PUYMORENS geçidi
Tarih 15 Haziran 2009
PUYMORENS geçidi, Fransa’da Doğu Pireneler’de geçit, Ariege vadisiyle Cardana (ispanya) arasında; 1 915 m. Kış sporları merkezi. (L)
15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUYMORENS geçidi hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PUANTAJ veya PUVANTAJ
Tarih 13 Haziran 2009
PUANTAJ veya PUVANTAJ i. (fr. pointage). Bir kimsenin var veya yok olduğunu, bir işe katılıp katılmadığını belirtmek için adının yanına konan işaret.
— Spor. Turnuva sistemiyle yapılan yarışmalarda ferdî veya takım sıralamalarında iyi ve fena puanların tespiti.
— Zootekn. Bir hayvanın değerini nokta metoduyle tayin etme işlemi.
Nokta metoduyle yapılan değerlendirmede hayvana verilen notların toplamı.
Puantaj cetveli, nokta metodunda göz önüne alınan nitelikleri belirten cetvel. (Irklara göre değişen bu cetvellerde ırk standardının çeşitli unsurları esas alınır.) [L]
13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUANTAJ veya PUVANTAJ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PUAN veya PUVAN
Tarih 13 Haziran 2009
PUAN veya PUVAN i. (fr. pom’dan). Çeşitli sporlarda kullanılan, ölçüsü ve değeri değişken birim. (Tenis, futbol ve bokstaki puanlar arasında hiç bir karşılaştırma imkânı yoktur.) || Herhangi bir imtihanda cevaplandırılacak soruların sayı olarak değeri veya cevaplandıranın başarı değeri: ikinci soru 10 puanlıktır. Test imtihanında 100 üzerinden 70 puan almak. || Kumaşlardaki nokta, benek: Kumaşın siyah puanları var.
— Spor. Puan almak (veya kazanmak), spor karşılaşmasında başarılı oyun sonucu sayı sağlamak. || Puan (sayı) hesabiyle yenmek, rakibinden fazla puan alarak karşılaşmayı kazanmak.
— Terz. Beyaz nakış iğnelerinden biri. (Puan, genellikle desen yapımında kullanılır, iplik yuvarlak şekilde sarılır. Kumaşın ve desenin özelliğine göre mohime, pamukaki, çamaşır ipeği v.b. kullanılır.) [M]
13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUAN veya PUVAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PTT Gençlik Spor kulübü
Tarih 13 Haziran 2009
PTT Gençlik Spor kulübü, Türkiye PTT teşkilâtının spor kulübü. 1954′te Ankara’da kuruldu. Bunu istanbul ve İzmir’de kurulan PTT kulüpleri izledi. Türkiye’de bulunan bütün PTT kulüpleri sarı-siyah renkleri taşır. Ankara PTT kulübü özellikle futbol dalında büyük başarı gösterdi. 1959-1960 Ankara Mahallî Lig şampiyonluğunu, 1964 Spor-Toto Kupası şampiyonluğunu kazandı, 1971-1972 yılında İkinci lig kırmızı grupta şampiyon oldu. (M)
13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PTT Gençlik Spor kulübü hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PSİLOTUM
Tarih 12 Haziran 2009
PSİLOTUM i. Basit gövdeli veya çatal dallı, küçük yapraklı, çiçeksiz, çokyıllık otsu bitki; tropikal bölgelerde yetişir, bireşeyli sporlarla çoğalır. (Lycopodiales takımından psilotaceae familyasının örnek tipi.) [L]
12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PSİLOTUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PSİLOTACEAE
Tarih 12 Haziran 2009
PSİLOTACEAE çoğl. i. Lycopodiales takımından bitki familyası; bunlarda spor keseleri kibritotlarında (kibritotu, phyloglos-sus) olduğu gibi tek tek değildir; psilotum’da ikisi, tmesipteris’te üçü birarada kaynaşık bir küme halindedir. (L)
12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PSİLOTACEAE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PSEUDOPERONOSPORA
Tarih 12 Haziran 2009
PSEUDOPERONOSPORA i. Peronosporales takımından mantar. (Pseudoperonospora humuli şerbetçiotunda, P. Cubensis kabakgillerde mildiyu hastalığına sebep olur.) (L)
12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PSEUDOPERONOSPORA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROTOSPOR
Tarih 11 Haziran 2009
PROTOSPOR i (fr. protospore). Biyol. Bazı küf mantarlarının (mukorlar) spor keselerinde oluşan bir çekirdekli spor. (Protospor birçok çekirdek bölünmesi geçirerek çok çekirdekli hale gelir, sonra çekirdek sayısınca yuvarlak parçalara ayrılır, her parçanın etrafı bir zarla çevrilerek bir çekirdekli sporlar oluşur: bu sporlar çimlenmeye elverişlidir.) [L]
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROTOSPOR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROTONEMA
Tarih 11 Haziran 2009
PROTONEMA i. (yun. proto ve nema’dan fr. protonema). Karayosunu sporlarından oluşan ve tomurcuklanarak bitkinin yapraklı sapını meydana getiren önçim.
— ANSiKL. Protonema mantar miselyumuna benzer, fakat klorofillidir; ayrıca protonemadan çıkan uzantıların bir kısmı yüzeyde kalır, bir kısmı ise toprağa dalar. (L)
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROTONEMA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROTOBAZİT
Tarih 11 Haziran 2009
PROTOBAZİT i. (fr. protobaside). Bazitli mantarlara has üreme organı. (Protobazit çoğu zaman bölmeli kısa bir iplik şeklindedir; üzerinde az sayıda [genellikle dört veya sekiz] spor bulunur.) [L]
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROTOBAZİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROTESTO
Tarih 11 Haziran 2009
PROTESTO i. (ital.k.). Bir şeyi haksız, yersiz, gereksiz veya usulsüz bularak reddetmek eylemi: Vesime de, bu sözleri protesto makamında, kahkahaları kopardı (Vâ-Nû). | Bu amaçla yapılan resmî açıklama: Efendiler, aynı günde muhtelif vesaitle şu protestoyu gönderdim (Atatürk). ||. Protesto etmek, itiraz etmek, reddetmek: Hattâ yapılan haksızlıkları protesto bile etmemişlerdir (Atatürk). Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü sessiz sedasız protesto eden … (A. H. Tanpınar).
— Huk. Kıymetli evrak niteliğindeki bir borç senedinin ödenmemesi halinde özel bir şekle bağlı ve belli hukukî sonuçlar doğuran bildirim. || Protestodan bağışıklık. Bk. ANSiKL. || Kabul etmeme protestosu, muhatabın bir poliçeyi kabul etmemesi halinde çekilen protesto.
(Bk. ANSiKL.) // ödememe protestosu, bir poliçenin ödenmemesi halinde çekilen protesto.
Bk. ANSiKL.
— Spor. Bk. ANSiKL.
— ANSiKL. Huk. Protestodan bağışıklık (muafiyet). Gerek kabul etmeme, gerek ödememe protestosunda, protesto çekmeden bağışıklık olabilir. Bu bağışıklık halleri iradî veya kanunîdir. Keşideci, poliçenin üzerine «masrafsız iade», «frankodur», «protestosuzdur» gibi kayıtlar koymuşsa bu, poliçenin protestodan muaf tutulmuş olduğunu gösterir. Bu kayıtların poliçeden ayrı bir kâğıda, yazılması geçersizdir. Ciranta veya aval verenler de bu kaydı poliçeye koyabilirler. Ancak bu durumda hamil, protesto çekmeden, sadece bu kaydı koyan ciranta veya aval verene başvurabilir. Kanunî bağışıklık hallerine gelince; önce bir poliçe kabul için ibrazdan yasaklanmış ve keşideci de iflâs etmişse, başvurma hakkının kullanılabilmesi için protesto gerekmez. Aynı durum, muhatabın iflâs etmesi halinde de söz konusudur. Bunun gibi, poliçenin ibraz edilmesine bir mücbir sebep engel olur ve veya daha fazla devam ederse, protesto çekilmesi gerekli değildir. Protestonun süresi içinde çekilmemesi, kural olarak hamilin başvurma hakkını ortadan kaldırır.
• Kabul etmeme protestosu, poliçenin düzenleme tarihinden, vadesine kadar geçen zaman içinde çekilebilir; kabul yerinde (muhatabın ikametgâhının bulunduğu yer) düzenlenir. Bu protestonun çekilmesi, hamili, ödememe protestosunu çekmekten kurtarır. Protesto, ayrı bir belge olarak noter tarafından düzenlenir ve poliçeye eklenir. Poliçeyi kabul etmeme protestosu çekilir. Bu protesto ile, senedin, ödeyecek muhatabın ikametgâhında kabul için ibraz edildiği ve kabul edilmediği, resmen noter aracılığıyle tespit edilir. Protestonun çekilmesiyle birlikte hamilin başvurma hakkı doğar. Kabul için ibraz halinde muhatap, poliçenin ertesi günü yeniden kabul için ibraz edilmesini isteyebilir. Bu durumda poliçe ertesi gün yeniden ibraz edilir ve durum, kabul etmeme protestosuna da yazılır. Muhatabın ikametgâhı bütün araştırmalara rağmen bulunamıyorsa, kabul etmeme protestosu, poliçe kabul için ibraz edilmeden de çekilebilir.
• ödememe protestosu, ödememe halinin resmen noter aracılığıyle tespiti anlamına gelir. Bu protesto, poliçenin ödeme yerinde çekilir, ödememe protestosunun çekilme zamanı, poliçenin vadesine göre değişiktir. Belirli bir günde veya düzenlenmesinden yahut görülmesinden itibaren belirli bir süre içinde ödenecek poliçelere ödememe protestosu, ödeme gününü takip eden iki işgünü içinde çekilir. Görüldüğünde ödenecek poliçelerdeyse, ödememe protestosunun kabul için ibraz süresi içinde çekilmesi gereklidir. Bu süre, poliçenin düzenlenmesinden itibaren bir yıldır. Bu protesto da noter tarafından düzenlenir. Kısmî ödeme halinde, bunun protestoda gösterilmesi gerekir. Muhatabın adresinin bütün araştırmalara rağmen bulunmaması halinde, ödememe protestosu, ödeme için ibraz olmadan da çekilebilir.
— Spor. Yelken yarışlarında İYRU yarış talimatına aykırı davranışlarda bulunan bir yarışçı, başka bir yarışçı tarafından protesto edilir. Yarışçı başka bir yarışçının kendisine karşı olduğu gibi, bir başka yarışçıya karşı hatalı davranışını da protesto edebilir. Protesto yapacak yarışçı sancak çarmıhına protesto bayrağı çeker ve talimatta da belirtilen süre içinde hakem kuruluna yazılı olarak protestosunu verir. (M)
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROTESTO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Prospero ile Caliban
Tarih 11 Haziran 2009
Prospero ile Caliban, Nurullah Ataç’ın deneme kitabı (1961). Batı medeniyetinin benimsenmesi, halkın eğitilmesi, aydınların topluma karşı görevleri v.b. konulan işler. Eserde Shakespeare’in Fırtına (The Tempest) adlı oyunundaki iki kahraman (Prospero ile Caliban), kültür ve medeniyet gelişmesinde iki aşamayı gösterir: Prospero aydınları, Caliban eğitilmemiş halkı temsil eder. Prospero, çoğunluğun yargılarına boyun eğmeyen kişidir; Caliban inançlara, kanılara, kurallara bağlıdır. Prospero dünün baskısından bugünü kurtarmakla görevlidir. Prospero’nun can düşmanı doğu düşüncesi, dogmatik inançlardır.
Eserde halkın eğitilmesi için önce çok iyi yetişmiş bir aydınlar topluluğu (intelligentsia) meydana getirilmesi düşüncesi savunulur. (M)
PROSPHORİANOS. Esk. coğ. Bk. BOSPORİON.
11 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Prospero ile Caliban hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROJEKTÖR
Tarih 10 Haziran 2009
PROJEKTÖR i. (lat. projicere, ileriye fır-latmak’tan projectum > fr. projecteur). Bir kaynağın ışığını, çok şiddetli bir veya birkaç demet halinde uzağa iletmeğe yarayan âlet. Eşanl. IŞILDAK. Bk. ansikl.
— Oto. Bk. far. || Projktör karşılaşma huzmesi, iki taşıtın karşılaşması halinde, projektör ışığını, projektörün eksenine dik düşey bir ekranla kesip 15° sağa saptırarak elde edilen huzme.
— Ansikl. Uçakların gelişini izlemek, gemileri korumak, düşman kuvvetlerini aydınlatmak v.b. zorunluğu, şiddetli bir kaynaktan çıkan ışık demetini her yöne çevirebilen projektör’lerin kullanılmasına yol açtı. Projektörde, arka tarafı parabolik bir reflektör (gümüş kaplanmış cam, altın kaplanmış maden) vazifesi gören bir silindir vardır; bu reflektörün odağında, odak noktasının sabit kalmasını sağlamak için yatay kömürlü bir elektrik arkının ışık krateri veya çok güçlü bir akkor lamba bulunur. Âletin ön tarafı, ışığı dağıtan yollu bir camla veya farlardaki gibi büyütücü bir optik sistemle kapatılmıştır. Arklı tipten çok kuvvetli projektörlerde, bir kaş veya diyafram yardımıyle ışık geçici olarak ve tamamıyle örtülebilir. Gerektiğinde uzağa yerleştirilen bir yöneltme düzeneği, reflektörün alt kısmında bulunan iki motoru çalışarak, projektörü istenilen doğrultuya çevirebilir ve hareketli bir hedefi takip edecek şekilde döndürebilir.
Projektörler sabittir veya ayrıca bir elektrojen grubu taşıyan otomobillerin üzerine yerleştirilir. Bu iki tipten başka, askerlikte, belli aralıklarla yakıp söndürerek işaret vermek için, pille çalışan küçük el projektörleri kullanılır.
Ticaret filosunda da, şantiyeleri ve ayırma garlarını aydınlatmak için yine projektörlerden yararlanılır. Tiyatro Sahnelerinin aydınlatılmasında, genellikle arklı veya akkor lambalı projektörler kullanılır. Bunların optik sistemlerinin önüne, renki filtrelerle donatılmış döner bir pano yerleştirilir. Sinemada, renkli film çekimi için, özel kömür çubukları olan arklı projektörler kullanılır; fakat 3 200° K’lik (Kelvin) özel lambalarla donatılmış projektörler gittikçe gelişmektedir, çünkü bunlar arklı projektörlerden daha kullanışlıdır: çok fazla ısı yayarak sanatçıları rahatsız etmediği gibi, verdiği ışığın renk kararlılığı da daha fazladır. Aydınlatmada, «Ses ve ışık» gösterilerinde, şantiyelerde, büyük barajlarda, Spor sahalarında 500 ilâ 1 000 W’lık projektörler kullanılır. Aydınlatılacak yer, bol ışığa ihtiyaç gösterecek kadar büyükse, üstelik ışığı tam randımanla kullanmak gerekiyorsa özel bir tekniğe dayanan infranor projektörlere başvurulur. Bu güçlü ve etkili âlette, 3 kW’lık bir lamba gümüş kaplı parabolik bir reflektörle donatılmıştır. Lambanın akısı kontrol edilerek projektörün dibine gönderilir; burada bulunan ayarlanabilir lameller, akıyı, istenen açıklıkta dikdörtgen kesitli bir demet haline getirir. Bu demet, aydınlatılacak yüzeyi tamamıyle kaplayabileceği için, infranor projektörlerin kullanılması çok kolay ve sağlanan verim çok yüksektir.
Taşıtlarda kullanılan projektörler, otomobillerin, bisikletlerin, lokomotiflerin önüne veya yanlarına takılan küçük farlardır. Otomobillerde kullanılan bazı projektörler istenilen yöne çevrilebilir. (L)
10 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROJEKTÖR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PROFESYONEL
Tarih 10 Haziran 2009
PROFESYONEL sıf. ve i. (fr. professionnel). Bir işi, mesleği, amatörler gibi zevk için veya heves dolayısıyle değil de, kazanç sağlamak amacıyle yapan (kimse).
Zt. AMATÖR.
— Spor. Maç veya gösterilere çıkmak, veya öğretici olarak çalışmak için ücret alan sporcu. (Bir spor dalında maddî kazanç karşılığında çalışan her kişi profesyonel sayılır. Ayrıca, bir sporcunun amatörlükten profesyonelliğe geçebilmesi için sporun çeşidine göre değişen daha birçok kayıt ve şart vardır.) [ML]
10 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROFESYONEL hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PRİM
Tarih 09 Haziran 2009
PRİM i. (fr. prime). Huk. Sosyal Sigortalar kanununa bağlı olan işçilerin ve bunları çalıştıran işverenlerin Sosyal Sigortalar kurumuna ödemek zorunda oldukları ve ücretin belli bir yüzdesiyle ifade edien paralara verilen ad. (Sosyal sigorta primleri, ödenmesindeki zorunluluk sebebiyle özel sigorta primlerinden ayrılır. Bk. ANSiKL. ve SİGORTALAR, SOSYAL SİGORTALAR.)
— İkt. Bk. ANSiKL. || ihracat primi, yurt içinde üretilen bir malın veya maddenin dış ülkelere satışını kolaylaştırmak amacıle fiyatını düşürebilmek için, bu mal veya maddeyi üreten veya ihraç edenlere verilen para. Bk. ANSiKL.
— Spor. üstün bir randıman gösteren oyuncuları mükâfatlandırmak için verilen bir miktar para, armağan veya hediye.
— Tic. Primler cetveli, bir menkul kıymetin alıcı veya satıcısı olmasına göre, bir spekülatöre, elde edeceği kâr veya uğrayacağı zararı önceden gösteren cetvel.
— ANSiKL. Huk. Bugün sosyal sigorta prim’leri iş kazaları ve meslek hastalıkla-rıyle, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları karşılığı alınır. Sosyal sigortaların son gelişmelerinden biri olan «işsizlik sigortası» henüz Türkiye’de kabul edilmemiştir.
(Bk. İŞSİZLİK sigortası.) Prim oranlan ve bunlara işçiyle işverenin katılma payı, sigorta çeşidine göre değişir.Türkiye’de genel olarak uygulanan prim tarifesi için bk. Tablo.
Primlere esas ücret, sigortalının her ay hak ettiği temel ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikte işçiye yapılan ödemelerle gene aynı nitelikte olmak üzere bir karar sonucu işçiye yapılan ödemelerin brüt toplamıdır. Bu tanım dışında kalan yolluklar, çocuk ve aile zammı, ölüm, doğum ve evlenme yardımlarıyle aynî yardımlar, sigorta primlerinin hesaplanmasında göz önünde tutulmaz. Primleri toplamak ve Sosyal Sigortalar kurumuna yatırmak işverene yüklenmiştir, işverenin gerek sigortalılarla ilgili bütün sigorta işlemleri yapmak, bildirimlerde bulunmak, gerek prim borçlarını Kuruma ödemek yükümü çok ağır müeyyidelere bağlanmıştır.
Primlerle ilgili işlemler veya bildirimlerin eksik olması halinde kurum resen ölçümleme olarak isimlendirilen bir yola başvurur. Buna itiraz eden işveren Prim İtiraz komisyonuna başvurmalıdır. Bu itiraz on beş gün içinde ve takdir edilen primin yüzde 1′i teminat gösterilerek yapılır. Komisyonun kararına, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesinde itiraz etmek gerekir. İtirazda sadece takdir edilen prim miktarının gerçeğe uygun olmadığı i-leri sürülebilir.
İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı işçilerin primlerini en geç ertesi ayın sonuna kadar kuruma ödemek zorundadır. Prim gerekli sürede ödenmemişse, ilk gecikme ayı için yüzde 10, bundan sonraki her bir ay için yüzde 2 gecikme zammı uygulanır. Gecikme zamlarının tutarı temel prim borcunun yüzde 20’sini aşamaz. Gecikme zammının uygulandığı sürenin sonundan itibaren de yüzde 5 kanunî temerrüt (ödememede direnme) faizi işler. İşyeri veya işletmenin devri halinde, prim ve gecikme zammı borçlarından eski ve yeni işveren müteselsil olarak sorumludur.
— ikt. İşçi ücreti çeşitli zaman ölçülerine göre tespit edilir. Aylık, haftalık, saat başına gibi tespit edilen ücret, işçinin temel ücretidir. Eşit ücret alan işçiler arasında, sürekli olarak verimli çalışan ve kaliteli iş yapan işçinin prim ile ücretinin artırılması işletmeler için gereklidir. Bk. İŞÇİ ücreti.
• İhracat primi, özellikle döviz gelirinin aıtması amacını güder. Bu suretle, ihraç edilen mal veya maddenin dış piyasada alıcı bulması, başka ülkelerin ürünleriyle rekabet edebilmesi sağlanır. Türkiye’de, ihracatı teşvik amacıyle prim verilmesini öngören hükümler konulmuştur. Olağanüstü durumlarda uygulanan Millî Korunma kanununda, Bakanlar kurulunun her türlü ihraç ve ithal maddelerine veya içeride üretilen veya tüketilen maddelere prim verebileceği de belirtilir. (M)
09 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRİM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PÖLOT
Tarih 08 Haziran 2009
PÖLOT i. (fr. pelote). Spor. İçi kum doldurulmuş, cilâlı ve yağlanmış bir topla bir duvar karşısında oynanan oyun. (Karşılıklı oynanan oyunlardan daha eskidir.) || Bask pölotu, özellikle Basklar tarafından ve bir topla oynanan oyunların bütününe verilen ad. (L)
08 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PÖLOT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POTA
Tarih 06 Haziran 2009
POTA i. (fr. poteau, direk’ten). Spor. Basketbolde, düşey br tahta levhaya yerden 3,05 m yüksekliğe yatay olarak tespit edilmiş 60 sm uzunluğunda bir ağ ile donatılmış 45 sm çapında demir bir çemberden meydana gelen kale. (M)
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POTA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PORTİLLO
Tarih 06 Haziran 2009
PORTİLLO, Şili’de Andes havalisinde (Akonkagua) kış sporlarının yapıldığı yer. 1966 Dünya Kayak şampiyonası burada yapıldı. (L)
06 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PORTİLLO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PONTRESİNA
Tarih 04 Haziran 2009
PONTRESİNA, retromence Puntraschigna, İsviçre’de (Graubünden kantonu) komün, Yukarı Engadine’de, 1 800 m yükseltide; 1 067 nüf. Çok turist çeken kış sporları merkezi. (L)
PONTUS DE LA GARDİE. Bk. LA GARDİE.
PONTUS DE TYARD. Bk. TYARD.
PONTUS PİLATUS. Bk. PİLATUS.
04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PONTRESİNA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PONTOS-EUKSEİNOS
Tarih 04 Haziran 2009
PONTOS-EUKSEİNOS, lat. Pontus Euxinus, Esk. coğ. Karadeniz. (Pontos krallığı adını buradan aldı.) Bu sisli ve çoğunlukla dalgalı denizden (zıt anlamlı Eukseinos «konuksever» adını almadan önce Akseinos «konuksevmez») korkmalarına rağmen Karia’lılar ve Akhalar daha M.ö. X. yy.da Asya kıyılarındaki altın ve demir madenlerini işlettiler (Argonaut’lar efsanesi). Pontos-Euxseinos, ton balığı avcılığı, buğdayı, av hayvanları ve madenleriyle Yunanlıları çekti; fakat ilk ticaret acentaları M. ö. VIII. yy. sonundaki iskit istilâsıyle mahvoldu. Bundan sonra Miletoslular Pontos-Eukseinos kıyılarında çeşitli ticaret acentaları kurdular. Buralarda esir, post, buğday, amber ve değerli madenlerle Rodos, Sisam (Samos) ve Miletos’tan gelen şarap, yağ ve çanak çömlek değiş tokuş edilirdi. M.ö. V. yy.da deniz hâkimiyeti önce Atina’ya Peloponnesos savaşlarından sonra da Bosporos Kimmeros krallığına geçti. Yunan ticaret acentaları M. S. III. yy.a kadar zenginliğini korudu. (Bk. Karadeniz.) [L]
04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PONTOS-EUKSEİNOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POMOXİS SPOROİDES
Tarih 04 Haziran 2009
POMOXİS SPOROİDES blş. i. Centrarchidae familyasından sazan türü. (L)
04 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POMOXİS SPOROİDES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POM
Tarih 03 Haziran 2009
POM i. (yun. palame > lat. palma’dan fr. paume). Spor. Bir topu raketle veya sopa ile belli bir yere atmağa dayanan oyun. Kısa pom, çevresi duvarlarla çevrili dikdörtgen biçiminde bir sahada oynanan pom oyunu./ Uzun pom, her yanı açık olan büyük bir sahada oynanan pom oyunu.
— ANSİKL. Açıkhavada topla oynanan oyunların en eskisi pom’dur. Homeros, Odysseus’un bir bölümünde Nausikaa ile hizmetkârları arasında oynanan bir top oyunundan söz eder. Yunanlılar her türlü hareketin topla yapıldığı bir oyun oynuyorlardı. XIV. yy.da raket ortaya çıkınca kapalı salonlarda «paulme» adlı bir oyun oynanmağa başlandı.
• Kısa pom. Uzun pom’dan ayırmak için kısaca «pom» denen bu oyun, eskiden birbirinden oldukça değişik kuralları olan kare oyunu ile tamburlu pom oyunu olarak iki ayrı şekilde oynanırdı. Zamanımızda oynanan, bu sonuncudur. Pom oyunu, kapalı sahada oynanır. Sahanın uzunluğu en az 28 50 m, genişliği de 9 50 m olmalıdır. Tavan yüksekliğinin en az 7 m olması gerekir. Yer «döşeme» kaplanmış olmalıdır.
• Tamburlu pom, dikdörtgen şeklinde bir sahada oynanır. Sahanın boyu 100-150 m, eni 30 m’dir. Oyuncu kauçuk bir topu, raketle 30 sm çapında bir çembere sokmağa çalışır,
• Uzun pom, açıkhavada dikdörtgen şeklinde, düzleştirilmiş bir sahada, genellikle altışar veya dörder kişilik iki takım arasında oynanır. Oyunun amacı raketle vurulan topu, sahayı tam ortasından enlemesine ikiye bölen çizginin üzerinden geçirmektir. Sahanın uzunluğu 70-80 m, genişliği 14 m’dir. Oyun «yüksek»ten ve «yer»den olmak üzere iki türlü oynanır. Sayılar teniste olduğu gibi avantajlı veya avantajsız «15-30-40 ve oyun» dizilişindedir. (L)
03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLYPODÎACEAE
Tarih 03 Haziran 2009
POLYPODÎACEAE çoğl. i. Eğreltiotu familyası, (örnek tipi polypodium’dur.)
— ANSİKL. Polypodiaceae familyasının yedi bin kadar türü vardır. Spor keseleri yaprakların alt yüzünde topluca bulunur ve her biri saplıdır. Sorüs şeklinde olanları da vardır. Bunlarda spor keselerini topluca saran bir kılıf yoktur. (L)
03 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLYPODÎACEAE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLO
Tarih 02 Haziran 2009
POLO i. (tibetçe pulu, top’tan ing. k.). Spor. Topu, ucu tokmak biçimi uzun bir sopa ile vurarak rakip kaleye sokmağa dayanan ve ata binerek yapılan spor. Esanl. çevgân veya ÇEVGEN.
— Kıyf. Uzun kollu, devrik yakalı spor gömleği.
— ANSiKL. Spor. Polo, 275 m uzunluğunda, 140 m genişliğinde çimen bir sahada, at üzerinde, genel olarak dörder kişilik iki takım arasında oynanır. Her oyuncunun elinde 1,30 m uzunluğunda bir özel sopa bulunur. Hakem, çim sahada karşılıklı yerlerini alan iki takımın arasına tahta bir top (8,5 sm çapında, 121 ile 135 gr ağırlığında) atar. Takımlardan biri, 7,5 m genişliğindeki rakip kaleye topu sokmayı başarırsa, bir sayı veya bir gol kazanır. Oyun her biri en fazla sekiz dakika süren, sekiz devre olarak oynanır. Oyuncuların atlarını değiştirebilmeleri için devre sonlarında üçer dakikalık ara verilir. Polo oynamak için, özellikle bu spor dalında yetiştirilmiş kısa boylu midilli atları kullanılır. (Asya asıllı bir oyun olan polo çok eski zamanlarda İran’da, Hindistan sınırı boyunda oynanırdı.) 1871′de Hindistan’dan dönen ingiliz askerleri tarafından İngiltere’ye getirildi. Polonun kuralları Hurlingham-Club tarafından konmuştur. İngiliz Milletler topluluğunda ve Arjantin’de çok yaygındır. (L)
POLO (Marco). Bk. MAKCO POLO.
02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLULARİA
Tarih 02 Haziran 2009
PİLULARİA i. Durgun sularda yetişen eğreltiotu. (Marsiliaceae familyasından.)
— ANSiKL. Pilularia’nın sapı ince ve dallı, yaprakları iplik gibi uzundur. Yuvarlak olan spor torbasının içinde altta makrospor keseleri, üstte mikrospor keseleri olmak üzere sporkeselerini taşıyan odacıklar bulunur. (L)
02 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLULARİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLİNEZYA
Tarih 01 Haziran 2009
POLİNEZYA (önek poli, çok sayıda ve yun. mesos, ada’dan), Avustralya, Melanezya ve Mikronezya’nın doğusundaki adalar topluluğu: Okyanusya’nın dört büyük bölümünden biridir.
• Coğrafya. Polinezya’yı meydana getiren çeşitli takımadalar geniş deniz alanlarıyle ayrılmıştır; bunlar Yeni Zelanda (268 655 km2), Büyük Britanya’ya bağlı olan Tonga, Cook, Ellice, Phoenix ve Sporades adaları (Batı Samoa’lar, Commonvvealth üyesi bir devlettir), Fransız Polinezyası’na bağlı olan Cemiyet, Australes, Tuamotu, Gambier, Marquises adaları, fransız sömürgesi Wallis ve Futuna adaları, A.B.D.’nin denizaşırı toprakları olan Hawaii adaları ve Doğu Samoalar ve Şili’nin olan Paskalya adasıdır.
Yeni Zelanda dışında Polinezya takımadalarının yüzölçümü yaklaşık olarak 26 500 km2′dir. Başlıca adaları volkanik asıllıdır (Hawaii, Savaii, Tahiti, Rarotonga v.b.), yanardağların bazıları da çok yüksektir (Havvaii’de Mauna-Kea 4 210 m). Bazıları faaldir (Hawaii’de Mauna-Loa), fakat çoğu sönmüş ve aşınma ile yıkılmıştır (Tahiti). Volkanik adaların çevresinde mercanlar, çoğunlukla mercan setleri meydana getirir, aynı şekilde okyanusun sığ yellerinde birbirinden ayrı binlerce mercan adasına ve kayasına rastlanır (Tuamotu, Phoenix v.b.). Bütün Polinezya adalarında tropikal iklim hüküm sürer; rüzgârlara açık yamaçlar sıcak ve yağışlı, alçak adalar oldukça kuraktır; ılıman okyanus ikliminin hüküm sürdüğü Yeni Zelanda adası bir istisnadır. Bitki örtüsü çoğunlukla cılız, flora oldukça yoksuldur. Büyük bir gelir kaynağı olan hindistancevizi ağaçlarını bile insanlar yaymıştır.
Denizciliğe yatkınlıkları sayesinde Polinezyalılar yavaş yavaş en ıssız takımadalara (Hawaii, Yeni Zelanda, Paskalya adası) yerleştiler. Takımadaların birçoğu daha XVI. yy.d a bulundu, fakat Polinezya adalarının gerçek coğrafî sayımı ancak XVIII. yy. sonunda yapıldı (Cook, Bougainville v.b.). Avrupalılar XIX. yy.da iskeleler, ikmal noktaları kurarak ve dinî heyetler yerleştirerek çeşitli takımadaları aralarında bölüştüler. Fakat getirdikleri hastalıklar çok sayıda polinezyalının ölümüne sebep oldu ve geleneksel yaşayış bozuldu: XIX. yy. başında Polinezyalılar en az bir milyon kişiydiler; yüzyıl sonra ise ancak 200 000 kişi kalmışlardı; fakat otuz yıldan beri nüfusları yeniden artmaktadır (bugün 410 000 kişi). Yeni Zelanda’da ingiliz asıllılar yerli Maori’lerden kalabalıktır (1 900 000 avıupa asıllı yeni Zelandalıya karşı 130 000 maori). Havvaii’lerde, takımadaların iktisadî kalkınması Avrupa ve Asya’dan büyük göçmen dalgalarının gelmesine sebep oldu ve Polinezyalıların çoğu melezleşti. öbür takımadalarda polinezya ırkı daha iyi korundu; en önemli adalarda (Tahiti, Upoîu) melez toplulukları bulunmasına karşılık ıssız topraklarda safkan Polinezyalılar vardır. Bunlar gelirlerini geleneksel tarım (yumrulular), hindistancevizi yetiştiriciliği ve balıkçılıktan sağlayarak sakin yaşayışlarına devam ederler.
Tarih. Bk. Okyanusya.
• Güzel sanatlar. İndonezya’ya yakın olan Gilbert, Tonga, Samoa, Futuna v.b. adalarda bu yakınlığa rağmen aşırılığı olmayan, nispeten sade bir sanat gelişti, insan şekilli eserler bulunması bu sanatın başlıca özelliğidir; bu sanatın en iyi örnekleri kabuk lifleriyle yapılan, siyah ve kırmızının bütün tonları kullanılarak geometrik şekiller veya küçük hayvan şekilleriyle süslenen tapa’lardır. Geometrik süslemelerle donatılmış silâhlara da rastlanır.
— Leng. Polinezya dili, malaya-polinezya dillerinin doğu öbeğine girer (bk. melanezya dili)’, polinezya dili iki öbeğe ayrılabilir; batı ve doğu öbeği. Batı öbeği esas olarak tonga ve samoa dillerini kapsar; bu iki dilin lehçeleri Wallis, Futuna, Uvea (Yeni Kaledonya yakınları), Aniwa’da ve Yeni Hebrides’lerde, Vate’de, Rennell’de ve Bellona’da, Salomon adalarının çeşitli atollerinde ve Carolines adalarının güneyinde Nukuoro ve Kapingamarangi’de konuşulur. Doğu polinezya dili, Cemiyet adalarından, kuzeye doğru Hawaii adalarına, kuzeydoğuda Narquises adalarına, doğuda Paskalya adasına ve güneybatıda Yeni Zelanda’ya kadar yayılır.
Batı polinezya diline oranla polinezya dili daha az tutucu ve daha gelişmiştir. Meselâ tonga dillerinde fafine («kadın»), Tahiti’de vahine; hingoa, «isim» ise i’oa olur. Ama iki öbekte de benzer değişikliklere rastlanır: k, Tonga ve Yeni Zelanda’da muhafaza edilmiş ve Tahiti, Hawaii ve Samona’larda bir mizmar darbesi haline gelmiştir. Ng de değişikliğe uğramıştır: meselâ, Tonga, Samoa ve Yeni Zelanda’da adam’ı belirten tangata terimi, Tahiti’de ta’ata ve Hawaii adalarında kanaka olur. Bu fonetik değişikliklere ve eklerdeki bazı farklara rağmen polinezya lehçelerinin kelime hazinesi ve gramer yapısında büyük benzerlikler görülür. (L)
01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLİNEZYA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
POLAT (Hasan)
Tarih 01 Haziran 2009
POLAT (Hasan), türk futbolcusu ve spor yöneticisi (Trabzon 1919). Trabzon İdman ocağından yetişti. Ankara Gençlerbirliği kulübünde orta haf olarak futbol oynadı. Ankara karmasının kaptanlığını yaptı. Bir kere millî oldu. Otuz beş yaşında futbolu bıraktı. Bir süre antrenörlük yaptı. 1955′te Futbol federasyonu başkanlığına getirildi. 1957′de Trabzon milletvekili seçildi. 1970′te tekrar Futbol federasyonu başkanlığına getirildi. (M)
01 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POLAT (Hasan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PİLAT dağı
Tarih 30 Mayıs 2009
PİLAT dağı, Fransa’da Massif Central’ın doğu kenarında kütle, Vivarais dağlarının kuzey kısmında; Crest de la Perdrix’de 1 434 m. Kış sporları merkezi. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİLAT dağı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PODİUM veya PODYUM
Tarih 30 Mayıs 2009
PODİUM veya PODYUM i. (yun. podion, küçük ayak’tan lat. k.). Eski roma evlerinde, üzerine kavanoz, testi v.b. konan oturtmalık. || Basamaklı tiyatrolarda, basamakları arenadan ayıran duvar.
— Spor. Atletizm müsabakalarında derece alan atletlerin seyircilere gösterilebilmesi için çıktıkları merdivenli platform. (L)
PODKAMENNAYA TUNGUSKA. Bk.TUNGUSKA (ORTA).
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODİUM veya PODYUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PODHALE
Tarih 30 Mayıs 2009
PODHALE, Güney Polonya’da bölge, Tatra dağlarının kuzey kollarıyle Beskid sıradağları arasında; 700-1 000 m yükseltide; en yüksek noktası Gubalowski dağında 1 189 m. Turistik bir bölge olan Podhale’nin folkloru zengindir; Polonya’nın başlıca kış sporu merkezleri (Zakopane) buradadır. (L)
30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODHALE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PIRPIT
Tarih 29 Mayıs 2009
PIRPIT sıf. (yun. k. [?]). Eski püskü, işe yaramaz.
♦ İ. Dokumc. El tezgâhında dokunmuş kaba yünlü, şayak.
— Spor. Bazı pehlivanların güreşirken giydikleri, kalın bezden veya keçi kılından dokunmuş, bazı yerleri meşin olan dizlik. (M)
29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PIRPIT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PHYTOPHTHORA
Tarih 29 Mayıs 2009
PHYTOPHTHORA i. Peronosporales takımının siphomycetes cinsinden mantar; birçok türü bitkilerde asalak yaşar. (Phitophthora infestans patateste mildiyu yapar; Ph. omnivora tohumlarda erimeğe, Ph. cambivora kestanede, Ph. fragariae çilekte mildiyu hastalığına yol açar; Ph. palmivora kakao ağacının meyvelerini harap eder; diğer bir türü turunçgillerde zamk oluşumuna yol açar v.b. Ph. cambivora’ya, tutulan kestane ağaçları bozulur, çoğu kere gövdenin alt kısımlarında macun gibi bir maddenin çıktığı görülür. Bu madde oksitlenerek siyahlaşır; mantar, kök ve gövdenin toprak hizasında ürer. Hasta ağaçlan tedavi için buralara organik civalı ilâçlar sürülür. Yeni bahçeler hastalığa dayanıklı ağaçlarla yapılmalıdır.) [L]
29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYTOPHTHORA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PHYSALOSPORA,PHYSAPODA
Tarih 29 Mayıs 2009
PHYSALOSPORA i. Pyrenomycetes grubundan mantar; bazı türleri tarım bitkilerinde asalak yaşayarak tehlikeli olur (şekerkamışında görülen kızıl akıntı hastalığı gibi). [L]
PHYSAPODA çoğl. i. Eşanl. PHYSANOP TERA.
29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYSALOSPORA,PHYSAPODA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PHOMA,PHONG DİNH,PHONG SALY
Tarih 28 Mayıs 2009
PHOMA i. Piknidyumlarında saydam bir hücreli sporlar bulunan basit mantar. (Birçok türü bitkilerde hastalıklara sebep olur; Phoma betae körpe pancarlara zarar verir.) [L]
PHONG DİNH ili. Bk. FONG DİNH İLÎ.
PHONG SALY. Bk. FONG SALi.
28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHOMA,PHONG DİNH,PHONG SALY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PHARNAKES
Tarih 28 Mayıs 2009
PHARNAKES, Bosporcs kralı (M.ö. 97-M.ö. 47), Mithridates Eupator’un oğlu. M.ö. 63′te tahta çıktı; krallığı en geniş sınırlarına ulaştırdı.
M.Ö. 48′de kuvvetli bir orduyle Anadolu’ya girdi, Kolkhis Armania ve Samsun’u (Amisos) ele geçirdi, halkını kılıçtan geçirdi. Bu Sırada kendi kumandanlarından Asandros’un isyanıyle göç duruma düştü; fakat Sezar’a karşı bazı başarılar elde etti.
Zile (Zela) savaşında Sezar tarafından bozguna uğratılınca 1000 kadar atlısıyle Sinop’a (Sinope) kaçmak zorunda kaldı. Askerlerinin karşı gelmesine rağmen, atları öldürterek deniz yoluyle Taurike’ye (Kırım) geçti; bu arada Sarmat ve iskitlerin yardımıyle Pantikapaion (Kerç) ve Theodosia (Kafkas) şehirlerini ele geçirdi. Bu başarısına rağmen kumandanının isyanına engel olamadı ve Asandros ile yaptığı bir meydan savaşı sırasında öldürüldü. (M)
28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHARNAKES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PETRARCA’CILIK
Tarih 25 Mayıs 2009
PETRARCA’CILIK i. {Petrarca’nın adından petrarca’cı ( Petrarca’cılık). Petrarca tarzının taklidi.
— ANSiKL. Daha XV. yy.ın sonunda Petrarca’nın Canzoniere’si (Şarkılar) Lorenzo de Medici’nin bilgiç sone’lerine ve Boiardo’nun Amorum Libti’sine (Aşk Kitabı) ilham kaynağı olmuştu. Devrin bütün aşk şiirlerinde Canzoniere’nın temaları bol bol kullanıldı. Ama Petrarca’cılık doruğuna ancak İtalya’da XVI. yy.ın başında ulaştı: en iyi temsilcisi Bembo idi. Asolani’lerinde, petrarca’cı aşkı Marsilio Ficino’nun yeni-eflatun’cu felsefesine dayandırdı. Bembo XVI. yy.da birçok italyan şairi (Tbaldes, Panfilo Sassi, Carites v.b.) tarafından taklit edildi, ispanya’da, bu yeni anlayış Garcilaso ile arkadaşı Boscan’ın eserleriyle tanındı; daha sonraki nesilde Luis de Leon, Francisco de la Torre, Gregorio Silvestre, Fernando de Herrera v.b. ile gelişen Petrarca’cılık son aşamasına Gongora ile ulaştı. Fransa’da Petraıca’yı ilk tanıtanlar Lyon’lu şairler topluluğudur: Mautice Sceye, Antoine Heroet ve Louise Labe aşkın bütün inceliklerini çözmeyi Petrarca’dan öğrendiler. Pleiade okulu da Perrarca’cılığın etkisinde kaldı: Ronsard’ın Amours’u (1552), Du Bellay’ın Olive’i (1549), Desportes, Sassi ve Cariteo gibi italyan petrarca’cılarından başka, Petrarca’yı örnek alan ispanyol yazarlarından da yararlandı.
Sir Thomas Wyatt, 1530-1540 arasında sone türünü ingiltere’de tanıttı, Surrey kontu da, Petrarca’nın laura’sını andıran hayalî sevgilisi Geraldine’e duyduğu aşkı anlatmak için bu türe baş vurdu; Petrarca’cılık Philip Sidney ve Edmund Spenser ile gelişti, Shakespeare ile de en olgun şeklini buldu. Petrarca’cılık, her şeyden önce, aşkın belirli bir biçimde ele alınmasıdır. Güzel ve ulaşılmaz bir kadına duyulan sevgi, sevinç ve acının çeşitli aşamalarından geçerek sonunda umutsuz ve zarif bir hüzünde karar kılar. Petrarca’nın eserinde Laura’nın ölümü, şairin aşkını son şehvet kalıntılarından da sıyırarak yüceleştirir. Laura artık bir dişi değil, şefaatine sığınılan bir melektir. Floransa okulunun Yeni-Eflatun’culu-ğu, idealar teorisiyle, bu mistisizmi felsefî bir öğretiye oturtmuştur. Şiirlerdeki temalar hep aynıdır: sevgilinin portresi, güzelliğinin, manevî niteliklerinin övülmesi, sevgilisini gören veya hayal eden âşığın geçirdiği fizik sarsıntılar, duyduğu heyecanlar, çektiği acılar, ormanlarda, kırlarda hayallere dalıp gitmeler.
Petrarca’cılık, bütün bunların yanı sıra ve öncelikle bir edebî sanatlar bütünüdür: alışılmadık ve birbirine bağlanan benzetmeler, ustaca ortaya atılan antitezler, yüceltmeler, kelime oyunları v.b. Bu aşırı incelik ve marifet gösterme merakı Petrarca taklitçilerinin eserlerini çoğu zaman bozmuştur. (M)
25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETRARCA’CILIK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PEŞREV veya PİŞREV
Tarih 23 Mayıs 2009
PEŞREV veya PİŞREV blş. i. (fars. piş, ön ve rev, giden’den pîş-rev, önde giden). Ed. Esk. Halk hikâyelerindeki türkülerin ırasında yer alan mâni şeklinde dörtlülere
verilen ad.
— Mus. Türk musikisinde bir saz eseri tü-riL Bk. ANSİKL.
— Okçuluk. Bir çeşit ok.
— SU Açıktaki personel üstüne yakın mesafe içinde atış yapılmasına yarayan ve saç bir mahfaza içinde birçok misket kapsayan top mermisi. (Peşrev içindeki bu misketler top ağzından belirli bir mesafeye kadar ulaşır.)
— Spor. Yağlı güreşte, güreşmeye hazırlanmaya girişi ifade eden ahenk ,-.
….. – Hemen bütün büyük usullerde peşrev yapılmıştır: devri kebir, muhammes, hafif, darb fetih, berefşan, çember, zencîr gibi. Başta düyek olmak üzere sofyan, nim .ar., lenkfahte, devri revan, nim çember, – e vs at ve f renkçin gibi küçük usullerle de birçok peşrev bestelenmiştir. Makamı etmek için her hane, peşrevin makamını iyi şekilde belli eden bir mülâzime kısmiyle son bulur. Bu mülâzime, her haneden sonra aynen tekrarlanır. İlk hanenin : ~ yerine kullanıldığı eski peşrevler de vardır. Peşrevin makamı çıkıcıysa miar.hanede liz perdelerde, iniciyse pest perdelerde dolaşılır. Peşrevde hane uzunluklarının eşit olması kuralı vardır. (M)
23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEŞREV veya PİŞREV hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PES
Tarih 23 Mayıs 2009
PES ünl. (fars. bes, kâfi, yeter’den). Yenilgiyi kabul ettiğini belirtmek için veya birinin şaşkınlık veren davranışlarına karşılık olarak kullanılır: Bu kadarına da pes doğrusu!
— çeş. dey. Pes demek, boyun eğmek, yenildiğini kabullenmek: Burada ben de pes! derim, aliye mırıldandı (A. H. Tanpınar). Bir kimsenin huysuzluk veya kurnazlıklarına şaşmak.
Pes etmek, yenilgiyi kabul etmek: «Yol yakınken pes et_de, ne kendi gâvurunu kırdır, ne de bizim müslümanımızı» demiş (Kemal Tahir).
— Spor. Pes etme, yenileceğini anlayan veya çok zor durumda kalan bir güreşçinin rakibinin kispetine veya mindere eliyle vurarak veya sözle yenilgiyi kabul ettiğini bildirerek güreşi bırakması. (m)
Pes etmek
23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PERSONALES
Tarih 21 Mayıs 2009
PERSONALES veya PERSONATAE çoğl.
i. Bot. Bk. MASKELİLER. PERSONEL i. (fr. personnel). Bir hizmet veya kuruluşun görevlileri; bir işyerinde çalışanların tümü.
Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan ve faaliyete çeşitli derecelerde katılan gerçek kişiler. Bk. ANSÎKL. Huk. ve İşletmec. bölümü.
— Ask. Personel hizmetleri, askerî birliklerde çeşitli konulardaki çalışmalarla ilgili hizmetler. Bk. ANSÎKL.
— Huk. Personel dairesi. Bk. Devlet PERSONEL DAiRESî.
Personel kanunu, görevlerinin özelliği olan bazı memurlar (hâkimler, silâhlı kuvvet mensupları gibi) dışında kalan bütün devlet memurlarının hukukî statüsünü düzenleyen kanuna verilen genel ad; resmî adiyle Devlet Memurları kanunu (sayı 657).
Personel reformu, personel rejiminin genel idarî reform açısından yeniden ele alınmasını, böylece kamu hizmetlerinin daha rasyonel ve etkili kılınmasını sağlayacak insan unsurunun, yeterli nitelik ve yaşama seviyesine kavuşturulmasını amaç edinen düzenleme çalışmaları.
Personel rejimi, başta devlet memurları olmak üzere, çeşitli kamu personelinin hukukî statülerini, malî, iktisadî ve sosyal haklarını, yükümlülüklerini ve diğer özlük işlerini düzenleyen hükümler. (Türkiye’de, üniversite öğretim üye ve yardımcıları, hâkimler ve askerler gibi, görevleri gereği ayrı bir personel rejimine bağlı memurlar da vardır. Bunların dışında, genel olarak personel rejimini, Devlet Memurları kanunu düzenler.)
— ANSÎKL. Ask. Personel hizmetleri, genellikle, personel muhasebesini yapmak, tayin ve nakil işleri, eğitim, kurs, personel kayıtlarının tutulması, personel raporlarının denetimi, birleştirilmesi ve ilgili makamlara ulaştırılması gibi görevlerdir. Personel hizmetlerinde ayrı bir önemi olan özlük işleri de emeklilik, istifa, ihraç, tart, tekrar askere alma, uzatma, ölüm, nişan ve taltifler, nakil, izin, kimlik kartları, güvenlik belgeleri v.b. işlemlerin düzenle yürütülmesidir. Bunlar dışında personel hizmetlerine, «özel hizmetler» olarak nitelendirilen şu hizmetler de katılır: askerî birlikler için yeterli eğlence, moral ve refah hizmetlerinin sağlanması, spor ve eğlenceyle ilgili programların hazırlanması; çeşitli eğlence çalışmalarının denetlenmesi, özel ihtiyaç maddelerinin sağlanması ve dağıtımının denetlenmesi; ordu dinlenme kampları ve bölgelerinin kurulması. Bunlardan başka, mahkeme hükümlerinin uygulanması, askerî personelin sivillerle ilişkilerini düzenlemek; savaş esirlerinin toplanması, korunması ve bunlardan faydalanma; disiplin ve tahliye işleri de personel hizmetlerinden sayılır.
—» Huk. Personel, genel olarak her kuruluş ve hizmette çalışanları kapsayan bir terimdir. Ancak, personel kanunu, personel rejimi, personel reformu gibi ifadelerde görüldüğü üzere bu terim yaygın olarak kamu personeli anlamıyle kullanılır, özel şeklinde çalışan kimselere.daha çok’işçi* ve müstahdem* denilmektedir. Bu anlamıyle personel, «çeşitli devlet faaliyetlerinin ve kamu hizmetlerinin gerektirdiği gerçek kişilerin tümü» demektir. Devlet ve öteki kamu kuruluşları aslında birer tüzel kişilik^ olduğundan, kararların alınması ve uygulanması gerçek kişiler eliyle yürütülür. Bu gerçek kişilerin tümüne personel adı verilmekle birlikte, hepsi aynı hukukî statü içinde değildir. Genel olarak kamu personeli dörde ayrılır: 1. kamu hizmetleri ve bu hizmetlerin kadrolarıyle kaynaşmış, aslî ve sürekli nitelikteki memurlar (bk. memur); 2. kanunların açık hükümlerine dayanılarak idarenin tek taraflı işlemleriyle ve gerekiyorsa zor kullanarak hizmete aldığı mükellefler (bk. mükellef); 3. kamu hizmetlerinin görülmesini sağlamak için, devamlı hizmet kadrolarına girmeden geçici ve arızî olarak, idare hesabına kişisel faaliyette bulunan ve yardımcı denilen kişiler; 4. özellikle il özel idareleri ve belediyelerde, seçim sonucu görev alan üyeler; bu genel ayrım, Devlet Memurları kanununa bağlı kurumlar bakı? mından değişmekte ve memur, sözleşmeli personel ve yevmiyeli personel şeklinde yeni bir kamu personeli ayrımı yapılmaktadır.
— İşletmec. İşletmede personel, işletmenin verimliliği, üretkenliği ve hizmetlerin gecikmeden yapılması bakımlarındna en önemli unsurdur. Bunun için, işletmenin genel amacma uygun personel seçimi, bu personelin âdil, ahenkli ve verimli bir şekilde çalıştırılması işletmecilik bakımından büyük önem taşır.
İşletmeler için personel seçimi genellikle personel servisince yapılır. İlke, işe en uygun kişiyi bulmaktır. Meslekî nitelik isteyen işlere, bu niteliği taşıyanlar seçilir. Belirli meslekî bilgiyi gerektirmeyen işler için seçim, iş arayanlar açısından bazı meseleler ortaya çıkarır; kişinin, kendisine uygun gelecek ve benimseyeceği meslek veya işte çalışmasını sağlamak yolları aranır. Buna «meslekî yöneltim» denir; bu yöneltim psikoteknik veya sanayi psikolojisi aracılığıyle gerçekleştirilir. Elle çalışma söz konusu ise, kişiyi işe alıştırmak veya kabiliyetlerini anlamak için, psikoteknik laboratuvarlarında uygulanan testlere baş vurulur. Diğer ülkelerde geniş uygulama alanı olan psikoteknik, Türkiye’de İ.E.T.T., T.C.D.D. işletmelerinde kullanılmaktadır. İşletmeler, bünyeleri için gerekli işleri, iş değerlendirmesi yaparak tespit ederler. İş değerlendirmesi görevlerin sınıflandırılmasıyle başlar. Her işin, bir diğer işe göre nispî değeri tespit edilir. Bu işlem yapılırken nicel, nicel olmayan ve her ikisini birleştiren metotlar kullanılır. Nicel olmayan metotların başında hiyerarşik sınıflandırma ve sıralama (Tranking sistem) metodu gelir. Bu metotta işler, önem sırasına göre sınıflandırılır. Görevler veya işler önceden yapılmış olan çözümlerden çıkan bilgilerin ışığı altında karşılaştırmaya tabi tutulur ve basit olarak tanımlanır. Uygulamada sıra sınıflandırılması işlerin ikili olarak karşılaştırılması gibi metotlar kullanılır. Bu değerlendirme basittir, ama belirli sonuç vermez ve daha çok öteki usullerle bulunan sonuçların kontroluna yarar. Nicel olmayan diğer bir metot, kategorilere göre sınıflandırmadır. Çeşitli görevleri içine alan belirli sayıda kategoriyi tanımlayan bu metot, sıralama metodu ilkelerini benimser.
Nicel olan ve etkenlere dayanan metotlar da iki türlüdür: etken karşılaştırma metodu (factor comparaison system) ve puan sistemi (points system). Puan sisteminde, işin gerektirdiği etkenler, ustalık (öğretim, tecrübe ve yaratıcılık), çaba (bedenî, zihnî), sorumluluk diye sıralanır. Bunlar önemlerine göre derecelendirilir. Her derecenin bir puanı olur ve her iş için gerekli yüzde puan cranı belirtilir. Puan sisteminin eksikliğini gidermek amacıyle, Eugene J. Benge’in geliştirdiği, etken karşılaştırma metodu uygulanır. Puan sisteminden farklı olarak burada anahtar işleri seçilir ve puan birimi yerine para birimi kullanılır. Her iki metodu içine alan metot ise temel istidat metodudur; göz önüne alınan işi düzenli ve doğru yapmak için gerekli istidat, yetenek ve temel bilgilerin değerlendirilmesi esasına dayanır. İşletme böyle bir değerlendirmeden soma çalıştırdığı personele vereceği ücretleri tayin eder. Görevi yapabilecek yetenekteki adaylar mülakat ve test ertesi işe alınır. Rahat bir atmosfer içinde yapılan mülakat, adaya işi tanıtma ve işletmeye de adayı tanıma fırsatını verir. Test de, gerek psikolojik, gerek psikoteknik usullerle yapılır ve personel olarak istihdam edilecekleri tanımağa ve onun özelliklerini ortaya çıkarmağa yarar. Kişi işe alındıktan sonra da, onun işletme amaçlarına uygun olaıak çalışması, etkin ve verimli olması için gerekli tedbirlerin alınması yöneticiye düşer. (M)
Personel dairesi (başbakanlık devlet), devlet kurumlarının personel rejimlerini ülkenin malî, iktisadî ve sosyal gereklerine göre düzenlemek, bu düzeni hukukî esaslar içinde yürütmek üzere kurulmuş, Başbakanlığa bağlı devlet dairesi (kuruluşu 1960). Görevleri: genel personel kayıtlarını tutmak; personel rejimiyle ilgili kanun, tüzük, yönetmelik tasarılarını hazırlamak; memur ve hizmetlilerin yükümlülüklerini tespit etmek, bunları gruplandırmak suretiyle aynı mahiyetteki işler için ücret eşitliği sağlamak; kadro unvanlarını standart duruma getirmek, memur ve hizmetli kadrolarının hizmet gereklerine uygun seviyede olmasını sağlamak; kurumlara personel alınması, bu personelin terfii konularında ehliyet şartlarını tespit etmek; maaş ve ücretlerde iktisadî ve sosyal şartların gerektirdiği düzenlemeleri hazırlamak, dış seyahat ve görevlerde uygulanacak ödemeleri tayin etmek; personelin yetiştirilmesi ve daha yüksek kadrolara hazırlanması için gerekli usul ve araçları tespit etmek; inzibatî ceza sisteminin dengeli ve eşitlik prensibi içinde işlemesini ve uygulanmasını takip etmee*. Teşkilâtın başkanı, Maliye, Millî Savunma, Millî Eğitim bakanlıklarıyle Yüksek , Denetleme kurulundan seçilmiş beş kişilik Devlet Personel heyeti’nin de başkanıdır. Esas birimler: teknik ve idarî kısımların âmiri olan genel sekreter; hizmetleri ve personeli sınıflandıran, personel ve kadro unvanlarını standartlaştırma işleriyle meşgul olan sınıflandırma şubesi; kadro isteklerini inceleyen, kadroların rasycnelleştirilmesini takip eden ve dairenin bütçe işlerine bakan Kadrolar ve Personel Sınıfları şubesi; personelin hizmet şartlanyie ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, kararname çalışmalarını yapan Hukukî Statüler şubesi; hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim faaliyetini düzenleyen Eğitim şubesi; sosyal haklarla ilgili konuları inceleyen ve statüleri tespit eden Sosyal Haklar şubesi; çeşitli kurumlara alınacak personelin sınav şartlarını koyan ve dairece yapılması gerekli sınavları yapan Personel Tedariki İmtihanlar şubesi. Yardımcı birim idarî şubedir. (M)
21 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERSONALES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PERİDYUM
Tarih 15 Mayıs 2009
PERİDYUM (lat. peridium). Bot. Kadıntuzluğu üzerinde oluşan kadehçik, bazen buğdayda, bazen kadıntuzluğunda asalak yaşayan buğday pasının esidiyosporları bunun içinde belirir. (L)
15 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİDYUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PERFORMANS
Tarih 14 Mayıs 2009
PERFORMANS i. («icra, yapma» anlamında ing. performance’tan). Spor. Bir atletizm veya at yarışında sonucun (zaman ve mesafe olarak) ilânı.
Teniste, daha iyi bir oyuncuya karşı kazanılan zafer.
Teşm. yol. Herhangi bir başarı.
— Deneysel psikol. Performans ihtiyacı, bütün insanların hareketlerini bir amaca bağlama ihtiyacı. (Bu ihtiyaç, güdülenmeyle orantılıdır.)
Performans indeksi, McClelland tarafından, performans ihtiyacını deneysel olarak değerlendirmek amacıyle tanımlanan indeks. (Bk. ANSiKL.)
Performans seviyesi, yapılması gereken belli bir iş veya bir ödev bakımından deneğin gösterdiği başarı derecesi. (Deneğin bu işi görürken ulaştığı permormans seviyesinin sağlanmasında etkili olan iki faktör, deneğin bu işe kabiliyetli olup olmaması ile güdülenmesidir. Nitekim, Young’un [1936] göstermiş olduğu gibi, kabiliyetleri aynı olmakla beraber güdülenmeleri eşit olmayan iki deneğin belli bir işte ulaştığı performans seviyesinde büyük bir fark göze çarpar.)
— Farklar psikol. Performans testi, sözsüz (söz unsuruna dayanmayan) zekâ testi. (Performans testlerinin başında, Sequin’in yerleştirme levhası testi yer alır. Kohs küp testi, Grace Arthur’un performans ölçeği ve Alexander ölçeği de bilinen performans testleridir. Bu testler, sağır dilsizler, dil bilmeyen yabancılar, cahil kişiler gibi söz söyleme bakımından zorluk çeken deneklere uygulanabilir; incelenen deneklerin pratik zekâsı, gözlem kabiliyeti ve algısal hareketsel düzenleme gücü hakkında ipuçları verir.)
— Havc. Bir uçağın uçuş imkânlarını niteleyen rakamlar ve eğriler. (Performanslar seyir hızını, azamî hızı, çıkış hızını, menzili, tavanı, kalkış ve iniş mesafelerini v.b. gösterir.)
— Oto. Bir arabanın değerini belirten nitelikler. (Bunlar ivme, maksimum hız ve frenlemenin etkinliğini gösteren negatif ivme veya yavaşlamadır. Bütün bu nitelikler yolda ölçülür.)
— ANSiKL. Deneysel psikol. Performans indeksi, deneğin, kendisindeki performans ihtiyacını belirten hayalgücü ürünlerinin değerlendirilmesine dayanarak tespit edilir. Bu ürünler, şu deneysel durum içinde toplanır: deneklerin hepsi, önce, hazırlık mahiyetinde olmak üzere, aynı işin performansına tabi tutulurlar; her deneğin performans ihtiyacı, psikologun verdiği talimat yoluyle çeşitli derecelerde uyarılır. Psikolog, yapılacak olan bu işi, deneklere, ya kendileri için önem taşımayan veya bunun tersine zekâlarını denemeğe yarayan bir faaliyet olarak gösterir. Sonra, deneklerin hepsi, dört resim testinç, benzeyen bir yaratıcı hayalgücü denemesine tabi tutulurlar. Burada deneğin, kendisine sunulan dört resme bakarak bir hikâye meydana getirmesi söz konusudur. Hayalgücüne dayanan bu denemedeki unsurların toplamı, bir performans ihtiyacını belirtme bakımından, deneğin, performans indeksini verir. Böylece, erkek deneklerde, bu indeksin, sunî olarak meydana getirilen performans ihtiyacını şiddetiyle orantılıyken kadın deneklerde, güdülenmenin şiddetine oranla bağımsız olarak yüksek olduğu görülmüştür. Bundan başka, yüksek bir performans indeksi, şahsiyetin, meselâ sebatkârhk, ihtiras, bağımsızlık gibi bazı değişkenleriyle bağlantı halinde görünmektedir. (L)
14 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERFORMANS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PERENDE
Tarih 14 Mayıs 2009
PERENDE i. (fars. per, kanat ve sıfat yapma eki -ende’den). Havada çark gibi dönerek atılan takla; Perende atmak.
Esk. Av kuşu.
Sıf. Uçan, uçucu. (Eşanl. tâ1r. tayyar.)
Sema halinde mevlevî dervişi.
— ÇES. DEY. (Birinin yanında) Perende atamamak, o kimseyi aldatamamak. O kimseden aşağı kalmak.
Perendeden atmak, baştan savmak; aldatmak.
— Spor. Ters veya düz takla. Bk. ANSİKL.
— Tasav. Şems-i perende (Uçan Şems), sofîlerce Tebrizli Şemseddin’e verilen ad.
— ansikl. Spor. Perende, jimnastik ve atlama (yüzme) figürlerindendir. Tramplen üzerinde zıpladıktan sonra, dizleri göğüse çekip kollar dizlerin iki yanında olacak şekilde ve sırtı kamburlaştırarak boşlukta takla atılır. Bu hareketle vücut kendi ekseni çevresinde 360°’lik bir açı çizer. Bu perendeye düz perende denir. Yüzme’de tek, bir buçuk, çift perende gibi takla sayısına göre adlandırılır. Ters Perende, tramplen üzerinde zıpladıktan sonra vücudun kendi ekseni çevresinde ve geriye doğru 360°’lik bir açı çizmesidir. (M)
14 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERENDE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PENTATLON
Tarih 11 Mayıs 2009
PENTATLON i. Spor. Eski Yunan’da beş spor dalını (koşu, uzun atlama, cirit atma dist atma, güreş) kapsayan atletizm yarılması. (Pentatlon eski olimpiyat oyunlarında da yer alırdı. En az üç spor dalında b rinci gelen şampiyon sayılırdı.) || Bu gür beş spor dalını (sırasıyle uzun atlama. mm rak atma, 200 m koşusu, disk atma, 1 SH m koşusu) kapsayan atletizm yarışması. Modern pentatlon, modern olimpiyat oyunlarının programında yer alan ve beş sr dalından (binicilik, eskrim, atıcılık, atletizm) meydana gelen yarışma. (l)
11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENTATLON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PENÇE
Tarih 11 Mayıs 2009
PENÇE i. (fars. penc, beş’ten pençe). Esk. Pençe. || Pence-iâfitab (veyahurşid), güneşten yayılan ışınlar. || Pence-i âhen-destane, demir gibi el. || Pence-i çenar, çınar yaprağı. j| Pence der pençe, kuvvet denemesinde parmakları birbirine kenetleme. || Pence-i duzdîde, iran takvimine göre artık beş gün. [j Pence-i elmas (veya pulâd), kuvvet deneyen sporcuların çelik elleri. ||Pence-i igtisab, gasp etmenin pençesi. || Pence-zen, el uzatan, saldıran; imza atan.
— Bot. Esk. Pencei girye, salkım ,söğüt. || Pencei meryem. Bk. BUHURUMERYEM.
— Tasav. ve santl. Pencei Âli Aba. Bk. PENÇE. (M)
11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENÇE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PENALTI
Tarih 11 Mayıs 2009
PENALTI i. (ing. penalty, ceza’dan). Spor. Bir futbol maçında, kendi ceza sahası içinde rakibine faul yapan veya topu elle kesen oyuncunun takımı aleyhine verilen serbest atış cezası. (Bk. ANS1KL.) || Penaltı noktası, penaltı atışının yapıldığı nokta; ceza sahası ortasında ve kaleye on bir metre uzaklıktadır.
— ANSIKL. Spor. Penaltı bir futbol maçında ceza sahası içinde ayağında top olan veya gollük pozisyonda bulunan bir rakip oyuncuya diğer takımdan bir oyuncunun faul yapması (tekme atmak, çelme takmak, tutmak, itmek) veya topa elle değmesi sonucu verilir. Penaltı atışı yapıldığı sırada ceza sahası içinde sadece penaltı atışını yapacak oyuncu ile kale çizgisi üzerinde kaleci kalır. Hakemin, atışın yapılmasını bildiren kararıyle oyuncu topa vurur. Vuruş yapılıncaya kadar kaleci kıpırdamamak zorundadır. Top, kale çizgisini geçerse gol olur; kaleci tarafından kale çizgisini geçmeden çelinirse ve saha dışında kalırsa korner; kaleciye değmeden avut çizgisini geçerse avut olur. Kaleciden gelen top ceza sahası içine dönerse, penaltı atışını yapan oyuncu veya top kaleciden döndükten Sonra yetişen oyuncu, oyunu devam ettirir. (m)
11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENALTI hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Halikarnassos
Tarih 08 Mayıs 2009
Halikarnassos, Bodrum’un antik çağlardaki ismi. Dor Birliği’nin altı üyesinden biri olan Halikarnassos ve yöresinin yerli halkı Lelegler ve Karialılar’dır.
Müsgebi ve Çömlekçi’de ortaya çıkan mezarlar ve buluntuları bölgede Miken kültürü ile çağdaş bir yerleşim olduğunu göstermektedir.
M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında Lydia egemenliğinde olan şehir daha sonra Perslerin egemenliği altına girmiştir. Persler kendilerine yakın yerli bir aile olan Halikarnassos’lu Lygdamis ailesini kenti yönetmesi için görevlendirmişlerdir. M.Ö. 387’de Karia satraplığının Mylasa’da oturan Hekatomnos’a geçtiği bilinmektedir. Hekatomnos’un oğlu Maussolos M.Ö. 377’de Karia satrapı olmuş ve merkezi Mylasa’dan Halikarnassos’a taşımıştır.
Maussolos öldükten sonra II. Artemisia yönetime gelmiştir. Büyük İskender şehri kuşattığında yönetimde Orontobates vardı. İskender, Alinda Kraliçesi Ada’yı bütün Karia bölgesinin hâkimi yapmıştır. İskender’den sonra II. Ptolemaios’un hâkimiyeti altına giren Halikarnassos Roma döneminde Rodos yönetimine verilmişse de bağımsız kabul edilmiştir. M.Ö. 1. yüzyılda korsanların akınları yüzünden fakirleşen kentin yeniden canlanması Augustus zamanıdır. M.S. 4. yüzyılda Roma eyaletleri düzenlenirken Karia ayrı bir eyalet, Halikarnassos metropolisi Aphrodisias olan bu eyalete bağlı bir şehir olmuştur.
Şehir 11. yüzyılda Türklerin eline geçmiş, toprakları içinde kalmıştır. 1402 yılında Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilen şehrin, eski Dor akropolünün olduğu yerde kale inşa edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’u almasına kadar şövalyelerin elinde kalmıştır.
Halikarnassos’ta 1857 yılında Newton tarafından bulunarak frizleri Londra’daki British Museum’a taşınan Maussoleion, dünyanın yedi harikasından biri olarak tanımlanmaktadır. Maussoleion, Maussolos için karısı II. Artemisia tarafından yaptırılan bir mezar anıtıdır. Bugün sadece temel izleri ile frizlerinden bir parça kalmıştır.
Halikarnassos’taki görülebilen diğer kalıntılar ise; yer yer poligonal ve rektagonal tekniğin kullanıldığı surlar ile Roma Çağı tiyatrosudur.
Halikarnas Balıkçısı (d. 17 Nisan 1890, Girit – ö. 13 Ekim 1973, İzmir), asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan, Bodrum’a olan aşkı ile tanınan ünlü Türk roman ve hikâye yazarı.
Abdülhamit devri sadrazamlarından Cevat Paşa’nın yeğeni, valilik ve ordu kumandanlığı yapan Şakir Paşa’nın oğludur. İlk öğrenimini Büyükada’da, orta ve liseyi 1907′de Robert Kolej’de tamamladı. Denizci olmak istemesine rağmen ailesinin ısrarı ile İngiltere’ye gitti. Londra ve Oxford Üniversitelerinde Çağdaş Tarih öğrenimi gördü. İstanbul’a dönünce gazete ve dergilerde yazıları çıkmaya başladı. Aile içi bir sorundan ötürü babası Mehmet Şakir Paşa’yı öldürdüğü için yargılandı ve kısa bir süre (3 yıl kadar) hapis yattı.
1925′te kurulan İstiklal Mahkemeleri’ni yeren 13 Nisan 1925 tarihli “Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler” başlıklı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkum edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey’in önerisiyle kalbentlikle Bodrum’a sürüldü. 3 yıl süren cezası 1924′te sona erdi. Cezasının son yarısını İstanbul’da tamamladıktan sonra, çok sevdiği insanları ve doğal güzellikleriyle kaynaştığı Bodrum’dan uzak kalamadı ve Bodrum’a yeniden dönüp yaklaşık 25 yıl kaldı. Bodrum’un antik çağdaki adı olan Halikarnas’ı mahlas olarak benimsedi. Bodrum’da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı. 1947′de taşındığı İzmir’de yazarlık ve turist rehberliği yaptı. 13 Eylül 1973′te İzmir’de vefat etti. Vasiyeti üzerine Bodrum’a gömüldü.
Edebi Hayatı
1926′dan sonra deniz hikâyeleriyle tanındı. Konularını Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi kıyı ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan çıkardı. İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin elinde olan balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitologya hazinesinden güçlenerek, denize karşı sonsuz bir hayranlıktan gelen şiirli, yer yer aksayan, ama sürükleyip götüren bir anlatımla hikâye ve romana geçirdi.
Yazı ve düşünceleriyle Azra Erhat gibi döneminin önemli aydınlarını etkilemiş bir kişi olarak, çeşitli dillerden yüz kadar da kitap çevirmiş olan ve kendi eserlerinin sonraki baskıları yapılagelen Halikarnas Balıkçısı’na Kültür Bakanlığınca 1971 Devlet Kültür Armağanı verilmiştir.
Geniş bibliyografyası Yeni Yayınlar dergisinin Ekim 1974 sayısındadır. Bütün Eserleri Bilgi Yayınevi’nce toplanıp yayımlanmaktadır.
Cevat Şakir Bodrum’da yaşadığı dönemde arkadaşları ile ilk Mavi Yolculuk fikirini ve uygulamasını gerçekleştirmişlerdir. Bu mavi yolculuklarda yanlarına aldıkları şeyler: Peynir, su, istanköy peksimeti, tütün ve rakı idi. Mavi yolculukta gazete okumaz radyo dinlemezlerdi. Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemektir. Haftalarca denizde kalınır sadece acil ihtiyaçları temin etmek için karaya çıkılırdı. Oysa ki bugün yapılan mavi yolculuklarda her türlü lüks mevcuttur. Bu yolcuklar yazarın edebî eserlerini de büyük oranda etkilemiştir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Halikarnas Balıkçısı
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Halikarnassos hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PENAY GONİ (Antonio)
Tarih 08 Mayıs 2009
PENAY GONİ (Antonio), ispanyol müzik tenkitçisi (San Sebastian 1846 – Madrid 1896). Wagner’in eserlerini yaydı. Müzikli komediyi Savundu. Çeşitli dergilerde yazılar yazdı: Artey Patriotismo (Sanat ve Vatanseverlik), La Obra Maestra de Verdi, Carlos Gounod (Verdi’nin Şaheseri; Charles Gouncd). 1878′de İmpresiones Musicales (Müzik üstüne İzlenimler) başlığı altında bir tenkit serisi yayımladı. En önemli eseri, La , Opera Espanola y la Musica Dra-matica en Espana en el Siglo XIX (İspanyol Operası ve XIX. yy.da İspanya’da Dramatik Müzik) [1881]. (m)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENAY GONİ (Antonio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PENAUD (Alphonse)
Tarih 08 Mayıs 2009
PENAUD (Alphonse), fransız mucidi (Paris 1950 – ay.y. 1880). Deniz okuluna girdi, fakat birdenbire felç oldu, denizciliği bırakmak zorunda kaldı. Havacılıkla ilgilendi, bu alanın öncülerinden biri oldu. İncelemelerinde kapanan iniş takımlarını, kollu dümeni, ok şeklindeki kanatlan ve Sonradan uçaklarda kullanılan birçok ilkeyi ileri sürdü.
Kauçuktan, küçük motorlar yaptı, hücum açısı ve kuyruğun emniyeti üstünde durarak, uçağın kararlılık şartlarını aydınlattı. 1874′te birkaç metre uçabilen küçük bir mekanik kuş yaptı, uzun ve gövdesi genişleyebilen kablo ile bağlı balon projesini ortaya attı. 1876′da, havalanmayı başaran ilk uçakların özelliklerine benzeyen pervaneli biı âletin patentini aldı. Projelerini gerçekleştirmek için kendisine yardım edecek kimseler bulamadı. Otuz yaşında intihar etti. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENAUD (Alphonse) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PENAS, PENATES
Tarih 08 Mayıs 2009
PENAS körfezi, Şili’de (Aysen eyaleti) körfez, Büyük Okyanus kıyısında, kuzeyde Taitao, güneyde Guayaneco yarımadaları arasında. Çok girintili ve çıkıntılı olan kıyısı, birçok koy ve kanalla yanlıdır. Başlıca adası, Javier adaşıdır. (m)
PENATES çoğl. i. (penus, evin iç kısmından «erzak» anlamında lat. k.). Esk. Romalılar ve Etrüsklerde aile ocağını koruyan tanrılar. || Bu tanrıların heykelleri.
— ANSiKL. Penates’ler başlangıçta, teldo-labın iki tanrısı ve bütün evin koruyucularıydı. Aile ocağını koruyan tanrılardan sayıldıkları için onlar gibi birer ev tanrı-sıydılar. Ağaçtan, kilden, mumdan veya fudisinden yapılan heykelleri atrium’da ö-bür ev tanrılarının bulunduğu yere yerleştirilirdi, önlerine yemekler konur, bazı günler de kurbanlar sunulurdu. — Ayrıca, devletin koruyucusu olan kamu penatesleri de vardı. Bunlara, özel mihraplarının (penum) bulunduğu, Roma’daki Vesta tapmağında tapılırdı. Çoğu zaman, paraların üzerinde, başında bir örtü bulunan ihtiyarlar biçiminde, resimlerine rastlanırdı. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENAS, PENATES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PENARROYA-PUEBLONUEVO
Tarih 08 Mayıs 2009
PENARROYA-PUEBLONUEVO, İspanya’da (Cordoba ili) şehir, Sierra Morena’nın kenarında; 27 200 nüf. önemli kömür yatakları sayesinde şehirde sanayi gelişmiştir; dökümhaneler, kurşun rafinerileri, süper fosfatlar, kâğıt fabrikaları. (L) PENARTH, Büyük Britanya’da liman şehri, Galler ülkesinin güney kıyısında (Glamorganshire), Cardiff’in güneyinde; 20 900 nüf. Sayfiye merkezi. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENARROYA-PUEBLONUEVO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PENANG
Tarih 08 Mayıs 2009
PENANG, esk. Prince of Wales, Malezya’da (Petıang eyaleti) ads, Malakka boğazında; Malezya yarımadasından ve Penang eyaletinin karadaki kısmından Penang boğazı ile ayrılır; 227 km2; 262 700 nüf. Yükseltisi 900 m’yi bulan ve kauçuk ağacı çiftlikleri kurulmuş ormanlarla kaplı olan yüksek tepeler, adanın en canlı kısmı olan kıyı ovalarına hâkimdir; pirinç ve hindistancevizi tarımı, balıkçılık. Karabiber, karanfil ve hindistancevizi başlıca ticaret ürünleridir. Başlıca şehri, George Town. (L)
PENANG, Malezya’da eyalet, Malakka boğazı kıyısında; iki kısımdan meydana gelir. Penang adası ve ona bağlı küçük adalar; kuzeyde, doğuda ve güneyde Kedah eyaletiyle sınırlı olan kara parçası; 1036 km2; 642 200 nüf. Merkezi, George Town. Tepelerdeki büyük tarım işletmelerinde kauçuk üretimi, kıyı ovalarında pirinç ve hindistancevizi yetiştiriciliği başlıca tarım faaliyetidir. Sanayi Butterworth’da ve özellikle George Town’da toplanmıştır.
— Tar. 1786′da Kedah sultanının izniyle İngilizler tarafından işgal edilen Penang, 1800′de bir ingiliz himaye bölgesi haline getirildi; 1826′da Straits Settiements’e girdi. Straits Settlements’ın dağılmasından (1946) sonra Penang Malezya federasyonuna katıldı (1948). [L]
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENANG hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELSENEER (Paul)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELSENEER (Paul), belçikalı zooloji bilgini (Brüksel 1863-ay.y. 1945). Brüksel’de okudu, Lille’de Giard’ın, Londra’da Lankester’in derslerini takip etti. Belçika yükseköğrenim kurumlarından uzak tutulduğu için, 1929′a kadar Gand öğretmen okulunda kimya okuttu. Yumuşakçalar üstünde incelemeler yaptı ve bu konuda birçok eser yazdı. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELSENEER (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELOUSE, PELOUZE
Tarih 08 Mayıs 2009
PELOUSE (Leon Germain), fransız ressamı (Pierrelaye, Seine-et-Oise 1838-ay.y. 1891). lle-de-France ve Normandiya manzaralarını canlandıran tablolarıyle tanınır {Orman içi, Louvre). [L]
PELOUZE (Theophile Jules), fransız kimyacısı ve fizikçisi (Valognes 1807-Paris 1867). 1836′da Almanya’ya gitti. Orada Liebig ile çalıştı. Daha sonra College de France’ta Thenard’m yerini aldı. Petrollerin bileşimini inceledi. Bütün organik asitlerin sentezini sağlayan genel bir tepkimeye dayanarak hidrosiyanik asitten formik asit elde etti. 1834′te nitrilleri buldu ve 1836′da gliserinin bir alkol olduğunu ispatladı. 1839′da, Geliş ile birlikte bütirik asit mayalanmasını keşfetti. Fremy ile birlikte Traite de Chimie Analytique (Analitik Kimya İncelemesi) [1847-1850] adlı bir eser yayımladı. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELOUSE, PELOUZE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELOR, PELORİA, PELORİTANİ, PELORİZM
Tarih 08 Mayıs 2009
PELOR i. İskorpitgillerden kemikli balık; Hint okyanusunda bulunur. (L)
PELORİ i. (yun. peloros, ucube’den fr. pelorie). Bot. Normal yapısı birbakışımlı olan bir çiçek tacının aktinomorf olması. (Yüksükotu, nevruzotu gibi bitkilerde peloriye rastlanır.) [L]
PELORİA çoğl. i. (yun. k.). Esk. Yun. Zeus Pelorios (dev Zeus) onuruna yapılan Tesalya şenlikleri. (Şölen sırasında efendilerle köleler arasında fark gözetilmezdi.) [L]
PELORİTANİ, italya’da kütle. Sicilya’da, adanın kuzeybatısında, Akdeniz kıyısındaki Calava burnu ile Taormina yakınındaki Sant’Andrea burnu arasında. Billûrlu kayalardan meydana gelen ve kenar kısımları ikinci zaman kalkerleriyle örtülü olan kütle çok vahşî görünüşlüdür; geniş ve düz vadiler üzerinde yüzey şekilleri ansızın yükselir; yamaçlar hemen tamamıyle çıplaktır. (L)
PELORİZM i. (yun. peloros, ucube’den fr. pelorisme). Çiçekleri birbakışımlı olan bazı bitkilerde aktinomorf çiçeklerin belirmesi. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELOR, PELORİA, PELORİTANİ, PELORİZM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELOPS
Tarih 08 Mayıs 2009
PELOPS. Yun. mit. Peloponnesos’a adını veren kahraman, Frigya kralı Tantalos’un oğlu. Babası onu parçalara bölerek bir ziyafette tanrılara sundu. Zeus Pelops’u diriltti ve Demeter’in yediği omuzunun yerine fudisinden bir omuz verdi; Pelbps Elis’ten Pisa’ya gitti. Burada, kral Oinomaos, kızı Hippodamea ile evlenmek isteyenleri araba yarışına çağırıyor ve yenerek öldürüyordu. Pelops, Poseidondan aldığı bir kanatlı at veya Oinomaos’un arabacısının yardımıyle yarışı kazandı, Hippodameia’nm babasını öldürerek onunla evlendi ve kral oldu. Manisa (Sipylos) dağının bir çukurunda Pelops’un tahtı, Elis Olympia’sındaki Altis adlı kutsal koruda da mezarının bulunduğu söyleniyordu. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELOPS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLİOT (Paul)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLİOT (Paul), fransız sinoloğu (Paris 1878-ay.y. 1945). Hanoi’de, Uzakdoğu Fransız okulunda cince profesörlüğü yaptı (1901), Orta Asya’da arkeolojik keşiflerle görevlendirildi (1906-1909); VI. ve XI. yy.-dan kalma cince, tibetçe, türkçe, sogdca ve ibranice metinler buldu. College de France’ta profesör (1911) ve Societe Asiatique başkanı (1936) oldu. Başlıca eserleri: Les Grottes de Tuenhuang (Tuenhuang Mağaraları) [1920-1924], Jades Archaiques de la Chine (Çin’de Eski Yeşim Taşları) [1925], La Mission Pelliot en Asie Centrale (Orta Asya’da Pelliot Misyonu) [1924], Les Mongols et la Papaute (Moğollar ve Papalık) [1922-1923]. (L)
Soğdca:
Soğdca Orta Asya’da Soğdların kullandıkları Hint-Avrupa dil ailesine bağlı, İran kökenli antik bir dil.
9′ncu yüzyıla kadar ipek yolu üzerinde konuşulan en önemli dil olmuş olan Soğdca, Soğdların gitgide daha çok Türklerin arasında kalmaları ve Türkçe konuşmaya başlamaları ile önemini kaybetmiş ve hatta sonunda tamamen kaybolmuştur. Türkçe konuşan Soğdlar Türklere karışıp bunların arasında eriyip gitmişlerdir.
Günümüzde bu dilin en son kalıntıları oldukları düşünülen, Afganistanın bazı dağ köylerinde, çok az insan tarafından konuşulan Soğdcaya benzer bir dil vardır. Afganistan ve Tacikistan’ın yüksek yaylalarında Soğd diline yakın bazı diller halen yaşamaktadır. Ancak 10.yy.’dan itibaren Anadolu’ya Türk ve Moğollar’ın önünden gelerek yerleşen Soğd kabilelerinden bazıları dillerini kısmen sürdürmektedirler. Kars, Ankara(Haymana), Adapazarı(Akyazı) Soğdca’nın yaşadığı bilinen son varislerinin yerleşim yerleridir.
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİOT (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLİ, PELLİONELLA, PELLİONİA
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLİ dağı veya PİLLİ dağı, Van gölü gündeyinde Güneydoğu Toroslar’ın yüksek bir doruğu; yüksl. 3 060 m. (M)
PELLİONELLA i. Kurtçuk iken kürkleri ve postları kemiren güve. (ilmî adı Vinea pel-lionella. Güvegillerden.) [L]
PELLİONİA i. Guzelyapraklı sürüngen ot. (Isırgangillerden.)
— ANSiKL. Pellionia’mn çiçekleri iki evcikli, yaprakları kısa bir sapın ucunda çifttir. Asya’nın tropikal bölgelerinde yirmi beş kadar türü yetişir. Çinhindi’nde yetişen iki türü limonluklarda sarmaşık gibi yetiştirilir. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİ, PELLİONELLA, PELLİONİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLİCO (Silvio)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLİCO (Silvio), italyan yazarı (Saluzzo 1789-Torino 1854). Oldukça sıkı bir din eğitimi gördü, fakat Lyon’da kaldığı sırada akılcı ve liberal fikirlere yöneldi. Milano’ya dönünce Monti ve Foscolo ile ilişki kurdu. Birkaç başarısız trajedi yazdı. Yurtseverlik duygularını işleyen Francesca da Rimini (1815) adlı eseriyle ün kazandı.
Zengin bir ailenin yanında eğitmen oldu. Madam de Stael, Schlegel, Thorvaldsen ve Francesca da Rimini’yi İngilizceye çeviren Byron ile tanıştı. Milano’da çıkan İl Conciliatore gazetesinde romantizm üstüne birkaç makale yazdı. Carbonaro olabilmek için hangi şartları yerine getirmek gerektiğini soran bir mektubu postaya vermek ihtiyatsızlığında bulundu. Bu yüzden tutuklandı ve ölüm cezasına çarptırıldı (1820). 1822′de cezası on beş yıl ağır hapse çevrildi. Bu cezayı Spielberg’teki Brno hapishanesinde çekti. 1830′da aftan yararlandı, Torino’ya yerleşti. Le Mie PrigionVyi (Hapisteki Hayatım) [1832] yayımladı. Hapiste çektiği acıları dile getiren eserde, gençliğindeki hıristiyan inançlarına döndüğünü açıklar. O zamandan sonra liberal hareketler ve yurtseverlik hareketlerine karışmadı. Hayatının son yıllarında, Torino’da marki Barolo’nun yanında kütüphane memuru olarak çalıştı. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİCO (Silvio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLİCAN, PELLİCİER
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLİCAN. Bk. KURSCNER (Conrad). PELLİCER (Carlos), meksikalı şair (Mexico 1899). özellikle Villa Hermosa’da Venta parkını kurarak önemli müze faaliyetlerinde bulundu. Gerçeküstücülüğün etkisiyle tropikal dünyaya, kolomböncesi efsanelere yöneldi (Colores en el Mar y Otros Poemas [Denizin üstündeki Renkler ve Başka Hikâyeler], 1921; Practica de Vuelo [Uçmağa Çalışmak], 1956; Con Palabras y Fuego [Kelimeler ve Ateşler], 1963). [L]
PELLİCİER veya PELLİSSİER (Guillau-me), fransız rahip ve diplomatı (Manguio 1490′a doğr. Montferrand, Montpellier 1568). Maguelonne piskoposu (1529) idi. François I tarafından önemli görüşmeleri yürütmekle görevlendirildi: Cambrai antlaşması (1529), geleceğin Henri H’sinin Catherine de M6dicis ile evlendirilmesi (1533). Venedik’te elçilik yaptı (1540-1542). Sonra piskoposluğuna döndü. Geniş kültürü, liberalizmi, dünya hayatına bağlılığı, Rabelais’yi koruması, Protestanlara karşı hoşgörülü davranmasıyla örnek bir hümanist din adamıydı
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİCAN, PELLİCİER hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLİA, PELLİBRANCHİATA
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLİA i. Ağaçların üzerinde çok görülen yapraklı ciğeryosunu. (L)
PELLİBRANCHİATA çoğl. i. Arttansolun gaçlı yumuşakçalar grubu; elysia’lar gibi sahici solungacı ve sırt kabarcığı bulunmayan, solunumunu bütün vücut yüzeyini saran kirpiklerle yapan yumuşakçaları kapsar. (Bu küçük grup böylece hem tectibranchiata, hem de nudibranchiata grubundan ayrılır.) [L]
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİA, PELLİBRANCHİATA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLEW (Edward)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLEW (Edward), birinci Exmoueth kontu, ingiliz amirali (Dover 1757-Teign-mouth, Devonshire 1833). önce Amerika savaşında, sonra Devrim ve İmparatorluk Fransa’sı ile yapılan savaşlarda yararlık gösterdi. 1816′da Cezayir’e yapılan bir seferi başarıyle yönetti. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEW (Edward) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLETİER
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLETİER (Bertrand), fransız kimyacı ve eczacısı (Bayonne 1761 – Paris 1797). 1795′-te £cole Polytechnique’te profesör oldu. Fosfor, metal fosfürleri, sabun yapımı v.b. konularda araştırmalar yaptı. (L)
PELLETİER (Pierre Joseph), fransız eczacısı (Paris 1788 – Clichy-la-Garenne, Seine 1842). Bertrand Pelletier’nin oğlu. Paris Yüksek Eczacılık okulunda tabiat tarihi profesörü (1825). önce reçineleri inceledi, 1817′de ipeka kökünden daha sonra «emetin» adiyle tanınan kusturucu maddeyi elde etti. Kolesterol üstündeki çalışmaları, Caventon ile verimli bir işbirîiğin başlangıcı oldu. Onunla birlikte striknin’i (1818), brusin’i (1819), veratrin’i, sevadik asiti ve kinin’i (1820) keşfetti. «Modern tedavinin en büyük keşfi» diye adlandırılan bü son keşfin ardından kinin sülfat’ın yapım usulünü buldu. 1832′de, J. Pelletier afyondan narsein ve tebain elde etti. (L)
PELLETİER (Wilfred), kanadalı orkestra yöneticisi (Montreal 1896). 1914′te Quebec eyaleti Avrupa ödülünü kazanarak Paris’e gitti. Burada İsidore Philipp, Marcel Ro-usseau, Charles Marie Widor ve Camille Bellaigue’den müzik dersi aldı. 1917′de Ne w York Metropolitan operasında yardımcı orkestra yöneticisi, 1932′de de yönetici oldu. özellikle fransız ve italyan eserleri üstünde uzmanlaştı. Ayrıca Metropolitan operasının Montreal, Chicago ve San Fran-cisco’da verdiği açıkhava konserlerini yönetti. (M)
PELLETİER – VOLMeRANGES (Benoit), fransız oyun yazarı (Orleans 1756-Paris 1824). önce aktörlük yaptı, sonra oyunlar yazdı: Le Devoir et la Nature (ödev ve Tabiat) [1797, dram]; Le Mariage du Capucin (Kapüsen’in Evlenmesi) [1798, komedi]; Clemence et JValdemar (1801, dram); Les Freres â l’Epreuve (Kardeşler Sınavda) [1806, komedi]; La Comtesse de Narbonne ou le Fils Vengeur (Narbonne Kontesi veya öç Alan Oğul) [1816, melodram]. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLETİER hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLETAN
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLETAN (Camille), fransız siyaset adamı (Paris 1846 • ay.y. 1915). Eugene Pel-letan’m oğlu. La J us tice gazetesinin başyazarı (1880) ve radikal milletvekili (1881-1912) oldu. J. Ferry’nin sömürge siyasetiyle, Boulanger’cilikle mücadele etti. Combes kabinesinde denizcilik bakanı (haziran 1902) oldu; Kiliseye karşı tutumu, deniz kuvvetlerine demokratik bir sistem getirmek ve görenekleri sarsmak isteği, sağ kanadın şiddetli tenkitlerine ve kabinenin düşmesine (ocak 1905) yol açtı. Sosyalistlerle birleşme ve Kilise ile Devletin ayrılması konusunda etken bir rol oynadı. Senatör oldu (1912). Başlıca eserleri: Associations Ouvrieres dans le Passe (Geçmişte İşçi Birlikleri) [1874]; Le Comite Central et la Commune (Merkez Komitesi ve Komün) [1879]. (L)
PELLETAN (Eugene), fransız siyaset adamı (Saint-Palais-sur-Mer 1813 – Paris 1884). La Presse’de Girardin ile beraber çalıştı (1837). Sürekli gelişme teorisini ortaya attı (La Profession de Foi âu XIXe Siecle [XIX. yy. İnanç Bildirisi], 1852). Milletvekili oldu (1863-1870). İmparatorlukla kıyasıya mücadele etti. Tribüne adlı gazetenin başyazarlığını yaptı (1868). Millî Savunma hükümetinde millî eğitim bakanlığına getirildi; milletvekili (1871), Radikal partiden senatör seçildi (1876); daha sonra daimî senatör oldu (1884). Eserleri: Les Droits de l’Homme (insan Hakları) [1888]; La Femme du XJXC Siecle (XIX. yy. Kadını) [1869]; Dieu est-il Mort? (Tanrı öldü mü?) [1883]. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLETAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLERİN,
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLERİN (Jean), fransız şairi (Pontc-harra, İşere 1895 – Le Châtetard 1921). Lirizmle alayı ustaca kaynaştıran şiirlerinin çoğu ölümünden sonra, Le Bouquet tnutile (Gereksiz Demet) [1933] adiyle yayımlandı. Fantezisi okulun başlıca temsilcilerindendir.
PELLERİN (Jean – Victor), fransız yazarı (Paris 1889). Yazdığı birçok tiyatro eseri Gaston Baty tarafından sahneye kondu: T ete de Rechange (Yedek Kafa) [1926]; Cris des Coeurs (Gönül Çığlıkları) [1928]; Terrain Vague (Boş Arsa) [1931]. Ayrıca şiir kitapları yayımladı: Ailleurs (Başka Bir Yerde) [1959]; Miel et Fiel (Bal ve Zehir) [1962]; Pour et Contre (Lehte ve Aleyhte) [1967]. (L)
PELLERİN (Joseph), fransız nümismatı (Marly-le-Roi 1684 – Paris 1782). Sikkeler üstünde incelemeler yaptı ve 32 500 ender parça topladı. Koleksiyonunu Louis XVI’-ya sattı. Recueil des Medailles des Rois, Peuples et V ille s (Kral, Halk ve Şehir Madalyaları Koleksiyonu) [1762-1778] adiı bir eser yazdı. (l)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLERİN, hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLEGRİNO
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLEGRİNO (MONTE), italya’da doruk, Sicilya’da, kuzeyde Palermo ovasına ve Palermc şehrine hâkimdir; yükseklik 606 m. (L)
PELLEGRİNO de’ Pellegrini. Bk. TİBALDl (Pellegrino ve Domenico).
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRİNO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLEGRİNİ
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLEGRİNİ (Domenico), italyan müzik-çisi (XVII. yy.). Gitar virtüözüydü; bu çalgı için bir müzik kitabı yayımladı (1650); ses ve çalgı için parçalar besteledi. (M)
PELLEGRİNİ (Domenico), italyan ressamı (Galilere Veneta 1759 – Roma 1840). Venedik akademisinde L. Gallina’nın öğrencisiydi. Portrede A. Longhi’nin yolunda yürüdü. A. Canova tarafından himaye edilen Pellegrini, Roma’da D. Corri’nin yanında bilgini arttırdı. Birçok yolculuk yaptı: Paris’e, Londra’ya (1792-1803) gitti. Londra’da Fr. Bartolozzi tarafından himaye edildi ve ingiliz portre ressamlarının üslûbunda birçok portre yaptı. Daha sonra Lizbon, Venedik, Napoli ve 1820′den sonra da Roma’ya gitti. (M)
PELLEGRİNİ (Ferdinando), italyan müzikçisi (Napoli 1715′e doğr. – XVIII. yy. sonları). Klavsenciydi. 1750-1760 Arasında Paris ve Londra’da konserler verdi. Klavsen için, 1754-1768 arasında yayımlanan, birçok parça besteledi. (M)
PELLEGRİNİ (Giovanni Antonio), italyan ressamı (Venedik 1675 – ay.y. 1741). Venedik, Paris, Londra. Dresden ve Viyana’da yaşadı. Londra’da (1708-1712) Akademi Yönetim kuruluna katıldı. Dresden’de seçici prensin hizmetinde bulundu. Alegorik resim ve portreler (Augsburg müzesi) yaptı; öbür eserleri: Hamlet’in Annesi (Cenova); Hebe (Roma, San Luca akademisi). [L]
PELLEGRİNİ (Vincenzc), italyan müzikçisi (Pesaro XVI. yy.ın ikinci yarısı – Milano 1636). Milano katedralinde kapella yöneticiliği yaptı (1611-1631). Selefi Giulio Cesare Gabussi’nin bestelerini derledi, daha sonra buna kendi besteleri ile bazı mi-lanolu müzikçilerin eserlerini ekleyerek 4 kitap halinde yayımladı: Pontificalia Amb-rosianae Ecclesiae ad Vesperas. Ayrıca org için on üç şarkı fatte alla francese (1599), dinî eserler: 4 ve 5 sesli sekiz missa (1603), on Magnificat (1613), motetler ve Litaniae Ambrosianae et Romanae adı altında kilise duaları besteledi. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRİNİ hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLİZZİ (Camillo)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLİZZİ (Camillo), italyan edebiyatçısı sosyologu (doğ. Collegno 1896). Londra üniversitesinde 1920-1939 arasında ital-ır.ca profesörüydü, 1939-1943 arasında da Messina ve Floransa üniversitelerinde genel terlet doktrini (bu öğretiye sonradan faşizm gretisî adı verildi) dersleri verdi. 1948′de Frransa Üniversitesi Sosyoloji kürsüsüne çeçti. Ayrıca italyan ve ingiliz edebiyatiyle uğraştı. Başlıca eserleri: Le Lettere 1ta-iume del Nostro Secolo (Çağdaş İtalyan E-ftci /atı) [1929]; İl Teatro İnglese (İngiliz ratrosu) [1933]; Una Rivoluzione Manca-Başansız bir Devrim) [1948]; Simbolo e etâ (Sembol ve Toplum) [1950]; La De-crazia e la Politica di Massa (Demokra-re Kitle Siyaseti) [1952]; Discussion sans _ •; landage (Pazarlıksız Tartışma) [1956]; ::al;an Sociology in Our Century (Çağdaş riyam Sosyolojisi ,[1957]. (M)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİZZİ (Camillo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLEGRİNİ (Carlos),
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLEGRİNİ (Carlos), arjantinli siyaset adamı (Buenos Aires 1848 – ay.y. 1906). Bir italyan göçmeninin oğlu. Savaş bakanı (1880-1885). senatör (1881), başkan yardımcısı (1886), sonra cumhurbaşkanı oldu.(1890-1892). Maliyeyi sağlamlaştırdı ve Millî bankayı kurdu (1891).
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRİNİ (Carlos), hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLEGRİNİ (Carlo)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLEGRİNİ (Carlo), ingiliz karikatürcüsü (Capua, İtalya 1839 – Londra 1889). Babasının Capua’da toprakları vardı, annesi Medici’lerdendi. Babasından kalan serveti tükettikten senra Garibaldi’nin ordusuna katıldı. Volturno ve Capua’da savaştı. 1864′te İngiltere’ye gitti ve karikatürcülüğe başladı. 1863 Ocağından ölümüne kadar, başta Disraeli’nin olmak üzere, yüzlerce kişinin karikatürünü Vanity Fair’ât «Singe» (daha sonra «Ape») imzasıyla yayımladı.
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRİNİ (Carlo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLEGRA
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLEGRA i. (lat. pellis, deri ve yun. agra, yakalama > fr. pellagre’dan). Tıp. Derinin açık kısımlarında eritemli döküntüler, sinir ve mide bağırsak bozukluklarıyle kendini belli eden ve vitaminsizlikten ileri gelen genel hastalık.
— ANSiK. Pellegra özellikle ilkbaharda ortaya çıkar. Yüzde, boyunda ve ellerde kaşıntılı eritemler görülür; eritemli plakalar su keseleriyle kaplanır, sonra kurur; deri pullanıp dökülür. Deri olaylarıyle beraber sindirim bozuklukları (kırmızı dil, aftlı stama-tit, gastrit belirtileri, ishal) ve akıl bozuklukları ortaya çıkar. Hastalık çok zaman müzmin bir gelişme ile ilkbaharda ve yazın artışlar gösterir (güneşle temasın rolü). Tek belirtili şekillerine çok rastlanır. Pellegra PP vitamini veya nikotinik amit yokluğuna bağlı bir hastalıktır; hayvansal protein azlığından ileri gelir. PP vitamini ile tedavi çok etkili sonuçlar verir. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLEGRA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLE (Maurice Cesar Joseph)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLE (Maurice Cesar Joseph), fransız generali (Douai 1863-Toulon 1924). Ecoie Polytechnique’in topçu bölümünü bitirdi. Berlin’de askerî ataşelik yaptı (1911). İdarî işler âmiri (1914) ve Joffre’un yanında yardımcı general (1915) oldu. 1917′de 15. kolorduya komuta etti. 1918 Martındaki alman saldırısında düşmana Oise yolunu kapayarak yararlık gösterdi. Savaştan sonra, Çekoslovakya’ya gönderilen fransız askerî kuruluna başkanlık etti (1919) ve İstanbul’da Fransa Yüksek komiserliği yaptı (1920). 23 Nisan 1923′te başlayan Lozan konferansının ikinci devresine fransız delegesi olarak katıldı. (L)
Pelleas et Melisande, beş perde ve on üç tabloluk müzikli dram. Librettosu Maeter-linck’in bir eserinden alınan bu dramı Debussy besteledi. İlk defa Messager yönetiminde Mary Garden, Jean Perier, H. Duf-rane ve F. Vieuille’ün katılmasıyle Opera Comiqu,e’te temsil edildi. Orta yaşlı senyör Golaud, zarif Melisande ile evlenir. Üvey kardeşi Pelleas genç kadına âşık olur. Kuşkulanan Golaud, kıskançlıktan Pelleas’ı öldürürken Melisande’m da ölümüne sebep olur. Olayın üstü kapalı bir biçimde gelişmesi, karşılıklı recitativo biçimindeki dramatik şarkının sürekli olarak duyulması, tek ve toplu söylenen şarkı bulunmayışı, senfonik unsurun silinmesi, orkestrada leitmotiv’in ve beş tonlu gamın kullanılması bu müzikli eserin başlıca özellikleridir. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLE (Maurice Cesar Joseph) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELLAN (Alfred)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELLAN (Alfred), kanadalı ressam (Quebec 1905). önceleri gerçekçiydi sonra gitgide kübizme ve gerçeküstücülüğe yöneldi. Montreal’e yerleşti, tiyatro dekorları ve döşemecilik maketleri yaptı. Parçalı şekillerin ve parlak renklerin bir fışkırması olatak nitelenen eserleri Quebec Eyalet müzesi, Ottavva Millî galerisi ve Paris Art Moderne müzesi koleksiyonlarında yer alır. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLAN (Alfred) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELL A, PELLA, PELLAEA
Tarih 08 Mayıs 2009
PELL A i. (isp. k.). Metalürji Yapısında, ağırlığının üçte ikisi kadar civa bulunan gümüş malgaması. (L)
PELLA. Esk. coğ. Filistin’de (Peraia) şehir, M.ö. IV. yy.a doğru Petra yakınında kuruldu. Kudüslü hıristiyanlar M.ö. 70 kuşatmasından kısa süre önce buraya sığındılar. (L)
PELLA. Esk. coğ. Makedonya’da şehir, Emathia’da, M.ö. yaklaşık olarak 400′-den 168′e kadar Makedonya krallığının başkentiydi; senra bir roma kolonisi haline geldi. Birkaç yıkıntı. (L)
PELLA, Yunanistan’da il, Makedonya’da; 133 100 nüf. Merkezi Edessa. (L)
PELLAEA i. Orta ve Güney Amerika’da kuıak bölgelerde yetişen eğreltiotu. Birçok türü (Pellaea falcata, P. viridis, P. rotun-difolia) süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilir. (Eğreltiotugillerden.) [L]
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELL A, PELLA, PELLAEA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELL (John)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELL (John), ingiliz matematikçisi (Southwick, Sussex 1611 – Londra 1685). Cambridge üniversitesine bağlı Trinity kolejinde okudu. 1630′da buradan mezun oldu. 1643-1646 Arasında Amsterdam’da, 1646-1652 arasında da Breda’da matematik öğretmenliği yaptı. 1654-1658 Arasında Oliver Cromwell’in temsilcisi olarak İsviçre’nin Protestan kantonlarında bulundu. Daha sonra İngiliz kilisesinde görev aldı: 1661′de Fobbing’de, Essex bölge papazı, 1663′te de yine Essex’te Laindon papazı oldu. Bu iki görevi de ölümüne kadar sürdürdü.
Pell özellikle İngiltere’de (bölme) işaretini ortaya atmakla ve Pell denklemini (x2 — Dy2 = 1; burada D, kare olmayan herhangi bir integral’dir) kurmakla tanındı. Thomas Branker, Rhonius’un, bu denklemin yer aldığı, Algebra adlı eserini çevirmişti; bu tercümenin düzeltilmiş baskısını PelJ yayımladığı için (1668) denkleme onun adı verildi. Pell ayrıca matematik ve astronomi konularında da birçok eser yayımladı. Matematik alanındaki incelemelerinin elyazması metinleri British museum’dadır.
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELL (John) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELİT
Tarih 08 Mayıs 2009
PELİT i. (yun. pelos, kil’den fr. pelite). Çok küçük taneli (çapı birkaç mikron) kırıntılı tortul kaya. (Organik çamur veya balçıktan meydana gelene tutturulmamış pelit denir; ayrıca tutturulmuş pelit veya asıl pelit de vardır. Bazı pelitler glokonilidir.) [L]
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELİT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELISSİER (Aimable Jean Jacques)
Tarih 08 Mayıs 2009
PELISSİER (Aimable Jean Jacques), Malakoff dükü, Fransa mareşali (Maromme 1794 – Cezayir 1864). 1815′te Ren ordusunda ilk defa savaşa katıldıktan sonra Cezayir’de hizmet gördü. Birinci Kabiliye sefer t ne kumanda etti. Bu seferde 1852′de Laghouat’yı zaptetti. Kırım savaşında I. Kolordu kumandanıydı. Mayıs 1855′te Canrobert’in yerine Kırım’daki fransız ordusunun başına geçti ve Malakoff tabyasını ele geçirmek başarısını gösterdi. Bu başarı, mareşalliğe yükselmesini ve dük unvanını almasını sağladı. 1858′de Londra büyükelçisi oldu. 1860′-ta Cezayir valiliğine tayin edildi, ölünceye kadar bu görevde kaldı. —Kardeşi PHiLiPPE (Vouges, Cöte-d’Or 1812-Paris 1887). 1861′de general oldu ve Paris kuşatmasında kuzey bölge topçusuna kumanda etti. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELISSİER (Aimable Jean Jacques) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELİNDABA, PELİON
Tarih 08 Mayıs 2009
PELİNDABA, Güney Afrika’da (Transvaal) yer, Pretoria yakınında, 1965′te hizmete giren nükleer reaktör. (L)
PELİON, yun. Peleion, yaygın şekliyle Pilio, Yunanistan’da kütle, Tesalya’nın güneydoğusunda, Volos körfeziyie Ege denizi arasında; 1 651 m. Doruklarından birinde Eskiçağda Zeus Akraios tapınağı vardı; altındaki mağara mitolojiye göre Kheiron’un inidir. Devler tanrılara karşı giriştikleri savaşta Olympos’a tırmanabilmek için Pelion’un üstüne Ossa’yı yerleştirdiler. Kentauroslar burada oturdu. Thetis ve Peleus burada evlendi ve Argonautlar buradan yola çıktılar. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELİNDABA, PELİON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELİKÜL, PELETİYERİN
Tarih 08 Mayıs 2009
PELETİYERİN i. (fr. pelletierine). Eczc. Tanret tarafından nar ağacının (Punica gra-natum) kök kabuğundan saf olarak elde edilen alkaloit.
— ANSİKL. Eczc. Peletiyerin sülfat, peletiyerin ve izopeletiyerin sülfatlarının karışımı.
anaları tarafından yarı sindirilmiş hazır besinlerle beslenir. (L)
PELİKÜL i. (fr. pellicule). Bk. FİLİM. PELİN i. Çok acı ve keskin kokulu otsu bitki; boş topraklarda, kumsallarda, kayalıklarda tabiî olarak yetişir; ayrıca bahçelerde ve saksılarda yetiştirilir, büyük pelin (Artemisia absinthum) ve küçük pelin (A. pontica) diye iki türü vardır. (Bileşikgillerden.) [M]
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELİKÜL, PELETİYERİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELETIER
Tarih 08 Mayıs 2009
PELETİER (Jacques), fransız bilgini ve yazarı (Le Mans 1517 – Paris 1582). Mans piskoposu, Rene du Bellay’in sekreteriydi. Sonra Bayeux kolejinin yöneticiliğine getirildi, tıp okudu, hekimlik yaptı, öldüğünde Mans kolejinin yöneticisiydi. Dialogue de l’OrtograpHe’ta (İmlâ Diyalogu) fransız imlâsını fonetik imlâ olarak yenileştirmeğe çalıştı. Art Poctigue d’Horace’ı (Horatius’-un Şiir Sanatı) [1545] manzum olarak Fransızcaya çevirdi. Bunu Art Poetiçue Français (Fransız Şiir Sanatı) [1555] adlı eseri takip etti. Kolay anlaşılır bir şairdi, fakat fazla incelik taraf lısıydı. Yayımladığı eserler: Les Oeuvres Poetiçues (Şiirler) [1547] ince bir tabiat duygusuyle ilgi çeker; VAmour des Amours (Sevgilerin Sevgisi) [1555] ve devamı olan UUranie (Petrarca tarzı şiirlerle bilimsel şiirlerin karışımı); La Savoie (1572); Les Louanges (övgüler) [1581] ve matematik kitapları. 1547′de dü Bellay ve Ronsard ile tanıştı. Ronsard, önce G. Des Autels’e ayırdığı yeri J. Peletier’ye vererek, onu Pl&ade topluluğuna aldı (1555). [L]
Jacques Peletier (French poet)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELETIER hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELESENK
Tarih 08 Mayıs 2009
PELESENK i. (ar. belesân’dan). Dalbergia*nın Amerika’da yetişen çeşitli türlerinden elde edilen değerli kereste. (Bk. ANSiKL.) |] Türlü bitkilerden çıkarılan kokulu reçine.
— DEY. (Bir şeyi) Diline pelesenk etmek, o şeyi sık sık söylemek.
— ANSiKL. Pelesenk’leı genel olarak brezilya pelesengi ve Honduras pelesengi diye ikiye ayrılır. Birincisi, Dalbergia nigra, D. Cubilquitzensis, D. Spruceana gibi türlerden elde edilir. Değişik renklerde (kahverengi, mor veya esmer, hattâ vişne çürüğü), ağır, sert, kaplamacılıkta çok makbul sayılan, mobilya, fırça, bıçak sapı yapımında ve tornacılıkta kullanılan bir kerestedir. Mobilyacılıkta XVIII. yy.dan itibaren kullanılmağa başlandı ve XIX. yy.ın bronz işlemeli mobilyalarında moda haline geldi. Honduras pelesengi, diğer adiyle rosewood Honduras veya nagaed wood (A.B.D.) D. Stewensonii’ûtn elde edilir. Oldukça kaba, fakat işlenince güzelleşen bir kerestedir; mobilyacılıkta ve lavtacılıkta kullanılır; ama ihracatı öbürüne göre çok düşüktür. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELESENK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELERİN DE MARİCOURT
Tarih 08 Mayıs 2009
PELERİN DE MARİCOURT (Pierre EE), fransız filozofu (XIII. yy.da Maricourt’da doğdu). Paris’te Roger Baccn’un hocasıydı. Mıknatıs konusunda önemli bir mektubu (Epistola de Magnete) vardır. Sigu de Fousancourt adında birine yazdığı ve ilk olarak 1558′de yayımlanan bu mektupta, magnetizmanın ve deneysel metodun temellerini atar. (L)
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELERİN DE MARİCOURT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELERİN
Tarih 08 Mayıs 2009
PELERİN i. (fr. pelerine’ten). Omuzlardan aşağıya doğru inen, geniş, kolsuz ve çoğunlukla kapüşonlu bir çeşit giyecek, üstlük: Ama bana da İSİ ermin’in resmin-deki gibi kukuletalı bir pelerin giydireceksiniz (Kemal Tahir). Çarşaflarının etekleri dar, pelerinleri kısa, inik peçeleri inceydi (H. E. Adıvar).
08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELERİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Ansiklopedi Başlıklar
Tarih 07 Mayıs 2009
İyibilen Ansiklopedisi iyi bilen yazarları tarafından çeşitli güvenilir kaynaklardan derlenerek hazırlanmaktadır. Özgür, bağımsız, ücretsiz, bir web ansiklopedisidir. Sürekli büyümekte yeni bilgiler, resim, video ve haritalar eklenmektedir. Lütfen telif hakları ve genel ahlak kurallarına aykırı bir durum gördüğünüzde bizimle irtibata geçiniz.
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Ansiklopedi Başlıklar hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELENG
Tarih 07 Mayıs 2009
PELENG i. (fars. k.). Esk. Kaplan. || Peleng âheng, kaplan gibi.
♦ Pelengâne zf. Esk. Kaplan gibi: Sığmamış sadr-ı pelengânene kalb-i şirin i Yetmemiş kudretine şöhret-i âlem-gırin (Tevfik Fikret).
♦ Pelengî sıf. Esk. Çizgili ve benekli (şey). (M)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELENG hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELEMİR
Tarih 07 Mayıs 2009
PELEMİR i. Tarlalarda yetişen, sarı, beyaz, mavi veya mor çiçekli büyük bitki. (İlmî adı Cephalaria syriaca. Tarakotugillerden.)
— ANSiKL. Pelemir’ler bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir; dayanıklı bir bitki olduğundan, bahçenin, devamlı bakım istemeyen köşelerine dikilir. (E)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEMİR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELEMANS (Willem)
Tarih 07 Mayıs 2009
PELEMANS (Willem), belçikalı besteci (Anvers 1901). Lirik eserler (Le Petit Soldat de Plomb [Küçük Kurşun Asker], 1945; Le Combat de la Vierge et du Diahle [Bakire İle Şeytan'ın Çatışması], 1949; De Mannen van Smeerop, 1963), bir bale, yedi senfoni, iki piyano konçertosu (1945, 1950), bir keman konçertosu (1945), bir oratoryo (1929), oda müziği, on altı piyano sonatı besteledi. (E)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEMANS (Willem) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELEİA, PELEİAS, Pelekamon
Tarih 07 Mayıs 2009
PELEİA. Esk. coğ. Anadolu’da (Karia bölgesi) şehir. Eski yazarların verdikleri bilgilere göre, M.ö. 452-451 ve M.ö. 428-427 yılları arasında Attike – Delos Deniz birliği listelerinde adı geçtiğinden, bu birliğe üye olduğu kabul edilir. Paton ve Myres, Bodrum (HalikarnaSsos) şehrinin kuzeybatısında Türkmen dağı üzerinde yer alan küçük bir Lelegler (Leleges) yerleşmesinin yakınındaki Pelen adını taşıyan yeri eski Peleia olarak kabul ederler. (M)
PELEİAS’LAR çoğl. i. (yun. k.). Dodone’de Zeus kehanet yerindeki rahibelere verilen ad. (L)
Pelekamon (Maltepe) savaşı, bizans imparatoru Andronikos III Palaiologos ile Orhan Beyin kuvvetleri arasında yapılan (mayıs 1329) savaş. Andronikos, Orhan Gazi tarafından kuşatılan İznik (Nikaia) şehrini kurtarmak için Pelekamon’a gelerek, Orhan Bey’in kardeşi Pazarlu Bey kumandasındaki türk kuvvetleriyle savaştı; fakat yenilerek İstanbul’a döndü. Bizans ordusu paniğe kapılarak bozuldu; birçok rum soylusu öldü. (M)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEİA, PELEİAS, Pelekamon hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELEE dağı
Tarih 07 Mayıs 2009
PELEE dağı, Martinik’te volkanik doruk, adanın kuzey ucunda; 1 397 m. Pelee dağı 1792′de ve 1851-1852 yılları arasında birkaç defa püskürdü, nisan 1902′de yeniden canlandı ve 8 mayısta toprak üzerinde yuvarlanarak giden «kızgın bir bulut» Saint Piere’i yıktı. Hemen hemen katı haldeki lavların birikmesiyle doruk üzerinde meydana gelen sivri çıkıntılı kubbede kısa süre sonra çöktü. 1929-1932 Arası tekrar patlayan yanardağ gene kızgın bulutlar çıkardı ve eski doruktan 100 m kadar yüksek bir kubbe meydana geldi. Saint-Vincent kükürt ocağı ile Orta Amerika’daki bazı yanardağlarda da aynı zamanda püskürmeler kaydedildi.
— Jeolojik. Pelee tipi yanardağ püskürmesi, hemen hemen katı halde bulunan ve hızla katılaşma özelliği gösteren lavın yer kabuğu içine sokulmasıyle nitelenen, lav yığınları ve şiddetli patlamalarla kızgın bulutlar oluşturan yanardağ püskürme tiplerinden biri. (Buharlar saydamsız ve koyu renklidir; volkan aygıtında kratersiz bir lav yığını vardır; bazen, Pelee dağında olduğu gibi, sivri bir lav doruğu da oluşur.) [L]
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELEE dağı hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELE
Tarih 07 Mayıs 2009
PELE i. (fars. k.). Esk. Terazi kefesi. || Merdiven basamağı. || Çark dişi. (M)
PELE (Edson AranteS do nasçimento,demir)
PELE A i. Güney afrika antilobu. (Keçi antilop veya kaya antilobu da denen Pelea capreolus [Boer'ler rehbok derler] dağ keçisine benzeyen bir antiloptur; kılları boz ve yün gibi yumuşak, kulakları iridir. Dağlık bölgelerde yaşar.) [L]
PELECANOIDES i. Siyah ve beyaz tüylü, tıknaz gövdeli küçük dalgıç kuşu; güney denizlerinde yaşar. (Pelecanoides’ler kanatlan zayıf olduğu için az uçar, fakat kolayca suya dalabilir. Fırtınakuşları takımının pelecanoididae familyasından.) [L]
PELECiNUS i. Zoolv Tropikal Amerika’da yaşayan çok uzun karınlı ichneumon. (Zarkanatlıların ichneumonidae familyasından.) [E]
PELECYPHORA i. Mamillaria’ya yakın kaktüs cinsi. (Meksika asıllı Pelecyphora aselliphormis limonluklarda süs bitkisi olarak yetiştirilir.) [E]
PELECYPODA çoğl. i. BAŞSIZLAR, IKl-ÇENETLİLER veya YASSISOLUNGAÇLILAR da denen yumuşakçalar sınıfı. (E)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELCL (Frantişek Martin)
Tarih 07 Mayıs 2009
PELCL (Frantişek Martin), bohemyalı tarihçi ve filolog (Ruchnov 1734 – Prag 1801). 1792′de Prag üniversitesinde çek dili ve edebiyatı profesörüydü. XVIII. yy.ın en önemli bohemyalı tarihçiler indendir. Kurzgefasste Geschichte der Böhmen (özetlenmiş Bohemya Tarihi) [1774] adlı eseri, Pa-lacky’ye kadar bohemya tarihi üstüne en iyi eser olarak kaldı. Karel IV (1783-1784) ve Venceslav (1788-1790) üstüne monografiler de yayımladı. J. Dobrovsky ile birlikte Scriptores Rerum Bohemicarum (Bohemya Krallığı Yazarları) [1783-1784] adlı tarihî kaynaklarla ilgili eserin yayımlanmasında çalıştı. Ayrıca, 1457-1798 arasında çıkan çekçe kitapların bir katalogunu ve Dobrovsky ile birlikte Bohemya Dili GramerVm (1795) hazırladı. (M)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELCL (Frantişek Martin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELAYO
Tarih 07 Mayıs 2009
PELAYO I (öl. Cangas 737), Asturia kralı. Asturia’ya sığınan Vizigotlar tarafından kral Seçildi, Covadonga’da Arapları yendi (718). Bu olay, «Reconquista»nın (yeniden fetih) başlangıcı sayılır. Birçok ispanyol yazarı, özellikle Lope de Vega (El Ultimo Goto [Sonuncu Got]) ve G. M. de Jovel-lanos, Pelayo’nun zaferi üstüne eserler verdiler. (L)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELAYO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELAT
Tarih 07 Mayıs 2009
PELAT dağı, Fransa’da Güney Alpleri’nde (Basses-Alpes idare bölgesi) doruk, Allos geçiti ile Cayolle geçiti arasında; 3 053 m. (L)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELAT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELAVICINO veya PALLAVICINO
Tarih 07 Mayıs 2009
PELAVICINO veya PALLAVICINO
(Oberto, — markisi), italyan savaş adamı (Piacenza – öl. Gisalecchio, Pontremoli 1269). 1236′da Piacenza’dan sürgün edildi, Lunigiana’ya imparator naibi tayin edildi, kendine bağlı bir ordu meydana getirdi ve Cremona’da başhâkim (1250), sonra Del-la Torre ile birlikte Milano ortak senyörü (1260) oldu. Ele geçirdiği birçok şehri ölümünden önce kaybetti. (L)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELAVICINO veya PALLAVICINO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELASGİOTİS, PELASGOS
Tarih 07 Mayıs 2009
PELASGİOTİS. Esk. coğ. Tesalya’da bölge, Peneios vadisinin güneyinde. (M) PELASGOS. Yun. mit. PelaSgos’lara adını veren kahraman. Arkadia’lılara göre Zeus ile Niobe’nin, Argos’lulara göre de Triopas ile Soisis’in oğlu. (L)
PELASGOS’LAR yun. Pelasgoi. Esk. coğ. Eskiçağ insanlarına göre, Yunanistan’da ve komşu ülkelerde (Karia, Girit, Sicilya, Güney İtalya, Etruria) Yunanlıların gelmesinden önce yaşayan ilkel halk. Terim uzun süre Yunanlılardan önceki halkları ve Ho-meros’tan önceki Yunan medeniyetini belirtmek için kullanıldı. Aslında Pelasgos’-ların, özellikle Tesalya’nın bir kısmında yaşayan halk olduğu sanılır.
— Leng. Pelasgos dili. Bazı çağdaş dilbilimciler (Georgiev, van VVindekens, Carnoy) tarafından, Ege bölgesinde helen devrinden önce konuşulan bir dile verilen isim. Yunanca’ya alt tabaka dili görevi yapan bu dil, yer isimlerinde ve mitolojideki özel isimlerde birçok iz bıraktı. (Pelasgoi, ön-hint-avrupa dili olarak kabul edilir; bu dil ile kelt ve italik dillerden önce konuşulan diller arasında bağlantı kurulmağa çalışıldı, özellikle özel, isimlerin etmoloji yorumlarına baş vuran bu sistem çok tartışılmıştır.) [L]
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELASGİOTİS, PELASGOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PELARGONİK
Tarih 07 Mayıs 2009
PELARGONİK sıf. (fr. pelargonigue). Kim. Pelargonium roseum’un yapraklarında bulunan, CH3 (CH2)7C02H formülündeki bir yağ asidi için kullanılır. Eşanh NORMAL NONîLÎK, NONANOYİK.
— ANSiKL. Pelargonik asit, hint yağının damıtma ürünü olan undesilenik asidin sodyum hidroksitle eritilmesinden veya oleik asidin permanganatla yükseltgenmesinden elde edilir.
Pelargonik asit 254° C’ta kaynar; 12,5° C’ta ergir ve billûrlaşabilir. Etil esteri, iyi cins konyaklara koku vermekte kullanılan ve 227° C’ta kaynayan bir sıvıdır. (L)
PELASGİA. Eski coğrafya. Kıta Yunanistanı’nın, Peloponneso’un ve Midilli adasının ilk adı; bu bölgelerde Pelasgoslar yaşardı. (L)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELARGONİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PEKKANEN (Toivo)
Tarih 07 Mayıs 2009
PEKKANEN (Toivo), fince yazan finlandiyalı yazar (Kotka 1902-Kopenhag 1957). Metalürji işçisiydi; 1927′de roman yazmağa başladı ve 1932′de yayımladığı sosyal bir romanla ün kazandı: Tehtaan Varjossa (Fabrika Gölgesinde). O zamandan bu yana yazdıkları arasında Chmisten Kevat (Baharda İnsanlar) [1935], bir işçi grevinin romanı o-lan Muşta Hurmio (Finlandiya’nın Kıyılarında) [1938] anılmağa değer. (L)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKKANEN (Toivo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PEKİT, PEKİTME, PEKİTMEK
Tarih 07 Mayıs 2009
PEKİT i. (pekitmek’teri). Heyk. Ayrı bir parçayı gerek sürekli olarak, gerek heykel yerine yerleştirilinceye kadar desteklemek İçin bir eserde bırakılan mermer veya taş çıkıntısı. (M)
PEKİTME i. (pekitmekten pekit-me). Sağlamlaştırma, kuvvetlendirme.
— Mim. Pekitme ayağı, payanda, destek, dayak.(M)
PEKİTMEK geçi. f. (esk. türk. bekitmekten). Sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek, sertleştirmek. Esk. Tekit etmek. (M)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKİT, PEKİTME, PEKİTMEK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PEKİŞMEK, PEKİŞTİRME,
Tarih 07 Mayıs 2009
PEKİŞMEK geçz. f. (esk. türk. bekişmek’ten). Sert ve katı hale gelmek, sertleşmek, sağlamlaşmak. |j Sıkışmak, tıkanmak.
Pekiştirmek geçi. f. Katılaştırmak, sertleştirmek. j| Sağlamlaştırmak. Esk. Tahkim etmek. (M)
PEKİŞTİRME i. (pekiştirmek’ten pekiştirme). Sağlamlaştırma, sertleştirme. |J Sıkıştırma, tıkama.
— Bayınd. Bk. ANS1KL.
— Dil bil. Pekiştirme ünlüsü, pekiştirmeli kelimelerde anlamı kuvvetlendirmek için ortaya çıkan ünlü. (Güp-e-gündüz örneğindeki e ünlüsü gibi.)
— ANSıKL. Bayınd. Ağırlık barajlarım, zemine derinlemesine gömülmüş Ön gerilmeli gergilerle pekiştirme tekniği, ilk defa Che-urfas barajında Andre Coyne tarafından uygulandı. Bu gergiler, barajda ve temel kayasında açılmış bir delik içine yerleştirilen, çok dayanıklı paralel çelik tellerden meydana gelmiştir. Gergiler, önce kaya içine enjekte edilen bir şerbetin donmasıyle kayaya bağlanır, sonra barajın tepe tacına dayanan hidrolik krikolarla gerilir. Daha sonra, kablonun başı tutturulur ve kablonun geçtiği delik katılaşan bir şerbetle doldurularak blokaj gerçekleştirilir. Korsika’daki Tol-la barajı gibi, önce çok ince olarak yapılan bazı kemer barajlar, sonradan mansap tarafından inşa edilen kalın bir kemerle pekiştirilmiştir. (ML)
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKİŞMEK, PEKİŞTİRME, hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PEKİNUA
Tarih 07 Mayıs 2009
PEKİNUA i. (Pekin’den fr. pekinois). Zootekn. Cüce epanyöller grubundan süs köpeği. (Menşei çok eskilere varan Pekinua Î860′ta Çin’den İngiltere’ye getirildi; şimdi pek çok ülkeye yayılmış durumdadır. Başı iri, kafatası yassı, burnu çok kısa, gözleri çıkık, kulakları sarkık ve saçaklıdır; değişik renkte pek çok çeşidi vardır; bunlar evlerde beslenen sevimli köpeklerdir.) [L]
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKİNUA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
PEKİN Ördeği
Tarih 07 Mayıs 2009
PEKİN Ördeği, çin asıllı ördek ırkı. (Başta Amerika olmak üzere her tarafta yaygındır. Amerika’da hem çiftliklerde, hem de özel yetiştirme yerlerinde büyük ölçüde yetiştirilir. Pekin ördeği kükürt sarısı renginde, dik duruşlu, dayanıklı, iri bir ördektir; eti’ ve yumurtası için yetiştirilir.) [L]
07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEKİN Ördeği hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|