RESPİGHİ (Ottorino)
Tarih 29 Haziran 2009
RESPİGHİ (Ottorino), italyan bestecisi (Bologna 1879-Roma 1936). Bologna’da Martucci’den, Petersburg’da Rimskiy-Korsakov’dan, Berlin’de Max Bruch’tan ders gördü.
Roma konservatuvarında beste öğretmenliği (1923) ve müdürlük (1923-1925) yaptı, daha sonra Santa Cecilia akademisinin Yüksek Bestecilik kursunun başına geçirildi. Roma manzaralarından veya sanat eserlerinden ilham alarak yazdığı senfonik şiirlerinde, fransız izlenimcilerinin, rus bestecilerinin ve Strauss’un etkisinde kaldı. Arkaik müziğe düşkündü, plenşan’ı örnek alarak yazdığı da oldu. Çok sayıdaki eserleri arasında ses müziği olarak, şarkı ve piyano için elli kadar melodi (Nebbie, Nevicata, Stornellatrice [1906]; Liriche, 4 Rispetti Toscani, [1914]; Deita Silvane), şarkı ve orkestra için melodiler, korolu eserler (La Primavera [İlkbahar], 1923; 4 Canzoni Scozzesi, 1926; Landa per la Nativita del Signore [İsa'nın Doğuşu İçin Şükran], 1931) vardır.
Oda müziği türünde re majör bir dörtlü (1907) ve Quartetto Dorico, piyano ve keman için si minör bir sonat (1916-1917), 3 Preludi Sopra Melodie Gregoirane per Piano (Gregoryen Melodileri İçin Üç Piyano Prelüdü) [1921] yazdı. Senfonik eserleri: Le Fontane di Roma (Roma Çeşmeleri) [1916] adlı senfonik şiir, Antiche Danze e Arie per Liuto adlı üç seri (1918, 1923, 1932), keman ve orkestra için Gregoryen Konçertosu (1921), i Pini di Roma (Roma’nın Çamları) adlı senfonik şiir, piyano ve orkestra için Concerto in Modo Misolidio (1925), Vetrate di Chiesa (senfonik şiir, 1926 -1927), Trittico Botticelliano (1927), Gli Uc-celli (Kuşlar) [süit, 1928], Feste Romane (Roma Şenlikleri) [senfonik şiir, 1928], piyano ve orkestra için Toccata, impressioni Brasiliane (Brezilya’dan İzlenimler) [1931] adlı senfonik şiir, Metamorphoseon XII Modi (tema ve çeşitlemeler, 1931), son olarak piyano ve oda orkestrası için bir Concerto a Cinque (1934),
Respighi ayrıca dramatik eserler de besteledi: Re Enzo (Kral Enzo) [operakomik, 1905], Semirama (lirik trajedi, 1910), La Boutique Fantasque (Rossini’nin temaları üstüne bale, 1917-1918), Belfagor (müzikli komedi, 1923), La Campana Sommersa (opera, 1927), Belkıs (koreografik eylem, 1932), Maria Egiziaca (dinî tiyatro 1932), La Fiamma (Alev) [1934] ve Lucrezia (1937) operaları. (L)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESPİGHİ (Ottorino) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RELLSTAB (Ludwig)
Tarih 27 Haziran 2009
RELLSTAB (Ludwig), alman müzikbilimcisi ve yazarı (Berlin 1799-ay.y. 1860).
Gazete ve dergilerde tenkitler yazdı ve birkaç kitap yayımladı. Bu kitaplar arasında özellikle Aus Meinem Leben (Hayatımdan) [1891] anılmağa değer. (M)
RELÜKTANS i. (fr. reluetance). Fiz. Bk. MAGNETİK direnç.
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RELLSTAB (Ludwig) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİSSMANN (August)
Tarih 27 Haziran 2009
REİSSMANN (August), alman bestecisi ve müzik bilgini (Frankenstein 1825 – Berlin 1903).
Breslau’da okudu, önce Berlin konservatuvarında, sonra Leipzig üniversitesinde ve Wiesbaden’de müzik tarihi okuttu. Oda ve tiyatro müziği parçaları besteledi; müzikle ilgili birçok eser yazdı: Allgemeine Geschichte der Musik (Genel Müzik Tarihi) [3 cilt, 1863-1864]. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİSSMANN (August) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENK veya RENG
Tarih 27 Haziran 2009
RENK veya RENG i. (fars. reng). Işığın, kendi öz yapısına veya cisimler tarafından yayılma şekline bağlı olarak göz üzerinde yaptığı etki: Hakikatte annecikler altın sarısı ve gök mavisinden başka renklerde de olabilirdi (R.N. Güntekin).
Sonra dizlerden aşağıya çizmelerin üstüne dökülen, açık gümüş renginde bir çerkes mantosu yaptırdım (Ş.S. Aydemir). Bak! Dünya renkler içinde! // Bu güzel dünya içinde (O. V. Kanık). // Mec. Görünüş, tarz, şekil: «Hüsn-ü Aşk» devrin edebi hayatına yeni bir renk, yeni bir çeşni getirmiştir (N. A-raz). Pek rengine aldanma felek eski felektir; // Zira feleğin meşreb-i nâsazı dönektir (Ziya Paşa). // Esk. Hile, oyun, düzen: Bülbül-i surideve güller acep renk ettiler (Baki).
— ÇEŞ. DEY. Renk almak, yeni bir renk kazanmak: Mavimsi bir renk aldı. // Renk cümbüşü, değişik renklerin oluşturduğu karışım: Yalnız renk cümbüşünü değil, siyah beyazı öyle hünerle kaynaştırır ki (Y. Z. Ortaç). || Renk vermek (veya katmak), neşeli ve canlı bir özellik kazandırmak: Onun gelişi bu toplantılara bir başka renk verdi. // Renk vermemek (veya rengini belli etmemek), duygu veya düşüncesini saklamak, açığa vurmamak: Çok korkmasına rağmen renk vermedi. || Rengi atmak (kaçmak veya uçmak), solmak: Elbisenin rengi attı. Korku, heyecan v.b. durumlarda benzi sararmak: Hatçe’nin rengi attı (Yaşar Kemal).
|| Rengi çalık, solmuş, solgun. || Rengi çalmak, renk bakımından benzemek: Rengi sarıya çalıyor. || Rengi değişmek, eski durumunu yitirip yeni bir nitelik ve anlam kazanmak: Sizi uzun, ince vücudunuzla, menekşe gözlerinizle karşımda görünce her şeyin vengi değişti
(R. N. Güntekin). || Rengi tutmak (veya uymak), renk tonları birbirine benzemek: Bu iki kumaşın rengi birbirini tutuyor. \\ Renkten renge girmek, çek utanarak kızarıp bozarmak, sıkılmak: Nuri efendi renkten renge girerek: — Ne oldu anne, çabuk söyle (H. R. Gürpınar).
— Esk. Reng-âmiz, renk renk, çeşitli renklerde: Ekseri rengâmiz şal ve harirden serbendler sarınıp… (Naima). || Reng-âver, hileci, düzenci, dalavereci.
— Bot. Bitkilerin renkleri. Bk. ANSiKL.
— Boyacılık. Çevre renkleri, belirli bir yerin değişik yüzeylerine görüş rahatlığını sağlamak amacıyle vurulan, genellikle boyalar aracılığıyle elde edilen renk. || Görevsel renkler, belirli bir çalışma yerinin değişik yüzeylerine, çalışanların görüş rahatlığını arttırmak, yorgunluklarının azalmasına katkıda bulunmak ve üretimlerinin verimini çoğaltmak amacıyle vurulan ve genellikle boyalar aracılığıyle elde edilen renk. // İşaret veya güvenlik renkleri, çalışma yerlerinde, değişik yüzeylere, çalışanların dikkatini belirli tehlikelere çekmek, gidiş-geliş yollarını göstermek ve özellikle güvenlik aracılığıyle elde edilen renk. Bk. ANSiKL.
— Ed. ve G. santl. Yerel renk, bir milletin, bir dönemin medeniyetini, orijinal niteliklerini hatırlatmağa yarayan kavramlar bütünü. Bk. ANSiKL.
— Kim. Renk giderici, bazı maddelerin rengini kaybetme özelliği taşıyan kimyasal madde. (Bu renk giderme, ya boyarmad-denin soğurulmasından [hayvanî kömür] ya da bir redoks tepkimesinden [renk giderici klorürler] ileri gelir.)
— Metalürji. Meneviş ve tav renkleri, ısıtma sırasında çelik parçaların aldığı değişik renk tonları. Bk. ANSiKL.
— Mus. Rengi dil, türk musikisinde bir makam. Bk. ANSiKL.
— Opt. Bk. ANSİKL.
— Oyun. İskambil kâğıtları üzerindeki dört değişik işaret; genel olarak iki renkten meydana gelir: kırmızı ve siyah (sinek, karo, kör, pik). i| Renge oynamak, rulette, kırmızı veya siyaha para basmak.
Petr. Bk. ANSiKL.
— Res. Renklerin bir tablo içindeki dağılımı, renk uyumu: Rubens’in, Tiziano’nun, Claude Lorraine’in rengi. Bk. ANSiKL.
— Sanay. Renk giderme, işlenmiş ürünü istenen renge getirebilmek için, bir üründeki tabiî pigmentlerin veya renkli ayrışma maddelerinin yok edilmesi. Bk. ANSiKL.
— Teknol. Ana renk, boyacılıkta, diğer renklerin tür ediği renkler.
— Tekst. Renk sağlamlığı, bir kumaş boyasının çeşitli etkinlere dayanma niteliği. (Tekstil boyalarının renk sağlamlıkları çeşitli usullerle denenmiş ve her boyanın ışığa, suya, asitlere, deterjanlara, dinklemeye deniz suyuna v.b.lerine karşı direnci ayrı rakamlarla belirtilmiştir.) || Sağlam renk, zamanla solmayan renk. || Zayıf renk, kumaş üzerinde iyi tutunmayan ve kullanıldıkça veya yıkandıkça solan renk.
— ANSiKL. Bot. Bitkilerin renkleri. Bitkilerde klorofilden ileri gelen yeşil renkten başka, en çok renkli olan kısımlar üreme organlarıdır (çiçek ve meyve).
Bununla beraber, yaprak ve sap gibi diğer organlarda ve asalaklı kısımlarda değişik renklere rastlanabilir (begonia rex, co-leus, firfiri kayın ve bazı mazılar).
Yaprak tamamen düşmeden önce klorofil kaybolur, sarı ve kırmızı gibi diğer boyalar ortaya çıkar ve ormanlara sonbahar rengini verir.
Suyosunlarının rengi doğrudan doğruya bunların su altında yaşadığı derinlikle ilgilidir ve sınıflandırılmalarına esas teşkil eder. Mantar sporlarının rengi çok önemli bir özelliktir. Sporlar beyaz, pembe, esmer ve siyah olur.
— Boyacılık, ön planda oynadığı estetik rol dolayısıyle, bir boya tabakasının rengi, kullanan için temel bir nitelik taşır. Buradan bir boya fabrikasında çalışan renk uzmanının yaptığı işin önemi anlaşılabilir. Bu kişinin görevi, firmanın imal ettiği temel renklerinden meydana gelen paleti ortaya çıkarmak ve sözü geçen renklere karşıt renkler bularak, bunları, mümkün olduğu kadar mükemmel bir yapım düzgünlüğü içinde, çeşitli hammaddeleri kesin sınırlarla tanımlanan oranlarda kullanarak, istek üzerine imal etmektir.
Bir kuru tabakanın rengi (az veya çok parıltılı), katı maddelerin (doku boyası ve yüküm maddeleri) ezilme inceliğine, katı maddelerin kendilerine has niteliklerine (boyama, kaplama), asıltı ortamının renk ve tabiatına bağlıdır. Renklerin nispî ölçüleri, laboratuvarlarda değişik modellerdeki renkölçerler yardımıyle yapılmaktadır.
— Ed. Resim terimlerinden olan yerel renk deyimi, ancak romantik devirde tiyatro üstüne, yapılan tartışmalar sırasında edebî bir anlam kazandı (1809′dan sonra B. Cons-tant’da: Reflexions Sur la Tragedie de Wallstein [Wallstein Trajedisi üstüne Düşünceler]). Saint-Evremond veya Racine’de (Bafazet’nin önsözü), daha sonra Volltaire’-de trajedilerin sahneye konuşu sırasında eski töreleri doğru olarak yansıtma kaygısı varsa da Chateaubriand’ın (Les Martyrs [Din Şehitleri]), W. Scott’un yazdığı romanların ve tarihçilerin yaptığı (A. Thierry, Michelet) çalışmaların etkileriyle medeniyetler veya tarih devirleri arasındaki farkların modern anlamda kesinlikle belirlenmesi için XIX. yy.ı beklemek gerekir. Romantik dramın tutkularından biri, geçmişin gerçeğe uygun bir tablosunu çizmekti; kişilerin psikolojisinde olduğu kadar töre veya dekorun çizilmesinde de (Cromwell’in önsözü) yerel renge uymak gerekirdi.
Bu tarihten sonra dramatik gerçeğin en eski şartlarından biri haline gelen yerel renk, aynı zamanda tarihî veya egzotik romanın ve tasvirî veya epik şiirin (Leconte de Lisle’in Poemes Antiques [Eskiçağ Şiirleri], V. Hugo’nun La Leğende des Siecles [Yüzyılların Efsanesi] adlı e-serleri) başlıca çekici yanı oldu. Günümüzde bir kavram, üstünde uzun süredir tartışılmasına rağmen edebiyat sanatının temel unsurlarından biri olarak ortaya çıkar; bu unsurlar, yazarlara göre, bazen insanın farklı yanlarını, bazen de tersine bütün insanlıkta ortak olan bazı özelliklerin, görüntülerin dışında süreliliğin değerini ortaya koyar.
— Metalürji. Bir fırında veya bir demirci ocağında, hava temasında tedricî olarak ısıtılan bir çelik veya demir lama, sıcaklık yükseldikçe, meneviş renkleri denilen aşağıdaki renk tonlarını alır: 260°C’ta açık saman sarısı; 280°C’ta saman sarısı; 300°C’ta kehribar rengi; 305°C’ta kahverengi; 310°C’ta güvercin boynu; 320°C’ta mavi; 336°C’ta gri-mavi; 350°C’ta yeşil;
360°C’ta gümüşî gri; 400°C’ta kurşunî. Bu meneviş renkleri donuktur.
Isıtmaya devam edilirse, bir süre sonra, tav renkleri denilen aşağıdaki renk tonları elde edilir: 570°C’ta koyu kırmızı; 635°C’ta koyu kiraz kırmızısı; 746°C’ta kiraz kırmızısı; 843°C’ta açık kiraz kırmızısı; 900°C’ta turuncu; 940°C’ta açık turuncu; 996°C’ta sarı; 1080°C’ta açık sarı; 1200°C’ta beyaz. Demirciler eskiden, çeliklerin sıcaklık derecesini anlamak için bu renk değişimlerinden yararlanırlardı. Bugün sanayide, yüksek sıcaklıklarn ölçülmesine yarayan çok hassas âletler vardır.
— Mus. Rengi dil, neveser birleşik makamının acemaşiran – fa perdesindeki şeddidir. Güçlüsü, beşinci derece olan çargâh -do perde sidir. Donanıma si ve mi koma ( d ), la ve re bakiye ( b ) bemolleri konulur. Seyri, inici çıkıcıdır. Dizisinde nisebi şerife sayısı 6 olduğu için gizli mütenafirdir. Orta sekizlideki sesleri peşten tize doğru, acemaşiran, rast, zengüle, segah, çargâh, hicaz, dikhisar ve acem tertibindedir. Bu makama örnek olarak Halis Beyin Yürük Semai’si, Sadettin Arel’in iki Saz Semai’si, iki Durak’ı ve iki Gazel’i gösterilebilir.
— Opt. Bazı eskiçağ düşünürlerinin sandıkları gibi renk, cisimlerin özgül ve maddesel özelliklerinden biri değildir. Cisimlerin kendilerini aydınlatan ışığa göre renk değiştirdiğini Epikuros daha o zamanlar fark etmiş ve buradan, cisimlerin kendiliklerinden renkli olmadıkları sonucuna varmıştı. Descartes ve Böyle da bu görüşe katılmışlar, fakat renk teorisi ilk defa Newton tarafından, Optik inceleme (Opticus) adlı kitabında açıklanmıştır. Güneş ışığı karmaşıktır; dalga boyları ve kırılma indisleri farklı sonsuz sayıda ışınımdan meydana gelir; bu durum, güneş ışığını bir prizmadan geçirerek elde edilen güneş tayfı’nın analizinde kolayca görülebilir. Newton güneş tayfında yedi renk ayırt etti: mor, lâcivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu, kırmızı. Gerçekte, bir renkten öbürüne geçiş, ara ışınımlar sayesinde fark edilmez bile.
Demek ki, bu ışınımların tümünü alan bir yüzey hepsini olduğu gibi yansıtırsa, söz konusu yüzey beyaz’dır denir; fakat bir kısmını yutup, yalnız geri kalanları yansıtırsa, yansıyan ışınımların birleşmesinden doğan bir renklenme ortaya çıkar. Siyah cisimler ise, gelen ışığın hepsini yutar. Kırmızı bir cismin rengi kırmızılar hariç bütün ışınımları yutarak alıkoymasından veya hiç değilse, öbür ışınımları kırmızılardan daha büyük oranda yutmasından ileri gelir.
Eğer bütün ışınımlar eşit oranlarda yutu-lursa, cisim gri gözükür. Şu halde renk, maddenin ışık üzerine etkime tarzından başka bir şey değildir veya Tyndall’ın ifadesine göre ışığın uğradığı işlem’in sonucudur. Çeşitli ışık kaynakları farklı ışınımlar yaydığına göre bir cismin rengi kendisini aydınlatan ışık kayna-ğıyle değişir. Meselâ nesnelerin gün ışığında ve elektrik ışığında değişik renkte görünmesi bundan ileri gelir. Mavi bir nesne karanlık bir odada bir mum ışığıyle aydınlatılırsa, mavi olarak değil de solgun beyaz bir renkte gözükür. Sarı sodyum ışığı tutulan insan çehreleri, ölü yüzü gibi kirli-sarı bir renk alır. Saydam cisimlerin, sadece bazı ışınımları geçiren filtre rolü oynaması da. bu yüzdendir ve yayılan ışığın rengi, cisimden geçen ışınımlara bağlıdır.
Basit, bileşik, tamamlayıcı renkler. Basit renkler, her biri ayrı bir frekans veya ayrı bir dalga boyu ile belirlenen tayf ışınımlarıdır; bu ışınımların dalga boyu 0,4 mikron (mor) ile 0,8 mikron (kırmızı) arasında değişir. Basit renkler ikinci bir prizmadan geçerken yeniden ayrışmazlar. Birbirleriyle birleşerek, bileşik renkler denilen çeşitli renkleri verirler. Karıştıkları zaman beyaz hissini uyandıran renklere de tamamlayıcı renkler denir. Helmholtz, farklı ışınımlar aynı yerde kesişecek şekilde birçok tayfı üst üste getirerek, birçok rengin karışmasından elde edilen rengi incelemişti. Newton ise özel bir âlet kullanıyordu (renk çemberi), ikişer ikişer gruplaşmış tamamlayıcı basit renkler şunlardır: mor, yeşilimsi sarı; lâcivert, sarı; mavi, turuncu; yeşilimsi mavi, kırmızı.
Renk kontrastları. Yan yana gelmiş iki renk karşılıklı olarak birbirini etkiler. Chevreul, iki renkli bandı yan yana koyarak yaptığı deneylerden şu sonuçlara vardı:
1. renklerden her birinin tonu, öbürünün tamamlayıcı rengiyle karışarak değişir;
2. yan yana konan renkler tamamlayıcı renklerse, her biri daha canlı ve saf görünür;
3. bir renk beyazın veya siyahın yanına getirilirse, tamamlayıcı renginde bir haleyle çevriliymiş hissini verir ve daha canlı görünür;
4. iki renk arasında belli bir mesafe bulunsa bile, yine aynı etkiler az da olsa meydana gelir. Gölgelerin rengi bu yoldan açıklanabilir: bir mumun (alevi kırmızı-turuncudur) verdiği gölge maviye çalar.
Ressamların iyi bildiği bu özellikler, yeni-izlenimcilik a-kımına temel olmuştur. Kuvvetli bir ışıkla aydınlatılmış renkli bir nesneye dikkatle baktıktan sonra, bütün öbür nesnelerin belli bir süre, ilk nesnenin tamamlayıcı rengiyle değişikliğe uğramış renkte görülmesi olayına art arda kontrastlar denir. Renk gamı. Renklerin de tıpkı sesler gibi bir gamı, yani tabiatın verdiği bir bağıntı düzeni vardır. Bu gamda prizmanın yedi rengi yer alır: mor, lâcivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı. Bu yedi renk arasında ana renk kabul edilebilecek üç renk vardır; bunlar sarı, kırmızı ve mavidir. Resim dilinde her renk bir ton olarak adlandırılır. Kendi temel tonunun çevresinde toplanmış tonların hepsine birden ton yelpazesi denir. Gam, müzikte neyse resimde de odur; yani yedi tonun kendilerine has bir sıra ve bağıntı içinde biraraya gelmesidir. Bu gam, kendi bileşim yönünden değilse bile, tonların açıklık-koyuluk dereceleri veya tonların yan yana getirilmesiyle elde edilebilen renk bileşimleri yönünden sonsuza kadar değişebilir. Girişim renkleri. Bk. GİRİŞİM.
— Petr. Renk, rafine edilmiş petrol ürünlerinin en önemli niteliklerinden biridir; ürünün içindeki yabancı maddelerin varlığı en kolay şekilde renginden anlaşılır. Nitekim özel benzinler, tıpta kullanılan yağlar ve bazı kerozenler «su beyazı» yani su gibi duru olmalıdır; dizel yağı uçuk sarı, yağlama yağları biraz daha koyu sarı renkte olursa kalitelidir. Buna karşılık, hidrokarbonlu yakıtların çoğu, kolayca tanmabilmesi için sunî olarak boyanır. Petrol ürünlerinin rengi, bir renkölçerle tespit edilir.
— Res. Renklerden yararlanabilmek için değişik renklere özgü ışıldama yeteneğini göz önünde bulundurmak gerekir. Bu renklerden bazıları, bitişik tonlara bulaşacak bir ışın saçımı gücüne sahiptir. Mavi, diğer renklerden daha çok, komşu renklerle aynı titreşime girerek onların rengini bozar; kırmızının yanında ise bu rengi morlaştırır; sarının yanında ise yeşilleştirir; beyazın yanında renklenmesini sağlar. Gözümüz en fazla mavi karşısında hassastır. Göz, mavi ton serisi içinde 1/205′ten 1/288′e kadar varan bir ışık şiddeti farkını algılayabilir, oysa kırmızı için bu ışık şiddeti farkı, 1/16′dan 1/70′e kadardır. Bu durumda kırmızının derecelenmeleri, mavininkine oranla daha az görülebilir niteliktedir. Gerçekten de, aydınlığın artmasıyle meydana gelen göz kamaşması mavide, kırmızıdan daha çoktur. Şüphesiz bu renk özellikleri, bir hareketten edindiğimiz duyuma benzettiğimiz duyumların kaynağını meydana getirir. Renkler, bizde bir mekanizma etkisi yaratır; ilerler veya geriler. Soğuk renkler (maviden mora kadar olan seri) ilerler; sıcak renkler (kırmızıdan yeşile kadar olan seri) geriler. Pilinius, «neşeli» renkleri, «ağır başlı» renk gruplardan ayırıyordu. Goethe, renk gruplarını «olumlu» ve «olumsuz» olarak, Fechner «etken» ve «kabul eden» olarak sınıflamıştı. Renklerin bu mekanizması, gözde bir üçüncü boyut etkisi yaratacak kadar tesirlidir ve renkli bölümlerinin değiştirilmesiyle bir kompozisyonu değişikliğe uğratmak mümkündür.
Tonlar, aynı çarpma gücüne sahip değildir; etkilen niceliklerine bağlıdır. Eşdengede bir duyum yaratabilmek için, sarı bir yüzeyin, dengelemek istediği kırmızı yüzeyden üçte bir oranında daha fazla alan kaplaması gerekir. Charles Henry, sarının asgarî algılanabilir mutlak şiddetinin 27 katının duyumuna eşit bir duyum yaratmak için, mavinin asgarî algılanabilir mutlak şiddetinin 100 katının gerektiğini hesaplamıştır, öyleyse verici kaynağın boyutları, doygunluğun temel unsurudur. Başka bir deyimle, geniş bir mavi yüzey, aynı maviye sahip daha küçük bir yüzeyden daha mavidir. Aynı şekilde hava perspektifi meselesi de doygunluk meselesine bağlıdır.
Alacalı bir nesneden meselâ renkli bir örnek kartından yavaş yavaş uzaklaşılırsa, kartın üzerindeki lekeler, kimliklerini kaybedinceye kadar gittikçe ufalan görüntüler sunarak yavaş yavaş daralır ve birbirleri üstüne taşar. Oysa böyle bir örnek kartında, birçok unsurun tamamlayıcı renklere sahip olmaması imkânsızdır; öyleyse bunlar birbirini ortadan kaldıracaktır; başlangıçtaki alacalılık, tamamlayıcı renklere sahip olduğu oranda çeşitliliğinden kaybedecek ve lekeler ne kadar dara bu kayıp o kadar tam ve çabuk olacaktır. Buradan, dekoratörlerin sanatı bakımından önemli bir sonuç çıkarılabilir. Bu sonuç uzaktan kimliklerini ve tonlarını koruyan yüzeylerin, sadece tek renkli yüzeyler olduğudur. Ayrıca titreşimleri yayan yüzeyin düz ve parlak olması gerekir. Aksi halde ışık, maden, kil veya kumaş gibi çoktaneli bir yüzeye çarparsa, renkli ışımalar, düzensiz bir şekilde dizilmiş pek çok küçük yüzeyden önemli miktarda saptırılacak; istenilen tarafa değil, bu sayısız yansıtıcı tarafından her yöne gönderilecek ve yansıyan ışınlar, değerlerini düşüren küçük gölgeler yüzünden zayıflayacaktır. Gerçekte de, rengin değeri saf renge karıştırılmış beyaz ve siyah renk vasıtasıyle tedricen belirlenen sapmadır. Beyazın etkisi altında buna, «yıkanmış» veya «kopmuş», siyahın etkisi altında ise «indirilmiş» denir. Değer, bir renk karışımını ifade eden «nüans»tan farklıdır. Ancak, bu tanımlamalar renklerin temel fenomenolojilerine değil, kullanılmalarına aittir.
Bununla birlikte, bir cisim tarafından yansıtılan belli bir tayf parçası ve enerjinin geçici bir durumu olan ve insan gözleri gibi değişken organizmalar tarafından algılanan renk, hiç olmazsa yaklaşık olarak tanımlanabilir. Fizik analiz bile, fizikçiler ve kimyacılar tarafından olduğu kadar, ressamlar, boyamacılar ve boyacılar tarafından da kabul edilen (1671 Colbert yönetmeliği ve eski korporatif tüzükleri) genel terimlere dayanmaktadır. Bu genel kabullerin, bir temel renk üçlemesini (mavi, kırmızı ve sarı) varsaymaları dikkat çekicidir.
Bu renklerin iki, üç v.b. yanlı bileşimleri çok geniş bir ton türemesini sağlar. Renklerin kullanılmasını düzenleyen sistemler de aynı şekilde bir üçleme üzerine kurulmuşlardır. Delacroix kendine, her biri üç temel renkle ayrılmış, 120 derecelik üç kısma bölünen çember şeklinde bir kadran yapmıştı. Çemberin bu üç parçasından her biri iki yanlı bir tonla ikiye ayrılıyor ve böylece meydana gelen bölümler de bileşik tonlarla bölünüyordu, üstat bu yolla, tam karşıtlığı yani, tamamlayıcı renkleri bulmasını sağlayan güvenilir kılavuzlar elde etmiş oluyordu. Chevreul’ün Gobbelins halı yapım evleri için yaptığı renk çemberinde de aynı ilke uygulanıyordu; üç parçadan her biri, kavuniçi, erguvan ve yeşille ve üçüncü bileşimlerle 720 bölüme ayrılıyordu. Diğer yandan çember, siyahın on değeriyle art arda indirilmiş on eşmerkezli bölgeye ayrılıyordu. Bilgin bu yolla, 14 400 ton elde ediyordu. Ama bu rakamın sınırlı olmasından başka, Chevreul’ün sisteminde bazı renklere hiç yer de verilmemişti. Chevreul, bunları nitens diye adlandırmıştır. Charles Henry ise, bir tondan diğerine geçiş bölümlerinden meydana gelen bir renk çemberi üstünde kullanılabilir bir «estetik iletici» yaptı. Fakat bütün bu kullanma metotları boyayıcı maddeler’e uygulanmıştır ve renkli ışıklar fenomenolojisi ile ilgili değildir.
Gerçekte, ressamın üç temel rengi, fizikçinin temel renkleri değildir. Göz siniri, kırmızı, yeşil ve morun yani görüntünün temel bölümlerinin uyandırdığı duyumu iletir. Gerçekte, Young’ı ve sonra Helmholtz’u bu sonuca götüren analizler, daha sonra, morun yerine maviyi koyan Maxwell tarafından kabul edilmemiştir. Hering, kırmızı, yeşil, sarı ve maviden meydana gelen dört temel renk kabul etmekte ve böylelikle Leonarda da Vinci’nin optiğine katılmaktadır. Renk etkileri, insan ağtabakasının dört konisi tarafından alındığına göre, organın bazen bir alanı, bazen diğer bir alanı dış uyartıdan etkilenmektedir.
Işık şiddetinin en çok olduğu kadar en az bulunduğu sırada da gözün, bazı önemli farkları algılayamaması yaptığı değerlendirmelerin kesin olmayışını yeterince açıklamaktadır. Çok aydınlık olduğu zaman nesneler bize çok açık, buna karşılık, loş ışıkta nesneler en koyu olanlar kadar koyu gözükmektedir. Gözümüzde, doygunluk ışıklılığa bağlanmaktadır. Rengin bu gücü duyarlığımız üzerinde büyük etki yapmaktadır: renk canlı varlıkların fizyolojisini bile şartlandırır, insan, renklerin psiko-fizyolojik etkilerini duymaktadır: mavi bir ortam yatıştırıcı, kırmızı bir ortam dürtücüdür. Bazı çizgisel üstünlüklere sahip oldukları zaman renkler, yasaklayıcı veya güç arttırıcıdır. Charles Henry renklerin «zevk veya engelleme duygusu» uyandırdığını söylemektedir. Konuşma dili, renklerin bu özelliğini «kaçıcı» tonlar ve «çekici» tonlar ayırımını yaparak belirtir.
Bu deneysel görüşler üstüne bir doktrin kurmak mümkündür.
Goethe kendiliğinden, morla sevinç fikrini, kırmızıyle güç fikrini, koyu mavi ile sükûn ve soğukluk fikrini birleştirirken ve yeşile çekicilik fikrini, canlı sarıya gülünç fikrini, açık sarıya soyluluk fikrini bağladığı zaman gerçeği ortaya koyuyordu. Aynı şey çağlar boyunca ve yerlere göre, değişik renklere atfedilen ve genellikle çelişen anlamlar için de geçerlidir. Ortaçağda sarı lânetlilerin, yeşil âşıkların rengi değil midir? Rimbaud’nun sonesinde renklere bağlanmış seslilerin sembolizmi sadece edebî bir buluştur. Buna karşılık, tedavi ve koruma alanında gerçek bir renk kullanma tekniği uygulanmıştır. Daha 1913′te, bir fransız hekimleri meclisi, hastahane salonları duvarlarının, bölümlerine uygun olarak boyanmasını öğütlemekteydi: «coşkunlar için mor, umutsuzlar için kırmızı, ağır kanlılar için sarı»; aynı zamanda okulların yeşile, kışlaların kavuniçiye boyanmasını da tavsiye etmekteydi.
Sanayi bugün renklerin özelliklerinden, gerek işçilerin dikkatlerini kolaylaştırıp yorgunluklarını azaltmak, gerekse her türlü tehlikeyi işaret ederek kazaları önleyebilmek amacıyle yararlanmaktadır. Ford fabrikalarında önlerinden ateşler fırlayan madenî parçalar, yanan gazin mavisinin karşıtlık yapabilmesi için kavuniçiye boyanmıştır. Bazı renkler, bugün, işaret olarak evrensel bir uygulama görmektedir: sarı şeritler mekanik bir tehlikeyi, kavuniçi şeritler termik bir tehlikeyi belirtmekte; yeşil haç yardım istasyonunu, canlı kırmızı bir fon yangın malzemesini işaret etmekte, mavi şekiller dikkat çekmek için kullanılmaktadır. Renk kullanılmasının kurallara bağlanmasından bu yana, iş kazalarında hafif bir azalış ve verimde büyük bir artış kaydedilmiştir. Diğer yandan mimarî, kendi yönünden, renkleri sadece zevklerin tatmini için değil fakat aynı zamanda, psiko-teknik amaçla da kullanılmaktadır.
— Sanay. Yağlı maddelerin bileşiminde, üretim sırasında hammaddeye uygulanan aşırı ısıtmanın etkisiyle meydana gelen renkli maddeler bulunur. Renk giderme, ya renk açıcı topraklar veya etkinleştirilmiş kömür üzerine soğurma ya da kimyasal etki (karbonlaştırma, yükseltgeme veya
indirgeme) yoluyle uygulanır. Yemeklik yağlar için özellikle yüze soğurma metotlarından yararlanılır; katı ve sıvı sanayi yağları, özellikle donyağlar için sodyum klorit kullanılması hızla yayılmaktadır. Tekstil sanayiinde, gerek kumaşları beyazlatmak, gerek kendisi renksiz olduğu halde yabancı maddelerle kirlenmiş organik eriyikleri arıtmak için renk giderme etkenlerine başvurulur. Bk. BEYAZLATMA, RAFİNERİ.
Basmacılıkta, bazı desenler renk gidermeyle elde edilir; top halinde tek renk boyanmış bir kumaşa, buharlaşma sırasında elyafa zarar vermeden boyarmaddeyi yok eden renk sökücü bir karışımla desen verilir. Böylece renkli fon üzerinde beyaz bir desen elde edilir.
Renk sökücü olarak ya yükseltgen (potasyum veya sodyum klorat, hipokloritler, nitratlar v.b.) ya da indirgen maddeler (çinko klorür, glikoz, sodyum hidrosülfit) kullanılır. Işık da renk giderici olarak etki eder; özellikle anilin türünden boyarmaddelerle elde edilmiş renkler üstünde etkilidir. Sülfüröz asit de çok etkili bir renk gidericidir.
Petrol ürünlerinin rengini gidermekte, ya sülfürik asit, ya da genellikle emici topraklar (tabiî veya etkinleştirilmiş) kullanılır. Perkolasyon metodu, yağı bir kuleden geçirdikten sonra, tekrar kullanmak üzere emici toprağı silindir biçiminde bir döner fırında kavurmağa dayanır. Daha yeni o-lan temas metodunda ise, toprak ve yağ sıcakta karıştırılır, sonra döner bir tambur veya özel bir filtreyle süzülür.
♦ Renk renk sıf. Her renkten olan, çok renkli, çeşitli renklerde görünen (şey): Karalı ve denizli ve renk renk memleketli, i Mektep hatırası bir haritam vardı benim
(C.S. Tarancı). Renk renk çiçekler. (LM)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENK veya RENG hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİMANN (Heinrich)
Tarih 27 Haziran 2009
REİMANN (Heinrich), alman bestecisi, orgcusu ve müzik tarihçisi (Rengersdorf 1850-Berlin 1906).
Eserleri: Schumann (1887), Brahms (1897) ve Bülow’un (1909) biyografileri; şan ve piyano için birçok derleme v.b. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİMANN (Heinrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REHBERG (Walter)
Tarih 26 Haziran 2009
REHBERG (Walter), isviçreli besteci ve piyanocu (Cenevre 1900 – Zürich 1957), Willy Rehberg’in oğlu. önce babasıyle, sonra Almanya’da E. Toch ve E. d’Albert ile müzik çalıştı.
Besteci, piyanocu, orkestra şefi, müzik tarihçisi olan Rehberg, Almanya ve İsviçre’deki müzik enstitülerinde öğretmenlik yaptı. (M)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REHBERG (Walter) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİCHARDT (Johann Friedrich)
Tarih 26 Haziran 2009
REİCHARDT (Johann Friedrich), alman bestecisi ve müzik yazarı (Königsberg 1752 – Giebichenstein 1814). Königsberg ve Leipzig’de felsefe ve müzik okudu, 1775′te Friedrich II’nin, 1808′de Vestfalya kralı Jeröme’un kapella yöneticiliğine getirildi.
Daha sonra, Giebichenstein’da tuz ocakları müfettişi oldu. Lied’ler, Goethe’nin metni üstüne dört operakomik, kantat’lar, dinî eserler, senfoniler, uvertürler, oda müziği, operalar v.b. besteledi. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCHARDT (Johann Friedrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİCHA (Anton)
Tarih 26 Haziran 2009
REİCHA (Anton), çek asıllı fransız müziği bestecisi ve nazariyecisi (Prag 1770-Paris 1836), çek viyolonselcisi ve bestecisi Joseph Reicha’nın (Klattau 1746-Bonn 1795) yeğeni.
Amcasının yardımıyla seçici prensin orkestrasına flütçü olarak girdi. Beethoven, aynı orkestrada alto çalıyordu. 1794′te Hamburg’da ilk operasını yazdı: Oubaldi ou les Français en Egypte (Oubaldi veya Fransız-lar Mısır’da). Sonra Paris’e gitti, Haydn ile birlikte çalıştığı, Albrechtsbergen ve Salieri ile dostluk kurduğu Viyana’da yaşadı (1802-1808). Daha sonra Paris’te yerleşti; 1829′da fransız uyruğuna geçti.
Üflemeli çalgılar için 26 beşli’iyi iyi karşılandı ve Paris Konservatuvarı kontrapunto ve füg profesörlüğüne getirilmesini sağladı (1818). Müzik eğitimi ve nazariyatı konusunda birçok kitap yazdı: Etudes ou Theories Pour le Piano-forte, Dirigees d’une Maniere Nouvelle (Yeni Metotla Yürütülen Piyano-Forte İncelemeleri ve Nazariyeleri) [1800], Traite de Melodie Abstraction Faite de Ses Rapports avec l’Harmonie (Armoni ile İlişkilerini Göz önünde Tutmadan Melodi İncelemesi) [1814],
Cours de Composition Musicale ou Traite Complet et Raisonne d’Harmonie Pratique (Müzik Besteleme Dersleri veya Pratik Armoni Dersleri) [1818], Traite de Haute Composition Musicale (Yüksek Beste Dersleri) [1824-1826], L’Art du Compositeur Dramatique ou Cours Complet de Composition Vocale (Opera Bestecisinin Sanatı veya Ses Eserleri İçin Beste Dersleri) [1833]. Peüt Traite d’Harmonie (Armoni Dersleri Elkitabı). Bilgisi, tekniği ve bilimi, Liszt, Berlioz, Franck ve Gounod gibi ünlü bestecilerin kendisinden ders almasına yol açtı. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCHA (Anton) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİCH (Willi)
Tarih 26 Haziran 2009
REİCH (Willi), alman müzik tenkitçisi (doğ. Viyana 1898).
Alban Berg’in öğrencisiydi ve onun 1937′de ayrıntılı bir biyografisini yayımladı. Ayrıca Haydn, Beethoven, Wagner v.b. üstüne monografiler yazdı. (M)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCH (Willi) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGNART (Jacques)
Tarih 26 Haziran 2009
REGNART (Jacques), Douai’li besteci (Do-uai 1540′a doğr – Viyana 1599).
Sanat hayatına Viyana İmparatorluk kapellasında başladı. Çok sayıda eser besteledi. Bunlar arasında dinî besteler (motetler ve missalar), din dışı müzik parçaları (canzone, çok sesli lied’ler) vardır. Liedleri, bu türün gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır. (M)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNART (Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGER (Max)
Tarih 26 Haziran 2009
REGER (Max), alman bestecisi (Brand, Bavyera. 1873 – Leipzig 1916). Wiesbaden konservatuvarında, Münih Müzik akademisinde (1905-1906) öğretmenlik, Leipzig üniversitesinde yöneticilik ve aynı şehrin konservatuvarmda beste öğretmenliği yaptı.
Meiningen sarayının kapellasında yönetici oldu (1911-1914). Sonra Jena’ya çekildi. Besteci, orkestra yöneticisi, piyanocu, orgcu ve eğitimci olarak son romantiklerle çağdaş müzikçiler arasında bir köprü kurdu. Uzun senfonilerden vaz geçerek Bach’a, protestan koro eserlerine döndü. Brahms’tan beri ilk defa bu türde piyano parçaları besteledi. XIX.yy. sonlarının güçlü eserlerinden sonra yeni bir üslûp yaratarak yazdığı koral prelüdlerini biçimsel yapı bakımından sıkı bir disiplinle işledi.
Çalgı için: yalnız keman için sonatlar, keman ve piyano için sonatlar, yalnız viyolonsel ve piyano için suitler, org için: Fantasie ein Foste Burg, B-A-C-H üstüne Çeşitlemeler ve Füg,
piyano için: Bach’ın Bir Teması Üstüne Füg ve Çeşitlemeler, Teleman’ın bir Teması Üstüne Çeşitlemeler ve Füg, Ocak Başında Hayal Kurmalar, Beethoven’in Bir Teması Üstüne Çeşitlemeler ve Füg yazdı. Oda müziği alanında 6 yaylılar dörtlüsü, piyanolu 2 dörtlü, yaylılar için bir altılı, orkestra için Sinfonietta,. Seronat, Johann Adam Hiller’in Neşeli bir Tema’sı Üstüne Çeşitlemeler ve Füg, Bir Komedi İçin Uvertür, Romantik Süit, Arnold Böcklin’ den Dört Senfonik Şiir, Mozart’ın Bir Tema’sı Üstüne Çeşitlemeler ve Füg besteledi.
Ses müziği olarak şarkı ve piyano için birçok lied (Schlichte Weisen), erkek korosu, kadın korosu ve karma ses için eserler, ses ve orkestra eserleri, bu arada An die Hoffnung (Umut’a Sesleniş) kıcılığa başladı. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGER (Max) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGAMEY (Constantin)
Tarih 26 Haziran 2009
REGAMEY (Constantin), isviçreli besteci (Kiev 1907).
Herhangi bir sisteme bağlı kalmadan onikises tekniğiyle çalışmalar yaptı, bariton ve orkestra için Chanson Tersane (Acem Şarkısı) [1942]; orkestra için Çeşitlemeler ve Tema (1948); ayrıca yaylılar için bir Beşli (1944), bir Dörtlü (1948); Yaylılar için Müzik (1953), Kadın Sesi ve Piyano için Etütler (1956) besteledi. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGAMEY (Constantin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REESE (Gustave)
Tarih 26 Haziran 2009
REESE (Gustave), amerikalı müzikolog (New York 1899).
New York üniversitesinde ders verdi. 1935′te Amerikan Müzikoloji derneğini kurdu: 1950′de bu derneğin başkanı oldu. Kendi konusunda güvenilir kaynaklar olan birçok eser yazdı.
Bunlar arasında Music in the Middle Ages (Ortaçağda Müzik) [19401 ve Music in the Renaissance (Rönesansta Müzik) [1954] önemlidir. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REESE (Gustave) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Recto tono
Tarih 25 Haziran 2009
Recto tono. Lat. dey. Ses tonunda, inşatta olduğu gibi iniş çıkışlar yapmadan, bir tek nota üstünde, düz çizgi halinde sözsüz şarkı söylemek için kullanılır. (Ritimleri, yalnız duraklardan önce gelen hecelerin vurgulanması veya o hecelerde yapılan gecikmeler belirtir ve arada müzikle ilgili bir ses oyunu yapılmaz.) [L]
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Recto tono hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RECKE (Elisabeth, von der)
Tarih 25 Haziran 2009
RECKE (Elisabeth, von der), alman kadın yazar (Schönburg şatosu, Kurland 1756 -Dresden 1833).
Bir kısmı A. Hiller tarafından müziklenen şiirlerinden (Geistliche Lieder [Ruhanî Şarkılar!, 1780; Elisens Geistliche Lieder [Elisa'nın Ruhanî Şarkıları], 1783; Gedichte [Şiirler], 1805; Geistliche Lieder [Ruhani Şarkılar], 1833) çok, günlükleriyle (Aufzeichnungen, Tagebücher und Briefe [Karalamalar, Günceler ve Mektuplar], 1900-1902′de yayımlandı; Mein Journal [Güncem], 1927′de) tanındı.
1787′de yayımladığı Nachricht von des Berühmten Cagliostro Aufenthalt in Mitau (ünlü Cagliostro’nun Mitau’daki Günleri üstüne Rapor) adlı eseri bütün Avrupa’da yankılar uyandırdı. Bu eser, çevirdiği dolaplarla Recke’nin Mitau’da göz altına alınmasına yol açan il Cagliostro’nun foyalarını meydana çıkardı. (M)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECKE (Elisabeth, von der) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RECİTATİVO
Tarih 25 Haziran 2009
RECİTATİVO i. (ital. k.). inşad biçiminde okunan şarkı (Melodisinde ve serbest ritminde, kelimelerin alışılmış vurgularına ve cümlelerin konuşma dilindeki söyleniş taızına elden geldiğince, uyulmağa çalışılır.)
— ANSiKL. Doğu yahudi topluluklarından miras kalan recitativo kilise şarkılarının temelidir, indilerden, Mektuplardan ve Kutsal Kitap’tan alınmış parçaların şarkılı olarak okunmasıdır.
Recto tono adı verilen ve ses oyunları yapmadan okumaya dayanan tarzın yanı sıra iki çeşit kilise recitativo’su vardır:
1. hemen hemen recto tono biçiminde söylenen, ama metnin her ana bölümünde, sözlerin anlamını büyüten bir kadansın yer aldığı solo şarkı;
2. biçim bakımından çok serbest söylenen, ama metnin anlatmak istediklerini çeşitli ses oyunlarıyle izleyerek belirten şarkı. Recitativo, din dışı müziğe (camerata de Bardı) XVI. yy.da Floransa’da girdi ve gerek yeni stile representativo’nun (Cavalieri ve Peri), gerek operanın (Monteverdi) temel unsuru oldu.
ilkin sürekli basın yanı sıra bir kaç lavta veya klavsen akortla desteklenen, sonraları çalgıların da katılmasıyle, dolgunlaşan recitativo’nun melodi formülleri, daha zengin bir müzik anlayışıyle işlenmeğe ve daha ahenkli hale gelmeğe başlandı. Lully ile Rameau’ya göre, tragedya inşadı ile şarkı arasında yer alan recitativo İtalya’da, opera aryalarını veya koro bölümlerini özellikle anlatma yoluyle birbirine bağlamayı amaç edinen bir unsur oldu.
XVII. yy.da, oda ve kilise müziğinde olduğu gibi oratoryo ve operada da yeni birçok recitativo biçimi türedi: Mozart ile Rossini’nin kullandıkları, kalıplaşmış ve müzik bakımından zayıf, konuşma diline yakın ve bir klavsenle desteklenen recitativo secco ve orkestra ile söylenen recitativo accompagnato. önce Venedik operalarında görülen recitativo accompagnata, uzun bir dramatik monolog biçimindeydi ve 1730′a doğru büyük bir gelişme gösterdi. Arya ile recitativo arası bir tarz olan arioso da bu tarza bağlanabilir; ama recitativo accompagnato’dan daha ölçülü, daha melodilidir ve irticale daha az yer verir.
Geleneksel bir recitativo’nun içinde, ya bir havayı hazırlamak için ya da doğrudan doğruya bir hava olarak kullanılabilir. Wagner, Musorgskiy, Debussy ve A. Berg bir dramın bütün unsurlarını kaynaştırarak, recitativo ile arya ve arioso arasındaki sınırları kaldırdılar. Stravinski ya yalnız arya’yı (Mavra, Kral Oidipus) ya da aryalar arasına yerleştirdiği geleneksel recitativovu (The Rake’s Progress) kullanmıştır.
A. Schonberg ise, Gurre Lieder ve Pierrot Lunaire’de, bir çeşit müzikli konuşma tarzı olan bir recitativo’yu seçer (Sprechgesang), Beethoven, Berlioz ve Hindemith de, çalgı müziği için bestelenmiş eserlerinde bazen recitativo’dan yararlanmışlardır. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECİTATİVO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REBEL
Tarih 25 Haziran 2009
REBEL, bütün üyeleri saray kapellasında çalışan fransız müzikci ailesi
(XVII. ve XVIII. yy.).
En ünlü üyeleri: JEAN FERRY (Paris 1661-ay.y. 1747). Babası Jean’ın ve Lully’nin eğitimi altında yetişti. Couperin’den sonraki ilk fransız sonat bestecileri, arasında yer aldı. 1700′de Paris operasına girdi, önce küçük koroyu çalıştırmakla işe başladı, 1717′de orkestranın başına geçti.
Kapellanın senfoniciliğine getirildi. Koreografili senfonileri başarı kazandı; çalgı için yazdığı eserler: Keman Parçaları (1705), Kapris (1711), Boutade (1712), Dans’ın Tipleri (1715), Dans Tanrıçası (1720), Kır Zevkleri (1734), Hava, Ateş, Toprak, Su (1737);
— FRANÇOİS, besteci (Paris 1701-ay.y. 1775), Jean Ferry’nin oğlu. 1714′ten sonra Paris operasında çalışmağa başladı, 1726′da Concert Spirituel’de Francoeur ile birlikte keman düo’ları icra etti; Operanın yöneticisi oldu, 1749′da kralın müzik işleri yöneticiliğine getirildi. Francoeur’ün yardımıyle otuzdan çok oyun sahneledi: Dardanus, Les İndes Galantes v.b. Bir Te Deum ve bir De Profundis besteledi. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REBEL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYİÇİÇ (Stanoylo)
Tarih 24 Haziran 2009
RAYİÇİÇ (Stanoylo), sırp bestecisi (Belgrad 1910).
Belgrad Müzik akademisinde öğretmenlik yaptı. Bir opera (Simonida, 1957), bir bale, beş senfoni (1935-1959), uvertürle r, senfonik şiirler, keman, viyolonsel, piyano için birçok konçerto, oda müziği, sonatlar besteledi. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYİÇİÇ (Stanoylo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAVEL (Maurice)
Tarih 24 Haziran 2009
RAVEL (Maurice), fransız bestecisi (Ciboure 1875-Paris 1937).
Paris konservatuvarında Anthiome, Ch.de Beriot, Pessard, Gedalge ve Faure’nin öğrencisiydi. Katıldığı birçok yarışma arasında yalnızca Roma ikincilik ödülünü kazandı. Daha çok Paris’te yaşadı. Birinci Dünya savaşında asker oldu. 1920′de Montford-l’Amaury’de yerleşti, Avrupa ve Amerika’yı dolaştı (1928). 1933′e doğru bir beyin kanaması geçirdi, son çare olarak ameliyata başvurulduysa da kurtarılamadı.
Doğuştan müzikçi olan Ravel benimsediği her tarzda ustalığını ortaya koydu; bu arada, en orijinal ifadesi çalgı müziği alanında belirdi. Ravel, Wagner hayranlığına kapılmadı, Bayreuth’deki çeşitli tartışmalara da hiç katılmadı. Habanera adlı eseriyle daha 1895′te gerçek kişiliğini bulduğunu ortaya koydu. Chabrier gibi, melodi çizgisine ve akorların uyuşumlu bir şekilde birbirini izlemesine dikkat ederek eski fransız klavsencilerinin ve lavtacılarının geleneğini sürdürdü. En katı akademiciliği, en aşırı cüretlerle birleştirerek her türlü taklitten uzak kaldı. Ravel Chabrier ve Rus bestecilerinden çok Saint-Saens, hattâ Liszt’e yakındır.
Bütün sanatına hâkim olan melodi anlayışı onu makam düzenini kullanmağa yöneltti. Müzik dili alanında gösterdiği cüret ve buluşlara, lirik ve senfonik eserlerinden çok önce, piyano eserlerinde rastlanır. Habanera, Noctuelles (Miroirs), Gaspard de la Nuit, Les Valses Nobles et Sentimentales (Soylu ve Duygulu Valsler) bu yolda birer aşamadır. Ravel’in yaratıcı gücü hiç bir zaman teknik düzeniyle bozulmadı.
Ravel’in ses için yazdığı eserler, ayrı ayrı yayımlanmış 22 melodi ve derlemelerden meydana gelir: şarkı ve orkestra için Şehrazat (Tristan Kling-sor, 1903), Histoires Naturelles (J. Renard, 1906), Stephane Mallarme’nin Üç Şiiri (orkestra ve şarkı için, 1913), Madagaskar Şarkıları (ses ve çalgılar için, Parny, 1925, 1926), Don Kişot Dulcinea’da (P. Mo-rand, 1932). Bunlara üç uyumlu melodi derlemesini (Beş Yunan Halk Melodisi [1907], Dört Halk Şarkısı [1910], İki İbranî Melodisi [1914] ve a cappelîa karışık koro için Üç Şarkı’yı [M. Ravel, 1915]) eklemek gerekir.
Çalgı için bestelediği eserler: piyano için, Habanera (iki piyano için, 1895), Menuet Antiçue (1895), Pavane pour une İnfante Defunte (ölmüş Bir İnfanta İçin Pavan) [1899], Jeux d’Eaux (Fıskiyeler) [1901], Sonatine (1905), Miroirs (1905), Ma Mere l’Oye (dört elle piyano için, 1908), Gaspard de la Nuit (1908), Valses Nobles et Sentimentales (1911), Le Tombeau de Couperin (Coupe-rin’in Mezarı) [1917], iki piyano konçertosu (1931) [ikincisi yalnız sol içindir].
Oda müziği alanındaki eserleri: yaylı çalgılar için fa’lı dörtlü (1902-1903), İntroduction et Allegro (flüt, klarinet ve yaylı çalgılar eşliğinde arp için, 1905-1906), piyano, keman ve viyolonsel için la üçlüsü (1914), iki sonat, keman ve piyano için bir rapsodi, Çigan (1924); senfonik müziği: İspanyol Rapsodisi (orkestra için, 1907), Vals (1919-1920), Bolero (1928). Tiyatro eserleri, lirik tiyatro (L’Heure Espagnole [Franc-Nohain], 1907; l’Enfant et les Sortileges [Çocuk ve Büyücüler], Gölette 1920-1925) ve baleler (Daphnis ve Chloe [1909-1912] ve dört elle piyanonun orkestra aktarması olan Ma Mere VOye [1912]) olmak üzere iki bölüme ayrılır. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVEL (Maurice) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAUGEL (Felix)
Tarih 24 Haziran 2009
RAUGEL (Felix), fransız orkestra yöneticisi ve müzik bilgini (Saint-Quentin 1881).
V.d’İndy, Albert Roussel ve Henri Libert’den ders gördü. Sırasıyle, Saint-Eustache (1910-1928). Saint-Honore-d’Eylau (1928-1940) kiliselerinde kapella yöneticiliği, Fransız radyosunda koro şefliği (1934-1947), Hândel derneğinde (1909-1914), Reims Filarmoni derneğinde orkestra yöneticiliği yaptı. «Musicieus Celebres» adlı yayını yönetti.
Bu seride Orgcular (1923), Palestrina (1930) adlı eserleri çıktı. Ayrıca, Koro Şarkısı (1948), Oratoryo (1949) adlı kitaplarla org tarihi üstüne eserler, XVI., XVII. yy. bestecilerinin org parçalarından meydana gelen üç derleme, Buxtehude, Lully, Steffani, Brossard, Delalande’ın vokal eserlerini yayımladı. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUGEL (Felix) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAUF YEKTA BEY
Tarih 24 Haziran 2009
RAUF YEKTA BEY, türk müzikologu, bestecisi ve neyzen (İstanbul 1871 – ay.y. 1935).
Ahmed Arif Beyin oğlu. Mahmudiye rüştiyesi ve Lisan mektebini bitirdi. Zekâi Dede’den musiki, Salih Zeki’den fizik dersleri aldı. Tambur ve ney çalmakta ustaydı. Babıâli kalemlerinde çalıktı. Divanı Hümayun beylikçi muavinliğinden emekliye ayrıldı. İstanbul konservatuvarı kurulmadan önce Dârülelhan adını taşıyan musiki okulunda alaturka musikisi nazariyatı ve tarihi dersi verdi. Ney öğretmenliği yaptı.
Konservatuvarda öğretmen olarak çalıştı. Burada Alaturka şubesi kaldırıldıktan sonra kurulan Eski Eserleri Tasnif ve Tespit heyeti başkanlığında görev aldı. Konservatuvarda bir kütüphane kurulmasını sağladı. Şehbal dergisi ve İkdam gazetesinde musikiyle ilgili birçok yazısı yayımlandı. Doğu musiki tarihi ve türk musikisi nazariyatıyle ilgili olarak küçük risaleler çıkardı.
Bunlardan ancak Zekâi Dede, ismail Dede Efendi ve Hoca Abdülkadir Meragî ile ilgili olanlar yayımlanabildi (1900). Rauf Yekta Bey Yenikapı mevlevîhanesinin son neyzenbaşısıydı. Bestelediği eserler arasında Yegâh Mevlevi Âyini; Tahir Buselik Kâr’ı, dört Peşrev’i, dört Saz Semaîsi; Nakış Beste’si; üç Ağır Semai’si, bir ilâhi’si bir Tekbir’i', dört Mars’ı, bir Fantezi’si ve dört Şarkı’sı bugüne kalmıştır. (M)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUF YEKTA BEY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RATHAUS (Karol)
Tarih 24 Haziran 2009
RATHAUS (Karol), polonya asıllı amerikalı besteci (Tarnopol, Avusturya – Macaristan [bugün Ternopol, S.S.C.B.] 1895 -New York 1954).
Viyana Müzik akademisinde okudu. Birinci Dünya savaşında avusturya ordusunda hizmet gördükten sonra, 1922′de Viyana üniversitesinde tarih doktorasını verdi. Daha sonraki 10 yılını Berlin’de geçirdi, burada birçok eser besteledi ve çaldırdı. 1932-1934 Arasında Paris’te ve 1934-1938 arasında da Londra’da yaşadı.
1938′de A.B.D.’ye gitti, 1940′ta Queens college’a girdi ve ölümüne kadar beste dersleri verdi. 1953′te Metropolitan operası tarafından Boris Godunov’un orkestrasyonunu yeniden düzenlemekle görevlendirildi. Eserleri arasında bir opera (Fremde Erde [Yabancı Toprak]), baleler, oyunlar için fon müziği, filim müziği, orkestra ve koro için besteler, oda müziği, şarkı ve piyano parçaları yer alır. (M)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATHAUS (Karol) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RASSE (François)
Tarih 23 Haziran 2009
RASSE (François), belçikalı besteci ve orkestra yöneticisi
(Helchin, Batı Flandre 1873- Brüksel 1955).
Brüksel konservatuvarını, kendi bestesi Concertstück’ü çalarak birincilikle bitirdi; sırasıyle Monnaie tiyatrosunda (Brüksel), Toulouse’un Capitole tiyatrosunda, Amsterdam operasında orkestra şefliği yaptı, Schaerbeek Müzik okulunu ve Liege konservatuvarını yönetti (1925).
Brüksel konservatuvarında ayrıca çalgı notası okuma ve aktarım dersleri verdi.
Besteleri: Şövalye’nin Efsanesi (kantat), Deidamia (1906), Rahibe Beatrice operaları, bir romantik senfoni, bir melodik senroni, keman için bir konçerto. Bir Hayat adlı süit. (L)
23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASSE (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAKAM
Tarih 23 Haziran 2009
RAKAM i. (ar. rakam). Sayıları göstermeğe yarayan işaretlerin genel adı: Romen rakamları. (Bk. ANSiKL. Mat. bölümü.) || Bu işaretlerle yazılan sayı: Bu rakamlar uzayın büyüklüğü hakkında bize bir fikir vermektedir. Deprem bölgesinden alınan son rakamlar. || Miktar, nicelik. // Astronomik rakam, son derece büyük rakam.
— Esk. Yazı yazma. // Hesap bilgisi ve kurallarının genel adı. || Rakam dökmek, hesap etmek, hesaplamak. || Rakam-keş, rakam yazan. || Rakam-pezir, rakam haline getirilebilir. || Rakam-zede, yazıya geçirilmiş. || Rakam-zen, yazan.
— Müz. Bk. ANSİKL.
— Psikopatol. Rakam, tanıyamama, aritmetik işaretlerini ve sayıları tanıyamama hastalığı; bu çeşit hastalar işaret ve sayıları resim gibi görür. (Bozukluğun sebebi, artkafa ve yankafa bölgelerindeki lezyonlardır. Çoğu zaman konuşma bozukluklarıyle birlikte görülür.)
— ANSİKL. Mat. Sayıları basit olarak gösterebilmek: için genellikle kabul edilen sembol niteliğindeki rakam’lara, arap rakamları denir; ancak böyle denmesinin sebebi, bu rakamları bugünkü şekliyle Araplardan almış olmamız değil, kullandığımız sayılama sisteminin Araplardan bize geçmiş olmasıdır. Gerçekten de, ilk on rakamın: 1,2,3,4,5,6,7,8,9,0′ın kaynağı bugüne kadar ortaya atılan en akıllıca hipotezlere rağmen hâlâ gizli kalmıştır. X. yy.da papa Sylvestre II (Gerbert d’Aurillac) tarafından Avrupa’ya tanıtılan bu rakamlar, bütün avrupa ülkelerince aynı anda benimsenmemiş ve bütün yazı biçimlerine uyabilmesi için şekilleri çoğu zaman değiştirilmiştir.
ibranîlerde sayılar harflerle gösterilir ve yan yana iki harften sağda bulunanı en büyük değeri ifade ederdi. Binler, on binler ve yüz binleri göstermek için de, üstüne iki nokta koyarak yine aynı harfler kullanılırdı. (Bu sayılama sisteminin yandaki kısaltılmış tablosuna bakınız.)
Yunanlılar da buna benzer bir sistem kullanıyorlardı; fakat fark olarak, bu sistemde büyük rakamlar küçük rakamların soluna getiriliyordu. Yunanlıların kullandığı başlıca semboller şunlardır:

Bununla birlikte, yunan sisteminde tam bir uyuşma yoktu: on binler çok çeşitli şekillerde yazılabiliyor, bazen romen sistemindeki gibi büyük harfler kullanılıyordu. İç içe yazılmış harfler çarpmayı gösteriyordu; meselâ:

olarak kabul ediyorlardı. Romalıların da, bazı büyük harflerden yararlanan kullanışsız bir sayılama sistemi vardı. Bu sistemin başlıca harfleri şunlardır:
Bugün bile bazı özel durumlarda kullanılan romen sitemi zamanla bir parça değiştirilmiştir ve iki temel ilkeye dayanır: 1. kendinden daha yüksek veya eşit değerde bir harfin sağma konan her harfin değeri soldakine eklenir; 2. kendisinden daha büyük değerdeki bir harfin soluna konan harfin değeri sağdaki harfin değerinden çıkarılır. Meselâ: 46 = 50 — 10 + 5 + 1=XLVI.

— Müz. Rakamların müzikte birçok görevi vardır. Meselâ ölçüleri, piyano ile telli çalgılarda da her nota için hangi parmağın kullanılması gerektiğini göstermeğe yarar. J. -J. Rousseau’nunki gibi bazı not alama sistemlerinde de notaların yerine rakam kullanılmıştır. Rakam, bundan başka, rakamlı baslarda akort’u, yani armoniyi meydana getiren notaların her birini belirtir.
Parmak işaretlerindeyse, 1 rakamı piyanoda baş parmağı, kemanda da, bu parmak kullanılmadığı için, işaret parmağını gösterir. Armonide rakam kullanma daha karmaşık bir iştir ve akort’ları rakamlamağa, yani rakamlı bas kurmağa yaradığı için rakamla-ma adiyle anılır.
♦ Rakamî sıf. Esk. Rakamla ilgili, rakama ait.
♦ Rakamlı sıf. içinde rakam bulunan, rakamı olan: Üç rakamlı sayılar. Beş rakamlı sayılar. (LM)
23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAKAM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAPSODİ
Tarih 23 Haziran 2009
RAPSODİ i. (yun. rhapsodia’dan fr. rhapsodie). İlkçağ Yunanistan’ında, manzum bir parçanın ve özellikle bir epik şiirin okunması. || Kısa bir tema üstüne yazılmış epik şiir. || İçinde Homeros’un şiirlerindeki olaylardan birini işleyen şarkı veya parça.
— Müz. Belirli bir millî veya bölgesel müzikten alınmış temalardan, irticalî beste usullerinden veya bir çalgının özelliklerinden yararlanan müzik parçası.
— ANSiKL. Müz. Rapsodi terimini, ilk olarak XIX. yy.ın başında usta çalgıcı Tomaşek kullandı. Liszt’in macar (daha doğrusu çigan) rapsodileri, çigan müziğinin anlatım tarzını (kendine has gam’lar, aralıklar ve ritimler, çardaşlarda lassu’lar ile friska’ların birbirini izlemesi) kullanan epik eserlerdir. Liszt’in ayrıca bir İspanyol Rapsodisi de vardır. Liszt’ten sonra, rapsodi, folklor unsurlarının serbestçe işlendiği bir fantezi olarak kaldı.
Sadece Brahms ile Debussy (klarnet için rapsodi) bu çerçevenin dışına çıkabildiler. Başlıca rapsodi bestecileri arasında şu adlar özellikle anılmağa değer: Lalo (Norveç Rapsodisi), Dvorak (İslav Rapsodileri), Saint-Saens (Auvergne Rapsodisi), Ropartz (Breton Rapsodisi), Gershvin (Rhapsodie in Bluc), Ravel (İspanyol Rapsodisi) ve Bartok (keman için iki rapsodi). [L]
23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAPSODİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RANGSTRÖM (Ture)
Tarih 22 Haziran 2009
RANGSTRÖM (Ture), isveçli besteci (Stockholm 1884 – ay.y. 1947). Kendi kendini yetiştirdi. Fikir bakımından August Strindberg’in etkisinde kaldı. Değişik ve fantezi dolu üslûbu herhangi bir okula bağlanamaz.
Besteleri: üç opera (en önemlisi, konusunu Strindberg’den aldığı Kronbruden), elliden fazlası orkestralı olmak üzere ik yüz kadar melodi, dört senfoni, süitler, yaylılar için bir Livertimen-to Elegiaco, bir yaylı çalgılar için dörtlü, keman için süit’ler v.b. Ayrıca müzik üstüne makaleler ve kitaplar yazdı. (L)
22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANGSTRÖM (Ture) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAMPAL (Jean-Pierre)
Tarih 22 Haziran 2009
RAMPAL (Jean-Pierre), fransız flütçüsü (Marsilya 1922). Müzik öğrenimine babası Joseph Ramp al ile başladı, sonra Paris konservatuvarıı bitirerek bir birincilik ödülünü aldı. 1945′ten sonra dünyaca tanındı. Rampal, günümüzün en büyük flütçüleri arasında yer alır. XVII. ve XVIII. yy. klasik repertuvarınm önemli bir bölümü onun sayesinde yeniden değerlendirilmiştir. (L)
22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMPAL (Jean-Pierre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAMOS CARRİON (Miguel)
Tarih 22 Haziran 2009
RAMOS CARRİON (Miguel), ispanyol tiyatro adamı (Zamora 1845 — Madrid 1915). 1866′dan sonra yazmağa başladı.
Çok sayıdaki komedilerinin başlıcaları: Cada loco con su tema (Her Deliye Kendi Zırvası) [1874], Los Senoritos (Küçük Beyler) [1874] La Bruja (Cadı) [1887]. Müziğini Chapi’nin yazdığı La Tempestad (Curcuna); Chueca’nın müzklendirdiği El Chaleco Blanco (Beyaz Yelek) [1890] ve özellikle Agua, Azucarülos y Aguardiente (Su, Kesme Şeker ve Konyak) [1897], Madrid geleneklerini yansıtan müzikli komedilerdir. (M)
22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMOS CARRİON (Miguel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAMİŞ
Tarih 22 Haziran 2009
RAMİŞ i. (fars. râmiş). Esk. Dinlenme, istirahat. || Oyun, eğlence. || Müzik.
+ Ramişgâh blş. i. Esk. Dinlenme yeri.
♦ Ramişger blş. sıf. ve i. Esk. Saz çalan, çalgıcı.
♦ Ramisgerî blş. i. Esk. Çalgıcılık. (M)
RAMİZ. Bk. Gökçe (Ramiz).
22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMİŞ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Rameau’nun Yeğeni (Le Neveu de Rameau)
Tarih 22 Haziran 2009
Rameau’nun Yeğeni (Le Neveu de Rameau), Diderot’un eseri. Diyalog şeklinde yazılmış olan, hem hicive, hem de romana benzeyen bu kitap, 1762′ye doğru kaleme alındı. 1773′te gözden geçirildi ama yayımlanmadı. 1805′te bir kopyadan yararlanan Goethe tarafından Almancaya çevrildi; Briere 1821′de eseri yeniden Fransızcaya çevirdi.
Eserin orijinal elyazması, Paris’te eski kitapçılarda bulunmuş ve bilgin Monval tarafından 1891′de yayımlanmıştır. Satranç oyuncularının buluştuğu «Cafe’de la Regence»ta eserin müzikisi ve aylak kahramanı, hamisi tarafından nasıl kovulduğunu Diderot’ya anlatır. Yazar bu tema üstünde hicivli, pedagojik, felsefî ve edebî çeşitlemeler yapar. Piron, Cazotte ve Mercier’nin tasvir ettikleri gerçek bir kimse olan bu kahraman aracılığiyla, Diderot kendi tenkitçi fikirlerini açıklar ve Encyclopedie düşmanlarına şiddetle hücum eder. (-» Bibliyo.) [L]
RAMEE (LA). Bk. RAMUS.
22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rameau’nun Yeğeni (Le Neveu de Rameau) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAMEAU (Jean-Philippe)
Tarih 22 Haziran 2009
RAMEAU (Jean-Philippe), fransız bestecisi (Dijon 1683-Paris 1764). İlk müzik derslerini babasından aldı. Dijon Notre-Dame kilisesinin orgcusu oldu: Milano’ya yaptığı kısa bir yolculuktan (1701) sonra 1702′de Clermont-Ferrand’da, 1705′te de Paris kiliselerinde orgculuk yaptı. 1706′da Birinci Klavsen Parçaları Kitabım yayımladı. Sırasıyle Dijon’da (1708), Lyon’da (1713) ve yeniden Clermont-Ferrand’da (1713) orgculuk yaptı ve 1722′ye kadar orada kaldı. Aynı yıl Traite d’Harmonie (Armoni incelemesi) adlı kitabını yayımladı.
1723′te Paris’e döndü, ikinci Klavsen Parçalarım (1724) yayımladı ve birkaç vodville tiyatro çalışmalarına başladı. 1732′de Sainte – Croix-de-la-Bretonnerie’de. 1736′da da Cizvit kolejinde orgculuk yaptı. Vergi kesenekçilerinden La Poupliniere’in müzik işlerini yönetti, bu sayede Kraliyet Müzik akademisine girebildi. 1733′te lirik trajedisi Hippolyte et Aricie Paris operasında temsil edildi ama tam bir başarı kazanamadı. Buna karşılık Les indes Galantes 1735), Castor et Pollux (1737) ve özellikle Dardanus (1739) büyük ilgi gördü. Generation Harmonique (Armoni üretmeleri) adlı kitabının yayımlanması ve bir bestecilik okulu açması Rameau’nun şöhretini bir kat daha artırdı, 1745′te saray müzikçiliğine getirildi. Artık fransız müziğinin en büyük temsilcisi olarak kabul edilen Rameau, Bouffon’lar çatışmasının başlamasıyle italyan müziği taraftarlarının saldırısına uğradı (1752-1754). Observations sur Nötre instinct Pour la Musique (Müzik İçgüdümüz Üstüne Düşünceler) [1754] adlı yazısını yayımlayarak kendisi için ileri sürülen iddiaları çürüttü. 1754′ten sonra ancak saray için bazı küçük parçalar besteledi. Sondan bir önceki operası Paladins ancak birkaç kere temsil edildi. Buna karşılık ilk operalarının yeni temsilleri gerçek birer zafer oldu. Abaris ou les Boreades adlı son operası sahneye konulmadan az önce öldü.
Rameau’nun çok sayıdaki eserlerinin en önemli ve en ilgi çekici kısmı otuz üç tiyatro eseridir (lirik trajediler, opera-bale’ler, komedi-bale’ler v.b.); bu eserlerde müzikçinin dramatik dehası ve yenilikçi yetenekleri açıkça görülür. Yaptığı en önemli yenilikler, recitativo’laıın ve aryaların biçimini metnin gereklerine bağımlı kılmak ve gereksiz süslemelerin bir yana bırakılarak danslarla divertimento’lara da anlatımcı bir değer, bir güç kazandırmaktır. Çalgı alanında Rameau orkestrada anarmoniyi ve yaylı çalgılarda çift tel ile pizzicato’yu kullanan ilk bestecidir. Klavsen alanında (dört büyük derleme) getirdiği yenilikler hem anlatım hem de teknik yönden orijinaldir. Füg biçimini kullanan motetieri ses yönünden çok zengindir. Din dışı kantatları çağının geleneklerine daha uygundur. Nazarî eserleri, özellikle akortların oluşması (üçlülerin temel bir bas üstünde üst üste gelmesiyle) ve çevirme ilkesiyle ilgili görüşleri ayrı bir önem taşır. Bunlar uyum teorisine yeni bir yön kazandırmıştır. (ML)
22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMEAU (Jean-Philippe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAMEAU (Claude)
Tarih 22 Haziran 2009
RAMEAU (Claude), fransız orgcu, klavsenci ve besteci (Dijon 1690 – Autun 1761). Jean-Philippe Rameau’nun kardeşi. Babasından boşalan ve kısa bir süre kardeşinin görevlendirildiği Dijon’daki Notre-Dame kilisesi orgcüluğuna getirildi; asker olmak için Dijon’dan ayrıldı fakat orduda çok kalamadı. Dönüşünde Saint-Benigne manastırının orgcusu oldu; bir müzik okulu kurdu ve 1738′e kadar bu kurumun başında kaldı. Veliahtın doğuşu şerefine bestelediği senfoni kaybolmuştur. Elde bulunan tek eseri, bas ses için yazdığı Buveur Amoureux (Âşık İçkici) adlı kısa kantat’tır. (L)
22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMEAU (Claude) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RANTA (Sulho Veikko)
Tarih 22 Haziran 2009
RANTA (Sulho Veikko), finlandiyalı besteci (Perâseinajoki 1901-Helsinki 1960). Helsinki’de Sibelius akademisinde ders verdi, ayrıca müzik tenkitleri yazdı.
Eserleri: dört senfoni, bir senfonik şiir (Kuzey Manzaraları, 1933), birçok kantat, bir mezmur, dörtlüler, sonatlar v.b. (L)
22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANTA (Sulho Veikko) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RANKL (Kari)
Tarih 22 Haziran 2009
RANKL (Kari), alman müzikçisi (doğ. Gaden 1898), A. Schönberg ve A. Webern’in öğrencisiydi. Sırasıyle Viyana, Berlin, Wiesbaden, Graz, Prag ve Londra’da orkestra şefliği yaptı. Londra’da, 1946-1951 arasında Covent Garden’i yönetti. Oda müziği ve senfonik kompozisyonlarından başka bir de operası vardır: Deirdre of the Sorrows (1951). [M]
22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANKL (Kari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAİSİN Büyük (Jacques)
Tarih 20 Haziran 2009
RAİSİN Büyük (Jacques), fransız oyuncusu, dram yazarı ve müzikçisi (Chaorce, Champagne 1653 – Paris 1702). Babası ve kardeşleriyle birlikte Paris’te «Petits Comedieus Dauphius» topluluğunu kurdu. 1684 -1694 Arasında Comedie-Française’de çalıştı. Bu tiyatroda dört eseri temsil edildi. Bunların en ünlüsü Le Faux Gascon’dur (Sahte Gaskonyalı) [1688]. —- Erkek kardeşi JEAN – BAPTİSTE. Küçük Raisin denir (Troyes 1655′e doğr. – öl. 1693), Hötel de Bourgogne ve Guenegaud tiyatrolarında çalıştı. (L)
20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİSİN Büyük (Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAİSA
Tarih 20 Haziran 2009
RAİSA (Rosa BURSTEİN, Rosa — denir), polonya asıllı amerikalı, kadın şarkıcı (Bialystok 1893 – Los Angeles 1963). İtalyada müzik öğrenimi gördü. Sahneye ilk olarak 1913′te Parma’da çıktı. Daha sonra Paris’te (1914), Chicago’da, Buenos Aires’te temsiller verdi. 1916′da Scala’ya girdi; orada Neron (1924) ve Turandot’ta, (1926) oynadı. Opera şarkıcısı olarak, soprano sesinin duruluğu ve esnekliğiyle tanınmıştı. Chicago’ya yerleşti ve ölümüne kadar orada ders verdi. (L)
20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİSA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAİMU
Tarih 19 Haziran 2009
RAİMU (Jules MURAiRE, — denir), fransız oyuncusu (Toulon 1883-Paris 1946).
İlkin müzikholde, 1914′ten önce tiyatro ve sinemada oynadı, büyük başarısını Marcel Pagnol’ün Marius’undaki oyunuyle elde etti (1929). Alışılmışın dışına çıkması, rollerini yapmacığa kaçmadan «duyarak» oynaması büyük bir ilgiyle karşılandı. 1
943-1946 Arasında Comedie-Française’de çalıştı. Bazı sessiz filmler çevirdi, sinemadaki başarısını da gene Marius’taki C6sar rolüyle kazandı.
Başlıca filimleri: Marius (1931); Fanny, Les Gaîtes de l’Escadron (Bölüğün Eğlencesi) [1932]; Cesar (1936); Gribouille (Dengesiz) [1937]; UEtrange M. Victor (Garip M. Victor) [1938]; La Femme du Boulanger (Ekmekçinin Karısı) [1939]; Les İnconnus dans la Maison (Evdeki Yabancılar) [1942]; L’Homme au Chapeau Rond (Yuvarlak Şapkalı Adam) [1946]. (L)
19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİMU hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAHMANİNOV (Sergey Vasilyeviç)
Tarih 19 Haziran 2009
RAHMANİNOV (Sergey Vasilyeviç), rus besteci ve piyanocusu (Novgorod 1873 -Beveriy Hills 1943). Moskova konservatuvarında yetişti, bir süre öğretmenleri Arenskiy ve Taneyev’in etkisinde kaldı, sonra, Çaykovski’ye bağlandı. Batı müziği ve rus folklorundan ilhamlanan besteleri ile XX. yy.ın en büyük bestecileri arasında yer alır.
Eserleri: Aleko (1892), Cüzamlı Süvari (1904-1905), Francesca da Rimini adlı operalar; üç senfoni ve senfonik şiirler (Yalıyar, 1893; ölüm Adası, 1907); piyano ve orkestra için dört konçerto; bir üçlü; viyolonsel ve piyano için bir sonat; piyano için birçok parça (Müzik Anları, Prelüd’ler); ayrıca yetmiş dokuz melodi. (L)
19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAHMANİNOV (Sergey Vasilyeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAGUENET (rahip François)
Tarih 19 Haziran 2009
RAGUENET (rahip François), fransız müzik tenkitçisi (Rouen 1660-Paris 1722). Kardinal Bouillon’un Roma yolculuğuna katıldı (1698), italyan müziğine hayran kaldı. 1702′de Paris’e dönünce, Parallele des İtaliens et des Français en ce qui Regarde la Musique et les Operas (Müzik ve Opera Bakımından İtalyanlarla Fransızları Karşılaştırma) adlı bir kitap yayımladı; kitap, fransız müziğini tutanlar arasında büyük öfke uyandırdı. Raguenet Defense du «Parallele des İtaliens et des Français» («italyanlarla Fransızların Karşılaştırma» sının Savunması) [1705] ile karşılık verdi. Böylece fransız müziğini tutanlarla italyan müziğini tutanlar arasında çatışmalar başlamış oldu. (L)
19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGUENET (rahip François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAGTİME
Tarih 19 Haziran 2009
RAGTİME [regtaym] (ing.-amerikanca k.). XIX. yy.ın sonlarında amerikan zenci folkloruna Beyazların dans havalarını karıştıran senkoplu bir müzik tarzına, daha sonra da bu müzik tarzından türeyen piyano ve hattâ orkestra üslûbuna verilen ad. (Caz müziği büyük ölçüde ragtime’dan gelmedir.) [L]
19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGTİME hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RADYOFONİK
Tarih 18 Haziran 2009
RADYOFONİK sıf. (fr. radiophonique). Radyo yayınıyle ilgili. || Radyofonik oyun, radyo yayınları için özel olarak düzenlenmiş oyun. (Bk. ANSiKL.) || Radyofonik ses, radyoda konuşma yapmak için elverişli ses.
— ANSİKL. Radyofonik oyun’da. kişilerin hareketleri ancak konuşmalarından anlaşılır. Ayrıca müzik, ses, efekt gibi unsurlar da kullanılabilir. İç spiker, söz, müzik ve çeşitli seslerle ifade edilemeyen durumları, dinleyicilere anlatır.
Türkiye’de ilk radyofonik oyunlar 1938′den itibaren Radyo Temsil kolu tarafından Ankara radyosunda oynandı. Temsil kolu şefi Ekrem Reşit Rey idi. Her cuma akşamı yapılan canlı yayın programlarında, önceleri tercüme ve adapte, sonraları da telif oyunlara yer verildi.
Temsil kolunun kadrosunda yer alan oyunculardan başlıcaları şunlardı: Kemal Tözem, Vahi öz, İbrahim Delideniz, Kadriye Tuna, Reşat Altay, Muhip Arcıman, Saime Arcıman. Daha sonraları Ayşe Abla (Neriman Hızır) tarafından yönetilen Radyo Çocuk kulübünün programlarında radyofonik çocuk oyunlarına yer verildi. İstanbul radyosu da kuruluşundan (1949) itibaren radyofonik oyun yayımına başladı. Bugün TRT programlarında radyofonik oyunlar geniş yer tutar. (M)
18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADYOFONİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RADYO
Tarih 18 Haziran 2009
RADYO i. (fr. radio). Radyo yayınlarını alıcı cihaz. (Bk. alici.) || Düzenli bir şekilde radyo yayınları yapan radyoelektrik istasyonu.
— Radyotek. Otomobil radyosu, otomobilde kullanılmak üzere yapılmış radyo alıcısı. Bk. ANSİKL.
— Telekom. Radyo gazetesi, radyo vericileri tarafından yayımlanan çeşitli haber, yorum ve makalelerin tümü. || Radyo muhabiri, radyo haber ve röportajlarını hazırlayan gazeteci, Radyo reklamı, radyolar aracılığıyle söz ve müzikten faydalanılarak yapılan reklam. (Türkiye radyoları 1951′den itibaren reklam yayımlamağa başladı. İlk reklamlar, radyonun kendi spikerleri tarafından sözlü olarak yapılırken daha sonra reklam saatleri ayrıldı; reklam şirketleri sözlü, müzikli reklam yayımına başladı.
Bugün radyo reklamlarının ilgi çekmesi için söz ve müziğin yanı sıra yarışmalara, eğlence programlarına, skeçlere v.b. yer verilmektedir.) || Radyo röportajı, radyo ile yayımlanan röportaj. Radyo yayını, radyo alıcısı bulunanlar için, Hertz dalgalarıyle haber, konferans, konser, sanat, edebiyat, bilim v.b. programların nakli. (Bk. ANSiKL.) || İl radyosu, ancak yayımın yapıldığı ilde dinlenebilecek güçteki radyo istasyonu; bu istasyonun yayımı. (Türkiye’de büyük şehirlerde il radyoları asıl radyo istasyonlarının yanı sıra yayın yapar ve programlarında yalnız batı müziğine yer verir. Bu yayınlar «ikinci program» adiyle anılmaktadır. Antalya, Kars, Van, Gaziantep, Trabzon, Diyarbakır il radyolarının programlarında her türlü söz ve müzik programı yer almaktadır.)
— ANSiKL. Radyotek. Başlangıçta elektron lambalı olan otomobil radyosu, anotların beslenmesi için gerekli yüksek gerilimi sağlayacak bir vibrörlü konvertisörün kullanılmasını gerektiriyordu. Transistorlu olan modern alıcılar doğrudan doğruya arabanın bataryasıyle beslenir. Taşıtın elektrik donatımı parazite karşı korunmuş olmalı, yani kıvılcım üreten organların (dinamo, bujiler, akım kesiciler) yaydığı parazitleri yok etmeğe veya hiç olmazsa önemli bir şekilde azaltmağa yarayan elemanlar (kondansatörler ve dirençler) kullanılmalıdır. Otomobil radyolarının hemen hepsinde, bir tuşa basmakla istenen yayını seçme imkânı veren bir kumanda klavyesi vardır.
— Telekom. Radyo yayını yapan istasyonların sayısı radyoelektriğin temel ilkeleri ortaya konduktan sonra hızla arttı. Bugün 400′den fazlası Avrupa’da ve 4 000 civarında (özel istasyon) A.B.D.’de olmak üzere binlerce istasyon vardır. Fakat Amerika’dakilerin 800′ü dört büyük program ve reklâm dağıtıcı şebekesinden (networks) birine bağlıdır. Türkiye’de, 10 tane devlet verici radyo istasyonu (istanbul, Ankara, izmir, Çukurova, Erzurum, Kars, Diyarbakır, Gaziantep, Trabzon, Antalya) vardır. Dünyadaki radyo dinleyicisi sayısı 1959′da yaklaşık olarak 365 milyondu, bu sayı yeryüzü ölçüsünde her 1 000 kişide 127 kişi gibi bir ortalama verir. Kuzey Amerika 183 milyonla birinci sırayı alır (binde 707); Avrupa’da 133 milyon (binde 211); Asya’da 28 milyon (binde 17); Güney Amerika’da 13 milyon (binde 95); Afrika’da 4,5 milyon (binde 19) ve Okyanusya’da 3,7 milyon (binde 23) dinleyici vardır.
• Milletlerarası yönetmelik. Bir yayında taşıyıcı dalganın modülasyonu yan bantlar meydana getirir. Çok yakın frekanslı bir yayın yüzünden parazit olmaması için frekans tayfında her yayma bir kanal ayırmak gerekir, öbür yandan Hertz dalgalarını kullanan yalnız radyo yayınları değildir. Başlıca kamu hizmetleri (havacılık, denizcilik) alanında telsiz telgraf ve telsiz telefon için de frekans tayfında bantlar ayırmak gerekir. Bu amaçla 1947′de Atlantic City’de imzalanan Milletlerarası Telekomünikasyon antlaşmasıyle bazı kurallar tespit edilmiştir.
Radyo yayını için ayrılan frekans bantları, uzun dalga için 150-285 kHz (1 050 – 2 000 m arası), orta dalga için de 525 – 1 605 kHz’tir (187-560 m arası). Kısa dalgada ise, 2 300 kHz’lik frekans bandıyle eski bantlardan yüzde 33 oranında fazla olmasına rağmen ancak 180 kanala yer verilebilmektedir. Bütün dünyadaki kısa dalga yayın-larıyle ilgili kanalları çeşitli milletler arasında dağıtmakla görevli Meksiko konferansı çok karışık teorik bir plan kararlaştırarak 10 nisan 1949′dan sona ermiştir. Yayın alanı sınırlı olan uzun ve orta dalgaların çeşitli ülkeler arasında dağılımı için, dünya bağımsız bölgelere bölündü. Avrupa bölgesi, Greenwicb’in batısında 10., doğusunda 40. meridyen ve güneyde 30. kuzey paraleliyie sınııiandı. Bu bölge için Kopenhag’da 1948′de 25 hazirandan 16 eylüle kadar toplanan Avrupa Radyo Yayını konferansı 15 mart 1950′de yürürlüğe giren frekans (veya dalga boyu) dağılım planını tespit etti. Uzun dalgada, 18 kanala 21 istasyon yerleştirildi. Buna karşılık ortak dalgaların kullanılması (millî veya milletlerarası) ve senkron çalışan millî şebekelerde ortak dalgalardan yararlanılması sayesinde, 121 orta dalga kanalına 300′den fazla istasyon yerleştirilebildi. Bu planın birçok üstünlüğü vardır. Bir yandan istasyonların birbirine karışmasını büyük ölçüde önler, öte yandan aralarında yeterince frekans farkı bulunan bölge radyo vericilerinin aynı binada çalışmasını sağlayarak kuruluş ve işletme giderlerini azaltır.
• Programlar. Radyo yayın programlarında, her tür müzik, konuşmalar, haberler, röportajlar, eğlenceler, tiyatro oyunları (bunların bazıları özel olarak radyo için hazırlnamıştır), eğitim ve büyük bir gelir kaynağı olan reklamlar yer alır. Eskiden genellikle canlı yayın yapılırken bugün hemen hemen bütün programlar plak ve banda kaydedildikten sonra yayımlanır. Radyo ile müzik yayını. Doğrudan doğruya veya, plak ve banda alınarak yaprlan müzik yayınları, ülkelere göre bütün yayınların yüzde 50 ilâ 75′ini tutar. İstanbul radyosunun on iki devamlı hafif batı müziği orkestrası vardır; ayrıca Şehir orkestrası ve Küçük orkestranın klasik batı müziği yayınlarına yer verilir. Radyo arşivinde ise, çeşitli plak ve bantlardan başka, türk halk musikisinden derlenmiş bir koleksiyon bulunur. (LM)
18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADYO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Ragamala
Tarih 18 Haziran 2009
Ragamala, kırk iki müzik makamını (raga) kapsayan ve Hindistan’da çok tanınan bir derleme. Bk. RAGA ve RAGiNi. (L)
RAGEİA. Esk. coğ. Bk. REY.
RAGENFRİED. Bk. RAİNFROi.
RAGES. Esk. coğ. Bk. REY.
18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ragamala hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RACQUET
Tarih 17 Haziran 2009
RACQUET, XVII. yy.da Paris’te yaşamış orgcu ailesi:
— CHARLES (Paris 1590 – ay.y. 1644), Almanya’ya yolculuk yaptı ve devrin müzik alanındaki seçkin kişileriyle, özellikle P. Mersenne ile dostluk kurdu. Birçok lavtacı ve bu arada Deniş Gaultier’yi yetiştirdi.
Mersenne’in kitabında yer alan ünlü eserleri: Duo Biçiminde On iki Mezmur Ayet (1636) ve Org Üstünde Neler Yapılabileceğini Gösteren örnek Fantezi; —JEAN (Paris 1633-ay.y. 1689), öncekinin büyük oğlu. Babasının görevlerini devraldı ve Cite’deki Madeleine kilisesi ile Saint-Symphorien kilisesinin orgcusu oldu. (L)
17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RACQUET hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAABE (Peter)
Tarih 17 Haziran 2009
RAABE (Peter), alman orkestra şefi ve müzik bilgini (Frankfurt-an-der-Oder 1872-Weimar 1945). Berlin’de okudu. Birçok eser yayımladı; bunların arasında Liszt’in iki ciltlik biyografisi sayılabilir. 1935-1945 Arasında Reichsmusikkammer (İmparatorluk orkestrası) şefliğinde bulundu. (M)
17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAABE (Peter) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RADOUX (Tean Theodore)
Tarih 17 Haziran 2009
RADOUX (Tean Theodore), belçikalı besteci (Liege 1835-ay.y. 1911). Liege konservatuvarında Daussoigne-Mehul’den ders gördü, bir yandan besteye çalışırken öte yandan fagot dersleri verdi.
1859′da Serseri Yahudi adlı kantat’ı ile Roma Birinci ödülünü aldı, 1872′de Liege konservatuvarının yönetmenliğine getirildi. Tiyatro müziği (Le Bearnais [Bearn'lı Adam], 1868; La
Coupe Enchantee [Sihirli Çanak], 1871; Andre Doha [Andrea Doria]), lirik şiirle; (Cain [Kabil]; Patria [Vatna]), bir senfonik şiir (Godefroy de Bouillon), birçok kantat besteledi, ve Henrı Vieuxtemps, Sa Vie et Ses Oeuvres (Henri Vieuxtemps, Hayatı ve Eserleri) [1861] adlı bir kitap yazdı.
— Oğlu Charles (Liege 1877-ay.y. 1952), Liege konservatuvarında okudu, 1907′de Roma Büyük ödülünü kazandı. Liege konservatuvarında armoni öğretmenliği yaptı, Belçika müzik okulları müfettişliğine ve Liege’de Gretry müzesi yönetmenliğine getirildi; bir opera (Oudelette, 1912), bir senfoni (Halewyn’in Şarkısı), Visions d’ltalie (İtalya’dan Görüntüler), koro eserleri, çalgı ve ses parçaları besteledi. (L)
RADOVANO. Bk. radoano.
17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADOUX (Tean Theodore) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RADO (Aladar)
Tarih 17 Haziran 2009
RADO (Aladar), macar müzikçisi (Budapeşte 1882-Boljevci, Sırbistan 1914). Budapeşte Müzik akademisinde okudu. Birinci Dünya savaşında öldü. Birçok tiyatro, koro, orkestra ve oda müziği besteledi. (M)
17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADO (Aladar) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RADNAİ (Miklos)
Tarih 17 Haziran 2009
RADNAİ (Miklos), macar müzikçisi (Budapeşte 1892-ay.y. 1935). Budapeşte Müzik akademisinde okudu. 1919′da aynı akademide ders vermeğe başladı; 1925′te Budapeşte operası orkestra şefliğine getirildi. Tiyatro, koro ve oda müziği parçaları besteledi. (M)
17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADNAİ (Miklos) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
QUANTZ (Johann Joachim)
Tarih 16 Haziran 2009
QUANTZ (Johann Joachim), alman bestecisi ve flütçüsü (Oberscheden, Hannover 1697-Potsdam 1773). Bir demircinin oğluydu.
Müzik öğrenimini Merseburg, Radeberg, Pirna, Dresden’de yaptı (1716), daha sonra Viyana’da Zelenka’dan ders gördü (1717). 1716′da obuacı olarak Dresden ve Varşova saray kapellalarında çalıştı. Fransız Buffardin’den flüt dersleri; bir italya yolculuğundan yararlanarak Fr. Gasparini’den kontrapunto dersleri aldı. Londra’dan geçerek, 1727′de Dresden’e döndü. O zamanlar tahtın vârisi olan Prusya prensi Friedrich, onu kendine flüt öğretmeni seçti, kral olduktan sonra da saray orkestrasına aldı ve saray bestecisi yaptı, ölümüne kadar kralın hizmetinde çalışan sanatçı, kral için bir veya iki flüt için üç yüz kadar konçerto ve iki yüze yakın çeşitli müzik eseri besteledi:
sololar, üçlüler, dörtlüler. Quantz’ın sağlığında basılan eserleri: altı sonat (1734), 6 ikili (1759), flüt için beş sonat, Neue Kirchenmelodien (Yeni Kilise Melodileri), Gellent’in od’ları üstüne 22 melodi (1760). 1752′de hazırladığı Anweisung die Flöte Traverslere zu Spielen (Yan Flüt Metodu) değerli bir metot olmakla kalmaz, XVIII. yy.ın müzik estetiğini de yansıtır. Quantz’a göre bu müziğin ideali, çeşitli millî üslûplardan, özellikle italyan ve fransız üslûplarından oluşan bir «zevkler karışımı»dir. (L)
16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUANTZ (Johann Joachim) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
QUİNET (Marcel)
Tarih 16 Haziran 2009
QUİNET (Marcel), belçikalı besteci (Binche 1915). Roma ödülünü kazandı (1945). Brüksel konservatuvarında öğretmenlik yapmaktadır. Orkestra için biı divertimento (1945), La Vague et le Sillon (Dalga ve Iz) adlı bir kantat (1945), üfleme çalgılar ve orkestra için bir konçertino (1961), oda müziği, klavye için müzik ve orkestra için üç parça besteledi. (L) QUİNHON. Coğ. Bk. KUi NON.
16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNET (Marcel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PYTHAGORAS
Tarih 16 Haziran 2009
PYTHAGORAS, yunan filozofu (M.ö. VI. yy.), Yunanistan’da ve Güney İtalya’da etkisi çok yaygın bir tarikatın kurucusu.
Sisam’da (Samos) doğmuş ve söylentiye göre, felsefî, dinî ve siyasî topluluklar kurmak amacıyle Sicilya’ya giderek önce Kroton’da, sonra diğer Sicilya sitelerinde bu gibi kuruluşları gerçekleştirmişti. Yazılı eser bırakmamıştır. Bir yarı tanrı, bir peygamber ve mucizeler yaratıcısı olarak tanıtılır. Çarpım tablosunu, hipotenüs teoremini ortaya atmış olduğu söylenir. Kurduğu felsefe okulu, V. yy.da Philolaos, IV. yy.da ise Arkhytas tarafından yaşatıldı ve büyük ün kazandı. Pythagoras’çılık adını alan dinî ve ilmî hareket içinde, filozofun ve felsefesini yaşatan öğrencilerinin gerçek payını ayırt etmek güçtür. Pythagoras’çılık başlangıçta birtakım dinî mezhepler halinde ortaya çıktı; bu mezheplerden olanlar, Yedi Bilgeler’inkini andıran çok basit, fakat kimine de bugün ne anlam vereceğimizi bilemediğimiz (msl. bakla yememek) kurallara uyuyorlardı. Ayrıca ruhun bilgiyle temizleneceğine ve bedenden bedene (insandan insana, insandan hayvana v.b.) geçebileceğine, yani felsefe ruh göçü teorisine inanıyorlardı.
Pythagoras ahlâkı, müritleri arasında sözlü olarak öğretilir, bazı pythagoras’çı filozoflar ise, teorik çalışmalarla uğraşırlardı («matematikçiler»). Bu matematikçi filozoflar geometri, aritmetik, astronomi ve fizik alanında birçok araştırmaya giriştiler. Bu araştırmalar sonunda çok sayıda teorem ortaya atıldı. M.ö. III. yy.da Eukleides bunları düzene koydu. Pythagoras’çılar özellikle karede köşegen ile kenarın ortak ölçüiemezliğini ispatlayarak, oransal sayıların kullanılışında aşılmaz bir sınırı keşfettiler. Sayıların ve aritmetik dizilerin yapısını uzun uzun inceleyerek, meselâ «tikel sayılar»ı (yani, 6, 28, 496 gibi bölenlerinin toplamına eşit olan sayılar) tanımlamağa çalıştılar veya n kadar tek asal sayının toplamının n2′ye eşit olduğunu gösterdiler.
Astronomi alanında ise Philolaos’un teorisine uyarak dünyanın, evrenin merkezi olmadığını; güneş ve diğer gezegenlerle birlikte yeryüzünün de merkezî bir ateş etrafında döndüğünü ileri sürdüler.
Müzik teorisi yönünden de yenilikler yaratan Pythagoras, uyumların değerini, sadece, onları meydana getiren tel uzunluklarının orantıları bakımından dikkate aldı. «Pythagoras gamı» adiyle tanınan ıskala aynı isimdeki sistemde, bir oktav aralığına bir tabiî beşliler dizisini (fa, do, sol, re, la, mi, si) meydana getiren sesler yerleştirilerek kurulur. Fizik ve müzik eserlerinde, ancak do majör tonunda gösterilen Pythagoras gamı pratikte kullanılmağa elverişsiz görünürse de, aslında, modüle edilerek ve gerek yükselen diyezler dizisinden gerek alçalan bemoller dizisinden yararlanılarak bütün tonlara aktarılabilir. Telli saz icracıları Pythagoras ilkesine uyarak çalarlar. Çünkü tellerini beşliden aralıklarla akort ederler. Bundan ötürü Pythagoras gamına «kemancılar gamı» denmiş ve bu gam «piyanocular gamı» (eşit ayarlı sistem), «solfej gamı»ndan
(Mercator-Holder sistemi) ve «fizikçiler gamı»ndan (Aristoksenes-Zarlino-Delezenne sistemi) ayırt edilmiştir. Bu matematik araştırmalardan başka, matematik Pythagoras’çılık, «her şey sayıdır» ilkesine dayanan bir tabiat felsefesi ortaya koydu. Bu ilke, geniş çapta bir benzetmenin sonucudur. Nasıl ki takımyıldızlar belirli bir figüre (meselâ Büyükayı) benzetilen sayılarsa, bütün varlıklar da sayıyla ifade edilebilecek birer şekildir; bu görüş sadece fizik eşya için değil, belirli bir yapısı olan her şey için geçerlidir (meselâ adaletin de, evliliğin de kendi sayıları vardı).
Pythagoras’çılar, bir sazdaki uyumun tel uzunlukları arasındaki beli bir orana bağlı olması gibi, ruhun da bedenin bir uyumu olduğunu ve böylece ruh göçünün, tenleşme biçimlerini, ruhların niteliğine göre ayarladığını düşünüyorlardı Phythagoras’çılık, sistemli matematikçiliği ile, batı akılcılığının şekillenmesine katkıda bulundu. Ama sayılar konusunda benimsediği mistik görüş, Pytha-goras’çılığı büyüye ve batınî felsefelere bağlıyordu.
— Ahl. Pythagoras harfi, yani ipsilon (Y). Pythagoras, bu harfin iki uzantısını, insanın önünde açılan iki yola, yani kötülük ve erdem yollarına benzetiyordu. (L)
16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PYTHAGORAS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
QUEROL GAVALDA (Miguel)
Tarih 16 Haziran 2009
QUEROL GAVALDA (Miguel), ispanyol bestecisi ve müzik bilgini (Ulldecona, Tarragona ili 1912). Barcelona üniversitesinde müzik tarihi dersi verdi, ispanyol Müzikoloji enstitüsünde yönetim başkanıdır (1946). İki bale, bir oratoryo (Montserrat’da Kış,1936), ses müziği olarak şiirler, mezmurlar, missa’lar, madrigal’ler, yaylı çalgılar için dörtlüler, sonatlar, elli melodi besteledi. (L)
16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEROL GAVALDA (Miguel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PURCELL
Tarih 15 Haziran 2009
PURCELL, ingiliz müzikçi ailesi. —henry (öl. Londra 1664), Krallık kilisesine bağlı soylu kişi ve Westminster kilisesinin koro yönetmeni. —Erkek kardeşi THOMAS (öl. Londra 1682) saray orkestrasında klavsen, lavta ve ses müziği bestecisi olarak görev aldı. —HENRY (Londra 1658 veya 1659-ay.y. 1695), ünlü besteci. Henry veya Thomas Purcell’in oğlu. Çok genç yaşta, Cooke. Pelham Humfrey, John Blow ve M. Locke’un yönetimi altındaki Krallık kilisesinin müzikçileri arasına katıldı; 1677′de Locke’un ölümünden sonra, kral orkestrasının besteciliğine, 1679′da da John Blow’dan boşalan Westminster kilisesi başorgculuğuna getirildi. 1680′de evlendiği Frances dul kaldıktan sonra bütün hayatını kocasının eserlerini değerlendirmeğe adadı. Genç yaşta ölen Purcell, hayatı boyunca kralın hizmetinde kalarak, saray için sahne eserleri, din ve çalgı müziği besteledi. Bunların arasında, opera ve sahne müziği olarak A Fool’s Preferment (Bir Çılgının Yükselişi) [1688], Dido and Aeneas (1689?), Dioclesian (1690), King Arthur (Kral Arthur) [1691], The Fairy Queen (Periler Kraliçesi) [1692], Timon of Athens (Atinalı Timon) [1694], The İndian Queen (Hintli Kraliçe) [1695], The Tempest (Fırtına) [1695], kral Charles II ile James II ve kraliçe Mary’ye ithaf ettiği Swifter isis (1681) adlı od ve kantatlar, Fly, Bold Rebellion (1683), From those Serrene (1684), Why Ar e ali the Muses Mute (Dilsiz Musa’lar) [1685], Sound the Trumpet (Davul Sesi) [1687], Now Does the Glorious Day Appear (Şanlı Gün Göründü) [1689], Arise my Muse (1690), Love’s Goddess (Aşk Tanrıçası) [1692], Celebrate This Festival (Festivali Kutlayalım) [1693], Azize Caecilia yortusu dolayısıyle yazdığı Welcome to ali Pleasures (bütün Haylazlara Merhaba) [1685], Hail Bright Cecilia (1692) özellikle anılmağa değer. Ayrıca, I was Glad, İn The Midst of Life (Hayatın Ortasında Sevinçliydim) [1682], Morning and Evening Service (si bemol) [Sabah ve Akşam Âyini] (1682-1683), My Heart is İnditing (Kalbimin Buyruğu) [1685], They That Go Down to The Sea (Denize Gidenler) [1685], T e Deum ve Jubilate (1694) gibi birçok anthem ve âyin müziği, dinî ve din dışı solo, ikili, üçlü şarkılar, «catches» lar, koro müzikleri, yaylı çalgılar için fantezi’ler, üç sesli on iki sonat, dört sesli on sonat, in Nomina adlı yedi sesli bir parça, bir «ehaconne» ve bir «pavan», klavsen için Musick’s Hand Maid, Choice Collection of Lessons for the Harpischord or Spinet adlarında iki parça ve org için de Voluntaries adlı bir eser besteledi. Kontrapunto tekniği ile yetişen Purcell’in özelliği millî folklara uygun bir melodi anlayışına varması ayrıca da tonal ve modal ıskalaları birlikte kullanmasıdır. Bazı ses uyuşum zorluklarını çözmeden askıda bırakması sık sık majörden minöre geçmesi eserlerine çağdaş müziğimizi andıran bir hava verir. —DANiEL, orgcu ve besteci (Londra 1660-ay.y. 1717), Henıy’nin kardeşi; The indian Queen operasının beşinci perdesi için bir «mask» yazdı ve pek önemli olmayan birçok eser besteledi. (L)
15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PURCELL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Pulitzer ödülleri
Tarih 13 Haziran 2009
Pulitzer ödülleri, amerikalı gazeteci Joseph Pulitzer’in kurduğu ödüllerin genel adı. 1918′den beri, Newyork Columbia Üniversitesi Gazetecilik okulu danışma kurulunun tavsiyelere uygun olarak bu üniversitenin yönetim kurulu tarafından her yıl dağıtılır.
Bu ödüller on iki tanedir ve her birinin karşılığı 500 dolardır. On iki dalın her birinde yalnız bir kişiye ödül verilir. Bu dallar şunlardır: kamuya yararlı faaliyetler (ödül, yıl içinde amerikan demokrasisine en iyi hizmette bulunmuş olan gazeteye verilir); röportaj (Washington veya yabancı bir ülkedeki en başarılı muhabirin haberi); makale; karikatür; fotoğraf; roman; tiyatro; tarih; biyografi; şiir; müzik. Pulitzer ödülü kazanmış kişilerin arasında roman yazarlarından Louis Bromfield, Pearl Buck, Margaret Mitchell, John Steinbeck ve Upton Sinclair’in, oyun yazarlarından Eugene O’Neill, Marc Connelly, Robert Sherwood, Thornton Wilder, Tennesse Williams ve Arthur Miller’ın, şairlerden Edwin Arlington Robinson, Robert Frostjve W.H. Auden’ın, bestecilerden de William Schuman, Howard Hanson ve Charles E. İves ile Virgil Thomson’un adları özellikle anılmağa değer. (L)
13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pulitzer ödülleri hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PUGNO (Stephan Baoul)
Tarih 13 Haziran 2009
PUGNO (Stephan Baoul), fransız piyanocusu, orgcusu ve bestecisi (Montrouge 1852 – Moskova 1914). Paris konservatuvarına devam etti ve birçok ödül kazandı. Saint-Eugene kapellasına 1871′de yönetici oldu; 1892 ile 1901 arasında Paris konservatuvarında armoni ve piyano dersleri verdi. 1893′te, kendini virtüöz piyanocu olarak kabul ettirdi ve Chopin konserleri, ayrıca E. Ysaye ile oda müziği konserleri düzenledi. Piyano parçaları, bir oratoryo (Lazarus’un Dirilişi, 1879), bir bale (Kelebekler), on iki kadar operet besteledi ve Nadia Boulanger ile birlikte G. D’Annunzio’nun La Citta Morta’sına (ölü Şehir) müzik yazdı. (L)
13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUGNO (Stephan Baoul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PUCCİNİ (Giacomo)
Tarih 13 Haziran 2009
PUCCİNİ (Giacomo), italyan bestecisi (Luc-ca 1858 – Brüksel 1924). Müzikçi bir ailenin çocuğu. Lucea’da Müzik enstitüsünde okudu, daha sonra Milano konservatuvarına girdi. Le Villi (1884) ve Edgar (1889) adlı ilk operaları Milano’da başarıyle temsil edildi. Dünya çapında ün kazanan operaları: Manon Lescaut (Torino, 1896; Paris, 1900), librettosu Sardou’nun eserinden aktarılan La Tosça (Roma, 1900; Paris, 1903), Madame Butterfly (Milano, 1904), Altın Batı’nın Kızı (New York, 1910), La Rondine (Monte-Carlo, 1917), ayrıca il Tabarro, Suor Angelica, Gianni Schicchi (New York, 1918; Roma, 1919) adlı operalardan meydana gelen Le Trittico (Üçlü Eser). Turandot adlı son operası Alfano tarafından tamamlandı ve 1926′da Scala di Milano’da Toscanini’nin yönetiminde temsil edildi. Sayıları bir hayli tutan bu operaların yanı sıra Puccini, bir büyük missa, bir Capriccio sinfonico, orkestra için iki menuetto ve oda müziği besteledi. İtalyan reisino’sunun temsilcisi sayılan Puccini, tiyatronun bütün inceliklerini, halkı etkilemenin çeşitli yollarını çok iyi bilir ve zaman zaman aşırılığa kaçan duygulu bir dil kullanır. (L)
13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUCCİNİ (Giacomo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PTOLEMAİOS (Klaudios)
Tarih 13 Haziran 2009
PTOLEMAİOS (Klaudios), yunan astronomu, matematikçisi ve coğrafyacısı (Pelusion [Aşağı Mısır] M.S. 108 -Kariobos [Mısır] 168′e doğr.). ömrünü iskenderiye’de geçirdiği sanılır. Dev eseri astronomiyi, matematiğin bir bölümünü, kronoloji, optik, güneş saatçiliği, coğrafya, müzik v.b.yi kapsar. En önemli eseri Mathematike Syntaksis’tiı (Matematik Bileşim). Buna Büyük Bileşim de denir, fakat daha çok Almagest ve arapların çevirdiği adla Kitabal-Macisti diye bilinir; bu eserde «Ptolemaios sistemi» denen dünya sistemi, düzlem ve küresel trigonometri üstüne bir inceleme, günlük hareketle ilgili bütün olguların açıklanışı ve hesabı yer alır. XVI. yy.da birçok defa basılan, keşitler tarihi bakımından değerli bilgiler veren, içinde o tarihte çizilmiş haritalar bulunan Geographike Hiphegesis de (Coğrafya Kılavuzluğu) önemlidir, öbür eserleri: Tetrabiblon adlı astroloji incelemesi, yunan müziğinde kullanılan seslerin matematik teorisini açıklayan Harmonika Biblia (Armoni Üstüne Kitaplar) ve Kanon Basileor (Kronolojik Tablo veya Hükümdarlar Yasası). Ptolemaios, astronomiyle ilgili çeşitli âletler yaptı: gök küreleri ve kendi adını taşıyan astrolap (usturlap). [L]
13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PTOLEMAİOS (Klaudios) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PRUNİERES (Henry)
Tarih 12 Haziran 2009
PRUNİERES (Henry), fr ansız müzik bilgini (Paris 1886-Nanterre 1942). Romain Rolland’ın öğrencisidir. 1919′da Revue Musicale adlı müzik dergisini kurdu, ayrıca bu derginin faaliyetlerinden biri olan Vieux-Colombier konserlerini düzenledi (1921). 1930′da Lully’nin eserlerini yayımlamağa başladı, fakat ölümüyle bu büyük hamle yarıda kaldı. Eserleri arasında Lulli (1909), La Vie et l’Oeuvre de Claudio Monteverdi (Claudio Monteverdi’nin Hayatı ve Eserleri) [1927], Cavalli et l’Opera Venitien au XVII. (XVII. yy.da Cavalli ve Venedik Operası) [1931] sayılabilir. Ayrıca Nouvelle Historie de la Musique (Yeni Müzik Tarihi) [1934-1936] adlı 2 ciltlik bir eseri vardır. (L)
12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRUNİERES (Henry) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Psyche
Tarih 12 Haziran 2009
Psyche, Moliere, P. Corneille ve Quinault’nun serbest ölçülü, 5 perde, bir prolog ile perdearası eğlenceli trajikomik balesi; müzik: Lully (1671). Psyche’nin 1671′deki baskısı, prolog’u Moliere’e mal eder ve Quinault’nun yalnız söylenen şarkıların- sözlerini yazdığını öne sürer: ama Quinaült mektubunda, prolog üstündeki hakkını açıkça ister. Metnin en büyük bölümünü Corneille yazmış ve hâlâ tazelik ve gençlik dolu bir ilhamı olduğunu göstermiştir. (L)
12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Psyche hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROZODİ
Tarih 11 Haziran 2009
PROZODİ i. (yun. pros, göre ve ode, şar-kı’dan fr. prosodie). Müz. Müzik prozodisi, bir müziğin sözlere veya sözlerin bir müziğe uygulanması.
— ANSİKL. Müz. Müzik prozodisi şu basit temele dayanır: ölçüde belirli aralıklarla tekrar edilen kuvvetli ve zayıf zamanlar vardır. Kelimelerde de kuvvetli ve zayıf heceler bulunduğuna göre, yapılacak iş kuvvetli zamanlara kuvvetli heceleri, zayıf zamanlara zayıf heceleri düşürmektir. Doğru bir müzik prozodisi elde etmek için uyulması gereken başlıca kurallar şunlardır:
1. prozodi bakımından her ölçünün ilk notası, birçok notadan meydana gelen her zamanın ilk notası ve her zaman bölümünün ilk notası kuvvetli ve vurguludur;
2. kuvvetli ve vurgulu heceleri, özellikle ölçü ve zamanların ilk notasına düşürmeğe çalışmalı;
3. sessiz ve kısa heceleri, zayıf zamanlarla ve zamanların zayıf bölümleriyle çalıştırmalı;
4. sondan bir önceki heceye daha büyük bir değer verilir veya birkaç nota düşürülürse zayıf bir hece, kuvvetli bir zaman veya ritmi bakımından kuvvetli bir nota ile denkleştirilebilir (şekil 1);
5. kuvvetli bir hece de, birkaç nota ile uzatılırsa zayıf bir notaya düşebilir (şekil 2);
6. bir ritmin, bir müzik cümlesindeki son notanın, bir mısra veya bir cümle bölümünün son hecesine düşmesi gerekir, bir sonraki mısranın ilk hecesine düşmesi yanlıştır;
7. bir kelimenin ilk hecesini son notaya düşürmekten kaçınmak gerekir. Bu son iki kurala uymakla birçok yanlış kullanım önlenebilir;
8. ritim duraklamaları ve susmalar, mısra veya kelimenin gramer anlamından doğan duraklamalarına denk düşmelidir;
9. vezin kalıplarıyle ölçünün biçimi arasında bir uygunluk olmalıdır. (L)
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROZODİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROVA
Tarih 11 Haziran 2009
PROVA i. (ital. k.). Bir şeyin, amacına uygun olup .olmadığını anlamak için yapılan deneme: Oyun provası. Konser provası.
— Grav. Sanatçının çalışması sona ermeden veya erdikten sonra, kazılan levhadan elde edilen baskı. || Numaralı provalar, çalışmanın belirli bir durumunda, o durumdan kaç örnek basıldığını ve sıra numarasını taşıyan prova. || Yazılı ön prova, konuyu açıklayan yazı kazınmadan veya yazıldıktan sonra basılan prova. (Yazıdan önceki provalar tercih edilir; aralarından bazıları kenarlarında sanatçının bazı denemelerini taşıdığından, sanatçı provası diye adlandırılır.)
— Matbaac. Yazar veya musahhih tarafından üstünde düzeltmeler yapılan basılı metin: İlk prova, ikinci prova. \\ El provası, mürekkeplenmiş dizgi üzerine kâğıt koyup bir merdaneyle üzerinden geçirilerek elde edilen prova. | Son prova, basılacak nüsha üzerinde işaret edilen düzeltmelerin iyi yapılıp yapılmadığını, sayfa düzeni ve kenar boşluklarının iyi durumda olup olmadığını kontrol etmeğe yarayan prova.
— Müz. Bir melodi parçasını, bir ritim bölümünü, bir cümleyi veya müzik parçasının tümünü gerektiği kadar tekrarlama işlemi. || Halk önünde icra edilecek bir müzik eserini orkestra ve solocuların inceleyerek çalışmaları.
— Terz. Bir elbiseye son şeklini vermeden önce elbiseyi giyecek kişinin üzerinde yapılan düzeltme: İlk prova. Son prova.
— Tiyat. Bir oyunun incelenmesi ve sahneye uygulanması için yapılan ön çalışma. (Bk. ANSIKL) || Genel prova, bir oyunun davetliler önünde başından sonuna kadar yapılan son provası. (Birçok batı tiyatrosunda ve bazen de Türkiye’deki tiyatrolarda tenkitçi ve profesyonel tiyatrocuların çağrıldığı bu genel prova, davetlilere oyun hakkında tam bir fikir verebilmek için düzenlenir; genel provanın ilk temsilden hattâ birkaç temsilden sonra yapıldığı olur.) [Prova jeneral de denir.] || Okuma provası, hiç bir sahne hareketi olmadan, oyuncuların oturdukları yerden yalnız metni tekrarlamaları. (Gırgır provası da denir.)
— ANSiKL. Tiyat. Bir eserin oyunculara okunmasından sonra her oyuncuya eserin bir nüshası verilir, ilk prova rollerin karşılaştırılmasından, yani esas metne göre kontrol edilmesinden ibarettir; sonra oyun fuayede okunarak ezberlenir. Yazar, yönetici, rejisör ve suflör provalara sahnede katılır. Dekor, kostüm v.b.nin kesinlikle tespit edildiği son pröva’larda ise yazarla birlikte sahneye koyucu salonda yeı alır. Bütünüyle birlikte yapılan bu provalar, aşağı yukarı seyircisiz, kapalı birer temsil niteliğindedir. (M)
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROVA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Prosomoia şarkıları
Tarih 11 Haziran 2009
Prosomoia şarkıları, melodos-şairlerin daha önce yazdıkları ezgi, ritim ve şarkıları taklit eden dinî bizans şarkılarına verilen ad. özelliği, aynı ezgi üstüne söylenen bentler içinde bir hece simetrisi bulunmasıydı. Kilise, uyulması gereken şiir ve müzik biçimlerini tespit ettikten sonra, yani XII. yy.dan sonra bu şarkılar çoğalmağa başladı. Ancak, yeni melodilerin yaratılması ve notalanması, kilisenin smırlamasıyle gereksiz bir hal aldığından bizans müziğinde herhangi bir yenilenme hareketi görülmedi. (L)
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Prosomoia şarkıları hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROSKE (Kari)
Tarih 11 Haziran 2009
PROSKE (Kari), alman müzik bilgini (Gröbnig, Yukarı Silezya 1794 – Regens-burg 1861). 1826′da rahip oldu, Orta Avrupa kilisesinin klasik çoksesli müziğini diriltmek amacıyle XV., XVI. ve XVII. yy. ustalarının eserlerine yer veren geniş bir antoloji (basılmış veya elyazısı 1 200′den çok eser) meydana getirdi (bu eser bugün Regensburg piskoposluğundadır). [L]
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROSKE (Kari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Prometheus’un Yaratıkları
Tarih 11 Haziran 2009
Prometheus’un Yaratıkları, Salvatore Vigano’nun librettosu üstüne yazılmış iki perdelik bale. Müzik: Beethoven; koreografi: Serge Lifar; dekorlar: François Quelvee. Serge Lifar’ın yeniden düzenlediği bale ilk defa 30 aralık 1929′da Paris operasında oynandı. Promotheus’un Yaratıklarım bale yapmayı ilk düşünen Salvatore Vigano, müziğini Beethoven’e ısmarlayarak balesini 28 mart 1801′de Viyana’da sahneye koydu. Prometheus gökyüzünden çaldığı ateşle kendi yaratıkları olan kadını ve erkeği canlandırır. Apollon bu yaratıklara zekâ ve duygu verir. Acı çekeceklerini ve öleceklerini bildiren ölüm’ün tuzağından Prometheus sayesinde kurtulurlar. Eserinin ilk metnine Küçük Prometheus adını koyan Vigano, Beethoven’in partisyonuna, Haydn’ın Yaratılış’ından da parçalar ekleyerek 1813′te Scala di Milano’da baleyi yeni bir biçimde sundu. (L)
PROMETİUM i. (fr. promethium). Kim. Eşanl. PROMETEYUM.
PROMETYUM i (fr. prometheum’dan). Kim. Bk. PROMETEYUM.
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Prometheus’un Yaratıkları hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROKOFYEV (Sergey Sergeyeviç)
Tarih 10 Haziran 2009
PROKOFYEV (Sergey Sergeyeviç), rus bestecisi (Sontsovka, Yekaterinoslav bölgesi 1891 – Moskova 1953). Dâhi çocuklardandı; daha beş yaşındayken bir dans besteledi. İlk müzik öğrenimini çok iyi piyano çalan annesinden gördü. R. Gliere’in öğrencisi oldu, daha sonra Petersburg konservatuvarına devam etti ve Rimskiy-Korsakov ile Lyadov’dan beste, Yesipova’dan piyano, Nikolay Çerepnin’den orkestra yönetimi dersleri gördü. Prokofyev üstünde bu sonuncunun etkisi büyük oldu. 1917 Rus devriminden sonra yabancı ülkelere sığındı, Fransa’dan Almanya’ya, oradan da Amerika’ya geçti. 1933′te tekrar S.S.C.B.’ye döndü ve eserinin büyük kısmını orada yazdı. Eserinin özelliği, seçtiği temaların sadeliği, genellikle diyatonik olması, köşeli ve belirli ritimler seçmesi, ton gelişmelerinin paralelliğine dayanan ve kelimenin tam anlamıyle bir «eksenler kontrapuntosu» meydana getiren ses uyuşmazlıklarıdır. Bir okul yaratmamakla beraber, yeni-klasik bir besteci olan Prokofyev, senfonik müzik, oda müziği, opera ve bale müziği alanına çok şey getirdi.
Operaları: Kumarbaz (1916-1917), Üç Portakalın Aşkı (1919), Ateş Perisi (1922-1925), Semyan Kotko (1939), Manastırda Nişanlanma Töreni (1940-1941), Savaş ve Barış (1941-1942), Aslına Uygun Bir Adam (1947-1948).
Baleleri: Diaghilev’in zoru ile yazdığı Şut’tan (1915, 1921) başka, Çelik Adım (1925-1927), Müsrif Oğul (1929), Borusthenes (Dnieper) Irmağında (1930, 1932), Romeo ve Jülyet (1935, 1938), Kül Kedisi (1941, 1945), Taştan Çiçek (1949, 1959). Bunların dışında yedi senfonisi, beş piyano konçertosu, iki keman konçertosu, iki viyolonsel konçertosu, en tanınmışı iskit Süiti (1941) olan senfonik süitleri, dokuz piyano sonatı ve piyano için çeşitli parçaları, iki keman ve piyano sonatı, tek keman için bir sonatı, viyolonsel ve piyano için iki sonatı, yaylı çalgılar için iki dörtlüsü v.b. vardır. Prokofyev kantat da yazdı: Aleksandr Nevski (1938, aynı adı taşıyan filimden), Barış Bekçisi (1940); sinema için, Aleksandr Nevski’nin dışında Teğmen Kije (1934), Korkunç İvan (1944-1946) v.b. filimlerin de müziğini yazdı. Ayrıca çocuklar için bestelediği Pyotr ve Kurt (1936) ile Kış Kütüğü gibi süitleri önemlidir. (L)
10 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROKOFYEV (Sergey Sergeyeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROD’HOMME (Jacques Gabriel)
Tarih 10 Haziran 2009
PROD’HOMME (Jacques Gabriel), fran-sız müzik bilgini ve tenkitçisi (Paris 1871 -Neuilly-sur-Seine 1956). Birçok gazete ve dergide görev aldı, 1930′dan 1940′a kadar Paris Operası kütüphanesini yönetti; Opera ve Konservatuvar müzesinin müdürü oldu.
Başlıca eserleri: Berlioz (3 cilt, 1904); Pa-ganini (1907); Gounod (1911); La Jeunesse de Beethoven (Beethoven’in Gençliği) [1921]; Beethoven, Mozart (1927); Schubert (1928); Gossec, Gluck (1948) v.b. (L)
10 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROD’HOMME (Jacques Gabriel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PREVİTALİ (Fernando)
Tarih 09 Haziran 2009
PREVİTALİ (Fernando), italyan orkestra yöneticisi ve bestecisi (doğ. Adria 1907). öğrenimini Torino konservatuvannda yaptı. 1928′den 1936′ya kadar Floransa Senfoni orkestrasının yönetimini V. Gui ile paylaştı. 1936-1953 Arasında Roma Radyo Senfoni orkestrasını yönetti. 1953′ten sonra Roma’da, Santa Cecilia akademisinde sanat yöneticisi oldu. Avrupa ve Amerika’da sayısız konser verdi. Birkaç bestesi ve müzik üstüne yazıları vardır. (M)
09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PREVİTALİ (Fernando) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PRESTO
Tarih 09 Haziran 2009
PRESTO zf. (ital. k.). Müz. Hızlı bir tempo ile.
- İ. Gösterişli ve hızlı bir biçimde çalınması gereken müzik parçası. (L)
09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRESTO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Prelüdler
Tarih 09 Haziran 2009
Prelüdler, Liszt’in senfonik şiiri. 1848′de bestelendi, 1850′de gözden geçirildi. İlk defa 1854′te Weimar’da çalındı. Liszt, Joseph Autran’ın «Hayatımız, ilk ve kutlu notasını ölümün çaldığı, o bilinmez şarkı için, bir preiüdler dizisinden başka bir şey midir?» şeklindeki düşüncesinden ilham alarak meydana getirdiği bu eserinde, Berlioz’un programlı müzik sistemini izledi ve geniş çeşitlemelerle, şairin dile getirdiği, aşk, yanılsamalar, tabiatın tesellisi, zaferin çağrısı gibi duyguları müziğe uyguladı. (L)
09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Prelüdler hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PRELÜD
Tarih 09 Haziran 2009
PRELÜD i. (lat. praeludere, bir çalgıyı çalmağa hazırlanmak’tan fr. prelude). Bir eserin icrasından önce rotadan veya doğaçtan çalınan müzik parçası.
— Ansikl. Prelüd, kural olarak, parçanın ton’unu, makamını belirtir. İtalyanların intonazione’lerine benzeyen, yaylı veya klavyeli çalgılar için yazılmış ilk prelüdleri XVI. y.ın başında Attaignant yayımladı.
XVII. y.da, prelüd, L. Couperin’in, Lebegue’in ve fransız okulunun lavta, gitar, klavsen süitlerinden önce çalınırdı ve ölçülü olarak yazılmış değildi. Bu prelüdlerin ortalarında bazen birkaç ölçülük bir kontrapunto bulunurdu. Sonra prelüd, daha sağlam kurulmuş, bir ritim unsuruna bağlı, bir veya iki tema üstüne yazılmış, ya iki zamanlı veya sinjonia veya fransız usulü uvertür biçimini alan bir eser oldu. XVII. ve XVIII. yy. fransız operalarının çalgı riturnelleri ile Almanların dindarları ilâhi söylemeğe çağıran org müziği cümleleri de «prelüd» adiyle anılır. Bach’ın Tam Ayarlı Klavsen’indeki daha düzenli bazı prelüdleri sonat ile rondo’nun habercisi niteliğindedir. Bu eserler, Kutsal Teslis’ten söz etmek amacını güden ve üç ana fikir
(Baba, Oğul ve Kutsal Ruh) üstüne kurulmuş olan mi bemol büyük prelüd gibi, bir veya daha çok tema üstüne yazılmıştır. Couperin’e göre, prelüd, «içinde hayal gücünün doğurduğu her şeyin notaya dönüşebileceği serbest bir beste»dir (Art de Toucher le Clavecin [Klavsen Çalma Sanatı]). Bununla beraber, Couperin’in bu eserinde örnek olarak verdiği altı prelüd’ün kesin bir nota düzeni içinde yazılmış olduğu görülür. Chopin, yazdığı yirmi dört prelüd’de, bir tema fikrinden hareket ederek, doğaçtan çalmak sanatıyle kurguyu birleştirdi. Mendelssohn ile
C. Franck’in biçimin baskısı altında kalmış olmalarına karşılık, Faure, piyano için yazdığı prelüd’lerinde saf müziğin özüne varmıştır. Debussy ise müziğini bir görüntünün çevresinde somutlaştırır. Bazı operalarda, uvertür’ün yerini prelüd almıştır (Lohengrin, Tristan, Parsifal, Peneiope). Sint-Saens, Dupre, Vierne, Messiaen gibi bazı org ve piyano ustaları, kısmen yazılı bir eser olarak ele aldıkları ve içinde kendilerini hayal güçlerinin veya özlemlerinin akışına bıraktıkları prelüd biçimini işlemeğe devam ettiler. (L)
09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRELÜD hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PRATT (Silas Gamaliel)
Tarih 09 Haziran 2009
PRATT (Silas Gamaliel), amerikalı piyanocu ve besteci (Addison, Vermont 1846-Pitts-burgh, Pennsylvania 1916). Piyano’yu kendi kendine öğrendi, 1868′de Chicago’da bir dizi konser verdi. Çalışmalarına Berlin’de Thcodor Kullak ve Franz Bendel’in yanında devam etti. Orkestra için yazdığı ilk eser Magdalene’s Lament (Magdalena’nın Sızlanması) 1871′de Berlin’de sahneye kondu. 1875′te Franz Liszt ile çalışmak üzere Almanya’ya döndü ve Centennial Overture (Yüzyıl Açılışı) [1876] adlı eseriyle Berlin’de büyük başarı kazandı. 1906′da Pittsburgh’da Pratt müzik ve sanat enstitüsünü kurdu.
Başlıca eserleri: Lucille, Zenobia, The Triumph of Columbus (Columbus’un Zaferi) ve Ollanta operaları; Prodigal Son (Müsrif Oğul) ve Lincoln senfonileri. Ayrıca senfonik şiirler, koro için parçalar, şarkılar ve piyano eserleri besteledi. (M)
09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRATT (Silas Gamaliel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PRATELLA (Francesco Balilla)
Tarih 08 Haziran 2009
PRATELLA (Francesco Balilla), italyan bestecisi (Lugo 1880-Ravenna 1955). Lugo ve Ravenna Müzik liselerini yönetti; fütürist müzik tarzının önde gelen temsilcilerinden biridir (1910). Eserlerinde roma folklorundan yararlandı. XVII. ve XVIII. yy. bestecilerinin eserlerini, bu arada Crissimi’nin üç oratoryosunu yayımladı. Operalar (Lilia, 1905; Fabiano, 1939), senfonik eserler (Per un Dramma Orchestrale, 1938), koro eserleri ve sonatlar besteledi. (L)
08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRATELLA (Francesco Balilla) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PRAETORİUS (Michael)
Tarih 08 Haziran 2009
PRAETORİUS (Michael), alman bestecisi ve müzik nazariyecisi (Creuzburg 1571 -Wolfenbüttel 1621). Bir protestan rahibinin oğluydu. 1585′te Frankfurt üniversitesine devam etti. Bu şehirdeki Marienkirehe’nin orgcusu oldu. 1589′dan sonra Braunschweig dükünün kapellasında görev aldı, Wolfenbüttel’deki kilisenin müzik yöneticisi oldu. Beste ve müzik kuralları alanında 1605′ten 1623′e kadar birçok eser yayımladı. Müzikte, Luther Ortodoksluğunu temsil eden besteleri, XVII. yy. Almanya’sının en önemli eserleri sayılır ve italyan müziğinin çeşitli akımlarını yansıtır. Praetorius, ilk motet’lerinde Lassus’un, sonra Viadana’nın, G. Gabrieli’nin tekniğini benimsedi. Bütün eserlerinde Liedmotete’ye, yani ruhanî ilâhilere ve sağlam bir kontrapunto yazı tarzına bağlı kaldı. Tümü yirmi cildi bulan eserlerinin arasında en önemli olanları şunlardır: Musae Sioniae, Musarum Sioniarum Motectae et Psalmi Latini, Missodia Sionia, Hymnodia Sionia, Eulagodia Sionia, Terpsichore, Concert-Gesang, Polyhymnia Exercitatrix, Puericinium v.b. Dinî bestelerinin başına koyduğu nazarî giriş (Leiturgodia Sionia Latind), eski müzikle kilise müziği üstüne yazdığı tarihî nitelikteki Syntagma Musicum (1614-1615) adlı incelemenin hareket noktasıdır. (L)
08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRAETORİUS (Michael) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POWELL (John)
Tarih 08 Haziran 2009
POWELL (John), amerikalı besteci ve piyanocu (Richmond, Virginia 1882). 1901′de Virginia üniversitesini bitirdi, Viyana’ya giderek Theodor Leschetizky ile piyano ve Kari Navratil ile kompozisyon çalıştı. İlk piyano konserini 1907′de Berlin’de verdi. 1918′de New York City’de çalınan piyano ve orkestra için Siyah Rapsodi’si ve keman ile piyano için bestelediği Virginia Sonat’ı (1919), Amerika’daki zenci yaşayışının müzik alanında yorumlarıdır. Daha sonraki eserlerinde Güney’in angloamerikan halk müziğinden ilham aldı: Natchez on the Hill
(Tepedeki Natchez) [1923]; A Set of Tre (Üçlü Takım) [1935] ve Symphonie in A (A’lıSenfoni) [1947]. (M)
08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POWELL (John) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POWELL
Tarih 08 Haziran 2009
POWELL (Earl, Bud — denir), amerikalı zenci caz piyanocusu
(New York 1924-ay.y. 1966). Minton’s kabaresinin çalgıcılarındandı; 1943-1944 arasında Cootie Williams ile çalıştı. Hastalığı yüzünden sık sık kliniklerde tedavi görmek zorunda kaldı. Buna rağmen 1947′de Max Roach ve Curley Russell, 1953′te Charlie Parker ve Charlie Mingus ile üçlü olarak plaklar doldurdu. 1959′da Paris’e yerleşti, birçok gece klübünde çaldı. Yeniden hastahaneye düşünce bütün müzik faaliyetlerine son verdi. Meslek hayatında yeni bir hamle yapmak üzere 1964′te New York’a döndü. Powel, bop caz tarzının en üstün temsilcisi, çalgısının da virtüözüydü. En başarılı plakları: Bud’s Bubble (1957), Tempus Fugit (1949), Ger Happy (1950), Buttercup (1954), Monk’s Mood (1961), Bouncing with Bud (1962). [L]
08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POWELL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POŞKA (Dionizas)
Tarih 06 Haziran 2009
POŞKA (Dionizas), [lehçe Dionizy Paszkiewcz], litvanyalı yazar (1757-1830). Hayatının büyük kısmını, Raiseniai iline bağlı Bardziai’de geçirdi. Lehçe ve Latinceden (Vergilius, Horatius) tercümeler yaptı, ayrıca leksikografi ile uğraştı. Edebî eserleri arasında bir hikâye, bir idil (Mano Darzelis [Bahçem]), toprağa bağlı kölelerin acıklı yaşayışlarını dokunaklı bir dille anlatan hikâyeleri (Muzikas Zemaiçiy ir Lietuvos [164 mısra] ile Muzikelio Giesme [Küçük Müzikçinin Şarkısı]) sayılabilir. (M)
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POŞKA (Dionizas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POSTLUDUS
Tarih 06 Haziran 2009
POSTLUDUS i. (lat. k.). Dinî bir törenin veya bir ses ya da çalgı eserinin müzikli sonuç bölümü. (Tamamlanan törenin veya müzik eserinin gerçek bir yorumlanması olan postludus, nitelik bakımından, parça sonları ve finalden ayrılır: J. Alain’in, Aksam Duası için Postludus’u; Schumann’ın Dichter Liebe’sindeki (Şair Aşkı) piyano postludus’u; Brahms’ın Schiksalslied (Kader Şarkısı) adlı eserinin üçüncü bölümündeki orkestra postludusu gibi. (L)
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POSTLUDUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PORUKS (Janis)
Tarih 06 Haziran 2009
PORUKS (Janis), leton yazarı ve şairi (Druviena, Doğu Livonya 1871 – Tartu 1911). Bir çiftçinin oğlu. Cesis’te okudu, sonra Dresden’de müzik ve edebiyat öğrenimi yaptı (1893-1894). Yurda döndü ve Riga’da kimya okudu (1897-1899), ama sinirleri bozulduğundan 1901′de bir kliniğe yatırıldı. Taburcu edildikten sonra, 1906′ya kadar yoğun bir çalışmaya girişti. Hayatının son yıllarını (1907-1911) bir akıl hastahanesinde geçirdi. Birçok hikâye, bir roman ve aşkı, yalnızlığı, acıyı dile getiren dört yüz kadar ilgi çekici şiir yazdı. Bütün eserleri öznel, otobiyografik ve sembolik unsurlarla doludur; Perlu Zvejnieks (İnci Avcısı) [1895] ve Sirdsskisti Laudis (Saf Yürekli İnsanlar) [1896]‘ adlı hikâyeleri yazarın en tipik eserleridir. (M)
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORUKS (Janis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PORTUGAL
Tarih 06 Haziran 2009
PORTUGAL (Marcos Antonio DA FONSE-CA, daha çok Marcos — diye tanınır), portekizi besteci (Lizbon 1762 – Rio de Janeiro 1830). italyan operasının büyüsüne kapılarak 1792′de Napoli’ye gitti ve orada çalışmağa başladı, 1793′ten sonra birçok opera besteledi: Cinna (Floransa, 1793), La Spazzacamino Principe (Venedik, 1794), La Vedova Raggiratrice (Floransa, 1794), Demofoonte (Milano, 1794), L’Avventuriere (Venedik, 1795), Zulima (Floransa, 1796), L’İnganno Poco Dura (Napoli, 1796), La Donna di Genio Volubile (Venedik, 1796), Le Donne Cambiate, Fernando nel Messici, İl Filosofo Sedcente (1798), Alceste, Le Nozze di Figaro (1799). Portekiz’e döndükten sonra, Lizbon’daki Sao Carlos tiyatrosu için operalar besteledi: L’Adrasto (1800), Semiramide, Zaira, Sofonisba, il Ritorno di Serse, L’Oro non Compra Amore (1803), Merope, İl Duca di Foix, La Morte di Mitridate, Artaxerse (1806). 1811′de, kral Joao VI’nın maiyetinde Brezilya’ya gitti. 1813′te Vera Cruz konservatuvarının müdürlüğüne getirildi. Operalardan başka, dinî müzik alanında da eser verdi. (L)
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTUGAL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POULENC (Francis)
Tarih 06 Haziran 2009
POULENC (Francis), fransız bestecisi (Paris 1899 – ay.y. 1963). Piyanoda R. Vines’in, beste C. Koechlin’in öğrencisiydi. «Altılar» grubuna katıldı, kısa zamanda milletlerarası bir üne kavuştu. Yeni-klasik anlayıştaki müzik dili alaycı ve neşelidir, fakat dinî eserlerinde büyük bir mistik ve ruhanî güce erişir. Çeşitli bestecilerin, özellikle de Chabrier ile Stravinski’nin etkisinde kalmakla beraber duygululuğu ve sağlam kişiliği sayesinde hiç bir zaman taklide veya zevksizliğe düşmemiştir. Ses ve sahne müziğinin ağır bastığı eserleri arasında, Airs Chantes (Morias’ın şiirleri üstüne), Bestiaues ve Banalites (Apollinaire’in şiirleri üstüne), Tel Jour, telle Nuit (Eluard’dan) gibi şarkılar, Dialogue des Carmelites (Karmelitlerin Diyalogu) [Bernanos'un, 1957], İnsan Sesi (Cocteau’nun, 1959) gibi operalar, Les Biches (1924) ve Les Animaux Modeles gibi baleler sayılmağa değer. Dinî eserleri arasında en önemlileri Litanies a la Vierge Noire (Kara Meryem İçin Nakarat) [1936], Missa (1937) ve özellikle, her ikisi de soprano, koro ve orkestra için yazılan Stabat Mater (1950) ve Gloria’du (1959). Ayrıca, çalgı müziği olarak solo çalgı ve orkestra için birkaç konçertosu, bir Sinfonietta’ sı (1947), oda müziği besteleri ve özellikle bir flüt ve piyano Sonat’ı (1957) vardır. (M)
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POULENC (Francis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POUGİN (Arthur)
Tarih 06 Haziran 2009
POUGİN (Arthur), fransız müzikçsi ve yazarı (Châteauroux 1834-Paris 1921). Fetis’in Biographie des Musiciens (Müzikçiler Biyografisi), Clement’in Dictionnaire Lyrique (Lirik Eserler Lügati) adlı eserlerinin ve Larousse UniverseVin (Evrensel Larousse) yayımına katıldı. Ayrıca müzik ve müzikçiler konusunda birçok eser (Musiciens Français du XVIII. Siecle [XVIII. yy. Fransız Müzikçileri], 1863-1866; De la Litterature Musicale en France [Fransada Müzik Edebiyatı], 1867; Dictionnaire Historique et Pittoresque du Theâtre [Tiyatronun Tarihi ve Resimli Lügati], 1880 v.b.) ve biyografiler (Bellini, 1867; Rossini, 1871; Me-hul, 1889) yayımladı. (L)
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POUGİN (Arthur) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POUEİGH (Jean)
Tarih 06 Haziran 2009
POUEİGH (Jean), fransız bestecisi ve müzik tenkitçisi (Toulouse 1876-Olivet 1958). Paris konservatuvarında Faure ve d’İndy’nin öğrencisi oldu. Birçok bale müziği
(La Palombe [Yabanî Güvercin], Fete Gitane [Çingene Bayramı]), senfonik süitler (Fünn [1900], La Basiliuue aux Vainqueurs [Galipler Bazilikası] 1912, Süite Montagnarde [Dağ Süiti], Rhapsodie Mauresque [Magrıp Rapsodisi]), oda müziği (bir keman ve bir piyano sonatı) besteledi. Octave Sere takma adiyle müzik tenkitleri yaptı ve Mu-siciens Français d’Aujourd’hui (Bugünün Fransız Müzikçileri) [1911] adlı bir kitap yayımladı. (L)
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POUEİGH (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POTPURİ
Tarih 06 Haziran 2009
POTPURİ i. (fr. pot-pourri’den). MUz. Sevilen türkü, şarkı veya opera motiflerini birbirlerine bağlayarak meydana getirilen karma müzik parçası. (XIX. yy. başında, piyano, keman, flüt v.b. potpurileri çok moda olmuştu. Lirik eserlerin [opera, operakomik, operet] uvertürlerinde de bu biçim benimsendi: meselâ Zampa [1831] eserdeki çeşitli havaların armonik gelişmeler ve eksen değişimleriyle birbirine bağlandığı bir potpuriyle başlar.) [L]
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POTPURİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİPKOV (Panayot)
Tarih 05 Haziran 2009
PİPKOV (Panayot), bulgar bestecisi (Sofya 1871-ay.y. 1942). Sofya operasında koro şefi oldu, bestelediği birçok operet burada temsil edildi.
— Oğlu LYUBOMiR (Loveç 1904), müzik öğreniminin büyük bir kısmını Paris’te yaptı. Dukas ve d’indy’den ders gördü. Sofya operası >müdürü oldu (1944-1947); 1948′den beri aynı şehrin konservatu-varında öğretmenlik yapmaktadır, iki opera (Yana’nın Dokuz Erkek Kardeşi, 1937; Momçil, 1948), iki konçertant senfoni, 2 yaylı çalgılar dörtlüsü ve melodiler besteledi. (L)
05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİPKOV (Panayot) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PORTE
Tarih 05 Haziran 2009
PORTE i. (fr. portee). [Bir işin] Etki alanı.
— Müz üzerlerine veya aralarına müzik notaları yerleştirilen yatay, paralel ve eşit aralıklı çizgi sistemi; bu çizgiler genel ses merdiveninin kesin yüksekliklerini belirtir. (Beste notaları porteyi kalın veya ince seslere doğru aşijica, ek çizgicikler eklenir. Portenin kökü tek çizgiye dayanır:
X. ve XI. yy. parşömenlerindeki bu çizgi diastematik nömaların kalınlarını incelerinden ayırmağa yarar; çıkış noktasına konan harf de bu işaretçiklerin yerleştirildiği yere göre adını ve yüksekliğini belirtirdi. Modern portelerin [gregoryen müziği için 4, günümüzün müziği için 5 çizgi] baş tarafında, anahtar, ölçü işareti ve çoğu zaman da her sistemde tekrarlanan değişim işaretleri bulunur. Porteyi aşan notaları porte içine almak için ek çizgiler kullanılabilir, anahtarda değişiklik yapılabilir veya «bir oktav yüksek veya alçak çalınacak» anlamına gelen 8 va alta, 8 va bassa deyimler yazılabilir.) [M]
05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PORTATİF
Tarih 05 Haziran 2009
PORTATİF sıf. (potter, taşımak’tan fr. k.). Kolayca taşınabilen; katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen: Bugün de eksikliğini bildikleri bu dört portatif karyolayı yollamışlardı (Ş. S. Aydemir). Portatif radyo. | Sökülerek taşman ve başka yerde takılarak eski haline getirilebilen: Portatif ev.
— Ask. Portatif kazma, çıkarılabilen demir kısmı sapına dikey olan, bir tarafı kazma, öteki tarafı çapa teşkil eden, piyadenin portatif âleti olarak kullanılan kazma. || Portatif kürek, Birinci Dünya savaşından beri piyadenin kullandığı kısa saplı, kare biçiminde küçük kürek.
— Müz. Portatif org, XVI. yy.a kadar çok revaçta olan küçük çalgı; bir kayışla vücuda asılır, sol kalça üzerine oturtulurdu; bir yandan sol el çalgının arkasına yerleştirilmiş körüğü çalıştırırken sağ el klavyede parçayı çalardı, (önceleri bir, daha sonra iki takımborulu olan orglar XII. yy .dan sonra kilise şarkılarını desteklemeleri bakımından, XV. yy.dan itibaren de derebeylerin müzik ihtiyaçlarını karşılamaları amacıyle çok aranılan bir çalgı olmuştu.) [LM]
05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTATİF hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Poppea’nın Taç Giymesi
Tarih 05 Haziran 2009
Poppea’nın Taç Giymesi, Busonello’nun operası, müzik: Monteverdi. İlk defa 1642′de Venedik’te Santa Giovanni e Paolo tiyatrosunda temsil edildi. Konusunu tarihten alan ilk operadır. Eserde, Neron ile Poppea’nın aşkları, Octavius’un sürgüne gidişi ve Seneca’nın ölümü anlatılır. Lirik ve dramatik arioso’suyle dram sanatının doruğuna ulaşan bu operada, koro, recitativo, duo ve müzik sahnedeki kişilerin özelliklerini belirtir. (L)
05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Poppea’nın Taç Giymesi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POPOV (Olyeg Konstantinoviç)
Tarih 05 Haziran 2009
POPOV (Olyeg Konstantinoviç), sovyet sirk ve müzikhol sanatçısı
(Vıyrubovo 1930). Tiflis (1950) ve Saratov (1951) sirklerinde çalıştıktan sonra, 1955′ten itibaren, Moskova sirkinin yıldızlarından biri haline geldi. Cambazhane palyaçosu olarak kazandığı ün kısa zamanda bütün dünyaya yayıldı. (L)
05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POPOV (Olyeg Konstantinoviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PORTEKİZ MÜZİK
Tarih 05 Haziran 2009
PORTEKİZ MÜZİK
Portekiz’de ilk müzik belirtilerinde magrıp ve provence etkileri görülür. XII. yy.da müziğin, kilisede olduğu gibi sarayda ve halk arasında da değerli bir yeri vardır. Keşişlerin dualarına basit bir org eşlik ederdi. Odivelas ve Coimbra’daki Santa Cruz manastırlarının koroları Braga, Guimaraes, Santarem, Lizbon’daki kapella yöneticileri kadar ünlüydü. Guimaraes Sarayında, Egas Moniz ve Gonçalo gibi jonglör (ortaçağ halk şarkıcısı) ve trubadurlar çok beğeniliyordu. Halktan doğan din dışı şarkılar (villancico) kiliselerde âyin şarkılarıyle nöbetleşe okunurdu.
XIII.-XIV. yy’larda trubadur kral Dionisio, Coimbra üniversitesinde bir müzik sınıfı kurdu. Cancioneiro da Ajuda’nı dışında hiç biri notalanmamış şarkı derlemeleri elyazması halinde günümüze kadar gelmiştir; bu derlemeler kendilerine yaylı çalgıyle eşlik eden penola jonglör’leri, üflemeli çalgı çalarak şarkı söyleyen boca jonglör’leri ve vurmalı çalgı çalarak şarkı söyleyen tam bores jonglör’leri için yazılmıştı. Jonglör Martin Codax’tan (XIII. yy.) Yedi Aşk Şarkısı günümüze kaldı. XV. yy.da krallar, Duarte ve Alfonso V özellikle müzik sanaüyle ilgilendiler. Alfonso V’in zamanında eşlikli ses üslûbu kendini iyiden iyiye duyurmağa başladı (Tristao da Silva, Los Amables de la Musica). İlk portekizli viyolacılar olan (vihuelistas) Madeira, Aguiar, Silva,Pero Vaz,Peixoto da Cunha Rodrigues da covilha,Coimbra dükü ve kral Felipe’ler devrinde kendilerini tanıttılar. XVI. yy.da Gil Vicente, dramlarında müzik unsuruna daha çok önem verdi; cantos, komedi, traji-komedi alanlarında yazdığı eserler yakında operanın geleceğini duyuruyordu.
Flandre bölgesinde uzun zaman kaldıktan sonra yurduna dönen Damiao de Gois, eşlikli veya eşliksiz 3 ve 4 sesli koro için şarkı ve motet modasını getirdi; böylece eşlikli şarkı üslûbuyle «kapella» üslûbu arasında bir geçiş sağlandı, bu çığır XVII. yy.da, Evora ve Villa Viçosa okullarıyle altın çağına ulaştı. Manuel Mendes çoksesli müziğin havarisi sayıldı; çömezleri rahip Duarte Lobo, Manuel Cardoso, Felipe de Magalhaes ustalarının eserini sürdürdüler. Bu polifonicilerin sonuncusu Dias Melgaço, yeni tonal siteme geçişi belirten biı tekniğin (baixo cifrado) kurucusudur. Değişik bir tekniği benimseyen Vila Viçosa okulunun en ünlü temsilcileri kral Joao IV ve Joao Soares Rebelo idi. Pedro de Cristo, Heliodoro de Paiva ve Francisco de Santa Maria gibi ünlü sanatçılar da Coimbra okuluna bağlanmışlardı. XVII. yy.da metotlar ve öğretim kitapları çoğaldı: Arte de Cantochao (Pedro Thalesio’nun, 1618), Flores de Musica (Manuel Rodrigues Coelho’nun, 1620), Arte de Musica (Antonio Fernandes’in, 1626), Lyra de Arco ou Arte de Tanger Rabeca (Frei Agostinho da Cruz’un, 1639).
XVIII. yy. italyan operası Portekiz’de 1708′e doğru ortaya çıktı. Joao V İtalya ile Portekiz arasındaki sanat alışverişini destekledi. Antonio Texeira ve Francisco Antonio de Almeida İtalya’ya gitti, napolili çembalocu Domenico Scarlatti, Krallık kapellası baş yöneticisi ve Joao V’in kızı prenses Maria Barbara’nın müzik hocası olarak Portekiz’e geldi. Scarlatti’nin, yedi yüzden fazla toc-cata’nm yazarı Carlos de Seixas üstündeki etkisi büyük oldu. Bir başka napolili, David PereS ise italyan estetiğinin etkisini güçlendirdi ve bu estetik Sao Carlos Krallık tiyatrosunun açılışına (1793) rastlayan opera temsillerinde doruğuna ulaştı. 1770′te portekizli bir kadın opera şarkıcısı, Luisa Rosa de Aguiar Todi Avrupa çapında bir üne erişti. Kral Joao V ve Jose tarafından İtalya’ya gönderilen Joao de Sousa Carvalho, dönüşünde Peres’in yerine geçti ve çevresinde birçok çömez topladı: Antonio Leal Moreira, Domingos Bontempo ve bu italyanlaşmış bestecilerin en parlağı, Marcos Portugal.
XIX. yy.da Napolyon’un işgali ve iç savaşlar Portekiz’in sanat hareketini bir süre için yavaşlattı. Joao Domingos Bontempo, Lusi-tania romantizminin en sivrilen temsilcisidir: piyanocu, besteci, orkestra yöneticisi ve Krallık Müzik konservatuvannm yönetmeni (1835) olan sanatçı, Lizbon’daki ilk Senfonik konserlerin de kurucusudur. XIX. yy. sonunda ve XX. yy.da besteciler millî bir müzik yaratma amacıyle folklora yöneldiler: Alfredo Keil’in Serrana operası (1889). Ayrıca Guimaraes, Arroio, operet bestecisi Joaquim Casimiro, Liszt ve Hans von Bü-low’un öğrencisi Jose Viana da Mota, piyanocu ve besteci, Vineent d’Indy’nin öğrencisi Francisco de Lacerda, Luis ve Pedro de Freitas Branco, Francisco ve Antonio de Andrade, Guilhermina Suggia, Oscar da Silva, Rui Coelho, Ivo Cruz. Operalar, senfonik orkestralar, korolar, oda müziği toplulukları, çeşit çeşit gösteriler Portekiz’de müzik hayatını ayakta tuttu.
Kökü cister’e dayanan ve parmakla çalınan guitarra (gitar) tipik bir portekiz çalgısıdır; bunun gibi birçok müzik âleti Portekiz’den çıktığı gibi bir halk romansı olan fado da portekiz folklorunun malıdır. Portekiz Millî marşını 1822′de kral Pedro IV besteledi. (LM)
PORTEKİZ BATI AFRİKASI. Bk. ANGOLA.
05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTEKİZ MÜZİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLONYA MÜZİK
Tarih 03 Haziran 2009
POLONYA MÜZİK
En eski polonya ilâhisi, XIII. yy.dan kalmadır. Melodisi kutsal latin şarkısına göre kurulmuştur. 1364′te Krakow’da kurulan Jagellon üniversitesi nazarî ve uygulamalı müziğin öğretildiği bir merkezdi. O zamanki başkent Krakow’un katedralinde insan sesi ve çalgı için polifonik müzik çalınırdı. Polonya müziği altın çağını XVI. yy.da yaşadı. Krakow’lu Mikolaj’ın kırktan fazla bestesi günümüze ulaşmıştır. Başlıca müzik nazariyecisi Felsztyn’li Sebastian idi. XVI. yy .ın en ünlü bestecileri mezmur ve motetlerini Nürnberg’de yayımlayan Szamotuly’li Waclaw (1534′e doğr. – 1567′ye doğr.), missalar ve motetler bestecisi Marcin Leopolita (1540′a doğr. – 1589) ve 1580′de Krakow’da yüz elli mezmur yayımlayan Mikolaj Gomolka’dır. XVI. yy. sonunda Varşova, Polonya’nın aynı zamanda müzik hayatının da merkezi oldu. Piskoposluk orgcusu Mikoiaj Zielenski (1550-1615) venedik sanatının ve Chopin’den önceki Polonyalı bestecilerin en büyüğü sayılır.
Opera, Wîadislaw IV zamanında, yani XVII. yy. başında, Polonya’ya girdi. 1778′de ilk polonya operası (Maciej Kamienski’nin [1734-1821]) Varşova’da sahneye kondu. XIX. yy. başında Varşova, müzik hayatının ve müzik öğretiminin merkeziydi. Jozef Elsner’in (1769-1854) yönetiminde, romantik polonya müziğinin ilk genç nesli vetişmeğe başladı: Jozef Nowakowski (1800 – 1865), Tomasz Nidecki (1806-1852), İgnacy Feliks Dobrzinski (1807-1867) ve özellikle Chopin (1810-1849). Chopin’in, Stanislaw Moniuszko’nun (1819-1872) ve Henryk Wieniawski’nin eserleri romantik polonya müziğini temsil eder. XIX. yy. sonunda, Mieczyslaw Karlowicz (1876-1909), Karol Szymanowski (1882-1937) ve Ludomir Rozicki’nin (1884-1953) öncülüğünde «Genç Polonya» adındaki, gençlerden kurulu bir topluluk ortaya çıktı. Paderewski, A. Rubinstein, W. Landowska, W. Malcuzynski v.b. gibi virtüozlar ve G. Fitelberg, W. Rowicki, S. Sklowaczewski gibi orkestra şefleri yetiştiren Polonya’da piyano için Fr. Chopin yarışması (Varşova), keman için de H. Wieniewski yarışması (Poznan) düzenlenir. Grazyna Baczewicz (doğ. 1909), Witold Lutoslawski (doğ. 1913) ve Tadeusz Baird (doğ. 1928) Polonya’nın en ünlü çağdaş bestecileridir.
1960′a doğru, polonyalı öncü gençler, Webern anlayışını klasik kalıbı bakımmdan tümüyle benimsemedilerse de Edgarl Varese ve iannis Xenakis gibi batı müzikçilerinin izinde yeni bir ses dünyası keşfetmek amacıyle oniki ton müziğine yönelmekten de geri kalmadılar. Bu eğilimin temsilcileri (Penderecki, Serocki, Szabelski, Kotonski, Baird v.b.) araştırmalarında geleneksel çalgıların, elektro-akustik seslerin ve gürültülerin karışımını denediler.
03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLONYA MÜZİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLONSKİY (Yakov Petroviç)
Tarih 02 Haziran 2009
POLONSKİY (Yakov Petroviç), rus şairi (Ryazan 1819-Petersburg 1898). Edebiyat hayatına 1844′te yazdığı bir şiir kitabiyle atıldı: Gammıy (Müzik Gamları). Polonskiy, Rusya’da «sanat için sanat» anlayışıyle yazan sanatçıların en önde gelen temsilcilerindendir. Başlıca eserleri: Stihotvoreniya (Şiirler) [1846]; Kuzneçik Muzıykant (Müzikçi Cırcır Böceği) [1859]; «Ekin Demetleri» (şiirler ve nesirlerden meydana gelir, 1871); «Günün Geriley işinde» (1881). [L]
02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLONSKİY (Yakov Petroviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLKO (Elise Vogel)
Tarih 02 Haziran 2009
POLKO (Elise Vogel), alman kadın romancı (Leipzig 1822-Münih 1899), afrikalı kâşif Eduard Vogel’in kardeşi. Şarkıcı olarak büyük üne ulaştı. Fakat, bilim adamı Polko ile evlendikten sonra sahneden ayrıldı ve kendini edebiyata verdi.
Başlıca eserleri: Musikalischen Mârchen (Müzikli Masallar) [1852]; Ein Frauenleben (Bir Kadının Hayatı) [1854]; Erinnerungen an Felix Mendelssohn Bartholdy (Felix Mendelssohn Bartholdy Üstüne Hatıralar) [1868]; Aus dem Jahre (Bir Yılın içinden) [1870] ve Neues Mârchenbuch (Yeni Masal Kitabı) [1884]. (M)
02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLKO (Elise Vogel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİNSUTİ (Ciro)
Tarih 02 Haziran 2009
PİNSUTİ (Ciro), italyan bestecisi (Sinalunga 1829-Floransa 1888). İtalya’da üç operasını başarıyle temsil ettirdi: Venedik Taciri (1873), Mattia Corvino (1877) ve Margherita (1882). 1856′da, Krallık Müzik akademisi şan öğretmenliğine tayin edildiği Londra’da uzun süre kaldı. (L)
02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİNSUTİ (Ciro) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİNELLİ (Ettoıe)
Tarih 02 Haziran 2009
PİNELLİ (Ettoıe), italyan müzikçisi (Roma 1843-ay.y. 1915). Amcası T. Ramacciotti ve J. Joachim’den keman dersi aldı. Değerli bir müzikçiydi. Ayrıca, sonradan konservatuvar haline getirilen Santa Cecilia okulu ile Roma Orkestra derneğini kurdu (1874-1898). Bir senfoni, bir italyan Rapsodisi, bir dörtlü ve çeşitli klasik parçalar besteledi. (M)
02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİNELLİ (Ettoıe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİNEDA DUQUE (Roberto)
Tarih 02 Haziran 2009
PİNEDA DUQUE (Roberto), kolombiyalı besteci (Santuario 1910).
Müzik öğrenimine Modellin Güzel Sanatlar enstitüsünde başladı. Cali konservatuvarında Antonio Mana Valencia’nın yanında koro tekniğini inceledi. 1939-1952 Arasında orkestra, koro ve piyano için birçok eser ve ilk olarak 24 mayıs 1946′da kendi yönetiminde temsil edilen bir opera yazdı. Kolombiya Millî üniversitesi konservatuvarında org, armoni ve beste profesörlüğü yaptı. 1960′ta Bogota’nın 250. kuruluş yıldönümünde açılan yarışmada piyano ve orkestra için yazdığı konçerto ile birincilik ödülünü aldı. Ayrıca, din ve oda müziği alanlarında da besteleri vardır. (M)
02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİNEDA DUQUE (Roberto) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİNCHERLE (Marc)
Tarih 02 Haziran 2009
PİNCHERLE (Marc), fransız müzik bilgini (Konstantin 1888). Müzik tenkitçisi, Fransız Müzikoloji derneği (1948-1955) ve Charles-Cros akademisi başkanı oldu. Leclair’ in Başsız 2 Keman Sonatlarının ve Mondonville’in Klavsen Parçalarının yeni baskılarını yayımladı, müzikbilimi alanında derin incelemeler yaptı: Les Violonistes (Kemancılar), Corelli, V iv aidi, Jean-Marie-Leclair, Albert Roussel. Ayrıca Vivaldi’ nin çalgı eserleri üstüne büyük bir bilimsel kitap yazdı (1948). [L]
02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİNCHERLE (Marc) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLİFONİ
Tarih 01 Haziran 2009
POLİFONİ i. (fr. polyphonie). Müz. Eski Yunanistan’da, herhangi bir çalgı ya da ses topluluğunu belirten terim. || Yeni çağda, özellikle kontrapunto biçiminde biraraya getirilmiş çeşitli partiler (genellikle de vokal partiler) için kullanılan terim. (Bu bakımdan, polifoni terimi, XVI. yy. sonrası müziğe, ancak benzetme yolu ile uygulanır. Müzik etnolojisinin gelişmesi sayesinde, polifoninin, bütün ilkel müziklerde Batı’nın klasik armoni anlayışına uymayan bir biçimde çok yaygın olduğu anlaşılmıştır.) [L]
01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİFONİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLE (William)
Tarih 01 Haziran 2009
POLE (William), ingiliz mühendisi ve müzik tarihçisi (Birmingham 1814-Londra 1900). Belediye su işleri ve demiryolu yapımında bir otoriteydi. Ayrıca geniş müzik bilgisiyle de ün kazandı. 1867′de Oxford üniversitesinde müzik doktorasını verdi. Bombay’daki (Hindistan) Elphinstone kolejinde (1844 -1847) ve Londra’daki University college’ta (1859-1867) ve Londra üniversitesinde (1878-1891) ders verdi. Mühendislik ve müzik üstüne birçok makale ve kitap yazdı. (M)
01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLE (William) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POİSSON (Jeanne Antoinette)
Tarih 30 Mayıs 2009
POİSSON (Jeanne Antoinette). Bk. POM-PADOUR (marquise DE).
POİSSON (Nicolas Joseph), fransız oratorium rahibi (Paris 1637 – Lyon 1710). Oratorium tarikatına girdi (1660), papaz oldu (1663). Descartes felsefesine bağlandı ve filozofun Traite de la Mecanique et l’Abrege de Musique (Mekanik Ders Kitabı ve Genel Müzik Kitabı) [1668] adlı eserini bastırdı, yine Descartes’ın metodu üstüne bir açıklama (Commentaire sur la Metho-de) yayımladı (1671). [L]
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİSSON (Jeanne Antoinette) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POHL (Richard)
Tarih 30 Mayıs 2009
POHL (Richard), alman müzikologu (Leipzig 1826-Baden-Baden 1896). Wagner’in ve genç alman müzik okulunun savunucusuydu. Wagner, Liszt ve Berlioz üstüne incelemeler yayımladı. (M)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POHL (Richard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|