RAOUSSET-BOULBON

Tarih 22 Haziran 2009

RAOUSSET-BOULBON (Gastin raoux,— kontu), fransız serüvencisi
(Avignon 1817-Guaymas, Meksika 1854). De la Colonisation en Algerie (Cezayir’de Sömürgeleştirme Hareketi Üstüne) [1847] adlı bir eser yayımladı. San Francisco’ya gitti. La Sonora’daki madenleri işletmek için bir or­taklık kurdu. Meksika hükümeti bu made­nin imtiyazını rakip bir ortaklığa verince, Meksika’ya cephe aldı. General Blanco’ya bir süre meydan okudu, sonunda yakalana­rak kurşuna dizildi. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAOUSSET-BOULBON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAOULT (François Marie)

Tarih 22 Haziran 2009

RAOULT (François Marie), fransız kim­yacısı ve fizikçisi (Fournes-en-Veppes, Nord 1830-Grenoble 1901). Kriyometri, ebüliyoskopi ve tonometri’yi buldu. 1882′de seyreltik çözeltilere ilişkin kanunları orta­ya attı. Pillerin elektromotor kuvvetleri üs­tündeki çalışmaları da anılmağa değer. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAOULT (François Marie) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANVİER (Lois Antoine)

Tarih 22 Haziran 2009

RANVİER (Lois Antoine), fransız histoloji bilgini (Lyon 1835 – Vendranges, Loire 1922). 1875′te histoloji laboratuvarı müdü­rü oldu. College de France’ta profesörlük yaptı. Dr. Cornil ile birlikte birçok anato­mi ve histoloji ders ve el kitabı yayımla­dı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANVİER (Lois Antoine) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANDOİN (Lucie)

Tarih 22 Haziran 2009

RANDOİN (Lucie), biyoloji ve sağlık uz­manı fransız kadın bilgin (Boeurs-en-Othe, Yonne 1888-Paris 1960), Albert Dastre’ın öğrencisi, önce çeşitli hayvan tür­lerinin kanındaki şekerleri inceledi, sonra araştırmalarını vitaminlere yöneltti, bes­lenmede denge ve dengesizlik kavramlarını ortaya koydu, 1942′de Besin Sağlığı Bilim­sel enstitüsü müdürlüğüne getirildi. Besin­lerin sağlık bakımından ıslahı ve diyeteti­ğin geliştirilmesinde büyük payı oldu. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANDOİN (Lucie) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANC (Jean)

Tarih 22 Haziran 2009

RANC (Jean), fransız ressamı (Mont-pellier 1674 – Madrid 1735). Hyacinthe Rigaud’nun yeğeni. 1724 – .1735 Arasında İs­panya kralı Felipe V’in ressamı oldu. Hiz­metkârının ihmali, Madrid’deki Aîkazar sa­rayının eski kiralık dairesinde yangın çık­masına yol açtı (1734). Belli başlı eserleri Prado müzesindedir. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANC (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANAVALONA III

Tarih 22 Haziran 2009

RANAVALONA III (1862 – Cezayir 1917), Madagaskar kraliçesi (1883 – 1897). Ranavalona II’nin kuzinidir.
Prens Ratrima’dan dul kalınca tahta çıktı (1883) ve daha ön­ceki iki kraliçeden dul kalmış olan başbakan Rainilaiarivony ile evlendi. Fransız donanmasının ablukasından sonra imzala­dığı antlaşma ile Diego-Suarez limanını ve dış siyasetinin yönetimini Fransa’ya bıraktı (17 aralık 1885). Antlaşmanın uygulanma­sında gösterilen kötüniyet, Fransa’nın 1895 seferine ve asker göndererek ülkede himaye idaresi kurmasına yol açtı (eylül). Himaye yönetiminin sömürge yönetimi haline getirilmesinden sonra çıkan ayaklanma üzerine Gallieni’nin tahttan indirdiği kraliçe (şubat 1897) önce Reunion’a, sonra da Cezayir’e sürüldü. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANAVALONA III hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANAVALONA I

Tarih 22 Haziran 2009

RANAVALONA I (1790′a doğr. – Tananarive 1861), Madagaskar kraliçesi (1828-1861). Radama I’in karısıydı; ondan sonra tahta çıktı, başbakan Rainiharo ile evlendi.

Yabancı nüfuzuna karşı savaş açtı, misyoner­lere baskı yaptı; bu yüzden Fransa Tintingue’i işgal etti (1829) ve İngiltere ile Fran­sa Tamatave’ı bombaladı (1845). Ranavalona, Merina’ların adayı işgal etmesini ve etkin bir yönetimi kurmasını sağlamağa ça­lıştı. Rainiharo’nun ölümünden (1852) son­ra oğlu Raharo misyonerlerin geri gelmesi­ne izin verdi. Bunlar arasında bulunan ingiliz Ellis, kraliçeyi kışkırtarak fransız ta­cirlerinden Laborde ve Lastelle’e zorluk çıkarttı. Veliaht Rakoto (sonradan Radama II. adını aldı) ile Fransızların bir komplo hazırladıklarını Ellis’ten öğrenen Ranavalona I bütün Avrupalıları sınır dışı ederek (1857) bircok hıristiyanı öldürdü.(L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANAVALONA I hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMUZ (Charles Ferdinand)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMUZ (Charles Ferdinand), fransızca yazan isviçreli yazar (Culiy, Vaud kantonu 1878 – Pully, Lozan yakını 1947).

1902′den 1914′e kadar Paris’te yaşadı; sonra İsveç’e döndü ve oraya yerleşti. 1914′te kurulan Cahîers Vaudois’ya yazılar yazdı: bir süre sonra Stravinskiy ile birlikte çalıştı. Le Petit Viliage (Küçük Köy) [1903], Chansons (Şarkılar) [1914] gibi şiir kitapları, Raison d’tire (Varolma Nedeni) [1914], Le Grand Printemps (Büyük İlkbahar) [191.7], Chant de Nötre Rhone (Rhöne’umuzun Tür­küsü) [1920], Salutatîon Paysanne (Köylü Selâmı) [1921] gibi lirik nesirleri; Aline (1905), Vie de Samueî Belet (Samuel Belet’nin Hayatı) [1913], Le Regne de l’Esprit Malin (Kötü Ruhun Hükümranlığı) [1917], La Guerison des Maladies (Hastalıkların İyileştirilmesi) [1917], Terre du Ciel (Gö­ğün Toprağı) [1918], Les signe Parmi Nous (Aramızdaki İşaretler) [1919], Pre­sence de la Mort (ölümün Varlığı) [1923], La Grande Peur dans la Hontagne (Dağda Büyük Korku) [1926] gibi hikâyeleri; Questions (Sorular) [1935], Paris, Notes d’un Vaudois (Paris, Bir Vaud’lunun Notları) [1939] gibi denemeleri vardır.
Yirmi ciltlik Ouvres Complete’inden (Toplu Eserler) [1941] sonra Ramuz, Journal’ini (Günlük) yayımladı (1945). Ramuz klasik gelenekten ayrılarak eserlerini kendi konuşma diliyle yazdı. Bu dil bazen çetrefil ve kaba bir dildi. Fakat Ramuz, Peguy ve Claudel gibi en yalın ve sade araçlarla güçlü bir şiir yaratmayı bildi. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMUZ (Charles Ferdinand) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMPAL (Jean-Pierre)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMPAL (Jean-Pierre), fransız flütçüsü (Marsilya 1922). Müzik öğrenimine babası Joseph Ramp al ile başladı, sonra Paris konservatuvarıı bitirerek bir birincilik ödülü­nü aldı. 1945′ten sonra dünyaca tanındı. Rampal, günümüzün en büyük flütçüleri arasında yer alır. XVII. ve XVIII. yy. kla­sik repertuvarınm önemli bir bölümü onun sayesinde yeniden değerlendirilmiştir. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMPAL (Jean-Pierre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMOND (Louis)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMOND (Louis), fransız hekimi (Paris 1879-ay.y. 1952). Sporotrikoz, Sporotrichum Beurmanni (1902), ilkel akciğer plevra tü­berkülozu ve tüberküloz menenjitleri üstüne incelemeler yaptı. Conferences de Clinique Medicale Pratiçue (Pratik İç Hastalık­ları Kliniği Konferansları) adı altında top­lanan dersleri, XX. yy.ın ilk yarısındaki klinik öğretiminde ne kadar büyük bir açık­lık ve kesinliğe varıldığını gösterir. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMOND (Louis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMON (Gaston)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMON (Gaston), fransız veterineri ve bi­yoloji bilgini (Bellechaume, Yonne 1886-Garches 1963). Veteriner okulunu bitirdik­ten sonra Pasteur enstitüsü müdürü oldu. Mikrop toksinleri konusunda yaptığı araş­tırmalarla tanındı. Birçok toksini (difteri,tetanoz, stafilokok) «anatoksin» denilen ye­ni maddelere dönüştürdü. Bir karışımdaki toksin ve anatoksin miktarını belirlemeğe yarayan değerli bir metot (flokülasyon me­todu) buldu. Hayvanlardan yararlanarak tedavi edici serumları (difteri, tetanoz v.b.) elde etme usulünü geliştirdi. Bazı karma aşılar da (difteri, tetanoz, tifo, poratifo) onun çalışmaları sayesinde elde edildi. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMON (Gaston) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMEAU (Pierre)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMEAU (Pierre), fransız dans hocası (XVIII. yy.). Fransız sarayında dans hoca­lığı, ispanya kraliçesinin maiyetinde bulu­nan gençlerden kurulu balenin yöneticiliğini yaptı. 1725′te resimlerini ve taslaklarını ken­di eliyle çizdiği Maître â Danser (Dans Ho­cası) adlı bir kitap yazdı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMEAU (Pierre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMEAU (Lazare)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMEAU (Lazare), fransız bestecisi ve org­cusu (Autun 1757-Mâcon 1794), Jean-Fran­çois Rameau’nun küçük üvey kardeşi. Pa­ris’te Eu kontunun Sceaux’daki kapellasında orgculuk yaptı. Başarılı bir yarışmadan sonra Etampes’ta Notre-Dame ve Sainle-Croix kiliselerinin orgcüluğuna getirildi. Da­ha sonra sırasıyle Montfort-l’Amaury, Bordeaux, Pithiviers, Dijon Sainte-Chapelle’inde ve son olarak Macon’da Saint-Vincent kili­sesinde çalıştığı (1783) bilinir. «Ad Libitum» Keman Eşliğinde Klavsen veya Piyano İçin Üç Sonatlık Bir Derlemesi vardır (1787). [L]

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMEAU (Lazare) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMEAU (Jean-Philippe)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMEAU (Jean-Philippe), fransız bestecisi (Dijon 1683-Paris 1764). İlk müzik derslerini babasından aldı. Dijon Notre-Dame kilisesi­nin orgcusu oldu: Milano’ya yaptığı kısa bir yolculuktan (1701) sonra 1702′de Clermont-Ferrand’da, 1705′te de Paris kiliselerinde orgculuk yaptı. 1706′da Birinci Klavsen Par­çaları Kitabım yayımladı. Sırasıyle Dijon’da (1708), Lyon’da (1713) ve yeniden Clermont-Ferrand’da (1713) orgculuk yaptı ve 1722′ye kadar orada kaldı. Aynı yıl Traite d’Harmonie (Armoni incelemesi) adlı kita­bını yayımladı.

1723′te Paris’e döndü, ikin­ci Klavsen Parçalarım (1724) yayımladı ve birkaç vodville tiyatro çalışmalarına başladı. 1732′de Sainte – Croix-de-la-Bretonnerie’de. 1736′da da Cizvit kolejinde orgculuk yaptı. Vergi kesenekçilerinden La Poupliniere’in müzik işlerini yönetti, bu sayede Kraliyet Müzik akademisine girebildi. 1733′te lirik trajedisi Hippolyte et Aricie Paris operasın­da temsil edildi ama tam bir başarı kaza­namadı. Buna karşılık Les indes Galantes 1735), Castor et Pollux (1737) ve özellikle Dardanus (1739) büyük ilgi gördü. Generation Harmonique (Armoni üretmeleri) adlı kitabının yayımlanması ve bir bestecilik oku­lu açması Rameau’nun şöhretini bir kat da­ha artırdı, 1745′te saray müzikçiliğine getiril­di. Artık fransız müziğinin en büyük temsil­cisi olarak kabul edilen Rameau, Bouffon’lar çatışmasının başlamasıyle italyan müziği taraftarlarının saldırısına uğradı (1752-1754). Observations sur Nötre instinct Pour la Musique (Müzik İçgüdümüz Üstüne Düşünce­ler) [1754] adlı yazısını yayımlayarak ken­disi için ileri sürülen iddiaları çürüttü. 1754′ten sonra ancak saray için bazı küçük par­çalar besteledi. Sondan bir önceki operası Paladins ancak birkaç kere temsil edildi. Buna karşılık ilk operalarının yeni temsilleri gerçek birer zafer oldu. Abaris ou les Boreades adlı son operası sahneye konul­madan az önce öldü.
Rameau’nun çok sayıdaki eserlerinin en önemli ve en ilgi çekici kısmı otuz üç tiyatro eseridir (lirik trajediler, opera-bale’ler, komedi-bale’ler v.b.); bu eserlerde müzikçinin dramatik dehası ve yenilikçi yetenekleri açıkça görülür. Yaptığı en önemli yenilikler, recitativo’laıın ve aryaların biçimini metnin gereklerine bağımlı kılmak ve gereksiz süsle­melerin bir yana bırakılarak danslarla divertimento’lara da anlatımcı bir değer, bir güç kazandırmaktır. Çalgı alanında Rameau orkestrada anarmoniyi ve yaylı çalgılarda çift tel ile pizzicato’yu kullanan ilk bestecidir. Klavsen alanında (dört büyük derleme) ge­tirdiği yenilikler hem anlatım hem de teknik yönden orijinaldir. Füg biçimini kullanan motetieri ses yönünden çok zengindir. Din dışı kantatları çağının geleneklerine daha uygundur. Nazarî eserleri, özellikle akortla­rın oluşması (üçlülerin temel bir bas üstün­de üst üste gelmesiyle) ve çevirme ilkesiyle ilgili görüşleri ayrı bir önem taşır. Bunlar uyum teorisine yeni bir yön kazandırmıştır. (ML)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMEAU (Jean-Philippe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMEAU (Claude)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMEAU (Claude), fransız orgcu, klavsenci ve besteci (Dijon 1690 – Autun 1761). Jean-Philippe Rameau’nun kardeşi. Baba­sından boşalan ve kısa bir süre kardeşinin görevlendirildiği Dijon’daki Notre-Dame ki­lisesi orgcüluğuna getirildi; asker olmak için Dijon’dan ayrıldı fakat orduda çok kalamadı. Dönüşünde Saint-Benigne ma­nastırının orgcusu oldu; bir müzik okulu kurdu ve 1738′e kadar bu kurumun ba­şında kaldı. Veliahtın doğuşu şerefine bes­telediği senfoni kaybolmuştur. Elde bulu­nan tek eseri, bas ses için yazdığı Buveur Amoureux (Âşık İçkici) adlı kısa kantat’tır. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMEAU (Claude) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMBOSSON (Yvanhoe)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMBOSSON (Yvanhoe), fransız şairi ve sanat tenkitçisi (Berny, Seine 1872 – Paris 1943). Çeşitli şiir kitapları (Le Verger Dore [Yaldızlı Meyve Bahçesi, 1895]; Le Coeur Emu [Üzgün Gönül, 1905]), monografiler (Jules Valadon [1897], Falguiere) ve bir Histoire des İnstruments de Musique (Mü­zik Âletleri Tarihi) [1898] yazdı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMBOSSON (Yvanhoe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMBERT (Eugene)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMBERT (Eugene), isviçreli yazar (Sales, Vaux kantonu 1830 – Lozan 1886). Eserlerini fransızca yazdı. Necker ailesin­de özel öğretmen olarak çalıştı. Zürich Teknik okulunda (1860-1881), sonra Lozan akademisinde (1881-1886) fransız edebiyatı profesörü oldu. Şiirlerinden başka şu eser­leri vardır: Les Âlpes Suisses (İsviçre Alp­leri) [5 cilt, 1865-1875], Ecrivains Nationaux Millî Yazarlar) [1874], Alexandre Vinet (1875), Alexandre Caleme (1884). [L]

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMBERT (Eugene) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMBAUD (Aifred)

Tarih 22 Haziran 2009

♦ RAMBAUD (Aifred), fransız tarihçisi (Besançon 1842 – Paris 1905). Jules Ferry’nin özel kalem müdürü (1879), Sorbonne’da pro­fesör (1881), senatör (1895-1903), millî eğitim ve güzel sanatlar bakanı (18%) oldu. E. Lavisse ile beraber (1893) Histoire ge­nerale du IV’e Siecle â nos Jours’u (IV. yy.dan Günümüze Kadar Genel Tarih) ha­zırladı. Konstantinos Porphyrogenetos hakkındaki tezinden (1870) sonra çağdaş ta­rihle ilgilenmeğe başladı: Les Français sur le Rhin (Fransızlar Ren Kıyılarında) [1873], Histoire de Russie (Rusya Tarihi) [1877]., La Revolution Française et VAristocratie Russe (Fransız İhtilâli ve Rus Aristokrasi­si) [1878]. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMBAUD (Aifred) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Ramayana

Tarih 20 Haziran 2009

Ramayana, çeşitli devirlerde değişik dil­lerde yazılmış kutsal hint destanlarının ge­nel adı.
Ortak konu, kardeşleri Lakşmana, Bharata ve Satrughna ile birlikte tanrı Vişnu’nun yedinci tenleşmesini temsil eden Ayudhya kralı Rama’nın hayatıdır. Belli başlı diğer kişiler, Toprak tanrıçanın kızı ve Rama’­nın karısı Sita. maymun tanrı Hanumant, Lanka kralı ve Rama’nın düşmanı Ravana’dır. Rama, bir saray entrikası sonunda, ba­bası Dasaratha tarafından sürgün edilmiş­tir. Sita ise Ravana tarafından baştan çı­karılır. Korkunç bir savaştan sonra, may­munlarla ayıların yardım ettiği Rama, Ravana’yı öldürür, Sita’yı geri alır ve Bharata’nın kendisine saygı ve sevgi ile muhafaza ettiği tahta yeniden çıkar. Bütün bu şiirlerin, tarihî, efsanevî, ahlâkî, dinî, kozmogonik, felsefî, metafizik ve yogilikle ilin­tili ve birbirine paralel birçok anlamı var­dır.

Bunların çok azı batı dillerine çevril­miştir: H. Fauche (1854-1858) ve A. Roussel, Valmiki’nin sanskritçesini (M.ö. V. yy.) fransızcaya çevirdiler (1903-1909). Tulsidas’-ın hinducası Kalyana Kalpataru’da (1949-1951) ingilizceye; yazan bilinmeyen sans-kritçe Adhyatma (XIV. yy.) L. B. Nath tarafından yine aynı dile çevrildi (1913). Çevrilmemiş olan diğerleri arasında Kamban’ın tamul dilindeki (XI. yy.), Kritti-baş’ın bengal dündeki (XIV. yy.), Elut-taçehan’ın malayalam dilindeki, Ekanath’ın marathi dilindeki (XV. yy.) ve Pampa’nın kanara dilindeki şiirleri sayılabilir. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ramayana hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMADİER (Paul)

Tarih 20 Haziran 2009

RAMADİER (Paul), fransız siyaset adamı (La Rochelle 1888 – Rodez 1961). Sosyalist milletvekili (1928), Sosyalist ve Cumhuri­yetçi birliğin milletvekili (1933) ve çalışma bakanı (1938) oldu. Vichy’de, yetkilerin ma­reşal Petain’e verilmesi aleyhine oy kul­landı (10 temmuz 1940). Danışma meclisi üyeliğine ve kıtlık sırasında beslenme ba­kanlığım (kasım 1944 – mayıs 1945) getirildi. Sosyalist milletvekili seçildi, başba­kanlık yaptı (ocak-kasım 1947).
Devlet ba­kanı (temmuz 1948) ve millî savunma ba­kanı (eylül 1948 – ekim 1949) oldu. Mil­letlerarası Çalışma bürosu yönetim kurulu­na başkanlık etti (1952-1955). 1956′da par­lamentoya döndü, maliye bakanlığına ge­tirildi (şubat 1956 – mayıs 1957). [L]

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMADİER (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RALEİGH (sir Walter)

Tarih 20 Haziran 2009

RALEİGH (sir Walter), ingiliz saray adamı, denizcisi ve yazarı (Hayes, Devon 1552′ye doğr. – Londra 1618).
Fransız carvin’cileriyle birlikte savaştı (1569), sonra üvey karde­şi Gilbert ile deniz serüvenlerine atıldı. 1580′de Leicester’in hizmetine girdi ve İr­landa’da çarpıştı. Sarayda, sevimliliği ve çekiciliğiyle kraliçenin gözüne girdi. Kra­liçe, Raleigh’in büyük bir siyasî etki kazan­masına fırsat vermedi, ama ona birçok ar­mağan bağışladı (kârlı ticaret tekelleri, İn­giltere ve İrlanda’da geniş topraklar). Ra­leigh usta bir yönetici olduğunu ortaya koydu. 1584′te kuzey Amerika kıyılarını keş­fetmek amacını güden bir deniz seferini malî bakımdan destekledi; 1585′te bir baş­ka seferi yönetti ve Roanoke adasında bir ticaret kolonisi kurarak buraya «Virginia» adını verdi.

Koloni kurma denemesi başarıya ulaşmadı ama İngiltere’nin Kuzey Amerika’daki hâkimiyetinin başlangıcı oldu. Ay­rıca Raleigh, bu adalardan yeni bitkiler (patates, tütün) getirdi.
1587′den itibaren rakibi Essex. yüzünden etkisini kaybeder gibi oldu ve saraydaki du­rumu sarsıldı. 1595′te denizcilik faaliyetle­rine yeniden girişti; Guyano bölgesini ince­ledi (buranın Eldorado olduğunu sanıyordu) ve 1596′da Cadiz seferine katıldı. 1603′te İngiltere tahtına
James I’in çıkması, Rale­igh’in gözden düşmesine yol açtı. Haksız yere krala karşı entrikalara girişmekle suç­landı; ölüm cezasına çarptırıldı, cezası müebbed hapse çevrildi ve 1616′ya kadar Londra kulesinde tutuklu kaldı. Bu tarihte, İspanya ile hiç bir çatışmaya yol açmamak şartıyle, Orinoco’ya yapılacak bir seferi yö­netmesi için serbest bırakıldı. Ama sefer başarısızlıkla sonuçlandı; Raleigh elde edi­leceği umulan altını bulamadı ve ispanyol kolonlarıyle çatıştı. Bu yüzden İngiltere’ye dönünce tutuklandı, ispanyol elçisi Gondomar’ın ısrarı üzerine ve 1603 kararnamesi gereğince boynu vuruldu.

Kral ile İspan­yolların bu düşmanlığı, o güne kadar küs­tahlığı ve zalimliği yüzünden sevilmeyen Raleigh’in halk tarafından tutulmasına yol açtı. Serüven düşkünü bir soylu, büyük bir senyör, değerli ve zeki bir yazar (seyahat notları History of the World [Dünya Ta­rihi], şiirler) olan bu garip, coşkun ve şüpheci şahsiyet, Elizabeth devri Rönesan-sının kusursuz bir örneğidir. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RALEİGH (sir Walter) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAKİÇ (Milan)

Tarih 20 Haziran 2009

RAKİÇ (Milan), sırp şairi (Belgrad 1876 -Zagreb 1938). Çeşitli Avrupa ülkelerinde elçi olarak bulundu, fransız şiirinin (Verlaine, Baudelaire) etkisinde kaldı. Az sa­yıdaki eserleri sırp şiirinin gelişmesinde önemli bir dönüm noktasıdır. Çağının karamsariığmdan ilham alan şiiri, tam bir olgunluk ve duru ifade örneğidir. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAKİÇ (Milan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAJNA (Pio)

Tarih 20 Haziran 2009

RAJNA (Pio), italyan tenkitçisi ve profe­sörü (Sondrio 1847-Floransa 1930). Floran­sa üniversitesinde ders verdi ve «şövalye şiiri»nin menşeleri üstüne önemli eserler yazdı: Ricerche intorno ai «Reali di Francia» (Fransız Kralları üstüne Araştırmalar) [1876], Le Fonti deli «Orlando Furioso» («Çılgın Orlando»nun Kaynakları) [1876], Le Origini dell’Epopea Frencese (Fransız Destanının Menşeleri) [1884]. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAJNA (Pio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİSON (Andre)

Tarih 20 Haziran 2009

RAİSON (Andre), fransız orgcusu (XVII. yy.ın ilk yarısı-Paris 1719). Sainte-Genevieve kilisesinde orgculuk yaptı (1666-1718). Orgla ilgili iki eser yazdı. Bu eserlerin birincisinde «kilise müziğinin bütün ses per­deleri için yeterli» beş missa ile bir magnificat; ikincisinde de bir uvertür, bir allemande ve çeşitli noel şarkıları vardır. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİSON (Andre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİSİN Büyük (Jacques)

Tarih 20 Haziran 2009

RAİSİN Büyük (Jacques), fransız oyun­cusu, dram yazarı ve müzikçisi (Chaorce, Champagne 1653 – Paris 1702). Babası ve kardeşleriyle birlikte Paris’te «Petits Comedieus Dauphius» topluluğunu kurdu. 1684 -1694 Arasında Comedie-Française’de çalış­tı. Bu tiyatroda dört eseri temsil edildi. Bunların en ünlüsü Le Faux Gascon’dur (Sahte Gaskonyalı) [1688]. —- Erkek kar­deşi JEAN – BAPTİSTE. Küçük Raisin de­nir (Troyes 1655′e doğr. – öl. 1693), Hötel de Bourgogne ve Guenegaud tiyatrolarında çalıştı. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİSİN Büyük (Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİS veya RAYS veya RETZ (Gilles DE)

Tarih 20 Haziran 2009

RAİS veya RAYS veya RETZ (Gilles DE), fransız mareşali (1400′e doğr.-Nantes 1440). 1427′de Charles VII’nin davasını benim­sedi, Jeanne d’Arc’ın silâh arkadaşı oldu, 1429′da Fransa mareşalliğine tayin edildi.
1435′e doğru topraklarına (özellikle Tiffauges) çekildi, tek başına yaşamağa başladı ve büyük servetini saçıp savurdu. Gösterişe ve paraya düşkündü. Bu yüzden simya ve büyücülükle uğraştı, kendini içkiye ve sefa­hate verdi. Çevresine çeşitli ülkelerden ge­len büyücüleri topladı. Bu işlerle uğraşırken, tahminlere göre, 140 ilâ 300 çocuğun ölü­müne yol açtı. Kişiliği hakkında, halk ara­sında itham edici söylentiler yayılınca, Bretagne dükü tarafından mahkemeye verildi. Mahkûm edildi ve pişmanlık getirdikten sonra boğduruldu. Yanlış olarak, Mavi Sa­kal efsanesinin kahramanı sanılır. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİS veya RAYS veya RETZ (Gilles DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİNİLAİARİVONY

Tarih 20 Haziran 2009

RAİNİLAİARİVONY, madagaskarlı siyaset adamı (1828 – Cezayir 1896), 1865′te kardeşi Raharo’nun yerine geçti ve birbiri ardı sıra evlendiği Rasoherina, Ranavalona II ve Ranavalona III adlarındaki kraliçelerin de­virlerinde, Madagaskar devletini yönetti, önemli reformlar yaptı (1868 ve 1881 ka­nunları); Fransa ile ingiltere’yi birbirine düşürerek ülkesinin bağımsızlığını sağlama­ğa çalıştı, ingiliz misyonerlerine yaklaştı, Protestanlığı devletin resmî dini olarak ka­bul etti. Fransa’nın 1883-1885 seferi sonunda kabul ettirdiği himaye rejimine karşı koyma­ğa çalıştı, fakat 1894-1895 seferinde Mada­gaskar fransız birliklerinin istilâsına uğra­yınca Cezayir’e sürüldü. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİNİLAİARİVONY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAKOVSKİ (Georgi)

Tarih 20 Haziran 2009

RAKOVSKİ (Georgi), bulgar yazarı ve mil­liyetçisi (Kotel 1821-Bükreş yakınları 1867). Siyasî hürriyetleri savundu. Kısmen fransız­ca yayımlanan Le Cygne du Danube adiı gazetesi ve Gorski Pıtnik (Ormandaki Yol­cu) [1858] adlı şiiri ile büyük etki yaptı. Coşkun millî duygularla dolu olan bu ro­mantik şiirde hayduk’ların ülküsünü övdü. ölüme mahkûm edildi, Marsilya’ya göç etti. Sırbistan’da Hür Bulgar birliğini kurdu. Son yıllarını Romanya’da geçirdi, oradaki bulgar göçmenlerin liderliğini yaptı. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAKOVSKİ (Georgi) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİMOND Aguilers’li

Tarih 19 Haziran 2009

RAİMOND Aguilers’li, fransız vakanüvisi (XI. yy. – XII. yy. başı), Puy Piskoposluk meclisi üyesi ve Saint – Gilles’li Raimond IV’ün kilise papazı. Birinci Haçlı seferinin ana kaynaklarından biri olan Historia Fracorum Qui Ceperunt Hierusalem adlı ese­rinde, Birinci Haçlı seferi sırasında Toulouse kontunun kumandasındaki ordunun ilerleyişini, savaşlarını, karşılaştığı güçlük­leri ve yarattığı mucizeleri anlatır. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİMOND Aguilers’li hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİLLİET (Louis Alcide)

Tarih 19 Haziran 2009

RAİLLİET (Louis Alcide), fransız veteri­neri (La Neuville-L6s-Wasigny, Ardennes 1852-Saint-Germain-sur-Morin, Seine -en-Marne 1930). Alfort Veteriner okulunda öğretmenlik yaptı, ünlü bir helmintoloji uz­manı ve tabiat bilgini olan Railliet ayrıca parazitolojinin kurucularındandır. Asalak hastalıkları üstüne eserleri ve bir Alfort okulu tarihi vardır. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİLLİET (Louis Alcide) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİATEA

Tarih 19 Haziran 2009

RAİATEA, Cemiyet adalarından (Fransız Polinezyası) biri, Rüzgâr altı adalarının en büyüğü; 192 km2; 4 900 nüf. Merkezi, Uturoa. Bu ada yükseltisi 1 000 m’yi aşan volkanik dağlardan meydana gelir; Maori’lerin eski dinî merkezidir. Hindistancevizi yetiştiriciliği. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİATEA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAHMANİYE

Tarih 19 Haziran 2009

RAHMANİYE i. (Muhammed bin Abdurrahman’ın adından ar. rahmâniyye). Tasav. Halvetiye tarikatının bir kolu.
— ANSİKL. Tasav. Cezayir bölgesinde Say­gın olan rahmaniye tarikatını Muham­med bin Abdurrahman (öl. 1794) kurdu. Siyasî hareketlere ve Fransızlara karşı ya­pılan isyanlara da karışan tarikat mensup­ları XIX. yy. sonlarına kadar, Cezayir’de, büyük bir siyasî güç olarak kaldılar. Son rahmaniye şeyhlerinden İbnülhaddad’ı kesin bir yenilgiye uğratan fransız generali Saussier, rahmanilerin Cezayir’deki üstünlük­lerine son verdi. Tarikat zikir esasına da­yanır, önce lâilâhe illallah kelimelerini be­lirli sayıda tekrarlayan mürit, bir süre son­ra kendisine şeyh tarafından sırayle öğretilen Allah, Hüve, Hakk, Hayy, Kayyum, Kahhar gibi Tanrı adlarını belli sayıda tekrarlar. [M]

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAHMANİYE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAGUSA

Tarih 19 Haziran 2009

RAGUSA, Dalmaçya kıyısında eski cum­huriyet.
• Tarih. Ragusa, yunan şehri Epidauros’un Adriya denizinde, Dalmaçya kıyısı ya­kınında kurduğu koloniden doğdu. Roma dünyasına katılan ve uzun süre Batı Ro­ma imparatorluğuna bağlı olarak yaşayan Ragusa, on iki yüzyıl boyunca Doğu dün­yasının kenarında kurulmuş, deniz ticare­tiyle uğraşan bir latin şehri olarak kaldı. Bizans imparatorluğunun gücünün devam ettiği ve Güney İtalya’ya hâkim olduğu sü­re boyunca Ragusa da Venedik gibi ona bağlıydı. Şehir 1000′de Bizans imparator­luğu sınırları içinde kalmağa devam etmek­le beraber Venedik dukasının idarî hâkimiyetini kabul etmek zorunda kaldı. Son­ra, Venedik 1204′te Bizans imparatorluğu­nun deniz parçasını ele geçirince, sırp teh­likesine karşı yunan desteğinden yoksun kalan Ragusa kendiliğinden Venedik’e tes­lim oldu (1205).

Venedik Ragusa’ya duka­yı temsil eden bir kont yerleştirdi ve şe­hirde kurumlan kendisininkini örnek alan aristokratik bir komün meclisi kurdu. Ama macarların baskısı Ragusa’yı macar kralı­nın otoritesini kabul etmek zorunda bırak­tı (1358). 1403′te patriciierinin akıllıca ve ustaca siyaseti, Ragusa’nın Venedik bo­yunduruğu altına düşmeksizin bağımsızlı­ğını kazanmasına yol açtı. Balkanlar’ın de­niz kapılarından biri olan Ragusa, Osman­lıların Akdeniz doğusunu ve Balkanlar’ı fethettikleri sırada kazanılan bu bağımsız­lık sayesinde Floransa ve Barcelona’nın ti­caret acentaları kurdukları bir yer haline geldi. Şehir zaten uzun süreden beri Balkanlar’da köle ticaretini ve tuz ticaretini kontrol altında tutan büyük bir ticaret yeriydi. Daha XIV. yy. sonunda gümüş üretimiyle ilgilenen Ragusa tüccarları, ma­den ülkelerinde (Bosna ve Sııbistan) ko­loniler kurmuşlar ve Batı Avrupa’ya gü­müş sevkıyatı tekelini ele geçirmişlerdi; sonradan bakır, kurşun ve XV. yy.da bu­lunan (1420′ye doğru) yeni maden filizle­rinin (özellikle 1430′dan sonra işletilen zencefre) ticaretini de ele geçirdiler.

Şehir bu sayede XV. yy.da büyük ölçüde zen­ginleşti, edebiyat ve sanat gelişti. Osmanlıların Macarîara karşı Mohaç zafe­rinden (1526) sonra, Ragusa osmanlı pa­dişahının otoritesini kabul etmek ve her yıl vergi ödemek akıllığını gösterdi. Böy­lece, XIII. yy.a kadar Venedik’in Bizans imparatorluğu sınırında yaşadığı gibi, Os­manlı imparatorluğunun sınırında yaşama­ğa başlayan Ragusa, Akdeniz kıyısındaki hıristiyan ve müslüman ülkelerin aracısı haline geldi. Avrupa’nın en büyük filola­rından birini kurdu ve gemilerini gerek Atlas okyanusunda gerek Akdeniz’de çalıştırılmak üzere her isteyene kiraladı. Böy­lece XVI. ve XVIII. yy.da, yeni bir bur­juvazinin gelişmesine rağmen aristokratların hâkim olduğu bir rejim altında en par­lak dönemini yaşadı.

Ama şehri hemen tamamıyle yıkan ve hal­kın yarısından çoğunun ölmesine yol açan 6 nisan 1667 depremi kesin bir darbe ol­du. O tarihten sonra şehirde islav unsur­ların nüfuzu günden güne arttı ve Ragu­sa fiilî bağımsızlığını muhafaza etmesine rağmen bir şehir cumhuriyeti olarak büyük kara devletleri dünyasında çağ dışı bir hal aldı. 1806′da Fransızlarla Ruslar arasında kalınca Napolyon’un Fransız – italyanlarına teslim oldu; Ragusa dükü mareşal Mar­nı on 1808′de şehrin hükümetini ve senato­sunu dağıttı, şehri önce Fransa’nın işgal ettiği Venedik’in Dalmaçya topraklarına bağladı, sonra da İllyria eyaletlerine kattı (1809). Viyana antlaşmasında (1815) şehri alan Avusturya 1918′e kadar muhafaza etti. Ragusa o tarihte islavca Dubrovnik adiyle, yeni kurulan Yugoslavya’ya katıldı.

• Edebiyat ve bilimler. Komşu İtalya’da parlak bir şekilde gelişen hümanizm, dal­maçya şehirlerinde de yayıldı ve bu şehir­lerde, Şişgoriç (Georgius Sisgoreus) [1440-1509] ve Crijeviç (Cerva) [1460'a doğr, -1520] gibi meşhur hümanistler yetişti; is­lavca edebiyat ise özellikle Ragusa’da bü­yük ölçüde gelişti. İtalyan edebiyatı etkisi kalmış olan ragusa edebiyatında devrin bü­tün önemli tarzlarına rastlanır. XV. yy.da Sisko Mençetiç (1457-1527) ve Dzore Drziç (1451-1501) trubadur üslûbunda aşk şiirleri yazdılar. XVI. yy.da Ragusa, Güney İslavlarının gerçek fikir merkezi haline gel­di. Trajedi ve felsefî şiirin temsilcisi ve­rimli yazar Mavro Vetranoviç’tir (1482-1576). Komediyi Marin Drziç (1507-1567) doruğuna ulaştırdı: gerçek bir rönesans ada­mı olan Drziç eserlerinde zengin bir dille ve yer yer halk ağzıyla coşkun bir ya­şama sevincini dile getirdi. XVI. yy. so­nunda aşk şiirinde Petrarca ve Bembo tar­zında yeni bir gelişme oldu: bu tarzın en orijinal temsilcisi Dominko Zlatariç’tir (1550′ye doğr. – 1609).

Karşı Reform Ra­gusa’da çok değişik bir atmosfer yarattı: aşk şiirinin ve komedinin yerini, dinî veya yurtsever edebiyat aldı. Bu yeni akımın XVII. yy. başında en etkili temsilcisi ivan Gunduliç’ti (1589-1638). Yeni denizyolları­nın keşfi Venedik gibi Ragusa’ya da öldürücü bir darbe indirdi.
O tarihten son­ra yavaş yavaş sönen ragusa edebiyatı, cum­huriyetin 1805′te yıkılmasından sonra hırvat edebiyatıyle karıştı. Hırvat edebiyatının baş­lıca ragusalı yazarları Medo Puçiç (1821-1882) ve İvo Vojnoviç’tir (1857-1929). Ra­gusa başlıca edebiyat merkeziyse de, öbür dalmaçya şehirlerinde de değerli yazarlar yetişti: meşhur hümanist Maruliç (1460-1524) Split’li, ilk kır romanı (Dağ) yazarı Petar Zoraniç, Zadar’lı, ilk dindışı dram (Köle) yazarı Hanibal Luciç (1485-1533) ve Petar Hektoroviç (1486-1572) Hvar adasındandı.
Ragusa cumhuriyetinde birçok bilgin de ye­tişti: XV. yy.da latince ilk ticaret naza­riyesini yayımlayan ragusalı Georgi, cebiri geometriye ilk; olarak uygulayan Getaldiç, «mizaç»lara, aşırı önem verilmesine ilk karşı çıkan hekim Baglivi (1688-1707), büyük ma­tematikçi Boşkoviç
(öl. 1787), İmperium Orientale’nin yazarı Banduri (1670 – Paris 1743). [L]

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGUSA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAGUİN (Eugene)

Tarih 19 Haziran 2009

RAGUİN (Eugene), fransız jeologu (Paris 1900). Paris Maden okulunda profesörlük yaptı, Jeoloji Harita dairesi müdürü ve Fransız Jeokimya derneğinin ilk başkanı oldu.

Başlıca eserleri: Geoiogie Âppliguee (Uygulamalı Jeoloji) [1934]; Geoiogie du Granite (Granitin Jeolojisi) 1946]. RAGUSA, İtalya’da şehir, Sicilya’da, il idare merkezi, irminio vadisine hâkim bir tepe üzerinde; 57 300 nüf. Şehir iki ayrı çekirdekten meydana gelir: daha eski olan Ragusa ibla’da XVIII. yy.dan kalma sa­raylar ve kiliseler vardır; daha aşağıda olan bu eski şehir, çok büyük bir merdivenle düzgün planlı modern şehre (XVIII. yy.-dan kalma katedral) bağlıdır. Ragusa önem­li bir tarım pazarıdır; petrol rafinerisi, — Ragusa ili, 247 200 nüf. özellikle tepeler­den meydana gelen şehir, Sicilya’nın gü­neydoğu kısmında, Akdeniz kıyısında uzanır. Kıyı ovası bağlar ve turunçgil bahçe­leriyle kaplıdır. İç kısımdaki tepelerde hayvancılık yapılır. Petrol yatakları işlet­mesi. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGUİN (Eugene) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAGUENET (rahip François)

Tarih 19 Haziran 2009

RAGUENET (rahip François), fransız mü­zik tenkitçisi (Rouen 1660-Paris 1722). Kar­dinal Bouillon’un Roma yolculuğuna katıl­dı (1698), italyan müziğine hayran kaldı. 1702′de Paris’e dönünce, Parallele des İtaliens et des Français en ce qui Regarde la Musique et les Operas (Müzik ve Opera Ba­kımından İtalyanlarla Fransızları Karşılaş­tırma) adlı bir kitap yayımladı; kitap, fran­sız müziğini tutanlar arasında büyük öfke uyandırdı. Raguenet Defense du «Parallele des İtaliens et des Français» («italyanlarla Fransızların Karşılaştırma» sının Savunma­sı) [1705] ile karşılık verdi. Böylece fran­sız müziğini tutanlarla italyan müziğini tu­tanlar arasında çatışmalar başlamış oldu. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGUENET (rahip François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİMOND IV

Tarih 19 Haziran 2009

RAİMOND IV, Raimond de Saint-Gilles denir
(Toulouse 1042-Trablus 1105), Toulou­se kontu (1093-1105). Daha Saint-Gilles kon­tu olduğu sıralarda ona, kuzini Berthe’ten Rouergue, Nîmes ve Narbonne kontluklarıyle Gothiya markiliği (1065) miras kaldı; topraklarına Gevaudan, Agde, Beziers’i ve U-zes ülkesini de kattı; kendi kızını Raimond’un lehine mirastan yoksun bırakan erkek kardeşi Guillaume IV ölünce Toulouse kon­tu oldu.
Toulouse devleti böylece kesin top­rak bütünlüğünü kazandı. Fakat, ispanya’da müslümanlığa karşı yapılan bir sefere (Tudela önünde başarısızlığa uğradı, 1087) ka­tıldıktan sonra, Urbanus II’nin çağırışına (Clermon konsili 1095) ilk cevap veren o ol­du. Bir daha Batı’ya dönmemeğe ant içtiği için Toulouse kontluğunu oğlu Berttrand’a bıraktı. Güney Fransızları ordusunun ku­mandanı olan Raimond IV, Pr övence’tan ayrıldı (ekim 1096) ve papalık orta elçisi Ademar de Monteil ile birlikte Kuzey italya, Dalmaçya kıyısı ve Makedonya üzerinden istanbul’a geldi (nisan sonu, 1097). Haçlılar içinde yalnız Raimond, Aleksios I Komne­nos’a vasallık yemininde bulunmayı reddet­ti. İznik (Nikaia) [haziran 1097], Eskişehir (Doryleion) [temmuz 1097] ve Antakya (An-tiokheia) [haziran 1098] kuşatmalarında ve çatışmalarında önemli payı oldu.
Antakya’­da, Musul Atabeki tarafından öbür haçlılar­la birlikte kuşatılan Raimond de Saint-Gil­les, şehrin kurtuluşunda kesin bir rol oyna­mak ve şehri elde etmek için (1098), Provence’li bir köylü olan Pierre Barthelemy’nin «kutsal mızrak»! bulmasından yararlandı. Fakat, çetin bir tartışmadan sonra, Sicilyalı Bohemond bunu ele geçirdi. Buna kızan Ra­imond, Bizans imparatoruna yanaştı ve Ku­düs’e yürümek isteyen haçlılar kitlesinin ba­şına geçmeden önce, Trablus emirliğine kar­şı birçok sefere girişti (1098 sonu-1099 ni­sanı). Şehrin alınmasında yardımı dokundu (temmuz 1099), fakat Godefroi de Bouillon’un lehine, isa Peygamber’in mezar eminliğinden uzaklaştırıldı.

Raimond de Saint-Gil­les, Askalon önünde G. de Bouillon’a yardım ettikten sonra, İstanbul’a gitti ve Lombard’-îardan kurulu yardımcı kuvvetlerin basma geçti, fakat Ankara (Ankyra) ile Amasya arasında yenildi (temmuz-ağustos 1101). Tancrede’in esiri oldu (1102), kaçtı ve Cenova filolarının desteğiyle Tarsus’u (nisan 1102) ve Gibelet’yi (1104) aldı, fakat Trablus ku­şatmasında (1105) öldü. Ama ölmeden önce, evlilik dışı oğlu Bertrand’ın gelecekte ke­sinlikle kuracağı (1109-1112) Trablus kont­luğunun temellerini atmış bulunuyordu. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİMOND IV hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAFFY (Jean)

Tarih 18 Haziran 2009

RAFFY (Jean), Acem Raffy denir, iran asıllı fransız ressamı (Paris 1920). Kendi kendini yetiştirdi. Desenlerindeki kesinlik, renk ahengindeki incelik ve Doğu’yu andı­ran şiir havası (insanlarla bezenmiş köy ve­ya Paris manzaraları) sanatının başlıca özellikleridir.
Eserleri Paris Art Moderne müzesiyle Philadelphia müzesindedir. (L)

18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAFFY (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAFFAELLİ (Jean François)

Tarih 18 Haziran 2009

RAFFAELLİ (Jean François), fransız res­samı (Paris 1850-ay.y. 1924). Başlangıçta kü­çük burjuvazinin gülünç yönlerini işledi (1870), sonra Paris ve banliyösünden peyzajlar çizdi (1879′dan itibaren). En tanınmış eseri Georges Clemenceau 1885′te, Paris’te Fernando Sirkinde bir Seçim Toplantısında (Versailles müzesi) adlı büyük portresidir. Tek renkle çalışması ve halka hitap etme­siyle, resimde natüralizmin temsilcisidir. (L)

18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAFFAELLİ (Jean François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAFN (Cari)

Tarih 18 Haziran 2009

RAFN (Cari), danimarkalı arkeolog (Bra-hesborg, Fionia 1795-Kopenhag 1864). Kütüphane memuruydu, Kuzey Eskiçağ tarihini keşfetti.
Başlıca eserleri: Kuzeyin Mitîk ve Romantik Sagaları (1821-1826); Amerika’nın Kuzeyliler tarafından ilk keşfini anlatan Antiquitates Americanae (1837); fransızca yaz­dığı Antiquites Americanae (1837); fransız­ca yazdığı Antiquites Russes (Rusya’da Es­kiçağ) [1850-1858], (L)

18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAFN (Cari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADİŞÇEV (Aleksandr Nikolayeviç)

Tarih 17 Haziran 2009

RADİŞÇEV (Aleksandr Nikolayeviç), rus yazarı (Moskova yakınları 1749-Petersburg 1802).
Gümrük memuruydu (1771-1790). Volnost (Hürriyet) [1783] ve Puteşestviye iz Petersburga v Moskvu (Petersburg’dan Mos­kova’ya Seyahat) [1790] adlı eserleriyle ta­nındı. Şekil bakımından Sterne’i örnek alan bu eserinde, fransız felsefî düşüncesine hayranlığını belirtiyor ve rus mutlakıyetçiliğini tenkit ediyordu. Bu kitap, Katerina II’nin emriyle yaktırıldı, yazar Sibirya’ya sürüldü, 1796′da Pavel I tarafından geri ça­ğırıldı ve Aleksandr I tarafından 1801′de Yasama komisyonu üyeliğine getirildi. Ertesi yıl bilinmeyen sebeplerden kendini zehirle­di,
öbür eserleri: Pismo o Kitayskom Torge (Çin Ticareti Üstüne Mektup) ve
O Çeloveke, o ego Smertnosti i Bessmertnosti (İnsan, ölüm ve ölümsüzlük Üstüne Düşünceler . [L]

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADİŞÇEV (Aleksandr Nikolayeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADİKALİZM

Tarih 17 Haziran 2009

RADİKALİZM i. (ing. radicalism’den). Si­yaset. Büyük Britanya’da ve bazı ülkelerde, geçmişteki kurumlardan tamamıyle kurtul­mak amacını güdenlerin düşünce tarzını ve öğretisini belirten terim. Bk. ansikl.
— Fels. Bilgi alanındaki çağrışımcılıkla ik­tisat ve siyaset alanındaki liberalizmi kay­naştıran felsefî, siyasî ve iktisadî öğretile­rin genel adı. (özellikle, Beutham, James ve J. Stuart Mili tarafından temsil edilir.)
— ansikl. Siyaset. • Büyük Britanya’da, «radikal» sıfatı whig’ler, sonra da onların yerini alan liberaller arasında en kararlı reformcuları belirtmek için kullanıldı. Te­rim, aralarında, kurulu düzene ve özellikle monarşi ile kiliseye karşı belirli bir düş­manlıktan başka hiç bir ortak yan bulunmayan çeşitli eğilimleri karşılar. İlk radi­kalizm, George III devrinde onun otoriter siyasetine tepki olarak Wilkes meselesi sı­rasında ortaya çıktı. Amerika savaşı pat­lak verince, ayaklanan kolonları tutan ra­dikaller Cartwright’ın çevresinde toplana­rak, bir parlamento reformunun gerekliliği üstünde ısrarla durmağa başladılar. Fran­sız devrimi, Paine’in yazılarıyle destekle­nen ve Fox tarafından hoşgörüyle izlenen yeni bir hareketin doğmasına yol açtı. Ar­tık sosyal kaygıları da yansıtan siyasî ta­lepler daha şiddetlendi ve hükümetin sert tepkilerine yol açtı (1795).

1815′ten sonra, Birleşik krallığın yeni şartlara ayak uyduramayışı yüzünden içine düştüğü buhran, ra­dikalizmi yeniden canlandırdı. Bentham’ın çırakları olan faydacı filozofların etkisi al­tında radikalizm yepyeni bir şekil aldı. Li­beral burjuvazinin ön saflarında bulunan radikaller, seçim reformu için canlabaşla çalıştılar ve sonunda istediklerini elde etti­ler (1832). Ama 1834 tarihli Yoksullar Hak­kındaki kanunun hazırlanmasına katılma­ları ve çartizme karşı çekimser davranışları onları halkın gözünden düşürdü. Radi­kalizm, 1867 seçim reformu sırasında, tek­rar ortaya çıktı ve bu tarihten itibaren halka gitgide daha çok dönük bir nitelik kazandı. Bundan dolayı, 1874 ile 1892′de Avam kamarasına seçilen tradeunions (sen­dika) üyeleri, kendilerini «radikal» olarak adlandırdılar.
Victoria çağı sonundaki bu radikalizmin sözcülüğünü J. Chamberlain yaptı ve emperyalist «mesihçilik» manisiy­le modası geçmiş sayılan iktisadî libera­lizme karşı duyduğu küçümsemeyi bu akı­ma aşıladı. Bir yandan siyasî reformların tamamlanması, öte yandan bir sosyalist partinin kurulması, XX. yy. başlarında radikalizmin ortadan kalkmasına yol açtı.

• Birleşik Amerika’da, radikalizm terimi, çeşitli siyasî aşırılıkları belirtmek için kul­lanıldı: böylece köleleri hürriyete kavuş­turma işinde Lincoln’u pek ılımlı bularak köklü tedbirler yoluyle «Güneyin yeniden kurulması» amacını güden ve köleliğin kal­dırılmasından yana olan Blaine, Stevens, Sumner gibi kimselere (bunlar kuzeydoğu sanayicilerinin temsilcileriydi) ve kuzeydo­ğu kapitalizmine karşı çıkan tarımsal ve sosyal reform taraftarlarının hepsine «ra­dikal» dendi.

• isviçre’de, katolik kilisesinin siyaset ala­nında ağır basmak istemesine karşı çıkan Radikal parti, 1830′dan sonra gelişti; mer­keziyetçiliğe yönelen 1848 ve 1874 Anaya­sa reformlarının hazırlanmasına yardımcı cldu ve Millî mecliste çok uzun bir süre mutlak çoğunluğu elinde tuttu.

• Fransa’da, «radikal» sözü Louis Philippe zamanında ortaya çıktı ve Ledru-Rollin’in çevresinde toplanan cumhuriyetçileri (1834) belirtmek için kullanıldı. Radikal hareketin başlıca hedefi, Fransız devrimi mirasını tam anlamıyle geliştirmek, laikliği ve kişi haklarını garantileyen bir demokratik cum­huriyet kurmak ve sosyalist tipte bir plan­lamayı gerçekleştirmekti. Sivrilmiş kişiler (Gambetta, Clemenceau, Pelletan), bu akım çevresinde toplanarak, parlamento grupları meydana getirdiler.

ilk tutarlı radikal kabine ancak birkaç ay (1895-1896) dayanabildi. Dreyfus olayının yarattığı kargaşalık ve çeşitli cumhuriyetçi ve radikal kişilerin yeniden gruplaşması, Radikal Cumhuriyetçi ve Radikal Sosyalist partinin kurulmasına yol açtı. Bu teşkilât daha çok, Radikal parti olarak tanındı (1901). Bu tarihten Birinci Dünya savaşına kadar Radikal parti ülkenin en önemli partisiydi. 1902 ile 1914 arasında çeşitli hü­kümetlerin yönetimini üstüne aldı.

Sosyalist parti yüzünden işçi sınıfının des­teğini kaybeden Radikal parti, gitgide «orta»ya kaydı. Partinin getirdiği başlıca ye­nilikler laik bir öğretimin gerçekleştirilme­si ve devletle kilisenin birbirinden ayrılması olmuştu (1905). Birinci Dünya savaşından sonra sola doğru bir dönüş yapan Radi­kal parti, çeşitli koalisyonların vaz geçil­mez bir unsuru haline geldi.
Sol kanatları yönetememesi üzerine (1924-1926), 1932′den sonra yeniden teşkilâtlan­dırılan ve Halk cephesinin sağ kanadını meydana getiren parti (1936-1938) ılımlı­larla birlikte hükümette tekrar görev al­mayı başardı (1938-1940). Vichy rejimi sı­rasında bölünen radikaller, III. Cumhuriyetin kurumlarına bağlı olduklarını açıkla­dılar; ama kamuoyu 1940 bozgununun sorumluluğunu III. Cumhuriyete yüklediği için 1945 seçimlerinde büyük kayıplara uğradı­lar. Ortanın solundaki partilerle bağlarını yeniden kuran radikal parti, 1948′den iti­baren «üçüncü kuvvet» haline geldi ve ki­liseye karşı takındığı sert tavırdan vaz geçmek zorunda kaldı. Partiyi ılımlı bir yönetim altında (E. Faure) ya da solcu bir doğrultuda (Mendes – France) gençleştirme hareketi başarısızlıkla sonuçlandı. General de Gaulle’ün başa geçmesiyle bir kere da­ha bölünen parti, F. Gaillard ve M. Faure gibi radikalizmin liberal yanma daha çok bağlı olan kişilerin eline geçti.
• ispanya’da, liberalizmin belirmesiyle, ra­dikalizme benzeyen görüşler de ortaya çık­mıştı. Ama «radikal» teriminin tam anla­mıyle belli gruplara verilmesi ancak 1868 ile 1874 arası dönemde gerçekleşti. XIX. yy.ın ortalarından itibaren, Demokrat par­tinin ortaya çıkmasıyle, radikalizmin hedefleri (demokratik kurumlara bağlılık, kişisel hürriyetlerin garanti altına alınma­sı, genel seçim, cumhuriyetçi formüllerin ortaya konması, sosyalist tipte bir plan­lamanın gerçekleştirilmesi) bizzat bu parti ve ilericilerin sol kanatları tarafından sa­vunuldu.
1868 Devrimiyle bu terim, ispanyol siyasî hayatına yerleşti ve Prim tarafından, kraliyetçi demokratları tanımlamak için kul­lanıldı. Ama bir radikal parti ancak Amadeo I’in krallığı sırasında kurulabildi. 1872 Seçimlerinden önce, Ruiz Zorrilla, Radikal (veya Demokrat Radikal) partiyi, kendi taraftarlarını ve eski demokratları biraraya getirerek kurdu. Eski demokratlar arasın­da Marcos ve Rivero gibi gişiler vardı. Bun­lar cumhuriyetçi görüşleri savunuyorlardı. Ağustos 1872 seçimleri sonucunda radikal­ler ezici bir çoğunluk sağladılar ve Martos’un liderliğinde, parlamento mücadelele­rine etkili bir biçimde katıldılar. Daha son­ra cumhuriyetçi rejimden yavaş yavaş ayrılarak muhafazakâr güçlerle aynı paralele geldiler. Ama XIX. yy. sonlarından itiba­ren, yeniden toparlanmağa çalıştılar.
L”erroux’nun kişiliğine sıkı sıkıya bağlı bir radikal partinin kurulması ancak 1908′de mümkün oldu. Onun yönetimi altında, Ra­dikal parti, küçük burjuvalarla bir kısım proletarya tarafından desteklendi. Daha sonra, halk kütlelerinin gözünden düştü ve radikaller, işçi sınıfını etkileri altı­na, alma niyetinden vaz geçerek kütlele­ri etkilemeyen fesatçı ve tertipçi bir si­yaset güttüler. Siyasetlerini, kişi hürriyet­lerinin savunulması, devletin kiliseden ay­rılması, laik eğitim sisteminin gerçekleş­tirilmesi, küçük toprak sahiplerinin ve şehirde yaşayan orta sınıfı savunacak ted­birlerin alınması gibi ilkelere dayandır­mışlardı. Diktatörlük sırasında, parti çe­şitli başkaldırma teşebbüslerine katıldı ve San Sebastian antlaşmasının imzalanma­sında önemli bir rol oynadı. 1929′da, Ra­dikal Sosyalist partinin kurulmasıyle, Ra­dikal parti içinde bir bölünme oldu. Ra­dikaller haziran 1931 seçimlerinde büyük başarı elde ettiler ve sosyalistlerden sonra ikinci önemli parti durumuna geçtiler.
Sosyalistlerle solcu cumhuriyetçiler birleşe­rek Sol bloku meydana getirdikleri zaman Lerroux ve partisi sağa doğru keskin bir dönüş yaptı. 1933 Seçimlerinde Radikal parti çoğunluğu sağladı ve 1933 ile 1935 arasında hükümetin başına geçti. Lerroux ile radikaller, gittikçe daha gerici bir tutumu benimsediler (toprak karşı reformu, kilise siyaseti, seçim sistemini yeni baştan düzenlemeğe teşebbüs) ve bundan ötürü partinin prestijini kaybetmesine sebep ol­dular. Parti de bu yüzden yıkıldı. Bu yıkılış, karaborsa ve Nombela skandallarının ortaya çıkmasıyle kesinleşti. Çün­kü bunlara karışmış kimselerin çoğun­luğu, Radikal partinin ilerigelenleriydi. Martinez Barrio yönetiminde partiden ay­rılan bir grup bu kargaşalıktan sıyrılabilmiş, şubat 1936 seçimlerinde, «Union Republicana» (Cumhuriyetçi birlik) adı altın­da 39 milletvekili çıkarmıştı. Bu olaylar sonunda Radikal parti fiilen ortadan kalk­mış oldu.
• Latin Amerika’da radikalizm taraftarı siyasî toplulukların teşkilâtlandırılması, XX.yy.ın sonuna rastlar ve liberalizmin muhafazakâr eğilimlerine tepki olarak ken­dini gösterir.
Şili Radikal partisi, 1888′de bu ad altında teşkilâtlandırıldı. Bu parti, 1857′de muhafa­zakârlarla birleşmeye karşı olan liberal bir grubun bölünmesinden doğmuş ve art arda gelen liberal koalisyonların bir unsuru ol­muştu. Alessandri’nin sağcı siyaseti (1920-1924) ve daha da solda yer alarak orta sı­nıfın desteğini kazanan teşkilâtların (De­mokrat parti) ortaya çıkması, radikallerin siyasetlerinde bir dönüş yapmalarına yol açtı. Böylece radikaller, işçi partilerinin halk cephesi çizgisine yaklaşmışlardı. Bu siyaset, Aguirre Cerda’yı cumhurbaşkanlı­ğına getirdi. Fakat partinin yeni siyaseti sağ kanat tarafından hiç bir şekilde kabul edilmemişti. Bu durum 1941′de, iktidarın sağ kanat adayı Juan Antonio Rios’a geç­mesine yol açtı. Rios’un cumhurbaşkanlığın­dan itibaren ve özellikle halefi Gonzales Videla (o da radikal bir sağcıydı) devrinde (1946-1951) halk cephesi rejimi yozlaşarak yeni muhafazakâr bir tutum benimsedi ve Amerika’nın desteklediği soğuk harp siya­setinden yana çıktı. Ama sonunda halk cephesi parçalandı ve cepheyi meydana ge­tiren partiler kanun dışı ilân edildi. Şili radikalizmi bundan sonra kendini bir merkez gruplaşması olarak tanıtmak istedi. Ama başarılı olamadı. Halk üstündeki et­kisini yavaş yavaş kaybederek sonunda fır­satçı bir siyaset takip etti. Bundan ötürü, 1964′te Frei’nin Hıristiyan-Demokrat partisi­ni, 1970′te de Allende’nin Sosyalist partisini destekledi. Arjantin’deki Medenî Radikal birlik, 1891′de kuruldu ve 1916′da Yrigoyen’in seçilmesiyle iktidarı ele geçirdi.

İleri sürdüğü siyasî reform programı saye­sinde halk kitlelerinin desteğini kazandı. Partinin tutarlı olmayan yapısı, yani bir yandan Buenos Aires orta sınıfının etkisi, öte yandan oligarşik grup liderlerinin ha­kimiyetindeki bir kadro tarafından yönetil­mesi, Yrigoyen’in arjantin siyasî bünyesinde gerçek bir değişiklik yapabilmesini en­gelledi. Buna karşılık, radikalizmin muha­fazakâr tabanı, 1919′daki «kanlı hafta» ve patagonyalı rençberlerin 1921′deki grevi gi­bi olaylar dolayısıyle kendini açığa vur­muş ve ağır bastırma tedbirlerinin alınma­sına yol açmıştı. Alvear’ın cumhurbaşkan­lığı sırasında, kişileri putlaştırmağa karşı olanlar, oligarşiye daha yakın kanatları biraraya topladı. Bundan kuvvet alan grup, Yrigoyen’den ayrıldı ve onu aşırı demago­jiyle suçladı. Bu ayrılmadan en fazla Yrigoyen faydalandı; 1928 seçimlerinde kendini tam bir halk taraftarı olarak ileri sürdü ve adaylığını koydu.
Ancak, 1930′daki askerî darbe Yrigoyen ta­raftarlarının bu sola dönüşlerini boşa çı­kardı. Bir süre taraf tutmayan yrigoyen’ciler (1930-1934 arası) parlamento muhale­fet grubu olarak yeni rejime katılma ka­rarı aldılar. Peron devrinde, radikalizm et­kisini daha da kaybetti. Yeni bölünmeler ortaya çıktı. Halkçı radikallerle görünürde daha solda olan uzlaşmaz radikaller birbi­rinden ayrıldı.
Bunlardan ikinci grup Frondizi vasıtasıyle peron’cu kütleleri kendine çekmeğe çalış­tı. Bu arada sanayi burjuvazisiyle A.B.D. kapitalizminin desteğini kazanmayı da amaç edindi. Frondizi, 1963′te, uzlaşmaz radikalizmi terk ederek Movimiento de ingegracion y Desarrollo’yu (Birleşme ve Ge­lişme Hareketi) kurdu. (ML)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADİKALİZM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADETZKY VON RADETZ (Joseph, — kontu)

Tarih 17 Haziran 2009

RADETZKY VON RADETZ (Joseph, — kontu), avusturyalı feldmareşal (Trzebnitz, Bohemya 1766 – Milano 1858). 1784>te im­paratorluk ordusuna girdi.

Türklere (1788-1789) ve Fransızlara karşı (1792-1815) sa­vaştı, italya’daki Avusturya işgal ordusunun başkumandanı oldu (1831), 1848′de italyan ihtilâlini bastırdı. Bir ayak­lanma sonunda Milano’dan atıldı, fakat birkaç ay sonra, muzaffer olarak aynı şeh­re döndü. Sardinyalıları Custozza (1848) ve Novara’da (1849) yenilgiye uğrattı. Meslek hayatını Lombardia-Venedik krallığı genel valisi ve askerî kumandanı olarak tamam­ladı. Brescia, Venedik ve Milano ayaklanmalarını bastırdı. 1850′de Prusya ile Avusturya arasında çıkmak üzere olan sa­vaşı önlemek için aracılık yaptı. 1857′de emekliye ayrıldı. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADETZKY VON RADETZ (Joseph, — kontu) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADET (Georges)

Tarih 17 Haziran 2009

RADET (Georges), fransız tarihçisi (Chesley, Aube 1859 – Saint Morillon, Gironde 1940). Fustel de Coulanges’ın öğrencisiydi. Atina enstitüsü üyesi (1884-1887), daha sonra BordeauK üniversitesinde profesör oldu (1888-1934). Revue des Etudes Anciennes’i (1889) kurdu, özellikle helenistik devrin ta­rihçisi olarak Alexandre le Grand (Büyük İskender) [1931] ve Notes Critiques sur Y-Histoire d’Alexandre (iskender Tarihi üs­tüne Tenkit Notları) [1925-1933] adlı iki eser yazdı. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADET (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADAR

Tarih 17 Haziran 2009

RADAR i. (ing. RAdİO Detection And Ranging’in kısaltması). Elektron. Radyoelek­trik dalgalarının bir engel üzerine çarpıp geri dönmesiyle o engelin konumunu ve uzaklığını belirleyen cihaz.
(Bk. ANSiKL.) || Gözetleme radarı, hava savunması için ka­raya yerleştirilmiş radar.
(Bk. ANSiKL.) || Topçu veya atış radarı, elektronik bir hesaplayıcı ile birleşmiş olan ve topçu atışlarını düzenlemeğe yarayan radar. Bk. AN­SiKL,

— ANSiKL. • Tarihçe. Radar’ın ilkesini daha 1911′de amerikalı Hugo Gernsback Ralph 124 C 41 + adlı romanında anlatmıştı. 1928′de Pierre David, uçakların yerini bul­mak için bir elektromagnetik sistem, pro­jesi hazırladı ve bunu 1934′te Bourget’de başarıyle uyguladı. Bu âletler, 5 000 m yük­seltiye kadar geçen bütün uçakları haber veriyordu. Başka bir fransız araştırmacısı, Maurice Ponte, 1930′da çok yüksek fre­kansta kuvvetli elektrik titreşimleri yayın­layan ve çok kısa dalga üreten, radarın ana parçası magnetron’u buldu.

Henri Gutton ile işbirliği yaparak, elektromagnetik deteksiyon cihazlarını geliştirdi; bu âletler­den biri, 1935′te, bir engelin yaklaştığını bildirerek çarpışmayı önlemek için Normandie gemisine yerleştirildi, İkinci Dünya savaşı başında Watson – Watt yönetiminde ingiliz teknisyenleri, radar tekniğini daha geliştirerek düşman uçaklarını tespit etme amacı güden birçok istasyon kurdular. Bu merkezler, İngiltere muharebesinde kesin bir rol oynadı. Savaştan sonra radar, de­nizcilik ve havacılık alanlarında yaygın­laştı.
• Tasvir. Radar, çok dar ve çok kısa sü­reli bir demet halinde yayınlanan radyo­elektrik dalgaların engele çarptıktan son­ra yansıyarak vericiye dönmesi ilkesine da­yanır. Dalgaların gidiş geliş süresinin (ışık hızıyle) bilinmesi, engelin uzaklığını hesap­lamak imkânı verir. Engelin yönü, dalga­ların yayınlanmasına ve alınmasına yara­yan antenin o andaki konumuyle anlaşılır. Bu cihaz, yön verilebilen ortak antenli bir alıcı ile bir verici ve genellikle katodik bir osiloskoptan meydana gelen ve sonuçları veren bir göstergeden başka bir şey değil­dir. İlk radarlar metre cinsinden dalgalar üstünden çalışırdı; sonra desimetre cinsin­den dalgalara geçildi, şimdi ise çoğu za­man santimetre cinsinden dalgalar kulla­nılır. Dalgalar ne kadar kısa olursa dar bir demet haline getirilmesi o derece kolay­laşır ve dar bir yansıtma yüzü olan küçük engellerin bulunmasına daha elverişli olur. Dalgalar, çok kısa zamanlı (mikrosaniye-nin kesri) ve yüksek güçlü (birçok megawat) empülsiyonlar halinde yayınlanır. Yön verici bir anten (parabcloyit reflektör) dal­gaları engele doğru gönderir. Aynı za­manda empülsiyon osiloskopun zaman ayarını, yani katot ışınının çıkışını sağlar, özel bir düzenek kısa’süreli yayın sırasında alı­cının duyarlığını minimuma indirir; bunun amacı, aşırı bir enerji yüklenmesinden âle­ti korumaktır.

Engelden yansıyan dalgalar antene geldiği zaman alıcı, bu dalgaları maksimum duyarlıkla alır ve osiloskop ek­ranı üzerinde spotun sapması veya parlak­lığın artışı şeklinde görülür. Ekranda taramayı başlatan yayın anı ile yankının alın­ma anı arasında spotun katettiği yol, en­gelin uzaklığını gösterir. Yansıyan dalgayı alan antenin yönü engelin doğrultusunu verir. Gözetleme radarlarında, ufkun bütün azimutlarını tarayan dönel antenler veya büyük açılı antenler kullanılır.

Eğer katodik tüpün taraması kutupsal ko­ordinatlara göre oluyorsa, spotun art ar­da çizdiği yarıçaplar antenle aynı açı al­tında yöneldiğinden, ekran üzerinde, mer­kezde bulunan bir gözlemcinin görebileceği bütün engeller ortaya çıkar. Ekran merke­zine göre uzaklıklar, engelin radara olan gerçek uzaklığına tekabül eder. Bu tür ci­hazlar havaalanlarında kullanılır.

• Bellibaşlı kullanımları: Radarlar en ke­sif siste bile gemilerin çarpışmalarını ön­ler, doğrudan doğruya görüş olmadan, li­man ve dar kanalların girişlerinde ma­nevra yapma imkânı verir.
Radarlar aynı zamanda hava trafiğinin kont­rol ve düzenlenmesinde kullanılan başlıca araçtır. Havaalanına yerleştirilen radarlar uçakları belli bir arazide yüzlerce kilomet­re uzaklıklara kadar (bölgesel kontrol) ini­şe geçerken veya kalkerken (yaklaşma kont­rolü) kontrol eder. Radarların düz hat ola­rak ulaşabileceği yayın alanı çok büyük­tür. Ay’ın ve sonra da Mars gezegeninin incelenmesinde başarıyle kullanıldı. Ancak bunun için, yayımda çok yüksek bir güç, zayıf yankıları alışta da büyük bir duyarlık gerekmiştir.

• Askerî uygulamalar. Radarın hava sa­vunmasında kullanılması ikinci Dünya sa­vaşında başladı. Bombardıman uçaklarının gittikçe artan hızı karşısında, alarm ver­mede geç kalmıyor ve hava savunması et­kisini kaybediyordu; düşman uçakları sesle veya gözle keşfedildiği zaman genellikle iş işten geçmiş oluyor ve avcı uçakları an­cak bombardıman bittikten sonra müdaha­le edebiliyordu. Havada düşman uçakları­nı zamanında avlayabilmek için daha ke­sin ve uzaktayken keşfetmek gerekti. İngil­tere’de radar adını alan elektromagnetik deteksiyonun, 1939-1940 arasında alarm süre­sini kısaltmada büyük yardımı oldu. Ra­darın, hava şartları ne olursa olsun daha iyi ve daha uzağı görebilmesi yüzünden eski hava gözetleme sistemleri çok değiş­ti. Radarın gelişmesinde, askerî uygula­maların büyük payı olmuştur. Radara bü­yük bir hassasiyet sağlayan santimetre cin­sinden dalgaların 1942′de bulunması, 1943′te Almanların Atlantik’teki denizaltı hü­cumunu Sonuçsuz bıraktı; çünkü peris­kop ve snorkeller artık görülebiliyordu.
Aynı dalga demetinin yankısındaki frekans farkının (Doppler-Fizeau etkisi) ölçülme­si sonucunda hareket eden bir cismin hızını tespit etme imkânı bulundu ve 1944′te V1′lere karşı başarılı bir savunma yapılabildi. Daha sonraları da, radar füzeleri hazırla­nabildi ve radar dalgalarını bozan parazit yayınlarını önleme imkânı bulundu. Ra­darın gelişmesi o kadar geniş imkânlar sağ­ladı ki, her belirli iş için ayrı bir radar tipi yapmak gerekti. Havacılıkta ana radar uzayın bir bölgesinin gerçek ve tam gö­rüntüsünü verir, buna karşılık sekonder radar, ekranı üzerinde, İFF kumandalı (ingiliz İ.F.F. sistemi: İdentification Friend or Foe) uçakları gösterir ve böylece dost uçaklar izlenip ayırt edilebilir. Ayrı­ca askerî havacılık da, kendi ihtiyaçları için çeşitli tipte radarlar kullanır; yaklaş­tırıcı radarlar, inişi kolaylaştırmak için kul­lanılır; uçuş, bombardıman ve atış radar­ları, ister yerde, ister uçaklarda olsun mü­rettebata görmeden ve büyük bir kesinlikle görevlerini yerine getirme imkânı sağlar. Güdümlü mermi alanındaki bütün buluş­lar bu yeni tekniğin gelişmesine dayanır. Kara ordusuna radar, yer gözetleme ve topçu radarlarının yapımıyle girmiştir; 1962′de yer gözetleme radarları, 30 ile 40 km ara­sında, hareketli engelleri (taşıt, insan top­luluğu) tespit etme imkânı vermiştir.
Topçu radarları (tip AN/MPQ 10 veya Cotal) düşman topçusunun yerini tespit eder ve kendi topçusunun mermi yörüngelerini iz­leyerek atışları düzenler. Bununla birlikte, radarlar ancak 20°’lik bir atış açısından sonra etkili olabildiği için, daha çok mer­minin yükseliş yörüngesini tespit ederek havan toplarının mevzilerini bulmada kul­lanılır. Uçaksavar topçu radarları, hedefi, sürekli olarak nişangâhta tutup izler ve top­çuya yalnız mermi sürüp ateşleme görevi kalır.

Radarın başarısı sürekli çalışmasına (her mevsimde gece ve gündüz) ve teorik. ola­rak etkili olduğu alanın sonsuzluğuna da­yanır. Bununla birlikte bugüne kadar ra­darın engelleri aşmasına, yani dolaysız gö­rüşten kurtulmasına imkân bulunamadığı için, radarın burada kullanım alanı çok dar­dır ve alçaktan uçan uçaklara karşı etkisi yoktur. Meselâ 1961′de bir amerikan F 104 avcı uçağı radarlar tarafından görülmeden Amerika’yı boydan boya geçebilmiştir. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RACİNE (Jean)

Tarih 17 Haziran 2009

RACİNE (Jean), fransız trajedi yazarı (La Ferte-Milon 1639 – Paris 1699). Anne ve babasını çok küçük yaşta kaybeden Racine Port-Royal rahibeleri tarafından yetiştiril­di.

1658′de Harcourt kolejinde felsefe öğ­renimine başladı. Bu arada şiirler de ya­zıyordu; 1660ta yayımlanan La Nymphe de la Seine (Sen Nehrinin Perisi) çok beğe­nildi. 1660 ve 1661′de Amasie ve Les Amours d’Ovide (Ovidius’un Aşkları) adlı iki trajedi yazdı (oynanmayan bu eserler kaybolmuştur). Rahip olmayı tasarlıyordu. Bir ruhanî ödenek ve mevki elde edebilmek için Uzes’e (kasım 1661) gitti fakat hayal kı­rıklığına uğrayarak 1662 sonlarında veya 1663′ün başında Paris’e döndü. Yeniden tiyatroya yöneldi, fakat ilk piyesi Thebaide (haziran 1664) pek tutulmadı. Ama Alexandre (İskender) [aralık 1665] oyunuyle za­manının başta gelen yazarları arasında yer aldı, 1667′den itibaren de büyük eserlerini vermeğe başladı:
Andromaque (1667), Les Plaideurs (Davacılar) [1668]; Britannicus (1669); Berenice (1670), Bajazet (Bayezid) [1672]; Mithridate (1673); tphigenie (1674); Phedre (1677). Bunların hepsi aynı başarıya ulaşamadı, özellikle Britannicus üstüne çe­şitli yorumlar yapıldı. Ama gene de Racine, kamuoyunca zamanının en büyük tra­jedi yazarı olarak kabul edildi. Onun de­hasını kabul etmek istemeyenler yalnız Corneille taraftarlarıydı. Saray ise Racine’i tu­tuyordu. 1677′de, Racine’in artık trajedi yazmayacağını duyan halk çok şaşırdı. Bu kararın birçok sebebi vardı.

Louis XIV, Racine’i Saray’ın resmî tarihçiliğine tayin etmişti; bu resmî görev, şairlikle bağdaşamazdı, öte yandan, 1665′ten beri Port-Royal ile arası bozuk olan Racine, ken­disini yetiştirenlerin sert ilkelerine dönmüş­tü. Bir de Phedre’e karşı yöneltilmiş saldı­rılar Racine’i hayli üzmüştü. Hoş karşı­lanmamış olmasına rağmen Phedre, kısa zamanda başarıya ulaştı. Mayıs 1677′de Ra­cine evlendi ve böylece hayatında yeni bir dönem başladı.

On iki yıl sonra tekrar tiyatroya döndü. Mme de Maintenon’un isteği üzerine, Saint-Cyr okulu yatılı kız öğrencileri için Esther’i (1689) ve Athalie’yi (1691) yazdı. Tiyatro­ya düşman olan sofular Mme de Maintenon’a baskı yaparak bu oyunu oynattırma­dılar. Provalar durduruldu, Racine de bun­dan böyle dinî trajediler yazmaktan vaz geçti. Artık koyu bir hıristiyan gibi yaşamağa başlayan yazar yalnız çocuklarının eğitimiyle ilgilendi. Louis XIV ona yakın­lık gösteriyordu. Ama şair, Port-Royal’e bağlılığını saklamıyordu. Büsbütün gözden düşmemişti ama itibarı azalmıştı. 1698′de hastalandı ve 21 nisan 1699′da öldü. Tiyatro eserleri, bütünüyle ele alındığında Racine’in, Corneille ile Quinault arasında kendine özel bir yol bulmak çabasında olduğu görülür. Corneille 1660′tan sonra, aş­kın hür ve kahramanca bir duygu olarak ikinci plana atıldığı, buna karşılık ahlâkî ve siyasî düşüncenin ağır bastığı bir tra­jedi anlayışını benimsemişti.

Buna karşılık Quinault, duygusal olmayan her çabayı kü­çümsüyor, aşkı karşı konulmaz, akıl dışı, coşkun ama kısır bir tutku sayıyordu. Ra­cine ise tutkuyu, insanları cinayete ve ölüme kadar sürükleyen bir şer kuvveti ola­rak görür, öte yandan, trajedilerinde diya­logu Corneille veya Quinault gibi ele al­maz. Corneille diyaloguna ahlâkî özdeyiş­ler, manevî hayatla ilgili genel gerçekler, serpiştirmeğe meraklıdır. Quinault’nun traje­dileri aşk üstüne söylenmiş vecizelerle süslüdür. Racine’in diyalogu ise, kişilerin bir­birlerini yumuşatmağa veya yararlanmağa çalıştıkları bir çeşit karşılıklı çalışmadır.
Racine trajedisinin bu genel niteliklerine, Andromaque’tan Phedre’e kadarki eserle­rinde belirli bir şekilde gelişen özellikleri de eklemek gerekir. Başlangıçta, yunan et­kisinden çok latin etkisi altındadır. Andromague’ının konusunu Euripides’den değil Vergiliuş’tan almıştır. Britannicus ile Berenice’î yazdığında trajedi anlayışı Corneille’inkinden pek farklı değildi. Fakat Mith­ridate ile başlayan bir gelişme, İphigenie’de daha da belirgin bir hale geldi ve Phedre’de tam bir olgunluğa ulaştı. Ra­cine yunan trajedisine döndü ve tanrıların hükmettiği kutsal dram havasını buldu. Tenkitçiler her zaman Racine’in sanatın­daki olgunluğa, klasik trajedi kurallarına uymaktaki rahatlığına ve en ufak bir yan­lışa bile düşmeyişindeki ustalığına hayran olmuşlardır. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RACİNE (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RACHİLDE

Tarih 17 Haziran 2009

RACHİLDE (Marguerite EYMERY, Madam Alfred VALETTE — denir), fransız kadın yazar (Chateau l’Eveque, Dordogne 1860 -Paris 1953). Adı sembolizmin ve Mercure de France dergisinin tarihine bağlıdır. Bu derginin yöneticisi Alfred Valette ile ev­lendi. Birçok roman, deneme ve az rast­lanılır ruh halleri konusunda incelemeler yayımladı.
Başlıca eserleri: Monsieur Ve­nüs (Bay Venüs) [1889]; Les Hors-Nature (Tabiat Dışı’lar) [1897]; Le Meneur de Louves (Kurt Sürücüsü) [1905]; Le Tour d’Amour (Aşk Kulesi) [1914]; Le Grand Seigneur (Büyük Senyör) [1922]; Alfred Jarry ou le Surmâle des Lettres (Alfred Jarry veya Ede­biyatın Üstün Erkeği) [1928]; Mon Etrange Plaisir (Garip Zevkim) [1934]; Face a la Peur (Korkuyle Karşı Karşıya) [1942]. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RACHİLDE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RACHETTE (Dominique)

Tarih 17 Haziran 2009

RACHETTE (Dominique), fransız heykel­tıraşı (Valençay veya Kopenhag 1744 – Petersburg 1809). Kopenhag ve Paris akade­milerine devam etti. 1779′da Petersburg’a yerleşti. Krallık Porselen fabrikasında ça­lıştı. Eserleri Gürleyen Jüpiter adlı hey­keli, Büyük Petro’nun, matematikçi Euler’in, prens Bezborodko ile prens Demidov’un büstleri (Ermitaj). [L]

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RACHETTE (Dominique) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RACHEL

Tarih 17 Haziran 2009

RACHEL (Elisabeth Rachel FELİK, Mlle— denir), fransız trajedi oyuncusu (Mompf, Aargau kantonu, isviçre 1821 – Fransa 1858).
Paris konservatuvarında okudu, ilk defa 17 haziran 1838′de Horace’taki Camille rolüyle Theâtre Français’ye girdi. Bundan sonra, Racine’in (Emilie, Hermio-ne, Monime, Roxane, Esther, Pauline, Chime-ne, Phedre, Berenice, Athalie), Ponsard’ın (Lucrece), Scribe ve Legouve’nin (Adrienne Lecouvreur), V. Hugo’nun (Angelo’da La Tisbe) eserlerinde rol aldı, oynadığı her rolde başarı kazandı ve çağının en ünlü aktrisi oldu. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RACHEL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RACAN

Tarih 17 Haziran 2009

RACAN (Honorat.de BUEİL, — senyörü), fransız şairi (Champmarin şatosu, Aubigne 1589 – Paris 1670). Soylu bir ailedendi. 1605′te Malherbe ile tanıştı. Malherbe onun hem dostu, hem de öğretmeni oldu. Subay olarak birkaç sefere katıldıktan sonra genç yaşta Touraine’deki şatosuna çekildi. Bu­radan sadece Paris’teki dostlarını görmek ve üyesi olduğu (1634) Fransız akademisi­nin toplantılarında bulunmak için çıkardı. Racan’nın şiirleri ince ve duyguludur. 1618′e doğru yazdığı Stances sur la Retraite (Yal­nızlık üstüne Dörtlükler) en önemli ese­ridir. Bergeries (Kır Şiirleri) adlı pastoralindeki diyalog, sevimli alaycılığı ile dik­kati çeker. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RACAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABUT (Charles)

Tarih 17 Haziran 2009

RABUT (Charles), fransız mühendisi (Paris 1852-ay.y: 1925). Bayındırlık bakanlığına girdi, Mühendislik okulunda profesörlük yaptı (1896-1912), 1912′de bayındırlık başmüfettişi oldu.
Köprü inşaatında, hiç değil­se bazı kısımlarının yapımında ve özellikle, köprülere uygulanan kontrol işlemlerinde yenilikler yaptı. Bu kontrol işlemlerinde kul­lanılmak üzere, parçaların basınç altında uzamasını kontrol edebilen bir âlet ve yine parçaların birbirlerine göre ötelenme ve dönme hareketlerini gösteren bir kayıt ci­hazı tasarladı. Böylece, herhangi bir inşaa­tın temel elemanlarını «dinleyerek», hangi parçalara destek vurmak gerektiğini orta­ya koyan usulü buldu.

Hesaplarla varılan sonuçları, laboratuvar denemeleriyle maketler üstünde kontrol eden ilk o oldu. 1902′de, betonarmenin şekil değiştirmeı kanunlarını, bu şekil! değişikliklerinin hesaplanmasını ve betonarmenin kullanış kurallarını açıklaya­rak, yapı sanatında gerçek bir devrim yaptı. İnşaatta, sünger taşı, cüruf v.b.’den yapıl­mış hafif betonların ve köprü ayaklarında, kulelerde borulu betonun kullanılmasını sağ­ladı.
Ayrıca, hidrolik konusunda, bazı çalışmalar, dönüşümler teorisi üstüne araştırmalar yaptı ve eşzamanlı bir denklemler sistemi için bir çözüm metodu buldu. (L)

RABUTİN (Roger DE). Bk. BUSSY.
RAC i. (fars. râc). Anat. Esk. Mide. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABUT (Charles) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABOU (Charles)

Tarih 17 Haziran 2009

RABOU (Charles), fransız yazarı (Paris 1803 – ay.y. 1871). Balzac’ın dostuydu; onun­la birlikte çalıştı. Balzac, ölmeden önce, Rabou’yu yarım kalmış romanlarını tamamlamakla görevlendirdi: Le Depute d’Arcis (Arcis Milletvekili) [1854], Le Comte de Sallenave (Sallenave Kontu) [1855]» La Famille Beauvisage (Beauvisage Ailesi) [1855], Les Petits Bourgeois de Paris (Pa­risli Küçük Burjuvalar) [1856-1857]. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABOU (Charles) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABİER (Benjamin)

Tarih 17 Haziran 2009

RABİER (Benjamin), fransız karikatürcü­sü (La Roche-sur-Yon 1869 – Faverolle, İndre 1939). Resimli hikâyeleri özellikle genç okurlar arasında büyük ilgi gördü. Hikâye kahramanları çoğunlukla güleç yüz­lü hayvanlardı. Rabier, La Fontaine’in hi­kâyelerini resimlendirdi, birçok albüm çı­kardı. Başlıcaları: Tintin Lutin (Cin Tin-tin) [1891], Caramel, Histoire d’un Singe (Caramel, Bir Maymunun Hikâyesi) [1904], Les Animaux en Liberte (Hürriyet İçinde­ki Hayvanlar) [1910], Le Fond du Sac (Çu­valın Dibi) [1921]. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABİER (Benjamin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABEMANANJARA (Jacques)

Tarih 17 Haziran 2009

RABEMANANJARA (Jacques), madagaskarlı yazar (Maroantsetra, Tamatave ili 1913). Dedesinden atalarının dinini ve Betsimisaraka’ların efsanelerini öğrendi, önce Sainte-Marie adasında, ardından Tananarive’de dinî okulda öğrenim gördü.

Sonra ida­rî işlerde görev aldı. Fransa’ya bir gezi sıra­sında Paris’e yerleşti (1939-1945). Memleketine dönünce, oradan Fransız Millî meclisi­ne milletvekili seçildi. «Madagaskar’ı Kal­kındırma Demokratik hareketi nin ilk genel sekreteri oldu. Mart 1947 ayaklanmasının kışkırtıcısı olarak suçlandı. Müebbet küre­ğe mahkûm edilerek on yıl süreyle Tananarive’de, sonra Marsilya’da hapiste kaldı. 1956 genel affıyle serbest kalınca dostu Alioune Diop ile Presence Africaine’in idaresinde çalıştı.
Madagaskar’ın bağımsızlığının tanınmasından sonra 1960′ta yurduna dön­dü milletvekili seçildi, iktisat (1960-1965) ve tarım bakanlığı (1965-1967) yaptı. 1967′de dı­şişleri bakanı oldu. Şiirlerinde (Sur les Marches du Soir [Gecenin Basamaklarında], 1942; Antsa [1948]; Lamba [1956]; Antidote [1961]), denemelerinde (Temoignage Malgache et Colonialisme [Madagaskar Tanıklıkla­rı ve Sömürgecilik], 1956; Nationalisme et Probîemes Malgaches [Milliyetçilik ve Ma­dagaskar'ın Sorunları], 1958 ve oyunlarında (Les Boutriers de l’Aurore [Şafak Gemicile­ri], 1957; Agapes des Dieux ou Tritriva [Tanrıların Yemeği veya Tritriva], 1962) ülkesinin ve yurdunun hürriyet özlemini dile getirdi. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABEMANANJARA (Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABELAİS (François)

Tarih 17 Haziran 2009

RABELAİS (François), fransız yazarı (La Deviniere, Chinon yakını 1494′e doğr. – Pa­ris 1553). Babası Chinon krallık mahkeme­sinde avukattı.
Rabelais, 1520′de Fontenayle-Comte’daki Puy-Saint-Martin manastırın­da kaldı. Burada Pierre Amy ile Yunanca çalışıyor, o arada da Guillaume Bude ile mektuplaşıyordu. Papa Clemens VII’nin iz­niyle, 1524-1525′te benedikten tarikatına gir­di. Burada fikir çalışmaları için elverişli bir sığınak bulacağını umuyordu. Manastırın başrahibiyle Poitou ve Perigord’u, sonra da Liguge’yi ziyaret etti.
1527 Başlarında papazlıktan ayrıldı, en ünlü üniversite şehirlerini dolaştı ve 17 eylül 1530′da Montpellier Tıp fakültesine yazıldı, burada büyük bir ün kazandı. Para sıkıntı­sı yüzünden, Lyon’a giderek, henüz doktor unvanını almamış olduğu halde Pont-du-Rhöne hastahanesinde hekimliğe başladı. Bir fikir ve yayın merkezi olan bu şehirde 1532′de Hippokrates’in AphorismoVsini (öz­lü Sözler), sonra da büyük eserinin ilk kita­bı olan Horribles et Epouvantables Faits et Prouesses du tres Renomme Pantagruel’i (Çok ünlü Pantagruel’in Korkunç ve ürkütücü Marifetleri ve Kahramanlıkları), ya­yımladı. Yeni koruyucusu Paris piskoposu ve diplomat Jean du Bellay, Roma’ya görev­li giderken Rabelais’yi de hekim olarak ya­nında götürdü.
Rabelais, Lyon’a dönüşün­de, Pantagruel’in gördüğü ilgiden cesaret alarak, ekim 1534′te Vie tnestimable du Grand Gargantua, Pere de Pantagruel’i (Pantagruel’in Babası Koca Gargantua’nın Paha Biçilmez Hayatî) çıkardı. 1535′te Lyon’dan ayrılarak Jean du Bellây ile yeniden İtal­ya’ya gitti fakat bu arada Lyon’daki görevi­ne son verilmişti; kardinal Saint-Maur- les -Foses Piskoposluk meclisinde ona bir üye­lik maaşı bağladı.

Bundan sonraki on yılını (1536-1546) Rabe­lais hekimlik yaparak ve maceralı bir hayat sürerek geçirdi. 1597′de Montpellier’de dok­tor unvanını aldı, sonra kralın çevresine ka­bul edildi ve resmî bir şahsiyet oldu. Kar­dinalin kardeşi Guillaume du Bellay, Piemonte’ye gittiği sırada (1540), Rabelais he­kim olarak onun yanında bulundu. Langey senyörünün ölümünden sonra, Krallık divanına danışman tayin edildi ve Poitou’ya yer­leşti. 1546 Başlarında Tiers Livre des Faicts et Dicte Heroigues du Noble Pantagruel’i (Asil PantagrueJ’in Kahramanca İşleri ve Sözlerinin üçüncü Kitabı) Navarra kraliçe­si Marguerite’e armağan etti. Sorbonne, bu kitabın «çeşitli sapık görüşlerle dolu» oldu­ğunu öne sürdü ve önceki eserleri gibi bu eserini de suçladı. Rabelais, Metz’e kaçarak, yeni bir görevle Roma’ya gönderilen Jean du Bellay’ye katıldı. Lyon’dan geçerken Quart Livre de Pantagruel’i (Pantagruel’in Dördüncü Kitabı) yayımlattı (1548).

Bu ese­rin devamı ancak 1552′de çıktı. Rabelais, ha­yatının son iki yılında, Du Bellay’nin koruyuculuğu sayesinde Meudon’da papazlık yaptı. Bu neşeli papaz, vaktinin çoğunu Pa­ris’te geçiriyor ve sık sık «sağlık cenneti» adını verdiği Saint-Maur-les-Fosses’ye gidi­yordu, ölümünden dokuz yıl sonra, Cinguieme Livre de Pantagruel’in (Pantagruel’in Beşinci Kitabı) ilk bölümleri Ulsle Sonantc adiyle yayımlandı. Bu eserin tamamı 1564′te Lyon’da çıkmıştı. Yazarın ölümünden sonra yayımlanan bu kitabın gerçekliği üstünde şüpheler belirdi. Ancak eser, Rabelais’ye maledilebilecek bir çaptadır. Ronsard, Ra­belais’yi kendini içkiye vermiş ayyaş olarak tanıtır. Hakkında söylenenler, onun gerçek kişiliğini uzun süre gölgelemiştir. Rabelais XVII. ve XVIII. yy.da da okunmuştur. Oy­sa, o sıralarda rönesans eserleri gerektiği gibi değerlendirilmiyordu. Bundan ötürü bu çağlarda Rabelais’nin sadece açık saçık an­latımına önem verildi. Onu «fransız edebi­yatının yaratıcısı» sayarak gerçek yerine oturtan Chateaubriand’dır.

Rabelais’de, XVI. yy.ın ilk yarısındaki hümanistlere özgü, doy­mak bilmeyen bir öğrenme isteği vardı. Gar­gantua’sı ve Pantagruel’i zamanın bütün bü­yük meselelerini alaycı bir biçimde dile getirmek için kullandığı birer araçtır. Rabe­lais, okurundan, eserindeki «özlü ilik»i çı­karmasını ve fanteziler ardındaki derin dü­şünceye varmasını bekler. Bu düşüncenin te­mel özelliği, ortaçağ zihniyetine karşı bir tepki olmasıdır: Rabelais, Hıristiyanlığın inr san bedenini hor görmesinden ve bâtıl inançlardan nefret eder, eserinin her satırın­da insan yaratılışına ve insanlığı ileri götü­recek olan bilime inancını belirtir. Kiliseye, skolastiğe, geleneksel eğitim metotlarına say­gısızlığı reformların bir an önce uygulan­masını istemesindendir; ustası saydığı Erasmus gibi, Rabelais’yi de hiç biı kilise tut­mamış, katoliklerce protestan dostu, protestanlarca da dinsiz sayılmıştı.

Gerçekte Rabelais, hiç bir kapıya kul olamayacak kadar düşünce hürriyetine bağlıdır: insanoğlunun türlü çılgınlıklarını hoş görmek ve derin bir iç huzura kavuşmak için başvuru­lacak tek kaynak onca akıldı. Kahkaha, onun elinde, hayal kırıklığının tek ilâcı ol­muş, Theleme manastırının alınlığına yazdığı vecizeyle de, sağduyuya beslediği güveni belirtmişti.
Hikayeci olarak Rabelais, her şeyden önce eşsiztir usta, eşine az rastlanır bir kelime cambazıdır; ele aldığı her tipi canlandırma yı gözümüzün önünden gitmeyecek ayrıntı­ları bulup yerine oturtmayıbilir. Güldürme sanatının bütün inceliklerinden, bütün imkanlarından yararlanmakta ustadır: hele ön­sözlerinde ve halk hikâyelerindeki kelime cümbüşü insanı âdeta sarhoş eder.

Çağının toplumunu, bıyık altından gülerek gözümü­zün önüne seriverir ve ölümsüz tipler yara­tır (Panurge, Picrochole, Bridoie v.b.). Hic­vinde kin değil, candan bir kahkaha, ince bir mizah ve coşkun bir neşe vardır. Bunca zamandıı bunca insanı büyüleyebilmesinin sırrını, gerçek ile hayali, kaba saba şakalar ile en ince mizahı bağdaştırmasında arama­lıdır, öyle ki, onun deyimiyle «ayak takımı» da, «en seçkin aydınları» da bu eserde ara­dıklarını bulabilirler. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABELAİS (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABEARİVELO (Jean-Joseph)

Tarih 17 Haziran 2009

RABEARİVELO (Jean-Joseph), madagaskarlı şair ve yazar (Tananarive 1903-ay.y. 1937). On üç yaşında, genel kültürünü ve edebiyat bilgisini tek başına geliştirmek amacıyle öğrenimini yarıda bıraktı.
Hova di­lini öğrendi; ayrıca fransızca ve ispanyolca da yazmağa başladı. Klasik türdeki eserler­den (La Coupe de Cendres [Küllerden Ka­deh], 1924) sonra geleneksel nazım ölçüsü­nü bıraktı ve serbest nazım tarzını seçerek avrupa kültürünün mitleriyle ülkesinin gele­neksel temalarım birleştirdi: Presque Songes (Düş gibi) [1934], Chants pour Abeone, Abeone İçin Şarkılar) [1934]. Sahne için, korolu bir kantat şeklinde, İmaitsoanala, Fille d’Oiseau (İmaitse anala, Kuşun Kızı) adlı bir eser yazdı; ama güç hayat şartları­na ve kızı Voahangy’nin ölümüne dayana­mayarak intihar etti. Bir romanı (L’Aube Rouge [Kızıl Tanyeri]), bir şiir derlemesi (Trefles [Yoncalar]), bir madagaskar şiiri antolojisi, Vieilles Chansons de s Pays d’imerina (imerina Ülkelerinden Eski Şarkılar) [1939], günlüğü (Calepins Bleus [Mavi Def­terler]) ölümünden sonra yayımlandı. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABEARİVELO (Jean-Joseph) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABAUD (Henri)

Tarih 17 Haziran 2009

RABAUD (Henri), fransız bestecisi (Paris 1873-ay.y. 1949). 1894′te Roma büyük ödü­lünü kazandı.
Roma’da bestelediği üç esere (ikinci mi minör senfoni; Lenau’nun Faustundan aldığı La Procession Nocturne [Ge­ce Alayı], 1899; Eyyub oratoryosu), iki Rus Şarkısı Üstüne Divertimento’yu, Eyyub’un İkinci Kitabı Üstüne Şiir’i (1905) eklemek gerekir. Münih ve Bayreuth’e git­ti, Wagner’den etkilenerek tiyatro için eserler yazmağa yöneldi: La Fille de Rolland (Rolland’ın kızı) [1904], Marouf, Savetier du Caire (Kahireli Kunduracı Ma­ruf) [1914], L’Appel de la M er (Denizin Çağırışı) [1924], Rolande et le Mauvais Garçon (Rolande ve Bıçkın) [1949]. Ayrıca oda müziği, melodiler, bir XVI. yy. ingiliz Süiti, piyano ve orkestra için Prelüd ve Toccata v.b. besteledi. 1908-1918 Arasında Paris operasının orkestrasını yö­netti. 1920-1941 Arasında da Paris konservatuvarında G. Faure’den boşalan müdürlük görevini üstüne aldı. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABAUD (Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABAT

Tarih 17 Haziran 2009

RABAT, Fas’ta şehir, ülkenin idarî baş­kenti, Atlas okyanusu kıyısında, Bu Regreg’in ağzının sol kıyısında, Sale’nin karşı­sında 227 500 nüf. Bir tepenin eteğinde uza­nan eski şehirde bugün halkın ancak üçte biri yaşar. Yeni şehir, güneybatıya doğru ge­lişmiştir. «Yeni şehrin» yeni semtleri ve Habbu, Akkari, Yakup el-Mansur «siteleri» ile gecekondu semtleri nüfusun büyük kıs­mını toplar.
—Rabat ili, vad Sebu’nun al­çak ovalarında ve Meseta’nın bir kısmında uzanır; 1 156 000 nüf.
— Tar. Muvahhidler hanedanı kurucusu Abdülmümin tarafından kuruldu (1150). Abdülmümin İspanya’ya cihada gidecek ordu­ları için burada bir ordugâh kurdu ve şehri daha da geliştirerek Mehdiye adını verdi. Kendisi ispanya’ya hareket etmeğe hazır­landığı sırada burada öldü. Bu hanedandanx Yakup el-Mansur zamanında şehir büyüdü. 1195′te Alarcos’ta Castilla kralı Alfons VlII’e karşı kazandıkları zaferin hatırasına bu şehre Ribatülfeth adı verildi; şehir, bir surla çevrildi.

Yakup el-Mansur burada bü­yük bir cami yapımına başladı; 16 kapısı, 3 avlusu ve 200′den fazla sütuna dayanan ce­maat ve ibadet yeri olan cami, islâm dünya­sının en büyük dinî yapılarındandır. Cami­nin minaresi ve külah kısmı yarım kalmış­tır. Şehir 1248′de Marunilerin eline geçince basit bir askerî bölge oldu. ispanya’dan çı­karılan (1610) ve Morisko adı ile anılan fas­lı ispanyol sürgünlerinin toplandığı bir mer­kez haline geldi. Bunların başlattığı korsan­lık hareketi sonucu Rabat, kısa zamanda küçük bir deniz cumhuriyetinin merkezi ol­du. Burada korsanlığı teşkilâtlandıran ve gemi yapımına başlayan hükümdar Filâli Sultan Seyyidi Muhammed bin Abdullah devrinde, bir fransız donanması Rabat’ı bombaladı (1765). Böylece Rabat Deniz cumhuriyeti yıkıldı. XX. yy.da şehir önemi­ni kaybetti ve 1911′de Fransızlar tarafından işgal edildi.

Fransız sömürge idaresinin kurulmasından conra Rabat, Fas sultanlarının sürekli otur­duğu yer oldu. Şehir gelişti. Demiryollarıyle güneyde Casablanca ve Marakeş, kuzey­de Tanca, doğuda Fas ve Cezayir’e bağlan­dı. Fas sultanlığının bağımsızlığına kavuş­masından (1956) sonra Rabat, bu yeni devle­tin merkezi oldu.
Şehir asıl halkın yaşadığı Hazeriye ile Şerif devleti sultanlarının oturduğu Mahzeniye olmak üzere iki kısımdır. Rabat’ta XVIII. yy.ın ikinci yarısından kalma Cami üssünne Mevlay Süleyman’ın yaptırdığı cami ile Marunilere ait türbeler ve tarihî kapılar vardır. (ML)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABAT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABAH

Tarih 17 Haziran 2009

RABAH, afrikalı hükümdar, Kara Sultan denir (1846′ya doğr.- Kusseri 1900), Bahral-Gazel paşası Zübeyir’in çocuğu, Sü­leyman’ın sütannesinin oğlu. Bağımsızlı­ğını elde etti ve Çad’a kadar, başlangıçta göçebe olan bir imparatorluk kurdu, ülke­sine Bagirmi (1892) ile Bornu’yu (1893) kattı.
1894′te Dikoa’yı başkent yaptı, esir ticaretiyle uğraştı. Fransızların ilerlemesi­ne karşı koydu, fransız himayesini kabul eden Bagirmi sultanı Gaurang II’yi kovdu. Togbao’da, bu prensin yardımına gelen Bretonnet’yi öldürdü (1899) ve Behagle’i idam ettirdi. Gentil kuvvetleri Rabah’ı Kuno’da yendiler (ekim 1899), ama ülkesini boşalttılar. Rabah ancak Foureau-Lamy. Gentil ve Joalland-Meynier kuvvetlerinin birleşmesi sonunda yenilgiye uğratıldı. Bu birlikler Kusseri’de zafer kazandı, Kara Sultan öldürüldü (22 nisan 1900). Oğlu Fadl Allah da ele geçirilerek Gujba’da öldürül­dü (13 ağustos 1901). [L]

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABAH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİTTARD (Henri)

Tarih 17 Haziran 2009

QUİTTARD (Henri), fransız müzik bilgi­ni (Clermont-Ferrand 1864 – Paris 1919). Figaro ve Matın gazetelerinde müzik ten­kitçiliği yaptı. XVII. yy. müziğini inceledi ve çalışmalarını Un Musicien Français inconnu: H. Du Mont (Bilinmeyen Bir Fran­sız Müzikçisi: H. Du Mont) [1906] adlı kita­bında topladı. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİTTARD (Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİNTON (Rene)

Tarih 17 Haziran 2009

QUİNTON (Rene), fransız fizyolojisti (Chaumesen-Brie 1867 – Paris 1925). College de France’ta Patolojik Fizyoloji laboratuvarında asistan olarak çalıştı, özellikle L’Eau de Mer, Milieu Organique (Organik Ortam, Deniz Suyu) [1904] adlı büyük eseriyle ta­nındı. Bu eserde, iç ortamımızın, hayatın başlangıcı olan deniz suyunun bir devamı olduğunu gösterir ve deniz suyunun hasta­lıkların tedavisinde kullanılabileceği sonu­cuna varır. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNTON (Rene) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Quebec kanunu

Tarih 16 Haziran 2009

Quebec kanunu, 1774′te Kanada’ya uy­gulanan statü. Bu statüye göre Quebec eya­letinin sınırları çizildi, katoliklerin kamu işlerinde çalışmasına izin verildi, medenî hukuk alanında fransız kanunları kabul edil­di, aşar tanındı ve bir hükümet kuruldu (22 üyelik bir meclis ve kral tarafından tayin edilen bir vali). Quebec kanunu 1791 Anayasasıyle tamamlandı. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Quebec kanunu hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUEBEC eyaleti

Tarih 16 Haziran 2009

QUEBEC eyaleti, Kanada’nın doğusunda eyalet; 1 539 843 km2; 5 744 000 nüf. Merke­zi, Quebec; başlıca şehri, Montreal.
• Coğrafya. Quebec eyaletinin toprakları Kanada’daki üç büyük coğrafî bütün üze­rinde uzanır: Kanada «kalkanı», Laurenti­des bölgesi, Apalaş bölgesi. Güney (Laurentides) ve doğu (Nouveau Quebec) kısmını içine aldığı Kanada «kal­kanı» geniş ormanlarla kaplı ve birçok göl, çukur ve tepeciklerden meydana gelen bir labirent görünüşündedir. Laurentides böl­gesi ırmağın her iki kıyısında (Saint – Laurent ülkesi, Montreal ovası) uzanan bir alçak topraklar bölgesidir. Apalaş bölgesi ise tepe çizgilerinin hâkim olduğu’bir yay­lalar (Gaspesie, halicin güney yaylaları, do­ğu kantonları) kesimidir, iklim kışın sert (Quebec’te ocak ortalaması: —12,4°C), ya­zın sıcaktır (Ouebec’te ağustos ortalaması: 18,7°C); bol yağmur yağar (Quebec’te 1 070 mm); kar Quebec’te beş altı ay kalkmaz.

Eyalet, ülkenin büyük tarım bölgelerinden bi­ridir. Bununla birlikte toprağın ancak onda biri (Montreal ovası, Doğu kantonları, Saint-Jean gölü bölgesi, Abitibi-Temiseamingue çukuru) tarıma elverişlidir. Eyalet, zen­ginliğini toprakların çok eski tarihlerden beri yoğun bir şekilde değerlendirilmesine borçludur. Tarla açma işine Saint-Laurent’dan ormana doğru birbirini takip eden «rang»lar halinde başlandı. XIX. yy. ortala­rında ırmağın kıyılarından çok öteye yerle­şildi (Saint-Jean gölü bölgesi, Abitibi-Temis-camingue). Tarım sisteminde çeşitli tarım, küçük ve orta mülkiyet ağır basar. Fransız asıllı kanada köylüsü toprağına bağlıdır ve kendi işlediği tarlasında tahıl, yemlik bitki, sebze yetiştirir; her çiftliğin kendi bostanı ve meyve bahçesi, çoğunlukla da akça ağaç diktiği ormanı ve içinde sütçül inek, koyun ve domuz beslediği ağılambarı vardır.

Bununla birlikte Quebec sütçülüğe yönelmiş olduğu için tarımda yemlik bitkiler ağır basar. İdare bölümlerinde tek tip tarım yapılır. Joliette’te tütün, Orleans adasında meyve, Montreal’e doğru sebze, Napierville’de patates v.b. Balıkçılık (Gaspesie), kürk hayvanı yetiştiriciliği (gümüşü tilki, vizon), birçok bıçkıhaneye ve büyük kâğıt hamuru ve kâğıt fabrikalarına hammadde sağlayan ormanlar, ek gelir kaynaklarıdır. Quebec, Ontario’dan sonra ülkenin en bü­yük sanayi bölgesidir. Yeraltı altın ve bakır (Noranda-Rouyn, Malartic, .Vald’Or), am­yant (Asbestos, Thetford Mines v.b.), de­mir (Lac-Allard) bakımından zengindir; ay­rıca ormanlar önemli bir gelir kaynağıdır, üstelik Saint-Laurent suyolu ve beyaz kö­mür de eyaletin zenginliğini artırır. Saguenay (lle-Maligne, Chutea-Caron, Ship-shaw), Saint Laurent (Beauharnois, Les Cedres), Saint-Maurice (Shawinigan, Grand, Mere, La Tuque), Gatineau, Ottawa v.b. ırmakları üzerinde büyük hidroelektrik santralları kurulmuştur. Bu santralların üret­tiği elektriğin üçte birini kâğıt hamuru ve özellikle alüminyum (Arvida, Shawinigan Falls, Beauharnois) sanayileri tüketir. Çok çeşitli olan imalât sanayii, Montreal, Doğu kantonları, Saint-Maurice, Quebec, Saguenay ve Ottawa bölgelerinde toplanmıştır. Turizm de (Laurentides, Gaspesie) önemli bir gelir kaynağıdır.

• iktisat.. Eyaletin nüfusu 1961′den beri 500 000 kişi kadar arttı; bu artışın başlıca sebebi doğumların ölümlerden fazla olma­sıdır. Toplam artışın yarısını eyalet nüfu­sunun yüzde 40′ından fazlasının yaşadığı Montreal çekmiştir.1964′te Quebec değer bakımından kanada maden üretiminin yüzde 19,8′ini sağladı. Bu oldukça yüksek orana, demir filizi çı­karımı (Jeannine ve Wabush göllerindeki yataklarla Knob Lake [Schefferville] yatak­ları) ile altın, çinko (Mattagami gölü çev­resinde) ve amyant üretimi (dünya üreti­minin yarısından çoğu) sayesinde ulaşıldı. 1965 Başında Quebec, hidroelektrik alanında Kanada’nın toplam üretiminin üçte birin­den fazlasını (büyük kısmı Hydro-Quebec’in kontrolü altında olan 10 000 MW) üretiyordu. 1964′te Carillon santralının tamam­lanmasından sonra Manicouagane ve Outardes ırmakları üzerinde girişilen çalışma­larla Quebec’in ülkedeki üstünlüğünün art­ması beklenmektedir. Ayrıca termik enerji de önemlidir: Sorel yakınında Tracy’de 600 MW’lık bir santral kurulmuştur. Eyaletin kanada imalât üretimindeki payı 1964′te yüzde 29,7 iken Ontario’nunki yüz­de 50 idi. Kişi başına üretim Ontario’dakinden çok azdır.
Quebec’te daha çok ek değeri az olan sanayiler yerleşmiştir. Dokumacılık, kereste sanayii. Sanayinin bu yapısı hayat seviyesinin millî ortalamadan epeyce, komşu eyaletinkinden ise çok düşük olmasını açıklar. 1964′te kişi başına ma­lî gelir Quebec’te 1 567 dolar, Ontario’da 2 113 dolardı (bütün Kanada için 1 812 do­lar). Enerji elde edebilme imkânlarına (hiç olmazsa elektrik alanında, maden üretimi­nin önemine, Saint-Laurent denizyoluna ve ülkenin en, büyük merkezinin burada ol­masına rağmen giderilemeyen bu eşitsizliğin sebebinin iç yatırımların yönelimiyle ilgili olduğu ve kısa vadede değiştirilemeyeceği sanılır.

• Tarih. Tarihi Kanada’nınkiyle eşit olan bu büyük eyaletin sınırları 1763′te çizildi. 1791 Antlaşmasından sonra Aşağı Kanada adını aldı ve 3867′de Kanada konfederasyonunun ilk dört eyaletinden biri haline geldi. İkinci Dünya savaşından beri Quebec siyasetinin başlıca özelliği, muhafazakâr başbakan Maurice Duplessis’in uzun süre (1944-1960) iktidarda kalmasıdır. Duplessis’i rakipleri geçmişe dönük siyaseti ve seçim geleneklerini yozlaştırması bakımından tenkit ettiler.
1960 Seçimlerinde büyük bir zafer kazanan liberaller, Millî Birlik’in çı­kardığı 44 milletvekiline karşılık 50 millet­vekili çıkardılar. Jean Lesage yönetiminde kurulan yeni hükümetin başlattığı reform­lar, «sessiz devrim»i meydana getirdi: ik­tisadî alanda reformlardan bir kısmının he­defi Amerikalıların veya ingiliz asıllı Ka­nadalıların işletmelerinin ve sermayelerinin etkisini azaltmak (elektrik üretiminin dev­letleştirilmesi gibi) ve sanayileşmeyi geliş­tirmekti; sosyal alanda eski sosyal yapılara el atıldı ve meselâ ‘Katolik kilisesinin eği­timdeki fiilî tekeli, bir Kamu Eğitimi bakanlığının kurulmasıyle yumuşatıldı. Ama kamuoyunun, Kanada federasyonu yapısı­nın değiştirilmesini isteyen unsurları, bu re­formları çok yetersiz buldular. Bunlardan bir kısmı bağımsız ama Kanada’nın öbür eyaletleriyle ilişkili bir Quebec devleti kurul­masını istediler. Bazılarıyse çeşitli kuruluş­lar çerçevesinde tam bağımsızlık için savaş­maktadırlar: başlıca «bağımsızlıkçı» teşki­lât Millî Bağımsızlık birliğidir. Top­lulukların bazısı ise millî kurtuluş mücadelelerine «sömürgecilik aleyhtarı» bir savaş gözüyle bakıyordu. Bu görüş açısından hareket eden bazı militanlar şiddet hareketle­rine başvurulmasını öğütlediler. 1963′te Montreal’de patlayan bombalar birçok kişi­nin ölümüne sebep oldu. «İki dillilik» üs­tüne yapılan bir soruşturmanın (1965) açığa vurduğu gibi, Kanada’da kamuoyunun bü­tün kesimleri Fransızca konuşanların aşa­ğılanmasına karşıdır.
Soruşturma bu eşit­sizliğin Kanada’nın bütünlüğünü tehlikeye düşürdüğünü açığa vurdu. Quebec ile Ka­nada’nın geri kalan kısmı arasındaki buh­ranı, 1966 seçimlerini Daniel Johnson’un yönettiği Millî Birlik partisinin kazanması (51 liberale karşılık, 55 milletvekili) daha da artırdı. Muhafazakârlar Fransızca konu­şulan eyaletle Ottawa arasındaki ilişkilere, milliyetçi bir eğilim vermeğe kalkıştılar. General de Gaulle’ün Montreal Dünya ser­gisini ziyareti (temmuz 1967), olayların hız­lanmasına yol açtı. Quebec halkının coş­kunlukla karşıladığı De Gaulle, nutukların­da kaderlerine hâkim olmaları gereken «Kanadalı Fransızlar»ın hürleştirilmeleri zorunluğunu kesinlikle ortaya koydu; Mont­real’de verdiği kısa nutku «Yaşasın hür Quebec» diye bağırarak bitirmesi, federal hükümetin şiddetli tepkisiyle karşılaştı; bu­nun üzerine De Gaulle, Ottawa’ya yapa­cağı ziyareti iptal etti. O tarihten sonra Quebec ile Fransa arasında Ottawa’yı işe karıştırmadan önemli iktisadî ve kültürel anlaşmalar imzalandı.

1970 Nisanındaki eyalet seçimlerinde Millî Birlik hükümeti yenilgiye uğradı ve seçimi Liberal parti kazandı. Partinin lideri Jean Roberc Bourrassa’nın 12 mayısta göreve başlayan hükümeti, ilk adımda kargaşalık­larla uğraşmak zorunda kaldı. Montreal’­deki ingiliz ticaret ataşesi Cross (5 ekim) ve Quebec çalışma bakanı Pierre Laporte (10 ekim), Quebec Bağımsızlık hareketi mensuplarınca kaçırıldılar. Olağanüstü tedbirlere rağmen Laporte öldürüldü (17 ekim). İngi­liz ataşesi Cross ise, onu kaçıranlarla mü­badele edilmek suretiyle kurtarılabildi. Ça­lışma bakanını öldürmekle suçlanan iki kişi ise müebbet hapse mahkûm edildi. (LM)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEBEC eyaleti hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUEBEC

Tarih 16 Haziran 2009

QUEBEC,fr. Kanada’da şehir,Quebec eyaletinin merkezi,Saint-Charles ile Saint-Laurent’ın kavşağında; 171 000 nüf.(banliyölerile birlikte 310 000 nüf,).
Laval üniversitesi Şehir, bu kesimde Diamant burnu ile (100 m yüksl.) Levis tepeleri arasında akan Saint-Laurent halicinin ağzında kuruldu. Hisarı ırmağa hâkimdir; kuzeyde Saint -Charles ırmağının kıvrımlar çizerek aktığı geniş bir çöküntü uzanır. Askerî ve idarî bir şehir olan Quebec, XVIII. yy. sonunda, limanı sayesinde bir ticaret merkezi haline geldi; ama XIX. yy.ın ikinci yarısında Mont­real’in rekabetinden oldukça zarar gördü. Sanayi de aynı dönemde gelişti (dericilik, ayakkabı yapımı, konfeksiyon, kürk, makine yapımı, kâğıt fabrikaları). Limanı hâlâ canlı ve buğday trafiği önemlidir. Ama Quebec her şeyden önce bir idare, din ve fikir merkezidir. Her yıl birçok turist çe­ken şehir, Fransızlardan kalma anılarla do­ludur.

— Tar. Champlain’in, yerli köyü Stadacona’nın yerinde kurduğu yerleşme merkezi bugünkü Quebec’in çekirdeğidir. Kirke ku­mandasındaki İngilizlerin eline geçen Quebec (1629), 1632 antlaşmasıyle, Fransa’ya ge­ri verildi. Bir cizvit okulu (1635) ve büyük bir papaz okulu inşa edildi (1663). 1674′te bir piskoposluk kurularak başına piskopos Laval getirildi. Quebec garnizonu’na hü­cum eden ingilizler (Phipps) püskürtüldüler (1690). 1759 Eylül’ünde Abraham ovaların­da Montcalm’ın ölümünden sonra, garnizon­daki 600 kişi (Ramezay’ın emrinde) teslim oldu.

Paris antlaşmasıyle (1763) İngiltere’ye bırakılan şehri, James Murray (1763-1766) ve Guy Carleton gibi valiler sertliğe kaç­madan yöneterek Londra’yı ingiliz huku­kunu zorla uygulamak isteğinden vaz geçir­diler. 1791′de çıkarılan bir kanunla Aşağı Kanada, Yukarı Kanada’dan ayrıldı; Quebec, Yukarı Kanada’nın merkezi olarak kal­dı. Papineau’nun ayaklanmasından sonra (1837) iki eyalet Birlik kanunuyle (temmuz 1840) yeniden birleştirildi ve Kingston mer­kez oldu. 1864′te Quebec’te Londra konfe­ransının kararlarını hazırlayan (aralık 1866) bir konferans toplandı; Londra kon­feransında şartları tespit edilen Kanada fe­derasyonu, 1867 Kuzey Amerika anlaşmasıyle kuruldu. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEBEC hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUATREMERE (Etienne Marc)

Tarih 16 Haziran 2009

QUATREMERE (Etienne Marc), fransız-şarkiyatçısı (Paris 1782-ay.y. 1857). Bibliot-heque Nationale’de görev aldı; kıptî diliy­le eski mısır dilinin özdeşliğini ispat etti (Recherches Critiques et Historiques sur la Langue et la Litterature de I’Egypte [Mı­sır Dil ve Edebiyatı üstüne Tarihî ve Eleştirel Araştırmalar], 1808). College de France’ta ibranî, süryanî ve kaide dilleri (1819), sonra Doğu Dilleri okulunda farş­ça profesörü oldu (1827), Reşidüddin’in iran Moğollan Tarihi’ni (1836), Makrirî’nin Eyyubıler ve Memluk Sultanları Tarihi’­ni (1837-1845) v.b. Fransızcaya çevirdi. Kü­tüphanesi, Bavyera kralı tarafından satın alındı. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUATREMERE (Etienne Marc) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUATREFAGES DE BREAU (Jean Louis Armand de)

Tarih 16 Haziran 2009

QUATREFAGES DE BREAU (Jean Louis Armand de), fransız tabiat bilgini (Berthezene, Valleraugue yakınları 1810-Paris 1892). Toulouse Fen fakültesinde kimya ve zooloji okuttu. Sonra Paris’e gitti ve haya­tını kalemiyle kazandı.
Sur les Caracteres Zoologiques des Rongeurs (Kemirgenlerin Zoolojik Karakterleri üstüne) adlı bir tez yazdı. 1850′de Napoleon lisesi tabiat tarihi öğretmenliğine getirildi. 1855′te Museum National’de anatomi ve etnoloji profesörlü­ğüne tayin edildi. Sipiritüalist idi. İnsan so­yunun bir menşeden geldiğini savundu. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUATREFAGES DE BREAU (Jean Louis Armand de) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUANTZ (Johann Joachim)

Tarih 16 Haziran 2009

QUANTZ (Johann Joachim), alman beste­cisi ve flütçüsü (Oberscheden, Hannover 1697-Potsdam 1773). Bir demircinin oğluy­du.
Müzik öğrenimini Merseburg, Radeberg, Pirna, Dresden’de yaptı (1716), daha sonra Viyana’da Zelenka’dan ders gördü (1717). 1716′da obuacı olarak Dresden ve Varşova saray kapellalarında çalıştı. Fransız Buffardin’den flüt dersleri; bir ital­ya yolculuğundan yararlanarak Fr. Gasparini’den kontrapunto dersleri aldı. Lond­ra’dan geçerek, 1727′de Dresden’e döndü. O zamanlar tahtın vârisi olan Prusya pren­si Friedrich, onu kendine flüt öğretmeni seçti, kral olduktan sonra da saray orkestrasına aldı ve saray bestecisi yaptı, ölü­müne kadar kralın hizmetinde çalışan sa­natçı, kral için bir veya iki flüt için üç yüz kadar konçerto ve iki yüze yakın çeşitli müzik eseri besteledi:

sololar, üçlü­ler, dörtlüler. Quantz’ın sağlığında bası­lan eserleri: altı sonat (1734), 6 ikili (1759), flüt için beş sonat, Neue Kirchenmelodien (Yeni Kilise Melodileri), Gellent’in od’ları üstüne 22 melodi (1760). 1752′de hazırladı­ğı Anweisung die Flöte Traverslere zu Spielen (Yan Flüt Metodu) değerli bir me­tot olmakla kalmaz, XVIII. yy.ın müzik estetiğini de yansıtır. Quantz’a göre bu müziğin ideali, çeşitli millî üslûplardan, özellikle italyan ve fransız üslûplarından oluşan bir «zevkler karışımı»dir. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUANTZ (Johann Joachim) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİNTENZ (Aloîs)

Tarih 16 Haziran 2009

QUİNTENZ (Aloîs), fransız mucidi (Gengenbach 1774 – Strasbourg 1822). Strasbourg’da makinistti. 1815′e doğru ağır kütlele­ri tartabilen ve kolları eşit olmayan bir te­razi yaptı (Quintenz terazisi). [L]
QUİNTERO (Serafin ve Joaquin kardeşler). Bk. ALVAREZ QUİNTERO.

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNTENZ (Aloîs) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİNTANA (Manuel Jose)

Tarih 16 Haziran 2009

QUİNTANA (Manuel Jose), ispanyol şairi ve siyaset adamı (Madrid 1772 – ay.y. 1857). Salamanca üniversitelerinde Melendez Val­des’in öğrencisiydi, Carlos IV hükümetindeki ahlâk bozukluğundan tiksinti duydu.
A Juan de Padilla (1797) adlı ilâhisi, Pelayo (1805) adlı dramı ve Vidas de Espanoles Celebres (Ünlü İspanyolların Hayatı) [1807] adlı eserinin birinci cildi yurt sevgisini ve hürriyet aşkını dile getirir. 1808′de Napolyon’a ve Fransızlara ilk başkaldıranlardan biri oldu (A Espana adlı od’u). İstilâcılara karşı direnişi teşkilât­landırmak için birçok nutuk söyledi, Sevilla ve Cadiz’de merkez cuntasına katıldı. Fernando VII yurda dönünce, gözden düş­tü, Pampeluna kalesine hapsedildi ve 1820′ye kadar orada kaldı. 1822′de, genel yöneticisi olduğu Madrid Merkezî üniversite­sini açtı.

Mutlakıyet idaresinin kazandığı zafer (1823), onu Estremadura’ya sığınmak zorunda bıraktı. Boş vakitlerinde, sona eren devrimi anlatan Cartas a Lor d Holland Hollanda’ya Mektuplar) adlı eserini yazdı, ancak 1835′te eski ününe kavuşabildi. 1855′te toplanan Meclisler önünde kendisine
kraliçe tarafından millî şair olarak taç giy­dirildi. Zamanının ilk lirik şairlerinden bi­riydi. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNTANA (Manuel Jose) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİNQUET (Antoine)

Tarih 16 Haziran 2009

QUİNQUET (Antoine), fransız eczacısı (Soissons 1745 – Paris 1803). Eczacılık ça­lışmaları yanı sıra fizik ve meteoroloji ça­lışmalarını da sürdürdü. Birçok Montgolfier balonunun yapımına katıldı ve çeşitli paratoner modelleri hazırladı. Fakat özel­likle Quinquet lambaları’nın mucidi ve yapımcısı olarak tanınır. Bu lambalar aslında Sevres fabrikalarında yapılan kristal bir si­lindirle donatılmış Argand lambalarının geliştirilmiş şeklidir. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNQUET (Antoine) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİNET (Edgar)

Tarih 16 Haziran 2009

QUİNET (Edgar), fransız tarihçisi ve siya­set adamı (Bourgen-Bresse 1803-Paris 1875). Hıristiyanlık, Fransız devrimi, engizisyon, ültramontanizm, Cizvitler ve çağdaş Fran­sa, italya ve Almanya tarihiyle ilgili çeşitli incelemeler yaptı. 1841′de College de France’ta edebiyat profesörü oldu.
Din aleyhta­rı ve liberal düşünceleri yüzünden 1846′da Guizot tarafından buradan uzaklaştırıldı. 1847 ve 1871′de milletvekili seçildi. Uzun süre Brüksel ve Veytaux’da (isviçre) sürgün kaldı. Teorilerini L’Esprit Nouveau (Yeni Anlayış) [1874] adlı eserinde özetledi. Qunet’nin 30 cilt tutan bütün eserleri 1877 -1882 yılları arasında yayımlandı. (M)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNET (Edgar) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PYRAMOS

Tarih 16 Haziran 2009

PYRAMOS. Yun. mit. Thisbe’nin âşığı olan genç babillL Ovidius’un anlattığına gö­re, Thisbe beyaz bir dut ağacının altında Pyramos’u beklerken, ağzı kan içinde bir dişi aslanın üzerine geldiğini görür; hemen kaçmağa başlar, düşen tülünü de kızgın hayvan parçalar.
O sırada çıkagelen Pyramos, sevgilisinin kanlı tülünü görür, öldüğü­nü sanarak hançerini kendine saplar. Sev­gilisinin çığlığını duyan Thisbe koşar, ama Pyramos’un öldüğünü görünce o da cesedin yanında intihar eder. Gölgesinde bu trajik olayın geçmiş olduğu dut ağacı o günden sonra yalnız kırmızı dut vermeğe başlar ve aşkta yanılmaların sembolü ola­rak kalır. Daha basit olan başka bir anla­tışa göre ise, Thisbe de, Pyramos da inti­har eder ve tanrılar tarafından akarsu ha­line getirilirler.
— İkonogr. İki ünlü âşığın macerası Pompei’deki bir freske, Christine de Pisan’ın eserlerindeki (Brüksel Krallık kütüphanesi) bir minyatüre, Roma San Pietro’sunun bronz kapılarında Filarete’nin bir kabart­masına, Tintoretto (Modena), Baldung Grien (Berlin), Paul Bril (Roma) ve Pous-sin’in (özel koleksiyon) resimlerine ilham kaynağı oldu.
— Ed. ve Müz. Pyramos ile Thisbe’nin ma­ceraları üstüne çeşitli şiirler ve besteler yapıldı. Fransız edebiyatında bu konu, XII. yy.da Norman diyaleğinde yazılmış bir ma­salda, XV. yy. tiyatro dramında, Theophile de Viau’nun bir trajedisine (Pyrame et Thisbe [1621]) ve lirik bir trajedide (sözle­ri La Serre’in, müziği Rebel ile Francoeur’ün [1726]) işlendi, ispanyol edebiyatın­da, 1618′de, Gongora, bir Fabula di Piramo y Tisbe yazdı. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PYRAMOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİNAULT (Philippe)

Tarih 16 Haziran 2009

QUİNAULT (Philippe), fransız tiyatro ya­zarı (Paris 1635 – ay.y. 1688). Tiyatroya 1653′te Les Rivales (Rakip Kadınlar) adlı komedisiyle başladı. Le Fantöme Amoureux (Âşık Hayalet) [1659] adlı eserinde Calderon’u taklit etti. Romanesk trajediler yaz­dı: Le Feint Alcibiade (Sahte Alkibiades) [1658], Agrippa (1662), Astarte (1665). La Mere Coquette (Şuh Ana) [1665] adlı bir komedisini oynattı. 1672′den itibaren ope­raya yöneldi ve Lully için birçok libretto yazdı: Alceste (1674), Proserpina (1680), Amadis de Gaule (1684), Roland (1685). [L]

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNAULT (Philippe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİLLİVİC (Rene)

Tarih 16 Haziran 2009

QUİLLİVİC (Rene), fransız heykeltıraşı, ressamı, gravürcüsü ve seramikçisi (Plouhinec 1879). Saint – Mathieu tepesine ve Fcuesnant’a dikilen anıtlar yaptı. Ressam olarak özellikle deniz manzaraları yaptı. Se­ramik alanında ise quimper fayans sanatı­nı canlandırdı, özellikle Nantes ve Quimper müzelerinde eserleri vardır. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİLLİVİC (Rene) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİLLARD , (Pierre Antoine

Tarih 16 Haziran 2009

QUİLLARD , (Pierre Antoine), fransız res­samı ve gravürcüsü (Paris 1701-Lizbon 1733). 1726′da Lizbon’a gitti. Mafra ve Alcantara kiliseleri için dinî tablolar, dükün at üze­rinde bir portresini ve Müge’de Cadaval dü­künün şatosu için günlük hayat sahneleri yaptı, üslûbu yer yer Watteau’nunkini an­dırır. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİLLARD , (Pierre Antoine hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİCHERAT (Jules)

Tarih 16 Haziran 2009

QUİCHERAT (Jules), fransız arkeologu (Paris 1814 – ay.y. 1882). Löuis Quicherat’nın kardeşi. 1847′den sonra Ecole des Chartes’ta ders verdi; 1871-1882 Arasında bu okulun yöneticiliğini yaptı.
Fransız arkeolo­jisine bir müspet bilim niteliği kazandırdı. Arkeolojiyle ilgili makaleleri dışında başlı­ca eserleri: Proces de Condamnation et de Rehabilitation de Jeanne d’Arc (Jeanne d’Arc’ın Mahkûmiyeti ve İtibarının İade­siyle İlgili Dava) [1841-1849], Aperçus Nouveuux Sur l’Histoire de Jeanne d’Arc (Je­anne d’Arc Olayı üstüne Yeni Görüşler) [1850], De la Formation Française des Anciens Noms de Lieu (Fransızcada Eski Yer Adlarının Oluşumu) [1868], Histoire du Costume en France (Fransa’da Kıyafet Ta­rihi) [1875]. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİCHERAT (Jules) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUEUİLLE (Henri)

Tarih 16 Haziran 2009

QUEUİLLE (Henri), fransız siyaset adamı (Neuvic-d’Ussel, Correze 1884). Hekimdi. Radikal-Sosyalist partiden milletvekili se­çildi (1914-1935), sonra senatör (1935-1940), tarım bakanı (1924-1925, 1926-1928, 1930, 1932-1934, 1938-1940), sağlık (1930-1931, 1934 -1935), PTT (1932) ve imar (1937-1938) ba­kanı oldu.
1943′te Londra’ya general de Gaulle’ün yanına gitti. Geçici Danışma meclisinde milletvekili (1944), radikal – sos­yalist kesimden Correze milletvekili (1946-1958) seçildi, devlet (1948, 1951-1952), imar (1948), içişleri (1950-1951) bakanı, sonra başbakan yardımcısı (1952-1954) oldu. üç defa başbakanlık görevinde bulundu (eylül 1948 – ekim 1949; haziran – temmuz 1950; mart 1951). [L]

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEUİLLE (Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUET (Jean Antone)

Tarih 16 Haziran 2009

QUET (Jean Antone), fransız fizikçisi ve kimyacısı (Nîmes 1810 – Paris 1884). 1833′te Ecole Normale Superieure’ü bitirdi; li­selerde fizik okuttu ve genel müfettişliğe kadar yükseldi. D. Bernoulli’nin sesli boru­lar teorisini tamamladı, eterdeki ışık titre­şimlerini inceledi, asetileni saf olarak elde etti ve bakır asetilürü buldu. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUET (Jean Antone) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUESNEVİLLE (Gustave Augustin)

Tarih 16 Haziran 2009

QUESNEVİLLE (Gustave Augustin), fransız eczacısı ve hekimi (Paris 1810 – ay.y. 1889).
Uygulamalı kimya çalışmaları yaptı, özellikle bizmut ve tuzlarını inceledi; biz­mut hidrat ve çözünen nişasta iyodür için bir hazırlama usulü buldu. 1840′ta Revue Scientifique et industrielle,i (Bilimsel ve Sınai Dergi) çıkardı; dergi değişik adlar altında 1940′a kadar yayımlandı. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUESNEVİLLE (Gustave Augustin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUESNEL

Tarih 16 Haziran 2009

QUESNEL, İskoçya asıllı fransız ressam ailesi.
Başlıca üyeleri: FRANÇOİS, iskoçyalı James V’in ressamlarından birinin oğlu (Holyrood şatosu, Edinburgh 1543′e doğr.-Paris 1619). Mary of Lorraine ile Fransa’­ya gitti, Henry III’ün ressamı oldu; yağlı­boya ve karakalem portreleri yaptı: La Force Dükü, Gabrielle d’Estrees, Anne de Thou (Versailles); — NICOOLAS I (öl.Paris 1632), François’nın kardeşi. Sarayın portre ressamı oldu. Bir Paris Planı yaptı. Eserleri Versailles’da ve Mans müzesindedir. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUESNEL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUESNAY DE BEAUREPAİRE (Jules)

Tarih 16 Haziran 2009

QUESNAY DE BEAUREPAİRE (Jules), fransız hâkimi (Saumur 1838- – Vitrai sous-Laigle, Orne 1923). Paris istinaf mahkemesi başhâkimi oldu (1889), general Boulanger’ye yüklenen suçla ilgili karşı iddianameyi hazırladı, Panama yöneticilerine karşı ko­vuşturma raporunu kaleme aldı (1892), yargıtay başkanı oldu (1893). Dreyfus olayı nın incelenmesi sırasında arkadaşlarıyle ay­nı fikirde olmadığından Dreyfus’ü tutan­larla mücadele etmek için görevinden ayrıl­dı (1899). [L]

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUESNAY DE BEAUREPAİRE (Jules) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUESNAY (François)

Tarih 16 Haziran 2009

QUESNAY (François), fransız hekimi ve iktisatçısı (Mere, İle-de-France 1694-Versailles 1774). Orta halli bir ailenin çocu­ğuydu.
Paris’te başarılı bir tıp öğrenimi yaptı; Mantes’da Hötel-Dieu’nün başcerrahı oldu, cerrah ve doğum uzmanı olarak bü­yük bir ün kazandı, Observations sur les Effets de la Saignee’yi (Kan Almanın So­nuçları üstüne Gözlemler) [1730] yazarak o güne kadar bu konuda ileri sürülmüş tez­leri çürüttü. 1736′da Essai Physique sur l’Economie Animal’i (Hayvansal iktisat üstüne Fizik Deneme) yayımladı. Eczacılık akademisinin daimî sekreterliğine getirildi (1737). Mme de Pompadour’un (1749), son­ra kralın (1752) hekimi oldu. Versailles şatosundaki dairesinde, iktisadî meselelerle ilgilenen Diderot, Turgot, Mirabeau mar­kisi, Dupcnt de Nemours gibi saray adam­ları toplanırdı.

Encyclopedie için, daha çok kişisel deney­lerine dayanan «çiftçi» (1756) ve «tahıl» (1757) maddelerini yazdı. Altmış dört ya­şında, başlıca eseri sayılan Le Tableau Economique’i (iktisadî Tablo) [1758] yayım­ladı. Bu eserde ortaya koyduğu görüşleri Maximes Generales du Gouvernement Economique d’un Royaume Agricole’de (Bir Tarım ülkesinin İktisadî Yönetimi üstüne Genel ilkeler) geliştirdi. Nispeten az yaz­mış olmasına rağmen çağdaşları ve özellik­le de fizyokratlar adiyle tanınan topluluk üstünde büyük etkisi oldu. Quesnay’e gö­re, iktisadî düzende, kanunkoyucunun uy­mak zorunda olduğu tabiî yasalar vardır. Devletin üretime ve mübadeleye müdahale­si yanlıştır ve kötü sonuçlar doğurur.
Top­rak, zenginliğin başlıca kaynağıdır; sanayi­nin, zenginliklerin artmasına, insanları top­raktan koparmadiği ölçüde katkısı vardır. Ticaret herhangi bir gerçek zenginlik de­ğil, sadece bireysel, yani ortak olmayan bir kazanç sağlar (bir kimsenin kazancı, başka birinin kaybıdır). Zenginliğin ilk kay­nağı toprak olduğu için, vergi yükünü yal­nız toprağın taşıması gerekir. Çağdaş ikti­satçılar, Quesnay’in Tableau Economique adındaki eserine hiç değilse tarih açısından büyük önem verirler. Quesnay bu eserin­de, Harvey’in kandolaşımı konusundaki keş­fini zenginliklerin dolaşımına uyguluyordu. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUESNAY (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUENU (Edouard)

Tarih 16 Haziran 2009

QUENU (Edouard), fransız cerrahı (Mar-quise 1852-Paris 1938). Paris fakültesinde cerrahî kliniği profesörü oldu. Rektum, ka­raciğer, pankreas, dalak cerrahîsi üstünde­ki çalışmalarıyle tanındı. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUENU (Edouard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUELVEE (François)

Tarih 16 Haziran 2009

QUELVEE (François), fransız ressamı (Evreux 1884-Saint-Germain-en-Laye 1967). Dekoratif Sanatlar yüksekokulunda profe­sör oldu (1936-1954). Evreux Ticaret odası (1935) ve Sarah-Bernhardt tiyatrosunda (1943) duvar dekorasyonları yaptı. Art Mo­derne Millî müzesi, Paris Güzel Sanatlar müzesi, Evreux, Grenoble, Boston müzele­rinde eserleri vardır. Ayrıca, Comedie -Française ve Opera için dekor ve kostüm­ler yaptı. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUELVEE (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PYAT (Felix)

Tarih 15 Haziran 2009

PYAT (Felix) fransız yazarı ve siyaset adamı (Vierzon 1810 – Saint-Gratien, Seine-et-Oise 1889). Avukat oldu (1831), ama, barodan ayrıldı ve edebiyat hayatına atıldı.

Edebiyatçılar derneğinin kurucuları ara­sına girdi. Kralcı gericilerin eseri saydığı romantizmle mücadele etti. Dramlar yazdı: Les Deux Serruriers (İki Çilingir) [1841]; Le Chiffonnier de Paris (Paris Eskicisi) [1847]. Louis Blanc’ın dostuydu. 1848 ve 1849′da montanyar milletvekili seçildi; sos­yalizmin liderlerinden biri olarak kabul edildi, fakat zengin bir aileden geldiği için, Proudhon’un dediği gibi «demokrasinin aristokratı» sıfatından kurtulamadı. 13 Ha­ziran 1849 olayına karıştığı için isviçre’ye, sonra İngiltere’ye kaçtı. 1869′da af edildi. Combat gazetesini kurdu (1870) ve Seine’den milletvekili seçildi (1871); komün üye­si oldu (26 mart). Hayatını kurtarmak için İngiltere’ye kaçtı. Tekrar Fransa’ya dön­dükten sonra (1880), La Commune gazete­sini çıkardı. Marsilya’dan milletvekili seçil­di (1888). [L]

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PYAT (Felix) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUY (Jean)

Tarih 15 Haziran 2009

PUY (Jean), fransız ressamı (Roanne 1876-ay. y. 1960). Lyon ve daha sonra Paris (1903) Güzel Sanatlar Okulu Mimarî bölü­münde okudu; Güzel Sanatlar okulunda Jean-Paul Laurens’in atelyesine devam etti ve Carriere’den ders aldı. Daha sonra «fov»larla ilişki kurdu. Renklerin nüanslı etkileri­ne karşı verdiği önem bakımından Bonnard ve Vuillarde ile kıyaslanabilir. Art Moder­ne müzesinde resimleri vardır (Yatakta, 1923). [L]

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUY (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUVİS DE CHAVANNES (Pierre)

Tarih 15 Haziran 2009

PUVİS DE CHAVANNES (Pierre), fransız ressamı (Lyon 1824-Paris 1898). Yakalan­dığı bir hastalık yüzünden mühendislik öğ­renimini yarıda bırakarak İtalya’ya gitti; orada Rönesans ustalarının fresklerini görün­ce resme karşı bir ilgi duydu.

Paris’e dö­nünce Delacroix’dan, Thomas Couture’den ders aldı. Pieta’sı 1850 Salon’una kabul edildi. Puvis de Chavannes, herkesten uzak yaşıyor, resimlerini çok seyrek olarak ser­giliyordu. Bununla birlikte, 1859′da, Salon’a gönderdiği Av Dönüşü (Marsilya) adlı pa­nosu dikkat çekti. Üslûbu yavaş yavaş ol­gunlaştı. 1861′de devletçe satın alınan Savaş, Çalışma ve Dinlenme (1863) adlı kompozis­yonları gelişmesinin aşamalarını gösterir. Sanatçı, ilk büyük siparişi, Amiens müzesini yapan mimar Diet’nin aracılığıyle 1865′te aldı. önce, ünlü Ave Picardia Nutrix’i yaptı. 1882′de en orijinal eserlerinden biri olan iudus pro Patria’yı bitirdi. Bu resimde sadeleştiril­miş bir manzara içinde, sağda ve solda duran kadın ve erkek seyircilerin önünde mızrak atma denemeleri yapan gençler canlandırılmıştır. Sanatçı gerçeğin bu tarzda idealleştirilmesine ömrü boyunca bağlı kaldı. Fresk yapmadığı halde, yağlıboya kompozisyonlar, üzerinde yer alacakları duvarlarla tam bir uyum ve ayrılmazlık halindedir. Buna ör­nek olarak şu eserleri sayılabilir: Lyon mü­zesi için Eskiçağ Hayali ve Hıristiyan il­hamı; Marsilya müzesi için Yunan Kolonisi Marsilya ve Doğunun Kapısı Marsilya; Poi­tiers belediye sarayı için Arapları Yenen Charles Martel; Rouen için İnter artes et Naturam. Paris’te, Sorbonne’un büyük amfiteatrıyle, Belediye sarayını süsledi ve Pantheon için de Aziz Genevieve’in hikâ­yesini canlandıran bir kompozisyon hazır­ladı.

En ünlü eseri Aziz Genevieve Paris Şehrini Korurken’i de (1874) bu şehirde yap­tı. Boston kütüphanesi için Dehayı Alkış­layan ilham Perileri’ni çizdi. Bu arada port­reler de yaptı: Kendi Portresi (Floransa), Maria Cantacuzino’nun Portresi (1883, Lyon), Yoksul Balıkçı (Louvre). 1896′da prenses Cantacuzino ile evlendi; karısının ölümü yüzünden hayatının son ayları üzün­tü içinde geçti. Puvis de Chavannes, zama­nının resmini etkileyen bütün hareketlerin dışında kaldı. Sayıştay binasındaki freskleri­ne hayran olduğu Chasseriau’nun aracılığıyle İngres geleneğini benimseyen sanatçı, yine de akademik ressamlar arasında yer al­maz. Resmî salonla ilişkisini keserek Cociste Nationale des Beaux-Arts’ın (Millî Gü­zel Sanatlar derneği) kurucularına katıldı. Buna karşılık izlenimci akımı hiç bir zaman benimsemedi. Nitekim manzara resimleri Monet’den çok Corot’yu hatırlatır. Res­samın özellikle Gauguin ve Maurice Denis üstünde büyük bir etkisi olmuştur. (L)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUVİS DE CHAVANNES (Pierre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUŞKİN (Aleksandr Sergeyeviç)

Tarih 15 Haziran 2009

PUŞKİN (Aleksandr Sergeyeviç), rus yaza­rı (Moskova 1799-Petersburg 1837). Babası eski soylu bir ailedendi. Annesi ise Büyük Petro’nun sarayında yaşamış olan habeş prensi Hannibal’in torunuydu.
Puşkin an­nesi ve özellikle amcası Vasiliy Lvoviç’in sayesinde fransız edebiyatını genç yaşta ta­nıdı. Çarskoye Selo (bugünkü adiyle Puş­kin) lisesinde okudu ve Dışişleri bakanlı­ğında görev aldı. İlk şiirlerinde, liberal fi-kirleri dile getirdi. Gavriliada adlı manzu­mesinde, geleneksel kurumları ve görüşleri sert bir tenkitten geçirdi. Bundan ötürü, genç memur, çok geçmeden Besarabya’ya sürüldü. Dört yıl (1820-1824) süren bu sür­gün sırasında, Yekaterinoslav’da, Kafkas­ya’da, Kişinev’de, Odessa’da yaşadı. Uzak yerlere gönderilmesi, onu pek etkilemedi. Çünkü edebiyat dışında bir hırsı ve tutkusu yoktu. Daha sonra, bir mektubunda, tanrı tanımaz olduğunu açıklaması yüzünden Pskov’da, Mihaylovskoye’deki malikânesinde göz altında tutuldu (1824-1826). Bu dönemde birçok eser verdi. 1814′ten itibaren çok sa­yıda lirik şiir yazdı.

Ayrıca, yine şiir tü­ründe birçok eser kaleme aldı: ününü yay­gınlaştıran Ruslan ve Lyudmila (1817-1820), Bahçisarayskiy Fontan (Bahçesaray Çeşme­si) [1822], Byron’ın etkisinde kalarak yaz­dığı Tsıyganıy (Çingeneler) [1823-1824], şa­heseri sayılan ve manzum bir roman olan Yevgeniy Onyegin (1823-1830). 1825′te ünlü tarihî dramı Boris Godunov’u yazdı. 1826′da Moskova’ya, 1827′de ise Petersburg’a dön­mesine izin verildi. Büyük bir hayranlık ve saygıyle karşılanan Puşkin, liberal fikirlerin­den vaz geçmediği halde iktidara karşı açıkça cephe almaktan kaçınıyordu. 1831′de, Nataliya Gonçarova ile evlendi. Hayatı, ki­barlar dünyası ile Mihaylovskoye’deki sa­kin malikânesi arasında geçiyordu. 1833′te Rus akademisi üyeliğine seçildi.

1833′te yaz­dığı Mednıy Vsadnik (Tunç Süvari) ad­lı şiiri dışında yeni eserlerinin hepsi ne­sir türündendi. Biyelkin’in Hikâyeler’i (Povesti Belkina) [1830] beş hikâyeyi kap­sıyordu; Dubrovskiy (1832) ve Maça Kı­zı da (Psikovaya Dama) [1834] birer uzun hikâyeydi. W. Scott tarzı tarihî romanın etkisinde kalarak yazdığı Yüzbaşı­nın Kızı da (Kapitanskaya Doçka) [1836] aynı türdendi. 22 Ocak 1837′de, bir düel­loda, Rusya hizmetinde çalışan ve daha sonra Heeckeren baronu olan fransız subayı Georges d’Anthes tarafından ağır şekilde yaralandı ve çok geçmeden öldü. Bu düello’ya sebep, d’Anthes’in, şairin karısı hakkın­da ileri geri konuşmasıydı. Evrensel bir ze­kâsı olan Puşkin, rus edebiyatına hemen her alanda, biçim kusursuzluğu, ölçü ve zevk sağlamlığı bakımından kolayca erişil­meyen örnekler kazandırdı. Puşkin, hem lirizme hem de gerçekçiliğe yönelttiği mo­dern rus edebiyatının kurucusu olarak ka­bul edilebilir. (L)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUŞKİN (Aleksandr Sergeyeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUNÇ

Tarih 13 Haziran 2009

PUNÇ i. (bileşimine giren beş madde dolayisiyle, hindu dilinde panç, beş’ten ing. punch). Çay, şeker, tarçın, limon, rom v.b. damıtılmış bir alkollü içkiyle yapılan ve bu içkinin buharlaşan alkolü yakılarak kabın üstünde bir alev meydana getirildikten sonra içilen içki: — İçilecek sıcak ne var? — Birer punç yapayım mı?
— Hay Allah razı olsun… çabuk… (Ahmed Rasim). Adamcağızın birisi bir yere davet­li imiş. Kış mevsiminde olacak ki kendi­sine sıcak bir sey ikram etmişler, punç… (B. Felek).
— ANSiKL. ingiliz punç’u, kabuklu limon dilimlerinin üzerine bir ölçü rom, dört ölçü çok sıcak ve şekerli çay dökülerek hazır­lanan punç çeşididir. Fransız punçu da, limon dilimleri ve çayın üzerine bir taba­ka meydana getirecek biçimde ağır ağır dö­külen rom veya iyi konyakla yapılır (bu rom veya konyak ateşlenir). Çaysız yapılan fransız punçu da vardır. (LM)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUNÇ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PULLİAT

Tarih 13 Haziran 2009

PULLİAT, fransız bağcılık uzmanı (Chiroubles, Rhöne 1827-Öl. 1896). Chiroubles’de büyük bir bağ kurdu ve çeşitli türden asma yetiştirdi. Daha sonra, Tarım Kurumunda bağcılık profesörü ve Lyon yakının­daki Eculy Pratik Bağcılık okulu müdürü oldu. Eserleri: Manuel du Greffeur de Vignes (Üzüm Kütüğü Aşılayıcısının Elkitabı) [1844], Cepages Precoces (Erken Yetişen Bağ Çubukları) [1896]. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PULLİAT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUİSEUX (Victor)

Tarih 13 Haziran 2009

PUİSEUX (Victor), fransız astronomu ve matematikçisi (Argenteuil 1820 – Frontenay, Jura 1883). Rennes (1841) ve Besançon (1846) Fen fakültesi matematik pro­fesörü oldu. 1855′te Paris rasathanesi mü­dür yardımcılığına, 1857′den Sonra Sorbonne’da astronomi kürsüsüne getirildi. Ça­lışmalarının çoğu gök mekaniğiyle ilgiliyse de, Puiseux, karmaşık değişkenli cebirsel fonksiyonlar teorisinin gerçek kurucusudur (1850). — Oğlu pıerre (Paris 1855 – Frontenay, Jura 1928), Sorbonne’da öğretim gö­revlisi (1880) ve Paris rasathanesi astrono­mu oldu (1893); 1897′de Paris Fen fakül­tesi gökfiziği dersleri profesörlüğüne ge­tirildi. Ayın hareketinin yüz yıllık ivmesini ve küçük gezegenleri inceledi, sapınç sa­bitini belirledi. Ay’ın fotoğraf atlası ve gökyüzünün fotoğraf haritasının hazırlan­masında büyük payı vardır. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUİSEUX (Victor) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUGNO (Stephan Baoul)

Tarih 13 Haziran 2009

PUGNO (Stephan Baoul), fransız piyano­cusu, orgcusu ve bestecisi (Montrouge 1852 – Moskova 1914). Paris konservatuvarına devam etti ve birçok ödül kazandı. Saint-Eugene kapellasına 1871′de yönetici oldu; 1892 ile 1901 arasında Paris konservatuvarında armoni ve piyano dersleri verdi. 1893′te, kendini virtüöz piyanocu olarak kabul ettirdi ve Chopin konserleri, ayrıca E. Ysaye ile oda müziği konserleri düzenledi. Pi­yano parçaları, bir oratoryo (Lazarus’un Dirilişi, 1879), bir bale (Kelebekler), on iki kadar operet besteledi ve Nadia Boulanger ile birlikte G. D’Annunzio’nun La Citta Morta’sına (ölü Şehir) müzik yazdı. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUGNO (Stephan Baoul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUGİN (Augustus Welby Northmore)

Tarih 13 Haziran 2009

PUGİN (Augustus Welby Northmore), in­giliz mimar ve yazarı (Londra 1812-Rams-gate 1852). Fransız asıllı bir desinatör olan AUGUSTE’ün (1762-1832) oğludur. Windsor şatosunu gotik üslûbu mobilya ile döşedi. Katoliği kabul ettikten sonra gotik üslû­bunda çok sayıda anıt ve kilise yaptı. True Principles of Christian Architecture (Hıris­tiyan Mimarîsinin ilkeleri) [1841], Glossary of Ecclesiastical Ornament (Kilise Süsle­meleri Lügati) [1844] gibi incelemeleri de vardır. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUGİN (Augustus Welby Northmore) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUGET (Pierre)

Tarih 13 Haziran 2009

PUGET (Pierre), fransız heykeltıraşı (Mar­silya 1620-ay.y. 1694). On yedi yaşında İtalya’ya gitti, orada Pietro da Cortona’nm öğrencisi oldu; Fransa’ya döndükten sonra Toulon’a yerleşti; bu şehrin belediye sarayı için ünlü Atlente’lzıini yonttu. Vaudreuil parkına dikilmek üzere bir Herkül heykeli (Rouen müzesi) siparişi aldı; Fouquet de kendisine Vaux parkı için heykeller sipariş etti. Puget, mermer blokları aramak üzere Cenova’da bulunduğu sırada, Fouquet göre­vinden uzaklaştırıldı; bu yüzden, Galya Herkülü, Colbert’in malikânesindeki Sceaux parkına kondu. Heykeltıraş yedi yıl Ce­nova’da kaldı, sarayları ve kiliseleri heykelleriyle süsledi. Santa Maria di Carignano kilisesindeki Aziz Sebastianus heyke­lini, dehasının tabiî bir ifadesi olan barok üslûbunda yaptı. Toulon’a dönünce krallık gemilerinin süslemeleriyle uğraştı. Son dö­nem eserlerinden olan Crotona’lı Milo ve Perseus’un Andromede’yi Kurtarışı (yapımı 1684′te sona erdi) adlı iki ünlü mermer hey­kel grubu Versailles parkına kondu (bugün Louvre’da). Marsilya’da Louis XIV’ün at üzerinde bir heykelini yapma tasarısı suya düşünce, Puget bütün gücüyle iki alçak ka­bartma üstünde çalışmağa başladı. Bunlar­dan biri Versailles şatosunu süsleyecek olan İskender ve Diogenes (Louvre), öteki de Aziz Carlo Borıomeo Milano’daki Veba Salgınının Sona Ermesi için Dua Ederken’dir (1694, Marsilya müzesi). Puget, XVII. yüzyıl fransız sanatına aykırı düşer; deha­sının şiddeti ve barokçuluğu onu çağdaşla­rından ayırarak daha çok Claus Sluter’e ve Rodin’e yaklaştırır. Puget’nin resim ve mi­marî (Charite kilisesinin planları) alanların­da da çalışmaları vardı. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUGET (Pierre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUECH (Henri Charles)

Tarih 13 Haziran 2009

PUECH (Henri Charles), fransız tarihçisi ve şarkiyatçısı (Montpellier 1902). College de France’ta profesör (1952) oldu; dinler tarihi konusunda (Mani’cilik, Katar’cılık, gnostisizm, Yahudilik v.b.) önemli çalışma­larda bulundu. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUECH (Henri Charles) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUECH (Denys)

Tarih 13 Haziran 2009

PUECH (Denys), fransız heykeltıraşı (Gavernaxv Aveyron 1854 – Paris 1942). 1884′te Roma ödülünü kazandı; 1921′den 1933′e kadar Medici villası müdürlüğünü yaptı. Resmî sanatın en gözde temsilcilerinden bi­riydi. Anıtlar, mezarlar ve büstler yaptı. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUECH (Denys) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUECH (Aime)

Tarih 13 Haziran 2009

PUECH (Aime), fransız helenisti (Saint-Andrede-Sangonis, Herault 1860 – Paris 1940). Pindaros’tan bir tercüme, Demosthenes’in Philippika ve Homeros’un ilyada’sı üstündeki incelemelerinden başka, ede­biyatla ilgili birçok eser yazdı: Histoire de la Litterature Grecaue Chretienne (Hıris­tiyan Yunan Edebiyt Tarihi) [1928-1930] v.b. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUECH (Aime) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUEBLA veya PUEBLA DE ZARAGOZA

Tarih 13 Haziran 2009

PUEBLA veya PUEBLA DE ZARAGOZA, esk. Puebla de Los Angeles, Meksika’da şehir, eyalet merkezi, Atoyac va­disinde, Popocatepetl’in doğusunda; 309 100 nüf. üniversite. Puebla’da sömürge döne­minden kalma azulejos’larla süslü birçok barok üslûbunda kilise vardır; XVI. ve XVII. yy.dan kalma katedrali de çok süs­lüdür. Ticaret ve dokuma sanayii merke­zi. Otomobil yapımı.
— Pueblâ eyaleti, Anahuac yaylasının do­ğu ve güney ucunda uzanır, güneyde rio de las Balsas’ın yukarı havzasına taşar; 1 902 000 nüf. Nüfus yoğunluğu yüksek olan eyalet toprakları, zengin bölgeleri içine alır (ılıman ve astropikal iklim ürünleri: buğday, mısır, şekerkamışı).
— Tar. Puebla, 1531-1532 arası San Do­mingo başpiskoposu tarafından kuruldu. Tlaxcala piskoposluğu 1550′de buraya ta­şındı. 1862′de Fransızlar şehri kuşattılar ama ancak 1863′teki kuşatmadan sonra ala­bildiler. Bk. MEKSİKA SAVAŞI. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUEBLA veya PUEBLA DE ZARAGOZA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUCELLE (Jean)

Tarih 13 Haziran 2009

PUCELLE (Jean), XIV. yy .da yaşamış fransız minyatürcüsü. Paris’te önemli bir minyatür atelyesinin şefiydi; fransız min­yatürüne, kıvrık dal çizgilerinden ve küçük boy insan figürlerinden meydana gelen bir süsleme biçimi getirdi. Bu süsleme biçimi, Breviaire de Belleville’de (Belleville Dua Kitabı) [1343'ten önce bitirildi], Robert Billyng’in incili’nde (1327) ve Livre d’Heures du Duc de Berry’de (Berry Dükünün Dua Kitabı) görülür. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUCELLE (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUANT

Tarih 13 Haziran 2009

PUANT i. (lat. punda > fr. pointe). Koreografi. Ayak parmaklarının ucunda diki­len ve ne topuğu ne de ayağının hiç bir kısmı yere değmeden adımlar âtan kadın dansçını hareketi. || Puant zamanı, ayak parmağının ucunu yere değdirerek ayağın üst kısmını uzatma ve dizi germe şeklindeki dans hareketi. || Alçak puant veya sıkışık puant, ayağını uzatıp parmaklarını birbir­lerine doğru sıkarak ayak bileğinin ön kıs­mını ileri çıkaran kadın dansçının duruşu. || Yarım puant, yere ayağın ön kısmını ba­sarak, geri kalanını puanttaki gibi yere değdirmeden yukarıda tutmakla elde edilen duruş. || Yarım puant zamanı, vücut ağır­lığını, yere basan parmaklara vererek ve ayak tabanı ile topuğu havaya kaldırarak elde edilen dans hareketi.
— ANSİKL. Koreografi. Puant’lar balede XIX. yy.ın başında ortaya çıktı. Bu aka­demik dansın Auguste Vestris devrinde eriş­tiği teknik gelişme, dans ayakkabısının ge­lişmesi sayesinde oldu. Dans ayakkabısı Direktuvar devrinde topuksuz bir sandal, so­nunda da dans şosonu halini aldı. Puant üzerine ilk dikilenler 1809-1818 arasında Opera’da çalışan fransız Goslelin ile ital­yan Amalia Brugnoli’dir. Fakat romantik koreografinin sembolü haline selen puantı 1832′de Maria Taglioni Paris opera­sında La Sylphide balesinde ortaya attı. Balede erkekler hiç bir zaman puant yap­mazlar. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUANT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Forex ve Döviz Piyasaları

Tarih 13 Haziran 2009

Döviz piyasaları
forexYatırım, hedging, spekülasyon amacıyla yapılan hareketlerin gerçekleştiği döviz piyasaları 24 saat açıktır. Açılış Sidney ve Tokyo’da olur, Hong Kong ve Singapur, Bahreyn ile sürer Avrupa piyasalarına geçer. Frankfurt, Zürih, Londra’dan New York, Chicago piyasalarına ve Los Angeles ve San Fransisco’ya devam eder. İşlem hacmi, dünya ticaret hacminin 50 katından fazladır. İşlemlerde ağırlık Amerikan doları ve Alman markı, Amerikan doları ve yen üzerindedir. Günlük işlem hacmi, milyar dolar temelinde en fazla İngiltere, ABD, Japonya, Singapur’dadır.

İşlemlerin çekirdeğinde aracı ticari bankalardır. Merkez bankaları kur ve faiz istikrarı sağlar. Bankalar doğrudan, Interbank ile, aracılar ve brokerlar ile, merkez bankaları ile, Hazine ile çalışırlar. Bankaların döviz piyasasındaki riskleri politik, transfer riskleri olarak sistematik olabilir. Riskler finansal da olabilir ve kur ve faiz riskleri şu pozisyonları içermektedir: spot, forward, swap, opsiyon. Ayrıca çalışanların riskleri de işlemleri etkiler: performans, zayıflık, hırs, eğitimsizlik, stres, yanlış anlamalar, dil sorunu, yazım hataları, takım uyumsuzluğu, headhunters, iletişim sistemleri.

Döviz piyasaları bir ülke parasının başka bir ülke parasıyla değişimi işlemleridir. Yabancı para ve mevduat hesaplarının değişimi olarak aktifler spot ve forward biçimlerinde para fonlarında dönüşür. Kullanılan ortam elektroniktir. Kur, bir para biriminin diğer para birimi karşısındaki fiyatıdır. Kotasyonları çift taraflıdır: alış-satış. Alış ve satış arasındaki farka spread denir. Bir para, baz döviz alınır ki, bu ABD dolarıdır. Kurlar, direkt veya dolaylı olarak gösterilir. Yurtiçi piyasalarda, yerli para içermeyen gösterimler çapraz kur, uluslararası piyasalarda ABD dolarını içermeyen kurlar çapraz kur olarak tanımlanır.

Türkiye’de para piyasaları [değiştir]

Türkiye’de modern para ve döviz piyasaları 24 Ocak 1980 Kararları ile harekete geçmiştir. Bu tarihten önce ithal ikameci, korumacı sistem vardı. Devletçe belirlenen sabit kur sistemi, karaborsa ve yastıkaltı sektörlerine yol açıyordu. 24 Ocak Kararlarıyla ABD doları 47.70′ten 70.00 liraya yükseltilerek devalüasyon yapıldı. Esnek ve günlük kur sistemine geçildi, fiyatlar serbestçe piyasada belirmeye başladı. TPKKK 29 aralık 1983′te kaldırıldı, kredi ve mevduat faizleri serbest bırakıldı. 30 temmuz 1981′de SPK kabul edildi. Döviz girişi her tür yoldan serbestleştirildi. 1989′da altın piyasası kuruldu.

Türkiye’de döviz işlemleri Serbest piyasada, TCMB denetimindeki döviz ve efektif piyasasında, bankalararası piyasasında olmak üzere üç piyasada gerçekleştirilmektedir. Serbest piyasada işlemler efektiftir. Merkez bankası piyasasında ise, Merkez Bankası, bankalararası döviz hareketlerini yönetiyor, kaynakları etkin olarak kullandırıyor, Türk lirasının yabancı paralar karşısındaki değerini ayarlıyor. Döviz işlemleri en yoğun olarak bankalararası piyasada gerçekleşmektedir.

Para piyasaları

Finansal piyasalar, işlem gören ürünlerin vadesine göre para piyasaları ve sermaye piyasaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Para piyasalarında işlem 1 yıldan kısa, sermaye piyasalarında bir yıldan uzundur. Para piyasalarında kısa vadeli likidite açığı olanla fazlası olan karşılaşır. Likidite fazlası olan faiz talep eder, açığı olan faiz öder. Mekana göre yurtiçi ve yurtdışı olarak ikiye ayrılan para piyasalarında işlemler ulusal parayla sınırlıysa yurtiçi (Interbank), uluslararası paralarla yapılanı yurtdışı piyasadır (Euromarket).

Örgütlü, kurumsal, profesyonel, kredibilitesi yüksek, ürün standardı olan bir piyasadır. Para piyasalarında müşteriler, bankalar aracılığıyla karşı karşıya gelirler. Döviz piyasalarına, alım satım, fonlar, repolar, mevduatlara bankalar aracılık eder. Bankalar müşterilerle, diğer bankalarla, finansal aracılar ve brokerlarla, merkez bankalarıyla ve Hazine ile çalışırlarken kar amacı ve kendi pozisyonlarını hedef alma gayesiyle hareket ederler.

Bankalar para piyasası risklerine karşı hedging (koruma) yöntemi uygular. Bunun için forward, futures, opsiyon yöntemleri kullanırlar. Para piyasası fon transferleri ile piyasanın likidite sorununu çözer. En önemli aktörü olan bankalar topladıkları mevduat fonlarını işletmelere kredi olarak verir, hükümetlere Hazine Bonosu adıyla kısa vadeli borçlanma araçları satın alarak fon aktarırlar. Fonların fiyatı olan faiz oranı, vade, para birimi, kredibilite, enflasyon, arz ve talep tarafından belirlenir.Faiz oranları dalgalanmaları, bankaların açık ve kapalı pozisyonlarını, fiyat riskini belirler. Piyasalarda her gün belirli bir zamanda bir Interbank Oranı belirlenir. Mesela Londra’da LIBOR olan bu oran piyasadaki referans bankaların her gün saat 11′de diğer bankalara 1 ile 12 ay arasındaki sürelerde borç vermeye razı oldukları oranı gösterir. Faiz oranları yanında faiz periyotları belirlenmektedir.İşlem süreleri, günlerin fiili sayılarıyla veya bütün ayları 30 gün kabul etmekle yapılır. Takvim yılının hesaplanması da ya yılın 365 gün olarak kabul edilmesi (sterlin, belçika frangı, singapur doları) yahut yılın 360 gün olarak kabulüyle (diğer paralar) olur.

Para piyasası işlem türleri unsecuritised ve securitised olarak iki türdür. Unsecuritised işleme over teh counter denir ve doğrudandır. Securitised’de ise ikincil piyasa olabilir. Banka kredileri sabit veya fixed term loans ve periyodik veya roll over credits olarak ikiye ayrılır. Tasarrufçuların banka işlemleri de call money, day to day money, fixed term deposits, fiduciary deposits diye farklı türlere ayrılmaktadır. İkincil para piyasası enstrümanları hazine bonoları, mevduat sertifikaları, banka kabulleri, finansman bonoları, euro commercial paper, repo’dur.

Türkiye para piyasaları Türk lirası ve sermaye piyasası işlemlerini gerçekleştirir. Para piyasası da organize ve organize olmayan olarak ikiye ayrılır. Organize piyasalar Interbank, devlet iç borçlanma senetleri piyasası, TCMB repo ve tersrepo işlemleri piyasası, İMKB tahvil ve bono piyasası, borsa para piyasası’dır. Organize olmayan piyasalar Bankalararası Serbest para piyasası, bankalararası repo piyasası, bankalararası tahvil ve bono piyasası’dır.

Bankalararası Döviz Piyasası

1990′dan beri çalışan piyasada bankalar, kurumlar ve özel finans kurumları işlem yapar. Bankalar, birbirleriyle ve sadece line’ı olan bankalarla sadece line limitleriyle iş yapar. Bu iş için teminat talep etmezler. Reuters’de, bir Amerikan Doları için alış satış kotasyonları ilan edilir. Bu kotasyonlar ancak 1.000.000 ABD Doları için geçerlidir. Fiyat, pazarlıklıdır.

Merkez Bankası bu piyasaya müdahale edebilmektedir. Piyasanın 10′da açılmasını takiben kotasyonları izler, eğer kotasyonlar tolere edilebilen seviyeyi aşarsa müdahaleye başlar. Merkez Bankası Döviz ve Efektif Piyasaları Müdürlüğü,en yüksek dolar alış kuru veren bankalardan başlayarak telefonla, minimum işlem limiti olan 1.000.000 dolarlık satışlar yapar ve satışlar hedeflenen fiyata kadar devam eder. Bankalar, aldıkları dolar karşılığı TL’yi EFT sistemi kapanıncaya kadar Merkez Bankası’na yatırır. Bankalar, TL yükümlülüğünü karşılayamazsa cezai işlem yapılır. Döviz Interbankında Londra kaynaklı işlemlerde büyük bankalarla Türk bankaları brokerlar aracılığıyla işlem yapmaktadırlar.

Döviz
Döviz, dar anlamda (çek, poliçe gibi) yabancı parayı temsil eden belgeler. Türkçede yabancı ülkelerin paralarına döviz denmektedir. Herhangi bir ülkenin parasının, başka bir ülkenin (veya ülkelerin) parasına dönüştürülmesiyle ilgili işlemlere de döviz işlemi veya kambiyo işlemi denir. Döviz kelimesi dilimize Fransızca’daki deviseden geçmiştir. Genel olarak döviz dendiğinde milletlerarası ödemelerde kullanılan ödeme araçlarının tamamı ifade edilir.

Ekonomik açıdan bakıldığında döviz, iktisadi anlamda bir mal niteliğindedir. Döviz borsaları bazı özel nitelikleri olan piyasalardır. Kısaca belirtmek gerekirse, New York, Londra, Tokyo, Frankfurt, Zürich ve Paris en büyük döviz borsaları arasında bulunmaktadır. Ancak, döviz piyasalarını belirli bir yer veya mekanla sınırlı piyasalar olarak düşünmek doğru değildir.

Döviz borsaları, muayyen coğrafi bölgelerde faaliyet gösterseler de, çeşitli elektronik haberleşme araçlarıyla birbirleriyle sürekli olarak ilişki içinde bulunurlar. Denilebilir ki, günün her saatinde dünyadaki döviz piyasalarından herhangi birisi açık bulunur. Mesela ABD’in batısında yer alan San Fransisco’da borsalar kapandığında Uzak Doğuda Tokyo, Hong Kong ve Singapur borsaları, ayrıca bu borsalardaki çok uluslu Amerikan ve Avrupa bankalarının şubeleri yeni açılmışlardır. Uzak Doğu borsaları kapandığında ise Orta Doğunun mali piyasaları ve merkezleri iki saatten beri çalışmakta olup Avrupa borsaları mesaiye yeni başlamaktadır. Avrupa ile ortak çalışma saatleri sırasında New York borsasında faaliyet hacmi yoğunlaşmaktadır. Londra bankaları coğrafi konumları dolayısıyla, günlük çalışma süresi içinde öteki Avrupa piyasaları ve Kuzey Amerika dahil olmak üzere, Uzak Doğu ve Orta Doğu piyasalarıyla işlem yapabilmektedirler.

Milletlerarası döviz borsaları 24 saat sürekli olarak çalıştıkları için döviz fiyatları (kurları) sürekli olarak değişirler. Döviz bir iktisadi mal gibi işleme tabi tutulduğundan, dövizin bir arz ve talebi ve dolayısıyla da bir fiyatı vardır. Döviz fiyatlarına döviz kuru (exchange rate) denmektedir.

Döviz kurları genellikle bir birim döviz başına (veya bununla değiştirilebilen) milli para miktarı olarak tanımlanır. Döviz kurları 1 birim milli paranın karşılığı olan döviz miktarı olarak da tanımlanabilir. Bu şekilde düşünüldüğünde kurlar 1 USD = 1,35 TL veya 1 TL = 0,74 USD olarak ifade edilebilir. Bu iki sistem birbirinin tersidir. Birincisinde dövizin, milli para cinsinden değeri ifade ediliyor; buna direkt-kotasyon sistemi deniyor. İkincisinde ise milli paranın dış değeri, yani döviz cinsinden fiyatı gösteriliyor; buna da indirekt kotasyon sistemi deniyor.

Milletlerarası borsalarda döviz kurları ABD dolarıyla milli paralar arasındaki değişim oranı şeklinde ifade edilince, ABD doları dışında iki para arasındaki değişim oranı bunların dolar cinsinden fiyatlarına göre dolaylı olarak hesaplanabilir. Mesela, 1 USD = 1,35 TL ve 1 USD = 0,83 EUR ise; 1 EUR = 1,63 TL olur. Bu şekilde dolar dışındaki paralar arasında hesaplanan kurlara çapraz kur (cross-rate) denilmektedir. Yani iki para arasındaki dolaylı değişim oranına çapraz kur adı verilir.

Yabancı paraların çapraz kurları arasında da bir uyum vardır. Çapraz kurlar arasındaki uyum bozulur, yani dövizin ucuz olduğu yerden satın alınıp pahalı olduğu yerde satılması işleri ortaya çıkabilir. Bu farklardan yararlanarak kazanç sağlanması işlemine arbitraj denir. Geniş anlamda döviz ticareti; döviz bazında mevduat bulundurmayı, döviz piyasaları arasındaki kur farkından kar elde etmeyi (döviz arbitrajı), zaman içindeki kur değişmelerinden kar elde etmeyi (döviz spekülasyonu) de kapsamına almaktadır.

Döviz piyasaları vadeli piyasa (forward market) ve vadesiz piyasa (spot market) olmak üzere ikiye ayrılırlar. Vadesiz piyasalarda döviz işlemleri herhangi bir işgününde o günün döviz kuru üzerinden yapılmaktadır. Vadeli piyasalarda ise tarafların sözleşme ile tesbit ettikleri gelecekteki bir gün ve döviz kuru üzerinden (vadeli döviz kuru) döviz alım ve satımının taahhüt edilmesi şeklinde yapılmaktadır.

Vaktiyle altın para sisteminin yürürlükte olduğu yıllarda ülke paraları, bulundurdukları veya temsil ettikleri altın miktarına göre birbirleriyle mübadele edilirlerdi. Mesela Türk lirası 2 gr altını, dolar 6 gram altını temsil ediyorsa, 1 dolar = 3 TL olarak belirlenirdi. Böylece belirlenmiş olan kurların değişmeleri de mümkün olmazdı. Altın para sisteminin çok önemli bir üstünlüğü olarak nitelenen bu husus, daha sonra kâğıt para sistemine geçirilmesiyle birlikte geçerliliğini kaybetti. Döviz kurları sabit veya esnek olarak belirlenebilmesinin fayda ve mahzurlarını esas alan tartışmalar iktisat literatüründeki canlılığını hala korumaktadır.

II. Dünya Savaşı sonlarından 1973 başlarına kadar dünyada geçerli olan ve Bretton Woods Sistemi diye bilinen para sistemi bir sabit kur sistemiydi. 1973 başlarından itibaren Batılı ülkeler esnek veya değişken kur sistemini benimsemişlerdir. Ne var ki, Avrupa Topluluğu ülkeleri gibi bazı sanayileşmiş ülkeler paralarını sabit kurlardan birbirine bağlayarak bir para sahası oluşturmuşlardır. Belirtmek gerekir ki, günümüzde tam bir esnek kur sistemi hemen hemen hiçbir ülkede uygulanmamaktadır. Hemen hemen her ülke döviz kurlarının nisbi de olsa istikrarlı oluşunu özlemektedir. İstikrar arayışları ise döviz piyasalarına müdahaleyi zorunlu kılmaktadır.

Türkiye’de 1929 yılına kadar Lozan Antlaşmasında yer alan hükümler dolayısıyla döviz piyasalarına fazla bir müdahalede bulunulamamıştır.

Lozan Antlaşmasının koyduğu sınırlamaların sona ermesiyle birlikte, 20 Şubat 1930 tarihinde çıkartılan 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu ile döviz işlemlerini düzenleme yetkisi Maliye Bakanlığına verilmiş ve yoğun bir şekilde döviz kontrolu uygulanmaya başlanmıştır.

Özellikle 1983′ten sonra Türk Lirasına konvertibilite sağlamak yönünde getirilen bazı düzenlemelerle 1567 sayılı kanunun uygulamaları yerine geniş ölçüde bir serbesti ortamı getirilmiştir. Sabit döviz kuru sistemi fiilen terk edilmiş ve kurların önce kısa aralıklarla, sonraları Merkez Bankasınca her gün belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Hükümet 1989′da aldığı bir kararla banka ve yetkili kurumlara 3000 dolar veya eşdeğer döviz satabilme hakkı verildi. Mart 1990′da 32 sayılı karar olarak bilinen Türk Parasını Koruma Hakkındaki Karar’da yapılan değişiklikle, Türkiye’de yerleşik kişilere sınırsız döviz bulundurma ve transfer etme gibi haklar tanındı (1993).

Para piyasalarında spot işlemler:
Para ve döviz piyasaları, dünya coğrafyasının zaman dilimine göre yapıldığından işlemlerde işlem tarihiyle teslim tarihi (valör) farklıdır. Döviz ticareti fiziki değil, muhabir hesaplar üzerinden olur. Teslimatlar işlem gününden iki gün sonradır. Örneğin, Amerika’dan getirteceğim bir mal için x dolara ihtiyacım var. Bankamı arar, kuru sorarım. Banka, alış ve satış rakamı verir. Bu fiyatlar bankanın yabancı parayı alış ve satış rakamlarıdır. Banka, iki işgünü sonra x doları kredi eder, yani çekme izni verir, hesabımdan satış rakamı olan YTL’yi düşer.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Merkez Bankası, banknot ihraç eden, hükümetin para ve kredi politikasını yürüten, veznedarlık görevini üstlenmis ve devletin iktisadi ve mali danışmanlığını yapan bağımsız bir ekonomik kurumdur. Kağıt para (banknot) basma tekelini elinde bulundurur ve bu yetkiye istinaden bağımız olarak para politikasını belirler. Ayrıca Hazine Müsteşarlığı’na bağlı olan Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü’nce basılan madeni paraların tedavülü de Merkez Bankası’nca sağlanmaktadır. Merkez Bankası Elektronik Fon Transferi EFT, Elektronik Menkul Kıymet Transferi EMKT sistemlerinin Türkiye’deki sahibi olup[2], Tüm Dünya Bankalararası Mali İletişim Topluluğu’in (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication – SWIFT) Türkiye ayağını yürütmektedir[3]. Banka büyük Elektronik Veri Dağıtım Sistemi (EVDS) olarak adlandırılan büyük bir veri tabanına sahiptir. Bu veri tabanındaki bilgiler İngilizce ve Türkçe olarak kullanıcıların hizmetine açılmıştır.
Vikipedi, özgür ansiklopedi

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Forex ve Döviz Piyasaları hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

« Önceki sayfaSonraki sayfa »