RESZKE (Jean de)

Tarih 29 Haziran 2009

RESZKE (Jean de), polca Jan Mieczyslaw, polonyalı opera şarkıcısı (Varşova 1850-Nice 1925), Edouard de Reszke’nin kar­deşi.

İtalya’da Ciaffei ve Colognid’en mü­zik dersi aldı ve ilk defa 1874′te Venedik’te, La Favorita operasındaki Alfonso rolüyle sahneye çıktı. Daha sonra Londra ve Paris sahnelerinde şarkı söyledi. 1876′ya kadar hep bariton rollerine çıktı. Aynı yıl, bir süre için sahneden çekildi ve 1880′de tenor ola­rak Madrid’de Robert le Diable (Şeytan Robert) operasındaki rolüyle yeniden sahne­ye döndü.
Bunun ardından, Paris’te Massenet’nin Herodiade’ındaki Jean rolünü ya­rattı, 1885-1890 arasında Paris operasında bulundu. 1893-1899 Arasında sürekli olarak New York’taki Metropolitan Opera House’da çalıştı, Siegfried başta olmak üzere, Wagner’in birçok operasında başrolleri can­landırdı. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESZKE (Jean de) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESZKE (Edouard de)

Tarih 29 Haziran 2009

RESZKE (Edouard de), polonyalı opera şarkıcısı (Varşova 1855-Garnek 1915).

Proskao Ziraat kolejinde okudu. 1876′da Paris’­te Theâtre İtaliend’e, daha sonra Avrupa ve Amerika’nın büyük şehirlerinde sahneye çıktı. Torino’da Alfredo Catalini’nin Edda operasındaki kral rolünü ve Filippo Marehetti’nin Don Giovanni d’Austria’sındaki Carlo V rolünü yarattı, özellikle Faust’taki Mephistopheles, Romeo ve Jülyet’teki Frere Laurent ve Wagner’in operalarmdaki Hans Sachs, Wotan ve kral Mark rollerinde ba­şarı kazandı. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESZKE (Edouard de) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESTOUT veya RETOUT

Tarih 29 Haziran 2009

RESTOUT veya RETOUT, fransız ressam ailesi.

Başlıca üyeleri: eustache (Caen 1655-öl.1743). Ardennes manastırının bir kubbesini resimledi, Mondaye manastırı ki­lisesinin ve Saint-Jean de Falaise manastı­rının dekorasyonunu yaptı; — jean II (Rouen 1692-Paris 1768), Jean-Baptiste Jouvenet’nin yeğeni ve öğrencisi.
Resim ,akade­misine profesör (1733) ve müdür oldu (1760). Tablolarında daha çok mitolojik ve dinî konuları işledi (İsa’nın İnmeli bir Hastayı İyi Edişi, Anania Ellerini Aziz Paulus’un Basına Koyarken [Paris, Louvre]); — jean BERNAED (Paris 1732-ay.y. 1797), Jean II’nin oğlu. 1758′de Roma Büyük ödülünü ka­zandı.
Jüpiter ile Mercurius, Philomen ve Baucis’in Sofrasında (Tours Müzesi) adlı tablosu sayesinde 1769′da Akademiye üye seçildi. Devrim sırasında Güzel Sanatlar Ge­nel komisyonu başkanı oldu. Aziz Bruno Çölde Dua Ederken adlı tablosu Louvre müzesindedir. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESTOUT veya RETOUT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Restorasyon

Tarih 29 Haziran 2009

Restorasyon, Avrupa tarihinde, Viyana kongresi (1815) ile 1830-1831 devrim olayları (Fransa’da temmuz devrimi, Belçika ve Po­lonya devrimleri, Orta italya’da 1831 şubat devrimleri) arasındaki döneme verilen genel ad.

Başlangıçta sadece Fransa için kulla­nılan bu terim, daha sonra eski rejimlere geçişi belirtmek için bütün Avrupa’ya uygulanmıştır. (Fakat bu geçiş tam anlamıyle eski rejimlerin ihyası demek değildi; devrim rejimlerinin getirdiği hukukî, idarî ve sosyal değişiklikler ve hesaba katılmıştı.) Resto­rasyon devri monarşilerinde soylu sınıfın ve ruhban sınıfının hukukî ayrıcalıkları kaldı­rılmış ve bazı yerlerde de meselâ Fransa’da bu rejim ingiltere tipinde anayasal bir re­jimin kurulmasına önayak olmuştur.

• Fransa’da Restorasyon. Birinci Resto­rasyon, Fransa’da Birinci imparatorluğun yıkılmasından sonra monarşinin Bourbon’lar lehine (Louis XVIII) yeniden kurulduğu dönem (6/24 nisan 1814-20 mart 1815). İmpa­ratorluk senatosu 6 nisan 1814′te «Louis Stanislas Xavier de France»ı tahta çağıran bir anayasayı kabul etti. 13 Mayıs 1814′te, hükümdar, geçici hükümetin üyeleri Du-pont, Malouet ve Louis, eski Bonaparte’çılardan Talleyrand ve Reugnot, kralcılar­dan Montesquiou, Ferrand, Dambray ve Blacas ile ilk hükümeti kurdu. Bu hükümet 30 mayıs 1814′te birinci Paris antlaşmasını imzalayarak Fransa’yı barışı kavuşturdu ve vaadedilmiş olan anayasayı hazırlayarak ay­nı yılın 4 haziranında çıkardı.

Krallığın yeniden kurulması herhangi bir olaya yol açmamış, imparatorluk döneminin devlet memurları yeni yönetimi tutmuştu. Devlette en başta gelen yeri almayı uman din adamları, ayrıcalıklarına ve mallarına kavuşmayı kuran soylular sınıfı, krallık yönetiminde mülkiyet hakkının ve huzurun teminatını gören burjuvazi, yeni kurulan yö­netimi destekliyordu. Ama kral, ihtilâl ve imparatorluk devirlerinin siyasî veya sosyal bakımlardan getirdiği yenilik ve kazançları kabul ettikçe bir eski devir kralı haline ge­liyordu.

Sonunda, Bassano dükü Maret, kraliçe Hortense, Drouet d’Erlon ve birçok subay tara­fından, Napolyon’un iktidara dönmesini sağlamak amacıyle bir komplo hazırlandı ve 1 mart 1815 günü Napolyon Frejus ya­kınlarında karaya çıktı. İlkin tehlikenin bü­yüklüğünü pek iyi anlayamamış olan Louis XVIII, 19 mart günü acele Tuileries sara­yından kaçmak zorunda kaldı ve 20 martta Lille’e, oradan da Gand’a geçti.

İkinci Restorasyon, Fransa’da Louis XVIII ile Charles X’un saltanatları sırasında yü­rürlükte olan siyasî rejimin adı (1815 -1830). İkinci Restorasyon, 18 haziran 1815′teki Waterloo yenilgisi ve Napol­yon’un Yüzgün’ün sonunda ikinci defa’ iş­başından ayrılması sonucunda kuruldu. Bundan dolayı, Bourbon’ların yeniden tah­ta dönüşü, Paris’e giren ve Fransa top­raklarında üç yıl kalan dört büyük müt­tefik devletin (İngiltere, Prusya, Avustur­ya ve Rusya) işgal bölgeleri kurmasıyle aynı zamana rastladı. Bu dört dev­let, Bourbon’ları ikinci defa tahta getir­mekte tereddüt ediyorlar, Yüzgün’ün on­ların beceriksizliğinden meydana geldiği­ne inanıyorlardı. Ama Birinci Restoras­yonun hatalarını kabul etmek akıllılığını göstermiş ve Napolyon’un en yakın yardımcılarının dışında herkesi salıvermeyi öngö­ren geniş bir genel af çıkarmayı vaadetmiş olan Louis XVIII, 8 temmuzda Paris’e dö­nerek kendini bütün Avrupa’ya kabul et­tirdi. Ne var ki, Yüzgün döneminin etki­siyle, milletlerarası durum eskisinden da­ha kötüydü.

Müttefikler 20 kasım 1815 gü­nü, Louis XVIII’e birincisinden daha ağır şartlar getiren ikinci Paris antlaşmasını im­zalattılar. Bu arada içerideki durum da hiç parlak değildi. Louis XVIII’in 16 eylül 1824 günü ölmesi üzerine yerine Charles X adiyle kardeşi Artois kontu geçti. Ama iç siyaset­teki çatışma ve çekişmelerin arkası kesilme­di. Bu duruma bir darbeyle son vermek is­teyen Charles X, 25 temmuz 1830 günü, meş­rutiyet yönetimini ve basın hürriyetini kal­dırdı. Paris halkı bu davranışa sert bir tepki gösterdi. Kralın kararını takip eden 27, 28 ve 29 temmuz günleri şehirde çıkan ayaklanma sonucunda Charles X tahtından indirildi.

• İtalya’da Restorasyon. Viyana kongresin­de kararlaştırılan sınırlar, Avusturya’nın hâ­kimiyetine imkân vermiş, dolayisiyle de bu hâkimiyet bağımsız ve birleşmiş bir italyan hükümetinin kurulmasına başlıca engel ol­muştu. İtalyan yarımadasında, Restorasyon gergin bir siyasî hava yaratmıştı; buna sebep çeşitli italyan devletlerinde iktidara karşı cephe alan muhafazakâr grupların yaptığı baskıydı. Bu yüzden siyaset ve kültür ala­nında hükümetler, çok sert tedbirler almak zorunda kalıyorlardı (Milano’da çıkan Con-ciliatore dergisinin kapatılması [1819]; İki Sicilya imparatoru Ferdinando I’in bakanı prens Canosa’nın siyasî faaliyetleri).

İktisat alanında ise hükümetler genellikle himaye­ci ve güdücü bir tutum benimsemişlerdi. Bu baskı siyaseti Napoli ve Piemonte’de pat­lak veren 1820-1821 ayaklanmalarından son­ra daha da artmış ve Restorasyon rejiminin ne kadar sınırlı bir temele dayandığını or­taya koymuştur. Bu arada, tek istisna ola­rak Toscana’da kurulan rejim gösterilebilir; büyük duka Lorena’lı Ferdinando IV ile bakanı V. Fossombroni ihtiyatlı ve dengeli birer siyasetçi olarak XVIII. yy.ın reformcu geleneklerini sürdürmüşler ve ülkenin fikir hareketlerini liberalizme doğru yönelten ölçülü ve toleranslı bir idare şekli kurabil­mişlerdi.

• ingiltere’de Restorasyon, ingiltere tari­hinde monarşinin yeniden kurulduğu ve kralın 1660′ta otoritesini yeniden sağla­dığı dönem. (Daha geniş anlamıyle bu ad 1660-1702 arasındaki döneme verilir.) Cromwell yönetimini izleyen uzun anarşi dö­neminden onra, Charles Stuart taraftarı «Pervasızlar» ile presbiteryenlerin koalisyo­nu sonucunda krallık yeniden kuruldu. Londra’da kral ilân edilen Charles II, vicdan hürriyetine saygı göstereceğini ve genel af çıkaracağını vaadettikten sonra Dover’e çıktı ve orada Monk tarafından karşılandı (1660).

Fakat halkın coşkunlukla karşıladığı kralın yeteneksizliği kısa zamanda büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Buna rağmen lord Clarendon’un yönetimi altında, Resto­rasyon sadece krallığın yeniden kurulmasıy­la kalmadı; parlamentonun ve anglikan ki­lisesinin gücünü kesinlikle ortaya koymağa ve soyluların eski yerlerini kazanmalarına imkân verdi. Clarendon, krala düzenli bir gelir sağladı.

Ayrıca, parlamento yeniden düzenlendi ve milletvekillerine başlangıçtaki görevleri iade edildi (Long Parlament, 1660). Korporasyon­lar kanunu, milletvekillerini Covenant’tan ve bazı durumlarda tebaanın, hükümdarları­na karşı kuvvete başvurma hakkı fikrinden vaz geçmek zorunda bıraktı. Ayrıca, bütün puriten eğilimleri ortadan kaldırıldı ve Common Prayer Book’u onaylamayan rahipler görevden uzaklaştırıldı. Restorasyondan sonra fikir ve sanat hare­ketleri büyük ölçüde gelişti ve bu dönem Büyük Britanya tarihinde bir dönüm nok­tası oldu. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Restorasyon hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESTİF (veya RETİF) DE LA BRETONNE

Tarih 29 Haziran 2009

RESTİF (veya RETİF) DE LA BRETONNE (Nicolas restif, — denir), fransız yazarı (Auxerrois 1734-Paris 1806).

Bourgogne’lu bir çiftçinin oğluydu. Paris’te matbaa işçisi ve sahibi oldu. 1767′den itibaren taşra hayatını ve Paris şehrine karşı tutkusunu dile getiren romanlar yazmağa başladı.

Başlıca eserleri şunlardır: Lucile ou les Progres de la Vertu (Lucile veya Erdemin Gelişmesi) [1768], Le Paysan Perverti ou les Dangers de la Ville (Baştan Çıkan Köylü veya Şehir Hayatının Tehlikeleri) [1775], şaheseri sayılan Babamın Hayatı (La Vie de Mon Pere) [1779], kendi hayatını anlattığı Monsieur Nicolas ou le Coeur Humain Devoile (Bay Nicolas veya Sırrını Açığa Vu­ran Gönül) [1794-1797], Le Pornographe (Açık Saçık Şeyler Yazan) [1769], Le Glos-sographe (Sözlükçü) [1773], L’Andrographe (Hünsaların Hayatını Anlatan Yazar) [1782]. Restif de La Bretonne daha sonra îdees Singulieres (Acayip Düşünceler) adı altın­da toplanan bu son üç eserde atılgan bir ıslahatçı, insanları seven bir kimse olarak dikkati çeker. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESTİF (veya RETİF) DE LA BRETONNE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESSMAN (Constantino)

Tarih 29 Haziran 2009

RESSMAN (Constantino), italyan diploma­tı (Trieste 1832-Paris 1899), İstria ve Trieste’nin Risorgimento hareketine katılmasını sağlayan milliyetçilerden.

1851 Mantova davasına adı karıştı. 1860′ta Piemonte’ye gitti ve Cavour’un sekreterliğini yaptı. Daha son­ra diplomat oldu; Londra büyükelçiliğinde danışman (1893-1895), istanbul’da büyükelçi (1890), daha sonra Crispi zamanında Paris (1893-1895) büyükelçisi oldu. Crispi ve dış­işleri bakanı Blanc ile anlaşmazlığa düştü ve görevinden alındı. 1898′den sonra Regno senatörü oldu. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESSMAN (Constantino) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESSAM

Tarih 29 Haziran 2009

RESSAM i. (ar. resm’den ressam). İşi re­sim yapmak olan kimse: Onlar romancının, ressamın uydurmaları… (R. N. Güntekin). Osman onu ileride bir çocuk resmi için hazırlanan, etrafını tetkik eden bir ressama benzetiyordu. (H. E. Adıvar).

Ressam değneği, ressamların fırça tutan ellerini da­yamak için kullandıkları, ucu deri veya ku­maş kaplı bir topuzla biten, hafif ağaçtan yapılmış değnek. Kitap ressamı, kitaplardaki resimleri çizen sanatçı.
Bk. ANSîKL.

— ANSİKL. Türkiye’de ressam’lar genellik­le, sanat faaliyetlerinin yoğunlaştığı üç bü­yük ilde (Ankara, İstanbul, İzmir) toplan­mıştır. Bu illerde çeşitli yerli ve yabancı sergiler düzenlenir. Ankara ve İstanbul’da, bir yıl içinde açılan resim sergilerin sayısı 100′ü aşar. Son yıllarda ikinci derecedeki bazı bü­yük illerde de galeriler açıldı. Ressamlar meslek formasyonlarını, sanat eğitimi yapan yüksekokullardan aldıkları gibi, yetenekle­rini geliştiren çalışmalarla da kazanmakta­dır.

Türkiye’de sanat eğitimi veren kuruluşlar, Devlet Güzel Sanatlar akademisi, eğitim enstitülerinin resim bölümleri, daha çok uy­gulamalı sanat kollarında faaliyet gösteren Tatbikî Güzel Sanatlar yüksekokuludur. Ressamların bir bölümü de, bu eğitim kuru­luşlarında öğretim görevlisi olarak çalışır­lar. Ortaöğretim okullarında resim öğretme­ni olarak görev yapan ressamlar da önemli bir grup meydana getirirler. Asıl mesleği olan ressamlığın dışında başka işlerden ge­çimini sağlayanların sayısı oldukça kabarık­tır. Türkiye’de hareketli bir resim piyasası bulunmadığı için ressamların tablolarını sa­tarak geçinmesi zordur. Yağlıboya resmin Türkiye’de ressamlarca benimsendiği ilk yıl­lardan itibaren, resmî ve yarı resmî kuruluş­lar ressamlara, eserlerini satın alarak mad­dî destek oldu.

1939′dan itibaren her yıl açılan «devlet resim ve heykel sergileri», res­samların eserlerinin ödüllerle değerlendiril­mesine ve satılmasına imkân verdi. Türki­ye’de ressamlar, 1908′den itibaren çeşitli ku­ruluşlarda biraraya geldiler. Bunların ilki 1908′de kurulan «Osmanlı Ressamlar cemiyetedir. Sonradan «Güzel Sanatlar birliği» olarak adını değiştiren bu kuruluşun, bir de yayın organı bulunuyordu. 1919′da kurulan «Türkiye Ressamlar cemiyeti», Galatasaray lisesi salonunda düzenlediği sergilerle ün kazandı. Bu cemiyet 1926′da dağıldı, önce­leri Etnografya müzesi ve Türkocağı salon­larında düzenlenmiş olan Güzel Sanatlar birliği sergileri geniş ilgiyle karşılanıyor ve resim satışları da sağlıyordu. 1928′de Avrupa’daki eğitimlerini tamamlayarak yurda dö­nen genç sanatçılar grubunun oluşturduğu Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar birli­ği ile 1933′te beş ressam ve bir heykeltıraş tarafından kurulan «D» grubu, 1940 yılında ilk sergilerini açan Yeniler veya Liman Ressamları grubu ilk ressam kuruşları ara­sındadır.

• Kitap ressamı. En eski resimli elyazması örneklerinden biri, Codex Vaticanus adı ve­rilen V. yy.dan kalma bir Vergilius’tur. Doğu’da olduğu kadar Batı’da da minyatürün kazandığı olağanüstü atılım bilinmektedir. XV. yy.da tahta kalıplarla basılan kitap re­simleri arasında Mirouer de la Redemption de l’umain lignaige (Lyon, 1478), Breydenbach’ın Seyahati (Mayence, 1486) sayıla­bilir. Daha sonra, 1488′de Paris Dua Kitap­larında bakır üzerine işlemeler ortaya çık­tı. O sıralarda adı en çok duyulmuş kitap ressamlarından biri parisli Pierre Le Rouge’du (La Mer des Histoires, 1488).

Ayrıca Fransa’da, Geoffroy Tory, Denis Janot, Mercure Jollat, Bernaıd Salomon (Küçük Bernard da denir), Jean Duvet, Pierre Woeiriot, Rene Boyvin, Rabel, Thomas de Leu sayılabilir. Aynı dönemde alman ve italyan basımevlerinde (özellikle Venedik’te) çok güzel resimli kitaplar yayımlanıyordu.
XVII. yy.da Fransa’da şu adlar önemlidir: çelik kalem alanında Leonard Gaultier, Crispin de Passe (Le Maneige royal, 1625), Valdo, Lasne; ofortta, Perelle’ler, Israel Sylvestre, Stefano della Bella, Abraham Bosse, Chauveau (Vergilius, 1649), Seb. Leelerc (Cl. Perrault’un Vitruve’ü, 1673), Le Pautre (Les Divertissements de Versailles [Versailles Eğlenceleri], 1676); XVIII. yy.da: Cocchin, Eisen, Larmessin, Tardieu, Gravelot (Decamerone, 1757), Moreau le Jeune (Benjamin de La Borde’un Chanson’u [Şarkı]), Marillier (Berquin’in Les İdylles’i [İdiller], 1775), Le Barbier, Monsiau; XIX.yy.da: Desenne, Duplessis-Berteaux, Tony Johannot (Notre-Dame de Paris), Gigoux, Celestin Nanteuil, Gavarni, Grandville (Un Autre Monde [Başka Bir Dünya], 1844), Gustave Dor6 (Dante’nin İnferno’su [Cehennem], 1861). XVIII. yy.da ortaya çıkan renkli gravürlerden son­ra XIX.yy.da taşbaskı tekniği doğdu ve özellikle ilk fotoğraf çoğaltma metotlarının bulunması (1847-1882) kitap resmi tek­niğini yavaş yavaş geliştirdi.

Günümüze kadar yetişen fransız gravürcüleri arasın­da şunlar sayılabilir: Daniel Vierge (L’Assommoir [Meyhane], 1878). Auguste Lepere, Rops, Steinlen, Louis Legrand, Chas -Laborde, Dignimont, Vertes, Boussingault, Sylvain Sauvage, Mariette Lydis, Daragnes, Laboureur, Gus Bofa, Pierre Falke, Luc-Albert Moreau, Dunoyer de Segonzac, Georg, Touchagues, Demeurisse, Clairin, Heuze, Brayer, Buffet. Kitap resmi yapan ressamların sayısı çoktur: Holbein (Les Simulacres de la Morı [ölümün Görüntüleri]), Dürer (Maximilien’in Le Livre de Prieres’i [Dualar Kita­bı]). Poussin (bir Vergilius, bir Horatius ve bir Kutsal Kitap kapağı süsü), Oudry (Les Fables [Masallar], 1755-1759), De Troy ve Lemoine (La Henriade, 1728), Boucher; XIX. yy.da Deveria, Delacroix (Faust, 1828), Lami, Manet (Ch. Cros’un Le Fleuve’ü [Irmak], 1874), Maurice De­niş (Les Fioretti, 1913).
Bonnard’ın hazır­ladığı Parallelement (Paralel Olarak) [1900] ve Daphnis et Chloe (Daphnis ve Chloe) [1902], Desvallieres’in Rolla’sı (1906), Picasso’nun Başkalaşımlar’ı, Gromaire’in, Beaudelaire’in Nesir Şiirler’i, Salvador Dali’nin Les Chants de Maldoror’u, Mattisse’in, Mallarme’nin Şiirler’i, Dufy’nin Tarascon’lu Tartarin’i (Tartarin de Tarascon), Derain’in Heroides’i (Heroides’ler); Rouault’nun, Suares’nin La Passion’u (Çile), Dunoyer de Segonzac’ın Les Croix de Bois’sı (Tahta Haçlar) ve Louise Hervieu, Vlaminck, Chagall, Van Dongen, Othon Friesz ile Derain’in eserleri gibi birçok «Ressam Kitabı»nın hazırlanmasında Ambroise Vollard’ın ve kitapseverler dernekle­rinin rolü büyük oldu. Bu arada, «heykel­tıraş kitapları» ile Rodin (Le Jardin des Supplices [işkenceler Bahçesi]), Maillol (Les Eglogues [Egloglar]), Bourdelle (Mo­zart Enfant [Çocuk Mozart]) ve Belmondo’yu da (Lucien de Samosate’ın Les Amours’u [Aşklar]) unutmamak gerekir. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESSAM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESNAİS (Alain)

Tarih 29 Haziran 2009

RESNAİS (Alain), fransız filim yönetmeni (Vannes 1922). Paris Sinema yüksekoku­lunda okudu.

Birçok kısa filim çekti: Van Gogh (1948); Gauguin (1950); Guernica (Ro-bert Hessens ile birlikte, 1950); Les Statues Meurent Aussi (Heykeller de Ölür) [Chris Marker ile birlikte,1951]; Nuit et Brouillard (Gece ve SrSj [1956]; Toute la Memoire du Monde (Dünyanın Bütün Belleği) [1956]; Le Mystere de l’Atelier 15 (15 Nu­maralı Atelyenin Esrarı) [Chris Marker ile birlikte, 1957]; Le Chant du Styrene (Styrene’in Şarkısı) [1958]. 1959′da yaptığı ilk uzun filmi Hiroşima Sevgilim (Hiroshima Mon Amour) ile genç nesil sinemacılarının en ünlüleri arasında yer aldı.

öbür filimleri: Marienbad’da . Geçen yıl (L’Annee Derniere â Marienbad) [1961]; Savaş Bitti (La Guerre est Finie) [1965]; Je t’aime, je t’aime (Seni Seviyorum) [1967]. (L)

RESNELİ NİYAZİ BEY. Bk. NİYAZİ BEY Resneli.

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESNAİS (Alain) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RESİM veya RESM

Tarih 29 Haziran 2009

RESİM veya RESM i. (ar. resm). örnek olarak alınmış herhangi bir şeyin karakalem veya boya ile kâğıt v.b. bir yüzey üstüne çıkarılmış biçimi: Sonra kiliselerde görü­len azizlerin resimlerine benzer bir hal al­dı (H. R. Gürpınar).

Duvarlarda kıymetli, açık saçık resimler asılıydı (Ömer Seyfeddin). Yorulduğumuz vakit ben, resim yap­mağa başlıyorum (R. N. Güntekin). || Bir nesnenin veya yerin fotoğraf makinesi aracılığıyle bu iş için hazırlanmış bir kâğıda alınmış şekli, fotoğraf: Albümün yaprakları içinden gözlerime bakarak gülümseyen bu resim, Kâmran’ın resmiydi (R. N. Günte­kin). Hayır, dedi, ben gençlik resimlerimden hiçbirini saklamam. Her sabah aynada nasılsam, oyum! (F. R. Atay). || Yazma, çiz­me, boyama sanatı: Resim öğretmeni. Re­sim dersi, || Tören, alay. merasim: Geçit resmi. || Resim müzesi. Bk. PîNAKOTEK. || Resim sergisi, her türlü resimlerin ve özellikle yağlıboya tabloların sergilendiği yer.

— ÇEŞ. DEY. Resim almak (çekmek veya çıkarmak), fotoğraf makinesiyle bir şeyin şeklini kâğıda geçirmek. || Resim gibi, çok güzel, çok hoş v.b. anlamında kullanı­lır: Resim gibi kız. \\ (…)nın resmidir, «(…»nın olacağı kesin ve bellidir» anla­mında kullanılır: Bir kere sevdaya tutul­maya gör // Ateşlere yandığının resmidir (C. S. Tarancı). Çalışmamakta ısrar eder­sen, sınıfta kaldığının resmidir.
— Esk. Eser, iz, nişan. || Şekil: Haç resmi, Mührü Süleyman resmi || Âdet, usul, tavır. || Tarz, üslûp. || Plan, taslak. || Devlete ait iş, davranış, söz. || Resmi âli, padişahların cuma namazına gidiş ve gelişinde veya Hırkai Saadeti ziyareti sırasında yapılan tören. || Resmi geçit, geçit töreni. || Resmi kadim, eski usul. || Resmi küşad (veya iftitah), açılış töreni. || Resmi müsennem, profilden alınmış veya yapılmış resim. || Resmi selâm (veya tazim), askerî protokolün gereklerine göre yapılan selâm merasimi.

— Farklar psikol. Dört resim testi, Van Lennep tarafından meydana getirilen ve T. A.T. testine benzeyen yansıtmalı test. Bk. ansikl.
— Folk. Halk resimleri. Bk. ansikl.
— G. santl. Bk. ansikl.

— Huk. Bir işin yapılması sebebiyle idare tarafından kişilerden alman vergi cinsin­den bir para: Gümrük resmi. Belediye res­mi. Rıhtım resmi. Levha resmi. (Bk. an­sikl.) || Resim ve harç muafiyeti, resim veya harca bağlı hizmetlerden yararlanan­ların, özel durumları sebebiyle resim ve harç verme yükümlülüğü dışında bırakıl­maları durumu. (Bk. ansikl.) ||

— Esk, Resmi kısmet, terekenin vereselerine dağıtıl­ması karşılığında alınan vergi. (Mirasın paylaştırılmasıyle kassam denilen memur­lar uğraşırlardı. Kassam teşkilâtının olma­dığı yerlerde bu işi kadı ve naipler yapar­dı. Resmi kısmet yüzde 0,15 ile yüzde 0,30 arasında değişirdi. Her kadılıkta bir kas­sam defteri vardı, ölenin terekesi kas­sam tarafından bu deftere geçirilir ve her birinin değeri altına yazılırdı, öle­nin cenaze masraflarıyle kassamın alaca­ğı düşünüldükten sonra kalan, şer’î kanuna göre vârislere verilirdi.) || Resmi Kısmet kanunu, Osmanlı imparatorluğunda ölen kimselerin geride bıraktıkları mal, eşya ve paralarından alınacak olan, resmi kısme­tin kimler tarafından tahsil edileceğini dü­zenleyen kanun. (Bk. ansikl.) // Resmi kitabet, kadılar tarafından alınan vergi. (XVII. yy.da bu vergi kadılar için 20, ha­demeler için 5 akçeydi.) || Resmi nişan (veya resmi berat), tayini yapılan kadılar­dan alınan vergi. (Kadı ve mevalî tayin­lerinde, kendilerine tayinlerini, kaza ve sa­lâhiyetlerini bildiren ve padişahın tuğrası­nı taşıyan bir belge verilirdi [tuğra çekme parası olarak da bir resim alınırdı].) // Res­mi sicil, kadıların sicil defterlerine kaydet­tikleri mektuplardan aldıkları vergi. (Ka­dıların belirli maaşları yoktu; geçimlerini, baktıkları dava veya kendilerine yapılan müracaatlardan aldıkları vergilerle sağlar­lardı. Resmi sicilin miktarı 2-7 akçe ara­sında değişirdi. Buna sicil akçesi de de­nirdi.)

— İda. Resmi âdi, ulufe gününden başka günlerdeki elçi kabul töreni. || Resmi tah­lif, devlet memurlarının işe başlarken ye­min töreni. (Başta sadrazam olmak üzere vükelâ ve devlet adamlarının sadakat ye­mini etmeleri sultan Abdülmecid devrinde başladı [1850]. Taşra memurları da idare meclisi önünde yemin ederdi.)

— Mal. Esk. Resmi ağıl, koyun, keçi v.b. küçükbaş hayvanlar vergisi. (XVI. yy.da üç yüz koyundan beş akçe vergi alınırdı.) || Resmi arus, evlenen erkeklerden alınan düğün vergisi. (Erkeğin evlendiği kızsa alt­mış akçe, dulsa veya gayri müslim kızsa otuz akçe, gayri müslim dulsa on beş akçe vergi alınırdı. Bunu tımar, zeamet ve has sahipleri alırdı. Tımar sistemiyle birlikte bu vergi de kaldırıldı.) || Resmi âsiyab, değir­men vergisi. (Bir yıl sürekli işleyen değirmenlerden altmış; altı ay işleyenlerden otuz; üç ay işleyenlerden on beş akçe alınırdı. Tanzimattan sonra bu vergi kaldırıldı.) // Resmi badiheva, tımar usulünün yürür­lükte olduğu dönemde ekili arazisi ol­mayan ve ticaretle uğraşan gayri müs­limlerden alınan vergi. (Evlilerden yılda iki, bekârlardan altı akçe alınırdı.

Tanzimattan sonra kaldırıldı. Resmi raiyet ve resmi mücerred de denirdi.) || Resmi bennâk, tımar sahiplerinin gayri müslimlerden aldıkları vergi, (iki çeşitti: ekinli bennâk, caba ben­nâk. Ekinli bennâk, elindeki arazisi yarım çiftten az olanlardan, caba bennâk ise toprağı olmayan ve ticaretle uğraşan gayri müslimlerden alınırdı. Vergi yılda iki ak­çeydi. Tanzimattan sonra kaldırıldı.) || Resmi bidat, gümrüğe gelen eşyadan gümrük vergisinden ayrı olarak alınan vergi. (Tan­zimattan sonra kaldırıldı.) || Resmi çift, arazi vergilerinden biri. (iki öküzle işle­nebilecek arazi demekti.

Bu vergi, en az yirmi iki, en çok elli yedi akçeydi. Tan­zimattan sonra kaldırıldı. Çift akçesi de denirdi.) || Resmi çift bozan, çiftliği bı­rakarak başka iş yapanlardan alınan ver­gi, (Vergi, bütün çift, yarım çift ve on­dan az arazideki çiftin bozulmasına göre değişirdi. Bütün çift için üç yüz yarım çift için yüz elli, daha az arazi için yetmiş beş akçe alınırdı. Tanzimattan sonra kaldırıl­dı.) || Resmi ganem, koyun vergisi. (XVI. yy.da iki koyun veya keçiden bir akçe alı­nırdı. Tanzimattan sonra, ağnam resmi adı­nı aldı.) || Resmi güvara, turfanda mey­ve sebze vergisi. (Gügeri memuru adı ve­rilen, bir memur tarafından toplanırdı.) // Resmi hınzır, domuz vergisi. (Hıristiyanların beslediği domuzlardan her biri için yılda dörder para vergi alınırdı.

Gayrimüs­limlerin isteğiyle kaldırıldı [1779]. Domuz sahiplerinin bu işten fazla kâr etmeleri üzerine yeniden alınmağa başlandı. Tanzi­mattan sonra tekrar kaldırıldı.) || Resmi nize, üç voynuktan meydana gelen gönder’in her yıl mart ayında hazineye ödediği vergi. (Resmi nize altı akçeydi. Sefere giden voy-nuklar altı akçe, ötekiler beş akçe öderler­di.) || Resmi tapu, devlet arazisi üzerinde yapılan bina, koru, harman yeri gibi ziraat­tan alıkonulan topraklardan alınan vergi. (Verimli araziden elli akçe, daha az ve­rimli yerden de yirmi akçe alınırdı. Tan­zimattan sonra bu tür yerlerden bedeli öşür ve mukaatai zemin adı altında vergi alm­amağa başlandı.)

— Mat. Bk. Görüntü.
— Tasav. Resim hırkası, mevlevîlerin giy­diği, bedeni geniş hırka. (Mevlevi, bu hır­kayı üç gün sır olduktan sonra tarikat şey­hinin huzuruna çıkınca giyer.)

— Teknol. Çizgisel resim, sanayiyle ilgili nesnelerin veya süslemelerin çizimine yara­yan teknik resim. (Bk. ansikl.) || Geo­metrik resim, bir nesnenin geometrik oran­tılarını yansıtan resim. || Gölgeli resim, gölgelerle aydınlık kısımların iyice belir­tildiği resim. || Grafik resim, bilimsel konularda uygulanan ve kesitleri, düzlemleri v.b. gösteren resim. || iki renk resim, renkli kâğıt üzerine yapılan ve aydınlık bölgeleri beyaz kalemle belirten resim. || Lavili resim, çini mürekkeple gölge vu­rulan veya suluboya ile renklendirilen re­sim. || Makine resmi veya sanayi resmi, çizgi veya lavi ile yapılan ve makineleri, makine parçalarını v.b. göstermeğe yara­yan resim. || Meslek resmî, teknik resim kurallarının belirli bir meslek dalında (ma­rangozluk, topografya v.b.) uygulanması.

|| Mimarî resim, teknik resim kurallarına göre bir binanın planını, en ve boy kesitini gösteren resim. || Modelli resim, canlı bir modeli veya gerçek bir peyzajı örnek. ala­rak yapılan resim. || ölçülü resim veya ölçülü kroki, cetvel veya pergel kullanma­dan yapılan ve bir nesneyi gerçekte oldu­ğu gibi gösteren, ayrıca da o nesneyi mey­dana getiren bütün parçaların ölçüsünü ve­ren ve bu parçaların nasıl biraraya ge­tirileceklerini belirten resim. (Bu tür re­simde nesnenin biri yatay öbürü düşey iki düzlem üzerindeki izdüşümleri gösteri­lir; düşey düzlemdeki izdüşümüne boy, ya­tay düzlemdeki izdüşümüne de en kesit de­nir; bazen nesnenin başka kesitleri de gösterilir ve bunun için de nesne belirli bir­takım düzlemlere göre bölünür.) || Serbest elle resim, cetvelsiz ve pergelsiz olarak büyük bir serbestlikle yapılan bina, maki­ne resmi. || Taklit resim, çeşitli figürlerin, manzaraların ve süslemelerin çizilebilmesi için akademelerde öğretilen resim. || Tek­nik resim, sanayide, makine veya her çe­şit imalât parçasının tam ve hatasız ola­rak yapılabilmesi için, çizimi yapan mü­hendis ile imalâtı yapacak işçiler arasında anlaşmayı sağlayan, standart ve normlar­dan yararlanan resim. || Üç renk resim, XVIII. yy.da kullanılan ve renkli kâğıt üzerine yapılan bir çeşit pastel. (Aydınlık noktalar beyaz kalemle boyanır, ten rengi ise sanginle verilir.)

— Ansikl. Farklar psikol. Dört resim tes­ti, dört tane renkli resimden meydana ge­lir. Birinci resimde, bir masa çevresinde, biri oturmuş, öteki ayakta duran iki in­san görülür; ikinci resimde, sadece, bir odanın ortasında bulunan bir yatak vardır; üçüncü resimde, bir lamba direğine yaslanmış bir adam bulunmaktadır; dördün­cü resimde ise, bir tenis sahası görülür; kadınlı erkekli oyuncular oynamakta, ba­zı kişiler de, oturmuş oyunu seyretmekte­dir. Teste tabi tutulan denek, bu dört res­mi istediği sıraya göre düzenleyebilir, ama resimlerin dördünü de kullanmak zorunda­dır. Denekten istenen şey, bu resimlere ba­karak bir baş kahraman seçmesi, tek bir hikâye meydana getirmesi ve bu hikâyeyi yazılı olarak açıklamasıdır. Yapılacak yorumlama önce hikâyenin ko­nusu ve resimlerin ilişkisi üstünde durur.

Deneklerin büyük bir kısmının ileri sürdükleri temalar, gerçeğe iyi bir intibak gösterildiğine işaret olarak kabul edilir. Hikâyenin biçim bakımından analizi, de­neğin anlattığı konuya karşı takındığı tav­rı ele alır: denek, bu hikâyeye birtakım ahlâkî düşünceler katıyor mu? Deneğin kullandığı üslûp ve kelime hazinesi seçme midir, yoksa rasgele mi? Denek, hangi resmi hikâyenin başlangıcı, hangisini biti­mi olarak kabul etmiştir? Hikâye, aynı zamanda, deneğin sentez yapma kabiliye­tini de incelemeyi sağlar. Bu husus, T.A. T.’de ele alınmamaktadır. Dört resim testi, T.A.T.’ye oranla, uygulanması daha kolay ve daha süratli olan bir testtir; ama T.A.T. kadar zengin değildir.

— Folk. önceleri folklorun bir parçası sa­yılan halk resimleri, bugün sanat tarihinin önemli bir dalı oldu. Halk resmi, okuma­mış veya az okumuş bir toplumun sanatı­dır. Taşbaskısı hikâye resimleri imzasızdır; duvar resimlerinde ise bazen imzaya rast­lanır. Bu resimler bugün modern sanata kaynak olmakta ve eskiye oranla daha faz­la ilgi görmektedir. Çoğu hayalden yapıl­mış olan bu resimler, ilkel bir özellik ta­şır. Perspektif ve oranlar, gerçek dışın­da kalır. Bazen üç katlı bir köşk insan boyunu geçmez, bazen de gözyaşından de­nizler ve içinde gemiler görülür.

Halk re­simleri halk masallarına uygun, halkın an­layabileceği, sevebileceği resimlerdir.
Bun­ları sekiz bölüme ayırmak mümkündür:
1. kahvehane resimleri; 2. kitap resimleri (ço­ğunlukla âşık hikâyelerinde); 3. dinî resim­ler;
4. tılsım resimleri; 5. yazıyle yapılmış resimler; 6. yazıyle tabiat resimleri (Ah Minelaşk gibi);
7. cam altı resimleri; 8. deri üzerine yapılmış karagöz resimleri.

1. Kahvehane resimleri çeşitli özellikler gös­terir. Osmanlılar döneminde memurların git­tiği kahvehanelerde zamanın siyasetini yan­sıtan resimler vardı. Bunlar arasında ikinci Meşrutiyetin ilânıyle (1908) ilgili olarak, En­ver ve Niyazi Beylerin timsali hürriyet ve maderi hürriyet’i zincirlerinden çözmesi, Hareket ordusu, saçı sakalı birbirine ka­rışmış Namık Kemal, Fatih’in atını deni­ze sürmesi, Yavuz Sultan Selim’in pala­bıyıklı resmi, Sultan Reşad, padişah tuğ­raları, Ahırkapı feneri, Kâğıthane Göksu mesiresi en çok görülen resim konularıy­dı. Âşık ve esnaf kahvehaneleri Anadolu’­dan gelen gariplerle dolardı. Halife Ali’nin resimleri, billûruâzam (yüce billur), Hayber kalesi, Kan kalesi, Veysel Karanî’nin de­veleri, yarısı insan, yarısı yılan olan ve taht üzerinde oturmuş olarak tasvir edilen Şahmeran’ın resimleri bu kahvehaneleri süs­lerdi. Kıyı kahvehanelerinin de kendine gö­re gelenekleri vardı. Bunların hepsinde gesimleri bulunurdu. Nuh’un üç ambarlı ge­misi, Mahmudiye (devrin en büyük gemisi), Izzeddin ve Sultaniye vapurları, kıyıda de­nizkızı, gemiciler, tanınmış kabadayılar, tu­lumbacılar v.d.

Acem çayhaneleri denilen yerlerde görülen resimler öteki kahvehanelerdekinden çok farklı bir resim sergisini andırırdı. Bunlar istanbul’a yerleşmiş azerbaycanlı türklerin yaptığı mitolojik resimlerle doluydu. Zaloğlu Rüstem’in Dev sefit ile mücadelesi; Behram’ın ejderhayı kovalaması; Hamza pehlivanın Kafdağı’nı devirmesi; korkunç yüzlü, boynuzlu iskender ile Zülkarneyn; arslanları zapteden Danyal, ince elbisesi altından çıplak vücudu görülen Şirin gibi.

2. Kitap resimlerinde başta taşbaskısı hi­kâyeler olmak üzere tarihî ve dinî ko­nulara yer verilir. Âşık kitaplarında en çok Ferhat ile Şirin, Leylâ ile Mecnun, Elif ile Mahmud, Varaka ile Gülşah, Kerem ile Aslı, Şah ismail ile Arabüzengi, Köroğlu ile Selma, Âşık Garip ile Şah Sanem, Hüsrev ile Gülşah Bânu, Derdiyok ile Zülfüsiyah, Âşık Ömer, Şâpur Çelebi, Seyfülmülûk resimli olarak görünürler.

3. Dinî konulara giren halife Ali kitapları ile dinî – destanî Battal Gazi kitaplarında az sayıda resme rastlanılır. Bu arada Nasreddin Hoca hikâyelerinin de resimli olanları vardır. Dinî resimlerin başında canlı var­lıklara yer verilmeyen Mekke, Medine re­simleri gelir. Bunlar Kur’an sayfalarında, camilerde ve birçok yerde görülür. Marifetname ve Muhammediye’nin birçok say­fası resimlidir. Başta islâm inançlarını özet­leyen Eşkâli Heyeti islâm levhası içinde cennet, havzı kevser, kalemi alâ, levhi mahfuz, tubâ, israfil suru, âraf; yine bu levhanın orta kısmında kürsü, mizan, sı­rat, bunun altında cehennem, zakkum ağa­cı gelir. Burada insanlar yuvarlaklar ha­linde temsil edilir. Beyaz halkalar müslü-manlar, siyahlar kâfirlerdir. Bazı kutsal kişilerin yüzlerinde nikap (örtü) görülür.

4. Tılsım resimleri, bazen islâm dininin yasak­ladığı tılsım ve sihrin yerine geçer ve halk arasında çok tutulur. Halk resim sanatı­nın en önemli, gelişmeye en uygun tarafı budur. Nazara karşı göz ve el resimleri, büyü için yapılan kargacık burgacık şe­killer, bugün de halk arasında ilgi görmektedir. Büyü yapmada, olduğu gibi bü­yü bozmada da resimlerden yararlanılır. Bayezid II devrinde şöhret kazanmış olan Uzun Firdevsî’nin Davetname’sinde sihire, tılsıma ve resimlere pek çok yer verilmiş­tir. (Bk. cilt III, DAVETNAME renkli say­fası.) Sevgiliye kavuşmak için yapılan tıl­sım resimleri, halk sanatının hayalgücüne dayanan en güzel örnekleridir.

5. Yazıyle yapılmış resimler, özellikle dinî konular­dadır. Altı, kelimei tevhid, üstü minare­lerle meydana gelen yazı-resimler, bazen kesme kâğıtla yapılır. Bu şekilde yazı – resim kuşlar, arslanlar, kandiller, gemiler, «maşallah»lı ibrikler çoktur. Yazıyle yapıl­mış Ashabı kehfler, aynı zamanda uğur getirici levhalardır. Bunların güvercinli o-lanlarına Nuh’un Gemisi adı verilir.

6. Ya­zıyle yapılmış tabiat resimlerinin en güzel örneği Ah Minelaşk tabloları, manzarayle birleşmiş yazı – resimlerdir. Aşkı temsil eden bu resimler dükkânlara, gergef ile işlenmişleri evlere asılırdı.

7. Cam altı re­simleri, halk resimleri arasında önemli bir yer tutar ve bugün de (bozulmuş bir şekilde) görülür. Konuları camiler, ibrikler, Süleyman peygamberin mührü v.b.dir. Bun­lar cam üzerine siyah çizgilerle yapılır, ara­ları renkli yaldızlarla doldurulur. Sır altı çiniler gibi bu cam altı resimler de ola­ğanüstü parlaklıktadır. Resimler doğrudan doğruya cama yapıldığından kırılıp. parça­lanma tehlikesi vardır. Bu yüzden halk re­simlerinin bu çeşitleri nadirdir. Bu resim tarzı dekoratif ve dinî bir özellik taşır.

8. Karagöz resimleri halk sanatının en zen­gin bölümünü meydana getirir. Oyuna baş­lamadan önce süslü, havuzlu köşkler, bah­çeler perdeye konur. Buna göstermelik de­nir. Resimler saydamlaştırılmış deve deri­sine yapılır. Bunların bir özelliği de önemli bir kıyafet tarihi niteliğinde olmasıdır.

— G. santl. Altamira veya Lascaux mağa­ralarından da anlaşıldığı gibi, duvar resmi, tarihöncesi çağlara kadar uzanır. Kullanı­lan en eski boyayıcı maddeler, yağ veya reçine ile ezilmiş çeşitli renkte topraklar, kireçleşmiş kemiklerdi. Bütün eski âkdeniz ve uzakdoğu kavimleri, ince alçı sıvalı duvarlara yaptıkları resim­lerde, daha sonra eklenen lâciverttaşı ma­visi ve bakır yeşiliyle birlikte bu temel bo­yayıcı maddeleri kullandılar. Eski Mısır ve Girit’te, koyu bir çizgiyle çevrelenmiş bu tür dekoratif eserlerden pek çok örneğe rastlanır. Yontulmuş kamışların uzun bir süre kullanılmasından sonra, hayvan kılın­dan yâpilmiş firçâlâr ortaya çıktı. Mısır da, tahta veya panoya yapıştırılmış ve in­ce alçı ile hazırlanmış tuval üzerine portre yapma sanatı doğdu. Aynı devrede renkleri sabitleştiren ve koruyan balmumlu resim­lere rastlanır.

Pompei freskleri, mumlu resmin bilgi ve hüner isteyen bir çeşididir; çok ince ve kuru bir sıva üzerine, tutkallı boyalar bir­biri üzerine kat kat vurulmuş, parlatılmış, verniklenmiş ve mumlanmıştır; resimler, dayanıklık ve tazeliklerini bu işleme borç­ludur.
Bu usul, italya’da Giotto ve daha sonra rönesans sanatçıları tarafından parlak bir şekilde temsil edilen gerçek freskten fark­lıdır. Freskte, yanmış kireç ve ince kum­dan meydana gelen taze sıva üzerine yu­muşak fırçalar ve sulandırılmış boyalarla resim yapılır. Hazırlanmış harcın yüzeyi, kurumağa başlamadan işlenebilecek geniş­likte olmalıdır. Bu bakımdan, büyük bir el çabukluğu ve ustalık isteyen fresk, ku­rudukça hafifleyen çok ince renk armoni­leri yaratma imkânını sağlar. Sıvanın de­rinliğine tespit edilen bir renk, açıkhavaya dayanabilir.

Freskte genellikle şu renk­ler kullanılır; Saint-Jean beyazı, sarı aşı-boyası, yanmış ve tabiî siena toprağı, Van Dyck kırmızı-kestanesi ve kestanesi, mars moru, kobalt mavisi, zümrüt yeşili, bakır yeşili, yeşil toprak, fildişi siyahı, balık si­yahı veya duman siyahı, koyu toprak. Giotto ve Gozzoli hiç bir zaman taslak kul­lanmazlardı. Sanatçıların freski yapmadan önce, resimlerini kâğıda çekmek, çizgileri iğneyle delmek, sonra da üzerinden kömür tozu geçirerek resmi sıvaya aktarma alış­kanlığı daha sonraları ortaya çıkmıştır. Fresk rötuşa imkân vermediğinden, taslak kullanmak, işi büyük ölçüde kolaylaştırmış­tır. XVI. yy.da İtalya’da astarın hazır­lanmasında yer alan yumurtalı ve tutkallı boya zamanla, yerini inceltici olarak kul­lanılan çeşitli yağlara bıraktı. Pigmentleri, arap zamkı ve gliserin ile karıştırılan guvaş ve suluboya gibi su ile karıştırılan bo­yalar genellikle eskislerde çok işe yarar.

Ortaçağda, kola ve ince alçıyle hazırlanmış tahta panolar üzerine de çok resim ya­pılırdı; ama tahtanın çatlamak gibi bir sa­kıncası olduğundan, XVII. yy.dan itibaren tuval tercih edilmeğe başlandı. Keten tu­val, kenevir tuvalden üstündür; daha ka­baca olan hint keneviri, tiyatro dekoruna uygun düşer; çok delikli olan pamuk tuval ise iyi değildir, İsorel, kaim karton, hattâ kâğıt, yağlıboya için elverişlidir.

Bir çerçeveye gerilen veya duvara tespit edilen tuvale kola ile alçı veya tebeşir, ka­rıştırılarak sürülür; bu ilk tabaka emici olduğundan, ponzalandıktan sonra üzerine bir kat beziryağı ile saf veya hafif renkli üstübeç çekmek gerekir. Kuruma süresi en azından altı aydır.

Birçok ressam, tablonun genel tonunu da­ha çabuk elde edecek şekilde önceden bo­yanmış bir zemin üzerinde çalışır. El Greco gri fon üzerinde, Velasquez ise kola­lanmış tuval üzerinde (sadece, İçki İçenler’i aşıboyası zemin üzerine yapmıştır) çalı­şırlardı. Carlos IV ve Ailesinin Portresi’nin hazırlıklarında görüldüğü gibi Goya, kavuniçi tonu tercih ederdi. Nicolas Poussin oldukça koyu kırmızı bir aşıboyası kul­lanırdı; resimlerin zamanla kararmış ol­ması bu yüzdendir.

Açık aşıboyaları, hafif griler veya saf beyaz, daha fazla tercih edilen renklerdir. Günümüzde ressamlar, malzemelerini kendileri hazırlamaktan vaz geçmişlerdir. Piyasada iki katlı olarak hazırlanmış, çok güzel keten tuvaller bulu­nur. Boyalar, XIX. yy.ın başlarından beri sınaî olarak hazırlanır. Eski atelyelerde çı­rakların bütün vaktini alan ezme işi de böylece tarihe karışmıştır.
Palet oldukça geniş olmalıdır. Yassı ve yu­muşak fırçalar boy boydur, ama ayrıntı­ları belirtmek için ince bir kalem fırçası da bulundurulmalıdır. Çok sık kullanılan beyaz boya paletin ortasına sıkılır; bir ya­na sıcak renkler, öteki yana soğuk renkler konur. On kadar renk yeterlidir: beyaz, siyah, sarı, tabiî ve yanmış siena toprağı, karinen kırmızı, vermiyon (zincifre), limon sarısı, prusya mavisi, zümrüt yeşili (emeraude yeşili).

Bunlar bir boya çanağı için­de sadece terebantinle veya ketenyağı veya haşhaş yâğıyle karıştırılarak inceltilebilir. Verniklerin amacı, resmi korumak ve ona bir parlaklık vermektir. Ancak verniklerin zamanla ve ışığın etkisiyle sararmak gibi bir sakıncaları olduğunu unutmamalıdır. Renklerine göre, bir tabloyu, verniklenme­den önce, altı ay veya bir yıl kurumağa bırakmak doğrudur. Bu arada, rötuş ver­niğine başvurulur. Bu vernik, donuklukla­rı giderir, birkaç dakikada kurur, ama da­yanıklı değildir.

• Resim pazarı. Sanat eserlerinin açık arttırmayle satılması usulü M.ö. 146′dan beri vardı. Meselâ L. Mummius’un Eski Yunan’dan getirdiği ganimet böyle satılmış­tı. Romalılar da kral Attalos’un satın al­mak istediği bir tabloyu bu yoldan el­de ettiler. Roma’da, değer biçici olarak görev yapan tellâllar vardı. Fransa’da ise, bu işle görevlendirilmiş olan kimselerin yerini XVI. yy.da yeminli muhamminler al­dı. Açık arttırmalı büyük satışlar özellikle XVIII. yy.dan itibaren başladı. Bu satışlar için, meraklıları ve bu işin ticaretini yapan kimseleri çekmek amacıyle resimli broşürler bastırılırdı. Tablo alım satımıyle uğraşan kimseler daha sonraki tarihlerde ortaya çıktı. Resim satışında geleneksel usul, ressamın atelyesinden aracısız olarak hal­ka satıştı. Bu arada, daha XVI. yy.dan itibaren Anvers’te, sanat eserlerinin satı­şı için, Wael’ler, du Jon, de Bruyn, Musson ve özellikle de daha sonraları Avus­turya’da şube açacak olan Forchoudt’lar gibi milletlerarası büyük firmalar ku­ruldu. O devirde belçikalı birçok res­sam yalnız ihracat için çalışıyordu.

Bu alışverişlerde aracı olarak çalışanlardan biri de Rubens’ti. Fransa’da XVIII. yy.da en büyük tablo tacirleri, Watteau’nun yakın dostu Gersaint, Mariette ve Lebrun’dü. Paris’te tablo ticaretinin mer­kezi Notre-Dame köprüsüydü. Ama bu ti­caret asıl XIX. yy.ın sonunda bütün dünyaya yayıldı. ilk tablo tacirleri Union Artistique (Sanatçılar birliği), Georges Petit, Durand-Ruel, Sagot, Diot, Tempelae-re, Salvator Meyer, Bernheim’lar ve Paul Rosenberg ile modern resmin gelişmesinde büyük bif rolü olan ve bu işe 1892′ye doğ­ru başlayan Ambroise Vollard’dı. Ayrıca Squlîe – Tanguy’in, Blot’nun, Wildenstein’in, Londra’da Ackerman ile Barnett ve Sotheby’nin, Amerika’da da Duveen, Samuel-son, Brummer ve Seligmann’ın adları özel­likle anılmağa değer.

— Huk. Resim, idarenin gözetim ve de­netimi altında yapılan bir iş, bir eylem sebebiyle kişilerden alınan park olduğu için vergi cinsinden sayılır ve belli bir iş, hiz­met dolayısıyle alınır. Eğlence yerlerin­den, buraların denetimi görevini yapan belediyenin aldığı resim gibi. Kanunkoyucu bazı faaliyetler veya bazı kuruluş­ları resim verme yükümlülüğü dışında tutmuştur. Resimler, idarece görülen hiz­metler dolayısıyle alındığından, hizmet­ler gibi çok çeşitlidir. Türkiye’de alı­nan resimlerin bellibaşlıları şunlardır: dam­ga resmi, deniz ve kara ulaşım ataçları resimleri, elektrik üretim resmi, hal res­mi, hayvan alım satım resmi, ilân res­mi, ruhsat resmi, süt köpeği resmi, taşocağı resmi, temizleme ve aydınlatma res­mi, işgaliye resmi.

• Resim ve harç muafiyeti. Resim verme yükümlülüğü türk hukuk mevzuatında da­ğınık bir şekilde düzenlenmiştir. Harçlar kanunu hangi hizmetlerden, kimlerin harç bakımından muaf tutulacaklarını belirtmiş­tir. Kamu hizmetlerini yürüten bazı kuru­luşların da resim ve harçlardan muaf ol­duğunu belirten özel hükümler vardır. Me­selâ posta, telgraf ve telefon hizmetleri dolayısıyle kimlerden resim ve harç alın­mayacağı ilgili kanunda gösterilmiştir. Hu­kuk Usulü Muhakemeleri kanununa göre adlî müzaheretten yararlananlar yargılama harçlarından muaf tutulurlar. Genellikle, kamu yararına hizmet eden Kızılay, Ço­cuk Esirgeme kurumu gibi kuruluşlar bu muafiyetten yararlanır.

XVI. yy.a ait olan Resmi Kısmet kanunu’na göre;
a. sefere giden sipahiler, emek­liye ayrılan sipahiler ve bunlarm nikâhlı karılarının resmi
kısmetleri ile;
b. askerî sınıftan sayılan kadılar, müderrisler, şeyhü­lislâm dairesinde ve vakıf işlerinde çalışan­ların resmi kısmetleri kazaskerler tarafından tahsil edilirdi;
c. padişah beratıyle doğancı olanlar herhangi bir kimseye bağ­lı değillerse askerî sınıftan sayıldıkları için resmi kısmetleri mahallî kadılar tarafın­dan;
ç. çeşitli memuriyetlerde üç veya da­ha fazla akçe gündelikle çalışanların res­mi kısmetleri de kazaskerler tarafından;
d. yörük, cambaz, tatar ve voynuklarm res­mi kısmetleri ise kazasker kassamları tara­fından tahsil edilirdi.

— Teknol. Çizgisel resim deyince, temel, tasarı ve analitik geometri şekillerinin çi­zimi, bir, iki veya üç noktalı perspektifler, mimarî ve makine resimleri ve topografya çizimleri anlaşılır. Bu gibi resimlerde düz cetvel, T cetvel, gönyeler, pistole, pergel, dubıdesimetre, iletki, tirlin, kalemucu, ka­rakalem, çini mürekkebi, bazı boyalar, fır­ça, silgi v.b. kullanılır.

Resme başlamadan önce, bütün uzunluk, yükseklik veya kalınlıkların hesaplanması­nı sağlayacak bir ölçek kararlaştırılır, öl­çekler, güdülen amaca ve çizilecek nesne­lerin boyutlarına göre seçilir. Bu hazırlık­lar tamamlanınca resim tüm ve doğru ola­rak kalemle çizilir, sonra üzerinden mürekkeple geçilir.
Resimler ikiye ayrılır: ki­mi çizgiyle yapılır ve bunlardan sadece yukarıdaki şartlara uygun olmaları beklenir; görüntü resmi diyebileceğimiz öteki resim­lerde, perspektif gibi çok daha karmaşık kurallara uymak gerekir ve çeşitli gölge oyunlarıyle eşyanın kabarıklığı gösterilir. Ay­rıca ressamın izdüşümlerini, dolayısıyle de tasarı geometriyi iyi bilmesi lazimdir.

Teknoloji alanında kullanılan resim tek­nikleri arasında, cetvel ve gönye ile çizi­len resimlerden başka bir de hiç bir araç kullanmadan yapılan ve cisimlerin biçim ve çevrelerini serbestçe çizmeğe dayanan bir resim tekniği daha vardır. Bu tür re­simlere kroki adı verilir. Mimari resim’in bir biçimi de, kroki tek­niğiyle yapılan süsleme resmi’dir. Genel­likle fantaziye ve sadece sanat kabiliyetine dayanan bu tür resim, mürekkepli kalemle yapılır ve teknik resimden tamamıyle ayrı bir tekniğe dayanır.
Topografya çizimleri için, plan çıkarma ve düzeçleme konusunda bilgili olmak gere­kir. Uzman bir ressam, bu teknikle arazi­nin genel görünümünü verebilir, düzeç eğ­rileri veya taramalarla toprağın engebeleri­ni gösterebilir. Böyle bir resmi başarıyle yapabilmek için elin cetvelsiz çalışmaya yatkın olması ve arazideki herhangi bir engebeyi belirtebilecek kadar renk farkla­rından yararlanmayı bilmek lâzımdır.
Çizgisel resim ayrıca sanatçılar tarafından, bir binayı tam perspektifine oturtmak ve tablolarındaki çeşitli planlar arasında uy­gun bir orantı kurmak için kullanılır. Bu durumda resim tümüyle grafiktir ve sade­ce tasarı geometri kurallarına dayanır. Optik mercekler, tam yansıtmalı prizmalar ve düzlem aynalar üstünde yapılan araştır­malar, teknik resim için yararlı birtakım âletlerin icat edilmesine imkân vermiştir: karanlık oda, aydınlık oda v.b. gibi adlar alan bu âletler sayesinde ressama düşen tek şey, resmini çizeceği nesnenin görüntü­sü üzerinden kalemle geçmektir; başka bir­takım âletler (pantograf v.b.) sayesinde de, orijinal resim mekanik olarak istenilen oranda küçültülür veya büyültülür.

+ Sıf. Esk. Resmî. (ML)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RESİM veya RESM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMBRANDT

Tarih 29 Haziran 2009

REMBRANDT (Rembrandt Harmenszoon VAN RİJN, — denir), hollandalı ressam ve gravürcü (Leiden 1606-Amsterdam 1669).

Ba­bası değirmenci, anası bir fırıncı kızıydı. Çok dindar olan ana, oğlunu her gün yük­sek sesle incil’den parçalar okuyarak yetiş­tirdi. Rembrandt Latin okuluna gönderildi, 1620′de Leiden üniversitesine yazıldı; fakat küçük yaştan beri resme büyük bir eğilimi vardı. Zayıf bünyesi yüzünden babasının ye­rini alamayacağı anlaşılınca, ressam ve gra­vürcü olarak Leiden’de Jacob Van Swanenburg’un (1620-1623) sonra Amsterdam’da Pieter Lastman’ın (Caravaggio’ya hayrandı) [1623-1624] ve Jacop Pîjnas’ın yanına gön­derildi.

1625′te Leiden’e dönerek tek başına çalışmağa başladı. Babasının ölümünden sonra (1630) kesin olarak Amsterdam’a yer­leşti.
Rembrandt’ın ününü sağlayan ilk önemli Eseri Doktor Tulp’un Anatomi Dersi’dir (1632). Amsterdam’da, Van Uylenburgh adlı zengin bir tacirin evinde kalıyordu. Bu tacirin Friesland sarayında danışman olan babası Rembrandt’m estamplarından bir kıs­mını bastırmıştı. Van Uylenburgh’un Saskia adlı bir de kızkardeşi vardı. Yakınlarının karşı koymalarına rağmen Saskia 1634′te Rembrandt ile evlendi. Valinin himayesi al­tında geçen sekiz yıllık maddî ve manevî başarılar, parlak bir hayat ve mutlu bir ev­lilik süresince Saskia’nın güzelliği ve zerafeti ressamın başlıca tema’sı oldu (çeşitli desenler, gravürler, yağlıboyalar). Ama ara­ya üzüntüler de girdi: 1636, 1638 ve 1640′ta ilk 3 çocuğunun ölümü; 1640′ta Rembrandt’ın annesinin ölümü, 1642′de Saskia da ölün­ce Rembrandt 1641′de doğan oğlu Titus ile yalnız kaldı.

O sırada çok para kazanıyor­du. Jodenbreestraat’taki evi her çeşit değer­li sanat eşyasıyle doluydu (Raffaello, Van Eyck ve Giorgione’den yağlıboya tablolar; antika mermerler; Dürer, Cranach, Callot, Rubens ve Mantegna’dan gravürler; Bruegel’den desenler, iran minyatürleri, Saskia’ya giydirmekten zevk aldığı için ipeklileri; mücevherler ve altın zincirler, porselenler, silâhlar, tabiî veya egzotik ilgi çekici eşya, değerli mobilyalar).

Rembrandt borsa oyunlarına giriyor ve hesapsız para harcıyor­du. Saskia’nın Ölümü sırasında bitirdiği Ge­ce Devriyesi adlı tablo ısmarlayanlar tara­fından beğenilmedi; bu, portre geleneğinden kopan kolektif bir portreydi: ciddî bir poz alarak hareketsiz şekilde dizilmiş kişiler ye­rine etkili ve yaşanmış bir sokak sahnesi. Şaşkına dönen halk bile tabloyu beğenmedi. Satışlar seyrekleşti. İşsiz kalan Rembrandt tefecilere başvurmak zorunda kaldı. Hindistan’a deniz nakliyatı yapmayı denediyse de başarı sağlayamadı. Bu malî güçlüklere, Titus’un sütannesinin, aleyhine açtığı rezalet yaratan bir davanın sıkıntısı da eklendi.

1645′te Hendrickje Stoffels adlı yirmi beş yaşındaki bir köylü kızını hizmetçi olarak yanma aldı. Oğlunun geleceğini güvenlik al­tına almak isteyen Saskia’nın bıraktığı vasi­yetin bazı önleyici maddeleri olmasaydı Rembrandt hiç kuşkusuz bu kızla evlenecek­ti. Zaten Menno Simonnis’in anabatist mez­hebine girmesiyle bozulan ünü, bu kızı ha­yatına sokmasıyle daha da zarar gördü. Hendrickje Stoffels’i çıplak olarak gösteren Batşeba Yıkanırken adlı tablo ahlâksızlıkla suçlandı. Bu arada doğan Corneila adlı kız­ları 1654′te küçük yaşta öldü. Rembrandt’ın, devrin büyük kişileri yerine, model ola­rak ihtiyarları, yoksul insanları, komedi sa­natçılarını ve hattâ zencileri alması da ayrı­ca hoş karşılanmıyordu. 1656′da ikinci Ana­tomi Dersi’ni yaptığında alacaklıları harekete geçti; 1657′de mallarının envanterini çıkarttılar; bu da iflâs ve bütün mallarının açık artırmaya çıkarılmasıyle sonuçlandı. Rembrandt bir han odasına sığındı. Sonra Hendrickje ve Titus ile beraber Amster­dam’da Portekizliler sinagogu yakınında Rozengracht yahudi mahallesine yerleşti.

Ba­sit bir evde oturuyor, küçük çapta gravür, yağlıboya tablo ve enteresan eşya ticareti yapıyorlardı. Bu sırada ingiltere’de Yorkshire bölgesinde Hull’a birkaç aylık bir gezi yapan Rembrandt Amsterdam’a dönerek Kumaşçı Loncaları adlı tablosunu çizdi. Bu arada belediye binası için yaptığı Julius Civilis’e Suikast adlı tablosu reddedildi. 1662′de Hendrickje Stoffels’in ölümüyle kesin bir mutsuzluğa düştü; Hendrickje ressama re­sim sanatının yarattığı, gerçekten heyecan veren güzel kadın tiplerinden birini ilham etmiş ve ona muhtaç olduğu bağlılık ve iyi­likle destek olmuştu. Onun ölümünden son­ra yedi yıl daha yaşadı.

Birlikte çalıştığı Ti­tus dışında herkes tarafından terk edilmişti. Ondan bir yıl önce de Titus öldü. Bütün dünya müzelerinde Rembrandt’ın yüzlerce tablosu muhafaza edilmektedir. Louvre’da yirmiden fazla resmi vardır.

Bunlar arasında en ünlüleri: Düşünen Filozof (1633), Kenarsız Bir Şapka ve Altın Bir Zin­cir Takmış Rembrandt’m Portresi (1634), Melek Rafael Tobiaş’tan Ayrılırken (1637), Kutsal Aile (1640), Emvas Hacıları ve İyi Yürekli Samiriyeli (1648), Hendrickje Stof­fels’in Portresi (1652′ye doğr.), Batşeba Yı­kanırken (1654), Derisi Yüzülmüş öküz (1655), Yaşlı Adam Portresi (1660), Aziz Matta (1661). Rembrandt’m öbür önemli e-serleri arasında, Amsterdam’da Rijksmuseum’daki (Gece Devriyesi, Kumaşçı Loncala­rı, Profesör Jean Dayman’ın Anatomi Dersi, Nişanlı Yahudi Kızı), Berlin müzesindeki (Altın Miğferli Adam), Dresden müzesinde­ki (Ressam, Karısı Saskia ile); La Haye’de Rijksmuseum’daki (Rembrandt’m Annesi, Doktor Tulp’un Anatomi Dersi), Ermitaj müzesindeki (ibrahim’in Oğlunu Kurban Edişi, Haçın İndirilişi, isa ile Samiriyeli Kadın), Londra National gaîlery’deki {ilerlemiş Yaşta Sanatçı) tabloları sayılabilir.

En son gravür katoloğunda (1955) 299′u ger­çek, 98′i de şüpheli 397 eser vardır. Bu gra­vürlerin hemen hepsi Paris’te Bibliotheque Nationale’in Cabinet des Estampes bölü­münde toplanmıştır. Rambrandt gelmiş geç­miş ofort’çulann en büyüğü sayılır. Leiden’de yirmi yaşından beri gravür yapıyordu. Resam asıl üslûbunu 1653′ten sonra buldu. Resim ve gravürleri, üslûp gelişmesi ve seç­tiği konular . bakımından birbirine paralel­dir. Burada, hayatındaki gibi dört dönem göze çarpar: gençlik; Saskia ile mutlulu­ğu, acılarla dolu olgunluk; son.

Tevrat ve İncil’den ilham almadığı zaman (bütün kut­sal tarih’i resimlediği söylenir) gerek çevresinden, gerek kendinden (kendi portrele­rinden altmış ikisi bilinirse de bunların yüzü aştığı sanılır) yararlanarak insanı tasvir et­miş ve onun sırrını çözmeğe çalışmıştır, ön­celeri eşya ve canlıları bütün fizik gerçek­leri içinde çizdi, daha sonra ışık-gölge oyun­ları ve eşsiz tekniği (özellikle desenleri şaşır­tıcı bir modern anlayış içindedir) ile, iç dünya gerçeğini yansıtan görünüşü duygu­lu bir yoğunlulukla dile getirmeyi başardı. Rembrandt’ın Jodenbreestraat’taki evi 1906′da müze haline getirildi. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMBRANDT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RETH (Alfred)

Tarih 29 Haziran 2009

RETH (Alfred), macar asıllı fransız ressa­mı (Budapeşte 1884-Paris 1966). 1905′te Pa­ris’e yerleşti.

Orada Jacques-Emile Blanche’ın öğrencisi oldu, kübizmle, sonra soyut sanatla uğraştı, boyalarına kum, kömür to­zu, yumurta kabuğu karıştırarak yeni mal­zeme elde etme yollarım aradı. Art Moderne müzesinde eseri vardır (Hubin Res­toranı, 1912). [L]

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RETH (Alfred) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOU (Louis)

Tarih 27 Haziran 2009

RENOU (Louis), fransız sanskritçe uzmanı (Paris 1896-Vernon 1966).

Lyon üniversite­sinde ve Sorbonne’da ders verdi. Eserleri: Dictionnaire Sanskrit-Français (Sanskritçe-Fransızca Lügat) [1932], Terminologie Grammaticale du Sanskrit (Sanskritçe Gra­mer Terimleri) [1942], Les Ecoles Vediques et la Formation du Veda (Veda Okulları ve Veda’nın Meydana Gelişi) [1947], Manuel des Etudes indiennes (Hintçe İncelemeler Elkitabı) [1949].. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOU (Louis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOİR (Jean)

Tarih 27 Haziran 2009

RENOİR (Jean), fransız filim yönetmeni (Paris 1894), Auguste Renoir’ın oğlu, Pier­re Renoir’ın kardeşi.

Bir süre seramikçilik yaptı. 1924′te yönetmenliğini Albert Dieu-donne’nin yaptığı Une Vie Sans Joie (Ne­şesiz Hayat) adlı filmin senaryosunu yazdı. Aynı yıl ilk filmini çevirdi: La Fille de l’Eau (Su Kızı). Bu tarihten sonra çeşitli türde filim çevirdi: Nana (1926); La Petite Marchande d’Altumettes (Kibritçi Kız) [1928]; La Chienne (Dişi Köpek) [1931]; La Nuit du Carrcfour (Yol Kavşağındaki G’ece) [1932]; Tonİ (1934); Le Crime de M. Lange (M. Lange’ın Cinayeti) [1935]; Ayaktakımı (Les Bas-Fonds) [1936]; Kır Gezintisi (Une Parti de Campagne) [1937] ve aynı yıl şahe­seri sayılan Harp Esirleri (La Grande İllusion); Hayvanlaşan İnsan (La Bâte Huma-in) [1938]; Karısı ve Âşığı (La Regle du Jeu) [1939].

İtalya’da başladığı Tosca’yı bitiremeden, 1940′ta Hollywood’a gitti. Ora­da çevirdiği filimlerin en iyisi The Souther-ner’dir (Güneyli Adam) [1945]. Hindistan’­da, Rüya Gibi Geçti (The River) [1951] ve italya’da Altın Araba (La Carrosse d’Or) [1952] adlı filimleri yönetti. Fransa’ya dön­dü ve orada French-Cancan (1955), Elena et Les Hommes (E1ena ve Erkekler) [1956], Kırda Kahvaltı (Le Dgjeuner sur l’Herbe) [1959], Le Caporal £pingle (1962), Dr. Cordelier’nin Vastveinamesi (Le Testament du Dr. Cordelier) [1963] adlı filimleri çekti. Eserlerinde, şekilden çok içgüdüye önem verir. Yerine göre gerçekçi, alaycı, şair ve yerici olduğu için onu herhangi bir akıma mal etmek güçtür. 1966′da sinemayı bir süre için bırakarak edebiyatla ilgilendi ve Les Cahiers du Capitaine Georges (Kaptan Ge­orges’un Hatıra Defteri) adlı eseri yayım­ladı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOİR (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOİR (Claude)

Tarih 27 Haziran 2009

RENOİR (Claude), fransız kamera yönet­meni (Paris 1913), oyuncu Pierre Renoir’ın oğlu ve Jean Renoir’ın-yeğeni. 1934′ten beri kendini en iyi görüntü yönetmenlerinden (özellikle renkli) biri olarak kabul ettirdi.

Birçok önemli filmin çekimine katıldı; bun­lardan bazıları: Toni (1934); Kır Gezintisi (Une Partie de Campagne) [1936]; Rüya Gi­bi Geçti (The River) [1951]; Altın Araba (Le Carrosse d’Or) [1952] (dördü de Jean Renoir’ın); M. Cloche’un, Monsieur Vincent’ı (1947); A. Astruc’un Bir Hayat’ı Une Vie) [1958]; R. Vadim’in Et Mourir de Plaisir’i (1960). [L]

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOİR (Claude) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOİR (Auguste)

Tarih 27 Haziran 2009

RENOİR (Auguste), fransız ressamı (Limoges 1841-Cagnes-sur-Mer 1919). 1844′te Pa­ris’e yerleşmiş bir terzinin oğlu.

Daha ço­cukluğunda Louvre’a gidiyor ve özellikle heykel salonlarını geziyordu. On üç yaşında, Temple sokağında bir porselen süslemecisinin yanına çırak olarak girdi; sonra yelpaze­leri resimleyen bir atelyede çalıştı; büyük bir ustalıkla, XVIII. yy. taklidi resimler yaptı. Ressam olmağa karar verince, kazan­cından artırdığı paralarla Güzel Sanatlar okuluna yazıldı (1862). Gleyre’in atelyesinde Monet, Sisley ve Bazille ile tanıştı, Cezanne, Pissarro ve Guillaumin ile dost oldu. 1863′te Esmiralda adlı eseri Salon’a kabul edildi (Renoir sonradan bu tablosunu parçalamıştır). Aynı yıl, Reddedilmişler Salonunda sergilenen Manet’nin resimleri karşı­sında büyük bir hayranlık duydu.

Renoir ve arkadaşları, Corot’nun, Courbet’nin, Millet’nin resimlerini de beğeniyorlardı; izle­nimci anlayışa uygun olarak açık havada resim yapmak üzere Fontainebleau ormanı­na gittiler. Renoir burada, Chailly-en-Biere’de Diaz’ın öğütlerinden yararlandı. 1864 Salonuna kabul edilmemesine karşılık tablo­ları 1865 Salonunda sergilendi; sonra 1866′da yine geri çevrildi. Renoir, Manet’nin çev­resinde biraraya gelen ve akademiye karşı olan gençlerin buluştuğu Guerbois kahvesindeki akşam toplantılarına devam ediyordu.

İlk desteği, Manet le birlikte kendisini de atelyesinde barındıran Bazille’den gördü. 1867′de Frederic Bazille’in Portresi’ni (Lo-uvre) ve Courbet’nin Sen Kıyısında Genç Kadınlar adlı tablosunun etkisiyle Avcı Di-ana’yı yaptı ve bu eseri de Salon’a alınmadı. Buna karşılık Şemsiyeli Lise’i 1868′de kabul edildi. Bu resim, Duranty ile Castagnary’-nin ilgisini çekti. Zola, Renoir’ın konularını içinde yaşadığı çağdan almasını ve Sen kı­yısındaki Grenouilere’âe kayıkçıları ve suya girenleri açık havada gösteren aydınlık figürler yapmasını beğenerek Renoir’a «aktüaliteci» adını verdi. 1870′te Salon’a kabul edilen Pınarda Yıkanan Kadın ve Cezayirli Kadın adlı tablolarında Renoir’in Delacroix’ya artan hayranlığının izleri görülür.

Salon tarafından bir daha reddedilince, 1874′te, Ressam, Heykeltıraş, Mimar, Gravürcü ve Desenciler Anonim ortaklığının birinci sergisine katıldı. Bu dernek üyeleri kısa zamanda «izlenimci grup» adını aldı. Renoir’ın sergiye verdiği resimlerden, özel­likle La Loge (Courtauld koleksiyonu, Tate gallery) adlı tablosu anılmağa değer. Re­noir bu grupta, manzara resminden çok fi­gürle ilgilenenler arasında yer alıyor ve fır­çayı lekeler meydana getirecek biçimde sür­mekten çok, boyayı ince ve saydam taba­kalar halinde üst üste koyarak çalışıyordu.

1875′te Drouot konağında eserlerini satışa çıkarttı ama pek alıcı bulamadı. Bu başa­rısızlığına karşılık Victor Choquet ile Ge­orges Charpentier’den destek gördü. Bir ya­yınevi sahibi olan Charpentier’nin Grenelle sokağındaki salonu o devirde, Paris’in seçkin kişilerinin, Zola, Daudet ve Goncourt’ların çevresinde biraraya geldikleri yer­di. Marguerite Charpentier’nin koruduğu Renoir 1876′dan sonra düzenli olarak Sa­lon’a kabul edildi. Burada 1878′de Bayan Charpentier ve Çocuklarının Portresi (Met­ropolitan Museum, New York) tablosunu sergiledi.

Gortot sokağında kiraladığı bah­çede La Galette Değirmeni adlı tablosunu (Louvre) bu dönemde yaptı. 1876′da on beş tablosuyle izlenimci grubun ikinci sergisi­ne, sonra 1877 sergisine, son olarak da ara­larında Kayıkçıların Öğle Yemeği de (Phi­lips Memorial gallery, Washington) bulunan yirmi dört tablo ile 1882 sergisine katıldı. 1879′da Cezayire gitti; Paris’te doktor Gachet ile tanıştı; Chatou’da, Croissy’de, Sen kıyılarında resimler yaptı. 1881′de Aline Charigot ile evlendi.
Bir süre Guernesey’de oturdu. Sonra ital­ya’ya gitti (1882) ve bu gezisi sanatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Napoli müze­sinde Pompei resimlerini inceledi.

Paler­mo’da Richard Wagher’in Portresi’ni (Opera kütüphanesi, Paris) yaptı. Piero Della Francesca, Benozzo Gozzoli ve Raffaello’nun e-serleri karşısında bir öğrenci hayranlığına kapılarak «İzlenimciliğin sonuna kadar git­miştim; ama ne yağlıboya’yı, ne de desen yapmayı bilmediğimi anlıyorum» dedi. Cennini’nin Trattato della Pittura (Resim Üs­tüne İnceleme) adlı kitabını elinden düşürmüyordu. Bu kitabın 1911′deki fransızcasına yazdığı önsöz Renoir’ın tek teorik yazısıdır. Bundan sonra, aktüaliteci»liği bırakarak klasik bir ressam olmak istedi.
O zamana kadar eserlerinde yer almayan çıplak kadın artık başlıca tema’sı oldu; paletindeki renkleri azaltarak toprak boyalarını ve kobalt mavisini kullanmağa başladı, insan ve eşya­nın çevre çizgilerini daha belirgin hale ge­tirdi, daima açık havada resim yapmayı bı­raktı. Kısa süren bu dönemdeki şaheseri Suda Yıkanan Kadınlardır (1883-1885, Carroll S. Tyson koleksyonu, Philadelpiha).

Üslûbunun kesin biçimini alması için gerekli olan bu çetin ve azimli arayış döneminden sonra, mizacına da uygun gelen çekici konu­lara el attı; «tatlı ve hafif» resimler yap­mağa başladı. 1884′te La Rochelle’de, La Roche-Guyon’da, Varengeville’de, Essoyes da çalıştı; 1885′te İspanya’ya gitti; orada Velazquez’in tablolarını gördükten sonra bu ressamı Greco’dan da, Tiziano’dan da üs­tün buldu. Burant-Ruel sayesinde, Brüksel’­de, Londra’da, New-York’ta ilk büyük ba­şarılarını elde etti.

1888′de Martigues’e gi­derek Cezanne ile buluştu. Montmartre’a (Château des Brouillards) yerleştiği 1890 yı­lında «sedefli» denilen dönemi başlar; bu dönemde yaptığı resimlerde, şekillere belli belirsiz bir kabarıklık vermek için, uzun fır­ça darbeleriyle renkleri hafifçe birbirine karıştırıyordu. 1891′den itibaren her yıl Gü­ney Fransa’ya (Tamaris-sur-Mer, Cassis, Marsilya, Miramar, Nimes, Rhöne vadisi) gitmeğe başladı. Cagnes’da ağır bir romatiz­maya tutuldu (1899). Burada satın aldığı (1901) malikânesinden ancak her yaz Esso-yes’ya gitmek için ayrılıyordu. Essoyes, ka­rısının çocukluk arkadaşı Gabrielle Renard’ın memleketiydi. Bu kadın çocuklarına dadılık ettiği gibi evin idaresini de eline aldı; aynı zamanda, güzel ve dolgun vücuduyle Renoir’ın son yıllarındaki tablolarına (kır­mızı ve yaldızlı renklerin gittikçe hâkim olduğu dönem) modellik etti. Ambroise Vollard 1894′te Renoir’a maddî yönden destek oldu; ama sanatçı rahat bir hayata ancak 1907′de kavuşabildi.

1910′dan sonra Renoir ancak koltuk değneğiyle yürüyebiliyordu; 1912′de fırçasını başparmağı ile işaret par­mağı arasına bağlamak zorunda kaldı. 1914′te, eserleri daha o hayattayken Louvre mü­zesine alındı (isaacs de Camondo koleksi­yonu). Ayrıca 1918′de Mme Georges Charpentier’nin küçük portresi de aynı müze için devlet tarafından satın alındı. Auguste Guenot, Renoir’ın ölümsüzleştirdiği kadın tiplerine uygun düşen birkaç heykel yaptı. Bu eserlerini Renoir’ın desenlerini örnek alarak ve sanatçının nezaretinde çalışarak gerçekleştirdi. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOİR (Auguste) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENNES

Tarih 27 Haziran 2009

RENNES, Fransa’da İlle-et-Vilaine idare bölgesinin merkezi, Paris’e 361 km uzak­lıkta, Rennes havzası’nda, İlle ve Vilaine ır­maklarının kavşağında; 157 692 nüf. üni­versite. Millî Sağlık okulu.

Rennes bir çö­küntü bölgesindeki (Rennes havzası) tabiî yolların birbirine yaklaştığı yerde kuruldu. Havzanın verimli toprakları, Bretagne’ın ge­ri kalan kısmındaki daha verimsiz toprak­larla çelişir. Şehir 1720 yangınından sonra düzgün bir plana göre yeniden inşa edildi. Şehirde güzel anıtlar vardır; özellikle iç süs­lemeleri çok zengin olan, XIII. yy.dan kal­ma Adliye sarayı (eski Bretagne mahkeme­si), Thabor bahçenin yanında XIV. yy.dan kalma Notre-Dame kilisesi.

Klasik cepheli Saint-Pierre katedralinin yapımına 1787′de başlandı ve 1844′te tamamlandı. Vilaine ır­mağının sol kıyısında müzelerin toplandığı yapı yükselir, idarî ve adlî bir şehir olan Rennes aynı zamanda da bir fikir ve din merkezidir. Vilaine’in sol kıyısında tica­ret ve sanayi tesisleri de gelişmiştir; maki­ne yapımı, tarım makineleri, dokuma (kon­feksiyon, tuhafiyecilik) ve besin (bisküvi fabrikası) sanayii, marokencilik, ayakkabı yapımı, kâğıt fabrikası, mobilya yapımı v.b. Ayrıca Rennes yakınlarında büyük bir oto­mobil fabrikası kurulmuştur. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENNES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENDULİC (Lothar)

Tarih 27 Haziran 2009

RENDULİC (Lothar), alman generali (Wiener – Neustadt 1887).

Avusturya – Macaris­tan ordusunda subaylık yaptı. Bu orduda Birinci Dünya savaşına katıldı, 1935′te al­bay rütbesiyle Avusturya genelkurmayında görev aldı, Paris’te askerî ataşe oldu. 1938′de alman ordusuna girdi ve Viyana’daki 17. Kolordunun kurmay başkanlığına ge­tirildi. 1940′ta bir tümene kurnanda etti, 1941-1943 arasında Sovyet cephesinde sa­vaştı, daha sonra Balkanlar’ın batı kesi­mindeki alman ve hırvat kuvvetlerinin ba­şına getirildi.

1944′t.e, Dietl’in yerine Finlandiya’daki 20. Ordunun basına geçti ve 1945 yılının ocak ayından mayısına kadar, sırasiyle, Doğu Prusya Ordular grubuna, Courlande Ordular grubuna ve Avusturya’­nın, savunmasıyle görevli Güney Ordular grubuna kumanda etti. 7 Mayısta Patton emrindeki amerikan kuvvetlerine teslim ol­du. 1951′de serbest bırakıldı. 1954′te, Gekâmpft, Geseigt, Geschlagen (Savaştı, Ka­zandı, Yenildi) başlığı altında hatıralarını yayımladı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENDULİC (Lothar) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAULT (Michel)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAULT (Michel), fransız dansçısı (Pa­ris 1927). 1946′dan 1959′a kadar Paris ope­rasında yıldız dansçı olarak çalıştı.

Klasik balenin başlıcalarında (Giselle) oynadı; ye­niden temsil edilen birçok eserde (Le Chevalier et la Damoiselle [Şövalye ve Genç Kız], Sylvia) rol aldı; birçok ilk temsilde (Mirages [Seraplar], 1947; Etudes [1952]; Romeo ve Juliet [1955]; La Dame â la Licorne [Boynuzlu At ve Kadın], 1959) sahne­ye çıktı.
Paris operasından ayrıldıktan son­ra, Liane Dayde ile birlikte çeşitli ülkelerin (S.S.C.B., 1960) sahnelerinde dans etti. [L]

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAULT (Michel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAULT (Lotus)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAULT (Lotus), fransız sanayicisi (Paris 1877-ay.y. 1944). 1898 Ekiminde Billancourt’daki küçük bir atelyede ilk otomobilini ken­di eliyle yaptı ve ona üç tekerlekli bir taşıt­tan söküp aldığı 1,75 BG’de bir Dion-Bouton motoru taktı.

Kardeşi MARCEL’in (Boulogne-Billancourt 1882-Bourgde-Vay, Payre komünü, Vienne 1903) isteği üzerine küçük seriler halinde ufak arabalar yapmağa karar verdi; 1899′da priz direk kutusunun ve ayçatallı vites şanzımanının patentini aldı. Bu arada, ufak arabalar yapmak amacıyle Billancourt’da küçük Renult Kardeşler fabrika­sı kurulmuştu. Madrid Otomobil yarışında kardeşi Marcel kaza sonucu ölünce, Louis Renault, fabrikasını genişletmek için ya­rışları bırakmağa karar verdi.

Bu konuda öteki kardeşi FERNAND (1865-1909), kendi­sine yardımcı oldu. Birinci Dünya savaşında fabrikaları uçak ve cephane imaline yö­neldi. 1918′de emin ve kullanışlı olan hafif Renault tankları’nı yapmayı başardı. Barış­la birlikte, Renault yeniden otomobil yapı­mına başladı; Boulogne-Billancourt tesisle­rinin sanayi gücünü arttırmağa devam etti ve bir süre sonra bu tesisler, «devlet içinde devlet» sözüne hak verdirecek bir duruma geldi. Louis Renault, diretken zekâsıyle (500′ün üstünde patent bıraktı) yeni iş alan­larına sürekli olarak el attı; özellikle tarım makineleri üstünde çok çalıştı; denizcilik ve sanayi tesisleri kurdu ve ağır vasıtalar için dizel motorları yaptı.
Louis Renault, işgalde Almanlar hesabına çalışmakla suçlandırıldı, kendini savuna-madan öldü ve bütün fabrikaları millileş­tirildi. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAULT (Lotus) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAULT (Bernard)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAULT (Bernard), fransız paleobotanikçisi (Autun 1836 – Paris 1904). Kendisin­den önce bilinmeyen bütün fosil bitki grup­larını (bctryopteridae, sphenophyleae, cycadoxyleae, calamariaceae v.b.) tanımladı.

1879′da Structure Comparee de Quelques Tiges de la Flore Carbonifere (Karbon Çağı Florasına Ait Birkaç Bitki Sapının Karşılaş­tırmalı Yapısı) adlı tezini yayımladı. A. Brongniart ile birlikte, fosil bitkilerden cordaites’te yumurtacıkların önünde çiçek­tozu odacığı bulunduğunu ortaya çıkardı, özellikle Commentry, Autun ve Epinac bölgelerindeki fosil flora ve yakacak olarak kullanılan fosil mikroorganizmalar üstünde çalıştı. Cours de Boîanique Fossile (Fosil Botanik Dersleri) adlı bir eser yayımladı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAULT (Bernard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAUDOT (Theophraste)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAUDOT (Theophraste), fransız hekimi ve gazetecisi (Loudun 1586 – Paris 1653). 1612′de kralın doktoru oldu.

Halk sağlığı ile ilgilendi ve bir dispanser kurdu. 1631′de La Gazette’i çıkardı. Bu gazetede, siyasî haberler ve Paris’te geçen olaylar yer alı­yordu. Daha sonra 1635′te Mercure Fran-çais’nin yönetimini ele aldı. (M)

RENAUD LE VİEUX. Bk. LE VİEUX (Renaud).

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUDOT (Theophraste) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAUDET (Augustin)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAUDET (Augustin), fransız tarihçisi (Paris 1880 – ay.y. 1958).

Bordeaux Edebi­yat fakültesinde (1919-1937), Sorbonne’da (1937-1946), Ecole des Hautes Etudes’de (1942-1951) ve College de France’ta (1946 -1951) profesörlük yaptı.
Erasmus, Machiavelli ve Dante üstüne birçok eser yazdı. Humanisme et Renaissance (Hümanizm ve Rönesans) [1958] adlı eseri ölümünden az önce yayımlandı. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUDET (Augustin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAUD (Madeleine)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAUD (Madeleine), fransız kadın oyun­cu (Paris 1900). 1921-1946 Arasında Comedie Française’de çalıştı.
1947′de kocası J. L. Barrault ile birlikte, kendi adlarını ta­şıyan topluluğu kurdu.

Başlıca oyunları: Montherlant’dan ölü Kraliçe (La Reine Morte) [1942]; Claudel’den Le Soulier de Satin (Saten Ayakkabı) [1943], Mauriac’dan Les Mal-Aimes (Sevilmeyenler) [1945]; S. Beckett’den Oh! les Beaux Jours! (Ah. Mutlu Günler!) [1963], Marguerites Duras’dan Bütün Gün Ağaçlarda (Des Journees Entieres Dans les Arbres) [1966]. Marivaux’nun komedilerini eşsiz bir incelikle yo­rumladı.

Ayrıca birçok filim çevirdi: La Maternelle (Ana Okulu) [1933]: Le Ciel Esi â Vous (Gök Sizindir) [1943]; Le Plai­sir (Zevk) [1951] v.b. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAUD (Madeleine) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENARD (Jules)

Tarih 27 Haziran 2009

RENARD (Jules), fransız yazarı (Châlons, Mayenne 1864 – Paris 1910). Mercure de France’ın kurucularından biridir (1890).

Başlıca hikâye ve romanları şunlardır: l’Ecornifleur (Otlakçı) [1892]; Le Vigneron dans sa Vigne (Bağcı Bağında) [1894]; Poil de Carotte (Horoz ibiği) [1894]; Histoires Naturelles (Tabiat Bilgisi) [1896]: Bucoliques (Çoban Şiirleri) [1898]. Tiyatro için küçük piyesler yazdı: Le Plaisir de Rompre (Kesip Atma Zevki) [1897]; Le Pain de Menage (Evin Ekmeği) [1898]. Renard, kendini, «görüntü avcısı» diye tanım­lardı.

Gerçekten de hayatın çeşitli görü­nüşlerini, mizahî ve izlenimci bir üslûpla, kuru ve sert çizgilerle canlandırdı. 1887-1910 Arasında tuttuğu Günlük’ü, 1925-1927 yılları arasında yayımlandı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENARD (Jules) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENARD (Georges)

Tarih 27 Haziran 2009

RENARD (Georges), fransız tarihçisi ve yazarı (Amillis Saine-et-Marne 1847-Paris 1930).

Paris komününe katıldı, İsviçre’ye sığındı. Sonra Fransa’ya döndü. Sırasıyle Monge okulunda, Conservatoire National des Arts et Metiers’de ders verdi. 1907′de College de France’ta Emek Tarihi kürsü­süne getirildi.

Başlıca eserleri: La Republi-que de 1848 (1848 Cumhuriyeti) [1906];
G-. Weulersse ile birlikte yazdığı Le Travail dans l’Europe Moderne (Çağdaş Avrupa’­da Emek) [1920]; Le Travail dans la Prehistoire (Tarihöncesinde Emek) [1928]. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENARD (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENAN (Ernest)

Tarih 27 Haziran 2009

RENAN (Ernest), fransız yazarı (Treguier 1823 – Paris 1892). Beş yaşında babasını kaybetti. Annesi ve ablası tarafından yetiş­tirildi. Çeşitli din okullarında okudu. Saint-Sulpice kolejinde îbranîce öğrendi.

Al­man düşüncesinden etkilenerek katolik i-nancından koptu. 1845′te papazlıktan ay­rıldı. Felsefenin yanı sıra, filoloji çalışma ve araştırmalarını da sürdürdü. 1847′de Essai Historique et Theorigue sur les Langues Semitiques (Samî Dilleri üstüne Ta­rihî ve Nazarî Deneme) adlı eseriyle Volney ödülünü kazandı. 1848 Devriminden büyük ölçüde etkilendi. Jules Simon’un yönettiği La Liberte de Penser (Düşünme Hürriyeti) adlı gazetede yazılar yazmağa başladı.

İnsanlığı ilgilendiren büyük mese­lelerin ancak liberal bir bilim yoluyla çö­zümlenebileceğini ispatlamak amacıyle Avenir de la Science (Bilimin Geleceği) adlı eseri yazdı. Bu eser, ancak 1890′da ki­tap olarak yayımlandı. 1850′de Bibliotheque Nationale’deki süryanîce elyazmalarını sınıflandırmakla görevlendirildi. Revue des Deux Mondes ve Journal des Debats’da. yazılar yazdı. 1852′de Averroes et Averro-isme (İbni Rüşt ve İbni Rüşt’çülük) konu­lu teziyle doktorasını verdi. 1860′ta ablasıyle birlikte, arkeolojik bir görevle Suri­ye’ye gitti. 1861′de ablasının ölümü üzerine yalnız olarak yurda döndü; göreviyle ilgili çok geniş temel bilgiler ve ilgi çekici ör­nekler dışında, isa’nın Hayatı (Vie de Jesus) adlı eserinin müsveddelerini de getir­di; bu eser, yirmi yıllık çalışmalarının bü­yük bir kısmını kapsayan Histoire des Origines du Christianisme’in (Hıristiyanlık Menşelerinin Tarihi) ilk cildidir. Renan, 1862′de College de France’ın îbranîce kür­süsüne getirildi. Ama daha ilk dersinde, isa’dan «eşsiz bir adam» olarak söz etme­si gürültülere yol açtı.

Dersleri önce erte­lendi, sonra da bütün bütün kaldırıldı. Renan’ın edebiyat çevrelerine girmesi bu sıralara rastlar. 1863′te yayımlanan İsa’nın Hayatı’nda. isa’yı tenkitçi tarih metotlarıyle incelediği için yeni tepkilere yol açtı! 1864′te eserine devam edebilmek için Mı­sır’a, Anadolu’ya ve Yunanistan’a gitti. 1869′da siyasete atılmayı denedi. Savaş sı­rasında Prusya prensi Friedrich ile barış konusunda görüşmeğe çalıştı. Savaştan son­ra yeniden College de France’taki kürsüsü­ne dönerek, ülkesinde düşünce ve ahlâk alanını kapsayan bir reform üstünde çalış­malara başladı. 1883′te College de France’­ın müdürü oldu.
Hayatının son yıllarında Origines adlı eserini Histoire du Peuple d’israel (İsrail Milletinin Tarihi) ile tamam­lamağa çalıştı ve Drames Philosophiques’i (Felsefî Dramlar) yazdı.

Renan’ın öbür eserleri: Histoire Generale et Systeme Compare des Langues Semitigues (Samî Dillerinin Karşılaştırmalı Sistemi ve Genel Tarihi) [1885]; Essais de Morale et de Critigue (Ahlâk ve Tenkit Denemeleri) [1859]; Questions Contemporaines (Çağdaş Meseleler) [1868]; Dialogues et Fragments Philosophiques (Felsefî Diyalog ve Yazıt­lar) [1876]; Drames Philosophiques (Felsefî Dramlar) [Caliban, l'Eau de Jouvence (Gençlik Suyu), Le Pretre de Nemi (Nemi Rahibi), Abbesse de Jouarre (Jouarre Ra­hibesi)] (1886); Çocukluk ve Gençlik Hatı­raları (Souvenirs d’Enfance et de Jeunesse) [1883], Feuilles Detachees (Kopuk Sayfa­lar) [1892]. Renan, kiliseden kopmakla birlikte, en büyük önemi manevî değerlere verdi, insanlığın ilerlemesi konusunda bü­tün varlığıyle liberal bilime ve tenkitçi dü­şünceye bağlandı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENAN (Ernest) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMUSAT

Tarih 27 Haziran 2009

REMUSAT (Charles François Marie, — kontu), fransız siyaset adamı (Paris 1797 -ay.y. 1875), Aguste Laurent’ın oğlu.

Libe­ral milletvekili (1830-1847) ve içişleri ba­kanı (mart-ekim 1840) oldu. ikinci cumhuri­yeti (1848) savundu; 2 aralık 1851′den sonra sürgün edildi ve ancak 1859′da genel af çı­kınca geri dönebildi. Thiers kabinesinde dış­işleri bakanlığına getirildi (1871); işgal al­tındaki toprakların kurtarılmasına çalıştı (mart 1873 antlaşması).
Ama Paris’te Barodet karşısında seçimleri kaybedince çekildi (mayıs 1873). Sonra Haute-Garonne’dan mil­letvekili seçildi, 1875 Anayasa kanunlarının hazırlanmasına katıldı. Birçok tarih ve fel­sefe eseri yayımladı. Hatıraları (Memoires) 1958′den itibaren yayımlanmağa başlandı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMUSAT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMİZOV (Aleksey Mihayloviç)

Tarih 27 Haziran 2009

REMİZOV (Aleksey Mihayloviç), rus yaza­rı (Moskova 1877-Paris 1957). Gençliğinde çok seyahat etti, tutuklandı ve sürgüne gön­derildi; birçok bilim dalıyle ilgilendi. Gerçekçi romana sembolizm anlayışını uygula­dı, halk geleneğini modernleştirerek stilize etti ve ahenkli nesriyle epik ve lirik bir edebiyat türü yarattı.

Zamyatin veya Pilnyak gibi rus yazarlarını büyük ölçüde etkile­di. Çasıy (Saatler) adlı hikâye kitabiyle tanındı. Ama asıl ününü Prud (Gölcük) [1905], Krestovıye Sestrıy (Haçlı Rahibeler) [1911], Zga (Karanlık) adlı üçlemeyle sağ­ladı. Ayrıca alaylı ve nükte dolu bir an­latı derlemesi yayımladı: Posolon (1906). 1907′de şaheseri sayılan Limonar (Limon­cu) çıktı. 1921′de göç etti, Paris’e yerleşti. Paris’te mistik düşünceler, nükte ve buluş­larla dolu birçok eser yazdı: Vzvihrennaya Rossiya (Burgaçtaki Rusya) [1927]; Podst-rijyonnıymi Glazami (Kırpılmış Gözler) [1951]; Ogon Vesçey (Nesnelerin Ateşi) [1954]. (L)

REML i. Bk. REMİL.

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMİZOV (Aleksey Mihayloviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMİ d’Auxerre

Tarih 27 Haziran 2009

REMİ d’Auxerre, frank ilâhiyatçısı (841′e doğr.-Paris 908′e doğr.). Saint-Germain d’ Auxerre keşişiydi, Loup de Ferrieres’e ve Johannes Scotus’a bağlandı.

Heiric’in yeri­ne, Auxerre manastırındaki okulun başına geçti. 893′te Reims’te, sonra Paris’te ders verdi. IX. yy.ın düşünce alanına geniş ölçü­de katkıda bulundu. Kutsal Kitap üstüne yorumlar yaptı ve latin grameri üstüne ça­lıştı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMİ d’Auxerre hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMARQUE

Tarih 27 Haziran 2009

REMARQUE (Erich Maria KRAMER, Erich Maria — denir), alman yazarı (Osnabrück 1898-Luzern, isviçre 1970).

Birinci Dünya savaşını Almanya açısından anlatan Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (İm Westen Nichts Neues) [1929] adlı romanı yazdı. Savaşa karşı acı bir suçlama olan bu roman bütün dünyada geniş yankılar uyan­dırdı,

öbür eserleri: çarpışma bittikten son­ra bile, savaş yıllarının zihniyetini sürdür­meğe çalışan bir zümrenin romanı Dönüş Yolu (Def Weg Zurück) [1931], İnsanları Seveceksin (Liebe Deinen Nachsten), Üç Arkadaş (Drei Kameraden) [1938]; Paris’­teki göçmen çevrelerini konu alan Zafer Âbidesi (Arc de Triomphe) [1941]; alman toplama kamplarını anlatan Tedirgin Ha­yat (Der Funke Leben) [1952]; Der Sch-warze Obelisk (Kara Obelisk) [1958]; Der Himmel Kennt Keine Günstlinge (Tanrının Gözdeleri Yoktur) [1961]; Die Nacht in Lizbon (Lizbon Gecesi) [1963]. Remarque, Hitler’in iktidara gelişinden sonra yurdunu terk ederek Amerika’ya gitti. 1947′de ame­rikan uyruğuna girdi. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMARQUE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REJANE

Tarih 27 Haziran 2009

REJANE (Gabrielle REJU, — denir), fransız kadın oyuncu (Paris 1856 – ay.y. 1920).

1875′te Vaudeville tiyatrosunda sahneye çık­tı. Pek çok modern dram ve komedinin başarısında büyük payı oldu. Rejane tiyat­rosu adını alan Nouveau Theâtre’a geçti. Sinemada Alsace filmiyle ün kazandı ve J. Richepin’in Miarka’sini çevirirken öldü. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REJANE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNİNG (Maria)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNİNG (Maria), avusturyah kadın şar­kıcı (Viyana 1903). Sanat hayatına 1931′de Viyana’da atıldı.

Münih’te, Londra’da (1938), Paris’te (1940), Salzburg’da v.b. sah­neye çıktı. Viyana operasının birinci dra­matik sopranosu oldu (1937-1955). Konser şarkıcısı ve mozart’çı olarak ün yapan sanatçı, Richard Strauss’un Güllü Şövalye operasındaki Mareşal’in eşi rolünde başa­rı kazandı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNİNG (Maria) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNACH (Thedore)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNACH (Thedore), fransız tarihçisi ve nümismatı (Sainl-Germain-en-Laye 1860 -Paris 1928). Savoie milletvekili (1906-1914), College de France’ta eski paralar profe­sörü (1924) oldu.

Eserleri arasında Histoi­re des tsraelites (Yahudilerin Tarihi) [1885], Mithridate (1890), L’Histoire par les Monnaies (Paralarla Tarih) [1902], Recueil Ge­neral des Monnaies d’Asie Mineure (Ana­dolu Paralan Üstüne Genel Derleme) [Babelon ile birlikte, 1904], La Musique Grec-que (Yunan Müziği) [1926] vardır. La Revue des Etudes Grecques (1888-1967) ve La Gazette’ın (1909) yayımını yönetti. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Thedore) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNACH (Joseph)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNACH (Joseph), fransız siyaset adamı (Paris 1856 – ay.y. 1921). Avukattı. Gambetta kabinesinde görev aldı (1881).

Mil­letvekili (1889-1898; 1906-1914) seçildi. Drey­fus davasını savundu. Histoire de l’Affaîre Dreyfus (Dreyfus Olayının Tarihi) [7 cilt, 1901-1911] adlı bir eser yazdı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Joseph) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNACH (Adolphe)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNACH (Adolphe), fransız arkeologu (Paris 1887 – Ardenne’lerde 1914), Joseph Reinach’ın oğlu. Atina Fransız okulunun üyesi oldu,(1909-1911). Yunanistan’da ve Mısır’da çeşitli kazılar yaptı.

Başka eser­leri: Fouilles a Coptos (Coptos’ta Kazılar) [R. Weill ile, 1910], Atthis, Histoire de l’Etat Athenien (Atthis, Atina Devletinin Tarihi) [1912], L’Origine du Thyrse (Thyrsos’un Menşei) [1812], Portraits Greco -Egyptiens (Yunan – Mısır Portreleri) [ölü­münden sonra yayımlandı, 1914]. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNACH (Adolphe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİMS

Tarih 27 Haziran 2009

REİMS, Fransa’da Marne idare bölgesin­de idare çevresi merkezi, Champagne’ın ku­zeyinde, İlede-France yamacı yakınların­da; 160 000 (banliyölerle birlikte
175 000′e yakın) nüf.

Üniversite. Dokumacılık (yün işçiliği) merkezi, Champagne şarapları ya­pımı, demircilik, elektrik malzemesi, maki­ne sanayii, camcılık v.b. önemli bir tica­ret merkezi.

• Tarih. Galyalı Remi’lerin başkenti olan eski Durocortorum şehri (bugün Reims), roma hâkimiyeti sırasında Gallia Belgica’nın merkezi oldu ve Belçika yolu üzerin­de önemli bir konak yeri haline geldi. 290′da bir piskoposluk merkeziydi. Aziz Remi’nin piskoposluğu sırasında Clovis, Hıristiyanlığı burada kabul etti; Fransa kral­ları, bu olaydan sonra bu şehirde taç giy­meğe başladılar; 1548′de bir üniversite ku­ruldu. Birinci ve İkinci Dünya savaşların­da şehir, bombardımanlardan büyük zarar gördü.

• Askerî tarih. Belçika ile Bourgogne ve Paris ile Lorraine arasındaki ulaşım yol­larının kavşak noktasında olan Reims he­men her devirde askerî açıdan önemli rol oynamıştır. 1 Eylül 1914′te Almanlar ta­rafından işgal edilen şehir, 13 eylülde Fran­sızlar tarafından geri alındı ve o tarihten itibaren Fransa sınırları içinde kalmakla beraber çeşitli savaşlara sahne oldu. Ge­neral Eisenhower ve müttefik genelkurmay başkanları, 7 mayıs 1945′te alman generali Jodl’un teslim olma teklifini burada ka­bul ettiler.

• Güzel sanatlar. Şehirde Roma devrin­den kalma birçok kalıntı vardır. Bunlar arasında «Mars kapısı» adı verilen bir za­fer takı ile bir amfiteatr sayılabilir. Reims’te Ortaçağdan kalma en eski kilise Saint-Remi’dir. Ayrıca, büyük bir kısmı XIII. yy.da yapılmış, ama birçok değişikliğe uğ­ramış ve Birinci Dünya savaşında çok za­rar görmüş olan Saint-Jacques kilisesini de anmak gerekir Şehrin katedrali ise, Ortaçağdan kalma en ilgi çekici binadır.

1211′de eski bir karolenj tapınağının ka­lıntıları üzerine inşa edilen bu katedralin yapımı ancak XIII. yy. sonuna doğru ta­mamlanabildi. Yapımında çalışan ustala­rın adları katedralin içindeki bir labirent­te yazılıdır: Jean d’Orbais, Bernard de Soissons ve ana cepheyi yapan Robert de Coucy. Çeşitli atelyelerde yapılmış olan ve katedralin dış kısmını süsleyen heykel grupları (Tebşir, Meryem’in Ziyareti, Mer­yem’in Kiliseye Takdim Yortusu; Gülüm­seyen Melek, Havva, «Philippe Auguste» adlı kral) gotik fransız sanatının en güzel örneklerindendir. Koro yerinin vitrayları XIII. yy.dan kalmadır. Reims, müzelerinin zenginliği bakımından da önemli bir şehir­dir. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİMS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİLLE (Honore Charles, — kontu)

Tarih 27 Haziran 2009

REİLLE (Honore Charles, — kontu), Fran­sa mareşali (Antibes 1775-Paris 1860). 1803′te general, 1807′de imparatorun yaveri, 1808′de Toscana komiseri ve kont oldu.

Wagram’da yararlık gösterdi ve Bernadotte’u gözaltında tutmak üzere Anvers’e gön­derildi (ağustos-kasım 1809). 1810′da Navarra, 1812′de Aragon valisi oldu. Portekiz ordusunun başına getirildi (kasım 1812). Da­ha sonra Soult’un emrine geçti ve Vittoria’da başarı kazandı
(haziran 1813), Waterloo’da bir piyade kolordusuna kumanda etti.

1819′da Fransa Yüksek meclis üyesi, 1820′de Kral meclis üyesi oldu, Louis-Philippe tarafından mareşalliğe yükseltildi (1847). 1851 Hükümet darbesine katıldı ve 1852′de senatör oldu. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİLLE (Honore Charles, — kontu) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİDY (Affonso Eduardo)

Tarih 26 Haziran 2009

REİDY (Affonso Eduardo), brezilyalı mimar (Paris 1909 – Rio de J.aneiro 1963). Ric de Janeiro Millî Güzel Sanatlar okulunu bitirdi (1930). Aynı şehirde eğitim bakan­lığı binasında çalıştı (1936).

Eserlerinin özel­liği, yapı ve şekillerde yenilikten yana ol­ması, bina ile ortam arasında uygunluğa önem vermesidir. Rio de Janeiro’da Pedre-gulho (1950), Millî tiyatro (1950), Modern Sanat müzesi (1954), Memurlar Yardımlaş­ma kurumunun genel merkezi (1957-1962), Paraguay’da, Asuncion’da deneme okulu (1953). [L]

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİDY (Affonso Eduardo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİCHA (Anton)

Tarih 26 Haziran 2009

REİCHA (Anton), çek asıllı fransız müziği bestecisi ve nazariyecisi (Prag 1770-Paris 1836), çek viyolonselcisi ve bestecisi Joseph Reicha’nın (Klattau 1746-Bonn 1795) yeğe­ni.

Amcasının yardımıyla seçici prensin or­kestrasına flütçü olarak girdi. Beethoven, aynı orkestrada alto çalıyordu. 1794′te Ham­burg’da ilk operasını yazdı: Oubaldi ou les Français en Egypte (Oubaldi veya Fransız-lar Mısır’da). Sonra Paris’e gitti, Haydn ile birlikte çalıştığı, Albrechtsbergen ve Salieri ile dostluk kurduğu Viyana’da yaşadı (1802-1808). Daha sonra Paris’te yerleşti; 1829′da fransız uyruğuna geçti.

Üflemeli çalgılar için 26 beşli’iyi iyi karşılandı ve Paris Konservatuvarı kontrapunto ve füg profesörlü­ğüne getirilmesini sağladı (1818). Müzik eği­timi ve nazariyatı konusunda birçok kitap yazdı: Etudes ou Theories Pour le Piano-forte, Dirigees d’une Maniere Nouvelle (Ye­ni Metotla Yürütülen Piyano-Forte İncele­meleri ve Nazariyeleri) [1800], Traite de Melodie Abstraction Faite de Ses Rapports avec l’Harmonie (Armoni ile İlişkilerini Göz önünde Tutmadan Melodi İncelemesi) [1814],
Cours de Composition Musicale ou Traite Complet et Raisonne d’Harmonie Pratique (Müzik Besteleme Dersleri veya Pratik Armoni Dersleri) [1818], Traite de Haute Composition Musicale (Yüksek Bes­te Dersleri) [1824-1826], L’Art du Compositeur Dramatique ou Cours Complet de Com­position Vocale (Opera Bestecisinin Sanatı veya Ses Eserleri İçin Beste Dersleri) [1833]. Peüt Traite d’Harmonie (Armoni Dersleri Elkitabı). Bilgisi, tekniği ve bilimi, Liszt, Berlioz, Franck ve Gounod gibi ünlü beste­cilerin kendisinden ders almasına yol açtı. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCHA (Anton) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGOYOS (Dario)

Tarih 26 Haziran 2009

REGOYOS (Dario), ispanyol ressamı (Ribadesella 1857-Barcelona 1913).

Carlos Haes’in öğrencisi oldu. 1880′de Paris’e git­ti, sonra Brüksel’e geçti. Bu şehirde L’Essor (Atılım) grubunun ilk sergisine ka­tılarak (ocak 1881) kendini tanıttı. Daha sonra İrun’a yerleşti; Los XX (Yirmiler) grubunu kurdu; 1890′dan sonra Madrid’­deki bütün millî sergilere, Barcelona ve Paris’te çeşitli yarışmalara katıldı.

Amsterdam, Brüksel ve Berlin’de eserlerini ser­giledi. 1898′de Barcelona’da bir sergi açtı. Eserleri ispanya ve Arjantin’deki özel ko­leksiyonlarda, Bilbao, Pantevedra, Barce­lona ve Madrid müzelerindedir. (M)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGOYOS (Dario) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNİER (Edme)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNİER (Edme), fransız mühendisi (Semur-en-Auxois 1751 – Paris 1825).

Büyük Devrim sırasında Halk Kurtuluş komitesi­nin portatif silâhlar yapımı müfettişi oldu Topçu müzesini kurdu. Barut kuvvetini ölç­meğe yarayan bir deney kabı ve özellikle dinamometreyi icat etti. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNİER (Edme) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNİER (Henri DE)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNİER (Henri DE), fransız yazarı (Honfleur 1864-Paris 1936). önceleri Le-conte de Lisle ve Heredia’nın etkisinde kaldı, fakat bir süre sonra kendi kişiliğini buldu.
Yumuşak ve belirsiz duyguları u-yumlu bir biçimde dile getirdi.

Başlıca eserleri: Poemes Anciens et Romanesgues’i Eski ve Romanesk Şiirler) [1890]; Les Je-ux Rustigues et Divins (Tanrısal Kıroyunlar) [1897]; Les Medailles d’Argile (Kil­den Madalyalar) [1900]; La Çite des Eaux Sular Şehri) [1902]; La Sandale Ailee Kanatlı Sandal) [1906]; Vestigia Flammae 1920); Flamme Fenax (1922-1928). [L]

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNİER (Henri DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNAULT (Victor)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNAULT (Victor), fransız fizikçisi ve kimyacısı (Aachen 1810 – Paris 1878). Ecole Polytechnique’te ve Madencilik okulun­da öğrenim gördü.

1840′ta, Gay-Lussac’tan sonra Ecole Polytechnique’te kimya profesörlüğü yaptı. Ertesi yıl, College de France’ın Fizik kürsüsüne geçti. 1847′de maden ocakları başmühendisliğine, 1854′te de Sevres yapımevinin müdürlüğüne geti­rildi.

Eserleri, özellikle, verilen ölçülerin son de­rece kesin olması bakımından önemlidir. Başlıca çalışmaları: akışkanlar statiğinin (sıkıştırılabilme ve genleşme) incelenmesi; doyurucu su buharı basıncının, buharlaşma ısısının, gazların ısınma ısısının, civada mutlak genleşmenin, gaz ve buhar yoğun­luklarının, sesin havada yayılma hızının ölçülmesi. Kimya alanında, alkaloitleri in­celedi ve etilenin klorlu ornatma türevle­rini elde etti. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAULT (Victor) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNAULT veya REGNAUD DE SAİNT-DANGELY

Tarih 26 Haziran 2009

REGNAULT veya REGNAUD DE SAİNT-DANGELY (Michel, — kontu), fransız siyaset adamı (Saint-Fargeau 1761 – Paris 1819). Avukattı.

Etats-generaux’ya seçildi (1789). Krallık taraftarlarının yanında yer aldı. Duquesnoy ile birlikte Ami des Patriotes’u yazdı. Ağustos 1793′te tutuklandı, hapisten kaçtı. 1796′da italyan ordusu has-tahanelerinin yöneticisi, sonra Malta’da ko­miser (1798), devlet danışmanı (1799), iç­işleri başkanı (1802) oldu. Yüzgün sıra­sında milletvekili seçildi ve devlet bakan­lığına getirildi. Daha sonra yurt dışına sü­rüldü (1816-1819). [L]

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAULT veya REGNAUD DE SAİNT-DANGELY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNAUDİN (Thomas)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNAUDİN (Thomas), fransız heykeltıraşı (Moulins 1627 – Paris 1706).

François Anguier’in öğrencisiydi. Henri II de Mont-morency’nin Mezarı’nın (Moulins lisesi) yapımında hocasına yardım etti. özellikle Versailles’da, Girardon ile birlikte, Apollon’un Yıkanması (Thetys mağarası) adlı heykel grubunun yapımında çalıştı. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAUDİN (Thomas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNARD (Jean-François)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNARD (Jean-François), fransız oyun yazarı (Paris 1655 – Grillon şatosu, Dour-dan yakınları 1709).

1678′de korsanlar ta­rafından kaçırılarak Cezayir’e götürüldü. 1681′de serbest bırakıldı. 1683′te Paris’e döndü. Birçok komedi yazdı. Bunların ara­sında Le Joueur (Kumarbaz) [1696], Les Menechmes (ikizler) [1705] ve Miras Peşin­de (Le Legataire Üniversel) [1708] sayıla­bilir. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNARD (Jean-François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGİO

Tarih 26 Haziran 2009

REGİO i. (lat. k.). Esk. Rom. Roma şeh­rinde mahalle (Servius Tullius, şehri dört bölüme ayırmıştı [Suburana, Esquilina, Collina ve Palatina], Augustus ise on dört bölüme ayırdı [Porta-Capena, Caelimontium, İsis ve Serapis, Templum Paris, Esquiliae, Alta Semita, Via-Lata, Forum-Romanum, Circus-Flaminius, Palatium, Circus-Maximus, Piscina-Publica, Aventinus, Transtiberim] ve numaraladı.

Bunlar da iki yüz altmış üç vici’ye ayrılıyordu. Vici’lere, tapınma yerlerini yönetmek için seçilen ve buralara tayin edilen magistri vicorum baş­kanlık ederdi. Hadrianus’tan itibaren, ko­ruyucular, bölgelerin başına getirildiler.)

|| Augustus zamanında İtalya’nın on bir ida­rî bölümünden (Transpadana, Venetia ve İstria, Liguria, Emilia, Etruria, Umbria, Picenum, Samnium, Campania, Bruttium ve Lucania, Apulia ve Calabria) biri. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGİO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Regensburg diyeti kararı

Tarih 26 Haziran 2009

Regensburg diyeti kararı, Kutsal Roma Germen imparatorluğunun parçalanmasına yol açan karar (1803).

Luneville antlaş­ması (1801), Ren’in sol kıyısında malları­nı kaybetmiş alman prenslerine tazminat vermeyi öngörüyordu. Müzakereler Paris’­te Napolyon ile ilgililerce satın alınan Talleyrand tarafından yürütüldü. Fransa’da hazırlanan karar, 24 mart 1803′te Regens­burg diyeti tarafından onaylandı ve 27 ni­sanda imparator Franz II de bunu imza­ladı.

Bu karar katolik prenslerini Protestanla­rın yararına olarak zayıflatıyordu. Alman devletlerinin sayısı iyice azalmıştı. Serbest şehirlerin sayısı 51′den 6′ya (Bremen, Ham­burg, Lübeck, Nürnberg, Augsburg ve Frankfurt) indirildi ve yüz yıllık kilise prenslikleri laikleştirildi. Artık yalnız bir tek kilise seçicisi vardı, o da Regensburg’a nakledilen Mainz seçicisiydi. «İmparator­luk başşansölyesi» ve «Diyet başkanı», un­vanlarını taşıyordu. (Bk. DALBERG.)

Bu karardan en çok yararlanan Paderborn, Hildesheim, Erfurt ve kısmen de Münster piskoposluklarıyle genişleyen Prusya> Jülich, Zweibrücken ve Rheinland – Pfaiz’a karşılık Freising piskoposluğu ile Passau piskoposluğunun bir kısmını alan Bavye­ra; Ren’in sağ kıyısında Basel, Strasburg Speyer piskoposluklarıyle serbest Mannheim ve Heidelberg şehirlerini alan Baden prensliği idi. Toscana dukası Salzburg ve Eichstatt piskoposluklarını, Hanover’li Georg III Osnabrück’ü, Avusturya, Trento, Brixen piskoposluklarını ve Passau pisko­posluğunun bir kısmını aldı.
Baden-Württemberg ve Hessen-Kassel’in protestan prensleri için yeni seçicilikler kuruldu ve bu da Seçiciler meclisinde beş katoliğe kar­şı Protestanların sayısını altıya çıkardı; böylece Prensler meclisinde Protestanların oy sayısı 54′e karşı 70′e çıktı. Böylece, Almanya’da Avusturya etkisi Fransa’nın yararına olarak geriliyordu. Regensburg ka­rarı, fiilen Kutsal imparatorluğun sonunu gösteriyordu. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Regensburg diyeti kararı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGAUD (Claudius)

Tarih 26 Haziran 2009

REGAUD (Claudius), fransız hekimi (Lyon 1870 -Paris 1941).
X ışınlarının ve radyu­mun canlı dokular üstündeki etkisini ve radyasyonla tedavideki yerini inceledi. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGAUD (Claudius) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Reform

Tarih 26 Haziran 2009

Reform, XVI. y.da Avrupa’nın büyük bir bölümünü papaların hâkimiyetinden çıka­ran ve protestan kiliselerinin kurulmasına yol açan dinî hareket.

XV. yy.ın sonunda, hıristiyan kiliselerince istenen dinî ve ahlâkî reform, birtakım vaizler tarafından başla­tılmıştı. Ne var ki Roma, dünyevî nüfuz siyasetinden caymadığı gibi yüksek kilise makamlarına tayin yapma sistemini de dü­zeltmeğe yanaşmıyordu. Halk derin bir hu­zursuzluk içindeydi ve bütün aydınlar bu duruma bir çözüm yolu bulunmasını istiyor­lardı. Erasmus’un eserleriyle, Kutsal Kitap üstünde filoloji incelemeleri başlamış, dinî inanç ve kurumların tenkidine girişilmişti.

10 Kasım 1483′te Saksonya’nın Eisleben şehrinde doğan Augustinus rahibi Martin Luther, uzun süren bir vicdan bunalımın­dan sonra, Aziz Paulus’un «Romalılara Mektup»unda, insanın manevî kurtuluşunu doğrudan doğruya iman’a bağlayan bir me­tin buldu. Bu metin bütün protestan kilise­leri için bir ilahiyat, bir ahlâk ve bir mis­tisizm kaynağı olacaktı. Johannes Tetzel’in yönetimindeki Dominiken rahipleri Sakson­ya’da gürültülü bir kampanya ile, papa Leo X’un San Pietro kilisesinin yeniden yapıl­ması için gereken maddî imkânları sağla­mak amacıyle satışa çıkardığı endüljans’lara müşteri toplamağa çalışırlarken, Luther, Wittenberg üniversitesinde kendi iman dok­trinini okutmağa başlamıştı bile. 31 Ekim 1517′de, endüljans’ların dayandığı ülkeye ve fiilî uygulamaya karşı doksan beş tez ilân etti.

Ama henüz papaya başkaldırmış değildi. Bu tutumundan doğacak devrimci so­nuçları, iki yıl içinde, yavaş yavaş geliştire­cekti. Sonunda, haziran 1519′da, Leipzig’de ilâhiyatçı Johann Eck’e karşı, Kutsal Ki­tap araştırmalarında tek otoritenin, serbest­çe kullanılan kişisel yargı olduğunu açıkla­dı.
Luther’in protestosu katolik dünyasında büyük bir yankı uyandırmıştı. İbranî dili uzmanı Johann Reuchlin’in yeğeni Melan-chthon gibi birçok genç ilâhiyatçı Luther’i destekliyordu; Ulrich von Hutten ona Rheinland ve Schwaben şövalyelerinin desteğini vaat etti. Erasmus da, Saksonya seçicisinin himayesini sağlamıştı. Bunun üzerine Luther 1520 haziranıyle eylülü arasında yayımladığı üç başlıca eserinde doktrinini açıkladı.

Dok­trinin anahatları şunlardı: evrensel ruhanîlik ilkesi, kutsal sırların üçe indirilmesi, kişi vicdanının hürriyete kavuşması ve aynı za­manda din bütünlüğü, kilise ve siyasî disip­lin zorunluğu. Luther, aralık 1520′de, ken­disini afaroz eden Leo X’un kararnamesini Wittenberg’de alenen yaktı. Ocak 1521′de imparator tarafından Worms diyetine çağrıl­dı ve fikirlerini cesaretle savundu. Sakson­ya seçicisi kendisine Wartburg’da inzivaya çekilebileceği bir yer sağladı. Luther orada «Reform»un eline bir silâh vermek için Kut­sal Kitap’ı Almancaya çevirmeğe koyuldu.

Luther’in Wittenberg’deki en ateşli taraftarı olan Andreas Karlstadt, bunun üzerine ra­hiplerin yemin mecburiyetini kaldırdı, din adamlarının da evlenebileceğini ilân etti ve kutsal resimlere tapınmaya son verdi. Missa âyini bir «kurban» olmaktan çıktı ve bir anma töreni haline geldi. Wartburg’dan dönen Luther bu oldubittileri onayladı. Da­ha o zamandan, doktrinlere sansür koyma fikrini benimsemeğe başlamıştı; nitekim faz­la radikal bulduğu Karlstadt’ı Saksonya’dan çıkarttı; eyalet içinde, tapınma âyinleri ve papazları olmayan dinî topluluklar kurmağa kalkışan Thomas Münzer Mülhausen’e sı­ğınmak zorunda kaldı.

1524′ten beri, Güney Almanya’da, Münzer tarafından kışkırtılan bir köylü ihtilâli gelişiyordu. Luther, prens­leri bu ihtilâli bastırmağa teşvik etti; o sı­ralarda bir «Devlet kilisesi» fikrini benimsemeğe başlamıştı. İmparator ve katoliklerle mücadelesinde prenslerin yardımına muhtaçtı. 1528′den beri devlet adına kilise­leri denetleyen «ziyaretçiler» de çok geç­meden bir çeşit yeni piskoposluk kurdular. Karlstadt’ın görüşü, İsviçre’de ve Ren hav­zasında kabul edilmeğe başlanmıştı. Antik hümanizme bağlı olan ve isviçre’den paralı asker alınmasına karşı gelmesiyle tanınan Uhich Zwingli, Luther’in çağrısına uydu ve tasarladığı reformlar gereğince 1525′te Zürich’te, 1528′de Bern’de Kutsal sırları reddetti ve litürjiyi çok sadeleştirdi. 1529′da Basel’de Oecoîampade, katoliklere ve hattâ Roma’ya sadık kalan Erasmus’a karşı Zvvingli mezhebini yaydı.

Bu mezhebi, Strassburg’ta da, 1524′te Martin Bucer kabul ettirmişti.
Kilise mülkünün el değiştirmesinde çıkar gö­ren alman prensleri Luther reformunu des­tekliyordu. 1525′te katolikler Dessau’da bir savunma birliği kurunca, Saksonya seçicisi ile Hessen İandgrafı Philipp, buna karşılık, Gotha’da bir «İncil birliği»nin başına geçti­ler (1526). Güney almanya şehirlerindeki Zvvingli taraftarları ise bu birliğin dışında bırakıldı. Avrupa siyasetinin papadan uzak­laştırdığı imparator, 1526′da devletlere ken­di sınırları içinde din meselesini istedikleri gibi çözümlemek yetkisini vermişti; ama papayı yendikten sonra bu tavizlerini in­kâr etti (1529).

Reform taraftarları bu tu­tumu «protesto» ettikleri için, bağlı olduk­ları kiliselere «protestan» adı verildi. 1529′da Marburg’da Luther ile Zvvingli arasında yapılan uzlaşma teşebbüsü sonuç vermedi. Ama imparator, fransız ve türk tehlikesi karşısında, 21 haziran 1530′da topladığı Augsburg diyetinde, Reform taraftarlarıyle Roma taraftarlarını birleştirmeğe çalıştı. Melalanchthon çok önemli tavizler verdi; ama ne zwingli’ciler ne de katolikler anlaş­maya hazır değildi. Sonunda Luther’in sab­rı taştı ve gürültülü tartışmaların ardından ilişkiler kesildi.

Mart 1531′de, Luther’in re­formunu kabul eden prensler ve şehirler Smalkalde birliğini kurdu. Zwingli’nin ölü­münden sonra (11 ekim 1531), taraftarları 25 mayıs 1536′da Luther ile Witenberg uzlaş­masını yaptılar. 1532′de Smalkalde birliğinin Fransa ile yaptığı ittifak karşısında impara­tor daha ılımlı bir siyaset benimsemek zo­runda kaldı. 1525 Köylü ihtilâlinin bir de­vamı olan ayaklanma, yani Strassburg’tan Amsterdam ve Münster’e kadar papazsız ve prenssiz bir toplum kurmak ve yetiş­kinlerin vaftiz edilmesini’ öngören bir ki­lise meydana getirmek amacında birleşen anabatistlerin ayaklanması karşısında, re­formcularla katolikler bir an için birleş­tiler.

Bir prenslik ordusu Münster’e girerek korkunç misilleme hareketlerinde bulundu. Ancak imparatorun Luther ve Zwingli ta­raftarlarını Roma ile uzlaştırmak için har­cadığı bütün çabalar (Hagenau ve Worms görüşmeleri ve 1541 Regensburg diyeti) ilâ­hiyatçıların inatçı tutumu yüzünden sonuç vermedi.

• Reform imparatorluk sınırlarını aşmağa başlıyordu. Anvers’te, Luther’in ilk yazılan 1518′den itibaren okunmağa başlanmıştı. Brüksel’de Marguerite d’Autriche’in hükü­meti danışma için Erasmus’u ve bazı erasmus’çulan çağırdı. Ama 1520 ile 1531 ara­sında imparator emirnameleri, Kiliseden ayrılanların ölüm cezasına çarptırılacağını ilân ederek hiç olmazsa görünüşte başarı sağladı. Ne var ki, yine de anabatist pro­pagandasının önü alınamamıştı. O sırada İsveç’te kral Gustaf I Vasa, İsveç’i Dani­marka boyunduruğundan kurtarıyor (1523), itibarını kaybetmiş bir papaz sınıfının mülk­lerini kamulaştırıyor ve 1529′dan itibaren de millî monarşiye sıkıca bağımılı resmî bir luther’ci kilise kurmağa çalışıyordu.

Dani­marka’da kral Christian II bir ihtilâlle dev­rilmiş, Friedrich I, Luther’ciliği resmî din haline getirmişti. Kısa bir süre sonra, Fri­edrich Iin tahtta hak iddia eden bir katoliği yenmesi Norveç’in protestan olmasına yol açtı (1537). İngiltere’de, kral Henry VIII, nazır Thomas Wolsey’in yardımıyle, aslında Luther’ciliğe kesinlikle karşı çıkan bir disiplin reformuna girişmişti. Ama Henry VIII, Kari V’in teyzesi olan karısı Catherine of Aragon ile evliliğinin bozulmasını isti­yordu. Papa ise, imparatorun etkisi dolayısıyle, bu evliliği bozmadı. Bunun üzerine, kralın danışmanı Cromwell, 11 şubat 1531′de, kiliseyi tahta bağımlı kılan bir tasarıyı parlamentodan geçirdi. Oysa nazır Thomas Mora sapkınlığı ezmeğe devam ediyor­du.

Cambridge’li bir ilâhiyatçı olan Thomas Cranmer, kralı papaya rağmen boşan­mağa teşvik etti. Sonunda, Henry VIII, 11 temmuz 1533′te Anne Boleyn ile evlenince papa tarafından afaroz edildi. Ocak 1534′te de anglikan sapkınlığının yerleşmesine yol açan eylemler başladı. Katolik birliğini sa­vunanlar, en ünlüleri Thomas More olan birçok kurban verdi. 1537′de ilân edilen Book of Ârticles, içinde yine de birçok katoliklik unsuru bulunan bir Protestanlık or­taya koyuyordu. İskandinavya’da olduğu gibi, İngiliz Protestanlığında da, kilise yö­neticilerinin kademeleşmesi muhafaza edil­di. Kilise mülkleri satışa çıkarıldı ve 1539′da ilân edilen 6 maddelik kararnameyle, sapkınlıkların kovuşturulması için engizis­yon usullerinin uygulanması öngörüldü.
Bu arada, Fransa kilisesinde de derin deği­şiklikler başlıyordu. Jacques Lefevre d’Etaples, 1521′de, Meaux piskoposu Guillaume tarafından bölgesindeki reform çalışmaları­na katılmağa çağrıldı ve ilk iş olarak da Yeni Ahit’i Fransızcaya çevirmeğe başladı. Bu arada tapınma usullerinde de sadeleşme­ye gidiliyordu.

Lyon ve Meaux’da, reform propagandası sosyal bir nitelik kazanmağa başlamıştı. 1525 Pavia yenilgisinde kralın esir düşmesinden sonra naip Luisa di Savoia bir süre sapkınlığı bastırma siyaseti güttü. Lefevre d’Etaples, Strassburg’a sığınmak zo­runda kaldı. Dört yıl sonra, Louis de Berquin’in ölüme mahkûm edilmesi Luther ve Zwingli propagandasını durdurdu. Kral François I, siyaset gereği papa. Clemens VII’ye yaklaşmıştı. 1534′te reform taraftar­ları propaganda afişleri asmağa başlayınca, Fransa hükümeti kıyıma geçti.

• Lefevre’in öğrencisi olan ve İsviçre’ye sığınan Guillaume Farel, Neuchâteld’e bir zwingli kilisesi ve faal bir propaganda mer­kezi kurmayı başarmıştı. 1535′te ise, Savoia dükünün ve piskoposunun boyunduruğundan kurtulan Cenevre’ye reform hareketini ge­tirdi. Bu arada,
1 kasım 1533′te fakültelerin açılışı dolayısıyle rektör Nicolas Cop’u reformcu bir konuşma yapmağa teşvik eden Jean Calvin Basel’e sığınarak orada Oecolampade’ın doktrinini benimsedikten sonra 1536 martında İnstitution de la Religion Chretienne (Hıristiyan Dinî Kurumu) adlı kitabını yayımladı.

Calvin’in otoritesi, 1536 sonundan beri Farel’in ısrarı üzerine kaldığı Cenevre’de yayılıyordu. Calvin, Saint-Pierre vaizi olarak, institution Chretienne’i fransızca bir ilmihal biçiminde özetle­di. 10 Kasım 1536′da Farel, her yurttaş için zorunlu olan iman düsturunu açıkladı. Ama bu çeşit bir kısıtlamayı ne liberal burjuva sınıfı, ne cumhuriyet topraklarına sığınmış anabatistler, ne de Kutsal Kitap’ın serbest yorumu sonucunda Arianus’çuluğa ve tabiî dine varan rasyonalist ilâhiyatçılar kabul ediyordu. Güçlü bir muhalefet, 23 nisan 1537′de alınan ve 26 mayıs 1538′de onaylanan bir kararla Farel ile.

Calvin’in sürgün edil­melerine yol açtı. Calvin, Strassburg’da Fransız Mültecileri kilisesini yeniden kurdu ve Hagenau’da, Worrns’ta, Regensburg’ta, iuther’cilerin Roma ile uzlaşmaması için mücadele etti. 1540 Seçimlerinde Protestan­ların kazanması Calvin’in 13 eylül 1541′de muzaffer olarak dönmesini sağladı. 20 Ka­sım 1541′de yayımlanan Orâonnances Ecclesiatiqueslerle hıristiyan reformu kesin­leşti. Bu reforma uygun olarak kilise, kişilerin ve devlet memurlarının tutumu­nu denetleyen bir kurul tarafından yöne­tiliyordu. Muhalefet liderleri sürüldü ve­ya ölümle cezalandırıldı. Aragon’lu bir doktor olan ve Teslis’i inkâr ederek bü­tün hıristiyan kiliselerini öfkelendiren Miguel Servet (Christianismi Restitutio, 1553) Calvin tarafından katolik engizisyonuna ihbar edildi.

Hapisten kaçarak Cenevre’­ye sığman Servet tutuklandı ve 28 ekim 1553′te yakıldı. Bu gaddarlığın uyandırdığı kızgınlık uzun süre yatışmadı. Ama Calvin konseylerde, fransız mültecilerinden de des­tek gören sağlam bir çoğunluğa dayanıyor­du. 1559′da Cenevre’de kurulan ve Theodore Beze’in yönetiminde bulunan Cenevre akademisi, Avrupa’nın en yüksek protestan okulu oldu. Wittenberg’in yapamadığını şimdi Cenevre başarıyordu. Yani şehir, mi­litan Protestanlığın merkezi olmuştu. Kari V’in baskı siyaseti sonucunda Hollanda ve özellikle de Anvers’te gerileyen Protestan­lığı Calvin’cilik yeniden canlandırdı.

İngil­tere’de ise Henry VIII’in 28 ocak 1547′de ölmesinden sonra Calvin’cilik ikinci bir re­formun ilham kaynağı oldu. Edward VI’nın henüz bir çocuk olmasından istifade eden Somerset ve daha sonra da Warwick, Cranmer’in yardımıyle, papazların evlenmemesi­ni öngören hükmü ve kilise sunaklarını kal­dırdılar ve sadece dinî görevlerde bir kademeleşmeyi kabul ettiler. Prayer Book’un (Dua Kitabı) 1549 ve 1552′de yayımlanan iki ayrı metni dua ve tapınmada birlik kurul­masını sağladı. Kral François I’in saltanatı­nın son yıllarındaki kovuşturmalara ve sert kararnamelere rağmen Calvin’cilik krallığın hemen hemen bütün eyaletlerinde protestan kiliseleri kuruyordu. Ayrıca, Calvin’in üç delegesinin huzurunda mayıs 1559′da Pa­ris’te ilk Sinod toplandı.

Bu arada, daha sonraları Karşı Reform adıyle anılacak olan hareket de teşkilâtlanı­yordu. Bu hareket, gücünü, bazı küçük sap­kın topluluklarının kolayca yok edildiği İs­panya’dan ve İtalya’dan alıyordu. Ama Ro­ma başlangıçta bazı hayal kırıklıklarına uğ­radı. 1545-1548 Arasında, Trento konsilinin ilk toplantıları Papalık kurumunda derin de­ğişiklikler yapılması konusunu pek önemsememişti. Ayrıca, ne imparator ne de Fran­sa kralı, konsilin kararlarını kabul etme­mişti. Protestan kiliseleri temsilcilerinin is­temeyerek ve çok geç çağrıldıkları yeni görüşmelerse 1551′de başladı ve 28 nisan 1552′de savaşın taşlamasıyle yarıda kaldı.

18 Şubat 1546′da Luther öldüğü zaman. Karşı Reform, Lutherci’liğin yok olacağı umuduna kapıldı. Saksonya dükü Moritz’in yenilgisinden sonra Mühiberg’de galip gelen Kari V, 19 mayıs 1547′de Wittenberg’e gir­mişti. Ama imparator, Roma’nın beklediği tavizleri vermek istemedi. Augsburg’da ya­pılan bir antlaşma Protestanların temel hür­riyetlerini ortadan kaldırmakla birlikte Trento konsilinin kararlarını da uygulatma­dı. 1552′de Saksonyalı Moritz imparatorluk davasını terk etti ve savaş yeniden başladı. 3 Ekim 1555′te imzalanan Augsburg antlaşmasıyle de imparatorluğun sınırları içinde protestan kilise ve devletlerin varlığı res­men kabul ediliyor ve her yurttaşın kendi devletinin dinini kabul etmek zorunda ol­duğu belirtiliyordu. O sırada Protestanlık Almanya’nın üçte ikisine hâkim olmuş, Bo­hemya’yı ele geçirmiş ve etkisini kısmen Avusturya, Macaristan ve Polonya’ya da yaymıştı.

Reformun henüz iyice yaygın bir duruma gelmediği ingiltere’de katolikler, 3 ağustos 1553′te Henry VlII’in büyük kızı Mary Tudor’un tahta çıkışını sevinç gösterileriyle karşıladılar. Mary Tudor, kardinal Pole ile anlaşarak, İngiltere krallığını Papalık ile uzlaştırmak için çaba göstermeğe başladı. Oğlu Philipp’i kraliçeyle evlendirmiş olan imparatorun aracılığıyle, papa Julius III, ki­lisenin kamulaştırılmış malları üstünde hak iddiasından vaz geçti ve parlamento 30 ka­sım 1554′te ingiltere’nin yeniden katolik ki­lisesine döndüğünü ilân etti. Bundan sonra girişilen kıyımda, Anglikan kilisesi, başta Cramer olmak üzere 277 kurban verdi. Ama 17 kasım 1558′de Mary Tudor ve kardinal Pole öldüler.

Henry VIII ile Anne Boleyn’in kızı Elizabeth, ingiltere kraliçesi oldu. Katoliklikten nefret eden Elizabeth için din bir hükümet aracından başka şey değildi. Babasının reformunu Edward VI’nın refor­muna tercih ediyor ve Calvin’ciliğin getirdiği cumhuriyetçi kurumlardan da hoşlanmıyor­du. Üç karanameyle, tahtın kilise üstündeki hâkimiyetini yeniden kurdu. 1552 Tarihli Prayer Book (Dua Kitabı) bazı değişiklik­lerle yeniden yürürlüğe girdi, ingiltere’de «Tanrı çocuklarının katkısız serbestliğini» arayan küçük topluluklar belirmeğe başla­mıştı.

Roma, Elizabeth’e karşı İskoçya’nın yardımına güvenebilirdi. Ama John Knox’un ateşli dinî konuşmaları, kişizadelerin düş­manlığı ve halkın hoşnutsuzluğu çok geç­meden kuzeyde de tamamıyle cumhuriyetçi ve piskopossuz bir kilisenin gelişmesine yol açtı.

Fransız Protestanları arasında, krala bağlı subaylar, İtalya ve Fransa’da savaşmış kim­seler ve en yüksek ailelerden bazı kişiler yer almağa başlamıştı. O zamana kadar sa­dece dinî nitelik taşıyan bu topluluk askerî bir kimlik kazanıyordu. Mayıs 1558′de, Preaux-Clercs’de 4 000 kişi, silâhlı kimselerin refakatinde, ilâhiler okuyarak Sen nehri boyunca yürüyüşe geçti. Kral Henri II durumdan kuşkulandı. Guise düklerinin kardeşi olan Lorraine kardinali 1550′den beri Cizvitleri Paris’e kabul etmişti. 1555 Ara­lık ayında Roma’da papa Paulus IV ile yap­tığı görüşmeler sırasında Calvin’cilikle der­hal mücadeleye girişmeğe söz vermiş, Roma engizisyonunun Fransa’ya yerleşmesini de memnuniyetle kabul etmişti. 3 Nisan 1559′da imzalanan Cateau-Cambresis antlaşmasiyle, altmış beş yıldan beri süregelen İtalya savaşları ispanya lehine sonuca bağlandı ve iki krallık din sapkınlarına karşı uzlaşma­ya vardı.

Henri II Cenevre veya ingiltere’ye karşı bir haçlı seferi düzenlemek istiyordu. 2 Haziran 1559′da Ecouen’da imzalanan ye­ni bir kararname, Protestanlara kaçmak veya ayaklanmaktan başka bir çare bırak­madı. Paris parlamentosundan dört danış­man Bastille’e hapsedilmişti. 10 Temmuzda kralın bir kaza sonucu ölümü, Fransa’da din savaşlarının başlamasını ancak üç yıl geciktirebildi. Bk. PROTESTANLIK. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reform hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REHN (Frank Knox Martin)

Tarih 26 Haziran 2009

REHN (Frank Knox Martin), amerikalı ressam (Philadelphia, Pennsylvania 1848 -Magnolia, Massachusetts 1914).

Philadelp­hia Güzel Sanatlar akademisinde okudu. Deniz, manzara resimleri ve portreleriyle tanındı, özellikle deniz ressamı olarak bü­yük başarı kazandı. 1900 Paris sergisinde şeref payesi aldı. 1885′te New York’ta açılan bir sergide ve 1907′de Philadelphia Sanatçılar birliğinden altın madalyalar ka­zandı. İçinde figürlerin yer aldığı en önemli eseri Türk Haremi’dir.

Başlıca de­niz resimleri: Kaybolan Tekne (Detroit Sa­nat müzesi), Bir Yaz Gününün Bitişi (Buf-falo Güzel Sanatlar akademisi); Tayfasının Terk Ettiği Harap Gemi (1892); Gulf Stream’de Güneşli Bir öğleden Sonra (1914) [M]

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REHN (Frank Knox Martin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REDON (Odilon)

Tarih 25 Haziran 2009

REDON (Odilon), fransız ressamı ve gravürcüsü (Bordeaux 1840 – Paris 1916).

Rodolphe Bresdin’den ofort ve taşbasma tek­niğini öğrendi. 1870′te Fantin Latour ile dostluk kurdu ve Corot ile tanıştı, izle­nimcilerin sadece sondan bir önceki ser­gilerine katıldı (1885). Daha çok sembolist­lere ve nabilere yakındı, özellikle düşleri­ni, kafasından bir türlü atamadığı fikirle­ri, gördüğü kâbusları anlatmağa çalışıyor, sanatını «telkinci» olarak niteliyordu. İlk özel sergisini 1881′de açtı; saman rengi ve mavi kâğıtlara yaptığı füzenler ün kazan­masına yol açtı.

1890′dan sonra yavaş ya­vaş füzenden vaz geçerek kurşun kalem, sangin ve çin mürekkebiyle çalıştı. 1894′te pastel kullanmağa başladı; kısa bir sü­re sonra da yağlıboya ve suluboya resimler yaptı. Taşbasma eserleri de vardır: Goya’ ya Saygı (1885), Gece (1886). Yağlıboya resimleri azdır. «Sanatta hiç bir şey sadece irade ile oluşmaz», tersine, her şey, «bilinçaltından gelen etkilere boyun eğmekle oluşur» diyen Redon, bu görüşleri dolayısıyle, gerçeküstücülerin öncülerinden sa­yılır.

Paris’teki Petit Palais’de, elli kadar yağlıboya, pastel ve suluboya resmi, Kröller Müller müzesinde ve Louvre’da (Ka­palı Gözler, Madam Odilon Redon’un Portresi, Gauguin’in Portresi, Çiçek Vazosu, Örümcek ve kurşunkalem desenler) tabloları vardır. Domecy şatosuna ve Fontfroide manastırına duvar resimleri de yapmıştır. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REDON (Odilon) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RECLUS (Elisee)

Tarih 25 Haziran 2009

RECLUS (Elisee), fransız coğrafyacısı (Sainte-Foyla-Grande 1830 – Thourout, Brug-ge yakınları 1905).

Cumhuriyetçi düşüncele­ri yüzünden 1851′de Fransa’dan ayrılmak zorunda kaldı, Avrupa’da gezdi, bir süre için Amerika’ya gitti, Paris’e dönünce (1857), La Terre, Description des Phenomenes de la Vie de Globe (Yeryüzü, Yer­küredeki Hayat Olaylarının Tasviri) [1867-1868] adlı iki ciltlik eserini yayımladı. En­ternasyonal’e girdi. Komün’e katıldığı için sürgün edildi.

Yurt dışında Geographîe üni­verselle (Evrensel Coğrafya) [1875-1894] adlı büyük eserini yazmağa başladı; bu eser sayesinde 11892′de yeni Brüksel üni­versitesinde profesör oldu.

Başlıca eserle­ri: Afrigue Australe (Güney Afrika) [1901], kardeşi Onesime ile birlikte yazdığı L”Em-pire du Milieu (1902), Homme et la Terre (İnsan ve Toprak) [1905-1908]. — Büyük kardeşi ELİE, fransız yazarı (Sainte-Foy-la-Grande 1827 – Brüksel 1904), 1848 cum­huriyetçi hareketine katıldı; iki defa sürgün edildi. Kardeşi Elisee Reclus’nün yazdığı kitaplara katkısı oldu.

Başlıca eseri: Les Primitifs, Etudes d’Ethnologie Comparee (İlk İnsanlar, Karşılaştırmalı Etnoloji İn­celemeleri) [1855]. — ONESiME, fransız coğrafyacısı (Orthez 1837 – Paris 1916), ön­cekilerin kardeşi. Afrika ve Avrupa’nın birçok yerini dolaştı. Başlıca eserleri: La France et ses Colonies (Fransa ve Sömürge­leri) [1886-1889]; 1910-1914′te Nouvelle Ge­ographîe Üniverselle Bong (Yeni Bong Dünya Coğrafyası) [1910-1914]. — ARAMAND (Orthez 1843 – Sainte-Foy-la-Grande 1927); öncekilerin kardeşi, Orta Amerika’yı dolaş­tı ve yolculuk hatıralarını yayımladı. — PAUL. fransız hekimi, öncekilerin kardeşi (Orthez 1847 – Paris 1914). Tüberküloz ve husye sifilisi üstüne incelemeler (Malaâie Kystique de la Mamelle [Memede Kist Has­talığı]) yayımladı ve lokal anestezi üstüne eserler verdi. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECLUS (Elisee) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RECAMiER (Julie BERNARD, Madame—)

Tarih 25 Haziran 2009

RECAMiER (Julie BERNARD, Madame—), fransız soylu kadını
(Lyon 1777-Paris 1849).

Lyon’da bankacı olan babası, 1784′te bakan Calonne’un himayesiyle Paris’e yerleşti. Ma­dame Recamier 1793′te kendinden çok yaş­lı olan bankacı Recamier ile evlendi. Kocası 1798′de Necker konağını satın alınca, Ma­dame Recamier, Madame de Stael ile tanıştı.

Konsüllük devrinde çevresinde sayıları gitgi­de artan bir hayranlar topluluğu meydana geldi. Bu topluluğun en önemli kişileri, Adrien ve Mathieu de Montmorency, Lucien Bonaparte, Moreau ve Bernadotte’tu. Çok güzel bir kadın olan Madame Recamier, kendisine âşık etiği kimselerin fazla ileri gitmelerine izin vermez, ama cesaretlerini de büsbütün kırmazdı. Kocasının işleri ters gi­dince Coppet’ye, Madame de Stael’in yanı­na çekildi.

Orada tanıştığı Prusya prensi August’u elde etmeyi başardı. Boşanmağa kalktı, kocası önce razı oldu, sonra vaz geç­ti. Kendisini muhaliflere yakın olmakla suç­layan imparator tarafından Paris’ten sürü­lünce, kocasının ailesine sığındı. 1814-1815′te Benjamin Constant ile yakınlık kurdu. Res-torasyon’un başlarında kocası ikinci defa büyük para kaybına uğradı; bunun üzerine Madame Recamier Abbayeaux-Bois’ya çe­kildi (1819) ve Chateaubriand ile ilişki kur­du. Ballanche ve Jean-Jacques Ampere gibi yakın dostlarının devam ettiği salonunu Chateaubriand’a tapılan, bir mabet haline getirdi. Souvenirs (Hatıralar) ve Correspon-dances’ını (Yazışmalar) yeğeni Amelie Cyyoct (Madame Charles Lenormant) yayım­ladı (1859). [L]

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RECAMiER (Julie BERNARD, Madame—) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REBER (Napoleon Henri)

Tarih 25 Haziran 2009

REBER (Napoleon Henri), fransız beste­cisi (Mulhouse 1807-Paris 1880).

Paris konservatuvarında armoni, sonra beste ders­leri verdi (1862), bir Traite d’Harmonie (Armoni Ders Kitabı) yazdı. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REBER (Napoleon Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REBEL

Tarih 25 Haziran 2009

REBEL, bütün üyeleri saray kapellasında çalışan fransız müzikci ailesi
(XVII. ve XVIII. yy.).

En ünlü üyeleri: JEAN FERRY (Paris 1661-ay.y. 1747). Babası Jean’ın ve Lully’nin eğitimi altında yetişti. Couperin’den sonraki ilk fransız sonat bestecileri, arasında yer aldı. 1700′de Paris operasına girdi, önce küçük koroyu çalıştırmakla işe başladı, 1717′de orkestranın başına geçti.

Kapellanın senfoniciliğine getirildi. Koreografili senfonileri başarı kazandı; çalgı için yazdığı eserler: Keman Parçaları (1705), Kapris (1711), Boutade (1712), Dans’ın Tip­leri (1715), Dans Tanrıçası (1720), Kır Zevkleri (1734), Hava, Ateş, Toprak, Su (1737);

— FRANÇOİS, besteci (Paris 1701-ay.y. 1775), Jean Ferry’nin oğlu. 1714′ten sonra Paris operasında çalışmağa başla­dı, 1726′da Concert Spirituel’de Francoeur ile birlikte keman düo’ları icra etti; Opera­nın yöneticisi oldu, 1749′da kralın müzik işleri yöneticiliğine getirildi. Francoeur’ün yardımıyle otuzdan çok oyun sahneledi: Dardanus, Les İndes Galantes v.b. Bir Te Deum ve bir De Profundis besteledi. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REBEL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REAU (Louis)

Tarih 25 Haziran 2009

REAU (Louis), fransız sanat tarihçisi (Poitiers 1881 – Paris 1961).
Nancy (1908-1911) ve Paris (1938-1951) fakültelerinde sanat ta­rihi okuttu.

Başlıca eserleri: Histoire de l’Expansion de l’Art Français (Fransız Sa­natının Yayılış Tarihi) [1924-1933], Histoire de la Peinture Française au XVIII. s. (XVIII. yy.da Fransız Resim Tarihi) [1925] , L’ Europe Française au Siecle des Lumieres (Aydınlık Çağında Fransız Avrupası) [1938], L’Art Russe (Rus Sanatı) [1946], L’Art Roumain (Rumen Sanatı) [1946],

La Rayonnement de Paris au XVIII6 Siecle et I’Histoire de la Peinture au Moyen Age: Miniature (XVIII. yy.da Kültür Merkezi Paris ve Ortaçağda Resim Tarihi: Minya­tür) [1946], Encyclopâdie de l’Art (Sanat Ansiklopedisi) [1951], İconographie de l’Art Chretien (Hıristiyan Sanatının İkonografyası) [1955]. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REAU (Louis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REAL (Pierre François, — kontu)

Tarih 25 Haziran 2009

REAL (Pierre François, — kontu), fransız siyaset adamı (Chatou, Paris 1757 -Paris 1834).

Paris komününün ilk savcı yar­dımcısı oldu, «sankülotlar»ın cepheye gön­derilmesini sağlamak üzere Konvansiyon’a bir heyet yolladı ve bu davranışı, kitle ayaklanmasıyle ilgili 23 ağustos 1793 ka­rarına yol açtı. Real, Danton’un dostuydu. Hapse atıldı (nisan – temmuz 1794), sonra Mehee ile Journal des Patriotes de 1789 (1789 Yurtseverleri Gazetesi) adlı gazeteyi yönetti (1795-1796). Direktuvar komiseri (1799), devlet danışmanı (1800) ve Fouche’nin yardımcısı (şubat 1804) oldu.
Cadoudal komplosunu ortaya çıkardı ve bununla ilgili iddianameyi hazırladı. Napolyon ta­rafından Vincennes’de Enghien dükünün sorgusunu yapmakla görevlendirildi, fakat oraya dükün idamından sonra vardı. Bu yüzden kralcılar onu suçladılar. Kont Real (1808) Yüzgün sırasında polis müdürü oldu. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REAL (Pierre François, — kontu) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYSKİ (Louis Ferdinand YON)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYSKİ (Louis Ferdinand YON), alman ressam (Pegau, Saksonya 1806 – Dresden 1890). Subaydı.

1835′te Paris’e gitti ve Delacroix’nın eserlerini inceledi. 1839′dan son­ra daha çok Dresden’de yaşadı, özellikle sakson. soylularının portrelerini yaptı. Üs­lûbu çağdaş alman resminin genel havasından büyük ölçüde ayrılır ve XVII. yy. hollandalı ressamlarınkine yaklaşır. Eser­leri Dresden (Galeri) ve Berlin’dedir (Millî galeri). [M]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYSKİ (Louis Ferdinand YON) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYNE (Michel)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYNE (Michel), fransız dansçısı, bale yöneticisi ve koreografı (Vincenne 1924).

Monte-Carlo operasından ve Cuevas mar­kisinin büyük balesinden yıldız dansçı ola­rak Paris operasına geçti, 1962′de Opera-Comique’in bale yöneticisi oldu. Koreograf olarak Reflets (Yansımalar) [1963] balesini düzenledi, Rameau’nun Zoroastre opera-bale’sini (1964) ve Fındıkkıran’ın kısaltıl­mamış düzenlemesini sahneledi (1965). [L]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNE (Michel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYNAUD (Ernest)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYNAUD (Ernest), fransız şairi (Paris 1864 – ay.y. 1936).

Edebiyat hayatına de­kadanların estetiğine uygun olan Le Signe (İşaret) adlı kitabiyle atıldı (1877). 1891′de roman okulunun kuruluşuna katıldı. 1900′de Sagittaire dergisini yayımladı. En iyi şiirlerini La Couronne des Jours (Günle­rin Tacı) [1905] adlı kitabında topladı. La Melee Symboliste (Sembolist Çatışma) [1918, 1921, 1925] adlı edebî hatıraları kayda de­ğer. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNAUD (Ernest) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYNAL (Guillaume)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYNAL (Guillaume), fransız tarihçisi ve filozofu (Saint-Geniez d’Olt 1713 – Paris 1796). Rahip oldu, sonra felsefe ve tarihe merak sarınca rahiplikten ayrıldı. Helvetius, d’Holbach ve Mme Geoffrin’in sa­lonlarına devam etti.

Histoire du Stathou-derat (Stathouder’liğin Tarihi) [1748], His­toire du Parlement d’Angleterre (İngiltere Paılamentosunun Tarihi) [1748] adlı eser­leri yayımladı. Büyük eseri Histoire Philosophique et Politique des Etablissement et du Commerce des Europeens dans les deux indes (İki Hindistan’da Avrupalıların Kurum ve Ticaretinin Felsefî ve Siyasî Ta­rihçesi) [1770'te gizlice yayımlandı] ömürgeci devletlerin siyasetine, rahipler sınıfı­na, Engizisyona karşı çıktı.

Bir yandan eseri yasaklanırken, bir yandan da hakkın­da parlamento tarafından tutuklama ka­rarı alınan rahip Raynal, önce Friedrich II’nin, sonra Katerina II’nin yanına kaçtı. 1787′de Fransa’ya dönme izni aldı ve Toulon’a, Malouet’nin yanma yerleşti, fitats generaux’ya seçildi, fakat yaşı çok ileri olduğu için, Malouet lehine milletvekilliğinden çekildi. 31 Mayıs 1791′de Meclis’e bir mektup yazarak devrimci şiddet hare­ketlerini kınadı. Terör günlerinde saklandı, 1795′te Enstitü üyesi oldu, fakat göreve baş-layamadan öldü. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYNAL (Guillaume) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYLEİGH

Tarih 24 Haziran 2009

RAYLEİGH (John William STRUTT, üçün­cü —baronu), ingiliz fizikçisi (Langford Grove 1842-Witham, Essex 1919).

Cambridge üniversitesinde okudu. 1879′da, Maxwell’den sonra aynı üniversitenin fizik profesörü ol­du ve 1887′ye kadar bu görevde kaldı. O tarihte, Tyndall’den boşalan Tabiat Felse­fesi kürsüsünü yönetmek için Londra Kral­lık enstitüsüne çağrıldı. 1905′te Royal Society başkanlığına, 1908′de Cambridge üni­versitesi şansölyeliğine, 1910′da da Paris Bi­limler akademisi yabancı üyeliğine seçildi.

Lord Rayleigh, fiziğin bütün dallarında ilgi çekici eserler verdi. Tek moleküllü ince elektron tabakalarını inceleyerek, bazı mo­leküllerin boyutlarını belirledi ve Avogadro sayısının değerini hesapladı (1892). Sıvıların yüzeyindeki duraklı dalgaları, ince lamların titreşimini, kılcallık olayını ve yüzey geri­limlerini inceledi. Gazların yoğunluklarını kesinlikle belirledikten sonra, Ramsay ile birlikte argon’u keşfetti. Işığın dağılması ve gökyüzünün rengi üstüne yaptığı ünlü araş­tırmaları da anılmağa değer. Lord Rayleigh’ın kaleme aldığı monografiler, Cambrid­ge üniversitesinin yayımladığı «Scientific Papers»ta çıktı (1904 Nobel Fizik ödülü). [L]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYLEİGH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYET (Oliver)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYET (Oliver), fransız arkeologu (Cairou, Lot 1848 – Paris 1887). Miletos ve Didymeion’de kazılar yaptı ve Tanagra se­ramiklerini tanıttı.

Başlıca eserleri: L’Architecture İonique en İonie (İonia’da lon Mimarîsi) (1877], Milet et le Golfe Latmique (Miletos ve Latnios Körfezi) [1877-1885], Monuments de l’Art Antiçue (Antik Sanat Anıtları) [1879-1883]. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYET (Oliver) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYET (Jacqueline)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYET (Jacqueline), fransız kadın dansçı (Paris 1936).

1946′da Paris operasına girdi, 1956′da birinci dansçı oldu, 1961′de Giselle’in yeni temsilinde yıldız dansçılığa yükseldi. Birçok opera temsilinde oynadı (Hop-Frog, 1953; Turangalia, 1960; Webern Opus 5, 1966 v.b.). Dış ülkelerde de tanındı. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYET (Jacqueline) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYET (Georges)

Tarih 24 Haziran 2009

RAYET (Georges), fransız astronomu (Bordeaux 1839 – Floirac, Bordeaux yakınları 1906).

Paris rasathanesi müdürüydü (1863). Marsilya, sonra Bordeaux Fen fakültele­rinde astronomi dersleri verdi. Floirac ra­sathanesini kurdu ve yönetti (1879-1906). C. Wolf ile birlikte, Kuğu takımyıldızında, birbirine çok yakın üç küçük yıldız buldu. Bu yıldızlara Wolf-Rayet yıldızları denir. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYET (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAVEL (Maurice)

Tarih 24 Haziran 2009

RAVEL (Maurice), fransız bestecisi (Ciboure 1875-Paris 1937).

Paris konservatuvarında Anthiome, Ch.de Beriot, Pessard, Gedalge ve Faure’nin öğrencisiydi. Katıldığı birçok yarışma arasında yalnızca Roma ikincilik ödülünü kazandı. Daha çok Paris’te yaşadı. Birinci Dünya savaşında asker oldu. 1920′de Montford-l’Amaury’de yerleşti, Avrupa ve Amerika’yı dolaştı (1928). 1933′e doğru bir beyin kanaması geçirdi, son çare ola­rak ameliyata başvurulduysa da kurtarıla­madı.

Doğuştan müzikçi olan Ravel benim­sediği her tarzda ustalığını ortaya koydu; bu arada, en orijinal ifadesi çalgı müziği ala­nında belirdi. Ravel, Wagner hayranlığına kapılmadı, Bayreuth’deki çeşitli tartışmalara da hiç katılmadı. Habanera adlı eseriyle da­ha 1895′te gerçek kişiliğini bulduğunu ortaya koydu. Chabrier gibi, melodi çizgisine ve akorların uyuşumlu bir şekilde birbirini izle­mesine dikkat ederek eski fransız klavsencilerinin ve lavtacılarının geleneğini sürdürdü. En katı akademiciliği, en aşırı cüretlerle bir­leştirerek her türlü taklitten uzak kaldı. Ravel Chabrier ve Rus bestecilerinden çok Saint-Saens, hattâ Liszt’e yakındır.

Bütün sa­natına hâkim olan melodi anlayışı onu ma­kam düzenini kullanmağa yöneltti. Müzik dili alanında gösterdiği cüret ve buluşlara, lirik ve senfonik eserlerinden çok önce, piyano eserlerinde rastlanır. Habanera, Noctuelles (Miroirs), Gaspard de la Nuit, Les Valses Nobles et Sentimentales (Soylu ve Duygulu Valsler) bu yolda birer aşamadır. Ravel’in yaratıcı gücü hiç bir zaman teknik düzeniyle bozulmadı.

Ravel’in ses için yaz­dığı eserler, ayrı ayrı yayımlanmış 22 melodi ve derlemelerden meydana gelir: şar­kı ve orkestra için Şehrazat (Tristan Kling-sor, 1903), Histoires Naturelles (J. Renard, 1906), Stephane Mallarme’nin Üç Şiiri (or­kestra ve şarkı için, 1913), Madagaskar Şarkıları (ses ve çalgılar için, Parny, 1925, 1926), Don Kişot Dulcinea’da (P. Mo-rand, 1932). Bunlara üç uyumlu melodi derlemesini (Beş Yunan Halk Melodisi [1907], Dört Halk Şarkısı [1910], İki İbranî Melodisi [1914] ve a cappelîa karışık koro için Üç Şarkı’yı [M. Ravel, 1915]) eklemek gerekir.

Çalgı için bestelediği eserler: piyano için, Habanera (iki piyano için, 1895), Menuet Antiçue (1895), Pavane pour une İnfante Defunte (ölmüş Bir İnfanta İçin Pavan) [1899], Jeux d’Eaux (Fıskiyeler) [1901], Sonatine (1905), Miroirs (1905), Ma Mere l’Oye (dört elle piyano için, 1908), Gaspard de la Nuit (1908), Valses Nobles et Sentimentales (1911), Le Tombeau de Couperin (Coupe-rin’in Mezarı) [1917], iki piyano konçerto­su (1931) [ikincisi yalnız sol içindir].

Oda müziği alanındaki eserleri: yaylı çal­gılar için fa’lı dörtlü (1902-1903), İntroduction et Allegro (flüt, klarinet ve yaylı çal­gılar eşliğinde arp için, 1905-1906), piyano, keman ve viyolonsel için la üçlüsü (1914), iki sonat, keman ve piyano için bir rap­sodi, Çigan (1924); senfonik müziği: İspanyol Rapsodisi (orkestra için, 1907), Vals (1919-1920), Bolero (1928). Tiyatro eserleri, lirik tiyatro (L’Heure Espagnole [Franc-Nohain], 1907; l’Enfant et les Sortileges [Çocuk ve Büyücüler], Gö­lette 1920-1925) ve baleler (Daphnis ve Chloe [1909-1912] ve dört elle piyanonun or­kestra aktarması olan Ma Mere VOye [1912]) olmak üzere iki bölüme ayrılır. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVEL (Maurice) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAVAİSSON-MOLLİEN (Felix LACHER)

Tarih 24 Haziran 2009

RAVAİSSON-MOLLİEN (Felix LACHER), fransız filozofu ve arkeologu (Namur 1813

— Paris 1900). 1837′de Essai sur la Metaphy-sique d’Aristote (Aristoteles’in Metafiziği Üstüne bir Deneme) adlı eseri için Mic-helet ile birlikte Berlin Manevî bilimler akademisi ödülünü kazandı.
Bu denemeyi ikinci bir ciltle tamamlayarak 1846′da ya­yımladı. 1838′de doktor ve Rennes fakültesine profesör, 1859-1888 arasında yüksek öğretim genel müfettişi oldu.

Başlıca eser­leri: L’Habitude (Alışkanlık) [1839] adlı te­zi (bu tez bütün bir Aristoteles metafiziği­ni kapsar); Rapport sur le Stoicisme (Sto-isizm Üzerine Açıklama) [1868]; bir arke­oloji eseri: la Venüs de Milo (Milo Ve­nüs’ü) [1871]; Morale et Metaphysiçue (Ah­lâk ve Metafizik) [1893]. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVAİSSON-MOLLİEN (Felix LACHER) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAVAİLLAC (François)

Tarih 24 Haziran 2009

RAVAİLLAC (François), fransız suikastçi-si (Touvra, Charente 1578 – Paris 1610). İlkokul öğretmeniydi. Sonra citeaux rahip­leri manastırına girdi, garip hareketleri yü­zünden buradan kovuldu.

Kralın öldürülme­sini haklı gösteren yazıların etkisiyle Pa­ris’e gitti. Avusturya ile ilişkisini kesmeğe hazırlanan Henri IV’ü öldürmek için bir bıçak çaldı. Günah çıkardıktan sonra Ferronnerie sokağından Arsenal’e giden kralın arabasını takip etti. Yolu tıkayan arabanın sebep olduğu karışıklıktan yararlandı, kra­la hücum ederek bıçağını göğsünün yan ta­rafına iki defa sapladı; kral. o anda öldü. Başkan Harlay’ın yönettiği davalarda Ravaillac suç ortakları olmadığını söyledi.

Bunu işkenceler yapılırken de tekrarladı. Tek başına hareket ettiğine ant içtikten sonra papaz tarafından günahları çıkarıldı. Kollarından ve ayaklarından atlara bağla­nıp parçalatıldı (27 mayıs). [L]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAVAİLLAC (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAUMER (Kari Georg)

Tarih 24 Haziran 2009

RAUMER (Kari Georg), alman pedagogu ve jeologu (Wörlitz, Dessau 1783 – Er-langen 1865).

Göttingen ve Halle’de hukuk, Freiberg ve Paris’te (1808) jeoloji oku­du. Fichte’nin Reden an die Deutsche Nation (Alman Milletine Nutuklar) kitabını inceleyerek alman milletinin yeniden doğuşuyle ilgili düşünceleri şekillendirdi ve 1809′da Pestalozzi’nin metodunu daha yakından derinleştirmek için Yverdon’a gitti, ama memnun kalmayarak kısa süre sonra bu­radan ayrıldı.

1811′de Breslau üniversitesi­ne mineraloji profesörü tayin edildi; 1819′da liberal düşünceleri yüzünden güçlükler­le karşılaşınca Halle üniversitesine geçti. Soruşturmalar devam ederken 1923te is­tifa etti ve Nürnberg’de Dittemar enstitüsü­ne yardımcı müdür oldu. 1827′de Erlangen’e joloji profesörlüğüne getirildi ve ölü­müne kadar bu görevde kaldı (Erlangen’de pedagoji dersleri de verdi).
Başlıca ese­ri: Geschichte der Padagogik (Pedagoji Ta­rihi) [4 cilt, 1843-1854]. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUMER (Kari Georg) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAUH (Frederic)

Tarih 24 Haziran 2009

RAUH (Frederic), fransız filozofu ve ahlâk­çısı (İsere, Saint Martinle-Vinoux, Isere 1861-Paris 1909).

Edebiyat doktoru oldu (1890). Toulouse Edebiyat fakültesine pro­fesör, ficole Normale’e ve Paris Edebiyat fakültesine öğretim görevlisi tayin edildi.

Başlıca eserleri: Essai sur le Fondement Metaphysigue de la Morale (Ahlâkın Meta­fizik Temeli Konusunda Deneme) [1890]; De la Methode dans a Psychologie des Senti-ments (Duygular Psikolojisinde Metot üs­tüne) [1898]; Psychologie Appliquee â l’Education (Eğitime Uygulanan Psikoloji) [1900, G. Revalut d'Allonnes ile birlikte]; Experience Morale (Ahlâkî Deney) [1903]. Rauh’a göre, sosyoloji ile törelerin metafiziği arasında, pozitif ve bilimsel bir ahlâka yer vardır. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUH (Frederic) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAUF PAŞA (Şerif Mehmed)

Tarih 24 Haziran 2009

RAUF PAŞA (Şerif Mehmed), türk devlet adamı (İstanbul 1838-ay.y. 1923).

Bosna va­lisi Osman Şerif Paşanın oğlu. öğrenimini özel hocalardan gördü, iki yıl Paris’te oku­du. Dönüşünde Babıâli Tercüme kalemin­de devlet hizmetine girdi. Çeşitli kaymakam­lık ve mutasarrıflıklarda bulundu. Uzun sü­re Kudüs mutasarrıfı olarak kaldıktan sonra Beyrut, Bitlis, Elazığ, Suriye, Erzurum ve Selanik’te valilik ve ikinci Meşrutiyet’ten sonra birkaç gün İstanbul şehreminliği yap­tı.
Daha sonra Halep ve İzmir valiliklerine gönderildi. Tevfik Paşa kabinesinde on beş gün kadar dahiliye nazırlığında bulundu. Mısır’a fevkalâde komiser tayin edildi. Bu­radan dönüşünde Şûrayı Devlete, daha son­ra Ayan meclisine başkan oldu. (m)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUF PAŞA (Şerif Mehmed) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAUCH

Tarih 24 Haziran 2009

RAUCH, Alsace’lı orgcu ailesi. JEAN-GEORGES (Soultz, ?-Strasbourg 1710), Augsburg’da, sonra Strasbourg’da orgculuk (1687) yaptı; Strasbourg’da, Sebastien de Brossard’ın kapella yöneticisi olduğu sırada orgcubaşıydı.

Eserleri: 2 ilâ 8 sesli Novae Si­renes Sacrae Harmoniae (1687), Harmonicus Missarum Concentus (orkestra ve orgla ça­lınan, konçerto biçiminde 4-8 sesli üç missa; onları izleyen bir Cantate Domino ve bir Domine, Salvum Fac Regem), on iki sonat (Cithara Orpheî).

— Oğlu MİCHEL JOSEPH (öl. Strasbourg 1738), Paris’te bir süre ça­lıştıktan sonra katedralde babasının yerine geçmek üzere Strasbourg’a döndü ve orada Silbermann orgunu ilk defa o çaldı.
—jean -georges II (Strasbourg 1702-ay.y. 1779), Michel Joseph’in erkek kardeşi; papaz ve katedralin orgcusu oldu (1738-1779). — jean -basptiste, Jean-Georges’un yeğeni. Onun yerini aldı. 1796′ya kadar Strasbourg ka­tedralinin orgculuğunu yaptı. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUCH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RASPAİL (François Vincent)

Tarih 23 Haziran 2009

RASPAİL (François Vincent), fransız siya­set ve bilim adamı
(Carpentras, Vaucluse 1794-Arcueil, Paris 1878).

Cumhuriyetçi fi­kirleri benimsedi; Babylone sokağındaki bir kışlanın ele geçirilmesi sırasında yaralandı (temmuz 1830). Kendisine nişan ve­rildi, ama kralın teklif ettiği fahrî görev­leri kabul etmedi. Tersine cumhuriyetçi ku­ruluşları destekledi ve hattâ bu tür kuru­luşlardan biri olan Halk Dostları derneği­nin başkanı oldu. Fakat derneğinin ilerigelenleriyle birlikte tutuklanarak mahkûm edildi (1832).
Bundan sonra hayatının bü­yük bir kısmını hapiste veya sürgünde ge­çirdi, ama yine de siyasî ve bilimsel çalış­malarını sürdürmeyi başardı. 25 Şubat 1848′de Paris’te Belediye sarayında cumhuriyeti ilk olarak o ilân etti; Ami du Peuple gaze­tesini kurdu. Geçici hükümeti, siyasî ve sosyal meselelerle yeterince uğraşmamakla suçladı.

1849 Nisan’ında, 15 mayıs 1848 olaylarına katıldığı için altı yıl hapse mah­kûm edildi; bu mahkûmiyeti sürgüne çevril­di ve Belçika’ya yerleşti. 1859′da affa uğra­dı, 1863′te Fransa’ya döndü ve cumhuri­yetçi milletvekili seçildi (1869-1870; 1876-, 1878). Kimya ve tıpla ilgilendi ve bu konularda halkın anlıyabileceği dilde birçok eser yayımladı: Le Medecin des Familles (Ailelerin Hekimi) [1843], Manuel de la Sante (Sağlık El Kitabı) [1846]. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASPAİL (François Vincent) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAPONDİ (Dino)

Tarih 23 Haziran 2009

RAPONDİ (Dino), italyan bankacısı (Luca 1350′den önce – Brugge 1414 veya 1415).

Paris’te, Montpellier’de ve Brugge’de ban­kaları vardı. Charles VI sarayının bankeri (aynı zamanda saraya kıymetli kumaş ve mücevher satıyordu), Yiğit Philippe’in da­nışmanı ve başsofracısı oldu. Nicopolis’te Türklere esir düşen (1356) Yiğit Philippe’in oğlu Korkusuz Jean’ın kurtarılması için gereken fidyeyi ödedi. Rapondi’nin adı daha sonra Louis d’Orleans’ın öldürülmesi olayı­na karıştı (1407). Çok zengin olan Rapondi, güzel konaklar yaptırmıştı. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAPONDİ (Dino) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAPİN (Nicolas)

Tarih 23 Haziran 2009

RAPİN (Nicolas), fransız şairi (Fontenayle-Comte 1535′e doğr.-Poitiers 1608). Paris parlamentosunda avukattı, sonra büyük devlet memuriyetlerinde bulundu. Henri de Navarre’ın tarafını tuttu. 1594′te Ağır Ceza yargıcı oldu. Gerek Reform’a, gerek Birlik’e karşı olan, dürüst bir hâkimdi. Satire Menippee’nin belli başlı yazarlarındandır, ölümünden sonra dostları Oeuvres latines et française (Latince ve Fransızca Eserler) [1610] adlı eserini yayımladılar. Ariosto’nun Orlando Furioso’sunu (Çılgın Orlando) se­kizer mısralık kıtalar halinde Fransızcaya çevirdi (1579). [L]

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAPİN (Nicolas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RASTRELLİ (Bartolomeo Francesco)

Tarih 23 Haziran 2009

RASTRELLİ (Bartolomeo Francesco), ital­yan mimarı (Paris 1700′e doğr.-Petersburg 1771),

Carlo Rastrelli’nin oğlu. Rusya’da ba­rok ve rokoko üslûbunda ki mimarînin en ba­şarılı temsilcisidir, özellikle Petersburg’daki Kışlık sarayı, Smolny enstitüsünü, Çarskoye Selo’daki (Puşkin) yazlık sarayı, Kiev’­deki Svyatoy Andrey kilisesini yaptı. (L)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASTRELLİ (Bartolomeo Francesco) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAOUX (Jean)

Tarih 22 Haziran 2009

RAOUX (Jean), fransız ressamı (Montpellier 1677-Paris 1734). Ranc ve Bon Boullongne’un öğrencisiydi. 1704′te İtalya’ya gitti, üç yıl Roma’da, iki yıl da Venedik’de kaldı. 1714′te Paris’e dönüşünde, çeşit­li fanteziler yaptı (kapı alınlıkları, masal kompozisyonları, tarihî portreler). Bir İn­giltere gezisi dönüşünde, rahibe, su peri­si, ilham perisi kılığında tiyatro oyuncularının, Ceres, Venüs, Diana, Pomone kılı­ğında saraylı kadınların resmini yaptı. Eserleri Louvre, Versailles ve eyalet müzelerindedir. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAOUX (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANGABİS (Aleksandros Rizos)

Tarih 22 Haziran 2009

RANGABİS (Aleksandros Rizos), yunanlı siyaset adamı ve yazar (İstanbul 1810-Atina 1892). Atina üniversitesinde arkeoloji profesörlüğü yaptı. Dışişleri bakanı oldu (1856). Paris ve Berlin elçiliklerinde bulun­du. Modern Yunanistan’a, Eski Yunanca’ya yakın edebî bir dil kazandırmağa çalı­şan yazarlardandır.
Başlıca eserleri: Historia tis Arkhaias Kallitekhnias (İlkçağ Güzel Sanatlar Tarihi) [1866]; Syllogi ton Hellinikon Arkhaiotiton (İlkçağ Helen Eserleri Derlemesi) [1842], Politikai Arkhaiotites (Siyasetle İlgili İlkçağ Eserleri) [1866]. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANGABİS (Aleksandros Rizos) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANDOİN (Lucie)

Tarih 22 Haziran 2009

RANDOİN (Lucie), biyoloji ve sağlık uz­manı fransız kadın bilgin (Boeurs-en-Othe, Yonne 1888-Paris 1960), Albert Dastre’ın öğrencisi, önce çeşitli hayvan tür­lerinin kanındaki şekerleri inceledi, sonra araştırmalarını vitaminlere yöneltti, bes­lenmede denge ve dengesizlik kavramlarını ortaya koydu, 1942′de Besin Sağlığı Bilim­sel enstitüsü müdürlüğüne getirildi. Besin­lerin sağlık bakımından ıslahı ve diyeteti­ğin geliştirilmesinde büyük payı oldu. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANDOİN (Lucie) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMUZ (Charles Ferdinand)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMUZ (Charles Ferdinand), fransızca yazan isviçreli yazar (Culiy, Vaud kantonu 1878 – Pully, Lozan yakını 1947).

1902′den 1914′e kadar Paris’te yaşadı; sonra İsveç’e döndü ve oraya yerleşti. 1914′te kurulan Cahîers Vaudois’ya yazılar yazdı: bir süre sonra Stravinskiy ile birlikte çalıştı. Le Petit Viliage (Küçük Köy) [1903], Chansons (Şarkılar) [1914] gibi şiir kitapları, Raison d’tire (Varolma Nedeni) [1914], Le Grand Printemps (Büyük İlkbahar) [191.7], Chant de Nötre Rhone (Rhöne’umuzun Tür­küsü) [1920], Salutatîon Paysanne (Köylü Selâmı) [1921] gibi lirik nesirleri; Aline (1905), Vie de Samueî Belet (Samuel Belet’nin Hayatı) [1913], Le Regne de l’Esprit Malin (Kötü Ruhun Hükümranlığı) [1917], La Guerison des Maladies (Hastalıkların İyileştirilmesi) [1917], Terre du Ciel (Gö­ğün Toprağı) [1918], Les signe Parmi Nous (Aramızdaki İşaretler) [1919], Pre­sence de la Mort (ölümün Varlığı) [1923], La Grande Peur dans la Hontagne (Dağda Büyük Korku) [1926] gibi hikâyeleri; Questions (Sorular) [1935], Paris, Notes d’un Vaudois (Paris, Bir Vaud’lunun Notları) [1939] gibi denemeleri vardır.
Yirmi ciltlik Ouvres Complete’inden (Toplu Eserler) [1941] sonra Ramuz, Journal’ini (Günlük) yayımladı (1945). Ramuz klasik gelenekten ayrılarak eserlerini kendi konuşma diliyle yazdı. Bu dil bazen çetrefil ve kaba bir dildi. Fakat Ramuz, Peguy ve Claudel gibi en yalın ve sade araçlarla güçlü bir şiir yaratmayı bildi. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMUZ (Charles Ferdinand) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMUS

Tarih 22 Haziran 2009

RAMUS (Pierre DE LA RAMeE, daha çok latince — adiyle tanınır), fransız hümanisti, matematikçisi ve filozofu (Cuts, Vermandois 1515-Paris 1572). İflâs etmiş bir kişizadenin oğluydu; gündüzleri Navarre kole­jinde uşaklık ederek, geceleri de okuyarak edebiyat doktoru oldu.
Aristoteles’i yeren iki eser yazdı: Dialeciicae Partitiones ve Aristotelicae Animadversiones (1543). Sorbonne, bu eserlere tepki gösterdi ve kral konseyi Ramus’u mahkûm etti. Ama 1545′te Presles kolejinin başkanı ona kendi ye­rine geçmesini teklif etti; 1547′de Henri II Sorbonne’un kararını geçersiz saydı ve Ramus 1515′de Lorraine kardinali sayesinde krallık kolejinde
(College de France) kürsü sahibi oldu. Böylece Colîege de France’a tayin edilen ilk matematik profesörü oluyordu. Poissy kolokyumundan sonra (1561) Ramus, reform hareketine katıldı ve kürsüsünden ayrılmak zorunda kaldı. Amboise barışının ardından görevine döndü (1563-1567). 1568′de Almanya’ya bir yolcu­luk yaptı. Saint-Germain barışından (1570) sonra Paris’e döndü. Düşmanı Charpentier’nin kiralık kaatilleri tarafından, Saint-Barthelemy katliamı sırasında Presles kole­jinde öldürüldü. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMPAL (Jean-Pierre)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMPAL (Jean-Pierre), fransız flütçüsü (Marsilya 1922). Müzik öğrenimine babası Joseph Ramp al ile başladı, sonra Paris konservatuvarıı bitirerek bir birincilik ödülü­nü aldı. 1945′ten sonra dünyaca tanındı. Rampal, günümüzün en büyük flütçüleri arasında yer alır. XVII. ve XVIII. yy. kla­sik repertuvarınm önemli bir bölümü onun sayesinde yeniden değerlendirilmiştir. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMPAL (Jean-Pierre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMOND (Louis)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMOND (Louis), fransız hekimi (Paris 1879-ay.y. 1952). Sporotrikoz, Sporotrichum Beurmanni (1902), ilkel akciğer plevra tü­berkülozu ve tüberküloz menenjitleri üstüne incelemeler yaptı. Conferences de Clinique Medicale Pratiçue (Pratik İç Hastalık­ları Kliniği Konferansları) adı altında top­lanan dersleri, XX. yy.ın ilk yarısındaki klinik öğretiminde ne kadar büyük bir açık­lık ve kesinliğe varıldığını gösterir. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMOND (Louis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Rameau’nun Yeğeni (Le Neveu de Rame­au)

Tarih 22 Haziran 2009

Rameau’nun Yeğeni (Le Neveu de Rame­au), Diderot’un eseri. Diyalog şeklinde ya­zılmış olan, hem hicive, hem de romana benzeyen bu kitap, 1762′ye doğru kaleme alındı. 1773′te gözden geçirildi ama yayım­lanmadı. 1805′te bir kopyadan yararlanan Goethe tarafından Almancaya çevrildi; Briere 1821′de eseri yeniden Fransızcaya çevir­di.

Eserin orijinal elyazması, Paris’te eski kitapçılarda bulunmuş ve bilgin Monval ta­rafından 1891′de yayımlanmıştır. Satranç oyuncularının buluştuğu «Cafe’de la Regence»ta eserin müzikisi ve aylak kahramanı, hamisi tarafından nasıl kovulduğunu Diderot’ya anlatır. Yazar bu tema üstünde hicivli, pedagojik, felsefî ve edebî çeşitleme­ler yapar. Piron, Cazotte ve Mercier’nin tasvir ettikleri gerçek bir kimse olan bu kahraman aracılığiyla, Diderot kendi tenkit­çi fikirlerini açıklar ve Encyclopedie düş­manlarına şiddetle hücum eder. (-» Bibliyo.) [L]

RAMEE (LA). Bk. RAMUS.

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rameau’nun Yeğeni (Le Neveu de Rame­au) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMEAU (Jean-Philippe)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMEAU (Jean-Philippe), fransız bestecisi (Dijon 1683-Paris 1764). İlk müzik derslerini babasından aldı. Dijon Notre-Dame kilisesi­nin orgcusu oldu: Milano’ya yaptığı kısa bir yolculuktan (1701) sonra 1702′de Clermont-Ferrand’da, 1705′te de Paris kiliselerinde orgculuk yaptı. 1706′da Birinci Klavsen Par­çaları Kitabım yayımladı. Sırasıyle Dijon’da (1708), Lyon’da (1713) ve yeniden Clermont-Ferrand’da (1713) orgculuk yaptı ve 1722′ye kadar orada kaldı. Aynı yıl Traite d’Harmonie (Armoni incelemesi) adlı kita­bını yayımladı.

1723′te Paris’e döndü, ikin­ci Klavsen Parçalarım (1724) yayımladı ve birkaç vodville tiyatro çalışmalarına başladı. 1732′de Sainte – Croix-de-la-Bretonnerie’de. 1736′da da Cizvit kolejinde orgculuk yaptı. Vergi kesenekçilerinden La Poupliniere’in müzik işlerini yönetti, bu sayede Kraliyet Müzik akademisine girebildi. 1733′te lirik trajedisi Hippolyte et Aricie Paris operasın­da temsil edildi ama tam bir başarı kaza­namadı. Buna karşılık Les indes Galantes 1735), Castor et Pollux (1737) ve özellikle Dardanus (1739) büyük ilgi gördü. Generation Harmonique (Armoni üretmeleri) adlı kitabının yayımlanması ve bir bestecilik oku­lu açması Rameau’nun şöhretini bir kat da­ha artırdı, 1745′te saray müzikçiliğine getiril­di. Artık fransız müziğinin en büyük temsil­cisi olarak kabul edilen Rameau, Bouffon’lar çatışmasının başlamasıyle italyan müziği taraftarlarının saldırısına uğradı (1752-1754). Observations sur Nötre instinct Pour la Musique (Müzik İçgüdümüz Üstüne Düşünce­ler) [1754] adlı yazısını yayımlayarak ken­disi için ileri sürülen iddiaları çürüttü. 1754′ten sonra ancak saray için bazı küçük par­çalar besteledi. Sondan bir önceki operası Paladins ancak birkaç kere temsil edildi. Buna karşılık ilk operalarının yeni temsilleri gerçek birer zafer oldu. Abaris ou les Boreades adlı son operası sahneye konul­madan az önce öldü.
Rameau’nun çok sayıdaki eserlerinin en önemli ve en ilgi çekici kısmı otuz üç tiyatro eseridir (lirik trajediler, opera-bale’ler, komedi-bale’ler v.b.); bu eserlerde müzikçinin dramatik dehası ve yenilikçi yetenekleri açıkça görülür. Yaptığı en önemli yenilikler, recitativo’laıın ve aryaların biçimini metnin gereklerine bağımlı kılmak ve gereksiz süsle­melerin bir yana bırakılarak danslarla divertimento’lara da anlatımcı bir değer, bir güç kazandırmaktır. Çalgı alanında Rameau orkestrada anarmoniyi ve yaylı çalgılarda çift tel ile pizzicato’yu kullanan ilk bestecidir. Klavsen alanında (dört büyük derleme) ge­tirdiği yenilikler hem anlatım hem de teknik yönden orijinaldir. Füg biçimini kullanan motetieri ses yönünden çok zengindir. Din dışı kantatları çağının geleneklerine daha uygundur. Nazarî eserleri, özellikle akortla­rın oluşması (üçlülerin temel bir bas üstün­de üst üste gelmesiyle) ve çevirme ilkesiyle ilgili görüşleri ayrı bir önem taşır. Bunlar uyum teorisine yeni bir yön kazandırmıştır. (ML)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMEAU (Jean-Philippe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Rambouillet (HÖTEL DE)

Tarih 22 Haziran 2009

Rambouillet (HÖTEL DE), Paris’te, Saint-Thomas-du-Louvre sokağındaki konak. Rambouillet markizinin planlarına göre in­şa edildi. Rambouillet markizi, burada 1610′dan itibaren, yeni görgü kurallarını ve edebiyat anlayışını yaymağa çalışan kibar insanları toplardı. Bu topluluğun en par­lak dönemi 1630-1645 yıllarına rastlar. Corneille Polyeucte’u bu konakta okudu ve Bossuet ilk vaazını burada verdi; Guirlande de Julie de burada hazırlandı. (M)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Rambouillet (HÖTEL DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMBOUİLLET

Tarih 22 Haziran 2009

RAMBOUİLLET, Fransa’da Seine-et-Oise idare bölgesinde idare çevresi merkezi, la Beauce’un kuzeyinde; 12 593 nüf. Şehir bir şato yakınında ve büyük bir ormanın ortasında gelişti; Paris bölgesinin en büyük sayfiye merkezlerinden biridir. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMBOUİLLET hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMBOSSON (Yvanhoe)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMBOSSON (Yvanhoe), fransız şairi ve sanat tenkitçisi (Berny, Seine 1872 – Paris 1943). Çeşitli şiir kitapları (Le Verger Dore [Yaldızlı Meyve Bahçesi, 1895]; Le Coeur Emu [Üzgün Gönül, 1905]), monografiler (Jules Valadon [1897], Falguiere) ve bir Histoire des İnstruments de Musique (Mü­zik Âletleri Tarihi) [1898] yazdı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMBOSSON (Yvanhoe) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMBERT

Tarih 22 Haziran 2009

RAMBERT (Myriam RAMBERG, Marie — denir), polonya asıllı ingiliz kadın dansçı ve bale yöneticisi (Varşova 1888). Jaques-Dalcroze ile çalıştı. Helİerau’daki (Dresden yakını) enstitüsünde ders verdi. Paris’te Enrico Cecchetti ile klasik baleye çalıştı ve Bahar Âyini koreografisine emeği geçti. 1920′de Londra’da bir okul açtı; L. Massine, F. Ashton gibi sanatçılar bu okulda yetiştiler. 1930′da Ballet Club’ı, 1935′te Ramberf balesini kurdu. Sanat faaliyetinin merkezi Ninette De Valois’nın hazırladığı ilk balelerin oynatıldığı Londra’daki Mercury Theatre’dır. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMBERT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMBAUD (Aifred)

Tarih 22 Haziran 2009

♦ RAMBAUD (Aifred), fransız tarihçisi (Besançon 1842 – Paris 1905). Jules Ferry’nin özel kalem müdürü (1879), Sorbonne’da pro­fesör (1881), senatör (1895-1903), millî eğitim ve güzel sanatlar bakanı (18%) oldu. E. Lavisse ile beraber (1893) Histoire ge­nerale du IV’e Siecle â nos Jours’u (IV. yy.dan Günümüze Kadar Genel Tarih) ha­zırladı. Konstantinos Porphyrogenetos hakkındaki tezinden (1870) sonra çağdaş ta­rihle ilgilenmeğe başladı: Les Français sur le Rhin (Fransızlar Ren Kıyılarında) [1873], Histoire de Russie (Rusya Tarihi) [1877]., La Revolution Française et VAristocratie Russe (Fransız İhtilâli ve Rus Aristokrasi­si) [1878]. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMBAUD (Aifred) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMALHO (Antonio)

Tarih 20 Haziran 2009

RAMALHO (Antonio), portekizli ressam (Barquerios 1859-Figueira de Foz 1916). Liz­bon’da okudu. Paris’te A. Cabanel ile bir­likte çalışarak sanatını geliştirdi. Manzara­lar ve portreler çizdi. Ramalho «Aslan gru­bunun kurucularındandır; bu grup adını Ramalho ile arkadaşlarının toplandıkları , kahvenin adından almıştır. (M)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMALHO (Antonio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RALLİS (Theodoros)

Tarih 20 Haziran 2009

RALLİS (Theodoros), yunan ressamı (İs­tanbul 1852 – Paris 1909). Paris’te çalıştı. Konusunu yunan toplumundan ve en çok dinî sahnelerden alan resimleri: Uyuyan Çoban Kızı, Selâm, Meryem, Megaralı Ka­dın Kilisede, Bagia Yortusu, Tutuklu, Ha­mamda. Salonlarda büyük başarı kazandı. Eserleri Atina Resim müzesindedir. (LM)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RALLİS (Theodoros) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİSON (Andre)

Tarih 20 Haziran 2009

RAİSON (Andre), fransız orgcusu (XVII. yy.ın ilk yarısı-Paris 1719). Sainte-Genevieve kilisesinde orgculuk yaptı (1666-1718). Orgla ilgili iki eser yazdı. Bu eserlerin birincisinde «kilise müziğinin bütün ses per­deleri için yeterli» beş missa ile bir magnificat; ikincisinde de bir uvertür, bir allemande ve çeşitli noel şarkıları vardır. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİSON (Andre) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİSİN Büyük (Jacques)

Tarih 20 Haziran 2009

RAİSİN Büyük (Jacques), fransız oyun­cusu, dram yazarı ve müzikçisi (Chaorce, Champagne 1653 – Paris 1702). Babası ve kardeşleriyle birlikte Paris’te «Petits Comedieus Dauphius» topluluğunu kurdu. 1684 -1694 Arasında Comedie-Française’de çalış­tı. Bu tiyatroda dört eseri temsil edildi. Bunların en ünlüsü Le Faux Gascon’dur (Sahte Gaskonyalı) [1688]. —- Erkek kar­deşi JEAN – BAPTİSTE. Küçük Raisin de­nir (Troyes 1655′e doğr. – öl. 1693), Hötel de Bourgogne ve Guenegaud tiyatrolarında çalıştı. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİSİN Büyük (Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİSA

Tarih 20 Haziran 2009

RAİSA (Rosa BURSTEİN, Rosa — denir), polonya asıllı amerikalı, kadın şarkıcı (Bialystok 1893 – Los Angeles 1963). İtalyada müzik öğrenimi gördü. Sahneye ilk ola­rak 1913′te Parma’da çıktı. Daha sonra Paris’te (1914), Chicago’da, Buenos Aires’­te temsiller verdi. 1916′da Scala’ya girdi; orada Neron (1924) ve Turandot’ta, (1926) oynadı. Opera şarkıcısı olarak, soprano se­sinin duruluğu ve esnekliğiyle tanınmıştı. Chicago’ya yerleşti ve ölümüne kadar ora­da ders verdi. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİSA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAKOVSKİ (Kristian Georgiyeviç)

Tarih 20 Haziran 2009

RAKOVSKİ (Kristian Georgiyeviç), bul­gar asıllı sovyet siyaset adamı (Kotel 1873 -S.S.C.B. toplama kampında 1941 veya 1953). ikinci Balkan savaşından (1913) sonra Romanya’ya yerleşti; Fransa’da tıp okudu. Romanya’ya dönünce Sosyalist partiye yeni bir düzen verdi ve 1916′da tutuklandı. Şu­bat devriminden sonra serbest bırakıldı; bolşevik lideri oldu ve Ukrayna Halk Ko­miserleri konseyi başkanlığına getirildi (1919). S.S.C.B.’yi Londra’da (1923-1925) ve Paris’te (1925-1927) temsil etti; daha son­ra partiden çıkarıldı (1927) ve troçki’ci ol­duğu iddiası ile Sovyet Orta Asyası’na sü­rüldü. 1934′te yeniden partiye kabul edildiy­se de, 1938′de tekrar kürek cezasına çarptı­rıldı. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAKOVSKİ (Kristian Georgiyeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİMU

Tarih 19 Haziran 2009

RAİMU (Jules MURAiRE, — denir), fran­sız oyuncusu (Toulon 1883-Paris 1946).
İlkin müzikholde, 1914′ten önce tiyatro ve sine­mada oynadı, büyük başarısını Marcel Pagnol’ün Marius’undaki oyunuyle elde etti (1929). Alışılmışın dışına çıkması, rollerini yapmacığa kaçmadan «duyarak» oynaması büyük bir ilgiyle karşılandı. 1
943-1946 Arasında Comedie-Française’de çalıştı. Bazı sessiz filmler çevirdi, sinemadaki başarısını da gene Marius’taki C6sar rolüyle kazandı.
Başlıca filimleri: Marius (1931); Fanny, Les Gaîtes de l’Escadron (Bölüğün Eğlencesi) [1932]; Cesar (1936); Gribouille (Dengesiz) [1937]; UEtrange M. Victor (Garip M. Victor) [1938]; La Femme du Boulanger (Ek­mekçinin Karısı) [1939]; Les İnconnus dans la Maison (Evdeki Yabancılar) [1942]; L’Homme au Chapeau Rond (Yuvarlak Şap­kalı Adam) [1946]. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİMU hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAHN (Rudolf von)

Tarih 19 Haziran 2009

RAHN (Rudolf von), alman diplomatı (doğ. Ulm 1900). 1928′den sonra dışişleri bakan­lığında çalışmağa başladı ve 1931′de An­kara büyükelçiliğine ataşe olarak getirildi. Lizbon (1938) ve Paris’te (1940) elçilik mü­şaviri oldu. Vichy hükümetiyle Almanya arasındaki ilişkileri düzenlemekle görevlen­dirildi, Tunus’ta görev aldı (1942). 25 Tem­muz 1943′ten sonra italya-Almanya ara­sındaki ilişkileri düzenledi. 8 Aralıkta ital­ya’ya büyükelçi olarak gitti. 1950′de hatıralarını yayımladı. (M)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAHN (Rudolf von) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAGUSA

Tarih 19 Haziran 2009

RAGUSA, Dalmaçya kıyısında eski cum­huriyet.
• Tarih. Ragusa, yunan şehri Epidauros’un Adriya denizinde, Dalmaçya kıyısı ya­kınında kurduğu koloniden doğdu. Roma dünyasına katılan ve uzun süre Batı Ro­ma imparatorluğuna bağlı olarak yaşayan Ragusa, on iki yüzyıl boyunca Doğu dün­yasının kenarında kurulmuş, deniz ticare­tiyle uğraşan bir latin şehri olarak kaldı. Bizans imparatorluğunun gücünün devam ettiği ve Güney İtalya’ya hâkim olduğu sü­re boyunca Ragusa da Venedik gibi ona bağlıydı. Şehir 1000′de Bizans imparator­luğu sınırları içinde kalmağa devam etmek­le beraber Venedik dukasının idarî hâkimiyetini kabul etmek zorunda kaldı. Son­ra, Venedik 1204′te Bizans imparatorluğu­nun deniz parçasını ele geçirince, sırp teh­likesine karşı yunan desteğinden yoksun kalan Ragusa kendiliğinden Venedik’e tes­lim oldu (1205).

Venedik Ragusa’ya duka­yı temsil eden bir kont yerleştirdi ve şe­hirde kurumlan kendisininkini örnek alan aristokratik bir komün meclisi kurdu. Ama macarların baskısı Ragusa’yı macar kralı­nın otoritesini kabul etmek zorunda bırak­tı (1358). 1403′te patriciierinin akıllıca ve ustaca siyaseti, Ragusa’nın Venedik bo­yunduruğu altına düşmeksizin bağımsızlı­ğını kazanmasına yol açtı. Balkanlar’ın de­niz kapılarından biri olan Ragusa, Osman­lıların Akdeniz doğusunu ve Balkanlar’ı fethettikleri sırada kazanılan bu bağımsız­lık sayesinde Floransa ve Barcelona’nın ti­caret acentaları kurdukları bir yer haline geldi. Şehir zaten uzun süreden beri Balkanlar’da köle ticaretini ve tuz ticaretini kontrol altında tutan büyük bir ticaret yeriydi. Daha XIV. yy. sonunda gümüş üretimiyle ilgilenen Ragusa tüccarları, ma­den ülkelerinde (Bosna ve Sııbistan) ko­loniler kurmuşlar ve Batı Avrupa’ya gü­müş sevkıyatı tekelini ele geçirmişlerdi; sonradan bakır, kurşun ve XV. yy.da bu­lunan (1420′ye doğru) yeni maden filizle­rinin (özellikle 1430′dan sonra işletilen zencefre) ticaretini de ele geçirdiler.

Şehir bu sayede XV. yy.da büyük ölçüde zen­ginleşti, edebiyat ve sanat gelişti. Osmanlıların Macarîara karşı Mohaç zafe­rinden (1526) sonra, Ragusa osmanlı pa­dişahının otoritesini kabul etmek ve her yıl vergi ödemek akıllığını gösterdi. Böy­lece, XIII. yy.a kadar Venedik’in Bizans imparatorluğu sınırında yaşadığı gibi, Os­manlı imparatorluğunun sınırında yaşama­ğa başlayan Ragusa, Akdeniz kıyısındaki hıristiyan ve müslüman ülkelerin aracısı haline geldi. Avrupa’nın en büyük filola­rından birini kurdu ve gemilerini gerek Atlas okyanusunda gerek Akdeniz’de çalıştırılmak üzere her isteyene kiraladı. Böy­lece XVI. ve XVIII. yy.da, yeni bir bur­juvazinin gelişmesine rağmen aristokratların hâkim olduğu bir rejim altında en par­lak dönemini yaşadı.

Ama şehri hemen tamamıyle yıkan ve hal­kın yarısından çoğunun ölmesine yol açan 6 nisan 1667 depremi kesin bir darbe ol­du. O tarihten sonra şehirde islav unsur­ların nüfuzu günden güne arttı ve Ragu­sa fiilî bağımsızlığını muhafaza etmesine rağmen bir şehir cumhuriyeti olarak büyük kara devletleri dünyasında çağ dışı bir hal aldı. 1806′da Fransızlarla Ruslar arasında kalınca Napolyon’un Fransız – italyanlarına teslim oldu; Ragusa dükü mareşal Mar­nı on 1808′de şehrin hükümetini ve senato­sunu dağıttı, şehri önce Fransa’nın işgal ettiği Venedik’in Dalmaçya topraklarına bağladı, sonra da İllyria eyaletlerine kattı (1809). Viyana antlaşmasında (1815) şehri alan Avusturya 1918′e kadar muhafaza etti. Ragusa o tarihte islavca Dubrovnik adiyle, yeni kurulan Yugoslavya’ya katıldı.

• Edebiyat ve bilimler. Komşu İtalya’da parlak bir şekilde gelişen hümanizm, dal­maçya şehirlerinde de yayıldı ve bu şehir­lerde, Şişgoriç (Georgius Sisgoreus) [1440-1509] ve Crijeviç (Cerva) [1460'a doğr, -1520] gibi meşhur hümanistler yetişti; is­lavca edebiyat ise özellikle Ragusa’da bü­yük ölçüde gelişti. İtalyan edebiyatı etkisi kalmış olan ragusa edebiyatında devrin bü­tün önemli tarzlarına rastlanır. XV. yy.da Sisko Mençetiç (1457-1527) ve Dzore Drziç (1451-1501) trubadur üslûbunda aşk şiirleri yazdılar. XVI. yy.da Ragusa, Güney İslavlarının gerçek fikir merkezi haline gel­di. Trajedi ve felsefî şiirin temsilcisi ve­rimli yazar Mavro Vetranoviç’tir (1482-1576). Komediyi Marin Drziç (1507-1567) doruğuna ulaştırdı: gerçek bir rönesans ada­mı olan Drziç eserlerinde zengin bir dille ve yer yer halk ağzıyla coşkun bir ya­şama sevincini dile getirdi. XVI. yy. so­nunda aşk şiirinde Petrarca ve Bembo tar­zında yeni bir gelişme oldu: bu tarzın en orijinal temsilcisi Dominko Zlatariç’tir (1550′ye doğr. – 1609).

Karşı Reform Ra­gusa’da çok değişik bir atmosfer yarattı: aşk şiirinin ve komedinin yerini, dinî veya yurtsever edebiyat aldı. Bu yeni akımın XVII. yy. başında en etkili temsilcisi ivan Gunduliç’ti (1589-1638). Yeni denizyolları­nın keşfi Venedik gibi Ragusa’ya da öldürücü bir darbe indirdi.
O tarihten son­ra yavaş yavaş sönen ragusa edebiyatı, cum­huriyetin 1805′te yıkılmasından sonra hırvat edebiyatıyle karıştı. Hırvat edebiyatının baş­lıca ragusalı yazarları Medo Puçiç (1821-1882) ve İvo Vojnoviç’tir (1857-1929). Ra­gusa başlıca edebiyat merkeziyse de, öbür dalmaçya şehirlerinde de değerli yazarlar yetişti: meşhur hümanist Maruliç (1460-1524) Split’li, ilk kır romanı (Dağ) yazarı Petar Zoraniç, Zadar’lı, ilk dindışı dram (Köle) yazarı Hanibal Luciç (1485-1533) ve Petar Hektoroviç (1486-1572) Hvar adasındandı.
Ragusa cumhuriyetinde birçok bilgin de ye­tişti: XV. yy.da latince ilk ticaret naza­riyesini yayımlayan ragusalı Georgi, cebiri geometriye ilk; olarak uygulayan Getaldiç, «mizaç»lara, aşırı önem verilmesine ilk karşı çıkan hekim Baglivi (1688-1707), büyük ma­tematikçi Boşkoviç
(öl. 1787), İmperium Orientale’nin yazarı Banduri (1670 – Paris 1743). [L]

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGUSA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Sonraki sayfa »