POGONİA

Tarih 30 Mayıs 2009

POGONİA i. Köksaplı, geniş yapraklı or­kide; Kuzey Amerika’da ve Çin’de yetişir. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa POGONİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODOSTEMUM veya PODOSTEMON

Tarih 30 Mayıs 2009

PODOSTEMUM veya PODOSTEMON i.
Almaşık yapraklı su bitkisi; tropikal böl­gelerdeki nehirlerde yetişir. {Podostemaceae familyasının örnek tipi.) [L]

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODOSTEMUM veya PODOSTEMON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODOLEPİS

Tarih 30 Mayıs 2009

PODOLEPİS i. Çiçek düzeni papatya ve ayçiçeğininkine benzeyen ve Avustralya’da yetişen bitki. (Bileşikgillerden.)
— ANSiKL. Podolepis’ler az dallı, dik göv­deli otsu bitkilerdir. Yaprakları kınlı ve almaşık, çiçekleri kömeç şeklindedir. Podolepis gracile pembe ve beyaz çiçeklerin­den, P. chrysantha sarı çiçeklerinden dola­yı süs bitkisi olarak yetiştirilir. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODOLEPİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODOCARPUS

Tarih 30 Mayıs 2009

PODOCARPUS i. Porsukgillerden ağaç.
— ANSiKL. Podocarpus, almaşık iğne yap­raklı bir ağaçtır. Çiçekleri çoğu zaman ikievcikli, seyrek olarak birevciklidir. Erkek çiçekler yaprakların dibinde veya sürgünle­rin ucunda tırtılsı durumda, dişi çiçekler ise gevşek başak durumunda bulunur; mey­vesi zeytinsidir. Sıcak ve ılıman bölgelerde elliden fazla türü yetişir. Yeni Zelanda’da yetişen Podocarpus torara’nın çürümeyen sert bir odunu vardır. Podocarpus macrophylla limonluklarda yetiştirilir. P. Madagascariensis’ın kerestesi parke ve bina yapımında kullanılır. Afrika’da yetişen P. gracilior ve P. Usamberensis’ten büyük ölçüde kereste elde edilir (podo veya musengera). Doğramacılıkta ve kontrplak sana­yiinde kullanılan bu kerestenin rengi beyaz­dan soluk kirli sarıya kadar değişik olur. (L)

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODOCARPUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PODALYRİA

Tarih 30 Mayıs 2009

PODALYRİA i. Almaşık basit yapraklı ağaççık; çiçekleri yaprakların dibinde tek tek veya birkaçı birarada bulunur, (ümit burnunda yetişir. Bahçelerde veya soğuk limonluklarda yetiştirilen Podalyria sericea’nın pembe, beyaz veya firfiri çiçekleri olur.) [L]

30 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PODALYRİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİCADUROS

Tarih 29 Mayıs 2009

PİCADUROS i. İçi «picadura» («konfet» an­lamında isp. k.), yani ufak yaprak parçalarıyle doldurulmuş küçük puro. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİCADUROS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİASAVA

Tarih 29 Mayıs 2009

PİASAVA i. (portekizce k.). Brezilya’da yetişen bir palmiyenin adı (Leopoldina piassaba). || Piasava’nın yaprak saplarından elde edilen dokuma lifi.(L)
— ANSİKL. Fırça yapımında kullanılan piasava’lâr çeşitli palmiye familyalarından elde edilir; bunlardan bellibaşlıları, Raphia vinifera, Attalea funifera, Caryota urens ve tabiatıyle Leopoldina piassaba’dıı. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİASAVA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PITRAK

Tarih 29 Mayıs 2009

PITRAK i. (pot, kıvrım’dan pot-rak > pıtrak). İnsanların üzerine veya hayvanla­rın tüylerine takılan dikenli bitki tohumu.
— DEY. Pıtrak gibi, ağaç veya dal üzerin­de çok sayıda meyve bulunduğunu belirt­mek için kullanılır.
— Bot. San çiçekli, dikenli iri meyveli, bir yıllık otsu bitki; yıkıntılarda ve yol kenar­larında yetişir. (Bileşikgillerden.)
— Tekst. Pıtrak temizleme, taranmış yün iplikçiliğinde, yün içindeki yabancı madde­leri mekanik olarak temizleme işlemi. Bk.
ANSİKL.
— ansikl. Tekst. Çoğu ülkelerde, özel­likle Güney Amerika’da, koyunların otladığı bölgeler, yaprakları veya meyveleri dikenli çeşitli bitkilerle doludur. «Pıtrak» denen bu bitkiler, koyunların sırtındaki pos­ta takılır. Eğer iplik veya kumaş haline ge­tirilirken yün, bu parçacıklardan iyice ayıklanıp temizlenmezse, boyamada önemli ku­surlar meydana gelir. Eskiden pıtrak te­mizleme elle yapılırdı. Temizlenecek yün fazlaysa, pıtrak temizleyici takımları olan tarak makineleri kullanılır. Bu takımlar, çok hızlı dönen ve üzerinde kıvrık ince uç­lar bulunan silindirler yardımıyle pıtrakları tutar. Bu uçlara çarpan pıtraklar takılır ve âletin altındaki saç elekte toplanır. Yüne daha çok yapışan diğer dikenli bitkileri ayıklamak için başka tip takımlar kullanılır. Bu takımlarda yün, oluklu ve çok sıkı ma­denî silindirler arasından geçirilir ve için­deki yassı pıtraklar ezilerek tarama sıra­sında kolayca temizlenir. (LM)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PITRAK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYTOMYZA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYTOMYZA i. Ilıman bölgelerde bulu­nan sinek; kurtçuğu çeşitli bitkilerin yapraklarını oyarak yaşar. (Kısa duyargalı sikloraf sineklerin agromyzidae familyasın­dan.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYTOMYZA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYSOCARPUS

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYSOCARPUS i. Büyük yapraklı, beyaz çiçekli süs ağaççığı; bazen dere kenarların­da rastlanır. (Gülgillerden.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYSOCARPUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYMATA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYMATA i. Yaprak biti. (Phymatidae familyasının örnek tipi.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYMATA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLOTRETA,PHYLLOXERA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLOTRETA i. Zararlı küçük böcek; lahana, kolza, şalgam gibi sebze bitkilerine zarar verir. (Kınkanatlıların chrysomelidae familyasından.) [L]
PHYLLOXERA i. (yun. phullon, yaprak ve xeros, kuru’dan). Bk. ASMABİTi.

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLOTRETA,PHYLLOXERA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLOTHECA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLOTHECA i. Yapraklarının dip kıs­mı sapı saracak şekilde kın halinde bulunan fosil atkuyruğu. (Paleozoik çağdan jüra ça­ğına kadar bulunur.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLOTHECA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLOPTERYX

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLOPTERYX i. Gövdesinin üzerine dik yapraklara benzer zarsı uzantılar bulu­nan denizatı; bu uzantılar sayesinde suyosunları arasında göze çarpmaz. (Tükelağızlılar takımının deniziğnesigiller familyasın­dan kemikli balık.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLOPTERYX hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLONYCTERİS

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLONYCTERİS i. Antiller’de yaşayan meyvecil büyük yarasa. (Yaprakburunluyrasagillerden.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLONYCTERİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLOMEDUSA

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLOMEDUSA i. Brezilya’nın sıcak bölgelerinde yaşayan ağaç kurbağası. (Phyllomedusa theringi, yapraklarla çevrili kö­pük kütlesi şeklindeki yuvasından tanınır: daimî su birikintileri üzerinde kurulan bu yuvada açılan yumurtalardan çıkan yavru­lar suya dökülür. Ağaçkurbağasıgillerden.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLOMEDUSA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLOGRAPTUS

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLOGRAPTUS i. Paleont. Silüryende bulunan yaprak biçiminde graptolit. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLOGRAPTUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLODOCE

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLODOCE i. Bot. Kutup bölgelerinde altı türü bulunan, fundagillerden bitki cin­si; çoğu zaman bryanthus cinsiyle karıştı­rılır. (Birçok türü, bahçelerde yetiştirilir: Phyllodoce caerulea, Ph. empetriformis v. b.)
— Zool. Çokkıllı gezgin solucan. (Gövdesi pek çok halkadan oluşan bu solucanın ayakları az gelişmiştir; sırt ve karın tarafın­dan yaprak biçiminde yassı uzantılar bulu­nur.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLODOCE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLOCACTUS

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLOCACTUS i. Kaktüsgillerden ağaç­çık.
— ANSİKL. Phyllocactus, etli kalın gövdeli, yaprak gibi yassı dallı, beyaz veya kırmızı çiçekli bir ağaççıktır; Tropikal Amerika’­da yetişen on üç türü bilinir. Meyveleri ek­şidir; sıcak ülkelerde besin maddesi olarak yenir. Çaprazlanmalarla birçok melez tür ve çeşidi elde edilmiştir; bunların çiçekleri beyazdan pembeye, pembeden kan kırmızı­sına kadar değişir. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLOCACTUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLOBİUM

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLOBİUM i. Ağaç yapraklarının içinde yaşayan yeşil suyosunu. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLOBİUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLL(O)

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLL(O)—, yun. phullon, yaprak’tan alınan ve birkaç kelimenin bileşimine giren unsur. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLL(O) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLİUM

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLİUM i. (yun. phyllon, yaprak’tan lat. k.). Yaprağa çok benzeyen ve İndonezya’da yaşayan böcek. (Phasmida takımının phyllidae familyasından.)
— ANSiKL. Phyllium’lar geniş, yassı göv­deli, geniş bacaklı, elitrası damarlı, tuhaf görünüşlü böceklerdir, üzerinde yaşadığı ağacın yapraklarını andırır. Boyları 10 sm’­yi bulur. Kurtçukları genellikle turuncu ve­ya kırmızı renktedir. (L)

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLİUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLİTES

Tarih 29 Mayıs 2009

PHYLLİTES i. Paleobot. İkiçenekli bitki­lere ait bazı fosil yaprak izlerine geçici olarak verilen ad. (Bu bitkilerin, şimdiki tür­lere yakınlık derecesi kesinlikle belirlene­memiştir.) [L]

29 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLİTES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLARTHRON

Tarih 28 Mayıs 2009

PHYLLARTHRON i. Madagaskar’da yeti­şen ve yaprakları eklemli yapraksı parçalar halinde bulunan ağaççık; birçok türünün meyvesi yenir. (Bignoniaceae familyasın­dan.) [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLARTHRON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHYLLANTHUS

Tarih 28 Mayıs 2009

PHYLLANTHUS i. Mirobalan’ın elde edil­diği bitki. (Sütleğengillerden.)
— ANSİKL. Phyllanthus’lar almaşık yap­raklı ağaç veya ağaççıklardır. Yaprakların ayası iyice yassı, kenarları düzdür; çiçekleri yaprakların koltuğundan çıkar; her çiçekte üç çanak yaprak, üç de serbest erkek organ bulunur. Bütün tropikal bölgelerde yetişen dört yüzden fazla türü vardır. Birçoğu li­monluklarda yetiştirilir: Phyllanthus angustifolius, Ph. speciosus, Ph. pulcher, Ph. acidus. Ph. emblica’nın meyveleri (mirobalan fazla tanen taşıdığı için sanayide kulla­nılır; ayrıca yenebilir de. Ph. acidus (veya distichus) Asya ve Malezya’da yetişir, mey­vesi de yenir (tahiti kirazı). [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHYLLANTHUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHUOPSİS

Tarih 28 Mayıs 2009

PHUOPSİS i. Toplu çalı halinde ince göv­deli, karşıt veya halka yapraklı çokyıllık otsu bitki; anayurdu Kafkasya’dır; çok hoş görünen pembe çiçeklerinden dolayı park kenarlarında yetiştirilir. (Kökboyasıgillerden.) [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHUOPSİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHOTİNİA

Tarih 28 Mayıs 2009

PHOTİNİA i. Genellikle beyaz çiçekli ve daimi yapraklı ağaç; bazı türleri süs ağacı olarak yetiştirilir; Hindistan, Çin ve Ku­zey Amerika’da altmış kadar türü yetişir. (Gülgillerden.) [L]

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHOTİNİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHORMİUM

Tarih 28 Mayıs 2009

PHORMİUM i. Zambakgillerden lif bitkisi.
— ANSiKL. Phormium’lar besin toplamış şişkin köklü, çokyıllık büyük ve güzel bit­kilerdir; yaprakları dipten çepeçevre veya yelpaze şeklinde çıkar; çiçekleri büyük ve sarıdır. Yeni Zelanda’da yetişir. En yaygın türü Phormium tenax veya yeni zelanda keteni’dir, bunun boyu 1-2 m’yi bulan yapraklarından çok dayanıklı lifler elde edilir; es­kiden bunlardan mükemmel ipler ve çok in­ce dokumalar yapılırdı. Fakat phormium lifleri çabuk bozulduğundan, kullanılmak­tan vaz geçildi. Phormium zayıf topraklar­da yetişir; kuma gömülerek üstü yosunlarla örtülen tohumlarla kolayca yayılır. Phor­mium coolzianum ve Ph. Hoolzeri türleri oldukça dayanıklı süs bitkisi olarak yetiş­tirilir. (L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHORMİUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHORADENDRON

Tarih 28 Mayıs 2009

PHORADENDRON i. ökseotuna yakın bit­ki. (Hepsi Amerika’da yetişen yüz kadar tü­rü vardır. Bunlar karşıt yapraklı, köksüz, yeşil bitkilerdir; ikiçenekli ağaçsı bitkilerin üzerinde asalak yetişir, ökseotugillerden.(L)

28 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHORADENDRON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİGMENT

Tarih 27 Mayıs 2009

PİGMENT i. (lat. pigmentum, boya maddesi’nden fr. k.). Biyokim. İçinde bulun­duğu dokuları renklendiren ve genellikle protit yapısında olan çeşitli maddelere ve­rilen ad. Bk. ANSiKL.
— Bot. Bitkisel pigmentler. Bk. ANSiKL.
— Res. Kullanılan asıltı ortamlarında eri­meyen veya boyayıcı nitelikleri ya da yük­sek örtme özelliği sebebiyle, korumak ve­ya süslemek amacıyle yapılan boya ve sı­vaları hazırlamakta kullanılan kuru, çoğu zaman ince toz halindeki madde.
Sert­leştirilmiş pigment, içine sertleştirici mad­de katılmış pigment.
Bileşik pigment, içine, sırf teknik sebeplerle bazı sertleştirici veya yardımcı maddeler eklenmiş pigment.
Madenî pigment, genellikle mekanik, çok nadir olarak da kimyasal bir usulle elde edilen ve koruma (aşınmaya, yenmeye karşı) veya süsleme (tunç rengi vermek) boyalarında kullanılan maden veya alaşım kaynaklı pigment.
Pigment macunu, pig­mentlerin bazı ezme sıvılarıyle karıştırıl­masından elde edilen macun.
— ANSİKL. Biyokim. Pigment’ler, bitki ve­ya hayvan dokularında erimiş halde, yahut billûrlaşmış veya şekilsiz tanecikler halin­de bulunur. Pigmentlerin biyolojik rolü ço­ğu zaman bilinmemektedir: meselâ deride ve saçlarda bulunan melanin, bitkilerin renkli kısımlarında bulunan antosiyanin bunlar arasındadır. Buna karşılık, bazı pig­mentlerin ne işe yaradığı bilinmektedir: meselâ bitkilerde yeşil pigment, yani klo­rofil, kandaki kırmızı pigment, yani he­moglobin ve türevleri, öd ve sidik pigment­leri bu arada sayılabilir. Pigmentlerin bir­çoğu solunum içinde, yani oksijen taşımada rol oynar; bu nitelik, moleküllerinde bir metalin bulunmasından ileri gelir: bu me­tal, hemoglobin için demir, klorofil için magnezyum, kabuklardaki hemosiyanini i-çin bakırdır v.b.

— Bot. Bitkisel pigmentler. Bitkilerde, ce ğişik renkler veren pigmentler bulur Bunlar arasında baş yeri klorofil alır; üstü yapılı bitkilerin ve bunlar aracılığıyle ha] vanların beslenmesinde klorofil baş rolü oynar. Gene bitkilerde bulunan ksanto: bazı kuru yapraklara ve karotene sarı re» gi verir. Suyosunlarında klorofilin yanı sı­ra fikoeritrin (kırmızı suyosunlan), fikc • santin (esmer suyosunlan), fikosiyanin (rr vi suyosunlan) gibi pigmentler de bulunur; bu pigmentler, yeşil bitkinin faydalar dığı ışıktan farklı dalga uzunluğu olan di­ğer ışınlarla gelen ışık enerjisini soğurma imkânını verir. Çiçeklerin rengi ise kofa larda genellikle eriyik olarak bulunan pig­mentlerden (antosiyanin) ileri gelir ve ba­ların rengi ortamın asit derecesine göre değişir. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİGMENT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİERRE Montreuil’lü

Tarih 27 Mayıs 2009

PİERRE Montreuil’lü, fransız mimarı (Montreuil 1200′e doğr. – Paris 1266) bazen yanlışlıkla Pierre de Montereau da denir. Louis IX devrinin en büyük mimarıdır. 1231′-de Saint – Deniş manastırının koro bölü­münde değişiklikler yapmakla görevlendiril­di. Paris’te Vierge de Saint – Germaindes Pres şapelini ve yemekhanesini inşa etti. Nötre – Dame’ın güney yüzü ile kırmızı kapının yanındaki şapelleri tamamladı. Sa­int Martin – des – Champs yemekhanesinin ve Sainte – Chapelle’in inşası da ona mal edilir. Çizdiği taçkapılar, yaban gülü kor­donları, çiçekler ve yapraklarla süslüdür. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİERRE Montreuil’lü hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHANEROPTERA

Tarih 27 Mayıs 2009

PHANEROPTERA i. Güzel donuk yeşil renkli çekirge; çalılıklarda, kırlarda, orman açıklıklarında yaşar; çeşitli ağaçların yapraklarıyle beslenir. (Düzkanatlılardan phaneropteridae familyasının örnek tipi.) [L]

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHANEROPTERA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHALARİS

Tarih 27 Mayıs 2009

PHALARİS i. Otsu bitki. (Bir türü [Phalaris arundinacea] yaprakları için süs bitkisi, diğer bir türü [P. canariensis] kuş yemi olarak yetiştirilir.) [L]
PHALARİS Akragas (Agrigento) tiranı (M. ö. 570′e doğr.- 554), astypalaia veya girit asıllıydı. Birçok işçiyi seferber ederek ik­tidarı ele geçirdi. Zalimliğiyle ün kazandı, tunç bir boğa içinde insan kurbanlarını yak­tığı anlatılırdı. M.ö. V. yy.daki strathegos tiranların öncüsüdür. Sikania’lıların toprak­larını işgal eti. Kartaca’ya karşı Hirnera’yı savundu. Ayaklanan Akragaslılar arasında, 69. Olympia yılında Telemakhos tarafından öldürüldü. Tiranlığm savunmasını yapan 148 düzmece Phalaris’in Mektupları, Roma imparatorluğu devrinde yazılmıştır. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHALARİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHACELİA

Tarih 27 Mayıs 2009

PHACELİA i. Tüysü almaşık yapraklı bir yıllık otsu bitki: Tropikal Amerika’nın sı­cak ve ılıman bölgelerinde yetişir. (Çiçek­leri güzel mavi, bazıları keten grisi rengin­de, yaprakları parçalı ve çok güzel görü­nüşlüdür. Yüzden fazla türü vardır; bun­ların birçoğu çiçeklerinin güzelliğinden do­layı Avrupa’da limonluklarda yetiştirilir: Phacelia viscida, Ph. Withlavia, Hydrophyîlaceae familyasından.) [L]

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHACELİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PFAFFİA,PFAFFIKON

Tarih 27 Mayıs 2009

PFAFFİA i. Brezilya’da yetişen karşıt yap­raklı otsu bitki; yaprakları genellikle kınalı, çiçekleri dalların ucunda başak veya sal­kım halindedir. (Horozibiğigillerden.) [L]
PFAFFIKON, İsviçre’de (Zürich kantonu) kasaba, Pfaffiker See kıyısında; 5 900 nüf. Kabloculuk. Yünlü dokumacılık. Basımevi. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PFAFFİA,PFAFFIKON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEYNİR

Tarih 27 Mayıs 2009

PEYNİR i. (fars. penîr’dtn). Peynir maya­sı ile mayalanıp pıhtılaştırılan sütten elde edilen besin. (Bk. ANSîKL.) Peynir ma­yası, sütü çökelterek pıhtılaştıran diyastaz. (Bk. ANSiKL.) / Beyaz peynir, (mayalandı­rılmış) sütten yapılan, taze olarak veya sala­murada bekletilerek yenen beyaz renkli pey­nir. / Dil peyniri, kaşar hamurundan yapıl­mış tuzsuz, yağlı peynir. / Edirne peyniri, Trakya bölgesinde, genellikle koyun sütün­den yapılan yumuşak beyaz peynir. / Eritme peynir. Bk. eritme peyniri. / İman­sız peynir, yağı alınmış sütten yapılan tu­lum peyniri. / Kaşar peyniri. Bk. kaşar. / Kaşkaval peyniri. Bk. kaşkaval. / Lor peyniri. Bk. lor. / Mihalıç peyniri. Bk. kelle. / Tulum peyniri, yapıldıktan son­ra tuzlanarak tuluma doldurulan yağlı veya yağsız her şekil ve kıvamdaki peynirlerin genel adı.
— ANSİKL. Türkiye’de peynir en çok koyun sütünden yapılır; fakat inek, keçi ve man­da sütü de peynir yapımında kullanılır. Bazı ülkelerde daha başka hayvanların (deve, eşek, kısrak, ren geyiği v.b.) sütünden de bu amaçla yararlanılır.
XIX. yy.ın ortalarına kadar peynir yapımı ev ekonomisi çerçevesini aşmazdı; bu ta­rihten sonra özellikle batı ülkelerinde pey­nir üretimi sanayi halini aldı; şimdi birçok ülkede peynircilik önemli bir sanayi dalıdır. Bütün peynirler süte peynir mayası katı­lıp sütün kazeini ve yağı pıhtılaştırılarak yapılır. 10 Litre süt 1 gr peynir mayası ile mayalanır. Ortalama 5 kilo sütten 1 kg peynir elde edilir. Peynirin yağlı veya yağ­sız olması sütten alınacak yağın miktarı­na göre değişir. Süt önce birkaç kat bez­den süzülür. Sonra ısıtılmağa başlanır; 32-35° C’a geldiği zaman, süt miktarına göre ayrılan maya ılık su ile sulandırılarak azar azar süte katılır ve 5 dakika devamlı ka­rıştırılır. Süt pelteleşinceye kadar aynı sı­caklıkta olması gerekir. Süt kesilip pelteleşince peynir, cinsine göre özel muame­lelere tabi tutulur. Çünkü peynirin maya­lanma derecesi, pıhtılaşma süresi, baskılanmadı, süzülüp tuzlanması peynir çeşit­lerine göre değişir. Hemen yenecek pey­nir (teleme) tuzlanmaz; diğer çeşitleri tuz­lanır. Peynir mayasıyle yapılan peynirler üçe ayrılır: 1. yumuşak peynirler (taze peynir, çayır peyniri, kaşkaval, isviçre peyniri, dil peyniri, lor ve kaymak pey­niri); 2. olgunlaştırılan peynirler (salamura beyaz peyniri, kirli hanım, kamamber, tu­lum peyniri); 3. sert kabuklu peynirler; a.) küflü olanlar (rokfor); b) küf süz olanlar (kaşar peyniri, felemenk peyniri, mihalıç peyniri, gravyer). Süte maya katılmadan kendi halinde ekşimeye bırakılarak veya içine sirke ruhu karıştırılarak yapılan pey­nirler de vardır. Bu peynirler mayalı peynirlerden daha yağsızdır ve pek makbul sayılmaz.
*Türkiye’de, başlıca dört çeşit peynir üretilir: 1. beyaz peynir; 2. kaşar; 3. tulum peyniri; 4. mihalıç peyniri. Bunlara ek olarak mahallî adlar taşıyan ve üretim usul­ler indeki küçük farklarla bu ana gruplar­ca yer alan peynirler de vardır. Genel peyniı tüketiminde değişik türlerin dağılışı şöyledir: beyaz peynir yüzde 60, kaşar peyniri yüzde 17, tulum ve mihalıç peynirleri yüzde 12. ötekiler yüzde 11. Peynir üretimi 1962′de 108 374 ton olarak tespit edildi; bu miktar. birinci plan dönemi sonunda (1967), 151998 tona yükseldi ve 1972 üretiminin 203 405 ton olacağı tahmin edildi. Peynir üretimindeki temel işlemler şunlardır: sütün muayenesi ve süzülme, pişirilme (pastöri­zasyon), mayalama, pıhtılaşma, pıhtının iş­lenmesi, tuzlama, kalıplama, olgunlaştırma, Aynı cins ve karışımdaki sütten elde edilen peynirlerin randımanları, peynir cinslerine göre değişir: 1. ‘beyaz peynir için yağı alınmamış koyun sütünde randıman yüzde 42-43; yağı alınmış sütte yüzde 28-31; 2. kaşar peyniri için koyun sütünde randıman yüzde 17-19, koyun ve inek sütü karışı­mında yüzde 12, koyun ve keçi sütü karışımında yüzde 11; 3. tulum peyniri için, tam yağlı sütte randıman yüzde 13-14,5, yavan sütte yüzde 9; 4. mihalıç peyniri için, tam yağlı sütte randıman yüzde 22′ye kadar. (Bu peynir genellikle tam yağlı kı­vırcık koyunu sütünden yapılır.) Bu peynirlerin hepsinde genel yapım işlem­leri hemen hemen aynıdır. Kaşar peynirin­de ayrıca mayalanma kontrolü, tat muaye­nesi, yaprak açma muayenesi, sicim çekme muayenesi gibi özel işlemlere; tulum peyni­rinde ise tuluma basma işlemine başvurulur. Bölgelere göre özellikleri olan bu peynirde tuzluluk oranı yüzde 4-5′tir. 200 Yıllık geç­mişi olduğu bilinen mihalıç peynirinde yüz­de 15 tuzluluk derecesinde salamura kulla­nılır. İkinci safhada salamuranın tuzluluk oranı yüzde 15-17′ye yükseltilir. Bu peyni­rin olgunlaşması yaklaşık olarak üç ay sü­rer. Türkiye’deki peynir mandıralarında genel olarak ilkel metotlar uygulanmakla birlikte elde edilen ürün genellikle yeter­lidir. Avrupa ülkelerinde geliştirilmiş tip­lere uygun peynir türleri elde edilebilmesi amacıyle ikinci plan döneminde Konya’da Fransızlar ile işbirliği yapılarak bazı dene­melere girişilmiştir.
• Peynir mayası» normal olarak körpe hayvanların midesince salgılanan ve kazei­ni çökelten bir diyastazdır. Eskiden bu­zağı veya kuzu şirdeni kurutulduktan son­ra tuzlu suya bastırılmak suretiyle elde edilirdi. Daha sonra bu su yoğunlaştırılırdı. Peynir mayasının gücü, 1 sm3 mayanın be­lirli bir sürede (40 dakika) ve belirli bir sıcaklıkta (35° C) pıhtılaştırdığı süt miktarıyle ölçülür. Peynir mayası suda eri­yebilen toz halinde de olabilir. Fennî peynir mayası, mikrop kültürlerin­den özüt olarak elde edilen ve sütü pıhtılaştırabilen enzimdir. (Bütün süt üreten ülkelerde peynir yapımının büyük ölçüde artması peynir mayasına da büyük ölçüde ihtiyaç doğurdu. Dana veya kuzu şirdenin­den yapılan mayalar yetmediği için başka kaynaklar araştırıldı A.B.D.’de Endothia Parastica, Japonya’da Mucor Pusillus Lindt adlı küf mantarlarından fennî olarak pey­nir mayası elde edildi. Bu mayalar da ge­leneksel mayalar gibi sıvı veya toz şeklin­de piyasaya çıkarıldı. (L)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEYNİR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEYGAMBERDEVESİ, PEYGAMBERLİK

Tarih 27 Mayıs 2009

PEYGAMBERDEVESİ blş. i. Zool. Avını pusuya yatıp yakalayan etçil böcek, (ilmî adı mautis. Dictyoptera takımından mantidae familyasının örnek tipi.)
— ANSİKL. Peygamberdevesi, yeşil veya sarımtıak uzun gövdeli, çok oynak başlı, iri gözlü bir böcektir; yapraklar arasında bir yaprak gibi durarak avını gözetler, kendini hiç belli etmez. Yakalayıcı bacaklarının üst ve alt bacak kısmiyle sinekleri yakalayarak bulunduğu yerde hiç kıpırdamadan, yavaş yavaş yer. Peygamberdevesi meskûn ve gü­neşli yerleri sever. Toplu olarak bir yere kapatılırsa, birbirini yer. Serbest halde bi­le bazen dişisi, çiftleştikten sonra erkeğini yer. (L)

PEYGAMBERLİK i. (peygamber’den peygamber-lik). Peygamber olma hali. (M)

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEYGAMBERDEVESİ, PEYGAMBERLİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEUMUS

Tarih 27 Mayıs 2009

PEUMUS i. Şili’de yetişen beyaz çiçekli, kokulu, yeşil ağaççık (Peumus boldus). Yapraklarında bulunan boldin adlı alkaloit, midede sindirimi uyarıcı, safra söktürücü ve uyutucu nitelikler taşır. (Monimiaceae familyasından.) [L]

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEUMUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEUCEDANUM

Tarih 27 Mayıs 2009

PEUCEDANUM i. (lat. k.). Beyaz veya sa­rı çiçekli çokyıllık otsu bitki; bazı türleri güzel yapraklarından dolayı süs bitkisi olarak yetiştirilir. (Maydanozgillerden.) [L]

27 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEUCEDANUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PİERİS

Tarih 26 Mayıs 2009

PİERİS i. Meşin gibi sert yapraklı, dal ucunda beyaz salkım çiçekli ağaççık. (Kuzey Amerika, Hindistan ve Doğu Asya’da on­dan fazla türü yetişir ve birçoğu bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Fundagiller­den.) [L]

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PİERİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETREA

Tarih 26 Mayıs 2009

PETREA i. (XVIII. yy.da yaşamış ingiliz bilgini R.J. Peire’nin adından). Tropikal Amerika’da yetişen tırmanıcı ağaççık. (Mineçiçeğigillerden.)
— ansikl. Petrea, karşılıklı dizilmiş basit yapraklı bir ağaççıktır. Çiçekleri yaprakların dibinden veya dal ucundan çıkar; uzun ba­şak durumunda, kırmızı veya mavi renkli­dir. Petrea volubilis limonluklarda yetişti­rilir. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETREA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHOENlX

Tarih 26 Mayıs 2009

PHOENlX i. (yun. phoinike, kırmızı’dan lat. k.). Asya ve Afrika’da yetişen on beş kadar ağaç türünü kapsayan palmiye cinsi; hurma da bu cinstendir.
— ANSiKL. Phoenix,ler yüksek gövdeli veya gövdesiz, tüysü yapraklı, ikievcikli çiçek­li palmiyelerdir. Son derece önemli olan bir türü hurma ağacıdır [Phoenix dactyliferâ]. Diğer türleri bahçelerde süs bitkisi veya evlerde saksı bitkisi olarak yetiştirilir (Ph. Canariensis, Ph. acaulis, Ph. humilis, Ph. reclinata). [L]

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHOENlX hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHLOX

Tarih 26 Mayıs 2009

PHLOX i. (yun. phlox, alev’den lat. k.). Bir veya çokyıllık otsu süs bitkisi. (Polemoniaceae familyasından.)
— ANSiKL. Phlox’un yaprakları düz kenar­lı, çiçekleri kadeh taçlıdır. En tanınmış tür­leri Güney Amerika ve Asya’da yetişir. Anayurdu Texas olan Phlox Drummondii bahçelerde yetiştirilir. Bu tür çelikle veya tohumla üretilebilir. Pek çok çeşidi vardır. Ph. paniculata’nın çiçekleri leylâk rengin­de ve çok kokuludur. Anayurdu gene Ame­rika olan Ph. maculata bir öncekiyle çaprazlanarak büyük boylu çokyıllık türler el­de edilmiştir. Bu iki phlox grubunun yanı sıra Ph. stolonifera, Ph. divaricata gibi taş­lık yerlerde biten küçük boylu çokyıllık başka türler de vardır. (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHLOX hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHLOMİS

Tarih 26 Mayıs 2009

PHLOMİS i. Sapsız çiçekli otsu veya dibi odunsu bitki; bir yumak biçiminde olan çi­çeklerinin çanak kısmı genellikle buruşuk, taç kısmı beyaz, pembe veya sarı olur; taç yapraklardan biri miğfer biçiminde bir üst dudak gibi sarkar. (Seksen kadar türü bili­nen phlomis Akdeniz bölgesinden Şili’ye ka­dar yaygın alanlarda görülür. Birçok türü bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir: Phlomis ckrysophylla, Ph. fructicosa, Ph. Cashmeriana, Ph. Samia. Ballıbabagiller­den.) [L]
PHLORİNA Bk. FLORINA.

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHLOMİS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHLEA

Tarih 26 Mayıs 2009

PHLEA i. Yaprak gibi çok yassı gövdeli böcek; kurumuş yaprağa benzer; Brezilya’­da yaşar. (Heteroptera takımının pentatomidae familyasından.) [L]
PHLEBOTOMUS i. Böcekbil. Bk. TATAR­CIK.

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHLEA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHLAEOTHRİPS

Tarih 26 Mayıs 2009

PHLAEOTHRİPS i. Zeytin ağacının dalla­rında, yapraklar altında yaşayan ve büyük zararlara sebep olan böcek. (İlmî adı Phlaeothrips oleae. Thysanoptera takımından phlaeothripidae familyasının örnek tipi.) (L)

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHLAEOTHRİPS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PHİLLYREA

Tarih 26 Mayıs 2009

PHİLLYREA i. Süs bitkisi olarak kullanı­lan ağaççık; küçük, sarımtırak beyaz veya yeşilimsi beyaz renkte çiçekleri, kışın düş­meyen sert yaprakları vardır. (Zeytingiller­den.) [L]

26 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PHİLLYREA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETÖFİ (Sandor)

Tarih 25 Mayıs 2009

PETÖFİ (Sandor), macar şairi (Kiskörüs 1823 – Segevar [bugün Şigişoara] 1849). Okul disiplininden bıkarak önce gezici tiyat­ro oyuncusu, sonra asker oldu; ülkeyi şiir­ler yazarak yaya dolaştı ve yeniden öğreni­me başladı. Başkente ulaşınca Vörösmarty’in desteğiyle ilk şiir kitabını yayımladı (1844). İçinde, A Helyseg Kalapacsa (Köyün Çe­kici) adlı manzumenin de yer aldığı bu ilk derleme büyük bir başarı kazandı; bunu diğer eserleri (Cipruslombok Etelka Sirjarol [Servi Yapraklan], Szerelem Gyönegyei [Aşk İncileri], Bulutlar) takip etti. Ro­mantik coşkunluğu, içtenliği ve genellikle halk şarkılarından yararlanması macar şiirine yeni bir ufuk açtı, 1847′de Jukia Szendrey ile evlendi. Yazdığı millî marşla (Talpra, Magyar [Kalk, Macar]) halkın heyecanını uyandırarak macar devrimini başlatan (15 mart 1848) Petöfi’dir.
Kurtu­luş savaşına gönüllü olarak katıldığı sıra­da, general Bern şairin hayatını kurtarmak için onu kamp yardımcısı seçti; ama Petöfi, ileri hatlarda savaşmak istedi ve Feheregyhaza’da kahramanca öldü. En ünlü lirik şiirleri: Egy Gondolat Bant Engemet (Beni Bir Düşünce Üzüyor); Szeptember Vegen (Eylül Sonunda); Sana ne Ad Ver­meli?; Kışın Puszta; Dört öküzlü Araba; Tisza; Hüzünlü Sonbahar Rüzgârı; Nemzeti Dal (Millî Marş); Bay Paul Pato; Titre Çalılık v.b. Bundan başka tercüme­leri, iki tiyatro oyunu, manzum hikâye­leri, epik şiirleri (Az Apostol [Havari]) vardır. Janos Vitez (Kahraman Janos) [1845] adlı şiirinden yararlanarak perili bir oyun yapıldı (müziği Kacsoh’un) ve bu eser 1904′ te büyük ün kazandı. Petöfi hem macar romantizminin en önemli yazarı, hem de millî bir kahramandır. (L)

25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETÖFİ (Sandor) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETİVERİA

Tarih 25 Mayıs 2009

PETİVERİA i. (ing. botanikçisi J. Petiver’in [öl. 1718] adından). Tropikal Amerika’­da yetişen, dallı, dik gövdeli, oval veya uzun almaşık yapraklı, dibi odunsu bitki; küçük çiçekleri yana doğru uzamış başaklar ha­lindedir. (Karakteristik bir sarmısak koku­su çıkaran bu bitkilere, sarımsağın ilmî adından (allium) benzetme yapılarak Petiveria alliacea denir. Phytolaccaceae famil­yasından.) [L]

25 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETİVERİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETASİTES

Tarih 23 Mayıs 2009

PETASİTES i. Birbirinden oldukça farklı birçok türü olan, köksaplı, çokyıllık otsu bitki; bazı türlerde çiçekler, yapraklardan önce, salkım halinde açar; bol yaprağı, er­ken çiçek açması, çabuk gelişmesi yüzün­den süs bitkisi olarak kullanılır. (Bileşik­gillerden.) [L]

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETASİTES hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETALOSTEMON

Tarih 23 Mayıs 2009

PETALOSTEMON i. Tüysü yapraklı otsu bitki; çiçekleri yaprakların tam karşısında sık başak durumunda toplu olur; Kuzey Amerika’da yetişir. (Fasulyegillerden.) [L]

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETALOSTEMON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETALİSMOS

Tarih 23 Mayıs 2009

PETALİSMOS i. (yun. petalon, yaprak’-tan). Esk. Yun. Syrakusai’de oyların zey­tin yaprakları üzerine yazılarak verildiği sürgün kararı. (L)

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETALİSMOS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PETALİPAR

Tarih 23 Mayıs 2009

PETALİPAR sıf. (fr. petalipare). Erkek organları ve bazen meyve yaprakları taç yaprak şeklini alan çiçeğe verilen sıfat. (L)

23 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PETALİPAR hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERVAZE

Tarih 22 Mayıs 2009

PERVAZE i. (fars. pervâze). Esk. Kır ye­meği.
Gece eğlentileri için yakılan ışık.
Altın veya gümüş yaprakların kırıntısı.

♦ Pervazeger blş. sıf. ve i. Esk. Altın ve gümüş yaprakları işleyen (kimse). [M]

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERVAZE hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERU

Tarih 22 Mayıs 2009

PERU i. Bk. pero.

PERU, Güney Amerika’da devlet, Büyük Büyük Okyanus kıyısında; 1 285 215 km2; 12 012 000 nüf. Başkenti, Lima (1 716 000 nüf.). Başlıca şehirleri: Calloa (161 300 nüf.); Arequipa (156 700 nüf.); Trujillo (100 100 nüf.), Chiclayo (86 900 nüf.); Cuzco (78 300 nüf.); İquitos (58 200 nüf.).

COĞRAFYA Fizikî coğrafya

• Yüzey şekilleri. Peru’nun yüzey şekilleri üç büyük bölgeye ayrılır: Andîar, Amazon bölgesi, kıyı bölgesi.

1. Merkezde Andlar, arazinin üçte birini içine alır. Hemen her yerinde başlıca üç unsura rastlanır: 4 000 m yükseltiye doğru puna veya pampa denen yüksek alanlar, 5 000 m’den yukarıda çoğu 6 000 m’yi aşan ve eskiden sanıldığı gibi düğümler değil, basamaklar meydana getirerek kuzeybatıdan güneydoğuya uzanan kalıntı engebeleri, Amazon şebekesine bağlı akarsular (Urubamba, Apurimac, Mantaro, Huallaga, Maranon) tarafından aşıldığı halde başları çoğunlukla Büyük Okyanus’a yakın olan dar ve derin vadiler.

And dağlarının en geniş kısmı Güney Peru’dadır. Bu bölgede üç kısım ayırt edilir:

Huancayo Andları’nı, Abancay’ı Cuzco ve Carabaya’yı kapsayan doğu cordillera; Titicaca gölüne doğru çoğunlukla bazaltlar ve volkan külleriyle örtülü olan (Bolivya sınırı dışında) ve büyük ölçüde yarılan punalar; Chachani (6 035 m), Misti (5 842 m), Tutucapa (5 780 m) gibi yanardağların bulunduğu batı cordillerası. Orta ve Kuzey Peru’da, Andlar kıyı bölgesinden uzaklaşır; kütle özelliği taşıyan dağlar kalıntı engebeleridir: Huayhuash cordilleralan; Huascaran dağında yükseltisi 6 768 m’yi bulan ve güzel buzulların yer aldığı cordillera filanca, Serra Negra (5 000 m). Ekvador sınırına yaklaştıkça Cajamarca Andları’nda genel yükselti azalır ve boğazların yüksekliği 2 500 m’yi aşmaz. Puna alanlarının yerini Mantaro’nun doğduğu Junin pampası ve Rio Santo’nun başladığı Conocacha pampası gibi yüksek bataklık ovalar alır.

2. Andların doğusunda Peru Amazon bölgesi (Amazonas) uzanır; Rio dağeteğiyle bir alüvyon ovasından meydana gelen bu geniş bölgedeki ırmakların başlıcaları (Ucayali, Maranon ve Rio Napo) önandlar’dan çıktıkları boğazlar ve çağlayanlardan sonra (Maranon kıyısında, 150 m yükseltide Pongo de Manseriche) genişler. Peru Amazon bölgesi, ülke topraklarının yarısını içine alır. Bk. AMAZON.

3. Kıyı bölgesi, bir dolma ovasında veya Chincha ile Canete arasında yükseltisi 170 m’yi bulan konglomera yarlarından meydana gelir, Batı Andlar ile temas bölgesi, ancak Pisco ile Narca arasında yüksektir.

• Peru İklim ve bitki örtüsü. Başlıca iklim olayı kıyı ile Amazon bölgesi arasındaki bakışımsızlıktır. Dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan kıyıda sıcaklık farkları çok düşüktür: Lima’da on dokuz yılda yıllık yağış ortalaması 37 mm’dir. Bu çok az yağışlar gökyüzünü kışın örten buharların (garva) yoğunlaşmasının sonucu olan ince yağmurlar halinde düşer; bununla birlikte yükseltisi 500 m’yi geçen tepelerde (paranalar) seyrek otların yetişmesine imkân verir. Kıyı bölgesi, Batı Andlar’dan inen sel sularının ağzındaki vahalarla yer yer kesilen bir taş ve kum çölüdür. Buna karşılık Peru Amazon bölgesi bol yağış alır (ovada 3 m’den çok): bu yağışlar ve ekvator bölgesinin aşırı sıcaklığı montana denen ve yapraklarını dökmeyen sık bir ormanın yetişmesine imkân vermiştir. Montana adı, teşmil yoluyle bütün bölgeyi de ifade eder. Doğu Andlar’ın yamaçlarında orman seyrekleşir: burası otlu bozkırlar ve çalılarla örtülü ceja da montana bölgesidir. Doğu sierralarda yükselti sıcaklığın düşmesine yol açar. Cuzco’da yıllık sıcaklık ortalaması 20°C, en yüksek sıcaklık 26°C ve en düşük sıcaklık —5°C’tır. Mayıs Kasım aylarında yağış düşmez ve yağışlar aralık-nisan ayları arasında toplanır. Yağışlar yükseltiyle birlikte azalır: kuzeyde yıllık yağış ortalaması 900 mm, güneyde ise 300 mm’dir; ancak sert ve ender bir otun yetiştiği punalar çöllerle örtülüdür. Ağaçlar yalnız vadilerde ortaya çıkar (salkım söğüde benzeyen molle ahlat ağacı). Dikenli ağaçsılar ve cereus katlarıyle (3 800 – 1 500 m yükselti arasında) Batı And punalarından kıyı çöllerine geçilir. Buzullar ve daimî karlar yüksek kalıntı engebelerinde toplanmıştır ve 4 500 m’nin altına pek ender iner. Cordillera Blanca’nın adını buzullardan almasına karşılık, Misti’-de, yükseltisine rağmen, daimî karlar yoktur.

PERU Beşeri coğrafya

Peru, eski kızılderili medeniyetlerinin ülkesidir. Halkın çoğu hâlâ quechua ve aymara dillerini konuşur. Nüfusta kızılderililerin oranı yüksektir: bütün ülkede yüzde 47, Sierra’da yüzde 80. Melezlerin sayısı da hemen hemen aynıdır ve şehirlerde özellikle Lima’da yaşayan safkan beyazların sayısı ancak 600 000′dir. ülkede hâlâ 40 000 asyalı (özellikle cinli) ve 30 000′den az zenci yaşar. Hızla çoğalan nüfus son kırk yılda iki kat kadar artmıştır. Doğum oranının binde 30′dan çok, ölüm oranının ise binde 8,2′den az olduğu sanılır. Ortalama nüfus yoğunluğu km2′de 8,1 kişidir. Ama, Sierra’-daki yoğun nüfuslu vadilerle Puna’nın ve Amazon ormanmdaki birbirine uzak toplulukların nüfusu çok farklıdır. Peru’nun öteden beri bir köylü ülkesi olmasına karşılık şehir nüfusu zaman zaman tehlikeli bir ritimle artar. Bunun sebebi, Kızılderililerin yoksulluk yüzünden dağlardan kaçmasıdır: 1925′te 250 000 kişi olan Lima’nın nüfusu bugün Calles limanıyle birlikte bir milyonu aşar. öbür Peru şehirleri çoğunlukla sanayinin az ölçüde geliştiği büyük tarım pazarlarıdır: şekerkamışı ve pirinç tarlalarıyle Trujillo ve Chiclayo, vahasıyle Arequipa, pamuk tarlalarıyle Ica ve Piura, güzel tarlalarıyle Cuzco. Bununla birlikte yeraltı kaynaklarının işletilmesi Andlar’da, Cerro de Pasco ve La Oroya, Tacna (bakır), Chimbote (çelik fabrikası) gibi şehir çekirdeklerinin kurulmasına yol açmıştır. Büyük Okyanus kıyısında Bolivya’nın limanı olan Mollendo, Peru’nun Amazon kıyısındaki limanı tquitos ve Titicaca gölünün limanı Puno’da ulaşım sayesinde sanayi gelişmiştir.

Peru iktisadî coğrafya

• Tarım ve balıkçılık. Tabiî bölgelerin çeşitliliği üretimin ve kır faaliyetlerinin büyük ölçüde çeşitlenmesine imkân verdi: Amazon bölgesinde kerestecilik, tropikal ürünler tarımı (pirinç, mısır, manyoka, yerfıstığı, şekerkamışı, pamuk, kahve, kakao, çay), akdeniz ve ılıman iklim bitkileri (buğday, arpa, asma, zeytin, mercimek, bakla, fasulye), patatesin ağır bastığı And bitkileri tarımı. Ama çoraklık sulamayı gerektirir ve tarımı devamlı olarak kuraklık tehdit eder. Amazon ırmaklarının sularını kıyıya ulaştırmak için büyük çalışmalar tasarlanmıştır. Sömürgecilerden kalma büyük mülkler veya tersine bazı sulak bölgelerde toprakların aşırı derecede parçalanmış olması genellikle çok yoksul olan kızılderili köylülerin hayat seviyesinin yükselmesini engeller. Dağlardaki geniş alanların teknik bakımdan çoğunlukla geri olmasına karşılık, kıyılardaki daha modern büyük çiftliklerde şekerkamışı ve pamuk yetiştirilir; kimyevî gübre ile tohum seçimi Mısır elyafına benzer bir pamuk üretilmesine imkân vermiştir. İhracat bitkileri tarımının gelişmesi, besin tarımıyle atbaşı yürümez: oysa beslenecek insan sayısı günden güne artmaktadır. Et üretimi ülke ihtiyacını karşılamağa yetmez. Bununla birlikte And sürüleri (koyun, lama, vicuro, alpaka) yün ihracatına imkân verir. Peru doğudaki sıcak ve yağışlı bölgelerin değerlendirilmesini (Tingo Mario yerleşme merkezi) desteklemektedir. Ayrıca Büyük Okyanus’un soğuk sularında büyük ölçüde balıkçılık yapılır. Ton balığı avcılığının teşkilâtlandırılması, hamsi setlerinin yakın bir tarihten beri büyük ölçüde işletilmesi ve büyük tesisler inşa edilmesi Peru’nun birkaç yıl içinde yabancı sermaye ve teknisyenler yardımıyle dünyada balıkçılığının en gelişmiş olduğu devletlerden biri haline gelmesine imkân verdi. 1960-1965 Arası gayrısafi millî hasıla, yılda yüzde 6 oranında arttı; ama hızlı nüfus artışı bu oranı yaklaşık olarak yüzde 3,5′e düşürdü. Bu ilerlemenin başlıca sebebi, Jbalık unu sanayiinin gelişmesidir. 1960-1964 Arasında, tutulan balık miktarı 3,6′dan 9,1 Mt’a çıktı ve Peru dünyada birinci sıraya yükseldi (1966′da 8,8 Mt). Bir toprak reformu başlatılarak 60 000′den çok köylüye toprak verildi.

• Madenler. Yeraltı kaynaklarının işletilmesi Peru ekonomisinin sağlam olmayan dengesini sağlar. Sömürge dönemindeki altın ve gümüş, özellikle XIX. yy .da işletilen guano, bugün ikinci plana düşmesine rağmen hâlâ önemlidir. Peru dünyanın dördüncü gümüş üreticisidir; guano hâlâ kıyıdaki çorak adalarda elde edilir. Demirsiz madenler üretimi önemlidir: kurşun, bakır (La Oroya’da işlenir), Cerro de Pasco bölgesinde çinko daha az ölçüde çıkarılır ama ticarî önemi büyük olan vanadyum, bizmut, antimon, tungster, molibden, kadmiyum, uranyum, manganez. Demir filizi üretimi hızla gelişmektedir: 1953′ten beri işletilen Marcona yatağı; Lima’nın güneyinde Acari madenleri; zengin filizlerin bulunduğu ve Japonların ilgilendiği güneydeki Chala limanı yakınında yataklar. Peru Maden bankası yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesini destekler ve yabancı şirketlere (başlıcaları amerikan şirketleri) arama ve işletme imtiyazları verir. Madenlerin dağlarda, çoğunlukla 3 500 m’den yüksekte olması, bunların işletilmesini güçleştirir ve masrafları artırır.

• Enerji kaynakları. Peru enerji” sıkıntısı çeker: Ancak idare bölgesinde, Santa vadisinde ve Arequipa ile Tuna arasında, maden kömürü üretimi 160 000 tonu pek az geçer; hidroelektrik üretimi çorak iklim, akarsuların sel rejimi ve Andlar’ın yüksek eğimi yüzünden sınırlıdır; bununla birlikte petrolün katkısı önemlidir: en verimli yataklar kıyı bölgesinin kuzeyindedir: Lobitos ve Negritos (bir ingiliz şirketi tarafından işletilir), Talara (Standart Oil’un kolu olan bir şirket), Zorritos (devlet şirketi) petrol merkezleri. Amazon yamacında Amerikan-Peru şirketinin üretimi artmaktadır. Aynı zamanda And dağeteğinde araştırmalar yoğunlaşmakta ve Manaus’ta (Brezilya) inşa edilecek rafineriye ham petrol sevkıyatı tasarlanmaktadır.

PERU için Machupiccu’da harabeleri önem arzetmektedir. Andların en yüksek zirvelerinden Salcantay ‘dır.

• Sanayi. Peru’da sanayi son yıllarda gelişti. Geleneksel besin ve dokuma sanayii (Lima, Cuzco, Arequipa) dökümcülük, çinko, bakır ve kurşun tasfiyesinin yanı sıra modern sanayiye ve temel donatıma yönelmiştir (Chimbote Çelik fabrikası). Gelişen kimya sanayii, gübre, patlayıcı madde, ecza ve antikriptogam malzemesi, sunî dokuma üretir. Ayrıca seramik, sıcağa dayanıklı maddeler oto lastiği fabrikaları kurulmuştur.

Peru’da sanayide en büyük gelişme, üretimi üçte iki artan demir çıkarımında oldu (1966′da 5,3 Mt); petrol üretimi daha ağır gelişmesine rağmen 1966′da 3 Mt’u geçti. Bakır, kurşun, çinko, değerli madenler, 1960′-tan sonra en yüksek seviyesine ulaştı; kurşun, özellikle de çinko üretiminin bir kısmı yerinde değerlendirilmeğe başladı.

• Ulaşım. Hükümetin sürekli çabalarına rağmen ulaşım yolları ağı henüz yetersizdir. 4 000 km’yi aşan demiryollarının çoğu özel şirketlerindir (başlıcası bir kanada şirketi); hatların çoğu 1951′den sonra And şehirleriyle maden merkezlerini kıyı limanlarına bağlamak için inşa edildi ve inşaat sırasında dünyanın en yüksek seviye farklarıyle karşılaşıldı. Başlıca hatlar Lima’yı Cerro de Pasco ve Huancayo’ya bağlar; Çuzco, Puna, Arequipa ye Mollendo’ya bağlanmıştır. En iyi karayolu, Büyük Okyanus kıyısını takip eden Panamerika karayoludur. Devam eden inşaatlarla karayolları And yamacına doğru uzatılmaktadır; And yamacında ırmak ulaşımı da düzenlenmektedir (tquitos limanı). Ayrıca hava ulaşımı hem milletlerarası (Lima havalimanının donatılması), hem de mahallî rol oynar. Başlıca limanlar Talara (petrol ihracatı), Paita ve Pisco (pamuk), San Juan (Marcona’nm demiri), Bolivya dış ticaretine katkıda bulunan Chimbote, Mollendo ve Matarani, donatımı çok modern olan ve çeşitli malların mübadelesi yapılan Callao’dur.

• Dış ticaret. Peru’nun dış ticareti, hâlâ hammadde ihracatıyle sanayi ürünleri ithalâtına dayanır. Maden filizi, maden ve tropikal ürünlere (pamuk, şekerkamışı) yönelen ihracat oldukça çeşitlidir. Besin ürünleri ve yeni sanayiler için gerekli donatım mallarını ithal etme zorunluğu ticaret ?çığını artırmış, peru parasını zayıflatmıştır. Latin Amerika’da Peru’nun özelliği serbest mübadeleci siyaseti ve dış yatırımları geniş ölçüde kabul etmesidir.

Genellikle tek tip üretime dayanan nispî refahın sağlam temellere oturtulmadığı 1965′te balık unu ihracatındaki gerilemeyle ortaya kondu; pamuk ve şeker fiyatlarının düşmesi durumu daha da ciddîleştirdi. Balıkçılığın gelişmesi 1960′tan sonra, eskiden beri hep açık veren ticaret bilançosunu dengelemeğe imkân vermişti. Bu sanayinin gerilemesi ihracatta duraklamaya yol açtı; oysa ithalat artmağa devam ediyordu. Ticarî bilanço 1965′te yeniden açık verdi, aynı yıl altın ve döviz rezervlerinin yarısı eridi. Durum güç çözülür bir hal aldı; çünkü ihracatta beklenen yeni gelişme 1959-1964 dönemindeki kadar hızlı olmadı (o dönemdeki olağanüstü artış henüz dizginlenemeyen bir enflasyona yol açmıştı). Latin Amerika serbest mübadele bölgesinin kurulması (1960-1961) 1960-1964 arası öteki tiye devletlerle ticareti iki kat. artırchysa da, 1966′da A.B.D. hâlâ Peru’nun ticaret yaptığı başlıca ülkeydi (ithalâtın yüzde 37’si, ihracatın yüzde 35′i).

TARİH

ilk medeniyetler

En eski medeniyetin kuzey kıyıdaki Huaca Prieta medeniyeti olduğu (M.ö. 1500′e doğru) sanılır: M.ö. 1000′e doğru ortaya çıkan mısır ve seramik, kıyıda Viru ve Chavin (yaklaşık olarak M.S. 300′den 600′e), Mochicas (Moche anıtları) ve Nozca (M.S. 500′e doğru) kültürlerinin gelişmesine yardım etti. Sonra büyük siteler çağı başladı: yaylada Aymaraların Tiahuanaco sitesi, kıyıda Chimaların başkenti Chanchan (M.S. 1200′e doğru). Bütün bu medeniyetlerin ortak özelliği mısır ve patates tarımı, lama yetiştiriciliği, bakır, tunç ve altın metalürjisidir: ayrıca hepsi yazıları olmadığından hatıra bırakmak için quipu kullanırlardı. 1200′e doğru tnkalar Güneş sülâlesi Cuzco vadisi Quechua’larında hüküm sürmeğe başladı: XV. yy.da Viracocha İnka, Pachacutec, Tunas, Yupanqui ve Huayna Capac zamanında 5° kuzey enlemi ile 37° güney enlemi arasındaki And yayları ve kıyı halklarının hepsine hâkimiyetini kabul ettirdi, özellikle mimarîsi (bk. cuzco, machupicchu) ve idarî kurumlarıyle ilgi çeken inka medeniyeti boyun eğdirdiği bütün halklara silinmez damgasını vurdu.

ispanyol fethi ve hâkimiyeti

Devletini iki oğlu Atahualpa (Quito) ve Huascar (Cazco) arasında bölüştüren Huayna Capac’ın ölümünde (1525′e doğru), iç savaş İnka imparatorluğuna büyük zarar verdi. Panama İspanyolları, Balboa’dan beri, daha güneyde altın bakımından zengin bir ülke bulunduğunu biliyorlardı ve bazıları kıyı bölgesini keşfe gitmişlerdi. Bu serüvencilerden Francisco Pizarro, Kari V tarafından henüz fethedilmemiş olan Yeni Castilla’nın genel valiliği ve başkumandanlığına tayin edildi (1529). Atahualpa’nın kardeşini öldürttüğü (1532) sırada inka topraklarına ayak basmıştı (1531). Pizarro birkaç asker ile İnka’yı tutukladı ve boğdurdu (1533 ağustosu); İspanyollar Cuzco’yu ve hazinelerini ele geçirirken ülkeyi Pizarro’dan sonra onun tayin ettiği kukla valiler yönetti. İnka Manco Capac II ayaklandı, genel valinin kardeşini büyük şehirde kuşattı (1533-1536) sonra ormanlara çekildi. İnka imparatorluğunun candamarını Cajamarca ortadan kaldırdı ve yenilenler ya kendilerini öldürerek veya İspanyolları çekmiş olan hazineleri tahrip ederek direndiler. Birbirlerine düşman olan Pizarro ve arkadaşları (bk. almagro) 1538-1542 arası ortadan kalktılar.

1542′de Kari V «Yeni yasalara çıkarttı ve bunların uygulanması için Peru Kral naipliğini kurdu; sınırsız bir arazi olan bu naiplik Güney Amerika’da devam eden fethin hareket üssü olarak yararlanıldı: ilk genel vali Blasco Nunez Vela, 1543′te, kıyı yakınında Pizarro tarafından kurulan (1535) ve 1542′de bfr audiencia merkezi olan Lima’ya yerleşti. Genel valiye bir meclis (Real acuerdo) ve yerlerini 1582′de sekiz mültezimin aldığı il valileri (corregidoreler) yardım ediyordu. Canete markisi genel vali (1556-1561) Andres Hurtado de Mendora’nın hazırladığı sömürge sistemini Francisco de Toledo (1563-1581) inka örneğini kopya ederek teşkilâtlandırdı: bu sistem tarım toplulukları halinde biraraya toplanmış olan kızılderililerin sömürülmesine dayanıyordu: toplulukların bazıları kendilerini sömüren bir ispanyol yöneticinin vesayeti altındaydı (encomienda’laı); öbürleri kabilenin kamu yetkisine ve mita’ya (Inkaların kurduğu angarya sistemi) karşı borçluydular (çoğu bu yüzden Lima’ya ve kıyı bölgelerine kaçtı). Kızılderilileri paganlıktan kurtararak hıristiyan kültürüne bağlamak (Juli cizvit misyonu) ve orijinalliklerini muhafaza etmek için (Kari II’nin Recopilacion de las Ley es do indias’ı çıkarması [1680]) rahipler büyük çaba harcadılar, inka kralı Tupac Amaru I’in (öl. 1571) ve 1780′de Tupac Amaru II’nin (öl. 1781) isyanlarının da gösterdiği gibi inka klanı toplum yapısında ağırlığını uzun Süre muhafaza etti. İspanyol kolonları And yaylalarında zeytin, buğday ve üzüm yetiştirmeğe başladılar; kıyıda kurdukları şekerkamışı işletmelerinde çalıştırmak için zenci köleler getirdiler: boyalar, mobilyalar, dinî süslemeler, meksika dokumaları v.b. satın aldılar. Ama Peru’nun başlıca zenginliği yeraltı kaynaklarıydı. Huancavelica civa madeni sayesinde Meksika’da (1567), sonra Peru’da (1572′de veya en geç (1585′te) gümüş malgamasına başlandı. 1545′te bulunan Potosi gümüş madeni XVIII.yy.a kadar dünya üretimine hâkim oldu ve Callao de Lima’dan Panama (başlıca yol) ve Tehuantepec kıstaklarına (Huatulca, XVI.yy.dan sonra da Novidad limanlan) doğru giden ticarî akınların büyük kısmını besledi. İspanya’nın ve bütün Avrupa’nın ekonomisini bozan bu para, sömürge toplumunu zenginleştirdi: Peru’da şehirler, barok üslûbunda kiliseler ve bir üniversite (1551′de Lima’da San Marcos üniversitesi) inşa edildi; ayrıca ülkenin lüks eşya ithalâtı günden güne ar­tıyordu.
Ama bu refah dönemi uzun sürmedi; Potosi’nin gümüş üretimi, 1610-1630 arası en yüksek seviyesine eriştikten sonra, işletme­nin teknik yetersizliği ve kızılderili halkın mita’nın uygulanmadığı kıyıya, tarım işlet­meler ine ve şehirlere (özellikle Lima) kaç­ması yüzünden çöktü: ücretli işçi sınıfının doğması bu süreci engellemedi; zaten nüfus da XVII. yy., sonuna kadar büyük ölçüde azaldı. XVIII. yy.da nüfus yeniden art­mağa başladı, ama Potosi tekrar kalkma­madır bunda, ispanya ile Büyük Okyanus ve Panama kıstağı aracılığıyle kurulan iliş­kilerin kesilmesi ve ispanya ile tek bağlantının uzun ve tehlikeli Buenos Aires yo­lundan başka bir bağlantının bulunmaması büyük bir rol oynadı. Avrupa ile bağlantı­ları kesilen, birbirinden iyice uzak ve her birinde ayrı bir hayat tarzı gelişen coğrafî birimlerden kurulur ve aslında bütün Gü­ney Amerika’yı içine alan yedi audencia’ya (Panama, Santa Fe de Bogota, Quita, Li­ma, Charcas, Şili ve Buenos Aires) bölün­müş büyük Peru Genel valiliği yavaş yavaş bugünkü sınırlarına yerleşti. Tierra Firma veya Yeni Granada (1718) Genel valiliği 1739′da kesinlikle teşkilâtlanarak Peru’dan bugünkü Venezuela, Kolombiya ve Ekvador’u aldı; 1776′da La Plata Genel valiliğin (Arjantin, Uruguay, Paraguay) kurulmasıyle Peru Charcas audienca’sım (Yukarı Pe­ru, bugünkü Bolivya) bile kaybetti. Ayrıca 1778′de kurulan Şili Genel valiliği Lima’­ya karşı oldukça muhtardı ve ticaret ser­bestisinin ilânı (1778) ispanyol sınırlarını tehlikeye düşürerek bağımsızlığı hazırladı.
Peru’ nun Kurtuluşu ve Siyasî bağımsızlık
Kral naibi J.F. Abascal (1804-1816), Kreollere ispanyol hâkimiyetini kolaylıkla kabul ettirdi ve isyan eden arjantin ordusunu püs­kürttü. Ama Cadiz ayaklanmasından (1820) sonra, San Martin, Arjantinli ve Şilililerin başında hücuma geçti, ayaklanan Lima’ya girdi, Peru’nun bağımsızlığını ilân ederek «Koruyucu» unvanını aldı (28 temmuz 1821); ama Bolivar ile Guayakuil’de görüştükten (temmuz 1822) sonra 1822 eylülünde bu un­vandan vaz geçti. Kurtarıcı adı verilen Bo­livar ordusu (eylül 1823) ispanyol ordusunu kesinlikle yok etti (Junin ve Ayacucho 1824): son ispanyol garnizonu (Callao gar­nizonu) 1826 ocağında teslim oldu. Ama topluma hâlâ beyaz azınlık, büyük mülk sahipleri ve kilise hâkimdi. Daha o tarih: e siyasî kargaşa başladı; Bolivar’m ülke; kaderine terk etmesinden (eylül 1826) er­ce iki yıl içinde iki cumhurbaşkanı değişi: Peru’da birçok pronunciamento ve Anaya­sa değişikliği olurken XIX. yy. Avrupa siyasî belâgatinin altında CaudillolariK şahsî rekabetleri gizleniyordu.
Aşağı ve Yukarı Peru arasındaki gelenek­sel bağlar, mareşal Santa Cruz’un bir Peru-Bolivya konfederasyonu kurmasına (1836 imkân verdi: bu birliği şili ordusu dağıttı (1839). iki defa cumhurbaşkanı seçilen Ramon Castilla (1845-1851 ve 1855-1862), dik­tatörlüğünü kabul ettirdi, kızılderililerder. vergi alınmasını ve zencilerin köleliğini kal­dırdı, millî ekonomiyi geliştirdi: avrupa sermayelerinin guano ve güherçile işletme­leriyle ilgilenmesi, ülkeye çok kötü şartlar altında yaşayan cinli işçiler getirilmesin: başlattı (1849′dan sonra). Bir borç meselesi ispanyol donanmasının guano bakımından zengin olan Chinehar adalarını işgal etme­sine (1864), sonra Callao’yu topa tutmasına yol açtı (1866); sonunda ispanya sömür­geyi yeniden fethetme hevesinden vaz geç­mek zorunda kaldı. Tarapuca güherçilelerinin yol açtığı Pasifik savaşında, Şili, Bo­livya (1879-1881) ve Peru’yu (1879-1883) yen­di. Peru, Tarapaca ilini Şili’ye bıraktı. Şi­li Tacna ve Arica’nın öbür illerini de işgal ederek, plebisit yapılıncaya kadar on yn elinde tuttu. Aslında mesele ancak 1929′ d a Şili’nin Tacna’yı iade etmesi ve Arica’y: muhafaza etmesiyle çözüldü. Brezilya (1909 ve Kolombiya ile daha az önemli sınır ça­tışmaları çözüldü (Leticia trapeze’nin bıra­kılması, 1934); buna karşılık, Ekvador ile anlaşmazlık (Maranon’un kuzeyindeki böl­ge) Peru’nun anlaşmazlık konusu amazon arazilerinin büyük kısmında hâkimiyetin: onaylayan Rio de Janeiro antlaşmasına (1942) rağmen henüz gerçekten çözümlenememiştir.
Pasifik savaşı ve Şili işgali yüzünden iflâs eden Peru, devletin yönetimini askerlere (general Iglesias, sonra Caceres [1886-1890 ve 1894-1895]), maliye ve ekonominin yöne­timini ise bir avrupa konsorsiyumuna (Peruvian Corporation) bıraktı. Maden işletme­si (altın, gümüş, bakır, çinko, petrol), XX. yy. başında yeniden gelişti. 1908-1912, sonra 1919-1930 arası cumhurbaşkanı seçilen A.B. Leguia, Birinci Dünya savaşından sonra şiddet yerine rüşveti tercih eden ve büyük iktisadî buhran sırasında ortadan kalkan bir diktatörlük kurdu. V.R. Haya de la Torre tarafından 1924′te Paris’te kurulan ve 1933′te kanun dışı ilân edilen marksist eğilimli ve A.B.D. düşmanı A.P.R.A. (Alienza Popular Revolucionaria Americana [Amerikan Devrimci Halk birliği]) ülkede yeni bir siyasî kuvvet oldu. Manuel Prado Ugarteche’nin (1939-1945) başkan­lığı sırasında temel hürriyetler yeniden or­taya çıktı. L. Bustamente y Rivero’nun cumhurbaşkanlığı sırasında (1945-1948) A. P.R.A.’nm siyasete katılmasını ve bir hü­kümet darbesi denemesini (1948), iktidarı general M.A. Odria’ya veren bir Pronun-ciamiento takip etti; M.A. Odria, A.P.R. A.’yı ve Komünist partisini kanun dışı ilân etti (1948) ve cumhurbaşkanı seçildi (1950-1956). 1956 Seçimlerinin serbestçe yapılma­sı «apriste»lerin ve liberallerin M. Prado Ugartache’yi yeniden cumhurbaşkanı seç­melerine (şubat 1960) imkân verdi. Haziran 1962′de, başkanlık seçimleri sonuçları, A. P.R.A. Kurucusu Haya de la Torre lehine gibi göründü. Günden güne basit bir «reformizm»e yönelen Torre’nin durumunun de­vamlı olarak gerilemesine rağmen, ordu vadenin yaklaşmasından kaygılandı ve dar­beye baş vurdu: general Ricardo Perez Godoy seçimleri iptal etti ve geçici bir askeri hükümet kurdu. Haziran 1963′te, yeni se­çimler sonucunda Halk Hareketi partisinin adayı olan ve hıristiyan demokratlara da­yanan liberal Belaunde Terry başkan se­çildi. Fakat sosyal reformlar sınırlı kaldı. Yönetici çevrelerin dağlı köylülerle pek il­gilenmemesi, Castro’yu örnek tutarak si­lâhlı mücadeleyi genişletmeğe çabalayan ger iller o hareketlerinin gelişmesine yol aç­tı, özellikle, M.I.R. (Movimiento de la îzquierda Revolucionaria [Devrimci Sol hare­keti]), 1965′ten sonra birçok çete kurdu: hareketin kurucularından avukat Luis de la Puente Uceda, aynı yıl savaşırken öldü ve hükümet çevreleri âsilerin yok edildiğini açıkladı.
Gerilla faaliyetinin önlenmesi üzerine hü­kümetçe temmuz 1965′te kaldırılan anayasal haklar iade edildi (1966). 3 Ekim 1968′de başkan Belaımde Terry bir askerî hükümet darbesiyle devrilerek Buenos Aires’e sürül­dü. Darbeyi takip eden günlerde birtakım öğrenci hareketleri patlak verdi. Askerî dar­be hareketini yöneten genelkurmay başkanı general Juan Velasco Alvarado, başkan, ge­neral Ernesto Montagne ise başbakan oldu; askerlerden meydana gelen 12 kişilik bir hü­kümet kuruldu. Yeni hükümet, önceki an­laşmaları iptal ederek ülke petrolleri ve şe­ker plantasyonları devletleştirdi. Toprak reformunun gerçekleştirilmesi doğrultusun­dan köklü tedbirler alındı. Petrol şirketleri­nin devletleştirilmesi, dolayısıyle A.B.D.’-nin Peru ile olan anlaşmazlığı devam eder­ken, Peru hükümetinin ülke karasularını 200 mile çıkarma konusundaki kararını uy­gulaması iki ülke arasındaki ilişkileri büs­bütün gerginleştirdi. Peru askerî hükümeti sanayi kesiminde de köklü reform ve devlet­leştirme tedbirlerine girişti. Peru’da 31 mayıs 1970′te meydana gelen bü­yük deprem 50 000 kişinin ölümüyle sonuç­landı; 800 000 kişi açıkta kaldı.

Pizarro ile Atahualpa’nın Cajamarca’da karşılanması (1532) The de Bry’ın gravürü Cabinet des Estampes, Paris.

AN AY AS A
1933 Anayasasında birçok defa değişiklik yapıldı. Okuma yazma bilen erkek ve ka­dınlar (1956′dan beri) seçmendir (21-60 yaş arası oy kullanma mecburîdir). Cumhurbaş­kanı, iki başkan yardımcısıyle birlikte altı yıl için seçilir, yürütme gücünü elinde tu­tar; meclislere karşı sorumlu olan on iki bakan vardır. Devlet güvenliği gerektirdi­ğinde cumhurbaşkanı hürriyetlerin tamamı­nı veya bir kısmını kaldırabilir ve sınırı kanunla tespit edilen olağanüstü yetkiler alır. Yasama gücü tek dereceli genel oy sistemiyle altı yıl için seçilen senato (53 üyeli) ve millet meclisindedir (182 üye). Ülke bir vali tarafından idare edilen 24 idare bölgesi ile illere (onlar da idare böl­gelerine) bölünmüştür, ilke olarak belediye meclisleri seçimle iş başına gelir. Kızılderili topluluklarına kanunî haklar tanınmıştır.
GÜZEL SANATLAR
Kolomböncesi eski peru sanatı Güney Ame­rika’nın en önemli sanatıdır ve Inka im­paratorluğunun bütünlüğü sağlamasından önce çeşitli bölgelerde gelişen farklı medeniyetlerin sonucudur. (Bk. KOLOMBÖNCE­Sİ.) Fetihten sonra Peru, ispanyol barok sanatının bir eyaleti haline geldi: ama yerli sanatçıların etkisi ve katkısı, bu sanata eski sanatları hatırlatan hayalî süsleme temalarıyle orijinal bir görünüş kazandırdı. Başlıca anıtlar Cuzco katedrali ve Pamata kilise sidir. XVI. ve XVII. yy .da Cuz­co’da gelişen bir resim okulundan inka ilerigelenlerinin portreleri, dinî tablolar ve inka sembollerinin hıristiyan temalarına ka­rıştığı eserler kalmıştır. XVII. ve XVIII. yy.da bol altın kullanan şatafatlı süsleme sanatı oymalarla süslü koltuklar, kumaş­lar, çerçeveler bıraktı. Halk sanatı, sera­miklerde, giyeceklerde ve dinî eşyalarda ispanyol sanatı ile kolomböncesi sanatı kay­naştırır. XIX.yy. ressamlarından Jose Gilde Casho portreler, F. Laso, L. Merino ve F. Fierro halk hayatından sahneler bıraktı­lar.
EDEBİYAT
Kolomböncesi edebiyat için bk. İNKA İM­PARATORLUĞU; sömürge döneminin edebî faaliyeti için bk. İSPANYOLCA.
• Şiir. XVIII. yy.ın mirasçısı olan hiciv şairleri Felipe Pardo y Aliağa (1806-1868) ve Manuel Asensio Segura’dan (1805-1871) sonra, romantik nesli şu şairler temsil eder: Lamartine hayranı Jose Arnaldo Marquez (1830-1904): ağıtlar yazan Carlos Augusto Saloverri (1831-1890); V. Hugo’nun etki­sinde kalan Clemente Althaus (1835-1881); daha çek nesirleriyle tanınan Ricardo Palma (1833-1919), millî edebiyatı ispanyol ge­leneklerinden kur!atmağa çalışan Manuel Gonzalez Prada (1844-1918). Ama Peru’da modernciliğin gerçek önderi, Ruben Dario’ nun çömezinden çok rakibi olan epik ve romantik şair Jose Santos Chocano’dur (1875-1934): has Santas (Kutsal öfkeler), Alma America, Epopeya de los Libertadores (Kurtarıcıların Destanı) güçlü ve coş­kun bir lirizmle kaleme alınmıştır. Aynı ne­silde ı Jose Maria Eguren (1882-1942) daha ahenkli bir şiirin yaratıcısıdır. Bu iki usta­nın açtığı yolu şu şairler takip etti: şeh­vetli ve umutsuz şair Victor Vallejo (1895-1938); fütürizmden geçtikten sonra yumu­şayan ama hâlâ Güney Amerika’da edebî bağımsızlık hareketinin başlıca temsilcilerin­den olan Alberto Hidalgo (doğ. 1893). Çağdaş Peru edebiyatının başlıca özelliği halk ruhunu ve modern iktisadî gelişmenin ortaya koyduğu toplum meselelerini anlat­ma kaygısmdadır.
ispanyol tç savaşının yürekten sarstığı Cesar Valleionun (1892-1938) ölümünden son­ra Cesar Mor o (1904-1956), Xavier Abril idce. 1905). Enrique Pena Barrenchea (doğ. 1905), Emilic Adolfo Westphalen (doğ. 1911), Martın Adan (doğ. 1918) sayesinde şairler avrupa edebiyat okul ve araştırma­larını yakından takip ettiler. Ama Julio Garrido Malaver (doğ. 1909), Felipe Arias Larreta (1910-1955) ve Mario Florian’ın (doğ. 1917) sanatı, siyasî amaçlarla dolu militan bir lirizmdir. Jorge Eduardo Eielson (doğ. 1922), Javier Sologuren (doğ. 1922), Sebastian Salazar Bondy (1924-1965), Washington Delgado (doğ. 1926), Leopoldo Chariarse (doğ. 1928), Alberto Escobar (doğ. 1929) ve Pablo Guevara (doğ. 1930) ile, yeni neslin bir kısmı yalnız estetik amaçlara yönelirken, Gustavo Valcarceî (doğ. 1921), Alejandro Romualdo Valle (doğ. 1926), Juan Gonzalo Rose (doğ. 1928) ve Manuel Scorza (doğ. 1929) geleneksel yoldan ayrılmadılar.
• Roman. Romances Historicos del Peru’­nun ve Helenc’in Dostları romanının ya­zarı Fernando Casos’tan (1828-1882) sonra ispanyol-amerika edebiyatının en iyi hika­yecilerinden biri olan Ricardo Palma (1833-1919) gelir; Peru Gelenekleri adlı eserinde fıkralar ve efsanelerle ülkesinin bütün geç­mişini canlandırır. Paralvillo ve Sisebuto yazarı Guiterrez de Quintarilla (1858-1935) ve iki kadın romancı onu örnek almıştır: çok güzel bir psikolojik roman (Blanco Sol) yaza a Mercedes Cabello de Corbonero (1852-1909) kızılderili meselesini ilk ola­rak ele alan Yuvasız Kuşlar romanının ya­zarı Clorinda Mateo de Turner (1854-1909).
• Tugsten adlı romanında ülkesinin sosyal meseleleriyle uğraşan Victor Vallejo ve Abraham Valdelomar (1887-1919) ile peru ro­manı yeni bir çığıra girdi. Enrique Lopez Albujar’m (doğ. 1872) çok iyi bir hikayeci olmasına rağmen, peru hikâyesi en mükem­mel şeklini Ventura Garcia Calderon ile (1887-1959) buldu: Akbabanın İntikamı, ölüm Tehlikesi, Kan Rengi’nde, kızılderililer ve melezler büyük bir ustalık ve trajik bir anlayışla canlandırılmıştır. Aynı zaman­da çok zarif şiirler de (Cantilenas) yazan Ventura Garcia Calderon’u, Lois Valcarceî (doğ. 1891), Aurora Caceres (doğ. 1880) ve Tanrısız Halk romanında kızılderili mesele­sine eğilen Cesar Falcon örnek aldılar. Ama kızıldenülerin en ateşli savunucusu Ci­ro Alegria’dır (doğ. 1909).
Yerli edebiyat geleneğinde, çağdaş roman­cı Ciro Alegria (1909-1967) ve Jose Maria Arguedas’ın (doğ. 1911) eserleri hâkimdir. Bu yazarların etkisi, Arturic Demetrio Hernandez (doğ. 1903), Jose Diez Canseco (1904-1949), Francisco Vega Seminario (doğ. 1903) Fernando Romero (doğ. 1908) ve Francisco lzquierdo Rios’un (doğ. 1910), hikâye ve anlatılarında görülür. Eleodero Vaıgas Vicuna (doğ. 1924), Carlos Zavaleta (doğ. 1928), Julio Ramon Riberro (doğ. 1929), Enrique Congrains Martin (doğ. 1932), Mario Vargas Lİosa (doğ. 1936) gibi genç romancılar daha çok gerçekçi konu­lara yönelmekte ve ingiliz-amerikan anla­tım tekniklerinden ilham almaktadır.
• Deneme. Şair Manuel Gonzalez Prada aynı zamanda da bağımsız düşünceli atak bir polemikçidir: Serbest Sayfalar ve Sa­vaş Saatleri adlı denemeleri yüce bir dü­şünceyi yansıtır. Hikayeci Ventura’nın kar­deşi Francisco Garcia Calderon (1833-1953), Latin Amerika Demokrasileri, Kaygılı Av­rupa ve Yeni Almanya Anlayışı adlı eser­leriyle Latin Amerika’da siyasî düşüncenin temsilcisidir. Luis Alberto Sanchez (doğ. 1900), ispanyol-amerika düşünce hareketin­de kitaplarıyle önemli rol oynadı:

Amerika’da Kültür Hayatı ve Tutkusu, La­tin Amerika Yaşıyor mu? Bu son eserde bütün kıtanın etnik meselelerini inceler ve bu meselelerin çeşitli ırkların kaynaşmasıyle çözüleceğini söyler.
• Tiyatro. XIX. yy.dâki gelişmeden sonra peru tiyatrosunda sadece Juan Rio s (doğ. 1914) ve Enrique Solari Sfayne’dan (doğ. 1918) söz edilebilir.
Edebî tenkit alanında, E. Nunez (doğ. 1908), Alberto Tauro (doğ. 1914), Augusto Tamayo Vargas (doğ. 1914): Jorge Puccinelîi (doğ. 1920), Manuel Suarez Miravaî (doğ. 1922) ile çok başarılı eserler veril­mektedir. (l)

PERU akıntısı. Bk. humboldt akıntısı.

22 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERU hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERSICARİA

Tarih 21 Mayıs 2009

PERSICARİA i. Yaprakları yeni ay biçiminde siyah benekli karabaşak türü (Polygonum persicaria); nemli yerlerde yetişir. (Karabuğdaygillerden.) [L]

21 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERSICARİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERRİERA

Tarih 20 Mayıs 2009

PERRİERA i. (fransız botanikçisi Henri Perrier de la Bâthie’nin [1873-1958] adından). Madagaskar’da yetişen, fakat pek iyi bilinmeyen ağaç; yaprakları tüysü olan bu ağacın gövdesinde son derece zehirli helmeli bir öz bulunur; çiçeklerinde erkek organların iki sıralı oluşuyle pierasma’dan ayrılır. (Simarubaceae familyasından.) [L]

20 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERRİERA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERNETTYA

Tarih 19 Mayıs 2009

PERNETTYA i. Küçük beyaz veya pembe çiçekli, yaprakları kirpikli, dibi odunsu ağaççık. (Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda’da yirmi otuz kadar türü yetişir. Çiçekleri kocayemiş çiçeklerine benzeyen Pernettya mucronata bahçelerde yetiştirilir. Fundagillerden.) [L]

19 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERNETTYA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERİSTERA

Tarih 17 Mayıs 2009

PERİSTERA. Yun. mit. Afrodit’in maiyetinde su perisi. Eros tarafından dişi güvercin biçimine sokuldu. (L)

PERİSTERİA i. Orta Amerika’da yetişen orkide.

— ANSlKL. Peristeria, yalancı soğanlı, saplı yapraklı, güzel çiçekli bir bitkidir; sık salkım şeklindeki çiçeklerinde pek çok burgu bulunur. Bazı türleri limonluklarda Süs bitkisi olarak yetiştirilir (Peristeria elata). [L]

17 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİSTERA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERİPLOCA

Tarih 17 Mayıs 2009

PERİPLOCA i. Eski Dünya’da yetişen karşıt yapraklı, talkım çiçP. sepiumekli ağaççık. (Periploca Graeca ve  bahçeleri süslemek için yetiştirilir. Tohumları ipekligiller-den.) [L]

17 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİPLOCA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERİLLA

Tarih 16 Mayıs 2009

PERİLLA i. Ballıbabagillerden Perilla Nankinensis’in cins adı. (Yeşil ve kırmızı yapraklarından dolayı çiçek tarhlarını ve tarh kenarlarını süslemeğe yarar.) [L]

16 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİLLA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PERİANT

Tarih 15 Mayıs 2009

PERİANT i. (fr. perianthe). Çiçeği saran, çanak ve tacı meydana getiren kısımların tümü; çiçek çevresi.

— ANSiKL. Periant, çiçekliğin üzerinde bulunan, erkek ve dişi organdan başka bütün kısımları içerir. Genellikle iç içe iki halka halindedir: birinci halkaya «çanak» denir; burası yapraklar gibi yeşil parçalardan (çanak yaprakları) meydana gelir. İkinci halkaya «taç» denir; tacı meydana getiren yapraklar (taç yaprakları) daha büyük ve çeşitli renkte olur. Fakat birçeneklilerde taç ve çanak birbirine çok benzer. Gülgillerde çanağın dışında ikinci bir çanakçık daha vardır. Taçsızlarda taç bulunmaz (özellikle orman ağaçlarının çoğu böyledir). Nergiste tacın dışında ikinci bir taç daha bulunur. Gülde ise iç içe birçok taç yer alır (katmerli gül). Periant bazı bitkilerde hiç olmayabilir de. Çiçek yaprağı periant sayılmaz, çünkü hem her çiçekte ancak bir tane olur, hem de çiçek sapının tepesinde değil, dibinde bulunur. (L)

15 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PERİANT hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEPEME, PEPERİNO,PEPERİT,PEPEROMİA

Tarih 12 Mayıs 2009

PEPEME sıf. (pepe’dzn). Pepe. ♦ Pepemelik i. Pepelik. (M)

PEPE MEHMED PAŞA. Bk. MEHMET PAŞA Pepe.

PEPERİNO i. Petrogr. Yanardağ tüfü veya köşeli çakıltaşı. (Peperino, kül renkli, yumuşak ve kolay ufalanan, karabiber tanelerine benzeyen unsurları kapsayan ve özellikle Roma bölgesinde bulunan bir kayadır. Roma imparatorluğunda Cumhuriyet devrinde yapılan büyük anıtlarda kullanılmıştır.)

PEPERİT i. (peperino’dan fr. peperite). Limagne’da, volkanik unsurlar veya kireç-taşlı veya marnlı çimento veya unsurlar kapsayan tüf ya da köşeli çakıltaşı. (L)

PEPEROMİA i. Tropikal ülkelerde yetişen ot veya ağaççık. (Peperomia Sadersii, P. mormorata, P. metallica v.b. gibi bazı türleri renkli ve alacalı yapraklarından ötü-rülimonluklarda yetiştirilir. Bu cinsin altı yüzden fazla türü vardır. Karabibergillerden.) [L]

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEPEME, PEPERİNO,PEPERİT,PEPEROMİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENTSTEMON

Tarih 12 Mayıs 2009

PENTSTEMON i. Güney Amerika’da yüz kadar türü bulunan bitki cinsi (Sıracagillerden.)

— ANSiKL. Pentstemon’laı karşıt yapraklı, sap ucunda seyrek veya koni biçiminde sık salkım çiçekli otsu veya dibi odunsu bitkilerdir. Çoğu öbeklerde veya tarh kenarlarında süs bitkisi olarak yetiştirilir; ılıman ve soğuk bölgelerde kışı limonluklarda geçirtmek uygun olur. Pentstemon Hartwegii’-nin çiçekleri güzel kan kırmızısı rengindedir; melezleme yoluyle bunun pek çok çeşidi üretilmiştir. Başlıca türleri: P. barbatus, P. Menziesii, P. campanulatus, P. cobaea. (L)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENTSTEMON hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENTHINA

Tarih 12 Mayıs 2009

PENTHINA i. Meyve ağaçlarına zararlı kelebek. (Pulkanatlıların tortricidae familyasından.) [TEMETOCERA ve SPİLONOTA adlarıyle de anılır.].Gündüz ve gece kelebekleri pulkanatlılar, Kelebekler camiasının değişik özellikli yaratıklarıdır.

— ANSIKL. Penthina’lar yaprak bükücü böceklerdir; kurtçukları genellikle ciddî zararlara yol açar. Penthina ocellana’nm tırtılı elma ağacına dadanır, çiçeklerini mahveder. (L)

12 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENTHINA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENT ATOM,PENTATONIK

Tarih 11 Mayıs 2009

PENT ATOM A i. Ağaçların yaprakları tize rinde yaşayan böcek, (nemli türleri Pe% t at oma juniperina ve P. rufipes’div, H11 roptera takımından pentatomidae fam:.’. ■ . sının örnek tipi.) [L]

PENTATONIK i. (önek penta, beş n toniçue, eksen’den). Müzik. İçinde yarım sesi aralıklar bulunmayan beş dereceli dizi — ANSiKL. Uzakdoğu ve Orta Asya’da kullanılırdı. Türk boylarının Batı’ya akınları arasında, Hunlar ve Kumanların aracılıyla Orta Avrupa’ya kadar yayıldı. Anadöta. halk ezgilerinde, macar ve romen foH müziğinde bugün de izlerine rastlan:-mel sesi la kabul edilecek olursa şöyle I pentatonik .dizi elde edilir: la, do, re m sol I sol, mi, re, do, la. Altaylar, Kazar, ortayları ve Başkırteli gibi türkçe sözler türkü söyleyen boy ve oymaklarda. penta tonik ezgiler çoğunluktadır. (M)

11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENT ATOM,PENTATONIK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PENNISETUM

Tarih 11 Mayıs 2009

PENNISETUM i. Buğdaygillerden, Arjan­tin’de yetişen bitki.
— ANSîK. Pennisetum, basit saplı veya dallı, düz yapraklı bir bitkidir; çiçekle: uçlarında dağınık veya salkım halinde çoklu çıkar. Arjantin’de yetişen Penniseruf latifoîium bazen 2 m yüksekliğinde gûzel, demetler meydana getirir. Bütün sıcak bölgelerde yetişen aşağı yukarı kırk türü vardır. Pennisetum americanum (amerikinımsı) biryıllık bir bitkidir; sapı silindirik ve tüylü, boyu 1-3 m arasındadır; yaprakları uzun, geniş ve tüylü, başağı diktir Ana yurdu Afrika’dır. Sıcak ve kuru bölgede yetiştirilir. Lapa gibi pişirilip yenen çok lezzetlidir. Çapraz döllenen bu biti pek çok çeşidi vardır; gayet iyi kardeşleri Mali’de çoğu zaman hint darısı ile nöbetleşe yetiştirilir, bu ekim nöbetine paczi yerfıstığı ve bir kısım sebzeler de katılırlar on beş yıllık ekim sırası düzenlenir.

11 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PENNISETUM hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEMPHİGUS

Tarih 10 Mayıs 2009

PEMPHİGUS i. Yaprak biti; sivri ağzını kavak yapraklarına daldırarak bunlarda mazı oluşumuna sebep olur ve bu mazdarın içinde yaşar. (Eşkanatlıların aphidid familyasından.) [LJ

10 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEMPHİGUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLİ, PELLİONELLA, PELLİONİA

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLİ dağı veya PİLLİ dağı, Van gölü gündeyinde Güneydoğu Toroslar’ın yüksek bir doruğu; yüksl. 3 060 m. (M)

PELLİONELLA i. Kurtçuk iken kürkleri ve postları kemiren güve. (ilmî adı Vinea pel-lionella. Güvegillerden.) [L]

PELLİONİA i. Guzelyapraklı sürüngen ot. (Isırgangillerden.)
— ANSiKL. Pellionia’mn çiçekleri iki evcikli, yaprakları kısa bir sapın ucunda çifttir. Asya’nın tropikal bölgelerinde yirmi beş kadar türü yetişir. Çinhindi’nde yetişen iki türü limonluklarda sarmaşık gibi yetiştirilir. (L)

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİ, PELLİONELLA, PELLİONİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELLİA, PELLİBRANCHİATA

Tarih 08 Mayıs 2009

PELLİA i. Ağaçların üzerinde çok görülen yapraklı ciğeryosunu. (L)

PELLİBRANCHİATA çoğl. i. Arttansolun gaçlı yumuşakçalar grubu; elysia’lar gibi sahici solungacı ve sırt kabarcığı bulunmayan, solunumunu bütün vücut yüzeyini saran kirpiklerle yapan yumuşakçaları kapsar. (Bu küçük grup böylece hem tectibranchiata, hem de nudibranchiata grubundan ayrılır.) [L]

08 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELLİA, PELLİBRANCHİATA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PELARGONİK

Tarih 07 Mayıs 2009

PELARGONİK sıf. (fr. pelargonigue). Kim. Pelargonium roseum’un yapraklarında bulunan, CH3 (CH2)7C02H formülündeki bir yağ asidi için kullanılır. Eşanh NORMAL NONîLÎK, NONANOYİK.

— ANSiKL. Pelargonik asit, hint yağının damıtma ürünü olan undesilenik asidin sodyum hidroksitle eritilmesinden veya oleik asidin permanganatla yükseltgenmesinden elde edilir.

Pelargonik asit 254° C’ta kaynar; 12,5° C’ta ergir ve billûrlaşabilir. Etil esteri, iyi cins konyaklara koku vermekte kullanılan ve 227° C’ta kaynayan bir sıvıdır. (L)

PELASGİA. Eski coğrafya. Kıta Yunanistanı’nın, Peloponneso’un ve Midilli adasının ilk adı; bu bölgelerde Pelasgoslar yaşardı. (L)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PELARGONİK hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRESKİOPSİS, PEİRİTHUS, PEİSANDROS, PEİSİDİA

Tarih 07 Mayıs 2009

PEİRESKİOPSİS i. Yapraklarını dökmeyen kaktüs. (Meksika asıllı Peireskiopsis spathulata, peireskia gibi yetiştirilen bir ağaçcıktır.) [L]

PEİRİTHUS veya PEİRİTHOOS lat. Pirithous. Yun. mit. Tesalyalı kahraman, Zeus’un veya lksionos’un oğlu, Lapithes’lerin başlıca önderlerinden biri ve Theseus’un dostuydu. Kentauros’ların karşı koymasına rağmen, Hippodameia ile evlenmeyi başardı; ama. düğününde şiddetli bir çatışma Kentauros’larla Lapithes’leri karşı karşıya getirdi. Theseus ile birlikte Cehennem’e gitti. (L)

PEİSANDROS, rodoslu yunan destan şairi (M.ö. VII. veya VI. yy.). Herakles’in yaptıklarını anlatan büyük bir destan yazdı: Herakleia. Bu eserden bazı parçalar kalmıştır. (l)

PEİSİDİA. Esk. coğ. Anadolu’da (Frigya-Pisidia sınır bölgesinde) şehir. Hoyran gölünün kuzeyindeki Gündanlı’da bulunan bir yazıtta adına rastlanır. Henüz bir araştırma yapılmamakla birlikte şehrin Hoyran gölünün batısındaki Pisa’da yer aldığı sanılıyor. (M)

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRESKİOPSİS, PEİRİTHUS, PEİSANDROS, PEİSİDİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEİRESC (Nicolas Claude FABRt de)

Tarih 07 Mayıs 2009

PEİRESC (Nicolas Claude FABRt de), fransız bilgini (Belgentier, Provence 1580 -Aixen-Provence 1637). Astronomiyle ilgilendi, Orion bulutsusunu buldu ve Ay’ın haritasını yapmağa çalıştı. (L)

PEİRESKİA i. (Nicolas Claude Fabri de Peiresc’in adından). Güney Amerika’da ve Antiller’de yetişen kaktüs. (Peireskia acu-leata [Barbades frenküzümü] limonluklarda süs için yetiştirilir. Peireskiopsis gibi bunun da gerçek yaprakları vardır.) [l]

07 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEİRESC (Nicolas Claude FABRt de) hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEGOMYİA

Tarih 05 Mayıs 2009

PEGOMYİA i. Kurtçuk iken yaprakları oyan sinek. (Pegomyia bicolor kuzukulağına zarar verir; P. Hyoscyaml pancara saldırır. Kısaduyargalı siklorof sineklerin muscidae familyasından.) [L]

05 Mayıs 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEGOMYİA hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

PEDİLANTHUS

Tarih 30 Nisan 2009

PEDİLANTHUS i. Antillerde yetişen şifalı bitki. (Sütleğengillerden.) — ANSÎKL. Pedilanthus’un dallı ağaççık şeklinde otuz kadar türü vardır. Bunların yaprakları kısa saplı, almaşık, basit ve et­lidir; yaprakların dibinde iki tane şişkin bez bulunur. Çiçekler dalların ucunda kır­mızı bürgüler içindedir. Pedilanthus tithy-maloides Antillerde vc Güney Amerika’da yetişir. Bunun kökünden kusturucu bir mad­de elde edilir. Bitki Saint Domingo ipeka­sı adiyle bilinir. (L)

30 Nisan 2009 tarihinden eklenen bu sayfa PEDİLANTHUS hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

Sinpaş Aqua City 2010

Tarih 07 Nisan 2009


Sinpaş Aqua City 2010′da 115 bin TL’ye peşinatsız devrim!

Sinpaş Aqua City 2010′da 115 bin TL’ye peşinatsız devrim!
Gayrimenkul sektörünün öncü şirketi Sinpaş GYO, İstanbul Avrupa Kültür Başkenti İstanbul vizyonuyla geliştirdiği Aqua City 2010’a start veriyor. Projenin 30 ay içerisinde tamamlanması hedefleniyor

Tarihin en göz alıcı medeniyetlerine ev sahipliği yapan su, şimdi de Sinpaş GYO’nun yeni projesiyle yeniden yorumlanıyor. Gayrimenkul sektörünün öncü kuruluşu Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’nın Çekmeköy Bölgesinde, Şile Otoyolu aksında projelendirdiği Aqua City 2010’la İstanbul’un merkezinde, göl kenarında ayrıcalıklı bir yaşam alanı yaratılıyor. Aqua City 2010 Projesi’nin 1. etabı 4 Nisan 2009 itibariyle satışa sunuluyor. İstanbul’da Bosphorus City ve Lagün, Bursa’da Ottomanors Mahallesi ile yoluna devam eden gayrimenkul sektörünün öncü kuruluşu Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, Aqua City 2010 Projesi’nin tanıtım toplantısını Aqua City 2010’un satış ofisinde yaptı. Toplantıya, Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik, Sinpaş GYO Pazarlama ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Seba Gacemer ve Satış Müdürü Cüneyd Dişkaya ev sahipliği yaptı.
İnşaat sektöründeki küçülme ekonomiyi hızla aşağıya çekiyor…
Küresel ekonomik krizin en çok etkilediği sektörlerden birinin inşaat sektörü olduğunu söyleyen Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik; “Ekonomimize 2000 yılından itibaren şöyle bir bakarsak; Gayri Safi Yurtiçi Hâsılada 2001 krizinde -%5,70 küçülme, 2002 yılında ise +%6,16 büyüme görüyoruz. Aynı dönemde inşaat sektörüne bakacak olursak; 2001 yılında -%17,43 küçülme, 2002 yılında da +%13,91 büyüme göze çarpıyor. İnşaat sektöründeki büyüme veya küçülmelerdeki tepkiler tüm ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Büyük oranda inşaat sektörünün küçülmesi ülkedeki diğer sektörlerden daha hızlı ekonomiyi aşağıya çekiyor. 2008 yılında da buna benzer karakteristik özellikler görüyoruz. 2008 yılının 1. çeyreğinde, 2007’nin aynı dönemi dikkate alındığında, %7 büyürken, 2008’in son çeyreğinde %6 küçülmeyle ortalamada % 1,06 büyüme görülüyor. Aynı dönemde inşaat sektörü de 1. çeyrekte %3, son çeyrekte %13, ortalamada da % 7,63 küçülme yaşandı. Bu hızlı küçülmelere baktığımızda dünyada ilk üçe giren ülkelerden bir olduğumuz söyleniyor ancak, bunun nedeninin bir önceki dönemde hızlı büyümemizden kaynaklandığı göz ardı ediliyor” diye konuştu.
23 projede yaklaşık 2 milyon metrekare inşaat yapıp 11.328 konut üreteceğiz…
Özgün konut projeleriyle bulunduğu bölgelerin yaşam kalitesini ve yatırım değerini yükselten projeler ürettiklerine dikkat çeken Çelik, Aqua City 2010 ile İstanbul’un geleceğine dokunduklarını belirtti.

Çelik, Sinpaş GYO’nun elindeki tüm projeleri değerlendirerek önümüzdeki 4 yıllık süreçte yapılacak projelerin iş planlarının yapıldığını kaydetti.
Çelik şöyle konuştu:“Yaptığımız bu planlarla gerek devlete, gerek sektöre, gerekse de istihdama ne kadar katkımız olduğunu hesapladık. Bu hesaplara göre önümüzdeki dönemde toplam 23 projenin stardını verdik. Bu 23 projede yaklaşık 2 milyon metrekare inşaat yapıp, 11,328 adet konut üreteceğiz.”
Sinpaş GYO olarak bu 23 proje için KDV dahil 2.6 milyar TL harcama yapacaklarını ifade eden Çelik, bu miktarın Türkiye’deki ilk 5 büyük şehrin yıllık bütçelerinden daha fazla olduğuna dikkat çekti. Bu projede 4 yılda toplam 11.185 kişinin istihdam edileceğini belirten Çelik şunları söyledi:
“Projelerimizde çalışacak 11,185 kişi için 195 milyon TL SGK primi, yaklaşık 100 milyon TL stopaj, 380 milyon TL KDV olmak üzere devlete 675 milyon TL kaynak oluşturacağız. 11,185 mişilik istihdama sigorta ve vergileri hariç 380 milyon TL ödenecek ve ortalama bir ailenin 4 kişi olduğunu kabul edersek 45 bin kişinin geçimine kaynak sağlayacağız.”
Yeni bir su medeniyeti inşa ediyoruz…
Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik, Aqua City 2010 Projesi’yle birlikte 2010 yılında kültür başkenti olan İstanbul’a yeni ve modern bir su medeniyeti armağan edeceklerini söyledi. Henüz satışa çıkmadan, tanıtım günleri kapsamında özel müşteri grubuna 150 konut satıldığını, yoğun ilgiden memnun olduklarını ve Sinpaş GYO’nun diğer projelerinde olduğu gibi Aqua City 2010’unda da farklı ve özgün bir konseptle projelendirildiğini belirten Çelik, “Aqua City 2010 projemize çok güveniyoruz. Projemizin konsepti ve uygun ödeme koşulları yaşanan bu sıkıntılı dönemde ev sahibi olmak isteyenler için büyük avantajlar sunuyor. 1. etabında 495 konut bulunan projemizde henüz satışa çıkmadan özel müşteri grubumuza kısa sürede gerçekleştirdiğimiz 150 konut satışı da bunun bir göstergesidir. Yoğun ilginin devamını bekliyoruz” dedi.
Aqua City 2010’un özelliklerinden bahseden Sinpaş GYO Pazarlama ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Seba Gacemer, Aqua City 2010’u, modern mimarisi, suyla zenginleştirilmiş zengin peyzajıyla Çekmeköy bölgesinin “en lüks konut projesi” olarak konumlandırdıklarını belirterek, projede yer alan evlerin tümünün göl manzarası görecek şekilde tasarlandığına dikkat çekti. Gacemer, sosyal yaşam olanakları çok renkli olan projede müşterilerin en çok ilgisini çeken özelliklerden birinin, gölün üzerindeki mini konser adası olduğunu, bu sayede göl kenarından, hatta evlerden etkinlik izlemenin mümkün olacağını belirtti. Gacemer, Aqua City 2010’da da, Sinpaş GYO’nun diğer projelerinde olduğu gibi göl üzerinde kayıklarla dolaşabileceğini ve komşu ziyaretlerine kayıklarla gidilebileceğini söyledi.

Aqua City 2010’da satışa çıkmadan yapılan 150 konutun satışına değinen Gacemer, “Şu anda satın alanlar bizi yakından tanıyan ve Sinpaş projelerinden ev alan müşterilerimiz, yaşayan projelerimizdeki 2. el değerlerini tecrübe etmiş ve onların referansıyla gelen bir kitle. Biz bu yoğun ilgiyi müşteri sadakat programlarımıza, müşteri beklenti ve ihtiyaçlarını iyi analiz etmemize ve müşteri nezdindeki Sinpaş GYO markasına olan güvene bağlıyoruz. Şu anda projemizde oturmak için ev alanların oranı % 78, yatırım için ev alanlar ise %22. Bu da projemizin yatırım değerinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor” dedi.

Peşinatsız Devrim…

Sinpaş GYO olarak daha önce sundukları cazip ödeme planlarına bir yenisini daha eklediklerini vurgulayan Gacemer şöyle konuştu;

“ ‘Lüks konut projelerimizden avantajlı ev alma imkânı’ misyonu ile oluşturduğumuz yeni ödeme planı ile müşterilerin çekincelerini ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Bildiğiniz üzere şu anda gündemde tüketici açısından en büyük çekince piyasalardaki belirsizlik. Bunu aşmak adına Sinpaş GYO olarak bankalarla özel anlaşmalar yaptık.. Şu anda piyasada konut kredi oranları % 1,40 seviyelerinde iken bu özel anlaşmalar sayesinde kredi oranımızı %0.99’a kadar çekebildik. Bununla birlikte yeni ödeme planımızda özellikle tüketicilerin çekincelerini giderecek olan ‘’Peşinatsız Devrim’’ kampanyamızı uygulamaya başladık. Müşterilerimiz bu yeni ödeme planı ile 3 ay sonra evlerinin satış bedelinin sadece % 5’ini, 12 ay sonra % 10’unu, 24 ay sonra da %15’ini bize ödüyor. Evlerini alma kararı ile birlikte taksitlerini sabitleyerek bakiyeyi anlaşmalı bankalar vasıtasıyla kredilendiriyoruz. Böylelikle alıcı tasarruflarına dokunmadan, peşinat ödemeksizin, sabit taksit ve ara ödemeler ile ev sahibi olabiliyor. Bu ödeme planıyla 36 aydan 72 aya % 0,72’den % 1,04 ‘e kadar değişen cazip kredi seçenekleri sunuyoruz. Bu imkanlardan faydalanarak ev sahibi olmak isteyenlerin önünü olabildiğince açtığımızı umuyor, son bir haftada gördüğümüz ilgiyle bunun somut sinyallerini aldığımızı düşünüyoruz.”
Toplantıda konuşan Aqua City 2010 Proje Satış Müdürü Cüneyd Dişkaya, projeyi ziyaret eden her üç kişiden birinin konut almaya karar verdiğini belirterek, Aqua City 2010’dan konut alanların genel olarak yaşamak için ev satın aldığını ve bu durumun projenin hem yaşam değerini hem de yatırım değerini yükselttiğini söyledi. Dişkaya, “ Projemizdeki 1+1 evler 115 bin ile 208 bin TL, 2+1 evler 195 bin ile 304 bin TL, 3+1 evler 254 bin ile 526 bin TL, 4+1 evler de 432 bin ile 798 bin TL arasında fiyatlarla satışa sunuluyor. Müşterilerimizin konut alma kararında etkili olan en önemli üç unsur ise Sinpaş GYO projelerine duyulan güven, projenin yer aldığı bölgenin gelişmekte olan popüler bir lokasyonda olması ve ödeme kolaylıkları” dedi
Tüm evler göl manzaralı…
İstanbul Çekmeköy Bölgesinde projelendirilen Aqua City 2010’da evler, isimlerini Antik Çağ Anadolu’sunda kurulmuş ve yaşamlarını su kenarında sürdürmüş medeniyetlerden alıyor. Likya, Kayra ve Frigya Evleri Aqua City 2010’da modern mimari ile yeniden yorumlanıyor. 1+ 1’den 4 + 1’e kadar 64 farklı daire seçeneğiyle toplam 1.118 konuttan oluşan projede tüm evlerin ana yaşam alanları yaz kış yeşil kalan özel peyzaj ile oluşturulan iç bahçe içerisinde bulunan göle bakacak.
Misya Kulüp : Sağlık, mutluluk ve enerjinin merkezi
Eşsiz göl manzarası ve özel peyzajı ile yeşille mavinin bütünleştiği ayrıcalıklı bir yaşam sunan Aqua City 2010’da, aynı zamanda zengin bir sosyal yaşam sunuluyor. Gölün içerisine doğru bir gemi güvertesi şeklinde uzanan Misya Kulüp bulunuyor. Misya Kulüp bulunan kapalı yüzme havuzu skylight teknolojisi ile 365 gün gün güneşlenme imkanı sunacak. Misya Kulup’ün 3 cephesinde maksimum manzara sağlamak amacıyla özel tasarlanmış tavandan yere kadar geniş cam yüzeyler bulunuyor. Fitness & spa merkezi pilates/yoga salonlarında bir yandan sporunuzu yaparken bir yandan gölü izleyebiliyorsunuz. Misya Kulup kapalı spor salonunda 12 ay basketbol oynayabilecek , açık tenis kortunda sevdiklerinizle keyifli maçlar yapabileceksiniz. Misya Kulup’te ayrıca havuz bar, kafeterya, ve sağlık birimi bulunuyor.
İster göl kenarından ister evden konser keyfi…
Aqua City 2010 sakinleri, göl içerisinde sandallarla dolaşabilecekler. Ayrıca gölün ortasında oluşturulan gösteri amfisinde düzenlenecek konserleri, ister göl kenarından isterse evlerinden izleyebilecekler. İç bahçe içerisindeki göl geceleri özel ışıklandırmasıyla sitede dev bir aydınlatma işlevi görecek.

Özel Peyzaj…
Aqua City 2010 projesinin en önemli özelliklerinden biri de özel olarak tasarlanan ve özel bitkilerden oluşan peyzajı. Proje bu özel peyzaj sayesinde yaz-kış yeşil kalacak. Projenin peyzajında yarı transparan görüntüsüyle dikkat çeken ve yaz kış yapraklarını dökmeyen Ginko biloba (Mabet ağacı), Prunus serrulata (Japon kirazı), Malus floribunda (Süs elması), Cercis siliquastrum (Erguvan), Huş ağacı, Kayın ağacı, Quercus Rubra ( Kızıl meşe) gibi birçok özel bitki kullanılacak. Aqua City 2010’da su alanı çevresinde peyzaj süprizleri taşıyan ve yer yer meydanlaşan yaya dolaşım sistemleri ve kumsal bitkilerinde oluşan yüzen iskeleler bulunuyor. Ayrıca yemyeşil koru alanından göle uzanan yalı bahçeleri, koru bahçeleri ile evlerin önünde uzanan Manzara Bahçeleri, Olimpik Park, Kumsal Park, Kültür Park gibi tematik parklar, su üzerinde yürüme hissi veren Macera Köprüsü, gölün içerisine doğru uzanan bitki iskeleleri bu özel peyzajın sadece bir bölümü.
Trafiksiz medeniyet …
Aqua City 2010 sakinleri araçlarını iki farklı girişten blokların altında yer alan kapalı otoparklara ve proje çevresinde konumlandırılan açık otoparklara bırakabilecekler. Böylece oto dolaşım yolu dışında yaşam alanlarında araç trafiğiyle karşılaşmayacaklar. Proje içerisinde geniş yürüyüş yolları, engelliler için çözümler ve bisiklet parkuları yer alıyor.
Aqua City Çarşı
Hem ihtiyaçlarınız hem de eğlenceniz için Aqua City Çarşı gerek Aqua City 2010’da yaşayanların, gerekse bölgedeki insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayacakları mini bir street mall olarak tasarlandı.
Aqua City 2010 sakinleri Aqua City Çarşı’da şarküteri, kuru temizleme, lostra, terzi, eczane ve çeşitli dükkanlarla günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecekler. Aqua City Çarşı ‘da ayrıca farklı konseptlerde pastane, kafe ve restoranlar bulunuyor.

Sinpaş GYO, İstanbul Sarıgazi’de Nisan başında şatışlara başlayacağı Aquacity2010 projesi toplam bin 115 konuttan oluşuyor. Öntalep toplamaya başlayan Sinpaş GYO, ilk etapta 495 konutu satışa sunacak. 495 konut için 800′ün üzerinde ön talepte bulunulan projedehenüz satışa çıkmadan özel müşteri grubuna 100 daire satıldı. Sinpaş GYO Genel Müdür Yardımcısı Seba Gacemer’in “Krize yönelik fiyat politikası oluşturduk” dediği Aquacity2010′da dairelerin metrekare fiyatları bin 900 ile 2 bin 250 Tl arasında değişiyor.

Daire tipi Daire büyüklüğü (m2) Fiyat aralığı (TL)
1+1 59,24 – 81,66 144 bin – 320 bin
2+1 95,45 – 121 216 bin 700 – 245 bin 400
3+1 131,36 – 203 311 bin 500 – 582 bin 900
4+1 209,96 – 233,95 490 bin 700 – 637 bin 900


Aqua City 2010’a rekor talep
Gayrimenkul sektöründe hizmet veren Sinpaş GYO, yeni projesi Aqua City 2010’da henüz satışa çıkmadan, özel müşteri grubuna bir günde 100 konut sattı.
Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik

ntvmsnbc
Güncelleme: 01:48 TSİ 26 Mart. 2009 Perşembe

İSTANBUL – Sinpaş’ın Çekmeköy Bölgesi’nde, Şile Otoyolu arkasında projelendirdiği yeni su medeniyeti Aqua City 2010 Nisan ayında satışa çıkıyor. Birinci etabında 495 konutun bulunduğu Aqua City 2010 Projesi’nde Sinpaş GYO’nun özel müşteri grubuna bir gün içinde 100 konut satışı yapıldı. Özel tanıtım günleri bu hafta sonu bitiyor.

Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik, bu yoğun ilgiden çok memnun olduklarını söyledi.

Sinpaş GYO olarak diğer tüm projelerde olduğu Aqua City 2010’un da farklı ve çok özel olduğunu belirten Çelik, “Aqua City 2010 projemize çok güveniyoruz. Projemizin konsepti ve uygun ödeme koşulları yaşanan bu sıkıntılı dönemde ev sahibi olmak isteyenler için büyük avantajlar sunuyor. Henüz satışa çıkmadan özel müşteri grubumuza bir günde gerçekleştirdiğimiz 100 konut satışı da bunun bir göstergesidir. Yoğun ilginin devamını bekliyoruz” dedi.

** Yorumlar:
- bu fiyatların düşük oldugunu dununen sınpaş ve dıger gruplar hakıkaten komık gelıyor.hıc kımse emlak fıyatlarını acık acık konusmasada bu krızde cok daha fazla etkıleneceklerıde cok ortada.bu fıyatların cooook daha altında fıyatlara daıre satacaklar.en cok kızdıgım sey ıse hala ucuz dıye kampanya hazırlayıp bızı aptal yerıne koyuyorlar ya hazmedemıyorum

- Hakikaten çok ucuzmuş Biz ailece 50 tane aldık. Çok memnunuz.
Toptan alınca ucuza geldi.
Sizde toptan alın ucuza gelsin.
Çok ucuz çoook.

Bu projeyi yapan da bunu fırsat proje
diye gazeteye çıkaranında aklına yazık.
Naıl olsa 100 tane satmışsınız.
Ne gerek var haber yapmaya. Nasıl olsa satılıyor.
Emlak piyasası irkilip kendine gelmeli!
Para kazanmayı bilmeyenler proje yapar ise böyle oluyor ne yazık ki…

- bu fiyatlar ucuzsa biz de uzaylıyız. eğer bizler bu fiyatlara ev alabilseydik zaten kriz bize uğramazdı .
-yelda arkadasa tamamen katılmakla bırlıkte;bu satıslar gercekten rekor kırıyorsa kımse bu ulkede krız var deyıp basbakanı elestırmesın;ben ve esım ıyı bırere ıste calısmamıza karsın buralardan ev almamız cok zor;alan kısılerı cok merak edıyorum aslında??? bızım gıbı maaslı olmamaları lazım.
- Burdan ev alanları merak eden arkadaşa sesleniyorum..evet eşimle beraber maaşlı çalışıyorum.Üniversite bitiminden itibaren geçen 8 senede kazanımlarımızı biriktirerek böyle bir yatırıma girdik.Ve burdan ev aldık…kıskanma nolur çalış seninde olur..ee birazda yürek ister böyle yatırımlar..
- aslına bakarsanız kapiş kapiş gidiyor, satış görevlileri birbirlerinin evlerine saldırıyor satmak için. ve gerçektende 20 tane alanlar var.kriz orta direği fakirleştirirken zengini daha zengin ediyor. ama eğer biraz paranız varsa 2 sene içinde parasını 2 ye katlayacak bir proje.

07 Nisan 2009 tarihinden eklenen bu sayfa Sinpaş Aqua City 2010 hakkında ansiklopedik bilgi niteliğindedir. Yazının tümünü görüntülemek için başlığa tıklayınız. Etiketlere tıklayarak ilgili diğer yazılara ulaşabilirsiniz.|

« Önceki sayfa