POTTER (Paulus)

Tarih 06 Haziran 2009

POTTER (Paulus), hollandalı ressam ve gravürcü (Enkhuizen 1625-Amsterdam 1654), natürmort ressamı Pieter Poiter’in (Enk­huizen 1597′ye doğr.-Amsterdam 1652) oğ­lu ve öğrencisi. Hollanda okulunun en ün­lü hayvan ressamı olarak tanındı. Doğduğu köyün manzaralarında koyunları, atları, inekleri canlandırır: Boğa (La Haye, Mauritshuis müzesi), Çiftlik (Leningrad), Geviş Getiren inek (La Haye), Sığırtmaç (Kassel), Otlayan İnekler (Torino), Koca öküz (Louvre), inek Sağan Kadın (Leningrad). (M)

06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POTTER (Paulus) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTEKİZ GÜZEL SANATLAR

Tarih 05 Haziran 2009

PORTEKİZ GÜZEL SANATLAR
Mimarî
Roma devrinin en önemli kalıntıları Evora’da bulunur. Vizigot tarzında Sao Pedro de Balsemao kilisesi, Braga yakınlarında, Bi­zans etkisindeki Sac Frutuoso kilisesi (VII. yy.ın ikinci yarısı) ve mustarip üslûpta Lourosa kilisesi o zamanın İberik yarımadası medeniyetinin tanıklarıdır.
Çizgilerinin yalınlığı ve fransız etkisindeki süsiemeleriyle belirgin roma anıtları arasın­da en dikkati çeken eser Coimbra’daki SeVelha veya Eski Katedral’dir. Komşu is­panyol eyaletlerinde bulunan kiliselere ben­zeyen birçok küçük kilise vardır. Avrupa’­nın en iyi korunmuş değirmi yapısı olan Tomar Şövalyeleri kilisesi, bunlar arasında apayrı bir yer tutar.

Portekiz’in ilk gotik anıtı, Alcobaça’daki Citeaux manastırıdır. Batalha manastırı, bundan iki yüzyıl sonra yapılan başka bir şaheserdir. Portekiz’de XV. yy.ın sonuna doğru, büyük deniz keşifleri sırasında çok yüksek bir oiijinallik ve zengin süsleme dü­zeyine ulaşan Manuel sanatının doğduğu görüldü. Bu sanatın şaheserleri arasında To­mar ve Batalha’da yapılan ilâvelerin dışında, Jeronimos manastırı ile Lizbon yakı­nındaki Belem kulesi sayılabilir. İtalyan et­kisindeki Rönesans ve Karşıreformun kla­sik sanatından sonra barok sanatı ortaya çıktı. Bu sanat, italyan ve milletlerarası kay­naklı bir baroktan başlayarak açıkça portekiz zevki taşıyan çok belirgin bir barok sa­natına dönüştü. 1755′te Lizbon’u yerle bir eden ve bu şehrin çağdaş bir şehircilik planına, göre yeniden düzenlenmesine yol açan deprem önemli bir olaydır. Bu devirde içbü­key ve dışbükey kemerlerle çin tarzında kal­kık alınlıklar bol bol görülür (Mafra ma­nastırı, Lizbon Topçu müzesi). XIX. yy.da Portekiz’de, özellikle yabancı sanatçılar yeni klasisizm mimarî üslûbunu uyguladılar. XX. yy.ın başında mimar Raul Lino, Lizbon’da hem millî hem de modern eğilimleri temsil etti.
Heykeltıraşlık
Vizigot veya mustarip tarzındaki heykel ka­lıntıları Portekiz’de çok azdır. Auvergne veya Galiçya etkisi taşıyan roma heykel­tıraşlık eserlerinin çoğu dekoratif ve geo­metriktir. Bu sanatta çok az olan ikona ör­nekleri kabalıkları ve sağlamlıklarıyle belir­lenir.
Portekiz heykeltıraşlığı. Evora ana kapı­sının yapıldığı gotik devirde Portekiz özel­likle mezar sanatında üstünlük kazandı. Bu alandaki şaheserler: Alcobaça’daki kral Pedro I ve İne» de Castro (1360′a doğr.) ile Coimbra’da Santa Clara manastırındaki Azize Isabelle’in mezarları (1614). Manuel devrinden sonra (Belem büyük kapıları), fransız Nicolas Chantereine Coimbra’ya İtalyan Rönesansının inceliğini taşıyan bir sanat getirdi. Houdart ve Jean de Rouen gibi başka Fransızlar da Portekiz’de çalış­tılar. Çok renkli tahta üstüne yapılan is­panyol tarzındaki XVII. ve XVIII. yy. ba­rok heykeltıraşlığının yanı sıra, bir yan­dan dinî heykeltıraşlıkla (Aziz Bernadus’un ölümü; Alcobaça’da, pişmiş boyalı topraktan yapılmış heykel grubu), öte yan­dan (Portekiz’de önemli örnekleri bulu­nan çok renkli ve yaldızlı tahta üzerine yapılan) mihrap arkalığı sanatını da ay­rıca belirtmek gerekir. Aynı zamanda, da­ha çok XVIII. yy.da, özellikle bahçelerin ve sarayların süslemeciliğinde kullanılan taş heykeltıraşlığındaki fransız veya italyan et­kisinin yanı sıra, mezar heykeltıraşlığı ile Joaquim Machado de Castro’nun (1732 -1822) pişmiş topraktan heykelcikleri de be­lirtilmelidir.
Resim
Portekiz resmi XV. yy.da Sao Vicente Po-liptiği’nm (Lizbon müzesi) yaratıcısı Nuno Gon Gonçalves ile başladı. Bu dâhi öncü­den sonra, portekiz resmi, önce Portekiz’e gelen flaman ustalarının etkisiyle, sonra Lizbon ve Viseu gibi gerçek okulların kurulmasıyle özellik kazandı. Bu okullarda özellikle, Francisca Henriques, Joge Afonso (Presentation au Tertiple, Viseu müzesi), Gregorio Lopes, Cristovao de Figueiredo, Garcia Fernandes ve Cristovao Lopes gibi sanatçılar yetişti. Rönesans ile birlikte dinî resim de italyan etkisi ağır bastı, fakat bü­yük portekiz geleneği portre sanatında genç kral Sebastiao’nun portresini yapan Cristo­vao da Morais (1570) ve 1557′de Valladolid’e, 1580′de Felipe II’nin ressamı olarak Madrid’e giden Sanchez Coello ile devam etti. Burada Valesquez’in portekiz etkisinde kaldığını belirtmek gerekir. İtalyan ve fran­sız etkisindeki XVIII. yy.da, özellikle tavan ressamı ile saray ressamı çok görülür.

Bu yüzyıla iki büyük sanatçı hâkim oldu: Fran­cisco Vieira Portuense (1765-1805) ve özel­likle orijinal ışık-gölge etkilerine yer veren portre ressamı Domingos de Sequeira (1768-1837). Romantik devirden itibaren, sanat faaliyetleri büyük avrupa akımlarını (özel­likle Fransa) yansıttı.
Bu devrin sanatçıları arasında, Angelc Lupi (1826-1883), Jose Julio de Sousa Pinto (1856-1939) ve Colombano adiyle tanınan portre ressamı Bordalo Pinheiro sayılabilir.

Süsleme sanatları
Portekiz süsleme sanatlannda ancak XVI. yy.ın ikinci yarısından sonra bir gelişme başladı. Arzila’nın Alınışı ve Tanca’nın İşgali’ni canlandıran halılar 1480′e doğru, muhtemelen Tournai’de, Nuno Gonçalves’in karton modellerine göre dokundu. Kuyumcu­lukta, som altından torques’ler (Saint-Ger-main müzesi, Fransa), Coimbra müzesinin Kutsal kâsesi (XII. yy.) ve Lizbon müzesi’nin âyin haçı (XIII. yy. başı) sayılabilir.
XV. yy. sonunda keşişler bütün Avrupa’nın mücevhercilerini, kuyumcularını ve değerli taş yontucularını Lizbon’a çekti. Portekiz,

XVI. yy. başlangıcıyle birlikte kısa bir süre içinde Lizbon’da da taklit edilen çin porse­lenlerinin büyük ithalâtçısı oldu. Rönesans devrinde parlak bir tezhipçilik okulu Leitura Nova harikalarını, dua kitaplarını (Pier-pont Morgan koleksiyonu ve Mayer Van der Bergh müzesi), atlasları ve deniz hari­talarını meydana getirdi. Portekiz sanat ta­rihinin ilgi çekici başka bir bölümü de, uzakdoğu (Japonya, Çin) ve afrika sanatları­nı etkilediği bölümdür.

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTEKİZ GÜZEL SANATLAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTEKİZ TARİH

Tarih 05 Haziran 2009

PORTEKİZ TARİH
Portekiz milletinden önce
Ülkeye tarihin başlangıcında Kartacalılarla yakınlığı olan kabileler yerleşti (M.ö. III. yy.); bu kabilelerin başlıcası, II. yy. boyunca ve I. yy.ın ortasına kadar Ro­malılarla savaşan Lusitania’lılardır. Augustus’un kurduğu Lusitania eyaletinin sınır­ları Portekiz’in bugünkü sınırlarından ol­dukça farklıydı. Eyalet V. yy.da Alanlar ve Süevler, daha sonra da Vizigotlar ta­rafından işgal edildi. 711′de başlayan müslüman hâkimiyetini, Porto bölgesini işgal eden Asturia kralı Alfonso III (869-910) ve Duero ile Mondego arasındaki toprakları alan (1064) Castilla kralı Fernando I sarstılar.

ortekiz krallığının kuruluşu, Bourgogne hanedanı
Tajo’ya sefere çıkan Leon kralı Alfonso VI, Portekiz kontluğu’nu (Porto bölgesi) evlilik dışı kızı Teresa’nın kocası Bourgogne’lu Henri’ye verdi; böylece bu arazi aynı lehçenin konuşulduğu Galicia’dan ve yarımadanın geri kalan kısmından sunî olarak ayrıldı (1097); Henri, Braga’yı piskoposluk haline getirerek (1104), Porte­kiz’i dinî alanda Castilla’nın hâkimiyetin­den kurtardı; ama müslümanların Lizbon ve Santarem’i işgal etmelerini engelleyeme­di, ölümünde (1114) karısı Teresa iktidarı ele geçirdi ve üvey kızkardeşi Castilla kra­liçesi Urraca ile savaştı. Castilla’da Urraca zamanındaki karışıklıklar, kontluğun Castilla’ya bağımlılık ilişkilerini gevşetti. Kraliçenin Galicia’lı kont Fernando Peres de Trava ile sevişmesine ve metbu olarak Castilla’lı Alfonso VII’ye başvurmasına kı­zan soylu sınıf, Henri’nin oğlu Alfonso I Henriques (1128-1185) yönetiminde ayak­landı. Alfonso I, Castilla’lıları Guimaraes yakınında, Sao Mamede’de ezdi (1128), Portekiz’i fiilî bağımsızlığa kavuşturdu, «Portekizliler kralı» unvanını aldı (1139) ve birkaç ay sonra müslümanları Ourique’de yendi (1139); 1143′te önce papanın, son­ra imparator Alfonso VII’nin (Castilla kralı) metbuluğunu kabul ederek kendini Portekiz kralı olarak ilân ettirdi.

Portekiz, müslümanları çekilmeğe zorlaya­rak güneye doğru genişlemeğe devam etti. Coimbra’yı başkenti haline getiren, Mon­dego ve Tajo arasına templier ve hospitalier tarikatı şövalyelerini yerleştiren Al­fonso I Henriques, 1147′de Sintra, Santa-rem ve Lizbon’u aldı, 1158-1166 arası Alentejo’yu işgal etti. Kısa süre içinde portekizlileşen ispanyol santiago ve calatrava tarikatlarına dayanan ve müslümanları gü­neyden uzaklaştırmak için Kudüs’e giden haçlıları yolundan saptıran halefleri, fetih seferlerine devam ettiler. Aslında, Alfon­so II’nin (1211-1223) portekizli birliklerinin katıldığı Muvahhidîlerin Los Navas de Tolosa bozgunundan (1212) sonra hızlanan fe­tih, Alfonso III zamanında (1248-1279), Algarve’nin almmasıyle tamamlandı (1249). Müslümanların ve yahudilerin 1497′ye ka­dar yaşamağa devam ettiği fethedilen top­raklar, yalnız kuzeyden gelen ve porto leh­çesini yayan kolonlar tarafından değil, ge­rek laik, gerek din adamı yabancılar ta­rafından da değerlendirilmeğe başlandı, özellikle Sancho I zamanında (1185-1211) gelen birçok göçmen daha önceki derebey­liklere bağımlı olmayan merkezlerde top­landı ve hükümdardan imtiyaz fermanları elde etti.

Portekiz’in XII. yy. ortasında toprak bütünlüğünün tamamlanması anaya­sal kurumların tamamlanmasıyle aynı ta­rihte gerçekleşti; XI. yy.dan beri soydan geçen monarşi, iktidarın fiilî hâkimiydi; ama kralın Vizigotlar zamanındaki seçim­le işbaşına gelme dönemini hatırlatan hal­kın onayı usulünün uygulanması, corteslerin kurulmasıyle sonuçlandı; bilinen ilk cortes’ler henüz sadece rahip ve soylu sı­nıfının temsil edildiği (1212) ve portekiz ka­nunlarının ilk unsurlarını hazırlayan Coimbra cortes’leridir. O tarihe kadar kral­lık otoritesi ancak çok zengin rahip sını­fının imtiyazlarıyle ve topraklarında yargı­lama yetkisini ve vergi toplama hakkını el­de eden soylu sınıfın birkaç imtiyazıyle sınırlıydı; kralın yetkisi, en güçlü unsur­ları yıllık belirli bir askerlik hizmetiyle yükümlü olan ve savaş zamanında önceden tespit edilmiş miktarda asker vermek zorunda olan etkili bir derebeylik sisteminin kadroları arasına sızmıştı. Ama derebeyli­ğin ve rahip sınıfının gelişmesi Alfonso II’yi kaygılandırdı; Alfonso, babasının kan­çıları Juliao’nun yardımıyle bütün mülki­yet unvanlarını kontrol ettirerek (inquiroçoes) ve amortizaçao ile rahip sınıfının gayrimenkul sabihi olmasını yasaklayarak derebeyliğe ilk darbeyi vurdu. Fakat Sanc­ho II’nin (1223-1248) yeteneksizliği ve bu­nun yol açtığı anarşi, rahiplerin ilerigelenlerinin papaya başvurarak Sancho’nun taht­tan indirilmesini ve yerine kardeşi Alfon­so III’ün getirilmesini istemelerine sebep oldu; Boulogne kontesiyle evli olan Al­fonso III tahta çıkmasına karşılık kilisenin haklarına saygı göstermeğe söz vere­cekti (Paris antlaşması, 1245). ülkenin ku­zeyine çekilen Sancho, Castilla’nın desteği­ne rağmen sonunda Toledo’ya sığınmak zorunda kaldı (1298).
Bunun üzerine Alfon­so III Portekiz kralı ilân edildi; ama Pa­ris antlaşmasının maddelerini uygulamayı reddetti ve rahip sınıfının haklarını da­ha da kısmakla kalmayarak Leiria cortes’inde (1254) ilk olarak şehirlerin temsil edilmesine izin verme yoluyle derebeylerin XIII. yy. başında kazandıkları imtiyazları kaldırmak için burjuvalara dayandı. Bu yeni sosyal sınıfın
«kraliyet curie’sine» (görev­leri ayrılmağa başlamıştı ve en iyi öğrenim görmüş üyeleri
[kanun adamları] kralın imti­yazlılara karşı hazırlanan ordenoçoes’leri uygulamasına yardım ediyorlardı) girme­sine imkân verdi. Coimbra üniversitesini kuran (1290-1308) ve porto lehçesini millî dil haline getiren Deniş zamanında (1279-1325), krallık yetkilerini artırma siyaseti burjuvazi tarafından desteklendi; buna kar­şılık burjuvazinin iktisadî faaliyetleri teş­vik edildi. XII. yy.dan sonra portekizli tüccarlar, Brugge ve Londra’ya giderek, balık, tuz, şeker, yağ, deri sattılar. Denis’in vârisleri eserini devam ettirdiler. Alfonso IV (1325-1357) ve Pedro I, özel­likle soylu sınıfın imtiyazlarını kısarak ve papalık kararnamelerinin kralın onaylama­sı olmadan yayımlanmasını yasaklayarak adaleti yeniden teşkilâtlandırdılar.

Ayrıca ülkenin denizaşırı genişleme siyaseti Fernando I (1367-1383) zamanında güçlendi; hükümdar XIV. yy.da, Avrupa’nın öbür ülkeleri gibi Portekiz’de de patlak veren iktisadî buhranı atlatmak için, armatörlere kraliyet ormanlarının kerestelerini bedel­siz vermeğe, ama sigorta sistemini besle­mek için gemilerin yüklerinden vergi alma­ğa karar verdi; ayrıca, işletilmeyen toprak­lara elkoyma kararını alarak mülk sahip­lerini tarlalarını ekmeğe zorladı (1875) ve aylakları zorla çalıştırdı.

Aviz sülâlesi ve deniz hâkimiyeti
Fernando’nun ölümünde tek kızı Beatriz’-in Fransa’nın müttefiki Castilla’lı Juan I ile nişanlı olması, tehlikeli bir veraset buhranına yol açtı; bu buhran sırasında Castilla hanedanının tahta çıkmasına taraftar olan soylularla, millî bir prensin yetkisi altında Portekiz’in bağımsızlığını koruma­ğa kararlı olan burjuvazi açıkça çatıştı (1383-1385). Yüzyıl savaşları Iberik yarım­adasını da etkileyince, ingiltere, Portekiz tahtına Pedro I’in evlilik dışı oğlu ve Fer­nando’nun üvey kardeşi olan aviz tarikatı başkanı Juan’m geçmesini destekledi; Co­imbra cortes’leri bu adaylığı onayladı (1385). Juan I ve başkumandanı Nuno Alvares Pereira, Castilla’lıları Aljubarrota’da ingiliz paralı askerlerinin yardımıyle ye­nerek (1385) Portekiz’in bağımsızlığını sağ­lamlaştırdılar; bağımsızlık 1411′de Castilla ile imzalanan barışla ve İngiltere ile yapılan ittifakla onaylandı;
Juan I’in 1387′de Lancaster’li Philippa ile evlenmesi İn­giltere ile yapılan ittifakı daha da pekiş­tirdi.

Buhran yeni kralın, cortes’lerde ağır basmağa başlayan burjuvalara dayanarak soyluların isteklerini sınırlamasına imkân verdi. Cortes’in yetkileri XV. yy.da Alfon­so V’in saltanatı başında naip Coimbra dükü Pedro’nun teklifi üzerine çıkarılan «Alfonso kararnameleri» ile belirlendi.
Portekizliler yeni topraklar keşfine ve iş­letilmesine Joao I zamanında (1385-1433) başladılar; ama bu işletmelerin tarihini mil­liyetçi efsaneler gölgelemiştir. Bütün bir milletin çabasını yansıtan XV. yy.daki teh­likeli yolculuklar uzun bir bilimsel araştır­ma (Alfonso X ile İber Yahudilerinin astronomi cetvelleri) dönemi ve gemi yapımının gelişmesi (kıç dümeni; 1439-1440′ta ilk kadırganın yapılması) sayesinde gerçek­leştirildi. Bu çalışmalar, önemi çağlara gö­re değişen birçok sebeple açıklanır: Por­tekiz’in nispî kalabalıklığı; kıtada güçlü Castilla’nın zararına bir genişleme siyaseti gütmenin imkânsızlığı; buğday, balık, deri ve boya maddesi sıkıntısının artması; şe­kerkamışı tarımına uygun yeni ülkelerin araştırılması; Algarve’de kurulan şeker değirmenleri için zenci köle ihtiyacı; batı ile mübadeleleri güçleştiren altın sıkıntısı.

Yö­netici sınıflar çok değişik teşebbüslere gi­rişmelerine rağmen başlangıçta anlaşmış gi­bi görünüyorlardı. İktisadî buhranın iflâs ettirdiği şövalyeler Fas’ta Septe limanını işgal ettiler (1415); burjuvalar Madera ta­kımadalarının (1418′den sonra) ve Asor adalarının (1432′den sonra) sömürgeleştirilmesini ve altın ülkesine ulaşmak amacıyle Afrika kıyılarının keşfini teşkilâtlandırdı­lar; Bojador burnu aşıldı (1434)) ve Rio de Oro’ya ulaşıldı (1436). Kral Edoardo’nun güçsüzlüğünden (1433-1438) yararlanan soy­lular, Fas’a savaş açılmasını kabul ettirdi­ler. Tanca önündeki bozgun (1437) ve kral Alfonso V’in (1438-1481) henüz ergen olmaması Coimbra dükü Pedro’yu ön plana geçirdi; cortes, naipliği yengesi kraliçe Aragon’lu Eleonora yerine (1440) Pedro’ya ver­di. Pedro, burjuvaların çok işine yarayan barış içinde genişleme siyasetini yönetti; Madera ve Asor adaları önce buğday tarla­ları, sonra şekerkamışı işletmeleriyle ör­tüldü; gezginler Sahra kıyısını aştılar ve daha elverişli ticaret ilişkileri kurdukları zenciler ülkesine ulaştılar; 1447′de ilk por­tekiz altın lirası cruzado basıldı. Ama de­rebeylerin kışkırttığı genç kralın tutumu yüzünden naip isyan etti ve Alfarrobeira’-da öldürüldü (1449);
o tarihten sonra, o gü­ne kadar yapılan işler, bu kavgaya karış­mamak ihtiyatlılığını gösteren kardeşi Henrique’ye (Gemici denir) mal edildi. Fas’a karşı tekrar savaş açılarak Alcazarseguer (1438), Tanca ve Arzila (1471), Safi (1508), Azemmuz, Mazagan alındı; buna karşılık Castilla’lılar bu sefer Magrıp’a doğru de­ğil doğuya doğru (Oran ve Tlemsen böl­gesi) yayılmağa başladılar. Ama güneyle ticaret öyle kazançlıydı ki (altın, köle, fil­dişi, zamk), yalnız özel teşebbüsün bile sür­dürülmesine yetiyordu. 1469′da bu ticaret Fernao Gomes’te yılda 200 000 reis öden­mesi ve her yıl kıyıda Sierra Leone’nin ötesinde 400 km’nin işletilmesi şartıyle sağlamlaştırıldı. 1474′te bu imtiyaz, tacın vârisi prens Joao’ya geçti. Krallığın artık iki hedefi vardı: Batı’daki toprakları ve adaları taramak; Afrika’nın güneyinden Hindistan’a bir denizyolu bulmak. Batı’da 1456′ya doğru bulunan Cabo Verde adaları ve Asor adaları Portekizlilerin Newfoundland ve Brezilya kıyılarına (bu yolculuklardan yararlanan Kolomb’dan önce) yaptıkları yolculukların hareket üssü oldu. Afrikada 1471′de yapılan yolculukla Sao Tome ve Annobon (Ano Bom) bulundu ve ekvator aşıldı.
Kendinden önceki krallar gibi, Castilla’nın güçlenmesinden çekinen kral Alfonso V, son yıllarında Henrique IV’ün (öl. 1474) gelecekteki vârisi Castilla’­lı Juana ile evlenerek (1455) bu krallıkta söz sahibi olmağa çalıştı. Oğlu Joao II (1481-1495) soyluları sindirmeğe karar vere­rek Braganza (1483) ve Viseu (1484) dükle­rini idam ettirdi, keşif seferlerini ve bu­lunan toprakların işletilmesini teşkilâtlan­dırdı. Diego de Azembuja Gine’de (bugün Gana) sonraki seferlerin iskelesi haline ge­len Sao Jorge de Mina kalesini kurdu (1482). 1482′den sonra Diego Cam, Zaire’ye (Kon­go) ve Angola’da Santa Maria burnuna portekizli padroes’ler (topraklara elkonulduğunu gösteren kolonlar) yerleştirdi. Pero da Covilha, Hindistan’a çıktı ve Ha­beşistan’a gitti, Bartolemau Dias, Fırtına­lar burnunu (bugün ümit burnu), Hint okyanusunu buldu (1487). Ama Portekiz kralının gemi vermeyi reddettiği Kolomb, Castilla kralı hesabına yaptığı ilk yolculuktan (1492-1493) dönerek Hindistan’a batı yo­lundan ulaştığını bildirdi. Joao II, doğu yolunun üstünlüğüne inanmağa devam ettiy­se de papa Alexander 1493′te bir fermanla Portekiz’in denizlerde sefer hakkını Ca­bo Verde adalarının 400 km doğusundan geçen bir hatla sınırladı; ama esrarlı Batı adaları hayalinden vaz geçmeyen Porte­kiz, sınırı Cabo Verde adasının 1 480 km batısına naklettirdi (Tordesillas antlaşması, 1494). Talihli Manuel I zamanında (1495-1521), Vasco da Gama o tarihe kadar uzakdoğu ticaretini elinde tutan müslüman tacirlerin engellemelerine rağmen Hindis­tan’a ilk olarak denizden gitmeyi başardı.

Gemi ve toplarının üstünlüğünden yararla­nan Portekizliler müslümanların ticaretini iflâs ettirdiler ve birkaç yıl içinde boğaz­lardaki kaleleri ele geçirerek Hint okya­nusuna hâkim oldular: Vasco da Gama Kalküta’yı topa tuttu (1502); Koçin, Cannanore ve Quiloa genel valiliğine tayin edilen Francisco de Almeida, Afrika kıyısın­da kaleler inşa ettirdi, mısır donanması­nı Diu’da batırdı (1508); Albuquerque 1507 -1515 arasında Socatora, Maskat, Goa, Malakka ve Hürmüz’ü ele geçirdi. 1509′da Malakka’ya varan Portekizliler baharatın daha doğudaki Molük adalarından geldiği­ni öğrenerek 1512′ye doğru orada bir ti­caret acentası (Amboina) kurdular. Macellan’ın bütün çabalarına rağmen (1521), takımadaları Zaragoza antlaşmasından son­ra Portekiz ele geçirdi (1529). Portekiz­liler Asya imparatorlukları ve pazarları­nın keşfini Siyam, Kamboç, Day Viet ve Çin’e (1514 veya 1517) ayak basarak ta­mamladılar (Makao’nun Portekiz’e bırakıl­ması 1557) ve Japonya’ya ulaştılar (1557). O tarihten sonra «kıta ve kıtaötesi Porte­kiz kralı, Afrika’da, Gine senyörü, Habe­şistan, İran, Arabistan ticaretinin, fethinin ve seferinin hâkimi» unvanını taşıyan ve Goa’da bir genel valiyle temsil edilen hü­kümdar bu keşiflerin kârını kendine ayır­mayı düşünüyordu; uzak deniz ticaretinin kontrolünü bir rejiye bıraktı: Casa da Gui­nea; reji 1452-1483 arası Casa da Guinea e Mina adını aldıktan sonra 1499′da Casa da İndia e da Guinea şirketine katıldı. Filolar halinde birleşen gemiler Lizbon’­dan Paskalya yortusunda yola çıkıyor ve muson sayesinde eylül ayında Kaliküt, Ko­çin veya Goa’ya ulaşıyordu; bu limanlar­dan kalkan başka gemiler, Malakka ve Ternate’ye gidip baharat yüklüyor, sonra da başka gemiler bu baharatı Japonya, Çin ve iran’a götürüyor, o arada da avrupa tekniğinin son buluşlarını (saat, arkebüz, top), Lizbon’da kurulan metalürji sa­nayiinin ürünlerini o ülkelere taşıyorlardı. Filo geri dönüşte Portekiz kralına asya ba­haratını, adaların şekerini ve zenci köle­ler getiriyordu.

Portekiz’in denizler ötesin­de kalelerden başka toprakları yoktu. Ama Portekizlilerin faaliyeti sadece ticarî de­ğildi; cizvitlerin misyon faaliyeti ve yerli­lerin zorla hıristiyanlaştırılması Uzakdoğu’da birçok hıristiyan topluluğunun kurul­masıyle sonuçlandı ve Çin ile Japonya’nın hıristiyanlaştırılmasını hazırladı; avrupa medeniyeti Portekizliler aracılığıyle Kongo krallığından Japon imparatorluğuna kadar, değişik çevrelere sızdı.

Yolculukların uzunluğu, deniz kazaları, do­nanmaların yarıya yakınını yok eden türklerin hücumları, asker ve tayfalara ödenen ücretler, gelen ürünlerin Avrupa’da yeni­den dağıtımını yapan Anvers’lilerin ve hansalıların istekleri, Portekiz kralının kârını çok azaltıyordu. XVI. yy. başındaki ilk coşkunluk geçtikten sonra Lizbon sarayı Uzakdoğu ile ilgisini gevşetti, Fas’taki topraklarını bırakmağa (Tanca, Septe, Azemmur ve Mazagan dışında) başladı ve daha yakındaki Atlas okyanusuna döndü. He­men hemen bir portekiz tekeli haline gelen şekerkamışını yetiştirmek için adalar (Madera, Asor, Cabo Verde, Sao Tome ada­ları) kâfi gelmiyordu; buna karşılık Ped­ro Alvares Cabral’in 1500′de Portekiz top­rağı ilân ettiği «Brezilya ormanı» şekerkamışı tarımı için çok büyük imkânlar sağ­layabilecekti. Brezilya’yı fransız korsanla­rına kaptırmak istemeyen Joao III’ün em­ri üzerine Martim Afonso de Sousa, Sao Vicente’den başlayarak ülkeyi sömürgeleş­tirmeğe koyuldu (1532). Brezilya’daki plan­tasyonlar Gine’deki, sonra XVI. yy.ın ikin­ci yarısında Angola’daki köle ticaret acentalarına yeni imkânlar sağladı; köle tica­reti yapan tek ülke olan Portekiz, koloni­lerini ve İspanyol Amerikası’nı köleyle doldurarak uzakdoğu ticareti için gerekli pa­rayı sağladı. Ekonominin yanı sıra hamle yapan fikir ve sanat hayatı Joao III (1521-1557) zamanında en parlak dönemini ya­şadı; papadan, cizvitlerin Portekiz’e yerleş­mesi (Evora’da üniversitelerini kurdular) iznini alan kral, Lizbon üniversitesini de Coimbra’ya nakletti (1537). Ressam Nuno Gonçalves’in koruyucusu hümanist Alfonso V (1438-1481) sayesinde kültür, afrika ve asya medeniyetinin etkisiyle gelişti (Manuel üslûbu). Camoes’in Os Lusiadas’ı Vas­co da Gama’nın başarılarını dile getirir. Reform’un hemen hemen hiç etkisinde kal­mayan fakat büyük bir papaz sıkıntısı çe­ken din, Cizvitler ve yahudilerle Hıristiyan­lığı benimsemek istemeyen müslümanları yakmak isteyen Engizisyon ile hâkimiyetini sürdürüyordu.

ispanya ile birleşme (1580-1640)
öteden beri Castilla’nın genişlemesinden çekinen Portekiz kralları evlenmeler yoluyle iki sülâlenin kendi lehlerine birleş­mesini hazırlamışlardı. Ama önce Aviz sü­lâlesi söndü: hâlâ haçlı seferlerine çıkmayı hayal eden kral Sebastiao (1557-1578), Alkaçar-Quivir’de Faslılar karşısında bozgu­na uğradıktan sonra ortadan kayboldu. Ai­lenin son temsilcisi olan halefi kardinal Henrique 1580 ocağında öldü. Crato baş­piskoposu dom Antonio’nun hak iddiasına rağmen, portekizli prenseslerin oğlu ve to­runu olan ispanya kralı Felipe II’nin or­dusu Portekiz’i ele geçirdi ve Felipe II Santarem’de kral ilân edildi. Aslında iki taç sadece tek kralın şahsında birleştiğin­den ilhak tam değildi ve Felipe II Porte­kiz’in hürriyetlerine saygı göstermeğe söz vermişti.

Daha sonra, ispanya’ya kin du­yan Portekizliler bu 1580 yılını mutsuzluk­larının başlangıcı ve ülkenin gerilemesinin onaylanması saydılar. Gerçekteyse, küçük krallıkta hayat eskisi gibi devam ediyordu; hattâ Portekiz halkı bu birleşme sayesinde ispanyol sömürgelerine sızıyor ve bu sömürgeleri kendi lehine işletebiliyordu. Ne var ki bir süre sonra şartlar değişti: Abbas zamanında İran’ın kalkınması, Hindis­tan’da moğol imparatorluğunun kurulması ve Japonya’da çoğunluğun yerleşmesi, Por­tekizlilerin bu ülkelere eskisi gibi söz ge­çirmelerine imkân bırakmadı. Felipe II, Lizbon baharat pazarını ayaklanan Hollan­dalılara, düşmanı İngilizlere kapatınca, uzakdoğu yolculuğuna çıkan kuzeyli gemi­ciler Portekizlilerin yanıbaşına yerleşerek baharat ticareti tekelini Portekizlilere bı­rakmadılar. Asyalı hükümdarlar, İngilizler ve özellikle Hollandalılar yavaş yavaş uzun bir hat boyunca birbirini takip eden Portekiz acentalarına bir bir elkoymağa başladılar; bununla beraber Portekizlilerin kaybı ancak 1640′tan sonra ispanyol do­nanmasının himayesi ortadan kalkınca çok büyük oldu. Birleşme döneminde Portekiz’­in zararı sadece Doğu’da ancak Molük adalarındaki tekelinin bölüşülmesi, Amboina (1605) ile Hürmüz’ün (1622) kaybı ve Japonya pazarlarının kapatılmasıydı. 1642′ye kadar Makao-Manila-Acapulco-Veracruz-Sevilla yolu sayesinde Uzakdoğu ile ilişkilerini muhafaza edebildi.

Brezilya’nın sömürülmesi ve Portekiz
Hollandalılar Brezilya’ya (1630), Afrika kö­le acentalıklarına (Sao Tome, Sao Paolo de Luanda) [1641] yerleşince, Portekizliler bu durumun sorumluluğunu İspanya’ya yük­lediler. Sonra da Katalonya’da patlak ve­ren isyanı fırsat bilerek ve Fransa başba­kanı Richelieu’nün dolaylı desteğinden ya­rarlanarak 1640′ta ayaklandılar, bazı hü­kümet üyelerini (bu arada Vasconcelos) öldürdüler ve Braganza dükünü Joao IV adiyle (1640-1656) kral ilân ettiler. Hollan­dalıları önce Afrika’daki ticaret merkez­lerinden (1643-1648), sonra Lizbon sarayı lehine ayaklanan Brezilya’dan (1657) çıkar­mayı başardılar, buna karşılık Asya’daki birçok mevkii kaybettiler (Malakka [1641], Maskat [1650'ye doğr.]; Tidore [1657]; Koçin [1663]; Seylan [1638-1658].

Portekiz mo­narşisi Tanca, Azemmur ve Bombay’ı ken­disini Hollandalılara karşı koruyan ingilizlere bıraktı. Uzun ve masraflı bir savaştan sonra portekiz soylularının önemli bir ke­siminin desteğine rağmen ispanya, yeniden fethetmeyi başaramadığı, hattâ bazen ordu­larının istilâsı altında kaldığı komşu devle­tin bağımsızlığını Septe’nin kendine bırakıl­ması karşılığında (Lizbon antlaşması, 1668′-de imzalandı) kabul etmek zorunda kaldı. Portekiz o tarihten sonra ispanyol kültü­ründen uzaklaştı: castilla-portekiz dilleri­nin birarada kullanılması ortadan kalktı; önce fransız edebiyatının, sonra fransız fel­sefesinin etkisi arttı. Tehlikeli bir monarşi buhranı (1667′de Alfonso VI’nın [1656-1683] Asor dağlarına sürülmesi; Pedro II’nin ön­ce naiplik [1667-1683], sonra krallık döne­mi [1683-1706]) ve bir Colbert’cilik dene­mesinden sonra Portekiz, iktisadî bakım­dan ingiltere’ye bağlandı: İspanyol veraset savaşı dolayısıyle (Pedro II önce Anjou’lu Philippe, sonra arşidük Kari lehine savaşa müdahale etti ve Madrid’i bir süre işgal altında tuttu [1705]) imzalanan lord Methuen antlaşmasıyle (1703), madera ve por­to şarapları ingiliz pazarına ayrıldı; buna karşılık ingiltere, artık sadece tek tip üzüm tarımıyle uğraşacak olan Portekiz’de, yünlü kumaş ve buğdaylarını serbestçe sa­tabilecek ve Brezilya ticaretine iştirak edecekti.

Ayrıca Hindistan’da, Doğu Afrika’da, Zan-zibar’da, Mombasa’da (1698) ticaret acentalarını (1698), Batı Afrika’da bazı ada­ları (Annabon, Fernando Poo, 1778) terkeden, Fas’ı elden çıkaran (Mazagan, 1769), millî ekonomiyi canlandırmaktan vaz geçen Portekiz monarşisi, Tordesillas antlaşması ile ispanya’ya verilen toprakları terkederek batıya uzanan Amerikan sömürgesini işletmeğe koyuldu. 1696′da Minas Gerais’te bulunan altın (XVIII. yy.da Portekiz’e 983 ton sevkedildi), elmas ticareti (1728′de Diamantina kuruldu) sağlayacağı gelir ba­kımından, Antiller’in gelişmesiyle Porte­kiz’in tekelini kaybettiği, ama hâlâ çok sayıda zenci köleye ihtiyaç duyan şeker, tütün ve kakao ticaretinden daha üstün­dü. Ayrıca Brezilya ispanyol sömürgeleriyle kaçakçılığa dayanan ticaretin sürdü­rülmesine imkân verdiği için Portekiz rio de la Plata bölgesindeki Sacramento böl­gesini elden çıkarmamakta direniyordu. Bu kale sonunda 1778′de, XVIII. yy.da Porte­kiz’in istemeden sürüklendiği birçok ispanyol-ingiliz savaşından biri sırasında kay­bedildi.

Joao V’in (1706-1750) oğlu Jose (1750-1797), 1770′te Pombal markiliğine yükseltilecek olan Carvalho e Melo’yu hükümetin başına getirdi. Sert bir polis rejimini uygulayan ve bir çeşit aydın zorbalık denemesine gi­rişen Pombal, Kilisenin Portekiz üstündeki hâkimiyetini azalttı; derebeylerini sindirdi ve cizvitleri uzaklaştırdı, manastırları ka­pattı; Lizbon’un 1755 depreminden sonra yeniden kurulmasını sağlayan Brezilya’nın altını, Lizbon ile Brezilya arasında nakli­yat yapan imtiyazlı şirketlerin kalkınması, Alto Duero Şarap şirketinin, dokuma sa­nayiinin v.b. kalkınmasına harcandı. Ama Pombal, Portekiz’i iktisadî bağımsızlığa ka­vuşturmayı başaramadı. Jose’nin kızı ve vâ­risi Maria I’in (1777-1816) tahta çıkar çık­maz bakanı görevinden almasıyle birlikte reform anlayışı ve Fransa’nın edebî etkisi ortadan kalktı; 1792′de bunayan kraliçe­nin yerine oğlu (sonradan Joao VI adım aldı) geçti. Portekiz 1793′te Devrim Fransası’na savaş açtı.
Fransızların bütün ısrar­larına rağmen, ispanya, ingiliz ticaretinin üssü olduğu için, Portekiz’i işgale yanaş­madı. Bunun üzerine 1807′de fransız gene­rali Junot, Lizbon’a girdi. O arada kral ailesi bir gemiyle Rio de Janeiro’ya kaç­mıştı. Portekizliler mayıs-haziran 1808′de fransız işgalcilere karşı ayaklandılar. Por­tekiz’e ayak basan Wellesley (1 ağustos 1808), Junot’yu Sintra’da teslim aldı (30 ağustos 1808). Kadrosu ingiliz subaylarla takviye edilen portekiz ordusu güçlü Torres Vedras tabyalarının arkasında Fran­sa’ya karşı savaşa karıştı. Soult (1809) ve Massena’nın (1810-1811) hücumlarının ba­şarısızlıkla sonuçlanmasından sonra, Por­tekiz Fransızlardan kesinlikle kurtuldu.

Portekiz’in gerilemesi
Bir krallık haline getirilen Brezilya’da kal­mayı tercih eden Joao VI (1816-1826), Por­tekiz hükümetinin yönetimini naibe ve or­du kumandanı general Beresford’a bırak­tı, ispanya’yı örnek alan Porto’da bir as­kerî ayaklanma mutlakıyetçi rejimi devirdi (ağustos 1820). 1821′de toplanan cortes’ler, Engizisyon’a son verdiler ve kralın ül­keye dönmesini istediler. Lizbon’a dönen ve liberal bir anayasa çıkaran (eylül 1822) Joao VI, liberallerin oyuncağı oldu. Cortes’lerin beceriksiz tutumundan yararlanan Joao VI’nın oğlu Pedro kendini Brezilya kralı ilân etti. Joao VI’nın ikinci oğlu Miguel, mutlakıyet idaresinin yeniden ku­rulmasında babasına yardımcı oldu; ama Joao VI, Canning’in öğüdü üzerine elde ettiği zaferden yararlanmağa kalkışmadı ve 1825′te Brezilya’nın bağımsızlığını kabul et­ti. Hükümdar ölünce, Brezilya kralı Pedro I (Portekiz kralı Pedro IV), yedi yaşında­ki kızı Maria II’yi kraliçe ilân ederek da­yısı Miguel’e nişanladı; sonra 1826 Anayasasıyle Portekiz’e iki meclisli bir rejim tanıdı. Canning’in himaye ettiği genç kra­liçeyi uzaklaştıran (1828) Miguel, kendini kral ilân etti ve korkunç bir baskı rejimi kurdu, ama 1830 Devriminde taraftarlarının desteğini kaybetti. Pedro I, Brezilya’dan ayrıldı (1831), Miguel’e karşı ayaklanan Asor adalarına gitti, sonra Porto’ya geçti (1832); Lizbon’a dönünce (1833), Dörtlü ittifaka Miguel’in kovulmasını kabul ettirdi; Miguel, Evora Monte’de teslim oldu (1834). 1826 Anayasası yeniden yürürlüğe kondu, dinî tarikatlar kaldırıldı, siyasî hayat iki rakip parti etrafında düzenlendi: bir yanda ılımlı anayasacılar; öte yanda da 1822 Ana­yasasının uygulanmasını isteyen eylülcüler. Kamuoyu meseleyle ilgilenmeyince her gru­bun kendi tarafına çekmeğe çalıştığı ordu sık sık ayaklanmağa başladı, birçok hü­kümet darbesine yol açan siyasî çatışmayı yalnız ingiliz etkisi yumuşatabiliyordu. 1852′de çok az vergi verenlere de seçmenlik hakkı tanıyan tek dereceli bir seçim sistemi­nin kabul edilmesi Portekiz’de seçmenle­rin sayısını yüzde 25′e yükseltti; oysa ülke halkının yüzde 80′i okuma yazma bilmi­yordu. Parlamento rejimi bir gösterişten ibaretti: seçimleri, krallığı destekleyen ve yönetici sınıfları (yüksek din adamları, subaylar, büyük mülk sahipleri) hoşnut et­mek zorunda olan hükümet hazırlıyordu.

Kamu yatırımlarının kötü yönetilmesi ik­tisadî gelişmeyi yavaşlattı. Kral Pedro V (1853-1861) ve Luis zamanında (1861-1869), birkaç reform yapıldı: kilise mallarının sa­tışa çıkarılması; sömürgelerde köleliğin kaldırılması; Medenî kanunun kabulü (1867). Kamuoyu bütçeyi büyük ölçüde aksatma­sına rağmen sömürgelere bağlı kaldı. Liz­bon Coğrafya derneği, hükümeti Afrika’nın bölünmesinde Portekiz’in haklarını sa­vunmağa davet etti. Serpa Pinto gibi de­ğerli subaylar 1877′den sonra Angola ile Mozambik arasındaki bölgeleri keşfe çık­tılar. Ama Portekiz, Leopoldo II’nin Kon­go’da giriştiği harekâtla karşılaştı ve Ber­lin kongresinden de (1885) ancak sağ kı­yıdaki iki kasabayı koparabildi. Bunun ardından Kap’tan Kahire’ye kadar ingilte­re’ye bağlı bir hat kurmak isteyen Cecil Rhodes’un teşebbüsleri başladı ve Nyassa’daki bir isyan dolayısıyle İngiltere’nin verdiği ültimatom karşısında Portekiz, Afrika’daki iki sömürgesini birbirine bağlamaktan vaz geçmek zorunda kaldı (1891). Carlos I zamanında (1889-1908), monarşi bütçe sıkıntılarını artıran ve cumhuriyetçi propagandayı kolaylaştıran israfıyle halkın gözünden düştü. Memleketin geri kalmış­lığı soyut ve kişisel siyasî ihtirasları daha da kamçılıyordu. Joao Franco’nun bir dik­tatörlük kurmasına (1906-1908) ses çıkar­mayan kral, büyük oğlu ile birlikte sokak or­tasında vuruldu. İkinci oğlu Manuel II (1908 -1910), otoriter rejimden vaz geçti ve bir hükümet darbesiyle devrildi; darbe, cum­huriyetçilerin işine yarayan papaz düşman­lığının patlak vermesine yol açtı; 4 ekim 1910′da ayaklanan cumhuriyetçiler 5 ekim­de cumhuriyeti ilân ettiler. Devrimci eği­limli sendikalar ve çoğunluktaki kralcılar arasında sıkışıp kalan ve kamuoyu tarafından pek desteklenmeyen aydın cumhu­riyetçiler kısa süre sonra otoriter metot­lara başvurmak zorunda kaldılar. Bir ku­rucu meclis, tarikatları dağıttı, kilise ile devlet arasındaki bağları kopardı, askerlik yoklaması ve laik mecburî eğitim sistem­lerini koydu, grev hakkını tanıdı. Tam mâ-nâsıyle demokratik olan 1911 Anayasası iş­leyemez hale gelmişti; kralcı ayaklanma­lar (özellikle Porto’da 1919), askerî şiddet tedbirlerinin yanı sıra hükümet istikrarsız­lığı, 1919-1926 arası 20 kadar ayaklanmaya ve 40 kadar hükümet değişikliğine yol aç­tı. Birinci Dünya savaşı sırasında, 1914 eylülünde portekiz sömürgelerine hücum eden Almanya 9 mart 1916′da Portekiz’e savaş ilân etti. Savaş sırasında, müttefik­lerin safında yer alması Portekiz’e küçük Kionga idare bölümünden başka bir şey kazandırmadı.

Birlikçi korporatif cumhuriyet
1926 Mayısında general Gomes da Costa, Braga garnizonunu ayaklandırarak parla­mento rejimini devirdi; kısa süre sonra Go-mes’in ayağını kaydıran general Oscar Car-mona, 1928 nisanında cumhurbaşkanı seçil­dikten sonra, ölümüne kadar (1951′de) ye­di yılda bir sürekli olarak tekrar seçildi. 1928′de başkan Carmona’nın maliye ba­kanlığına getirdiği profesör Salazar 1932′de meclis başkanı oldu.
Salazar, anayasası 1933′te yürürlüğe giren yeni rejimin en kuvvetli adamıydı. Millî İş kanunu (1933) işçileri millî sendikalara yazılmağa zorladı; işverenler gremıVlara (korporasyonlar) bağlandı. 1934′te grev ya­saklandı. Para meseleleri uzmanı olan Sa­lazar, bütün gücünü bütçeyi dengeleştirmeğe harcadı ve 1928′de bunu başardı. Por­tekiz ile Vatikan’ı barıştıran yeni devlet, dış siyasette ölçülü davranmağa dikkat et­ti. İspanya iç savaşında Franco’dan yana olduğunu belirtti, İkinci Dünya savaşının başında tarafsız kaldı, sonra da Büyük Bri­tanya (1943) ve A.B.D.’nin (1944), Atlas okyanusunu denetlemek için Asor adala­rından yararlanmalarına izin verdi. Savaş sonrasında huzursuzluk arttı. 1949′da hü­kümet serbest seçimlerin yapılacağını ilân etti, ama Carmona’ya karşı çıkarılan kuk­la bir aday önce büyük bir faaliyet gös­terdi, fakat kampanyasının baltalandığını ileri sürerek seçimden önce çekildi. Aynı olay 1951′de, ölen Carmona’nın yerine ge­neral Francisco Higino Craveiro Lopes ge­çince tekrarlandı; resmî aday amiral Americo Tomas’m seçildiği 1958 seçimlerinde muhalefet adayı general Humberto Delgado oyların yüzde 25′ini topladı. Delgado 1959 ocağında Brezilya konsolosluğuna sı­ğındı, sonra yurt dışına kaçtı. Porto pis­koposu A. Ferreira Gomes’in Portekiz’e dönmesi yasaklandı (şubat 1960). O tarih­te Delgado ile ilişki kuran yüzbaşı Galvao’nun Santa Maria gemisine elkoyması bütün dünyanın dikkatini Portekiz rejimine çekti. 13 Nisan 1961′de Salazar üç bakanın istifa ettiğini ve kurmay başkanı ile iki askerî bölge kumandanının görevlerin­den alındığını açıkladı. 1 Ocak 1962′de Beja’da patlak veren bir ayaklanma hemen bastırıldı; 1962 mayısında yeni ayaklanma­lar oldu.
Çok geniş sömürgeleri olan Portekiz bu yönde de güçlüklerle karşılaştı. Hindis­tan, Portekiz sömürgelerinin (Goa, Diu. Damao) kendisine iadesi için görüşme tek­lifinde bulundu, fakat Portekiz bu teklifi resmen reddetti (1953); 1955′te iki ülke ara­sında diplomatik ilişkiler kesildi. 17 Ara­lık 1961′de hint birlikleri Portekiz sömür­gelerini işgal ettiler; direnme kısa süre içinde kesildi. 1955′ten beri Birleşmiş Mil­letler teşkilâtı üyesi olan Portekiz, 1961 şubatında ayaklanmalar olan Angola ko­nusunda milletlerarası kurulun kendisine karşı karar almasını önleyemedi. Bugünkü siyasetin başlıca özelliği denizaşı­rı bölgelerdeki (Angola ve özellikle Mozambik) bağımsızlık hareketlerine karşı, Portekiz hükümetinin tutumunun sertleşmesidir. Bütçenin yüzde 40′ı, millî savun­maya ayrılır, öte yandan askerlik hizmeti süresi on sekiz aydan dört yıla çıkarıl­mıştır ve gençlerin yurt dışına göçmesi kontrola bağlıdır. Birleşmiş Milletler teşkilâtının Güvenlik konseyi portekiz sömür­gelerinin kendi kaderlerini kendileri tayin etme hakkı üstünde dururken, Lizbon bu sömürgelerin birer «denizaşırı il» olduğu için doğrudan doğruya kendi yargı siste­mine bağlı olduğunu savunmaktadır. Bu tutum afrika devletlerinin çoğunu Portekiz aleyhine çevirdi.

içte, Salazar hükümeti korporasyoncu ve^ birlikçidir; özellikle her türlü komünist ve­ya ilerici harekete karşı bir siyaset güder. Başkanlık seçimleri 25 temmuz 1965′te ya­pıldı. Tek aday bir önceki dönemin baş­kanı ve Uniao Nacional’in adayı amiral Americo Tomas idi. 13 Karşı oy ve 16 çekimser oya karşı 556 oyla yedi yıl için tekrar seçildi. Portekiz Millî Kurtuluş cep­hesi başkanı Humberto Delgado’nun öldü­rülmesi, siyasî atmosferi gerginleştirdi, öte yandan yeni Millet meclisi seçimleri (130 üye) yaklaşıyordu. Hıristiyan demokratla­rın desteksizlik yüzünden seçim mücadele­sine katılmaktan vaz geçmesine karşılık, başlıca muhalefet partisi olan Demokratik ve Sosyal Eylem partisi aday göstermeğe karar verdi. Ama hükümete seçim süresi boyunca basın sansürünün kaldırılmasını kabul ettiremeyince adaylarını çekti (18 ekim). 7 Kasımda 130 milletvekili tek lis­teden (Uniao Nacional adayları) seçildi; halkın yüzde 25′i sandık başına gitmedi. 28 Mayıs 1966′da başkan Salazar, hükü­metten ayrılmama kararını açıkladı.

• Sel felâketi. 26 Kasım 1967′de Lizbon dolaylan büyük bir sel felâketine uğradı. 1775 Yılındaki depremden bu yana Porte­kiz’in uğradığı en büyük tabiî felâket sa­yılan sellerde 464 kişi öldü, binlerce insan da evsiz kaldı. Şiddetli yağmurların Tajo nehri ve kollarını taşırması sebebiyle mey­dana gelen sellerden en çok zarar gören bölge Lizbon’un 29 km kuzeyindeki Quintas köyü oldu.
• Salazar’ın hastalanması. 1932 Yılından beri başbakan olan Dr. Salazar, 6 eylül 1968′de beyinde bir kan pıhtılaşması se­bebiyle hastahaneye kaldırıldı. O yaz Estoril’deki yazlık evinde koltuktan düşerek ba­şını şiddetle yere çarpmış olan Salazar, bir süreden beri şiddetli baş ağrılarından rahatsızdı. Lizbon’daki Kızılhaç hastahanesinde bir ameliyat geçirdikten sonra sağ­lık durumu iyileşirken, 16 eylülde bir beyin kanamasıyle komaya girdi.

Salazar’ın komaya girmesi, Portekiz’de bir anayasa krizine sebep oldu. Portekiz ana­yasası başbakanın ancak ölüm, istifa veya azledilme halinde yenilenebileceği konu­sunda emredici bir hüküm taşıdığından, Sa­lazar’m işbaşından uzaklaştırılması önemli bir mesele haline gelmişti. 13 Kişilik Devlet konseyi cumhurbaşkanı amiral Tomas’ın başkanlığında toplanarak durumu görüştü. Bu arada hastahaneden, Dr. Salazar’ın ya­rı felçli durumda bulunduğu ve şuuruna hemen de hiç malik olmadığı açıklandı. Ülkenin daha uzun bir süre başbakansız kalmaması gerekçesiyle amiral Tomas, as­ker ve sivil liderlerle yaptığı müzakereler­den sonra, anayasal yetkilerini kullanarak Dr. Salazar’ı görevden azletmek zorunda kaldığını açıkladı. Amiral Tomas, başba­kanlığa prof. Marcelo Jose Das Neves Caetano’yu tayin ettiğini bildirdi. Prof. Caetano başkanlığında kurulan yeni hükümetin, Dr. Salazar yönetimine göre daha liberal bir siyaset güdeceği intibaını veren ilk kararlarından biri, muhalefet lideri Dr. Mario Soares’in serbest bırakılması ol­du. Sosyalist ve demokrat muhalefetin li­deri general Delgado’nun esrarengiz şartlar altında öldürülmesinden sonra, onun en yakın arkadaşı ve avukatı olan Dr. Soares, 15 mart 1968′de, kendisine hiç bir suç isnat edilmeden, bizzat Dr. Salazar’ın emriyle tu­tuklanmış ve Sao Tome adasına sürgüne gönderilmişti.

Yeni hükümet bir yıl sonra, 26 ekim 1969′-da Millet meclisi seçimlerinin yapılmasına da karar verdi. 1968′in yaz aylarında mu­halefet, hükümetin izin verdiği ölçüde, fa­aliyet gösterdi.
16-18 Mayıs 1968′de Avei-ro’da toplanan İkinci Cumhuriyetçi kongre (ilki 1957′de) bir beyanname kabul etti. Sos­yalistlerden ilerici katoliklere kadar de­mokrat muhalefete mensup çeşitli grupları temsil eden İkinci Cumhuriyetçi kongrenin beyannamesinde hükümetten, söz ve düşünce hürriyetinin tanınması, bütün siyasî mah­kûmların affedilmesi, siyasî görüşlerinden dolayı işten atılanların görevlerine iadesi, toplanma hürriyetinin tanınması ve mille­tin temsilcilerini serbestçe seçebilmesini sağ­layacak bir seçim kanununun hazırlanması istendi.
Vaat edilen tarihte yapılan Millet meclisi seçimlerini Dr. Caetano’nun iktidar partisi olan Uniao Nacional partisi, meclis­teki 130 sandalyenin hepsini almak suretiy­le kazandı. 1 Aralık 1969′da toplanan ye­ni meclisi açış konuşmasında devlet başka­nı amiral Tomas, anayasanın değiştirilmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Böyle­ce hükümetin, muhalefet tarafından öne sürülen istekleri olumsuz karşıladığı belir­tilmiş oluyordu.

• Salazar’ın ölümü ve son gelişmeler. Por­tekiz eski başbakanı Dr. Antonio De Oliviera Salazar, 16 eylül 1968′den beri koma­da bulunduğu hastahanede öldü (27 temmuz 1970). Salazar’ın cenazesi Lizbon’da XV. yy.dan kalma Sao Jeronimo manas­tırında katafalka kondu; 30 temmuzda da doğduğu köy olan Santa Comba Dao’ya gö­müldü.

1970 Ağustosunda hükümet muhalefete kar­şı yeniden sert bir tavır aldı. 1968′de Sao Tome adasındaki sürgünlük cezası kaldırı­lan Dr. Mario Soares, Avrupa ve A.B.D.’ye yaptığı geziler sırasında hükümeti tenkit ettiği gerekçesiyle, ülkeyi terk etmek veya tevkif edilmek şıklarından birini seçmek zorunda bırakıldı. Buna karşılık bir süre sonra hükümet, anayasayı değiştiren bazı
önemli kanunlar çıkardı. Bunlardan biri, basın hürriyetinin kısıtlanması devam et­mekle birlikte sansürün kaldırılmasıyle il­giliydi, öte yandan 1971 ekiminde hükü­met Ekonomik ve Sosyal Kalkınma cemiye­ti adiyle kurulan cemiyetin faaliyet göster­mesine izin verdi.
Bir muhalefet partisinin çekirdeğini meydana getirecek şekilde ku­rulmuş olan bu cemiyete izin verilmesi, hükümet siyasetinde yeni bir yumuşama belirtisi olarak yorumlandı.

1971 Sonu Portekiz’de meşru muhalefet imkânlarını araştıran demokrat aydın grup­larının dışında, silâhlı gerilla faaliyeti gös­teren gruplar türedi. «Silâhlı Devrimci Ey­lem» adını taşıyan bu gizli teşkilât, Liz­bon Merkez postahanesini bombalama, Lük-semburg’daki Portekiz büyükelçiliğini ba­sarak pasaport ve resmî mühürleri çalma, Angola’ya silâh götüren gemi kargosunu tahrip gibi çeşitli tedhişçi faaliyete giriş­ti. Bu gizli tedhiş teşkilâtı, amacının ül­kedeki faşist diktatörlüğü devirmek, Angola ve Portekiz’in denizaşırı topraklarında yü­rütülen sömürgeci savaşa ve ülkedeki em­peryalist hâkimiyete son vermek olduğunu belirtti; hükümet, olağanüstü durum ilân etti.

Osmanlı – Portekiz ilişkileri
XV. yy.ın ikinci yansında Memlûk sul­tanlığı, Mısır ve Suriye yoluyle Batı’ya gön­derilen hint mallarından alınan vergileri ağırlaştırdı, yeni liman vergileri koydu, Por­tekiz’in ticaret hayatı bu yüzden büyük bir buhranla karşılaştı. Transit vergilerinin ağırlığı Portekizlileri Hindistan’a giden yeni bir deniz yolu arama zorunda bıraktı. Por­tekiz denizcisi Vasco da Gama, arap deniz­cisi İbni Macid’in kılavuzluğuyle Hindis­tan’a giden denizyolunu buldu (1497). Por­tekizliler, Hindistan kıyılarına yerleşti­ler. Böylece, Memlûk sultanlığı, en önemli gelir kaynağından yoksun kaldı.

Portekiz­lilerin yeni hindistan donanması kumanda­nı Afonso Albuquerque, Maskat ve Horfe-kân’a saldırarak Hürmüz’ü aldı ve Fars körfezini kapattı. Portekiz kralı Manuel, Hindistan’daki müslümanlara baskı yapma­ğa başladı. Ticaret gemilerine güçlükler çı­kardı. Bunun üzerine Kızıldeniz’deki Moha, Cidde, Kuseyr limanlarıyle ticarî ilişkileri olan Gucerat ve Kambay gibi hükümetler, Mısır Memlûk sultanından yardım istemek için Kahire’ye elçiler gönderdiler. Memlûk sultanı Kansu Gavri de, Mekke’nin limanı sayılan Benderi Cidde’yi sur ve burçlarla sağlamlaştırdı; müslümanların koruyucusu olarak deniz kumandanı Emîr Hüseyin ve magrıplı Hoca Nureddin emrinde bulunan bir memlûk donanmasını Portekizliler üstüne gönderdi. Gucerat’taki Diu valisi Melik İyaz’ın kürekli gemilerden kurulu donanmasıyle birleşen memlûk donanması, Albuquerque’in oğlu Lorenzo kumandasındaki portekiz donanmasını 1508′de Hindistan’ın Şaul limanında yendi; fakat hemen harekete geçen genel vali Albuquerque, 1509′da Diu limanında yatan memlûklu donanmasına baskın yaptı; Melik lyas savaştan çekildiği için onları yenilgiye uğrattı. Kuvvetli bir portekiz donanması Benderi Aden’i tehdit etmeğe başladı. Süveyş’te güçlü bir donan­ma kurmanın gereğine inanan Kansu Gavri, osmanlı padişahı Bayezid II’ye başvurarak ondan anadölu leventlerini Memlûk sultan­lığının yardımına göndermesini, kereste, demîr, halat gibi gemi yapımı için gerekli malzeme ile top, barut gibi ateşli silâhlar istedi. Bayezid II yardım kafilesini yo­la çıkardı. Bu kafile Alaiye (Alanya) yö­resinde Rodos (Saint – Jean de Hospitalier) şövalyelerinin baskınına uğradı; fakat anadö­lu leventleri Süveyş’e gitmeyi başardılar. Memlûklu yazarı ibni iyas, Selman Reis ku­mandasında Süveyş’e giden 1000 denizci türk ve Portekizlilere karşı girişilen hazırlık­lar hakkında bilgi verir. Benderi Cidde beyi Emîr Hüseyin ve türk denizcilerinin çabalarıyle 20 gemilik bir donanma kuran Selman Reis, 1515′te Portekizlilere karşı se­fere çıktı. Bu seferde yenilen Selman Reis ile Emîr Hüseyin, ertesi yıl 22 gurâb ve iki kalyondan kurulu bir donanma ile Ben­deri Aden’i kuşattılar, fakat başarı kazana­madılar ve Benderi Cidde’ye döndüler; ge­milerinden bir kısmı Süveyş’e gönderildi. Bu sırada Mısır’ın Yavuz Sultan Selim tarafından alındığını Öğrenen Selman Reis, bu durumdan yararlanarak Benderi Cidde’ye saldıran Lopo Soares de Albergaria kuman­dasındaki portekiz donanmasını yenilgiye uğrattı. Sonra Kahire’ye giderek, burada bulunan Yavuz’un hizmetine girdi. Yavuz’­un ölümünden sonra Benderi Cidde sancak­beyi Hüseyin el -Turkî ile birlikte Yemen’e gitti. Zebid’i ele geçirdikten sonra Kahire’de bulunan Makbul İbrahim Paşanın ya­nına gitti ve ona Hint seferinin yararlı ola­cağını bildirerek Hindistan’ın bellibaşlı mer­kezleriyle portekiz kuvvetlerinin durumunu gösteren bir lâyiha verdi.

Doğu ticareti­nin önemiyle Osmanlı devletine sağladığı çı­karları değerlendiren İbrahim Paşa, bu lâyiha üzerine, eski memlûk donanmasının dü­zenlenmesi görevini Selman Reis’e verdi. Selman Reis denizci Hayreddin Beyle bir­likte baharat ticaretinin merkezi olan Yemen’i aldı (1527). Osmanlılar böylece, Por­tekizlilerin Kızıldeniz’de ticaret merkezleri kurma çabalarını önlediler. 1524 Tarihli Mısır kanunnamesinden anlaşıldığına göre, baharat ticareti Osmanlılar çıkarına gelişiyordu. Ancak Selman Reis’in Hayreddin Bey tarafından öldürülmesi, bu çalışmayı aksattı; yeğeni Bayramoğlu Mustafa, Hay­reddin Beyi öldürerek kendisine bağlı türk denizcileriyle birlikte Gucerat hükümetinin (hint kaynaklarına göre Rumî Nasır Han) hizmetine girdi ve Diu kalesinin Portekiz­lilere karşı savunulmasında başarı sağladı (1531).

• Hint seferi. Gucerat hükümdarı Bahadır Şah, 1535′te Delhi sultanı Hümayun Şah ile yaptığı savaşta yenilerek Diu kalesine sığın­dı. Hümayun Şaha karşı Goa’daki Portekiz valisiyle anlaştı. Portekizliler de Diu lima­nına hâkim tepede bir kale yaptırarak lima­nı denetimleri altına aldılar. Bunun üzerine hatasını anlayan Bahadır Şah, Portekizlileri Diu’dan çıkarmak amacıyle Kanunî Sultan Süleyman’a başvurdu ve bir ihtiyat tedbiri olmak üzere de hazinelerini Mekke’de gü­ven altına aldırdı. Kanunî de Hindistan ile Akdeniz arasındaki güvenliği sağlamak ama­cıyle, doğu ticaretini ellerinde bulunduran ve Kızıldeniz’de serbestçe dolaşan Portekizlilere karşı harekete karar verdi. Doğu müslümanlarının koruyucusu olarak Mısır valisi Hadım Süleyman Paşaya Süveyş’te cenovalı mühen­disler yönetiminde bir donanma yaptırmasını emretti. Bu hazırlık arasında Bahadır Şahın öldürüldüğü öğrenilince Mekke’de bulunan hazinesi İstanbul’a gönderildi. Mısır vali­si Hadım Süleyman Paşa, 13 haziran 1538′de 20 000 kişi ve 74 gemiden meydana gelen bir donanma ile Süveyş’ten yola çıktı. Kameran ve Babülmendeb’i geçerek Benderi Aden ö-nüne geldi; Portekizliler ile işbirliği yapan Âmir bin Davud’u astırdıktan sonra 4 ey­lül 1538′de Gucerat kıyılarına geldi. Gokalat (Benderi Türk) ve Kat adlarındaki iki kaleyi alarak eylül başlarında Diu kalesini ku­şattı. 20 Gün süren kuşatma sırasında, Por­tekizliler bütün güçleriyle karşı koydular; osmanlı ordusunda kıtlık çıktı. Yeni Guce­rat hükümdarı Mahmud III’ün Portekizliler tarafını tutarak Osmanlılara yiyecek sağla­maması, sıkıntının artmasına yol açtı. As­ker, gemilerine çekildi. Bunun üzerine Ha­dım Süleyman Paşa kuşatmayı kaldırarak Yemen’e döndü. Ertesi yıl bir portekiz filo­su, Kızıldeniz’e girdi ve Süveyş’e kadar ilerledi; fakat Osmanlıların karşı koyması ü-zerineı geri dönmek zorunda kaldı. Bundan sonra, Hindistan hedef tutularak, Portekizlilere karşı girişilen deniz sefer­leri, Batı’daki önemli olaylar yüzünden ba­şarısızlıkla sonuçlandı. Kitabı Bahriye ya­zarı ünlü denizci Pirî Reis’in 1552′de bir donanma ile Süveyş’ten hareket ederek ön­ce Benderi Aden’i, sonra da Hürmüz kale­sini Portekizlilerden almak üzere giriştiği hazırlık, Basra beylerbeyi Kubad Paşanın olumsuz tutumu yüzünden sonuç vermedi. Pirî Reis, üç gemiyle Süveyş’e kaçmak zo­runda kaldı; merkezden gelen emir üzerine Mısır valisi tarafından öldürüldü (1552). Er­tesi yıl Pirî Reis’in yerine hint donanması kumandanlığına getirilen Murad Reis de, Hürmüz boğazı yakınlarında Portekizlilerle yaptığı deniz savaşında yenilince Basra’ya çekildi (1553). Hint seferiyle görevlendirilen galatah kâtip Şeydi Ali Reis, 1554′te, 15 ka­dırgadan kurulu bir donanmayı Süveyş’e ge­tirmek üzere harekete geçti; fakat 9 ağus­tosta Hcrfekân ve 25 ağustosta Maskat önünde portekiz donanma siyle yaptığı deniz savaşlarında yenildi; savaştan kalan kadır­galarla yoluna devam ederken fırtınaya tutul­du. Gucerat kıyılarına sürüklendi ve Demen limanı önüne geldiği sırada kadırgalarından üç tanesi karaya oturdu; geri kalan 6 kadırgayı Surat limanına götüren Şeydi Ali Reis, tayfalarından isteyenleri Gucerat hü­kümeti hizmetine girmekte serbest bıraka­rak, onunla birlikte gelen 50 kişiyle karadan yola çıktı ve dört yıllık bir yolculuktan son­ra Türkiye’ye döndü (mayıs 1557). 1559′da Lahsa beylerbeyi Mustafa Paşanın Bahreyn adasına yaptığı bir sefer de, Portekizlilerin işe karışmaları yüzünden, başarısızlığa uğ­radı.

Osmanlı devleti, asya müslüman devletlerine karşı takip ettiği siyasete uygun olarak Portekizlilere karşı yardım isteyenlerin yanın­da yer aldı. Kanunî devrinde Osmanlı dev­letinden yardım isteyen Sumatra’daki Açe hükümdarı Sultan Alâeddin’i desteklemek amacıyle İskenderiye kaptanı Kurdoğlu Hı­zır Bey kumandasında top ve tüfek gibi ateşli silâhlarla dolu 19 kadırgadan kurulu bir osmanlı donaması 1569′da Sumatra’ya gönderildi. Donanma ile giden türk topçu ustaları, Sumatralılara top dökmesini ve Portekizlilere karşı savaşma kurallarını öğrettiler. Bunların bir kısmı yerlilerle evlene­rek Sumatra’da kaldı. Bu arada Portekizli­lere karşı girişilen seferlerde uğranılan ye­nilgilerin sebeplerini araştıran Osmanlı dev­leti, Kızıldeniz’e uygun gemiler yaptırdı ve Akdeniz donamasının bu denize geçirilmesi­ni sağlamak için Süveyş kanalının açılması görüşü üstünde durdu. Kanal için bir plan hazırlandı; fakat bu plan bir musevî tarafından çalınarak ispanya’ya kaçırıldı.

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTEKİZ TARİH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİPER (John)

Tarih 05 Haziran 2009

PİPER (John), ingiliz ressamı (Epsom 1903). önce manzara resimleri yaptı, 1933′ten son­ra soyut sanata, daha sonra da figüratif res­me yöneldi ve İkinci Dünya savaşında yo­ğun dramatik kompozisyonlar yaptı (Suffolk’un Üç Kulesi, Tate gallery). Bale de­kor ve kostümleri de çizdi {Eyyüb 1948; Harleçuin in April [Nisan Soytarısı], 1951). M

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİPER (John) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTAELS (Jan Frans)

Tarih 05 Haziran 2009

PORTAELS (Jan Frans), belçikalı ressam (Vilvorde 1818-Schaerbeek 1895). Brüksel’de F.-J. Navez’in, Paris’te P. Delaroche’un öğrencisiydi. Çoğunlukla tarihî ve dinî re­simler ile portreler yaptı. Gand, sonra Brüksel akademilerini yönetti. Geniş ölçü­de didaktik çalışmaları vardır. Resim anla­yışı temelden akademik ve seçmecidir. (M)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTAELS (Jan Frans) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORDENONE

Tarih 05 Haziran 2009

PORDENONE (Giovanni de SACCHîS, il— denir), italyan ressamı (Pordenone 1484′e doğr.- Ferrara 1539). Giovanni Bel­lini ve Giorgione’nin öğrencisi. Giorgione’nin etkisi Pordenone ve Ailesi (Borghese, galerisi, Roma) portresinde, Piacenza’daki Azize Catherina’nın Evlenmesi’nde ve ışık-gölge’nin güzel bir örneği olan Susegana Madonnası’nda (1516) görülür. 11 Porde­none, Trieste (1520), Cremona (1522), Piacenza (1528-1530) ve Venedik’te çalıştı. Sağlam ve coşkun üslûbuyle Tintoretto’yu etkiledi. 1530′da San Giovanni Elemosinario kilisesinin dekorasyonunu Tiziano ile birlikte tamamladı: Azize Catherina, Aziz Sebastianus ve Aziz Rocus. Bundan sonra, San Stefano manastırında, zamanla bozul­muş olan büyük freskler ve Madonna dell’Orto için Aziz Lorentius Azizlerin Ortasında’yı yaptı. Ferrara’da on iki halı örneği çizdi: Herkül’ün İşleri. Ayrıca, Vaftizci Yahya’nın Başını Taşıyan Salome (Roma, Doria sarayı), Venedik Vatandaşı Guinadi’nin Portresi (Viyana), isa İki Melek Arasında (Bordeaux), Madonna, Çocuk ve Birçok Aziz ile (Grenoble) adlı tabloları anılmağa değer.
— Yeğeni GiULîO (Vene­dik 1500 – Augsburg 1561), Venedik’te ve Roma’da dikkate değer freskler çizdi. (L)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORDENONE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORCELLİS (Jan),

Tarih 05 Haziran 2009

PORCELLİS (Jan), hollandalı ressam ve gravürcü (Gand 1584 -Zoeterwoude, Leiden yakınları 1632). Deniz manzaraları ya­pan ilk ressamlardandır. Daha çok fırtına­lı bir gök altında kabarmış deniz manza­raları çizdi: Denizde Gemiler (Berlin), Li­man (Madrid), Denizciler (Emden, Bonn).
— Oğlu julıus da (Rotterdam 1609′a doğr.- Leiden 1645′e doğr.) aynı tarzda resim yaptı: Çalkantılı Deniz (Frankfurt), Meuse’ün Denize Döküldüğü Yer (Rotterdam).

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORCELLİS (Jan), hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POR (Bertalan)

Tarih 05 Haziran 2009

POR (Bertalan), macar ressamı (Babaszek 1880). Budapeşte’de «Sekizler grubu»na ka­tıldı ve Halk operası sahnesinin geniş alın­lık süslemesini yaptı. Budapeşte müzelerinde eserleri vardır. (L)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POR (Bertalan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POPP (Mihail)

Tarih 05 Haziran 2009

POPP (Mihail), Mişu Popp denir, romanyalı ressam (Braşov, Transilvanya 1827 – ay.y. 1892). Modern rumen resminin öncülerindendir. Viyana’da okudu (1845-1847), sonra Bükreş’e gitti (1847), özellikle dinî tablo ve duvar süslemeleri (birçok Tran­silvanya ve Eflak kilisesinde eserleri var­dır) yaptı. (M)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POPP (Mihail) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PORTER (Edwin S.)

Tarih 05 Haziran 2009

PORTER (Edwin S.), amerikan sineması­nın öncüsü (Pittsburgh, Pennsylvania 1870-New York 1941). 1891′e kadar telgraf me­muru, lehimci, tabela ressamı ve elektrik­çi olarak çalıştı. 1891′de Thomas Alva Edi­son ile ortaklık kurdu. Her ikisi de sine­ma kamerasının icadında birlikte çalışarak sesli ve renkli filimletin gelişmesine öncü­lük ettiler. 1899′da Porter, The Life of an American Fireman (Amerikalı Bir İtfaiye­cinin Hayatı) adlı filmi çevirdi. Bu, sine­ma tarihinde konulu ilk filimdi. Bu fi­lim pek tutulmadı, fakat Porter, bunun ardından 1903′te Great Train Robbery’yi (Büyük Tren Soygunu) çevirdi; sürekli bir temayı işleyen bu filim sinema sanatının ilk yıllarında en sevilen eser oldu. Porter, 1912′de Adolph Zukor ile birlikte Famous Players Film comparty’yi kurdu. Bu şir­ket için yaptığı filimler arasında, Mary Pickford’un başrolü oynadığı Tess of the Storm Country (Fırtınalı ülkenin Tess’i) en ünlüsüdür. Ayrıca, bir fransız filmi olan Queen Elizabeth’in Amerika’da oynatılma hakkını satın aldı. Bu filimde kraliçe Elizabeth rolünü Sarah Bernhard oynuyordu. En son filmi The Eternal City (Ebedî Şe­hir) 1915′te tamamlandı. Porter, aynı yıl sinemadan çekildi. Fakat daha sonra Simp-lex Projektörler şirketinin başına geçti. (M)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTER (Edwin S.) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PINTURİCCHİO (Bernardino di BETTO)

Tarih 05 Haziran 2009

PINTURİCCHİO (Bernardino di BETTO, il — denir), italyan ressamı (Perugia 1454 [?] – Siena 1513). Sistina şapelinde Perugino ile birlikte çalıştı (1481-1483). Innocentius VIII, «Belvedere» sarayının bir kısmı­nı, Alessandro VI da Vatikan’daki Borgia dairelerinin altı salonunu ona süsletti (1493-1494). Sant’Angelo şatosunda da çalıştı ve Roma’da Aracoeli Santa Maria kilisesinde, en güzeli Aziz Bernardinus’un ölümü olan birçok fresk yaptı. 1502′de kardinal Piccolomini’den, Siena katedralinin kütüphanesi­ni resimleme görevini aldı. Bu Biccolomini Kütüphanesi resimleri onun son önemli eserleridir. Yağlıboya resimleri: Vatikan’­da, Meryem’in Taçlanması, dördü Floransa’da, üçü de Borghese galerisinde bulu­nan yedi tabloluk Yusuf’un Hikâyesi; Ber­lin’de, Kâhin Kralların Tapınması ve Teb­şir; Louvre’da, Meryem. Bütün bu kompozisyonlardaki çekici renkler, yalın desen, kullandığı mermer harcı ve yaldızların süs­leme etkileri, ressamın üstün değerini gös­terir. (l)

05 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PINTURİCCHİO (Bernardino di BETTO) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POPESCU (Stefan)

Tarih 04 Haziran 2009

POPESCU (Stefan), romanyalı ressam (Fenteşti 1872), T. Pallady ve G. Petraşçu ile batıda öğrenim yaptı, geç izlenimci akıma katıldı, özellikle manzara resimleriyle ün kazandı. Bükreş’teki Şimu müzesin­de eserleri vardır. (M)

04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POPESCU (Stefan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POP’ART

Tarih 04 Haziran 2009

POP’ART i. İlk olarak 1955′e doğru; Lond­ra’da, resimlerinde yapıştırma kâğıt meto­dunu uygulayan bir ressam topluluğunun eserlerini belirtmek için kullanılan terim; 1963′ten itibaren de A.B.D.’de XX. yy. şeh­rinin havasını canlandırmak amacıyle seçi­len gerçek nesnelerden veya nesne artıkla­rından yapılmış kompozisyonlara bu ad ve­rildi. Bu maksatla sanayi ürünlerinden, rek­lam usullerinden, günlük hayatta kullanı­lan araçlardan yararlanıldı, (öncüleri arasında, Heins ve Villegle [yırtık afişler, 1949], Yves [Klein tek renkli pasteller, 1946], Niki de Saint-Phalle, Deschamps [bez ka­bartmalar] ve Cesar [presten geçirilmiş oto­mobiller] sayılabilir. Bu arada amerikalı Rauschenberg de 1964 Venedik şenliğinin büyük ödülünü kazanarak bu alanda mil­letlerarası bir ün yaptı. Ayrıca, resimli ro­manlardan etkilenmiş olan amerikalı Roy Lichtenstein da özellikle anılmağa değer.) [L]

04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POP’ART hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PONTORMO

Tarih 04 Haziran 2009

PONTORMO (lacopo carrucci, il — de­nir), italyan ressamı (Pontorme, Empoli ya­kınları 1494-Floransa 1556′ya doğr.). And-rea Del Sarto’nun öğrencisiydi. Onun ve Fra Bartclomeo’nun klasik üslûbundan kı­sa zamanda uzaklaştı, Michelangelo’nun sanatından ilham alarak, çevre çizgisini be­lirtmeğe elverişli açık tonlarla yapılan resim tekniğine yöneldi. Annunziata (Floransa) manastırındaki Ziyaret adlı tablodan sonra, Caiano’daki Poggic villasının büyük salonu­nu süslemekle görevlendirildi. Çalışmaları yönetti ve tonozlardan bir tanesinin üzerine Vertumne ile Pomona tema’sını işledi. Te­dirgin mizacı, onu yem deneylere sürükle­di: Galuzzo manastırında, bazen Dürer’in estamplarından ilham alan ama çok değişik üslûptaki Çile dizisi, isa’nın Çarmıhtan Indirilmesi’nde (Santa Felicita, 1526) açık ve soğuk tonlara yönelir. Âlessandro de Medici’nin Portresi’nde (Lucca, 1525) uzun, parlak ve birbirini izleyen bir dizi figür göze çarpar. Pontormo, 1545′ten sonra, San Lorenzo’nun koro yerini süslemekle görevlendirildi. Burada, iç içe geçen, şaşırtıcı kompozisyonlar üzerinde on yıl çalıştı, ama bu eserleri başarılı olmadı (Meleklerin Dü­şüşü, Tufan, Yeniden Diriliş). [L]

04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PONTORMO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POMARANCİO (Niccolo CiRCiGNANi)

Tarih 03 Haziran 2009

POMARANCİO (Niccolo CiRCiGNANi. il— denir), italyan ressamı (Volterra 1520 -Roma 1595′e doğr.)! Santi di Tito’nun öğ­rencisi olduğu sanılır. Sipariş üzerine Roma’da Santa Pudenziana’nın kubbesini re­simledi (Meleklerle Çevrili Tanrı) ve San Stefano Rotondo’da din kurbanları ile ilgi­li korkunç sahneler çizdi.
— Oğlu ANTONiO da (1580′e doğr. – 1640′a doğr.) dinî resimler yaptı. (L)

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POMARANCİO (Niccolo CiRCiGNANi) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POMARANCIO

Tarih 03 Haziran 2009

POMARANCIO (Cristoforo RONCALLi, il— denir), italyan ressamı (Pomarancia 1552′ye doğr. – Roma 1626). Ustası Niccolo Circignani’nin takma adını («İl Pomarancio») aldı. Eserleri arduvaz üzerine yaptı­ğı Ananias ile Safira’nın Ölümü (Vatikan müzesi); Süleyman’ın Yargısı (Osimo’da Galli sarayı) ve Lorette bazilikasındaki gösterişli kompozisyonlar. (L)

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POMARANCIO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLYGNOTOS

Tarih 03 Haziran 2009

POLYGNOTOS, yunan ressamı (M. ö. V. yy.). Thasos adasında doğdu, Atina’da öl­dü, Babası Aglaophon’un yanında yetiş­ti; 480 – 450 arasında Atina’da, Plataia’da, Thespeia’da (veya Thespiai), Delphoi’de büyük duvar süslemeleri yaptı. Atina Theseion’unda, Atina Poikile’sinde ve Delp­hoi’de Knidos’luların Leskhe’sinde yaptığı duvar resimlerini Pausanias ve Plinius’un tasvirlerinden bilmektedir; bunlarda Yu­nanlıların Truva seferine çıkışları, Truva’nın fethi, Odysseus’un cehennemde kalışı gibi konular işlenmişti. Böylece Polygnotos, kompozisyona düzen vererek, ifadeyi ve duruşları çeşitlendirerek, kumaşların say­damlığını belirterek, tarihî resim türünü yarattı. Etkisi, resimli vazolarda ve özel­likle Niobid’lerin öldürülüşünü gösteren büyük Orvieto kupasında görülür (Louvre).(L)

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLYGNOTOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLONYA GÜZEL SANATLAR

Tarih 03 Haziran 2009

POLONYA GÜZEL SANATLAR
Başlangıç

İçinde yontulmuş ve oyulmuş taşlar bulu­nan Okiennik ve Maszyce mağaraları Paleolitik çağdan kalmadır. Neolitik çağla bir­likte tarımsal hayat başlar ve Polonya da­ha o zamandan büyük medeniyet göçlerinin bir çeşit kavşak noktası, haline gelir. İçin­de megalitik çağ vazoları (Borkow, Pienazkowa), silâhlar (üç-Haç tepesi), şerit biçimi süslemeli vazolar bulunan höyükler, Asya (Doğu) ve Vikingler (Kuzey) etkilerinin çakıstığını gösterir. Tunç çağında, bu sanat batıya geçer (Hallstatt medeniyeti); amber ticareti ülkeyi zenginleştirdi; süslü silâhlar, altından yapılmış eşya (Kobiernice’nin kılıcı), taçlar, kelt paraları (Oswiecim), toka­lar ve mücevherler bu zenginliği belirtir. Çağımızın başlangıcında İskitler ülkeye hayvan biçimli süslemeyi, IV. yy.da da Hunlar ve Sarmatlar bozkır sanatının üs­lûbunu ve geometrik süslemeleri getirdi­ler. Bu arada, Podolya’daki tunç bir el, Pomorze’deki taş figürü, Wroclaw’daki iş­lemeli gümüş vazo da akdeniz etkisini belirtir. Sarmat üslûbu zamanla helen ka­rakterini aldı. 1930′dan beri yapılan ka­zılar polonya protohistoryası konusunda bilgi edinmeyi sağladı: Pivvonice’de cam ku­palar (V. yy.), demir mahmuzlar (VI. yy.), vazolar, tornada çekildiği anlaşılan ve biraz doğu etkisini taşıyan çanaklar. Ahşap yapı­lar X. yy.dan kalmadır. XI. yy.da, bu yapı kirişlerinin birbirine demir kancalarla bağ­landığı görülür. Gniezno’da (800-950) subasmanlar taştandır.

Roman sanatı
Polonya 966′da Hıristiyanlığı kabul etti. Ro­man sanatı öncesi kapellaları (dairesel planlı, taştan) gitgide daha çok görülmeğe başladı. En ünlü kapelîa Krakovv’da Wawel’deki değirmi yapıdır (X. yy.). Bu yapı tipi, XIV. yy.a kadar sürdü. XII. yy.dan itibaren de tahkimli kiliseler ortaya çıktı. Bu kiliselerin planı, çapraz sahınlar, anakapılarda kare biçimli burçlar ve komşu şato ile bağlantılı balkonlarla zenginleşti. Wawel’deki Sw. Leonard yeraltı mezarı bir istisna’dir. Tahkimli kiliselerin arasında, XII. yüzyıldan, Opatow, Kruszvvica, Krakow’daki Sw. Andrej, İnowroclaw, Tum ve Plock kiliseleri sayılabilir. Ayrıca, yuvarlak kuleli küçük köy kiliseleri de vardır. Cîteaux tarikatının üyeleri üslûplarını Jedrzjov (XII. yy.), Sulejow (XIII. yy.) ve Wachock’a getirdiler. Merkezî bizans planı (Wislica) bazen roman planiyle birleşir (Strzelno, Halicz).

Heykelcilik fransız etkisinde kaldı: CzerwinSk, Tum, Wroclaw’daki Sw. Maria -Magdalena (XII. yy.) kiliselerinin ana ka­pıları, Stronsk kilisesinin alınlık tablasın­da canayarlar, Wysocice kilisesinde ise taht üzerinde bir İsa temsil edilmiştir. Heykel­ler âyin çerçevesinde gösterilir: Goslice (XIII. yy.). Mezar taşları, XIII. yy.’da geometrik süslemeli (Cîteaux tarikatının Wachock’taki kilisesi), XIV. yy.da da oyma şeklindedir. Plock ve Gniezno katedralle­rinin dikkate değer tunçtan kapıları vardı (Plock katedralininkiler bugün S.S.C.B.’de­dir.).

Resim yalnız minyatürlerle temsil edilir; is­lav tipi figürlerin batılı unsurlarla birarada işlenmiş olduğu görülür: Tyniec Âyin Dua­ları Kitabı (XI. yy.), benediktin rahibi Leopard’ın Âyin Duaları Kitabı (XII. yy.) (Plock sarayı), Azize Edwige Efsanesi (XIV. yy.). Ciltçilik sanatında, çok ince oymalı fildişi levhalar görülür (Lwow’daki İsa’­nın Çarmıha Gerilişi, XV. yy. başı). Ku­yumculuk da (altın, savatlı veya mineli gü­müş) önemlidir: bu alanda Kujawy (X. yy.) ile Mazovya’lı Konrad’ın kilise vazosu ve kutsal çanağı sayılabilir. Dinî süslemeler arasında, en çok beğenilen eser aziz Stanislaw’ın mitra’sıdır (XIII. yy.).

Gotik sanat

Tarikatların yayılmasıyle ülkeye sivri tonoz girdi (Sulejov/, 1232; Tyniec, 1250) ve gotik tarzın yayılması barok çağına kadar sürdü. Tuğla ve moloz taşının kullanılması da Krakow üslûbunu ortaya çıkardı: dayanma ke­merlerinin yerini içteki gömme ayakları destekleyen ve çatıda çıkıntı yapan dayan­ma ayakları aldı (Krakow’daki Bogurodzica, XIV. yy.). Ayrıca kiliselerde de çok zaman üç, bazen iki şahın (Wislica), kare biçimli bir koro yeri ve iki mihraplı bir çap­raz şahın vardır. XIV. yy., Wilno’daki (Vilnius) Azize Anna kilisesiyle alevli gotik tarzının tipik bir örneğini ortaya koyar. Kuzeyde, Malbork ve Torun’da toton şöval­yelerinin etkisi görülür.

Merkezi ayaklı kili­selere Krakow’da (Swietokrzyski kilisesi, XIV. yy.) rastlanır. Galiçya’da ahşap, melez ağacından) yapılar çoktur (Drohobycz, Osiek, Rabka, XV. yy.). Bu yapıların bazı­ları fresklerle süslüdür (Debno, Libusza). Ahşap meskenlerin her birinde bir peristilyum vardır. Krakow’lu Piotr ve Czypser’ler gibi bazı ustaların adları günümüze ka­dar gelmiştir, «inşaatçı kral» denen kral Büyük Kazimierz de birçok yapı ve tahki­mat yaptırmıştı. XIII. yy. heykeltıraşlığın­da, çiçek ve geometrik desen biçiminde ro­man üslûbu süslemeler muhafaza edildi. XIV. yy.da, Avignon ve Prag aracılığıyle italya etkisini duyurmağa başladı. Mezarlar gerçek birer anıt haline geldi (Gniezno ve Krakow’daki kral mezarları). Ayrıca Krakow’da birçok atelye açıldı ve sanatçı­lar Bakire Meryem’i tasvir etmeğe başladı­lar (Wislica, XIII. yy.; Kruzlowa, XIV. yy.); boyalı kabartmalı geleneksel ahşap oy­macılığı yeni bir gelişme gösterdi (Wawel’deki üç kanatlı Kutsal Teslis tablosu, XV. yy.). Wit Stwosz’un (1445′e doğr.-1533) Krakow Bogurodzica’sı (Meryem) bu sanatın bir doruğudur ve daha sonraki yüzyıllarda büyük etkisi olmuştur. Resimde Krakow okulu (XIV. yy.da Krakow’lu Mikolaj ta­rafından kurulmuş olan lonca) hâkimdir. Ardından, Wroclaw, Poznan ve daha son­ra Lwow’da, gerçekçilikle ruhanîlik karışı­mı tipik bir polonya sanatı gelişti.
XV. yy.a kadar, 8 ince çizgilerle yapılan ve hafifçe boyanan minyatür ön plandaki yerini mu­hafaza etti. Duvar resimciliği ise italyan etkisindeydi (Krakow katedrali, Gniezno’lu Sw. Jan, Czchow). Bu resim tarzının yanı şıra gerçekçi bir resim anlayışı da gelişti ve tarihî resmin ortaya çıkmasına yol açtı. Ayrıca, Rutenya yoluyle gelen bir bizans etkisi de vardı (Czesto-chowa Meryemi, Sandomierz katedralinin freskleri, Lublin’deki Kutsal Teslis kiliseciğinin freskleri). XV. yy.da italyan etkisi arttı (Krakow fraasiskenlerinin freskleri). XIV. yy.dan itiba­ren pano üzerine yapılan resimler (Modzentyn ve Olkusz’taki üç kanatlı tablolar), zemini önceleri yaldızlı (Tuchow, Tum Meryem’leri), sonra manzaralı olan zengin süslemeli gerçekçi figürlerle Krakovv üslû­bunu olgunlaştırdı. Ülkede ayrıca tahta veya bakır üstüne gravür, vitray sanatı, telkari altın işlemeciliği, minecilik ve kilise nakış­çılığı alanında başarılı eserler verildi.

Rönesans

Rönesans Macaristan yoluyle Polonya’ya ulaştı; 1518′de, Zygmunt I, italyan Bona Sforza ile evlendi. Ortaçağdan kalma Wawel şatosu (Krakow) Francesco da Firenze tarafından İtalyan tarzında yeniden inşa edildi; sonra, Bartolomeo Berecci, kated­rale, Rönesans’ın en değerli eserlerinden bi­ri olan ve içinde Zygmunt’ların mezarları bulunan kapellayı ekledi; bu üslûp başka şatolarda da (Baranow, Krasiczyn, Pieskowa, Skala ve Brzeg) taklit edilai. Berecci 1530′da Krakow katedralinde merkezî bir plan üstüne, kubbeli ve ışık bacali Zygmunt kapellasını inşa etti. Senyörler XVII. yy.a kadar bu kapellayı taklit ettirdiler. Eski yapılar modernleştirildi ve çatılarına dam katları eklendi. Polonya rönesansınm özel­liği olan bu değişiklik (Poznan, Zamosc, Tarnovv ve Sandomierz’in sıra kemerli be­lediye binaları, Krakow, Lwow, Jaroslaw, Kazimierznad-Wisla ve Gdansk’taki evler) Volhinya ve Litvanya’yı, Slovakya’yı, Ma­caristan’ı, hattâ isveç’i etkiledi. Bu arada Mazovya ve Podlahya da gotik tarza bağlı kaldılar. Dinî mimarî bizans üslûbuyle kaynaşan bu üsluptan yalnız özellikle süsle­meyle ilgili bazı unsurlar aldı.

Meselâ yunan-roma âyin usulünü uygulayan kiliseler­de italyan etkisi doğu tarzı kubbelerle birarada görülür. Heykelcilik ülkede geçici bir süre için bulunan italyan sanatçılarının etkisindeydi. Rönesans motifleri, Waweldeki kral mezarlarına işlendi (yüzyılın sonun­da bu motiflerde yapmacık hâkim olacak­tır). Bu arada ülkeye bir flaman etkisi gir­di. Millî özellik, ancak, gotik gelenekle Wit Stwosz etkisinin birleştiği şehir mezarların­da ve ağaç heykelciliğinde kaldı.

Resim ih­tiyacını lirizmle yergili natüralizmin (B. Behem’in Codex’i ve E. Ciolek’in Papalık Âyin Kitabı) birleştiği Krakow minyatürleri karşılaşıyordu. Duvar resimlerinde (Mogila’da Stanislaw Samostrzelnik’in eserleri) ve bazen zemini yine yaldızlı olan mihrap panolarında da aynı anlayış hâkimdi. Bu panoları, Zygmunt I, Albrecht’in erkek kar­deşi Hans Dürer’e yaptırmıştı. Bundan son­ra da millî nitelik kaybolmağa yüz tuttu. Portre sanatı, ağaç üzerine gravür veya oy­ma resim, Marcin Marciniec (kutsal kalın­tılar mahfazası, 1504) ya da Blanc kardeşle­rin kuyumculuk alanındaki bazı çalışmaları da bu devirde görülür. Heykeltıraşlar ara­sında, Urzedow’lu Jan Michalowicz, Santi Gucci ve J.M. Padovân sayılabilir. Poznan’lı Erazm Kamyn, Pierre Remy’nin Limoges’dan getirdiği mineyi arabesk desenlerle doldurarak süslemeler yaptı. Dökümcülük sanatının tenkitçileri Baldner ve Bochwicz’dır. Ayrıca birçok atelyede seramik (Slawkow) ve cam (Urzec) işleriyle gömme veya kakma süslemeli ev eşyaları yapıldı.

Barok ve rokoko

Barok üslûbu Polonya’nın imarında XVIII. yy .m yarısına kadar kendini kabul ettirdi. Bu dönemde, Hansa birliğine bağlı şehirle­rin germen sanatını benimseyen kuzey böl­gesinin dışında, bütün ülkede italyan etki­si hâkim oldu. Bundan dolayı da, bu dönem boyunca, latin haçı biçiminde ve kubbesi bu haçın iki kolunun kesiştiği noktada yük­selen kiliseler yapıldı (Krakow’da Sw. Piotri-Pawel). İsveç istilasından sonra Bernin’in ve Borromini’nin üslûpları ağır bastı. Taşrada üslûp sadeleşti; planları çokgen (Klimontow), elips veya daire biçimli, çift kuleli (Witt’li Jan’m yaptığı Lwow dominikenleri kilisesi ile Moszynski’nin eseri olan Tarnopol kilisesi) kiliseler yapıldı. Bu arada bazı saraylar ve şatolar da inşa edildi (Wilanow sarayı ve Varşova’da Kra-sinski’lerin sarayı). Sonunda da fransız et­kisinin izlerini taşıyan rokoko tarzı belirdi (1745′te Lwow’da yapılmış olan ortodoks kilisesi Sw. Jerzy, Varşova’da Bielinski’lerin Pod Blacha sarayı, Kielce piskoposluk sarayı).

italyan sanatçıları bu yapıları heykeller ve yalancı mermer süslemelerle doldurdular. Bu arada Georges Diberthoi adında bir fransız 1600′e doğru, eserleriyle dikkati çek­ti. Bu dönemin en ünlü sanatçıları Kielce’de A. Fraczkiewicz (XVI. yy. sonu), Lwow’da Polejowski, Krakow’da P. Kornecki ve Varşova’da da Brühl sarayının bazı figürle­rini yapmış olan Seibel’dir. XVII. Yüzyıl resminde iki akım görüldü: flaman etkisi Gdansk yoluyle girdi; italyan etkisi de (ital­yan Donebella polonyalı sanatçılar yetiştirdi) kendini kabul ettirdi. En iyi polonya okulu Boguszewski’nin temsil ettiği poznan resim okuluydu. Bazı polonyalı ressamlar da ülkelerinden ayrılarak çeşitli yerlere gitti­ler. Meselâ Martin Teofil Tirol’e, Lubienieccy kardeşler Hollanda’ya, gravürcü Ziarnko Paris’te yerleşti. Yüzyılın sonuna doğru Paris ve Hollanda’da kaldıktan son­ra yurduna dönen Aleksander Tretko (veya Trzycki) sarayın ressamı oldu.

Gravürcülük de, flaman tarzını (Hondfus) bırakarak millî ve tarihî bir üslûba yönel­di (Gdansk’lı Falck).

Polonya krallarının fransız kadınlarıyle ev­lenmesi fransız etkisini artırdı ve bu etki Dresden’de oturan sakson hanedanıyle ken­dini kabul ettirdi. Louis de Sylvestre Lwow’da ve doğu bölgelerinde çalışıyordu; Louis Marteau da tutulan bir portreciydi. Bu arada Szymon Czechovvicz (1689-1775) ve onun Smuglevvicz ve Golembiovvski gibi öğ­rencileri tarafından bir polonya okulu ku­ruldu. Tadeusz Konicz (1733-1793) din ko­nularını işleyen bir ressamdı ve Mengs’in çömeziydi. Marie-Antoinette’in resmini ya­pan Kucharski (1741-1820) ile Chodovviecki (1726-1801) adlı ressamlar meslek hayatla­rını Nürnberg, Paris ve Berlin’de sürdürür­ken, saraya italyan ressamları çağrıldı: Canaletto Polonya saraylarını süsledi. Mobil­yacılık XVII. yy.da Gdansk’ta, XVIII. yy.-da Kielce ve Kolbuszovva’da; çinicilik Telechow ve Lubartow’da; porselencilik Korzec, Baranovv ve Belwedere krallık akade­misinde gelişti.

XIX. yüzyıl
Polonya’nın paylaşılmasından önce, kral, Stanislaw-August sanatçıların koruyucusu olarak tanınmıştı. Adı da XVIII. yy. sonu mimarî üslubuna verildi. Kral, krallık sara­yının planlarını fransız Victor Louis’ye yap­tırdı ve sarayın yapımında Fontana’yı, Merlini’yi, Kamsetzer’i çalıştırdı. XV. yy. po­lonya ahşap mimarîsinde kullanılan peristilyum’a da yer verilerek Polonya’ya uyarlanmış bir fransız klasikçiliğine dönüşen bu tarz, ülkede bir süre tutundu (Varşova’da Lazienski, Behvedere ve Krolikarnia saray­ları). XVIII. yy.m sonuyle XIX. yy.ın başın­da Polonya’da klasik okulun başlıca temsil­cileri S.B. Zug (1733-1807), S. Zawadzki (1743-1806), W. Gucevvicz (1753-1798), J. Ku-bicki (1759-1833) ve A. Corazzi’dir (1792-1877). Ayrıca, yeni gotik bir seçmeciliğin yanı sıra rönesans tarzından da ilham alı­nıyordu. Yüzyılın sonunda, «Zakopane üs­lûbu» millî gelenekten yararlanmağa yönel­di. Yeni kral sarayını süslemek için heykeltıraş Andre Lebrun ile Regulski’ye, da­ha sonra da italyanlara baş vuruldu, ülkeye 1820′de gelen danimarkalı Thorvaldsen de klasikçiliği kabul ettirdi ve öğrenciler yetiş­tirdi: Tatarkiewicz (1798-1854), Sosnowski. Brodzki (1825-1904). Ülkede fransız (Guyski [1841-1893], Wladyslaw Oleszczynski [180S-1866], Pıoszynski [1860-1906]) ve italyan (Ceptowski [1801-1841]) etkileriyle millî ger­çekçilik (Gadomski [1834-1911], Rygter [1841 -1919], Welonski [1849-1931]), Nazaren oku­lu ve yeni Rönesans hareketi (Madeyski [1862-1939], Godebski [1835-1900] aynı zamanda yazıyor ve birbirlerini etkiliyordu. Ayaklanmalardan sonra da, Polonya dışın­da yeni bir millî sanat uyandı.

XVIII. yy .ın sonunda prens Adam Czartoryski, fransız Norblin de La Gourdaine’i ge­tirtti. Polonya’da otuz iki yıl kalan La Gourdaine Polonya resim okulunu kurdu. Bu okulun başlıca temsilcileri, Orlowski (1777-1834), Plonski (1783-1812), Brodovvski (1784-1832), Marcin Zaleski (1796-1877), Glovvacki ve Lowowlu gravürcü Piwarski (1795-1859) ve Piotr Michalovvski’dir (1801-1855) Bu arada, klasik, yeni-klasik ve nazaren akımları da ortaya çıktı. Paris’te çalışan polonyalı resamlar arasında, Wankowicz, Horace Vernet’nin öğrencisi Suchodolski (1795 -1875), Rodakowski (1829-1894) ve gravürcü Antoni Oleszczynski (1794-1879) sayılabilir. Germen etkisini reddederek milliyetçiliğe güç veren dönem XIX. yy.ın ikinci yarısı oldu. Bu dönemde başlıca iki okul vardır: en önemli sanatçıları Jan Matejko (1838-M893) ile Jacek Malczewski (1855-1929) ve ressam, desenci, süslemeci, cam ressamı, gravürcü ve şair Stanislavv Wyspianski’nin (1869-1907) temsil ettikleri Krakow okulu ile önceleri izlenimci olan Aleksander Gierymski (1850-1901), J. Chelmonski (1849-1914), Juliusz Kossak (1824-1899), S. Wit-kievvicz (1851-1915) ve J. Szermentowski’nin (1833-1876) temsil etikleri Varşova gerçekçi okulu.

XX. yüzyıl
Mimarî, Czeslaw Przybylski (1880-1936) ile yalın ve özentisiz bir üslûba kavuştu (Var­şova tiyatrosu [1913]); sonra Maczenski (1878-1961), Szyszko-Bohusz (1883 – 1948), Tobvinski (1888-1951) ile yine klasikçiliğe döndü. «Genç Polonya» topluluğu yabancı üslûplardan ilham aldı: Czajkovvski (1925 Paris Süsleme Sanatları sergisindeki Polon­ya pavyonu), Lagowski ve Golinski (Poznan, 1929), O. Sosnovvski (1880-1939), B. Pniewski (doğ. 1897), J. Ryniewiecki (doğ. 1908) ve M. Nowicki (1910-1950). Aynı eği­limler İkinci Dünya savaşından sonra da görüldü. Ama bir süre, S.S.C.B.’den gelen sosyalist gerçekçilik kendini kabul ettirdi. Sonra da bireycilik ve dışarıdan gelen etki­ler yeniden ağır bastı. 1956′da Varşova’da toplanan polonyalı mimarlar, hafif dolgu maddeleriyle yapılmış büyük mamul malze­me kullanmağa dayanan yeni bir inşaat usulünü benimsediler. Polonya devletinin bininci yıldönümünde bu metotla bin okul, hastahaneler, idare ve sanayi binaları inşa edildi, özellikle Szczecin, Gdynia, Gdansk,

Elblag, Nowa Huta, Lublin, Katowice,Wroclaw şehirlerinde aynı tarz meskenler yapıldı, acenteler kuruldu. Bu dönemin seçkin mimarları arasında B. Lisowski («Yüz balkonlu ev», Krakow’da), Z. Karpinski, S. Bienkunski (Büyük Varşova oteli), O. Hansen, K. L. Tomaszewski sayı­labilir.

Heykelcilikte Dunikowski (doğ. 1875) dev­rinin en başta gelen sanatçısıdır. Wittig (1879-1941) klasik geleneği temsil eder. Zamoyski (doğ. 1893) kübizmden ilham aldı. Szczepkowski (doğ. 1878) köylü sanatına ve ağaç heykeltıraşlığına dönüşün temsilcisi­dir. Sembolizmin başlıca temsilcisi Biegas, soyut sanatmki de Alina Slesinska’dır. Hey­kelciler, A. Slesinska (doğ. 1926) anlatımcı­lık ve gerçeküstücülük geleneklerini bağdaş­tırır; A. Szapocznikow (doğ. 1926), kimi zaman Rodin’in, kimi zaman da dadacılığın etkisindedir; T. 0lszewski (doğ. 1918), S. Lisowski (doğ. 1918) ve T. Lodzian (doğ. 1920) soyut çalışırlar.

Resimde, 1897′de orijinal bir izlenimcilik, Falat (1853-1929), Wyczolkowski (1852-1936), Mehoffer (1869-1946), Tetmajer (1862-1923) ve Pankiewicz’in (1867-1940) katıldıkları «Sztuka» (Sanat) grubunun kurulmasına yol açtı. Cezanne’ın, daha sonra da Renoir’ın yolunu izleyen bu topluluk Kisling, Mondza’in, Rubczak, Zawadowski gibi ressamları Paris’e çekti ve 1925′te Paris’te «Polonya Villa Medicis’i»nin kurulmasına yol açtı. Gottlieb, Makowski ve Marcoussis de bu topluluğa katıldılar, 1917′de «Sztuka» top­luluğuna tepki olarak «Şekilciler», ardından da, 1922′ye doğru, halk temalarına bağlı olan «Rytm» derneği kuruldu. Bu derneğin üyeleri arasında ressam Eugeniusz Zak (1884 -1926), gravürcü Wladyslaw Skoczylas (1883-1934) ve heykeltıraş Henryk Kuna (1879 -1945) vardı. 1924′e doğru da kübistler ve aşırı eğilimlerin taraftarları «Blok» derne­ğinde biraraya geldi.

İkinci Dünya savaşın­dan sonra resmî sanat sosyalist gerçekçi eğilimlerin hâkimiyeti altına girdi. 1955′ten beri, Wladyslaw Strzeminski’nin (1893-1952) öncüsü olduğu soyut sanat, Kantor, Jarema Gierowski, Stazewski, Nowosielski gibi bir­çok sanatçının ilgisini çekti. Ama Majewski, Aryka Madeyska, Tchorzewski, Kurka gibi başkaları gerçekle ilişkilerini muhafaza et­tiler. Ressamlar, soyut sanattan gerçeküstü­cülüğe kadar çeşitli akımlardan yararlandı­lar. Bunlar arasında T. Kantor (doğ. 1915), T. Brzozowski (doğ. 1918), J. Lebenstein (doğ. 1930), K. Mikulski (doğ. 1918), S. Gierowski (doğ. 1925) gibi değişik eğilimli ressamlar vardır.

Küçük sanatlarda, folklor özelliğindeki «Zakopane» üslûbu bütün teknikleri etkiledi. Bazı okullar, süsleme sanatları ve bölgesel sanat müzeleri çoğaldı ve buralarda gele­neksel geometrik unsurlar, giyecekler, dö­şeme eşyaları, çanak ve çömlekler veya cam eşyalar çoğaltılarak halkın ilham kaynak­ları biraraya getirildi.

03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLONYA GÜZEL SANATLAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLLOCK (Jackson)

Tarih 02 Haziran 2009

POLLOCK (Jackson), amerikalı ressam (Cody, “Wyoming 1912-Long İsland 1955). A.B.D.’de modern resmin en büyük ustala­rından biri olan Pollock, başlangıçta alman anlatımcılığından, mexîco duvar resminden ve hint folklorundan etkilendi, bu kaynak­ları gergin, son derece kişisel bir üslûpta kaynaştırdı. Sonra soyut resme yönelerek bütünüyle hür bir ifade tarzına ulaştı; böy­lece tuvalin üstüne boya damlatmaya daya­nan dripping tekniği doğdu. Pollock’un tem­silcisi olduğu akıma verilen action-painting (hareket resmi) adı, sanatçının kendini ancak yaratıcı eylemde bulabileceğini, bu eylemin mutlak bir değer taşıdığını göstermek için­dir. Ressamın 1946′dan son dönemine kadar verdiği eserlerde çizgi, renk ve biçimlerin çılgınca dönmesi şeklinde beliren bir gerili­min günden güne arttığı görülür. (M)

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLLOCK (Jackson) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLLAİOLO veya POLLAİUOLO

Tarih 02 Haziran 2009

POLLAİOLO veya POLLAİUOLO (Piero benci, Piero del — denir), italyan ressamı ve heykeltıraşı (Floransa 1441-Roma 1496). Kardeşi Antonio ile birlikte çalıştı ve Medici’ler için yapılan Herkül’ün işleri adındaki tablo dizisinin hazırlanmasında ona yardım­cı oldu. 1469′da, Mercanzia mahkemesi için yedi Erdem siparişi aldı. Daha sonra Boticelli bu resimlerden Kuvvet’i yapmakla görevlendirildi ve Pollaiolo’nun oldukça kasvetli kompozisyonlarından çok daha üs­tün bir eser ortaya koydu. Pollaiolo portre­lerinde daha başarılıdır. Bu eserlerinde parlak zemin üzerine belirli profiller çizme­ye dayanan Floransa üslûbunu başarıyle uyguladı. San Miniato kilisesinin mihrap arkalığı (1467) ile San Giminiano’daki Mer­yem’in Taç Giymesi (1483) adlı tablo da Pollaiolo’nun eserleridir. (L)
POLLAİOLO (Simone del). Bk. cronaca

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLLAİOLO veya POLLAİUOLO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLLAİOLO veya POLLAİUOLO

Tarih 02 Haziran 2009

POLLAİOLO veya POLLAİUOLO (Anto-nio BENCf, Antonio del — denir), italyan ressamı, heykeltıraşı, gravürcüsü ve kuyum­cusu (Floransa 1432′ye doğr. – Roma 1498). Ghiberti’nin öğrencisiydi. Floransa vaftiz kilisesinin kapı süslemesinde onunla birlik­te çalıştı, önce kuyumcu olarak tanındı, vaftiz yerinin sunağı için üç gümüş kabart­ma yaptı: Herodias’ın Raksı, Herodes’in Yemeği ve Vaftizci Aziz Yahya. Castagno ve Donatello’nun etkisinde kalan Pollaiolo, çizgide büyük bir ustalığa vardı, anatomi bilgisini de derinleştirdi. 1460′ta kardeşi Piero ile birlikte Medici sarayı için Herkül’ün Çalışmaları dizisi ile figür ve manzara’nın flaman üslûbunda kaynaştığı kompozisyon­lar çizdi: Aziz Sebastianus (Londra), Deianira’nın Kaçırılması (Newhaven, A.B.D.). 1469-1480 Arasında Floransa katedrali için Vaftizci Aziz Yahya’nın Hayatı ile bir dizi işlemeli pano çizdi. Natüralist üslûpta bronzdan yapılmış Herkül ile Antaeus grubu gibi küçük heykelleri de vardır. Roma’da Sixtus IV’ün Mezarı’nı yaptı (1484-1493); bu eser, yapılışındaki netlik, kabart­ma anlayışındaki yenilik ayrıntılarının bol­luğu ve çeşitliliğiyle ayrı bir özellik taşır. Daha sonra Innocentius VIII’in Mezarı’nı (1493-1497) yaptı. Pollaiolo aynı zamanda önernli bir gravürcüydü. Çıplak Adamların Dövüşü gibi tanınmış eserleri Mantegna’yı ve onun aracılığıyle Dürer’i etkiledi. (L)

02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLLAİOLO veya POLLAİUOLO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLİDORO (CALDARA) da Caravaggio,

Tarih 01 Haziran 2009

POLİDORO (CALDARA) da Caravaggio,
italyan ressamı (Caravaggio 1495′e doğr. Messina 1546). Raffaello’nun öğrencisi ve Maturino Piorentino’nun ortağıydı. Roma’da tek renkli kabartma taklidi dekorlarda uzmanlaştı. Birçok sarayın cephesini, mito­lojik veya tarihî sahneler, alegorileri v.b. gösteren freskleriyle (Niobe’nin Hikâyesi, Milesi sarayı) süsledi. 1525′te Maturino Fiorentino ile birlikte Quirinale San Silvestro’sunda ilk dekoratif klasik manzara ör­neklerini verdi. 1527′de Roma’dan ayrılarak Napoli ve Sicilya’ya gitti. Oradaki eserleri Roma’da yaptıkları kadar değerli değildir.(L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİDORO (CALDARA) da Caravaggio, hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLiAKOFF veya POLYAKOV (Sergey)

Tarih 01 Haziran 2009

POLiAKOFF veya POLYAKOV (Sergey), rus asıllı fransız ressamı (Moskova 1906). 1923′te Paris’e yerleşti, özel akademilere devam ettikten sonra, Londra’daki Slade school’a öğrenci oldu (1936-1937); italyan primitifleriyle ilgilendi ve British museum’da mısır resmini inceledi. Paris’e dönüşün­de tanıştığı Kandinski, Otto Freundlich ve Robert Delaunay’ın etkisiyle soyut resme yöneldi. Eserlerini 1938′den 1945′e kadar Salon des independants’da (bağımsızlar sa­lonu), sonra Salon de Mai’de (Mayıs salo­nu), Salon des Realites Nouvelles’de (Yeni Gerçekler salonu) sergiledi. 1947′de Kan­dinski ödülünü kazanınca ikinci mesleği olan müzisyenliği bıraktı. Kopenhag’da, Brük­sel’de, New York’ta, Brüksel Güzel Sanat­lar sarayında (1953) sergiler açtı ve milletler­arası büyük sanat gösterilerine katıldı. 1956′da Lissone, 1965′te Tokyo Biennal’inin büyük birinci ödülünü, 1966′da Menton Bien­nal’inin büyük ödülünü kazandı. O zamana kadar yaptığı bütün eserleri 1966′da Saint-Gall müzesinde sergilendi. Tabloları Paris’teki Art Moderne müzesinde ve bazı resmî koleksiyonlardadır. (L)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLiAKOFF veya POLYAKOV (Sergey) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLENOV (Vasiliy Dmitriyeviç)

Tarih 01 Haziran 2009

POLENOV (Vasiliy Dmitriyeviç), rus res­samı ve gravürcüsü (Petersburg 1844-Tula hükümeti 1927). Petersburg’ta okudu. Mü­nih, Paris ve Venedik’te sanatını geliştirdi. 1879′dan itibaren Peredvijnik’lerin (gezici ressamlar) sergilerine katıldı. Sonra Mosko­va Sanat okulunda profesörlük yaptı (1882-1895). Manzaralarında, rus resim tarihinde ilk defa olarak, tabiatın içten ve lirik bir yorumu göze çarpar.
— Kızkardeşi YELENA DMİTRİYEVNA POLENOVA da (1850 – Moskova 1898) ressamdı. Konularını günlük ha­yattan alan tablolar yaptı ve rus masalları­nı resimledi. Eserlerini Peredvijnik’lerle birlikte sergiledi. (m)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLENOV (Vasiliy Dmitriyeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİMONENKO (Nikolay Kornilyeviç)

Tarih 01 Haziran 2009

PİMONENKO (Nikolay Kornilyeviç), Ukraynalı ressam (Kiev 1862-ay.y. 1912). 1899′-dan sonra «Gezginler» derneğine üye oldu. Ukrayna manzaralarını, bölge halkının hayatını ve çalışmasını konu alan resimler yaptı. Ukrayna sanatında ilk defa, manzara resimlerinin şiirselliğiyle günlük hayatın gerçekliğini kaynaştırmayı başardı. Yakın arkadaşı Y.E. Repin’in etkisinde kaldı. Birçok öğretici eser verdi. Başlıca tabloları Kiev’deki Ukrayna Sanat müzesinde ve öbür Ukrayna müzelerindedir. (M)

01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİMONENKO (Nikolay Kornilyeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLOTY (Kari VON)

Tarih 31 Mayıs 2009

PİLOTY (Kari VON), alman ressamı (Mü­nih 1826-Ambach 1886). Litograf Ferdinand Piloty’nin (1786-1844) oğlu ve öğrencisi. Al­man tarihinden ve özellikle Wallenstein’ın hayatından çeşitli temaları işledi. Münih akademisinin müdürüydü (1874). özellikle Münih’te muhafaza edilen eserlerinde ide­alizm ve gerçekçi gözlem birarada görülür. (L)

31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOTY (Kari VON) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLOTY (Ferdinand)

Tarih 31 Mayıs 2009

PİLOTY (Ferdinand), alman ressamı (Mü­nih 1828-ay.y. 1895). Münih akademisinde okuduktan sonra, kardeşi Kari von Piloty ile birlikte resim çalışmalarına devam etti. Kardeşinin, özellikle teknik ve renk bakı­mından etkisinde kaldı. Tarihî fresklerinin bir kısmı Münih’teki Nationalmuseum tara­fından sipariş edilmişti. Münih’teki Maximilianeum için yağlıboya bir tablo yaptı, öbür ünlü eserleri arasında Sir Thomas More Cezaevinde, Raffaello Hasta Yatağın­da, Württemberg Kontu Eberhardt Oğlu­nun Cesedi Yanında, Süleyman’ın Adaleti sayılabilir. Ayrıca Schiller’in Glocke’si (Çan) ve Shakespeare gallery için desenler çizdi. (M)

31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLOTY (Ferdinand) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLLEMENT (Jean)

Tarih 31 Mayıs 2009

PİLLEMENT (Jean), fransız ressamı (Lyon 1728-ay.y. 1808). Geniş bir hayal gücü ve fantezi eğilimi olan Pillement, günlük ha­yat sahneleri, çiçekler ve peyzajlar, sulubo­ya resimler ve gravürler yaptı, özellikle ka­rakalem desenleri ve guvaşlarıyle ün ka­zandı. Avrupa ülkelerinin çoğunu dolaştı, uzun süre Polonya’da ve İngiltere’de kaldı; Polonya kralı ve kraliçe Marie Antoinette’ in ressamı unvanlarını aldı. Birçok fransız müzesinde ve Madrid ile Floransa müzele­rinde eserleri vardır. (L)

31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLEMENT (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLLE (Henri)

Tarih 31 Mayıs 2009

PİLLE (Henri), fransız ressamı. (Essömessur-Marne, Aisne 1844-Paris 1897). Birçok tarihî ve günlük hayattan tablo yaptı (1870 Paris Kuşatmasında Belediye Kantini [Carnavalet müzesi]). Ayrıca Don Kişot, Roman Comique, Perrault’nun Hikâyeleri, Victor Hugo ve Alfred de Musset’nin eserlerini re­simledi. (L)

31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLE (Henri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLLATİ

Tarih 31 Mayıs 2009

PİLLATİ, polonyalı ressamlar ailesi (XIX.yy.); henryk (Varşova 1832-ay.y. 1894), ko­nularını günlük hayattan alan tablolar, ki­tap resimleri ve karikatürler yaptı;
—kar­deşi ksawery (Varşova 1843 – Zakopane 1902), özellikle kitap resimledi;

—GUSTAvv (Varşova 1874-ay.y. 1931), Ksawery’nin oğ­lu; manzara resimleri ile konusunu folklor­dan alan tablolar yaptı. (M)

31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLLATİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİLO (Cari Gustaf)

Tarih 31 Mayıs 2009

PİLO (Cari Gustaf), isveçli ressam (Run-tana, İsveç 1711-Stockholm 1793). 1740′tan sonra portre ressamı olarak Kopenhag’da ün kazandı. 1748′de bu şehrin akademisi­ne profesör tayin edildi. 1772′de İsveç’e döndü, 1777′de Stockholm akademisi mü­dürü oldu. Fransız etkisinde bir portre res­samıdır; eserlerinin bazılarında romantik öncesi hava sezilir. Pilo’nun eserleri daha çok Stockholm müzesindedir. (L)

31 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLO (Cari Gustaf) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POLANCO kardeşler

Tarih 30 Mayıs 2009

POLANCO kardeşler, XVII. yy.da yaşa­mış, adları FRANCİSCO (öl. 1651) ve MiGUEL olan iki ispanyol ressamı. Zurbaran’ın öğrencisiydiler, ustalarının üslûbunu benimsediler ve birçoğu Sevilla’da bulunan dinî eserler yaptılar (Angel de la Guarda kilisesinde, Azize Theresa Vecit Halinde; San Esteban kilisesinde, Aziz Stephanus’un Şehit Olması; müzede muhafaza edilen Ha­variler). [L]

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLANCO kardeşler hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POİNT (Armand)

Tarih 30 Mayıs 2009

POİNT (Armand), fransız ressamı (Ceza­yir 1860-Napoli 1932). önceleri Cezayir ve­ya Doğu’dan sahneler çizdi. Sonra 1888′de Paris’e gitti. İtalyan primitiflerinin büyü­süne kapıldı. Fransa’ya, İngiltere’de yaygın olan ön-raffaello’cu sanat anlayışını getir­di. Eski usullere merak sardı, yumurta, balmumu ve fresk tekniğiyle resimler yaptı. Eserleri Arras, Narbonne ve Reims müzelerindedir. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POİNT (Armand) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODKOWİNSKİ (Wladislaw)

Tarih 30 Mayıs 2009

PODKOWİNSKİ (Wladislaw), polonyalı ressam (Varşova 1866-ay.y. 1895). Varşova’­da (W. Gerson ile birlikte), Petersburg’da ve Paris’te bulundu. İzlenimciliği benim­sedi ve Polonya’da yaymağa çalıştı. (M)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODKOWİNSKİ (Wladislaw) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

POCCETTİ

Tarih 30 Mayıs 2009

POCCETTİ (Bernardino BARBATELLI, il — denir), italyan ressamı (Floransa 1548-ay.y. 1612). Vasari ile Ghirlandaio’dan ders gör­dü, kendisine BERNARDİNO Dİ GROTTESCHi takma adını kazandıran hayalî kom­pozisyonlarla resme başladı. Floransa’daki Annunziata manastırında aralarında Di­rilen Boğulmuş Adam mucizesinin de bu­lunduğu bazı freskler yaptı. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POCCETTİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCASSO (Pablo RUiZ),

Tarih 29 Mayıs 2009

PİCASSO (Pablo RUiZ), ispanyol ressamı (Malağa 1881). XX. yy. resim sanatının en büyük temsilcisidir. Malagalı Jose Ruiz Blasco ve Maria de la Paz Picasso Echevarria’nın üç çocuğundan en büyüğü ve tek oğulları.
Mütevazı çiçek ve lokanta tabloları yapar fakat aynı zamanda, resim öğretmeni ve Malağa müzesi müdürü olan babası, Picasso’yu genç yaşta eğitti. Ayrıca aile dost. ressam Antonio Munoz Degrain de kendi­siyle ilgilendi.

Babasının 1891′de La Coruna’da «Da Guarda» enstitüsüne resim öğretmeni tayin edilmesi üzerine Picasso ailesi oraya yerleş­ti. Picasso La Coruna’da öğrenimini sürdür­mekle beraber, daha çok, babasının eğitici öğütleri altında resim yapmağa ve desen çizmeğe devam etti.
Picasso’nun La Coruna’da yaptığı tablolar arasında, bir şemsiyeci dükkânında sergile­diği Yaşlı Çift (Malağa müzesi), Takkeli Adam ve Çıplak Ayaklı Kız (ikisi de sa­natçının özel koleksiyonunda) sayılmağa değer. 1895 Eylülü sonunda, babası, şehrin Güzel Sanatlar akademisinde desen profe­sörlüğüne tayin edilince Picasso da ailesiyle birlikte Barcelona’ya taşındı.

1896′da, ilk Şaraplı Ekmek Âyini adlı tablosuyle (Barcelona, Picasso müzesi) Barcelona Güzel Sanatlar sergisine katıldı. Bir yıl sonra, Bilim ve İyilikseverlik adlı tablosuyle (Barcelona, Picasso müzesi) Madrid Millî sergisinde şeref mansiyonu aldı. Er­tesi yıl aynı sergide, Aragon Gelenekleri adlı tablosuyle, aynı ödülü yeniden kazan­dı. 1897′de, ailesi tarafından öğrenimine de­vam etmesi için, Madrid’deki Güzel Sanat­lar okuluna gönderilen Picasso, dersleri ta­kip etmek yerine, Prado müzesinde dolaşı­yordu. Haziran 1898′de kızıla tutuldu; Bar­celona’ya döndü, oradan Horta de San Juan’a (Tarragona) geçerek nekahet devre­sini meslektaşı ve katalonyalı arkadaşı Ma-nuel Pallares’in evinde geçirdi. Orada yap­tığı eserlerde de görüldüğü gibi, bu dönem­de, titizlikle bağlı olduğu akademik ilkeler­den sıyrıldı. Uzun süre Horta’da kaldı, ni­san 1899′da Barcelona’ya döndü, gece ha­yatına karıştı. «Els quatre gats» birahanesi­nin modernist çevresine katıldı. 1900′de b« birahanede ressam, şair, yazar ve sanatçı arkadaşlarının karakalem, suluboya veya pastelle yapılmış portrelerinden meydana gelen bir sergi açtı. Aynı yılın ekim ayın­da, Casagemas ve Pallares ile birlikte ilk defa Paris’e giderek Montmartre’da, İsidro Nonell’in kendisine verdiği stüdyoya yer­leşti.

Picasso Paris’te kaldığı ilk üç ay süresince birçok resim yaptı: La Gallette Değirmen ve Peçeli Kadın (ikisi de New York’ta, özel koleksiyon), Mavi Balerin (Fransa, özel koleksiyon), Kucaklaşma (Moskova, Puşkir müzesi). Casagemas ile birlikte 1900 sonun­da Barcelona’ya dönerek Malaga’ya gitti îer ve ocak ortalarında ayrıldılar. Casage­mas Paris’e dönüşünden sonra intihar etti Picasso ise Madrid’e gitti.

Orada, katalonyalı yazar Francisco de A. Soler ile birlikte, genç sanatçılar için günlük Arte Joven dergisini kurdu. Mayıs’ta Bar celona’ya dönerek, pastellerden meydana gelen eserlerini Pares salonunda sergiledi Sergiden sonra, ikinci Paris gezisini yaptı basklı ressam Francisco İturrino ile birlik­te, Vollard galerisinde bir sergi açtı. Bu arada Lautrec’in etkisindeki en önemli eserlerini yaptı. Yeniden Barcelona’ya uğra­dı, ekim 1902′de Sebastian Junyer ile birlik­le Paris’e döndü. Şair Max Jacob ile tanıştı.

İki sanatçı birlikte son derece fakir bir hayat sürdüler, öyle ki Picasso, ısınmak için. birçok desenini yakmak zorunda kalı­yordu. Picasso’nun «mavi dönem»i bu sıra­larda başlar ve Barcelona’da devam eder 11903-1904); Bira Bardağı, Jaima Sabartes’in portresi (Puşkin müzesi), Deniz Kıyısında Yoksul İnsanlar (Washington Millî galerisi), İhtiyar Gitarcı (Chicago Sanat, enstitüsü). Hayat (Cleveland müzesi) bu döneme ait eserlerdir. Picasso nisan 1904′te temelli olarak Fransa’ya yerleşti. Kuyumcu ve se­ramikçi Paco Durrio aracılığıyle çeşitli ül­kelerden gelme sanatçıların birleştiği «Le bateau-lavoir» topluluğuna katıldı. Bu topluluk Paris okulu denen sanat anla­yışının başlangıcını ve çekirdeğini meydana getirir. Picasso, kasım 1904′te içlerinde Kaoul Dufy ve Francis Picabia’nın da bu­lunduğu altı ressamla birlikte Berthe Weill galerisinde eserlerini sergiledi. 1905 Yazında Hollanda’ya yaptığı kısa bir geziden sonra üslûbunu değiştirerek, «pembe dönem»ine başladı. Bu dönemde çoğunlukla sirk dün­yasının kişilerini işledi: Top Oynayan Ak­robatlar (Puşkin müzesi); Cambaz Ailesi (Washington Millî galerisi). Paris’te yaşayan iki amerikalı (Gertrud ve Leo Stein) ve. rus Sçukin, Picasso’nun eserlerini toplayan ilk koleksiyonculardır.

Ressam, 1906 yazını, Gosol’da (Pireneler) ilk sevgilisi Fernande Olivier ile birlikte geçirdi. Bu kadın daha sonra Picasso y sus Amigos (Picasso ve Dostları) [1933] adlı eserinde o yılları büyük bir gerçeklikle can­landırmıştır. Picasso Gosol’da yaptığı Ek­mekçi Kadın’da (Philadelphia müzesi) bi­çim ve hacimleri geometrik çizgilerle ver­meğe başladı. Avignon’lu Genç Kızlar (New York Modern Sanat müzesi) ise «kübizm öncesi dönem»e ulaşır. Bu dönemde sanatçı, Cezanne’dan, eski ispanyol sanatından ve zenci maskelerinden etkilenir. Avignonlu Genç Kızlar tablosundaki değişik anlayış ve teknik, çağdaş resmin bir dönüm noktasıdır.

Bu değişiklik Malraux’nun da belirttiği gibi «sanat tarihini değiştirecek nitelikte» idi. Picasso ve Braque tarafından tamamıyle geliştirilen kübizm 1909 yazında, Picasso’­nun Fernande ve Pallares ile Horta’ya git­mesi sırasında başladı. Orada Horta’da Fabrika ve Fernande (New York Modern Sanat müzesi) adlı eserlerini yaptı. Bundan sonra Picasso’nun «analitik kübizm» döne­mi başlar. Şekiller karışık bir sistemle ge­ometrik olarak açılır, parçalanır ve boşluk­la birleşir. Bu üslûbu en iyi belirten eser­ler 1910′da yaptığı Ambroise Vollard’ın (Puşkin müzesi, Moskova), Wilhelm Uhde’nin (Penrose koleksiyonu, Londra) ve Kahnweiler’in (Chicago Sanat enstitüsü) portre­leridir. Aynı yıl Derain ile gittiği Cadaques’te ve 1911 yazında, Manolo, Hugue Braque ve Juan Gris ile birlikte bulunduğu Ceret’de yaptığı bazı peyzajlar da bu türe aittir.

Picasso bir yıl sonra, Avignon ve Sorgues’da sevgilisi Marcelle Humbert (Eva) ile kaldığı sırada, sentetik kübizme başladı, yapıştırma kâğıtlardan meydana gelen ilk eserlerini burada yaptı. Biçimlerin analizi konusundaki buluşları da gene bu devreye rastlar: sanatçı, renklerini zenginleştirmiş ve konuya daha fazla önem vermeğe başlamış­tır. 1920-1930 Arasında Picasso’nun kübizm anlayışı yeni ve değişik üslûplara da yol açtı: 1914′te «rokoko kübizm», 1923′te «yu­varlak kübizm». 1915-1925 Arasında «klasik dönem» başlar. Bu dönemde, bir yanda şe­killerin anıtsal bir anlayışla işlenişi ve abartıcı bir üslûp {Çeşmebaşında Üç Kadın [New York Modern Sanat müzesi]), öte yanda, kişilerin daha sevimli ve daha sakin bir yorumu göze çarpar, ana ve çocuk re­simleri, palyaçolar, âşıklar belirir (Palyaço, Picasso müzesi, Barcelona). Babasının öl­düğü 1913 yazını Picasso, kübizmin merkezi haline gelen Ceret’de geçirdi. O dönemin en ünlü eseri olan Tarladaki Kadın adlı tablosunu orada yaptı. 1914′te savaş patlak verdiği sırada Braque, Derain ve Marcelle Humbert ile birlikte Avignon’daydı. Şubat 1917′de Jean Cocteau ile birlikte Roma’ya giderek Parade balesinin dekor ve kostüm­lerini hazırladı. Bu gezi sırasında, Napoli ve Pompei’yi ziyaret ederek, Diaghilev top­luluğunda balerin olan Olga Koklova ile tanıştı. Barcelona ve Madrid’e yaptığı bir geziden sonra, 1918 ortalarında bu balerinle evlendi.
Yedi yıl boyunca Diaghilev ile işbirliği yap­tı. De Falla’nın Üç Köşeli Şapka’sı, Stravinskiy’in Pulcinella’sı, Milhaud’nun Mavi T ren’i için dekor ve kostümler hazırladı. Bu ikinci eserin perdesi için, Kumsalda Ko­şan iki Kadın (özel koleksiyonu) adlı eseri­nin büyük boyda bir reprodüksiyonunu yaptı. Fontainebleau’da kaldığı sırada, üç Müzikçi adlı iki tuvaline çalıştı. İlki Phila­delphia müzesinde, diğeri New York Mo­dern Sanat müzesinde oîna bu eserler, kü­bizmin son safhalarını yansıtır. Picasso’nun bundan sonraki eserleri yeni-klasik anlayışta, yani «Pompei dönemine» aittir: Oturan Kadın [Tate gallery, Lond­ra); Yunanlı Kadın (Paris, özel koleksiyon); Pan'ın Flütü; oğlunu model olarak al­dığı Pablo ve Palyaço Pablo (ikisi de özel koleksiyonunda). 1924'ten itibaren Picasso gerçeküstücü akıma katılır ve sanatında ye­ni bir geçiş dönemi belirir.

Londra'da Tate gallery'deki Dans ve sa­natçının özel koleksiyonunda bulunan Gi­tar, gerçeküstücü çabalarının ürünü olarak kabul edilebilir. Gitar tablosuyle çağdaş resme çuval ile çivi de girmeğe başlar. Pi­casso bu eserlerle, 1925'te ilk grup sergisi­ne katıldı. 1927'de Balzac'ın Le Chef d'Oeuvre inconnu (Meçhul Şaheser), 1931'de Ovidius'un Metamorphosis, 1937'de Buffon'un Scienses Naturelles (Tabiî Bilimler) ve 1958'de Pepe-Hillo'nun La Tauromaquid (Boğa Güreşi) kitapları için ofortlar hazırla­dı. Bunu takip eden yıllarda, daha önce 1901'de Barcelona'da Oturmuş Kadın adlı eseriyle başladığı heykelciliğe döndü: Kadın Başı (1908); Julio Gonzâlez ile birlikte yap­tığı demir heykeller (1929); Boisgeloup'taki büyük heykeller (1930). Aynı yıl Olga'nın Portresi (1918) ile Carnegie ödülünü ka­zandı. Koyunlu Adam (1950, Vallauris) ve Keçi (1951) adlı eserleri de önemli heykellerindendir. 1934'te ispanya'ya son seyaha­tini yaptı (San Sebastian, Madrid, Toledo, El Escorial, Barcelona). Bu arada karısın­dan ayrılması yüzünden, bir kriz geçirerek "resimden uzaklaştı. Şiirler (1935) ve çeşitli yazılar yazdı.

Bunlardan en ünlüsü Le Desir Attrape par la Queu (Ucundan Yaka­lanan Arzu) [1944] adlı oyunudur. Bu eser Paris’te özel olarak temsil edildi. Albert Camus ve J.P. Sartre gibi kişiler de irtica­len oyunculuk yaptılar. Picasso, 1936 yı­lının baharında, yeniden resme döndü. Bu arada birlikte yaşadığı Marie ThSrese Walter’den Maya adlı bir kızı oldu. İspanyol İç savaşı patlak verince Cumhuriyet hükü­meti tarafından Prado Müzesi müdürlüğüne getirildi. Alman hava kuvvetlerinin Guernica’yı yıkmasını konu alan büyük bir kom­pozisyon yaptı (New York Modern Sanat müzesi). 1937′de Milletlerarası Paris sergi­sinde İspanyol pavyonunda sergilenen bu eser, Picasso’nun sanatının doruğu olarak kabul edilir. Guernica ile birlikte, yoğun ve tüyler ürpertici bir dramatizmde eserler yapmağa başladı. Bunlar özellikle «Dora Maar» dizisini meydana getiren ve hayatına karışan diğer kadınların adlarını taşıyan eserleridir. 1939′da sanatçının annesi öldü. Picasso, savaş başlangıcında Antil adalarındadır. Bir yıl sonra Paris’e geçti, işgal boyunca orada kaldı. Bu arada vermiş ol­duğu eserlerden çoğu ve özellikle Kuş Yi­yen Kedi (New York, özel koleksiyon), öküz Başlı Natürmort (1924, Kunstsamm-lung, Düsseldorf) ve Şafak (Paris Art Mo­derne müzesi) o yılların gerilimlerini ve kaygılarını yansıtır.

Savaş sonunda, 1944′te Komünist partiye yazıldı ve ilk defa, resmî bir fransız ser­gisine katıldı. O yıl açılan «Kurtuluş ser­gisine yetmiş beş tablo ve beş heykel gönderdi. 1945′te Litografiye merak sardı ve altı ay içinde iki yüz kadar eser ver­di. 1946′da, Françoise Gilot ile yaşamağa başladı. Dört ay süreyle, Grimaldi’lerin Antibes’deki saraylarında resim yaptı. Ora­ya emanet bıraktığı eserlerle, ilk Picasso müzesi meydana geldi. 1947′de, Vallauris’teki Madoura fabrikasında seramikle ilgi­lendi. Bu arada eski bir şapel için Savaş ve Barış adlı iki büyük kompozisyon ha­zırladı. Bundan sonraki iki yıl içinde çe­şitli ülkelere (Polonya, İtalya, İngiltere) geziler yaparak dünya barış kongrelerine katıldı. Barış kongrelerinin manifestoların­da Picasso’nun ünlü «Güvercin»i yayım­landı. 1953′te Cİaude (1947) ve Paloma (1949) adlı çocuklarının anası Françoise Gilot’dan ayrıldı. Jacqueline Roque ile ev­lendi (1958). Aynı yıl, Paris’teki Unesco binası için ikaros’un Düşüşü konulu duvar resmini yaptı. 1961′de, Güney Fransa’da çeşitli yerlerde yaşadıktan sonra, Mougins’e yerleşti ve orada yorulmak bilmeden çalış­tı. Son yıllarda eski ressamlara ait konu­larla uğraktı ve bunlar üzerinde çeşitleme­ler yaptı: 1950′de Courbet’den Sen Kıyı­sında Genç Kızlar, 1954′te Delacroix’dan Cezayirli Kadınlar, 1961′de Manet’den Kır­da Öğle Yemeği. Bu arada 1957′de, Velazquez’in Las Meninas adlı tablosundan 44 tuval hazırlayarak bu eserleri Barcelona’daki Picasso müzesine bıraktı. 1963′te açılan bu müzeye, ayrıca, 1970′te, bini aşkın eser verdi. Bunların arasında, 1917′de rus baleleriyle birlikte Barcelona’da bulunduğu devirden kalma resimler, çeşitli tablalar, desenler, gravürler v.b. vardır. Picasso’nun eserleri dünyanın dört bir yanında sergile­nir, özellikle 1939′da New York Modern Sa­nat müzesinin açtığı sergi, onun A.B.D.’de de kabul edildiğini gösterdi. Bundan sonra, Roma, Milano, Sao Paulo, Köln, Tokyo v.b.de de sergileri açıldı. Bu ser­gilerin en büyüğü ve en muhteşemi, 1966′da Paris’te seksen beşinci doğum yıldö­nümünü kutlamak için açılan sergi oldu. 1971 Yılı sonunda da Louvre’da eserleri sergilendi. Picasso, sanatçı olarak çağdaş­ları için, XX. yy. resim dehasını temsil eder. (M)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCASSO (Pablo RUiZ), hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PICART

Tarih 29 Mayıs 2009

PICART (Jean LE ROUX, — denir), fransız ressamı, heykeltıraşı ve mozaikçisi (XVI. yy.).İl Primatice ile Fontainebleau (1536; 1540-1550) ve Meudon’da çalıştı. Joinville’de Guise’lerin mezarını, François II ve Henri II’nin (Saint Deniş ve Louvre) anıt­larını yaptı. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PICART hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCABİA (Francis)

Tarih 29 Mayıs 2009

PİCABİA (Francis), fransız ressamı (Pa­ris 1879 – ay.y. 1953). Güzel Sanatlar yük­sekokulunda Cormon’dan ders gördü (1879). Sisley’in etkisi altında yaptığı man­zara resimlerini 1903′te Bağımsız Sanatçılar salonunda sergiledi. 1911′de kübizm akımı­nı benimsedi, iection d’Or sergilerine katıl­dı. Birinci Dünya savaşında dadacılığın ön­cülerinden biri oldu, yalnız makine parça­larını temsil eden elemanlardan kurulu kom­pozisyonlar yaptı. Gerçekçilik akımına döndü, sonra soyut sanatın öncülerinden biri oldu. Rene Clair ile birlikte bir filim çevir­di; İsveç Bale topluluğunun sahneye koydu­ğu Relâche balesi için dekor ve kostümler hazırladı; özellikle Poemes de la Fille Sans Mere (öksüz Kızın Şiiri) ve Pensees sans Langage (Dilsiz Düşünceler) adlı kitapları yayımlandı; resimleri Paris Art Moderne müzesindedir (Udnie, Amerikalı genç Kız veya Dans, Edtaonisl, 1913).(L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCABİA (Francis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİAZZETTA (Giovanni Battista)

Tarih 29 Mayıs 2009

PİAZZETTA (Giovanni Battista), italyan ressamı (Venedik 1682 – ay.y. 1754). Bologna’da G. M. Crespi’nin yanında yetişti. 1750′de Venedik akademisi müdürü oldu. Eserlerinde ışık-gölge oyunlarına önem ver­di ve halkın günlük hayatını işledi. G. B. Tiepolo’yu etkiledi.
Başlıca eserleri; Rebeka ile Eleazar (Brera, Milano), Deniz Kıyısında Aşk (Köln), Falcı Kadın (Academia, Venedik), Meryem’in Uruc’u (Louvre). Kömür kalemi ve tebeşirle desenler de yaptı (Venedik akademisi). [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİAZZETTA (Giovanni Battista) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİJNACKER veya PYNACKER (Adam)

Tarih 28 Mayıs 2009

PİJNACKER veya PYNACKER (Adam), hollandalı ressam ve gravürcü (Pijnacker, DClft yakınları 1622 – Amsterdam 1673). İtalya’da yaşadı ve güneyi konu alan resim­ler çizdi: Han ve Batan Güneş Peyzajı (Louvre), İtalya da Bir Göl Kıyısı (Rotterdam, Amsterdam). [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİJNACKER veya PYNACKER (Adam) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLİPON (Charles)

Tarih 28 Mayıs 2009

PHİLİPON (Charles), fransız desinatörü ve gazetecisi (Lyon 1806-Paris 1862). Paris’­te ressam Gros’nun öğrencisiydi. 1830′da haftalık bir mizahî gazete olan La Caricature’ü, 1832′de Charivari’yi ve Le Journal Pour rire’i kurdu. Ayrıca siyasî broşürler yayımladı; bunların arasında: Aux Proletaires (Proleterlere) [1838], La Physiologie du Flâneur (Avare Adamın Fizyolojisi) [1842] sayılabilir. Kabiliyetleri keşfeden bir yazar­dı. Zamanının iyi sanatçılarını çevresinde topladı. Başlangıçta Daumier’yi de teşvik etti. Krallık rejimine karşı olduğundan bir­çok defa para veya hapis cezasına çarptı­rıldı. Louis-Philippe’in kafasını armut biçiminde gösteren desenleri ilk ortaya atan Philipon’dur. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLİPON (Charles) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLADELPHİA,Philadelphia konvansiyonu,Philadelphia müzeleri,

Tarih 28 Mayıs 2009

PHİLADELPHİA, A.B.D.’de (Pennsylvania) şehir, 2 002 500 nüf. Philadelphia, Schuylkill ile Delavvare’in kavuşmasıyle olu­şan yarımada üzerinde kuruldu; ırmak de­rinliğinin fazla olması, denizden uzaklığına rağmen (160 km) büyük bir liman kurulma­sına yol açtı. 41 Milyon tonajla Houston ve New York’tan sonra A.B.D.’nin üçüncü limanı olan bu limandan maden filizi, pet­rol, şeker, yün, yağ bitkileri ithal edilir, kömür, tahıl, sanayi ürünleri (rafine şeker, makine eşyaları) satılır. Ağır sanayi yakın bir tarihte büyük ölçüde gelişti; petrol tas­fiyesi, demir sanayii, kimyasal ürünler. En önemli sanayiler imalât sanayileri ve tüke­tim sanayiidir: dokumacılık, konfeksiyon, makine (otomobil, vagon, lokomotif) sana­yii, gemi yapımı, ecza malzemeleri. Bu ik­tisadî gücü sayesinde şehir A.B.D.’nin üçün­cü malî merkezi haline geldi. Planlarını Penn’in çizdiği eski şehir çekirdeği bugün de iş merkezidir. Doğuda, Delaware boyunca, liman yakınında ve batıda Schuylkill bo­yunca sanayi ve işçi semtleri uzanır. İlk hücreyi meydana getiren yarımadanın öte­sinde de sanayi ve konut semtleri vardır: bunlar Delaware boyunca (West Philadel­phia, Manayunk, German-town) ve ırmağın doğusunda (Camden) uzanan şehre bağlı es­ki köylerdir.
• Tarih. Philadelphia, William Penn tara­fından (1682) kuruldu ve düzenlendi. Quaker’lerin yerleştiği modern bir şehir oldu. Şehre Alman ve İskoçlar da yerleştiler. XVIII. yy.da büyük ölçüde genişleyen ve sömürgenin fikir merkezi haline gelen şe­hirde ilk dergi 1741′de, ilk gazete de 1784′te yayımlandı. Phiiadelphia’da o zamandan kalma birçok anıt ve güzel konak vardır. Şehir başkaldırma hareketinde önemli rol oynadı ve 1774 ile 1775′teki ilk kongreler burada toplandı; Bağımsızlık bildirisi (4 temmuz 1776) burada imzalandı. 1790-1800 Arası A.B.D.’nin başkenti olan Philadelp­hia, XIX. yy.da köleciliğe karşı, puritan ve muhafazakâr bir şehir haline geldi. (L)
Philadelphia konvansiyonu, on üç A.B.D. eyaletinin meclislerini temsil eden ve 65 temsilciden meydana gelen kurucu meclis; oturumlara 55 temsilci katıldı. Başkanı George Washington, sekreteri Jackson olan ve üyeleri arasında Franklin, Madison ve Robert Morris bulunan konvansiyon, 27 eylül 1787′de A.B.D. anayasasını hazırladı; ancak 41 temsilcinin onayladığı bu anayasa 4 mart 1789′da New York kongresinde im­zalandı. Uzak görüşlü olan meclis, küçük eyaletlerin çıkarlarına saygı gösteren (her birinin iki senatörü olacaktı) uzlaştırıcı bir anayasa hazırlamayı başardı. Ayrıca kuzey ve güney eyaletlerine denge sağlayıcı bazı üstünlükler tanındı: güney eyaletleri mec­liste zencilerin sayısının üçte ikisi göz önün­de tutularak temsil edilecekti, iktisadî alanda da buna benzer bir dengeleme uygu­landı: kuzey eyaletleri köleliğin kaldırılma­sını, güney eyaletleri ise ticaret ve sanayiyi talimata bağlayan seyrüsefer kanunlarının kaldırılmasını istemekten vaz geçecekti. (L)
Philadelphia müzeleri, PENNSYLVANiA GÜZEL SANATLAR AKADEMİSl’nde yüz yılı aşkın bir zamandır beîîibaşîı amerikalı res­samların eserleri sergilenir. Oldukça zengin Olan PHİLADELPHİA SANAT MÜZESİ’nde sayısız roman ve gotik eser (Fransa, İtal­ya), seramik koleksiyonlar, demir eşya, in­ce marangozluk işleri, ısfahan fayansları ve halıları, çin yeşim taşları bulunmaktadır. Resim galerilerinde ilk italyan ressamlarının eserlerinden XIX. yy. ressamlarının eserle­rine kadar çeşitli tablolar sergilenir (Giot-lo. Botticelli, Bosch, Van Eyck, Van der Weyden, Rubens, Rembrandt, Poussin, Delacroix, Corot, Daumier, Courbet, Cezanne). PENNSYLVANİA ÜNİVERSİTESİ MÜZESİ, Mısır, Filistin, Yunanistan, Roma, Af­rika ve Meksika heykel ve eşyalarıyle Sa­rat müzesini tamamlar. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLADELPHİA,Philadelphia konvansiyonu,Philadelphia müzeleri, hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PFORR (Johann Georg)

Tarih 27 Mayıs 2009

PFORR (Johann Georg), alman ressamı (Ulfen, Eisenach yakınları 1745-Frankfurt-am-Main 1798). Hayvanları ve özellikle at­ları canlandıran çeşitli tabloları dolayısıyle ona alman wouwermans’i adı verildi (Frankfurt-am-Main müzesi). — Oğlu FRANz da (Frankfurt-am-Main 1788-Albano 1812) ressamdı, Nazaren okuluna katıldı. Frank­furt-am-Main, Berlin, Dresden, Viyana ve Weimar müzelerinde eserleri vardır. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PFORR (Johann Georg) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCKENOY

Tarih 27 Mayıs 2009

PİCKENOY (Nicolaas elîas, — denir), hollandalı ressam (Amsterdam 1588-ay.y. * 1655). Toplulukları gösteren birçok portre yaptı (Amsterdam Islahhanesi Yöneticileri, Amsterdam, Rijksmuseum). Louvre’da bir­çok erkek portresi vardır. (l)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCKENOY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİERRE (Jean-Baptiste Marie)

Tarih 27 Mayıs 2009

PİERRE (Jean-Baptiste Marie), fransız res­samı ve gravürcüsü (Paris 1713 – ay.y. 1789). Natoire ve De Troy’nin öğrencisiydi. Akademi rektörü (1768), sonra müdürü (1778), Gobelins imalâthaneleri müdürü ve kralın başressamı (1770) oldu. Gobelins müzesin­de onun desenleri örnek alınarak yapılmış birçok halı vardır. Paris’te Saint-Roch kili­sesinde büyük bir kompozisyonu yer alır: Meryem’in Uruc’u (1756). [L]

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİERRE (Jean-Baptiste Marie) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETTORUTİ (Emilio)

Tarih 27 Mayıs 2009

PETTORUTİ (Emilio), arjantinli ressam (La Plata 1894). Kendi kendini yetiştirdi, 1913′te, ailesinin vatanı Floransa’ya gitti ve fütürist akıma katıldı. 1922′de Almanya’da kaldı, 1924′teki ilk Paris yolculuğu sırasın­da Juan Gris ve Gino Severini ile dost ol­du. İngiltere’ye gitti, sonra Arjantin’e dön­dü (1925-1952 arası). 1953′te Paris’e yerleşti, 1956′da Guggenheim ödülünü kazandı. Cordoba ve Rosario müzelerinde, Buenos Aires’teki înstituto Di Tella’da eserleri var­dır. Tablolarında Avrupa öncü (avangard) resminin başlıca akımlarının sentezini yap­tı ve bu zevkin Güney Amerika’da yayılma­sına katkıda bulundu. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETTORUTİ (Emilio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETTIE (John)

Tarih 27 Mayıs 2009

PETTIE (John), iskoçyah ressam (Edinburgh 1839 – Hastings 1893). Edinburg’da, Robert Scott Lauder’ın öğrencisi oldu ve ilk tablosu Hapishane Sevgilisi’ni 1859′da orada sergiledi. Ertesi yıl Silâhçılar’ı Lon­dra’da, Royal academy’de teşhir etti. 1862′de kesinlikle Londra’ya yerleşti. Büyücülük Suçundan Tutuklanma adlı tablosuyle Ro­yal academy’nin yardımcı üyeliğine kabul edildi, yedi yıl sonra tam yetkili üye oldu. Konularını genellikle tarih ve edebiyattan (bu arada sir Walter Scott’un romanların­dan birçok sahne) alıyordu. Fakat eserleri, renklerinin zenginliği ve canlılığıyle, ben­zer konuları geleneksel bir biçimde işleyen tablolardan ayrılır. (M)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETTIE (John) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCTOR

Tarih 26 Mayıs 2009

PİCTOR, Ressam* sehpası takımyıldızının latince adı (kısaltması: Pic). [L]

PİCTOR (Q. Fabius). Bk. FABiüS PİC­TOR.

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCTOR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETİTOT (Jean)

Tarih 25 Mayıs 2009

PETİTOT (Jean), isviçreli mine ressamı (Cenevre 1607 – Vevey 1691). Mimar ve heyketıraş olan babasından ve kuyumcu Pierre Bordier’den ders aldı; Bordier ile bir­likte mineli portreler yaptı, italya’ya ve Fransa’ya gitti, Charles I tarafından İngil­tere sarayına alındı. 1649′da, Louvre sarayı­na yerleşti ve orada Le Brun, Mignard ve Philippe de Champaigne’in tablolarının mi­neli kopyalarını yaptı. Nantes fermanı yü­rürlükten kaldırılınca, bir süre hapiste yat­tı, sonra İsviçre’ye döndü. (L)

25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETİTOT (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETERSSEN (Eilif)

Tarih 25 Mayıs 2009

PETERSSEN (Eilif), norveçli ressam (Chris-tiania 1852 – Lysaker 1928). önce Kopenhag’ta okudu, sonra Münih’te W. Diez’den ders gördü; konusunu tarihten alan Christian II’nin, Torben Oxe’nin Mahkûmi­yetini İmzalaması (Breslau müzesi) adlı tab­lo ile tanındı, italya’da (1880′e doğr.) ge­nellikle konusunu Roma imparatorluğundan alan resimler yaptı. Eserleri (özellikle man­zara ve portreler) Oslo galerisinde, dinî re­simleri ise Oslo’da ve Bergen kilisesindedir. (M)

25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETERSSEN (Eilif) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETERS (Johann Anton DE)

Tarih 25 Mayıs 2009

PETERS (Johann Anton DE), alman res­samı ve gravürcüsü (Köln 1725-ay.y. 1795). Uzun süre Paris’te yaşadı (1745-1787). Italya’ya bir yolculuk yaptı (Roma’daki San Luca akademisinin üyesiydi). Danimarka kralı Christian VII’nin özel ressamı oldu. Tablolarında F. Boucher’nin, J.H. Fragonard’ın, J.B. Greuze’ün etkileri görülür. Louvre müzesinde ve Köln’deki Wallraf Richartz museum’da eserleri vardır. (M)

25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETERS (Johann Anton DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PESNE (Jean)

Tarih 23 Mayıs 2009

PESNE (Jean), fransız gravürcüsü ve ressa­mı (Rouen 1623-Paris 1700). Poussin’in, Raffaello’nun, Tiziano’nun ve Carracci’nin birçok tablosunun gravürlerini yaptı. — Ye­ğeni ANTOİNE (Paris 1683 – Berlin 1757), Friedrich II’nin çağırışı üstüne Prusya’ya gitti; orada portreler, tarihî tablolar yaptı; kralın birinci ressamı ve Krallık akademisi yöneticisi oldu. Eserleri arasında Kontes Sophie Marie von Voss’un portresiyle (Charlottenburg şatosu), Kendi Portresi (Nürnberg Alman müzesi) sayılabilir. (L)

PESO i. Bk. PEZO.

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PESNE (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERUZZt (Baldassare)

Tarih 22 Mayıs 2009

PERUZZt (Baldassare), italyan ressamı, mimar ve mühendisi (Siena 1481 – Roma 1536). önce Siena katedralinde çalıştı, son­ra 1504′te Roma’ya gitti, Bramante ve Raf-faello ile tanıştı. Şaheseri olan Farnesina villası (1508-1511), o çağda kullanılan süs­leme sanatının tam bir özeti ve Roma in­celiğinin son örneğidir. Roma 527′de yağ­malanarak halkı kılıçtan geçirilirken varı­nı yoğunu kaybetti ve Siena’ya sığındı. Orada, 532′ye kadar belediye binası inşaa­tını yönetti, villa planları çizdi ve Belcaro şatosunu yaptı. Sonra Roma’ya döndü, Massimo sarayını yaptı. Sagra ile Carpi katedrali de onun eseridir. 1536′da, Roma’­da, San Pietro kilisesinin ikinci mimarlığı­na getirildi. (l)

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERUZZt (Baldassare) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERU

Tarih 22 Mayıs 2009

PERU i. Bk. pero.

PERU, Güney Amerika’da devlet, Büyük Büyük Okyanus kıyısında; 1 285 215 km2; 12 012 000 nüf. Başkenti, Lima (1 716 000 nüf.). Başlıca şehirleri: Calloa (161 300 nüf.); Arequipa (156 700 nüf.); Trujillo (100 100 nüf.), Chiclayo (86 900 nüf.); Cuzco (78 300 nüf.); İquitos (58 200 nüf.).

COĞRAFYA Fizikî coğrafya

• Yüzey şekilleri. Peru’nun yüzey şekilleri üç büyük bölgeye ayrılır: Andîar, Amazon bölgesi, kıyı bölgesi.

1. Merkezde Andlar, arazinin üçte birini içine alır. Hemen her yerinde başlıca üç unsura rastlanır: 4 000 m yükseltiye doğru puna veya pampa denen yüksek alanlar, 5 000 m’den yukarıda çoğu 6 000 m’yi aşan ve eskiden sanıldığı gibi düğümler değil, basamaklar meydana getirerek kuzeybatıdan güneydoğuya uzanan kalıntı engebeleri, Amazon şebekesine bağlı akarsular (Urubamba, Apurimac, Mantaro, Huallaga, Maranon) tarafından aşıldığı halde başları çoğunlukla Büyük Okyanus’a yakın olan dar ve derin vadiler.

And dağlarının en geniş kısmı Güney Peru’dadır. Bu bölgede üç kısım ayırt edilir:

Huancayo Andları’nı, Abancay’ı Cuzco ve Carabaya’yı kapsayan doğu cordillera; Titicaca gölüne doğru çoğunlukla bazaltlar ve volkan külleriyle örtülü olan (Bolivya sınırı dışında) ve büyük ölçüde yarılan punalar; Chachani (6 035 m), Misti (5 842 m), Tutucapa (5 780 m) gibi yanardağların bulunduğu batı cordillerası. Orta ve Kuzey Peru’da, Andlar kıyı bölgesinden uzaklaşır; kütle özelliği taşıyan dağlar kalıntı engebeleridir: Huayhuash cordilleralan; Huascaran dağında yükseltisi 6 768 m’yi bulan ve güzel buzulların yer aldığı cordillera filanca, Serra Negra (5 000 m). Ekvador sınırına yaklaştıkça Cajamarca Andları’nda genel yükselti azalır ve boğazların yüksekliği 2 500 m’yi aşmaz. Puna alanlarının yerini Mantaro’nun doğduğu Junin pampası ve Rio Santo’nun başladığı Conocacha pampası gibi yüksek bataklık ovalar alır.

2. Andların doğusunda Peru Amazon bölgesi (Amazonas) uzanır; Rio dağeteğiyle bir alüvyon ovasından meydana gelen bu geniş bölgedeki ırmakların başlıcaları (Ucayali, Maranon ve Rio Napo) önandlar’dan çıktıkları boğazlar ve çağlayanlardan sonra (Maranon kıyısında, 150 m yükseltide Pongo de Manseriche) genişler. Peru Amazon bölgesi, ülke topraklarının yarısını içine alır. Bk. AMAZON.

3. Kıyı bölgesi, bir dolma ovasında veya Chincha ile Canete arasında yükseltisi 170 m’yi bulan konglomera yarlarından meydana gelir, Batı Andlar ile temas bölgesi, ancak Pisco ile Narca arasında yüksektir.

• Peru İklim ve bitki örtüsü. Başlıca iklim olayı kıyı ile Amazon bölgesi arasındaki bakışımsızlıktır. Dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan kıyıda sıcaklık farkları çok düşüktür: Lima’da on dokuz yılda yıllık yağış ortalaması 37 mm’dir. Bu çok az yağışlar gökyüzünü kışın örten buharların (garva) yoğunlaşmasının sonucu olan ince yağmurlar halinde düşer; bununla birlikte yükseltisi 500 m’yi geçen tepelerde (paranalar) seyrek otların yetişmesine imkân verir. Kıyı bölgesi, Batı Andlar’dan inen sel sularının ağzındaki vahalarla yer yer kesilen bir taş ve kum çölüdür. Buna karşılık Peru Amazon bölgesi bol yağış alır (ovada 3 m’den çok): bu yağışlar ve ekvator bölgesinin aşırı sıcaklığı montana denen ve yapraklarını dökmeyen sık bir ormanın yetişmesine imkân vermiştir. Montana adı, teşmil yoluyle bütün bölgeyi de ifade eder. Doğu Andlar’ın yamaçlarında orman seyrekleşir: burası otlu bozkırlar ve çalılarla örtülü ceja da montana bölgesidir. Doğu sierralarda yükselti sıcaklığın düşmesine yol açar. Cuzco’da yıllık sıcaklık ortalaması 20°C, en yüksek sıcaklık 26°C ve en düşük sıcaklık —5°C’tır. Mayıs Kasım aylarında yağış düşmez ve yağışlar aralık-nisan ayları arasında toplanır. Yağışlar yükseltiyle birlikte azalır: kuzeyde yıllık yağış ortalaması 900 mm, güneyde ise 300 mm’dir; ancak sert ve ender bir otun yetiştiği punalar çöllerle örtülüdür. Ağaçlar yalnız vadilerde ortaya çıkar (salkım söğüde benzeyen molle ahlat ağacı). Dikenli ağaçsılar ve cereus katlarıyle (3 800 – 1 500 m yükselti arasında) Batı And punalarından kıyı çöllerine geçilir. Buzullar ve daimî karlar yüksek kalıntı engebelerinde toplanmıştır ve 4 500 m’nin altına pek ender iner. Cordillera Blanca’nın adını buzullardan almasına karşılık, Misti’-de, yükseltisine rağmen, daimî karlar yoktur.

PERU Beşeri coğrafya

Peru, eski kızılderili medeniyetlerinin ülkesidir. Halkın çoğu hâlâ quechua ve aymara dillerini konuşur. Nüfusta kızılderililerin oranı yüksektir: bütün ülkede yüzde 47, Sierra’da yüzde 80. Melezlerin sayısı da hemen hemen aynıdır ve şehirlerde özellikle Lima’da yaşayan safkan beyazların sayısı ancak 600 000′dir. ülkede hâlâ 40 000 asyalı (özellikle cinli) ve 30 000′den az zenci yaşar. Hızla çoğalan nüfus son kırk yılda iki kat kadar artmıştır. Doğum oranının binde 30′dan çok, ölüm oranının ise binde 8,2′den az olduğu sanılır. Ortalama nüfus yoğunluğu km2′de 8,1 kişidir. Ama, Sierra’-daki yoğun nüfuslu vadilerle Puna’nın ve Amazon ormanmdaki birbirine uzak toplulukların nüfusu çok farklıdır. Peru’nun öteden beri bir köylü ülkesi olmasına karşılık şehir nüfusu zaman zaman tehlikeli bir ritimle artar. Bunun sebebi, Kızılderililerin yoksulluk yüzünden dağlardan kaçmasıdır: 1925′te 250 000 kişi olan Lima’nın nüfusu bugün Calles limanıyle birlikte bir milyonu aşar. öbür Peru şehirleri çoğunlukla sanayinin az ölçüde geliştiği büyük tarım pazarlarıdır: şekerkamışı ve pirinç tarlalarıyle Trujillo ve Chiclayo, vahasıyle Arequipa, pamuk tarlalarıyle Ica ve Piura, güzel tarlalarıyle Cuzco. Bununla birlikte yeraltı kaynaklarının işletilmesi Andlar’da, Cerro de Pasco ve La Oroya, Tacna (bakır), Chimbote (çelik fabrikası) gibi şehir çekirdeklerinin kurulmasına yol açmıştır. Büyük Okyanus kıyısında Bolivya’nın limanı olan Mollendo, Peru’nun Amazon kıyısındaki limanı tquitos ve Titicaca gölünün limanı Puno’da ulaşım sayesinde sanayi gelişmiştir.

Peru iktisadî coğrafya

• Tarım ve balıkçılık. Tabiî bölgelerin çeşitliliği üretimin ve kır faaliyetlerinin büyük ölçüde çeşitlenmesine imkân verdi: Amazon bölgesinde kerestecilik, tropikal ürünler tarımı (pirinç, mısır, manyoka, yerfıstığı, şekerkamışı, pamuk, kahve, kakao, çay), akdeniz ve ılıman iklim bitkileri (buğday, arpa, asma, zeytin, mercimek, bakla, fasulye), patatesin ağır bastığı And bitkileri tarımı. Ama çoraklık sulamayı gerektirir ve tarımı devamlı olarak kuraklık tehdit eder. Amazon ırmaklarının sularını kıyıya ulaştırmak için büyük çalışmalar tasarlanmıştır. Sömürgecilerden kalma büyük mülkler veya tersine bazı sulak bölgelerde toprakların aşırı derecede parçalanmış olması genellikle çok yoksul olan kızılderili köylülerin hayat seviyesinin yükselmesini engeller. Dağlardaki geniş alanların teknik bakımdan çoğunlukla geri olmasına karşılık, kıyılardaki daha modern büyük çiftliklerde şekerkamışı ve pamuk yetiştirilir; kimyevî gübre ile tohum seçimi Mısır elyafına benzer bir pamuk üretilmesine imkân vermiştir. İhracat bitkileri tarımının gelişmesi, besin tarımıyle atbaşı yürümez: oysa beslenecek insan sayısı günden güne artmaktadır. Et üretimi ülke ihtiyacını karşılamağa yetmez. Bununla birlikte And sürüleri (koyun, lama, vicuro, alpaka) yün ihracatına imkân verir. Peru doğudaki sıcak ve yağışlı bölgelerin değerlendirilmesini (Tingo Mario yerleşme merkezi) desteklemektedir. Ayrıca Büyük Okyanus’un soğuk sularında büyük ölçüde balıkçılık yapılır. Ton balığı avcılığının teşkilâtlandırılması, hamsi setlerinin yakın bir tarihten beri büyük ölçüde işletilmesi ve büyük tesisler inşa edilmesi Peru’nun birkaç yıl içinde yabancı sermaye ve teknisyenler yardımıyle dünyada balıkçılığının en gelişmiş olduğu devletlerden biri haline gelmesine imkân verdi. 1960-1965 Arası gayrısafi millî hasıla, yılda yüzde 6 oranında arttı; ama hızlı nüfus artışı bu oranı yaklaşık olarak yüzde 3,5′e düşürdü. Bu ilerlemenin başlıca sebebi, Jbalık unu sanayiinin gelişmesidir. 1960-1964 Arasında, tutulan balık miktarı 3,6′dan 9,1 Mt’a çıktı ve Peru dünyada birinci sıraya yükseldi (1966′da 8,8 Mt). Bir toprak reformu başlatılarak 60 000′den çok köylüye toprak verildi.

• Madenler. Yeraltı kaynaklarının işletilmesi Peru ekonomisinin sağlam olmayan dengesini sağlar. Sömürge dönemindeki altın ve gümüş, özellikle XIX. yy .da işletilen guano, bugün ikinci plana düşmesine rağmen hâlâ önemlidir. Peru dünyanın dördüncü gümüş üreticisidir; guano hâlâ kıyıdaki çorak adalarda elde edilir. Demirsiz madenler üretimi önemlidir: kurşun, bakır (La Oroya’da işlenir), Cerro de Pasco bölgesinde çinko daha az ölçüde çıkarılır ama ticarî önemi büyük olan vanadyum, bizmut, antimon, tungster, molibden, kadmiyum, uranyum, manganez. Demir filizi üretimi hızla gelişmektedir: 1953′ten beri işletilen Marcona yatağı; Lima’nın güneyinde Acari madenleri; zengin filizlerin bulunduğu ve Japonların ilgilendiği güneydeki Chala limanı yakınında yataklar. Peru Maden bankası yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesini destekler ve yabancı şirketlere (başlıcaları amerikan şirketleri) arama ve işletme imtiyazları verir. Madenlerin dağlarda, çoğunlukla 3 500 m’den yüksekte olması, bunların işletilmesini güçleştirir ve masrafları artırır.

• Enerji kaynakları. Peru enerji” sıkıntısı çeker: Ancak idare bölgesinde, Santa vadisinde ve Arequipa ile Tuna arasında, maden kömürü üretimi 160 000 tonu pek az geçer; hidroelektrik üretimi çorak iklim, akarsuların sel rejimi ve Andlar’ın yüksek eğimi yüzünden sınırlıdır; bununla birlikte petrolün katkısı önemlidir: en verimli yataklar kıyı bölgesinin kuzeyindedir: Lobitos ve Negritos (bir ingiliz şirketi tarafından işletilir), Talara (Standart Oil’un kolu olan bir şirket), Zorritos (devlet şirketi) petrol merkezleri. Amazon yamacında Amerikan-Peru şirketinin üretimi artmaktadır. Aynı zamanda And dağeteğinde araştırmalar yoğunlaşmakta ve Manaus’ta (Brezilya) inşa edilecek rafineriye ham petrol sevkıyatı tasarlanmaktadır.

PERU için Machupiccu’da harabeleri önem arzetmektedir. Andların en yüksek zirvelerinden Salcantay ‘dır.

• Sanayi. Peru’da sanayi son yıllarda gelişti. Geleneksel besin ve dokuma sanayii (Lima, Cuzco, Arequipa) dökümcülük, çinko, bakır ve kurşun tasfiyesinin yanı sıra modern sanayiye ve temel donatıma yönelmiştir (Chimbote Çelik fabrikası). Gelişen kimya sanayii, gübre, patlayıcı madde, ecza ve antikriptogam malzemesi, sunî dokuma üretir. Ayrıca seramik, sıcağa dayanıklı maddeler oto lastiği fabrikaları kurulmuştur.

Peru’da sanayide en büyük gelişme, üretimi üçte iki artan demir çıkarımında oldu (1966′da 5,3 Mt); petrol üretimi daha ağır gelişmesine rağmen 1966′da 3 Mt’u geçti. Bakır, kurşun, çinko, değerli madenler, 1960′-tan sonra en yüksek seviyesine ulaştı; kurşun, özellikle de çinko üretiminin bir kısmı yerinde değerlendirilmeğe başladı.

• Ulaşım. Hükümetin sürekli çabalarına rağmen ulaşım yolları ağı henüz yetersizdir. 4 000 km’yi aşan demiryollarının çoğu özel şirketlerindir (başlıcası bir kanada şirketi); hatların çoğu 1951′den sonra And şehirleriyle maden merkezlerini kıyı limanlarına bağlamak için inşa edildi ve inşaat sırasında dünyanın en yüksek seviye farklarıyle karşılaşıldı. Başlıca hatlar Lima’yı Cerro de Pasco ve Huancayo’ya bağlar; Çuzco, Puna, Arequipa ye Mollendo’ya bağlanmıştır. En iyi karayolu, Büyük Okyanus kıyısını takip eden Panamerika karayoludur. Devam eden inşaatlarla karayolları And yamacına doğru uzatılmaktadır; And yamacında ırmak ulaşımı da düzenlenmektedir (tquitos limanı). Ayrıca hava ulaşımı hem milletlerarası (Lima havalimanının donatılması), hem de mahallî rol oynar. Başlıca limanlar Talara (petrol ihracatı), Paita ve Pisco (pamuk), San Juan (Marcona’nm demiri), Bolivya dış ticaretine katkıda bulunan Chimbote, Mollendo ve Matarani, donatımı çok modern olan ve çeşitli malların mübadelesi yapılan Callao’dur.

• Dış ticaret. Peru’nun dış ticareti, hâlâ hammadde ihracatıyle sanayi ürünleri ithalâtına dayanır. Maden filizi, maden ve tropikal ürünlere (pamuk, şekerkamışı) yönelen ihracat oldukça çeşitlidir. Besin ürünleri ve yeni sanayiler için gerekli donatım mallarını ithal etme zorunluğu ticaret ?çığını artırmış, peru parasını zayıflatmıştır. Latin Amerika’da Peru’nun özelliği serbest mübadeleci siyaseti ve dış yatırımları geniş ölçüde kabul etmesidir.

Genellikle tek tip üretime dayanan nispî refahın sağlam temellere oturtulmadığı 1965′te balık unu ihracatındaki gerilemeyle ortaya kondu; pamuk ve şeker fiyatlarının düşmesi durumu daha da ciddîleştirdi. Balıkçılığın gelişmesi 1960′tan sonra, eskiden beri hep açık veren ticaret bilançosunu dengelemeğe imkân vermişti. Bu sanayinin gerilemesi ihracatta duraklamaya yol açtı; oysa ithalat artmağa devam ediyordu. Ticarî bilanço 1965′te yeniden açık verdi, aynı yıl altın ve döviz rezervlerinin yarısı eridi. Durum güç çözülür bir hal aldı; çünkü ihracatta beklenen yeni gelişme 1959-1964 dönemindeki kadar hızlı olmadı (o dönemdeki olağanüstü artış henüz dizginlenemeyen bir enflasyona yol açmıştı). Latin Amerika serbest mübadele bölgesinin kurulması (1960-1961) 1960-1964 arası öteki tiye devletlerle ticareti iki kat. artırchysa da, 1966′da A.B.D. hâlâ Peru’nun ticaret yaptığı başlıca ülkeydi (ithalâtın yüzde 37’si, ihracatın yüzde 35′i).

TARİH

ilk medeniyetler

En eski medeniyetin kuzey kıyıdaki Huaca Prieta medeniyeti olduğu (M.ö. 1500′e doğru) sanılır: M.ö. 1000′e doğru ortaya çıkan mısır ve seramik, kıyıda Viru ve Chavin (yaklaşık olarak M.S. 300′den 600′e), Mochicas (Moche anıtları) ve Nozca (M.S. 500′e doğru) kültürlerinin gelişmesine yardım etti. Sonra büyük siteler çağı başladı: yaylada Aymaraların Tiahuanaco sitesi, kıyıda Chimaların başkenti Chanchan (M.S. 1200′e doğru). Bütün bu medeniyetlerin ortak özelliği mısır ve patates tarımı, lama yetiştiriciliği, bakır, tunç ve altın metalürjisidir: ayrıca hepsi yazıları olmadığından hatıra bırakmak için quipu kullanırlardı. 1200′e doğru tnkalar Güneş sülâlesi Cuzco vadisi Quechua’larında hüküm sürmeğe başladı: XV. yy.da Viracocha İnka, Pachacutec, Tunas, Yupanqui ve Huayna Capac zamanında 5° kuzey enlemi ile 37° güney enlemi arasındaki And yayları ve kıyı halklarının hepsine hâkimiyetini kabul ettirdi, özellikle mimarîsi (bk. cuzco, machupicchu) ve idarî kurumlarıyle ilgi çeken inka medeniyeti boyun eğdirdiği bütün halklara silinmez damgasını vurdu.

ispanyol fethi ve hâkimiyeti

Devletini iki oğlu Atahualpa (Quito) ve Huascar (Cazco) arasında bölüştüren Huayna Capac’ın ölümünde (1525′e doğru), iç savaş İnka imparatorluğuna büyük zarar verdi. Panama İspanyolları, Balboa’dan beri, daha güneyde altın bakımından zengin bir ülke bulunduğunu biliyorlardı ve bazıları kıyı bölgesini keşfe gitmişlerdi. Bu serüvencilerden Francisco Pizarro, Kari V tarafından henüz fethedilmemiş olan Yeni Castilla’nın genel valiliği ve başkumandanlığına tayin edildi (1529). Atahualpa’nın kardeşini öldürttüğü (1532) sırada inka topraklarına ayak basmıştı (1531). Pizarro birkaç asker ile İnka’yı tutukladı ve boğdurdu (1533 ağustosu); İspanyollar Cuzco’yu ve hazinelerini ele geçirirken ülkeyi Pizarro’dan sonra onun tayin ettiği kukla valiler yönetti. İnka Manco Capac II ayaklandı, genel valinin kardeşini büyük şehirde kuşattı (1533-1536) sonra ormanlara çekildi. İnka imparatorluğunun candamarını Cajamarca ortadan kaldırdı ve yenilenler ya kendilerini öldürerek veya İspanyolları çekmiş olan hazineleri tahrip ederek direndiler. Birbirlerine düşman olan Pizarro ve arkadaşları (bk. almagro) 1538-1542 arası ortadan kalktılar.

1542′de Kari V «Yeni yasalara çıkarttı ve bunların uygulanması için Peru Kral naipliğini kurdu; sınırsız bir arazi olan bu naiplik Güney Amerika’da devam eden fethin hareket üssü olarak yararlanıldı: ilk genel vali Blasco Nunez Vela, 1543′te, kıyı yakınında Pizarro tarafından kurulan (1535) ve 1542′de bfr audiencia merkezi olan Lima’ya yerleşti. Genel valiye bir meclis (Real acuerdo) ve yerlerini 1582′de sekiz mültezimin aldığı il valileri (corregidoreler) yardım ediyordu. Canete markisi genel vali (1556-1561) Andres Hurtado de Mendora’nın hazırladığı sömürge sistemini Francisco de Toledo (1563-1581) inka örneğini kopya ederek teşkilâtlandırdı: bu sistem tarım toplulukları halinde biraraya toplanmış olan kızılderililerin sömürülmesine dayanıyordu: toplulukların bazıları kendilerini sömüren bir ispanyol yöneticinin vesayeti altındaydı (encomienda’laı); öbürleri kabilenin kamu yetkisine ve mita’ya (Inkaların kurduğu angarya sistemi) karşı borçluydular (çoğu bu yüzden Lima’ya ve kıyı bölgelerine kaçtı). Kızılderilileri paganlıktan kurtararak hıristiyan kültürüne bağlamak (Juli cizvit misyonu) ve orijinalliklerini muhafaza etmek için (Kari II’nin Recopilacion de las Ley es do indias’ı çıkarması [1680]) rahipler büyük çaba harcadılar, inka kralı Tupac Amaru I’in (öl. 1571) ve 1780′de Tupac Amaru II’nin (öl. 1781) isyanlarının da gösterdiği gibi inka klanı toplum yapısında ağırlığını uzun Süre muhafaza etti. İspanyol kolonları And yaylalarında zeytin, buğday ve üzüm yetiştirmeğe başladılar; kıyıda kurdukları şekerkamışı işletmelerinde çalıştırmak için zenci köleler getirdiler: boyalar, mobilyalar, dinî süslemeler, meksika dokumaları v.b. satın aldılar. Ama Peru’nun başlıca zenginliği yeraltı kaynaklarıydı. Huancavelica civa madeni sayesinde Meksika’da (1567), sonra Peru’da (1572′de veya en geç (1585′te) gümüş malgamasına başlandı. 1545′te bulunan Potosi gümüş madeni XVIII.yy.a kadar dünya üretimine hâkim oldu ve Callao de Lima’dan Panama (başlıca yol) ve Tehuantepec kıstaklarına (Huatulca, XVI.yy.dan sonra da Novidad limanlan) doğru giden ticarî akınların büyük kısmını besledi. İspanya’nın ve bütün Avrupa’nın ekonomisini bozan bu para, sömürge toplumunu zenginleştirdi: Peru’da şehirler, barok üslûbunda kiliseler ve bir üniversite (1551′de Lima’da San Marcos üniversitesi) inşa edildi; ayrıca ülkenin lüks eşya ithalâtı günden güne ar­tıyordu.
Ama bu refah dönemi uzun sürmedi; Potosi’nin gümüş üretimi, 1610-1630 arası en yüksek seviyesine eriştikten sonra, işletme­nin teknik yetersizliği ve kızılderili halkın mita’nın uygulanmadığı kıyıya, tarım işlet­meler ine ve şehirlere (özellikle Lima) kaç­ması yüzünden çöktü: ücretli işçi sınıfının doğması bu süreci engellemedi; zaten nüfus da XVII. yy., sonuna kadar büyük ölçüde azaldı. XVIII. yy.da nüfus yeniden art­mağa başladı, ama Potosi tekrar kalkma­madır bunda, ispanya ile Büyük Okyanus ve Panama kıstağı aracılığıyle kurulan iliş­kilerin kesilmesi ve ispanya ile tek bağlantının uzun ve tehlikeli Buenos Aires yo­lundan başka bir bağlantının bulunmaması büyük bir rol oynadı. Avrupa ile bağlantı­ları kesilen, birbirinden iyice uzak ve her birinde ayrı bir hayat tarzı gelişen coğrafî birimlerden kurulur ve aslında bütün Gü­ney Amerika’yı içine alan yedi audencia’ya (Panama, Santa Fe de Bogota, Quita, Li­ma, Charcas, Şili ve Buenos Aires) bölün­müş büyük Peru Genel valiliği yavaş yavaş bugünkü sınırlarına yerleşti. Tierra Firma veya Yeni Granada (1718) Genel valiliği 1739′da kesinlikle teşkilâtlanarak Peru’dan bugünkü Venezuela, Kolombiya ve Ekvador’u aldı; 1776′da La Plata Genel valiliğin (Arjantin, Uruguay, Paraguay) kurulmasıyle Peru Charcas audienca’sım (Yukarı Pe­ru, bugünkü Bolivya) bile kaybetti. Ayrıca 1778′de kurulan Şili Genel valiliği Lima’­ya karşı oldukça muhtardı ve ticaret ser­bestisinin ilânı (1778) ispanyol sınırlarını tehlikeye düşürerek bağımsızlığı hazırladı.
Peru’ nun Kurtuluşu ve Siyasî bağımsızlık
Kral naibi J.F. Abascal (1804-1816), Kreollere ispanyol hâkimiyetini kolaylıkla kabul ettirdi ve isyan eden arjantin ordusunu püs­kürttü. Ama Cadiz ayaklanmasından (1820) sonra, San Martin, Arjantinli ve Şilililerin başında hücuma geçti, ayaklanan Lima’ya girdi, Peru’nun bağımsızlığını ilân ederek «Koruyucu» unvanını aldı (28 temmuz 1821); ama Bolivar ile Guayakuil’de görüştükten (temmuz 1822) sonra 1822 eylülünde bu un­vandan vaz geçti. Kurtarıcı adı verilen Bo­livar ordusu (eylül 1823) ispanyol ordusunu kesinlikle yok etti (Junin ve Ayacucho 1824): son ispanyol garnizonu (Callao gar­nizonu) 1826 ocağında teslim oldu. Ama topluma hâlâ beyaz azınlık, büyük mülk sahipleri ve kilise hâkimdi. Daha o tarih: e siyasî kargaşa başladı; Bolivar’m ülke; kaderine terk etmesinden (eylül 1826) er­ce iki yıl içinde iki cumhurbaşkanı değişi: Peru’da birçok pronunciamento ve Anaya­sa değişikliği olurken XIX. yy. Avrupa siyasî belâgatinin altında CaudillolariK şahsî rekabetleri gizleniyordu.
Aşağı ve Yukarı Peru arasındaki gelenek­sel bağlar, mareşal Santa Cruz’un bir Peru-Bolivya konfederasyonu kurmasına (1836 imkân verdi: bu birliği şili ordusu dağıttı (1839). iki defa cumhurbaşkanı seçilen Ramon Castilla (1845-1851 ve 1855-1862), dik­tatörlüğünü kabul ettirdi, kızılderililerder. vergi alınmasını ve zencilerin köleliğini kal­dırdı, millî ekonomiyi geliştirdi: avrupa sermayelerinin guano ve güherçile işletme­leriyle ilgilenmesi, ülkeye çok kötü şartlar altında yaşayan cinli işçiler getirilmesin: başlattı (1849′dan sonra). Bir borç meselesi ispanyol donanmasının guano bakımından zengin olan Chinehar adalarını işgal etme­sine (1864), sonra Callao’yu topa tutmasına yol açtı (1866); sonunda ispanya sömür­geyi yeniden fethetme hevesinden vaz geç­mek zorunda kaldı. Tarapuca güherçilelerinin yol açtığı Pasifik savaşında, Şili, Bo­livya (1879-1881) ve Peru’yu (1879-1883) yen­di. Peru, Tarapaca ilini Şili’ye bıraktı. Şi­li Tacna ve Arica’nın öbür illerini de işgal ederek, plebisit yapılıncaya kadar on yn elinde tuttu. Aslında mesele ancak 1929′ d a Şili’nin Tacna’yı iade etmesi ve Arica’y: muhafaza etmesiyle çözüldü. Brezilya (1909 ve Kolombiya ile daha az önemli sınır ça­tışmaları çözüldü (Leticia trapeze’nin bıra­kılması, 1934); buna karşılık, Ekvador ile anlaşmazlık (Maranon’un kuzeyindeki böl­ge) Peru’nun anlaşmazlık konusu amazon arazilerinin büyük kısmında hâkimiyetin: onaylayan Rio de Janeiro antlaşmasına (1942) rağmen henüz gerçekten çözümlenememiştir.
Pasifik savaşı ve Şili işgali yüzünden iflâs eden Peru, devletin yönetimini askerlere (general Iglesias, sonra Caceres [1886-1890 ve 1894-1895]), maliye ve ekonominin yöne­timini ise bir avrupa konsorsiyumuna (Peruvian Corporation) bıraktı. Maden işletme­si (altın, gümüş, bakır, çinko, petrol), XX. yy. başında yeniden gelişti. 1908-1912, sonra 1919-1930 arası cumhurbaşkanı seçilen A.B. Leguia, Birinci Dünya savaşından sonra şiddet yerine rüşveti tercih eden ve büyük iktisadî buhran sırasında ortadan kalkan bir diktatörlük kurdu. V.R. Haya de la Torre tarafından 1924′te Paris’te kurulan ve 1933′te kanun dışı ilân edilen marksist eğilimli ve A.B.D. düşmanı A.P.R.A. (Alienza Popular Revolucionaria Americana [Amerikan Devrimci Halk birliği]) ülkede yeni bir siyasî kuvvet oldu. Manuel Prado Ugarteche’nin (1939-1945) başkan­lığı sırasında temel hürriyetler yeniden or­taya çıktı. L. Bustamente y Rivero’nun cumhurbaşkanlığı sırasında (1945-1948) A. P.R.A.’nm siyasete katılmasını ve bir hü­kümet darbesi denemesini (1948), iktidarı general M.A. Odria’ya veren bir Pronun-ciamiento takip etti; M.A. Odria, A.P.R. A.’yı ve Komünist partisini kanun dışı ilân etti (1948) ve cumhurbaşkanı seçildi (1950-1956). 1956 Seçimlerinin serbestçe yapılma­sı «apriste»lerin ve liberallerin M. Prado Ugartache’yi yeniden cumhurbaşkanı seç­melerine (şubat 1960) imkân verdi. Haziran 1962′de, başkanlık seçimleri sonuçları, A. P.R.A. Kurucusu Haya de la Torre lehine gibi göründü. Günden güne basit bir «reformizm»e yönelen Torre’nin durumunun de­vamlı olarak gerilemesine rağmen, ordu vadenin yaklaşmasından kaygılandı ve dar­beye baş vurdu: general Ricardo Perez Godoy seçimleri iptal etti ve geçici bir askeri hükümet kurdu. Haziran 1963′te, yeni se­çimler sonucunda Halk Hareketi partisinin adayı olan ve hıristiyan demokratlara da­yanan liberal Belaunde Terry başkan se­çildi. Fakat sosyal reformlar sınırlı kaldı. Yönetici çevrelerin dağlı köylülerle pek il­gilenmemesi, Castro’yu örnek tutarak si­lâhlı mücadeleyi genişletmeğe çabalayan ger iller o hareketlerinin gelişmesine yol aç­tı, özellikle, M.I.R. (Movimiento de la îzquierda Revolucionaria [Devrimci Sol hare­keti]), 1965′ten sonra birçok çete kurdu: hareketin kurucularından avukat Luis de la Puente Uceda, aynı yıl savaşırken öldü ve hükümet çevreleri âsilerin yok edildiğini açıkladı.
Gerilla faaliyetinin önlenmesi üzerine hü­kümetçe temmuz 1965′te kaldırılan anayasal haklar iade edildi (1966). 3 Ekim 1968′de başkan Belaımde Terry bir askerî hükümet darbesiyle devrilerek Buenos Aires’e sürül­dü. Darbeyi takip eden günlerde birtakım öğrenci hareketleri patlak verdi. Askerî dar­be hareketini yöneten genelkurmay başkanı general Juan Velasco Alvarado, başkan, ge­neral Ernesto Montagne ise başbakan oldu; askerlerden meydana gelen 12 kişilik bir hü­kümet kuruldu. Yeni hükümet, önceki an­laşmaları iptal ederek ülke petrolleri ve şe­ker plantasyonları devletleştirdi. Toprak reformunun gerçekleştirilmesi doğrultusun­dan köklü tedbirler alındı. Petrol şirketleri­nin devletleştirilmesi, dolayısıyle A.B.D.’-nin Peru ile olan anlaşmazlığı devam eder­ken, Peru hükümetinin ülke karasularını 200 mile çıkarma konusundaki kararını uy­gulaması iki ülke arasındaki ilişkileri büs­bütün gerginleştirdi. Peru askerî hükümeti sanayi kesiminde de köklü reform ve devlet­leştirme tedbirlerine girişti. Peru’da 31 mayıs 1970′te meydana gelen bü­yük deprem 50 000 kişinin ölümüyle sonuç­landı; 800 000 kişi açıkta kaldı.

Pizarro ile Atahualpa’nın Cajamarca’da karşılanması (1532) The de Bry’ın gravürü Cabinet des Estampes, Paris.

AN AY AS A
1933 Anayasasında birçok defa değişiklik yapıldı. Okuma yazma bilen erkek ve ka­dınlar (1956′dan beri) seçmendir (21-60 yaş arası oy kullanma mecburîdir). Cumhurbaş­kanı, iki başkan yardımcısıyle birlikte altı yıl için seçilir, yürütme gücünü elinde tu­tar; meclislere karşı sorumlu olan on iki bakan vardır. Devlet güvenliği gerektirdi­ğinde cumhurbaşkanı hürriyetlerin tamamı­nı veya bir kısmını kaldırabilir ve sınırı kanunla tespit edilen olağanüstü yetkiler alır. Yasama gücü tek dereceli genel oy sistemiyle altı yıl için seçilen senato (53 üyeli) ve millet meclisindedir (182 üye). Ülke bir vali tarafından idare edilen 24 idare bölgesi ile illere (onlar da idare böl­gelerine) bölünmüştür, ilke olarak belediye meclisleri seçimle iş başına gelir. Kızılderili topluluklarına kanunî haklar tanınmıştır.
GÜZEL SANATLAR
Kolomböncesi eski peru sanatı Güney Ame­rika’nın en önemli sanatıdır ve Inka im­paratorluğunun bütünlüğü sağlamasından önce çeşitli bölgelerde gelişen farklı medeniyetlerin sonucudur. (Bk. KOLOMBÖNCE­Sİ.) Fetihten sonra Peru, ispanyol barok sanatının bir eyaleti haline geldi: ama yerli sanatçıların etkisi ve katkısı, bu sanata eski sanatları hatırlatan hayalî süsleme temalarıyle orijinal bir görünüş kazandırdı. Başlıca anıtlar Cuzco katedrali ve Pamata kilise sidir. XVI. ve XVII. yy .da Cuz­co’da gelişen bir resim okulundan inka ilerigelenlerinin portreleri, dinî tablolar ve inka sembollerinin hıristiyan temalarına ka­rıştığı eserler kalmıştır. XVII. ve XVIII. yy.da bol altın kullanan şatafatlı süsleme sanatı oymalarla süslü koltuklar, kumaş­lar, çerçeveler bıraktı. Halk sanatı, sera­miklerde, giyeceklerde ve dinî eşyalarda ispanyol sanatı ile kolomböncesi sanatı kay­naştırır. XIX.yy. ressamlarından Jose Gilde Casho portreler, F. Laso, L. Merino ve F. Fierro halk hayatından sahneler bıraktı­lar.
EDEBİYAT
Kolomböncesi edebiyat için bk. İNKA İM­PARATORLUĞU; sömürge döneminin edebî faaliyeti için bk. İSPANYOLCA.
• Şiir. XVIII. yy.ın mirasçısı olan hiciv şairleri Felipe Pardo y Aliağa (1806-1868) ve Manuel Asensio Segura’dan (1805-1871) sonra, romantik nesli şu şairler temsil eder: Lamartine hayranı Jose Arnaldo Marquez (1830-1904): ağıtlar yazan Carlos Augusto Saloverri (1831-1890); V. Hugo’nun etki­sinde kalan Clemente Althaus (1835-1881); daha çek nesirleriyle tanınan Ricardo Palma (1833-1919), millî edebiyatı ispanyol ge­leneklerinden kur!atmağa çalışan Manuel Gonzalez Prada (1844-1918). Ama Peru’da modernciliğin gerçek önderi, Ruben Dario’ nun çömezinden çok rakibi olan epik ve romantik şair Jose Santos Chocano’dur (1875-1934): has Santas (Kutsal öfkeler), Alma America, Epopeya de los Libertadores (Kurtarıcıların Destanı) güçlü ve coş­kun bir lirizmle kaleme alınmıştır. Aynı ne­silde ı Jose Maria Eguren (1882-1942) daha ahenkli bir şiirin yaratıcısıdır. Bu iki usta­nın açtığı yolu şu şairler takip etti: şeh­vetli ve umutsuz şair Victor Vallejo (1895-1938); fütürizmden geçtikten sonra yumu­şayan ama hâlâ Güney Amerika’da edebî bağımsızlık hareketinin başlıca temsilcilerin­den olan Alberto Hidalgo (doğ. 1893). Çağdaş Peru edebiyatının başlıca özelliği halk ruhunu ve modern iktisadî gelişmenin ortaya koyduğu toplum meselelerini anlat­ma kaygısmdadır.
ispanyol tç savaşının yürekten sarstığı Cesar Valleionun (1892-1938) ölümünden son­ra Cesar Mor o (1904-1956), Xavier Abril idce. 1905). Enrique Pena Barrenchea (doğ. 1905), Emilic Adolfo Westphalen (doğ. 1911), Martın Adan (doğ. 1918) sayesinde şairler avrupa edebiyat okul ve araştırma­larını yakından takip ettiler. Ama Julio Garrido Malaver (doğ. 1909), Felipe Arias Larreta (1910-1955) ve Mario Florian’ın (doğ. 1917) sanatı, siyasî amaçlarla dolu militan bir lirizmdir. Jorge Eduardo Eielson (doğ. 1922), Javier Sologuren (doğ. 1922), Sebastian Salazar Bondy (1924-1965), Washington Delgado (doğ. 1926), Leopoldo Chariarse (doğ. 1928), Alberto Escobar (doğ. 1929) ve Pablo Guevara (doğ. 1930) ile, yeni neslin bir kısmı yalnız estetik amaçlara yönelirken, Gustavo Valcarceî (doğ. 1921), Alejandro Romualdo Valle (doğ. 1926), Juan Gonzalo Rose (doğ. 1928) ve Manuel Scorza (doğ. 1929) geleneksel yoldan ayrılmadılar.
• Roman. Romances Historicos del Peru’­nun ve Helenc’in Dostları romanının ya­zarı Fernando Casos’tan (1828-1882) sonra ispanyol-amerika edebiyatının en iyi hika­yecilerinden biri olan Ricardo Palma (1833-1919) gelir; Peru Gelenekleri adlı eserinde fıkralar ve efsanelerle ülkesinin bütün geç­mişini canlandırır. Paralvillo ve Sisebuto yazarı Guiterrez de Quintarilla (1858-1935) ve iki kadın romancı onu örnek almıştır: çok güzel bir psikolojik roman (Blanco Sol) yaza a Mercedes Cabello de Corbonero (1852-1909) kızılderili meselesini ilk ola­rak ele alan Yuvasız Kuşlar romanının ya­zarı Clorinda Mateo de Turner (1854-1909).
• Tugsten adlı romanında ülkesinin sosyal meseleleriyle uğraşan Victor Vallejo ve Abraham Valdelomar (1887-1919) ile peru ro­manı yeni bir çığıra girdi. Enrique Lopez Albujar’m (doğ. 1872) çok iyi bir hikayeci olmasına rağmen, peru hikâyesi en mükem­mel şeklini Ventura Garcia Calderon ile (1887-1959) buldu: Akbabanın İntikamı, ölüm Tehlikesi, Kan Rengi’nde, kızılderililer ve melezler büyük bir ustalık ve trajik bir anlayışla canlandırılmıştır. Aynı zaman­da çok zarif şiirler de (Cantilenas) yazan Ventura Garcia Calderon’u, Lois Valcarceî (doğ. 1891), Aurora Caceres (doğ. 1880) ve Tanrısız Halk romanında kızılderili mesele­sine eğilen Cesar Falcon örnek aldılar. Ama kızıldenülerin en ateşli savunucusu Ci­ro Alegria’dır (doğ. 1909).
Yerli edebiyat geleneğinde, çağdaş roman­cı Ciro Alegria (1909-1967) ve Jose Maria Arguedas’ın (doğ. 1911) eserleri hâkimdir. Bu yazarların etkisi, Arturic Demetrio Hernandez (doğ. 1903), Jose Diez Canseco (1904-1949), Francisco Vega Seminario (doğ. 1903) Fernando Romero (doğ. 1908) ve Francisco lzquierdo Rios’un (doğ. 1910), hikâye ve anlatılarında görülür. Eleodero Vaıgas Vicuna (doğ. 1924), Carlos Zavaleta (doğ. 1928), Julio Ramon Riberro (doğ. 1929), Enrique Congrains Martin (doğ. 1932), Mario Vargas Lİosa (doğ. 1936) gibi genç romancılar daha çok gerçekçi konu­lara yönelmekte ve ingiliz-amerikan anla­tım tekniklerinden ilham almaktadır.
• Deneme. Şair Manuel Gonzalez Prada aynı zamanda da bağımsız düşünceli atak bir polemikçidir: Serbest Sayfalar ve Sa­vaş Saatleri adlı denemeleri yüce bir dü­şünceyi yansıtır. Hikayeci Ventura’nın kar­deşi Francisco Garcia Calderon (1833-1953), Latin Amerika Demokrasileri, Kaygılı Av­rupa ve Yeni Almanya Anlayışı adlı eser­leriyle Latin Amerika’da siyasî düşüncenin temsilcisidir. Luis Alberto Sanchez (doğ. 1900), ispanyol-amerika düşünce hareketin­de kitaplarıyle önemli rol oynadı:

Amerika’da Kültür Hayatı ve Tutkusu, La­tin Amerika Yaşıyor mu? Bu son eserde bütün kıtanın etnik meselelerini inceler ve bu meselelerin çeşitli ırkların kaynaşmasıyle çözüleceğini söyler.
• Tiyatro. XIX. yy.dâki gelişmeden sonra peru tiyatrosunda sadece Juan Rio s (doğ. 1914) ve Enrique Solari Sfayne’dan (doğ. 1918) söz edilebilir.
Edebî tenkit alanında, E. Nunez (doğ. 1908), Alberto Tauro (doğ. 1914), Augusto Tamayo Vargas (doğ. 1914): Jorge Puccinelîi (doğ. 1920), Manuel Suarez Miravaî (doğ. 1922) ile çok başarılı eserler veril­mektedir. (l)

PERU akıntısı. Bk. humboldt akıntısı.

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERU hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERSPEKTİFÇİ

Tarih 22 Mayıs 2009

PERSPEKTİFÇİ i. (perspektiften pers­pektif-çi). Eserlerinde perspektiften yararla­nan ressam. (L)

PERSPEKTİVİZM i. (fr. perspectivisme’-den). Fels. Bütün bilgilerimizin genel dün­ya görüşümüze ilişkin ve hayatî ihtiyaçla­rımıza uygun olduğunu, ama derin ve fer­dî gerçekleri gözden kaybettirdiğini ileri Süren öğreti: Nietzsche’nin perspektivizmi, Bergson felsefesinin belli ölçüde öncüsüdür. (L)

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERSPEKTİFÇİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERSPEKTİF

Tarih 22 Mayıs 2009

PERSPEKTİF i. (fr. perspeetive’den). Eşyanın veya nesnelerin uzaktan görünüşü. — G. santl. Basamaklı perspektif, primitiflerin ve uzakdogu ressamlarının kullandığı perspektif. (Derinlik yüksekliğe aktarılmıştır; dolayısıyle planlar basamaklar halinde yükselir.)
Değişik açılı perspektif, nesneleri, bakan gözün değişik konumlarına göre gösteren perspektif.

Duygusal perspektif veya duygu perspektifi, düz veya belirli biçimde eğri çizgileri pek bulunmayan nesnelerin resmini yaparken, be­lirli kurallara göre değil de serbestçe ya­pılan perspektif.
Estetik perspektif, plas­tik sanatlara uygulanan perspektif.
— Mat. Nesneleri bir yüzey üzerine gö­rüldükleri gibi çizmeğe yarayan teknik. (Bk. ANSiKL.)
Aksonometrik perspektif, çizilecek nesnenin, dik bir karşılaştırma sisteminin üç eksenine göre eğikliği deği­şen bir düzlem üzerindeki dik izdüşümü.
Eş ölçülü perspektif, gösterme düzlemi, üç karşılaştırma eksenine aynı eğiklikte olan, aksonometrik perspektif.

Eğik pers­pektif, çizilecek nesnenin bir düzlem üzerindeki eğik izdüşümü. (Bu izdüşüm cismi, belirli bir yönde sonsuza kadar uzak­laşan bir gözün gördüğü şekilde verir, bu durumda uzaydaki paralel çizgiler levhada paralel olarak gösterilir.)

Merkezi pers­pektif, konu olarak alman nesnenin, göz­lemcinin gözünden levhaya çizilen merkezî izdüşümü. (KONİK PERSPEKTİF veya ÇİZGiSEL PERSPEKTİF de denir.)

Stereoskopik perspektif. Bk. STEREOSKOP!.
— Şehirc. Düz bir çizgi halinde uzanan ana­yol.
— ANSiKLL. Mat. ve G. santl. • Perspek­tifin ilkeleri. Perspektifte nesnelerin çizil­diği yüzey, genellikle düzlem ve düşey­dir. Bazen bu düzlem yüzey eğik (bazı mimarî resimler) veya yatay (tavan resim­leri) olur; silindir biçiminde (panoramalar) ve küresel de (kubbeler) olabilir. Geometri bakımından perspektif, üç temel elemanı o-lan konik bir izdüşümdür: çizilecek nesne, levha ve seyirci. Düzlem, düşey ve saydam olduğu tasarlanan levha, nesne ile seyirci arasındadır; Seyirci bir düşey doğru ve bir tek göz olarak düşünülür, yer denilen ya­tay bir düzlem üzerinde durur. Işık ışın­ları, levhaya aktarılacak noktalardan çı­kan doğrular olarak ele alınır. O halde bir noktanın perspektifi, bu noktadan çı­kıp Seyircinin gözünden geçen ışık ışınının levha ile kesiştiği nokta olacaktır.
Bir nesnenin perspektifi (şekil 1), nesneye teğet ve tepesi göz olan konik bir yüzeyin levha ile arakesitidir. Nesnenin görünen çev­resinin perspektifini veren bu kesitle iç nok­taların perspektifini birleştirmek gerekir. Levha, kendisine dik ve gözden geçen biri yatay, öbürü düşey iki düzlemle kesilirse (şekil 2), UU’ ufuk çizgisi ile DD’ ana düşey elde edilir; bu iki doğrunun kesiş­me noktası N ana nokta’sim verir. Yerin levha ile arakesiti YÇ yer çizgisi’dit. Ana işin G gözünü N noktasıyle birleştiren doğru parçasıdır ve bunun ölçümü ana uzaklık’ı verir. Levhaya paralel bir doğ­ruya «alın doğrusu» denir; bu doğrunun perspektifi kendisine paraleldir. Levhayı kesen bir doğruya «kaçan doğru» denir. (şekil 3). Bu doğrunun levhayı kestiği nok­taya doğrunun levhadaki izi denir. Bir doğrunun kaçış noktası bu doğruya göz­den çizilen paralelin levhayı kestiği nok­tayı bularak elde edilir. Bir doğrunun perspektifi, levhadaki izi ile kaçış noktasını birleştirerek gösterilir.
• Bu ilkelerden çıkan sonuçlar. Birbirine paralel olan doğruların kaçış noktası ay­nıdır. Yatay doğruların kaçış noktası UU’ ufuk çizgisi üzerinde bulunur. Levhaya dik doğruların kaçış noktaları N ana noktasın­dadır. Levha ile 45°’lik açı yapan yatay doğruların kaçış noktası UZ ve UZ’ uzak­lıktaki noktalardadır (bu noktalar, GN ana uzaklığını, N noktasının her iki yanı­na uzatarak elde edilir). Bir düzlem, levhaya paralel ise buna «alın düzlemi» denir; bu düzlemin konumu, UZ ana uzaklığı ile gözün alını düzleminden UZ
uzaklığı olan A arasındaki •- oranıyle ” A “gösterilir; buna alın düzleminin ölçeği denir. Bir «kaçan düzlem» levhayı kesen düzlem­dir; bunun levha ile kesişmesine düzlemin levhadaki izi denir; yer ile arakesiti de düzlemin yer izi’ni verir. Verilen düzleme (kaçış düzlemine) gözden paralel düzlem çizilirse, bu düzlemin levha ile arakesitine düzlemin kaçış çizgisi denir. Bu çizgi, düz­lemdeki bütün doğruların kaçış noktalarının geometrik yeridir. Perspektifte bir düzlem, ya yer izinin perspektifi ve levhadaki izi­nin perspektifi, ya da yer izinin perspek­tifi ve kaçış çizgisinin perspektifiyle tanımlanır; ikinci usul daha çok kullanılır. Birbirine paralel bütün düzlemlerin kaçış çizgisi aynıdır; yatay düzlemlerin kaçış çiz­gisini UU’ ufuk çizgisi verir. Levhaya dik düşey düzlemlerin kaçış çizgileri DD’ ana düşeyidir. Levhaya dik bütün düzlem­lerin (uç düzlemleri) kaçış çizgileri N nok­tasından geçer*
Yerin bir noktasının perspektifi. Burada kullanılan metot, tasarı geometrinin izdü­şümlerinden yararlanır. Şu halde, nokta­nın a, levhanın YÇ, gözün G yatay izdü­şümleri verilir; YGÇ optik açısının 37°’yi geçmemesi gerekir; sonra YÇ’ye aa dik­mesi inilir, YÇ ile 45°’lik bir açı yapan al ve N ana noktasının yatay izdüşümünü göstermek üzere YÇ’ye dik olan GN çi­zilir. Uzaklık noktalarının UZ ve UZ’ ya­tay izdüşümleri, UZN = UZ’ N = NG alı­narak elde edilir.
Sonra düşey izdüşümleri gösterilir: a’, N’ ve tasarı geometrinin xy yer çizgisinden belli bir u uzaklığındaki UU’ ufuk çizgisi, öte yandan ilk taslağı çizmek üzere, ya­tay bir doğru üzerinde YÇ uzunluğu alı­narak levhanın hazırlığına girişilir; levha­nın yan kenarları, ÇX ve YX’ dikmeleri çıkılarak elde edilir. Sonra u ufuk yük­sekliği alınarak UU’ gösterilir ve yatay iz­düşümün ÇN doğru parçası taslak üzerin­de UN’ye taşınır. UZ ve UZ’ noktaları GN = UZN UZ’N çizilerek elde edi­lir. Ça ve Çl apsisleri aynı şekilde taslak üzerine geçirilir, aa’ noktasının perspekti­fini elde etmek için, aa’nın levhadaki a izi N kaçış noktasıyle, 1 izi de la doğru­sunun UZ kaçış noktasıyle birleştirilir. Bu iki doğrunun kesişme noktası, aâ noktası­nın perspektifi a”‘yü verir.
• Yüksekliklerin perspektifi. aa”nün üs­tüne (bk. Dik İzdüşüm) AV = m yük­sekliğini taşımak için, taslak üzerinde ÇM = m alınıp MN ile ÇN birleştirilir. Sıra ile a”n yatay doğrusu, np düşey doğrusu, pA” yatay doğrusu ve A”a” düşey doğ­rusu çizilir. Aranan yükseklik, perspektif­te AV yüksekliği olur, çünkü Pn ve A” a” düşey doğrularının perspektifle kısai-mış olduğu göz önünde tutulmak şartıyle MÇ — m — Nn = A’V'dür.
• Ana uzaklığın indirgenmesi. UZ ve UZ”-nün taslak dışma çıktığı tespit edilir; çi­zimi taslağın sınırlarına getirmek için NUZ veya NUZ’ ana aza kliği üçte birine indi­rilir, aynı işlem al doğru parçasına da uygulanır. (NUZ’nin ilk üçte biri solda, al’-in ilk üçte biri de Sağda bulunur.)
a/3 ve D/3 noktalarını birleştirerek a” nok­tası elde edilir.
• Levhanın büyütülmesi. Elde edilen pers­pektifler tasarı geometrinin izdüşümlerin­den daha küçük olduğundan, levhanın bü­yütülmesi gerekir. Yandaki örnekte, üç kat büyütme yapılmıştır. Ana uzaklık da üç kat büyütülüp, sonra bunun üçte biri alındığından (çizimleri büyük levha içine düşürmek için) bu uzaklık değişmez; kü­çük levhanın UZ ve UZ’ noktaları, büyük levhadaki noktaların üçte bire indirgen­miş halini gösterir. Ayrıca desenin mer­kezini sıkışıklıktan kurtarmak için, 45°’lik doğruların çizimlerini çerçevenin kenarları­na kadar uzatmak gerekir. Bunun için, a” noktasını belirlemek yerine, n’ye teka­bül eden nr noktası belirlenir; fakat NUZ küçük levhanın uzaklığına tekabül ettiğin­den, al’in üç katı alınacağına C’l” = al = Çl’ alınması gerekir, a’” noktası a’N ile n”deki yatay doğrunun arakesitinde bulu­nur. Yükseklik Ç’M’ =.. 3ÇM = 3 m’dir. Bu yüksekliği a”"de almak için, n’p’ dü­şeyini çıkmak ye p”deki yatay doğruyu çiz­mek yeterlidir: bunun a”" de ki düşeyle arakesiti, A”nün A”"deki perspektifini verir. Bu durumda, uzaydaki AA’ noktasının konumu, üç koordinat eksenine getirilmiş olur ve bunlara ölçekler denir: Ç’Y’ ge­nişlik ölçeği, Ç’N derinlik ölçeği, Ç’M’ yükseklik ölçeği. Uzaydaki bir noktanın perspektifinin çizilmesi bilinirse, herhangi bir düzlem şeklin veya hacmin perspekti­fini çizmek de kolaylaşır. Düzgün olma­yan şekiller geometrik şekillerle çerçeve­lenir ve bu geometrik şekillerin perspekti­fi alınarak düzgün olmayan şekillerin pers­pektifleri kolaylıkla çizilir.
Estetik perspektif. Sanatçılar, oldum olası geometrik perspektif kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalmamışlardır; bu türden ser­bestliklere aykırılık denir. Optik aykırılık’laı çok sık görülür. Gerçek­ten de bir resmin önünde yer değiştirdiği­miz zaman ona değişik açılar altında bak­mak zorunda kalırız. Sanatçının şekilleri, Sabit ve bir tek görüş noktasının Seçimine dayanan geometrik perspektif kuralı uya­rınca çizmesi, resimde bazı kusurlu şekil­lerin bulunduğu duygusunu doğurabilir. Bu bakımdan meselâ, Raffaello’nun Atina Okulu adlı tablosunda Zerdüşt’ün tuttuğu kü­re, seyirci hangi noktadan bakarsa baksın tam bir yuvarlak olarak görülür; aynı şe­kilde Kana Şöleni’nde sütunların üst kıs­mını veren çizgiler, kompozisyonun sağın­da ve solunda bir kaçış noktasına yakla­şır, fakat matematik bakımmdan bu nokta çok yüksekte seçilmiştir. Tasvirî aykırılıklar, sanatçıya, nesnenin göz­le görülen biçimine, zihnindeki görüntü­leri katma imkânı verir: meselâ mısır sa­natında olduğu gibi kısmen önden, kıs­men yandan veya kübistlerin, Picasso’nun tablolarında ve ayrıca çocukların içgüdü­sel resimlerinde olduğu gibi hem önden, hem yandan gösterilmiş figürler. Estetik aykırılıklar, sanatçıya, şekil bakı­mından birbirine eş ve uyumlu bir düzen içinde yerleştirilmiş figürlerle, uzay ger­çeğini keyfî olarak ifade etme imkânı ve­rir: meselâ, Raffaello’nun Atina Okulu’ndü, biçimde aynı fakat, kompozisyon içinde uzaklaştıkça küçülerek tekrarlanmış kemer­le rdeki kurala aykırılık. Sanatçı, tablonun genel kompozisyondaki dengeyi bozabile­ceği düşüncesiyle, bazı kaçış çizgilerinin yönünü değiştirmiştir. Bazı alın çizgilerin­den itibarî ve çok sayıda değişik kaçış noktasını belirtmek için kaçış çizgileri ola­rak yararlanmıştır.
Aynı aykırılıklar heykeltıraşlık ve mimarî­de de görülür; ister yakından, ister uzak­tan görülecek şekilde veya bir alınlığı, bir afrizi süslemek için yapılsın, bir heykel veya bir alçak kabartma, biçim, oylum ve hacim düzenlemesi bakımından büyük ay­rılıklar gösterecektir; yunan revaklarının çoğunda bütün sütunlar birbirinin tam eşi değildir; özellikle sol veya sağ uçtaki sü­tunlar, güneşin doğrudan doğruya vurdu­ğu yüzeyi daha dar gösterdiğini hesapla­yan mimarlar tarafından bile bile öteki­lerden daha kalın yontulmuştur. (L)

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERSPEKTİF hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERSEUS

Tarih 21 Mayıs 2009

PERSEUS. Yun. mit. Yunanlı kahraman. Zeus ile Danae’nin oğlu. Büyük babası Akrisios tarafından, annesiyle birlikte bir sandığa konularak denize atıldı. Seriphos kralı Polydektes tarafından kurtarıldı, daha sonra da Danae ile evlendi. Polydektes, üvey oğlunu uzaklaştırmak için ona gidip Medusa’-nın başını kesmesini emretti. Perseus tanrıların yardımı ile bu işi başardı ve kurbanının kanından doğan Pegasos’un sırtına binerek kaçtı. Habeşistan’da bir kayaya bağlı olan ve bir deniz canavarı tarafından tehdit edilen Andromeda’yı kurtararak onunla evlendi. Medusa’nın başı sayesinde Polydektes’i taş haline soktu, yerine kardeşi Dik-tys’i getirdi. Daha sonra istemeyerek büyük babasını öldürdü ve denize atılmasına sebep olan kehanet böylece gerçekleşti. Basit bir kelime oyunu ile Perseus’u Pers’lerin atası saymak adet olmuşsa da, gerçekte Perseus efsanesi Argos’ta doğmuştur, r- İkonogr. Bu yunanlı kahraman antik sanatta sık sık görülür (Lakon bronzları, resimli vazolar, Selinus tapmağının ön cephesi). Benvenuto Cellini, Perseus’un, Medusa’nın başını tutan bronzdan bir heykelini yaptı (Floransa, Loggia deı Lanzi). Bir

Roma kabartması (Kapitol) ile bir Rompeii freskinin konusu olan Andromeda’nın Kurtuluşu, Signorelli, Piero di Cosimo, Tiziâno, Genç Palma, Giuseppe Cesari, Sa-raceni, Rubens, Rembrandt, Lemoyne, Charles Antoine Coypel gibi ressamlarla, Puget, Fremin ve Thierry gibi heykeltıraşlar tarafından canlandırıldı. Perseus’un Phi-neus’a Karşı Kavgası’m Luca Giordano, Bertholet Flemalle ve Nattier çizdi. Ayrıca Farnese sarayındaki Annibaîe Carracci’nin resimleriyle Tanrıların Zaferi (Jules Romain’in kartonları) serisinden bir halıyı da saymak gerekir. (L)

21 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERSEUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERRE AL (Jean)

Tarih 20 Mayıs 2009

PERRE AL (Jean), fransız ressamı (Paris 1455′e doğr.-Paris veya Lyon 1530′a doğr.). Charles VIH’in ve Louis XII’nin saray ressamlığını yaptı, -sonra Marguerite d’Autriche’in danışmanı oldu. Anne de Bretagne’ın ana babası için Nantes’ta yaptıracağı mezarın taslağını çizdi (1500). PerrSal, çağının büyüklerinin resimlerini yapan usta bir sanatçıydı. Eserlerinden hiç birini imzalamadı. Sanat tenkitçileri bu eserlerin ona ait olup olmadığı üstünde kesin bir yargıya varamamaktadırlar. Sonra Moulins* Ustası da bazı figürlerini onun eserleri ile karşılaştıranlar ikisinin aynı kişi olduklarını ileri sürdüler. (L)

20 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERRE AL (Jean) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEROV (Vasiliy Grigoryeviç)

Tarih 20 Mayıs 2009

PEROV (Vasiliy Grigoryeviç), rus ressamı (Tobolsk 1833-Kuzminsk 1882). Moskova’da okudu, bir süre Paris’te yaşadı (1862-1864). «Gezginler» (Ambulanti) derneğinin kurucularındandır (1870). önceleri toplumsal meselelerden ilham aldı, sonra daha serbest konulara yöneldi ve özellikle günlük hayattan sahneler çizdi. Moskova’daki Tretyakov galerisinde birçok eseri vardır: Bir Valinin Gelişi (1866), Zeytin Dağında Dua (1878), çeşitli portreler v.b. (L)

20 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEROV (Vasiliy Grigoryeviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERMEKE (Constant)

Tarih 19 Mayıs 2009

PERMEKE (Constant), belçikalı ressam ve heykeltıraş (Anvers 1886-Ostende 1952). Laetheem-Sint-Martin ikinci topluluğundandır. 1902-1912 Arasında Laetheem-Sint-Martin’-de yaşadı, 1914′te yaralandı, İngiltere’ye götürüldü: orada özellikle Yabancı’yı (1916, Brüksel) – yaptı: flaman anlatımcılığının en büyük sanatçılarından biri olan Permeke’-nin bu eseri, daha. sonraları, bu akımın öncüsü kabul edildi.

Belçika’ya döndü, daha çok Ostende’de yaşadı, 1929′da, Brugges yakınında Jabbeke’ye yerleşti. Desen alanında olduğu kadar resim alanında da ustalığını! ortaya koyan sanatçı, anıtsal kompozisyonlar (balıkçılar, köylüler, doğumevleri), deniz manzaraları, peyzajlar yaptı; bu eserlerdeki yoğun ve karamsar lirizm, bu lirizme kaynaklık eden flaman topraklarının verilerini aşarak evrensel bir anlam kazanır. 1935′ten itibaren çalışmalarını heykel üstünde yoğunlaştırdı.

Permeke’nin eserleri özellikle Belçika müzelerinde ve koleksiyonlarındadır (Nişanlılar, 1923, Brüksel; Sonbahar Manzarası, 1931, Anvers; Tohum Serpen Adam, 1933, Permeke müzesi, Jab-beke). [LJ

19 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERMEKE (Constant) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERKİNS (Charles Callahan)

Tarih 18 Mayıs 2009

PERKİNS (Charles Callahan), amerikalı sanat yazan (Boston, Massachusetts 1823-Windsor, Vermont 1886). 1843′te Harvard’ı bitirdi. Daha sonra Paris’te, Roma’da ve Leipzig’te sanat ve müzik okudu.

Boston’da Handei ve Haydn derneği başkanı oldu, resim üstüne kitaplar yazdı; bunları kendi desenleriyle süsledi; on yıl Boston sanat kulübünün başkanlığını yaptı. Massachusetts, Normal Art School’un kurulmasına yardım etti, Boston Güzel Sanatlar müzesinin kurucularındandı. Sanat üstüne konferanslar verdi. J. D. Champlin’in çıkardığı Cyclopaedia of Painters and Paintings’in (Ressamlar ve Resimler Ansiklopedisi) [1886-1887] yayımını yönetti. Başlıca kitapları: Tuscan Sculptors (Toscana’lı Heykeltıraşlar) [1864]; Raphael and Michelangelo (Raffaello ve Michelangelo) [1878]; Histo-rical Handbook of İtalian Sculpture (İtalyan Heykeltıraşlık Tarihi El Kitabı) [1883] ve Bhiberti and His School (Ghiberti ve Okulu) [1885]. (M)

18 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERKİNS (Charles Callahan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEREDA

Tarih 14 Mayıs 2009

PEREDA (Antonio DE), ispanyol ressamı (Valladclid 1608′e doğr.-Madrid 1678). özellikle Madrid’de, Aziz Matta’mn ilhamı (Prado), Hayat Rüyası (Madrid Güzel Sanatlar akademisi), Aziz ildefonso Kisveyi Alırken (Louvıe) gibi dinî veya ahlâkî konulu tablolar yaptı. (L)

PEREDA (Jose Maria DE), ispanyol romancısı (Poîanco, Santander 1833 – Santander 1906). Kısa süren bir siyasî dönem (ikinci iç savaştan önce Carlos’un partisinden Cortes’e milletvekili seçildi) dışında, hayatını edebiyata ve önemli bir sanayinin yönetimine ayırdı. Hemen bütün romanlarında Santander ilini anlatır: La Montana (Dağ) [1871]; Tipos Y Paisajes (Tipler ve Manzaralar) [1871]; Bocetos al Temple (Tapmak Taslağı) [1876]; Sotileza (Olta) [1884]; La Puchera (1889). [L]

PEREDA VALDES (ildefonso), Uruguaylı yazar (Tacuarembo 1899). Aşırılık taraftarı Los Nuevos dergisini yönetti (1920). Eserlerinin çoğunda zencilerle ilgili konuları işledi: El Negro Rioplatense (Rio de la Plata’lı Zenci), Negros Esclavos y Negros Libres (Köle Zenciler ve Hür Zenciler), Antologia de la Poesia Negra Americana (American Zenci Şiirleri Antolojisi). Daha çok şair olarak tanınır: La Casa lluminada (Aydınlık Ev) [1920], El Libro de la Colegiala (Kolejli Kızın Kitabı) [1921], Romencero de Simon Bolivar (Simon Boli-var’m Romansı) [1930]. Ayrıca edebiyat, tıp ve folklor üstüne incelemeleri de vardır. (L)

Peregrina (LA), İspanya tacındaki taklardan biri olan inci. (L)

14 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEREDA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENNI (Giovan Francesco)

Tarih 11 Mayıs 2009

PENNI (Giovan Francesco), II Fattore denir, italyan ressamı (Floransa 1488′e doğr.-Napoli 1528). Raffaello’nun atelyesine girdi ve ustaya büyük dekorasyon işlerinde, özellikle Vatikan Loggia’larında ve Farnesina’ da yardım etti. Giulio Romano ile birlikte Raffaello’nun vasiyetini uygulamakla görevlendirilerek, Constantinus Tarîhi’ni tamamladı (Vatikan Stanza’lan). [L]

PENNI (Luca), Romamıs denir, italyan ressamı (Floransa 1500-Paris 1556). Giovan Francesco’nun kardeşi, Raffaello ile Pierino del Vaga’nın öğrencisiydi. Lucca’da, Cenova’da, İngiltere’de ve özellikle Fransa’da 11 Roso ve 11 Primatice ile birlikte Fontai-nebleau’nun dekorasyonunda çalıştı. Parnassus (Aixen Provence) adlı eseri önemlidir. (L)

11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENNI (Giovan Francesco) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELOUSE, PELOUZE

Tarih 08 Mayıs 2009

PELOUSE (Leon Germain), fransız ressamı (Pierrelaye, Seine-et-Oise 1838-ay.y. 1891). lle-de-France ve Normandiya manzaralarını canlandıran tablolarıyle tanınır {Orman içi, Louvre). [L]

PELOUZE (Theophile Jules), fransız kimyacısı ve fizikçisi (Valognes 1807-Paris 1867). 1836′da Almanya’ya gitti. Orada Liebig ile çalıştı. Daha sonra College de France’ta Thenard’m yerini aldı. Petrollerin bileşimini inceledi. Bütün organik asitlerin sentezini sağlayan genel bir tepkimeye dayanarak hidrosiyanik asitten formik asit elde etti. 1834′te nitrilleri buldu ve 1836′da gliserinin bir alkol olduğunu ispatladı. 1839′da, Geliş ile birlikte bütirik asit mayalanmasını keşfetti. Fremy ile birlikte Traite de Chimie Analytique (Analitik Kimya İncelemesi) [1847-1850] adlı bir eser yayımladı. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELOUSE, PELOUZE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLEGRİNİ

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLEGRİNİ (Domenico), italyan müzik-çisi (XVII. yy.). Gitar virtüözüydü; bu çalgı için bir müzik kitabı yayımladı (1650); ses ve çalgı için parçalar besteledi. (M)

PELLEGRİNİ (Domenico), italyan ressamı (Galilere Veneta 1759 – Roma 1840). Venedik akademisinde L. Gallina’nın öğrencisiydi. Portrede A. Longhi’nin yolunda yürüdü. A. Canova tarafından himaye edilen Pellegrini, Roma’da D. Corri’nin yanında bilgini arttırdı. Birçok yolculuk yaptı: Paris’e, Londra’ya (1792-1803) gitti. Londra’da Fr. Bartolozzi tarafından himaye edildi ve ingiliz portre ressamlarının üslûbunda birçok portre yaptı. Daha sonra Lizbon, Venedik, Napoli ve 1820′den sonra da Roma’ya gitti. (M)

PELLEGRİNİ (Ferdinando), italyan müzikçisi (Napoli 1715′e doğr. – XVIII. yy. sonları). Klavsenciydi. 1750-1760 Arasında Paris ve Londra’da konserler verdi. Klavsen için, 1754-1768 arasında yayımlanan, birçok parça besteledi. (M)

PELLEGRİNİ (Giovanni Antonio), italyan ressamı (Venedik 1675 – ay.y. 1741). Venedik, Paris, Londra. Dresden ve Viyana’da yaşadı. Londra’da (1708-1712) Akademi Yönetim kuruluna katıldı. Dresden’de seçici prensin hizmetinde bulundu. Alegorik resim ve portreler (Augsburg müzesi) yaptı; öbür eserleri: Hamlet’in Annesi (Cenova); Hebe (Roma, San Luca akademisi). [L]

PELLEGRİNİ (Vincenzc), italyan müzikçisi (Pesaro XVI. yy.ın ikinci yarısı – Milano 1636). Milano katedralinde kapella yöneticiliği yaptı (1611-1631). Selefi Giulio Cesare Gabussi’nin bestelerini derledi, daha sonra buna kendi besteleri ile bazı mi-lanolu müzikçilerin eserlerini ekleyerek 4 kitap halinde yayımladı: Pontificalia Amb-rosianae Ecclesiae ad Vesperas. Ayrıca org için on üç şarkı fatte alla francese (1599), dinî eserler: 4 ve 5 sesli sekiz missa (1603), on Magnificat (1613), motetler ve Litaniae Ambrosianae et Romanae adı altında kilise duaları besteledi. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRİNİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLAN (Alfred)

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLAN (Alfred), kanadalı ressam (Quebec 1905). önceleri gerçekçiydi sonra gitgide kübizme ve gerçeküstücülüğe yöneldi. Montreal’e yerleşti, tiyatro dekorları ve döşemecilik maketleri yaptı. Parçalı şekillerin ve parlak renklerin bir fışkırması olatak nitelenen eserleri Quebec Eyalet müzesi, Ottavva Millî galerisi ve Paris Art Moderne müzesi koleksiyonlarında yer alır. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLAN (Alfred) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEETERS

Tarih 04 Mayıs 2009

PEETERS, XVII. yy.da, manzara resimle-riyle tanınmış Anvers’li ressam ailesi: GiL-LiS ı (Anvers 1612 – ay.y. 1653), bir Kayalıklı Manzara tablosu vardır ve deniz manzaraları çizen W1LLEM (doğ. 1642), GiL-LiS il (1645-1678) ve bonaventura linin (Anvers 1648 – öl. 1702) babasıdır; — BONAVENTURA ı (Anvers 1614 – Hobbken 1652), Gillis I’in kardeşi, deniz manzaraları ressamı, oymacı ve şair. Birçok deniz yolculuğu yaptı ve Anvers şehrinin kuşatma planlarını hazırladı. Deniz manzaralı birçok tablosu Anvers’te (Kallo Kuşatması, Anvers Kuşatması), Amsterdam’da, Brüksel’de ve Budapeşte’de bulunmaktadır. — JAN i (Anvers 1624 – ay.y. 1677), önceki iki Peeters’-in kardeşi ve öğrencisi; Escaut Buzlar Altında (Anvers) adlı tablonun ressamı ve jan krans (doğ. 1655) İle 1SABELLA JOSİ na’nın (doğ. 1662) babasıdır; — CATHARi-na (Anvers 1615 – öl. 1676′dan sonra), Gillis l’in kızkardeşi; o da denizle ilgili tablolar çizdi. (l)

04 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEETERS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Eleman İlanları

Tarih 03 Mayıs 2009

ÇOCUK BAKIM
ACELE ağır yataklarınıza, felçli yaşlılarınıza bakıcılar Bostancıdayız 0.216.361 89 75-0.216.361 8982
ACELE ağır yatalaklarınıza, felçli yaşlılarınıza bakıcılar Bostancıdayız. 0.216.384 1611-0.216.4106504-0.216.3618982-0.533.3496451
ACELE As’tan bayan elemanlar gönder~ir 0.216.463 46 26-0.21 6.4643836-0.216.4643837-0.542.5955893
ACELE Çocuklarınıza, Hastalarınıza, Ev işlerinize Bayanlar Villalarınıza Eşler Utkandan 0.212.2933711
ACELE çocuklarınıza, hastalarınıza, evişlerinize elemanlar Kafkasyalı 0.216.346 4115-0.216.34681 93
ACIL; Yatılı- gündüzlü Türk-yabancı bayan elemanlar; ikiz bebek bakıcıları aranıyor. Kardelen Danışmanlık: 0.216.3463620-0.216.346 3670
ÇOCUKLARINIZA hastalarınıza, evişlerinize yatılı, gündüzlü, güvenilir elemanlar.0.212.8635059-0.536.567 5652
ÇOCUKLARİNIZA. Evişlerinize, Hastalarınıza, Temizliğe, Bayanlar: 0.212.881 91 38
ÇOCUKLARİNİZA, Hastalarınıza, Evişlerinize, Bayanlar Taşkın’dan 0.212.243 01 03-0.533.6263023
MARMARADAN Çocuklarınıza, Hastalarınıza, Evişlerinize Yardımcılar 0.216.4149012
NETA’ dan referanslı bakıcılar, Yardımcılar0212.6546324-0212.654 6330
TUNA’dan referanslı, deneyimli bakıcılar 0.216.4565011-0.216.4565012
BERKAY’DAN UZUN vadede kaliteli hizmet arıyorsanız HER yaş çocuğa KARDELEN YATILI, gündüzlü, referanslı, I güvenilir, FARKIMIZ özen ve tecrübemiz BAKICILAR dadılar, ablalar, EVLERİNZE tecrübeli bayanlar VİLLALARINIZA deneyimli yabancı elemanlar 800000000′dan, 400000000′a hazır işler, hazır elemanlar MECİDİYEKÖY 2122125226
YATILI çocuk Bakıcıları, Ablalar, Evişlerinde Yaşlılara bayanlar, GUVENLIR aileler yanında 500000000 750000000 ve ustu maaşlarla 2122134838
25 yaşındaki kızıma bakacak, evişlerine yardımcı olacak yatılı bayan 02122871002
ACELE ağır yatalak hastalarınıza, 0 6 yaş çocuklarınıza güvenilir bakıcılar Afta’dan 021634888 09
AİLEYE evişlerinde yardımcı olmak üzere, 30 yaşını geçmemiş, referans ve kefil verebilecek, Anadolu yakasında oturan, iş günlerinde akşama kadar çalışacak bayan 02165744616
ASRIN Güvencesiyle; Ev işlerine çocuk bakımına villalara yabancı yerli esler temin edilir 02122802179
AVRASYA BEBEKLERİNİZE bakıcılar EVİŞLERİNİZE referanslı yardımcılar AUPAIRLERE kaçırılmayacak fırsatlar 02163609296
AVRUPA gelişimi mezunları, EBEKLERINİZE ablalar, bakıcılar, PROFESYOIL güvenilir dadılar, EVİŞLERİNİZE referanslı tecrübeli, YATIU gündüzlü elemanlar, YAŞULARINIZA, hastalarınıza bakıcılar, PIZA referanslı çiftler, TELEFON: 02122596944
BEST UZUN vadede kaliteli hizmet orsanız BAKICILAR hemşireler HASTALARINIZA şefkatli refakatçiler sağlıkçılar EVLERİNİZE aşçı, ev işçisi bay bayan VİLLALARINIZA karı koca sekreter, özel şoför BEŞİKTAS 0212236 7666
COCUĞUNUZA bakarım yatısız 05462665648
ÇOCUKLARINIZA dadılar, bakıcılar BEBEKLERİNİZE anne yardımcıları EVIŞLERİNİZE referanslı bayanlar VILLALARINIZA çocuksuz çiftler HASTALAR yaşlılarınıza bakıcılar ŞİRKETLERE, Ofislere elemanlar 250, 300$ maaşla MOLDOVYA’ lı Türk elemanlara GARANTIJ hazır işler TIGAR: Adresimiz: Fahrettin Kerim Gökay Caddesi Çemenzar Numaral74Göztepe 021656753 95
ÇOCUKLARINIZA güvenilir ablalar bakıcılar Else 0216310 5023
ISTANBUL DANIŞMANLIK gelişimi mezunları ÇOCUKLARINIZA bakıcılar, dadılar ablalar EVIŞLERINIZE yatılı, gündüzlü, tecrübeli yardımcı HASTALARIMZA, yaşlılarınıza, hemşireler bakıcılar VILLALARINIZA referanslı 02164149155
EĞİTİM
AUPAIR Amerika’da İngiltere’de ücretsiz İngilizce, Atılım’la Avustralya’da Kanada’da Malta’da ekonomik dil okulları 03124180224
AUPAIR İngiltere’den aracısız 02122278630
AUPAIR’ Iik, İngiltere’de, Avustralya’ca uygun dil okulları 02122245945
AUPAİR baylara bayanlara İngiltere’de hazır aileler Oxford güvencesiyle beklemeden 02164189197
AUPAİR, İngiltere, ABD 02122361181
ELEKTRİK/ELEKTRONİK
ELEKTRİK teknisyenler. Bilgisayar/ Data kablolama’da tecrübeli. Doğuş Bilgisayar Çağlayan 0212.222 8989
ELEKTRONİK Teknisyenler alınacaktır. Güngören 0212.6444838-0532.7434239
EM.L elektrik bölümü mezunları alınacaktır. 0.212.320 2000
PLC programı bilen, pano döşeyebilen elektrikçiler alınacaktır. 0.212.5037355
TECRÜBELİ fotokopi tamircisi aranıyor. 0.212.2178915-0.532.3506868
USTALAR alınacaktır. 0.212.561 2374
YETIŞTİRİLMEK üzere Elektrik, Elektronik mezunları 0212.292 0798
GÜVENLİK
ALIŞVERİŞ merkezine Şişli, Mecidiyeköy civarı tecrübeli güvenlikler 0.216.414 8566
ANADOLU Avrupa yakası part-time fuIl-time tecrübeli güvenlikler 0.216.414 8566
ATAKOY Bakırköy civan tecrübeli güvenlikler 0.216.4148566
MATBAA
MAŞALİ ve Gestetner’ e kalfa Maltepe 0.216.3053013
PHOTOSHOP ve Freehand kullanabilen PC ve Mac sistemine hakim grafiker. email: roll®rollreklam.com 0212.295 4814 Faks:0212.2954813
MİMAR MÜHENDİS
AUTOCAD 3D-Max kursları www. bt-eğitim.com 0.212.241 7241
AUTOCAD kullanabilen mutfak satışında tecrübeli mimar alınacaktır 0.212.661 9727
AUTOCAD, 3DMax kursları 0.212.5701351 AUTOCAD, 3Dmax kursları 0216.3462606 -0.212.5701880
DOGALGAZDA tecrübeli makine mühendisi aranıyor.C.212.2620155
HALI mağazasına tecrübeli bayan iç Mimar aranıyor 0.212.6321695
KARTAL’ daki elektronik firmamıza satın alma ve lSO belgelendirme işleri ehliyetli mühendisler. 0.216.3878720
KUAFÖR
ACİL Manikürcü, Salon Vip 0.216.384 5616
ATAŞEHİR’ deki City Kuaför’e kalfa ve manikürcü aranıyor. 0216.4558246
AYCO Kuaför’e katta, manikürcü aranıyor. 0.212.2964032
BAY bayan föncüler Part-time komple ağdacılar Kocasinan 0212.5158976
BAYAN kuaförüne kalfa- manikürcü 0.216.325 97 31-0.216.4747614
BAYAN kuaförüne; Bay- bayan yardımcılar ve çıraklar 0.21 2.268 0101
BULGURLU’ daki erkek kuaförüne kalfa aranıyor. 0216.4127600
DOLGUN maaşla deneyimli manikürcü ve kalfa aranıyor. A~Z saç tasarımı 0.216.368 2245
ERKEK kuaförüne deneyimli kalfa aranıyor 0.216.4285404 ERKEK Kuaförüne tecrübeli kalfa 0.212.2475542 Nişantaşı
ESA Kuaför’e tecrübeli manikürcü Caddebostan 0.216.467 2843
GÜZELLİK Salonuna Manikür, Pedikürcü aranıyor.0.216.317.56.09
GÜZELLİK Salonuna yüzdelikli kuaför aranıyor. 0.216.3522316
İÇERENKOY’de bayan kuaförüne ortak, kalfa ve yardımcı aranıyor 0.216.573 0422
İŞİNDE uzman manikürcüler kalfalar aletli epilasyoncular Merter 0212.6428205
KALFA manikürcü, yardımcı ve aletleriyle çalışacak estetisyen aranıyor. 0.212.5329043
KALFA ve manikürcü aranıyor. Şenel Kuaför 0212.252 1134
KARTAL Aligür kuaföre kalfa aranıyor.0.216.309 9855
KUAFÖRE kalfa, yardımcı, çırak aranıyor. 0.212.2951130
KUAFÖRE Manikürcü 0.216.3389867
KUAFÖRE Yardımcı, Çırak aranıyor.Acıbadem 0.216.3259686
MİM bay bayan bölümüne manikürcüler0.216.455 9473-0.216.4559474
MOBİLYA
ACELE ; makineciler, kaynakçılar. 0.216.5274973-0.216.3642002
ACTIVE Mobilya Modoko mağazamıza satışta tecrübeli bay, bayan eleman.0.216.364 2153
CILA işçilik (götürü) 0212.6746598
DOŞEMECİ ustası ve yardımcısı aranıyor 0.212.6307732
DOŞEMECILER dolgun [ücret+ yemek+ SSK-t- servis 0.216.4666296
FABRİKAMİZA iskeletçi usta ve kalfa aranıyor.0.216.3137300
FENSY Mobilyaya Kattalar aranıyor. 0212.541 9022 Sefaköy
Gebze’deki fabrikamız için mobilyacılar, cilacılar ve montajcılar (Götürü) aranmaktadır SSK-t- servis+ yemek+ yatak 0216.326 43 29-30
KALİFİYE Koltuk Döşeme Usta ve Kalfaları aranıyor. Yemek+ SSK. Erdoğan Turgut Mobilya. Okmeydanı 0212.256 7272
KALİFİYE Koltuk iskeletçisi aranıyor. Okmeydanı 0212.256 7272
MARANGOZ ustası ve dolap ustası aranıyor.0.212.2895701
MOBİLYA ustası alınacak. Sultançiftliği civarı0212.6196500
SUNTALAM- Laminat çalışacak Usta- Kalfa 0.216.3998838
MUHASEBE
A.NETTEN Bilgisayarlı Muhasebe kursları + iş imkanları 0.212.2250780-0.212.225 7516
AAC’den ücretsiz bilgisayarlı muhasebe kursları iş imkanı 0.212.2528020 Taksim Kadıköy
BAYAN Muhasebe Elemanı aranıyor. 0.212.278 86 28-0.212.3240116
BEYUKDÜZÜ civarında bilgisayar ve ön muhasebesi olan bayan eleman 0.212.8754755
UĞUR Balkuv Tiko Bomonti’ye muhasebe de bilen santralci 0.212.2466076-0.212.2466077
ULUSLARARASI Nakliye firmasına Almanca bilen bayan eleman 0.216.4287907
WORD- Excel bilen yoğun telefon trafiğini idare edebilecek sekreter aranıyor.0.212.624 7070
YÖNETİCİ Sekreteri Beylikdüzü CV Fax: 0212.8753597 30
SEKRETER Bakırköy 0212.571 5378
MİMAR MÜHENDİS
AUTOCAD 3D-Max kursları www. bt-egitim.com 0.212.241 7241
AUTOCAD kullanabilen mutfak satışında tecrübeli mimar alınacaktır 0.212.661 9727
AUTOCAD, 3DMax kurslar 0.212.5701351 AUTOCAD, 3Dmax kursları 0216.3462606-0.212.5701880
DOGALGAZDA tecrübeli makine mühendisi aranıyor.C.212.2620155
HALI mağazasına tecrübeli bayan iç Mimar aranıyor 0.212.6321695
KARTAL’DAKİ elektronik firmamıza satınalma ve lSO belgelendirme işleri ehliyetli mühendisler. 0.216.3878720
MAKİNA MÜHENDİS GIDA Makine İmalatından anlaya uzman Makine Mühendisi aranıyor 0.212.225 3240
TECRÜBELİ makina teknik ressamı 0.212.6830450-53 YABANCİ dil bilen satış konusunda deneyimli bayan iç mimarlar aranıyor 0.532.2862221
AUTOCAD 3D-Max kursları www. bt-egitim.com 0.212.241 7241
AUTOCAD kullanabilen mutfak satışında tecrübeli mimar alınacaktır 0.212.661 9727
AUTOCAD, 3DMax kursları 0.212.5701351 AUTOCAD, 3Dmax kursları 0216.3462606-0.212.5701880
DOGALGAZDA tecrübeli makina mühendisi aranıyor.C.212.2620155
HALI mağazasına tecrübeli bayan iç Mimar aranıyor 0.212.6321695
KARTAL’DAKİ elektronik firmamıza satınalma ve lSO belgelendirme işleri ehliyetli mühendisler. 0.216.3878720
MAKİNA MÜHENDİSİ GIDA Makina İmalatından anlaya UZMAN Makina Mühendisi aranıyor0.212.225 3240
TECRÜBELİ makina teknik ressamı 0.212.6830450-53 YABANCİ dil bilen satış konusunda deneyimli bayan iç mimarlar aranıyor 0.532.2862221
SİGORTA
HAYAT Sigortası pazarlamasında deneyimli, kendi ekibini kurmak, yönetmek isteyenler, bizi arayın 0212.6744929
SİGORTA acenteliğimizin profesyonel satış kadrosuna yetiştirilmek üzere bay- bayan elemanlar 0.212.6768000
SİGORTA Acentemizde aktif olarak (Maaş+ prim) çalışacak hırslı takım arkadaşlar arıyoruz. 0212.6744929
SİGORTA sektöründe pimle satış elemanı 0.216.33391 88
SİGORTACILIĞI meslek e-dinmek isteyip, acentelik kuramayanlar Gelin portföyünüzü acenteliğimizde birlikte değerlendirelim. 0212.6744929
SAĞLIK
10 Hat HASTANEYE COCUK DOKTORLARI YENİ Doğan yoğun bakım deneyimli COCUK hastalıkları uzmanları 2126153838
12 MERKEZİMİZDE partime çalışacak Fizyoterapist aranmaktadır 2164492611
12 MERTER ve Gaziosmanpaşa’daki muayenehanelerimizde pat t time çalışacak diş doktorları 021250749 61
ORTOPEDI Uzmanı, Özel Hastanede çalışacak 05337258555
ECZA Deposuna genç elemanlar Millet Cad No:11 Aksaray ECZACI aranıyor 02126722696
ECZACI aranıyor 05362283588
Eczacıya 15 Milyar 05324415879
ECZANEDE çalışmak üzere güzellik uzmanı 02122345617
GÖZ doktoru 11:00 190 arası Ümraniye ve Üsküdar 02165216646
GÖZ DOKTORU 1500 19:30 saatlerinde MED Lens, KOZYATAGI 02164688442
Göz doktoru ünite İle aranıyor 0542647 0379
GÖZ Uzmanı Özel Hastanede çalışacak 053325 8555
GÖZ, Nöbetçi doktor, nöbetçi diş 02126433101
HASTANEMIZE staff dahiliye uzmanı, staff genel cerrahi uzmanı, sertifikalı diyaliz hemşireleri ve ameliyathane hemşiresi aranmaktadır 05334315606
HASTANEYE ful time veya pakt time ortopedi uzmanı ve anestezi reanimasyon uzmanı aranmaktadır 0212549 6340
HASTANEYE tam gün yoğun bakım deneyimli çocuk hastalıkları uzmanı 0216574 1000
HASTANEYE Anestezi Teknisyeni Aranıyor 0212489 08 00
Nöbetçi Doktor ve Diş Hekimi: 02124465138
KLİNİĞE hemşire deneyimli 02164140573
İZMİTTE Bulunan Rehabilitasyon merkezimize fizyoterapist, Sosyal hizmet özel eğitim uzman[arı alınacaktır 05424171530
İZMİT’ teki diyaliz merkezimize sertifikalı pratisyen hekim aranmaktadır 0262321 4187
KIZILAY Üsküdar Tıp merkezinde tam gün çalışacak fizik ortopedi doktorları aranmaktadır Müracaatların Üsküdar Halk Caddesi No15 adresine yazılı olarak Yanılması Tel: 0216492719
TIP Doktoru, çok iyi derecede İngilizce bilen, çok iyi düzeyde bilgisayar kullanalı tam gün mesai yapabilecek uluslararası kongre organizasyonunda çalışacak, pratisyen tıp doktoru aranmaktadır 05423127978
MANAVGAT Özel Bilgi hastanesine Kadın doğum uzmanı bayan dahiliye uzmanı Yabancı dil bilen ve pratisyen hakim Yabancı dil bilen aranıyor 024275337 37Faks: 753 50D6 MERKEZIMİZDE partime çalışacak diyet uzmanı aranmaktadır 0216449 2611
MR merkezini işletecek ortak doktor aranıyor İstanbul 0532261 0459
MUAYENEHANEYE Bayan Dış Hekimi 0212679 72 42
NÖBETCİ Çocuk Doktoru Kalan Tıp Merkezine, 0212425 1500
ÖZEL Bahat Halk hastanesine, tamgün Dahiliye ve KBB uzmanı aranıyor 02126490080
ÖZEL Eğitim ve Rehabilitasyon merkezine Sosyal hizmet uzmanı, fizyoterapist,psikolog aranıyor ÖZEL Halkalı Kent Hastanesi’nde çalışmak üzere DERMATOLOJİ uzmanı EBE hemşire aranmaktadır MURACAAT: 02124712000
ÖZEL Hastaneye Diş Hekimi yardımcısı alınacaktır 02122700022
ÖZEL Hastaneye stajyer kadın doğum uzmanı kardiyoloji uzmanı 0212619 7639
ÖZEL Volkswagen servisine boyacı kalfası 02164283060
ÖZM kliniğe yeni mezun hemşire 02126295734
YEŞİLYURT Polikliniğine diş hekimi aranıyor 0212573 31 8
PEKEL’den Acele yatılı Bakım aranıyor 600 Milyon: 02126603479
POLİKLİİĞİMİZDE çalışmak üzere, Biyokimya uzmanı aranmaktadır 02627438490
POLİKLİNİGE Hemşire, Doktor, Nöbetçi Diş Hekimi: 0212562 8698
POUKLİNIĞE part time bayan jinekolog aranıyor 05326142012
POLİKKİNİĞİMİZE nöbetçi diş hekimi aranmaktadır 02165675212
PSİKOLOG aranıyor Psikoteknik değerlendirmede çalıştırılacak 05322724779
SAĞLIK kabinine ortak doktor hemşire veya sağlık memuru 0532722 1512
SAĞLIK kuruluna uygun şartlarla ortopedi göz psikiyatri 0532596 3325
SAĞLIK sektörüne yetiştirilmek üzere bayan eleman 02125345998
ŞOFÖR
ÇÖP kamyonlarına şoförler ve çöpçüler aranıyor.0.212.4661589-0.212.4661590
E sınıfı şoför aranıyor. 0212.510 91 69
HADIMKÖY’deki fabrikamıza panelvanla sevkıyat yapabilecek tecrübeli şoförler 0.212.7712929
İKITELLİ’ DE tüpçüye E sınıfı ehliyetli 30 yaşını aşmamış şoför aranıyor 0212.5490007-0212.5490008
MIKSER Şoförü ve Pompacı, tecrübeli (Hereke, Tuzla, Şekerpınar, Kaynarca, civarından)0.216.5930167-0216.4451536
TEZGAHTAR
DÖRTEL tekstil fabrika satış mağazamıza bayan satış ele-mani alınacaktır. Güneşli civan tercihimizdir. 0.212.655 8831-0.212.6553576
HASİRCİLAR Giyim Mağazamıza satış elemanlar alınacaktır. Başvuruların birebir yapılması rica olunur. E-5 Karayolu üzeri Hasırcılar eşmerkezi Carrefour karşısı Haramidere 0.212.8750011
KURUYEMİŞ toptancısında çalışacak tecrübeli bay tezgahtar Rami 0.212.5630550
MOBİLYA Mağazası’na deneyimli Bayan Tezgahtar 0212.6795677
PASTANEYE deneyimli tezgahtar. 0216.3369750
TÜL- perde işinde çalışacak genç, dinamik, tecrübeli elemanlar Sultanbeyli 0216.3988954
TORNACI
ACİL otomat- rovelver- taşlama ve CNC elemanları alınacaktır 0.212.54941 71
CAD/CAM programını iyi kullanabilen elemanlar alınacaktır 0212.6981900/179
GENÇ Tornacılar 0.212.549 8376
GÜNEŞLİ- İkitelli civarında oturan tornacı alınacaktır. 0212.5495782-4 hat
KALIPÇI ve Tornacı aranıyor 0.212.2841516 4.Levent
KESME kalıpçısına, kalıpçı yardımcısı aranıyor. Meslek lisesi Autocad bilen tercih edilir.0.212.501 7658
METAL Form kalıpçıları ve kalıp hane sorumlusu aranıyor.0212.6137982
TECROBELİ acele tornacı aranıyor ikitelli 0212.5491252
TESVİYE ve matkapta çalışacak elemanlar 0.212.652 5264 TORNA tesviye mezunu elemanlar alınacaktır. Esenyurt 0.212.6722779
TORNACİ alınacak M.S.L mezunu İkitelli. 0.212.4854682
TORNACİ aranıyor Tuzla civarı 0.216.591 03 52-0.216.591 0353
TORNACILAR TECRÜBELİ Frezeciler Hidrolikçiler, Tesviyeciler Bayrampaşa 0.212.5670824
ÇEŞİTLİ ELEMAN
ACELE büro içinde çalışacak 18-40 yaş arası elemanlar alınacaktır 0.212.660 90 95-0.212.660 9096
ACIBADEM’DE evimizde çalışacak yatılı bayan 0216.3266294
ALTİNŞEHIR Ayakkabı fabrikasına yetiştirilmek üzere lise mezunu gençler ve çaycı aranıyor 0212.6783331-3 Hat
ANAOKULUNA bayan aşçı, temizlikçi Haznedar.212.539 5905
ANAOKULUNUN yemek işlerini yapacak görgülü ev hanımı 0.216.3172206
ARÇELİK servisine deneyimli Klimacı, Soğutmacı ve teknisyenler aranıyor.0.212.251 5353
ARIYORUZ Türkiye’de önde gelen holdingimizin çeşitli departmanılarında ofis içinde görevlendirilecek en az Lise mezunu bay- bayan eleman 0.212.624 25 69-0.212.6240253
AVCILAR LC.WAİKİKİ mağazası için tecrübeli SATIŞ elemanları ve GÜVENLİK eleman alınacaktır MÜRACAAT Pazartesi- Çarşamba şahsen E-5 Karayolu üzeri Ambarı kavşağı 0.532.781 0992
HAVAYOLLARİNA hostes yetiştirecek eğitimci hostesler 0.216.4182270-0.212.6604597
HİDROLİK ve Eksantrik Presçiler aranıyor. 0212.691 1042
HIZLI klavyesi olan eleman. Rami 0212.4179398
İÇERENKÖY cıvanda kıraathaneye garson aranıyor 0.216.5756250
IDEMİMAR çizim programı kullanabilen eleman aranıyor.0.212.6370330
İHLAS Holding A.Ş.’ye ihtiyaçtan dolayı lise mezunu bay-bayan elemanlar 0212.5322421
KADİKOY’ DEKİ büromuza Bayan Eleman, 0.216.4147411
KALORİFER ve tesisat ustalar aranıyor 0.216.3324983
KARİTİNG pistinde çalışmak üzere gençler alınacaktır. 0.216.4597039
KAYNAKCİLAR (gazaptı), presçiler ve yardımcı elemanlar alınacaktır.Tel:0212.642 3480
KAZANCİLAR, elektrikçiler, Sıhhi Tesisatçılar, Bakımcılar 0212.5774629
KITAPEVINE’ en az lise mezunu 18- 25 yaş arası Bayan Satış eleman, ve Bayan Sekreter aranıyor: 0.212.660 98 22-23
İHRACAT Firmamıza tecrübeli, Modelist ve Makinacılar aranıyor Üçyüzlü, Bağcılar Tabya, İkitelli’de oturanlar tercihimizdir. 0.212.508 9213-5089214
İHRACAT firmasına model makineci, makastar yardımcısı, pastalcı ve metocu aranmaktadır. Güngören Tel:0.212.5393686-0.212.5393688 CV Fax: 0212.5077078
İHRACAT firmasına penyede deneyimli modelistler 0212.6493833
İHRACAT firmasına remayözcüler remayöz yardımcıları aracılar, makastar Topkapı 0212.5017334
ACELE bluzcu parçabaşı yada 400.000.000 maaşlı makineciler, beş iplik overlokçular 300.000.000 SSK+ yemek+yol parası Bakırköy 0212.5830031
ACELE Örme kumaşta erkek ağırlıklı çalışabilecek Modelistler aranıyor.0212.5021216
İHRACAT ve imalatçı firmamıza konusunda deneyimli,KUMAŞ planlamacısı aksesuar planlamacısı, BASKI- nakış takipçisi ve çaycı alınacaktır. İŞYERİ- Avcılar- Esenyurt’da dır, 0.212.6207233-3hat
ACELE usta singerciler aranıyor. Yenibosna 0.212.452 1631
ADEN TEKSTİL konusunda ihracat yapan firmamıza ÜTÜCÜLER KALİTE kontrolcüler PAKETLEMECİLER ASORTİCİLER METOCULAR TASNİFCILER ALINACAKTIR FAIİH Caddesi Yüksel Sokak No:11MERTER 0.212.6373005
KONTROLCO temizlemeci ve ütücüler aranıyor 0.212.4343474
AKSESUAR KONFEKSİYON yan malzemelerinde bilgili, MÜŞTERİ ilişkilerinde deneyimli BAYAN eleman. Küçük köy civarı 0.212.5383947
KRAL TEKSTİLE ORME Konfeksiyonda İNGİLİZCE bilen PLANLAMA yapabilecek MÜŞTERİ temsilcileri AYLIK 80 ton kumaş takip organizasyonunu yapabilecek ORME ve boyada deneyimli elemanlar 0212.430 79 39- Faks: 0212.4307950
AKSESUAR planlamasına üniversiteli bayan. 0.212.6370308 Merter
AKSU Tekstil’e parça boyada çalışmış deneyimli kimya mühendisi, laborant müşteri temsilcisi ve usta alınacaktır.0.212.6911558-0212.6911559
BARCO TEKSTİL fabrikasına ustabaşı REÇMECİ overlokçu, singerci 0.212.6934630-6972781
BAYAN Terzisine genç kız yardımcı aranıyor.0.216.3637110-0.533.5606021
KUMAŞ Firmasına Kalite kontrole ve kartala bölümüne Erkek Elemanlar. 0212.5570064 Pbx
KUMAŞ kesimhanesine iş bağlantısı yapacak elemanlar 0.212.4200610-0.532.2727479
MAKASTAR aranıyor Çocuk giyimde çalışacak 0212.6746301
MAKASTAR, makastar yardımcısı, fason takipçisi alınacaktır. 0.212.2242774
MARS Tekstil’de çalışacak Modelist ve Kesimci aranıyor.0212.63902 36-6390283
MERTER ve Güngören’den konfeksiyonda çalışacak elemanlar alınacaktır 0.212.6378340
MODEL Makinacılar, usta seçmeciler lason takipçiler ve ortacılar aranıyor.0.212.211 0663 Şahsen başvurmaları rica olunur.
BRODE FABRİKASINA Esenler civarından USTA Makinacılar, kopukçular NAKİŞÇILAR, Teknisyenler 0532311 9640
BAŞLANGIÇ:250.000.000 Net Maaş+ SSK+ Yemek TEL:0212.6159210-0212.6159265
TIR şoförleri.0.212.4769484-0.216.311 9843
VİNÇ kullanacak operatör Şoför 0.21 2.279 7437
VİNÇLI taşımacılıkta çalışmış şoför aranıyor Bayrampaşa civarından 021256351 63
VİNÇLİ taşımacılıkta çalışmış şoför aranıyor B.paşa civarında02125635163
TEKSTİL KONFEKSİYON
SELDUR NAKIŞ’A TASNIF ve kalite Kontrolcüler NAKİŞ temizlemeciler ON muhasebeden anlayan BAYAN sekreter alınacaktır. BAĞCILAR, Güngören, Esenler civan tercihimizdir. 0.212.5073485-3 hat
SİTİLIST
DOKUMA dış giyimde tecrübeli STİLİST aranıyor. Tel:0.212.6303689-0.212.6303690 CV için Fax 0.212.4747398
TEKSTİL firmamıza deneyimli model makinacı alınacaktır Tel: 0.216.311 08 8W 14 hat
TERZI’DE çalışacak ceketçi, pantoloncu aranıyor.0.216.36661 01
TRİKO’YA Modelist ve Yardımcısı, CMS ustası, Remayözcü.Ümraniye.0.216.3351262
TRİKO ihracat Firmasına;ÜTÜCÜ STOLL Makineci ORME ve Konfeksiyon bölümüne; USTABAŞİ ARANIYOR.0.212.2898014/0.212.289 8015
TOL perde dikiminde tecrübeli usta makineci modelci alınacaktır. 0.212.5124041
YİL-TEM TRİKO’YA İHRACATTA deneyimli iş regolesini ayarlayabilecek INSAN ilişkilen düzgün KONFEKSİYON Şefi alınacaktır. 0.212.544 4378
YUVARLAK Örgü Malünasında deneyimli Usta aranıyor.:0.212.6376968
3 Nakış Makinasına tut iş sağlayacak %20 kar ortağı aranıyor. 0212.50661 04
TEMİZLİK
AVCILAR, Beylikdüzü civarında oturan temizlik elemanları, 0.216.3462302
BAKİHKOYDEKİ Ofisimize bayan Temizlik elemanı alınacaktır 0212.6602260
ÇAĞLAYAN’DAKİ Şirketimize çay ve temizlik işleri yapacak bayan eleman 0212.2954814
SİRKECİ civarında oturan akşam temizlik personeli 0.212.6740619
ÇEŞİTLİ ELEMAN
A.Ş FABRIKAMIZİN çeşitli departmanlarında VASIFLİ vasıfsız bay bayan elemanlar 3 sekreter 2 Muhasebe Bilgisayar konusunda tecrübesi olan elemanlar. SSK+ Yol+ Yemek TEL: 0.212.639 03 82- 0.21 2.5527937-0.216.5237868
A.ŞSICAK Satış Konusunda deneyimli BAY bayan elemanlar BAYAN grup şefleri alınacaktır.500.000.000 ön avans ödenip SATIŞLARDA %15 prim YATACAK yer mevcuttur.0.212.5527893-0.212.451 4817
ACELE320.000.000+ SSK+ yol+ yemek güvencesiyle BÜRO içinde çalışacak 18-40 yaş arası YETIŞTIRILMEK üzere BAY bayan elemanlar alınacaktır PAZARLAMAYLA ilgimiz yoktur CUMARTESİ pazar tatildir. 0.212.5832580-0.212.5436329-0.212.660 2914
ACELE DOLGUN ücret yol+ yemek+ SSK FIRMAMIZİN yeni açılan DEĞİŞİK departmanlarında çalışacak 15 bay, 20 bayan satış elemanı 3 sekreter alınacaktır: MERKEZ: Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi Gediz Sok No:25 Kat:2 Şirinevler ŞUBE: Alemdağ Caddesi No:85 Kat:3 Barış Ticaret Ümraniye (Yapı kredi Bankası yanı)
BUTİK SUAT’A ÜMRANİYE’DEKİ giyim mağazamıza ASGARİ 5 yıl deneyimli, MAĞAZA Müdürü MODA ve Ümraniye’deki işyerimize 23-30 yaş arası EN az 5 yıl deneyimli SORUMLULUK alabilecek BAYAN Satış elemanlar alınacaktır.İLANIMIZ 15 gün geçerlidir.0.216.4180968-0.216.3168664
COŞKUN tabildota acele aşçı ve aşçı yardımcısı 0.212.5442278
DEMİR Doğramada çalışacak eleman aranıyor.0.212.6399257-0.532.6236729
DOĞALGAZ firmasına tesisatçı aranıyor. 0.212.259 8446-0.532.4346122
DOĞALGAZ tesisatı için taşeronlar alınacaktır. 0212.2239513
ELEKTRİK panosu sac bölümünde çalışacak elemanlar alınacaktır. 0212.671 0290
ENDÜSTRİYEL mutfak ustaları, kalfaları, dolgun ücretle 0.212.2898660
ENJEKSİYON makinalarında çalışacak bay bayan elemanlar alınacaktır 4levent cıvan 0.212.2703397
EVDE Hasta bakacak Hemşire aranıyor. 0.21 2.256 66 33-0.532.2122947
EVİŞLERİNE yatılı veya yatısız bayan 0.21 2.327 1864-0.212.3271865-0.533.723 95 33
FABRİKAMIZA mekanik tamir bakım ustası aranıyor.0212.4351740
FABRİKAYA montajcı, presçi, şoför alınacaktır. Güngören 0212.502 1039
GAZALTI Ve Oksijen kaynağı yapacak Eleman:0.212.5589020
GENÇ prezantabl internette sörf yapabilen, İngilizce bilen üniversite mezunu bayan 0.212.3207068-3207069
GÜVENLİK kameralarımızın tanıtımını yapacak elemanlar 0.216.4186380
HADIMKOY ’deki fabrikamıza teknik lise mezunu, üretim bakımda çalışacak elemanlar 0.212.771 2929
HAVAYOLLARINA HOSTES (uçucu- yer) HAREKAT memuru operation TICKETING (IATA- UFTAA) BAYAN, Bay adaylar yetiştirilecektir BAKIR K OY 0.212.660 6290-0.212.660 6291KADIKÖY 0.216.418 22 70-418 22 71 DUHA Havacılık Kursu HAVACILIKTA Uzman Kuruluş
KURYE Firmasına deneyimli yaya kuryeler. Maaş+ Prim 0212.2253575
MAĞAZA müdürü; bayan giyimde tecrübeli. Avcılar 0.212.5672812/13
MARKET deneyimli kasaplar ve güvenlik elemanları 0216.411 0472
MATBAA’YA Lise mezunu Elemanlar aranıyor.0212.6124835-6124359
MONTAJA sanat okulu metal mezunu elemanlar 02126133798
MONTAJA sanat okulu mezunu elemanlar 02126133798
MONTAJDA çalışacak bayan elemanlar alınacaktır 4.Levent civarı 0.212.2703397
OTO Galerisinde çalışacak temizlik elemanı, ehliyetli tercihimizdir. 0212.6947301
PARFÜMERİDE çalışacak Bostancı civarında oturan bayan eleman aranıyor 0216.4636210
PASLANMAZ çelik metal pazarlamasında tecrübeli pazarlama Müdürü, Satış Temsilciler alınacaktır 0.212.5124041
PAZARLAMA TERCİHEN Pazarlama veya İktisat mezunu TAKIM çalışmasını bilen ve uyum sağlayabilecek DEGİŞIMCİ ve gelişimci SEYAHAT engeli bulunmayan İKNA kabiliyeti yüksek EN az3 yıl deneyimli BAY pazarlamacılar alınacaktır
MODELİST
DENEYİMLİ bay Modelist ve stilist alınacaktır (Çocuk giyiminde tecrübeli olmaları tercih nedenidir)0.212-634 4242
PERDE mağazasına satışlarda tecrübeli Tezgahtar Montajcı alınacaktır. 0.212.5124041 PI~A imalatına vasıfsız bayan elemanlar 0212.6343315
PLASTİK Kalıp Ustası tecrübeli İkitelli- Beşyüzevler 0212.549 6549
RESTORANİMIZA Dönerci ustası ve servis elemanı alınacaktır. İkbal! Mecidiyeköy 0212.3477188- 2748913
SANTRALE bakabilecek İngilizce bilen lise mezunu bayan eleman. İngilizce bilen Endüstri Mühendisi.Tel:0.216.377 24 80 Faks:0.216.3770252
SİNEMAYA makinist yetiştirilmek üzere eleman aranıyor. Bahçelievler 0.212.441 21 93
ŞİRKETİMIZ departmanlarında yetiştirilecek asgari lise mezunu personel alımı yapılacaklır0.212.652 2942
ŞİRKETİMIZDE yetiştirilip yetki alabilecek bay, bayan 0.282.2602688-0.282.260 2833
ŞİRKETİMİZ bilgisayar teknik servis elemanı aranıyor.0212.6793847
ŞÖFÖRLÜĞÜ olan PVC montaj ustası 0212.2790616

HAVAYOLLARI
HAVAYOLLARINA hostes yetiştirecek eğitimci hostesler 0.216.4182270-0.212.6604597
HIDROLİK ve Eksantrik Presçiler aranıyor. 0212.691 1042
Hızlı klavyesi olan eleman. Rami 02l2.4179398
IÇERENKOY civanında kıraathaneye garson aranıyor 0216.5756250
İDEMİMAR çizim programı kullanabilen eleman aranıyor.0.212.6370330
IHLAS Holding A.Ş.’ye ihtiyaçtan dolayı lise mezunu bay-bayan elemanlar 0212.532 2421
KADIKÖY’DEKİ büromuza Bayan Eleman, 0216.4147411
KALORIFER ve tesisat ustaları aranıyor 0.216.3324983
KARTING pistinde çalışmak üzere gençler alınacaktır.0.216.4597039
KAYNAKCILAR (gazaltı), presçiler ve yardımcı elemanlar alınacaktır Tel:0212.642 3480
~KAZANCİLAR, elektrikçiler Sıhhi Tesisatçılar, Bakımcılar0212.5774629
KİTAPEVİNE en az lise mezunu 18- 25 yaş arası Bayan Satış elemanı ve Bayan Sekreter aranıyor. 0212.660 98 22-23
TABELA ustaları ve kalfaları aranıyor: 0.212.506 9714
TABELACI ustası, yardımcılar aranıyor. Yenibosna 0.212.4510340
TECRÜBELİ Pideci, aşçılar aranıyor: Akmerkez Yoldaş bey 0.536.8575742
TESİSAT Ustaları 35 yaşını aşmamış, askerliği yapmış, yoğun seyahat programına uyabilecek elemanlar. Mür:0.212.6563019 Faks:0212.6563004
TESİSATÇI, Kalfa Çıraklar aranıyor Erenköy 0216.4117148
TOPKAPI civarında oturan şoför, tornacılar frezeciler, makina teknisyenleri ve meslek lisesi mezunu elektrik teknisyenleri 0.212.6711561
VİDA imalatında çalışacak tecrübeli elemanlar alınacaktır: Vidasan Ltd. Şti.0212.5654828-0212.6131218
YEMEK- çay yapacak bayan eleman 0212.5498370
ZEYTİNBURNU ‘nda kafeteryada çalışacak bayan kasiyer, aşçı, garson- komi0.212.547270819/11/2002 11:51
HUKUK Bürosunda çalışacak Maliye Finans konularında bilgili yöneticilik vasfı olan bay Muhasebe Müdürü aranmaktadır.0212.5701708-0212 5704007
İNGİLİZCE bilen bilgisayar ve ön muhasebe bilgisine sahip bayan büro elemanı Dale Ltd. 0212.3568228
İTHALAT firmasına eta, excel, word ‘de 5 yıl deneyimli bayan. Bahçelievler 0212.441 5276
m derecede bilgisayar bilen muhasebeci.216.411 3454
KONUSUNDA Lider Kurumumuza eleman alınacaktır; 1- İ.İ.E-İthalat İhracat Elemanı 2-MM- Maliyet Muhasebe Elemanı -YÜKSEK OKUL mezunu, -ASKERLIKLE ilişkisi olmayan, -EN az 3 yıl deneyimli -YABANCIDİL tercih sebebidir. (21 11.2002 tarihine kadar 0.216.3129030 No’lu faksa gönderilmesi gerekmektedir).
KUAFÖR
METTA erkek kuaförüne eleman aranıyor. Bakırköy 02125831520
PROFESYONEL solaryum merkezinin kuaför departmanı işletmeye verilecektir.02163305845 02164493810
MUHASEBE
KONUSUNDA örgün eğitim almış 30 yaşını aşmamış, Logo, Gold , insan kaynakları programlarında ve şirket muhasebesinde deneyimli erkek adaylar Faks:02165757900 doruk140@mynet.com
LKS-2 ORTAMINDA Sipariş Alım Üretim Satışa yönelik muhasebe tutabilecek DENEYİMLİ yüksek okul mezunu bayan BAŞVURULARIN C.V. ile yapılması rica olunur. SAHRAYICEDİT Tel:0.216.385 1325/ Faks:0216.3601195 email:grafik@berkmatbaa.com
MERTER merkez ofisimize Logo, Excel bilen Bayan, 0212.481 0476

MİMAR MÜHENDİS
AUTOCAD kullanabilen, Pencere konusunda deneyimli, ehliyetli, satış tecrübesi olan Mimar aranmaktadır. Fax: 0216.3073114
AUTOCAD kullanmasını bilen makina bölümü mezunu bayan teknik ressam aranıyor.0212.4852052
AVRUPA ve Anadolu Yakasındaki showroomlarımızda çalışacak İngilizce bilen 25- 35 yaşlarında bay bayan İç Mimar aranmaktaktadır. 0216.3501918
BAYAN, Şirketler Grubuna Autocad bilen, proje çizebilen, İngilizce bilen makina mühendisleri işyeri Teşvikiye 02122276270
ELEKTRONİK MÜHENDİSİ ELEKTRONİK malzeme ithalatı yapan firmamızın satış Departmanında görevlendirilmek üzere ASKERLIKLE ilişkisi olmayan OTO ehliyetli SEYAHATA engeli olmayan INGİLİZCE ve bilgisayar çok iyi derecede biten adayların resimli CV ‘lerini 22.112002 tarihine kadar kesifinfo@turk.net adresine göndermeleri rica olunur.

GEMKOM A.Ş’ de çalışmak üzere, mimarlar alınacaktır. CV’leriniz için Fax:0216.4468191
İNGİLİZCE bilen İnşaat mühendisi ve Çelik- Betonarme deneyimli, Autocad Uzmanı inşaat teknikeri. consult@orientresearch.com
YI Derecede Aluplan kullanabilen mimarlar aranıyor.0212.66341 66
KALORİFER ve doğalgaz işinde çalışacak tecrübeli Makina Mühendisi aranıyor.0212.564 2916
KARTAL’DAKİ elektronik firmamıza satınalma ve İSO belgelendirme işlerine ehliyetli mühendisler, 0216.387 87 20
ÇOCUK BAKICISI
EROĞLU HİZMETİYLE AİLELERE yatılı gündüzlü güvenlik tecrübeli çocuk bakıcıları, dadılar, ablalar, EV İŞLERİNİZE referanslı bayanlar YALILARINIZA hastalarınıza bakıcılar VİLLALARINIZA tecrübeli karı-kocalar İNGİLİZCE Türkçe bilen yabancılar GÜVENİLİR deneyimli referanslı hazır eleman hazır işler MECİDİYEKÖY:0212.2134838-02122134839-02122136078 BAKIRKÖY:02126601510-0212.6601511
ISTANBUL DANIŞMANLIK ÇOCUK gelişimi mezunlar COCUKLARINİZA bakıcılar, dadılar ablalar EVİŞLERİNİZE yatılı gündüzlü, tecrübeli yardımcılar HASTALARINIZA, yaşlılarınıza hemşireler bakıcılar VİLLALARINIZA referanslı çiftler BAĞDAT Cad. No:132/3 FENERYOLU 0216.4149155-0.216.4149156-0216.3369756
EL VAN GÜVENCEMİZLE uzun vadede DOGRU hizmet bebeklerinize DADILAR, bakıcılar çocuklarınıza REFERANSLI ablalar, evişlerinize GÜNDÜZLÜ, yatılı yardımcılar HASTALARINIZA, yaşlılarınıza, hemşireler HASTABAKICILAR villalarınıza referanslı çiftler 0.216.3864236-0216.360 42 23 Erenköy0.2125877845-0212.58785 99 Aksaray
LALE DANIŞMANUK Güvencesiyle HASTALARİNIZA, yaşlılarınıza, HEMŞİREL.ER, refakatçiler,COCUKLARINIZA bakıcılar, DADILAR, ablalar EVLERİŞLERİNİZE tecrübeli, YATILI gündüzlü elemanlar, VİLLALARINIZA referanslı çiftler. 0.212 2819642-0.212.281 9643
DASE AİLELERE çok geniş PERSONEL portföyümüzle YATILI gündüzlü ÇOCUK bakıcıları, dadılar EVİŞLERİNİZE tecrübeli referanslı bayanlar HASTALARINIZIN, yaşlılarınızın bakımları HAZIR elemanlar- hazır işler 0216.4143412-0216.3309135
KARDELEN FARKIMIZ özen ve Tecrübemiz YATILI gündüzlü güvenilir, REFERANSLI çocuk bakıcıları, (İKİZ bebelerinize dadılar, EVİŞLERİNİZE tecrübeli yardımcılar, YAŞLILARINIZA- hastalarınıza şefkatli, BİLİNÇLİ hastabakıcılar hemşireler.KADIKÖY: 0.216.3463620-0216.34636 70
YATILI, lise mezunu, referanslı ilkokul çocuğuna ablalık yapabilecek evişlerine yardımcı bayan. Dolgun ücret+ hafta sonu tatil 0.212.6630236- 0.532281 6390
SAĞLIK
DİŞ Teknisyeni Porselen altyapı elemanı 0216.3377616
ERE Hemşire Diş Tabibi, Yönetici Kliniğe 0.532.60073 11-0.212.4160608
FİZİK tedavi ve CP merkezinde çalıştırılmak üzere fizyoterapist, özel eğilim uzmanı ve psikolog aranıyor. 0.53224452 62~ 04122288196-97
FİZYOTERAPIST ARANIYOR. 0.532.5142050 Gaziantep.
HASTANEMİZE full time dahiliye uzmanı alınacaktır. 05422602347 -
HASTANEMİZE KARDİOLOJİ Uzmanı, bayan Halkla İlişkiler uzmanı VE Resepsiyonistler alınacaktır. 0212.5039240

03 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Eleman İlanları hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEEL (Paul)

Tarih 03 Mayıs 2009

PEEL (Paul), kanadalı ressam (Londra, Ontario, Kanada 1860-Paris 1892). Philadel-phia Güzel Sanatlar akademisinde okudu. 1880′de Londra Krallık akademisine girdi. Daha sonra Paris’te Gustave Boulanger ve Jean Leon G6röme’un öğrencisi oldu. Hayat Ne Kadar Acı adlı tablosu 1889 Salonu’nda ödül kazandı, öbür tabloları arasında en önemlileri İki Arkadaş, Akıntıyı Geçerken, Ceza Çekerken ve Beklenmeyen Karşılaşma’dır. Banyo*dan Sonra adlı tablosu 1890′da altın madalya kazandı. Bu tablo Budapeşte’deki Millî galeriye satıldı. iki Arkadaş’ı kraliçe Alexandra Bucking-ham sarayına aldırdı. Akıntıyı Geçerken de Toronto şehri tarafından satın alındı. (M) PEEL (sir Robert), ingiliz sanayicisi ve siyaset adamı (Peel’s Cross, Lancaster yakınları 1750-Drayton Park, Staffördshire 1830). Dokumacılıkla servet yaptı, 1790′da Avam kamarasına girdi, Pitt’in siyasetini destekledi. 1802′de çocukların sanayide istismarını sınırlayan «Factory Act»i kabul ettirdi. (L)

03 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEEL (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

« Önceki sayfa