REŞETAR (Milan)

Tarih 29 Haziran 2009

REŞETAR (Milan), sırp-hırvat asıllı islav dilleri uzmanı (Dubrovnik, Dalmaçya 1860-Floransa 1942).

Viyana üniversitesi islav filolojisi bölümünde ders verdi; Birinci Dün­ya savaşından sonra Zagrep üniversitesine geçti. 1928′de Floransa’ya yerleşti. Dalmaç­ya ve özellikle Dubrovnik bölgesinin dilbi­lim, edebiyat ve kültürü üzerine çalışma­lar yaptı.

Eserleri: Die Metrik Gundulic’s (Gunduliç’in Vezni) [Archelogie für Slavische Philologie, XXV'de (İslav Filolojisi Arkeolojisi)]; Die Ragusanischen Urkunden des XIU-XIV Jahrhunderts (XIII.-XIV. yy. Dubrovnik Belgeleri) [aynı seride, XVI-XVII]; Die Serbokroatische Betonung, Süd-westlicher Mundarten (Sırpça’da Vurgu, Güneybatı Lehçeleri) [1900]; Der Ştokavische Dialekt (Ştokav Lehçesi) [1911]; Duprowacka Numizmatika (Split Nümismatiği) [1924 - 1925] v.b. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REŞETAR (Milan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMBRANDT

Tarih 29 Haziran 2009

REMBRANDT (Rembrandt Harmenszoon VAN RİJN, — denir), hollandalı ressam ve gravürcü (Leiden 1606-Amsterdam 1669).

Ba­bası değirmenci, anası bir fırıncı kızıydı. Çok dindar olan ana, oğlunu her gün yük­sek sesle incil’den parçalar okuyarak yetiş­tirdi. Rembrandt Latin okuluna gönderildi, 1620′de Leiden üniversitesine yazıldı; fakat küçük yaştan beri resme büyük bir eğilimi vardı. Zayıf bünyesi yüzünden babasının ye­rini alamayacağı anlaşılınca, ressam ve gra­vürcü olarak Leiden’de Jacob Van Swanenburg’un (1620-1623) sonra Amsterdam’da Pieter Lastman’ın (Caravaggio’ya hayrandı) [1623-1624] ve Jacop Pîjnas’ın yanına gön­derildi.

1625′te Leiden’e dönerek tek başına çalışmağa başladı. Babasının ölümünden sonra (1630) kesin olarak Amsterdam’a yer­leşti.
Rembrandt’ın ününü sağlayan ilk önemli Eseri Doktor Tulp’un Anatomi Dersi’dir (1632). Amsterdam’da, Van Uylenburgh adlı zengin bir tacirin evinde kalıyordu. Bu tacirin Friesland sarayında danışman olan babası Rembrandt’m estamplarından bir kıs­mını bastırmıştı. Van Uylenburgh’un Saskia adlı bir de kızkardeşi vardı. Yakınlarının karşı koymalarına rağmen Saskia 1634′te Rembrandt ile evlendi. Valinin himayesi al­tında geçen sekiz yıllık maddî ve manevî başarılar, parlak bir hayat ve mutlu bir ev­lilik süresince Saskia’nın güzelliği ve zerafeti ressamın başlıca tema’sı oldu (çeşitli desenler, gravürler, yağlıboyalar). Ama ara­ya üzüntüler de girdi: 1636, 1638 ve 1640′ta ilk 3 çocuğunun ölümü; 1640′ta Rembrandt’ın annesinin ölümü, 1642′de Saskia da ölün­ce Rembrandt 1641′de doğan oğlu Titus ile yalnız kaldı.

O sırada çok para kazanıyor­du. Jodenbreestraat’taki evi her çeşit değer­li sanat eşyasıyle doluydu (Raffaello, Van Eyck ve Giorgione’den yağlıboya tablolar; antika mermerler; Dürer, Cranach, Callot, Rubens ve Mantegna’dan gravürler; Bruegel’den desenler, iran minyatürleri, Saskia’ya giydirmekten zevk aldığı için ipeklileri; mücevherler ve altın zincirler, porselenler, silâhlar, tabiî veya egzotik ilgi çekici eşya, değerli mobilyalar).

Rembrandt borsa oyunlarına giriyor ve hesapsız para harcıyor­du. Saskia’nın Ölümü sırasında bitirdiği Ge­ce Devriyesi adlı tablo ısmarlayanlar tara­fından beğenilmedi; bu, portre geleneğinden kopan kolektif bir portreydi: ciddî bir poz alarak hareketsiz şekilde dizilmiş kişiler ye­rine etkili ve yaşanmış bir sokak sahnesi. Şaşkına dönen halk bile tabloyu beğenmedi. Satışlar seyrekleşti. İşsiz kalan Rembrandt tefecilere başvurmak zorunda kaldı. Hindistan’a deniz nakliyatı yapmayı denediyse de başarı sağlayamadı. Bu malî güçlüklere, Titus’un sütannesinin, aleyhine açtığı rezalet yaratan bir davanın sıkıntısı da eklendi.

1645′te Hendrickje Stoffels adlı yirmi beş yaşındaki bir köylü kızını hizmetçi olarak yanma aldı. Oğlunun geleceğini güvenlik al­tına almak isteyen Saskia’nın bıraktığı vasi­yetin bazı önleyici maddeleri olmasaydı Rembrandt hiç kuşkusuz bu kızla evlenecek­ti. Zaten Menno Simonnis’in anabatist mez­hebine girmesiyle bozulan ünü, bu kızı ha­yatına sokmasıyle daha da zarar gördü. Hendrickje Stoffels’i çıplak olarak gösteren Batşeba Yıkanırken adlı tablo ahlâksızlıkla suçlandı. Bu arada doğan Corneila adlı kız­ları 1654′te küçük yaşta öldü. Rembrandt’ın, devrin büyük kişileri yerine, model ola­rak ihtiyarları, yoksul insanları, komedi sa­natçılarını ve hattâ zencileri alması da ayrı­ca hoş karşılanmıyordu. 1656′da ikinci Ana­tomi Dersi’ni yaptığında alacaklıları harekete geçti; 1657′de mallarının envanterini çıkarttılar; bu da iflâs ve bütün mallarının açık artırmaya çıkarılmasıyle sonuçlandı. Rembrandt bir han odasına sığındı. Sonra Hendrickje ve Titus ile beraber Amster­dam’da Portekizliler sinagogu yakınında Rozengracht yahudi mahallesine yerleşti.

Ba­sit bir evde oturuyor, küçük çapta gravür, yağlıboya tablo ve enteresan eşya ticareti yapıyorlardı. Bu sırada ingiltere’de Yorkshire bölgesinde Hull’a birkaç aylık bir gezi yapan Rembrandt Amsterdam’a dönerek Kumaşçı Loncaları adlı tablosunu çizdi. Bu arada belediye binası için yaptığı Julius Civilis’e Suikast adlı tablosu reddedildi. 1662′de Hendrickje Stoffels’in ölümüyle kesin bir mutsuzluğa düştü; Hendrickje ressama re­sim sanatının yarattığı, gerçekten heyecan veren güzel kadın tiplerinden birini ilham etmiş ve ona muhtaç olduğu bağlılık ve iyi­likle destek olmuştu. Onun ölümünden son­ra yedi yıl daha yaşadı.

Birlikte çalıştığı Ti­tus dışında herkes tarafından terk edilmişti. Ondan bir yıl önce de Titus öldü. Bütün dünya müzelerinde Rembrandt’ın yüzlerce tablosu muhafaza edilmektedir. Louvre’da yirmiden fazla resmi vardır.

Bunlar arasında en ünlüleri: Düşünen Filozof (1633), Kenarsız Bir Şapka ve Altın Bir Zin­cir Takmış Rembrandt’m Portresi (1634), Melek Rafael Tobiaş’tan Ayrılırken (1637), Kutsal Aile (1640), Emvas Hacıları ve İyi Yürekli Samiriyeli (1648), Hendrickje Stof­fels’in Portresi (1652′ye doğr.), Batşeba Yı­kanırken (1654), Derisi Yüzülmüş öküz (1655), Yaşlı Adam Portresi (1660), Aziz Matta (1661). Rembrandt’m öbür önemli e-serleri arasında, Amsterdam’da Rijksmuseum’daki (Gece Devriyesi, Kumaşçı Loncala­rı, Profesör Jean Dayman’ın Anatomi Dersi, Nişanlı Yahudi Kızı), Berlin müzesindeki (Altın Miğferli Adam), Dresden müzesinde­ki (Ressam, Karısı Saskia ile); La Haye’de Rijksmuseum’daki (Rembrandt’m Annesi, Doktor Tulp’un Anatomi Dersi), Ermitaj müzesindeki (ibrahim’in Oğlunu Kurban Edişi, Haçın İndirilişi, isa ile Samiriyeli Kadın), Londra National gaîlery’deki {ilerlemiş Yaşta Sanatçı) tabloları sayılabilir.

En son gravür katoloğunda (1955) 299′u ger­çek, 98′i de şüpheli 397 eser vardır. Bu gra­vürlerin hemen hepsi Paris’te Bibliotheque Nationale’in Cabinet des Estampes bölü­münde toplanmıştır. Rambrandt gelmiş geç­miş ofort’çulann en büyüğü sayılır. Leiden’de yirmi yaşından beri gravür yapıyordu. Resam asıl üslûbunu 1653′ten sonra buldu. Resim ve gravürleri, üslûp gelişmesi ve seç­tiği konular . bakımından birbirine paralel­dir. Burada, hayatındaki gibi dört dönem göze çarpar: gençlik; Saskia ile mutlulu­ğu, acılarla dolu olgunluk; son.

Tevrat ve İncil’den ilham almadığı zaman (bütün kut­sal tarih’i resimlediği söylenir) gerek çevresinden, gerek kendinden (kendi portrele­rinden altmış ikisi bilinirse de bunların yüzü aştığı sanılır) yararlanarak insanı tasvir et­miş ve onun sırrını çözmeğe çalışmıştır, ön­celeri eşya ve canlıları bütün fizik gerçek­leri içinde çizdi, daha sonra ışık-gölge oyun­ları ve eşsiz tekniği (özellikle desenleri şaşır­tıcı bir modern anlayış içindedir) ile, iç dünya gerçeğini yansıtan görünüşü duygu­lu bir yoğunlulukla dile getirmeyi başardı. Rembrandt’ın Jodenbreestraat’taki evi 1906′da müze haline getirildi. (L)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMBRANDT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENTSCHLER (Harvey Clayton)

Tarih 29 Haziran 2009

RENTSCHLER (Harvey Clayton), amerikalı fizikçi (Hamburg, Pennsylvania 1881 -East Orange, New Jersey 1949).

1908-1917 Arasında Missouri üniversitesinde fizik ders­leri verdi. Westinhouse Elektrik ve İmalât şirketine girdi (1917), daha dayanıklı am­pul telleri yapmak amacıyle uranyum tuz­larından saf uranyum elde etti (1922). Uran­yumun ergime derecesinin tungsten’inkinden çok daha düşük olduğu anlaşılınca, bu pro­je yarıda kaldı, ama şirket nükleer fizik alanında çalışan üniversite ve araştırma laboratuvarları için az miktarda uranyum elde etmeğe devam etti.

1942 Başlarında, Chicago üniversitesinin Metalürji laboratuvarı şefi Arthur H. Compton’un isteği üzerine Rentschler, deneylerde kullanılabilecek bir mik­tar uranyum elde etti. Ayrıca daha önce Robert F. James ile birlikte bakteri öl­dürücü ilk lamba olan «Sterillamba»yı ge­liştirmişti. Bu lamba, yiyecekleri korumak­ta ve cerrahî alanında ameliyat odalarını sterilize etmekte kullanılmaktadır. (M)

29 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENTSCHLER (Harvey Clayton) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENOU (Louis)

Tarih 27 Haziran 2009

RENOU (Louis), fransız sanskritçe uzmanı (Paris 1896-Vernon 1966).

Lyon üniversite­sinde ve Sorbonne’da ders verdi. Eserleri: Dictionnaire Sanskrit-Français (Sanskritçe-Fransızca Lügat) [1932], Terminologie Grammaticale du Sanskrit (Sanskritçe Gra­mer Terimleri) [1942], Les Ecoles Vediques et la Formation du Veda (Veda Okulları ve Veda’nın Meydana Gelişi) [1947], Manuel des Etudes indiennes (Hintçe İncelemeler Elkitabı) [1949].. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENOU (Louis) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENN

Tarih 27 Haziran 2009

RENN (Arnold vieth von golssenau, Ludwig — denir), alman yazarı (Dresden 1889).

Birinci Dünya savaşında subaylık yaptıktan sonra, barışçı ve devrimci fikirle­rin etkisinde kalarak Krieg (Savaş) [1928] ve Nachkrieg (Savaş Sonrası) [1930] adlı romanları yazdı. Hitler’in iktidara gelişi sı­rasında göç etti. 1947′de Dresden’e döndü ve üniversitede antropoloji profesörü oldu (1947-1951). Sonra Berlin’e yerleşti. Son hi­kâyelerinde, kişisel yaşantılarından ahlâkî ve siyasî sonuçlar çıkardı (Auf den Trümmern des Kaiserreichs [İmparatorluğun Yı­kıntıları Üstünde] 1961) veya yabancı halk­ların manevî zenginliği ve maddî ya da sos­yal güçlükleri üstüne vatandaşlarının dikka­tini çekti: Trinî, Lie Geschichte Eines İndianerjungen (Trini, Bir Kızılderili Çocuğun Başından Geçenler) [1954]; Der Neger Nobi (Zenci Nobi) [1955]. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RENARD (Alphonse)

Tarih 27 Haziran 2009

RENARD (Alphonse), belçikalı mineralo­ji ve denizbilim uzmanı (Renaix 1842-Brüksel 1903). Cizvit tarikatına girdi. Viyana üniversitesine devam etti.

1877′de Brük­sel Tabiî Tarih müzesinin mineraloji ko­leksiyonları müdürü oldu; 1878′de, bilimsel bir seferden dönen Challenger gemisinin getirdiği örnekleri inceleme görevi Renard’a verildi. Murray ile birlikte «Tabiî Tarih Müzesi Bültenbnde derin denizlerdeki biri­kintilerin kaynağı ve dağılımı üstüne bir inceleme yayımladı. Gand üniversitesi mi­neraloji ve jeoloji profesörü oldu, bir mi­neraloji laboratuvarı kurdu. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RENARD (Alphonse) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REMY (Heinrich)

Tarih 27 Haziran 2009

REMY (Heinrich), alman kimyacısı (doğ. Weeze 1890). Freiburg üniversitesinde ders verdi; iyonların hidratlanması, koloidal sis­temlerin kararlılığı v.b. üstüne birçok araş­tırma yaptı. Lehrbuch der Anorganische Chemie (inorganik Kimya Ders Kitabı) adlı iki ciltlik bir eser yayımladı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REMY (Heinrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REKTÖR

Tarih 27 Haziran 2009

REKTÖR i. (fr. recteur). Üniversite tüzel kişiliğinin temsilcisi ve icra organı.

— ANSîKL. Rektör, fakülte profesörler ku­rullarının yapacakları toplantıda, aylıklı pro­fesörler arasından, kanunun tespit ettiği sü­re için seçilir, üniversite tüzel kişiliğini tem­sil eden rektör, üniversite kurullarına baş­kanlık eder, bunların kararlarını uygular ve fakülteler arasında düzenli çalışmayı sağlar.

Rektör, bütün fakülteler üstünde ge­nel bir denetleme yetkisine sahiptir. Kanu­nun dekanlara vermiş olduğu yetkilerin kul­lanılmasını, yönetim, öğrenim ve bilimsel araştırma işlerinin gereği gibi yürütülme­sini sağlar; bunun için gerekli denetimi ya­parak, gördüğü aksaklıkları senatoya bil­dirir. Rektör bu görevleri dolayısıyle, ilgili dekan ve öğretim üyeleriyle birlikte sorum­lu olur. üniversite senatosu üyelerinden her biri rektöre bu hususta yazıyle soru sormak yetkisine sahiptir. Bk. üniversite. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REKTÖR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REKSTAD (John Bernhard)

Tarih 27 Haziran 2009

REKSTAD (John Bernhard), norveçli je­olog (Trondenes, Tromsö 1852-öl. 1934). Bergen üniversitesinde ders verdi (1896 -1900), 1900-1923 yılları arasında jeolog ola­rak devlet hizmetinde çalıştı. Buzullarla il­gili Önemli çalışmaları vardır. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REKSTAD (John Bernhard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİZ (Friedrich Wolfgang)

Tarih 27 Haziran 2009

REİZ (Friedrich Wolfgang), alman filolo­gu (Windsheim, Franken 1733 – Leipzig 1790).

Leipzig üniversitesinde Yunanca ve Latince okuttu, şiir ve belagat üstüne dersler verdi. Daha çok dilbilgisi ve vezin üstünde çalıştı.
Başlıca eserleri: De Temporibus et Modis Verbi Graeci et Latin’i (Yunan ve Latin Fiillerinde Zaman ve Kip üstüne) [1766]; De Prosodiae Graecae Accentus inclinatione (Yunan Prosodisinde Vurgu) [1791'den sonra]. Bazı klasik eserlerin ye­ni baskılarını yaptı. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİZ (Friedrich Wolfgang) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REITZENSTEİN (Richard)

Tarih 27 Haziran 2009

REITZENSTEİN (Richard), alman filologu ve din tarihçisi (Breslau 1861 – Göttingen 1931).

Rostock (1889-1892), Giessen (1892-1893), Strassburg (1893-1911), Freiburg-im-Breisgau (1911-1914) ve Göttingen (1914′ten sonra) üniversitelerinde ders verdi, özel­likle Helenistik devirden kalma dinî me­tinleri inceledi, roma-yunan ve doğu dün­yasının dinî inançlarıyle Hıristiyanlık ara­sında ilişkiler kurarak, Hıristiyanlığın men­şei meselesini çözmeğe çalıştı.

Başlıca eser­leri: Die Hellennistische Mysterienreligionen (Gizemci Helenistik Dinleri) [1910], Das Iranische Erlösungsmystrium (Iran Di­ninde Kurtuluşun Sırrı) [1921], Die Vorgeschichte der Christliche Taufe (Hıristi­yanlıkta Vaftizin Tarihi) [1929]. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REITZENSTEİN (Richard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİSSMANN (August)

Tarih 27 Haziran 2009

REİSSMANN (August), alman bestecisi ve müzik bilgini (Frankenstein 1825 – Berlin 1903).

Breslau’da okudu, önce Berlin konservatuvarında, sonra Leipzig üniversitesin­de ve Wiesbaden’de müzik tarihi okuttu. Oda ve tiyatro müziği parçaları besteledi; müzikle ilgili birçok eser yazdı: Allgemeine Geschichte der Musik (Genel Müzik Ta­rihi) [3 cilt, 1863-1864]. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİSSMANN (August) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİSNER (George Andrew)

Tarih 27 Haziran 2009

REİSNER (George Andrew). Eski Mısır medeniyeti uzmanı amerikalı bilim adamı (İndianapolis, İndiana 1867 – Gizze yakınları Mısır 1942).

1889′da Harvard üniver­sitesini bitirdi. 1895-1896 Arasında, Berlin’­deki Krallık müzesinin Mısır bölümünde uzman yardımcı, 1896-1897 arasında Harvard’da öğretim üyesi, 1897-1899 arasında da Kahire’deki Hıdivlik müzesinin Millet­lerarası Kataloglama komisyonu üyesiydi. 1899-1905 Arasında Kaliforniya üniversite­sinin Mısır gezisini yönetti.

Bu tarihten ölümüne kadar Harvard üniversitesinde ve Boston Güzel Sanatlar müzesinin müdürlüğünde bulundu. Mısır, Nübye, Sudan ve Filistin kazılarını yönetti ve özellikle eski Kuş krallığının kronolojisi ve IV. Mısır sülâlesi üstüne yaptığı çalışmalarla tanın­dı. 1925′te Khufu’nun (Keops) annesi kra­liçe Hetepheres’in su mermeri mezarını keşfettiğini ilân etti.

Yayımladığı başlıca eserleri: Hearst Medical Papyrus (Hearst Tıp Papirüsleri) [1905]; Models of Ships and Boats (Gemi ve Tekne örnekleri) [1913]; Excavations at Kerma (Kerme Kazıları)
[2 cilt, 1923]; Harvard Excavations at Şa­marla (Harvard üniversitesinin Samiriye Kazıları)
[2 cilt, 1924] ve The Development of the Egyptian Tomb (Mısır Me­zarlarının Gelişimi) [1935]. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİSNER (George Andrew) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Reisebilder (Yolculuk Resimleri)

Tarih 27 Haziran 2009

Reisebilder (Yolculuk Resimleri), Hein­rich Heine’nin eseri
(1. kısım 1826; 2. kı­sım 1827; 3. kısım 1830). Heine, bu ese­rini meydana getirirken, kendi mizacına en uygun edebî anlatım biçimini bulmuştur.

Die Harzreise (Harz’ta Seyahat) adlı ese­rinde taslağı üstünkörü kurulmuş bir duy­gusal serüveni anlatır ve yücelerin temiz havasında üniversite hayatının yavanlıkla­rını unutmağa çalışır. Das Buch Legrand bölümünde, davulunu çalarak bütün Na­polyon destanını canlandıran eski bir imparatorluk askerini dinletir; Die Bader von Lucca (Lucca Banyoları) ile Die Stadt Lucca’da (Lucca’ Şehri) acı alaylarını şair August von Platen’e yöneltir ve çeşitli hıristiyan kiliseleri arasında eğlenceli bir kar­şılaştırma yapar.

İzlediği tarz, gezdiği yer­lerden çok hayal gücüyle yaptığı ideal yol­culuğun tasvirine dayanır. Reisebilder’âe, bize sunulan şey, «görülmüş şeyler»den çok bir seyircinin,’ yani Heine’nin, ruhudur. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reisebilder (Yolculuk Resimleri) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİSCH (Emil)

Tarih 27 Haziran 2009

REİSCH (Emil), avusturyalı arkeolog (Vi­yana 1863 – öl. 1933). Daha çok yunan heykelciliğiyle uğraştı, yunan kabartmaları üstüne incelemeler yaptı ve W. Dörgfeld ile birlikte yunan tiyatrosuyle ilgili bir ki­tap yazdı (1896). Avusturya Arkeoloji ens­titüsünü yönetti ve Viyana üniversitesinde arkeoloji dersleri verdi (1931′e kadar). [M]

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİSCH (Emil) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNKENS (Joseph Hubert)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNKENS (Joseph Hubert), alman ilâhi­yatçısı (Burtscheid, Aachen yakınları 1821 -Bonn 1896). İlahiyat doktoru (1849), Breslau katedraline vaiz (1850), sonra aynı şehrin üniversitesinde ilahiyat profesörü (1853) ol­du.

Döllinger ile birlikte Papalığın yanıl­mazlığı görüşüne karşı çıktı. Afaroz edil­di, 1873′te piskopos oldu. Prusya, Baden ve Hessen hükümetlerince katolik pisko­pos olarak tanındı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNKENS (Joseph Hubert) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNHOLD (Kari Leonhard)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNHOLD (Kari Leonhard), alman filo­zofu (Viyana 1758 – Kiel 1823). önce Ciz­vit tarikatına girdi, sonra protestan oldu.

Der Deutsche Merkür gazetesinin yazarla­rı arasına katıldı. Wieland’ın kızıyle evlen­di, önce Jena’da (1784-1794), sonra Kiel’de felsefe okuttu, önce Versuch Einer Neuen Theorie des Menschlichen Vorstel-lungsvermögens (İnsan Anlayışı Üstüne Ye­ni Bir Teori Denemesi) [1789] adlı ese­rinde Kant taraflısıydı, sonra Fichte, Bardili ve Herbart’ın felsefesini benimsedi. — Oğlu ERNST (Jena 1793 – ay.y. 1855). 1822′de Kiel üniversitesinde doçent ve 1824′te Jena üniversitesinde profesör oldu. Ay­rıca Gelişiminin Başlıca Aşamalarına Gö­re Felsefe Tarihi (1828) adlı bir eser ya­yımladı. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNHOLD (Kari Leonhard) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİNHARDT (Kari)

Tarih 27 Haziran 2009

REİNHARDT (Kari), alman filologu ve eskiçağ medeniyeti tarihçisi (Detmold 1886 -öl. 1958). Marburg (1916-1919), Hamburg (1919-1924), Frankfurt (1924-1942, 1946), Leipzig (1942-1946) üniversitelerinde ders verdi. Parmenides, Aiskhylos, Sophokles üstüne önemli incelemeler yaptı. (M)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİNHARDT (Kari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİMS

Tarih 27 Haziran 2009

REİMS, Fransa’da Marne idare bölgesin­de idare çevresi merkezi, Champagne’ın ku­zeyinde, İlede-France yamacı yakınların­da; 160 000 (banliyölerle birlikte
175 000′e yakın) nüf.

Üniversite. Dokumacılık (yün işçiliği) merkezi, Champagne şarapları ya­pımı, demircilik, elektrik malzemesi, maki­ne sanayii, camcılık v.b. önemli bir tica­ret merkezi.

• Tarih. Galyalı Remi’lerin başkenti olan eski Durocortorum şehri (bugün Reims), roma hâkimiyeti sırasında Gallia Belgica’nın merkezi oldu ve Belçika yolu üzerin­de önemli bir konak yeri haline geldi. 290′da bir piskoposluk merkeziydi. Aziz Remi’nin piskoposluğu sırasında Clovis, Hıristiyanlığı burada kabul etti; Fransa kral­ları, bu olaydan sonra bu şehirde taç giy­meğe başladılar; 1548′de bir üniversite ku­ruldu. Birinci ve İkinci Dünya savaşların­da şehir, bombardımanlardan büyük zarar gördü.

• Askerî tarih. Belçika ile Bourgogne ve Paris ile Lorraine arasındaki ulaşım yol­larının kavşak noktasında olan Reims he­men her devirde askerî açıdan önemli rol oynamıştır. 1 Eylül 1914′te Almanlar ta­rafından işgal edilen şehir, 13 eylülde Fran­sızlar tarafından geri alındı ve o tarihten itibaren Fransa sınırları içinde kalmakla beraber çeşitli savaşlara sahne oldu. Ge­neral Eisenhower ve müttefik genelkurmay başkanları, 7 mayıs 1945′te alman generali Jodl’un teslim olma teklifini burada ka­bul ettiler.

• Güzel sanatlar. Şehirde Roma devrin­den kalma birçok kalıntı vardır. Bunlar arasında «Mars kapısı» adı verilen bir za­fer takı ile bir amfiteatr sayılabilir. Reims’te Ortaçağdan kalma en eski kilise Saint-Remi’dir. Ayrıca, büyük bir kısmı XIII. yy.da yapılmış, ama birçok değişikliğe uğ­ramış ve Birinci Dünya savaşında çok za­rar görmüş olan Saint-Jacques kilisesini de anmak gerekir Şehrin katedrali ise, Ortaçağdan kalma en ilgi çekici binadır.

1211′de eski bir karolenj tapınağının ka­lıntıları üzerine inşa edilen bu katedralin yapımı ancak XIII. yy. sonuna doğru ta­mamlanabildi. Yapımında çalışan ustala­rın adları katedralin içindeki bir labirent­te yazılıdır: Jean d’Orbais, Bernard de Soissons ve ana cepheyi yapan Robert de Coucy. Çeşitli atelyelerde yapılmış olan ve katedralin dış kısmını süsleyen heykel grupları (Tebşir, Meryem’in Ziyareti, Mer­yem’in Kiliseye Takdim Yortusu; Gülüm­seyen Melek, Havva, «Philippe Auguste» adlı kral) gotik fransız sanatının en güzel örneklerindendir. Koro yerinin vitrayları XIII. yy.dan kalmadır. Reims, müzelerinin zenginliği bakımından da önemli bir şehir­dir. (L)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİMS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Persian

Tarih 27 Haziran 2009

Persiankiwi: Twitter devrimcisi İranlı.
Persian Farsça Ad:
Kökeni İran olan kimse.
Farsça:
[1] İran’ın resmi dili.
[2] Hint-Avrupa dil ailesinin, Hint-İran dil grubuna ait İran Dilleri alt grubunda yer alan dil.

Persian (İran Kedisi)

Temel Özellikleri
Tartışmasız ilk tercih edilen ev kedisi olan Persian, aileye ve dostluğa olan tüm düşkünlüğü ve zekası ile tanınır. Ancak bakımı oldukça dikkat gerektirir.

Görünüş ve Vücut Yapısı
Yüzünün etkileyici geniş ve yuvarlak kafasının kemik yapısı tamamen yuvarlaktır. Belirgin bir girintisi olan basık burnu kısa ve kalkıktır. Gözler iri, yuvarlak ve kabarıktır.

Uçları yuvarlak hafifçe öne eğik kulakları ufaktır ve alt tarafları fazla geniş değildir. Kulaklarının alçak oturuşu kafasının yuvarlaklığını bozmaz.

Bedeni alçak ve güçlü, asla kaba sayılmayacak bir tıknazlıktadır. Kemikleri ve kütlesi ona bir armağan gibidir. Kasları neredeyse abartıya kaçacak bir biçimde yapılıdır.

Dört ayağı da kısa ve kalındır, ön ayakları düz iner. Sırtı muntazamdır, iri patileri yuvarlak ve sıkıdır. Parmakları birbirine yakındır. Kuyruk uzun olmamakla beraber gövdenin uzunluğuna uygundur. Uzun, sık ve canlı tüyleri gövdeden aşağıya akıyormuş gibi kabarık durur. Omuzlar dahil tüm beden boyunda yelelenen ve oradan aşağı göğsü ve ön ayakları kaplayan uzun kürk gibi tüylerle kaplıdır. Pati altlarında ve kulak içlerinde dolgun fırçaya benzeyen tüyler vardır.

Tüy Bakımı
Her gün muntazaman fırçalanması şarttır. çok fazla sindirilmemiş tüyler bağırsak problemlerine yol açabilir. Yumuşak bir fırçayla ve yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır. Eğer şartlar başka türlüsünü gerektirmiyorsa mümkün olduğunca kuru şampuan kullanılması gerekir.

Kökeni
İran kedilerinin uzun tüylü Türk Ankara kedilerinden geldiği sanılmaktadır. Her iki cins de doğulu kediler olarak tanınır. Eski İran kedilerinin Ankara kedileriyle daha yoğun ve yünsü tüylü olmalarının dışında çok az farklılıkları vardı.

İran kedileri Avrupalılar tarafından tüylerinden ötürü beğenilerek yetiştirildiler ve tüm uzun tüylü kedi yarışmalarının vazgeçilmez galipleri oldular. İran kedisinin süregelen ısrarlı yetiştirilmesi sonucunda sarsılmaz yerleri olan İngiliz ve Amerikan Shorthair’ler bile kendi ana vatanlarında tahtlarını kaybettiler.
Örnekler:
tırmık, 3 yaşında, erkek, İran Kedisi (Persian).
shagy, 4 yaşında, erkek, İran Kedisi (Persian)
lokum, 4 aylık, dişi, İran Kedisi (Persian)
süleyman 2 yaşında, erkek, İran Kedisi (Persian)
İran Kedisi (Persian)
Tartışmasız ilk tercih edilen ev kedisi olan Persian, aileye ve dostluğa olan tüm düşkünlüğü ve zekası ile tanınır. Ancak bakımı oldukça dikkat gerektirir..
… kedi almaya niyetlenenlerin ilk baktığı, ancak bedava bulmanın imkansıza yakın olduğu bir kedi türüdür. yavru olanlar pethoplarda 250 $- 400 $ arası fiyatlara alıcı bulur. saf bir ırk değildir, ankara kedisi ve himayala kedisinin çiftleşmesi ile ortaya çıkmıştır. dediğim gibi şirinlikleri ile kedi almaya niyet edenleri hemen cezbeder ancak bir tane edinmeden önce defalarca düşünülmelidir. zira iran kedileri bakımı en zor kedilerdendir. gözleri ve kulaklarında sorunlar yaşamakla birlikte, yoğun tüy bakımı isterler ve pek çoğunun mama seçtiği görünmüştür. ayrıca uzun tüylerinden dolayı kendini temizlemesi zordur ve tüylerine yapışan kakalar önemli bir problem olur. sağırlık tıpkı kökenleri olan ankara kedileri gibi yaygın olmayan bir hastalıktır. bilindiği gibi sağırlık daha çok çift göz renkli van kedilerinde görünür. nispeten sorunsuz bir türü olan chinchilla, nadir ve aşırı güzel bir kedidir. ..

…Total ve Shell petrol firmalarının LNG Persian ve Pars projelerinden çekildikleri takdirde İran Gaz Sıvılaştırma Firması`nın söz konusu projelerin uygulamasında yer alabileceğini ve bununla ilgili olarak tüm hazırlıkları tamamladığını ilan etti……

Persian Gulf(İran Körfezi)
….Geçen hafta kutlanan Persian Gulf (İran Körfezi) gününde konuşan İran lideri Ayetullah Ali Hamaney`in danışmanı Ali Akbar Velayeti, `Doğru duruşumuzda ısrar etmeliyiz. Bu oyunların iptal edilmesine yol açsa bile duruşumuzu değiştirmeyeceğiz.` dedi……

…İsim değişikliği talebinin bölge istikrarına zarar verdiğini söyleyen İran meclis başkanı Ali Laricani, `Araplar bu büyük Körfez`in adını değiştirerek kendileri için faydasız girişimlerde bulunuyorlar.` dedi…..

Persiankiwi

Twitter devrimcisi İranlı, Tüm dünya İran’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra olanları canlı yayın gibi aktaran Twitter müptelası, kim ve ne olduğu bilinmeyen bilgisayar tutkunu.

İlgili Haberler:

Ben şu anda öldürülüyorum!
23.06.2009 / 13:43:35
Tüm dünya İran’da olanları an be an Twitter’dan öğreniyor. Peki Twitter ne biliyor musunuz?
İran´da seçimlerden sonra ülke karıştı. Hergün protesto gösterileri oluyor, onlarca kişi hayatını kaybediyor. Reforcular ayakta… Ancak İran hala eski İran; ülkede gazeteciler hala yoğun baskı altında. Yabancı gazetecilere boykot var. Seçimler biter bitmez İran´dan çıkarıldılar. Ülkede kalmayı

başaranlar da kelle koltukta, fısıltıyla haber yapabiliyorlar. Ama tüm dünya orada yaşananları anında öğreniyor. Peki bu nasıl oluyor?

Cevap Fransız Liberation Gazetesi´nin manşetinde gizli: İran´da; Twitter devrimi mi? Belki de dünyada ilk kez bir internet sitesi belki de bir ülkenin kaderini değiştirecek.

Peki nedir bu Twitter?

www.twitter.com aynı facebook gibi bir sosyal iletişim ağı. Ancak bu sayfada tek bir soruya cevap veriyorsunuz. “What are you doing? – Şu anda ne yapıyorsun?” Ve bu soruya sadece 140 karakterle cevap verme şansınız var.

İlk anda bu uygulama insana saçma geliyor. “Kim benim ne yapmak istediğimle ilgilenir ki? Ya da banane hiç tanımadığım birinin yaptıklarından?” diyebilirsiniz. Bunu dedirtecek mesajlar da az değil. Çünkü twitter başlarda “Şu anda yatıyorum, duruyorum, tuvalete gidiyorum gibi mesajlarla” doluydu.

ÜNLÜLER DE TWİTTER´DA
Ancak gün geçtikçe bu ilginç ağın kullanıcıları da değişti. Birçok şirket, web sitesi ve ünlüler burada o anda ne yaptıklarını milyonlara duyurdu. “A şirketi şu anda x ürününü piyasaya sundu” gibi iletilerde gözle görülür bir artış oldu. Beğendiğiniz müzisyenler yeni albümlerini, konserlerini ya da sahne programlarını ilk kez twitter´la duyurdular. Hatta Martha Stewart köpeğinin bir propan patlamasında öldüğünü yine Twitter´dan duyurdu.

Asthon Kutcher karısı Demi Moore´un bikinili fotoğraflarını yine Twitter´da yayınladı. Amerika´nın en ünlü talk showcusu Oprah Winfrey de ilk ´twit´ini canlı yayında yazdı. Türkiye´den de Sertap Erener ve Demir Demirkan twitter üyesi…

İRAN´DAN GELEN SON MESAJDA ÖLÜM VAR

Cep telefonuyla internete girmek yaygınlaştıkça Twitter´ın kullanımı da boyut değiştirdi. Moldova´da protestocular Twitter sayesinde bir araya gelip ülkeyi salladılar. Çin´deki depremi de ilk duyuran yine bir Twitter kullanıcısı oldu. Gazze savaşından Hollanda´daki THY uçağının düşüşüne kadar birçok olay ilk olarak Twitter´da yer aldı. Hem de resimleriyle… Yani twitter üyesi herkes bir nevi gönüllü muhabir diyebiliriz.

AHMEDİNEJAD TWİTTER´I ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR

Şimdi de aynı şey İran için geçerli. Musavi yanlıları seçimin başından beri Twitter sayesinde bir araya gelip örgütleniyorlar. Seçimden sonra da aynı örgütlülüğü böyle sürdürüyorlar. Tabii tüm dünya da bu şekilde İran´da olup bitenlerden anında haberdar oluyor. Öyle ki 16 Haziran´daki server bakımı İran´daki genel seçimle aynı güne denk gelince ABD dışişleri bakanlığının ricasıyla şirket bakımı erteledi.
Ahmedinejad yönetimi protestocuları meydanlarda durdurmaya çalışırken, bir yandan da Twitter´ı ´susturmak´ için internet bağlantılarını engellemeye çalışıyor.

İran´dan gelen mesajlarda özellikle tek bir kullanıcı dikkat çekiyor. Persiankiwi ülkedeki son durumu anında dünyaya geçen gönüllü bir muhabir gibi çalışıyor. Haberi hazırlarken bile onun girdiği mesajlara yetişemedik. Persiankiwi´nin mesajlarını http://twitter.com/persiankiwi adresinden okuyabilirsiniz. Veya buraya tıalayınız >Persiankiwi Twitter

İşte Persiankiwi ‘nin son mesajları: Haber: http://www.habercinim.com
Dışişleri bakanlığına giden bütün yollar ve ara sokaklar güvenlik güçlerince kapatıldı.

Tahran´daki durum bugün çok karışık. Yolların çoğu kapatılmış durumda.

(Etemad Melli gazetesine saldırıldı.)

(Hapishalerdeki birçok özgürlükçü liderin açlık grevine başladığı söyleniyor. )

(Hamaney bu cuma yeniden vaaz verecek)

(Nobel ödüllü avukat Şirin Ebadi ´protestocuları öldürenlerin hepsini dava edeceğim)

(Allahu Ekber ve Rahmetullah- Barış size bağlı, bize destek veren herkese teşekkürler. )

(Eğer sokaklara çıkıp protesto etmekten korkuyorsanız, kan verin! Bu bile çok büyük yardım olacak.)

(Eğer milislerden birini görürseniz onları öldürmeyin, onlara kardeşiniz gibi davranın. )

DSL bağlantısını şu anda kesmek zorundayız. Çünkü bilgisayarın sahipleri gelmek üzere. Ama her zaman bağlantı kuracak bir yol bulacağız.

İran halkı gün bugündür. Bu yeni bir başlangıçtır. Umut ediyoruz ve hazırlanıyoruz.

Hükümet güçleri protestolara cevap olarak elektriği kestiler. Şu anda yemek pişirmek için bile evlere gaz girişi yapılamıyor.

Yiyecek kıtlığı başlayacak. Nakliye durduruldu. Bankalarda para sıkıntısı var.

Twitter devrimcisi İranlı’ya ne oldu

Emre KIZILKAYA 26 Haziran 2009
Twitter devrimcisi İranlı’ya ne oldu

Hürriyet:

Hürriyet’in, basına sıkı bir sansür uygulanan Tahran’daki haber kaynaklarından biri de, “Persiankiwi” takma adıyla internetten “canlı yayın” yapan cesur bir İranlı’ydı. Dünya basınının da yakından takip ettiği Twitter devrimcisi, önceki akşam “Bir arkadaşımı aldılar, işkence yapacaklar” dediği son mesajlarından sonra kayboldu.

DÜNYANIN dört bir yanında, aralarında dev basın kuruluşlarının da bulunduğu 37 bin abonesi olan tek kişilik bir medya ordusu…

“Mikro-mesajlaşma” temalı sosyal internet sitesi Twitter’ın İranlı kullanıcısı “Persiankiwi” (İranlı Kivi), işte böyle biri. Persiankiwi, Tahran’daki sokak olaylarının 12 gün önce başlamasından, önceki gün hükümetin artan baskılarıyla büyük ölçüde bastırılmasına dek, siteye tam 823 kısa mesaj gönderdi.

Esrarengiz Musevici

Persiankiwi’nin olay yerinden attığı bu mesajlar, aralarında Hürriyet’in de bulunduğu abonelerine, SMS ve eposta yoluyla anında iletiliyordu. Dehşeti birinci ağzından anlatan mesajlardaki bilgiler, geç de olsa hep doğrulanıyordu. Ajanslar, Persiankiwi’nin aktardığı bilgileri saatler sonra, bazen aynen haberleştiriyorlardı. Oysa Persiankiwi’nin erkek mi, kadın mı olduğu bile bilinmiyor.
Öldü mü, saklanıyor mu

Protestoların göbeğindeki bu “yurttaş gazeteci”, önceki akşam sustu. Twitter’da endişeli bir bekleyiş var. “Tammnesia” adlı kullanıcı “Hayatından endişe ediyorum” diyor.

Son mesajları, tutuklanmış veya öldürülmüş olabileceği şüphesini doğursa da, “Şu anda Baharistan civarında saklanıyor ve internet bağlantısı yok” iddiası da mevcut.

Son mesajları:

’Şehitleri hatırlayın Allahüekber’

PERSIANKIWI’nin önceki gün yazdığı son mesajlar şöyle:

Saat 16.15: Az önce Baharistan Meydanı’ndaydım. Bugün durum felaket. İnsanları hayvan gibi dövüyorlar. Kolu bacağı kırılmış, kafası yarılmış çok kişi gördüm. Savaş gibi.

Saat 17.34: Bütün dükkanlar kapalı. Kaçacak yer yok. İnsanları her yerde helikopterle takip ediyorlar.

Saat 18.12: Telefon hatlarını kullanıp internet kullanıcılarını buldukları söyleniyor. Şimdi buradan gitmem lazım.

Saat 18.22: Lalezar Meydanı da Baharistan gibi. İnanılmaz. Her yerde ölüler var.

Saat 18:42: Şimdi gitmeliyiz. İnternete ne zaman ulaşırım bilmiyorum. Birimizi aldılar, işkence yapacaklar, isim söyletmeye çalışacaklar. Hızlı hareket etmemiz şart.

Saat 18:52: Allahım, sen herşeyin yaratıcısısın ve herşey sana dönecek. Allahüekber.

’En önemli’ gazeteciden Obama’ya soru

LOS Angeles Times’dan El Cezire’ye, AFP’den Sky News’e, Daily Telegraph’dan MSNBC’ye kadar sayısız medya kuruluşu, Persiankiwi’nin Tahran’dan verdiği haberlerden yararlandı. Amerikalı gazeteci Spencer Ackerman, “Persiankiwi şu anda dünyanın en önemli gazetecisi” diye yazdı.

İhanet olmaz mı

Meçhul Twitter’cı, dolaylı yoldan bile olsa ABD Başkanı Barack Obama’ya kadar ulaştı. Persiankiwi, Amerikalı blog yazarı aracılığıyla Obama’ya basın toplantısında “Ahmedinejad’ın zaferini tanımanız, İranlı protestoculara ihanet olmaz mı” diye sordu./_np/7263/8277263.jpg

Seçim bitti geçim mesajı

Seçim sonuçlarına ilişkin tartışmalar sürerken, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, dün Tahran’ın güneyinde petrokimya tesisi açtı.

İran’ın ÖSS’si
Türbanlarını gevşetme mücadelesi veren birçok genç kız, protestolara ara verip, haremlik-selamlık salonlarda üniversite giriş sınavına katıldı.

Tahran’dan son gelişmeler

Prof’lara büyük gözaltı

AKADEMİK GÖZDAĞI:

Seçimi kaybeden aday Mir Hüseyin Musevi ile önceki gece bir araya gelen 70 üniversite profesörünün birkaç saatliğine gözaltına alındığı iddia edildi. Hükümet iddiayı yalanladı. 100 milletvekili, son gelişmeler nedeniyle Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın zafer kutlamasına katılmayacaklarını açıkladı.

WSJ’DEN ANKARA’YA:

Wall Street Journal Gazetesi, “Mahmud’ un Arkadaşları” başlıklı makalede, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ı eleştirdi. “Kanaat” bölümündeki yazıda, Ankara hükümetinin İran’daki seçimin hemen ardından Ahmedinejad’ı kutlamasının büyük bir hata olduğu iddia edildi.
—–
Persiankiwi neden sustu
Dünya basınının yakından takip ettiği Twitter devrimcisi İranlı ortadan kayboldu.

İlgili Kelimeler: RAPAKİVİ i. (fr. rapakiwi)

27 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Persian hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİD (Thomas)

Tarih 26 Haziran 2009

REİD (Thomas), iskoç filozofu (Strachan 1710-Glasgow 1796). Newmachar’da protestan papazıydı; Hume’un Treatise of Hu­marı Nature’ını (İnsan Yaratılışı üstüne İnceleme) okuduktan sonra felsefeye yö­neldi.

1752′de Aberdeen üniversitesi felse­fe profesörü oldu. 1764′te Glasgow üni­versitesi Ahlâk Felsefesi bölümünde ders verdi.

Başlıca eserleri: An înquiry into the Human Mind, on the Principles of Com-mon Sense (Sağduyu tikelerine Göre İnsan Anlayışı Üstüne) [1764]; Essays on the in-tellectual Powers of Man (Akıl Yetenek­leri Üstüne Denemeler) [1785]; Essays on the Active Powers of Man (İnsan Aktif Yetenekleri üstüne Denemeler) [1788]. Reid, zihnî olgulara gözlemi ve tümevarı­mı uygulayarak Hume’un şüpheciliğindeki paradoksların karşısına, sebeplerin ve maddelerin varlığı hakkında «sağduyu»nun edindiği kanıları çıkardı. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİD (Thomas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REİCHENBACH (Heinrich Ludwig)

Tarih 26 Haziran 2009

REİCHENBACH (Heinrich Ludwig), al­man tabiat bilgini (Leipzig 1793-Dresden 1879). Dresden Botanik bahçesini kurdu.

Başlıca eseri İcones Florae Germanicae et Helveticae’dır (Resimli Almanya ve İsviç­re Florası)
[25 cilt, 1834-1911]. —Oğlu GUSTAV (Dresden 1824-Hamburg 1889), Leip­zig üniversitesinde profesör oldu. Flora Germanica’da (Almanya Florası) çalıştı ve birçok eser yayımladi. (L)

REİCHENBERG Coğ. Bk. LiBEREC.

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REİCHENBACH (Heinrich Ludwig) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGNAUD (Paul)

Tarih 26 Haziran 2009

REGNAUD (Paul), fransız şarkiyatçısı (Mantoche, Haute-Saöne 1838 – ay.y. 1910). Lyon üniversitesinde profesördü (1879).

Eserleri; La Rhetorigue Sanscrite (Sanskrit Belagatı) [1884]; Le Rig-Veda et les Ori-gines de la Mythologie tndo-Europeenne (Rig-Veda ve Hint-Avrupa Mitolojisinin Menşeleri) [1892]; Les Premieres Formes de la Religion et de la Tradition dans Vİn­de et la Grece (Hindistan ve Yunanistan’­da Din ve Geleneğin ilk Biçimleri) [1894] v.b. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGNAUD (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGİOMONTANUS

Tarih 26 Haziran 2009

REGİOMONTANUS (Johnn MULLER, da­ha çok — adiyle tanınır), alman astronomu ve matematikçisi (Königsberg yakınları 1436 – Roma 1476).

On bir yaşında Leipzig üniversitesine kabul edildi, 1450′de öğrenime devam etmek için Viyana’ya git­ti, orada Peuerbach’ın öğrencisi oldu. Yunancasını ilerletmek için kardinal Bessarion’un yanına İtalya’ya giderek uzun yıllar orada kaldı. Macar kralı Matyas Corvinus’un isteği üzerine Ofen kütüphanesin­deki elyazmalarını sıraya koydu. 1471′de, zengin bir burjuva olan Bernhard Walther, onun emrine Nürnberg’de bir rasathane, âlet yapımı için bir atelye ve bir basım­evi verdi.

Çeşitli çalışmalar yapmak ve bilimsel eserler yayımlamak isteyen Re-giomontanus bu şehre yerleşti. 1472′de kuyrukluyıldızı gözlemledi ve bununla il­gili özel bir broşür yazdı. 1475′te, papa Sixtus IV tarafından Roma’ya çağırıldı. Papa kendisini Regensburg piskoposu ta­yin etti ve gerçekleştirmeyi tasarladığı tak­vim reformuyle onu görevlendirdi. Ama Regiomontanus ertesi yıl vebadan öldü. ölümünden çok sonra yayımlanan De Triangulis Omnimodis (Her Çeşit Üçgen üstüne) [1553] adlı düzlem ve küresel tri­gonometri inceleme kitabı, kendinden son­ra gelenleri büyük çapta etkiledi.

Bu ki­tapta tanjantların kullanılmasına öncülük etti ve «sinüs» terimini ortaya attı. Fakat bilim dünyasına en büyük yararı, kuyruk­luyıldızları meteorlar olarak değil de, be­lirli bir hareketi olan ve ardışık konum­ları astronomi yoluyle bulunabilen gökci­simleri olarak kabul etmesidir. (L)

REGİON. Arkeol. Bk. REGİUM. REGİON. Bk.

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGİOMONTANUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGER (Max)

Tarih 26 Haziran 2009

REGER (Max), alman bestecisi (Brand, Bavyera. 1873 – Leipzig 1916). Wiesbaden konservatuvarında, Münih Müzik akademi­sinde (1905-1906) öğretmenlik, Leipzig üniversitesinde yöneticilik ve aynı şehrin kon­servatuvarmda beste öğretmenliği yaptı.

Meiningen sarayının kapellasında yönetici oldu (1911-1914). Sonra Jena’ya çekildi. Besteci, orkestra yöneticisi, piyanocu, org­cu ve eğitimci olarak son romantiklerle çağdaş müzikçiler arasında bir köprü kur­du. Uzun senfonilerden vaz geçerek Bach’a, protestan koro eserlerine döndü. Brahms’tan beri ilk defa bu türde piyano parçaları besteledi. XIX.yy. sonlarının güçlü eser­lerinden sonra yeni bir üslûp yaratarak yazdığı koral prelüdlerini biçimsel yapı bakımından sıkı bir disiplinle işledi.

Çalgı için: yalnız keman için sonatlar, keman ve piyano için sonatlar, yalnız viyolonsel ve piyano için suitler, org için: Fantasie ein Foste Burg, B-A-C-H üstüne Çeşitle­meler ve Füg,
piyano için: Bach’ın Bir Teması Üstüne Füg ve Çeşitlemeler, Tele­man’ın bir Teması Üstüne Çeşitlemeler ve Füg, Ocak Başında Hayal Kurmalar, Beet­hoven’in Bir Teması Üstüne Çeşitlemeler ve Füg yazdı. Oda müziği alanında 6 yay­lılar dörtlüsü, piyanolu 2 dörtlü, yaylılar için bir altılı, orkestra için Sinfonietta,. Seronat, Johann Adam Hiller’in Neşeli bir Tema’sı Üstüne Çeşitlemeler ve Füg, Bir Komedi İçin Uvertür, Romantik Süit, Arnold Böcklin’ den Dört Senfonik Şiir, Mozart’ın Bir Tema’sı Üstüne Çeşitlemeler ve Füg besteledi.

Ses müziği olarak şarkı ve piyano için birçok lied (Schlichte Weisen), erkek korosu, kadın korosu ve karma ses için eserler, ses ve orkestra eserleri, bu arada An die Hoffnung (Umut’a Sesleniş) kıcılığa başladı. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGER (Max) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGENSBURG

Tarih 26 Haziran 2009

REGENSBURG, Almanya’da (Batı Alman­ya, Bavyera) şehir, Yukarı Pfalz’ın mer­kezi, Tuna’nın sağ kıyısında, ırmağın Regen ile kavuştuğu yerin karşısında; 123 500 nüf.

Eski bir kelt sömürgesi olan ve Ro­malılar zamanında Almanlarla yapılan ti­caretin merkezi haline gelen şehir, Or­taçağda ve Yeniçağda önemli rol oynadı. Ticaret, vatansever bir burjuvazinin gelişmesine ve büyük anıtlar yapılmasına imkân verdi: kiliseler (XIII.-XVI. yy. Sankt-Peter katedrali, Sankt-Emmeram manastırının XVIII. yy .da yenilenen roman üslû­bunda kilisesi, gotik üslûbunda belediye sa­ray] [XI. yy.]), saraylar, Tuna’nın iki kı­yısını bağlayan meşhur taş köprü (1135), eski evler ve sokaklar. Bir üniversite şehri olan Regensburg’da birçok müze ve kütüphane vardır.

Şehir aynı zamanda bir sanayi merkezidir: mavna ve makine ya­pımı, kimya, besin ve elektrik sanayii, de­ri işçiliği. — Yakınındaki Walhalla, dor uslubunda bir tapınaktır; 1830-1842 arası Lee von Klenze tarafından Parthenon ör­nek alınarak yapıldı ve kral Ludwig I tarafından Almanya’nın en büyük adamlarına adandı.

• Tarih. Germenlerin Radasbona, Torna­lıların Castra Regina adını verdikleri şehir, limes’in destek noktası ve Markoman’lara karşı seferinde Marcus Aurelius’un ge­nel karargâhıydı. Aziz Emmeram, VIII. yy.başında şehirde Hıristiyanlığı yaydı. Bavyera dükünün eline geçen Regensburg’a bir burggraf tayin edildi (IX. yy.); bu görev sonradan düklere geçti (1205). 1207′de bir «şart» tanınan Regensburg, imparatorluk serbest şehri haline geldi (1245) ve ır­mak ticareti gelişti.

Reform sırasında ka­toliklerle Protestanları yaklaştırmak ama­cıyla burada toplanan Diyet, Melanchton ve Bucher’in uzlaşmaya yanaşmamaları yüzün­den başarısızlıkla sonuçlandı
(şubat – haziran 1541). Şehir Reform’u benimsedi (1542). Maximilian II, protestan prenslerle, Rudolf’u Romalılar kralı seçtirmek için «se­çim kapitülasyonu»nu ve 1555 Augsburg barışı şartlarının muhafazasını burada gö­rüştü (1575). P. Joseph burada Ferdinand ile barış imzaladı
(ekim 1630).

Saksonya Weimar’lı Bernard’ın eline geçen, impara­torluk kuvvetleri tarafından geri alınan (1634) şehir, 1663′ten sonra Kutsal İmpa­ratorluk diyetinin merkezi oldu. Yirmi yıl için imzalanan Regensburg mütarekesi (15 ağustos 1684), Regensburg’u ve ağustos 1681′den önce birleştirmiş olduğu şehirleri, Strasbourg’lu Ludwig XIV’e bıraktı. Doğ­rudan doğruya imparatorluğa bağlanan Re­gensburg, Mainz başpiskoposu Dalberg’e verildi, 1810′da da Bavyera’ya katıldı. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGENSBURG hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REGENER (Erich)

Tarih 26 Haziran 2009

REGENER (Erich), alman fizikçisi ve me­teoroloji bilgini (Bromberg 1881 – Stuttgart 1955). önce Berlin (1914), sonra Stuttgart 1920) üniversitelerinde profesör oldu.

Ato­mun parçalanma ihtimalini öne süren teo­rinin doğruluğunu ispatlayarak radyoaktif­lik, daha sonra da stratosfer fiziği üstünde çalıştı. Kozmik ışınları incelemek için, rad­yoelektrik cihazlarla donatılan ve stratos­fere gönderilen sonda balonlarından yarar­lanmayı düşündü. Kozmik ışınların ener­jisini ölçtü. 200 m’den fazla su derinlikle­rine kadar kozmik ışınları inceledi. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REGENER (Erich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REFORMATSKİY (Sergey Nikolayevic)

Tarih 26 Haziran 2009

REFORMATSKİY (Sergey Nikolayevic), rus kimyacısı (1860-1934).

Kiev üniversite­sinde ders verdi; organik kimya alanındaki araştırmalarıyle (terebik, sorbik, geranik asitler v.b., organometalik bileşikler v.b.) ünlüdür, a konumunda bir brom atomu bu­lunan alifatik asitler ile ketonlar arasında, çinko ve magnezyum eşliğinde meydana ge­len yoğunlaşma tepkimesine Reformatskiy tepkimesi denir:
RCOR + Br CH2COOR + H2O + Zn -» R2C(OH) CH2COOR + (ZnO.HBr). [M]

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REFORMATSKİY (Sergey Nikolayevic) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Reform

Tarih 26 Haziran 2009

Reform, XVI. y.da Avrupa’nın büyük bir bölümünü papaların hâkimiyetinden çıka­ran ve protestan kiliselerinin kurulmasına yol açan dinî hareket.

XV. yy.ın sonunda, hıristiyan kiliselerince istenen dinî ve ahlâkî reform, birtakım vaizler tarafından başla­tılmıştı. Ne var ki Roma, dünyevî nüfuz siyasetinden caymadığı gibi yüksek kilise makamlarına tayin yapma sistemini de dü­zeltmeğe yanaşmıyordu. Halk derin bir hu­zursuzluk içindeydi ve bütün aydınlar bu duruma bir çözüm yolu bulunmasını istiyor­lardı. Erasmus’un eserleriyle, Kutsal Kitap üstünde filoloji incelemeleri başlamış, dinî inanç ve kurumların tenkidine girişilmişti.

10 Kasım 1483′te Saksonya’nın Eisleben şehrinde doğan Augustinus rahibi Martin Luther, uzun süren bir vicdan bunalımın­dan sonra, Aziz Paulus’un «Romalılara Mektup»unda, insanın manevî kurtuluşunu doğrudan doğruya iman’a bağlayan bir me­tin buldu. Bu metin bütün protestan kilise­leri için bir ilahiyat, bir ahlâk ve bir mis­tisizm kaynağı olacaktı. Johannes Tetzel’in yönetimindeki Dominiken rahipleri Sakson­ya’da gürültülü bir kampanya ile, papa Leo X’un San Pietro kilisesinin yeniden yapıl­ması için gereken maddî imkânları sağla­mak amacıyle satışa çıkardığı endüljans’lara müşteri toplamağa çalışırlarken, Luther, Wittenberg üniversitesinde kendi iman dok­trinini okutmağa başlamıştı bile. 31 Ekim 1517′de, endüljans’ların dayandığı ülkeye ve fiilî uygulamaya karşı doksan beş tez ilân etti.

Ama henüz papaya başkaldırmış değildi. Bu tutumundan doğacak devrimci so­nuçları, iki yıl içinde, yavaş yavaş geliştire­cekti. Sonunda, haziran 1519′da, Leipzig’de ilâhiyatçı Johann Eck’e karşı, Kutsal Ki­tap araştırmalarında tek otoritenin, serbest­çe kullanılan kişisel yargı olduğunu açıkla­dı.
Luther’in protestosu katolik dünyasında büyük bir yankı uyandırmıştı. İbranî dili uzmanı Johann Reuchlin’in yeğeni Melan-chthon gibi birçok genç ilâhiyatçı Luther’i destekliyordu; Ulrich von Hutten ona Rheinland ve Schwaben şövalyelerinin desteğini vaat etti. Erasmus da, Saksonya seçicisinin himayesini sağlamıştı. Bunun üzerine Luther 1520 haziranıyle eylülü arasında yayımladığı üç başlıca eserinde doktrinini açıkladı.

Dok­trinin anahatları şunlardı: evrensel ruhanîlik ilkesi, kutsal sırların üçe indirilmesi, kişi vicdanının hürriyete kavuşması ve aynı za­manda din bütünlüğü, kilise ve siyasî disip­lin zorunluğu. Luther, aralık 1520′de, ken­disini afaroz eden Leo X’un kararnamesini Wittenberg’de alenen yaktı. Ocak 1521′de imparator tarafından Worms diyetine çağrıl­dı ve fikirlerini cesaretle savundu. Sakson­ya seçicisi kendisine Wartburg’da inzivaya çekilebileceği bir yer sağladı. Luther orada «Reform»un eline bir silâh vermek için Kut­sal Kitap’ı Almancaya çevirmeğe koyuldu.

Luther’in Wittenberg’deki en ateşli taraftarı olan Andreas Karlstadt, bunun üzerine ra­hiplerin yemin mecburiyetini kaldırdı, din adamlarının da evlenebileceğini ilân etti ve kutsal resimlere tapınmaya son verdi. Missa âyini bir «kurban» olmaktan çıktı ve bir anma töreni haline geldi. Wartburg’dan dönen Luther bu oldubittileri onayladı. Da­ha o zamandan, doktrinlere sansür koyma fikrini benimsemeğe başlamıştı; nitekim faz­la radikal bulduğu Karlstadt’ı Saksonya’dan çıkarttı; eyalet içinde, tapınma âyinleri ve papazları olmayan dinî topluluklar kurmağa kalkışan Thomas Münzer Mülhausen’e sı­ğınmak zorunda kaldı.

1524′ten beri, Güney Almanya’da, Münzer tarafından kışkırtılan bir köylü ihtilâli gelişiyordu. Luther, prens­leri bu ihtilâli bastırmağa teşvik etti; o sı­ralarda bir «Devlet kilisesi» fikrini benimsemeğe başlamıştı. İmparator ve katoliklerle mücadelesinde prenslerin yardımına muhtaçtı. 1528′den beri devlet adına kilise­leri denetleyen «ziyaretçiler» de çok geç­meden bir çeşit yeni piskoposluk kurdular. Karlstadt’ın görüşü, İsviçre’de ve Ren hav­zasında kabul edilmeğe başlanmıştı. Antik hümanizme bağlı olan ve isviçre’den paralı asker alınmasına karşı gelmesiyle tanınan Uhich Zwingli, Luther’in çağrısına uydu ve tasarladığı reformlar gereğince 1525′te Zürich’te, 1528′de Bern’de Kutsal sırları reddetti ve litürjiyi çok sadeleştirdi. 1529′da Basel’de Oecoîampade, katoliklere ve hattâ Roma’ya sadık kalan Erasmus’a karşı Zvvingli mezhebini yaydı.

Bu mezhebi, Strassburg’ta da, 1524′te Martin Bucer kabul ettirmişti.
Kilise mülkünün el değiştirmesinde çıkar gö­ren alman prensleri Luther reformunu des­tekliyordu. 1525′te katolikler Dessau’da bir savunma birliği kurunca, Saksonya seçicisi ile Hessen İandgrafı Philipp, buna karşılık, Gotha’da bir «İncil birliği»nin başına geçti­ler (1526). Güney almanya şehirlerindeki Zvvingli taraftarları ise bu birliğin dışında bırakıldı. Avrupa siyasetinin papadan uzak­laştırdığı imparator, 1526′da devletlere ken­di sınırları içinde din meselesini istedikleri gibi çözümlemek yetkisini vermişti; ama papayı yendikten sonra bu tavizlerini in­kâr etti (1529).

Reform taraftarları bu tu­tumu «protesto» ettikleri için, bağlı olduk­ları kiliselere «protestan» adı verildi. 1529′da Marburg’da Luther ile Zvvingli arasında yapılan uzlaşma teşebbüsü sonuç vermedi. Ama imparator, fransız ve türk tehlikesi karşısında, 21 haziran 1530′da topladığı Augsburg diyetinde, Reform taraftarlarıyle Roma taraftarlarını birleştirmeğe çalıştı. Melalanchthon çok önemli tavizler verdi; ama ne zwingli’ciler ne de katolikler anlaş­maya hazır değildi. Sonunda Luther’in sab­rı taştı ve gürültülü tartışmaların ardından ilişkiler kesildi.

Mart 1531′de, Luther’in re­formunu kabul eden prensler ve şehirler Smalkalde birliğini kurdu. Zwingli’nin ölü­münden sonra (11 ekim 1531), taraftarları 25 mayıs 1536′da Luther ile Witenberg uzlaş­masını yaptılar. 1532′de Smalkalde birliğinin Fransa ile yaptığı ittifak karşısında impara­tor daha ılımlı bir siyaset benimsemek zo­runda kaldı. 1525 Köylü ihtilâlinin bir de­vamı olan ayaklanma, yani Strassburg’tan Amsterdam ve Münster’e kadar papazsız ve prenssiz bir toplum kurmak ve yetiş­kinlerin vaftiz edilmesini’ öngören bir ki­lise meydana getirmek amacında birleşen anabatistlerin ayaklanması karşısında, re­formcularla katolikler bir an için birleş­tiler.

Bir prenslik ordusu Münster’e girerek korkunç misilleme hareketlerinde bulundu. Ancak imparatorun Luther ve Zwingli ta­raftarlarını Roma ile uzlaştırmak için har­cadığı bütün çabalar (Hagenau ve Worms görüşmeleri ve 1541 Regensburg diyeti) ilâ­hiyatçıların inatçı tutumu yüzünden sonuç vermedi.

• Reform imparatorluk sınırlarını aşmağa başlıyordu. Anvers’te, Luther’in ilk yazılan 1518′den itibaren okunmağa başlanmıştı. Brüksel’de Marguerite d’Autriche’in hükü­meti danışma için Erasmus’u ve bazı erasmus’çulan çağırdı. Ama 1520 ile 1531 ara­sında imparator emirnameleri, Kiliseden ayrılanların ölüm cezasına çarptırılacağını ilân ederek hiç olmazsa görünüşte başarı sağladı. Ne var ki, yine de anabatist pro­pagandasının önü alınamamıştı. O sırada İsveç’te kral Gustaf I Vasa, İsveç’i Dani­marka boyunduruğundan kurtarıyor (1523), itibarını kaybetmiş bir papaz sınıfının mülk­lerini kamulaştırıyor ve 1529′dan itibaren de millî monarşiye sıkıca bağımılı resmî bir luther’ci kilise kurmağa çalışıyordu.

Dani­marka’da kral Christian II bir ihtilâlle dev­rilmiş, Friedrich I, Luther’ciliği resmî din haline getirmişti. Kısa bir süre sonra, Fri­edrich Iin tahtta hak iddia eden bir katoliği yenmesi Norveç’in protestan olmasına yol açtı (1537). İngiltere’de, kral Henry VIII, nazır Thomas Wolsey’in yardımıyle, aslında Luther’ciliğe kesinlikle karşı çıkan bir disiplin reformuna girişmişti. Ama Henry VIII, Kari V’in teyzesi olan karısı Catherine of Aragon ile evliliğinin bozulmasını isti­yordu. Papa ise, imparatorun etkisi dolayısıyle, bu evliliği bozmadı. Bunun üzerine, kralın danışmanı Cromwell, 11 şubat 1531′de, kiliseyi tahta bağımlı kılan bir tasarıyı parlamentodan geçirdi. Oysa nazır Thomas Mora sapkınlığı ezmeğe devam ediyor­du.

Cambridge’li bir ilâhiyatçı olan Thomas Cranmer, kralı papaya rağmen boşan­mağa teşvik etti. Sonunda, Henry VIII, 11 temmuz 1533′te Anne Boleyn ile evlenince papa tarafından afaroz edildi. Ocak 1534′te de anglikan sapkınlığının yerleşmesine yol açan eylemler başladı. Katolik birliğini sa­vunanlar, en ünlüleri Thomas More olan birçok kurban verdi. 1537′de ilân edilen Book of Ârticles, içinde yine de birçok katoliklik unsuru bulunan bir Protestanlık or­taya koyuyordu. İskandinavya’da olduğu gibi, İngiliz Protestanlığında da, kilise yö­neticilerinin kademeleşmesi muhafaza edil­di. Kilise mülkleri satışa çıkarıldı ve 1539′da ilân edilen 6 maddelik kararnameyle, sapkınlıkların kovuşturulması için engizis­yon usullerinin uygulanması öngörüldü.
Bu arada, Fransa kilisesinde de derin deği­şiklikler başlıyordu. Jacques Lefevre d’Etaples, 1521′de, Meaux piskoposu Guillaume tarafından bölgesindeki reform çalışmaları­na katılmağa çağrıldı ve ilk iş olarak da Yeni Ahit’i Fransızcaya çevirmeğe başladı. Bu arada tapınma usullerinde de sadeleşme­ye gidiliyordu.

Lyon ve Meaux’da, reform propagandası sosyal bir nitelik kazanmağa başlamıştı. 1525 Pavia yenilgisinde kralın esir düşmesinden sonra naip Luisa di Savoia bir süre sapkınlığı bastırma siyaseti güttü. Lefevre d’Etaples, Strassburg’a sığınmak zo­runda kaldı. Dört yıl sonra, Louis de Berquin’in ölüme mahkûm edilmesi Luther ve Zwingli propagandasını durdurdu. Kral François I, siyaset gereği papa. Clemens VII’ye yaklaşmıştı. 1534′te reform taraftar­ları propaganda afişleri asmağa başlayınca, Fransa hükümeti kıyıma geçti.

• Lefevre’in öğrencisi olan ve İsviçre’ye sığınan Guillaume Farel, Neuchâteld’e bir zwingli kilisesi ve faal bir propaganda mer­kezi kurmayı başarmıştı. 1535′te ise, Savoia dükünün ve piskoposunun boyunduruğundan kurtulan Cenevre’ye reform hareketini ge­tirdi. Bu arada,
1 kasım 1533′te fakültelerin açılışı dolayısıyle rektör Nicolas Cop’u reformcu bir konuşma yapmağa teşvik eden Jean Calvin Basel’e sığınarak orada Oecolampade’ın doktrinini benimsedikten sonra 1536 martında İnstitution de la Religion Chretienne (Hıristiyan Dinî Kurumu) adlı kitabını yayımladı.

Calvin’in otoritesi, 1536 sonundan beri Farel’in ısrarı üzerine kaldığı Cenevre’de yayılıyordu. Calvin, Saint-Pierre vaizi olarak, institution Chretienne’i fransızca bir ilmihal biçiminde özetle­di. 10 Kasım 1536′da Farel, her yurttaş için zorunlu olan iman düsturunu açıkladı. Ama bu çeşit bir kısıtlamayı ne liberal burjuva sınıfı, ne cumhuriyet topraklarına sığınmış anabatistler, ne de Kutsal Kitap’ın serbest yorumu sonucunda Arianus’çuluğa ve tabiî dine varan rasyonalist ilâhiyatçılar kabul ediyordu. Güçlü bir muhalefet, 23 nisan 1537′de alınan ve 26 mayıs 1538′de onaylanan bir kararla Farel ile.

Calvin’in sürgün edil­melerine yol açtı. Calvin, Strassburg’da Fransız Mültecileri kilisesini yeniden kurdu ve Hagenau’da, Worrns’ta, Regensburg’ta, iuther’cilerin Roma ile uzlaşmaması için mücadele etti. 1540 Seçimlerinde Protestan­ların kazanması Calvin’in 13 eylül 1541′de muzaffer olarak dönmesini sağladı. 20 Ka­sım 1541′de yayımlanan Orâonnances Ecclesiatiqueslerle hıristiyan reformu kesin­leşti. Bu reforma uygun olarak kilise, kişilerin ve devlet memurlarının tutumu­nu denetleyen bir kurul tarafından yöne­tiliyordu. Muhalefet liderleri sürüldü ve­ya ölümle cezalandırıldı. Aragon’lu bir doktor olan ve Teslis’i inkâr ederek bü­tün hıristiyan kiliselerini öfkelendiren Miguel Servet (Christianismi Restitutio, 1553) Calvin tarafından katolik engizisyonuna ihbar edildi.

Hapisten kaçarak Cenevre’­ye sığman Servet tutuklandı ve 28 ekim 1553′te yakıldı. Bu gaddarlığın uyandırdığı kızgınlık uzun süre yatışmadı. Ama Calvin konseylerde, fransız mültecilerinden de des­tek gören sağlam bir çoğunluğa dayanıyor­du. 1559′da Cenevre’de kurulan ve Theodore Beze’in yönetiminde bulunan Cenevre akademisi, Avrupa’nın en yüksek protestan okulu oldu. Wittenberg’in yapamadığını şimdi Cenevre başarıyordu. Yani şehir, mi­litan Protestanlığın merkezi olmuştu. Kari V’in baskı siyaseti sonucunda Hollanda ve özellikle de Anvers’te gerileyen Protestan­lığı Calvin’cilik yeniden canlandırdı.

İngil­tere’de ise Henry VIII’in 28 ocak 1547′de ölmesinden sonra Calvin’cilik ikinci bir re­formun ilham kaynağı oldu. Edward VI’nın henüz bir çocuk olmasından istifade eden Somerset ve daha sonra da Warwick, Cranmer’in yardımıyle, papazların evlenmemesi­ni öngören hükmü ve kilise sunaklarını kal­dırdılar ve sadece dinî görevlerde bir kademeleşmeyi kabul ettiler. Prayer Book’un (Dua Kitabı) 1549 ve 1552′de yayımlanan iki ayrı metni dua ve tapınmada birlik kurul­masını sağladı. Kral François I’in saltanatı­nın son yıllarındaki kovuşturmalara ve sert kararnamelere rağmen Calvin’cilik krallığın hemen hemen bütün eyaletlerinde protestan kiliseleri kuruyordu. Ayrıca, Calvin’in üç delegesinin huzurunda mayıs 1559′da Pa­ris’te ilk Sinod toplandı.

Bu arada, daha sonraları Karşı Reform adıyle anılacak olan hareket de teşkilâtlanı­yordu. Bu hareket, gücünü, bazı küçük sap­kın topluluklarının kolayca yok edildiği İs­panya’dan ve İtalya’dan alıyordu. Ama Ro­ma başlangıçta bazı hayal kırıklıklarına uğ­radı. 1545-1548 Arasında, Trento konsilinin ilk toplantıları Papalık kurumunda derin de­ğişiklikler yapılması konusunu pek önemsememişti. Ayrıca, ne imparator ne de Fran­sa kralı, konsilin kararlarını kabul etme­mişti. Protestan kiliseleri temsilcilerinin is­temeyerek ve çok geç çağrıldıkları yeni görüşmelerse 1551′de başladı ve 28 nisan 1552′de savaşın taşlamasıyle yarıda kaldı.

18 Şubat 1546′da Luther öldüğü zaman. Karşı Reform, Lutherci’liğin yok olacağı umuduna kapıldı. Saksonya dükü Moritz’in yenilgisinden sonra Mühiberg’de galip gelen Kari V, 19 mayıs 1547′de Wittenberg’e gir­mişti. Ama imparator, Roma’nın beklediği tavizleri vermek istemedi. Augsburg’da ya­pılan bir antlaşma Protestanların temel hür­riyetlerini ortadan kaldırmakla birlikte Trento konsilinin kararlarını da uygulatma­dı. 1552′de Saksonyalı Moritz imparatorluk davasını terk etti ve savaş yeniden başladı. 3 Ekim 1555′te imzalanan Augsburg antlaşmasıyle de imparatorluğun sınırları içinde protestan kilise ve devletlerin varlığı res­men kabul ediliyor ve her yurttaşın kendi devletinin dinini kabul etmek zorunda ol­duğu belirtiliyordu. O sırada Protestanlık Almanya’nın üçte ikisine hâkim olmuş, Bo­hemya’yı ele geçirmiş ve etkisini kısmen Avusturya, Macaristan ve Polonya’ya da yaymıştı.

Reformun henüz iyice yaygın bir duruma gelmediği ingiltere’de katolikler, 3 ağustos 1553′te Henry VlII’in büyük kızı Mary Tudor’un tahta çıkışını sevinç gösterileriyle karşıladılar. Mary Tudor, kardinal Pole ile anlaşarak, İngiltere krallığını Papalık ile uzlaştırmak için çaba göstermeğe başladı. Oğlu Philipp’i kraliçeyle evlendirmiş olan imparatorun aracılığıyle, papa Julius III, ki­lisenin kamulaştırılmış malları üstünde hak iddiasından vaz geçti ve parlamento 30 ka­sım 1554′te ingiltere’nin yeniden katolik ki­lisesine döndüğünü ilân etti. Bundan sonra girişilen kıyımda, Anglikan kilisesi, başta Cramer olmak üzere 277 kurban verdi. Ama 17 kasım 1558′de Mary Tudor ve kardinal Pole öldüler.

Henry VIII ile Anne Boleyn’in kızı Elizabeth, ingiltere kraliçesi oldu. Katoliklikten nefret eden Elizabeth için din bir hükümet aracından başka şey değildi. Babasının reformunu Edward VI’nın refor­muna tercih ediyor ve Calvin’ciliğin getirdiği cumhuriyetçi kurumlardan da hoşlanmıyor­du. Üç karanameyle, tahtın kilise üstündeki hâkimiyetini yeniden kurdu. 1552 Tarihli Prayer Book (Dua Kitabı) bazı değişiklik­lerle yeniden yürürlüğe girdi, ingiltere’de «Tanrı çocuklarının katkısız serbestliğini» arayan küçük topluluklar belirmeğe başla­mıştı.

Roma, Elizabeth’e karşı İskoçya’nın yardımına güvenebilirdi. Ama John Knox’un ateşli dinî konuşmaları, kişizadelerin düş­manlığı ve halkın hoşnutsuzluğu çok geç­meden kuzeyde de tamamıyle cumhuriyetçi ve piskopossuz bir kilisenin gelişmesine yol açtı.

Fransız Protestanları arasında, krala bağlı subaylar, İtalya ve Fransa’da savaşmış kim­seler ve en yüksek ailelerden bazı kişiler yer almağa başlamıştı. O zamana kadar sa­dece dinî nitelik taşıyan bu topluluk askerî bir kimlik kazanıyordu. Mayıs 1558′de, Preaux-Clercs’de 4 000 kişi, silâhlı kimselerin refakatinde, ilâhiler okuyarak Sen nehri boyunca yürüyüşe geçti. Kral Henri II durumdan kuşkulandı. Guise düklerinin kardeşi olan Lorraine kardinali 1550′den beri Cizvitleri Paris’e kabul etmişti. 1555 Ara­lık ayında Roma’da papa Paulus IV ile yap­tığı görüşmeler sırasında Calvin’cilikle der­hal mücadeleye girişmeğe söz vermiş, Roma engizisyonunun Fransa’ya yerleşmesini de memnuniyetle kabul etmişti. 3 Nisan 1559′da imzalanan Cateau-Cambresis antlaşmasiyle, altmış beş yıldan beri süregelen İtalya savaşları ispanya lehine sonuca bağlandı ve iki krallık din sapkınlarına karşı uzlaşma­ya vardı.

Henri II Cenevre veya ingiltere’ye karşı bir haçlı seferi düzenlemek istiyordu. 2 Haziran 1559′da Ecouen’da imzalanan ye­ni bir kararname, Protestanlara kaçmak veya ayaklanmaktan başka bir çare bırak­madı. Paris parlamentosundan dört danış­man Bastille’e hapsedilmişti. 10 Temmuzda kralın bir kaza sonucu ölümü, Fransa’da din savaşlarının başlamasını ancak üç yıl geciktirebildi. Bk. PROTESTANLIK. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reform hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REESE (Gustave)

Tarih 26 Haziran 2009

REESE (Gustave), amerikalı müzikolog (New York 1899).

New York üniversitesin­de ders verdi. 1935′te Amerikan Müzikoloji derneğini kurdu: 1950′de bu derneğin baş­kanı oldu. Kendi konusunda güvenilir kay­naklar olan birçok eser yazdı.

Bunlar arasında Music in the Middle Ages (Ortaçağ­da Müzik) [19401 ve Music in the Renaissance (Rönesansta Müzik) [1954] önemli­dir. (L)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REESE (Gustave) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REES (Otto VAN)

Tarih 26 Haziran 2009

REES (Otto VAN), hollandalı iktisatçı (Liege 1825 – Utrecht 1868).

Groningen (1858) ve Utrecht (1850-1868) üniversitelerinde si­yasal bilgiler profesörlüğü yaptı. Pantheon dergisinin müdürü oldu. Geschiedenis der Staathuishoudkunde in Nederland tot op’t Eende der 18. de Eeuw (Hollanda’da 18. yy. Sonlarından Günümüze Kadar İktisat Tarihi) [2 cilt, 1865-1868] adlı bir eseri var­dır.
Tarihî eserleri arasında, Pieter de la Court’un ortaya attığı nazariyelerin açık­laması da (1851) yer alır. (M)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REES (Otto VAN) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REDWAY (Jacques Wardlaw)

Tarih 26 Haziran 2009

REDWAY (Jacques Wardlaw), amerikalı coğrafyacı (Nashville, Tennesse 1849 – öl. 1942).

Kaliforniya üniversitesinde ve Mü­nih’te okudu, Kaliforniya’daki State Nor­mal School’da Fizikî Coğrafya ve Kimya kürsüsünde ders verdi. 1870-1880 Arasında Kaliforniya ve Arizona’da maden arayıcısı oldu, incelemeler yaptı.
Coğrafya araştırma­larını, daha sonra, Güney Amerika, Avru­pa ve Asya’da, sürdürdü.

Eserleri: Manual of Geography (Coğrafya Elkitabı) [1887]; Ma­nual of Physiography (Fizyografya Elkitabı) [1900]; New Basis of Geography (Coğrafya’nın Yeni Temelleri) [1901]. (M)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REDWAY (Jacques Wardlaw) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REHM (Hermann)

Tarih 26 Haziran 2009

REHM (Hermann), alman hukukçusu (Augsburg 1852 – Strasbourg 1917). Münih, Marburg, Giessen, Erlangen ve Strasbourg üniversitelerinde profesörlük yaptı.

Amme hukuku uzmanıydı, özellikle alman monar­şi hukukunun siyasî ve tarihî bakımdan teşkilâtlandırılmasına önemli katkılarda bu­lundu.

Başlıca eserleri: Geschichte der Sta-atsrechtswissenschaft (Devletler Hukuku Tarihi) [1896], Allgemeine Staatslehre (Ge­nel Devlet Doktrini) [1899]; Modernes Fürstenrecht (Çağdaş Prenslik Hukuku) [1905], Kommentar Zum Privatversicherun-gsgesetz (Özel Sigorta Kanunu üstüne Yo­rum) [1907]; Das Reichsland Elsass-Lotringen (Alsace-Lorraine Eyaleti) [1912], Das Politische Wesen der Deutschen Monarchie (Alman Monarşisinin Siyasî Yönü) [1912]. (M)

26 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REHM (Hermann) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REDLİCH (Hans Ferdinand)

Tarih 25 Haziran 2009

REDLİCH (Hans Ferdinand), alman mü­zikologu (Viyana 1903). öğrenimini Münih ve Frankfurt üniversitelerinde yaptı.

1930′da ingiltere’ye göç etti ve ingiliz uyruklu­ğuna girdi. Monteverdi üstünde çalıştı ve bu besteciyle ilgili monografiler yayımladı, eserlerinin modern baskılarını yaptı. Ay­rıca, Wagner, Mahler ve Bruckner üstüne incelemeleri vardır. (M)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REDLİCH (Hans Ferdinand) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

REDHOUSE (sir James William)

Tarih 25 Haziran 2009

REDHOUSE (sir James William), ingiliz şarkiyatçısı (Londra 1811-ay.y. 1892). İstan­bul’a gelerek desinatörlük yaptı (1826).

Türkçe öğrenerek Türkçe-lngilizce bir söz­lük hazırlamağa başladı. Londra’ya döndü (1834). Türkçe – Fransızca – İngilizce sözlük haline getirdiği eserin, Bianchi’nin Türkçe-Fransızca sözlüğünün yayımlanması üzerine bastırmaktan vaz geçti. Sadaret tercümanı ol­du; Hariciye nazırlığında tercümanlık yaptı (1840).

İngiliz sefarethanesiyle Osmanlı dev­leti arasında irtibat tercümanı olarak çalış­tı (1848). Türkiye ile İran arasındaki barış antlaşmalarına katıldı (1847). 1853′te Lon­dra’ya döndü. Osmanlıca Konuşma Dili Cep Kılavuzu (Vade Mecum of The Ottoman Colloquiae Language) [1855] adlı türkçe el kitabiyle tngilizce-Türkçe Sözlük (English-Turkish Dictionary) yayımladı (1861). 1878′de Osmanlıcaya geçmiş arapça ve farsça kelimeleri de kapsayan Kitab-ı Maani-i Leh-çeli-James Redhouse el-ingilizi (Turkish and English Lexicon Shewing the English Significations of the Turkish Terms) [1. kı­sım 1884; 2. kısım 1890] yazdı. 1840′ta Sul­tan Abdülmecid tarafından kendisine Ni-şan-ı iftihar verildi.

1847′de İran’ın Arslan ve güneş nişanını aldı. 1884′te Cambridge üniversitesinin fahrî edebiyat doktoru un­vanını, 1888′de şövalye payesini aldı. (M)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa REDHOUSE (sir James William) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Reden an die Deutsche Nation («Alman Mîlletine Mektuplar»)

Tarih 25 Haziran 2009

Reden an die Deutsche Nation («Alman Mîlletine Mektuplar»), Fichte’nin 1807-1808 arasında Berlin üniversitesinde verdiği on dört dersin adı.

Alman milliyetçiliğinin gerçek manifestosu olan ve Prusya’nın çökmesinden sonra yazılan bu eserde Fichte, al­man milletinin manevî değelerini yeniden «uzandıktan sonra dünyayı kurtarmakla yükümlü olduğunu ileri sürer. (L)

25 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Reden an die Deutsche Nation («Alman Mîlletine Mektuplar») hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAYLEİGH

Tarih 24 Haziran 2009

RAYLEİGH (John William STRUTT, üçün­cü —baronu), ingiliz fizikçisi (Langford Grove 1842-Witham, Essex 1919).

Cambridge üniversitesinde okudu. 1879′da, Maxwell’den sonra aynı üniversitenin fizik profesörü ol­du ve 1887′ye kadar bu görevde kaldı. O tarihte, Tyndall’den boşalan Tabiat Felse­fesi kürsüsünü yönetmek için Londra Kral­lık enstitüsüne çağrıldı. 1905′te Royal Society başkanlığına, 1908′de Cambridge üni­versitesi şansölyeliğine, 1910′da da Paris Bi­limler akademisi yabancı üyeliğine seçildi.

Lord Rayleigh, fiziğin bütün dallarında ilgi çekici eserler verdi. Tek moleküllü ince elektron tabakalarını inceleyerek, bazı mo­leküllerin boyutlarını belirledi ve Avogadro sayısının değerini hesapladı (1892). Sıvıların yüzeyindeki duraklı dalgaları, ince lamların titreşimini, kılcallık olayını ve yüzey geri­limlerini inceledi. Gazların yoğunluklarını kesinlikle belirledikten sonra, Ramsay ile birlikte argon’u keşfetti. Işığın dağılması ve gökyüzünün rengi üstüne yaptığı ünlü araş­tırmaları da anılmağa değer. Lord Rayleigh’ın kaleme aldığı monografiler, Cambrid­ge üniversitesinin yayımladığı «Scientific Papers»ta çıktı (1904 Nobel Fizik ödülü). [L]

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAYLEİGH hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAWLİNGS

Tarih 24 Haziran 2009

RAWLİNGS (Kinnan, Marjorie — denir), amerikalı kadın romancı (Washington 1895-St. Augustine, Florida 1953).

1918′de Wisconsin üniversitesini bitirdi, sonra on yıl gazetecilik yaptı. 1908′de gazeteciliği bı­raktı, kendini çiftçiliğe ve yazarlığa verdi. 1931′de Jacob’s Ladder (Yakub’un Mer­diveni) adlı hikayesiyle Scribner’s Magazine hikâye yarışmasını kazandı. İki yıl sonra Gal Young Un adlı eseriyle O. Henry kısa hikâye ödülünü aldı.
Romanları: South Moon Under (Güney Ay’ı Altında) [1933], Pülitzer ödülünü kazanan The Yearling (Bir Yaşındaki Bebek) [1938], Golden Apples (Altın Elmalar) [1935], The Sojourner (Mi­safir) [1953]. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAWLİNGS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAUMER (Kari Georg)

Tarih 24 Haziran 2009

RAUMER (Kari Georg), alman pedagogu ve jeologu (Wörlitz, Dessau 1783 – Er-langen 1865).

Göttingen ve Halle’de hukuk, Freiberg ve Paris’te (1808) jeoloji oku­du. Fichte’nin Reden an die Deutsche Nation (Alman Milletine Nutuklar) kitabını inceleyerek alman milletinin yeniden doğuşuyle ilgili düşünceleri şekillendirdi ve 1809′da Pestalozzi’nin metodunu daha yakından derinleştirmek için Yverdon’a gitti, ama memnun kalmayarak kısa süre sonra bu­radan ayrıldı.

1811′de Breslau üniversitesi­ne mineraloji profesörü tayin edildi; 1819′da liberal düşünceleri yüzünden güçlükler­le karşılaşınca Halle üniversitesine geçti. Soruşturmalar devam ederken 1923te is­tifa etti ve Nürnberg’de Dittemar enstitüsü­ne yardımcı müdür oldu. 1827′de Erlangen’e joloji profesörlüğüne getirildi ve ölü­müne kadar bu görevde kaldı (Erlangen’de pedagoji dersleri de verdi).
Başlıca ese­ri: Geschichte der Padagogik (Pedagoji Ta­rihi) [4 cilt, 1843-1854]. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAUMER (Kari Georg) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATZEL (Friedrich)

Tarih 24 Haziran 2009

RATZEL (Friedrich), alman coğrafyacısı (Karlsruhe 1844-Ammerland 1904). 1876′da coğrafya doçenti, sonra Münih üniversite­sinde profesör oldu, daha scnra Leipzig (1886) üniversitesinde ders verdi.

Antropo-coğrafyanın kurucusudur. Coğrafî ortamla devlet sistemi arasındaki ilişkileri göstermeğe çalıştı; beşerî olayların yayılma alanlarını araştırmak ve bu alanları yer­yüzü organizmasını meydana getiren şey­lerden sunî bir şekilde ayırmamak gere­ği üstünde durdu.
Bazı halkları genişle­meğe ve hâkimiyet kurmağa sürükleyen «mekan duygusu»nu tanımlamağa çalış­tı.

Başlıca eserleri: Anthropogeographie (Antropo-Coğrafya) [1882-1891], Völkerkunde (Sosyoloji) [1885-1888]; Politische Geographie (Siyasî Coğrafya) [1897], Die Er­de und das Leben (Toprak ve Hayat) [1901 -1902]. Makalelerini Kleine Schriften (Kı­sa Yazılar)
[2 cilt, 1906] adı altında top­ladı. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATZEL (Friedrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATHKE (Martin Heinrich)

Tarih 24 Haziran 2009

RATHKE (Martin Heinrich), alman ana­tomi bilgini (Danzig 1793 – Königsberg 1860). önce Dorpat üniversitesinde patolo­ji ve fizyoloji okuttu.

Sonra K. E. von Baer’in yerine Königsberg üniversitesinde anatomi ve zooloji profesörü oldu. 1825′te memelilerin ve kuşların dölütlerinde balık­ların solungaçlarını andıran bazı organ ya­pılarına rastladı. Bu buluş, tabiat felsefe­cilerinin düşüncelerini çürütmekte, K. E. von Baer’in biyogenetik kanununu doğrula­maktaydı. (L)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATHKE (Martin Heinrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATHAUS (Karol)

Tarih 24 Haziran 2009

RATHAUS (Karol), polonya asıllı amerikalı besteci (Tarnopol, Avusturya – Macaristan [bugün Ternopol, S.S.C.B.] 1895 -New York 1954).

Viyana Müzik akademi­sinde okudu. Birinci Dünya savaşında avusturya ordusunda hizmet gördükten son­ra, 1922′de Viyana üniversitesinde tarih doktorasını verdi. Daha sonraki 10 yılını Berlin’de geçirdi, burada birçok eser bes­teledi ve çaldırdı. 1932-1934 Arasında Pa­ris’te ve 1934-1938 arasında da Londra’da yaşadı.

1938′de A.B.D.’ye gitti, 1940′ta Queens college’a girdi ve ölümüne kadar beste dersleri verdi. 1953′te Metropolitan operası tarafından Boris Godunov’un orkestrasyonunu yeniden düzenlemekle gö­revlendirildi. Eserleri arasında bir opera (Fremde Erde [Yabancı Toprak]), baleler, oyunlar için fon müziği, filim müziği, or­kestra ve koro için besteler, oda müziği, şarkı ve piyano parçaları yer alır. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATHAUS (Karol) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RATH (Gerhard von)

Tarih 24 Haziran 2009

RATH (Gerhard von), alman mineraloji bilgini ve jeologu (Duisburg 1830 – Koblenz 1888).

Bonn üniversitesi maden müzesi mü­dürü oldu ve mineraloji okuttu (1872′den sonra), inceleme amacıyle birçok gezi yaptı ve bu geziler üzerine çok ilgi çekici yazılar kaleme aldı. İtalya ile ilgili yazılarını Fragment aus italien (İtalya’dan Parçalar) adlı kitapta topladı.

Maden ve özellikle billu­run yapısı üstüne birçok inceleme yaptı ve çeşitli madenler keşfetti .«Rathit» madeni, ismini bu bilginin adından alır. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RATH (Gerhard von) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

READ (sir Herbert Edward)

Tarih 24 Haziran 2009

READ (sir Herbert Edward), ingiliz ten­kitçisi ve şairi (Muscoates Grange, Kirbymooreside, Yorkshire 1893-Molton yakınları, Yorkshire 1968).

Leeds üniversitesinde oku­du ama Birinci Dünya savaşı çıkınca öğre­nimi yanda kaldı. Yorkshire alayında yüz­başı rütbesiyle hizmet gördü. Read, Naked Warriors (Silâhsız Savaşçılar) [1919] adlı şiirlerinde modern savaşın korkunç yanla-nnı gözler önüne serer. 1933-1939 Arasında Burlington Magazine’i yayımladı. Çağdaş şiir anlatımının tek samimî ve elverişli bi­çimi saydığı serbest vezinden yanaydı. Kendi tenkitçi görüşünü klasisizmle ro­mantizmin hümanizmde uzlaşması şeklinde tanımladı.

Son eserlerinden bazıları: The Philosophy of Modern Art (Modern Sanat Felsefesi) [1952]; Tenth Muse (Onuncu Mu­sa) [1959]; Third Realm of Education (E-ğitimin Üçüncü ülkesi) [1900] ve A Letter To A Young Artist (Genç Bir Sanatçıya Mektup) [1962]. (M)

24 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa READ (sir Herbert Edward) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RASONYİ (Laszlo)

Tarih 23 Haziran 2009

RASONYİ (Laszlo), macar türkoloğu (Liptoszentmiklos, Macaristan 1899). Budapeş­te ve Berlin üniversitelerinde öğrenim gör­dü.

Macar İlim Akademisi kütüphanesin­de görev aldı (1921). Ankara üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya fakültesinde açılan Hungaroloji kürsüsü profesörlüğü yaptı (1935-1942). Macaristan’daki Kolozvar üni­versitesinin türkoloji profesörlüğüne getiril­di; bu üniversitede bir türkoloji enstitüsü kurdu (1942-1944).
İkinci Dünya savaşı sı­rasında Budapeşte’ye, sonra Avusturya’daki Badgastein’e, daha sonra Feffernitz’e göç etti (1944). 1946′da Budapeşte’ye döndü. Balkan enstitüsünde (1947-1949), Macar İlim Akademisi kütüphanesinde görev al­dı. Şarkiyat enstitüsünü kurdu. 1963′te Ankara’deki eski görevine çağrıldı ve bir sü­re burada çalıştı. Macar-türk kavimlerinin ilişkileri, türk kavimleri ve özellikle türk kişi adlan üzerindeki çalışmalarıyle ün yaptı.

Başlıca eserleri: Macar Arkeolojisinde Hunlar, Ayarlar ve Macarlar (1938); Dünya Tarihinde Türklük (1942; ikinci ba­sımı 1971′de Tarihte Türklük adiyle); Ma­carlar ve Türkler (1944); Finler ve Ruslar (Naci Tuğrul adiyle, 1959); Histoire des Petcheneques, Ouzes et Comans (Kumanlar, Oğuzlar ve Peçeneklerin Tarihi) [Fundamenta III, 1970]. (M)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASONYİ (Laszlo) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RASATHANE veya RASADHANE

Tarih 23 Haziran 2009

RASATHANE veya RASADHANE blş. i. (ar. raşad, gözleme ve fars. hane, ev’den raşâd-hâne).

Esk. Astronomi veya meteororoloji gözlemlerine uygun şekilde tasarlan­mış ve donatılmış yapı: Rasathaneler nasıl gökleri ve yıldızları temaşa için havaya uzanmış bir fen gözü ise…
(H.R. Gürpınar). Rasathaneler de her gün haber veriyorlar (B. Felek).
Eşanl. GÖZLEMEVİ.

— ANSiKL. Astron. Gök olaylarını incele­mek için ayrılan rasathane’lerin eski çağlar­da kurulduğu sanılır: Babil’deki Belus kule­si, Mısır’daki Osimandias mezarı. Eratosthenes’in kurduğu İskenderiye rasathanesi V. yy.a kadar çalışıyordu. Araplar, Hintliler ve Çinliler de erken çağlarda bu tür binalar yapmışlardı.
Avrupa’da, bir prens tarafından kurulan ilk rasathane Kassel’de Hessen landgrafı Wilhelm IV tarafından yaptırıldı (1561) ve 1593′te kapatıldı. 1576′da, Tycho-Brahe, Elseneur ile Kopenhag arasındaki Hven adasında Uranienborg rasathanesini kurdu. Bu tarihten itibaren de Avrupa’nın bütün bellibaşlı şe­hirlerinde rasathaneler yapılmağa başladı. Astronomi incelemeleri Almanya, İngiltere, Rusya, İtalya’da ve özellikle de özel bağış­lar sayesinde A.B.D.’de büyük bir önem kazandı.
Bütün büyük devletlerin resmî rasat­haneleri vardır. Ayrıca çok sayıda özel ra­sathane de bulunur. Çağımızda gök incele­meleri fotoğrafçılık ve tayf ölçümünün bü­yük çapta uygulanması yüzünden rasathane kurulacak yerlerde atmosfer şartlarının ve hava berraklığının çok iyi olmasına dikkat edilir. En gelişmiş ve güçlü donatım A.B.D. rasathanelerindedir. Kaliforniya’daki Mont-Wilson rasathanesinde teleskop ayna­sının çapı 2,50 m’dir; Chicago’da Yerkes rasathanesindeki dürbünün objektifi 1 metre çapındadır.

Rasathane çalışmaları. Yıldızların gök koor­dinatlarının kesin olarak belirlenmesi, bü­yük rasathanelerin günlük işlerindendir. Bu gözlemler için özellikle meridyen âletleri de­nen, bir tek dönme eksenli ve mümkün ol­duğu kadar dengeli âletlerden yararlanılır; meridyen âletleri, dürbünün dereceli bir da­ireyi harekete geçirmesiyle iki koordinatı aynı zamanda verir. Bu tür gözlemler, çoğu zaman «meridyen servisi» denen bir servis tarafından yapılır. Bundan başka, her büyük rasathanede, astronomi saatleri ve radyo­telgraf alıcı cihazlarıyle donatılmış bir saat servisi, gökyüzünün fotoğraf haritasını ha­zırlamak üzere bir fotoğraf servisi (1880′de yapılmağa başlanan bu harita milletlerarası bir teşebbüstür ve sık sık gözden geçirilerek düzeltilir) ve nihayet önemi son otuz yılda gitgide daha çok artan bir astrofizik ser­visi vardır. Bazı rasathaneler, Güneş göz­lemlerinde veya. gezegen ve kuyrukluyıldız gözlemlerinde uzmanlaşmıştır. Meteroloji gözlemleri astronomi servislerin­den bağımsız rasathanelerde yapılır.

• İslâm dünyasında kısa süreli bazı özel çalışmalar için geçici rasat (gözlem) yer­leri kuruldu; ayrıca, zamanı belirtmeğe ya­rayan muvakkıthaneler de vardı. Bu bakım­dan ilk yüzyıllarda rasathane ile geçici rasat yerleri arasında kesin bir ayırım yapmak güçtür. Her rasathanenin, bilimsel ve yöne­tim işlerine bakan görevlileri, gözlem araç­ları ve kütüphanesi vardı. Bu bakımdan rasathaneler, akademik niteliği olan birer öğretim kurumu sayılırdı, islâm rasathane­leri hükümdarların veya devlet adamlarının desteğiyle kurulan devlet kurumlarıdır.
Her rasathanenin çalışma programı otuz yıllık bir süre içindi; âletlerin saklanması ve ba­kımları için sınırlamalar ve hükümdarla­rın her zaman rasathaneye karşı ilgi duy­mamaları islâm rasathanelerinin gelişmesi­ni kısıtlardı, özel rasathaneler daha uzun ömürlü ve verimli oldu.

İslâm rasat­hanelerinin kuruluşunda, hükümdarların ast­rolojiye karşı ilgisinin ve günlük ve gelecekle ilgili tedbirlerin alınmasında yıldız­ların güvenilir birer kılavuz sayılmalarının da önemi vardı, islâm rasathaneleri gerçekte birer astrolojik çalışma kurumu de­ğil, bilimsel niteliği olan kuruluşlardı. Bu bilim dalının adı heyet’ti ve heyet (ast­ronomi) yardımıyle birtakım matematik hesaplara dayanan gök cetvelleri (zîc’ler) düzenlenir ve takvimler hazırlanır­dı. Çağma göre gelişmiş bir nitelik taşı­yan rasat araçlarıyle yapılan ilk gözlemler, IX. yy.ın başlangıç yıllarında Cündişapur’da (Güneybatı tran) yapıldı. Ahmed Niha­vendi, Zîc el-Muştemil (Gezegenlerin Hareketini Kapsayan Zayiçe) adlı eserini düzen­lerken bu rasatlardan yararlandı, islâm astronomisinin en parlak dönemi abbasî hali­fesi Memun (813-833) devridir.

Bağdat’ta Eş Şemmasiye mahallesinde bulunan rasathane­de halifenin astronomları, Yahya bin Ebi Mansur’un (öl. 830) emrinde, gökcisimleri­nin hareketlerini sürekli olarak gözetlerler­di. Bunlar, El Macisti’de belirtilen eğim, gece-gündüz eşitliği, şemsî yılın güneş sü­resi gibi konuları da incelediler. Şam’ın 3-4 km kuzeyinde Kasiyan dağı üzerinde, aynı halifenin başka bir rasathanesinde yapılan gözlemlerden de yararlanarak Zîc el-Mumtahan (Denenmiş Zayiçe) düzenlediler. 850′den 870′e kadar Musa bin Şakir’in oğulla­rından Muhammed ve Ahmed, Bağdat’ın Dicle üzerinde Babüttak’ta bulunan evlerin­de kurdukları rasathanede düzenli gözlemler yaptılar.
Ebu Hanife Ahmed Dinaverî (öl. 895), 850′de heyet rasatları yapmak için İsfahan’da oturdu; gözlemlerini Kitab-ür-Rasad adındaki eserinde topladı. Battâni 887-918 yıllarında Fırat üzerindeki Rakka’da çok önemli rasat çalışmaları yaptı. Sabit bin Kurra, Güneşin hareketlerini yeniden incelemek için eskilerin rasatlarından yarar­landı. Amâcûr ailesinden üç veya dört kişi­nin 885-933 yılları arasında rasat yaptıkları biliniyor. Büveyhîlerden Rüknüddevle adına Rey şehrinde Vezir Ebul Fazl bin el-Amid tarafından 950′de, tutulma yüzeyinin eğimi ölçtürüldü.

Ebul Fazl Herereî, Ebu Cafer Habini gibi astronomlar güneş tutulmasıyle ilgili gözlemler yaptılar. Yine Büveyhîler­den Adududevle için, Abdurrahman Sûfî ve başka astronomlar tarafından Şiraz’da rasatlar yapıldı. Ebul Vefa Buzcani, Bağdat’ta bir süre önemli rasatlar yaptı (975). ibnülalâm’ın 982′de yaptığı rasatlar Adududdevle tarafından desteklendi. Bağdat’ta büveyhî hükümdarı Şerefüddevle (982-989) adına bir rasathane kuruldu. Ebu Muhammed Hucendî 994′te Büveyhîlerden Fahrüddevle için Rey şehrinde süds-i fahri (sekstant) adlı bir âletin yardımıyle tutulma düzlemi eği­mini tayin etti. X. yy.ın sonunda büveyhî melikleri kendi saraylarında birer rasathane kurarak Abdurrahman Sûfî, ibnülalâm, Ebul Vefa gibi astronomları orada topladılar. İbni Sina, Alaüddevle adına Hemedan’da başka bir rasathane kurdu (1025).

Mısır’da astronomi gözlemleri fatımî halife­lerinden Aziz (öl. 996) devrinde başladı. Onun Kahire’de kurduğu rasathaneye halife Hakim de yardımda bulundu. İbni Yunus (öl. 1009) Zîc el-Hakimî (Hakimî’nin Zayiçesi) adlı eserme kaynak olan rasatlarını 977′den 1008′e kadar orada yaptı. Memun dev­ri rasathanelerinde, rasat âletleri, özel ça­lışma yeri ve bir bilimsel kurul vardı, islâm ülkelerinde, ramazan ayının başlangıç ve bi­timinin hesaplanmasında ilk hilâli gözleme­ye dayanan çalışmalar buralarda yapılırdı. Dinî günlerin ve namaz vakitlerinin tayinin­de, kıble yönünün tespitinde yararları dolayısıyle, astronomiye ayrı bir önem verildi.
Memun devrinde kurulan ilk rasathanelerin çalışma programları yalnız güneş ve ay ra­satlarını kapsıyordu. Şemmasiye’deki göz­lemlerden alınan olumlu sonuçlara dayanı­larak Kalsiyum rasathanesi kuruldu. Şe­refüddevle rasathanesinde bütün gezegen­lerin rasadını kapsayan geniş bir çalış­ma programı vardı. Burada çalışan ast­ronomlar arasında Ebu Sehl Kûhî, Ebül Vefa Buzcânî bulunuyordu. Hemedan’da İbni Sina tarafından kurulan rasathane­de ölçü duyarlığını sağlamak için mik­rometreye benzer bir aracın kullanıldığı biliniyor. 1075′te İsfahan’da kurulan Melikşah rasathanesinde çalışma programının 30 yıl sürmesi gerektiğini’ gösteren belge­ler vardır. Bütün gezegen gözlemlerinin rasathane çalışma programına alınması, ra­sathanenin çalışma süresini uzatmak bakı­mından bir aşamadır. Melikşah adına dü­zenlenen celâli takvimi’nin de bu rasat­hanede yapıldığı sanılıyor. Bu kurumda Ömer Hayyam, Ebu Muzaffer İsfizarî, Mey­imin bin Necile, Vasıtî gibi bilginler ça­lıştı.

1118′den sonra astronom Hazinî, Sul­tan Sencer namına Zîc-es-Sencerî’yi (Sencer’in Zayiçesi) hazırladı. Bundan sonra Efdal ve Memun Bataihi adlı iki fatımî vezi­ri tarafından 1120-1125 yılları arasında Ka­hire’de bir rasathane kuruldu. Ebul Kasım Usturlabî 1130′da Bağdat’taki selçuklu sara­yında gözlemler yaptı. XI. yy.da Tuley-tule’de (Toledo) Ebu İbrahim Zerkal ile ar­kadaşlarının önemli rasatlar yaptıkları bili­niyor; bu rasatlar Seyid Endülusî’nin yaptığı rasatların bir devamı niteliğindedir. İbni Bacce de (öl, 1139) kendi evinin damında bazı rasatlar yaptı. 1325′te Yezd şehrinde Rükneddin Ahmed bin Nizamel-Huseynî adında biri tarafından Rasad-ı Vaktü’l-Hüseynî adı verilen rasathane kuruldu. XIV. yy.da İbnî Şatır’ın (öl. 1879) Şam’daki özel rasathanesi de önemlidir.
1272′de Kırşehir’de kurulan Cacabey medre­sesinde ve Kütahya’nın Vacidiye medrese­sinde özellikle XIV. yy.ın ilk yarısında göz­lemler yapıldığı veya astronomi dersleri ve­rildiği biliniyor. 1300′de Gazan Han, Teb­riz’de, 1420′de Uluğ Bey Semerkand’da birer rasathane kurdular: Uzakdoğu’da geliştiri­len astronomi çalışmaları Selçuklular tarafından islâm dünyasına aktarıldı. Uzakdoğu etkisi, selçuklu sanat eserlerinde görülen tu­tulma düzlemi burçlarının resimlerinde göze çarpar. Astronomi alanında en önemli aşa­ma İlhanlılar devrindedir. 1259′da kurulan Maraga rasathanesi islâm rasathanelerinin gelişmesinde etkili oldu. İlhanlı hükümdarı Hulâgu’nun yanında bulunan ünlü astronom Nasirüddin Tusî, yeni gözlemler yapılması gerektiğini hükümdara bildirdi. O zamanlar, bazı çevrelerde yıldızları gözleyerek gelecek­teki olayları önceden görme inancına dayanan astroloji (ilmi nücum) ile astronomi arasında benzerlikler bulunduğuna inanılıyordu. ilhanlı hükümdarı Hulâgu Han da astro­nomiyle astroloji arasında bir yakınlık bulunduğu kanısındaydı. Bu amaçla Nasırüddin Tusî’nin rasathanesi âletlerle donatıldı.

Burada, gözlem âletleri ve astronomiye ait her türlü araç, zayiçe, takvim, usturlap, yük­seklik ölçme âletleri, yıldızların ve burçların durumlarını gösteren âletler ve mücessem küre vardı. Bu kurum, gerek âletlerinin zen­ginliği, gerek içinde çalışan bilim adamları­nın sayısı ve seçkinliği bakımından, büyük önem taşırdı, ismaililerden kalan çok zen­gin bir kütüphanesi olan bu kurumun 45 yıl çalıştığı biliniyor. Nasrüddin bu ra­sathanede hükümdar adına Zîc-i Hâniyi (veya Zîc-i İlhanı) [ilhanlı Zayiçesi] dü­zenledi. Bu eserde Kûşiyâr, Fahir, Âlâî, Şâhî, Battânî zîclerinde bulunmayan bir­takım cetveller vardır. Ayrıca onların yan­lışlarını da düzeltmektedir. Hulâgu ölün­ce Zîc-i ilhanı, onun yerine geçen Abaka’ya adandı. Müeyyedüddin Urzî, Fahreddin Meragî, Fahreddin Ahlatı, Necmeddin Kazvinî gibi çağın tanımış matematik ve ast­ronomi bilginleri de rasat işlerinde Nasirüddin’e yardım ettiler. Onun ölümünden sonra yerine oğlu Asılüddin rasathane müdürlüğü­ne getirildi.
Bu rasathanede çalışan biri Çin­li olmak üzere 15 bilim adamı hakkında bil­giler vardır. Gazan Han tarafından Tebriz’­de Ebvabül-Birr (Güzellik Kapıları) adlı bir yerde ikinci bir rasathane kuruldu; fakat bu rasathanedeki çalışmalar hakkında fazla bilgi yoktur. Yalnız Ebvabül Birr’in vakfiye­sinde belirtildiğine göre, bu rasathanenin de vakıf gelirlerinden yararlandığı, bir rasat­haneden çok astronomiyle ilgili öğretim ya­pan bir kurum olduğu sanılıyor. Meraga ve Gazan Harı rasathaneleri aracılığıyle islâm dünyası ve Uzakdoğu arasında astronomi alanında yakınlaşmalar oldu.
XV. yy.da kurulan Semerkand rasathanesi de önemli bir kurumdur. Bu rasathane, özellikle, meridyen âletinin büyüklüğü, 30 yıl kadar süren çalış­maları ve Uluğ Beyin yönetimi altında bulunuşuyle tanınır.
Uluğ Bey, eski zayiçeleri düzeltmekle kalmadı; yıldızları doğrudan doğruya gözledi, önsözünü kendi yazdığı yeni bir zayiçe (Fihrist-i Kevakib [Yıldızlar Fihristi]) hazırlattı (1449). Bu rasathanede, Uluğ Beyden başka, Gıyaseddin Kâşî, Kadızade Rumî ve Ali Kuşçu gibi o çağın ünlü astronomları çalıştı. Baburname’de, bu rasathane binasının üç katlı olduğu belirtilir. Yıldızların hareketlerini gözlemek için kul­lanılan başlıca gözlem âletlerinin saklandıkları bölüm, yer altında bulunuyordu.
1575′te Murad III, Tophane tepesinde İstanbul rasathanesini yaptırdı. Başında astronom Takiyüddin Mehmed’in bulunduğu bu rasathanede 15 bilim adamı çalışıyordu.
Takiyüddin’in gözlemler yaparak, zayiçeier düzenlediği bu rasathane 1580 sonunda şeyhülislâmın işe karışmasıyle yıktırıldı. Şey­hülislâm Kadızade, Murad III’e bir mektup göndererek <

İslâm geleneğinin devamı olarak Mihrace Cay Sing tarafından 1728 – 1734 yılları ara­sında Caybur, Delhi, Benares, Ocayın ve Mathura şehirlerinde Muhammed Şah adına rasathaneler kuruldu. Bunların kuruluşun­da eski hint ve avrupa etkisi açıkça görülür. Türkiye’de modern rasathane Fatin Hoca (Gökmen) tarafından kuruldu (1911). Kandilli’de olan bu rasathane bugün de Tür­kiye’nin tam teşekküllü rasathanesidir (bk.KANDİLLİ RASATHANESİ.)
Cumhuriyet’in ilânından sonra üniversitelerin açılmasıyle İstanbul, Ankara ve izmir’de fen fakültelerine bağlı rasathaneler kuruldu. Erzu­rum üniversitesinde de fen fakültesine bağ­lı bir rasathanenin açılması için çalışmalar yapılmaktadır. (ML)

23 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RASATHANE veya RASADHANE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANKİNE (William John Macquorn)

Tarih 22 Haziran 2009

RANKİNE (William John Macquorn), iskoçyalı mühendis ve fizikçi (Edinburgh 1820-Glasgow 1872). Demiryolları yaptı, 1835′te Glasgow üniversitesinde mekanik profesörü oldu. Termodinamikte «enerji» terimini ileri sürdü, mekanikte potansiyel enerjiyle kinetik enerji arasındaki farkı or­taya koydu ve bu sayede enerjetiği kurdu. Dalgaların hareketi, pervaneler, buhar ma­kinesi, esneklik teorisi, sürtmenlerin etkisi üstünde incelemeler yaptı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANKİNE (William John Macquorn) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANZOLİ (Cesare)

Tarih 22 Haziran 2009

RANZOLİ (Cesare), italyan filozofu (Mantova 1876-Cenova 1926). Messina (1918-1922) ve Cenova (1922-1926) üniversitelerin­de ders verdi.
En önemli eseri: Dizionario di Scienze Filosofiche’dk (Felsefe Bilim­leri Lügati) [1905]. ölümünden sonra ya­yımlanan // Realismo Puro (Saf Gerçek­çilik) [1932] ise yazarın gerçekçilik anla­yışını en eksiksiz yansıtan kitabıdır. (M)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANZOLİ (Cesare) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANGOON

Tarih 22 Haziran 2009

RANGOON, Birmanya’nın başkenti ve Pegu idare bölümünün merkezi, Rangoon ır­mağı kıyısında, Martaban körfezine 34 km uzaklıkta; 737 000 nüf. Ülkenin en büyük şehri ve başlıca limanı olan Rangoon, Bir­manya demiryolu ağının merkezidir. Tersa­neler; bıçkıhaneler; çeltik fabrikaları.
• Tarih. Modern şehrin gerisinde pirinç tar­laları ve mangrov bataklıklarıyle örtülü ge­niş deltanın tek tepesi yükselir. Daha Tarih öncesinde yerleşilen şehirde M.S. ilk yüzyıllarda önemli bir buddha tapınağı (bugün Şve Dagon pagodası) kuruldu, O ta­rihte çok küçük olan şehrin adı Asitnagora Paukkaravati idi; Ortaçağda, Aşağı Birmanya’ya hâkim oîan Mon kralları zama­nında Okkala adını aldı. Şehrin geçmişiyle ilgili ük tarihî kayıt 1372′de Hanthavaddi kralı Binya U’nun ziyaretini anlatır.
Yavaş yavaş güneye doğru inen birmanyalı fatih Alompra (Alaungpaya) Mon ha­nedanınım yendi ve 1755′te ele geçirdiği Okkala’ya (Dagon) «savaşın sonu» anlamı­na gelen «Yangon» adını verdi. Eski pagoda’nın yanında gelişen şehir, kral Bagyidav zamanında (1819-1837) kıyıya doğru kaydı, çevresi tahkim edildi. 1824′te İngilizler ta­rafından işgal edilen şehir iki yıl sonra Birmanyalılara geçti. Fakat İngilizler 1852′de burayı yeniden ele geçirdiler ve 90 yıl sü­reyle hâkimiyetleri altında tuttular.
Rangoon’daki bütün eski evler bambudandı; İn­gilizler Asya’da hiç rastlanmayan, düzgün planlı, sokakları birbirini dik açılarla kesen modern bir şehir kurdular; büyük blok apartmanlar inşa ettiler; anacaddeleri Şu­le Pagoda’sına bağladılar. Ticarî bir antrepo ve ingiliz idaresinin merkezi haline gelen yeni şehir hızla gelişti: 1871′de Birmanya kralı Mandalay’dan Şve Dgon Pagoda’sına altın bir hti (şemsiye-taç) yolladı. 1882′den sonra Belediye meclisinin üçte ikisi seçimle işbaşına gelmeğe başladı. 1922′de çıkan Be­lediye kanunu ile Ragoon muhtar bir şehir haline geldi.
XIX. yy.in sonuna doğru Rangoon’un et­nik yapısında büyük bir değişiklik oldu.

Hint sermayelerinin ve işçilerinin şehre akın etmesiyle yerli halk ancak varoşlarda tutunabildi. Zenginlik ve bereket yılları olan 1920′lerde hintli akını en yüksek nok­tasına ulaştı. 1931 Sayımına göre 400 415 kişi olan toplam nüfusun (şehir sınırları içinde) 212 929′u hintliydi. Bu arada şehirde çeşitli kurumlar gelişti. 1920′de ku­rulan Rangoon üniversitesine inya yakının­daki kırlık bölgede 1 600 km2′lik bir alan eklendi, önce üniversite koleji ile Judson koleji sonra mühendislik, tıp ve öğretmen okulları inşa edildi.
Gelişme dönemini bir durgunluk ve sana­yide huzursuzluk dönemi izledi. 1931′de hint aleyhtarı birçok kanlı ayaklanma patlak verdi. 1942 Martında Rangoon Japonların eline geçince hintlilerin çoğu kaçtı ve ge­ri dönmedi, ikinci Dünya savaşında müt­tefikler tarafından bombalanan şehrin deniz cephesinde büyük yıkıntılar oldu. 3 Ma­yıs 1945′te geri dönen ingiliz-hint birlikleri harap bir şehirle karşılaştılar: yıkılan dok­ları eski haline getirmek için büyük çaba sarfedildi. 1947′de savaş öncesinde yüklenen mal oranının ancak yüzde 40′ına ulaşıla­bildi.
• Bağımsızlık sonrası. 1948′de Birmanya’­nın bağımsızlığa kavuşmasından sonra ülke­de birçok ayaklanma oldu; hattâ Rangoon bir süre için hükümet denetimindeki tek şehirdi. 1950′ye kadar gerilemeğe devam eden ticaret o tarihten sonra kalkındıysa da şehir eski ticarî önemini kazanamadı. Bu­nun sebeplerinden biri kıyı sularının taraklanmaması ve ırmakların bakımsızlığıdır. Nitekim büyük gemiler Rangoon ırmağına giremez.

Hükümet sosyalist ilkelere uygun millî bir kalkınma siyaseti uygulamakta­dır; bu kalkınma programı başkent çevre­sinde yoğunlaşmıştır. Devlet yatırımıyle kurulan iki dokuma, bir çelik, bir de ecza fabrikası henüz masrafını çıkarmamıştır. Bu arada yakılıp yıkılan bölgeden göçenler, şe­hir nüfusunu büyük ölçüde artırdı. 1958 Eylül-ekiminde yapılan hükümet darbesiyle Birmanya’da ordu yönetime elkoydu. Avnı yılın aralığında şehir muhtariyetine son verildi ve albay Tun Şeyn şehir yönetici­liğine tayin edildi. Tun Şeyn’in başkanlı­ğında şehri temizlemek ve göçmenleri şehir sınırları dışındaki yeni yerleşme bölgeleri­ne aktarmak için büyük çabalar harcandı. 1962′de ordu yeniden yönetime elkoyunca, tek protesto üniversite öğrencilerinden gel­di, öğrenci gösterileri, aynı yılın temmuz ayında 17 öğrencinin vurulması ve öğrenci­ler Birliği binasının yıkılmasıyle bastırıl­dı. Şehirde 1967 haziranında çin aleyhtarı kanlı gösteriler yapıldı; birçok çinli öldü­rüldü. Çin elçiliğine ve çinlilere ait evler ve dükkânlara saldırılar oldu. (M)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANGOON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANGABİS (Aleksandros Rizos)

Tarih 22 Haziran 2009

RANGABİS (Aleksandros Rizos), yunanlı siyaset adamı ve yazar (İstanbul 1810-Atina 1892). Atina üniversitesinde arkeoloji profesörlüğü yaptı. Dışişleri bakanı oldu (1856). Paris ve Berlin elçiliklerinde bulun­du. Modern Yunanistan’a, Eski Yunanca’ya yakın edebî bir dil kazandırmağa çalı­şan yazarlardandır.
Başlıca eserleri: Historia tis Arkhaias Kallitekhnias (İlkçağ Güzel Sanatlar Tarihi) [1866]; Syllogi ton Hellinikon Arkhaiotiton (İlkçağ Helen Eserleri Derlemesi) [1842], Politikai Arkhaiotites (Siyasetle İlgili İlkçağ Eserleri) [1866]. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANGABİS (Aleksandros Rizos) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANDA (Antonin)

Tarih 22 Haziran 2009

RANDA (Antonin), çek hukukçusu (Bystrice na Uhlave, Klatovy 1834-Dobrichovice, Prag 1914). Prag üniversitesinde profe­sörlük yaptı (1862-1904).

Siyasî hayata atıl­dı, özellikle karşılaştırmalı hukuk konu­sunda önemli çalışmalar yaptı. Almanca olarak yazdığı eserler: Der Besitz Nach österreichische Rechte (Avusturya Huku­kunda Milliyet) [1864]; Die Schadenersatz-pflicht Nach österrichsche Rechte mit Bedachtnahme Auf Auslandischen Gesetzgebungen (Yabancı Ülke Kanunları ve Avus­turya Hukukunda Tazminat Yükümlülüğü) (1907). (M)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANDA (Antonin) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAN (Nâzım Hikmet)

Tarih 22 Haziran 2009

RAN (Nâzım Hikmet), türk şairi (Selanik 1902-Moskova 1963). Matbuat Umum mü­dürlüğü ve Hamburg konsolosluğu yapmış olan Hikmet Nâzım Beyin oğlu, şair ve mevlevî Nâzım Paşanın torunu. Göztepe’de Taşmektep’te, bir süre Galatasaray lisesinde okudu.

Nişantaşı Numune mektebinden Heybeliada Bahriye mektebine geçti. Beş yıl sonra, hastalanınca okuldan ve asker­likten ayrıldı. Kurtuluş savaşı sırasında Anadolu’ya geçti (1920). Bir süre Bolu’da öğ­retmenlik yaptı. Sonra, İnebolu yoluyle Rusya’ya geçti. Moskova üniversitesinde sosyoloji ve ekonomi öğrenimi yaptı. 1928 Yılında Türkiye’ye döndü. 1931-1936 Yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı. 1938 Yılında Harp okulunda komünizm propagandası yapmak suçuyla tutuklandı ve 28 yıl 4 ay hapse mahkûm oldu. 1950 Temmuzunda çıkan af kanunundan ya­rarlandı, hapisten çıktı. Resmî makamlar­dan habersiz olarak Türkiye’yi terk etti. Rusya’ya gitti.

Türkiye aleyhinde faaliyette bulunma gerekçesiyle 15 ağustos 1951 tarihli Resmî Gazete de türk vatandaşlığından çı­karıldığı ilân edildi. Polonya tabiiyetine girdi ve Borzecki soyadını aldı. Lehistan Mektubu adlı şiirinde dedelerinden birinin Polonya’dan geldiğini, onun da kendisi gibi ihtilâlci olduğunu ve bu dedesiyle övündü­ğünü anlatması bu olaya bağlanabilir. Bun­dan sonraki yılları Sofya, Varşova, Mos­kova’da geçti.

İlk şiirleri Alemdar gazetesinde Yarın der­gisinde ve Celâl Sahir Erozan’ın aylık şiir dergilerinde yayımlandı. Moskova’ya ilk gidişinden sonra yazdığı şiirlerde hece vez­nini, ölçülü, kafiyeli şiir tarzını bıraktı. Rusya’da sıkı bir komünist terbiyesi gören şair 19 Yaşım başlıklı şiirinde bu yıllarını anlatır ve «24 saatte 24 saat Lenin / 24 saat Marks, 24 saat Engels» sözleriyle kendisine öğretilen doktrinin niteliğini ve yoğunluğu­nu belirtir. Yine kendi deyimiyle «beyninin kıvrımlarına kadar materyalist» olan Nâzım, bu ilk gençlik yıllarında aldığı fikrî telkini, ömrü boyunca muhafaza etti. 1920′lerin Rusya’sında kendisini tamamıyle Komünist partisinin emrine verdi.

O sırada Rus Ko­münist partisi bütün sanatçıları, işçilere marksist-leninist dünya görüşünü telkin et­mek için seferber etmişti. Komünist şair­ler yazdıkları şiirleri fabrikalarda işçilere okuyorlardı. Nâzım Hikmet de bu yolda şiirler yazdı. İşçinin seviyesine ve zevkine hitap eden bu şiirler, çok hareketli ve gü­rültülü bir hitabet edası taşır. 1909′da orta­ya çıkan ve niteliği bakımından ihtilâlci olan fütürizm, Rusya’da Mayakovskiy tara­fından yüksek bir sanat seviyesine çıkarıl­mış bulunuyordu. Nâzım Hikmet onun ve diğer rus şairlerinin kendi dillerinde yap­tıklarını Türkçeye uyguladı. 1928 Yılında Türkiye’ye dönünce, şiirlerini 1938 yılma kadar Resimli Ay dergisinde yayımladı, birkaç şiir kitabı çıkardı. Nâzım’ın bu yıl­lara ait şiirleri şekil bakımından fütürist, muhteva bakımından ideolojiktir. Şair, fikirlerini ifade ederken bol bol fantastik hayallere de başvurur.
Sosyalizm ile sa­nayileşmeyi bir tutan Nâzım, makineyi yü­celtir ve insanı makineye uydurmağa çalışır. Trrrum trrrum trrrum trak tiki tak/Makinalaşmak istiyorum mısraları bu düşün­ceyi özetler. Nâzım’ın bu yıllarda yazdığı şiir­lerde sanayi sahasından alınma hayaller büyük bir yer tutar. Şiirlerden çoğuna me­kanik sesleri taklit eden bir gürültü hâkim­dir. Geniş türk okuyucusu komünizmi red­detmekle birlikte, şekil bakımından çok ye­ni, sanayileşme ideali ile kendi istek ve hayallerine cevap veren bu şiirleri sevmiş­tir. Nâzım’dan önce Tevfik Fikret, Mehmed Âkif ve Mehmed Emin, çağdaş medeniyeti öven, sosyal muhtevalı şiirler yazmışlardı.

Nâzım, türk edebiyatında esasen var olan bu akıma, fütürist bir şekil, marksist ve leninist bir muhteva verdi. Daha önce Ahmed Hâşim’in aruz ile denediği serbest müstezat tarzını heceye uyguladı. 1938′den başlayarak hapishanede, kalabalıktan uzak kalan ve kendine dönen Nâzım’ın şiirlerin­de ton, muhteva ve üslûp bakımından bü­yük bir değişiklik oldu. Daha önceki şiir­lerine hâkim olan ve makine gürültüsünü hatırlatan çok sesli ve çok hareketli üs­lûbun yerini yumuşak bir ifade tarzı, ideo­lojinin yerini şahsî günlük yaşantılar ve özlemler aldı. Nâzım Hikmet’in bu devreye ait şiirlerinde hapishane hayatının zarurî kıldığı hareketsizlik ve içe dönüş kadar, Orhan Veli ve arkadaşlarının ikinci Dünya savaşı yıllarında vücuda getirdikleri düz, sade, günlük yaşantı şiirlerinin de etkisi vardır. Şiirde ses ve benzetmeyi reddeden Orhan Veli, Nâzım’ın daha önceki şiirle­rinin başlıca özelliğini teşkil eden gürültülü retoriği öldürmüştür, denilebilir. 1950 Yı­lından sonra Nâzım Hikmet, Moskova’da tekrar komünist âlemin gürültülü ve gürül­tücü havasına daldı.

Türkiye’de Bursa ha­pishanesinde kazandığı lirik üslûbu kaybetti. Bu yıllarda A.B.D.’ye karşı dünya çapında ideolojik bir savaşa giren Sovyet Rusya, bü­yük şöhret kazanan Nâzım Hikmet’i dün­yanın çeşitli ülkelerine propagandacı olarak yolladı. Nâzım’ın 1951 yılından sonra yaz­mış olduğu şiirlerden çoğu Parti’nin emriy­le ve onun hoşuna gitmek için yazılmış propaganda şiirlerinden ibaret kaldı. 1960 Yılında Moskova’da yazdığı bir şiirde ken­disinin Rusya’ya ne kadar bağlı olduğunu belirtmek için «Lenin, diyorum da, Vladimir ilic Lenin, diyorum ve 40 yıldır onun peşince parti biletimle gidiyorum» demek ihtiyacını duyar. Nâzım, bu döneme ait faz­la ideolojik şiirleri yanında çeşitli ülkelere yaptığı yolculuk izlenimlerini ve Türkiye’­ye ait hatıralarını anlatan lirik şiirler de yazdı. Annesi bir ressam olan Nâzım’da kuvvetli bir görme ve gördüğünü kaydetme duygusu vardı.
Seyahat intihalarında Nâ­zım’ın bu kabiliyeti açıkça görülür. 1941 Yılında Bursa hapishanesinde yazdığı çok uzun Memleketimden İnsan Manzaraları adlı şiirlerinde hayatına ait hatıra ve inti­baları gerçeküstücü bir metotla anlatan Nâzım, hayatının son yıllarına ait şiirlerin­de de bu metoda başvurur. Bir bütün olarak ele alınacak olursa Nâ­zım Hikmet’in şiirleri, marksizm ideoloji­sinin emrinde olmakla beraber, şekil ve muhteva bakımından çok zengindir. Bu zen­ginlik basit ve basmakalıp olan ideolojik sistemden değil, şairin yaratma gücünden, dünyayı bütün duyu organlarıyle kavrama, hemen hemen her şeyi şiire sokma çaba­sından, gözlem ve tasvir kabiliyetinden ileri gelir. Türk ve dünya şiirinin bütün anlatım araçlarını kullanan Nâzım, bu zengin muh­tevayı ses, kafiye, kelime ve cümle oyunlarıyle çok değişik ve çarpıcı bir şekilde verir.

Nâzım Hikmet’in şiirlerinde mark­sizm ve materyalizm bir tür din haline gel­miştir. Bir şiirinde kendisinden bahsederken «tepeden tırnağa iman» sözlerini kullanır. «Hâfız-ı Kapital» olmak istediğini belirtir. Başka bir şiirinde tıpkı mistikler gibi Tan-rı’nm her yerde «toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve plastikte» tecelli ettiğini söyler. Onu dindar mistiklerden ayıran ta­raf, maddeyi reddedecek yerde ona tapmasıdır.

Şiir kitapları: 835 Satır (1929); Jokond ile Si-Ya-u (1929); Varan 3 (1930); 1+1 = 1 (1930); Sesini Kaybeden Şehir (1931); Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1931);
Ge­ce Gelen Telgraf (1932); Taranta Babu’ya Mektuplar (1935); Portreler (1935); Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Des­tanı (1936); Saat 21-22 Şiirleri (1965); Kur­tuluş Savaşı Destanı (1965); Şu 1941 Yılın­da («Memleketimden insan Manzaralarının 3. kitabı) [1965]; Dört Hapishaneden (1966); Rubailer (1966); Yeni Şiirler (1966); Memle­ketimden insan Manzaraları (ilk bölüm) [1966]; Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967); Kuvayı Milliye (1968).

Oyunla­rı: Kafatası (1932); Bir ölü Evi (veya Mer­humun Hanesi) [1932]; Unutulan Adam (1935); Ferhad ile Şirin (1965); Sabahat (1965); İnek (1965); Ocak Başında Yolcu (iki oyun birarada) [1966]; Yusuf ile Menofis (1967); Romanları: Kan Konuşmaz (1965); Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme) [1965]; Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim
(1967) ;
Fıkraları: İt Ürür, Kervan Yürür (Orhan Selim adiyle gazetelerde yazdığı ya­zılar) [1965]. Masal kitabı: Sevdalı Bulut (1968) . [M]

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAN (Nâzım Hikmet) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMSEY (Arthur Michael)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMSEY (Arthur Michael), anglikan baş­papazı (Cambridge 1904). Cambridge üni­versitesinde okudu. 1929′da papaz oldu. 1940′ta Durham, 1950′de de Cambridge üniversitesinde ilahiyat profesörlüğü yaptı. 1952′de Durham piskoposu, dört yıl sonra da York başpiskoposu oldu. 1961′de Conterbury başpiskoposluğuna ve ingiltere yar­gıç başpapazlığına getirildi.
Başlıca eserle­ri: The Gospel and the Catholic Church (İncil ve Katolik Kilisesi) [1936], introducing the Christian Faith (Hıristiyan İnan­cına Giriş) [1961]. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMSEY (Arthur Michael) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMSAY (sir William)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMSAY (sir William), ingiliz kimyacısı (Glasgow 1852-Hingh Wyycombe, Bucks 1916).

Bristol (1880), daha sonra Londra üniversitesinde (1887) profesör oldu ve 1879′da Borwn hareketini moleküller arasın­daki çarpışmalarla açıkladı. 1894′te lord Raleigh ile birlikte, havada argon ve 1895′te Cleve ile işbirliği yaparak kleveit’te hel­yum bulunduğunu keşfetti.
1898′de de Tra­vers ile birlikte havadaki öbür nadir gazları buldu.
1904′te, Soddy ile beraber çalışarak, radyum’un parçalanma ürünleri olarak ra­don ve helyum’u elde etti. Aynı yıl Nobel Kimya ödülünü kazandı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMSAY (sir William) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMMELSBERG (Kari Friedrich)

Tarih 22 Haziran 2009

RAMMELSBERG (Kari Friedrich), alman kimyacısı ve mineraloji uzmanı
(Berlin 1813-Grosslichterfelde, Berlin yakınları 1899). 1845′te Berlin üniversitesinde profesör oldu, sonra aynı üniversitenin kimya laboratuvarı yöneticiliğine getirildi. Oksit sülfür ve silikat şeklindeki anorganik maddeler üzerine bir­çok araştırma yaptı, mineraloji ve billûrbilim ile ilgili eserler yayımladı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMMELSBERG (Kari Friedrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RANKİNE (William John Macquorn)

Tarih 22 Haziran 2009

RANKİNE (William John Macquorn), iskoçyalı mühendis ve fizikçi (Edinburgh 1820-Glasgow 1872). Demiryolları yaptı, 1835′te Glasgow üniversitesinde mekanik profesörü oldu. Termodinamikte «enerji» terimini ileri sürdü, mekanikte potansiyel enerjiyle kinetik enerji arasındaki farkı or­taya koydu ve bu sayede enerjetiği kurdu. Dalgaların hareketi, pervaneler, buhar ma­kinesi, esneklik teorisi, sürtmenlerin etkisi üstünde incelemeler yaptı. (L)

22 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RANKİNE (William John Macquorn) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAMAN

Tarih 20 Haziran 2009

RAMAN (sir çandrasekaba venkata), hintli fizikçi (Triçinopoly 1888). önce maliye memurluğu yaptı (1907), sonra Kal­küta üniversitesi fizik profesörü (1915) ve Bangalor’daki tndian İnstitute of Science’ın (Hindistan Bilim enstitüsü) fizik bölü­münün yöneticisi oldu. 1928′de, kendi adını taşıyan etkiyi keşfetti. (1930 Nobel Fizik ödülü.) [L]

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAMAN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAJNA (Pio)

Tarih 20 Haziran 2009

RAJNA (Pio), italyan tenkitçisi ve profe­sörü (Sondrio 1847-Floransa 1930). Floran­sa üniversitesinde ders verdi ve «şövalye şiiri»nin menşeleri üstüne önemli eserler yazdı: Ricerche intorno ai «Reali di Francia» (Fransız Kralları üstüne Araştırmalar) [1876], Le Fonti deli «Orlando Furioso» («Çılgın Orlando»nun Kaynakları) [1876], Le Origini dell’Epopea Frencese (Fransız Destanının Menşeleri) [1884]. (L)

20 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAJNA (Pio) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAHNER (Kari)

Tarih 19 Haziran 2009

RAHNER (Kari), alman katolik ilâhiyatçı (Freiburg-im-Breisgau 1904). Cizvit tarika­tına girdi. 1949′dan itibaren Innsbruck, son­ra da Münih üniversitesinde dogma tarihi okuttu. Geist in Weit (Dünya’da Ruh) [1939], Schriften zur Theologie (Dinî Ya­zılar) [1959-1967] adlı eserleri, ikinci Va­tikan konsilinde ağır basan düşüncelerin olgunlaşmasını sağladı. 1965′te Reuchlin ödülünü aldı. (L)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAHNER (Kari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAGUET (Condy)

Tarih 19 Haziran 2009

RAGUET (Condy), amerikalı iktisatçı (Philadelphia, Pennsylvania 1784-ay.y. 1842). Pennsylvania üniversitesinde hukuk okuduk­tan sonra ticaret hayatına atıldı.
Kısa za­manda büyük servete kavuştu ve günün ti­carî olaylarında önemli bir rol oynadı. 1815′te Yasama meclisine üye seçildi. 1822′de Rio de Janeiro’da, A.B.D. konsoloslu­ğuna getirildi. 1825′te Brezilya’da maslahat­güzar oldu ve 1827′ye kadar bu görevde kaldı. A.B.D.’ye döndükten sonra, serbest ticaret doktrinlerini yayan birçok gazete yayımladı:
The Free Trade Advocate (1829); Examiner (1834-1835); The Financial Regis-ter (Malî Kayıtlar) [1837-1839] v.b. Ayrıca, Santo Domino ile ilgili iki küçük kitap ve Principles of Free Trade (Serbest Ticare­tin ilkeleri) [1835]; On Currency and Ban­king (Tedavüldeki Paralar ve Bankacılık üstüne) [1839] v.b. eserler de yayımladı. (M)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGUET (Condy) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAGNİSCO (Pietro)

Tarih 19 Haziran 2009

RAGNİSCO (Pietro), italyan felsefe tarihçisi (Pozzuoli 1830-Roma 1920). Palermo, Padova ve Roma üniversitelerinde ders ver­di.
Başlıca eserleri: Storia Critica delle Categorie dai Primordi della Filosofia Greca Fino a Hegel (Yunan Felsefesinin Başlan­gıcından Hegel’e Kadar Kategorilerin Ten­kitli Tarihi) [2 cilt, 1871]; İl Principio di Contraddizione (Çelişme İlkesi) [1883]. Ay­rıca Kant, Schopenhauer, Nicoletto Vernia, G. Zabarella v.b. üstüne incelemeler yayım­ladı. (M)

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGNİSCO (Pietro) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAİMOND VII

Tarih 19 Haziran 2009

RAİMOND VII (Beaucaire 1197-Millau 1249), Toulouse kontu (1222-1249). Raimond VI’nın oğlu ve halefi. Toulouse devletini yeniden kurmağa çalıştı. Amaury de Montfort’u son sığınağı olan Carcasson’dan kov­du (1224) ve Katar’lara yapılan zulme fiilen son verdi.

Din sapkınlığı yeniden arttığı i-çin papa Honorius VIII, tarafından afaroz edildi. Oysa Raimond VII papaya boyun eğmiş olduğunu bildirmişti. Papa bu olayın hemen ardından, Louis VIII’i papalık elçisi Romano di Sant’Angelo’nun hazırladığı ye­ni bir haçlı seferine sürükledi. Avignon kuşatıldı ve teslim oldu (haziran-eylül 1226); Languedoc krala boyun eğdiğini bil­dirdi. Toulouse bölgesi yakılıp yıkıldığı için Raimond VII, eyaletlerinin Akdeniz bö­lümü (Carcassonne, Beziers, Agde, Nîmes) ile Tanrr’ın güneyindeki Albigeois’yı Fransa kralına bırakmak zorunda kaldı. Ama Toulouse bölgesini, Rouergue’i, Quercy’yi ve Albigeois’nın bir kısmını muhafaza ediyor­du.
Ayrıca tek kızı Jeanne’ın Louis IX’un kardeşi Aîphonse de Poitiers ile evlenmesine de rıza gösteriyordu. Bu, Toulouse kontlu­ğunun kesinlikle krallık mülkü içine alın­masını hazırlayan bir olaydı (Meaux-Paris antlaşması 1229).

Louis IX ve Kilise, din sapkınlığıyle müca­dele etmek amacıyle, Raimond VII’yi, Toulouse üniversitesini kurmak (1229), Katar’ların kovuşturulmasını sağlayan ve toprak­ları üstünde dominiken engizisyoncuların ad­lî faaliyet göstermesine izin veren yasalar kabul etmek zorunda bıraktılar. Bunun üzerine papa Gregorius IX’dan Venaissin kontluğunun yeniden kurulması iznini alan (1234) Raimond VII, İngiltere kra­lı Henry III ile ittifak yaparak toprakla­rının Capet’ler tarafından yutulmasını ön­lemeğe çalıştı (1242). Henry III Narbonne’u geri aldı; ama İngilizlerin geri çekilmesin­den sonra Raimond VII boyun eğmek (ekim 1242) ve kontluğun bağımsızlığına fiilen son veren Lorris antlaşmasını imzalamak zorun­da kaldı (1243). [L]

19 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAİMOND VII hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAGGHİANTİ (Carlo Ludovico)

Tarih 18 Haziran 2009

RAGGHİANTİ (Carlo Ludovico), italyan sanat tarihçisi ve tenkitçisi (doğ. Lucca 1910). Pisa üniversitesinde ortaçağ sanatı ve modern sanat dersleri vermektedir.

Yönet­tiği dergilerle (Critica d’Arte ve Selearte) tarihî araştırmaların yayılmasına katkıda bulundu. Vasari’nin Vite (Hayatlar) [4 cilt, 1942-1944] adlı eserinin önsöz ve notlarla birlikte bir baskısını yayımladı. Tarih, ten­kit ve estetik üstüne birçok inceleme ve makale yazdı, önemli eserleri: impressionismo (izlenimcilik) [1944]; Commenti di Critica d’Arte (Sanat Tenkidi Açıklamaları) [1946]; L’Arte e la Critica (Sanat ve Tenkit) [1950]; Cinema, Art e Figurativa (Figüratif Sanat Olarak Sinema) [1952]; Fütura del Dugento a Firenze (XIII. yy. Floransa Resmi) [1954]. (M)

18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAGGHİANTİ (Carlo Ludovico) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RAFİNESQUE (Constantine Samuel)

Tarih 18 Haziran 2009

RAFİNESQUE (Constantine Samuel), amerikalı botanikçi (Galata, İstanbul 1783-Philadelphia, Pennsylvania 1840). Pennsylvania ve Delaware’de botanik araştırmaları yaptı.

1805′te topladığı botanik örnekleriyle Pa­lermo’ya (Sicilya) gitti ve 1851′e kadar ora­da kaldı. 1815′te, A.B.D.’ye doğru yol alır­ken, içinde bulunduğu geminin Long island açıklarındaki Fisher adasında, kazaya uğ­raması sonucu yirmi yıllık koleksiyonu kay­boldu. A.B.D.’ye yerleşti ve Lexing’ton’daki (Kentucky) Transylvania üniversitesinde bo­tanik profesörü oldu (1818-1826). Geniş kül­türlü bir insandı, fakat durmadan yenilik arama arzusu çalışmalarında karışıklıklar yarattı ve sık sık yanlışlıklara düştü.
Baş­lıca eserleri: Ancient History or Annals of Kentucky (Kentucky’nin Eski Tarihi veya Kentucky Yıllıkları) [1824]; Medical Flora of the United States (A.B.D.’nin Tıp Flo­rası) [1828-1830]; A Life of Travels and Re-searches in North America and South Europe (Kuzey Amerika ve Güney Avrupa’da Yolculuk ve Araştırmalar) [1836], Pleasures and Duties of Wealih (Servetin Verdiği Zevk ve Görevleri) [1840]. (M)

18 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RAFİNESQUE (Constantine Samuel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADLOFF veya RADLOV (Friedrich Wilhelm)

Tarih 17 Haziran 2009

RADLOFF veya RADLOV (Friedrich Wilhelm), alman asıllı rus türkoloğu (Berlin 1837-Petrograd 1918).

Berlin üniversitesini bitirdi; Jena üniversitesine sunduğu Über den Einfluss der Religion auf die Völker Asiens (Asya Halklarında Dinin Etkisi Üs­tüne) [1858]‘ adlı teziyle felsefe doktoru oldu. Sonra Petersburg’a gitti; Batı Sibirya’daki Barnaul şehrinde Yüksek Madenci­lik mektebinde almanca ve latince dersleri verdi; 1859-1871 arasında kışları öğretmen­lik yaptı; yazları dil, tarih ve etnografya malzemesi toplamak üzere Sibirya ve Tür­kistan’da yaşayan türk boyları arasında ge­ziler düzenledi.
Barnaul’dan Petersburg’a döndü. Halk okulları üstünde araştırma yapmak amacıyle Batı Avrupa’ya gitti. Ka­zan bölgesinde Tatar, Başkırt ve Kazan mektepleri müfettişliğiyle görevlendirildi, Kazan’da kaldığı (1872-1883) özellikle peda­goji, felsefe ve genel lengüistik üstünde ça­lışmalar yaptı. Petersburg İlimler akademi­sinin Tarih ve Eski Eserler bölümüne üye seçildi (1873). Petersburg akademisi tara­fından Orhon bölgesindeki arkeolojik bulun­tuları incelemek üzere kurulan heyetin ba­şına getirildi (1891); daha sonra Turfan’a (1898) ve etnografya müzelerinde inceleme yapmak amacıyle Batı Avrupa’ya gitti (1907). Son yıllarında Orta Asya türk boy­larının tarihi, etnografyası, dili, folkloruyle ilgili yoğun çalışmalar yapan
W. Rodloff, aynı zamanda Türkçenin hemen her ta­rihsel dönemine ait yazma eserler üzerinde de durdu; bu eserleri bilim dünyasına ta­nıttı.
Başlıca eserleri: Propen der Volksliteratur der Türkischen Stamme (Türk Boy­larının Halk Edebiyatı Denemeleri) [X. cilt, 1866-1910]; Vergleichende Grammatik der Nördlichen Türkosprachen, I Phonerik (Kuzey Türk Dilleri Karşılaştırmalı Gra­meri, I Fonetik) [1882]; Sibirya’dan (Aus Sibirien) [1884]; Das Türkische Sprachmaterial des Codex Comanicus (Codex Cumanicus’taki Türk Dili Malzemesi) [1887]; Das Kudatku Biiik des Jusuf Chass-Hadschib aus Balasagun (Balasagun’lu Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’i) [2 bölüm, 1891-1910]; Versuch e ine s Wörterbuches des Türk Dialekte (Türk Ağızları İçin Sözlük Denemesi) [4 cilt, 1893-1911, yeni basımı: 1963]; Drevnetyurkskiye Nadpis v Bongolii (Moğolların Eski Türkçe Yazıtları) [3 cilt, 1894-1899]; Uigurishe Sprachdenkmaler (Uy­gur Dili ürünleri) [1928]. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADLOFF veya RADLOV (Friedrich Wilhelm) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADLKOFER (Ludwig Jacob Timotheus)

Tarih 17 Haziran 2009

RADLKOFER (Ludwig Jacob Timotheus), alman botanikçisi (Münih 1829 – ay.y. 1927), 1859′dan sonra Münih üniversitesinde bo­tanik okutmağa başladı. 1908′de Münih Botanik müzesine müdür oldu.
Embriyoloji ve sistematik problemleri, fundalık siste­matiğinin anatomik özellikleri üstünde ça­lıştı. En önemli eseri: Der Befruchtungsvorgang im Pflanzehreich
(Bitkiler Dünyasında Döllenme Olayı). [1857]. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADLKOFER (Ludwig Jacob Timotheus) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADL (Emanuel)

Tarih 17 Haziran 2009

RADL (Emanuel), Çekoslovakyalı tabiat bilgini ve filozofu (doğ. Pyşely 1873-Öl. 1952). Prag’da Karel üniversitesinde tabiat felsefesi okuttu (1919′dan sonra).
Omur­galıların ve omurgasızların duyu organları üstüne fizyolojik ve anatomik araştırmalar yaptı ve sinir sistemiyle ilgili bir nazariye ortaya attı. Ayrıca tarihî, felsefî çalışma­lar da yaptı ve vitalistler, arasında önemli bir yer tuttu.
Eserleri: Zur Geschichte der Biologie Von Linne bis Darwin (Linnaeus’tan Darwin’e Kadar Biyoloji Tarihi üstüne) [1915], O Nasi Nyneişi Filosofii (Çağdaş Felsefe Üstüne) [1922], O Smyslu Naşich Dejin (Tarihimizin Anlamı Üstüne) [1925], Narodnost Jako Problem Vedicky (Bilimsel Mesele Olarak Milliyet) [1929]. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADL (Emanuel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADHAKRİŞNAN (Sarvepalli)

Tarih 17 Haziran 2009

RADHAKRİŞNAN (Sarvepalli), hintli siya­set adamı (Tiruttani, Madras 1888). Madras’ta felsefe profesörlüğü yaptı.
Oxford’da, Karşılaştırmalı Din Tarihi kürsüsüne geti­rildi (1926). Hindistan’a dönüşünde Kalküta’da öğretime devam etti (1930). Sonra yine Oxford’a (1936) gitti, Doğu Dilleri kürsüsü profesörlüğüne tayin edildi. Benares üniversitesi rektörü (1939) oldu, Unesco’da Hint delegasyonunu yönetti (1946-1952). Sovyet Rusya elçiliği yaptı (1949-1951), 1952′de Hindistan cumhurbaşkanı yar­dımcısı, 1962′de cumhurbaşkanı oldu.
Tagor ve Gandhi’nin düşüncelerine yakın olan gö­rüşlerini The Hindu View of Life (Hinduların Hayat Görüşü) [1927], Religion and Society (Din ve Toplum) [1947], East and West (Doğu ve Batı) [1956] adlı eserlerin­de dile getirdi. 1967′ye kadar cumhurbaş­kanlığı görevinde bulundu. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADHAKRİŞNAN (Sarvepalli) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADET (Georges)

Tarih 17 Haziran 2009

RADET (Georges), fransız tarihçisi (Chesley, Aube 1859 – Saint Morillon, Gironde 1940). Fustel de Coulanges’ın öğrencisiydi. Atina enstitüsü üyesi (1884-1887), daha sonra BordeauK üniversitesinde profesör oldu (1888-1934). Revue des Etudes Anciennes’i (1889) kurdu, özellikle helenistik devrin ta­rihçisi olarak Alexandre le Grand (Büyük İskender) [1931] ve Notes Critiques sur Y-Histoire d’Alexandre (iskender Tarihi üs­tüne Tenkit Notları) [1925-1933] adlı iki eser yazdı. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADET (Georges) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADCLİFFE-BROYWN (Alfred Reginald)

Tarih 17 Haziran 2009

RADCLİFFE-BROYWN (Alfred Reginald), ingiliz etnologu (Birmingham 1881-Londra 1955). önce Andaman adalarına (1906), son­ra Batı Avustralya’ya (1910) bir inceleme gezisi yaptı.
1916′da Tonga’da eğitim işle­riyle görevlendirildi. 1921′de Kap üniversitesinde bir sosyal antropoloji kürsüsünü, 1925′te de Sidney üniversitesinde bir etno­loji kürsüsüsünü yönetti. 1931-1937 Arasın­da Chicago üniversitesinde etnoloji kürsü­sünde, 1937-1946 arasında ise Oxford’ta sos­yal antropoloji kürsüsünde çalıştı. Arkaik toplumlardaki akrabalık incelemelerine yap­tığı çok önemli katkı, akrabalık ilişkileri­nin sistematik özelliğini gün ışığına çıkar­mada yardımcı oldu. Bu ilişkileri tanımlamakla yetinmedi, aynı zamanda bunları tas­nif ve tahlil etti; ayrıca bunların toplum düzeniyle sıkı bağıntısını da belirtti ve böy­lelikle o zamana kadar hüküm süren to­temizm görüşü de alt üst oldu.
Başlıca eserleri: The Andaman islanders (Andaman Adasında Yaşayanlar) [1922]; Social Organisation of Australian Tribes (Avustralya Kabilelerinde Toplum Düzeni) [1931]; Structure and Function in Primitive Society (İl­kel Toplumların Yapısı ve İşleyişi) [1957]; Method in Social Anthropology (Sosyal Antropolojide Metot) [1958]; son iki eser yazarın ölümünden sonra yayımlandı. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADCLİFFE-BROYWN (Alfred Reginald) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADBRUCH (Gustav)

Tarih 17 Haziran 2009

RADBRUCH (Gustav), alman hukuk bil­gini (Lübeck 1878-Heidelberg 1949). Birinci Dünya savaşından sonra siyasî hayata atıl­dı; Wirth ve Stresamann hükümetlerinde Sosyalist partiden adalet bakanı oldu; ama özellikle hukukla ilgili konular ve hukuk felsefesi üstüne incelemeler yaptı; Heidelberg (1910), Königsberg (1914), Kiel ve tek­rar Heidelberg (1926) üniversitelerinde ders verdi; 1933′te nazi aleyhtarı davranışları yüzünden profesörlükten uzaklaştırıldı.
Baş­lıca eserleri: Rechtsphilosophie (Hukuk Fel­sefesi) [1914], Kulturlehre des Sozialismus (Sosyalizmin öğretilmesi) [1922], Gestalten und Gedanken (Şekiller ve Düşünceler) [1944]. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADBRUCH (Gustav) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABL (Cari)

Tarih 17 Haziran 2009

RABL (Cari), avusturyalı anatomi uzma­nı (Wels, Yukarı Avusturya 1853 – Leipzfg 1917). Viyana (1885-1886), Prag (1886-1904) ve Leipzig üniversitelerinde profesörlük yap­tı. Anatomi ve embriyoloji üstüne önemli araştırmaları vardır. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABL (Cari) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABİ (İsaac İsidor)

Tarih 17 Haziran 2009

RABİ (İsaac İsidor), amerikalı fizikçi (Rymanow, Galiçya 1898). Columbia, Münih, Kopenhag, Hamburg, Leipzig ve Zü­rich üniversitelerinde okudu. 1929′da Co­lumbia üniversitesine asistan, sonra da pro­fesör oldu. Daha çok spinler ile atom çe­kirdeğinin elektrik ve magnetik özellikleri üstünde çalıştı 1944 Nobel Fizik ödülünü kazandı (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABİ (İsaac İsidor) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABELAİS (François)

Tarih 17 Haziran 2009

RABELAİS (François), fransız yazarı (La Deviniere, Chinon yakını 1494′e doğr. – Pa­ris 1553). Babası Chinon krallık mahkeme­sinde avukattı.
Rabelais, 1520′de Fontenayle-Comte’daki Puy-Saint-Martin manastırın­da kaldı. Burada Pierre Amy ile Yunanca çalışıyor, o arada da Guillaume Bude ile mektuplaşıyordu. Papa Clemens VII’nin iz­niyle, 1524-1525′te benedikten tarikatına gir­di. Burada fikir çalışmaları için elverişli bir sığınak bulacağını umuyordu. Manastırın başrahibiyle Poitou ve Perigord’u, sonra da Liguge’yi ziyaret etti.
1527 Başlarında papazlıktan ayrıldı, en ünlü üniversite şehirlerini dolaştı ve 17 eylül 1530′da Montpellier Tıp fakültesine yazıldı, burada büyük bir ün kazandı. Para sıkıntı­sı yüzünden, Lyon’a giderek, henüz doktor unvanını almamış olduğu halde Pont-du-Rhöne hastahanesinde hekimliğe başladı. Bir fikir ve yayın merkezi olan bu şehirde 1532′de Hippokrates’in AphorismoVsini (öz­lü Sözler), sonra da büyük eserinin ilk kita­bı olan Horribles et Epouvantables Faits et Prouesses du tres Renomme Pantagruel’i (Çok ünlü Pantagruel’in Korkunç ve ürkütücü Marifetleri ve Kahramanlıkları), ya­yımladı. Yeni koruyucusu Paris piskoposu ve diplomat Jean du Bellay, Roma’ya görev­li giderken Rabelais’yi de hekim olarak ya­nında götürdü.
Rabelais, Lyon’a dönüşün­de, Pantagruel’in gördüğü ilgiden cesaret alarak, ekim 1534′te Vie tnestimable du Grand Gargantua, Pere de Pantagruel’i (Pantagruel’in Babası Koca Gargantua’nın Paha Biçilmez Hayatî) çıkardı. 1535′te Lyon’dan ayrılarak Jean du Bellây ile yeniden İtal­ya’ya gitti fakat bu arada Lyon’daki görevi­ne son verilmişti; kardinal Saint-Maur- les -Foses Piskoposluk meclisinde ona bir üye­lik maaşı bağladı.

Bundan sonraki on yılını (1536-1546) Rabe­lais hekimlik yaparak ve maceralı bir hayat sürerek geçirdi. 1597′de Montpellier’de dok­tor unvanını aldı, sonra kralın çevresine ka­bul edildi ve resmî bir şahsiyet oldu. Kar­dinalin kardeşi Guillaume du Bellay, Piemonte’ye gittiği sırada (1540), Rabelais he­kim olarak onun yanında bulundu. Langey senyörünün ölümünden sonra, Krallık divanına danışman tayin edildi ve Poitou’ya yer­leşti. 1546 Başlarında Tiers Livre des Faicts et Dicte Heroigues du Noble Pantagruel’i (Asil PantagrueJ’in Kahramanca İşleri ve Sözlerinin üçüncü Kitabı) Navarra kraliçe­si Marguerite’e armağan etti. Sorbonne, bu kitabın «çeşitli sapık görüşlerle dolu» oldu­ğunu öne sürdü ve önceki eserleri gibi bu eserini de suçladı. Rabelais, Metz’e kaçarak, yeni bir görevle Roma’ya gönderilen Jean du Bellay’ye katıldı. Lyon’dan geçerken Quart Livre de Pantagruel’i (Pantagruel’in Dördüncü Kitabı) yayımlattı (1548).

Bu ese­rin devamı ancak 1552′de çıktı. Rabelais, ha­yatının son iki yılında, Du Bellay’nin koruyuculuğu sayesinde Meudon’da papazlık yaptı. Bu neşeli papaz, vaktinin çoğunu Pa­ris’te geçiriyor ve sık sık «sağlık cenneti» adını verdiği Saint-Maur-les-Fosses’ye gidi­yordu, ölümünden dokuz yıl sonra, Cinguieme Livre de Pantagruel’in (Pantagruel’in Beşinci Kitabı) ilk bölümleri Ulsle Sonantc adiyle yayımlandı. Bu eserin tamamı 1564′te Lyon’da çıkmıştı. Yazarın ölümünden sonra yayımlanan bu kitabın gerçekliği üstünde şüpheler belirdi. Ancak eser, Rabelais’ye maledilebilecek bir çaptadır. Ronsard, Ra­belais’yi kendini içkiye vermiş ayyaş olarak tanıtır. Hakkında söylenenler, onun gerçek kişiliğini uzun süre gölgelemiştir. Rabelais XVII. ve XVIII. yy.da da okunmuştur. Oy­sa, o sıralarda rönesans eserleri gerektiği gibi değerlendirilmiyordu. Bundan ötürü bu çağlarda Rabelais’nin sadece açık saçık an­latımına önem verildi. Onu «fransız edebi­yatının yaratıcısı» sayarak gerçek yerine oturtan Chateaubriand’dır.

Rabelais’de, XVI. yy.ın ilk yarısındaki hümanistlere özgü, doy­mak bilmeyen bir öğrenme isteği vardı. Gar­gantua’sı ve Pantagruel’i zamanın bütün bü­yük meselelerini alaycı bir biçimde dile getirmek için kullandığı birer araçtır. Rabe­lais, okurundan, eserindeki «özlü ilik»i çı­karmasını ve fanteziler ardındaki derin dü­şünceye varmasını bekler. Bu düşüncenin te­mel özelliği, ortaçağ zihniyetine karşı bir tepki olmasıdır: Rabelais, Hıristiyanlığın inr san bedenini hor görmesinden ve bâtıl inançlardan nefret eder, eserinin her satırın­da insan yaratılışına ve insanlığı ileri götü­recek olan bilime inancını belirtir. Kiliseye, skolastiğe, geleneksel eğitim metotlarına say­gısızlığı reformların bir an önce uygulan­masını istemesindendir; ustası saydığı Erasmus gibi, Rabelais’yi de hiç biı kilise tut­mamış, katoliklerce protestan dostu, protestanlarca da dinsiz sayılmıştı.

Gerçekte Rabelais, hiç bir kapıya kul olamayacak kadar düşünce hürriyetine bağlıdır: insanoğlunun türlü çılgınlıklarını hoş görmek ve derin bir iç huzura kavuşmak için başvuru­lacak tek kaynak onca akıldı. Kahkaha, onun elinde, hayal kırıklığının tek ilâcı ol­muş, Theleme manastırının alınlığına yazdığı vecizeyle de, sağduyuya beslediği güveni belirtmişti.
Hikayeci olarak Rabelais, her şeyden önce eşsiztir usta, eşine az rastlanır bir kelime cambazıdır; ele aldığı her tipi canlandırma yı gözümüzün önünden gitmeyecek ayrıntı­ları bulup yerine oturtmayıbilir. Güldürme sanatının bütün inceliklerinden, bütün imkanlarından yararlanmakta ustadır: hele ön­sözlerinde ve halk hikâyelerindeki kelime cümbüşü insanı âdeta sarhoş eder.

Çağının toplumunu, bıyık altından gülerek gözümü­zün önüne seriverir ve ölümsüz tipler yara­tır (Panurge, Picrochole, Bridoie v.b.). Hic­vinde kin değil, candan bir kahkaha, ince bir mizah ve coşkun bir neşe vardır. Bunca zamandıı bunca insanı büyüleyebilmesinin sırrını, gerçek ile hayali, kaba saba şakalar ile en ince mizahı bağdaştırmasında arama­lıdır, öyle ki, onun deyimiyle «ayak takımı» da, «en seçkin aydınları» da bu eserde ara­dıklarını bulabilirler. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABELAİS (François) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABEL (Ernst)

Tarih 17 Haziran 2009

RABEL (Ernst), avusturyalı hukukçu (Vi­yana 1874 – Zürich 1955). Leipzig (1904-1960), Basel (1906-1910), Kiel (1910-1911), Göttingen (1911-1916), Münih (1916-1926), Berlin (1926′dan sonra) üniversitelerinde profesörlük yaptı; Milletlerarası Karşılaştırmalı Hukuk derneğine başkanlık etti (1925). Berlin’de Kaiser Wilhelm Gesellac-haft Milletlerarası ve Yabancı özel Hukuk enstitüsüne müdür oldu. Eski hukuk, özel devletler hukuku ve karşılaştırmalı hukuk konularında önemli incelemeleri vardır.

Baş­lıca eserleri: Unmöglichkeit der Leistung (Randımanın imkânsızlığı) [1904 - 1909]; Grundzüge des Römischen Privatrechts (Ro­ma özel Hukukunun İlkeleri) [1914]; Die Papyrusurkunden der öffentlichen Bibliothek zu Basel (Basel Kütüphanesindeki Pa­pirüs Belgeleri) [1917]; Rechtsverglechung und Internationale Rechtsprechung (Karşı­laştırmalı Hukuk ve Milletlerarası Hukuk Dili) [1927]; Die Erbrechtsheorie Bonfantes (1930); Katagraphe (1934); Erbengemein-sehaft und Gewahrleistung: Rechtsvergleichende Bemerkungen zu den Neuen Gaius Fragm. (1935); Das Recht des Warenkaufs (Ticaret Hukuku) [1936] v.b. E. Levy ile birlikte lndex interpolationum Quae in İustiniani Digestis İnesse Dicuntur’u hazırla­dı. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABEL (Ernst) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RABE (Paul)

Tarih 17 Haziran 2009

RABE (Paul), alman kimyacısı (Hoym, Anhalt 1869 – Hamburg 1952). C. Knorr’un öğrencisiydi. Hamburg üniversitesinde ecza kimyası okuttu. Organik kimya alanında yaptığı birçok araştırma ile tanındı (kınakı­na alkaloidlerinin kısmî ve tüm sentezle­ri v.b.). [M]

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RABE (Paul) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUiTO

Tarih 17 Haziran 2009

QUiTO, Ekvador’un başkenti ve Pichincha ilinin idare merkezi; 355 200 nüf. üniver­site. Şehir Andlar arası bir havzada, 2 850 m yükseltide Pichincha yanardağının eteğin­de yer alır.
Ekvatora yakın bir enlemde ol­masına rağmen yükselti iklimi yumuşatır (yıllık ortalama yaklaşık olarak 13°C’tır, yıl boyunca pek az değişir). Quito güzel bir şehirdir: Kurtuluş meydanı, çeşmeler, XVI., XVII., XVIII. yy.dan kalma kiliseler. Şe­hirde dokumacılık ve çeşitli hafif sanayi “de gelişmiştir; besin ürünleri, mobilya, ayak­kabı, platstik maddeler v.b. — Quito havzası, sulanabildiği zamanlar verimli bir ta­rım bölgesidir: patates ve tahıl tarlaları, yoncalıklar, meyve bahçeleri v.b.
— Tar. Quito daha X. yy.da bir krallık merkeziydi; Tupac Yupanqui’nin XV. yy.da İnka imparatorluğuna kattığı bu krallı­ğı, 1525′te Atahualpa yeniden kurdu. 1533′te Sebastian de Benalcazar şehri işgal etti ve 1563′te bir real audienica’nın merkezi olan şehir, 1830′da Ekvador’un başkenti ol­du, üniversitesi 1788′de kurulmuştur. Şehir birçok defa depremlerle yıkıldı. (L)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUiTO hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADULESCU-MOTRU (Constanttn)

Tarih 17 Haziran 2009

RADULESCU-MOTRU (Constanttn), romanyalı filozof (Butoeşti, Mehedinti 1868-öL 1957).
Bükreş üniversitesinde ders verdi; Studii Filosofice (Felsefe İncelemeleri) adlı dergiyi yönetti (1897); uzun süre, bilimsel felsefe akımlarını Romanya’da yaymağa ça­lıştı. Kant’ın felsefesini tenkit ederken W. Wundt’un felsefesinin çeşitli yönlerinden ya­rarlandı.
Başlıca eserleri: Zur Entwicklung von Knats Theorie der Naturcausalitat (Kant’da Tabiatın Nedensellik Nazariyesinin Gelişmesi Üstüne) [1893], Personalismul Energetic (Enerjik Kişilik) [1912], Puterea Sufleteasca (Tanrısal Güç) [1908], Elemente de Metafizica (Metafiziğin Unsurları) [1912], Curs de Psihologie, (Psikoloji Dersleri) [2. baskı, 1929]. (M)
RADULFE. Bk. FRECULFE.

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADULESCU-MOTRU (Constanttn) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

RADON (Johann)

Tarih 17 Haziran 2009

RADON (Johann), alman matematikçisi (Decin, Bohemya 1887). Hamburg (1919), Greifswald (1922), Erlangen (1925), Breslau (1928) üniversitelerinde ders verdi. Gerçek fonksiyonların teorileri, değişken hesapları, diferansiyel geometri üstünde çalışmalar yaptı. (M)

17 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa RADON (Johann) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUEBEC

Tarih 16 Haziran 2009

QUEBEC,fr. Kanada’da şehir,Quebec eyaletinin merkezi,Saint-Charles ile Saint-Laurent’ın kavşağında; 171 000 nüf.(banliyölerile birlikte 310 000 nüf,).
Laval üniversitesi Şehir, bu kesimde Diamant burnu ile (100 m yüksl.) Levis tepeleri arasında akan Saint-Laurent halicinin ağzında kuruldu. Hisarı ırmağa hâkimdir; kuzeyde Saint -Charles ırmağının kıvrımlar çizerek aktığı geniş bir çöküntü uzanır. Askerî ve idarî bir şehir olan Quebec, XVIII. yy. sonunda, limanı sayesinde bir ticaret merkezi haline geldi; ama XIX. yy.ın ikinci yarısında Mont­real’in rekabetinden oldukça zarar gördü. Sanayi de aynı dönemde gelişti (dericilik, ayakkabı yapımı, konfeksiyon, kürk, makine yapımı, kâğıt fabrikaları). Limanı hâlâ canlı ve buğday trafiği önemlidir. Ama Quebec her şeyden önce bir idare, din ve fikir merkezidir. Her yıl birçok turist çe­ken şehir, Fransızlardan kalma anılarla do­ludur.

— Tar. Champlain’in, yerli köyü Stadacona’nın yerinde kurduğu yerleşme merkezi bugünkü Quebec’in çekirdeğidir. Kirke ku­mandasındaki İngilizlerin eline geçen Quebec (1629), 1632 antlaşmasıyle, Fransa’ya ge­ri verildi. Bir cizvit okulu (1635) ve büyük bir papaz okulu inşa edildi (1663). 1674′te bir piskoposluk kurularak başına piskopos Laval getirildi. Quebec garnizonu’na hü­cum eden ingilizler (Phipps) püskürtüldüler (1690). 1759 Eylül’ünde Abraham ovaların­da Montcalm’ın ölümünden sonra, garnizon­daki 600 kişi (Ramezay’ın emrinde) teslim oldu.

Paris antlaşmasıyle (1763) İngiltere’ye bırakılan şehri, James Murray (1763-1766) ve Guy Carleton gibi valiler sertliğe kaç­madan yöneterek Londra’yı ingiliz huku­kunu zorla uygulamak isteğinden vaz geçir­diler. 1791′de çıkarılan bir kanunla Aşağı Kanada, Yukarı Kanada’dan ayrıldı; Quebec, Yukarı Kanada’nın merkezi olarak kal­dı. Papineau’nun ayaklanmasından sonra (1837) iki eyalet Birlik kanunuyle (temmuz 1840) yeniden birleştirildi ve Kingston mer­kez oldu. 1864′te Quebec’te Londra konfe­ransının kararlarını hazırlayan (aralık 1866) bir konferans toplandı; Londra kon­feransında şartları tespit edilen Kanada fe­derasyonu, 1867 Kuzey Amerika anlaşmasıyle kuruldu. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEBEC hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Quartier Latin

Tarih 16 Haziran 2009

Quartier Latin, Paris’te, Sen nehrinin sol kıyısında, üniversite faaliyetinin merkezi olan kesime verilen ad. Saint- Michel bulva­rının sağında ve solunda yer alan mahalle­lerden meydana gelir. Edebiyat, insan bi­limleri, fen, hukuk, tıp ve eczacılık fakül­teleri, enstitüler, birçok lise ve Paris’in en önemli kitabevleri bu bölgededir. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Quartier Latin hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUAGLİARELLE (Gastano)

Tarih 16 Haziran 2009

QUAGLİARELLE (Gastano), italyan kim­yacısı (Salerno 1883 – Napoli 1957). F. Bottazzi’nin öğrencisiydi, 1926′da Napoli üni­versitesi biyolojik kimya profesörü ve aynı üniversitenin rektörü oldu. Lincei akade­misi millî üyeliğine ve senatörlüğe (1948-1953) seçildi. Canlı organizmalardaki sıvıla­rın incelenmesi, adale fizyolojisiyle ilgili meselelerde, önemli beslenme problemleri­nin ortaya konulması v.b. konularında kimyasal-fiziksel metotların uygulanması­na katkıda bulundu. (M)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUAGLİARELLE (Gastano) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUADRİ (Rolando)

Tarih 16 Haziran 2009

QUADRİ (Rolando), italyan hukukçusu (doğ. San Casciano de’ Bagni 1907). 1939′dan beri üniversite profesörüdür; günümüz­de Napoli’de ve ayrıca Mısır ve iskende­riye üniversitelerinde devletler hukuku okutmaktadır.
Başlıca eserleri: La Sudditanza nel Diritto intemazionale (Devletler Huku­kunda Uyrukluk) [1939]; La Giurisdizione degli Stati Stranieri (Yabancı Devletlerin Yargılama Yetkisi) [1941]; le Navi Psivate nel İntemazionale (Devletler Hukukunda özel Gemiler [1939] ve devletler kamu ve ceza hukukuyle sömürge hukuku üstüne ders notları. (M)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUADRİ (Rolando) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİNTANA (Manuel Jose)

Tarih 16 Haziran 2009

QUİNTANA (Manuel Jose), ispanyol şairi ve siyaset adamı (Madrid 1772 – ay.y. 1857). Salamanca üniversitelerinde Melendez Val­des’in öğrencisiydi, Carlos IV hükümetindeki ahlâk bozukluğundan tiksinti duydu.
A Juan de Padilla (1797) adlı ilâhisi, Pelayo (1805) adlı dramı ve Vidas de Espanoles Celebres (Ünlü İspanyolların Hayatı) [1807] adlı eserinin birinci cildi yurt sevgisini ve hürriyet aşkını dile getirir. 1808′de Napolyon’a ve Fransızlara ilk başkaldıranlardan biri oldu (A Espana adlı od’u). İstilâcılara karşı direnişi teşkilât­landırmak için birçok nutuk söyledi, Sevilla ve Cadiz’de merkez cuntasına katıldı. Fernando VII yurda dönünce, gözden düş­tü, Pampeluna kalesine hapsedildi ve 1820′ye kadar orada kaldı. 1822′de, genel yöneticisi olduğu Madrid Merkezî üniversite­sini açtı.

Mutlakıyet idaresinin kazandığı zafer (1823), onu Estremadura’ya sığınmak zorunda bıraktı. Boş vakitlerinde, sona eren devrimi anlatan Cartas a Lor d Holland Hollanda’ya Mektuplar) adlı eserini yazdı, ancak 1835′te eski ününe kavuşabildi. 1855′te toplanan Meclisler önünde kendisine
kraliçe tarafından millî şair olarak taç giy­dirildi. Zamanının ilk lirik şairlerinden bi­riydi. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNTANA (Manuel Jose) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUİNCKE (Georg Hermann)

Tarih 16 Haziran 2009

QUİNCKE (Georg Hermann), alman fizik­çisi (Frankfurtan-der-Oder 1834 – Heidelberg 1924). Berlin (1865), Würzburg (1872) ve Heidelberg (1875) üniversitelerinde fizik profesörü oldu. Molekül kuvvetlerini ve bu kuvvetlerden doğan kılcallık olaylarını, ay­rıca ışığın madenî yüzeylerde yansıması olayını inceledi. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUİNCKE (Georg Hermann) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUERVAİN (Alfred DE)

Tarih 16 Haziran 2009

QUERVAİN (Alfred DE), isviçreli coğrafya­cı, meteorolog ve kâşif (Zürich 1897 – ay.y. 1927). Fizik, sismoloji ve meteoroloji oku­du. Bir keşif seferi düzenleyerek, 1912′de Grönland’ı bir uçtan bir uca dolaştı. Bu sırada, buz takkesi konusunda önemli göz­lemlerde bulundu. Zürich üniversitesinde dersler verdi. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUERVAİN (Alfred DE) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

QUEROL GAVALDA (Miguel)

Tarih 16 Haziran 2009

QUEROL GAVALDA (Miguel), ispanyol bestecisi ve müzik bilgini (Ulldecona, Tarragona ili 1912). Barcelona üniversitesinde müzik tarihi dersi verdi, ispanyol Müzikoloji enstitüsünde yönetim başkanıdır (1946). İki bale, bir oratoryo (Montserrat’da Kış,1936), ses müziği olarak şiirler, mezmurlar, missa’lar, madrigal’ler, yaylı çalgılar için dörtlüler, sonatlar, elli melodi besteledi. (L)

16 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa QUEROL GAVALDA (Miguel) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PÜTTER (Johann Stephan)

Tarih 15 Haziran 2009

PÜTTER (Johann Stephan), alman hukuk­çusu (İserlohn, Westfalen 1725 – Göttingen 1807). Marburg’da, daha sonra Göttingen üniversitesinde ders verdi. XVIII. yy.ın en ünlü siyaset yazarlarındandır. Pütter, çağının hukuk çalışmalarını büyük öl­çüde etkiledi.
Başlıca eserleri: Historische Entwicklung der Heutigen Staatsverfassung des Teutschen Reichs (Almanya impara­torluğunun Bugünkü Anayasasının Tarihsel Evrimi) [1786]; Literatür des Teutschen Staatsrechts (Alman Anayasası Üstüne Ya­zılanlar) [1776-1783]. (M)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PÜTTER (Johann Stephan) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PÜRİTENLİK

Tarih 15 Haziran 2009

PÜRİTENLİK i. (püriten’den püriten-lik; ing. puritanism). Püritenlerin inancı, öğre­tisi. || Mec. Ahlâkî, siyasî konularda taas­sup.

— ANSİKL. Başlangıçta Püritenlik bir öğ­reti değildi, İngiltere’ye has, Kutsal Kitap’a aşırı ölçüde bağlı, alınyazısı kav­ramına saygılı bir inanç ve düşünüş tar­zından ibaretti. XVI. ve XVII. yy.lar İngilteresi’nde halkın gerçekten benimsediği tek metin olan Kutsal Kitap’a bağlılık, onu düşüncelerinin kılavuzu sayan püriten için hayatın temel gerçeğiydi. Püriten’in dünya işlerine, sanata, tiyatroya (1642′de tiyat­roları kapattırdılar) ve genellikle bütün eğ­lence şekillerine karşı duyduğu nefret bu­radan gelir; bu tutumlarının, Kutsal Kitap’ın etkisi yanında, kısmen Stuart’lara ve onların havailiğine karşı besledikleri hınç­la da ilgili olduğu doğrudur. Bu duygu, püritenlerin alınyazısına verdikleri önem sonucu şiddetlendi ve kendilerini, günahkâr halk kütlelerinin üstünde, bir çeşit seçkin­ler zümresi olarak görmelerine kolaylıkla yol açtı.

Püritenlik 1564′e doğru, Anglikan kilisesi­nin piskoposluğu tanımakta devam eden bazı mensuplarının, Prayer Book’ta. hâlâ muhafaza edilen katolik unsurlara baş kaldırmasıyle ortaya çıktı. Calvin ve Zwingli’den etkilenen püritenler, özellikle Cambridge üniversitesindeki mevkilerinden fay­dalanarak, Elizabeth I’in saltanatı boyun­ca büyük rol oynadılar; özellikle katoliklerden kalma âyin kıyafetlerinin kullanılı­şına karşı çıktılar ve böylece «kıyafet» kav­gasını başlatmış oldular. 1583′te kurulan Kilise Yüksek komisyonunun zulmüne uğ­rayınca, büyük topluluklar halinde Hol­landa’ya, sonra A.B.D.’ye göç ettiler (bk. PÜRİTEN); ama bu arada, ingiliz toplu­munun en etkili sınıflarından bazı unsurla­rı kendi saflarına kazandılar. Çoğunlukla presbiteryen çevrelere katıla­rak veya Presbiteryenliği tercih ederek, Ja­mes I’in aşırı piskoposçu anlayışına no bishop, no king («ne piskopos, ne kral») avazeleriyle karşı çıktılar.

Püritenlik, İngiltere devriminde önemli rol oynayacak hale gel­di. Böylece püritenlerin, fertleri, Kilise ile hiç bir bağı bulunmayan serbest topluluk­lar kurmakta serbest bırakma eğiliminde olan bir üçüncü grubu ortaya çıktı. Püritenîik, ağırbaşlılığa değer vererek, zen­ginliği bir seçkinlik belirtisi sayarak, İn­giltere’de kapitalist burjuvazinin oluşması­na ve parlamento rejiminin gelişmesine kat­kıda bulundu, öte yandan, dinî hayatta ferdin rolüne önem vererek, alman piyetizm’i ile ingiliz metodizm’ine kaynaklık et­ti; sonradan, liberal Protestanlığın geliş­mesinde de katkısı oldu; günümüzde Pü­ritenlik Aşağı Kilise (Low Church) içinde varlığını kısmen sürdürmektedir. (L)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PÜRİTENLİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUTNEY

Tarih 15 Haziran 2009

PUTNEY, Londra’nın güneybatı banliyö­sünde (Surrey) iskân merkezi, Thames kı­yısında (sağ kıyı). Oxford ve Cambridge üniversitesi arasındaki yelken yarışları Putney’de başlar ve Montlake’de biter. (L)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUTNEY hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUTİNAS (Vincas)

Tarih 15 Haziran 2009

PUTİNAS (Vincas), litvanyalı yazar, Vincas Mykolaitis takma adiyle anılır (Pilotişkisi, Mariampole 1894). Kaunas (1923) ve Vilna (1940) üniversitelerinde ders verdi. Yazarlığa 1912′de başladı. Ziedas ir Moteris (Çiçek ve Kadın) ve Valdovas (Hüküm­dar) gibi sembolist eserler dışında uzun bir psikolojik roman yazdı: Altoriu Şeşely (Mihrapların Gölgesinde) [1930]. Büyük ba­şarı kazanan bu roman, sanat hayatına atıl­mak ve hayatın zevklerini tatmak için ma­nastırı bırakan genç bir rahibin serüvenini anlatır. (M)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUTİNAS (Vincas) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PURCELL (Edward Mills)

Tarih 15 Haziran 2009

PURCELL (Edward Mills), amerikalı fi­zikçi (Taylorville, İllinois 1912). öğrenimini Harvard üniversitesinde yaptı, 1938′de aynı üniversitede doktora tezini verdi; 1946′da bu üniversitenin Fizik kürsüsüne getirildi. Yıldızlararası uzayda oksijen bulunduğunu ispatlayan ilk bilginlerden biridir. Ayrıca, iyonosferin özelliklerinden yararlanarak, radyoelektrik dalgalarının yayılmasıyle ilgi­li yeni bir metot tasarladı ve radarın ge­lişmesine katkıda bulundu, atom çekirdeklerinin magnetik momentlerini belirledi ve 1952 Nobel Fizik ödülünü F. Bloch ile pay­laştı. (L)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PURCELL (Edward Mills) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUPİN

Tarih 15 Haziran 2009

PUPİN (Michael İdvorsky), sırp asıllı amerikalı fizikçi (İdvor, Banat 1858 – New York 1935). Panchevo ve Prag’da öğrenim gör­dükten sonra, Amerika’ya gitmek üzere Hamburg’dan gemiye binmek için kitap­larını, saatini ve elbiselerini sattı (1874). Başlangıçta büyük güçlüklerle karşılaştıktan sonra çiftçi ailelerinin yanına yerleşti; in­gilizce. Yunanca, Latince öğrendi ve Columbia üniversitesine girdi. A.B.D. vatan­daşlığına geçti; okumak için Cambridge ve Berlin’e gitti; sonra yeniden Columbia üni­versitesine denerek Madencilik okulunda Elektrik Mühendisliği bölümünü yönetti (1901). Seyreltik gazlardaki elektrik olayla­rını ve elektrik rezonatörlerini tanımladıktan sonra, telefon haberleşmelerinin iletilme­sinde özindüklemenin etkisini inceledi ve 1899′da, kendi adını taşıyan hat kurma usulünü icat etti. Bk. pupinleme. (L)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUPİN hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUNTSCHART (Pau)

Tarih 15 Haziran 2009

PUNTSCHART (Pau), alman hukukçusu (Klagenfurt 1867-01. 1945). Innsbruck (1898 -1899) ve Graz (1899-1934) üniversitelerinde ders verdi. K. von Amira’nın izinde yürü­yen Puntschart, en büyük alman hukuku uzmanlarından biridir. Eski germen hukukundaki borçlarla ilgili yasaların başka mil­letlerin yasalarına yaptığı etkileri araştıra­rak eski germen hukukunda ve yürürlükte bulunan alman yasalarındaki doktrinleri inceledi. Başlıca eseri Schuldvertrag und Treugelöbnis im Sachsischen Recht des Mittelalters (Ortaçağ Saksonya Hukukunda Borç Sözleşmesi ve Borca Sadık Olma) [1896]. (M)

15 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUNTSCHART (Pau) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Pulitzer ödülleri

Tarih 13 Haziran 2009

Pulitzer ödülleri, amerikalı gazeteci Jo­seph Pulitzer’in kurduğu ödüllerin genel adı. 1918′den beri, Newyork Columbia Üniversi­tesi Gazetecilik okulu danışma kurulunun tavsiyelere uygun olarak bu üniversitenin yönetim kurulu tarafından her yıl dağıtılır.

Bu ödüller on iki tanedir ve her birinin karşılığı 500 dolardır. On iki dalın her bi­rinde yalnız bir kişiye ödül verilir. Bu dal­lar şunlardır: kamuya yararlı faaliyetler (ödül, yıl içinde amerikan demokrasisine en iyi hizmette bulunmuş olan gazeteye veri­lir); röportaj (Washington veya yabancı bir ülkedeki en başarılı muhabirin haberi); ma­kale; karikatür; fotoğraf; roman; tiyatro; tarih; biyografi; şiir; müzik. Pulitzer ödülü kazanmış kişilerin arasında roman yazar­larından Louis Bromfield, Pearl Buck, Margaret Mitchell, John Steinbeck ve Upton Sinclair’in, oyun yazarlarından Eugene O’Neill, Marc Connelly, Robert Sherwood, Thornton Wilder, Tennesse Williams ve Arthur Miller’ın, şairlerden Edwin Arlington Robinson, Robert Frostjve W.H. Auden’ın, bestecilerden de William Schuman, Howard Hanson ve Charles E. İves ile Virgil Thomson’un adları özellikle anılmağa değer. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Pulitzer ödülleri hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUFENDORF

Tarih 13 Haziran 2009

PUFENDORF (Samuel, — baronu) alman hukukçu ve tarihçisi (Chemnitz, Saksonya 1632 – Berlin 1694). Elementa Jurisprudentiae Universalis (Evrensel Hukukun Temel İlkeleri) [1660] adlı eseriyle büyük ün kaza­nınca Heidelberg üniversitesi profesörlüğü­ne getirildi (1661) «Severinus de Monzambano» takma adıyla, 1667′de yayınladığı De Statü imperii Germanici (Germen impara­torluğunun Durumu) adlı eserinde «siyasî canavar» diye nitelediği bu devleti sert bir şekilde tenkit etti. Kovuşturmaya uğrayın­ca isveç’te Lund üniversitesi tabiî hukuk profesörlüğünü kabul etti (1670). De tur e Naturae et Gentium (Tabiî Hukuk ve in­sanlar) adlı büyük eserini orada yazdı (1672). Bu eserde hukuku, rasyonel temel­ler, yani sosyal sözleşme üstüne kurdu ve barışın tabiî bir durum olduğunu ileri sür­dü, isveç’in (1677), sonra Brandenburg bü­yük seçicisinin (1688) vakanüvisi oldu. Grotius’un teorilerini yaydı. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUFENDORF hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUEBLA veya PUEBLA DE ZARAGOZA

Tarih 13 Haziran 2009

PUEBLA veya PUEBLA DE ZARAGOZA, esk. Puebla de Los Angeles, Meksika’da şehir, eyalet merkezi, Atoyac va­disinde, Popocatepetl’in doğusunda; 309 100 nüf. üniversite. Puebla’da sömürge döne­minden kalma azulejos’larla süslü birçok barok üslûbunda kilise vardır; XVI. ve XVII. yy.dan kalma katedrali de çok süs­lüdür. Ticaret ve dokuma sanayii merke­zi. Otomobil yapımı.
— Pueblâ eyaleti, Anahuac yaylasının do­ğu ve güney ucunda uzanır, güneyde rio de las Balsas’ın yukarı havzasına taşar; 1 902 000 nüf. Nüfus yoğunluğu yüksek olan eyalet toprakları, zengin bölgeleri içine alır (ılıman ve astropikal iklim ürünleri: buğday, mısır, şekerkamışı).
— Tar. Puebla, 1531-1532 arası San Do­mingo başpiskoposu tarafından kuruldu. Tlaxcala piskoposluğu 1550′de buraya ta­şındı. 1862′de Fransızlar şehri kuşattılar ama ancak 1863′teki kuşatmadan sonra ala­bildiler. Bk. MEKSİKA SAVAŞI. (L)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUEBLA veya PUEBLA DE ZARAGOZA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PUCHTA (Georg Friedrich)

Tarih 13 Haziran 2009

PUCHTA (Georg Friedrich), alman hukuk­çusu (Kadolzburg, Fürth, Bavyera, 1798 -Berlin 1846). Erlangen, Münih (1828), Leip-zig (1837) ve Berlin (1842) üniversitelerinde profesörlük yaptı. Berlin’de Savigny’nin ye­rini aldı. Devlet danışmanı olarak yasama çalışmalarına katıldı. Alman tarih okulu­nun en parlak ustalarından biridir.
Başlıca eserleri: Civilistische Abhandlungen (1823); Das Gewohnheitsrecht (örf ve Âdet Hu­kuku) [2 cilt, 1828-1837]; Lehrbuch der Pandekten (Pandekta Ders Kitabı) [1838]; Kursus der instituüonen (Kurumlar Üstüne Dersler) [3 cilt, 1841-1847]; Vorlesungen über das Hektiğe Römische Recht (Bugün­kü Roma Hukuku Üstüne Dersler) [2 cilt, 1847-1848]; Kleine Schriften (Küçük Yazı­lar) [1852]. (M)

13 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PUCHTA (Georg Friedrich) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PRUSYA Genel tarih

Tarih 12 Haziran 2009

PRUSYA Genel tarih

• ilk yıllar. Vistül ile Neman arasındaki Prusya topraklarına ilkin bir baltık halkı olan Prusyalılar veya Boruslar yerleşti; bunları Oliva rahipleri (Oliva’lı Christian. 1215′te ilk Prusya piskoposu) ve Polonyalı­lar boş yere hıristiyanlaştırmağa uğraştılar.

Yenilen Mazovyalı Konrad, töton şövalye­lerinden yardım istedi (1225). İmparator ve papanın desteklediği, alman, polonyalı, çek v.d. haçlılardan da yardım gören Tötonlar, Kulm (Chelmno) bölgesinde üslenerek güç bir fethe başladılar (1228); Prusyalıları zor­la hıristiyanlaştırdılar, çoğunu kılıçtan ge­çirdiler ve topraklarına elkoyarak alman kolonlara dağıttılar. 1260′a doğru Mazurya gölleri dışında ülkenin hemen her yerini ele geçiren toton şövalyeleri, 1265-1295 yıllarında Prusyalıların isyanlarını kesinlikle bastırdı­lar.Kolonlar tahıl üretimiyle zenginleştiler; bu tahılı Danzig (Gdansk), Elbing (Elblag), Torun v.b. şehirlerin tacirleri ihraç ediyor­du; şehirlerin hepsi Hansa’ya katılmış ve Magdeburg ile Lübeck yasaları uyarınca kendi kendilerini yönetme hakkını elde et­mişti.

Ama toton tarikatı şövalyeleriyle iliş­kiler kısa süre içinde gerginleşti ve Totonların merkezi Marienburg’a nakledildi (1309). Köylüler, soylular ve özellikle alman tacirler tarikat başkanlarını ülkeyi mutlaka hükümdarlar gibi yönetmek ve sayılarını artırmak için günden güne daha çok yaban­cı asker çağırmakla suçluyorlardı. Zaten to­ton tarikatı Brandenburg’a yaklaşmak ve tehlikeli Polonya-Litvanya birleşmesine (1386) karşı denge unsuru olmak için Pomerelya ve Danzig’i ilhak ederek (Kalisz anlaşması 1343), ve Neumark’ı satın alarak (1402) hâ­kimiyetini yaymıştı. Tötonlar birliği kurmak için Polonya’ya savaş açtılar, fakat 1410′da Grunwald’de (Tannenborg), «Lucertole» bir­liğini kuran soylu ve burjuva tebaaları (sonradan Marienwerder birliğini kurdular [1440]) tarafından savaş Sırasında yüzüstü bı­rakılınca yenildiler.

Tötonların isteğine uy­gun olarak imparator Friedrich, Marien-werder birliğini dağıttı (1453); bunun üzeri­ne soylular ve şehirler, Polonya kralı Kazimierz IV’ün desteğiyle ayaklandı; Kazimierz bu ikinci savaştan sonra Doğu Prus­ya’nın kendisine bırakılmasını sağladı ve ta­rikata Polonya’nın metbuluğunu kabul et­tirdi (Torun anlaşması, 1466). O tarihten sonra köylüler, şehir burjuvazisi ve toprak Sahibi soylular arasındaki dayanışma çözül­düğünden Tötonlar kesinlikle gerilemeğe başladılar. Hansa’nın gücünü kaybetmesin­den (XV. yy.) ve tahıl fiyatlarının yüksel­mesinden (XVI. yy) yararlanan soylular ön­ce XIV. yy.daki salgın ve kıtlıklar ile XV. yy. savaşları sonucunda boş kalan toprak­ları ele geçirdiler; Sonra köylülerin toprak­larına el atarak köylüleri XVI. yy.da toprak kölesi haline getirdiler.

O tarihten sonra be­dava işçi çalıştıran toprak sahibi soylular tahıllarını çok düşük fiyatla, ama dolgun kârlarla Batı Avrupa’ya Sattılar; hattâ üre­tim ve kazancı çoğaltmak için ülkeye yeni­den kolon yerleştirmeğe başladılar.

• Prusya düklüğü. Üçüncü bir savaş (1519-1521) sonunda Toton tarikatı başkanı Bran­denburg’lu Albrecht, Prusya’nın laik ve soydan geçen; bir düklük haline getirilmesini sağladı; düklük doğrudan doğruya Polon­ya tacına bağlı bir fief’ti (Krakow, 1525). Hohenzollern sülâlesinden Brandenburg’lu Albrecht, Prusya dükü oldu (1525-1568), Luther reformunu benimsedi, tarikat başka­nı unvanından vaz geçti ve tarikatın mülk­lerini laikleştirdi.

Albrecht devletini yeniden teşkilâtlandırma­yı denedi; ama illerin yönetiminde Tötonla­rın koyduğu taksimatı değiştirmedi. Ayrıca soylulara ve şehir burjuvazisine Lanstande’de (bu iki sosyal sınıfın denetlediği meclis) vergi miktarını tayin etmek hakkını tanıdı. Ama hükümette yabancılara önemli yerler vermesinden hoşnut olmayan soylu ve bur­juvalar, Polonya kralına başvurdular; kra­lın yaptığı soruşturma sonucunda subayların sayısı sınırlandı. Albrecht Friedrich (1568-1618), Polonya ve Brandenburg seçici prensi Joachim II ile yaptığı görüşmeler Sonucun­da hüküm süren sülâle söndüğü takdirde Prusya düklüğünün Joachim II’ye geçmesini kabul etti (1569). Joachim II (1573), Polonya düklüğünün yönetimini önce Ansbach markgrafı Georg-Friedrich’e (1577-1613), sonra Brandenburg maıkgraflarına verdi.

Böyle­ce seçici prens Johann Sigismund, Prusya dükü oldu (1618-1619). Düklük ve Seçici prenslik kurumları resmen muhafaza edildi ve Polonya’nın desteklediği il hükümetleri, boyun eğmeleri karşılığında, her hükümdar değişmesinde yeni yeni tavizler kopardılar; Hohenzollern’ler illeri Otuzyıl savaşına sürükleyince istekler daha da arttı. Aciz se­çici prens Georg-Wilheln (1619-1640), ül­kesi için isveç Vasa’ları (Gustaf II Adolf, 1611-1632) ve Polonya arasındaki (Zygmunt III, 1587-1632) çekişmelere seyirci kaldıktan sonra, isveç Vasa’larına katılmayı kabul etti. Bununla birlikte oğlu ve vârisi Friedrich-Wilhelm I (1640-1688), Doğu Pomeranya (Kamien piskoposluğu dahil) ile Minden, Halberstadt ve Magdeburg piskoposlukla­rının kendisine bırakılmasını sağladı (Vest-falya anlaşmaları, 1648); sonra Polonya-isveç savaşına (1655-1660) katılmasına karşılık, Prusya’yı Polonya metbuluğundan kurtardı (Wehlau, 1657) ve bu düklük üstünde kendi otoritesini kabul ettirdi (Oliva, 1660). Prus­ya o tarihten sonra Brandenburg devletine katıldı ve bu devlete bağlı eyaletler arasın­da Hohenzollern’lerin rakipsiz bir hâkimi­yet kurdukları tek ülke oldu.

• Prusya devletinin doğması. Bu başarılara rağmen yeni devletin durumu nazikti: Neman-Ren arasında çok dağınık, savaşlarla yakılıp yıkılmış ve ıssızlaşmış topraklar; Prusyalı luther’ciler ile Rheinland bölge­sindeki katolikler ve calvin’ciler arasındaki çekişmeler; özellikle doğudaki Junker’lerle (soylu mülk sahipleri) toprak kölesi köylü­ler arasındaki Sosyal gerilim. İl meclislerinin (Landstande) düzenli vergiler ödemeyi red­dettiği (1662 ve 1667) Prusya’da, imtiyazlar tehlikeli ve güçlüydü.

Büyük seçici prens, siyasetini kabul ettirebilmek için asker gön­dermek (1662) ve il meclislerine ülkenin yö­netiminde görev alacak Brandenburg’lu memurların bulunmasını kabul ettirmek zorun­da kaldı. Bu sonuç ancak Friedrich – Wilhelm’in kurduğu modern ordunun desteğiy­le sağlanabildi; bu ordunun bakımı; için de birçok vergi kondu, idarî reformun, me­murlar kadrosunun, pazarcılığa yönelmiş bir ekonominin, yeni kurulan donanmalın (1688 de 12 gemi), Afrika Brandenburg şirketinin (merkezi Königsberg’de) ve çağrılan yabancı teknisyenlerin (1683′ten sonra fransız Protes­tanları) güçlü bir devlet haline getirdiği Brandenburg-Prusya, bu gücünü İsveçlileri Fehrbellin’de yenip (1675) Riga’ya kadar kovalayarak (1678 sonu) ortaya koydu. Louis XIV’ü büyük seçici prense yaklaşmağa yönelten (1681 gizli antlaşması) bu askerî güç, Friedrich III’te krallığını ilân etme is­teği uyandırdı. Ama bunun için imparatorun ve büyük devletlerin onayı gerekiyordu.

Prusya ordusu Louis XIV’e karşı Avustur­ya imparatorunun emrine verildi (1689 -> 1697) ve imparator, İspanya Veraset Savaşına katılmasını sağlamak için Prusya hüküm­ran düklüğünü krallık haline getirmeğe ka­rar verdi (1700). Friedrich Königsberg’de tö­renlerle taç giyerek (18 ocak 1701) Friedrich I adını aldı (1701-1713) ve Fransa’ya karşı savaşa katıldı; ama İsveç’e karşı savaşta önce tarafsız kaldı (1710).

• Prusya askerî devletinin kurulması (1713-1740). «Çavuş-kral» denen Friedrich-Wilhelm I, isveç’in ön Pomeranya, Stettin (Szczecyn) ve Odra’nın ağızlarını kendisine bırakmasını sağladıktan (Stockholm antlaşma­sı, 21 ocak 1720) sonra, bütün gücünü ordu ve idareye dayandırdı; orduyu devletin te­mel direği haline getirdi, hükümdarlığı bo­yunca bütün çabalarını ordu için harcadı ve ordunun bakımını şahsî gelirleriyle karşı­ladı.

Yoksul toprak Sahibi soyluların aile­lerinden gelen, Kadetler okulunda parasız yetiştirilen (Berlin, 1722) subaylar, devletin en yüksek sınıfı haline geldi. Ordunun yan­sı askerî kantonlardan (1665 kanton Sistemi) toplanıyor, yarısını ise paralı askerler mey­dana getiriyordu. Bu ordu mekanizmasının büyük harcamalar gerektirmesine rağmen sı­kı bir tasarruf siyaseti ve sağlam bir vergi sistemi (imtiyaz ve muafiyetlerin kaldirılması) sayesinde tasarruf yapıldı. Buna pa­ralel olarak kral ülke içi yerleşme harekeketine de hız verdi; 1709-1710 vebasının kı­rıp geçirdiği Prusya düklüğüne 17 000 Salz-burg’lu yerleştirdi (1732). Memurlarına na­musluluk ve mutlak disiplin anlayışı kazan­dıran Friedrich-Wilhelm’in yönetimi kusur­suzdu; ülkeyi maliye, Savaş ve topraklar yü­ce direktuvarının yardım ettiği kabinesi yardımıyle yönetiyordu ve bakanlar ancak birer yürütme görevlisiydi.

• Prusya’nın büyük bir devlet haline gel­mesi (1740-1786). Prusya ordusu Friedrich II’nin elinde eşsiz bir kudret aracı oldu. Avusturya’dan Silezya’nın alınması, Berlin antlaşmasında imzalandı (1742) ve Dresden’de onaylandı (1745). Fransa, Avusturya ve Rusya’ya karşı bir kuvvet denemesi olan Ye­diyi! savaşlarını Prusya büyük güçlüklere ve ağır kayıplara (kısa Süre içinde yeni kolon­lar getirilmesiyle telâfi edildi) rağmen ka­zandı (Rossbach, kasım 1757; Leuthen ara­lık, 1757; Hubertsburg anlaşması, 1763). Fri­edrich, Avusturya ve Rusya’ya kabul ettir­diği Polonya’nın ilk bölüşülmesiyle Batı Prusya veya Polonya Prusyası’nı ele geçire­rek (1772) ve Prusya ile Brandenburg’u top­rak bakımından birleştirerek Junker’lere iktisadî menfaatler sağladı.

O tarihten son­ra devamlı olarak imparatora karşı Alman­ya’nın meselelerine müdahale etti; imparato­run Bavyera’yı ilhak etmesini engelledi (1778-1779) ve birleşmiş alman prensleri­nin (Fürstenbund) yardımıyle Almanya’da Hohenzollern’lerin yerini almağa çalıştı (1765). O tarihte 160 000-200 000 kişilik da­imî bir ordusu, 55 milyonluk hazinesi, 22 milyonluk geliri vardı; üstelik çoğu XIX. yy.da Hıristiyanlığı kabul eden saray yahudilerinden de (bankacı, ordu müteahhidi v.b.) malî yardım görüyordu (bu yardım Prusya’nın 1812′de yahudilere hürriyetler tanımasını kısmen açıklar). Ama köylerde top­rak köleliği rejiminin devam etmesi, şehir­lerdeki katı lonca rejimi ve Soyluların dev­lette önemli rol oynamaması sosyal ge­lişmeyi köstekliyordu. Friedrich II, babası­nın mutlakıyet idaresini daha da sağlam­laştırdı; ama rejiminin dış görünüşünü filo­zofça düşüncelerini uygulayarak yumuşattı: din hürriyeti, adlî reform, Prusya hukuku­nun derlenmesi (1774), idare ve adaletin ay­rılması. Bütün dikkatini iktisadî gelişmeye toplayarak bataklıkların tarla haline getiril­mesini ve iskânını, Emden ve Swinemünde limanlarının düzenlenmesini ve ticarî ge­lişmeyi (A.B.D. ile ticaret anlaşması, 1785) destekledi.

• Prusya devletinin gerilemesi ve yeniden doğması (1786-1815). Friedrich II’nin ese­ri kısa süre içinde yeğeni Friedrich -Wilhelm II’nin (1786-1797) beceriksizliği yüzün­den bozuldu. İdareyi bir gözdeler kabine­sine bırakan Friedrich-Wilhelm II, din ve fikir hürriyetini kaldırdı, devlet hâzinesini saçıp Savurdu, prusya ordularını menfaat sağlamayan serüvenlere sürükledi (Felemenk 1787, Valmy 1792) ve Sonunda orduyu İngil­tere’ye kiraladı. Gelir kaynakları tükenin­ce, Fransa’ya Kuzey Almanya’nın tarafsızlaştırılmasını sağlayan Basel antlaşmasını (1795) imzaladı. O tarihten sonra eyaletlerini Polonya’nın zararına genişletmekle uğraş­tı (1793 ve 1795 bölüşmesi). Prusya’nın o tarihte yüzölçümü 300 000 km2′yi, nüfusu ise 8 700 000 kişiyi bulmuştu; ama ülke borç içindeydi, ordusu zayıflamıştı, idarî teşkilâtı bozulmuştu.

Friedrich-Wilhelm III, gerile­menin önünü almağa çalıştı. Aşırılıkları azaltarak malî durumu düzeltti; ama yaşlı kadrolarını muhafaza ettiği orduda reform yapmadı. Fransa’ya karşı elverişli bir tutum takınması sayesinde Almanya’da birkaç top­rak kazandı (1803); Napolyon, Kleve, Ans­bach ve Neuchâtel’e karşılık Prusya’ya Hannover’i verdi (Schönbrunn, 15 aralık 1805) . Fakat Ren konfederasyonunun kurul­ması Prusya’yı Rusya ile ittifaka sürükledi; Napolyon’a bir ültimatom gönderen Prus­ya’nın ordusu ezildi (Jena, Auerstedt, 14 ekim 1806), Berlin işgal edildi
(27 ekim 1806) , Tilsit antlaşmasıyle (1807) Prusya, topraklarının yarısını kaybetti; savaş tazminatlarını ödeyemeyen krallık işgal edildi ve Fransızların metbuu haline geldi.

Ama ba­rış yapılır yapılmaz, kral reformlara girişti ve Fransız devriminin yaydığı hürriyetleri ta­nıdı: Stein toprak köleliğini kaldırdı (9 ekim 1807) ve köylüler kralın şahsî mülkü olarak işledikleri topraklara sahip oldular. Bu reformlar kamuoyunda önemli gelişme­lere yol açtı ve 1810′da kurulan Berlin üni­versitesi, Fichte’nin etkisiyle alman milli­yetçiliğinin ocağı haline geldi. Scharahorst ve Gneisenau, kadroları tasfiye ederek, ta­limatnameleri yeniden hazırlayarak, ordu re­formuna giriştiler. Ama Stein’ın entrikala­rını haber alan Napolyon, onun görevden alınmasını sağladı (1808) ve ordu mevcudu­nu 42 000 kişi olarak sınırladı. Bununla birlikle 1810′da Hardenberg, Stein’ın eseri­ni yeniden ele aldı; malî imtiyazları kaldır­dı, kilisenin mallarına elkoydu, sanayi hürriyetini ilân etti, gençleri askerî eğitimden geçirerek (krümperler sistemi), orduyu ço­ğaltma yasağını işlemez hale soktu.

Prusya, Almanya’nın ayaklanmasında kesin rol oy­nayacak hale gelmişti. General Yorck’un Tauroggen’de bozguna uğraması (30 aralık 1812) ayaklanmaya işaret oldu. Doğu Prus­ya ayaklandı; kral topyekûn seferberlik i-lân ederek Fransa’ya savaş açtı (17 mart 1813) . 278 000 kişilik ordusuyle Avusturya’­yı koalisyona sürükledi.
Bu çaba ve fedakârlıklar Viyana kongre­siyle mükâfatlandırıldı (1814-1815). Prusya yeniden kurularak Saksonya’nın kuzey ya­rısı, Westfalen ve Rheinland’ı aldı; bir german devleti haline gelmişti ve Almanya’nın en zengin bölgelerini içine alıyordu.

• Almanya’da Prusya hâkimiyeti (1815 -1870). 1814′te girişilen idarî reformla krallık illere bölündü; iller de idare bölümleri ve çevrelerine ayrılıyordu. Yönetim, devlet kançılarının başkanlık ettiği bir meclisteydi. Prusya’nın yönetimi altında Zollvere’in (1834), öbür kuzey alman devletleriyle birleşmeyi hazırladı. Bununla birlikte kralın vaat ettiği anayasa Kutsal İttifak’ın etkisiy­le çıkarılmadı: üniversite derneklerine (Burschenschalten) kötü davranıldı.

Eski prusya ailelerinden meydana gelen soylular, Friedrich II’den beri devleti yönetiyor ve yerlerini yüksaltmekte olan burjuvaziye çok ağır bırakıyorlardı; öyle ki, XX. yy. başında Prusya’nın gücünün iki temel direği olan or­du ve bürokrasinin kilit noktaları hâlâ soy­luların elindeydi. Luther’ci kiliselerin bir­leşmesine ve devlet tarafından yönetilen bir kilise haline getirilmesine muhalefet eden Köln ve Poznan piskoposları tutuklandı. Daha liberal olan Friedrich Wilhelm IV (1840-1861), piskoposları serbest bıraktı ve genel af ilân etti (1844). Kamuoyunun baskı­sı karşısında temsilî meclise benzer bir meclis kurdu: Berlin «Birleşmiş Landtag’ı» (1847).

Berlin’deki 1848 ayaklanmasından bunalınca, bir kurucu meclis topladı ve li­beral bir anayasa çıkardı (1849). Ama Frankfurt parlamentosunda, Avusturya’nın dışta bırakılacağı bir Almanya’yı hâkimi­yeti altına almağa cüret edemedi; Avustur­ya kendi ülkesinde düzeni sağladıktan son­ra Friedrich’i bu yoldaki bütün denemele­rinden vaz geçmek zorunda bıraktı (Olmütz, 1850). Bunun üzerine Muhafazakâr parti ile luther’ci kilisenin Prusya devletini yönet­meğe başlaması, Hıristiyanlığın halkın gö­zünden düşmesine ve alman birliğini ger­çekleştirmeyi hedef alan Real Politik’in ha­zırlanmasına yol açtı. İki meclisten meydana gelen bir parlamento (senyörler meclisi [Herrenhaus] büyük mülk sahiplerini temsil ediyordu; ikinci meclis sınıflar Sistemine göre seçiliyordu) kuran 31 Ocak 1850 Ana­yasasını kabul ettikten sonra Friedrich -Wilhelm IV, Avusturya’nın tutumunun et­kisi altında kalarak yeniden bir tepki siya­setine döndü; fakat bir delilik buhranı ge­çirerek naipliği kardeşine bıraktı; kardeşi Wilhelm I adiyle hüküm sürdü (1861-1888).

Güçlü bir monarşi taraftarı olan yeni hü­kümdar, Roon’un 1860′ta sunduğu askerî reform projesini (üç yıl silâhlı hizmet; ihti­yat hizmeti süresinin artırılması, kadroların ve askerî bütçenin çoğaltılması) destekle­di. Yeni kralın iktidara çağırdığı Bismarck, bütçenin parlamentoda oylanmasına son ver­di ve dış siyaseti muhalefete aldırış etmeden yürüttü. Gücünü Düklükler savaşında de­nedikten sonra Avusturya’yı Sadowa’da ezdi ve 1866 seçimlerinde başarı kazandı. Prusya, Schleswig, Holstein, Hannover, Hessen Seçici prensliği, Hessen-Nassau ve Frank­furt’u ilhak etti. Kuzey Almanya konfede­rasyonuna giren öbür devletleri kontrolü altına aldı ve güney almanya devletlerini askerî ittifaklarla kendine bağladı. 1870 Sa­vaşı Bismarck’a alman birliğini gerçekleştir­mek imkânını verdi: Prusya kralı Versailles’da (1871), Almanya imparatoru ilân edilerek taç giydi.

• Prusya’nın sonu. Prusya’nın son yılları krallığın askeri teşkilâtını aktardığı Alman­ya’nınkiyle karışır. Bismarck aynı zaman­da hem imparatorluk kançıları, hem de Prusya başbakanıydı. Yeteneği ve otoritesi sayesinde, Reichstag (genel oyla Seçiliyor­du ve nispeten soldaydı) ile Landtag’ın (sınıflar seçim sistemi gereğince kendiliğin­den muhafazakârdı) birbirine ters kararlar almasının ortaya koyduğu nazik meseleleri çözebildi.

Prusya’nın, imparatorluk işlerini yöneten prusyalı personele ve kilit böl­geleri Prusya’da olan iktisadî güce daya­nan önceliği, Almanya’yı Birinci Dünya savaşına sürükledi. Bu yüzden bozgun ve 1918 Devrimi en çok Prusya’ya zarar ver­di; Almanya’dan ayrılan toprakların hepsi prusya toprağıydı. Sosyalistlerin etkisiyle de­mokratik bir anayasa çıkarıldı; bu ana­yasaya göre güç, meclis başkanını (sosyal demokrat Braun [1920-1932]) seçen Landtag aracılığıyle halktaydı. 1933-1935 Bir­leşme kanunlarıyle nasyonal sosyalizm, mil­let hükümranlığını yavaş yavaş Reich’a ak­tardı. Prusya o tarihten sonra pratikte or­tadan kalktı ve 1945 çözülmesiyle kesinlik­le yok oldu. Gücünü sağlayan toprakla­rın büyük kısmı, S.S.C.B. veya Polonya’­ya verildi; gerisi Doğu ve Batı Almanya’yı meydana getiren çeşitli Lander’ler ara­sında bölüştürüldü (1947). Milletlerarası kontrol kurulu Prusya devletinin sembolik dağıtılmasını ilân eden bir kanun çıkarın­ca Prusya’nın adı bile haritalardan silindi.

Osmanlı-Prusya ilişkileri

Prusya ile Osmanlı devleti arasında diplo­matik ilişkiler, XVIII. yy. başlarına kadar uzanır. 1718′de sadrazam Tevkiî Mehmed Pa­şa, Osmanlı devletinin Avusturya savaşla rıyle uğraştığı sırada, Prusya kralı Fried­rich Wilhelm I’e bir dostluk mektubu gön­derdi. 1720 Yılında Prusya kralı, Jurgowski adlı memurunu at satın almak için İs­tanbul’a gönderdi. 1739′da Friedrich Wilhelm, Mahmud I’e gönderdiği bir mektubunda Prusya’nın, imparatorun ordusuna asker toplamak mecburiyetinde olduğu hal­de iki yıldan beri bunu yapamadığını bil­diriyor ve Osmanlı devletiyle Prusya ara­sında bir ticaret anlaşması imzalanmasını teklif ediyordu.

Prusya’nın bu teklifinden bir sonuç çıkmamakla birlikte Osmanlı devletiyle Prusya krallığı arasındaki ilişki­ler kesilmedi, özellikle Yediyıl savaşları (1756-1763) başladıktan sonra ilişkiler da­ha da sıklaştı. Prusya kralı Friedrich II, Rusya, Avusturya ve Fransa’nın saldırısına uğrayınca Osmanlı devletiyle askerî bir an­laşma yapmak istedi. Bu amaçla, Adolf von Rexin adındaki elçisini İstanbul’a gön­derdi.
Prusya’nın teklifi sadrazam Ragıb Paşanın başkanlığında toplanan divan ta­rafından incelendi. Rusya ve Avusturya ile harbi gerektirecek bir durum olmadığı için kabul edilmedi; fakat bu ittifak teklifi ke­sin olarak da reddedilmedi. Elçiye verilen cevapta askerî ittifakın daha uygun bir za­mana bırakılması, şimdilik bir ticaret anlaşmasıyle yetinilmesi gerektiği bildirildi. Prusya ile bir ticaret anlaşması imzalandı (1761) Friedrich 1762′de rus çarı olan Pet-ro III ile anlaşarak rus cephesindeki savaşlara son verdi ve Osmanlı devletiyle Avusturya’ya karşı bir anlaşma yapmak istedi. Kesin olarak barış taraftarı olan sadrazam Ragıb Paşa bunu da kabul et­medi. Ahmed Resmî Efendi bu sırada Ber­lin’e gönderildi (1764). Osmanlı – Avustur­ya – Rusya savaşları sırasında (1787-1792), Osmanlı-Prusya ittifakı için yeniden teşeb­büse geçildi.

Rus-Avusturya ittifakı karşı­sında yalnız kaldığını anlayan Prusya, hem bu iki devlete karşı kendi güvenliğini sağ­lamak, hem de Osmanlı devletinin kendi­siyle yapacağı bir ittifakı bu iki devlete karşı bir tehdit vasıtası olarak kullanmak için, Osmanlı devletine Avusturya ve Rus­ya’ya karşı bir ittifak teklif etti. Bu teklif Osmanlı devleti tarafından kabul edildi. 5 Maddelik bir antlaşma meydana getirildi (1 şubat 1790). Bu antlaşma gereğince Avusturya ve Rusya, Tuna’yı geçerek neh­rin güneyindeki osmanlı topraklarına saldırırsa, Prusya bu iki devlete savaş aça­cak, Osmanlı devleti çıkarlarına uygun bir barış yapana kadar savaşa devam edecek­ti. Buna karşılık Osmanlı devleti yapıla­cak barış antlaşmasında Avusturya’nın Le­histan’dan almış olduğu Galiçya’nın tekrar Lehlilere verilmesine çalışacaktı.

Antlaş­manın ikinci maddesinde 1761 yılında im­zalanmış olan ticaret anlaşmasının yürürlükte olduğu tasdik ediliyor; Osmanlı dev­leti, Akdeniz’de gidip gelen prusya ticaret gemilerinin kuzey afrika korsanlarına karşı korunmasını taahhüt ediyordu. Antlaşma­nın üçüncü maddesi gereğince Osmanlı devleti Avusturya ve Rusya ile barış yapmadıkça Prusya da bu iki devletle barış yapmayacaktı. Buna karşılık Prusya, Le­histan ve İsveç; Rusya ve Avusturya ile barış yapmadıkça, Osmanlı devleti de bu iki devletle barış yapamayacaktı. Antlaşma­nın dördüncü maddesinde barış antlaşma­sından sonra Prusya, Osmanlı devletinin toprak bütünlüğüne kefil oluyor, barıştan sonra Rusya ve Avusturya, Osmanlı dev­letine savaş açarsa, bu iki devlete savaş açmayı taahhüt ediyordu. Yine bu mad­dede Fransa ve İngiltere’nin osmanlı top­rakları üstünde sahip olduğu haklara Prusya’nın da sahip olması şart koşuluyor­du. Prusya bu antlaşma gereğince Avus­turya sınırına askerî kuvvetler gönderdi.

Osmanlı devleti de Prusya’nın isteği üzerine kendisi için tehlikeli olan rus cep­hesine küçük birlikler göndererek asıl bü­yük ordusunu Avusturya sınırına şevketti. Antlaşmanın imzasından sonra Avusturya ve Prusya kralları Reichenbach’da buluşa­rak Avusturya ve Osmanlı devleti arasında savaştan önceki sınır üstünden barış ya­pılmasına karar verdiler (1790). Prusya, Os­manlı devletinin bu isteğine rağmen Rusya’­ya savaş açmaktan çekindi. Selim III’ün Prusya’nın Rusya’ya savaş açmasını sağlamak amacıyle Berlin’e gönderdiği Ahmed Azmi Efendinin çalışmaları bir sonuç ver­medi. Prusya, Osmanlı devletiyle olan ant­laşmasını bir tehdit aracı olarak kullandı. 1793′te Avusturya ile Rusya’nın Lehistan’ı taksiminden kendisi için pay çıkardı. Baltık kıyısındaki Danzig ve Thorn limanları ile çevresindeki toprakları aldı. Selim III zamanında Osmanlı devleti Berlin’de de­vamlı elçilik kurdu (1793). Mahmud II ye­niçeri ocağını kaldırdıktan sonra Prusya’­dan başta Moltke olmak üzere pek çok uzman subayı yeni osmanlı ordusunun yetiştirilmesi için getirtti.

Askeri tarih

Prusya ordusunu, XVII. ve XVIII. yy.da devletlerini kurmanın tek şartı olarak gö­ren Hohenzollern’ler meydana getirdiler. Ordunun yaratıcısı, oğluna 30 000 kişilik daimî bir ordu (alman devletleri arasında en kuvvetli ordu) miras bırakan Friedrich-Wilhelm idi (1640-1688). Ama bu orduya sonradan modern alman ordusunun benim­sediği temel özellikleri, «çavuş-kral» Friedrich Wilhelm I (1713-1740) ve Friedrich II (1740-1786) kazandırdı. Friedrich I, 1733′te mecburî askerlik hizmeti (her alay be­lirli bir «kanton»dan toplanıyordu) koya­rak ve birlikleri sert bir disiplin ve talime (drill) tabi tutarak ordunun temelini kur­du; bu arada da iktisat ve etkililik ilkeleri altında yönetimi kontrol eden sıkı bir ida­re (Heeresverwaltung) kuruldu. Ordu 1713′te 40 000 kişiyken, 1740′ta 83 000′e yüksel­di.

Bu yüksek nitelikli araca Friedrich II, ay­nı zamanda hem bir devlet doktrini hem bir savaş doktrini hazırlayarak bir düşün­ce kazandırdı; siyaset ve stratejiyi sıkıca birbirine bağlayan bu doktrinler, daha son­ra haleflerini (Bismarck, Moltke, Schlieffen, Seeckt, Hitler) aynı zekâ yapısı ve tek bir eylem isteğinde birleştirdi. 200 000 Ki­şiyi bulan Friedrich II’nin ordusu, zafer­leri ve metotlarının yaygınlaşması (eğik düzen; prusya tarzı eğitim) sayesinde Av­rupa’nın başlıca askerî gücü haline geldi. Friedrich II’nin ölümünden sonra şaşkın­lığa düşen ordu, gerileyerek Jena’da çök­tü (1806) ve Tilsit barışıyle mevcudu 42 000 kişiye indirildi.

Fakat bu felâket büyük bir gelişmenin başlangıcı oldu; 1807′de Or­du Reformu komisyonunun başına getiri­len Scharnhorst’un hırslı yönetimi altında, bir vatansever subaylar grubu Napolyon’a karşı savaşı yeniden başlatmayı sağlayacak imkânları yaratmağa çalıştı. 1808′de Savaş bakanlığı ve Genelkurmay kuruldu; aktif birlikler altı bölgesel tümende toplanıyor­du ve yedeklerin hızla silâh altına çağrıl­ması (krümperler sistemi) sayesinde kolay­ca savaşa hazır hale geliyordu. Boyen’in (savaş bakanı, 1848) ve Gneisenau’nun yö­netimi altında, prusya ordusu 1813-1814 kurtuluş savaşında büyük rol oynadı. 1815′ten sonra bu çabaya ara verilmeden devam edildi: eski tümenlerin yerini 8 bölgesel ko­lordu aldı; yalnız muhafız alayı askerleri bütün krallıktan toplanıyordu. Otuz yıla çıkarılan askerî hizmet dönemi, muvazzaf alaylar ve kolordulara tugaylar halinde dağıtılmış Landwehr ile orduyu kurmağa im­kân verdi.

Ama başlıca reform subayla­rın ve kumanda heyetinin yetiştirilmesinde yapıldı. Ordu, devlet ve halk arasındaki birliği sağlam temellere dayandırmak iste­yen Scharnhorst’un dileği uyarınca subay­lar artık soylular arasından olduğu kadar, burjuvalardan da seçiliyordu. Okulların ve birliklerin verdiği bilgilerde Friedrich geleneği, çağın yeni değerleriyle birleştirildi ve Napolyon’un seferleri Fransa’da değil de Prusya’da inceden inceye öğrenildi. Yara­tıcı düşüncenin bu yenilenmesinde başlıca ad Clausewitz’dir; Clausewitz, Vom Kriege (Savaş üstüne) [1832] adlı meşhur kitabiy­le bütün çağdaş askerlik düşüncesini et­kiledi. Ders verdiği Harp okulu ve Grol-man’ın «ordunun üst kademesinin yetiştirildiği okul» diye nitelediği Genelkurmay bu alanda kesin rol oynadı. Grolman’ın görevden ayrılmasından sonra sırasıyle Müffling (1820-1828), Grauseneck (1829-1848), Reyher (1848-1857) ve Moltke (1857-1888) tarafından yönetilen Genelkurmay ordunun fikrî hazırlanmasıyle ilgili her şeyi üstüne aldı; ordunun yönetimi Genelkurmaya (Generalstab) verildi. Doğrudan doğruya Ge­nelkurmay başkanlığına bağlı olan üyele­ri orduya tevazu (sloganları «Mehr sein als scheinen», «Göründüğünden fazla olmak» kaldı), teşebbüs ve sorumluluk anlayışından oluşan bir düşünce birliği kazandırdı; bu düşünce bütün savaşlarda kesinlikle orta­ya kondu.

Bismarck iktidara geldiğinde Friedrich II’­nin siyasetini yeniden ele alınca, Moltke ona ender bulunur bir yardımcı oldu. Or­du yeniden geliştirildi; bu gelişmeyi ba­kan olan Roon, şansölye ile parlamento arasında ciddî bir mücadeleden sonra ger­çekleştirdi (1882). 1830-1848 Arası beklenileni vermemiş olan Landwehr’in birlik­leri yerine orduyu mütecanis ve iyi talim­li dokuz kolordu haline getiren yeni bir­likler kurdu; bu arada Dreyse tüfekleri ve namlu dibinden doldurulan yivli Krupp topları sayesinde donatım da modernleş­tirilmişti. Bismarck bu 350 000 kişilik or­du ile isteklerini Sadowa’da (1866) Avus­turya’ya kabul ettirdi.

Bundan sonraki il­haklar sonunda Prusya, kuvvetlerine üç kolordu daha ekledi ve Bismarck ile Moltke’nin kurnazlığı sayesinde 1867′de gizli askerî antlaşmalarla bir yıl önce yendiği alman devletlerinin hemen hepsini kendine bağladı. Alman devletleri 1870′te Prusya’­nın emrine üç kolordu (bir Saksonya, iki Bavyera’dan) ve üç tümen (bir Hessen, bir Württemberg, bir Baden’den) verdiler. Gerek askerî bakımdan (Moltke’nin Fran­sa’ya karşı 500 000′den çok askerli bir or­dusu vardı), gerek Prusya kumandasının önceliğini onayladığı için siyasî bakımdan, bu yardım kesin sonuç verdi. Sefer başa-rıyle sonuçlanınca Prusya ve Moltke’nin hâkimiyeti altında ama müttefiklerin hâlâ canlı askerî geleneklerine de saygı göste­rilerek II. Reich ordusu kuruldu. 1871′de kurulan bu ordu «alman ordusu» adlı ilk ordudur. Bk. ALMANYA Askeri tarih bölü­mü. (LM)

12 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PRUSYA Genel tarih hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PROHOROV (Aleksandr Mihayloviç)

Tarih 10 Haziran 2009

PROHOROV (Aleksandr Mihayloviç), sovyet fizikçisi (Atherton, Avustralya 1916). 1923′te, ailesiyle birlikte S.S.C.B.’ye gitti ve Leningrad Devlet üniversitesinde öğrenim gördü. 1939′da Moskova Lebedev Fizik ens­titüsüne araştırmacı olarak girdi ve radyo­elektrik dalgalarının yayılması üstünde ça­lıştı. 1946′da, çizgisel olmayan salınımlar teorisi üstüne bir doktora tezi yaptı. 1947′-den 1950′ye kadar Veksler’in yanında elekromagnetik ışımanın senkrotron elektronlarıyle ilgili yayımı konusunda çalıştı. 1950′de asistan oldu; 1954′te Salınımlar laboratuvarı direktörlüğüne getirilerek Hertz tayfölçümüyle ilgilendi ve yardımcıları ile birlik­te, billûrlardaki magnetik rezonans olay­larını inceledi. Meslektaşı Basov ile birlikte Prohorov da, 1964 Nobel Fizik armağanını amerikalı Townes ile bölüştü. (L)

10 Haziran 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PROHOROV (Aleksandr Mihayloviç) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Sonraki sayfa »