REŞETAR (Milan)
Tarih 29 Haziran 2009
REŞETAR (Milan), sırp-hırvat asıllı islav dilleri uzmanı (Dubrovnik, Dalmaçya 1860-Floransa 1942).
Viyana üniversitesi islav filolojisi bölümünde ders verdi; Birinci Dünya savaşından sonra Zagrep üniversitesine geçti. 1928′de Floransa’ya yerleşti. Dalmaçya ve özellikle Dubrovnik bölgesinin dilbilim, edebiyat ve kültürü üzerine çalışmalar yaptı.
Eserleri: Die Metrik Gundulic’s (Gunduliç’in Vezni) [Archelogie für Slavische Philologie, XXV'de (İslav Filolojisi Arkeolojisi)]; Die Ragusanischen Urkunden des XIU-XIV Jahrhunderts (XIII.-XIV. yy. Dubrovnik Belgeleri) [aynı seride, XVI-XVII]; Die Serbokroatische Betonung, Süd-westlicher Mundarten (Sırpça’da Vurgu, Güneybatı Lehçeleri) [1900]; Der Ştokavische Dialekt (Ştokav Lehçesi) [1911]; Duprowacka Numizmatika (Split Nümismatiği) [1924 - 1925] v.b. (L)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REŞETAR (Milan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REMBRANDT
Tarih 29 Haziran 2009
REMBRANDT (Rembrandt Harmenszoon VAN RİJN, — denir), hollandalı ressam ve gravürcü (Leiden 1606-Amsterdam 1669).
Babası değirmenci, anası bir fırıncı kızıydı. Çok dindar olan ana, oğlunu her gün yüksek sesle incil’den parçalar okuyarak yetiştirdi. Rembrandt Latin okuluna gönderildi, 1620′de Leiden üniversitesine yazıldı; fakat küçük yaştan beri resme büyük bir eğilimi vardı. Zayıf bünyesi yüzünden babasının yerini alamayacağı anlaşılınca, ressam ve gravürcü olarak Leiden’de Jacob Van Swanenburg’un (1620-1623) sonra Amsterdam’da Pieter Lastman’ın (Caravaggio’ya hayrandı) [1623-1624] ve Jacop Pîjnas’ın yanına gönderildi.
1625′te Leiden’e dönerek tek başına çalışmağa başladı. Babasının ölümünden sonra (1630) kesin olarak Amsterdam’a yerleşti.
Rembrandt’ın ününü sağlayan ilk önemli Eseri Doktor Tulp’un Anatomi Dersi’dir (1632). Amsterdam’da, Van Uylenburgh adlı zengin bir tacirin evinde kalıyordu. Bu tacirin Friesland sarayında danışman olan babası Rembrandt’m estamplarından bir kısmını bastırmıştı. Van Uylenburgh’un Saskia adlı bir de kızkardeşi vardı. Yakınlarının karşı koymalarına rağmen Saskia 1634′te Rembrandt ile evlendi. Valinin himayesi altında geçen sekiz yıllık maddî ve manevî başarılar, parlak bir hayat ve mutlu bir evlilik süresince Saskia’nın güzelliği ve zerafeti ressamın başlıca tema’sı oldu (çeşitli desenler, gravürler, yağlıboyalar). Ama araya üzüntüler de girdi: 1636, 1638 ve 1640′ta ilk 3 çocuğunun ölümü; 1640′ta Rembrandt’ın annesinin ölümü, 1642′de Saskia da ölünce Rembrandt 1641′de doğan oğlu Titus ile yalnız kaldı.
O sırada çok para kazanıyordu. Jodenbreestraat’taki evi her çeşit değerli sanat eşyasıyle doluydu (Raffaello, Van Eyck ve Giorgione’den yağlıboya tablolar; antika mermerler; Dürer, Cranach, Callot, Rubens ve Mantegna’dan gravürler; Bruegel’den desenler, iran minyatürleri, Saskia’ya giydirmekten zevk aldığı için ipeklileri; mücevherler ve altın zincirler, porselenler, silâhlar, tabiî veya egzotik ilgi çekici eşya, değerli mobilyalar).
Rembrandt borsa oyunlarına giriyor ve hesapsız para harcıyordu. Saskia’nın Ölümü sırasında bitirdiği Gece Devriyesi adlı tablo ısmarlayanlar tarafından beğenilmedi; bu, portre geleneğinden kopan kolektif bir portreydi: ciddî bir poz alarak hareketsiz şekilde dizilmiş kişiler yerine etkili ve yaşanmış bir sokak sahnesi. Şaşkına dönen halk bile tabloyu beğenmedi. Satışlar seyrekleşti. İşsiz kalan Rembrandt tefecilere başvurmak zorunda kaldı. Hindistan’a deniz nakliyatı yapmayı denediyse de başarı sağlayamadı. Bu malî güçlüklere, Titus’un sütannesinin, aleyhine açtığı rezalet yaratan bir davanın sıkıntısı da eklendi.
1645′te Hendrickje Stoffels adlı yirmi beş yaşındaki bir köylü kızını hizmetçi olarak yanma aldı. Oğlunun geleceğini güvenlik altına almak isteyen Saskia’nın bıraktığı vasiyetin bazı önleyici maddeleri olmasaydı Rembrandt hiç kuşkusuz bu kızla evlenecekti. Zaten Menno Simonnis’in anabatist mezhebine girmesiyle bozulan ünü, bu kızı hayatına sokmasıyle daha da zarar gördü. Hendrickje Stoffels’i çıplak olarak gösteren Batşeba Yıkanırken adlı tablo ahlâksızlıkla suçlandı. Bu arada doğan Corneila adlı kızları 1654′te küçük yaşta öldü. Rembrandt’ın, devrin büyük kişileri yerine, model olarak ihtiyarları, yoksul insanları, komedi sanatçılarını ve hattâ zencileri alması da ayrıca hoş karşılanmıyordu. 1656′da ikinci Anatomi Dersi’ni yaptığında alacaklıları harekete geçti; 1657′de mallarının envanterini çıkarttılar; bu da iflâs ve bütün mallarının açık artırmaya çıkarılmasıyle sonuçlandı. Rembrandt bir han odasına sığındı. Sonra Hendrickje ve Titus ile beraber Amsterdam’da Portekizliler sinagogu yakınında Rozengracht yahudi mahallesine yerleşti.
Basit bir evde oturuyor, küçük çapta gravür, yağlıboya tablo ve enteresan eşya ticareti yapıyorlardı. Bu sırada ingiltere’de Yorkshire bölgesinde Hull’a birkaç aylık bir gezi yapan Rembrandt Amsterdam’a dönerek Kumaşçı Loncaları adlı tablosunu çizdi. Bu arada belediye binası için yaptığı Julius Civilis’e Suikast adlı tablosu reddedildi. 1662′de Hendrickje Stoffels’in ölümüyle kesin bir mutsuzluğa düştü; Hendrickje ressama resim sanatının yarattığı, gerçekten heyecan veren güzel kadın tiplerinden birini ilham etmiş ve ona muhtaç olduğu bağlılık ve iyilikle destek olmuştu. Onun ölümünden sonra yedi yıl daha yaşadı.
Birlikte çalıştığı Titus dışında herkes tarafından terk edilmişti. Ondan bir yıl önce de Titus öldü. Bütün dünya müzelerinde Rembrandt’ın yüzlerce tablosu muhafaza edilmektedir. Louvre’da yirmiden fazla resmi vardır.
Bunlar arasında en ünlüleri: Düşünen Filozof (1633), Kenarsız Bir Şapka ve Altın Bir Zincir Takmış Rembrandt’m Portresi (1634), Melek Rafael Tobiaş’tan Ayrılırken (1637), Kutsal Aile (1640), Emvas Hacıları ve İyi Yürekli Samiriyeli (1648), Hendrickje Stoffels’in Portresi (1652′ye doğr.), Batşeba Yıkanırken (1654), Derisi Yüzülmüş öküz (1655), Yaşlı Adam Portresi (1660), Aziz Matta (1661). Rembrandt’m öbür önemli e-serleri arasında, Amsterdam’da Rijksmuseum’daki (Gece Devriyesi, Kumaşçı Loncaları, Profesör Jean Dayman’ın Anatomi Dersi, Nişanlı Yahudi Kızı), Berlin müzesindeki (Altın Miğferli Adam), Dresden müzesindeki (Ressam, Karısı Saskia ile); La Haye’de Rijksmuseum’daki (Rembrandt’m Annesi, Doktor Tulp’un Anatomi Dersi), Ermitaj müzesindeki (ibrahim’in Oğlunu Kurban Edişi, Haçın İndirilişi, isa ile Samiriyeli Kadın), Londra National gaîlery’deki {ilerlemiş Yaşta Sanatçı) tabloları sayılabilir.
En son gravür katoloğunda (1955) 299′u gerçek, 98′i de şüpheli 397 eser vardır. Bu gravürlerin hemen hepsi Paris’te Bibliotheque Nationale’in Cabinet des Estampes bölümünde toplanmıştır. Rambrandt gelmiş geçmiş ofort’çulann en büyüğü sayılır. Leiden’de yirmi yaşından beri gravür yapıyordu. Resam asıl üslûbunu 1653′ten sonra buldu. Resim ve gravürleri, üslûp gelişmesi ve seçtiği konular . bakımından birbirine paraleldir. Burada, hayatındaki gibi dört dönem göze çarpar: gençlik; Saskia ile mutluluğu, acılarla dolu olgunluk; son.
Tevrat ve İncil’den ilham almadığı zaman (bütün kutsal tarih’i resimlediği söylenir) gerek çevresinden, gerek kendinden (kendi portrelerinden altmış ikisi bilinirse de bunların yüzü aştığı sanılır) yararlanarak insanı tasvir etmiş ve onun sırrını çözmeğe çalışmıştır, önceleri eşya ve canlıları bütün fizik gerçekleri içinde çizdi, daha sonra ışık-gölge oyunları ve eşsiz tekniği (özellikle desenleri şaşırtıcı bir modern anlayış içindedir) ile, iç dünya gerçeğini yansıtan görünüşü duygulu bir yoğunlulukla dile getirmeyi başardı. Rembrandt’ın Jodenbreestraat’taki evi 1906′da müze haline getirildi. (L)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMBRANDT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENTSCHLER (Harvey Clayton)
Tarih 29 Haziran 2009
RENTSCHLER (Harvey Clayton), amerikalı fizikçi (Hamburg, Pennsylvania 1881 -East Orange, New Jersey 1949).
1908-1917 Arasında Missouri üniversitesinde fizik dersleri verdi. Westinhouse Elektrik ve İmalât şirketine girdi (1917), daha dayanıklı ampul telleri yapmak amacıyle uranyum tuzlarından saf uranyum elde etti (1922). Uranyumun ergime derecesinin tungsten’inkinden çok daha düşük olduğu anlaşılınca, bu proje yarıda kaldı, ama şirket nükleer fizik alanında çalışan üniversite ve araştırma laboratuvarları için az miktarda uranyum elde etmeğe devam etti.
1942 Başlarında, Chicago üniversitesinin Metalürji laboratuvarı şefi Arthur H. Compton’un isteği üzerine Rentschler, deneylerde kullanılabilecek bir miktar uranyum elde etti. Ayrıca daha önce Robert F. James ile birlikte bakteri öldürücü ilk lamba olan «Sterillamba»yı geliştirmişti. Bu lamba, yiyecekleri korumakta ve cerrahî alanında ameliyat odalarını sterilize etmekte kullanılmaktadır. (M)
29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENTSCHLER (Harvey Clayton) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENOU (Louis)
Tarih 27 Haziran 2009
RENOU (Louis), fransız sanskritçe uzmanı (Paris 1896-Vernon 1966).
Lyon üniversitesinde ve Sorbonne’da ders verdi. Eserleri: Dictionnaire Sanskrit-Français (Sanskritçe-Fransızca Lügat) [1932], Terminologie Grammaticale du Sanskrit (Sanskritçe Gramer Terimleri) [1942], Les Ecoles Vediques et la Formation du Veda (Veda Okulları ve Veda’nın Meydana Gelişi) [1947], Manuel des Etudes indiennes (Hintçe İncelemeler Elkitabı) [1949].. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOU (Louis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENN
Tarih 27 Haziran 2009
RENN (Arnold vieth von golssenau, Ludwig — denir), alman yazarı (Dresden 1889).
Birinci Dünya savaşında subaylık yaptıktan sonra, barışçı ve devrimci fikirlerin etkisinde kalarak Krieg (Savaş) [1928] ve Nachkrieg (Savaş Sonrası) [1930] adlı romanları yazdı. Hitler’in iktidara gelişi sırasında göç etti. 1947′de Dresden’e döndü ve üniversitede antropoloji profesörü oldu (1947-1951). Sonra Berlin’e yerleşti. Son hikâyelerinde, kişisel yaşantılarından ahlâkî ve siyasî sonuçlar çıkardı (Auf den Trümmern des Kaiserreichs [İmparatorluğun Yıkıntıları Üstünde] 1961) veya yabancı halkların manevî zenginliği ve maddî ya da sosyal güçlükleri üstüne vatandaşlarının dikkatini çekti: Trinî, Lie Geschichte Eines İndianerjungen (Trini, Bir Kızılderili Çocuğun Başından Geçenler) [1954]; Der Neger Nobi (Zenci Nobi) [1955]. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RENARD (Alphonse)
Tarih 27 Haziran 2009
RENARD (Alphonse), belçikalı mineraloji ve denizbilim uzmanı (Renaix 1842-Brüksel 1903). Cizvit tarikatına girdi. Viyana üniversitesine devam etti.
1877′de Brüksel Tabiî Tarih müzesinin mineraloji koleksiyonları müdürü oldu; 1878′de, bilimsel bir seferden dönen Challenger gemisinin getirdiği örnekleri inceleme görevi Renard’a verildi. Murray ile birlikte «Tabiî Tarih Müzesi Bültenbnde derin denizlerdeki birikintilerin kaynağı ve dağılımı üstüne bir inceleme yayımladı. Gand üniversitesi mineraloji ve jeoloji profesörü oldu, bir mineraloji laboratuvarı kurdu. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENARD (Alphonse) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REMY (Heinrich)
Tarih 27 Haziran 2009
REMY (Heinrich), alman kimyacısı (doğ. Weeze 1890). Freiburg üniversitesinde ders verdi; iyonların hidratlanması, koloidal sistemlerin kararlılığı v.b. üstüne birçok araştırma yaptı. Lehrbuch der Anorganische Chemie (inorganik Kimya Ders Kitabı) adlı iki ciltlik bir eser yayımladı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMY (Heinrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REKTÖR
Tarih 27 Haziran 2009
REKTÖR i. (fr. recteur). Üniversite tüzel kişiliğinin temsilcisi ve icra organı.
— ANSîKL. Rektör, fakülte profesörler kurullarının yapacakları toplantıda, aylıklı profesörler arasından, kanunun tespit ettiği süre için seçilir, üniversite tüzel kişiliğini temsil eden rektör, üniversite kurullarına başkanlık eder, bunların kararlarını uygular ve fakülteler arasında düzenli çalışmayı sağlar.
Rektör, bütün fakülteler üstünde genel bir denetleme yetkisine sahiptir. Kanunun dekanlara vermiş olduğu yetkilerin kullanılmasını, yönetim, öğrenim ve bilimsel araştırma işlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlar; bunun için gerekli denetimi yaparak, gördüğü aksaklıkları senatoya bildirir. Rektör bu görevleri dolayısıyle, ilgili dekan ve öğretim üyeleriyle birlikte sorumlu olur. üniversite senatosu üyelerinden her biri rektöre bu hususta yazıyle soru sormak yetkisine sahiptir. Bk. üniversite. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REKTÖR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REKSTAD (John Bernhard)
Tarih 27 Haziran 2009
REKSTAD (John Bernhard), norveçli jeolog (Trondenes, Tromsö 1852-öl. 1934). Bergen üniversitesinde ders verdi (1896 -1900), 1900-1923 yılları arasında jeolog olarak devlet hizmetinde çalıştı. Buzullarla ilgili Önemli çalışmaları vardır. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REKSTAD (John Bernhard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİZ (Friedrich Wolfgang)
Tarih 27 Haziran 2009
REİZ (Friedrich Wolfgang), alman filologu (Windsheim, Franken 1733 – Leipzig 1790).
Leipzig üniversitesinde Yunanca ve Latince okuttu, şiir ve belagat üstüne dersler verdi. Daha çok dilbilgisi ve vezin üstünde çalıştı.
Başlıca eserleri: De Temporibus et Modis Verbi Graeci et Latin’i (Yunan ve Latin Fiillerinde Zaman ve Kip üstüne) [1766]; De Prosodiae Graecae Accentus inclinatione (Yunan Prosodisinde Vurgu) [1791'den sonra]. Bazı klasik eserlerin yeni baskılarını yaptı. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİZ (Friedrich Wolfgang) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REITZENSTEİN (Richard)
Tarih 27 Haziran 2009
REITZENSTEİN (Richard), alman filologu ve din tarihçisi (Breslau 1861 – Göttingen 1931).
Rostock (1889-1892), Giessen (1892-1893), Strassburg (1893-1911), Freiburg-im-Breisgau (1911-1914) ve Göttingen (1914′ten sonra) üniversitelerinde ders verdi, özellikle Helenistik devirden kalma dinî metinleri inceledi, roma-yunan ve doğu dünyasının dinî inançlarıyle Hıristiyanlık arasında ilişkiler kurarak, Hıristiyanlığın menşei meselesini çözmeğe çalıştı.
Başlıca eserleri: Die Hellennistische Mysterienreligionen (Gizemci Helenistik Dinleri) [1910], Das Iranische Erlösungsmystrium (Iran Dininde Kurtuluşun Sırrı) [1921], Die Vorgeschichte der Christliche Taufe (Hıristiyanlıkta Vaftizin Tarihi) [1929]. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REITZENSTEİN (Richard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİSSMANN (August)
Tarih 27 Haziran 2009
REİSSMANN (August), alman bestecisi ve müzik bilgini (Frankenstein 1825 – Berlin 1903).
Breslau’da okudu, önce Berlin konservatuvarında, sonra Leipzig üniversitesinde ve Wiesbaden’de müzik tarihi okuttu. Oda ve tiyatro müziği parçaları besteledi; müzikle ilgili birçok eser yazdı: Allgemeine Geschichte der Musik (Genel Müzik Tarihi) [3 cilt, 1863-1864]. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİSSMANN (August) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİSNER (George Andrew)
Tarih 27 Haziran 2009
REİSNER (George Andrew). Eski Mısır medeniyeti uzmanı amerikalı bilim adamı (İndianapolis, İndiana 1867 – Gizze yakınları Mısır 1942).
1889′da Harvard üniversitesini bitirdi. 1895-1896 Arasında, Berlin’deki Krallık müzesinin Mısır bölümünde uzman yardımcı, 1896-1897 arasında Harvard’da öğretim üyesi, 1897-1899 arasında da Kahire’deki Hıdivlik müzesinin Milletlerarası Kataloglama komisyonu üyesiydi. 1899-1905 Arasında Kaliforniya üniversitesinin Mısır gezisini yönetti.
Bu tarihten ölümüne kadar Harvard üniversitesinde ve Boston Güzel Sanatlar müzesinin müdürlüğünde bulundu. Mısır, Nübye, Sudan ve Filistin kazılarını yönetti ve özellikle eski Kuş krallığının kronolojisi ve IV. Mısır sülâlesi üstüne yaptığı çalışmalarla tanındı. 1925′te Khufu’nun (Keops) annesi kraliçe Hetepheres’in su mermeri mezarını keşfettiğini ilân etti.
Yayımladığı başlıca eserleri: Hearst Medical Papyrus (Hearst Tıp Papirüsleri) [1905]; Models of Ships and Boats (Gemi ve Tekne örnekleri) [1913]; Excavations at Kerma (Kerme Kazıları)
[2 cilt, 1923]; Harvard Excavations at Şamarla (Harvard üniversitesinin Samiriye Kazıları)
[2 cilt, 1924] ve The Development of the Egyptian Tomb (Mısır Mezarlarının Gelişimi) [1935]. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİSNER (George Andrew) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Reisebilder (Yolculuk Resimleri)
Tarih 27 Haziran 2009
Reisebilder (Yolculuk Resimleri), Heinrich Heine’nin eseri
(1. kısım 1826; 2. kısım 1827; 3. kısım 1830). Heine, bu eserini meydana getirirken, kendi mizacına en uygun edebî anlatım biçimini bulmuştur.
Die Harzreise (Harz’ta Seyahat) adlı eserinde taslağı üstünkörü kurulmuş bir duygusal serüveni anlatır ve yücelerin temiz havasında üniversite hayatının yavanlıklarını unutmağa çalışır. Das Buch Legrand bölümünde, davulunu çalarak bütün Napolyon destanını canlandıran eski bir imparatorluk askerini dinletir; Die Bader von Lucca (Lucca Banyoları) ile Die Stadt Lucca’da (Lucca’ Şehri) acı alaylarını şair August von Platen’e yöneltir ve çeşitli hıristiyan kiliseleri arasında eğlenceli bir karşılaştırma yapar.
İzlediği tarz, gezdiği yerlerden çok hayal gücüyle yaptığı ideal yolculuğun tasvirine dayanır. Reisebilder’âe, bize sunulan şey, «görülmüş şeyler»den çok bir seyircinin,’ yani Heine’nin, ruhudur. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reisebilder (Yolculuk Resimleri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİSCH (Emil)
Tarih 27 Haziran 2009
REİSCH (Emil), avusturyalı arkeolog (Viyana 1863 – öl. 1933). Daha çok yunan heykelciliğiyle uğraştı, yunan kabartmaları üstüne incelemeler yaptı ve W. Dörgfeld ile birlikte yunan tiyatrosuyle ilgili bir kitap yazdı (1896). Avusturya Arkeoloji enstitüsünü yönetti ve Viyana üniversitesinde arkeoloji dersleri verdi (1931′e kadar). [M]
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİSCH (Emil) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİNKENS (Joseph Hubert)
Tarih 27 Haziran 2009
REİNKENS (Joseph Hubert), alman ilâhiyatçısı (Burtscheid, Aachen yakınları 1821 -Bonn 1896). İlahiyat doktoru (1849), Breslau katedraline vaiz (1850), sonra aynı şehrin üniversitesinde ilahiyat profesörü (1853) oldu.
Döllinger ile birlikte Papalığın yanılmazlığı görüşüne karşı çıktı. Afaroz edildi, 1873′te piskopos oldu. Prusya, Baden ve Hessen hükümetlerince katolik piskopos olarak tanındı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNKENS (Joseph Hubert) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİNHOLD (Kari Leonhard)
Tarih 27 Haziran 2009
REİNHOLD (Kari Leonhard), alman filozofu (Viyana 1758 – Kiel 1823). önce Cizvit tarikatına girdi, sonra protestan oldu.
Der Deutsche Merkür gazetesinin yazarları arasına katıldı. Wieland’ın kızıyle evlendi, önce Jena’da (1784-1794), sonra Kiel’de felsefe okuttu, önce Versuch Einer Neuen Theorie des Menschlichen Vorstel-lungsvermögens (İnsan Anlayışı Üstüne Yeni Bir Teori Denemesi) [1789] adlı eserinde Kant taraflısıydı, sonra Fichte, Bardili ve Herbart’ın felsefesini benimsedi. — Oğlu ERNST (Jena 1793 – ay.y. 1855). 1822′de Kiel üniversitesinde doçent ve 1824′te Jena üniversitesinde profesör oldu. Ayrıca Gelişiminin Başlıca Aşamalarına Göre Felsefe Tarihi (1828) adlı bir eser yayımladı. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNHOLD (Kari Leonhard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİNHARDT (Kari)
Tarih 27 Haziran 2009
REİNHARDT (Kari), alman filologu ve eskiçağ medeniyeti tarihçisi (Detmold 1886 -öl. 1958). Marburg (1916-1919), Hamburg (1919-1924), Frankfurt (1924-1942, 1946), Leipzig (1942-1946) üniversitelerinde ders verdi. Parmenides, Aiskhylos, Sophokles üstüne önemli incelemeler yaptı. (M)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNHARDT (Kari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİMS
Tarih 27 Haziran 2009
REİMS, Fransa’da Marne idare bölgesinde idare çevresi merkezi, Champagne’ın kuzeyinde, İlede-France yamacı yakınlarında; 160 000 (banliyölerle birlikte
175 000′e yakın) nüf.
Üniversite. Dokumacılık (yün işçiliği) merkezi, Champagne şarapları yapımı, demircilik, elektrik malzemesi, makine sanayii, camcılık v.b. önemli bir ticaret merkezi.
• Tarih. Galyalı Remi’lerin başkenti olan eski Durocortorum şehri (bugün Reims), roma hâkimiyeti sırasında Gallia Belgica’nın merkezi oldu ve Belçika yolu üzerinde önemli bir konak yeri haline geldi. 290′da bir piskoposluk merkeziydi. Aziz Remi’nin piskoposluğu sırasında Clovis, Hıristiyanlığı burada kabul etti; Fransa kralları, bu olaydan sonra bu şehirde taç giymeğe başladılar; 1548′de bir üniversite kuruldu. Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında şehir, bombardımanlardan büyük zarar gördü.
• Askerî tarih. Belçika ile Bourgogne ve Paris ile Lorraine arasındaki ulaşım yollarının kavşak noktasında olan Reims hemen her devirde askerî açıdan önemli rol oynamıştır. 1 Eylül 1914′te Almanlar tarafından işgal edilen şehir, 13 eylülde Fransızlar tarafından geri alındı ve o tarihten itibaren Fransa sınırları içinde kalmakla beraber çeşitli savaşlara sahne oldu. General Eisenhower ve müttefik genelkurmay başkanları, 7 mayıs 1945′te alman generali Jodl’un teslim olma teklifini burada kabul ettiler.
• Güzel sanatlar. Şehirde Roma devrinden kalma birçok kalıntı vardır. Bunlar arasında «Mars kapısı» adı verilen bir zafer takı ile bir amfiteatr sayılabilir. Reims’te Ortaçağdan kalma en eski kilise Saint-Remi’dir. Ayrıca, büyük bir kısmı XIII. yy.da yapılmış, ama birçok değişikliğe uğramış ve Birinci Dünya savaşında çok zarar görmüş olan Saint-Jacques kilisesini de anmak gerekir Şehrin katedrali ise, Ortaçağdan kalma en ilgi çekici binadır.
1211′de eski bir karolenj tapınağının kalıntıları üzerine inşa edilen bu katedralin yapımı ancak XIII. yy. sonuna doğru tamamlanabildi. Yapımında çalışan ustaların adları katedralin içindeki bir labirentte yazılıdır: Jean d’Orbais, Bernard de Soissons ve ana cepheyi yapan Robert de Coucy. Çeşitli atelyelerde yapılmış olan ve katedralin dış kısmını süsleyen heykel grupları (Tebşir, Meryem’in Ziyareti, Meryem’in Kiliseye Takdim Yortusu; Gülümseyen Melek, Havva, «Philippe Auguste» adlı kral) gotik fransız sanatının en güzel örneklerindendir. Koro yerinin vitrayları XIII. yy.dan kalmadır. Reims, müzelerinin zenginliği bakımından da önemli bir şehirdir. (L)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİMS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Persian
Tarih 27 Haziran 2009
Persiankiwi: Twitter devrimcisi İranlı.
Persian Farsça Ad:
Kökeni İran olan kimse.
Farsça:
[1] İran’ın resmi dili.
[2] Hint-Avrupa dil ailesinin, Hint-İran dil grubuna ait İran Dilleri alt grubunda yer alan dil.
Persian (İran Kedisi)
Temel Özellikleri
Tartışmasız ilk tercih edilen ev kedisi olan Persian, aileye ve dostluğa olan tüm düşkünlüğü ve zekası ile tanınır. Ancak bakımı oldukça dikkat gerektirir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Yüzünün etkileyici geniş ve yuvarlak kafasının kemik yapısı tamamen yuvarlaktır. Belirgin bir girintisi olan basık burnu kısa ve kalkıktır. Gözler iri, yuvarlak ve kabarıktır.
Uçları yuvarlak hafifçe öne eğik kulakları ufaktır ve alt tarafları fazla geniş değildir. Kulaklarının alçak oturuşu kafasının yuvarlaklığını bozmaz.
Bedeni alçak ve güçlü, asla kaba sayılmayacak bir tıknazlıktadır. Kemikleri ve kütlesi ona bir armağan gibidir. Kasları neredeyse abartıya kaçacak bir biçimde yapılıdır.
Dört ayağı da kısa ve kalındır, ön ayakları düz iner. Sırtı muntazamdır, iri patileri yuvarlak ve sıkıdır. Parmakları birbirine yakındır. Kuyruk uzun olmamakla beraber gövdenin uzunluğuna uygundur. Uzun, sık ve canlı tüyleri gövdeden aşağıya akıyormuş gibi kabarık durur. Omuzlar dahil tüm beden boyunda yelelenen ve oradan aşağı göğsü ve ön ayakları kaplayan uzun kürk gibi tüylerle kaplıdır. Pati altlarında ve kulak içlerinde dolgun fırçaya benzeyen tüyler vardır.
Tüy Bakımı
Her gün muntazaman fırçalanması şarttır. çok fazla sindirilmemiş tüyler bağırsak problemlerine yol açabilir. Yumuşak bir fırçayla ve yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır. Eğer şartlar başka türlüsünü gerektirmiyorsa mümkün olduğunca kuru şampuan kullanılması gerekir.
Kökeni
İran kedilerinin uzun tüylü Türk Ankara kedilerinden geldiği sanılmaktadır. Her iki cins de doğulu kediler olarak tanınır. Eski İran kedilerinin Ankara kedileriyle daha yoğun ve yünsü tüylü olmalarının dışında çok az farklılıkları vardı.
İran kedileri Avrupalılar tarafından tüylerinden ötürü beğenilerek yetiştirildiler ve tüm uzun tüylü kedi yarışmalarının vazgeçilmez galipleri oldular. İran kedisinin süregelen ısrarlı yetiştirilmesi sonucunda sarsılmaz yerleri olan İngiliz ve Amerikan Shorthair’ler bile kendi ana vatanlarında tahtlarını kaybettiler.
Örnekler:
tırmık, 3 yaşında, erkek, İran Kedisi (Persian).
shagy, 4 yaşında, erkek, İran Kedisi (Persian)
lokum, 4 aylık, dişi, İran Kedisi (Persian)
süleyman 2 yaşında, erkek, İran Kedisi (Persian)
İran Kedisi (Persian)
Tartışmasız ilk tercih edilen ev kedisi olan Persian, aileye ve dostluğa olan tüm düşkünlüğü ve zekası ile tanınır. Ancak bakımı oldukça dikkat gerektirir..
… kedi almaya niyetlenenlerin ilk baktığı, ancak bedava bulmanın imkansıza yakın olduğu bir kedi türüdür. yavru olanlar pethoplarda 250 $- 400 $ arası fiyatlara alıcı bulur. saf bir ırk değildir, ankara kedisi ve himayala kedisinin çiftleşmesi ile ortaya çıkmıştır. dediğim gibi şirinlikleri ile kedi almaya niyet edenleri hemen cezbeder ancak bir tane edinmeden önce defalarca düşünülmelidir. zira iran kedileri bakımı en zor kedilerdendir. gözleri ve kulaklarında sorunlar yaşamakla birlikte, yoğun tüy bakımı isterler ve pek çoğunun mama seçtiği görünmüştür. ayrıca uzun tüylerinden dolayı kendini temizlemesi zordur ve tüylerine yapışan kakalar önemli bir problem olur. sağırlık tıpkı kökenleri olan ankara kedileri gibi yaygın olmayan bir hastalıktır. bilindiği gibi sağırlık daha çok çift göz renkli van kedilerinde görünür. nispeten sorunsuz bir türü olan chinchilla, nadir ve aşırı güzel bir kedidir. ..
…Total ve Shell petrol firmalarının LNG Persian ve Pars projelerinden çekildikleri takdirde İran Gaz Sıvılaştırma Firması`nın söz konusu projelerin uygulamasında yer alabileceğini ve bununla ilgili olarak tüm hazırlıkları tamamladığını ilan etti……
Persian Gulf(İran Körfezi)
….Geçen hafta kutlanan Persian Gulf (İran Körfezi) gününde konuşan İran lideri Ayetullah Ali Hamaney`in danışmanı Ali Akbar Velayeti, `Doğru duruşumuzda ısrar etmeliyiz. Bu oyunların iptal edilmesine yol açsa bile duruşumuzu değiştirmeyeceğiz.` dedi……
…İsim değişikliği talebinin bölge istikrarına zarar verdiğini söyleyen İran meclis başkanı Ali Laricani, `Araplar bu büyük Körfez`in adını değiştirerek kendileri için faydasız girişimlerde bulunuyorlar.` dedi…..
Persiankiwi
Twitter devrimcisi İranlı, Tüm dünya İran’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra olanları canlı yayın gibi aktaran Twitter müptelası, kim ve ne olduğu bilinmeyen bilgisayar tutkunu.
İlgili Haberler:
Ben şu anda öldürülüyorum!
23.06.2009 / 13:43:35
Tüm dünya İran’da olanları an be an Twitter’dan öğreniyor. Peki Twitter ne biliyor musunuz?
İran´da seçimlerden sonra ülke karıştı. Hergün protesto gösterileri oluyor, onlarca kişi hayatını kaybediyor. Reforcular ayakta… Ancak İran hala eski İran; ülkede gazeteciler hala yoğun baskı altında. Yabancı gazetecilere boykot var. Seçimler biter bitmez İran´dan çıkarıldılar. Ülkede kalmayı
başaranlar da kelle koltukta, fısıltıyla haber yapabiliyorlar. Ama tüm dünya orada yaşananları anında öğreniyor. Peki bu nasıl oluyor?
Cevap Fransız Liberation Gazetesi´nin manşetinde gizli: İran´da; Twitter devrimi mi? Belki de dünyada ilk kez bir internet sitesi belki de bir ülkenin kaderini değiştirecek.
Peki nedir bu Twitter?
www.twitter.com aynı facebook gibi bir sosyal iletişim ağı. Ancak bu sayfada tek bir soruya cevap veriyorsunuz. “What are you doing? – Şu anda ne yapıyorsun?” Ve bu soruya sadece 140 karakterle cevap verme şansınız var.
İlk anda bu uygulama insana saçma geliyor. “Kim benim ne yapmak istediğimle ilgilenir ki? Ya da banane hiç tanımadığım birinin yaptıklarından?” diyebilirsiniz. Bunu dedirtecek mesajlar da az değil. Çünkü twitter başlarda “Şu anda yatıyorum, duruyorum, tuvalete gidiyorum gibi mesajlarla” doluydu.
ÜNLÜLER DE TWİTTER´DA
Ancak gün geçtikçe bu ilginç ağın kullanıcıları da değişti. Birçok şirket, web sitesi ve ünlüler burada o anda ne yaptıklarını milyonlara duyurdu. “A şirketi şu anda x ürününü piyasaya sundu” gibi iletilerde gözle görülür bir artış oldu. Beğendiğiniz müzisyenler yeni albümlerini, konserlerini ya da sahne programlarını ilk kez twitter´la duyurdular. Hatta Martha Stewart köpeğinin bir propan patlamasında öldüğünü yine Twitter´dan duyurdu.
Asthon Kutcher karısı Demi Moore´un bikinili fotoğraflarını yine Twitter´da yayınladı. Amerika´nın en ünlü talk showcusu Oprah Winfrey de ilk ´twit´ini canlı yayında yazdı. Türkiye´den de Sertap Erener ve Demir Demirkan twitter üyesi…
İRAN´DAN GELEN SON MESAJDA ÖLÜM VAR
Cep telefonuyla internete girmek yaygınlaştıkça Twitter´ın kullanımı da boyut değiştirdi. Moldova´da protestocular Twitter sayesinde bir araya gelip ülkeyi salladılar. Çin´deki depremi de ilk duyuran yine bir Twitter kullanıcısı oldu. Gazze savaşından Hollanda´daki THY uçağının düşüşüne kadar birçok olay ilk olarak Twitter´da yer aldı. Hem de resimleriyle… Yani twitter üyesi herkes bir nevi gönüllü muhabir diyebiliriz.
AHMEDİNEJAD TWİTTER´I ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR
Şimdi de aynı şey İran için geçerli. Musavi yanlıları seçimin başından beri Twitter sayesinde bir araya gelip örgütleniyorlar. Seçimden sonra da aynı örgütlülüğü böyle sürdürüyorlar. Tabii tüm dünya da bu şekilde İran´da olup bitenlerden anında haberdar oluyor. Öyle ki 16 Haziran´daki server bakımı İran´daki genel seçimle aynı güne denk gelince ABD dışişleri bakanlığının ricasıyla şirket bakımı erteledi.
Ahmedinejad yönetimi protestocuları meydanlarda durdurmaya çalışırken, bir yandan da Twitter´ı ´susturmak´ için internet bağlantılarını engellemeye çalışıyor.
İran´dan gelen mesajlarda özellikle tek bir kullanıcı dikkat çekiyor. Persiankiwi ülkedeki son durumu anında dünyaya geçen gönüllü bir muhabir gibi çalışıyor. Haberi hazırlarken bile onun girdiği mesajlara yetişemedik. Persiankiwi´nin mesajlarını http://twitter.com/persiankiwi adresinden okuyabilirsiniz. Veya buraya tıalayınız >Persiankiwi Twitter
İşte Persiankiwi ‘nin son mesajları: Haber: http://www.habercinim.com
Dışişleri bakanlığına giden bütün yollar ve ara sokaklar güvenlik güçlerince kapatıldı.
Tahran´daki durum bugün çok karışık. Yolların çoğu kapatılmış durumda.
(Etemad Melli gazetesine saldırıldı.)
(Hapishalerdeki birçok özgürlükçü liderin açlık grevine başladığı söyleniyor. )
(Hamaney bu cuma yeniden vaaz verecek)
(Nobel ödüllü avukat Şirin Ebadi ´protestocuları öldürenlerin hepsini dava edeceğim)
(Allahu Ekber ve Rahmetullah- Barış size bağlı, bize destek veren herkese teşekkürler. )
(Eğer sokaklara çıkıp protesto etmekten korkuyorsanız, kan verin! Bu bile çok büyük yardım olacak.)
(Eğer milislerden birini görürseniz onları öldürmeyin, onlara kardeşiniz gibi davranın. )
DSL bağlantısını şu anda kesmek zorundayız. Çünkü bilgisayarın sahipleri gelmek üzere. Ama her zaman bağlantı kuracak bir yol bulacağız.
İran halkı gün bugündür. Bu yeni bir başlangıçtır. Umut ediyoruz ve hazırlanıyoruz.
Hükümet güçleri protestolara cevap olarak elektriği kestiler. Şu anda yemek pişirmek için bile evlere gaz girişi yapılamıyor.
Yiyecek kıtlığı başlayacak. Nakliye durduruldu. Bankalarda para sıkıntısı var.
Twitter devrimcisi İranlı’ya ne oldu
Emre KIZILKAYA 26 Haziran 2009
Twitter devrimcisi İranlı’ya ne oldu
Hürriyet:
Hürriyet’in, basına sıkı bir sansür uygulanan Tahran’daki haber kaynaklarından biri de, “Persiankiwi” takma adıyla internetten “canlı yayın” yapan cesur bir İranlı’ydı. Dünya basınının da yakından takip ettiği Twitter devrimcisi, önceki akşam “Bir arkadaşımı aldılar, işkence yapacaklar” dediği son mesajlarından sonra kayboldu.
DÜNYANIN dört bir yanında, aralarında dev basın kuruluşlarının da bulunduğu 37 bin abonesi olan tek kişilik bir medya ordusu…
“Mikro-mesajlaşma” temalı sosyal internet sitesi Twitter’ın İranlı kullanıcısı “Persiankiwi” (İranlı Kivi), işte böyle biri. Persiankiwi, Tahran’daki sokak olaylarının 12 gün önce başlamasından, önceki gün hükümetin artan baskılarıyla büyük ölçüde bastırılmasına dek, siteye tam 823 kısa mesaj gönderdi.
Esrarengiz Musevici
Persiankiwi’nin olay yerinden attığı bu mesajlar, aralarında Hürriyet’in de bulunduğu abonelerine, SMS ve eposta yoluyla anında iletiliyordu. Dehşeti birinci ağzından anlatan mesajlardaki bilgiler, geç de olsa hep doğrulanıyordu. Ajanslar, Persiankiwi’nin aktardığı bilgileri saatler sonra, bazen aynen haberleştiriyorlardı. Oysa Persiankiwi’nin erkek mi, kadın mı olduğu bile bilinmiyor.
Öldü mü, saklanıyor mu
Protestoların göbeğindeki bu “yurttaş gazeteci”, önceki akşam sustu. Twitter’da endişeli bir bekleyiş var. “Tammnesia” adlı kullanıcı “Hayatından endişe ediyorum” diyor.
Son mesajları, tutuklanmış veya öldürülmüş olabileceği şüphesini doğursa da, “Şu anda Baharistan civarında saklanıyor ve internet bağlantısı yok” iddiası da mevcut.
Son mesajları:
’Şehitleri hatırlayın Allahüekber’
PERSIANKIWI’nin önceki gün yazdığı son mesajlar şöyle:
Saat 16.15: Az önce Baharistan Meydanı’ndaydım. Bugün durum felaket. İnsanları hayvan gibi dövüyorlar. Kolu bacağı kırılmış, kafası yarılmış çok kişi gördüm. Savaş gibi.
Saat 17.34: Bütün dükkanlar kapalı. Kaçacak yer yok. İnsanları her yerde helikopterle takip ediyorlar.
Saat 18.12: Telefon hatlarını kullanıp internet kullanıcılarını buldukları söyleniyor. Şimdi buradan gitmem lazım.
Saat 18.22: Lalezar Meydanı da Baharistan gibi. İnanılmaz. Her yerde ölüler var.
Saat 18:42: Şimdi gitmeliyiz. İnternete ne zaman ulaşırım bilmiyorum. Birimizi aldılar, işkence yapacaklar, isim söyletmeye çalışacaklar. Hızlı hareket etmemiz şart.
Saat 18:52: Allahım, sen herşeyin yaratıcısısın ve herşey sana dönecek. Allahüekber.
’En önemli’ gazeteciden Obama’ya soru
LOS Angeles Times’dan El Cezire’ye, AFP’den Sky News’e, Daily Telegraph’dan MSNBC’ye kadar sayısız medya kuruluşu, Persiankiwi’nin Tahran’dan verdiği haberlerden yararlandı. Amerikalı gazeteci Spencer Ackerman, “Persiankiwi şu anda dünyanın en önemli gazetecisi” diye yazdı.
İhanet olmaz mı
Meçhul Twitter’cı, dolaylı yoldan bile olsa ABD Başkanı Barack Obama’ya kadar ulaştı. Persiankiwi, Amerikalı blog yazarı aracılığıyla Obama’ya basın toplantısında “Ahmedinejad’ın zaferini tanımanız, İranlı protestoculara ihanet olmaz mı” diye sordu./_np/7263/8277263.jpg
Seçim bitti geçim mesajı
Seçim sonuçlarına ilişkin tartışmalar sürerken, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, dün Tahran’ın güneyinde petrokimya tesisi açtı.
İran’ın ÖSS’si
Türbanlarını gevşetme mücadelesi veren birçok genç kız, protestolara ara verip, haremlik-selamlık salonlarda üniversite giriş sınavına katıldı.
Tahran’dan son gelişmeler
Prof’lara büyük gözaltı
AKADEMİK GÖZDAĞI:
Seçimi kaybeden aday Mir Hüseyin Musevi ile önceki gece bir araya gelen 70 üniversite profesörünün birkaç saatliğine gözaltına alındığı iddia edildi. Hükümet iddiayı yalanladı. 100 milletvekili, son gelişmeler nedeniyle Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın zafer kutlamasına katılmayacaklarını açıkladı.
WSJ’DEN ANKARA’YA:
Wall Street Journal Gazetesi, “Mahmud’ un Arkadaşları” başlıklı makalede, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ı eleştirdi. “Kanaat” bölümündeki yazıda, Ankara hükümetinin İran’daki seçimin hemen ardından Ahmedinejad’ı kutlamasının büyük bir hata olduğu iddia edildi.
—–
Persiankiwi neden sustu
Dünya basınının yakından takip ettiği Twitter devrimcisi İranlı ortadan kayboldu.
İlgili Kelimeler: RAPAKİVİ i. (fr. rapakiwi)
27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Persian hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİD (Thomas)
Tarih 26 Haziran 2009
REİD (Thomas), iskoç filozofu (Strachan 1710-Glasgow 1796). Newmachar’da protestan papazıydı; Hume’un Treatise of Humarı Nature’ını (İnsan Yaratılışı üstüne İnceleme) okuduktan sonra felsefeye yöneldi.
1752′de Aberdeen üniversitesi felsefe profesörü oldu. 1764′te Glasgow üniversitesi Ahlâk Felsefesi bölümünde ders verdi.
Başlıca eserleri: An înquiry into the Human Mind, on the Principles of Com-mon Sense (Sağduyu tikelerine Göre İnsan Anlayışı Üstüne) [1764]; Essays on the in-tellectual Powers of Man (Akıl Yetenekleri Üstüne Denemeler) [1785]; Essays on the Active Powers of Man (İnsan Aktif Yetenekleri üstüne Denemeler) [1788]. Reid, zihnî olgulara gözlemi ve tümevarımı uygulayarak Hume’un şüpheciliğindeki paradoksların karşısına, sebeplerin ve maddelerin varlığı hakkında «sağduyu»nun edindiği kanıları çıkardı. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİD (Thomas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REİCHENBACH (Heinrich Ludwig)
Tarih 26 Haziran 2009
REİCHENBACH (Heinrich Ludwig), alman tabiat bilgini (Leipzig 1793-Dresden 1879). Dresden Botanik bahçesini kurdu.
Başlıca eseri İcones Florae Germanicae et Helveticae’dır (Resimli Almanya ve İsviçre Florası)
[25 cilt, 1834-1911]. —Oğlu GUSTAV (Dresden 1824-Hamburg 1889), Leipzig üniversitesinde profesör oldu. Flora Germanica’da (Almanya Florası) çalıştı ve birçok eser yayımladi. (L)
REİCHENBERG Coğ. Bk. LiBEREC.
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCHENBACH (Heinrich Ludwig) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGNAUD (Paul)
Tarih 26 Haziran 2009
REGNAUD (Paul), fransız şarkiyatçısı (Mantoche, Haute-Saöne 1838 – ay.y. 1910). Lyon üniversitesinde profesördü (1879).
Eserleri; La Rhetorigue Sanscrite (Sanskrit Belagatı) [1884]; Le Rig-Veda et les Ori-gines de la Mythologie tndo-Europeenne (Rig-Veda ve Hint-Avrupa Mitolojisinin Menşeleri) [1892]; Les Premieres Formes de la Religion et de la Tradition dans Vİnde et la Grece (Hindistan ve Yunanistan’da Din ve Geleneğin ilk Biçimleri) [1894] v.b. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAUD (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGİOMONTANUS
Tarih 26 Haziran 2009
REGİOMONTANUS (Johnn MULLER, daha çok — adiyle tanınır), alman astronomu ve matematikçisi (Königsberg yakınları 1436 – Roma 1476).
On bir yaşında Leipzig üniversitesine kabul edildi, 1450′de öğrenime devam etmek için Viyana’ya gitti, orada Peuerbach’ın öğrencisi oldu. Yunancasını ilerletmek için kardinal Bessarion’un yanına İtalya’ya giderek uzun yıllar orada kaldı. Macar kralı Matyas Corvinus’un isteği üzerine Ofen kütüphanesindeki elyazmalarını sıraya koydu. 1471′de, zengin bir burjuva olan Bernhard Walther, onun emrine Nürnberg’de bir rasathane, âlet yapımı için bir atelye ve bir basımevi verdi.
Çeşitli çalışmalar yapmak ve bilimsel eserler yayımlamak isteyen Re-giomontanus bu şehre yerleşti. 1472′de kuyrukluyıldızı gözlemledi ve bununla ilgili özel bir broşür yazdı. 1475′te, papa Sixtus IV tarafından Roma’ya çağırıldı. Papa kendisini Regensburg piskoposu tayin etti ve gerçekleştirmeyi tasarladığı takvim reformuyle onu görevlendirdi. Ama Regiomontanus ertesi yıl vebadan öldü. ölümünden çok sonra yayımlanan De Triangulis Omnimodis (Her Çeşit Üçgen üstüne) [1553] adlı düzlem ve küresel trigonometri inceleme kitabı, kendinden sonra gelenleri büyük çapta etkiledi.
Bu kitapta tanjantların kullanılmasına öncülük etti ve «sinüs» terimini ortaya attı. Fakat bilim dünyasına en büyük yararı, kuyrukluyıldızları meteorlar olarak değil de, belirli bir hareketi olan ve ardışık konumları astronomi yoluyle bulunabilen gökcisimleri olarak kabul etmesidir. (L)
REGİON. Arkeol. Bk. REGİUM. REGİON. Bk.
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGİOMONTANUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGER (Max)
Tarih 26 Haziran 2009
REGER (Max), alman bestecisi (Brand, Bavyera. 1873 – Leipzig 1916). Wiesbaden konservatuvarında, Münih Müzik akademisinde (1905-1906) öğretmenlik, Leipzig üniversitesinde yöneticilik ve aynı şehrin konservatuvarmda beste öğretmenliği yaptı.
Meiningen sarayının kapellasında yönetici oldu (1911-1914). Sonra Jena’ya çekildi. Besteci, orkestra yöneticisi, piyanocu, orgcu ve eğitimci olarak son romantiklerle çağdaş müzikçiler arasında bir köprü kurdu. Uzun senfonilerden vaz geçerek Bach’a, protestan koro eserlerine döndü. Brahms’tan beri ilk defa bu türde piyano parçaları besteledi. XIX.yy. sonlarının güçlü eserlerinden sonra yeni bir üslûp yaratarak yazdığı koral prelüdlerini biçimsel yapı bakımından sıkı bir disiplinle işledi.
Çalgı için: yalnız keman için sonatlar, keman ve piyano için sonatlar, yalnız viyolonsel ve piyano için suitler, org için: Fantasie ein Foste Burg, B-A-C-H üstüne Çeşitlemeler ve Füg,
piyano için: Bach’ın Bir Teması Üstüne Füg ve Çeşitlemeler, Teleman’ın bir Teması Üstüne Çeşitlemeler ve Füg, Ocak Başında Hayal Kurmalar, Beethoven’in Bir Teması Üstüne Çeşitlemeler ve Füg yazdı. Oda müziği alanında 6 yaylılar dörtlüsü, piyanolu 2 dörtlü, yaylılar için bir altılı, orkestra için Sinfonietta,. Seronat, Johann Adam Hiller’in Neşeli bir Tema’sı Üstüne Çeşitlemeler ve Füg, Bir Komedi İçin Uvertür, Romantik Süit, Arnold Böcklin’ den Dört Senfonik Şiir, Mozart’ın Bir Tema’sı Üstüne Çeşitlemeler ve Füg besteledi.
Ses müziği olarak şarkı ve piyano için birçok lied (Schlichte Weisen), erkek korosu, kadın korosu ve karma ses için eserler, ses ve orkestra eserleri, bu arada An die Hoffnung (Umut’a Sesleniş) kıcılığa başladı. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGER (Max) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGENSBURG
Tarih 26 Haziran 2009
REGENSBURG, Almanya’da (Batı Almanya, Bavyera) şehir, Yukarı Pfalz’ın merkezi, Tuna’nın sağ kıyısında, ırmağın Regen ile kavuştuğu yerin karşısında; 123 500 nüf.
Eski bir kelt sömürgesi olan ve Romalılar zamanında Almanlarla yapılan ticaretin merkezi haline gelen şehir, Ortaçağda ve Yeniçağda önemli rol oynadı. Ticaret, vatansever bir burjuvazinin gelişmesine ve büyük anıtlar yapılmasına imkân verdi: kiliseler (XIII.-XVI. yy. Sankt-Peter katedrali, Sankt-Emmeram manastırının XVIII. yy .da yenilenen roman üslûbunda kilisesi, gotik üslûbunda belediye saray] [XI. yy.]), saraylar, Tuna’nın iki kıyısını bağlayan meşhur taş köprü (1135), eski evler ve sokaklar. Bir üniversite şehri olan Regensburg’da birçok müze ve kütüphane vardır.
Şehir aynı zamanda bir sanayi merkezidir: mavna ve makine yapımı, kimya, besin ve elektrik sanayii, deri işçiliği. — Yakınındaki Walhalla, dor uslubunda bir tapınaktır; 1830-1842 arası Lee von Klenze tarafından Parthenon örnek alınarak yapıldı ve kral Ludwig I tarafından Almanya’nın en büyük adamlarına adandı.
• Tarih. Germenlerin Radasbona, Tornalıların Castra Regina adını verdikleri şehir, limes’in destek noktası ve Markoman’lara karşı seferinde Marcus Aurelius’un genel karargâhıydı. Aziz Emmeram, VIII. yy.başında şehirde Hıristiyanlığı yaydı. Bavyera dükünün eline geçen Regensburg’a bir burggraf tayin edildi (IX. yy.); bu görev sonradan düklere geçti (1205). 1207′de bir «şart» tanınan Regensburg, imparatorluk serbest şehri haline geldi (1245) ve ırmak ticareti gelişti.
Reform sırasında katoliklerle Protestanları yaklaştırmak amacıyla burada toplanan Diyet, Melanchton ve Bucher’in uzlaşmaya yanaşmamaları yüzünden başarısızlıkla sonuçlandı
(şubat – haziran 1541). Şehir Reform’u benimsedi (1542). Maximilian II, protestan prenslerle, Rudolf’u Romalılar kralı seçtirmek için «seçim kapitülasyonu»nu ve 1555 Augsburg barışı şartlarının muhafazasını burada görüştü (1575). P. Joseph burada Ferdinand ile barış imzaladı
(ekim 1630).
Saksonya Weimar’lı Bernard’ın eline geçen, imparatorluk kuvvetleri tarafından geri alınan (1634) şehir, 1663′ten sonra Kutsal İmparatorluk diyetinin merkezi oldu. Yirmi yıl için imzalanan Regensburg mütarekesi (15 ağustos 1684), Regensburg’u ve ağustos 1681′den önce birleştirmiş olduğu şehirleri, Strasbourg’lu Ludwig XIV’e bıraktı. Doğrudan doğruya imparatorluğa bağlanan Regensburg, Mainz başpiskoposu Dalberg’e verildi, 1810′da da Bavyera’ya katıldı. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGENSBURG hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REGENER (Erich)
Tarih 26 Haziran 2009
REGENER (Erich), alman fizikçisi ve meteoroloji bilgini (Bromberg 1881 – Stuttgart 1955). önce Berlin (1914), sonra Stuttgart 1920) üniversitelerinde profesör oldu.
Atomun parçalanma ihtimalini öne süren teorinin doğruluğunu ispatlayarak radyoaktiflik, daha sonra da stratosfer fiziği üstünde çalıştı. Kozmik ışınları incelemek için, radyoelektrik cihazlarla donatılan ve stratosfere gönderilen sonda balonlarından yararlanmayı düşündü. Kozmik ışınların enerjisini ölçtü. 200 m’den fazla su derinliklerine kadar kozmik ışınları inceledi. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGENER (Erich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REFORMATSKİY (Sergey Nikolayevic)
Tarih 26 Haziran 2009
REFORMATSKİY (Sergey Nikolayevic), rus kimyacısı (1860-1934).
Kiev üniversitesinde ders verdi; organik kimya alanındaki araştırmalarıyle (terebik, sorbik, geranik asitler v.b., organometalik bileşikler v.b.) ünlüdür, a konumunda bir brom atomu bulunan alifatik asitler ile ketonlar arasında, çinko ve magnezyum eşliğinde meydana gelen yoğunlaşma tepkimesine Reformatskiy tepkimesi denir:
RCOR + Br CH2COOR + H2O + Zn -» R2C(OH) CH2COOR + (ZnO.HBr). [M]
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REFORMATSKİY (Sergey Nikolayevic) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Reform
Tarih 26 Haziran 2009
Reform, XVI. y.da Avrupa’nın büyük bir bölümünü papaların hâkimiyetinden çıkaran ve protestan kiliselerinin kurulmasına yol açan dinî hareket.
XV. yy.ın sonunda, hıristiyan kiliselerince istenen dinî ve ahlâkî reform, birtakım vaizler tarafından başlatılmıştı. Ne var ki Roma, dünyevî nüfuz siyasetinden caymadığı gibi yüksek kilise makamlarına tayin yapma sistemini de düzeltmeğe yanaşmıyordu. Halk derin bir huzursuzluk içindeydi ve bütün aydınlar bu duruma bir çözüm yolu bulunmasını istiyorlardı. Erasmus’un eserleriyle, Kutsal Kitap üstünde filoloji incelemeleri başlamış, dinî inanç ve kurumların tenkidine girişilmişti.
10 Kasım 1483′te Saksonya’nın Eisleben şehrinde doğan Augustinus rahibi Martin Luther, uzun süren bir vicdan bunalımından sonra, Aziz Paulus’un «Romalılara Mektup»unda, insanın manevî kurtuluşunu doğrudan doğruya iman’a bağlayan bir metin buldu. Bu metin bütün protestan kiliseleri için bir ilahiyat, bir ahlâk ve bir mistisizm kaynağı olacaktı. Johannes Tetzel’in yönetimindeki Dominiken rahipleri Saksonya’da gürültülü bir kampanya ile, papa Leo X’un San Pietro kilisesinin yeniden yapılması için gereken maddî imkânları sağlamak amacıyle satışa çıkardığı endüljans’lara müşteri toplamağa çalışırlarken, Luther, Wittenberg üniversitesinde kendi iman doktrinini okutmağa başlamıştı bile. 31 Ekim 1517′de, endüljans’ların dayandığı ülkeye ve fiilî uygulamaya karşı doksan beş tez ilân etti.
Ama henüz papaya başkaldırmış değildi. Bu tutumundan doğacak devrimci sonuçları, iki yıl içinde, yavaş yavaş geliştirecekti. Sonunda, haziran 1519′da, Leipzig’de ilâhiyatçı Johann Eck’e karşı, Kutsal Kitap araştırmalarında tek otoritenin, serbestçe kullanılan kişisel yargı olduğunu açıkladı.
Luther’in protestosu katolik dünyasında büyük bir yankı uyandırmıştı. İbranî dili uzmanı Johann Reuchlin’in yeğeni Melan-chthon gibi birçok genç ilâhiyatçı Luther’i destekliyordu; Ulrich von Hutten ona Rheinland ve Schwaben şövalyelerinin desteğini vaat etti. Erasmus da, Saksonya seçicisinin himayesini sağlamıştı. Bunun üzerine Luther 1520 haziranıyle eylülü arasında yayımladığı üç başlıca eserinde doktrinini açıkladı.
Doktrinin anahatları şunlardı: evrensel ruhanîlik ilkesi, kutsal sırların üçe indirilmesi, kişi vicdanının hürriyete kavuşması ve aynı zamanda din bütünlüğü, kilise ve siyasî disiplin zorunluğu. Luther, aralık 1520′de, kendisini afaroz eden Leo X’un kararnamesini Wittenberg’de alenen yaktı. Ocak 1521′de imparator tarafından Worms diyetine çağrıldı ve fikirlerini cesaretle savundu. Saksonya seçicisi kendisine Wartburg’da inzivaya çekilebileceği bir yer sağladı. Luther orada «Reform»un eline bir silâh vermek için Kutsal Kitap’ı Almancaya çevirmeğe koyuldu.
Luther’in Wittenberg’deki en ateşli taraftarı olan Andreas Karlstadt, bunun üzerine rahiplerin yemin mecburiyetini kaldırdı, din adamlarının da evlenebileceğini ilân etti ve kutsal resimlere tapınmaya son verdi. Missa âyini bir «kurban» olmaktan çıktı ve bir anma töreni haline geldi. Wartburg’dan dönen Luther bu oldubittileri onayladı. Daha o zamandan, doktrinlere sansür koyma fikrini benimsemeğe başlamıştı; nitekim fazla radikal bulduğu Karlstadt’ı Saksonya’dan çıkarttı; eyalet içinde, tapınma âyinleri ve papazları olmayan dinî topluluklar kurmağa kalkışan Thomas Münzer Mülhausen’e sığınmak zorunda kaldı.
1524′ten beri, Güney Almanya’da, Münzer tarafından kışkırtılan bir köylü ihtilâli gelişiyordu. Luther, prensleri bu ihtilâli bastırmağa teşvik etti; o sıralarda bir «Devlet kilisesi» fikrini benimsemeğe başlamıştı. İmparator ve katoliklerle mücadelesinde prenslerin yardımına muhtaçtı. 1528′den beri devlet adına kiliseleri denetleyen «ziyaretçiler» de çok geçmeden bir çeşit yeni piskoposluk kurdular. Karlstadt’ın görüşü, İsviçre’de ve Ren havzasında kabul edilmeğe başlanmıştı. Antik hümanizme bağlı olan ve isviçre’den paralı asker alınmasına karşı gelmesiyle tanınan Uhich Zwingli, Luther’in çağrısına uydu ve tasarladığı reformlar gereğince 1525′te Zürich’te, 1528′de Bern’de Kutsal sırları reddetti ve litürjiyi çok sadeleştirdi. 1529′da Basel’de Oecoîampade, katoliklere ve hattâ Roma’ya sadık kalan Erasmus’a karşı Zvvingli mezhebini yaydı.
Bu mezhebi, Strassburg’ta da, 1524′te Martin Bucer kabul ettirmişti.
Kilise mülkünün el değiştirmesinde çıkar gören alman prensleri Luther reformunu destekliyordu. 1525′te katolikler Dessau’da bir savunma birliği kurunca, Saksonya seçicisi ile Hessen İandgrafı Philipp, buna karşılık, Gotha’da bir «İncil birliği»nin başına geçtiler (1526). Güney almanya şehirlerindeki Zvvingli taraftarları ise bu birliğin dışında bırakıldı. Avrupa siyasetinin papadan uzaklaştırdığı imparator, 1526′da devletlere kendi sınırları içinde din meselesini istedikleri gibi çözümlemek yetkisini vermişti; ama papayı yendikten sonra bu tavizlerini inkâr etti (1529).
Reform taraftarları bu tutumu «protesto» ettikleri için, bağlı oldukları kiliselere «protestan» adı verildi. 1529′da Marburg’da Luther ile Zvvingli arasında yapılan uzlaşma teşebbüsü sonuç vermedi. Ama imparator, fransız ve türk tehlikesi karşısında, 21 haziran 1530′da topladığı Augsburg diyetinde, Reform taraftarlarıyle Roma taraftarlarını birleştirmeğe çalıştı. Melalanchthon çok önemli tavizler verdi; ama ne zwingli’ciler ne de katolikler anlaşmaya hazır değildi. Sonunda Luther’in sabrı taştı ve gürültülü tartışmaların ardından ilişkiler kesildi.
Mart 1531′de, Luther’in reformunu kabul eden prensler ve şehirler Smalkalde birliğini kurdu. Zwingli’nin ölümünden sonra (11 ekim 1531), taraftarları 25 mayıs 1536′da Luther ile Witenberg uzlaşmasını yaptılar. 1532′de Smalkalde birliğinin Fransa ile yaptığı ittifak karşısında imparator daha ılımlı bir siyaset benimsemek zorunda kaldı. 1525 Köylü ihtilâlinin bir devamı olan ayaklanma, yani Strassburg’tan Amsterdam ve Münster’e kadar papazsız ve prenssiz bir toplum kurmak ve yetişkinlerin vaftiz edilmesini’ öngören bir kilise meydana getirmek amacında birleşen anabatistlerin ayaklanması karşısında, reformcularla katolikler bir an için birleştiler.
Bir prenslik ordusu Münster’e girerek korkunç misilleme hareketlerinde bulundu. Ancak imparatorun Luther ve Zwingli taraftarlarını Roma ile uzlaştırmak için harcadığı bütün çabalar (Hagenau ve Worms görüşmeleri ve 1541 Regensburg diyeti) ilâhiyatçıların inatçı tutumu yüzünden sonuç vermedi.
• Reform imparatorluk sınırlarını aşmağa başlıyordu. Anvers’te, Luther’in ilk yazılan 1518′den itibaren okunmağa başlanmıştı. Brüksel’de Marguerite d’Autriche’in hükümeti danışma için Erasmus’u ve bazı erasmus’çulan çağırdı. Ama 1520 ile 1531 arasında imparator emirnameleri, Kiliseden ayrılanların ölüm cezasına çarptırılacağını ilân ederek hiç olmazsa görünüşte başarı sağladı. Ne var ki, yine de anabatist propagandasının önü alınamamıştı. O sırada İsveç’te kral Gustaf I Vasa, İsveç’i Danimarka boyunduruğundan kurtarıyor (1523), itibarını kaybetmiş bir papaz sınıfının mülklerini kamulaştırıyor ve 1529′dan itibaren de millî monarşiye sıkıca bağımılı resmî bir luther’ci kilise kurmağa çalışıyordu.
Danimarka’da kral Christian II bir ihtilâlle devrilmiş, Friedrich I, Luther’ciliği resmî din haline getirmişti. Kısa bir süre sonra, Friedrich Iin tahtta hak iddia eden bir katoliği yenmesi Norveç’in protestan olmasına yol açtı (1537). İngiltere’de, kral Henry VIII, nazır Thomas Wolsey’in yardımıyle, aslında Luther’ciliğe kesinlikle karşı çıkan bir disiplin reformuna girişmişti. Ama Henry VIII, Kari V’in teyzesi olan karısı Catherine of Aragon ile evliliğinin bozulmasını istiyordu. Papa ise, imparatorun etkisi dolayısıyle, bu evliliği bozmadı. Bunun üzerine, kralın danışmanı Cromwell, 11 şubat 1531′de, kiliseyi tahta bağımlı kılan bir tasarıyı parlamentodan geçirdi. Oysa nazır Thomas Mora sapkınlığı ezmeğe devam ediyordu.
Cambridge’li bir ilâhiyatçı olan Thomas Cranmer, kralı papaya rağmen boşanmağa teşvik etti. Sonunda, Henry VIII, 11 temmuz 1533′te Anne Boleyn ile evlenince papa tarafından afaroz edildi. Ocak 1534′te de anglikan sapkınlığının yerleşmesine yol açan eylemler başladı. Katolik birliğini savunanlar, en ünlüleri Thomas More olan birçok kurban verdi. 1537′de ilân edilen Book of Ârticles, içinde yine de birçok katoliklik unsuru bulunan bir Protestanlık ortaya koyuyordu. İskandinavya’da olduğu gibi, İngiliz Protestanlığında da, kilise yöneticilerinin kademeleşmesi muhafaza edildi. Kilise mülkleri satışa çıkarıldı ve 1539′da ilân edilen 6 maddelik kararnameyle, sapkınlıkların kovuşturulması için engizisyon usullerinin uygulanması öngörüldü.
Bu arada, Fransa kilisesinde de derin değişiklikler başlıyordu. Jacques Lefevre d’Etaples, 1521′de, Meaux piskoposu Guillaume tarafından bölgesindeki reform çalışmalarına katılmağa çağrıldı ve ilk iş olarak da Yeni Ahit’i Fransızcaya çevirmeğe başladı. Bu arada tapınma usullerinde de sadeleşmeye gidiliyordu.
Lyon ve Meaux’da, reform propagandası sosyal bir nitelik kazanmağa başlamıştı. 1525 Pavia yenilgisinde kralın esir düşmesinden sonra naip Luisa di Savoia bir süre sapkınlığı bastırma siyaseti güttü. Lefevre d’Etaples, Strassburg’a sığınmak zorunda kaldı. Dört yıl sonra, Louis de Berquin’in ölüme mahkûm edilmesi Luther ve Zwingli propagandasını durdurdu. Kral François I, siyaset gereği papa. Clemens VII’ye yaklaşmıştı. 1534′te reform taraftarları propaganda afişleri asmağa başlayınca, Fransa hükümeti kıyıma geçti.
• Lefevre’in öğrencisi olan ve İsviçre’ye sığınan Guillaume Farel, Neuchâteld’e bir zwingli kilisesi ve faal bir propaganda merkezi kurmayı başarmıştı. 1535′te ise, Savoia dükünün ve piskoposunun boyunduruğundan kurtulan Cenevre’ye reform hareketini getirdi. Bu arada,
1 kasım 1533′te fakültelerin açılışı dolayısıyle rektör Nicolas Cop’u reformcu bir konuşma yapmağa teşvik eden Jean Calvin Basel’e sığınarak orada Oecolampade’ın doktrinini benimsedikten sonra 1536 martında İnstitution de la Religion Chretienne (Hıristiyan Dinî Kurumu) adlı kitabını yayımladı.
Calvin’in otoritesi, 1536 sonundan beri Farel’in ısrarı üzerine kaldığı Cenevre’de yayılıyordu. Calvin, Saint-Pierre vaizi olarak, institution Chretienne’i fransızca bir ilmihal biçiminde özetledi. 10 Kasım 1536′da Farel, her yurttaş için zorunlu olan iman düsturunu açıkladı. Ama bu çeşit bir kısıtlamayı ne liberal burjuva sınıfı, ne cumhuriyet topraklarına sığınmış anabatistler, ne de Kutsal Kitap’ın serbest yorumu sonucunda Arianus’çuluğa ve tabiî dine varan rasyonalist ilâhiyatçılar kabul ediyordu. Güçlü bir muhalefet, 23 nisan 1537′de alınan ve 26 mayıs 1538′de onaylanan bir kararla Farel ile.
Calvin’in sürgün edilmelerine yol açtı. Calvin, Strassburg’da Fransız Mültecileri kilisesini yeniden kurdu ve Hagenau’da, Worrns’ta, Regensburg’ta, iuther’cilerin Roma ile uzlaşmaması için mücadele etti. 1540 Seçimlerinde Protestanların kazanması Calvin’in 13 eylül 1541′de muzaffer olarak dönmesini sağladı. 20 Kasım 1541′de yayımlanan Orâonnances Ecclesiatiqueslerle hıristiyan reformu kesinleşti. Bu reforma uygun olarak kilise, kişilerin ve devlet memurlarının tutumunu denetleyen bir kurul tarafından yönetiliyordu. Muhalefet liderleri sürüldü veya ölümle cezalandırıldı. Aragon’lu bir doktor olan ve Teslis’i inkâr ederek bütün hıristiyan kiliselerini öfkelendiren Miguel Servet (Christianismi Restitutio, 1553) Calvin tarafından katolik engizisyonuna ihbar edildi.
Hapisten kaçarak Cenevre’ye sığman Servet tutuklandı ve 28 ekim 1553′te yakıldı. Bu gaddarlığın uyandırdığı kızgınlık uzun süre yatışmadı. Ama Calvin konseylerde, fransız mültecilerinden de destek gören sağlam bir çoğunluğa dayanıyordu. 1559′da Cenevre’de kurulan ve Theodore Beze’in yönetiminde bulunan Cenevre akademisi, Avrupa’nın en yüksek protestan okulu oldu. Wittenberg’in yapamadığını şimdi Cenevre başarıyordu. Yani şehir, militan Protestanlığın merkezi olmuştu. Kari V’in baskı siyaseti sonucunda Hollanda ve özellikle de Anvers’te gerileyen Protestanlığı Calvin’cilik yeniden canlandırdı.
İngiltere’de ise Henry VIII’in 28 ocak 1547′de ölmesinden sonra Calvin’cilik ikinci bir reformun ilham kaynağı oldu. Edward VI’nın henüz bir çocuk olmasından istifade eden Somerset ve daha sonra da Warwick, Cranmer’in yardımıyle, papazların evlenmemesini öngören hükmü ve kilise sunaklarını kaldırdılar ve sadece dinî görevlerde bir kademeleşmeyi kabul ettiler. Prayer Book’un (Dua Kitabı) 1549 ve 1552′de yayımlanan iki ayrı metni dua ve tapınmada birlik kurulmasını sağladı. Kral François I’in saltanatının son yıllarındaki kovuşturmalara ve sert kararnamelere rağmen Calvin’cilik krallığın hemen hemen bütün eyaletlerinde protestan kiliseleri kuruyordu. Ayrıca, Calvin’in üç delegesinin huzurunda mayıs 1559′da Paris’te ilk Sinod toplandı.
Bu arada, daha sonraları Karşı Reform adıyle anılacak olan hareket de teşkilâtlanıyordu. Bu hareket, gücünü, bazı küçük sapkın topluluklarının kolayca yok edildiği İspanya’dan ve İtalya’dan alıyordu. Ama Roma başlangıçta bazı hayal kırıklıklarına uğradı. 1545-1548 Arasında, Trento konsilinin ilk toplantıları Papalık kurumunda derin değişiklikler yapılması konusunu pek önemsememişti. Ayrıca, ne imparator ne de Fransa kralı, konsilin kararlarını kabul etmemişti. Protestan kiliseleri temsilcilerinin istemeyerek ve çok geç çağrıldıkları yeni görüşmelerse 1551′de başladı ve 28 nisan 1552′de savaşın taşlamasıyle yarıda kaldı.
18 Şubat 1546′da Luther öldüğü zaman. Karşı Reform, Lutherci’liğin yok olacağı umuduna kapıldı. Saksonya dükü Moritz’in yenilgisinden sonra Mühiberg’de galip gelen Kari V, 19 mayıs 1547′de Wittenberg’e girmişti. Ama imparator, Roma’nın beklediği tavizleri vermek istemedi. Augsburg’da yapılan bir antlaşma Protestanların temel hürriyetlerini ortadan kaldırmakla birlikte Trento konsilinin kararlarını da uygulatmadı. 1552′de Saksonyalı Moritz imparatorluk davasını terk etti ve savaş yeniden başladı. 3 Ekim 1555′te imzalanan Augsburg antlaşmasıyle de imparatorluğun sınırları içinde protestan kilise ve devletlerin varlığı resmen kabul ediliyor ve her yurttaşın kendi devletinin dinini kabul etmek zorunda olduğu belirtiliyordu. O sırada Protestanlık Almanya’nın üçte ikisine hâkim olmuş, Bohemya’yı ele geçirmiş ve etkisini kısmen Avusturya, Macaristan ve Polonya’ya da yaymıştı.
Reformun henüz iyice yaygın bir duruma gelmediği ingiltere’de katolikler, 3 ağustos 1553′te Henry VlII’in büyük kızı Mary Tudor’un tahta çıkışını sevinç gösterileriyle karşıladılar. Mary Tudor, kardinal Pole ile anlaşarak, İngiltere krallığını Papalık ile uzlaştırmak için çaba göstermeğe başladı. Oğlu Philipp’i kraliçeyle evlendirmiş olan imparatorun aracılığıyle, papa Julius III, kilisenin kamulaştırılmış malları üstünde hak iddiasından vaz geçti ve parlamento 30 kasım 1554′te ingiltere’nin yeniden katolik kilisesine döndüğünü ilân etti. Bundan sonra girişilen kıyımda, Anglikan kilisesi, başta Cramer olmak üzere 277 kurban verdi. Ama 17 kasım 1558′de Mary Tudor ve kardinal Pole öldüler.
Henry VIII ile Anne Boleyn’in kızı Elizabeth, ingiltere kraliçesi oldu. Katoliklikten nefret eden Elizabeth için din bir hükümet aracından başka şey değildi. Babasının reformunu Edward VI’nın reformuna tercih ediyor ve Calvin’ciliğin getirdiği cumhuriyetçi kurumlardan da hoşlanmıyordu. Üç karanameyle, tahtın kilise üstündeki hâkimiyetini yeniden kurdu. 1552 Tarihli Prayer Book (Dua Kitabı) bazı değişikliklerle yeniden yürürlüğe girdi, ingiltere’de «Tanrı çocuklarının katkısız serbestliğini» arayan küçük topluluklar belirmeğe başlamıştı.
Roma, Elizabeth’e karşı İskoçya’nın yardımına güvenebilirdi. Ama John Knox’un ateşli dinî konuşmaları, kişizadelerin düşmanlığı ve halkın hoşnutsuzluğu çok geçmeden kuzeyde de tamamıyle cumhuriyetçi ve piskopossuz bir kilisenin gelişmesine yol açtı.
Fransız Protestanları arasında, krala bağlı subaylar, İtalya ve Fransa’da savaşmış kimseler ve en yüksek ailelerden bazı kişiler yer almağa başlamıştı. O zamana kadar sadece dinî nitelik taşıyan bu topluluk askerî bir kimlik kazanıyordu. Mayıs 1558′de, Preaux-Clercs’de 4 000 kişi, silâhlı kimselerin refakatinde, ilâhiler okuyarak Sen nehri boyunca yürüyüşe geçti. Kral Henri II durumdan kuşkulandı. Guise düklerinin kardeşi olan Lorraine kardinali 1550′den beri Cizvitleri Paris’e kabul etmişti. 1555 Aralık ayında Roma’da papa Paulus IV ile yaptığı görüşmeler sırasında Calvin’cilikle derhal mücadeleye girişmeğe söz vermiş, Roma engizisyonunun Fransa’ya yerleşmesini de memnuniyetle kabul etmişti. 3 Nisan 1559′da imzalanan Cateau-Cambresis antlaşmasiyle, altmış beş yıldan beri süregelen İtalya savaşları ispanya lehine sonuca bağlandı ve iki krallık din sapkınlarına karşı uzlaşmaya vardı.
Henri II Cenevre veya ingiltere’ye karşı bir haçlı seferi düzenlemek istiyordu. 2 Haziran 1559′da Ecouen’da imzalanan yeni bir kararname, Protestanlara kaçmak veya ayaklanmaktan başka bir çare bırakmadı. Paris parlamentosundan dört danışman Bastille’e hapsedilmişti. 10 Temmuzda kralın bir kaza sonucu ölümü, Fransa’da din savaşlarının başlamasını ancak üç yıl geciktirebildi. Bk. PROTESTANLIK. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reform hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REESE (Gustave)
Tarih 26 Haziran 2009
REESE (Gustave), amerikalı müzikolog (New York 1899).
New York üniversitesinde ders verdi. 1935′te Amerikan Müzikoloji derneğini kurdu: 1950′de bu derneğin başkanı oldu. Kendi konusunda güvenilir kaynaklar olan birçok eser yazdı.
Bunlar arasında Music in the Middle Ages (Ortaçağda Müzik) [19401 ve Music in the Renaissance (Rönesansta Müzik) [1954] önemlidir. (L)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REESE (Gustave) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REES (Otto VAN)
Tarih 26 Haziran 2009
REES (Otto VAN), hollandalı iktisatçı (Liege 1825 – Utrecht 1868).
Groningen (1858) ve Utrecht (1850-1868) üniversitelerinde siyasal bilgiler profesörlüğü yaptı. Pantheon dergisinin müdürü oldu. Geschiedenis der Staathuishoudkunde in Nederland tot op’t Eende der 18. de Eeuw (Hollanda’da 18. yy. Sonlarından Günümüze Kadar İktisat Tarihi) [2 cilt, 1865-1868] adlı bir eseri vardır.
Tarihî eserleri arasında, Pieter de la Court’un ortaya attığı nazariyelerin açıklaması da (1851) yer alır. (M)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REES (Otto VAN) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REDWAY (Jacques Wardlaw)
Tarih 26 Haziran 2009
REDWAY (Jacques Wardlaw), amerikalı coğrafyacı (Nashville, Tennesse 1849 – öl. 1942).
Kaliforniya üniversitesinde ve Münih’te okudu, Kaliforniya’daki State Normal School’da Fizikî Coğrafya ve Kimya kürsüsünde ders verdi. 1870-1880 Arasında Kaliforniya ve Arizona’da maden arayıcısı oldu, incelemeler yaptı.
Coğrafya araştırmalarını, daha sonra, Güney Amerika, Avrupa ve Asya’da, sürdürdü.
Eserleri: Manual of Geography (Coğrafya Elkitabı) [1887]; Manual of Physiography (Fizyografya Elkitabı) [1900]; New Basis of Geography (Coğrafya’nın Yeni Temelleri) [1901]. (M)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REDWAY (Jacques Wardlaw) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REHM (Hermann)
Tarih 26 Haziran 2009
REHM (Hermann), alman hukukçusu (Augsburg 1852 – Strasbourg 1917). Münih, Marburg, Giessen, Erlangen ve Strasbourg üniversitelerinde profesörlük yaptı.
Amme hukuku uzmanıydı, özellikle alman monarşi hukukunun siyasî ve tarihî bakımdan teşkilâtlandırılmasına önemli katkılarda bulundu.
Başlıca eserleri: Geschichte der Sta-atsrechtswissenschaft (Devletler Hukuku Tarihi) [1896], Allgemeine Staatslehre (Genel Devlet Doktrini) [1899]; Modernes Fürstenrecht (Çağdaş Prenslik Hukuku) [1905], Kommentar Zum Privatversicherun-gsgesetz (Özel Sigorta Kanunu üstüne Yorum) [1907]; Das Reichsland Elsass-Lotringen (Alsace-Lorraine Eyaleti) [1912], Das Politische Wesen der Deutschen Monarchie (Alman Monarşisinin Siyasî Yönü) [1912]. (M)
26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REHM (Hermann) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REDLİCH (Hans Ferdinand)
Tarih 25 Haziran 2009
REDLİCH (Hans Ferdinand), alman müzikologu (Viyana 1903). öğrenimini Münih ve Frankfurt üniversitelerinde yaptı.
1930′da ingiltere’ye göç etti ve ingiliz uyrukluğuna girdi. Monteverdi üstünde çalıştı ve bu besteciyle ilgili monografiler yayımladı, eserlerinin modern baskılarını yaptı. Ayrıca, Wagner, Mahler ve Bruckner üstüne incelemeleri vardır. (M)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REDLİCH (Hans Ferdinand) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
REDHOUSE (sir James William)
Tarih 25 Haziran 2009
REDHOUSE (sir James William), ingiliz şarkiyatçısı (Londra 1811-ay.y. 1892). İstanbul’a gelerek desinatörlük yaptı (1826).
Türkçe öğrenerek Türkçe-lngilizce bir sözlük hazırlamağa başladı. Londra’ya döndü (1834). Türkçe – Fransızca – İngilizce sözlük haline getirdiği eserin, Bianchi’nin Türkçe-Fransızca sözlüğünün yayımlanması üzerine bastırmaktan vaz geçti. Sadaret tercümanı oldu; Hariciye nazırlığında tercümanlık yaptı (1840).
İngiliz sefarethanesiyle Osmanlı devleti arasında irtibat tercümanı olarak çalıştı (1848). Türkiye ile İran arasındaki barış antlaşmalarına katıldı (1847). 1853′te Londra’ya döndü. Osmanlıca Konuşma Dili Cep Kılavuzu (Vade Mecum of The Ottoman Colloquiae Language) [1855] adlı türkçe el kitabiyle tngilizce-Türkçe Sözlük (English-Turkish Dictionary) yayımladı (1861). 1878′de Osmanlıcaya geçmiş arapça ve farsça kelimeleri de kapsayan Kitab-ı Maani-i Leh-çeli-James Redhouse el-ingilizi (Turkish and English Lexicon Shewing the English Significations of the Turkish Terms) [1. kısım 1884; 2. kısım 1890] yazdı. 1840′ta Sultan Abdülmecid tarafından kendisine Ni-şan-ı iftihar verildi.
1847′de İran’ın Arslan ve güneş nişanını aldı. 1884′te Cambridge üniversitesinin fahrî edebiyat doktoru unvanını, 1888′de şövalye payesini aldı. (M)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REDHOUSE (sir James William) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Reden an die Deutsche Nation («Alman Mîlletine Mektuplar»)
Tarih 25 Haziran 2009
Reden an die Deutsche Nation («Alman Mîlletine Mektuplar»), Fichte’nin 1807-1808 arasında Berlin üniversitesinde verdiği on dört dersin adı.
Alman milliyetçiliğinin gerçek manifestosu olan ve Prusya’nın çökmesinden sonra yazılan bu eserde Fichte, alman milletinin manevî değelerini yeniden «uzandıktan sonra dünyayı kurtarmakla yükümlü olduğunu ileri sürer. (L)
25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reden an die Deutsche Nation («Alman Mîlletine Mektuplar») hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAYLEİGH
Tarih 24 Haziran 2009
RAYLEİGH (John William STRUTT, üçüncü —baronu), ingiliz fizikçisi (Langford Grove 1842-Witham, Essex 1919).
Cambridge üniversitesinde okudu. 1879′da, Maxwell’den sonra aynı üniversitenin fizik profesörü oldu ve 1887′ye kadar bu görevde kaldı. O tarihte, Tyndall’den boşalan Tabiat Felsefesi kürsüsünü yönetmek için Londra Krallık enstitüsüne çağrıldı. 1905′te Royal Society başkanlığına, 1908′de Cambridge üniversitesi şansölyeliğine, 1910′da da Paris Bilimler akademisi yabancı üyeliğine seçildi.
Lord Rayleigh, fiziğin bütün dallarında ilgi çekici eserler verdi. Tek moleküllü ince elektron tabakalarını inceleyerek, bazı moleküllerin boyutlarını belirledi ve Avogadro sayısının değerini hesapladı (1892). Sıvıların yüzeyindeki duraklı dalgaları, ince lamların titreşimini, kılcallık olayını ve yüzey gerilimlerini inceledi. Gazların yoğunluklarını kesinlikle belirledikten sonra, Ramsay ile birlikte argon’u keşfetti. Işığın dağılması ve gökyüzünün rengi üstüne yaptığı ünlü araştırmaları da anılmağa değer. Lord Rayleigh’ın kaleme aldığı monografiler, Cambridge üniversitesinin yayımladığı «Scientific Papers»ta çıktı (1904 Nobel Fizik ödülü). [L]
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYLEİGH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAWLİNGS
Tarih 24 Haziran 2009
RAWLİNGS (Kinnan, Marjorie — denir), amerikalı kadın romancı (Washington 1895-St. Augustine, Florida 1953).
1918′de Wisconsin üniversitesini bitirdi, sonra on yıl gazetecilik yaptı. 1908′de gazeteciliği bıraktı, kendini çiftçiliğe ve yazarlığa verdi. 1931′de Jacob’s Ladder (Yakub’un Merdiveni) adlı hikayesiyle Scribner’s Magazine hikâye yarışmasını kazandı. İki yıl sonra Gal Young Un adlı eseriyle O. Henry kısa hikâye ödülünü aldı.
Romanları: South Moon Under (Güney Ay’ı Altında) [1933], Pülitzer ödülünü kazanan The Yearling (Bir Yaşındaki Bebek) [1938], Golden Apples (Altın Elmalar) [1935], The Sojourner (Misafir) [1953]. (M)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAWLİNGS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RAUMER (Kari Georg)
Tarih 24 Haziran 2009
RAUMER (Kari Georg), alman pedagogu ve jeologu (Wörlitz, Dessau 1783 – Er-langen 1865).
Göttingen ve Halle’de hukuk, Freiberg ve Paris’te (1808) jeoloji okudu. Fichte’nin Reden an die Deutsche Nation (Alman Milletine Nutuklar) kitabını inceleyerek alman milletinin yeniden doğuşuyle ilgili düşünceleri şekillendirdi ve 1809′da Pestalozzi’nin metodunu daha yakından derinleştirmek için Yverdon’a gitti, ama memnun kalmayarak kısa süre sonra buradan ayrıldı.
1811′de Breslau üniversitesine mineraloji profesörü tayin edildi; 1819′da liberal düşünceleri yüzünden güçlüklerle karşılaşınca Halle üniversitesine geçti. Soruşturmalar devam ederken 1923te istifa etti ve Nürnberg’de Dittemar enstitüsüne yardımcı müdür oldu. 1827′de Erlangen’e joloji profesörlüğüne getirildi ve ölümüne kadar bu görevde kaldı (Erlangen’de pedagoji dersleri de verdi).
Başlıca eseri: Geschichte der Padagogik (Pedagoji Tarihi) [4 cilt, 1843-1854]. (M)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUMER (Kari Georg) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RATZEL (Friedrich)
Tarih 24 Haziran 2009
RATZEL (Friedrich), alman coğrafyacısı (Karlsruhe 1844-Ammerland 1904). 1876′da coğrafya doçenti, sonra Münih üniversitesinde profesör oldu, daha scnra Leipzig (1886) üniversitesinde ders verdi.
Antropo-coğrafyanın kurucusudur. Coğrafî ortamla devlet sistemi arasındaki ilişkileri göstermeğe çalıştı; beşerî olayların yayılma alanlarını araştırmak ve bu alanları yeryüzü organizmasını meydana getiren şeylerden sunî bir şekilde ayırmamak gereği üstünde durdu.
Bazı halkları genişlemeğe ve hâkimiyet kurmağa sürükleyen «mekan duygusu»nu tanımlamağa çalıştı.
Başlıca eserleri: Anthropogeographie (Antropo-Coğrafya) [1882-1891], Völkerkunde (Sosyoloji) [1885-1888]; Politische Geographie (Siyasî Coğrafya) [1897], Die Erde und das Leben (Toprak ve Hayat) [1901 -1902]. Makalelerini Kleine Schriften (Kısa Yazılar)
[2 cilt, 1906] adı altında topladı. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATZEL (Friedrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RATHKE (Martin Heinrich)
Tarih 24 Haziran 2009
RATHKE (Martin Heinrich), alman anatomi bilgini (Danzig 1793 – Königsberg 1860). önce Dorpat üniversitesinde patoloji ve fizyoloji okuttu.
Sonra K. E. von Baer’in yerine Königsberg üniversitesinde anatomi ve zooloji profesörü oldu. 1825′te memelilerin ve kuşların dölütlerinde balıkların solungaçlarını andıran bazı organ yapılarına rastladı. Bu buluş, tabiat felsefecilerinin düşüncelerini çürütmekte, K. E. von Baer’in biyogenetik kanununu doğrulamaktaydı. (L)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATHKE (Martin Heinrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RATHAUS (Karol)
Tarih 24 Haziran 2009
RATHAUS (Karol), polonya asıllı amerikalı besteci (Tarnopol, Avusturya – Macaristan [bugün Ternopol, S.S.C.B.] 1895 -New York 1954).
Viyana Müzik akademisinde okudu. Birinci Dünya savaşında avusturya ordusunda hizmet gördükten sonra, 1922′de Viyana üniversitesinde tarih doktorasını verdi. Daha sonraki 10 yılını Berlin’de geçirdi, burada birçok eser besteledi ve çaldırdı. 1932-1934 Arasında Paris’te ve 1934-1938 arasında da Londra’da yaşadı.
1938′de A.B.D.’ye gitti, 1940′ta Queens college’a girdi ve ölümüne kadar beste dersleri verdi. 1953′te Metropolitan operası tarafından Boris Godunov’un orkestrasyonunu yeniden düzenlemekle görevlendirildi. Eserleri arasında bir opera (Fremde Erde [Yabancı Toprak]), baleler, oyunlar için fon müziği, filim müziği, orkestra ve koro için besteler, oda müziği, şarkı ve piyano parçaları yer alır. (M)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATHAUS (Karol) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RATH (Gerhard von)
Tarih 24 Haziran 2009
RATH (Gerhard von), alman mineraloji bilgini ve jeologu (Duisburg 1830 – Koblenz 1888).
Bonn üniversitesi maden müzesi müdürü oldu ve mineraloji okuttu (1872′den sonra), inceleme amacıyle birçok gezi yaptı ve bu geziler üzerine çok ilgi çekici yazılar kaleme aldı. İtalya ile ilgili yazılarını Fragment aus italien (İtalya’dan Parçalar) adlı kitapta topladı.
Maden ve özellikle billurun yapısı üstüne birçok inceleme yaptı ve çeşitli madenler keşfetti .«Rathit» madeni, ismini bu bilginin adından alır. (M)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATH (Gerhard von) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
READ (sir Herbert Edward)
Tarih 24 Haziran 2009
READ (sir Herbert Edward), ingiliz tenkitçisi ve şairi (Muscoates Grange, Kirbymooreside, Yorkshire 1893-Molton yakınları, Yorkshire 1968).
Leeds üniversitesinde okudu ama Birinci Dünya savaşı çıkınca öğrenimi yanda kaldı. Yorkshire alayında yüzbaşı rütbesiyle hizmet gördü. Read, Naked Warriors (Silâhsız Savaşçılar) [1919] adlı şiirlerinde modern savaşın korkunç yanla-nnı gözler önüne serer. 1933-1939 Arasında Burlington Magazine’i yayımladı. Çağdaş şiir anlatımının tek samimî ve elverişli biçimi saydığı serbest vezinden yanaydı. Kendi tenkitçi görüşünü klasisizmle romantizmin hümanizmde uzlaşması şeklinde tanımladı.
Son eserlerinden bazıları: The Philosophy of Modern Art (Modern Sanat Felsefesi) [1952]; Tenth Muse (Onuncu Musa) [1959]; Third Realm of Education (E-ğitimin Üçüncü ülkesi) [1900] ve A Letter To A Young Artist (Genç Bir Sanatçıya Mektup) [1962]. (M)
24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa READ (sir Herbert Edward) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RASONYİ (Laszlo)
Tarih 23 Haziran 2009
RASONYİ (Laszlo), macar türkoloğu (Liptoszentmiklos, Macaristan 1899). Budapeşte ve Berlin üniversitelerinde öğrenim gördü.
Macar İlim Akademisi kütüphanesinde görev aldı (1921). Ankara üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya fakültesinde açılan Hungaroloji kürsüsü profesörlüğü yaptı (1935-1942). Macaristan’daki Kolozvar üniversitesinin türkoloji profesörlüğüne getirildi; bu üniversitede bir türkoloji enstitüsü kurdu (1942-1944).
İkinci Dünya savaşı sırasında Budapeşte’ye, sonra Avusturya’daki Badgastein’e, daha sonra Feffernitz’e göç etti (1944). 1946′da Budapeşte’ye döndü. Balkan enstitüsünde (1947-1949), Macar İlim Akademisi kütüphanesinde görev aldı. Şarkiyat enstitüsünü kurdu. 1963′te Ankara’deki eski görevine çağrıldı ve bir süre burada çalıştı. Macar-türk kavimlerinin ilişkileri, türk kavimleri ve özellikle türk kişi adlan üzerindeki çalışmalarıyle ün yaptı.
Başlıca eserleri: Macar Arkeolojisinde Hunlar, Ayarlar ve Macarlar (1938); Dünya Tarihinde Türklük (1942; ikinci basımı 1971′de Tarihte Türklük adiyle); Macarlar ve Türkler (1944); Finler ve Ruslar (Naci Tuğrul adiyle, 1959); Histoire des Petcheneques, Ouzes et Comans (Kumanlar, Oğuzlar ve Peçeneklerin Tarihi) [Fundamenta III, 1970]. (M)
23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASONYİ (Laszlo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
RASATHANE veya RASADHANE
Tarih 23 Haziran 2009
RASATHANE veya RASADHANE blş. i. (ar. raşad, gözleme ve fars. hane, ev’den raşâd-hâne).
Esk. Astronomi veya meteororoloji gözlemlerine uygun şekilde tasarlanmış ve donatılmış yapı: Rasathaneler nasıl gökleri ve yıldızları temaşa için havaya uzanmış bir fen gözü ise…
(H.R. Gürpınar). Rasathaneler de her gün haber veriyorlar (B. Felek).
Eşanl. GÖZLEMEVİ.
— ANSiKL. Astron. Gök olaylarını incelemek için ayrılan rasathane’lerin eski çağlarda kurulduğu sanılır: Babil’deki Belus kulesi, Mısır’daki Osimandias mezarı. Eratosthenes’in kurduğu İskenderiye rasathanesi V. yy.a kadar çalışıyordu. Araplar, Hintliler ve Çinliler de erken çağlarda bu tür binalar yapmışlardı.
Avrupa’da, bir prens tarafından kurulan ilk rasathane Kassel’de Hessen landgrafı Wilhelm IV tarafından yaptırıldı (1561) ve 1593′te kapatıldı. 1576′da, Tycho-Brahe, Elseneur ile Kopenhag arasındaki Hven adasında Uranienborg rasathanesini kurdu. Bu tarihten itibaren de Avrupa’nın bütün bellibaşlı şehirlerinde rasathaneler yapılmağa başladı. Astronomi incelemeleri Almanya, İngiltere, Rusya, İtalya’da ve özellikle de özel bağışlar sayesinde A.B.D.’de büyük bir önem kazandı.
Bütün büyük devletlerin resmî rasathaneleri vardır. Ayrıca çok sayıda özel rasathane de bulunur. Çağımızda gök incelemeleri fotoğrafçılık ve tayf ölçümünün büyük çapta uygulanması yüzünden rasathane kurulacak yerlerde atmosfer şartlarının ve hava berraklığının çok iyi olmasına dikkat edilir. En gelişmiş ve güçlü donatım A.B.D. rasathanelerindedir. Kaliforniya’daki Mont-Wilson rasathanesinde teleskop aynasının çapı 2,50 m’dir; Chicago’da Yerkes rasathanesindeki dürbünün objektifi 1 metre çapındadır.
Rasathane çalışmaları. Yıldızların gök koordinatlarının kesin olarak belirlenmesi, büyük rasathanelerin günlük işlerindendir. Bu gözlemler için özellikle meridyen âletleri denen, bir tek dönme eksenli ve mümkün olduğu kadar dengeli âletlerden yararlanılır; meridyen âletleri, dürbünün dereceli bir daireyi harekete geçirmesiyle iki koordinatı aynı zamanda verir. Bu tür gözlemler, çoğu zaman «meridyen servisi» denen bir servis tarafından yapılır. Bundan başka, her büyük rasathanede, astronomi saatleri ve radyotelgraf alıcı cihazlarıyle donatılmış bir saat servisi, gökyüzünün fotoğraf haritasını hazırlamak üzere bir fotoğraf servisi (1880′de yapılmağa başlanan bu harita milletlerarası bir teşebbüstür ve sık sık gözden geçirilerek düzeltilir) ve nihayet önemi son otuz yılda gitgide daha çok artan bir astrofizik servisi vardır. Bazı rasathaneler, Güneş gözlemlerinde veya. gezegen ve kuyrukluyıldız gözlemlerinde uzmanlaşmıştır. Meteroloji gözlemleri astronomi servislerinden bağımsız rasathanelerde yapılır.
• İslâm dünyasında kısa süreli bazı özel çalışmalar için geçici rasat (gözlem) yerleri kuruldu; ayrıca, zamanı belirtmeğe yarayan muvakkıthaneler de vardı. Bu bakımdan ilk yüzyıllarda rasathane ile geçici rasat yerleri arasında kesin bir ayırım yapmak güçtür. Her rasathanenin, bilimsel ve yönetim işlerine bakan görevlileri, gözlem araçları ve kütüphanesi vardı. Bu bakımdan rasathaneler, akademik niteliği olan birer öğretim kurumu sayılırdı, islâm rasathaneleri hükümdarların veya devlet adamlarının desteğiyle kurulan devlet kurumlarıdır.
Her rasathanenin çalışma programı otuz yıllık bir süre içindi; âletlerin saklanması ve bakımları için sınırlamalar ve hükümdarların her zaman rasathaneye karşı ilgi duymamaları islâm rasathanelerinin gelişmesini kısıtlardı, özel rasathaneler daha uzun ömürlü ve verimli oldu.
İslâm rasathanelerinin kuruluşunda, hükümdarların astrolojiye karşı ilgisinin ve günlük ve gelecekle ilgili tedbirlerin alınmasında yıldızların güvenilir birer kılavuz sayılmalarının da önemi vardı, islâm rasathaneleri gerçekte birer astrolojik çalışma kurumu değil, bilimsel niteliği olan kuruluşlardı. Bu bilim dalının adı heyet’ti ve heyet (astronomi) yardımıyle birtakım matematik hesaplara dayanan gök cetvelleri (zîc’ler) düzenlenir ve takvimler hazırlanırdı. Çağma göre gelişmiş bir nitelik taşıyan rasat araçlarıyle yapılan ilk gözlemler, IX. yy.ın başlangıç yıllarında Cündişapur’da (Güneybatı tran) yapıldı. Ahmed Nihavendi, Zîc el-Muştemil (Gezegenlerin Hareketini Kapsayan Zayiçe) adlı eserini düzenlerken bu rasatlardan yararlandı, islâm astronomisinin en parlak dönemi abbasî halifesi Memun (813-833) devridir.
Bağdat’ta Eş Şemmasiye mahallesinde bulunan rasathanede halifenin astronomları, Yahya bin Ebi Mansur’un (öl. 830) emrinde, gökcisimlerinin hareketlerini sürekli olarak gözetlerlerdi. Bunlar, El Macisti’de belirtilen eğim, gece-gündüz eşitliği, şemsî yılın güneş süresi gibi konuları da incelediler. Şam’ın 3-4 km kuzeyinde Kasiyan dağı üzerinde, aynı halifenin başka bir rasathanesinde yapılan gözlemlerden de yararlanarak Zîc el-Mumtahan (Denenmiş Zayiçe) düzenlediler. 850′den 870′e kadar Musa bin Şakir’in oğullarından Muhammed ve Ahmed, Bağdat’ın Dicle üzerinde Babüttak’ta bulunan evlerinde kurdukları rasathanede düzenli gözlemler yaptılar.
Ebu Hanife Ahmed Dinaverî (öl. 895), 850′de heyet rasatları yapmak için İsfahan’da oturdu; gözlemlerini Kitab-ür-Rasad adındaki eserinde topladı. Battâni 887-918 yıllarında Fırat üzerindeki Rakka’da çok önemli rasat çalışmaları yaptı. Sabit bin Kurra, Güneşin hareketlerini yeniden incelemek için eskilerin rasatlarından yararlandı. Amâcûr ailesinden üç veya dört kişinin 885-933 yılları arasında rasat yaptıkları biliniyor. Büveyhîlerden Rüknüddevle adına Rey şehrinde Vezir Ebul Fazl bin el-Amid tarafından 950′de, tutulma yüzeyinin eğimi ölçtürüldü.
Ebul Fazl Herereî, Ebu Cafer Habini gibi astronomlar güneş tutulmasıyle ilgili gözlemler yaptılar. Yine Büveyhîlerden Adududevle için, Abdurrahman Sûfî ve başka astronomlar tarafından Şiraz’da rasatlar yapıldı. Ebul Vefa Buzcani, Bağdat’ta bir süre önemli rasatlar yaptı (975). ibnülalâm’ın 982′de yaptığı rasatlar Adududdevle tarafından desteklendi. Bağdat’ta büveyhî hükümdarı Şerefüddevle (982-989) adına bir rasathane kuruldu. Ebu Muhammed Hucendî 994′te Büveyhîlerden Fahrüddevle için Rey şehrinde süds-i fahri (sekstant) adlı bir âletin yardımıyle tutulma düzlemi eğimini tayin etti. X. yy.ın sonunda büveyhî melikleri kendi saraylarında birer rasathane kurarak Abdurrahman Sûfî, ibnülalâm, Ebul Vefa gibi astronomları orada topladılar. İbni Sina, Alaüddevle adına Hemedan’da başka bir rasathane kurdu (1025).
Mısır’da astronomi gözlemleri fatımî halifelerinden Aziz (öl. 996) devrinde başladı. Onun Kahire’de kurduğu rasathaneye halife Hakim de yardımda bulundu. İbni Yunus (öl. 1009) Zîc el-Hakimî (Hakimî’nin Zayiçesi) adlı eserme kaynak olan rasatlarını 977′den 1008′e kadar orada yaptı. Memun devri rasathanelerinde, rasat âletleri, özel çalışma yeri ve bir bilimsel kurul vardı, islâm ülkelerinde, ramazan ayının başlangıç ve bitiminin hesaplanmasında ilk hilâli gözlemeye dayanan çalışmalar buralarda yapılırdı. Dinî günlerin ve namaz vakitlerinin tayininde, kıble yönünün tespitinde yararları dolayısıyle, astronomiye ayrı bir önem verildi.
Memun devrinde kurulan ilk rasathanelerin çalışma programları yalnız güneş ve ay rasatlarını kapsıyordu. Şemmasiye’deki gözlemlerden alınan olumlu sonuçlara dayanılarak Kalsiyum rasathanesi kuruldu. Şerefüddevle rasathanesinde bütün gezegenlerin rasadını kapsayan geniş bir çalışma programı vardı. Burada çalışan astronomlar arasında Ebu Sehl Kûhî, Ebül Vefa Buzcânî bulunuyordu. Hemedan’da İbni Sina tarafından kurulan rasathanede ölçü duyarlığını sağlamak için mikrometreye benzer bir aracın kullanıldığı biliniyor. 1075′te İsfahan’da kurulan Melikşah rasathanesinde çalışma programının 30 yıl sürmesi gerektiğini’ gösteren belgeler vardır. Bütün gezegen gözlemlerinin rasathane çalışma programına alınması, rasathanenin çalışma süresini uzatmak bakımından bir aşamadır. Melikşah adına düzenlenen celâli takvimi’nin de bu rasathanede yapıldığı sanılıyor. Bu kurumda Ömer Hayyam, Ebu Muzaffer İsfizarî, Meyimin bin Necile, Vasıtî gibi bilginler çalıştı.
1118′den sonra astronom Hazinî, Sultan Sencer namına Zîc-es-Sencerî’yi (Sencer’in Zayiçesi) hazırladı. Bundan sonra Efdal ve Memun Bataihi adlı iki fatımî veziri tarafından 1120-1125 yılları arasında Kahire’de bir rasathane kuruldu. Ebul Kasım Usturlabî 1130′da Bağdat’taki selçuklu sarayında gözlemler yaptı. XI. yy.da Tuley-tule’de (Toledo) Ebu İbrahim Zerkal ile arkadaşlarının önemli rasatlar yaptıkları biliniyor; bu rasatlar Seyid Endülusî’nin yaptığı rasatların bir devamı niteliğindedir. İbni Bacce de (öl, 1139) kendi evinin damında bazı rasatlar yaptı. 1325′te Yezd şehrinde Rükneddin Ahmed bin Nizamel-Huseynî adında biri tarafından Rasad-ı Vaktü’l-Hüseynî adı verilen rasathane kuruldu. XIV. yy.da İbnî Şatır’ın (öl. 1879) Şam’daki özel rasathanesi de önemlidir.
1272′de Kırşehir’de kurulan Cacabey medresesinde ve Kütahya’nın Vacidiye medresesinde özellikle XIV. yy.ın ilk yarısında gözlemler yapıldığı veya astronomi dersleri verildiği biliniyor. 1300′de Gazan Han, Tebriz’de, 1420′de Uluğ Bey Semerkand’da birer rasathane kurdular: Uzakdoğu’da geliştirilen astronomi çalışmaları Selçuklular tarafından islâm dünyasına aktarıldı. Uzakdoğu etkisi, selçuklu sanat eserlerinde görülen tutulma düzlemi burçlarının resimlerinde göze çarpar. Astronomi alanında en önemli aşama İlhanlılar devrindedir. 1259′da kurulan Maraga rasathanesi islâm rasathanelerinin gelişmesinde etkili oldu. İlhanlı hükümdarı Hulâgu’nun yanında bulunan ünlü astronom Nasirüddin Tusî, yeni gözlemler yapılması gerektiğini hükümdara bildirdi. O zamanlar, bazı çevrelerde yıldızları gözleyerek gelecekteki olayları önceden görme inancına dayanan astroloji (ilmi nücum) ile astronomi arasında benzerlikler bulunduğuna inanılıyordu. ilhanlı hükümdarı Hulâgu Han da astronomiyle astroloji arasında bir yakınlık bulunduğu kanısındaydı. Bu amaçla Nasırüddin Tusî’nin rasathanesi âletlerle donatıldı.
Burada, gözlem âletleri ve astronomiye ait her türlü araç, zayiçe, takvim, usturlap, yükseklik ölçme âletleri, yıldızların ve burçların durumlarını gösteren âletler ve mücessem küre vardı. Bu kurum, gerek âletlerinin zenginliği, gerek içinde çalışan bilim adamlarının sayısı ve seçkinliği bakımından, büyük önem taşırdı, ismaililerden kalan çok zengin bir kütüphanesi olan bu kurumun 45 yıl çalıştığı biliniyor. Nasrüddin bu rasathanede hükümdar adına Zîc-i Hâniyi (veya Zîc-i İlhanı) [ilhanlı Zayiçesi] düzenledi. Bu eserde Kûşiyâr, Fahir, Âlâî, Şâhî, Battânî zîclerinde bulunmayan birtakım cetveller vardır. Ayrıca onların yanlışlarını da düzeltmektedir. Hulâgu ölünce Zîc-i ilhanı, onun yerine geçen Abaka’ya adandı. Müeyyedüddin Urzî, Fahreddin Meragî, Fahreddin Ahlatı, Necmeddin Kazvinî gibi çağın tanımış matematik ve astronomi bilginleri de rasat işlerinde Nasirüddin’e yardım ettiler. Onun ölümünden sonra yerine oğlu Asılüddin rasathane müdürlüğüne getirildi. İslâm geleneğinin devamı olarak Mihrace Cay Sing tarafından 1728 – 1734 yılları arasında Caybur, Delhi, Benares, Ocayın ve Mathura şehirlerinde Muhammed Şah adına rasathaneler kuruldu. Bunların kuruluşunda eski hint ve avrupa etkisi açıkça görülür. Türkiye’de modern rasathane Fatin Hoca (Gökmen) tarafından kuruldu (1911). Kandilli’de olan bu rasathane bugün de Türkiye’nin tam teşekküllü rasathanesidir (bk.KANDİLLİ RASATHANESİ.) 23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASATHANE veya RASADHANE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RANKİNE (William John Macquorn), iskoçyalı mühendis ve fizikçi (Edinburgh 1820-Glasgow 1872). Demiryolları yaptı, 1835′te Glasgow üniversitesinde mekanik profesörü oldu. Termodinamikte «enerji» terimini ileri sürdü, mekanikte potansiyel enerjiyle kinetik enerji arasındaki farkı ortaya koydu ve bu sayede enerjetiği kurdu. Dalgaların hareketi, pervaneler, buhar makinesi, esneklik teorisi, sürtmenlerin etkisi üstünde incelemeler yaptı. (L) 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANKİNE (William John Macquorn) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RANZOLİ (Cesare), italyan filozofu (Mantova 1876-Cenova 1926). Messina (1918-1922) ve Cenova (1922-1926) üniversitelerinde ders verdi. 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANZOLİ (Cesare) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RANGOON, Birmanya’nın başkenti ve Pegu idare bölümünün merkezi, Rangoon ırmağı kıyısında, Martaban körfezine 34 km uzaklıkta; 737 000 nüf. Ülkenin en büyük şehri ve başlıca limanı olan Rangoon, Birmanya demiryolu ağının merkezidir. Tersaneler; bıçkıhaneler; çeltik fabrikaları. Hint sermayelerinin ve işçilerinin şehre akın etmesiyle yerli halk ancak varoşlarda tutunabildi. Zenginlik ve bereket yılları olan 1920′lerde hintli akını en yüksek noktasına ulaştı. 1931 Sayımına göre 400 415 kişi olan toplam nüfusun (şehir sınırları içinde) 212 929′u hintliydi. Bu arada şehirde çeşitli kurumlar gelişti. 1920′de kurulan Rangoon üniversitesine inya yakınındaki kırlık bölgede 1 600 km2′lik bir alan eklendi, önce üniversite koleji ile Judson koleji sonra mühendislik, tıp ve öğretmen okulları inşa edildi. Hükümet sosyalist ilkelere uygun millî bir kalkınma siyaseti uygulamaktadır; bu kalkınma programı başkent çevresinde yoğunlaşmıştır. Devlet yatırımıyle kurulan iki dokuma, bir çelik, bir de ecza fabrikası henüz masrafını çıkarmamıştır. Bu arada yakılıp yıkılan bölgeden göçenler, şehir nüfusunu büyük ölçüde artırdı. 1958 Eylül-ekiminde yapılan hükümet darbesiyle Birmanya’da ordu yönetime elkoydu. Avnı yılın aralığında şehir muhtariyetine son verildi ve albay Tun Şeyn şehir yöneticiliğine tayin edildi. Tun Şeyn’in başkanlığında şehri temizlemek ve göçmenleri şehir sınırları dışındaki yeni yerleşme bölgelerine aktarmak için büyük çabalar harcandı. 1962′de ordu yeniden yönetime elkoyunca, tek protesto üniversite öğrencilerinden geldi, öğrenci gösterileri, aynı yılın temmuz ayında 17 öğrencinin vurulması ve öğrenciler Birliği binasının yıkılmasıyle bastırıldı. Şehirde 1967 haziranında çin aleyhtarı kanlı gösteriler yapıldı; birçok çinli öldürüldü. Çin elçiliğine ve çinlilere ait evler ve dükkânlara saldırılar oldu. (M) 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANGOON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RANGABİS (Aleksandros Rizos), yunanlı siyaset adamı ve yazar (İstanbul 1810-Atina 1892). Atina üniversitesinde arkeoloji profesörlüğü yaptı. Dışişleri bakanı oldu (1856). Paris ve Berlin elçiliklerinde bulundu. Modern Yunanistan’a, Eski Yunanca’ya yakın edebî bir dil kazandırmağa çalışan yazarlardandır. 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANGABİS (Aleksandros Rizos) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RANDA (Antonin), çek hukukçusu (Bystrice na Uhlave, Klatovy 1834-Dobrichovice, Prag 1914). Prag üniversitesinde profesörlük yaptı (1862-1904). Siyasî hayata atıldı, özellikle karşılaştırmalı hukuk konusunda önemli çalışmalar yaptı. Almanca olarak yazdığı eserler: Der Besitz Nach österreichische Rechte (Avusturya Hukukunda Milliyet) [1864]; Die Schadenersatz-pflicht Nach österrichsche Rechte mit Bedachtnahme Auf Auslandischen Gesetzgebungen (Yabancı Ülke Kanunları ve Avusturya Hukukunda Tazminat Yükümlülüğü) (1907). (M) 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANDA (Antonin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RAN (Nâzım Hikmet), türk şairi (Selanik 1902-Moskova 1963). Matbuat Umum müdürlüğü ve Hamburg konsolosluğu yapmış olan Hikmet Nâzım Beyin oğlu, şair ve mevlevî Nâzım Paşanın torunu. Göztepe’de Taşmektep’te, bir süre Galatasaray lisesinde okudu. Nişantaşı Numune mektebinden Heybeliada Bahriye mektebine geçti. Beş yıl sonra, hastalanınca okuldan ve askerlikten ayrıldı. Kurtuluş savaşı sırasında Anadolu’ya geçti (1920). Bir süre Bolu’da öğretmenlik yaptı. Sonra, İnebolu yoluyle Rusya’ya geçti. Moskova üniversitesinde sosyoloji ve ekonomi öğrenimi yaptı. 1928 Yılında Türkiye’ye döndü. 1931-1936 Yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı. 1938 Yılında Harp okulunda komünizm propagandası yapmak suçuyla tutuklandı ve 28 yıl 4 ay hapse mahkûm oldu. 1950 Temmuzunda çıkan af kanunundan yararlandı, hapisten çıktı. Resmî makamlardan habersiz olarak Türkiye’yi terk etti. Rusya’ya gitti. Türkiye aleyhinde faaliyette bulunma gerekçesiyle 15 ağustos 1951 tarihli Resmî Gazete de türk vatandaşlığından çıkarıldığı ilân edildi. Polonya tabiiyetine girdi ve Borzecki soyadını aldı. Lehistan Mektubu adlı şiirinde dedelerinden birinin Polonya’dan geldiğini, onun da kendisi gibi ihtilâlci olduğunu ve bu dedesiyle övündüğünü anlatması bu olaya bağlanabilir. Bundan sonraki yılları Sofya, Varşova, Moskova’da geçti. İlk şiirleri Alemdar gazetesinde Yarın dergisinde ve Celâl Sahir Erozan’ın aylık şiir dergilerinde yayımlandı. Moskova’ya ilk gidişinden sonra yazdığı şiirlerde hece veznini, ölçülü, kafiyeli şiir tarzını bıraktı. Rusya’da sıkı bir komünist terbiyesi gören şair 19 Yaşım başlıklı şiirinde bu yıllarını anlatır ve «24 saatte 24 saat Lenin / 24 saat Marks, 24 saat Engels» sözleriyle kendisine öğretilen doktrinin niteliğini ve yoğunluğunu belirtir. Yine kendi deyimiyle «beyninin kıvrımlarına kadar materyalist» olan Nâzım, bu ilk gençlik yıllarında aldığı fikrî telkini, ömrü boyunca muhafaza etti. 1920′lerin Rusya’sında kendisini tamamıyle Komünist partisinin emrine verdi. O sırada Rus Komünist partisi bütün sanatçıları, işçilere marksist-leninist dünya görüşünü telkin etmek için seferber etmişti. Komünist şairler yazdıkları şiirleri fabrikalarda işçilere okuyorlardı. Nâzım Hikmet de bu yolda şiirler yazdı. İşçinin seviyesine ve zevkine hitap eden bu şiirler, çok hareketli ve gürültülü bir hitabet edası taşır. 1909′da ortaya çıkan ve niteliği bakımından ihtilâlci olan fütürizm, Rusya’da Mayakovskiy tarafından yüksek bir sanat seviyesine çıkarılmış bulunuyordu. Nâzım Hikmet onun ve diğer rus şairlerinin kendi dillerinde yaptıklarını Türkçeye uyguladı. 1928 Yılında Türkiye’ye dönünce, şiirlerini 1938 yılma kadar Resimli Ay dergisinde yayımladı, birkaç şiir kitabı çıkardı. Nâzım’ın bu yıllara ait şiirleri şekil bakımından fütürist, muhteva bakımından ideolojiktir. Şair, fikirlerini ifade ederken bol bol fantastik hayallere de başvurur. Nâzım, türk edebiyatında esasen var olan bu akıma, fütürist bir şekil, marksist ve leninist bir muhteva verdi. Daha önce Ahmed Hâşim’in aruz ile denediği serbest müstezat tarzını heceye uyguladı. 1938′den başlayarak hapishanede, kalabalıktan uzak kalan ve kendine dönen Nâzım’ın şiirlerinde ton, muhteva ve üslûp bakımından büyük bir değişiklik oldu. Daha önceki şiirlerine hâkim olan ve makine gürültüsünü hatırlatan çok sesli ve çok hareketli üslûbun yerini yumuşak bir ifade tarzı, ideolojinin yerini şahsî günlük yaşantılar ve özlemler aldı. Nâzım Hikmet’in bu devreye ait şiirlerinde hapishane hayatının zarurî kıldığı hareketsizlik ve içe dönüş kadar, Orhan Veli ve arkadaşlarının ikinci Dünya savaşı yıllarında vücuda getirdikleri düz, sade, günlük yaşantı şiirlerinin de etkisi vardır. Şiirde ses ve benzetmeyi reddeden Orhan Veli, Nâzım’ın daha önceki şiirlerinin başlıca özelliğini teşkil eden gürültülü retoriği öldürmüştür, denilebilir. 1950 Yılından sonra Nâzım Hikmet, Moskova’da tekrar komünist âlemin gürültülü ve gürültücü havasına daldı. Türkiye’de Bursa hapishanesinde kazandığı lirik üslûbu kaybetti. Bu yıllarda A.B.D.’ye karşı dünya çapında ideolojik bir savaşa giren Sovyet Rusya, büyük şöhret kazanan Nâzım Hikmet’i dünyanın çeşitli ülkelerine propagandacı olarak yolladı. Nâzım’ın 1951 yılından sonra yazmış olduğu şiirlerden çoğu Parti’nin emriyle ve onun hoşuna gitmek için yazılmış propaganda şiirlerinden ibaret kaldı. 1960 Yılında Moskova’da yazdığı bir şiirde kendisinin Rusya’ya ne kadar bağlı olduğunu belirtmek için «Lenin, diyorum da, Vladimir ilic Lenin, diyorum ve 40 yıldır onun peşince parti biletimle gidiyorum» demek ihtiyacını duyar. Nâzım, bu döneme ait fazla ideolojik şiirleri yanında çeşitli ülkelere yaptığı yolculuk izlenimlerini ve Türkiye’ye ait hatıralarını anlatan lirik şiirler de yazdı. Annesi bir ressam olan Nâzım’da kuvvetli bir görme ve gördüğünü kaydetme duygusu vardı. Nâzım Hikmet’in şiirlerinde marksizm ve materyalizm bir tür din haline gelmiştir. Bir şiirinde kendisinden bahsederken «tepeden tırnağa iman» sözlerini kullanır. «Hâfız-ı Kapital» olmak istediğini belirtir. Başka bir şiirinde tıpkı mistikler gibi Tan-rı’nm her yerde «toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve plastikte» tecelli ettiğini söyler. Onu dindar mistiklerden ayıran taraf, maddeyi reddedecek yerde ona tapmasıdır. Şiir kitapları: 835 Satır (1929); Jokond ile Si-Ya-u (1929); Varan 3 (1930); 1+1 = 1 (1930); Sesini Kaybeden Şehir (1931); Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1931); Oyunları: Kafatası (1932); Bir ölü Evi (veya Merhumun Hanesi) [1932]; Unutulan Adam (1935); Ferhad ile Şirin (1965); Sabahat (1965); İnek (1965); Ocak Başında Yolcu (iki oyun birarada) [1966]; Yusuf ile Menofis (1967); Romanları: Kan Konuşmaz (1965); Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme) [1965]; Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAN (Nâzım Hikmet) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RAMSEY (Arthur Michael), anglikan başpapazı (Cambridge 1904). Cambridge üniversitesinde okudu. 1929′da papaz oldu. 1940′ta Durham, 1950′de de Cambridge üniversitesinde ilahiyat profesörlüğü yaptı. 1952′de Durham piskoposu, dört yıl sonra da York başpiskoposu oldu. 1961′de Conterbury başpiskoposluğuna ve ingiltere yargıç başpapazlığına getirildi. 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMSEY (Arthur Michael) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RAMSAY (sir William), ingiliz kimyacısı (Glasgow 1852-Hingh Wyycombe, Bucks 1916). Bristol (1880), daha sonra Londra üniversitesinde (1887) profesör oldu ve 1879′da Borwn hareketini moleküller arasındaki çarpışmalarla açıkladı. 1894′te lord Raleigh ile birlikte, havada argon ve 1895′te Cleve ile işbirliği yaparak kleveit’te helyum bulunduğunu keşfetti. 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMSAY (sir William) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RAMMELSBERG (Kari Friedrich), alman kimyacısı ve mineraloji uzmanı 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMMELSBERG (Kari Friedrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 22 Haziran 2009 RANKİNE (William John Macquorn), iskoçyalı mühendis ve fizikçi (Edinburgh 1820-Glasgow 1872). Demiryolları yaptı, 1835′te Glasgow üniversitesinde mekanik profesörü oldu. Termodinamikte «enerji» terimini ileri sürdü, mekanikte potansiyel enerjiyle kinetik enerji arasındaki farkı ortaya koydu ve bu sayede enerjetiği kurdu. Dalgaların hareketi, pervaneler, buhar makinesi, esneklik teorisi, sürtmenlerin etkisi üstünde incelemeler yaptı. (L) 22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANKİNE (William John Macquorn) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 20 Haziran 2009 RAMAN (sir çandrasekaba venkata), hintli fizikçi (Triçinopoly 1888). önce maliye memurluğu yaptı (1907), sonra Kalküta üniversitesi fizik profesörü (1915) ve Bangalor’daki tndian İnstitute of Science’ın (Hindistan Bilim enstitüsü) fizik bölümünün yöneticisi oldu. 1928′de, kendi adını taşıyan etkiyi keşfetti. (1930 Nobel Fizik ödülü.) [L] 20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 20 Haziran 2009 RAJNA (Pio), italyan tenkitçisi ve profesörü (Sondrio 1847-Floransa 1930). Floransa üniversitesinde ders verdi ve «şövalye şiiri»nin menşeleri üstüne önemli eserler yazdı: Ricerche intorno ai «Reali di Francia» (Fransız Kralları üstüne Araştırmalar) [1876], Le Fonti deli «Orlando Furioso» («Çılgın Orlando»nun Kaynakları) [1876], Le Origini dell’Epopea Frencese (Fransız Destanının Menşeleri) [1884]. (L) 20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAJNA (Pio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 19 Haziran 2009 RAHNER (Kari), alman katolik ilâhiyatçı (Freiburg-im-Breisgau 1904). Cizvit tarikatına girdi. 1949′dan itibaren Innsbruck, sonra da Münih üniversitesinde dogma tarihi okuttu. Geist in Weit (Dünya’da Ruh) [1939], Schriften zur Theologie (Dinî Yazılar) [1959-1967] adlı eserleri, ikinci Vatikan konsilinde ağır basan düşüncelerin olgunlaşmasını sağladı. 1965′te Reuchlin ödülünü aldı. (L) 19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAHNER (Kari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 19 Haziran 2009 RAGUET (Condy), amerikalı iktisatçı (Philadelphia, Pennsylvania 1784-ay.y. 1842). Pennsylvania üniversitesinde hukuk okuduktan sonra ticaret hayatına atıldı. 19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGUET (Condy) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 19 Haziran 2009 RAGNİSCO (Pietro), italyan felsefe tarihçisi (Pozzuoli 1830-Roma 1920). Palermo, Padova ve Roma üniversitelerinde ders verdi. 19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGNİSCO (Pietro) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 19 Haziran 2009 RAİMOND VII (Beaucaire 1197-Millau 1249), Toulouse kontu (1222-1249). Raimond VI’nın oğlu ve halefi. Toulouse devletini yeniden kurmağa çalıştı. Amaury de Montfort’u son sığınağı olan Carcasson’dan kovdu (1224) ve Katar’lara yapılan zulme fiilen son verdi. Din sapkınlığı yeniden arttığı i-çin papa Honorius VIII, tarafından afaroz edildi. Oysa Raimond VII papaya boyun eğmiş olduğunu bildirmişti. Papa bu olayın hemen ardından, Louis VIII’i papalık elçisi Romano di Sant’Angelo’nun hazırladığı yeni bir haçlı seferine sürükledi. Avignon kuşatıldı ve teslim oldu (haziran-eylül 1226); Languedoc krala boyun eğdiğini bildirdi. Toulouse bölgesi yakılıp yıkıldığı için Raimond VII, eyaletlerinin Akdeniz bölümü (Carcassonne, Beziers, Agde, Nîmes) ile Tanrr’ın güneyindeki Albigeois’yı Fransa kralına bırakmak zorunda kaldı. Ama Toulouse bölgesini, Rouergue’i, Quercy’yi ve Albigeois’nın bir kısmını muhafaza ediyordu. Louis IX ve Kilise, din sapkınlığıyle mücadele etmek amacıyle, Raimond VII’yi, Toulouse üniversitesini kurmak (1229), Katar’ların kovuşturulmasını sağlayan ve toprakları üstünde dominiken engizisyoncuların adlî faaliyet göstermesine izin veren yasalar kabul etmek zorunda bıraktılar. Bunun üzerine papa Gregorius IX’dan Venaissin kontluğunun yeniden kurulması iznini alan (1234) Raimond VII, İngiltere kralı Henry III ile ittifak yaparak topraklarının Capet’ler tarafından yutulmasını önlemeğe çalıştı (1242). Henry III Narbonne’u geri aldı; ama İngilizlerin geri çekilmesinden sonra Raimond VII boyun eğmek (ekim 1242) ve kontluğun bağımsızlığına fiilen son veren Lorris antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı (1243). [L] 19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİMOND VII hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 18 Haziran 2009 RAGGHİANTİ (Carlo Ludovico), italyan sanat tarihçisi ve tenkitçisi (doğ. Lucca 1910). Pisa üniversitesinde ortaçağ sanatı ve modern sanat dersleri vermektedir. Yönettiği dergilerle (Critica d’Arte ve Selearte) tarihî araştırmaların yayılmasına katkıda bulundu. Vasari’nin Vite (Hayatlar) [4 cilt, 1942-1944] adlı eserinin önsöz ve notlarla birlikte bir baskısını yayımladı. Tarih, tenkit ve estetik üstüne birçok inceleme ve makale yazdı, önemli eserleri: impressionismo (izlenimcilik) [1944]; Commenti di Critica d’Arte (Sanat Tenkidi Açıklamaları) [1946]; L’Arte e la Critica (Sanat ve Tenkit) [1950]; Cinema, Art e Figurativa (Figüratif Sanat Olarak Sinema) [1952]; Fütura del Dugento a Firenze (XIII. yy. Floransa Resmi) [1954]. (M) 18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGGHİANTİ (Carlo Ludovico) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 18 Haziran 2009 RAFİNESQUE (Constantine Samuel), amerikalı botanikçi (Galata, İstanbul 1783-Philadelphia, Pennsylvania 1840). Pennsylvania ve Delaware’de botanik araştırmaları yaptı. 1805′te topladığı botanik örnekleriyle Palermo’ya (Sicilya) gitti ve 1851′e kadar orada kaldı. 1815′te, A.B.D.’ye doğru yol alırken, içinde bulunduğu geminin Long island açıklarındaki Fisher adasında, kazaya uğraması sonucu yirmi yıllık koleksiyonu kayboldu. A.B.D.’ye yerleşti ve Lexing’ton’daki (Kentucky) Transylvania üniversitesinde botanik profesörü oldu (1818-1826). Geniş kültürlü bir insandı, fakat durmadan yenilik arama arzusu çalışmalarında karışıklıklar yarattı ve sık sık yanlışlıklara düştü. 18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAFİNESQUE (Constantine Samuel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RADLOFF veya RADLOV (Friedrich Wilhelm), alman asıllı rus türkoloğu (Berlin 1837-Petrograd 1918). Berlin üniversitesini bitirdi; Jena üniversitesine sunduğu Über den Einfluss der Religion auf die Völker Asiens (Asya Halklarında Dinin Etkisi Üstüne) [1858]‘ adlı teziyle felsefe doktoru oldu. Sonra Petersburg’a gitti; Batı Sibirya’daki Barnaul şehrinde Yüksek Madencilik mektebinde almanca ve latince dersleri verdi; 1859-1871 arasında kışları öğretmenlik yaptı; yazları dil, tarih ve etnografya malzemesi toplamak üzere Sibirya ve Türkistan’da yaşayan türk boyları arasında geziler düzenledi. 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADLOFF veya RADLOV (Friedrich Wilhelm) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RADLKOFER (Ludwig Jacob Timotheus), alman botanikçisi (Münih 1829 – ay.y. 1927), 1859′dan sonra Münih üniversitesinde botanik okutmağa başladı. 1908′de Münih Botanik müzesine müdür oldu. 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADLKOFER (Ludwig Jacob Timotheus) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RADL (Emanuel), Çekoslovakyalı tabiat bilgini ve filozofu (doğ. Pyşely 1873-Öl. 1952). Prag’da Karel üniversitesinde tabiat felsefesi okuttu (1919′dan sonra). 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADL (Emanuel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RADHAKRİŞNAN (Sarvepalli), hintli siyaset adamı (Tiruttani, Madras 1888). Madras’ta felsefe profesörlüğü yaptı. 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADHAKRİŞNAN (Sarvepalli) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RADET (Georges), fransız tarihçisi (Chesley, Aube 1859 – Saint Morillon, Gironde 1940). Fustel de Coulanges’ın öğrencisiydi. Atina enstitüsü üyesi (1884-1887), daha sonra BordeauK üniversitesinde profesör oldu (1888-1934). Revue des Etudes Anciennes’i (1889) kurdu, özellikle helenistik devrin tarihçisi olarak Alexandre le Grand (Büyük İskender) [1931] ve Notes Critiques sur Y-Histoire d’Alexandre (iskender Tarihi üstüne Tenkit Notları) [1925-1933] adlı iki eser yazdı. (L) 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADET (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RADCLİFFE-BROYWN (Alfred Reginald), ingiliz etnologu (Birmingham 1881-Londra 1955). önce Andaman adalarına (1906), sonra Batı Avustralya’ya (1910) bir inceleme gezisi yaptı. 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADCLİFFE-BROYWN (Alfred Reginald) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RADBRUCH (Gustav), alman hukuk bilgini (Lübeck 1878-Heidelberg 1949). Birinci Dünya savaşından sonra siyasî hayata atıldı; Wirth ve Stresamann hükümetlerinde Sosyalist partiden adalet bakanı oldu; ama özellikle hukukla ilgili konular ve hukuk felsefesi üstüne incelemeler yaptı; Heidelberg (1910), Königsberg (1914), Kiel ve tekrar Heidelberg (1926) üniversitelerinde ders verdi; 1933′te nazi aleyhtarı davranışları yüzünden profesörlükten uzaklaştırıldı. 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADBRUCH (Gustav) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RABL (Cari), avusturyalı anatomi uzmanı (Wels, Yukarı Avusturya 1853 – Leipzfg 1917). Viyana (1885-1886), Prag (1886-1904) ve Leipzig üniversitelerinde profesörlük yaptı. Anatomi ve embriyoloji üstüne önemli araştırmaları vardır. (M) 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABL (Cari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RABİ (İsaac İsidor), amerikalı fizikçi (Rymanow, Galiçya 1898). Columbia, Münih, Kopenhag, Hamburg, Leipzig ve Zürich üniversitelerinde okudu. 1929′da Columbia üniversitesine asistan, sonra da profesör oldu. Daha çok spinler ile atom çekirdeğinin elektrik ve magnetik özellikleri üstünde çalıştı 1944 Nobel Fizik ödülünü kazandı (L) 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABİ (İsaac İsidor) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RABELAİS (François), fransız yazarı (La Deviniere, Chinon yakını 1494′e doğr. – Paris 1553). Babası Chinon krallık mahkemesinde avukattı. Bundan sonraki on yılını (1536-1546) Rabelais hekimlik yaparak ve maceralı bir hayat sürerek geçirdi. 1597′de Montpellier’de doktor unvanını aldı, sonra kralın çevresine kabul edildi ve resmî bir şahsiyet oldu. Kardinalin kardeşi Guillaume du Bellay, Piemonte’ye gittiği sırada (1540), Rabelais hekim olarak onun yanında bulundu. Langey senyörünün ölümünden sonra, Krallık divanına danışman tayin edildi ve Poitou’ya yerleşti. 1546 Başlarında Tiers Livre des Faicts et Dicte Heroigues du Noble Pantagruel’i (Asil PantagrueJ’in Kahramanca İşleri ve Sözlerinin üçüncü Kitabı) Navarra kraliçesi Marguerite’e armağan etti. Sorbonne, bu kitabın «çeşitli sapık görüşlerle dolu» olduğunu öne sürdü ve önceki eserleri gibi bu eserini de suçladı. Rabelais, Metz’e kaçarak, yeni bir görevle Roma’ya gönderilen Jean du Bellay’ye katıldı. Lyon’dan geçerken Quart Livre de Pantagruel’i (Pantagruel’in Dördüncü Kitabı) yayımlattı (1548). Bu eserin devamı ancak 1552′de çıktı. Rabelais, hayatının son iki yılında, Du Bellay’nin koruyuculuğu sayesinde Meudon’da papazlık yaptı. Bu neşeli papaz, vaktinin çoğunu Paris’te geçiriyor ve sık sık «sağlık cenneti» adını verdiği Saint-Maur-les-Fosses’ye gidiyordu, ölümünden dokuz yıl sonra, Cinguieme Livre de Pantagruel’in (Pantagruel’in Beşinci Kitabı) ilk bölümleri Ulsle Sonantc adiyle yayımlandı. Bu eserin tamamı 1564′te Lyon’da çıkmıştı. Yazarın ölümünden sonra yayımlanan bu kitabın gerçekliği üstünde şüpheler belirdi. Ancak eser, Rabelais’ye maledilebilecek bir çaptadır. Ronsard, Rabelais’yi kendini içkiye vermiş ayyaş olarak tanıtır. Hakkında söylenenler, onun gerçek kişiliğini uzun süre gölgelemiştir. Rabelais XVII. ve XVIII. yy.da da okunmuştur. Oysa, o sıralarda rönesans eserleri gerektiği gibi değerlendirilmiyordu. Bundan ötürü bu çağlarda Rabelais’nin sadece açık saçık anlatımına önem verildi. Onu «fransız edebiyatının yaratıcısı» sayarak gerçek yerine oturtan Chateaubriand’dır. Rabelais’de, XVI. yy.ın ilk yarısındaki hümanistlere özgü, doymak bilmeyen bir öğrenme isteği vardı. Gargantua’sı ve Pantagruel’i zamanın bütün büyük meselelerini alaycı bir biçimde dile getirmek için kullandığı birer araçtır. Rabelais, okurundan, eserindeki «özlü ilik»i çıkarmasını ve fanteziler ardındaki derin düşünceye varmasını bekler. Bu düşüncenin temel özelliği, ortaçağ zihniyetine karşı bir tepki olmasıdır: Rabelais, Hıristiyanlığın inr san bedenini hor görmesinden ve bâtıl inançlardan nefret eder, eserinin her satırında insan yaratılışına ve insanlığı ileri götürecek olan bilime inancını belirtir. Kiliseye, skolastiğe, geleneksel eğitim metotlarına saygısızlığı reformların bir an önce uygulanmasını istemesindendir; ustası saydığı Erasmus gibi, Rabelais’yi de hiç biı kilise tutmamış, katoliklerce protestan dostu, protestanlarca da dinsiz sayılmıştı. Gerçekte Rabelais, hiç bir kapıya kul olamayacak kadar düşünce hürriyetine bağlıdır: insanoğlunun türlü çılgınlıklarını hoş görmek ve derin bir iç huzura kavuşmak için başvurulacak tek kaynak onca akıldı. Kahkaha, onun elinde, hayal kırıklığının tek ilâcı olmuş, Theleme manastırının alınlığına yazdığı vecizeyle de, sağduyuya beslediği güveni belirtmişti. Çağının toplumunu, bıyık altından gülerek gözümüzün önüne seriverir ve ölümsüz tipler yaratır (Panurge, Picrochole, Bridoie v.b.). Hicvinde kin değil, candan bir kahkaha, ince bir mizah ve coşkun bir neşe vardır. Bunca zamandıı bunca insanı büyüleyebilmesinin sırrını, gerçek ile hayali, kaba saba şakalar ile en ince mizahı bağdaştırmasında aramalıdır, öyle ki, onun deyimiyle «ayak takımı» da, «en seçkin aydınları» da bu eserde aradıklarını bulabilirler. (L) 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABELAİS (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RABEL (Ernst), avusturyalı hukukçu (Viyana 1874 – Zürich 1955). Leipzig (1904-1960), Basel (1906-1910), Kiel (1910-1911), Göttingen (1911-1916), Münih (1916-1926), Berlin (1926′dan sonra) üniversitelerinde profesörlük yaptı; Milletlerarası Karşılaştırmalı Hukuk derneğine başkanlık etti (1925). Berlin’de Kaiser Wilhelm Gesellac-haft Milletlerarası ve Yabancı özel Hukuk enstitüsüne müdür oldu. Eski hukuk, özel devletler hukuku ve karşılaştırmalı hukuk konularında önemli incelemeleri vardır. Başlıca eserleri: Unmöglichkeit der Leistung (Randımanın imkânsızlığı) [1904 - 1909]; Grundzüge des Römischen Privatrechts (Roma özel Hukukunun İlkeleri) [1914]; Die Papyrusurkunden der öffentlichen Bibliothek zu Basel (Basel Kütüphanesindeki Papirüs Belgeleri) [1917]; Rechtsverglechung und Internationale Rechtsprechung (Karşılaştırmalı Hukuk ve Milletlerarası Hukuk Dili) [1927]; Die Erbrechtsheorie Bonfantes (1930); Katagraphe (1934); Erbengemein-sehaft und Gewahrleistung: Rechtsvergleichende Bemerkungen zu den Neuen Gaius Fragm. (1935); Das Recht des Warenkaufs (Ticaret Hukuku) [1936] v.b. E. Levy ile birlikte lndex interpolationum Quae in İustiniani Digestis İnesse Dicuntur’u hazırladı. (M) 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABEL (Ernst) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RABE (Paul), alman kimyacısı (Hoym, Anhalt 1869 – Hamburg 1952). C. Knorr’un öğrencisiydi. Hamburg üniversitesinde ecza kimyası okuttu. Organik kimya alanında yaptığı birçok araştırma ile tanındı (kınakına alkaloidlerinin kısmî ve tüm sentezleri v.b.). [M] 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABE (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 QUiTO, Ekvador’un başkenti ve Pichincha ilinin idare merkezi; 355 200 nüf. üniversite. Şehir Andlar arası bir havzada, 2 850 m yükseltide Pichincha yanardağının eteğinde yer alır. 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUiTO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RADULESCU-MOTRU (Constanttn), romanyalı filozof (Butoeşti, Mehedinti 1868-öL 1957). 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADULESCU-MOTRU (Constanttn) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 17 Haziran 2009 RADON (Johann), alman matematikçisi (Decin, Bohemya 1887). Hamburg (1919), Greifswald (1922), Erlangen (1925), Breslau (1928) üniversitelerinde ders verdi. Gerçek fonksiyonların teorileri, değişken hesapları, diferansiyel geometri üstünde çalışmalar yaptı. (M) 17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADON (Johann) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 16 Haziran 2009 QUEBEC,fr. Kanada’da şehir,Quebec eyaletinin merkezi,Saint-Charles ile Saint-Laurent’ın kavşağında; 171 000 nüf.(banliyölerile birlikte 310 000 nüf,). — Tar. Champlain’in, yerli köyü Stadacona’nın yerinde kurduğu yerleşme merkezi bugünkü Quebec’in çekirdeğidir. Kirke kumandasındaki İngilizlerin eline geçen Quebec (1629), 1632 antlaşmasıyle, Fransa’ya geri verildi. Bir cizvit okulu (1635) ve büyük bir papaz okulu inşa edildi (1663). 1674′te bir piskoposluk kurularak başına piskopos Laval getirildi. Quebec garnizonu’na hücum eden ingilizler (Phipps) püskürtüldüler (1690). 1759 Eylül’ünde Abraham ovalarında Montcalm’ın ölümünden sonra, garnizondaki 600 kişi (Ramezay’ın emrinde) teslim oldu. Paris antlaşmasıyle (1763) İngiltere’ye bırakılan şehri, James Murray (1763-1766) ve Guy Carleton gibi valiler sertliğe kaçmadan yöneterek Londra’yı ingiliz hukukunu zorla uygulamak isteğinden vaz geçirdiler. 1791′de çıkarılan bir kanunla Aşağı Kanada, Yukarı Kanada’dan ayrıldı; Quebec, Yukarı Kanada’nın merkezi olarak kaldı. Papineau’nun ayaklanmasından sonra (1837) iki eyalet Birlik kanunuyle (temmuz 1840) yeniden birleştirildi ve Kingston merkez oldu. 1864′te Quebec’te Londra konferansının kararlarını hazırlayan (aralık 1866) bir konferans toplandı; Londra konferansında şartları tespit edilen Kanada federasyonu, 1867 Kuzey Amerika anlaşmasıyle kuruldu. (L) 16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEBEC hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 16 Haziran 2009 Quartier Latin, Paris’te, Sen nehrinin sol kıyısında, üniversite faaliyetinin merkezi olan kesime verilen ad. Saint- Michel bulvarının sağında ve solunda yer alan mahallelerden meydana gelir. Edebiyat, insan bilimleri, fen, hukuk, tıp ve eczacılık fakülteleri, enstitüler, birçok lise ve Paris’in en önemli kitabevleri bu bölgededir. (L) 16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Quartier Latin hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 16 Haziran 2009 QUAGLİARELLE (Gastano), italyan kimyacısı (Salerno 1883 – Napoli 1957). F. Bottazzi’nin öğrencisiydi, 1926′da Napoli üniversitesi biyolojik kimya profesörü ve aynı üniversitenin rektörü oldu. Lincei akademisi millî üyeliğine ve senatörlüğe (1948-1953) seçildi. Canlı organizmalardaki sıvıların incelenmesi, adale fizyolojisiyle ilgili meselelerde, önemli beslenme problemlerinin ortaya konulması v.b. konularında kimyasal-fiziksel metotların uygulanmasına katkıda bulundu. (M) 16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUAGLİARELLE (Gastano) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 16 Haziran 2009 QUADRİ (Rolando), italyan hukukçusu (doğ. San Casciano de’ Bagni 1907). 1939′dan beri üniversite profesörüdür; günümüzde Napoli’de ve ayrıca Mısır ve iskenderiye üniversitelerinde devletler hukuku okutmaktadır. 16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUADRİ (Rolando) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 16 Haziran 2009 QUİNTANA (Manuel Jose), ispanyol şairi ve siyaset adamı (Madrid 1772 – ay.y. 1857). Salamanca üniversitelerinde Melendez Valdes’in öğrencisiydi, Carlos IV hükümetindeki ahlâk bozukluğundan tiksinti duydu. Mutlakıyet idaresinin kazandığı zafer (1823), onu Estremadura’ya sığınmak zorunda bıraktı. Boş vakitlerinde, sona eren devrimi anlatan Cartas a Lor d Holland Hollanda’ya Mektuplar) adlı eserini yazdı, ancak 1835′te eski ününe kavuşabildi. 1855′te toplanan Meclisler önünde kendisine 16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNTANA (Manuel Jose) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 16 Haziran 2009 QUİNCKE (Georg Hermann), alman fizikçisi (Frankfurtan-der-Oder 1834 – Heidelberg 1924). Berlin (1865), Würzburg (1872) ve Heidelberg (1875) üniversitelerinde fizik profesörü oldu. Molekül kuvvetlerini ve bu kuvvetlerden doğan kılcallık olaylarını, ayrıca ışığın madenî yüzeylerde yansıması olayını inceledi. (L) 16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNCKE (Georg Hermann) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 16 Haziran 2009 QUERVAİN (Alfred DE), isviçreli coğrafyacı, meteorolog ve kâşif (Zürich 1897 – ay.y. 1927). Fizik, sismoloji ve meteoroloji okudu. Bir keşif seferi düzenleyerek, 1912′de Grönland’ı bir uçtan bir uca dolaştı. Bu sırada, buz takkesi konusunda önemli gözlemlerde bulundu. Zürich üniversitesinde dersler verdi. (L) 16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUERVAİN (Alfred DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 16 Haziran 2009 QUEROL GAVALDA (Miguel), ispanyol bestecisi ve müzik bilgini (Ulldecona, Tarragona ili 1912). Barcelona üniversitesinde müzik tarihi dersi verdi, ispanyol Müzikoloji enstitüsünde yönetim başkanıdır (1946). İki bale, bir oratoryo (Montserrat’da Kış,1936), ses müziği olarak şiirler, mezmurlar, missa’lar, madrigal’ler, yaylı çalgılar için dörtlüler, sonatlar, elli melodi besteledi. (L) 16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEROL GAVALDA (Miguel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 15 Haziran 2009 PÜTTER (Johann Stephan), alman hukukçusu (İserlohn, Westfalen 1725 – Göttingen 1807). Marburg’da, daha sonra Göttingen üniversitesinde ders verdi. XVIII. yy.ın en ünlü siyaset yazarlarındandır. Pütter, çağının hukuk çalışmalarını büyük ölçüde etkiledi. 15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PÜTTER (Johann Stephan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 15 Haziran 2009 PÜRİTENLİK i. (püriten’den püriten-lik; ing. puritanism). Püritenlerin inancı, öğretisi. || Mec. Ahlâkî, siyasî konularda taassup. — ANSİKL. Başlangıçta Püritenlik bir öğreti değildi, İngiltere’ye has, Kutsal Kitap’a aşırı ölçüde bağlı, alınyazısı kavramına saygılı bir inanç ve düşünüş tarzından ibaretti. XVI. ve XVII. yy.lar İngilteresi’nde halkın gerçekten benimsediği tek metin olan Kutsal Kitap’a bağlılık, onu düşüncelerinin kılavuzu sayan püriten için hayatın temel gerçeğiydi. Püriten’in dünya işlerine, sanata, tiyatroya (1642′de tiyatroları kapattırdılar) ve genellikle bütün eğlence şekillerine karşı duyduğu nefret buradan gelir; bu tutumlarının, Kutsal Kitap’ın etkisi yanında, kısmen Stuart’lara ve onların havailiğine karşı besledikleri hınçla da ilgili olduğu doğrudur. Bu duygu, püritenlerin alınyazısına verdikleri önem sonucu şiddetlendi ve kendilerini, günahkâr halk kütlelerinin üstünde, bir çeşit seçkinler zümresi olarak görmelerine kolaylıkla yol açtı. Püritenlik 1564′e doğru, Anglikan kilisesinin piskoposluğu tanımakta devam eden bazı mensuplarının, Prayer Book’ta. hâlâ muhafaza edilen katolik unsurlara baş kaldırmasıyle ortaya çıktı. Calvin ve Zwingli’den etkilenen püritenler, özellikle Cambridge üniversitesindeki mevkilerinden faydalanarak, Elizabeth I’in saltanatı boyunca büyük rol oynadılar; özellikle katoliklerden kalma âyin kıyafetlerinin kullanılışına karşı çıktılar ve böylece «kıyafet» kavgasını başlatmış oldular. 1583′te kurulan Kilise Yüksek komisyonunun zulmüne uğrayınca, büyük topluluklar halinde Hollanda’ya, sonra A.B.D.’ye göç ettiler (bk. PÜRİTEN); ama bu arada, ingiliz toplumunun en etkili sınıflarından bazı unsurları kendi saflarına kazandılar. Çoğunlukla presbiteryen çevrelere katılarak veya Presbiteryenliği tercih ederek, James I’in aşırı piskoposçu anlayışına no bishop, no king («ne piskopos, ne kral») avazeleriyle karşı çıktılar. Püritenlik, İngiltere devriminde önemli rol oynayacak hale geldi. Böylece püritenlerin, fertleri, Kilise ile hiç bir bağı bulunmayan serbest topluluklar kurmakta serbest bırakma eğiliminde olan bir üçüncü grubu ortaya çıktı. Püritenîik, ağırbaşlılığa değer vererek, zenginliği bir seçkinlik belirtisi sayarak, İngiltere’de kapitalist burjuvazinin oluşmasına ve parlamento rejiminin gelişmesine katkıda bulundu, öte yandan, dinî hayatta ferdin rolüne önem vererek, alman piyetizm’i ile ingiliz metodizm’ine kaynaklık etti; sonradan, liberal Protestanlığın gelişmesinde de katkısı oldu; günümüzde Püritenlik Aşağı Kilise (Low Church) içinde varlığını kısmen sürdürmektedir. (L) 15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PÜRİTENLİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 15 Haziran 2009 PUTNEY, Londra’nın güneybatı banliyösünde (Surrey) iskân merkezi, Thames kıyısında (sağ kıyı). Oxford ve Cambridge üniversitesi arasındaki yelken yarışları Putney’de başlar ve Montlake’de biter. (L) 15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUTNEY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 15 Haziran 2009 PUTİNAS (Vincas), litvanyalı yazar, Vincas Mykolaitis takma adiyle anılır (Pilotişkisi, Mariampole 1894). Kaunas (1923) ve Vilna (1940) üniversitelerinde ders verdi. Yazarlığa 1912′de başladı. Ziedas ir Moteris (Çiçek ve Kadın) ve Valdovas (Hükümdar) gibi sembolist eserler dışında uzun bir psikolojik roman yazdı: Altoriu Şeşely (Mihrapların Gölgesinde) [1930]. Büyük başarı kazanan bu roman, sanat hayatına atılmak ve hayatın zevklerini tatmak için manastırı bırakan genç bir rahibin serüvenini anlatır. (M) 15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUTİNAS (Vincas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 15 Haziran 2009 PURCELL (Edward Mills), amerikalı fizikçi (Taylorville, İllinois 1912). öğrenimini Harvard üniversitesinde yaptı, 1938′de aynı üniversitede doktora tezini verdi; 1946′da bu üniversitenin Fizik kürsüsüne getirildi. Yıldızlararası uzayda oksijen bulunduğunu ispatlayan ilk bilginlerden biridir. Ayrıca, iyonosferin özelliklerinden yararlanarak, radyoelektrik dalgalarının yayılmasıyle ilgili yeni bir metot tasarladı ve radarın gelişmesine katkıda bulundu, atom çekirdeklerinin magnetik momentlerini belirledi ve 1952 Nobel Fizik ödülünü F. Bloch ile paylaştı. (L) 15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PURCELL (Edward Mills) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 15 Haziran 2009 PUPİN (Michael İdvorsky), sırp asıllı amerikalı fizikçi (İdvor, Banat 1858 – New York 1935). Panchevo ve Prag’da öğrenim gördükten sonra, Amerika’ya gitmek üzere Hamburg’dan gemiye binmek için kitaplarını, saatini ve elbiselerini sattı (1874). Başlangıçta büyük güçlüklerle karşılaştıktan sonra çiftçi ailelerinin yanına yerleşti; ingilizce. Yunanca, Latince öğrendi ve Columbia üniversitesine girdi. A.B.D. vatandaşlığına geçti; okumak için Cambridge ve Berlin’e gitti; sonra yeniden Columbia üniversitesine denerek Madencilik okulunda Elektrik Mühendisliği bölümünü yönetti (1901). Seyreltik gazlardaki elektrik olaylarını ve elektrik rezonatörlerini tanımladıktan sonra, telefon haberleşmelerinin iletilmesinde özindüklemenin etkisini inceledi ve 1899′da, kendi adını taşıyan hat kurma usulünü icat etti. Bk. pupinleme. (L) 15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUPİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 15 Haziran 2009 PUNTSCHART (Pau), alman hukukçusu (Klagenfurt 1867-01. 1945). Innsbruck (1898 -1899) ve Graz (1899-1934) üniversitelerinde ders verdi. K. von Amira’nın izinde yürüyen Puntschart, en büyük alman hukuku uzmanlarından biridir. Eski germen hukukundaki borçlarla ilgili yasaların başka milletlerin yasalarına yaptığı etkileri araştırarak eski germen hukukunda ve yürürlükte bulunan alman yasalarındaki doktrinleri inceledi. Başlıca eseri Schuldvertrag und Treugelöbnis im Sachsischen Recht des Mittelalters (Ortaçağ Saksonya Hukukunda Borç Sözleşmesi ve Borca Sadık Olma) [1896]. (M) 15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUNTSCHART (Pau) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 13 Haziran 2009 Pulitzer ödülleri, amerikalı gazeteci Joseph Pulitzer’in kurduğu ödüllerin genel adı. 1918′den beri, Newyork Columbia Üniversitesi Gazetecilik okulu danışma kurulunun tavsiyelere uygun olarak bu üniversitenin yönetim kurulu tarafından her yıl dağıtılır. Bu ödüller on iki tanedir ve her birinin karşılığı 500 dolardır. On iki dalın her birinde yalnız bir kişiye ödül verilir. Bu dallar şunlardır: kamuya yararlı faaliyetler (ödül, yıl içinde amerikan demokrasisine en iyi hizmette bulunmuş olan gazeteye verilir); röportaj (Washington veya yabancı bir ülkedeki en başarılı muhabirin haberi); makale; karikatür; fotoğraf; roman; tiyatro; tarih; biyografi; şiir; müzik. Pulitzer ödülü kazanmış kişilerin arasında roman yazarlarından Louis Bromfield, Pearl Buck, Margaret Mitchell, John Steinbeck ve Upton Sinclair’in, oyun yazarlarından Eugene O’Neill, Marc Connelly, Robert Sherwood, Thornton Wilder, Tennesse Williams ve Arthur Miller’ın, şairlerden Edwin Arlington Robinson, Robert Frostjve W.H. Auden’ın, bestecilerden de William Schuman, Howard Hanson ve Charles E. İves ile Virgil Thomson’un adları özellikle anılmağa değer. (L) 13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pulitzer ödülleri hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 13 Haziran 2009 PUFENDORF (Samuel, — baronu) alman hukukçu ve tarihçisi (Chemnitz, Saksonya 1632 – Berlin 1694). Elementa Jurisprudentiae Universalis (Evrensel Hukukun Temel İlkeleri) [1660] adlı eseriyle büyük ün kazanınca Heidelberg üniversitesi profesörlüğüne getirildi (1661) «Severinus de Monzambano» takma adıyla, 1667′de yayınladığı De Statü imperii Germanici (Germen imparatorluğunun Durumu) adlı eserinde «siyasî canavar» diye nitelediği bu devleti sert bir şekilde tenkit etti. Kovuşturmaya uğrayınca isveç’te Lund üniversitesi tabiî hukuk profesörlüğünü kabul etti (1670). De tur e Naturae et Gentium (Tabiî Hukuk ve insanlar) adlı büyük eserini orada yazdı (1672). Bu eserde hukuku, rasyonel temeller, yani sosyal sözleşme üstüne kurdu ve barışın tabiî bir durum olduğunu ileri sürdü, isveç’in (1677), sonra Brandenburg büyük seçicisinin (1688) vakanüvisi oldu. Grotius’un teorilerini yaydı. (L) 13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUFENDORF hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 13 Haziran 2009 PUEBLA veya PUEBLA DE ZARAGOZA, esk. Puebla de Los Angeles, Meksika’da şehir, eyalet merkezi, Atoyac vadisinde, Popocatepetl’in doğusunda; 309 100 nüf. üniversite. Puebla’da sömürge döneminden kalma azulejos’larla süslü birçok barok üslûbunda kilise vardır; XVI. ve XVII. yy.dan kalma katedrali de çok süslüdür. Ticaret ve dokuma sanayii merkezi. Otomobil yapımı. 13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUEBLA veya PUEBLA DE ZARAGOZA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 13 Haziran 2009 PUCHTA (Georg Friedrich), alman hukukçusu (Kadolzburg, Fürth, Bavyera, 1798 -Berlin 1846). Erlangen, Münih (1828), Leip-zig (1837) ve Berlin (1842) üniversitelerinde profesörlük yaptı. Berlin’de Savigny’nin yerini aldı. Devlet danışmanı olarak yasama çalışmalarına katıldı. Alman tarih okulunun en parlak ustalarından biridir. 13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUCHTA (Georg Friedrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 12 Haziran 2009 PRUSYA Genel tarih • ilk yıllar. Vistül ile Neman arasındaki Prusya topraklarına ilkin bir baltık halkı olan Prusyalılar veya Boruslar yerleşti; bunları Oliva rahipleri (Oliva’lı Christian. 1215′te ilk Prusya piskoposu) ve Polonyalılar boş yere hıristiyanlaştırmağa uğraştılar. Yenilen Mazovyalı Konrad, töton şövalyelerinden yardım istedi (1225). İmparator ve papanın desteklediği, alman, polonyalı, çek v.d. haçlılardan da yardım gören Tötonlar, Kulm (Chelmno) bölgesinde üslenerek güç bir fethe başladılar (1228); Prusyalıları zorla hıristiyanlaştırdılar, çoğunu kılıçtan geçirdiler ve topraklarına elkoyarak alman kolonlara dağıttılar. 1260′a doğru Mazurya gölleri dışında ülkenin hemen her yerini ele geçiren toton şövalyeleri, 1265-1295 yıllarında Prusyalıların isyanlarını kesinlikle bastırdılar.Kolonlar tahıl üretimiyle zenginleştiler; bu tahılı Danzig (Gdansk), Elbing (Elblag), Torun v.b. şehirlerin tacirleri ihraç ediyordu; şehirlerin hepsi Hansa’ya katılmış ve Magdeburg ile Lübeck yasaları uyarınca kendi kendilerini yönetme hakkını elde etmişti. Ama toton tarikatı şövalyeleriyle ilişkiler kısa süre içinde gerginleşti ve Totonların merkezi Marienburg’a nakledildi (1309). Köylüler, soylular ve özellikle alman tacirler tarikat başkanlarını ülkeyi mutlaka hükümdarlar gibi yönetmek ve sayılarını artırmak için günden güne daha çok yabancı asker çağırmakla suçluyorlardı. Zaten toton tarikatı Brandenburg’a yaklaşmak ve tehlikeli Polonya-Litvanya birleşmesine (1386) karşı denge unsuru olmak için Pomerelya ve Danzig’i ilhak ederek (Kalisz anlaşması 1343), ve Neumark’ı satın alarak (1402) hâkimiyetini yaymıştı. Tötonlar birliği kurmak için Polonya’ya savaş açtılar, fakat 1410′da Grunwald’de (Tannenborg), «Lucertole» birliğini kuran soylu ve burjuva tebaaları (sonradan Marienwerder birliğini kurdular [1440]) tarafından savaş Sırasında yüzüstü bırakılınca yenildiler. Tötonların isteğine uygun olarak imparator Friedrich, Marien-werder birliğini dağıttı (1453); bunun üzerine soylular ve şehirler, Polonya kralı Kazimierz IV’ün desteğiyle ayaklandı; Kazimierz bu ikinci savaştan sonra Doğu Prusya’nın kendisine bırakılmasını sağladı ve tarikata Polonya’nın metbuluğunu kabul ettirdi (Torun anlaşması, 1466). O tarihten sonra köylüler, şehir burjuvazisi ve toprak Sahibi soylular arasındaki dayanışma çözüldüğünden Tötonlar kesinlikle gerilemeğe başladılar. Hansa’nın gücünü kaybetmesinden (XV. yy.) ve tahıl fiyatlarının yükselmesinden (XVI. yy) yararlanan soylular önce XIV. yy.daki salgın ve kıtlıklar ile XV. yy. savaşları sonucunda boş kalan toprakları ele geçirdiler; Sonra köylülerin topraklarına el atarak köylüleri XVI. yy.da toprak kölesi haline getirdiler. O tarihten sonra bedava işçi çalıştıran toprak sahibi soylular tahıllarını çok düşük fiyatla, ama dolgun kârlarla Batı Avrupa’ya Sattılar; hattâ üretim ve kazancı çoğaltmak için ülkeye yeniden kolon yerleştirmeğe başladılar. • Prusya düklüğü. Üçüncü bir savaş (1519-1521) sonunda Toton tarikatı başkanı Brandenburg’lu Albrecht, Prusya’nın laik ve soydan geçen; bir düklük haline getirilmesini sağladı; düklük doğrudan doğruya Polonya tacına bağlı bir fief’ti (Krakow, 1525). Hohenzollern sülâlesinden Brandenburg’lu Albrecht, Prusya dükü oldu (1525-1568), Luther reformunu benimsedi, tarikat başkanı unvanından vaz geçti ve tarikatın mülklerini laikleştirdi. Albrecht devletini yeniden teşkilâtlandırmayı denedi; ama illerin yönetiminde Tötonların koyduğu taksimatı değiştirmedi. Ayrıca soylulara ve şehir burjuvazisine Lanstande’de (bu iki sosyal sınıfın denetlediği meclis) vergi miktarını tayin etmek hakkını tanıdı. Ama hükümette yabancılara önemli yerler vermesinden hoşnut olmayan soylu ve burjuvalar, Polonya kralına başvurdular; kralın yaptığı soruşturma sonucunda subayların sayısı sınırlandı. Albrecht Friedrich (1568-1618), Polonya ve Brandenburg seçici prensi Joachim II ile yaptığı görüşmeler Sonucunda hüküm süren sülâle söndüğü takdirde Prusya düklüğünün Joachim II’ye geçmesini kabul etti (1569). Joachim II (1573), Polonya düklüğünün yönetimini önce Ansbach markgrafı Georg-Friedrich’e (1577-1613), sonra Brandenburg maıkgraflarına verdi. Böylece seçici prens Johann Sigismund, Prusya dükü oldu (1618-1619). Düklük ve Seçici prenslik kurumları resmen muhafaza edildi ve Polonya’nın desteklediği il hükümetleri, boyun eğmeleri karşılığında, her hükümdar değişmesinde yeni yeni tavizler kopardılar; Hohenzollern’ler illeri Otuzyıl savaşına sürükleyince istekler daha da arttı. Aciz seçici prens Georg-Wilheln (1619-1640), ülkesi için isveç Vasa’ları (Gustaf II Adolf, 1611-1632) ve Polonya arasındaki (Zygmunt III, 1587-1632) çekişmelere seyirci kaldıktan sonra, isveç Vasa’larına katılmayı kabul etti. Bununla birlikte oğlu ve vârisi Friedrich-Wilhelm I (1640-1688), Doğu Pomeranya (Kamien piskoposluğu dahil) ile Minden, Halberstadt ve Magdeburg piskoposluklarının kendisine bırakılmasını sağladı (Vest-falya anlaşmaları, 1648); sonra Polonya-isveç savaşına (1655-1660) katılmasına karşılık, Prusya’yı Polonya metbuluğundan kurtardı (Wehlau, 1657) ve bu düklük üstünde kendi otoritesini kabul ettirdi (Oliva, 1660). Prusya o tarihten sonra Brandenburg devletine katıldı ve bu devlete bağlı eyaletler arasında Hohenzollern’lerin rakipsiz bir hâkimiyet kurdukları tek ülke oldu. • Prusya devletinin doğması. Bu başarılara rağmen yeni devletin durumu nazikti: Neman-Ren arasında çok dağınık, savaşlarla yakılıp yıkılmış ve ıssızlaşmış topraklar; Prusyalı luther’ciler ile Rheinland bölgesindeki katolikler ve calvin’ciler arasındaki çekişmeler; özellikle doğudaki Junker’lerle (soylu mülk sahipleri) toprak kölesi köylüler arasındaki Sosyal gerilim. İl meclislerinin (Landstande) düzenli vergiler ödemeyi reddettiği (1662 ve 1667) Prusya’da, imtiyazlar tehlikeli ve güçlüydü. Büyük seçici prens, siyasetini kabul ettirebilmek için asker göndermek (1662) ve il meclislerine ülkenin yönetiminde görev alacak Brandenburg’lu memurların bulunmasını kabul ettirmek zorunda kaldı. Bu sonuç ancak Friedrich – Wilhelm’in kurduğu modern ordunun desteğiyle sağlanabildi; bu ordunun bakımı; için de birçok vergi kondu, idarî reformun, memurlar kadrosunun, pazarcılığa yönelmiş bir ekonominin, yeni kurulan donanmalın (1688 de 12 gemi), Afrika Brandenburg şirketinin (merkezi Königsberg’de) ve çağrılan yabancı teknisyenlerin (1683′ten sonra fransız Protestanları) güçlü bir devlet haline getirdiği Brandenburg-Prusya, bu gücünü İsveçlileri Fehrbellin’de yenip (1675) Riga’ya kadar kovalayarak (1678 sonu) ortaya koydu. Louis XIV’ü büyük seçici prense yaklaşmağa yönelten (1681 gizli antlaşması) bu askerî güç, Friedrich III’te krallığını ilân etme isteği uyandırdı. Ama bunun için imparatorun ve büyük devletlerin onayı gerekiyordu. Prusya ordusu Louis XIV’e karşı Avusturya imparatorunun emrine verildi (1689 -> 1697) ve imparator, İspanya Veraset Savaşına katılmasını sağlamak için Prusya hükümran düklüğünü krallık haline getirmeğe karar verdi (1700). Friedrich Königsberg’de törenlerle taç giyerek (18 ocak 1701) Friedrich I adını aldı (1701-1713) ve Fransa’ya karşı savaşa katıldı; ama İsveç’e karşı savaşta önce tarafsız kaldı (1710). • Prusya askerî devletinin kurulması (1713-1740). «Çavuş-kral» denen Friedrich-Wilhelm I, isveç’in ön Pomeranya, Stettin (Szczecyn) ve Odra’nın ağızlarını kendisine bırakmasını sağladıktan (Stockholm antlaşması, 21 ocak 1720) sonra, bütün gücünü ordu ve idareye dayandırdı; orduyu devletin temel direği haline getirdi, hükümdarlığı boyunca bütün çabalarını ordu için harcadı ve ordunun bakımını şahsî gelirleriyle karşıladı. Yoksul toprak Sahibi soyluların ailelerinden gelen, Kadetler okulunda parasız yetiştirilen (Berlin, 1722) subaylar, devletin en yüksek sınıfı haline geldi. Ordunun yansı askerî kantonlardan (1665 kanton Sistemi) toplanıyor, yarısını ise paralı askerler meydana getiriyordu. Bu ordu mekanizmasının büyük harcamalar gerektirmesine rağmen sıkı bir tasarruf siyaseti ve sağlam bir vergi sistemi (imtiyaz ve muafiyetlerin kaldirılması) sayesinde tasarruf yapıldı. Buna paralel olarak kral ülke içi yerleşme harekeketine de hız verdi; 1709-1710 vebasının kırıp geçirdiği Prusya düklüğüne 17 000 Salz-burg’lu yerleştirdi (1732). Memurlarına namusluluk ve mutlak disiplin anlayışı kazandıran Friedrich-Wilhelm’in yönetimi kusursuzdu; ülkeyi maliye, Savaş ve topraklar yüce direktuvarının yardım ettiği kabinesi yardımıyle yönetiyordu ve bakanlar ancak birer yürütme görevlisiydi. • Prusya’nın büyük bir devlet haline gelmesi (1740-1786). Prusya ordusu Friedrich II’nin elinde eşsiz bir kudret aracı oldu. Avusturya’dan Silezya’nın alınması, Berlin antlaşmasında imzalandı (1742) ve Dresden’de onaylandı (1745). Fransa, Avusturya ve Rusya’ya karşı bir kuvvet denemesi olan Yediyi! savaşlarını Prusya büyük güçlüklere ve ağır kayıplara (kısa Süre içinde yeni kolonlar getirilmesiyle telâfi edildi) rağmen kazandı (Rossbach, kasım 1757; Leuthen aralık, 1757; Hubertsburg anlaşması, 1763). Friedrich, Avusturya ve Rusya’ya kabul ettirdiği Polonya’nın ilk bölüşülmesiyle Batı Prusya veya Polonya Prusyası’nı ele geçirerek (1772) ve Prusya ile Brandenburg’u toprak bakımından birleştirerek Junker’lere iktisadî menfaatler sağladı. O tarihten sonra devamlı olarak imparatora karşı Almanya’nın meselelerine müdahale etti; imparatorun Bavyera’yı ilhak etmesini engelledi (1778-1779) ve birleşmiş alman prenslerinin (Fürstenbund) yardımıyle Almanya’da Hohenzollern’lerin yerini almağa çalıştı (1765). O tarihte 160 000-200 000 kişilik daimî bir ordusu, 55 milyonluk hazinesi, 22 milyonluk geliri vardı; üstelik çoğu XIX. yy.da Hıristiyanlığı kabul eden saray yahudilerinden de (bankacı, ordu müteahhidi v.b.) malî yardım görüyordu (bu yardım Prusya’nın 1812′de yahudilere hürriyetler tanımasını kısmen açıklar). Ama köylerde toprak köleliği rejiminin devam etmesi, şehirlerdeki katı lonca rejimi ve Soyluların devlette önemli rol oynamaması sosyal gelişmeyi köstekliyordu. Friedrich II, babasının mutlakıyet idaresini daha da sağlamlaştırdı; ama rejiminin dış görünüşünü filozofça düşüncelerini uygulayarak yumuşattı: din hürriyeti, adlî reform, Prusya hukukunun derlenmesi (1774), idare ve adaletin ayrılması. Bütün dikkatini iktisadî gelişmeye toplayarak bataklıkların tarla haline getirilmesini ve iskânını, Emden ve Swinemünde limanlarının düzenlenmesini ve ticarî gelişmeyi (A.B.D. ile ticaret anlaşması, 1785) destekledi. • Prusya devletinin gerilemesi ve yeniden doğması (1786-1815). Friedrich II’nin eseri kısa süre içinde yeğeni Friedrich -Wilhelm II’nin (1786-1797) beceriksizliği yüzünden bozuldu. İdareyi bir gözdeler kabinesine bırakan Friedrich-Wilhelm II, din ve fikir hürriyetini kaldırdı, devlet hâzinesini saçıp Savurdu, prusya ordularını menfaat sağlamayan serüvenlere sürükledi (Felemenk 1787, Valmy 1792) ve Sonunda orduyu İngiltere’ye kiraladı. Gelir kaynakları tükenince, Fransa’ya Kuzey Almanya’nın tarafsızlaştırılmasını sağlayan Basel antlaşmasını (1795) imzaladı. O tarihten sonra eyaletlerini Polonya’nın zararına genişletmekle uğraştı (1793 ve 1795 bölüşmesi). Prusya’nın o tarihte yüzölçümü 300 000 km2′yi, nüfusu ise 8 700 000 kişiyi bulmuştu; ama ülke borç içindeydi, ordusu zayıflamıştı, idarî teşkilâtı bozulmuştu. Friedrich-Wilhelm III, gerilemenin önünü almağa çalıştı. Aşırılıkları azaltarak malî durumu düzeltti; ama yaşlı kadrolarını muhafaza ettiği orduda reform yapmadı. Fransa’ya karşı elverişli bir tutum takınması sayesinde Almanya’da birkaç toprak kazandı (1803); Napolyon, Kleve, Ansbach ve Neuchâtel’e karşılık Prusya’ya Hannover’i verdi (Schönbrunn, 15 aralık 1805) . Fakat Ren konfederasyonunun kurulması Prusya’yı Rusya ile ittifaka sürükledi; Napolyon’a bir ültimatom gönderen Prusya’nın ordusu ezildi (Jena, Auerstedt, 14 ekim 1806), Berlin işgal edildi Ama barış yapılır yapılmaz, kral reformlara girişti ve Fransız devriminin yaydığı hürriyetleri tanıdı: Stein toprak köleliğini kaldırdı (9 ekim 1807) ve köylüler kralın şahsî mülkü olarak işledikleri topraklara sahip oldular. Bu reformlar kamuoyunda önemli gelişmelere yol açtı ve 1810′da kurulan Berlin üniversitesi, Fichte’nin etkisiyle alman milliyetçiliğinin ocağı haline geldi. Scharahorst ve Gneisenau, kadroları tasfiye ederek, talimatnameleri yeniden hazırlayarak, ordu reformuna giriştiler. Ama Stein’ın entrikalarını haber alan Napolyon, onun görevden alınmasını sağladı (1808) ve ordu mevcudunu 42 000 kişi olarak sınırladı. Bununla birlikle 1810′da Hardenberg, Stein’ın eserini yeniden ele aldı; malî imtiyazları kaldırdı, kilisenin mallarına elkoydu, sanayi hürriyetini ilân etti, gençleri askerî eğitimden geçirerek (krümperler sistemi), orduyu çoğaltma yasağını işlemez hale soktu. Prusya, Almanya’nın ayaklanmasında kesin rol oynayacak hale gelmişti. General Yorck’un Tauroggen’de bozguna uğraması (30 aralık 1812) ayaklanmaya işaret oldu. Doğu Prusya ayaklandı; kral topyekûn seferberlik i-lân ederek Fransa’ya savaş açtı (17 mart 1813) . 278 000 kişilik ordusuyle Avusturya’yı koalisyona sürükledi. • Almanya’da Prusya hâkimiyeti (1815 -1870). 1814′te girişilen idarî reformla krallık illere bölündü; iller de idare bölümleri ve çevrelerine ayrılıyordu. Yönetim, devlet kançılarının başkanlık ettiği bir meclisteydi. Prusya’nın yönetimi altında Zollvere’in (1834), öbür kuzey alman devletleriyle birleşmeyi hazırladı. Bununla birlikte kralın vaat ettiği anayasa Kutsal İttifak’ın etkisiyle çıkarılmadı: üniversite derneklerine (Burschenschalten) kötü davranıldı. Eski prusya ailelerinden meydana gelen soylular, Friedrich II’den beri devleti yönetiyor ve yerlerini yüksaltmekte olan burjuvaziye çok ağır bırakıyorlardı; öyle ki, XX. yy. başında Prusya’nın gücünün iki temel direği olan ordu ve bürokrasinin kilit noktaları hâlâ soyluların elindeydi. Luther’ci kiliselerin birleşmesine ve devlet tarafından yönetilen bir kilise haline getirilmesine muhalefet eden Köln ve Poznan piskoposları tutuklandı. Daha liberal olan Friedrich Wilhelm IV (1840-1861), piskoposları serbest bıraktı ve genel af ilân etti (1844). Kamuoyunun baskısı karşısında temsilî meclise benzer bir meclis kurdu: Berlin «Birleşmiş Landtag’ı» (1847). Berlin’deki 1848 ayaklanmasından bunalınca, bir kurucu meclis topladı ve liberal bir anayasa çıkardı (1849). Ama Frankfurt parlamentosunda, Avusturya’nın dışta bırakılacağı bir Almanya’yı hâkimiyeti altına almağa cüret edemedi; Avusturya kendi ülkesinde düzeni sağladıktan sonra Friedrich’i bu yoldaki bütün denemelerinden vaz geçmek zorunda bıraktı (Olmütz, 1850). Bunun üzerine Muhafazakâr parti ile luther’ci kilisenin Prusya devletini yönetmeğe başlaması, Hıristiyanlığın halkın gözünden düşmesine ve alman birliğini gerçekleştirmeyi hedef alan Real Politik’in hazırlanmasına yol açtı. İki meclisten meydana gelen bir parlamento (senyörler meclisi [Herrenhaus] büyük mülk sahiplerini temsil ediyordu; ikinci meclis sınıflar Sistemine göre seçiliyordu) kuran 31 Ocak 1850 Anayasasını kabul ettikten sonra Friedrich -Wilhelm IV, Avusturya’nın tutumunun etkisi altında kalarak yeniden bir tepki siyasetine döndü; fakat bir delilik buhranı geçirerek naipliği kardeşine bıraktı; kardeşi Wilhelm I adiyle hüküm sürdü (1861-1888). Güçlü bir monarşi taraftarı olan yeni hükümdar, Roon’un 1860′ta sunduğu askerî reform projesini (üç yıl silâhlı hizmet; ihtiyat hizmeti süresinin artırılması, kadroların ve askerî bütçenin çoğaltılması) destekledi. Yeni kralın iktidara çağırdığı Bismarck, bütçenin parlamentoda oylanmasına son verdi ve dış siyaseti muhalefete aldırış etmeden yürüttü. Gücünü Düklükler savaşında denedikten sonra Avusturya’yı Sadowa’da ezdi ve 1866 seçimlerinde başarı kazandı. Prusya, Schleswig, Holstein, Hannover, Hessen Seçici prensliği, Hessen-Nassau ve Frankfurt’u ilhak etti. Kuzey Almanya konfederasyonuna giren öbür devletleri kontrolü altına aldı ve güney almanya devletlerini askerî ittifaklarla kendine bağladı. 1870 Savaşı Bismarck’a alman birliğini gerçekleştirmek imkânını verdi: Prusya kralı Versailles’da (1871), Almanya imparatoru ilân edilerek taç giydi. • Prusya’nın sonu. Prusya’nın son yılları krallığın askeri teşkilâtını aktardığı Almanya’nınkiyle karışır. Bismarck aynı zamanda hem imparatorluk kançıları, hem de Prusya başbakanıydı. Yeteneği ve otoritesi sayesinde, Reichstag (genel oyla Seçiliyordu ve nispeten soldaydı) ile Landtag’ın (sınıflar seçim sistemi gereğince kendiliğinden muhafazakârdı) birbirine ters kararlar almasının ortaya koyduğu nazik meseleleri çözebildi. Prusya’nın, imparatorluk işlerini yöneten prusyalı personele ve kilit bölgeleri Prusya’da olan iktisadî güce dayanan önceliği, Almanya’yı Birinci Dünya savaşına sürükledi. Bu yüzden bozgun ve 1918 Devrimi en çok Prusya’ya zarar verdi; Almanya’dan ayrılan toprakların hepsi prusya toprağıydı. Sosyalistlerin etkisiyle demokratik bir anayasa çıkarıldı; bu anayasaya göre güç, meclis başkanını (sosyal demokrat Braun [1920-1932]) seçen Landtag aracılığıyle halktaydı. 1933-1935 Birleşme kanunlarıyle nasyonal sosyalizm, millet hükümranlığını yavaş yavaş Reich’a aktardı. Prusya o tarihten sonra pratikte ortadan kalktı ve 1945 çözülmesiyle kesinlikle yok oldu. Gücünü sağlayan toprakların büyük kısmı, S.S.C.B. veya Polonya’ya verildi; gerisi Doğu ve Batı Almanya’yı meydana getiren çeşitli Lander’ler arasında bölüştürüldü (1947). Milletlerarası kontrol kurulu Prusya devletinin sembolik dağıtılmasını ilân eden bir kanun çıkarınca Prusya’nın adı bile haritalardan silindi. Osmanlı-Prusya ilişkileri Prusya ile Osmanlı devleti arasında diplomatik ilişkiler, XVIII. yy. başlarına kadar uzanır. 1718′de sadrazam Tevkiî Mehmed Paşa, Osmanlı devletinin Avusturya savaşla rıyle uğraştığı sırada, Prusya kralı Friedrich Wilhelm I’e bir dostluk mektubu gönderdi. 1720 Yılında Prusya kralı, Jurgowski adlı memurunu at satın almak için İstanbul’a gönderdi. 1739′da Friedrich Wilhelm, Mahmud I’e gönderdiği bir mektubunda Prusya’nın, imparatorun ordusuna asker toplamak mecburiyetinde olduğu halde iki yıldan beri bunu yapamadığını bildiriyor ve Osmanlı devletiyle Prusya arasında bir ticaret anlaşması imzalanmasını teklif ediyordu. Prusya’nın bu teklifinden bir sonuç çıkmamakla birlikte Osmanlı devletiyle Prusya krallığı arasındaki ilişkiler kesilmedi, özellikle Yediyıl savaşları (1756-1763) başladıktan sonra ilişkiler daha da sıklaştı. Prusya kralı Friedrich II, Rusya, Avusturya ve Fransa’nın saldırısına uğrayınca Osmanlı devletiyle askerî bir anlaşma yapmak istedi. Bu amaçla, Adolf von Rexin adındaki elçisini İstanbul’a gönderdi. Rus-Avusturya ittifakı karşısında yalnız kaldığını anlayan Prusya, hem bu iki devlete karşı kendi güvenliğini sağlamak, hem de Osmanlı devletinin kendisiyle yapacağı bir ittifakı bu iki devlete karşı bir tehdit vasıtası olarak kullanmak için, Osmanlı devletine Avusturya ve Rusya’ya karşı bir ittifak teklif etti. Bu teklif Osmanlı devleti tarafından kabul edildi. 5 Maddelik bir antlaşma meydana getirildi (1 şubat 1790). Bu antlaşma gereğince Avusturya ve Rusya, Tuna’yı geçerek nehrin güneyindeki osmanlı topraklarına saldırırsa, Prusya bu iki devlete savaş açacak, Osmanlı devleti çıkarlarına uygun bir barış yapana kadar savaşa devam edecekti. Buna karşılık Osmanlı devleti yapılacak barış antlaşmasında Avusturya’nın Lehistan’dan almış olduğu Galiçya’nın tekrar Lehlilere verilmesine çalışacaktı. Antlaşmanın ikinci maddesinde 1761 yılında imzalanmış olan ticaret anlaşmasının yürürlükte olduğu tasdik ediliyor; Osmanlı devleti, Akdeniz’de gidip gelen prusya ticaret gemilerinin kuzey afrika korsanlarına karşı korunmasını taahhüt ediyordu. Antlaşmanın üçüncü maddesi gereğince Osmanlı devleti Avusturya ve Rusya ile barış yapmadıkça Prusya da bu iki devletle barış yapmayacaktı. Buna karşılık Prusya, Lehistan ve İsveç; Rusya ve Avusturya ile barış yapmadıkça, Osmanlı devleti de bu iki devletle barış yapamayacaktı. Antlaşmanın dördüncü maddesinde barış antlaşmasından sonra Prusya, Osmanlı devletinin toprak bütünlüğüne kefil oluyor, barıştan sonra Rusya ve Avusturya, Osmanlı devletine savaş açarsa, bu iki devlete savaş açmayı taahhüt ediyordu. Yine bu maddede Fransa ve İngiltere’nin osmanlı toprakları üstünde sahip olduğu haklara Prusya’nın da sahip olması şart koşuluyordu. Prusya bu antlaşma gereğince Avusturya sınırına askerî kuvvetler gönderdi. Osmanlı devleti de Prusya’nın isteği üzerine kendisi için tehlikeli olan rus cephesine küçük birlikler göndererek asıl büyük ordusunu Avusturya sınırına şevketti. Antlaşmanın imzasından sonra Avusturya ve Prusya kralları Reichenbach’da buluşarak Avusturya ve Osmanlı devleti arasında savaştan önceki sınır üstünden barış yapılmasına karar verdiler (1790). Prusya, Osmanlı devletinin bu isteğine rağmen Rusya’ya savaş açmaktan çekindi. Selim III’ün Prusya’nın Rusya’ya savaş açmasını sağlamak amacıyle Berlin’e gönderdiği Ahmed Azmi Efendinin çalışmaları bir sonuç vermedi. Prusya, Osmanlı devletiyle olan antlaşmasını bir tehdit aracı olarak kullandı. 1793′te Avusturya ile Rusya’nın Lehistan’ı taksiminden kendisi için pay çıkardı. Baltık kıyısındaki Danzig ve Thorn limanları ile çevresindeki toprakları aldı. Selim III zamanında Osmanlı devleti Berlin’de devamlı elçilik kurdu (1793). Mahmud II yeniçeri ocağını kaldırdıktan sonra Prusya’dan başta Moltke olmak üzere pek çok uzman subayı yeni osmanlı ordusunun yetiştirilmesi için getirtti. Askeri tarih Prusya ordusunu, XVII. ve XVIII. yy.da devletlerini kurmanın tek şartı olarak gören Hohenzollern’ler meydana getirdiler. Ordunun yaratıcısı, oğluna 30 000 kişilik daimî bir ordu (alman devletleri arasında en kuvvetli ordu) miras bırakan Friedrich-Wilhelm idi (1640-1688). Ama bu orduya sonradan modern alman ordusunun benimsediği temel özellikleri, «çavuş-kral» Friedrich Wilhelm I (1713-1740) ve Friedrich II (1740-1786) kazandırdı. Friedrich I, 1733′te mecburî askerlik hizmeti (her alay belirli bir «kanton»dan toplanıyordu) koyarak ve birlikleri sert bir disiplin ve talime (drill) tabi tutarak ordunun temelini kurdu; bu arada da iktisat ve etkililik ilkeleri altında yönetimi kontrol eden sıkı bir idare (Heeresverwaltung) kuruldu. Ordu 1713′te 40 000 kişiyken, 1740′ta 83 000′e yükseldi. Bu yüksek nitelikli araca Friedrich II, aynı zamanda hem bir devlet doktrini hem bir savaş doktrini hazırlayarak bir düşünce kazandırdı; siyaset ve stratejiyi sıkıca birbirine bağlayan bu doktrinler, daha sonra haleflerini (Bismarck, Moltke, Schlieffen, Seeckt, Hitler) aynı zekâ yapısı ve tek bir eylem isteğinde birleştirdi. 200 000 Kişiyi bulan Friedrich II’nin ordusu, zaferleri ve metotlarının yaygınlaşması (eğik düzen; prusya tarzı eğitim) sayesinde Avrupa’nın başlıca askerî gücü haline geldi. Friedrich II’nin ölümünden sonra şaşkınlığa düşen ordu, gerileyerek Jena’da çöktü (1806) ve Tilsit barışıyle mevcudu 42 000 kişiye indirildi. Fakat bu felâket büyük bir gelişmenin başlangıcı oldu; 1807′de Ordu Reformu komisyonunun başına getirilen Scharnhorst’un hırslı yönetimi altında, bir vatansever subaylar grubu Napolyon’a karşı savaşı yeniden başlatmayı sağlayacak imkânları yaratmağa çalıştı. 1808′de Savaş bakanlığı ve Genelkurmay kuruldu; aktif birlikler altı bölgesel tümende toplanıyordu ve yedeklerin hızla silâh altına çağrılması (krümperler sistemi) sayesinde kolayca savaşa hazır hale geliyordu. Boyen’in (savaş bakanı, 1848) ve Gneisenau’nun yönetimi altında, prusya ordusu 1813-1814 kurtuluş savaşında büyük rol oynadı. 1815′ten sonra bu çabaya ara verilmeden devam edildi: eski tümenlerin yerini 8 bölgesel kolordu aldı; yalnız muhafız alayı askerleri bütün krallıktan toplanıyordu. Otuz yıla çıkarılan askerî hizmet dönemi, muvazzaf alaylar ve kolordulara tugaylar halinde dağıtılmış Landwehr ile orduyu kurmağa imkân verdi. Ama başlıca reform subayların ve kumanda heyetinin yetiştirilmesinde yapıldı. Ordu, devlet ve halk arasındaki birliği sağlam temellere dayandırmak isteyen Scharnhorst’un dileği uyarınca subaylar artık soylular arasından olduğu kadar, burjuvalardan da seçiliyordu. Okulların ve birliklerin verdiği bilgilerde Friedrich geleneği, çağın yeni değerleriyle birleştirildi ve Napolyon’un seferleri Fransa’da değil de Prusya’da inceden inceye öğrenildi. Yaratıcı düşüncenin bu yenilenmesinde başlıca ad Clausewitz’dir; Clausewitz, Vom Kriege (Savaş üstüne) [1832] adlı meşhur kitabiyle bütün çağdaş askerlik düşüncesini etkiledi. Ders verdiği Harp okulu ve Grol-man’ın «ordunun üst kademesinin yetiştirildiği okul» diye nitelediği Genelkurmay bu alanda kesin rol oynadı. Grolman’ın görevden ayrılmasından sonra sırasıyle Müffling (1820-1828), Grauseneck (1829-1848), Reyher (1848-1857) ve Moltke (1857-1888) tarafından yönetilen Genelkurmay ordunun fikrî hazırlanmasıyle ilgili her şeyi üstüne aldı; ordunun yönetimi Genelkurmaya (Generalstab) verildi. Doğrudan doğruya Genelkurmay başkanlığına bağlı olan üyeleri orduya tevazu (sloganları «Mehr sein als scheinen», «Göründüğünden fazla olmak» kaldı), teşebbüs ve sorumluluk anlayışından oluşan bir düşünce birliği kazandırdı; bu düşünce bütün savaşlarda kesinlikle ortaya kondu. Bismarck iktidara geldiğinde Friedrich II’nin siyasetini yeniden ele alınca, Moltke ona ender bulunur bir yardımcı oldu. Ordu yeniden geliştirildi; bu gelişmeyi bakan olan Roon, şansölye ile parlamento arasında ciddî bir mücadeleden sonra gerçekleştirdi (1882). 1830-1848 Arası beklenileni vermemiş olan Landwehr’in birlikleri yerine orduyu mütecanis ve iyi talimli dokuz kolordu haline getiren yeni birlikler kurdu; bu arada Dreyse tüfekleri ve namlu dibinden doldurulan yivli Krupp topları sayesinde donatım da modernleştirilmişti. Bismarck bu 350 000 kişilik ordu ile isteklerini Sadowa’da (1866) Avusturya’ya kabul ettirdi. Bundan sonraki ilhaklar sonunda Prusya, kuvvetlerine üç kolordu daha ekledi ve Bismarck ile Moltke’nin kurnazlığı sayesinde 1867′de gizli askerî antlaşmalarla bir yıl önce yendiği alman devletlerinin hemen hepsini kendine bağladı. Alman devletleri 1870′te Prusya’nın emrine üç kolordu (bir Saksonya, iki Bavyera’dan) ve üç tümen (bir Hessen, bir Württemberg, bir Baden’den) verdiler. Gerek askerî bakımdan (Moltke’nin Fransa’ya karşı 500 000′den çok askerli bir ordusu vardı), gerek Prusya kumandasının önceliğini onayladığı için siyasî bakımdan, bu yardım kesin sonuç verdi. Sefer başa-rıyle sonuçlanınca Prusya ve Moltke’nin hâkimiyeti altında ama müttefiklerin hâlâ canlı askerî geleneklerine de saygı gösterilerek II. Reich ordusu kuruldu. 1871′de kurulan bu ordu «alman ordusu» adlı ilk ordudur. Bk. ALMANYA Askeri tarih bölümü. (LM) 12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRUSYA Genel tarih hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.| Tarih 10 Haziran 2009 PROHOROV (Aleksandr Mihayloviç), sovyet fizikçisi (Atherton, Avustralya 1916). 1923′te, ailesiyle birlikte S.S.C.B.’ye gitti ve Leningrad Devlet üniversitesinde öğrenim gördü. 1939′da Moskova Lebedev Fizik enstitüsüne araştırmacı olarak girdi ve radyoelektrik dalgalarının yayılması üstünde çalıştı. 1946′da, çizgisel olmayan salınımlar teorisi üstüne bir doktora tezi yaptı. 1947′-den 1950′ye kadar Veksler’in yanında elekromagnetik ışımanın senkrotron elektronlarıyle ilgili yayımı konusunda çalıştı. 1950′de asistan oldu; 1954′te Salınımlar laboratuvarı direktörlüğüne getirilerek Hertz tayfölçümüyle ilgilendi ve yardımcıları ile birlikte, billûrlardaki magnetik rezonans olaylarını inceledi. Meslektaşı Basov ile birlikte Prohorov da, 1964 Nobel Fizik armağanını amerikalı Townes ile bölüştü. (L) 10 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROHOROV (Aleksandr Mihayloviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|
Bu rasathanede çalışan biri Çinli olmak üzere 15 bilim adamı hakkında bilgiler vardır. Gazan Han tarafından Tebriz’de Ebvabül-Birr (Güzellik Kapıları) adlı bir yerde ikinci bir rasathane kuruldu; fakat bu rasathanedeki çalışmalar hakkında fazla bilgi yoktur. Yalnız Ebvabül Birr’in vakfiyesinde belirtildiğine göre, bu rasathanenin de vakıf gelirlerinden yararlandığı, bir rasathaneden çok astronomiyle ilgili öğretim yapan bir kurum olduğu sanılıyor. Meraga ve Gazan Harı rasathaneleri aracılığıyle islâm dünyası ve Uzakdoğu arasında astronomi alanında yakınlaşmalar oldu.
XV. yy.da kurulan Semerkand rasathanesi de önemli bir kurumdur. Bu rasathane, özellikle, meridyen âletinin büyüklüğü, 30 yıl kadar süren çalışmaları ve Uluğ Beyin yönetimi altında bulunuşuyle tanınır.
Uluğ Bey, eski zayiçeleri düzeltmekle kalmadı; yıldızları doğrudan doğruya gözledi, önsözünü kendi yazdığı yeni bir zayiçe (Fihrist-i Kevakib [Yıldızlar Fihristi]) hazırlattı (1449). Bu rasathanede, Uluğ Beyden başka, Gıyaseddin Kâşî, Kadızade Rumî ve Ali Kuşçu gibi o çağın ünlü astronomları çalıştı. Baburname’de, bu rasathane binasının üç katlı olduğu belirtilir. Yıldızların hareketlerini gözlemek için kullanılan başlıca gözlem âletlerinin saklandıkları bölüm, yer altında bulunuyordu.
1575′te Murad III, Tophane tepesinde İstanbul rasathanesini yaptırdı. Başında astronom Takiyüddin Mehmed’in bulunduğu bu rasathanede 15 bilim adamı çalışıyordu.
Takiyüddin’in gözlemler yaparak, zayiçeier düzenlediği bu rasathane 1580 sonunda şeyhülislâmın işe karışmasıyle yıktırıldı. Şeyhülislâm Kadızade, Murad III’e bir mektup göndererek <
Cumhuriyet’in ilânından sonra üniversitelerin açılmasıyle İstanbul, Ankara ve izmir’de fen fakültelerine bağlı rasathaneler kuruldu. Erzurum üniversitesinde de fen fakültesine bağlı bir rasathanenin açılması için çalışmalar yapılmaktadır. (ML)RANKİNE (William John Macquorn)
RANZOLİ (Cesare)
En önemli eseri: Dizionario di Scienze Filosofiche’dk (Felsefe Bilimleri Lügati) [1905]. ölümünden sonra yayımlanan // Realismo Puro (Saf Gerçekçilik) [1932] ise yazarın gerçekçilik anlayışını en eksiksiz yansıtan kitabıdır. (M) RANGOON
• Tarih. Modern şehrin gerisinde pirinç tarlaları ve mangrov bataklıklarıyle örtülü geniş deltanın tek tepesi yükselir. Daha Tarih öncesinde yerleşilen şehirde M.S. ilk yüzyıllarda önemli bir buddha tapınağı (bugün Şve Dagon pagodası) kuruldu, O tarihte çok küçük olan şehrin adı Asitnagora Paukkaravati idi; Ortaçağda, Aşağı Birmanya’ya hâkim oîan Mon kralları zamanında Okkala adını aldı. Şehrin geçmişiyle ilgili ük tarihî kayıt 1372′de Hanthavaddi kralı Binya U’nun ziyaretini anlatır.
Yavaş yavaş güneye doğru inen birmanyalı fatih Alompra (Alaungpaya) Mon hanedanınım yendi ve 1755′te ele geçirdiği Okkala’ya (Dagon) «savaşın sonu» anlamına gelen «Yangon» adını verdi. Eski pagoda’nın yanında gelişen şehir, kral Bagyidav zamanında (1819-1837) kıyıya doğru kaydı, çevresi tahkim edildi. 1824′te İngilizler tarafından işgal edilen şehir iki yıl sonra Birmanyalılara geçti. Fakat İngilizler 1852′de burayı yeniden ele geçirdiler ve 90 yıl süreyle hâkimiyetleri altında tuttular.
Rangoon’daki bütün eski evler bambudandı; İngilizler Asya’da hiç rastlanmayan, düzgün planlı, sokakları birbirini dik açılarla kesen modern bir şehir kurdular; büyük blok apartmanlar inşa ettiler; anacaddeleri Şule Pagoda’sına bağladılar. Ticarî bir antrepo ve ingiliz idaresinin merkezi haline gelen yeni şehir hızla gelişti: 1871′de Birmanya kralı Mandalay’dan Şve Dgon Pagoda’sına altın bir hti (şemsiye-taç) yolladı. 1882′den sonra Belediye meclisinin üçte ikisi seçimle işbaşına gelmeğe başladı. 1922′de çıkan Belediye kanunu ile Ragoon muhtar bir şehir haline geldi.
XIX. yy.in sonuna doğru Rangoon’un etnik yapısında büyük bir değişiklik oldu.
Gelişme dönemini bir durgunluk ve sanayide huzursuzluk dönemi izledi. 1931′de hint aleyhtarı birçok kanlı ayaklanma patlak verdi. 1942 Martında Rangoon Japonların eline geçince hintlilerin çoğu kaçtı ve geri dönmedi, ikinci Dünya savaşında müttefikler tarafından bombalanan şehrin deniz cephesinde büyük yıkıntılar oldu. 3 Mayıs 1945′te geri dönen ingiliz-hint birlikleri harap bir şehirle karşılaştılar: yıkılan dokları eski haline getirmek için büyük çaba sarfedildi. 1947′de savaş öncesinde yüklenen mal oranının ancak yüzde 40′ına ulaşılabildi.
• Bağımsızlık sonrası. 1948′de Birmanya’nın bağımsızlığa kavuşmasından sonra ülkede birçok ayaklanma oldu; hattâ Rangoon bir süre için hükümet denetimindeki tek şehirdi. 1950′ye kadar gerilemeğe devam eden ticaret o tarihten sonra kalkındıysa da şehir eski ticarî önemini kazanamadı. Bunun sebeplerinden biri kıyı sularının taraklanmaması ve ırmakların bakımsızlığıdır. Nitekim büyük gemiler Rangoon ırmağına giremez. RANGABİS (Aleksandros Rizos)
Başlıca eserleri: Historia tis Arkhaias Kallitekhnias (İlkçağ Güzel Sanatlar Tarihi) [1866]; Syllogi ton Hellinikon Arkhaiotiton (İlkçağ Helen Eserleri Derlemesi) [1842], Politikai Arkhaiotites (Siyasetle İlgili İlkçağ Eserleri) [1866]. (L)RANDA (Antonin)
RAN (Nâzım Hikmet)
Sosyalizm ile sanayileşmeyi bir tutan Nâzım, makineyi yüceltir ve insanı makineye uydurmağa çalışır. Trrrum trrrum trrrum trak tiki tak/Makinalaşmak istiyorum mısraları bu düşünceyi özetler. Nâzım’ın bu yıllarda yazdığı şiirlerde sanayi sahasından alınma hayaller büyük bir yer tutar. Şiirlerden çoğuna mekanik sesleri taklit eden bir gürültü hâkimdir. Geniş türk okuyucusu komünizmi reddetmekle birlikte, şekil bakımından çok yeni, sanayileşme ideali ile kendi istek ve hayallerine cevap veren bu şiirleri sevmiştir. Nâzım’dan önce Tevfik Fikret, Mehmed Âkif ve Mehmed Emin, çağdaş medeniyeti öven, sosyal muhtevalı şiirler yazmışlardı.
Seyahat intihalarında Nâzım’ın bu kabiliyeti açıkça görülür. 1941 Yılında Bursa hapishanesinde yazdığı çok uzun Memleketimden İnsan Manzaraları adlı şiirlerinde hayatına ait hatıra ve intibaları gerçeküstücü bir metotla anlatan Nâzım, hayatının son yıllarına ait şiirlerinde de bu metoda başvurur. Bir bütün olarak ele alınacak olursa Nâzım Hikmet’in şiirleri, marksizm ideolojisinin emrinde olmakla beraber, şekil ve muhteva bakımından çok zengindir. Bu zenginlik basit ve basmakalıp olan ideolojik sistemden değil, şairin yaratma gücünden, dünyayı bütün duyu organlarıyle kavrama, hemen hemen her şeyi şiire sokma çabasından, gözlem ve tasvir kabiliyetinden ileri gelir. Türk ve dünya şiirinin bütün anlatım araçlarını kullanan Nâzım, bu zengin muhtevayı ses, kafiye, kelime ve cümle oyunlarıyle çok değişik ve çarpıcı bir şekilde verir.
Gece Gelen Telgraf (1932); Taranta Babu’ya Mektuplar (1935); Portreler (1935); Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936); Saat 21-22 Şiirleri (1965); Kurtuluş Savaşı Destanı (1965); Şu 1941 Yılında («Memleketimden insan Manzaralarının 3. kitabı) [1965]; Dört Hapishaneden (1966); Rubailer (1966); Yeni Şiirler (1966); Memleketimden insan Manzaraları (ilk bölüm) [1966]; Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967); Kuvayı Milliye (1968).
(1967) ;
Fıkraları: İt Ürür, Kervan Yürür (Orhan Selim adiyle gazetelerde yazdığı yazılar) [1965]. Masal kitabı: Sevdalı Bulut (1968) . [M]RAMSEY (Arthur Michael)
Başlıca eserleri: The Gospel and the Catholic Church (İncil ve Katolik Kilisesi) [1936], introducing the Christian Faith (Hıristiyan İnancına Giriş) [1961]. (L)RAMSAY (sir William)
1898′de de Travers ile birlikte havadaki öbür nadir gazları buldu.
1904′te, Soddy ile beraber çalışarak, radyum’un parçalanma ürünleri olarak radon ve helyum’u elde etti. Aynı yıl Nobel Kimya ödülünü kazandı. (L) RAMMELSBERG (Kari Friedrich)
(Berlin 1813-Grosslichterfelde, Berlin yakınları 1899). 1845′te Berlin üniversitesinde profesör oldu, sonra aynı üniversitenin kimya laboratuvarı yöneticiliğine getirildi. Oksit sülfür ve silikat şeklindeki anorganik maddeler üzerine birçok araştırma yaptı, mineraloji ve billûrbilim ile ilgili eserler yayımladı. (L) RANKİNE (William John Macquorn)
RAMAN
RAJNA (Pio)
RAHNER (Kari)
RAGUET (Condy)
Kısa zamanda büyük servete kavuştu ve günün ticarî olaylarında önemli bir rol oynadı. 1815′te Yasama meclisine üye seçildi. 1822′de Rio de Janeiro’da, A.B.D. konsolosluğuna getirildi. 1825′te Brezilya’da maslahatgüzar oldu ve 1827′ye kadar bu görevde kaldı. A.B.D.’ye döndükten sonra, serbest ticaret doktrinlerini yayan birçok gazete yayımladı:
The Free Trade Advocate (1829); Examiner (1834-1835); The Financial Regis-ter (Malî Kayıtlar) [1837-1839] v.b. Ayrıca, Santo Domino ile ilgili iki küçük kitap ve Principles of Free Trade (Serbest Ticaretin ilkeleri) [1835]; On Currency and Banking (Tedavüldeki Paralar ve Bankacılık üstüne) [1839] v.b. eserler de yayımladı. (M)RAGNİSCO (Pietro)
Başlıca eserleri: Storia Critica delle Categorie dai Primordi della Filosofia Greca Fino a Hegel (Yunan Felsefesinin Başlangıcından Hegel’e Kadar Kategorilerin Tenkitli Tarihi) [2 cilt, 1871]; İl Principio di Contraddizione (Çelişme İlkesi) [1883]. Ayrıca Kant, Schopenhauer, Nicoletto Vernia, G. Zabarella v.b. üstüne incelemeler yayımladı. (M)RAİMOND VII
Ayrıca tek kızı Jeanne’ın Louis IX’un kardeşi Aîphonse de Poitiers ile evlenmesine de rıza gösteriyordu. Bu, Toulouse kontluğunun kesinlikle krallık mülkü içine alınmasını hazırlayan bir olaydı (Meaux-Paris antlaşması 1229).RAGGHİANTİ (Carlo Ludovico)
RAFİNESQUE (Constantine Samuel)
Başlıca eserleri: Ancient History or Annals of Kentucky (Kentucky’nin Eski Tarihi veya Kentucky Yıllıkları) [1824]; Medical Flora of the United States (A.B.D.’nin Tıp Florası) [1828-1830]; A Life of Travels and Re-searches in North America and South Europe (Kuzey Amerika ve Güney Avrupa’da Yolculuk ve Araştırmalar) [1836], Pleasures and Duties of Wealih (Servetin Verdiği Zevk ve Görevleri) [1840]. (M)RADLOFF veya RADLOV (Friedrich Wilhelm)
Barnaul’dan Petersburg’a döndü. Halk okulları üstünde araştırma yapmak amacıyle Batı Avrupa’ya gitti. Kazan bölgesinde Tatar, Başkırt ve Kazan mektepleri müfettişliğiyle görevlendirildi, Kazan’da kaldığı (1872-1883) özellikle pedagoji, felsefe ve genel lengüistik üstünde çalışmalar yaptı. Petersburg İlimler akademisinin Tarih ve Eski Eserler bölümüne üye seçildi (1873). Petersburg akademisi tarafından Orhon bölgesindeki arkeolojik buluntuları incelemek üzere kurulan heyetin başına getirildi (1891); daha sonra Turfan’a (1898) ve etnografya müzelerinde inceleme yapmak amacıyle Batı Avrupa’ya gitti (1907). Son yıllarında Orta Asya türk boylarının tarihi, etnografyası, dili, folkloruyle ilgili yoğun çalışmalar yapan
W. Rodloff, aynı zamanda Türkçenin hemen her tarihsel dönemine ait yazma eserler üzerinde de durdu; bu eserleri bilim dünyasına tanıttı.
Başlıca eserleri: Propen der Volksliteratur der Türkischen Stamme (Türk Boylarının Halk Edebiyatı Denemeleri) [X. cilt, 1866-1910]; Vergleichende Grammatik der Nördlichen Türkosprachen, I Phonerik (Kuzey Türk Dilleri Karşılaştırmalı Grameri, I Fonetik) [1882]; Sibirya’dan (Aus Sibirien) [1884]; Das Türkische Sprachmaterial des Codex Comanicus (Codex Cumanicus’taki Türk Dili Malzemesi) [1887]; Das Kudatku Biiik des Jusuf Chass-Hadschib aus Balasagun (Balasagun’lu Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’i) [2 bölüm, 1891-1910]; Versuch e ine s Wörterbuches des Türk Dialekte (Türk Ağızları İçin Sözlük Denemesi) [4 cilt, 1893-1911, yeni basımı: 1963]; Drevnetyurkskiye Nadpis v Bongolii (Moğolların Eski Türkçe Yazıtları) [3 cilt, 1894-1899]; Uigurishe Sprachdenkmaler (Uygur Dili ürünleri) [1928]. (M)RADLKOFER (Ludwig Jacob Timotheus)
Embriyoloji ve sistematik problemleri, fundalık sistematiğinin anatomik özellikleri üstünde çalıştı. En önemli eseri: Der Befruchtungsvorgang im Pflanzehreich
(Bitkiler Dünyasında Döllenme Olayı). [1857]. (M)RADL (Emanuel)
Omurgalıların ve omurgasızların duyu organları üstüne fizyolojik ve anatomik araştırmalar yaptı ve sinir sistemiyle ilgili bir nazariye ortaya attı. Ayrıca tarihî, felsefî çalışmalar da yaptı ve vitalistler, arasında önemli bir yer tuttu.
Eserleri: Zur Geschichte der Biologie Von Linne bis Darwin (Linnaeus’tan Darwin’e Kadar Biyoloji Tarihi üstüne) [1915], O Nasi Nyneişi Filosofii (Çağdaş Felsefe Üstüne) [1922], O Smyslu Naşich Dejin (Tarihimizin Anlamı Üstüne) [1925], Narodnost Jako Problem Vedicky (Bilimsel Mesele Olarak Milliyet) [1929]. (L)RADHAKRİŞNAN (Sarvepalli)
Oxford’da, Karşılaştırmalı Din Tarihi kürsüsüne getirildi (1926). Hindistan’a dönüşünde Kalküta’da öğretime devam etti (1930). Sonra yine Oxford’a (1936) gitti, Doğu Dilleri kürsüsü profesörlüğüne tayin edildi. Benares üniversitesi rektörü (1939) oldu, Unesco’da Hint delegasyonunu yönetti (1946-1952). Sovyet Rusya elçiliği yaptı (1949-1951), 1952′de Hindistan cumhurbaşkanı yardımcısı, 1962′de cumhurbaşkanı oldu.
Tagor ve Gandhi’nin düşüncelerine yakın olan görüşlerini The Hindu View of Life (Hinduların Hayat Görüşü) [1927], Religion and Society (Din ve Toplum) [1947], East and West (Doğu ve Batı) [1956] adlı eserlerinde dile getirdi. 1967′ye kadar cumhurbaşkanlığı görevinde bulundu. (L)RADET (Georges)
RADCLİFFE-BROYWN (Alfred Reginald)
1916′da Tonga’da eğitim işleriyle görevlendirildi. 1921′de Kap üniversitesinde bir sosyal antropoloji kürsüsünü, 1925′te de Sidney üniversitesinde bir etnoloji kürsüsüsünü yönetti. 1931-1937 Arasında Chicago üniversitesinde etnoloji kürsüsünde, 1937-1946 arasında ise Oxford’ta sosyal antropoloji kürsüsünde çalıştı. Arkaik toplumlardaki akrabalık incelemelerine yaptığı çok önemli katkı, akrabalık ilişkilerinin sistematik özelliğini gün ışığına çıkarmada yardımcı oldu. Bu ilişkileri tanımlamakla yetinmedi, aynı zamanda bunları tasnif ve tahlil etti; ayrıca bunların toplum düzeniyle sıkı bağıntısını da belirtti ve böylelikle o zamana kadar hüküm süren totemizm görüşü de alt üst oldu.
Başlıca eserleri: The Andaman islanders (Andaman Adasında Yaşayanlar) [1922]; Social Organisation of Australian Tribes (Avustralya Kabilelerinde Toplum Düzeni) [1931]; Structure and Function in Primitive Society (İlkel Toplumların Yapısı ve İşleyişi) [1957]; Method in Social Anthropology (Sosyal Antropolojide Metot) [1958]; son iki eser yazarın ölümünden sonra yayımlandı. (L) RADBRUCH (Gustav)
Başlıca eserleri: Rechtsphilosophie (Hukuk Felsefesi) [1914], Kulturlehre des Sozialismus (Sosyalizmin öğretilmesi) [1922], Gestalten und Gedanken (Şekiller ve Düşünceler) [1944]. (M)RABL (Cari)
RABİ (İsaac İsidor)
RABELAİS (François)
Rabelais, 1520′de Fontenayle-Comte’daki Puy-Saint-Martin manastırında kaldı. Burada Pierre Amy ile Yunanca çalışıyor, o arada da Guillaume Bude ile mektuplaşıyordu. Papa Clemens VII’nin izniyle, 1524-1525′te benedikten tarikatına girdi. Burada fikir çalışmaları için elverişli bir sığınak bulacağını umuyordu. Manastırın başrahibiyle Poitou ve Perigord’u, sonra da Liguge’yi ziyaret etti.
1527 Başlarında papazlıktan ayrıldı, en ünlü üniversite şehirlerini dolaştı ve 17 eylül 1530′da Montpellier Tıp fakültesine yazıldı, burada büyük bir ün kazandı. Para sıkıntısı yüzünden, Lyon’a giderek, henüz doktor unvanını almamış olduğu halde Pont-du-Rhöne hastahanesinde hekimliğe başladı. Bir fikir ve yayın merkezi olan bu şehirde 1532′de Hippokrates’in AphorismoVsini (özlü Sözler), sonra da büyük eserinin ilk kitabı olan Horribles et Epouvantables Faits et Prouesses du tres Renomme Pantagruel’i (Çok ünlü Pantagruel’in Korkunç ve ürkütücü Marifetleri ve Kahramanlıkları), yayımladı. Yeni koruyucusu Paris piskoposu ve diplomat Jean du Bellay, Roma’ya görevli giderken Rabelais’yi de hekim olarak yanında götürdü.
Rabelais, Lyon’a dönüşünde, Pantagruel’in gördüğü ilgiden cesaret alarak, ekim 1534′te Vie tnestimable du Grand Gargantua, Pere de Pantagruel’i (Pantagruel’in Babası Koca Gargantua’nın Paha Biçilmez Hayatî) çıkardı. 1535′te Lyon’dan ayrılarak Jean du Bellây ile yeniden İtalya’ya gitti fakat bu arada Lyon’daki görevine son verilmişti; kardinal Saint-Maur- les -Foses Piskoposluk meclisinde ona bir üyelik maaşı bağladı.
Hikayeci olarak Rabelais, her şeyden önce eşsiztir usta, eşine az rastlanır bir kelime cambazıdır; ele aldığı her tipi canlandırma yı gözümüzün önünden gitmeyecek ayrıntıları bulup yerine oturtmayıbilir. Güldürme sanatının bütün inceliklerinden, bütün imkanlarından yararlanmakta ustadır: hele önsözlerinde ve halk hikâyelerindeki kelime cümbüşü insanı âdeta sarhoş eder. RABEL (Ernst)
RABE (Paul)
QUiTO
Ekvatora yakın bir enlemde olmasına rağmen yükselti iklimi yumuşatır (yıllık ortalama yaklaşık olarak 13°C’tır, yıl boyunca pek az değişir). Quito güzel bir şehirdir: Kurtuluş meydanı, çeşmeler, XVI., XVII., XVIII. yy.dan kalma kiliseler. Şehirde dokumacılık ve çeşitli hafif sanayi “de gelişmiştir; besin ürünleri, mobilya, ayakkabı, platstik maddeler v.b. — Quito havzası, sulanabildiği zamanlar verimli bir tarım bölgesidir: patates ve tahıl tarlaları, yoncalıklar, meyve bahçeleri v.b.
— Tar. Quito daha X. yy.da bir krallık merkeziydi; Tupac Yupanqui’nin XV. yy.da İnka imparatorluğuna kattığı bu krallığı, 1525′te Atahualpa yeniden kurdu. 1533′te Sebastian de Benalcazar şehri işgal etti ve 1563′te bir real audienica’nın merkezi olan şehir, 1830′da Ekvador’un başkenti oldu, üniversitesi 1788′de kurulmuştur. Şehir birçok defa depremlerle yıkıldı. (L)RADULESCU-MOTRU (Constanttn)
Bükreş üniversitesinde ders verdi; Studii Filosofice (Felsefe İncelemeleri) adlı dergiyi yönetti (1897); uzun süre, bilimsel felsefe akımlarını Romanya’da yaymağa çalıştı. Kant’ın felsefesini tenkit ederken W. Wundt’un felsefesinin çeşitli yönlerinden yararlandı.
Başlıca eserleri: Zur Entwicklung von Knats Theorie der Naturcausalitat (Kant’da Tabiatın Nedensellik Nazariyesinin Gelişmesi Üstüne) [1893], Personalismul Energetic (Enerjik Kişilik) [1912], Puterea Sufleteasca (Tanrısal Güç) [1908], Elemente de Metafizica (Metafiziğin Unsurları) [1912], Curs de Psihologie, (Psikoloji Dersleri) [2. baskı, 1929]. (M)
RADULFE. Bk. FRECULFE.RADON (Johann)
QUEBEC
Laval üniversitesi Şehir, bu kesimde Diamant burnu ile (100 m yüksl.) Levis tepeleri arasında akan Saint-Laurent halicinin ağzında kuruldu. Hisarı ırmağa hâkimdir; kuzeyde Saint -Charles ırmağının kıvrımlar çizerek aktığı geniş bir çöküntü uzanır. Askerî ve idarî bir şehir olan Quebec, XVIII. yy. sonunda, limanı sayesinde bir ticaret merkezi haline geldi; ama XIX. yy.ın ikinci yarısında Montreal’in rekabetinden oldukça zarar gördü. Sanayi de aynı dönemde gelişti (dericilik, ayakkabı yapımı, konfeksiyon, kürk, makine yapımı, kâğıt fabrikaları). Limanı hâlâ canlı ve buğday trafiği önemlidir. Ama Quebec her şeyden önce bir idare, din ve fikir merkezidir. Her yıl birçok turist çeken şehir, Fransızlardan kalma anılarla doludur.Quartier Latin
QUAGLİARELLE (Gastano)
QUADRİ (Rolando)
Başlıca eserleri: La Sudditanza nel Diritto intemazionale (Devletler Hukukunda Uyrukluk) [1939]; La Giurisdizione degli Stati Stranieri (Yabancı Devletlerin Yargılama Yetkisi) [1941]; le Navi Psivate nel İntemazionale (Devletler Hukukunda özel Gemiler [1939] ve devletler kamu ve ceza hukukuyle sömürge hukuku üstüne ders notları. (M)QUİNTANA (Manuel Jose)
A Juan de Padilla (1797) adlı ilâhisi, Pelayo (1805) adlı dramı ve Vidas de Espanoles Celebres (Ünlü İspanyolların Hayatı) [1807] adlı eserinin birinci cildi yurt sevgisini ve hürriyet aşkını dile getirir. 1808′de Napolyon’a ve Fransızlara ilk başkaldıranlardan biri oldu (A Espana adlı od’u). İstilâcılara karşı direnişi teşkilâtlandırmak için birçok nutuk söyledi, Sevilla ve Cadiz’de merkez cuntasına katıldı. Fernando VII yurda dönünce, gözden düştü, Pampeluna kalesine hapsedildi ve 1820′ye kadar orada kaldı. 1822′de, genel yöneticisi olduğu Madrid Merkezî üniversitesini açtı.
kraliçe tarafından millî şair olarak taç giydirildi. Zamanının ilk lirik şairlerinden biriydi. (L)QUİNCKE (Georg Hermann)
QUERVAİN (Alfred DE)
QUEROL GAVALDA (Miguel)
PÜTTER (Johann Stephan)
Başlıca eserleri: Historische Entwicklung der Heutigen Staatsverfassung des Teutschen Reichs (Almanya imparatorluğunun Bugünkü Anayasasının Tarihsel Evrimi) [1786]; Literatür des Teutschen Staatsrechts (Alman Anayasası Üstüne Yazılanlar) [1776-1783]. (M)PÜRİTENLİK
PUTNEY
PUTİNAS (Vincas)
PURCELL (Edward Mills)
PUPİN
PUNTSCHART (Pau)
Pulitzer ödülleri
PUFENDORF
PUEBLA veya PUEBLA DE ZARAGOZA
— Pueblâ eyaleti, Anahuac yaylasının doğu ve güney ucunda uzanır, güneyde rio de las Balsas’ın yukarı havzasına taşar; 1 902 000 nüf. Nüfus yoğunluğu yüksek olan eyalet toprakları, zengin bölgeleri içine alır (ılıman ve astropikal iklim ürünleri: buğday, mısır, şekerkamışı).
— Tar. Puebla, 1531-1532 arası San Domingo başpiskoposu tarafından kuruldu. Tlaxcala piskoposluğu 1550′de buraya taşındı. 1862′de Fransızlar şehri kuşattılar ama ancak 1863′teki kuşatmadan sonra alabildiler. Bk. MEKSİKA SAVAŞI. (L)PUCHTA (Georg Friedrich)
Başlıca eserleri: Civilistische Abhandlungen (1823); Das Gewohnheitsrecht (örf ve Âdet Hukuku) [2 cilt, 1828-1837]; Lehrbuch der Pandekten (Pandekta Ders Kitabı) [1838]; Kursus der instituüonen (Kurumlar Üstüne Dersler) [3 cilt, 1841-1847]; Vorlesungen über das Hektiğe Römische Recht (Bugünkü Roma Hukuku Üstüne Dersler) [2 cilt, 1847-1848]; Kleine Schriften (Küçük Yazılar) [1852]. (M)PRUSYA Genel tarih
(27 ekim 1806) , Tilsit antlaşmasıyle (1807) Prusya, topraklarının yarısını kaybetti; savaş tazminatlarını ödeyemeyen krallık işgal edildi ve Fransızların metbuu haline geldi.
Bu çaba ve fedakârlıklar Viyana kongresiyle mükâfatlandırıldı (1814-1815). Prusya yeniden kurularak Saksonya’nın kuzey yarısı, Westfalen ve Rheinland’ı aldı; bir german devleti haline gelmişti ve Almanya’nın en zengin bölgelerini içine alıyordu.
Prusya’nın teklifi sadrazam Ragıb Paşanın başkanlığında toplanan divan tarafından incelendi. Rusya ve Avusturya ile harbi gerektirecek bir durum olmadığı için kabul edilmedi; fakat bu ittifak teklifi kesin olarak da reddedilmedi. Elçiye verilen cevapta askerî ittifakın daha uygun bir zamana bırakılması, şimdilik bir ticaret anlaşmasıyle yetinilmesi gerektiği bildirildi. Prusya ile bir ticaret anlaşması imzalandı (1761) Friedrich 1762′de rus çarı olan Pet-ro III ile anlaşarak rus cephesindeki savaşlara son verdi ve Osmanlı devletiyle Avusturya’ya karşı bir anlaşma yapmak istedi. Kesin olarak barış taraftarı olan sadrazam Ragıb Paşa bunu da kabul etmedi. Ahmed Resmî Efendi bu sırada Berlin’e gönderildi (1764). Osmanlı – Avusturya – Rusya savaşları sırasında (1787-1792), Osmanlı-Prusya ittifakı için yeniden teşebbüse geçildi. PROHOROV (Aleksandr Mihayloviç)