütüğüne kayıtlı olmak şartıyle halkoyuna katılabilecekti. Anayasayı kabul eden seçmenler, üzerinde «evet», kabul etmeyenler de üzerinde «hayır» yazılı pusulaları kullandılar. Bu oy pusulaları değişik renklerde yapıldı. Seçim kurulu, Anayasanın halkoyuna sunulmasında uygulanacak esasları ayrıca açıklamıştı.
Bu açıklamaya göre, kendilerine oy verme gününe kadar seçme yeteneğini kaybettiğine dair yetkili mercilerden resmî belge gelmiş bulunanlar, seçmen kütüğünde yazılı olsalar bile oy veremeyeceklerdi. Oy verme süresi saat 8′den 17′ye kadardı. Seçim çevresi, seçim bölgesi ve sandık bölgeleriyle propaganda, araçların sağlanması, sandık kurulu üyelerinin ant içmeleri, görev ve yetkileriyle oy verme yeri, oy verme sırasındaki işler konusunda genel seçim kuralları uygulandı. Referandumda kullanılan oy pusulaları 7×10 sm ölçüsünde, 24 puntoluk harflerle beyaz renktekilerin üzerine «evet», açık kırmızı renktekilerin üzerine de «hayır» yazılmak suretiyle hazırlanmıştı.
Bu pusulaların içine konulacağı zarflar, ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mühürleriyle mühürlendi. Seçmen, çift mühürlü zarflardan birini aldıktan sonra kapalı oy verme yerine gidecek ve burada bulunan «evet» veya «hayır» ibaresini taşıyan pusulalardan dilediğini bu zarfa koyarak zarfın ağzını bizzat kapattıktan sonra, eliyle sandığa atacaktı. Her iki pusulanın da bulunduğu zarflar geçersiz sayıldı. Bir zarfta aynı renkte birden fazla oy pusulası çıktığı takdirde bu, bir oy sayıldı.
O tarihte Türkiye’nin nüfusu 27 818 248 idi ve bunun 18 992 740′ı köy ve bucaklarda, 8 825 508′i de şehirlerde yaşamaktaydı. Seçmen sayısı da şöyle tespit edilmişti: köy ve bucaklarda
8 693 465 (yüzde 45,8), şehirlerde 4 054 436 (yüzde 45,9); toplam 12 747 901 (yüzde 45,8). Referandum 15 temmuz 1961 günü yapıldı. Köy ve bucaklarda 42 256, şehirlerde 13 793 sandıkta oy kullanıldı. Sayım sonunda köy ve bucaklarda 7 245 158 (yüzde 83,3), şehirlerde ise 3 075 593 (yüzde 79,9) kişinin oy kullandığı anlaşıldı.
Geçerli oyların sayısı şöyleydi: köy ve bucaklarda 7 215 101 (yüzde 60,5), şehirlerde 3 066 935 (yüzde 64,7). Anayasa geçerli oyların yüzde 61,7’siyle onaylanmış oldu, oy sahiplerinin yüzde 38,3′ü de Anayasaya «hayır» dedi. Bu suretle referanduma sunulan 1961 Anayasası 9 temmuz 1961 günü 3 934 370 hayır oyuna karşı 6 348 191 evet oyuyle kabul edildi. (LM)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REFERANDUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Reconquista
Tarih 25 Haziran 2009
Reconquista, hıristiyanların, müslümaniarm elindeki İspanya’yı yeniden fethetmelerini belirtmek için tarihçilerin kullandığı ispanyolca kelime.
Reconquista başlangıçta çok yavaş gelişti. Daha sonraları, her mevsimde tekrarlanan ve değişik sonuçlar veren a-kınlar (algarada) halini aldı, (Bu arada, meselâ 1064′te, Barbastro’ya kadar başarıyle ilerleyen bir akıncı birliği, yağmadan ve şehrin hareminde geçirdikleri eğlenceli saatlerden sonra baskına uğrayarak öldürüldüler.)
Bütün bu çabalar hıristiyanların sürekli olarak savaşa hazır durumda bulunmasını ve henüz birbirinden kopamamış hıristiyan krallıklarında erken sayılabilecek bir millî bilincin uyanmasını gerektiriyordu. Reconquista, bu hıristiyan ülkeleriyle Avrupa’nın öbür krallıkları arasında bir bağ kurulmasına da yaradı. Hıristiyanlık dünyasının uç eyaleti olan İberik yarımadası, Fransa’nın dört yanından koşup gelen şövalyelerle doldu: Charlemagne’ın şövalyeleri, ispanya ordularına katılan Franklar ve XI. yy.da düzenlenen fransız haçlı seferlerinin kumandanları (Gui Geoffroi, Guillaume de Montreuil).
Rahipler de yardımda bulundular. Bunlar, Compostela yoluyle gelerek manastırlarını Aragon ve Castilla’da kuran ve yeniden ele geçirilen şehirlere piskopos sağlayan Cluny rahipleriydi (XII. yy.da yerlerini Citeaux rahiplerine bıraktılar). XII.yy.da ortaya millî askerî tarikatlar da çıktı: sayıları çok az olduğu için Calatrava’yı terk eden Templier tarikatı rahiplerinin yerine burayı korumak amacıyle kurulan calatrava tarikatı; önceleri hacıların korunması için kurulmuş olan santiago tarikatı ve alcan-tara tarikatı gibi.
Bu arada, İberik yarımadasındaki müslümaniarın durumu da fetih-çiler için elverişli bir ortam yaratmıştı. Kur-tuba halifeliğinin parçalanmasıyla (1031) ortaya çıkan ve çok zaman birbirleriyle çekişen Taifes müslüman hükümdarlıklarının kuvvetleri bu çekişmeler yüzünden dağılıyordu. Toledo ve Badajoz hükümdarlıkları Se-villa krallığıyle mücadele etmek zorunda oldukları için kuvvetlerini biraraya getirerek hıristiyanlara tam manasıyle karşı koyacak değillerdi.
Hıristiyan prensleri, bu krallıklardan birini diğerine karşı destekleyerek aralarındaki anlaşmazlıkları körüklüyor, kimine metbuluklarını kabul ettiriyor, kiminden de haraç alıyorlardı. Reconquista’yı, Fransa’ya yaklaşmış ve bir başına kalmış olan Navarra’dan (Calahorra’nın alınması [1045]) çok Aragon’un ve özellikle Castilla’nın eseri saymak gerekir (Toledo kralının [1062] ve Sevilla’nın baş eğmesi [1063]). Fernando I, Valencia’ya 1065′te ulaştı ve hemen geri çekilmek zorunda kaldı. Alfonso VI Toledo’yu 1085′te yıllarca süren bir savaş sonunda ele geçirdi, ispanya müslümanlarının kötü durumu, Fas’tan gelen Murabıtların müdahalesiyle (Yusuf bin Taşfin, 1086) yeniden, düzeldi: Murabıtlar Sagrajas’ta, (Zalaca) Alfonso VI’yı yendiler. Hıristiyan orduları, büyük bir düzensizlik içinde geri çekilerek ancak Fransa’dan yeni takviyelerin gelmesiyle toparlanabildi.
Bundan sonra akınlar yeniden başladı ve Elcid 1094′te Valencia’ya kadar ilerledi. Murabıt saldırısı devam etti ve hattâ 1114′te Barcelona’yı bile tehlikeli duruma düşürdü. Ama Murabıtlar savaş güçlerini çok kısa bir sürede tükettikleri için bu başarıların arkası gelmedi. XII. yy.m ortasında yarımada yeniden fethedilmek ü-zere gibiydi. Muvahhidlerin gelişi ülkenin tümüyle hıristiyanların eline geçmesini yeniden geciktirdi. XIII. yy.ın başında ise, Cas-tilla ile Aragon’un tam bir anlaşmaya varmaları ve Leon birlikleri dışında bütün orduların birleşmesi kesin sonuç veren Las Navas de Tolosa çarpışmasına (1212) yol açtı.
1238′de Jaime I’de Aragon, Balear adaları ile Valencia’yı aldı: Castilîa’lı Fernando III 1236′da Cordoba’yı, 1246′da Jaen’i, 1248′de de Sevilla’yı işgal etti. 1249′da Portekiz Algarva’yı ilhak etti. Bundan sonra, 1492′de Granada krallığının düşüşüyle Reconquista son buldu. Ama bu olay, arkasında, Iberik yarımadasında varlığını uzun zaman sürdürecek izler bırakacaktı: tarikat mülklerinin yol açtığı latifundia meseleleri, kuzey ile güney arasındaki çıkar farkları ve değişik ruh hali, güneydeki halk geleneklerinde görülen islâmî kalıntılar ve ispanyol ruhunun sürekli bir özelliği olmamasına rağmen, iç çekişmeler olduğu kadar denizaşırı fetihlere de yol açan bir haçlı zihniyeti. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reconquista hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RECAMiER (Julie BERNARD, Madame—)
Tarih 25 Haziran 2009
RECAMiER (Julie BERNARD, Madame—), fransız soylu kadını
(Lyon 1777-Paris 1849).
Lyon’da bankacı olan babası, 1784′te bakan Calonne’un himayesiyle Paris’e yerleşti. Madame Recamier 1793′te kendinden çok yaşlı olan bankacı Recamier ile evlendi. Kocası 1798′de Necker konağını satın alınca, Madame Recamier, Madame de Stael ile tanıştı.
Konsüllük devrinde çevresinde sayıları gitgide artan bir hayranlar topluluğu meydana geldi. Bu topluluğun en önemli kişileri, Adrien ve Mathieu de Montmorency, Lucien Bonaparte, Moreau ve Bernadotte’tu. Çok güzel bir kadın olan Madame Recamier, kendisine âşık etiği kimselerin fazla ileri gitmelerine izin vermez, ama cesaretlerini de büsbütün kırmazdı. Kocasının işleri ters gidince Coppet’ye, Madame de Stael’in yanına çekildi.
Orada tanıştığı Prusya prensi August’u elde etmeyi başardı. Boşanmağa kalktı, kocası önce razı oldu, sonra vaz geçti. Kendisini muhaliflere yakın olmakla suçlayan imparator tarafından Paris’ten sürülünce, kocasının ailesine sığındı. 1814-1815′te Benjamin Constant ile yakınlık kurdu. Res-torasyon’un başlarında kocası ikinci defa büyük para kaybına uğradı; bunun üzerine Madame Recamier Abbayeaux-Bois’ya çekildi (1819) ve Chateaubriand ile ilişki kurdu. Ballanche ve Jean-Jacques Ampere gibi yakın dostlarının devam ettiği salonunu Chateaubriand’a tapılan, bir mabet haline getirdi. Souvenirs (Hatıralar) ve Correspon-dances’ını (Yazışmalar) yeğeni Amelie Cyyoct (Madame Charles Lenormant) yayımladı (1859). [L]
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECAMiER (Julie BERNARD, Madame—) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RECAİZADE MAHMUD EKREM
Tarih 25 Haziran 2009
RECAİZADE MAHMUD EKREM, türk şairi ve yazarı (İstanbul 1847-ay.y. 1914).
Tanzimat devri yazar ve bilginlerinden Takvimhane nazırı ve Meclisi Vâlâ üyesi Recai Efendinin oğlu, Ercüment Ekrem Talu’nun babası. Beyazıt rüştiyesi ile Mektebi İrfaniye’yi bitirdi. Harbiye idadisine girdi (1858); sağlığı bozulduğu ve matematikten çok edebiyata ilgi duyduğu için bu o-kuldan ayrıldı. Hariciye Nezareti Mektubî kalemine girdi (1862).
Vergi İdarei Umumiye kaleminde (1866), Esham Muhasebei Mühimine odasında çalıştı. Şûrayı Devlet’te muavin (1868) oldu: Nafıa (1869) ve Tanzimat (1872) dairelerinde görev aldı. Tanzimat dairesi başmuavini oldu (1873). Şûrayı Devlet üyeliğine getirildi (1877). Galatasaray sultanîsi ve Mülkiye mektebinde edebiyat öğretmenliği yaptı (1880-1887). Temyiz Mahkemesi üyeliği ve Tanzimat dairesi reisliğinde (1898) bulundu.
Trablusgarp’a italyan saldırısını önlemek için inceleme yapmak üzere gönderilen kurula katıldı. Evkaf ve Maarif nazırlıkları yaptı (1908). Ayan üyeliğinde bulundu (1908-1914). Edebiyatla ilgili çalışmalarına divan edebiyatı yolunda şiirler yazarak başladı. Namık Kemal ile tanışması sanat anlayışında yenileşme imkânı yarattı. Namık Kemal Avrupa’ya gittikten sonra onun yerine Tasvir-i Efkâr’a makaleler yazdı (1867). Şûrayı Devlet’te muavinlik görevi alınca gazeteciliği bıraktı (1868).
İlk şiir kitabı Nağme-i Seher’i (Seher Nağmesi) 1871′de yayımladı. İki yıl sonra Yadigâr-ı Şebab (Gençlik Yadigârı) adlı şiir kitabı çıktı. 1890′da Zemzeme (Tatlı Sesler) a-dını taşıyan şiir kitaplarını birbirini izleyen ciltler halinde çıkarmağa başladı (I. kısım: 1883; II. kısım: 1884; III. kısım: 1885). III. Zemzeme ve Takdir-i Elhan (Nağmelerin Değerlendirilmesi) [1886] çıktığı zaman, eski edebiyat anlayışını savunanlarla giriştiği tartışmalar, geniş yankılar uyandırdı ve ancak hükümetin işe karışmasıyle kapatıldı. Recaizade Ekrem’in bu sıralarda yayımladığı tenkit yazıları bilgi ve akılla temellenmesi, gerçeğin araştırılmasını amaç edinmesiyle dikkati çekti.
Recaizade Ekrem, 1886′da Servetifünun dergisi çevresinde toplanan Tevfik Fikret, Cenab Şahabeddin, Halit Ziya (Uşaklıgil) gibi çağının genç yazarlarını destekleyerek biçim ve öz bakımından batı edebiyatı anlayışına bağlanan Edebiyatı Cedide hareketinin gelişmesine yardımcı oldu. Konuşma dilinden uzaklaşan ve titizlikle seçilmiş bir kelime kadrosunu, tabiat manzaraları ve hüzünlü duyguların özenli bir işçilikle anlatılmasında kullanan Zemzeme I – III’teki şiirleri, edebiyatı cedide şiirinin etkilendiği kaynakların başında gelir. Recaizade Ekrem, şiirleri ve tenkit yazıla-rıyle divan şiiri geleneğinin ve doğu-islâm düşüncesine bağlı eski edebiyat anlayışının bütünüyle değişmesini sağladı. Şiirin şekil bakımından gelişimine imkân hazırladı.
Divan şiirinde olduğu gibi, yazılışı birbirine benzeyen kelimelerin değil, ancak sesi benzeyen kelimelerin kafiye yapabileceğini, başka bir deyişle kafiyenin göz için değil kulak için olduğunu edebiyat dünyasına benimsetti. Şiirlerinde tabiat ve sevgiye yer verdi. Metafizik meselelerle ilgili olarak ölüm teması {Yakacıkta Bir Mezarlık Âlemi, Tahassür, Ah Nejad v.d. şiirleri) üstünde geniş ölçüde durdu.
Tefekkür (1888), Pejmürde (1894), Nejad Ekrem (genç yaşta ölen oğlu için yazılmıştır) [1914] kitaplarındaki mensur şiirleriyle nesir dilinin gelişmesine yardımcı oldu. Muhsin Bey yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi (1889) adlı eserinden başlayarak roman alanında da çalışmalar yaptı. Bu türdeki en başarılı eseri batı medeniyetinin eksik kavranmasını ve yalnız biçim yönünden taklidini yeren Araba Sevdası’dır (1889). Konularını bir fransız hikâyesinden (Afife Anjelik [1870]), bir fransız romanından (Atala [1873]), bir masaldan (Çok Bilen Çok Yanılır [1914]) alan oyunları da vardır.
Edebiyat tarihi ve tenkit alanındaki çalışmaları arasında bazı şairlerin hayatlarını ve sanatlarının özelliklerini anlatan Kudemadan Birkaç Şair (1889), genç yazarların kitaplarına yazdığı sunuş yazılarını toplayan Takrizat (övgüler) [1898], yeni edebiyat anlayışının ilkelerini tanıtan edebiyat bilgileri kitabı Talim-i Edebiyat (1882) yer alır. Fransızcadan manzum ve mensur bazı tercümelerini Naçiz (Değersiz) [1885] adı altında yayımladı. Chateaubriand’ın Atala’sını (1871) ve Silvio Pellico’nun hatıralarını anlatan eserini de (Meprizon Tercümesi) [1875] Türkçeye çevirdi. (-> Bibliyo.) [M]
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECAİZADE MAHMUD EKREM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REBOUD (Paul)
Tarih 25 Haziran 2009
REBOUD (Paul), fransız iktisatçısı (1864 -Grenoble 1954). Grenoble Hukuk fakültesinin dekanı oldu. Precis d’Economie Politique (İktisat Elkitabı) adlı bir eseri vardır. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REBOUD (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REBER (Napoleon Henri)
Tarih 25 Haziran 2009
REBER (Napoleon Henri), fransız bestecisi (Mulhouse 1807-Paris 1880).
Paris konservatuvarında armoni, sonra beste dersleri verdi (1862), bir Traite d’Harmonie (Armoni Ders Kitabı) yazdı. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REBER (Napoleon Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REBEL
Tarih 25 Haziran 2009
REBEL, bütün üyeleri saray kapellasında çalışan fransız müzikci ailesi
(XVII. ve XVIII. yy.).
En ünlü üyeleri: JEAN FERRY (Paris 1661-ay.y. 1747). Babası Jean’ın ve Lully’nin eğitimi altında yetişti. Couperin’den sonraki ilk fransız sonat bestecileri, arasında yer aldı. 1700′de Paris operasına girdi, önce küçük koroyu çalıştırmakla işe başladı, 1717′de orkestranın başına geçti.
Kapellanın senfoniciliğine getirildi. Koreografili senfonileri başarı kazandı; çalgı için yazdığı eserler: Keman Parçaları (1705), Kapris (1711), Boutade (1712), Dans’ın Tipleri (1715), Dans Tanrıçası (1720), Kır Zevkleri (1734), Hava, Ateş, Toprak, Su (1737);
— FRANÇOİS, besteci (Paris 1701-ay.y. 1775), Jean Ferry’nin oğlu. 1714′ten sonra Paris operasında çalışmağa başladı, 1726′da Concert Spirituel’de Francoeur ile birlikte keman düo’ları icra etti; Operanın yöneticisi oldu, 1749′da kralın müzik işleri yöneticiliğine getirildi. Francoeur’ün yardımıyle otuzdan çok oyun sahneledi: Dardanus, Les İndes Galantes v.b. Bir Te Deum ve bir De Profundis besteledi. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REBEL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REAYA
Tarih 25 Haziran 2009
REAYA i. (ar. ra’yye’den re<âyâ, otlatılan hayvan sürüsü).
Esk. Bir hükümdarın yönetimi altında bulunan halk: Gadrede reayasına vali-i eyalet // Dünyada ve ukbada ne zillet, ne rezalet! (Ziya Paşa). Padişah Allah'ın vekili olarak bu toprakları reayasına kiracı gibi vermiştir (Kemal Tahir). // Osmanlı imparatorluğunda müslüman olmayan tebaa: Hıristiyanlar Osmanlı devrinde gerçi reaya muamelesi görmekten şikâyetçidirler (F.R. Atay). // Teşm. yol. Hıristiyan (Zt. BERAYA.) || Terfih-i reaya, tebaanın refahını sağlama.
— ANSİKL. Teşk. tar. Başlangıçta, Osmanlı devletinin yönetimi altında bulunan müslüman ve hıristiyan, bütün halk topluluklarına, yönetilen, hükümete bağlı olan topluluk anlamında reaya deniyordu. Sonraları halk, müslim ve gayrı müslim diye ayrılınca, gayri müslim adı altında toplanan bütün tebaaya reaya adı verildi, islâm dininin doğuşundan bir süre sonra, cizye denen özel bir vergi vermekle görevli olan ve islâm dininden başka bir dine bağlı bulunanlara ehli zimmet veya zimmi denmeğe başlandı.'
Gayri müslim olan bu topluluğun verdiği vergiye karşılık bütün haklarının, can, mal ve mesken güvenliğinin sağlanması devlete bırakılıyordu. Devlet ödedikleri vergiden dolayı, yönetimi altında bulunan bütün gayri müslimlerin hayatını korumakla görevliydi, islâm devletinin yönetimi altında bulunan gayri müslimlerle cizye karşılığı ilk anlaşmayı Hz. Muhammed yaptı. Bu anlaşma gereğince devlet, reayanın (gayri müslimlerin) bütün haklarını koruyacak; onların can, mal, ırz ve mesken güvenliğini sağlayacak; inançlarında, ibadetlerinde onları serbest bırakacak; buna karşılık onlar da devlete cizye vereceklerdi. Hz. Muhammed'in ölümünden sonra, Dört Halife ve daha sonra Halid bin Velid devrinde, gayri müslimlerle (reaya) yeni anlaşmalar yapıldı.
Hz. Muhammed'in koyduğu anlaşma hükümleri yürürlükte kaldı ve duruma göre bunlara bazı yeni maddeler eklendi. Yeni alınan ülkelerdeki gayri müs-limlere ve onların rahiplerine iyi davranıldı; inançlarına, geleneklerine, ibadetlerine, sanat, ticaret yapmalarına engel olunmadı; yalnız, verecekleri cizyenin zamanı, miktarı belirtildi, bununla ilgili anlaşmalar yapıldı. Savaşla girilen bir gayri müslim ülkesindeki halk barış isterse onlarla anlaşma yapılır, alınacak vergi (cizye) bir hükme bağlandıktan sonra gayri müslimler devletin yönetimi altına girerdi.
Vergiler, reayanın sayısına ve malî durumuna göre düzenlenirdi. Vergiyle ilgili anlaşmalarda gayri müslimlerin devlet tarafından her türlü saldırı ve haksızlığa karşı korunma gerekçesi özel bir madde olarak yer alırdı. Cizyeyi vermeyen gayri müslimler, islâm devleti tarafından korunmaz, hayat ve malları güven altına alınmazdı. Hz. Muhammed'in kurduğu bir gelenek gereğince yeni ele geçirilen bir gayri müslim ülkesinde halka, önce anlaşma yapmak için üç şart gösterilirdi.
Bunlar: Müslümanlığı, savaşı veya cizyeyi kabul etmekti. Müslümanlığı kabul edenler cizye vermezlerdi. Savaşı kabul edenler savaş kurallarına göre işlem görürdü. Cizye denen özel vergi ödemeyi kabullenenler de devletin yönetimi altına girer, reaya sayılırdı. Cizye vermeyen gayri müslimlerin hayatları, mal ve mesken güvenliği devlet tarafından sağlanmazdı. Buna karşılık, müslümanlar yapılan anlaşmaların gereğini yerine getirmezlerse reaya da vergi vermezdi. Halife Ömer devrinde, reayadan alınan vergi belli bir düzene konuldu, bazı kurallara bağlandı.
Buna göre, zenginler her yıl 48, orta durumda olanlar 24, yoksullar ise 12 dirhem gümüş cizye vermekle yükümlüydü. Ancak, bu miktarlar da dondurulmadı; devrin şartlarına göre, karşılıklı anlaşmalarla değiştirildi. Halifelik Emevilere geçtikten sonra, devletle reaya arasındaki ilişkiler eskisi gibi sürdürüldü. Ancak, devlet giderlerinin çokluğu ileri sürülerek, bazen cizyenin artırıldığı, ağırlaştırıldığı oldu. Bunun üzerine, reaya ile devlet yöneticileri ve hâkim sınıflar arasında bazı geçimsizlikler ortaya çıktı. Reaya, emevî halifelerinin aşırı masraflarından, gereksiz giderlerinden yakınmağa, Hz» Muhammed ve Dört Halifenin yolundan gidilmediğini ileri sürmeğe başladı. Bütün bunlara karşılık, önemli ve devlet düzenini sarsıcı bir olay çıkarmadıkları sürece reayaya fazla baskı yapılmadı.
Emevîler, reayadan yalnız cizye almakla yetinmediler; onlara devlet işlerinde resmî görevler de verdiler. Hesap ve yazı işleri bilen gayri müslimler Divanda görev alırlardı. Bu durum, devletle reaya, özellikle müslümaniarla gayri müslimler arasında bir yakınlaşmanın, devlet düzeninde eşit işlem görmenin açık bir belirtisi sayılıyordu. Bu yüzden, devlet dairelerinde görev almak için, reaya çocukları arasında hesap, yazı ve tercüme işlerini görebilecek nitelikte bir eğitim ve öğretim düzeni uygulanıyordu. Bunun sonucu, Emevîler devrinde birçok gayri müslim yazar, bilgin, hekim yetişti. Abbasîler devrinde de reaya ve müslümanlar arasındaki ilişkiler eskisi gibi sürdürüldü, Hz. Muhammed ve Dört Halife devrinde kurulan geleneğe uyuldu, Cizye, onların düzenlediği şartlar altında toplandı.
Bazen, devletin giderlerindeki durum gereğince, cizyenin miktarında değişiklikler yapıldı. Abbasîler devrinde ve onlardan sonra gelişen müslüman fetihleri sonucu reayanın sayısı çoğaldı. Alınan uzak ülkelerde reaya ile, müslümanlar, özellikle devlet yöneticileri arasında yeni yeni cizye anlaşmaları yapıldı, iran, Mısır, Kuzey Afrika, ispanya gibi ülkelerde kurulan islâm devletleri bu vergi usulünü sürdürdü; reaya ve müslüman halk ilişkilerini devrin ihtiyaçlarına göre düzenledi.
Anadolu, Selçuklular tarafından alındıktan sonra islâm devletlerinde uygulanan vergi usulü aşağı yukarı olduğu gibi benimsendi. Reaya, vergisini ödediği sürece, bütün din ve dünya işlerinde bağımsız bırakıldı. Onların özel yaşayışlarına, öğretim ve eğitimlerine, ibadetlerine, gelenek ve göreneklerine dokunulmadı.
Osmanlı devletinde de, cizye usulü olduğu gibi bırakıldı. Yeni alman ülkelerde islâm dinini kabul etmeyenler vergiye bağlanarak yerlerinde bırakıldı. Bunların mal, can ve mesken dokunulmazlıkları, inanç ve ibadet bağımsızlıkları devlet tarafından güven altına alındı. Osmanlı devletinin tebaası durumunda olan reaya askere alınmıyordu. Reaya ile müslümanlar arasında, hukuk yönünden ayrılık yoktu. Bütün ayrılık, reayadan alınan cizye idi. Osmanlı devletinde, zaman zaman, reayadan avarız akçesi denen özel bir vergi daha alınırdı, öşür, değirmen vergisi, ağnam v.b. vergiler konusunda müslümanîarla reaya sınıfı eşit işlem görürdü. Reayadan alınan cizye, Halife Ömer devrinde olduğu gibi, edna (düşük), evsat (orta), ala (yüksek), diye üçe ayrılırdı.
Edna, yoksullardan, evsat, malî durumu orta derecede olanlardan, ala ise zenginlerden alınırdı. Osmanlı devletinde, bazı padişahlar, zaman zaman bazı yeni vergiler koydular. Savaş sırasında, savaş giderlerinin, ordu masraflarının çoğalması üzerine Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman avarız akçesi toplamayı belli bir kurala bağladılar, önceleri geçici nitelikte olan bu vergi sonraları emlâk vergilerine eklenerek sabit bir vergi durumuna getirildi. Reayadan, yapım işlerinde çalıştırmak yoluyle yararlanıldığı gibi, Yeniçeri ocağına asker yetiştirmek amacıyle özel bir eğitim ve öğretimden geçirilmek üzere çocuklar da alınırdı. Ayrıca, bunlar arasından isteyerek sipahi olanlar, köprü yapımında çalıştırılanlar, ordunun ulaştırma işlerinde görev alanlar davardı.
Yeniçeri ocağına alman reaya çocukları islâm dini kurallarına göre eğitim ve Öğretim görür; içlerinden yetenekli olanlar devlet ve ordu görevlerinde en yüksek basamaklara kadar çıkarlardı. Ayrıca kürekçilik, yol onarımı gibi işlerde çalışanlar vergi ödemekten kurtulur, gündelik de alırlardı. Divanda saklanan reaya defterleri otuz yılda bir «tahrir» yapılarak tutulur, sonra hükümet merkezine gönderilirdi. Bir süre, Yavuz Sultan Selim, reayadan «peksimet bahası» olarak avarız akçesi topladı. Bunu toplarken de, vergi ö-demekle görevli kimselerin malî durumlarının göz önünde tutulmasını, ödeyemeyecekleri bir miktarın toplanması yoluna gidilmemesini buyurdu.
Osmanlı devletinde, reayadan hizmeti görülenlere tımar verilir, bu tımarı kazanmak isteyenler sipahi yazılır, böylece vergiden kurtulurlardı. Yalnız, reayadan olan herkes, istediği zaman sipahi olamaz, tımar alamazdı. Bu konuda uygulanan bazı kurallar vardı. Atadan, babadan devlete hizmeti geçmiş olanlar seçilirdi. Bu usul, vergi vermekten kurtulmak için, herkesin sipahi yazılması sonucu devlet hazinesinin gelir kaynaklarından yoksun kalmasını önlemek içindi. Kanunî Sultan Süleyman, özel bir kanunla reayadan alınması gereken vergileri sınıflandırdı. Sonra Ahmed I tarafından yeniden düzenlenen ve uygulanan Reaya kanunu uzun zaman yürürlükte kaldı.
Osmanlı devletinin iç kurumlarında, yönetim düzeninde görülen sarsıntılar sonucu, reaya ile olan ilişkilerde de bazı aksaklıklar ortaya çıktı. Reayadan vergi toplamakla görevli kimseler, bazen aşırı davranışlarda bulundular; reayadan fazla vergi alma yoluna giderek, devletle reaya arasındaki bağların gevşemesine, birtakım geçimsizliklerin doğmasına yol açtılar, özellikle Murad III devrinde içkilerden vergi alınma yoluna gidilince reaya, durumundan yakınmağa başladı. Çünkü Osmanlı devletinde, içkiyi yapan ve satanlar, daha çok reayadan olan gayri müslimlerdi.
Reaya, Murad III'ün içkiden ayrı bir vergi alınmamasını ve bunun cizyeye eklenmesini istedi. Bunun üzerine yeni bir kanunla reayaya uygulanan vergi, zenginden 45, orta durumda olanlardan 30, yoksullardan 15 akçe olarak düzenlendi. Bu yeni vergi, bölgelerin durumuna göre de değişiyordu. Reayadan alınan bu cizye, sonraları bedeli askerî adını aldı. Tanzimat döneminde de reaya, eski durumunu korudu. Müslümanlarla reaya arasındaki ayrılıklar devletin koyduğu bazı kanunlarla sürdürüldü. Ancak, İkinci Meşrutiyetten (1908) sonra, reayadan da asker alınmağa başlandı.
Bunun sonucu olarak bedeli askerî adı verilen cizye de kaldırıldı. Reaya ile müslüman halk arasında ayrılık zaman zaman yumuşadı; bütün devlet dairelerinde, okullarda, askerlikte reayadan olanlarla müslümanlara eşit işlem yapılma gereği konuldu.
Fatih Sultan Mehmed tarafından, Osmanlı devleti sınırları içinde reayaya tanınan bütün haklar İkinci Meşrutiyete kadar sürdü. Bu uzun dönem içinde reaya, din, eğitim, öğretim, ibadet ve geleneklerinde serbest bırakıldı. Osmanlı bilim kurumlarının yanı sıra, reayanın da geliştirdiği özel öğretim ve eğitim kuruluşları vardı. Buralarda da deneysel bilimler alanında, özellikle tıp, kimya ve matematikten birçok bilgin araştırıcı yetişti.
Sanatlarda, özellikle mimarîde başarılı sanatçılar yetişti. Tanzimat'tan sonra açılan osmanlı öğretim kurumlarının çoğunda reaya çocukları, daha çok yabancı dil ve deneysel bilimlerle ilgili derslerde öğretmenlik görevlerine getirildi. Bunlara elçiliklerde, saraylarda tercümanlık, yabancı devletler nezdinde elçilik görevleri verildi. Askerlik alanında yapılan yeniliklerde reayadan yetişen uzmanlardan da faydalanıldı. Reaya, başlangıçtan beri kendisine tanınan haklara dayanarak, Osmanlı devleti sınırları içinde özel din okulları, öğretim kurumları, ibadethaneler açtı.
Tanzimat'tan sonra azınlıklar kendi dillerinde öğretim ve eğitim yapan, ilkokuldan liseye kadar, özel okullar açtılar. Bunlar arasında fransızca, ingilizce, almanca, italyanca, rumca, ibranîce, ermenice öğretim yapan özel okullar vardır. Reaya, devletle olan ilişkilerinde, kamu düzeninde genel yasalara, din ve inançlarıyle ilgili konularda ise bağlı bulundukları din kurumlarının koyduğu özel kanunlara uymak zorundaydı. Tanzimat'tan sonra reayaya tanınan yeni haklar, İkinci Meşrutiyette genişletildi ve bu haklara yenileri eklendi. Bu yeni haklar, 1912'de reaya tarafından kötüye kullanıldı.
Osmanlı devletinin paylaşılmasını öngören bazı avrupa devletleri ve onların Türkiye'deki temsilcileri, reayanın haksızlıklara uğradığını, haklarının avrupa devletlerince korunması gereğini ileri sürdüler. Bu sebeple Osmanlı devletinin iç işlerine karışmağa başladılar. Birinci Dünya savaşında reaya, Osmanlı devleti içinde daha geniş ölçüde bölücü çalışmalara girişti; devletin genel düzenini sarsıcı, bölücü birtakım haklar istedi.
Savaş yılları süresince de Osmanlılar aleyhinde çalıştı. İzmir ve istanbul illerinde, Karadeniz kıyılarında devletin bütünlüğünü yıkıcı eylemlere girişti. Reaya arasında bağımsızlık isteyenler, Osmanlı devleti toprakları üstünde, özellikle Anadolu'da ayrı birer devlet kurmak için gizli gizli çalışanlar oldu. Birinci Dünya savaşından sonra Türkiye cumhuriyeti kurulunca (1923) Türkiye toprakları üzerinde bulunan bütün insanlar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kabul edildi.
Osmanlı imparatorluğunun baştan beri, kendi toprakları üstünde ayrı bir topluluk olarak koruduğu reaya ile müslümanlar arasındaki ayrılık ortadan kaldırıldı. Türkiye cumhuriyeti uyrukluğunda olan bütün yurttaşlar kanun karşısında, vergi düzeninde, öğretim, eğitim ve din kurumlarında, askerlik alanında, adliye işlerinde eşitliğe kavuşturuldu; özel imtiyazlar ortadan kaldırıldı. (-> Bibliyo.) [M]
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REAYA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REAUMUR (Rene’ Antoine ferhault de)
Tarih 25 Haziran 2009
REAUMUR (Rene’ Antoine ferhault de), fransız fizikçisi ve tabiat bilgini
(La Rochelle 1683 – Saint-Julien du-Terroux 1757).
Daha yirmi yaşındayken birçok geometri incelemesi yayımladı. Çok geçmeden Bilimler akademisi tarafından Deseription des Divers Arts et Metlers (Çeşitli Sanatların ve Mesleklerin Tasviri) adlı yayımı yönetmekle görevlendirildi.
1730′a doğru yaptığı ve 0-80 dereceye bölünmüş alkollü termometreyle adını duyurdu. Demir alaşımlarıyle ilgili araştırmaları daha önemlidir: dökme demiri, maden veya oksit halinde demir katarak, çelik haline dönüştürmeyi başardı; L’Art de Convertir le Fer Forge en Acier et l’Art d’Adoucir le Fer Fondu (Dövme Demiri Çeliğe Dönüştürme ve Ergimiş Demiri Sertleştirme Sanatı) [1722] adlı eserinde çeliğin semantasyonunu ve tavlanmasını İnceledi.
Madenlerin tel haline gelebilme özellikleri, kablo tellerinin direnci ve demirin mıknatıslanması üstünde çalıştı. 1722′de, madenlerin bileşimini incelemek için mikroskoptan yararlanmayı öne sürdü ve böylece metalografinin temelini attı. «Reaumur porseleni» adiyle bilinen buzlu camı keşfetti. Tabiat bilimleriyle de ilgilendi ve ilk olarak omurgasızların yaşama şartlarını inceledi. Memoi-res Pour Servir a l’Histoire des tnsectes (Böcekler Tarihi İçin Yardımcı İncelemeler) [1734-1742] adlı eseri büyük bir önem taşır.
Bu çalışmaları dolayısıyle ona XVIII. YÜZYIL PLiNiUS’U adı verildi.
Başlıca eserleri: Examen de la Soie des Araignees (örümcek Ağlarının İncelenmesi) [1710], Sur l’Art de Faire Eclore et d’Alever en Toute Saison des Oiseaux Domestiques (Her Mevsimde Evcil Kuşları Üretme ve Bakım Sanatı Üstüne) [1749]. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REAUMUR (Rene’ Antoine ferhault de) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REAU (Louis)
Tarih 25 Haziran 2009
REAU (Louis), fransız sanat tarihçisi (Poitiers 1881 – Paris 1961).
Nancy (1908-1911) ve Paris (1938-1951) fakültelerinde sanat tarihi okuttu.
Başlıca eserleri: Histoire de l’Expansion de l’Art Français (Fransız Sanatının Yayılış Tarihi) [1924-1933], Histoire de la Peinture Française au XVIII. s. (XVIII. yy.da Fransız Resim Tarihi) [1925] , L’ Europe Française au Siecle des Lumieres (Aydınlık Çağında Fransız Avrupası) [1938], L’Art Russe (Rus Sanatı) [1946], L’Art Roumain (Rumen Sanatı) [1946],
La Rayonnement de Paris au XVIII6 Siecle et I’Histoire de la Peinture au Moyen Age: Miniature (XVIII. yy.da Kültür Merkezi Paris ve Ortaçağda Resim Tarihi: Minyatür) [1946], Encyclopâdie de l’Art (Sanat Ansiklopedisi) [1951], İconographie de l’Art Chretien (Hıristiyan Sanatının İkonografyası) [1955]. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REAU (Louis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REATTU (Jacques)
Tarih 25 Haziran 2009
REATTU (Jacques), fransız ressamı (Arles 1760 – ay.y. 1833). 1791′de Roma ödülünü kazandı.
1793′te Marsilya’ya gitti, burada Grand-Theâtre’ın süslemelerini yaptı (1818). Beaucaire kilisesini Aziz Paulus’un Hayat Hikâyesi adlı tablolarla süsledi (1828). 1822′de, Arles’da, Saint-Gilles manastırını satın aldı ve bu manastırı, koleksiyonları ve eserleriyle birlikte doğduğu şehre bıraktı, 1868′den beri bu manastır «Reattu müzesi» adını taşımaktadır. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REATTU (Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REALİST
Tarih 25 Haziran 2009
REALİST sıf. (fr. realiste). Gerçekçi: Lâkin o, dar, sert ve realist köylü mantığıyle bu sergüzeştin mânâsını anlayabilecek mi? (Y. K. Karaosmanoğlu).
Araya menfaatlerimiz girmeyince hadiseleri [...] daha realist bir gözle görmeğe [...] ve yorumlamağa başlarız (A. H. Tanpınar).
* Sıf. ve i. Ed. ve G. santl. Gerçekçilik akımından yana olan: Akif, Mahalle kahvesi ile, Küfesi ile, Seyfi Babası ile ve bunlara benzer manzumeleriyle bir realist sairdir (Y. Z. Ortaç). Fransız realistleri. (M)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REALİST hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Reader’s Digest
Tarih 25 Haziran 2009
Reader’s Digest, 1922′de New York yakınındaki Pleasantville’de De Witte-Lila Bell Wallace çifti tarafından kurulmuş amerikan yayım ortaklığı.
Dünya basınında çıkan makalelerin özetlenmiş derlemelerini yayımlayan, Reader’s Digest adında aylık bir dergisi vardır. 1929′da bu derginin tirajı 109 000′di ve yalnız Amerika’da satılıyordu. 1939′da ingiltere’de, 1940′ta ise İspanya ve Portekiz’de de satılmağa başlandı. 1945′ten sonra, A.B.D.’de 11 milyon basılan Reader’s Digest’ın yabancı ülkelerdeki çeşitli baskılarının sayısı otuz bire çıktı ve bu baskıların toplam tirajı 7 500 000′e yükseldi. Bunların arasında en önemlisi, 1947′den beri çıkan fransızca Selection’dur. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reader’s Digest hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAZİLLY (İsaac DE)
Tarih 24 Haziran 2009
RAZİLLY (İsaac DE), fransız sömürgecisi (Chinon yakınları 1587-La Heve, Acadie, 1635).
Hıristiyan esirlerin serbest bırakılmasını Sale korsanlarıyle görüşmekle görevlendirildi, hapse atıldı (1624), sonra tahliye edildi. Richelieu’ye, Fas’ta ticaret ve din serbestisinin tanınmasını sağlayan bir sefer teklif etti (1629-1630). 1626 Tarihli bir muhtırada kardinale «bütün okyanuslar için bir ticaret kumpanyası» kurulmasını telkin etti, Saint-Germain (1632) antlaşmasıyle geri verilen Acadie’yi tekrar işgale gönderildi ve oraya vali tayin edildi; çiftçi göndermek için Compagnie de la Nouvelle France’ı kurdu.
Nicolas Denys’nin, Menou d’Aulnay’in ve bazı rahiplerin yardımlarıyle, sömürgeleştirme işini, memleketi derebeyliklere, derebeylikleri de otuzar hektarlık çiftliklere bölerek, Saint-Laurent sahillerine kadar geliştirdi. Port-Royal’in yerine La Heve limanını kurdu. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAZİLLY (İsaac DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYNE (Michel)
Tarih 24 Haziran 2009
RAYNE (Michel), fransız dansçısı, bale yöneticisi ve koreografı (Vincenne 1924).
Monte-Carlo operasından ve Cuevas markisinin büyük balesinden yıldız dansçı olarak Paris operasına geçti, 1962′de Opera-Comique’in bale yöneticisi oldu. Koreograf olarak Reflets (Yansımalar) [1963] balesini düzenledi, Rameau’nun Zoroastre opera-bale’sini (1964) ve Fındıkkıran’ın kısaltılmamış düzenlemesini sahneledi (1965). [L]
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNE (Michel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Raynaud hastalığı
Tarih 24 Haziran 2009
Raynaud hastalığı, bir veya birkaç parmakta kan dolaşımının geçici olarak durmasından meydana gelen hastalık.
Bu hal, bir veya birkaç parmağın son boğumlarında ölü parmağını andırır bir soluklukla belirir. Tam bir lokal senkop olan bu hal normale dönerken önce şiddetli bir kırmızılık, bazen morarma (siyanoz devresi), lokal ısının artması ve yanma duyumu görülür.
Soğukla temas hastalığı azdırır; genellikle iyiye doğru giden bu hastalık, bazen yavaş yavaş birçok el ve ayak parmağına yayılabilir ve çok nadir vakalarda sınırlı bir kangrene yol açabilir. Lezyonlar genellikle bakışıktır. Hastalık, fransız hekimi Maurice Raynaud’nun (1834-1881) adiyle anılır.
(L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Raynaud hastalığı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYNAUD (Ernest)
Tarih 24 Haziran 2009
RAYNAUD (Ernest), fransız şairi (Paris 1864 – ay.y. 1936).
Edebiyat hayatına dekadanların estetiğine uygun olan Le Signe (İşaret) adlı kitabiyle atıldı (1877). 1891′de roman okulunun kuruluşuna katıldı. 1900′de Sagittaire dergisini yayımladı. En iyi şiirlerini La Couronne des Jours (Günlerin Tacı) [1905] adlı kitabında topladı. La Melee Symboliste (Sembolist Çatışma) [1918, 1921, 1925] adlı edebî hatıraları kayda değer. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNAUD (Ernest) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYNAL (Paul)
Tarih 24 Haziran 2009
RAYNAL (Paul), fransız tiyatro yazarı (Narbonne 1885). Le Maître de son Coeur (Kalbinin Efendisi) [1920], Au Soleil de l’İnstinct (İçgüdünün Güneşinde) [1932] gibi psikolojik dramlardan başka.
Birinci Dünya savaşının askerler ve siviller arasında yarattığı ahlâk meselelerini cesaretle ele alan oyunlar yazdı: Le Tombeau sous l’Arc de Triomphe (Zafer Anıtı’nın Altındaki Mezar) [1924], La Francerie (1933), Le Materiel Humain (insan Malzemesi) [1948].
Eserleri, tartışmalara yol açtı. İki tarihî dramı vardır: Napoleon Unigue (Tek Napolyon) [1937],
A Souffert sous Ponce-Pilate (Pontius Pilatus Zamanında Acı Çekti) [1939]. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNAL (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYNAL (Guillaume)
Tarih 24 Haziran 2009
RAYNAL (Guillaume), fransız tarihçisi ve filozofu (Saint-Geniez d’Olt 1713 – Paris 1796). Rahip oldu, sonra felsefe ve tarihe merak sarınca rahiplikten ayrıldı. Helvetius, d’Holbach ve Mme Geoffrin’in salonlarına devam etti.
Histoire du Stathou-derat (Stathouder’liğin Tarihi) [1748], Histoire du Parlement d’Angleterre (İngiltere Paılamentosunun Tarihi) [1748] adlı eserleri yayımladı. Büyük eseri Histoire Philosophique et Politique des Etablissement et du Commerce des Europeens dans les deux indes (İki Hindistan’da Avrupalıların Kurum ve Ticaretinin Felsefî ve Siyasî Tarihçesi) [1770'te gizlice yayımlandı] ömürgeci devletlerin siyasetine, rahipler sınıfına, Engizisyona karşı çıktı.
Bir yandan eseri yasaklanırken, bir yandan da hakkında parlamento tarafından tutuklama kararı alınan rahip Raynal, önce Friedrich II’nin, sonra Katerina II’nin yanına kaçtı. 1787′de Fransa’ya dönme izni aldı ve Toulon’a, Malouet’nin yanma yerleşti, fitats generaux’ya seçildi, fakat yaşı çok ileri olduğu için, Malouet lehine milletvekilliğinden çekildi. 31 Mayıs 1791′de Meclis’e bir mektup yazarak devrimci şiddet hareketlerini kınadı. Terör günlerinde saklandı, 1795′te Enstitü üyesi oldu, fakat göreve baş-layamadan öldü. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNAL (Guillaume) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYMOND (Fulgence)
Tarih 24 Haziran 2009
RAYMOND (Fulgence), fransız hekimi (Saint-Christophe 1842 – Planche şatosu, Vienne 1910).
1878′de hastahaneler hekimi, 1880′de agreje profesör ve hocası Charcot’nun ölümünden sonra da Sinir Hastalıkları kliniği profesörü oldu. özellikle sinir ve akıl hastalıkları üstünde çalıştı.
Başlıca eserleri: Etudes Anatomiques, Physiologiques et Cliniques de l’Hemichoree, de l’Hemianesthesie et des Tremblements Symptomatiques (Hemikore, Hemianestezi ve Belirti Titremeleri Üstüne Anatomik, Fizyolojik ve Klinik İncelemeler) [1874], Atrophies Musculaires et Maladies Amyotrophiques (Kas Atrofileri ve Amyotrofik Hastalıklar) [1889], Clinique des Maladies du Systeme Nerveux (Sinir Sistemi Hastalıkları Kliniği) [1894-1903]. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYMOND (Fulgence) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYET (Oliver)
Tarih 24 Haziran 2009
RAYET (Oliver), fransız arkeologu (Cairou, Lot 1848 – Paris 1887). Miletos ve Didymeion’de kazılar yaptı ve Tanagra seramiklerini tanıttı.
Başlıca eserleri: L’Architecture İonique en İonie (İonia’da lon Mimarîsi) (1877], Milet et le Golfe Latmique (Miletos ve Latnios Körfezi) [1877-1885], Monuments de l’Art Antiçue (Antik Sanat Anıtları) [1879-1883]. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYET (Oliver) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYET (Jacqueline)
Tarih 24 Haziran 2009
RAYET (Jacqueline), fransız kadın dansçı (Paris 1936).
1946′da Paris operasına girdi, 1956′da birinci dansçı oldu, 1961′de Giselle’in yeni temsilinde yıldız dansçılığa yükseldi. Birçok opera temsilinde oynadı (Hop-Frog, 1953; Turangalia, 1960; Webern Opus 5, 1966 v.b.). Dış ülkelerde de tanındı. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYET (Jacqueline) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYET (Georges)
Tarih 24 Haziran 2009
RAYET (Georges), fransız astronomu (Bordeaux 1839 – Floirac, Bordeaux yakınları 1906).
Paris rasathanesi müdürüydü (1863). Marsilya, sonra Bordeaux Fen fakültelerinde astronomi dersleri verdi. Floirac rasathanesini kurdu ve yönetti (1879-1906). C. Wolf ile birlikte, Kuğu takımyıldızında, birbirine çok yakın üç küçük yıldız buldu. Bu yıldızlara Wolf-Rayet yıldızları denir. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYET (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAVENSBRÜCK
Tarih 24 Haziran 2009
RAVENSBRÜCK, Mecklemburg’da yer, Berlin’e 80 km uzaklıkta. 1934′te burada, Himmler’in özel bir malikânesinde kadınlar için bir toplama kampı kuruldu.
Her ülkeden 115 000 sürgün, komandolarda çalışmaya gitmeden veya Jugendlager’de («gençlik kampı») öldürülmeden önce bu kamptan geçtiler. Polonyalı kadınlar («tavşanlar») üstünde tıbbî denemeler yapıldı. 10 000 Fransız sürgün kadından sadece 3 000′i (300′ü İsveç yoluyle), kont Bernadotte’un milletlerarası Kızıl Haç adına yaptığı teşebbüsler sonucunda vatanlarına dönebildi. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVENSBRÜCK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Ravenna muharebesi
Tarih 24 Haziran 2009
Ravenna muharebesi, ordusu germen imparatorluğu ve Ferrara dükalığı birliklerinin katılmasıyle büyüyen Gaston de Foix kumandasında fransız ordusunun ispanya ve papalık askerlerinden meydana gelen orduya karşı kazandığı zafer (11 nisan 1512).
Fransız ordusunun genç kumandanı bu savaşta düşmanlarını yok etmeyi veya dağıtmayı başardı, fakat savaş sırasında öldü. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ravenna muharebesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAVENNA
Tarih 24 Haziran 2009
RAVENNA, İtalya’da şehir, Emilia’da, il idare merkezi, Adriya denizi yakınında; 115 500 nüf.
Eskiden zengin bir deniz ticaret merkezi olan Ravenna, denize uzaklığı yüzünden önemini kaybetti. Şeker rafinerileri. Dokumacılık (jüt). Petrol rafinerileri; kimya sanayii (gübre). Tabiî gaz işletmesi. Corsini kanal-limanı oldukça canlıdır.
— Yakınında, deniz kıyısında Marina di Ravenna şehrin sayfiye merkezidir; buraya Dante ve Byron’ın şiirlerinde dile getirdikleri San Vitale çam ormanından geçerek ulaşılır.
—Ravenna ili, 329 600 nüf. Lamone ırmağı boyunca, Apennin dağlarının kenarında ve Adriya denizi kıyısındaki alçak ovalarda uzanır. Gelir kaynakları tarıma dayanır: ovada tahıl ve kenevir; dağlık bölgede üzüm ve mısır. Sanayi faaliyeti tarıma bağlıdır (şeker rafinerileri, gübre fabrikaları). Tuzlu bataklıklar.
• Tarih. Umbria’lıların kurduğu Ravenna, III. yy.da Roma ile ittifak yaptı; Romalılar Ariminum yolu üzerindeki şehrin stratejik konumundan yararlandılar. Rubico ırmağının aşılmasından önce Sezar’ın genel karargâhı (M.ö. 53-50) olan şehrin bir ön limanı vardı: Roma imparatorluğunun iki büyük donanmasından birinin demirli olduğu Classis (Fossa Augıtsta).
Şehir M.S. II. yy.da Flaminia’nın, IV. yy.da da Emilia’nın başkenti oldu. 402′de imparator Honorius, Ravenna’yı bataklıklarla çevrili olması ve Doğu ile deniz bağlantılarının kolaylığı sebebiyle Batı Roma imparatorluğunun merkezi haline getirdi; Stilicho’yu bu şehirde idam ettirdi (408). Çok uzun bir kuşatmadan sonra Odoaker şehri Ostrogot kralı Theodorich’e teslim etti (şubat 493) ve bir ziyafet sırasında burada onun tarafından öldürtüldü (mart 493). Ostrogotlar devrinde hükümdarın ikamet merkezi olan şehir Belisarius’un bizans orduları tarafından işgal edildi (mayıs 540) ve İtalya eyaletinin başkenti haline getirildi.
İmparatorluk başkenti olduğu için papanın otoritesinden kurtulduğunu iddia eden ve «Trescapitali» kavgasına katılan Ravenna, Lombardia’nın tehdidi karşısında Roma’nın hâkimiyetini kabul etmek zorunda kaldı (568), fakat, 595′e kadar pallium’dan geniş ölçüde yararlanmak istedi; Bizans imparatoru Mauricius şehrin savunmasını 584′ten sonra devamlı olarak şehirde oturan bir eksark’a (patricius et exarchus) verdi. Eksarklığı içten ve dıştan kemiren karışıklıklardan yararlanan Ravenna piskoposu, imparator Konstantos’tan hürriyet fermanı aldı (663); ama fermanı Konstantinos’un yerine geçen Konstantinos IV iptal etti (681).
Şehir sonradan İstanbul patriğinin eşitlik iddialarına karşı papa Sergius I’i desteklediği için (şehir milislerinin ayaklanması; VII. yy. sonu), özelikle de bir gasıpı tanıdığı (695-705) için lustinianos’un emriyle Sicilya kumandanı tarafından yağmalandı (709 veya 710); bunun üzerine yeni eksark loannes Rizokopos, 710) öldürüldü ve şehir bağımsız bir devlet halinde teşkilâtlandı; imparator Philippikos Vartan’a boyun eğdikten sonra (712) bile milis kuvvetini muhafaza etti. Classis’in Liutprando tarafından geçici olarak işgaliyle bir başına kalan Ravenna’yı bu Lombard kralı üç yıl süreyle kuşattı ve halefi Aistolf aldı (751).
Bunun üzerine Kısa Pepin, şehri papaya vermeyi kararlaştırarak (754 ve 756) Aistolf’u şehri ve eksarklığı terk etmek zorunda bıraktı. Bologna’nın gelişmesinden önce roma hukuku eğitim merkezi olan Ravenna, İtalya krallığına geçti (889). Uzun süre, şehirde Germania krallarına sadık kaldıktan sonra aristokratik bir şehir haline geldi (XII. yy.) ve imparatorluklara karşı Romagna ve Marche şehirleri birliğini kurdu (1198). Friedrich II tarafından işgal edildikten (1240) sonra Polenta’ların derebeylik yönetimine boyun eğdi (1275-1441). Kanalların kumla dolması limanının gerilemesine yol açtı.
XIII. yy.da Venediklilerin iktisadî kontrolü altına giren şehir, 1449-1509 arası Venedikliler tarafından işgal edildi, sonra Papalığa geri verildi. 1512 Savaşı sırasında yağmalanan şehir, sıtma salgını sonucunda ıssızlaştı. Fransızların 1797′de papadan aldıkları Ravenna, Csalpina cumhuriyetine (1792), İtalya cumhuriyetine (1802) ve İtalya krallığına (1805) katıldı, 1815′te papaya geri verildi. 1859 Haziranında ayaklandı ve bir referandum sonucunda Piemonte’ye katıldı (mart 1860).
• Güzel sanatlar. Ravenna’da bir amfiteatr, surlar ve bir porta Aurea (Claudius zamanından) ve Trajanus zamanından kalma bir su kemeri vardır. Müzede birçok roma kabartması bulunur. Şehirde ayrıca Bizanslılardan kalma birçok anıt vardır: 424′te Gala Placidia tarafından yaptırılan ve XI., XIII. ve XIV. yy.da (Giotto’nun duvar resimleri) onarılan San Giovanni Evangelista kilisesi, Sant’Agorta Maggiore kilisesi (V. yy.), eski bir roma hamamı o-lan ve V. yy.da yenilenen San Giovanni in Fonte vaftiz yeri (X. yy.dan kalma silindir biçimi kule), VI. yy.dan kalma kabartma çinilerle kaplı sekizgen planlı bir yapı olan San Vitale bazilikası, Dello Spirito Santo kilisesi ve Ari’ler vaftiz yeri, IX. yy.dan kalma San Francesco çan kulesi ve eğik «torre del Publico».
Şehrin dışında da anıtlar vardır: Theodorich’in inşa ettirdiğ Sant’-Opollinare Nuovo (V. yy.dan kalma çiniler). «Palazzo teodorico» sarayı; yekpare taştan kubbesi olan «Rotonda» veya Theodorich’in mezarı (520), XI. yy.dan kalma Santa Maria in Porto Fuori (Giotto okulunun freskleri), 594′te inşa edilen, XII. yy. dan kalma birçok çini kapsayan üç sahınlı Sant’Apollinare in Classe kilisesi, Palazzo Comunale (XV. yy.), 1483′te Pietro Soîari’-nin tamamladığı Dante’nin mezarı, XVIII. yy.dan kalma katedral, Eski Eserler müzesi (Galla Placidia’nın mezarı). Güzel Sanatlar akademisi (Madonna’lar), Classense kütüphanesi. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVENNA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAVEL (Maurice)
Tarih 24 Haziran 2009
RAVEL (Maurice), fransız bestecisi (Ciboure 1875-Paris 1937).
Paris konservatuvarında Anthiome, Ch.de Beriot, Pessard, Gedalge ve Faure’nin öğrencisiydi. Katıldığı birçok yarışma arasında yalnızca Roma ikincilik ödülünü kazandı. Daha çok Paris’te yaşadı. Birinci Dünya savaşında asker oldu. 1920′de Montford-l’Amaury’de yerleşti, Avrupa ve Amerika’yı dolaştı (1928). 1933′e doğru bir beyin kanaması geçirdi, son çare olarak ameliyata başvurulduysa da kurtarılamadı.
Doğuştan müzikçi olan Ravel benimsediği her tarzda ustalığını ortaya koydu; bu arada, en orijinal ifadesi çalgı müziği alanında belirdi. Ravel, Wagner hayranlığına kapılmadı, Bayreuth’deki çeşitli tartışmalara da hiç katılmadı. Habanera adlı eseriyle daha 1895′te gerçek kişiliğini bulduğunu ortaya koydu. Chabrier gibi, melodi çizgisine ve akorların uyuşumlu bir şekilde birbirini izlemesine dikkat ederek eski fransız klavsencilerinin ve lavtacılarının geleneğini sürdürdü. En katı akademiciliği, en aşırı cüretlerle birleştirerek her türlü taklitten uzak kaldı. Ravel Chabrier ve Rus bestecilerinden çok Saint-Saens, hattâ Liszt’e yakındır.
Bütün sanatına hâkim olan melodi anlayışı onu makam düzenini kullanmağa yöneltti. Müzik dili alanında gösterdiği cüret ve buluşlara, lirik ve senfonik eserlerinden çok önce, piyano eserlerinde rastlanır. Habanera, Noctuelles (Miroirs), Gaspard de la Nuit, Les Valses Nobles et Sentimentales (Soylu ve Duygulu Valsler) bu yolda birer aşamadır. Ravel’in yaratıcı gücü hiç bir zaman teknik düzeniyle bozulmadı.
Ravel’in ses için yazdığı eserler, ayrı ayrı yayımlanmış 22 melodi ve derlemelerden meydana gelir: şarkı ve orkestra için Şehrazat (Tristan Kling-sor, 1903), Histoires Naturelles (J. Renard, 1906), Stephane Mallarme’nin Üç Şiiri (orkestra ve şarkı için, 1913), Madagaskar Şarkıları (ses ve çalgılar için, Parny, 1925, 1926), Don Kişot Dulcinea’da (P. Mo-rand, 1932). Bunlara üç uyumlu melodi derlemesini (Beş Yunan Halk Melodisi [1907], Dört Halk Şarkısı [1910], İki İbranî Melodisi [1914] ve a cappelîa karışık koro için Üç Şarkı’yı [M. Ravel, 1915]) eklemek gerekir.
Çalgı için bestelediği eserler: piyano için, Habanera (iki piyano için, 1895), Menuet Antiçue (1895), Pavane pour une İnfante Defunte (ölmüş Bir İnfanta İçin Pavan) [1899], Jeux d’Eaux (Fıskiyeler) [1901], Sonatine (1905), Miroirs (1905), Ma Mere l’Oye (dört elle piyano için, 1908), Gaspard de la Nuit (1908), Valses Nobles et Sentimentales (1911), Le Tombeau de Couperin (Coupe-rin’in Mezarı) [1917], iki piyano konçertosu (1931) [ikincisi yalnız sol içindir].
Oda müziği alanındaki eserleri: yaylı çalgılar için fa’lı dörtlü (1902-1903), İntroduction et Allegro (flüt, klarinet ve yaylı çalgılar eşliğinde arp için, 1905-1906), piyano, keman ve viyolonsel için la üçlüsü (1914), iki sonat, keman ve piyano için bir rapsodi, Çigan (1924); senfonik müziği: İspanyol Rapsodisi (orkestra için, 1907), Vals (1919-1920), Bolero (1928). Tiyatro eserleri, lirik tiyatro (L’Heure Espagnole [Franc-Nohain], 1907; l’Enfant et les Sortileges [Çocuk ve Büyücüler], Gölette 1920-1925) ve baleler (Daphnis ve Chloe [1909-1912] ve dört elle piyanonun orkestra aktarması olan Ma Mere VOye [1912]) olmak üzere iki bölüme ayrılır. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVEL (Maurice) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAVAİSSON-MOLLİEN (Felix LACHER)
Tarih 24 Haziran 2009
RAVAİSSON-MOLLİEN (Felix LACHER), fransız filozofu ve arkeologu (Namur 1813
— Paris 1900). 1837′de Essai sur la Metaphy-sique d’Aristote (Aristoteles’in Metafiziği Üstüne bir Deneme) adlı eseri için Mic-helet ile birlikte Berlin Manevî bilimler akademisi ödülünü kazandı.
Bu denemeyi ikinci bir ciltle tamamlayarak 1846′da yayımladı. 1838′de doktor ve Rennes fakültesine profesör, 1859-1888 arasında yüksek öğretim genel müfettişi oldu.
Başlıca eserleri: L’Habitude (Alışkanlık) [1839] adlı tezi (bu tez bütün bir Aristoteles metafiziğini kapsar); Rapport sur le Stoicisme (Sto-isizm Üzerine Açıklama) [1868]; bir arkeoloji eseri: la Venüs de Milo (Milo Venüs’ü) [1871]; Morale et Metaphysiçue (Ahlâk ve Metafizik) [1893]. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVAİSSON-MOLLİEN (Felix LACHER) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAUH (Frederic)
Tarih 24 Haziran 2009
RAUH (Frederic), fransız filozofu ve ahlâkçısı (İsere, Saint Martinle-Vinoux, Isere 1861-Paris 1909).
Edebiyat doktoru oldu (1890). Toulouse Edebiyat fakültesine profesör, ficole Normale’e ve Paris Edebiyat fakültesine öğretim görevlisi tayin edildi.
Başlıca eserleri: Essai sur le Fondement Metaphysigue de la Morale (Ahlâkın Metafizik Temeli Konusunda Deneme) [1890]; De la Methode dans a Psychologie des Senti-ments (Duygular Psikolojisinde Metot üstüne) [1898]; Psychologie Appliquee â l’Education (Eğitime Uygulanan Psikoloji) [1900, G. Revalut d'Allonnes ile birlikte]; Experience Morale (Ahlâkî Deney) [1903]. Rauh’a göre, sosyoloji ile törelerin metafiziği arasında, pozitif ve bilimsel bir ahlâka yer vardır. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUH (Frederic) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAUGEL (Felix)
Tarih 24 Haziran 2009
RAUGEL (Felix), fransız orkestra yöneticisi ve müzik bilgini (Saint-Quentin 1881).
V.d’İndy, Albert Roussel ve Henri Libert’den ders gördü. Sırasıyle, Saint-Eustache (1910-1928). Saint-Honore-d’Eylau (1928-1940) kiliselerinde kapella yöneticiliği, Fransız radyosunda koro şefliği (1934-1947), Hândel derneğinde (1909-1914), Reims Filarmoni derneğinde orkestra yöneticiliği yaptı. «Musicieus Celebres» adlı yayını yönetti.
Bu seride Orgcular (1923), Palestrina (1930) adlı eserleri çıktı. Ayrıca, Koro Şarkısı (1948), Oratoryo (1949) adlı kitaplarla org tarihi üstüne eserler, XVI., XVII. yy. bestecilerinin org parçalarından meydana gelen üç derleme, Buxtehude, Lully, Steffani, Brossard, Delalande’ın vokal eserlerini yayımladı. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUGEL (Felix) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RATTİGAN (Terence Mervyn)
Tarih 24 Haziran 2009
RATTİGAN (Terence Mervyn), ingiliz oyun yazarı (Londra 1911). Oxford’da okudu, sonra Londra’ya gitti, French Without Tears (Gözleri Yaşsız Fransızlar) [1936] adlı farsıyle büyük başarı kazandı.
İkinci Dünya savaşında yazdığı romantik savaş dramı Flare Path (Işıklı Yol) [1942] ve While the Sun Shines (Güneş Işıldarken) [1943] adlı komedisi Londra’da büyük ilgi gördü, öbür eserleri: Love in tdleness (Aylaklıkta Aşk) [1944], Sonuna Kadar (The Winslow Boy) [1946], The Browning Version (Browning Tercümesi) [1948], Derin Mavi Deniz (The Deep Blue Sea) [1952], Ayrı Masalar (Se-parate Tables) [1954], Uyuyan Prens (The Sleeping Prince) [1954]. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATTİGAN (Terence Mervyn) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RATIB EFENDİ (Ebubekir)
Tarih 24 Haziran 2009
RATIB EFENDİ (Ebubekir), türk devlet adamı (Tosya 1747-Rodos 1798). Amedî odasına girdi.
Selim III’ün şehzadeliğinde ona yazı hocalığı yaptı. Selim III’ün Fransa kralıyle mektuplaşmasını sağladı. Ziştovi (bugün Sviştov) barışından sonra Avusturya’ya elçi olarak gönderildi (1791). Avusturya’nın askerî, sosyal ve iktisadî kurumlarını inceleyerek görüşlerini padişaha bir sefaretname şeklinde sundu.
Viyana dönüşünden sonra reisülküttap oldu (1792). Fransa’dan uzman subaylar getirtti. Fransızların Mısır’a saldırısı üzerine Rodos’a sürüldü ve orada boğduruldu. (M)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATIB EFENDİ (Ebubekir) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RATEAU (Aguste)
Tarih 24 Haziran 2009
RATEAU (Aguste), fransız mühendisi (Royan 1863-Neuilly-sur-Seine 1930). Akışkanların (hava, su, buhar) motris gücü ve bu akışkanların itme gücünden yararlanan, «turbo-makine» adını verdiği makinelerle ilgilendi.
Çalışmalarının tümünü Traite des Turbomachines (Turbo – makineler Üstüne inceleme) [1898-1900] adlı eserinde topladı. 1900′den itibaren buhar türbinlerinin çalışmasını inceleyerek, buharın tam genleşmesini sağlayacak bir boru profili ortaya attı. 1901′de, kendi adını taşıyan çok hücreli etki türbinini keşfetti.
Ayrıca, kademeli çarklı bir çeşit türbokompresör, yüksek debili santrifüj tulumbalar, maden ocaklarının havalandırılması için özel vantilatörler yaptı. Türbinlerin küçük basınç düşmeleriyle çalışabilmesi özelliğine dayanarak, bir fabrikadaki bütün makinelerin egzos dumanlarını bir akümülatörde toplamayı ve bu artık enerjiyle «karmaşık türbin» denen düşük basınç türbinlerini çalıştırmayı düşündü; böylece özellikle maden işletmelerinde büyük bir tasarruf sağladı.
Sayısız buluşları arasında özellikle bir türbokompresör çok önemlidir; uçak motorunun egzos gazlarıyle çalışan cihaz motora basınçlı hava basar ve böylece yükseltide hava basıncının azalması sonucu motor gücünün düşmesini önler. Bu yeni teknik ilk defa Birinci Dünya savaşında uygulandı; sonra, özellikle denizcilikte itme ve demiryollarında çekme gücü veren içten yanmalı motorlarda kullanıldı. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATEAU (Aguste) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAZTSVETNİKOV (Asen)
Tarih 24 Haziran 2009
RAZTSVETNİKOV (Asen), bulgar lirik şairi (Draganovo 1887-Sofya 1951). önceleri devrimci ve toplumcu konulardan ilham alan (Jertveni Kladi [Kurbanlıklar], 1925) şair, sonraları inzivaya çekilerek melodili mısralarla bulgar hayatını anlatmağa başladı: Planinski Veçeri (Dağ Geceleri) [1934]; Stihotvoreniya (Şiirler) [1945]. Bir tiyatro eseri (Podviget [Savaş Başarısı], 1946) yazdı. Ayrıca İngilizce, Fransızca ve Almancadan tercümeler yaptı. (M)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAZTSVETNİKOV (Asen) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RASTATT
Tarih 23 Haziran 2009
RASTATT, Almanya’da (Batı Almanya, Baden-Württemberg) şehir, Murg ırmağı kıyısında; 24 000 nüf. Yapımına 1697′de başlanan şato. Kereste ve mobilya sanayii. Bira fabrikası. Makine yapımı. Elektronik fabrikası.
—- Tar. Fransızların yaktığı (1689) Rastatt, markgraf Badenli Ludwig-Wilhelm tarafından yeniden inşa ettirildikten sonra 1771′e kadar başkent olarak kaldı. Moreau, arşüdük Karl’ı burada yendi (temmuz 1796). Bir hisar haline getirilen (1840-1892) şehir konfederasyon’a karşı ayaklanan Badenlileri yenen prusya birliklerinin eline geçti. (L)
23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASTATT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RASPAİL (François Vincent)
Tarih 23 Haziran 2009
RASPAİL (François Vincent), fransız siyaset ve bilim adamı
(Carpentras, Vaucluse 1794-Arcueil, Paris 1878).
Cumhuriyetçi fikirleri benimsedi; Babylone sokağındaki bir kışlanın ele geçirilmesi sırasında yaralandı (temmuz 1830). Kendisine nişan verildi, ama kralın teklif ettiği fahrî görevleri kabul etmedi. Tersine cumhuriyetçi kuruluşları destekledi ve hattâ bu tür kuruluşlardan biri olan Halk Dostları derneğinin başkanı oldu. Fakat derneğinin ilerigelenleriyle birlikte tutuklanarak mahkûm edildi (1832).
Bundan sonra hayatının büyük bir kısmını hapiste veya sürgünde geçirdi, ama yine de siyasî ve bilimsel çalışmalarını sürdürmeyi başardı. 25 Şubat 1848′de Paris’te Belediye sarayında cumhuriyeti ilk olarak o ilân etti; Ami du Peuple gazetesini kurdu. Geçici hükümeti, siyasî ve sosyal meselelerle yeterince uğraşmamakla suçladı.
1849 Nisan’ında, 15 mayıs 1848 olaylarına katıldığı için altı yıl hapse mahkûm edildi; bu mahkûmiyeti sürgüne çevrildi ve Belçika’ya yerleşti. 1859′da affa uğradı, 1863′te Fransa’ya döndü ve cumhuriyetçi milletvekili seçildi (1869-1870; 1876-, 1878). Kimya ve tıpla ilgilendi ve bu konularda halkın anlıyabileceği dilde birçok eser yayımladı: Le Medecin des Familles (Ailelerin Hekimi) [1843], Manuel de la Sante (Sağlık El Kitabı) [1846]. (L)
23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASPAİL (François Vincent) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAPP (Jean,—kontu)
Tarih 23 Haziran 2009
RAPP (Jean,—kontu), fransız generali (Colmar 1772-Rheimveler, Baden 1821). Desaix’nin yaveriydi (1796-1800), Konsüllük Muhafız birliğindeki memlûklara kumanda etti (1801). 1805′te Atlı Humbaracılar Muhafız birliğinin kumandan yardımcısı oldu.
Austerlitz’te prens Repnin’i esir aldı. Danzig valisi (1807) oldu, 1809′da kont unvanını aldı. Fakat imparatorun boşanmasına karşı çıktığı için Danzig’e sürüldü. Moskova ve Berezina savaşlarında yararlık gösterdi (1812). Sonra Danzig’i savundu (ocak 1813-ocak 1814). Rusya’da esir düştü. 1814′te memleketine döndü, önce Yüzgün döneminde Bourbon’ların safında yer aldı, sonra Napolyon’a katıldı. Ren ordusuna kumanda etti. Bu ordu ile Strasbourg’ta düşman tarafından çevrildi. Wildenstein’daki (İsviçre) şatosunda bir süre yaşadıktan sonra Fransa’ya döndü (1817), Yüksek meclis üyesi (1819) ve saray mabeyincisi (1820) oldu. (L)
23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAPP (Jean,—kontu) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAPİN (Nicolas)
Tarih 23 Haziran 2009
RAPİN (Nicolas), fransız şairi (Fontenayle-Comte 1535′e doğr.-Poitiers 1608). Paris parlamentosunda avukattı, sonra büyük devlet memuriyetlerinde bulundu. Henri de Navarre’ın tarafını tuttu. 1594′te Ağır Ceza yargıcı oldu. Gerek Reform’a, gerek Birlik’e karşı olan, dürüst bir hâkimdi. Satire Menippee’nin belli başlı yazarlarındandır, ölümünden sonra dostları Oeuvres latines et française (Latince ve Fransızca Eserler) [1610] adlı eserini yayımladılar. Ariosto’nun Orlando Furioso’sunu (Çılgın Orlando) sekizer mısralık kıtalar halinde Fransızcaya çevirdi (1579). [L]
23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAPİN (Nicolas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Rapallo konferansı
Tarih 23 Haziran 2009
Rapallo konferansı, Caporetto bozgunundan sonra fransız, ingiliz ve italyan generalleri ve bakanları arasında 6 ve 7 kasım 1917′de Rapello’da toplanan konferans. Temsilciler tek sorumlu olarak kalan başkumandanların tasarılarını bağdaştırmak için Versailles’da toplanacak bir yüksek savaş konseyi kurdular. Her ülkeden iki üyenin katıldığı bu konseye bir kurmay heyeti yardımcı oluyordu. Konferansı ayın 8′inde yapılan Peschiera konferansı izledi. (L)
23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rapallo konferansı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|